TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI"

Transkript

1 TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Yenileşmeyi Hazırlayan Faktörler: Edebi dönemler sosyal ve siyasi hayattan bağımsız düşünülemez. Osmanlı devletinin 17. yy.dan önce güçlü olma sebebi merkezi otoritesi ve sosyal yapısıdır. Ancak 17. yy.dan itibaren sosyal yapıda (padişah, askerler, ilim adamları, zanaatçılar, halk şeklinde ilerleyen sosyal sistem) bozulmalar başlar ve Osmanlı Devletinde gerileme görülür. Bunun yanında, Batıdaki zihniyet değişmeleri de Osmanlı Devletinin gerilemesinde temel sebeplerdendir. Batıda sırasıyla Rönesans, reform, pozitivizm, Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi yaşanırken, Osmanlı Devleti tüm bunlara seyirci kalmış ve çöküşünü engelleyememiştir. Osmanlı bilhassa Karlofça ve Pasarofça Antlaşmaları sonrası Batıyı daha yakından tanımak ister. Batı ülkelerine elçiler gönderir. Amaç, Osmanlıyı Batılı ülkeler seviyesine çıkarmaktır. Oraya gidenler, Batı zihniyetine ilgi duyar ve devlet içinde birtakım yeniliklere imza atılır. Bunlardan en önemlisi Tanzimat Fermanı dır. Tanzimat Fermanının İlan Edilme Nedenleri: Osmanlının 17. yy sonrası Batıya olan üstünlüğünü kaybetmesi Kurumlar, kanunlar itibariyle çağa ayak uydurma isteği Halkın sosyal yaşamını düzenlemek Avrupalı devletlerin azınlıkları kışkırtması Avrupa nın Osmanlının iç işlerine (Mısır sorunu) müdahalesi Devlet adamlarının hürriyet, eşitlik vb fikirlerden etkilenmesi Gençlerin Tercüme Odalarında Batı dillerini öğrenmeleri ve Batılı yayınları takip etmeleri 1839 da İstanbul da Gülhane Parkında Mustafa Reşit Paşa Gülhane Hatt-ı Hümayunu adıyla Tanzimat Fermanını okur ve ferman ilan edilmiş olur. (Tanzimat: düzenlemeler) Tanzimat öncesi ve sonrası zihniyetin karşılaştırılması: Avrupa da Rönesans tan önce skolastik (Tanrı merkezli) zihniyet hakimdi. Rönesans la birlikte ilmi zihniyete geçildi ve yeniliklere imza atıldı. Bu süreçte Osmanlıda hala skolastik düşünce vardı ve ilerlemeye engel teşkil ediyordu. Sosyal düzeni de bozan bu fikirlerin yerini Tanzimatla birlikte ilmi zihniyet aldı. Devlet adamları yüzünü Batıya çevirdi ve gelişmeleri yakından takip etti. Tanzimat Fermanı her alanda Batıya yönelişin bir belgesidir. Kökten bir değişme değildir; yüzeyseldir. Devlet yönetimindeki bazı düzenlemelerden ibarettir ve halka hitap etmemektedir. Bu yüzden halk tarafından benimsenmemiştir ve Osmanlı devletinin gerileyişini engelleyememiştir. Tanzimat dönemi edebiyatının oluşumu: Tanzimat Fermanı 1839 da ilan edilmiş ancak; edebiyata yansıması biraz daha geç olmuştur. Edebiyatta Tanzimat dönemi 1860 ta Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkması ve yazılan yeni şiirlerin, makalelerin, romanların burada yayımlanmasıyla başlar arasında kalan sürece Tanzimat edebiyatı hazırlık dönemi denir. (DERS KİTABI S.21 EDEBİ VAZİYET METNİ) Tanzimat döneminde tanınmış edebiyatçıların özellikleri: Fransız edebiyatının etkisi altındadırlar. Batı zihniyetini yakından takip ederler. Yenilik taraftarıdırlar. Divan şiirini iyi bilirler. Hemen her türde eser verirler: Makale, roman, hikaye, tarih kitapları, tiyatro, şiir, Siyasetle yakından ilgilenirler.

2 Tanzimat Döneminde Gazetecilik: Gazeteler halkı bilgilendirme amacı taşır, fikri ve edebi tartışmalar yapılmasına olanak sağlar. Ayrıca birçok öğretici metnin de edebiyatımıza girmesine olanak sağlamıştır: Deneme, fıkra, makale, söyleşi, Türk edebiyatında gazete önce devlet eliyle çıkarılır. İlk resmi gazetemiz olan Takvim-i Vekayi 1831 yılında II. Mahmut tarafından çıkarılır. Daha çok devlet işleriyle ilgili olan bu gazete günümüzdeki Resmi Gazete nin de ilk halidir. Ceride-i Havadis, ilk yarı resmi gazetedir. W. Churchill adlı bir İngiliz tarafından 1840 yılında çıkarılan gazetenin masraflarının bir bölümü devlet eliyle karşılandığı için yarı resmi gazete olarak anılmaktadır. Tercüman-ı Ahval ise ilk özel gazetedir ta Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkarılan gazete şiirlere, romanlara, tefrikalara yer vermiş, yeni edebiyatımıza ön ayak olmuştur. Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkması, Tanzimat dönemi Türk edebiyatının da başlangıcıdır. Tasvir-i Efkar gazetesi ilk fikri gazetedir yılında Şinasi tarafından çıkarılır, ardından Namık Kemal e devredilir. Bunların dışında Muhbir (Ali Suavi, 1866), İbret (Namık Kemal, 1871), Devir (Ahmet Mithat, 1872), Tercümanı Hakikat (1878), Hürriyet (Namık Kemal, Ziya Paşa, 1868) gibi gazeteler ile Mecmua-ı Fünun (Münif Paşa, ilk dergi), Mirat (Resimli ilk dergi), Mümeyyiz (İlk çocuk dergisi), gibi dergiler de Tanzimat döneminde çıkarılan yazılı basın eserleridir. Gazete sayesinde makale, fıkra gibi düşünce yazıları; roman, hikaye, tiyatro gibi sanatsal türler edebiyatımıza girmiş, Tanzimat döneminde özellikle toplumu bilinçlendirmek, halka ışık tutmak, toplumsal fayda sağlamak için kullanılmıştır. Yani Tanzimat dönemi edebiyatında da toplumsal faydanın ön planda olduğu söylenebilir. ÖĞRETİCİ METİNLER Okuyucuyu aydınlatmak, ona bilgi vermek, düşündürmek, fikrini değiştirmek için yazılan yazılardır. Gazete çevresinde gelişen ve kişisel hayatı konu alan öğretici metinler olarak ikiye ayrılırlar. Gazete çevresinde gelişenler: makale, deneme, fıkra, söyleşi, eleştiri ve röportaj; kişisel hayatı konu alanlar ise: hatıra, gezi yazısı, mektup, günlük ve biyografidir. Tanzimat döneminde gazetenin hayatımıza girmesiyle öğretici metin türlerinin birçoğu da ilk defa edebiyatımızda kullanılmaya başlamıştır. Makale: Bilim, sanat, spor ve siyaset gibi konularda bilgi vermek amacıyla yazılır. Anlatım yalın, söz sanatlarından uzaktır. Tanımlama, örnekleme, tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır. Nesneldir ve savunulan düşünce kanıtlanır. Türk edebiyatında ilk makale Tanzimat döneminde Şinasi tarafından Tercüman-ı Ahval gazetesine bir önsöz olarak yazılan Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi dir. (DERS KİTABI S.17 TERCÜMAN-I AHVAL MUKADDİMESİ) Tanzimat döneminde yazılan diğer önemli makaleler: Namık Kemal Lisan-ı Osmani Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir Ziya Paşa Şiir ve İnşa Muallim Naci Nazım Nesir Eleştiri: Sanat ve edebiyat eserlerini incelemek, değerlendirmek, açıklamak ve tartışmak amacıyla yazılan eserlerdir. Tanzimat döneminden önce de vardı, özellikle Divan edebiyatında hiciv (hicviye) adı verilen türle eleştiriler gerçekleştiriliyordu. Ancak Tanzimat la birlikte Batılı bir hal aldı, Batı tekniklerine uygun bir biçimde yazılmaya başlandı. Tanzimat döneminde yazılan ilk eleştiri yazısı Namık Kemal in Lisan-ı Osmani Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir adlı yazıdır. İlk eleştiri kitabı ise Namık Kemal in Tahrib-i Harabat adlı eseridir. Bu eserde Namık Kemal Ziya Paşa nın Harabat adlı eserini eleştirir. Ziya Paşa daha önce yazdığı Şiir ve İnşa adlı eserinde yeni edebiyatı, Batı

3 edebiyatını savunmuş; ardından yazdığı Harabat ta ise söylediklerinin tam tersini, eski edebiyatı, Divan edebiyatını savunmuştur. Namık Kemal de eski dostu Ziya Paşa yı hem bu tutarsızlığı hem de edebiyatı yenileştirme mücadelesinden desteğini çekmesi nedeniyle Tahrib-i Harabat ve Takip adlı eserleriyle ağır bir şekilde eleştirir. Tanzimat döneminin önemli tartışmalarından biri de Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci arasında gerçekleşir. Muallim Naci eski edebiyatın savunucusudur ve Kafiye göz için mi kulak için mi olmalıdır? sorusunda göz için kafiye anlayışını benimsemiştir. Recaizade, Zemzeme ve Takdir-i Elhan adlı eserleriyle kulak için kafiye diyerek hem eski edebiyatı hem Muallim Naci yi eleştirir. Muallim Naci de buna karşılık Demdeme yi yazar ve göz için kafiye anlayışını savunduğunu belirtir, Recaizade yi eleştirir. Sanatçıların arasında süren eski-yeni çatışması bir süre sonra Servet-i Fünun edebiyatını doğuracaktır. Yaşanan bu tartışmalar, Türk edebiyatında eleştiri türünün gelişmesi bakımından önemli bir yer teşkil eder. Kafiye göz için mi olmalı kulak için mi? tartışmasının temelinde Hasan Asaf adlı genç şairin yazdığı şiirdeki şu beyit vardır: (س) Zerre-i nurundan iken muktebes (ث) abes Mihr ü mehe etmek işaret Anı: Tanzimat tan önce de edebiyatımızda var olan bir türdür. (Babür Şah ın Babürname si gibi) Akif Paşa Tabsıra Ziya Paşa Defter-i Amal (ilk) Namık Kemal Magosa Hatıraları Ahmet Mithat Menfa Muallim Naci Ömer in Çocukluğu Gezi Yazısı: Tanzimat tan önce de edebiyatımızda var olan bir türdür. Türk edebiyatında ilk gezi yazısı örneği 16. yy.da Seydi Ali Reis in yazdığı Miratü l-memalik; en önemli gezi yazısı örneği ise 17. yy.da yazılan Evliya Çelebi nin Seyahatname sidir. Tanzimat döneminde ise; Ahmet Mithat Efendi Avrupa da Bir Cevelan Direktör Ali Bey Seyahat Jurnali (Hem günlük hem gezi yazısıdır, Hint gezisi günlüğü olarak ifade edilir.) Mektup: Tanzimat tan önce de var olan bir tür, en önemli örneği Fuzuli nin Şikâyetname sidir. Tanzimat döneminde ilk örnekleri Akif Paşa yla görülür. Namık Kemal Tahrib-i Harabat Namık Kemal Namık Kemal in Hususi Mektupları Abdülhak Hamit Tarhan Mektuplar Muallim Naci Mektuplarım Muallim Naci ve Ahmet Mithat Efendi arasında Muhaberat ve Muhaverat Günlük: Türk edebiyatına Tanzimat la girer. İlk günlük örneği Direktör Ali Bey in Seyahat Jurnali adlı eseridir.

4 COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR) Tanzimat şiirinin genel özellikleri: (MURABBA NAMIK KEMAL s.21) Eski şiirin konu ve anlatımı değiştirildi. Kanun, düzen, esaret, hürriyet, vatan, gibi konular ilk kez şiirde yer almıştır. Aruz ölçüsü kullanılır. Bazı şairlerce hece de denenir. (Muallim Naci) Söyleyiş güzelliğinden çok yeni fikirler ve konular önem kazanmıştır. Divan şiirindeki parça bütünlüğü düşüncesinin yerini konu bütünlüğü almıştır. Nazım birimi genelde beyittir. Ancak bütün güzelliği anlayışı hakim olduğundan anlam, şiirin bütününe yayılmıştır. Tanzimat dönemi şiirini iki evrede incelemek mümkündür; 1. ve 2. dönem. 1. dönem şiiri 2. dönem şiiri Toplumsal ve siyasal konular ağırlıklıdır. Dışa Bireysel, duygusal, mistik ve metafizik dönük bir edebiyattır. konular ön plandadır. İçe dönük bir Dili konuşma diline yaklaştırmak, sade bir edebiyattır. dille yazmak isterler; ancak başarılı Dil ağırdır, sadeleşme gibi bir amaç yoktur. olamazlar. Yine de 2. döneme göre daha Fransız edebiyatındaki biçim ve türleri örnek sadedir. alırlar; yeni biçim ve türler edebiyata girer. Divan şiirine biçim olarak bağlıdır. Kaside, Sanatçılar estetiğe ve sanata önem verirler. gazel, terkib-i bent gibi nazım biçimleri Sanat, sanat içindir. düşüncesi hakimdir. kullanılmaya devam eder. Dönemin sonunda devam etmekte olan Bu dönem aydınlar Divan şiirini eleştirirler, eski-yeni tartışması gruplaşmalara yol onu yıkmaya çalışırlar. Halka hitap etmeye açmış; Kafiye göz için mi olmalı, kulak için gayret gösterirler. Bu nedenle Sanat, mi? tartışmasıyla da perçinlenmiş ve yeniyi toplum içindir. savunanlar tarafından Servet-i Fünun Divan şiiri geleneğini devam ettirmek isteyenler çıkmış; bu nedenle eski-yeni tartışması yaşanmıştır. 1. dönem şairleri: - Şinasi - Namık Kemal - Ziya Paşa edebiyatı oluşturulmuştur. Recaizade Mahmut Ekrem in Zerrattan şümusa kadar her şey şiirin konusu olabilir. sözü sanat anlayışlarını açıklar. Onlara göre Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir. 2. dönem şairleri: - Recaizade Mahmut Ekrem - Abdülhak Hamit Tarhan - Muallim Naci Divan Şiiri ile Tanzimat Şiiri Arasındaki Benzerlikler TANZİMAT DÖNEMİ ŞİİRİ İLE DİVAN ŞİİRİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Klasik nazım şekilleri ve biçimleri kullanılmıştır. Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır. Söz sanatları, kafiye ve redifleri ortaktır. Aynı medeniyet çevresinin sembolleri ve değerleri şiirlerde kullanılır. Benzetmeler ve şiirin kuruluş özellikleri ortaktır. Şiir dilinde kullanılan kelimeler Arapça ve Farsçadan alınmıştır.

5 Divan Şiiri ile Tanzimat Şiiri Arasındaki Farklılıklar DİVAN ŞİİRİ FARKLAR TANZİMAT ŞİİRİ TEMA Aşk, sevgilinin güzelliği, doğa gibi kavramlar etrafında, bireysel temalar işlenir. Gazel, kaside, mesnevi gibi nazım şekilleri kullanılır. Aruz ölçüsü, kafiye, redif ve söz sanatlarına yer verilir. Dil Arapça ve Farsça kelimelerle ve tamlamalarla yüklüdür. Anlatım süslü ve sadece o konuyla ilgili insanların anlayabileceği düzeydedir. ŞİNASİ ( ) YAPI VE AHENK ÖZELLİKLERİ DİL VE ANLATIM Hak, adalet, medeniyet, hürriyet, kanun, devlet gibi kavramlar etrafında, sosyal temalar işlenir. Eski şiirin yapı özelliklerinin yanında şiirin içeriğinde değişiklikler yaparlar. Tanzimat ın 2. döneminde yapıda da değişiklik yapıp Batılı tarzda şiirler yazarlar. Şiirde söz sanatları, redif, kafiyeye yer verilir. Dil, halkın anlayabileceği bir hale getirilmeye çalışılmış, ama başarılı olamamıştır. Kullanılan kelimelerde değişiklikler görülür: Hürriyet, eşitlik, kanun, Tanzimat edebiyatının kurucularındandır. Batı edebiyatından birçok yeniliği bize ilk getiren kişidir. Fransa ya gidip geldikten sonra yeni olan birçok şeyi ilk kez o edebiyatımıza uygular. Konuşulan Türkçeyle yeni bir şiir dilini amaçlar. Ancak başarılı olamaz. Aruz ölçüsüyle şiirler yazar. Şiirleri didaktiktir. Nesri düşüncelerini yaymada bir araç olarak görür. Klasisizmden etkilenmiştir. Şinasi nin Türk edebiyatına kazandırdıkları: İlk tiyatro eseri: Şair Evlenmesi İlk makale örneği: Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi İlk özel gazete: Tercüman-ı Ahval İlk fikir gazetesi: Tasvir-i Efkar İlk atasözleri sözlüğü: Durub-ı Emsal-i Osmaniye İlk fabl örnekleri: Eşek ile Tilki Hikayesi (La Fontaine in etkisinde) İlk şiir çevirileri (Racine ve Lamartine den) Noktalama işaretlerini kullanan ilk yazardır. Dilde sadeleşmenin ve yeni kavramların (hak, adalet, eşitlik, ) öncüsüdür. - Tercüme-i Manzume (şiir çevirileri) - Şair Evlenmesi (tek perdelik töre komedisi) - Müntehabat-ı Eş ar (şiir) - Durub-ı Emsal-i Osmaniye (atasözleri sözlüğü) - Divan-ı Şinasi (Tanzimat öncesi şiirlerinin toplandığı kitap) ZİYA PAŞA ( ) (DERS KİTABI GAZEL İ) İkilik şairi olarak bilinir. Yenileşmenin öncülerindendir. Kavgacı ve mücadeleci bir kişiliği vardır. Dil ve biçim açısından eski ile yeni arasında bocalar. Şiir ve İnşa adlı eserinde yeni edebiyatı ve dili savunur, hatta divan edebiyatını eşek anırması na benzetir! Harabat ta ise eskiyi, Divan şiirini savunur. Bu nedenle Namık Kemal tarafından eleştirilir. Şiirlerinde toplumsal düzeni eleştirir, hicivleriyle öne çıkmıştır. Hece ile yazılmış birkaç türkü dışında aruz ölçüsünü kullanır. Terkib-i bent ve terci-i bent türünde en güzel örnekleri vermiştir.

6 Şiirlerine hikmetli bir söyleyişi vardır: Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir ya da Pek rengine aldanma felek eski felektir Zirâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir Edebiyatımızda ilk antoloji örneği ona aittir: Harabat İlk anı kitabı: Defter-i Amal - Zafername (şiir-nesir karışımı, eleştiri türünde) - Harabat (üç ciltlik antoloji, içinde Divan edebiyatı hakkında görüşleri ve edebiyat bilgileri vardır) - Eş ar-ı Ziya (Ölümünden sonra yayımlanan şiirleri) - Rüya (Karşılıklı konuşma şeklinde şiirleri) - Endülüs Tarihi (İspanya daki Müslüman Endülüs devletini anlatan tarih kitabı) - Arz-ı Hal (Padişaha verilmek için yazılmış 72 sayfalık dilekçe) - Engizisyon Tarihi (çeviri) - Defter-i Amal (Anı kitabı) - Emile (J.J.Russo dan çeviri) - Veraset Mektupları NAMIK KEMAL ( ) (DERS KİTABI HÜRRİYET KASİDESİ) İlk şiirleri Divan şiirinin etkisindedir. Şinasi ile tanıştıktan sonra Batı etkisinde yazmaya başlar. Önemli bir fikir adamı, vatan şairi dir. Türk edebiyatının en gür sesli şairi dir. Tanzimat edebiyatının da en coşkulu şairidir. Osmanlıcılık düşüncesinin savunucularındandır; Batı edebiyatı akımlarından romantizmden etkilenir. Bütün edebi türlerde eser verir. Şiirlerinde toplum için sanat düşüncesinde; hürriyet, vatan gibi sosyal konuları işler. Hürriyet sözcüğünü şiirde ilk kez kullanan şairdir. Şiirleri içerik olarak yeni, biçim olarak eskidir. Ancak Vaveyla gibi son dönem şiirlerinde biçimde de yeniliğe gider. Hece ölçüsünü de dener ancak; genelde aruzla yazar. Tiyatro türündeki eserleri altı tanedir. Konularını günlük hayattan ve tarihten alır. Ona göre Tiyatro bir eğlencedir. Eğlencelerin en faydalısı. Tiyatroyu halkı eğitmede bir araç olarak görür. Sahnelenen ilk tiyatro eseri ona aittir: Vatan Yahut Silistre. Oyunun sahnelenmesinin hemen ardından halkı galeyana getirdiği için sürgüne gönderilir (Magosa ve Midilli). Romanlarında amacı sosyal fayda dır. Kahramanları tek yönlüdür; iyiler her zaman iyi, kötüler her zaman kötü roldedir. Romanlarında sanatkarane bir üslup kullanmasına rağmen kusurlu, tesadüflere fazlaca yer veren bir anlatımı vardır. Sosyal ve siyasi eleştirileri vardır. Şinasi den Tasvir-i Efkar ı devralır; Londra da Ziya Paşa ile Hürriyet gazetesini çıkarır; İstanbul a dönünce de İbret gazetesini çıkarır. İlk edebi roman ona aittir: İntibah İlk tarihi roman: Cezmi İlk eleştiri yazısı: Lisan-ı Osmani Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir İlk eleştiri kitabı: Tahrib-i Harabat Biyografi türünde ilk eser: Evrak-ı Perişan Sahnelenen ilk tiyatro: Vatan Yahut Silistre - İntibah (Roman) - Cezmi (Roman) - Vatan Yahut Silistre (Tiyatro) - Celalettin Harzemşah (Tiyatro)

7 - Akif Bey (Tiyatro) - Zavallı Çocuk (Tiyatro) - Kara Bela (Tiyatro) - Gülnihal (Tiyatro) - Devr-i İstila (Tarih) - Barika-i Zafer (Tarih) - Evrak-ı Perişan (Tarih, Biyografi) - Silistre Muhasarası (Tarih) - İslam Tarihi (Tarih) - Osmanlı Tarihi (Tarih) - Kanije (Tarih) - Tahrib-i Harabat (Eleştiri) - Takip (Eleştiri) - Renan Müdafaanamesi (Eleştiri) - İrfan Paşa ya Mektup (Eleştiri) - Bahar-ı Daniş (Eleştiri) - Mukaddime-i Celal (Eleştiri) Önemli şiirleri: - Vatan Kasidesi - Hürriyet Kasidesi - Vaveyla ABDÜLHAK HAMİT TARHAN ( ) (DERS KİTABI TECELLİ YAHUT TESELLİ ) Tanzimat II. dönem şairlerindendir. Şair-i azam olarak bilinir. Türk edebiyatına metafizik ürpertiyi getiren şair dir. Türk şiirine Batılı nazım biçimlerini getirmiş, yeniliklerin öncülerindendir. Divan edebiyatını tamamen sona erdiren şair olarak anılır. Şiirde yaptığı yenilikler Servet-i Fünun şairleri üzerinde etkili olur. Ağır bir dille yazar. Arapça ve Farsça tamlamaları yoğun bir biçimde kullanır. Şiirin konusunu genişletmeye çalışır; aşk, tabiat, ölüm, metafizik, konularda şiir yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanır. Hece ile de birkaç şiiri vardır. Romantizmden etkilenir. Doğu ile Batının sentezini kurmaya çalışır. Lirik ve felsefi şiirler yazar. Tezatlar şairi dir. Karmaşık duygu ve düşüncelerinin yanında basit düşüncelerle de şiirler yazdığı görülür. Eşi ve oğlunun ölümü onu bunalıma sokmuş; bu düşüncelerle şiirler yazmıştır. Eşi Fatma Hanım ın Hint gezisi dönüşü Beyrut ta rahatsızlanıp ölmesi üzerine ünlü Makber şiirini yazar. Kır ve çoban hayatını anlatan şiirleri de vardır: Sahra, Türk edebiyatının ilk pastoral şiiridir. Validem Türk edebiyatında uyaksız ve duraksız ilk şiirdir. 21 adet tiyatro eseri vardır. Tiyatrolarının konusunu Batıdan almıştır. Tamamı dram türündedir. Oyunlarının bazı ölümleri manzume bazı bölümleri de düzyazı şeklindedir. Tiyatrolarını sahnelenmesi için değil; okunması için yazmıştır. Sabr u Sebat ve İçli Kız adlı tiyatrolarının konusu günlük hayattan alınmıştır. Diğer tiyatroları da konusunu tarihten ya da yabancı toplumların yaşamından alır. Abdülhak Hamit e göre, Yerli hayatı konu alan bir eser, bilineni tekrarlamaktan başka bir şey yapmaz. - Garam (Şiir) - Sahra (Şiir) - Ölü (Şiir) - Makber (Şiir) - Hacle (Şiir) - Validem (Şiir) - Belde (Şiir) - Eşber (Tiyatro) - Nesteren (Tiyatro) - Finten (Tiyatro) - Liberte (Tiyatro) - Macera-yı Aşk (Tiyatro) - Sabr u Sebat (Tiyatro) - İçli Kız (Tiyatro) - Tarık (Tiyatro) - Duhter-i Hindu (Tiyatro) - Yadigar-ı Harp (Tiyatro)

8 MAKBER Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı, Gönlüm dolu ah-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı, gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim, o haksar kaldı, Bir köşede tarumar kaldı, Baki o enis-i dilden, eyvah, Beyrut'ta bir mezar kaldı. Bildir bana nerde, nerde Yarab, Kim attı beni bu derde Yarab? Nerde arayayım o dil rübayı, Kimden sorayım bi-nevayı? Derler ki unut o aşnayı, Gitti tutarak reh-i bekayı, Sığsın mı hayale bu hakikat? Görsün mü gözüm bu macerayı? Sür'atle nasıl da değişti halim, Almaz bunu havsalam, hayalim. Çık Fatıma! Lahdden kıyam et, Yadımdaki haline devam et. Ketmetme bu razı, söyle bir söz, Ben isterim, ah, öyle bir söz. Güller gibi meyl-i ibtisam et, Dağ-ı dile çare bul, meram et. Bir tatlı bakışla, bir gülüşle, Eyyamı hayatımı temam et, Makber mi nedir şu gördüğüm yer? Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber? Abdülhak Hamit Tarhan RECAİZADE MAHMUT EKREM ( ) Üstad olarak tanınır. Tanzimat II. dönemini başlatan, Servet-i Fünun edebiyatının oluşmasını sağlayan şairdir. Muallim Naci ile tartışmalar yaşamışlar, karşılıklı Zemzeme ve Demdeme kitaplarıyla eleştiri türünün önemli örneklerini vermişlerdir. Şiir ile ilgili görüş ve eleştirilerini Zemzeme adlı üç ciltlik eserinde yazar. Şiirlerinde romantizmden; roman ve hikayelerinde realizmden etkilenmiştir. Ona göre, Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir. Aşk ve doğa şiirlerindeki başlıca temalardır. Ölüm, acı, ızdırabı sıkça işlemiştir. Bunda, genç yaşta ölen çocukları Emced (1,5 yaşında) ve Nijad (14 yaşında ölür) etkili olmuştur. (Diğer oğlu Ercüment Ekrem Talu da ileriki dönemlerde edebiyatçı olmuştur.) Divan şiiri nazım biçimleriyle ve aruz ölçüsüyle yazmıştır; yeniliklerin öncüsü olmuş ancak; yeni nazım biçimleri denememiştir. Sanat, sanat içindir. anlayışıyla yazmıştır. İlk realist roman ona aittir: Araba Sevdası İlk romantik dram: Afife Anjelik Türk edebiyatında romandan tiyatroya çevrilen ilk eser: Atala - Araba Sevdası (roman) - Muhsin Bey (hikaye) - Şemsa (hikaye) - Nağme-i Seher (şiir) - Yadigar-ı Şebab (şiir) - Pejmürde (şiir) - Zemzeme I-II-III (şiir) - Nijad Ekrem (şiir) - Nefrin (şiir) - Afife Anjelik (tiyatro) - Atala (tiyatro) - Vuslat yahut Süreksiz Sevinç (tiyatro) - Çok Bilen Çok Yanılır (tiyatro) - Takdir-i Elhan (eleştiri) - Talim-i Edebiyat (Edebiyat Bilgileri) - Kudemadan Birkaç Şair (biyografi)

9 AH NİJAD! Hasret beni cayır cayır yakarken Bedenimde buzdan bir el yürüyor. Hayaline çılgın çılgın bakarken Kapanası gözümü kan bürüyor. Dağda kırda rasgetirsem bir dere Gözyaşlarım akıtarak çağlarım. Yollardaki ufak ufak izlere Senin sanıp bakar bakar ağlarım. Güneş güler, kuşlar uçar havada, Uyanırlar nazlı nazlı çiçekler.. Yalnız mısın o karanlık yuvada? Yok mu seni bir kayırır, bir bekler? Can isterken hasret odiyle yansın, Varlık beni alil alil sürüyor. Bu kaygıya yürek nasıl dayansın? Bedenciğin topraklarda çürüyor! Bu ayrılık bana yaman geldi pek, Ruhum hasta, kırık kolum kanadım. Ya gel bana, ya oraya beni çek, Gözüm nuru oğulcuğum, Nijad'ım! Recaizade Mahmud Ekrem MUALLİM NACİ ( ) Memurluk, öğretmenlik ve gazetecilik yapmıştır. Tanzimat döneminde Divan şiirini savunmuş; Recaizede Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan ile tartışmalar yaşamıştır. Girdiği tartışmalarda göz için uyak anlayışını ve eski edebiyatı savunur. Sade dille ve aruz ölçüsüyle yazar. Tanzimat döneminde en sade dil kullanan şairdir. Eski şiiri savunmasına rağmen, Batılı tarzda da başarılı şiirler yazmıştır. Edebiyatımızda köyden söz eden ilk şiir ona aittir: Köylü Kızların Şarkısı - Ateşpare (şiir) - Füruzan (şiir) - Şerare (şiir) - Sümbüle (şiir) - Yadigar-ı Naci (şiir) - Lugat-ı Naci (sözlük) - Heder (tiyatro) - Muhaberat ve Muhaverat (Ahmet Mithat ile mektuplaşmaları) - Ömer in Çocukluğu (anı) - Demdeme (eleştiri) - Istılahat-ı Edebiye (edebiyat bilgileri) - Esami (biyografi) - Osmanlı Şairleri (biyografi) KÖYLÜ KIZLARININ ŞARKISI I Tepeden iniyor bakın Şu kızın nişanlısı şanlıdır Yaradan nazardan esirgesin Koca dağ delikanlıdır II Fese bak fese ne güzel de al Ne de hoş belindeki morlu şal Demedim ya ben sana bak da al O kadar da bakma ziyanlıdır III Ne kadar da kızardın aman aman Neden öyle başına çıktı kan Beri gel bayılma a kız heman Yüreğin de pek helecanlıdır IV Yakışıklıdır seviyor cihan Onu ben de pek severim inan Benim olsa bâri şu kahraman Olamaz ne çare nişanlıdır

10 TANZİMAT DÖNEMİNDE ROMAN VE HİKAYE Tanzimat romanı ve hikayesinin genel özellikleri: Konularını genel olarak günlük hayattan ve tarihten alan romanlarda duygusal ve acıklı konular işlenir. Esaret-cariyelik, görücü usulü/zorla evlilik, Batı-Osmanlı medeniyeti karşılaştırması, Yanlış Batılılaşma, Doğu-Batı çatışması gibi konulara ağırlık verilmiştir. Olaylar gerçek ya da gerçeğe uygun olarak anlatılmıştır. Dönemin sosyal yaşantısını yansıtmışlardır. Yazarlar genellikle kişiliklerini gizlememiş, kahramanlar arasında taraf tutmuş, yeri geldiğinde olayın akışını kesip ansiklopedik bilgiler vermiş ve sıkça betimlemeler yapmışlardır. Yazarların amacı bireyi eğitme ve toplumu düzeltmektir. Kahramanlar genelde tek yönlüdür; iyiler her zaman iyi, kötüler her zaman kötüdür. Kişiler idealize edilmiş, o konu için kusursuz yaratılmıştır. Kişiler tip özelliği gösterir. Eserlerde kişiler arası çatışmalar görülür. Tesadüflere sıkça yer verilir: İlk görüşte aşk, abartılı konular sıkça işlenir. Tasvirler sadece romanı süslemek içindir, olaylar arasına yedirilmemiştir. Romanlarda genelde hakim (ilahi) bakış açısı vardır. Mekan genelde İstanbul dur. Sadece Cezmi romanında İran; Karabibik te de Antalya nın bir köyü mekan olarak seçilmiştir. Tanzimat dönemi roman ve hikaye yazarları: - Şemsettin Sami - Namık Kemal - Ahmet Mithat Efendi - Samipaşazade Sezai - Nabizade Nazım - Recaizade Mahmut Ekrem Tanzimat döneminde roman ve hikaye alanında ilkler: İlk çeviri roman: Yusuf Kamil Paşa nın Fenelon dan çevirdiği Telemak İkinci olarak çevrilen roman: Sefiller (Hikaye-i Mağdurin adıyla) Üçüncü olarak çevrilen roman: Hikaye-i Robinson Yazılan ilk yerli roman: Taaşşuk-ı Tal at ve Fıtnat (Şemsettin Sami) İlk öykü örnekleri: Letaif-i Rivayet (Ahmet Mithat Efendi) (Bundan önce Giritli Azizi Efendi nin Muhayyelat-ı Aziz Efendi, Emin Nihat ın Müsameretname, Ahmet Mithat ın Kıssadan Hisse gibi hikaye denemeleri vardır.) Batılı tarzda ilk öykü kitabı: Küçük Şeyler (Samipaşazade Sezai) İlk edebi roman: İntibah (Namık Kemal) İlk tarihi roman: Cezmi (Namık Kemal) İlk köy romanı ve naturalist roman: Karabibik (Nabizade Nazım) Yazılan ilk realist roman: Araba Sevdası (Recaizade Mahmut Ekrem) Basılan ilk realist roman: Sergüzeşt (Samipaşazade Sezai) İlk tezli roman ve psikolojik roman denemesi: Zehra (Nabizade Nazım) İlk kadın romancımız: Fatma Aliye (Muhadarat romanıyla ünlüdür) Tanzimat 1. ve 2. dönem roman ve hikaye karşılaştırması Tanzimat 1. Dönem Tanzimat 2. dönem Teknik açıdan kusurludur. İlk döneme göre daha başarılı romanlar yazılır. Romantizmden etkilenir. Realizm ve naturalizmden etkilenirler. Konu genellikle yanlış Batılılaşma, ilk görüşte aşk, rastlantılar, abartılı ve olağandışı Esirlik, cariyelik, yanlış Batılılaşma gibi duygusal ve acıklı olaylar konu olarak seçilir. konulardan seçilir. Toplumsal sorunlar ağırlıklıdır. Yazarlar kendi fikirlerini ön plana çıkarmaz, sanat gayesi güderler. Kendi kişiliklerini gizlerler. Yazar romanın akışımı keser ve ansiklopedik bilgiler verir.

11 ŞEMSETTİN SAMİ ( ) Ali Sami Yen in babasıdır. Türk dilinin sadeleşmesi için önemli çalışmaları vardır. Dilci olarak bilinir. Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig üzerine çalışmalar yapar. Dil, sözlük, ansiklopedi ve çeviri alanında yaptığı çalışmalarla eser sayısı 50 yi aşar. İlk yerli roman: Taaşşuk-ı Tal at ve Fıtnat Türk adını taşıyan ilk sözlük: Kamus-ı Türki - Taaşşuk-ı Tal at ve Fıtnat (roman) - Kamus-ı Türki (sözlük) - Kamus-ı Arabi (sözlük) - Kamus-ı Fransevi (sözlük) - Kamusü l-alam (ansiklopedi) - Gave (tiyatro) - Seydi Yahya (tiyatro) - Besa (tiyatro) - Sefiller (çeviri) - Robinson Crusoe (çeviri) AHMET MİTHAT EFENDİ ( ) Yazı makinesi olarak bilinir. Tanzimat 1. dönem yazarlarından, Tanzimat romanının kurucularındandır. Tanzimat döneminde halk üzerinde en çok etkili olan sanatçıdır. Halka okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışmış; başarılı da olmuştur. Ona göre edebiyat, bilginlerin daha önce araştırıp bulduklarını halka yayan bir araçtır. Halkın anlayabileceği, sade bir dil kullanmıştır. Sanat toplum içindir. görüşünde, romantizm akımından etkilenmiştir. Türk edebiyatında onun kadar eser veren başka sanatçı yoktur. Evinde kurduğu küçük bir matbaada eserlerini basar. Toplamda 223 eseri vardır. Romanları teknik açıdan kusurludur. Olayın akışını kesip araya girer, gereksiz açıklamalar yapar. Ansiklopedik bilgiler verir. Yazarken meddah tekniğini de kullanır. Esrar-ı Cinayet adlı romanı edebiyatımızdaki ilk polisiye romandır. Letaif-i Rivayet adlı eseri Türk edebiyatındaki ilk öykü örnekleridir. 28 hikayeden oluşur. Kıssadan Hisse adlı hikayeleri tercüme ve kendi yazdığı hikayelerden oluşur. Hikayelerinin sonunda bir ders çıkarılır. Servet-i Fünun dönemi başladığında Servet-i Fünuncuları eleştirmiş, onları dekadan lıkla suçlamıştır. (dekadan: soysuz) Tercüman-ı Hakikat, Bedir, Devir gazetelerini çıkarmış; Kırk Ambar, Dağarcık dergilerinde yazmıştır. Roman: - Felatun Bey ile Rakım Efendi - Hasan Mellah - Hüseyin Fellah - Dünyaya İkinci Geliş - Paris te Bir Türk - Henüz On Yedi Yaşında - Dürdane Hanım - Müşahedat - Yeniçeriler - Öykü: - Kıssadan Hisse - Letaif-i Rivayet Anı: - Menfa Gezi: - Avrupa da Bir Cevelan Tiyatro: - Çengi - Çerkes Özdenler - Açıkbaş - Siyavuş - Eyvah SAMİPAŞAZADE SEZAİ ( ) Roman ve öykülerinde realizmin etkisindedir. Halkın içinden kahramanlar seçer, onları kendi çevreleri, dilleri ve günlük yaşamlarıyla yansıtır. Öyküleri teknik açıdan daha güçlüdür. Gözlemlere önem vermiştir. Küçük, şaşırtıcı, önemsiz şeyleri ruh çözümlemeleri de katarak başarılı bir şekilde işler. Betimlemelerde ağır; konuşma bölümlerinde sade bir dil kullanır.

12 Sanat sanat içindir. anlayışını benimser. Batılı anlamda ilk öykü örnekleri ona aittir: Küçük Şeyler Bazı kaynaklarda basılan ilk realist roman olarak kabul edilen Sergüzeşt, ona aittir. Ancak yine de İlk realist roman olarak Recaizade Mahmut Ekrem in Araba Sevdası nı kabul etmek gerekir. - Şir (tiyatro) - İclal: Hikaye, anı, söyleşi gibi karışık yazıları yer alır. Ayrıca yeğeni İclal in ölümü üzerine yazdığı mersiye de bu eserindedir.) - Rumuzü l-edeb: Anı, hikaye, söyleşi gibi yazıları bulunur. - Küçük Şeyler: Yedi hikayeden oluşan eser, Batılı anlamda ilk öykü örneklerini içerir. Eserdeki bazı hikayeler Daudet den çeviridir. Halit Ziya, eseri çok beğendiğini dile getirmiştir. - Sergüzeşt: Romantizmden realizme geçişte bir köprü görevi gören eserde romantizm akımının özellikleri ağır basar. Eserde esaret konusu işlenir. Dilber in acıklı yaşamı, gerçekçi bir üslupla anlatılmıştır. - Musahabe: Anı türündeki eseridir. NABİZADE NAZIM ( ) Genç yaşta veremden ölen sanatçı, edebiyata şiirle başlamış, sonraları roman e öyküleriyle tanınmıştır. Naturalizm ve realizmden etkilenmiştir. Karabibik adlı eserinin önsözünde realizmden hakikiyyun diye bahsetmiştir. Romanda konuyu ilk kez İstanbul dışına taşımış, ilk köy romanını yazmıştır. Zehra, yer yer psikolojik unsurlara yer vermesiyle ilk psikolojik roman denemesi; bir tezi savunması itibariyle de ilk tezli roman olarak kabul edilir. Şiir: - Heves Ettim Öykü: - Yadigarlarım - Haspa - Zavallı Kız - Bir Hatıra - Sevda Roman: - Zehra - Karabibik (uzun hikaye olarak da anılır) TANZİMAT DÖNEMİNDE TİYATRO Tiyatro türü Tanzimat tan önce geleneksel olarak, Karagöz, orta oyunu, meddah ve köy seyirlik oyunu olarak vardı. Tanzimat la birlikte modern ve Batı tiyatrosuna benzeyen örnekler verilmeye başlandı. Tanzimat la birlikte, tiyatro binaları yapılmaya başlanmış; önce yabancı azınlığın girişimi, sonra Türk erkek oyuncuların çabasıyla gelişmiştir. Ancak sahneye bayan oyuncu çıkamaması, pahalı bir eğlence olması gibi sebeplerden, uzun bir süre gelişme gösterememiştir. Uzunca süreler Ermeni kadın oyunculardan yararlanılmış; Afife Jale adlı ilk kadın oyuncumuz ilk kez 1919 yılında Yamalar oyununda sahneye çıkmıştır. Kurulan ilk ciddi tiyatro 1867 de yarı resmi olarak Güllü Agop tarafından açılan Osmanlı Tiyatrosu, diğer adıyla Gedikpaşa Tiyatrosu dur. Güllü Agop bu tiyatroyu hükümetten kiralar ve uzun süre hizmet verir te Ahmet Mithat ın Çerkes Özdenler adlı oyununda hürriyet duyguları aşağılandığı gerekçesiyle kapatılır. Tanzimat tiyatrosunun genel özellikleri: Yazarların ilk denemeleri olduğundan teknik anlamda kusurlu, ancak geniş kitlelere hitap edebilmesi açısından başarılıdır. Genellikle tarihi, sosyal ve siyasal konuları işler. - Tarihi konuları işleyenler: Celalettin Harzemşah Namık Kemal Tarık Abdülhak Hamit Tarhan - Sosyal konuları işleyenler: Vatan Yahut Silistre Namık Kemal - Siyasi konuları işleyenler: Namık Kemal ve Abdülhak Hamit in eserlerinin birçoğu. Aynı konuların farklı sanatçılar tarafından da işlendiği görülür. Eserler tercüme, telif ve adaptasyon yoluyla oluşturulur. Tiyatrolar izleyiciyi eğitmek amaçlı oluşturulur.

13 Özellikle komedi ve dram türünde yazılmış ve oynanmıştır. Abdülhak Hamit Tarhan ın oyunları haricinde, üç birlik kuralına uyulur. Eserlerde iyiler her zaman iyi; kötüler her zaman kötü olarak rol alır. Eserler sonunda bir öğütle biter. İyi olanlar ödüllendirilir, kötü olanlar da cezalandırılır. Özellikle Shakespeare ve Moliére örnek alınmıştır. Tanzimat döneminde ilk tiyatro örnekleri ve tiyatro yazarları: Batılı anlamda ilk tiyatro Şinasi nin Şair Evlenmesi dir. Şinasi 1859 da yazdığı bu eserinde ortaoyunu tiplerinden yaralanır. Töre ve karakter komedisi türünde olan bu eserde Şinasi görücü usulüyle evliliğin eleştirisini yapar. Eserde Klasisizmin ve Moliére in etkisi vardır. Tanzimat döneminde Teodor Kasap, Ahmet Vefik Paşa ve Direktör Ali Bey Moliére den çeviri ve uyarlamalar yapar. Ahmet Vefik Paşa Türk tiyatrosunun kurucusu sayılır. Moliére den yaptığı çevirilerle tanınır. Bursa valisiyken yaptırdığı tiyatro binası hala kullanımdadır. Bu yönüyle tiyatroyu Anadolu ya taşımıştır, denebilir. Direktör Ali Bey, Namık Kemal ve Güllü Agop ile Osmanlı tiyatrosunda yer almış, Tanzimat 2. dönem sanatçılarındandır. Moliére den uyarlamalar yapmış, komedi türüne ağırlık vermiştir. Ahmet Vefik Paşa dan farklı olarak halk söyleyişlerine ve deyimlere yer verir. Namık Kemal, tiyatroda eğlence ve toplumsal faydayı birleştirir. Gedikpaşa tiyatrosundan sahnelenen ilk tiyatro oyunu Vatan Yahut Silistre yi yazar. Eser sahnelendiğinde, uzun zaman aşılamayacak bir seyirci rekoru kırar. Tiyatrolarının tamamında vatanseverlik, fedakarlık ve ahlak kavramlarının öne çıktığı görülür. Romantizmden etkilenerek yazar. Ahmet Mithat Efendi, yazdığı yedi tiyatroyla topluma faydalı olmayı, eğlendirerek öğretmeyi amaçlar. Eyvah adlı oyununda çok eşliliğe eleştiri, Açıkbaş adlı oyununda alafranga bir ihtiyarın genç bir kızla evlenmesine eleştiri vardır. Recaizade Mahmut Ekrem, Namık Kemal in Zavallı Çocuk adlı oyunundan etkilenerek yazdığı Vuslat yahut Süreksiz Sevinç ile Afife Anjelik te romantik bir aşkı dram olarak ele alır. Çok Bilen Çok Yanılır ise, konusunu halk hikayelerinden alan bir töre komedisidir. Abdülhak Hamit Tarhan, dram türündeki 21 oyunuyla Tanzimat tiyatrosunun en verimli yazarıdır. Eserlerini oynanması için değil; okunması için yazmıştır. Geleneksel Türk tiyatrosu ile Modern Türk tiyatrosunun karşılaştırılması Geleneksel Türk tiyatrosu Modern Türk tiyatrosu Sadece güldürü öğesi kullanılır. Amaç sadece güldürmektir. Halkı güldürerek eğitmek, düşündürmek amaçlanır. Belli temalar vardır. Bu temalar şive taklitlerine ve yanlış anlamalara bağlı olarak işlenir. Temalar çok yönlüdür. İnsanın duygularını tahlil, toplum sorunlarını tasvir eder. Geleneklerin Batı akımlarından etkilenme yoktur, kalıp olumsuz yönlerini dile getirir. davranışlar sergilenir. Batı edebiyatı akımlarından etkilenir. Kahramanlarda tip özelliği görülür. Tip lere yer verilir; ancak genelde karakter Yazılı bir metin yoktur. Sözlü geleneğe aittir. özelliği gösterir. Tiyatro binası, sahne vb. yoktur. Dekor, kostüm Yazılı bir metne bağlı oluşturulur. gibi unsurlar Batılı değildir. Günün koşullarına göre dekor, kostüm vb. için Olay örgüsünde ayrıntılar önemsizdir. Batılı unsurlara yer verilir. Olay örgüsünde ayrıntılara yer verilir. Tanzimat 1. dönem ile Tanzimat 2. dönem tiyatrosunun karşılaştırılması Tanzimat 1. dönem tiyatrosu Tanzimat 2. dönem tiyatrosu Tiyatro toplumu eğitmek için bir araç olarak görülür. Görücü usulü evliliğin yanlışlığı (Şair Evlenmesi), çok eşli evliliğin yanlışlığı (Eyvah), vatan sevgisi olmuştur.) (Vatan yahut Silistre), aşk, dram (Zavallı Çocuk, Akif Bey), tarihsel konular (Celalettin Harzemşah) işlenir. konular (Tarık) işlenir. Mensur olarak yazılmıştır. Günlük konuşma dili, sade bir dil kullanılmıştır. Oynanmaktan ziyade okunmak için, bireysel konuların işlendiği eserler yazılmıştır (Bu durumun yaşanmasında siyasi süreçler etkili Aşk, dram (Afife Anjelik, Vuslat yahut Süreksiz Sevinç), töreler (Çok Bilen Çok Yanılır), tarihi Abdülhak Hamit manzum oyunlar da yazar. Sanatlı ve ağır bir dil kullanılır.

14 Sahnelenme tekniğine uygun eserlerdir. Tanzimat 1. dönem tiyatro yazarları: - Şinasi - Ahmet Mithat Efendi - Namık Kemal - Ahmet Vefik Paşa Sahne tekniği zayıf eserlerdir. Tanzimat 2. dönem tiyatro yazarları: - Abdülhak Hamit Tarhan - Recaizade Mahmut Ekrem - Direktör Ali Bey AHMET VEFİK PAŞA ( ) Sanat anlayışı Tanzimat 1. dönemine daha yakındır. Türkçülük fikir akımının hazırlayıcısı ve öncülerindendir. Moliére den çeviriler ve uyarlamalar yapan ilk sanatçıdır. Türk edebiyatındaki ilk adaptasyon (uyarlama tiyatro) onundur. Bursa da yaptırdığı tiyatro binası hala kullanılmakta Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu olarak hizmet vermektedir. Lehçe-i Osmani adlı Anadolu Türkçesine ait ilk sözlük ona aittir. Uyarlama: - Zor Nikah - Zoraki Tabip - Kocalar Mektebi - Kadınlar Mektebi - Meraki - Dekbazlık - Tartüf Tarih: - Şecere-i Türk (Ebulgazi Bahadır Han ın eserinin çevirisi) - Fezleke-i Osmani - Hikmet-i Tarih Sözlük: - Lehçe-i Osmani DİREKTÖR ALİ BEY ( ) Türk tiyatrosunun kurulmasında büyük gayret gösterir. Ahmet Vefik Paşa dan etkilenen sanatçının tiyatroları genellikle komedi türündedir. Moliére den uyarlamalar yapmıştır. Ahmet Vefik Paşa ya göre daha sade bir dil kullanmış, halkın söyleyişlerine yer vermiştir. Klasisizmden etkilenmiştir. Tiyatro dışında mizah ve seyahat edebiyatı alanında da eserler vermiştir. Teodor Kasap ın çıkardığı, aynı zamanda ilk mizah dergimiz olan Diyojen de yazılar yazar. Bu mizahi yazılar, devrin en güzel örnekleridir. Türk edebiyatında günlük türündeki ilk eser ona aittir: Seyahat Jurnali İlk mizahi sözlük ona aittir: Lehçetü l-hakayık Tiyatro: - Kokona Yatıyor - Ayyar Hamza - Letafet - Geveze Berber Mizah: - Lehçetü l-hakayık - Seyyareler (mizahi hikayeler) Gezi: - Seyahat Jurnali (Hint gezisi günlüğü)

15 TANZİMAT EDEBİYATINDA İLKLER İlk resmi gazete: TAKVİM-İ VAKAYİ İlk yarı-resmi gazete: CERİDE-İ HAVADİS İlk özel gazete: TERCÜMAN-I AHVAL İlk fikir gazetesi: TASVİR-İ EFKAR Fotoğraflı ilk gazete: MUSAVVER İlk Türk gazetecisi: ŞİNASİ İlk dergi: MECMUA-YI FÜNUN İlk çocuk dergisi: MÜMEYYİZ İlk mizah dergisi: DİYOJEN (TEODOR KASAP ÇIKARIR) İlk makale: TERCÜMAN-I AHVAL MUKADDİMESİ İlk eleştiri yazısı: LİSAN-I OSMANİ EDEBİYATI HAKKINDA BAZI MÜLAHAZAT-I ŞAMİLDİR İlk eleştiri kitabı: TAHRİB-İ HARABAT İlk günlük: SEYAHAT JURNALİ İlk atasözleri sözlüğü: DURUB-I EMSAL-İ OSMANİYE Türk adı geçen ilk sözlük: KAMUS-I TÜRKİ İlk mizahi sözlük: LEHÇETÜ L-HAKAYIK (Direktör Ali Bey) İlk fabl örneği: EŞEK İLE TİLKİ HİKAYESİ İlk şiir çevirilerini yapan yazar: ŞİNASİ Noktalama işaretlerini kullanan ilk yazar: ŞİNASİ Edebiyat kelimesini kullanan ilk yazar: ŞİNASİ İlk anı kitabı: DEFTER-İ AMAL İlk antoloji: HARABAT İlk biyografi: EVRAK-I PERİŞAN Duraksız ve uyaksız ilk şiir: VALİDEM İlk pastoral şiir: SAHRA İlk köy şiiri: KÖYLÜ KIZLARIN ŞARKISI Tanzimat sonrası ilk kadın şair: NİGAR HANIM İlk röportaj örneği: RÜYA (Ziya Paşa) İlk edebi bilgiler kitabı: TALİM-İ EDEBİYAT Edebiyat tarihi adıyla yazılan ilk eser: TARİH-İ EDEBİYAT-I OSMANİYE (Abdülhalim Memduh) İlk tarih-coğrafya ansiklopedisi: KAMUSÜ L-ALAM İlk çeviri roman: TELEMAK (Yusuf Kamil Paşa Fenelon dan çevirir.) İlk yerli roman: TAAŞŞUK-I TAL AT VE FITNAT (ŞEMSEDDİN SAMİ) İlk edebi roman: İNTİBAH (NAMIK KEMAL) İlk tarihi roman denemesi: YENİÇERİLER (AHMET MİTHAT EFENDİ) İlk tarihi roman: CEZMİ (NAMIK KEMAL) Yazılan ilk realist roman: ARABA SEVDASI (RECAİZADE MAHMUT EKREM) Basılan ilk realist roman: SERGÜZEŞT (SAMİPAŞAZADE SEZAİ) İlk naturalist roman: KARABİBİK (NABİZADE NAZIM) İlk köy romanı: KARABİBİK (NABİZADE NAZIM) İlk polisiye roman: ESRAR-I CİNAYET (AHMET MİTHAT EFENDİ) İlk tezli roman: ZEHRA (NABİZADE NAZIM) İlk psikolojik roman denemesi: ZEHRA (NABİZADE NAZIM) Türk romanında ilk alafranga tip: FELATUN BEY İlk kadın romancı: FATMA ALİYE İlk öykü örnekleri: LETAİF-İ RİVAYET (AHMET MİTHAT EFENDİ) Batılı anlamda ilk öykü örnekleri: KÜÇÜK ŞEYLER (SAMİPAŞAZADE SEZAİ) Batılı anlamda İlk yerli tiyatro: ŞAİR EVLENMESİ (ŞİNASİ) Sahnelenen ilk tiyatro: VATAN YAHUT SİLİSTRE (NAMIK KEMAL) Aruzla yazılan ilk manzum tiyatro: EŞBER (ABDÜLHAK HAMİT TARHAN) Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro: NESTEREN (ABDÜLHAK HAMİT TARHAN) Yabancı ülkelerde geçen bir macerayı anlatan ilk tiyatro yapıtı: FİNTEN (Abdülhak Hamit Tarhan) İlk uyarlama tiyatro yazarı: AHMET VEFİK PAŞA İlk romantik dram: AFİFE ANJELİK Türk edebiyatında romandan tiyatroya çevrilen ilk eser: ATALA

16 ŞİİR SANAT ANLAYIŞLARI, KİŞİLİKLERİ TEMSİLCİLER Anadolu Türkçesinin ilk sözlüğü: LEHÇE-İ OSMANİ (AHMET VEFİK PAŞA) TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ I. KUŞAK II. KUŞAK Şinasi Recaizade Mahmut Ekrem Namık Kemal Abdülhak Hamit Tarhan Ziya Paşa Samipaşazade Sezai Ahmet Mithat Efendi Nabizade Nazım Ahmet Vefik Paşa Muallim Naci Şemsettin Sami Direktör Ali Bey (ŞAŞANaZ) (SoRuNADaM) Sanat toplum içindir. Sanat, sanat içindir. Sanatçılar idealisttir. Edebiyattaki yenilikleri Sanatı bir güzellik yaratma çabası olarak topluma benimsetme çabasındadırlar. görürler. En önemli amaçları toplumu Edebiyatın amacı yönlendirme değil, güzel bilinçlendirmektir. olanı güzel bir biçimde sunmaktır. Edebiyatı Batılılaşma ve toplumu eğitme Toplumsal konulara ilgisiz kalırlar. yolunda bir araç olarak görürler. Sanatta faydalı olanı değil; estetik olanı amaç Güzellik kavramını ikinci plana iterler. edinirler. Faydaya ve idealizme yönelirler. İçli, duygusal bir havaları vardır. Bu yönden Hareketli ve heyecanlı bir kişiliğe sahiptirler. Servet-i Fünun döneminin duygusallığına zemin hazırlarlar. Sanatçıların kişilikleri birinci döneme göre daha güçlüdür. Şiirin içiminden çok içeriği ile ilgilenirler. Sanat anlayışlarına paralel olarak, şiirde Divan şiiri nazım şekilleri ve aruz ölçüsü aynen kullanılmaya devam eder. Şiirin yalnızca içeriğinde yenilikler yapılır. Vatan, hürriyet, adalet gibi kavramlar ilk kez şiirde dile getirilir. Şiir dilinde sadeleşme savunulur; ancak uygulanamaz. Şiir dili ağırdır. Şiiri kendi fikirlerini açıklamak ve yaymak için bir araç olarak görürler. Şiire ideolojik olarak yaklaşırlar. Kafiye göz içindir. anlayışına sahiptirler. Aydınlanma dönemi düşünürlerinden Voltaire, Rousseau ve Montesquieu den etkilenirler. bireysel duyarlıklara ağırlık verirler. İlk döneme göre sanat anlayışındaki değişimin nedeni sanatçılar üzerinde siyasi baskıların artmasıdır. Recaizade Mahmut Ekrem Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir. sözüyle şiirde asıl amacın sanatsal güzellik olduğunu ortaya koyar. Şiir dili birinci kuşak şiirine oranla daha ağır, süslü ve sanatlıdır. Beyitler arasında konu bütünlüğüne önem verilir. Başta ölüm olmak üzere soyut konulara ağırlık verilir. Kafiye kulak içindir. anlayışına sahiptirler. Divan şiirinin klasik nazım şekillerinin yerini yavaş yavaş yeni biçimler almaya başlar.

17 MAKALE TİYATRO ROMAN ÖYKÜ İlk öykü örneklerini Ahmet Mithat Efendi yazar. Yazar topluluk önünde konuşan bir meddah gibi öyküler yazar. Çok sayıda öykü çevirisi yapılır. Öykülerde romana göre daha sade bir dil vardır. Yazar, konunun akışını kesip okuyucuyu bilgilendirir. Bu durum öykü tekniğine aykırıdır. İyi-kötü, güzel-çirkin çatışması, yanlış evlilikler, esaret, kadın-erkek ilişkileri gibi konular işlenir. Öykülerde romantizmin etkisi görülür. Bu kuşağın öykü türündeki temsilcisi Samipaşazade Sezai dir. Öyküde romantizmden realizme geçiş görülür. Öykü tekniği birinci döneme oranla daha başarılıdır. İkinci dönemin genel sanat anlayışının aksine öyküde toplumsal konulara daha fazla yer verildiği görülür. Öykü dili de tıpkı şiir ve roman dili gibi ağırdır. Dönemin ilk roman denemeleri teknik açıdan kusurludur. Romanlarda toplumun sorunları, insanın arayışları ve idealleri konu olarak seçilir. Roman dili, şiir diline göre daha sadedir. Romanlardaki kişiler, idealize edilmiş, kusursuz kişilerdir. Özellikle Ahmet Mithat Efendi romanlarında konunun akışını durdurup okuyucuya seslenir. Romanlarda yanlış Batılılaşma, Doğu-Batı kültürlerinin çatışması, töreler, evlilik, aşk, kadınların esareti, kölelik gibi konulara ağırlık verilir. Romanlarda romantizmin etkisi vardır. Olaylar genelde İstanbul da geçer. İlk tiyatro örnekleri Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa tarafından yapılan çeviri eserlerdir. Batılı anlamda ilk tiyatro eseri, Şinasi nin Şair Evlenmesi adlı eseridir. Tiyatro eserlerinde günlük konuşma diline yakın, sade bir dil kullanılır. Vatan sevgisi, aile, gelenek ve görenekler, tarihi olaylar oyunlarda tercih edilen başlıca konulardır. Tiyatro eserleri oynanmak için yazılır ancak; teknik yetersizlik ve tiyatro kültürünün yerleşmemiş olması gibi nedenlerle, oyunların birçoğu sahnelenmemiştir. Oyunlarda klasisizm ve romantizmin etkileri görülür. Sanatçılar tiyatro ile haklı eğitmeyi amaçlar. Makale yazıları, gazetecilikle başlar. Genellikle edebiyat, sanat ve şiir konulu makaleler yazılır. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal makale türünde eserler yazar. Makalelerde ağır ve yoğun bir anlatım sergilenir. Roman türüne romantizm, yerini realizme bırakır. İlk realist roman bu dönemde yazılır. Romanda bireysel duyarlılıklar ele alınır. Toplumsal konular geri planda kalır. Roman dili ilk kuşağa göre daha ağırdır. Roman, teknik olarak daha nitelikli bir seviyeye gelir. Romanda aşk, yalnızlık, yanlış Batılılaşmanın getirdiği üzücü, düşündürücü ve konik durumlar anlatılır. Roman kişileri birinci kuşağa göre daha gerçekçidir. Baş karakterler genellikle zengin ve seçkin insanlardır ancak; toplumun çeşitli kesimlerinden kişilere de yer verilir. Birinci kuşağın tiyatroyu propaganda aracı olarak kullanmasının ardından tiyatroculara siyasi baskılar artar. Artan baskılar nedeniyle ikinci kuşakta bireysel konular tercih edilir. Tiyatro türünde az sayıda eser yazılır. Yazılan oyunlar sahnelenmek için değil, okunmak için yazılır. Ağır, süslü ve şairane bir dil kullanılır. Abdülhak Hamit Tarhan manzum tiyatro yazar. Oyunlarda aşk, ayrılık, yalnızlık, insanın kendini araması gibi konular işlenir. Recaizade Mahmut Ekrem in Çok Bilen Çok Yanılır adlı oyunu dönemin tiyatro anlayışının aksine sade bir dille töreyi mizaha alır. Oyunlarda romantizmin etkisi hakimdir. Gazetelerin çoğu kapatıldığından makale yazma koşulları da zorlaşır. Recaizade, yeni edebiyat anlayışını savunduğu makaleler yazar. Bu düşünceleri Talim-i Edebiyat adlı eserinde daha sistemli olarak dile getirir. Bu eser Servet-i Fünun edebiyatı için de kaynak olacaktır.

18 ANI GEZİ ELEŞTİRİ Eleştiri türünün ilk örneklerinde sanat ve edebiyat konuları ele alınır. Recaizade ile Muallim Naci arasında Zemzeme ve Demdeme üzerinden eskiyeni Namık Kemal in Ziya Paşa yı eleştirdiği tartışması yaşanır. Tahrib-i Harabat adlı eseri modern eleştiri Eleştiriler eski-yeni çatışmasına yöneliktir. türünün ilk örneğidir. Yapılan eleştirilerin temelinde eski-yeni çatışması yatmaktadır. Ağır bir dil, ciddi bir üslup kullanılır. Gerçekçi ve yalın bir dille yazılır. Ahmet Mithat Efendi nin Avrupa da Bir Cevelan adlı eseri Batılı anlayışla yazılan ilk gezi yazısıdır. Direktör Ali Bey, Namık Kemal ve Ziya Paşa da gezi yazıları yazmıştır. Sanatçıların yurtdışı ziyaretleri ya da sürgün yerlerinde yaşadıklarından oluşur. Dil ve üslup bakımından birinci kuşağa yakındır. Namık Kemal in Magosa Hatıraları ve Ziya Bu dönemde en önemli eser Muallim Naci nin Paşa nın Defter-i Amal eserleri bu türün iki Ömer in Çocukluğu adlı eseridir. önemli örneğidir. SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATININ OLUŞUMU (EDEBİYAT-I CEDİDE) yılları arasında, Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan sanatçıların oluşturduğu dönemdir. Daha önce Ahmet İhsan TOKGÖZ tarafından çıkarılan Servet-i Fünun dergisi bir bilim dergisiydi. Derginin yönetimine Recaizade Mahmut Ekrem in isteğiyle öğrencisi Tevfik Fikret getirilince, dergi edebiyat dergisi halini alır de başlayan II. Abdülhamit in baskısı (istibdat dönemi), bu yıllarda da sürmektedir. Edebiyatçılar üzerinde sansür yoluyla kurulan bu baskı, Tanzimat II. döneminden itibaren içe dönük, ruhsal sorunların yansıtıldığı ve toplumla ilgili sorunlar anlatılamadığı için sanat sanat içindir anlayışının hakim olduğu bir edebiyat yaratmıştır. Servet-i Fünun edebiyatının oluşumunda, baskının yanında, eski-yeni tartışması ve bu tartışmanın oluşturduğu kafiye göz için mi / kulak için mi? sorunu da etkili olmuştur. Hasan Asaf adlı genç şairin yazdığı şiirde; (س) Zerre-i nurundan iken muktebes ) ث) abes Mihr ü mehe etmek işaret şeklide farklı harflerle kafiye kurulması ve şairin Recaizade Mahmut Ekrem den uyağın göz için değil, kulak için olduğunu duymuştum. sözü, tartışmayı alevlendirmiştir. Bunun sonucunda edebiyatçılar arasında gruplaşmalar oluşmuştur. Bu gruplaşmalar şu şekildedir: Yeniyi savunanlar: Recaizade Mahmut Ekrem önderliğinde; Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Süleyman Nazif Ilımlılar (Orta yolu /itidali savunanlar): Muallim Naci önderliğinde; Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Rasim Eskiyi savunanlar: Hacı İbrahim Efendi önderliğinde; Faik Esat, Mehmet Celal, Samih Rifat Bu gruplaşmada yeniyi savunanların tamamen Batı yı örnek alan; ılımlıların geleneksel yaşam biçimini sürdürmek ve eski ile yeniyi birleştirmek isteyen; eskiyi savunanların ise tamamen geleneğe ve Divan edebiyatına bağlı bir görüntü çizdiği söylenebilir. Bu gruplardan yeniyi savunanlar arası edebiyatımıza hakim olmuş ve Servet-i Fünun edebiyatı nı oluşturmuştur. Servet-i Fünun tamlaması, bilimlerin zenginliği anlamına gelir ve önce bilim dergisi olarak çıkan ardından edebiyat dergisi halini alan, dönemin edebiyatçılarının eleştiri, şiir, roman vb. türündeki eserlerini yayımladığı derginin adıdır. Dönemin edebiyat topluluğuna verilen diğer isim, Edebiyat-ı Cedide dir. Bu tamlama da, Yeni Edebiyat anlamına gelir. Topluluğun Dağılması:

19 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın ın Fransızcadan çevirdiği Fransız İhtilali ni konu alan Edebiyat ve Hukuk adlı makalesi, II. Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunur. Dergi kapatılır. Dergi kapanınca, dergi etrafında toplanan ve eser veren sanatçılar dağılır, kendi iç dünyalarına, bireyselliklerine çekilir. Bu da Servet-i Fünun edebiyatının sonu olur. ÖĞRETİCİ METİNLER Edebi Tenkit (Eleştiri): Eleştiri bu dönemde nitelikli bir tür olmuş, yeni eleştiri anlayışları oluşturulmuştur. Sanatçılar kendilerine yapılan eleştirilere karşılık vermenin yanında, edebiyat ve sanat anlayışlarını açıklama, Batı edebiyatı akımları ve yazarları hakkında bilgi verme imkanı da buldular. Servet-i Fünunculara göre edebi tenkit, edebiyatın ne olduğu ve ne olması gerektiğini ortaya koyar. Servet-i Fünuncular, Batının eleştiri yöntemlerini edebiyatımıza kazandırmışlar ve eleştiriyi başlı başına bir tür haline getirmişlerdir. Bu nedenle eleştiri türü bu dönemde edebi tenkit adıyla anılmıştır. Edebi tenkit türünde eser veren sanatçılar: Ahmet Şuayb, Hüseyin Cahit Yalçın, Cenap Şahabettin AHMET ŞUAYB ( ) Naturalizm ve realizmi ayrıntılı olarak tanıtmış, Batı edebiyatından önemli isimlerin yaşam öykülerini, yapıtlarını ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. Hayat ve Kitaplar adlı eseri bunun en güzel örneğidir. Servet-i Fünun un getirdiği yenilikleri eleştirel bir bakışla değerlendirmiştir. Hem Batıyı öğrenen hem de Batıyı eleştiren bir kişilik olarak Servet-i Fünun döneminde eleştiri alanında önemli bir yere sahiptir. - Hayat ve Kitaplar - Hukuk-ı İdare - Esmar-ı Matbuat HÜSEYİN CAHİT YALÇIN ( ) Öykü, roman, deneme, sohbet ve eleştiri yazarıdır. Eskiye karşı yeniyi savunmuş, Doğu kültürüne karşı Batı kültürünü savunmuştur. Politik yazıları sade; diğer yazıları süslü, şairane ve gerçekçidir. İnandığı şeyler uğruna ömrünün sonuna kadar kalem savaşı vermiştir. Edebiyat ve Hukuk adlı makalesi, dönemin son bulmasına neden olmuştur. Yazdığı romanlardan biri olan Nadide, İntibah romanıyla büyük benzerlikler taşır. Roman: - Nadide - Hayal İçinde Öykü: - Hayat-ı Muhayyel Makale Anı: - Kavgalarım - Edebi Hatıralar - Malta Adasında - Siyasi Anılar Gezi: Baskıdan kaçan sanatçıların gittikleri yerleri anlatmasıyla oluşmuştur. Doğu ve Batı coğrafyalarına yapılan geziler anlatılmıştır. En iyi örneklerini Cenap Şahabettin vermiştir. Ahmet İhsan Tokgöz Avrupa da Ne Gördüm? Cenap Şahabettin Hac Yolunda - Avrupa Mektupları - Afak-ı Irak

20 Anı (Hatıra): Anı türünün yazınsal değeri bu dönemde oluşur. Anılar dönemin sosyal ve siyasi olaylarına ışık tutar. Edebi alanda yaşanan tartışmalar, bu hatıralarda anlatılmış, bu bakımdan tarihi bir belge niteliği de taşırlar. Edebiyatımızda edebi değeri olan ilk anı Halit Ziya Uşaklıgil e aittir. Halit Ziya Uşaklıgil Ahmet İhsan Tokgöz Mehmet Rauf Hüseyin Cahit Yalçın Kırk Yıl - Saray ve Ötesi - Matbuat Hatıralarım - Edebi Hatıralar - Siyasi Anılar - Edebi Hatıralar - Malta Adasında Öğretici Metin Türlerinin Karşılaştırılması Tanzimat Edebiyatı Servet-i Fünun Edebiyatı Daha çok toplumsal konular ele alınmış, metinlerde sanatçıların topluma iletmek istedikleri düşüncelere ve mesajlara yer verilmiştir. Daha çok bireysel konular ele alınmış, sanat ve edebiyatla ilgili düşüncelere, edebiyatta ne yapılmak istendiğine yer verilmiştir. Tabiat tasvirlerine dayanan konular da işlenmiştir. Toplum için sanat anlayışındadır. Sanat için sanat anlayışındadır. Gazete etrafında gelişmiştir. Sanat ve edebiyat dergileri çevresinde gelişmiştir. En yaygın öğretici metin türü makaledir. Tenkit, gezi ve anı türleri önemlidir. Sade dil anlayışı savunulmasına rağmen gerçekleştirilememiş; ağır bir dil kullanılmıştır. Dil ağır ve sanatlıdır. Servet-i Fünun Şiirinin Genel Özellikleri: COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR VE MENSUR ŞİİR) Ağır, sanatlı ve kapalı bir dil kullanılmıştır. Kendi estetik anlayışlarına uygun, müzikalite yönünden ahenkli, yeri geldiğinde yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklü yapay ve soyut bir dil kullanmışlardır. Daha önce hiç kullanılmamış kelimelere yer vermişler, yeni kelimeler türetmişlerdir: tîraje (gökkuşağı), lerzende (titrek), pûşîde (örtülmüş), takattur (damla), Hatta anlamı olmayan yeni kelimeler türetmişler; sözlüğü açıp daha önce şiirlerde hiç kullanılmamış kelimeler bulup şiire koymuşlardır. İmgede büyük değişiklikler yapmışlar, yeni benzetmeler, alışılmamış bağdaştırmalar kurmuşlardır: o intizâzat-ı leyl: gece titreyişleri o saat-i semenfam: yasemin renkli saatler o havf-ı siyah: siyah korku o leyâl-i girîzan: kaçıcı geceler Üzüntü ifade eden ah, of, vah gibi ünlemleri sıkça kullanırlar. Duygu ağırlıklı şiirler yazarlar, aşırı duyarlı bir nesil oluşur. Bir haftanın içinde bak O gül yüz nasıl da sararmış; Elde mi ah, acımamak, Üç aycağız ömrü varmış Hicrân oldu hali bize Ölme sakın, Hazan Teyze! (Tevfik Fikret /Şermin den)

21 Şiirin temelini hayal x hakikat çatışması oluşturur. Şairler gerçeklerden kaçıp hayallere sığınırlar. İçe kapanık, toplumdan soyutlanmış, hayalleriyle yaşayan şairler vardır. Şiirde cümle ve anlam bir dizenin ortasında başlarken, başka bir dizede bitmiştir. Hatta 7-8 dizede anlamı tamamlanan uzun cümleler kurulmuştur. Şiiri düzyazıya yaklaştıran, anlamın dizeyi izleyen diğer dizelerde tamamlandığı bu tekniğe anjambman denir. o Sen de gittin; senin de arkandan ağladım, ağladım harab oldum Ne olurdu, gunude-i nisyan geçebilseydi bi-emel bi an, diyebilseydim; Oh, kurtuldum! o Baban diyor ki Meserret çocukların, yalnız Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle; Fakat sevincinle Neler düşündürüyorsun, bilir misin?.. Babasız, (Tevfik Fikret /Haluk un Bayramı ndan) Şiirde ahenge önem vermişlerdir. Yakın seslere sahip sözcüklerle aliterasyon yaratmışlar, müzikalite ile anlamı birleştirmişlerdir. o Sokaklarda seylâbeler ağlaşır Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır; Bulutlar karardıkça zerrâta bir Ağır, muhtazır dalgalanmak gelir. (Tevfik Fikret / Yağmur dan) Yukarıdaki şiirde k, s, ş, y, r sesleri bize yağmurun şıkırtısını çağrıştırır. Mavi deniz, gökyüzü gibi sonsuzluk ifadeleri sıkça kullanılmıştır. Tasvirlere önem vermişler, manzaraları şiirlerinde anlatmışlardır. Tablo altına şiir yazma eğilimini başlatmışlardır. Buna pitoresk şiir denir. Tüm eserlerde bireysel temalar görülür. Eserlerde karamsarlık, mutsuzluk, hüzün, içekapanıklık, gerçeklerden kaçıp hayallere sığınma gibi temalar hakimdir. Bu konulara yönelme sebepleri hem dönemin siyasi koşulları (istibdat) hem de yazarların kendi mizaçlarıdır. Eser isimlerinde bile bu karamsarlığı görmek mümkündür: o Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) o Kırık Hayatlar o Gayya-yı Vücud (Vücudun cehennem kuyusu) o Ömr-i Muhayyel (Hayal edilen ömür) o Mai ve Siyah Aruzu ustaca kullanmışlar, bir şiirde birden fazla kalıba yer vermişlerdir. Cenap Şahabettin Elhan-ı Şita da birçok aruz kalıbını kullanmıştır. Sadece Tevfik Fikret Şermin adlı çocuk şiir kitabında hece ölçüsünü kullanmış; diğer tüm eserlerinde aruz kullanmıştır. Sanat sanat içindir; sanat güzelliği yansıtmak içindir. Kafiye göz için değil; kulak içindir. Parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir. Divan edebiyatındaki müstezadı geliştirerek serbest müstezat haline getirirler. Batıdan aldıkları yeni nazım biçimlerini kullanırlar: Sone, terza-rima, triyole. o Sone: o Terza-rima: o Triyole: Tanzimat dönemi şiiri ile Servet-i Fünun şiirinin karşılaştırılması Tanzimat şiiri Hak, adalet, kanun, medeniyet, özgürlük gibi konular şiirlere egemen olmuştur. Bazı şairler Servet-i Fünun şiiri Sanatçılar baskının da etkisiyle bireysel konulara yönelmiş, doğa, aile, acı, mutsuzluk,

22 bireysel konularda şiirler de yazmıştır. Şiirde ahenk tam ve zengin uyak ile aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Gazel, kaside, terkib-i bent gibi nazım biçimleri kullanılmıştır. Dilde sadeleşmeyi savunsalar da Arapça ve Farsça tamlamalarla yüklü ağır bir dil kullanmışlardır. İlk dönem sanatçıları Sanat toplum içindir. anlayışındayken; ikinci dönem sanatçıları Sanat sanat içindir. anlayışındadırlar. üzüntü gibi temalar ele alınmıştır. Ahenk unsurları tam ve zengin uyağın yanı sıra ses ve dize tekrarlarıdır. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Sone, terza-rima, triyole gibi Batıdan alınan nazım biçimlerinin yanında serbest müstezad da kendilerinin oluşturduğu bir nazım biçimi olarak kullanılmıştır. Dil, ağır, süslü ve sanatlıdır. Anlam kapalı ve söz sanatlarıyla yüklüdür. Arapça ve Farsçanın yanında Fransızca sözcükler de kullanılmıştır. Sanat sanat içindir. anlayışı hakimdir. TEVFİK FİKRET ( ) Servet-i Fünun döneminin en büyük şairidir. Galatasaray Lisesi nde okur, Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci den dersler alır. Recaizade Mahmut Ekrem in önerisiyle, önceden bir bilim dergisi olan Servet-i Fünun un başına gelince, Servet-i Fünun edebiyatı oluşmuştur. Ömrü boyunca birçok hastalık ve bunalım geçirmiş, bu durum sanatında etkili olmuştur. Sanat yaşamı Servet-i Fünun dönemi ve Servet-i Fünun sonrası dönem olarak ikiye ayrılır: Servet-i Fünun döneminde; sanat için sanat anlayışında, aşk, doğa, günlük hayattan küçük ayrıntılar şiirine konu olarak seçilmiştir. Servet-i Fünun sonrası dönem ise; toplum için sanat anlayışında, toplumsal başkaldırının hakim olduğu bir dönemdir. Hürriyet, vatan, insanlık, bilim, fen temaları işlenmiştir. Şiirde beyit bütünlüğünü kırmış, nazmı nesre yaklaştırmıştır. Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç şairden biridir. Diğerleri; Yahya Kemal ve Mehmet Akif tir. Hece ölçüsünü sadece çocuklar için yazdığı Şermin adlı şiir kitabında kullanmıştır. Parnasizmden, özellikle Fransız şair Coppee den etkilenmiştir. Serbest müstezat ve sone nazım biçimlerini kullanmış, manzum hikayeler yazmıştır: Balıkçılar, Hasta Çocuk, Nesrin. Şiirlerinde karamsar bir hava hakimdir. Resim altına şiir yazma hareketine katılmış (Aveng-i Şühur), portre-şiirler yazarak sanatçıların tasvir ve tahlilini yapmıştır. Ressamlığı da olduğundan, doğa betimlemelerini başarıyla yapmıştır (Aveng-i Tesavir) Oğlu Haluk üzerinden gençlere öğütler vermiş, onları vatan için hizmete çağırmıştır. Sis şiirinde İstanbul un olumsuz yönlerini anlatmış, İstanbul u kötü yola düşmüş bir kadına benzetmiştir. Bu yönüyle İstanbul dan nefret eden şair olarak bilinir. Tarih-i Kadim şiirinde din kurumunu eleştirir. Bu nedenle Mehmet Akif le tartışır. Daha sonra Mehmet Akif e cevap olarak Tarih-i Kadim e Zeyl i yazar. Doksan Beşe Doğru şiirinde meclisin kapatılmasına tepkisini dile getirir. Balıkçılar şiirinde yoksul bir aileyi anlatı. Han-ı Yağma, Promete, Millet Şarkısı, Yağmur, Ferda, diğer önemli şiirleridir. - Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) - Rübab-ı Cevabı - Haluk un Defteri (Oğlu Haluk un kişiliğinde gençlere seslendiği didaktik eseri) - Şermin (Hece ölçüsü ile çocuklar için yazdığı şiirler) CENAP ŞAHABETTİN ( )

23 Servet-i Fünun şiirinin Tevfik Fikret ten sonra en önemli temsilcisidir. Asıl mesleği doktorluktur. Doktorluk eğitimi için gittiği Fransa da okuduğu dergilerle şiire merak salar. Fransa dönüşü Fransız şairlerinden öğrendiği ve Türk şiirinde kullandığı terkipler, Ahmet Mithat Efendi nin onu dekadanlık (soysuzluk) ile suçlamasına sebep olmuştur. Şiir, sohbet, eleştiri, deneme, gezi yazısı türlerinde yazmıştır. Ancak en önemli yanı şairliğidir. Şiirde müzikaliteye önem vermiş, bütün şiirlerini müzikal bulduğu için- aruzla yazmıştır. Hece ölçüsünü parmak hesabına benzeterek küçümsemiştir. Şiirde ahenge ve biçim güzelliğine önem verir. Başlıca temaları aşk ve tabiattır. Servet-i Fünun döneminde tabiatı en çok işleyen şairdir. Sanat, güzellik içindir. şeklinde bir anlayışı vardır. Sosyal konulara hiç değinmemiş, kişisel konuları işlemiştir. Ona göre şiir, sözcüklerle yapılmış bir resimdir. Buna bağlı olarak tablo şiirler yazar. Şiirlerinde zengin bir lirizm vardır. Sembolleri sıkça kullanır. Hiç duyulmamış mecaz ve imgelere yer verir. Hem sembolizm hem parnasizmden etkilenmiştir. Ancak onu ne sembolist ne de parnasyen olarak nitelendirebiliriz. Dili çok ağır ve sanatlıdır. Şiirde hiç kullanılmamış kelimeleri kullanmıştır: Berf-i zerrin (altın kar) saat-i semenfam (yasemin renkli saatler) lerze-i rûşen (parlak titreyiş) 1908 den sonra Yeni Lisan cılarla sert tartışmalar yaşamıştır. Serbest müstezat ve sone nazım biçimlerini kullanmıştır. Elhan-ı Şita şiirinde kış mevsimini anlatır. Bu şiir Türk edebiyatında doğayı anlatan en güzel şiirlerdendir. Yakazat-ı Leyliyye (gece uyanıklıkları) en önemli şiirlerindendir. Düzyazılarını daha sade bir dille yazmıştır. Şiir: - Tamat - Evrak-ı Leyal Özdeyiş: - Tiryaki Sözleri Gezi: - Avrupa Mektupları - Hac Yolunda - Suriye Mektupları - Afak-ı Irak Makale deneme: - Evrak-ı Eyyam - Nesr-i Harp - Nesr-i Sulh Tiyatro: - Yalan - Körebe - Küçük Beyler İnceleme: - Shakespeare - Kadı Burhaneddin MENSUR ŞİİR (MENSURE) Duygu ve hayallerin ölçü ve uyak gibi biçimsel öğelere bağlı kalınmadan, şiirin ses ahengi ve söyleyiş özelliklerini yansıtacak şekilde kaleme alınmış kısa ve yoğun yazılara mensur şiir denir. Mensure olarak da adlandırılır. Mensur şiirlerde sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşan ses ahengi, anlatımı şiirselleştirir. 19. yüzyılda Fransa da ortaya çıkmıştır. Baudelaire, Rimbaud ve Mallarme gibi şairlerin önemli mensur şiirleri vardır. Türk edebiyatına Tanzimat döneminde Şinasi nin çevirileri ile ilk kez mensur şiir örnekleri girmiştir. Batılı anlamda ilk mensur şiir örneklerini Servet-i Fünun döneminde Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Mensur Şiirler ve Mezardan Sesler adıyla topladığı eserleri, bunun ilk örnekleridir. Mehmet Rauf da başarılı mensur şiir örnekleri verir: Siyah İnciler Ayrıca, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Celal Sahir, Faik Ali, Hüseyin Cahit Yalçın da bu dönem mensur şiirler yazar. Mensur şiir ile şiir arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Mensur şiir Şiir Nazım birimi yoktur. Temel birim cümledir. Dize, beyit, bent gibi nazım birimleri

24 Düzyazıya dayanır. Nazım biçimi yoktur. Biçimsel öğeler bulunmaz. kullanılır. Gazel, kaside, koşma, sone gibi farklı nazım biçimleri kullanılabilir. Ölçü, kafiye, redif gibi biçimsel öğeler bulunur. Benzerlik Mensur şiir de şiir gibi iç ahenge, ses uyumuna, şiirselliğe ve söyleyişte güzellik yaratmaya dayanır. Mensur şiiri düzyazıdan ayıran özellik ise sanat yapma kaygısı ve edebi üsluptur. Mensur şiirde sanatlı, şairane söyleyiş ve sözcükler arasında ses uyumu varken; düzyazıda şairane söyleyiş kaygısı yoktur. SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNDE ROMAN VE HİKÂYE Batılı anlamda ilk başarılı roman örnekleri bu dönemde verilmiştir. Realizm ve naturalizm etkisi vardır. Yazarlar ayrıntılara ve tasvire önem vermişler, gözlem yoluyla edindiklerini gerçekçi bir şekilde esere yansıtmışlar, eserlerde rastlantılar azalmıştır. Yazarlar nesnel bir tavırla kendilerini gizlemişlerdir. Romanlara aydın kesimin yaşamı, bireysel sorunlar, aile sorunları konu olmuş, aşk, kötümserlik ve kaçış gibi temalara yer verilmiştir. Romanlar konak, yalı, köşk gibi kapalı mekanlarda geçer. Açık alanlar ya da eğlence merkezleri nadiren görülür. Kişiler aydın, yüksek zümreden seçilmiş, içe kapanık, karamsar ve duygusaldır. Kişilerin psikolojik durumlarına, iç çatışmalarına yer verilir. Romanlarda ağır bir dil kullanılmıştır. Hikayelerde ise daha sade bir dil vardır. Romanda olaylar hep İstanbul da geçer. Hikayelerde ise İstanbul dışı da anlatılmıştır. Roman tekniği çok güçlü ve başarılıdır. Tanzimat romanındaki gibi olayın akışı kesilmemiştir. Cümle yapısı değiştirilmiş, eksiltili ve devrik cümleler kullanılmıştır. Hikayede olay öyküsü önemsenmiş, bireysel konular ele alınmıştır. Romana göre daha sade bir dille yazılan eserlerde aşk, kaçış, hayal kırıklıkları, kıskançlık, yalnızlık gibi konular ele alınmıştır. Tanzimat romanı ile Servet-i Fünun romanının karşılaştırılması Farklılıklar Tanzimat romanı Servet-i Fünun romanı Dili Servet-i Fünuna göre daha sadedir. Daha Yazarlar ağır, süslü ve sanatlı bir dil kullanırlar. sade yazmaya çabalarlar. Yazarlar kişiliğini gizler. Yazar olayın akışını keserek bilgi verir, kişiliğini Realizm ve naturalizmden etkilenmişlerdir. gizlemez. Batılı, modern roman tekniğine uygun eserler Romantizm ve realizmden etkilenmişlerdir. verirler. Olaylar neden-sonuç ilişkisine bağlı Teknik anlamda kusurludur. Rastlantılara sıkça olarak, rastlantılara yer vermeden anlatılır. yer verirler. Bireysel konulara yer verirler. Sosyal konulara yer verirler. Kahramanların kişilikleri çok yönlüdür. Kişilerin iç Kahramanlar tek yönlü anlatılır. çatışmaları ve psikolojileri eserlerde anlatılır. Benzerlikler Mekân her iki dönemde de İstanbul dur. HALİT ZİYA UŞAKLIGİL ( ) Modern Türk romanının kurucusu, Batılı anlamda ilk romanlarımızın yazarıdır. Eserleri realizmin tüm özelliklerini yansıtır, naturalizmden de etkilenmiştir.

25 Roman tekniği mükemmeldir; olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde, sağlam bir kurgu ile verilir. Kahramanların ruh çözümlemelerini, iç dünyalarını nesnel bir şekilde ele alır. Eserleri güçlü bir gözlem gücünün ürünüdür. Romanlarında İstanbul un aydın çevrelerini başarılı bir şekilde yansıtan yazar, hikâyelerinde İstanbul dışına da yer vermiştir. Hikâyelerinde İstanbul dışına yer vermesi lise yıllarını İzmir de geçirmesine bağlanabilir. Dili ağır ve sanatlıdır. Eserlerinde yabancı sözcüklerle yüklü, süslü ve özentili bir dil kullanmıştır. Öykülerinin dili romanlarına göre daha sadedir. Romanlarını Cumhuriyet döneminde kendi eliyle sadeleştirmiştir. Ancak sadeleştirilmiş şekli bile günümüze göre epey ağırdır. Bireysel konuları işlemiştir. Aşk, karamsarlık, hayal kırıklığı, mutluluğa özlem romanlarındaki başlıca temalardır. Altı dil (Alm-İta-İng-Fra-Far-Ar) bilen sanatçı yabancı eserleri orijinalinden okuyup romanını daha fazla geliştirme fırsatı elde etmiştir. Türk edebiyatındaki ilk mensur şiir örneklerini vermiştir. Anı türüne yazınsal bir nitelik kazandırmıştır. Edebi değeri olan ilk anılarımızın yazarıdır. İlk modern romanlarımız, onun yazdığı Aşk-ı Memnu ve Mai ve Siyah olarak gösterilir. Roman: (Yazılış sırasına göre) - Sefile - Nemide - Bir Ölünün Defteri - Ferdi ve Şürekası - Mai ve Siyah - Aşk-ı Memnu - Kırık Hayatlar - Nesl-i Ahir Hikâye: - Bir Şi r-i Hayal - Bir Yazın Tarihi - Bir Muhtıranın Son Yaprakları - İhtiyar Dost - Kadın Pençesi - Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası - Solgun Demet - Aşka Dair - Onu Beklerken - İzmir Hikâyeleri Tiyatro: - Kâbus - Fare - Füruzan Anı: - Kırk Yıl - Saray ve Ötesi - Bir Acı Hikaye Deneme-Makale: - Sanata Dair Mensur Şiir: - Mensur Şiirler - Mezardan Sesler MEHMET RAUF ( ) Halit Ziya dan sonra Servet-i Fünun döneminin en önemli romancısıdır. Eserlerinde Servet-i Fünun anlayışına uygun, romantik aşkları, hayalleri, kişilerin iç dünyasını ile hüzün ve karamsarlık gibi duyguları işlemiştir. Toplumsal konulara yer vermemiştir. Psikolojik tahlillerde başarılıdır. İlk psikolojik romanımız Eylül ü yazmıştır. Eserlerindeki asıl tema aşk tır. Halit Ziya ya göre cümle yapısı hayli zayıftır. Dili daha sadedir. Realisttir, eserleri hayatından izler taşır (Eylül). Realist olmasına rağmen eserlerinde aşk ı romantik bir şekilde anlatır. Halit Ziya gibi mensur şiirleri yazmış, onları Siyah İnciler adıyla kitaplaştırmıştır. Halit Ziya nın ve Fransız realistlerinin, özellikle Bourget nin etkisinde kalmıştır. Roman: - Eylül - Ferda-yı Garam - Genç Kız Kalbi - Karanfil ve Yasemin

26 - Define - Böğürtlen - Halas Kurtuluş - Kan Damlası - Son Yıldız Öykü: - Kadın İsterse - Âşıkâne - Bir Aşkın Tarihi - Son Emel - İhtizar - Pervaneler Gibi Mensur Şiir: - Siyah İnciler Tiyatro: - Sansar - Pençe - Cidal Mai ve Siyah: Halit Ziya UŞAKLIGİL in Batılı anamda ilk romanlarından biridir (1897). Servet-i Fünun sanatçılarının özelliklerini yansıtan Ahmet Cemil, iyi yetişmiş, edebi idealleri olan, ancak babasının ölümünden ötürü ailesini geçindirmek zorunda olan bir gençtir. Hem okur hem çeviriler yaparak ve zengin çocuklarına özel dersler vererek geçimini sağlar. Bir gazetede çevirmenlik işine başlayınca durumu biraz düzelir. Büyük ümitlerle yazdığı eserini bitirince şöhret kazanmayı ve arkadaşı Hüseyin Nazmi nin kız kardeşi Lamia ile evlenmeyi hayal etmektedir. Bunları mavi, mehtaplı bir gecede Haliç e bakarak hayal eder. Ancak çalıştığı gazetenin sahibinin ölmesi ve yerine onun oğlunun geçmesi hayatının gidişatını değiştirir. Yeni sahip Vehbi Efendi, kız kardeşi İkbal ile evlenir. İkbal e kötü davranıp onu döven Vehbi Efendi yüzünden İkbal ölür. Ahmet Cemil de gazeteden kovulur. Hüseyin Nazmi kendisinin dışişlerinde bir görevle Avrupa ya gideceğini ve Lamia nın da bir subayla evleneceği haberini verir. Ahmet Cemil tüm bu acı olaylarla sarsılır, yıkılır, uzun emeklerle yazdığı eserini ocağa atıp yakar. İstanbul dan çok uzak bir yerde kaymakamlık görevi alır, siyah bir gecede annesiyle birlikte gemiyle İstanbul u terk eder. Aşk-ı Memnu: Halit Ziya Uşaklıgil in Batılı teknikle yazdığı ilk romanlardandır (1900). Adnan Bey, hasta olan karısı ölünce, boğaz gezilerinden birinde gördüğü genç ve güzel Bihter le evlenir. Bihter in annesi Firdevs Hanım kızları Peyker ve Bihter i kendisi gibi kötü yetiştirmiştir. Bihter, Andan Bey in yeğeni Behlül ile yasak bir aşk ilişkisi yaşamaya başlar. Bu durumun farkına varan Firdevs Hanım, durumun öğrenilmesinden ve Adnan Bey den gelen para akışının kesilmesinden korkar ve Behlül ile Adnan Bey in kızı Nihal in evlenmesi için çabalar, nişanlanırlar. Bihter ile Behlül ün yaşadıkları ortaya çıkınca, Bihter intihar eder, Behlül kaçar, Nihal ve babası birlikte yaşamlarına devam ederler. SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ROMAN ÖZETLERİ Kırık Hayatlar: Halit Ziya Uşaklıgil in romanı. Zorluklar içinde tıp eğitimini tamamlayan Ömer Behiç doktor olur. Ablası Müveddet dışında kimsesi yoktur. İstanbul da doktorluk yaparken tanıştığı Vadide ile evlenir. Selma ve Leyla adında iki kızları olur. Evliliklerinin sekizinci yılında bir ev sahibi olurlar. Veli Bey in kızı Neyyir, Ömer Behiç i yasak aşka sürükler. Ömer Behiç ailesini ihmal etmeye başlar. Hastalanan Leyla vefat eder. Sonunda Ömer Behiç ailesine geri döner, af diler. Vadide ise kızının ölümünden sonra kendini dine adamıştır. Bir Ölünün Defteri: Halit Ziya Uşaklıgil in romanı. Hüsam, en yakın arkadaşı Vecdi nin ölümüyle, onun kendisine bıraktığı kara defteri okumaya başlar. Vecdi ile Hüsam çocukken bir yatılı okulda kader arkadaşı olurlar. Vecdi nin bir de halası ve halasının kendi yaşlarında Nigar adında bir kızı vardır. İleriki yıllarda hem Vecdi hem de Hüsam Nigar a aşık olurlar. Fakat Nigar Vecdi yi bir kardeş gibi gördüğü için kalbi Hüsam a vurulur. Vecdi Hüsam a olan ve çocukluk yıllarından gelen samimi arkadaşlıktan soğur, çünkü Hüsam artık Vecdi yi anlamaz, ona fazla ilgi göstermez olur. Kendisini onlardan uzaklaştırmak ister. O sırada cereyan etmekte olan Balkan savaşlarına gönüllü doktor olarak gider ve orada sol kolunu kaybeder. En sonunda İstanbul a tekrar döner ama kalbinde hala o aşk acısı vardır. Bir gün kolu yüzünden kaptığı bir rahatsızlıktan dolayı kendisini yataklarda bulur. Yağmurlu bir gecedir ve Hüsam ı yanına çağırttırır. O gece Vecdi, Nigar ın aşkını kalbine gömerek hayata gözlerini kapar. Hüsam ise Vecdi nin kendisi için ne kadar fedakarlıkta bulunduğunun farkına o gece bir ölünün; Vecdi nin defterini okuyarak varır Eylül: Mehmet Rauf un romanı, Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romandır. Süreyya Bey ile karısı Suat Hanım birbirini seven eşlerdir. Necip ise bu ailenin iyi bir dostudur. Necip ile Suat zamanla birbirine aşık olurlar, ancak bunu dile getirmezler. Mahalledeki dedikodular

27 yüzünden zamanla Necip onların evine gitmez olur, hastalanarak yatağa düşer. Bu sırada birbirlerine aşklarını ilan ederler. Bir kış günü, Süreyya ve Suat ın yaşadığı konakta yangın çıkar, Suat içerde kalır. Onu kurtarmaya çalışan Necip ile birlikte yangında ölürler. Ferda-yı Garam: Mehmet Rauf, Bir memur ailesinin çocuğu olan Macit, ailesinin tayininin çıkması üzerine, öğrenimi yarım kalmasın diye amcasının yanında İstanbul da bırakılır. Macit ile amcasının kızı Sermet aynı yaşlardadır ve birbirleriyle çocukluklarından beri anlaşamazlar. Bu arada hastalanan Macit in ameliyat olması gerekmektedir. Hastalığın da verdiği karamsarlıkla, kadın ve aşk konuları üzerinde uzun uzun düşünür ve Sermet i sevdiğini anlar ama artık bunu ona hiçbir zaman anlatamayacağını düşünerek ölüp aşkını da beraberinde götürmek ister. Ama kendisini ziyarete gelen Sermet onu ameliyata ikna etmekle kalmaz, iyileşinceye kadar da yanından ayrılmaz. Ardından da kırlarda birlikte gezinti yaparlarken birbirlerine olan sevgilerini itiraf ederler. Nadide: Hüseyin Cahit Yalçın ın romanı. Yaşanan olaylar açısından İntibah a çok benzeyen, Ahmet Mithat gibi de eğitme amaçlı yazılmış bir romandır. Kahramanlar, Fuat, Nadide, Nadir Bey, Kanber, Ali Bey, Elmas, İboş. Eser, epey olayın geçtiği kalınca bir romandır SERVET-İ FÜNUN DIŞINDA KALANLAR Şık: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Şatırzade Şöhret Bey alafrangalık özentisi içinde, aynı zamanda aşırı derecede saf biridir. Madam Potiş adında, ahlaksız bir kadınla yaşadıkları ve çevresinde nasıl gülünç duruma düştüğü anlatılmaktadır. Bir gün Madam Potiş le yemeğe giderken yaşadıkları, yaptığı bir hırsızlığın ortaya çıkmasına ve hapsi boylamasına sebep olacaktır. Mürebbiye: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Dehri Efendi, Matmazel Anjel i evine çocukları için eğitici olarak alır. Matmazel Anjel, kısa süre içerisinde Şem, Sadri ve amcalarını baştan çıkarır. Sonrasında da Dehri Efendi yi Bu dört ilişki de büyük bir maharetle birbirlerinden habersiz devam ederken, Şem in kıskançlığı ile her şey ortaya çıkar. Şıpsevdi: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Meftun, kalabalık bir ailenin oğludur. Parasızlık yüzünden zengin Kasım Efendi ye damat olmak ister. Entrikalar sonunda Kasım ın kızı Edibe yi alır. Meftun un kız kardeşi Lebide ise Kasım Efendi nin oğlu Mahir ile evlendirilir. Kasım Efendi nin servetini ele geçirmek isteyen Meftun, Mahir i kullanır. İş öğrenilince Mahir evlatlıktan reddedilir. Meftun Paris e kaçar, Lebide ise kayınbabası Kasım Efendi nin yanında kalır. Lebide eve erkek almaya başlayınca Kasım Efendi felç geçirir. Meftun ise servetin peşinde olduğu için eski karısıyla yeniden evlenme planları yapmaya başlamıştır. Eserde dönemin toplumsal çöküntüsü ele alınmış, Türk ailelerin özenti yaşantısı ve İngilizlerin çökmüş ahlaki yaşantıları yansıtılmıştır. Nimetşinas: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Bir konakta hizmetçilik yapan Neriman ve yaşadıkları anlatılır. Çok iyi, dürüst bir insan olan Neriman aynı zamanda çok güzeldir. Evin beyi ona sırılsıklam aşık olur, o yüz vermez. Bunun üzerine olaylar gelişir, Neriman dürüstlüğünden hiçbir zaman ödün vermez.. Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç: Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1910 yılının Mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı nın dünyaya çarpacağı söylentisi yayılır. Bu haber dünyada olduğu gibi İstanbul da da bir panik yaratır. Kenar mahallelerdeki cahil kadınlar da bu işi kendi anlayışlarına göre yorumlarlar. Romanın kahramanı olan İrfan Galib de bu mahallede oturmaktadır. Yüzü peçeli bir kadın tarafından reddedilince kadın düşmanı olur ve kuyruklu yıldız olayıyla kadınları korkutmak için konferanslar düzenler. Bu sırada bir kadın hayranıyla mektuplaşmaya başlar ve evlilik kararı alırlar. Düğün, kuyruklu yıldızın çarpacağı gün olacaktır ve kadın son ana kadar yüzünü İrfan Galib e göstermeyecektir. Aslında gelin hanım da kadınların öcünü almak için İrfan Galib e bir oyun yapmıştır; ancak bir süre sonra onun evlenilecek bir adam olduğunu anlar ve düğün gerçekleşir.

28 Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir) Öğretici Metinler Sanat Anlayışı SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ (KARŞILAŞTIRMALI) TANZİMAT (I. KUŞAK) TANZİMAT (II. KUŞAK) SERVET-İ FÜNUN Sanat toplum içindir. Sanat sanat içindir. Temel amaç sanat yapmaktır. Sanat ve edebiyatı amaç değil; Güzel olan her şey sanat Sanat, güzelliği yansıtmak araç olarak görürler. değeri taşır. içindir. Öğretici metinler dönemin gazetelerinde gelişme imkânı bulur. Makale ve eleştiri ağırlıklı olmak üzere; biyografi, anı ve gezi türlerinde eserler verilir. Toplum sorunları ile sanat ve edebiyat konuları ele alınır. Kullanılan dil, şiir ve romanlara göre daha sadedir. Anı, gezi ve eleştiri türlerinde üslûp yönünden acemilik vardır. Şiirde toplumsal duyarlığı, hürriyet, millet, eşitlik gibi konuları ele alırlar. Şiir dilinde sadeleşme çabaları vardır. Divan şiiri nazım şekilleri kullanılmaya devam eder. Divan şiirinden tek farkı içeriğidir. Nazım birimi beyittir. Şiirde romantizm etkisi vardır. Eleştiri türünde verilen eserler yoğunluktadır. Eleştiride konu genellikle eski-yeni çatışmasına dayanır. Üslûp daha sağlamdır. Dil önceki döneme göre ağır ve süslüdür. Bireysel acıları, yalnızlığı, ölümü, karamsarlığı konu edinirler. Dili ağır ve süslüdür. Divan şiiri nazım şekilleri kullanılmaya devam etmiştir. Şiirde anlam şiirin geneline yayılmıştır. Nazım birimi beyittir. Şiirde romantizm etkisi vardır. Önceki kuşaktan süregelen eskiyeni tartışmaları eleştiri türünün devamını sağlar. Eleştiriyi edebî tenkit adıyla başlı başına bir edebi tür olarak geliştirirler. Anı ve gezi türlerinde güçlü yazılar yazarlar. Ağır ve süslü bir dil kullanırlar. Öğretici metinlerde bile şairane bir üslûp tercih ederler. Toplumsal konulara yer vermezler. Yalnızlık, ölüm, hayal kırıklığı gibi bireysel konuların yanı sıra aile ve tabiat konularına da ağırlık verirler. İçe kapanık bir şiir dünyaları vardır. Şiir dili ağır, kapalı, süslü ve yoğun anlam yüklüdür. Serbest müstezat dışında sone ve terza-rima gibi Batı kökenli nazım biçimleri kullanılır. Divan edebiyatıyla sadece aruz ölçüsü yönünden bağ kalmıştır. Divan şiirinin kalıpları yıkılır, anlam tüm şiire yayılır. Bütün güzelliği esas alınır. Anjambman gibi Batı teknikleri kullanılmıştır. Şiir birimi dize dir. Şiirde parnasizm ve sembolizm etkisi vardır.

29 Roman Hikâye Yazılan öykü sayısı fazla olmasına rağmen teknik olarak henüz gelişmemiştir. Öyküde romantizm etkisi vardır. Yazar kişiliğini gizlemeyip olayların akışına müdahale eder. Öyküler öğretici ve öğüt verici niteliktedir. Sade bir dil kullanmaya çalışırlar. Kölelik, cariyelik gibi toplumsal konulara yer verilir. Roman tekniği henüz gelişmemiştir. Üslûp ve kurgulanış bakımından zayıftır. Şiire göre daha sade bir dil kullanılır. Romantizm etkisi görülür. Yazar kendini gizlemez. Okuyucuya hayat dersi veren bir hoca tavrı takınır. Toplumsal e tarihi konular ile Doğu-Batı ikilemi işlenir. Roman karakterleri bilgili, aydın ve ideal tiplerdir. Başkahramanlar genellikle lider kişiliğe sahiptir. Olaylar genellikle İstanbul da geçer. Tarihi romanlarda farklı yerler de görülür. Az sayıda öykü yazılmış, ancak öykü tekniğinde ilerleme kaydedilmiştir. Realizmin etkileri görülür. (Küçük Şeyler) Roman diline göre daha sade bir dil kullanılır. Bireysel konulara yer verilir. Roman ilk döneme göre teknik açıdan daha güçlüdür. Üslûp ve kurgulanış bakımından Batı edebiyatına yaklaşılmıştır. Roman dili şiire göre daha sadedir. Romanlarda realizm etkileri görülür. Yazarlar kişiliklerini gizler. Bireyin Doğu-Batı kültürleri arasındaki ikileminin yanı sıra aşk, arkadaşlık, aile ilişkileri gibi bireysel konulara yer verilir. Roman karakterleri İstanbul un seçkin ve kültürlü kesiminden seçilir. Olaylar İstanbul da geçer. Öykü tekniği güçlü bir yapıya kavuşmuştur. Realizmden etkilenilir. Yazarlar kendilerini gizlemiş, olan biteni olduğu gibi aktarmıştır. Öykü dili roman diline göre daha sadedir. Konular bireyseldir, ancak romanlardaki kapalılık ve aşırı karamsarlık öykülerde görülmez. Batılı anlamda ilk modern romanlar bu dönemde yazılmıştır. Romanlarda her yönüyle Batı edebiyatı seviyesi yakalanmıştır. Roman dili şiire göre daha sadedir. Ancak önceki kuşaklara göre süslü ve oldukça ağırdır. Uzun betimlemelere, ruh tahlillerine yer verilmiştir. Realizmle birlikte naturalizm de romanlarda etkili olmuştur. Bireysel duyarlıklara ağırlık verilir. İnsanın toplumdan ve gerçek yaşamdan kaçarak hayal dünyasına sığınması, aşk, kıskançlık, entrika, bunalım roman konularından bazılarıdır. Roman karakterleri genellikle İstanbul un zengin kesimlerindendir. Karakterler Batılı yaşam tarzı ile geleneksel kültür arasında bocalayan, kaçış psikolojisi yaşayan bunalımlı tiplerdir. Olaylar İstanbul da ve genellikle konak gibi kapalı mekânlarda geçer.

30 Tiyatro Önce tiyatro çevirileri yapılır, ardından bu türün ilk yerli örnekleri yazılır. Oyunlar okuyucuyu eğitmek ve yönlendirmek amacıyla yazılır. Tiyatro halkı eğitmek için bir araç olarak görüldüğü için bu sanata büyük önem verildi. Oyunlar sahnelenmek için yazılır. Klasisizmin etkisi görülür. Komedi türündeki eserlerde dil, konuşma diline oldukça yakındır. Siyasi baskılar nedeniyle tiyatro türünde çok az eser verilir. Çoğu A. Hamit Tarhan a ait olan bu oyunlar bireysel konuları ele alır. Manzum tiyatro türünde başarılı örnekler verilir. Oyunlar sahnelenmesi için değil; okunması için yazılır. Ağır ve süslü bir dil kullanılır. Cenap Şahabettin in Yalan, Körebe; Halit Ziya nın Kâbus, Fare, Füruzan; Mehmet Rauf un Pençe, Cidal, Sansar adlı eserleri vardır. Bireysel konular ağırlıklı, ağır, süslü ve şiirsel bir dil kullanılmıştır. Tiyatro ile pek ilgilenilmemiştir. Bu durumda yönetimin tiyatro ile ilgili sert tutumu da etkilidir. SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ BAĞIMSIZ SANATÇILARI HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR ( ) Edebiyatımızda sokağın anahtarı, sokağı edebiyatımıza taşıyan kişi olarak tanınır. Hem Servet-i Fünun hem Milli edebiyat döneminde yazmış, iki topluluğa da katılmamış, bağımsız sanatçıdır. Ahmet Mithat Efendi yi örnek almış, onun halk için roman yazma geleneğini devam ettirmiştir. Türk edebiyatında naturalizmin en başarılı temsilcisidir. Başarılı gözlemleri vardır. Toplum için sanat anlayışındadır. Okuru eğlendirerek eğitmeyi amaç edinmiştir. Sade bir dille yazar. Eserlerinde toplumsal eleştiri hâkimdir. Romanlarının çoğu töre romanı özelliği taşır. Toplumdaki aksaklıkları başarılı bir şekilde dile getirmiştir. Sıradan insanların yaşantısını mizah ağırlıklı bir şekilde karakterize eder. Romanlarında alafranga cahil, batıl inanışlı, şöhret düşkünü, sapık, aşırı ihtiraslı kişiler ele alınır. Romanları teknik açıdan başarılı değildir. Ahmet Mithat Efendi gibi olayın akışını keserek gereksiz bilgiler verir. Roman: - Şıpsevdi - Şık - İffet - Mürebbiye - Nimetşinas - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç - Gulyabani - Cadı - Mutallaka - Mezarından Kalkan Şehit Hikâye: - Melek Sanmıştım Şeytanı - Eti Senin Kemiği Benim - Kadınlar Vaizi Tiyatro: - Hazan Bülbülü - Gülbahar Hanım AHMET RASİM ( ) Hiçbir edebi topluluğa katılmadan, Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat dönemlerinde bağımsız olarak eser vermiştir. Fıkra türünün edebiyatımızdaki ilk başarılı ustasıdır. Döneminde yaşanan siyasi-edebi tartışmalara uzak kalmış; ancak Servet-i Fünun u ve Batılılaşmayı eleştirmiştir. Hüseyin Rahmi nin romanlarda yaptığı sokağı, yaşamı anlatma işini, o fıkra ve anılarında yapmıştır.

31 Şehir Mektupları nda II. Abdülhamit döneminin İstanbul unu büyük bir gözlem yeteneği ve sade bir üslûpla anlatmıştır. Bu yönüyle eseri döneme kaynaklık eder. İstanbul Türkçesini, güncel ve yaygın deyimleri başarıyla kullanır. Roman-Öykü: - İlk Sevgili - Afife - Güzel Eleni - İki Günahkâr Fıkra: - Eşkâl-i Zaman - Muharrir Bu Ya - Şehir Mektupları - Gülüp Ağladıklarım - Cidd ü Mizah Anı: - Falaka - Gecelerim - Muharrir-Şair-Edip Diğer: - İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi - Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi - Ramazan Sohbetleri FECR-İ ÂTÎ ŞİİRİ ( ) 1901 de Servet-i Fünun edebiyatının dağılmasının ardından oluşan boşluğu doldurmak için, yine Servet-i Fünun dergisinde, Faik Ali başkanlığında bir bildiri yayımlayarak oluşan topluluktur. Sanat ve edebiyat hakkındaki görüşlerini bir beyanname ile dile getirmişlerdir. Dönemin birçok yazarı tarafından imzalanan bu bildiri, edebiyat tarihimizin ilk beyannamesidir. Fecr-i Ati beyannamesinde yer alan görüşler: 1. Sanat, şahsi ve muhteremdir. (Sanat kişisel ve saygıdeğerdir.) 2. Batı edebiyatı örnek alınacaktır. Batının önemli edebiyat ve düşünce eserleri çevrilecektir. 3. Dil ve edebiyat, toplum bilimlerinin gelişmesine hizmet etmelidir. 4. Edebiyatın önemini ve ciddiyetini halka anlatmak gerekir. Yurdun sanata ve bilime ihtiyacı vardır. 5. Düşünce ve edebiyat konularında konferanslar düzenlenmelidir. 6. Servet-i Fünun dergisi topluluğun yayın organıdır. ( Şiir ve Tefekkür adıyla bir dergi çıkarmayı düşünürler. Ancak maddi olanaksızlıklardan ötürü tek sayı çıkan bu dergi kapanır.) 7. Fecr-i Ati sanatçılarının eserleri Fecr-i Ati Kütüphanesi adı altında yayımlanacaktır. 8. Bizim edebiyatımız Batıya, Batının edebiyatı bize tanıtılacaktır. Fecr-i Ati Beyannamesi ne imza atan sanatçılar: Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Emin Bülent Serdaroğlu, Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir Erozan, Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Refik Halit Karay, Şahabettin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih Devrim, Ali Canip Yöntem, Ali Süha Delibaşı, Faik Ali Ozansoy, Fazıl Ahmet Aykaç, Mehmet Behçet Yazar, Mehmet Rüştü, Mehmet Fuat Köprülü, Müfit Ratip, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İbrahim Alaattin. Topluluğunun genel özellikleri:

32 Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (beyanname / manifesto) yayınlayan edebi topluluktur. Sanat anlayışlarını Şahabettin Süleyman ın sloganı olan Sanat şahsi ve muhteremdir. sözüyle ifade ederler. Fransız edebiyatını, özellikle sembolistleri örnek alırlar. Ayrıca parnasizm ve empresyonizm de dönemin sanatçılarını etkilemiştir. Servet-i Fünun a tepki olarak ortaya çıkmışlar, ancak onlardan daha ileriye gidememişlerdir. Ağır ve süslü bir dil kullanmışlar, Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalara sıkça yer vermişlerdir. Sanatlı söyleyiş ve imgelere sıkça yer vermişlerdir. Şiirde aruz ölçüsünü kullanmışlar, nazım biçimlerinden serbest müstezadı daha da geliştirerek kullanmışlardır. Aşk ve tabiat işledikleri başlıca konulardır. Aşkı romantik ve duygusal; doğayı gerçekten uzak ele almışlardır. Belli bir sanat anlayışı ve değer ölçülerinde birleşmek yerine, ferdî hürriyeti ve çeşitliliği savundukları için kısa sürede dağılmışlardır. Dağılmalarındaki asıl önemli etmen Genç Kalemler dergisidir. Milli edebiyatı başlatan bu dergi, Fecr-i Ati nin son bulmasına yol açmıştır. Fecr-i Ati topluluğu çok ağır ve sanatlı yazan Servet-i Fünun ile sade ve halk için yazan Milli edebiyat arasında bir köprü görevi görmüştür. Ahmet Haşim in şiirleri dışında sanat değeri yüksek şiir yazılmamıştır. Hikaye de Mauppasant ı tiyatroda ise Henrich İbsen i örnek almışlardır. Dönemin en önemli temsilcisi Ahmet Haşim dir. Ahmet Haşim Milli edebiyat döneminde de Fecr-i Ati değerlerine bağlı şiir yazmaya devam eder. İlerleyen dönemlerde saf (öz) şiir anlayışının en önemli temsilcisi sayılacaktır. Dönemin diğer sanatçıları Milli edebiyata dahil olmuşlardır. Grup içinde Milli edebiyata dahil olmayan tek sanatçı Ahmet Haşim dir. Milli edebiyat başlayınca gruptan ilk çıkanlar Celal Sahir, Fuat Köprülü, Ali Canip, ve Hamdullah Suphi olmuştur. AHMET HAŞİM ( ) (Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. ) Fecr-i Ati döneminin en önemli temsilcisidir. Topluluk dağıldıktan sonra hiçbir edebi topluluğa katılmamış, sanat yaşamını bağımsız sürdürmüştür. İlk şiiri Hayal-i Aşkım ı 1901 de yayımlar. Sembolizmden etkilenir. Doğa manzaraları, akşam, şafak, gurup, gece, mehtap, güller, yıldızlar, sembolistlerin tercih ettiği şekilde şiirlerinde kullanılır. Bunun yanında empresyonizmden de etkilenir (özellikle Merdiven şiirinde). Akşam şairi dir. Şiiri bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan da Şeyh Galip in parıltısını taşır. Sanat sanat içindir, anlayışındadır. Serbest müstezad nazım biçimiyle şiirler yazar. Aşk, tabiat ve çocukluk anıları şiirlerinin başlıca temalarıdır. Tüm şiirlerini aruzla yazmış; heceyi köylü vezni olarak nitelemiş, müzikal açıdan yetersiz bulmuştur. Şiirlerinde anlaşılmak gibi bir kaygısı yoktur. Dili ağırdır, imgelerle yüklüdür. Şiirde dış dünyaya ait gözlemlerinin kendi iç dünyasında bıraktığı izlenimleri yansıtır. Dış dünya, Haşim in hayal dünyasının en güzel renklerine bürünerek şiire yansır. Düzyazıda da oldukça başarılıdır. Şiire göre daha sade yazdığı, fıkra, sohbet, gezi türündeki eserlerinde kendine bir üslûp, parlak bir zekâ görülür. Şiir ile ilgili görüşlerini Piyale adlı kitabının önsözünde, Türk edebiyatının ilk poetikası sayılan Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar adlı makalesiyle belirtir. Buna göre; - Şiirin asıl özelliği duyulmaktır. - Şiir dili musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakındır. - Sözcükler şiire anlam değerinden çok, musiki değerlerine göre girer. Şiirde musiki anlamdan önce gelir. - Şiirin anlam bakımından açık olması önemli değildir. Şiirin doğduğu yer bilinçaltı dır. - Şiir düzyazıya çevrilemeyen bir nazımdır. Bir hikaye değil, sessiz bir şarkıdır.

33 - Şiirde anlam için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. En güzel şiirler anlamlarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir. Şiirde önemli olan anlam değil, söyleyiş özellikleridir. Şiir: - Göl Saatleri - Piyale TAHSİN NAHİT ( ) Fıkra: - Bize Göre - Gurabahane-i Laklakan Gezi: - Frankfurt Seyahatnamesi Tiyatroyla yakından ilgilenmiş, Şahabettin Süleyman ı örnek almıştır. Tiyatro alanında Türk edebiyatında ilk kez birden çok yazarla birlikte ortak eserler vermiştir (Ruhsar Nevvare ile) Şahabettin Süleyman la Kösem Sultan adlı oyunu yazmıştır. Tiyatro alanında tanınmasını sağlayan Rakibe adlı adapte eseridir. Şiir: - Ruh-ı Bîkayd ( Sisler ve Geceler ile Kırlar ve Denizler adlı iki kitabının birleşimidir.) Oyun: - Hicranlar - Firar - Jön Türk - Aşkımız - Sanatkârlar - Kösem Sultan - Ben Başka - Osman-ı Sani - Talâk - Bir Mücadele-i Hissiye - Kırık Mahfaza EMİN BÜLENT SERDAROĞLU ( ) Galatasaray futbol kulübünün kurucuları arasında yer alan ve takımın ilk kaptanı olan sanatçı, GS-FB derbilerindeki ilk golü atmıştır :) Bu yıllarda Çanakkale savaşlarına da katılmıştır. Fecr-i Ati topluluğunun kurucularından biridir. Kin ve Hisarlara Karşı adlı milli temalı şiirleriyle tanınır. Tevfik Fikret ten etkilenmiştir. Sosyal içerikli şiirleri de vardır. Victor Hugo nun Mavi Gözlü Yunan Çocuğu adlı şiirine karşılık Kin şiirini yazarak büyük beğeni kazanmış; Atatürk bu şiirden ötürü takdir etmiştir. Biçimi önemsemez, bireysel, lirik ve destansı şiirler yazar. Kin, Hatay a Selam ve Dev Şarkısı şiirleri önemlidir. Ahmet Haşim onun için Türk şiirinin üstünden bir kuyruklu yıldız gibi geçti. Ondan ağzımızda tamamlanmamış bir lezzet kaldı. demiştir. Emin Bülent in Şiirleri (ölümünden sonra Salih Zeki Aktay kitaplaştırmıştır.) MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN OLUŞUMU ( ) Osmanlı Devleti Batı da meydana gelen siyasi süreçten olumsuz etkilenince duraklama ve gerileme dönemleri yaşanır. İmparatorluğun yavaş yavaş dağıldığını ve sona yaklaştığını gören aydınlar, devletin kurtuluşu için çeşitli çözüm yolları öne sürerler. Bu çözüm yolları bazı düşünce akımlarının oluşmasına ve derneklerin kurulmasına neden olur. 20. YY. DÜŞÜNCE AKIMLARI Akım Ortaya çıkış nedeni Amacı Temel Düşüncesi Yayın Organı Temsilcileri

34 Türkçülük İslamcılık Osmanlıcılık Batıcılık Batı nın teknoloji, bilim, sanat alanlarında Osmanlı Devleti nden önde olması, Osmanlı nın ıslahatlara gereksinin duyması Fransız İhtilali nin getirdiği milliyetçilik akımının etkisinden kurtulmak, Osmanlı nın etnik yapısına dayanarak ülkeyi bölmek isteyenlere engel olmak Siyasi otoriteyi İslamhalifelik üzerinden kurmak isteği Balkan Savaşları sonrası Osmanlıcılığın önemini yitirmesi, Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik fikri Batı yı örnek alarak ülkenin kalkınmasını sağlamak Dil, din, ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı yı bir bütün olarak görmek, devletin menfaati için Osmanlı ulusu yaratmak, eski ihtişamlı günlere geri dönmek İslami değerlere bağlı, din çatısı altında birlik olmak Turancılık : Tüm Türkleri bir arada tutmak, büyük bir Turan devleti kurmak Milli edebiyat dönemini oluşturan edebi süreç: İrfancılık (bilgiye dayanma) fikrini savunurlar. Bütün etnik gruplar Osmanlı dır. *II. Abdülhamit devletin resmi ideolojisi olarak kabul eder, Kanunuesasî ile de desteklenir. Bütün Müslümanlar kardeştir ve birleşmelidir. *II. Abdülhamit destekler. Dilde, fikirde, işte birlik düşüncesi Ben bir Türk üm, dinim, cinsim uludur. Sırat-ı Müstakim Sebilü r-reşad Halka Doğru Yeni Mecmua Genç Kalemler Tevfik Fikret Abdullah Cevdet Celal Nuri Mustafa Reşit Paşa Jön Türkler Yeni Osmanlılar Ziya Paşa Agah Efendi Namık Kemal Ali Suavi Mehmet Akif Ersoy Sait Halim Paşa Ahmet Cevdet Paşa Şemsettin Sami Ahmet Vefik Paşa Ziya Gökalp Mehmet Emin Nihal Atsız Ömer Seyfettin Enver Paşa Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Akil Koyuncu gibi gençlerin 1911 yılında Selanik te çıkarmaya başladıkları Genç Kalemler dergisi ile edebiyat tarihinde ilk kez Milli edebiyat adı kullanılmıştır. Milliyetçilik düşüncesinin Türkçülük şeklinde yansıdığı bu edebi sürecin temel ilkesi halka doğru görüşüdür. Genç Kalemler dergisinin başmakalesi Yeni Lisan başlığını taşır. Ömer Seyfettin in yazdığı bu makale Milli edebiyat hareketinin bir beyannamesidir. Osmanlı Devleti ni çöküşten kurtarmak için milli duygular öne çıkarılmış, birlik ve beraberlik sağlanmaya çalışılmıştır. Güçlü ve sağlam bir devlet oluşturmak için bir ulusa ihtiyaç vardır, bu ulus Türk ulusudur. Türkçülük düşüncesini yaymak için yazılan önemli eserler: - Üç Cereyan Ziya Gökalp - Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak Ziya Gökalp - Türkçülüğün Esasları Ziya Gökalp - Benim Şiirlerim Mehmet Emin Yurdakul - Üç Tarz-ı Siyaset Yusuf Akçura - Ashab-ı Kehfimiz Ömer Seyfettin Milli edebiyatın temel amaçları: 1. Dilde yalınlık (Halkın konuştuğu Türkçe) 2. Yerli konular 3. Yazı ve konuşma dilini birleştirmek 4. Aruzu bırakıp heceye dönmek 5. Halk edebiyatı biçim ve türlerini kullanmak

35 Genç Kalemler dergisinde ve Yeni Lisan makalesinde yer alan görüşler: Arapça ve Farsça dilbilgisi ile -bazı istisnalar dışında- bu kurallara göre yapılmış tamlamalar kullanılmamalıdır. (Kuran-ı Kerim, Servet-i Fünun, Abdülhamit) Arapça ve Farsça kelimelerden halkın kullandığı kelimeler dışındakiler atılmalıdır. Atatürk ileride bu görüşü destekleyen bir söz söyler: Ketebe, yektübü, lem yektüb, ektib, iktib Arab ın; katip, kitap, mektup bizim. Ayrıca Ziya Gökalp Türkçeleşmiş Türkçedir. diyerek bu görüşü destekler. Arapça ve Farsça sözcükler söylenişlerine göre yazılmalıdır: hoş âb > hoşaf, nerdüban > merdiven, ıztırab > ızdırap Diğer Türk lehçelerinden kelimeler alınmalıdır. Konuşmada İstanbul ağzı esas kabul edilmelidir. Ziya Gökalp Lisan şiirinde konuyla ilgili şöyle söyler: Güzel dil Türkçe bize Başka dil gece bize İstanbul konuşması En saf en ince bize Edebi eserlerde milletin dertleri, sevinçleri esas alınmalıdır. Ulusal kaynaklara ve yurt sorunlarına yer verilmelidir. Şiirde yalnızca hece vezni kullanılmalıdır. Dilde sadeleşmeye başta Ahmet Haşim olmak üzere, Yakup Kadri, Fuat Köprülü ve Yahya Kemal karşı çıkmıştır. ÖĞRETİCİ METİNLER Dilde sadeleşme en belirgin özelliğidir. Eserler dönemin zihniyetini yansıtır. Halkın içinde bulunduğu sıkıntılar ve bu sıkıntıları aşma yolları ele alınmıştır. Ayrıca dil, siyasi konular, milliyetçi, tarihi, bilimsel konular ele alınır. Ziya Gökalp İslamiyet öncesi; Yahya Kemal ise İslamiyet sonrası Türk tarih ve kültürünü ön plana çıkarmıştır. Makale: Sade bir dille yazılan makalelerde daha çok Türkçülük akımını bütün yönleriyle ortaya koymak, yeni bir dil anlayışı benimsetmek, halkı eğitmek ve bilgilendirmek amaçlanmıştır. Yazarlar ilk kez Anadolu ya yönelmiş, Anadolu halkının çektiği sorunlar, yaşayış tarzı, örf ve adetlerini konu edinmişlerdir. Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp Milli edebiyatın temellerini oluşturan düşüncelerini makaleler aracılığıyla ortaya koymuşlardır. Öncelikle Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin in yazdığı Yeni Lisan adlı başmakale, bu dönemin başlamasında en büyük etkendir. Yazılan önemli makaleler: - Ömer Seyfettin Yeni Lisan - Ali Canip Yöntem Milli Edebiyat Meseleleri - Ziya Gökalp Makaleler - Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset - Hamdullah Suphi Tanrıöver Günebakan - Yakup Kadri Karaosmanoğlu İzmir den Bursa ya, Kadınlık ve Kadınlarımız, Ergenekon YUSUF AKÇURA ( ) Kırım Türklerindendir. Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerinden, Türk Tarih Kurumunun kurucularındandır. Cumhuriyet yıllarında milletvekilliği yapmıştır. Üç Tarz-ı Siyaset adlı 32 sayfalık makalesi, Türkçülük akımının manifestosu kabul edilir. Mustafa Kemal in çalışma arkadaşlarından biri olarak Türkiye Cumhuriyeti nin kültürel yapısının oluşmasında katkı sağlamıştır. Fıkra: Günlük hayatla ilgili sosyal konuların yanı sıra bir kişiyi ya da edebi bir konuyu tartışan fıkralar da yazılmıştır.

36 Milli edebiyat anlayışına dahil olmamakla birlikte Ahmet Haşim ve Ahmet Rasim fıkra türünde eserler vermişlerdir. Bunların dışında Hüseyin Cahit Yalçın, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Halide Edip Adıvar da fıkra türünde yazmıştır. Yazılan önemli fıkralar: - Ahmet Rasim Şehir Mektupları, Eşkal-i Zaman, Muharrir Bu Ya - Ahmet Haşim Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan - Refik Halit Karay Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, Ay Peşinde, Guguklu Saat, Kirpinin Dedikleri - Orhan Seyfi Orhon Kulaktan Kulağa - Ziya Osman Saba Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gün Doğmadan - Falih Rıfkı Atay Eski Saat, Çile Anı (Hatıra): - Halide Edip Adıvar Türk ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev - Refik Halit Karay Agop Paşa nın Hatıratı - Yakup Kadri Karaosmanoğlu Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları - Falih Rıfkı Atay Zeytindağı Edebiyat Tarihi / Monografi / Antoloji / Tenkit Edebiyat tarihi alanında en önemli çalışmalar Milli edebiyat döneminde başlar. Mehmet Fuat Köprülü çalışmaların öncülüğünü yapar. - Mehmet Fuat Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi (edebiyatımızı destan döneminden bugüne ele alan eseri) - Mehmet Fuat Köprülü Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (Ahmet Yesevi ve Yunus Emre yi tanıtan eseri) Monografi alanında da önemli çalışmalar yapılmıştır. Mithat Cemal Kuntay, İbrahim Alaeddin ve Ali Canip çalışmaları yapanlardır. Ayrıca tenkit alanında da Ömer Seyfettin, Hamdullah Suphi, Yakup Kadri ve Ali Canip önde gelen kişilerdir. - Ali Canip Yöntem Ömer Seyfettin (monografi), Epope (monografi), Türk Edebiyatı Antolojisi (antoloji), Cenap Bey le Münakaşalarım (tenkit) Yergi ve Mizah: Sosyal ve siyasi içerikli hicivler yazılmıştır. Neyzen Tevfik ve Refik Halit bu alanda en önemli isimlerdir. MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ ( ) 1909 da Fecr-i Ati topluluğuna katılır, başta Milli edebiyat a karşı çıkar, eserlerinde de ağır bir dil kullanır. Ziya Gökalp ve çevresini tanıdıktan sonra Milli edebiyata dahil olur. İslamiyet öncesi Türk tarihi ve edebiyatı üzerinde araştırmalar yapmıştır. Türk tarihinin ilk dönemlerine kadar inmiş; ilk Türk topluluklarının tarih ve edebiyatlarını incelemiştir. İlk büyük yapıtı Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar adlı, Yunus Emre ve Ahmet Yesevi yi anlattığı eseridir. Bu eseriyle Yunus Emre yi; Türk Saz Şairleri adlı eseriyle de Karacaoğlan ı Avrupa ya tanıtmıştır. Tarih alanında da çalışmaları olmakla birlikte asıl yararlı çalışmalarını Türk edebiyatı ve halk edebiyatı alanında yapmıştır. Türk edebiyatı ve tarihiyle ilgili ilk bilimsel çalışmaları o yapmıştır. Bu yönüyle Türkiye de bilimsel anlamda edebiyat tarihini başlatan kişidir. Geride 1500 ü aşkın kitap ve makale bırakmıştır. - Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar - Türk Edebiyatı Tarihi - Türk Saz Şairleri - Divan Edebiyatı Antolojisi - Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar

37 - Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri - Ali Şir Nevai - Erzurumlu Emrah - Fuzuli - HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER ( ) Önce Fecr-i Ati de yer almış, sonra Milli edebiyata dahil olmuş ve bu akıma büyük katkılar sağlamıştır. Hitabet ve nutuk larıyla tanınan bir sanatçıdır. Kurtuluş Savaşı sırasında halkı aydınlatmak için gönderildiği yerlerde hitabetin etkili örneklerini vermiştir. Cumhuriyet döneminde Milli Eğitim Bakanı olmuştur. - Dağ Yolu (Hitabet) - Günebakan (Makale) COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR) Milli edebiyat şiiri bazı ortak özellikleri barındırsa da tek bir başlık altında toplamak mümkün değildir. Bu dönemde yaşanan eğilimleri dört ana başlıkta toplayabiliriz: a) Sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılmış şiir b) Saf (Öz) şiir c) Halkın yaşayış tarzını ve değerlerini anlatan manzumeler d) Edebiyat-ı Cedide anlayışını sürdürenler NOT: Bu gruplardan birincisi milli edebiyat anlayışını yansıtır; ancak grupların tamamı milli edebiyat dönemini oluşturur. NOT: Ayrıca az sayıda şairin benimsediği Nayilik ve Nev-Yunanilik yönelimleri de görülür. a) Sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılmış şiir: Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul un başını çektiği, Beş Hececilerin de dahil olduğu yönelimdir. Türkçülük düşüncesinden yola çıkılmış, öz kimliklere dönerek hece ile şiir yazmak benimsenmiştir. Genç Kalemler dergisi ve Yeni Lisan makalesi etkili olmuştur. Yeni Lisancılar olarak da anılırlar. Öğretici (didaktik) anlayışla şiir yazan sanatçılar, halkın duygu ve hayallerini ifade etmeyi amaçlamışlardır. Halk edebiyatı şiirinden yararlanılır. Koşma-mani tipi uyak kullanılır. Yarım uyak ve redif kullanılır. Aruz yerine İslamiyet öncesinden beri var olan hece ölçüsü benimsenir. Nazım birimi olarak dörtlük esas alınmıştır. Halk edebiyatı nazım biçimlerinin yanında Batılı nazım biçimlerinden de yararlanılır. Sade, yalın, anlaşılır, halkın dili kullanılır.

38 Halka doğru ilkesi benimsenmiş, milli konular, toplumsal sorunlar işlenmiştir. Ülkenin içinde bulunduğu koşullar konu seçiminde etkilidir. Doğa, yurt güzellikleri, kahramanlık, Anadolu gibi yerli temalar işlenmiştir. Bu durum Cumhuriyet döneminde memleketçi edebiyatı oluşturacaktır. Bu anlayışla şiir yazanlar: - Ziya Gökalp - Mehmet Emin Yurdakul - Ali Canip Yöntem - Celal Sahir Erozan - Necmettin Halil Onan - Halide Nusret Zorlutuna - Şükufe Nihal Başar - Beş Hececiler : * Halit Fahri Ozansoy * Enis Behiç Koryürek * Yusuf Ziya Ortaç * Orhan Seyfi Orhon * Faruk Nafiz Çamlıbel Sade dil ve hece ölçüsü ile yazılan şiirler (Milli edebiyat şiiri) ile Servet-i Fünun / Fecr-i Ati şiiri arasındaki farklar: Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati şiiri Milli edebiyat şiiri Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Batıdan alınan nazım biçimleri ile serbest müstezat kullanılmıştır. Ağır, süslü ve sanatlı, soyut bir dil kullanılmıştır. Nazım birimi olarak dize benimsenmiştir. Bireysel konular ele alınmıştır: Karamsarlık, mutsuzluk, hüzün, içekapanıklık, gerçeklerden kaçıp hayallere sığınma, hayal-hakikat çatışması.. Sanat yönü ağır basar, sanat sanat için dir. ZİYA GÖKALP ( ) Hece ölçüsü kullanılmıştır. Halk edebiyatı nazım biçimleri ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Bunun yanında Batıdan alınan nazım biçimleri de kullanılmaya devam etmiştir. Sade, yalın, halkın konuştuğu dil kullanılmıştır. Nazım birimi olarak genellikle dörtlük tercih edilmiştir. Toplumsal ve milli konular; yurdun güzellikleri, kahramanlık, Anadolu, Türkçülük ve Kurtuluş Savaşı gibi konular işlenmiştir. Didaktiktir. Sanat toplum içindir. Düşüncelerini yaymak için sanatı araç olarak kullanmıştır. Toplum için sanat anlayışını benimsemiştir. Duygularından ziyade, inandığı düşünceleri dile getirir. Bu bakımdan milli edebiyatın düşünce temelini atmıştır. Edebiyatı şuur ve şiir devri olarak ikiye ayırmış, kendi dönemini şuur devri olarak nitelemiştir. Şiirlerinde toplum hayatının yeniden düzenlenmesi, insanların eğitimi ve milli düşünce yer almıştır. Şiirlerinde Türk mitolojisine de yer vermiştir. Bu yönüyle o bir destan şairi dir. (Şaki İbrahim Destanı, Ak Destan, Kara Destan, ) Lirizmden uzak, didaktik bir söyleyişi vardır. Masal niteliği taşıyan, manzum destan özelliği gösteren şiirleri de vardır. (Ala Geyik) Biçim yönünden ilk zamanlarında divan edebiyatı nazım biçimlerini ve aruz ölçüsünü kullanmış; ancak daha sora halk edebiyatına yönelmiş ve 7 li, 8 li ve 11 li hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Dile büyük önem vermiştir; oldukça sade, söz sanatlarından uzak bir dil kullanır. Dil konusundaki bütün görüşlerini Lisan şiirinde belirtmiştir. Kendisi aynı zamanda ilk Türk sosyologlarındandır. Sosyoloji ile ilgili önemli makaleleri vardır. Durkheim ın dayanışmacılık anlayışını Türk toplumunun yeni modeli olarak benimser. Genç Kalemler dergisinde yayımladığı Turan şiiri ile Turancılık hareketinin öncüsü olmuştur. Bunu uzak ideal olarak görür. Türkçülüğü Esasları adlı eserinde Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiştir. Yeni Hayat adlı şiir kitabında Osmanlı dan sonra kurulacak olan Türkçü devletin esaslarını belirler. Altın Işık adlı eseri çocuklarda milli bilinç ve ruh oluşturmak için kaleme alınmış manzum ve mensur masallar bulunur. Şiir: - Kızıl Elma - Yeni Hayat

39 - Altın Işık Düzyazı: - Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak ALİ CANİP YÖNTEM ( ) - Türkçülüğün Esasları - Türk Töresi - Türk Ahlakı - Doğru Yol - Türk Medeniyeti Tarihi - Malta Mektupları - Makaleler Daha önce Fecr-i Ati topluluğunda yer almış, sonra Milli edebiyatı başlatanlardan olmuştur. Milli edebiyatın teorisyenlerindendir. Yeni Lisan anlayışının savunucusudur. Aruzdan hece ölçüsüne geçmiş, sade dille şiirler yazmıştır. Edebiyat ile ilgili incelemelerde bulunmuştur. Lise edebiyat programlarının düzenlenmesinde ve ders kitaplarının hazırlanmasında çalışmalar yapmıştır. Makaleleri ve edebiyat tarihi ile ilgili çalışmalarıyla tanınır. Cenap Şahabettin ile edebiyat anlayışı üzerine tartışmalar yapmıştır. Geçtiğim Yol adlı şiir kitabında hem aruzla hem heceyle yazdığı şiirleri mevcuttur. Şiir: - Geçtiğim Yol Düzyazı: - Milli Edebiyat ve Cenap Bey le Münakaşalarım (Makale, tartışma) - Epope (inceleme) - Ömer Seyfettin (monografi) - Türk Edebiyatı Antolojisi (Antoloji) MEHMET EMİN YURDAKUL ( ) Cenge Giderken adlı şiirinin ilk dizesi olan Ben bir Türk üm, dinim cinsim uludur ifadesi, ona Türk şairi ve milli şair unvanını kazandırmıştır. Bu şiir Türk edebiyatının Türklük heyecanıyla yazılmış ilk manzumesidir. Türkçülük düşüncesine halkçı bir nitelik kazandırmıştır. Valilik yaptığı sırada halkın sorunlarını yakından görmüştür. Didaktik bir söyleyişi vardır. Toplum için sanat anlayışındadır. Edebiyatı, düşüncelerini aktarmada bir araç olarak görmüştür. Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır. Hece ölçüsünün uzun kalıplarıyla, şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır. Batıdan alınan nazım biçimlerini de kullanmıştır. Dörtlüğün yanında üçerli, altışarlı, sekizerli dizelerle de şiirler yazmıştır. Sade, kolay anlaşılır bir dili vardır. Şiir: - Türkçe Şiirler - Türk Sazı - Ey Türk Uyan - Tan Sesleri - Ordunun Destanı - Dicle Önünde - Zafer Yolunda - Aydın Kızları - Dante ye - Mustafa Kemal BEŞ HECECİLER / HECENİN BEŞ ŞAİRİ Milli edebiyattan etkilenerek toplanan Beş Hececiler milli kaynaklara dönmeyi ilke edindiler. Şiire 1. Dünya Savaşı yıllarında başlayıp Milli Mücadele döneminde ün kazanmışlardır. Ziya Gökalp, Mehmet Emin ve Ali Canip gibi sanatçıları örnek almışlardır. Ziya Gökalp in Sanat şiirindeki görüşleri, sanat anlayışlarını belirlemiştir: Aruz sizin olsun, hece bizimdir Halkın söylediği Türkçe bizimdir Leyl sizin, şeb sizin, gece bizimdir Değildir bir mana üç ada muhtaç.

40 Şiire aruzla başlamışlar, sonradan hece ölçüsüne geçmişlerdir. Halk edebiyatı ve Batı kaynaklı nazım biçimlerini kullanmışlardır. Bunun yanında hece ölçüsüyle serbest müstezad da yazmışlardır. Hece ölçüsünün genellikle 11 li ve 14 lü kalıplarını kullanırlar. Nesir cümleleriyle şiirler yazmışlardır. Özentiden uzak, açık, yalın bir anlatımı benimserler. Sade bir dil, İstanbul Türkçesi kullanmışlardır. Anadolu manzaralarını, Anadolu nun yaşayışını, insanını, folklorunu coşkuyla işlemişler, Anadolu gerçeğini şiire sokmuşlardır. Ancak savaşın da etkisiyle milli duyarlıkları onları romantizme sürüklemiştir. Bu yönüyle mili romantik özellik taşırlar. Şiirleri memleket sevgisi ve memleket sorunları üzerine kuruludur. Yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik gibi konuları ele alırlar. Kafiye genellikle kulak için kullanılmıştır. Derinlikten yoksun lirik olmaya çalışırken didaktik; yoğun olmaya çalışırken taklitçi bir anlatımları olmuştur. Bu, Anadolu yu yakından tanımamalarından kaynaklanmaktadır. Faruz Nafiz Çamlıbel in yazdığı Sanat şiiri Beş Hececilerin bir bildirisi gibidir: Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolu muz. Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun Ayrılıyor yolumuz! Temsilcileri: (HEYOF) - Halit Fahri OZANSOY - Enis Behiç KORYÜREK - Yusuf Ziya ORTAÇ - Orhan Seyfi ORHON - Faruk Nafiz ÇAMLIBEL HALİT FAHRİ OZANSOY ( ) Önceleri Nayiler topluluğunda yer almış, Ziya Gökalp in etkisiyle hece ile yazmaya başlamıştır. Aruza Veda adlı şiirinde aruzu son kez kullanmıştır. Aslında o hem hecenin hem aruzun yaşatılması gerektiğini düşünmektedir. Şiirinde iç burukluğunu ifade eder. Şiirlerinde genellikle egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara, aşk ve kadın temalarına sıkça yer vermiştir. Daha çok karamsar duyguları işleyen sanatçı sevgi, özlem, ölüm gibi konuları da işlemiştir. Gülistan ve Harabeler adlı kitabında Gülistan geleceği; Harabeler ise vatanın içinde bulunduğu durumu anlatmıştır (1922). Şiir: - Rüya - Sonsuza Gecelerin Ötesinde - Sulara Dalan Gözler - Gülistan ve Harabeler - Bulutlara Yakın - Balkonda Saatler - Hep Onun İçin - Paravan - Efsaneler - Cenk Duyguları ENİS BEHİÇ KORYÜREK ( ) - Zakkum Roman: - Sulara Giden Köprü - Aşıklar Yolunun Yolcuları Oyunlar: - Baykuş (aruzla) - İlk Şair (aruzla) - Sönen Kandiller (heceyle) - Nedim (heceyle) - On Yılın Destanı - Hayalet - Bir Dolaptır Dönüyor - İki Yanda Anı: - Edebiyatçılar Geçiyor - Eski İstanbul Ramazanları - Darülbedayi Günlerinin Eski Günleri - Edebiyatçılar Çevremde

41 İlk şiirlerini aruzla yazmış, Ziya Gökalp in etkisiyle Milli edebiyat akımına katılıp heceyi kullanmıştır. Hece ölçüsünde duraklarda yaptığı değişikliklerle, güçlü bir ahenk oluşturmuştur. Gemiciler şiirinde, aynı şiirde birden fazla hece kalıbı kullanmış, gemi görüntüsü oluşturmuştur. Aynı zamanda serbest ölçüye geçişin de denemelerini yapmıştır. Milli heyecanlarla yüklü epik şiirleriyle ünlüdür. Türk denizciliğini destanlaştıran şair olarak tanınır. Konularını deniz savaşlarından alan Eski Korsan Hikayeleri adlı manzumeleri ile tanınır dan sonra yeniden aruza dönmüş, tasavvufi, mistik ve divan edebiyatı tarzında şiirler yazmıştır. Bu şiirlerini Varidat-ı Süleyman adıyla toplar. (Çedikçi Süleyman Çelebi den ilham almış..) Şiir: - Miras - Varidat-ı Süleyman - Güneşin Ölümü YUSUF ZİYA ORTAÇ ( ) Önceleri aruzla yazmış, Ziya Gökalp in etkisiyle heceyi kullanmıştır. Halk edebiyatından koşma, türkü, semai; divan edebiyatından şarkı, mesnevi; Batı edebiyatından sone ve terza-rima biçimlerini kullanmıştır. Daha çok aşk şiirleri yazmış, sevgi, deniz ve mehtabı tema olarak kullanmıştır. Akbaba adlı mizah dergisini ölümüne kadar çıkarmıştır. Bu dergi onun yergi yeteneğini de gösterir. Akıcı ve yalın bir dille yazdığı fıkralarında siyasal mizahın örneklerini verir. Mizahi yazı ve şiirlerini Çimdik imzasıyla yayımlar. Binnaz adlı oyunu edebiyatımızda hece ölçüsüyle yazılmış ilk başarılı manzum piyestir. Şiir: - Akından Akına - Cenk Ufukları - Kuş Cıvıltıları (çocuk şiirleri) - Aşıklar Yolu - Yanardağ - Bir Selvi Gölgesi - Bir Rüzgar Esti Oyun: - Binnaz ORHAN SEYFİ ORHON ( ) - Kördüğüm - Nikahta Keramet - Latife Roman: - Kürkçü Dükkanı - Şeker Osman - Göç - Üç Katlı Ev Gezi: - Göz Ucuyla Avrupa Anı: - Portreler - Bizim Yokuş Biyografi: - İsmet İnönü Fıkra: - Şen Kitap - Beşik - Ocak - Gün Doğmadan - Sarı Çizmeli Mehmet Ağa Birçok dergi çıkarmış, edebiyat öğretmenliği ve gazetecilik yapmıştır. İlk şiirlerini aruzla, milli edebiyattan sonra heceyle yazmıştır. Divan şiiri kalıplarını hece ölçüsüne uyarlayarak gazel benzeri şiirler yazmıştır. Fırtına ve Kar adlı şiiriyle tanınır. Peri Kızı ile Çoban Hikayesi hece ölçüsüyle Türkçeyi başarılı bir şekilde kullandığı manzum masalıdır. Milli konuları işler; ama daha çok bireysel konuları işler. Yusuf Ziya Ortaç la birlikte en çok aşk konusunu ele aldıkları için kadın şairi olarak nitelendirilirler. Birçok şiiri bestelenmiştir, Veda ve Diyorlar bunun en güzel örnekleridir. Şiir: - Fırtına ve Kar - Gönülden Sesler - Kervan - O Beyaz Bir Kuştu - İşte Sevdiğim Dünya

42 - Peri Kızı ile Çoban Hikayesi Roman: - Çocuk Adam Makale: - Dün-Bugün-Yarın Fıkra: - Kulaktan Kulağa Deneme: - Fiskeler Mizah-Hiciv: - Asri Kerem - Düğün Gecesi FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL ( ) Şiire 1. Dünya Savaşı yıllarında başlamış, aruzla aşk temalı şiirler yazmıştır. Hece ile yazmaya başlayınca aruzu da bırakmamıştır. Aruzun son temsilcilerinden biri kabul edilir. Beş Hececilerin en başarılı şairidir. Lirik şiirleriyle tanınır. Kulak için uyak anlayışını benimsemiştir: Sanki vurmuş da onun bir kara sevdâ başına Kahramanlar gibi yalnız çıkıyor dağ başına Anadolu dan ses getiren şairlerdendir. Kurtuluş Savaşı nı büyük bir coşkuyla karşılamış, At başlıklı şiiri ile duygularını ifade etmiştir: Bin gemle bağlanan yağız at şaha kalkıyor Gittikçe yükselen başı Allah a kalkıyor Sanat adlı şiiri Beş Hececilerin ve Memleketçi şiirin bir bildirisi gibidir. Kendisinin de bireyci sanat anlayışından toplumcu sanat anlayışına geçtiğini gösterir: Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek Bizim diyarımız da bin bir baharı saklar Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar. Han Duvarları adlı şiirinde Anadolu insanı ilk kez romantik duygulardan ve destansı söyleyişlerden uzak, gerçekçi çizgilerle anlatılmıştır. Bozgun şiirinde milli vicdanı dile getirir. Akbaba ve Karikatür dergilerinde, Çamdeviren, Akıllı Ozan, Deli Ozan gibi takma adlar kullanarak mizahi şiirler yazmıştır. Atatürk için de hayranlığını bildiren şiirleri vardır te Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı nı yazar, Cemal Reşit Bey tarafından bestelenir. Şiir: - Şarkın Sultanları (aruz) - Gönülden Gönüle(aruz) - Dinle Neyden - Çoban Çeşmesi - Bir Ömür Böyle Geçti - Suda Halkalar (Aruz) - Zindan Duvarları (aruz) - Tatlı Sert (mizahi) - Elimle Seçtiklerim - Akıncı Türküleri - Heyecan ve Sükun - Akarsu Tiyatro: - Canavar - Akın - Özyurt - Kahraman - Yayla Kartalı - Ateş - Dev Aynası - Numaralar Roman: - Yıldız Yağmuru Biyografi: - Tevfik Fikret b) Saf (Öz) Şiir: Saf (öz) şiir anlayışı, Ahmet Haşim in Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar adlı poetikasıyla başlar. Mallarme ın Şiir fikirlerle değil, kelimelerle yazılır. düşüncesinden hareket etmişlerdir. Onlara göre, sanatta önemli olan iyi ve güzel şiir yazmaktır. Sanat sanat içindir.

43 Saf şiire göre, şiir bir biçim (form) sorunudur. Ahenk, söyleyiş tarzı, ritim ve kafiye ile sağlanır. Şiirde en değerli şeyi dize olarak kabul ederler. Özgün ve yaratıcı bir imge düzeni oluştururlar ve dilin olanaklarını genişletirler. Dilde saflaşma (öze inme) düşüncesi, şiirde kendini rahat şiir yazma, kelimeleri çok çeşitli anlamlarda kullanma şeklinde karşımıza çıkar. Şiirsel söyleyişin en üstün, en yüce, en soylu halini yansıtırlar. Şiirde ideolojiye yer vermezler. Sadece estetik haz uyandıran şiirler yazarlar. Şiirin bireysel yönü ağır basar, ancak bireyden yola çıkarak evrensel insan tecrübesini yansıtırlar. Hayali unsurlara yer verilir. Estetik ön plandadır. Şiir musikiyle, imgelerle estetik duyarlığa hitap etmelidir. Şiirde anlama önem vermezler. Anlaşılmak için değil; duyulmak, hissedilmek için şiir yazarlar. Şiirde biçime önem verirler. Dil, şiirin en önemli unsurudur. Yahya Kemal Türkçeyi en güzel kullanan şairlerden biridir. Mükemmel şiir yazma endişesi hissederler. Öyle ki, Yahya Kemal in bir şiirini tamamlamak için ihtiyaç duyduğu kelimeye sekiz yılda ulaştığı söylenir. Güzel şiir ancak çalışarak elde edilir. Aruz ölçüsüyle yazarlar. Aruz ölçüsü musiki açısından daha kullanışlıdır. Temaları: Gizemcilik, simgecilik, bireysellik, ruh, ölüm, masal, rüya, mit, Bu anlayışla eser veren sanatçılar: - Ahmet Haşim - Yahya Kemal YAHYA KEMAL BEYATLI ( ) Asıl adı Ahmet Agah tır. Paris e gitmeden evvel Servet-i Fünun anlayışında şiir yazarken, Fransız edebiyatını tanıyıp Türk edebiyatı ile bir kıyaslama yapınca düşünceleri değişir. Fransa dayken, Türkiye de Servet-i Fünun edebiyatı hakim iken, son derece sade dille, Türk tarih ve kültürünü anlatan şiirler yazmıştır. Milli edebiyat hareketinin içinde doğrudan yer almaz, ancak makaleleriyle bu hareketi destekler. Eski ve yeni edebiyatı birleştiren neoklasisizm in temsilcisidir, nev-yunanilik fikrinden de bir dönem etkilenmiştir. Nev-Yunanilik fikrine dayanarak Türk tarih ve kültürü ile Akdeniz havzası kültürü arasında ilişki kurmaya çalışmış, kısa süre sonra vazgeçmiştir. Ardından Türk tarih ve medeniyetinin Anadolu da oluştuğunu varsaymış ve Osmanlı tarih ve medeniyetini, Osmanlı hayranlığını şiirlerine yansıtmıştır. Neoklasisizmin etkisiyle divan şiirimiz ile Batı şiirini sentezlemeye çalışmıştır. Divan şiirine çağdaş bir yorum vermiştir. Şarkı, rubai, murabba, gazel gibi eski nazım biçimlerinin yanında Batılı biçimleri de kullanmıştır. Ok şiiri dışında bütün şiirlerinde aruz ölçüsü kullanır. Aruz ölçüsünü Türkçede musikiyle birleştiren, başarıyla uygulayan, Türk aruzu haline getiren ender sanatçılardan biridir. Şiir ve düzyazının birbirinden tamamen farklı olduğunu düşünmüş, nazım ve nesri birbirinden uzaklaştırmıştır. Şiirlerinin teması, aşk, ölüm, sonsuzluk özlemi, İstanbul un güzellikleri (İstanbul şairidir), Osmanlı kültür ve tarihine hayranlık, gibidir. Toplumsal konulara yer vermemiştir. Bireysen yola çıkarak evrensel insana ulaşmayı tercih etmiştir. Şiirde biçim kusursuzluğu aradığından parnasyen sayılır. Dil ve üsluba önem verir. Şiirde dil işçiliği yapar. En uygun kelimeleri bulana kadar yıllarca bekler. Sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasına özel gösterir. Türkçe ağzımda annemin sütüdür. diyen şair, İstanbul Türkçesini şiirlerinde başarılı bir şekilde kullanır. Türkçeyi en güzel kullanan şairlerdendir. Eski tarzdaki şiirlerinde dil biraz ağır, ancak genel olarak anlaşılır bir dili vardır. İstanbul u dünyanın en güzel şehri sayar, İstanbul şairi olarak bilinir. Nedim den sonra şiirde İstanbul u en çok dile getiren sanatçıdır. Ahenk, ölçü ve uyak onun için önemlidir. Şiiri musikiden başka bir musiki sayar. Musikiyi şiirde başarılı bir şekilde yansıtması onu sembolizme de yaklaştırır, ancak sembolistlerden anlamda açıklık yönünden ayrılır. Mısra, haysiyetimdir. diyerek, şiirde dize hakimiyetini ön plana çıkarmıştır. Şiirleri genellikle lirik ve epiktir. En ünlü şiirleri, Sessiz Gemi, Mohaç Türküsü, Akıncı, Rindlerin Akşamı, Bir Tepeden, Süleymaniye de Bayram Sabahı,

44 Birçok şiiri bestelenmiştir. Şiir: - Kendi Gök Kubbemiz (yeni ve sade Türkçe ile) - Eski Şiirin Rüzgarıyla (eski biçimlerle, ağır bir dille) - Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş - Bitmemiş Şiirler Düzyazı: - Aziz İstanbul - Eğil Dağlar - Siyasi Hikayeler - Siyasi ve Edebi Portreler - Edebiyata Dair - Tarih Musahabeleri - Mektuplar-Makaleler c) Halkın Yaşayış Tarzını ve Değerlerini Yansıtan Manzumeler: Şiirin kafiye, redif, dize ve ritim gibi yapı unsurları kullanılarak anlatılan hikayelerdir. Şiir biçimindeki hikayelerdir. Öyküden farkı da şiir biçiminde yazılmış olmasıdır. Toplum için sanat anlayışından hareketle, halkın sorunları manzum hikayelerle anlatılmıştır. Gerçeklik göze çarpar. Yaşamı yansıtan şiirlerdir. Yoksulluk, ölüm, sefalet, hastalık, tembellik gibi durumlar karşısında başkaldıran şiirlerdir. Genel olarak sade bir dil kullanılmış, yer yer tasvirlerde ağır dil dikkat çekmiştir. Aruz vezni kullanılmıştır. Bu türde bu dönemde eser veren sanatçı Mehmet Akif Ersoy dur. Ayrıca Mehmet Emin Yurdakul un da manzum hikayeleri vardır. MEHMET AKİF ERSOY ( ) İstiklal Marşı nın şairidir. İstiklal Marşı nı tek eseri olan Safahat a almamış, kahraman Türk ordusuna armağan etmiştir. Bu şiir 12 Mart 1921 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından ulusal marşımız olarak kabul edilmiştir. Asıl mesleği veterinerliktir. Meşrutiyetten önce yazdığı şiirleri yayımlamamıştır. Meşrutiyet onun için bir doğuştur. Toplum için sanat anlayışıyla yazar. Şiirlerinde İstanbul un yoksul semtlerinin yaşantısı, cehalet, ahlaksızlık, taklitçilik, inançsızlık, gibi temalar görülür. Şiirlerinde dini lirizm vardır. İslamcılık görüşünün de en önemli temsilcisidir. Batıcılık ve Türkçülüğe karşıdır. İslam dini hakkında olumsuz kanaatlere sebep olan batıl inançlara, hurafelere, dedikodulara şiddetle karşı çıkmıştır. Şiirin ilhamdan ibaret olmadığına, şiirin çok çalışarak, düşünerek yazılması gerektiğine inanır. Tevfik Fikret le birlikte manzum hikaye türünde en önemli temsilcilerden biridir. Fikret e göre daha sade bir dil ve konuşma dilinin kendine özgü söyleyişlerini kullanmıştır. Bazen ağır bir dil kullanmıştır. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulayan sanatçılardan biridir. (Tevfik Fikret ve Yahya Kemal de aruzu Türkçeye başarıyla uygulayan sanatçılar arasında gösterilir.) Şiir ve manzum hikayelerinde halkın dini ve milli değerleri, yaşama tarzı üzerinde durur. Halkın duygu ve düşüncelerine tercüman olmuş, onların sıkıntılarını dile getirmiştir. Manzumelerinde bazen okuyucuya öğüt verir, didaktiktir. Nazmı nesre yaklaştırır. Şiirlerinde gerçeklik ön plandadır. Halkın yaşama biçimi gerçekçi bir şekilde ele alınmıştır. Türk şiirine gerçek realizmi getirmiştir. Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim Bütün şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Divan edebiyatı nazım biçimlerini, özellikle de mesnevi nazım biçimin kullanmıştır. Lirik-epik şiirleri önemlidir: Çanakkale Şehitlerine, İstiklal Marşı, Bülbül, Manzum hikaye türündeki önemli eserleri: Seyfi Baba, Küfe, Mahalle Kahvesi, Meyhane, Hasta, Tevfik Fikret in oğlu Haluk üzerinden ifade ettiği gençlik, Mehmet Akif te Asım la simgelenmiştir. Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek. Tevfik Fikret le din ve medeniyet konusunda tartışmalara girmiştir.

45 Sırat-ı Müstakim ve Sebilü r-reşat dergilerinde şiirler, makaleler yayımlamıştır. Eseri: - Safahat: Tüm şiirlerini bu eserinde toplar. Safahat, yedi bölümden oluşur: 1. Safahat: Osmanlı toplumunun Meşrutiyet yıllarındaki durumunu anlatır. 2. Süleymaniye Kürsüsünde: Osmanlı aydınları ve halk arasındaki ilişkiyi gözler önüne serer. 3. Hakkın Sesleri: Her şiirin başında bir ayet vardır, o dönemin toplumsal ve siyasi olaylarını aydınlatır. 4. Fatih Kürsüsünde: Yeni kuşaklara mücadele ve çalışma ruhu kazandırmayı amaçlayan düşünceler yer alır. 5. Hatıralar: Her şiirin başında bir hadis vardır, İslam birliği ülküsü vurgulanır. 6. Asım: I. Dünya Savaşı ndan tablolar yer alır. İdeal gençlik tipini ortaya koyar. 7. Gölgeler: Dini şiirler ve dörtlükler vardır. DİĞER ŞAİRLER SÜLEYMAN NAZİF ( ) Tanzimat edebiyatının, özellikle de Namık Kemal in etkisinde kalan şair, toplumcu içerikle şiirler yazmış, biçim açısından Servet-i Fünunculara katılmıştır. Ağır ve süslü bir dil kullanır den sonra yine Servet-i Fünun anlayışının devam etmesi için şiir yazmıştır, ancak toplumsal konuları işlemiştir. Süleyman Nazif in edebî hayatında en parlak dönem, Meşrutiyet yılları sonrasıdır. Devletin ve milletin uğradığı büyük felaketlere ve haksızlıklara isyan eden, engin bir vatan ve millet sevgisiyle yüklü eserler ortaya koyar. Bu dönemdeki eserlerinde Namık Kemal in vatan, özgürlük ve adalet temalarını işleyen sanatçı, konuşmaları ve yazıları yüzünden Malta ya sürgüne gönderilir. İtilaf Devletleri tarafından İstanbul un işgal edilmesi üzerine Kara Bir Gün adlı yazısının yayımlanmasından dolayı Malta ya sürülmüştür. Daüssıla şiirinde milli duyguları ve ıstırapları anlatmıştır. Malta da sürgündeyken yazdığı vatan konulu şiirleriyle ünlenmiştir. Şiir: - Gizli Figanlar - Firak-ı Irak Şiir-Nesir: - Batarya ile Ateş RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI ( ) - Malta Geceleri Makale: - Çal Çoban Çal - Malum-ı İlam - Tarihin Yılan Hikâyesi Monografi: - Namık Kemal - Mehmet Akif - Fuzuli Batı felsefesinin Türkiye de tanınması için çalışmış, Feylesof Rıza olarak tanınmıştır. Halk şiiri tarzında şiirler yazmış, heceye dönüşün öncülerinden olmuştur. Aşık ve tekke şiiri kaynaklarından yararlanır. Şiir: - Serab-ı Ömrüm Düzyazı: - Felsefe Dersleri - Mufassal Kamus-ı Felsefe - Abdülhak Hamit ve Mülahazat-ı Felsefesi Çeviri: - Ömer Hayyam ve Rubaileri HALİDE NUSRET ZORLUTUNA ( ) Kadın yazarların annesi olarak anılır. Emine Işınsu nun annesi, Pınar Kür ün teyzesidir. Anadolu da öğretmenlik yapmış, gözlemlerini eserlerine yansıtmıştır.

46 İlk şiiri mütareke yıllarında yayımlanır. Git Bahar şiirinde Milli edebiyat etkisi göze çarpar. Hece ölçüsüyle yazmış, anlaşılır bir dil kullanmıştır. Şiir, roman ve öykü türünde eserleri vardır, konu olarak kadın psikolojisi önemli yer tutar. Şiir: - Geceden Taşan Dertler - Yayla Türküsü - Yurdumun Dört Bucağı - Ellerim Bomboş Kaldı CELAL SAHİR EROZAN ( ) Roman: - Küller - Sisli Geceler - Gülün Babası Kim Öykü: - Beyaz Selvi - Büyük Anne - Aydınlık Kapı Anı: - Benim Küçük Dostlarım Servet-i Fünun ve sonrasındaki üç döneme de dahil olmuştur. Şiirlerinde en çok kadın ve aşk temalarını işler. Kadının şiirindeki yeri ve önemini; Kadınlar olmasa öksüz kalırdı eş ârım dizesinde ifade eder. Tabiat şiirlerinde, diğer Edebiyat-ı Cedîde şairlerinde de sıkça görülen akşam ve gece manzaraları dikkati çeker. Servet-i Fünun anlayışındaki şiirlerini Beyaz Gölgeler adlı kitabında toplamıştır den sonra Fecr-i Ati ye katılmış, ardından Yeni Lisan düşüncesini savunmuştur. Mehmet Emin in etkisinde, sade bir dille ve hece vezniyle manzumeler yazmıştır. Birinci Dünya Savaşı nın çıkması üzerine vatan temini işleyen Gönüllü Türküsü, Kafkas Türküsü, Köyde Kalanın Türküsü gibi şiirler kaleme almış, bunlarda Halk şiirinin deyiş ve biçim özelliklerine yaklaşmıştır. - Beyaz Gölgeler - Buhran - Siyah Kitap Celal Sahir Erozan, Atatürk e bir şiir okur: Boş, boş, boş Sokaklar boş, Meydanlar boş, Dükkanlar boş, Her taraf boş, Ufuk boş, Toprak boş, Atatürk dayanamaz: - Ne o Sahir, bu şiiri nüfus sayımı gününde mi yazdın? NEYZEN TEVFİK ( ) 20. yüzyılın önde gelen hiciv şairlerindendir. Sözünü sakınmadan yergi dolu şiirler kaleme alır. Musiki ile ilgilidir. Şiirlerinde sosyal yergi her zaman ön plandadır. - Azab-ı Mukaddes - Hiç OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER ANLATMAYA BAĞLI EDEBİ METİNLER MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNDE HİKAYE

47 Hikaye türü 1908 den sonra genelde toplumsal konularda ve konuşma dilinin kullanıldığı bir hal almıştı. Yeni Lisan ile birlikte, sade bir dil ve anlatımla devam etmiştir. Türk hikayeciliği Milli edebiyat döneminde Batı düzeyine tam olarak ulaşmıştır. Hikaye başlı başına bir edebi tür haline gelmiştir. Küçük hikaye türü önem kazanmıştır. Realizm ve naturalizm etkileri görülür. Gözlem, gerçeklik ve betimleme önem kazanır. O dönemin insanı tarihsel gerçeklikle ele alınmıştır. Konular genellikle Anadolu insanının yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri ile Türk tarihindeki kahramanlıklar, destansı ve efsanevi olaylardır. Milliyetçilik meselesini de hikayelerde görmek mümkündür. Yazarın amacı hayatı tüm gerçekliği ile yansıtmak olduğu için, acı ve gülünç olaylar iç içedir. Tarihte yaşanmış kahramanlık olaylarının yanı sıra günlük olaylara da yer verilir. Hikayelerde mekan İstanbul dışına taşmıştır. Anadolu ve başka ülkeler hikayelerde mekan olarak seçilmiş, hikayenin alanı genişlemiştir. (Memleket Hikayeleri gibi) Maupassant tarzı (olay ağırlıklı) hikayeler yazılmıştır. Bu dönemin hikaye yazarları Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu dur. Maupassant Tarzı Klasik Hikaye (Olay Hikayesi) Guy de Maupassant tarafından geliştirildiği için bu isimle adlandırılır. Klasik vaka hikayesi de denir. Olay ön plandadır, kişi, zaman, yer unsurları belirgindir. Olayların belli bir başlangıcı ve sonu vardır. Olaylar serim, düğüm ve çözüm bölümlerini barındırır. Türk edebiyatında en önemli temsilcisi Ömer Seyfettin dir. Onun dışında, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, bu türde eser vermişlerdir. Çehov Tarzı Modern Hikaye (Durum Hikayesi) Rus yazar Anton Çehov un geliştirdiği bir türdür. Kesit hikayesi de denir. Bu tür öykülerde olaya değil, kişinin belli bir zaman diliminde yaşamış olduğu duruma ağırlık verilir. Olay arka plandadır. Hayattan bir kesit alınarak verilir, hikayenin başı ya da sonu olmayabilir. Kişisel ve sosyal düşünceler, duygu ve hayaller ön plandadır. Serim-düğüm-çözüm planına uyulmayabilir. Bizim edebiyatımızda Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal bu türün en önemli temsilcileridir. Milli edebiyat döneminde bu türde öykü yazılmamıştır. ÖMER SEYFETTİN ( ) Genç Kalemler dergisinin ilk sayısında yayımladığı Yeni Lisan adlı makalesinde dil ve edebiyat ile ilgili görüşlerini açıklamıştır. Bunlar, Milli edebiyatın başlangıç bildirisidir. Çağdaş Türk öykücülüğünün öncülerindendir. Küçük hikayeyi, tamamen bağımsız bir tür haline getirmiştir. Türk edebiyatında hikayeciliği meslek haline getirmiştir. 140 kadar hikaye yazmıştır. Hikayeleri genellikle beklenmedik bir biçimde sonlanır. Edebiyatımızda olay öyküsü denilen Maupassant tarzı hikaye nin en önemli temsilcisidir. Realizm akımının etkisiyle hikayelerinde gözleme önem vermiştir. İnsanları hem olumlu hem olumsuz yönleriyle ele almıştır. Milliyetçi ve inançlı insan tipini ön plana çıkarmıştır. Osmanlı nın başarılarını ve zaferlerini öyküleştirerek toplumda milli bilinç ve gurur yaratmaya çalışmıştır. Türklük bilincini dil üzerinden yaymaya çalışır. Psikolojiye, ruh çözümlemelerine önem vermemiştir. Çok sade bir dil, günlük konuşma dilini kullanmıştır. Hikayelerini konularına göre şöyle sınıflandırabiliriz:

48 1. Tarihi hikayeler (Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit, Forsa, Kızılelma Neresi, Topuz) 2. Konusunu Balkanlardan (Bomba, Beyaz Lale, Tuhaf Bir Zulüm) ve Çanakkale Savaşı ndan (Aleko Bir Çocuk, Mefkure) alan hikayeler 3. Konusunu çocukluk ve gençlik anılarından aldıkları (Kaşağı, Falaka, And, İlk Namaz) 4. Masallar (Kurumuş Ağaçlar, Üç Nasihat, Yalnız Efe, Yüz Akı) 5. Günlük hayatta rastlanan olay ve kişiler a. Bir kahraman etrafında yazdığı hikayeler (Efruz Bey) b. Ev içi hikayeleri (Perili Köşk) c. Cephe gerisini anlatan hikayeler (Zeytin Ekmek) d. Kadın konusunu işleyen hikayeler (Bahar ve Kelebekler) 6. Türkçülük düşüncesini aşılamak için yazdıkları (Primo Türk Çocuğu, Ashab-ı Kehfimiz) 7. Mizahi hikayeler (Yüksek Ökçeler, Koç, Külah, Mahcupluk İmtihanı) Hikaye: - Falaka - Beyaz Lale - Gizli Mabed - Bahar ve Kelebekler - Yalnız Efe - Kaşağı - İlk Düşen Ak - Pembe İncili Kaftan - Harem REFİK HALİT KARAY ( ) - Yüksek Ökçeler - Bomba - Yüz Akı - Kurumuş Ağaçlar - Aşk Dalgası Roman: - Efruz Bey (uzun öykü) - Ashab-ı Kehfimiz (içtimai roman) Şiir: - Ömer Seyfettin in Şiirleri (Doğduğum Yer) Çeviri: - İlyada - Kalevala Önce Fecr-i Ati topluluğunda yer almış, sonradan Milli edebiyata dahil olmuştur. Hikayeciliğin konularını genişletmiş, konularını ve çevresini Anadolu ya taşımıştır. Memleket hikayeciliği ni başlatmıştır. Hikayelerine kahraman olarak Anadolu kadınlarını, kasaba memurlarını, köylüleri, köy imamlarını seçmiştir. Üstün gözlem yeteneğine sahip olan yazar, olay ve kişileri en ince ayrıntısına kadar yansıtmıştır. Tasvirleri başarılıdır. Kişilerin iç dünyalarını anlatmaz. İç gözlemde zayıf; dış gözlemde çok kuvvetli, ressamyazar özelliği taşır. Maupassant tarzı hikayeler yazar. Hikayelerinde olayların başlangıcı belli, sonu şaşırtıcıdır. Eserlerinde mizah önemli yer tutar. Toplumsal eleştirilerini mizahi bir dille yapar. Konuşma dilini çok canlı bir şekilde kullanır. Üslubu ustaca kullanır. Türkçeye yepyeni, akıcı bir üslup getirmiş; deyimleri, tekerlemeleri İstanbul Türkçesi ile ustaca kullanmıştır. Kurduğu renkli cümlelerde iç kafiyeye bile rastlanır. Kirpi takma adıyla siyasal ve mizahi yazılar yazmış, bunları Kirpinin Dedikleri adlı eserinde toplamıştır. Bu yazılarından dolayı bir süre sürgüne gönderilir. Sürgün yıllarında Gurbet Hikayeleri ve Memleket Hikayeleri ni yazar. Memleket Hikayeleri nde Anadolu nun çeşitli kesimlerinden insanları anlatır da yayımlanan bu kitap sayesinde, konuları İstanbul la sınırlı olan hikayeciliğimiz, Anadolu ya taşınmıştır. Gurbet Hikayeleri nde sürgün olarak gittiği Lübnan da yaşadıklarını ve gözlemlerini anlatır. İstanbul un İç Yüzü adlı romanında İttihat ve Terakki ve 1. Dünya Savaşı yıllarını anlatır. Romanlarının çoğunda aile kavramını ele alır. Sürgün ve Anahtar romanlarında karakter düzeyine ulaşan kişiler yaratmıştır. Roman: - Yezid in Kızı - Sürgün - Nilgün - Çete - Anahtar - Bugünün Saraylısı - İstanbul un İç Yüzü - Sonuncu Kadeh - Yer Altında Dünya Var - Deli - Dişi Örümcek - İki Bin Yılın Sevgilisi - İki Cisimli Kadın - Karlı Dağdaki Ateş - Bu Bizim Hayatımız - Kadınlar Tekkesi

49 Hikaye: - Gurbet Hikayeleri - Memleket Hikayeleri Eleştiri: AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU ( ) - Kirpinin Dedikleri - Guguklu Saat Anı-Denem-Fıkra: - Bir Avuç Saçma - Bir İçim Su - Agop Paşa nın Hatıratı - Tanıdıklarım - Ay Peşinde - Bir Ömür Boyunca Edebiyata Servet-i Fünun döneminde başlamış, Servet-i Fünun dergisinde yazan ilk sanatçı olmuştur. Meşrutiyetin ilanıyla Türkçülük fikrini benimser. Edebiyatını ikiye ayırabiliriz. Birinci dönemi, Servet-i Fünun yıllarıdır ve ağır ve süslü bir dil kullanır. İkinci dönemi, Milli edebiyat yıllarıdır ve sade bir dil kullanır. Sanatçı asıl ününü ikinci döneminde yazdığı hikayelerle sağlar. Romanlarında şaşırtıcı, sürükleyici olayları seçer. Yeğenim adlı eseri Türk edebiyatının en ünlü ve en güzel monologlarındandır. Gönül Hanım adlı tek romanında Türkçülük düşüncesini işler. Orta Asya ya seyahat eden bir Türk ün orada eski Türk yazıtlarıyla karşılaşması ve onların da Türkçe olduğunu ayırt etmesi hadisesi romanlaştırılmıştır. Haristan ve Gülistan Servet-i Fünun yıllarında yazdığı mensur şiir ve öykülerini topladığı eseridir. Diken ve Gül Bahçesi anlamına gelir. Çağlayanlar da Milli edebiyata bağlı olarak yazdığı öyküleri yer alır. Türk kültürünü ve milli değerleri yansıtır. Roman: - Gönül Hanım Hikaye: - Çağlayanlar - Haristan ve Gülistan - Leyla yahut Bir Mecnun un İntikamı MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNDE ROMAN Milli edebiyat romanı yirminci yüzyılın sosyal, siyasi ve kültürel kaynaklarıyla şekillenmiş, kendine özgü bir form geliştirmiştir. Yurdun her yöresinden olaylar ve kişiler ele alınmıştır. Böylece memleket edebiyatı çığırı açılmıştır. Konular genişlemiş, Anadolu dan insanlar romanların konusu olmuştur. İçinde yaşanılan sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdan etkilenilmiş, buna bağlı olarak Türkçülük, yanlış Batılılaşma, Milli mücadele, kuşaklar arası çatışma, ilerleme-çağdaşlaşma, gerilik, yoksulluk, cehalet, memleketçilik gibi temalar öne çıkmıştır. Halka doğru ilkesiyle hareket edilmiştir. Toplumsal sorunlara yöneliktir. Gerçekçi gözlemler yapılmıştır. Realizm ve az da olsa naturalizmden etkilenilmiştir. Konuşma dili yazı diline aktarılmıştır. Cümleler Türkçenin yapısına uygun ve kısadır. Teknik yönden başarılı romanlar yazılmıştır. Kurtuluş Savaşı, Anadolu, aşk gibi sosyal konular işlenmiştir. Genellikle içinde bulunulan zaman ile ilgili romanlar yazılmıştır. Yazarlar yaşadıkları çağın sorunlarını ele almışlardır. Türk edebiyatında Kurtuluş Savaşı nı (Milli Mücadeleyi) anlatan romanlar: - Yaban Yakup Kadri - Sahnenin Dışındakiler Ahmet Hamdi - Sodom ve Gomore Yakup Kadri Tanpınar - Ankara Yakup Kadri - Üç İstanbul Mithat Cemal Kuntay - Ateşten Gömlek Halide Edip - Sözde Kızlar Peyami Safa - Vurun Kahpeye Halide Edip - Kurtlar Sofrası Attila İlhan - Yorgun Savaşçı Kemal Tahir - Kurtuluş - Halas Mehmet Rauf - Esir Şehrin İnsanları Kemal Tahir - Dikmen Yıldızı Aka Gündüz - Kalpaklılar Samim Kocagöz - Doludizgin Samim Kocagöz - Küçük Ağa Tarık Buğra - Toz Duman İçinde Talip Apaydın

50 KONU DİL VE ÜSLUP OLAY VE KİŞİ MEKAN ROMAN TEKNİĞİ MİLLİ EDEBİYAT SERVET-İ FÜNUN TANZİMAT ROMANLARININ KARŞILAŞTIRILMASI TANZİMAT ROMANI SERVET-İ FÜNUN ROMANI MİLLİ EDEBİYAT ROMANI Batı özentisi, tarihi olaylar, Aşk, hayal-gerçek çatışması, Türkçülük, Milli Mücadele, toplumdaki aksaklıklar, cariyelik karamsarlık, yalnızlık, yanlış Batılılaşma, uygulamasının kötülükleri, aşk çağdaşlaşma, yoksulluk, cehalet, gerilik, Betimlemelerde süslü, ağır bir dil vardır. Yabancı sözcükler yoğundur. Yazarlar kişiliklerini gizlemez. Olayın akışını keserek açıklama yaparlar. İyiler hep iyi; kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir; kötüler cezalandırılır. Mekan genellikle İstanbul dur. Namık Kemal ve Ahmet Mithat ın bazı romanlarında ülke dışında mekanlara da rastlarız. Rastlantılara fazla yer verilir. Romantizmin etkisinden dolayı iyi-kötü çatışmasında, yazar iyiden yana olduğunu belli eder. Öğretmek, öğüt vermek amaçlanır. Tanzimat ikinci dönemden itibaren realizm etkili olmuş, romancılar kişiliklerini gizlemişlerdir. Şiir diline göre sade olsa da genel olarak ağır ve süslü bir dil kullanılır. Devrik, eksiltili ve uzun cümlelere yer verilir. Betimlemeler gerçekçidir. Modern bir yaşam süren, eğitimli, karamsar, gelenekten ayrı düşmüş, Avrupai tarzda yaşan süren kişiler anlatılır. Gerçekçi kişiliklerdir. Olaylar bu karakterler arasındaki çatışmalardan oluşur. Mekan konaklarla sınırlıdır. Olaylar konaklarda, kapalı mekanlarda geçer. Bu nedenle salon edebiyatı da denir. Realizm ve naturalizm etkilidir. Teknik açıdan kusursuzdur, Batı tekniğine uygundur. Romancılar kendilerini gizler, görüşlerini açıklamaktan kaçınırlar. Rastlantılara ve gereksiz ayrıntılara yer verilmez. Çevre / mekan ile kişilerin özellikleri arasında bir bağ kurulur. Konuşma bölümlerinde dil oldukça sadedir. Betimlemelerde yer yer ağır dil kullanılmıştır. Toplumun her kesiminden kişiler görülür. Karakterler tek yönlü değildir. Olayın konusu ile kişiler arasında uyum vardır. Milli Mücadeleyi yansıtan romanlarda lider kişilikli, mücadeleyi benimsemiş karakterler göze çarpar. İstanbul, Anadolu, Avrupa, Orta Doğu başta olmak üzere, çeşitli mekanlara yer verilir. Realizm etkilidir. Teknik açıdan sağlam eserler yazarlar. Kişilerin psikolojik yapıları üzerinde dururlar. Olayın akışına müdahale etmez, kişiliklerini gizlerler. EBUBEKİR HAZIM TEPEYRAN ( ) Köy gerçeğini ele aldığı Küçük Paşa adlı romanıyla tanınır. Bu roman, Türk edebiyatında ikinci köy romanıdır. - Küçük Paşa (roman) - Eski Şeyler (hikaye) - Canlı Tarihler (anı) - Zalimane Bir İdam Hükmü (Otobiyografi) YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU ( ) Önce Fecr-i Ati de yer almış, sonra Milli edebiyat topluluğuna katılmıştır. Cumhuriyet döneminde de eser vermiştir. Kısa bir dönem, Yahya Kemal le Nev-Yunanilik akımına yönelmiştir. Romanlarındaki başlıca tema Türk toplumunun yaşam tarzı ve sorunlarıdır. Eserlerinin neredeyse tamamında sosyal ve toplumsal temaları işler. Tanzimat döneminden Cumhuriyet dönemine kadar Türk toplumunda ortaya çıkan değişimleri konu edinmiştir. İşgal altındaki İstanbul un acıklı manzarası onu ümitsizliğe düşürür. Milli mücadelenin başarıya ulaşmasının ardından Ankara ve Batı Anadolu ya yaptığı gezilerle Türk köylüsünün hayatını yakından tanır. Olay örgüsünün sağlamlığına dikkat etmez. Ona göre olaylar, düşünce ve duyguları, toplumun tarihi serüvenini anlatmak için bir araçtır. Eserlerinde güçlü bir gözleme dayanan realizm vardır. Karakterleri yansıtmada başarılıdır. Romanda tek amacım hayatın heyecanını verebilmek ve canlı tipler yaratmaktır. der. Bu nedenle derinlemesine ruh çözümlemeleri yapar, çeşitli devirlerin, sosyal durumların insanda farklı psikolojik etkiler yaratacağını savunur.

51 Eserlerinde yazarın kendi karakterini görmek mümkündür: Yaban da Ahmet Celal, Bir Sürgün de Doktor Hikmet, Nur Baba da Macit, Kiralık Konak ta Hakkı Celis yazarla benzerlikler gösterir. Zamanın değişmesine bağlı olarak insanlarda ve toplumda meydana gelen değişiklikleri ele alır. Bu yönüyle zamanı geniş tutar. Onun romanları devirler senfonisi olarak nitelenir. Çünkü Türk toplumunun 75 yıllık tarihini aynı eser içerisinde verebilir. (Tanzimat tan Cumhuriyet e kadar) Kiralık Konak romanı, Tanzimat la başlayan Batılılaşmanın Türk toplumundaki etkisi ve üç neslin çatışmasını ele alır. Nur Baba da Tekkelerin toplumda neden olduğu yıkımlar ve Bektaşi tarikatındaki bozulmalar ele alınır. Hüküm Gecesi nde II. Meşrutiyet dönemi parti kavgaları anlatılır. Sodom ve Gomore de İstanbul un işgali sırasındaki yozlaşmış toplumsal yaşam ve kişiler, ahlaki çöküntüler ele alınır. Yaban da Kurtuluş Savaşı dönemi, Anadolu köylüsünün durumu ve aydın-halk çatışması anlatılır. Ankara da Cumhuriyetin ilk yılları ve kuruluş yıllarının coşkusu ele alınır. Bir Sürgün de Abdülhamit in baskısı karşısında Paris e kaçan Jön Türkler; Panorama I de Cumhuriyetin ilanından sonraki devrimlerin topluma yansıması; Panorama II de Atatürk ün ölümünden sonraki yıllar; Hep O Şarkı da ise Abdülaziz dönemindeki toplumsal yaşam anlatılır. Savaşın acılarını unutabilmek için romantizme ve mistisizme yöneldiği yıllar olmuştur. Bu yıllarda Erenlerin Bağından adlı mensur şiirleri yazmıştır. Üslubu önemsediğini Güzel yazmak da doğru yazmak kadar önemlidir. diyerek belirtmiştir ten sonra yazdığı eserlerde sadeleşme görülür. Onun üslubu Halit Ziya dan sonra o dönemdeki Türk romanında görebileceğimiz en sağlam üsluptur. Eserlerinde sağlam bir teknik görülür, karakterleri canlandırması başarılıdır. Eserlerini kuruluktan kurtarmak için içlerine birer aşk olayı da ekler. Roman: - Kiralık Konak - Nur Baba - Hüküm Gecesi - Sodom ve Gomore - Yaban - Ankara - Bir Sürgün - Panorama (2 cilt) - Hep O Şarkı Öykü: - Bir Serencam - Rahmet - Milli Savaş Hikayeleri HALİDE EDİP ADIVAR ( ) Mensur Şiir: - Erenlerin Bağından - Okun Ucundan Anı: - Zoraki Diplomat (Elçilik anıları) - Anamın Kitabı (Çocukluk anıları) - Vatan Yolunda (Kurtuluş Savaşı anıları) - Politikada 45 Yıl (Siyasi anılar) - Gençlik ve Edebiyat Hatıraları Monografi: - Ahmet Haşim - Atatürk Makale: - İzmir den Bursa ya (Halide Edip, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us ile birlikte) - Kadınlık ve Kadınlarımız - Ergenekon (2 cilt) Gezi: - Alp Dağlarından ve Miss Chalfrin in Albümünden İngiliz dili ve edebiyatı profesörüdür. Robert Kolejinde okuyan ilk Müslüman kadındır. Bazı eserlerini İngilizce yazmış ve yayımlamıştır. Milli edebiyat döneminin tanınmış ilk romancısıdır. Halide Onbaşı olarak da bilinir: Milli Mücadeleye katılmıştır. Onun eserleri, Türk kadınının kendine güveninin gelmesini sağlamış, bağımsız ve irade sahibi bir özne olarak sosyal hayatta canlanmasını sağlamıştır. Neredeyse her eserinde güçlü ve özgür kadınları karakter olarak seçmiştir. Romanlarında anlattığı olaylarla ilgili olarak Bazıları işitilen, bazıları göz önünde geçen olaylara dayanabilir. demektedir. Gözleme önem vermiş, tasvir ve tahlilde başarılı, realist eserler yazmıştır. Romanlarında canlı ve güçlü kişilere yer vermiştir. Onları bulunduğu çevrelere göre konuşturur. En güçlü karakterleri kadın kahramanlarıdır. Onlara kendi kişiliğinden özellikler eklemiştir.

52 Üsluba pek önem vermez, dili özensizdir. Eserlerinde basit dil yanlışları vardır. Asıl amacı duygu ve düşüncelerini aktarmaktır. Akıcı değildir. Hikayeleri de romanlarının birer kopyası gibidir, gözleme önem verir, Milli Mücadeleyi ele alır. İlk romanlarında romantik aşkları işleyen yazarımızın romanları, içerikleri ve dönemleri bakımından şöyle sınıflandırılabilir: - İlk dönem romanları: Özellikle aşk gibi bireysel konuları ele alır. Güçlü kadın kahramanlar öne çıkar. Ruhsal açıdan başarılı çözümlemeler yapar. Kadının aile içinde, eşi, çocuğu ve dış çevresiyle ilişkisi önemsenir. (Seviye Talip, Handan, Kalp Ağrısı, Heyula, Raik in Annesi, Son Eseri) - Kurtuluş Savaşı dönemi romanları: Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu insanını yakından tanımasıyla romancılık anlayışı değişir. Türkçülük akımının da etkisiyle Anadolu insanının ve çetelerin düşmana direnişi, kabaran milli coşku, Türk milletinin varoluş mücadelesi toplumcu eserler yazmasını sağlamıştır. (Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Zeyno nun Oğlu, Yeni Turan) - Toplum ve töre romanları: Doğu Batı çelişkisini ele alır, değişik yörelerin ve kesimlerin törelerini sergiler. Romanlardaki bazı olay ve izlenimler kendi hayatından izler taşır. (Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır) Roman: - Raik in Annesi - Seviye Talip - Handan - Yeni Turan - Heyula - Son Eseri - Mev ud Hüküm - Ateşten Gömlek - Kalp Ağrısı - Vurun Kahpeye - Zeyno nun Oğlu - Sinekli Bakkal - Yolpalas Cinayeti - Tatarcık - Sonsuz Panayır - Döner Ayna - Akile Hanım Sokağı - Kerim Usta nın Oğlu - Sevda Sokağı Komedyası - Çaresaz - Hayat Parçaları Hikaye: - Harap Mabetler - Dağa Çıkan Kurt - Kubbede Kalan Hoş Seda Anı: - Mor Salkımlı Ev - Türk ün Ateşle İmtihanı Tiyatro: - Kenan Çobanları - Maske ve Ruh İnceleme: - İngiliz Edebiyatı Tarihi - Hindistan ın İç Yüzü - Edebiyatta Tercümenin Rolü REŞAT NURİ GÜNTEKİN ( ) Edebiyat tarihinde Çalıkuşu nun yazarı olarak tanınmıştır. Birçok alanda eser vermiş; özellikle romanlarıyla tanınmıştır. İlk roman denemelerini Birinci Dünya Savaşı yıllarında yapmıştır. Batı edebiyatını tanıyarak roman tekniğini geliştirir. Eserlerinde yurdun çeşitli yerlerindeki olumlu-olumsuz görünümleri, bozulan insani değerleri ve ahlak yapısını, yanlış Batılılaşmayı, Batıl inanışları kişisel duygularıyla birleştirerek anlatmıştır. Anadolu yu yakından tanıması sebebiyle yerli konuları, yine yerli malzeme ve temalar etrafında anlatmıştır. Müfettişlik yıllarında Anadolu nun neredeyse her yerini gezmiştir. Bu sırada görüp duyduklarını romanlarının ana malzemesi yapmıştır. Canlı ve hareketli hayatları fazilet, alçakgönüllülük, paylaşma ilkelerini ön plana çıkararak anlatır. Ezilmiş, geri kalmış, cahil köylüyü en sevimli ve masum haliyle eserlerine konu edinir. Acıma ve sevme duygularının ön plana çıktığı eserlerinde duygusal ve fikri olmak üzere iki hakim tema görülür. Eserlerinde mizah ve ince espriler de bulmak mümkündür. Kötü tipleri acımasızca eleştirir. Kendi fikirlerini temsil eden ve doğru yolu gösteren idealize tipler yaratır. Toplumsal sorunları göstermiş, ancak bunlar için çözüm yolu önermemiştir. Eserlerinde kendinden izler bulmak, onun kişiliğini görmek mümkündür: Çalıkuşu nda Feride, Yaprak Dökümü nde Ali Rıza Bey, Yeşil Gece de Şahin Öğretmen yazardan izler taşır.

53 Toplumun eğitimle kalkınacağına inanır. Eserlerinde idealist öğretmen tipleri çizerek mektepten memlekete düşüncesine katkı sağlar. Mesleğinden dolayı daha çok eğitim sorunlarına eğilir. Çalıkuşu, Yeşil Gece, Acımak ve Kan Davası gibi romanlarının kahramanları öğretmendir. Miskinler Tekkesi, Gizli El, Yaprak Dökümü gibi romanlarında sosyal değişimler yanında değişmeyen zihniyetler irdelenmiştir. Sosyal çözülmenin kaynağı olarak da aile gösterilmiştir. Akşam Güneşi, Dudaktan Kalbe ve Ateş Gecesi den bireysel konular ve aşk işlenir. Romanlarında güçlü bir gözleme dayanan realizm vardır. Psikolojik tahlillerde başarılıdır. Çalıkuşu nda Feride Öğretmenin verdiği mücadele, eğitimli insanlarımıza örnek olacak bir biçimde anlatılmıştır. Çalıkuşu nun da bulunduğu ilk dönem romanlarında bireysel ve duygusal ilişkileri ele alır. İkinci dönem romanlarında ise Atatürk inkılaplarını tanıtma ve benimsetme amacı gütmüştür. Ayrıca, Tanzimat tan bu yana kullanılan Batılılaşma, aile ilişkileri, fedakarlık gibi konuları işler. Hikayelerinde Maupassant tarzını kullanır. Olay kurgusu sağlamdır. Tiyatrolarında sosyal konulara yer verir. Halkın günlük konuşma dilini kullanır. Son derece canlı ve sade bir Türkçeyi ustaca kullanır. Roman: - Çalıkuşu - Dudaktan Kalbe - Akşam Güneşi - Acımak - Damga - Kızılcık Dalları - Eski Hastalık - Miskinler Tekkesi - Yaprak Dökümü - Ateş Gecesi - Bir Kadın Düşmanı - Gökyüzü - Değirmen - Yeşil Gece - Gizli El - Harabelerin Çiçeği - Sönmüş Yıldızlar - Kan Davası - Kavak Yelleri - Son Sığınak Hikaye: - Roçild Bey - Eski Ahbap - Tanrı Misafiri - Sönmüş Yıldızlar - Leyla ile Mecnun - Olağan İşler - Nenesi Kro Oyun: - Hançer - Eski Rüya - Ümidin Güneşi - Gazeteci Düşmanı - Şemsiye Hırsızı - İhtiyar Serseri - Taş Parçası - Bir Köy Hocası - Babürşah ın Seccadesi - Bir Kır Eğlencesi - Ümit Mektebinde - İstiklal - Vergi Hırsızı - Hülleci - Eski Şarkı - Balıkesir Muhasebecisi - Tanrıdağı Ziyafeti Gezi: Anadolu Notları NOT: Abdülhak Şinasi Hisar da Milli edebiyat döneminde eser vermeye başlamıştır. Hakkında detaylı bilgi Cumhuriyet dönemi romanında verilecektir. MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ ROMAN ÖZETLERİ Efruz Bey (Ömer Seyfettin): Bu karakter Ömer Seyfettin in Don Kişot u olarak adlandırılır. İttihat ve Terakki çevresinden olan Efruz Bey üzerinden, devrin tüm çarpıklıklarını gözler önüne serilmiş, eleştirilmiştir. Ahmet Bey, küçük bir kalem dairesinde görev yapar. Kendisini olduğundan daha asil, saygın ve önemli göstermeye, abartılı davranmaya bayılır. Çok şık giyinir, çok kibardır. Meşrutiyetin ilan edildiği sabah coşkulu bir sevinçle daireye gelir. Temkinli davranan diğer memurları korkaklıkla suçlar. Sokağa çıkar, yüksek sesle hürriyet nutukları atmaya başlar. Etrafı gittikçe kalabalıklaşır, bir anda hürriyet kahramanı olur. Öyle ki, sıradan bir isim olarak gördüğü adını bile o anda değiştiriverir, ışık saçan anlamına gelen Efruz adını alır. Sonunda İttihatçılar onu çağırır, uyarır Gönül Hanım (Ahmet Hikmet Müftüoğlu): Turancılık ülküsünü savunan bu tezli romanda olaylar Orta Asya da geçer. Türk subayı Mehmet Tolun, 1. Dünya Savaşı nda Ruslara esir düşer. Çok iyi Rusça ve Almanca bilen Mehmet esir tutulduğu Sibirya da bir kentte bir Tatar genci ve kız kardeşi Gönül le tanışır. Orhun Abideleri ni gidip görmek hevesine katılan bu milliyetçi gençlere Macar esir Kont Zicky de katılır. Trenle on günde Moğolistan a varırlar. Yola atla devam ederler. Birçok Tük uygarlığı kalıntısı bulup incelerler. Sonunda Orhun Irmağını ve yaylaları görürler. Kültigin Abidesi ne varır, külliyeyi gezerler. Abidelerin kopyasını alır, Radloff ve Thomsen in eksiklerini tamamlarlar. Bu arada Mehmet Tolun ile Gönül Hanım birbirine aşık olmuştur. Orhun Abideleri nde nişanlanırlar. İstanbul a gelerek evlenirler. Mehmet Tolun seyahatini yazmaya başlar, Gönül Hanım da kız öğretmen okulu açmak ister. Kiralık Konak (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Yazar, Tanzimat tan 1. Dünya Savaşı na kadar olan dönemi ve bu

54 dönemdeki kültürel değişimleri, bir konakta oturan ailenin ekseninde anlatmıştır. Naim Efendi, Abdülhamit devrinin önde gelenlerinden emekli bir bakandır. Naim Efendi nin damadı Servet Bey ise alafranga hayata düşkündür. Torunları Cemil ve Seniha da sosyal ve ahlaki açıdan çöküntüdedir. Seniha evlenemez ve Avrupa ya kaçar. Servet Bey konaktan ayrılıp modern bir apartman dairesine taşınır. Geri dönen Seniha, babasının bozulmuş çevresinde kendini eğlenceye kaptırır. Hakkı Celis, Seniha yı sever ama karşılık göremez. Savaş başlayınca da Çanakkale Savaşı na katılır. Naim Efendi yalnız kalmıştır. Konağı kiraya verip kız kardeşinin yanına çıkmak ister, kimse konağı beğenip de tutmaz. Hakkı Celis in Çanakkale de şehit olduğu haberi gelir, Seniha umursamaz bile. Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Eser, Türk aydını ile halk arasındaki uçurumu ilk kez çok açık bir şekilde gözler önüne sermiştir. Ahmet Celal, bir paşa çocuğudur. 1. Dünya Savaşı sırasında tek kolunu kaybetmiş bir subay, idealist bir vatanseverdir. Mütareke döneminde İstanbul un işgali üzerine askerlik yıllarında emir eri olan Mehmet Ali nin köyüne yerleşir. Köy Eskişehir de Porsuk Çayı yakınlarındadır. Köyün insanları cahil ve sağlıksızdır. Ahmet Celal e Mehmet Ali nin annesi Zeynep Kadın, kardeşi İsmail ve İsmail in karısı Emine dışında kimse yakınlık göstermez. Ona Yaban derler. Köyün ağası Salih ve Şeyh Yusuf adlı sahte din adamı, köylüyü sömürmektedir. Ahmet Celal, köylüyü Kurtuluş mücadelesine inandıramaz. Yunan birliği köye girer, direnenleri öldürür. Salih Ağa ve Şeyh Yusuf düşmanla işbirliği yapar. Ahmet Celal, sevdiği Emine yi de alarak kaçar ama yaralanırlar. Emine kaçamaz, Ahmet Celal onu ve anı defterini bırakarak meçhule gider. Sodom ve Gomore (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): İstanbul un işgal yıllarındaki ahlaksız çıkar ilişkilerini anlatır. Sodom ve Gomore, Tevrat ta geçen bir hikayeden alınmıştır. Her türlü ahlaksızlığın alıp yürüdüğü bu iki kenti Tanrı helak etmiştir. Yazar da İstanbul u bu kentlere benzetir. İşgal İstanbul unda, düşman askerleriyle dostluk kurmaya çalışan erkekler, sevgili olmaya çalışan kadınlar vardır. Bunlar Anadolu da filizlenen bağımsızlık savaşçılarına tiksintiyle bakarlar. Türkleri ancak İngilizler gibi medeni milletlerin adam edebileceğine inanırlar. Leyla bunlardan biridir. Kuvayımilliyecileri yabani dağ insanı olarak görmektedir. Leyla ya aşık olan Necdet ise içten içe farklı düşünse de ezik kişiliği nedeniyle bunu dillendiremez ve Leyla nın İngiliz askerleriyle düşüp kalktığını bildiği halde bilmezden gelir. Oysa arkadaşı Cemil, doğruyu bulmuş, ama şehit olmuştur. Sonunda İstanbul kurtulur, Leyla bunu nefretle karşılar. Necdet bu ahlaksız kızdan soğumuştur, onu terk eder. Ankara (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Roman, üç ayrı dönem ve bölümden oluşmuştur: 1. bölüm Kurtuluş Savaşı na kadar, 2. bölüm Cumhuriyet in Kuruluş yıllarına kadar ve 2. bölüm de Cumhuriyet in yirminci yıl dönümüne kadar olan bölümü kapsar. Yazar, Türkiye nin geçirdiği evreleri bu üç bölümde Ankara nın ve Selma Hanım ın çevresinde anlatmıştır. Selma Hanım ilk bölümde bir banka şefinin karısıdır. Ankara daki Milli Mücadeleye olan inanç ve heyecana kocasının kayıtsız kalması, Selma Hanım ı kocasından soğutur. Binbaşı Hakkı Bey onu azmi ve heyecanıyla etkiler. İkinci bölümde boşanmış ve emekli biri olan Hakkı Bey le evlenir. Ancak Hakkı Bey de o ideal heyecanını kaybetmiş, halkı unutmuş, ticaret ve şahsi çıkar kovalayanların doldurduğu yeni Ankara nın bir parçası olmuştur. Üçüncü bölümde Selma boşanır, ideallerini gerçekleştirmek için öğretmen olur. Kendi gibi düşünen yazar Neşet Sabit le evlenir. Bu bölümde çizilen mutlu ülke yazarın Türkiye ütopyasıdır. Nur Baba (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Yazarın bir dönem devam ettiği Çamlıca daki Bektaşi tekkesinde yaptığı gözlemler sonucu yazdığı romanıdır. Bu romanla, Bektaşiliği küçük düşürdüğü gerekçesiyle eleştirilir. Konusu tekkenin şeyhiyle, evli bir kadın arasındaki tutkulu aşktır. Romanın kadın kahramanı Nigar, beşeri aşktan ilahi aşka geçişin örneğini oluşturur. Nur Baba, ölen şeyhin karısı Celile Bacı ile evlenerek tekkeye şeyh olmuş, sonra Ziba Hanım ı etkileyerek kadının servetini yiyip bitirmiştir. En son Nigar Hanım, Nur Baba nın etki alanına girmiştir. Nigar Hanım aşkı uğruna boşanır, çocuklarını terk eder, herkesi karşısına alır ve bütün servetini tekkeye verir. Ancak sonuç değişmez; Nur Baba onu da terk eder. Süheyla adlı genç bir kızla evlenir. Kitapta Bektaşi törenleri, saatlerce süren ayinler, içki, müzik, eğlence geniş yer tutar. Hüküm Gecesi (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Romanda 31 Mart Olayı sonrası iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalefetin çekişmesi anlatılmıştır. Gazeteci Ahmet Samim öldürülür. Buna arkadaşı Ahmet Kerim çok üzülür. O da İttihatçılara karşıdır. Samiye adlı bir kızla her gün karşılaşmaktadır, birbirlerine aşık olurlar. Kızın abisi Selim İttihatçıdır. Ahmet Kerim e tuzak kurarlar. Kız Ahmet Kerim i eve alır, evin erkekleri saldırırlar, ama yine kızın yardımıyla canını kurtarır. Samiye çok pişman olmuştur, yalvarır yakarır ama Ahmet Kerim derin bir kin besler, onu asla affetmez. Bunun üzerine Samiye gittikçe erir, sonunda intihar eder. Ahmet Kerim, bu kez de suçluluk hissetmeye başlar. Bu arada Sadrazam Mahmut Şevket Paşa öldürülür. Ahmet Kerim de tutuklananlar arasındadır. İdam korkusuyla hüküm gecesi ni beklerken kendini sorgular, bu insanların arasında olduğuna üzülür. Sinop a sürülen Ahmet Kerim, orada zavallı bir alkoliğe dönüşür.

55 Panorama (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): yılları arasını kapsayan roman, Atatürk devrimlerinin karşısında olanların nasıl fırsat beklediklerini, Ata öldükten sonra bu devrimlere ayak uyduramayanların da ne hallere düşürüldüğünü anlatmaktadır. Memleketten ve hem ilerici hem gerici-çıkarcılardan manzaralar sergilenir. Handan (Halide Edip Adıvar): Eser bir aşk hikayesi ekseninde Abdülhamit in istibdat dönemini anlatır. Refik Cemal, aşık olduğu Neriman la evlenir. Evlilik aşamasında Neriman ın çok sevdiği, Avrupa da bulunan teyze kızı Handan ı gıyabında tanır. Bir yıl geçer, Neriman hamiledir. Refik, Abdülhamit in hafiyeleri tarafından jurnallenir, Paris e gider. Bu arada Neriman, Nazım ın hapiste intihar ettiğini öğrenip çok ağlar. Refik bunu çok kıskanır. Ama yıllar önce Nazım ın Handan a aşık olduğunu, siyasi ideallerini aşkından üstün tutunca Handan ın onu reddettiğini, Hüsnü Paşa adlı ters bir adamla evlendiğini, Nazım ın bu yüzden intihar ettiğini öğrenir. Londra da Handan la tanışır. Sık sık görüşürler. Handan kendisini sürekli aldatan eşinden ayrılır, menenjit olur, hafızasını yitirir. Tedavi için Refik le birlikte İngiltere ye giderler. Birbirlerine aşık olurlar ama Handan iyileşince her şeyi hatırlar ve Neriman a ihanet ettiği için vicdan azabına dayanamaz, ölür. Ateşten Gömlek (Halide Edip Adıvar): Edebiyatımızda Kurtuluş Savaşı nı anlatan ilk roman olan eser 1922 de yayımlanır. Ayşe, İzmir in işgali sırasında kocası ve çocuğu Yunanlar tarafından öldürülen bir kadındır. Bir İtalyan ailenin yardımıyla İstanbul a gider. Akrabası olan Peyami nin yanına sığınır. İçinde yanan intikam ateşi korkunçtur. Peyami ve Peyami nin arkadaşı Binbaşı İhsan, içten içe Ayşe yi sevmektedirler. İstanbul da yurtseverler boş durmamakta, düşmana karşı örgütlenmekte, mitingler düzenlemektedir. Ayşe, Peyami ve İhsan, Kuvayımilliye ye katılmak için Anadolu ya geçerler. Ayşe hastabakıcılık yapar. Bu arada içlerindeki aşk ve yurt sevgisi iki erkek için de ateşten bir gömlek olmuştur. Anne babası Yunanlar tarafından öldürülen Kezban da içten içe İhsan ı sever. Savaşta İhsan ve Ayşe ölür, Peyami yaralanır. Ankara Cebeci Hastanesinde yatarken yaşadıklarını ateşten gömlek adıyla yazar. Sonra da ameliyatta ölür. Vurun Kahpeye (Halide Edip Adıvar): Aliye, Fransız Kolejinden mezun olup bir köy okuluna öğretmen olur. Köyde yanında kaldığı aile (Ömer Efendi ve Gülsüm Hanım) onu ölmüş kızları yerine koyar, sever. Köydeki gericiler ve okuldaki öğretmenler ise hem kadın olduğu hem de otoriterliği sebebiyle Aliye ye tepkilidir. Yunan generaller ile işbirliği yapan Hacı Fettah ona kin besler. Aliye, subay Tahsin Bey den hoşlanır. Savaşta yaralanan Tahsin Bey e evinde bakan Aliye, Hacı Fettah ın zina suçlamaları ve kışkırtmalarıyla köylü tarafından dövülerek öldürülür. Sinekli Bakkal (Halide Edip Adıvar): Romanda Müslüman Rabia ile Hristiyan Peregrini evlenerek bir Doğu-Batı sentezi oluşturmuşlardır. İlk olarak İngilizce, The Clown and His Daughter adıyla yayımlanır. Eserde Abdülhamit döneminin istibdat ortamını, Sinekli Bakkal mahallesinde yaşayan halkın geleneksel değerlere bağlılığını, Genç Türklerden Hilmi ve arkadaşları ile devrimci aydınları, saray ve çevresi ile de yozlaşmış yönetici kesimini görüyoruz. Rabia, Karagöz oyunları oynatan Kız Tevfik in kızı, mahallenin yobaz imamının torunudur. Babası baskıcı Abdülhamit tarafından sürülür, dedesi onu hafız olarak yetiştirir. Güzel sesi ile bütün İstanbul da Kur an okur. Aynı mahallede yaşayan Abdülhamitçi Zaptiye Nazırı Selim Paşa tarafından korunur. Mevlevi Şeyhi Vehbi Dede de ona alaturka musiki dersi vermektedir. Paşa nın oğlu Hilmi Bey e piyano dersi veren İtalyan Peregrini, Rabia nın sesine hayrandır. Romanın ikinci bölümünde Müslüman olur ve Rabia ile evlenir. Rabia nın ölen dedesinden kalan konağı düzenler, orada yaşarlar, çocukları olur, mutlu yaşarlar. Tatarcık (Halide Edip Adıvar): Roman Boğazın Karadeniz kıyılarındaki Poyrazköy de geçer. Başkahraman, balıkçı Osman Kaptan ın kızı, Tatarcık lakaplı Lale dir. Baba pek sevilmeyen biridir ve Lale henüz 13 yaşındayken ölür. Babasız kalan Tatarcık, bisiklete binme gibi bazı davranışlarından ötürü köyde dışlanınca içine kapanır. Okuyup İngilizce öğretmeni olur. Cumhuriyet devrindeki sosyal yaşama uyum sağlayamayan bazı Osmanlı zenginleri, eski konaklarını ve yalılarını satarak gözden uzak olan Poyrazköy e yerleşirler. Tatarcık bu kişilere İngilizce dersi verir. Köylülerle çeşitli konularda ters düşen ve tartışan Tatarcık, türlü kıskançlık ve çekemezliklere rağmen kendisini seven Recep le nişanlanır. Aslında Tatarcık eğitimli ve çalışan bir kız olarak yeni nin sembolüdür ve modern Türk kadınının zaferini simgeler. Sürgün (Refik Halit Karay): Yüzbaşı Hilmi Efendi, daha önce tartıştığı ve sonradan zenginleşen kötü yürekli bir komiserin marifetiyle Beyrut a sürülür. Orada ne yapacağını bilemez. Aklı İstanbul daki karısı ve kızındadır. Gazoz satar, rençperlik yapar ama hiçbir işte dikiş tutturamaz. Bir gün İstanbul dan Kani adlı birinden para gelir. Hilmi Efendi bu adamın kim olduğunu karısına mektupla sorar ama öğrenemez. İş arar, Şam a gider. Gözlüklü İhsan adlı bir istihbaratçıyla tanışır. Çoktandır haber alamadığı karısından haber almak için İhsan dan yardım ister. Karısı Tevhide Hanım Doğu Karahisar a gitmiş, kızı Seher ise Kani adlı zengin bir tiyatrocunun metresi olmuştur. Hilmi Efendi ona kin duyar. Sonra bir gün Halep e bir arkadaşının yanına gider. Orada çok methedilen Nevber adlı bir bar kadınının kızı

56 Seher olduğunu anlayınca oracığa yığılıp ölür. Kızı, babasının orada olduğunun ve öldüğünün farkına bile varmaz. Yezidin Kızı (Refik Halit Karay): Hikmet Ali adlı bir vekil bir gemi seyahatinde Kürtçe konuşan güzel bir kadınla tanışır. İspanyolca ve Fransızca da bilen bu kadının adı Zeli Yezidi dir. Kendisi Suriyeli Yezidilerin soyundan geldiğini, ailesinin Arjantin e taşındığını söyler. Ondan çok hoşlanan Hikmet Ali, onun casus olduğunu düşünür. Kadın sürekli Suriye, Türkiye ve Irak hakkında sorular sormaktadır. Zeli, seksen bin civarındaki Yezidilere toprak bulmak amacında olduğunu açıklar. Hikmet Ali nin endişeleri azalır. Beraber vakit geçirirler. Sonra Zeli, onu köyünden aldırır; Suriye de Yezidilerin bölgelerinde gezdirerek amacının ayrıntılarını anlatır. Ona aşık olan Hikmet Ali, yardım edip etmemekte kararsızdır. Zeli nin soğuk yardımcısı Şeyh Şemun, uzun yolculuğun ardından ona gerçeği açıklar. Zeli bir akıl hastasıdır ve kendisi de onun kocası Senyor Alfonso dur! Hikmet Ali, Hayal kırıklığıyla ülkesine döner. Bugünün Saraylısı (Refik Halit Karay): Ata Efendi nin evine Düzce den bir akraba kızı olan Ayşen gelir. Kız çok güzeldir, önceleri köylü giyimli olan Ayşen zamanla değişmeye, süslenmeye başlar. Ata Efendi onu korumaya kollamaya çalışır. Gören erkekler kıza vurulur. İçlerinde çok zenginler, yabancı elçiler, yüksek devlet görevlileri hatta Ata Efendi nin patronunun oğlu Rüştü de vardır. Aile Rüştü nün sayesinde zengin bir yaşam sürmeye, eğlence yerlerinde vakit geçirmeye başlar. Ata Efendi terfi eder. Herkes mutludur. Ayşen bunların hepsiyle oynar ama hiçbiriyle evlenmeye yanaşmaz. Sonunda Mısırlı bir paşa olan Sait in aşkına karşılık verir ve onunla evlenerek Mısır a gider. Aradan 17 ay geçer. Rüştü, Ata Efendi ye gelip Ayşen le mektuplaştığını, kızın geri dönmek istediğini, mutlu olamadığını, dönünce onunla evlenmek istediğini söyler. Ata ve ailesi çok mutlu olur çünkü kız gittikten sonra yaşamları eskisi gibi yoksullaşmıştır. İstanbul un Bir Yüzü / İstanbul un İç Yüzü (Refik Halit Karay): Yazar bu romanında İstanbul un bir yüzü nü, daha doğrusu diğer yüzünü anlatıyor: Savaş zengini vurguncular, karaborsacılar, İttihatçıların adamları Roman bir savaş zengini Kani nin nasıl zengin olduğunu arkadaşına anlatmasıyla başlıyor. Beş parasızdır, askere gitmeye karar verir. Bir arkadaşı Kani yi alır, Harbiye Nezaretini daire daire dolaşır, evrak toplarlar. Sonra da Halep e yağ toplamaya giderler. Kısa zamanda da zengin olurlar. Sonra Fikri Paşa adlı birinin konağı tasvir edilir. Paşa, etliye sütlüye karışmadan bu mevkiiyi elde etmiş biridir. Memlekete hiç faydası olmamıştır ama kuşkusuz zararı da olmamıştır. Sonra altı kişi daha anlatılır, çoğu beş para etmez adamlardır ve bunların hepsi savaş zenginidir. Sonraki bölümde de kadınların yaşamındaki değişim anlatılır. Hoppalar, alkolikler, iş kadınları Yazar son bölümde eski İstanbul un, Abdülhamit İstanbul unun, daha iyi olduğunu vurgular. Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin): Yazarın önce dört perdelik İstanbul Kızı adıyla bir oyun olarak yazdığı, daha sonra oyun sahnelenmeyince romana çevirerek 1922 de bastırdığı ilk romanıdır. Türk edebiyatının en çok okunmuş, en sevilmiş romanlarındandır. Roman kahramanı Feride, yatılı bir Fransız okulunda okumuş, zeki, afacan ve başarılı bir kızdır. Çok hareketli oluşundan ötürü hocaları ona Çalıkuşu derler. Mezun olduğunda çok güzel bir kız olur. Sık sık gittiği teyzesinin evinde kuzeni Kamuran la nişanlanır. Ancak onun bir kadınla ilişkisini öğrenince evden kaçar. Öğretmen olmak için başvurur ve Anadolu da birçok köy okulunu dolaşır. Gittiği her yerde çevresine ışık saçar, gerilikle savaşır. Zeyniler köyünde Munise yi evlat edinir. Herkesin kalbini kazanan bu kızın güzelliği, başına bela olur. Bu yüzden sık yer değiştirir. En son Kuşadası nda babası gibi gördüğü Doktor Hayrullah Bey le sırf rahat edebilmek için nikahlanır. Hayrullah Bey onun defterini bulur ve Kamuran ı öğrenir. Hayrullah Bey ölür ama onun sayesinde Kamuran la Feride barışırlar. Dudaktan Kalbe (Reşat Nuri Güntekin): Eserde, şöhretin şımarttığı bir kemancı olan Kenan ın, kendisini büyük bir aşkla seven Lamia yla gönül eğlendirmesi, hem kendinin hem de kızın hayatını mahvetmesi anlatılır. Romanın ilk kısmında Kenan ın babasının hapse düşmesi, annesi ve küçük kardeşiyle dayısına sığınması, Avrupa ya gidip ünlü bir kemancı olması, Nimet Hanım la yaşadığı gönül macerası, Prenses Cavidan la nişanlanması, Kınalı Yapıncak dediği Lamia ile tanışıp birlikte olması, sonra Lamia dan ayrılması anlatılır. İkinci bölümde Lamia hamiledir, Kütahya ya amcasının yanına gönderilir. Kızı Mebrure yi doğurur. Kendisine tecavüze yeltenen eniştesini öldürür, beraat eder. Binbaşı Kemal le evlenir. Kemal Bey in doktor yeğeni Vedat la adı çıkınca boşanır. Son bölümde Kenan mutsuzdur. Karısı Cavidan dan soğumuş, eser üretemez olmuş, Lamia yı unutamamıştır. Ona ve kızına rastlar. Evlenmek ister ama Lamia reddeder, Vedat la evlenir. Kenan intihar eder. Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin): 25 yıl Suriye ve Anadolu da kaymakamlık yapmış titiz ve dürüst Ali Rıza Bey, tatsız bir mesele yüzünden emekli olup İstanbul a gelir. Karısı Hayriye Hanım ve beş çocuğuyla geçim zorlukları içinde yaşarlar. Eski bir öğrencisi olan Muzaffer Bey in şirketinde beş yıl çalışır ama ahlaki bir nedenden ötürü oradan da ayrılır. Oğlu Şevket bir bankada işe girer. Çok geçmeden de ahlaksız bir kadın olan Ferhunde ile evlenir. Gelin, eğlenmeye, giyinmeye düşkündür. Ali Rıza Bey in kzıları Necla ve Leyla da ona ayak uydururlar. Evde verilen partiler

57 yüzünden para sıkıntısı başlar. Büyük kız Fikret, bu ortamdan kaçmak için üç çocuklu dul bir adamla evlenir. Şevket zimmetine para geçirir ve hapse atılır. Ali Rıza, evini satar, küçük bir eve taşınırlar. Necla, zengin sandığı bir Suriyelinin üçüncü karısı olur. Leyla zengin bir avukatın metresi olunca Ali Rıza Bey felç olur. Leyla hasta babasını yanına alır. Ali Rıza Bey, çaresiz bu hayata katlanmaya başlar. Yeşil Gece (Reşat Nuri Güntekin): Medrese öğrenimi gören Şahin in çevresindeki çirkinlikler karşısında inancını yitirişi, öğretmen okulundan mezun oluşu, yobazlarla mücadele etmek üzere İzmir e yakın Sarova ilçesine gidişi anlatılır. Sarova da yeni okul yaptırma girişiminde bulunan Şahin, belediye mühendisinin desteğini sağlar. Komiser Kazım ın yardımıyla da gericilerin kendisine kurduğu tuzaktan kurtulur (onu bir kadınla basmak için tezgah düzenlerler). Bu arada Yunanlar İzmir e çıkmıştır. Kasaba işgal edilmiştir. Gericiler şimdi de düşmanla işbirliği içindedir. Milli Mücadeleden yana olan ve ilçeden ayrılmayan Şahin, subayları kaçırdığı için Yunan adasına sürülmesine karar verilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra Sarova ya dönen Şahin, düşmanla işbirliği eden kişilerin Cumhuriyetçi kesildiğini görür. İstenmeyen adam olan Şahin, derdini anlatabilmek için Ankara ya doğru yol alır. Acımak (Reşat Nuri Güntekin): İç içe geçmiş iki olay zinciri ile ----, kişisel değişimleri konu alması bakımından Zehra nın, hatıra defterindeki maceralar bakımından da Mürşit Efendi nin romanıdır. Çocukluğundan itibaren babası Mürşit Efendi yi kötü bir insan olarak tanıyan Zehra; hoşgörüsüz, disiplinli, katı kalpli bir öğretmendir. Mürşit Efendi; okulunu bitirdikten sonra idealist bir memur olarak Anadolu ya gelmiş, Anadolu nun memurları bekleyen çürümüşlüğü içerisinde kaybolmuştur. Kötü bir evlilik yapmış, çok istemesine rağmen çocuklarıyla gereği kadar ilgilenememiştir. Yani kendi iradesi dışında yaşayan bir insan durumuna gelmiştir. İşte bu insanın pişmanlıklar ve çaresizliklerle dolu hatıra defteri, ölümünden sonra kızı Zehra nın eline geçmiş, böylece Zehra nın dış dünya ile ilişkisi de yeniden şekillenmiştir. (ÖSYM) GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBİ METİNLER (TİYATRO) 1915 te ilk resmi tiyatro Darülbedayi kurulmuştur. Bu tiyatronun önemi, tiyatrocu olmak isteyenleri yetiştirme amacı bulunmasıdır. Bu yönüyle bir okul niteliği de taşımaktadır. Bu tiyatroda ilk oyun 1916 da sahneye konur. Oynanan ilk oyun Hüseyin Suat ın Çürük Temel adlı uyarlama oyunudur. Ardından da Halit Fahri Ozansoy un Baykuş adlı oyunu oynanmıştır. Sahnelenen oyunların çoğu hafif komedi ve vodvil, bir kısmı manzum dramdır. Dil ve üslup doğaldır. Teknik açıdan büyük bir gelişme gösterememiştir. Bu dönemde yalnızca tiyatro yazarı olarak tanınan iki isim Musahipzade Celal ve Ahmet Nuri Sekizinci dir. Ayrıca Aka Gündüz, Reşat Nuri, Ömer Seyfettin, Halide Edip, Yakup Kadri, Mithat Cemal, Halit Fahri, Yusuf Ziya ve Faruk Nafiz de sahnelenen bazı oyunlar yazmışlardır. MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Milli edebiyat, Türk edebiyatında toplum ve ülke meselelerine geniş yer veren, sade Türkçeyi ve hece ölçüsünü kullanma yoluna giden bir edebiyat akımıdır. Dili sadeleştirme konusunda birtakım ilkeler belirledikten sonra edebiyatta da taklitçilikten kaçınılmasını, sanatçıların Türk halkının hayatına yönelerek yaratıcı nitelikler kazanmalarını ve yapıcı eserler vermelerini istediler. Hikaye, roman, tiyatro konularını ve kahramanlarını yerli hayattan almadır, şeklinde düşündüler. İlk kez milli kaynaklara yönelme olmuş, halk edebiyatından faydalanılmıştır. Toplum için sanat anlayışı benimsenmiş, sosyal meselelere önem verilmiştir. Milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş Savaşı gibi konuları ele almışlardır. Şiirde halk edebiyatına özgü hece ölçüsü kullanılmıştır. Genellikle Türklük bilinci ve milliyetçilik duygusuna ağırlık verilmiştir. Konuların İstanbul dışına çıkması, en belirgin özelliklerindendir. İstanbul halkının günlük konuşma dili esas alınmıştır. Arapça ve Farsça sözcükleri Türkçede söylendiği gibi yazmayı tercih etmişlerdir. Aşk roman ve hikayenin en önemli teması olarak dikkat çeker.

58 ALİ DUMAN TÜRK EDEBİYATI DİL VE ANLATIM ÖĞRETMENİ

İnci Hoca TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM

İnci Hoca TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM ÖZELLİKLERİ İlk özel gazete Tercüman-ı Ahval ile başlar. Toplum için sanat anlayışı benimsenmiştir. Halkı aydınlatma amacıyla eser verildiği için

Detaylı

İnci Hoca TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM SANATÇILARI

İnci Hoca TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM SANATÇILARI TANZİMAT EDEBİYATI I. DÖNEM SANATÇILARI İBRAHİM ŞİNASİ (1826-1871) Tanzimat edebiyatının öncüsüdür. Klasisizm akımından etkilenmiştir. Dilde sadeleşme düşüncesini gündeme getiren ilk yazardır. Şinasi nin

Detaylı

TANZİMAT EDEBİYATI II. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT EDEBİYATI II. DÖNEM SANATÇILARI TANZİMAT EDEBİYATI II. DÖNEM SANATÇILARI RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847-1914) Eski edebiyata karşı yeni edebiyatı savunan genç şair ve yazarlara destek olmuş, onlar Edebiyatımızın Batılılaşmasında önemli

Detaylı

TANZİMAT EDEBİYATI ( ) HAZIRLAYAN: Döndü DERELİ D GRUBU-105

TANZİMAT EDEBİYATI ( ) HAZIRLAYAN: Döndü DERELİ D GRUBU-105 TANZİMAT EDEBİYATI (1860 1896) HAZIRLAYAN: Döndü DERELİ D GRUBU-105 TANZİMAT EDEBİYATI 1860'da Tercüman-ı Ahval Gazetesinin çıkmasıyla başlayan, Divan edebiyatı geleneklerini bir yana bırakarak Batı kültürüne

Detaylı

TANZİMAT I. DÖNEM: ŞAİR VE YAZARLAR. * Şinasi *Ziya Paşa *Namık Kemal. * Ahmet Mithat Efendi *Şemsettin Sami

TANZİMAT I. DÖNEM: ŞAİR VE YAZARLAR. * Şinasi *Ziya Paşa *Namık Kemal. * Ahmet Mithat Efendi *Şemsettin Sami TANZİMAT I. DÖNEM: ŞAİR VE YAZARLAR * Şinasi *Ziya Paşa *Namık Kemal * Ahmet Mithat Efendi *Şemsettin Sami İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ İstanbul da doğdu. Arapça, Fransızca, Farsça dersleri

Detaylı

Osmanlı'da Batılılaşma hareketiyle birlikte edebiyatta da birtakım yenilikler oldu. İşte bu yeniliklerin başladığı dönemdir Tanzimat Dönemi...

Osmanlı'da Batılılaşma hareketiyle birlikte edebiyatta da birtakım yenilikler oldu. İşte bu yeniliklerin başladığı dönemdir Tanzimat Dönemi... On5yirmi5.com Tanzimat Edebiyatı Osmanlı'da Batılılaşma hareketiyle birlikte edebiyatta da birtakım yenilikler oldu. İşte bu yeniliklerin başladığı dönemdir Tanzimat Dönemi... Yayın Tarihi : 23 Mayıs 2013

Detaylı

TANZİMAT DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER. Ufuk KÜSDÜL Arhavi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

TANZİMAT DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER. Ufuk KÜSDÜL Arhavi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni TANZİMAT DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER Ufuk KÜSDÜL Arhavi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni ÖĞRETİCİ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ VE YAZILIŞ AMAÇLARI Öğretici metinler, bir konuyu

Detaylı

Yeniçeri Ocağı nın kaldırıldığı 1826 dan başlayarak ıslahat kültürü yoğunluk kazanmış, Batılılaşma her alanda kendisini daha çok hissettirmiştir.

Yeniçeri Ocağı nın kaldırıldığı 1826 dan başlayarak ıslahat kültürü yoğunluk kazanmış, Batılılaşma her alanda kendisini daha çok hissettirmiştir. İçindekiler 1 Tanzimat Edebiyatı Genel Özellikleri 1.1 Batı etkisindeki Türk edebiyatı şu dönemlere ayrılır 2 Tanzimat Edebiyatı (1860-1895) 2.1 Hazırlık Dönemi 2.2 1.Dönem Tanzimat Edebiyatı (1860-1878)

Detaylı

TANZİMAT DÖNEMİ. Yunus MACİT Adilşah SEVDİN Garip AŞKIN

TANZİMAT DÖNEMİ. Yunus MACİT Adilşah SEVDİN Garip AŞKIN TANZİMAT DÖNEMİ Yunus MACİT Adilşah SEVDİN Garip AŞKIN Tanzimat Fermanının ilan Sebepleri: 1)Avrupalı Devletlerin iç işlerimize karışmasına engel olmak. 2)Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin

Detaylı

1. Dönem Tanzimat Edebiyatı nın Genel Özellikleri:

1. Dönem Tanzimat Edebiyatı nın Genel Özellikleri: TANZİMAT EDEBİYATI 1. Dönem Tanzimat Edebiyatı nın Genel Özellikleri: Tanzimat edebiyatı, ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval gazetesinin 1860 ta çıkarılmasıyla başlar. Tanzimat sanatçıları, edebiyatı

Detaylı

TANZIMAT DÖNEMI EDEBIYATI (1860-1896) Tanzimat Dönemi Edebiyatı nın Oluşumu

TANZIMAT DÖNEMI EDEBIYATI (1860-1896) Tanzimat Dönemi Edebiyatı nın Oluşumu TANZIMAT DÖNEMI EDEBIYATI (1860-1896) Tanzimat Dönemi Edebiyatı nın Oluşumu Tanzimat Edebiyatı (1860-1896) Dönem Özellikleri Edebi Metinler Öğretici Metinler Hazırlık Dönemi (1839-1860) I. Dönem Tanzimat

Detaylı

TLL Uygulama. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde Hüseyin Rahmi Gürpınar a ilişkin bilgi doğru değildir?

TLL Uygulama. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde Hüseyin Rahmi Gürpınar a ilişkin bilgi doğru değildir? TLL1004 4. Uygulama 38. Aşağıdakilerden hangisinin türü ötekilerden farklıdır? D. Ötelerin Çocuğu Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde Hüseyin Rahmi Gürpınar a ilişkin bilgi doğru değildir? E) Tekniği kusursuz

Detaylı

11. Sınıf. defter notları fatih kasva. tanzimat dönemi edebiyatı

11. Sınıf. defter notları fatih kasva. tanzimat dönemi edebiyatı 11. Sınıf defter notları fatih kasva tanzimat dönemi edebiyatı Fatih Kasva www.fatihkasva.com 29.10.2014 Tanzimat Edebiyatı (1860-1895) YENİLEŞME DÖNEMİ Osmanlı Devleti'ndeki yenileşme hareketleri 17.

Detaylı

Tanzimat Edebiyatı. (Şiir-Roman) YAZARLAR Dr. Özcan BAYRAK Dr. Muhammed Hüküm Dr. Taner NAMLI Dr. Celal ASLAN

Tanzimat Edebiyatı. (Şiir-Roman) YAZARLAR Dr. Özcan BAYRAK Dr. Muhammed Hüküm Dr. Taner NAMLI Dr. Celal ASLAN Tanzimat Edebiyatı (Şiir-Roman) YAZARLAR Dr. Özcan BAYRAK Dr. Muhammed Hüküm Dr. Taner NAMLI Dr. Celal ASLAN Dr. Ahmet Faruk GÜLER Dr. Nuran ÖZLÜK Dr. Mehmet ÖZGER Dr. Macit BALIK Yayın Editörü: Doç. Dr.

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR 1. İletişim 2. İnsan, İletişim ve Dil 3. Dil Kültür İlişkisi DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ 1. Dillerin Sınıflandırılması

Detaylı

11. SINIF SOYADI: DENEME 1 1. DONEM 1. YAZILI TANZİMAT YENİLEŞME DÖNEMİ. 1. Osmanlı dönemindeki yenileşme ne zaman başlamıştır?

11. SINIF SOYADI: DENEME 1 1. DONEM 1. YAZILI TANZİMAT YENİLEŞME DÖNEMİ. 1. Osmanlı dönemindeki yenileşme ne zaman başlamıştır? ADI : 11. SINIF SOYADI: DENEME 1 1. DONEM 1. YAZILI TANZİMAT YENİLEŞME DÖNEMİ 1. Osmanlı dönemindeki yenileşme ne zaman başlamıştır? 2. Boşlukları doldurunuz. a. Paris ve Londra elçiliklerinde bulunmuş

Detaylı

Tanzimat II. Dönem Edebiyatı ( )

Tanzimat II. Dönem Edebiyatı ( ) Tanzimat II. Dönem Edebiyatı (1876-1895) Katkıları İçin Teşekkürler http://akademi.yucelkesen.com II. Abdülhamit Dönemi (1876-1909) Meclis-i Umumî nin 20 Mart 1877'de Dolmabahçe Sarayı'ndaki açılış töreni

Detaylı

TANZİMAT DÖNEMİ KONU TARAMA SORULARI Gönderen admin - 31/01/ :30

TANZİMAT DÖNEMİ KONU TARAMA SORULARI Gönderen admin - 31/01/ :30 TANZİMAT DÖNEMİ KONU TARAMA SORULARI Gönderen admin - 31/01/2012 23:30 1. (...) adlı eser köy konusunun işlendiği ilk romanımızdır. Yine (...) yazdığı (...) edebiyatımızda ilk psikolojik roman denemesi

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI Ay Hafta Ders Saati Konu Adı YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Kazanımlar Osmanlı

Detaylı

KONU: TANZİMAT EDEBİYATI DÖNEMİ ESERLERİMİZ

KONU: TANZİMAT EDEBİYATI DÖNEMİ ESERLERİMİZ KONU: TANZİMAT EDEBİYATI DÖNEMİ ESERLERİMİZ DERGİ VE GAZETELER BEDİR: Ahmet Mithat Efendi; gazete; 1870 yılında çıkarılan kısa süreli bir gazetedir CERİDE-İ HAVADİS: 1840 yılında çıkarılan ilk yarı resmi

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

TANZİMAT EDEBİYATI FETHİYE MEHMET ERDOĞAN ANADOLU LİSESİ (1860-1896) MÜCAHİD SERÇEK TÜRK ED. ÖĞRT.

TANZİMAT EDEBİYATI FETHİYE MEHMET ERDOĞAN ANADOLU LİSESİ (1860-1896) MÜCAHİD SERÇEK TÜRK ED. ÖĞRT. TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896) FETHİYE MEHMET ERDOĞAN ANADOLU LİSESİ MÜCAHİD SERÇEK TÜRK ED. ÖĞRT. Tanzimat Dönemi, 1839 da Gülhane Parkı nda okunan Tanzimat Fermanı ile başlar. Modern Avrupa düşünce ve

Detaylı

SERVETİFÜNUN SANATÇILARI - I

SERVETİFÜNUN SANATÇILARI - I SERVETİFÜNUN SANATÇILARI - I TEVFİK FİKRET (1867 1915) Servetifünun edebiyatının öncüsü ve üstadı sayılmaktadır. Şiirlerinde aşk, doğa, aile, çocuk, acıma gibi bireysel duyarlılıkları karamsar bir bakış

Detaylı

Tanzimat Dönemi Edebiyatı

Tanzimat Dönemi Edebiyatı Tanzimat Dönemi Edebiyatı [1860 1896] Tanzimat Dönemi Edebiyatı 1. Tanzimat Dönemi Edebiyatının Oluşumu Yusuf Kamil Paşa nın 1859 da Telemak adlı Fransızcadan çevirisi Osmanlı sanat çevrelerinde Batı edebiyatına

Detaylı

Tanzimat Dönemi Edebiyatı

Tanzimat Dönemi Edebiyatı Tanzimat Dönemi Edebiyatı [1860 1896] Tanzimat Dönemi Edebiyatı 1. Tanzimat Dönemi Edebiyatının Oluşumu 11. Sınıf 2. Ünite Yusuf Kamil Paşa nın 1859 da Telemak adlı Fransızcadan çevirisi Osmanlı sanat

Detaylı

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( )

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( ) (1874-1931) Servet-i Fünun akımının önemli romancılarından biri olan Mehmet Rauf, 1875 de İstanbul da doğdu. Babası Hacı Ahmet Efendi, bir sağlık kurumunda çalışan bir memurdu. Önce Balat ta ki Defterdar

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 11. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 11. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY EKİM HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI EDEBİYATININ OLUŞUMU ÖĞRETİCİ METİNLER 2 KAZANIMLAR 1. Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini belirler.

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2010-2011 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM 11. SINIF MF-DİL GRUBU GRUBU TÜRK EDEBİYATI DERSİ III

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2010-2011 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM 11. SINIF MF-DİL GRUBU GRUBU TÜRK EDEBİYATI DERSİ III ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2010-2011 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM 11. SINIF MF-DİL GRUBU GRUBU TÜRK EDEBİYATI DERSİ III. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı:

Detaylı

11. Sınıf TÜRK EDEBİYATI. Mustafa CEYDİLEK Nuri CEYDİLEK. Redaksiyon. Burcu Yılmaz. Başak Kutucu. Esra Acar. Pınar Seyfittinoğlu

11. Sınıf TÜRK EDEBİYATI. Mustafa CEYDİLEK Nuri CEYDİLEK. Redaksiyon. Burcu Yılmaz. Başak Kutucu. Esra Acar. Pınar Seyfittinoğlu 11. Sınıf TÜRK EDEBİYATI Mustafa CEYDİLEK Nuri CEYDİLEK Redaksiyon Pınar Seyfittinoğlu Başak Kutucu Burcu Yılmaz Esra Acar Ankara 2015 Nitelik Yayınları 9 11. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımlı / Mustafa

Detaylı

YENİ TÜRK EDEBİYATI - I

YENİ TÜRK EDEBİYATI - I YENİ TÜRK EDEBİYATI - I Yayın Yönetmeni Sadettin Bayrak Yayın Editörü Dr. Özcan Bayrak Kapak Tasarımı Hüseyin Özkan İç Tasarım Özlem Özkan Baskı ve Cilt Çalış Ofset Davutpaşa Caddesi Yılanlı Ayazma Sokak

Detaylı

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TEMSİLCİLERİ - III

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TEMSİLCİLERİ - III MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TEMSİLCİLERİ - III MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNDEKİ BAĞIMSIZ SANATÇILAR YAHYA KEMAL BEYATLI (1884 1958) Şiirleri Milli edebiyat akımına uymaz, daha çok makale ve konferanslarında bu akımı

Detaylı

11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI

11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI 11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI www.edebiyatogretmeni.org Türk Edebiyatı Dil ve Anlatım Dersleri Kaynak Sitesi RETGREGTGTGRTGTRGGT[Metni yazın] Sayfa 1 I. ÜNİTE: EDEBİYATLA DÜŞÜNCE, SOSYAL ve SİYASÎ

Detaylı

BEP Plan Hazırla T.C Ceyhan Kaymakamlığı ALTI OCAK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ Müdürlüğü Edebiyat Dersi Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı

BEP Plan Hazırla T.C Ceyhan Kaymakamlığı ALTI OCAK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ Müdürlüğü Edebiyat Dersi Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı BEP Plan Hazırla T.C Ceyhan Kaymakamlığı ALTI OCAK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ Müdürlüğü Edebiyat Dersi Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Öğrenci : MEHMET ERKAN Eğitsel Performans Olay Çevresinde Oluşan

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : YENİ TÜRK EDEBİYATI II Ders No : 0020110013 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 2 EDEBİ BİLGİLER (ŞİİR BİLGİSİ) 1. İncelediği şiirden hareketle metnin oluşmasına imkân sağlayan zihniyeti 2. Şiirin yapısını çözümler. 3. Şiirin

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatına Giriş (I)

Yeni Türk Edebiyatına Giriş (I) Yeni Türk Edebiyatına Giriş (I) (Ünite I) Edebiyat dili, dilin ses ve anlam zenginliğini kullanarak eser ortaya koymayı amaçlar. Bunu yaparken mecaz ve semboller en sık başvurulan biçimlerdir. Bilim olarak

Detaylı

Çek - Kopar FASİKÜL 2

Çek - Kopar FASİKÜL 2 Çek - Kopar FASİKÜL 2 Ünite 2 TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI (1860-1896) Bölüm 1: Tanzimat Dönemi Edebiyatı'nın Oluşumu 2 Bölüm 2: Öğretici Metinler 5 Bölüm 3: Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

Detaylı

FECRİ-ATİ EDEBİYATI SANATÇILARI

FECRİ-ATİ EDEBİYATI SANATÇILARI FECRİ-ATİ EDEBİYATI SANATÇILARI AHMET HAŞİM ( 1884 1933 ) Fecriati topluluğunun en önemli şairi olup modern Türk şiirinin kurucularından biridir. Türk edebiyatında akşam şairi olarak da tanınır. Sanat

Detaylı

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TEMSİLCİLERİ - I

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TEMSİLCİLERİ - I MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TEMSİLCİLERİ - I ÖMER SEYFETTİN ( 1884 1920 ) Milli Edebiyat akımının ve çağdaş Türk öykücülüğünün öncülerindendir. Küçük hikâyeyi tamamen bağımsız bir hale getirmiştir. Türk edebiyatında

Detaylı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI MUSTAFAKEMALPAŞA MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ I. DÖNEM 11

EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI MUSTAFAKEMALPAŞA MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ I. DÖNEM 11 AYI 016 017 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI MUSTAFAKEMALPAŞA MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ DÖNEM 11. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS I VE LERİ GÜN 14 016 DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Detaylı

Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatının Dönemleri (1860-1923)

Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatının Dönemleri (1860-1923) Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatının Dönemleri (1860-1923) TANZİMAT SERVET-İ FECR-İ ATİ DÖNEMİ FÜNUN TOPLULUĞU TÜRK EDEBİYATI EDEBİYATI (1860-1896) (1896-1901) (1909-1911) MİLLİ EDEBİYAT AKIMI CUMHURİYET

Detaylı

LYS EDEBİYAT ÖN SÖZ. LYS EDEBİYAT Liselere Yardımcı Ders Kitabı 978-605-4459-69-8. Sevgili Öğrenciler,

LYS EDEBİYAT ÖN SÖZ. LYS EDEBİYAT Liselere Yardımcı Ders Kitabı 978-605-4459-69-8. Sevgili Öğrenciler, II LYS EDEBİYAT LYS EDEBİYAT Liselere Yardımcı Ders Kitabı 978-605-4459-69-8 ÖN SÖZ EDİTÖR Turgut MEŞE YAZAR Hakan KAMAÇ 2012 Baskı Dönemi Tüm hakları DATA Yayınları na aittir. Yayıncının izni olmaksızın,

Detaylı

Bilim,Sevgi,Hoşgörü.

Bilim,Sevgi,Hoşgörü. Bilim,Sevgi,Hoşgörü. Mehmet Akif Ersoy 20 Aralık 1873 27 Aralık 1936 Mehmet Akif Ersoy, Türkiye Cumhuriyeti nin ulusal marşı olan İstiklal Marşı nın yazarıdır. Vatan Şairi olarak anılır. Yahya Kemal Beyatlı

Detaylı

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ Gönderen admin - 31/01/ :14

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ Gönderen admin - 31/01/ :14 MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ Gönderen admin - 31/01/2012 23:14 1.Aşağıdaki sanatçılarımızdan hangileri Beş Hececiler grubunda yer alır? A) Orhan Veli Kanık Ahmet Kutsi Tecer B) Yusuf Ziya Ortaç Faruk Nafiz Çamlıbel

Detaylı

TANZİMAT EDEBİYATI( ) Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi

TANZİMAT EDEBİYATI( ) Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi TANZİMAT EDEBİYATI(1860-1895) Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi akımdır. 3 Kasım 1839 da Reşit Paşa tarafından ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu

Detaylı

ÖSY S S Y S d e M a M sa s l 1989-ÖYS CEVAP: D

ÖSY S S Y S d e M a M sa s l 1989-ÖYS CEVAP: D http://egitimvaktim.com EDEBİYAT KONU ANLATIMI Masal Öykü(hikaye) Roman Makale Fıkra Söyleşi(sohbet) Deneme Eleştiri Anı Günlük Yaşamöyküsü(Biyografi) Özyaşamöyküsü(Otobiyografi) Mektup Söylev Gezi Yazısı(seyahatname)

Detaylı

Zeus tarafından yazıldı. Çarşamba, 02 Temmuz 2008 18:21 - Son Güncelleme Cumartesi, 16 Ekim 2010 12:11

Zeus tarafından yazıldı. Çarşamba, 02 Temmuz 2008 18:21 - Son Güncelleme Cumartesi, 16 Ekim 2010 12:11 Yazı İçerik Abdülhak Hamid Tarhan Kimdir? Abdülhak Hamid Tarhan Hayatı Abdülhak Hamid Tarhan'ın Edebi Kişiliği Abdülhak Hamid Tarhan Eserleri Abdülhak Hamid Tarhan Şiirleri Abdülhak Hamid Tarhan Oyunları

Detaylı

Metin Edebi Metin nedir?

Metin Edebi Metin nedir? Metin Nedir? Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır. Metin çok farklı düzeylerde dille iletişimde bulunmak amacıyla

Detaylı

Edebiyat ve Sosyal Hayat İlişkisi, Yenileşme Dönemi, Tanzimat ın Oluşumu. 4. 19. yüzyıl Osmanlı Devleti nde ilk defa posta ve karantina

Edebiyat ve Sosyal Hayat İlişkisi, Yenileşme Dönemi, Tanzimat ın Oluşumu. 4. 19. yüzyıl Osmanlı Devleti nde ilk defa posta ve karantina EDEBİYAT Edebiyat ve Sosyal Hayat İlişkisi, Yenileşme Dönemi, Tanzimat ın Oluşumu 11. SINIF EA-SÖZEL 01 1. Şu boğaz harbi nedir var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, Tepeden

Detaylı

Takvim-i Vekayi Gazetesi (1831)

Takvim-i Vekayi Gazetesi (1831) Takvim-i Vekayi Gazetesi (1831) Osmanlı Devleti sınırları dâhilinde 1831 de yayınlanmaya başlanan ilk Osmanlı Türk gazetesidir. Haftalık olarak yayınlanan ve Osmanlı Türkçesi dışında Arapça, Ermenice,

Detaylı

DÜZYAZI (NESİR) TÜRLERİ

DÜZYAZI (NESİR) TÜRLERİ DÜZYAZI (NESİR) TÜRLERİ Bu kaynakta belli başlı düz yazı (nesir) türleri ile ilgili kısa bilgiler bulunmaktadır. Her türle ilgili ayrıntılı bilgiler için, üst menümüzdeki Edebi Türler sekmesinden faydalanabilirsiniz..

Detaylı

Aruzla şiire başlayan sanatçılar, Ziya Gökalp in etkisiyle sonradan hece ölçüsüyle yazmaya başlamışlardır.

Aruzla şiire başlayan sanatçılar, Ziya Gökalp in etkisiyle sonradan hece ölçüsüyle yazmaya başlamışlardır. BEŞ HECECİLER Milli edebiyattan etkilenen Beş Hececiler, milli kaynaklara dönmeyi ilke edinmişlerdir. Şiire I. Dünya Savaşı Milli Mücadele yıllarında başlayıp Mütareke yıllarında şöhret kazanan edebi topluluktur.

Detaylı

19. yüzyılda Türk edebiyatı, batılılaşma hareketine bağlı olarak roman, hikâye, tiyatro gibi yeni türlerin denenmesiyle çağdaş bir çizgiye girdi.

19. yüzyılda Türk edebiyatı, batılılaşma hareketine bağlı olarak roman, hikâye, tiyatro gibi yeni türlerin denenmesiyle çağdaş bir çizgiye girdi. Yazı İçerik Tanzimat Devri Türk Edebiyatı Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) Fecr-i Ati Topluluğu BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI (19. yy- ) Çağdaş Türk Edebiyatı, Osmanlı Devleti nin gerilemesinin

Detaylı

İnci Hoca YEDİ MEŞALECİLER

İnci Hoca YEDİ MEŞALECİLER YEDİ MEŞALECİLER Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan ilk edebi topluluktur. 1928 de Yedi Meşale adıyla ortaklaşa bir kitap çıkarıp bu kitabın ön sözünde şiirle ilgili görüşlerini açıklamışlardır. Beş Hececiler

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ÖABT Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Konu Anlatımlı Soru Bankası ESKİ TÜRK DİLİ VE LEHÇELERİ...

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ÖABT Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Konu Anlatımlı Soru Bankası ESKİ TÜRK DİLİ VE LEHÇELERİ... İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm... 7 ESKİ TÜRK DİLİ VE LEHÇELERİ... 8 Türk Dillerinin Sınıflandırılması... 14 Türk Dillerinin Ses Denklikleri Bakımından Sınıflandırılması... 16 Altay Dilleri Teorisini Kabul

Detaylı

Divan Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları. HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır.

Divan Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları. HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır. Edebiyatı Sanatçıları Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. ı vardır. MEVLANA: XIII.yüzyılda yaşamıştır. Birkaç

Detaylı

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYIN KURULU Hazırlayanlar Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYINA HAZIRLAYANLAR KURULU Kurumsal Yayınlar Yönetmeni Saime YILDIRIM Kurumsal Yayınlar Birimi Dizgi & Grafik Mustafa

Detaylı

CENGİZHAN ANADOLU LİSESİ

CENGİZHAN ANADOLU LİSESİ CENGİZHAN ANADOLU LİSESİ TÜRK EDEBİYATI 11 Ders Notları Türk Dili ve Edebiyatı Zümresi İSTANBUL 2014-1 - I.ÜNİTE YENİLEŞME DÖNEMİ OSMANLIDA YENİLEŞME HAREKETLERİ 16. yüzyılın sonlarına kadar sürekli gelişen

Detaylı

EKİM ÜNİTE II ÖĞRETİCİ METİNLER

EKİM ÜNİTE II ÖĞRETİCİ METİNLER SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA

Detaylı

Fikir Sanat ve Edebiyat Dergisi. İki aylık Edebiyat Dergisi. Sayı 1 - Ocak Şubat TL

Fikir Sanat ve Edebiyat Dergisi. İki aylık Edebiyat Dergisi. Sayı 1 - Ocak Şubat TL Fikir Sanat ve Edebiyat Dergisi İki aylık Edebiyat Dergisi Sayı 1 - Ocak Şubat 2016-8 TL HARS Fikir Sanat ve Edebiyat Dergisi HARS.İlk Sayı Şubat 2016.8TL Genel Yayın Yönetmeni Emin ÇALIŞKAN Editör Emine

Detaylı

GARİP AKIMI (I. YENİ)

GARİP AKIMI (I. YENİ) GARİP AKIMI (I. YENİ) Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat Horozcu nun oluşturduğu bir topluluktur. 1941 yılında Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Garip adlı ortak bir kitap yayımladılar.

Detaylı

TANZİMAT EDEBİYATI( ) Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi

TANZİMAT EDEBİYATI( ) Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi TANZİMAT EDEBİYATI(1860-1895) Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi akımdır. 3 Kasım 1839 da Reşit Paşa tarafından ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu

Detaylı

CUMHURIYET DÖNEMINDE COŞKU VE HEYECANI DILE GETIREN METINLER (ŞIIR) Cumhuriyet Edebiyatında Şiir ve Soru Çözümü

CUMHURIYET DÖNEMINDE COŞKU VE HEYECANI DILE GETIREN METINLER (ŞIIR) Cumhuriyet Edebiyatında Şiir ve Soru Çözümü CUMHURIYET DÖNEMINDE COŞKU VE HEYECANI DILE GETIREN METINLER (ŞIIR) Cumhuriyet Edebiyatında Şiir ve Soru Çözümü Yirminci asrın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa da ortaya çıkan felsefi bir akımdır.

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÇORUM ADA ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI III BİLİM GRUBU ÇERÇEVE PROGRAMI

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÇORUM ADA ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI III BİLİM GRUBU ÇERÇEVE PROGRAMI T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÇORUM ADA ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI III BİLİM GRUBU ÇERÇEVE PROGRAMI 1 1. KURUMUN ADI: Özel Çorum Ada Özel Öğretim Kursu 2. KURUMUN ADRESİ: : Yavruturna

Detaylı

Savaş, kahramanlık ve vatan sevgisi gibi konuları destansı ve abartılı bir anlatımla işleyen şiirlerdir.

Savaş, kahramanlık ve vatan sevgisi gibi konuları destansı ve abartılı bir anlatımla işleyen şiirlerdir. ŞİİR TÜRLERİ 1. EPİK ŞİİR Epik, destan niteliğinde olan, destansal demektir. Savaş, kahramanlık ve vatan sevgisi gibi konuları destansı ve abartılı bir anlatımla işleyen şiirlerdir. Destanlar, epik şiirin

Detaylı

İnci. Hoca DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ II (BENTLERLE KURULANLAR)

İnci. Hoca DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ II (BENTLERLE KURULANLAR) DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ II (BENTLERLE KURULANLAR) BENTLERLE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ A. BENT SAYISI TEK OLANLAR (TEK DÖRTLÜKTEN OLUŞANLAR) RUBAİ Edebiyatımıza İran edebiyatından gelmiştir. Dört

Detaylı

BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT EDEBİYATI ( )

BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT EDEBİYATI ( ) BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896) 18. Yüzyıl Türk Edebiyatı nın Genel Özellikleri Mahallîleşme akımı Halk şiiri ile klâsik şiir arasında yakınlaşma Halk şiirinin etkisiyle

Detaylı

İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI. XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler

İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI. XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler OLAY ÇEVRESINDE GELIŞEN EDEBI METINLER Oğuz Türkçesinin Anadolu daki ilk ürünleri Anadolu Selçuklu Devleti

Detaylı

Halit Fahri Ozansoy ve Tiyatro Eserleri

Halit Fahri Ozansoy ve Tiyatro Eserleri TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ABD YENĠ TÜRK EDEBĠYATI BĠLĠM DALI SEMĠNER ÇALIġMASI Halit Fahri Ozansoy ve Tiyatro Eserleri KonuĢmacı: Didem ÇĠÇEK KARAYAKUPOĞLU HALIT FAHRĠ OZANSOY UN TĠYATRO ESERLERĠNDE YAPI

Detaylı

SERVETİFÜNUN SANATÇILAR - II

SERVETİFÜNUN SANATÇILAR - II SERVETİFÜNUN SANATÇILAR - II SERVETİFÜNUN DÖNEMİ BAĞIMSIZ SANATÇILARI HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864 1944) Ahmet Mithat ın halk için roman yazma geleneğini sürdürmüştür. Natüralizmin ilk önemli temsilcisidir.

Detaylı

HABER YAZISI ALP AKIS VE ARI BARAHYA

HABER YAZISI ALP AKIS VE ARI BARAHYA HABER YAZISI ALP AKIS VE ARI BARAHYA GECMIŞTEN GUNÜMUZE HABER YAZILARI Halka günlük olayları haber verme geleneğinin şimdilik Atina da başladığı sanılmaktadır. Eski Atina da, halk günün belirli saatinde,

Detaylı

OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER ANLATMAYA BAĞLI METİNLER

OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER ANLATMAYA BAĞLI METİNLER OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER ANLATMAYA BAĞLI METİNLER MESNEVİ Divan şiirinde, her beytinin dizeleri kendi arasında uyaklı, aruzun genellikle kısa kalıpları ile yazılan nazım biçimine ve bu biçimde

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...9

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...9 I. BÖLÜM EDEBİYAT NEDİR? 1.1. Edeb den Edebiyata...11 1.2. Edebî Eser...13 1.3. Edebî Metin...14 1.4. Edebiyat Bilimi...33 1.5. Edebiyat Sosyolojisi...33 1.6. Edebiyat Tarihi...35

Detaylı

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Sözlü Dönem Yazılı Dönem İslamî Dönem Türk Edebiyatı Geçiş Dönemi Divan Edebiyatı Halk Edebiyatı Batı etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Tanzimat

Detaylı

11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI

11. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI YENİLEŞME DÖNEMİ Osmanlı Devleti'ndeki yenileşme hareketleri 17. yüzyılın sonundaki Karlofça Antlaşması (1699) ile başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu, 17. yüzyıla dek dünyanın büyük devletlerinden biriydi.

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatı I Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

Yeni Türk Edebiyatı I Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Yeni Türk Edebiyatı I Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Editörler Osman Gündüz Tacettin Şimşek Yazarlar Osman Gündüz Elif Aktaş Metin Erkal A. Kerim Dinç ISBN: 978-605-9247-77-1 1. Baskı Ekim, 2017

Detaylı

YAZI TÜRLERİ ŞENDA SOLMAZ KONUSUNU YAŞAMDAN ALAN YAZI TÜRLERİ OLAY YAZILARI

YAZI TÜRLERİ ŞENDA SOLMAZ KONUSUNU YAŞAMDAN ALAN YAZI TÜRLERİ OLAY YAZILARI YAZI TÜRLERİ ŞENDA SOLMAZ KONUSUNU YAŞAMDAN ALAN YAZI TÜRLERİ OLAY YAZILARI 1- MAKALE Herhangi bir konuda öne sürülen bilgi görüş ve düşünceleri kanıtlamaya yönelik yazı türüdür. Yazan öne sürdüğü görüş

Detaylı

TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA İLKLER A-) İSLAMİYET ÖNCESİ VE İSLAMİ DEVİR TÜRK EDEBİYATINDA İLKLER

TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA İLKLER A-) İSLAMİYET ÖNCESİ VE İSLAMİ DEVİR TÜRK EDEBİYATINDA İLKLER TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA İLKLER A-) İSLAMİYET ÖNCESİ VE İSLAMİ DEVİR TÜRK EDEBİYATINDA İLKLER Türkçenin yazıldığı ilk alfabe Batı'da runik diye adlandırılan Göktürk alfabesidir. Bu yazıya Batı'da runik

Detaylı

BERK HAZIRLIK LİSESİ DERS REHBERLERİ 2015-2016 EĞİTİM YILI BHL303 TÜRK EDEBİYATI

BERK HAZIRLIK LİSESİ DERS REHBERLERİ 2015-2016 EĞİTİM YILI BHL303 TÜRK EDEBİYATI BERK HAZIRLIK LİSESİ DERS REHBERLERİ 2015-2016 EĞİTİM YILI BHL303 TÜRK EDEBİYATI Berk Hazırlık Lisesi ne Hoş geldiniz... İnsanlık tarihi boyunca ihtiyaçlar ekseninde mükemmeli aramak bizlerin en temel

Detaylı

HİKÂYE (ÖYKÜ) Tarihçe ve İlkler Dede Korkut (Korkut Ata) Kimdir? Dede Korkut Hikâyeleri ve Eğitim Araştırma Sonuçları Yararlanılan Kaynaklar

HİKÂYE (ÖYKÜ) Tarihçe ve İlkler Dede Korkut (Korkut Ata) Kimdir? Dede Korkut Hikâyeleri ve Eğitim Araştırma Sonuçları Yararlanılan Kaynaklar HİKÂYE (ÖYKÜ) Tarihçe ve İlkler Dede Korkut (Korkut Ata) Kimdir? Dede Korkut Hikâyeleri ve Eğitim Araştırma Sonuçları Yararlanılan Kaynaklar Hikâye/ Öykü Nedir? Hikâye ya da öykü, gerçek ya da gerçeğe

Detaylı

İSLÂMİYET ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI İSLÂMİ İLK ESERLER SORU PROĞRAMI AHMET ARSLAN

İSLÂMİYET ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI İSLÂMİ İLK ESERLER SORU PROĞRAMI AHMET ARSLAN İSLÂMİYET ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI İSLÂMİ İLK ESERLER SORU PROĞRAMI AHMET ARSLAN 1) XI. Yüzyıl dil ürünlerinden olan bu eserin değeri, yalnızca Türk dilinin sözcüklerini toplamak, kurallarını ve

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

Hazırlayan: «Benim ayrı odam olduğu gibi, yazı masam, kitap dolabım bile var idi.» Fatma ALİYE. Enes PALA

Hazırlayan: «Benim ayrı odam olduğu gibi, yazı masam, kitap dolabım bile var idi.» Fatma ALİYE. Enes PALA Hazırlayan: «Benim ayrı odam olduğu gibi, yazı masam, kitap dolabım bile var idi.» Fatma ALİYE Enes PALA Tam adı Fatma Aliye Topuz dur. 1862 yılında İstanbul da doğmuştur. Ahmet Cevdet Paşa nın kızıdır.

Detaylı

İnci. Hoca GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ (İLK İSLAMİ ESERLER)

İnci. Hoca GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ (İLK İSLAMİ ESERLER) İnci GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ (İLK İSLAMİ ESERLER) Hoca ESERLERİN ORTAK ÖZELİKLERİ Hem İslâmiyet öncesi kültürü hem de İslâmî kültür iç içedir. Aruzla hece, beyitler dörtlük birlikte kullanılmıştır. Eserler

Detaylı

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com GÜNLÜK (GÜNCE) 1 GÜNLÜK Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sorular... 9 Ödev... 10

İÇİNDEKİLER. Sorular... 9 Ödev... 10 İÇİNDEKİLER ÜNİTE 1 DİL, DİLLER VE TÜRKÇE... 1 1. Giriş... 2 2. Dilin Özellikleri... 2 3. Yeryüzündeki Diller... 2 4. Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri... 4 5. Türk Yazı Dilinin Gelişmesi Eski Türkçe...

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI Ay Hafta Ders Saati Konu Adı CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ OLUŞUMU CUMHURİYET

Detaylı

Ziya Paşa. Zeus tarafından yazıldı. Pazartesi, 05 Nisan :27 - Son Güncelleme Pazartesi, 05 Nisan :03

Ziya Paşa. Zeus tarafından yazıldı. Pazartesi, 05 Nisan :27 - Son Güncelleme Pazartesi, 05 Nisan :03 Yazı İçerik Ziya Paşanın Hayatı Ziya Paşanın Edebi Kişiliği Ziya Paşanın Eserlerinin Özellikleri Ziya Paşa ve Jön Türkler Ziya Paşanın Eserleri 1 - Defter-i Amal 2 - Harabat Mukaddimesi 3 - Harabat 4 -

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI KDZ.EREĞLİ ANADOLU LİSESİ 11. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI KDZ.EREĞLİ ANADOLU LİSESİ 11. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI 013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI KDZ.EREĞLİ ANADOLU LİSESİ 11. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI AY: EYLÜL (11 İş Günü Hafta) GÜN SAAT KONULAR ÖĞRENCİLERİN KAZANACAĞI HEDEF VE DAVRANIŞLAR

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR 1. Edebiyat tarihinin incelediği konuları açıklar. 2. Edebî eserlerin yazıldığı dönemi temsil eden belge olma niteliğini sorgular 3. Uygarlık tarihiyle edebiyat

Detaylı

Edebi metin, dilin estetik amaçla kullanıldığı metindir. Bir Metnin Edebi Oluşunu Şu Şekilde özetleyebiliriz:

Edebi metin, dilin estetik amaçla kullanıldığı metindir. Bir Metnin Edebi Oluşunu Şu Şekilde özetleyebiliriz: METİN ÇÖZÜMLEME METİN NEDİR? Bir olayın, bir duygunun bir düşüncenin yazıya dökülmüş haldir. Metin öncelikle yazı demektir. Metin kavramı aynı zamanda organik bir bütünlük demektir Metin kavramı öncelikle

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

Yusuf Ziya Ortaç ve Tiyatro Eserleri

Yusuf Ziya Ortaç ve Tiyatro Eserleri TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ABD YENİ TÜRK EDEBİYATI BİLİM DALI SEMİNER ÇALIŞMASI Yusuf Ziya Ortaç ve Tiyatro Eserleri Konuşmacı Emre ERDOĞAN Beylerbeyi nde doğmuşum, bostanlara karşı bir evde yıl 1895 babam,

Detaylı

Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati Edebiyatı Test-2

Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati Edebiyatı Test-2 Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati Edebiyatı Test-2 1. Aşağıdakilerin hangisinde eser yazar eşleştirilmesi doğrudur? A) Pençe Halit Ziya B) Körebe Mehmet Rauf C) Bize Göre Ahmet Haşim D) Acı Bir Hikâye Hüseyin

Detaylı

Zeus tarafından yazıldı. Çarşamba, 11 Mart :05 - Son Güncelleme Perşembe, 27 Mayıs :12

Zeus tarafından yazıldı. Çarşamba, 11 Mart :05 - Son Güncelleme Perşembe, 27 Mayıs :12 Fecr-i Âti edebi topluluğundan sonra 1928 yılında Yaşar Nabi Nayır, Sabri Esat Siyavuşgil, Muammer Lütfi Bahşi, Kenan Hulusi Koray, Ziya Osman Saba, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret Solok gibi biri

Detaylı