Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
|
|
|
- Ata Ayhan
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ISSN: T.C. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Erciyes University Journal of the Institute of Social Sciences Yıl: 2014/1 Sayı: 36
2 Sahibi Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü adına Prof. Dr. Lütfullah CEBECİ Editör Yrd. Doç. Dr. Salih YALIN Yayın Kurulu Prof. Dr. Temel YEŞİLYURT, Prof. Dr. Hayriye ATİK, Doç. Dr. Hasan Ali ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Salih YALIN, Yrd. Doç. Dr. Yaşar ZORLU Danışma Kurulu Prof. Dr. Cengiz YILMAZ Celal Bayar Üniversitesi Prof. Dr. Hüsnü Ezber BODUR Sütçü İmam Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet ŞAHİNGÖZ Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Mustafa ARGUNŞAH Erciyes Üniversitesi Prof. Dr. Mustafa BAKTIR Erciyes Üniversitesi Prof. Dr. Yahya AKYÜZ Ankara üniversitesi Prof. Dr. Aziz KUTLAR Cumhuriyet Üniversitesi Prof. Dr. David BRADT (Emeritus) Southern New Hampshire University ISSN: Dergideki yazıların bilimsel, imla ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi yılda en az iki defa yayımlanan hakemli bir dergidir. Editör Yardımcısı Araş. Gör. Neşe ŞENEL Yönetim ve Yazışma Adresi Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, KAYSERİ Telefon: Faks: [email protected]
3 İ Ç İ NDEKİLER Aslı Sağıroğlu ARSLAN Kayseri nin İlk Modern Eğitim Yapısı: Kayseri Lisesi.. 1 Enver AYDOĞAN-Gaye DENİZ Sosyo-Teknik Kolaylaştırıcıların Bilgi Paylaşımı Ve Algılanan Örgütsel Performans Üzerindeki Etkileri: Konaklama İşletmelerinde Bir Araştırma. 34 Göksel TÜRKÖZÜ Korece Sözcüklerin Anlam İlişkileri Yönünden Türkçe Sözcüklerle Karşılaştırmalı Analizi. 60 Hikmet Zeki KAPCI Kayseri Ve Bursa Milletvekili Bahri Yazır ın Meclis Çalışmaları.. 81 Hüseyin DEMİR Açık Hava Reklamları: Kentsel Kimlik Mi Kentsel Kirlilik Mi? Özgür SELVİ-Aşır ÖZBEK-Gamze ERDEN Müşteri İlişkileri Yönetimi Ve Perakende Sektörüne Yönelik Bir Uygulama Parvaneh Seyed Almasi جلوه شعرای پیشین و معاصر در دیوان فارسی استاد شھریار Tekin DEMİRASLAN-Bengül Salman BOLAT 1923 Seçimleri ve Basın Veli KAYHAN Firavun Zulmüne Karşı Bireysel İnisiyatif
4 KAYSERİ NİN İLK MODERN EĞİTİM YAPISI: KAYSERİ LİSESİ Yrd. Doç. Dr. Aslı Sağıroğlu Arslan * Öz Araştırmaya konu olan Kayseri nin ilk modern eğitim yapısı; Kayseri Lisesi, Kayseri ili Melikgazi ilçesi, Kiçikapı Mahallesi nde Ermeni Kilisesi nin doğusunda yer almaktadır. Yapımına 1884 yılında başlanan lisenin yıllarında zemin, 1916 yılında 1. Katı tamamlanmıştır yılında ise bu mekanların yetersiz olmasından dolayı yapıya ek binalar ilave edilmiştir. Genel olarak muntazam kesme taştan inşa edilen ve kırma çatı ile örtülen yapının Kuzey Güney cepheleri Doğu Batı cepheleri ile simetrik olarak tasarlanmıştır. Yine binanın alt kat pencereleri ile üst kat pencereleri de aynı düzende oluşturulması ile önemlidir. Bu cepheler silme kuşakları, kabaralar, ve pencerelerle hareketlendirilmiştir. Yapının iç mekanı bodrum, zemin ve birinci kattan oluşmaktadır. Lisenin zemin ile birinci katı genel olarak birbirleri ile aynı planda ve simetrik olarak tasarlanmıştır. Eser U şeklinde bir giriş kısmına sahiptir. U şeklindeki koridora açılan karşılıklı odalar bulunmaktadır. Bu odalar zemin katta toplamda 13, birinci katta 12 adettir. Odalar dönem üslubuna uygun yuvarlak kemerle son bulan büyük ebatlı pencereler ile aydınlatılmaktadır. Lisenin dış cephesinde siyah yonu Germir taşı ve çift taraflı yonu taşı kullanılırken; iç mekanda mancusun taşı ve ahşap malzemeler çimento, mozaik harçlarla birlikte kullanılmıştır. Yapının inşasında kullanılan orijinal malzemelerle ilgili Başbakanlık Osmanlı Arşivi nden elde edilen belge mevcuttur. Kayseri nin ilk modern eğitim yapısı niteliği taşıyan Kayseri Lisesi binası; gerek şehirdeki konumu, gerek şehirdeki diğer yapılara oranla abidevi görüntüsü, gerekse de mimari özellikleri ile dikkatle korunması ve bir an önce onarılması gereken bir taşınmaz kültür varlığıdır. Anahtar Kelimeler: Sanat Tarihi, Kayseri Lisesi, Mimari, Bina. THE EARLIEST MODERN EDUCATIONAL BUILDING IN KAYSERI: KAYSERI LİSESİ Abstract Kayseri Lisesi, the earliest modern building of education in Kayseri, is located at the east of Armenian Church at Kiçikapı District in Melikgazi of Kayseri. The construction of the building began in 1884, and the ground of it was completed in , and the first floor was built in Some auxiliary buildings were added in 1927 due to certain inadequacy of these places. The building has been generally built with cut stone and covered with hipped roof. The northern and southern facades have been symmetrically arranged with those at east and west. Likewise, the lower windows have been organized in the same manner with those at the upper level. These facades have * Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi, [email protected]
5 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) been enlivened with molding bands, kabaras (hobnails) and windows. The inner place of the building consists of the basement, the ground and the first floor. The ground and the first floor of the high school building have been symmetrically designed in the same outline. A U-shaped entrance draws attention in the building. There are corresponding rooms opening to the U-shaped corridor. The thirteen of those are at the ground level and the other twelve are at the first floor. The rooms have been lightened through the high windows ending with round arches, which seem to be the fashion in the age. While the black cut stone, namely Germir, and double-sided cut stone have been used in the outer space of the buildings, such materials as Mancusun stone and other wooden things have been used along with cement and mosaic mortar. Some official documents obtained from Ottoman Archives of Prime Ministry are available on the original materials used in the construction process of the building. The building of Kayseri Lisesi is an unmovable cultural asset deserving elaborate conservation and urgent restoration with the location in the town, the monumental view of it against the other surrounding buildings and its architectural characteristics. Key Words: Art History, Kayseri Lisesi, Architecture, Building. 1. Giriş Bu bilimsel araştırma yazısının konusu, Kayseri ili merkezinde yer alan Kayseri lisesidir. Tarafımdan hazırlanan çalışma daha önce bir Sanat Tarihi raporu olarak Kayseri Koruma Kurulu na sunulmuştur. Bu raporu genişleterek Kayseri şehri için büyük önem taşıdığını düşündüğüm bu taşınmaz kültür varlığına dikkat çekmek ve bu eseri sosyal bilimler camiasına tanıtmak bu araştırmanın en önemli amacıdır. Araştırmaya konu olan, Kayseri nin ilk modern eğitim yapısı niteliği taşıyan Kayseri Lisesi binası; Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Kiçikapı Mahallesi nde, bugün ayakta olan Surp Astvastzaddin (Meryem Ana) Ermeni Kilise sinin güneydoğusunda yer alıp; bugün anıtsal görünümü ile bulunduğu mevkide hala dikkat çeken bir konumda yer almaktadır. Kayseri idadisinin (lisesinin) inşasına, Ankara Valisi Sırrı Paşa nın isteği üzerine kurul komisyonunca M.1884 yılında başlanmasına karar verilmiştir. M.1896 da binanın inşasının bitmediği için Seyfullah Efendi Konağı nın kiralanarak İdadi nin eğitime başladığı bilinmektedir. M.1899 yılında para olmadığından okulun inşası durdurulmuş, bugünkü okulun bodrum ve zemin katının inşası yılında tamamlanmıştır. Binaya ait orijinal inşa kitabesi bulunmamaktadır. Bugün üçlü giriş revağının ana kemeri üzerinde yer alan içerisinde LİSE yazılı olan kitabelikte var olduğu düşünülen ve Ahmet Remzi (Akyürek) Dede nin yazdığı manzum kitabe yapının inşa tarihini vermektedir. Kitabe şöyledir: Kayseri şehri gibi kenz-i ulum Buldu bak şanına layık mekteb. Etdietfalitalebkar-ı funun Kesb-i ulviyete saik mekteb. 2
6 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Tam tarihi yazıldı Remzi Oldu emsaline faik mekteb Bu kitabeye göre M yılında tamamlanan yapı ile ilgili Osmanlı Arşivindeki M tarihli belgede yapı için harcanan tamir ve tefriş paralarının ödenmesi istenmiştir tarihli eski fotoğrafta da lise sadece bugünkü zemin katı ile görülmektedir. Bu kitabe ve belgeler dışında yapım inşası hakkında bilgi veren herhangi bir vakfiye veya vakıf kaydı bulunmamaktadır. Ayrıca yine Kayseri Lisesi ile ilgili bir şiirde de aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir. Kayseri Mekteb-i İ dâdîsi nin İkmal-î İnşasına Dil-küşâ â1i safâ-bahş eylemekte her yeri / Görmedi mislin bu bâlâ mektebin çeşm-i cihân Oldu pek dil-keşgühertârîh her rnısra ana / Her suhandân anlasın Remzi budur nakş-ı cinân Tarîh-i Diğer Bera-yıMekteb-i Mezkûr (Kayseri İdadi si) Kayseri şehri gibi kenz-i ulûm / Buldu bak şânına lâyık mekteb Etti etfâlitaleb-kâr-ı fünûn / Kesb-i ulviyyetesâ ikmekteb Tâmtârîhi yazıldı Remzî / Oldu emsâlinefâ ikmekteb yılında zemin katı tamamlanan okulun; öğrenci sayısı arttığı için mekanları yeterli olmamış, 1916 yılında birinci katının da inşa edilmiş olduğu düşünülmektedir 4. Ancak birinci katın ne zaman inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir. Bugün lisenin içerisinde Lisenin Tarihçesi olarak yer alan yazılı bir metin bulunmaktadır. Bu metinde; Sakarya Savaş ı sırasında Büyük Millet Meclisi nin bu liseye taşınılması düşünüldüğü zaman okulun birinci katı çıkılmıştır şeklinde bir bilgi yer almaktaysa da; bugün bu bilgiyi doğrulayacak herhangi bir maddi kanıt mevcut değildir.. Bu bilgilere göre lisenin birinci katı yılları arasında belirlenemeyen bir tarihte inşa edilmiş olmalıdır yılında okulun iki katı da yetmeyince; binanın yakınındaki Cizvit Papazlarına ait iki bina satın alınıp, yemekhane kütüphane ve müsamere salonu yapılmıştır 5. II. Abdülhamit zamanında Maarif Nezareti tarafından bugünkü zemin katı tamamlanan yapı Mehmet Çayırdağ, Kayseri de Sultan II. Abdülhamit Dönemi Bina ve Kitabeleri, 1. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyum Bildirileri (11-12 Nisan 1996), Kayseri 2000, s Yıldıray Özbek, Seyfullah Efendi Konağı ndan İdadiye: Kayseri Lisesi, Prof.Dr. Harun Güngör Armağanı (Haz: Mustafa ARGUNŞAH- Mustafa ÜNAL), İstanbul, 2010, s Hasibe Mazıoğlu, Ahmet Remzi Akyürek ve Şiirleri, Sevinç Matbaası, Ankara 1987, s Özbek agm., s Özbek, agm., s. 300 den; BOA, ŞD
7 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) yılları arasında birinci katı çıkılarak bugünkü halini almıştır. Cumhuriyet döneminde de yapı küçük onarımlar geçirmiş ve yapıya ek binalar ilave edilmiştir. Kayseri Lisesi nin bahçesinde bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin kitabesi orijinal değildir. Bu kitabede çeşmenin İbrahim Uğur Gülay anısına yapıldığı yazılmaktadır. Ayrıca lisenin orijinal istinat duvarı günümüze ulaşamamıştır. 2. Yapının Genel Tanımı İki ana yapım evresi geçirdiği tespit edilen yapı bütünüyle muntazam kesme taştan inşa edilmiştir. Yapıyla ilgili M.1899 tarihli arşiv belgesinde yapının su basman katının siyah yonu Germir taşından inşaa edilmiş olduğu, beden duvarının da (bugünkü zemin katının) çift taraflı yonu taşıyla oluşturulduğu bilgileri bulunmaktadır. Aynı belgede binanın kirişlerinin çıralı çam taban ağacından yapıldığı, taban kirişleri döşendikten sonra odalarda kuru tahtalardan geçmeli ve süpürgelikli tahta döşeme ile kapatıldığı, salonunda (bugünkü U şeklindeki hol koridor) mancusun taşının sert cinsinin bol harç ile geçmeli olarak döşendiği belirtilmiştir. Ancak bugün yapının ana beden duvarlarının malzemesi dışında, iç mekanlardaki tavan ve kirişlerin malzemeleri değişmiştir. Odalarda olması gereken kuru tahta döşemeliklerin üzeri 1920 lerden sonra (ki üst katta da aynı sistem var) taş çimento, mozaik ile kaplanmıştır. Sadece yapının güneyinde, ana giriş ekseninde yer alan yarım yuvarlak planlı olarak dışa taşan, bugün merdiven sahanlığı olarak kullanılan bölümde; doğu ve batı merdivenlerinin altındaki ardiye (depo) odası olarak kullanılan iki küçük mekanın tabanları orijinal kara tahta süpürgelikli döşemesini muhafaza etmektedir. Yine yapının bugün mevcut olan salon döşemesi orijinal halini kaybetmiştir. Orijinalinde Mancusun taşının sert cinsinden taş kaplama olması gerekirken; bugün büyük bir ihtimalle yapının birinci kat halinin döşemesi ile aynı malzeme kullanıldığı için 1920 lerden sonra döşenen renkli geometrik desenli karolar bulunmaktadır. Bu karolar zemin katta bitkisel bordürlerle çerçevelendirilmişken; üst kattakiler geometrik geçmeli bordürlere sahiptirler. Okulun orijinalinde iç duvar yüzeyleri çam ağacından ahşap kaplamalı iken 6, bugün beton iç duvar yüzeyleri sıvanarak, boyanmıştır. Lisenin tavanları da ahşap kirişlere sahip tahtadan paşa şişeli ve eteklikli tavan üzerine sarmalı çamurlu geleneksel düz dam ile örtülüyken, bugün ahşap tavan üzeri sıvanarak, boyanmıştır. Ayrıca yerli pişkin kiremitten oluşturulan tavan ve çatıların, bugün zaman zaman yapılan onarımlarla malzemeleri değiştirilmiştir. Yapının özellikle zemin katındaki pencerelerinin (iç katlara açılanları) Avrupa işi, geçmeli profilli, üzerleri sabit camlı ahşap pencere doğramaları orijinal hallerini korumaktadırlar 7. Bu pencereler orijinal ahşap sövelerle çerçevelendirilerek üst kısımları ahşap taç bantları ile sonlanmaktadır. Bu çerçeve ve ahşap doğramalar orijinal olmayan kahverengi yağlı boya ile boyanmıştır. Yapının orijinal çam ağacından etrafı söveli iç oda kapıları günümüze ulaşamamıştır. Binanın zemin katının alt pencereleri, orijinal madeni 6 Özbek agm., s. 300 den; BOA, ŞD Özbek, agm., s. 300 den; BOA, ŞD
8 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) parmaklıklar ile günümüze ulaşabilmiştir. Dikeyde beş, yatayda sekiz adet demir çubuğun yarmalı birleşmeli olarak birleşmesiyle oluşan demir parmaklıkların dikey çubukları, ok başları ile son bulmaktadır. Bu parmaklıkların üzerine sonradan sarmalı birleşmeli ferforjeler eklenmiştir. Yapının ikinci inşa evresinde yapılan birinci katında ( ) dış cephelerde zemin katla aynı yonu taş malzeme kullanılırken; iç mekanda da bu katla aynı malzemeler kullanılmıştır. Zeminden birinci kata çıkmayı sağlayan merdivenler demir tırabzanlı ve beton taş karışımı bir malzemeden inşa edilirken; üst katta U şeklindeki merdiven sahnlığı ahşap korkuluklu ve ahşap konstrüksiyonlu olarak yapılmıştır. Bu ahşap merdiven sahnlığı arasındaki bir döneme ait orijinal malzeme olarak kabul edilebilir. Bugün zemin ve birinci kattaki bazı mekanların taban döşemeleri orijinal olmayan laminant parkelerle kaplanmıştır. Ayrıca üst katın bütün kapı ve pencere doğramaları yapılan onarımlarda değiştirilmiştir. Zemin katta koridorun (holün) yüzeyleri yaklaşık 1,5 cm yüksekliğe kadar orijinal olmayan beton taş mozaik malzeme ile kaplanmıştır. 3. Kayseri Lisesi nin İnşaa Tarihçesi Kayseri idadisinin inşası için ilk olarak arsa bağışlamak isteyen Akçakayalızade Ömer Ağa nın teklifi, arsanın vakıf mülkü olmasından dolayı kabul edilmemiştir. Kayseri idadisinin (lisesinin) inşasına, Ankara Valisi Sırrı Paşa nın isteği üzerine kurulun komisyonca M.1884 yılında başlanmasına karar verilmiştir 8. Kayseri İdadi si ilk defa Ulu Cami ile Kurşunlu Cami arasında yer alan Kapan Mahallesi ndeki Seyfullah Efendi Konağı nda 13 Eylül 1893 tarihinde Derece-i Ula Mekteb-i Mülkiye İdadisi adıyla açılmıştır. Bu mektepte ilk üç sene rüştiye kısmı okunmuş, sonra da dört sene idadi bölümü okunmuştur. Okulun ilk müdürü Rasih Efendidir. Ömer Fevzi Efendi, Remzi Efendi, Mehmet Ziya Efendi ilk hocaları olup, İki de hademesi bulunmaktadır. Adı geçen bina daha sonra yani 1942 yıllarında Sara Oteli olarak kullanılmıştır 9. Yine belgelerden öğrenildiğine göre; inşa sürecindeki bazı maddi sıkıntılardan dolayı, inşası tamamlanamayan idadinin tamamlanmasına kadar bir hanenin (Seyfullah Efendi Konağı nın) kiralanarak öğrenimin başlayıp, devam ettiği tespit edilmiştir 10. Başbakanlık Osmanlı Arşivlerindeki bir dosyada M.1894,1895 tarihli belgelerde idadinin inşası ile ilgili maddi sıkıntılardan, harcanan paralardan, tamamlanması için gerekli olan paralardan bahsedilmektedir 11. Aynı dosyada binanın daha çabuk ve daha az para harcanarak bitirilmesi için, planın değiştirilmesi üzere Maarif Nezareti kalfasına havale edilmiştir ve kalfa tarafından düzenlenen ve onaylanan resim (plan) dan M Bu konu ile ilgili arşiv belgeleri için bk. Özbek, agm, s. 300 den; BOA, MF.MKT.89/39 23 Rebiülahir1303(29 Ocak 1884), BOA,MF. MKT 89/96/37,18 Rebiülevvel 1305 (4 Aralık 1887) 9 Halit Erkiletlioğlu, Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri 2006, s Yapının inşasının tamamlanamaması ve başka bir konağın eğitim için kiralanması hususu için bk. Özbek, agm., s. 300 den; BOA, İrade ve Maarif,4/1314/C-13,17 Teşrini evvel 1312 (29 Ekim 1896), BOA, MF.MKT.323, 22 Nisan 1312 (4 Mayıs 1896) 11 Özbek agm., s. 300 den; BOA, MF.MKT
9 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) tarihli belge de bulunmaktadır. Başbakanlık Osmanlı arşivindeki belgelerdeki bilgilere göre, Maarif Nezaretinin bilgisi dahilinde inşa edilmeyen, inşası sırasında gereksiz yere fazla para harcanan okulun bitirilmesi için gerekli olan para hesaplanmıştır ve bu paranın harcanmasına müsaade edilmiştir. Yine M.1899 tarihli belgede yapı ile ilgili münakaşa kaimesi (açık eksiltme) 10 maddeden oluşmaktadır. Özellikle bu belgelerden yapının iki katlı olarak tasarlandığı, ilk katında 11 oda ve cami, ikinci katında 12 oda bulunacağı, yapıda tavan, zemin, pencere ve kapılarda kullanılacak malzemeler ve malzemelerin boyutları ve yapının helalarının (tuvaletlerinin) batı tarafta bahçede yapıdan ayrı olarak yapılacağı gibi okulun inşasına dair detaylı bilgiler bulunmaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki 17 Mayıs 1315 (29 Mayıs 1899) tarihli belgede idadinin iki kat olarak inşası ve sağ ve sol tarafta bulunan çıkıntıların kesilmesi ve üçüncü katın inşasından vazgeçilmesinin uygun olduğu bilgisi yer almaktadır. Yine arşiv belgelerinden birinde mektebin benzerlerine oranla çok büyük olarak tasarlanıp inşasına başlandığı ancak bodrumun tamamlanıp üst katın da (bugünkü zemin kat) üst örtüsüne yaklaşık 3 m kala kadar inşa edildiği ve inşaatın burada bırakıldığı ve önceden tasarlanmış olan üçüncü katın (bugünkü birinci kat) yapılmadığı belirtilmiştir. Ayrıca aynı belgede sağ ve soldaki odaların küçültüleceği, inşaatın devam edeceği yazmaktadır. Yine bu belgede ikinci katın (bugünkü zemin kat) büyük bir salon ( U şeklindeki hol kastediliyor) bir cami (ana giriş ekseninde güneydeki apsis gibi yarım yuvarlak çıkıntı yapan bugünkü merdiven sahanlığında olduğu, güney duvarında mihrap nişi algılanan bölüm) ve 12 odadan ibaret olacağının uygun görüldüğüne dair bilgiler de bulunmaktadır. Bu doğrultuda yapının haritası planı çizdirilerek, keşfi yapılmıştır 12. Daha sonra bir komisyon kurularak Maarif Nezareti bu yapının tamamlanmasına karar vermiş, 19 Haziran 1902 de yapının yeniden inşasına başlanmış, İdadi 1905 yılında tamamlanarak, öğretime başlamıştır 13.Yapının 1905 tarihli eski fotoğrafında görüldüğü gibi yapı bodrum ve birinci kattan, kırma çatılı olarak yapılmıştır. Lisenin bugünkü ikinci katı 1905 den sonra çatı kaldırılarak sonradan yapıya eklenmiştir 14. İdadi yılında Sultani olmuştur. Sakarya savaşı sırasında Ankara nın boşaltılması söz konusu olunca, Büyük Millet Meclisi nin Kayseri Sultaniye sine taşınması için yapılan hazırlıklarda yapının ikinci katı (bugünkü birinci kat) yapılmıştır de Türkiye deki bütün Sultaniler Lise olmuştur 15 şeklinde bir bilgi mevcutsa da; bu bilgiyi doğrulayacak herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Yapının de mevcut olan zemin kata eklenen birinci katına, zemin kattaki cami olarak işlevlendirilen, ana girişin karşısındaki yarım daire şeklinde güney cepheden taşıntı yapan bölüme yerleştirilen merdiven sahanlığından çıkılmaktadır. Merdivenler yerleştirildikten sonra merdiven sahanlıklarının altında ortada bir oda (müdür yardımcı odası) ve yanlarda da (yan merdivenlerin alt boşluklarında) birer adet ardiye (depo) odası 12 Özbek, agm., s. 300 den; BOA, ŞD.215, 29 Mart 1315 (10 Nisan 1899) 13 Yapının yeniden inşasına başlaması hakkındaki bilgi için bk. Özbek, agm., s. 300 den; BOA, Mf. MKT.648/3, 20 Haziran 1318 (3Temmuz1902), Yapının inşasının tamamlanması için de BOA,DH. MKT. 925/86, 3 Kanunsani 1320 (16 Ocak 1905) 14 İdadinin 1905 yılındaki eski fotoğrafı için bk. Yıldıray Özbek, Kayseri de Tarihi Okul Yapıları, Kayseri 2011, s Bu bilgiler bugün lisenin içerisindeki bir panoda yazılı olan ve Yusuf ÖZMERDİVENLİ tarafından yazılan Kayseri Lisesi Tarihçesi adlı metinden alınmıştır. 6
10 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) oluşturulmuştur. Ayrıca 1902 de yapıya ikinci kat (bugünkü birinci kat) eklenirken kuzey giriş cephesine de sütunla taşınan üçgen alınlıklı revak eklenmiş olmalıdır.1927 yılında okulun iki katı da öğretime yetecek mekanları içermeyince yakınında Cizvit papazlarına ait olan iki parça bina satın alınıp liseye eklenmiştir 16.Kayseri Lisesi ne belirli dönemlerde eklenerek yapı bugünkü halini almıştır. Yeni bina olarak adlandırılan bina de (bugünkü yapının batı cephesine eklenen taş bina), pansiyon binası da, spor salonu ve konferans salonu binası de yapılmıştır Kayseri Lisesi İle İlgili Kaynaklar Yapıyla ilgili birinci el olarak değerlendirilebilecek kaynaklar Başbakanlık Osmanlı Arşivi nde yer alan belgelerdir. Bu belgelerin çoğu araştırmacılar tarafından okunup, yayınlarında kullanılmıştır. Bu çalışma hazırlanırken de bu arşiv kaynaklarından yararlanılmıştır. Kayseri Lisesi ile ilgili günümüz yayınları arasında ilk olarak Yusuf ÖZMERDİVENLİ tarafından yazılan Kayseri Lisesi nin Kayseri nin Eğitim-Öğretim Tarihindeki Yeri ve Önemi adlı çalışma gelmektedir 18. Daha sonra Kayseri Envanteri çalışmasında yapı genel hatları ile kısaca tanıtılmıştır 19. Ancak lise ile ilgili kuşkusuz en detaylı ve bilimsel çalışmalar Yıldıray ÖZBEK tarafından yapılmıştır. Araştırmacının Seyfullah Efendi Konağı ndan İdadiye: Kayseri Lisesi adlı makalesinde lise arşiv kaynakları da kullanılarak detaylı olarak tanıtılmıştır 20. Yine Yıldıray ÖZBEK tarafından Kayseri eğitim yapıları hakkında yazılan kitapta da idadi başlığı altında Kayseri lisesinin arşiv bilgilerine dayanarak inşa tarihçesi ayrıntılı olarak yazılmıştır 21. Yıldıray ÖZBEK tarafından yazılan her iki eserde de Kayseri İdadisi nin Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan eski plan ve cephe çizimleri ile eski fotoğraflarına da yer verilmiştir. Bu çalışmada burada yer alan çizim ve fotoğraflardan da yararlanılmıştır. 5. Yapının Mimari Tanımı 5.1. Bodrum Kat Yapının M.1899 dan önce tamamlanan bodrum katına bugün, batı cephenin güney köşe duvarının önüne yerleştirilen merdivenle inilmektedir. Ayrıca lisenin içerisinden de alt bodrum kata iniş bulunmaktadır. İç mekanda yapının kuzey batı köşesinde dışarı doğru çıkıntı yapan odanın kapısının önünde, zemine yerleştirilen bir kapak açılmakta, inilen merdivenlerle bodrum kata geçilmektedir. Eserin sadece kuzey batı ve güney batı 16 Yusuf Özmerdivenli, Kayseri Lisesi nin Kayseri nin Eğitim Öğretim Tarihindeki Yeri ve Önemi, Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri (11-12 Nisan 1996) Kayseri 2000, s Eklenen binalar ve tarihlerine ait bilgiler bugün lisenin içerisindeki bir panoda yazılı olan ve Yusuf Özmerdivenli tarafından yazılan Kayseri Lisesi Tarihçesi adlı metinden alınmıştır. 18 Özmerdivenli, Kayseri Lisesi nin Kayseri nin Eğitim Öğretim Tarihindeki Yeri ve Önemi, s Celil Arslan-Yıldıray Özbek, Kayseri Taşınmaz Kültür Varlıkları Envanteri, C: I, Kayseri Özbek, Seyfullah Efendi Konağı ndan İdadiye: Kayseri Lisesi, s Özbek, Kayseri de Tarihi Okul Yapıları, s
11 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) köşelerinin altındaki odaların altında bodrum kat mevcuttur. Bodrum katta birbirleri ile aynı biçimde tasarlanan, kareye yakın dikdörtgen planlı iki adet oda (B1-B2)bulunmaktadır. Odaların arasında doğu- batı doğrultulu, dikdörtgen planlı hol (koridor) odaların doğu duvarları boyunca devam etmektedir. B1 No lu odaya giriş yapının içerisinden sağlanmaktadır. B2 No lu odaya giriş binanın bahçesinden sağlanmaktadır. Yapının kuzeybatı köşesine de eklenen ek binadan dolayı B1 No lu odaya dıştan girişi sağlayan merdivenin simetriği olarak yapılması muhtemel bodruma iniş merdiveni yapının içerisine çekilmiş olmalıdır Zemin Kat Lisenin bugünkü zemin katının planı, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan planı M.1896 tarihli olan cephe ve kesit çizimlerindeki ile yaklaşık olarak aynıdır. Genel olarak yapının zemin katı doğu- batı doğrultulu yatay dikdörtgen planlıdır. Ancak bu dikdörtgenin dört köşesine yerleştirilen odalar, kütlesel olarak dışarı doğru taşıntı yapmıştır. Karşılıklı olarak yerleştirilen odaların arasında U planlı kuzeye doğru taşıntı yapan koridor (hol) bulunmaktadır. Zemin kattaki odaların hepsi bu koridora açılmaktadır. Zemin katın kuzey ve güneyinde karşılıklı olarak yerleştirilmiş, ebat ve plan bakımından da simetrik olarak tasarlanan 13 oda mevcuttur. Zemin kata giriş yapının kuzey duvarının ortasına yerleştirilen ana giriş kapısı ile doğu ve batı giriş cephelerin ortalarına yerleştirilen birbirleri ile aynı aksta yer alan yan giriş kapılarından sağlanmaktadır. Kuzeydeki ana giriş kapısının doğusunda birbirleri ile farklı boyutlarda kareye yakın dikdörtgen planlı üç adet oda (Z1,Z2,Z3) bulunmaktadır. Zemin katın kuzey doğu köşesine yerleştirilen oda dışarı doğru taşıntı yapmaktadır ve diğer iki odadan daha büyük ebatlıdır. Her üç odanın planı ve boyutları yapının arşivindeki eski planı ile aynıdır. Ana girişin batısında da birbirlerinden farklı boyutlarda kareye yakın dikdörtgen planlı dört adet oda (Z4,Z5,Z6) yer almaktadır. Arşivdeki yapının eski planına göre bu odalar doğudaki odalarla simetrik olarak yapılmıştır ve üç adettir. Ancak yapılan müdahalelerle iki oda bölünerek üç oda oluşturulmuştur. Z4 No lu oda boyut itibari ile diğerlerinden daha küçük olduğu için daha sonra oluşturulmuştur. Zemin katta kuzey doğu (Z3) ve kuzey batı (Z7) köşelerdeki odalar birbirleri ile simetriktir. Kuzeydeki ana giriş, kuzey güney doğrultulu dikdörtgen bir hole açılmaktadır. Girişle aynı aksta yer alan, güney duvarından apsis gibi yarım daire planlı olarak çıkıntı yapan mekan bulunmaktadır. Bu mekan bugün yanlarda ve üst katta ortaya yerleştirilen merdivenlerle merdiven sahnlığı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca yanlardaki merdivenlerin alt kısımlarında küçük ebatlı dikdörtgen planlı ardiye (depo) odaları bulunmaktadır. Merdiven boşluğu (Z14,Z15) olarak değerlendirilen bu mekan arşiv kayıtlarındaki belgelerden elde edilen bilgiler ve çizimdeki güney duvarın ortasındaki niş dikkate alındığında mescid (cami) olarak kullanılan mekan olmalıdır. Arşiv belgesinde yapının zemin katının 12 oda, bir salon (bugünkü hol) ve bir camiden oluştuğu yazmaktadır. Güney cepheden taşıntı yapan; içtende yarım daire planlı mihrap nişi bu bilgileri doğrular niteliktedir. Bugün bu yarım daire mekan kapatılarak; bir adet kapı eklenmiş ve bir odaya (Z16) dönüştürülmüştür. Zemin katta merdiven boşluğunun doğusuna birbirinden farklı boyutlarda, kareye yakın dikdörtgen planlı üç adet oda (Z8,Z9,Z10) yerleştirilmiştir. Yapının orijinaline göre Z8 Nolu oda büyütülmüş ve Z9 Nolu 8
12 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) mekan küçültülerek; bugün Bay tuvaleti olarak kullanılmaktadır 22. Zemin katta merdiven boşluğunun batısında birbirlerinden farklı ebatlarda tasarlanan, kareye yakın dikdörtgen planlı üç adet oda (Z11, Z12, Z13) yer almaktadır. Z12 Nolu oda orijinal haline oranla büyütülmüş, Z11 Nolu oda ise küçültülmüştür. Zemin katın güney doğu köşesindeki oda (Z10) ile güney batı köşesindeki oda (Z13) birbirleri ile simetrik olarak tasarlanmıştır. Yapının zemin katında, kuzey duvarına açılan 14 adet, batı duvarına açılan altı adet, güney duvarına açılan 18 adet ve doğu duvarına açılan 10 adet olmak üzere toplam 48 adet, dikdörtgen planlı pencere yer almaktadır 5.3. Birinci Kat Yapının M tarihleri arasındaki ikinci yapım evresinde inşa edilen birinci katı neredeyse tamamıyla zemin katı ile simetrik olarak tasarlanmıştır. Birinci katta güney duvarına yerleştirilen merdivenlerin doğusunda, birbirlerinden farklı ebatlarda tasarlanan, kareye yakın dikdörtgen planlı üç adet oda (B1, B2, B3) yer almaktadır. B2 Nolu oda diğerlerinden çok daha küçük tutulmuştur ve bu mekan bayanlar tuvaletine dönüştürülmüştür. B3 Nolu köşedeki oda diğerlerinden daha büyük ebatlıdır. Zemin katta olduğu gibi birinci katta da bütün odalar kuzeye doğru ters U şeklinde planlanan koridora açılmaktadır. Koridorun kuzey kanadında birbirlerinden farklı ebatlarda tasarlanan, kareye yakın dikdörtgen planlı sekiz adet oda (B4, B5, B6, B7, B8, B9, B10, B11) sıralanmaktadır. Koridorun doğu duvarının bir kısmı kapatılarak; B3Nolu odanın karşısında küçük ebatlı bir oda oluşturulmuştur. Bu oda zemin katta mevcut olmadığından; zemin ve birinci katın simetriğini bozmaktadır. Birinci katın kuzeydoğu (B5) ve kuzey batı (B11) köşelerine yerleştirilen diğer odalarda çok daha büyük ebatlı odalar birbirleri ile simetrik olarak tasarlanmışlardır. Merdiven boşluğunun karşısında, zemin kattaki giriş holünün üstündeki birinci katta kareye yakın dikdörtgen planlı, büyük ebatlı bir oda bulunmaktadır. Zemin katla birinci katın simetrikliğini bozan bu oda bugün müdür odası olarak kullanılmaktadır. Ayrıca zemin katta, girişin batı kanadında dört oda (Z4, Z5, Z6, Z7) bulunurken; birinci katta batı kanatta üç oda ( B9, B10, B11) bulunmaktadır. Buda zemin ve birinci katın simetrikliğini bozan bir başka unsurdur. Birinci katta merdiven sahnlığının batısında, birbirlerinden farklı ebatlarda tasarlanan, kareye yakın dikdörtgen planlı üç adet oda (B12, B13, B14) yer almaktadır. Birinci katın güney batı (B12) ve güney doğu (B3) köşelerinde yer alan büyük ebatlı kareye yakın dikdörtgen planlı odalar birbirleriyle de simetrik olarak tasarlanmışlardır. Lisenin birinci katında toplam 56 adet dikdörtgen planlı pencere yer almaktadır Cepheler Muntazam kesme taştan inşa edilen yapının kuzey ve güney cepheleri ile batı ve doğu cepheleri birbirleri ile simetrik olarak tasarlanmışlardır. Binanın alt kat pencereleri birbirleri ile aynı biçimde tasarlanırken; üst kat pencereleri de birbirleriyle aynı düzende oluşturulmuşlardır. Yapıdaki farklı iki inşa evresi sadece cephe düzenlemelerine bakılarak 22 Yapının orijinal planında tuvaletler mevcut değildir. M.1899 tarihli arşiv belgesine göre ahşap konstrüksiyonlu tuvaletler yapının batısında bahçede, yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir. Bugün Z9 olarak numaralandırılan zemin kattaki erkekler tuvaleti ile birinci kattaki B2 Nolu bayanlar tuvaleti yapıya sonraki müdahalelerle eklenmiştir. 9
13 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) bile tespit edilebilir. Yapının saçak kısmında bir adet düz yüzeyli, bir adet dış bükey, bir adet yarım daire ve tekrar bir adet düz yüzeyli, bir adet dış bükey, bir adet iç bükey ve bir adet düz yüzeyli olmak üzere toplam yedi adet profilli silmeden oluşan kuşak (korniş), bütün cepheleri dolaşmaktadır. Saçak kornişi dışında yapıda zemin kat ve birinci katı birbirinden ayıran kat kornişi de bütün cephelerde yapıyı dolaşmaktadır. Bu korniş iki adet ince düz yüzeyli, bir adet içbükey, bir adet dış bükey, bir adet ince düz yüzeyli ve bir adet düz yüzeyli kalın silmeden olmak üzere toplam altı adet profilli silmeden oluşmaktadır. Ayrıca düz yüzeyli kalın bir silme, yapının bütün cephelerinde mevcuttur. Bu silme ile yapının zemin kat ve bodrum katı birbirinden ayırt edilmiş ve binanın alt sınırı belirlenmiştir. Ayrıca duvar yüzeylerinden hafifçe dışarı taşırılmış dikdörtgen planlı duvar payeleri (plastırlar) binanın cephelerini dikey olarak bölen ve yapının cephelerini hareketlendiren cephe elemanlarıdır. Yapının köşelerine yerleştirilen mekanlar kütlesel olarak dışarıya taşırılmışlardır. Böylece binanın her cephesinde bu taşıntılar sayesinde hareketlilik elde edilmiştir. Neoklasik özellikler taşıyan, yalın ancak anıtsal bir cephe düzenine sahip olan yapıda; her iki katta da kuşkusuz en dikkat çekici elemanlar anıtsal boyutları ile pencerelerdir. Yapının alt kat pencerelerinin alt söve taşları dışarı doğru taşırılan bir kaval, bir düz yüzeyli ve bir iç bükey olmak üzere üç adet profilli silmeyle belirlenmiştir. Bu silmeler aynı yatay aksta, pencere aralarında yer alan duvar payelerinin yüzeylerinde de devam ettirilerek; adeta bir kat kornişi görünümü yakalanmaya çalışılmıştır. Bu düzenleme yapının ikinci katında görülmemektedir. Kırma çatılı olarak kapatılan yapının, ikinci inşa evresinde eklendiği düşünülen altı adet taş bacalara ki yapının 1905 yılına ait eski fotoğrafında zemin katın çatı kısmı kapatılmıştır ve bu bacalara dair herhangi bir iz görülmemektedir- bunlar çatının muhtelif yerlerine yerleştirilmiştir Kuzey Cephe Yapının ana giriş cephesidir. Cephenin kütlesel olarak dışarı doğru taşan doğu ve batı kanatlarına simetrik olarak, üçer adet birbirleri ile aynı ebat ve düzende tasarlanan alt pencereler yerleştirilmiştir. Bu alt kat pencereleri duvar yüzeyinden dışarı taşırılmış taş çerçeveler ile sınırlandırılmışlardır. Dikdörtgen formlu büyük ebatlı pencereler, yuvarlak kemerlerle son bulurlar ve bu kemerlerin kilit taşları hafifçe dışarı taşırılmıştır. Bu pencerelerin içerisine yarmalı birleşmeli orijinal madeni parmaklıklar takılmıştır. Yapının birinci katındaki bu alt pencerelerin dikey akslarına gelecek şekilde yerleştirilmiş üçer adet üst pencere (birinci kat penceresi) yer almaktadır. Üst pencerelerin duvar yüzeyinden dışarı taşırılmış taş çerçeveleri, iç içe profilli silmelerle hareketlendirilmiştir. Dikdörtgen formlu yuvarlak kemerle son bulan üst pencerelerin kilit taşları dışa doğru taşıntı yapmış üçgen alınlıklarla son bulmaktadır. Kuzey cephenin orta bölümünde, yapıya tarihleri arasında birinci kat çıkılırken eklenen revak bölümü yer almaktadır. Bu bölüm M.1896 tarihli eski planda çizilmemiştir. Cepheden dışa doğru taşıntı yapan revak bölümü üçgen alınlıkla son bulmaktadır. Giriş revağı dört sütuna ve duvardaki konsol biçimli başlıklara atılmış, sivri kemerli ve üç bölümlü olarak tasarlanmıştır. Sütun ve duvara gömülü başlıklar korint düzenindedir. Sütunlar yekpare taşlardan oluşturulmuştur. İç içe geçen profilli silmelerle kemer yüzeyleri hareketlendirilmiştir. Kemerlerin kilit taşları ise akant yaprakları ile belirlenmiştir. Ana giriş eksenindeki kemer açıklığı diğerlerinden daha geniş tutulmuştur. 10
14 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Kemer köşeliğinde yer alan kare biçimindeki kabaraların yüzeyleri akantus yaprağı kabartmalarıyla süslenmiştir. Birinci kat alttaki kemerli bölümden bir silme kuşağıyla ayrılmıştır. Bu silme kuşağının hemen üzerinde revağın ortasında iki küçük sütunceyle sınırlanan dikdörtgen taş çerçeve içerisindeki mermer levhada LİSE yazmaktadır. Revağın üst katının cephesi üç adet üst pencere ile belirlenmiştir. Bu pencerelerden ortadaki pencereler yanlardakine göre daha büyük ebatlıdır. Bu pencereler yapının diğer pencerelerine oranla çok daha özenli bir taş işçiliğine sahiptirler. Duvar yüzeyinden dışarı taşırılmış taş çerçeveli, dikdörtgen formlu yuvarlak kemerle son bulan bu pencerelerin yanlarında sütunceler bulunmaktadır. Ayrıca pencerelerin taş çerçeveleri alt kısımlarda küçük taş konsollarla desteklenmiştir. Bu pencerelerin aralarında, kemer hizalarında iki adet bitkisel süslemeli taş kabara bulunmaktadır. Bu revak kısmı üçgen alınlıkla son bulmaktadır alınlığın altında girlant benzeri oval taş birçerçeve içerisine beyaz mermer bir güneş saati yerleştirilmiştir. Bu çerçevenin tepesinde ay yıldız kabartması dikkati çekmektedir. Bu revak okulun kuzey cephesini anıtsallaştıran en önemli cephe unsurudur. Yapının ana girişi önündeki revakla vurgulanan kuzey cephedeki kapıdır. Dikdörtgen formlu bu kapı orijinal olmayan mermer sövelere sahiptir. Kapının üzerinde yarım yuvarlak formlu üst pencere yer almaktadır. Bu düzenleme 19.yy yapılarında sıkça karşımıza çıkmaktadır. Kuzey cephedeki giriş kapısının doğu ve batısındaki duvarlarda alt katta üçer adet, üst katta da üçer adet olmak üzere toplam 12 adet pencere bulunmaktadır. Üst kat pencereler birbirleri ve yan kanatlardaki üst kat pencereleri ile aynı ebat ve biçimde tasarlanmıştır. Alt kat pencereleri de birbirleriyle simetriktirler ancak kapının doğusu ve batısındaki ilk pencereler boyut olarak diğer pencerelerden daha büyüktürler. Bu da bize revağın ikinci yapım evresinde birinci katla birlikte yapıya eklendiğini gösteren bir diğer kanıttır Batı Cephe Yapının Batı cephesinin bir kısmı yapıya kuzey batı köşeden eklenen ek bina ile kapatılmıştır. Zemin katın yuvarlak kemerle son bulan dikdörtgen formlu yan giriş kapısı, cephenin ortasına yerleştirilmiştir. Bu kapının kuzey ve güneyine birer adet alt pencere yerleştirilmişse de; kuzeydeki alt pencerenin büyük bir kısmı ek bina nedeniyle kapatılmıştır. Giriş kapısının üst katında, cephede üçü birbiri ile aynı boyutta biri daha büyük ebatlı dört adet üst pencere yer almaktadır. Kuzey batı köşede yer alan odaların zemin kattaki pencereleri kapatılmıştır ancak üst kattaki iki adet pencere batı cepheden algılanmaktadır. Güney batı köşedeki dışa doğru taşıntı yapan odaların cephelerinde zemin katta üç adet, üst katta da üç adet olmak üzere toplam altı adet pencere görülmektedir. Alt kat pencereleri birbirleri ile aynı düzendeyken; üst kat pencereleri de birbirleri ile aynı biçimde tasarlanmışlardır. Zemin katta kuzeyden bir ve ikinci pencerelerin arasında bodrum kata inen merdivene açılan dikdörtgen formlu bir adet kapı bulunmaktadır. Kapının çoğu zamanla zemin kodu yükseldiği için zeminin altında kalmıştır Güney Cephe Yapının kuzey cephesi ile simetrik olarak tasarlanan güney cephesinde köşelerde kütlesel olarak taşıntı yapan blokların duvarlarında alt katlarda üçer adet, üst katlarda alt kat pencerelerin düşey akslarına yerleştirilen üçer adet olmak üzere toplam 12 adet pencere 11
15 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) bulunmaktadır. Kuşkusuz güney cepheye hakim olan unsur yarım yuvarlak olarak yapıdan dışarı taşırılmış, apsisi andıran asli haline göre mihrap çıkıntısı olarak değerlendirilebilecek olan bölümdür. Bu bölümde zemin katta ortada pencere açılmamış ki bu bölümde yapının eski çizimine göre içte mihrap nişi bulunmaktadır- ancak içteki mihrap nişi genişliğinde bir yüzey duvardan hafifçe taşıntı yapılarak ve pencerelerin altında yer alan profilli silmeli bantta bu yüzeye konularak; dıştan da mihrap nişi belirlenmiştir. Bu bölümün hafifçe güney doğusu ve güney batısına doğru birer adet alt pencere açılmıştır. Yuvarlak formlu bu bölümün üst katında ise alt kat pencereler ve ortadaki mihrap çıkıntısının üst akslarına gelecek biçimde üç adet üst pencere yerleştirilmiştir. Bu pencereler de diğer üst kat pencereleri ile aynı düzende tasarlanmıştır. Özellikle yapının güney cephesinin zemin katının pencerelerinin alt hizalarına kadar hatta bazı yerlerde bu sınır aşılarak; duvar yüzeyi çok fazla neme maruz kaldığı için ciddi taş malzemede korozyona uğramıştır Doğu Cephe Binanın doğu cephesi batı cephesiyle simetrik olarak tasarlanmıştır. Ancak bu cephede yapının yan giriş kapısı orijinal halini koruyabilmiştir. M.1899 tarihli arşiv belgesinde de belirtildiği gibi yan giriş kapısına üç basamaklı koyu renk taştan bir merdivenle ulaşılmaktadır. Neredeyse yanlarındaki iki pencere ile aynı ebatta olan giriş kapısı duvar yüzeyinden taşırılmış, taş bir çerçeve ile sınırlandırılmıştır. Bu çerçevenin içerisine yerleştirilen demir kapı doğraması orijinal değildir. Dikdörtgen formlu kapının üzerinde, yarım yuvarlak üst pencere yerleştirilmiştir. Bu pencerenin içerisine sarmal birleşmesi ferforje takılmıştır. Kemer kilit taşı pencerelerde olduğu gibi hafifçe dışarı taşarak belirlenmiştir İç Mekan İç mekanda zemin kattaki koridorun duvar yüzeyleri yaklaşık 1,5 m kadar taş mozaik ile kaplanarak üst kısımları sıvanmıştır. Zemin ve birinci katın yer döşemeleri 1920 lerden sonra yapının geçirdiği onarımlarda karolarla kaplanmıştır. U şeklindeki giriş kısmı bir koridora açılmaktadır, bu koridorun doğusunda ve batısında pencereler bulunmaktadır. Girişin karşısına batı ve doğu duvarına yaslanan 16 şar basamaklı iki merdivenle üst kata geçiş sağlanmıştır. Merdiven sahnlığının ortasında on beş basamaklı merdivenle yukarı kata ulaşılmaktadır. U şeklindeki ahşap asma kat galeri katı gibi düzenlenmiştir. Zemin kattaki odalar sekiz adet pencere koridora açılmaktadır. İç mekanda, koridora açılan dikdörtgen formlu pencereler, yağlı boya ile boyanmış, ahşap çerçeveler ile sınırlandırılmıştır. Pencerelerin üst kısımları profilli silmeli ahşap taç bantlarına sahiptirler. Orijinal ahşap pencere doğramaları da yağlı boya ile sıvanmıştır. Zemin katta dış cephelere açılan bütün alt pencereler dikdörtgen nişler içerisine alınarak yuvarlak kemerlerle son bulurlar. Bu pencereler yanlardan hafif şevlidirler. Bu kattaki odalara ait bütün kapılar onarımlarda yenilenmiştir. Zemin katta bütün odaların tabanları orijinal olmayan lambiri parkelerle kaplanmıştır. Ayrıca zemin kattaki bütün mekanların üst örtüsü düz damdır. Yapının iç mekanında, zemin katta yer alan bazı dersliklerin ( Z8, Z2 ) batı duvarlarında profilli silmeler ile çerçevelenmiş, kara tahta için panoların varlığı tespit edilmiştir. Ancak bu kara tahtaların çoğu üzerleri yağlı boya ile boyanarak kapatılmıştır. Yapının birinci katındaki iç mekana açılan iç pencerelerin hiçbiri orijinal özelliklerini koruyarak günümüze ulaşamamıştır. Birinci katın dış cepheye açılan pencereleri içten zemin kat pencerelerinde olduğu gibi dikdörtgen nişler içerisine alınmamıştır. Bu katta da bütün mekanların taban 12
16 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) döşemeleri laminant parke ile kaplanmıştır. Merdiven sahnlığında orijinal ahşap konstürüksiyon dikkat çekicidir. Birinci katın da tavanları zemin katta olduğu gibi düz dam ile kapatılmıştır. 6. SONUÇ Kayseri idadisi, 1904 yılında Abdülhamid dönemi Neoklasik mimarlık üslubuna uygun olarak; geleneksel medrese plan tipleri terk edilerek; ters U planlı bir koridorun etrafına yerleştirilen derslikler ve köşelerde dışa taşkın yan dersliklerden daha büyük köşe dersliklerinden oluşan bir plana sahiptir. Daha önceki yayınlarda bu yapıyla ilgili olarak arşiv kaynaklarından da yararlanılarak özellikle yapının 1904 de yapılan zemin katı (idadi kısım) ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Bu bilimsel araştırma yazısında 1904 de inşa edilen zemin kattaki kuzey batı ve güney batı köşelerinin altında yer alan odaların altındaki bodrum katı tarafımızdan ilk kez tespit edilmiştir (Çizim:2). Bodrum kata, döşemeye yerleştirilen kapaklardan geçilmektedir. Zemin katta, orta giriş kapı aksının güneyinde dışarıya doğru çıkıntı yapan yuvarlak bölümde iç tarafında dikdörtgen bir niş bulunmaktadır (Çizim:3). Burası mihrap nişi olmalıdır. Bu odanın kıble yönünde olması, mihrap nişinin bulunması ve tam giriş aksının karşınına yerleştirilmesi gibi bulgular bu mekanın geleneksel medrese planlarındaki ana eyvanı yani mescid bölümü olduğunu kanıtlar niteliktedir 23. Bu yapıda Fransız okullarından alınma Neoklasik tarzda yeni bir plan tipi uygulanmışsa da; geleneksel medreselerde görülen mescid gibi dinsel fonksiyonu olan bir mekandan vazgeçilememiş ve böyle bir çözüm yoluna gidilmiştir. Yapıya ait zemin katta merdiven sahnlığının köşesindeki ardiye olarak kullanılan odaların tabalarındaki orjinal ahşap döşemeler(fot:19-20) 24 ile yine zemin kattaki dershanelerin koridora bakan büyük ebatlı Neoklasik üslupta orijinal ahşap pencere çerçeveleri 25 ilk defa bu bilimsel araştırma yazısında tanıtılmıştır( Fot:18). Ayrıca ilk kez Kayseri Lisesi nin plan, kesit ve cephe çizimleri Sanat Tarihi bilim dünyasına bu çalışma ile sunulmuştur. Kayseri nin ilk modern eğitim yapısı niteliği taşıyan Kayseri Lisesi binası; gerek şehirdeki konumu, gerek şehirdeki diğer yapılara oranla abidevi görüntüsü, gerekse de mimari özellikleri ile dikkatle korunması ve bir an önce onarılması gereken bir taşınmaz kültür varlığıdır. II. Abdülhamit zamanında yapının zemin katı inşa edilmiş; daha sonra yılları arasında kesin olarak belirlenemeyen bir tarihte- ki Cumhuriyet 23 İdadilerdeki mescid uygulaması hakkında daha ayrıntılı bilgi için bkz: Y.ÖZBEK, agm, s.298 den; B. J. Fortna, Mekteb-i Hümayun Osmanlı İmparatorluğu nun Son Döneminde İslam, Devlet ve Eğitim, (Çev: P. Siral), İstanbul Abdulhamid döneminde inşa edilen idadilerin genellikle orijinal ahşap döşemelere sahip oldukları hakkında bilgi için bk. Özbek, agm., s. 298 den, B. Özgüven, İdadi Binaları, Tarih ve Toplum, S: 82. (1990), s Bu tip pencereler için bkz. Nihal Yöney Uluengin, Osmanlı Türk Sivil Mimarisinde Pencere Açıklıklarının Gelişimi, İstanbul 2000; Aslı SAĞIROĞLU ARSLAN, Anadolu Türk Mimarisinde Pencere Açıklıklarının Gelişimi (Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi), Kayseri,
17 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) mimarisinin temellerinin atıldığı bir dönemde birinci katının inşası bitirilerek, yapı bugünkü anıtsal görünümüne kavuşmuştur. Yapıda çok fazla, kuzey revağındaki tek tük bitkisel süslemeler dışında süsleme unsuru ile karşılaşılmamakla birlikte; özellikle cephelerindeki özenli taş işçiliği ve abidevi boyutlarda tasarımları ile göz dolduran pencereleri dikkat çekmektedirler. Abdülhamit döneminin Neoklasik- Ampir üslubunu her türlü mimari öğesinde zemin katta çok net olarak yakalayabildiğimiz yapıda, birinci katta da daha gösterişli bir mimari üslupla karşılaşmaktayız. Umudumuz odur ki özellikle yapıya ait arşiv belgelerindeki bilgiler göz önünde bulundurularak; yapı layığıyla bir an önce onarılarak tekrar işlevlendirilip, şehrin bir parçası olarak yaşatılmalıdır. KAYNAKÇA Arslan Sağıroğlu, Aslı, Anadolu Türk Mimarisinde Pencere Açıklıklarının Gelişimi (Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi) Kayseri, Arslan Celil-Yıldıray Özbek, Kayseri Taşınmaz Kültür Varlıkları Envanteri, C:I,Kayseri, Çayırdağ, Mehmet, Kayseri de Sultan II. Abdülhamit Dönemi Bina ve Kitabeleri, 1. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyum Bildirileri (11-12 Nisan 1996), Kayseri,2000.s.58. Erkiletlioğlu, Halit, Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri, Fortna, B. J., Mekteb-i Hümayun Osmanlı İmparatorluğu nun Son Döneminde İslam, Devlet ve Eğitim, (Çev: P. Siral), İstanbul Özbek, Yıldıray, Seyfullah Efendi Konağı ndan İdadiye: Kayseri Lisesi,Prof.Dr. Harun Güngör Armağanı ( Haz: Mustafa ARGUNŞAH- Mustafa ÜNAL), İstanbul 2010, s Özbek, Yıldıray, Kayseri de Tarihi Okul Yapıları, Kayseri Özgüven, B., İdadi Binaları, Tarih ve Toplum, S:82. (1990),s Özmerdivenli, Yusuf, Kayseri Lisesi nin Kayseri nin Eğitim Öğretim Tarihindeki Yeri ve Önemi, Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri (11-12 Nisan 1996) Kayseri 2000, s Yöney Uluengin, Nihal, Osmanlı Türk Sivil Mimarisinde Pencere Açıklıklarının Gelişimi, İstanbul Ayrıca yapıyla ilgili bilgilere Başbakanlık Osmanlı arşivinden ulaşılmış ve Kayseri Lisesi nin içerisinde yer alan Fizik Öğretmeni ve Müdür Yardımcısı Yusuf Özmerdivenli tarafından oluşturulan tarihçe panosundan da yararlanılmıştır. 14
18 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) ÇİZİMLER Çizim 1: M.1896 tarihli belgeden yapının zemin katını gösteren eski planı görünüş ve kesiti.(yıldıray ÖZBEK den alınmıştır). 15
19 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 2: Bodrum Kat Planı 16
20 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 3: Zemin Kat Döşeme Planı Çizim 4: Zemin Kat Tavan Planı 17
21 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 5: Birinci Kat Planı Çizim 6: Birinci Kat Döşeme Planı 18
22 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 7: Birinci Kat Tavan Planı 19
23 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 8: 2/2 Kesiti-5/5 Kesiti - 6/6 Kesiti 20
24 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 9: Güney Cephesi - Kuzey Cephesi 21
25 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 10: Doğu Cephesi Batı Cephesi 22
26 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Çizim 11:1/1 Kesiti 4/4 Kesiti (1-11 Çizimler Y. Mimar Oktay Çağlıbulanık dan alınmıştır). 23
27 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) FOTOĞRAFLAR Foto 1: 1905 yılına ait zemin katın tamamlandığını gösteren eski fotoğraf. (Y. Özbek den alınmıştır.) Foto 2: Yapının Batı Cephesinden Görünüşü. 24
28 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 3: Yapının Batı Cephesine Eklenen Bölüm. Foto 4: Yapının Güneybatı Cephesinden Genel Görünüş. 25
29 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 5: Yapının Güney Cephesinden Genel Görünüş. Foto 6: Yapının mescid kısmının dışarıdan görünüşü. 26
30 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 7: Yapının Doğu Cephesinden Genel Görünüş. Foto 8: Yapının Doğu Cephesinden Yan Giriş Kapısı. 27
31 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 9: Yapının Kuzey Cephesinden Genel Görünüş. Foto 10: Yapının Kuzey Cephesindeki Ana Giriş Kapısından Görünüş. 28
32 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 11: Yapının Kuzey Cephesinden Görünüş. Foto 12: Yapının Alt Kat Merdivenlerinden Genel Görünüş. 29
33 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 13: Yapının İç Mekan Koridorundan Görünüş. Foto 14: Yapının İç Mekan Koridorundan Görünüş. 30
34 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 15: Yapının Üst Kat Sınıflarından Görünüş. Foto 16: Yapının U şeklindeki Asma Katından Görünüş. 31
35 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 17: Yapının Alt Kat Sınıflarından Görünüş. Foto 18: Orijinal Neoklasik üsluptaki iç pencerelerinden birinin görünüşü. 32
36 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (1-33 s.) Foto 19: Yapının zemin katındaki merdiven sahınlığının altında yer alan depolarından birine girişi ve bu deponun tabanındaki orijinal ahşap taban döşemeleri. Foto 20: Merdiven sahınlığının altında yer alan depolarından birinin içi ve bu deponun orijinal ahşap taban döşemeleri. 33
37 SOSYO-TEKNİK KOLAYLAŞTIRICILARIN BİLGİ PAYLAŞIMI VE ALGILANAN ÖRGÜTSEL PERFORMANS ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: KONAKLAMA İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA * Prof. Dr. Enver AYDOĞAN * Öğr. Gör. Gaye DENİZ ** Öz Bu çalışmanın amacı, sosyo-teknik kolaylaştırıcılar olan güven, içsel ve dışsal ödül ile bilgi yönetim sisteminin, bilgi paylaşımı ve algılanan örgütsel performans üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Nevşehir de faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde çalışanlardan oluşan örneklemden anket yöntemiyle veri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; güven, içsel ödül, dışsal ödül ve bilgi yönetim sistemi ile bilgi paylaşımı niyeti, bilgi paylaşımı davranışı ve algılanan örgütsel performans arasında pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre ise içsel ödülün bilgi paylaşımı niyetini, davranışını ve algılanan örgütsel performansı; aynı şekilde bilgi yönetim sistemi kalitesinin de bilgi paylaşımı davranışını ve algılanan örgütsel performansı pozitif yönlü etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyo-teknik kolaylaştırıcılar, bilgi paylaşımı, algılanan örgütsel performans. THE EFFECTS OF SOCIO-TECHNICAL ENABLERS ON KNOWLEDGE SHARING AND PERCEIVED ORGANIZATIONAL PERFORMANCE: A RESEARCH IN ACCOMMODATION ESTABLISHMENTS Abstract The aim of the study is to investigate the effect of socio-technical enablers on knowledge sharing and organizational performance. The sample consists of employees working in accommodation establishments in Nevşehir. The data were collected and analyzed using a questionnaire sample of employees. According to the findings of research there was a positive correlation between trust, intrinsic reward, extrinsic reward, KMS with knowledge sharing and organizational performance. According to the result of the regression analysis intrinsic reward had a positive effect on knowledge sharing intention, behavior and organizational performance. Likewise, KMS quality had a positive effect on both knowledge sharing behavior and organizational performance. Bu çalışmanın genişletilmiş özeti 1. Örgütsel Davranış Kongresi nde sunulmuştur. Gazi Üniversitesi İİBF, İşletme Bölümü, [email protected] Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İİBF, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Bölümü, [email protected]
38 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Keywords: Socio-Technical enablers, knowledge sharing, organizational performance. 1. Giriş Günümüzde pek çok örgüt, bilgi paylaşımının ve algılanan örgütsel performansın rekabetçi avantaj elde etmede son derece önemli bir ölçüt olduğu konusunda hemfikirdir. Bu durum özellikle sosyo-teknik perspektif açısından ele alındığında, bilgi paylaşımı daha da kolaylaşmakta ve bu da algılanan örgütsel performansı olumlu yönde etkilemektedir. Tracey ve Wiesema, her biri rekabetçi üstünlük elde etmede önemli bir yol olan üç değerli stratejik performans yeteneği önermektedir. Bunlar; ürün ya da hizmet liderliği, müşteriyle yakınlık ve operasyonel mükemmelliktir. 1 Tüm bu değerler bilgi yönetimi uygulamalarıyla bütünleştirildiğinde karlılık, büyüme, verimlilik ve kalite gibi örgütsel amaçlara ulaşmak daha kolay olacaktır. Dolayısıyla söz konusu algılanan örgütsel performansın iyileştirilmesi aynı zamanda bilginin nasıl daha iyi yönetildiğine bağlıdır. Gold ve diğerleri, örgütsel etkinliğin bilgi yönetim süreciyle yakından ilişkili olduğunu, Chang Lee ve diğerleri ise bu sürecin bilgi üretimi, birikimi, paylaşımı, kullanımı ve içselleştirilmesinden oluştuğunu öne sürmektedir. 2 Bilgi yönetimi sürecinin başarılı olmasında strateji ve liderlik, örgüt kültürü, bilgi teknolojileri ve örgütsel ödül sistemi gibi kolaylaştırıcıların önemi büyüktür. 3 Bilgi yönetiminin performansı söz konusu olduğunda, bilgi paylaşım düzeyi de önemli bir faktör olarak ön plana çıkmaktadır. Örgütlerde bilgi paylaşımı; uyumluluk, dürüstlük ve açıklık gibi kişilik özelliklerinden etkilendiği kadar, bir takım sosyo-teknik kolaylaştırıcılar tarafından da etkilenmektedir. 4 Turizm sektörünün önemli bileşenlerinden biri olan konaklama işletmelerinin emek-yoğun bir özellik göstermesi ve insana insanla hizmet edilmesi niteliğinden dolayı, iç müşteri olarak görülen işgörenlerin dış müşterilere daha iyi hizmet sunabilmesi için bir takım kolaylaştırıcılarla motive edilmeleri gerekmektedir. Müşterinin toplam konaklama tecrübesinin iyi bir şekilde sonuçlanmasında departman içi ve departmanlar arası bilgi paylaşımının son derece önemli olduğu bu işletmelerde, algılanan örgütsel performans bireysel ya da grupsal çabalardan etkilenmektedir. Ele alınan çalışmalarda sosyo-teknik kolaylaştırıcılar, bilgi paylaşımı ve algılanan örgütsel performans arasında doğrudan bir ilişki kurulmamıştır. Bu noktadan 1 M. Treacy and F. D. Wiersema, The Discipline Of Market Leaders: Choose Your Customers, Narrow Your Focus, Dominate Your Market, Basic Books, A. H. Gold, A. Malhotra and A. H. Segars, Knowledge Management: An Organizational Capabilities Perspective, Journal of management information systems, 2001, 18(1): ; K. Chang Lee, S. Lee and I. W. Kang, KMPI: Measuring Knowledge Management Performance, Information & Management, 2005, 42(3): L. A. Ho, What Affects Organizational Performance?: The Linking Of Learning And Knowledge Management, Industrial Management & Data Systems, 2008, 108(9): K. Matzler, B. Renzl, J. Müller, S. Herting and T. A. Mooradian, Personality Traits And Knowledge Sharing, Journal of Economic Psychology, 2008, 29(3): ; S. Y. Choi, Y. S. Kang and H. Lee, The Effects Of Socio-Technical Enablers On Knowledge Sharing: An Exploratory Examination, Journal of Information Science, 2008, 34(5):
39 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) hareketle bu çalışmada konaklama işletmelerinde kullanılan sosyo-teknik kolaylaştırıcıların bilgi paylaşımını ve algılanan örgütsel performansı ne şekilde etkilediğinin ortaya konması bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. 2. Sosyo-Teknik Kolaylaştırıcılar Örgütlerde bilgi yönetimi ihtiyacının hızla artmasıyla birlikte, bilgi paylaşımı da kritik bir süreç olarak yeniden organize edilerek bu sayede algılanan örgütsel performansın arttırılmasına çalışılmış ve bu süreci kolaylaştıracak faktörler üzerinde durulmaya başlanmıştır. Başarılı bir bilgi paylaşımı süreci için örgütlerin çeşitli sosyo-teknik kolaylaştırıcılardan yararlanmaları gerekmektedir. Örgütlerde yerleşik bilgi yönetim sistemleri gibi teknik konular kadar, güven ve ödüller gibi sosyal faktörlerin de önemsendiği sosyo-teknik yaklaşımda bu kavramların önemine değinilmiştir Güven Örgütlerin etkin ve verimli olması anlamına da gelen örgütsel performans, büyük ölçüde kişilerarası güven yoluyla oluşan bilgi paylaşımına bağlıdır. Güven; örgüt üyelerinin rollere, ilişkilere ve deneyimlere dayanarak, diğer tarafın sözlerinde, davranışlarında ve kararlarında itimat edilir ve dürüst olacağına yönelik niyetleri ve davranışları hakkındaki olumlu beklentileridir. 5 Kişilerarası güven; karşı tarafın kendisi için önem taşıyan davranışlar sergileyeceği beklentisi içinde olmayı ve onu kontrol etmeyi ya da izlemeyi düşünmeksizin eylemlerine karşı savunmasız kalmaya gönüllülüğü ifade etmektedir. 6 Güven kavramına yönetsel açıdan bakıldığında, örgütsel amaçlara ulaşmada çalışanlar ve liderler için faydalı olduğu kadar; bilgi paylaşımı açısından da, güvenen bir kişinin başkalarına faydalı bilgiler vermek konusunda daha istekli olduğu görülebilir. 7 Dolayısıyla, yöneticilerin duruma göre iyi bir güven ortamı oluşturabilmeleri için işin nasıl yürütüldüğüne dair genel bir anlayış oluşturmaları, güven arttırıcı davranışlar sergilemeleri ve işgörenleri bir araya getirmeleri gerekmektedir İçsel ve Dışsal Ödül Ödüllendirme, çalışanları her zaman olumlu yönde etkileyen ve örgüte rekabet avantajı kazandırmada etkili olan motivasyon yollarından biridir ve içsel ve dışsal ödüller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 8 Bir soruna çözüm bulmak, fazla mesai yaparak bir işi bitirmek gibi kişinin kendi davranışı sonucunda elde edebileceği içsel ödüller yüksek 5 İ. K. Tüzün, Güven, Örgütsel Güven Ve Örgütsel Güven Modelleri, Karamanoğlu Mehmetbey İİBF Dergisi, 2007, 13: R. C. Mayer, J. H. Davis and F. D. Schoorman, An Integrative Model Of Organizational Trust, Academy of management review, 1995: B. Renzl, Trust In Management And Knowledge Sharing: The Mediating Effects Of Fear And Knowledge Documentation, Omega, 2008, 36(2): A. Öğüt, T. Akgemci ve M. T. Demirsel, Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi Bağlamında Örgütlerde İşgören Motivasyonu Süreci, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2004: 286; L. W. Porter, and E. E. Lawler, What Job Attitudes Tell About Motivation, Harvard Business Review Reprint Service,
40 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) düzeyde motivasyon sağlarken; dışsal ödüller; terfi etmek, makam odasına sahip olmak, ekstra ücret almak gibi daha çok örgütler tarafından verilen ödüllerdir ve işgörenleri motive etmemekte ama motive olması için uygun koşulları sağlamaktadır. 9 Genellikle, bilgi paylaşımının düzeyine ve verimliliğine bağlı bireysel ödül sistemlerinin en iyi çözüm olduğu düşünülse de; asıl önemli olan, etkin bilgi paylaşımını ve algılanan örgütsel performansı arttırmak için ödül sisteminin nasıl tasarlanacağıdır. 10 Dolayısıyla, bir diğer sosyal kolaylaştırıcı olan güven ile birlikte ödüllerin varlığı da bilgi paylaşımı ve performans açısından yönetimin ele alması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır Bilgi Yönetim Sistemi Kalitesi Bilgi yönetim sistemi; bilgi oluşturmaya, toplamaya, düzenlemeye ve yaymaya dayanan, örgütsel bilgiyi veriye dönüştürmeyi amaçlayan, profesyonel ve yönetsel faaliyetleri hedefleyerek gelişmekte olan bir sistemdir. 11 Bilgi yönetim sistemi; (i) etkin iletişim, koordinasyon ve işbirliği yeteneği bilgisine dayanır, (ii) bilgi ve teknoloji kaynak girdileri ile örgütsel performans arasında kritik bir bağlantı sağlar ve (iii) bilgi işçilerinin bu girdileri örgütsel performansa dönüştürmelerinde aktif katılımlarını gerektirir. 12 Bilgi yönetim sistemleri sayesinde kayıtlı bir bilginin kaynağı bulunabilir, takımlar içerisinde bilgi paylaşılabilir, geçmiş projeler hakkında bilgiye ulaşılabilir ve veriler analiz edilerek tüketici ihtiyaç ve davranışları öğrenilebilir. 13 Kısacası bilgi yönetim sistemi, çalışanların örtülü ve açık bilgilerini paylaşabilmelerini sağlayan ve böylece diğer çalışanların da işlerinde daha etkin ve verimli olabilmeleri için yararlanabildikleri sistematik ve örgütsel bir süreci ifade eder. 14 Bu nedenle, bilgi paylaşımı ve algılanan örgütsel performans açısından değerlendirilmesi gereken bir kavramdır. 9 N. Cihangiroğlu, ve B. Şahin, Organizasyonlarda Önemli Bir Fenomen: Psikolojik Sözleşme, Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi, 2012, 6(11): 6; S. Dündar, H. Özutku, ve F. Taşpınar, İçsel Ve Dışsal Motivasyon Araçlarının İşgörenlerin Motivasyonu Üzerindeki Etkisi: Ampirik Bir İnceleme, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Dergisi, 2007, 2: D. J. Lee and J. H. Ahn, Reward Systems for Intra-Organizational Knowledge Sharing, European Journal of Operational Research, 2007, 180(2): M. Alavi and D. Leider, Knowledge Management Systems: Emerging Views And Practices From The Field, Proceedings of the 32nd Annual Hawaii International Conference, 1999: Y. Malhotra and D. F. Galleta, Role Of Commitment and Motivation in Knowledge Management Systems Implementation: Theory, Conceptualization, And Measurement Of Antecedents of Success, Proceedings of the 36th Annual Hawaii International Conference. 2003: M. Alavi and D. E. Leidner, Knowledge Management And Knowledge Management Systems: Conceptual Foundations And Research Issues, MIS quarterly, 2001: Alavi and Leider, age., 1999: 2. 37
41 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) 3. Bilgi Paylaşımı Bilgi paylaşımı; departman veya örgüt bazında tüm çalışanların bilgi, deneyim ve beceri değişimlerini içeren sosyal bir etkileşim kültürü olarak ifade edilebilir. 15 Bilgi paylaşımı, üç farklı bileşenle kavramsallaştırılmaktadır: miktar (sıklık), kalite (kullanışlılık ve değer) ve odak noktası (bir bireyin bilgi paylaşımında bulunmayı ne derece hissettiği). 16 Güven unsuruna son derece bağımlı olan bu bileşenler, aynı zamanda bilgi paylaşımını daha soyut bir duruma taşımaktadır. Bilgi paylaşımı niyeti; bir bireyin bilgiyi paylaşmaya istekli ve davranışa hazır olduğunun bir göstergesi ve başkalarıyla bilgi paylaşımında bulunmasında önemli bir belirleyicidir. 17 Bilgi paylaşımı davranışı; örgütsel etkinliğe katkı sağlamayı ve işgörenlerin iş ile ilgili bilgilerini, yeteneklerini ve tecrübelerini takım arkadaşlarıyla paylaşmasını içeren bireysel davranışlardır. 18 Bilgi paylaşımı niyeti ve davranışı arasındaki ilişki, örgütsel öğrenme ve işletmenin rekabet avantajı açısından önemli olduğu kadar örgütlerdeki bireylerin kişisel gelişim ve beceri artırma kazanımları açısından da son derece önemlidir. 19 Çünkü bireyler bilgilerini diğer bireylerle paylaşıp artırdığında ve bütünleştirdiğinde inovasyon meydana gelir. 20 Dolayısıyla, sosyal ve teknik açıdan ele alınan bazı kolaylaştırıcıların örgütte bilgi paylaşımını arttıracak şekilde yönetilmesi son derece önemlidir. 4. Algılanan Örgütsel Performans Bir işin, işle ilgili süreçlerin ve işi yapan kişilerin amaçlar, sonuçlar ve kullanılan kaynaklar ile ilgili nicel ve nitel açıdan ulaştığı sonuçlar şeklinde tanımlanan performans kavramı, örgüt bazında incelendiğinde örgütün önceden belirlenmiş olan amaçlarına, kaynaklarını en etkili şekilde kullanarak ulaşabilme kabiliyetini ifade etmektedir. 21 Çalışmalarda örgütsel performans değerlendirilirken birbirinden farklı pek çok boyut kullanılabilmektedir. İşletmelerin gerçek performansını ortaya koyabilmek için ciro, karlılık ve büyüme hızı gibi ölçümlerin yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada ise, 15 H. F. Lin, Impact Of Organizational Support On Organizational Intention To Facilitate Knowledge Sharing, Knowledge Management Research & Practice, 2006, 4(1): A. Usoro, M. W. Sharratt, E. Tsui and S. Shekhar, Trust as an antecedent to knowledge sharing in virtual communities of practice, Knowledge Management Research & Practice, 2007, 5(3): B. M. Alajmi, The Intention to Share: Psychological Investigation of Knowledge Sharing Behaviour in Online Communities, Journal of Information & Knowledge Management, 2012, 11(3): J. Yi, A Measure of Knowledge Sharing Behavior: Scale Development and Validation, Knowledge Management Research & Practice, 2009, 7: N. Scott and E. Laws, Knowledge Sharing in Tourism And Hospitality, Journal of Quality Assurance in Hospitality & Tourism, 2006, 7(12): Matzler vd., age., 2008: S. Oyman, Stratejik Yönetim Sürecinde Performans Ölçümü ve Dengeli Sonuç Kartı Uygulaması: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İçin Bir Değerlendirme, Uzmanlık Yeterlilik Tezi, Ankara: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Muhasebe Genel Müdürlüğü, 2009:
42 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) işletmenin gerçek performansı ölçülmemiş ancak katılımcıların algıladıkları performans düzeyleri belirlenmiş ve bu ifadeler uzun vadeli karlılık, satışta büyüme olasılığı, işgören tatmini ve verimliliği, firma değeri, ürün ve hizmet kalitesi gibi örgütsel amaçlara ulaşmak olarak ifade edilmiştir. 22 Araştırmada algılanan örgütsel performansı etkileyen bir değişken olarak sosyo-teknik kolaylaştırıcıların ele alınması önem taşımaktadır. 5. Araştırma Modeli ve Hipotezler Bu çalışmada, konaklama işletmelerinde çalışanların sergilediği bilgi paylaşımı niyeti ve davranışı ile elde edilen algılanan örgütsel performans çıktılarını etkileyen faktörler olarak sosyo-teknik kolaylaştırıcılar ele alınmıştır. Çalışmayla ilgili önerilen araştırma modeli ve hipotezler aşağıda verilmiştir. Şekil 1.Kavramsal Araştırma Modeli Bilgi yönetimi ile ilgili yazında, bilgi paylaşımı için güvenin önemine sıklıkla değinilmektedir. İşbirlikçi davranışlarda korkuyu azaltan bir faktör olması yönüyle güven, örgütlerde bilgi paylaşımını kolaylaştırıcı bir rol oynamaktadır. 23 Örgüt içinde işgörenlerin tatminlerinin sağlanması, güveni, bağlılığı ve eninde sonunda elde edilen çıktıda iyileştirilmiş kaliteyi yaratır. Özellikle turizm sektöründe işbirliğinin ve güvenin olmadığı 22 T. Kim and G. Lee, A Modified And Extended Triandis Model For The Enablers Process Outcomes Relationship in Hotel Employees' Knowledge Sharing, The Service Industries Journal, 2012, 32(13): Renzl, age., 2008:
43 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) bir örgütte verimli bir ekip çalışmasından söz etmek hemen hemen imkânsızdır. 24 Konaklama işletmelerinin işgören devrini en aza indirmek, çalıştırdıkları elemanların örgüt amaçları doğrultusunda etkin bir şekilde hareket etmelerini sağlamak ve performanslarını artırmak için işgörenlerde örgüte karşı güven duygusunun oluşmasını sağlamaları gerekmektedir. 25 Konaklama işletmelerinde bilgi paylaşımının noksanlığı oluşturduğu maliyet ve işgücü devri açısından kritik bir değişken olduğundan güvenin bilgi paylaşımındaki önemi ele alınmalıdır. 26 Bu açıdan bakıldığında yetkinlik, dürüstlük ve yardımseverlik gibi boyutlara da sahip olan güven kavramının, bireysel ya da örgütsel düzeyde, bilgi paylaşımı niyeti ve davranışını olumlu yönde etkilediği görülmektedir. 27 Yöneticiler ve çalışanlar arasında, iletişim ve bilginin en doğru şekilde iletilmesi, sorunların çözümlenmesi, yetki verilmesi, amaç ve sorumlulukların paylaşılması gibi, birçok ilişkiyi etkileyen bir değişken olan güven, organizasyonlar, gruplar ve insanlar arası ilişkilerin devamlılığında en göze çarpan faktör olarak ön plana çıkmaktadır. Yüksek güven kültürüne sahip işletmelerde ise çalışanların morali ve verimliliği artmaktadır. 28 Pfeffer işletmede yüksek düzeyde güven ve iş birliğinin üst düzeyde örgütsel performans sağlayacağını ifade etmektedir. 29 Örgütlerde algılanan güven, çalışanlar arasında bilgi paylaşımını artırmakta ve 24 Z. Akıncı, Turizm Sektöründe İşgören İş Tatminini Etkileyen Faktörler: Beş Yıldızlı Konaklama İşletmelerinde Bir Uygulama, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, 2002, 4: İ. Yazıcıoğlu, Konaklama İşletmelerinde İşgörenlerin Örgütsel Güven Duyguları İle İş Tatmini Ve İşten Ayrılma Niyetleri Üzerine Bir Alan Araştırması, Elektronik sosyal Bilimler Dergisi, 2009, 8(30): Kim and Lee, age., 2012: Usoro vd., age., 2007: ; L. C. Abrams, R. Cross, E. Lesser and D. Z. Levin, Nurturing Interpersonal Trust in Knowledge-Sharing Networks, The Academy of Management Executive, 2003, 17(4): 64-77; J. H. Cheng, C. H. Yeh and C. W. Tu, Trust And Knowledge Sharing in Green Supply Chains, Supply Chain Management: An International Journal, 2008, 13(4): ; M. H. Hsu, T. L. Ju, C. H. Yen and C. M. Chang, Knowledge Sharing Behavior in Virtual Communities: The Relationship Between Trust, Self-Efficacy, And Outcome Expectations, International Journal of Human- Computer Studies, 2007, 65(2): ; P. Lee, N. Gillespie, L. Mann and A. Wearing, Leadership And Trust: Their Effect On Knowledge Sharing And Team Performance, Management Learning, 2010, 41(4): ; D. Z. Levin, E. M. Whitener and R. Cross, Perceived Trustworthiness Of Knowledge Sources: The Moderating İmpact Of Relationship Length, Journal of Applied Psychology, 2006, 91(5): 1163; B. McEvily, V. Perrone and A. Zaheer, Trust As An Organizing Principle, Organization science, 2003, 14(1): ; T. Mooradian, B. Renzl and K. Matzler, Who Trusts? Personality, Trust And Knowledge Sharing, Management Learning, 2006, 37(4): İ. Akkoç, A. Çalışkan ve Ö. Turunç, Örgütlerde Gelişim Kültürü ve Algılanan Örgütsel Desteğin İş Tatmini ve İş Performansına Etkisi: Güvenin Aracılık Rolü, Yönetim ve Ekonomi, 2012, 19(1): J. Pfeffer, The Human Equation, Cambridge, MA: Harvard Business School Press,
44 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) bireysel hedefler yerine örgütsel hedeflere daha çok odaklanılmasını sağlamaktadır. 30 Konaklama işletmelerinde işgücünün, örgütsel performans ve hizmet kalitesinin oluşumuna etki eden anahtar unsur olduğu kabul edilmektedir. 31 Dolayısıyla işgörenlerin örgüte ve yöneticilere duydukları güvenin örgütsel performansı da etkileyebileceği düşünülmektedir. Yine algılanan örgütsel performansa katkıda bulunması açısından değerlendirilen güven kavramı ile performans arasındaki ilişkiyi değerlendiren çalışmalar da bulunmaktadır. 32 Buradan hareketle aşağıdaki hipotezler oluşturulmuştur: H 1a :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan güven, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 1b :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan güven, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 1c :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan güven, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Örgütte bulunan ödül sistemi, çalışanları örgütsel amaçlara ulaşma yönünde motive edebilmelidir. Bu amaçla örgütler bilgi paylaşımına yönelik bireyleri cesaretlendirmek için farklı türde ödül sistemleri geliştirmektedirler. Bartol ve Locke örgütsel ödül sistemlerinin, istenen davranışları sergilemeleri için bireylerin motivasyonlarında faydalı olan birçok önemli yönünü tespit etmişlerdir. 33 İçsel ya da dışsal ödüllerin eksik olması bireyleri bilgi paylaşımına yönlendirmede önemli bir engel teşkil etmektedir. 34 Szulanski bir organizasyondaki motivasyon eksikliğinin en iyi uygulamaların 30 K. T. Dirks, and D. L. Ferrin, The Role Of Trust in Organizational Settings, Organization science, 2001, 12(4): ; R. M. Kramer and T. R. Tyler, Trust in Organizations: Frontiers of Theory and Research, Thousand Oaks, CA: Sage, 1996; X. Huang, K. Shı, Z. Zhang and Y. L. Cheung, The Impact of Participative Leadership Behavior On Psychological Empowerment And Organizational Commitment in Chinese Stateowned Enterprises: The Moderating Role Of Organizational Tenure, Asia Pacific Journal of Management, 2006, 23(3): S. Kanten ve P. Kanten, Hat Yöneticilerin İnsan Kaynakları Yönetimi Uygulamalarındaki Performansı İle İlişkili Etkenler: Konaklama İşletmelerinde Bir Araştırma, Yönetim, 2009, 20(63): D. G. Carnevale, Trustworthy Government: Leadership And Management Strategies For Building Trust And High Performance. San Francisco, CA: Jossey-Bass Publishers, 1995; E. E. Joseph and B. E. Winston, A Correlation Of Servant Leadership, Leader Trust, And Organizational Trust, Leadership & Organization Development Journal, 2005, 26(1): 6-22; A. K. Mishra, Organizational Responses to Crisis: The Centrality of Trust in Organizations, Frontiers of Theory and Research, Sage Publications, 1996: ; S. D. Salamon, and S. L. Robinson, Trust That Binds: The Impact Of Collective Felt Trust On Organizational Performance, Journal of Applied Psychology, 2008, 93(3): K. M. Bartol and E. A. Locke, Incentives And Motivation, Compensation in organizations: Current research and practice, 2000: Bock vd., age., 2005:
45 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) transfer edilebilmesinde önemli bir engel teşkil ettiğini tespit etmiştir. 35 Dışsal ödülleri elde etmek, içsel ödüllere nazaran daha kolay gibi görünse de, ikisi arasındaki ilişki tartışmalıdır. 36 Osterloh ve Frey e göre bilgi paylaşımında içsel ödüller dışsal ödüllere göre daha güçlü bir etki oluşturmaktadır. 37 Bununla birlikte işgörenler dışsal motivasyonda bilginin değişimine kendi algılamalarına dayalı olarak değer vermektedirler. Dışsal ödüller departmanlar arasındaki bilgi paylaşımını arttırabilmektedir. Bu nedenle lider şirketler bilgi yönetiminde dışsal ödülleri etkili şekilde kullanmaktadırlar. 38 Kwok ve Gao ya göre bilgi paylaşımına yönelik tutumu etkileyen üç boyut; dışsal ödüller, bilgiyi özümseme kapasitesi ve iletişim kanallarının zenginliğidir. Yapmış oldukları çalışmada dışsal ödüllerin işgörenlerin bilgi paylaşımı tutumunu etkilemeye yönelik anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşmışlardır. 39 Özellikle parasal ödüller, bilgi paylaşımı niyeti ve davranışı ile bireysel, grup ve örgüt düzeyindeki performans üzerinde daha etkilidir. 40 Bireysel ya da grup bazlı ödüllerin, bilgi paylaşımını ve algılanan örgütsel performansı etkilediği düşüncesinden hareketle aşağıdaki hipotezler oluşturulmuştur: G. Szulanski, Exploring Internal Stickiness: Impediments To The Transfer Of Best Practice Within The Firm, Strategic Management Journal, 1996, 17: K. M. Bartol and A. Srivastava, Encouraging Knowledge Sharing: The Role Of Organizational Reward Systems, Journal of Leadership & Organizational Studies, 2002, 9(1): M. Osterloh and B. S. Frey, Motivation, Knowledge Transfer, and Organizational Forms, Organization Science, 2000, 11(5): A. DemirhanveS.Bozkurt, Banka Çalışanlarının Bilgi Paylaşımı Davranışına Yönelik Tutumlarını Etkileyen Faktörler Üzerine Bir Araştırma, Journal of Yasar University, 2010, 18(5): Sai Ho Kwok ve Sheng Gao, Attitude Towards Knowledge Sharing Behavior, Journal of Computer Information Systems, 2005: Bartol and Srivastava, age., 2002, 9(1): A. Amin, M. F. Hassan, M. B. Ariffin and M. Rehman, Theoretical Framework of the Effect of Extrinsic Rewards on Individual's Attitude Towards Knowledge Sharing and the Role of Intrinsic Attributes, International Conference on, 2009: ; Bartol and Srivastava, a.g.e, 2002, 9(1): 64-76; G. P. Huber, Organizational Learning: The Contributing Processes And The Literatures, Organization science, 1991, 2(1): ; Lee and Ahn, age., 2007: ; E. Maltz and A. K. Kohli, Reducing Marketing s Conflict With Other Functions: The Differential Effects of Integrating Mechanisms, Journal of the Academy of Marketing Science, 2000, 28(4): ; J. L. Pearce, W. B. Stevenson, and J. L. Perry, Managerial compensation based on organizational performance: A time series analysis of the effects of merit pay, Academy of Management journal, 1985, 28(2):
46 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) H 2a :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan içsel ödül, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 2b :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan içsel ödül, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 2c :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan içsel ödül, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 3a :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan dışsal ödül, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 3b :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan dışsal ödül, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 3c :Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan dışsal ödül, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Bilgiyi saklaması ve işlemesi açısından bilgi yönetim sistemi, diğer bilgi sistemlerinden ayrılmaktadır. 42 Bilgi paylaşımını ve algılanan örgütsel performansı desteklemesi yönüyle de, bilgi yönetim sisteminin kalitesi örgütte interaktif bir etkileşim meydana getirmektedir. 43 Bilginin anında edinilmesi, üretimde, tüketimde ve günlük faaliyetlerde kullanılması çok az alanda turizm endüstrisinde olduğu kadar önemlidir. 44 Duruma bilhassa konaklama işletmeleri açısından yaklaşıldığında, bilgi çok yönlü akmakta; basit bir rezervasyon işlemi için bile otel, seyahat acentası ve müşteri arasındaki bilgi akışı iyi bir yönetim yeteneği gerektirmektedir. Bilgi yönetim sistemleri açısından ele alındığında, konaklama işletmelerinde yönetici destek ve bilgi sistemlerinin, karar destek sistemlerinin, ofis otomasyon sistemlerinin, yapay zeka uzman sistemlerinin, elektronik veri işlem sistemlerinin, yerel ve dış ağların kullanılması durumunda örgütsel performansın pozitif yönde etkileneceğine yönelik bulgular da bulunmaktadır. 45 Özellikle bilgi yönetim sistemi olarak kullanılması açısından otomasyon sistemlerinin kalitesi, bilgi paylaşımını ve 42 Choi, Kang and Lee, age., 2008: J. Dyer and K. Nobeoka, Creating And Managing A High Performance Knowledge- Sharing Network: The Toyota Case, Strategic Management Journal, 2002, 21: ; Chang Lee vd.,, age., 2005: ; M. S. Owlia, A Framework For Quality Dimensions Of Knowledge Management Systems, Total Quality Management, 2010, 21(11): ; T. Steiner, B. Britsch, L. Bourguinet and A. J. Frew, A Frame-Based Knowledge Management Tool For Hospitality Front Desks. 11th ENTER International Conference, 2004: M. Emeksiz, Otel İşletmelerinde İçsel ve Dışsal Bilgi Sistemleri, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, 2000, 11(1): Ö. Turunç, Bilgi Teknolojileri Kullanımının İşletmelerin Örgütsel Performansına Etkisi: Hizmet Sektöründe Bir Araştırma, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta: Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006:
47 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) dolayısıyla örgütün performansını yakından etkilemektedir. 46 aşağıdaki hipotezler oluşturulmuştur: Bu noktadan hareketle H 4a :Teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesi, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 4b :Teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesi, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. H 4c :Teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesi, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. 6. Araştırmanın Yöntemi 6.1. Evren ve Örneklem Araştırmanın uygulama alanı içerisinde evren konaklama işletmeleri olarak belirlenmiş ve örnekleme çerçevesi, bölgede yeterli sayıda konaklama işletmesi olması ve bilgi yönetim sistemlerini kullanmaları bakımından Nevşehir ilindeki turizm işletme belgeli 4 ve 5 yıldızlı oteller ile özel belgeli (diğer) otellerde çalışan personel ile sınırlandırılmıştır. Konaklama işletmelerinin çalışma sistemlerinin vardiyalı olmasından dolayı tüm çalışanlara ulaşılması mümkün olmadığından örneklem belirlenmiş ve olasılıklı olmayan örnekleme türlerinden biri olan kolayda örnekleme kullanılmıştır. Söz konusu otellerin insan kaynakları departmanlarından alınan bilgiye göre toplam personel sayısının 967 kişi olmasından hareketle ve % 95 güven düzeyi varsayımıyla, örneklem yaklaşık 276 kişi olarak tespit edilmiştir. 47 Bu bağlamda örneklem çerçevesinde konaklama işletmelerine daha sonra toplanmak üzere toplam 300 anket dağıtılmış ve dağıtılan anketlerden 187 si geri dönmüştür. Anketlerin geri dönüş oranı % 62 dir ve bilimsel olarak kabul edilebilir bir orandır Veri Toplama Aracı Araştırmaya temel teşkil edecek olan veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Anketin ilk bölümü; sosyo-teknik kolaylaştırıcılar, bilgi paylaşımı niyeti ve davranışı ile algılanan örgütsel performansa yönelik ifadelerle bu kavramları ölçmeye yöneliktir. İkinci bölümde ise araştırmaya katılan işgörenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Konaklama işletmeleri çalışanlarının sosyal kolaylaştırıcılar olan; güven, içsel 46 Steiner vd., age., 2004: 1-11; M. Alazmi and M. Zairi, Knowledge Management Critical Success Factors. Total Quality Management and Business Excellence. 2003, 14(2): ; M. T. McLeod, D. R. Vaughan and J. Edwards, Knowledge Networks in The Tourism Sector Of The Bournemouth, Poole, And Christchurch Conurbation: Preliminary Analysis, The Service Industries Journal, 2010, 30(10): ; Scott and Laws, age., 2006: H. Çıngı, Örnekleme Kuramı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Yayınları Ders Kitapları Dizisi 20. Ankara: H.Ü. Fen Fakültesi Basımevi, M. A. Pierce and Henry, J. W. Computer Ethics: The Role Of Personal, İnformal, And Formal Codes, Journal of Business Ethics, 1996, 15:
48 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) ve dışsal ödüller ile teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesine yönelik eğilimlerini ve bilgi paylaşımı niyetlerini ölçmek üzere Choi ve diğerleri tarafından geliştirilen 5 li likert tipi (1=Kesinlikle Katılmıyorum, 2=Katılmıyorum, 3=Ne Katılıyorum Ne Katılmıyorum, 4=Katılıyorum, 5=Kesinlikle Katılıyorum) ve her biri 4 maddeden oluşan ölçek kullanılmıştır. 49 Güven değişkenine ilişkin meslektaşlarımın dürüst ve güvenilir olduğuna inanırım ; içsel ödül değişkenine ilişkin kendi becerilerimi öğrettiğimde ya da paylaştığımda insanlar işime değer verir ; dışsal ödül değişkenine ilişkin diğer meslektaşlarıma bilgimi transfer ettiğimde uygun parasal değeri alırım ; bilgi yönetim sisteminin kalitesi değişkenine ilişkin her ne zaman ihtiyaç duyulursa bilgi yönetim sistemine ulaşılabilir ve bilgi paylaşımı niyeti değişkenine ilişkin bilgiyi paylaşmayı deneyeceğim gibi ifadeler kullanılmıştır. Bilgi paylaşımı davranışını ölçmek için Bock ve diğerleri tarafından geliştirilen 5 li likert tipi ve 3 maddeden oluşan ölçekte meslektaşlarımla bilgimi ya da iş deneyimimi paylaşırım gibi ifadeler kullanılmıştır. 50 Algılanan örgütsel performansı ölçmek için de Khandwalla tarafından geliştirilen 5 li likert tipi ve 6 maddeden oluşan ve çalıştığım otel, diğer otellerden daha yüksek uzun dönemli karlılığa sahiptir gibi ifadeler bulunan algılanan örgütsel performans ölçeği kullanılmıştır Veri Analiz Yöntemleri Veri analizinde hazır bir istatistik programından yararlanılmıştır. Öncelikle katılımcıların profillerini yansıtan tanımlayıcı istatistiksel veriler ortaya konmuştur. Bağımsız değişken (sosyo-teknik kolaylaştırıcılar) ile bağımlı değişkenler (bilgi paylaşımı ve algılanan örgütsel performans) arasındaki ilişkileri test etmek için korelasyon analizi; bağımsız değişkenin, bağımlı değişken üzerindeki etki düzeyini belirlemek için ise çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonunda elde edilen bulgular tartışılmış, etkin bilgi paylaşımını sağlamak ve algılanan örgütsel performansı arttırmak için öneriler sunulmuştur. 7. Bulgular ve Tartışma 7.1. Demografik Özelliklere İlişkin Bulgular Araştırmaya katılan konaklama işletmeleri çalışanlarının demografik özelliklerine ilişkin veriler Tablo 1 de gösterilmektedir. Buna göre yanıtlayıcıların % 44,4 i yaş aralığında, % 63,1 i erkek, % 61,1 i evli, % 35,3 ü lise ve dengi okul mezunu, % 40,6 sı 1-5 yıl arasında tecrübeye sahiptir. Katılımcıların yaklaşık yarısı turizm eğitimi almıştır ve çoğunluğu önbüro, kat hizmetleri ve yiyecek-içecek departmanında çalışan departman elemanlarıdır. Yine katılımcıların birçoğu şahıs işletmesinde çalışmakta olup, bu işletmelerin de çoğunluğu 5 yıldızlı otellerdir. 49 Choi, Kang and Lee, age., 2008: Bock vd,, age., 2005: P. Khandwalla, The design of organizations. New York, NY: HarcourtBrace Jovanovich,
49 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) YAŞ Tablo 1: Katılımcılara İlişkin Demografik Veriler KATILIMCILARA İLİŞKİN DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER CİNSİYET MEDENİ DURUM EĞİTİM DURUMU TURİZM EĞİTİMİ ALMA DURUMU İŞ DENEYİMİ OTELDE ÇALIŞILAN DEPARTMAN Frekans Yüzde 25 Yaş ve Altı 38 20, Yaş Arası 83 44, Yaş Arası 47 25, Yaş Arası 16 8,6 56 Yaş ve Üstü 3 1,6 Kadın 69 36,9 Erkek ,1 Bekâr 72 38,9 Evli ,1 İlköğretim 37 19,8 Lise ve Dengi Okul 66 35,3 Meslek Yüksekokulu 45 24,1 Fakülte/Yüksekokul 33 17,6 Yüksek Lisans/Doktora 6 3,2 Evet 90 48,9 Hayır 94 50,3 1 Yıldan Daha Az 13 7,0 1-5 Yıl Arası 76 40, Yıl Arası 61 32,6 10 Yıldan Daha Fazla 37 19,8 Önbüro 43 23,1 Kat Hizmetleri 59 31,7 Yiyecek-İçecek 45 24,2 Satış-Pazarlama 12 6,5 İnsan Kaynakları 5 2,7 46
50 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) OTELDEKİ POZİSYON OTELİN SAHİPLİK DURUMU OTELİN YILDIZ SAYISI Muhasebe-Finans 9 4,8 Diğer 13 7,0 Üst Düzey Yönetici 9 4,8 Departman Yöneticisi 15 8,1 Departman Şefi 25 13,4 Departman Elemanı ,7 Şahıs Otel 94 50,3 Kiralık Otel 36 19,3 Zincir Otel 54 28,9 Franchise Otel 3 1,6 4 Yıldızlı 73 39,0 5 Yıldızlı 98 52,4 Diğer 16 8, Değişkenlere İlişkin Bulgular Güven, içsel ve dışsal ödül, bilgi yönetim sistemi kalitesi, bilgi paylaşımı niyeti ve davranışı ile algılanan örgütsel performansa ilişkin ortalama, standart sapma, değişkenler arasındaki korelasyon katsayıları ve cronbach s alpha değerleri Tablo 2 de verilmiştir. 47
51 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Tablo 2: Tanımlayıcı İstatistikler, Değişkenler Arasındaki Korelasyonlar ve Cronbach s Alpha Değerleri 1.Güven 2.İçsel Ödül 3.Dışsal Ödül 4.Bilgi Yönetim Sistemi Kalitesi 5.Bilgi Paylaşımı Niyeti 6.Bilgi Paylaşımı Davranışı 7. Algılanan Örgütsel Performan s ** p<0,01 Ort. 3,6 2 3,7 7 3,3 6 3,7 1 3,8 1 3,8 5 3,9 1 Std. Sapm a 0,93 (0,83) 0,82 1,07 0,80 0,86 0,85 0, ,555* *,410* *,303* *,264* *,335* *,219* * (0,81),448* *,402* *,444* *,442* *,446* * (0,88),499* *,295* *,320* *,395* * (0,87),326* *,380* *,467* * (0,88),683* *,410* * (0,83),482* * (0,86 ) Tablo 2 deki korelasyon analizi sonuçlarına bakıldığında; güven ile bilgi paylaşımı niyeti (r=0,264; p<0,01), bilgi paylaşımı davranışı (r=0,335; p<0,01) ve algılanan örgütsel performans (r=0,219; p<0,01) arasında pozitif yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu görülmektedir. Benzer şekilde içsel ödül ile bilgi paylaşımı niyeti (r=0,444; p<0,01), bilgi paylaşımı davranışı (r=0,442; p<0,01) ve algılanan örgütsel performans (r=0,446; p<0,01) arasında ve dışsal ödül ile bilgi paylaşımı niyeti (r=0,295; p<0,01), bilgi paylaşımı davranışı (r=0,320; p<0,01) ve algılanan örgütsel performans (r=0,395; p<0,01) arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki söz konusudur. Son olarak, bilgi yönetim sistemi kalitesi ile bilgi paylaşımı niyeti (r=0,326; p<0,01), bilgi paylaşımı davranışı (r=0,380; 48
52 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) p<0,01) ve algılanan örgütsel performans (r=0,467; p<0,01) arasında da pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Güven, içsel ödül, dışsal ödül ve bilgi yönetim sistemi kalitesinin bilgi paylaşımı niyeti üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan çoklu regresyon analizi sonuçları Tablo 3 de özetlenmiştir. Tablo 3: Sosyo-Teknik Kolaylaştırıcıların Bilgi Paylaşımı Niyeti Üzerindeki Etkisine İlişkin Çoklu Regresyon Analizi Sonuçları Bağımsız Değişkenler β Standart Hata t Değeri Sig. Tolerans VIF Güven -0,002 0,074-0,025 0,980 0,672 1,487 İçsel Ödül 0,357** 0,089 4,296** 0,000 0,622 1,609 Dışsal Ödül 0,062 0,065 0,768 0,443 0,659 1,518 BYS Kalitesi 0,152 0,084 1,954 0,052 0,709 1,411 F 13,156 Düzeltilmiş R 2 0,209 R 2 0,226 Tahmini Stnd. Hata Anlamlılık Düzeyi Durbin- Watson Bağımlı Değişken: Bilgi Paylaşımı Niyeti **p<0,01 0, ,000 1,581 Tablo 3 deki çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde, modelin bir bütün olarak anlamlı olduğu ifade edilebilir (F (4,180) = 13,156; p=0,00). İçsel ödülün (β= 0,357) bilgi paylaşımı niyetini pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiş olup, bilgi paylaşımı niyetindeki değişimin % 21 inin bağımsız değişkenler tarafından açıklandığı söylenebilir (Düzeltilmiş R 2 = 0,209). Modelde tüm toleranslar 0,1 den büyük ve varyans büyütme faktörleri 5 ten küçük olduğundan çoklu bağlantı sorunu olmadığı görülmektedir. Ayrıca araştırmada dikkat edilmesi gereken bir diğer değer de Durbin-Watson testidir. Bu test modeldeki değişkenler arasında otokorelasyon sorunu olup olmadığını ortaya koyar. Bu 49
53 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) değerin 1,5 ile 2,5 arasında olması arzulanan bir durumdur. Modeldeki değişkenler arasında otokorelasyon sorunu yoktur. Buna göre; H 2a kabul edilmiş, H 1a, H 3a ve H 4a reddedilmiştir. Güven, içsel ödül, dışsal ödül ve bilgi yönetim sistemi kalitesinin bilgi paylaşımı davranışı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan çoklu regresyon analizi sonuçları Tablo 4 te özetlenmiştir. Tablo 4: Sosyo-Teknik Kolaylaştırıcıların Bilgi Paylaşımı Davranışı Üzerindeki Etkisine İlişkin Çoklu Regresyon Analizi Sonuçları Bağımsız Değişkenler β Standart Hata t Değeri Sig. Tolerans VIF Güven 0,097 0,072 1,238 0,217 0,672 1,487 İçsel Ödül 0,282** 0,087 3,454** 0,001 0,622 1,609 Dışsal Ödül 0,052 0,064 0,652 0,515 0,659 1,518 BYS Kalitesi 0,211** 0,082 2,765** 0,006 0,709 1,411 F 15,342 Düzeltilmiş R 2 0,238 R 2 0,254 Tahmini Stnd. Hata Anlamlılık Düzeyi Durbin- Watson Bağımlı Değişken: Bilgi Paylaşımı Davranışı **p<0,01 0, ,000 1,522 Tablo 4 deki çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, modelin bir bütün olarak anlamlı olduğu ifade edilebilir (F (4,180) = 15,342; p=0,00). İçsel ödül (β= 0,282) ve bilgi yönetim sistemi kalitesi (β= 0,211) bilgi paylaşımı davranışını pozitif yönlü etkilemektedir. Bilgi paylaşımı davranışındaki değişimin % 24 ünün bağımsız değişkenler tarafından açıklandığı söylenebilir (Düzeltilmiş R 2 = 0,238). Tüm toleranslar 0,1 den büyük ve varyans etkileme faktörleri 5 ten küçük olduğundan modelde çoklu bağlantı sorunu olmadığı görülmektedir. Durbin-Watson testine göre, değişkenler arasında otokorelasyon sorunu bulunmamaktadır. Buna göre; H 2b ve H 4b kabul edilmiş, H 1b ve H 3b reddedilmiştir. 50
54 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Güven, içsel ödül, dışsal ödül ve bilgi yönetim sistemi kalitesinin algılanan örgütsel performans üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan çoklu regresyon analizi sonuçları Tablo 5 de özetlenmiştir. Tablo 5: Sosyo-Teknik Kolaylaştırıcıların Algılanan Örgütsel Performans Üzerindeki Etkisine İlişkin Çoklu Regresyon Analizi Sonuçları Bağımsız Değişkenler β Standart Hata t Değeri Sig. Tolerans VIF Güven -0,117 0,059-1,578 0,116 0,672 1,487 İçsel Ödül 0,359** 0,071 0,359** 0,000 0,622 1,609 Dışsal Ödül 0,145 0,052 0,145 0,054 0,659 1,518 BYS Kalitesi 0,285** 0,067 0,285** 0,000 0,709 1,411 F 22,673 Düzeltilmiş R 2 0,320 R 2 0,335 Tahmini Stnd. Hata Anlamlılık Düzeyi Durbin- Watson Bağımlı Değişken: Algılanan Örgütsel Performans **p<0,01 0, ,000 2,100 Tablo 5 deki çoklu regresyon analizi sonuçlarına bakıldığında ise, modelin yine bir bütün olarak anlamlı olduğu ifade edilebilir (F (4,180) = 22,673; p=0,00). İçsel ödülün (β= 0,359) ve bilgi yönetim sistemi kalitesinin (β= 0,285) algılanan örgütsel performansı pozitif yönlü etkilediği görülmektedir ve algılanan örgütsel performanstaki değişimin % 32 sinin bağımsız değişkenler tarafından açıklandığı söylenebilir (Düzeltilmiş R 2 = 0,320). Modeldeki değişkenler arasında çoklu bağlantı ve otokorelasyon sorunu yoktur. Buna göre; H 2c ve H 4c kabul edilmiş, H 1c ve H 3c reddedilmiştir. 8. Sonuç ve Öneriler Bu çalışmada, konaklama işletmelerinde işgörenlere sağlanan sosyo-teknik kolaylaştırıcıların, işgörenlerin bilgi paylaşımları ve algılanan örgütsel performans üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 51
55 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; bilgi paylaşımı niyeti üzerinde sosyoteknik kolaylaştırıcılardan içsel ödül pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip bulunurken, güven, dışsal ödül ve bilgi yönetim sistemi kalitesinin anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Bilgi paylaşımı davranışı ve algılanan örgütsel performans; içsel ödül ve bilgi yönetim sistemi kalitesinden pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilenirken, güven ve dışsal ödülün anlamlı bir etkide bulunmadığı tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre hipotezlerin kabul-red durumları tablo 6 da özetlenmiştir. Tablo 6: Regresyon Analizleri Sonuçlarına Göre Araştırma Hipotezlerinin Kabul Durumu No H 1a H 1b H 1c H 2a H 2b H 2c H 3a H 3b H 3c H 4a H 4b H 4c Hipotezler Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan güven, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan güven, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan güven, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan içsel ödül, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan içsel ödül, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan içsel ödül, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan dışsal ödül, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan dışsal ödül, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Sosyal kolaylaştırıcıların alt boyutu olan dışsal ödül, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesi, bilgi paylaşımı niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesi, bilgi paylaşımı davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Teknik bir kolaylaştırıcı olan bilgi yönetim sistemi kalitesi, algılanan örgütsel performans üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Kabul Durumu Red Red Red Kabul Kabul Kabul Red Red Red Red Kabul Kabul 52
56 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Yönetim açısından örgütte güvenin sağlanması gerek takım içerisinde gerekse takımlar arasındaki bilgi paylaşımı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. 52 Takım üyeleri bilgilerini paylaştıkça örgütsel amaçlara ulaşmak, kaliteyi elde etmek, müşteri beklentilerini karşılamak ve verimlilik sağlamak daha kolay olacaktır. 53 Bu açıdan bakıldığında çalışmadan elde edilen sonuçlar literatürle benzerlik göstermemekle birlikte işgörenlerin örgüte, yöneticilere ve takım arkadaşlarına olan güven düzeyleri arttıkça; diğer işgörenlerle bilgi paylaşma niyet ve davranışlarının da artacağı, bu durumun işgörenlerin işe ve örgüte bağlılıklarına da katkı sağlayacağı, sonuçta algılanan örgütsel performans çıktılarının pozitif yönde etkileneceği söylenebilir. Örgüt üyeleri tarafından beklenen dışsal ödüller bilgi paylaşımının sağlanmasında etkili bir tutum olarak görülmemekte, aksine karşılıklı fayda sağlamak, öz yeterlilik ve başkalarına yardım etmenin keyfi gibi içsel ödüllerin paylaşımı ve dolayısıyla performansı arttırıcı bir faktör olduğu gözlenmektedir. 54 Literatürle uyumlu olarak etkili motivasyon yollarından biri olan içsel ödül sisteminin daha çok kullanılması, örgütte bilgi paylaşımını ve performans düzeyini olumlu yönde etkileyebilecek; kullanılan bilgi yönetim sistemi ulaşılabilir, kullanımı kolay, istikrarlı ve hızlı cevap verebilen bir nitelikte olduğunda, arşive ve her türlü veri formatına ulaşım sağlanabilecek, sistem üzerinden bilgi paylaşımı artacak ve dolayısıyla algılanan örgütsel performans da artacaktır. 55 Bu sonuçlardan hareketle, konaklama işletmelerinde bilgi paylaşımını ve nihai olarak algılanan örgütsel performansı arttırmak için yöneticilere getirilebilecek öneriler şunlardır: Yöneticilerin, konaklama hizmetlerinin nasıl daha iyi gerçekleştirilebileceğine dair genel bir anlayış oluşturmaları, güven arttırıcı davranışlar sergilemeleri ve işgörenlere takım çalışması ve sinerji vurgusu yapmaları, Örgüte rekabet avantajı kazandırmada etkili olan terfi vermek ve ücret artışı sağlamak gibi dışsal motivasyon alternatiflerinin yanında, bir işi başarmak, sorumluluk almak, kişisel ve profesyonel gelişim kaydetmek gibi içsel motivasyon araçlarına da yeterince yer vermeleri, Değer yaratmaya yönelik çalışmalar yapılmasını sağlayarak bilgi paylaşımının düzeyine ve etkisine bağlı bireysel ya da grup bazlı ödüllendirme sistemlerinin kurulmasını sağlamaları, Özellikle konaklama işletmelerinin yönetilebilmesinde son derece önem arz eden, sistematik bilgi yönetimi altyapısı sağlayan Fidelio, Opera, Elektra veya intranet gibi işlevsel ve nitelikli bir bilgi yönetim sistemini tercih ederek, gerekli oryantasyon faaliyetleriyle işgörenlerin bilgi yönetim sistemini etkin bir şekilde kullanmalarını sağlamaları önerilebilir. 52 Renzl, age., 2008: P. Lee, N. Gillespie, L. Mann and A. Wearing, Leadership And Trust: Their Effect On Knowledge Sharing And Team Performance, Management Learning, 2010, 41(4): Bock, vd., age., 2005: 100; Lin, age., 2006: Alavi and Leider, age., 1999: 7. 53
57 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Bu çalışmanın temel kısıtlayıcısı, alan araştırmasının Nevşehir ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmeleri çalışanları ile sınırlı tutulmuş olmasıdır. Dolayısıyla yapılacak olan değerlendirmeler sadece Nevşehir ölçeğinde geçerlidir. Bu araştırma sonuçları, diğer turizm merkezlerinde gerçekleştirilecek çalışmalar için yol gösterici bulgular sunabilir. Farklı illerde yapılacak araştırmalar sonucunda ulaşılacak bulgular karşılaştırıldığında, sosyo-teknik kolaylaştırıcı algılamalarının ve bilgi paylaşımı ile algılanan örgütsel performans düzeylerinin ne yönde değiştiği ortaya koyularak yöneticilere önemli katkılar sağlanabilir. Gelecekte bu tür çalışmaların farklı sektörlerde ele alınarak yapılması faydalı olacaktır. Yine örgüt kültürü, örgütsel destek ve liderlik gibi farklı türdeki sosyo-teknik kolaylaştırıcıların özellikle bilgi paylaşımını ne yönde etkileyeceği de bir başka araştırma konusu olarak ele alınabilir. KAYNAKÇA Abrams, L. C., R. Cross, E. Lesser and D. Z. Levin. Nurturing interpersonal trust in knowledge-sharing networks, The Academy of Management Executive, Vol. 17, Issue 4, 2003, pp Akıncı, Z. Turizm Sektöründe İşgören İş Tatminini Etkileyen Faktörler: Beş Yıldızlı Konaklama İşletmelerinde Bir Uygulama, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, 2002, Sayı 4, s Akkoç, İ., A. Çalışkan ve Ö. Turunç, Örgütlerde Gelişim Kültürü ve Algılanan Örgütsel Desteğin İş Tatmini ve İş Performansına Etkisi: Güvenin Aracılık Rolü, Yönetim ve Ekonomi, 2012, Cilt 19, Sayı 1, s Alajmi, B. M. The Intention to Share: Psychological Investigation of Knowledge Sharing Behaviour in Online Communities, Journal of Information & Knowledge Management, Vol. 11, Issue 3, 2012, pp Alavi, M. and D. E. Leidner. Knowledge management and knowledge management systems: Conceptual foundations and research issues, MIS quarterly, 2001, pp Alavi, M. and D. Leider. Knowledge management systems: emerging views and practices from the field. Proceedings of the 32nd Annual Hawaii International Conference, 1999, pp Alazmi, M. and M. Zairi. Knowledge management critical success factors. Total Quality Management and Business Excellence. Vol. 14, Issue 2, 2003, pp Amin, A., M. F. Hassan, M. B. Ariffin and M. Rehman, Theoretical Framework of the Effect of Extrinsic Rewards on Individual's Attitude Towards Knowledge Sharing and the Role of Intrinsic Attributes, International Conference on, 2009, pp
58 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Bartol, K. M. and A. Srivastava. Encouraging knowledge sharing: the role of organizational reward systems, Journal of Leadership & Organizational Studies, Vol. 9, Issue 1, 2002, pp Bartol, K. M. and E. A. Locke. Incentives and motivation, Compensation in organizations: Current research and practice, 2000, pp Bock, G. W., R. W. Zmud, Y. G. Kim and J. N. Lee. Behavioral intention formation in knowledge sharing: examining the roles of extrinsic motivators, socialpsychological forces, and organizational climate, MIS quarterly, 2005, pp Carnevale, D. G. Trustworthy government: Leadership and management strategies for building trust and high performance. San Francisco, CA: Jossey-Bass Publishers, Chang Lee, K., S. Lee and I. W. Kang. KMPI: measuring knowledge management performance, Information & Management, Vol. 42, Issue 3, 2005, pp Cheng, J. H., C. H. Yeh and C. W. Tu. Trust and knowledge sharing in green supply chains, Supply Chain Management: An International Journal, Vol. 13, Issue 4, 2008, pp Choi, S. Y., Y. S. Kang and H. Lee. The effects of socio-technical enablers on knowledge sharing: an exploratory examination, Journal of Information Science, Vol. 34, Issue 5, 2008, pp Cihangiroğlu, N. ve B. Şahin. Organizasyonlarda Önemli Bir Fenomen: Psikolojik Sözleşme, Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi, Cilt 6, Sayı 11, 2012, s Çıngı, H. Örnekleme Kuramı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Yayınları Ders Kitapları Dizisi 20. Ankara: H.Ü. Fen Fakültesi Basımevi, Demirhan A. ve S. Bozkurt, Banka Çalışanlarının Bilgi Paylaşımı Davranışına Yönelik Tutumlarını Etkileyen Faktörler Üzerine Bir Araştırma, Journal of Yasar University, 2010, Cilt 18, Sayı 5, s Dirks, K. T. and D. L. Ferrin. The Role Of Trust İn Organizational Settings, Organization Science, 2001, Vol. 12, No. 4, pp Dündar, S., Özutku, H., ve Taşpınar, F. İçsel ve dışsal motivasyon araçlarının işgörenlerin motivasyonu üzerindeki etkisi: Ampirik bir inceleme, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 2, 2007, s Dyer, J. and K. Nobeoka. Creating and managing a high performance knowledge-sharing network: the Toyota case, Strategic Management Journal, Vol. 21, 2002, pp Emeksiz, M. Otel İşletmelerinde İçsel ve Dışsal Bilgi Sistemleri, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, 2000, s
59 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Gold, A., H. A., Malhotra and A. H. Segars. Knowledge management: an organizational capabilities perspective, Journal of management information systems, Vol. 18, Issue 1, 2001, pp Ho, L. A. What affects organizational performance?: The linking of learning and knowledge management, Industrial Management & Data Systems, Vol. 108, Issue 9, 2008, pp Hsu, I. Knowledge sharing practices as a facilitating factor for improving organizational performance through human capital: a preliminary test, Expert Systems with Applications, Vol. 35, Issue 3, 2008, pp Hsu, M. H., T. L. Ju, C. H. Yen and C. M. Chang. Knowledge sharing behavior in virtual communities: The relationship between trust, self-efficacy, and outcome expectations, International Journal of Human-Computer Studies, Vol. 65, Issue 2, 2007, pp Huang, X., K., Shi, Z. Zhang, and Y. L. Cheung. The impact of participative leadership behavior on psychological empowerment and organizational commitment in Chinese stateowned enterprises: The moderating role of organizational tenure, Asia Pacific Journal of Management, 2006, Vol. 23, No. 3, pp Huber, G. P. Organizational learning: The contributing processes and the literatures, Organization science, Vol. 2, Issue 1, 1991, pp Joseph, Errol E., and Bruce E. Winston. A correlation of servant leadership, leader trust, and organizational trust, Leadership & Organization Development Journal, Vol. 26, Issue 1, 2005, pp Kanten S. ve P. Kanten, Hat Yöneticilerin İnsan Kaynakları Yönetimi Uygulamalarındaki Performansı İle İlişkili Etkenler: Konaklama İşletmelerinde Bir Araştırma, Yönetim, 2009, Cilt 20, Sayı 63, s Khandwalla, P. The design of organizations. New York, NY: HarcourtBrace Jovanovich, Kim, T. and G. Lee. A modified and extended Triandis model for the enablers process outcomes relationship in hotel employees' knowledge sharing, The Service Industries Journa,. Vol. 32, Issue 13, 2012, pp Kramer, R. M. and T. R. Tyler. Trust in Organizations: Frontiers Of Theory And Research, Thousand Oaks, Ca: Sage Kwok S. H. and Sheng G. Attitude Towards Knowledge Sharing Behavior, Journal of Computer Information Systems, 2005, Vol. 46, No. 2, pp Lee, D. J. and J. H. Ahn. Reward systems for intra-organizational knowledge sharing, European Journal of Operational Research, Vol. 180, Issue 2, 2007, pp
60 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Lee, P., N. Gillespie, L. Mann and A. Wearing. Leadership and trust: their effect on knowledge sharing and team performance, Management Learning, Vol. 41, Issue 4, 2010, pp Levin, D. Z., E. M. Whitener and R. Cross. Perceived trustworthiness of knowledge sources: The moderating impact of relationship length, Journal of Applied Psychology, Vol. 91, Issue 5, 2006, pp Levin, D. Z., R. Cross, L. C. Abrams and E. L. Lesser. Trust and knowledge sharing: A critical combination, IBM Institute for Knowledge-Based Organizations, 2002, pp Lin, H. F. Impact of organizational support on organizational intention to facilitate knowledge sharing, Knowledge Management Research & Practice, Vol. 4, Issue 1, 2006, pp Malhotra, Y. and D. F. Galleta. Role of commitment and motivation in knowledge management systems implementation: Theory, conceptualization, and measurement of antecedents of success. Proceedings of the 36th Annual Hawaii International Conference. 2003, pp Maltz, E. and A. K. Kohli. Reducing marketing s conflict with other functions: the differential effects of integrating mechanisms, Journal of the Academy of Marketing Science, Vol. 28, Issue 4, 2000, pp Matzler, K., B. Renzl, J. Müller, S. Herting and T. A. Mooradian. Personality traits and knowledge sharing, Journal of Economic Psychology, Vol. 29, Issue 3, 2008, pp Mayer, R. C., J. H. Davis and F. D. Schoorman. An integrative model of organizational trust, Academy of management review, 1995, pp McEvily, B., V. Perrone and A. Zaheer. Trust as an organizing principle, Organization science, Vol. 14, Issue 1, 2003, pp McLeod, M. T., D. R. Vaughan and J. Edwards. Knowledge networks in the tourism sector of the Bournemouth, Poole, and Christchurch conurbation: preliminary analysis, The Service Industries Journal, Vol. 30, Issue 10, 2010, pp Mishra, A. K. Organizational Responses to Crisis: The Centrality of Trust in Trust in Organizations, Frontiers of Theory and Research, R. M. Kramer and T. R. Tyler ( eds.), Sage Publications, Thousand Oaks, CA, 1996, pp Mooradian, T., B. Renzl and K. Matzler. Who trusts? Personality, trust and knowledge sharing, Management Learning, Vol. 37, Issue 4, 2006, pp Osterloh M. and B. S. Frey, Motivation, Knowledge Transfer, and Organizational Forms, Organization Science, 2000, Vol. 11, No. 5, pp Owlia, M. S. A framework for quality dimensions of knowledge management systems, Total Quality Management, Vol. 21, Issue 11, 2010, pp
61 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Oyman, S. Stratejik Yönetim Sürecinde Performans Ölçümü ve Dengeli Sonuç Kartı Uygulaması: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İçin Bir Değerlendirme, Uzmanlık Yeterlilik Tezi, Ankara: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Muhasebe Genel Müdürlüğü, Ö. Turunç, Bilgi Teknolojileri Kullanımının İşletmelerin Örgütsel Performansına Etkisi: Hizmet Sektöründe Bir Araştırma, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta: Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006: 236. Öğüt, A., T. Akgemci ve M. T. Demirsel. Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi Bağlamında Örgütlerde İşgören Motivasyonu Süreci, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2004, s Pearce, J. L., Stevenson, W. B., and Perry, J. L. Managerial compensation based on organizational performance: A time series analysis of the effects of merit pay, Academy of Management journal, Vol. 28, Issue, 2, 1985, pp Pfeffer, J. The Human Equation. Cambridge, MA: Harvard Business School Press, Pierce, M. A. and Henry, J. W. Computer ethics: The role of personal, informal, and formal codes, Journal of Business Ethics, Vol. 15, 1996, pp Porter, L. W. and E. E. Lawler. What job attitudes tell about motivation, Harvard Business Review Reprint Service, Renzl, B. Trust in management and knowledge sharing: the mediating effects of fear and knowledge documentation, Omega, Vol. 36, Issue 2, 2008, pp Salamon, S. D., and Robinson, S. L. Trust that binds: the impact of collective felt trust on organizational performance, Journal of Applied Psychology, Vol. 93, Issue 3, 2008, pp Scott, N. and E. Laws. Knowledge sharing in tourism and hospitality, Journal of Quality Assurance in Hospitality & Tourism, Vol. 7, Issue 12, 2006, pp Steiner, T., B. Britsch, L. Bourguinet and A. J. Frew. A frame-based knowledge management tool for hospitality front desks. 11th ENTER International Conference, 2004, pp Szulanski, G. Exploring Internal Stickiness: Impediments to the Transfer of Best Practice Within the Firm, Strategic Management Journal, 1996, No. 17, pp Treacy, M., and F. D. Wiersema. The discipline of market leaders: Choose your customers, narrow your focus, dominate your market. Basic Books (AZ), Tüzün, İ. K. Güven, örgütsel güven ve örgütsel güven modelleri, Karamanoğlu Mehmetbey İİBF Dergisi, Cilt 13, 2007, s Usoro, A., M. W. Sharratt, E. Tsui and S. Shekhar. Trust as an antecedent to knowledge sharing in virtual communities of practice, Knowledge Management Research & Practice, Vol. 5, Issue 3, 2007, pp
62 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (34-59 s.) Yazıcıoğlu, İ. Konaklama İşletmelerinde İşgörenlerin Örgütsel Güven Duyguları İle İş Tatmini Ve İşten Ayrılma Niyetleri Üzerine Bir Alan Araştırması, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 2009, Cilt 8, Sayı 30, s Yi, J. A Measure of Knowledge Sharing Behavior: Scale Development and Validation, Knowledge Management Research & Practice, Vol. 7, 2009, pp
63 KORECE SÖZCÜKLERİN ANLAM İLİŞKİLERİ YÖNÜNDEN TÜRKÇE SÖZCÜKLERLE KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ Doç. Dr. Göksel TÜRKÖZÜ * Yabancı dil ediniminde en önemli unsurlardan birisi sözcük dağarcığıdır. Hem anadilde hem de yabancı dilde sözcük edinimi hayat boyu devam eder. Yabancı dilde dilbilgisi kuralları tam bilinmese de iletişimde büyük sorunlar yaşanmaz ancak sözcükler olmadan konuşanın niyeti dinleyiciye kesin olarak aktarılamaz. Bu sebeple yabancı dil öğreniminde karşılaşılan zorlukların çoğunluğu sözcük bilgisinin yetersizliğinden kaynaklanır. Kore Dili sözcük hazinesi zengin olan bir dildir. Çok anlamlılık, eş anlamlılık, eş seslilik Korece sözcüklerde çok fazla görünen durumlardır. Aynı zamanda Korece sözcük yapısını pek çok dilden ayıran kendine has durumlar söz konusudur. Saygı derecesi içeren sözcükler, Çince kökenli sözcükler, sesletimi aynı olmasına rağmen yazımı ve anlamı farklı sözcükler, Korece sözcük yapısının kendine has özelliklerinden bir kaçıdır. Kore dilindeki zengin sözcük hazinesi yabancı dil olarak bu dili öğrenenler için büyük zorluklar doğurmaktadır. Korece sözcük ediniminin doğru ve verimli gerçekleşebilmesi, sözcük yapısının bilinmesi ve anlam ilişkilerinin tam kavranması ile mümkün olacaktır. Bu sebeple bu çalışmada Korece sözcük yapısı genel hatları ile incelenecek daha sonra da anlam ilişkileri yönünden Türkçe sözcüklerle karşılaştırma yapılacaktır. Bu karşılaştırma yapılırken Türk öğrenciler için Korece sözcük eğitimi göz önünde bulundurulacaktır. Anahtar Kelimeler: Türkçe sözcükler, Korece sözcükler, Korece sözcük yapısı, sözcükler arası anlam ilişkisi, saygı derecesi, çok anlamlılık, eş seslilik, eş anlamlılık, zıt anlamlılık. Öz COMPARATIVE ANALYSIS OF KOREAN WORDS WITH TURKISH WORDS IN TERMS OF MEANING RELATIONS Abstract One of the most important things in foreign language acquisition is vocabulary. Vocabulary acquisition is a life-long process both in native and foreign languages. In a foreign language, one does not have huge problems in communicating without a thorough knowledge of the grammatical rules; yet, the speaker cannot convey his intentions to the listener(s) without required vocabulary. For this reason, the majority of problems in foreign language acquisition stems from an inadequacy of vocabulary. Korean is a highly rich language in terms of vocabulary. Polysemy, synonymy and homophony are common element of it. Besides, there are trademark aspects of Korean vocabulary that distinguishes it from many other languages. Words indicating respect, those of Chinese origin, other words having the same spelling and meaning though they have the same pronunciation are some of the signs of the idiosyncrasy of Korean language. Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, [email protected]
64 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) The richness of vocabulary in Korean language causes huge problems for the learners of it as a foreign language. The true and efficient vocabulary acquisition of Korean language is only possible through a thorough knowledge of the word formations and semantic relations. Thus, the aim of this article is to analyze the word formations in Korean in detail and, then, to compare and contrast them with Turkish words in terms of semantic relations. As the starting point of this comparison, Turkish students who are learning Korean as a foreign language will be focused. Keywords: Turkish words, Korean words, Korean vocabulary structure, meaning relations between words, honorific form, polysemy, homophony, synonymy, antonymy 1. Giriş Sözcükler, ses ve anlamın bir araya gelmesi ile meydana gelir. Ses dilin biçimini, anlam ise dilin içeriğini ifade eder. Yabancı dilde konuşurken dilbilgisi kuralları tam bilinmese de bir yere kadar iletişim kurulabilir ancak sözcükler olmadan söylenmek istenilen yani konuşanın niyeti dinleyiciye kesinlikle aktarılamaz. Özel bir ortam ya da durumda uygun sözcükleri kullanarak muhatap ile iyi bir iletişim kurabilmesi için yeterli miktarda sözcük edinimi gereklidir ve bunun için de kişisel çaba şarttır. Bu sebeple yabancı dil öğreniminde karşılaşılan zorlukların çoğunluğu sözcük bilgisinin yetersizliğinden kaynaklanır. Seviye ilerledikçe sözcüklere duyulan ihtiyaç daha da artar. Yabancı dil öğrenen bir öğrenci sözcük öğrenmek için çok fazla zaman ve çaba harcamaktadır. Bu bütün yabancı dil öğreniminde aynıdır ancak Korece öğreniminde ifade zenginliğinden dolayı çok daha fazla çaba gerekmektedir. Sözcük bilgisi, sözcükleri anlama ya da kullanma konusunda dil kullanıcılarının yeteneği olarak tanımlanabilir. 1 Sadece sözcüğün sesletim ve biçimini bilmek değil, anlam ve kullanım kuralları hakkında da bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Böylece öğrencilerin sözcük bilgisini arttırmak için dil eğitiminde gerekli sözcüklerin seviyesi hakkında sabit ölçütlerin oluşturulması önemli konulardan biridir. Anadilde olduğu gibi yabancı dil ediniminde de sözcük bilgisi kişinin kültürel servetidir. Dil öğrenimi süresince hatta hayat boyunca sözcük edinimi devam eder. Sözcükler kişinin düşünce tarzını ve ifadelerinin seviyesini belirler. Türkiye de Korece öğrenen öğrencilerin çoğunun dilbilgisinin yanı sıra sözcük ediniminde de çok zorlandığı görülmektedir. Dilbilgisi Korecenin yapısını oluştururken sözcükler Koreceyi oluşturan gerçek içeriktir. Korecenin zengin sözcük hazinesi Korece öğrenen Türk öğrenciler için büyük zorluklara sebep olmaktadır. Bu sebeple bu yazıda Korece ve Türkçe sözcükler anlam ilişkileri yönünden karşılaştırılacaktır. Karşılaştırmalı analiz öncesinde yabancı dil olarak Korecenin sözcük yapısı incelenecek ve yabancı öğrencilerin sözcük ediniminde zorlandığı durumlara değinilecektir. Sözcüklerin anlam yönünden ayırt edici özellikleri örneklerle incelenecektir. 1 Gim Goanğhe(김광해), Kore Dili Sözcük Haznesi Tespiti(국어 어휘론 개설), Cimmundanğ(집문당), Seul 1995, s
65 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) 2. Korece Sözcük Yapısı Korece, Türkçe gibi eklemeli bir dildir, ek ve edatlar çoktur. Altay Dil Ailesine mensup olduğu için Türkçe ile dilbilgisi yönünden büyük benzerlikler gösteren Korece, sözcük yönünden çok çeşitli ve zengin bir dildir. Türkçe nin sözcük açısından Arapça ve Farsçadan etkilenmesi gibi Korece de pek çok Çince kökenli sözcüğü kendi diline dâhil etmiştir. Aynı zamanda Korecede ifade derecelerinde saygı unsuru olduğu için bazı sözcüklerin saygı dereceleri de mevcuttur. İ Çunğu(1994), Korece sözcüklerin özelliklerini analiz ederek Kore Dilinin sözcük yapısını aşağıdaki gibi açıklamıştır. a) Eşanlamlı sözcük çoktur. b) Eş sesli sözcük çoktur. c) Saygı derecesi belirten sözcükler mevcuttur. ç) Sözcüklerde harf değişiklikleri ile anlam değişebilir. d) Kavramlarda Hanca(Çince kökenli sözcükler) kullanımı fazladır. e) Temel seviye sözcüklerde Öz Korece, teknik sözcükler içinde Hanca kökenli olan çoktur. f) 2, 3, 4 heceli sözcükler fazladır. g) Fiil kökleri eklere göre biçim değişikliğine uğramaz. Eşanlamlı ve eş sesli sözcüklere sonraki bölümde değinilecektir. Korecede 2, 3, 4 heceli sözcüklerin fazla olması 2 ve fiil köklerinin ek aldığı halde değişime uğramaması 3 2 Korecede tek heceli sözcüklerin de çok olmasının yanı sıra 2, 3 ve 4 heceli sözcükler çoğunluktadır. Özellikle 2 heceli sözcükler daha fazla bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda birkaç örnek verilmiştir; Korece Sözcük Sesletimi Anlamı 2 heceli 학-교 hag-gyo okul 학-생 hag-senğ öğrenci 교-실 gyo-şil sınıf 3 heceli 교-과-서 gyo-goa-sıo ders kitabı 우-체-국 u-çe-gug postane 비-행-기 bi-henğ-gi uçak 4 heceli 가-르-치-다 ga-rı-çi-da öğretmek 아-름-답-다 a-rım-dab-da güzel olmak 대-한-민-국 de-han-min-gug Kore 3 Korece fiiller zaman eki gibi herhangi bir ek aldığında köklerinde bir değişiklik olmaz. Örneğin Gada(가다-gitmek) fiilinin geniş zaman hali ganda(간다-gider, gidiyor), geçmiş zaman hali gadda(갔다-gitti), gelecek zaman hali ise gagedda(가겠다-gidecek) ve gal gıoşida(갈 것이다-gidecek) şeklinde olur. 62
66 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Türkçe sözcüklerle benzerlik gösterdiği için bu konulara burada değinmeye gerek duyulmamıştır. Bu bölümde yabancı öğrencilerin en çok zorlandığı diğer maddelerdeki unsurlar detayları ile incelenecektir. Korece sözcüklerin yapısı ile ilgili olarak İ Çunğu(1994) nun açıkladığı bu maddeler haricinde başka konular da söz konusudur. Örneğin, Korece sözcükler arasında sesletim yönünden benzerlik ilişkisi mevcuttur. Ayrıca yine bu maddelerde olmayan bir diğer konu Korece sözcükler arasında anlam ve yazılışı farklı da olsa sesletimi aynı olan sözcükler de vardır ki bunlara bu bölümde değinilecektir Saygı Dereceli Sözcükler Korecede saygı derecesi olan sözcükleri Türközü S.G.(2009) tevazu ve hedef yüceltme sözcükleri olarak ikiye ayırmıştır. Saygı derecesi belirten sözcüklerin varlığı öğrencilerin Korece sözcükleri öğrenirken karşılaştıkları en büyük zorluklardan biridir. Bu dereceler içinde hedefin yüceltildiği sözcüklerle birlikte özneyi alçaltan yani tevazu sözcükleri de vardır. Yani hem hedefi yüceltip hem de özneyi alçaltma söz konusudur. Korecede iki tane birinci tekil şahıs zamiri ya da birinci çoğul şahıs zamirinin olması buna örnek teşkil eder 4. Korecede iki tane ben zamiri mevcuttur. Cıo(저) ve na(나). Cıo(저) saygı gösterilmesi gereken kişiye kendimizden bahsederken kullanılır, na(나) saygı göstermeye gerek olmadığı durumlarda kullanılır. Cıo(저) muhataba yönelik tevazuu ifade eder. Bu durum sadece zamir ya da isimlerle sınırlı kalmayıp fiillerde de göze çarpar. Normal derecede sormak mudda(묻다) iken saygı gösterilmesi gereken bir kişiye bir şey sorarken Yıoccubda(여쭙다) fiili aynı anlamda kullanılır. Örnek 1. a) Cıonın sıonsenğnimıl böbgo şipsımnida(저는 선생님을 뵙고 싶습니다). Ben öğretmenimi görmek istiyorum. b) Nanın çingurıl bogo şipda(나는 친구를 보고 싶다). Ben arkadaşımı görmek istiyorum. Yukarıdaki örnek 1a da cıo(저) zamiri ve böbda(뵙다) fiili saygı içeren sözcüklerdir. 1b de görülen na(나) zamiri ile boda(보다) fiilinde ise herhangi bir saygı unsuru söz konusu değildir. Görmek, bakmak anlamındaki böbda fiili saygı içeren bir sözcüktür. Örnek 1a da cıo zamiri konuşan kişinin tevazu gösterdiğini, böbda fiili ise öğretmene saygı gösterdiğini ifade etmektedir. Saygı derecesi içeren sözcüklere Türkçeden bir örnek vermek gerekirse vefat etmek, teşrif etmek ve naaş gibi sözcükler karşıdaki kişiye yönelik saygıyı ifade ettiği gibi Korecede de bu şekilde muhataba yönelik saygı ifadesi olan sözcükler mevcuttur. Ölmek fiili cugda(죽다) iken vefat etmek doragaşida(돌아가시다), ceset sözcüğü şiçe(시체) iken naaş şişin(시신) dir. Bu tür sözcüklerin oldukça fazla olması Korece sözcük ediniminde zorluklar yaşanmasına sebep olmaktadır. 4 S. Göksel Türközü, Korece ve Türkçe Arasındaki Benzerlikler, Likya Yayınları, Ankara 2009, s
67 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Günümüz Korecesinde artık çok kullanılmayan saygı dereceli sözcükler de vardır. Beden, vücut anlamına gelen mom(몸) sözcüğünün saygılısı olan ogçe(옥체) günümüzde fazla kullanılmamaktadır. Ogçe kralın bedeni anlamında kullanılmaktaydı. Yine Korecede içeriğinde saygı derecesi bulunan yani saygı eki nim(님) 5 alan sözcükler vardır ki bu sözcükler saygı eki olmadan pek kullanılmaz. Örneğin bir hocanın ya da bir büyüğün hanımına samonim(사모님) hitabı kullanılır. Yine sonnim(손님) sözcüğü saygı eki nim almıştır ve misafir/müşteri anlamındadır. Aşağıdaki tabloda özneyi alçaltan tevazu sözcüklerinin normal biçimleri ile saygı içeren biçimleri birlikte verilmiştir 6. SÖZCÜK TÜRÜ NORMAL DERECE SAYGILI DERECE TÜRKÇE ANLAMI Sözcük Sesletimi Sözcük Sesletimi Zamir 나 na 저 cıo ben 우리 uri 저희 cıohıy biz Fiil 주다 cuda 드리다 dırida vermek, sunmak 묻다 mudda 여쭙다 yıoccubda sormak 보다 boda 뵙다 böbda görmek, ziyaret etmek 데리다 derida 모시다 moşida (insan)götür-/ağırla- 감사하다 gamsahad a 감사 드리다 gamsa dırida teşekkür etmek 부탁하다 butakada 부탁 드리다 butag dırida rica etmek 말하다 malhada 말씀 드리다 malssım dırida söylemek 미안하다 mianhada 죄송하다 cösonğhada özür dilemek İsim 말 Mal 말씀 malssım söz, konuşma Tablo 1. Özne Alçaltma Sözcükleri 5 Bu ek Korecede hitap ve unvanlara eklenen saygı ekidir. Bu ek dinleyici için kullanılabilecek en yüksek saygı derecesidir. İsmin sonuna eklenen nim saygı eki Korecede çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. bk. Türközü, age., s Türközü, age., s
68 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Hedef yücelten sözcükler aşağıdaki tabloda normal ve saygılı halleri ile verilmiştir. SÖZCÜK TÜRÜ Hedef Yüceltme Sözcükleri Normal Saygılı Türkçe Sözcük sesletimi Sözcük sesletimi Fiil 먹다 mıogda 잡수시다 cabsuşida yemek 자다 cada 주무시다 cumuşida uyumak 죽다 cugda 돌아가시다 doragaşida ölmek/vefat etmek 말하다 malhada 말씀하시다 malssımhaşida söylemek/konuşmak İsim 사람 saram 분 bun insan, kişi 이름 irım 성함 sıonğham ad, isim 말 mal 말씀 malssım söz 집 cib 댁 deg ev 밥 bab 진지 cinci yemek 나이 nai 연세 yıonse yaş 생일 senğil 생신 senğşin doğum günü 어머니 ıomıoni 모친 moçin anne 아바지 abıoci 부친 buçin baba 어른 ıorın 어르신 ıorışin yetişkin 아내 ane 부인 buin eş, hanım 이/이빨 i/ibbal 치아 çia diş 병 byıong 병환 byıonğhoan hastalık 시체 şiçe 시신 şişin ceset/naaş Sıfat 있다 idda 계시다 geşida bulun-/var ol- 아프다 apıda 편찮으시다 pyıonçanışida hasta olmak Tablo 2. Hedef Yüceltme Sözcükleri 65
69 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Saygı içeren sözcükler arasında 3 ayrı saygı derecesinin görüldüğü sözcükler de vardır. 3 ayrı derecede saygı içeren sözcüklere örnekler tablo 3 te verilmiştir. 1.Derece 2.Derece 3.Derece Türkçesi Sözcük sesletimi Sözcük sesletimi Sözcük sesletimi 먹다 mıogda 드시다 dışida 잡수시다 cabsuşida yemek 주다 cuda 드리다 dırida 올리다 ollida vermek 이름 irım 성함 sonğham 함자 hamca isim Tablo 3. 3 ayrı dereceli sözcükler 2.2. Sözcüklerde Ses Değişimi Sözcük içinde ses değişmesi ile sözcüğün anlamında oluşan farklar genelde renklerde, sıfatlarda ve yansıma sözcüklerinde söz konusudur. Sıfat ve yansımaların dereceleri ses değişiklikleri ile artar ya da azalır. Renklerde de aynı şekilde koyuluk, açıklık tonlarına göre bazen de büyüklük küçüklük durumlarına göre sözcük içinde ses değişimleri görülür. Örnek 2. a) ggamata(까맣다) < gıomıota(꺼멓다) Örnek cümle 1. Mıorikaragi ggamata(머리카락이 까맣다). Saçları siyah. 2. Sone mudın mıogi gıomıota(손에 묻은 먹이 꺼멓다). Elime bulaşan mürekkep simsiyah. b) kamkamhada(캄캄하다) < kıomkıomhada(컴컴하다) Örnek cümle 1. Bami cinhıg gaçi kamkamhada(밤이 진흙 같이 캄캄하다). Gece çamur gibi karanlık. 2. Yuriçanği obsıosıo cihaşiri kıomkıomhada(유리창이 없어서 지하실이 컴컴하다). Pencere olmadığından bodrum kapkaranlık. Örnek 2a daki ggamata(까맣다) ile gıomıota(꺼멓다) sözcüklerinin ikisi de siyah olmak demektir. Birinci sözcükde a, ikinci sözcükde ıo sesi kullanılmıştır. Yine örnek 2b deki kamkamhada(캄캄하다) ile kıomkıomhada(컴컴하다) sözcüklerinin ikisi de karanlık olmak demektir. a ve ıo sesleri karanlığın derecesindeki farkı ifade eder. Yani kıomkıomhada derece olarak kamkamhada dan daha güçlü daha karanlıktır. Örnek 3. a) bodırabda(보드랍다) < budırıobda(부드럽다) 66
70 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Örnek cümleler 1. Sonyıoıy soni caggo bodırabda(소녀의 손이 작고 보드랍다). Küçük kızın eli küçük ve yumuşak. 2. Oggami budırıobda(옷감이 부드럽다). Kumaş yumuşak. b) gganğçunğ gganğçunğ (깡충깡충) < ggıonğçunğ ggıonğçunğ (껑충껑충) Örnek cümleler 1. Ganğaciga gganğçunğ gganğçunğ ddüıo nonda(강아지가 깡충깡충 뛰어 논다). Enik zıp zıp zıplayarak oynuyor. 2. Sasımi ggıonğçunğ ggıonğçunğ ddüıo daninda(사슴이 껑충껑충 뛰어 다닌다). Geyik zıp zıp zıplayarak dolaşıyor. Örnek 3a daki bodırabda(보드랍다) ve budırıobda(부드럽다) sözcüklerinin ikisi de yumuşak anlamına gelir. Bu ikisi arasındaki fark boyutla alakalıdır. Yani o ve a seslerinin olduğu bodırabda küçük şeylerin yumuşak olmasında bahsederken kullanılır. Diğeri ise daha genel anlamda, daha büyük şeyler için kullanılmaktadır. Örnek 3b de zıp zıp anlamına gelen iki yansıma verilmiştir. Gganğçunğ gganğçunğ(깡충깡충) yansıması daha tavşan gibi küçük hayvanlar için kullanılırken iki tek sesin değiştiği ggıonğçunğ ggıonğçunğ(껑충껑충) yansıması ise kanguru gibi büyük hayvanlar için kullanılmaktadır Hanca kökenli sözcükler Hanca 7 aslında Çin yazısı olup milattan önceki dönemlerde Kore ye girmiştir. Korece sözcüklerin yarıdan fazlası Hanca olduğu için Hancayı bilmek Koreceyi anlamakta çok kolaylık sağlar 8. Kavramlar genelde Hanca kökenlidir. Bu sebeple yüksek seviye Korece için Hanca bilmek şarttır. Eş sesli çok fazla Hanca sözcük olduğu için bunların anlamlarını ayırt etmek Hanca yazılışları ile mümkün olmaktadır. Kore Dilinde Hanca, bir karakterin anlamı ve bir karakterin sesinin birleşmesi ile oluşan yazının adıdır 9. Örneğin öğrenmek anlamındaki hag(학) hecesinin Hanca karakteri( 學 )nin ortak olarak kullanıldığı birkaç sözcük tablo 4 de verilmiştir. 7 Kore, pek çok Uzak Doğu ülkesi gibi kültür konusunda Çin den büyük ölçüde etkilenmiş bir ülkedir. Kore alfabesi Hangıl ın oluşumuna kadar Koreliler yazı olarak Çince karakterleri kullanmışlardır. Bu Çince karakterler Korecede Hanca, Japoncada ise Kanji olarak adlandırılmaktadır. Bu sebeple Korecede Çince kökenli sözcük oldukça çoktur. Bu sözcükler Hanca hecelerden oluşmaktadır. Her bir Hanca karakter bir hecedir. Hancalar bilinmeden Korece sözcük edinimi mümkün olmaz. 8 S. Göksel Türközü-S. Kim, Korece 2, Lotus Yayınları, Ankara 2013, s Türközü-S. Kim, age., s
71 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Korece sözcük Türkçe Sesletimi Hancası 학교 haggyo 學 校 okul 학생 hagsenğ 學 生 öğrenci 학장 hagcanğ 學 長 dekan Türkçe anlamı 입학 iphag 入 學 okula giriş 개학 gehag 開 學 okulun açılması 방학 banğhag 放 學 dönem tatili 학문 hanğmun 學 問 çalışma, öğrenme 문학 munhag 文 學 edebiyat/yazı bilimi 언어학 ıonıohag 言 語 學 Dil bilimi Tablo 4. hag(학/ 學 ) hecesi ile oluşturulan sözcük örnekleri Bu hag(학) hecesini bilen bir kişi bu hecenin olduğu sözcüklerin genelde okul ya da bilimle ilgili sözcükler olduğunu anlayabilir. Hanca bilmeden Kore ve Korece tam olarak öğrenilemez ve bu konuda bilimsel çalışma yapılamaz. Hanca aslında eşyaların ve varlıkların şekillerini örnek alan resim yazısından doğmuştur. Günümüze dek gelen Hancada da bu tür bir yazının temeli mevcuttur. Hanca kökenli isimler hada(하다) fiili eklenerek fiil haline gelir. Hada(하다) fiili Türkçede yapmak, etmek anlamlarına gelmektedir. Örnek 4. a) il+hada(일+하다) iş yapmak b) gonğbu+hada(공부+하다) ders yapmak, ders çalışmak 2.4. Öz Korece ve Hanca ifadeler Korecenin sözcük hazinesi oldukça zengin olduğu için öğrenciler en çok sözcük öğrenirken zorlanmaktadır. Öz Korece ifadelerin bir de Hanca kökenli sözcükleri mevcuttur. Aşağıdaki tablo 5. te hem Öz Korece ifadeler hem de aynı anlama gelen Hanca kökenli sözcüklerden örnekler verilmiştir. Sıra Korece İfade Hanca sözcük Türkçe Sözcük Sesletimi Sözcük Sesletimi A 여름 옷 yıorım od 하복 habog yazlık kıyafet 68
72 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) B 책 읽기 çeg iggi 독서 dogsıo kitap okuma C 어머니 사랑 Tablo 5. Öz Korece ve Hanca sözcükler ıomıoni saranğ 모성애 mosıonğe anne sevgisi Tablo 5A daki yıorım od(여름 옷)(yazlık kıyafet) ifadesi Hanca kökenli habog(하복) sözcüğü ile de karşılık bulmaktadır. Yine 5B deki çeg iggi(책 읽기)(kitap okumak) ifadesi dogsıo(독서) sözcüğü ile de ifade edilir. Ancak, yazlık kıyafet ifadesini temel seviyedeki bir Türk öğrenci sözcükleri tek tek çevirerek yıorım od(여름 옷) ifadesini kullanabilir. Ya da aynı şekilde kitap okuma ifadesini çeg iggi(책 읽기) şeklinde kullanabilir. Fakat seviye ilerledikçe Hanca kökenli sözcükler olan habog(하복) ve dogsıo(독서) sözcüklerini kullanmak durumundadır. Türk öğrencilerde habog(하복) ya da dogsıo(독서) yerine yıorım od(여름 옷) ya da çeg iggi(책 읽기) gibi ifadeleri tercih etme eğilimi çoktur. Yine 5C de anne sevgisi ifadesi yine Hanca hecelerin bir araya getirilmesi ile tek bir sözcük olarak mosıoğe(모성애) şeklinde görülür Yapısal Benzerlik İlişkisi Korecede ses ve anlam yönünden benzerlik gösteren pek çok sözcük mevcuttur. Ayrıca bu gruba Türk öğrencilerin sesletimde zorlandığı benzer sesletimli sözcükler de dâhil edilebilir. Aynı zamanda sesletim benzerliğinden dolayı Korelilerin bile yazarken karıştırabildikleri sözcükler vardır. Aşağıdaki örnek 5 de yabancı öğrencilerin ses benzerliğinden dolayı zorlandıkları ikişer sözcük görülmektedir. Örnek 6 ve 7 deki sözcükler ise Korelilerin bile yazarken karıştırdıkları sözcüklerdir. Örnek 5. a) Gıod(것), şey god(곳) yer Gı gıosıl gı gosesıo sadda(그 것을 그 곳에서 샀다). O şeyi o yerden aldım. b) Banğ(방) oda, bbanğ(빵) ekmek Banğesıo bbanğıl mıoğnında(방에서 빵을 먹는다). Odada ekmek yiyor. Örnek 6. a) Nıomıo 넘어 aşıp, Sanıl nıomıo maıre doçakedda(산을 넘어 마을에 도착했다). Dağı aşıp köye vardım. b) 너머 ötesine, ötesinde San nıomıoro hega cıodda(산 너머로 해가 졌다). Dağın ötesine doğru güneş battı. 69
73 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Örnek 7. a) Bandışi(반드시): mutlaka, Nıonın bandışi gı irıl heya handa(너는 반드시 그 일을 해야 한다). O işi mutlaka yapmalısın. b) Bandışi(반듯이): dümdüz Mıorirıl bandışi bisıodda(머리를 반듯이 빗었다). Saçını dümdüz taradı Okunuşları aynı Anlam ve yazılışları farklı sözcükler Korecede anlam ve yazılışları farklı olduğu halde aynı şekilde sesletilen sözcükler oldukça fazladır. Bunun birinci sebebi Korece hece sonu ünsüzlerindeki sınırlamalardır. Örneğin Korece d(ㄷ), s(ㅅ), c(ㅈ), ç(ㅊ), t(ㅌ) ünsüzleri hece sonunda d(ㄷ) olarak okunur. Bu sebeple bu ünsüzlerle biten sözcüklerin hepsinin sonu d okunduğu için anlamları farklı da olsa sesletim özellikleri aynıdır. Bu sebeple anlamları ve yazılışları farklı da olsa sesletimleri aynı olan sözcüklerin yabancılar tarafından öğrenilmesi zor olur. Aşağıdaki tablo 6 daki üç sözcüğün sesletimi de bid şeklindedir. Ancak hepsinin yazılışı ve anlamı farklıdır. Sıra Korece Sözcük Sesletimi Anlamı A 빗 bid Tarak B 빚 bid Borç C 빛 bid ışık Tablo 6. Sesletimi aynı, anlamı farklı sözcükler İkinci sebep Hancadaki farklardan dolayı sesletimi aynı olsa da Hancası farklı olduğu için bu tür sözcükler ortaya çıkmıştır. Hanca kökenli sözcüklerde de sesletim benzerlikleri görülmektedir. Örneğin Yonğmun(역문) çeviri metin Yonğmun(영문) İngilizce yazı anlamına gelmektedir ve iki sözcüğün sesletimi aynıdır. Kimi sözcükler ek aldığında da aynı durum ortaya çıkar. Aşağıdaki örnek 8a daki nanın(나는) ben anlamında kullanılmakta olup 8b deki nanın(나는) nalda yani uçmak fiiline ek eklenerek uçan anlamına gelen bir ifadedir. Örnek 8. a) Nanın hagsenğida(나는 학생이다). Ben öğrenciyim. b) Nanın sega bidulgida(나는 새가 비둘기다). Uçan kuş güvercindir. 70
74 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) 3. Korece Sözcüklerin Anlamına Göre Analizi İki farklı dilin sözcükleri değişik biçimlerde karşılaştırılabilir. Sözcükler dilbilgisi ya da sesbilgisi gibi sabit olmadığı gibi her dilde farklı sınıflandırmalar olabileceği için Türkçe ve Korecedeki tüm sözcükleri belirli bir ölçüt oluşturarak sınıflandırıp karşılaştırmak neredeyse imkânsızdır. Ancak her dilin yapısal açıdan kendine has özellikleri vardır ve bu sebeple burada Korece sözcükler anlamlarına göre sınıflandırılarak Türkçe karşılıkları ile karşılaştırılacaktır. Sözcük boyutunda karşılaştırma analizi, iki dildeki sözcüklerin birbirinden nasıl ayrıldığı ile ilgili konudur. Yani Korecede bir sözcük birçok anlam içerebilirken, Türkçede bu anlamlar tek tek farklı sözcüklerle ifade edilebildiği gibi bunun tersi durumlar da söz konusu olabilmektedir. Sözcükleri anlamlarına göre sınıflandırırken tek bir sözcüğün içindeki anlam ilişkisi ve sözcükler arasındaki anlam ilişkisi olarak ayrım yapmak mümkündür. Cho Hyongyong(2000:84) Korece sözcükleri, anlam ilişkilerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırmıştır; Çok anlamlı sözcükler, Eş sesli sözcükler, Eş anlamlı sözcükler, Zıt anlamlı sözcükler, Üst başlık-alt başlık sözcükler. Bu bölümde Korece sözcükler önce sözcük içindeki anlam ilişkileri yönünden, daha sonra da sözcükler arası anlam ilişkisi yönünden analiz edilip Türkçe sözcüklerle karşılaştırılacaktır. Bir tek sözcüğün içinde çokanlamlılık ve eş seslilik ilişkilerinden söz etmek mümkündür. Birkaç sözcük arasındaki ilişkiler ise eş anlamlılık, zıt anlamlılık, üst başlık alt başlık sözcükler şeklinde incelenecektir Tek Sözcük İçindeki Anlam İlişkisi: Çok Anlamlılık Köken olarak bir anlam taşıyan sözcüğün anlamını genişleterek birbirinden farklı olsa da arasında bir bağ olan birden çok farklı anlam taşıma durumudur. Bir sözcüğün ilk anlamı dışında, sözcüğe zamanla yüklenen yeni anlamlar en az ilk anlamı kadar bilinir ve kullanılır olunca çok anlamlılık ortaya çıkmıştır. Çok anlamlı sözcükler bağımsız anlamları karşılamalıdır. Örneğin Korecede dılda(들다) fiilinin asıl anlamı dışarıdan içeriye girmektir. Yan anlamları ise tablo 6. da görüldüğü gibidir. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 맛있게 들다 Maşigge dılda Afiyetle yemek. B 힘이 들다 Himi dılda Güç gerektirmek, zor olmak. 71
75 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) C 비용이 들다 Biyonği dılda Masraf olmak Ç 정신이 들다 Conğşini dılda Kendine gelmek D 감기가 들다 Gamgiga dılda Gribe yakalanmak E 마음에 들다 Maıme dılda Hoşuna gitmek, beğenmek F 시험에 들다 Şihome dılda Sınava tutulmak G 동아리에 들다 Donğarie dılda Gruba dâhil olmak H 10 등 안에 들다 Şib dınğ ane dılda İlk 10 a girmek I 풍년에 들다 Punğnyıone dılda Bolluk yılı olmak Tablo 6. dılda(들다) fiilinin farklı anlamları Yine Korecedeki ssıda(쓰다) sözcüğü hem hareket hem durum fiili olarak takmak, kullanmak, yazmak, uğramak, acı olmak, idare etmek gibi bir çok anlam taşımaktadır. Bu anlamlar tablo 7. de cümlelerle verilmiştir. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 안경을 쓰다 Angyıonğıl ssıda Gözlük takmak B 팬을 쓰다 Penıl ssıda Kurşun kalemi kullanmak C 팬으로 쓰다 Penıro ssıda Kurşun kalemle yazmak Ç 누명을 쓰다 Numyıonğıl ssıda İftiraya uğramak D 약이 쓰다 Yagi ssıda İlaç acı E 윷놀이에서 말을 잘 쓰다 Yunnoriesıo marıl cal ssıda Yud oyununda piyonu iyi idare etmek Tablo 7. ssıda(쓰다) fiilinin farklı anlamları Türkçede tek bir sözcüğün Korecede farklı sözcüklerle karşılık bulduğu durumlar da söz konusudur. Korece ve Türkçe fiiller karşılaştırıldığında bir dildeki tek bir fiilin öbür dilde çeşitli şekillerde karşılık bulduğu görülür. Örneğin Türkçedeki kesmek sözcüğü Korecede çok farklı sözcüklerle karşılık bulmaktadır. Kesmek sözcüğünün oldukça geniş olan anlam içeriği Korecede her durum için ayrı bir sözcükle ifade edilmektedir. Kesmek fiili duruma göre beda(베다), carıda(자르다), ggınta(끊다), ggaggda(깎다), cıoldanhada(절단하다) şeklinde Korecede karşılık bulmaktadır. 72
76 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 손을 베다 Sonıl beda Eli kesmek(kazara) B 빵을 자르다 Bbanğıl carıda Ekmeği kesmek C 관계를 끊다 Goangerıl ggınta İlişkiyi kesmek Ç 잔디를 깎다 Candirıl ggaggda Çimleri kesmek D 전선을 절단하다 Cıonsıonıl cıoldanhada Kabloyu kesmek Tablo 8. Kesmek fiilinin Korecedeki farklı karşılıkları Yine açmak ve kapamak fiilleri Korecede çok farklı karşılıklar bulmaktadır. Bu tür durumlar Korece öğrenen kişiler için sözcük ediniminde büyük zorluklara sebep olmaktadır. Açmak ve kapamak fiillerinin Öz Korece karşılıklarının yanı sıra Hanca karşılıkları da vardır. Aşağıdaki tablo 9.da açmak fiilinin Korecedeki karşılıkları incelenmiştir. Toplam 10 farklı durumda 10 farklı sözcüğün Türkçe karşılığının açmak olduğu örnek cümlelerde görülebilir. Bunlar yıolda(열다), kyıoda(켜다), ddıda(뜨다), pyıoda(펴다), pyıolçida(펼치다), ddada(따다), şicakada(시작하다), tıda(트다), geda(개다), geıopada(개업하다) dır. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 문을 열다 Munıl yıolda Kapıyı açmak B 라디오를 켜다 Radiorıl kyıoda Radyoyu açmak C 눈을 뜨다 Nunıl ddıda Gözü açmak Ç 책을 펴다 Çegıl pyıoda Kitabı açmak D 손을 펼치다 Sonıl pyıolçida Eli açmak E 통조림을 따다 Tonğcorimıl ddada Konserve açmak F 화제를 시작하다 Hoacerıl şicakada Konu açmak G 길을 트다 Girıl tıda Yol açmak H 날씨가 개다 Nalşiga geda Hava açmak/açılmak I 개업하다 Geıobhaba Dükkan, işyeri açmak Tablo 9. Açmak fiilinin Korecedeki farklı karşılıkları 73
77 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Aynı şekilde kapatmak fiilinin de Korecede pek çok karşılığı bulunmaktadır. Türkçedeki kapatmak sözcüğü Korecede dadda(닫다), ggıda(끄다), gamda(감다), dıopda(덮다), cıobda(접다), conğnyohada(종료하다), mamurihada(마무리하다), peopada(폐업하다) gibi farklı sözcüklerle karşılık bulmaktadır. Bunlarla ilgili örnek cümleler tablo 10.da verilmiştir. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 문을 닫다 Munıl dadda Kapıyı kapatmak B 라디오를 끄다 Radiorıl ggıda Radyoyu kapatmak C 눈을 감다 Nunıl gamda Gözü kapatmak Ç 책을 덮다 Çegıl dıopda Kitabı kapatmak D 우산을 접다 Usanıl cıobda Şemsiyeyi kapatmak E 사건을 종료하다 Saggıonıl conğnyohada Olayı kapatmak F 화제를 마무리하다 Hoacerıl mamurihada Konuyu kapatmak G 폐업하다 Peıobhada Dükkan, işyeri kapatmak Tablo 10. Kapatmak fiilinin Korecedeki farklı karşılıkları Böyle durumlar sıfatlarda da ortaya çıkmaktadır. Özellikle tat ya da renklerle bağlantılı olan kavram grupları Korecede Türkçeye göre daha çeşitlidir. Türkçede bir sözcükle ifade edilen sıfatların Korecede en az iki sözcükle karşılık bulduğu örnek epey çoktur. Tablo 11. de soğuk olmak sıfatının Korece karşılıkları, tablo 12. de ise güzel olmak sıfatının karşılıkları verilmiştir. Tablo 11.de Türkçe soğuk olmak sözcüğünün Korecedeki karşılıkları örnek cümlelerle verilmiştir. Bunlar, çada(차다), çagabda(차갑다), çubda(춥다), nenğcıonğhada(냉정하다), nenğ(냉) dir. Tablo 11D deki nenğ hecesi soğuk anlamına gelen Hanca kökenli bir hecedir. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 물이 차다 Muri çada Su soğuk B 손이 차갑다 Soni çagabda El soğuk C 날씨가 춥다 Nalşiga çubda Hava soğuk Ç 사람이 냉정하다 Sarami nenğcıonğhada İnsan soğuk D 냉전 Nenğcıon Soğuk savaş Tablo 11. Soğuk sözcüğünün Korecedeki farklı karşılıkları 74
78 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Yine tablo 12. de güzel olmak sözcüğüne karşılık gelen Korece sözcükler örnekleri ile verilmiştir. Tablo 12. de görülen Korece Arımdabda(아름답다), yebbıda(예쁘다), ıoyıobbıda(어여쁘다), gobda(곱다), mi(미) gibi sözcükler Türkçede güzel olmak anlamına gelen benzer anlamlı sözcüklerdir. Tablo 12D de görülen mi(미) hecesi Hanca kökenlidir ve güzel anlamına gelir. Bu hecenin olduğu sözcüklerin güzel olmak la alakalı olduğu anlaşılabilir. Aralarında ufak farklar olduğu için birinin kullanıldığı durumda bir diğeri kullanılmaz. Bu sebeple bu sözcüklerin edinimi ve doğru kullanımı yabancı öğrenciler için zorluk teşkil etmektedir. Bu sözcükler arasındaki ufak farkları ise tablo 13. te görmek mümkündür. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 경치가 아름답다 Gyıonğçiga arımdabda Manzara güzel B 아기의 눈이 예쁘다 Agiıy nuni yebbıda Bebeğin gözleri güzel C 그 여자의 얼굴이 어여쁘다 Gı yıocaıy ıolguri ıoyıobbıda O kadının yüzü güzel Ç 피부가 곱다 Pibuga gobda Cildi güzel D 그녀는 미인이다 Gınyıonın miinida O kadın güzel Tablo 12. Güzel sözcüğünün Korecedeki farklı karşılıkları Cümle sözcük 아름답 다 예쁘다 어여쁘다 곱다 미인 소녀가(sonyıoga) küçük kız 마음씨가(maımşiga) kalbi X X X + X 걸음걸이가(gıorımgıoriga) yürüyüş X + X X X 경치가(gyıonğçiga) manzara + X X X X Tablo 13. Güzel olmak anlamına gelen Korece sözcüklerin kullanımı Eş seslilik ilişkisi Eş seslilik ilişkisi, yazımı aynı olan bir sözcüğün farklı anlamları karşılamasıdır. Hanca kökenli sözcük çok olduğundan Korecede eş sesli sözcük oldukça fazladır. Korecede bulunan eş sesli sözcüklerin çoğu Hanca kökenlidir ve bunların Korece yazılış ve okunuşları aynı olduğundan aralarındaki fark ancak Hanca yazılışlarından anlaşılabilir. 75
79 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Eş sesli sözcükler biçim olarak aynı olup tek sözcük gibi görünmesinin yanı sıra esas olarak farklı sözcüklerdir. Aşağıdaki tablo 14. te be(배) sözcüğünün dört farklı anlamı olduğu görülebilir. Tablo 14. te be(배) sözcüğünün Türkçede karın, gemi, kat, armut gibi farklı anlamları olduğu örneklerle gösterilmiştir. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 배를 먹었다 Berıl mıogodda Armut yedim B 배가 아프다 Bega apıda Karnım ağrıyor C 배를 탔다 Berıl tadda Gemiye bindim Ç 속도가 두 배로 빨라졌다 Sogdoga du bero bballacıodda Hız iki kat arttı Tablo 14. Korece eşsesli be sözcüğünün Türkçedeki karşılıkları Yine tablo 15. te Hanca kökenli yıongi(연기) sözcüğünün erteleme, rol, duman anlamlarını taşıyan eş sesli bir sözcük olduğu görülebilir. Korecede eş sesliliğin Hanca kökenli sözcüklerde daha çok olduğu görülür. Bu sözcüklerin anlamları kimi zaman metinden kimi zaman da Hanca yazılışlarına bakılarak anlaşılabilir. Sıra Korece Cümle Sesletimi Anlamı A 그 배우는 연기를 잘 한다 Gı beunın yıongirıl cal handa O oyuncu iyi rol yapar B 회의를 연기했다 Höıyrıl yıongihedda Toplantıyı erteledik C 집에서 연기 난다 cibesıo yıongi nanda Evden duman çıkıyor Tablo 15. Korece Yıongi(연기) sözcüğünün Türkçe karşılıkları 3.2. Sözcükler arası anlam ilişkisi Eş anlam ilişkisi İkiden fazla sözcüğün benzer anlamlar taşıdığı durumlara eş anlamlı sözcükler denir. Örneğin Korecede kullanmak anlamında üç sözcük yaygın olarak kullanılır. Bunlar, ssıda(쓰다), sayonğhada(사용하다), iyonğhada(이용하다) dır. Korece eş anlamlı sözcükler anadil, Çince, batı dilleri arasında ikili veya üçlü oluşum göstermektedir. Öz Korece sözcükler arasında da eş anlam ilişkisi görüldüğü gibi Öz Korece ve Hanca kökenli sözcükler arasında da eş anlamlılık ilişkisi oldukça fazla görülmektedir. Aynı zamanda Korece, İngilizce gibi Batı dillerinden sözcük aldığı için eş anlamlılık ilişkisi bu şekilde de ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki tablo.16 da Öz Korece sözcükler arasındaki eş anlamlılığa, tablo 17. de Korece ve Çince kökenli sözcükler arasındaki eş anlamlılığa, tablo 18. de ise Korece ve 76
80 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) İngilizce kökenli sözcükler arasındaki eş anlamlılığa örnekler verilmiştir. Tablo 19. da ise hem Korece hem Çince hem de İngilizce kökenli eş anlamlı bir örnek bulunmaktadır. Sıra Korece Sözcük Sesletimi Korece Sözcük Sesletimi Anlamı A 달리다 dallıda 뛰다 ddüda Koşmak B 끝 ggıd 마지막 macimag Son Tablo 16. Korece-Korece Sıra Korece Sözcük Sesletimi Çince Sözcük Sesletimi Anlamı A 날 Nal 일 il Gün B 아버지 Abıoci 부친 buçin Baba Tablo 17. Korece-Çince Sıra Korece Sözcük Sesletimi İngilizce Sözcük Sesletimi Anlamı A 열쇠 yıolsö 키(-key) ki Anahtar B 탁자 tagca 테이블(-table) teibıl Masa Tablo 18. Korece- İngilizce Korece Sesletimi Çince Sesletimi İngilizce Sesletimi Anlamı 잔치 cançi 연회 yıonhö 파티-party pati Ziyafet, Parti Tablo 19. Korece-Çince-İngilizce Bu durum Türkçede de görülmektedir. Türkçe sözcük dağarcığı Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızcanın etkisinde kalmıştır. Eş anlamlı sözcükler Türkçe - Türkçe, Türkçe - Arapça, Türkçe - Farsça ya da Türkçe - Fransızca olarak ortaya çıkar. Bununla ilgili örnek sözcükler aşağıdaki tablo 20. de görülebilir. Türkçe- Türkçe cimri- pinti Türkçe- Arapça hediyearmağan Türkçe- Farsça ırak- uzak özel - hususi kılavuzrehber 77 Türkçe- Fransızca dil- Yabancı yabancı dil umar- çare önder lider doktor- hekim arabaotomobil bulvar cadde
81 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) yemek-aş koşul-şart uyum-ahenk durumpozisyon Tablo 20. Eş anlamlı Türkçe Sözcük örnekleri Zıtlık ilişkisi pozisyon-statü İki sözcüğün anlamca birbirine zıt olmasına zıtlık ilişkisi denir ve zıtlık ilişkisindeki sözcükler de zıt anlamlı sözcükler olarak ifade edilir. Zıtlık ilişkisi tümleyici, dereceli ve yönlü olmak üzere üç gurupta incelenebilir. Tümleyici zıtlık; birbirini tamamlayan, biri olamadan diğerinin var olamayacağı zıt anlamlı sözcükleri kapsar. Tablo 21. de tümleyici zıtlık ilişkisi gösteren sözcükler bulunmaktadır. Tümleyici zıtlık ilişkisi olan sözcüklerde bir sözcük onaylandığında diğeri kabul edilmiyordur. Yine azlık-çokluk zarfları kullanılamayacağı gibi kıyaslama da mümkün değildir. Sıra Korece Sesletimi Türkçe Korece Sesletimi Türkçe A 있다 idda var 없다 obda yok B 살다 salda yaşamak 죽다 cugda ölmek C 여자 yıoca kadın 남자 namca erkek Tablo 21. Tümleyici Zıtlık Gösteren Sözcükler Dereceli zıtlık ilişkisi ise genelde sıfatlarda görülür. Zıt anlamlı iki sıfat arasında farklı durumlar söz konusu olabildiği için bu zıtlık ilişkisini dereceli zıtlık denilebilir. Tablo 22 de görülen iyi ile kötü arasında ve kolay ile zor arasında başka durumlar da söz konusu olabilmektedir. Birini kabul etmemek diğerini onaylamak anlamına gelmez. Ayrıca dereceli zıtlık ilişkisinde sözcükler azlık-çokluk zarfı alabildiği gibi kıyaslamalar da yapılabilir. Sıra Korece Sesletimi Türkçe Korece Sesletimi Türkçe A 좋다 cota iyi 나쁘다 nabbıda kötü B 쉽다 şübda kolay 어렵다 ıoryıobda zor Tablo 22. Dereceli Zıtlık Gösteren Sözcükler Yönlü zıtlık ilişkisi; ters yöne hareketi belirten zıtlık ilişkisidir. Belli bir nokta merkezinde iki sözcüğün yer değiştirmesi ile ortaya çıkan zıtlık ilişkisidir. Örneğin çıkmak ve inmek sözcükleri birbirinden zıt yönlere doğru yönelmeyi gösterir. Bu zıtlık ilişkisine mekânsal örnek alt x üst, ön x arka, sağ x sol, insan ilişkilerine örnek karı x koca, öğretmen x öğrenci, ebeveyn x evlat, hareket örneği olarak da gelmek x gitmek, almak x satmak vs. verilebilir. Bu sözcükler arasında zıt bir bağlantı olduğu görülür. 78
82 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) Sıra Korece Sesletimi Türkçe Korece Sesletimi Türkçe A 의사 ıysa doktor 환자 hoanca hasta B 가르치다 garıçida öğretmek 배우다 beuda öğrenmek C 주다 cuda vermek 받다 badda almak Tablo 23. Yönlü Zıtlık Gösteren Sözcükler Bunların dışında Korecede zıtlık ilişkisi olan bazı fiillerin Türkçede olumsuzluk eki aldığı durumlar vardır. Örneğin alda(알다) ile morıda(모르다) ve coahada(좋아하다) ile şirıohada(싫어하다) durumu Türkçede farklı bir sözcükle ortaya çıkmayıp olumsuzluk ekiyle oluşturulur. Türkçedeki bilmek fiili alda(알다) olup, olumsuz haldeki zıt anlamlısı bilmemek ise morıda(모르다) dır. Yani Korecede iki ayrı fiil olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine hoşlanmak anlamındaki coahada(좋아하다) sözcüğünün zıttı hoşlanmamak anlamındaki şirıohada(싫어하다) dır Üst Başlık Anlamı - Alt Başlık Anlamı ilişkisi Co Hyonyong(2000) Korecede sözcüklerin hiyerarşik olarak üst-alt yapısı oluşturduğunu ifade eder. Üst anlamdaki sözcük ile alt anlamdaki sözcükler arasındaki ilişki hiyerarşiktir. Korecede görülen bu anlam ilişkisi Türkçede genel anlam özel anlam ilişkisi ile benzerdir. Pek çok kavram ve nesneyi topluca belirten sözcükler vardır. Bu sözcüklerin en geneline genel anlamlı sözcük denilebilir. Genel anlamlı sözcük söylendiğinde zihinde canlanan diğer sözcükler özel anlamlı sözcük sınıfına girer. Aşağıdaki tablo 25 te balık sözcüğü üst anlam sözcüğüdür. Balık başlığı altındaki diğer sözcükler ise alt anlam sözcükleridir. Korece sözcük ediniminde üst başlık olan balık sözcüğü ile bağlantılı olarak birçok balık türünün birlikte edinilmesi faydalı olacaktır. Üst başlık Korece Sesletimi Türkçesi 생선 Senğsıon Balık Alt başlıklar 고등어 Godınğıo Uskumru 멸치 Myıolçi Hamsi 농어 Nonğıo Levrek 연어 Yıonıo Somon 송어 Sonğıo Alabalık 참치 Çamçi Ton Balığı Tablo 25. Üst Başlık-Alt Başlık Sözcükleri 79
83 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (60-80 s.) 4. Sonuç Sözcük, iletişimin temel unsurudur ve sözcükler olmadan iletişim mümkün değildir. Sözcük bilgisinin dil yeteneğinin ölçülebildiği temel araç olduğu düşünüldüğünde sözcük eğitiminin ne denli önemli olduğu anlaşılır. Sözcük eğitiminde sözcükler sadece dizin şeklinde verilmemeli anlam ilişkilerine göre ele alınmalıdır. Burada öncelikle genel çerçevede Korece sözcük yapısı incelenmiş daha sonra anlam ilişkileri yönünden Türkçe ve Korece sözcükler karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Korece sözcük yapısının baskın özelliklerinin yanı sıra Türkçe sözcük yapısı ile farklılık gösterdiği durumlara da örneklerle değinilmiştir. Anlam ilişkisi yönünden incelendiğinde tek sözcüğün içerdiği anlam ilişkisi çok anlamlılık ve eş seslilik olarak görülür. Sözcükler arası anlam ilişkisi ise eş anlamlılık, zıt anlamlılık, üst-alt anlamlılık olarak üç gurupta incelenmiştir. Bu çalışmada anlam ilişkileri yönünden sözcüklerin sınıflandırılması Koreli araştırmacıların Korece sözcükler üzerine yaptığı sınıflandırma temel alınarak yapılmıştır. Korece sözcük yapısı ile ilgili Türkiye de yapılmış hali hazır bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı hem bu boşluğu doldurmak, hem de Korece sözcük yapısının ve anlam ilişkilerinin daha sistemli bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktır. Zengin bir yapıya sahip olan Korece sözcük hazinesinin iyi incelenip tanıtılması Türk öğrencilerin Korece öğreniminde kolaylık sağlayacaktır. KAYNAKÇA Aksan, Doğan, Anlambilim, Engin Yayınevi, Ankara Bak Yonğsun(박영순), Yabancı Dil olarak Korece Eğitimi(외국어로서의 한국어 교육론), Dosıo Çulpan Volin(도서출판 월인), Seul Carter, Ronald, Vocabulary: Applied Linguistic Perspectives, Routledge, Londra Co Hyıonyonğ(조현용), Korece Sözcük Eğitimi(한국어 어휘교육 연구), Bagicıonğ(박이정), Seul Gim Goanğhe(김광해), Kore Dili Sözcük Haznesi Tespiti(국어 어휘론 개설), Cimmundanğ(집문당), Seul 1995., Sözcük Bilgisi ve Değerlendirme(어휘력과 어휘력의 평가), Sıonçıonğıomun 25. Sayı(선청어문 제 25 집), Seul İ Çınğu(이충우), Korece Sözcük Eğitimi için Başlıca Sözcük Derlemesi(한국어 어휘 교육을 위한 대표 어휘 설정), Gugıo Gyoyuk(국어교육), 19 39, Hangug Gugıo Gyoyug Yıonguhö(한국 국어 교육 연구회). Seul Türközü S. Göksel, Korece ve Türkçe Arasındaki Benzerlikler, Likya Yayınları, Ankara Türközü S. Göksel-Kim S., Korece 2, Lotus Yayınları, Ankara
84 KAYSERİ VE BURSA MİLLETVEKİLİ BAHRİ YAZIR IN MECLİS ÇALIŞMALARI Yrd. Doç. Dr. Hikmet Zeki KAPCI * Öz Bu makalede 1914 Kayseri doğumlu olan Bahri Yazır ın Mecliste yaptığı konuşmalar ve verdiği önergelere yer verilmiştir. Yazır, 1961 Kayseri, 1966 Bursa milletvekilidir tarihleri arasında CHP milletvekili olan Yazır 1967 tarihinde Güven Partisi ni Turhan Feyzioğlu ile birlikte kurmuştur tarihinde milletvekilliği sona ermiştir. Bu süre zarfında bütçe görüşmelerinde, anayasa hazırlığında, Deniz Nakliyat Şirketi ve Şeker Şirketi hakkında konuşma yapmıştır. Milli Savunma Bakanlığı ve Adapazarı depremi hakkında önerge vermiştir. Anahtar Kelimeler: Bahri Yazır, Cumhuriyet Halk Partisi, Güven Partisi, Milli Savunma Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. PARLIAMENTARY ACTIVITIES OF BAHRI YAZIR KAYSERI AND BURSA DEPUTY Abstract In this article, Bahri Yazır that was born in Kayseri in 1914 was given his speeches in Parliament and given notice of motion. Yazır is a member of parliament in 1961 Kayseri and 1966 Bursa. Yazır that was CHP deputy founded Güven Party together with Turhan Feyzioğlu in Member of Parliament has ended in During this time, he was talking about budget negotiations, constitution in preparation, Maritime Transport Company and Sugar Company. He given notice of motion about Ministry of Defence and Adapazarı earthquake. Keywords: Bahri Yazır, Republican People s Party, Trust Party, Ministry of Defence, Ministry of Energy and Natural Resources Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, [email protected]
85 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Şekil 1: Bahri Yazır 1 1. Giriş Bahri Yazır ın milletvekilliği 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında oluşturulan Kurucu Meclis üyeliği ile 6 Ocak 1961 tarihinde başlamıştır. Tercümeihal Varakasındaki bilgilere göre 1914 Kayseri doğumlu olan Yazır, evli ve üç çocuk babasıdır da Harp Okulu ndan, 1947 de Harp Akademisi nden mezun olan Yazır, 1959 senesinde NATO Savunma Koleji ni bitirmiştir. Daha sonra çeşitli topçu kıtalarında ve kurmay görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca, İstanbul ve Ankara Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosu Başkanlıklarında, Kahire Askeri Ataşeliği nde görev yapmıştır yılı Mart ayında Milli Savunma Bakanlığı Protokol Şube Müdürlüğü nden istifa ederek ordudan ayrılmıştır. Milletvekili olmadan önceki son görevi Milli Eğitim Bakanlığı Halk Eğitim Genel Müdürlüğüdür yılları arasında I. Dönem Kayseri 3 ve II. Dönem Bursa 4 CHP milletvekili olarak Millet Meclisi ne seçilmiştir. Ancak, CHP de ortaya çıkan Ortanın Solu düşüncesine karşı Turhan Feyzioğlu nun da içinde bulunduğu 52 senatör ve milletvekili ile birlikte 12 Mayıs 1967 tarihinde CHP den ayrılarak Güven Partisi ni kurmuştur Ocak 1966 de Bursa milletvekilliği görevi sırasında 12 arkadaşıyla birlikte Kayseri Üniversitesi nin kurulması teklifini meclise sunan 6 Yazır milletvekilliği süresince Meclis İdare Amirliği nin yanı sıra çeşitli konularda önerge sunma ve meclis kürsüsünde konuşma imkânı bulmuştur ve 1963 yılları bütçe görüşmelerinde Milli Savunma 1 Bahri Yazır ın TBMM ye verdiği fotoğrafı ve özgeçmişi için bkz. TBMM Albümü ( ), İkinci Cilt , İkinci Basım. Ankara 2010, s TBMM, Temsilciler Meclisi Tercümeihal Varakası, Sicil No:268. Tercümeihal Varakası için bkz. Ek.1 3 TBMM, Millet Meclisi Üyesine Mahsus Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 1, Sicil No: 272. Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 1. Seçim Mazbatası için bkz. Ek.2 4 TBMM, Millet Meclisi Üyesine Mahsus Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 2, Sicil No: 272. Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 2. Seçim Mazbatası için bkz. Ek.3 5 Gürcan Bozkır; Türk Siyasal Hayatında Cumhuriyetçi Güven Partisi, ÇTTAD, VI/15, (2007/Güz), s TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem 2. Cilt, 34. Birleşim, s
86 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Bakanlığı bütçesi hakkında partisi adına söz alan Yazır 31 Mart 1961 tarihinde hazırlanmakta olan yeni anayasa hakkında da görüş beyan etmiştir. Bunlardan başka, 1967 yılında Deniz Nakliyat Şirketi nin yılları arasındaki ekonomik faaliyetlerine dair CHP grubu adına söz alan Yazır aynı yıl Güven Partisi milletvekili olarak Adapazarı depreminde yıkılan kamu konutlarının yapımında yolsuzluk yapılıp yapılmadığına dair İmar ve İskân Bakanlığı na soru önergesi vermiştir. Yine aynı yıl içinde Millet Meclisi nde pancar üreticilerinin durumunu dile getiren bir konuşma yapmıştır yılında yapılan bütçe görüşmelerinde Güven Partisi adına söz alarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bütçesi ile Danıştay Bütçesi hakkında partisinin görüşlerini dile getirmiştir. 2. Mecliste Yaptığı Konuşmalar Bahri Yazır, yılları arasında sürdürdüğü Kayseri ve Bursa milletvekilliği görevi esnasında hem CHP hem de GP adına konuşma imkânı bulmuştur. Bu konuşmalarının önemli bir kısmı bütçe ile ilgilidir. Bundan başka anayasanın hazırlanması, Deniz Nakliyat Şirketi ve pancar üreticisinin durumları hakkında da konuşmuştur Bütçe Görüşmelerinde Yaptığı Konuşmalar 1961 ve 1963 yıllarında Milli Savunma Bakanlığı bütçesi ve 1969 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Danıştay bütçeleri hakkında görüş beyan eden Yazır, ayrıca 1962 bütçe görüşmelerinde iki arkadaşıyla birlikte Silahlı Kuvvetlere saygı ve güven içeren bir önerge de vermiştir. Bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmalarda herhangi bir tartışma, karşılıklı sataşma söz konusu olmamıştır. 21 Şubat 1961 tarihinde Kurucu Meclis te yaptığı konuşmasında Milli Savunma Bakanlığı na ayrılan bütçenin genel bütçede büyük bir yer tuttuğunu dile getiren Yazır, jeopolitik konumumuzun bizi zorladığı güçlü ordu ihtiyacının mevcut ekonomik güçle karşılanabilmesi için ordumuzu gücümüz nispetinde tensikata tâbi tutmak, küçük, fakat kuvvetli birliklerden mürekkep silahlı kuvvetlere irca etmek zorundayız ifadelerine yer vermiştir. NATO üyesi olan Türkiye nin hem ileride çıkması muhtemel nükleer savaşa hazırlık için hem de ordusunu yenileme adına NATO dan yararlanması gerektiğini ifade eden Yazır Hükümetten istirhamım şudur; Silahlı Kuvvetlerimizin teşkilâtı, yeni harp doktrinlerinin ışığı altında yeniden gözden geçirilmeli ve biran evvel lüzumlu reorganizasyon çalışmalarına başlanmalıdır ifadeleri ile konuşmasını tamamlamıştır. 7 Yazır ın 1963 yılı bütçe görüşmelerinde Milli Savunma Bakanlığı nın bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına yaptığı konuşma 1961 yılındaki konuşmasına göre daha kapsamlıdır. Öncelikle bütçe tasarısının rakamlarını ele almış, Bakanlığa ayrılan payın çok olduğu yönünde eleştiri yapmanın doğru olmadığını dile getirmiştir. Bir önceki yıla oranla genel bütçedeki payın %25,7 den %23,2 ye düştüğünü ifade etmiştir. Ayrıca konuşmasında, bugünkü şartlarda Silahlı Kuvvetlerimiz Milli Savunma masraflarıyla kalkınmamızın aleyhinde işleyen bir mekanizma değil aksine kalkınmamızın desteklenmesinde en müessir rolü oynayan ilk ve ana faktördür ifadelerine yer vermiştir. 7 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1.Dönem, 1.Cilt, 3. Toplantı, 3. Birleşim, 21 Şubat 1961, s
87 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Ayrıca, 1948 den itibaren alınan dış yardımların, NATO üyeliğinin ve Türkiye nin kalkınması için müttefik devletlerce kurulan komisyonun bu düşüncesinin ispatı olarak dile getirmiştir. Konuşmasının devamında Bakanlığa ayrılan bütçenin aslında yetersiz olduğunu ileri süren Yazır tezini ispatlamak amacıyla NATO ya üye ülkelerden örnekler vermiştir; Amerika Milli Savunmaya milli gelirlerinin %11,1 ini, Fransa %7,7 sini, İngiltere %7,3 ünü, Portekiz %7,5 ini, Yunanistan %5,2 sini, buna mukabil Türkiye %4,85 ini ayırmaktadır. NATO memleketleri arasında asker başına sarf edilen yıllık para mukayesesi de şöyledir: Amerika silahaltındaki her asker için yılda Dolar, Kanada Dolar, Batı Almanya Dolar, İngiltere Dolar, Norveç Dolar, Portekiz Dolar, Yunanistan Dolar sarf ettiği halde Türkiye'nin yılda asker başına sarf ettiği miktar 585 Dolardır. Bu da gösteriyor ki, Türk Silahlı Kuvvetleri ne ayrılan bütçe tatminkâr olmaktan uzaktır. Ayrıca, nükleer silahlara sahip olmanın harp stratejisine etkisini dile getiren Yazır esasen savaşta etkili olanın eldeki silah değil onu kullanan bilek ve bileğe sahip yürek olduğunu vurgulamıştır. Bunlardan başka Bakanlığın 1962 yılındaki çalışmalarına değinmiştir. Silahlı Kuvvetler Yakacak Kanunu, Şehit Dul Ve Yetimlerinin Tedavilerine Dair Kanun, Askeri Yargıtay Kanunu, Milli Güvenlik Kanunu, Uçuş Tazminat Kanunu, Jandarma Ve Deniz Erlerinin Hizmet Sürelerinin Tadiline Dair Kanunların hazırlanması ile yapılan hizmetin önemine dikkat çekmiştir. Ayrıca, CHP nin Bakanlıktan beklentilerini dokuz madde halinde sıralamıştır. Burada; mahrumiyet bölgesindeki askerlerin her türlü sosyal ihtiyaçları için çalışma yapılması, Ordu Yardımlaşma Sandığı nın kuruluş maksadına göre çalışması, teknik elemanların yetiştirilmesi ve istihdamı meselesi, Milli Savunma Akademisine sivil dairelerden gönderilen personellere dair şikâyet, Askeri kolejlerde yabancı dil öğrenimi, personelin yabancı dil öğrenimi, Atlı birliklerin azalması sebebiyle Askeri Veteriner Fakültesi nin kapatılması talebi, Askeriyeye ait tamir fabrikalarının sivil talepleri karşılaması için gerekli çalışmaların yapılması için planlama yapılması tavsiyesi, ordunun ihtiyaçları için NATO daki müttefiklerimizin desteklerinin sağlanması konuları ele alınmıştır. Son olarak 1960 darbesi hakkında CHP nin görüşlerini dile getiren Yazır, Türk Silahlı Kuvvetleri Türk Milletiyle birlikte 27 Mayıs imtihanını da verdikten sonra memleketin kudreti modern Anayasa ile demokratik parlamenter rejime terk ederek asıl görevine kemali sükûnetle dönmüştür ifadesine konuşmasında yer vermiştir. 8 Milletvekilliğinin ilk yıllarında Milli Savunma Bakanlığı bütçesi ile ilgili CHP nin sözcüsü olarak konuşan Yazır, 1969 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Danıştay bütçeleri hakkında Güven Partisi adına söz almıştır. Yazır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bütçesi ile ilgili 18 Şubat 1969 tarihinde yaptığı konuşmasına kuruluşundan beş yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen devlet ve millet için çok önemli bir bakanlığın Teşkilat Kanunu nun hazırlanmamış olmasını eleştirerek başlamıştır. DSİ Genel Müdürlüğü nün bütçesinin yetersizliğine 8 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1. Dönem, 13.Cilt, 1. Toplantı, 51. Birleşim, 16 Şubat 1963, s
88 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) değinen Yazır, nüfusun önemli bir kısmının tarımla uğraştığını, bu sebeple sulamaya gereken önemin verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca elektrik üretimindeki yetersizliği dile getiren Yazır Maden Kanunu nun çıkarılmasından memnuniyet duyacaklarını ifade etmiş, Türkiye nin zengin bor yataklarına sahip olduğunu ve bunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Konuşmasının kalan kısmını Petrol Kanunu ve Güven Partisi nin petrol politikalarına ayırmıştır. Petrol Kanununun değiştirilmesi ve mevzuatın milli çıkarlar doğrultusunda düzenlenmesi için verilen önergelerin bir yıldır meclise getirilmediğini ifade eden Yazır Güven Partisi olarak petrol konusunu milli bir dava olarak gördüklerini vurgulamıştır. Bunlardan başka 28 Ekim 1967 tarihli kararname ile devletin zarara uğratıldığını dile getirmiştir. Adı geçen kararname ile devletin iki yılda elli iki milyon lira zarara uğradığını dile getiren Yazır konuşmasında zararın nasıl meydana geldiğine de yer vermiştir: 6181 sayılı eski kararnameyle yalnız ATAŞ Grubuna dâhil yabancı şirketlerin ithal ettiği ham petrolde akaryakıt istikrar fonuna 1967 ve 1968 yıllarında 91 milyon lira girmesi gerekirken, 8957 sayılı yeni kararnameye göre alınan miktar 39 milyon liraya düşmüştür. *** Ham petrolde yapılan varil başına 40 sentlik indirim, Mobilin ithal ettiği Kerkük petrolü için % 18,2, BP nin ithal ettiği Katar ham petrolü için % 20,5 oranında bir ucuzluk ifade ediyordu. Bu indirimin Türk Lirası olarak tutarı ton başına 27 liradır. Şu halde bir ton ham petrolden elde edilen ürünlerden akaryakıt istikrar fonuna alınacak miktarın da 27 lira civarında olması gerekirdi. Bu maksatla 6181 sayılı Kararnamede akaryakıt istikrar fonuna ayrılacak miktarlar benzinde % 18,41 gazda % 16,32, motorinde ise % 20 olarak tespit edilmişti. Buna göre bir ton ham petrolden elde edilecek, gaz, benzin ve motorinden alınan paranın tam 27 lira tuttuğu, böylece indirimin tam olarak karşılandığını görüyoruz. Buraya kadar söyleyecek bir şey yoktur, ama ortaya yeni bir kararname çıkıyor. 28 Ekim tarihli bu kararname, % 18,41-16,32 ve 20 olan oranların hepsini % 8 olarak değiştiriyor. Bu kararname geçmişe de geçerli olarak yürürlüğe konuluyor, işte bu değişikliğin neticesi, akaryakıt istikrar fonuna giren paranın sadece iki yılda 52 milyon lira eksilmesidir. Konuşmasının kalan kısmını millî kuruluşumuz olan Türkiye Petrolleri nin 9 gelirlerini artıracak tedbirlere ayıran Yazır, ATAŞ rafinerisinin genişletilmesi ve yüksek oktanlı benzin ile yabancıların elde ettikleri fahiş karlara dikkat çekerek sözlerini bitirmiştir Bütçe görüşmelerinde Güven Partisi adına Yazır ın Meclis kürsüsüne çıktığı diğer konuşma Danıştay Bütçesi ile ilgilidir. 15 Şubat 1969 tarihinde yaptığı konuşmaya Danıştay ın 100 yılını tamamladığını hatırlatarak başlamıştır. Danıştay ın anayasadaki konumu ve demokrasi için ifade ettiği anlama değinen Yazır kurumla ilgili yasal değişikliklere Güven Partisi nin bakışını da vurgulamıştır. Fert ile hükümet arasındaki problemlerin Danıştay tarafından çözüldüğünü dile getiren Yazır Danıştay ın iş hacminin kabarıklığı sebebiyle kararların zamanında verilemediğini, bunun ise adaleti teminde kusurlara yol açtığını ifade etmiştir. Bunun çözümü olarak Danıştay ın altında idari 9 Türkiye Petrolleri 6327 sayılı kanun ile 1954 yılında TL ile kurulmuştur. Sermayesinin %57 si Hazine nin kalan kısmı ise farklı devlet kurumları ve kuruluşlara aittir. Detaylı bilgi için bkz. Mustafa Albayrak, Türk Siyasi Tarihinde Demokrat Parti ( ), Phoenix Yayınevi, Ankara 2004, s TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 33. Cilt, 3. Toplantı, 55. Birleşim, 18 Şubat 1969, s
89 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) mahkemelerin kurulması gerektiğini dile getirmiştir. Bunlardan başka hükümetle Danıştay arasındaki ilişkiye değinen Yazır hükümetin Danıştay kararlarına uyması gerektiğine vurgu yaparken Danıştay ın da yürütmeyi durdurma kararları ile hükümeti çalışamaz hale getirmesinin zararını hükümetten önce Türk milletinin çekeceğini ifade etmiştir Anayasası nın Hazırlanması Esnasında Yaptığı Konuşma 27 Mayıs darbesi sonrasında yeniden anayasal düzene geçmek için Kurucu Meclisin oluşturulması kararlaştırılmıştır. 7 Aralık 1960 tarihinde Milli Birlik Komitesinde kabul edilen yasayla Kurucu Meclis in MBK ve Temsilciler Meclisi şeklinde ikili bir yapıyla oluşturulması kararlaştırılmıştır. 12 Milli Birlik Komitesi yeni anayasa hazırlıklarına başlamak üzere içlerinde Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Tarık Zafer Tunaya gibi isimlerin de bulunduğu bir ilim kurulu oluşturmuştur. 6 Ocak 1961 tarihinde başlayan anayasa çalışmaları 27 Mayıs 1961 de tamamlanmıştır. 13 Bahri Yazır, yeni anayasa ile ilgili görüşlerini 31 Mart 1961 tarihinde Meclis kürsüsünde dile getirmiştir. Ortaya koyduğu görüşleriyle ilgili Mecliste herhangi bir tartışma ya da sataşma olmamıştır. Bu iş için teşekkül ettirilen heyetin farklı mesleklerden olduğunu, böylece yapılacak anayasaya farklı açılardan bakılabileceğini ifade eden Yazır sözlerinin devamında bazı endişelerini dile getirmiştir. Yeni anayasanın ileri düzeyde demokrasiye sahip ülkelerin anayasalarına denk şekilde hazırlanmasını milletin yapısına ve demokrasi seviyesine uymayacağını ileri sürerek eleştiren Yazır bu noktada anayasa hazırlarken dayanılması gereken temel unsurlara dikkat çekmiştir. Anayasa millî hayatı tanzim eden, ona istikamet veren ve idare mekanizmasına muharrik kuvvet vazifesini gören bir temel kanun olduğuna göre, evvelâ millî hayatın nasıl tanzim edileceği, ona ne gibi bir istikamet verileceği ve idare mekanizmasına muharrik kudret vasfının nasıl temin edileceği gibi birbirinden önemli soruların çözülmesine ihtiyaç vardır. Millî hayatı tanzim etmek ve ona bir istikamet verebilmek için her şeyden evvel halli lâzım gelen büyük problemin malûmlarını, gerçeklerini ortaya sermek şarttır ifadesini kullanan Yazır sözlerinin devamında memleketin içinde bulunduğu şartlara değinmiştir. Dile getirmekten kaçınmamıza rağmen ülkemizin geri kalmış bir ülke olduğunu, konuyu görmezden gelmemizin dertlerimize deva bulmamıza engel olduğunu kaydetmiştir. Milletimizin büyük bir sosyal krizin içinde olduğunu dile getiren Yazır Meclise düşen görevi Millî hayatta istikamet vermek için; millî şuur içinde, millî hedefe doğru milletçe yol almamızı mümkün kılan şartların hazırlanması lâzımdır. Ancak, bu sayede Anayasa idare mekanizmasına aynı zamanda muharrik ve müessir kuvvet olma vasfını kazandırır cümlesiyle ifade etmiştir. Türkiye nin dış politikasının kuvvetler dengesi üzerine kurulduğunu, bunun bu günün bir gerçeği olduğunu dile getiren Yazır sonsuza kadar böyle devam etmeyeceğini, derhal tedbir alınmazsa Türk dış politikasının zaafa uğrayabileceğini iddia emiştir. Bundan başka yeni anayasa ile girilen dönemi İkinci Cumhuriyet olarak niteleyen Yazır 11 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 33. Cilt, 3. Toplantı, 52. Birleşim, 15 Şubat 1969, s Hikmet Özdemir, Siyasal Tarih ( ), Türkiye Tarihi 4 Çağdaş Türkiye , Edt. Sina Akşin, Cem Yayınevi, İstanbul 1995, s Kadri Unat, Atatürk Sonrası Türkiye, Başlangıçtan Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Edt. Temuçin Faik Ertan, Ankara 2011, s
90 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) konuşmasını Bendeniz ümit ve temenni ederim ki, Yüksek Heyet, millî gerçekler hedefinden ayrılmayacak ve ikinci Cumhuriyetimiz uzun yıllar payidar olacaktır ifadesi ile bitirmiştir Deniz Nakliyat Şirketi Hakkındaki Konuşması Yazır, Deniz Nakliyat Şirketi nin yılları arasındaki çalışmalarının değerlendirildiği 4 Şubat 1967 tarihli toplantıda CHP grubu adına bir konuşma yapmıştır. Herhangi bir tartışma ya da sataşmanın yaşanmadığı bu konuşmasına şirketin kuruluş aşamasından bahsederek başlamış, Denizcilik Bankası Şilepçilik İşletmesinin sermayesinin yarısından çoğu bu Bankaya ait olan bir Anonim Ortaklık haline getirilmesiyle 1955 ten itibaren çalışmaya başlayan Deniz Nakliyat Türk Anonim Şirketi 5842 sayılı Denizcilik Bankası kuruluş kanunu hükümlerine göre 1960 yılına kadar Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tâbidir. Bu sebepten Komisyon raporuna muvazi olarak maruzatımız devresine inhisar edecektir ifadesiyle konuşmanın hangi dönemleri kapsayacağını belirtmiştir yılında hem yurtiçi hem de yurtdışı taşımacılık yapan şirketin seneyi 34,5 milyon lira karla kapattığını dile getirmiş, bunun öz kaynaklara göre hesap edilen mali rantabilitesinin %19,6 olduğunu ve tatmin edici bir netice olduğunu ifade etmiştir yılında karın düştüğünü, 10,7 milyon lira karla senenin kapatıldığını belirten Yazır 1962 senesinde ise 45,5 milyon lira zarar edildiğini ifade etmiştir te 23 sayılı kanunla kurulmuş bir teşkilatla çalışarak zararın 11,2 milyon liraya çekildiğini kaydetmiştir. Konuşmasının devamında şirket hakkındaki CHP nin görüş ve temennilerine yer veren Yazır Uzun ve kısa vadeli plânlarla personel istihdamından, dünya şilepçiliği konusunda etütlere kadar, genç gemilere sahip olmak konusunda elverişli mubayaalardan yurt içinde imal ve inşaya kadar, her türlü tedbirlerin alınmasını lüzumlu görüyoruz ifadelerine yer vermiştir. Konuşmasının kalan kısmını Denizcilik Bankası na 15 ayırmıştır. Yazır Denizcilik Bankasının idari bünyesi; Genel Müdürlük ve Merkez Şubeleri, Bankacılık İşletmesi, Denizyolları, Şehir Hatları, İstanbul Limanı, İzmir ve Trabzon kıyı emniyeti, Gemi Kurtarma Teşkilâtı, Van Gölü İşletmeleri, Haliç, İstinye Camialtı ve Hasköy tersaneleri, Malzeme Müdürlüğü, Hastane ve Yalova Kaplıcalarından ibarettir ifadesiyle bankanın ne denli büyük bir kurum olduğunu dile getirmiş, kurumun isminin banka olmasının bir eleştiri konusu olduğunu ifade etmiştir yılı itibariye 1,4 milyar liradan fazla bir sermayesi olan Bankanın 1960 ta 36 milyon kar, 1961 de 14,8 milyon kar, 1962 de 2,2 milyon kar ve 1963 te ise 37 milyon zarar ettiğini, bu bilançonun taktire şayan bir bilanço olmadığını belirtmiştir. Konuşmasının devamında özelleştirme konusuna değinen Yazır CHP nin özelleştirmeye nasıl baktığını Bugün Denizcilik Bankasının elindeki işletmelerin ve bilhassa Denizyollarına ait varlıkların özel teşebbüse devredilmesi sanıldığı kadar kolay olmadığı gibi böyle bir kararın Türk Devletinin yüksek menfaatleriyle de bağdaşmayacağı kanısındayız sözleriyle ifade etmiştir. Bundan başka CHP nin özel sektöre karşı 14 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1. Dönem, 2. Cilt, 1. Toplantı, 35. Birleşim, 31 Mart 1961, s Denizcilik Bankası 5842 sayılı kanunla 10 Ağustos 1951 yılında TL sermaye ile kurulmuştur. Bankanın %51 i Hazine ye aittir. Detaylı bilgi için bkz. Albayrak, a.g.e., s
91 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) olmadığını da ayrıca vurgulamıştır. CHP nin temennilerinden bahsetmeye Bankanın bir an evvel borçlardan kurtarılması konusunda gerekli tedbirlerin alınmasını ifade ederek başlamıştır. Bankanın kendi kendini idare eder bir vaziyete getirilmesi gerektiğini, askeri ve sivil konuları da içine alan bir Devlet Denizcilik politikasının tespit edilmesinin zaruretini, personel masraflarının düzenlenmesi gerektiğini dile getirmiş, İstanbul-Yalova arasındaki araba vapuru işletmesine neden el atılmadığını sormuştur. Sözlerinin sonunda Denizcilik Bankasının biran evvel kalkınması için Meclis ve hükümetler elbirliği ile ortak bir gayretin içine girdikleri takdirde, Türk denizciliği kısa zamanda göğüslerimizi kabartacak bir seviyeye gelebilir ifadelerine yer vermiştir Pancar Bedelleri Hakkındaki Konuşması Bahri Yazır 4 Aralık 1967 de pancar üreticisinin paralarının Şeker Şirketi tarafından zamanında verilmediği, açılması gereken kredilerin tam olarak açılmadığı konusunda gündem dışı söz almıştır. Konunun daha önce bütçe görüşmelerinde gündeme geldiğini ancak çözüm üretilemediğini hatırlatarak sözlerine başlayan Yazır pancar üretiminin kişinin geçimini sağladığı bir sektör olduğunu vurgulayarak devam etmiştir. Pancarın alım fiyatını ve şekerin satış fiyatını hükümet belirlemesine rağmen Şeker Şirketi nin başarı göstermesini beklemenin doğru bir politika olmadığını dile getiren Yazır, hükümetin bu konuda bir an önce düzenlemeye gitmesi gerektiğini belirtmiştir. Köylünün, 100 liralık pancar elde etmek için 75 lira harcadığını dile getiren Yazır köylüye zamanında ödeme yapılmaması durumunda köylünün ciddi sıkıntılar içinde kaldığını ifade etmiştir. Şeker Şirketi nin ton şeker stoğu bulunduğunu, şekerin 80 kuruşa mal edilirken vergilerle 260 kuruşa maliyetin yükseldiğini, bu durumun Şirketin belini büktüğünü ve borç batağına saplanmasına neden olduğunu ifade etmiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı köylüye ekim esnasında ödenmesi gereken avansların ödenemediğini bunun da köylüyü mağdur ettiğini dile getirmiştir. Yazır sözlerinin devamında bir rica ve temenni eklemiştir. Avansların çiftçiye anlaşma gereğince kararlaştırılan zamanda ödenmesi ve paralarının da pancar tesliminden sonraki bir ayda tamamen ödenmesi ricasında bulunan Yazır temenni olarak da şunları dile getirmiştir: Türkiye Şeker Şirketi Anonim Ortaklığı şikâyet konularımıza rağmen temel gıda maddelerinden şeker konusunu halletmiş ve böylece Türk ekonomisine büyük güç katmıştır. Hâlbuki yine bir temel gıda maddesi olan yağ konusunda bir ziraat memleketi olan Türkiye, yılda milyon dolarını harice veriyor. Bu durumda Şeker Şirketi pancar ekim sahasına münavebe ile ayçiçeği, yer fıstığı, koza, soya fasulyesi gibi yağlı tohumlar ekmek suretiyle beslenmemizde margarine gidiş için imkânlar hazırlamalı. İleri memleketlerde nüfus başına yılda 30 kilo yağ tüketimine mukabil 5,9 kilo ile Afganistan, Hindistan ve Pakistan'ın hemen önünde gelen Türkiye'nin tüketim hacmini artırmış hem de her gün harice akan döviz israfını önlemiş oluruz. Sözlerinin Şeker Anonim Ortaklığının yeniden yapılandırma işlemlerinin bir an önce tamamlanması dilekleriyle tamamlamıştır TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 12. Cilt, 1. Toplantı, 46. Birleşim, 4 Şubat 1967, s TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 12. Birleşim, 4 Aralık 1967, s
92 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Bahri Yazır ın konuşmasından sonra Sanayi Bakanı Mehmet Turgut söz almış, Yazır ın iddialarına cevap vermiştir. Pancar bedellerinin vaktinde ödenmediğini kabul eden Bakan, bunun yılların birikimi olduğu, hükümetin de ödemeleri vaktinde yapmak istediği ancak imkânlarının elvermediğini ifade etmiştir. Pancar çiftçisinin durumunun Yazır ın ifade ettiği kadar kötü olmadığını dile getiren Bakan, iddialar doğru olsaydı Türkiye de hiç kimsenin pancar ekmek istemeyeceğini, ancak durumun aksi olduğunu iddia etmiştir. Bakan, pancar çiftçisinin durumunu düzeltmek için bir takım tedbirlerin alındığını da sözlerine eklemiştir Meclise Sunduğu Önergeler Bahri Yazır ın milletvekilliği dönemi boyunca bütçe görüşmelerinde orduya saygı ve güven içeren bir önerge ile Adapazarı depremi sebebiyle devlet binalarının yapımında bir yolsuzluk olup olmadığına dair önergeler verdiği görülmektedir Milli Savunma Bakanlığı Bütçesi İle İlgili Önergesi Bahri Yazır 1962 yılında Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin kabulü sebebiyle Zonguldak milletvekili Kenan Esengin ve Ordu milletvekili Ferda Güley ile birlikte Silahlı Kuvvetlere saygı ve güvenlerini bildiren bir önergeyi Meclis Başkanlığına sunmuştur. 21 Şubat 1962 tarihli önerge şu şekildedir: Yüksek Başkanlığa 1962 yılı Millî Savunma bütçesinin kabulü münasebetiyle millî varlığımızın temeli ve timsali olan kahraman ve fedakâr Silahlı Kuvvetlerimize Millet Meclisinin sevgi, saygı ve güven duygularının iblâğını arz ve teklif ederiz. Kayseri Bahri Yazır Zonguldak Kenan Esengin Ordu Ferda Güley Adapazarı Depremi Hakkındaki Önergesi 22 Temmuz 1967 tarihinde Adapazarı nda meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde 89 kişi ölmüş ve 7116 bina hasar görmüştü. 20 Depremde yıkılan devlete ait binalar sebebiyle Yazır binaların yapımında bir yolsuzluk olup olmadığının açıklanması 18 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 12. Birleşim, 4 Aralık 1967, s TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1.Dönem, 3.Cilt, 1. Toplantı, 52. Birleşim, 21 Şubat 1962, s
93 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) amacıyla İmar ve İskân Bakanlığı ile Bayındırlık Bakanlığı na 28 Temmuz 1967 tarihinde yazılı soru önergesi vermişti. 21 Bahri Yazır ın konu ile ilgili soru önergesi aşağıda verilmiştir: Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına Aşağıdaki sorumun İmar ve İskân ve Bayındırlık Bakanları tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususuna delâlet buyurulmasını arz ederim. Saygılarla Bahrî Yazır Bursa Milletvekili Son Adapazarı depremini takiben, yerinde yaptığım incelemede yıkılan binalar arasında daha ziyade Devlete ait olup ihale ile inşa edilmiş betonarme yapıların da bulunduğunu esefle müşahede ettim. Yığma usulle, hatta daha iptidai şekilde yapılmış binalar ayakta dururken, mezkûr Devlet binalarının tahribe uğraması, bu binaların inşasında yolsuzluklar yapıldığı hissini telkin etmektedir. Bir taraftan, varsa yapılmış yolsuzlukların tespiti, diğer taraftan zaman zaman deprem afetine maruz memleketimizde gerekli ilmî ve fennî tedbirlerin alınması bakımından ve yıkılan binaların enkazı kaldırılmadan lüzumlu tetkik ve tahlillerin yapılması hususunda ne gibi tedbirler alınmıştır? 22 Bu önergeyi İmar ve İskan Bakanı Haldun Menteşeoğlu 1 Ağustos 1967 de, Bayındırlık Bakanı Orhan Alp 29 Eylül 1967 de yazılı olarak cevaplandırılmıştı. Söz konusu cevaplar 3 Kasım 1967 de Millet Meclisi nde gündeme alınmıştır. Menteşeoğlu cevabi yazısında, devlete ait binaların Bayındırlık Bakanlığı kanalıyla yapılması sebebiyle sorunun muhatabı olmadıklarını ifade etmiş, soru önergesinin adı geçen bakanlığa intikal ettirildiğini kaydetmiştir. 23 Alp ise cevabi yazısında, depremi takiben hasar tespiti ve yapılması gerekenleri belirlemek amacıyla araştırma yapmak üzere üç heyet oluşturulduğunu ifade etmiş, Bayındırlık ve Bölge Müdürlüklerine de azami gayret etmeleri yönünde talimat verildiğini kaydetmiştir. Yazısının devamında hasar gören devlet 21 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 21. Cilt, 1. Toplantı, 150. Birleşim, 28 Temmuz 1967, s TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 2. Birleşim, 3 Kasım 1967, s TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 2. Birleşim, 3 Kasım 1967, s
94 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) binalarının istatistiki bilgisini vermiş, binaların yapı kalitesi ile ilgili de araştırma ve incelemelerin sürdürüldüğünü kaydetmiştir Sonuç yılları arasında Millet Meclisi nde Kayseri ve Bursa milletvekili olarak görev yapan Bahri Yazır ın çoğunlukla bütçe görüşmelerinde üyesi olduğu parti adına söz aldığı görülmektedir. Birinci dönem CHP milletvekili olarak Milli Savunma Bakanlığı nın bütçe görüşmelerinde partisi adına konuşmuştur. Yazır, darbe sonrası hazırlanan bu bütçelerde önemli ölçüde büyük bir paya sahip olan Milli Savunma Bakanlığı nın bütçesinin bu durumunun normal kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir yılında bu düşüncesini desteklemek için NATO üyesi ülkelerde adı geçen bakanlığa bütçeden ayrılan paylara konuşmasında yer vermiş, Türkiye nin bu noktada geri kaldığını ifade etmiştir. Hem darbe sonrasının siyasi iklimi hem de asker kökenli bir milletvekili olması bütçenin ¼ lük kısmının bir bakanlığa verilmesinin doğruluğunu savunmaya ittiği kanaatindeyiz. Aksi halde bütçede bu kadar büyük bir rakamın savunulması söz konusu olamazdı. Çünkü bütün devletler genel bütçesine uygun oranda bakanlıklara bütçe ayırmak zorundadır. Ekonominizin gücü oranında bütçeniz büyük olur, bu büyüklük oranında bakanlıklara ayrılan pay da büyür. Sadece bir bakanlığa ¼ lük pay ayırdığınızda sağlıktan eğitime pek çok alanda geri kalmanız kaçınılmazdır. Özellikle kalkınmayı teşvik etmezseniz gelirleriniz artmayacağı için bütçedeki pay ne kadar büyürse büyüsün miktar diğer devletlerden geride kalmak zorundadır. Bu noktadan olmak üzere savunma için gereken miktarı ayırırken bütçe gelirlerini artırmak için de gerekli yatırımlara pay ayırmayı unutmamak lazımdır yılında Güven Partisi milletvekili olarak 15 Şubat ta Danıştay, 18 Şubat ta da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçeleri hakkında partisi adına konuşma yapmıştır. Danıştay bütçesi ile ilgili konuşmasında öncelikle Danıştay ın yeniden yapılandırılması, idari mahkemeler kurulması gerektiğini ifade etmiştir. Bundan başka hükümet-danıştay arasında ilişkiye dikkat çekmiş, hükümetin ferdin haklarını çiğnememesi gerektiğini ifade ederken Danıştay ın da iptal ve yürütmeyi durdurma kararları ile hükümeti işleyemez hale getirmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nın bütçesi hakkındaki konuşmasına bakanlığın kuruluşundan beş yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen teşkilat kanununun yapılmamasını eleştirerek başlamıştır. Konuşmasının devamında da eleştirilere devam etmiştir. Nüfusun %68 inin köylerde yaşadığı Türkiye de toprak ve su kaynaklarımızın yeterince değerlendirilemediğini dile getirmiş, sulanması mümkün olan %70 civarındaki memleket toprağının sulanmadığını ifade etmiştir. Bundan başka elektrik tüketiminde Yunanistan ve Bulgaristan ın gerisinde olduğunu, bunun çözümünün barajların yapımının bir an önce tamamlanmasından geçtiğini dile getirmiştir. Ayrıca Türkiye Enerji Kurumu Kanunu ile Maden Kanunu nun bir an evvel çıkarılmasını istemiş, bor rezervlerinin milli menfaatlerimize uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Son olarak petrol konusuna değinen Yazır konuşmasında uzunca yer verdiği bu konuda sadece eleştiri yapmamış Güven Partisi nin konu ile ilgili önerilerini de dile getirmiştir. 24 TBMM, Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 2. Birleşim, 3 Kasım 1967, s
95 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Bütçeden başka yeni anayasanın hazırlığı esnasında söz alan Yazır en ileri demokrat milletlerin anayasaları seviyesinde bir anayasa hazırlanmasını eleştirmiştir. Anayasaların toplumu tanzim eden, istikamet veren ve idareyi harekete geçiren temel kanunlar olduğuna işaret eden Yazır toplumun sosyal bünyesi ve içinde bulunduğu şartların bu derece ileri bir anayasaya uygun olmadığını ifade etmiştir. Darbe sonrasının şartları içinde asker kökenli bir milletvekilinin görüşleri olması bakımından dönemi anlama adına önemli bir konuşma olduğu kanaatindeyiz. Kamu iktisadi teşekkülü olan Deniz Nakliyat Şirketi ile ilgili konuşmasında rakamlarla şirketin durumunu dile getirmiştir. Yazır, şirketin yıllar içerisinde zararının arttığını ifade ederken diğer yandan bu işlerin özel şirketler aracılığıyla yapılmasının da doğru olmadığını iddia etmiştir. Dönemin devletçi anlayışı içinde savunulan bu fikrin günümüz Türkiyesi için gerçekliğinin kaldığını söylemek pek mümkün görünmemektedir. Yazır, diğer bir kamu teşekkülü olan Şeker Şirketi ile ilgili de konuşmuş, şirketin düzgün idare edilmediğini bunun sonucu olarak pancar üreticisinin mağdur olduğunu ifade etmiştir. Bunlardan başka meclis arşivinde Yazır ın verdiği önergelere de rastlıyoruz tarihinde Milli Savunma Bakanlığı nın bütçe görüşmelerinde orduya saygı ve bağlılık ifade eden önergenin yanı sıra 1967 Adapazarı depreminde yıkılan kamu binalarında yolsuzluk olup olmadığına dair araştırma yapılmasını isteyen soru önergesi vardır. Yazır ın konuşmalarından ve önergelerinden darbe sonrası şekillenen siyasi ve toplumsal yapı ile ekonominin içinde bulunduğu durumu net bir şekilde gözlemleme imkânının olduğunu ifade edebiliriz. 1. Arşiv Belgeleri: Türkiye Büyük Millet Meclisi; KAYNAKÇA Millet Meclisi Üyesine Mahsus Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 1, Sicil No: 272. Millet Meclisi Üyesine Mahsus Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 2, Sicil No: 272. Temsilciler Meclisi Tercümeihal Varakası, Sicil No: Resmi Yayınlar: TBMM Albümü ( ), İkinci Cilt , İkinci Basım. Ankara Türkiye Büyük Millet Meclisi; Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1. Dönem, 2. Cilt, 1. Toplantı, 35. Birleşim, 31 Mart 1961, Sayfa Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1. Dönem, 3. Cilt, 1. Toplantı, 52. Birleşim, 21 Şubat 1962, s.108. Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1.Dönem, 1. Cilt, 3. Toplantı, 3. Birleşim, 21 Şubat 1961, s
96 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 1.Dönem, 13. Cilt, 1. Toplantı, 51. Birleşim, 16 Şubat 1963, s Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem 2. Cilt, 34. Birleşim, Sayfa 341. Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 12. Cilt, 1. Toplantı, 46. Birleşim, 4 Şubat 1967, Sayfa Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 21. Cilt, 1. Toplantı, 150. Birleşim, 28 Temmuz 1967, Sayfa 756 Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 12. Birleşim, 4 Aralık 1967, Sayfa Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 22. Cilt, 1. Toplantı, 2. Birleşim, 3 Kasım 1967, Sayfa Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 33. Cilt, 3. Toplantı, 52. Birleşim, 15 Şubat 1969, Sayfa Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2. Dönem, 33. Cilt, 3. Toplantı, 55. Birleşim, 18 Şubat 1969, Sayfa Eserler: Albayrak, Mustafa, Türk Siyasi Tarihinde Demokrat Parti ( ), Phoenix Yayınevi, Ankara Bozkır, Gürcan, Türk Siyasal Hayatında Cumhuriyetçi Güven Partisi, ÇTTAD, VI/15, (2007/Güz), s Özdemir, Hikmet, Siyasal Tarih ( ), Türkiye Tarihi 4 Çağdaş Türkiye , Edt. Sina Akşin, Cem Yayınevi, İstanbul 1995, s Unat, Kadri, Atatürk Sonrası Türkiye, Başlangıçtan Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Edt. Temuçin Faik Ertan, Ankara 2011, s İnternet: 93
97 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) EKLER Ek.1 25 Bahri Yazır a ait Tercümeihal Varakası 25 TBMM, Temsilciler Meclisi Tercümeihal Varakası, Sicil No:
98 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Ek TBMM, Millet Meclisi Üyesine Mahsus Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 1, Sicil No:
99 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 (81-96 s.) Ek TBMM, Millet Meclisi Üyesine Mahsus Zat ve Sicil Dosyası, Dönem 2, Sicil No:
100 AÇIK HAVA REKLAMLARI: KENTSEL KİMLİK Mİ KENTSEL KİRLİLİK Mİ? Doç. Hüseyin Demir * Öz Açık hava reklamları, kentsel yaşamda özel ve önemli bir medya grubunu oluşturmaktadırlar. İletişimsel boyutuyla insanlara yarar sağlayan açık hava reklamları, kentlerin görsel kimliğini oluşturmada önemli birer gösterge olurken, aynı zamanda kentin görsel kirliliğini ve karmaşasını yansıtan örneklerine de tanık olunmaktadır. Bu bağlamda, farklı iş ve hizmet kollarında iletişim sağlamaya yarayan açık hava reklamları, kamusal alanların mülkiyetsiz-özgür nesneleri konumunda olup insanların yararlanabileceği önemli araçlardır. Dış mekân, yapı ve çevre ilişkisi açısından değerlendirildiğinde, açık hava reklamlarının tasarımı, biçimi ve rengiyle o kentte yaşayanları (olumlu ya da olumsuz) uyarıcı ve yaşama ritmini belirleyici nitelikler kazandırabildiklerini ve kentsel kültür oluşturmada önemli bir rol oynayabildiklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu çalışmada, özellikle niteliksiz malzemeden üretilmiş, çevre ve mimari yapılarla uyumsuz, dil ve anlam hatalarını içeren açık hava reklamlarının, kamusal alanlarda neden oldukları görsel kirlilik, kültürel deformasyon ve kentin özgün dokusunu bozan olumsuzlukları üzerinde bir değerlendirme yapılacaktır. Anahtar kelimeler: Reklam, açık hava reklamları, kamusal alan, grafik tasarım, görsel kirlilik. OUTDOOR ADVERTISNIG: IDENTITY OR POLLUTION OF THE CITY? Abstract Outdoor advertising in urban life constitute a special and important media groups. Communicative dimension of outdoor ads that benefit the people of the city an important indicator of the visual identity creation, while at the same time reflecting the city's visual pollution and clutter samples are also witnessed. In this context, outdoor advertising in different business and service branches, providing communication in the public sphere in position property less-free objects are one of the important instruments to benefit the people. When outer space evaluated, in terms of outdoor space, structure, and environmental relations, it can be said that the outdoor advertising design, shape and color plays an important role in order to give (positive or negative) stimulus those living in urban areas and to catch lively rhythm of city life and to create urban culture. In this study, there * Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü, [email protected]
101 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) will be an assessment upon some negative features causing visual pollution, cultural deformation and impairing original texture of cities outdoor advertisements specialties as especially produced by unqualified material, incompatible with the environment and architecture, having language and meaning errors in public spaces. Keywords: Advertisement, outdoor advertisements, public place, graphic design, visual pollution. Açık hava reklamları, iletişim kurmanın ve bilgilendirmenin önemli taşıyıcıları olup kent yaşamında çok özel ve önemli bir medya grubunu oluştururlar. Özellikle kent yaşamında insanların, günlük ihtiyaçlarının bir kısmını giderdikleri cadde, sokak, meydan ve diğer açık alanlarda yer alan açık hava reklamları, taşıdıkları bilgilerle önemli bir iletişim görevini yerine getirirler. Farklı boyut ve şekillerden oluşan, bu medya gurubu örnekleri arasında kent mobilyası özeliğine sahip, nitelikli pek çok aracın da yer aldığını söylemek mümkündür. Günümüzde, çok geniş bir yelpazede örnekleri olan, açık hava reklamlarını genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir. Üç boyutlu ve iki boyutlu tabela ve totemler, billboard, bigboard, megaboard, bina giydirme uygulamaları, cam üzerine uygulanan grafikler, çatı üstü reklam panoları, çift taraflı panolar, çok yüzlü panolar, duvar reklamları, hareketli reklam tabelaları, ışıklı panolar/levhalar, kabinli reklam panoları, LED ekranlı reklam panoları, neon reklam araçları, otobüs durağı reklamları, pencere reklamları, poster panelleri, taşıt giydirme uygulamaları, yer grafikleri, yönlendirme panoları ve levhaları, zeplin ve balon reklamları, açık havanın en etkili reklam araçlarını oluştururlar. Anılan başlıklardaki açık hava reklamlarının her biri, farklı bir araştırma konusu oluşturabilecek kapsamdadır. Sözü edilen başlıkları, teknik ve işlevleriyle ayrıntılı bir biçimde irdelemek, bu araştırmanın sınırlarını aşacağından, açık hava reklamları bir bütün olarak ele alınıp sonuca gidilmeye çalışılmıştır. Kuşkusuz bu alanda çok daha farklı araştırmaların (kitap, makale, tez gibi) yapılmış olduğu bir gerçektir. Bu çalışma, niteliksiz malzemeden üretilmiş, çevre ve mimari yapılarla uyumsuz, dil ve anlam hataları içeren açık hava reklamlarının, kamusal alanlarda neden oldukları görsel kirlilik, kültürel deformasyon ve kentlerin özgün dokusunu bozan olumsuzlukları üzerine bir değerlendirmeyi içermektedir. Açık hava reklamcılığı; kentsel yaşama dair kamusal alanlarda, her dönemde farklı yöntem ve araçlarla yapıldığı bilinmektedir. Tarihsel süreç incelendiğinde açık hava reklamcılığının başlangıcını kişilerin, grupların ya da toplumların birbirleriyle ürün değiştokuşunu yaptığı dönemlere dek götürmek mümkündür. Ürün değiş-tokuşunun başlaması aynı zamanda ticaret olgusunun yani, bir anlamda ürünün veya hizmetin alım-satımını da beraberinde getirmiştir. Ticaretin ilk başladığı dönemlerde mal ve hizmetlerin tanıtımının gerekliliği ortaya çıkmaya başlayınca, bu tanıtımlar sokaklarda/pazarlarda bağıran kişiler tarafından yapılmış ve zaman içinde çeşitlilik kazanarak yazılı ve görüntülü mecralara dönüşmüştür. 98
102 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Örneğin; bundan 4000 yıl önce Mısır da yassı ve düz taşlar üzerine çizilen işaret ve simgelerin, dış mekânda yapılan ilk kalıcı görsel iletişim, dolayısıyla ilk reklam örnekleri olduğu dile getirilmektedir. Yine başlangıcı kesin olarak bilinmemekle birlikte, İngiltere de British Museum da bulunan ve tahmini 3000 yıl öncesine ait bir papirüs üzerine yazıldığı sanılan duyurunun ilk yazılı reklam olduğu 1 kabul edilmektedir. Araştırmalar, Roma döneminde şehir duvarlarına ve/veya farklı malzemeler üzerine kazıma/çizme veya boyama yöntemiyle oluşturulan duyuruların yazı ve resimlerden bir arada kullanıldığına dair ipuçlarını vermektedir. 15. yüzyılda, şehir merkezlerindeki uygun alanlara, küçük boyutlu levhalar olarak asılan duyurularla, hem malzeme hem de görsel zenginlik açısından, açık havada daha nitelikli reklam örneklerine yer verilmeye başlanmıştır. Aynı yüzyılda, matbaanın bulunmasından sonra yazı, simge ve sembollerdeki çeşitliliğin artması, reklam alanının daha da zenginleşmesine yol açmıştır. Böylece, bu dönemden sonra yazı ve küçük boyutlu resimlemelerin birlikte kullanıldığı reklam örneklerine sıklıkla rastlanmaya başlanmıştır. Gittikçe yaygınlık kazanan bu tür örnekler, bir anlamda açık hava reklamlarının günümüze kadar olan sürecin de öncüleri olmuşlardır. Daha sonraki dönemlerde reklam yapmak amacı ile başvurulan mecralar, gelişen şartlara uygun olarak ve kullanılacağı alanın özelliklerine göre çeşitlenerek, daha farklı alanlarda işlev görmüşlerdir. Giderek bilim ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, ürün ve hizmetlerin tanıtım ve satışını sağlamak amacıyla, iş sahipleri reklamın değişik mecralarını kullanma ihtiyacı duymuşlardır. Sanayi Devrimi ni takiben, pek çok alanda olduğu gibi, yeni buluşlar ve teknolojik gelişmeler, reklamcılık alanını da hızla etkilemiş ve zenginleşmesine neden olmuştur. Tarihsel süreç incelendiğinde, yazı ve küçük resimlerden oluşan (illüstrasyon ve yazıların yer aldığı örnekler) ilk açık hava reklamları siyah beyaz olarak gerçekleştirilmiştir. 18. yüzyılın sonlarından itibaren, propaganda amaçlı ve ürün tanıtımına paralel olarak, tüketiciye daha fazla ürün satmak için yazı ve resimlerin yer aldığı, büyük boyutlu ve renkli örnekler yapılmaya başlanmıştır. Sanayi Devrimi, bir miladın başlangıcı olarak kabul edilirse, sürekli yenilenen teknolojiye paralel olarak, açık hava reklamcılığı da günün koşullarına uygun bir şekilde, çeşitlilik kazanarak gelişimini sürdürmüştür. Bu önemli çağ dönümü ile birlikte fabrikasyon üretiminin yaygınlaşması, yeni malzeme olanaklarının bulunması, açık hava reklamcılığını daha da ileri bir düzeye taşımıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısından bu yana, çok uluslu şirketlerin ve uluslararası sermayenin güç ve çeşitlilik kazanması, genel anlamda reklamcılık alanında yeni ve özgün fikirlere bağlı olarak, mecra çeşitliliğini çok daha önemli bir düzeye taşımıştır. Reklam panoları ve levhaların yapımında kullanılan malzemelerin çeşitliliği ve seri üretilmesi, açık hava reklam alanını daha cazip hale getirmiş ve popülerliğini artırmıştır. Bu bağlamda, reklam mecraları içinde önemli bir yer tutan açık hava reklamcılığı, günlük yaşamda insanların her an karşı karşıya geldiği, bilgilendiği, iletişim sağladığı önemli mecralardan biri olarak kent yaşamındaki yerini almıştır. Ürün ve markaların daha sık hatırlanması ve sürekli göz önünde tutulması amacıyla tüketici eğiliminin kuvvetlenmesini sağlayan açık hava reklamları, diğer medya guruplarına göre daha uzun ömürlü reklam araçları olarak bilinmektedirler. 1 Margaret Timmers, ThePower of the Poster, V&A Publications,
103 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Açık hava reklamları, tüketiciye doğrudan ürün ve hizmetlerin tanıtımını sağlayan araçlar olarak, daha çok dünyayla iletişimi ve ilişkisi olan büyük şehirlerin, yani kentsel yaşama dair ortamların nesneleridir. Kentlerde, kamusal alanların iletişim dili olan açık hava reklamları, diğer reklam mecralarında olduğu gibi, insanın düşünce ve davranışlarını etkileyen, önceden planlanmış bir mesajı ya da mesajlar bütününü aktarmaya yarayan nesneler olarak işlev görürler (Resim: 3). Bu reklamlar, yerine göre tarafsız bilgi sağlamaya yararken, aynı zamanda kendi hedef kitlesini etkileyecek bilgiyi ve mesajı aktarmayı yanlı olarak temel alırlar. Bu nesnelerin kentlerdeki varlık durumları, birbirleri arasındaki uyumu, doğa ve konumlandırıldıkları cadde, sokak ve açık alanlarla olan uyumu, yerinde kullanımı Resim 1 2 Resim 2 3 işlevleri, etkileşim ve güzel duyumsal yönleri gibi olgular, ticari konumlarının yanında sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Bu bağlamda, dış mekânlarda her an insanlarla karşı karşıya olan ve bu denli geniş bir yelpazeye sahip açık hava reklamları, yerine göre kentlerin rengi, süsü ve estetik görüntüleri olabilirken, yerine göre de kentlerin, karmaşası, çirkinliği ve kiri olabiliyorlar. Bu yönüyle, günümüz kentsel yaşamın dış mekânlarında, iletişim ihtiyacını karşılayan bu araçların işlevsel özelliklerinin yanı sıra, olumsuz yönlerinin de olabileceğini unutmamak gerekir. Çevremizde gördüğümüz her reklam nesnesini, yalnızca yararlı olabileceği yönüyle ele almak doğru değildir. Öyle ki, yaşadığımız kentlerde hepimiz her gün yüzlerce reklam imgesi görürüz. Karşımıza bu denli sık çıkan başka hiç bir imge yoktur. Tarihte başka hiçbir toplum böylesine kalabalık bir imgeler yığını, böylesine yoğun bir mesaj yağmuru görmemiştir. 4 Kuşkusuz bu imgeler arasında, nitelikli ve yararlı olabilecek reklam araçlarından söz edilebileceği gibi, görsel ve işitsel olarak yarattığı olumsuz sonuçlarla, istenmeyen reklam araçlarına maruz kalmak da mümkün olabilmektedir. Çağımız toplumlarının en belirgin özelliğini, sürekli değişen ortamlarda insanların olabildiğince hızlı, sık aralıklarla ve etkili bir şekilde bu reklam imgelerinin etkilerine maruz kalmalarını oluşturmaktadır. Evrensel niteliklere sahip ve zaman zaman yerel özellikler taşıyan yönlendirme/bilgilendirme araçları dışında kalan, 2 Sokakta yer alan işyeri tabelaları, (Erişim: ) 3 Duvar reklamı, Reklam/Binagiydirme.html, (Erişim: ) 4 John Berger, Görme Biçimleri, Metis Yayınları, 1986, s
104 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) birey ve toplumu olumsuz etkileyen açık hava reklamlarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Son yirmi yılda, hızlı bir küreselleşme furyası ile dünya pazarlarına kapılarını açan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin insanları, hızlı kentleşme ve küresel sarmalında, neredeyse tüm alışkanlıklarında değişiklikler yaşamışlardır. Özellikle iletişim alanında, sınırların tamamen ortadan kalktığı günümüzde, bu değişikliklerin en çarpıcı sonuçlarının, yerel kültürlerde Batı ve özellikle Amerika nın kültürel alışkanlıklarına benzeme şeklinde gerçekleşmekte olduğunu ve bunun, dünyanın kültürel zenginliği açısından problemli bir duruma neden olduğu yaşamın pratiğinde görülmektedir. Örneğin; ülkemizde, gerek günlük yaşamda konuşulan Türkçede gerekse kamuya açık alanlarda, yerli veya yabancı ürün reklamlarında, sıkça yabancı kelimeler kullanılmaktadır. Önemsiz gibi görülen ve giderek kullanımı yaygınlaşan bu yabancı dil olgusu, ülkemizde yerel kültürleri ve insanlarımızın yaşama alışkanlıklarını da olumsuz etkilemektedir. (Resim: 7). Bu bağlamda, özellikle 1990 lardan günümüze kadar gelen süreçte, küreselleşme olgusunun etkisiyle, uluslararası sermayenin vahşi gücü karşısında, ulusal ve yerel değerlerimizin tehdit edildiği, hatta yok sayıldığı bir gerçektir. Kuşkusuz bu durumun oluşmasını ve devam etmesini sağlayan etkenlerin başında, bilgiyi en ücra köşelere ulaştıran, hızlı iletişim ağları gelmektedir. Mobil telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte, en uzak noktaları bile birbirine bağlayan internetin ve en gelişmiş tasarım programlarıyla donatılmış bilgisayarların etkisiyle, gelecekte daha ileri teknolojilerin rol oynayacağı eğilimi sürmektedir. Hem sanal ortamda hem de kamuya açık alanlarda, reklamların uluslararası sermayenin gücüyle toplumsal yaşamda, içten içe bir kültürel erozyona neden olduğu ve olacağı bir gerçektir. Farklı medya kanallarında kullanılan propaganda ve reklamlarla, apaçık değil ancak, farklı bir kültürün, bir yaşam tarzının insanlara dayatılmak istendiğinin, belirtilerini görmek mümkündür. Bu bağlamda, küresel kültürün yayılmasında önemli bir rolü olan açık hava reklamları, toplumu ve buna bağlı olarak, tek tek insanları, kendi öz kimliklerinden uzaklaştıracak boyutlara gelmekte olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Toplumsal yaşamda, olumsuz etkileri zaman içinde görülebilen ve kültürel değerleri değişime uğratan yönüyle reklam olgusu, kaleyi içten fetheden etkili bir güçtür. Bu etkili gücü, kamuya açık alanlarda, doğrudan kitlelerle buluşturan ise açık hava reklamlarıdır. Günümüzde, açık hava reklamları da hızla değişmekte ve hitap edeceği kitlenin gereksinimlerine göre yenilenmektedir. Özellikle billboardlar, kentlerin ilk elden görselliğini dışarıdan gelenlere aktarmada, öncelikli olan kalabalık ve etkili nesnelerdir (Resim: 3). Bu nesneler, kenti dışarıdan gelen yabancılara tanıtmakta ve gerekli iletişimi sağlamakta adeta vitrin görevi görürler. Billboardlar, bilgilendirici, alaycı, politik, sanatsal birçok imajı yüklenebilirler ve toplumsal yaşamda insanları büyük ölçüde etkilerler. Gerek yerel ölçekte, gerekse dış ülkelerden gelen milyonlarca insan için sürekli karşılarına çıkan billboardlar, aslında birer sosyoloji ve sanat dersi sayılabilirler. 5 Kentin kamusal alanlarında yer alan bütün reklam araçları, bir gösterge sistemi olarak, zaman içinde o kentin görsel kimlik vericileri halini alırlar. Ne var ki, her türlü bildirişim sistemlerini içeren açık hava reklamları, çağdaş kent yaşamının vazgeçilmez nesneleri olurken, aynı zamanda kenti belli açılarda örten ve olumsuz görüntülere neden olabilen nesneler de 5 S. Henderson-R. Landau, Billboard Art, ChronicBooks, Yazılar, GMK Yayını, İstanbul
105 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) olabilirler. Kamusal alanlar, o kentte yaşayanların her yönüyle ortak yararlanabilecekleri ya da kullanabilecekleri yerler olarak tanımlanırsa; bu alanlarda yer alan her bir bina ya da yapı, o mimari yapının cephesi, hem binanın hem de o kentin en önemli parçalarından biri konumundadır. Bu bağlamda, yapıların üç boyutlu mimari görüntüsü, bina cepheleri ya da sonradan bu cepheler üzerine konumlandırılan reklam görüntüleri, hatta yapıların çevresi sahipli olmasına karşın, gerek iletişim boyutu, gerekse üzerinde yer alan görsellerin genel örüntüsü boyutuyla kamusal alanlardır. Cepheler, bir caddenin bir sokağın kimliğini doğrudan etkiler. Caddenin tarihçesini, hangi mimari üslupla yapıldığını gösteren cepheler, kentsel kimliğin oluşmasından en önemli öğedir. Başka bir değişle cepheler o kentin tarihsel gelişimiyle ilgili en doğru ipuçlarını verir. 6 Günümüzde ulusal ve/veya uluslararası sermayenin gücüyle özellikle kent merkezlerinde, bina cephelerinin neredeyse tamamı reklam görüntüleriyle kaplı haldedir (Resim: 4 ). Bu reklam araçlarıyla bina cepheleri kapatılırken, binayı tasarlayan mimara, o kentte yaşayanlara ve dışarıdan gelen ziyaretçilere, kentin binaları ve kent dokusu hakkında bilgilenme haklarını engellenmektedir. Bu bağlamda açık hava reklamları bu olumsuzluğu yaşatmada öncülük etmektedir. Bina cepheleri gibi cadde ve sokaklar da kamusal alanların en önemli öğeleri olup, o kentte yaşayanların ortak kullanım alanlarıdır. Sokağın temiz, sorunsuz, bilgilendirici ve yaşanır bir özelliğe sahip olması, hem o kentte yaşayanların hem de dışarıdan gelen yabancıların yararınadır. Ancak, günümüzde, tıpkı bina cepheleri gibi, kentin sokak ve caddeleri de olabildiğince karışık, düzensiz, görsel kirliliğe yol açan özelliğiyle kentsel yaşamın kalitesini düşürür biçimde, niteliksiz ve çok özensiz uygulamalar mevcuttur (Resim: 5). Yapıların dış cephelerini, kentin işlek/kalabalık yerlerini, kamuya açık alanlarını (meydan, sokak, cadde) reklam araçlarıyla kaplamak ve öncelliği bu araçlara vermek insanların kamusal alanlardan yeterince ve istediği biçimde yararlanmasını engellemeye yol açmaktadır. Yaşamakta olduğumuz kent ortamlarında, özelikle bina cephesinde yer verilen reklam araçlarının nitelikleri üzerinde fikir yürütmek, ayrı bir tartışma konusudur. Ancak, bina cephelerinin önü alınmaz kalabalık ve düzensizlikte reklam araçlarıyla kapatılması, kentin görselliğini olumsuz yönde etkilediği gibi kentle ilgili görsel algılamanın yanıltıcı olabileceğini de beraberinde getirmektedir. Ayrıca, cephelerin reklamlarla kapatılması, trafik yönünden de tehlikelidir. Taşıt kullananların dikkatleri ister istemez bu reklamlara yönelmekte ve ulaşım güvenliği de zarar görmektedir. 7 Yapılanlar göstermektedir ki; bina giydirmelerinden dış cephelerdeki reklam görsellerine kadar neredeyse her uygulama, dayanaksız plastik türünden ve çevreye zarar verebilecek malzemelerden yapılmaktadır. Yine, yapılan bu uygulamaların pek çoğunun tasarım açısında özgün ve nitelikli olma durumu tartışma konusudur. Böyle bir durumda, bazen tarihi bir yapının cephesine asılan kötü bir tasarım, hem çevreye hem de görsel kirliliğe yol açmakta ve o binanın estetiğini ikinci plana itebilmektedir. Bu yönüyle bazı reklamların, hem malzemesi hem de tasarımı problem teşkil ettiğinden, bina cephelerinin orijinalliğini bozup, farklı bir görselliği yansıttığı bir gerçektir. Kuşkusuz günümüzde, reklam uygulamalarının dışında, kentlerin görsel kirliliğine yol açan çok farklı uygulamalar da mevcuttur. Bu etkenler şöyle sıralanabilir: İnşaat sektöründe önü alınmayan beton 6 Mete Tapan, Reklamla Örtülmüş Cepheler ve Katılımcılık, 2014, s Tapan, age., s
106 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) yığınları, düzensiz ve plansız yapılan çok katlı binalar, yollar, köprüler, alt ve üst geçitlerin yaratmış olduğu keşmekeş görüntüler, başlı başına önemli birer sorundur. Bu sorunlara, açık hava reklamlarının yaratmış olduğu görsel kirlilik, sorunu daha da derinleştirmektedir. Öyle ki; açık hava reklamları, kentlerde yalnızca çevre kirliliği ve görsel kirliliği yaratmakla kalmayıp, uluslararası sermayenin dayatmasıyla kitlelerin düşünce ve davranış biçimlerini olumsuz yönde etkilediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun yanı sıra, bir bütün olarak incelendiğinde, gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde, açık hava reklamlarının kamusal alandaki yararları yadsınamaz. İletişim sağlamak ve genel anlamda bilgi edinmek, bu reklam araçlarıyla yapıldığını ve insanların bu hızlı iletişim çağında Resim 3 8 Resim 4 9 gerektiği kadar söz konusu reklamlardan yararlandıklarını ve bilgilendiklerini söylemek mümkündür. Hızlı iletişim çağı olarak adlandırılan ve en ücra köşelerin ve uzak mesafelerin değişik iletişim araçlarıyla ve uydu sistemleriyle yakınlaştığı bu çağda, farklı kültürlerdeki insanların sürekli birbirileriyle etkileşim içinde olduklarını sağlayan araçlardan biri de açık havada uygulanan reklam türüdür. Günümüzde açık hava reklamlarını, hedeflenen kitle için mesaj iletmenin ve bilgilendirmenin yanı sıra, konumlandırıldıkları yerlerdeki fiziki yapıları ve üzerinde barındırdıkları olumsuz örüntülerle, kamusal alanlara müdahale biçimi olarak görmek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda, kamusal alanların birer parçası olan ve insanların özel yaşamından bağımsız gibi görünen açık hava reklamları, çoğunlukla şirket, ürün ve hizmet üzerinden, kapitalist üretim ilişkilerinin ve sistemin apaçık bir dayatması şeklinde, tek tek kişiler ve toplum üzerinde olumsuz etki yarattıkları bir gerçektir. İnsanlar arası iletişimin, bilgilenmenin, paylaşımın ve sosyalleşmenin yaşandığı kamusal alanlar; aynı zamanda sahip oldukları çevre düzeni ve üzerindeki nesnelerle de önem kazanırlar. Özellikle, yeterli ve nitelikli olmak koşuluyla, sahip oldukları alt yapı ve üst yapı elemanlarıyla bu alanlar, kentlerin olmazsa olmazlarıdır. İnsanlara yarar sağlayan ve uygun mekânlara konumlandırılan sanat objeleri, kent mobilyası niteliğindeki araçlar ve açık hava reklamları gibi uygulamalar, kentleri süsleyen ve kamusal nesnelerdir. Ancak 8 Megaboard, (Erişim: ) 9 Tabelalar ve bina giydirmeler, Reklam/Bina-Giydirme.html, (Erişim: ) 103
107 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) günümüzde, kentin görsel kültürünü, dokusunu ve insanların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilecek örnekler giderek artmaktadır. Bu durum, kentlerde yeni-güncel sorunların oluşmasına ve beraberinde de çözüm önerilerinin geliştirilmesine neden olmaktadır. Resim 5 10 Resim 6 11 Resim 7 12 Günümüzde, kenti ve insanlarını ilgilendirecek her türlü uygulamanın bütün yönleriyle sorgulanması ve ortak bir karar alınarak hayata geçirilmesi, her geçen gün önem kazanmaktadır. Her uygulamaya ve her olumsuzluğa sessiz ve tepkisiz kalmak, günümüz kent insanının katlanması gereken, olağan bir durum olmamalıdır. İnsanlar, evinin balkonundan beş katlı bir bina yüksekliğindeki devasa reklam araçlarının (Resim: 3) ezici etkisinde yaşamamalı ya da tamamen giydirilen bir binanın, istenmeyen görsellerine maruz kalmamalıdırlar. Yine insanlar, sokakta yürürken, gelişigüzel konumlandırılan niteliksiz malzemeden yapılmış ve niteliksiz tasarım özelliğine sahip reklam araçlarına ve onların yol açtığı istenmeyen içerikteki görüntülerine ve fiziki engellenmelerine maruz kalmadan yoluna devam edebilmelidirler. Bu bağlamda, hem okundukları hem de görsel olarak algılandıkları için çocukların, gençlerin ve bütün toplumun yanlış içerikteki metinlere, kelime hatalarına maruz kalmalarına yol açan reklam araçlarına izin verilmemelidir. Sonuç olarak, büyük şehirler başta olmak üzere, neredeyse şehirleşmiş her yerleşim biriminde, düzensiz ve plansız biçimde uygulanan, sayısızca reklam araçları bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak da, kentlerde giderek yapı ve çevre orijinalitesi bozulmakta, toplu yaşama alanlarında düzen ve kalite giderek düşmekte ve bu durumdan da insanlar olumsuz etkilenmektedirler. Bu bağlamda çok önemsiz gibi görülen, ancak çoğunlukla da malzemesi, boyutu ve biçimi bakımından sorunlar oluşturabilecek uygulamalar konusunda tek karar verme yetkisinin kurum, kuruluş ve büyük sermaye sahiplerine ait olmamalıdır. Gerek açık hava reklamlarının olumsuz görüntülerinden gerekse başka uygulamalardan kaynaklı sorunların çözümü için, kentte yaşayanların temsil hakkının ve katılımcılığının sağlanması zorunludur. Bu olumsuzlukların en aza indirilmesi, nitelikli ve yaşanır bir kentsel ortamın oluşturulması, başta kent yöneticilerinin görevi 10 Cephe tabelaları, ilgazetesi.com.tr, (Erişim: ) 11 Bina giydirme, (Erişim: ) 12 Metal konstrüksiyonlu saç tabela, (Erişim: ) 104
108 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) olmakla birlikte, o kentte yaşayan insanların öneri ve eleştirileriyle de mümkün olabilmektedir. Çağdaş bir kent ortamında, örgütlü toplumun veya temsilcilerinin, kente dair önemli uygulamaların hayata geçirilmesinde, yöneticilerle birlikte karar vermeleri, sunulacak çözüm önerilerinin başında gelir. Gücünü nereden alırsa alsın, kent görüntüsünü bozan, kullanılan malzeme ve tasarımı ile kentsel yaşama olumsuz örnek teşkil eden (Resim:5), kentin kültürel değerlerini yok sayan, insanların bireysel ve toplu olarak haklarına müdahale eden uygulamalara karşı durmak, ancak insanların kent yönetiminde söz hakkına sahip olmalarıyla mümkün olabilecektir. KAYNAKÇA Bektaş, D., Çağdaş Grafik Tasarımın Gelişimi, İstanbul, Berger, J., Görme Biçimleri, Metis Yayınları, İstanbul, Demir, H., Yaşamın İçinde Bir Mecra Olarak Açık Hava Reklamcılığı, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi, Antalya, G.,R., Küçükerdoğan, Reklam Söylemi, Es Yayınları, 2005 Henderson, S. ve Landau, R. Billboard Art, Chronic Books, Yazılar, GMK Yayını, İstanbul, Kösemen, R. ve Özlüer, D., Sokaklar Sanat İçindir Ya Da Sanat Sokaklar İçin, Grafik Sanatlar Dergisi, Sayı: 23, Mc Quiston, L.,Graphic Agritation, Phaidon Press. Limited, London, Schirner., M., Sanat ve Reklamcılık, Çeviren: Cem Çetin, Yazılar, GMK Yayını, İstanbul, Pavit, J.,Brand New, V&A Publication, London, Tapan, M., Reklamla Örtülmüş Cepheler ve Katılımcılık, Cumhuriyet Gazetesi, 30 Mart Teker, U., Grafik Tasarım ve Reklam, Yorum Sanat Yayınevi, İstanbul, Timmers, M., ThePower of The Poster, V&A, Phaidon Pres. İnc, London, Ünsal, Y., Bilimsel Reklam ve Pazarlamadaki Yeri, Tivi Reklam Yayını, İstanbul, W., Judith, Reklamların Dili Reklamlarda Anlam ve İdeoloji, Ütopya Yayınları, Web Kaynaklar: (Erişim: ) (Erişim: ) 105
109 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) (Erişim: ) Reklam/Bina-giydirme.html, (Erişim: ) (Erişim: ) (Erişim: ) (Erişim: ) 106
110 MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ VE PERAKENDE SEKTÖRÜNE YÖNELİK BİR UYGULAMA Yrd. Doç. Dr. Özgür SELVİ * Yrd. Doç. Dr. Aşır ÖZBEK ** Öğr. Gör. Gamze ERDEN *** Yirminci yüzyılın son yıllarında ortaya çıkan küreselleşme ve bilişim teknolojisinde yaşanan hızlı gelişme ile birlikte birçok alanda özellikle de ekonomi alanında hızlı bir değişim süreci yaşanmıştır. Rekabetin artmasıyla beraber müşteri, iletişim teknolojisiyle sürekli olarak uyarılmakta ve tüketime zorlanmaktadır. Ortaya çıkan yeni müşteri profili, her şeyden önce kendileri için birçok alternatifin bulunduğunun farkında olan, kendilerine güven veren ve müşteri olarak değerinin bilindiği işletmeleri tercih etmektedir. İşletmelerin ise müşterilerinin gereksinim ve isteklerini bilmeleri, buna göre adım atmaları gerekmektedir. Bu noktada devreye Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY) girmektedir. MİY, bir işletmenin kârlılığını, sürekliliğini ve en önemlisi müşterisinin memnuniyetini en üst noktada sağlayabilmek için geliştirdiği yönetim stratejisi olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın temel amacı MİY in işletmeler açısından hayati bir önem taşıdığını ortaya koymaktır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak, klasik anket içerikli uygulama tekniğinden yararlanılmış ve soruların güvenirlilik testi yapılarak yüksek derecede güvenilir olduğu görülmüştür. Daha sonra elde edilen verilerin değerlendirmesi için SPSS 15.0 programı kullanılarak, frekans, yüzde, ortalama, ki-kare, Pearson s R testi ve korelasyon gibi çeşitli analizler yapılmıştır. Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuç; müşteri beklentilerini önceden keşfederek müşteri istek ve şikâyetlerine duyarlılık gösteren kurumların müşterilerini memnun edebilmede başarılı olabileceğidir. Anahtar Kelimeler: Müşteri, Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY) Öz CUSTOMER RELATIONSHIP MANAGEMENT AND AN APPLICATION FOR RETAIL SECTOR Abstract A fast and inevitable process of change is experienced especially in the economic field along with the globalization and rapid developments in information technology in the last years of the twentieth century. Customers with increased competition with this new * Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale MYO, [email protected] ** Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale MYO, [email protected] *** Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lâpseki MYO, [email protected]
111 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) communication technologies are forced to constantly stimulated and consumption. The emerging new customer profile aware that there are many alternatives for them. Customers tend to prefer the businesses where the value and confidence are provided. Businesses have to know their customers' needs and desires and they have to need to take steps accordingly. At this point Customer Relationship Management (CRM) become a part of this activity. CRM can be described as a developing new management strategies that is a business's profitability, revenue, and most importantly customer satisfaction to ensure top spot. The main purpose of this study is to demonstrate that CRM is of vital importance for businesses. As the method of data collection, the classic survey techniques were used in the study. The reliability of the questions were tested and found to be highly reliable. For the evaluation of the data obtained, SPSS 15.0 was utilized, and such analyses as frequency, percentage, mean, Chi-Square, Pearson s R test and correlation were carried out. The most important result of the study is that businesses exploring customer expectations in advance and sensitive to customer requests and complaints could be more successful in satisfying their customers. Keywords: Customer, Customer Relationship Management (CRM). 1. Giriş Müşteri ilişkileri yönetimi (MİY), İngilizce Customer Relationship Management (CRM) kavramının Türkçe karşılığıdır ve Türkçe kaynakların bazılarında CRM kısaltması kullanılırken bazılarında MİY kısaltması kullanılmaktadır 1. MİY, müşteri odaklı bir şirket yönetim stratejisidir. Mal ve hizmet üreten, satan tüm işletmeler hizmet ettikleri müşterilerini memnun ettikleri sürece hedeflerine ulaşabilmekte ve müşterilerinin işletmeye bağlılıklarını sağlayabilmektedirler. Ancak her müşteri farklı özelliklere, farklı alışkanlıklara, farklı ihtiyaçlara ve farklı davranış biçimlerine sahiptir. Bu durumda müşteri bağlılığını sağlamak için müşterilerin her biri için özel iletişim stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. İşletmelerin müşterilerle olan ilişkisini düzenleyen, müşterileri daha iyi tanıyarak onlara daha iyi hizmet verebilmeyi amaçlayan MİY, özellikle kriz dönemlerini işletmeler açısından bir fırsata dönüştürebilmektedir. Günümüzde yaşanan ekonomik krizler ve küreselleşme ile giderek artan rekabet şartlarında işletmelerin, çok fazla sorgulayan veya zor beğenen müşterileri elde tutamama ya da kazanılan müşterileri kaybetme gibi bir lüksleri bulunmamaktadır. Kazanılmış bir müşterinin başka bir işletmeyi tercih edebilmesi çok daha kolay olmaktadır. Geleneksel pazarlama yaklaşımına bir alternatif olarak geliştirilen MİY, müşteriler hakkında olabilecek detaylı bilgilere ulaşarak, onları birey olarak tanımlamak ve ortak özelliklerine göre bölümlere ayırarak, bu bilgiler doğrultusunda hedef kitlelere ürün ve hizmet sunmak şeklinde tanımlanabilir. Çıkış noktasını müşteri beklenti ve ihtiyaçlarının 1 Hülya Bakırtaş, R. Ayhan Yılmaz, Müjdat Özmen, Gülfidan Barış, Müşteri İlişkiler Yönetimi, 1. Baskı, Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi Yayın No:1954, 2013, s
112 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) oluşturduğu ve ulaşılmak istenen hedeflerin öncelikle koşulsuz müşteri memnuniyeti ve sadakati olan bu yaklaşım; bilgi ve insanı merkeze taşımaktadır. Müşteriyi elde tutmanın maliyeti, yeni müşteriler elde etmekten daha düşük olduğu için işletmeler var olan müşterilerini memnun ederek, onlarla uzun süreli ilişkiler geliştirebilmelidirler. MİY in önem kazandığı sektörlerin başında, perakendecilik sektörü gelmektedir. Ürün çeşitliliğinin fazla ve tüketimin sürekli olduğu bu sektörde müşteri memnuniyetini sağlamak, müşteri sadakati oluşturmak çok önemli hale gelmiştir. Tüketim hızının sürekli olduğu ve her türlü ihtiyacın satın alınabildiği perakende sektöründeki işletmeler alışveriş merkezleri ve hipermarketlerdir. Çalışmanın amacı, MİY kavramının günümüzde işletmeler için ne kadar önemli bir unsur olduğuna dikkat çekmektir. Bu amaçla Bursa da büyük bir Alış Veriş Merkezi (AVM) müşterilerine anket uygulanmış ve sunulan hizmetleri değerlendirmeleri istenmiştir. 2. Müşteri Kavramı Müşteri, belirli bir mağaza ya da kuruluştan düzenli alışveriş yapan kişi ya da kuruluşlar olarak tanımlanabilir. Müşteri ilişkileri, işletme ile müşteri arasında oluşturulan, satış öncesi ve satış sonrası tüm faaliyetleri kapsayan, karşılıklı faydayı ve ihtiyaç tatminini hedefleyen bir süreçtir 2. İşletmenin faaliyetlerinden etkilenen ve faaliyetleriyle işletmeyi etkileyen grupların başında, işletmenin yakın çevresi içinde yer alan müşteriler gelmektedir. Müşterilerin işletmeden beklentileri arasında; kaliteli mal ve hizmet sunumu, hileli ve yanıltıcı davranışlardan kaçınma, satış sırasında ve sonrasında kalite güvencesi ve satış sonrası hizmetlerin istenen seviyede sürdürülmesi gibi hususlar sayılabilmektedir 3. İşletmeler varlıklarını devam ettirebilmek ve ürettikleri mal ya da hizmeti satabilmek için faaliyet göstermektedirler. Bu durumda müşterinin, kurumu sürekli tercih etmesini sağlamak için ön koşul müşteri memnuniyetinin oluşturulmasıdır. Memnun müşteri, yaptığı alışverişlerle işletmenin gelir elde etmesini sağlarken, çevresine yaptığı etkiyle de işletmeye yeni müşteriler kazandırmakta ve işletmenin tanıtım maliyetlerini azaltmaktadır 4. Değerleri sürekli değişen bugünün ekonomisinde bir işletmenin başarılı olması için müşteriye kusursuz hizmet vermesi artarak önem kazanmaktadır. Her ne kadar ürünün kalitesi, müşteri ilişkilerinin önemli bir parçası ise de, müşteriye hizmet etmek sadece yüksek kaliteli ürünler üretmek değildir. İnsanlar, görünüşü iyi, aslında kalitesiz mallara meyil göstermemekte, genellikle kötü malı işletmeye iade edip, diğer yerlerden alışveriş yapmayı tercih etmektedirler. Müşteriyi kazanmak için öncelikle kaliteli ürünler satmalı ve 2 Yavuz Odabaşı, Satışta ve Pazarlamada Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM), Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2006, s Şerif Şimşek, İşletme Bilimlerine Giriş, 11.Baskı, Adım Matbaacılık, Konya, 2004, s M. Nurettin Alabay, CRM Rekabet Stratejisi Olarak Müşteri İlişkileri Yönetimi, İlke Yayınevi, Ankara, 2008, s
113 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) bir sonraki adımda müşteriye kaliteli hizmet vererek, müşteriyle ilişki sürekli tutulmaya çalışılmalıdır Müşteri İlişkileri Yönetimi Günümüz iş dünyasında güç; üretici ve satıcılardan, alıcılara geçmiştir. MİY açısından pazarlama stratejileri incelenecek olursa; 1970 lere kadar Seri üretim ve buna bağlı satış, 1980 lerde Kitlesel pazarlama ve mevcut pazarda pazar payını artırma çabası, 1990 larda Ürün yönetimi, ürün farklılaştırma, ürün için müşteri arama ve hedef pazarlara yönelme, 2000 li yıllardan itibaren ise; MİY i kişiselleştirme, müşteri için ürün ve müşterideki payı artırma düşüncelerinin öne çıkmakta olduğu gözlenmektedir 6. Bugün dünyanın her yerinde, işletmelerin karşılaştıkları en temel sorun, katı rekabet şartlarından dolayı müşterilerin istek ve beklentilerinin artmasıyla müşteri sadakatindeki azalma olarak gösterilebilir. MİY, işletmelerin karşılaştıkları bu sorunlar karşısında ortaya çıkan yeni bir çözüm yöntemi olmakta ve buna bağlı olarak farklı tanımları literatürde yer almaktadır. MİY, bir işletme için, tüm müşteri bilgilerinin belirli bir merkezde tutulduğu ve bu bilgilerden elde edilen çıkarımlara göre mevcut müşterilerini korumayı, müşterilerle iş imkânlarını arttırmayı, her temas noktasında katma değerli ve tutarlı hizmet sunmayı hedefleyen ve bu amaçla iş süreçlerini ve bilgi yönetimi teknolojilerini bir araya getiren müşteri odaklı bir stratejidir 7. MİY in temeli; müşteriler hakkında mümkün olabilecek en ayrıntılı veriyi toplamaya, toplanan bu verilerle müşterileri alt bölümlere ayırmaya, bu bölümleri kârlılıklarına göre ayrıştırmaya, kârlı olacak müşterilere yapılacak ilave yatırımların seviyesini belirlemeye ve her türlü müşteriye ayrı ve çok özel pazarlama stratejisi uygulamaya dayanmaktadır 8. İşletmeler, müşteri analizi sonucu elde ettikleri bilgilerden yola çıkarak müşteri eğilimlerini, müşteri tercihlerini, müşterilerin diğer işletmelere yönelme davranışlarını, hayat tarzlarını ve kişisel alışkanlıklarını saptayabilmektedirler. İşletmeler bu sayede, kişiye özel pazarlama stratejileri geliştirebilmekte ve gelecek dönemlere ait çeşitli tahminler yapılabilmektedirler. Bu anlamda MİY, günümüzün katı rekabet ortamında odaklanılması gereken unsurların başında gelmektedir 9. 5 Richard F. Gerson, Müşteri Tatmininde Süreklilik, Çeviren: Tülay Savaşer, Rota Yayınları, İstanbul, 1997, s.9. 6 Abdullah Bozgeyik, Rekabet Avantajı için Müşteri İlişkileri Yönetimi, Hayat Yayıncılık, İstanbul, 2005, s Hakan Taşpınar, Bilişim Altyapısıyla CRM Teknik Alt Yapısı ve İşlevsellikleri, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2006, s Arman Kırım, Strateji ve Birebir Pazarlama CRM, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2004, s M. Hakan Altıntaş, (2006), Müşteri Sermayesi Yönetimi, Aktüel Yayınları, İstanbul, 2006, s
114 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) 3.1. Müşteri İlişkileri Yönetiminin Amaçları Günümüzde müşterilerin seçebilecekleri alternatifler oldukça fazladır ve işletme değiştirmek konusunda hiç tereddüt etmemektedirler. Müşterilerin işletme ile uzun süreli bağlantı kurabilmesi için işletmelerin, müşterilerin beklentileri doğrultusunda ürün ya da hizmet üretmeleri gerekmektedir. Bu da müşterilere önem vererek, müşterileri daha yakından tanıyarak, edinilen bilgiler üzerine stratejiler oluşturarak ve tüm müşterileri işletme sürecinin bir parçası haline getirerek sağlanabilmektedir 10. MİY in temelini; müşterilerin ne tür farklılıklar gösterdiğini anlamak ve birbirinden farklı olan bu müşterilere, işletmenin nasıl davranması gerektiği konusunda bir strateji geliştirmesi oluşturur. MİY i uygulamaya karar veren işletmeler, mal ve hizmetlerini farklı müşteri taleplerine göre nasıl değiştirmeleri konusunda yeterli bilgi birikimine sahip olmalı ve müşteri ihtiyaçlarında ki olası değişimleri önceden analiz etme yeteneğini taşımalıdır. Bunu gerçekleştirebilmek için sadece ileri teknolojiye sahip olmak yeterli olmayıp, öğrenen örgütlerin bir özelliği olan müşteri ile yakın bir ilişki kurulmasını olanaklı kılacak şekilde örgütsel yapının da yeniden düzenlenmesi gerekmektedir 11. MİY in temel amaçlarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz 12 : Müşteri tatmin yoluyla gelir artışını sağlamak Satış ve dağıtım maliyetlerini azaltmak Müşteri destek masraflarını en aza indirmek Çapraz satış yoluyla müşteri kârlılığını artırmak Müşteri satın alma sürecini sürdürülebilir kılmak Doğrudan satışı artırmak için web imkânlarından yararlanmak Ürün yönetiminden çok, müşteri ilişkilerini yönetmek Müşteri hizmet temsilcilerini bilgilendirerek müşterilerin sorunlarına daha etkili cevap vermek 3.2. Müşteri İlişkileri Yönetiminin İşletmelere Sağladığı Faydalar Müşteriler, her türlü ürün ya da hizmet alımları sayesinde işletmelerin eline büyük önem taşıyan birtakım bilgiler sunmaktadır. Bu bilgilerde; kişilerin yaşam biçimi, satın alma eğilimleri, tüketim alışkanlıkları ve sunulan hizmet kanallarını kullanıp kullanmama 10 Cemalettin Aktepe, Mehmet Baş, Metehan Tolon, Müşteri İlişkileri Yönetimi, Detay Yayıncılık, Ankara, 2009, s Hasan Kürşat Güleş, Bilişim Teknolojilerinin Müşteri İlişkileri Yönetimine Katkıları, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2004, Yıl:12 Sayı:12, Sayfa: Paul Gray, Jongbok Byun, Customer Relationship Management, Version 3-6, March 23. Web Erişim: , s
115 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) durumuna ilişkin konular yer almaktadır 13. MİY in temel çıkış noktası her bir müşteriyle özel iletişim kurma düşüncesidir 14. MİY uygulamasının işletmelere sağladığı faydalar şu şekilde sıralanmıştır 15 : Müşterilerin özel ihtiyaçları ve isteklerini belirleyerek, bu veriler doğrultusunda ürünlerde değişiklik yapmak ya da ihtiyaca göre ürün oluşturmaktır. Müşteri memnuniyetini artırmak ve memnun olan müşterin işletmeye olan bağlılığını devamlı kılmaktır. Müşteri ihtiyaçları her zaman bilindiğinden ürünün yaşam süresini mümkün olduğunca uzatmak ve düşüş aşamalarını geciktirmektir. Rekabette üstünlük kazanmak ve verilen hizmetin müşterinin gözünde ayrıcalıklı olarak algılanması sağlanmaktır. Yeni müşteriler kazanmaktır. Müşteri isteklerinin saklanmasını ve raporlanmasını sağlanmaktır. İşletmede belirlenen ölçütler doğrultusunda müşterilerin sınıflandırılmasını sağlanmaktır Müşteri İlişkileri Yönetimi Uygulamasında Dikkat Edilmesi Gerekenler MİY in planlaması ve uygulamasında dikkate alınması gereken en önemli hususlardan birisi MİY in müşteri beklentileriyle uyumlu hale getirilmesi ve müşterinin beklentilerini en iyi şekilde karşılıyor olmasıdır. Müşterilerin var olması demek, bir ilişkinin de var olmasını gerekli kılar. Günümüz işletmelerinin en fazla önem verdikleri hususlardan birisi de bu ilişkilerin yönetilmesi ve sürdürülmesidir. Bu nedenle doğru bir MİY stratejisi geliştirmek ve uygulamak, ilişkilerin sürdürülmesine önemli katkılar sağlamaktadır 16. MİY yaklaşımı, işletmeler için müşteri kimlik bilgisi şeklinde bir müşteri tanımlama sistemi oluşturabilir. Bu sistem, bir müşteriyi diğer müşteriden ayıran, işletmenin bu müşterisi ile zaman içindeki ilişkilerini izlemesine olanak sağlayan ya da müşteri ile bire-bir temasa geçmesine yardımcı olan bilgilerden oluşmaktadır 17. Dünya üzerindeki tüm müşteriler kalite, hizmet, uygunluk, kolaylık ve süratlilik konularında gün geçtikçe daha seçici, bilgili, talepkar, güvensiz, fiyat bilincine sahip ve 13 Oğuz C. Gel, CRM Yolculuğu, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2004, s Aktepe, Baş, Tolon, age., s Evrim Çeltek, Turizm İşletmelerinde Elektronik Müşteri İlişkileri (E-MİY), Detay Yayıncılık, Ankara, Yavuz Demirel, Müşteri İlişkileri Yönetimi ve Bilgi Paylaşımı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2006, s Kırım, age., s
116 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) güçlü duruma gelmiştir. Müşterilerin akıllarına ve cüzdanlarına ulaşmanın tek yolu müşterilere özel iletişim kanallarıyla seslenmektir 18. Etkin bir MİY sistemi, işletme tarafından kurulmuş belli hedeflere ulaşmak amacıyla bilgi teknolojilerinin yerinde kullanımının yanı sıra belirli iş süreçlerinin yönetilmesi ve korunması için tasarlanmış olmalıdır. Başarılı bir MİY in vazgeçilmez koşulu; işletme yönetiminin gözünde her bir müşterinin ayrı ayrı önem kazanmasıdır. Bu uygulamanın temelini, doğru ürünün veya hizmetin, doğru zaman ve uygun maliyetle, doğru müşteriye sunulabilmesi oluşturmaktadır YÖNTEM VE UYGULAMA 4.1. Araştırmanın Amacı Bu çalışmanın en önemli amacı; MİY kavramının günümüzde işletmeler için nedenli önemli bir unsur olduğuna dikkat çekmektir. Günümüz müşterisi, beklentisi yüksek, zor beğenen ve araştıran bir yapıdadır. Buna karşın işletmeler ise müşterilerini özel hissettirmek ve memnuniyet ya da tatmin yoluyla onları birer kurumsal vatandaş olarak konumlandırmak zorundadırlar. İşletmelerin hayatta kalma ve bunu sürdürebilme yollarından biri de MİY uygulamasıdır. Çalışmanın diğer bir amacı ise müşterileri ile sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen işletmelere bir takım çözüm yolları sunmaktır Hipotezler H1: Müşterileriyle iyi iletişim kuran işletmeler, yaptıkları açıklamalarla müşterilerini inandırır ve ikna ederler. H2: Müşterilerinin şikâyetlerine duyarlılık gösteren işletmeler müşterilerinin sorunlarını kolaylıkla çözerler. H3: İşletmeler tarafından kendileriyle özel iletişim kurulduğunu düşünen müşteriler kendilerine değer verildiğine inanırlar. H4: İşletmenin kendilerine değer verdiğini düşünen müşteriler genel olarak işletmeden memnuniyet duyarlar. ederler. H5: İşletmeyi tekrar tercih eden müşteriler işletmeyi başkalarına da tavsiye 4.3. Araştırmanın Yöntemi Araştırmada alan araştırmalarında sıklıkla başvurulan anket yöntemi kullanılmıştır. Literatür taramasıyla MİY, müşteri memnuniyeti ve müşteri tatmini ile ilgili farklı ölçekler 18 Anders Gronstedt, Müşteri Yüzyılı, Çeviren: Tanju Kalkay, Mediacat Kitapları, İstanbul, 2002, s N. Ayşe Yereli, Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve Günümüz Türkiye sindeki Yeri, Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. Yönetim ve Ekonomi Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 1, 2001, s
117 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) incelenmiştir. Kurumların müşterileri ile hangi özel yöntemler vasıtasıyla iletişim kurduklarını ve bunun sonucunda müşteri memnuniyet ve tatmini nasıl gerçekleştirdiklerini ölçmek amacıyla bir anket hazırlanmıştır. Anket; önceden tespit edilmiş bir sıralamada ve düzende oluşturulmuş sorulara deneklerin verdikleri cevaplar yoluyla veri elde etme yöntemi olarak tanımlanabilir 20. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak, klasik anket uygulama tekniğinden yararlanılmış, sorular beşli Likert Ölçeği ile hazırlanmış ve elde edilen verilerle değerlendirme yapılmıştır. Hazırlanan anket formu Bursa da büyük bir AVM den alış veriş yapan 158 kişiye uygulanmıştır. Yapılan inceleme sonucunda 8 anket formunun denekler tarafından uygun bir şekilde cevaplanmadığı tespit edilerek nihai sayı olan 150 anket ile analiz aşamasına geçilmiştir Verilerin Analizi Araştırmanın Geçerlilik ve Güvenirliği Araştırma tüm hedef kitleye uygulanmadan önce oluşturulan anket sorularının güvenirliğini ve geçerliliğini test etmek amacıyla örnek bir gruba uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler için güvenirlilik testi yapılmış, Cronbach s Alpha değerine bakılmıştır. Tablo 1 de görüldüğü gibi Alpha değeri 0,831 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuca göre araştırma yüksek derecede güvenilirdir. Tablo 1. Güvenirlik Analizi Sonucu Cronbach's Alpha Soru Sayısı 0, Merkezi Dağılım Ölçüleri Katılımcıların demografik dağılımları incelendiğinde %48 (n=72) kadın, %52 (n=78) ise erkeklerden oluşmaktadır. Medeni hale göre dağılıma bakıldığında %72,7 (n=109) evli, %23,3 (n=35) bekâr ve %4 (n=6) dul katılımcılardan oluşmaktadır. Katılımcıların yaş dağılımlarına bakıldığında %8 (n=12) yaş arası, %27,3 (n=41) yaş arası, %30,7 (n=46) yaş arası, %25,3 (n=38) yaş arası ve son olarak %8,7 (n=13) 41 yaş ve üstü oldukları tespit edilmiştir. 20 Remzi Altunışık, Recai Coşkun, Serkan Bayraktaroğlu ve Engin Yıldırım, Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri SPSS Uygulamalı, 5. Baskı, Sakarya Yayıncılık, Sakarya, 2007, s
118 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Katılımcıların eğitim durumları incelendiğinde %2 (n=3) ilköğretim, %28,7 (n=43) lise, %17,3 (n=26) yüksekokul, %48 (n=72) lisans ve son olarak da %4 (n=6) lisansüstü eğitime sahip oldukları belirlenmiştir. Deneklerin gelir durumlarına bakıldığında %20 (n=30) 1000 TL den az, %23,3 (n=35) TL arası, %32,7 (n=49) TL arası, %18 (n=27) TL arası, %6 (n=9) 4000 TL ve üzeri gelire sahip oldukları görülmüştür. Ankette yer alan katılımcıların demografik özellikleri dışındaki sorulara ilişkin istatistikî sonuçlar Tablo 2 de verilmiştir. SORU NO Tablo 2. Soruların Merkezi Dağılım Değerleri ANKETTE YER ALAN SORULAR ADET ORTALAMA 115 STD. SAPMA 1 Genel olarak işletmeden memnunum 150 4,080 0,597 2 Rakiplerine oranla fiyatları yüksektir 150 3,367 1,149 3 İşletme ekonomik anlamda çok güçlüdür 150 3,967 0,789 4 Rakiplerine oranla hizmetleri kalitelidir 150 3,907 0,689 5 İşletme ihtiyaçlarımı karşılamada yeterlidir 150 3,980 0,728 6 İşletme şikâyetlerime duyarlılık gösteriri 150 3,667 0,692 7 İşletme bana değer verir 150 3,627 0,799 8 Gelecek için açık bir vizyona sahiptir 150 3,953 0,727 9 İşletme benimle özel iletişim kurar 150 3,427 1, Çalışanlar işlerini iyi yapar 150 3,940 0, İşletme benimle ilgili sırları saklar 150 3,440 0, Çalışanların müşterilerle iletişimi iyidir 150 4,033 0, Çalışanlar genel olarak kibar ve naziktir 150 4,007 0, İşletmenin kamuoyunda olumlu bir izlenimi vardır 150 4,013 0, Açıklamaları inandırıcı ve ikna edicidir 150 3,760 0, İşletme yeterince tanınmaktadır 150 4,193 0, İşletmeyi tekrar tercih ederim 150 4,087 0, İşletmeyi başkalarına da tavsiye ederim 150 4,013 0, İşletme sorunlarımı anında çözer 150 3,567 0, Halkla iletişiminde açık ve dürüsttür 150 3,647 0,778
119 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Sorulara verilen cevaplara göre ortalamalara bakıldığında genel olarak olumlu bir eğilim gözlenmiştir. Sorulara verilen cevapların ortalama değerleri birbirine yakındır Araştırmanın Hipotezlerinin Test Edilmesi H1: Müşterileri ile iyi iletişim kuran işletmeler yaptıkları açıklamalar ile müşterilerini inandırmakta ve ikna etmektedir. Tablo 3. Müşterileriyle İyi İletişim Kuran İşletmeler, Yaptıkları Açıklamalarla Müşterilerini İnandırır ve İkna Ederler. Kendall's tau_b Çalışanların müşterilerle iletişimi iyidir İşletmenin açıklamaları inandırıcı ve ikna edicidir Correlation Coefficient Çalışanların müşterilerle iletişimi iyidir İşletmenin açıklamaları inandırıcı ve ikna edicidir 1,000,332(**) Sig. (2-tailed).,000 N Correlation Coefficient,332(**) 1,000 Sig. (2-tailed),000. N Müşterileri ile iyi iletişim kuran işletmeler yaptıkları açıklamalar ile müşterilerini inandırmakta ve ikna etmektedir şeklinde oluşturulan hipotezin Tablo 3 de gösterilen istatistikî sonuçlarına göre bu iki değişken arasında çok önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır (P= 0,00 < 0,01). Yine bu iki değişken arasındaki ilişki pozitiftir (r=0,332). H2: Müşterilerinin şikâyetlerine duyarlılık gösteren işletmeler müşterilerinin sorunlarını kolaylıkla çözebilirler. Tablo 4. Müşterilerinin Şikâyetlerine Duyarlılık Gösteren İşletmeler Müşterilerinin Sorunlarını Kolaylıkla Çözerler. Müşterilerinin şikâyetlerine duyarlılık gösteren işletmeler Müşterilerinin sorunlarını kolaylıkla çözerler 116
120 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Tablo 4. Müşterilerinin Şikâyetlerine Duyarlılık Gösteren İşletmeler Müşterilerinin Sorunlarını Kolaylıkla Çözerler (Devam) Kendall's tau_b Müşterilerinin Şikâyetlerine Duyarlılık Gösteren İşletmeler Müşterilerinin Sorunlarını Kolaylıkla Çözerler Correlation Coefficient Sig. (2- tailed) 1,000,549(**).,000 N Correlation Coefficient,549(**) 1,000 Sig. (2- tailed),000. N Müşterilerinin şikâyetlerine duyarlılık gösteren işletmeler müşterilerinin sorunlarını kolaylıkla çözebilirler şeklinde oluşturulan hipotezin Tablo 4 de gösterilen analiz sonuçlarına göre iki değişken arasında çok önemli bir ilişki olduğu görülmektedir ( P= 0,00 < 0,01). Bu iki değişken arasındaki ilişki güçlü ve pozitiftir (r=0,549). H3: Tercih ettikleri işletmeler tarafından kendileriyle özel iletişim gerçekleştirildiğini düşünen müşteriler bu işletmeler tarafından kendilerine değer verildiğini savunur. Tablo 5. Tercih Ettikleri Kurumlar Tarafından Kendileriyle Özel İletişim Gerçekleştirildiğini Düşünen Müşteriler Bu İşletmeler Tarafından Kendilerine Değer Verildiğini Savunur. İşletme bana değer verir İşletme bana özel iletişim gerçekleştirir İşletme bana değer verir Pearson Correlation 1,442(**) İşletme bana özel iletişim gerçekleştirir Sig. (2-tailed),000 N Pearson Correlation Sig. (2-tailed),000,442(**) 1 N
121 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Tercih ettikleri işletmeler tarafından kendileriyle özel iletişim gerçekleştirildiğini düşünen müşteriler bu işletmeler tarafından kendilerine değer verildiğini savunur şeklinde oluşturulan hipotez test edildiğinde bu iki değişken arasında çok önemli bir ilişki olduğu Tablo 5 de görülmektedir ( P= 0,00 < 0,01). Yine bu iki değişken arasındaki ilişki pozitiftir (r=0,442). H4: İşletmenin kendilerine değer verdiğini düşünen müşteriler genel olarak işletmeden memnuniyet duyarlar. Tablo 6. İşletmenin Kendilerine Değer Verdiğini Düşünen Müşteriler Genel Olarak İşletmeden Memnuniyet Duyarlar. İşletme bana değer verir Genel olarak işletmeden memnunum İşletme bana değer verir PearsonCorrelation 1,218(**) Genel olarak işletmeden memnunum Sig. (2-tailed),007 N PearsonCorrelation,218(**) 1 Sig. (2-tailed),007 N İşletmenin kendilerine değer verdiğini düşünen müşteriler genel olarak işletmeden memnuniyet duyarlar şeklinde oluşturulan hipotez test edildiğinde bu iki değişken arasında çok önemli bir ilişki olduğu Tablo 6 da görülmüştür ( P= 0,007 < 0,01). Bu iki değişken arasındaki ilişki pozitiftir (r=0,218). ederler. H5: İşletmeyi tekrar tercih eden müşteriler işletmeyi başkalarına da tavsiye Tablo 7. İşletmeyi Tekrar Tercih Eden Müşteriler İşletmeyi Başkalarına da Tavsiye Ederler. İşletmeyi tekrar tercih ederim İşletmeyi başkalarına da tavsiye ederim 118 İşletmeyi tekrar tercih ederim İşletmeyi başkalarına da tavsiye ederim PearsonCorrelation 1,755(**) Sig. (2-tailed),000 N PearsonCorrelation,755(**) 1 Sig. (2-tailed),000 N
122 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) İşletmeyi tekrar tercih eden müşteriler işletmeyi başkalarına da tavsiye ederler şeklinde oluşturulan hipotez test edildiğinde bu iki değişken arasında çok önemli bir ilişki olduğu Tablo 7 de gösterilen verilerden anlaşılmaktadır ( P= 0,000 < 0,01). Yine bu iki değişken arasındaki ilişki kuvvetli ve pozitiftir (r=0,755). 5. SONUÇ Son yıllarda çağdaş pazarlama anlayışı içerisinde, işletmenin varlık nedeni olarak temel amacının, müşteriye hizmet olduğu anlayışı egemendir. Bu pazarlama anlayışında, müşteri kavramı sadece kâr elde etmek için hedef olarak değil, aynı zamanda ortak olarak da değerlendirilmektedir. Günümüzün yeni müşteri yapısı; daha özgür, daha katılımcı, daha seçici, daha duyarlı bir yapıya bürünmüştür. Bu koşullar altında müşterilerin gereksinim ve beklentilerini karşılamanın yolu ise müşterilerle etkili ve iki yönlü bir iletişime geçmektir. Günümüzde işletmelerin giderek artan katı rekabet şartlarında en önemli sorunları mevcut müşteriyi elde tutarak yeni müşteri kazanmaktır. İşletmeler ürettikleri ürünlerin rakipleri tarafından kolayca taklit edilebildiği bir dönemi yaşamaktadır. İşte bu süreçte işletmeler kendilerini geleceğe taşıyacak ve müşterilerini birer kurumsal vatandaş haline getirecek MİY i kullanmak zorundadırlar. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre müşterileri ile iyi iletişim kuran işletmeler yaptıkları açıklamalar ile müşterilerini inandırmakta ve ikna etmektedir. Bu doğrultuda işletmeler yetenekli çalışanlarıyla, müşterilerine onları tatmin edecek kurumsal bir dille seslenmelidirler. Bu sayede karşılaştıkları bir güçlükle işletmeler, müşterilerini açıklamalarıyla inandırmakta ve ikna etmekte zorlanmamaktadırlar. Çalışmanın diğer sonucuna göre müşterilerinin şikâyetlerine duyarlılık gösteren işletmeler, müşterilerinin sorunlarını kolaylıkla çözebilmektedirler. Bir sorunu ortaya çıkmadan önlemek ne kadar önemli ise ortaya çıkan bir sorunu müşterilere zarar vermeden çözmek de bir o kadar önem taşımaktadır. Sorunlarının ivedilikle çözüldüğünü ve tercih ettikleri işletmeler tarafından sorunlarıyla ilgilenildiğini hisseden müşteriler kuruma olan bağlılıklarını sürdürebilmektedirler. Tercih ettikleri işletmeler tarafından kendileriyle özel iletişim gerçekleştirildiğini düşünen müşteriler bu işletmeler tarafından kendilerine değer verildiğini düşünmektedirler. Bu sonuçtan hareketle kendileriyle bire bir ilgilenilmesini isteyen ve beklenti düzeyi gittikçe artan müşteri kitlesini memnun edebilmenin pratik yollarından biri de işletmelerin müşterileriyle özel iletişim gerçekleştirmeleridir. Yapılan çalışmada ortaya konulduğu gibi kendileriyle bire bir iletişim kurulan müşteriler kendilerini değerli hissetmektedirler ve bu sayede kurumsal vatandaş niteliği taşımaktadırlar. İşletmeyi tekrar tercih eden müşteriler işletmeyi başkalarına da tavsiye ederler. Böylece işletmeden memnuniyet duyarak işletmeyi tekrar tercih eden müşterilerin başkalarına da işletmeyi tavsiye etmeleri kurumlar için vazgeçilmez bir destektir. Araştırmalar ortaya koymuştur ki işletmeden memnun olan ve işletmeyi tekrar tercih etme isteğinde olan müşteri, işletmeyi başkalarına tavsiye etme eğiliminde olmaktadır. 119
123 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Sonuç olarak işletmelerin kendilerine değer verdiğini düşünen müşteriler, işletmeden genel olarak memnuniyet duydukları bu çalışma ile güçlü bir şekilde ortaya konulmuştur. MİY in en önemli amacı müşteri memnuniyetini sağlayarak kurumun geleceğe daha sağlam adımlarla yürümesini gerçekleştirmektir. Bu sonuca göre rekabette üstünlük elde etmek isteyen işletmeler, müşterilerine gereken değeri vermeli ve müşterilerini memnun edebilmenin kendileri için bir zorunluluk olduğunu bilmelidirler. KAYNAKÇA Aktepe, Cemalettin, Mehmet Baş ve Metehan Tolon, Müşteri İlişkileri Yönetimi, Detay Yayıncılık, Ankara Alabay, M. Nurettin, CRM Rekabet Stratejisi Olarak Müşteri İlişkileri Yönetimi, İlke Yayınevi, Ankara Altıntaş, M. Hakan, Müşteri Sermayesi Yönetimi, Aktüel Yayınları, İstanbul Altunışık, Remzi, Recai Coşkun, Serkan Bayraktaroğlu ve Engin Yıldırım, Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri SPSS Uygulamalı, 5. Baskı, Sakarya Yayıncılık, Sakarya Bakırtaş, Hülya, R. Ayhan Yılmaz, Müjdat Özmen ve Gülfidan Barış, Müşteri İlişkiler Yönetimi, 1. Baskı, Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi Yayın No:1954, Bozgeyik, Abdullah, Rekabet Avantajı için Müşteri İlişkileri Yönetimi, Hayat Yayıncılık, İstanbul Çeltek, Evrim, Turizm İşletmelerinde Elektronik Müşteri İlişkileri (E-MİY), Detay Yayıncılık, Ankara Demir, Filiz Otay ve Yalçın Kırdar, Müşteri İlişkileri Yönetimi: CRM, The Review of Social, Economic and Business Studies, 2009, Vol.7/8, s Demirel, Yavuz, Müşteri İlişkileri Yönetimi ve Bilgi Paylaşımı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul Gel, Oğuz C., CRM Yolculuğu, Sistem Yayıncılık, İstanbul Gerson, Richard F., Müşteri Tatmininde Süreklilik, Çeviren: Tülay Savaşer, Rota Yayınları, İstanbul Gray, Paul, Jongbok Byun, Customer Relationship Management, Version 3-6, March 23. Web Erişim: Gronstedt, Anders, Müşteri Yüzyılı, Çeviren: Tanju Kalkay, Mediacat Kitapları, İstanbul Güleş, Hasan Kürşat, Bilişim Teknolojilerinin Müşteri İlişkileri Yönetimine Katkıları, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2004, Yıl:12 Sayı:12, s
124 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Kırım, Arman, Strateji ve Birebir Pazarlama CRM, Sistem Yayıncılık, 5.Baskı, İstanbul Odabaşı, Yavuz, Satışta ve Pazarlamada Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM), 6. Baskı, Sistem Yayıncılık, İstanbul Şimşek, Şerif, İşletme Bilimlerine Giriş, 11.Baskı, Adım Matbaacılık, Konya Taşpınar, Hakan, Bilişim Altyapısıyla CRM Teknik Alt Yapısı ve İşlevsellikleri, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara Yereli, Ayşe N., Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve Günümüz Türkiye sindeki Yeri, Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. Yönetim ve Ekonomi Dergisi, 2001, Cilt: 7, Sayı: 1, s
125 جلوه شعرای پيشين و معاصر در ديوان فارسی استاد شهريار * دکتر پروانه سيدالماسی Şehriyarın Farsça Divanında Önceki Ve Çağdaş Şairlerin İmajı Öz Şehriyar, İran ın en büyük çağdaş şairlerinden, Farsça Divanında defalarca İran ın büyük şairleri ve kendi ifadesiyle söz tanrıları yani Firdevsî, Sadî Şîrâzî, Hâfız-ı Şîrâzî ve Mevlana Celâleddin Rumi yi yâd etmiş ve onlara saygı ve hürmetle bakmıştır. Onların bazı şiirlerinin vezin ve kafiyesinde şiir söyleyip ve bir kaç beyiti tazmin etmiştir. Dünyanın bazı ünlü şairlerinden de söz etmektedir; Ayrıca çağdaş şairlere özel ilgi duyup şiir söyleme yeteneklerini övmektedir; Hatta İraj Mirzâ ve Bahar gibi şairleri üstat kabul etmiştir. Onun ve diğer çağdaş şairler arasında birçok manzum mektup geçmektedir. O meslektaşlarının sevinç ve hüzün anlarında şiirler söylemiş. Tabii ki şair görünümlü ve İran şirinin itibarını zedeleyen kişileri de eleştirmiş ve onlarla alaycı dilde konuşmuştur. Bu makalede önceki ve çağdaş şairlerin şehriyarın Farsça Divanındaki imajı ve şehriyarın onlardan etkilenmesi ve onları etkilemesi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şehriyar, önceki şairler, çağdaş şairler, Tazmin, Yazışma. The Image of Earlier and Contemporary Poets in Persian Divan of Shahriar Abstract Shahriar the contemporary Iranian poet has spoken about great poets i.e. the Gods of words, in his divan e.g. Ferdowsi, Saadi, Rumi, Hafiz, etc. and looked upon them with respect and complaisance; estigbaled their poems and tazmined their verses. He also mentioned the name of world's great poets and paid an especial attention to contemporary poets and praised their ability and taste; even accepted some of them as his master e.g. Bahar, Iraj Mirza. Many letters passed between him and other contemporary poets; he composed poems in sorrow and banquet of his counterparts and sometimes criticized fake poets who had taken the honor of Iran's poetry and used to talk about them with an invective language. In this paper, the image of previous and contemporary poets in Persian Divan of Shahriar and his impression of them are studied. Keywords: Shahriar, Previous Poets, Contemporary Poets, Tazmin, Correspondence. استاديار رشته زبان و ادبيات فارسی دانشگاه آزاد اسالمی واحد اسكو ايران. Dr. Parvaneh Seyed Almasi, Osku Branch, Islamic Azad University, Iran. [email protected] *
126 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) جلوه شعرای پيشين و معاصر در ديوان فارسی استاد شهريار چکيده شهريار شاعر بزرگ معاصر ايران در ديوان خود بارها از شعرای بزرگ و به قول خود»خدايان سخن«مانند: فردوسی سعدی موالنا حافظ و... ياد می کند و به آنان به ديده ادب و احترام می نگرد و از شعرشان استقبال کرده ابيات آنها را تضمين مي کند. از برخی از شعرای بزرگ جهان نيز سخن به ميان می آورد به شعرای معاصر نيز توجه خاصی دارد و ذوق و قريحه آنان را می ستايد و حتي برخي از آنان مانند بهار و ايرج ميرزا را به استادی می پذيرد بين او و بسياری از شاعران معاصر مراسالت منظوم رد و بدل می شود و در سوگ يا سور همقطارانش شعرها می سرايد البته گاه از شاعرنماها و»آبروی شعر ايران برده ها«نيز انتقاد مي کند و زبان به طعن آنها می گشايد. در اين مقاله جلوه شعرای پيشين و معاصر در ديوان فارسی استاد شهريار همچنين تاثير و تاثر وی از آنها مورد بررسي واقع شده است. کليد واژه: شهريار شعرای پيشين شعرای معاصر تضمين استقبال مراسله. مقدمه: شهريار شاعر پرآوازه ايران که در هر دو زبان آذری و فارسی طبع آزمايی نمود و الحق از ميدان سخن پيروز بيرون آمد بزرگمردی بود که خود از نبوغ خويش به خوبی مطلع بود و همواره به برتری شعر و ذوق خود فخر مي کرد با اين حال توجه و تواضع و عالقه او نسبت به ساير شعرا قابل تامل است و شايد بی مبالغه بتوان گفت هيچ شاعری تا بدين اندازه به هم طبعان خود ارج ننهاده و ديوان خود را از تکرار و ذکر نام آنها مشحون نساخته است تا جايی که در»مثنوی ذکر مفاخر ادب و هنر ايران«نام تعداد بسيار زيادی از شعرا را از دوره های نخستين شعر فارسي تا به امروز ذکر کرده است و از شعرای زن مانند: مهستی لعبت پروين اعتصامی پروين بامداد فروغ و... نيز از تعدادی از شعرای غيرايرانی از جمله: لرمانتف شاعر روسی الفونتن و المارتين و موسه شعرای فرانسوی شيلر و گوته شعرای آلمانی و توفيق فکرت عاکف و صابر از شعرای ترک نامبرده است که اين امر حاکی از عشق و احترام خاص او نسبت به شعرای پيشين و توجه و اظهار لطف و ادب وی به معاصران خود نيز علم و اطالع او از شعرای شهير جهان است البته بايد اين مسئله را نيز در نظر داشت که ميزان احترام و دلبستگي شهريار نسبت به همه شعرا يکسان نبوده است برخی از آنها مانند: حافظ سعدی موالنا بهار ايرج و نيما سخت مورد عالقه وی بودند در حالي که بعضی ديگر مانند فرخی زياد مورد تاييد او نبودند عالوه بر اين سنت شکنان به ش تد مورد انتقاد استاد بودند چنان كه در قصيده ای به نام»شيون شعر«اين گروه را مالمت مي کند: 123
127 ج Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) قومی که چنين نه رستگار است... سنت شک ین نه رستگاری است از غير دگر چه انتظار است چون تيشه و ريشه از خودی بود 1 همچنين از شاعران مداح بيزار است و ازآنها با عنوان»آبروی شعر ايران برده ها«نام می برد: آبرو ريز زمره شعرا... باری اين زمره مديحه سرا دخل بازار شعر آوردند آبروی سخنوری بردند 2 همچنين در غزل»من نخواهد شد«از کساني که هنر او را دزديده اند بی آنکه نامی به ميان آورد شکايت مي كند با اين همه توصيف و مدح شعرا بسيار پر رنگ تر از ذم آنهاست و طيف وسيعی از ديوان شهريار را در برگرفته است. ديدگاه استاد شهريار نسبت به شعرای معاصر نيز شاعران پيش از خود که در ديوان فارسی انعکاس يافته است همچنين تاثير و تاثر وی از آنها ايجاب مي کند که جوانب اين امر در ديوان فارسی شهريار مورد توجه و بحث و فحص قرارگيرد خصوصا اينکه در کتابها و مقاالتی که درباره استاد شهريار تاليف شده به طور کامل به اين امر پرداخته نشده است. بنابراين اين مقاله جلوه شعرای پيشين و معاصر در اشعار ديوان فارسی شهريار را مورد بررسی قرار داده است تا از اين گذر به زواياي مختلف نگرش استاد شهريار و تاثير و تاثر او از ارکان شعر و ادب فارسی نيز برخی از شعرای معاصر بپردازد همچنين نکته نظرات و ديدگاه ه یا استاد نسبت به شعرای بنام يا گمنام همعصر وی را پيش چشم آورد. - 1 نمود شعرای پيشين در شعر شهريار: شهريار با آنکه در عصر حاضر می زيست ولي انس و الفتی با شعرای قرون ماضی داشت و با شعر بسياری از آنها آشنا بود. وی در اشعارش از رودکی فردوسی فرخی عنصری منوچهری مسعود سعد خيام سنايی خاقانی نظامی عطار سعدی موالنا حافظ و... نام برده است. از بين اين شعرا برخي در شعر شهريار حضور فعال دارند و نقش بعضي ديگر بسيارکمرنگ است مثال: از خيام ناصرخسرو سنايی عطار و مسعود سعد در موارد بسيار کمي ياد شده است چنانكه در شعر»شبهای شعر طوس«تنها يک بيت به خيام و ناصرخسرو و سنايی اختصاص داده شده است و براي هر سه يک تشبيه آورده است: خاک خيام است و مهد ناصرخسرو خراسان در مورد عطار نيز مي گويد: يا حکيمی چون سنايی 3 هر يکي کوه از کالنی محمد حسين شهريار ديوان شهريار انتشارات زرين و نگاه تهران ص: 074. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص:. 777 شهريار ديوان شهريار ج 2 ص:
128 دل» Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) با نشابورش چه عطاری که در اقطار عالم می برندش نافه ه یا 4 عطر عرفان ارمغانی در خصوص مسعود سعد نيز در مصراعی به زندانی بودن وی اشاره مي کند: 5 مسعود و تن همان زندان نايی«در جايی نيز خود را از ظهير فاريابی برتر مي شمارد: شهريارا گر فتد در کعبه ديوانت بدزدم ای همان 6 به دفتر رشگ ديوان ظهير فاريابی و یل چنانچه قبال هم ذکر کرديم شعرايی نيز وجود دارند كه در ديوان وی دار یا نقش برجسته ای هستند مانند: رودکی فردوسی سعدی موالنا و مخصوصا حافظ تا جايی که عالوه بر ذکر نام آنها به صورت پراکنده در اشعارش شعرهايی را به نام و ياد و ستايش آنها اختصاص داده است كه تعداد اين نوع شعرها در مورد حافظ بسيار بيشتر از بقيه است.»حافظ خداحافظتويی حافظ بارگاه حافظحافظ در ابديت«و... نمونه هايی از آنهاست نيز اشعار»رودکیيادگار جشن فردوسیسحر بيان سعدیدر بارگاه سعدی«و»موالنا در خانقاه شمس«جزو اين دسته هستند و جالب اينجاست که هنگام سرودن اغلب اين نوع شعرها از ترکيبات و اصطالحات و زبان همان شاعر بهره گرفته است. ذيال در خصوص شاعران کهن که در انديشه و شعر شهريار تاثير بسزايی گذاشته اند توضيحاتي آورده مي شود: )1-1 رودکی: 7 شهريار رودکی را پايه گذار کاخ نظم فارسي مي داند و در مدح او قصيده ای مي سرايد و وي را»خسرو«لقب مي دهد و چون در شاهواری مي داند که زينت دربار آل سامان بوده است خامه رودکی را هم در جوالن به شمشير امير اسماعيل سامانی تشبيه می کند و اين سخن سرا را اولين قهرمان ميدان نزاع بقای مليت مي شمارد که ملت ما رهين منت اوست شهريار ساير شعرا را نيز پيروان رودکی معرفی می کند و می گويد: مردی از روستای رودک خاست کاخي از نظم پارس ی افکند اولين بار او رهی پيمود دگران پيروان رودکيند همچنين او را جزو نخستين اساتيد سخن پارسی دری مي داند: خسروش خوانم ارچه دهقان بود کش نه آسيب باد و باران بود... کش نه پيدا کران و پايان بود نتوانند رودکی 8 سان بود شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص:
129 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) لوای رودکی آمد به کاروان شهيد سه اوستاد نخستين پارسی دری در آن ميان اسدی با قدی بلند و رشيد که پارسی دری در چندين مورد نيز به چنگ نوازی وی اشاره مي کند از جمله در بيت زير: به چنگ رودکی و توسن سمرقندی 9 راست حقشان پدری 10 چه بيم دشت بخارا و رود آمويم ) 2-1 فردوسی: شهريار فردوسی را»پهلوان شعر درینابغه حکيم«و»شير بيشه طوس«مي خواند و نظم بلند فردوسی را»ترانه قدسی«مي نامد و در شعر آزادی که به نام فردوسی سروده اين عناوين را به او مي بخشد:»شاعر ايده آل ماپيکره غرور مليت ماطراح و مهندس بناهای قصصنقاش قرون ماورای تاريخاسپهبد افسانه سرايان جهان«و 14»فرمانده جنگهای فرهنگی ما«و در شعری ديگر خطاب به او می گويد: اال فردوسيا سحرآفرينا ای بزرگ استاد چو تو استاد معنی آفرينی کس 15 ندارد ياد شاهنامه را نيز شاهکار جاويدان ايرانيان و سمبول فيروزيها دانسته و مي گويد:»شاهنامه 18 طبل ما و کوس ماست«و در شعر»يادگار جشن فردوسی«نيز شاهنامه اش را می 19 ستايد. به طور مفصل فردوسی و و با عناوينی بسيار کم ) 3-1 نظامی: شهريار از نظامی ياد می کند: مجلس آرايی نظامی را رسد چون»مجلس آرا«و آن سخن پرداز نامی»نظامگر بزم سخن«20 را رسد شهريار ديوان شهريار ج 1 ص:. 722 شهريار ديوان شهريار ج 2 ص:. 880 شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 721. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 937. شهريار ديوان شهريار ج 1 : ص 774. شهريار ديوان شهريار ج 1 : صص شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 740. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 595. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 930. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 321. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 748. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 321
130 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) و: نظام بزم سخن باز با نظامی اوست که نظم بزم هميشه به نام نامی 21 اوست ) 4-1 سعدی: و: در نگاه شهريار سعدی دانشوری است که افتخار کشور ماست و»معالم مقامات معالی«و 23 22»معلم علوم اجتماعی«است همچنين مرهم زخمی است که چنگيز زده است. شهريار او را نيز مانند حافظ متمم غزل فارسي مي داند: شهريارا سعدی و حافظ به جا نگذاشتند جاي خالي بي غزل تا پر کند کس با غزل 24 اما شهريار بين اين دو شاعر بزرگ تفاوت قائل است او حافظ را اهل سکر و سعدی را اهل صحو مي داند خواجه را عشق گرا و قلندر و شيخ را عقل گرا و سخنور معرفي مي کند: خواجه مدهوشم کند سعدي به هوش آرد مرا يک شعر عاقلی و دگر شعر عاشقي است عقل گو نيشم زند تا عشق نوش آرد مرا سعدی يک سخنور و حافظ قلندر است نزي غزل سعدی را سحر ولي غزل حافظ را معجزه مي خواند و مسلم است که سحر نمي تواند با معجزه برابري کند: گر چه سعدی به غزل سحر بيانی دارد شهريار گلستان شيخ را داروي جان طيبات و مواعظ اشاره مي کند: گلستانت نگارستان چين است تو را ابکار و ما را ثيبات است معجز اما غزل خواجه که آنی 27 دارد 28 و ناميده از آثار معروف وی بوستان به به باغ بوستانت حور عين است کجا دانشگهی چون طيبات است گلستان شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 749 شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 777 شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 574. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 137. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 38. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 245. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 037. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 777. شهريار ديوان شهريار ج :
131 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) و: بوستانت ديده چون بلبل به دستان آمديم تازه اين پيرانه سر طفل دبستان آمديم 30 و: سعديا از باب عشقت در گلستان آمديم طيباتت را كه دانشگاه عشق سرمدست اروپا مست سعدی زان مواعظ گوته سرگشته يك بيت حافظ 31 ) 5-1 موالنا: ت و شهريار به موالنا ارادت خاصی داشته است و از او با عناوين»ميزبان شمسماهي دريای 32 وحدت«و... ياد میكند همچنين موالنا را بر سعدی و فردوسی و نظامی ترجيح می نهد: بيا ای ماه مهر آيين ما ما همه ماهی و تو دريای ما سعديا كنزاللغة قاموس تو هرچه فردوسی بلند آوا بود گر نظامی نقشبند زرناب شهريار از شمس اين مراد بی همتای موالنا نيز ياد ميكند: ني همين بر طبع مال آفري ن شمس ما كز بی زبانی شكوه كرد از حسام الدين نيز در يك بيت نام مي برد: من آن مالی بی شمسم به تبريز ای تو موالنا جاللالدين ما آبروی دين ما دنيای ما او همه دريا و اقيانوس تو چون رسد پيش تو مشتش وا بود زرنابش پيش تو نقشی بر آب آفرين بر شمس مال آفري ن 34 در زبان شعر مال جلوه كرد تو همت كن حسام الدين من باش از ديوان شمس و مثنوی نيز ياد ميكند و مثنوي را»كتاب خلقت«و»قرآن شعر پارسی«میخواند: مولوی خاطر به عشق شمس باخت و اين همه ديوان به 36 نام شمس ساخت شهريار ديوان شهريار ج 2 : 554. شهريار ديوان شهريار ج : شهريار ديوان شهريار ج 1: صص شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 343. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 328. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 711. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 328.
132 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) و: چون كتاب خلقت است اين مثنوی هم به آن قرآن كه او را پاره سی است كهنگي در دم در او يابد نوی مثنوی قرآن شعر پارسی 37 است استاد به»نی نامه«موالنا نيز نظر دارد: در نی خلقت خدا تا در دميد و: كس نداند فاش كرد اسرار او نيز نی ناالن تر از مال 38 كه ديد هر كسی از ظن خود شد يار او 39 ) 6-1 حافظ: از بين تمامي شعرا شهريار به حافظ عشق میورزيد و بنا به اظهار خود از ايام كودكی با قرآن كريم مأنوس بود و از آن فيض میبرد و ديوان حافظ مونس شبهايش بود: دل چو از روزگار رنجه شود از ديوان حافظ فال نيز ميگرفت: شهريارا سحر از خواجه زدم فالی گفت نيمه شب در پناه خواجه شود 40»مژده ای دل كه مسيحا نفسی 41 میآيد«42 چنانكه معروف است تخلص خود را نيز با تفأل از ديوان حافظ اخذ كرد و در واقع شعر حافظ در تار و پود ذهن و دل شهريار نفوذ كرده بود به طوري كه غالب غزلهای وی رنگ وعطر غزلهای حافظ را دارد و گويی آنها را پسری از پدرش به ارث برده است: خواجه گنجی به من داد و به دوشم زد و گفت پسری ارث نبرد از پدری بهتر ازي ن 43 شهريار با شعر خواجه تا عرش باال ميرفت و حافظ را شاعری آسمانی میدانست كه شعر از آسمان به او الهام شده است: شهريارا دم الهام به ه ر كس ندهند خواجه گر دم زد از اين قصه دمی 44 ملهم زد شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 328. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 321. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 322. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 775. شهريار ديوان شهريار ج 2 : 107. رك: بيوک نيك انديش خاطرات شهريار با ديگران نشر سهيل ]بي جا[ 2874 ص 29. شهريار ديوان شهريار ج 2 : 870 شهريار ديوان شهريار ج 2 ص:
133 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) و: وی خود را مقلد حافظ و سزاوار غالمی او میدانست و به گلندام كه اين اقبال نصيب او شده بود رشك میورزيد: شهريارا تو همين صورت تقليدی ليك من سزاوار غالمی تو بودم حافظ 45 ابتكار هنر از نابغة شيرازيست چه كنم قرعه به اقبال گلندام افتاد 46 راز دل بردن شعرهايش را دل دادن به حافظ میدانست و معتقد بود كه دليل حكومتش بر دلها خواندن شعر حافظ است: شهريارا شعر حافظ را چه حكمتها كه من قلم خود را هم شاخ نبات خواجه ميدانست: شهريارا قلمت شاخ نبات خواجه است 47 خواندمش حرفي و در دلها حكومت میكنم كه نرويد به جهان نيشكری 48 بهتر از اين عالوه بر آنچه ذكر شد با بررسی ديوان شهريار در مي يابيم كه حافظ در گستره فكر و انديشه شهريار زنده ابد است و گل سرسبد شعرا لسان او سحر است قرآن به سينه دارد و علت فوق بشر بودن راز كالمش كسب فيض از قرآن كريم است او شاعر عرفا كاشف دان یا هر راز طوطی گويای اسرار رند خنديده به طامات و عندليب هزار نواست. تضمينه یا متعدد از مصراع يا بيتي از حافظ و استقبالهاي فراوان از غزلهای او و ذكر نام حافظ و گنجاندن القابش)خواجه و لسان الغيب( در شعرها و خصوصا غزلها به صورت مكرر و آوردن نام خود و حافظ در كنار هم در تعداد زيادی از ابيات برای نشان دادن عشق و ارادت او به حافظ كافی است. شهريار» در پهنه غزلسرايی فارسی کسی را همتراز با حافظ نمی داند و چنان می پندارد که 53 حافظ غزل را به بلندترين جايگاه خود رسانيده«. وی حافظ را استاد بالمنازع غزل میداند و بر اين باور است كه: بعد حافظ دهنی خوش به غزل باز نشد 54 عارفان قفل ادب بر در اين خانه زدند شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 217. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 251. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 827. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 870. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 777. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 775. فربود شکوهی «حافظ شهر و شهريار شهره«نامه پارسی شماره ص 273. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص:
134 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) و: شهريارا در غزل بن بست حافظ نشكنند او لسان الغيب بود و نيستش ثانی 55 هنوز و: و: و یل ولي گاه بيتهايی سروده كه حاكی از آن است كه خود را جانشين و پرچمدار حافظ در عصر حاضر و متمم عرفان وی میداند: راست ی حافظ زمان خودم شهريارا چه ره آورد تو بود از شيراز عرفان ما كالس نهايی شعر ماست به هر حال شهريار در مقابل حافظ همواره شاگردی متواضع بگذار شهريار به گردون زند سرير بی يقين صائب از گمان خودم كه جهان هنرت حافظ ثانی دانست من بنده خود متمم عرفان حافظم 58 و مريدی با ارادت است: كز خاك خواجه شيرازش افسر است شهريار و شعرای معاصر: شهريار عالوه بر دلبستگی به سنتهای کهن شعر فارسی به تحوالت ادبی معاصر نيز نظر 60 داشت توجه وی به شعرای معاصر گواه اين مدعاست. شهريار به شعرای معاصر نيز به همان ميزان توجه داشت كه به شعرای پيشين چنانچه از تعداد كثيری از آنها در اشعارش ياد میكند و آنها را مورد تكريم و اعزاز قرار میدهد همچنين از شعر بعضی از آنها مانند: ايرج بهار عشقی پروين و نيما تأثير میپذيرد. در ديوان شهريار به نام شعرای شهير معاصری مانند: ايرج بهار عشقي عارف پروين اعتصامی نيما سايه شاملو مشيری توللی مفتون فروغ سيمين بهبهانی پروين بامداد حبيب يغمايی رهی فرخ سهند نادر پور گلچين معانی و... بر ميخوريم نيز به اسامی شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: : 504. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 773. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 229. شهريار ديوان شهريار ج 1 : شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 245. جهت مزيد اطالالع در خصالوص حالافظ و شالهريار رك: نيالك انالديش خالاطرات شالهريار بالا ديگالران ص 275 مهالدی روشن ضمير دو شاعر بزرگ: موالنا شهريار انتشارات مستوفي تهران 2870 صص و حسين منزوي اين ترك پارسي گوي. انتشارات برگ تهران 2871: صص و رک: مهناز ابهری» شهريار و نوگرايی ادبی«اطالع رسانی و کتابداری: کتاب ماه ادبيات شماره 255 شهريور 2839 صص
135 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) اديبانی كه طبع شعری داشتند مانند: دهخدا وحيد نفيسی روشن ضمير اميری فيروزكوهی و... همچنين به نام شعرايی كه تازه در راه شاعری گام نهاده بودند مثل: مينو عماد خراسانی گلشن كردستانی و كسانی كه ذوق شعری داشتند و از دوستان نزديك شهريار نيز بودند مانند لطف اله. توجه شهريار به همعصران شاعر خود تا به حدی بود كه در تقريظ و تذهيب ديوان برخي از آنها مانند: استاد ملك حجازي و مشفق كردستانی شعرهايی سرود همچنين در سوگ بعضي د گر ي مانند: گ شنل كردستاني پژمان بختياری و اميری فيروزكوهی مرثيه هايی ساخت و يا در وصف و مدح چند شاعر از جمله: حبيب يغمايی فرخ خراسانی گلشن آزادی سيمين بهبهانی و... شعر گفت. در اين بخش نيز مانند بخش اول جهت دوری از اطالة كالم به بررسي شاعران معاصری میپردازيم كه نمود آنها در اشعار و ديوان شهريار بيشتر است: ) 1-2 بهار: و یل ب یل شهريار در جوانی و به واسطه اميرخيزی در تهران با ملك الشعراء بهار آشنا شد و در جلسات شعر او شركت كرد بهار به او بسيار عالقه داشت و او را»نه تنها افتخار ايران بلكه افتخار 61 عالم شرق«ناميد. بهار در مجلسی اظهار کرده بود که:»هرگاه می خواهم شعری بنويسم چند 62 غزل از شهريار می خوانم و بدين وسيله طبعم را تشحيز می کنم«. شهريار به بهار احترام 63 فراوانی قائل بود و از او با عناوين»استادنا االعظم بهارسلطان اقليم هنر«و»مير 64 ادب«ياد میكند و در قصيدهای كه به ياد او میسرايد خطاب به او میگويد: رفتي و با خويش بردی شوكت دربار فضل شاعراز فرو فروغ افتاد و شعراز آب و تاب 65 از ديدگاه شهريار بهار قرين و مسند نشين عنصری است با اين تفاوت كه بهار به مال و منال دنيا چشم ندارد: روان عنصری از قرن ما بياسايد به مسند آن اوستاد شاه پرست بهار به سودای سيم و سود نبود كه چون بهار قرينی بزرگ ميزايد به قرن ما ملك شاعران بهار نشست چو عنصری به دگر 66 شاعران حسود نبود مريم مشرف مرغ بهشتي )زندگي و شعر شهريار( نشر ثالث تهران 2831 ص 179. اصغر فردی»شهريار و ادبيات حسرت«علوم سياسی: مطالعات آسيای مرکزی و قفقاز شماره 2 دوره دوم تابستان 2871 ص شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: :
136 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) ) 2-2 ايرج ميرزا: 67 بهار مسبب آشنايی شهريار با ايرج ميرزا شد. شهريار ايرج را بسيار دوست داشت و شعرهاي»ياد ايرج«و»سرخاك ايرج«را در رثای وی سروده است اينك چند بيت ازغزل»بر سر خاك ايرج«: ايرجا سر به در آور كه امير آمده است روح من نيز به دنبال تو گيرد پرواز سر برآور ز دل خاك و ببين نسل جوان چه اميري كه به عشق تو اسير آمده است... دگر از صحبت اين دلشده سير آمده است كه مريدانه به پابوس ی 68 پير آمده است شهريار ايرج را قرينه و جانشين نظامی و صاحب سبك جديد می داند كه در ساده گويی غوغاست و گاه به هزل نيز متمايل است: گر از حكيم نظام ی قرينه جويد كس كه جانشين نظامی به مجلس آرايي است به ساده گويي و در سهل ممتنع غوغاست بيان ساده او سبك و مكتبی است جديد به شاهزاده ايرج كنيم اشارت و بس به طرز تازه خود نيز هم تماشايی است اگر تجدد شعريس ت سهم او بسزاست 69 كه بعد از او نتوانسته ايم از او تقليد ايرج ميرزا نيز طبع شهريار را تحسين می کرد. وی»شاهکار "ايوان ناز" شهريار را از 70 مثنوی "زهره و منوچهر" خود ارجح می خواند.«) 3-2 عشقي: شهريار به جلسات شعری كه در خانه اعتصام الملك برپا میشد نيز راه يافت و در آنجا با 71 عشقی الهوتی دهخدا و پروين آشنا شد. شهريار به عشقی عالقه مند بود و وی را بنيانگذار تصوير رمانتيك در شعر معاصر میدانست در ديوان هر دو شاعر مضامين مشابه زيادی 72 وجود دارد. رسيد از همدان مير زاده عشقي چه صحنهه یا نمايش كز او چراغانی است به تابلوهای رمانتيك تازه وعشقی كه او نخست نمايشنامه نويس ايرانی 73 است مشرف مرغ بهشتی: ص. 154 شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 221. شهريار ديوان شهريار ج 1 : 712. فردی»شهريار و ادبيات حسرت«ص 83. مشرف مرغ بهشتی: ص 179. مشرف مرغ بهشتی: ص 177. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: 725.
137 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) شهريار غزلی نيز به ياد عشقي سروده به مطلع زير: عشقي كه درد عشق وطن بود درد او 74 او بود مرد عشق كه كس نيست مرد او ) 4-2 عارف: شهريار به عارف كه در بينش او شاعر ملی و انقالبی ما بود نيز توجه داشت و گويا ترجيع»داد و بيداد«او بسيار مورد توجهش واقع شده بود زيرا در شعر خود از آن اسم برده است: مرا هم از قلق ساز بخت چون عارف نوا و نغمه به ترجيع»داد و بيداد«است 75 عالوه بر اين در چند بيت اعجاب خود را از سرعت انتشار تصنيف او به زبان آورده است: سر تصنيف عارف مرحوم شب كه میگشت اين ترانه بلند روز ديگر مگو كه بی اغراق هست بر من هنوز نامعلوم صبح اطفال كوچه میخواندند 76 منتشر بود در همه آفاق ) 5-2 پروين اعتصامی: شهريار عصمت و اخالق و شعر پروين را كه از همان دوره جوانی با او آشنا شده بود 77 ميستود و او را متمم سه استاد بزرگ يعني علوی ابن يمين و اسدی میدانست. احترام و عالقه شهريار به شعر و هنر وی به حدی بود كه شعری نيز به ياد او سرود دو بيت اول آن چنين است: سپهر سخن راست پروين ستاره جهاني سوی اين ستاره نظاره عروسی است در حجله طبع پروين بلند اخترش برون از شماره 78 ) 6-2 نيما: استاد شهريار بعد از آشنايي با شعر»افسانه«نيما مجذوب وی شد و برخالف شعرای سنت شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: شهريار ديوان شهريار ج 1 ص: مشرف مرغ بهشتی: ص 170. شهريار ديوان شهريار ج 1 ص:
138 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) 79 گرای عصر از همان آغاز به ستايش نيما و دفاع از روش شعری وی پرداخت تاثير اين شعر در او به اندازهای بود كه»دو مرغ بهشتی«را كه در واقع در ستايش نيماست به نظم درآورد. شهريار غزلی نيز خطاب به نيما به اسم»شاعر افسانه«دارد به مطلع زير: نيما غم دل گو كه غريبانه بگرييم 80 سر پيش هم آريم و دو ديوانه بگرييم در حقيقت نيما از كساني است كه بعد از حافظ بيشترين تأثير را در شعر شهريار دارد و استاد از او با عناوينی مانند:»پدر شعر نوين ما و باالتر از آنپسر كوهپدر افسانهشعله 81 جنگلی«و... ياد میكند. و: 7-2 (سايه مشيری مفتون فروغ و توللی: سايه نيز ازشعرايی است كه در ديوان شهريار زياد از او ياد شده است هوشنگ ابتهاج معروف به سايه از كسانی است كه از دوره نوجوانی با شهريار الفت داشت و شهريار به او عالقمند بود و شعرهای»سايه مشق سايهبدرقه سايهطوطی قنادابتكار من«و»كاروان شوق«را خطاب به او سروده است و در غزل»ابتكار من«از او خواسته كه راهش را در غزل دنبال كند و ابتكارش را تكميل نمايد: من مكتب غزل برهاندم ز ابتذال تكميل كن به گوهر لطف نهان خويش دنبال كن تو كار من و ابتكار من گنجينه نهان 82 من و آشكار من نيز بارها به هنر سايه در سرودن غزل اشاره میكند و میگويد كه غزل سايه به غزل خواجه شباهت دارد: من به افسانه و افسون تو بنوازم دل من اين نوشتهام و هركه خوانده میداند در غزل لطف بيان تو به حافظ ماند اي به ساز غزل افسونگری افسانه نواز 83 كه سايه بيشتر از من به خواجه میماند نرگس آری 84 به نظر ميشكفاند شيراز از مشيری نيز در شعر»سايه و مشيری«و»كاروان شوق«كه در واقع هر دو خيرمقدمی است براي آمدن سايه و مشيری نام ميبرد. 79 احمدی»شهريار سنت گرايی رو به سوی نو گرايان«فصلنامه پژوهشی رک: علی سليمی ومحمد نبی تحقيقات زبان و ادب فارسی دانشگاه آزاد اسالمی بوشهر دوره جديد شماره دوم 2839 ص شهريار ديوان شهريار ج 2 : شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 097 جهت مزيد اطالع رك: منزوي اين ترک پارسی گوی: صص و 251. ج 2 ص: 851. شهريار ديوان شهريار 82 شهريار ديوان شهريار ج 1 : ص شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص
139 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) بعد از نيما و سايه شهريار با همشهری خود يدهللا مفتونی مأنوس بود و در واقع»مفتون 85 دريچه ارتباط شهريار با جريان فعال زندگي شعر و شعر زندگی«بود. عالوه بر اشارات پراكنده به نام مفتون در اشعارش شعری نيز با عنوان»به شاعر ما مفتون«سروده است و در بيتی به اسم كوچك وی اشاره كرده است: يداللهی كه نه مفتون جيفه بوده علي است علي مگوی و امانی بجوی و مأمون باش شهريار شعر فروغ را نيز میپسنديد اما نه همه آنها را و در شعری كه برای او سروده از 88 برخي اصطالحات او مثل: دريچه شب و گناه نامبرده و پری معشوق نخستينش را در مقابل فروغ شمعی در مقابل ماه دانسته است: ز دريچهه یا چشمم نظري به ماه داری به شب سياه عاشق چه كند پری كه شمعي است بگ ش ای روی زيبا ز گناه آن مينديش چه بلند بختی ای دل كه به دوست راه داری تو فروغ ماه من شو كه فروغ ماه داری 89 به خدا كه كافرم من تو اگر گناه داری توللی نيز از شعرايی است كه در ابتدا گاه»نيش قلمهايی«به شهريار ميزد ولي بعدها رابطه آنها دوستانه شد چنانكه بين اين دو استاد نامه و شعر رد و بدل ميشد. غزل»به سروناز شيراز«را شهريار در جواب غزل توللی نوشته است البته در جواب قصيده او نيز قصيدهای به مطلع زير دارد: ای والی واال و توال توللی اي خوانده هر چه پير به عالم ترا ولی 90 ) 8-2 گلشن آزادی فرخ و عماد خراسانی )شعرای خراسان(: شهريار در جوانی به استخدام اداره ثبت امالک درآمد و در سال 2821 به مشهد منتقل شد و در آنجا با محمود فرخ گلشن آزادی و ميرزا رضا خان عقيلی و برخی ديگر از ادبای آن سامان 91 آشنا شد.»يادگار سالهای زندگی در خراسان نيز اخوانيههايی است برای شاعرانی مانند: گلشن آزادی و 92 محمود فرخ«شهريار عالوه بر قصيدهای كه منحصرا به نام گلشن آزادی سروده و در آن منزوي اين ترک پارسی گوی: ص 127. شهريار ديوان شهريار ج 1 : ص مشرف مرغ بهشتی : ص 194. مشرف مرغ بهشتی : ص 139. شهريار ديوان شهريار ج 1 : ص نيك انديش خاطرات شهريار با ديگران: صص حسن ذوالفقاری «ياد ياران- استاد شهريار«رشد آموزش زبان و ادب فارسی شماره 07 تابستان 77 صص منزوي اين ترک پارسی گوی: ص
140 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) اظهار ارادت و شاگردی كرده در چندين شعر ديگر نيز از او ياد میكند. توجه خاص او به فرخ خراسانی نيز از اشعاری كه خطاب به او سروده مشهود است. عالقه شهريار به عماد خراسانی نيز از قطعهای كه برای خير مقدم ورود او به تبريز سروده آشكار است كه سه بيت آن ذيال میآيد: عماد مشهدی آمد به شهر ما تبريز كه شهريار بينند به جلد ثان ی خويش... يكي جوان هنرمند و شاع ری شيدا كه وقف ذوق و هنر كرده زندگانی خويش... چرا به ديدن اين آينه جوان نشوم كه من معاينه ديدم در او جوانی خويش 93 عالوه بر فرخ و گلشن و عماد گاه شهريار از دو شاعر ديگر معانی نيز در شعر خود نام میبرد. خطه خراسان نويد و گلچين 3- استقبال و تضمين شهريار از ديگر شعرا استقبال و تضمين شهريار از شعر سايرين به خصوص كساني كه مورد توجه او بودند امری طبيعي و نتيجه علم و عالقه او به آثار همقطاران خود است و چنانچه انتظار می رود بيشترين 94 استقبال و تضمين او از غزلهای خواجه صورت گرفته است. غير از استقبال از غزلهای حافظ و تضمين ابيات او بسياری از تركيبات و تشبيهات او را نيز در شعرهای خود به ويژه غزلها بكار برده است به عنوان مثال: پيرانه سر مخمور شبانه شيرين پسر سلطنت فقر 99 داس مه نو و... بعد از حافظ بيشترين استقبال وی از سعدی بوده است شعر»كاروان شكر«و غزل»مكتب 100 شاپور«نمونه هايی از اين نوع هستند. شهريار به غير از تضمين غزل مشهور سعدی 101 ابيات و مصراعهايی از او را نيز تضمين نموده است. به جز اين دو از رودكی فرخی 102 بابا طاهر و ايرج نيز تضمين نموده و غزل»راه زندگی«را نيز به اقتفای غزل نظامی شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 895. جهت مشاهده شواهد رك: منزوي اين ترک پارسی گوی: صص شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 290. شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص 297. شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص 297. شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص 155. شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص 879. نيك انديشريا خاطرات شهريار با ديگران: 282 و 57. رك: شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص 037 و 543 همچنين ج 1 : رك: شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص 293 و 022 و 527 و 725 نيز ج 1 : 2237 و
141 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) 103 سروده است. غزل»بدرقه بهار«را به استقبال از غزل خود ملك الشعرا به نظم كشيده است و در غزل»جويبار ديده«به پيشواز غزل كليم رفته است. در ديوان شهريار با شعرهايی نيز مواجه می شويم كه در جواب نامه های منثور و يا منظوم عالقه مندان به ويژه شعرای معاصر به نظم كشيده شده است. تعداد اين شعرها نسبتا زياد است جواب نامه های فرخ خراسانی توللی ابوالقاسم حالت مينو پروين بامداد 111 كالمی جزو اين دسته از شعرها هستند. نتيجه: كوتاه سخن آنكه شهريار به شعر و قريحه و ذوق هيچ شاعری اعم از معاصر يا پيشين به ديده تحقير ننگريست و به هجو هيچ نظم گويی نپرداخت وی با اينكه خود جزو بزرگترين شاعران معاصر است و بر اريكه شعر معاصر تكيه زده فروتنانه در مقابل شعرای گذشته خاصه حافظ سر تعظيم فرود می آورد و هر جا كه به ذم برخی از شعرا می پردازد از ذكر نام آنها خودداری می كند او به شعر معاصران خود ارزش قايل است و در اغلب موارد شعر و قريحه آنان را می ستايد حتي اگر شاعر نوپايی باشد. در حقيقت شهريار عاشق شعر موزون و نغز است حال از هر قلمی و در هر زمانی و در هر قالبی كه باشد تنها هدف او شعر است شعری با صالبت و عذوبت منزوي اين ترک پارسی گوی: ص 33. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 090. رك: منزوي اين ترک پارسی گوی: ص 39. شهريار ديوان شهريار ج 2 ص: 171 و ج 1 ص: شهريار ديوان شهريار ج 2 :ص 855 و 594. شهريار ديوان شهريار ج 1 : ص شهريار ديوان شهريار ج 1 : ص شهريار ديوان شهريار ج 2 : ص شهريار ديوان شهريار ج 2 :ص 2475.
142 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) منابع ابهری مهناز «شهريار و نوگرايی ادبی«اطالع رسانی و کتابداری: کتاب ماه ادبيات شماره 255 شهريور 2839 صص ذوالفقاری حسن «ياد ياران- استاد شهريار«رشد آموزش زبان و ادب فارسی شماره 07 تابستان 77 صص روشن ضمير مهدی دو شاعر بزرگ: موالنا شهريار انتشارات مستوفي تهران سليمی علی و احمدی محمد نبی»شهريار سنت گرايی رو به سوی نو گرايان«فصلنامه پژوهشی تحقيقات زبان و ادب فارسی دانشگاه آزاد اسالمی بوشهر دوره جديد شماره دوم 2839 صص شکوهی.273 شهريار فربود «حافظ شهر و شهريار شهره«نامه پارسی شماره صص 290- محمد حسين ديوان شهريار انتشارات زرين و نگاه تهران 2831 ج 2 و 1. فردی اصغر»شهريار و ادبيات حسرت«علوم سياسی: مطالعات آسيای مرکزی و قفقاز شماره 2 دوره دوم تابستان 2871 صص مشرف مريم مرغ بهشتي )زندگي و شعر شهريار( نشر ثالث تهران منزوي حسين نيك انديش اين ترك پارسي گوی انتشارات برگ تهران بيوک خاطرات شهريار با ديگران نشر سهيل ]بي جا[
143 1923 SEÇİMLERİ VE BASIN Tekin DEMİRASLAN * Yrd. Doç. Dr. Bengül Salman BOLAT ** Öz I. TBMM de yaşanan düşünsel ayrılıklar, I. Grup ve II. Grup adında iki siyasi grubun ortaya çıkmasına neden olmuş, iki grup arasında yaşanan tartışmalar 1 Nisan 1923 tarihinde seçim kararı alınması ile sonuçlanmıştır. Seçim kararının alınmasından sonra, seçim kanununda birtakım düzenlemeler yapılmış ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda değişikliğe gidilmiştir. Yapılan bu değişiklikler doğrultusunda gerçekleştirilen seçimlerde, I. Grup büyük bir zafer kazanmış; II. Grup seçimlere grup olarak katılmamış ve bağımsız adaylar vasıtasıyla mücadele etmeyi uygun görmüş fakat başarılı olamamıştır. Diğer bir grup olan İaşeciler (İttihatçılar) ise seçimlere katılmamıştır. Bu çalışmada, basın organlarında çıkan yazılar doğrultusunda, 1923 seçimlerinin basındaki yansımaları ve basın organlarının gruplara karşı yaklaşımı üzerinde durulmuştur. Basındaki gelişmelerden hareketle, I. Grup un başarısının, II. Grup un ve İttihatçıların seçimlere grup halinde katılmamasının ve başarısızlığının nedenleri araştırılmış, Hıyanet-i Vataniye Kanunu nun grupların faaliyetleri üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: 1923 seçimleri, I. Grup, II. Grup, Tevhid-i Efkar, Hakimiyet-i Milliye, Tanin ELECTIONS AND PRESS Abstract Ideational differences in the first Turkish Grand National Assembly led to the formation of two different political groups namely the 1st Group and the 2nd Group, and the rivalry between the two culminated in the elections on 1 April Following the decision to hold elections, several changes to the electoral law was conducted; and the Hıyanet-i Vataniye(High Treason) law was amended. Within the framework of those changes, the 1st Group won a landslide victory in the elections, while the 2nd Group did not run in the elections as a political group and contested via independent candidates. Nevertheless, the 2nd Group could not be successful in the elections. Another group, İaşeciler (İttihatçılar- Unionists) did not run in the elections. Reflections of the 1923 elections in the news media and the approaches of the media organs to different groups are evaluated. Based on the reflections in the newspapers, the underlying reasons for the success of the 1st Group, the relative failure of the 2nd Group and the abstention of the İttihatçılar(Unionists) from the elections as well as the impact of the Hıyanet-i Vataniye law are investigated. Keyword: 1923 elections, 1st Group, 2nd Group, Tevhid-i Efkar, Hakimiyet-i Milliye, Tanin. * MEB te Tarih Öğretmeni, [email protected] Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi, [email protected]
144 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) 1. Giriş I. TBMM, yılları arasında faaliyet göstermiştir. Meclis, değişik siyasi görüşlere sahip milletvekillerinden oluşmasına karşın, bu durum Meclis in bütünlüğü ve Milli Mücadele fikri etrafındaki ittihadı konusunda olumsuz bir etki meydana getirmemiş, milletvekilleri, şahsi siyasi fikirlerinden ve fırkacılıktan uzak durmaya çalışmışlardır. 1 Milli Mücadele süresince herhangi bir ayrılığa neden olmayan Meclis teki düşünsel farklılıklar, Milli Mücadele nin kazanılmasından sonra kendisini göstermiştir. 1 Kasım 1922 de Teşkilatı Esasiye Kanunu nun kabul edilmesi ve bu Kanun da Saltanat ve Hilafetten hiç söz edilmemesi Meclis teki bazı milletvekillerini rahatsız etmiş ve bu durum Meclis te ilk gruplaşmaların temel nedenini oluşturmuştur. 2 Mustafa Kemal Paşa da, İzmit te yaptığı basın toplantısında Meclis te yaşanan ayrılıkların sebeplerinden söz etmiştir. Ona göre de bu ayrılıkların temel sebebi, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu nun, kimi milletvekilleri tarafından Saltanat ve Hilafetin kaldırılarak, Cumhuriyetin ilan edilmesi gayesi doğrultusunda hazırlanmış olduğu şeklinde yorumlanmasıdır. 3 Mustafa Kemal Paşa, Nutuk ta, Milli Meclis te yaşanan ayrılıkların, Meclis i işleyemez duruma getirdiğini ve bazı milletvekillerinin buna çare olarak kurdukları, Tesanüt Grubu, İstiklal Grubu, Müdafaa-i Hukuk Zümresi, Halk Zümresi ve Islahat Grubu gibi grupların birbirleriyle mücadeleye girişmesiyle Meclis in büsbütün kargaşaya sürüklendiğini söylemiştir. 4 Mustafa Kemal Paşa, Meclis i içerisine düştüğü karışıklıktan kurtarmak ve ona yeniden işlerlik kazandırmak amacıyla, 10 Mayıs 1921 de, daha sonra I. Grup adı ile anılacak olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu nu kurmuştur. Grup Nizamnamesi nin ikinci maddesinde, Misak-ı Milli esaslarının gerçekleştirilmesi suretiyle milletin bağımsızlığının sağlanmasına çalışılacağı ve devlet ile toplum düzeninin Teşkilat-ı Esasiye Kanunu doğrultusunda tanzim edilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir. Bu madde, Mustafa Kemal Paşa ya göre Meclis te I.Grup a karşı ortaya çıkan muhalefetin de temel nedenini oluşturmuştur. 5 I. Grup un kuruluşuna ilk tepki, Erzurum Mebusu Hüseyin Avni (Ulaş) Bey den gelmiştir. Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Meclis in ortak düşüncesi olan Misak-ı Milli ilkelerinin grubun programının temel esaslarından biri olarak işaret edilmesini eleştirmiş ve gruba alınmayan milletvekillerinin Misak-ı Milli ilkelerine aykırı fikirler taşıyormuş gibi gösterildiğini ve muhalif duruma düşürüldüğünü 6 söylemiştir. 1 I. TBMM nin siyasi yapısı ve Meclis teki ilk ayrılıklar hakkında daha geniş bilgi için bk. Tarık Zafer Tunaya, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti nin Kuruluşu ve Siyasi Karakteri, İÜHF Dergisi, C. XXIII, S.3 4, 1958, s Mahmut Goloğlu, Milli Mücadele Tarihi IV Cumhuriyete Doğru, T. İş Bankası Yay, İstanbul 2010, s İsmail Arar, Atatürk ün İzmit Basın Toplantısı, 16/17 Ocak 1923, Yenigün Yayınları, İstanbul 1997, s Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, ATAM, Ankara 1997, s Atatürk age.,s I. Müdafaa-i Hukuk Grubu nun kuruluşu hakkında geniş bilgi için bk. Atatürk, age., s. 397; İhsan Güneş, I. TBMM nin Düşünce Yapısı( ), T. İş Bankası Yay., İstanbul 2009, s ; Ahmet Demirel, Birinci Mecliste Muhalefet İkinci Grup, İletişim Yayınları, İstanbul 2011, s ; Arar, age., s Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi (TBMM ZC),Birinci Devre, C. 10, s
145 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Hüseyin Avni (Ulaş) Bey ile başlayan muhalefet, I. Grup a alınmayan milletvekillerinin katılımıyla, II. Grup un kurulması ile sonuçlanmıştır. 7 Demirel e göre, II. Müdafaa-i Hukuk Grubu (II. Grup)Temmuz 1922 de kurulmuştur. 8 Güneş ise II. Grup un kuruluşu konusunda kesin bir tarih vermenin mümkün olmadığını ifade etmiş ve grubun 1921 yılı sonlarında ya da 1922 yılı başlarında kurulmuş olduğunu ileri sürmüştür. 9 Atatürk e göre, II. Grup üyeleri, Hükümet in icraatlarına karşı muhalefet yapmış ve politik mücadeleye girişerek, Meclis faaliyetlerini yavaşlatmak, etkili makamları ele geçirmek gibi hedefler doğrultusunda çalışmışlardır. 10 Bu doğrultuda, Başkumandanlık Kanunu nun çıkartılması ve uzatılması konusunda muhalefet etmişler, 11 Meclis in yetkilerinin Meclis izni olmaksızın başka makamlar tarafından kullanılmasına karşı çıkmışlardır. 12 Hilafetin dışlanacağı bir sisteme karşı çıkan II. Grup üyeleri, 13 Meclis te yaptıkları konuşmalarda, Saltanata karşı olduklarını ve milli egemenlik fikrinin samimi taraftarları olduklarını iddia etmişler ve Meclis i egemen kılma dolayısıyla milli egemenliği güçlendirme amacında olduklarını dile getirmişlerdir. Ancak II. Grup, Meclis gündemine getirilen hemen her konuya muhalefet etmiş ve Meclis in işleyişini zorlaştırmıştır. 14 II Grup muhalefetinin, en sert şekli ise Lozan Konferansı nda Hükümet in takip edeceği politikanın tartışıldığı Meclis görüşmelerinde kendisini göstermiştir. Bu konuda yaşanan tartışmalar Hükümet in, Meclis e olan güveninin sarsılmasına neden olmuş ve Lozan da kabul edilecek barış taslağının Meclis tarafından kabul edilmemesi konusunda kaygılar ortaya çıkmıştır. 15 Lozan konusundaki tartışmalar devam ederken, II. Grup un önemli isimlerinden Trabzon Mebusu Ali Şükrü (Doruker) Bey, Mustafa Kemal Paşa nın Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman tarafından öldürülmüştür. 16 Bu cinayetin II. Grup üyeleri tarafından siyasi bir olay olarak değerlendirilmesi, gerilimi iyice artırmış ve 7 Atatürk, age.,s Demirel, age.,s Güneş, age.,s II. Grup un kuruluşu hakkında bilgi için bk. Atatürk, age., s. 422; Arar, age., s ; Güneş, age., s ; Demirel, age., s Atatürk, age., s Arar, age.,s Demirel, age.,s Arar, age.,s Osman Demirbaş, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi nde II. Grup un Milletvekili Seçim Yasası nın Değiştirilmesine İlişkin Önergesi ve Mustafa Kemal Paşa nın Yurttaşlık Hakları, İÜSBF Dergisi, No: 23 24, (Ekim 2000-Mart 2001), s Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması , Cem Yayınevi, İstanbul 1992, s ; İhsan Güneş, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti nden Halk Fırkasına Geçiş, ATAM Dergisi, C. III, S. 8, Ankara 1987, s Ali Şükrü (Doruker) Bey cinayeti ile ilgili olarak bk. Alpay Kabacalı, Türkiye de Siyasi Cinayetler, Altın Kitaplar, İstanbul 1993, s ; Teoman Alpaslan, Topal Osman Ağa, Kum Saati Yay, İstanbul 2007; İsmail Akbal, Komitacı Eylemlerin Son Temsilcisi İsmail Hakkı Tekçe ve Faaliyetleri, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, Yıl 7, S. 13, Bahar 2011, s ; Emel Oruç Olgun, Ali Şükrü Bey Olayı, Ankara Üniversitesi, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara
146 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Meclis in yenilenmesi konusunda daha önceden var olan düşünceler hayata geçirilmiş ve 1 Nisan 1923 tarihinde seçim kararı alınmıştır seçimleri, Türk siyasal yaşamında önemli bir aşama olup Cumhuriyeti ilan etmiş olan Meclis üyelerini belirlemiştir. I. Meclis te çok etkin bir muhalefet yapan II. Grup bu seçimlerde başarılı olamamış ve seçimler I. Grup un büyük bir zaferi ile sonuçlanmıştır. Bu durum, seçimlerin Hükümet in baskısı altında gerçekleştirilmiş olduğu yönünde birtakım tartışmaların yaşanmansa neden olmuştur. Bu çalışmada basın organlarına yansıyan gelişmeler çerçevesinde 1923 seçimlerinde muhalefetin başarısızlığının nedenleri araştırılacak ve seçimlerin demokratik esaslar çerçevesinde yapılıp yapılmadığı aydınlatılmaya çalışılacaktır. 2.Seçim Kararının Alınması, Hazırlıklar ve Seçimin Uygulanması I.Grup ve II. Grup arasında Meclis te yaşanan mücadele, Lozan Konferansı nda Hükümet in izlemiş olduğu politika ve Musul Meselesi nin konferans gündeminden çıkartılması konusundaki önerinin Hükümet tarafından kabul edilmesi sonrasında iyice artmıştır. I. dönem Lozan görüşmeleri sonrasında, müttefiklerin önerileri ve Hükümet in hazırlayacağı mukabil projenin detayları Meclis te tartışmaya açılmıştır. 27 Şubat- 6 Mart 1923 tarihleri arasında gerçekleşen bu müzakerelerde II. Grup üyeleri, Hükümet in Lozan da takip ettiği politikaya karşı sert bir muhalefet ortaya koymuştur. II. Grup üyeleri, Musul ve Karaağaç tan vazgeçildiğini ve Misak-ı Milli ye aykırı hareket edildiğini ifade etmişler, Hükümet in savaş meydanlarında elde edilen kazanımları masa başında kaybettiğini ileri sürüşlerdir. Hükümet üyeleri ise Musul meselesinin tehir edilmesinin diğer konularda uzlaşma sağlanması açısından yararlı olacağını ve bu durumun Musul dan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini ifade etmişler gerekirse savaşa devam edileceğini ileri sürmüşlerdir. Görüşmeler süresince I. Grup üyeleri, uzlaşmaz bir tutum sergilemiş ve özellikle Musul konusunda taviz verilmesini onaylamayacaklarını dile getirmişlerdir. Müzakerelerden bir sonuç elde edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine I. Grup üyelerinin önerisi ile Lozan konusundaki keyfiyetin Hükümet e bırakılmasını sağlayan bir Meclis kararı alınmış ve bu konudaki görüşmeler sonlandırılmıştır. 18 Lozan konusundaki Meclis müzakereleri, I. Meclis in çalışamaz, karar alamaz duruma geldiğini gösterdiği gibi müttefikler ile varılacak barış esaslarının Meclis e kabul ettirilmesinin de mümkün olmadığını ortaya koymuştur. Fakat Meclis in yenilenmesi fikri ilk defa ortaya çıkmış bir düşünce değildir. Mustafa Kemal Paşa, İzmit Basın Toplantısı nda, I. Meclis in vatanın kurtarılması konusundaki gayesine ulaştıktan sonra kendisini yenileyeceğini belirtmiştir. Ancak bu yenileme kararı beklenenden erken olmuş, Lozan konusunda yaşanan gerilim ve Ali Şükrü(Doruker) Bey cinayeti, Meclis in beklenmedik bir şekilde seçim konusunu gündeme getirmesine neden olmuş ve bu konuda 17 Demirel, age.,s Nisan 1923 tarihli Meclis müzakereleri için bk. TBMMZC, Birinci Devre, Cilt 28, s Lozan Barış Konferansı ile ilgili Meclis görüşmeleri için bk. TBMM GCZ, Birinci Devre, C. 3, s ; TBMM GCZ, Birinci Devre, C. 4, s Lozan Konferansı nda hükümetin takip edeceği politika ve bu konudaki tartışmaların basına yansımaları hakkında geniş bilgi için bk. Bengül Bolat - Tekin Demiraslan, Lozan Görüşmeleri Sırasında Mecliste Ortaya Çıkan II. Grup Muhalefeti ve Basına Yansıması, Atatürk Yolu, Sayı 53, (Lozan Antlaşması Özel Sayısı 2013), s
147 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) fiili adımlar atılmıştır. 19 Aydın Mebusu Esat (İleri) Efendi ve arkadaşları, 1 Nisan 1923 tarihinde Teşkilat-ı Esasiye Kanunu nun münferit maddesinin ilgası ve Meclis in yenilenmesi doğrultusunda bir takrir vermişler ve bu takrir II. Grup üyelerinin de desteği ile kabul edilmiş, böylece seçim kararı kesinleşmiştir. Seçimlerin yenilenmesi konusunda herhangi bir tartışma yaşanmamıştır. 20 Tartışmaya konu olan, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu nun münferit maddesinin ilgası olmuştur. Söz konusu maddede Büyük Millet Meclisi, Hilafet ve Saltanatın, vatan ve milletin istihlas ve istiklalinden ibaret olan gayesinin husulüne kadar şerait-i atiye dairesinde müstemirren inikat eder. 21 şeklinde ifadeler yer almıştır. II. Grup üyeleri, bu maddede belirtilen istiklal ve bağımsızlığın henüz tam olarak gerçekleştirilmediğini ve dolayısıyla maddenin ilgasının doğru olmayacağını, maddeye dokunulmadan seçim kararı alınması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunmuşlardır. Yaşanan tartışmalardan sonra, münferit maddeye dokunulmadan tek maddelik bir karar suretiyle seçime gidilmiştir. 22 İki grup arasında her konuda yaşanan tartışma ve anlaşmazlık seçim konusunda yaşanmamıştır. Diğer taraftan Meclis, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu nun münferit maddesini iptal etmeyerek henüz vatanın kurtuluşunun tamamlanmadığını kabul etmiştir. Zaten bu kurtuluşu tamamlayacak olan barış antlaşması da henüz imzalanmamıştır. Hal böyleyken seçim kararının tartışmasız olarak alınmış olması, bu kararın, olağandışı ve zorunluluktan kaynaklanan bir karar olduğunu göstermiştir. Nitekim Lozan konusundaki müzakerelerin devam ettiği dönemde, II. Grup üyelerinden İzmit Mebusu Sırrı (Bellioğlu) Bey Meclis in yenilenmesi konusunda bir takrir vermiş fakat bu takrir, I. Grup tarafından desteklenmemiş ve oylamaya dahi sunulmamıştır. 23 Aradan çok kısa bir zaman geçmiş olduğu halde şimdi seçim önerisi I. Grup tan gelmiş ve II. Grup tarafından da desteklenmiştir. Meclis in aldığı seçim kararı, hemen basının gündemine oturmuştur. Hâkimiyet-i Milliye gazetesi, Meclis in birlik içerisinde almış olduğu bu kararı, ilk defa iktidar sahiplerinin kendi rızaları ile iktidarı terk etmeye razı olmaları olarak değerlendirmiş ve bu kararla Türk tarihinde yeni bir sayfanın açıldığı yorumunu getirmiştir. Gazete, mebusların kendilerine emanet edilen yetkiyi, kendi rızaları dâhilinde millete iade ediyor olmalarının hakiki anlamda milli egemenliğin tecelli ettiğinin bir göstergesi olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca Türkiye nin düşmanlarının bu karar sonrasında, birlik içerisinde bir milletle karşı karşıya olduklarını daha iyi göreceğini ileri sürmüş ve bu kararı alan milletvekillerini takdir ettiğini ifade etmiştir. 24 Tanin gazetesi de, Hâkimiyet-i Milliye ile aynı paralellikte bir değerlendirmede bulunmuştur. Gazete, seçim kararını beklenmedik bir gelişme olarak değerlendirmiş, fakat doğru bir karar olduğunu ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra, bu kararın Meclis teki gruplar arasında tartışmasız olarak kabul edilmesinin, Meclis teki birlik ve beraberliğin ve Meclis in gücünün bir göstergesi olduğunu ifade etmiştir. Diğer taraftan, Avrupa 19 Tekin Demiraslan, 1923 Milletvekili Seçimleri ve Basın (Hâkimiyet-i Milliye Tanin, Tevhid-i Efkâr), Ahi Evran Üniversitesi Sos Bil. Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisan Tezi, Kırşehir 2013, s TBMM ZC, Birinci Devre, C. 28, s TBMM ZC, Birinci Devre, C. 3, s TBMM ZC, Birinci Devre, C. 28, s TBMM GZC, Birinci Devre, C. 4, s Şeref Okunacak Bir Sayfa Daha Hâkimiyet-i Milliye, 2 Nisan
148 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) devletlerinin, bu kararı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ndeki ayrılıklardan ve mücadeleden kaynaklandığını düşüneceklerini ileri sürmüştür. Seçim döneminde uygulanacak politikaların ve seçim hukukuna gösterilecek saygının bu düşüncelerin aksini ispatlamak açısından önemli olduğunu vurgulamıştır. 25 Tevhid-i Efkâr gazetesi ise Lozan müzakereleri konusundaki tartışmaların ve sonrasında yaşanan Ali Şükrü (Doruker) Bey cinayetinin Meclis i çalışamaz hale getirdiğini kabul etmekle birlikte, bu kararı şiddetle eleştirmiş ve barış görüşmelerinin devam ettiği bir dönemde böyle bir kararın alınmasını intihar olarak yorumlamıştır. Gazete, Misak-ı Milli nin henüz gerçekleştirilmediğini ileri sürmüş, sulh görüşmelerinin I. Meclis tarafından yapılması gerektiğini ifade etmiş ve seçim kararını alan milletvekillerini eleştirmiştir. Diğer taraftan basındaki genel kanaatin aksine seçim kararının Meclis teki birlikten ziyade ayrılığını ve gruplar arasındaki mücadelenin bir göstergesi ve sonucu olduğunu ileri sürmüştür. 26 II. Grubun yayın organı olan Tan gazetesi de seçim kararını eleştiren gazetelerden biridir. Gazete, sulh görüşmelerini I. Meclis in yapması gerektiğini ileri sürmüş ve seçim kararının üzüntü verici bir durum olduğunu ifade etmiştir. 27 Basında ortaya çıkan eleştiriler üzerine, I. Grup a mensup bazı üyeler ve Hükümet in yayın organı durumundaki Hâkimiyet-i Milliye gazetesi, endişe edecek bir durum olmadığı yönünde açıklamalar yapmışlardır. Bu açıklamalarda, seçimin hem iç hem de dış politika bağlamında Türkiye yi daha kudretli bir hale getirecek mahiyette tezahür edeceği ifade edilmiştir. 28 Seçim kararı genel olarak basında olumlu karşılanmakla birlikte, Lozan müzakerelerinin devam ediyor olması birtakım endişelere ve bu nedenle de eleştirilere neden olmuştur. Bu eleştirilerin II. Grup a yakınlığı ile bilinen Tevhid-i Efkâr ve Tan gazeteleri tarafından yapılmış olması ise II. Grup içerisindeki düşünsel ayrılıkların göstergesi olarak ortaya çıkmıştır. Seçim kararının alınmasından sonra, seçim kanununda da yeni düzenlemelere gidilmiştir. Cumhuriyet in ilanı öncesi dönemde, Türkiye de yapılan bütün seçimler İntihab-ı Mebusan Kanunu ve geçici bir seçim yönetmeliği olarak hazırlanmış olan Talimat-ı Muvakkate doğrultusunda zaman zaman birtakım değişiklikler dâhilinde gerçekleştirilmiştir seçimleri öncesinde de İntihab-ı Mebusan Kanunu nda birtakım 25 Tanin, 3 4 Nisan 1923; Demiraslan, Adı Geçen Tez (agt.), s Tevhid-i Efkâr, 2 3 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Tan, 5 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 3 Nisan 1923; Hâkimiyet-i Milliye, 8 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Osmanlı Devleti nde gerçekleştirilen seçimler ve bu seçimlerde uygulanan seçim kanunları hakkında geniş bilgi için bk. Fahir Armaoğlu, Seçim Sistemleri, AÜSBF Yay, Ankara 1953; Saim Sezen, Seçim ve Demokrasi, Gündoğan Yay, Ankara, 1994; Mehmet Ö. Alkan, Türkiye de Seçim Sistemi Tercihinin Misyon Boyutu ve Demokratik Gelişime Etkileri Anayasa Yargısı 23 Anayasa Mahkemesi nin 44. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Sempozyumda Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar ve Türkiye de Seçim Sistemleri Konulu Sempozyumda Sunulan Bildiriler, Nisan 2006 s ; Kenan Olgun, Türkiye de Cumhuriyetin İlanından 1950 ye Genel Seçim 145
149 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler, Erzurum Mebusu Süleyman Necati (Güner), Mersin Mebusu Selahaddin (Köseoğlu) ve Canik Mebusu Emin (Geveci) Beylerin 2 Aralık 1922 tarihinde Meclis e sunmuş oldukları değişiklik önergesinin yeniden Meclis e sunulması suretiyle gerçekleştirilmiştir. Söz konusu önerge, Mustafa Kemal Paşa nın adaylığını da engelleyen birtakım hükümler içerdiği için 2 Aralık 1922 tarihindeki görüşmelerde tartışmalara neden olmuş ve reddedilmiştir. 30 Tekrar Meclis gündemine getirilen önergenin çeşitli maddeleri iptal edilerek Meclis ten geçirilmiştir. Yapılan düzenleme ile seçmen yaşı 25 ten 18 e düşürülmüş ve seçmen olabilmek için vergi verme şartı kaldırılmıştır. Diğer taraftan İntihab-ı Mebusan Kanunu na göre her erkek nüfus için 1 milletvekili seçilirken bu oran her erkek nüfus için bir milletvekili seçilmesi şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca ikinci seçmenlerin belirlenmesinde esas alınan seçmen sayısı yeniden düzenlenmiş ve devlet memurlarının ve ordu mensuplarının mebus adayı olması ile ilgili koşullarda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 31 I. Meclis, son toplantısını 15 Nisan 1923 tarihinde gerçekleştirmiş ve bu toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda yapılan değişiklik ile seçimlerin ve rejimin güvenliğini tehlikeye düşürecek eylemlerin önüne geçilmiştir. Söz konusu değişiklik ile Saltanatın kaldırılması hakkındaki 1 Kasım 1922 tarihli kanun aleyhinde sözlü, yazılı ve fiili eylemlerde bulunanların bu eylemleri vatan hainliği olarak kabul edilmiştir. II. Grup üyeleri bu değişikliğin özgürlükleri sınırladığını ileri sürerek karşı çıkmışlar fakat engel olamamışlardır. 32 Bu konuda basında da fazla bir tepki ortaya çıkmamıştır. Değişiklik, sadece Tevhid-i Efkâr gazetesinde yayımlanan Dersim eski Mebusu ve İstanbul Baro Başkanı Lütfi Fikri Bey in 33 yazısı ile eleştirilmiştir. Lütfi Fikri Bey, bu yazısında böyle bir kanunun ancak ihtilal devrelerinde uygulanabilecek mahiyette bir kanun olduğunu ileri sürmüş ve milletvekillerinin kanunu reddetmeleri için çağrıda bulunmuştur Milletvekili seçimleri iki dereceli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu seçimlerde, Müntehab-ı Sani denilen ikinci seçmenlerin belirlendiği seçimler, birinci aşamayı oluşturmuştur. İkinci aşamada ise seçilmiş olan ikinci seçmenler tarafından milletvekilleri seçilmiştir. Birince evre seçimler, nahiye, kaza ve livalarda yapılırken, ikinci aşamada yapılan mebus seçimleri sadece kaza ve livalarda yapılmıştır.bu doğrultuda öncelikli olarak umumi erkek nüfusun ve bu nüfus içerisinde seçmen ve aday olma yeterliliğine sahip insanların tespit edilmesine çalışılmıştır. Diğer taraftan kaza ve livalarda seçim iş ve Uygulamaları, ATAM Dergisi, C. XXVII / 79, (Ankara 2011), s.1-35; Ergun Özbudun, Seçim Sistemleri ve Türkiye AÜHF Dergisi, C.XLIV / 1-4, (Ankara 1995), s Aralık 1922 tarihli meclis müzakereleri için bk. TBMMZC, Birinci Devre Cilt 25, s Nisan 1923 tarihli meclis müzakereleri ve İntihabı Mebusan Kanunu nda yapılan değişiklikler için bk. TBMM ZC, Birinci Devre, C. 28, s ; Tanin, 4 Nisan 1923; Tevhid-i Efkâr, 4 Nisan İntihab-ı Mebusan Kanunu nda yapılan değişiklikler için ayrıca bk. Demiraslan, agt.,s Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda yapılan değişiklik ve bu konudaki Meclis müzakereleri için bk. TBMM ZC, Birinci Devre, C. 29, s ; Demirel, age.,s Lütfi Fikri Bey, soyadı almadan ölmüştür. Aile fertlerinin bir kısmı Gençer, bir kısmı da Düşünsel olmak üzere iki farklı soyadı almışlardır. 34 Demiraslan, agt.,s Lütfi Fikri Bey in yazısı için bk. Lütfi Fikri, Mebusan-ı Kirama Açık Mektup Tevhid-i Efkâr, 15 Nisan
150 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) işlemlerini yürütmek üzere Heyet-i Teftişiye adı verilen seçim kurulları, nahiyelerde de Heyet-i İntihabiye adı verilen seçim heyetleri kurulmuştur. Seçim hazırlıklarının icrası ve takibi, seçimlerin gerçekleştirilmesi, oy sayım - döküm işlemleri ve sonuçların ilan edilip mazbataların düzenlenmesi gibi faaliyetler bu kurullar tarafından yürütülmüştür. Seçimler, livalar esas alınarak yapılmış, ülke 72 seçim bölgesine ayrılmış ve seçimler, her livada farklı zamanlarda yapılmıştır seçimlerinin bir özelliği de oy kullanma işlemlerinin açık yapılmasıdır. Seçmenlere boş oy pusulası verilmiş ve seçmenler bu pusulalara seçim bölgesinden çıkacak olan müntehab-ı sani ya da mebus sayısı adedince isim yazmışlar ve oylarını kullanmışlardır Seçimlere Katılan Gruplar ve Basının Yaklaşımı 1923 seçimlerinde I. Müdafaa-i Hukuk Grubu(I. Grup), II. Müdafaa-i Hukuk Grubu (II. Grup) Müdafaa-i Milliye Grubu, İaşeciler(İttihatçılar) Amele Grubu ve Bağımsızlar gibi siyasal gruplar faaliyet göstermişlerdir Müdafaa-i Hukuk Grubu (I. Grup) Seçim sürecinin başlaması ile en güçlü grup görüntüsünde olan I. Grup tan aday olma konusunda yoğun bir istek ortaya çıkmıştır. Ancak 1923 seçimlerini Cumhuriyete gidişin en önemli aşaması olarak kabul eden Mustafa Kemal Paşa, kendi düşüncelerine uygun adaylar belirlemek istemiş, seçimlerde kesin bir başarı hedeflemiş ve muhalefetin Meclis e girmesini engellemeye çalışmıştır. Bu amaçla çok titiz davranan Mustafa Kemal Paşa, seçim işlemlerini yürütmek ve adayları belirlemek üzere bir kurul oluşturmuş ve bu kurulun başına geçerek süreç ile bizzat kendisi ilgilenmiştir. 37 Bu doğrultuda, 18 Nisan 1923 tarihinde bir tebliğ yayınlayarak, I. Grup adaylarının merkez tarafından belirleneceğini ilan etmiştir. 38 Mebus adaylarının belirlenmesi konusunda gösterdiği titizliği ikinci seçmenlerin belirlenmesi konusunda da göstermiş ve taşra teşkilatlarına yönelik bir talimatname yayınlayarak ikinci seçmenler belirlenirken Dokuz Umde yi benimsemiş ve kazanması muhtemel adayların tercih edilmesini istemiştir. 39 I. Grup 1923 seçimlerinde tüm ülkede teşkilatlanmış, propaganda yapmış, her seçim bölgesinden aday göstermiş ve organize bir şekilde yürüttüğü seçim çalışmalarında büyük bir zafer elde etmiştir. Büyük bir çoğunlukla her livadan çıkartılacak mebus sayısı 35 Seçimlerde uygulanan usül ve esaslar, seçim hazırlıkları, oy kullanma, sayım, sonuçların ilanı ve mazbataların düzenlenmesi konularında geniş bilgi için bk. İhsan Güneş, 1923 Seçimlerinde Oylar Nasıl Kullanıldı AÜSBF Dergisi, Prof. Dr. Muammer Aksoy a Armağan, C.XLVI, No.1 2, Ocak-Haziran 1991, s ; Demiraslan, agt., s Bu uygulamayı gösterir bir örnek basına yansımıştır. Ankara Müntehab-ı sani seçimlerinde, Mustafa Kemal Paşa, oy kullanırken kendisi de müntehab-ı sani adayları arasında olduğu halde kendi ismini pusulaya yazmamıştır. Bunun üzerine, Kırşehir Mebusu Yahya Galip Bey, Mustafa Kemal Paşa nın pusulasını alarak Mustafa Kemal Paşa nın ismini de ilave etmiş, hatta tarafından ilave edildiğine dair imza da atmıştır. Hâkimiyet-i Milliye, 21 Haziran 1923; Demiraslan, agt., s Mahmut Goloğlu, Milli Mücadele Tarihi -V 1923 Türkiye Cumhuriyeti, T. İş Bankası Yay, İstanbul 2006, s Tanin, 21 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 30 Nisan 1923; Tevhid-i Efkâr, 4 Mayıs 1923; Demiraslan, agt., s
151 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) kadar aday gösterilmişse de bazı livalarda fazladan aday gösterilmiştir. Eskişehir, Ankara, Bursa, Mersin, Biga, Kars, Mardin ve Karesi livalarıdır. 40 Bu livalar; 2.2 Müdafaa-i Hukuk Grubu(II. Grup) 1923 seçimlerinde adından en çok söz edilen gruplardan birisi de II. Grup olmuştur. Bilindiği gibi II. Grup, özellikle Lozan müzakereleri döneminde ortaya koymuş olduğu sert muhalefet sonucunda seçim kararının alınmasında çok önemli rol oynamıştır. İşte bu grubun seçimlerde izleyeceği yol ve elde edeceği başarı basında büyük bir merak konusu olmuştur. İhsan Güneş, II. Grup u fikri bütünlüğe haiz olmayan muhalif bir kitle olarak değerlendirmiştir. Ona göre, II. Grup, muhafazakâr, mürteci, ittihatçı ve Mustafa Kemal Paşa karşıtı olarak nitelendirilebilecek farklı düşünceden insanlardan mürekkep bir gruptur. 41 Celal Bayar da II. Grubu şahsi amaçlar ya da şahsi nedenlerle bir araya gelmiş farklı fikirlerden insanların oluşturduğu bir yapı olarak değerlendirmiştir. 42 Ahmet Emin Yalman ise II. Grup içerisinde düşüncelerinden istifade edilebilecek insanların var olduğu gibi muhalefet yapmayı ilke edinmiş insanların da var olduğunu söylemiştir. 43 Yakup Kadri Karaosmanoğlu da grup içerisinde yenilikçi insanlar olduğu gibi saltanat-ı meşrutacı, irticacı ve de İttihatçı üyeler bulunduğunu ifade etmiştir. 44 II. Grup üyeleri grubun kuruluşu hakkında çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Grubun lideri konumundaki Hüseyin Avni (Ulaş), II. Grup un Mustafa Kemal Paşa tarafından I. Grup a alınmayan üyelerin milli amaca ulaşmak gayesiyle bir araya gelmek zorunda kaldıklarını ifade etmiştir. Dolayısıyla II. Grup un kuruluşunun, I. Grup tan dışlanmalarının bir sonucu olduğunu ileri sürmüştür. Grubun önde gelen üyelerinden Mersin Mebusu Selahaddin (Köseoğlu) Bey ise II. Grup un milli egemenlik fikrine aykırı imtiyazların ve otokrat şef usulü bir uygulamanın önüne geçmek, Meclis in ve milletin egemenliğini korumak amacıyla kurulduğunu ifade etmiştir. 45 Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi II. Grup üyeleri sürekli milli egemenlik vurgusu yapmışlar ve kişisel egemenlik kurulacağına dair endişelerini dile getirmişlerdir. Dolayısıyla II. Grup muhalefetinin temelinde Mustafa Kemal Paşa nın kişisel egemenlik kuracağı kaygısı yer almıştır. Mustafa Kemal Paşa da İzmit Basın Toplantısı nda bu durumu belirtmiş ve muhalefetin doğrudan kendisine karşı oluşan bir memnuniyetsizlikten kaynaklandığını ifade etmiştir. 46 Seçim kararı alınmasından sonra II. Grup un seçimlere katılmayacağı yönünde haberler çıkmaya başlamıştır. Bursa Mebusu Muhittin Baha (Pars), Tevhid-i Efkâr gazetesine yaptığı açıklamada II. Grup un seçimlere katılmama kararı aldığını açıklamış ve 40 bk. Demiraslan, agt., s İhsan Güneş, I. Türkiye Büyük Millet Meclisi nde II. Müdafaa-i Hukuk Grubu nun Programı(II. Grubun) Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisi, C. XIV, S. 25. s Vakit, 5 Mayıs 1923; Demirel, age.,s Vatan, 3 Mayıs 1923; Demirel, age.,s İkdam, 2 Mayıs 1923; Demirel, age.,s Tevhid- i Efkâr, Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Arar, age.,s
152 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) bu gruba mensup Adliye Vekili Rıfat(Çalıka) ın I. Grup a geçtiğini iddia etmiştir. 47 Ancak bu haber Rıfat(Çalıka) tarafından yalanlanmıştır. Diğer taraftan II. Grup üyelerinden Bitlis Mebusu Yusuf Ziya (Koçoğlu) ve Isparta Mebusu Cemal (Mersinli) Paşa, İstanbul a gelmişler ve Yusuf Ziya (Koçoğlu), Tevhid-i Efkâr gazetesine bir beyanat vermiştir. Bu beyanatta, II. Grup un dağılmadığını ve bu iddiaların yalan olduğunu ileri sürmüş II. Grup üyelerinin bağımsız olarak seçimlere katılacağını açıklamıştır. 48 Bu açıklamalardan kısa bir süre sonra, 27 Nisan 1923 te II. Grubun önde gelenlerinden Erzurum Mebusu Hüseyin Avni (Ulaş) de İstanbul a gelmiştir. Bu gelişme basında II. Grup un seçimlere katılacağı yönündeki dedikoduları artırmıştır. 49 Lakin grup üyelerinden bazılarının yaptığı açıklamalarda II. Grup un kesinlikle seçimlere katılmayacağı herhangi bir program ya da beyanname yayınlamayacağı ve bunun Hüseyin Avni (Ulaş) tarafından da destekleneceği ileri sürülmüştür. 50 Fakat bu görüşler, Hüseyin Avni (Ulaş) tarafından desteklenmemiştir. Hüseyin Avni (Ulaş), Tevhid-i Efkâr gazetesine yaptığı açıklamada grubun dağılmasının söz konusu olmadığını söylemiş ve II. Grup a ait olduğunu ileri sürdüğü 27 maddelik bir programın detaylarını açıklamıştır. 51 Yaşanan bu gelişmeler üzerine seçimler konusunda bir değerlendirmede bulunan Tevhid-i Efkâr gazetesi, II. Grup un dağıldığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunun anlaşıldığını ve İstanbul da bu gruba karşı büyük bir ilgi olduğunu ileri sürmüş ve bu söylemlerini destekleyen II. Grup üyelerinin demeçlerini aktarmıştır. 52 Basında ortaya çıkan bu haber ve tartışmalara rağmen II. Grup birlik içerisinde seçimlere katılmamış ve Hüseyin Avni (Ulaş) Bey in, Tevhid-i Efkâr gazetesine verdiği beyanat haricinde bu doğrultuda bir program ya da beyanname neşretmemiştir. Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, seçimlerin büyük ölçüde sonuçlandığı 31 Temmuz 1923 tarihinde Tevhid-i Efkâr gazetesine yine bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamada, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti nin vatanın kurtuluşu amacı için kurulduğunu ve mevcut şubelerinin her iki grubun teşkilatını ihtiva ettiğini, bu nedenle de ayrı bir program ile II. Grup namına bir teşkilat kurmanın gereksiz olduğunu ifade etmiştir. 53 Mustafa Kemal Paşa nın liderliğini yürüttüğü I. Grup seçim sürecinde ülkenin her köşesinde örgütlenmiş ve ciddi bir propaganda faaliyeti yürütmüştür. Buna karşın II. Grup üyeleri bireysel olarak adaylıklarını ilan etmişler, örgütsüz bir biçimde mücadele etmişler ve belli bölgeler haricinde seçimlerde pek etkili olamamışlardır. Muhalefetin etkili olduğu bölgeler Trabzon, Gümüşhane, Mersin ve Eskişehir vilayetleri olmuş ve bunlar içerisinde II. Grup üyelerinden olup bağımsız olarak adaylığını koyan ve seçimlerde başarılı olan tek aday Gümüşhane Mebusu Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey olmuştur. Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey, yayımlanmamış hatıratında, Gümüşhane seçimlerinin Hükümet in baskısı altında gerçekleştirildiğini ve güvenlik güçleri ile halk arasında çatışmalar yaşandığını ileri 47 Tevhid-i Efkâr, 15 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 20 Nisan Tevhid-i Efkâr, 28 Nisan Tevhid-i Efkâr, 28 Nisan 923; Demiraslan, agt., s Hüseyin Avni(Ulaş) tarafından açıklanan bu program için bk. Tevhid-i Efkâr, 30 Nisan Tevhid-i Efkâr, 3 Mayıs 1923; Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 31 Temmuz 1923; Demiraslan, agt., s
153 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) sürmüştür. Fakat böyle bir baskıyı gösterir somut bir delil olmadığı gibi basında bu konu hakkında herhangi bir haber ya da eleştiri yer almamıştır. 54 I. Grup a karşı muhalefetin etkili olduğu Mersin bölgesinde bu muhalefeti Doğruöz gazetesi yürütmüş ve bölge halkını II. Grup un adaylarını desteklemeye davet etmiştir. Hâkimiyet-i Milliye ve Tevhid-i Efkâr gazeteleri, 4 Haziran 1923 tarihinde Mut ve Silifke halkından gelen telgrafları yayımlamışlardır. Bu telgraflarda, Doğruöz gazetesinden paçavra diye söz edilmiş ve bu gazetenin propagandalarına rağmen halkın I. Grup u destekleyeceği ifade edilmiştir. 55 Doğruöz gazetesi, 9 Haziran 1923 tarihli sayısında bu telgraflara cevap vermiş ve telgraflarda imzası bulunanların Doğruöz gazetesinin yazısından haberdar olmadan telgrafı imzaladıklarını ve karaktersiz ve haysiyetsiz insanlar olduklarını ileri sürmüştür. 56 Bütün bu gelişmeler II. Grup üyelerinin bağımsız olarak seçim mücadelesine giriştiklerini ancak sadece belli bölgelerde etkili olabildiklerini göstermiştir İaşeciler(İttihat ve Terakki) Seçim sürecinin başlaması ile birlikte, İttihatçıların, İaşe eski Nazırı Kara Kemal etrafında birleşerek yeniden faaliyete geçecekleri konusunda haberler çıkmaya başlamıştır. 57 İaşeciler, özellikle Türk siyasetinin merkezi olan ve hala işgal altında bulunan İstanbul seçimlerini kazanarak Mustafa Kemal Paşa yı saf dışı bırakmak istemişlerdir. 58 İttihatçılar hakkında ortaya atılan dedikodular üzerine, Tevhid-i Efkâr gazetesi, Kemal (Kara) Bey ile röportaj yapmıştır. Kemal (Kara) Bey, İttihatçıların faaliyeti hakkında kendisine sorulan sorulara net bir cevap vermemiş beyanatta bulunmasının memleket menfaatine aykırı olduğunu dile getirmiştir. Fakat Tevhid-i Efkâr gazetesi, bu açıklamaya rağmen İttihatçıların faaliyette olduklarını söylemiş ve Belediye Meclisi nin üyelerinin çoğunluğunun bu fırkaya mensup olmasını da delil olarak öne sürmüştür. 59 Tevhid-i Efkâr gazetesi, 16 Nisan 1923 tarihli bir başka haberde İttihatçıların Perşembe Pazarı ndaki kulüpte toplantılar düzenlediklerini ve I. Grup a dâhil olmak için müracaat etme kararı aldıklarını ileri sürmüştür. Bu başvurunun kabul edilmemesi halinde ise yeniden teşkilat kurmak için resmi başvuru yapacaklarını iddia etmiştir. 60 Tanin gazetesi ise İttihat ve Terakki nin seçimlere katılacağını ve I. Grup ile işbirliği yapmak doğrultusunda Mustafa Kemal Paşa ile pazarlık içerisinde bulunduklarını öne sürmüştür. Ancak Mustafa Kemal Paşa basına yaptığı açıklamada, İttihat Terakki ile işbirliği yapmak konusunda herhangi bir teklif almadığını belirtmiş ve İttihat ve Terakki Fırkası nın zaten tarih sahnesinden silindiğini söylemiştir Demiraslan, agt., s Hâkimiyet-i Milliye, 4 Haziran 1923; Tevhid-i Efkâr, 4 Haziran 1923; Demiraslan, agt., s Doğruöz, 9 Haziran 1923; Demiraslan, agt., s Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti, s Zeki Çevik, Milli Mücadele de Müdafaa-i Hukuk tan Halk Fırkası na Geçiş , (Yayına Hazırlayan: Berna Türkdoğan), ATAM, Ankara 2002, s Tevhid-i Efkâr, 6 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 16 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Demiraslan,agt., s
154 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) İttihatçıların faaliyetleri hakkında çıkan bu dedikodular üzerine I. Grup üyelerinden Antalya Mebusu Hoca Rasih Efendi (Kaplan), seçim sürecinin hemen başında iken bir demeç vermiş ve İttihat ve Terakki nin silinmiş bir fırka olduğunu, ülkeyi harap ederek kaçan üyelerinin ise ortaya çıkması halinde hesap sorulacağını ifade etmiştir. 62 I. Grup üyelerinin ve Hükümet yetkililerinin bu konudaki açıklamaları üzerine İttihatçıların lideri olarak gösterilen Kara Kemal, Tevhid-i Efkâr gazetesine verdiği beyanatta İttihatçıların kesin olarak ortadan çekildiğini açıklamış ve dedikoduların bitmesi gerektiğini ifade etmiştir. 63 Buna karşın Tevhid-i Efkâr gazetesi ısrarla İttihatçıların II. Grup ile işbirliği içerisinde faaliyetlerine devam ettikleri yönünde haberler yapmaya devam etmiş, Kemal Bey in açıklamalarına rağmen, Kemal (Kara) Bey in yakınındaki İttihatçıların propaganda faaliyetlerine devam ettiklerini ileri sürmüştür. Tevhid-i Efkâr gazetesinin bu yöndeki haberleri mayıs ayının ilk haftasına kadar devam etmiş fakat bu tarihlerden itibaren İttihatçılar ile ilgili haberler gazete sütunlarından kalkmış seçimlere katılmayacakları yahut katılamayacakları herkesçe kabul edilmiştir. Fakat İstanbul seçimlerinde İttihatçılara ait olduğu ileri sürülen bir aday listesi ikinci seçmenlere verilmiş ve bu liste gazetelerde yayımlanmıştır. Bu aday listesinde Kara Vasıf, Hüseyin Avni (Ulaş), Ahmet Rıza, Lütfi Fikri Beyler ile Ali İhsan(Sabis) ve Nurettin (Sakallı) Paşaların isimleri yer almıştır Amele Grubu Amele Grubu, siyasi bir teşkilat olmadığı halde 1923 seçimlerinin en çok konuşulan gruplarından biri olmuştur. Tanin gazetesi, seçim sürecinin hemen başında, Amele Birliği nin I. Grup ile birlikte hareket edeceğini ileri sürmüş 65 ve bu durum Birlik Reisi Mehmet Bey tarafından da doğrulanmıştır. Mehmet Bey, Tevhid-i Efkâr gazetesine verdiği beyanatta bin civarında oya sahip olan Amele Grubu nun seçimlerde çok etkili bir rol oynayacağını fakat kimsenin siyasi oyunlarına gelmeyeceğini vatanın kurtarılması görevini üzerine alanları destekleyeceğini açıklamıştır. 66 Buna karşın, basında Amele Grubu nun esnaf teşkilatları ile birlikte hareket ederek 5 6 mebus çıkartmak istediği yönünde haberler çıkmış ve bu haberleri destekleyen açıklamayı da Esnaf Cemiyetleri Heyeti reislerinden olan Hakkı Bey yapmıştır. Hakkı Bey, esnafın hakkını en iyi esnaf olan mebusların savunacağını söylemiş ve bu nedenle Amele Grubu ile birleşerek 5 6 mebus çıkartmak istediklerini dile getirmiştir. Fakat Amele Birliği Umumi Kâtibi Şakir Rasim Bey, 14 Nisan 1923 te yaptığı açıklamada Esnaf Birlikleri ile birlikte hareket edecekleri konusundaki rivayetlerin doğru olmadığını seçimlerde kayıtsız ve şartsız olarak Müdafaa-i Hukuk Grubu nu destekleyeceklerini ifade etmiş, grubun arzu etmesi halinde Amele Birliği içerisinden birilerini aday gösterebileceğini söylemiştir. Böylelikle Amele Birliği hakkında ortaya atılan dedikodular son bulmuştur Müdafaa-i Milliye Grubu 1923 seçimlerinde faaliyetlerinden söz edilen gruplardan biri de Müdafaa-i Milliye Cemiyeti dir. Bu cemiyetin İstanbul da varlığını devam ettirdiği ve 1923 seçimlerinde 62 Tevhid-i Efkâr, 4 Nisan 1923;Demiraslan, agt..s Tevhid-i Efkâr, 22 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s bk. Tevhid-i Efkâr, Nisan Tanin, 11 Nisan 1923; Demiraslan,agt., s Tevhid-i Efkâr, 11 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Demiraslan, agt., s
155 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) etkili olacağı basın organları tarafından ileri sürülmüştür. Ancak seçim sürecinin hemen başında ortaya atılan bu görüşler dışında faaliyetleri ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmamış ve basın organlarında bu konu ile ilgili bir haber yer almamıştır Bağımsızlar 1923 seçimlerinde bağımsız olarak adaylığını koyan II. Grup üyeleri dışında şahsi birtakım girişimler de ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey in adaylığıdır. Lütfi Fikri Bey, İstanbul dan adaylığını ilan etmiş ve bu konuda bir seçim beyannamesi yayınlayarak İstanbullulara huzur, sükûn ve Başkent olarak İstanbul un kalmasını vaat etmiştir. Lütfi Fikri Bey in adaylığını duyuran Tevhid-i Efkâr gazetesi, bu girişimi memnuniyetle karşıladığını ifade etmiştir. 69 İstanbul dan bağımsız olarak adaylığını ilan edenlerden bir diğeri de Trabzon eşrafından Hoca Salih Zeki Efendi dir. Tevhid-i Efkâr gazetesine gönderdiği telgraf vasıtasıyla adaylığını ilan eden Hoca Salih Zeki Efendi, 3 maddelik bir beyanname yayınlamış ve bu beyannamede İstanbul un başkent olarak kalması ve çok eşlilik kanununun kabul edilmesi için mücadele edeceğini ilan etmiştir. Tevhid-i Efkâr gazetesi, Hoca Salih Zeki Efendi nin adaylığı konusunda İstanbul un tam aradığı mebus 70 yorumunu yapmıştır. Bağımsız adaylardan bir diğeri de Ali İhsan (Sabis) Paşa dır. Ali İhsan (Sabis) Paşa, İstanbul İzmir ve Konya dan adaylığını ilan etmiş ancak başarılı olamamıştır. 71 Ali İhsan (Sabis) Paşa nın adaylığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesi tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş ve İzmir de yapılan olağanüstü mahkeme tarafından suçlu bulunarak ordu komutanlığından azledilen Ali İhsan (Sabis) Paşa nın bir köşeye çekilip oturmasının daha doğru olacağı ifade edilmiştir. 72 Sayıları oldukça fazla olan ve içlerinde gayrimüslim vatandaşların da yer aldığı bağımsız adaylar içerisinde en çok oyu 100 oy ile Nurettin (Sakallı) Paşa almış ve hiçbirisi başarılı olamamıştır Seçimlerde Gayrimüslimler 1923 seçimlerinde gayrimüslim vatandaşlar da seçimlere iştirak etmişlerdir. Seçim kararının alınmasından sonra gayrimüslim cemaatlerin izleyeceği yol hakkında çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Basında yer alan haberlere göre, Ermeni ve Musevi cemaatler, seçimlere iştirak etmek konusunda istekli olmuşlardır. Ayrıca kendi cemaatleri içerisinden mebus adayları çıkartarak, bunları Müdafaa-i Hukuk Grubu adayları içerisine sokmaya çalıştıkları yönünde haberler çıkmıştır. Nitekim bazı gayrimüslim vatandaşlar Müdafaa-i Hukuk Grubu na adaylık başvurusunda bulunmuşlar fakat aday gösterilmemişlerdir. Rumların hareket tarzı bir süre netlik kazanmamış olsa da Mayıs sonlarında seçimlere iştirak etme kararı vermişler ve bütün gayrimüslim cemaatler büyük çoğunlukla seçime katılmış ve Müdafaa-i Hukuk adaylarına oy vermişlerdir Demiraslan, agt., s Demiraslan,agt., s Lütfi Fikri Bey in seçim beyannamesinin tam ve orijinal metni için bk. Tevhid-i Efkâr, 23 Mayıs 1923; Hâkimiyet-i Milliye, 27 Mayıs Bk. Demiraslan, agt., s Tunçay, age.,s Demiraslan, agt., s Bu adayların isimleri ve aldıkları oy sayıları için bk. Tevhid-i Efkâr, 29 Haziran Bk. Demiraslan, agt., s
156 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) 3.Basının Gruplar ve Adaylara Karşı Yaklaşımı 1923 Seçimleri, Yeni Türk Devleti nin rejim tartışmalarının hala devam ettiği, Hilafet makamının geleceğinin belirsizliğini koruduğu, Halk Fırkası nın kuruluş çalışmalarının devam ettiği hassas bir dönemde gerçekleşmiştir. Bu hassas dönemde ülkeyi geleceğe hazırlamak isteyen Mustafa Kemal Paşa, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri adına yayımladığı Dokuz Umde olarak bilinen seçim beyannamesinin 1 ve 2. Maddelerinde milli egemenlik ilkesini temel prensip olarak işaret etmiştir. Bunun yanı sıra Hâkimiyet-i Milliye gazetesi vasıtasıyla milli egemenlik düşüncesinin 75 halka izah edilmesi ve yeni rejimin fikri altyapısının oluşturulması için çalışılmıştır. 76 Hâkimiyet-i Milliye gazetesi, Dokuz Umde nin izah edilmesinde ve milli egemenlik düşüncesinin halka benimsetilmesi konusunda önemli bir görev üstlenmiştir. Gazete, 11 Nisan 1923 tarihinde Dokuz Umde hakkında yayımlanan yazıda milli egemenlik düşüncesinin tartışmasız olduğunu ve Yeni Türk Devleti nin bu esas doğrultusunda şekilleneceğini ifade etmiştir. 77 Hâkimiyet-i Milliye gazetesi, 12 Nisan 1923 tarihli sayısında Vatan gazetesinde yayınlanan Ahmet Emin (Yalman) in yazısını sütunlarına taşımıştır. Ahmet Emin (Yalman), bu yazısında, seçim döneminde ortaya müspet bir program koyan tek grubun Mustafa Kemal Paşa nın grubu olduğunu söylemiştir. Devamında, Milli Mücadele yi başarıyla tamamlayan Mustafa Kemal Paşa nın yeni devrede de başarılı olacağını ve Türk milletine rehberlik edeceğini belirterek O nun tarafını tutmanın her Türk vatandaşının vazifesi olduğunu dile getirmiştir. 78 Gazetenin aynı sayısında Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) nin İkdam ve Vatan gazetelerinde yayımlanan yazısından da bölümler aktarılmıştır. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), bu yazısında, vatanı kurtaran Mustafa Kemal Paşa nın liderliğini yaptığı I. Grup tan başkalarına meyledenlerin yanılgıya düşeceklerini ifade etmiştir. 79 Seçimlerde adı geçen diğer gruplar ile ilgili basında birtakım tartışmalar yaşanmıştır. Bu tartışmalar henüz seçim kararı alınmadan başlamıştır. II. Grup üyelerinden Hoca Şükrü (Çelikalay) Efendi nin yayınladığı Hâkimiyet-i Milliye ve Hilafet-i İslamiyye 80 adlı risale, Akşam ve Tan gazeteleri arasında bir tartışma yaşanmasına neden olmuştur. Akşam gazetesi yazarı Falih Rıfkı (Atay), bu risalenin irtica propagandası olduğunu öne sürmüş, II. Grup un yayın organı olan Tan gazetesinin bu konuda sessiz 75 Bu düşüncenin ilk ortaya çıkışı konusunda Bk. Serdar Sakin, Mustafa Kemal Atatürk ün Milli Mücadele Döneminde Demokrasi Anlayışı ve Uygulamaları, Erciyes Üniversitesi SBE Dergisi, 2004, S. 16, s Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi nin milli egemenlik fikrini geliştirmek doğrultusunda yaptığı yayınlar için bk. Mustafa Müjdeci, Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi nde Cumhuriyet Fikri, Oluşumu Gelişimi ( ), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Bilim Dalı (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Ankara Demiraslan, agt., Hâkimiyet-i Milliye 12 Nisan 1923;Demiraslan, agt., s Hâkimiyet-i Milliye 12 Nisan 1923;Demiraslan, agt., s Bu risale hakkında bilgi için bk. Atatürk, age.,,.468; Arar, age., s ; Demirel, age.,s
157 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) kalmasını eleştirmiş, II. Grup u ve Tan gazetesini irticacılıkla suçlamıştır. 81 Tan gazetesi, Falih Rıfkı (Atay) ya cevap vermiş, II. Grup un gerçek milli egemenlik taraftarlarından oluştuğunu ileri sürmüş ve II. Grup un bu tür suçlamalara cevap vermeye ihtiyacı olmadığı belirtilmiştir. 82 II. Grup üyeleri de zaman zaman kendileri hakkında ortaya atılan bu görüşlere cevap vermişler ve bu konuda basın organlarına açıklamalar yapmışlardır. Bu beyanatlarda II. Grup un milli egemenlik fikrinin gerçek taraftarı olduğunu ve Meclis müzakerelerinin incelendiği zaman bunun açık bir şekilde görüleceğini ileri sürmüşlerdir. 83 Akşam ve Tan gazeteleri arasında bir süre daha devam eden bu tartışma seçim kararının alınmasından sonra diğer basın organlarına da yansımış ve gruplar hakkında çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. İleri gazetesinde, 6 Nisan 1923 tarihinde Suphi Nuri(İleri) ye ait Halk Fırkası II. Grup ve İttihatçılık başlıklı bir makale yayımlanmıştır. Suphi Nuri (İleri), bu makalesinde, II. Grup un Mustafa Kemal Paşa ya karşı şahsi sebeplerden ortaya çıkan amaçsız, programsız ve prensipsiz bir fırka olarak kurulduğunu fakat zamanla Saltanat ve Hilafetin devamını amaç edinerek kendi düşmanları olan İttihatçılarla işbirliği içerisine girdiğini dile getirmiştir. Bunun yanı sıra en doğru anlayışın Halk Fırkası nın anlayışı olduğunu söyleyerek herkesi Halk Fırkası na oy vermeye davet etmiştir. 84 İkdam gazetesinde yayımlanan yazısında Yakup Kadri, II. Grup un tamamının olmasa da içlerinde Saltanat taraftarlarının var olduğunu ileri sürmüştür. 85 Vatan gazetesi yazarı Ahmet Şükrü (Esmer) ise II. Grup un milli egemenlik taraftarı gibi göründüğünü fakat gizliden Saltanat taraftarlığı yaptığını ileri sürmüştür Nisan 1923 tarihli Vatan gazetesi, I. Grup ve II. Grup arasındaki en büyük farkın milli egemenlik fikri konusundaki yaklaşım olduğunu ve II. Grup un şahsi egemenlik ile milli egemenliğin aynı anda uygulanabileceğini düşündüğünü ileri sürmüştür. 87 Basında ortaya çıkan bu görüşler, Tevhid-i Efkâr gazetesi tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Gazetenin başyazarı Velid Ebuzziya, Suphi Nuri (İleri) ye cevap olarak Grupların Fevkinde Vatan Vardır başlığı altında bir makale yazmıştır. Velid Ebuzziya, bu yazısında, Suphi Nuri (İleri) nin gereksiz yere milli egemenlik tartışması başlatan kardeşi Celal Nuri (İleri) nin yolunda gittiğini ve Milli Mücadele nin tamamlanmamış olduğu hassas dönemde ülkede ayrılık çıkarmanın ve halkı kime rey vereceği konusunda yönlendirmesinin yanlış olduğunu söylemiştir. Devamında da vatanın kurtuluşunun her türlü grup, fırka ve şahıstan daha önemli olduğunu ifade etmiş ve II. Grup üyelerinin de milli egemenlik taraftarı olduklarını ileri sürmüştür. Velid Ebuzziya, Halk Fırkası nın programından da bahsetmiştir. Suphi Nuri(İleri) Bey in yazısında, Halk Fırkası nın programının kısmen şekillendiğini söylediğini belirtmiş ve bunu İnak-ı Hak (Allah ın söyletmesi) olarak değerlendirmiştir. Halk Fırkası nın programının henüz tam olarak şekillenemediğini söyleyerek, Suphi Nuri (İleri) ile Celal Nuri (İleri) nin bu yarım program adına halkı tehdit itmam ve tekfir etmeye hakkı olmadığını ifade etmiştir. 81 Akşam, 26 Ocak Tan, 28 Ocak Akşam ve Tan gazeteleri arasındaki bu tartışma için bk. Demirel, age.,s Demiraslan, agt., s Suphi Nuri, Halk Fırkası- İkinci Grup - İttihatçılık, İleri, 6 Nisan İkdam, 6 Nisan Vatan, 6 Nisan Vatan, 8 Nisan 1923; Demirel, age.,s
158 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Seçimlerde ise en mühim esasların milli egemenlik ve Misak-ı Milli esasları olduğunu ifade eden Velid Ebuzziya, bu iki esasa en sadık grubun halkın temayülüne mazhar olacağını söylemiştir. 88 Velid Ebuzziya nın bu yazısında özellikle belirttiği milli egemenlik ve Misak-ı Milli esasları II. Grup un Meclis te en çok üzerinde durduğu ve Meclis te yaşanan gruplaşmanın temel sebebi olarak ileri sürdükleri konulardır. II. Grup üyelerinin Hükümet i en çok eleştirdikleri noktalar Misak-ı Milli esaslarından taviz verilmesi ve Meclis in yetkilerinin Mustafa Kemal Paşa ya ya da Hükümet yetkililerine Meclis in izni dışında devredilmesinin, kişisel bir egemenliğe yol açacağı düşünceleridir. 89 Tevhid-i Efkâr gazetesinde yayımlanan İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri tarafından kaleme alınmış bir başka yazıda da, gerçek milli egemenlik taraftarı olarak sadece I. Grup un gösterilmesi eleştirilmiş ve II. Grup un da Hâkimiyet-i Milliye taraftarı olduğu ileri sürülmüştür. Lütfi Fikri Bey, gruplar arasındaki ayrılık sebebinin Hâkimiyet-i Milliye düşüncesinden kaynaklanmadığını kuvvetler birliği ya da ayrılığı konusundaki farklı yaklaşımdan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Milli egemenliğin gerçekleşmesi için kuvvetler ayrılığının gerekli olduğunu belirten Lütfi Fikri Bey, saltanat taraftarlığının, milli egemenliğe aykırı bir durum teşkil etmediğini, saltanat ile mili egemenliğin aynı anda var olabileceğini ileri sürmüş, dolayısıyla Saltanata karşı olmadığını ortaya koymuştur. 90 Velid Ebuzziya, Tevhid-i Efkâr gazetesinde 9 Nisan 1923 tarihinde yayınlanan Sulh İşi Ne Oluyor başlıklı makalesinde, seçim döneminde sulh meselesinin unutulduğu yönünde eleştiriler yapmıştır. Yazısında Bari intihabata bu kadar inhimak (düşkünlük) gösterdiğimize göre İntihab gayemizi, sulh meselesi teşkil etmiş olsaydı. Yani ancak Misakı Millimiz dairesinde sulh yapmayı istihdaf eden kimseleri intihab etmeyi düşünse idik. Yine bir dereceye kadar müteselli olurduk şeklindeki ifadelerle Misak-ı Milliye sadık olan grupları desteklemesinin teselli verici olacağını söylemiştir. Devamında ise milli gayeler doğrultusunda yayın yapan gazetecilerin çok az olduğunu ifade etmiştir. 91 Tevhid-i Efkâr ın yayınlarında sıklıkla I. Grup un karşısında yer alan grup ve adayların faaliyetleri ve başarıları dile getirilmiş, basında I. Grup lehine çıkan yazıları eleştirilmiştir. Gazete, 4 Nisan 1923 tarihli sayısında seçime katılacak gruplar hakkında bir değerlendirmede bulunurken, I. Grup un yanı sıra, II. Grup un, Müdafaa-i Milliye Grubu nun ve İttihatçı adayların da başarılı olacağını ifade etmiştir. 92 Diğer taraftan, II. Grup un ve İttihatçıların milli egemenlik taraftarı oldukları yönünde, Saltanatın varlığının milli egemenliğe aykırı bir durum teşkil etmediği yönünde yazılara yer vermiştir. Tevhid-i Efkâr ın II. Grup a olan yakınlığını gösteren bir başka olay 29 Mayıs 1923 te Hüseyin Avni (Ulaş) Bey in Gümüşhane den mebus adayı gösterileceği yönünde yaptığı haber sonrasındaki tepkilerdir. 93 Bu haber üzerine Gümüşhane Belediye Reisi Osman Bey, bu haberin doğru olmadığını belirtmiş ve nefretle tekzip ediyoruz şeklinde bir telgraf çekmiştir. Gazete bu telgrafı sert bir şekilde eleştirmiş, Hüseyin Avni (Ulaş)Bey in bir vatan evladı, Milli Mücadele ye hizmet etmiş namuslu bir mebus 88 Velid Ebuzziya, Grupların Fevkinde Vatan Vardır, Tevhid-i Efkâr, 7 Nisan Demiraslan, agt., s Demiraslan, agt., s Velid Ebuzziya, Sulh işi Ne Oluyor Tevhid-i Efkâr, 9 Nisan Tevhid-i Efkâr, 4 Nisan Tevhid-i Efkâr, 29 Mayıs
159 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) olduğunu ileri sürmüş ve onun adaylığının nefret uyandıracak bir şey olmadığını ifade etmiştir. 94 Çoğunlukla II. Grup un faaliyetlerinden söz eden Tevhid-i Efkâr, İttihatçıların faaliyetleri hakkında da haber ve yorumlara yer vermiştir. Velid Ebuzziya, Grupların Fevkinde Vatan Vardır başlıklı makalesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti nin gizli bir faaliyet içerisinde olduğunu ancak Kemal (Kara) Bey in ortamın müsait olmaması nedeniyle faaliyetlerini inkâr ettiğini fakat İttihatçıların diğer grupların tecrübesizliğinden faydalanarak bu gizli politikalarını başarıyla sonuçlandıracağını ifade etmiştir. 95 Tevhid-i Efkâr ın, 8 Nisan 1923 tarihli sayısında da İttihatçıların yeniden bir araya gelerek faaliyete geçtikleri ileri sürülmüş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti nin bütün toplumu kapsadığını ve bu yapının İttihatçılar tarafından değerlendirildiği ifade edilmiştir. Diğer taraftan, İstanbul Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı nın büyük çoğunlukla İttihatçı üyelerden teşekkül ettiğini ve İttihatçıların, teşkilatın tamamına hâkim olmaya çalıştıklarını ifade etmiştir. 96 İleri gazetesindeki yazısında Suphi Nuri(İleri) de İttihatçılar hakkında birtakım iddialarda bulunmuştur. Suphi Nuri (İleri), İttihatçıların, İstanbul da bir takım entrikalar çevirmeye çalıştığını, grup olarak başarılı olamayacaklarını anladıkları için I. Grup içerisine sızmaya çalıştıklarını ve II. Grup ile işbirliği içerisinde Saltanat ve Hilafeti kuvvetlendirmek istediklerini ifade etmiştir. 97 İttihatçılar hakkında ileri sürülen bu görüşlere Tanin gazetesinin sahibi ve başyazarı Hüseyin Cahit(Yalçın) cevap vermiştir. Ancak Hüseyin Cahit (Yalçın) in yazıları İttihat ve Terakki propagandası olarak değerlendirilmiş, İttihatçılıkla suçlanmasına neden olmuştur. 98 Bu yaklaşımlara karşı Hüseyin Cahit (Yalçın), 7 Nisan 1923 tarihli Tanin gazetesinde yayımlanan Zihniyet Değişecek mi başlıklı makalesinde, seçimlerde ismi geçen bütün grupların aynı çamurdan geldiğini ve söz konusu gruplar arasında bir zihniyet farkı olup olmadığının anlaşılmadığını ifade etmiştir. 99 Hüseyin Cahit (Yalçın), daha sonra yazdığı bazı yazılarla adeta İttihatçı taraftarlığına devam etmiştir. Bu yazıların birinde; Türkiye de milli egemenlik anlayışını 1908 İnkılâbı yla İttihat ve Terakki nin tesis ettiğini hatırlatmış, I. Grup ile İttihatçılar arasında bu noktada hiçbir fark olmadığını söylemiş ve vatanperver insanlar olan ittihatçıların iktidar hırsında olmadıklarını, I. Grup ile işbirliği yapmak için Mustafa Kemal Paşa ya müracaat ettiklerini ileri sürmüştür. Diğer taraftan, İttihatçıların varlığının inkâr edilmesini ve basında İttihatçıların gizli bir faaliyet içerisinde oldukları yönünde haberler çıkmasını eleştirmiş, özgür bir ülkede bir siyasi partinin gizli bir faaliyetinin düşünülemeyeceğini ileri sürerek İttihat ve Terakki nin gizliliğe ihtiyacı olmadığını siyaset yapma hakkı olduğunu savunmuştur. 100 Hüseyin Cahit(Yalçın), 16 Nisan 1923 tarihli Bir bardak Suda Fırtına başlıklı makalesinde İttihatçıların faaliyetlerinin engellenmeye çalışılmaması gerektiğini, söz 94 Tevhid-i Efkâr, 4 Haziran 1923; Demiraslan, agt., s Velid Ebuzziya, Grupların Fevkinde Vatan Vardır, Tevhid-i Efkâr, 7 Nisan Tevhid-i Efkâr, 8 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Suphi Nuri, Halk Fırkası- İkinci Grup - İttihatçılık, İleri, 6 Nisan Tanin, 5 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Hüseyin Cahit, Zihniyet Değişecek mi, Tanin, 7 Nisan Tanin, 14 Nisan
160 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) konusu faaliyetlerin hür Türk vatandaşlarının faaliyetleri olduğunu hasmane ve bölücü amaçlar taşımayan bu insanların I. Grup ile birleşme gayretlerinin kabahat olarak görülemeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca halifelik konusundaki düşüncelerinin çarpıtıldığını ve kendisinin haksız yere Saltanat taraftarlığı ile suçlandığını ifade etmiştir Nisan tarihinde yayımlanan makalesinde ise henüz Türkiye de tam manasıyla hayata geçirilmiş bir fırka bulunmadığını, milli egemenliğin ve yeniliğin temsilcisi olarak I. Grup un faaliyet gösterdiğini söylemiş ve I. Grup un umdelerinin herkesçe kabul görecek mahiyette oluğunu ifade emiştir. Diğer taraftan seçimlerde milli egemenliğe taraftar insanların Meclis e girmesinin sağlanması gerektiğini, karşıt olanların da engellenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak ülkede az sayıda bulunduğunu söylediği milli egemenlik taraftarlarının I. Grup a mensup olmadıkları için Meclis ten uzak tutulmak istenmesinin yanlış olduğunu ifade ederek, İttihatçıların seçim faaliyetlerine katılmalarının engellenmesini eleştirmiştir. Kendisi için bir şey istemediğini belirten Hüseyin Cahit(Yalçın), vatansever bazı insanları Meclis te görmek istediğini söylemiş, I. Grup un mebus adaylarını belirlerken titiz davranması ve gerçek milli egemenlik taraftarlarını tercih etmesi gerektiğini ifade etmiştir. 102 Hâkimiyet-i Milliye gazetesi, Hüseyin Cahit(Yalçın) in iddiaları üzerine, 15 Nisan 1923 tarihinde İttihat ve Terakki ile Müdafaa-i Hukuk un karşılaştırıldığı Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) nin Yeni İntihabata Dair başlıklı makalesini yayımlamıştır. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), bu makalesinde, İttihat Terakki nin silah ve sopa zoruyla milletten vergi toplar gibi zorla oy topladığını ifade etmiş ve Müdafaa-i Hukuk un böyle şeylerden nefret ettiğini söylemiştir. Devamında ise iki grubun hangisinin kuvvetli olduğunun sorulmasından ziyade halkın dostunun, dert ortağının kim olduğunun sorulması lazım geldiğini ifade etmiştir 103.Gazete, 19 Nisan 1923 tarihli sayısında da Hüseyin Cahit (Yalçın) in yazılarının tamamıyla menfi bir zihniyetin ürünü olduğu ve İttihatçıların gizli faaliyetlerinden vazgeçmeleri gerektiği yönünde ifadelere yer vermiştir. 104 Diğer taraftan, Hüseyin Cahit (Yalçın) in, İttihatçılarla Mustafa Kemal Paşa arasında pazarlıklar yapıldığı şeklindeki iddiası Mutafa Kemal Paşa tarafından tekzip edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, böyle bir teklif almadığını söylemiş, ayrıca İttihat Terakki adına kimsenin söz söylemeye salahiyetinin olmadığını ve İttihat Terakki nin tarihe karıştığını ifade etmiştir. 105 İttihatçıların seçime katılmayacaklarının kesinleşmesinden sonra Hüseyin Cahit (Yalçın), İttihat ve Terakki ile ilgili iddialarına son vermiş, seçimler ve memlekette kurulacak yeni düzen ile ilgili birtakım beklentilerini ve eleştirilerini dile getirmiştir. Ülkede oturmuş bir sistem olmadığını ve yönetim organlarının anarşi içerisinde bulunduğunu ifade eden Hüseyin Cahit (Yalçın), asıl kurtarıcı Meclis in ülkede kanuni nizamı sağlayacak Meclis olacağını ifade etmiştir. Seçim sonuçlarının ortaya çıkması ile birlikte ikinci seçmenlerin tenkit edilebilecek ölçüde uysal davrandıklarını ileri sürmüş ve 101 Hüseyin Cahit, Bir Bardak Suda Fırtına Tanin, 16 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Hüseyin Cahit Nasıl Bir Meclis Olmalı Tanin, 18 Nisan Yakup Kadri, Yeni İntihabata Dair, Hâkimiyet-i Milliye, 15 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Hâkimiyet-i Milliye, 19 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 15 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s
161 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) açıkça söylemese de hemen hemen bütün bölgelerde I. Grup un seçimi kazanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. 106 Seçim kararının alınmasıyla basında gruplar hakkında ortaya çıkan tartışmalar mayıs ayının ortalarına kadar devam etmiştir. Bu tarihlerden itibaren II. Grup un ve İttihatçıların seçimlere katılmayacakları kesinleşmiş ve grup halinde seçime katılacak tek partinin I. Grup olduğunun anlaşılması üzerine tartışmalar sona ermiş ve gazeteler seçimler ile ilgili gelişmeleri aktarmaya devam etmişlerdir. 107 Basın organlarına yansıyan tartışmalar, çoğunlukla milli egemenlik fikri çerçevesinde yaşanmış, II. Grup, İttihatçılar ve bazı basın organları milli egemenliğe karşı olmakla suçlanmışlardır. Ancak tartışmaların merkezinde yer alan bütün gruplar ve gazeteler milli egemenliğe taraftar oldukları yönünde açıklamalar yapmışlardır. Kabul edilen ayrılık noktası ise I. Grup un uyguladığı kuvvetler birliği düşüncesinin bazı II. Grup üyeleri ve basın organları tarafından doğru bir uygulama olarak görülmemesi olmuştur. Hâkimiyet-i Milliye gazetesi, milli egemenliğin gerçekleştirilebilmesi için güçler birliği uygulamasının gerekli olduğunu ileri sürerken Tanin ve Tevhid-i Efkâr gazeteleri güçler ayrılığı uygulamasının gerekliliğini savunmuşlardır. Ancak Tevhid-i Efkâr, Saltanatın, milli egemenlik düşüncesinin hayata geçirilmesine engel teşkil etmeyeceğini savunmuştur. Tartışmaların odağında yer alan grup ve gazetelerin kendileri hakkında ileri sürülen ithamları reddetmeleri ve Saltanat taraftarlığı ile suçlanan İttihatçılar ile II. Grup un seçimlere katılmama kararı almaları üzerine gruplar ve milli egemenlik fikri etrafındaki tartışmalar sona ermiştir. Bu tartışmaların bitmesinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda yapılan değişikliğin de etkili olduğu düşünülebilir. 108 Zira bu değişiklikle, saltanatın kaldırılması konusundaki 1 Kasım 1922 tarihli kanun aleyhinde yapılacak sözlü yazılı ve fiili eylemler, vatan hainliği olarak kabul edilmiştir. 109 Demirel, Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda yapılan bu değişikliğin, muhalefeti, vatan hainliği suçlaması ile karşı karşıya bıraktığını ve faaliyetlerini sınırlandırdığını ileri sürmüştür. 110 Tunçay da 1923 seçimlerini muhalefetin saf dışı bırakıldığı güdümlü seçimler olarak değerlendirmiştir Seçim Sonuçları ve Basının Yaklaşımı 1 Nisan 1923 tarihinde başlayan seçim süreci 15 Ağustos 1923 tarihinde tamamlanmıştır. Seçimlerin ilk olarak tamamlanıp mebusların ilan edildiği liva Biga olmuş, 6 Haziran 1923 tarihinde Biga mebusları ilan edilmiştir. Ülkede seçimlerin en son tamamlandığı yer ise Trabzon olmuş, Trabzon mebusları 15 Ağustos 1923 tarihinde ilan edilmiştir. İstanbul seçimleri ise 27 Haziran 1923 tarihinde tamamlanmıştır. Basın 106 Tanin, 26 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Demiraslan, agt., s Demiraslan, agt., s TBMM ZC, Birinci Devre, C. 29, s Demirel, age.,s Tunçay, age.,s
162 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) organları daha çok İstanbul seçimleri üzerinde durmuşlar, diğer bölgelerden sadece aday ilanları ve seçim sonuçları gibi önemli gelişmeleri aktarmışlardır. 112 Seçim sonuçları üzerine basın organlarında çeşitli değerlendirmeler yer almıştır. Tevhid-i Efkâr, 29 Haziran 1923 tarihli sayında yapılan değerlendirmede yine Lozan görüşmelerini gündeme getirmiş ve yeni Meclis in, I. Meclis kadar kıymetli bir Meclis olmayacağını, ancak Lozan konusunda vereceği kati kararın Avrupa devletleri nezdinde etkili olacağını ifade etmiştir. 113 Gazete, 3 Temmuz 1923 tarihinde yayımlanan Velid Ebuzziya imzalı başka bir makalede ise muhalefetten yoksun olarak oluşturulmuş Meclis in bu yapısı eleştirilmiştir. Velid Ebuzziya sadece tek bir fırkaya mensup üyelerden oluşan meclislerin denetimsiz olacağını, bu durumun ülkede karmaşalara sebebiyet vereceğini ileri sürmüş ve İttihat ve Terakki nin ülkeye tek başına hâkim olduğu dönemleri bu konuya örnek göstermiştir. 114 Seçim sonuçları üzerine değerlendirme yapan Tanin gazetesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilgili övgülere devam etmiştir. Gazete, 23 Temmuz 1923 tarihinde yayımlanan Hüseyin Cahit (Yalçın) imzalı 10 Temmuz başlıklı makalede, Milli Mücadele nin 1908 İnkılâbı nın devamı ve tamamlayıcısı olduğunu ve bazı şahısların her iki hareketin içerisinde yer aldıkları için şanslı olduklarını ileri sürmüştür. Devamında, 1908 İnkılâbı nı gerçekleştirenlerin ve o hareketin takipçisi olanların haklarında ne söylenirse söylensin büyük bir şeref sahibi olduklarını ifade etmiştir. 115 Hüseyin Cahit (Yalçın), 29 Temmuz 1923 tarihinde Tanin de yayımlanan Yeni Mecliste başlıklı makalesinde ise I. Meclis ile yeni kurulan Meclis i karşılaştırmıştır. Yazısında, I. Meclis in vatan müdafaası amacıyla toplanmış herhangi bir teşkilata bağlı olmayan farklı kanaatlerden insanlardan oluştuğunu ve siyasetsiz bir Meclis olduğunu, II. Meclis in ise tamamen I. Müdafaa-i Hukuk Grubu üyelerinden oluşan kanaati belli bütünlük içerisinde bir Meclis olduğunu söylemiştir. Devamında ise Meclis in toplanması ile birlikte yapılacak ilk işin Hükümet i oluşturacak vekillerin seçimi olacağı ve bu seçimin ne surette yapılacağının ve yapılacak icraatların sorumluluğunun bütün Hükümet üyeleri tarafından paylaşılıp paylaşılmayacağının merak konusu olduğunu ifade etmiştir. 116 Seçimler sonucunda 287 milletvekili Meclis e taşınmış ve muhalif milletvekillerinin tamamı Meclis dışında bırakılmışlardır. Ancak seçilen milletvekillerinin mensup olduğu gruplar ile ilgili değişik görüşler ileri sürülmüştür. Goloğlu, Gümüşhane Mebusu Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey ile Eskişehir Mebusu Emin(Sazak) Bey in muhaliflerden Meclis e girmeyi başaran milletvekilleri olarak göstermiş ve Emin (Sazak) Bey in sonradan Halk Fırkası na katılmasıyla muhalif olarak sadece Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey in Meclis te bulunduğunu ifade etmiştir Milletvekili seçimleri sürecinde İstanbul da ve Anadolu da yaşanan gelişmeleri ayrıntılı olarak aktaran gazete haberleri için bk. Demiraslan, agt., s Tevhid-i Efkâr, 29 Haziran 1923; Demiraslan, agt., s Velid Ebuzziya, İntihabat ve Vaziyet-i Hariciye,Tevhid-i Efkâr, 3 Temmuz 1923; Demiraslan, agt., s Hüseyin Cahit 10 Temmuz, Tanin, 23 Temmuz 1923; Demiraslan, agt., s Hüseyin Cahit, Yeni Meclis te, Tanin, 29 Temmuz Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti, s
163 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Aydemir ise seçim sonrasında II. Gruptan tek bir adayın bile seçimi kazanamadığını ve II. Grup un fiilen silinmiş bir fırka haline geldiğini ileri sürmüştür. 118 Velidedeoğlu, birkaç istisna dışında bütün mebuslukları Halk Fırkası nın kazandığını söylemiş ve adayların halkın seçiminden ziyade onayına sunulduğunu ifade ederek muhalefetin etkisizliğini dile getirmiştir. 119 Tunçay, Gümüşhane Mebusu Zeki (Kadirbeyoğlu), Eskişehir Mebusu Emin (Sazak), Amasya Mebusu Ali Rıza (Özdarende) Efendi, Biga Mebusu Mehmet (Dinç) ve Kırşehir Mebusu Ali Rıza (Benli) nın II. Grup adayları olarak seçimi kazandıklarını ileri sürmüştür. 120 Demirel ise 1923 seçimlerinin son derece güdümlü seçimler olduğunu ve bu nedenle muhalefetin başarılı olmasının beklenemeyeceğini ileri sürerek Tunçay ın işaret ettiği Ali Rıza, Mehmet ve Rıza Beylerin II. Grup üyesi olmadıklarını ifade etmiştir. 121 II. Grup üyelerinden Hüseyin Avni Bey, 30 Nisan 1923 tarihli Tevhid-i Efkâr da yayımlanan demecinde, kendisinin istifa etmesinden önceki dönemde II. Grup a mensup olan milletvekillerinin isimlerini vermiştir. Bu listede Kırşehir Mebusu Ali Rıza Bey (Benli) in ismi de yer almıştır. Fakat Tevhid-i Efkâr, 21 Haziran 1923 tarihli sayısında Kırşehir mebus adaylarını ilan etmiş ve Rıza Bey (Benli) i, I. Grup un adayları arasında göstermiştir. 122 Bütün bu görüşlerden hareketle, 1923 seçimlerinde bağımsız olarak seçimi kazandığı kesin olarak söylenebilecek tek aday Gümüşhane Mebusu Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey olmuştur. Güneş, II. Grubun bu başarısızlığının en önemli nedeninin, Mustafa Kemal Paşa gibi sürükleyici bir lider bulamamaları olduğunu ileri sürmüştür. 123 II. TBMM, seçimlerin tamamlanmasıyla 11 Ağustos 1923 tarihinde en yaşlı üye olan Abdurrahman Şeref Bey in başkanlığında toplanmış ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşa geçici başkan olarak seçilmiştir Ağustos ta milletvekillerinin mazbataları tasdik edilmiş, Ağustos 1923 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda ise Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanlığı na seçilmiştir Ağustos ta da Heyet-i Vekile üyelerinin seçimi gerçekleştirilmiştir. 127 Seçimlerin tamamlanmasının ardından Mustafa Kemal Paşa, Halk Fırkası nın kuruluş çalışmalarını hızlandırmış ve 13 Ağustos 1923 tarihinde Halk Fırkası Nizamnamesi 118 Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Mustafa Kemal , Remzi Kitabevi, İstanbul 1999, s Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İlk Meclis, Milli Mücadelede Anadolu, Çağdaş Yay., İstanbul 1990, s.246. Aktaran: Demirel, age., s Tunçay, age.,s Demirel, age.,s Hüseyin Avni Bey in Tevhid-i Efkâr Gazetesine verdiği II. Grup üyelerini gösteren liste için bk. Tevhid-i Efkâr, 30 Nisan 1923; Demiraslan, agt., s Güneş, II. Müdafaa-i Hukuk Grubu nun Programı..., s bk.tbmm ZC, Birinci Devre, C. 1, s.1 9; Tanin, 12 Ağustos bk.tbmm ZC, Birinci Devre, C. 1 s.14 29; Tanin, 13 Ağustos bk. TBMM ZC, Birinci Devre, C. 1, s.36 43; Hâkimiyet-i Milliye, 14 Ağustos bk.tbmm ZC, Birinci Devre, C. 1, s.60 62; Tanin, 15 Ağustos
164 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) kabul edilmiştir Ekim 1923 tarihinde Halk Fırkası nın kuruluşu Dâhiliye Vekâleti tarafından tescil edilmiş ve Halk Fırkası resmi olarak kurulmuştur. 129 I. Meclis in seçim kararı almasında büyük rol oynayan Lozan görüşmeleri ise seçim faaliyetlerinin devam ettiği dönemde tamamlamış ve II. TBMM tarafından 23 Ağustos 1923 tarihinde onaylanmıştır. 130 SONUÇ I. TBMM de, milli mücadele sonrasında ortaya çıkan ayrılıklar Meclis çalışmalarını olumsuz etkilemiştir. Mustafa Kemal Paşa Meclis e yeniden işlerlik kazandırmak amacıyla I. Müdafaa-i Hukuk Grubu nu kurmuştur. Mustafa Kemal Paşa nın gruba almadığı milletvekilleri II. Müdafaa-i Hukuk Grubu adında bir başka grup kurmuşlar ve I. Grup un politikalarına karşı muhalefete geçmişlerdir. II. Grup muhalefeti Lozan Barış görüşmeleri ile ilgili Meclis müzakerelerinde iyice sertleşmiştir. Meclis tartışmalar içerisinde geçen toplantılarına devam ederken, II. Grup üyelerinden Trabzon Mebusu Ali Şükrü (Doruker) Bey in öldürülmesi ve bu cinayetin II. Grup tarafından siyasi bir cinayet olarak değerlendirilmesi, Meclis teki ortamı iyice gerginleştirmiştir. İki grup arasındaki bu çekişmenin Meclis i görevini yapamaz duruma getirdiği ve Hükümet in Lozan da kabul edeceği barış esaslarını, Meclis e kabul ettiremeyeceği konusunda kaygılarının ortaya çıkması Meclis in yenilenmesi kararı ile sonuçlanmıştır. Meclis in iş göremez durumu herkesçe kabul edildiğinden her iki grup da seçim önerisini desteklemişler ve 1 Nisan 1923 tarihinde seçim kararı çıkmıştır. Alınan seçim kararı, basında genellikle olumlu karşılanmıştır. Hâkimiyet-i Milliye ve Tanin gazeteleri kararın yerinde alınmış bir karar olduğunu ve Meclis in ve milletin birlik- beraberliğini gösterdiğini ifade etmişlerdir. Hâkimiyet-i Milliye gazetesi ayrıca Meclis in milletten aldığı yetkiyi kendi rızası ile tekrar millete iade etiğini söyleyerek, bu gelişmeyi, milli egemenliğin gerçek anlamda tezahür ettiğinin göstergesi olarak değerlendirmiştir. Ancak Tanin, Lozan görüşmelerinin devam ediyor olması nedeniyle bu kararın müttefik devletler tarafından Türk toplumundaki ayrılıkları gösteren bir durum olarak değerlendirilebileceğini ileri sürmüştür. Seçim kararını eleştiren gazetelerin başında ise II. Grup a yakınlığı ile bilinen Tevhid-i Efkâr Gazetesi ile II. Grup un yayın organı olan Tan gazetesi gelmiştir. Tevhid-i Efkâr, Lozan görüşmelerinin devam ettiği dönemde alınan seçim kararını bir intihar olarak yorumlamış, kararı alan milletvekillerini eleştirmiş ve barış görüşmelerinin I. Meclis tarafından tamamlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Diğer taraftan Hâkimiyet-i Milliye ve Tanin gazetelerinin aksini ileri sürerek, bu kararın Meclis teki birliğin değil, ayrılığın ve rekabetin göstergesi ve sonucu olarak ortaya çıktığını ifade etmiştir. Tan gazetesi de seçim kararını eleştirmiş ve milletin üzüntü duyması gereken bir gelişme olduğunu ifade etmiştir. II. Grup üyeleri seçim kararını desteklerken grubun yayın organı olan Tan ın bu kararı ve kararı alan milletvekillerini eleştirmesi grup içerisinde 128 Aydemir, age.,s.90-91; Tanin, 15 Ağustos Faruk Alpkaya, Türkiye Cumhuriyeti nin Kuruluşu , İletişim Yayınları, İstanbul 2009, s TBMM ZC, İkinci Devre, C. I, s ; Atatürk, age.,s.498;aydemir, age., s. 93;Tunçay, age., s
165 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) düşünsel bir birlik olmadığını yahut bu birliğin seçim kararı sonrasında bozulduğunu ortaya koymuştur. Kamuoyunda ve basında seçim kararı hakkında ileri sürülen eleştiriler üzerine I. Grup üyeleri ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesi bu eleştirilerin yersiz olduğunu ve seçimlerin hem iç politikada hem de dış politikada daha güçlü bir Meclis in kurulması ile sonuçlanacağını ifade eden görüşler ortaya atmışlardır. Seçim kararının alınmasından sonra hemen seçim hazırlıklarına başlanmıştır. Bu doğrultuda İntihab-ı Mebusan Kanunu nda birtakım değişiklikler yapılmış, seçmen yaşı 18 e düşürülmüş ve seçmen olabilmek için vergi verme şartı kaldırılmıştır. Diğer taraftan 15 Nisan 1923 tarihinde gerçekleştirilen ve I. Meclis in son oturumu olan toplantıda Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikle saltanatın kaldırılması hakkındaki 1 Kasım 1922 tarihli karara aykırı eylemler vatan hainliği kapsamına alınmış ve seçim döneminde rejime karşı ortaya çıkabilecek tehlikelerin önüne geçilmiştir seçimlerinde I. grup, II. Grup, İaşeciler(İttihatçılar), Amele Grubu, Müdafaai Milliye Grubu ve Bağımsızlar olmak üzere çeşitli grupların faaliyetlerinden söz edilmiştir. Fakat bunlar içerisinde grup halinde ve organize bir şekilde seçimlere katılan sadece I. Grup olmuştur. Kurmayı planladığı Cumhuriyet yönetimine sarsıntısız bir geçiş sağlamayı hedefleyen ve bunun için de Muhalefetten arınmış bir Meclis isteyen Mustafa Kemal Paşa, I. Grup un liderliğini yürütmüş ve seçim faaliyetlerini bizzat Ankara dan idare etmiştir. Bu doğrultuda Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Dokuz Umde olarak bilinen seçim beyannamesini yayınlamış ve bu beyannamede Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti nin Halk Fırkası na dönüştürüleceğini açıklamıştır. Diğer taraftan yeni partinin adaylarını belirlerken, Dokuz Umde yi benimsemiş adayların tercih edilmesini tizlikle takip etmiştir. Dokuz Umde, Türk basınında ve toplumda genel olarak kabul görmekle birlikte çeşitli basın organlarından ve siyasetçilerden tepki de almıştır. II. Grup üyeleri ve Tevhid-i Efkâr gazetesi bu programı yetersiz buldukları yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Ayrıca Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti nin fırkaya dönüştürülmesi de çeşitli tepkilere neden olmuş bunun cemiyet nizamnamesine aykırı olduğu ve Mustafa Kemal Paşa nın kişisel egemenliğine yol açacağı yönünde fikirler ortaya atılmıştır. Seçimlerde, faaliyetlerinden sözü edilen bir diğer grup II. Grup olmuştur. I. Meclis te sert bir muhalefet yaparak Meclis i çalışamaz duruma getiren II. Grup, 1923 seçimlerine, grup olarak katılmama kararı almış ve bağımsız adaylar olarak yarışacaklarını duyurmuşlardır. II. Grup düşünsel anlamda birlik içerisinde olmayan üyelerden oluşmuştur. İçerisinde yenilikçi insanlar var olduğu gibi Saltanat ve Hilafet taraftarı üyeler de bulunmaktadır. Farklı dünya görüşüne sahip bu insanları bir arada tutabilecek etkili bir lider de bulamamışlardır. Grubun seçimlere katılmama kararı almasındaki en önemli etken birlik sağlayamamış olmalarıdır. Zira II. Grup üyeleri seçim kararının alınmasını desteklemişler fakat grubun yayın organı Tan gazetesi ve gruba yakınlığı ile bilinen Tevhid-i Efkâr gazetesi bu kararı ve kararı alanları şiddetle eleştirmiştir. Bu eleştirilerden bir süre sonra da Tan gazetesi kapatılmış ve buna gerekçe olarak da ülkede ikilik çıkarmak istenilmediği gösterilmiştir. II. Grup üyeleri, 1923 seçimlerine katılmayacakları konusundaki iddiaları kesin bir dille reddetmişler ve bağımsız olarak mücadele etmeyi daha uygun gördüklerini beyan etmişlerdir. Ayrıca Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey, grubun 162
166 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) dağılmadığını ileri sürmüş ve II. Grup a ait olduğunu söylediği 27 maddelik bir program ilan etmiştir. Bazı görüşlerde, Hıyanet-i Vataniye Kanunu nda yapılan değişiklik ile muhalefetin seçim özgürlüklerinin sınırlandırıldığı ve seçimlerin güdümlü yapıldığına dair eleştiriler yapılmıştır. Ancak seçimlerde baskı uygulandığı yönünde iddiaların ortaya atıldığı tek seçim bölgesi, II. Grup üyelerinden bağımsız olarak Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey in seçimi kazandığı Gümüşhane bölgesi olmuştur. Bu iddiayı da Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey kendi hatıratında ortaya atmıştır. Gerek Gümüşhane seçimleri ve gerekse diğer bölgelerdeki seçimlerde baskı yapılığına dair basın organlarında tek bir satır eleştiriye ya da habere rastlanmamıştır. Dolayısıyla II. Grup un başarısızlığının sebebi seçimlerde uygulanan baskı olmadığı düşünülebilir seçimleri Saltanatın kaldırılmış olduğu fakat Hilafetin varlığını devam ettirdiği ve ülkede kurulacak yeni düzenin hala tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Hal böyle olunca seçim döneminde basının gündeminde yer alan en önemli konulardan birisi milli egemenlik konusundaki tartışmalar olmuştur. Ancak bu tartışmalarda açık bir karşı taraf yani milli egemenlik karşıtlığı olmamıştır. Nitekim II. Grup taraftarlığı yapan basın organları da, Meclis müzakerelerini delil göstererek samimi Hâkimiyet-i Milliye taraftarlarının kendileri olduklarını öne sürmüşlerdir. Milli egemenlik düşüncesi çerçevesinde yaşanan tartışmalar bütün grupların ve gazetelerin milli egemenliğe taraftar olduklarını iddia etmeleri ve II. Grup ile İttihatçıların seçimlere katılmama kararı almaları sonrasında basının gündeminden düşmüştür. Seçim sürecinde basın organlarında gerek Hâkimiyet-i Milliye fikri ve gerekse gruplar konusunda ortaya çıkan tartışmalar topluma yansımamış ve bütün ülkede, halk, Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki I. Grup adaylarına oy vermişlerdir. Seçimler herhangi bir olumsuzluk yaşanmaksızın tamamlanmış ve Türk demokrasisinin ve Türk seçim sisteminin önemli bir aşamasını oluşturmuştur. 1. Resmi Yayınlar KAYNAKÇA Türkiye Büyük Millet Meclisi Gizli Celse Zabıtları, Birinci Devre, C Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Birinci Devre, C Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, İkinci Devre, C Süreli Yayınlar Hâkimiyet-i Milliye Akşam Doğruöz İkdam Tan Tanin Tevhid-i Efkâr Vatan Vakit 3. Tetkik Eserler 163
167 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) 3.1. Kitaplar ALPASLAN Teoman, Topal Osman Ağa, Kum Saati Yay. İstanbul ALPKAYA Faruk, Türkiye Cumhuriyeti nin Kuruluşu , İletişim Yay., İstanbul ARAR İsmail, Atatürk ün İzmit Basın Toplantısı, 16/17 Ocak 1923, Yenigün Yay., İstanbul ARMAOĞLU Fahir, Seçim Sistemleri, AÜSBF Yay., Ankara ATATÜRK Mustafa Kemal, Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara AYDEMİR Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal ,Remzi Kitabevi, İstanbul ÇEVİK Zeki, Milli Mücadele de Müdafaa-i Hukuk tan Halk Fırkası na Geçiş , (Yayına Hazırlayan: Berna Türkdoğan), ATAM, Ankara DEMİREL Ahmet, Birinci Mecliste Muhalefet İkinci Grup, İletişim Yay., İstanbul GOLOĞLU Mahmut, Milli Mücadele Tarihi IV Cumhuriyete Doğru, T. İş Bankası Yay. İstanbul GOLOĞLU Mahmut, Milli Mücadele Tarihi V 1923 Türkiye Cumhuriyeti, T. İş Bankası Yay., İstanbul GÜNEŞ İhsan, I. TBMM nin Düşünce Yapısı( ), T. İş Bankası Yay., İstanbul KABACALI Alpay, Türkiye de Siyasi Cinayetler, Altın Kitaplar, İstanbul,1993. SEZEN Saim, Seçim ve Demokrasi, Gündoğan Yayınları, Ankara TUNÇAY Mete, Türkiye Cumhuriyeti nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması , Cem Yayınevi, İstanbul VELİDEDEOĞLU Hıfzı Veldet, İlk Meclis, Milli Mücadelede Anadolu, Çağdaş Yay., İstanbul Makaleler AKBAL İsmail, Komitacı Eylemlerin Son Temsilcisi İsmail Hakkı Tekçe ve Faaliyetleri, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, Yıl 7, S. 13, Bahar 2011, s ALKAN Mehmet Ö., Türkiye de Seçim Sistemi Tercihinin Misyon Boyutu ve Demokratik Gelişime Etkileri Anayasa Yargısı 23 Anayasa Mahkemesi nin 44. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Sempozyumda Türki Cumhuriyetler, Komşular ve Anayasal Sorunlar ve Türkiye de Seçim Sistemleri Konulu Sempozyumda Sunulan Bildiriler, Nisan 2006 s BOLAT Bengül - Tekin Demiraslan, Lozan Görüşmeleri Sırasında Mecliste Ortaya Çıkan II. Grup Muhalefeti ve Basına Yansıması,Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S.53 (Lozan Antlaşması Özel Sayısı), 2013, s DEMİRASLAN Tekin, 1923 Milletvekili Seçimleri ve Basın(Hâkimiyet-i Milliye Tanin, Tevhid-i Efkâr), Ahi Evran Üniversitesi, Sosyal Bilimler. Enstitüsü., Tarih Anabilim Dalı,Yayımlanmamış Yüksek Lisan Tezi, Kırşehir
168 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) DEMİRBAŞ Osman, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi nde II. Grup un Milletvekili Seçim Yasası nın Değiştirilmesine İlişkin Önergesi ve Mustafa Kemal Paşa nın Yurttaşlık Hakları,İÜSBF Dergisi, No: (Ekim 2000-Mart 2001), s GÜNEŞ İhsan, I. Türkiye Büyük Millet Meclisi nde II. Müdafaa-i Hukuk Grubu nun Programı(II. Grubun),Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisi, C. XIV, S. 25. s GÜNEŞ İhsan, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinden Halk Fırkasına Geçiş,Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.III, S. 8, Ankara 1987, s GÜNEŞ İhsan, 1923 Seçimlerinde Oylar Nasıl Kullanıldı, AÜSBF Dergisi, Prof. Dr. Muammer Aksoy a Armağan, C.XLVI, No.1 2, Ocak-Haziran 1991, s Hüseyin Cahit, Zihniyet Değişecek mi,tanin, 7 Nisan Hüseyin Cahit, Bir Bardak Suda Fırtına,Tanin, 16 Nisan 1923 Hüseyin Cahit, Nasıl Bir Meclis Olmalı,Tanin, 18 Nisan Hüseyin Cahit, 10 Temmuz,Tanin, 23 Temmuz Hüseyin Cahit, Yeni Meclis te,tanin, 29 Temmuz Lütfi Fikri, Mebusan-ı Kirama açık Mektup,Tevhid-i Efkâr, 15 Nisan MÜJDECİ Mustafa, Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi nde Cumhuriyet Fikri, Oluşumu Gelişimi ( ),Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Bilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara OLGUN Emel Oruç, Ali Şükrü Bey Olayı, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara OLGUN Kenan, Türkiye de Cumhuriyetin İlanından 1950 ye Genel Seçim Uygulamaları, ATAM Dergisi, C. XXVII, S. 79, Ankara 2011, s ÖZBUDUN Ergun, Seçim Sistemleri ve Türkiye, AÜHF Dergisi, C.XLIV, S.1-4, Ankara 1995, s SAKİN Serdar, Mustafa Kemal Atatürk ün Milli Mücadele Döneminde Demokrasi Anlayışı ve Uygulamaları, Erciyes Üniversitesi SBE Dergisi, 2004, S. 16, s Suphi Nuri, Halk Fırkası- İkinci Grup - İttihatçılık, İleri, 6 Nisan TUNAYA Tarık Zafer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti nin Kuruluşu ve Siyasi Karakteri, İÜHF Dergisi, C. XXIII, S.3 4, 1958, s Velid Ebuzziya, Grupların Fevkinde Vatan Vardır,Tevhid-i Efkâr, 7Nisan Velid Ebuzziya, Sulh işi Ne Oluyor,Tevhid-i Efkâr, 9 Nisan Velid Ebuzziya, İntihabat ve Vaziyet-i Hariciye,Tevhid-i Efkâr, 3 Temmuz Yakup Kadri, Yeni İntihabata Dair,Hâkimiyet-i Milliye, 15 Nisan Şeref Okunacak Bir Sayfa Daha,Hâkimiyet-i Milliye, 2 Nisan
169 FİRAVUN ZULMÜNE KARŞI BİREYSEL İNİSİYATİF Doç. Dr. Veli KAYHAN * Bir şeyi kendine ait olan, olması gereken konumundan başka konuma koymaktır. diye tarif edebileceğimiz, halk dilinde haksızlık kelimesiyle ifade edilen zulüm, hayatın değişik alanlarında değişik suretlerde kendisini göstermektedir. Zulmün en büyüğü de şirk yani yarattığı bir şeyi, bir yaratılmışı Allah a ortak koşmaktır ki, bütün zulümlerin kaynağı budur. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. öğretisinin de işaret ettiği üzere zulüm, yaratılışın safiyetini yitirmemiş fıtrat-ı selîme sahibi ve sağlıklı düşünebilen akl-ı selîm sahibi insanın razı olacağı bir şey değildir. O yüzden de türüne ve yerine göre tepki görmüş; insanlar onunla mücadele etmişlerdir. Bunların bazısı dinî ve tarihî kaynaklarda yer almaktadır. Bu mücadeleler arasından Firavun ailesinden inanmış kişi nin, onun zulmüne karşı Hz. Musa için verdiği mücadele Kur ân-ı Kerîm de anlatılan ibretâmiz kıssalardandır. Hz. Musa ile aralarındaki mücadelelerden yılmış olan Firavun, çaresizlik psikolojisi ile Beni bırakın, Musa yı öldüreyim. deyince, bir insanın Rabbim Allah tır. demekten dolayı öldürülemeyeceği teziyle mücadele başlatmıştır. İnanmış kişi hoş üslupla, düşünmeye davet eden konuşmalarıyla, akla hitap eden misaller vererek vs. milletinin önüne düşmüş; fakat Firavun un baskısı altında alıştıkları esaret psikolojisinden kurtarılmaları mümkün olmamıştır. Milletinden istediğini alamayan inanmış kişi, verdiği samimi mücadelenin sonunda hak ettiği ecri Rabb inden almış; onların her türlü kötülüğünden onu korumuştur. Öz Anahtar kelimeler: Zulüm, Firavun, Musa, inanmış kişi. PERSONAL REACTION AGAINST CRUELTY OF PHARAOH Abstract Cruelty, described in popular language as to put the object in a position other than that it deserves to be in appears in several forms and different places in life. The biggest cruelty is polytheism. That s to say the deification or worship of anyone or anything other than Allah. This is the biggest and the first of all kind of cruelties. That who is silent in front of cruelty is a mute Satan. That is why the human being who has got sound nature and proper/right sense doesn t agree to the cruelly, so he fought against it in every time and everywhere. Some of these conflicts were recorded in some historical and religious texts. * ERÜ. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, [email protected]
170 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Among these records one find in the Quran the story of the encounter between The believer man among Pharaoh s people and Moses who competes against him. When Pharaoh said desperately Let me kill Moses this one said, Do you kill a man who says My god is Allah? and so began the struggle of Moses against those who fights against those who worship of Allah. The believer man led his people with pleasant speeches and meaningful examples from the nation s past before them. But Pharaoh so pressed them that they couldn t accept his calling. The believer man who could not find what he wished from his people finally got his reward from his Lord Allah who preserved from all the evils directed from his enemies. Keyword: Cruelty, Pharaoh, Moses, the believer man. 1. Giriş Allah a hamd ve Rasûlü ne salâttan sonra Hayat güzelliklerle, iyiliklerle tatlıdır. Gerek fert ve gerek toplum hayatında iyiliğin ve güzelliğin hakimiyeti için elzem olan da bunları temin edecek olan olumlu şeylerin hayata yerleştirilmesidir ve gayretler de zaten bunun için sarf edilir. Ancak sosyal hayatın bir gerçeği olarak bu tatlılıklara bazen engel olabilen aykırı, zıt olguların varlığı da söz konusu olmaktadır. İşte, güzelliklerin, iyiliklerin ve tatların devamı için bu olumsuz şeyleri engellemek, meydana gelmiş olanlara karşı durmak, onları yıkmak kaçınılmaz bir yoldur, yöntemdir. Çünkü, iyiliğe yer açabilmek ötekini kovmadan olmaz. Tarih boyunca bunlar olagelmiş; iyiliklerin karşısına çıkan kötülükleri engellemek, yıkmak, kovmak için farklı dozlarda gayretler gösterilmiştir. İnsanlık tarihinde bu yolda verilen çabalar hiç de küçümsenmeyecek bir nisbete ulaşmıştır. Bu türden mücadelelerin macerası değişik kaynakların yanında dinî metinlerde de yer almıştır. Bu cümleden olmak üzere Kur ân-ı Kerîm de de ibrete medar olacak çok sayıda kıyam, tepki örneğine rastlamak mümkündür. Hayata yakışan güzelliklerin önde gelenlerinden birisi, belki de birincisi adalettir. Adaleti ayakta tutmak, hakim kılmak sosyal hayat nizamının ve toplum huzurunun temin edilmesinde ana ilkelerdendir. Adalet, toplumu kaynaştıran, ona uyum ve güç veren; ferdi huzurlu ve mutlu kılan sağlam bir yapı taşıdır. Kuvvet ve kudreti, kabiliyet ve kapasitesi ne olursa olsun, toplumda insan olarak herkesin değerini bulacağı erdem ilkesidir. Hz. Ebû Bekr e Size göre zayıf olan benim yanımda güçlüdür; zira, Allah ın izniyle, onun hakkını alır kendisine iade ederim. Sizde güçlü olan benim yanımda zayıftır; zira, Allah ın izniyle, ondaki hakkı da alırım. 1 sözünü söyleme gücünü veren işte bu ilkedir. Tarih, inancı ne olursa olsun, adaletle davranan ve insanını rahat ettiren liderleri hayırla yadetmiştir. Mesela Enûşirvân, adalet ve müsamahasıyla tanınmasaydı İslâmî kaynaklarda hikmetlerine yer verilmez, güzelliklerle anılmazdı. 2 Aksine, Nemrut ve Firavun da küfürleri ve kibirleri ile birlikte, onlar üzerinden insanlara çeşitli zulüm ve 1 Ebû l-fidâ İsmail b. Kesîr ed-dimeşkî, el-bidâye ve n-nihâye, thk. Ali Şîrî, Dâru İhyâi t- Türâsi l-arabî, 1408/1988, VI, Bkz. Tefazzülî Ahmed, Enûşirvân, DİA, İstanbul 1995, XI,
171 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) işkenceleri reva gördükleri için hiçbir haber ve belgede iyilikle ve hayırla anılmamışlar, tarih onları zulümleriyle kaydetmiştir. İnsan fıtratındaki hakkaniyet duygusu ve adalet sevgisi zulümler, haksızlıklar karşısında suskun kalmamış, her şeye rağmen yeri gelince kendisini göstermiştir. Meşhur Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. 3 sözümüz insandaki bu selim fıtratın, yaratılışında mevcut, bozulmamış özelliklerinin bir ifadesi olup bir başka açıdan okunduğunda, ancak hem şeytan tabiatlı hem de dilsiz olanın zulme ses çıkarmayacağını, tepki göstermeyeceğini anlatmaktadır. Hz. Peygamber, kendilerine sorulan Cihadın hangisi efdaldir? sorusuna: Zâlim sultana karşı hakkı söylemektir. 4 buyurarak zulme karşı yapılacak kıyamı en üst seviyeden bir cihat olmakla taltif etmiştir. Zulüm, haksızlık ve baskılar değişik konularda ve farklı şiddetlerde olagelmiştir. Ancak tarih boyunca bunların daha çok inanç üzerinden inananlara yapıldığını görmekteyiz. Buna bağlı olarak selim fıtratın da yılmadan, sinmeden haksızlığın kaynağına, çeşidine ve şiddetine göre kıyamın, tepkinin türünü, dozunu ve yöntemini ayarladığı görülmektedir. Zulüm ve onu çevreleyen konularla ilgili olarak değişik çalışmaların yapıldığı görülecektir. Ancak bu çalışmamız, inanç üzerinden yapılan zulüm ve baskılara karşı yapılan bireysel tepkileri yöntemi, içeriği, dozu vb. açısından, tarihten meşhur bir olayla misallendirerek işlemeyi hedeflemektedir. Bunun için de başlık olarak Zulme Karşı Bireysel İnisiyatif ifadesi uygun görülmüştür. Önce zulüm ün manaları, çeşitleri üzerinde durulacak, anlamdaşı olan kelimelere yer verilecek, devamında da haksızlığa karşı yapılan bireysel tepkilerden önemli bir olay, bazı tefsirler muvacehesinde işlenecektir. Tevfîk Allah tandır 2. ZULÜM Bu kelimeye yüklenen manalara ve içeriğinde zulüm manası bulunan kelimelere şöylece yer verilebilir: 2.1. Zulüm Kelimesinin Manaları: Zulüm kelimesi masdar-isim olup meşhur tarifi Türkçe de Bir şeyi kendine özgü olan, olması gereken konumundan başka konuma koymaktır. 5 şeklinde ifade edilebilir. 3 İnternet üzerinden yaptığımız araştırmalarda ( ) ve bir yerde rastladığımız bir atfa nazaran Ahmed b. Hanbel in Müsned inde yaptığımız taramada hadîs olarak bulamadık. Kelâm-ı kibâr nev inden bir söz olarak gözükmektedir. 4 Ebû Davud, Melâhim, 17; bkz. Tirmizî, Fiten, 13; Nesâi, Bey'at, 37; İbn Mace, Fiten, 20; Ahmed b. Hanbel, IV, İsmail b. Hammâd el-cevherî, es-sıhâh Tâcu l-lüğa ve Sıhâhi l-arabiyye, thk. Ahmed Abdülğafûr Attâr, Dâru l-ilm li l-melâyîn, Beyrut 1407/1987, Z-L-M md.; İbn Fâris, Ebû l-huseyn Ahmed b. Fâris b. Zekeriyyâ, Mu cemu Mekâyîsi l-luğa, nşr: Muhammed Ali Beydûn, Dâru l-kutubi l- İlmiyye, Beyrut-1420/1999, Z-L-M md.; el-huseyn b. Muhammed b. el-fadl er-râğıb el-esbehânî, el-müfredât fî-ğarîbi l-kur ân, İstanbul 1986, Z-L-M md.; Muhammed b. Mükerram b. Manzûr el-ifrîkî, Lisânu l-arab, Dâr Sâdır 168
172 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Araplar, " أباه فما ظل م "م ن أش بھ derler. Kim babasına benzerse o, işin hakkını vermiştir., yani benzerlik i olması gereken yere koymuş olmaktadır. 6 Râğıb, olması gereken konumundan başka konuma koymak manasından hareketle zulmün artırma, eksiltme, zamanından veya mekanından saptırma suretlerinden biriyle olabileceğini misalleriyle ifade etmekte, Zebîdî de bu manalarda ona iştirak etmektedir. 7 Zebîdî nin katıldığı bir tarifte Râğıb, Zulüm, dairenin noktası konumunda olan çizgiyi aşmaktır. demektedir. Bu aşma nın az olması ya da çok olması durumu değiştirmemektedir. Bundan dolayı büyük günah için de küçük günah için de zulüm kelimesi kullanılmıştır. 8 İbn Manzûr da zulmü, bir fiili azaltmak veya artırmak suretiyle haddi aşmak ; itidalden, orta yollu davranıştan sapmak ; hakkı vb. engellemek, vermemek olarak tarif etmektedir. Bu kelimeye, imanlarına zulüm karıştırmayanlar 9 ayetini tefsir eden Şirk, Allah a ortak koşmak kesinlikle büyük bir zulümdür. 10 ayetinin temasınca 11 şirk manasını yükleyen müellif, Hayat veren, öldüren, rızıklandıran, nimet veren sadece Allah Teâlâ olup hiçbir ortağı yok iken tutup da birisi O na ortak koşulursa bu en büyük zulüm, haksızlık olur. Çünkü bunu yapmak, nimeti asıl sahibinden başkasına ait kılmaktır. 12 diyerek bu manayı yükleme gerekçesini açıklamıştır. Mukâtil b. Süleymân ve İbnü l-cevzî nin tesbitleri arasında da kelimenin şirk manası yer almaktadır. 13 Kelimeye yüklenenler arasında küfür ve inkar 14 ; kendisine zarar verme 15 ; çalmak, yani hırsızlık yapmak ve eksiltmek 16 manaları da mevcuttur. 17 ve Dâr Beyrût, Beyrut-1388/1968, Z-L-M md.; Murtadâ ez-zebîdî Ebû l-feyd Muhammed b. Muhammed Abdirrazzâk el-huseynî, Tâcu l-arûs min Cevâhiri l-kâmûs, Dâr Lîbyâ, Bingazi-1386/1966; Cemâlüddîn Ebû l-ferec Abdurrahmân b. el-cevzî, Nüzhetü l-a yüni n-nevâzır fî-ilmi l-vücûh ve n-nezâir, thk. Muhammed Abdülkerîm Kâzım er-râdî, Müessesetü r-risâle, Beyrut 1404/1984, s. 426; Ali b. Muhammed b. Ali el-cürcânî, et-ta rîfât, thk. İbrâhîm el-ebyârî, Beyrut 1405/1985, s Metnin aslı "الظلم وضع الشيء في غیر موضعھ." şöyledir: 6 Cevherî, Sıhâh, Z-L-M md. ; İbn Manzûr, Lisân, Z-L-M md. ; Zebîdî, Tâc, Z-L-M md. ;İbnü l-cevzî, Nüzhe, 426. Not: Konumuz bağlamında bu cümlenin mana olarak dilimizdeki karşılığı Babasının oğlu. ya da Tıpkı babası. vb. kullanımlar olabilir. 7 Bkz. Râğıb, Müfredât, Z-L-M md. ; Zebîdî, Tâc, Z-L-M md. 8 Râğıb, Müfredât, Z-L-M md. ; Zebîdî, Tâc, Z-L-M md. 9 En âm, 6/ Lokmân, 31/ Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail el-buhârî, el-câmi u s-sahîh, Tefsir, İbn Manzûr, Lisân, Z-L-M md. 13 Mukâtil b. Süleymân b. Beşîr el-ezdî, el-vücûh ve n-nezâir, nşr. Ali Özek, İstanbul 1993, s.35; İbnü l-cevzî, Nüzhe, İbnü l-cevzî, Nüzhe, 428; Zebîdî, Tâc, Z-L-M md. 15 Mukâtil b. Süleymân, Vücûh, s. 35; İbnü l-cevzî, Nüzhe, İbnü l-cevzî, Nüzhe, Ayrıca bkz. Polater Kadir, Kur ân Açısından Adâlet ve Zulüm, Erzincan 2008, s
173 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Cürcânî, Şeriatta, hakkı bırakıp batıl olana sapmaktır ki, bu da cevrdir 18 demektedir. İbnü l-cevzî nin Sahibi olmadığı şeyde tasarrufta bulunmaktır. tarifi Cürcânî nin Başkasının mülkünde tasarruf ve haddi aşmak, olduğu da söylenmiştir. 19 tarifinin farklı kelimelerle ifadesi gibi gözükmektedir Kur ân-ı Kerîm de Zulüm Manasına Kullanılan Diğer Kelimeler: Haksızlığın konu ve konumlarının çok değişik olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Kur ân-ı Kerîm de de değişik konulardaki haksızlık temaları için farklı lafızlar kullanıldığı görülecektir. Bunlar bulundukları yerlerde özel bir konumda kullanılmış olmak hasebiyle, doğrudan olmasa da dolaylı olarak, mecaz ya da kinaye yöntemiyle zulüm, haksızlık manasını ihtiva etmektedirler. Bu lafızlar alfabetik olarak şöylece sıralanabilir: (Cenef): Kelimenin manası meyletmek, yönelmek olup hüküm "ج ن ف" 1 vermede ya da sözde veya tüm durumlarda bir tarafa meyletmek ve mutlak manada haktan sapmak 20 anlamlarına da kullanılmaktadır. (Cevr): İtidalli, dengeli davranma nın ve ölçülü davranma nın "ج و ر" 2 zıddıdır. 21 Yoldan sapmak anlamına gelir. 22 Her türlü sapma yı ifade etmektedir. 23 Yoldan sapma, ölçülü davranıştan ayrılma, yolu şaşırma vb. her bir sapma bu kelimeyle ifade edilir olmuştur. Bütün bunlardan sonra kelimeye zulüm manası da yüklenmiştir. 24 (Hayf): Bu kelime de cevr ve zulüm ve hüküm vermede bir tarafa "ح ی ف" 3 meyletmek manalarını içermektedir. 25 (Şatat): Çok uzak olmak manasına gelen kelime satışta veya istekte "ش ط ط" 4 yahut tasarrufta vb. her bir işte ölçüyü aşmak 26 anlamındadır. Buradan hareketle hüküm vermede zulmetmek, haksızlık yapmak, haktan uzaklaşmak sıkıntı vermek vb. 27 manasında kullanılmıştır. ( Adv): Bu ve bundan türeyen uduvv, udvân, adâ, i tidâ, te addî "ع د و" 5 kelimeleri, bir şeyde aşırılık ve yetinilmesi gerekenin ötesine geçmek tir. udvân 18 Cürcânî, Ta rîfât, s Cürcânî, Ta rîfât, s. 186; İbnü l-cevzî, Nüzhe, s Bkz. İbn Fâris, Mu cemu Mekâyîs, C-N-F md. ; Râğıb, Müfredât, C-N-F md. ; İbn Manzûr, Lisân, C-N-F md. ; Fîrûzâbâdî, Kâmûs, C-N-F md. ; Zebîdî, Tâc, C-N-F md. ; bkz. Polater, Adâlet ve Zulüm, s Cevherî, Sıhâh, C-V-R md.; İbn Manzûr, Lisân, C-V-R md. 22 İbn Fâris, Mu cemu Mekâyîs, C-V-R md. 23 Râğıb, Müfredât, C-V-R md. 24 İbn Manzûr, Lisân, C-V-R md. ; bkz. Polater, Adâlet ve Zulüm, s İbn Fâris, Mu cemu Mekâyîs, H-Y-F md. ; Râğıb, Müfredât, H-Y-F md. ; Zebîdî, Tâc, H- Y-F md. ; bkz. Polater, Adâlet ve Zulüm, s Zebîdî, Tâc, Ş-T-T md. 27 Bkz. İbn Fâris, Mu cemu Mekâyîs, Ş-T-T md. ; Râğıb, Müfredât, Ş-T-T md. ; İbn Manzûr, Lisân, Ş-T-T md. ; Fîrûzâbâdî, Kâmûs, Ş-T-T md. ; Zebîdî, Tâc, Ş-T-T md. ; bkz. Polater, Adâlet ve Zulüm, s
174 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) kelimesi halis zulüm manasındadır. 28 Bu kelimelerin hepsinin de zulüm manasına geldiğini söyleyen İbn Manzûr, herbirinin aslında haddi, ölçüyü ve hakkı aşıp (zulme) geçmek anlamı olduğunu belirtmiştir. 29 Müfredât a bakıldığında özet olarak bu kelimenin kalben ya da muamelede adaleti ihlal etmek suretiyle haddi tecavüz ve uyuma aykırı davranmak olduğu görülecektir. 30 ( Avl): Çok almak suretiyle adaleti terketmek 31 manasındaki bu kelime "ع و ل" 6 hüküm vermede haksızlığa meyletmek, haktan sapmak, eksik tartmak vb. anlamlarını da yüklenmektedir Zulmün Çeşitleri: Zulüm, haksızlık insanî bir fiildir. Bu itibarla, ifade ettiği değişik manalar muvacehesinde zulüm, insandan karşısındakine doğru cereyan eden bir çizgi takip etmektedir. Mutlak manada dilediğini yapan 33 Allah Teâlâ nın fiilleri, O nun takdirleridir; zulüm ve haksızlık yapması diye bir şey olamaz, bu O nun hakkında muhaldir, imkansızdır, düşünülemez. Çünkü tüm âlem O nun mülküdür. 34 Kâdir-i Mutlak olan Allah ın mülkünde tasarrufu da mutlaktır; bu hususla ilgili olarak hiç bir olumsuz ve olmayacak sıfatla sıfatlandırılması da mümkün değildir. Zaten bu husus, çok sayıdaki Kur ân ayetinde değişik üslup ve vesilelerle ifade edilmiştir ki, bunların burada zikrine bile ihtiyaç olmamakla birlikte bir tanesini misalen yer veriyoruz: Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir sebeple zulmetmez Bu ilkeden hareketle zulmün çeşitlemesi, gruplaması da insandan hareketle yapılmıştır. Bu manada hakîmlerin, hikmet sahiplerinden bazıları zulmü üç kısımda incelemişlerdir: İnsanın Allah Teâlâ ya Zulmü: Bunun en büyüğü inkâr, ortak koşma ve münâfıklıktır. Bunun için Allah Teâlâ buyurmuştur ki: Gerçekten şirk, yani Allah a ortak koşmak çok büyük bir zulüm, bir haksızlıktır İbn Fâris, Mu cemu Mekâyîs, A-D-V md. 29 İbn Manzûr, Lisân, A-D-V md. 30 Râğıb, Müfredât, A-D-V md. 31 Râğıb, Müfredât, A-V-L md. 32 Bkz. İbn Manzûr, Lisân, A-V-L md. ; Fîrûzâbâdî, Kâmûs, A-V-L md. ; Zebîdî, Tâc, A-V- L md. ; bkz. Polater, Adâlet ve Zulüm, s Hûd, 11/107; Bürûc, 85/ Zebîdî, Tâc, Z-L-M md. 35 Yûnus, 10/ Lokmân, 31/
175 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Haberiniz olsun ki, Allah ın laneti zâlimlerin tepesindedir. 37 ayet-i kerîmesinde de zalim kelimesiyle Allah Teâlâ aynı manayı kasdetmiştir. Zâlimlere gelince: O, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır. 38 ayetindeki vb. bir çok ayette temas edilen mana gene aynısıdır. Allah a karşı yalan söyleyenden daha zâlim kimdir?.. 39 ve yalan düzüp de Allah ın üstüne atanlardan daha zâlim kimdir?.. 40 buyururken tema yine aynıdır İnsanın İnsana Zulmü: Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük (bir misilleme)dir. Fakat kim affeder ve barışı sağlarsa mükafaatı Allah a aittir. Şüphe yok ki O zâlimleri asla sevmez. 41, O yol ancak insanlara zulmetmekte olanlara karşıdır ve Kim mazlûm olarak (haksız yere) öldürülmüsse 42 ayet-i kerîmelerinde Allah Teâlâ nın kasdettiği bu manadır İnsanın Kendisine Zulmü: İşte onlardan kimi nefsine zulmedendir 43, Ben kendime yazık etmişim 44, onlar kendilerine zulmettikleri vakit 45, Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz. 46 ve Kim böyle yaparsa muhakkak kendine yazık etmiş olur 47 ayet-i kerîmelerinde Allah Teâlâ nın kasdettiği de bu manadır. Hakîmler zulmü, haksızlığı böylece üç çeşide ayırdıktan sonra diyorlar ki: Gerçekte bu üçün hepsi de insanın kendisine zulmü, haksızlığıdır. Şüphesiz insanoğlu zulmetmeyi ilk düşündüğü, tasarladığı anda kendisine haksızlık etmiştir. Zira zâlimin kendisine haksızlıkla işe başladığı âşikârdır, apaçıktır. Bunun için Allah Teâlâ bir çok yerde Onlara Allah zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. 48 ve (Bununla) biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. 49 buyurmaktadır. 50 Biz de diyoruz ki, tüm zulüm türlerinin kaynağı, başlama noktası Allah a karşı zulüm dür. Bunu yapan kişi, bağlanacağı ya da bağlayıcı bir otorite tanımayınca hiçbir ilkeye de sahip olamayacaktır. Hareketlerini kontrol edecek bir mekanizma olmayınca artık ona göre doğru ya da yanlış diye bir kavram yoktur. Adalet ile zulmü ayırt edecek bir 37 Hûd, 11/ İnsân, 76/ Zümer, 39/ En âm, 6/144 vb. 41 Şûrâ, 42/ İsrâ, 17/ Fâtır, 35/ Neml, 27/44; Kasas, 28/ Nisâ, 4/ Bakara, 2/35; A râf, 6/ Bakara, 2/ Âlü İmrân, 3/ Nahl, 16/ Râğıb, Müfredât, Z-L-M md. ; Zebîdî, Tâc, Z-L-M md. 172
176 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) ölçüye de sahip olmadığından ve yapmış olduğu her türlü hareketin meşruiyetini sadece kendisinden almış olacağı için yapıp ettiği her bir şeyi kendisinin hakkı olarak görecektir. Bu durumda, Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne var?!.. 51 Her türlü zulmün vebali, yükü yapana yöneliktir ve aynen devem ettiği sürece sonucuna katlanmaktan başka yapacağı bir şey kalmamıştır: Şayet yer yüzünde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin (elinde) olsaydı Kıyamet Gününde (uğrayacakları) azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları feda ederlerdi 52 Heyhat 3. FİRAVUN ZULMÜNE KARŞI BİREYSEL İNİSİYATİF Yukarıdaki tasnifte görüldüğü üzere ilk sırayı alan en büyük zulüm, en büyük haksızlık şirk, küfür ve münafıklıktır. Abdullah b. Mes ûd un naklettiği, İman edenler, bununla beraber imanlarına zulüm bulaştırmayanlar, işte (korkudan) emin olma hakkı (ancak) onlarındır. Onlar doğru yolu bulmuş kimselerdir. 53 ayet-i kerîmesi nazil olunca bu Rasûlullah ın (sas) Ashâb ına bu ifade ağır geldi ve, Hangimiz imanına zulüm bulaştırmaz ki?.. dediler. Bunun üzerine Rasûlullah: Bu, o değildir. Lokmân ın oğluna söylediğini duymuyor musun: Şüphesiz ki şirk gerçekten büyük bir zulümdür. 54 buyurdu. 55 hadîs-i şerîfi bunu açıklamaktadır. Buna göre Allah ı inkar etmek ve de O na ortak koşmak en büyük haksızlıktır. Her türü, dozu ve boyutuyla zulüm akl-ı selimin ve fıtrat-ı selîmin, yani sağlıklı düşünebilen aklın ve bozulmamış, temiz duygularını yitirmemiş yaratılışın kabul edebileceği bir şey değildir. Bunun için de bu özelliklere sahip olan, ona karşı mücadeleden, tavır almaktan geri kalmaz. Mücadelenin türü, niteliği ve boyutu da haksızlığa oranladır. Bu manada değişik türden haksızlıklara, dayatmalara topluca millet olarak, grup halinde, tek başına vb. değişik tarzda ve farklı yöntemlerle tepkiler olmuştur. İnsanlık tarihinde bunların değişik örneklerini görmek mümkündür. Tarih, milletlerin hayatında bazen tek başına haksızlığa karşı çıkan, bu uğurda sıkıntılara tahammül etmeye, işkencelere katlanmaya ve hatta bedel olarak hayatını ortaya koymaya kadar giden kahramanlıklar gösteren insanlar kaydetmiştir. Burada, tek başına zulme karşı çıkan bu insanlardan Kur ân-ı Kerîm de anlatılanlardan bir kahramanın mücadelesini, yöntemini, yaşadıklarını, akıbetini vb. ayet-i kerimeleri takip ederek sergilemeye gayret edeceğiz Firavun un Sarayındaki İnanmış Kişi Hz. Musa nın Firavun la mücadelesi insanlık tarihinde önemli yer tutan mücadelelerden epeyce uzun süren bir mücadeledir ve Kur ân-ı Kerîm de de defaatle yer 51 Yûnus, 10/ Zümer, 39/ En âm, 6/ Lokmân, 31/ Buhârî, Tefsir, 31. Hadîsin farklı bir tarîkı için bkz. Buhârî, İman,
177 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) verilmiştir. Bu mücadelelerin bir noktasında, Musa ve mu cizeleri karşısında otoritesi sarsılan Firavun, baş edememe psikolojisinin verdiği bir sıkıntı haliyle kendi adamlarına dedi ki: Beni bırakın, Musa yı öldüreyim de varsın, kendisini peygamber olarak gönderdiğini iddia ettiği Rabbine yalvarsın! O da onu bizden korusun. Çünkü ben onun sizin dininizi değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum. 56 Onun Musa adına korktuğu şey, hali hazırda din olarak uygulamakta oldukları kendisine kulluğu sihir vasıtasıyla değiştirmesi veya Mısır toprağında, kulluğuna davet ettiği Rabbine ibadet etmeyi öne çıkarması idi. Ona göre bu, fesadın, bozgunculuğun ta kendisidir. 57 Onun bu çıkışı üzerine Hz. Musa da ona ve adamlarına, Ey topluluk, Allah ın tek olduğuna imandan, tanrılığını kabul edip kendisine itaat etmekten; O nun, yarattıklarını hesaba çekip iyilik edenlere iyiliğin, kötülük işleyenlere kötülüğün karşılığını vereceği güne inanmayan, büyüklük taslayan her bir kibir sahibinden benim de sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum. dedi. Musa (as) hesap gününe inanmayı burada özellikle zikretmiştir. Zira bu günü tasdik etmeyen, inanmayan birisi iyilik edip sevap ummaktan; kötülüğünün ve yaptığı çirkin şeylerin cezasını çekmek korkusundan habersizdir. Bu yüzden o, bu tip insanlardan özellikle Allah a sığınmıştır. 58 Bu noktada Firavun un sarayındaki inanmış kişi ortaya çıkıyor. Firavun un diğer hiç bir hal ve hareketini öne sürmeden, halkını kendisine kulluğa ve itaate zorlamasını vb. gündeme getirmeden, ihtiyatlı bir tarzla, sadece günahı sabit olmayan bir insanı öldürmek tezinden hareketle devreye giriyor: Firavun ailesinden olup imanını gizlemekte olan inanmış adam da şöyle dedi: Siz bir adamı, Rabbim Allah tır. dedi diye öldürür müsünüz? Halbuki o, Rabbinizden apaçık mu cizeler de getirmiştir 59 ki bunlar asâ ve yed-i beyzâ (beyaz el) mu cizeleri olarak tefsir edilmiştir. 60 Firavun un huzurunda böyle bir çıkış yapabilen birisi kendisini garantiye alabilmek için en azından onun vaz geçemediği, ailesinden birisi ya da değer verdiği bir kişi olmalıdır. Söylediklerinin peşin hüküm kabul edilmemesi, objektif, tarafsız olarak değerlendirilmesi için de Hz. Musa ya inanmış olduğunu ortaya çıkarmamıştır. Müfessirin tercihi, hayatından korktuğu için inandığını gizlemiş olduğudur Bkz. Mü min, 40/26; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur an Dili, İstanbul 1971, VI, Ebû Ca fer Muhammed b. Cerîr et-taberî, Câmi u l-beyân an-te vîli Âyi l-kur ân, thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-türkî, Dâr Hecir, Kahire 2001/1422, XX, 309 (Taberî Tefsiri); Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed el-kurtubî, el-câmi li-ahkâmi l-kur an, Mısır 1387/1967, XV, 305, (Kurtubî Tefsiri). 58 Taberî Tefsiri, XX, Mü min, 40/ (Musa) dedi ki: O benim asamdır (Allah), onu (elinden) bırak ya Musa, buyurdu. O da onu bıraktı. Bir de ne görsün: O koşup duran bir yılan! Onu tut, korkma! Biz onu yine ilk şekline döndüreceğiz, buyurdu Allah Teâlâ).Tâhâ, 20/ ayetleri Musa nın (as) asâ mu cizesini; Bir de elini koynuna sok da, diğer bir mu cize olmak üzere, o ayıpsız ve bembeyaz bir halde çıkıversin. Tâhâ, 20/21 ayeti de bu beyaz el mu cizesini dile getiren ayetlerdendir. 61 Taberî Tefsiri, XX,
178 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Bu şahsın kimliği ve ismi hakkındaki bilgilere gelince: Firavun ailesinden Hz. Musa ya inanmış olan bu şahsın, tercih edilen görüşe göre amcasının oğlu ve adının da dinlemiştir. 62 olduğudur. Çünkü onu kulak vermiş, Musa hakkında söylediklerini خبرك Onu öldürmeyi doğru ve çıkar yol görmesine ve bunu da kavmine empoze etmesine rağmen bu zatın sözleri üzerine Hz. Musa yı öldürmekten vaz geçmiştir. Şayet İsrail oğullarından birisi olmuş olsaydı tabiî ki onun sözlerini böyle karşılamazdı. 63 Bu kişinin, Firavun un amcazadesi olması yanında velîahdı ve emniyet müdürü konumunda olduğu da söylenmiştir. 64 Bu zat, akla hitap eden eleştirel konuşmalarına devam etmektedir: Eğer o yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir Şayet Musa, Allah ın kendisini, bulunduğunuz dininizi terkedip O na kulluk etmeye çağıran bir peygamber olarak gönderdiği konusunda yalancı ise vebali kendisinedir, size değil. Ancak, Eğer sâdık, doğru ise sizi tehdit ettiği azabın bir kısmı olsun gelir sizi çarpar Şayet doğru söylüyorsa, mevcut dinizde devam etmenizden dolayı sizi tehdit ettiği ceza sizi bulur. Bu durumda onu öldürmenize gerek yok; inkarcılığınız yüzünden Rabbinizin size olan gazabını kat kat artırmış olursunuz. Şüphesiz Allah haddi aşan, yalancı olan kimseyi başarıya ulaştırmaz. Üzerine düşmeyeni yapmakla haddi aşan ve bu hususta da doğruyu değil batıl olanı söyleyeni hak ve hakikate ulaştırmaz. 65 Yalancı ise de doğru ise de, onu öldürmeniz her iki halde de sizin işinize gelmez. Sizin yapacağınız, ondan yüz çevirmek ve dinini açıklamasını engellemek; bu da size yeter. 66 Bu iki şıklı mana ile Firavun a de bir tarîzde bulunulmuş, Sen bu kadar kan dökmüş haddini aşan bir yalancısın. Allah seni onu öldürmek maksadına erdirmez; kendine zarar verirsin. denilmek de istenmiştir. 67 Firavun un huzurunda, umuma açık olarak 68 devam eden diyalogda, Allah Teâlâ bu inanmış kişinin ağzından, ona ve maiyetine söylediklerini haber vererek buyuruyor ki: Ey kavmim, gâlip olmanız haysiyetiyle mülk sizindir 69 Yani, İsrâîl oğullarına gâlibiyet ve hâkimiyet kurmuş olmanız suretiyle bu gün Mısır toprağında otorite ve mülk sizin elinizdedir. Fakat Allah ın hışmı bize gelip çatarsa kim bize yardım eder?.. Olur ya, Allah ın azabına ve kahrına maruz kalırsak ve cezası bize ulaşırsa kim bizi bunlardan koruyacak? Düşünmeye ve mantıklı davranmaya sevkedici bu ifadelere rağmen ve Musa nın öldürülmesine karşı çıkan bu kişiye cevaben Firavun dedi ki: Ben size, hangi görüşte bulunuyorsam ondan başkasını işaret etmiyorum Ey kavmim, benim 62 Yazılı kaynaklarda ve internet üzerinden yaptığımız taramalarda ( ) kelimenin harekeli şekline ulaşamadık. En kolay telaffuzu Haberek gibi görünmektedir. 63 Taberî Tefsiri, XX, 312; Bu kişiye, Habîb /حبیب, Şem ân /شمعان, Hızkîl /حزقیل Hırbîl /خربیل ya da Hızbîl /حزبیل gibi adlar yakıştırılmıştır. Tebeiyyeti vb. ayrıntı için bkz. Kurtubî Tefsiri, XV, Fahruddîn Ebû Abdillah Muhammed b. Ömer el-râzî, Mefâtîhu l-ğayb (Tefsir-i Kebîr), Tahran trs. XXVII, 57; Elmalılı, Hak Dini, VI, Taberî Tefsiri, XX, 312; Kurtubî Tefsiri, XV, 307;Elmalılı, Hak Dini, VI, 4158; bkz. Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, Elmalılı, Hak Dini, VI, Elmalılı, Hak Dini, VI, Mü min, 40/
179 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) düşündüğüm ve söylediğim kesinlikle sizin ve benim yararıma ve doğru olan görüştür. ve ben size doğru olan yoldan başkasını da göstermiyorum. Musa nın durumu ve öldürülmesiyle ilgili size önerdiğim yol, kesinlikle gerçek ve çıkar yoldur. Zira, eğer siz onu öldürmezseniz o sizin dininizin yerine bir başka din getirecek ve sizin toprağınızda bozgunculuk çıkaracaktır. 70 Bu ara inanmış kişi onlara, kendilerinden önce geçmiş topluluklardan hatırlatmalar yaparak onlar üzerinden düşünmeye davet etti: Mümin olan o zat dedi ki: Ey kavmim, doğrusu ben sizin için Nuh kavminin, Âd in, Semûd un ve onlardan sonra gelenlerin hali gibi, (peygamberleri yalanlayan) toplulukların başına gelen bir felakete uğramanızdan korkuyorum. Oysa ki Allah kullarına bir zulüm asla dilemez. 71 Allah kesinlikle kuluna bir haksızlık yapmaz. Ancak, şayet Musa yı öldürecek olursanız, Nuh, Hûd ve Salih vb. Allah ın elçileri aleyhine gruplar oluşturup onları yalanlayan, bunun üzerine de Allah ın kendilerini helak ettiği gruplar gibi sizi de yok etmesinden korkuyorum. Durup dururken, hiçbir suç işlemeksizin haksızlık olarak Allah o kavimleri, toplulukları helak etmiş değildir. Fakat onlar kendisine karşı suç işleyip inkar ettiklerinden, emirlerine aykırı davrandıklarından onları yok etmiştir. Bu da haksızlık değil; adaletin gereğidir. 72 Bundan sonra farklı bir yöntemle onların önüne Kıyamet gününden manzaralar koyarak uyarıyı daha canlı bir hale sokmaya çalıştı: Ey kavmim, gerçekten ben sizin namınıza, adınıza (insanların birbirinden imdat istediği) o bağırışıp çağırışma gününden (Kıyamet gününden) endişe etmekteyim. (O gün, hesap yerini) ardınızda bırakarak (Cehennem e) döneceğiniz gündür. (O gün) sizi Allah (ın azabın)dan hiç bir koruyucu da olmayacaktır. Allah kimi şaşırtırsa onun yolunu bir doğrultacak da yoktur. 73 Ey kavmim, ya Allah Teâlâ nın yüce otoritesini, hakimiyetini ve o günde kendilerini kaplayan musibetin acımasızlığını bizzat görmelerinin dehşetinden ya da O nun dünyada kendilerine vaadettiği şeyleri tamı tamına yerine getirmiş olduğunu birbirlerine hatırlatıp karşılaştıkları büyük felaketten dolayı birbirlerinden imdat ve yardım dilemek için insanların birbirlerine feryadü figan ederek bağırıp çağıracakları o günden sizin adınıza korkuyorum, endişe ediyorum. O gün Cehennem i bizzat gözünüzle gördüğünüzde Allah ın azabından ve cezasından korunmak için çaresiz oraya buraya kaçacağınız gündür. Fakat varacağınız yer ateştir. Artık Allah a karşı da sizi koruyup kollayacak birilerinin varlığı söz konusu olamaz. Allah kimden desteğini çeker de doğruya ulaşma başarısı vermezse onu ulaşmaya muvaffak kılacak O ndan başka hiç kimse yoktur. 74 Ayette geçen yevme t-tenâd in, birbirinden çok farklı sebeplere bağlı olarak oluşacak nidâ lara (bağırışıp çağırışmalara) yer olması açısından, Kıyamet günü olduğunda müfessirlerin müttefik oldukları bildirilmiştir Taberî Tefsiri, XX, 314; Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 59; Kurtubî Tefsiri, XV, Mümin, 40/30, Taberî Tefsiri, XX, 314 vd; Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 60; Kurtubî Tefsiri, XV, Mümin, 40/ Taberî Tefsiri, XX, 320 vd. 75 Yevme t-tenâd in manası ve medlûlüyle ilgili ayrıntılar için bkz. Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 61; Kurtubî Tefsiri, XV, 310 vd. ; Elmalılı, Hak Dini, VI,
180 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) İnanmış kişi, daha yakın ve bilecekleri bir olguyu, yakın geçmişi hatırlatarak devam etti: Doğrusu (Musa dan) önce Yusuf da size apaçık deliller, mu cizeler getirmişti. O zaman da onun size getirdikleri hakkında yine şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o vefat edince de dediniz ki: Bundan sonra Allah asla bir peygamber göndermez. İşte, Allah o haddi aşan şühhecileri böyle şaşırtır. 76 Ey kavmim, Musa dan önce Yakup peygamberin oğlu Yusuf da size Allah ın delillerinden, mu cizelerinden apaçık şeyler getirdi. Onun Rabbiniz katından getirdiklerine de, doğruluğuna kalpleri kanaat getirmemiş kimseler olarak hep şüpheyle bakıp durdunuz; onlardan faydalanmayı hiç düşünmediniz. Ey kavmim, sonunda o vefat edince, öyle arzuladığınız için dediniz ki: Artık Allah bize Yusuf tan sonra hakka çağıracak hiç bir peygamber göndermeyecek! Bu sözü gelecek peygamberi de yalanlama sadedinde söylediniz. İnkar eden ve peygamberlerinin getirdiği haberleri şüpheyle karşılayan haddini bilmezleri ve şüphecileri Allah işte böyle gerçeğe ve doğru yola ulaşmaktan mahrum bırakır, şaşkın kalırlar. 77 Onlar, kendilerine gelmiş hiçbir hüccet, delil olmaksızın Allah ın ayetleri hakkında mücadele edenlerdir. (Bu) gerek Allah katında gerek iman edenler yanında büyük buğzu (muciptir). Allah, her bir büyüklük taslayan zorbanın kalbini işte böyle mühürler. 78 Allah ı inkar etmek ve O na karşı isyanlar sergileme cüretkarlığını göstermek suretiyle çizgiyi aşan ve sapıklıklarında iyice azıtan, peygamberlerinin getirdiği haberleri hep şüpheyle karşılayan, onların getirdikleri delilleri, mu cizeleri -güya- kendi batıl, işe yaramaz delilleriyle iptal etmek için çekiştirip duranları Allah işte böyle şaşkınlık içerisinde bırakır. Onların, peygamberlerin getirdiği delillerin gerçekliğini reddetmek, karşı çıkmak için kullanacakları, Rableri tarafından kendilerine verilmiş hiç bir güçleri, bilgileri de yoktur. Allah ın ayetleri hakkında yaptıkları bu çekişme, ileri-geri konuşma Allah katında ve O na inananlar yanında büyük buğza, öfkeye sebebiyet veren bir davranıştır. Kendilerinde hiç bir delil, hiçbir bilgi olmaksızın Allah ın ayetleri hakkında ileri-geri mücadele eden haddini bilmezleri Allah nasıl şaşırtırsa, O nu birliğini kabul etmeyen ve peygamberlerini tasdik etmeyen, doğruya tabi olmakta kibir gösteren her bir zorbanın kalbini de aynı şekilde mühürler. 79 Ailesinden olan inanmış kişinin kendisine de nasihat edip Allah ın peygamberi Musa yı öldürmekten men etmesi ve öldürdüğü takdirde gelecek olan ilahî cezadan sakındırmasının ardından ona karşı bir itirazda bulunamayan, ancak bir yandan da Musa karşısında kendini haklı kılacak tutarlı bir bahane arayan, bir çare, bir çözüm üretmeye çalışan ve bu arada aptallık ve ahmaklığının eserini ortaya koyan Firavun, şöyle dedi: Ey Hâmân, benim için yüksek bir kule yap. Olur ki ben o yollara, göklerin yollarına ulaşırım da Musa nın tanrısına yükselip çıkarım. Ben kesinlikle onu bir yalancı sanıyorum. İşte bu suretle Firavun a, kötü işi süslü gösterildi ve (doğru) yoldan alıkonuldu. Firavun un tuzağı ancak ve sadece ziyan olacaktı. 80 Firavun, belki göklerin yolları arasında Musa nın 76 Mümin, 40/ Taberî Tefsiri, XX, 322; Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 62; bkz. Kurtubî Tefsiri, XV, Mümin, 40/ Taberî Tefsiri, XX, 322 vd. ; Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 63; Kurtubî Tefsiri, XV, Mümin, 40/36,
181 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) tanrısını görmemi sağlayacak bazı yollara ulaşırım, diyordu. Çünkü ben, gökte, kendisini bize elçi gönderen bir tanrısının olduğu sözünde ve iddiasında onun yalan söylediğini sanıyorum. 81 Firavun, bu gözetleme kulesini yaptırmakla metodik bir iş yaparak güya Musa yı yalancı çıkarmak için bir şarlatanlık etmek istiyordu. Bunda iki yönlü mülahaza ortaya koyacaktı. Birinci şıkka göre halka diyecekti ki: Bakınız, çıkıp gökleri de gözlemledik ama Musa nın dediği tanrıyı göremedik; olsaydı görmemiz gerekirdi. Ya da diyecekti ki: Bakınız, biz bu kadar malî harcama yapıp mevcut tekniğimizi kullandığımız halde göklere çıkmanın yolunu bulamadık. Musa nereden çıktı da oraların Rabbinin kendisini peygamber olarak görevlendirdiğini söylüyor? 82 Firavun, bu şekilde Allah a karşı isyan edip çirkin işlerine devam ederken Allah bu yapıp ettiklerini kendisine güzel gösterdi. En nihayet nefsi kendisini Musa nın tanrısını görmek için göklerin yollarına ulaşmaya kışkırttı ve böylece olmayacak işler peşinde yolu şaştı. Bunlar kendisine siyaset adına iyi şeyler yapıyormuş gibi geldi. Onun bu maksatla düşündüğü çareler sadece zarar, mal kaybı ve aldanmayla sona erdi. Zira kuleye harcadığı boşa gitti. Bu harcamalar karşısında istediği hiç bir şeye ulaşamaması da zararın katmerlisi oldu. 83 Firavun sonuçsuz manevralarına, olayın seyrini lehine çevirme ve kendisini haklı çıkarma denemelerine devam ededursun, İman etmiş o zat dedi ki: Ey kavmim, siz bana uyun, size doğru yolu göstereceğim. Ey kavmim, bu dünya hayatı ancak geçici bir eğlencedir. Âhiret e gelince, o asıl durulacak yurdun ta kendisidir. 84 İnanmış kişi sabırla, yılmadan milletinin gönül tellerini okşayarak devam etmektedir: Ey kavmim, beni takip eder ve dediklerimi kabul ederseniz, benimsediğiniz ve uyduğunuz takdirde hidayette olacağınız doğru yolu size açıklar, rehberlik ederim. Bu, Allah ın Musa ile göndermiş olduğı kendi dinidir. Ey kavmim, şu dünyada yaşamakta olduğunuz bu hayat, sadece bir süreye kadar yararlanacağınız bir geçici faydadır; öleceksiniz ve elinizden çıkacak. Âhiret yurdu ise yerleşeceğiniz esas yurttur. Orada ölmeyeceksiniz ki elinizden gitsin. Öyleyse, orası için çalışın ve arzunuz orası olsun! Orada Cennet kendi ehline, Cehennem de kendi ehline mekan olacaktır! 85 Dünya, kırılıp yok olacak bir çanak; âhiret ise kalıcı bir altundur. 86 Ayette açık bir ifade olmamakla birlikte Elmalılı, bana tâbi olun ifadesinden hareketle yolun burasında inanmış kişinin Firavun la ipleri kopararak Hz. Musa ya yardım için onun karşısında açıkça mücadeleye başladığını; halkını kendisine tâbi olmaya davet ettiğini söylemektedir. (Mîzâncı) Murat Bey in Târîh-i Umûmî sinden de, Mısır 81 Taberî Tefsiri, XX, 324, 327; ayrıntılar için bkz. Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 64 vd. 82 Elmalılı, Hak Dini, VI, Taberî Tefsiri, XX, 327 vd. ; bkz. Kurtubî Tefsiri, XV, 314; Elmalılı, Hak Dini, VI, Mümin, 40/38, Taberî Tefsiri, XX, 329; Kurtubî Tefsiri, XV, 316; Elmalılı, Hak Dini, VI, Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 68. Mîzancı Murad için bkz. Uçman Abdullah, Mizancı Murad, DİA, İstanbul 2005, XXX,
182 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) kâhinlerinden Uzarsif adında birisinin Hiksoslar * tarafına geçerek önemli bir ordu ile Firavun a karşı ayaklandığını nakletmektedir. Her ne kadar tarihçiler bu kişiyi Hz. Musa olarak göstermişlerse de Firavun ailesinden inanmış kişi olması daha doğrudur, demektedir. 87 Firavun un baskıcı idaresi altında etrafını görme şansları olmayan insanlara ilâhî adaleti ve lütfu duyurmak üzere diyor ki: Kim bir kötülük işlerse ona ancak onun karşılığı ceza verilir. Erkek olsun kadın olsun, mü min olarak kim de iyi bir iş işlerse işte onlar Cennet e girecekler, orada hesapsız rızıklandırılacaklardır. 88 Kötülüğün cezası, hak edilmiş olanı aşmaması için ölçme ve değerlendirmeye tâbi iken rahmetin gazaba ağır basmasının neticesi 89 Allah Teâlâ onları Cennet te meyveleriyle, oradaki nimetlerle ve lezzetlerle hesapsız, süresiz, ölçüsüz ve tartısız rızıklandıracaktır. 90 Hem de, kötülüğün hak ettiği karşılık iyilik olamaz; kendi cinsinden kötülüktür. Kötü iş yapanın güzel ecir beklemeye hakkı yoktur; bekleyebileceği karşılık ancak bir kötülüktür. Gerçi kısmen ya da tamamen affedilebilirse de af bir karşılık değil ayrı bir lütuftur. Adaletin gereği de kötülüğün, dengi olan kötülükle cezalandırılmasıdır. Erkek olsun kadın olsun, her kim salih bir amel, iyi bir iş yaparsa işte onlar, hesapsız rızıklanmak üzere Cennet e girerler. İyiliğin karşılığı da iyiliktir. Adalet kanunu bunun da misli misline olmasını gerektirirse de ihsân kanunu on mislinden hesapsız misillerine, emsallerine kadar çıkar Öyleyse, Firavun a karşı mücadele ederek salâha, iyiliğe çalışmalıdır. 91 Hem ey kavmim, ben sizi kurtuluşa davet ediyorum da niye siz beni ateşe çağırıyorsunuz! Siz beni Allah ı inkar edeyim, hiçbir suretle tanımadığım şeyleri O na ortak tutayım diye çağırıyorsunuz. Halbuki ben sizi mutlak kâdir, çok bağışlayan (Allah) a davet ediyorum. 92 Allah Teâlâ, bu inanmış kişinin inkarcı kavmine söylediklerini aktararak şöyle buyuruyor: Ey kavmim, bana n oluyor ki, ben sizi Allah a inanmak, peygamberi Musa ya inanıp Rabbinin katından size getirdiklerini doğrulamak suretiyle azabından ve cezasından kurtulmaya davet ediyorum. Siz ise beni Cehennem ehlinin yaptıklarını yapmaya çağırıyorsunuz! Kavmim, sizin beni davetiniz Allah ı inkara ve putları O na ortak koşmayadır. Benim ise onların tapınmaya ve ibadette O na ortak koşmaya uygun olup olmadığı konusunda hiç bilgim yok. Çünkü ne bir haberle ne de bir idrakle Allah bu hususta beni serbest bırakmış, bana bir serbestlik vermiştir. * Bilgi için bkz. Görgün Hilal, Mısır/II.TARİH, DİA, Ankara 2004, XXIX, Elmalılı, Hak Dini, VI, Mümin, 40/ Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, Taberî Tefsiri, XX, 331; bkz. Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, 69; Kurtubî Tefsiri, XV, Elmalılı, Hak Dini, VI, Mümin, 40/
183 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Benim sizi davetim ise, bir düşmanından intikam alacağı zaman hiçbir şeyin kendisine engel olamayacağı, inkar edenlerden intikam almada mutlak kudret sahibi olana kul olmayadır. O, kendisine isyan ettikten sonra tevbe edip isyanından vazgeçeni affetmek suretiyle bağışlayan(ğaffâr)dır. Onu affetmiş olmasının O na hiçbir zararı da dokunmaz. İşte sıfatı bu sıfat olana kulluk edin; ne bir zararı ne de bir faydası olana değil 93 Hiç şüphe yok ki, sizin beni çağırdığınız şeylerin Dünya da da Âhiret te de hiç bir şekilde bir daveti yoktur; dönüşümüz Allah adır ve haddi aşanlar ateş ehlinin ta kendileridir. 94 Doğrusu sizin beni davet ettiğiniz putların Dünya da da Âhiret te de hiç bir daveti, çağrısı yoktur, olamaz. Çünkü onlar cansızdırlar; konuşmazlar ve hiçbir şey de anlamazlar. Haddi aşanlara gelince; bunlar da haksız yere cana kıyan, kan dökenlerdir ki, Firavun ve avenesidir. Çünkü o, Allah ı inkar etmektedir. Aklında ise hep Musa yı öldürmek vardır. Allah ı inkarından dolayı ululuk taslayan katı kalpli biri olmak, hakkı olmadığı/haram olduğu halde bol bol kan dökmek hep haddi aşmaktır ve bunlar da Firavun da mevcut sıfatlardır. 95 Kavmine bu kadar açıklamalarda bulunan, nasihatlar eden, öğütler veren ancak istediği sonucu alamayan o inanmış kişi, kavminden umut kesmiş olarak son ihtarlarını yapıyor: Size söylemekte olduğum şeyleri yakında hatırlayacaksınız. Artık ben işimi Allah a havale ediyorum. Şüphesiz ki Allah, kullarını çok iyi görendir. 96 Ey kavmim, başınıza geldiğinde Allah ın cezasını, azabını bizzat gözünüzle gördüğünüz ve çekeceğinizi çektiğiniz zaman benim size söylediklerimin doğru olduğunu ve haddi aşan inkarcıların ateş ehlinin ta kendisi olduğu hakkındaki haberimin gerçeğini hatırlayacaksınız. Bana gelince; işimi Allah a bırakıyorum. O na tevekkül ediyorum. Şüphesiz O, kendisine tevekkül edene kâfîdir, yeter. O, kullarını görmektedir. Onların durumlarını; kimin itaatkâr olup kimin isyanda olduğunu; hangisinin güzel sevaba layık olup hangisinin kötü cezayı hak etmiş olduğunu bilir. 97 Râzî, Size söylemekte olduğum şeyleri yakında hatırlayacaksınız lafz-ı celîlini tehdit, korkutma ifade eden kapalı bir söz olarak değerlendirmektedir. Bunun burada söylenmiş olması da, bu sözün öncesinde zikredilen şeylerin ya Dünya da ölüm anında ya da Kıyamet te dehşet verici şeyleri görünce olma ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak bu, çok çetin bir tehdittir Taberî Tefsiri, XX, 332; ayrıca bkz. Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, Mümin, 40/ Taberî Tefsiri, XX, 332 vd. ; Kurtubî Tefsiri, XV, 317; değişik bakış açısı için bkz. Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII, Mümin, 40/ Taberî Tefsiri, XX, 335 vd. 98 Râzî, Tefsir-i Kebîr, XXVII,
184 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) Firavun, çok değişik yöntemlerle kendi milletini baskı altına aldığı; sürekli baskının bir sonucu olarak esaret psilokojisi içlerine öyle yerleşti ki, bir türlü kurtulamadılar. Böylece (Firavun) kavmini küçümsedi. Onlar da kendisine itaat ettiler. Doğrusu, onlar dinden çıkmış fâsıklar güruhu idiler. 99 Onun için de inanmış kişi onlar adına bir başarı sağlayamadı. Artık bu kadar mücadele veren, en uygun, yerinde yöntemlerle herkes için elinden geleni yapmış olan o inanmış kişi görevini samimiyetle yapmış olmanın karşılığını Rabbinden alacaktır: Nihayet, Allah onların kurdukları tuzakların kötülüğünden onu korudu 100 Allah, kendisine inanması ve peygamberi Musa yı tasdik etmesinden dolayı Firavun ailesinden olan bu mümin kişiyi, onun kendisine karşı çıkanlara yaptığı kötü işkence ve beladan korudu ve kurtardı Sonuç Hayatı tatsızlaştıran kötülüklerin en önemlilerinden birisi de zulüm dür. Halk diliyle haksızlık olarak ifade ettiğimiz bu kelime, Bir şeyi kendine özgü olan, olması gereken konumundan başka konuma koymak olarak tarif edilmektedir. Zulmün faaliyet alanları çok çeşitlidir. Bunların başında da, ulûhiyeti/tanrılığı sahibine teslim etmeme anlamında Allah Teâlâ ya, O nun yaratmış olduğu şeyi/şeyleri ortak koşmaktır ki, bunun adı da şirk tir. Belki de bütün zulüm çeşitleri buradan başlamaktadır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. sözünün de ifade ettiği üzere, yaratılışındaki temiz özellikleri yitirmemiş fıtrat-ı selîme sahibi ve sağlıklı düşünme özelliğini kaybetmemiş akl-ı selîm sahibi kişilerin kabul edemeyeceği, katlanamayacağı zulüm, çeşidine göre hak ettiği tepkiyi mutlaka görmüştür. Bu tepkiler yerine göre topluca ya da bireysel olarak ortaya çıkmış, önem arz edenler de tarih kayıtlarında, dinî kaynaklarda vs. yerini almıştır. Bunun örneklerinden olan Firavun un ailesinden inanmış kişi nin, onun Hz. Musa ya yaptığı zulme karşı verdiği mücadele hem tarihî kaynaklarda hem de Kur ân-ı Kerîm de yerini almış, ibretâmiz bir mücadeledir. Bir mücadelenin Hak ve halk katında kabul görmesi, başarıya ulaşabilmesi, en azından nitelikli bir mücadele olabilmesi için takip edilecek yöntemlere ışık tutması açısından da bu mücadele çok önemlidir. Mücadele sahibi, konumunu iyi bilmelidir. Öyle anlaşılıyor ki inanmış kişi, Firavun yanında güçlü, vaz geçilmez bir mevkide olduğundan ona itiraz konusunda rahat davranabilmekteydi. Yaptığı işte samimi, inanmış ve iyi niyetli olması gerekir. İnanmış kişi Allah a inanmış ve Hz. Musa nın peygamberliğini kabul etmiş olmakla bu vasıfları haiz idi. His ve heyecanla ortaya atılmamalı; mücadele tutarlı bir ilke üzerine kurulmalıdır. İnanmış kişi de günahsız, suçsuz bir insanı Rabbim Allah tır. diye öldürmek 99 Zuhruf, 43/ Mümin, 40/ Taberî Tefsiri, XX, 336; Kurtubî Tefsiri, XV,
185 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) düşüncesinin haksızlığından ve tutarsızlığından hareketle işe başlamıştır. Maksada yardımcı olmayacak tarzda, kişileri ve başkaca hata ve yanlışları işe katarak asıl hedefi kaybetmek gibi bir usulsüzlüğe meydan vermemiştir. -Biraz amiyane bir tabirle- kimsenin damarına basmamıştır. Bu zat, söylediklerinin peşin hüküm olarak algılanmaması ve objektifliğini kabul ettirmek için Hz. Musa ya inandığını öne çıkarmamıştır. Sürekli kavmim ifadesini kullanarak tevazuyu, alçak gönüllü davranmayı elden bırakmamıştır. Gönül okşayan yumuşak bir hitap tarzı kullanmıştır. Akla hitap eden, düşünmeye sevk eden konuşmalarla insanların beyinlerine girmeye gayret etmiştir. Konuyu hep müsbet yola kanalize etmeye çalışmıştır. Kötü akıbetleri sergilemek amacıyla yakın tarihten getirdiği misallerin dili de aşırı, iğneleyici bir dil değildir. Firavun un tam Hz. Musa yı öldürme yi gündeme getirdiği anda, iyi bir zamanlama ile mücadelesine başlamıştır. Onun kule yaptırıp göğe çıkma vb. gündemi değiştirme, mücadeleyi sabote etme vs. hedef saptırma çabalarına aldırış etmemiş; inandığı, odaklandığı hedefe doğru yürümeye devam etmiştir. Firavun un baskılarla ezdiği, esaret psikolojisinin baskın geldiği halkından istediği sonucu alamamış olmasına rağmen moralini bozmamış, onlara lanet de okumamıştır. Büyük bir sabır ve metanetle sürdürdüğü samimi gayretinin semeresini halkından alamamış ama hak ettiği ecri Allah Teâlâ dan kesinlikle almış, tarih de -net olarak- ismiyle olmasa bile vasfıyla kaydetmiştir. KAYNAKÇA Ahmed b. Hanbel, Ebû Abdillah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-şeybânî, el-musned. el-buhârî, Ebû Abdillah Muhammed b. İsmailel-Buhârî, el-câmi u s-sahîh. el-cevherî, İsmail b. Hammâd el-cevherî, es-sıhâh Tâcu l-lüğa ve Sıhâhi l-arabiyye, thk. Ahmed Abdülğafûr Attâr, Dâru l-ilm li l-melâyîn, Beyrut 1407/1987. el-cürcânî, Ali b. Muhammed b. Ali el-cürcânî, et-ta rîfât, thk. İbrâhîm el-ebyârî, Beyrut 1405/1985. Ebû Davud, Suleyman b. Eş as es-sicistânî, es-sunen. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur an Dili, İstanbul Görgün Hilal, Mısır/II.TARİH, DİA, Ankara 2004, XXIX, 556. İbn Fâris, Ebû l-huseyn Ahmed b. Fâris b. Zekeriyyâ, Mu cemu Mekâyîsi l-luğa, nşr: Muhammed Ali Beydûn, Dâru l-kutubi l- İlmiyye, Beyrut-1420/1999. İbn Kesîr, Ebû l-fidâ İsmail b. Kesîr ed-dimeşkî, el-bidâye ve n-nihâye, thk. Ali Şîrî, Dâru İhyâi t-türâsi l-arabî, 1408/1988. İbn Mace, Ebû Abdillah Muhammed b. Yezîd b. Abdillah b. Mâce el-kazvînî, es-sunen. 182
186 Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:36 Yıl: 2014/1 ( s.) İbn Manzûr, Muhammed b. Mükerram el-ifrîkî, Lisânu l-arab, Dâr Sâdır ve Dâr Beyrût, Beyrut-1388/1968. İbnu l-cevzî, Cemâlüddîn Ebû l-ferec Abdurrahmân b. el-cevzî, Nüzhetü l-a yüni n- Nevâzır fî-ilmi l-vücûh ve n-nezâir, thk. Muhammed Abdülkerîm Kâzım er-râdî, Müessesetü r-risâle, Beyrut 1404/1984. el-kurtubî, Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed el-kurtubî, el-câmi li-ahkâmi l-kur an, Mısır 1387/1967. Mukâtil b. Süleymân b. Beşîr el-ezdî, el-vücûh ve n-nezâir, nşr. Ali Özek, İstanbul Murtadâ ez-zebîdî, Ebû l-feyd Muhammed b. Muhammed Abdirrazzâk el-huseynî, Tâcu l-arûs min Cevâhiri l-kâmûs, Dâr Lîbyâ, Bingazi-1386/1966. en-nesâi, Ebû Abdirrahman Ahmed b. Şuayb b. Ali b. Sinan b. Bahr el-horasânî, es-sunen. Polater Kadir, Kur ân Açısından Adâlet ve Zulüm, Erzincan Râğıb el-esbehânî, el-huseyn b. Muhammed b. el-fadl, el-müfredât fî-ğarîbi l-kur ân, İstanbul er-râzî, Fahruddîn Ebû Abdillah Muhammed b. Ömer el-râzî, Mefâtîhu l-ğayb (Tefsir-i Kebîr), Tahran trs. et-taberî, Ebû Ca fer Muhammed b. Cerîr et-taberî, Câmi u l-beyân an-te vîli Âyi l- Kur ân, thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-türkî, Dâr Hecir, Kahire 2001/1422. Tefazzülî Ahmed, Enûşirvân, DİA, İstanbul 1995, XI, 255. et-tirmizî, Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevra es-sulemî et-tirmizî, es-sunen. Uçman Abdullah, Mizancı Murad, DİA, İstanbul 2005, XXX,
187 36. Sayı Yazı Hakemleri Prof. Dr. Behzad Ghaderi, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Aydoğan, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Türkmen, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfullah Cebeci, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Özdevecioğlu, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldıray Özbek, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Temizel, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celaleddin Serinkan, Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Başbuğ, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Korhan Karacaoğlu, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Ertan Gökmen, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Fidan, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mücahit Özçelik, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Sakin, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burcu Öksüz, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Erdal, Bozok Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Levent Çoruh, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Demirci, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Semine İmge Azertürk, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi 184
188 SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DERGİSİ YAYIN İLKELERİ VE YAZIM KURALLARI A- Yayın İlkeleri 1. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yayın organı olan Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, yılda en az iki kez yayınlanan hakemli bir dergidir. 2. Dergiye yayınlanmak üzere gönderilen yazılar, daha önce başka bir dergiye gönderilmemiş ve hiçbir yerde yayınlanmamış olmak koşuluyla kabul edilir. 3. Yayın komisyonunun uygun görmesi durumunda, Üniversitemiz dışındaki araştırmacıların yazıları da dergimizde yayınlanabilir. 4. Makalelerin yayınlanabilmesi için Enstitümüzün tayin edeceği hakemlerden olumlu rapor gelmesi şartı aranır. Böyle bir raporda göz önünde bulundurulacak bilimsel esaslar şunlardır: a. Araştırma yöntemi, b. İlgi çekiciliği, orijinalliği ve güncelliği, c. Konu bütünlüğü, d. Fikir ve düşünce üretimine sahip oluşu, e. Bilimsel özgünlüğü, f. İlgili bilim dalının terminolojisine hakimiyeti, g. Konuyla ilgili eski ve yeni çalışmaların görülmesi, h. Yararlanılan kaynakların uygunluk ve yeterliliği, i. Değerlendirme yapabilme ve sonuca ulaşabilme, j. Alanına sağladığı katkı k. Dil hakimiyeti/anlaşılabilirlik, akıcılık, 5. Derginin yazı dili Türkçe olmakla birlikte, yaygın olarak kullanılan diğer dillerde yazılmış yazıların yayınlanması yayın kurulunun kararına bağlıdır. 6. Dergiye verilen yazıların, dergi kurallarına göre düzenlenmiş ve basıma hazır hale getirilmiş olması gerekir. Yayın Alt Komisyonu, yazım kurallarına uymayan yazıları yayınlamama veya düzeltmek üzere yazara iade etme yetkisine sahiptir. 7. Yazılar e-posta yoluyla derginin veya adresine gönderilir. Çevirilerin, hakeme gönderilmek üzere çevirileriyle birlikte orijinal metinleri de gönderilir. 8. Metinde belli bir plan dahilinde giriş (konu, problem, amaç, yöntem), araştırma metni, bulgular, yorumlar, sonuçlar ve öneriler belirli bir plan dahilinde verilir. 9. Hakemlerin düzeltmeler yapıldıktan sonra yayınlanabilir kararı verdiği yazılar, hakem önerileri doğrultusunda yeniden düzenlenir ve Enstitüye teslim edilir. 10. Her sayının hakem kurulu o sayının hakemlerinden oluşur. 11. Hakemlerden olumsuz rapor alan yazılar yayınlanmaz ve yazarına iade edilmez. 210
189 12. Yazarlar, yazılarını yayınlanmak üzere Sosyal Bilimleri Enstitüsü Dergisine göndermekle, telif haklarını E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisine devretmiş sayılırlar. 13. Yayınlanan yazıların telif hakkı dergiye aittir ve referans gösterilmeden aktarılamaz. 14. Dergide yayınlanacak yazılar, telif, tercüme ve kitap tanıtımları, yazarlarının unvanlarına göre adları esas alınarak alfabetik olarak dizilir. 15. Dergide yayınlanan yazıların bilimsel, içerik, dil ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. 16. Yazarlara ayrıca telif ücreti ödenmez. B- Yazım Kuralları. a. Makalenin başlığı ilk sayfanın başına büyük harflerle ortalı olarak, alt başlıklar ise küçük harflerle sola yaslı olarak yazılmalıdır. Yazarın yahut yazarların akademik unvan, ad ve soyadları başlığın hemen altına; görev yerleri ve haberleşme adresleri ise dipnota yazılır. b. Makaledeki başlıklandırma sistemi aşağıdaki şekilde düzenlenir c. Bütün yazılarda 150 kelimelik Türkçe ve İngilizce özet mutlaka bulunmalı, özetin altına anahtar kelimeler özetin dilinde verilir. Yazı bir başka dilde yazılmışsa başlığın ve özetin Türkçe tercümeleri verilir. d. Açıklayıcı ve kaynak gösterici bilgiler sayfa altında dipnot olarak verilecektir. Sayfa altında verilen kaynak ve açıklayıcı bilgiler numaralandırılarak bir satır aralığında 10 punto ile verilir. Dipnotta kaynak bildirimi yazarın adısoyadı-eser adı (italik)-yayın yeri-yılı esasına göre yapılır. e. Kelimelerin imlasında Türk Dil Kurumu nun en son çıkardığı İmla Kılavuzu esas alınmalıdır. f. Makalede kullanılan bütün kaynaklar, makalenin sonunda Kaynakça başlığı altında, yazarın soyadına göre alfabetik biçimde bibliyografya kurallarına uygun olarak verilir. Kaynak bildiriminde sıra; yazar soyadı, adı, eserin adı (italik), (varsa çevirenin adı soyadı) basım yeri ve yılı olarak düzenlenmelidir. g. Eserde çizelge adları üste, her kelimenin ilk harfi büyük yazılmalıdır. Resim, şekil, grafikler Şekil adı altına gösterilmeli, şekil ve grafikler bilgisayarda çizilmeli, 211
190 sırayla numaralandırılmış olmalı, şekil yazıları alta küçük harflerle bilgisayarda yazılmalıdır. h. Dergide yayınlanmak üzere gönderilen yazılar A4 kağıdının bir yüzüne 12 punto, 1,5 aralıkta ve kenarlarda 3 er cm. boşluk bırakılarak yazılmalıdır. Yazılar IBM uyumlu Bilgisayar ve Word programında en son versiyonunda Times New Roman yazı karakteri ile yazılmalıdır. i. Yukarıda verilen ölçütler doğrultusunda yazılmış olan makaleler 6000 sözcük sınırını aşmamalıdır. 212
- 61 - Muhteşem Pullu
Asaf Bey Çıkmazı Kabaltısı Sancak Mahallesindedir. Örtüsü sivri tonozludur. Sivri kemerle güneye ve ahşap-beton sundurmalı sivri kemerle kuzeye açılır. Üzerinde kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir ev
ŞEYHÜLİSLÂMLIKTAKİ BİNALARIN MİMARÎ ÖZELLİKLERİ
34 ŞEYHÜLİSLÂMLIKTAKİ BİNALARIN MİMARÎ ÖZELLİKLERİ Şer iyye Sicilleri Arşivi XIX. yüzyılda inşa edilmiştir. Altındaki Bizans yapısının temellerine göre planı şekillenmiştir. İki katlı binanın ilk katında
ZEMİN KAT: 1. NORMAL KAT: 2. NORMAL KAT: ÇATI KATI: ÇATI ARASI KATI: 230 ADA 22 PARSEL :
AHMET AFİF PAŞA YALISI 1 230 ADA 21 PARSEL EK-1 Ahmet Afif Paşa Yalısı, Boğaziçi İstinye Koyu nun yakınında, Köybaşı Caddesine 25 m, Boğaz a 40 m cepheli 2.248,28 m² yüzölçümlü arsa üzerinde 1910 yılında
T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İZMİR 1 NUMARALI KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU KARAR
T.. KÜLTÜR VE TURİZM AKANLIĞI İZMİR 1 NUMARALI KÜLTÜR VARLIKLARINI ÖLGE KURULU KARAR TOPLANTI TARİHİ VE NO : 30.01.20172 35.002/1 KARAR TARİHİ VE NO : 30.01.2011789 T ^ ' İZMİR İzmir İli, ııca İlçesi'nde
2419 ADA 45 PARSEL MİMARİ PROJE RAPORLARI
UNESCO DÜNYA MİRASI ALANI İÇERİSİNDE YER ALAN ZEYREK BÖLGESİNDE 2419 ( 13,34,35,42,45,50,51,52,58,59,68 PARSELLER) NO'LU ADADA SİVİL MİMARLIK ÖRNEĞİ YAPILARIN RÖLÖVE, RESTİTÜSYON, RESTORASYON PROJELERİ
Muhammet ARSLAN KARS KÜMBET CAMİİ (ONİKİ HAVARİLER KİLİSESİ)
Muhammet ARSLAN KARS KÜMBET CAMİİ (ONİKİ HAVARİLER KİLİSESİ) Oniki Havariler Kilisesi olarak da bilinen Kümbet Camii, Kars Kalesi nin güneye bakan yamacında bulunmaktadır. Üzerinde yapım tarihini veren
RESTORASYON RAPORU SEDES MİMARLIK
KINALIADA 46 ADA 10 PARSEL SİVİL MİMARLIK ÖRNEĞİ TESCİLLİ YAPI RESTORASYON RAPORU SEDES MİMARLIK KINALI ADA AHŞAP ESKİ ESER RESTORASYON RAPORU İLİ : İstanbul İLÇESİ : Adalar MAHALLESİ : Kınalı Ada CADDESİ
ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ ULU CAMİ MEDRESESİ
ULU CAMİ MEDRESESİ Ulu Cami Medresesi, kuzey-batı köşesine sokulmuş olan Küçük Mescit ve onun bitişiğindeki muhdes bir yapı sebebiyle düzgün bir plân şeması ve âbidevi bir görünüş arz etmez. Bununla beraber
T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 ULUDERE
T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 ULUDERE Mir (Cencekir) Kalesi:...9 Geramon Kilisesi...40 Halmun (Elamun) Kilisesi...4 Beyaz Köprü...46 Köprü...47 AVRUPA KONSEYİ DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA ENVANTERİ
SÜLEYMANİYE YENİLEME ALANI, 2. BÖLGE, 461 ADA, 6 PARSEL RÖLÖVE AÇIKLAMA RAPORU İLE İLİŞKİLİ FOTOĞRAF VE GÖRSELLER
SÜLEYMANİYE YENİLEME ALANI, 2. BÖLGE, 461 ADA, 6 PARSEL RÖLÖVE AÇIKLAMA RAPORU İLE İLİŞKİLİ FOTOĞRAF VE GÖRSELLER TARİHİ YAPININ FOTOĞRAFI Foto no: F01 BÖLGEYE AİT TARİHİ PERVİTİTCH HARİTASI TESCİLLİ YAPI
PERVARİ İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
PERVARİ İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 185 3.6. PERVARİ İLÇESİ 3.6.1. PALAMUT KÖYÜ UMURLU MEZRASI HANI Han Umurlu Mezrasının hemen dışındadır. Yapı üzerinde kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığını
Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Üç Şerefeli Camii Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Üç Şerefeli Cami......................... 4 0.1.1 Osmanlı Mimarisinde Çığır Açan İlklerin Buluştuğu Cami............................
KONYA İL MERKEZİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI ENVANTERİ DÜKKÂNLAR
432 KONYA İL MERKEZİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI ENVANTERİ DÜKKÂNLAR DÜKKÂNLAR ANITLAR 433 DÜKKÂN (Sephavan Mh. Dülgerler Sk. No:34) D ükkân, Dülgerler Sokakta, Kapı Camiinin güneyinde yer alır.
ZEYREK 2419 ADA 13 PARSEL RÖLÖVE ANALİZ RAPORU 1. YAPININ YERİ VE TANIMI 2. YAPININ MEVCUT DURUMU VE BOZULMALAR 3. SONUÇ
ZEYREK 2419 ADA 13 PARSEL RÖLÖVE ANALİZ RAPORU 1. YAPININ YERİ VE TANIMI 2. YAPININ MEVCUT DURUMU VE BOZULMALAR 3. SONUÇ 1-YAPININ YERİ VE TANIMI Proje konusu yapı grubu, İstanbul İli, Fatih İlçesi, Sinanağa
SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS
SELÇUKLU MİMARİSİ Selçuklular Orta Asya dan Anadolu ve Ön Asya ya yolculuklarında Afganistan, İran, Irak, Suriye topraklarındaki kültürlerden ve mimari yapılardan etkilenmiş, İslam dinini kabul ederek
2419 ADA 45 PARSEL MİMARİ PROJE RAPORLARI
UNESCO DÜNYA MİRASI ALANI İÇERİSİNDE YER ALAN ZEYREK BÖLGESİNDE 2419 ( 13,34,35,42,45,50,51,52,58,59,68 PARSELLER) NO'LU ADADA SİVİL MİMARLIK ÖRNEĞİ YAPILARIN RÖLÖVE, RESTİTÜSYON, RESTORASYON PROJELERİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ İran üzerinden geçerek Batı Anadolu'ya yerleşen Türk boyların dan bir bölümü 13. yüzyıl sonlarında
Yrd. Doç. Dr. Selim BARADAN Yrd. Doç. Dr. Hüseyin YİĞİTER
Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü İNŞ4001 YAPI İŞLETMESİ METRAJ VE KEŞİF-2 Yrd. Doç. Dr. Selim BARADAN Yrd. Doç. Dr. Hüseyin YİĞİTER http://kisi.deu.edu.tr/huseyin.yigiter YIĞMA BİNA
TEKNİK RESİM 6. HAFTA
TEKNİK RESİM 6. HAFTA MİMARİ PROJELER Mimari Proje yapının Vaziyet (yerleşim) planını Kat planlarını En az iki düşey kesitini Her cephesinden görünüşünü Çatı planını Detayları ve sistem kesitlerini içerir.
Abd-i Kethüda (Cücük) Camisi
Eski Mağara Camisi'ne Yeni Mağara Camisi'nin batı duvarının yanından gidilerek ulaşılmaktadır. Tamamen terk edilmiş olan yapının içinin ve cephesi her geçen gün daha fazla tahrip olduğu görülmektedir.
Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks NEVŞEHİR DERİNKUYU İLÇESİNDE TÜRK-İSLAM DÖNEMİNE AİT İSLAMİ ANIT ÖRNEKLERİ (1839 1923)
NEVŞEHİR DERİNKUYU İLÇESİNDE TÜRK-İSLAM DÖNEMİNE AİT İSLAMİ ANIT ÖRNEKLERİ (1839 1923) ISLAMIC MONUMENT SAMPLES THAT BELONGED TO TURKISH-ISLAM PERIOD IN NEVŞEHİR-DERİNKUYU COUNTY (1839 1923) Serap ERÇİN
MAHAL LİSTESİ VE TEKNİK ÖZELLİKLER
MAHAL LİSTESİ VE TEKNİK ÖZELLİKLER MEVKİİ : YAPI NİZAMI : BLOK : KAT : DAİRE : ARSA ALANI : Projedeki ölçülere uygun olarak inşaat yapılacaktır. TAŞIYICI SİSTEM : Betonarme karkas sistemi ile yapılacaktır.
BİLDİRİLER I (SALON-A/B)
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GİRESUN DA DİNÎ VE KÜLTÜREL HAYAT SEMPOZYUMU-I (25-27 Ekim 2013) BİLDİRİLER I (SALON-A/B) EDİTÖR MEHMET FATSA GİRESUN İL ÖZEL İDARESİ KÜLTÜR SERİSİ-2 Eyüp NEFES * GİRESUN DA DOLMA GÖZLÜ
HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI
HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI 1- Aziz Philippus Kilisesi ait mermerlerin üzerindeki restorasyon uygulamaları. Aziz Philippus Kilisesi nin mermer levhalarının
Evlerin sokağa açılan kapıları düz atkılı ya da kemerli dikdörtgendir. Tek kanatlıdır ve ahşap ya da demirdendir.
Konutlarda genellikle beyaz kesme taş, yer yer de bağdadi tekniğinde ahşap kullanılmıştır. Yerli dile 'Sacak' (Köşk) denen çıkmalar ahşap ya da taş konsollara oturan ahşap hatıllarla desteklenir. Orhan
BAYKAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
BAYKAN İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 75 3.3. BAYKAN İLÇESİ 3.3.1. VEYSEL KARANÎ TÜRBESİ Baykan ilçesine bağlı Ziyâret beldesindeki Veysel Karanî Câmii ve Türbesi nin ne zaman ve kimler tarafında
Katalog No : 38 Evin veya sahibinin adı ve inşa tarihi Adresi İnceleme Tarihi Fotoğrafl ar ve çizimler Kat adedi Bahçede bulunan elemanlar Tanımı
Dr. Doğan DEMİRCİ Katalog No : 38 Evin veya sahibinin adı ve inşa tarihi: Sarıtepelerin Evi olarak bilinmektedir. 19. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı tahmin edilmektedir. Adresi: Emre Mahallesi, 3805.
Yrd. Doç. Dr. Şahabettin OZTURK' - Yrd. Doç. Dr. Mehmet TOP** HAKKÂRİ MEYDAN MEDRESESİ
Yrd. Doç. Dr. Şahabettin OZTURK' - Yrd. Doç. Dr. Mehmet TOP** HAKKÂRİ MEYDAN MEDRESESİ Hakkâri ili Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan oldukça engebeli bir coğrafi yapıya sahip yerleşim alanlarından biridir.
İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER
Sanat Tarihi Dergisi Sayı/Number:XIII/1 Nisan/April2004, 169-180 İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Kadriye Figen VARDAR Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıldan
YAPILARDA HASAR SYON - RESTORASYON PROJE DÜZENLEME ESASLARI. Yapılarda Hasar Tespiti-I Ögr. Grv. Mustafa KAVAL AKÜ.Afyon MYO.Đnşaat Prog.
YAPILARDA HASAR TESBĐTĐ-I 3. RÖLEVE RESTĐTÜSYON SYON - RESTORASYON PROJE DÜZENLEME ESASLARI RÖLEVE RESTĐTÜSYON SYON - RESTORASYON PROJE DÜZENLEME D ESASLARI: (Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Gruplandırılması,
TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIĞI OLARAK İLLER BANKASI DURUM RAPORU
TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIĞI OLARAK İLLER BANKASI DURUM RAPORU ANKARA ŞUBESİ HAZİRAN 2017 ANKARA Belediyeler (İller) Bankası Yapım Tarihi: 1935-1937 Yeri: Opera, Ankara Mimar: Seyfi Arkan Belediyelerin planlı
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ALİ ÇETİNKAYA KAMPUSÜ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ MORG BİNASI İNŞAATI MAHAL LİSTESİ
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ALİ ÇETİNKAYA KAMPUSÜ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ MORG BİNASI İNŞAATI MAHAL LİSTESİ MAYIS 2011 1 AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ALİ ÇETİNKAYA KAMPUSÜ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA
MERDİVENİ OLUŞTURAN ELEMANLAR
MERDİVENİ OLUŞTURAN ELEMANLAR Celal Bayar Üniversitesi Turgutlu Meslek Yüksekokulu İnşaat Bölümü Öğretim Görevlisi Tekin TEZCAN İnşaat Yüksek Mühendisi MERDİVENLER Bir yapıda birbirinden farklı iki seviye
MİMARİ PROJE RAPORLARI
BACA +9.06 alaturka kiremit %33 eğim +8.22 +8.35 %33 eğim %33 eğim +7.31 +7.10 +6.45 yağmur oluğu +6.45 P1 P1 P1 P1 P1 P1 +5.05 +5.05 giyotin pencere giyotin pencere giyotin pencere giyotin pencere giyotin
SÜLEYMANİYE YENİLEME ALANI, 2. BÖLGE, 562 ADA, 11 PARSEL RESTİTÜSYON AÇIKLAMA RAPORU
SÜLEYMANİYE YENİLEME ALANI, 2. BÖLGE, 562 ADA, 11 PARSEL RESTİTÜSYON AÇIKLAMA RAPORU SÜLEYMANİYE MAHALLESİ PAFTA NO:131 562 ADA 11 PARSEL Küçük Dolap Sokak Kapı No:2 MEVCUT DURUM: Süleymaniye yenileme
AHŞAP KAPLAMALAR DERSİ ÇALIŞMA SORULARI. 5. Aşağıdakilerden hangisi ayak ve başlık birleştirme yöntemlerindendir? a. Yabancı çıtalı. b.
AHŞAP KAPLAMALAR DERSİ ÇALIŞMA SORULARI 1. Aşağıdakilerden hangisi bulundukları yerlere göre uygulanan sütun çeşitlerindendir? a. Taşıyıcı sütun b. Döşeme sütunu c. Tavan sütunu d. Kapı sütunu 2. Aşağıdakilerden
C. KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI UYGULAMA KOŞULLARI
C. KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI UYGULAMA KOŞULLARI BÖLÜM 1 : Genel Hükümler AMAÇ Madde 1: Konya Karatay Belediyesi, Nakipoğlu Camii ve çevresi Koruma Amaçlı İmar Planı sınırları içindeki uygulamaların; 5226-3386
NWSA-Technological Applied Sciences Received: September 2012 NWSA ID: 2013.8.2.2A0081 Accepted: February 2013 E-Journal of New World Sciences Academy
ISSN: 1306-3111/1308-7223 Status : Original Study NWSA-Technological Applied Sciences Received: September 2012 NWSA ID: 2013.8.2.2A0081 Accepted: February 2013 E-Journal of New World Sciences Academy Hatice
DİYARBAKIR TARİHİ EVLERİNİN DOĞAL AYDINLATMA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
DİYARBAKIR TARİHİ EVLERİNİN DOĞAL AYDINLATMA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Diyarbakır Proje Merkezi (DPM) Evi Örneği Özgür Murt, F. Demet AYKAL, Bilal GÜMÜŞ, Rengin ÜNVER Hacimdeki eylemlere bağlı olarak,
BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU
BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU Prof. Dr. Kadir PEKTAŞ* Muğla İli, Milas İlçesi, Beçin Kalesi nde 20.05.2013 tarihinde başlatılan kazı çalışmaları 24.12.2013 tarihinde tamamlanmıştır. Kazı
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ ANADOLU SELÇUKLU CAMİİLERİ Konya Alâeddin Camii - 1155-1219 Niğde Alâeddin Camii 1223 Malatya Ulu Camii 1224
TİLLO İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
TİLLO İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 43 3.2. TİLLO İLÇESİ 3.2.1. İBRAHİM HAKKI (İSMAİL FAKİRULLAH) TÜRBESİ Tillo merkezde İsmail Fakirullah mezarlığının içerisindedir. Üzerinde kim tarafından ve ne
CAMÝÝ VE MESCÝTLER. Nevþehirli Damat Ýbrahim Paþa Camisi (Kurþunlu Cami) (Merkez)
CAMÝÝ VE MESCÝTLER Ekleyen kapadokya Pazartesi, 12 Mayýs 2008 Son Güncelleme Pazar, 24 Aðustos 2008 Nevþehirli Damat Ýbrahim Paþa Camisi (Kurþunlu Cami) (Merkez) Nevþehir il merkezinde bulunan Damat Ýbrahim
Ahşap İşçiliğinin 700 Yıllık Şaheseri: Eşrefoğlu Camii [Beyşehir/KONYA]
Orta Asya'daki ağaç direkli ahşap camilerin Anadolu'daki örnekleri Selçuklu'nun ahşap ustalıkları ile 13.yy dan günümüze ulaşmıştır. Ayakta kalan örnekleri Afyon ve Sivrihisar Ulu Camileri, Ankara Arslanhane
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MESKUN VE GELİŞME KIRSAL KONUT ALAN YERLEŞİMLERİ TASARIM REHBERİ
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MESKUN VE GELİŞME KIRSAL KONUT ALAN YERLEŞİMLERİ TASARIM REHBERİ 2017 1. Genel Hükümler 1.1.Kapsam Bu rehber Kocaeli 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı Plan Hükümlerine ilave
T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 SİLOPİ
T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 990 SİLOPİ Yeşiltepe Höyüğü... Nuh Nebi Camii ve Medresesi... Şerif Camii...6 Görümlü Camii...7 Mart Şumuni Kilisesi...9 Dedeler Köyü Kilisesi...0 Han Kalıntısı... Tellioğlu Kasrı...
KİTAP TANITIMI / BOOK REVIEW. Şakir Çakmak, Erken Dönem Osmanlı Mimarisinde Taçkapılar (I ), Ankara 200 ı.
KİTAP TANITIMI / BOOK REVIEW Şakir Çakmak, Erken Dönem Osmanlı Mimarisinde Taçkapılar (I 300-1500), Ankara 200 ı. Savaş YILDIRIM. Son yıllardaki Anadolu Türk Mimarisine yönelik araştırmalara bakıldığında
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Medeniyeti 2011 Takvimi
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Medeniyeti Takvimi Minber: Yükseklik manasına gelmektedir. İlk defa Hz. Peygamber in ayakta yorulmaması ve dayanması için Mescid i Saadet te hurma ağacından bir direk konmuş
Yapıblok İle Akustik Duvar Uygulamaları: Digiturk & TV8
Yapıblok İle Akustik Duvar Uygulamaları: Digiturk & TV8 Ümit ÖZKAN 1, Ayşe DEMİRTAŞ 2 Giriş: Yapıblok, Yapı Merkezi Prefabrikasyon A.Ş. tarafından 1996 yılından beri endüstriyel üretim yöntemleri ile üretilen
Gulnara KANBEROVA 1 Serap BULAT 2 İSHAK PAŞA İLE ŞEKİ HAN SARAYI MİMARLIK DESEN ve FORMLARININ GEOMETRİK KURULUŞLARI
Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 9, Mart 2015, s. 48-56 Gulnara KANBEROVA 1 Serap BULAT 2 İSHAK PAŞA İLE ŞEKİ HAN SARAYI MİMARLIK DESEN ve FORMLARININ GEOMETRİK KURULUŞLARI Özet Sultanlar,
KONYA İL MERKEZİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI ENVANTERİ OTEL
868 KONYA İL MERKEZİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI ENVANTERİ OTEL OTEL 869 AUGUSTOS OTELİ K onya İstasyon binasının karşısında bulunan yapı Bağdat demir yolu ile birlikte inşa edilmiştir. Oteli
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ. Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı Selçuklu Dönemi (1071-1308) Oğuzların devamı olan XI. yüzyılın yarısında kurulan, merkezi Konya olan Selçuklular
Konu: Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği nin uygulamaları hakkında.
Tarih : 16.04.2014 Sayı : 04-14-390 T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü ne ANKARA Konu: Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği nin uygulamaları hakkında. Bakanlığınız tarafından
Merkez Turgutreis İlköğretim Okulunun Tarihi Gelişimi
Merkez Turgutreis İlköğretim Okulunun Tarihi Gelişimi 1880 yıllarındaki kayıtlardan Bodrum da: birisi Çarşı Mahallesi nde, diğeri Tepecik Mahallesi nde olmak üzere iki medrese ve yine Çarşı Mahallesi nde
DUVARLAR duvar Yapıdaki Fonksiyonuna Göre Duvar Çeşitleri 1-Taşıyıcı duvarlar; 2-Bölme duvarlar; 3-İç duvarlar; 4-Dış duvarlar;
DUVARLAR Yapılarda bulunduğu yere göre, aldığı yükleri temele nakleden, bina bölümlerini birbirinden ayıran, bölümleri çevreleyen ve yapıyı dış tesirlere karşı koruyan düşey yapı elemanlarına duvar denir.
DUVAR BOŞLUKLARI 4/13/2015
Prof.Dr.Nilay COŞGUN Arş.Gör. Seher GÜZELÇOBAN MAYUK Arş.Gör. Fazilet TUĞRUL Arş.Gör.Ayşegül ENGİN Arş.Gör. Selin ÖZTÜRK 1. Yapım ilkeleri Lento (Üst başlık) Denizlik (Alt Başlık) Söve 2. Boşluğun duvardaki
T.C. ATABEY KAYMAKAMLIĞI ATABEY ÖĞRETMENEVİ VE ASO
T.C. ATABEY KAYMAKAMLIĞI ATABEY ÖĞRETMENEVİ VE ASO BRİFİNG DOSYASI 2015 1. BÖLÜM KURULUŞUN GENEL TANIMI KURUMUN ADI Atabey : Öğretmenevi ve ASO Müdürlüğü KURUMUN ADRESİ Yeni Mahalle : Hastahane cad. TELEFON
BİNA BİLGİSİ VE PROJESİ KAT PLANLARI- SIĞINAKLAR- TAŞIYICI SİSTEM 4. HAFTA
BİNA BİLGİSİ VE PROJESİ KAT PLANLARI- SIĞINAKLAR- TAŞIYICI SİSTEM 4. HAFTA KAT PLANI PLANLAR ( UYGULAMA PROJESİ AŞAMASINDA) Bütün kat planları birebir çizilir, tekrar eden katlar için açıklama yazılır.
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü lisans programında yer alan Arch 471 - Analysis of Historic Buildings dersi kapsamında Düzce nin Konuralp Belediyesi ne 8-14 Ekim 2012 tarihleri
görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.
Karahanlılar Dönemine ait Kalyan Minaresi (Buhara) Selçuklular Döneminden kalma bir seramik tabak Selçuklulara ait "Varka ve Gülşah adlı minyatür Türkiye Selçuklu halısı, XIII. yüzyıl İlk dönemlere Türk
13. HAFTA YAPI BİLGİSİ UYGULAMALARI
ANKARA ÜNİVERSİTESİ UYGULAMALI BİLİMLER FAKÜLTESİ GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ GGY 214 YAPI BİLGİSİ VE MALİYET ANALİZLERİ DERSİ Dersin Sorumlu Öğretim Üyesi: Doç. Dr. Arzuhan Burcu GÜLTEKİN
NİĞDE BOR ERMENİ KİLİSESİ VE CIĞIZLAR KONAĞI
The Journal of Academic Social Science Studies International Journal of Social Science Doi number:http://dx.doi.org/10.9761/jasss2812 Number: 33, p. 163-184, Spring I 2015 NİĞDE BOR ERMENİ KİLİSESİ VE
KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
KURTALAN İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 163 3.5. KURTALAN İLÇESİ 3.5.1. ERZEN ŞEHRİ VE KALESİ Son yapılan araştırmalara kadar tam olarak yeri tespit edilemeyen Erzen şehri, Siirt İli Kurtalan İlçesi
OSMANLI DÖNEMİ BİR GRUP HAMAM YAPISINDA MALZEME KULLANIMI
OSMANLI DÖNEMİ BİR GRUP HAMAM YAPISINDA MALZEME KULLANIMI KADER REYHAN 1, BAŞAK İPEKOĞLU 2 ÖZET Osmanlı dönemi mimarisinde malzeme kullanımının; yapının işlevi, büyüklüğü ve inşa edildiği yerleşim yerinin
Yapıda uzman imzası. Make. projesi
Yapıda uzman imzası Make 30 projesi Yapıda uzman imzası Şirketimiz, alt ve üst yapı inşaatlarının projelendirme, fizibilite ve uygulama alanlarında faaliyet göstermektedir. Neden Make İnşaat? Projelerini
02 MART 2017 ADIYAMAN SAMSAT DEPREMİ ÖN DEĞERLENDİRME RAPORU
DİCLE ÜNİVERSİTESİ Mühendislik Fakültesi TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI DİYARBAKIR ŞUBESİ 02 MART 2017 ADIYAMAN SAMSAT DEPREMİ ÖN DEĞERLENDİRME RAPORU Yrd. Doç. Dr. M. Şefik İmamoğlu Maden Müh.Böl.Genel
SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ
SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ (İSHAK PAŞA CAMİSİ) Selanik Alaca İmaret Camisi Alaca İmaret Camisi Selanik şehir merkezinin kuzey bölümünde bulunmaktadır. Aziz Dimitris
EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI
EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI N.Cansen KIUÇÇOTE Rest.Uzm.Y.Mimar ayın Konuklar, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Eski Eser Onarım çalışmaları içerisinde Edime İlinde oldukça kapsamlı restorasyonlara
T.C. BURSA 2. İCRA DAİRESİ 2013/12256 ESAS TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI
T.C. BURSA 2. İCRA DAİRESİ 2013/12256 ESAS TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO'LU TAŞINMAZIN Özellikleri:Bursa
Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks AKÇAKOCA EVLERİNDE SÜSLEME THE ORNAMENTATION IN THE AKÇAKOCA HOUSE
ZfWT Vol. 6, No. 2 (2014) Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks AKÇAKOCA EVLERİNDE SÜSLEME THE ORNAMENTATION IN THE AKÇAKOCA HOUSE Funda NALDAN Özet: Bu çalışmada, Akçakoca evlerindeki
KONYA KARAPINAR 300 KİŞİLİK ÖĞRENCİ YURDU İnceleme Dosyası
2012 KONYA KARAPINAR 300 KİŞİLİK ÖĞRENCİ YURDU İnceleme Dosyası Konya Karapınar da yapılması planlanan 300 Kişilik Öğrenci yurduna ait genel bilgi ve maliyet çalışması Halil ATLI ESEER İNŞAAT 03.02.2012
SELANİK AYASOFYA CAMİSİ
SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek
3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)
3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI) İstanbul da Bâb-ı Hümâyun ile Ayasofya arasında XVIII. yüzyıla ait büyük meydan çeşmesi ve sebil. Osmanlı dönemi Türk sanatının çeşme mimarisinde meydana
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 1 632-1258 HALİFELER DÖNEMİ (632-661) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, her biri İslam ın yayılması için çalışmıştır. Hz. Muhammed in 632 deki vefatından sonra Arap
YOZGAT-AKDAĞMADEN REDİF TEŞKİLATI DEBBOY BİNASI * ÖZET
- International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, p. 1033-1052, ANKARA-TURKEY YOZGAT-AKDAĞMADEN REDİF TEŞKİLATI DEBBOY BİNASI * Sultan Murat TOPÇU ** ÖZET 1826
YENĐ PROJE MĐMARĐ KONTROL LĐSTESĐ No: 00001 Tarih:17-11- 2008. Mimar müellif'in Adı, Soyadı:... Đşveren'in Adı, Soyadı:...
YENĐ PROJE MĐMARĐ KONTROL LĐSTESĐ No: 0000 Tarih:- - 00 Mimar müellif'in Adı, Soyadı:... Đşveren'in Adı, Soyadı:......YERLEŞĐM (VAZĐYET)PLANINDA ARANACAK HUSUSLAR NO KONTROL EDĐLMESĐ GEREKLĐ KONU EVET
Zeitschrift für die Welt der Türken. Journal of World of Turks KAYSERİ-YUVALI KÖYÜ TÜRK DÖNEMİ MİMARLIK ESERLERİ
KAYSERİ-YUVALI KÖYÜ TÜRK DÖNEMİ MİMARLIK ESERLERİ THE ARCHITECTURAL WORKS BUILT IN THE COURSE OF TURKISH PERIOD IN THE VILLAGE YUVALI OF KAYSERİ Sultan Murat TOPÇU Özet: Bu çalışmada, Kayseri nin 45 km
ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU
ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul Dolmabahçe
26 I MİMARİ I TEPE PENCERELİ EVLER. Tekirdağ da Rakoczi nin Evi. Günümüzde Rakoczi Müzesi olarak kullanılmaktadır.
26 I MİMARİ I TEPE PENCERELİ EVLER Tekirdağ da Rakoczi nin Evi. Günümüzde Rakoczi Müzesi olarak kullanılmaktadır. MİMARİ I TEPE PENCERELİ EVLER I 27 geleneksel mimaride Tepe Pencerelİ evler Yazı ve Fotoğraf:
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ EMİRDAĞ MYO EĞİTİM BİNASI MAHAL LİSTESİ
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ EMİRDAĞ MYO EĞİTİM BİNASI MAHAL LİSTESİ KASIM 2010 BODRUM KAT B01 Uygulama Projesi (Mevcut Projesinde B01 olarak numaralandırılmıştır.) DÖŞEME : Döşeme üzerinde bulunan tüm
MİMARİ PROJE RAPORLARI
BACA +9.06 alaturka kiremit %33 eğim +8.22 +8.35 %33 eğim %33 eğim +7.31 +7.10 +6.45 yağmur oluğu +6.45 P1 P1 P1 P1 P1 P1 +5.05 +5.05 giyotin pencere giyotin pencere giyotin pencere giyotin pencere giyotin
4. HAFTA TEMELLER, DUVARLAR, KEMERLER, TONOZLAR VE KUBBELER
ANKARA ÜNİVERSİTESİ UYGULAMALI BİLİMLER FAKÜLTESİ GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ GGY 214 YAPI BİLGİSİ VE MALİYET ANALİZLERİ DERSİ Dersin Sorumlu Öğretim Üyesi: Doç. Dr. Arzuhan Burcu GÜLTEKİN
Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA
Ankara da SELÇUKLU MİRASI Arslanhane Camii (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA Çizim: Yük. Mim. Mehmet Emin Yılmaz 11. yüzyıldan başlayarak Anadolu ya yerleşmeye başlayan Türkler, doğuda Ermeni ve Gürcü yapıları,
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ KÜHAM BİNASI BAKIM ONARIM İŞİ İNŞAAT MAHAL LİSTESİ
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ KÜHAM BİNASI BAKIM ONARIM İŞİ İNŞAAT MAHAL LİSTESİ AĞUSTOS 2011 1 KÜHAM İDARİ BİNA İdari binada tüm pencerelerde açılır kanatlara sineklik takılacaktır. Zemin katta koridor
TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE ve RESTORASYON DERSİ. Restitüsyon Rölöve Restorasyon Rehabilitasyon Renovasyon
TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE ve RESTORASYON DERSİ Restitüsyon Rölöve Restorasyon Rehabilitasyon Renovasyon RESTİTÜSYON Tanımı ve örnekleri RESTİTÜSYON Sonradan değişikliğe uğramış, kısmen yıkılmış ya da yok
AYVALIK TA BİR KİLİSE RESTORASYONU
AYVALIK TA BİR KİLİSE RESTORASYONU Özet: Araştırma konusu olan Faneromeni Kilisesi; Ege Bölgesi nde, Balıkesir ili,ayvalık İlçesi tarihi dokusu içinde yer almaktadır. Yapı; içinde varolduğu söylenen kutsal
// LPU 40, şimdi C-Kasetli. Seksiyonel Garaj Kapıları
// LPU 40, şimdi C-Kasetli Seksiyonel Garaj ları Teknik Bilgi: Baskı 01.05.2007 İçindekiler İçindekiler 2 LTE 40, S-Çizgili, Woodgrain 3 LTE 40, M-Çizgili, Woodgrain 4 LTE 40, S-Kasetli, Woodgrain 5 LTE
Cilt-III. Doç. Dr. Yıldıray ÖZBEK Yrd. Doç. Dr. Celil ARSLAN
Cilt-III Doç. Dr. Yıldıray ÖZBEK Yrd. Doç. Dr. Celil ARSLAN Kayseri 2008 Takım No: 978-975-8046-66-9 ISBN:978-975-8046-69-0 Grafik Tasarım ve Baskı: Aydoğdu Ofset Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi Tic. Ltd.
ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU
ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul
Bodrum Kat Planı. Zemin katın altında bulunan katlara bodrum kat denilir ve (-) kot ile ölçülendirilir. Zemin Kat Planı
KAT PLANLARI Bodrum Kat Planı Zemin katın altında bulunan katlara bodrum kat denilir ve (-) kot ile ölçülendirilir. Zemin Kat Planı Bir yapıya girişte girilen, basılan ilk döşemeye giriş katı veya zemin
Kitap Tanıtımı, Eleştiri ve Çeviri Dergisi Journal of Book Notices, Reviews and Translations
www.libridergi.org Kitap Tanıtımı, Eleştiri ve Çeviri Dergisi Journal of Book Notices, Reviews and Translations Volume II (2016) S. KILIÇ, Antalya da Tek Kubbeli Cami ve Mescitler (Osmanlı Dönemi). Antalya
ÖLÇÜLENDİRME. Ölçülendirme
ÖLÇÜLENDİRME Bir resimde görülen uzunluklarla, bunların gösterdiği gerçek uzunluklar arasındaki orana ölçek denir. Örneğin, 180 mm. boyundaki bir kurşun kalemin kağıt üzerinde çizilmiş boyu 18 mm ise,
İZMİT GELENEKSEL KONUTLARININ TİPOLOJİSİ
İZMİT GELENEKSEL KONUTLARININ TİPOLOJİSİ Sonay * GİRİŞ Kocaeli ilinin merkezi olan ve İzmit Körfezi nin bitiminde kurulan İzmit, Anadolu yu İstanbul a bağlayan kara, deniz ve demiryolu kavşağında yer almaktadır.
Peyzaj Yapıları I ÇATI ELEMANLARI. Çatı elemanlarının tasarımında görsel karakteri etkileyen özellikler Sığınma ve Korunma
ÇATI ELEMANLARI Dersi Dış mekan içinde yapılan ve daha çok dinlenme ihtiyacını karşılayan yapay çatı elemanları Pergola Kameriye Çardaklar Sığınma ve Korunma Işık ve Gölge Yoğunluğu Yağış durumu Çatı elemanlarının
Kopuk ve Ayrışık Bir Bütün
32 Kopuk ve Ayrışık Bir Bütün BAĞ YAĞLARI FABRİKASI YENİ YÖNETİM BİNASI, ÜRETİM TESİSLERİNİN YANINDA KENDİ ALANINI VE DÜZLEMİNİ TAYİN ETMEK AMACIYLA BİR ADA GİBİ KOPARMA VE AYRIŞTIRMA STRATEJİSİYLE KONUMLANDIRILIRKEN,
TÜRKÖZ MEVLANA EVLERİ
www.turkozinsaat.com.tr MEVLANA EVLERİ HERŞEY EVİNİZİN ALTINDA! Mevlana Evleri; 5.800 m 2 alan üzerinde 40 daire, 18 işyeri ve 1 adet çok amaçlı yapıdan oluşuyor. Bölgenin yeni çekim merkezinde bulunan
Davetkar Atıf YAPI - HİZMET BİNASI - KAYSERİ
YAPI - HİZMET BİNASI - KAYSERİ Davetkar Atıf fotoğraflar: Alp Eren (Altkat Architectural Photography) ARALIK 17 / OCAK 18 - XXI 42 YARIŞMA SONUCU ELDE EDİLEN PROJE, HEM SÜREKLİ KULLANICILARI HEM DE ÇEVRE
MAKİNA ve KİMYA ENDÜSTRİSİ KURUMU SİLAH FABRİKASI MÜDÜRLÜĞÜ KIRIKKALE İŞ TAKİP ÇALIŞMA OFİSİ VE TABANCA AMBARI TADİLATI TEKNİK ŞARTNAMESİ
1. KONU Fabrikamız Üretim Müdürlüğü İş Takip Çalışma Ofisi ve Tabanca Ambarı tadilatı işi. 2. TEKNİK ÖZELLİKLER A. YIKIM, SÖKÜM VE ÖRÜM İŞLERİ 1) Planda kesik çizgilerle belirtilen duvar yıkılacaktır.
İZMİR, TİRE, YAVUKLUOĞLU (YOĞURTLUOĞLU) KÜLLİYESİ
İZMİR, TİRE, YAVUKLUOĞLU (YOĞURTLUOĞLU) KÜLLİYESİ Nadir TOPKARAOGLU-A.Yakup KESlCl TjTjİİj ülliye, Tire llçesi'nin batı ucunda, Turan Mahallesi, Beyler Deresi mevkiinde yeralmaktadır.^- ^ i Külliye; cami,
Ç.Ü Fen ve Mühendislik Bilimleri Dergisi Yıl 2018 Cilt: 35-9
AKSARAY İLİ KENT MERKEZİNDEKİ ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARİ MİRASININ İNCELENMESİ 1 An Examination on Architectural Heritage of Early Republican Period in the City Centre of Aksaray Mehmet ÖZER Mimarlık
