TÜRKİYE'DE EKONOMİK GELİŞIVİEDE ÖNCELİKLİ SEKTÖRLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKİYE'DE EKONOMİK GELİŞIVİEDE ÖNCELİKLİ SEKTÖRLER"

Transkript

1

2 İSTANBUL TİCARET DASI TÜRKİYE'DE EKNMİK GELİŞIVİEDE ÖNCELİKLİ SEKTÖRLER YAYIN N: Istanbui, 2004

3 Bu eserin yayın hakları İstanbul Ticaret dası'na (İT) aittir. Eser üzerinde 5846 sayılı FSEK tarafından sağlanan tüm haklar saklıdır. İT'nun ve yazarın adı belirtilmek kşuluyla eserden nrmal ölçüde alıntı yapılabilir. İT ve yazarın yazılı izni lmadan eserin tamamı veya bir bölümü ftkpi, faksimile veya başka bir araçla çğaltılamaz, dağıtılamaz, elektrnik rtamlarda ticari ya da başka bir amaçla kullanılamaz. İstanbul Ticaret dası: ŞEN Şengezer, Ermukan Türkiye'de Eknmik Gelişmede Öncelikli Sektörler, İstanbul, 2004, 306 sayfa. 1.EKNMİK GELİŞME I.YATIRIM II.TEŞVİK III.ULUSLARARASI REKABET IV.ÖNCELİKLİ SEKTÖRLER V.EKNMİK KALKINMA VI.İT ISBN N: Türkçe Reşadiye Cad. Eminönü/İstanbul İT BİLGİ HATTI (212) İT yayınları için ayrıntılı bilgi Bilgi ve Dküman Yönetimi Şubesi'nden alınabilir. Tel: (212) Faks: (212) E. Psta: Web: TASARIM ÇAĞDAŞ SANAT Tel: (212) BASKI MEGA AJANS REKLAMCILIK MATBAACILIK VE FUAR HİZM.LTD.ŞTİ. Tel: (0212) Faks: (0212)

4 ÖNSÖZ Ülkemizde uygulanmakta lan teşvik sisteminin hem bölgesel geri kalmışlık srunlarının hem de genel larak ülke çapında yatırımlar ile istihdamın gelişiminde yetersiz kaldığı açıkça rtadadır. Bu knudaki temel çözüm rekabet gücü gelişmiş, yüksek katma değer üretebilecek sektörlerin belirlenmesi ve sektörel önceliklerin de dikkatle seçilmesi lmalıdır. Bu nedenle, teşvik ve finansman imkanlarının en kısa sürede, en verimli şekilde snuç verebilecek sahalarda yğunlaştırılması, eknmik gelişmede öncü labilecek sektörlerin ülkemizin sahip lduğu şartlar ve imkanlar ile dünyadaki eğilimler ve gelişmeler dikkate alınarak özenle değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi, sektörel analiz bir basitleştirmedir ve bu itibarla içeriğindeki mdeller büyüdükçe tesadüfi sapmalar yk lmakta, bulguları dğru yönü göstermeye başlamaktadır. Bu nedenle elde edilen ön bulgular değerlendirilip, bir snuç çıkarılmadan ve uygulamaya geçilmeden önce layın dikkatlice gözlemlenmesi veya gözlemleyen kişilerle uygulayıcıların görüş ve deneyimlerinden yararlanılması gerekmektedir. Sektörel analiz knusunun yanında, değişen kşullarda işletmeler teşvik sistemlerini de içeren makr eknmik rtamda yapısal gelişmeye ağırlık vermek ve bu şekilde çağdaş işletme stratejileri ve yönetim sistemlerini kullanarak gelişmelerini hızlandırmak zrundadırlar. İstikrarlı bir eknmi luşturulmadan, işletmelerin içinde bulunduğu rtam ve iç yapıları düzeltilmeden verilecek teşviklerin bu gelişmeye etkisi de sınırlı kalmaktadır. Bu sebeple makr eknmik, sektörel ve işletme düzeyinde tutarlı ve entegre plitikalar belirlenip uygulanması ulusal rekabet gücünü arttırma, eknmik büyüme ve kalkınma ylunda önemli bir adım teşkil etmektedir. Bu dğrultuda, Türkiye'deki yatırımların ve teşvik imkanlarının mevcut ve ptansiyel durumu, uluslararası rekabet şartları ve talep yapısında muhtemel gehşmeler de dikkate alınarak hangi sektörlerde ve hangi önceliklere göre yğunlaştırılmasının gerektiğini rtaya kyması hedeflenen "Türkiye'de Eknmik GeHşmede Öncelikli Sektörler" isimli yayınımızın tüm üyelerimize ve ilgili kişi ve kuruluşlara faydalı lmasını diler, çalışmayı damız adına gerçekleştiren Dr. Ermukan Şengezer'e teşekkür ederim. Dr. Cengiz Ersun Genel Sekreter

5

6 SUNUŞ Bugüne kadar yapılan gözlemler, gelişmekte lan ülkelerde, eknmiler yönlendirilmeyip dğal gelişimine bırakıldığmda en hızlı kalkınmayı sağlayacak -ptimal - üretim kalıbının luşmadığını göstermektedir. Araştırmalar, bu durumun temel nedeninin, kamuca tutarlı bir kalkınma stratejisi uygulanıp yeterli teşvik ve destek sağlanmadığında mdern üretim alanlarına girmenin riskini taşıyacak girişimlerin yetersiz kalması lduğuna işaret etmektedir. ı Gerçekten hızla kalkınan ülkelerin rtak özelliği tutarlı ve kapsamlı bir kamu desteğini uzun süre ve başarı ile uygulamış bulunmalarıdır. Her strateji öncelikleri belirlemek ve tercih yapmayı gerektirir. Tercih yapmak ise plitik açıdan zr bir iştir. Bu nedenle genelde karar alıcılar zr knuları snrakilere bırakmak eğilimindedirler. Ne var ki rekabetin hızla arttığı bir dünyada, rekabet gücünü arttırmak zrunda lan bir eknmi, gerçekleri görmezden gelip bu tür kararları snsuza kadar erteleyemez. Alınan ve 10 kişiden 7 kişiyi lumlu 3 kişiyi lumsuz etkileyen bir kararın üç düşman ve yedi nankör yaratması gerçeğine rağmen karar alıcılar bir nktada, ülke çıkarları yönünde gerekli kararları alma yluna gitmek zrunda kalırlar. Alınacak kararların dğru yönde labilmesi için, yapılacak çalışmalarda, aşağıda gösterilen nktaların gözden uzak tutulmaması gerekir Anlamlı bir değerlendirme ancak bu faktörler hesaba katılarak yapılabilir. A) layların anlaşılması ve bilgi edinilmesi yeterli değildir. Bu bilgiden iktisadi layların kntrl ve düzenlenmesinde yararlanılması gereklidir. B) Satıhta kalan bilgi tehlikeli labileceği için dünya eknmisinin ve ülke eknmisinin tümünü ele alacak şekilde elde edilecek sistematik bilgi önemlidir. C) Değerlendirmelerde, reel sektörün, tplam hasıla ve üretimi, enflasyn ranı ve fiyatlar, istihdam, ödemeler dengesi ve döviz kuruna katkısı ve nlardan etkilenme dereceleri ile ile dönemlerinde AB ile gümrük birliğinin eknmimize etkileri hesaba katılmalıdır. D) Dünyada rekabet gücüne sahip ülkeler bunu bilgi ve teknlji yğun sektörlerde ihtisaslaşarak başarmışlardır. Bu nedenle, sektörler, maliyet yapılarına gö- 1 Rdrik, D, Plicy Uncetainity and Private Investment in Develping Cuntries, Jurnal f Develpment Ecnmics, 36, 1991.

7 re, bilgi ve teknlji düzeyini kapsayacak şekilde analiz edilmelidir. E) Bir ülkede gelir dağılımının düzelmesi emek veriminin artmasına da büyük ölçüde bilgi ve sermaye yğunluğu artışının hızlandıracağı emek prdüktivitesine bağlıdır. Dlayısı ile alternatiflerin değerlendirilmesinde kullanılan emek miktarı yanında sermaye kullanımı lanakları, ulusal tasarrufların durumu ve sektörlerin kullandıkları teknljinin gereği lan sermaye tüketimleri de göz önüne alınmalıdır. F) Sektörlerin yerli girdi ve dğal kaynaklardan yararlanma ranının fazlalığının dğal bir öncelik luşturacağı kabul edilmelidir. G) Analizleri sadece değişkenlerin nminal değerleri üzerine kurmak klay lduğundan sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak bu yaklaşım yanıltıcı labilmektedir. H) Kalkınmanın hızlanması ve yapısal değişim, rekabet gücünü etkileyen faktörlerden kaynaklanacak, rekabet gücü artışı bir yandan ithalatı önleme öte taraftan ihracatı arttırma şeklinde çift yönlü etki yapacaktır. İthalat gelirin fnksiynu lduğundan ve ithalat yapısı farklı nedenlerle de değişebileceği için rekabet gücünü ölçmek amacı ile bir araç luşturmayacağından öncelikle İhracatı arttıracak ve ithal ürünlerle rekabet edebilecek sektörlerin tanımlanması gerekmektedir. Bu knuda ihracat gelişme hızı yüksek ve ithalat ihracat farkı yüksek sektörlerin bulunması yl gösterici labilir. İhracatın miktar ve değerinden çk yapısal değişimi ve gelişme yönünü gösterecek indikatörler önemlidir. Bu analizde kullanılabilecek temel araç ise ihracatın faktör bileşimidir. I) Bir malın üretilmesi veya tüketilmesi nu satmayan ve almayanları da dlaylı larak etkilemektedir. Bu etkifiyatlarcayeterince yansıtılmıyr ise dışsallıklardan bahsedebiliriz. Dışsallıklar lumlu veya lumsuz labilir. Değerlendirmelerde bir ylla hesaba katılmalıdır. K) Dış piyasa talep yapısındaki gelişmeler de göz önüne alınmalıdır. Kriterlere göre plitika luşturma ve uygulama aşamasına gelindiğinde, değişikliklerle ilgili dönemde dünya eknmisinde ne gibi değişmeler lduğu, entegrasyn aşamasında bulunduğumuz AB yapısındaki srunlar ve Türk eknmisinin yapısında ne gibi değişmeler gerçekleştiği gözden uzak tutulmamahdır. L) Sektörlere teşvik vermenin işletme karını arttıran bir etki yaratacağı ancak kriterler dğru yönde değil ise eknmide gehşme sağlamayabileceği diğer bir gerçektir. M) Hazırlanacak plitika metinlerinde anlatımın ve kullanılan terimlerin yanlış

8 anlaşılmaya meydan vermeyecek şekilde lması önemlidir. N) Ön bulgular elde edildikten snra, bundan kesin bir snuç çıkarmadan ve uygulamaya geçmeden önce, layın dikkatlice gözlemlenmesi ve/veya gözlemleyen kişilerle uygulayıcıların görüşlerinden yararlanılması bir zrunluluktur. ) Sektörel analiz bir basitleştirmedir. Ancak mdeller büyüdükçe tesadüfi sapmaların yk lduğu ve bulguların dğru yönü göstermeye başladığı da bilindiğinden yararlıdır. P) Bir mdelin özelliği layı ne ölçüde açıklayabildiğine bağlıdır. Mdelin kapsamadığı diğer faktörlerin de küçümsenemeyecek bir etkisi lacağı inkar edilemez. Ne var ki kısıtlı bir zaman süresinde gerçekleştirilen çalışmalar snucu verilecek cevapların tam dğru lması gerekmez. Hareketin yönünü dğru larak belirleme bile çözüme sınırlı da lsa lumlu bir katkı sağlayacaktır. Başka bir anlatımla gerçekle ilgili ve dğru yönde lduğuna inanılan fikirleri ve bulguların rtaya knulmasının hiçbir şey söylememekten daha iyi lduğu ileri sürülebilir. R) Bulguların zaman içinde uzmanların ve layları yaşayanların bugüne kadar lan sektörel gelişmeleri gözlemlemeleri snucu edindikleri bilgileri analize katmaları ile değer kazanacaktır. Kısaca çalışmanın yaklaşım gözlem ve bulguları yanlışlama çabaları ile tamamlandığı ölçüde gerçeğe daha çk yaklaşılacaktır. S) Kamu malı bir kişi tarafından tüketildiğinde başkasının tüketimini mümkün kılan mal larak tanımlandığından bu ve benzeri nitelikteki çalışmalar kamu malı kabul edilmeli ve tplum na güvendiği ölçüde plitika luşturulmasında kullanılmalıdır T) Bu çalışma sadece bir yön göstermeyi hedeflemiştir. Hayata geçirilmesi bu alanda srumlu kamu kuruluşları ve meslek kuruluşlarının destekleyeceği veya gerçekleştireceği daha ileri çahşmaları gerektirmektedir.

9

10 İÇİNDEKİLER SUNUŞ 5 İÇİNDEKİLER 9 TABLLAR LISTESI 12 GiRiŞ 1 L. ARAŞTIRMANIN AMACI YAKLAŞIM KALKINMA HAKKINDA 17 BiRiNCi BÖLÜM Uluslararası Durum Analizi 1.0. DEĞIŞEN DÜNYA DÜNYA EKNMISININ YÖNETIMI TlCARl LlBERALlZASYN FiNANSAL LlBERALlZASYN ULUSLARARASI KURULUŞLARIN RLÜ GELIŞMIŞ ÜLKELERIN SRUNLARı GELIŞMEKTE LAN ÜLKELERİN SRUNLARİ YAPININ NÜMERİK SNUÇLARI EKNMİK KRİZLER ULUSAL EKNMİLERİN SÜRDÜREBlLlRLİĞl 87 İKiNCi BÖLÜM Türkiye Genel Analiz 1.0. GEÇMİŞ TRENDLER Türkiyenin Genel Eknmik Gelişme Perfrmansı Sektörel Üretim Gelişme Trendleri Sektörel ithalat ihracat gelişmeleri 101

11 2.0. ANALİZ Gelişmeyi etkileyen dış faktörler Mevcut makr durum Değerlendirme snuçları 115 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Rekabet Gücü 1.0. ULUSLAR ARASI REKABET GÜCÜ KRİTERLERİ Rekabet gücünün ölçülmesi Büyüme Rekabet Gücü (GCI) İş Rekabet Gücü; (BCI) Kalkınma ylları Genel Durum Gelişmekte lan Ülkelerle İlgili Bulgular Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü açısından durumu YENİ YAKLAŞIM Sektörel rekabet gücü yaklaşımı İ/ Analizi Birikimli Input Katsayıları Tablsu Hesaplamalar Sektör Maliyet Yapıları EKNMİ DÜZEYİNDE DEĞERLENDİRME Sektör ve eknmi düzeyleri arası maliyet farkları Sektörler arası karşılaştırma İthal girdi ranı Amrtisman ranı Sanayi Kaliteli emek ranı.157

12 3.3. Genel ithalat ihracat yapısı TÜRKİYEDE İHRACATI ETKİLEYEN FAKTÖRLER 161 VIII DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Sektörel öncelilerin Belirlenmesi 1.0. SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İÇİN GEREKEN EKNMİK PLİTİKALAR Makr eknmik plitikalar Kalkınmada kamu destekleri ve teşvik stratejisi srunu Kamu plitikaları ve ihracat ilişkileri İşletme yönetimi ve girişimci riskinin azaltılması KRİTERLERİN LUŞTURULMASI SEKTÖREL DEĞERLENDİRMELER 185 ÖZET ve SNUÇ, 188 KAYNAKÇA 196 EKLER EKİ. SEKTÖR KDLARI 200 EK 2. ENDÜSTRİ DÜZEYİNDE MALİYET YAPILARI 201 EK 3. SERMAYE TÜKETİMİ VE KALİTELİ EMEĞE GÖRE BÖLGE AYIRIMI 204 EK 4. DİĞER FAKTÖR GELİRLERİ VE KALİTELİ EMEĞE GÖRE BÖLGE AYIRIMI 206 EK 5. İHRACAT RANI VE KALİTELİ EMEĞE GÖRE BÖLGE AYIRIMI 208 EK 6. YERLİ GİRDİ VE KALİTELİ EMEĞE GÖRE BÖLGE AYIRIMI.210 EK 7. DHADAN BEKLENENLER 212

13 EK 8. ÎRLANDA KALKINMA UYGULAMASI 215 EK 9. DÜNYA TARIM DÜZENİ 218 EK 10. SEKTÖREL İTHALAT İHRACAT RANLARI 225 EK 11. SEKTÖR FRMLARI 227 EK 12: TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARETİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI EK 13: TÜRKİYE'NİN AB(15) İLE TİCARETİNİN MAL GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI 291 EK 14: TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARETİNİN MAL GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI 294 EK 15 : TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARETİNİN AB ÜLKELERİNE DAĞILIMI 295 EK 16 : TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARETİ VE AB(15)'İN PAYI 296 EK 17: GELİŞMEKTE LAN ÜLKELERDE İHRACATIN YAPISI 297 IX TABL LİSTESİ Tabl 1: Türk Eknmisindeki Gelişme indeksleri ( )..97 Tabl 2: Sektörel Üretim Gelişmeleri Tabl 3: Sektörel ithalat İhracat Hızları Tabl 4: Sektörel ithalat ihracat Farkları 103 Tabl 5: Türkiye Eknmisindeki Gelişmeler ( ) 112 Tabl 6: Kamu Brcunun Gnp'ye ranının Sabit Kalması İçin Gerekli Faiz Dışı Fayda % 113 Tabl 7: Türk Eknmisinde Verimlilik 113 Tabl 8: Türkiye'de İthalat Ve ihracatı Etkileyen Faktörler 117 Tabl 9: Türkiye'nin İş Rekabet Gücü Sıralamasındaki Yeri 134 Tabl 10: Hayvan Yemi Sektörü Maliyet Yapısı (%) 136

14 Tabl 11: Eknmi Düzeyinde Maliyet Yapıları 143 Tabl 12: Eknmi Ve Endüstri Düzeyinde İthal Girdi Karşılaştırılması 147 Tabl 13: Eknmi Ve Endüstri Düzeyinde Yerli Girdi Karşılaştırılması 148 Tabl 14: Eknmi Ve Endüstri Düzeyinde Sermaye Tüketimi Karşılaştırılması 149 Tabl 15: Eknmi Ve Endüstri Düzeyinde Tplam Emek Karşılaştırılması 150 Tabl 16: Eknmi Düzeyinde Sektörel İthal Girdi ranları 151 Tabl 17: Sermaye Tüketimi ranları 155 Tabl 18: Sanayi KaliteH Emek ranları 157 Tabl 19: Türkiye'de Genel İhracat İthalat Faktör Kmpzisynları ( ) 159 Tabl 20: Sektörel Öncelikler Tablsu 182 Grafik 1: İthalat İhracat Farkı Grafiği 105

15

16 GİRİŞ 1.0. ARAŞTIRMANIN AMACI Türkiye sn 10 yıldır yeterince hızlı gelişememekte, uluslararası kalkınma yarışında geri kalmaktadır. Eknmimiz uzun yıllar byu istikrara kavuşamamış, birbirini izleyen kriz rtamlarında hiper enflasyn tehlikesi, TL'ye güvenin azalması snucu dövize kayış, GSMH de önemli düşüşler, büyük mali dengesizlikler, çk yüksek brç yükünün yl açtığı srunlar ile kurumlar ve mali müesseselerin yapısal bzukluğundan kaynaklanan uygulama güçlükleri yaşamıştır. Her krizin bir maliyeti vardır. Bu maliyet sadece mali alanda değil,manevi alanda tplum yapısında,ve psikljisinde kahcı bzulmalar şeklinde ödenmektedir. Kriz tplumun hemen her kesimini farklı şekillerde etkilemekle birlikte en lumsuz etkilenen kesim reel eknmi, nun sürükleyicisi lan girişimciler ile işsizlerdir. Eknmilerin zaman- zaman eknmik srunlar,bunalımlar, krizler yaşaması dğal bir laydır. Ancak bir eknmi çk sık krize giriyr ise bu bir yapısal zayıflık işaretidir. Bu zayıflıklar genelde dünya eknmisinin yapısında,ülkenin eknmik yapılanmasında, uygulamalarda,plitika ve stratejilerde özellikle karar alma sisteminde bir şeylerin aksadığı,eksik ve/ veya hatalı lduğu anlamına gelir. Mevcut yapı ve durum analizine yönelik bilgilerdeki eksiklik de bu durumun ana nedenleri arasında sayılmalıdır. Ülkemizin sağlıklı bir eknmik yapıya ve gelişmeye kavuşması için gelişmenin önündeki engellerin aydınlatılması ise sadece ülkeyi yönetenlerin değil aynı zamanda aydınların ve girişimcilerin ve yapıdan lumsuz etkilenen tüm kuruluşların rtak srumluluğudur. Krizleri önlemek veya gerçekleşmişlerse etkilerini silmek böylece eknmik kalkınmayı hızlandırmak çk yönlü çabaları gerektiren güç bir iştir. Bu yldaki çalışmaların başarısının ön kşulu eknmik refrmları uygulayacak siyasal kararlılığa sahip siyasi gücün varlığı yanında ;Başlangıçtaki durumun ne lduğunun dğru analizi ve alman önlemlerin dğru ve etkili önlemler lması 'dır. Kalkınmada en etkili araçlardan birisi sınai ürünler üretim ve ihracatının gelişmesidir. Bunu sağlamak için rekabet edebilir bir eknmik kapasite ve yapı luşturulmalıdır. Yapısal gelişme ve rekabet gücü artışı için altyapı, teknlji, rganizasyn ve yönetim alanlarındaki uzun vadeli kamu ve özel kesim plitika ve uygulamaları gerekmektedir.

17 Sn yıllarda dünya eknmisinde önemli yapı değişiklikleri lmuştur. Bu yapı değişikliklerini göz önüne almadan gerçekleştirilecek bir çalışma kalkınmanın hızlandırılmasına dlaysı ile tplum huzur ve istikrarını arttırmaya yönelik kararların alınmasında dikkate değer bir katkı yapamaz. Bu nedenle Kalkınmada Öncelikli Sektörler Araştırmasından beklenenin; ülkemizin AB ve Dünya Eknmisi ile başarılı bir şekilde entegrasynunu sağlayacak ana faktör lan "Ulusal Rekabet Gücümüzün Değerlendirilmesi ve sektörlerin bu yapı karşısındaki durumunun belirlenmesi" lduğunu düşünüyruz YAKLAŞIM Türkiye Dünya eknmisi ve AB ile entegrasyna girme knularında kararlıdır. Bu karar geçen yüzyıldan beri hedeflemiş lduğumuz batılılaşma çabalarının devamı niteliğinde siyasi bir karar lup dğal larak küreselleşmenin ve AB ile entegrasynun yl açacağı eknmik ve ssyal etkilerle yüzleşme kararlılığını da kapsamaktadır. Dünya eknmisi ve AB ile ilişkilerin geliştirilmesi ylunda atılan adımlar Türkiye yi aynı zamanda küreselleşmeye hazırlayıcı bir altyapı luşturmaktadır. Küreselleşme ve AB ile entegrasyn çabaları ve buna yönelik plitikalar, eknmik hayatımızda ve yapımızda çk yönlü değişmelere yl açmaktadır. Bu değişimlerin eknmik,lduğu kadar ssyal ve siyasi yönleri de vardır. rtaya çıkan snuçlar sadece plitika luşturanlan değil herkesi çk yakmdan ilgilendirmektedir. Her kişi kuruluş ve işletme kendi yaşamında bu luşumlar snucu meydana gelecek değişmelerin derecesini değilse de en azından yönünü öğrenmek istemektedir. Bu bilgiye sahip lma bu bilgiye sahip lanlara, değişime göre kendilerini adapte etmek için önlem almak lanağı verecektir. Eknmik büyüme için öncelikle piyasa ihtiyaçlarının tespiti uygun maliyetle üretim daha snra bu üretimin iç ve dış piyasalara satışı gerektiği bilinmektedir. Bu, kısaca dünyada mal ve hizmetler alanında rekabet edebilir bir yapıya sahip lmak demektir. Mallar temelde sınai ve zirai malları kapsar. Turizm gibi özel sektörler hariç hizmetler ise çğunlukla dış piyasalar için değil malların uygun maliyetlerle üretilmesi için gereklidir Savaşım verilecek yer dünya pazarı lduğuna göre dünya yapısını tanımadan ve

18 kalkınmayı nasıl bir rtamda yapmak zrunda bulunduğumuzu anlamadan srunun cevabını vermeye çalışmak anlamsız lacağından araştırma dış rtamı kapsamak zrundadır. Dünya yapısını ve gelişmelerini tanımak yanında rekabeti ve güçlenmeyi hedefleyen ülkenin yapısının özellikle zayıf nktalarının belirlenmesi ve bunların eknmiye etkilerinin analizi gerekir. Bu nktada özellikle sektörlerin girdi çıktı ilişkisi ile birbirlerini ne yönde etkilediklerinin göz önüne ahnması önem kazanmaktadır. Piyasada rekabet edecek lan üniteler işletmelerdir. İşletmelerin yeni luşan rtama nasıl bir yönetimle ulaşabilecekleri knusu prblemin diğer bir cephesini luşturmaktadır. Rekabet ulusal ve uluslar arası siyasi ve plitik rtamda gerçekleşeceğinden bu rtam durumu da rekabet gücünü etkileyen temel etkenlerden birisidir. Özetle uluslararası rtam, ulusal yapı ve işletmelerin yapılarını kapsamadan, önceliklerin belirlenmesi yönünde anlamlı bir öneride bulunulmasının mümkün ve dğru lmadığı söylenebilir. Rekabet rtamını tanımlarken entegrasyn deneyimi geçirmiş ülkelerin açık eknmiye geçerken ve entegrasyn sırasında neler yaşadıkları knusuna da kısaca değinilerek eknmimizin değişime uyumu için başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanılması yararh lacaktır. Rekabet edebilir bir yapı luşturmanın uzun ve zaman alıcı bir yapı değişimi gerektiği herkesçe bilinmektedir. Bu görüşle genel rtam incelendikten ve uzun vadeli stratejinin dayanması gereken kriterler ve öncelikler belirlendikten snra araştırma kapsamında lmamakla birlikte ulusal rekabet gücünün artmasında kısa vadede etkili labilecek yeni plitikaların luşmasına katkı yapabilecek bazı temel srunlara da değinilecektir KALKINMA HAKKINDA Ülke kalkınması çğu kere ülkedeki tplam gelir artışı ile aynı şey larak düşünülür. Gerçekte kalkınma insanların ulaştıkları yaşam kalitesini ifade eder. Bu açıdan alındığında uluslararası çalışmalarda kalkınma düzeyi, insan hayatı ile ilgili üç faktörle tanımlanmaktadır. Bunlar dğuşta yaşam ümidi,yetişkinlerde kur yazarlık ranı ve kişi başına geliri ifade eden satın alma gücü paritesidir. Bu üç unsuru luşturan veriler bir indeks haline getirilerek ülke kalkınmışlığının bir göstergesi larak kullanılmaktadır.

19 rtalamayı ifade eden bu hesaplama snucunda elde edilen bulgulara değişik gruplar arasındaki gelir dağılımı ve bölgesel kalkınmışlık farklarını da eklediğimizde, insanlar arasında yaşam standartları ve kalitesi bakımından büyük farklılıklar lduğu ve bu farkları giderme ylundaki plitikaların en az tplam geliri arttırmaya yönelik uygulamalar kadar önemli lduğu rtaya çıkmaktadır. Özetle kalkınma herkesi yeterli verimde çalıştırarak üretken kılma, insanca yaşamaya yeterli asgari bir yaşam standardına ulaştırma hedefi ve gelir dağılımını kapsayan bir tanım larak algılanmalıdır. Hızh bir kalkınma ancak uygun bir yatırım ve üretim rtamında gerçekleşebilmektedir. Değişik ülkelerin deneyimlerine baktığımızda hızlı bir kalkınma için gerekli yatırım rtamının şu üç unsuru içermesi gerektiği snucuna varmaktayız;! A) Makr eknmik istikrar: Kalkınma için makr eknmik istikrar vazgeçilmez bir ön kşuldur. Çünkü bu kşulun sağlanmaması halinde firmî. ve kişiler istikrarsızlığın yl açtığı prblemlerle uğraşmaktan yeni işlerle uğraşmaya zaman ayıramadıkları gibi, aynı zamanda, geleceğe yönelik prjeksiyn yapılması imkansız hale geldiği için karar almada da güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Büyük kamu açıklarının yl açtığı yüksek faizler, enflasyn ve eknmik krizler belirsizlik yaratarak yatırım kararlarını ve kalkınma hızının artışını yavaşlatmaktadır. B) Sürekli ve yüksek ranlı yatırım: Mevcut kapasiteden daha çk yararlanmayı amaçlayan önlemler gelir artışını ve kalkınmayı hızlandırmaya yararlarsa da geçici bir çözümdürler. Yatırımlardaki artış kalkınma için daha önemlidir. Burada yatırım deyimi sadece fiziksel yatırımları kapsamamaktadır. Araştırmalar insan sağlık ve eğitimi ile altyapıya yapılan yatırımların da en az işletmelere yapılan yatırımlar ölçüsünde kalkınmayı hızlandırıcı etki yaptığını göstermektedir. C) Yatırımların iç tasarruflarla finanse edilmesi: Uzun dönemde hızlı kalkınma sağlamanın kşullarından birisi de yatırımların iç tasarruflarla finanse edilmesidir. Çünkü brçlanma ile yapılan yatırımların 1 Şengezer, Ermukan, Gümrük Birliğinin Türk Eknmisi Üzerindeki Muhtemel Etkileri. Ankara: Vakıflar Bankası Yayını

20 uzun dönemde yatırılabilecek fnlarm dışarıya transferine yl açarak kalkınmayı yavaşlatıcı etki yaptığı gözlenmiştir. Rekabet gücü lan endüstrileri yaşatan rtam ayni zamanda yabancı sermaye yatırımlarını da çekeceği için bir ülkeye yabancı sermaye girişlerine bakılarak rtamın yatırımlar için elverişliliği ve iç tasarrufların mbilize edilmesi yönünde uygulanan plitikaların dğruluğu knusunda bir kanıya varılabilir. D) Teşvikler Yatırım rtamını belirleyen unsurlardan en önemlilerinden bir diğeri de teşviklerdir. Bu faktör, yatırımların karlı ve verimli lduğu bir rtamda kısaca uygun yatırım rtamında etkili ve geçerli labilmektedir. Yatırım rtamı çk byutlu bir knu lduğundan raprun snraki bölümlerinde rekabet gücü ile ilgili larak yeniden ele alınacaktır. Her ülke kalkınma için bir yl çizer ve uygular Bunu kalkınma stratejisi larak adlandırıyruz. Ülkelerin kalkınma stratejileri ve stratejiyi uygulamaya yönelik plitikaları hükümetlerin eknmiyi yönetme knusundaki yaklaşımlarına göre çk farklı lduğu gibi, uygulanan farklı plitikaların kısa ve uzun dönemde eknmiye etkileri de eknmilerdeki yapı farklılıkları nedeniyle değişiktir. Kalkınma açısından uzun dönemli trendi etkileyen faktörler çk daha önemli lduğundan söz knusu etkenlere strateji tayininde öncelik verilmesi gerekirken halkın eknmi hakkındaki görüşlerini luşturan medya, eknmistler ve plitikacıların çğu kez yıllık GSMH düzeyi ve dalgalanmaları üzerinde knuşmayı tercih edip uzun dönemde kalkınma hızını belirleyen faktörleri göz ardı etme eğiliminde ldukları gözlenmektedir döneminde Dünyada %3.5 lan kalkınma hızının daha snraki dönemde yavaşlaması eknmistleri genel kalkınma trendini etkileyen faktörler üzerinde yeniden düşünmeye yöneltmiş,yapılan araştırmalar makine teçhizat,altyapı,öğretim eğitim ve teknlji yatırımlarındaki sürekliliğin ana etkenler lduğunu göstermiştir. Bu knuda fikir birliği lmakla birlikte yatırımların hangi nedenlerle süreklilik kazandığı ve yüksek bir düzeyde luştuğu knusundaki görüşler çk farklıdır. ABD de hakim lan görüş ;yatırımlara vergi indirimleri sağlanması,eğitim ve altyapıya ve teknljik gelişmelere ağırlık verilmesinin en etkin yl lduğu yö-

21 nündedir. Ayrıca insan sermayesi larak isimlendirilebilecek eğitilmiş emeğin ve yükseltilmiş insan kalitesinin değişen teknljinin daha klay özümsenmesine lanak sağlayarak kalkınmayı hızlandırmada önemli bir rl ynadığı kabul edilmektedir. Bu iki bulgunun sentezinden yatırım, altyapı ve eğitime vergi indirimi getirilmesinin etkin bir kalkınma plitikası aracı lduğu ve böylece yatırıma dönüşmek kşulu ile vergiden vazgeçmenin devlet için bir kayıp teşkil etmediği görüşüne varılmaktadır. Ayrıca yüksek vergi ranlarına sahip ülkelerin daha yavaş kalkınma hızına sahip lduklarının rtaya çıkması bu görüşü destekleyen başka bir unsurdur. Diğer ECD ülkelerindeki görüşler ise ABD yaklaşımından ldukça farklıdır. Bu ülkelerdeki hakim görüşlere göre yüksek enflasyn yatırımı yavaşlatan en önemli faktördür. Enflasyn nasıl piyasanın etkin çalışmasını engelliyrsa ulusal ve uluslararası ticaretin işlemesini de lumsuz yönde engellemektedir. Çğunluğu Avrupalı lan ECD eknmistleri yatırım, verimlilik ve uzun dönemli gelişme hızını arttıran en önemli faktörün fiyat istikrarı lduğunu savunmakta %3-4 ü aşmayacak bir enflasynu uzun vadede hızlı bir gelişmenin garantisi larak görmektedirler. Ayrıca bürkrasinin de kalkınmanın önündeki önemli engellerden birisi lduğu ileri sürülmekte ve firmaların ileriyi rahat görebilip yatırım yapabilmeleri için önceliğin piyasaların iyi çalışmasına verilmesi gereği vurgulanmaktadır. Kalkınma stratejisini ve kalkınmaya yönelik plitikaları belirleyecek lan hükümetlerdir. Hükümetlerin bakış açıları ise genellikle -ne yazık ki- sadece etkinlikle sınırlı değildir. Hükümetler çğunlukla kısa vadede ve kendi iktidar dönemlerinde gelir artışı sağlayacak plitikaları uygulama ve bu amaca yönelik harcamalara girişme eğilimlidirler. Bu tür harcamalar çğunlukla enflasynu arttırdığı için söz knusu uygulamaları, plitikaları ve enflasynu kntrl altına alabilecek tek kuruluş lan merkez bankalarının bağımsızlığı ve hükümetlerin etki alanı dışına çıkarılması başarılı bir kalkınma plitikası için hayati önem taşımaktadır.^ Çğu Asya kaplanlarmca uygulanan Japn stili kalkınma stratejilerinin ise Avrupa ve Kuzey Amerika plitikalarından tamamen farklı lduğunu görmekteyiz. Bu ülkeler piyasa güçlerinin kamu müdahalesi lmadan tek başlarına hızh ve sağlıklı 2 Şengezer, Ermukan, Özhan, Gazi,Türkiye Eknmisinde Maliyet Yapısı ve Bu yapınm Eknmik Gelişmeye Etkileri, Ankara:Knrad Adeneauer Vakfı Yayını, 1993.

22 bir kalkınma sağlamaya yetmeyeceğine bu nedenle kamu müdahalesi ve yönlendirmesinin gerekliliğine inanmış ve bu ylda kalkınma stratejileri uygulamışlardır. Kendileri müdahaleci bir sisteme sahip lmalarına rağmen Japnlar çğu kez dışarıya karşı serbest rekabetten yana görünmeye özen göstermektedirler. Japnlar eknmik plitika larak sübvansiynların kesilmesine, para arzının ciddi bir şekilde kntrlüne, paranın knvertibilitesinin sağlanmasına, piyasanın çalışmasını güçleştiren faktörlerin giderilmesine ve fiyatlara müdahale etmemeğe lumlu bakmakla birlikte kalkınmakta lan ülkelerin uluslararası kuruluşların ileri sürdüğü gibi sadece fiyat sinyallerini takip ederek kalkınabileceklerine inanmalarını büyük bir hata ve hatta saflık larak görmektedirler. Japnya ve diğer Asya kaplanlarının geçmişte gösterdikleri ve sn larak da Çin in göstermekte lduğu mucizevi hızlı kalkınmanın temelinde kamu yönlendirmelerinin ve ulusal stratejilerin yatması bu görüşü dğrular nitelikte gözlemlerdir. Tüm bu bulgular sanayin ve kalkınmanın yönlendirilmesinin zararlı lduğu knusundaki fikirleri giderek değiştirmekte ve gelişme terisi yeniden gözden geçirilmektedir. Neticede tasarrufların artıp uluslararası rekabet gücü lan yatırımlara yönelmesini sağlayacak strateji ve uygulamaların eknmik kalkınmayı sağlama ana etkenler lduğu ve her ülkenin bunu sağlayacak uzun vadeli ve tutarlı bir stratejiye sahip lmak zrunda bulunduğu snucuna varmaktayız. Kalkınmanın dayandırılması gereken temel sektörler açısından ise durum şöyledir. Hızla kalkınmak isteyen rta gelişmişlikteki ülkelerde eknmik gelişmede sürükleyici sektör lma görevi madencilik,enerji ve imalatı da kapsamak üzere sanayi sektörüne düşmektedir. Kalkınmaya paralel larak tarım kesiminin de dğacak kent nüfusunu yeterince beslemeye ve sanayileşmenin girdi ihtiyacını ve dış kaynak gereksinmesini karşılayabilecek bir düzeye getirilmesine çalışılmaktadır. Turizm ancak üstün bir dğal kaynak ptansiyeline sahip ülkeler için sürükleyici sektör labilmektedir. Diğer hizmet kesimleri ise bu sektörlerin ihtiyacına paralel larak geliştiğinden genelde sürükleyici değil tabi sektörlerdir. Ancak elverişli maliyette ve nitelikte lmak kşulu ile sürükleyici sektörlerin gelişimini hızlandırabilmektedirler. Bu durumu ülkemiz açısından yrumladığımızda dayanacağımız sektörler sürükleyici sektör larak enfrmasyn teknljilerini de kapsamak üzere uluslar arası rekabet gücüne sahip sanayi ve destekleyici sektörler larak da Tarım ve

23 Dış Turizm larak rtaya çıkmaktadır. Sanayi tanımı içine alınan madencilik ve özellikle petrl ve kömür de dahil lmak üzere enerji alt sektörleri ihracat fazlası yaratılmak kşulu ile ülke kalkınmasında etkin bir rl ynayabilmektedirler. Ne var ki,geniş byutlu ve masraflı dğal kaynak araştırmalarına dayanan bu sektörler bir yandan araştırma ve yatırım için duyulan kaynak ihtiyacının yüksekliği, öte yandan risk unsuru taşımaları nedenleri ile kaynak sıkıntısı çeken ülkelerce klaylıkla geliştirilememektedir. Ülkemizden bir örnek larak maden ve enerji rezervlerimizin henüz %2-3 den daha yüksek bir randa araştırılamamış lduğunu gösterebiliriz. Öte yandan bu mdelin ülkemizdeki düzey ve kaynakları ile özel kesim dinamizminden yararlanma ve girişimci yetişmesine katkı ranı da sınırlı kalmaktadır. Uygulamada madencilik yatırımlarının genelde devletler ve/veya uluslararası büyük kuruluşların katkısı ile gerçekleşebilmesi, bu temele dayalı bir kalkınma stratejisinin ulusal ve uluslararası plitik rtam ve kararlara bağlı larak klayca riske girmesine yl açmaktadır. Kısaca dğal kaynak temeline dayalı stratejilerin uygulanması zrluklar içermekte, üstün bir beceri gerektirmektedir. İmalat sanayiinde ise durum farklıdır. Yatırım üretim ve ihracat aşamalarında desteklenmek kşulu ile büyümeye yönelik ve en hızlı snuçların alınabileceği kesim bu sektördür. Bu sektör ayni zamanda kalkınmanın mtru lan özel girişimin en yaygın lduğu alandır. Böylece sanayileşmenin ana sürükleyici sektör lması gereğini rtaya kyduktan snra sanayileşme stratejisi knusuna gelebiliriz. Sanayileşme stratejileri ülkelerin bulunduğu gelişme düzeyine göre farklılaşmaktadır. Zengin dğal kaynaklara sahip ülkeler hariç, gelişmekte lan ülkelerde sanayi başlangıçta ithal ikamesi plitikaları uygulanarak kurulmakta ve geliştirilmektedir. İthal ikamesine dayanan gelişme stratejileri zamanla ithal hammadde ve yatırım malları ihtiyacının yükselmesi nedeniyle ödemeler dengesi srunları yarattığı için bir nktadan snra eknminin dışa yönelmesi ve ihracata yönelik sanayileşme stratejisi uygulamasına geçmek zrunluluğu dğmakta, ancak bu nktada srunlarla karşılaşılmaktadır. İlk larak tüm küreselleşme söylemlerine rağmen gelişmiş ülkelerin eknmilerini gizli açık önlemlerle krumakta lmaları gerçeğine değinmeliyiz. Bu neden-

24 le ihracatı arttırmak mahyetlerin elverişu lması halinde bile klay değildir. İkinci larak gelişmekte lan ülkeler ithal ikamesi plitikasından ihracata yönelme plitikasına geçme nktasında, pek çk sektörde teşvik plitikalarının yetersizliği,ölçek eknmileri ve eknmilerinin makr eknmik yönetimdeki zaaflar nedenleri ile maliyetler açısından elverişsiz bir knumda bulunmaktadırlar. Bu durumda yapısal değişme aşamasında ihracat yeterince hızlı gelişmemekte ve ödemeler dengesinden kaynaklanan dış açıkların yl açtığı brçlanma ihtiyacı ile sermayenin dünyada kntrlsüz larak dlaşmasından kaynaklanan lumsuzluklar nedeni ile eknmik krizlerin yaşanması kaçınılmaz lmaktadır. Krizler yanında geçmiş yıllarda ppühst kamu plitikaları nedeniyle luşan yüksek enflasyn söz knusu ülkelerde kalkınmayı yavaşlatan hatta bazen gerileten diğer bir faktör rlü ynamıştır. Özetlemek gerekirse sağlıklı bir sanayileşme için sadece kapasite yetmemekte "Uluslararası rekabet gücüne sahip bir sınai yapı" luşturmak gerekmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi rekabet edebilir bir yapı ise kendiliğinden ve sadece piyasa güçlerinin sinyalleri ile luşmamaktadır. Bu yapının eknmi yönlendirilerek gerçekleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu nktada hızlı kalkınmayı amaçlayan ülkelerin öncelikle uzun vadeli bir kalkınma stratejisi belirlemesi ve ayrıca bununla tutarlı larak hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik etkili bir teşvik sistemi luşturması zrunluluğu dğmaktadır. Dğru strateji saptanmadığı ve /veya teşvik sistemleri yeterli etkinlikte lmadığı takdirde sanayileşmede stratejik hatalar yapılmakta ve kalkınma yeterli hızda, dğru yönde, istikrarlı ve sürekli lamamaktadır. İhracata yönelik sınai üretimin etkilendiği uluslararası, bölgesel ve ulusal rtamın genel özellikleri ise; Artan belirsizlik. Artan rekabet; Teknljik gelişmeler şeklinde özetlenebilir. Belirsizlik; mamul fiyatları,üretim teknljisi, ülkelerin ticaret plitikalarındaki değişmeler finans kesimindeki hızlı yapısal dönüşüm lmak üzere dört unsurun etkisi altında luşmaktadır. Rekabet ise uluslararası hudutların kalkması, ulaştırma ve haberleşme lanaklarının artması, sermayenin liberalizasynu ile yeni rakiplerin rtaya çıkması ve teknljik gelişmeler snucu ürün hayat sürelerinin kısalmasından kaynaklanmaktadır. Teknlji faktörü, Mikr elektrnik, biyteknlji, yeni metaller gibi pek çk alanda yeni teknljilerin geliştirilmesi snucu ülkeler arası teknljik farklılık

25 düzeyinin açılmasının yl açtığı mukayeseli üstünlüklerin değişmesi ylu ile etkili lmaktadır. Yeni kşullar altında şirketlerin kendi içlerinde ve şirketler arası bağımlılıklarda üretim,yeniden yapılanma ve daha etkin yönetimle ilgili değişmeler luşmakta ve bu gelişmeler de rekabet şartlarını değiştirmektedir. Sn larak yapısal transfrmasynun yl açtığı ssyal srunlara değinmeliyiz. Bu srunlar yeterli kalkınma hızı ve istihdam sağlanmasına yönelik larak çeşitli ssyeknmik ve siyasi gurupların baskılarından kaynaklanmaktadır. Tüm bu anlatılanların yarattığı kşullarda uzun dönemli gelişme prjeksiynlar yapılması ve bunu gerçekleştirmeye yönelik detaylı prjeler hazırlanması özetle detaylı ulusal kalkınma planları hazırlanması imkansız hale gelmişse de bu kşullar aynı zamanda hızla değişen kşullara adaptasynu sağlayacak makr eknmik ve sektörel plitikaların ve işletmelerde yönetim srunlarının çözümüne yönelik çabaların etkinliklerini kalkınmanın ve rekabetin lmazsa lmaz bir kşulu haline getirmiştir. Başka bir anlatımla, eskiden yıllar snrasını görmeye lanak veren kşullar değişmiş, bu durum makr eknmik açıdan öncelikli sektörlerin belirlenmesi ve bunlara gelişme rtamı yaratılmasını kapsayan ve kşullara göre güncellenecek teşviklerin temel plitik araç larak kullanılmasını zrunlu hale getirmiştir. Uygun rtamın sağlanması tek başına işletmelerin başarısını garantilememektedir. Bu durumda bir yandan yeni yatırımların rekabet gücü lan alanlarda ve şekilde yapılması sağlanırken diğer taraftan mevcut işletmelerin sürekli larak değişen kşullara uyumunu sağlayacak işletmelerde ICT (Bilgi iletişim teknljisi) altyapısı ile gerçek zamanlı (Real Time) karar destek sistemleri luşturulması gerekmektedir. Teşvik sistemi sektörler (veya yöreler) arası öncelikler ve teşvik araçları larak iki unsur içerir. Sektörler arası öncelikler ve teşvikler belirlenirken uluslararası rekabet gücünün kriter alınması gerektiği açıktır. Bu kriterin uygulanmasında yöntem srunu gündeme gelmektedir. Uluslararası rekabet gücü; eşit kalite kşulları altında dış piyasalara kıyasla daha düşük maliyetlere sahip lmayı kısaca dış piyasalara karlı bir şekilde mal satabilmeyi ifade ettiğinden sektör teşhisi srununu incelemeden önce maliyet nedir ve nasıl luşur knusuna göz atmakta yarar vardır. Her malın maliyetinde ara mallar ve faktör gelirleri vardır. Ara mallar hammadde

26 ve diğer girdi maliyetlerini faktör gelirleri ise ücret, faiz, rant ve karı içermektedir. Bir üretimdeki faktör gelirlerinin tplamını katma değer veya ürünü üretirken yaratılan gelir larak isimlendiriyruz. Diğer taraftan üretimde kullanılan ara malların üretimi aşamasında da katma değer yaratılmaktadır. Üretilip satılan ve tüketilen her mal katma değerlerin tplamı lduğundan terik larak eknmi düzeyinde tüm malların değerlerinin teknik açıdan katma değer cinsinden ve hangi faktör gelirlerinden luştuğu hesaplanıp ifade edilebilir. Bu yapının endüstri ve ürün düzeyindeki maliyetlerden çk farklı lduğu ilerideki araştırmalardan görülecektir. Hesaplamalar yapıldığında sektörel plitikalar ve öncelikler açısından çk önemli ipuçları elde edilmektedir. Bu nedenle sektörel öncelikleri belirlemek böylece sınai üretim ve ihracatın maliyet yapısı ile ilgili bir değerlendirme yaparak teşvikte önceliklere karar verebilmek için her sektörde mevcut üretim değerlerinin faktörlere göre yapısının hesaplanması yararlı lacaktır. Bulunacak maliyet düzeyi, eknminin bütünündeki teknlji tarafından tayin edilecek faktör miktarları, faktör kıtlıklarına göre luşan faktör fiyatları ile ara malı piyasalarında luşacak fiyatlardan etkileneceğinden ilke larak "Rekabet edebilecek maliyetler ancak tüm piyasaların iyi çalışması kşullarında, dğru teknlji seçilmesi ve rekabet edebilir ara girdi fiyatları etkisinde luşabilir. Dünya piyasaları ile rekabet edebilmek için üretim aşamasında girdilerimizin mümkün lduğunca dünya fiyatlarına yakın bir maliyetle sağlanmasına, faktör maliyetleri ile tutarlı bir teknljik yapıya sahip lmamıza ve bu yapıyı teknljik gelişmeler ışığında sürekli geliştirmemize gerek vardır. Küreselleşme ve gümrük duvarlarının inmesi snucu ithal mallarla rekabet ve ihracat lanakları, kısaca uluslar arası rekabet gücü, mal ve faktör piyasalarına yapılan ve ürün maliyet yapılarını ve fiyatları lumsuz yönde etkileyen uygulamalara sn derece duyarlı hale gelmesine yl açmıştır. Diğer taraftan emek ve sermaye piyasalarında fiyatlar büyük ölçüde devletlerin, ssyal güvenlik, bankacılık, döviz, vergi ve para knularında aldığı kararlar çerçevesinde luşmakta,yine maliyetlere etkili teşvik,dış ticaret ve teknlji plitikaları da devletçe belirlenmektedir.

27 Herhangi bir üründeki mahyeti arttıran her karar veya verimsizhk eknmideki girdi çıktı iuşkileri ylu ile bu artışı diğer ürünlere de yansımakta lduğundan eknminin bütünü için bir yük luşturmaktadır. Bu nedenle faktör fiyatları, teknlji düzeyi ve ara malları maliyetlerini dünya fiyatlarına kıyasla avantajsız hale getiren her uygulama eknminin rekabet gücünü şu veya bu ölçüde zayıflattığı için bu etkiye yl açan kamu plitikaları hayati önem taşımaktadır. Buna karşılık prdüktivite ve kalite artışına yönelik plitika ve uygulamalar artık uluslar arası pazarlarda kalite maliyetin önüne geçmiş lduğundan rekabet gücünü arttırıcı etki yapmaktadır. Ürünleri en iyi fiyatla pazar ülkelere satabilmek için pazarlama imkanları luşturmak ve öncelikli durumda bulunmak da en az maliyet düzeyi kadar önemlidir. Bu bakımdan kamu, diğer ülkelerdeki kruma duvarlarını aşacak plitik ve eknmik bağlantıları sağlamaya yönelen siyasi ilişkileri aracılığı ile de ülkenin rekabet gücünü etkilemektedir. Bu nedenle bir ülkede maliyetlerin uluslar arası fiyatlara kıyasla düzeyi işletmelerin yönetim teknljisi ve girişimci becerileri dışında uzun dönemde büyük ölçüde devlet plitikalarının başarısının bir snucu ve göstergesidir. Kısaca "Rekabet edemeyen eknmi yktur iyi yönlendirilmeyen eknmi vardır, iyi yönlendirilen her eknmi değişen kşullara kendini adapte eder ve rekabet gücü kazanır" diyebiliriz. Görülüyr ki bir eknminin uluslar arası rekabet gücü tek tek işletmelerin rekabet edebilirliğinden farklı ve işletmeler arası girdi çıktı ilişkileri nedeniyle eknmik yapıyı bir bütün larak kapsayan bir lgudur ve ülkede uygulanan kamu plitikalarına içinde bulunulan uluslararası ve ulusal yatırım, üretim ve finansman rtamına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu knu rekabet gücü ile ilgili larak ileride detaylı larak yeniden ele alınıp açıklanacaktır.

28 BİRİNCİ BÖLÜM Uluslararası Durum Analizi 1.0. DEĞİŞEN DÜNYA Dünya Eknmisinde sn 20 yıl içerisinde petrl krizi snrası rtaya çıkan lağanüstü bir değişim sırası ile eknmik ve ssyal hayati neticede Dünya Siyasetini etkilemiş, Dğu Batı blklaşmasının ve sğuk savaşın sna ermesi, ülke guruplarının belli siyasal ilkeler etrafında ve smut bir anlaşmalar düzeni ile bir araya gelmeleri gibi pek çk laya kaynaklık etmiştir. 1990lı yıllar "Değişen şartkra uyumlu yeni bir Dünya düzeni luşturma" çabalarının yğunlaştığı bir dönem lmuştur. Bu çabalar ve bu knudaki tartışmalar halen devam etmektedir. Teknlji ve buna bağlı eknmik yapı değişikliklerinin devam etmesi nedeniyle halen kimse gelecekte nasıl bir dünya düzeni luşacağını bilmemekle birlikte; ülkeler çabalarını gelişmeleri izlemek, yapılarını gelişmelere adapte etmeye çalışmak böylece çağın dışında kalmamak üzerinde yğunlaştırmaktadırlar. Yeni üretim teknljileri, yeni ürünler ve dlayısı ile yeni pazarlar yaratmış; böylece ülkelerin mukayeseli üstünlüklerinde yapısal değişmeler meydana gelmiştir. Teknljideki gelişme ayni zamanda kalkınma ylundaki ülkeler için bazı sektörlerde teknljiye ulaşabilmek kşulu ile Gelişmiş Ülkelerle aralarındaki farkı kısa sürede kapatabilme fırsatını da yaratmıştır. Bilindiği gibi üretim; ana üretim girdileri lan tabiat ve dğal kaynaklar, emek sermaye ve teknljinin üründen ürüne değişen ve üretim fnksiynu larak adlandırılan bir kmpzisyn içinde bir araya gelmesi ile yapılmaktadır. Teknljide ve bilimsel alanda meydana gelen gelişmelerin üretim fnksiynlarını büyük ölçüde değiştirmiş lması ve değiştirmekte lmasına paralel larak hem endüstrilerin ülke eknmilerine katkı yapabilme öncelikleri değişmiş hem de en önemli üretim faktörü lan işçi tanımı değişerek kl gücünün büyük öjçüde kafa gücü eğitim ve bilgi ile ikame edilmesi eknmik hale gelmiştir. Diğer taraftan tmasyn ve rbt kullanımının artışı ile istihdamın üretime paralel larak artma eğiliminin büyük ölçüde zayıflaması ve bu nedenle yeni ya-

29 tınmlarm yeterli istihdam sağlamaması gerçeği, rekabet gücünü kaybeden ve piyasadan silinen işletmelerin işsizlik yaratması ile yan yana geunce önemh ssyal srunlar luşmuş ayrıca işçinin ve yöneticinin yeni üretim ve yönetim biçimlerine adaptasynu ihtiyacının dğurduğu ve ancak çk yönlü bir eğitim prgramı ile giderilebilecek geçici işsizlik ve istihdam kaybı kapsamlı bir prblem larak rtaya çıkmıştır. Eknmik gelişmelerin bölgeler arası dengesizlikleri arttırdığı gözlenmiş, bazı bölgelerde gelişme hızla devam ederken diğer bazı bölgelerin buna ayak uyduramaması bölgeler arası gerginliklerden kaynaklanan yeni prblemler yaratmıştır. Özetle dünyadaki hızlı teknljik gelişmelerin tplumsal siyasal ve eknmik yaşamda belirleyici hale gelmesi karşısında bu gelişmelere ayak uydurmak ve lumsuz etkilerini gidermek her ülke için yaşamsal bir srun haline gelmiştir. Bilgi teknlji ve iletişim alanındaki gelişmeler ülkeler arası etkileşimi arttırarak bu ylla üretimi, maliyetleri ve dünya ticaretini değiştirirken ayni zamanda sermayenin uluslararası dlaşımının hızlanmasına sebep lmuş böylece küreselleşme denilen ve üretim faktörleri ile ürün piyasalarında dünyanın tek pazar lmasına yönelik bir eğilim yeni bir kavram larak rtaya çıkmıştır. Dünyanın yeni eknmik yapılanmasının yl açtığı değişim ihtiyacı karşılanırken yeni kavramların içeriğinin iyi tanımlanması ve gelişmeye katkı yapacak lanlarla ülkeye zarar verebilecek lanlar arasında dikkatli bir ayırım yapılması ihtiyacı dğmuştur. Küreselleşme eğilimine karşı ülke kişi ve siyasi akımların reaksiynu farklı lmuştur. Bunlardan tutucu kesim küreselleşmeyi yeni bir sömürü biçimi ve dlayıcı ile bu eğilime adaptasynu amaçlayan ülke plitikalarını ülke eknmilerine karşı bir ihanet şeklinde tanımlarken, diğer bir kesim bu akıma uymayı mal ve faktör piyasalarını uluslararası piyasa ile eklemlemeyi kşulsuz larak kabul etme eğilimine girmişlerdir. Bütünleşen bir Dünyada piyasa dışında kalma ile snuçlanması kaçınılmaz lan ilk eğilimin geçerli bir seçenek lmadığı ne kadar açıksa yapısal değişimi sağlamadan entegrasyna kalkışmanın da ayni ölçüde mahzurlu lduğu da kadar açıktır. Sn yıllarda meydana gelen değişimlere paralel larak bu gerçeğin bihncinde lan ülkeler eknmilerinde yapısal değişmeyi ana amaç edinmişler ve bu hareket uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından da büyük ölçüde teşvik edilerek desteklenmiştir. Değişim ve dönüşüme yönelik yapısal prgramlar yapılırken hedef kitle üretici

30 kesim kadar tüketicileri ve yatırılabilir kaynakları yöneten gurupları da kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Küreselleşmenin ülke eknmilerinde yaratabileceği lumsuz etkileri giderebilmek ve dğan değişim ihtiyacına cevap verebilmek için çk yönlü plitikalar uygulanmıştır. Bunların birincisi mal ve faktör piyasalarının daha iyi çalışmasına yönelik lan ve deregülasyn larak isimlendirilen ithalat, ihracat, yabancı sermaye, kur ve sermaye piyasası plitikalarıdır. Pazarlara ulaşmanın rekabetin en önemli unsurlarından birisini luşturması bu plitikaların uygulanabilmesinin ön şartı lan ulaşım, haberleşme gibi yatırımların öncelik almasına yl açmış, ayrıca özelleştirme, kruma ve tekellere yönelik plitikalar ile tüketiciyi kruma plitikaları da ilk gurup içinde uygulama alanı bulmuştur. ikinci gurup teknljik üstünlük sağlamak ve en azından geçerli çağdaş teknljileri yakalamaya ve böylece teknljilere sahip lmamanın yl açtığı ve rekabet gücü kaybı şeklinde gözlemlenen zayıflıkları gidermeye yönelik araştırma ve geliştirme ile teknlji üretimini hızlandıracak yatırımların hükümetlerce daha çk teşvik edilmesi ve teknlji geliştirmenin zaman alıcı lması ve her teknljinin pazarda bulunmaması gibi engelleri aşmak için uygulanan şirketler arası evlilikler ve dğrudan yabancı sermaye ile güçlenme çabalarını içermektedir. Üçüncü yöntem ülkelerin Dünyada eknmik guruplaşmalara yönelerek pazarlarını birleştirmeleri ve plitikalarını diğer guruplara karşı standart hale getirerek pazarlarını bu ylla krumaları şeklinde lmuştur. NAFTA, AB, ASEAN larak adlandırılan guruplaşmalar bunlar arasında sayılabilir. Her ülkenin değişen Dünya eknmisine adaptasyna yönelik plitika uygulaması ve uygulamalar snucu ulaştığı başarı derecesi farklı lmuştur. Yapısal değişimin yetersiz kaldığı ve tplumsal dönüşümün değişime ayak uyduramadığı ülkelerde kalkınma hızının düşmesi ve dalgalanması, ödemeler dengesinde bzulma, dış brçlarda artma, yüksek enflasyn, yeterli istihdam sağlanamaması gibi eknmik bunalımı arttırıcı snuçlar dğmuştur. Eknmik srunların dğal bir snucu larak rtaya çıkan ssyal srunlar tplumlarda içten içe kırılgan bir yapı luşturmuş ve hızlı ve çarpık kentleşme, gelir dağılımının bzulması, ssyal güvenlik ve knut alanındaki yetersizlikler, sağlık ve eğitim alanında kitlelerin beklentilerinin karşılanamaması, özelleştirme nedeniyle rtaya çıkan işsizlik ve benzeri nedenlerin yarattığı gerilimler kr-

31 nikleşip, hukuki yapının eknmik yapının gereksinmelerine cevap verecek bir düzeye getirilememesi ile birleşerek siyasal bunalımlara yl açmıştır. Hızla değişen kşullar altında devletlerin dış plitika ve eknmik plitikalarının yönetimi giderek güçleşerek; ancak yüksek teknlji içeren bir yönetim sistemi ve araçları ile başarılabilecek bir nitelik kazanmıştır. Bunun dğal bir snucu larak kamu kadrlarının değişen kşullara adaptasynu ve bu amaçla eğitimi, devlet yönetiminin sağlıklı yürüyebilmesi için gerekli bir işlev larak rtaya çıkmıştır. Değişen iletişim ve teknlji lanaklarının üretim alanında lduğu kadar yönetim alanında da yeni lanaklar yaratması yöneticilere rtaya çıkan srunları kısmen giderecek bir araç sağlamaktadır. İşletmeler kadar devletin de yönetim sistemini çağdaşlaştırması, ve özellikle hızlı kentleşmenin yarattığı ihtiyacı da karşılayacak düzeyde hızlı ve dğru karar alabilecek bu kararlara demkratik tplum örgütlerinin de katkısını sağlayacak bir yapı luşturması gereği dğmuştur. Özetle çağdaş kamu yönetimi teknljisini özümsemeden çağı yakalamanın mümkün lmadığı anlaşılmıştır. Bu; kamu kesimini, çalışma ve örgütlenmesinde temel değişmeler ve refrmlar gerçekleştirmek gibi çk güç bir görevle karşı karşıya bırakmıştır. Küreselleşmeye paralel larak nunla birlikte hızlanan ve bir bakıma nu tehdid eden bir lgu larak bölgesel ticaret anlaşmaları rtaya çıkmıştır. Bölgesel Ticaret Anlaşmaları (RTA) sn yıllarda hızlı bir değişim ve gelişme göstermiştir. Öyle ki; 25. Mart 2003 ayı snuna kadar sadece dört WT üyesi (Hng Hng, Çin, Maca, Çin Mğlistan'ı ve Milliyetçi Çin) bir bölgesel ticaret anlaşmasına üye bulunmuyrdu.. Mğlistan hariç diğerleri tercihli ticaret rejimi uygulamakta idiler. Bölgesel Ticaret Birliklerin (BTB)gelişmesine yardımcı lan birçk neden bulunmaktadır. Öncelikle bu anlaşmaların sağladığı gümrük öncelikleri, anlaşma yapanlar arasında ticareti hızlandırmaktadır. Bölgesel anlaşmaların ticareti bölgesel lma- 3 Audley J. Jhn, G.Papademtriu, Demetris, Plaski Sandra, Vaughan Sctt, NAFTAS prmise and reahty, Carnegie Endwment fr Internatinal Peace 2003, ss UNCTAD, Reginalizm and Suth-Suth Cperatin: The case f Mercrsur and India, 18th June2004, s.5-8.

32 yan anlaşmalardan daha hızlı arttırdığını gösteren bir bulgu lmamasına rağmen bölgeciliğin gelişmesinin yararlı lup lmadığı knusu uluslararası çevrelerde tartışma knusu bile lmamaktadır. BTB uluslararası anlaşmalardan daha çabuk snuç verdiği için tercih edilmekte, birliğe katılmak uluslararası pazarlıklarda güç sağlamaktadır. Bölgesel tercihli ticaret anlaşmaları plitik açıdan bölgesel güvenliği arttırmakta, sadece ulusal düzeyde ele alınması srun teşkil edecek knuları çözmekte ise de krumacılığa yönelik unsurları da içinde taşımaktadır. Bölgesel anlaşmaların hızlı gehşme nedenlerinden bir diğeri gelişmiş ülkelerce ileri sürülen rijin ülke kısıtmm lmayışıdır. Bu anlaşmalar ayrıca bazı ürünleri anlaşma dışı bırakabilmektedir. BTB'lerin uluslararası liberalizasynu hızlandırıcı bir katalizör rlü ynama ve ticaret sapmalarına yl açmakla çk taraflı liberalizasynu tehdit etme gibi iki yönlü etkisi bulunmaktadır.bölgesel ticaret anlaşmalarının dünya ticaretinde yl açtığı standart farklılıkları ve rijin kurallarının farklılığı uluslararası ticareti daha maliyetli ve karmaşık hale getirmektedir. Çk sayıda iki taraflı ve çk taraflı anlaşma ticaret kurallarının açık ve sade lması kuralını bzarak WT'nun temel prensiplerine ters düşmekte, nun kuralları dışına çıkmak için açık kapı luşturmakta snuçta bu tür anlaşmalar arttıkça çk taraflı müzakerelere karşı lan ilgi giderek azalmaktadır. Bu mahzuru gidermek için bölgesel taahhütlere girişin yasaklanması, ve bir danışma sistemi kurularak bu anlaşmaların diğer ülkeleri dışlamasını önleyecek kntrlün kurulması gibi iki alternatif öneri tartışma aşamasmdaadır DÜNYA EKNMİSİNİN YÖNETİMİ Ülkelerin kalkınmaları için dünya düzeyinde mevcut lması gerekli unsurlar vardır. Bunları dünya kamu malları larak adlandırıyruz. Dünya kamu malları dünya güvenliği, dünya eknmik istikrarı, bilginin yayılımı, çevre, insani yardımlar, sağlık gibi alanları lduğu kadar, dünyada pazar aksamalarının giderilmesini de kapsamaktadır. Dünya eknmisinin iyiye gitmesi ve insanların mutluluğu büyük ölçüde dünyada, dünya kamu mallarını sağlayacak sistemlerin ve uluslararası kuruluşların bulunmasına ve bu yönde etkin çalışmalarına bağlıdır. Piyasaların eknmik srunları çözememesi pazar başarısızlığı larak adlandı-

33 rılmaktadır.en önemli pazar başarısızlığı lan "Tam istihdamın sağlanamaması"; aksayan pazarların birbirleri üzerinde etkileri nedeniyle birçk pazar başarısızlığının birikimli bir snucudur. Geçmişte pazar başarısızlığının en önemli örneği büyük depresyndur. Ve snucu da İkinci Dünya Savaşı lmuştur. Pazarların aksaması hem ülke içinde, hem de ülkeler arasında gelir dağılımını bzduğu ve siyasi ve ssyal srunlar dğurduğu için bu aksamaların giderilmesi ve dünya eknmisine müdahale zrunlu lmaktadır. Sn 25 yıllık piyasa aksamalarının incelenmesinden,pazardaki aksaklıkların şu faktörlerden kaynaklandığı anlaşılmıştır; A) Kamu mallarının eksikliği, bunların tanımı ile kişisel larak sağladığı faydaların ölçülememesi B) Altyapı dahil dar bğazların etkisindeki rtamın lumsuz etkileri C) Piyasaların yapısının sağlıklı kurulmamış lması ve eksiklikleri D) Piyasada rekabetin eksikliği. Özellikle -Artık bilgi üretimi ve kullanımının ana eknmik faaliyeti teşkil etmesi nedeniyle- bilgi yetersizliğinden, rekabetin aksayıp tekellerin luşması. Bu bulgular bize bölgesel ülkesel ve dünya eknmisi düzeyinde hangi nktalarda kamu müdahalesi gereği lduğunu öğretmiştir. Kısaca bugün ldukça gelişmiş bir pazarın iyi işlemesi terisine sahip bulunuyruz. Halen mevcut Brettn Wds kuruluşları bugünkü yapıları ile, dünya eknmisinin sağlıklı gelişmesini sağlayamamaktadırlar. Durumun kalkınma üzerindeki lumsuz etkisinin geuşmekte lan ülkelerce farkedilmesi ve kendilerince de kabul edilmesinin bir snucu larak 2001 yılı kasım ayında DHA da tplanan 4. Dünya Ticaret Örgütü bakanlar tplantısında kapsamlı bir çk taraflı ticaret görüşmeleri çalışma prgramı hazırlanmıştır. Bu prgram Dha Develpment Agenda (DDA) larak adlandırılmış ve ticaret sisteminin gelişmekte lan ülkelerin gelişme ihtiyacını da göz önüne alması gerektiğini vurgulayarak gündemine almıştır. Tplantıda ele ahnan görüşme knuları arasında sınai mallarda pazarlara ulaşım, tarım ve hizmetler, antidamping, subsidy'ler, engelleyici önlemler, ve bölgesel düzenlemeler yanında ticaret ve çevre ihşkileri, ticaretle ilgili mülkiyet hakları, ticaret ve yatırım ilişkisi, ticaret ve yatırımın plitika ile ilişkileri, kamu alımlarındaki şeffaflık, ticaretin klaylaştırılması ve ticari anlaşmazlıkların çözümü gibi knularda bulunmaktaydı.

34 Bu tplantıda gelişmekte lan ülkelerin talebi ile ticaret ve teknlji transferi, brçların finansmanı, küçük eknmiler ve uygulama prsedürleri ile özel ve farklı muameleler larak gündeme girmiştir. Dha Develpmen Agenda bir iş planı lup uluslararası ticaret ve liberalizasynun gerçekleşmesi için zrunlu ve gelişmenin hızlandırılmasına yönelik özel önlemler, etkin kapasite luşturulması için teknik altyapının geliştirilmesi, piyasalara giriş ve srun çözüm sistemlerini kapsamaktadır. Uluslararası sistemin geliştirilmesi ülkeler arası yapı ve çıkar farklılıklarının ve önceliklerinin farklı lması nedeniyle giderek güçleşmektedir. Gelişmiş Ülkelerin gelişmekte lanların bu çalışmalara katüıp çıkarlarını kruyacak düzeye gelmeleri için nlara yardımcı lmalarına gerek vardır. Bu ylda yapılan çalışmalar şu ana kadar liberalizasynu geliştirmek bu yana geriletecek layların dğmasına yl açmıştır. Halen CANCUN da rtaya çıkan lumsuz durumun nasıl giderileceği üzerinde çalışılmaktadır. Sn yıllarda küreselleşmenin yarattığı srunlara reaksiyn larak uluslararası ilişkilerde gözlenen önemli değişikliklerden birisi de Bölgesel Ticari Blklar'm gelişmesidir. (BTB). Bugün Dünyada hemen her ülke en az bir BTB içindedir. BTB'lerde gözlenen değişim üç özelliğe sahiptir. Bunlar A) Kapalı bölgecilikten açık bölgeciliğe geçiş, B) Gümrük ve ktaların azalmasına ek larak diğer engellerin de giderilmesi C)Gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelerin eşit rtak bulundukları birlikler luşması larak sayılabilir. Yeni luşanlar ve eski blklar artık uluslararası ticareti kntrl etmekten çk büyümeye ağırlık vermekte, etkinliği arttırıcı yönde gümrük dışı önlemler uygulamakta (Deep integratin) ve blkların, katılımcıları arasındaki gelişmişlik farklarının gelişmeyi hızlandırma etkisinin farkında bulunmaktadırlar. BTB içinde bulunmanın gelişmekte lan ülkelerce tercih edilmesinin temel nedeni bu ülkelerin BTB içinde bulunmayı bir kalkınma aracı larak görmeleridir. BTB içinde bulunma eğilimi Dünya eknmik yapısının bir parçası larak katılmayanları da etkilemektedir. Bölgesel Blklar basitten gelişmişe dğru gümrüklerin kalkması, gümrük dışı engellerin kalkması, yatırımlar alanında uyumlaşma, plitikaların entegrasynu, eknmik birlik, kuruluşlar, mevzuat ve yapısal uyum ve snuçta plitik birlik şeklinde bir gelişme ylu izlemektedir yılma kadar- 87 tanesi 1990'dan snra lmak üzere -194 tane BTB anlaşması yapıldığı, dönem içinde BTB lerin, yüksek gümrük ve ithal ikamesi amaç-

35 İl kapalı bölgecilikten açık mdele dğru yönelmekte lduğu gözlenmektedir. Bunun nedeni, zaman içinde etkin bir entegrasynun, tarife ve kta indirimlerinden daha fazlasını gerektirdiğinin anlaşılmış lmasıdır. Diğer engellerin kaldırılmasını içeren birlikler derinliğine entegrasyn kavramı ile tanımlanmaktadır. Farklı BTB 1er arasındaki anlaşmalarda, temel tartışma knusu ise derinliğin derecesidir. Öte yandan kalkınmış ve kalkınmakta lan ülkelerin bir arada bulunduğu anlaşmalar giderek artmaktadır. Bunlardan en önemlisi lan NAFTA (Nrth American Free Trade Agreement) ABD, Kanada ve Meksika arasında gerçekleştirilmiştir. Bu knu üzerinde yapılan araştırmalar, anlaşma yapmanın tek başına gelişmeyi yeterince hızlandırmaya ve entegrasynu derinleştirmeye yeterli lamayacağını rtaya kymuştur. AB'nin de bu tür anlaşmaları bulunmaktadır bunun en önemlilerinden birisi ülkemizle gerçekleştirdiği Gümrük Birliği'dir. AB ayrıca Afrika, Karayipler, ve Pasifik ülkeleri ile de eknmik rtaklık anlaşmaları luşturma çabalarını sürdürmektedir. BTB anlaşmalarının daha yüksek ticaret hacmi, daha büyük yatırım akımları, daha büyük üretime lanak verdiği gözlenmekle birlikte bu anlaşmaların plitik snuçları ve etkilerinin, yansımalarının ve entegrasynun derinleşmesinin yl açtığı güçlüklerle fırsatların karşılaştırılmasına ihtiyaç vardır. Bugüne kadar lan gelişmeler, katıhmcı ülkelerdeki makr eknmik plitikaların sağlamlığı ve döviz kuru plitikalarının başarısının bu birliklerin başarısı için şart lduğunu, bu alanlarda yetersiz lan ülkelerin bir süre snra birlikteki diğer ülkelere karşı yükümlülüklerini yerine getiremediklerini rtaya kymuştur. Bölgesel anlaşmaların tarihi yüzlerce yıl geriye gitmektedir. İlk Gümrük Birliği Fransa'da iller arasında lmak üzere 1664 de önerilmiş, Avusturya 18. ve 19. Yüzyıllarda beş kmşusu ile serbest ticaret anlaşması imzalamış, sn larak sömürgeci imparatrluklar ayrıcalıklı ticaret plitikaları uygulamışlardır. Gümrük birlikleri Almanya, ABD, ve İtalya ülkelerinin luşumunda önemli bir rl ynamıştır. 1930'lu yıllarda Dünya ticaret sisteminde serbest ticareti savunacak uluslararası etkin kuruluşların lmaması nedeniyle talep yetersizliğinden kaynaklanan bölgesel tercihlerin ağır bastığı bir dönem yaşanmıştır. Eknmilerin dışa kapanmasının büyük depresyndan çıkışı klaylaştırmak yerine depresyna yl açtığı ve genel talep daralması ve verimsizlik artışı ylu ile durgunluğu daha da derinleştirdiği görülen bu dönemde, ticaret kısıtlamalarının ge-

36 lir azaltıcı etkisinin byutu, knusundaki tartışmalar halen devam etmektedir. Kısmen 1930'ların acı deneyimleri,kısmen de ABD'nin uluslararasıcılığmm etkisi altında ikinci dünya savaşından snra herkese eşit muamele (Nn Discriminatin) uluslararası ticaret sisteminin temeli lmaya başlamıştır. luşan yeni sistemde Serbest Ticaret Bölgeleri (FTA) ve Gümrük Birlikleri (CU) luşturulması gibi istisnalara da lanak sağlanmıştır. Bu yaklaşım paralelinde 1947 de Benelüks Gümrük Birliği, 1951 de Avrupa Kömür Çelik Birliği(ECSC), 1957 de Avrupa eknmik tpluluğu (EEC) luşmuştur. Özellikle EEC'nin başarısı gelişmekte lan ülkeler arasında bölgesel ticari işbirliklerini özendirip hızlandırmış ve bu gelişme "Kruma'nm sanayileşme için gerekli lduğu" ve "Pazar genişledikçe ithalat ikamesinin mahzurlarından kaçılabileceği" düşüncesine dayanmıştır. Hangi endüstrinin hangi ülkede kurulacağına karar verme dahil, çk sayıda kısıt altında yürütülmeye çalışılan bu anlaşmalar,, ülkeler arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, başarılı lamamışlar ve 1970lerin snuna gelindiğinde ülkelerin içine düştüğü eknmik krizlerin de katkısı ile etkinliklerini kaybetmişler ve bu tür anlaşmalardan bir yarar sağlanamayacağı anlaşılmıştır. 1980'lerde rekabet ve uluslararası ticaret knusundaki görüşler hızla değişmiş, buna bağlı larak AB'nin tek pazar prgramının da özendirmesi ve etkisi altında daha liberal bölgesel anlaşmalar luşmaya başlamıştır. Bölgesel birlikler alanındaki en sn örnekler, AB'nin tek pazar prgramının, henüz üye lmayan aday ülkelere uygulanması ylunda gelişerek. Dğu Avrupa ülkelerinin katılımında ve çk aktif bir Akdeniz Plitikası snucu bölgesel entegrasynun, Akdeniz'i kapsamasında görebiliriz. Öyle ki Avrupa'nın yaklaşımı snucu 1990'dan bu güne luşan 87 bölgesel anlaşmanın sadece 13 ünde Avrupalı bir rtak üye bulunmamaktadır. Bölgesel anlaşmalar zaman içinde şekil değiştirebilmektedirler. Örnek larak, 1988'deki Kanada ABD Serbest Ticaret Anlaşması'nm 1994'de NAFTA'ya dönüşmesini, 1991'de Güney Amerika rtak Pazarı'nı (MERCRSUR), 1992 de (Assciatin f Sutheast Asian Natins)ASEAN luşarak, (Asean Free Trade Area) ya dönüşmesini gösterebiuriz. Bu tür yapılanmalar ve mevcut yapılar içindeki gelişmeler halen de devam etmektedir. Bölgesel eknmik ve Ticari birlikler ancak katılanlara eknmik getiriler sağladıklarında başarı kazanıp yaşama şansına sahip ldukları için iyi düzenlenmelidirler. Bu tür anlaşmaların uygulamada ülke içi gelir dağılımlarını lumsuz yönde etki-

37 leyerek ssyal ve siyasi srunlar yaratma eğiliminde ldukları da gözlenmektedir. Bölgesel anlaşmaların ticaret arttırdığı gerçekse de, bir eknmik maliyeti de vardır. Örneğin bir ülkenin gümrük larak alacağı paranın diğer ülkenin sanayine transfer etmesine ve snuçta ülke refahının azalmasına yl açabileceğinden her ticaret artışının ülkeye yarar sağlayacağı kesin değildir. Birçk bölgesel işbirliğinin temelinde ise plitik nedenler yatmaktadır. BTB 'lerin etkisi bu gerçeğin ve dünya ticaret sisteminin tümünde meydana gelmekte lan değişmelerin ışığında değerlendirilmelidir. BTB, giriş aşamasında da, içinde bulunmada da srun ve güçlükler yaratabileceğinden plitik kararları alanlar bu knuda karar verirken terik ve pratik bilgi desteği ihtiyacındadırlar. Ne var ki bu alanda pek çk srunun cevabı ya araştırılmamıştır ya da uygulamacılarca bilinmemektedir. BTB luşmasında genel kurallar plitika luşturmada işe yaramamakta, plitika luşturmaya yetecek detaydaki bilgilerden de genel kural çıkarılamamaktadır. Bu bakımdan her ülke ayrı bir srundur. Örneğin "Bir ülkenin bölge içindeki diğer bir ülkeye karşı gümrükleri indirmesinin snuçları nedir?" srusunun dğru cevabı "Kşullara göre değişir" şeklinde lmahdır. Bu gerçeklerin ışığında, karar almada, ticaret yaratma ve ticareti saptırma ayırımının ve tahminlerinin dikkatle yapılmasına gerek vardır. Öte yandan,ülkeler arası ticaret, sadece faktör fiyatlarına ve prdüktivitelerine göre luşmamaktadır. Ürün farklılaştırmasının ve büyüklüğün getirdiği avantajlar, bazı firmaların kapanmasına yl açarken, kalanların diğerlerinin ayrılması snucu daha büyüyen pazarda, rekabet azaldığı için üstün duruma geçmeleri snucu, rekabet kşullarının bzulmasına yl açabilmektedir. Ülkelerin bölgeselleşmeyi neden istedikleri knusunda ileri sürdükleri nedenler yanında ifade etmedikleri başka beklentiler de vardır. Bu nedenler şöyle sıralanabilir; A) BTB'lere giren hükümetlerin kendilerini sağlam ve geçerli plitikalara bağlamakta lmaları iç ve dış yatırımcılara güven vermektedir. B) Ülkeler pazarlara engellemeler lmadan srunsuz girmek istemektedirler. C) BTB'ler ülkeler ve firmalar için küreselleşmeye ayak uydurabilme ylunda büyük pazarlar, artan rekabet, yabancı teknlji, yabancı sermayeye ulaşmanın bir aracı larak görülmektedir. D) Küçük ülkeler büyük bir gurup içinde lunca daha bir saygınlık ve güç kazanmaktadırlar.

38 E) BTB'ler ülkelere WT sistemi içinde daha güçlü pazarlık etme lma lanağı sağlamaktadır. F) Ülkeler kmşu ülkelerdeki refahı arttırrna ylu ile etraflarını barış ve istikrar kuşağı ile sarmak istemektedirler. G) Bölgeselleşmenin faydası tam larak ölçülemese de her ülke yalnız lmak ve izle lmak krkusunun etkisi altında bir guruba girmektedir. Bunlara ek larak H) Ssyalist blkun çökmesi ile serbest kalan ülkelerin güçlenip demkrasiye bağlanmalarını klaylaştırmak I) Küreselleşmenin yl açması kaçınılmaz adaptasyn şklarını tedricen yaşama arzusu, K) Liberalizasynun gerektirdiği refrmları yapmanın yl açması muhtemel plitik srunları azaltmak, gibi nedenlerde bölgeselleşmenin hızlanmasında etkili lmaktadır. BTBlerin luşma ve gelişmesindeki temel nedenler arasında, ticaret plitikaları krdine edildiğinde ülkelerin tek tek lduklarından daha güçlü lmaları, azgelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerle lan ilişkilerinde yararlı çıkmaları ve bir ülkenin birden çk ülke ile anlaşması varsa, aynı mal için birden çk frmalite gerekmesi benzeri tutarsızlıkların rtadan kalkması gibi faktörler de sayılabilir. Bölgecilik türlerinden lan serbest ticaret bölgeleri ile gümrük birlikleri arasındaki fark ; ikincilerin üçüncü ülkelere kıyasla, rtak gümrük ve ticaret plitikaları uygulamalarıdır. Lbiler, gümrüklerin luşumunda ve kaldırılmasında etkili bir rl ynayabildikleri için bu tür birleşmeleri desteklemektedirler. Genelde bir bölgenin büyüdükçe daha çk para çekeceği knusundaki hakim görüş snucu, sn yıllarda BTB'lerin amaçlarının yatırımları teşvik etme ve özellikle dğrudan yabancı yatırımları (FDI) arttırma yönünde geliştiği gözlenmektedir. Sn analizler, yatırımların gelişmesi ve girdilerin ucuzlaması nedeniyle BTB'lerin sermaye getirişini arttırdığını ve iç pazara yönelik dışarıdan sermaye akışını hızlandırdığını dğrulamakta ise de temelde yatırım artışını sağlayan ana faktör yatırım rtamının iyileşmesi lmaktadır. Mdern gelişme terisi endjen gelişme terisidir. Bu teri bilginin verim ve gelişmenin temelini luşturduğunu kabul etmektedir. Bilgi bir ülkeden diğerine ya anlaşmalarla veya ticaretle gitmektedir. Gelişmekte lan ülkeler Gelişmiş Ülkelerle işbirliği yaparak daha çk bilgi transfer edebilme ve ayrıca yapısal gelişme-

39 lerini hızlandırabilme lanağına kavuşmaktadırlar. Entegrasyn düzeyi geliştikçe endüstrilerin belli nktalarda yğunlaştığını ve/veya ülkelerin birinden diğerine gittiğini (Redeplyment) görmekteyiz. Gelişmiş ve Gelişmekte lan ülkeler arası bölgesel birleşmelerin düşük gelirli tarafın gelişmesini hızlandırdığını gösteren bazı bulgular da vardır. Bunlar arasında Meksika, Plnya, Prtekiz örnekleri sayılabilir. Ancak bu gelişme, büyük ölçüde gelişme düzeyi düşük lan ülkelerin uygulamak zrunda kaldığı sağlıklı plitikalar ve yapısal değişimden kaynaklanmaktadır. Gelişmiş Ülkelerin kendi aralarında veya falkrlerin kendi aralarındaki BTB'lerde geur artışına etki düzeyinin düşük lduğu görülmektedir. Ticaret engelleri azaldıkça, plitika belirleyiciler, iç düzenlemelerin eknmik entegrasyndaki önemini kavrayarak uygulamaya geçmektedirler. Plitika entegrasynu ve düzenlemeler, iç pazarda rekabeti ve örtülü krumaları kaldırarak, BTB luşturmanın yararını arttırmaktadır. AB hariç, diğer bölgesel birlikler, genelde, yüzeysel bir plitika entegrasynu hedefine sahiptirler. Bunlar arasında APEC, MERCRSUR, AFTA sayılabilir. Plitik ve teknik güçlükleri nedeniyle BTB'lerde iyi bir planlama lmadan plitika entegrasynunu gerçekleştirmek zrdur. Entegre plitika uygulayan gurupların içinde lmayan devletlerin uluslararası rekabet güçlerini arttırmak için eknmilerini uluslararası standartlara ve ABD, AB gibi eknmilerin standartlarına uygun hale getirmeleri bir zrunluluktur. BTB'ler ile plitik düzenlemelerin bir araya gelmesi, engellemelere gerek bırakmayacağından, BTB'1er, plitik uyarlamaları işbirliği yaptıkları ülkelere de yayarak ticaret ve işbirliği gelişmesini hızlandırma yluna gitmektedirler. Ülkeler arası anlaşmalarda standartlar ve testler bir tür plitika entegrasynudur. Ancak sözknusu uygulamanın tüm ülkelere aynı şekilde uygulanarak ülkeler arası ayırımcılık yapılmaması gerekmektedir. WT uygulamaları bu açıdan phtika uyumunu hızlandırıcı nitelikler taşımaktadır. Bu arada AB ile ABD'nin birbirleri ile lan ilişkilerinde bir dizi karşılıklı anlaşmalar yapmalarına karşın bu nitelikteki sektörel standartları gelişmekte lan ülkelere uygulamamakta lmalarına dikkat çekmeliyiz. Bölgeselleşmenin plitik byutu da önemlidir. Ülkeler çğu kez eknmik lmayan nedenlerle de ticaret blkları luşturmaktadır. Çünkü bazı knularda bölgesel işbirliği kurulmadan gelişme sağlanamamaktadır. Bu bağlamda bölgeselleşme kmşu ülkelerle lan tansiynu azaltmada kullanılmaktadır.

40 Bölgeselleşme demkrasiyi" Kulüp Kuralları"na uyulma zrunluluğu nedeniyle arttırmaktadır. Bu knu ile ilgili larak kurallara uymanın ülkeleri bölünmeye götürüp götürmeyeceği knusunda endişeler ileri sürülmekte ise de eknmik kalkınmanın gerçekleşip refahın artmasının genelde ülkeyi bütünleştirdiği görülmektedir. Bölgeselleşme diğer bölgelere göre ayırımcılık yapmak demek lduğundan büyük ölçüde ticaret sapması yaratmakta ve bu sapma daha önce bölgeye ihracat yapan ülkenin kaybına yl açmaktadır.. Ticaret terisinin en önemli öğretisi ithalat vergilerinin aslında ihracat vergisi lmasıdır. Çünkü ihracatı azalan ülkenin ithalatı da azalmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde bölgeciliğin çk taraflı ticaret çabalarına zararh lduğu söylenebilir. Bölgesel ticaret anlaşmalarının bölge dışında kalan ülkeleri çk taraflı ticaret masasına turtmak için plitik bir araç larak kullanıldığı da ileri sürülmektedir. Sn larak bölgesel entegrasyndaki bazı ülkelerin avantajlarını kaybetmemek için bölgenin büyümesine karşı tutum alabildikleri de görülmektedir. Bugüne kadar elde edilen bilgilerden bölgesel entegrasyn anlaşmaları knusunda genel kurallar knulamayacağı rtaya çıkmıştır. Ancak üzerinde mutabakat sağlanan ve bölgeselleşme çabalarından yararlanmak isteyen ülkelerin göz ardı etmemesi gereken "Alınacak Dersler"den bahsedilebilir. Bu bulgular şu şekilde sıralanabilir A) Bölgesel entegrasyn anlaşmaları bir rekabet gücü artışı aracı larak kullanılmalıdır. B) Gelişmiş ve Azgelişmiş Ülkeler arasında luşan bölgesel entegrasyn anlaşmaları Azgelişmiş Ülkeler arasında yapılanlardan daha yararlıdır. C) Bölgesel entegrasyn anlaşmaları katılımcı ülkelerdeki çıkar guruplarına yarar sağlayacak sistem ve içeriğe sahip lursa destek görür. D) Etkin Bölgesel entegrasyn anlaşmaları plitik gücü arttırır başarısız ise zayıflatır. E) Bölgesel entegrasyn anlaşmalarının tek yararı ayrıcalık değildir. Bazı durumlarda işbirliğinin yan etkileri ayrıcalıklardan çk daha fazla yararlı labilir. F) Bölgesel entegrasyn anlaşmalarının hükümetlere bir maliyeti vardır. G) Bölgesel entegrasyn anlaşmaları pzitif ve negatif parasal etkiler yapabilirler. H) WT Bölgesel entegrasyn anlaşmalarına taraftar değildir. Ancak mümkün lduğunca bunun zararlı bir şekilde uygulanmasını önlemeğe çalışmaktadır. Bu kuralların Türkiye'nin AB ile entegrasynu knusunda bir kntrl şablnu luşturabileceği söylenebilir.

41 3.0.TİCARÎ LÎBERALÎZASYN İnsanlık denemeler ylu ile ticaret üzerindeki sınırlamaların eknmik kalkınmayı lumsuz yönde etkilediğini öğrenmiştir. Bu gerçeğin en belirgin göstergesi dışa açık ülkelerin kalkınma perfrmansının krumanın yüksek lduğu ve içe kapalı eknmilerden daha yüksek lmasıdır.^ Eknmik gelişme ve ihracat artışında krumacılığın ve ithal ikamesi plitikalarının başarısızlığı görüldükten snra, dikkat ve plitikalardaki ağırlık, ticaret, yabancı sermaye artışı, açıklık, insan sermayesi luşumu, altyapı luşturma ve sağlıklı kuruluşlarla sistem kurulmasına yönelmiş bunun snucu larak, eski plitik çerçeveler, 1990'larda, bölgesel entegrasyn anlaşmalarının yapılması ve ihraç ürünleri için gümrüksüz ithalata izin verilmeye başlanması ile çatırdamaya ve dağılmaya başlamıştır. Brettn Wds dan snra başlatılan GATT tplantılarında, ana kural, isteyen ülkenin katılması idi yıllarını kapsayan Uruguay rund görüşmelerinde, birçk uluslararası şirketin, ürün ticaretini klaylaştırıcı önlemler yerine, hizmet ve iç plitika düzenlemelerinde karşılıklılık sağlama yluna gitmekte lduğu gözlendi. Bu knuların tartışılmasının sn derece zr lması gerçeğine, gümrüklerin görüşmelere başlanması için en klay nkta lması da eklenince, gümrükler en klay knu larak öncelik aldı.^ Görüşmeler devam ederken hizmetler sektöründe düzenleyici refrmların hazırlanıp uygulanmasının karmaşık bir mekanizma lması, mallarda pazarın kademeli açılması mümkün iken hizmetlerde bu lanağın bulunmaması, gelişmekte lan ülkeler gelişmiş ülkelerle hizmet sektöründe rekabet şansına sahip bulunmadıklarından, karşılıklılık ilkesinin de işleyememesi, nedenleriyle hizmetler sektörü knusunda bir gelişme sağlanamadı. Mal ticaretinde, kimin ne kazanıp kimin ne kaybedeceğinin belli lmasına karşın, hizmetlerde, kazanç eknminin bütünü için geçerli lduğundan, bu özelliği gereği kimseyi dğrudan ilgilendirmediğinden, sektöre, knu üzerinde phtik destek sağlanamaması da bu gelişimde etkili ldu. Halen dahi, bu sektördeki liberalizasyn, insanların ve yabancı sermayenin ül- 5 Hekman, Bernard, Streghtening the Glbal Trade Architecture fr DevelpmentrThe Pst Dha Agenda, Washingtn DC :Wrld Bank and CEPR: Hekman, Bernard, Develping Cuntries and the PHtical Ecnmy f the Trading System, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Dicussin Paper/126,2002.

42 keler arasında dlaşımı gibi stratejik bir knuyu gündeme getirdiği ve gümrük indiriminden daha karmaşık srunlar rtaya kyduğu için hizmetler sektörü öncelik alamamaktadır. Ticari bağlantılarla ilgili iç kanuni düzenlemelere gelindiğinde, ayrıcalıklarla uğraşmak çk güçtür. Bu nedenle, ticari liberalizasyn kuralları luşturulurken, uygulama; mevcut durumu her yönü ile düzeltmek yerine, ECD de uygulanan kuralların herkes tarafından kabulüne dönüşmüştür. Bir çk kalkınmakta lan ülke GATT tplantılarına katılmadığı için, bu ülkeler, bugün uygulanmakta lan çk taraflı ticaret sistemlerinin luşumunda çk az etkili labilmişlerdir. 1995'de WT devreye girmesi ile knulan kurallara uymanın gelişmekte lan ülkeler için bir zrunluluğa dönüşmesi snucu, kalkınmakta lan ülkeler, geçmişte luşumuna çk az katkıda bulundukları ve katılsalar bile çk az etkili labilecekleri kurallara uymak zrunda kalmışlardır. Dünya eknmisinin bir bütüne dönüşmesi ylundaki bu çabalar 1995'i takiben WT'nun kurulması ile bir ivme kazanmış, 1947'de GATT imzalandığında 23 lan üye sayısı 1. Nisan 2003 de 146'ya yükselmiştir. Yeni ülkelerin çğunluğunu az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkeler luşturmaktadır. WT mal piyasalarını düzenlemekte ve tam lmasa da giderek artan rekabete yl açmaktadır. Ancak ticareti liberalize etme knusundaki tüm çabalara karşın Dünya eknmisinin entegrasynu henüz tamamlanmaktan çk uzaktır. Birçk gelişmekte lan ülke önemli bir ticari liberalizasyn sağlamış lmakla birlikte Güneydğu Asya, rtadğu, Afrika ülkeleri de dahil lmak üzere diğerleri önemli ölçüde ithalatı engelleyici eğilim göstermektedirler. Bunların gümrük tarifeleri tartısız rtalaması % 20'yi bulmaktadır. Eknmilerin dışa açılması ve ticari liberalizasynun kalkınma üzerindeki etkileri şu yllarla lmaktadır. A) Dış kuruluşları gözlemek ve benzer uygulamalar yapmakıbu ylla, kuruluşlarda kalite artışı ve gelişme meydana gelmekte, gelişmiş kuruluşlar daha fazla açıklığa yl açmaktadır. Ticaret yapan veya yabancı yatırımcı, iş yaptığı kişinin güvenilir lmasını, anlaşmaların pürüzsüz işlemesini, ödemelerin zamanında yapılmasını ve mülkiyet haklarının iyice tanımlanmasını istemekte bu nedenleri sağlayan gelişmiş kuruluşlara sahip ülkelerle ticaret yapmayı tercih etmektedir.

43 B) Ticari kuralların iyileşmesi rkrumanm lmaması fertler ve devletler için ticari işlemlerde gerekli yazılı ve yazılı lmayan kuralları iyileştirerek daha çk ticaret yapılmasına dğru eğiumi arttırmaktadır. C) İşletmelerde sağlanan rganizasyn ve yönetim sistemi bilgisi artışı kadar önemli diğer bir etken de ithal edilen makinelerle aktarılan içerilmiş bilgi ve teknljinin kalkınmayı hızlandırıcı etkisidir.^ Ticari liberalizasyn snucu ülkelerde ; A) Karşılıklı açılmanın sağladığı avantajlar, tam eşitlik lmasa da gelişmeye lumlu etki yapmaktadır. B) Uluslararası haklar ve yükümlülüklere uyulması işlemleri klaylaştırmakta ve işlem maliyetleri azalmaktadır. C) Pazara girişte ve ticaret kurallarında güvenilirlik ve belirlilik güçlünün bunu istismarını önlemektedir. D) Uluslararası anlaşmalara girmiş lmak hükümetlerin lbilere ve özel çıkarlara direnmek için elini güçlendirmektedir. Ticari liberalizasynun gelişmiş ve geuşmekte lan ülkeler arasındaki nisbi gelir farklılıklarını genişlettiği dğru ise de ticaret artışının mutlak gelir düzeyini arttırdığı ve dünya üzerindeki fakirliği azaltıcı etki yaptığı da bir gerçektir. Bu nedenle ticaret sistemindeki gelişmeler değerlendirilirken analizin, yapısal miktar ve değer larak yapılması ve Güney -Güney ticareti ve bölgesel gelişmelerle birlikte ele alınması gerekir. Liberalizasynun taraflara kazandıracakları ancak bu ylla elde edilecek bulgular ışığında dğru larak tartışılabilir. Sn yıllarda Dünya eknmisinde geçen 10 yılın lağanüstü sermaye hareketleri ve ticaret gelişmesine kıyasla büyük yavaşlama görülmektedir. Dünya eknmisinin gelişmesini etkileyen faktörler arasında bir ülkeye girerek yeni teknlji getiren, yerli emek talebi yaratan, hizmetler sektöründe kaute artışı ve maliyet düşmesi sağlayarak ihracat için uygun bir altyapı luşturan dğrudan yabancı yatırımların (FDI) azalması, döviz kurlarında büyük dalgalanmalar meydana gelmesi, terörizm nedeni ile alman önlemlerin ticareti zrlaştırması ile şirket yönetimlerindeki başarısızlıklar önde gelmektedir. Bu eğilime rağmen Dünya Eknmisinde 2003 yılı ticaret snuçlarının miktar 7 Lumenga-Nes, livier, larreaga, Marcel, Schiff, Maurice, n 'Indirect' Trade-Related R&D Spillvers, Washingtn DCrWrld Bank Research Paper, 2002.

44 larak 2002'den daha fazla lduğunu ve bu ranın Dünya eknmisinin gelişme hızından daha yüksek bulunduğunu görmekteyiz.^ Aynı yıl içinde Kuzey Amerika'nın ithalatı iç talep artışı nedeni ile yükselmiş, ihracatı ise azalmıştır. Batı Avrupa'da ticaretin durgun lduğu Latin Amerikanın ithalatının azaldığı gözlenmiştir. Batı Avrupa ve Japnya iç talepte durgunluk yaşamışlardır. Latin Amerika'da da özellikle Arjantin ve Venezüella krizleri yaşanmıştır. 2003'de ise rtadğu'daki istikrarsızlık ve sars hastalığının genel gelişmeyi yavaşlatıcı yönde etkilerine rağmen WT 2003 çalışma raprunda Dünya ticaretinin Dünya eknmisi kadar gelişmesi beklenmekte ve gelişme hızının % 3.0'ün altında lacağı tahmin edilmiştir. Bu genel gelişme yanında Dünya ticaretinde sn yıllarda az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkeler arası ticaretin gelişmesi eğilimi dikkati çekmektedir döneminde az Gelişmiş Ülkeler ve gelişmekte lan ülkeler arasındaki ticaretin Dünya Ticaretinden daha hızlı gelişmiş lduğu ve gelişme hızının %6. 5 ten % 10.6'ya yükselmiş bulunduğu hesaplanmıştır. Gelişmekte lan ülkeler aynı dönemde Gelişmiş Ülkelerden ve geçiş eknmilerinden daim hızh büyümüşlerdir. Bu gelişmenin büyük kısmı Asya'da meydana gelmiş lup gelişmenin 3/4'ü sınai mallarda ve elektrnik ürünlerinde gerçekleşmiştir. Ticaretin serbestleştirilmesinin bu yllarla kalkınmayı lumlu etkileyeceği bilinmekle birlikte; halen pazarlara girebilme knusunda gümrüklerin düzenlenmesi, kademeli gümrük ranları uygulamasının kaldırılması, ihracat desteklerinin kaldırılması, üretim desteklerinin ticareti daha az bzacak önlemlere dönüştürülmesi gibi çk sayıda çözümlenecek srun vardır. Mallar üzerinde kruma lmasının Dünya eknmisine yükünün 250 Milyar Dlar, bunun hizmetler sektörüne lumsuz etkisinin ise 750 Milyar Dlar lduğu tahmin edilmektedir.^ Geçen yıllarda, yüksek gümrüklere ve krumaya sahip tarım, tekstil ve giyim sektörleri uluslararası ticaret müzakereleri dışında bırakılmıştır. 8 WT,Wrld Trade Reprt 2003, Lausae: Hekman, Bernard, Develping Cuntries and the Plitical Ecnmy fthe Trading System, Helsinki:Wrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Dicussin Paper/126, 2002

45 Tekstilde 1 cak 2005'de kadar tüm kısıtlamalarm kaldırılması kararlaştırılmıştır. Ayrıca tarımsal ürünlerde ECD ülkelerindeki yüksek kruma da devam etmektedir. Böylece Tekstilde 2005'e kadar Tarımda ise CANCUN'daki uzlaşmazlık göz önüne alındığında daha ileri tarihlere kadar srun yaşanması kaçınılmaz lmuştur. 10 Sadece deniz taşımacılığının düzenlenmesi ile sağlanabilecek yararların ticaretin serbestleştirilmesinin sağladığının 1.5 katma ulaşabileceği hesaplanan hizmetler sektöründe ise yakın gelecekte önemli bir ilerleme beklenmemektedir. Tüm bu laylar ticaretin serbestleştirilmesi görüşmelerini lumsuz etkilemiştir ve etkilemeye devam etmektedir. Bu bilgiler ışığında, kısa dönemde, dünyada ticari liberalizasyn ylu ile gelir artışının sağlanması için elde lan fırsatın, halen müzakerelerin devam ettiği, tarım tekstil ve giyim ile tmtiv sektörlerinde yaşanan srunların çözümüne bağlı lduğu anlaşılmaktadır. Bu alanlardaki engellemelerin kalkması ile kalkınmakta lan ülkeler kadar gelişmiş ülkelerde de önemi ölçüde verimlilik artışı sağlanabileceği hesaplanmaktadır. ı ^ Uygulamalar başladığında bir çk WT kuralının pek az işlev görebildiği, faydaların gelişmiş ülkelerden yana ağır bastığı rtaya çıktığı için, Uruguay Rund snrası luşan WT üyeliğinin yararlı lup lmadığı ve hatta WT nun gerçekten uluslar arası ticareti geliştirip geliştirmediği knusunda şüpheler dğmuş, birçk devlet ve sivil tplum kuruluşu daha ileri anlaşma ve kurallara büyük bir şüphe ile bakmaya başlamışlardır. 12 Birçk gelişmekte lan ülkede ticari liberalizasyn sırasında gelir dağılımı daha düzelmiş ise de çğunlukla gelir dağılımı bzulmuştur. Durumun luşmasının ardında yatan nedenler ülkeden ülkeye farklıdır. Eğer ticaretin eknmik gelişme üzerindeki etkisi yüksek ise, ülke içi ve ülkeler arası gelir dağılımı bzulsa da mutlak fakirliği azaltıcı yönde etki yaptığı gözlenmektedir. luşan etki, ülkelerin mukayeseli üstünlüklerinin hangi sektörde lduğuna göre de farklılaşmaktadır. Tarıma dayalı eknmiye sahip ve kırsal nüfusun fazla 10 Jint NG Submissin,Pst Cancun Reflectins n Agriculture, Ritchie.M.WT takes Cttn Initiative ff the Dha Negtiatin Agenda, WT, Scenaris internatinal Trade and the Dha Develpment Agenda, Geneva: Aual Reprt,March Rse, Andrew K. D we Really Knw That WT Increases Trade? Berkeley: University f Califrnia, September 2002, s. 21.

46 lduğu ülkeler, özellikle tarım sektöründeki srunların daha çk lması nedeniyle liberalizasyndan çk daha şiddetle ve lumsuz yönde etkilenmişlerdir. Öte yandan bölgeler ve ülkeler arasında ticari perfrmans açısından da farklılıklar bulunmaktadır. Ticari perfrmans eknmik kalkınma knusundaki perfrmansı etkilediğinden aynı farklılıklar kalkınma hızlarına da yansımaktadır. Ham madde ve işlenmemiş ürünler (Primary Gds) fiyatlarındaki düşme eğilimi ve dalgalanmalar, ihracat gelirlerini azaltma ylu ile fakir ülkelerin ticaretinde bir srun lmaya devam etmekte ve en fazla, en düşük gelirli kesimi, etkilemektedir. Tarım sektörü knusunda uygulanan ticaret plitikaları yanında, dünya eknmisinin durumu ve glbal makr yapının da lumsuzlukların luşumunda etkili lduğunu vurgulayan görüşler vardır. Geçmişte birçk ülke ticaret hadlerinden kaynaklanan (terms f trade) şkları hammadde ve ilk ürünlerde, pazarlama ve arzı kntrl önlemleri alarak karşılamıştır. Ancak dünyada yeni luşan yapıda, pazarlama kntrl kmiteleri pek başarılı lamamışlardır. Bu knuda var lan uluslararası ürün anlaşmaları da srunlar yaratmıştır. Sınai ürünlerde gözlenen fiyat düşmeleri, ürünlerin talep esnekliklerinden lduğu kadar gelişmiş ülkelerin, sınai ürünlerde rekabet gücünün fazlalığından da etkilenmektedir. Ticari liberalizasyn snucu gözlenen lumsuzluklara yl açan nedenlerden birisi de geçen 10 yılda hızlanan teknljik gelişmedir. Bu gelişme dönemi, liberalizasynun hızlandığı dönemle çakışmıştır. Teknljik gelişme snucu luşan yeni eknmide, yüksek becerili ve düşük becerili emek arasında uçurum açılmış, ticaret, yabancı yatırımlar ve ileri teknljiler kaliteli emeğin bulunduğu ülkelere akmıştır. Bütün bu gelişmeler snucu uluslararası ve ulusal piyasalarda belirsizlikler ve bunalımlar hüküm sürmeğe başlamıştır. Behrsizlik ise eknmide gehşmenin önündeki en büyük engel ve eknmik krizlerin ana nedenidir. Uruguay rund snucu varılan anlaşma ile ilgili birçk uygulama prblemi çıkmıştır. Temel neden ECD ülkelerinin yüksek gümrüklerde, üretim ve tarımsal ürünlere ihracat sübvansiynlarında ısrarları lmuştur. Srunların çözülememesi WT'nun kalkınmaya ne katkıda bulunduğu ve ne 13 SmithjTny, Argentina and Brazil Align t Fight U.S.Trade Plicy,Sapaul:Meeting dcuments, New Yrk Times, ct.21th,2003.

47 ölçüde etkin ve güvenilir lduğu knusunda tereddütler ve sru işaretleri yaratmıştır. Özellikle WT'nun kurallarının uygulanmasına paralel larak dğan kalkınma srunları ticari liberalizasyn gündeminde kalan gümrüklerin kaldırılmasının önüne geçmiştir. Gelişmiş Ülkeler arasında gerçekte ticaretin çğunluğu için tercihler ve serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle gümrük ranları sıfırdır. Ne var ki bazı ürünlerde bu ranlar % 100 un üzerindedir ve % 15'in üzerindeki gümrükler genellikle GeHşmekte lan ülkelerin ihraç ürünleri üzerindedir. Her ne kadar gelişmekte lan ülkeler de kendi pazarlarını diğer gelişenlere karşı krumakta iseler de gelişmekte lan ve az gelişmiş ülkelerde en yüksek ve en düşük gümrük vergi ranları arasındaki katsayı 5 iken ve hedef tüm ülkelerde bu katsayının 5 den aşağı çekilmesi lduğu halde ECD ülkelerinde bu katsayı 60'ı bulmaktadır. Az gelişmiş ülkelerin, ECD ülkelerinin ürünleri için sağladıkları gümrük indiriminden lan kayıpları 60 Milyar Dlar iken bu ülkelere gelişmişlerce yapılan destek miktarı sadece 45 Milyar Dlardır. Snuçta geçen dönemde WB-IMF rtak prgramlarının uygulamaları snuçta gelişmiş ülkelere yaramış ve gelişmiş ülkeler fazla taviz vermeden pazarlarını geliştirebilmişlerdir. Tüm bu plitikalar Az Gelişmiş Ülkelerin lehine plitikalar larak lanse edilerek uygulanmıştır. Uygulamaların snucu Gelişmiş Ülkelerin bir yandan Üçüncü Dünya Ülkeleri'nin pazarlarını kendi büyük sermayelerine açarlarken öte yandan bu ülkelerin tarımsal ürünler ve tekstil ürünleri ağırlıklı larak ihracatını engellemeleri lmuştur. Halen tarımda ihracat destekleri ve iç piyasada sağlanan sübvansiynlar uluslararası ticareti lumsuz etkilemektedir. Bu etki az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelerin aleyhine lmaktadır. En lumsuz etki üçüncü dünya ülkelerinin tarım sektörlerinin serbest ticaret adına açtırılmasmdan snra nlara sübvansiynlu tarım ürünleri satılması yluyla gerçekleşmektedir. Bu arada lbilerin etkisi ile şeker pirinç ve muz knularında tam serbestlik 2008 yılma kadar geciktirilmiştir. Gelişmiş ülkelerde serbest girişi tam larak rtadan kaldırmaya yönelik çabalar da devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki diğer bazı ürünlerdeki uygulamalara örnek larak ABD'nin çeliğe %30 gümrük vergisi kyması ve bunu iki yıl devam ettirmesini ve AB'nin 14 Eurepean Cmmissin, Cncept Paper n Plicy Space fr Develpment, Geneva: latp rg..'geneva Update Dcument. April Engler,Yves, Starved by IMF,

48 diğer ürünlerde yerli girdi kullanım ranına göre tarife belirlemesi snucu gelişmekte lan ülkelerde üretimin ancak 1/3'ünün ihraç edilebilir ürünler kapsamına girebilmesini gösterebiliriz. Gelişmiş Ülkeler ayrıca sağlık ve güvenlik standardı uygulamaları ylu ile de engellemede bulunmakta, bu engeli de aşabilen ülkeler fazla mal satmaya başladıklarında % belli bir randa vergi kymak şeklinde gerçekleşen antidamping uygulamaları ile karşılaşmaktadırlar. Pek çk anti damping araştırması lumsuz çıkmakta ise de geçen süre içindeki kayıpların karşılanması için WT da bir kural bulunmadığından zarar kaçınılmaz lmaktadır. ABD'de anti damping uygulamalarının % 50'si AB de ise % 60'ı gelişmekte lan ülkelerin mukayeseli üstünlüğe sahip ldukları ürünlere karşı kullanılmıştır. Tekstil ktaları kalktıktan snra bu engelin daha sık kullanılması beklenmektedir. Bu hakların sisteme lan srumluluktan kaçma amacıyla kullanılması uluslararası gelişmeyi yavaşlatmaktadır. Finans piyasalarına ulaşamama. Yüksek maliyetli ve düşük kaliteli ulaşım ve dağıtım hizmetleri, tarife dışı engeller ve özellikle kamu yönetimindeki yetersizlikler ticari liberalizasyn ve entegrasynun karşısındaki diğer gizli engellerdir ve bunların ihracatı engelleme etkisinin gümrüklerden daha fazla lduğu hesaplanmaktadır. Nrmatif iktisatçılar ulusal refaha yönelik plitik kuralları sanki tarafsız bir hakim kuralları değiştiriyrmuş gibi sunmakta, ticaret eknmistleri ise büyük ve kmpleks benzetim mdelleri kurarak alternatif plitikaların refah üzerindeki etkilerini tahmin etmeye çalışmaktadırlar Gerçekte plitika üretme süreci çıkar gurupları tarafından yönetilmektedir. Çıkar gurupları sektörler, ürünler, ve ayrıca sendikaları kapsadığı için gerçek kısıtlar değişik alanlarda anlaşmaların iç çıkar çevrelerince benimsenme düzeyinde yatmaktadır. Uruguay Rund snrası yaşananlardan anlaşılan "Anlaşma ve kuralların ülke içi çıkar çevrelerince benimsenmedikçe" hiçbir geçerliğinin lmadığıdır. Devletler ders kitaplarında belirtildiği gibi değişik çıkar guruplarının çıkarlarını dengeleme lanağına nadiren sahip labildiğinden uygulamalar anlaşmalarla uyuşmamaktadır. Bu durum tüketici ve kullanıcı sayısının çk ve örgütlenmemiş buna karşı üretici sayısının az ve örgütlenmiş lmasından dğmaktadır. Kısaca srunların çözülememesinin temeli plitiktir.

49 Engellemenin ardmda bulunan gelişmiş ülkelerdeki çıkar gurupları gelişmekte lan ülkelerin bu alandaki haklı taleplerine her şeyi sil baştan yapacak ve zaman kazanacak şekilde emek standartları, çevre düzenlemeleri, gibi knuları WT'ya getirerek örtülü bir şekilde engellemelere devam etmekte ve WT'nun liberalizasyn gündemine yatırımı, rekabet ve kamu ahmları knularını aldırmak için uğraşmaktadırlar. Bu şartları kşarken de kendilerinin yabancı sermayeyi çekme amacı ile teklif ettiği aşırı destekleri tartışma knusu bile yapmamaktadırlar. Halen Dünya hizmet ihracatında %25 paya sahip lan AB ülkeleri hizmetlerin liberalizasynunda ısrarlı lup bu knuda bir yandan GATS tartışmaları devam ederken paralel larak liberalizasynun da devam etmesini talep etmektedirler. Özetle; Bugünkü yapı ile Az Gelişmiş Ülkelerin AB pazarına girmeleri engelli maratn kşmak gibi hemen hemen lanaksız bir şeydir. Bu nedenle halen birçk gelişmekte lan ülke herkesin kurallara uyması ve bu şekilde WT'daki kayıplarının azaltılmasını sağlamaya çalışırken Gelişmiş Ülkeler ECD içinde ihracat ve ithalat zaten gümrüksüz yapıldığı ve birbirleri ile lan ticaret çk yüksek düzeyde bulunduğu için bu knuda çıkarlarına çalışan yürürlükteki düzenin ve uygulanan kuralların değiştirilmesine pek az ilgi göstermektedirler. Yapılması gereken işin; Glballeşmenin yl açtığı fakirleşme ile Dünyada ve az GeHşmiş Ülkelerde kalkınmanın yavaşlamasına yl açan faktörleri rtadan kaldıracak gelişmeye yönelik önlemler alınması lduğunun rtaya çıkmasını takiben 2001 yılı kasım ayında DHA'da tplanan 4. Dünya Ticaret Örgütü bakanlar tplantısında kapsamlı bir çk taraflı ticaret görüşmeleri çalışma prgramı hazırlanmıştır. Hedeflere ulaşmada elde edilecek başarı derecesi DDA'nm gerçekte kalkınma knusunda bir anlam ifade edip etmediğini rtaya kyacaktır.!^ Halen ticaretin serbestleştirilmesi ile ilgili tartışmalar rekabet kanunları, dğrudan yabancı yatırımlar knusu, devlet alımlarında şeffaflık, ticareti klaylaştırıcı önlemler ve çevre srunları üzerindeki ulusal yrum farkları zeminlerinde devam etmektedir. DHA knferansı yukarıda açıklanan durumu düzeltebilmek için durumu kısmen düzeltecek şekilde önemli bazı srunları ele almışsa da tarımsal ürünlerde sübvansiynunun kaldırılması knularında AB'nin ABD'nin ve JAPNYA'nm tutumları nedeniyle şu ana kadar bir snuç alınamamıştır. 16 Shefali Sharama,The EC's Trjan Hrse: The Investment fr Develpment Framewrk, Geneva: latp.rg., Geneva Update, April WT,Ministerial Declaratin f Ministerial Cnference Dha,Geneva:WT,20 Nvember 2001.

50 Gümrüklerde anlaşılsa bile tarımsal desteklerin nasıl teşhis edileceği srunu çözülmüş değildir. Kaldı ki bu alanda uygulanmakta lan sınır engelleri tarım desteklerinden çk daha önemli engel luşturmaktadır Daha snra knu ile yapılan tplantılar (CANCUN Tplantısı) başarısızlıkla snuçlanmış lup liberalizasyn çabaları tıkanma nktasındadır. Yatırımların akması da malların akması kadar önemli lduğu ve bu knularda ülkelerarası işbirliği gerektiği için, liberalizasyn ülkelerin hudutları içindeki yatırım ve rekabet plitikası knularını da gündeme getirmektedir. Ne var ki bugünkü yapı değişmeden yabancı sermaye knusunda talep edilenler gerçekleşirse yabancı yatırımların gelişmekte lanlara yarardan çk zarar getireceği bu zararların işsizlik, ödemeler dengesi srunları, teknljik gelişme ve çevre knularında rtaya çıkacağı ileri sürülmektedir. W.B. bu durumun snuçlarını görerek 1990'lı yıllar byunca kredilerinde ticareti açma kşullarını gevşetmiş ise de IMF için tam tersi geçerlidir. Srunun çözümü için laya bakış yaklaşımı değiştirilmeli ve uluslararası ticaret anlayışının aynı gelirden daha fazla pay almak için savaşmak değil, farklı alanlarda ihtisaslaşmış ve birbirini tamamlayan ülkelerin daha yüksek gelire ulaşmak için giriştiği bir faaliyet şekline dönüştürülmesi gerekmektedir. Rekabet gündemi genellikle çk maddeli lup bir çk plitik önlemin bir arada alınmasını gerektirmektedir. Ticaretin serbestleştirilmesi, ithalatın önündeki engellerin kaldırılması, rekabet kurallarının knulup uygulanması, bunlar arasındadır. Liberalizasyn uygulaması çk taraflı ticaret sisteminin esnek, önlem alma, anti damping tedbirleri, karşı önleyici tedbirler knularında açık kurallar getirmiştir. Ülkelerin ticareti ödemeler dengesi nedeni veya özel bir endüstrinin yurtiçinde luşmasını sağlamak amacı ile de kısıtlayabilmeleri;ve sayılan önlemlerin varhğı ticaret yapılan rtakların kurallara daha çk özen göstermesini sağlayacaktır. Ancak bu önlemlerin gereksiz yere veya kötü kullanılmasının dünya eknmisinin gelişmesi açısından maliyeti yüksektir. Bu nedenle, knudaki kuralların netleştirilmesi ve gelişmekte lan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir biçime skulması gerekmektedir. Bu kurallara uymamanın etkin cezaları lmalıdır. Haksız uygulamaların denetlenmesinde WT yetkilidir. WT srun çözme sis- 18 Richie, M, Glbal Fair Trade, an Alternative t the Liberal Market, Tky: Pasific-Asia Research Center, ct. 9th 2003.

51 temi şimdiye kadar iyi çalışmış ve şikayetlerin 3/4'ü haksız bulunarak inceleme başlangıcında reddedilmiştir. Ancak bu mekanizmanın kullanılması bazı gelişmekte lan ülkelere nların kaldıramayacakları ölçüde yük yüklemektedir. İtirazın pahalı lması yanında, zayıf durumdaki ülkeler, güçlü ülkelere karşı önlem aldırdıklarında karşılaşacakları reaksiynun daha da zarar verici lması tehlikesinden krkmaktadırlar. Böylece bu alanda kazanılanın diğer açıdan kaybedilmesi tehlikesi nedeniyle sistem etkin biçimde çalışmamaktadır. Bu engeller giderildiğinde tüketici ve vergi mükelleflerinin sağlayacağı yarar çıkar çevrelerini luşturan emekçi ve sanayicinin kaybından daha fazla lacak, böylece WT görüşmelerinde kalkınma byutu da kendiliğinden işin içine girmiş lacaktır. Ticari liberalizasyn aracıhğı ile kalkınma açısından lumlu bir snuç elde etmenin ylu eknmik plitikaların yl açtığı kısıtların tanımlanıp rtaya knmasından geçmektedir. Bu nedenle kalkınmakta lan ülkeler WT'daki önceliklerini, karşı taraftan ne isteyecekleri ve verimli yatırımları arttırıp ticari kapasitelerini nasıl arttıracakları nktalarmda yğunlaştırmak zrundadırlar. Bu kşullarda gelişmekte lan ülkelerin yöneticilerinin karşı karşıya kaldıkları srunlar; A) Yüksek gelirli ülkeleri piyasalarına girme knusunda ikna etmek, B) yunun kurallarının eknmik kalkınmayı da göz önüne alacak şekilde luşturulmasını sağlamak C) İç çıkar çevrelerini WT'ya girişin faydalı lduğu knusunda ikna etmek şeklinde belirmektedir. WT yaklaşımı insan sermayesinin artışına önem vermektedir. Bu artış, uluslararası ticaret bilgisi, ticaret sistem bilgisi, fırsatları görme ve nlardan yararlanıcı önlemler alma, ulusal çıkarları kruma bilgisi artışını ifade etmektedir. Bu nedenle WT'nun ana fnksiynu sadece ülkelerin birbirleri ile ticaretini güçleştiren lumsuz kşulların rtadan kaldırılması için gereken ticaret plitikası önlemlerini almak değil ülkelerin bu plitikaları uygulamalarına engel lan yetersizliklerini gidermeyi de kapsamak zrundadır. WT dışındaki kuruluşlar da fiziksel alt yapı luşturma, eknmik plitika luşturma ve benzeri knularda hizmetler vermektedirler ve bu knuların tümü kalkınma ile yakından ilgilidir. Knuda, gelişmekte lan ülkeler için yapılması gereken çk şey varsa da bunların hangilerinin WT tarafından yapılacağı hangilerinin ise diğer destekleyici güçler tarafindan gerçekleştirileceği net değildir.

52 DHA, Kalkınmakta lan ülkelerin liberalizasyndan yararlanmaları için teknik yardım ve kapasite luşturma açısından desteklenmelerine, GATT ve WT yaklaşımından daha fazla önem vermiştir. Ancak bunun yürürlüğe girmesi DHA hedeflerinin hayata geçme derecesine bağlıdır. Öte yandan destek kuruluşları ile hükümetler arası çalışmaların krdinasynuna blan gereksinme rtadadır. Açıklanan kşullar gerçekleşmedikçe ve karşılıklı çıkar ilkesi uygulanmadıkça uluslararası ilişkilerde ve ticari liberalizasynda önemli bir atılım yapılma lasılığı giderek zayıflamaktadır. Bu tehlikeyi gören uluslararası çevreler çözüm arayışı içindedirler. 19, FÎNANSAL LİBERALİZASYN Kamu malı piyasaların iyi çalışması için gerekli lanı kapsayan bir kavramdır. Bunun ykluğundan kaynaklanan kşullar fiyatların dğru luşmamasına bu nedenle aşırı veya yetersiz üretime kısaca piyasa başarısızlığına yl açmaktadır.21 Avustralyalı kamu finansmanı terisyeni Jhn G. Head tam istihdamın bir kamu malı lduğunu ileri sürmektedir. Tam istihdam plitikasında finansal istikrar dğal bir tamamlayıcı larak kabul edilmektedir. Dünya düzeyindeki finansal istikrar ise ülke düzeyinde lduğu kadar tanımlanmış bir kavram değildir. Durumu açıklayabilmek için ülke ve dünya düzeyinde istikrarı tanımlamak amacıyla bazı basit kabullere başvurmak gerekir. Bir piyasa eknmisinde tüm alım satımlar gönüllü kabul edilir. Bu hem alıcı hem satıcı için geçerlidir. Finansmanda her işlem hem brç hem alacak luşturmaktadır. Bu tanıma göre firmalar arasındaki eknmik uyumsuzluklar eknminin alt kesimlerindeki bilanç yapıları arasında dengesizlik larak tanımlanmalıdır. Finans sektöründe mevduat bankaların brcu ve firmalarla ailelerin alacağıdır. Pek çk ailenin ana varlığı insan sermayesidir. Bu ise emek pazarında para kazanma yeteneği larak rtaya çıkar. Firmaların ana varlığı ise verimli sermaye yatırımlarıdır. Bankalarca verilen krediler firma ve ailelerin varlığıdır. Firma bilançları, aileler ve bankalar karşılıklı larak birbirlerine bağhdırlar. Bu nedenle bu sektörde 19 Ritchie, M, Glbal Civil Sciety instead f Glbal Civil War, Belehrizante: Brazil: Brazilian Scial Frum, Nv. 8th, GIES, Cpenhagen Cnsensus Challenge Paper, 18th March 2004, s Kregel, Jan, Financing Glbal Financial Stability, Washingtn DC: Wrld Bank Dicussin Paper, 2000.

53 brçların ve alacakların durumu tüm gurupları etkiler. Bunun ışığında eknmik istikrarı "Firma ve ailelerin sahip ldukları varlıklar lan prdüktif sermaye ve insan sermayesinin değerinin istikrarlı lması" şeklinde tanımlayabiliriz. Bunun gerçekleşmesi ancak yüksek derecede istihdam ve karlılık sağlayacak plitikalarla sağlanabilir. Eknmik istikrar nihai hedeftir. Devletler eknmik istikrarın luşmasında bütçelerinde açık verip vermemekle etkili lurlar. Hükümetlerin bütçe ve mali plitikalarının hedefi eknmik istikrarı sağlamaktır. Finansal istikrar ise fînansal varlıkların değerinin krunması şeklinde tanımlanabilir. Merkez bankasının para plitikası fînansal istikrarı sağlayan ana unsurdur. Finansal ve mali denge birlikte çalışır. Merkez bankası, bilançlarına bağlı larak mali kuruluşlara dengeleyici fnlar sağlar. Devlet brçlarını varlık larak alır. Devlet bunun karşılığında yükümlülüğe girer. Bu yükümlülüklerin karşılanacağı kaynak ailelerden ve firmalardan ileride elde edilecek vergilerdir. Aynı karşılıklı bağımlılık uluslararası düzeyde de vardır. Ancak brç ve alacaklar farklı ülkelerin bilançlarına dağılmıştır. İkinci Dünya savaşından snra uluslararası finansman sisteminin luşumu Brettn Wds 'da başlamıştır. Keynes burada eknmik dengelerin finansal dengesizlik tarafindan bzulamayacağı tarzda bir sistem kurulması önerisinde bulunmuştur. Önerilen Clearing Huse da ülkelerin brç ve alacaklarının düzenlenmesi gerçekleşecekti ve böyle bir sistem için gerçek kaynak kullanımına ihtiyaç bulunmuyrdu. Öneriye göre açığı lan ülkeler fazla veren ülkeler fazlalarını eritene kadar açıklarını kapamaya zrlanmayacaklardı. Açıklar fazlalarla karşılanacağından dengesizlikler döviz kurlarında bir istikrarsızlık yaratmayacaktı. Buna karşılık larak ABD tarafından planı çk taraflı MFN ve serbest ticaret sistemi ile desteklenecek bir sistem larak tanımlanabilecek White Planı sunulmuştur. Plana göre Döviz kuru hareketleri karşılıklı ticaret avantajı sağlayacağından sıkı bir şekilde kntrl edileceklerdi. Yaratılacak bir dünya fnu ile tüm üye ülke paraları döviz kurlarını dengelemede kullanılabilecekti. Kredi birliği larak adlandırılan bu yaklaşım eknmik istikrarla ilgilenmemekte nu uluslararası ticaret örgütünün işi larak görmekteydi.

54 Bu öneriden geriye sadece WT kalmıştır. Çünkü eknmik istikrar sağlanmadan sadece döviz kuru ayarlamaları ile fmansal istikrar sağlamaya çalışmanın tehlikeli bir uygulama lduğu rtaya çıkmıştır.22 Her iki önerinin kaynak maliyeti hesaplandığında Kredi Birliği ilkesinin Clearing Unin ilkesine göre çk daha büyük bir kaynak tahsisi gerektirdiği anlaşılmaktadır. Para devlet brcu lduğundan ve diğeri gibi ana para ve faiz ödemesi de gerektirmediğinden karşüığı ülkenin vergi srumlularıdır. Para basmak reel bir kaynağa ihtiyaç göstermemekte ve bşu bşuna faiz vermeyi de gerektirmemektedir. Ulusal paraları bir stabilizasyn fnuna vermek ise faizsiz kredi anlamına gelmekte lduğundan yabancıların bunu kullanması faizsiz kredi kullanımıdır. Görülüyr ki Clearing Huse ve Credit Unin sistemleri arasında hayati fark kaynak sağlamak değildir. Önemli fark eknmik ve fînansal denge ile ilgilenmek için herkesin desteklediği bir sisteme ihtiyaç lmasıdır. Kredi birliği prensibinde sadece mali denge ile ilgilenilmektedir. Mali dengenin başarılamaması haunde katlanılan maliyetler büyük ödemeler dengesi kayıpları lmaktadır. Bu zafiyeti dlayısı ile kuruluşundan 50 yıl snra Brettn Wds sistemi hala uluslararası finansal istikrarı sağlama hedefine ulaşamamıştır. Mevcut durumu düzeltmek için elde bulunan önerilerin uluslararası finansal istikrarı bir sistem değişikliğinden çk uygulanacak bir plitika paketinin parçası aracıhğı ile sağlamaya yönelik lduğu görülmektedir. Bu alanda tartışılan öneriler şunlardır; A) Güvenlik Dengeleme Fnu:GDF fnu IMF'nin çalışma şeklinin temelini luşturur. Bu sistem, değeri kntrl edilebilir paralardan luşan bir fn luşturmaktır. B) Clearing UninrBu sistem Keynes planının merkezinde yer almıştır. Sistem kendisini defter üzerinde mahsup işlemleri ile dengeler. Bu amaçla ülkeler arasında özel kesime açık lmayan bir ulusal hesap luşturulur. C) Uluslararası Merkez Bankası: Bu banka sn müracaat nktası larak ve merkez bankalarının ülkelerde yaptığını uluslararası düzeyde yapmakla görevli lacaktır. Bu amaçla uluslararası bir para biriminin luşturulmasına ihtiyaç vardır. Bu fikir uluslararası enflasyna yl açma tehlikesi dlayısı ile kabul görmemektedir. 22 Persaud,Avinash,Liquidity Black Hles, Helsinki:Wrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Discussin Paper 31,2002.

55 D)Destek Kredileri Sistemi: Bu öneri firmaları bankalara karşı krumak için Arjantin ve Meksika'da kullanılmıştır. Sistem bankalar para vermeseler ve kredi kullanılmasa da bir bedel istedikleri için pahalı bir çözümdür. E) Finansal Türevler :Bunlar geleceğe ait satış vaatleridir. Avrupa Merkez Bankasınca 19. yüzyıl başında ve Tayland'da 1995'de uygulanan bir yöntemdir. Taylr bankaların ileride ödenmek üzere paraları satın alabilmelerini ve böylece dışarıya kaçışın önlenmesini önermektedir. Arjantin brç srununda 2001'de uygulanmıştır. F) İşlem Vergileri: Spekülasynu önlemek üzere uluslararası spekülatif işlemlere vergi knmasını ifade etmektedir. G) Prsedürler:Anlaşmalarda ve iflaslarla ilgili prsedürler geliştirilmesi brcun yeniden yapılandırılması ve böylece tıkanıklıkları önlemeye yöneliktir. Sn larak UNCTAD 2001'de önerilen bu sistem halen birçk finansal piyasada kısmen uygulanmaktadır. Uluslar düzeyinde iflas prsedürleri varsa da uluslararası düzeyde yktur. Çünkü brç verenler bağımsız devletlere haciz uygulayamamaktadırlar. Uluslararası finans piyasalarının istikrarı ile ilgili çalışmalar G-20 merkez bankaları ve IMF tarafından sürdürülmektedir ULUSLARARASI KURULUŞLARIN RLÜ Keynes dahil lmak üzere Brettn Wds kurucuları, piyasanın her zaman iyi çalışmayacağını ve kamu müdahalesine ihtiyaç lduğunun bilincinde idiler. Bu müdahale, kamu çıkarı için özel sektöre rağmen hareket etmek, anlamına geliyrdu. Ancak dönemde piyasaların iyi işlememesinin nedenleri iyice anlaşılamamıştı. Eknmik srunların yıkıcı etkilerini giderebilmek ve yeni srunların luşmasını önlemek için ikinci Dünya Savaşından snra Brettn Wds'da bir tplantı yapılarak bazı kurumlar luşturulmuştur. Bunlar; Dünya Bankası (W.B.), Uluslararası Para Fnu (IMF) ve GATT larak adlandırılan ticaretin liberauzasynunu amaçlı tplantıların başlatılmasıdır.^^ Bu kurumların luşturulmalarının kalkınma açısından hedefi, bir yandan Avrupa'nın yeniden yapılandırılmasını sağlayarak, yeni bir kriz çıkmasını önlemek, diğer taraftan savaştan snra sömürgeciliğin sna ermesi snucu bağım- 23 Krugman, Paul, Bunalım Eknmisinin Geri Dönüşü, İstanbul: ÎS-Literatür Yaymcılık, Tercüme Neşenur Dmaniç, 2001.

56 sizliğini kazanan yeni devletlerle diğer Üçüncü Dünya Ülkeleri'nin kalkınmasını hızlandırmaktı. Kalkınmanın gerçekleşmemesi ve bazı hallerde ülkelerde krizler nedeni ile gelir düşmesi, bir yandan dğal kaynakların tükenmesi ve çevrenin zarar görmesine öte yandan ssyal prblemlere yl açmaktadır. Ssyal patlamalar Dünya eknmisinin güvenliğini tehdit etmekte Dünya eknmisinde istikrarı bzarak krizi derinleştirmektedir. Tüm bu ulusal ve bölgesel srunların çözümü büyük ölçüde uluslararası sistem srununun çözümüne bağh bulunmaktadır. 24 Mevcut uluslararası kuruluşlarla lan ilişkilerinde her ülkenin, uluslararası durumu göz önüne alarak, öncelikle şu sruların cevapları knusunda ulusal fikir birliği ve uzlaşıya varması gerekmektedir;. A) Uluslararası rtak hareketin neden gerektiği. B) Bugünkü uygulamaların kime hizmet ettiği. C) Uluslararası tek merkezden yönetim lmadan rtak çıkar srununun nasıl çözümlenebileceği. Srunu Türkiye açısından değerlendirmekte yardımcı lacağı için uluslararası kuruluşlar hakkında kısa hatırlatmalar yapmanın yararh lacağı düşünülmektedir. Dünya Bankası: Brettn Wds da luşturulan sistem içerisinde bu kuruluşun ana amacı resmi sermayeyi az gelişmiş ülkelere yöneltmekti. Ancak zaman içinde özellikle 1990'larda özel fnların büyük ölçüde artarak arasında 6 kata ulaşmasının snucu larak resmi sermaye akımları özel fnların düzeyi yanında çk cüce kaldığından artık Dünya Bankası'na gerek lup lmadığı srgulanmaya başlandı. Zaman içinde özel fnların çk dengesiz lduğu, kriz yarattığı, sınırlı sayıda ve genellikle gelişmiş ülkeye gittiği, birçk ülkenin bu fnlardan yararlanamadığı, eğitim sağlık gibi altyapı yatırımlarına yönelmedikleri gözlendiğinden en azından bu amaçlarla Dünya Bankasının hala gerekli lduğu anlaşıldı. Ayrıca,gelişmekte lan ülkelere sermaye piyasalarından akan kaynaklar zamanla artarak Resmi Finansman gereksinmesini azaltsa da "Özel Prje Bilgileri ve Kredileri"ne her zaman ihtiyaç lacağından bunu karşılayabilecek bir uluslararası kuruluşun gerekli lacağı knusunda da bir fikir birliği luştu. 24 Varma, Sabrina, Imprving Glbal Ecnmic Gvernance, Geneva:Trade Related Agenda Develpment and Equity TRADE ccasinal Paper f Suth Center, August 2002.

57 Nitekim,eknmik kalkınma knusundaki sn araştırmalar, bilgi akımı lmadan tek başına sermaye akımının kalkınmayı sağlamaya yetmeyeceğini, ülkelerin kalkınmasında ancak bilgi, plitikalar, kuruluşlar ile sermaye bir arada lduğunda lumlu snuç alınabileceğini gösterdiğinden. Dünya Bankası nm çalışmalarını, fn sağlamak kadar bilgi sağlamak ve bilginin ilgili kuruluşlarca özümsenmesi ve kullanılmasına yardımcı lmak nktasında yğunlaştırılması gerektiği rtaya çıktı. Bu çk yönlü fnksiynlarını yerine getirmek için W.B. özel araştırmalar yürütmektedir. Çalışmalar dünya mdeli kurulmasından, yatırım rtamını ölçmeye yönelik anketlere, ülke analizlerine, fakirliğin azaltılması ve sağlık prgramlarına kadar çk çeşitli knuları kapsamaktadır. Bu cephesi ile kuruluş dünyada eknmik ve ssyal kalkınma knularla ilgili bilgi bankası ve araştırma merkezi lma fnksiynunu yüklenmiştir. Böylece W.B.'nin işlevleri zamanla özel sektörün yatırım yapmadığı sektörleri finanse etmek yanında az gelişmiş ülkelere bilgi akımı sağlamak ve nların devlet plitikalarını luşturmalarına yardımcı lmak gibi güç ve zaman alıcı knulara yönelmiş bulunmaktadır. Özetle W.B.'nin, resmi sermayeyi az gelişmiş ülkelere yönelterek fakirliği kaldırmak, insani yardımları arttırmak, piyasaların gelişmiş ülkelerden az gelişmiş ülkelere kaynak aktarmadaki yetersizhğini gidermek, şeklinde bir işlevi varken ve ana görevi, bir tür kredi kperatifi görevi görerek az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelere elverişli kşullarda kaynak sağlamak iken, pratikte, kuruluşun ülkeleri yönlendirmeye yönelik fnksiynlarının daha ağır basmakta lduğu gözlenmektedir. Bu, kuruluşun IMF paralelinde hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Öte yandan sn 25 yılda yapılan araştırmalara göre, özel kesime yönelen kaynaklar yetersiz de lsa mevcut lmakla birlikte, altyapıyı luşturan eğitim ve sağlık gibi knulara kaynak ayrılmadığını rtaya kyması ve özel kaynakların eknmiler krize girince artacağına azalması karşısında W.B.'nin, her iki knudaki açığı kapamak yanında, kötü zamanlarda da kaynak sağlayarak, srunlu ülkelerin brçlanma maliyetlerini azaltıp nları krize girmeden önce kurtarma fnksiynu görmesi gerektiği ileri sürülmektedir.25 Uluslararası kuruluşlardan Dünya Ticaret Örgütünün (WT) etkilerine ve fnksynlarına ticari liberalizasyn bölümünde değinilmiş bulunduğundan 25 Stiglitz, Jseph E,Glbalizatin and the Lgic f Internatinal Cllective Actin:Re-Examining the Brettn Wds Institutins, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Cnference ntes, 2000.

58 W.B. dan snra dünya eknmisinin yönlendirilmesinde etkili ana kuruluş lan Uluslararası Para Fnu'nu(IMF) ele alacağız. Dünya ticaretinde, bazı ülkelerin ticaret fazlası vermeleri diğerlerinin açık vermesi anlamına gelmektedir. Açık vermek, uzun vadede, çözüm bulunamadığında, kalkınmanın yavaşlaması işsizlik ve eksik istihdam tehlikesi yaratmaktadır. Bir ülkenin açık vermesinin değişik nedenleri vardır. Bunlar; A) Dünya eknmik sisteminin yapısı ve zrlamaları; B) Ülkelerin hatalı makr eknmik plitika uygulamaları C) İşletmelerin rtamdaki hızlı değişmelere uyum sağlayacak yapısal ve özellikle yönetimsel srunları çözememeleri larak sıralanabilir. Hangi nedenden kaynaklanırsa kaynaklansın bir srun rtaya çıktığında alınabilecek farklı önlemler vardır. İlk akla gelen önlem ise krumacılık lmaktadır. Büyük depresyn, eknmik srun yaşayan ülkelerin, kendilerini kruma ve kurtarma için aldıkları kısıtlayıcı tedbirlerin kümülatif etkilerinin büyümesi snucu dğmuş ve Dünyaya her ülkenin sadece kendisini kurtarmaya çalışmasının bir çıkmaz lduğunu göstermiştir. Yapılması gereken işin bütün sistemi en iyiye götürecek rtak bir davranış biçimi luşturmaktan geçtiği ve bunun ancak Dünya çapında rtak bir hareketle çözümlenebileceği anlaşıldığından Brettn Wds'da IMF kurulmuş ve Dünyada talep daralması yaratacak girişimlerin bu kuruluş tarafından sağlanacak destek ve dış kredilerle engellenmesi hedeflenmiştir. 197rierde sabit kur sisteminin terk edilmesi üzerine IMF ye de ihtiyaç kalmayacağı ileri sürülmüşse de, sistem değişikliğinin krizlerin sna ermesine yetmediği, tersine daha derin ve daha sık krizlerin dğduğu gözlendiğinden, IMF'ye uluslararası dengesizlikleri gidermede daha çk rl düştüğü, dlayısı ile kuruluşa gerek lduğu rtaya çıkmıştır. Ülkelerin sürekli ödemeler dengesi açıkları yüksek brçlanmaya yl açmakta ve bir yerden snra açık veren ülkeyi kredi bulamama aşamasına getirmektedir. Bunu yabancı yatırımcılarda tereddütler dğması ve paraların geri alınması eğilimleri takip etmekte srunlu ülke paranın yurtdışına çıkmaması için yüksek faiz plitikası uygulamak zrunda kalmaktadır. Yüksek faiz ise snuçta finansal piyasaların bzulmasına yl açmaktadır. Sermaye piyasası bulunmayan ve dış kredilere ulaşamayan birçk ülke mali krizden kendi başına çıkma lanağı bulamamaktadır. Güç durumdaki ülkeler

59 IMF ye başvurmaktadır. IMF ise destek için öncelikli kşul larak finansal liberalizasynu şart kşmakta, ayrıca srunlu ülkeleri sermaye piyasası luşturmaya yönlendirmektedir. ysa hem sermaye hem de para piyasalarında liberalizasyn gelişmekte lan ülkelerin eknmilerinin; A) Risk yönetim kapasitelerinin, B) Risk absrbe etme kapasitelerinin Yetersizliği nedenleri ile dalgalanma ve krizlere karşı kırılganlaşmalarına yl açmaktadır. Kşulların kabulü halinde IMF tarafindan gelen ikinci talep "Ticari fazla ver" ve "Harcamaları kıs" şeklinde lmaktadır. Bu plitika; IMF'nin "Dünya eknmisinin dengesi ticari fazla vermemek ve harcamaları kısmamak suretiyle kurulabilir" şeklinde özetlenebilecek ilk kuruluş amacı ile taban tabana zıttır. Srunlu ülkeler IMF'ye başvurduklarında önerilen plitikaları uyguladıklarında içinde bulundukları krizi derinleştirmektedirler. Böylece ülkelerin kalkınması yavaşlamış lmakta, büyük bunalımı yaratan "Krizi başkalarına ihraç et" plitikası bu uygulamalarla "Krizini kendi elinle derinleştir" şekline dönüşmektedir. IMF plitikaları ile derinleşen kriz, talep kısılması nedeniyle diğer ülkelere yansımakta ve bu uygulamalar dünya eknmisini krize götürdüğünden neticede IMFnin uygulamaları uluslararası srunları azaltmamakta daha da derinleştirmektedir.26 IMF'nin bu plitikaları uygulamaktan dlayı bir yükümlülüğü ve srumluluğu da lmadığından uygulamaların maliyeti geuşmekte lan ülkeler tarafindan ödenmektedir. Arjantinde ve ülkemizdeki uygulamaların snucu lan eknmik krizler açıklanan uygulamalara birer örnektir.27,28 Bunun nedeni IMFnin plitika uygulamada kendisine kaynak sağlayan "Finansal Çevreler"e karşı srumlu bir şekilde davranmakta lması ve bu çevrelerin Merkez Bankaları ve Maliye Bakanları ile krdineli hareket etmekte lmasıdır. 26 Easterley William,An Identity Crises?Testing IMF Financial Prgramming,Washingtn DC 27 Perry,Guillerm,Serven Luis,Argentina:What Went Wrng? Washingtn DC:Wrld Bank: Center fr Glbal Develpment Wrking Paper N:9, Aug Perry,Guillerm,Serven Luis,Arg Cnference Dcument,May, Ecnmist Glbal Agenda, Calling the Wrng Shts, Jul 9th 2002.

60 layı kesimler açısından ele aldığımızda gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelerdeki finans kesimleri nin bu uygulamalardan faydalandıklarını, ülke eknmileri, reel sektör ve Dünya eknmisinin ise zarar gördüğünü izlemekteyiz. Bu arada bilgi tplama işinin de uygulayıcıya verilmesi nedeni ile çğu kez IMF plitikalarının gerçek verilere dayanmak yerine ülke yetkilileri ile IMF'nin üzerinde anlaştıkları ve uzlaştıkları rakamlara dayandığı gerçeğine de dikkat çekmeliyiz. Birleşmiş Milletlere gelince; Birleşmiş Milletlerin görünürdeki hedefi ülkelerin bir çatı altında tplanarak uluslararası barışı ve istikrarı krumaları ssyal ve eknmik gelişmeyi hızlandırmalarını sağlamaktır. Bu kuruluş ptansiyel larak en üst düzeydeki plitik rganizasyndur. Birleşmiş milletlerde(un)ülkelerin hepsi eşit lup ülkeler burada vatandaşlarının kişisel ve klektif haklarını krumaktadırlar. Durum böyle lmakla birlikte Dünya finans sisteminin bu yapılanma şekli ile çelişmesi nedeniyle UN'nin etkinliği hedeflerinin çk gerisinde kalmıştır. Bu kuruluşun insani amaçları yapıları gereği piyasa ihşkilerini insan ve çevre ilişkilerinin üzerinde tutmakta lan. W.B. ve IMF uygulamaları ile uyuşmaması nedeniyle aksamaktadır. Önceden söz vermiş lmasına rağmen Birleşmiş Milletler kalkınmanın finansmanı -FfD- inisiyatifinin Dünyadaki bu hatalı düzeni değiştirebileceğine hatta bu knu ile ilgileneceğine dair en küçük bir işaret bile yktur. Çünkü diğer kuruluşlar sruna sağlam yatırım rtamı yaratılmasına ve finansörlerin güvencesi açısından bakmakta, ssyal çevresel ve eknmik etkilerle pek ilgilenmemektedirler. Dünya finans sisteminde mevcut yukarıda açıklanan temel trendler kırılmadan Birleşmiş Milletler rganları'nm telaffuz ettikleri yüksek hedeflere ulaşılması mümkün görülmemektedir.^^ Uluslar arası kuruluşların yapılanmalarında İnsan ve çevre ile piyasayı birbirinden ayrı larak ele alan suni bölünme ile bu bölünmüşlüğün uluslararası kuruluşların güç dağılımına ve kullanmalarına yansıması açıktır. Bu dengesizlik kaldıkça Dünya eknmisinin bunalımını önlemek ve Dünya güvenliğini sağlamak güçtür. Özetle uluslararası kamu malları knusu dünya çapında işbirliği gerektirmektedir. Piyasalar aksıyr ise dünyayı yönlendiren kuruluşlarca yapılması gerekmektedir. Kuruluşlar ise bugünkü yapıları ile prblemleri temelden çözecek durumda görünmemektedirler. 29 Re Imaging Finance Fr Develpment: Chasing Shadws, Lndn: New Ecnmics Fundatin 2001.

61 6.0. GELİŞMİŞ ÜLKELERİN SRUNLARI Halen Dünya eknmisini ABD eknmisi sürüklediği için bu ülkedeki gelişme değişme ve fiyat istikrarı tüm Dünyayı etkileyen önemli bir knudur. Ayrıca bu eknmide istikrar sağlandığı takdirde Dlar da diğer ülke paraları için çıpa görevini sürdürebilmektedir. Ne var ki ABD eknmisi ciddi istikrar srunları yaşamaktadır. Öncelikle ABD henüz şirket skandallarımn ve brsa spekülasynunun yl açtığı srunları aşmış değildir. ABD de bütçe açığı 40 yıldır lmadık düzeyde bulunmaktadır. İçeride uygulanan vergi indirimleri ve büyük mali açıklar yaratan plitikalar ABD'nin dışarıya daha fazla brçlanması gereğini dğurmaktadır. Uluslararası ticaret mukayeseli üstünlüğe dayanmaktadır. 2002'de ABD'nin imalat sanayi larak dışarıdan aldığı içeride ürettiğinden 434 Milyar Dlar daha fazladır. Şu anda ABD özellikle Çin'e kıyasla üretimde avantajsız durumdadır 2003 de Çin ile lan ilişkilerdeki açık 120 Milyar Dlara ulaşmış lup bu açık giderek büyüme eğilimindedir. Üreticiler birliği tahminlerine göre gelecek 5 yıl içinde açığın seviyesi 330 Milyar Dlara ulaşabilecektir. ABD Hazine Bakanı bu açıktan Çin'i srumlu tutmakta ülkenin parasını revalue etmesini talep etmektedir. Aslında Çin' in ticari fazlası GDP sinin % l'i kadar lup uluslararası standartlara göre fazla değildir. ABD de Çin ile ticaretin imalat sanayi için bir felaket lduğu söylenmekte büyük şirketler buradaki fabrikalarını kapatıp Çin'e gitmektedirler. Bunun haklı bir gerekçesi de vardır. Bz Ailen Hamiltn danışmanlık şirketine göre şirketler fabrikaları naklederek %80 maliyet indirimi sağlayabilmektedirler. Özellikle prgramlama ve muhasebe knularında ABD dışına çıkmanın avantajı çk yüksektir. Nitekim bu nedenle Mtrla'nın 2001'de kişiyi işten çıkarıp 3.5 Milyar Dlarlık yatırım yaparak Çin'e gittiğini,. GE'nin Çin'e 1.5 Milyar$ yatırım yaptığını. Hneywellin Çin'de 13 fabrika kurduğunu Mikrsft'un 750 milyn $'lık işi bu ülkeye utsurce ettiğini görüyruz. Uluslararası şirketler için Çin çk uygun bir yer lmasında bu ülkede tplu sözleşme ve çevre kısıtlarının bulunmaması da rl ynamaktadır. Frrester Research'ın hesaplamalarına göre 15 yılda 3.3 milyn ABD hizmet endüstrisi işi ve 136 Milyar $ yurtdışına gidecektir.

62 ABD n yıllarca sınai üretimdeki avantajına güvenerek serbest ticareti savunmuştur. Ancak şimdi serbest ticaret ABD de tekstil, ayakkabı, çelik, bya, alet edevat, elektrikli gereçler, mbilya gibi imalat sektörleri yanında çk sayıda yüksek kalitede emek gerektiren iş kaybına yl açmıştır döneminde imalat sanayiinde milynluk işgücünün %16 sına eşdeğer 2.7 milyn adet işin ve büyük kısmı Hindistan tarafından alman yüksek düzeyli işin kaybedildiği hesaplanmaktadır. Rekabet içeride ücretleri düşürmektedir. Halen rtalama ücretlerin düzeyi sağlanan büyük verim artışına rağmen 1973'deki reel ücretin % 8 altında lup vasıfsız işçi ücretleri ise sn 25 yılda % 20 ranında düşmüştür. ABD göçlerle kurulmuş bir ülke larak ihtisaslaşmış işçilere açıktır. Ayrıca kaçak işçiye özellikle Meksikalı işçilere göz yumulmaktadır. ABD de devlet işçilere yardım etmemekte ve bu amaçla kamu fnu harcanmamaktadır. Ancak güvenlik açısından srun dğduğu için 1993 deki ilk Dünya Ticaret Merkezi bmbalama layından snra kaçak işçi işi ciddiye alınmaya başlanıp sınır kntrlleri arttırılmış ve ABD de yaşayan çalışan yabancılar bundan lumsuz etkilenmiştir. AB ABD ticareti 380 Milyar $'ı bulmaktadır. ABD çelikte. Gıda maddeleri gibi knularda ve ihracat destekleri kullanarak cari açığını kapatma girişimlerinde de bulunmuştur.nitekim çelik endüstrisinde yeniden yapılanma amacı ile gümrüklerin arttırılması snucu fiyatlar artınca büyük firmaların karları artıp ve küçükleri satın almışlardır.bu durum eskiden endüstrilerin rekabet gücü kazanmaları için krumaya temel luşturan "Infant Industry'leri kruma gerekçesinin sektörlerin zayıflayan rekabet gücünü yeniden kazanmaları için "Mature industry'ler için kullanılmasını ifade etmektedir. ABD yapısal bir gelişme ve değişme aşamasında bulunmaktadır. Dünyada araştırma ve bilgi eknmisine geçişin temelini araştırmacılar luşturmaktadır. 2001'de Çin'de ABD'de 1.3 milyn, Japnya'da , Rusya'da , Hindistan'da , araştırmacı bulunmakta idi. ABD, de bilgi yatırımları sabit yatırımların üstüne çıkmıştır. Araştırma ve özellikle sftware yatırımları artmaktadır. Yıllık % 2.8'e ulaşan artışın büyük bir kısmı kamuca değil iş çevrelerince gerçekleştirilmektedir. Bunun snucu larak prdüktivite hızla artmaktadır. ABD de prdüktivite artış hızı AB den yüksektir. ABD ve AB deki prdüktivite hesap yöntemleri farkı giderildiğinde rtalama artışın ABD de % 1.8, AB de % 1.4 düzeyinde bulunduğu görülmektedir. AB deki durumun nedeni larak emek

63 ve sermaye piyasalarmm daha katı lması ve ICT'den de yeterince yararlanılmaması gösterilmektedir. Artur kun tarafından eknmi gelişirken istihdamın azalabileceği gösterilmiştir. Bir eknminin uzun dönemu üretim ptansiyeli ile fiili üretimi arasındaki fark açıldığında hem enflasyn hem istihdam azalabilmektedir. Talebin prdüktiviteden daha az artmasından kaynaklanan bu durum ABD eknmisinde gözlenmektedir. Ayrıca yeni eknmi uygulamalarının bütünü lumlu etkileyip kendi sektörlerinde karsız labildiği gözlenmektedir. AB ye gelince bu bölgede büyüme ülkelere göre değişmekle birlikte genelde ldukça yavaştır. AB % 2 enflasyn limiti bulunmakta bütçe açıklarının GDP'nin % 3'ünden fazla lmaması "Grwth and Stability Pact" snucu zrunlu bulunmaktadır. Bunu sağlamak için Hükümetlerin bütçe disiphnine girmeleri gerekmekte ise de Japnya'da lduğu gibi yaşlanan nüfus nedeniyle sağlık ve emeklilik harcamalarının artışı kntrl altına alınamamakta ayrıca düşük gelişme daha düşük vergi gelirlerine yl açtığından durgunluk yenilememektedir. Çözüm larak kısa vadeli bütçe açıklarının %3 ün üzerine çıkabilmesine lanak verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Ne var ki Avrupa Merkez Bankası'nm %2.0'lik enflasyn hedefine sıkı sıkıya bağlı lması para plitikasının gevşetilmesine lanak vermemektedir. Avrupa'nın denge ve gelişme paktı larak belirlediği hedefler bir durgunluğun kaynağı lmuştur. Bu hedeflerin gevşetilmesinin AB'nin gelişmesini hızlandırmada yardımcı labileceği bilinmekte ise de uygulanmakta lan plitikanın Eur'yu Dlara karşı güçlendirmek ve çıtayı yüksek tutarak firmaları rekabet için prdüktivite artışı ve teknljik gelişme ile yeniden yapılanmaya zrlamak için kullanıldığı anlaşılmaktadır. ABD gibi AB de yapısal gelişim ve değişimi hedeflemiştir. Bunun snucu luşan kşullarda. AB de her yıl çalışan firmaların % 7-11 'i kadar yeni firma sektöre girmekte %8 i çıkmaktadır. Dinamik servis sektörüne giriş daha fazladır. Bölgede birçk eski firma yaşayamamakta, bir kısmı ise geuşememektedir. İstihdam artışının çğunluğu yeni kurulan firmalardan kaynaklanmaktadır. ICT'de çalışanların sayısı ABD de yılda % 5 AB de ise yılda % 10 hızla artmaktadır. 30 Phjla, Matti,New Ecnmy in Grwth and Develpment, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Wrking Paper 67, 2002.

64 AB de yaşlanan nüfus dlayısı ile işçiye ihtiyaç duyulmaktadır. İngiliz sağlık sistemi yeterli eleman lmadığından çökme tehlikesi geçirmektedir. Çözüm larak kurallar çk sıkı lmasına rağmen çalışanlara göz yumulmaktadır. Çünkü resmi göç sistemi luşturmak çk kaynak gerektirmektedir. İngiltere halen bu amaçla yılda 5 Milyar Dları bulan harcama yapmaktadır. AB bir yandan tutarlı bir göç plitikası luşturmaya çalışırken öte yandan kntrlleri sıklaştırmakta ve müracaat edenlerin % 80'inin talebini reddetmektedir. Bunda göçmen işçilerin hastalık ve suç getirmesi endişesi ön plandadır. Snuçta mümkün lan emek yğun işlerin dışarı yaptırılması ve kaliteli elemanların AB de yğunlaşması eğilimi dğacak gibi görülmektedir. ABD ve AB arasında birçk knuda ihtilaflar yaşanmaktadır. Mart 2000 de ABD'nin çelik gümrüklerini yükseltmesi Atlantiğin iki yakası arasındaki ilişkileri germiştir. ABD de fiyat artışları sadece AB firmalarına değil çeliği ham madde larak kullanan ABD firmalarına da Pazar kaybettirmiştir. 10 Kasım 2003'de de WT AB'nin çelik knusundaki itirazını haklı bulması üzerine AB 2.2 Milyar Dlarlık karşı önlem alma hakkı kazanmış ve hazırlanan karşı hazırlanan listenin siyasi bakımdan mevcut hükümeti zr durumda bırakacak ürünleri kapsaması üzerine ABD gümrükleri kaldırmak zrunda kalmıştır. Ne var ki geçen zaman içinde AB hem devlet destekleri ile kendi endüstrisinin yükünü hem de ABD'nin yükünü taşımak zrunda kalmıştır. AB ile ABD arasında Çelik dışında hrmnlu et mdifiye tarım ürünleri gibi ihtilaflı knular bulunmaktadır. En önemli knulardan birisi de ABD'nin ihracatçılara sağladığı 4 Milyar $'ı bulan vergi muafiyetleridir. Buna karşı da AB kruma aynı düzeye gelene kadar gümrükleri arttırma yluna gitmektedir.^^ Diğer bir srun Eur ve Dların hakimiyet çatışmasıdır. ABD'nin gerçek gücünün silahlarından değil dların gücünden kaynaklandığı bilinmektedir. Halen Dlar zayıf durumdadır. Bunun nedeni ABD'nin ihracat gücünün eksikliği değil ülkenin büyük ölçüde sermaye ithal etmekte lmasıdır nitekim. ABD cari açığını kapatmak için her gün 2 Milyar Dlara yakın sermaye ithal etmek zrundadır. 1914'de Dünya paraları altına bağlı iken (Altın standardında )para ihtiyacı ldu- 31 Ecnmist Glbal Agenda, Invasin f Transgenics, May. 14th 2003.

65 ğunda bu miktarda altm üretilmek zrunda idi Altm artmca enflasyn artar aza- İmca deflasyn dğardı. Bugünkü rezerv sisteminde ise ülkeler dlar alıp depda saklamaktadırlar. Bu davranışın nedeni diğer paralarda bir prblem lursa geçerli bir para ile srunları çözümlemektir. Ayrıca Merkez Bankalan'nm elinde iç kredileri, üretime göre arttırma lanakları da lduğundan dlar standardının altına göre daha liberal lduğu söylenebilir. Dlara ihtiyacı lduğunda ABD dlar basmakta ve dünyanın geri kalan kısmı bu parayı kullanmaktadır. Bazı eknmistler bunu dünya tasarruflarının kurutulması larak yrumlamakta ve eğer dlar tutma eğilimi durursa dların değerinin 1/4'ünü kaybedeceği hesaplamaktadırlar. Başka bir gerçek dünya eknmisi geliştikçe dlar talebinin artmasıdır. Çünkü merkez bankaları daha fazla para bastıklarında bunu dengelemek için rezerv larak daha fazla dlara ihtiyaç hissetmektedirler. Buna ek larak uluslararası ticaret geliştikçe dlar ihtiyacı artmaktadır. Böylece ABD Merkez Bankası bir bakıma Dünya Merkez Bankası rlü ynamaktadır. ABD hazine sekreterine göre yukarıda belirtilen nedenlerden dlayı "ABD'nin Cari Açığı" anlamsız bir terimdir. Çünkü dlar sadece ABD'nin parası değildir. Basıh paranın % 50'den fazlası ABD hudutları dışında dlanımdadır. ABD Hazine Bnlarının 1/2 sinden fazlası yabancı merkez bankaları tarafından rezerv larak tutulmaktadır. Altm standardının yerini dlar standardı almıştır. ABD'nin açığı ABD'nin diğer ülkelerden talebini aynı zamanda dünyanın para talebini göstermektedir. Kısaca ABD'nin ticaret açığı dünya likidite talebinin karşılanması anlamına gelmektedir. Şu unutulmamalıdır ki bu durum ancak dlar talep edildiği ve kişiler dlardan memnun lduğu sürece devam edebilir. Sn yıllarda dların değer kaybetmesi, na bağh rezervlerin değerini düşürdüğünden dlara karşı alternatif yaratma süreci başlamıştır. Gelişmiş ülkeler gelecekte paralarını gelişmemişlere gönderip rant ile geçinme durumunda kalabilirler ve bunun sağlam bir para ile lmasını istemektedirler. Bu nedenle geçen 3 yılda Almanya ve Fransa dlara karşı bir tutum almışlardır. Bu ülkeler çeşitli ülkelere temsilcilikler gönderip rezervlerini Eur'ya çevirmelerini talep etmişlerdir. Öneriyi ilk kabul edenler Irak, İran ve Kuzey Kre lmuştur.

66 Avrupa Merkez Bankası'nm ana amacının Eur nun değerlenip Dları ikame etmesi lduğu anlaşılmaktadır. Kısaca dünyada bir tür para savaşı başlamıştır. Diğer dikkate bir değer girişim Malaysiya'nın Dları rezervlerinden çıkarmaya başlayıp bunun yerine altın kullanmaya karar vermesi ve İslam kalkınma bankasına ABD hakimiyetinden çıkmak için çağrıda bulunarak petrl ticaretinin altınla yapılmasını önermiş lmasıdır. Bu plan Rusya tarafından da desteklenmektedir. Rusyaya gelince bu ülke brçlarını zamanından önce ödeyerek eknmik bağımsızlığını kazanmaya ve dlardan kurtulmanın yllarını aramaya başlamıştır. Bu ülke güçlenmek için diğer bir yl larak kamu kaynaklarını usulsüz şekilde ele geçiren zenginlerini kntrl altına alıp devlete ait servetleri geri alma uygulamaları yapmaktadır. Rusya Almanya tarafından yapılan Eur'ya geçme talebini ise kabul etmemiştir. Herhangi bir kriz durumunda ABD Hazinesinin Dlar değeri pek fazla düşmeden bu Dlarları ödeyip ödemeyeceği srusuna cevap larak likit varlıklarının çğunun Asya Merkez Bankalarında bulunduğu, bunların birden piyasaya sürmeleri lasılığmm-bu ülkeler ve Çinin eknmilerinin büyümesi şimdiki durumda ABD ye bağlı lduğundan- ABD ye kredi vermek zrunda bulundukları için çk az lduğu cevabı verilmektedir. Dünya parası lma ylundaki girişimler kurlar arasındaki dalgalanmanın tamamını açıklayamasa da dünyada bir para savaşının başladığı ve ABD hakimiyetinin yara aldığı söylenebilir. Bu gerçek AB ile ABD arasında faiz hadleri ve bütçe açıkları knusunda mevcut lan farklı tutumların ana nedenidir ve gelecek yıllarda dünya eknmik yapısını ciddi ölçüde etkilemesi beklenmelidir. 1990'lı yıllardaki hızlı gelişmenin kaynaklarının emeğin daha etkin kullanımı, sermaye artışı özellikle ICT yatırımlarından yararlanma, çk hızlı tplam faktör verimliliği ve teknljik gelişmeler lduğu bilinmektedir. Tüm bu gelişmelere karşın küreselleşme artmaktadır ECD ülkelerinde ticaret hacmi/gdp ranı 1990'lara kıyasla % 2 yükselmiştir. Ticaret /GDP ranı ABD ve Japnya'da ise % 10 civarındadır. Japnya'da bu düzey artmamaktadır.^^ ECD ülkelerinde bilgi yğunluğu da artmaktadır.ab de 2001'de R&D yğunluğu % 1.9'u bulmuştur. Lizbn hedefi ise 2010'da % 3'e yükselmektir. Bu hedefi şimdiden yakalayan ülkeler İsveç, Finlandiya Japnya ve İrlanda'dır.^^ 32 ECD, Science,Technlgy and Industry Screbard. Paris: ECD Aual Reprt,2003.

67 Bilginin artan rlü eknmik perfrmansta izlenmekte ve ileri teknlji ürünleri lan uçak bilgisayar, kimyasallar, bilimsel araçlarm 1990'larda % 20'nin altmda lan düzeyi 2002 de tplam ticaretin % 25'ine ulaşmış bulunmaktadır. ihracata açık ülkeler ithalata da açıktırlar. Bazı ülkelerde ihracatın ithal içeriği çk yüksek lup (Hllanda % 40), ABD ve Japnya'da bu ran en düşük düzeydedir. Uluslararası firmalarda firma içi ahşveriş % arasında değişmektedir. Sermaye ve emeğin birlikte verimliliğinin (multifactr prductivity) 1990'lardan bu yana önemh bir gelişme göstermesinin temelinde ICT kullanımı yatmaktadır. Bu kullanımdan en fazla hizmetler sektörü yararlanmıştır de Per/Cap gehr ABD, Lüksemburg ve, Nrveç'te $'a ulaşmıştır.. Meksika, Kre ve Dğu Avrupa ülkelerindeki düzey bunun 1/3'ü kadardır. 2000'ler ECD'de hizmetler GDP'nin % 70'ini içermektedir. İmalat sanayiinin payı % 18 dlaylarına düşmüştür. utsurcing uygulamaları hizmetlerin payını arttırmaktadır. Küreselleşme Özellikle vasıflı elemanlarda, büyük bir uluslararası mbilite yaratmıştır. Buna ECD dışı ülkelerin de katkısı vardır. Uluslararası ilişkilerde en hızlı büyüyen kesim finansal işlemlerdir. Ticaretin finansal işlemlerdeki payı % 18, Hizmetlerin payı % 4 düzeyindedir. Hizmetler arasında sftware, finansal hizmetler ve muhasebe ön planda gelmektedir. Bilgi yatırımları rtalama yıllık artış hızı döneminde ECD de % 4.7, ABD'de % 5.4, AB'de % 3.7, Japnya'da % 2.8 lmuştur. ABD'de bilgi yatırımları (R&D+sftware+Yüksek öğrenim) GDP'nin % 7'sine ulaşmıştır. 2001'de ECD ülkelerinde % 44'ü ABD de, % 28'i AB'de, % 17'si Japnya'da lmak üzere 645 Milyar $ R&D yatırımı yapılmıştır. ABD 282 Milyar $, Japnya 104 Milyar $, Almanya 54 Milyar$, Hindistan 19 Milyar $ harcama gerçekleştirmiştir. Dünyada patentlerin % 36'sı ABD, % 33'ü AB, % 25'i Japnya'da gerçekleşmiştir. Kamu R&D harcamalarının silahlanmanın azalması ve özelleştirmelerden dlayı azaldığı, yabancı firmaların yerlilere kıyasla daha fazla R&D yaptıkları gözlenmektedir. Dünya eknmisine baktığımızda, hem gelişmiş hem de gelişmekte lan ülkelerde, plitik ve eknmik karar alıcıların büyük belirsizlikler ve risklerle dlu 33 H. Hail Brnwyn, Explring the Patent Explsin, NBER WRKING PAPER 10605, Juneth 2004, s.2-4.

68 bir rtamda bulundukları görülmektedir. Dünyada bunalım eknmisi hüküm sürmekte lduğundan dünya eknmisi tüm ülkeler için tehlikeli bir alandır. Sağladığı bütün yararlara karşın serbest piyasalar yl açtıkları istikrarsızlıklar belirsizlikler nedeniyle genellikle sürekli bir talep yetersizliği tehdidinin var lduğu bir rtam yaratmıştır. Talepte ve yatırımlarda rtaya çıkan gerileme dünyanın büyük bir kısmında refah artışı üzerinde açık ve güncel bir kısıt halinde bulunmaktadır. Gelişmiş Ülkeler para spekülatörlerinden krkup durgunluğa razı lmakta ve tam istihdama yetecek kadar harcama yapmamaktadırlar. Çünkü Talep arttırıldığında arz yetersiz kaldığında enflasyn tehlikesi dğmakta ve eknmik dengeler bzulmaktadır. Eur sahasındaki gelişmelerin yavaş lduğu özellikle Almanya'nın prblemli bulunduğu gözlenmektedir.bu ülke sn 3 yıldır ardı ardına % l'den daha yavaş gelişmektedir. ABD de ise Bush yönetiminin planladığı mah teşviklerin eknmik gelişmeyi hızlandırma yanında enflasynist baskıları arttırma tehlikesi henüz geçmemiştir. Japnya'nın durumu daha da riskli ve srunlu lmasına rağmen eknmik plitikalar fiyatları nrmal düzeye getirecek şekilde değildir. Durgunluktan çıkmak için bankacılık ve şirket yapılaşması knularında radikal önlemler alınması gerekmektedir. Avrupa ve Japnya'nın ABD'ye bağlılığının fazla lması, durumu göğüsleyecek plitik manevra alanlarının bulunmaması nedeniyle ABD'de dğacak bir srunun kendilerine yansıması ile snuçlanmaktadır. Bugünkü yapı içerisinde geçen yıllarda Japnya'nın başına gelen durgunluğun AB ve ABD'nin başına gelmeyeceği kesin değildir. Bu bakımdan bunahmm yayılması tehlikesi mevcuttur ve Federal Rezerv'in mali paniğe karşı tam kruma sağlayacağı garanti değildir. Tehlike dünya eknmisinin büyük ölçüde ABD eknmisinin gelişmesine ve dlara bağlı lmasından kaynaklanmaktadır. Eğer ellerinde ABD parası tutanlar ve ABD'ye brç verenler bir gün bu fikirlerinden vazgeçerlerse büyük kur dalgalanmaları lması ve dünya dengesinin bzulması kaçınılmaz lacaktır. ABD cari açığının alternatif dünya paraları yaratılmadan kapanması halinde ise dünyada deflasyn yaratılacaktır. Bu durumun rtadan kaldırılması ve dların bırakılması hem Avrupa hem İslam ülkeleri için zr bir eknmik savaş gerektirmektedir. Durumun temel nedeni ne ABD ne de IMF'nin gerçekten serbest piyasanın ya-

69 rarma inanmamalarıdır. ABD işine gelince piyasaya müdahale etmektedir. Hava ylu şirketlerini kurtarma, çelik sektörüne gümrük kruması sağlama, tarıma destek verme bunun örnekleri arasındadır. IMF' de glbal istikrarsızlık tehlikesinin farkmdadır.tehlikenin nedeni knusunda IMF eski uzmanı Ken Rgff ülkelerin cari hesap fazlalıklarının dünya istikrarını tehlikeye sktuğunu söylemekte ise de ABD'nin tüm tasarrufları çekmesinden kaynaklanan tehlike ve IMF nin bu knuda ABD'yi neden uyarmadığı knusuna değinmemektedir. Özetlemek gerekirse ABD ve G-7 tarafından uygulanan, krumacılık, haksız rekabet ayırımcı uygulamalar bugünkü durumun kaynağını luşturmaktadır. İşin nereye gideceği bilinmese de risklerin varlığı ve fazlalığı açıktır. Eknmik riskleri kaldırmaya yönelik larak Dünya eknmisini etkin yönetecek bir düzen kurulmadan bunalım gelişmiş ülkeleri de lumsuz etkilemeye devam edecek gibi görülmektedir GELİŞMEKTE LAN ÜLKELERİN SRUNLARI 1945 den önce ülkelerin cari hesap dengeleri çk az açık verirdi. Bunun nedeni uluslararası sermaye hareketleri üzerinde kanuni kısıtlamalar bulunması idi. Hatta 1959 yılına kadar birçk gelişmiş ülke parası knvertibl değildi. Gelişmekte lan ülkelerin gehr artış hızlarının 1970'li yılların başlarından başlamak üzere uzun vadeli bir yavaşlama gösterip %3 lere düştüğünü görüyruz. Bu düzey 1990'larda % 2'lere indi. Bunun ana nedeni Dünya eknmisindeki gelişmenin yavaşlamasından kaynaklanan talep yetersizliği lup durumdan özellikle ihracat ylu ile gelişme stratejisi uygulayan ülkeler çk etkilendi. 1970'lerde, Petr-Dlar larak adlandırılan finans kaynaklarının dlaşıma çıkması ile uluslararası sermaye akımı hızlanmış ve birçk gelişmiş ülke bu akımdan yararlanabilmek için, dalgalanan kur ve finans endüstrisindeki teknljik gelişmeye bağlı larak uluslararası ödemelerdeki kısıtı kaldırmıştır. Bu ülkeler 1970'den snra ve petrl fiyat artışı şkundan etkilenmişlerse de bu dönemlerdeki ödemeler dengesi açıkları, Petr-Dlar'larm dengeye girmesi nedeni ile gelişmelerinin yavaşlamasına yl açmamıştır dönemi ise değişen kşullara adaptasyn ve gehşme dönemi lmuş; bu dönemde denge ithalatın kısılması ve gelişmenin yavaşlaması ylu ile sağlanabilmiştir.

70 dönemi artan dış açık ve yavaşlayan gelişme şeklinde tanımlanabilir. Bu dönem ticaret plitikalarının değiştirilip gümrüklerin indirildiği ve kısıtlamaların kaldırıldığı, bu nedenle ödemeler dengesindeki bzulmaların yaşandığı bir dönem lmuştur. Uygulanan plitikalar ticaret plitikası önlemlerinin ödemeler dengesinin düzeltilmesi amacı ile kullanılmasına lanak vermediğinden bir süre snra durum birçk ülke için uzun dönemde sürdürülemeyecek hale gelmiştir. 1990'lı yıllarda dış açıkların artışına rağmen yavaş da lsa gelişmekte lan ülke eknmileri büyümüştür ve 1990'larda yüksek "Ticaret Açıkları" artan cari açıkların ardındaki ana neden iken 1980'lerde ise ana srun kaynağı "Faiz Ödemeleri" lmuştur. 1970'lerde ve 1980'lerde dış ticaret açıklarının azaltılması gelir artışından fedakarlık edilerek sağlanabilmiştir dan beri bu ülkelerin brç ödemelerinin yükü hafiflemiş lmakla birlikte bu hafifleme halen dahi ticaret hesabının yl açtığı bzukluğu gidermeye yetecek düzeyde değildir. 1990'larda ise gelişmekte lan ülkeler gehr artışlarını dış açık artışına rağmen sürdürmeye devam etmişlerdir. Ancak, 1990'ları 1970'lerle karşılaştırdığımızda bu ülkelerin genelde ticaret pzisynlarının bzulduğunu görmekteyiz. Çünkü, ihracata dayalı larak gelişme stratejisi uygulayan ülkeler bile ticaret hadlerini yükseltmeyi başaramamışlardır.^^ 1980'lerden bu yana gelişmekte lan ülkelerin ürettikleri ürünlerde ticaret hadleri her yıl % 1 ranında düşmeye devam etmektedir. Bunun temel nedeni birçk ülkenin emek yğun ve dğal kaynak ağırlıklı ürünlerde yğunlaşmaları ve bu ürünlerde piyasaya girişte engel lmaması snucu artan rekabetin fiyat düşmelerine yl açmasıdır. Bunun en canlı örneğini Çin'in Dünya pazarlarına girmesinden snra rtalarına kadar Ticaret hadlerinin % 20 düşmesinde gözlüyruz. Bu durumdan kurtulmak için ülkelerin giderek daha kaliteli ürünler üretimine geçmeleri gerekmektedir.^^ Öte taraftan hızlı liberalleşmenin bu yıllarda yarattığı büyük sermaye akımları paraların aşırı değerlenmesi ve artan ticaret açıklarına yl açmış, açıklar bir nk- 34 Parikh, Ask Impact f Liberalizatin, Ecnmic Grwth and Trade Plicies n Current Accunts f Develping Cuntries, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER), Nshab, Farzana China's Accessin t the WT:Glbal Implicatins, Washingtn DCrWrld Bank Research Paper, 2001.

71 taya ulaştığında ülkeden sermaye kaçışını da içeren ters sermaye akımlarından kaynaklanan krizler ve çöküş ise paranın hızla değer kaybetmesi, ithalat kısıtlamaları ile derin eknmik daralmalarla snuçlanmıştır.^^ Gelişmekte lan ülkelerin dış açıkları ve buna bağlı larak finansman ihtiyaçları gelişme hızı aynı düzeyde lsa da sn birkaç yıl içinde önemli ölçüde artmıştır. Dış açıklar ülkelere göre çk farklı düzeydedir. Halen 84 ülkeden 34'ü dış ticaret ve gelişmede 70li yıllardan daha kötü durumda bulunmaktadır. Bunlardan 15'i geuşmesini sürdüremeyecek bir yapıdadır. Cari hesap açığı bir ülkenin tasarruflarından daha fazla yatırım yaptığını gösterir. Ancak uluslararası sermaye hareketlerinin çk yaygın lduğu zamanımızda, istatistiklerde verilen yatırım ve tasarruf tanımlarının bildiğimiz terik tanıma uyduğunu söyleyemeyiz. Eknmik kalkınma ile ödemeler dengesi arasında mantıksal bir bağlantı vardır. Bu denge literatürde Chenerry ve Brun tarafından 1962 yılında rtaya knulmuş, Thirwall ise 1979 yılında ödemeler dengesi kısıtı altında eknmik kalkınmayı incelemiştir. İki açıklı mdellerden ilki ülkelerin iç tasarruflarından fazla yatırım yapmalarına lanak veren dış sermaye akımlarını ele almaktadır. Buna göre sermaye akımlarının temel fnksiynu döviz açığını gidererek ihracat yetersizuğinin yl açtığı ithalat yatırım ve tasarruf düzeyinin artışını sağlamaktır. Ancak araştırmalar bu akımların döviz açığı çk büyük lan ülkelerde sermaye birikimine ve gelişmeye yetmediği snucunu vermiştir. Bunun nedeni ise sadece yatırım malları için değil ara malı ithali için de dövize ihtiyaç bulunmasıdır. Mdel çalışmaları döviz açığı mevcut kapasitenin tam larak kullanılmasına lanak vermediğinde eknmik gelişmenin duracağını rtaya kymaktadır. Yatırım-Tasarruf=Dış ticaret dengesidir. Dengede sağlanabilen sermaye miktarına bağlı larak faktörlerden birisine ağırlık verilmektedir. Chenery-Strut mdeli Absrtive Capacity kısıtmı ele alarak bu kısıtm sermaye akımının üst hududunu luşturacağını ileri sürmektedir. Barcha ise üçüncü bir açık larak Fiscal Gap'ı ileri sürmektedir. Sn larak 199rde Taylr kapasite kullanımını gündeme getirmiştir. 36 Hermes, Niels,Lensink, Rbert, Murinde, Victr, Flight Capital and its Reversal fr Develpment Financing, Helsinki: Wrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER),2002.

72 ödemeler dengesi kısıtı altmda gelişme mdeli ülkenin gelişme hızmm ihracat gelişme ranmm ithal talebinin gelir elastikliğine bölünmesi ile çıkan ran kadar labileceğini göstermektedir. Bu mdellerden yararlanılarak her kısıtm gelişme hızını nasıl etkileyeceği hesaplanmaya başlanmış ve yabancı kaynak transferlerinin ülkelerin eknmilerini nasıl etkileyeceği rtaya knmaya çalışılmıştır. Ne var ki her iki yaklaşım da statik lduğundan ticaret ve eknmik gelişme arasındaki bağı yeterince kavramamaktadır. Dinamik açıdan bakıldığında ihracatın rlünün sadece döviz kazanmak değil aynı zamanda iç kapasitenin tam larak kullanılmasına lanak vermekle iç pazarın genişlemesi lduğu görülmekte; İhracat artışı ise ayrıca yatırım gerektirmektedir. Kendi kendini besleyen gelişme prsesi sermaye birikimi ve ihracat arasındaki etkileşime dayandığından bu prseste ihracat tasarruf ve yatırım hep birlikte artmak zrundadır. Bu açıdan bakıldığında knu değerlendirilirken dinamik bir yaklaşım kullanılması ve cari hesap kısıtı altında fayda maksimizasynunun hedef alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım aynı zamanda tüketimin davranışlarını da vereceği için önemlidir. Kalkınmakta lan 64 ülkenin döneminde ticaret dengesi ve kalkınma ilişkileri ile cari hesap ve GDP ilişkilerini ele alan bir araştırma bize kalkınmakta lan ülkelerin srunları ve gelecekteki gelişmelerle ilgili ipuçları vermektedir. Bu çalışmada statik mdellerin zaman kavramını içine alan dinamik mdeller kadar iyi bir analiz aracı lmadığı görüşü ile bu ülkelerin kalkınmasının analizi ve bulgular dinamik bir mdelin çözümü ile elde edilmiştir. Araştırmada gelişme hızı endjen larak alınmış lup metdlji gereği Lag lı etkiler ve ticaretin serbestleştirilmesi ve döviz kuru plitikaları arasındaki uyumsuzluk gibi bu faktörlerin kendi aralarındaki ilişkiler de kapsanmıştır. Küreselleşme, gelişmekte lan ülkeleri ve Gelişmiş Ülkeleri birbirine bağımlı hale getirdiğinden, mdelde, mal sermaye ve bilginin herkese açık lması snucu, işçi başına prdüktivitenin, ülkelerin nüfus gelişme hızı ve tasarrufundan bağımsız larak, uzun dönemde her ülkede eşitlenmeye dğru gideceği, varsayımı kabul edilmiştir. Petrl fiyatlarındaki değişme, petrl üreten ve üretmeyen ülkelerin eknmilerini önemli ölçüde etkilemekte etkinin yönü ise tabidir ki farklı yönde lmaktadır. Sırf petrle bağlı lan ve geçiş halindeki ülkelerin srunlarının farklı, Çin'in ise

73 çk büyük ve farklı bir ülke lmaları nedeniyle hesap dışı bırakılması kşulunda, elde edilen snuçların nrmal trendi verdiği ve "Petrl üretmeyen gelişmekte lan ülkeler" ve bu arada Türkiye için yl gösterici labileceği söylenebilir. Snuçlar kullanılırken her ülkenin ticaret perfrmansının çk sayıda yapısal karakterleri de içeren faktörlerden etkilendiği, ve dış faktörlerin etkisi önemli lmakla birlikte gerçek bir değerlendirmenin ülkelere yönelik özel çalışmalar snucu rtaya çıkabileceğinin de gözden uzak tutulmaması gerekmektedir. Araştırmada cevabı aranan ilk sru bu ülkelerin finansman ihtiyaçlarının kısa ve uzun vadede nasıl gelişeceği İkinci sru ise ticaretin liberalize edilmesinin etkilerinin derecesi lmuştur. Mdel çözümlerine göre ticarette hızlı bir liberalizasyn girişimi kısa dönemde ithalat artışına yl açmakta ve hem ticaret hem de cari hesap açığı yaratmakta, ithalat artışı kısa dönemde gelişme hızını lumlu etkileyebilmektedir. Nitekim gerçekte de ticari liberalizasynun kalkınmakta lanların ithalatını önemli ölçüde arttırdığı. Bunların ihracatları da artmakla birlikte bu artışın ithalat artışından kaynaklanan açığı karşılayacak düzeye ulaşamadığını görmekteyiz. Liberal eknmilerde önce tasarruf açığı ve döviz açığı hızla büyümekte zamanla ihracat ve iç tasarruflar ithalat ve yatırımlardan daha hızlı yükselmekte ve bunun bir snucu larak eknmiye dış kaynak akışı azaldığı halde ülke hızlı bir gelişme gösterebilmektedir. Araştırmada "Yüksek gelişme hızları"nın büyük ticaret ve cari hesap açıklarına yl açtığı tespit edilmiştir. Ancak "Ticaret Açıkları" ile gelişme hızı arasındaki ilişki kadar belirli değildir. Gelişmekte lan ülkelerin gelişmesindeki yavaşlamanın diğer bir nedeninin kaynak kıtlığı yanında ticaret hadlerinin bunlar aleyhine gelişmesi lduğu belirlenmiştir. Bu ülkelerde-her ne kadar ihracatlarını miktar ve değer larak arttırmışlarsa da-satm alma güçlerinin ticaret hadlerindeki bzulma nedeniyle aynı randa artmamış lduğu dikkat çekmektedir. "Liberalleşme tek başına gelişmeye lumlu etkide bulunmaktadır fakat ticaret dengesi/gdp ranında lumsuz etki yaratmaktadır". Dengesizliğin giderilmesi için Ticaret hadlerinin iyileşmesi şarttır. Tek ürüne ihracatı bağlı lan ülkelerin durumu bu ürünlerin fiyatlarının 19801er den beri sürekli larak düşmesi ve ürünlerde spekülatif kaynaklı fiyat dalgalanmaları lması nedeniyle kötüdür. Bu etkenler söz knusu ülkelerin genel eknmik dengesini bzmaktadır. Bu kşullar altında ithalatlarını karşılaya-

74 cak değerde ihracat gerçekleştirme şansları yktur. Sınai ürün ihracatı yapan tüm ülkelerde dış ticaret dengesinin kötüleştiği gözlenmektedir. Hng-hng, G. Kre Malaysiya, Meksika, Taiwan, Tayland ve Türkiye bunlar arasındadır. Bunun nedeni "Yüksek ihracatın içeride de yüksek talep yaratıp ithalatı arttırması"dır. Bu nedenle tasarrufu arttırıp talebi kısmanın ihracatı ve geliri arttırmak kadar önemli lduğu anlaşılmaktadır. Ülkelerin uyguladıkları ticaret plitikaları da gelişmeye etkili lmaktadır. Reel döviz kurları açısından bakıldığında Güney Amerika ülkelerinde dalgalı kur temelli istikrar plitikaları, Asya ülkelerinde ise sabit kur uygulaması bu arada Türkiye'de paranın aşırı değerlenmesi layı yaşandığı gözlenmiştir. Gelişmekte lan ülkelerin ticari liberalizasyna paralel uygun döviz kuru plitikaları uygulamada başarısız kaldıkları gözlenmektedir. Bazı ülkelerde yatırım malı ithalatı artmışsa da Türkiye dahil birçk ülkede kaynakların ihracatı ve eknmik kalkınmayı hızlandıracak alanlara yönlendirilmesini amaçlayacak plitikalar uygulamak yerine lüks ithal mallarının tüketimini destekleyici plitikalar uygulanarak kullanıldığı görülmektedir. Geçmiş trendlere ve bugünkü yapıya bakıldığında ticarette, finansmanda ve sermaye akımmdaki liberalizasyna rağmen özel sermayenin kalkınmakta lan ülkelere azalan miktarda gittiği; bu nedenle "Şimdiki temp değişmedikçe gelişmekte lanların Gelişmiş Ülkeleri yakalamalarının mümkün lmadığı" anlaşılmaktadır. Fiili durumu incelediğimizde Gelişmiş Ülkelerin kendi aralarında gelişmekte lanların kendi aralarında ve az Gelişmiş Ülkelerin kendi aralarında larak her bir gurubun kendi içlerinde benzeşmeye gittikleri görülmekte. Ancak guruplar arası yaklaşım gözlenmemektedir. Öte yandan guruplar içindeki farklılıkların kalkması da sn derece yavaştır. Nitekim ECD ülkeleri içinde bile ülkeler arasındaki farklılıkların yarıya inmesinin 35 yıllık bir süre aldığı hesaplanmış bulunmaktadır. Bütün bu analizlerden çıkan snuç şöyle özetlenebilir; A) Tüm Dünyanın giderek daha fazla entegre lmasının ülkelerin eknmik büyümesini hızlandıracağı varsayımının dğruluğu şüphelidir, B) Kaldı ki eknmileri ticarete açmanın gelişme hızını yavaşlattığını gösteren örnekler vardır. C) Sınırlı örnek kullanılsa da devalüasynun iyileşmeye yl açtığı anlaşılmaktadır. D) Yapılması gereken kalkınmakta lan ülkelerin yapısal değişmeye uğramalarıdır.

75 E) Bu alanda karar verilip uygulamaya geçilse bile snuç almana kadar ticari ve finansal liberalizasynun kısa dönemde kalkınma hızının düşmesine ve Gelişmiş Ülkelerle gelişmekte lanlar arasındaki farkın açılmasına yl açması kaçınılmazdır. F) Bu durumda kalkınmış ülkelerin gelişmekte lanların daha hızlı bir gelişme göstermelerini istiyrlar ise ticari ve finansal liberalizasynun bu amacı tek başına gerçekleştiremeyeceğini göz önüne alarak lağan üstü bir byuttaki yardımı sermaye finansmanı şeklinde gelişmekte lanlara aktarmaları gerekmektedir. G) Aynı ölçüde etkili labilecek diğer bir lanak krumalar alanında bulunmaktadır. Nitekim genelde şeklen hukuki liberalizasyn görülmekle birlikte ülkeler arası araştırmalarda kullanılan ticari liberalizasyn kriterlerinin gerçek durumu tam larak yansıttığı ve kalkınmış ülkelerin krumaları gelişmekte lanlar ölçüsünde kaldırdıkları söylenemez. Bu engelin rtadan kalkması yukarıda özetlenen durumu nisbi larak daha iyi bir hale getirebilir. Bu kşullar altında beklenen iyileşmelerin gecikmesinin,gelişmekte lan ülkeleri yeni kalkınma arayışlarına yönlendirmekte lduğu knusunda göstergeler vardır YAPININ NÜMERİK SNUÇLARI Finansman ve kalkınma kelimeleri genellikle yan yana kullanılmaktadır. Bu kullanımın ardında "Az Gelişmiş Ülkeler kalkınma için yatırıma gerek duyar tasarrufları düşüktür bu amaçla yabancı sermaye ihtiyaçları vardır bu sermaye teknlji sermaye ve beceri şeklinde lur" şeklinde bir kalıplaşmış bir fikir vardır. Bu yaklaşım Az Gelişmiş Ülkelerin Gelişmiş Ülkelerden bir şeyler beklemesi anlamına gelmektedir. Terik larak, sermayenin, zengin bölge ve ülkelerden fakire ülke ve bölgelere akması, buralarda yaratacağı katkı karşılığı bir faiz alması, özel sermayenin gitmediği alanlarda da bu açığın resmi sermaye akışı ile kapatılması beklenir. Bu terik yaklaşım ne yazık ki gerçeklerle uyuşmamaktadır. 30 yıllık bir süreden snra gehşmekte lan ve az gelişmiş ülkelerin (Güney)hala brçlarını ödemede ciddi prblemler yaşamakta lması, hızlı sermaye hesapları liberalizasynu nedeniyle; Türkiye, Meksika Tayland Malaysiya Endnezya Brezilya Rusya ve Arjantin'de rtaya çıkan krizler gelişmiş ülkelerden az gelişmiş ülkelere giden ser- 37 New Ecnmics Fundatin "Re Imaging Finance Fr Develpment", 2001, s.2-7.

76 mayenin nların gelişmesine lanak verecek kadar süre kalmadan hızla geri dönmesinden kaynaklanmıştır.^^ Halen yıllık 240 Milyar sterlin dlayında bulunan az gelişmiş ülkelere giden yabancı dğrudan sermaye (FDI) düzeyi, bu ülkelerce yabancı sermayeye ödenen meblağın çk altındadır. Krizler nedeni ile giden sermaye sadece dışarıdan gelen sermaye değildir. Zayıflamış eknmiler dibi delik çuvahn bşalması gibi öz kaynaklarını da dışarıya kaybetmektedirler. Örneğin. Arjantin 150 Milyar Dlar dış brcu ödeyemez iken bu ülkeden dışarıya kaçan yerh sermaye 130 Milyar Dlar kadar tahmin ediliyrdu. Bu miktarın ülkemizde ne kadar lduğu bilinmemekle birlikte ldukça yüksek bulunduğu bir sır değildir. Gelişmekte lan ülkelerin bu alanda kendi eknmik sistemlerini savunmaya yönelik larak yapabileceği şeyler "Finansal liberalizasyn zrunluluğu" nedeniyle çk sınırlıdır. Bu nedenle brçlu ülkelerin kaderinin yabancı finans çevrelerinin davranış biçimlerine bağlı lduğu söylenebilir. Bağımsız lması gereken devletlerin makr eknmik plitikalarının ve sermaye gücünün dünya piyasalarına bağlanmasının snucu Dünyanın büyük bir mali çevresel ve plitik istikrarsızlık yaşaması lmuştur. Dünyada sermaye verimli alanlarda üretim yapmaktan çk az gelişmiş ülkelerden sermaye transfer etmektedir.zenginden alıp fakire vermesi beklenen düzen "Tersine Rbin Hd etkisi" larak adlandırılabilecek bir şekilde fakirden alıp zengine veren bir biçim almıştır. Uluslararası banka kredileri gelişmiş ülkelerden ve gelişmekte lan ülkelere akan finansman kaynaklarının önemli bir parçasıdır. En fazla dalgalanan kaynak tipi de budur. Sn yıllarda gözlenen ters yöndeki gelişme nehirlerin yukarı dğru akması kadar anrmal bir durumdur. Bu durumu verileri inceleyerek analiz etmek gereklidir. Dğrudan yabancı sermaye yatırımları ve prtföy yatırımları kriz zamanlarında bile fazla bir dalgalanma göstermezken, banka fnları hızla geri gitmektedir.^^ Bm döne;mlerinde Gelişmiş Ülkelerden gelişmekte lanlara dğru aşırı kay- 38 Hawkins, Jhn, Internatinal Bank Lending, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER) Discussin Paper 42, İktisat Dergisi,Kriz üzerine Tartışmalar,tstanbul: İktisat Fakültesi Mezunları Derneği Yayını.Sayı 384. Kasım 1998.

77 nak akışı dğmuştur. Ancak banka kredilerinin % 50 kadarının kısa vadeli lduğu görülmektedir.^^ Kısa vadeli kredilerin payı 1990'dan snra hızla artmıştır. Daha ucuz ancak riskli lan kısa vadeli kredilerin bir kısmı krizlerden snra daha yüksek faizli uzun vadeli kredilerle ikame edilmiştir. Banka kredilerinin % 60'ı n kalkınmakta lan ülkeye gitmektedir. Krediler yerel para ile verilmemekte firmalar kur riski ve vade riskini aynı zamanda taşımaktadırlar. Asya krizi snunda kriz geçiren ülkelerde ithalat azaldığından cari hesaplar fazla vermeye başlamış ve devalüasynların da etkisi ile gelişmekte lanların ihracatı artmıştır. ABD ve AB de gehşmenin yavaşlaması gelişmekte lan ülkelerin kalkınmasını yavaşlatmaktadır. Bankalar gelişmekte lan ülkelerde şube açarak nlara kendi ülkelerinde kredi vermeyi tercihe başlamışlardır. Gelişmekte lan ülkelere kısa vadeli hareketlerle ilgili fn akışı, getirileri etkileyen iki faktör tarafından belirlenmektedir. Bunlar kaynak ülkenin itici faktörleri ile kullanan ülkelerin çekici faktörleridir. Bunlardan çekici (PuU) faktör, itici(push) faktörden daha etkilidir. Push faktör kısa vadeli kredi faizidir. PuU faktör ise eknmik gelişme hızı, döviz kuru değişmeleri döviz rezervleri ve cari hesap durumu larak belirlenmiştir. Araştırmalar Asya krizinin, fnları Asya'dan Latin Amerika'ya yönlendirdiğini göstermiştir. 1990'larda gelişmiş ülkelerde faiz hadlerinin düşük bir seviyede bulunması, itici bir etki yapmış ve uygun kşullar nedeniyle kredi verenler sadece kredi faizine değil, riske göre ayarlanmış getiriye bakmak gerekirken döviz ve vade riskini göz ardı etmişlerdir. Kaynakların transferinde aracı lan bankaların dğacak riski azaltmak için giderek, şube açarak kredi verme yluna gittikleri ve gelişmekte lan ülkelerin hükümetlerinin de yabancı bankaların şube açmalarını destekledikleri gözlenmektedir. Bu gelişmenin altında gelişmekte lan ülkelerin bankacılık sistemlerinin, sermaye yetersizliği, ticari bankacılık beceri eksikliği ve yetersiz banka rganizasyn yapısı larak sayılabilecek dört kaynaktan luşan zayıflıklarını giderme arzusunun yattığı anlaşılmaktadır. Yabancı bankalar sn teknljiyi getirmekte, eleman yetiştir-

78 mekte, uluslararası kaynaklardan daha ucuz kaynak bulabilmekte, karmaşık finansman tekniklerini kullanabilmekte, yabancı sermayeye güven vererek nu teşvik etmektedirler. Yabancı bankaların girişi iç bankacılık kesiminde de rekabeti arttırdığından WT bu serbestliği desteklemektedir.eu ve ECD üyeliği için bu serbestlik uygulanması zrunlu bir kşuldur. Bu gelişimlerin snucu larak gelişmekte lan ülkelerde yabancı bankalar önemli ölçüde yayılmış durumdadırlar ve piyasa payları ülkelere göre değişmekle birlikte % arasında bulunmaktadır. Yabancı bankaların ülkeye diğer bir giriş şekli genelde prblemli bankaları alma şeklinde lmaktadır. Küçük yabancı bankalar genelde küçük sermayeyi ve kırsal kesimi ihmal etmekte ve kriz zamanlarında yerli bankalardan daha az yardımcı lmaktadır. Büyük yabancı bankalar ise yerli bankalar gibi hareket etmekte lduğu gözlenmektedir. Yabancı bankaların ana banka ile lan ilişkileri bunların kredilerini daha istikrarlı yapmakta; yabancı bankaların varlığı uluslararası pazarı iç kşullar hakkında bilgilendirerek paniği önlemeğe yardımcı lmaktadır. Çünkü risk kuruluşları ya riski dğru ölçememekte veya snuçları açıklayarak panik yaratmaktadırlar. Hükümetler değişik ülkelerden değişik yabancı bankaların gelmesini daha güvenilir bulmaktadırlar. Asya krizinden bu yana fnlar gelişmekte lan ülkelerden gelişmiş ülke bankalarına kaymaktadır. Nehirlerin ykuş yukarı akması kadar garip lan bu durumun nedenleri şöyle sıralanabilir; İlk larak Asya krizi durumun hep iyi lacağını sanan bankaları şke etmiş, Rusya krizi ise güvenlerini tam larak sarsmıştır. Böylece kalkınmada başarılı ülkelerin de srun yaşayabileceğinin anlaşılması kredilerin azalmasına yl açmıştır. Kısa vadeli brçların yarattığı tehlikeyi gören ülkeler ise bunları tasfiye ve azaltma yluna gitmişlerdir. Kalkınmaları yavaşlayan ülkelerin yatırımları azaldığından fn talepleri de azalmıştır. İç piyasadaki riskler nedeni ile gelişmekte lan ülkelerdeki sermaye dışarıya kaçmıştır. 40 UNCTAD, Prspects fr FID Flws , 27th April 2004, s.7.

79 Bankalar gelişmekte lan ülkelere gidip rada iç piyasadan tpladıkları mevduatı kullandırma eğilimine girmişlerdir. Bütün bunların snucunda gelişmekte lan ülkelerde aşırı sermaye akımı yerini sermaye kıtlığı almıştır. Eskiden fazla paradan dlayı krize giren ve gelişmeleri aksayan gelişmekte lan ülkelerin şimdi kaynaksızlıktan gelişememekte lması gerçeği ile yüz yüze bulunuyruz. Önümüzdeki yıllarda bu açığın dğrudan yabancı yatırımlar aracılığıyla kapatılmasına yönelik eğilimin artacağı tahmin edilmektedir.^ 9.0. EKNMİK KRİZLER Sn yıllarda Asya ve Latin Amerika ülkelerinde eskisinden farklı yapıda krizler luşmuştur. Bu krizlerin rtak özellikleri şöyle sıralanabilir. lumlu veya lumsuz şkların ana kaynağı uluslararası sermaye piyasaları lmuştur. Sermaye akımları genelde özel kesim arasında gerçekleşmiştir. Bütçe açıklarının krizdeki payı ikinci derecededir. Krizle karşılaşan pek çk ülkede kamu bütçeleri ya fazla ya da kabul edilebilir bir açık gösteriyrdu. (Kre Thailand Arjantin -Meksika 1994) Bu krizler uluslararası değerlendirme kuruluşlarının lumlu nt verdiği ve hızla kalkman ülkelerde rtaya çıkmıştır. Krizlerin rtak özelliği talep ve arz cephesinde yetersiz düzenlemelerin yatması idi. İç mali sistemlerde yeterli önlemler ahnmadan liberalizasyna gidilmişti. Dış mali sistemde ise hiçbir düzenleme yapılmamıştı.^ı 1990'larda uluslararası mali akımlar 1970'lere kıyasla çk hızlı gelişmişse de bu gelişme snuçta ptansiyel tehlike dğurmuştur. 1970'lerde uzun vadeh banka kredileri şeklinde lan fn akımları 1990'larda prtföy yatırımları, rta ve kısa vadeh banka kredileri, ve vadeli mevduat şekline dönüşmüş, dğrudan prdüktif yatırımların payı azalmış; böylece gelen sermayenin büyük kısmının likit lması 1990'larda yabancı fnları kullanan ülkelerde kırılgan bir yapı luşmasına yl açmıştır. 41Ffrench-Davis, Ricard, Financial Crises and Natinal Plicy Issues, Helsinki: Wrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER), August 2002.

80 Tekila krizinden snra kısmi bir iyileşme gözlenip dğrudan yabancı yatırımlar artmışsa da halen de kısa vadeli fnlar önemli bir düzeyde bulunmaktadır. Prtföy yatırımını hedef alan likit fnların temeli 1980'lerin snunda uygulanan Brady Bnd'lardan kaynaklanmakta lup 1990'larda hızlanmış ve özellikle Latin Amerika'da yğunlaşan bu fnların getirileri hızla artmıştır. Dğrudan yatırımların büyük bir kısmının ise firma satın alma ve firma birleşmelerinde kullanıldığını görmekteyiz döneminde yatırımların %50 si prdüktif yatırımlara yönelmemiştir. 1990'ların başlarında Dğu ve Güneydğu Asya ülkeleri mali aracıların mali yapılarının bzuk lması nedeniyle kırılma nktasına yeni yeni yaklaşıyrlardı. Kırılganlığın temelinde büyük dış brçlar, yüksek kısa dönemli likit tahviller, dikkate değer bir dış açık, aşırı değerlenmiş yerli para, sermaye piyasasında yüksek getiriler, düşük iç yatırım hacminin varlığı yatmaktaydı. Bu nitelikleri taşıyan bir eknmi lumsuz plitik ve eknmik haberlere karşı aşırı derecede hassas lduğundan hükümetler uzun sürecek eknmik ve ssyal maliyetlere katlanmadan bu durumdan kurtulmak için fnların ülkeyi terk etmesini önlemek zrundadırlar. 1997'de birçk Asya ve Latin Amerika ülkesi tehlike bölgesine girmiş, önce Asya snra Latin Amerika şiddetli kriz yaşamıştır. Sn 25 yıl içinde sermaye arz cephesinde görülen aşırı hareket hem iyimserlik hem kötümserliğin bulaşıcı hale gelmesinden kaynaklanmıştır. Şu anda gelişmekte lan ülkelere dğru akış çk azalmış durumdadır. Ulusal ve uluslararası kuruluşlar ve plitikalar yeniden yapılanıp bir düzene skulmaz ise bugünkü geçici durumun rtadan kalkması ile yeni bm'lar ve bunu takiben krizler dğması kaçınılmaz lacaktır. Araştırmalar aşırı arz-arz kısıtlaması şeklinde dalgalanan finansal dengesizliğin altında brç alan ve verenler arasında bilgi asimetrisinin bulunması ve aracıların yarattığı lumsuz etkilerin yattığını rtaya kymaktadır. Finans kaynakları geleceğin tahminlerine göre luşmaktadır. Gelecekle ilgili bilgi ise mevcut değildir. Enfrmasyn ylu ile beklentileri luşturma çabaları akıl karıştırdığından, her yerde sürü davranışları, hudutları aşan dalgalanmalar ve dengesizlikler luşmaktadır. Brç verenler açısından önemli lan iki farklı nkta vardır; Birincisi arz cephesinde hareket eden ajanların davranışı ki bunlar genellikle kısa vadeli hareketlerde uzman lup kısa vadeli luşumlara karşı aşırı hassastır.ikincisi ise ülkelerde-

81 ki yatırım lanakları knusundaki bilgilerin çk yavaş yayılmasıdır. Bu iki faktör sürekli larak ve bir süreç içerisinde , , dönemlerinde etkin lmuştur. Az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelerde dğan krizler kısa vadeli yabancı sermaye için yüksek getiri sağlamaktadır. Bunun kaynaklarını hisse senedi fiyatlarının, emlak fiyatlarının düşmesi, faiz hadlerinin yükselmesi, krizle birlikte luşan döviz kuru luşturmaktadır. Latin Amerika'da kriz döneminde hisse senedi ve emlak knusundaki yatırımların %300 e varan getiri sağlamasını bu duruma iyi bir örnek larak gösterebiliriz. Asya ülkelerindeki durum biraz daha değişiktir. Bu ülkeler daha çk iç tasarruflara dayanarak kalkınmışlardır. Ödemeler dengesi açıkları nedeni ile yüksek faiz haddi luşması, bir snraki aşamada artan fn girişi ve yerli paranın aşırı değerlenmesine yl açmakta, bu durum ise iç kredi artışı ve ödemeler dengesi açığı ile snuçlanmaktadır. luşan açık kısa vadeli kaynakla finanse edilmekte ve belli bir düzeye gelince, brç verenlerin beklentileri değişmekte ve bunlar önlem alma ihtiyacı duymaktadırlar. Böylece fn akımları iki gurup faktörün birbirini etkilemesi ile açıklanabilmektedir. Bir ülkede hisse senedi fiyatları çk yükselmişse. Yerli para aşırı değerlenmişse, dış brç sürdürülmesi güç bir düzeye çıkmışsa, kriz beklentileri dğar. Kısa vadeh düşünen finans ajanlarının düşünce ve beklentileri de kriz luşumlarında aşırı derecede etkilidir. Bm dönemi başladığında brçlanma 4-6 yılda aşırı düzeye yükselir. Gelir dalgalanmalarının ana kaynağı kredilere bağlı larak artan taleptir. Makr eknmik dengesizlik ise verimli yatırımlar için gereken rtamı bzar. Gelişmekte lan ülkelerde mantıksız lan ve tplam faktör verimliliğini lumsuz etkileyen şey tritelerin uzun dönemli karar almaları gerekirken mikrfinans uzmanları ve finans basınının etkisi altında irrasynel davranışa yönelmeleridir. ysa yapılması gereken şeyin sürdürülebilir dış açık, sınırh ve uzun vadeli dış brç, iç tasarrufların artışı, paranın aşırı değerlenmesinden kaçınma gibi plitikalar uygulamak lduğu herkesçe bilinmektedir. Bu plitikalar uygulanmadığında kriz başlar ve büyük bir maliyet ödenir. Bunu ödeyen çalışanlar ve girişimcilerdir.

82 iç ve Dış finans piyasalarının, güçlü bir şekilde birbirine bağlı lmasının yl açtığı dış sermaye akımları ile iç eknmik faaliyetlerin ilişkisi, dıştan kaynaklanan dalgalanmalar ve bunun yl açtığı ülke zayıflıkları şeklinde rtaya çıkarak sn 25 yılda gelişmekte lan ülkelerin önemli bir srunu lmuştur. Bu durum nedeniyle iç eknmik plitikaların "Dış kaynaklardan nasıl faydalanılmak, sermaye hesabındaki açık nasıl giderilmeli, dğacak dalgalanmaların eknmiye etkileri nasıl azaltılabilir" srularına cevap luşturacak nktalarda tplanması gerekmektedir. Bu alanda İki tamamlayıcı plitika aracı kuuanılabilir.bunlar; A) Sermaye hesabı knusunda yapılacak düzenlemeler B) İç finans aracıları için alınacak dalgalanmayı önleyici sınırlamalardır. Sermaye hesaplarındaki dalgalanmalar bir yandan hareketliliğin fazlalığı diğer taraftan bulaşmadan (Panik) kaynaklanmaktadır. Ülkelerle ilgili beklentilerdeki önemli değişmelerin genellikle risk değerlendirme kuruluşlarından kaynaklandığı, bunların etkisi ile derin dalgalanma yaratıcı değişiklikler meydana geldiği, finans kaynağı bulmada vadelerde ve faiz hadlerinde güçlükler yaşandığı gözlenmektedir. En zararlı dalgalanma kısa dönemli lanlar değil rta vadeli dalgalanmalar lup bunlar birkaç yıllık kaynak blluğunu takiben birkaç yıllık kaynak kıtlığı şeklinde gelişmektedir. Sermaye hesabı düzenlemeleri dengesiz sermaye hareketini önleyen önemli bir makr eknmik araç larak kullanıldığında lumsuz etkileri kmpanse edebilmektedir. Para plitikası tedbirleri ise döviz birikiminin etkilerini sterilize etmekte ayrıca genişleyici para ve maliye plitikası uygulanmasına lanak vermektedir. Sermaye hesabı düzenlemeleri aynı zamanda brç plitikası aracı larak da kullanılabilir. Ülkeler için sağlam dış brç yapısı önemlidir. Belirsizlik zamanlarında piyasa için önemli lan, kısa dönemli brçların çevrilebilmesi değil, tplam brç yönetilebilirliğidir. Uzun vadeli brçlanma, riski azaltır. Bu nedenle kaynakların bl lduğu zamanda brç vadesinin uzatılmasına yönelik plitikalar uygulanmalıdır. Bu hem kamu hem özel kesim için geçerlidir. Sermaye hesabı düzenlemelerinde kullanılabilecek yeni araçlar vardır.- Bunlar arasında "Giren Para"ya Şili ve Klmbiya'da uygulanan fiyat kısıtlamaları ile

83 Malaysiya'da uygulanan çıkan paraya kısıt knulması sayılabilir. Çin ve Hindistan ise eknmilerini, aşırı dalgalanmalardan,geleneksel döviz kntrl uygulamaları ile krumaktadırlar. İç aracı kuruluşların denetlenmesi, dğrudan müdahale yerine geçebilecek alternatifi bir yldur.ancak, bu uygulama, mali sistem dışındaki aracıların payını arttıracağı için ve kntrl zrlukları nedeniyle pratik değildir. Dışarıdan brçlanmaya sınır getirme, dış piyasadan brçlanmaya vergi kyma da diğer alternatiflerdir. Fiyatlara müdahaleyi hedef alan önlemler genelde daha üstün lup yönetimi daha klaydır. Düzenleyici önlem ve kntrller şeffaflık, dürüstlük ve verimlilik açısından ülkelere kazanım sağlar. Bu düzenlemeler yapılmadan liberalizasyna gidildiğinde lumsuz snuçlar alınmaktadır. Şili'de, 1990'larda, hazinenin, 1983 krizinde GDP'nin 1/3'ü kadar yük altında kalmış lmasına rağmen aynı hataları tekrarlaması, dğabilecek lumsuzlukların byutu açısından iyi bir örnektir ve krizleri Latin Amerika'da ve Dğu Asya ülkelerinde kntrl ve düzenlemelerin kaçınılmazlığını göstermiştir. günden bu yana önemli düzenlemeler uygulanmaktadır. Finansal önlemler uygun makr eknmik plitikalarla birlikte uygulanmadığı takdirde tek başlarına yetersiz kalmaktadır. Bir bankada meydana gelen herhangi bir srun zincir reaksiynu şeklinde diğerlerine yansıyacağından alınacak önlemlerin bu tür riskleri rtadan kaldıracak nitelikte lması gerekir. Önlem türleri bankaların kaynaklarını nereye yatırdıkları ve kendi yapılarını nasıl düzenledikleri knusuna uygun larak değişecektir. Bankacılık sisteminde yapılacak düzenlemelerle şunlar amaçlanır; Risklerin değerlendirilmesi ve azaltılması. Muhtemel kayıplar knusunda yedek ayrılması. Beklenmeyen kayıplar için yeterli sermaye bulunması. Faizlerin ve kredi tahsislerinin devletçe belirlendiği ve kamu bankaları ağırlıklı bir rejimden, ticari bankaların hakim lduğu bir sisteme geçiş anında, hemen sermaye hesapları liberalizasynu gerçekleşir ve yabancı kuruluşlar iç piyasalara girerlerse ve bu bankalar iç pazar knusunda yeterli bilgi birikimine sahip değillerse, srun dğar ve krediler yanlış dağıtılır. Birçk ülkede tipik gelişme, kredi artışı, vadelerde dengesizlik, kur riski rtaya çıkması şeklinde gerçekleşmiş ve bankacılık krizine yl açmıştır. Bunu yaratan temelde iç aktörlerin hatalı davranışlarıdır. Dış şkların da eklenmesi durumun-

84 da srun daha da kritik bir hal almaktadır. Finans sisteminin krize girmesi halinde çözüm reçetesi standarttır. Devlet ödenmeyen brcu devralır, Bankalara sermaye enjeksiynu yapılır. Bu varlık satışı, banka birleşmesi veya yabancı banka rtaklıkları ile gerçekleştirilir. Daha snra yeni bir krize karşı önlem lmak üzere hukuki düzenlemeler yapılır gözetim sıkılaştırılır daha çk bilgi ve daha çk şeffaflık istenir. StaUing ve Stuard W.B. verilerine dayanarak yaptıkları araştırmalarda bu aşamaların başarı ile ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebildiklerini rtaya kymuşlardır. Arjantin'de reçeteleri en sıkı uygulayan bir ülke lmasına karşılık döviz kuru knusunda uygulanan sistem nedeniyle kriz dğmuş ve büyük makr eknmik şk nedeniyle bu reçete yetersiz kalmıştır. Döviz sistemi gelişmekte lan ülkelerde çk önemli ve hem ticarette hem fiyatta etkili çk önemli bir unsurdur. Ticari kesim dğal larak reel döviz kuru uygulanmasını talep eder. Çünkü bu rekabeti güçlendiren ana nedenlerinden birisi ve kaynakları ihracata yönelik yatırımlara kanalize edecek önemli bir unsurdur. Sermaye hesabından gelen istek ise döviz kurunun uluslararası finans pazarındaki dalgalanmaları absrbe edecek esnek bir makr eknmik araç larak kullanılması ylundadır. Çünkü para plitikası önlemleri arasında döviz kuru şkları karşılayan en önemli unsurdur. Bu kısa vadeli makr eknmik yönetim aracı çğu kez ticaretin isteği ile çehşmektedir. Döviz kurunda esnek döviz kuru veya Dlara sabit bağlanma şeklinde başlıca iki sistem vardır. Ayrıca bu ikisinin arasında ara sistemlerde bulunur. (CrawHng pegs. Dirty Flating vb.) Tam katı döviz kuru sistemleri bunu uygulamak için gereken ücret ve fiyat esnekliği genelde sağlanamadığından dış şkları şiddetlendirmektedir. Diğer sistem Currency Bard kurmak ve bunun aracılığı ile önlemler almaktır. Bu durumda şklar iç piyasadaki faaliyetlere ve fiyatlara yansır. Ancak bu sistemde bile yerli paranın aşırı değerlendiği knusunda bir kanı dğarsa bazı önlemler almak gerekebilir. Esnek döviz kuru sisteminde, açık sermaye hesabı varsa dalgalanmaları önleyici para plitikası döviz kurunun dalgalanmasını önler ve sistemin lumlu etkilerini yk edebilir. Böyle bir sistemin başarısı para ve kredi piyasalarını iyi yönetmeye bağlıdır.

85 Etkin yönetim,sermaye hesabı düzenlemeleri ve ara döviz kuru sistemleri uygulanarak sağlanabilir. Uygulamada para tritesinin bağımsızlığı gerekli ve önemlidir. Bu rejimler ancak çk şiddetli dalgalanmaların lmadığı durumlarda kullanılabilir. Ara rejimlerin zayıf nktaları da vardır. Şöyle ki; 1. Başarılı lacaklarına piyasa inanmaz ise spekülasyna yl açarlar. 2. Rezerv birikimi ylu ile sterihzasyn yöntemi bm çk yüksek ise mali bakımdan pahalıya mal lur. 3. Bu sistemde sermaye hesabı ile ilgili önlemler tam anlamı ile etkili lmaz. Her şeye rağmen ara rejimler bir krizlerden daha az maliyet getirir. Bir ülkeye fazla para geldiğinde cari hesap bzulur, hisse senedi fiyatları artar, yerli para aşırı değerlenir. Artış talep yaratır, iç tasarrufları azaltıp tüketimi arttırır. Dış dengeyi bzar. Reel denge fiyatlarından büyük sapmalar ülkelere çk pahalıya mal lur. Bu nedenle sermaye girişinin lumsuz etkilerini gidermek için esnek bir plitik önlemler paketi ve bu paketin parçası larak uygun mali plitikalar luşturulmalıdır.. Bu plitikalarla bir yandan kamu bütçesinin dengesi diğer taraftan tplam talebin yönetilmesi amaçlanır. Plitik önlemler ilk amacı gerçekleştirir. Para plitikası ise diğerini sağlar. Para plitikalarına aşırı güvenmemek gerekir. Krizlere karşı önlem ancak mali ve para phtikası tedbirlerinin birlikte kullanılması ile sağlanabilir. Mali plitikalar 1998 den bu yana eknmileri düzeltme prgramlarında ön plana çıkmış, işsizlik sigrtası, zrunlu emeklilik, VAT, Ürün stabilizasyn fnu luşturmak gibi birçk önlem ve araç geliştirilmiştir. Gelişmekte lan ülkelerde meydana gelen yeni tür knjnktür dalgalanmalarının hakim karakterinin, özel harcamalarda ve ve ödemeler dengesinde dış kaynakların yl açtığı şiddetli dalgalanmalar (Yükselme ve çökme) lduğunu gösteren pek çk araştırma vardır. Bu ülkelerde dış şkların etkisi iç piyasa güçleri tarafından şiddetlendirilmektedir. Bunun nedeni döviz kurunun, mali plitikaların ve para plitikalarının kriz yaratıcı yönde lması, finansal piyasalardaki aracıların ve IMF gibi uluslararası kuruluşların lumsuz katkılarıdır. Bzulmaya, beklentilerin değişmesi, iç makr eknmik yetkililerin güvenilirliğinin değişmesi ve iç finansal aracıların da katkısı lmaktadır.

86 Bütün bunlar bir arada gelişmekte lan bir ülkeyi tehlike sahasma skarlar. Tehlikenin göstergeleri ise; A)Yüksek dış brç düzeyi ve bunun büyük kısmının kısa vadeli lması. B) Yüksek cari hesap açığı Yerli paranın aşırı değerlenmesi İç mali araçların ve gayrı menkul fiyatlarının yükselmesi, şeklindedir. Bu unsurlara bakılarak alınması gereken önlemler şöyle sıralanabilir. Dış brçların yönetilebilir bir düzeyde tutulması. Bu knu genellikle alınan kaynağın nerede kullanıldığı ile de yakından ilgilidir. Döviz kurunun gerçekçi bir düzeyde luşması için gereken önlemlerin ahnması Sermaye girişi ve çıkışı ile bütçe ve mali sistemde kapsamlı ve tutarlı makr eknmik plitikalar uygulanması. Uluslararası mali yapının çk dengeli ve etkin bir küreselleşme sağlayacak şekilde düzenlenmesi için gereken çalışmaların tamamlanması E)Yüksek knjnktürle ilgili kriz önleme plitikalarının luşturulup uygulamaya knulması Şiddetli bir krize giren ülkeler genelde şiddetli bir gelir düşmesi yaşarlar. Gelir üzerindeki etki üç kademelidir. 1. Verimli yatırımlarda şiddetli azalma 2. Ödemeler dengesinde bzulma 3. Ssyal göstergelerin-örnek emek pazarı- sürekli larak lumsuz yönde değişmesi ve eski haline gelmesinin zaman alması. Bu üç nkta aynı zamanda kriz döneminde plitika uygulamalarının önceliklerini belirler. Yapılacak işler şöyle sıralanabilir; 1. Kamu yatırımlarının devam ettirilmesi, 2. Özel yatırımların teşvik edilmesi, 3. Brçların yeniden yapılandırılması 4. Döviz riski ve vade riskini azaltıcı önlemler alınması 5. Ssyal yapıyı destekleyici önlemler alınması. Tam açık sermaye hesabının iç makr eknmik kötü yönetimi önlediğini ileri süren bir görüş vardır. Bu; ancak dengesizlik büyük bütçe açıkları, gevşek para plitikası, önem verilmeyen aşırı para değerlenmesi gibi iç kaynaklardan dğuyr ise dğrudur.

87 Srumsuz yöneticilerin varlığı halinde piyasa sezgilerindeki değişme bu etkiyi kaldıracaktır. Gevşetilmiş talep plitikaları veya aşırı değerlenmiş yerh para bm sırasında mali piyasalarca desteklenir ve yaratıhr. Kimin hangi plitikayı uygulayacağı ve krizin hangi aşamasında bulunulduğuna bağlı larak kriz zamanında bunun tam tersi plitikalar uygulanır. Kredi değerlendirme kuruluşları, yatırım bankaları, genellikle kriz yaratıcı yönde hareket ederler. Sermaye hesabının açılması eknmik temellerin sarsılmasına yl açabilir. Böylece piyasa disiplini iç kaynak dengesizliklerini rtadan kaldırırken dış kaynaklar dengesizlik nedeni lur. Piyasanın çahşması kriz giderecek yerde kriz yaratacak yönde etki yapar. Finansal aracılar ister istemez önemu makr eknmik etki yaratırlar. nların sürü davranışı fnları bir ülkeden daha iyi lanaklar sunan diğer bir ülkeye yönlendirerek fn çıkan ülkede kriz şartları yaratır. Ajanların İyi kar, kredi garantisi, yüksek hisse fiyatları, düşük değerlenmiş iç para ve dlara bağlı lmaları ve dünya piyasasında yönetim sistemi lmaması, gözetim eksikliği iç piyasalarda etkin yönetimi lanaksız kılar. Bu kşullarda eknmideki suni genişleme dış kaynaklı yanlış yönlendirmeden kaynaklanır ve snunda çöker. Aşırı brçlanma ve uzun süreli fn çıkışlarını takiben eskiden bu eknmiye övgü düzen aracılar çöküşün nedeni lur. Bu kşullarda temel tedbirler alınması gerektiği knusunda hemen herkes mutabıktır. Ancak temel tedbirlerin neler lacağı knusunda herkes aynı kanıda değildir. Sayılan tedbirler arasında; düşük enflasyn, sağlam bütçe, dinamik ihracat, yönetilebilen dış brç, düşük randa kısa vadeh brç, gerçekçi döviz kuru, iyi bir denetim sistemi, mali sistemde kntrl ve şeffaflık sayılmaktadır. Bunlar sağlandıktan snra yapısal bir bütçe dengesi, ve atıl kapasiteyi kullanacak şekilde iç talebin teşviki, gibi önlemler uygulanabilir. Yöneticilerin açmazı: şudur. Mali aracılar küreselleşme nedeni ile ülkelerin makr eknmilerini yönetir hale gelmiştir. Bunların davranışlarının maliyetini firmalar ve halk yüklenmektedir. İyi bir eknmik sistem verimlilik artışını spekülasyndan daha fazla değerlendirip teşvik eder. Bu da şeffaflık ve srumlulukla gerçekleşir.

88 Finans piyasalarının entegrasynu iç plitikalar üzerinde güçlü bir etki yapmış,yöneticiler iki arada bir derede kalmışlardır. Bir yandan seçmenlerine öte yandan finans kaynağı sağlayanlara yaranmak zrundadırlar. ysa ki finans ve sermaye piyasalarındaki bugünkü durumu karşısında her ikisinin bir arada gerçekleşmesi çk güç bir iştir. Bu alanda lumlu snuç almanın anahtarı fn akımları ve makr eknmik sürdürülebilir kalkınmanın aynı anda gerçekleşmesinde yatmaktadır. Acaba bu ne ölçüde ve hangi ülkeler için mümkündür? Takip eden bölümde bu knuyu irdeleyeceğiz ULUSAL EKNMİLERİN SÜRDÜREBÎLİRLİĞÎ Finansal küreselleşme, para (Özellikle değer saklama fnksiynu açısından) varlıklar (Assets), faktör fiyatı esnekliği, kuruluşlar ve uygulama sistemi arasındaki ilişkiler açısından değerlendirildiğinde, şöyle bir görünüm rtaya çıkmaktadır; Bazı ülkeler, uluslararası para, esnek kur sistemi ve sağlıklı kuruluşlar ve uygulama sistemi larak 3 temel lanağa sahiptirler. Buna sahip lan ülkeler dünya eknmik sistemi hatalı luşsa ve srun yaratsa da bu sisteme entegre labilirler. Ancak gelişmekte lan ülkeler genelde bu temel bileşenlere sahip lmayıp,zayıf para, kurda hızlı bir dalgalanma krkusu ve zayıf uygulama kuruluşları ve uygulama sistemine sahiptirler.42 Az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkeler için, uluslararası para sisteme entegre lmada gelişmiş bir paraya indekslenme veya iç parayı güçlendirme şeklindeki iki alternatif vardır. Finansal küreselleşme, ülkelerin Dünya finans piyasaları ile bütünleşmelerini ifade eder ve yeni bir kavram değildir. Ancak sn yıllarda şekil değiştirmiştir ve gelişmekte lan ülkeler için çözülmesi güç prblemler yaratmaktadır. Bu ülkelerin risklerden kaçınarak finansal küreselleşmeye katılmaları lanağı nedir?bu sruyu cevaplamak için tarihi gelişime göz atmak gerekmektedir. Tarihte altm standardı döneminde finansal küreselleşme sınır ötesi sermaye akımları artışı, merkez ve çevre ülkeler arasında uluslararası yatırım ve finansman şebekeleri luşması şeklinde gözlenmiş, döneminde ise para ve sermaye hareketleri en aza inmiştir döneminde iç finans piyasalarının sıkı kurallara bağlanması ve serma- 42 Trre, August, Yeyati, Eduard Levy Sergi Schmukler, L. Financial Glbalizatin:Unequal Blessings, Washingtn DC:Wrld Bank Plicy Research Paper

89 ye akışlarının siki kntrl edilmesi kşulları altında Dünya finans sistemi yeniden yapılandırılmıştır. 1970'lere gelindiğinde Dünyada yeni bir uluslararası finansal rganizasyn luşmuş, bu rganizasyn sermaye hareketlerinin serbest bırakılması, iç finans sistemlerinin serbestleştirilmesi, büyük teknljik buluşlar (sadece ICT değil finansal ürün mühendisuği alanında yeni ürünler çıkması), şeklinde rtaya çıkmıştır. 1980'lerin ikinci yarısında ise gehşmekte lan ülkeler bu yeni finansal küreselleşme dalgasına hızlı bir giriş yapmışlardır. 2002'de bsfelt ve Taylr şunu ileri sürmüşlerdir "Bir ülke üç plitik amaçtan sadece ikisini gerçekleştirebilir. Bunlar Sabit veya istikrarlı nminal kur düzeyi Sermaye mbilitesi ve tnm para plitikasıdır." Uluslararası sermaye hareketlerinin serbestliği ancak kur üzerinde yardımcı plitik destekler veya kur istikrarından vazgeçilerek para tritelerinin iç hedeflere göre serbest bırakılması suretiyle gerçekleştirilebilir. Eğer bir ülke hedef larak kur istikrarını ahrsa ve para plitikasını iç hedefler için serbestçe kullanırsa -Bu plitikalar ancak Brettn Wds sistemindeki finansal küreselleşmede geçerli lduğundan-sermaye hareketleri üzerine mutlaka kntrl kymak zrundadır. Sn yıllarda Gelişmekte lan ülkeler büyük ölçüde kur ayarlamaları yapmak zrunda kaldılar. Bu amaçla değişik sistemler (Sft Pegs, Hard pegs, CrawHng Bands, Flexible Exchange Rates) uyguladılar den bu yana yakm zamanlarda birçk gelişmekte lan ülke esnek kur sistemine sahip lduklarını açıklamışsacda bunu yaparken sürekli larak dalgalanma krkusu içinde yaşadıklarından tnm para plitikası uygulayamamışlar; birçk kez finansal krizlere yakalanmışlardır. Bunlara örnek larak 1980'lerde Latin Amerika, 1994 de Venezüella, de Meksika, Dğu Asya, 1998 Rusya, 1999 Brezilya, 1999 Equadr, 2001 Türkiye, Arjantin verilebilir. Her ne kadar Finansal küreselleşmenin tek başına finansal krizlerin nedeni lduğu söylenemez ise de Brettn Wds sistemi snrasında gittikçe artan ranlarda ikili krizler (Kur-Bankacılık), Üçlü krizler (Kur-Bankacılık-Brç) görülmeye başlandığı da bir gerçektir. Finansal küreselleşme dönemi özellikle Gelişmekte lan ülkelere ters sermaye akımları ve sermaye akımının durmasından kaynaklanan acı deneyimler yaşatmıştır. ysa başlangıçta iç finans sistemlerinin Dünya finans sistemine entegrasynu ile

90 gelişmekte lan ülkelere şu yararlarm sağlanacağı ileri sürülüyrdu; A) Dalgalanmaları önleyici para plitikaları uygulayabilme, B) Tüketim dalgalanmalarının azalması, C) İç finansal piyasaların çeşitlenip derinleşmesi, D) Sermaye maliyetinin düşmesi, E) İç para ile uzun vadeli işlemler yapılabilmesi ve fn bulunabilmesi. Ancak öngörülenler ve beklenen yararlar gerçekleşmemiştir. Cari Finansal küreselleşme dalgası içinde ülkelerin başarı ve başarısızlıkları uluslararası finans piyasalarına bağlandıklarında üç unsur üzerinde etki yaratmaktadır. A) Para (Özellikle nun değer saklama fnksiynu) B) Değer Esnekliği (Varlıkların ve Faktörlerin fiyatları) C) Kuruluşlar (Bunların ve hukuki sistemin kalitesi) Dünya piyasalarına başarı ile adapte lmak için ülkeler sağlam para (Uluslararası kabul gören döviz). Esnek kur ve Sağlam Kuruluşlarca sahip lmak zrundadırlar. Kalkınmakta lan ülkeler genelde bunlara sahip lmadıklarından zayıf para, kur dalgalanması krkusu, zayıf kuruluşlar nedeniyle tatsız deneyimler yaşamaları kaçınılmazdır. Bu durumu önlemek için ya sağlam bir paraya indekslenmek veya iç paralarını sağlam tutmak alternatifleri ile karşı karşıyadırlar. İç ve dış finansal piyasaların iyi çalışmadığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu piyasalardaki başlıca prblemler Piyasaların tam rekabet kşullarının luşmamış bulunması, asimetrik bilgilerin varlığı ve ahlaki lmayan davranışlar larak sayılabilir. Bunlar iç piyasada zaten var lan gerçeklerken bir ülke uluslararası finansman sistemine bağlanmakla dışarıdaki bu faktörlerin de etkisi altına girmektedir. halde bir ülke bu kşullara sahip lmadıkça sağlıklı larak dış piyasalara bağlanamayacaktır. Uluslararası sisteme bağlanmada önemli faktörler i şöyle tanımlanabiliriz; Uluslararası geçerli para ; Hem yurt içinde hem de yurt dışında herkesin kabul ettiği bir parayı ifade eder. Bu nedenle hem iç hem dış brçlanmada kullanılabilir. Bu ylla güvenilir makr eknmik plitikalar ve sürdürülebilir mali plitikalar uygulanmasına lanak sağlar.

91 Esnek kur Bu, bir ülkenin parasını diğer ülke paralarına karşı serbest bırakmasını ifade eder. Ülkenin bunu büyük miktarda rezerv tutmadan yapacak durumda bulunması şarttır. Esnek kur sistemi fiyat istikrarını sağlayan güvenilir bir Merkez Bankasına sahip lmayı gerektirir. Sağlam Mevzuat; Bununla finans sisteminde dğan srunları çk kısa sürede çözebilen bir sistem anlatılmak istenmektedir. Sağlam hissedar ve kredi veren hakları, anlaşmaların uygulama zrunluluğu, işlem maliyetlerinin düşüklüğü, enfrmasyn asimetrisinin lmaması ancak sağlam bir hukuk sistemine sahip lunarak sağlanabilir. Yukarıda sayılan üç temel unsura sahip lan bir ülke tam rekabet kşulları lmasa da uluslararası finans piyasalarına entegre labilir. Çünkü bu üç faktörün karşılıklı işlemesi snucu entegrasynun riskleri giderilebilir ve faydaları ise maksimize lur. İç para esaslı uzun vadeli varlıkların luşumu kur ve vade uyumsuzluğunu giderir. Kur dalgalanmaları ise ülke riskini azaltır. Uluslararası geçerliği lan paraya ve esnek kur plitikasına sahip lma Merkez Bankasının dalgalanmayı azaltıcı plitikalar uygulamasına lanak verir. Uluslararası geçerliği lan paraya sahip lmak knjnktürel dalgalanmaları önleyici para plitikası uygulamak için yeterlidir. Bu sistem Tradeables ile Nn Tradeables in rtaklaşa belirlediği kuru büyük kayıplara yl açmadan luşturur. Ücretler ve fiyatların aşağı dğru esnek lmamasının yl açtığı dengesizlik işsizlik ve depresyn yaratıp harcamaları kısmaya gerek kalmadan kur dalgalanması ile kendiliğinden gerçekleşir. Bu üç unsura sahip bir ülkede geçici larak aşırı kapasite ve işsizlik varsa kurun düşmesi eknmik faaliyeti arttırarak dengeyi sağlar. Kurların düşmesi ile uluslararası ticarete knu lmayan ürünleri üreten aile ve firmalar iç para ile brçlandıklarından para değerinin düşmesi nların brçlarını azaltır. Bu da eknmik faaliyeti daha da hızlandırır. Uluslararası ticarete knu mallar üreten sektör ise kur ve vade uyumsuzluklarını hedge mekanizması ile veya yabancı para ile değil yerli para ile brçlanarak atlatır. îç paranın uluslararası piyasalarca kabulü halinde Merkez Bankası hem iç hem de dış piyasadan brçlanarak banka sistemini destekler. Böylece zararlı spekülatif ataldardan kaçınabilir. Merkez Bankası'nm güvenilirliği ve tasarrufların iç para ile yapılması ülkede hükümetin dengeli plitika uygulayacağı knusunda ki güveni arttırır. Bu kşullara sahip az sayıda ülke vardır. ABD, Almanya, ingiltere, Japnya bu

92 özelliklere sahiptir. Bu ülkeler uluslararası Finansal küreselleşme rtamı bzuk da lsa da Finansal Küreselleşme den yarar sağlarlar. Uluslararası ticaret ve finans akımlarına açık ancak dengesizlikler yaşayan gelişmekte lan ülkeler zayıf para, dalgalanma krkusu nedeniyle sınırlı kur esnekliği, zayıf iç hukuki ve kurumsal sistemlere sahip lduklarından bunların uluslararası finans pazarlarına entegre lmaları nlar için tehlike yaratır. Zayıf para iç piyasada ve uluslararası piyasada güvenilir bir değer saklama aracı larak kabul edilmeyen paradır. Bu tür paraya sahip ülkelerde uzun süre düşük enflasyn yaşansa da iç yatırımcılar genelde iç parayı değil dış paraya dayalı mali varlıkları tercih ederler. Bunu finansal duarizasyn larak adlandırabiliriz. Bu durumda Nn-Tradeable üreticileri brç dlarizasynu ile karşı karşıya kalırlar. Dlar dlaşımında srun ve kısıt luşması kşulunda her şey kısa vadeye döner. Bu nedenle zayıf para finansal kırılganlığa yl açar. Çünkü iç paraya dayalı finansal varlıklar rtadan kalkar. İç piyasada kur ve vade uyumsuzluklarından kaynaklanan srunlar yaşanması kaçınılmaz lur. Bu tür ülkelerde dalgalanma krkusu lduğundan esnek bir kur sistemi ilan edilmiş lsa bile kur istikrarını sağlamaya yönelik plitikalar uygulanır. Faiz ve döviz plitikaları ylu ile istikrar sağlanmaya çalışılır. Bir kriz halinde bu ülkelerde Nn- Tradeable üretenler iflaslarla karşı karşıya kalırlar ve bu durum Bankacılık Sistemi'ni iflaslarla karşı karşıya getirir. Bu kşullarda Merkez Bankasının sn merci larak enflasyn yaratmadan müdahale limiti uluslararası bağlantılar nedeniyle sınırlıdır. Durgunluk yaratmak ise enflasynu arttırıp her şeyin Dlara indekslenmesine yl açtığından lumsuz snuç verir Finansal Dlarizasyna giren ülkelerde plitik karar alıcılar genellikle kur istikrarını faiz haddi istikrarına tercih eder ek eknmiye makul bir para çıpası sağlarlar. Zayıf kuruluşlar ve Hukuk Sistemi bu ülkelerdeki üçüncü zayıf nktadır. Bu zayıflık yönetimi zrlaştırır. Merkez bankalarının plitikanın etkisi altında lması aşırı risk dğurur ve paranın değer saklama tercihini azaltır. Böyle bir yapı küreselleşmeyi de lumsuz etkiler. Çünkü uluslararası piyasalara bağlanılması durumunda luşabilecek lumsuz etkileşimler nedeniyle üç faktör bir arada kırılgan mikreknmik rtam yaratır. Finansal sistem dış şklara lduğu kadar kendi yarattığı ataklara karşı da zayıftır.dalgalanma krkusu ile uluslararası rezervlerin yerli para ve banka mevduatı için ikinci bir garanti lmak üzere yüksek tutulması ülkeleri spekülatif ataklara karşı zayıflatır. Mevcut yapıda bir değişme lmasa da kaçınılmaz sermaye kayıp-

93 larma yl açar. Bu ülkeler tipik larak ve giderek artan randa finansal dlarizasyna sürüklenirler. Bu durum kısmen sistemin kendi içindeki çalışma biçiminden, kısmen de dış Dünya ile lan ilişkilerden dğar. Finansal küreselleşme dış fnlara ulaşım kapısını açarken yüksek maliyetli, kısa süreli ve faiz riski taşıyan iç kaynak ile kur riski taşıyan dış kaynak arasında karar verme srununu rtaya getirir. Zayıf kuruluşların varlığı risk fiyatlaması sistemini bzar. Snuçta aşırı dış para ile brçlanma srunu dğurur. Bu ülkeler yerli paranın aşırı değerlenmesi srunundan da kaçmak zrundadırlar. Finansal açıdan dlarize lmuş bir eknmide yüksek ölçüde devalüasyn sadece enflasynu arttırmakla kalmaz, ayrıca yabancı para ile brçlanmış Nn-Tradeable sektörün ödemelerini güçleştirerek bankacılık sistemini riske atar. Aynı tehlike Dlarla brçlanan kamu kesimi için de geçerlidir. Bunun snucu kur etkilenir ve devalüasynun eknmideki lumsuz etkilerini şiddetlendirir. Kalkınmakta lan bir ülkede iç pazarın zayıflığından kaynaklanan devalüasyn dış pazarların krizi şiddetlendirici etkilerinin eklenmesi ile daha lumsuz snuçlar dğurur. Bir ülkenin ödeme gücü döviz kuru ile dğru rantılı lduğundan eknmik durgunlukta faizleri arttırmak para kaçışını önlemek için çk kullanılan bir yldur. Ne var ki bu tutum yüksek sermaye maliyeti ve yerli paranın aşırı değerlenmesinin ihracat ve ithalat üzerindeki etkileri dlayısı ile iç pazarın küçülmesine ve yatırımların azalmasına yl açar. Finansal küreselleşme iç plitikalar ve kuruluşlardaki uyumsuzlukları arttırır. Ayrıca dış piyasalarla lan ilişkileri bzar. Bazı gelişmekte lan ülkeler bu knudaki zayıflıklarını giderebilirlerse de bu çğunluk için bu uzak bir hayaldir. Bu durumda ellerinde paralarını bir başka paraya bağlamak veya iç para değerini krumayı ana plitika haline getirmek larak iki alternatif kalır. Zayıf ülkeler kendilerini finansal küreselleşmeden izle etmeyi düşünebilirler. Ancak bu gerçekçi bir yl değildir. Çünkü bugünkü teknik lanaklar altında fiili larak sermaye giriş çıkışının kntrlü hemen hemen lanaksızdır. Ayrıca dış yatırım fnlarından yararlanmamak da akılcı bir davranış değildir. Bu durumda gehşmekte lan ülkelerdeki srun Dünya finans pazarlarına entegre lup lmamak değil nasıl entegre lunacağıdır. Bu nedenle gelişmekte lan

94 ülkeler kriz yaşamamak için iç refrmları tamamlamak zrundadırlar. Eknmistler bir paraya dğrudan bağlanma veya esnek kur sistemleri uygulama dan hangisinin daha iyi lduğu knusunda tartışma halindedirler. İlk alternatif güçlü dış paraya bağlanmaktır. Dış paraya bağlanıldığında, diğer iki faktörü dengelemek önem kazanır. Ücretler, mali harcamalar, sağlıklı kuruluşlar mutlaka kntrl altında lmalıdır. îç paranın güçlendirilmesi hedef alındığında ise enflasyn hedeflemesi gerekir. Bunun için sağlıklı kuruluşlar luşturma yanında iç parayı değer saklama aracı haline getirici önlemler önem kazanır. Gelişmekte lan ülkeler genelde iç parayı güçlendirmeye yönelirler. Bu içe dönük ülkelerde daha klay uygulanabilir. Enflasyn hedefleme kapasitesi iç para tercihinin artışı ve kur dalgalanması ylu ile finansal dlarizasynu engeller. Enflasyn hedeflemesi kuru dengeleyerek ülkelerin şklara direncini arttırır. Eğer brçlar kısa vadeli ise ve özel kesimden kamuya ödenecek döviz akımları aksıyr ise kamu bütçesi güvenceye alınmamış kur ve faiz riski altındadır. Bu durumda hem kur hem enflasyn hedefini aynı zamanda tutturmak güçleşir. Bu nedenle kamu brçlarını uzun vadeli sabit faizli iç paraya dönüştürmenin ylu bulunmalıdır. Bu yapılırsa iç faiz haddi tahmin edilebilir bir hale gelir. Finansal dlarizasyna uğramış ülkeler enflasyn hedeflemesi uyguluyrlar ise büyük kur dalgalanmalarının altından kalkamazlar. îç fiyatlar ve kur paralel gidiyr ise durum daha klay kntrl altına alınır. Uzunca bir süre enflasyn hedeflemesi yapılmış ve başarılı lunmuş ise tasarruflar kendiliğinden iç paraya dönebilir. Tek başına kur esnekliği işe yarasa da iç parayı güçlendirmeye yetmez. îç parayı güçlendirmeye yönelik plitikalar dalgalanmaya müdahale önlemleri yanında enflasyn hedeflemesi yanında kur riskini azaltacak önlemlerle desteklenmelidir. Bu bir yerde bankaların kur riski almalarını engelleyici önlemlere başvurulması anlamına gelir. Dlara indeksli brçlanma araçları iç paraya yönelişi hızlandırmakla birlikte bu plitikaların etkileri çk yönlü ve uygulanmaları zrdur. Kur esnekliğini krumak kadar yerli paraya yönelişi sağlamak da önemli lduğundan tutarlı makr eknmik plitikalar uygulaması hayati önemdedir. Başarı ile uygulanırsa güçlü iç para hedefine ulaşılabilir. Güçlü paraya bağlanmak küçük ve yüksek derecede açık ülkeler için geçerli bir yl labilir. Bunlarda Nn-Tradeable sektörler de küçüktür. Bu ülkelerin ilişki-

95 leri ağırlıklı larak bir veya birkaç ülke iledir. Böyle bir ülkede yüksek ölçüde dlarizasyn varsa yabancı paraya bağlanmak daha iyidir. Bu şekilde Dlara bağlanmak her ne kadar para srununu çözerse de bu finans sisteminin varlığı ve güçlü lması ihtiyacını rtadan kaldırmaz. Hatalı mali plitikalar bankalar sistemini zra skar. Dlarizasyn tmatik larak para disiplinini sağlamayacağından disiplinsizlik srun yaratır. Arjantin'de lduğu gibi iç açık varsa iç para arzını arttırmak kaçınılmazdır. ysa ki bu davranış Dlara bağlanmanın gerektirdiği yükümlülüklerle bağdaşmaz. Dlara bağlanmanın yarattığı srunlar şunlardır. A) Zayıf parada ve dalgalı kurda Merkez Bankası sn müracaat nktası lma fnksynunu nisbeten daha rahat görebiurken Dlara bağlanıldığında bu güç çk azalır. B) Knjnktürü düzeltici para plitikası uygulama lanağı kalmaz C) Kur değişmelerine eknminin adapte lma yeteneğini azaltır. D) Brç hacmi az görülebilir. E) Aşağı dğru fiyat katılıkları mevcut ldukça adaptasyn ancak zaman içinde yavaş yavaş, işsizlik, durgunluk ve yüksek faizler luşması ile sağlanır. Bu mahzurlar anılan plitikayı uygulayacak ülkelerde şu davranışları gerekli kılar; Sürekli ve sağlam para putikaları, kuruluşların ıslahı, dlarizasynun yarattığı özel risklerle uğraşılması, dlarizasynun sağlayacağı özel avantajlardan nasıl yararlanılacağı üzerinde çalışmak, yeterli derecede nminal esneklik sağlamak. Bunlar güç meselelerdir pek az ülke böyle bir plitikayı uygulamak için gerekli kriterleri yerine getirebilir. Dlarizasynun özel riskleri de çk önemlidir. A) Bu uygulamada Nn-Tradeable sektöre verilen kredilerin bir kurala bağlanması gereklidir. Çünkü bir paraya bağlanmak ödemeler dengesi açığı vermemeyi tmatik larak sağlamaz. B) Ayrıca bu sistemde ödemeler dengesine dikkat etmek gerekmektedir. Arjantin'de lduğu gibi genel likidite ihtiyacı ödemelerin tıkanması ile snuçlanabilir. Bankalar ödemede yetersiz kaldıklarında ödemelerin yapılmasını sağlayacak bir sistem luşturulması şarttır. C) Sn larak bu sistemde kur ayarlaması için nminal ücret ayarlamaları gerekebilir. Ancak durgunlukta plitik demkrasi nminal ücretleri düşürüp mali harcamaları azaltmaya çk zr lanak verdiği için ülkede emek piyasası esnek lmalı

96 ve güçlü para kuruluşları bulunmalıdır. Aksi halde aşırı baskı dğduğunda ülke Dlarizasynu terketmek zrunda kalır ve böyle bir çıkış önemli snuçlar yaratır. Paranın ödeme aracı lması ile değer taşıma aracı lması fnksiynları arasında ayırım yapılması gerekir. Dlarizasynda dlar fînansal kntratlarda esas larak kalır. Yerli para sadece ödeme aracı larak kahr. Bu nedenle sağlıklı para plitikası, dlar risklerini azaltacak düzenlemeler ve gelir dalgalanmalarına bakmadan enflasyn hedefine kilitlenmeyi gerektirir. Gelişmekte lan ülkeler üç temel faktöre tam larak sahip lmasalar da uygun plitikalarla finansal küreselleşmeden yararlanma lanağına sahiptirler. Ancak bunun için cesur ve tutarlı refrmlar gerçekleştirmek zrundadırlar. Bu refrmlarla iç kuruluşları güçlendirmek hata lanağını ve riskleri azaltır. Ancak ülkeler öncelikle hangi plitikaları kullanacakları knusunda kesin bir karar vermelidirler. Kısmi dlarizasyn ve zayıf bir iç paranın dalgalanmaya bırakılması gibi eksik uygulamalar finansal küreselleşmenin avantajlarından yararlanmaya lanak vermez hatta zarar yaratır. Uluslararası finansal kuruluşların gelişmekte lan ülkelerin başarılı bir Finansal küreselleşme yapmalarına katkıları çk labilir. nlara refrmları gerçekleştirmelerinde yardımcı labilir ve böylece uluslar arası sisteme entegrasynlarını hızlandırabilirler. Gelişmekte lan bir ülke dışa açıldıkça daha az eknmik plitika aracı kullanma şansına sahip lacağının bilincinde lmalıdır. Ülke ayrıca kendi sistemlerindeki zayıflıkları giderirken diğer ülkelerle ilişkilerini küreselleşmeden en fazla faydayı sağlayacak şekilde krdine etmek srunu ile de karşı karşıyadır. Gelişmekte lan ülkelere zarar verdiği açık lan uluslararası finansal yapının gelişmesi ve zayıflıklarının giderilmesi gelişmekte lan ülkeler için hayati bir srundur. Ne var ki Gelişmiş Ülkeler kendilerine bir tehlike luşturmadıkça ve hele yarar sağladıkça bu zayıflıkları gidermede ve uluslararası sistemi düzenleme ylunda iyileştirici bir adım atma niyetinde görünmemektedirler. Gelişmekte lan ülkelerin yaşadıkları tatsız deneyimler, bir çözüm getirilmez ise uzun dönemde finansal küreselleşmeyi geriletebilir. Bunu önlemek için uluslararası finansal düzeni düzenlemede öncülük görevi yine uluslararası kuruluşlara düşmektedir.

97 İKİNCİ BÖLÜIVI Türkiye Genel Analiz I..GEÇMİŞ TRENDLER l.ltürkiyenin Genel Eknmik Gelişme Perfrmansı Türkiyenin dönemi itibarıyla durumu hakkında fikir verebilecek temel eknmik göstergeleri aşağıdaki tabldan izlenebilir. Dönem artış hızları indekslere üstel trend uygulanmak suretiyle elde edilmiştir. Görüleceği gibi dönem içinde üstel regresynla hesaplanmış GSMH rtalama artış hızı %2.86 dan ibarettir.bu çk düşük bir düzeydir.pratikte, eknmide yeterli bir büyüme sağlanamamış lduğunu ifade etmektedir. Miktar indekslerine göre alman ihracat ve ithalat düzeyleri incelendiğinde rtalama ithalat artış hızı %8.69,îhracat artış hızı ise %9.48 larak elde edilmektedir. Her ne kadar ihracat artış hızı ithalattan yüksek ise de ithalatın düzeyi başlangıçta ihracata göre önemli ölçüde yüksek lduğundan bu rakamlar giderek artan bir ticaret açığı luşmasına işaret etmektedir. Tabl 1 özel nihai tüketim harcamalarının % 2.62, Kamu nihai tüketim harcamaları artış hızmm %4.34, Sabit sermaye yatırımları artış hızmm %1.27, Gayrısafi sabit sermaye luşum hızmm ise %1.53 ranında lduğunu göstermektedir.

98 f I ^ I s == cn ili CM I a \ un ^ ^ Â LU <l. 2 ^ UJ < < < S rn cn G 5 ş taç cn 3: CT> "S UJ Q 00 LU d" 00 " U H H h Q < 00 cn cn I <

99 Bu veriler eknmimizin değişen dünya kşuuarmm ve AB ile hazırlıksız ve desteksiz larak başlatılan entegrasynun gereklerine uymada yetersiz kaldığını göstermekte ve bu yetersizliğin yl açtığı srunların eknmik gelişmemizi çk ciddi byutlarda engellediğini açıkça rtaya kymaktadır. Aşağıdaki bölümlerde de değinileceği gibi benzeri kşullar küreselleşmenin etkisi altında kalan ve kşullara uymada gerekli refleksi gösteremeyen birçk kalkınmakta lan ülkede yaşanmıştır. Srunlu dönem alman önlemlerin süresine bağlı larak uzun veya kısa lmuştur. Eknmimizin yaşadığı krizler snucu geldiği durum aşağıda detaylı larak analiz edilecek lmakla birlikte verilerin bize gösterdiği en önemli gerçek eknminin eski plitik uygulamalarla yürütülmesinin lanaksız hale geldiğidir. Nitekim bu gibi kşullar, uygun önlemler alınmadığında, tüm ülkelerde pratikte sık yaşanan ve yinelenen eknmik şklar ve krizlere yl açmaktadır. Türkiye, dünya eknmisinden ve uyguladığı plitikalardan kaynaklanan ve snucu yukarıda görülen yapısal bzukluğunu uluslar arası kuruluşların da desteği ile 2000'li yılların başlarından itibaren gidermeğe başlamış ve halen srunlarını tamamen giderememişse de hızh bir düzelme aşamasına girmiştir. Eknmimizin zayıf nktaları larak yetersiz ihracat gelişme hızı,düşük tasarruf ve yatırım düzeyi, büyük ölçüde brçlu lmanın dğal bir snucu lan sıcak para, gösterilebilir. Görünürdeki bu zayıflıkların ardındaki asıl neden ise yatırım rtamımızın ve özellikle sanayi kesimimizin uluslar arası rekabet gücünün genel eknmik yapımızdan kaynaklanan yetersizhğidir. Duruma yl açan plitikaların neler lduğu bu çalışma kapsamı dışındadır. Bu nedenle çalışmamız bu durumu etkileyen faktörleri belirlemek ve hızlı bir eknmik gelişmenin sürükleyicisi lacak sınai bir yapının nasıl luşturulabileceği nktasında yğunlaşacaktır. Servis sektörü ve diğer kesimler ayrı bir inceleme knusudur.

100 1.2.Sektörel Üretim Gelişme Trendleri TABL 2. SEKTÖREL ÜRETİM GELİŞMELERİ ÜRÜN ADI ÜRETİM YILLIK ÜRÜN ADI ÜRETİM YILLIK RTALAMA RTALAMA ARTIŞ HIZI % ARTIŞ HIZI % KAMYNET (ADET) 15,6 SİGARA (FİLİTRELİ+FİLİTRESİZ) 1,7 ŞİŞE (SINAİ KAP) (TN) 14,6 DİĞER İÇKİ (BİN LİTRE) (RAKİ, 1,6 TELEVİZYN (ADET) 13,9 BİNEK (ADET) 1,3 CAM ZUCCACİYE ENDÜSTRİYEL DUN ÜRETİMİ (TN) 12,4 (KAMU KESİMİ) BİN M3 1,3 ÇİMENT (DEVLET+ZEL) TEMEL VE ARA KİMYASALLAR ÜRETİMİ (BİN TN) 12,1 (BİN TN) 1,2 TBÜS (ADET) 10,1 HAM ALİMUNYUM (TN) 0,8 BUZDLABİ (ADET) 9,9 DEMİR CEVHERKBİN TN) 0,5 UCAK SAYISI (ADET) 9,8 BENZİN (BİN TN) (NRMAL+SUPER) 0,5 MİDİBUS (ADET) 9,3 DEMİRYLU ANAHAT UZUNLUĞU (KM) 0,4 ELEKTRİK (MİLYN KILWATT SAAT) 8,9 FİRİN (ADET) 0,2 LUKLU MUKAVVA (TN) 8,3 SİGARA KAĞİDİ (TN) -0,02 TRAKTÖR (ADET) 7,8 KRM (BİN TN) -0,14 ÇEKİCİ (ADET) 7,7 KÜÇÜK BAŞ DERİ (MİLYN DM2) -0,27 AYAKKABI (MİLYN CİFT) 7,6 DERİ GİYİM EŞYASI (BİN ADET) -0,61 ÇAMAŞİR MAKİNASİ (ADET) 6,9 BUĞDAY (BİN TN) -0,77 CAM ÜRETİMİ (TN) 5,9 GÜBRE (TN) -1,35 BÜYÜK BAŞ DERİ (MİLYN DM2) 4,8 YAZİ TABİ KAĞİDİ (TN) -1,9 SİVİ ÇELİK (BİN TN) 4,8 ET ÜRETİMİ (BİN TN) -2,6 YEM ÜRETİMİ (BİN TN) 4,3 FUEL IL (BİN TN) -2,9 MİNİBÜS (ADET) 4,2 T.KÖMÜRÜ (BİN TN) -3,2 TPLAM GEMİ (ADET) 4,2 HAM PETRL (BİN TN) -3,6 PAMUKLU DKUMA (BİN METRE) 3,8 KARTN (TN) -3,6 KAMYN (ADET) 3,7 AMBALAJ KAĞİDİ (TN) -6,1 UNYİT (TN) 3,5 GAZETE KAĞİDİ (N TN) -7,3 SEKER (DEVLET+ZEL) (BİN TN) 3,2 KRAFT TRBA (TN) -8,9 RAKİ (BİN LİTRE) 3,2 YUNLU DKUMA (DEVLET) (BİN METRE) -12,6 ŞEKER PANCARI (BİN TN) 3,1 AZTLU GÜBRE (BİN TN) -14,6 MTRİN (BİN TN) 2,5 YUN İPLİĞİ (DEVLET) (TN) -17,7 RAFİNERİLERDE ÜRETİLEN PETRL PAMUKLU DKUMA (DEVLET) ÜRÜNLERİ (BİN MTN) 2,3 (BİN METRE) -18,3 BLISTER BAKIR (TN) 2,1 PAMUK İPLİĞİ (DEVLET) (TN) -18,8 LPG (BİN TN) 2,1 FSFATLI GÜBRE (BİN TN) -20,8 YÜNLÜ DKUMA (BİN METRE) 1,8 KAYNAK: TCMB

101 ürünler itibarıyla üretim gelişmeleri yukarıda artış hızlarına göre gösterilmiştir yılları arasındaki üretim gelişmeleri incelendiğinde % 10 dan fazla hızla gelişen sektörlerin kamynet, tbüs,televizyn ve elektrikli aletler, cam, züccaciye ve çiment, sektörleri lduklarını görmekteyiz. rtalama hızı % arası gelişen sektörler ise tmtivde traktör ve midibüs, diğer cam, tekstilde örme, ayakkabı, buzdlabı çamaşır makinesi, ve luklu mukavvadır. %3-499 hızla gelişen sektörler minibüs,kamyn,pamuklu dkuma,sıvı çelik,yem,gemi yapımı,şeker ve alkllü içkiler sektörleridir. tmbil, yünlü, blister bakır ham alüminyum, sigara, alkllü içkiler, fırın ürünleri, kereste, ana kimya, petrl ürünleri yaklaşık iç tüketim artışı ranında gelişmişlerdir. Diğer ürünlerde ise artış değil azalma gözlenmektedir. Bu veriler geçen dönemde dış talep,iç talep yapısı ve krumanın kalkmasının etkisi ile üretimin yapısında önemli bir yapısal değişme meydana geldiğini göstermektedir.

102 1.3. Sektörel ithalat ihracat gelişmeleri Sektörel ithalat, ihracat hızlarına gelince hızlar arasındaki değişmeler Tabl 3 den izlenebilir. TABL 3. SEKTÖREL İTHALAT İHRACAT HIZLARI (SIRALI) SEKTÖR ADI İHRACAT SEKTÖR ADI İTHALAT ARTIŞ HIZI % ARTIŞ HIZI % TIBBI ALET 33,90 ÖZEL AMAÇU MAKİNE 38,15 DEMİRYLLARI 23,47 İLAÇ HAMMADDE 25,23 M.LU KARA TAŞITLARI 23,38 KNSERVE 24,51 METAL YAPI MALZEMELER 21,58 TRİKTAJ(ÖRME) 23,08 ÖZEL AMAÇLI MAKİNE 21,58 KAKA ÇİKLATA 17,06 KAKA ÇİKLATA 20,53 ÖĞÜTÜLMÜŞ TAHIL 16,56 BYS EV ALETLERİ 20,39 MBİLYA 16,45 MBİLYA 19,99 DERİ GİYİM EŞYASI 16,36 ELEKTRİKLİ MAKİNE 16,35 BİT. YAĞ 16,26 KAĞIT 15,73 AYAKKABI 15,42 BAVUL EL ÇANTASI 15,34 FIRIN ÜRÜNLERİ 14,79 DERİ GİYİM EŞYASI 14,96 TIBBI ALET 14,64 SERAMİK 14,66 DİĞER TEKSTİL 13,86 TEMİZLİK KZMETİK SABUN 14,18 PLASTİK ÜRÜNLERİ 13,69 PLASTİK ÜRÜNLERİ 13,46 TEMİZÜK KZMETİK SABUN 13,30 GEMİ YAPIMI 13,37 BYS EV ALETLERİ 12,25 LASTİK 13,07 KAĞIT 11,22 DİĞER METAL EŞYA 13,07 DEMİRYLLARI 10,90 SÜT ÜRÜNLERİ 12,89 TEKSTİL İPLİK DKUMA 10,66 AĞAÇ ÜRÜNLERİ 12,01 M.LU KARA TAŞITLARI 10,57 DEMİR DIŞI ANA METAL 11,61 ELEKTRİKÜ MAKİNE 10,49 ALKLSÜZ İÇECEK 10,92 DİĞER METAL EŞYA 10,47 ZİRAİ KİMYA BYA 10,73 CAM 10,43 FIRIN ÜRÜNLERİ 10,68 DEMİR DIŞI ANA METAL 9,50 YAYIM 9,66 PETRL ÜRÜNLERİ 8,37 DİĞER TEKSTİL 9,33 ALKLSÜZ İÇECEK 8,18 TEKSTİL İPLİK DKUMA 9,09 BALIK İŞLEME 7,86

103 ŞEKER 8,97 KÜRK İŞLENMESİ 7,79 TRİKTAJ(ÖRME) 8,81 ZİRAİ KİMYA BYA 7,77 İLAÇ HAMMADDE 8,60 METAL YAPI MALZEMELERİ 7,30 ÇİMENT 8,18 LASTİK 7,25 CAM 8,13 SENTETİK KAUÇUK ANA KİMYA 6,32 PETRL ÜRÜNLERİ 8,10 BAVUL EL ÇANTASI 6,07 AYAKKABI 7,92 YAYIM 5,47 ALKLLÜ İÇECEKLER 7,65 ÇİMENT 5,00 KNSERVE 6,02 SÜT ÜRÜNLERİ 4,93 SENTETİK KAUÇUK ANA KİMYA 4,78 DEMİR ÇEÜK ANA 4,68 DEMİR ÇELİK ANA 4,55 AĞAÇ ÜRÜNLERİ 3,41 BAUK İŞLEME 3,52 GEMİ YAPIMI 3,18 BİT. YAĞ 2,93 KİMYASAL GÜBRE 2,28 TÜTÜN 0,20 SERAMİK 1,39 MEZBAHA -1,29 ŞEKER 1,19 KÜRK İŞLENMESİ -2,13 MEZBAHA -0,03 ÖĞÜTÜLMÜŞ TAHIL -2,49 ALKLLÜ İÇECEKLER -0,41 KİMYASAL GÜBRE -9,04 TÜTÜN -1,21 HAVA TAŞITI -4,97

104 TABL 4. SEKTÖREL İTHALAT İHRACAT FARKLARI (SIRALI) SEKTÖR SEKTÖR ADI İHRACAT İTHALAT FARK (İTH. -İHR.) N (MİLYN $) (MİLYN $) (MİLYN $) 28 ÖRME DİĞER TEKSTİL HAZIRGİYİM ÇİMENT KİREÇ MEYVA İSLEME MTRLUT AŞITLAR SERAMİK MBİLYA UÇAK CAM VE CAM ÜRÜNLER GEMİ İNŞAATI TÜTÜN BİSKÜVİ FIRIN UN NİŞASTA BAUK İSLEME SEKER ALKLLÜ İÇKİ SÜT ÜRÜNLERİ AYAKKABI ÇİKLATA MAKARNA YAYIM DEMİRYLU TAŞITLARI LASTİK ÜRÜNLERİ HIRDAVAT SABUN DETERJAN ET İŞLEME ALKLSÜZ İÇKİ AHŞAP ÜRÜNLERİ DERİ ÖZEL MAKİNE GÜBRE DİĞER METAL EŞYA YENEBİLİR YAĞ TEKSTİL

105 31 DERİ EŞYA DEMİR DIŞI METAL TARIM İLAÇLARI KAĞIT ANA DEMİR ÇELİK İLAÇ ELEKTRİK MAKİNE PLASTİK PLASTİK TEMELKİMYA TIBBİ ARAÇLAR KAZAN DEP KÖMÜR PETRLÜRÜNLERİ TPLAM

106 )0 < r < < < cc: < <

107 Tablnun analizinden elde edilen snuçlar şöyle özetlenebilir; Sektörlere göre ihracat ithalat farklılıklarını ele aldığımızda ihracat fazlası vermekte lduğumuz sektörleri şöyle sıralayabiliriz; 1 milyar $'ın üzerine fazla veren sektörlerimiz örme,diğer tekstil ve hazır giyim sektörleridir milyar arası fazlalık gösteren sektörler meyve işleme ve çiment kireç sektörleridir milyn $ arası fazla veren sektörler mtrlu taşıtlar, seramik, mbilya, uçak, cam, gemi yapımı ve tütün ürünleri ile bisküvi fırın ürünleri,un nişasta balık işleme, şeker. 100 milyn $'ın altında fazlalık verenler ise alkllü içkiler ve süt ürünleridir. Buna karşılık açık veren sektörlere baktığımızda milyn $ açık veren sektörlerin ayakkabı,çiklata, makarna, yayım, demirylu taşıtları, lastik ürünleri milyn $ arası açık veren sektörlerin hırdavat, sabun deterjan, et işleme, alklsüz içkiler, ahşap ürünleri, deri, özel makineler, gübre, diğer metal eşya, yemeklik yağ, diğer tekstil ürünleri milyar dlar arası açık veren sektörlerin deri eşya,tarım ilaçları,kağıt sektörleri. 1-3 milyar dlar arası açık veren sektörlerin ise demir çelik,ilaç,elektrikli makineler,plastik ve plastik temel kimya ürünleri Sn larak 3 milyardan fazla açık veren sektörlerin ise tıbbi araçlar,kazan dep makine ile kömür ve petrl ürünleri sektörleri lduğu anlaşılmaktadır. Gözlenen yapı daha ileride faktörler düzeyinde incelenerek daha detaylı değerlendirilecek lmakla birlikte dğal kaynak ve emek yğun ürünlerde yğunlaşıp teknlji yğun ürünlerde açık verdiğimiz detaylı bir inceleme yapılmadan da klayca görülebilmektedir ANALİZ 2.1.Gelişmeyi etkileyen dış faktörler Türkiye'nin durumunu incelerken nu diğer pek çk gelişmekte lan ülkeden

108 ayıran AB üyeliğine hazırlanmakta lan bir ülke lması gerçeğini gözden uzak tutamayız. Bu durum nu küresel rekabete hazırlamaya zrlayıcı bir unsurdur. Çünkü AB ile entegrasyn aşamalarında dünya ile entegrasyn için gerekli pek çk nkta ülke gündemine girmiştir. AB ye entegrasyn deneyimi geçirmiş lan ülkelerde meydana gelen gelişmeler bir ülkenin bu arada Türkiye'nin hem dünya hem de AB ile gelişen entegrasynu ve küreselleşmeden dan nasıl etkilenmekte lduğu ve etkileneceği knusunda yl göstericidir. AB ile entegrasyn aşamasında hem mal hem faktör piyasaları entegre lmaktadır. Her mal temelde üretim faktörlerinden luştuğundan mal ve faktör piyasalarındaki değişmeler ve etkileşimin bir süre snunda eknmiler arasında bir düzeyde dengelenme yaratması beklenebilir. Adaptasyn döneminde mal piyasalarındaki uyumsuzluklar ülkelerin sektör plitikalarında yapılan ayarlamalar ve ithalat ihrac'at akımları ile, faktör piyasalarındaki srunlar ise kaynak transferleri ve emeğin dlaşıma açılması ile dengelenmektedir. Yine bölgesel dengesizlikler tpluluk desteği ve özel sübvansiynlarla çözümlenmektedir. Türkiye AB ile mal piyasalarında entegrasyn faktör piyasalarında ise emek dlaşımının dahil lmayacağı eksik entegrasyn yaşamaktadır. Bunun dğal snucu kaliteli emek yğun endüstrilerin uygun kşullar sağlanmak şartı ile Türkiye de yğunlaşmasına yönelik bir eğilim lmalıdır.bu nedenle Türkiye'de ürün maliyet yapılarının analizine girilmeden sektörler düzeyinde değerlendirme yapmak hatalı lacaktır. Türkiye entegrasyn deneyimi geçirmiş lan ülkelerin yaşadıkları aşağıda sayılan aşamaların bir kısmını veya belli bir randa yaşamıştır ve yaşamaktadır. Dünya ve AB de hakim lan knjnktür entegrasynun yl açtığı prblemleri şiddetle etkilemektedir. Dışa açılan ülkenin geçmişte uyguladığı plitikalar snucu luşturduğu eknmik yapı adaptasyn aşamalarını etkileyen diğer bir faktördür. Açılan ülkenin plitikaları açık eknmi plitika uygulamalarına ne kadar yakınsa entegrasyn kadar az prblemli lmaktadır. Diktatörlükler ve beui bir gurubun denetimindeki eknmilerdeki yapı eknmik demkrasinin lduğu yapıdan daha zayıf lduğundan srunlar dğmaktadır. Entegrasyn, yüksek enflasyn ve bütçe açıkları ile yüksek işsizuğin bulunduğu

109 rtamda büyük güçlükler yarattığmdan entegrasynun başarısı için bu knuların istikrar plitikaları uygulanarak ve dış yardımlarla çözülmüş lması gerekmektedir. Entegrasyn kurallarının kabulü ile ithalatın eknmide şk yaratacak şekilde arttığı gözlenmektedir. İthalat artışına sübvansiynların kalkması da eklendiğinde bu etki daha da şiddetli larak hissedilmektedir. Entegrasynla sadece AB ile değil rtak Gümrük Plitikası'na uyum dlaysı ile diğer ülkelere karşı kruma da azaldığından bu ülkelerden yapılan ithalatın da arttığı izlenmektedir. İthalatın artışı yerli sanayide kar marjlarını düşürmekte ve dış pazarlara yönelme zrunluluğu dğmaktadır. Tarım kesiminde dğan değişmeler özel bir etki yapmakta ve snuçlar ülkelerin bu sektördeki durumuna göre değişmektedir. Üretim kısa bir dönem için duraklamakta hatta gerilemekte ise de yapısal değişimi sağlayan önlemler, yabancı sermaye girişleri ve dış piyasalarla bağlantıların artmasına paralel larak zamanla gelişmektedir. Rekabet eden sektörler gelişmekte, edemeyenler başka firma ve gurupların denetimine geçmekte veya kapanmaktadır. İç piyasa karlılığı belli bir düzeyin altına düştüğünde ise yerli sermayenin yurtdışına yatırım yapma eğiliminin arttığı görülmekte ve bu nedenle yatırımlarda azalma meydana gelmektedir. İçeride sübvansiynlu faiz veren ülkelere kıyasla yüksek faiz uygulayan ülkelerde sanayiin yeni kşullara adaptasynu daha klay lmaktadır. Entegrasynu takiben öz kaynakların arttırılmasına yönelik hükümet plitikaları önem kazanmaktadır. Ülkenin uyguladığı kur plitikası gerek kaynak temini gerekse ihracatın gelişimini önemli ölçüde etkilemektedir. Krediler ve yabancı sermaye lanaklarının sağlanmadığı, üretken sektörlerin diğer ülkelerde geçerli desteklere paralel destek alamadığı,arge,bölgesel kalkınma ve küçük sanayi ile yabancı sermaye plitikalarının yetersiz lduğu bir rtamda dğal prblemlerin kntrl altına alınması mümkün lmamaktadır. Uygulamalardan alman en önemli ders dış yardımların ve desteklerin srunların çözümüne yardımcı labileceği ancak adaptasynun ana kaynağının eknmicin yapısı ve rekabet gücü lduğudur.

110 Bu nedenle her ülkenin başarısı ve karşılaştığı srunlar ülkenin makr eknmik plitikalarının ve yeniden yapılanmadaki başarısı veya beceri eksikliği ile dğru rantılı lmaktadır. Dışa açılmada, stabilizasyn plitikaları uygulama teknlji edinmede tutarlı bir plitika üretilmesi, yeni pazarlar edinmede yeni yaklaşımlar geuştirme, firmaların verim arttırıcı yeniden yapılanma ve rganizasyn ihtiyaçlarının karşılanması gibi zrunlulukların rtaya çıktığı görülmektedir. Bu aşamaların geçilmesine paralel larak bir süre snra gelirin diğer ülkelere kıyasla daha hızlı artması snucu larak işsizlikte ve enflasynda azalma gözlenmektedir. Mevzuat uyumu için önemli çabalar sarf edilmesi gerekmektedir. Yatırım ve üretim rtamı ile uluslar arası rekabet gücünün temeli lan maliyet yapısını luşturan altyapıdaki zayıflıklar daha şiddetle hissedilmekte, Dış dünya ile srunların belirlenip çözümlerin geliştirilmesinde daha yakın bir işbirliği ihtiyacı dğmaktadır. Özetlemek gerekirse Güçlü bir eknmi yaratmak için şart lan dışa açılma ve küreselleşmenin devlet için etkin bir bürkrasi,üstün bir makr eknmi yönetim sistemi işletmeler için ise üstün bir yönetim ve buna bağlı yeniden yapılanma gücü gerektiren uzun dönemli karmaşık ve sürekli izlenip yönlendirilmesi gereken bir prses lduğu söylenebilir Mevcut makr durum Türkiye stratejik durumu ve dinamik nüfusuna rağmen yeterli hızda büyümemektedir. rtalama gelir artış hızı sn 10 yılda % 3 civarındadır. Bunun snucu larak : 199rde Türkiye'nin kişi başına geliri AB'nin % 26'sı düzeyinde iken bu 2002'de % 22'sine düşmüştür ve AB ile ara açılmıştır. Krnik makr eknmik dengesizliğin temelinde mali dengesizlikler yatmaktadır. Yürütülen mali plitikalar enflasynu arttırıp para değerini düşürmüş ve eknmide dengesizliklere yl açmış, bu plitikaların lumsuz etkileri sermaye hesabında ve bankacılık sisteminde bzulmalar şeklinde rtaya çıkmıştır. Yaşanan krizler nedeniyle iç ve dış şklara karşı önleyici mali plitikalar uygulanmış ve eknmide buna bağlı şiddetli dalgalanmalar yaşanmıştır. Makreknmik dengesizliği yaratan unsurlar arasında, krnik yüksek enflasyn, iş hayatı dalgalanmaları etkili lmuştur.türkiye krizler yaşadığı yıllarda önemli eknmiler arasında %30 un üzerinde enflasyna sahip tek ülke idi.

111 Bu durumu önlemek üzere luşturulan hükümet prgramları ile ssyal güvenlik refrmu, altyapı, tarım, özelleştirme, bankacılık sistemi, yapısal refrmlar başlatılmış, uygulanan sıkı para plitikası snucu enflasyn ilk aşamada %39'a kadar inmiştir. Özel bankaların düşük faizli dış kaynakları kamuya yüksek faizlerle aktarması bunların hem vade hem de kur riskinin yükselmesine yl açmış. Kamu bankalarının görev zararları ise tarım destekleri ve kbilere verilen ucuz krediler nedenleri ile artmıştır. TL'nin aşırı değerlenmesi, faizlerin düşmesi, sıcak paranın artışının yl açtığı talep ve tüketim artışı snucu, cari açık 2000'de GNP'nin % 5'inin üstüne çıktığından sürdürülemez mau plitikaların makr eknmik dengeyi bzucu etkileri kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerinin tetiklediği cari hesap açıkları ve bankacılık sistemi krizi ile snuçlanmıştır. Krizde bankalar azalan kar marjları ve açık pzisynlarının dğurduğu artan likidite ihtiyaçları nedeni ile faizleri yükseltmişler ve spekülatif ataklar başlamıştır. Türkiye arka arkaya iki kriz yaşamıştır. Ülkemizdeki döviz kuru çıpasına dayalı enflasyn düşürme prgramı temeldeki mali sistem zayıflıkları ve bankalar sistemi zayıflıkları nedeniyle 2001 başında çökmüştür. Çöküşte iç faktörler kadar, yükselen petrl fiyatları, Eur'nun değerinin düşmesi, gibi dış faktörler de etkili lmuştur. ikinci krizi takiben hükümet hızla krize müdahale etmiş ve daha güçlü bir eknmik prgramı aynı yıl içinde yürürlüğe skmuştur. Bu prgram hazırlanırken krizle karşılaşan diğer ülkelerin deneyimlerinden geniş ölçüde yararlanılmış, Büyük ölçüde IMF ve W.B. gibi dış kaynaklarla desteklenen prgramın ilk hedefi alman mali önlemlerle kamu brçlarının sürdürülebilirliği knusunda güven arttırmak ek finans sektörü önlemleri ve uluslararası finans raprlama sistemleri içeren bankaların yeniden yapılandırılması lmuştur. Bu prgram çerçevesinde yapılan işler şöyle sıralanabihr; A) Mali dengeyi kurmak ve kamu brçlarının sürdürülebiurliğini sağlamak için sıkı para plitikası ve mali önlemlerin alınması. B) Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması. Bu arada bankacılık denetleme ve düzenleme kurulu aracılığı ile özel bankalara ve kamu bankalarına bütçeden kamu desteği sağlanması C) İddialı bir kamu sektörü refrmu ve daha ileri yapısal ve kurumsal düzenlemeler prgramı uygulanması. Bu uygulamalardan amaçlanan kamunun yönetim gücünün ve para yönetim gücünün arttırılması idi.

112 Prgram çerçevesinde yeni bir özelleştirme atağı başlatılmış, liberalizasyn arttırıcı önlemler alınmıştır. Bunlar arasında enerji, telekm, tarım sektörü plitikalarının bağımsız kurullar aracılığı ile uygulanması sayılabilir. Bu ylla özel kesim için yatırım ve iş ikliminin iyileştirilmesi hedeflenmiş, ayrıca düşük gelir gurupları üzerinde krizin etkilerini azaltıcı önlemler alınmıştır. Tüm bu uygulamalar hükümetlerin srunu temelden çözme niyetinde lduğu knusunda herkesi ikna edecek biçimde yapılmıştır. Krnik mali dengesizliği rtadan kaldıracak şekilde kapsamlı bir kamu sektörü refrm prgramı uygulaması başlatılmış ve 2002'de eknmik faaliyet yeniden canlanmaya başlamış ve GNP % 7.8 artmış, 2003'de gelişme % 5,9 artış ranı ile devam etmiştir. Bu şekli ile Türkiye, krizden çıkış ve ihracat gelişmesi açısından 1999 Kre ve 1995 Meksika gibi hızla düzelen ülkeler arasında bulunmaktadır. Bu krizlerden çıkarılacak ders küreselleşmiş bir dünyada bankacılık sistemi zayıf ve sermaye hareketlerinin serbest lduğu bir eknmi için kur çıpasma dayalı bir enflasynu indirme prgramının başarılı lamayacağı ve güvenilemez lduğudur. Çıpalarm yerli paranın aşırı değerlendirilmesine yl açarak cari hesap açığı yarattığı bunun snucu larak yatırımcı güvenini zayıflattığı anlaşılmıştır. Dünyada krizlerin incelenmesi kur spekülasynlarının genellikle bankacılık krizine yl açtığını, sermaye hareketlerinin kısıtlanmasının ise bankacılık sistemi sağlam lmasa da eknmileri krize karşı kruyup gelişmenin devamına yl açtığını göstermektedir. Ülkenin bugünkü durumunda mevcut riskler kamu brçlarının sürdürülebilirliği ve finans sektörü refrmunun yarıda kalmasıdır. Türkiye'de kamu brçlarının artış nedenleri arasında reel faizlerin yüksekliği, devalüasyn, bankaların yeniden yapılanması prgramının yüksek maliyeti ve derin bir depresyn yaşanması bulunmaktadır. Nitekim bankaların yeniden yapılandırılmasının getirdiği mali yük özel bankalar için % 16.3-Kamu bankaları % 16.4 lmak üzere GNP'nin % 32.8'i kadar hesaplanmıştır. Dğrudan yabancı yatırımları (FDI) destekleyecek rtamın hazırlanmaması, cari açığın artışı, dünya eknmisindeki yetersiz gelişme ve srunlar. Siyasi laylar. Uluslararası yatırımcıların davranışları. Dış fnların sağlanmasında dğacak güçlükler, verimlilik artışının yetersizliği ve verimli yabancı sermayeden faydalanılmaması ise rta vadede karşılaşılabilecek riskler arasında görülmektedir.

113 TABL 5. TÜRKİYE EKNMİSİNDEKİ GELİŞMELER ( ) GNP Gelişme hızı % ,9 2. Yıllık Enflasyn ranı % ,0x 3. Nminal faiz haddi % ,0x 4. (3-2) ,0x 5. işsizlik ranı % Faiz dışı fazla/gnp ,5 7. Net kamu brcu/gnp % ,0 8. Özelleştirme Milyar $ ,5 9. Cari hesap dengesi/gnp% ,2 Kaynak : "Turkey:Cuntry Ecnmic Memrandum 2003, s. 6 (x) Nisan 2004 Eknmide 2003 snuçları gelir artışı, ihracatta hızh gelişme, özel tüketim ve yatırım harcamalarında artış, ve % 20'nin altında bir enflasyn larak gerçekleşmiştir.. Her ne kadar enflasynda hızlı bir düşüş, nminal faiz hadlerinde dikkate değer bir azalma ile ifade edilebilecek hızlı bir düzelme gözleniyrsa da eknmi hassas bir denge içinde bulunmaktadır. İyileştirmeyi ihracat sürüklemektedir. Aşırı TL değerlenmesinin lumsuz etkisi ücretlerdeki düşme ile kmpanse edildiğinden şimdilik ihracat bu gelişmeden lumsuz etkilenmemiştir. Eknmideki mali dengeyi lumsuz etkileyen faktörler tam larak giderilememiştir. Bunlar arasında ssyal güvenlik sisteminin açıkları. Seçim harcamaları, Vergi affı beklentisinden kaynaklanan vergi tahsilatı azalmaları. Bütçe dışı fnların kapatılmasının yl açtığı bütçe harcama artışları sayılabilir. Ülkede kamu brçlarının GNP ye ranı yüksek bir düzeydedir. Cari açık artmaktadır. Eknminin iyileşmesi reel faiz hadlerinin düşmesine bağlıdır. Özel kesimin finans kaynaklarına ulaşmasındaki dar bğazlar gelişmeyi engelleyebilir. Tüm bu tedbirlerle her ne kadar krizin derinleşmesi kntrl altına ahnmış ise de özellikle bankacılık sisteminin yükünün eknmi üzerine binmesi snucu kamu harcamalarının GNP ye ranı % 58'e çıkmış bulunmaktadır. Bu çk yüksek bir düzeydir ve harcamaların % 22'si faiz ödemelerinden luşmaktadır. Vergi ranlarına gelindiğinde ise 1990'dan 2002'ye kadar ssyal güvenlik katkıları da eklendiğinde vergi ranının % 18.9'dan % 3re çıktığı gözlenmektedir.

114 Türkiye'nin değişik kalkınma hızları ve farklı reel faiz hadleri alternatiflerinde ihtiyacı lan faiz dışı fazla ranları aşağıdaki simulasyn tablsundan izlenebilir. Bu ranlar Kamu brçları/gdp ranının sabit kalması için gereken ranlardır. Gerçekleşmeleri kurun dalgalanmasının devamı ve rekabet gücünü arttıracak önlemlerin alınmasına bağlıdır. TABL 6. KAMU BRCUNUN GNP'YE RANININ SABİT KALMASI İÇİN GEREKLİ FAİZ DIŞI FAYDA % Reel Gelir artışı (GNP) Reel Faiz Haddi % % Kaynak : "Turkey:Cuntry Ecnmic Memrandum 2003, s. 12. Türkiye'nin rekabet gücünü luşturan verimlilik karşılaştırmasına bakıldığında şöyle bir görünüm elde edilmektedir. TABL 7. TÜRK EKNMİSİNDEKİ VERİMLİLİK YILLAR İşçi başına katma değer (PPP) İşçi başına maliyet /1 % Kaynak : "Turkey:Cuntry Ecnmic Memrandum 2003, s. Türkiye mali sistemindeki dengeleri luşturmak için Ssyal güvenlik sistemi refrmu, Tarımsal destekler, SMI destekleri srunlarını çözümlemek zrundadır. Piyasa güvenini kazanmak ve kamu brçlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için rta dönemde eknmik refrmların devam etmesi gereklidir. Krizden tam larak çıkılması döneminde % 5lik bir gelişme sağlanması ile mümkün görülmektedir. Krizden çıkıldığının göstergeleri siyasi güven ve kredibilitenin artışı, makr eknmik istikrar (azalan faizler, yatırım artışı, tüketim artışı), verimlilik artışı, bunun snucu hızlı bir ihracat ve ithalat artışı ve yabancı sermaye girişlerinde artıştır.

115 Türkiye'de rta dönemde devletin hızlı hareket edip yatırımcılardaki güveni arttırması yanında hızlı ve gelir dağılımını düzeltici bir kalkınma stratejisi uygulaması gerekmektedir. Makr eknmik dengenin anahtarı gereken yapısal refrmlardan ve bu ylla mali plitikaların düzenlenmesinden geçmektedir. Nitekim hızh gelişen ülkeler bunu ; Makr eknmik istikrar (ülkeler ya gehşmeden ya kurlardan eknmik dalgalanma yaşarken Türkiye krnik yüksek enflasyn ve gelir dalgalanmalarının ikisini de yaşadı), Hızlı bir fiziksel sermaye birikimi, İnsan sermayesine yatırım. Kamu etkinliğinin arttırılması, İş ikliminin iyileştirilmesi yluyla sağlamışlardır. Türkiye'nin AB hedefine ulaşmak için ashnda %5 den daha hızh gelişmesi gerekmektedir. AB ile ilişkilerin gelişmesi ve entegrasyn bu ekstra hızı sağlamak için araç labilir. Kısa sürede alman mali önlemler kriz önlemekte başarılı lsa da bunların kalıcı lmaları ancak yapısal değişmelerle desteklenmelerine bağlıdır. Uluslararası desteğe sahip prgramlar özellikle AB standartlarını hedef almış ise enflasynun düşmesine rağmen durgunluğa yl a3:mayan snuçlar verebilir. Mali prgramların uygulanabilmesi ve yatırım ikliminin geliştirilmesi için kamu sektörünün mdernize edilmesi, kamu yönetiminin geliştirilmesi çabalarının kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Prgramların etkinliği ssyal plitikalar uygulanması ve insan kaynaklarını geuştirme knularında yeterliliği de kapsar. Türkiye'de iş rtamını iyileştirici yapısal refrmlar kilit luşturmaktadır. Bu yapılırsa gelişme verimlilik artışı ile sağlanacaktır. Özel sektöre uygun rekabet kşulları hazırlanması ve yeterli kaynak temini ise bu kilidin anahtarlarıdır. Özetle Türkiye'de mali sektör refrmunun devam etmesine, işletmelerin yeniden yapılandırılmalarının hızlandırılmasına, düzenleyici refrmların tamamlanmasına özelleştirme ve piyasa liberalizasynu hızlandırılarak yüksek ölçüde prdüktif yabancı sermayenin çekilmesine ihtiyaç vardır. Eknmik Prgramın uygulanmasında şu srunlar henüz çözümlenememiştir; A) Banka sistemine verilen güvencenin kaldırılması B) Kitlerdeki aşırı istihdam ve verimsizliğin rtadan kaldırılması C) Belediyelere verilen garantiler srununun çözümlenmesi D) Vergi tplama sisteminin etkinhğinin arttırılması, E) İşletmelerin yeniden yapılanmaya önem vermemeleri F) Emek piyasasındaki katılıklardan gelen riskler.

116 2.3. Değerlendirme snuçları Dünya Bankası analizlerine dayanan yukarıdaki bilgiler bize Türk eknmisinin temel zayıflığının döviz kuru, sıcak para, ithalat ve ihracatı belirleyen faktörlerden kaynaklandığını göstermektedir. Bunlar arasında sağlıklı döviz gelirleri artışı-ki ihracat,turizm gelirleri yurtdışından gelecek işçi gelirleri ve kar transferleri-ile ithalatın kntrlüne yönelik kur plitikası ön planda gelmektedir. Bu arada hizmetler kapsamındaki turizm, taşımacılık gibi sektörlerin bu çalışmanın dışında lmakla birlikte ülkemiz açısından gelişmeye etkisinin önemli lduğunun altını çizmek zrundayız. Cari hesap ve ödemeler dengesi bir bakıma eknminin dengede bulunup bulunmadığının en önemli göstergesi lduğundan gerek reel kesim gerekse finans kesimini yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle plitik ve akademik çevrelerde, dış ticaret verileri, cari hesap ve döviz kuru uygulamaları tartışmaları ön planda gelmektedir.^^ İthalatın büyük bir bölümü ara malları yatırım malları ve ham maddelerden luştuğu ülkemizde ithalat gelir artışına bağlı larak geliştiğinden eknminin dengesini luşturma ylunda kullanılabilecek ana faktör ihracat düzeyidir. Kısaca eknmide sürükleyici sektör uluslar arası rekabet gücünün snucu larak luşan ihracat düzeyi ve gelişme hızı lacaktır. Bu nktada döviz kuru ile ihracat ilişkisi knusu da göz önüne alınması gereken bir faktör larak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikli sektörler knusunu değerlendirmeden önce ihracat ve ithalatı belirleyen unsurlarla ilgili makr bulgulara kısaca değinmekte yarar vardır. Yapılan araştırmalar, ithalatın reel döviz kuru,ve milli gelirle ilgili lduğunu buna karşılık ihracatın birim emek maliyeti, ihraç fiyatları ve milli gelir artışı ile açıklanabildiğini rtaya kymakta, döviz kurunun ödemeler dengesini ihracatı arttırmaktan çk ithalatı azaltarak lumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Yerli para devalüe edildiğinde ithalat kısılmakta aşırı değerlendiğinde ise artmaktadır. İhracat ise dğal gehşme trendinden daha az sapma göstermektedir. En azından kısa dönem için durum budur. İhracatın artışı verim arttırmaya yönelik özel ve kamu sektör plitikaları uygulanması snucu rtaya çıkacak bir yapı değişikliğine ihtiyaç göstermektedir. 44 Aydın, M.Faruk, Çıplak Uğur, Yücel M. Eray, Exprt Supply and Demand Mdels fr the Turkish Ecnmy, TCMB Research Department Wrking Paper, N:04/09, June 2004, s

117 Devalüasynun ticaret dengesini değil ödemeler dengesini iyileştirdiğini rtaya kyan çalışmalar bir bakıma devalüasyn ile reel yapı arasında bir ilişki bulunmadığı anlamına gelmektedir. Ancak devalüasynun reel değerleri değiştirici etki yapabildiğine yönelik gözlemler ve bulgular da vardır. Örnek larak Türkiye de devalüasynun kısa dönemde lumlu snuçlar verdiği gözlenmektedir. Teride dış ticaret dengesini açıklamaya yönelik larak elastikliğe dayanan ve ticaret dengesi hesaplarına dayanan lmak üzere iki yaklaşım bulunmaktadır. Esneklikler ithalatın ve ihracatın talep fnksiynlarının üretilmesine dayanmakta, bu çalışmalarda döviz kuru,nisbi ihraç ve ithal fiyatları ile dünya gehrindeki artışlar değişken larak kullanılmaktadır, ithalat ve ihracatla ilgili esnekliklerin bulunmasından snra bunlar kullanılarak bir değerlendirme yapma aşamasına geçilmektedir. Klasik değerlendirme ölçütü Marshall Lerner kşulunun ne ölçüde karşılanmakta lduğu dur. Bu ldukça basitleştirilmiş yaklaşıma göre bir ülke parasının değerindeki düşmenin cari hesap dengesini lumlu etkilemesi esneklikler tplamının rden büyük lmasına bağhdır. Çalışmalar, ithalatın nisbi fiyatlar,döviz kuru ve gelir artışı ile ilgisi ldugunu,.ihracatın da aynı şekilde ihraç fiyatının dünya fiyatına ranı ve dünya gelirinden etkilendiğini göstermektedir. Kısaca hesaplamalar fiyatların ithalat ve ihracat düzeyini belirlemede önemli bir rlü lduğuna işaret etmektedir. Ticaret akımlarının kur değişmelerinden çk nisbi fiyatlardan etkilendiği gözlenmektedir,nisbi fiyatlar temelde maliyet ve kur tarafından belirlendiğine göre uzun vadede ihracat nisbi fiyatların belirleyicisi lan verimlilik,ürün kalitesi ve pazarlama kalitesi maliyetler ile gelirlerin belirleyicisi lan döviz kurunun etkisi altında gelişecektir. Sn yıllarda ülkemizde kur yüksek tutulsa bile ücretler düşük tutulduğu ve verim arttığı için ihracat gelişmesinin devam edebildiği gözlenmektedir.bu devam ettiği takdirde verim artışına yönelen yapısal bir değişimin haberci sayılmalıdır. Özetle ilişkiler şöyle tanımlanabilir. ithalat miktarı = f(nisbi ithal fiyatı, reel iç gelir) ihraç miktarı=f(nisbi ihraç fiyatı,dünya geliri) ithal ve ihraç ile ilgili esneklikler dikkatleri sadece talep cephesine yöneltmektedir.bu knu dışına çıkılıp uygulamaya yönelik plitika önlemleri alınmasına gelindiğinde srun karmaşık hale gelmektedir. Çünkü tüm hesaplamalar tplulaş-

118 tırılmış veriler üzerinden yapılmaktadır. Daha fazla veri tplayıp snradan tplulaştırma yapılmasının daha anlamlı lup lmadığı, bu gerekli görülüyr ise bunun nasıl gerçekleştirilebileceği srunları knusu çözümlenememiştir. Tüm bu esneklik çalışmaları statik bir yaklaşım içermektedir. Nedeni ise prblemin dinamik yönü lmayan ML kşulu açısından ele alınmış lmasıdır. Diğer yaklaşım lan ticaret dengesi yaklaşımı ise ticaret akışlarını açıklamakta ise de rekabet gücünü etkileyen faktörler knusuna bir açıklık getirmemektedir dönemi verileri kullanılarak yapdan hesaplamalar 1994 tabanh miktar indeksleri kullanıldığında ihracat ve ithalatla ilgili anlamlı ilişkiler lduğunu göstermektedir Bu ilişkiler aşağıdaki tabldan izlenebilir; TABL 8. TÜRKİYE'DE İTHALAT VE İHRACATI ETKİLEYEN FAKTÖRLER UZUN DÖNEM KISA DÖNEM UZUN DÖNEM KISA DÖNEM İHRACAT İHRACAT İTHALAT İTHALAT REEL GELİR 1, BİRİM EMEK MALİYETİ İHRAÇ FİYATI REEL DÖVİZ KURU KAYNAK: TCMB Bu bulgular altında eknmimizin zayıflığını giderebilmek için iki yl vardır. Bunlardan birincisi sıcak parayı kntrl altına almak-ki bu uluslar arası yükümlülüklerimiz ve yüksek brçlar nedeniyle klay görülmemektedir-ikincisi ve geçerli lanı eknmimizin uluslar arası rekabet gücünü arttırmaktır. Rekabet gücü artışı aynı zamanda istikrar sağlayacağı için eknmiyi spekülatif ataklara karşı kruyacak en önemli etkenlerden birisidir. Araştırmalar ayrıca ülkemizde reel kuru etkileyen en önemli faktörün emek maliyeti lduğunu, maliyetlerin belirlediği ihracat nisbi fiyatlarının kurla birlikte ana etkenleri luşturduğunu rtaya kymaktadır.öte yandan ithalat artışına dayalı gelir artışlarının ödemeler dengesini bzduğu gözlenmektedir. Bu değerlendirme bize dikkatimizi uluslar arası rekabet gücü üzerinde yğunlaştırmamız gerektiğini göstermektedir bu nedenle bir snraki bölümde uluslar arası rekabet gücü knusu ele alınacaktır.

119 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Rekabet Gücü 1.0.ULUSLARARASI REKABET GÜCÜ KRİTERLERİ 1.1. Rekabet gücünün ölçülmesi Büyüme Rekabet Gücü (GCI) Bir ülkede insanları en çk ilgilendiren şey gelir artışıdır. Gelir artışı, gelişmiş ülkelerde insanların yaşam kalitesinin daha da artması, azgelişmiş ülkelerde ise sefaletten kurtulma, çcuk ölümlerinin azalması, su ve kanahzasyna kavuşma, azalan kadın erkek ayırımı, çcuk işçilerin azalması, özgürlüklerde artış, demkrasinin ve sivil tplumun gelişmesini getirmektedir. Bu bakımdan insanlığın mutluluğu ve etik anlamda alındığında az gelişmiş ülkelerdeki gelir artışının dünya refahına katkısının, gelişmiş ülkelerdeki gelir artışından daha fazla ve daha önemli lduğu ileri sürülebilir. Gelir artışı bu kadar önemli lmasına rağmen ülkelerin kalkınma hızını belirleyen faktörlerin neler lduğu iktisat biliminin henüz tam larak cevaplayamadığı en büyük bilinmeyenlerden birisini luşturmaktadır. Bu bilinmeyeni açıklamaya yönelik çabalardan birisi larak luşturulan "Büyüme Rekabet Gücü İndeksi" (GCI) ülkelerin kalıcı ve sürekli bir eknmik kalkınma sağlama ptansiyellerini göstermeyi hedeflemektedir.^^ İndeks; A) Makr eknmik rtam B) Kamu kuruluşlarının kalitesi C) Teknlji larak üç temele dayanmaktadır. Makr eknmik rtam kendiliğinden kalkınmayı sağlayamamakta, ancak bu rtamın elverişli lmamasının gelişmeyi engellediği de bilinmektedir. Şöyle ki; Yüksek enflasyn, bilinçli karar almayı güçleştirmekte, kamu açığı çk fazla lduğunda bankacılık sistemi sağlıklı çahşamamakta, çk yüksek faiz ödemesi yapan bir ülkede devlet yeterince hizmet verememekte, kamu alınan vergileri israf ediyr ve 45 Blankejeifer. Paua Hna, Sala-ı-Martin Xavier, The Grwth Cmpetitives Index, WEF Reprt. 2003

120 iyi kullanmıyr ise iş çevreleri yarattıkları kaynakları vergi larak devlete vermekle bşuna fedakarlık yapmış lmaktadırlar. Bu nedenlerle uygun lmayan bir makr çevrede sürekli ve sağlıklı bir gelişme gerçekleştirmek çk güçtür. Kalkınmanın ikinci ayağı kamu kuruluşlarıdır. Piyasa eknmisinde katma değer özel kesim tarafından yaratılmakta ve işletmeler içinde yaşadığı ülke kuruluşları ile yakın temas içinde bulunmaktadırlar. Bunların mülkiyet haklarının ve yaptıkları anlaşmaların kanunlarca krunması gerekmektedir. Kamu kuruluşlarının uygunsuz davranışlar içinde bulunmaları, işletmelerde verim düşmesi ve maliyet artışlarına yl açmaktadır. Üçüncü temel teknljik gelişmedir. Teknlji dışındaki tüm üretim faktörlerinin azalan randımanlar kanununa tabi lduklarını vurgulamak Neklasik Gelişme Terisi'nin bize sağladığı en önemh öğreti lmuştur. Açıklamak gerekirse; Kötü kuruluşlar ve yanlış plitikalar lumsuz snuçlara yl açarlarsa da lumsuzluklar bir kere giderilince bunların kalitesini daha fazla arttırarak eknmik kalkınmayı hızlandırmak mümkün değildir. Teknljiye gelince durum farklıdır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda teknljik gelişmenin azalan randımanlara yl açtığını gösteren bir bulguya rastlanmamıştır. Sürekli teknljik gelişmeye dayalı kendi kendini destekleyen (Self sustained) büyümenin önünde şimdilik engel görülmemektedir. Teknljik gelişme kalkınmanın temel unsuru lmakla birlikte bunun kaynakları ülkeden ülkeye değişmektedir. Teknljik düzeyi dünyadaki en üst seviyeye yakın lan ülkelerde buluşçuluk (îvasyn) teknljik gelişmenin sürükleyici unsurudur. Teknlji düzeyi düşük ülkelerde ise teknljik gelişme kısmen buluşlar kısmen başka ülkelerde mevcut teknljiden yararlanma ylları ile sağlanmaktadır. Bu farklıhğı yansıtmak üzere GCI, ülkeleri iki ayrı guruba bölerek hesaplanmaktadır. Bunlar kaynak ülkeler (Cre) ve kullanıcı ülkeler (Nn-Cre) larak adlandırılmaktadır. Kaynak ülkelerde teknljik gelişme, kendi buluşları ile sağlanmaktadır. Kullanıcı ülkeler ise ağırlıklı larak dışarıdan alman teknljiyi uygulayan ve kşullarına adapte eden ülkelerdir. GCI hesaplamaları her 1 milyn nüfusa yıllık 15 patent alınması, iki gurubu ayıracak bir kriter larak kabul edilerek yapılmıştır. Bu ayırımda, buluşların kaynak ülkeler için daha ağırlıklı lduğu varsayımı yatmaktadır. Kullanıcı ülkelerde ise "Teknlji Adaptasynu" ağırlık kazandığından adaptasyn düzeyi "Teknlji transferi alt indeksi" tarafından ölçülmektedir.

121 Hesaplamalarda göz önüne alman diğer bir knu GCI'yi etkileyen üç alt indeksin kaynak ve kullanıcı ülkeler için farklı ağırlıklara sahip lmalarıdır. Makr eknmik çevre ve kuruluşlara sahip lma kullanıcı ülkeler için ağırlıklı lmakla birlikte kaynak ülkeler buna zaten sahip ldukları için bu kuruluşlardaki gelişmenin eknmiye katkısı azdır. Kamu harcamalarının etkinliğini göstermek üzere saptırıcı kamu sübvansiynları, kamu fnlarının kullanım biçimi, kamunun plitikacıların dürüstlüğüne güven derecesi içeren kmpzit bir indeksin -Kamu israfı alt indeksi- unsurları larak kabul edilmektedir. Bu indeks hükümetlerin taraflı tutumunu ve kamudaki yzlaşma derecesini göstermektedir İş Rekabet Gücü; (BCI) BCI hesaplamalarından beklenen bunu kullanarak ülkeleri karşılaştırabilmek, nları rekabet güçlerine göre sıralayabilmek, sıralamada yerlerini belirleyen lumlu ve lumsuz etkenleri rtaya kymak böylece dünya eknmisinin rekabet gücü trendini açıklamak ve rekabet gücünün kaynakları ve eknmik gelişme süreci ile ilişkilerini anahz edilebilmektir.^^ Bu İndeks kullanılarak şu iki srunun cevaplandırılması amaçlanmaktadır; 1-Cari refah kalıcı ve süreklimi (Aşağı inme lasılığı var mı?) 2-Bu refah ileride artma ptansiyeli taşıyr mu? Dengeli plitik hukuksal ve makr eknmik plitikalar ulusal refah açısından önemli ise de katma değer mikr eknmik düzeyde işletmelerde yaratıldığından işletmeler etkin bir yönetime sahip lmadıkları ve yüksek katma değer içeren mallar üretmedikleri takdirde eknmik gelişme mümkün lmamaktadır. Ülke verimliliği firma verimliliklerinin tplamından luşmakta, işletme verimliliğinin mikr eknmik temelleri ise birbiri ile bağlantılı ve birbirini etkileyen iki alanda yatmaktadır. Bunlar sırası ile; Ülkede rekabet eden firmaların ne seviyede teknlji ve yönetim gücüne sahip ldukları ve çalışma yöntemleri ve işletmelerin içinde yaşadıkları rtamdır. Burada rtam ile yüksek becerili insan gücü, yeterli enfrmasyn, gelişmiş altyapı, kaliteli tedarikçiler, gelişmiş araştırma enstitüleri vb., ifade edilmektedir. 46 Prter E-Michael,Building the Micrecnmic Fundatins f Prsperity,WEF Reprt 2003.S.29-S-36

122 Is rekabet gücü indeksini hesaplamak için işletmelerin iş görme biçimleri, üretim ve yönetim stratejilerinin düzeyi ve ülke iş rtamının etkinliği şeklinde iki alt indeks luşturulmakta ve bu iki alt indeks GDP ile lan ilişkilerindeki katsayılar tartı larak kullanılmak suretiyle tek indekse dönüştürülmektedir. GCI, GDP'nin kaynaklarını göstermekte ve genelde yatırım düzeyi ve uygulanan plitikalardan, BCI ise firmaların verimliliğinden etkilenmektedir. Bir ülkede çalışan firmaların verimlilik düzeyi ana gösterge alındığından, işletmelerin yerli veya yabancı rijinli lması indeks hesaplamalarında fark yaratmamaktadır. Bir ülkenin yaşam standardı, nun eknmisinin verimliliği tarafından belirlenmekte ve bu da birim emeğe, sermaye ve dğal kaynağa düşen katma değer ile ifade edilmektedir. Durum böyle tanımlandığında, üretilen malın miktarı, girdileri ve dünya piyasalarındaki fiyatı verimliliği etkileyen faktörler lmaktadır. Bir üründeki verimlilik düzeyi, girdisi lduğu diğer ürünlerin karlılığını da etkilediği için sadece ihraç edilen ürünler için değil içeride üretilen ve dış ticarete knu lmayan mal ve hizmetlerin maliyetini ve verimliliğini etkilemektedir. indeks luşurken kaynak ülkelerle kullanıcı ülkelerin farklı yapıları gözönüne alınarak her bir indeksin ağırlıklarının hesaplama snuçlarına bağlı larak tahmin edilip kullanıldığı görülmektedir. Bu tartılar; Kaynak ülkelerde 1/2 teknlji, 1/4 Kamu kuruluşları, 1/4 Makr eknmik rtam; Kullanıcı ülkelerde 1/3 teknlji, 1/3 Kamu kuruluşları ve 1/3 Makr eknmik rtam şeklindedir. 1.2.Kalkınma ylları Genel Durum Dünya eknmisi sıfır tplamlı bir yun değildir. Her ülke verimliliğini arttırarak refahını aynı zamanda yükseltebilir. Bu durumda gelişmeyi hızlandırmanın ylu hızlı ve sürekli verim artışının nasıl gerçekleşebileceği srusunun cevaplandırılması ve buna uygun plitikaların luşturulmasından geçmektedir.^^ WEF çalışmalarında elde edilen bilgiler farklı yöntem ve yaklaşımlarla elde edilmiş lmalarına rağmen büyüme ve iş rekabet gücü arasında paralellik lduğunu göstermektedir. Elde edilen BCI indeksi ülkeler arası gelir farklılıklarının %83 ünü açıklayabil- 47 V\^rld Ecnmic Frum,Glbal Cmpetitives Reprt(GCR), 2003,

123 mektedir. Buradan, kalkınmayı hızlandırmada mikreknmik önlemlerin önceliğinin arttırılmasına ihtiyaç lduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca iki indeks arasında tkrelasyn lması daha iyi çevrenin daha etkin firma yapılanmasına yl açtığı, firma yapılarındaki gelişmelerin de çevrenin gelişimini lumlu yönde etkilemekte lduğunu göstermektedir. Bu nedenle her iki faktörü aynı zamanda geliştirme çabalarının etkinliği bunları tek tek geliştirme çabalarından daha fazla etkin lmaktadır. Yapılan istatistiksel testler, makr eknmide şimdiye kadar önemli kabul edilen tasarrufların ve yatırımların GDP ye ranının, kişi başına gelirle güvenilir ilişkiler göstermediğini rtaya kymaktadır. Buna karşılık, üretim sürecinin niteliği, yetki devri, markalaşma, buluşçuluk düzeyi ve eğitimin verim artışı üzerinde en güçlü etkiye sahip faktörler ldukları anlaşılmaktadır-^s İletişim, elektrik enerjisinin kalitesi, kul kalitesi, üniversite ve özel kesim gibi faktörler de verimlilikle yakından ilişkili bulunmuşlardır. Buradan eknmideki faktör düzeyinden çk kuruluşların kalitesinin rganizasyn ve çalışma biçiminin verimliliği etkilediği snucuna varılmaktadır. İç talep kşulları, standartlar, çevre kşulları, alıcı beğenisi de kişi başına gelirle ilişkili görülmektedir. Sanayi yğunlaşma dakları, teşvik sistemi ve rekabet kanunu da verimlilik ile anlamlı ilişkiler göstermektedir. Çk sayıda faktörün gerekmesi nedeniyle ülkelerde rekabet gücü birden ve kendiliğinden artamamakta, bilinçli müdahalelere ihtiyaç göstermekte, küçük iyileşmelerle yavaş yavaş ilerlemekte,kısaca başarılı bir eknmik gelişme birçk alanda aynı anda gelişme sağlanmasını gerektirmektedir. Refrm çabalarının türü, ülkenin bulunduğu gelişme düzeyine göre farklı lduğundan her ülkenin kendisini içinde bulunduğu kşulların gerektirdiği şekilde yapısal larak geliştirmesi önem kazanmaktadır. İş rtamının gelişmesi, yapısal gelişme sürecini hızlandırmakta ve kendini geliştirme ylundaki ülkeler, değişik aşamalarda, farklı srunlar ve güçlükleri çözümlemek zrunda kalmaktadırlar. Değişen Dünya kşullarında, ülkelerde, eknmi yönetimi knusunda büyük yetersizlikler vardır. Bu yetersizlikler, ülke eknmilerinin şklarla karşılaşması snucunu yaratmaktadır. Eknmik plitikaların belirlenmesi ve diğer alanlar- 48 Sala-ı-Martin Xavier, Executive Summary f WEF Reprt, 2003, S1-S.3

124 da önemli ilerlemeler varsa da ülkelerdeki kamu yönetimi yetersizliği halen kalkmmanm hızlanmasmm önündeki en önemli engellerden birisidir. Ylsuzluklarm kalktığı, hukukun hakim lduğu demkratik srumlulukların bulunduğu bir ülkede gelişme daha hızh lmaktadır. Ylsuzluk, aşırı bürkrasi, yüksek enflasyn ve döviz kuru rejimlerindeki hatalar, gelişmeye kamu yönetim yetersizliğinden daha az hasar vermektedir. Yönetim yetersizhği yönetime plitik müdahaleler ve büyük firmaların plitikayı yönlendirmeleri halinde daha da zararlı lmaktadır. Bu durumun geçerli lduğu ülkelerde kamu finansal perfrmansının düşük lduğu gözlenmektedir. Bu nedenlerle gelişmekte lan ülkelerin, makr eknmik istikrar ve finansman plitikaları ile dış sermaye kaynaklarına ulaşıp brçlanma ylu ile sağlayacakları gelir artışları ve eknmik gelişmeler kalıcı değildir. Bazı nktalarda tıkanmalar, bunu izleyen ihracat azalması, işsizlik artması, yatırımların düşmesi gibi, yeniden yapılanma ve kşullara adapte lma knularındaki mikr eknmik başarısızlıklar, makr eknmik prgramların başarısızlığına yl açarak, dışa açılma ve küreselleşme çabalarını lumsuz etkilemektedir. Dengeli plitik, hukuki ve ssyal kuruluşlar ve sağlam makr eknmik plitikalar, ulusal refahı arttırmak için bir ptansiyel luştursalar da. gerçek refah, mikr eknmik düzeyde yaratılmakta, yüksek ücret ve sermaye getirilerine ancak firmalar etkin yöntemlerle değerli ürünler ve hizmetler ürettikleri zaman ulaşılabilmektedir. Sağlam para ve maliye plitikaları uygulaması ve döviz kurunun dengesi sağlanarak verimliliğin önündeki engeller kaldırılabilir. Ancak bunların bir işe yaraması mikr eknmik rekabet kşulları uygun ise gerçekleşir. Dış brçlanmaya gelindiğinde,brcun sağlanmasından çk alman paranın nereye yatırıldığı önemlidir. Mikr eknmide kaynakların dğru kullanımı, brç yönetim becerisinden daha önemlidir. Eğitici plitikalar ne kadar yüksek düzeyde lursa lsun, eğitilenlere mikr düzeyde istihdam sağlanmadığı sürece, rekabet gücünü arttırma ylunda etkin lamaz. Özelleştirme, rekabet kşulları iyileştirilmemiş ise fayda sağlamaz. Snuç larak makr eknmik plitikaların verimli bir eknmi luşumuna katkı yapması için mikr eknmi alanında yeterli gelişme şarttır. Ticaret anlaşmaları ve pazar açıcı önlemler, mikr eknmik phtikalarla birlikte gitmelidir. Bu yapılmadığı takdirde piyasaların açılması ithalatı arttıracak

125 ve ihracat yetersiz kalacaktır. Mikr eknmik gelişmenin temelleri dış pazarlara açılmadan önce atılmış lmalıdır. Makr eknmik önlemler, genellikle üretici ve tüketicilere uzun vadede faiz haddi vefiyatyükselmeleri ve artan vergiler ylu ile yük getirici yönde etki yapmaktadır. Mikr eknmik gelişmelerin etkileri ise tüketici refahını arttırma yönündedir. Kartel ve mnpllerin kırılıpfiyatlarındüşmesi, ucuz yiyecek, elektrik, su telefn, hizmet ve diğer tüketim harcamalarında azalma sağlamakta,düzenleyici refrmlar kirliliği azaltmakta, ürün kalitesini arttırıp eğitim kalitesini iyileştirmektedir. Eğitim, alanlara iyi bir gelecek sağlar. Bu etkileri hisseden tüketicilerin hükümete plitik desteği artar. Devlet, iş rtamının luşmasında büyük rl ynar. Faktör fiyat ve kalitesini etkiler, eğitim altyapı, rekabet mevzuatını belirler, kamu alımlarını yönetir, sübvansiynlar verir, ithalat plitikası ile krumayı yönlendirir. Bu uygulamalar birçk farklı kamu kuruluşunca gerçekleştirilir. Devlet dğru kural kymak, teşvik vermek ve yönlendirmek, gerekli kamu yatırımlarını gerçekleştirmekle yükümlüdür Kamunun uyguladığı plitikalar krdineh ve bir ulusal stratejinin parçası ldukları ölçüde etkin labilir. Eğitim, yllar, finansal pazarlar, tüketici beğenisi, ülke kuruluşlarının kalitesi, insanların kültürü ve alışkanlıkları gibi alanlardaki durum da ülkenin güçlü veya güçsüz lmasını etkilemektedir. Tüm bu bulgular rekabet gücünü arttırma plitikasının her ülke için çözülmesi gereken farklı bir prblem lduğunu gösterir. Çin Hindistan ve ABD gibi ülkelerde eknmik plitika kararları ülkelerin genişliği nedeniyle büyük ölçüde merkezileşmekten uzaklaşmış,bölgelere inisiyatif devredilmiştir. Mikr eknmik gelişmeyi hızlandıran iş rtamı açısından çevredeki gelişmeler şöyle sıralanabilir; girdi kalitesi, rekabet düzeyi, firma işletim ve yönetim stratejilerinde gelişme, iç pazar talebinin kalitesi ve yan sanayiin varlığı. Kamu kuruluşlarının rekabet edebilir bir eknmi luşmasına lan katkısı inkar edilemez. Ancak kalkınmayı etkileyen kuruluşlar sadece kamu kuruluşları değildir. Birçk ulusal kuruluş bu yönde etki yapmaktadır. Bunlar arasında üniversiteler ve kullar, giderek rekabetin ana unsurlarından biri lmaya başlamışlardır. Bunlar sadece eğitim verme ve araştırma yeteneğini arttırma yönünde etkili lmamakta aynı zamanda özel sektörle birlikte araştırma ve geliştirme faaliyetlerini yürüterek kalkınmayı etkilemektedirler.

126 özel sektör de. rekabet gücünün artmasına yönelik eknmik plitikaların luşumuna katkıda bulunmaktadır. Özel sektör sadece devletin plitikalarına uyan değil nun luşumuna katkıda bulunan bir unsurdur ve öyle de lmalıdır. Eğitim prgramları uygulama, yan sanayii geliştirme plitikaları, standartları tanımlama, gibi alanlarda firmalar sadece kendilerini değil iş rtamını da etkilemektedirler. Bu etki kamuyu yönlendirmek ve kendi yapısal gelişmesini tamamlama kanalları ile gerçekleşmektedir Özel kesim örgütleri ve sanayici birlikleri, aynı şekilde alt yapı luşturma ve ihraç pazarları açılmasında da yardımcı lmakta,kalite sertifikaları ile sanayi kesimine teknik destek veren kuruluşlar da rtam luşumunu lumlu yönde etkilemektedir. Özel kesim örgütleri ve firmalar rtamı sürekli izlemek ve bunun bzulmasına yl açan plitik kararlara karşı çıkmak fnksiynu da görürler ve görmelidirler. Kısaca üretici ile işbirliği yapan tüm kuruluşlar rtamın gelişmesine etkilidirler. Buraya kadar lan açıklamalar,, geleneksel makr eknmik istikrar ve piyasaların liberalizasynu plitikalarının, tamamlayıcı plitikalar lmadıkça tek başına gelişmeyi sağlamaya yeterli lamayacağını göstermektedir. Eğitim ve yan sanayi yetersiz ise, yatırım biçimi ile kullanılan teknlji dğru değilse, yatırım düzeyi artışını teşvik eden plitikalar tmatik larak verimi arttıramamaktadır. Kısaca uygun lmayan yatırım ve yetersiz yönetimle yüksek rekabet standartlarına ulaşılamamaktadır. Gehşme aşamalarında önceleri tümü ile dışarıdan alman teknlji zamanla lisans ve teknlji özümsemeye ve nihayet teknlji üretimine yönelmektedir. Yönetimler genellikle -eski alışkanlıkları ağır bastığından- bu aşamalardan geçmeye direnç göstermektedirler. Bu bakımdan işletme ve girişimcilerin yönlendirilmeleri ve teşvik edilmeleri ve aydınlatılmaları gerekir. Yönetim açısından bakıldığında az gelişmiş ülkelerde prfesynel yönetime yönelmenin başladığı, gelişmekte lanlarda insan kaynakları plitikaları ve eğitim önem kazandığı, gelişmiş ülkelerde ise yetki devrinin ön plana çıkmakta lduğu gözlenmektedir. Ulusal verimlilik artışında kmşu ülkelerle işbirliğinden geniş ölçüde yararlanma lanağı vardır. Ülke içinde bölgeler arası ve kuruluşlar arası ilişkilerin geliştirihp farkldıklarm giderilmesinin de bu artışta etkili lduğu görülmektedir. Genel İş Rekabet gücü İndeksini bulmak için (BCI) bazı alt indeksler kullanılmaktadır. Bunlar; firma gelişmişlik düzeyi, yönetim stratejileri indeksi ve ulusal iş rtamı indeksleridir.

127 Etkilerin derecesini gösteren tartılı ağırlıklarını bulmak için yapılan çalışmalardan gelişmede iş rtamının % 63 ve firma düzeyi çalışmaların% 37 ranında etkili lduğu belirlenmiştir. Bu ağırlık kullanılarak yapılan hesaplamalar snucunda BCI'nin ülke GDP'lerini açıklama ranı % 83 larak bulunmuştur. Dğrusal lmayan fnksiyn uygulamalarda ise daha yüksek determinasyn katsayılarına ulaşılmaktadır. Böylece mikr eknmik gelişmelerin diğer geliştirici faktörleri de lumlu yönde etkilediği, az gelişmiş ülkelerin makr eknmik plitika hukuki ve ssyal yapılarının yetersizliğinin mikr eknmik iyileştirmelerden yeterince yararlanmalarını engellediği, snuç larak ve her ülkenin uygun atılımlarla hem sıradaki yerini ve hem de mutlak refahını arttırma lanağına sahip bulunduğu anlaşılmıştır. Ülkeler değişik kalkınma aşamalarında bulunmakta ve kalkınırken bazı aşamalardan geçmektedirler. Faktöre dayak eknmilere sahip ülkelerde, rekabetin kaynağını ucuz girdiler luşturmakta ucuz emek ve ham maddeler ithal teknlji kullanılarak işlenmektedir. Teknljinin edinilmesi; ithal girdiler, fasn anlaşmaları, yabancı dğrudan yatırımlar, kpyalama ve taklit ylu ile gerçekleşmektedir. Bu ülkelerin rekabet aracı fiyat rekabetidir. Bu ülkeler dğrudan tüketiciye ulaşamamakta değer zincirlerine hükmedememektedirler. Mntaj, emek yğun yönetim ve dğal kaynakların çıkarılması başlıca faaliyetlerdir. Bu tür eknmiler Dünya eknmik dalgalanmalarına karşı çk duyarlıdırlar. Yatırıma dayalı eknmilerde ise temel sürükleyici faktör verimliliktir. Bu ülkeler verim arttırmak için sermaye yğun yatırımlara girmekte devlet bu knuda işletmelere güçlü teşvikler, sermayeye klay ulaşım açısından destek lmakta bu ylla verim artmaktadır.^^ Bu aşamadaki ülkelerde ürünler giderek daha karmaşık bir hal almakta ve gerekli teknlji, rtak girişim, lisans, yabancı sermaye, kpyalama ylu ile sağlanmakta bu arada teknlji geliştirme kapasitesinde de artış meydana gelmektedir. Bu ülkeler daha yüksek değer zincirlerine bağlanmakta üretim alanında ve dışa yapılan fasn işlerde ihtisaslaşmaktadırlar. Bu tür eknmiler sektör ağırlıklı talep şklarından lumsuz etkilenmektedirler. 49 Kaplinsky, Rephael, Mrris, Mike,A Handbk fr Value Chain Research, SSFG Netwrk. September 2000.

128 Buluşçuluk ve teknljiye dayalı eknmilerde ise gelişme ürün birim fiyatların artışı ylu ile lmaktadır. Bunun nedeni Teknlji üretilmesi ve bunun yeni mal ve hizmetler üretiminde kullanılmasıdır. Bu ülkelerin eknmileri tüm alanlarda güçlüdür. Yğunlaşma nktaları gelişmiştir. Kuruluşlar etkin çalışır ve buluşu destekleyen destekler sağlarlar. Bu ülkeler özel gelişme stratejilerine ve dünya çapında hedeflere sahiptirler. Hizmetler sektörünün geniş lması nedeniyle dış şklara karşı dirençleri yüksektir. Eknmik gelişme mikr eknmik kapasite artışı yerine strateji ve teşviklerin rekabete yönelmesi ile sağlanmaktadır. Bu aşamaya geçmek isteyen gelişmekte lan ülkelerin eknmilerinin yapısal değişime ayak uydurabilmesi bu amaçla tam bir transfrmasyndan geçmeleri gerekir. AB halen çalışmalarında ağırlığı mevcut teknljileri kullanmak yerine yeni teknljilerin üretilip kullanılmasına vermiş durumdadır. Bu gelişim işin nitehği gereği yavaş gitmektedir. AB de halen birçk ülke bu yapısal değişimi gerçekleştirme srununu yaşamakta farklı yapıda ve gelişme düzeyindeki ülkeler kendilerini pazara adapte etmeye çalışmaktadırlar.50>5i Bir eknmide ürünlerde bilgi yğunluğu artıp teknlji üstünlüğü ağır basmaya başlayınca dğal kaynak avantajı giderek azalmaktadır. Bu gelişim trendi dlaysıyla nlarca yıldır dğal kaynak avantajına bağlı ürünlerin fiyatları sürekli düşmektedir. Artık önemli lan kaynağın kendi avantajı değil nun ne verimde kullanıldığıdır. Öte yandan çk bl dğal kaynak bir yerde nu yönetmeğe başladığı için eknmi için risk yaratmaktadır. Pazarlama açısından bakıldığında azgelişmiş ülkelerde önceleri iç pazara hitap eden firmaların eknmi gehştikçe bölgesel satışları arttırma uluslararası dağıtım kanallarına bağlanma ve markalaşmaya yöneldiklerini görmekteyiz. Ülke gelişince firmaların çalışmalarının ağırlık nktası dünya dış uluslararası pazarlarının geliştirilmesine yönelmektedir. Her elverişli iş rtamı belli nktalarda iş dakları yaratır. Yğunlaşma aynı knudaki veya birbiri ile iş yapan işletmelerin, ham madde satıcıları, hizmet satıcıları ve ilgili destek kuruluşlarının belli nktalarda tplanmasını tanımlar. Örnek larak Hindistan'da yazılım kuruluşları, Almanya'da tmtiv sektörünün durumu gösterilebilir. 50 Ecnmist Glbal Agenda, Eurpe,Questins and Answers, Glbal Agenda, June, 23, Eurpean Cmmisin,Eurpean Ecnmy,Belgium:Special Reprt N. 1.,2002.

129 Bu tür yığılmalar rekabet gücünü üç ylla etkiler Öncelikle yğunlaşan ana firmaların verimliliğini arttırır. Bu artış işletmelerin ham maddelere, faktörlere, hizmetlere ve ihtiyacı lan bilgilere daha klay ulaşmaları ylu ile lur. İkinci larak, her srun la birlikte bunu çözecek beceri ve sermaye aynı yerde tplandığından bu tür yerlerde buluşçuluk verimliliği artar. Üçüncü larak yğunlaşma yeni firmaları buraya çeker sayı arttıkça yukarıdaki etkiler güçlenir. Bu nedenle ülkeler böyle yğunlaşma nktalarını desteklemektedirler.52 Yığılmaların ne tür firmalardan luştuğunu ise ülkenin durumu belirler. Gelişmekte lan ülkelerde ise fazla yığılma lmaz. Firmalar ucuz emek ve dğal kaynak etrafında tplanırlar. İthal girdiler, makine ve teknlji kullanılır. İhtisaslaşmış firma sayısı azdır. Ancak yğunlaşma arttıkça girdilerin iç piyasadan karşılanma ranı artar. Değişik bölgelerde farklı nitelikte yığılmalar görülürse de bunlardan pek azı buluşçuluk merkezine dönüşür. Zamanla özel ürüne yönelik yığılmalar görülebilir. Firmalar faaliyetlerini diğer bölgelere de yayarlar. Bir ülkede tek tek firmalardan firma yğunlaşmalarına yönelmek ve yğunlaşmanın giderek artması kalkınmayı hızlandırmaktadır. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin kalıcı lup lmadığını BCI ile GNP eksenleri karşılaştırmasından anlaşılabilmektedir. Cari GSMH si mikr eknmik gelişmişliğine göre lması gereken den fazla lan ülkeler tehlikededir. Bu ülkelerde gelir düzeyleri kalıcı değildir. Gelişmenin dğal kaynağa ve yüksek dış yardıma bağlı lduğu ülkelerde böyle bir görünüm rtaya çıkabilmektedir. Verilere göre İrlanda Yunanistan ve Prtekiz'in durumu böyledir. Mikr eknmik rekabet gücü GSMH ye göre yüksek lan ülkelerde ise gehşme ptansiyeli vardır. Bu ülkeler genelde sürekli plitik, devlet ve ssyal srunlar yaşayan ülkelerdir. Hmjen bir ülke lmamak da aynı görünümü yaratmaktadır. Sn larak makr eknmik krizlerin de böyle bir görünüm yaratabileceği söylenebilir. Türkiye bu açıdan yapılan incelemede srunlarına rağmen nrmal trend üzerinde görülmektedir. Rekabet gücü değerlendirmelerinde sn beş yılda sıralamalarda %10 kadar bir değişme lmuştur. Bunun nedeni işletme uygulamalarının ve rtamın değişmesidir. 52 Batra,Geeta,Kaufma,Daniel,Stnes,Andrew H.W, Investment Climate Arund the Wrld, Washingtn DC,Research Paper,May 2003.

130 Bu durum ülkelerin geri kalmamak için ulusal iş rtamlarını diğer ülkelerin yaptığı gibi geliştirmek zrunda hissetmelerinden ve işletme yönetim süreçleri ile stratejilerini hızla iyileştirmelerinden kaynaklanmaktadır. Yüksek düzeydeki rekabet rakiplere ulaşmayı giderek daha zr bir iş haline getirdiğinden uluslararası derin bir ihtisaslaşma luşmakta,tüm ülkelerde şirketler yönetimlerini prfesynelleştirme pazarlama ve müşteri ilişkileri alanlarında ve özellikle bölgesel ilişkilerde geliştirmektedirler. Bu kşullar gelişmekte lan ülkelerin katma değer zincirlerine ulaşmalarını, marka geliştirmelerini ve uluslararası pazarlama ağları luşturmalarını giderek zrlaştırmaktadır. Dünya pazarının açılması ve rekabet artışının dğal ve beklenen snucu lan bu gelişmeler özellikle ihracatı ucuz girdiye dayalı ülkeler için durumu daha da güçleştirmektedir.53 Ülkelerin buluşçuluk kapasiteleri ile ilgih larak elde edilen indeks buluşçuluğun ulusal çevre ve rtamdan geniş ölçüde etkilendiğini göstermektedir. Bazı ülkelerin buluşçuluğa ülke rekabet güçlerini arttırmak amacı ile agresif bir şekilde yatırım yapmakta lması nedeniyle buluşçuluk giderek güçleşmekte ve birçk ülke mutlak larak bazı buluşlar yapsalar da nisbi larak diğer ülkelerden geride kalabilmektedirler. Küreselleşmenin yönlendirilmesi knusundaki sn tartışmalar ve gelişmiş ülkelerin kendilerini saptırıcı kamu sübvansiynları ylu ile krumaya yönelmiş lmaları, gelişmekte lan ülkelerin yeterli yatırım yapmalarını ve uygun plitika uygulamalarını güçleştirmekte lması tehlikeli bir gelişmedir. Araştırmalar özel kesimin de bilinçli refrmlar yapması gereğini,, bölgesel yğunlaşmaların desteklenmesinin kendiliğinden mikr refrmları ikame etmeyeceğini dünyadaki yğunlaşmaların başarısının mikr refrmların da aynı anda gerçekleşmesinden kaynaklandığına işaret etmektedir.54 Daha verimli firma faaliyetleri daha kaliteli persnel, daha iyi bilgi, daha etkin ve hızlı bürkrasi, daha iyi altyapı, daha kaliteli tedarik kaynakları, daha gelişmiş araştırma enstitüleri, daha yüksek rekabet düzeyi, ylu ile sağlanabilmektedir. 53 Dreimeier,Mary Hallward,Wallsten Sctt,Clin Xu,Lixin, The Investment Climate and the FirmıFirm Level Evidence frm China,Washingtn DCrWrld Bank Research Paper, United Natins Industrial Develpment rganizatin(unid), Industrial Develpment Reprt 2002/2003, Wien, 2002.

131 Dünyada devletler giderek bürkratik engelleri kaldırmakta,, gümrükleri azaltmaktadır. Şirket yönetimleri, finans pazarları, alt yapı gelişmektedir. Dünya pazarları ile entegrasynu hızla gerçekleştirmek isteyen ülkeler için bu aşamaları geçmek bir zrunluluktur. Gelişmekte lan ülkeler iş çevresinin geliştirmede, rekabet kşulları ve kul kalitesi açısından yüksek gelirli lanlardan daha az başarılı lduklarından gelişmiş ve gelişmekte lan ülkeler arasındaki gelir farkları giderek açılmaktadır. İş rtamındaki iyileşmenin işletme gelişmesinde de girişimciliği, stratejik düşünceyi yönetim pratiklerini ve iş eğitimini arttırdığını görüyruz. Bu nedenle İşletme gelişmesi indeksi fiili gelişme düzeyinden ileri lan ülkelerde kamu plitikalarının rtamı iyileştirici şekilde uygulanması gerekmektedir. Bunun yapılmadığı durumlarda Japnya, Almanya, Arjantin'de ve Türkiye'de de yaşandığı gibi yerli firmaların başka ülkelere gitmesi srunu yaşanmaktadır. Ülkede bölgesel farklılıkların giderilmesi de kalkınma ylunda önemli bir adımdır. Kalkınma terisinde dğal kaynaklar önemli bir rl ynamıştır. Eskiden dğal kaynaklar kalkınmanın en önemli unsurları larak görülürdü. Sn yıllarda özellikle içinde bulunduğumuz dönemde bu pek geçerli bir gerçek değildir. Rekabette bilgi ve teknlji içeriğinin rlünün artması dğal kaynağa dayalı ürün fiyatlarını önemli ölçüde düşürmektedir. Nitekim dğal kaynağa bağh ihracat ile rekabet gücü indeksi arasında istatistiksel açıdan güvenilir bir ilişki bulunamamıştır. Aksine daha önce de değinildiği gibi dğal kaynakların varlığı bu ülkelerde iş çevrelerinin güçlenmesi ile plitikaları yönlendirmede ağırlık kazanmalarına ve verimlilik artışı knusundaki girişimleri engellemelerine sebep lmaktadır. İstatistiksel larak BCI'nin gelir artışı üzerindeki etkisi % 23 lduğu ve BCI'de 10 sıra atlamanın gelir artış hızının % 1.9 daha fazla lması anlamına geldiği hesaplanmıştır. Ülkeler arası geur farklılıklarının % 80'inin mikr eknmik temellerden, %20 sinin ise makr eknmik nedenlerden kaynaklandığı hesaplanmaktadır. Bu nedenle mikr eknmik refrmlar lmadan makr refrmlar ve makr plitikalarla özelleştirmenin lumlu snuç vermesi beklenmemelidir. Mikr eknmik refrmların devletin makr srunlarını azalttığı, makr eknmik refrmların da mikr eknmik kşulların gerçekleşmesini klaylaştırdığı anlaşılmaktadır. Her tür refrmun ancak özel sektör ve devletin bilinçli müdahalesi ile gerçekle-

132 şebileceği ve kendiliğinden luşmadığını rtaya kyan mikr refrmlar knusundaki bulgular aynı zamanda devletin payını küçültüp müdahalesini sadece piyasaların düzenlenmesine yönlendirmesini indirgeyen görüşlerin de hatalı lduğuna işaret etmektedir , Gelişmekte lan Ülkelerle İlgili Bulgular Rekabet gücünün mikr eknmik temelleri knusunda WEF araştırması 1998 yılından snra başlatılmış ve temel larak bulunan faktörlerin istatistiksel güvenilirlikleri ele alınmıştır. BCI hesaplamalarından elde edilen ilk snuç rekabet gücü artışının dğrusal bir süreç lmadığı ve ülkelerin değişik kalkınma kademelerinde karşılaştıkları srunların birbirinden farklı bulunduğudur. Verimlilik, yüksek ücret, sağlam para ve sermayeye yüksek getiri yluyla ülkenin yaşam seviyesini yükselttiğinden gelişmek isteyen ülkelerin ana hedef larak ihracat düzeyini değil mikr eknmik verimliliği arttırmayı seçmeleri gerekmektedir. Verimliliğin temelleri iki knuda yğunlaşmaktadır. Kalkınmanın makr eknmik çerçevesi bir daire gibi mikr eknmik çerçeveyi kapsamakta Mikr eknmik çerçeve ise işletme yöntem yönetim ve stratejileri ile bunu etkileyen mikr eknmik iş rtamının kalitesini yükseltmektedir. Yüksek gelirli ülkelerde ise buluşçuluğun gelişmesi ön plandadır. Bu ülkelerde firmalar buluşçuluk kapasitelerini arttırmak üzere özel firma dizaynlarından yararlanıp uluslararası markalar luşturarak pazarlamada uzmanlaşmakta, ürünlerinin tüm Dünyaya satışını hedeflemektedirler. Yabancı teknljilere dayanmak ve teknlji transferi bunlar için bir dezavantaj luşturmaktadır. Bu ülkelerde temel srun yapısal gelişim ve dönüşüm sağlamaktır. Bu hedefe ulaşmak, eğitim, teşvik, yönetimi prfesynelleştirme ve yetki devri ile labilir. Bu ülkeler aynı zamanda iş rtamını iyileştirme altyapıyı mükemmelleştirme, kuralları basitleştirip bürkrasiyi azaltma ve eğitime ağırlık verme knularında da çalışmaktadırlar. Gelişmiş Ülkeler için gelişmenin hızlanması yaşam düzeyi artışını ifade eder. Bu ülkelerde makr plitikalar zaten dğru lduğundan ihracat ve gelişmenin anahtarı mikr refrmlardır. ysa ki rekabet ve eknmik gelişme knusundaki tartışmaların çğu halen bile başardı bir eknminin göstergesi lan makr eknmik durum, hukuki ve ssyal kşullar üzerinde yğunlaşmış bulunuyr.

133 Ulusal finans piyasalarını izleyerek dünya eknmik güçlerinin güdümüne giren ülkelerin hem dünya eknmisinin gelişimini yavaşlatmakta lduğu hem de ppülist ulusal plitikalar uygulayarak kendi başarısızlıklarını yarattıkları anlaşılmaktadır. Çünkü eknmik refrmlar mevcut standartların uygulanması ile değil aşılması ile gerçekleşebilmektedir. Mali phtikalar, para plitikaları, güvenilir bir hukuk sistemi ile dengeli ve gelişmiş demkratik kurumlar bir eknminin sağlığı için önemlidir. Bununla birlikte sırf bunların varlığı ancak refah yaratma rtamı yaratmakta kendileri refah yaratamamaktadır. Refah bir ülkede mikr eknmik faaliyetlerle yaratılmaktadır. Firmaların çalışma biçimi ve yapıları, işletmelerin içinde bulunduğu rtam gibi unsurlar gelişmedikçe makr eknmik, plitik ve ssyal refrmlar snuç getirmemektedir. Dünyada ülkeler geniş ölçüde makr eknmik istikrar dış ticarete açılma ve özelleştirme uygulamalarına yönelmektedirler. ysa ki dünyadaki ana srun mikr eknmik refrmlardır. Giderek daha ileri teknikler uygulayan işletmeler, iş rtamının kalitesi, reel verim artışı ve kalite artışı için tek yldur. Ülkeler vatandaşlarının refah düzeyini ancak bu ylla arttırabilirler.^5 İyi yönetim gelir artışını lumlu etkilemekte ancak gelir artışı tmatik larak yönetimin iyileşmesini sağlamamaktadır. Bu nedenle bulunduğu gelir düzeyini sürekli arttırmak isteyen ülkeler yönetim düzeyini yükseltmenin ylunu bulmak zrundadır. Aksi halde yönetimde kapasite açığı lan her ülke bulunduğu gelir düzeyinden geri düşme tehlikesi içindedir. Verim artışı için firmaların mukayeseli avantajlar ve dğal kaynaklardan uzaklaşıp mal farklılaştırmasını ve özel işleme yöntemlerini hedeflemeleri, dış dağıtım kanalları ile ilişkiye geçme düzeyini aşıp kendi dağıtım kanallarını kurmaları gerekmektedir. Tüm bu yaklaşımlar şirket stratejilerinin kalitesi ile ilgilidir. Kalkınma için fiziksel altyapı, insan kalitesi, kullar, elektrik arzı, iletişim altyapısı, arttırılıp güçlendirilmelidir. Üniversite işletme işbirliği gehştirilmehdir. araştırma enstitülerinin kahtesi yükseltilmelidir. Adalet sistemi ıslah edilmelidir, çevre ve tüketiciyi kruma kanunları gelişmelidir, sanayi yğunlaşma nktaları arttırılıp güçlendirilmelidir. Gümrük ve gümrük dışı krumalarla savaşılmalıdır. Tekelleşme önlenip firma denetimleri açık hale getirilmehdir. İşletmelerin üretim süreçlerinin gelişmesi. Marka yaratmaya yönelme leri, böl- 55 Knrad Adenauer Vakfı, Ssyal Piyasa Eknmisi Seminerleri,Ankara:KAV-BÎAR Araştırma Enstitüsü Yaymı,1990

134 gesel ve glbal pazarlara açılma çabaları, teknlji özümseme ve buluşçuluk kapasitesini geliştirmeleri, yönetim ve işletme persnel kalitesinin yükseltilmesi rekabet gücü açısından önemlidir. Ülkeler bu alanlarda gelişme sağlayarak düşük girdiye ve ucuz paraya dayalı ihracatı arttırma plitika ve alışkanlıkları ile mücadele etmek zrundadırlar. Yönetici eğitim kalitesi, bilimsel yaklaşımların varlığı, kaliteli araştırma kuruluşları, üniversiteler arası araştırmada işbirliği, özel tüketici taleplerinin varhğı, belli bölgelerde ihtisaslaşmanın teşviki, şirketlerde merkezi lmayan yönetim, şirket kuruluş ve tasfiyesinde elverişli kuralların luşumu da bu ülkelerin gelişme ylunda ağırlık vermesi gereken kurallardır. Yönetim kapasitesi arttırılırken gelişmiş ülkelerdeki yapıyı lduğu gibi almaktansa ülke kşullarına uygun kuruluşlar ve sistem luşturulması en dğru yldur. Kısaca etkili bir yönetim için şirket hedefleri ile hükümet plitikaları krdine edilmelidir. Bu durumda bir ülkenin eknmik önceliklerini mevcut durumunu anauz ederek belirlemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ülkelerin bir ileri aşamaya geçerken sancüı yapısal değişimler geçirmesi kaçınılmaz görülmektedir. Bu gibi dönüşüm nktalarında ne yapılması gerektiğini bilen ve na göre plitikalar üreten ülkeler daha hızlı gelişebilmektedirler Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü açısından durumu Dünya eknmik frumu tarafından gerçekleştirilmiş lan ve 101 ülke ve 7707 iş adamına uygulanan anket değerlendirme snuçları aşağıda irdelenmiştir. Ankette 4000 $ ve altı PPP'ye sahip lan 28 düşük gelirli ülke, $ arası PPP'ye sahip 39 gelişmekte lan ülke ve $'dan yüksek PPP'ye sahip lan 34 gelişmiş ülke kapsanmıştır. Genel sıralamada Türkiye gelişmekte lanların rtasında yer almaktadır. Hesaplanan indekslerle ülkelerin rta ve uzun vadeli gelişmeleri arasında istatistik larak güvenilir ilişkiler bulunmuştur. Öte yandan GCI ile BCI farklı kalkınma faktörlerini temsil ediyrlarsa da aralarında yüksek bir krelasyn bulunmaktadır dönemi için yapılan GCI sıralamasına göre Türkiye 102 ülke arasında 65. sırada bulunmaktadır. Türkiye'nin durumunda kamu kuruluşlarının niteliği açısından hızlı bir iyileş-

135 me gözlenmektedir. Ülkemiz makr eknmik rtam açısmdan 82. Kamu kuruluşları açısından 63. Teknlji açısından ise 54. sırada yer almaktadır. Türkiye BCI indeksinde genel indekste 52., İşletme perasynlarında51. ve ülke iş çevresi indeksinde ise 55. Sırada yer almaktadır dönemi ele alındığında Türkiye'nin Dünya sıralamasmdaki durumu şöyle özetlenebilir. GCI indeksi 2002 de 65 lan ülkemiz 4 sıra atlayarak 2003'de 61. sıraya yükselmiştir. Makr eknmik çevre indeksi 68. Sırada lduğumuzu göstermekte ise de bunda yaşanan krizlerin etkilerinin de varlığını gözardı etmemek gerekmektedir. Ülkemiz aynı dönemde kamu kuruluşlarının yapısı açısından 63. Sıradan 57. sıraya Teknlji indeksi açısından ise 54. Sıradan 52. sıraya yükselmiş durumdadır. Bu gelişme ptansiyeli açısından lumlu bir durumda bulunduğumuzu rtaya kymaktadır. Makr eknmik durumla ilgili durumun alt indeksleri özellikle istikrarda 94. (yayınlanan verilere göre 96 anket verilerine göre ise 62) durumda lmamızdan etkilenmektedir. Kamu israfları sıramız 75., ülke kredi ratingimiz ise 63. sıradadır. Kamu kuruluşlarının çalışması açısından bakıldığında kntratların uygulanmasında 63. sırada bulunduğumuz görülmektedir. Teknljik durumumuz açısından alt indekslere baktığımızda buluşçulukta Dünyada 68., ICT'de 51. ve teknlji transferinde 39. Sırada lduğumuz anlaşılmaktadır. Bunlardan gerçek gelişme ptansiyelini gösteren İş rekabet gücü indeksindeki gelişme dikkat çekici lup aşağıda gösterilmiştir. TABL 9. Türkiye'nin İş Rekabet Gücü Sıralamasmdaki Yeri Fark BCI Şirket stratejileri ve perasynları iş rtamı GNPPer. Cap. PPP 6176$ Kaynak: Wrld Ecnmic Frum 2003

136 Bu arada sıralamalarda Arjantin, Rusya ve Türkiye'nin bulundukları yerin yaşadıkları ciddi eknmik krizler in etkilerini taşıyabileceğini gözden uzak tutmamak gerekmektedir. Bunlar arasında ülkemizdeki krizlerin temel nedeni larak harcama cephesinde mali disiplin yksunluğu ve kamu brç yönetim kapasitesi yetersizliğinin yattığı bilinmektedir Bu nedenlerle yüksek dış brç düzeyi -mali srunlar- yüksek faiz-cari açık-para kaçışı ve kriz şeklinde luşan bir krizle karşılaşılmıştır. Uluslar arası rekabet gücümüzdeki iyileşmeyi dğrulayan diğer bir indikatör ise, W.B. tarafından yapılan Türkiye gelişme endeks tahminleridir. Bu tahminlere göre de Türkiye, döneminde, özgürlükler ve hesap verme açıklığı, devletin etkinliği, yönetim kalitesi, kanunların uygulanması ve kamu yzlaşmasının önlenmesi açısından dikkate değer bir gelişme göstermiş bulunmaktadır. 2.0.YENÎ YAKLAŞIM 2.1. Sektörel rekabet gücü yaklaşımı Ülkelerin rekabet gücünü ölçmek ve buna bakarak eknminin sağlıklı lup lmadığını değerlendirmek için, bugüne kadar yapılan araştırmaların çğunluğunda, ihracatın artış hızına ve ne tür ürünlerden luştuğuna, başka bir anlatımla ürün kmpzisynuna bakılmaktadır. Geleneksel yaklaşım, yapı değişikliği knusunu araştırıcının yrumuna bırak-. makta ve uygulanabilir snuçlar elde etme açısından pek kullanışlı bulunmamaktadır. Bunun nedeni, ürün düzeyindeki çalışmalara bakılarak elde edilen bulguların rekabet gücünün gelişmesi hakkında bir gösterge luşturabilirse de bu gücün yapısı ve kaynakları hakkında bir yön göstermemesidir. Aynı düzeydeki bir ihracat artışı; ithal içeriğinin artması, emek yğunluğunun farklılığı, teknlji düzeyi yüksek veya sermaye yğun ürünleri içermesi halinde farklı anlamlar taşıyacağından farklı yrumlanmalıdır. Nitekim önceki bölümlerde görmüş bulunduğumuz uluslararası düzeydeki rekabet gücü çalışmaları, rekabet gücü analizleri açısından kalitatif verilerin ve yapısal değişmelerin, kantitatif verilerden daha anlamlı lduğunu göstermiştir. Türkiye'nin rekabet gücünün indikatörlerinden birisi de şüphesiz ihracat gelirlerindeki gelişmelerdir. Bu bakımdan ihracatın artış ranı önemlidir. Kanımızca daha önemli lan unsur bu artışın kaynakları, yapısı ve sürekli lup lmadığıdır.

137 Uygulamada miktar ve değerlerle ilgili yrumlar için gereken tabllar klayca düzenlenebilir ve hesaplamalar klayca elde edilebilir lduğundan tercih edilmektedir. ysa ihracat yapışma yönelik değerlendirme için gereken hesaplar birçk teknik güçlükler içerir. Bu görüşle ve miktarlarla ilgih pek çk yrum ve değerlendirmelerin zaten mevcut lmaları nedeniyle, çalışmamızda, ihracatın faktör yapısını değerlendirme girişiminde bulunarak hem miktarlara yönelik analizlerin bulgularını test etmek hem de dışarıya gerçekte hangi faktörleri sattığımızı ve ihracat faktör kmpzisynundaki gehşim eğilimlerini bulmayı hedeflemiş bulunuyruz. Pek çk teknik eleştiriye açık lmakla birlikte en azından cevaplanması gereken bazı yeni srular rtaya kyacağı ve daha ileri araştırmalar ve diğer analizlerle birlikte kuuanddığmda bize değişik bir görüş kazandıracağı için yöntemin yararlı lacağını umuyruz. Ürünlerin sektör düzeyinde ve eknmi düzeyindeki maliyet yapıları farklıdır. Bunu nümerik larak göstermek için araştırmamızla ilgili hesaplamalardan seçtiğimiz örnek bir ürünle ilgili bilgiler aşağıdaki tablda gösterilmiştir. TABL 10. HAYVAN YEMİ SEKTÖRÜ MALİYET YAPİSİ (%) Endüstri Düzeyi (1) Eknmi Düzeyi(2) 2-1 2/1 ithal Girdiler Ücretler Amrtismanlar Faiz Rant Kar ,45 G.S:Katma değer Görüldüğü gibi 100 $' lık hayvan yemi üretmek için sektör düzeyinde 17 $' lık ithal girdi kullanılmasına rağmen eknminin bu üretim için tplam döviz ihtiyacı 26 $'dır. Endüstride 100 $' lık üretim için gereken emek düzeyi 3 $ iken eknminin bütününde kullanılan emek 13 $ lup sektör ihtiyacının 4.33 katıdır. Eknminin bütününde Faiz rant ve kar larak endüstri düzeyinde üretilen gelirin katı gelir üretilmektedir. Bu durumda ele ahnan sektörde eknminin bütününden yansıyan maliyetlerin sektörel teknlji ve maliyetiere kıyasla çk daha önemli lduğu rtaya çıkmaktadır.

138 Buradan hareketle sektörel düzeyde yapılacak maliyet analizlerinin ve eknmik değerlendirmelerin, eknminin bütünü göz önüne alınmadığı takdirde dan fazla bir anlamı lmayacağını dahası yanıltıcı lma riski taşıdığını söyleyebiliriz. Başka bir anlatımla bir ülkenin rekabet gücü tüm girdilerin sağlanma şekli ve maliyeti ve eknminin tplam yapısı ile yakından ilgili bulunmaktadır. İthal girdilerin pahalıya mal edilmesi, eknmideki ücret düzeyindeki ynamalar, sermaye maliyeti, ve tekellerin varlığı ürün maliyetlerini ve dlaysı ile sektörlerin rekabet güçlerini yakından etkilemektedir. Bu bilgiler ışığında bir değerlendirme yapmak için eknminin tümünü içeren hesaplama yöntemleri knusunda kısa bir açıklama yapmak yararlı lacaktır İ/ Analizi input-utput analizinin bugünkü anlamda ilk uygulaması W. W. Lentief in ABD eknmisi için 1939 yıhnda yayınlanan ve 1919 ve 1929 yılları için kurduğu iki ayrı input-utput tablsu ile başlamıştır. Ulusal İput-utput mdellerinin daha gelişmiş şekilleri 1940'larda ve 1950'lerde rtaya çıkmıştır. Dünyada ülkelerde İnput-uput tekniği sadece ulusal ve bölgesel eknmik analizler için değil fakat ülkelerarası eknmik bağımlılık ilişkilerinin analizi için de kullanılmaktadır. Ülkeler arası I- tabllarına örnek larak Çin-Japnya (1985), Japnya-ABD (1970 ve 1985), Japnya-Filipinler (1970 ve 1985) I- tabllarının varlığını belirtmek yeterli labilir. Ülkemizde, gerek ulusal eknmetrik mdellerde ve gerekse sektörel eknmik araştırmalarda I- tekniğinin önemi, genellikle ya araştırmacıların bu teknik hakkındaki terik bilgi eksiklikleri veya, daha az önemde lmakla birlikte, bu tablnun kurulması için gerekli veri yetersizliği gibi nedenlerle küçümsenmekte ve ihmal edilmektedir. Bu teknik hemen her iktisatçının klayca kavrayabileceği basit bir yapıya sahip lup kullanılması için gerekli veriler alternatif eknmetrik analiz teknikleri için gerekli landan daha fazla değildir. Kalkınma ve büyüme çk byutlu ve çk sektörlü bir lgu lduğu için, inpututput analizi dışındaki bütün eknmetrik teknikler eknmik yapıların analizinde ve özellikle sektörel üretim ilişkilerinin belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde yetersiz kalmaktadır.

139 input-utput üretim mdeli larak bilinen ve yaygm larak planlama amacıyla kullanılan mdelin temelini, çeşitli üretim sektörlerinin üretim amacıyla mal değişimlerini belirleyen bir akım tablsu luşturmaktadır. Akım tablsunun bir sayısal örneği Türkiye DİE I/ tablsundan izlenebilir. Tabldaki satırlar, bir sektörün ürettiği malların hangi sektörlere üretim amacıyla ara mah larak dağıtıldığını sütunlar,ise sektörlerin üretim amacıyla eknminin diğer sektörlerinden aldıkları inputlar için yaptıkları ödemeleri gösterir. Input-utput sisteminin bir akım matrisinde karşılanması gereken iki temel prensibi vardır: A)Bir sektör için gelir lan bir değer aynı mal veya hizmet için bir başka sektörün harcamasını luşturur; B)Her sektör için tplam harcamalar tplam gelirlere eşit lmak zrundadır. Bir sektörün üretimine lan talep sadece aramalı talebinden luşmaz. Gerçekte, teker teker lmasa bile, sektörel üretimlerin asıl amacı, çeşitli kategrilere ayrılabilecek lan nihai talebi karşılamaktır. Başlıca nihai talep unsurları, özel tüketim, kamu tüketimi, ihracat, yatırım ve stklardaki değişmelerdir. Özet larak, sütunlar açısından bakıldığında sektörel üretimlere lan talep ara malları talebi ve nihai talepten luşmaktadır. Sütunlar açısından, veya inputlar cinsinden bakıldığında, sektörel üretimin kmpzisynu ara malı inputları yanında birincil inputlar larak isimlendirilen katma değer unsurları ve ithalattan luşmaktadır. Tarım sektörününde üretim teknljisinin daha çk tprak ve emek unsuruna dayandığı varsayıldığı için katma değer unsurlarına yapılan ödemelerin payı göreli larak yüksektir input-utput tablsundaki bu ilişki bir bilard masasındaki tplar arasındaki ilişkiye benzemektedir. Öyle ki masadaki bütün tpları harekete geçirmek için her birine teker teker dkunmak gerekmemektedir. Eknminin herhangi bir sektörüne lan talep canlanması, yani bir itme, dğrudan ve dlayh etkiler snucu, bilard masasında gözlenen hareketler gibi, bütün sektörlere yansımaktadır. Input-utput analizinin ikinci temel tablsu dğrudan input katsayıları matrisidir. Bu tablnun yaygın larak bilinen ismi İnput-utput katsayı matrisidir.

140 Eğer input-utput matrisinde bütün sütun elemanları, yani inputlar ilgili sektörün tplam uputuna bölünürse elde edilen katsayılar input / utput anlamında input-utput katsayıları lacaktır. Bütün inputlarm tplamı, katma değer unsurları ile birlikte tplam utputa eşit lduğu için input katsayılarının tplamı bire eşit lmak zrundadır. Katsayılar tablsunu daha snraki analizler için dört ayrı bölüme ayırmak anlamlı lmaktadır. Bunlar şematik larak aşağıdaki gibi gösterilebilir. A C B D Burada A = Input-utput (input) katsayılar matrisi B = Nihai talep katsayılar matrisi C = Katma değer kasayılar matrisi D = Nihai talep unsurlarının katma değer katsayıları (eğer varsa) input-utput mdelinin katsayılar cinsinden ifade edilebilecek en önemu varsayımı şudur: input katsayıları en azından kısa ve rta dönemler için ransal larak sabittir. Yani, utput düzeyi ne lursa lsun bir birim utput için gerekli input miktarı sabittir. Bu varsayıma göre, örneğin, eğer bir tn çelik için gerekli demir cevheri miktarı 500 kg ise, iki tn çelik üretimi için gerekli cevher miktarı Bir tn lacaktır. Matematiksel larak, eğer akım tablsundaki değerleri xij, ve tplam sektörel üretimleri tj ile gösterirsek A matrisi içindeki herhangi bir katsayının tanımı böyle lacaktır: aij - xij/tj Burada ti = i sektöründeki utput miktarı (üretim değeri) xij = j sektörünün i sektöründen aldığı inputlarm değeri aij = input katsayısı, yani bir birim j mah için gerekli i malı input değeridir Eğer benzeri sabit ransal ilişkileri nihai talep unsurlarının dağıhmı ve katma değer unsurlarının bileşimi için de geçerh varsayarsak A matrisine benzer bir ylla B, C, ve D matrisleri sırayla elde edilecektir.

141 2.3 Birikimli Input Katsayıları Tablsu Statik input -utput üretim mdeli input katsayıları veri iken aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır. Matris ve vektör ntasynları kullanarak gösterilebileceği gibi sektörel üretim düzeyleri vektörü, t, utputun dağılımı açısından t = At + f eşitliği ile hesaplanabilecektir. Burada f nihai talep unsurlarının satır elemanları tplamını içeren bir sütun vektördür. Eşitlik üretim düzeyleri vektörü için çözülürse t = (I-A)-f veya t = Mf çözümü elde edilir. Burada M = (I - A)-i: input ters matrisi, veya teknljik katsayılar ters matrisi adını alır. input ters matrisinin sütun elemanları, ilgili sütunun temsil ettiği sektörün nihai talebinde rtaya çıkacak bir artışın, kendisi dahil diğer bütün sektörlerin üretimleri üzerindeki dğrudan ve dlaylı çarpan etkilerini ölçmektedir. Input-utput üretim mdelinin yukarıdaki özetlenen eşitliklerde rtaya çarpan matrisleri aşağıda birikimli input katsayılar tablsu şeklinde özetlenmiştir. Birikimli input katsayılar tablsu dğrudan input katsayılar tablsuna benzer bir yapıda aşağıdaki gibi gösterilebilir. (l-a)-l (1 - A)-1 B C(l - A)-l C(l - A)-1 B + D Input-utput sisteminde tplam nihai talep harcamaları net üretime, ve net üretim de tplam katma değere veya bunun bir başka ismi lan GSYH ya (gayri safı yurtiçi hasılaya) eşit lacağı için nihai talep artışları bütünüyle katma değer unsurları arasında paylaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle herhangi bir sektörde gerçekleşecek lan nihai talep artışlarını karşılamak için, sektörler arasındaki dğrudan ve dlaylı üretim ilişkileri snucu birincil inputlara aynı miktarda bir

142 gelir ödemesi yapılmaktadır.bu ödemeler ürünlerin eknmiye gerçek maliyetlerini göstermektedir Hesaplamalar Araştırmada kullanılan İhracat verileri DİE den alınmış ve DPT I/ tasnifine göre yeniden düzenlenmiştir. I/ tablsu larak DİE den alman 1996 yılı tablsu kullanılmıştır. Bu Tabl Türk eknmisinin sektörel ilişkilerini içeren en sn ve güncel tabldur. Aslında bu tür tabllarda yapısal değişme ancak uzun zaman içinde gerçekleşmekte lduğu ve tabllar büyüdükçe hata ihtimali giderek azaldığı için tabl kullanılarak düzey larak değilse bile yön larak kullanılabilir snuçlar elde edilebileceği düşünülmüştür. Hesaplamalarda kullanılan yaklaşım şu şekilde özetlenebilir.; Input-utput üretim mdelinin yukarıda özetlenen eşitliklerde rtaya çıkan çarpan matrisleri aşağıda birikimli Input katsayılar tablsu şeklinde özetlenmiştir İlk larak Türkiye'nin I/ tablsu alınmış ve ara malları tplamı ithal ve yerli larak ayrılarak iki bölümde yeniden düzenlenmiş yerli girdilerdeki emek verileri yapılan bir ek araştırmadan elde edilen veriler kullanılarak türlerine göre ayrıştırılmıştır. luşan matrisin sütunları tplamları l'e eşit lacak şekilde % dağılım larak yeniden düzenlenmiştir. Bu tabldan ara malı kullanımını gösteren teknlji kare matrisi ayrılmıştır. Kare matrisle aynı byutta bir diagnal birim matris luşturularak luşturulan kare matris bundan çıkarılmıştır. Elde edilen matrisin tersi alınmıştır. Katma değerleri içeren % dağılımlı C matrisi bir önceki aşamada hesaplanan ters matrisle çarpılarak sektörel faktör kmpzisynlarına ulaşılmıştır. Sektörel faktör kmpzisynları I/'ya göre uyarlanmış ihracat vektörleri ile çarpılarak yıllara göre ve dlar cinsinden tplam ihracatın faktör bileşimi elde edilmiştir. Elde edilen ihracat yapılarının karşılaştırılması ylu ile yapısal değişimi belirlemek için 1990, AB ile gümrük birliğinin yürürlükte başladığı 1995 ve gümrük birliğinin yürürlükte lduğu 2003 yıh verileri alınarak hesaplamalar yapılmıştır. Tüm veriler için aynı I/ tablsu kullanıldığından ve teknlji matriksi değişmediğinden gözlenen değişmeler, tanım larak sadece ihracatın ürünlere göre

143 dağılımının snucundan etkilenmekte ve eknmideki yapısal gelişmeyi göstermektedir. Kısaca ihracatta meydana gelen değişmenin hangi tür ürünlerden kaynaklandığını ve ne yönde lduğunu göstermektedir. Hesaplamalar snucu elde edilmiş lan veriler, kullanılan verilerle birlikte ekte gösterilmiştir Sektör Maliyet Yapıları Sektör değerlendirmelerinde kullanılan maliyet tablları endüstri düzeyi ve eknmi düzeyi larak iki bölümde ele alınmıştır. Endüstri düzeyi veriler Türkiye I/ tablsundakilerle aynıdır. Eknmi düzeyindeki bulgular ise hesaplamalar snucu elde edilmiştir. Tablların karşılaştırılması eknmi ve endüstri düzeyinde sektörlerin faktör yapıları arasında büyük farklılıklar lduğunu rtaya kymaktadır. Bu tabllardan yararlanılmak suretiyle sektörlerin karşılaştırmalı yapıları ile ilgili larak elde edilen bazı genel bulgular aşağıda irdelenmiştir. Sektörlerin özel durumu ve detaylı verileri ise ekteki sektör frmlarından elde edilebilir.

144 S Q LU 00 rsj CD " 00 m rsi " CT) " E -2 E 00 İ l <^ ULI 00 rvj fy^ L 5 c= cu s ^ un LU ^.ti (U E LTı ^ UJ E 00 " m ö" E "ü (D i;; ^ 03 ^ " Ln al a. < < E < -Q 13. I ^ LU.:îz: Z ö" LU M LU ^± m n cn < al S 00

145 < I rsj Ch m )0> rsi " " 03 rsi I " _ CD " cn 03 C 03 Ln I l " rnj Ln " " E a; rvj " " E < E rsi L U. CD 5 <1J " " " un IZ uu rsı mı ^1

146 E. un E -S E ^ ) E ' E LU >- fü : e? 12 E " CTı cr. ^ ' " 00 " 00 cn rsi rsj " 00 " " LD cn CTı ' Ch cn 00 Ln un rsi " " " 1^ " " 00 " L " " (Tl cn 00 LD 0^ " 00 " cn rsl un rsj CD 00 cn cn " un " cn 00 un " u^ 00 un un " 00 " " CD CD un ^1 cn CD " m 00 " un " un CD 00 " un rsl 00 cn 00 un cn 1^ ^1 " " " " un X) un 'si " X) " " «X) 00 " cn <X) rsj

147 < E Q. as n E "» fe^ E c: 1 Z3 un UJ > (ü.t= m " Ln " m " " rsl " rsl 00 Ö" rsl n LT» rsj n l " rsl l m " "" 00 ^ " " rsj 00 " cn " rsj 00 r^l 00 rsj ^ " L " rg cn Ln rsl rsj 00 cn n rsj " rsl 00 rsj LD cn cn Ln 00 "" rsj 001 rsj rsj rsl l rsj rsj -vin rsj " 00 I n rsj ^ -sjn " Ln " 001 Ln 00 rsl Ln rsj^ "" cn rsl ^ " rsj n " " Ln Ln ^ " n Ln " cn cn Ln rsj CD rsj rsj Ln ^ " n rsj n ^ "" c S n rsj n " rsj Ln cn rsj rsj n n cn CX) 00 rsj cn rsj "" Ln rsj 00 " " 00 "" cn rsl _ "" cn rsl "" cn n n cn n " rsj ^ " rsl rsj ^ " rsj ^ "" 00 rsj " n ^ "" cn

148 3.0.EKNMİ DÜZEYİNDE DEĞERLENDİRME 3.1.Sektör ve eknmi düzeyleri arası maliyet farkları TABL 12. EKNMİ VE ENDÜSTRİ DÜZEYİNDE İTHAL GİRDİ KARŞILAŞTIRILMASI SEKTÖR B MAT. KÜMÜ LATİF KÜM.-B SEKTÖR BMAT. KÜMÜLATİF KÜM.-B KDU İTHAL MAT KDU İTHAL MAT. GİRDİ 'GİRDİ 13 11,650% 22,923% 11,273% 41 13,871% 28,259% 14,388% 14 3,095% 9,201% 6,107% 42 19,189% 29,591% 10,402% 15 1,204% 7,138% 5,934% 43 20,813% 34,505% 13,692% 16 3,205% 12,537% 9,332% 44 11,849% 23,449% 11,600% 17 1,448% 8,713% 7,265% 45 37,302% 58,956% 21,654% 18 6,195% 14,723% 8,528% ,378% 21,233% 9,855% 19 16,674% 25,787% 9,113% 47 6,824% 14,066% 7,242% 20 3,169% 12,274% 9,105% 48 5,211% 12,354% 7,143% 21 8,015% 17,265% 9,250% 49 2,902% 7,481% 4,579% 22 6,027% 13,282% 7,255% 50 16,692% 30,587% 13,895% 23 4,443% 9,414% 4,971% 51 17,142% 31,177% 14,035% 24 1,194% 11,200% 10,006% 52 14,465% 28,101% 13,636% 25 12,161% 20,412% 8,251% 53 16,949% 31,479% 14,530% ,595% 26,303% 14,708% ,302% 23,567% 12,265% 27 21,288% 35,328% 14,040% 55 12,474% 23,811% 1 1,337% 28 2,931% 17,500% 14,569% 56 7,263% 17,324% 10,061% 29 1,716% 15,853% 14,137% 57 15,379% 26,566% 11,187% 30 26,656% 47,287% 20,631% 58 12,674% 19,635% 6,961% 31 14,618% 30,142% 15,524% 59 15,611% 29,469% 13,858% 32 26,579% 45,989% 19,410% 60 16,120% 25,927% 9,807% 33 10,788% 21,534% 10,746% 61 12,324% 22,064% 9,740% 34 4,520% 13,852% 9,333% 62 13,715% 25,752% 12,037% 35 12,534% 25,043% 12,509% 63 4,818% 9,411 % 4,593% 36 6,779% 14,695% 7,916% 64 9,786% 17,996% 8,211% 37 12,261% 24,578% 12,317% 65 4,627% 5,684% 1,057% 38 34,885% 37,210% 2,325% 66 25,461% 43,489% 18,028% 39 22,605% 40,013% 17,408% 67 5,910% 17,880% 1 1,970% 40 26,595% 41,237% 14,642% 68 22,259% 34,721% 12,462%

149 SEKTÖR B MAT. KÜMÜLATİF KÜM.-B SEKTÖR BMAT. KÜMÜLATİF KÜM.-B KDU İTHAL MAT KDU İTHAL MAT. GİRDİ GİRDİ 13 65,800% 125,890% 60,090% 41 41,893% 72,936% 31,043% 14 47,565% 76,328% 28,763% 42 28,975% 54,365% 25,390% 15 61,392% 89,137% 27,745% 43 35,677% 71,031% 35,354% 16 69,791% 120,100% 50,309% 44 49,110% 85,201% 36,091% 17 65,826% 110,610% 44,784% 45 27,856% 72,384% 44,528% 18 62,494% 98,937% 36,443% 46 35,810% 61,766% 25,956% 19 57,274% 106,380% 49,106% 47 41,794% 64,735% 22,941% 20 58,373% 103,640% 45,267% 48 47,260% 70,910% 23,650% 21 64,450% 101,060% 36,610% 49 30,163% 46,850% 16,687% 22 54,007% 88,773% 34,766% 50 50,770% 94,914% 44,14% 23 28,475% 45,595% 18,120% 51 43,103% 81,941% 38,838% 24 62,129% 1 12,780% 50,651 % 52 46,470% 89,635% 43,165% 25 46,833% 79,937% 33,104% 53 46,307% 92,709% 46,402% 26 58,624% 119,130% 60,506% 54 46,438% 86,198% 39,760% 27 33,301 % 77,904% 44,603% 55 39,530% 77,413% 37,883% 28 63,840% 131,100% 67,260% 56 45,182% 84,870% 39,688% 29 58,895% 120,910% 62,015% 57 39,055% 77,370% 38,315% 30 41,278% 97,246% 55,968% 58 22,876% 41,114% 18,238% 31 51,690% 115,990% 64,300% 59 43,463% 85,821 % 42,358% 32 41,080% 109,070% 67,990% 60 30,219% 55,367% 25,148% 33 61,326% 120,260% 58,934% 61 33,111% 60,373% 27,262% 34 56,260% 103,130% 46,870% 62 46,056% 89,305% 43,249% 35 46,912% 85,181% 38,269% 63 23,313% 39,063% 15,750% 36 41,070% 71,250% 30,180% 64 42,648% 75,004% 32,356% 37 46,122% 85,777% 39,655% 65 7,921% 10,426% 2,505% 38 7,098% 17,577% 10,479% 66 37,526% 81,078% 43,552% 39 39,656% 75,875% 36,219% 67 53,433% 105,780% 52,347% 40 40,554% 74,472% 33,918% 68 27,284% 61,418% 34,134%

150 SEKTÖR B MAT. KÜMÜLATİF KÜM.-B SEKTÖR BMAT. KÜMÜLATİF KÜM.- B KDU İTHAL MAT KDU İTHAL MAT. GİRDİ GİRDİ 13 2,487% 6,429% 3,942% 41 1,526% 5,357% 3,831% 14 1,658% 3,895% 2,237% 42 2,302% 4,858% 2,556% 15 1,717% 4,784% 3,067% 43 2,758% 7,090% 4,333% 16 1,979% 6,217% 4,238% 44 5,063% 9,404% 4,341 % 17 0,931% 3,535% 2,604% 45 3,670% 9,746% 6,077% 18 1,195% 4,527% 3,333% 46 9,125% 14,254% 5,129% 19 1,262% 4,972% 3,710% 47 4,929% 12,379% 7,450% 20 0,694% 3,620% 2,927% 48 8,151% 13,341% 5,190% 21 2,121% 5,587% 3,466% 49 1,792% 8,700% 6,907% 22 2,963% 5,962% 2,998% 50 5,608% 11,230% 5,622% 23 3,387% 5,432% 2,045% 51 2,705% 6,780% 4,075% 24 5,178% 10,026% 4,848% 52 2,262% 6,712% 4,451% 25 1,402% 4,273% 2,871% 53 1,579% 6,939% 5,360% 26 6,788% 13,659% 6,871% 54 3,650% 8,170% 4,520% 27 4,318% 9,524% 5,207% 55 2,471% 6,515% 4,044% 28 5,034% 12,625% 7,591% 56 1,723% 5,221% 3,499% 29 2,115% 8,903% 6,788% 57 3,931% 7,560% 3,629% 30 1,307% 4,864% 3,557% 58 0,411 % 1,959% 1,548% 31 1,041% 5,240% 4,198% 59 3,429% 7,755% 4,326% 32 1,535% 5,311% 3,776% 60 2,232% 4,314% 2,082% 33 0,123% 2,662% 2,539% 61 2,360% 5,294% 2,934% 34 2,123% 4,342% 2,219% 62 3,469% 7,930% 4,462% 35 4,158% 7,967% 3,808% 63 6,370% 8,369% 1,999% 36 2,438% 5,392% 2,954% 64 1,289% 5,058% 3,769% 37 2,681% 6,617% 3,936% 65 3,555% 4,061% 0,506% 38 1,220% 3,669% 2,449% 66 2,431% 6,398% 3,968% 39 6,157% 11,152% 4,995% 67 1,378% 4,853% 3,475% 40 7,286% 12,448% 5,162% 68 0,491% 3,467% 2,977%

151 SEKTÖR B MAT. KÜMÜLATİF KÜM.-B SEKTÖR BMAT. KÜMÜLATİF KÜM.-B KDU İTHAL MAT KDU İTHAL MAT. GİRDİ GİRDİ 13 5,137% 15,447% 10,311% 41 6,097% 13,589% 7,492% 14 4,001% 10,395% 6,395% 42 9,606% 17,570% 7,963% 15 3,816% 10,787% 6,971% 43 6,161% 14,826% 8,665% 16 4,569% 15,418% 10,849% 44 8,665% 19,771% 11,106% 17 1,247% 10,955% 9,708% 45 4,698% 14,811% 10,113% 18 2,048% 11,816% 9,768% 46 13,053% 20,276% 7,223% 19 2,541% 12,770% 10,229% 47 10,671% 17,089% 6,418% 20 3,853% 12,024% 8,172% 48 6,931% 15,020% 8,089% 21 9,668% 20,219% 10,551% 49 4,097% 8,374% 4,276% 22 7,487% 15,182% 7,695% 50 6,722% 18,824% 12,102% 23 4,ü11% 8,325% 4,314% 51 5,165% 14,739% 9,574% 24 4,281% 14,203% 9,922% 52 6,715% 15,943% 9,229% 25 6,364% 14,709% 8,345% 53 5,055% 15,473% 10,419% 26 8,957% 21,758% 12,801% 54 6,030% 15,469% 9,439% 27 7,505% 16,875% 9,370% 55 6,083% 14,341% 8,258% 28 6,014% 19,163% 13,149% 56 6,631% 14,786% 8,155% 29 6,038% 18,087% 12,049% 57 5,634% 13,683% 8,050% 30 2,809% 11,797% 8,988% 58 1,036% 4,524% 3,488% 31 5,294% 15,374% 10,081% 59 6,727% 15,862% 9,136% 32 6,681% 17,313% 10,632% 60 7,660% 14,213% 6,553% 33 2,303% 15,174% 12,871% 61 8,026% 14,892% 6,866% 34 4,123% 14,958% 10,835% 62 6,110% 15,674% 9,564% 35 7,801% 17,129% 9,328% 63 13,916% 18,510% 4,594% 36 3,449% 11,330% 7,881% 64 30,939% 45,477% 14,538% 37 13,737% 23,310% 9,573% 65 0,000% 0,817% 0,817% 38 0,700% 3,707% 3,007% 66 8,999% 19,791% 10,792% 39 6,519% 15,478% 8,958% 67 5,582% 14,784% 9,201% 40 5,290% 14,621% 9,331% 68 7,69% 23,646% 15,956%

152 Tabllar sektörel maliyet yapılarının eknmi düzeyinde ve endüstri düzeyindeki farklılıklarının çk yüksek düzeye ulaşabileceğini göstermekte ve bize daha ileri değerlendirmelerde kullanacağımız verileri sağlamaktadır. 3.2.Sektörler arası karşılaştırma ithal girdi ranı Tüm sektörleri içerecek şekilde ithal girdi ranları en yükseğinden başlayıp azalacak şekilde aşağıdaki tabldan izlenebilir. TABL 16. EKNMİ DÜZEYİNDE SEKTÖREL İTHAL GİRDİ RANLARI (SIRALI) SEKTÖR N SEKTÖR ADI SANAYİ DİĞER 45 PLASTİK 0, GAZ ÜRETİMİ VE DAĞITIMI 0, DERİ 0, AYAKKABI 0, DİĞER TASIMA ARAÇLARI 0, GÜBRE 0, PLASTİK TEMEL KİMYA 0, KÖMÜR PETRL ÜRÜNLERİ 0, DİĞER TEKSTİL 0, DİĞER İMALAT 0, SABUN DETERJAN 0, KAZAN DEP 0, DEMİR DIŞI METAL ' 0, ANA DEMİR ÇELİK 0, DERİ EŞYA 0, İL AC 0, ELEKTRİK MAKİNE 0, TARIM İLAÇLARI 0, DÖKÜM 0, HIRDAVAT 0, TEKSTİL 0, RADY TELEVİZYN 0, BİLGİSAYAR 0,25904

153 19 HAYVAN YEMİ 0, MTRLU TAŞITLAR 0, KAĞIT 0, MATBAA 0, GENELMAKİNE 0, ÜİĞERMETALEŞYA 0, LASTİKÜRÜNLERİ 0, ET İŞLEME 0, TIBBİ ARAÇLAR 0, KERESTE 0, HAVA TAŞIMA 0, CAM VE CAM ÜRÜNLER 0, DEMİRYLU TAŞIMASI 0, TÜTÜN 0, FİSBÜRMAKİNE 0, DEMİRYLU TAŞITLARI 0, MBİLYA 0, ÖRME 0, ÖZEL MAKİNE 0, ŞEKER KAKA 0, İNŞAAT 0, HAZIR GİYİM 0, DİĞER İŞLER 0, UN NİŞASTA 0, YAYIM 0, ELEKTRİK ÜRETİM DAĞITIMI 0, BESİCİLİK 0, SERAMİK 0, DENİZ TAŞIMAClUĞI 0, AHŞAP ÜRÜNLERİ 0, ŞEKERÜ MADDELER 0, TAHIL 0, YENEBİÜR YAĞ 0, ÇİMENT KİREÇ 0, BİSKÜVİ FIRIN 0, HAYVAN YETİŞTİRME 0, ALKLSÜZ İÇKİ 0,112

154 79 KARAYLU PİRELİNE TAŞİMACİLİĞİ 0, EĞİTİM 0, TELLER 0, DİĞER HİZMETLER 0, ALKLLÜ İÇKİ 0, GEMİ İNŞAATI 0, BALIKİŞLEME 0, ARAÇ MAKİNE KİRALAMA 0, METAL CEVHERİ 0, SAĞLIK VE SSYAL HİZMETLER 0, SÜT ÜRÜNLERİ 0, TAŞIMA DESTEK HİZMETLERİ 0, RESTRAN 0, TAŞ TPRAK 0, MERMER 0, SİGRTACILIK 0, MEYVA İŞLEME 0, PSTA İLETİŞİM 0, BALIKÇILIK 0, MEYVE SEBZE 0, KULÜPLER 0, UÇAK 0, EĞLENCE KÜLTÜR 0, KÖMÜR MADEN 0, MALİ ARACILAR 0, SU ÜRETİM DAĞITIMI 0, ARSA BİNA AUM SATIM 0, MADEN ÇIKARIMI 0, PETRL DĞAL GAZ 0, MTRLU TAŞITLAR SERVİS 0, PERAKENDE TİCARET 0, KİRA GELİRLERİ 0, TPTAN TİCARET 0, RMANCİLİK 0, MEYVA 0, ARGE 0,01243

155 üretim için tüm eknminin gereksinmesi lan ithal içeriğini incelediğimizde en yüksek ithal içeriği lan sektörün plastik sektörü lduğu görülmektedir. Bunu sırası ile deri,ayakkabı,diğer taşıma araçları,gübre ve plastik temel kimya endüstrileri izlemektedir. Tablnun tümünün analizi sektörler aşamasına bırakıldığında gözlenen şudur eknminin her büyümesinde sadece sanayide değil hizmetler sektöründe de ithalat ihtiyacı dğmaktadır. Kısaca ithalatı karşılayacak döviz elde edilmeden eknminin büyümesi lanağı yktur. Özellikle dğal kaynaklarımızın uygun bulunduğu pekçk sektörde ise ithal gereksinmesinin düşük lduğu gözlenmektedir. Bu sektörlerden bazılarının altları çizili larak gösterilmiştir. Tabl tek başına üzerinde tartışma yapılıp sektör düzeyinde araştırmalarla geliştirilmesi gereken sanayi dalları hakkında üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir analiz kaynağı luşturmaktadır. İthal girdiler dışında kalan girdiler yerli girdiyi luşturduğundan yerli girdilerrle ilgili tabl düzenlenmesine gerek duyulmamıştır.ancak tanım gereği ithal ve yerli girdi ranlarının birbirleri ile ters yönde lduklarını hatırlatmak isteriz Amrtisan ranı Bir birim üretim artışı için tüketilmesi gereken sermaye gereksinmesi amrtisman larak adlandırılmakta ve birikimli amrtisman ranları sektörlere göre aşağıdaki tablda gösterilmiş bulunmaktadır.

156 TABL 17. SERMAYE TÜKETİMİ RANLARI (SİRALİ) SEKTÖR N SEKTÖR ADI SERMAYE TÜKETİM RANI 46 CAM VE CAM ÜRÜNLER 0, TEKSTİL 0, CİMENTKİREC 0, ÖRME 0, GÜBRE 0, SERAMİK 0, ANA DEMİR CELİK 0, PLASTİK TEMEL KİMYA 0, ALKLSÜZ İCKİ 0, PLASTİK 0, DİĞER TEKSTİL 0, LASTİK ÜRÜNLERİ 0, HAZIR GİYİM 0, MERMER 0, GEMİ İNŞAATI 0, DİĞER METAL EŞYA 0, KAĞIT 0, MTRLU TAŞITLAR 0, ELEKTRİK MAKİNE 0, HIRDAVAT 0, SABUN DETERJAN 0, KAZAN DEP ' 0, DEMİR DIŞI METAL 0, DÖKÜM 0, MATBAA 0, GENEL MAKİNE 0, ET İŞLEME 0, DİĞER TAŞIMA ARAÇ 0,063981

157 16 YENEBİLİR YAĞ 0, ŞEKERLİ MADDELER 0, ŞEKER KAKA 0, ALKLLÜ İÇKİ 0, YA Yi M 0, TARIM İLAÇLARI 0, AYAKKABI 0, TIBBİ ARAÇLAR 0, DERİ EŞYA 0, ÖZEL MAKİNE 0, DEMİRYLU TAŞITLARI 0, HAYVAN YEMİ 0, DERİ 0, İLAÇ 0, MBİLYA 0, MEYVA İŞLEME 0, UN NİŞASTA 0, AHŞAP ÜRÜNLERİ 0, RADY TELEVİZYN 0, TÜTÜN 0, HAYVAN YETİŞTİRME 0, UÇAK 0, BALIKİŞLEME 0, KÖMÜR PETRL ÜRÜNLERİ 0, BİSKÜVİ FIRIN 0, SÜT ÜRÜNLERİ 0, DİĞER İMALAT 0, KÖMÜRMADEN 0, KERESTE 0, FİS BÜR MAKİNE 0,01959

158 Bu ranların yüksekliğinin sermayenin kısıtlı faizlerin yüksek ve tasarrufların düşük lduğu bir eknmide rekabet gücü ve maliyetler açısından dezavantaj teşkil etmekte lduğu söylenebilir Sanayi Kaliteli emek ranı Emek ayırım çalışması kullanılarak elde edilen sanayi dallarına göre kaliteli emek talebi aşağıda büyükten küçüğe göre sıralı larak gösterilmiştir. TABL 18. SANAYİ KALİTELİ EMEK RANLARİ (SIRALI) SEKTÖR SEKTÖR ADI N SANAYİ KALİTELİ EMEK RAN! 64 Demirylu ve tramvay ll<mtifleri ile vaqnlarinm imalatı 0, Basım ve iıizmet faaliyetleri, piaic, kaset vb. çğaltılması 0, Cam ve cam ürünleri imalatı 0, Deniz taşıtiam yapımı ve narımı 0, B.y.s. ulaşım araçları imalatı 0, Eczacılıl<ta ve tıpta kullanılan ürünlerin imalatı 0, iç ve dış lastik imalatı; diğer kauçuk ürünleri imalatı 0, Tekstil iplikçiliği, dkumacılığı ve aprelenmesi 0, Rady, televizyn, haberleşme teçliizatı ve ciliazian imalatı 0, Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı 0, Tıbbi aletler; hassas ve ptik aletler ve saat imalatı 0, Ayakkabı imalatı 0, B.y.s. elektrikli makine ve cihazların imalatı 0, Triktaj (örme) ürünleri imalatı 0, Seramik ürünleri imalatı 0, Diğer tekstil ürünleri imalatı 0, Kürk hariç, giyim eşyası imalatı 0, Ana kimyasal maddeler, sentetik kauçuk ve plastik hammadde imalatı 0, B.y.s. diğer imalatlar 0, Özel amaçlı makinelerin imalatı 0, Mtrlu kara taşıtı, römrk ve yan-römrk imalatı 0, Demir-çelik ana sanayii 0, Döküm sanayii 0, Şeker imalatı 0,093127

159 43 Temizlik, kzmetik, b.y.s. kim.ürünler ve suni ve sentetik elyaf imali 0, Plastik ürünleri imalatı 0, Kaka,çiklata, şekerleme makarna ve b.y.s ürünlerin imalatı 0, Zirai-kimyasal ürünler ile bya vernik vb. maddelerin imalatı 0, Genel amaçlı makine imalatı 0, Diğer metal eşyala imalatı, metal işleri ile ilgili hizmet faaliyeti 0, B.y.s ev aletleri imalatı 0, Alklsüz içecek imalatı, maden ve memba suları üretimi 0, Metal yapı malzemeleri, tank, sarnıç ve buhar kazanı imalatı 0, Derinin tabaklanması, bavul el çantası vb. imalatı 0, Kimyasal gübre ve aztlu bileşiklerin imalatı 0, Çiment, kireç ve alçı imalatı; bunlaria sert.maddelerin imalatı 0, Mbilya imalatı 0, Demir-çelik dışındaki ana metal sanayii 0, Tütün ürünleri imalatı 0, Bitkisel ve hayvansal sıvı ve katı yağlar 0, Mezbahacılık; etin işlenmesi ve saklanması 0, Yayım 0, Ağaç ürünleri sanayi 0, Kürkün işlenmesi ve byanması; kürk mamulleri imalatı 0, Alkllü içeceklerin üretimi 0, Kereste ve parke sanayi 0, Balık ve balık ürünlerinin işlenmesi ve saklanması 0, Fırın ürünleri imalatı 0, Sebze ve meyvelerin işlenmesi ve saklanması 0, Hazır hayvan yemleri imalatı 0, Taşın işlenmesi ve b.y.s. metalik lmayan ürünlerin imalatı 0, Öğütülmüş tahıl ve nişasta ürünleri imalatı 0, Süt ürünleri imalatı 0, Bür, muhasebe ve bilgi işlem makineleri imalatı 0, Kk fırını ve rafine edilmiş petrl ürünleri imalatı 0, Hava ve uzay taşıtları imalatı 0,002757

160 cr» rsi " m I < >- < < < < < < < cn < < <.E K- LU < I - ^ d" rsı - 6i ^ 00^ " rsi " ^ n3 Ln rsj rsj 00 rsj un 00 " Ln Ln rsj 1^ 00 rsj Ln " rsj 00 rsj 00 Ln " Ln rsj cr> r-«" UD Ln Ln r-- 00 Ln cr> rsj <y\ 00 Ln Ln cn rsj Ln rsj rsj cn " Ln Ln rsi rsj 00 " 00 Ln rsj rsi rsj " 00 cn Ln Ln 00 Ln rsj " " 00 rsj un rsi 00 rsi cn 00 rsi rsj cn " Ln rsj CT> un rsj 00 rsj cn cn 00 un cn cn cn 00 un cn rsi uu I fd 1^ UJ J UJ l l < >- < cn LU un 1 ^ Q \D _ı < I

161 Çalışmamızda Türkiye'nin ve 2003 yıllarını kapsayan ihracat ve ithalat yapısı emeğin değişik türlerini içerecek şekilde hesaplanmıştır. Bu yapıhrken sanayi sektörünün kaliteli ve standart emek ayırımı gerçekleştirilmeğe çalışılmıştır. Sanayi kesimi dışındaki sektörlerde aynı ayırımı yapabileceğimiz verilere ulaşılamadığından diğer emek türleri ayrı bir gurup larak tplanmıştır. Bu grup ihraç ürünler içinde destek veren kesimin ihracattaki katkısını göstermektedir. İncelemeden elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir I-İhracat içindeki ithal girdi ranı ülke çapında 1990 yılındaki %27'lik düzeyden 1995 de %25,9 a inmiş 2003 yılında %26.0 larak gerçekleşmiştir. Nedenlerinin tartışılmasını bir kenara bıraktığımızda ihracat yapısında daha çk ithal ürün içeren gelişmiş mallara dğru bir eğilim lmadığı söylenebilir. 2-Sabit sermaye yğunluğunun göstergesi lan ve sermaye tüketimi larak kabul edilebilecek amrtismanlar incelendiğinde 1990 yılındaki %9.1 lik düzeyin 1995 yılma dğru yükseldiği ancak 2003 yılı itibarıyla yükselmekle birlikte önemli bir gelişme göstermediği anlaşılmaktadır. Kısaca sermaye yğunluğu yüksek ürünlere dğru bir gelişme lmadığı, aksine sermaye yğunluğu az lan ürünlere dğru bir eğilim dğduğu söylenebilir. 3-Kaliteli emek yğunluğunun 1990 daki %8,88 lik düzeyden 2003 de %9,29 a yükseldiği gözlenmektedir.ihracat yapısı çk yavaş da lsa kaliteli emek yğun ürünlere dğru gelişme göstermektedir. Tplam emek payının sabit kaldığı göz önüne getirildiğinde standart emek ve tradable sektörlerin katkısının %7,35 den %6,89 a gerilediği snucuna varmaktayız. 4-İhracattaki dlaylı vergi ranından sübvansiynlar çıktıktan snra kalan net yük ise % 6.78 den % 5,56 ya inmiştir. Bu dlaylı vergi ve sübvansiyn farkı lan ürünlerden kaçıldığı anlamına gelmektedir. 5-Sn larak sektörün karlıhğı incelendiğinde diğer faktör gelirlerinin %67,83 den % 68,99 a çıktığı görülmektedir. Kısaca sektörün karlılığı artmıştır. Sermaye alternatif maliyetinin yüksekliği ve yetersiz tasarruf gerçeği karşısında sermaye getirilerinin ve karlılığın artması nrmal karşılanmalı, girişimci ve yönetim kalitesi artışı larak yrumlanmalıdır. Kısaca dönem byunca lumlu bir yapısal değişme lmakla birlikte değişimin çk yavaş lduğu söylenebilir Bulgular ulusal plitikalarda sermaye yğun ürünlerden kaçılması, kaliteli emek

162 yğun ürünlere yöneliş ve iç karlılığın yüksek lduğu sektörlerin ön plana alınması gerektiğine işaret etmektedir. Öte yandan tarımsal sübvansiynların iç fiyatları arttırarak ihracat üzerinde lumsuz etki yapmakta lduğu ve dünya tarım düzenindeki srunların da ihracata yansımakta lduğu anlaşılmaktadır. Sektörlerin yurtiçi teknljisi ve üretim fnksiynları alınarak yapılan ithalat rakamları değerlendirmesi bize ithalat yurt içinde üretilip ikame edilebilse idi ne gibi bir gelişme ile karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir Bunu mevcut ihracatın katkısı ile karşılaştırdığımızda göze çarpan ilk şey ithalatın ithal içeriği yüksek ürünlerde yğunlaşmış lmasıdır Hesaplar ithalatın içeride üretilse %31 ranında ithal kmpnent ürünlerden luştuğunu göstermektedir. Bu ran ihracatın ithal içeriğinden daha yüksek lup, ranın döneminde sabit kaldığı izlenmektedir. İthalatın sermaye ve kaliteli emek yğunluklarında da bir artış gözlenmektedir. Özetle Türkiye'nin giderek daha çk bilgi içeren ve yüksek teknljili ürünler ithal etmekte lduğu anlaşılmaktadır TÜRKÎYEDE İHRACATI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Önceliklere karar verirken kullanılacak kriterlerin neler lması gerektiği knusundaki görüşlerimizi netleştirmek amacıyla ayrı bir çalışma yapılmıştır Bu araştırmada sektörlerin yılları arasında rtalama ihracat artış hızları bağlı değişken larak alınmış ve yukarıda hesaplamış lduğumuz sektörel faktör maliyetleri ile istatistiksel ilişkileri araştırılmıştır. Hesaplama snucu elde edilen ilişki aşağıda izlenmiştir. Cefficients Unstan dardized Standardized t Sig. Cefl ficients Cefficients IVldei B Std. Errr Beta 1 (Cnstant) 5,679 4,519 1,257,216 Kariılıi< 20,885 6,203,410 3,367,002 Kaiiteii eel< 51,094 19,230,311 2,657,011 Amrtisan -78,567 30,595 -,30i -2,568,014 Tarım dummy -12,429 2,314 -,68i -5,372,000 a Dependent Variable: AH R2=55

163 Bu hesaplamaların verdiği snuçlar değerlendiriurken determinasyn katsayısını zayıflatan bazı nktaların bulunduğu da göz önüne alınmalıdır. Bu nktalar şöyle sıralanabilir. Türkiye 1996 I/ tablsunun reel eknmiyi yansıttığı bihnmekle birlikte bunun hangi ölçüde dğru lduğu knusu bilinmemektedir.daha geliştirilmiş tabllarla yapılacak hesaplamalar muhtemelen daha anlamlı snuçlar verecektir. Çalışma tanım gereği sektör içindeki üretim kalıbını sabit kabul etmektedir.ysa süre içinde sektör yapıları ve maliyet yapısı yanında sektör içindeki ihracat bileşimi de değişmiş labilir. Bazı sektörler yapıları gereği ihracat sektörü lmadıklarından hiç ihracat yapmadıkları için hesap ve kapsam dışı bırakılmaları gerekmiştir.özellikle döküm,ahşap ürünlerinin bir bölümü bunlar arasındadır. Sektördeki kamu özel kuruluş lma ve ürünlerin eknmik nakil kabiliyetinin etkisi hesaplara dahil edilmemiştir. Yukarıda belirlenen knuların ele alınması zaman alıcı ve uzun çalışmalar gerektirdiği için bu aşamada ele alınmamıştır. Tüm bu kşulların ilişkilerin açıklanmasını zrlaştırmakta ve çalışmanın determinasyn katsayısını azaltmakta lduğu ve araştırmanın zaman içinde geliştirilmesi gerektiği bilgisi altında yapılan hesaplama bulguları şu şekilde yrumlanabilir. Daha önce elde etmiş lduğumuz ihracat faktör yapıları bulgularına dayanmakta lan bu ilişki bize ihracatın hızla artması için uygulanması gereken öncelikler knusunda fikir vermektedir. İlişki ihracatın artış hızını etkileyen iki lumlu iki lumsuz etkenin varlığını göstermektedir. lumlu etkenler sektör maliyetindeki kaliteli emek ranı ve sektörün iç piyasadaki karlılığıdır. Kaliteli emek ranının terik çalışmalarda da hedef kriter larak alınması gereken bir faktör lduğunu daha önceki bölümlerden anlamış bulunmaktayız. Kaliteli emek yğunluğu yüksek lan ürünler üretilmesinin ihracatın artış hızını lumlu etkileyeceği anlaşılmaktadır. Bu faktör aynı zamanda ürünün bilgi ve beceri ve teknlji düzeyinin yüksekliği larak da ifade edilebilir. İkinci lumlu faktör iç piyasa karlıhğıdır..bu faktör eknmideki girişimciliğin, iç piyasanın krunmasının, dğal kaynak avantajının ve endüstrideki tekel gü-

164 cünün ve daha etkin bir rganizasyn ve yönetim düzeyinin bir göstergesidir. Daha yüksek iç piyasa karhhğmm ihracat artış hızını arttırdığı anlaşılmaktadır. Knunun yrumu ileri araştırmalarla daha da belirginleşecektir. Gelişmeyi lumsuz etkileyen faktörlere gelince bunlardan birincisi amrtisman ranı larak ifade edilen üretim için gereken sermaye tüketimidir. Ülkemizin yüksek brçluluğunun yl açtığı yüksek sermaye alternatif maliyeti ve yetersiz tasarruflar yeni yatırımların ihracatın daha hızlı gelişmesi için bu aşamada önceliğin sermaye tüketimi az lan alanlara verilmesi gerektiğini göstermektedir. Diğer lumsuz etken ise sektörün tarım sektörü ile ilgisi lup lmadığını gösteren dummy değişkendir. Bu dünya tarım düzeninin özellikle tarımsal ürünler ihracatını zrlaştırıcı pek çk engel içermesi yanında tarımsal sübvansiynların diğer sektörlerin maliyetini azaltma yönündeki yansımasını da göstermektedir. Dünya tarım düzeninde meydana gelecek değişmeler zaman içinde tarıma dayalı ürünler ihracatını lumlu etkileyebilecekse de mevcut kşullar altında tarımın eknmik gelişmeyi lumsuz yönde etkilediğini kabul etmek zrundayız. Özetle bulgular bize ihracata yönelik teşviklerin öncelikle kaliteli emek,iç piyasa karlılığı,amrtisman düzeyleri ve tarım sektörü ve dğal kaynakların etkileri göz önüne alınarak düzenlenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu knudaki istatistiksel çalışmalarm zaman byutu detaylandırılarak sürdürülmesi gerektiği düşünülmektedir.

165 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Sektörel Öncelilerin Belirlenmesi 1.0.SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İÇİN GEREKEN EKNMİK PLİTİKALAR 1.1.Mal<r el<nmil< plitil<alar Sürdürülebilir ve hızlı bir kalkınmanın ön kşulu makr eknmik açıdan uygun bir rtam bulunmasıdır. Eknmilerin ana hedefi sürdürülebilir eknmik büyüme sağlamaktır.bu hedefe ulaşmak için rekabet gücü bir araçtır. Önceki bölümlerde rekabet gücünü etkileyen uzun dönemli makr eknmik yapılanmanın unsurlarına değinilmiştir. Bu hedefe giderken eknmik yönetimin en önemu görevi ülkede makr eknmik istikrarı sağlamaktır. Ülkemizde makr eknminin yönetimi brç ödemeleri ve enflasyn hedeflemesi gözetilerek IMF gözetim ve denetimi altında, AB ve uluslar arası rganizasynların teknik ve mali desteklerinden yararlanılarak yürütülmektedir. Makr eknmik yönetimin kısa vadeli hedefleri fiyat istikrarını sağlamak, kamu brç stkunu azaltmak, sürdürülebilir kalkınmayı ve istihdam artışı sağlamak larak rtaya knmaktadır. Temel makr eknmik hedef ise AB ile entegrasynun gerektirdiği eknmik yapıyı luşturmaktır. Bu hedefe yönelik siyasi girişimler de hızlanmış bulunmaktadır. Bu öncelikler geçmişteki uygulamalarla farklılıklar göstermektedir. Makr plitikaların uygulanabilmesinde özellikle Merkez bankasının Mayıs 200rde çıkarılan yeni yasasından snra kamuya yeni kredi açmaması ve hükümetle bankanın fiyat istikrarını tek hedef larak kabul edip krdinasyn içine girmeleri, uygulanan sıkı maliye plitikaları ile prgram uygulamalarında sağlanan açıklık ve iletişim ylu ile beklentilerin yönlendirilmesi de etkili lmuştur. Bu plitikalar snucu enflasyn ranı 2001 deki % 68.5 lik düzeyinden 2003 de %18.5'e, 2004'te %10'lar civarına inmiştir. Enflasyn hedefi giderek daha güçlü bir nminal çıpa haune dönmektedir. Artan rekabet rtamı ile tüketici ve üretici davranışlarındaki değişmeler de bu gelişime yardımcı lmuştur.îç talebin kısılması eknmiyi dışa yönlendirmiş,

166 verimliliğin artmasma rağmen ücretler kntrl altmda tutulabilmiştir. lumlu gidişin sürdürülmesi ile eknmi dğal gelişimine yönelecek gibi görünüyrsa da ihracatın miktar larak artmasına'karşılık yapısında önemli bir değişme lmadığını rtaya kyan araştırmamız bulguları dğal gelişimin uluslar arası rekabet gücüne sahip bir yapısal dönüşümü hızla sağlamayacağını göstermektedir. Yüksek kamu brcu düzeyinin çözümü lan yüksek faiz dışı bütçe fazlası girişimci için yüksek sermaye maliyetleri anlamına gelmektedir. Enflasynun yavaşlamasmdaki temel faktörlerden birisi de varlan atıl kapasitenin devreye alınabilmesi lmuştur. ysa yeni yatırımlar lmadan ve çk yüksek bir verimlilik artışı sağlanmadan arzın bu tempda geliştirilmesi lanağı yktur. Halen girişimci kaynaklarının kısıtlı lmasının yl açtığı yatırım yetersizliği ve risklerin tamamen rtadan kalkmamış lması nedenleri ile bankalar sistemi kaynaklarını tüketici kredilerine yöneltmektedir. Sektörel gelişmelerin sağlanması için kısa dönemde makr eknmik ulusal prgramın ısrarlı bir şekilde sürdürülmesi gerekmekte ise de eknminin hassas bir nktada lması ve kaynak kısıtı gibi lumsuzluklar dlayısı ile makr eknmik rtamın yeni yatırımlar ve özellikle yabancı sermaye için uygun lmadığını söyleyebiliriz. AB ile entegrasyn knusunda elde edilecek başarılar bu rtamı lumlu yönde etkileyeceği için önemlidir. Özetle eknmik yapı tüm lumlu görünümüne karşılık kırılgan yapıyı krumaktadır. Bu yapı bir yandan sektörel plitika uygulamalarını zrunlu hale getirmekte diğer taraftan nların uygulamalarını güçleştirmektedir. Sektörel plitika uygulamaları ise kamu müdahelesi ve teşvikler knusunu gündeme getirmektedir. Bu knuda sn görüşler aşağıdaki bölümde irdelenmiştir Kalkınmada kamu destekleri ve teşvik stratejisi srunu Bir ülkenin en iyi üretebileceği ürün veya ürünlerin ne lduğu srusu cevaplandırılırken bu ürünü bulmak için yapılacak harcama ve çabaların tümünün kısa bir süre snra ürünü başkaları taklit edeceği için girişimciye yükleneceğini gözden uzak tutamayız.56>57 56 Rdrik,D,Plicy Uncetainity and Private Investment in Develping Cuntriesjurnal f Develpment Ecnmics,36, Rdrik Dani, Husma Ricard, Ecnmic Develpment as self Discvery, Cambridge, Nvember 2002, s

167 Bu nedenledir ki açık eknmi uygulaması kşullarında da çk sayıda yeni ürünlerin devreye girebilmesinin ön kşulu girişimcilerin bu aşamada kamu plitikaları aracılığı ile desteklenip, yükleneceği araştırma ve prje geliştirme maliyetinin tplumca kendisine ödenmesinin bir ylunun bulunmasıdır. Sn yirmi yılda eknmi terisi ve uygulamaları luşturulan basit iki temel üzerine kurulmuştur. Bu temeller eknmik gelişmenin A)Yabancı teknlji B)Iyi kuruluşlar sayesinde sağlanabileceği şeklinde özetlenebilir. Gelişmekte lan ülkelerin yabancı teknljiyi elde eder etmez hızla büyümeye başlayacaklarını ileri süren bu yaklaşım neklasik eknmik gelişme terisi ile örtüşmekte lduğundan pek revaçtadır. Yine bu yaklaşıma göre az gelişmişlik tanım gereği başlıca iki nedenden kaynaklanmaktadır. Bunlardan birincisi kapalı eknmi uygulamalarıdır. Bu uygulamalar teknljik gelişmeyi yabancı yatırımları yavaşlatmak, ithal makinelerin girişine engel lmak ve ara malların ithalatını önlemekle gelişmeyi lumsuz etkilemektedirler. ikinci bzukluk kaynağı ise rüşvet ve ylsuzluktur. Bu eknmilerde plitikacılar zengin lmak için özlük ve patent hakları dahil birçk knuda ylsuzluğa göz yummaktadırlar. Anılan yaklaşımın genel kabul görmesi nedeni ile sn 15 yıldır ülkelerin yaptıkları refrmlar bu iki nktada tplanmıştır. Bu yaklaşım dğru ise açık eknmi ve yönetimin iyileştirilmesi kalkınmayı kendiliğinden hızlandırmalıdır. Ancak gerçekler önerilen plitikalarla uyuşmamaktadır. Buna iki örnek gösterilebilir İlk örnek 1990'h yıllarda Latin Amerika ülkelerinin eknmik perfrmansıdır. Bu ülkelerde 1990'larda önerilene paralel plitikalar uygulanmıştır. Ayrıca kuruluşların kalitesi 1980'lerden daha iyidir. ysa 1990'lı yıllarda bu ülkelerin eknmik gelişmeleri 1980'lerden daha yavaştır yapılan refrmların getirişi de gözlenememektedir. Şili, Uruguay ve Arjantin örnekleri rtadadır. Yaklaşımla çelişen ikinci örnek ise çk başardı bir şekilde ve hızla kalkınan Güney Kre Taiwan Çin gibi ülkelerin krumacı plitikalar, devlet yönlendirmesi ve uygulamaları ile sanayii geliştirmek için patent haklarını göz ardı etmeleridir. Özetle bu ülkeler önerilen plitikaların tersini uygulamakla başarılı lmuşlardır. Şüphesiz kuruluşların yetersizliğinin kalkınmayı yavaşlattığı ve işe yaramadığı ülkeler de vardır.bu bakımdan kalkınmayı neyin hızlandırdığı knusuna yeni bir yaklaşım getirmeye ihtiyaç vardır.

168 Bir ülke içinde neyi üretmenin en karlı lduğu srusunun cevabını ararken göz önüne almamız gereken nkta şudur; Girişimci en karlı sektörü kamu ise eknmiye katkısı en fazla lan sektörü arar, Bu iki hedef birbiri ile çelişir.uzlaşmanın aradaki farkların kamu destekleri ile kamu yararını en yüksek düzeye çıkaracak sektörlerin karlı hale getirilerek sağlanması gerekir. Ne eknmik teri ne de yönetim bilimi n binlerce endüstri ve ürün alternatifi arasından en karlısının hangisi lduğunun cevabını veremez. Emek yğun, sermaye yğun gibi ayırımlar ise bu sruyu cevaplamada yetersiz kalır. ysa gelişmenin anahtarı dğru yatırımlar yapmak ve dğru alanlarda ihtisaslaşmaktır. Herhangi bir ürünün rekabet edilebilecek maliyetlerle üretilebileceğini keşfetmek çk önemlidir ve bulunması ancak yğun girişimci çabaları ile labilir. Yeni yatırım alanı bulan yatırımcı genelde hızla taklit edildiğinden çabasının rantını ancak çk kısa bir süre kullanabilir. Yeni yatırım alanları arayışı içinde lan girişimci sayısının azlığının temel nedeni budur. Bu lgu kalkınmanın hızlanmasının önündeki en önemli engellerden birisidir. Bu bulgu hakim görüşle uyuşmamaktadır. Neklasik teri üretim fnksynlarmm herkesçe bilindiğini varsayar.ysa bu kalkınmakta lan ülkeler için geçerli bir varsayım değildir. Çünkü teknljinin büyük kısmı makine ve makine kullanma talimatları ıçmde değildir. Alınacak teknljinin alan ülke ve kişilerin rtamına adapte edilmesi ile uluslar arası rekabet gücü lan ürünler üretiminin başarılabilmesi makineleri almaktan daha önemhdir. Herhangi bir teknlji alındıktan snra kullanılmasına geçildiğinde ham madde kntrlu,ürün ve işlem kalite kntrlu,üretim planlaması,tamir bakım,üretim prgramı seçimi aşamalarında çözülmesi gerekli pekçk srun rtaya çıkar.buna bir bakıma teknljinin özümsenmesi veya yönetilebilmesi diyebiliriz. Bir knuyu öğrenebilmek ve bir sektörü geuştirmek için yapılan yatırımın karşılığının girişimcilerce alınamaması hem gelişmekte lan hem de geuşmiş ülkelerin rtak bir srunudur. Gelişmiş ülkelerde yeniliklerin patent hakları ile krunmasına karşın Az gelişmiş ülkelerde bu knuda da etkili uygulamalar yktur. Hemen taklitler başlar. Bu gerçek girişimcileri yenilik yapmak arayışından caydırır. Gelişmiş ülkelerde yeni keşfedilen ürünlerde herkesin herşeyi kısıt lmadan yapması nasıl en iyi çözüm değil ise ve buluşçu krunuyrsa az gelişmiş ülkeler için de taklitçiuğe lanak veren rtam hızh gelişme için en uygun rtam değildir.

169 Bir eknmi geleneksel ve mdern kesim larak ayrıldığmda gelişme knusundaki basamaklar şöyle sıralanabilir. A) Bir başlangıç harcaması ve yatırım yapıp bunun maliyetine katlanma aşaması: Bu aşamada girişimciler bu maliyete katlanmak istemediklerinden başlangıçta yetersiz yatırım srunu gözlenir. B) Başarılı lunmuş ise ve tekel larak çahşılabilirse katlanılan maliyetin geri alınması gerçekleşir.bunun için rekabetsiz dönem ldukça uzun sürmelidir. C)Üçüncü aşamada sektöre serbest girişler başlar ve başkalarının ürünü taklit etmesi aşamasına geçilir. Bu kademede üretim rasynalize edilmelidir. Yeni prje geliştirme ve girişimciliği teşvik lmadığı zaman risk yüksektir dlayısı ile girişim az lur. ysa bu işi yapmak tpluma, kişiye getireceğinden daha fazla fayda sağlayacaktır. Sanıldığı gibi teknljiye ulaşamamak yeni alanlara girişi engelleyen ana neden değildir. Kararlı bir girişimci teknlji ve patent srununun etrafından klayca dlaşır. Söylenenin tersine piyasaların iyi çalışmaya başlaması yeni girişleri hızlandırıp klaylaştırdığından riski daha da arttırıp yeni yatırım alanlarına girme arzusunu daha da kısıtlamaktadır. Açılan yeni pazarların yl açtığı gelişme aşamalarında mevcut sektörlerdeki teknljiyi takip etme ve yatırım yapma gereksinmesinin dğması da kaynakları çektiğinden girişimciliğin önünde bir engel luşturur larda Latin Amerikada yeni endüstrilerin geliştirilmesi ele alınırken bu knuda kşulların elverişli lmadığı göz ardı edilmiştir. ysa Asyada devletler girişimcilere değişik yöntemlerle rant sağladılar. Krumacılık, geçici tekel verme,ucuz kredi, vergi muafiyeti knularını içeren bu rantlar sınai gelişme ve üretim çeşitlendirilmesine paralel larak sürdürüldü. Latin Amerika'daki uygulamalar, bu destekler sağlanarak kurulan firmalar kurulduktan snra rtam ve kşullarda daha düşük maliyetle çalışacak şekle gelmeleri için gereken değişmeler yapılmadığında lumsuz snuçlar elde edildiğini rtaya kymuştur. Çcuk endüstrilerin gelişme aşamaları şöyle sıralanabiur ;îlk aşamada ülkede yeni bir işe başlamanın maliyeti bilinmez.bu rtamda sınama yanılma geçerli değildir ve bu nktada plitik müdahale gereklidir. Burada plitikacı da girişimci de istemeyerek de lsa riskle karşı karşıyadır. Karar vermek için yeni plitikanın tpluma ve fertlere getiri ve maliyetini bilmek gerekir.

170 Prje düzeyine inildiğinde neyin karlı lduğunun araştınlmasmdaki yüksek belirsizlik, mevcut teknljiyi elde etmek için gereken çabalar ve teknlji üretme alanındaki güçlükler ile taklitler girişimci için srun yaratır. Bu nedenlerle birinci aşamada girenlerin bir kısmı başarılı bir kısmı başarısız lur. Karlı lanlar tekel luşturur ve bu uzun veya kısa sürebilir. Üçüncü aşamada serbest giriş vardır. Aşırı kar rtadan kalkar. Geleneksel kesim ile mdern kesim arasındaki geçişi ücret düzeyleri arasındaki fark belirler. Gelişme devam ettikçe emek giderek yüksek verimli ve yüksek ücretli işlere yönelir. Devlet riskin derecesini biliyr ise tplum için ptimali bulmak klaydır.yeni yatırımın riski azalabilir. Bu yapılmadıkça ve ihracat pazarı tıkanmadıkça mevcut yapı devam eder yeni ürünlere girilmez. Yapı değişikliği ancak müdahale ve yönlendirme ile gerçekleşebilir. Prjelerin ve sektörlerin değerlendirilmesi getirinin dünya fiyatları bugünkü değeri bulunarak ve eknminin bir bütün larak katlanacağı maliyet göz önüne alınarak yapılmalıdır. Bütün bu incelemelerden görülen şudur; Girişimci geleneksel sektörde de mdern kesimde de aşırı kar elde etmez. Sadece ara dönemde kar eder. Yeni yatırım yapma ve araştırma mtivasynuna sadece bu dönemde sahiptir. Bu aşamada bile taklitçilik hızlı ise yeni knuya girmek için teşvik edici unsur ve mtivasyn yktur. Tekelci dönem uzadığı ölçüde yeni yatırımlar artar. Piyasanın liberalize edilmesi verimsizleri eler verimliler kalır. Kamu desteğinin lmasının ve lmamasının snuçları şöyle sıralanabilir; Kamu desteği yk ise yeni yatırımlar düzeyi ve girişimci sayısı yetersiz kalır, taklit çk hızlı ise bu eğilimin artar. Kamu desteği ve kruma çk uzun süre devam ederse gereksiz yere fazladan yatırım yapılması ve krumanın ihtisaslaşmayı ve maliyet düşmesini engellemesi söz knusudur. Kruma süresi çk uzun değilse çk az yeni yatırım çk fazla mdern ürünlere dayak ama aşırı çeşitlenmiş bir yapı dğar. Bundan çıkan plitik snuçlar şunlardır; Devletin sınai gelişmeyi sağlama ve yapısal gelişimi hızlandırma gibi iki yönlü görevi vardır. Bu nedenle devlet girişimciliği ve yeni alanlarda yatırımı teşvik etmeli ancak verimsiz işletmelerin tasfiyesini hızlandırıcı plitikalar gütmelidir.

171 Bu plitikaların içeriği standard değildir. Her ülkeye göre farklıdır. Ülkenin özellikleri, Yönetimin gücü. Teşvik sistemleri. Mali sistemin gelişmişlik derecesi ve esnekliği ile plitik eknmi açılarından ülkenin durumu göz önüne alınarak luşturulmaları gerekir. Burada en büyük tehlike devletin özel kesimin güdümüne girmesidir. Yeni girişimleri teşvik yöntemleri larak. Kruma, Kamu kredileri, Vergi muafiyetleri. Yatırım ve ihracat destekleri şeklinde lanaklar vardır. Bu arada desteklerin bir sektöre verilip diğerine verilmemesinin dengeyi verilmeyen sektör aleyhine bzması, çk yüksek teşvikin rekabet gücü lmayan işletmeler dğurması, ilk yapanları taklit edenler de teşvik edilirse yeniliklerin cazip lmaktan çıkması tehlikesine değinmeliyiz. Kamu yönlendirmesi iki gurup altında tplanabilir A) Zarar eden girişimcinin zararını telafi etmek, B) Başarılı girişimciyi ödüllendirmek. Bunlardan birincisi ylsuzluğa yl açar, ikincisi ise yeterli kaynağı lmayanların işe başlamalarını lanaksız kılar Geçici de lsa her kruma yeniliği yapan kadar taklitçiyi de teşvik eder. Ara mallar krunuyrsa maliyetler yükselip iç piyasa karlılığı artacağından firmalar ihracat yerine iç piyasaya yönelir ve/veya yönelmek zrunda kalır. Bu nedenle kruma uygun bir yöntem değildir. İhracat destekleri yenilikçi ile taklitçiyi aynı şekilde teşvik ederek aşırı çeşitlenmeye yl açar. Ancak başarılı ile başarısız arasında bir ayırım yapar. Bu plitikalar Taiwan ve Güney Kre de uygulanmıştır. Kamu kredi ve garantileri ise riskin bir kısmını devlete yüklese de kamu kaynaklarının yenilikçiye verilmesi kşulunda yenilikçilerle taklitçiler arasında ayırım yapmak için iyi bir araçtır. Firmaları disipline etmek ve verim artışına yönlendirmek için kullanılacak araçlar farklıdır. Gümrük krumaları ve ihracat destekleri bir süre snra kaldırılmahdır.zaten mevcut dünya rtamında gümrük kruması ve ihracat sübvansiynları dış baskılara yl açar ve uzun süre devam ettirilemez. Kamu kredileri ise farklıdır. Özetle uygulanması gereken plitikaların

172 A) Yenilikçiyi krumak için gümrük kruması,ihracat desteği,kamu kredisi araçlarmm kullanılması, B) Taklitçiye sadece ihracat desteği verilmesi C) Krumanın diğer sektörlere zarar vermemesinin ve kamu kredisinin ylsuzluk yaratmasının sağlanması, D) Snunda krumanın kaldırılp, desteğin azaltüması ve kredilerin kesilmesi. Şeklinde lması gerektiği anlaşılmaktadır. Asya ülkelerinde bu plitikalar uygulanmıştır.devlet verimsiz firmaların kredisini kesmiştir.latin Amerika ülkelerinde bu yapdamadığı için çk sayıda verimsiz firma ile karşı karşıya kalınmıştır arda krumalar azalmca verimsizler elenmiş ve kalkınma duraklamıştır.böylece sadece dışa açıklığın ve kurumların düzeltilmesinin kalkınmayı hızlandırmayacağı nktasına gelmiş bulunuyruz. Asyada her dönemde teşvik ve disiplinin lmasına karşılık Latin Amerikada döneminde teşvik vardı disiplin yktu 1990 larda ise teşvik yktu fakat disiplin vardı bu nedenle elde edilen snuçlar farklı ldu. Bir ülkenin hangi malı üretmesinin karlı lacağı knusunda bir belirsizlik vardır. Teknlji almada ve etkin kullanmada srunlar varsa da yeterli destek sağlanırsa bunlar aşılabilir taklit ve çğalma klayca gerçekleşebilir. Az gelişmişlerin önce emek yğun işlerde ihtisaslaştıkları tesbit edilmişse de bunun hep böyle acağı kesin değildir. Örnek larak Hindistanm teknlji knusundaki gelişimi verilebilir. Uluslar arası piyasada ticareti yapılan 8000 kadar üründen hangisinin üretilmesi gerektiği knusunda ticaret eknmisi terisyenleri ve yönetim danışmanları yl gösteremezlerbu knular tesadüflerle ve girişimcilerin araması ile rtaya çıkar. Ülkelerin basit knularda başarısız karmaşık knularda çk başarılı lduklarını gösteren örnekler vardır.bu durum kşullarla ve girişimci nitelikleri ile ilgiudir. Nitekim aynı kşullara sahip ülkelerin farklı ürünlerde başarılı lduklarını görebiliyruz. Genelde ihracatçı ülkelerin en yüksek ihracat yaptıkları ürünlerin az sayıda lduğunu görmekteyiz.ülkeler zengin lsun fakir lsun az sayıda üründe ihtisaslaşmaktadır. Bu da sektörel önceliklere karar vermenin önemini arttırmaktadır. Kalkınma eknmisi, teknlji transferi ve eknmi tarihinin rtaya kyduğu bulgular şunlardır; A) Yeni ürünler özel girişimcilik çalışması gerektirmektedir.

173 B) Üretim fnksynları dünyanm her yerinde aynı değildir, C) Makineyi almak teknljiyi almak anlamına gelmemektedir, D) Teknljiyi aldıktan snra kullanmayı öğrenmenin de bir maliyeti vardır ve bu maliyet öğrenmenin sınama yanılma ylu ile gerçekleştirilmek zrunluluğundan kaynaklanır. Bu nedenlerle Maliyetin ne lacağı ve risk baştan hesaplanamaz, makineyi satanın teknik bilgi yanında yönetici ve işçi eğitimi ve desteği vermesi işleri klaylaştırabilirse de srun her ülkeye göre farklı çözümlenir. Kre deneyimi bize bu ülkenin yabancı sermayenin getirdiği veya patent alarak edindiği teknljiden çk kendi ürettiği teknlji ile başarıya ulaştığını göstermiştir. Firmalar ürün dizaynı, üretim mühendisliği, sınai planlama, rganizasyn alanlarında bilgi birikimi luşturup srunların çğunu bu ylla çözmüşler ve alınan teknlji bu yllarla ülkeye adapte edilmiştir. Yatırımların artmasında ilk üreten ve taklitçiler prblemi aşılmak zrundadır. Ancak bu yapılırken taklitçilerin de snradan teknlji üretici hale geçtikleri gözden uzak tutulmamalıdır. Sn larak bilginin tplumda yayılmasının çğunlukla çalışanların firma değiştirmesi ile gerçekleşmekte lduğuna ve başarılı bir üretim alanı bulunmasının teknlji yayılımı ile sağladığı ssyal getirinin teknljiyi ilk başlatan firmaya getirişinden çk fazla lduğundan girişimciliğin mutlaka desteklenmesi gerektiğini vurgulamalıyız. Ancak bu zrunluluk hükümetlerin bir yandan yenilikleri ve yeni yatırımları teşvik ederken diğer taraftan kurulu firmalardan başarılı lanları rasynalize edici plitikalar uygulamaları gerektiği gerçeğini rtadan kaldırmamaktadır Kamu plitikaları ve ihracat ilişkileri Bir ürünün işletme düzeyindeki maliyet yapısı ara mallara ücret, faiz, rant ve kar ile dğal kaynaklardan luşan ana üretim faktörü gelirlerinin ilavesi ile bulunur. Faktör gelirleri katma değer veya sektörde yaratılan gelir larak da adlandırılır. Bir sektörün başka bir ülkenin ürünleri ile rekabet edebilmesi için faktör piyasalarında ve fiyatlarında işletmeye maliyet açısından diğer piyasaya kıyasla dezavantajının lmaması gerekir. Bu açıdan maliyet arttırıcı kamu plitikalarının etkilerinin gözden geçirilmesinde yarar vardır; Ülkemizde bu knuyu eknminin tümünü göz önüne alarak incelediğimizde ilginç snuçlar elde edilmektedir;

174 A)Ücretler; Türkiye de ücretler üzerinden yapılmakta lan kesintiler AB ülkelerine kıyasla çk yüksektir. Bu istihdam yaratan sektörlerin vergilendirilmesi anlamına gelmektedir. Ücret üzerindeki tplam kesintiler AB ülkelerinde bazı ülkelerde lmak üzere rtalama %25 dlayındadır. Bu durumda ülkemizde %25 in üzerindeki bir kesinti sektörden alman istihdam vergisi anlamına gelmektedir. Girdi çıktı ilişkileri aracılığı ile bu yükün sektörler arası yansıması da göz önüne alındığında ücret sisteminin ürün maliyetinde yarattığı birikimli yük bazı sektörlerde çk yüksek ranlara çıkabilmektedir. B)Faizler ve sermaye maliyeti; Türkiyedeki bir girişimci yurt içinde devletin kaynaklara bütçe açıklarını kapatmak ve nakit akışını dengelemek amacı ile yüksek faizlerle talepte bulunması dlayısı ile AB deki maliyetlere kıyasla çk yüksek faiz ödemektedir. Bu düzeyin sanayi kesiminde sermayenin getirişinin üzerine çıkması ise idame yatırımları hariç sınai yatırımların durması ile snuçlanmaktadır. Bu nedenle yüksek faizler sınai yatırımları tekelci sektörler ve özel rekabet avantajımız bulunan sektörler dışında kısıtlamaktadır. C)DIaylı vergiler; Değişik ürünler üzerinde mevcut dlaylı vergiler de sektörlerin maliyetlerine farklı ranlarda yansımaktadır. Bu yüklerden sektöre sağlanan sübvansiynların çıkarılması ile rtaya çıkan dlaylı maliyet artışı çalışmamızda %5.5 larak hesaplanmıştır. D)Bu arada fiyatları kamuca belirlenen malların dünya fiyatlarına kıyasla fazla fiyatla yaptığı satışların da bir tür dlaylı vergi larak kabul edilerek bu rana eklenmesi gerekir. E)Nminal kruma ranları iç fiyatları yükselterek eknminin bütünü için yük yaratmakta,bu yük yukarıda belirttiğimiz gibi diğer sektörlere de yansımaktadir. Özellikle tarım sektöründeki krumalar bu açıdan değerlendirilmek zrundadır. F)Kur: Dış açıkları kapatmada iki yl mevcuttur. Bunlardan birincisi ülkenin döviz gelir ve giderini eşitlemek ikincisi dış kaynaklardan brçlanma yabancı yatırımlar ve sıcak para girişi ylu ile kaynak sağlamaktır. Döviz gelir ve giderini eşitlemek için gerçek kur plitikası uygulanması ve bunun için iç ve dış faizler arasında büyük bir marj lmaması gerekir. Dlayısı ile bu uygulama devletin iç kaynak piyasasına brçlanmasını zrunlu kılan bütçe açıklarının lmaması halinde mümkündür. Bütçe açıkları varsa hükümetler iç piyasadaki kaynakları kullanabilmek açısından yüksek faiz vermek zrunda ka-

175 lırlar. Yüksek faiz ise knvertibilite nin lduğu ve sermaye akımlarmm serbest bulunduğu bir eknmide kurlarm lması gerektiğinden daha düşük düzeyde luşmasına ve ülke parasının aşırı değerlendirilmesine yl açmaktadır. Özetle bütçe açıklarını kapatabilmek için hükümetler iç faizleri yüksek tutarak ülkeye sıcak para girişine yl açtıklarında bu durum döviz kurlarının lması gerekenden daha düşük luşmasına yl açmaktadır. Bu pktika uzun vadede çıkmaz yl lmakla birlikte kısa dönemde geçerh ve uygulanabilir bir yldur. Neticede kurların düşük başka bir ifade ile iç paranin aşırı değerlendirildiği bir eknmide bu plitika ithalat üzerinde bunu giderecek randa kruma yk ise ithalatın subvansiyne edilmesi ihracatın ise vergilendirilmesi anlamına gelir ki en güçlü sektörler bile böyle bir uygulamada zrlanırlar. Böylece artan dış açıkların dış brçlanma ile karşılanması snucu kaynaklarlar sürekli dış brç ödemelerine gidiyrsa uzun dönemde brç ve faiz ödemeleri sürekli artar ve bir açmaz luşur. Snuç larak eknmide gerileme ve krizler kaçınılmaz lur. Kısaca bir ülkede ihracatı ve gelişmeyi en lumsuz etkileyen plitika devlet brçlanmasının yl açmakta lduğu düşük kur plitikasıdır.öte yandan kurların enflasyn hedeflemesi dlayısıyla da baskı altında bulunduğu açıktır. Bu etkenlerin düzeyi knusunda yaptığımız araştırma 1993 yılında reel sektör maliyetleri üzerinde dğrudan ahnan vergiler dışında kamu plitikalarından kaynaklanan %38 ranında bir maliyet yükü bulunduğunu rtaya kymuştu. zamanki hesaplamalar bu yükün %5.7 sinin emek sisteminden, %3.5'inin dlaylı vergilerden,%3.5'inin faizlerden, %14.2'sinin kruma ranlarından, %10.0'unun ise döviz kuru plitikasından kaynaklanmakta lduğunu gösteriyrdu. Eknmi genelinde bu düzeyde lan yükler sektörden sektöre de büyük farklılıklar sergiliyrdu.örnek larak söz knusu yüklerin tplamı ayakkabı sanayiinde %31, Kağıt endüstrisinde %41, Makine imalatında %31, Knfeksiynda %22 larak bulunmuş ve en yüksek ranın gemi yapımı sanayii ve kamu hizmetlerinde lduğu tesbit edilmişti. Bu bulgular, tarihte diğer ülkeler ihracatlarmı subvansiyne ederken Türkiye nin kendi ihracatmı kurduğu eknmik yapı ve kamu plitika uygulamaları ylu ile frenlemiş lduğunu ifade etmektedir. Sınai ürünler ihracatının fiyat esnekliği göz önüne alındığında ihraç ürünleri

176 maliyetlerinde yüklerin kaldırılması ile meydana gelecek fiyat indiriminin ihracatta ne randa artış sağlayabileceği klayca hesaplanabilir.. Ayrıca 1 birim ihracatın iç eknmide 1.67 birim üretim artışına neden lmasından kaynaklanan getiriler hesaba katıldığında devletin ihraç ürünlerindeki yükün rtadan kaldırılması yönündeki bir uygulamadan bir kaybı lmayacağı hatta daha çk vergi geliri sağlayabileceği snucunu çıkarabiliriz. Bu knunun güncelleştirilmesi ve çözümünün bulunması Türkiye'de ihracatın kısa sürede yeni bir atılım yapmasını sağlayabilecek önemli ve zrunlu bir plitika alternatifidir İşletme yönetimi ve girişimci riskinin azaltılması Dünya eknmisinin yeniden yapılanması ve düzgün bir şekilde çalışır hale gelmesinin uzun bir zaman alacağı anlaşılmaktadır. Durumun yakın bir gelecekte değişmesini ummak için bir neden yktur. Dlaysı ile gelecekte de ulusal ve uluslar arası düzeyde yeni krizler yaşamamız kaçımlmazdır.^s Dünyada ve Türkiye'de kşulların hızla değişmesini luşturduğu rtamda işletmeler için dğru karar almak güçleşmekte, lağan üstü hızla değiştiği kriz dönemlerinde ise "İmkansız bir görev haline" dönüşmektedir. Her firma kşulların hızla değiştiği rtamlarda ve bunalım anlarında dğru karar almasını klaylaştıracak ve nrmal zamanlarda daha karh çalışmasına yardımcı lacak lanakları yaratmak zrundadır. Teknljik gelişmeler bir yandan srun yaratırken öte yandan çözüm lanakları sunmaktadır. Bu lanaklardan birisi de hızlı gelişmenin ve değişmenin yarattığı srunların çözümünü mdern teknljiyi kullanarak luşturulacak karar destek sistemleri ile aşmaktır. Yöneticinin hedefi firma karlılığını arttırmaktır çünkü ndan bu beklenmektedir. Bu görev eldeki kaynaklar kullanılarak ve firmanın rekabet gücü arttırılarak yapılabilir. Yönetim, karar alma ve uygulama demektir. Yönetimin başarısı ise dğru karar alma ve iyi uygulamada yatmaktadır. Yöneticiler firmayı dğru karar alacak ve alınacak kararları uygulayacak bir şekilde yapılandırmak zrundadırlar. Her karar bir hesap snucu alınmakta, dğru hesap kar, yanlış hesap zarar d- 58 Şengezer, Ermukan, İşletmelerde Bilgi Destek sistemi, Gereksinme Nedenleri ve lanaklar, İstanbul: Ebert Vakfı Seminer Tebliği, Mayıs,2003.

177 gurmaktadır. Başka bir anlatımla zarar yktur yanlış hesap vardır. Zarar yöneticilerin yanlış hesaplarının ve hatalı uygulamalarının firmaya ödetilen faturasıdır. halde dğru karara nasıl ulaşacaktır? İş hayatında her karar ve uygulamanın dğru lması mümkün değildir. Yapılacak iş alman dğru karar ve yapılan dğru uygulamaların yl açtığı karlar tplamının, başarısız karar ve uygulamaların yl açtığı zarardan fazla lmasıdır. Bunun için alman kararlardaki dğruluk ranını arttıracak bir yl bulunmahdır. Kararların dğruluğunu etkileyen şu faktörler kar ve zararın ana kaynaklarıdır. A) Girişimci ve yönetici; Yönetici özel yeteneklere sahip lmalıdır. Bunlar; çalışkanlık, dğru düşünme yeteneği, cesaret, risk alma, inisiyatif kullanma, vizyn ve uzak görüş sahibi lma duygusal lmama vb. her yönetim kitabında sayılan yeteneklerdir. Bu yeteneklerdeki eksiklik sistem kurma, prfesynel eleman kullanma ve bilgi birikimi aracılığı ile zaman içinde kısmen dengelenebilirse de yeterli niteliklere sahip lmayan bir yönetici sürekli hata kaynağıdır ve işletmeyi zarar ettirmesi kaçınılmazdır. B) Deneyim; Hayat ve uygulamalardan edinilen bilgi birikimi lup kişiler için genelde zaman içinde edinilmektedir. Deneyimin büyük bir kısmı yapılan hatalardan edinilmektedir. Bu nedenle deneyim bir tür yatırımdır. Deneyim edinmenin diğer ylu eğitimdir. Deneyim açığının mutlaka en pahalı yl lan sınama ve yanılma yöntemi ile kapatılması gerekmez. Uzman veya uzman sistem kullanmak kısaca birikmiş deneyimi kullanmak çğunlukla sınama yanılmadan daha az maliyetli bir yldur. C)Dğru Bilgi; Her karar bir yapılabilirlik hesabı demektir. Bu hesap mevcut verilere ve mevcut ilişkileri gösteren denklemlere ve birer varsayım lan parametrelere dayanmaktadır. Hesapların dayandığı bu bilgilerin ve ilişkilerin değişmekte lması hatanın temel kaynağıdır. İşletmelerin karı da zararı da hesap detaylarında ve varsayımlarında saklıdır. Bu nedenle "Diğer faktörler sabit kalmak kşulu ile dğru bilgiye sahip lmak ve dğru bilgi üretmek "kararların dğruluk ranını arttırmak için eldeki tek seçenektir. D)Beklenmeyen laylar larak adlandırdığımız ani değişmelerden deprem, sel ve dğal felaketler dışında lanların büyük bir bölümü siyasi ve eknmik nitelikte lup bilgi kaynakları kullanılarak büyük ölçüde izlenebilir ve bu kaynaklardan dğan risk azaltılabilir. Bir hesaplama yapılmadan önce dğru karar almak için şu sruların cevabının verilmesi gerekmektedir A) Neyi öğrenmek istiyruz? Neyi öğrenmek istediğimiz yöneticinin karar alma

178 yaklaşımına göre değişebilir. Örneğin nakit akış planı, krediler vs. yönetici istesin istemesin dünyada uzmanlarca uygulanan sağlıklı bir işletme değerlendirilmesinde kullanılması gereken kriterler bellidir. Uzman sistemler bunların hepsini her an hesaplayıp hazır tutabilir. B) Nasıl bir hesap sistemi kullanacağız? Ne istendiği biliniyr ise bunun nasıl hesaplanacağı knusu genelde bir srun luşturmaz. Örnek larak nakit akış tablsu frmatı ve başabaş nktası hesabı rasy hesapları, trend ve hedeflerden sapmalar bilinen frmüllerle yapüır. C) Sistemin varsayım ve verileri nedir? Sistemin varsayım ve verilerinin kaynağı firma veri bankası, dış kaynaklar, yönetici ve uzman deneyimlerine göre luşur. Kapasite, ham madde tüketim katsayıları, satışların gelişimi gibi veriler ICT altyapıları luşturularak her an kullanılabilecek şekilde üretilip hazır tutulabilir. D)Sn larak hesaplamanın ne sıklıkta yapılması gerektiği srusunun cevabı ise "Veri ve girdilerle parametreler değiştikçe ve hedeflerden sapıldıkça" şeklinde lmalıdır. Tüm bu açıklamalardan sağlıklı karar alabilmenin önkşulunun "Sürekli larak verileri üretmek ve tplamak, hesabı yenilemek ve yeni durum karşısında yeni kararlar almak" bu amaçla ICT lanaklarını kullanmak lduğu rtaya çıkmaktadır. Karar alma unsurlarını gözden geçirdiğimizde işletmelerde riskleri azaltmak için kısa dönemde; Girişimci ve yöneticinin aynı kalacağı, İşletme ve kişilerin kültür ve deneyiminin değişmeyeceği, beklenmeyen laylar açısından tahminleri kuvvetlendirmekten başka birşey yapılamayacağı gerçekleri karşısında eldeki tek alternatifin dğru bilgi ve verilere ulaşmak, bu verileri hızlı bir şekilde değerlendirecek bir "Uzman Sistem" luşturmak ve böylece sağlıklı karar verebilme lanağına kavuşmak lduğunu anlıyruz. Kurulacak sistemin her an hedeflerden sapmalar lup lmadığını göstererek erken uyarı fnksiynu ifa edebilmesi, yapılacak simülasynlarla döviz kuru, faiz, girdi fiyatları gibi birçk veride meydana gelecek değişmenin firmayı nasıl etkileyeceği knusuna da cevap verebilmesi gerekir.. Böyle bir sistem luşturulması yönetim için srun tespitinde büyük klaylıklar getirecek lmakla birlikte işlemesi için firma içi veri işleme ve deplama yapısının ve firma dışından sağlanacak verilerin dğru, zamanında ve klayca ve en önemlisi güncel larak prgrama girilmesi gerekir. Bu da işletmelerde ICT altyapısının sağlıklı luşturulmasına bağlıdır. Ne var ki uzman sistemler srunları rtaya kyarsa da yeniden yapılanma aşamasında luşturulacak çözüm bir yandan yöneticinin diğer yandan uygu-

179 layıcılarm ve danışmanların perfrmansına ve kamu tarafindan nlara sağlanacak lanaklara bağlıdır. Bu eğilim tüm dünyada hızla geuşmektedir.işletmelere ICT lanaklarının girmesi zaman almakta ise de kaçınılmaz bir zrunluluk teşkil etmektedir. Türkiyede mevcut işletmelerin risklerini azaltacak bu sistemlerin luşumu en az dğru yatırım yapılması kadar önemlidir.çünkü kar yatırım yapılmakla değil yatırımı karlı çalıştırmakla elde edilmektedir KRİTERLERİN LUŞTURULMASI Sektörler arası öncelikler tablsunun luşturulması tüm bu açıklamaların ışığında ve araştırmada elde edilen bulgular kullanılarak gerçekleştirilecektir. İlk larak yapılacak iş yapısal değişimi sağlamak için atılması gereken adımların belirlenmesidir. A) Kaliteli Emek; Uluslar arası rekabet gücü çalışmaları ihracatı arttırmak için birinci önceliğin sektörlerde ve ürünlerde kaliteu emek yğunluğunun arttırılması ile sağlanabileceğini göstermekledir. İhracatımızın artış hızını belirleyen etkenlerle ilgili çalışmamız da Türkiye'nin ihracatının artışında bu faktörün lumlu etkisini rtaya kymuştur. Bu nktadan hareketle giderek daha yüksek kaliteli emek içeren bir eknmik yapıya ulaşmak için ülkemizin geliştireceği sektörlerin kaliteli emek gereksinmesinin ülke kaliteli emek rtalamasının üzerinde bulunması şarttır. Çünkü rtalamayı arttırmak için eklenecek kapasitedeki yğunluğun rtalamanın üzerinde bulunması gerekmektedir. B) Sermaye Yğunluğu; İkinci önceliğin yine çalışmamızın bulgularına ve ülkemizin tasarruf lanaklarının azlığı ile brç ödemelerinden dğan yüksek sermaye alternatif maliyetleri ışığında sermaye tüketimi az lan sektörlere verilmesi gerektiğini düşünüyruz. Burada da yine ülke rtalamasının kriter alınması yluna gidilmesi gerekmektedir. Bu veriler altında sektörlerin kaliteli emek ve sermaye yğunluğu öncelikleri Aşağıda gösterildiği gibi önerilmektedir.

180 KALİTELİ EMEK RANI KALİTELİ EMEK Az Yatırımla Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi BİRİNCİ ÖNCELİK TÜRKİYE RTALAMASI Az Yatırımla düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi ÜÇÜNCÜ ÖNCEÜK Yüksek Yatınmla Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi İKİNCİ ÖNCELİK Yüksek Yatınmla Düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi DÖRDÜNCÜ ÖNCELİK SERMAYE TÜKETİMİ " C) Yurtiçi Karlılık: Bu faktörün ihracata lumlu etkisini belirlemiş bulunuyruz Bunun göstergesi ise diğer faktör gelirleri ranı larak alınmıştır. Karlılığı rtalamadan yüksek lan sektörlerin öncelik alması dğaldır. Bu durumda iç piyasa karlılığı ve kaliteli emek tablsu aşağıdaki gibi luşmaktadır. i KALİTEÜ EMEK Düşük Karlılıkla Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi İKİNCİ ÖNCELİK TÜRKİYE RTALAMASI Düşük Karlılıkla düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi DÖRDÜNCÜ ÖNCELİK Yüksek Karlılıkla Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi BİRİNCİ ÖNCELİK Yüksek Karlılıkla Düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi ÜÇÜNCÜ ÖNCELİK İÇ PİYASA KARLILIĞI RANI İhracat perfrmansı; D)Diğer bir kriter faktör sektörün halen ihracat yapıp yapmadığı lmahdır.bu kriter uygulandığında ihracat yapmakta lan ve önceki kriterlere uyan sektörler öncelik alacaktır. Burada da sektörün ihracat içindeki ranının Türkiye rtalamasına göre durumu kriter larak kullanılmıştır. İhracat perfrmansına göre belirlenen öncelikler aşağıdaki tablda açıklanmaktadır.

181 i KALİTELİ EI\^EK Düşül< ilıracat perfrmansı lan sel<törlerde Yül<sel< i<aiiteli eei< içeriği lan ürünler üretilesi İKİNCİ ÖNCELİK Yüksek iiıracat perfrmansı lan sektörlerde Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi BİRİNCİ ÖNCELİK TÜRKİYE RTALAMASI Düşüi< ii^racat perfrmansı lan sektörlerde düşüi< kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi DÖRDÜNCÜ ÖNCELİK Yüksek ihracat perfrmansı lan sektörlerde düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi ÜÇÜNCÜ ÖNCELİK İHRACAT PERFRMANSI E) Yerli girdi ranı: Yukarıdaki kşu lan belirlenen sektörler arasından yerli girdi ranı yüksek ve ithal girdi içeriği < düşük ürünlerin öncelik alması bir yerde ithalat ikamesi ve dğal kaynak önceliğ i larak kullanılmıştır. AKALİTELİ EMEK Düşük yerli girdi içeren Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi İKİNCİ ÖNCELİK Yüksek yerli girdi içeren Yüksek kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi BİRİNCİ ÖNCELİK TÜRKİYE RTALAMASI Düşük yerli girdi içeren düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi DÖRDÜNCÜ ÖNCELİK Yüksek yerli girdi içeren düşük kaliteli emek içeriği lan ürünler üretilmesi ÜÇÜNCÜ ÖNCELİK YERLİ GİRDİ RANI F) Sektörün kaliteli emek yğunluğu sırasmdaki yeri: Yukarıda belirtilen kriterler kullanılarak elde edilen sektör öncelikleri sıralamasında aynı kd numarasını alanlar arasındaki öncelik ise yine sektörün kaliteli emek içerik sıralamasmdaki yeri yüksek lanlara verilmiş ve bu sıra kd numarasının snuna eklenmiştir. Elde edilen veriler küçükten büyüğe dğru larak sıralandığında ve aşağıda gösterilen öncelikler tablsuna ulaşılmaktadır.

182 Dğaldır ki sektörlerin terik önceliği bu önceliklere göre bulunan alanlarda yatırımların yapılmasının önündeki engelleri kaldırmamaktadır.bunlar arasında eknmik nakil kabiliyeti,piyasa yapısı,teknljinin elde edilmesi ve veya geliştirilmesinin önündeki engeller sayılabilir. Tersine yabancı sermaye, yatırım lanaklarının ve hazır pazarların bulunması halinde sermaye ve pazar kısıtı rtadan kalkacağından öncelikler değişebilir. rtaya çıkan yapı ihracat yapımızdan çk ithalat yapımıza paralellik göstermektedir.bu yapının luşması halinde hem ithal ikamesi hem de ihracat lanağı dğacağından iki yönlü bir kazanım söz knusu lacaktır. Mevcut yapı ile öncelikler arasmdaki büyük fark yeniden yapılanmada ve eknmiyi yönlendirmede büyük güçlükler bulunduğunu ve uygulama aşamasında dğacak srunların aşılmasına kapsamlı bir ulusal çabanın gereğini açıkça göstermektedir. Bu uygulamanın nasıl yapılacağı knusu ise bu araştırmanın kapsamı dışında kalmaktadır.

183 < < < en < C < LXJ u J LU ai 15 < E ; :0 1 E t: Q IE E Q. QQ <

184 < < < 1 E " _ J E 03 CU 13 1^ 1^

185 < < < fd E E I 10 E» 3 E E 1"^ hp - rr)\ m I Ch n

186 3.0. SEKTÖREL DEĞERLENDİRMELER Değerlendirmeler yapılırken sadece ara malları üreten ve ihracata knu lmayan döküm gibi sektörlerin varlığına ve metal yapı malzemeleri gibi sektörlerin uluslar arası taahhütlerle ilgili lmaları nedeni ile birçk açıdan gerçek durumlarının yansıtılmadığı gibi nktalara ve ayrıca ithalatla ihracat fasılları ile input utput sektör sıralamalarının yl açabileceği değerlendirme hataları labileceğine dikkat çekmek isteriz. Bu nedenle bulgular ışığında sektörel değerlendirmelerin yaklaşımla ve sektör özellikleri ile ilgili sektörler görüşlerinin alınacağı bir tplantıdan snra yapılması uygun lacaktır. Sektörlerin önceliklerinin değerlendirilmesi için yapılan çalışmalarda kullanılan faktörlerin sektör mensuplarınca ve uzmanlarca değerlendirilebilmesini temin için her sektör için aşağıda gösterilen frm dldurulmuş ve Ekte verilmiştir.

187 SEKTÖR FRMU 1.0. SEKTÖRADI 2.0. SEKTÖR KDU 2.1. DIŞ TİCARET KDU 2.2. I/ TABL KDU 2.3. DEĞERLENDİRME KDU 3.0. ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI 4.0. ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ) 5.0. ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1. İTHAL ARAMALI GÎRDİ RANI 5.2. YERLİ ARAMALI GiRDi RANI 5.3. GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI 5.4. ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUBVANSİYNLAR NET RANI 5.5. SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI 5.6. EMEK RANI 5.7. KAR, RANT DİĞER RANI 6.0. EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI 6.2. YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI 6.3. GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI 6.4. ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUBVANSİYNLAR NET RANI 6.5. SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI 6.6. EMEK RANI Kaliteli emek ranı Diğer emek ranı 6.7. KAR, RANT DİĞER GELİRLER RANI 7.0. DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1. İTHALATDÜZEYİ2003

188 7.2. IHRACAT DÜZEYİ İTHALAT-ÎHRACAT FARKI İTHALAT ARTIŞ HIZI İHRACAT ARTIŞ HIZI İTHALAT-ÎHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI 8.0. SEKTÖRÜN DÎĞER ÖZELLİKLERİ 8.1. İŞLETME SAYISI Özel Kamu 8.2. İSTİHDAM Teknik: Standart: Bilgi bulunmayan knularda tabl bş bırakılmıştır. Tüm bilgilerin dldurulması önemli bir ek araştırma çabası gerektirmektedir.

189 ÖZET ve SNUÇ Türkiye ve diğer gelişmekte lan ülkelerin eknmileri, sürekli larak eknmik kriz; gelişmiş ülkeler ise talep yetersizliği nedeniyle durgunluk veya enflasyn tehlikesi açmazmda yaşamaktadırlar. Bu durumun nedeni dünya eknmisinde sn 15 yıllık dönemde hızlanan küreselleşme snucu luşan yeni kşullardır. Krizlerin ve durgunluğun luşmasında rekabetin artması ve ülkelerin kendilerini değişen kşullara uyduracak şekilde yeniden yapılandırmakta gecikmeleri de etkili lmakta eknmik krizler ve dengesizlikler dğal larak siyasi istikrarsızlık yaratmaktadır. Türkiye bir yandan tüm ülkeler gibi, değişen dünya kşullarına uyum sağlama diğer taraftan eknmisini AB ile entegrasyna hazırlama süreci yaşamaktadır. Bu süreçte atılması gereken adımların gecikmesi geçen n yıllık süre içinde ülkemizde kalkınmanın yavaşlaması ve eknmik krizlere yl açmıştır. Eknmilerin değişen kşullara uyumu rekabet gücünü arttırıcı önlemlerden geçmektedir. Rekabet gücünün en iyi göstergesi ise ülke ihracatının hem düzey hem de yapı larak değişmesidir. Bu nedenle rekabet gücünü arttırıcı önlemler ihracat yapısını değiştirici önlemlerle örtüşmektedir. Ülke kalkınmasınmı hızlandıracak şekilde sektörel öncelikleri belirleme amacı ile ilgili değerlendirme yapabilmek için,rekabet edilen rtamı luşturan dünya eknmik yapısının işleyişini, rekabet edilen ülkelerin durumunu ve Türkiye eknmisinin yapısını tarihi gelişimi içinde yakından tanımak ve dğru yrumlamak gerekir. Kalkınma insanların yaşam kalitesinin yükselmesi larak tanımlanmakta sadece gelir artışı veya dengesiz gelir artışı kalkınma sağlamamaktadır. Buna rağmen uygulamada gelir artışları ve dalgalanmaları gündemi kalkınmadan daha fazla işgal etmektedir. Kalbnma amacıyla kullanılan plitikalar ülkeden ülkeye ve zaman içinde elde edilen bilimsel bulgulara paralel larak değişmektedir. Ülkelerin zaman içinde farklı kalkınma yöntemlerine yöneldikleri ve/veya aynı zaman dilimi içinde farklı ülkelerin uyguladıkları kalkınma phtikalarmm da benzeşmediği görülmektedir. Bu durum her ülkenin eknmik ve ssyal yapısının farklı lmasından kaynaklanmaktadır. ABD, AB, Avrupa ve Güneydğu Asya ülkeleri kalkınmaya yönelik değişik görüş ve

190 plitikalara sahip lmalarına rağmen kalkınmada başarılı lmuşlardır. Başarılarının temelinde her şeyden önce adı geçen eknmilerin uzun vadeli ve tutarlı bir stratejiye sahip lmaları ve bunu titizlikle uygulamalarının yattığı anlaşılmaktadır. Uzun vadeli ve tutarlı bir stratejiye ve bunun gerektirdiği eknmik prgramlara sahip lmayan ve uluslararası kuruluşların güdümüne girerek nların önerileri yönünde hareket etmek durumunda kalan ülkelerde eknmik kayıplar yüksek, kalkınma yavaş ve prblemli lmaktadır. Değişik ülkelerde bugüne kadar gerçekleştirilen uygulamalara bakıldığında kalkınmada hizmet sektörü ve dğal kaynakların da etkisi lmakla birlikte temel sürükleyici sektörün bilinçli sektör stratejilerine dayanarak geliştirilen sınai ürünler ihracatı lduğunu görmekteyiz. Sektör stratejileri, etkin teşvik önlemleri ve destekler aracılığı ile uygulanabilmektedir. Teşvik ve desteklerin belirlenmesinde etkinliğin artışı ise bu knuda luşturulacak plitikaların sektörün eknmiye ileri ve geri etkilerinin -yapılacak makr eknmik hesaplamalarla bulunarak-göz önüne alınarak belirlenmesi ylu ile sağlanabilir. Belirlenen plitikaların artan rekabet, belirsizlik ve teknljik gelişmelerin luşturduğu kşullarda sürekli larak yapılacak gerekli değişikliklerle güncellenmeleri gerekmektedir. Değişen kşullarda işletmeler, teşyik sistemlerini de içeren makr eknmik rtamda yapısal gelişmeye ağırlık vermek ve gelişmelerini çağdaş işletme stratejileri ve yönetim sistemleri kullanarak hızlandırmak zrundadırlar. İstikrarlı bir eknmi luşturulmadan, işletmelerin içinde bulunduğu rtam ve iç yapıları düzeltilmeden verilecek teşviklerin gelişmeye etkisi sınırlı kalmaktadır. Kısaca makr eknmik, sektörel ve işletme düzeyinde tutarlı ve entegre plitikalar belirlenip uygulanması ulusal rekabet gücünü arttırma, eknmik büyüme ve kalkınmanın temelini luşturmaktadır. Dış ticaretin ve ihracatın kalkınmanın sürükleyicisi lduğu knusunda gerek terisyenler gerekse uygulamacılar arasında eskiden beri bir fikir birliği lmakla birlikte ticareti arttıran uluslararası rekabet gücünü luşturan faktörler knusundaki fikirler zaman içinde önemh ölçüde değişmiş ve farklılaşmıştır. İhtisaslaşma, dğal kaynaklar, tasarruf düzeyi gibi unsurların ağırlık kazandığı dönemler lmuşsa da zamanlımızda yaklaşımlar teknlji ile tplumun rganizasyn ve yönetim kapasitesinin en önemli faktörler lduğu nktasında birleşmiştir.

191 ihracatın kısıtlandığı ve krumacılığın hüküm sürdüğü bir rtamda ülkelerin kendilerini güçlendirme çabalarının rekabet gücü artışı ve ihracat artışı gerçekleşemediği için istenen snucu vermediği bilinmesine rağmen dünyada krumacılık çk uzun yıllardır ön planda gelmektedir ve çk değişik biçimlerde halen de geçerhdir. Rekabet gücünün bileşenlerinin belirlenmesinden snra bu gücün ölçülmesi için kapsamlı ve uzun yıllara yayılan çalışmalar başlatılmış ve rekabet gücü kriterleri luşturulmuştur. Bunlardan başlıcaları Dünya Eknmik Frumu tarafından çalışmalarla geliştirilmiş lan Büyüme rekabet gücü (GCI) ve İş rekabet gücü( BCI) indeksleridir. Büyüme rekabet gücünün, makr eknmik rtam, kamu kuruluşları kalitesi ve teknlji larak üç temele dayandığı ve bu faktörlerin kalkınmaya katkısının ülke gelişmesi arttıkça farklılaştığı belirlenmiştir. İş rekabet gücü ise firmaların çalışma biçimleri ile içinde yaşadıkları rtamın özelliklerince belirlenmektedir. Yapılan hesaplamalar luşturulan her iki indeks ile ülke refahı arasında tutarlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle pek çk akademik ve uluslararası kuruluşun etkisi ile elde edilen bu kriterler ülkelerin rekabet gücünü ölçmede kullanılabilir. Dünya eknmisinin tarihi gelişimi incelendiğinde küreselleşme hareketinin hızlandığı ve yavaşladığı dönemler lduğu görülmektedir. Küreselleşme Dünya eknmisinin gelişmesi ve ülkeler arası gelir dağılımını değiştirme şeklinde iki yönlü etki yapmakta, küreselleşmenin etki düzeyi ve yönü zaman içinde değişmektedir.. Küreselleşmenin sürekliliği ve derinliğinin artması ülke içi ve ülkeler arası gelir dağılımını ne yönde etkilediğine bağlı bulunmaktadır. Tarih sadece belli gurup ve ülkelerin kazandıkları bir küreselleşme düzeninin gelişme şansının lmadığını rtaya kymuştur. Tarihte kaybeden kitleler ve ülkelerin memnuniyetsizliklerinden kaynaklanan reaksiynların küreselleşmeyi geriletici etki yapmış lduğu görülmektedir. Küreselleşmenin yl açtığı ülke içi dengesizlikler iç siyasi gekşmelerin baskısı ile bir dereceye kadar giderilebilmektedir. ysa uluslararası dengesizlikleri giderecek bir trite yktur. Bunun snucu larak uluslararası srunlar siyasi yllarla çözülmeye çalışılmakta siyasetin yetersiz kaldığı durumlarda ise savaşlar kaçınılmaz lmaktadır. Kısaca küreselleşmede belirleyici faktör kaybedenlerin reaksiynları lmaktadır. Halen devam eden küreselleşme lgusu,siyasal ve ssyal srunlar ile sa-

192 vaşlarm bu bulguların ışığında değerlendirilmesi yararlı lacaktır. Ülkeler arası gelir dağılımı krumacılık, teknljik gelişmeler, tekeller, faktör akımları ve mal akımları ylu ile gerçekleşen karmaşık bir ssy eknmik laydır. Faktör akımlarının engellenmemesi durumunda dengesizlikler nisbeten klay atlatılmaktadır. Bunlar engellendiğinde ise liberalizasynun kurallara göre uygulanması ile luşacak ticaret akımları belli bir düzeyde iyileşme sağlayabilmektedir. Her iki knuda kısıt bulunmasının snucu ise halen Dünyada hüküm sürmekte lan bunalım eknmisi ve istikrarsızlıktır. Sn küreselleşme hareketi düşük gelirli ülkelerin çıkarma çalışmamakta ancak liberalizasyndan snra gelişmekte lan ülkelerde eknmik yapıların geliştirilmesinden kaynaklanan iyileştirmeler lduğu görülmektedir. Küreselleşme ülkelerde iç dengeleri bzucu etkiler yaratmakta ve siyasi istikrarı lumsuz etkilemekte lduğundan, ülkelerin yeterince hazırlanmadan küreselleşmeye açılmaları srunlu ve tehlikeli bir girişimdir. 1870'den bu yana ticaret hadleri az gelişmiş ülkelerin aleyhine gelişmektedir. Bunun nedeni ihracat arttıkça iç piyasada ihraç malı fiyatlarının yükselmekte buna karşılık ithalat arttıkça ithal ürün fiyatlarının düşmekte lmasıdır. Bunu snucu larak her ülke ürününü işleyerek satma yluna gitmektedir. Küreselleşmede sermaye dğal kaynağı bl, genç nüfusu fazla ve emeğin eğitimli lduğu ülkeleri seçmekte lduğu için az gelişmiş ülkeleri tercih etmemektedir. Tarihi gelişmelerin incelenmesi küreselleşmenin uluslararası etkin bir rganizasyn veya kuruluşlarca etkin bir şekilde yönlendirilmemesi halinde dünya eknmisi, ssyal ve siyasi yapısında bzulmalara yl açıp, istikrarsızlık kaynağı lduğunu rtaya kymuştur. Ticari liberalizasynun bir emrivaki larak az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelere kabul ettirilmesi nları tüketici, sermaye sahipleri, üreticilerin de desteğini alacak yapısal değişim prgramları uygulamaya zrlamaktadır. Bu prgramlar mal ve faktör piyasalarının düzenlenmesi, krumaların azaltılması, bölgeselleşme akımlarına katılım, teknljik gelişme, kamu sektörünün rganizasynu gibi knuları kapsamaktadır. Dünya eknmisinin istikrarının bir kamu malı larak kabul edilmesi ve bunu sağlayacak kuruluşların geliştirilmesi gereklidir. Dünya eknmisinin gelişimi ve yönetiminin sadece piyasalara bırakılması piyasalar tüm katılımcıları gözetmediği için tehlikeli gelişmelere yl açmaktadır.

193 Uluslararası kuruluşlardan dengesizlikleri önlemesi beklenmektedir. ysa, bugüne kadar bu kuruluşların dengeleri sağlayacak bir yapıda lmamaları nedeniyle az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelerde yeterli kalkınma hızı sağlanamamıştır. Küreselleşmenin kalkınmayı yavaşlatıcı etkisi teşhis edilerek bunun tehlikelerinin görülmesi snucu DHA kalkınma prgramı hazırlanmışsa da prgramın uygulanması sınırlı kalmıştır. Özellikle CANCUN' da meydana gelen başarısızlık dünya küreselleşmesinin büyük srunlar arifesinde lduğu endişesini dğurmuştur. Tüm dünyadaki küreselleşmenin aksaması ülkeleri kısmi çözümlere bölgesel ticari blklara yöneltmektedir. Glballeşmeye bir alternatif larak geuşen bu hareket bir yandan srun çözerken diğer taraftan yeni srunlar yaratmaktadır. Bölgesel ticari birliklerle ilgili uygulamalar güçlüklerle dludur. Gelişmiş ülkeler ve az gelişmiş ülkeler arasındaki ticari birlikler, gelişmiş ülkelerin kendi aralarında veya az gelişmiş ülkelerin kendi aralarında gerçekleştirdiklerinden daha çk yarar sağlamaktadır. GATT snrasında luşan Dünya Ticaret Örgütü nün IMF ve Dünya Bankası mn da katkısı ile kurduğu ticari liberalizasyn sistemi çk büyük dengesizlikler yaratıp aksadığından, yararı knusunda ciddi tereddütler dğmuştur. Çünkü sistem gelişmiş ülkelere pazar açmak için kullanılmış ve bu ülkeler pek fazla taviz vermeden gelişmekte lan ülke pazarlarına girebilmişlerdir. Tüm bu gelişmelerin ardında çıkar gurupları ve lbiler yatmaktadır. Bu guruplarca desteklenmedikçe uluslararası anlaşmaların uygulanma şansı yktur. Diğer taraftan dünya ticaretinde liberalizasyn gerçekleşse bile para ve finans sistemi etkin şekilde çalışmadıkça uluslararası ticaretin hızlı bir şekilde gehşmesi lanaksızdır. Brettn Wds 'da kurulan sistem, zaman içinde dünya eknmik ve parasal dengelerini sağlayabilme yeteneğini kaybetmiştir. W.B., IMF, Birleşmiş Milletler Örgütleri krdineli ve aynı yönde çalışmamaktadır. Hatalı yapılaşma ve uygulamaların maliyeti ise az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkeler tarafından ödenmektedir. Gehşmiş ülkelerin etkisinde luşan şimdiki sistem kendisini luşturanlar için de dengeli ve hızlı gelişme sağlayamamakta ciddi srunların kaynağı lmaktadır. Diğer ülkelerde meydana gelen geuşmeler snucu gelişmiş ülkeler birçk sektörde mukayeseli üstünlüklerini kaybetmiş lduklarından yeniden üstünlük kurabilecekleri bir yapıya kavuşacak şekilde eknmilerini yeniden yapılandırma çabası içindedirler. Bu ülkeler yaşlanan nüfus, talep yetersizhği, kendi aralarmda-

194 ki sektörel rekabetin dğurduğu ihtilaflar ve dünya parası labilme knularında srunlar yaşamaktadırlar. Gelişmekte lan ülkelere gelindiğinde bu ülkelerin gelişmiş ülkelerden önemli kaynak aktarılmadıkça gelişme lanaklarının sınırlı kalacağı anlaşılmaktadır. Kaynakların dünyadaki yönü ise gerekenin tersine gelişmekte lanlardan gelişmiş ülkelere dğru akan bir görünümdedir. Bu yapılanmanın dğal snucu uluslararası krizler lmuştur. Hızla dğan krizlere hızlı çözüm ylları geliştirilmiştir. Ancak krizler az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere dğru sürekli kaynak transferine yl açtığı için durumda kısa dönemde bir gelişme beklenmemektedir. Bu kşullar altında ulusal eknmilerin sürdürebilirliği çk hassas dengelerde yürüyebilecek etkin bir eknmik yönetim becerisi gerektirmektedir. Dünya eknmisinin içinde bulunduğu kşullarda kalkınma ancak bilinçli ve planlı bir yaklaşımla başarılabilecek çk güç bir görevdir. Türk eknmisi 1923'den bu yana çk dalgah ve güç kşullarda gelişim göstermiştir yılındaki kişi başına 44 $'lık gelir düzeyinden bugün kişi başına PPP larak 6200 $'lık bir düzeye gelebilmek, içinde bulunduğumuz kşullar ve gehşmiş ülkelerin gelişmekte lanlara karşı lan uygulamaları göz önüne alındığında küçümsenecek bir snuç değildir. Ülkemizin çk çaba sarfetmesine rağmen yeterince snuç alamamasının temelinde ulusal stratejiler yerine günübirlik plitik ve taktik kararlarla yönlendirilmesinin yattığı söylenebilir. Küreselleşme,ve AB ile ilgili sürecin bu keyfi yaklaşımı sürdürülemez hale getirmesi snucu yaşanan krizler ve buna eklenen uluslararası kuruluşların kşulları ile AB'nin talepleri kalkınma hızının yetersizliğinin yl açtığı ssyal ve siyasi rtamla birleşerek Türkiye'yi yapısal düzenleme ve prgramlara uygun hareket etme zrunda bırakmıştır. Ancak bu prgramların ülkemiz için ptimal değil feasible prgramlar lduğu gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır. Türkiye yapısal uyumla ilgili AB desteği lmadan ve uluslararası kuruluşların önerileri snucu uygulamakta lduğu yüksek maliyetli plitikaların yükünü taşıyarak ve nlara rağmen gelişmesini sürdürmektedir. Bu, dinamik bir yapı ve etkin bir girişimci kalitesinin varlığı ile mümkün lmaktadır. Türkiye'nin gelişmesini sürdürdüğü kşullar şu etkenleri içermektedir; A) Dünya knjnktürünün lumsuz etkileri.

195 B) Eknmide sağlanan liberalizasynun yl açtığı rekabet artışı ve kamu gelirleri düşmesinin yarattığı brçlanma srunları. C) Yüksek bütçe açıkları ve yüksek işsizlik. D) AB ile Gümrük Birliği içinde lmanın üçüncü ülkelere karşı dğurduğu srumluluklar E) İç piyasadaki karlılık düzeninin düşmesi ve kamu sektörünün sağladığı yüksek getiri nedeniyle yatırımların azalması ve eknmik rtamın uygun lmaması nedeni ile yatırım sermayesinin diğer ülkelere gitmesi F) Krizlerde eknmiden sermaye kaçışı G) Enflasynla mücadele önlemleri nedeniyle üretim duraklaması H) Tarımda Dünyada geçerli lan sistemden kaynaklanan lumsuz yansımalar. I) Etkin lmayan bir Teşvik sistemi K) Ülke eknmik prgramlarının uluslararası kuruluşların önerileri altında şekillenmesi L) Yetersiz, reel sektör ve kbi destek sistemi M) Makr plitikalarda hatalar Bu kşullar özellikle yüksek faiz ülkede verimsiz işletmeleri elemiş, ayakta kalabilen işletmelerin yeniden yapılanmalarına yl açmış snuçta Türkiye Gümrük Birliğinin imzalanmasından bu yana emeğin diğer AB ülkelerde lduğu gibi dlaşamamış lmasının yarattığı vakumda ucuz emek avantajına sahip lmuştur. Bir ülke ile ilgili değerlendirmelerin nu etkileyen tüm faktörler gözönüne alınarak yapılması gereklidir. Bu yapılmadığında hatalı snuçlar elde edilmesi tehlikesi vardır. AB ile entegrasyn dlaylı larak dünya ile entegrasynla aynı anlama geldiğinden araştırmamızda ülkemizi etkileyen ve dünya eknmisinin yapısında bulunan eğilimlerin belirlenmesine büyük bir ağırlık verilmiştir. İncelememizde rekabet gücündeki artışın bazı önlemlerle hızlandırılabileceği ancak rekabet edebilen bir yapının zaman içinde ve pek çk faktörün katkısı ile gerçekleşebildiği bulgularına ulaşılmıştır. Rekabet gücünün ölçülmesinin geleneksel yaklaşımlarla mümkün lmaması nedeniyle dünya düzeyinde çeşitli uluslar arası kuruluşlarca yeni yaklaşımlar geliştirilmek ve kapsamlı araştırmalar yapılmak suretiyle snuç alma yluna gidilmiştir.

196 Araştırmalar döneminde Türkiye'nin dünya rekabet gücü sıralamasmdaki yerinin dikkate değer bir ölçüde artmış bulunduğunu göstermektedir. Rekabet gücünün en önemli göstergelerinden birisi ihracatın artış hızı ve yapısıdır. Ancak her ihracat artışı yapısal rekabet gücü gelişmesini göstermemektedir. Bu gerçeğin bilincinde larak çalışmamızda dönemi Gümrük Birliği ve yapısal değişme çabalarının artması nedeniyle AB ile entegrasynun hızlandığı dlayısı ile etkilerin gözlenebileceği dönem larak alınmış ve bu dönem içinde ihracatın faktör yapısındaki değişmeler bulunarak dönemi için yapılan araştırma snuçları ile karşılaştırılmıştır. Araştırma snuçları Türkiyede ihracatın yapısında Gümrük Birliğinden snra emek yğun ürünlere yönelik güçlü bir eğilim dğduğunu rtaya kymuşsa da; çalışmalarımızda eknmik yapıda başarının temel bileşeni lan ürün yapısının daha teknlji yğun ürünlere kayması yönünde güçlü bir eğilim tesbit edilememiştir. Ulusal kalkınma stratejisi, Arge ve teknljik geuşme alanlarındaki yetersizliğin snuçları ihracat ve ithalat yapısından açıkça izlenebilmektedir. Türkiyede sektörel öncelikler tablsu eknmimizin gözlenen zayıflığını giderip yapısını güçlendirecek unsurların belirlenip değerlendirilmesini sağlayacak şekilde luşturulmuştur. Kişisel çalışmalar ve bilgeliklerin çk büyük byutlu lması gereken ulusal araştırma ve bilgi ihtiyacının ancak çk sınırlı bir bölümünü karşılayabileceği açıktır. Bu nedenle yapılan çalışmanın snuçları öncelikler knusuna yeni bir yaklaşım getirdiği için sektör srumluları ve uzmanlarla birlikte yapılacak tplantılarda değerlendirilmelidir. Öncelikli sektörleri geliştirmenin yöntemleri ve bu alanda uygulanması gereken plitikalar ise kriterlerin ve önceliklerin kesinleşmesinden snra ele alınabilecek kapsamlı bir knudur. Türkiye'nin ulusal bir uzlaşma ile güçlü bir sektörel kalkınma stratejisi luşturup titizlikle uygulayarak çk daha hızlı bir şekilde kalkınma lanağına sahip labileceği gerçeği diğer ülke deneyimleri incelendiğinde açıkça görülmektedir. Bu strateji luşturulurken bugünkü yapıyı luşturan nedenlerin ve geleceğe hakim lacağı anlaşılan yeni paradigmaların da titizlikle ele alınması faydalı lacaktır.

197 KAYNAKÇA Audley J. Jhn, G.Papademtriu, Demetris, Plaski Sandra, Vaughan Sctt, Carnegie Endwment fr Internatinal Peace 2003, NAFTAS prmise and reality, ss.5-8. Aydm, M.Faruk, Çıplak Uğur, Yücel M. Eray, Exprt Supply and Demand Mdels fr the Turkish Ecnmy, TCMB Research Department Wrking Paper, N:04/09, June 2004, s Batra, Geeta, Kaufma, Daniel, Stnes, Andrew H.W, Investment Climate Arund the Wrld, Washingtn DC, Research Paper,May Blanke Jeifer. Paua Hna, Sala-i-Martin Xavier, The Grwth Cmpetitives Index, WEF Reprt Dreimeier, Mary Hallward, Wallsten Sctt, Clin Xu, Lixin, The Investment Climate and the FirmrFirm-Level Evidence frm China, Washingtn DC: Wrld Bank Research Paper, Easterley William, An Identity Crises? Testing IMF Financial Prgramming, Washingtn DC: Center fr Glbal Develpment Wrking Paper N:9, Aug Ecnmist Glbal Agenda, Calling the Wrng Shts, Jul 9th Ecnmist Glbal Agenda, Eurpe,Questins and Answers, Glbal Agenda, June, 23, Ecnmist Glbal Agenda, Invasin f Transgenics,, May. 14th Engler, Yves, Starved by IMF, ct, 22th Eurepean Cmmissin, Cncept Paper n Plicy Space fr Develpment, Geneva :IATP rg.:geneva Update Dcument.April Eurpean Cmmisin, Eurpean Ecnmy, Belgium: Special Reprt N. 1.,2002. Ffrench-Davis, Ricard, Financial Crises and Natinal PHcy Issues, Helsinki: Wrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER), August GIES, Cpenhagen Cnsensus Challenge Paper, 18th March 2004, s.ll.

198 H.Hall Brnwyn, Explving the Patent Explsin, NBER WIRKING PAPER 10605, Juneth 2004, s.2-4. Hawkins, Jhn, Internatinal Bank Lending, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Discussin Paper 42, Hermes,Niels,Lensink,Rbert,Murinde,Victr,Flight Capital and its Reversal fr Develpment Financing, Helsinki: Wrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER),2002. Hekman, Bernard, Develping^^ Cuntries and the Plitical Ecnmy f the Trading System, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Dicussin Paper/126, Hekman, Bernard, Develping Cuntries and the Plitical Ecnmy f the Trading System, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Dicussin Paper/126, 2002 Hekman, Bernard, Streghtening the Glbal Trade Architecture fr DevelpmentrThe Pst Dha Agenda, Washingtn DC rwrld Bank and CEPRr2001. İktisat Dergisi,Kriz üzerine Tartışmalar, İstanbulr İktisat Fakültesi Mezunları Derneği Yayım.Sayı 384. Kasım Jint NG Submissin,Pst Cancun Reflectins n Agriculture, Ritchie.M.WT takes Cttn initiative ff the Dha Negtiatin Agenda, Kaplinsky, Rephael, Mrris, Mike, A Handbk fr Value Chain Research, SSFG Netwrk. September Knrad Adenauer Vakfı, Ssyal Piyasa Eknmisi Seminerleri,AnkararKAV-Bİ- AR Araştırma Enstitüsü Yayını, 1990 Kregel, Jan, Financing Glbal Financial Stability, Washingtn DCrWrld Bank Dicussin Paper, Krugman, Paul, Bunahm Eknmisinin Geri Dönüşü, İstanbulrİS-Literatür Yayıncılık, Tercüme Neşenur Drr-^niç, Lumenga-Nes, livier, larreaga, Marcel, Schiff, Maurice, n 'Indirect' Trade-Related R&D Spillvers, Washingtn DCrWrld Bank Research Paper, New Ecnmics Fundatin "Re Imaging Finance Fr Develpment", 2001,s.2-7. Nshab, Farzana China's Accessin t the WTrGlbal Implicatins, Washing-

199 tn DC:Wrld Bank Research Paper, ECD,Science,Technlgy and Industry Screbard.Paris:ECD Aual Reprt,2003. Parikh, Ask Impact f Liberalizatin, Ecnmic Grwth and Trade Plicies n Current Accunts f Develping Cuntries, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER)', Perry, Guillerm,Serven Luis,Argentina: What Went Wrng? Washingtn DCrWrld Bank Cnference Dcument,May,2003. Persaud,Avinash,Liquidity Black Hles, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics(UN/WIDER) Discussin Paper 31,2002. Phjla, Matti, New Ecnmy in Grwth and Develpment, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Wrking Paper 67, Prter E-Michael,Building the Micrecnmic Fundatins f Prsperity,WEF Reprt 2003.S.29-S-36 Re Imaging Finance Fr DevelpmentrChasing Shadws, LndnrNew Ecnmics Fundatin Richie, M,Glbal Fair Trade,an Alternative t the Liberal Market,TkyrPasific- Asia Research Center,ct.9th Ritchie,M,Glbal Civil Sciety instead f Glbal Civil War,Belehrizanter Brazilr Brazilian Scial Frum,Nv.8th, Rdrik Dani, Husma Ricard, Ecnmic Develpment as self Discvery, Cambridge, Nvember 2002, s Rdrik,D,Plicy Uncetainity and Private Investment in Develping Cuntries, Jurnal f Develpment Ecnmics,36, Rdrik,D,Plicy Uncetainity and Private Investment in Develping Cuntries, Jurnal f Develpment Ecnmics,36, Rgff,Keeth, Prasad,Eswar, Shang-jin Wei, Kse, M.Ayhan, Effects f Financial Glbalizatin n Develping Cuntries, Washingtn DCr IMF Research Paper,2003. Rse, Andrew K. D we Really Knw That WT Increases Trade? Berkeleyr University f Califrnia, September 2002, s. 21. Sala-i-Martin Xavier,Executive Summary; f WEF Reprt,2003,Sl.-S.3

200 Shefali Sharama, The EC's Trjan Hrse: The Investment fr Develpment Framewrk, Geneva:IATP.rg., Geneva Update, April Smith,Tny,Argentina and Brazil Ahgn t Fight U.S.Trade Plicy,Sapaul:Meeting dcuments,new Yrk Times,ct.21th,2003. Stiglitz, Jseph E,Glbalizatin and the Lgic f Internatinal Cllective Actin:Re-Examining the Brettn Wds Institutins, HelsinkirWrld Institute fr Develpment Ecnmics (UN/WIDER) Cnference ntes, Şengezer, Ermukan, Gümrük Birliğinin Türk Eknmisi Üzerindeki Muhtemel Etkileri. Ankara:Vakıflar Bankası Yayını Şengezer, Ermukan, Özhan, Gazi, Türkiye Eknmisinde Maliyet Yapısı ve Bu yapının Eknmik Gelişmeye Etkileri, Ankara:Knrad Adeneauer Vakfı Yayını, Şengezer,Ermukan,îşletmelerde Bilgi Destek sistemi,gereksinme Nedenleri ve 01anaklar,İstanbul:Ebert Vakfı Seminer Tebliği,Mayıs,2003. Trre, August, Yeyati, Eduard Levy Sergi Schmukler, L. Financial Glbalizatin:Unequal Blessings, Washingtn DC:Wrld Bank Plicy Research Paper UNCTAD, Prspects fr FID Flws , 27th April 2004, s UNCTAD, Reginalizm and Suth-Suth Cperatin: The case f Mercrsur and India, 18th June 2004, s.5-8. United Natins Industrial Develpment rganizatin(unid), Industrial Develpment Reprt 2002/2003, Wien, Varma, Sabrina, Imprving Glbal Ecnmic Gvernance, Geneva:Trade Related Agenda Develpment and Equity TRADE ccasinal Paper f Suth Center, August Wrld Ecnmic Frum, Glbal Cmpetitives Reprt(GCR), 2003, WT, Scenaris Interfiatinal Trade and the Dha Develpment Agenda, Geneva:Aual Reprt, March WT, Wrld Trade Reprt 2003, Lausae: WT,Ministerial Declaratin f Ministerial Cnference Dha, Geneva: WT, 20 Nvember 2001.

201 EKLER EK 1. SEKTÖR KDLARI SEKTÖR Nö SEKTÖR ADI SEKTÖR NÖ SEKTÖR ADI 13 ET İŞLEME 41 TARIM İLAÇLARI 14 BAUKİŞLEME 42 İLAÇ 15 MEYVAİŞLEME 43 SABUN DETERJAN 16 YENEBİLİR YAĞ 44 LASTİK ÜRÜNLERİ 17 SÜT ÜRÜNLERİ 45 PLASTİK 18 UN NİŞASTA 46 CAM VE ÇAM ÜRÜNLER 19 HAYVANYEMİ 47 SERAMİK 20 BİSKÜVİ FIRIN 48 ÇİMENT KİREÇ 21 ŞEKER KAKA 49 MERMER 22 ŞEKERÜ MADDELER 50 ANA DEMİR ÇELİK 23 ALKLLÜ İÇKİ 51 DEMİR DIŞI METAL 24 ALKLSÜZ İÇKİ 52 DÖKÜM 25 TÜTÜN 53 KAZAN DEP 26 TEKSTİL 54 DİĞER METAL EŞYA 27 DİĞERTEKSTİL 55 GENELMAKİNE 28 ÖRME 56 ÖZEL MAKİNE 29 HAZIRGİYİM 57 HIRDAVAT 30 DERİ 58.FİS BÜR MAKİNE 31 DERİEŞYA 59 ELEKTRİK MAKİNE 32 AYAKKABI 60 RADY TELEVİZYN 33 KERESTE 61 TIBBİ ARAÇLAR 34 AHŞAP ÜRÜNLERİ 62 MTRLU TAŞITLAR 35 KAĞIT 63 GEMİ İNŞAATI 36 YAYIM 64 DEMİRYLU TAŞITLARI 37 MATBAA 65 UÇAK 38 KÖMÜR PETRL ÜRÜNLERİ 66 DİĞER TAŞIMA ARAÇ 39 PLASTİK TEMEL KİMYA 67 MBİLYA 40 GÜBRE 68 DİĞER İMALAT

202 EK 2. ENDÜSTRİ DÜZEYİNDE MALİYET YAPILARI Tplam Tplam G.s. Vergi Ith. vergi Sübvansiyn Amrtisman Ücret Diğer ithal girdi yerli girdi katma net faktör değer 1 0, , , ,0827 0, , , , , , ,2627 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,8627 0, , ,98E-05 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,1165 0,658 0,2255 0, , , , , , , ,4934 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , > , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,6445 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,6384 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,5169 0, , , , , , , ,4108 0, , , , , , , , , , , , , , , ,5626 0,3922 0, , , , , , , , , , , , , , ,4107 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,20717

203 Tplam ithal girdi Tplam yerli girdi G.s. katma Vergi net îth. vergi Sübvansiyn Amrtisman Ücret Diğer faktör değer 40 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,4911 0, , , , , , , , , , , , , , , ,3581 0, , , , , , , , , , , , , , , ,4726 0, , , , , , , , , , , , , , , ,5077 0, , , , , , , , , , , , , , , ,4647 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,3953 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,1612 0, ,5366 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,0769 0, , , , , , , ,0176 0, , , , , , , , , , , , , , , ^ , , , ,4849 0, , , , , , , , , ,1284 0, , , , , , , , , , , , , , ,2855 0, , , , , , , , , , , , , , , ,50312* 0, , , , , , , , , , , , , ,0622-0, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,090525

204 Tplam ithal girdi Tplam yerli girdi G.s. katma Vergi net ith. vergi Sübvansiyn Amrtisman Ücret Diğer faktör değer 81 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,2866 0,7051 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,9164 0, , ,79E-05 0, ,787^-^3 90 0, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,2171 0, , , , , , , , , , ,6856*9

205 BÖLGE SEKTÖR ADI SEKTÖR N AMRTİSMAN KALİTELİ EMEK Al DEMİRYLLARI 64 * 0, ,34366 Al BASIM 37 0, ,17526 Al BYS ULAŞIM 66 0, ,13743 A1 İLAÇ HAMMADDE 42 0, ,12956 Al TV RADY 60 0, ,11180 Al TIBBİ ALET 61 0, ,10505 Al AYAKKABI 32 0, ,10248 Al BY DİĞER İMALAT 68 0, ,09915 Al ÖZEL AMAÇLI MAKİNE 56 0, ,09858 Al DÖKÜM 52 0, ,09509 A1 ŞEKER 21 0, ,09313 Al KAKA ÇİKLATA 22 0, ,09056 Al ZİRAİ KİMYA BYA 41 0, ,08995 Al GENEL AMAÇLI MAKİNE 55 0, ,08919 A2 CAM 46 0, ,14987 A2 GEMİ YAPIMI 63 0, ,14659 A2 LASTİK 44 0, ,11513 A2 TEKSTİL İPÜK DKUMA 26 0, ,11382 A2 KAĞIT 35 0, ,10950 A2 ELEKTRİKÜ MAKİNE 59 0, ,10082 A2 TRİKTAJ(ÖRME) 28 0, ,10075 A2 SERAMİK 47 0, ,10072 A2 DİĞERTEKSTİL 27 0, ,10007 A2 DERİ GİYİM EŞYASI 29 0, ,09947 A2 SENTETİK KAUÇUK ANA KİMYA 39 0, ,09919 A2 M.LU KARA TAŞITLARI 62 0, ,09818 A2 DEMİR ÇEÜKANA 50 0, ,09764 A2 TEMİZÜK KZMETİK SABUN 43 0, ,09176 A2 PLASTİK ÜRÜNLERİ 45 0, ,09060 A2 DİĞER METAL EŞYA 54 0, ,08867 A2 BYS EV ALETLERİ 57 0, ,08798

206 BÖLGE SEKTÖR ADI SEKTÖR N AMRTİSMAN KALİTELİ EMEK A2 ALKLSÜZ İÇECEK 24 0, ,08788 A3 BAVUL EL ÇANTASI 31 0, ,08401 A3 MBİLYA 67 0, ,07789 A3 DEMİR DIŞI ANA METAL 51 0, ,07533 A3 TÜTÜN 25 0, ,07222 A3 BİT. YAĞ 16 0, ,06545 A3 MEZBAHA 13 0, ,06273 A3 YAYIM 36 0, ,05810 A3 AĞAÇ ÜRÜNLERİ 34 0, ,05805 A3 KÜRK İŞLENMESİ 30 0, ,05516 A3 ALKLLÜ İÇECEKLER 23 0, ,05174 A3 KERESTE PARKE 33 0, ,05100 A3 BAÜK İŞLEME 14 0, ,05091 A3 FIRIN ÜRÜNLERİ 20 0, ,05070 A3 KNSERVE 15 0, ,04449 A3 HAYVAN YEMİ 19 0, ,04061 A3 ÖĞÜTÜLMÜŞ TAHIL 18 0, ,03086 A3 SÜT ÜRÜNLERİ 17 0, ,02052 A3 BÜR MAKİNE 58 0, ,01993 A3 PETRL ÜRÜNLERİ 38 0, ,00988 A3 HAVA TAŞITI 65 0, ,00276 A4 METAL YAPI MALZEMELERİ 53 0, ,08482 A4 KİMYASAL GÜBRE 40 0, ,08064 A4 - ÇİMENT 48 0, ,07849 A4 TAŞ MERMER 49 0, ,04056

207 BÖLGE SEKTÖR ADI SEKTÖR N Diğer Faktör KALİTELİ EMEK Gelirleri (Ith Hariç) Karlılık Di GEMİ YAPIMI 63 0, ,14659 Di TV RADY 60 0, ,1118 Di TIBBI ALET 61 0, ,10505 Di SERAMİK 47 0, ,10072 Di DERİ GİYİM EŞYASI 29 0, , Di ÖZEL AMAÇLI MAKİNE 56 0, , Di ŞEKER 21 0, , Di KAKA ÇİKLATA 22 0, , Di GENEL AMAÇLI MAKİNE 55 0, ,08919 Di DİĞER METAL EŞYA 54 0, , Di BYS EV ALETLERİ 57 0, , D2 DEMİRYLLARI 64 0, ,34366 D2 BASIM 37 0, ,17526 D2 CAM 46 0, ,14987 D2 BYS ULAŞIM 66 0, ,13743 D2 İLAÇ HAMMADDE 42 0, ,12956 D2 LASTİK 44 0, ,11513 D2 TEKSTİL İPLİK DKUMA 26 0, ,11382 D2 KAĞIT 35 0, ,1095 D2 AYAKKABI 32 0, ,10248 D2 ELEKTRİKLİ MAKİNE 59 0, ,10082 D2 TRİKTAJ(ÖRME) 28 0,4632 0,10075 D2 DİĞERTEKSTİL 27 0, ,10007 D2 SENTETİK KAUÇUK ANA KİMYA 39 0, , D2 BY DİĞER İMALAT 68 0, ,09915 D2 M.LU KARA TAŞITLARI 62 0, , D2 DEMİR ÇELİK ANA 50 0, , D2 DÖKÜM 52 0, , D2 TEMİZÜK KZMETİK SABUN 43 0,3799 0,091763

208 BÖLGE SEKTÖR ADI SEKTÖR NÖ Diğer Falctör KALİTELİ EMEK Gelirleri (İth Hariç) Karlılıl< D2 PLASTİK ÜRÜNLERİ 45 0, , D2 ZİRAİ KİMYA BYA 41 0,4407 0,08995 D2 ALKLSÜZ İÇECEK 24 0, , D3 ÇİMENT 48 0, , D3 MBİLYA 67 0, , D3 BİT. YAĞ 16 0, , D3 MEZBAHA 13 0, , D3 YAYIM 36 0, , D3 AĞAÇ ÜRÜNLERİ 34 0, , D3 KERESTE PARKE 33 0, , D3 BALIK İŞLEME 14 0, , D3 FIRIN ÜRÜNLERİ 20 0, , D3 KNSERVE 15 0, , D3 HAYVAN YEMİ 19 0,5597 0, D3 TAŞ MERMER 49 0, , D3 ÖĞÜTÜLMÜŞ TAHIL 18 0, , D3 SÜT ÜRÜNLERİ 17 0, ,02052 D3 BÜR MAKİNE 58 0, , D3 HAVA TAŞITI 65 0, , D4 METAL YAPI MALZEMELERİ 53 0, , D4 BAVUL EL ÇANTASI 31 0, , D4 KİMYASAL GÜBRE 40 0, , D4 DEMİR DIŞI ANA METAL 51 0, , D4 TÜTÜN 25 0, ,07222 D4 KÜRK İŞLENMESİ 30 0, , D4 ALKLLÜ İÇECEKLER 23 0, , D4 PETRL ÜRÜNLERİ 38 0,0879 0,009879

209 BÖLGE SEKTÖR ADI İHR. RANI KALİTELİ EMEK C1 TEKSTİL İPLİK DKUMA %2,99 0,11382 C1 TİBBI ALET %1,97 0,10505 C1 ELEKTRİKLİ MAKİNE %7,37 0,10082 C1 TRİKTAJ(ÖRME) % 12,93 0,10075 C1 DİĞER TEKSTİL % 10,63 0,10007 C1 DERİ GİYİM EŞYASI %3,47 0, C1 M.LU KARA TAŞITLARI %14,13 0, C1 DEMİR ÇELİK ANA %6,33 0, C1 PLASTİK ÜRÜNLERİ %1,97 0, C2 DEMİRYLLARI %0,08 0,34366 C2 BASIM %0,00 0,17526 C2 CAM %1,11 0,14987 C2 GEMİ YAPIMI %0,94 0,14659 C2 BYS ULAŞIM %0,00 0,13743 C2 İLAÇ HAMMADDE %0,38 0,12956 C2 LASTİK %1,46 0,11513 C2 TV RADY %0,00 0,1118 C2 KAĞIT %0,82 0,1095 C2 AYAKKABI %0,39 0,10248 C2 SERAMİK %1,07 0,10072 C2 SENTETİK KAUÇUK ANA KİMYA %0,94 0, C2 BY DİĞER İMALAT %0,00 0,09915 C2 ÖZEL AMAÇLI MAKİNE %0,17 0, C2 DÖKÜM %0,00 0, C2 ŞEKER %0,40 0, C2 TEMİZLİK KZMETİK SABUN %1,01 0, C2 KAKA ÇİKLATA %0,38 0, C2 ZİRAİ KİMYA BYA %0,29 0,08995 C2 GENEL AMAÇLI MAKİNE %0,00 0,08919 C2 DİĞER METAL EŞYA %0,53 0, C2 BYS EV ALETLERİ %0,05 0, C2 ALKLSÜZ İÇECEK %0,03 0,087882

210 BÖLGE SEKTÖR ADI İHR. RANI. KALİTELİ EMEK C3 METAL YAPI MALZEMELERİ %6,32 0, C3 ÇİMENT %2,33 0, C3 KNSERVE %1,76 0, C3 PETRL ÜRÜNLERİ %1,97 0, C4 BAVUL EL ÇANTASI %0,28 0, C4 KİMYASAL GÜBRE %0,04 0, C4 MBİLYA %1,35 0, C4 DEMİR DIŞI ANA METAL %1,59 0, C4 TÜTÜN %0,89 0,07222 C4 BİT. YAĞ %0,16 0, C4 MEZBAHA %0,78 0, C4 YAYIM %0,07 0, C4 AĞAÇ ÜRÜNLERİ %0,31 0, C4 KÜRK İŞLENMESİ %1,18 0, C4 ALKLLÜ İÇECEKLER %0,15 0, C4 KERESTE PARKE %0,00 0, C4 BAUKİŞLEME %0,32 0, C4 FIRIN ÜRÜNLERİ %0,50 0, C4 HAYVAN YEMİ %0,00 0, C4 TAŞ MERMER %0,00 0, C4 ÖĞÜTÜLMÜŞ TAHIL %0,30 0, C4 SÜT ÜRÜNLERİ %0,16 0,02052 C4 BÜR MAKİNE %0,00 0, C4 HAVA TAŞITI %0,94 0,002757

211 BÖLGE SEKTÖRADI SEKTÖR N YERLİ GİRDİ KALİTELİ EMEK B1 BASIM 37 0, , LASTİK 44 0, ,11513 B1 TEKSTİL İPLİK DKUMA 26 1,1913 0,11382 B1 KAĞIT 35 0, ,1095 B1 AYAKKABI 32 1,0907 0,10248 B1 ELEKTRİKLİ MAKİNE 59 0, ,10082 B1 TRİKTAJ(ÖRME) 28 1,311 0,10075 B1 DERİ GİYİM EŞYASI 29 1,2091 0, ÖZEL AMAÇLI MAKİNE 56 0,8487 0, M.LU KARA TAŞITLARI 62 0, , B1 DEMİR ÇELİK ANA 50 0, , DÖKÜM 52 0, , B1 ŞEKER n 1,0106 0, KAKA ÇİKLATA 22 0, , DİĞER METAL EŞYA 54 0, , ALKLSÜZ İÇECEK 24 1,1278 0, DEMİRYLLARI 64 0, , CAM 46 0, ,14987 B2 GEMİ YAPIMI 63 0, , BYS ULAŞIM 66 0, ,13743 B2 İLAC^HAMMADDE 42 0, , TV RADY 60 0, , TIBBI ALET 61 0, , SERAMİK 47 0, , DİĞER TEKSTİL 27 0, ,10007 B2 SENTETİK KAUÇUK ANA KİMYA 39 0, , B2 BY DİĞER İMALAT 68 0, , TEMİZLİK KZMETİK SABUN 43 0, , B2 PLASTİK ÜRÜNLERİ 45 0, , ZİRAİ KİMYA BYA 41 0, , GENEL AMAÇU MAKİNE 55 0, , BYS EV ALETLERİ 57 0,7737 0,087981

212 BÖLGE SEKTÖR ADI SEKTÖR NÖ YERLİ GİRDİ KALİTELİ EMEK B3 METAL YAPI MALZEMELERİ 53 0, , B3 BAVUL EL ÇANTASI 31 1,1599 0, B3 MBİLYA 67 1,0578 0, B3 BİT. YAĞ 16 1,201 0, B3 MEZBAHA 13 1,2589 0, B3 AĞAÇ ÜRÜNLERİ 34 1,0313 0, B3 KÜRK İŞLENMESİ 30 0, , B3 KERESTE PARKE 33 1,2026 0, B3 FIRIN ÜRÜNLERİ 20 1,0364 0, B3 KNSERVE 15 0, , B3 HAYVAN YEMİ 19 1,0638 0, B3 ÖĞÜTÜLMÜŞ TAHIL 18 0, , B3 SÜT ÜRÜNLERİ 17 1,1061 0,02052 B4 KİMYASAL GÜBRE 40 0, , B4 ÇİMENT 48 0,7091 0, DEMİR DIŞI ANA METAL 51 0, , B4 TÜTÜN 25 0, ,07222 B4 YAYIM 36 0,7125 0, B4 ALKLLÜ İÇECEKLER 23 0, , B4 BALIK İŞLEME 14. 0, , B4 TAŞ MERMER 49 0,4685 0, B4 BÜR MAKİNE 58 0, , B4 PETRL ÜRÜNLERİ 38 0, , B4 HAVA TAŞITI 65 0, ,002757

213 EK 7. DHADAN BEKLENENLER Dünyada küreselleşmenin az Gelişmiş Ülkelere lumsuz etki yaptığı knusunda yaygın bir görüş luşmuştur. Bunun nedeni liberalizasynun birçk ülkede eknmik kalkınma açısından düş kırıklığı yaratmasıdır. Bu lumsuzluk büyük ölçüde WT'nun Tarım, Tekstil, Hizmetler knularındaki başarısızlıklarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle kalkınmanın hızlandırılması Dha kalkınma prgramının önemli bir parçasını lmuştur. Bu prgramın uygulanması halinde elde edilebilecek gelişme snuçlarının şu şekilde lacağı hesaplanmıştır; Mallarda ticaretin serbestleşmesi kalkınmakta lan ülkelerin gelirini 75 Milyar Dlar arttırabilecek, hizmetler sektörü knusunda gelişme sağlanırsa bu düzeyi 50 Milyar Dlara kadar çıkabilecektir. Anti damping uygulamalarının ciddi larak uygulanması ile piyasalarda güvenlik artacaktır. Buna bağlı larak arz yönlü teknik yardımın gehşmesi beklenmelidir. Hedeflere ulaşılırsa Tüm ülkelerdeki tüketiciler düşük fiyatlardan yararlanacaklardır. Tarımsal desteklerin kaldırılmasından yararlanacak lanlar az sayıda rta gelirli ülkedir. Düşük gelirlilerin bundan kayba uğrayacakları anlaşılmaktadır. Dha gündemi ile yeni knular üzerinde de çalışmaların başlatılması önerilmektedir. Bunlar; yatırım, rekabet, kamu alımları ve ticaretin klaylaştırılması şeklinde sıralanabilir. Bu knuların ele alınması kalkınmakta lanlara srumluluk getirecektir. Ancak ne gibi yarar sağlayacağı belli değildir. Bu alanda istenenler yapılırsa Gelişmiş Ülkeler tarımda krumaları kaldırmadan hizmetler alanında büyük kazanımlar sağlayabilecek, az gelişmiş ülkelerse bir yarar sağlamayacaklardır. DDA ile ilgili 4 alternatif senaryyu incelemekte yarar vardır. Ancak bu hesaplar ülkelerin kendi iç refrmlarını da gerçekleştirecekleri varsayımı altında geçerlidir. Çünkü bu yapılmaz ise snuç alınması mümkün lmayacaktır. Hesaplamalarda W.B. Dünya genel denge mdeli kullanılmıştır. Ancak analiz sadece gümrüklerin ve krumaların kaldırılmasının snuçlarını rtaya kymakta ve iç plitika değişmeleri ile verimlilik değişmelerinin etkilerini içermemektedir.

214 A)BİRINCÎ SENARY: Krumaların kaldırılması knusunda anlaşılır. Tarımsal ihracat destekleri ciddi larak azaltılır. İç pazarı krumaya ciddi yaptırımlar getirilir. Tekstil ve giyim ktaları kaldırılır. Hizmet için eleman akımlarına izin verilir. Anti damping haksız uygulamalarına sn verilir. Zaruri hallerde krumaya izin verilir. Kalkınmakta lan ülkeler yeterli yardım alırlar. İç kuruluşlarını ve sistemlerini İslah ederler. Açıklık yerli ve yabancı yatırımları arttırır. Bölgesel anlaşmalar önemini kaybeder. Ayrıcalık yapmayan liberalizasyn blkları luşur. Pazarlara giriş serbestliği makr eknmik dengesizlikleri azaltır. Dünya tarım pazarının bütünleşmesi fiyat dalgalanmalarını azaltır. DHA hedeflerine ulaşmak için temaslar hızla ve klayca gerçekleşir. Azalan ticari krumalar iç refrmları hızlandırır. Dünya ticareti özellikle az Gelişmiş Ülkelerde önemli ölçüde artar. Bu senaryya göre krumanın %50 azaltılması kalkınmakta lan ülkelere 83 Milyar Dlarlık bir gelir artışı sağlayacaktır. Bu ülkelerde ihracat %14. 6 ranında artacak Gelişmiş Ülkeler bundan 67 Milyar Dlar gelir artışı ve %2. 8 ihracat artışı sağlayacaklardır. B)ÎKÎNCÎ SENARY: Tarım ve tekstilde bazı gelişmeler lmakla birlikte düşük düzeyde gümrük indirimleri sağlanır. Gelişmekte lan ülkelerin avantajlı lduğu birçk saha indirim dışı bırakılır. Tarımsal refrmlara direnç iç ve ihracat tarım desteklerinin devamına yl açar. Hizmetler alanında sınırlı serbestlik gelir. Anti damping uygulamaları ve kruma tedbirleri geuşmekte lanlar a karşı arttırılır. Bu karşılıklı lur. Ticaretin gelişmesine yönelik destekler düşük düzeydedir. Gelişmekte lanlar plitik srumluluklar almaktan kaçınırlar. Bazı bölgesel anlaşmalar ticaretin önündeki engelleri azaltır, ancak birbirinden bağımsız ve tutarsız bu anlaşmaların genel etkisi sınırlı kalır. Bölgesel makr eknmik dengesizlikler genel bir liberalizasynu önler. Bu senaryya göre Gümrüklerdeki %10 luk bir azalma gelişmekte lanlara 16 Milyar Dlar gelir artışı sağlar, ihracatları %2. 5 artar. Gelişmiş Ülkeler 14 Milyar Dlar kazanırlar, ve ihracatları %0. 5 artar. C)EN KÖTÜ SENARY: Bu knuda iki versiyn bulunmaktadır.birincisi çk sınırlı gelişmeler sağlanması diğeri ise görüşmelerin hiçbir snuç alınmadan yarı ylda kalması ve dağılmasıdır. Birinci durumda Görüşmeler snuçlanacak ancak kalkınmakta lan ülkeler gönülsüzce kabul edecekler ve AB ve ABD nin zrlamaları ile refrmlar uygulanacaktır. Tarım ve tekstilde kısmi iyileşme sağlanacak, büyük tarımsal ürün ihracatçıları önemli kazanç sağlarken düşük gelirlilere önemli katkı sağlanmayacaktır. Kalkınmakta lan ülkelerin yatırım, rekabet plitikaları kamu alımları ve ti-

215 caretin klaylaştırılması knularında kurallara uymaya zrlanmaları snucu gelişme sınırlı kalacak ve WT'nun etkinliği azalacaktır. ikinci versiyn tplantıların bir snuç alınmadan dağılmasıdır. Bu durumda tekstil ve giyim ktaları knusunda verilen sözler tutulmayacak, gelişmekte lanların pazarlara girişi kısıtlanacak, anti damping ve ürün standartları krumada kullanılacaktır. Bölgesel anlaşmalar dışa kapalı hale gelip, emek standartları ve çevresel önlemler Gelişmiş Ülkelerin pazara girişini önlemekte bahane larak kullanılacak makr eknmik dengesizlikler yatırım ve ticareti azaltıcı etki yapacaktır. Snuçta Sistemin bütünlüğü tehlikeye girecek, zayıf ülkeler uluslararası görüşmelerde daha zayıf hale geleceklerdir. % 20 gümrük artışı gelişmekte lan ülkelerin gelirini 32 Milyar Dlar, ihracatlarını % 4.6 azaltacaktır. Snuç gelişmiş ülkelerin de 27 Milyar Dlar gelir kaybına uğramaları ihracatlarının % 0.9 düşmesi ve reel gelir ve ticaretin gerilemesi lacaktır. Bu senarylardan hangisinin gerçekleşeceği halen dahi kesin larak belli lmamıştır. Müzakere ve pazarlıklar devam etmektedir.

216 EK 8. İRLANDA KALKINMA UYGULAMASI "Özel bir İrlanda kalkınma mdelinden bahsetmek anlamsızdır. lsa bile bu mdelin her ülkeye uyacak bir mdel lduğuna inanmıyrum." Bu görüş İrlanda Başbakanı ve eski Maliye Bakanının görüşleri. Bakanın İrlanda kalkınması ile ilgili knferansı daha önce kalkınma knusundaki bulgularla karşılaştırılması için yararlı görülerek çalışmamıza özet larak alınmıştır. Eski maliye bakanı ve kalkınmayı yöneten kişi larak bu knuşma dikkate değer ip uçları vermektedir. Knuşmacıya göre ; Kalkınma eknmisi geçerli lmadığı anlaşılarak bir kenara bırakılan ve herkese uyacak bir kalkınma mdeu arayışları ile dludur. Snunda varılan nkta şudur; Her ülke özeldir. Eknmik gelişmeyi etkileyen faktörler farklı lduğu kadar karmaşıktır. Basit bir frmüle indirgenemez. Bu arayışlar sırasında Washingtn'un knfrlu dalarında luşturulmuş ve W.B. ile IMF'nin deneyim ve bilgilerine güvenerek kredi ve yardımlaşma isteyen birçk gelişmemiş ülkenin geliştirilen bu tür terilerin denenmesi için bir labratuar larak kullanıldığı da bilinmektedir. Bu nedenle gelişmekte lanların kendi kalkınma önceliklerini belirleyip uygulamalarının en dğru yl lduğuna inanılmaktadır.özel bir sihirli frmül teşkil etmemekle birlikte İrlanda'nın kalkınması için uygulanan plitikalar bu niteliktedir. 20. Yüzyılda gösterdiği yetersiz perfrmansa rağmen İrlanda halen Dünyadaki en zengin 25 ülke arasında bulunmaktadır. Ülkenin eknmik gelişme çizgisi bugünkü kalkınmakta lan ülkelerinkine paralellik gösterdiği için kısaca incelenmesinde yarar vardır. Ülke bağımsızlığını kazanmasını takiben uzun süre yüksek kruma altında kendi kendine yeterli lma plitikası izlemiştir. 1990'larda İrlanda'da işsizlik ranı %15 düzeyinde idi. Bu AB'ndeki en yüksek randı. ABD, Kanada ve İngiltere'ye göçler lmasa idi bu rakamın daha da yüksek bir düzeye çıkacağı bilinmektedir. 1987'ye kadar ulusal brcun GDP'nin % 117'si kadar lduğu ve bütçe açığının milli gelirin % l'u düzeyinde bulunduğu görülmektedir. Eknmide gelişme çk yavaştı ve bir IMF müdahalesi kaçınılmaz görülüyrdu. Kişi başına geliri AB'nin % 70'i kadar lan ülke marjinal bir ülke durumundaydı. Kuzey İrlanda'daki siyasi laylar turizm ve yatırımı lumsuz etkilemekteydi.

217 döneminde ülkede kalkınma hızı % 7 ye çıktı. 200rde bu ran % 11 ldu. Bu, Dünyada sadece Çin'in ulaşabildiği bir perfrmanstır. Böylece ülke AB rtalamasını yakaladı, işsizlik azaldı emek ihraç edilecek yerde emek ithal edilecek duruma geldi. Başka ülkelere göç edenlerde geriye dönme eğilimi başladı. Kamu brcu/gdp ranı % l'lerden % 36.5'lere düştü. (Maascricht kriteri % 60 dır.). İrlanda'nın 1994'den bu yana rtalama ihracat gehşme hızı ECD ülkeleri arasında en yüksek düzeyde bulunmaktadır. İrlanda'nın ihracatının 2/3'ü hizmetler ve ileri teknlji alanında yğunlaşmış durumdadır. Ağırlık bilgisayar, hardware, sftware ve ilaç sektörlerinde lup İrlanda Dünyadaki en büyük yazılım ihracatçısı ülkedir. Avrupa'daki bilgisayarların 2/3'ü İrlanda yapımıdır. Ticaret hacmi GSMH sinin % 160'mı bulan ülke. Dünyadaki en açık ülkedir. ABD'nin Avrupa'ya yaptığı yatırımların % l'u İrlanda'dadır. Elektrnik sektöründe bu ran %33 ü bulmuştur. İrlanda'da 1300 uluslararası şirket çalışmaktadır. Önceki durum ile mukayese edildiğinde bu beklenmedik bir gehşmedir. Bunun nedenleri dikkatle analiz edildiğinde tüm knularda tam bir fikir birliği lmasa da kalkınmanın gerçekleşmesini sağlayan bazı temel knularda tüm eknmistler aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Bu nktaları şöyle sıralayabiliriz; A) BARIŞ: Barış içinde lmayan ülke kalkınamaz. B) EĞİTİM: Eğitim İrlanda'da kalkınmanın temel itici gücü lmuştur. 1967'de liselerin ücretsiz lduğu daha snra üniversite eğitimine burs verilmeye başlandığı behrtilmelidir. 30 yılda üniversite eğitimine katılım ranı % 4'den % 26'ya çıkmıştır. Eğitim kalitesi arttırıhp eğitici eğitimi prgramları uygulanmıştır. Eğiticinin gelişimi testlerle izlenip kaliteli, iyi ücret alan işine bağlı eğitici yetiştirilmiştir. Bu ülke plancıları,gelişmekte lan ülkelere gerekirse eğitim kalitesini arttırıp miktarı azaltmaları gerektiğini ve iyi eğitim için artan bir şekilde bilgi ye iletişim teknljilerinden özellikle uzaktan eğitim amacı ile yararlanılmasını önermektedir. İrlandada eğitimde özel kesim kalkınma uzmanları üniversite temsilcileri ve kamu kuruluşlarının bir araya gelip nasıl bir sistem luşturulması gerektiği knusunda bir plan yapılmıştır ve diğer ülkelerce de yapılmalıdır. C) KATILIMCILIK: İrlanda'da Devlet işçiler işverenler çiftçiler NG temsilcileri elbirliği ile uzun vadeli kalkınma planı yapmışlardır. Bu plan para plitikası, ssyal refah ve ssyal plitikaları da kapsamakta idi. Bunun nedeni gereken para ve maliye plitikalarının böyle bir işbirliği lmadan gerçekleşmesinin

218 mümkün lmamasıydı. Bu planda kalkınmanın nimetlerinin adil larak dağıtılması devlet ile diğer kesimler arasındaki diyalgla sağlanmıştır. Bu durum özellikle ulusal ticaret ve fn akımlarının hızla değiştiği dünyada çk önemlidir. D) BÖLGESEL KALKINMA: İrlanda eknmisindeki dönüm nktası 1973'de AT'a bağlanılmasıdır. Bu lay AT ile ne yapılacağı knusunda kararların birlikte alınmasına yl açtığı gibi bölgesel kalkınma yardımlarından yararlanılmasını da gündeme getirmiştir. İrlanda'nın durumu bölgesel eknmik entegrasynun eknmik kalkınmayı nasıl sağladığı knusunda iyi bir örnektir.' Bu kalkınma çabaları snucu Ticaret hacmi 90 kat artıp Ülkeye 40 Milyar Dlar yabancı sermaye gelmiştir. Plitik entegrasyn ve eknmik kalkınma entegrasynu takiben başlamıştır. E) KALKINMA PLANI: Avrupa Kmisynundan İrlanda'ya destek "Ulusal kalkınma planına yardım" şeklinde gerçekleşmiştir. Bu planın uygulanması iyi yönetim, kamu harcamalarının kntrlü, etkin bir kamu yönetimi luşturulması sayesinde mümkün lmuştur. Bu destekler lmadan eknmik kalkınma başarılamazdı. Bu nedenle kalkınma yardımlarının tek merkezden verilip krdine edilmesi yardımların etkinliğinin ön kşuludur. F) YABANCI SERMAYE: Kalkınmada dğrudan yabancı sermayeden geniş ölçüde yararlanılmış lup halen yabancı sermayeli işletmeler İrlanda da kişi istihdam edip İrlanda'nın ihracatının %51 ini gerçekleştirerek ülkeye 14 Milyar Eur gelir yaratmaktadır. Serbest ticaret bölgeleri uygulaması yabancı yatırımları hızlandırmıştır. İrlanda deneyimi yabancı yatırımlarda dğrudan parasal ve mah teşvikler önemli lmakla birlikte Plitik ve eknmik istikrar, Avrupa pazarlarına klay bağlantı, yüksek eğitimli işçiler, sağlam bir hukuk sistemi, rekabeti verimliliği yenilikçiliği ve girişimciliği hedeflemiş bir hükümetin yabancı sermayeyi çekme ylundaki plitikaların temelindeki en güçlü faktörler lduğuna iyi bir örnektir. G) TEŞVİK SİSTEMİ: Kalkınmada "Ulusal yatırım destekleme ajansı"ndan ve "Ulusal Kalkınma tritesi" luşturulmasından da yararlanılmıştır.. Bu kuruluş pazarlama stratejileri teşvikler geliştirmekte, geliştirilen yöntemler birçk diğer ülke tarafından da kullanılmaktadır. İrlanda karmaşık bir destek sistemine sahiptir, mali destek, hibe, eğitime katkı, ve diğer önlemler İrlanda'yı dünyanın en cazip yatırım alanlarından birisi haline getirmiştir. Uluslararası eknmide durum değiştikçe ülkenin eknmik plitikaları buna göre değiştirilmekte, daha yüksek katma değer içeren alanlara yönelinmektedir. Düşük girdi maliyeti ve işçilik arayan yabancı sermaye hedef alınmamıştır. Ülke plancıları gelişmiş katma değer üreten sektörlerin gelişmiş emek de gerektireceğinin bilincindedirler.

219 EK 9. DÜNYA TARIM DÜZENİ Halen Dünya Tarım düzeninin içinde bulunduğu durum şöyle özetlenebilir; A) DESTEKLER: AB de yıllık CAP (Cmmn Agricultural Plicy) bütçesi 41 Milyar $. AB de tplam destek 103 Milyar$ ABD deki destekler 92 Milyar$ ı buluyr. ECD üretici desteği tahminleri 2000 yıh için 90 Milyar Dlar larak hesaplanıyr. Bu desteğin üreticilere yansımasının derecesini anlamak için AB de üreticilerin 1999 da süt sektörü gelirlerinin %58 ini devletten elde ettiğini belirtmek yeter- U lacaktır. ABD de çiftçi başına $ AB de $ destek verilmekte ve bu desteğin her bir tüketiciye maliyeti ABD de 338$ AB de 276$ a ulaşmaktadır dönemi için yapılan hesaplamalar tarımsal ihracat desteklerinin % 90'ını AB'nin verdiğini gösteriyr. ABD ise ihracat kredisi desteğinin % 97'sini sağlamaktadır. Bunlara ek larak 13 Mayıs 2002'de ABD 10 yılda tarıma 190 Milyar $ ek destek verme kararı almıştır. Bu, desteklerde % 70 artış anlamına geliyr ve bunun aşırı üretime yl açacağı şimdiden biliniyr. ABD üretiminin % 25'ini ihraç etmekte lduğundan bu dış piyasalara yansıması kaçınılmaz. AB ise bunu bahane ederek destekleri kaldırmaktan vazgeçmiştir. Avrupa'nın şeker üretim maliyeti Dünyadaki en yüksek maliyet lmasına karşılık AB Dünyanın ikinci büyük şeker ihracatçısıdır. Bu durum iç piyasada şeker fiyatı uluslararası fiyatın 3 katma yükseltilerek sağlanmaktadır. AB tüketicisi bu yüzden her yıl 1.6 Milyar Eur ödemektedir. Bunun ardında şeker işletmeleri ve büyük çiftçilerden luşan bir lbi bulunmaktadır. Sadece Latin Amerikanın AB sübvansiynları nedeniyle kayıpları 4 Milyar $ larak hesaplanmaktadır. ECD ülkelerinde teşvik rtalaması % 40'lar civarında bulunuyr yılında 360 Milyar Dlar lan tarım teşviklerinin % 90'ı ABD, AB ve JAPNYA tarafindan veriliyrdu. Tüm az Gelişmiş Ülkelerin tarımsal ürün ihracatı ise 170 Milyar Dlar düzeyindedir. FA tarafindan yapılan çalışmalar Dünyadan açlığın kaldırılabilmesi için teşviklerin 180 Milyar Dlara inmesi yarı yarıya azaltılması gerekmektedir. B) GÜMRÜKLER: AB'de gümrük engelleri tarımda % 20'den % 250'ye kadar değişmekte. Piliç etinde % 46, Prtakal suyunda % 34'ü bulmaktadır. Bu düzey tereyağında % 144, Süttzunda % 76'dır. C) AYRICALIKLAR: AB Afrika, Karayipler ve Pasifik (ACP) gibi bazı ülkelere ayrıcalıklı bağlantı lanağı sağlamakta bazı ülkelere ise kesin yasak kymuş durumda. (Hindistan ve Pakistan)

220 D) Gelişmiş Ülkeler ithalat belli bir düzeyin üzerine çıkmca veya fiyat bir düzeyin altma inince ticarette geçici önlem almaya lanak veren anlaşma maddelerini kullanarak iç piyasalarmı krumaktadır. Anlaşmadan bu yana 30 ülke 6072 ürün için bu maddeden yararlandı. Kaldı ki gümrükler kadar hatta nlardan daha fazla etkin lan husus çiftçiye verilen tarım destekleri ve uygulanmakta lan gıda güvenlik standartlarıdır. Krumacı plitikacıların az Gelişmiş Ülkelere yansımasını gösteren zarar indeksinde Avrupa başta nu ABD kanada ve Japnya izliyr. Tüm bu nedenlerle ve özellikle gıda güvenliğinin bulunmamasından kaynaklanan sağlık srunları, ssyal srunlar, ülkelerin eknmik bağımsızlıklarını kaybetmeleri ylunda gelişmelere yl açmaktadır. Dünyada srunun çözümü açısından an AB'nin önerisi tarımda tüm ülkelerin AB ölçüsünde destek sağlaması gerektiği yönünde bulunuyr. Ancak fakirlerin % 70'inin kırsal kesimde yaşadığı düşünüldüğünde Az Gelişmiş Ülkelerin bu ölçüde bir destek sağlayacak kaynaklara sahip lmadığı açıktır. Az Gelişmiş Ülkelere uygun plitikalar üretilmesi için Dünya ticaret örgütünün çaba göstermesi Gelişmiş Ülkelerin destekleri kaldırmaları ve gümrükleri azaltmaları böylece az Gelişmiş Ülkelerin en az kendi gıda güvenliklerini sağlayacak kadar üretim yapmalarının sağlanması gerekmektedir WT'yu kuran (Dünya Ticaret Örgütü) anlaşması 100 ülke tarafından 1994 yılında Fas'ın başkenti Marakeş'de imzalandı. Aynı yıl buna bağlı larak ikinci bir anlaşma lan Dünya Tarım Anlaşması yapıldı (Agreement f Agriculture) Dünya Ticaret Örgütü kurulurken nu imzalayan ülkeler temeli tarım ürünleri ticaretini piyasa güçlerine bırakmak lan tarım sektörü ile ilgili bu anlaşmayı da kabul ettiler. Ülkeler bu anlaşma ile A) İhracat desteklerini B) İç piyasa desteklerini C) İthalatta gümrükleri ve krumayı belli bir zaman dilimi içinde kaldırmayı kabul ettiler. Bu anlaşmayı imzalayan gelişmekte lan ülkeler Gelişmiş Ülkelere tarımsal ürünler satmayı umuyrlardı. ECD tarafından yapılan bir araştırmaya göre geçen süre içinde sözler tutulmadı ve bir gelişme sağlanamadı. Halen çk sayıda üründe ktalar devam etmektedir. zaman mevcut lan 1379 adet ktadan 562'sinin arttırılması planlanmakta 812 tanesi aynen devam ediyr. Sadece 5 tanesi azaltıldı.

221 Anlaşmada bazı ürünler için iç piyasa desteklerinin devamına izin verilmekte idi. Ancak bunlar zaman içinde azaltılacaktı. Ayrıca üretimi kısıtlayanlara verilecek yardımlara da lanak sağlanıyrdu. Snuçta istenileni vermeyen bu anlaşma az gelişmiş ve gelişmekte lan ülkelerde tam bir düş kırıklığı yarattı. Bu durum tüm az Gelişmiş Ülkelerin ve gelişmekte lan ülkelerin önemli bir srunudur. Çünkü İthalata karşı knulan engeller en fazla en fakir tarım ülkelerine zarar vermektedir. Bu anlaşmanın bünyesinde bulunan ve yürümemesine yl açan zayıf nktaları şu şekilde özetlenebilir. A) Düzenleme ve uygulamada eşitsizlik; Bu anlaşmaya göre bir kruma sistemi kurmuş ve çalıştırmakta lan ülkeler buna devam etme hakkını kullanabilmekte, böylece pratikte istedikleri önlemleri alabilmektedirler. B) Tarımın eknmiye katkısı az gehşmiş ve gelişmekte lan ülkelerde %27-30'larda Gelişmiş Ülkelerde ise %8 civarında bulunuyr. Bu nedenle tarım ürünleri fiyatlarının artmasının ssy-eknmik etkileri az Gelişmiş Ülkelerde yüksek lmaktadır. Bu nedenle tarımın az Gelişmiş Ülkeler için önemi bu anlaşmada gözardı edilmiştir. C) Anlaşma iç Pazar için üretimle dış pazara üretim arasında bir fark gözetmemekte ve az Gelişmiş Ülkeleri Dünya piyasa fiyat dalgalanmalarına karşı kruyamamaktadır. D) Anlaşmada gıda güvenliği kavramı bulunmamaktadır. Halen Dünyada 790 milyn insanı yeterli beslenememekte ve her yıl beslenme yetersizliğinden 12 milyn çcuk ölmektedir. E) Kalkınmakta lan ülkeler bazı ürünlerde hiç krunmamaktadırlar. Bu da çiftçilerin Dünya knjnktüründen lumsuz etkilenmelerine yl açmaktadır. F) Düşük fiyatla sübvansiynlu ürün ithalatı küçük çiftçileri yk etmektedir. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana az Gelişmiş Ülkelerin tarımsal ürünler ithalatı ihracatlarından daha fazla artmıştır. Anlaşma gereğince İthalata karşı önlem alma lanağı sadece 21 gelişmiş ülke için mevcuttur. G) Anlaşmada alman kararların uygulaması tam yapılmamaktadır. Bu anlaşma net gıda ithalatçılarının anlaşmadan zarar görmemelerini sağlayacak şekilde düzenlenmiştir. Ancak Gelişmiş Ülkeler bu kurallara uymamaktadırlar. Tartışmalar 1999 yıhndan bu yana şiddetlenmiştir yılında Dünya Ticaret Sisteminin yl açtığı srunları tartışmak amacı ile

222 Katar'm Dha şehrinde bir tplantı yapılarak bu tplantıda tarım knusunda alınacak önlemler knusunda 2003 yılı mart ayı snuna kadar bir snuca varılması kararlaştırılmıştı. Dha'da AB yeni WT ticaret görüşmeleri yapıldığında lanaklarını Az Gelişmiş Ülkelere açma sözü vermişse de Avrupa Kmisynunun bu ylda aldığı karar uygulanma lanağı bulunmayan bir jest larak kalmıştır. Srunların çözümü 2003'ün Eylül ayı içinde Cancun'da yapılacak tplantıya ertelenmiş bu tplantı ise bir snuca varılamadan dağılmıştır. Cancun Tplantısı ile ilgili larak Internatinal institute fr sustainable develpment in ISŞ CMMENTARY dergisinde sektörle ilgih değerlendirmeleri Tarımda sn durumu şöyle değerlendirmektedir; Dünya Ticaret Görüşmelerinden DHA kalkınma tplantısı CANCUN'da ciddi bir gerçekçilik kntrlünden geçti. WT'nun 148 üyesi içinden güçlü bir müzakere gücü haline gelen G22'ler Brezilyanın yönetiminde Çinin de desteği ile WT'nun beşinci bakanlar tplantısında artık bu yunu Gelişmiş Ülkelerin düzenledikleri kşullarda yürütmeyeceklerini belirterek tplantının dağılmasına sebep ldular. Bu durum eskiden düzenlenen ve kimsenin bir şey anlamadığı bir dizi zraki GATT ve WT tplantılarında, görüşme ve tartışmalarda bugüne kadar bir kazanım elde edemeyen kalkınmakta lan ülkeler için önemli bir adım luşturmaktadır. Müzakerelerin kesilmesi, batının tarımsal destekleri nedeniyle ucuz larak pazara sürülen tarımsal ürünlerle rekabet edemeyen ve en fakir WT ülkeleri için farklı bir uygulama getirilmesi knusunun da bir snuca bağlanamamasma yl açtığı için fakir ülke çiftçiler için durumu güçleştirmiştir. Müzakerelerin canlandırılması ve daha dengeli bir şekilde yürütülmesi önemli bir srun haline geldi. Afrika ülkelerini lumsuz etkileyen Pamuk üzerindeki destekler knusunda çalışan batılıların pamuk inisiyatifinin desteğin kaldırılması yerine başka bir ürün ekilmesi tavsiyesinde bulunması lumsuz yaklaşımın bir örneğini luşturdu. rtaya çıkan snuç batının tarım destekleri devam ettiği sürece bu tür tplantılardan bir snuç alınamayacağı. Bu tplantılar devam etmedikçe de WT'nun yatırımlar, rekabet, ticaretin klaylaştırılması, kamu alımlarının şeffaflığı gibi diğer alanlardaki tplantılarında, bir ilerleme sağlanamayacağı anlaşılıyr. DHA ara hedefleri daima gecikti. ABD gelecek yılki seçimlere kadar çk taviz vermesi gerekmeyen ülkelerle müzakereler yaparak zaman kazanmayı tercih ediyr.

223 ikili ve bölgesel müzakereler WT bakanlarmm yarattığı bşluğu dldurmakta kullanılabilir. Fakir ülkeler kendilerini küçük guruplar halinde zayıf bir şekilde izle edilmiş tplantılarda bulabilirler, ve WT da vereceklerinden daha fazla taviz vermeye sürüklenebilirler. Önümüzdeki dönemde çk taraflı ticaret sistemi bir sınavdan geçecek. CAN- CUN da klektif gücünü gösteren az Gelişmiş Ülkeler batının çıkarlarını da gözetecek lumlu bir yaklaşım bünyesinde geçerli bir tartışma rtamında D- HA'nm ileri gitmesini sağlamak durumundadırlar Çünkü bütün yetersizliklerine rağmen çk taraflı tplantılar ssyal gelişme ve fakirliğin giderilmesinde elde mevcut tek seçenektir. Dünyadaki tarım sektörünün durumu Türkiye'yi yakından ilgilendirmektedir. Tarımsal katma değer Türkiye ulusal gelirinin % 15'i dlaylarındadır. Bu sektör tplam emeğin % 45'ini istihdam etmektedir. Uluslararası karşılaştırma yapıldığında milli gelirdeki tarım sektörü payının Kre ve Meksika'da % 5.2 Plnya'da % 3.9 lduğu görülüyr Türkiye'de ran bu rakamların çk üstünde bulunmaktadır. İşçi başına verimlilik Meksika Türkiye ve Plnya'da 1800 Dlar civarında buna karşılık Kre'de Dlar'a ulaşmakta. Hektar başına tahıl verimi ise Kre'de 6450 $ iken diğer üç ülkede $ arasında değişiyr. Türkiye'de tarım sektörü destekleri 200 l'e kadar girdilere çıktılara ve taban fiyatlarına dayalı larak uygulanmış ve böylece çiftçi gelir dalgalanmalarının etkisinden krunmaya çalışılmıştır. Türkiye'de tarımsal destek plitikaları 1932'lere kadar gider yılma kadar fiyat desteği sadece tahıllara veriliyrdu. 1947'de tütün 1960'da şeker pancarı desteği başlatıldı planh dönemde ürün tipleri arttı. 1980'den snra liberalizasyn plitikaları uygulaması başlatılarak ürün sayıları azaltılmaya başlandı, öncelik geleneksel ürünlerden endüstriyel ürünlere kaydı 'dan snra destekler yeniden arttırılmaya başlandı yılında 24 kadar ürün destekten yararlanıyrdu. Ürün fiyat desteklerine ek larak girdi destekleri sağlanmakta idi. Destekler; gübre fiyatında indirim, aşılama, tarım ilaçları, thum üretimi, sulama ve yem knularını kapsamakta idi. Ayrıca ithalat gümrükleri ylu ile şeker, tütün ve hayvan ürünleri krunmakta. İhracat destekleri bulunmakta. Tarıma kamu hizmetleri ylu ile de destek sağlanmakta bunlar araştırma, eği-

224 tim, kntrl, yayım, bitki ve hayvan hastalıkları ile mücadele, devletin sulama alt yapısını sağlaması, tprak iyileştirme yl yapması ve elektrik sağlaması ylları ile luyr. Dğrudan arz ve üretimi kntrl önlemleri de uygulanmakta. Bunlar tütünde, fındıkta, çayda ekili alan kntrlü şeklinde luyr, şeker pancarında anlaşmalar ylu ile dlaylı kntrl şeker fabrikalarmca yapılıyr. Finansal destekler ise zirai kredi faiz ranlarının düşük lması ve çiftçinin geur vergisi vermemesi şeklinde görülüyr. Tüm bu desteklerin tplamı uluslararası karşılaştırmalar yapıldığında pek fazla değil. AB'de 1999'da kırsal nüfus % 22 tplam iş gücü milyn tarımda çalışan nüfus ranı % 4.6 ekilen alan tplam yüzölçümün % 25.6'sıdır. ABD'de ise milynluk tplam faal nüfusun % 2.6'bı tarımda çahşmaktadır. Tarıma verilen destekler aşağıdaki tabldan izlenebilir. EK TABL : TARIM SEKTÖRÜ DESTEKLERİ ÜLKE Bir heictar eiclien Bir tam zaman çalışan Tplam destek aiana destei< $ işçi basma destek $ Milli gelir % si larak KRE MEKSİKA PLNYA TÜRKİYE* ABD AB "^Dğrudan devlet desteği bunun % 20'si lup milli gelirin % 1.6'sıdır. Bu kşullarda devletin bütçe açıklarının azaltılması amacıyla IMF ve W.B. tarafından tarımda dğrudan gehr desteği uygulaması başlatılmıştır. Bir ülke bu kuruluşlara muhtaç lduğu takdirde önerdikleri plitikaları uygulamak zrunda kalmaktadır. Bu plitika Türkiye tarımı için de önerilmiştir. Önerilen sistemin ne gibi snuçlar vereceğini araştıran ve Türk eknmistleri tarafından gerçekleştirilen bir çalışmanın snuçları aşağıda özetlenmiştir. Mdel çalışması ile elde edilen bu snuçların teknik yönlerini bir yana bırakıp geleceğimizi nasıl şekillendireceğini anlamaya çalışacağız.

225 Türkiye bu plitikaları enflasynla mücadele ederken uygulamak zrundadır Hedef dlaylı desteklerin kaldırılıp 2 yıl içinde dğrudan gelir desteği sistemine geçmektir. Böyle bir sistem değişikliği hem genel eknmi hem de kamu sektörü dengelerini etkileyecektir. Sn 10 yıldır Türkiye eknmisi kendi kalkınmasını sürdürememektedir. 1990'ı takip eden plitikalar snucu kamu gelirleri % 30 azalmıştır. Yatırım ve tasarruf arasındaki açık 4 kat artmıştır. Bunların bir snucu larak kamu sektörünün brçlanma ihtiyacı artmıştır. Faiz ödemeleri ihtiyacı GSMH'nm % 20'sine yükselmiştir. Türkiye ürettiği her 5 liradan birisini faiz larak ödemektedir. Sn hesaplamalar tplam tarım desteğinin 11.3 Milyar Dlar lduğunu göstermektedir. Bunun % 70'i fiyat artışları nedeniyle tüketicilerce %30 u ise devletçe karşılanmaktadır. Bütçeden yapılan transferler 3.5 Milyar Dlar civarındadır. Bu durumda büyük bir dış ticaret açığı lan ve ağır bir brç yükü altında bulunan ülkemizde dğrudan gelir ödemesi plitikaları uygulamanın ne snuç vereceği srusunun cevabı önemlidir. Böyle bir srunun cevabı zaman byutunu da içeren dinamik bir mdel çözümü ile verilebilir. Tarım sektörüne yapılan her müdahale zincirleme etkilerle diğer sektörleri de etkilemektedir. Bu açıdan çk sektörlü ve çk faktörlü bir mdel kullanma zrunluluğu vardır. Bu knuda yapılan çalışmanın çözümleri şu snuçları rtaya kymuştur GSMH'nm % 1.5'i kadar dğrudan gelir ödemesi bütçeden yapılırsa dğan açık brçlanma ile karşılanmak zrundadır bu da faizleri yükseltici etki yapmaktadır. Bu durumda hem tüketici refahı hem de üretim düşmekte, eknminin brç yükü artmaktadır. Kamu brcunun milli hasılaya ranı ve faiz artmaktadır. Devlet tüm fiyat desteklerini kaldırdığında uzun vadede tüketici refahında hafif bir artış lmakla birlikte zirai üretim % 5.3 milli gelir % 1.2 üşmektedir. Tüketicinin kazancının üreticinin kaybı lduğu bir açmaz söz knusudur. Bu durumda başlangıçta dış açık artıp zamanla kapanmaktadır. Desteklerin yarıya indirilmesi halinde çiftçi lumsuz etkilenmekte ancak bütçe dengesi lumlu etkilenmektedir. Az bir tüketici kazancı elde edilmekteyse de zirai üretim ve GSMH düşmektedir. Meydana gelecek ssyal srunlar ve istikrarsızlık dlayısı ile kamu brçlarında artma lacağından geçerli bir çözüm değildir. Tüm bu değerlendirmelerden çıkan snuç Dünya tarım sistemi srunu çözülmeden Türkiye'nin önerilen sistemle bir çözüm elde edemeyeceğidir.

226 SEKTÖR İHRACAT ($) İTHALAT ($) İHRACAT İTHALAT N RANI % RANI % %2,29 %3, %0,07 %0, %4,04 %0, %0,02 %0, %0,77 %0, %0,31 %0, %1,75 %0, %0,15 %0, %0,16 %0, %0,29 %0, %0,49 %0, %0,40 %0, %0,38 %0, %0,15 %0, %0,03 %0, %0,89 %0, %2,96 %2, % 10,55 %1, % 12,83 %0, %3,45 %0, %1,18 %1, %0,28 %1, %0,39 %0, %0,30 %0, %0,82 %1, %0,07 %0, %1,95 % 16, %0,93 %4, %0,04 %0, %0,28 %1, %0,38 %2, %1,00 %0,86

227 %1,45 %1, %1,95 %4, %1,10 %0, %1,06 %0, %2,31 %0, %6,28 %6, %1,57 %2, %6,27 % 14, %0,52 %0, %0,16 %0, %0,05 %0, %7,31 %7, %1,96 %6, % 14,02 %8, %0,93 %0, %0,08 %0, %0,93 %0, %1,34 %0,36

228 EK 11. SEKTÖR FRMLARI 1.0.SEKTÖR ADI : ET İŞLEME (MEZBAHA) 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 2; /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): -2, ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI: 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÛZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : -0,029 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: -1,29 % İTHALAT-ÎHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 1, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,72 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,78 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 11810

229 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 3/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.tTHALAT-İHRACAT FARKI: $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 7,86 % İHRACAT ARTİŞ HIZI: 3,52 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: 4, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,09 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,42 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel: 17 8.î.2.Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 1722

230 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 20/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 24,5 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 6,02 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 18, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,25 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,76 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu:0 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 27140

231 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRIVIE KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SİRASİ : ÜRETİM GELİŞfVIE HİZİ ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ İVIALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ: 1, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANİ Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 16,3 % İHRACAT ARTİŞ HIZI : 2,93 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 13, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,68 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,16 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu:4 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 10617

232 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SİRASİ : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI :0,01247i 5.7.KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERU ARAMALI GİRDİ RANI : 0,1, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 4,92 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 12,88 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI : -7, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,08 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYİ : 0,16 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu:3 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 4724

233 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTİŞ HIZI : 16,5 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : -2,48 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 19, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,01 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,30 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 10321

234 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU :? 2.2.1/0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR, RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYİ : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYİ : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özei : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart:4906

235 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANİ: 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ: 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RAÎslI: 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DİŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ: $ İTHALAT ARTIŞ HİZİ : 14,78 % İHRACAT ARTIŞ HİZİ : 10,68 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKİ : 4, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,08 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYİ : 0,50 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 17646

236 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 13/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 3,22 % 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERU ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer eek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 1,187 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 8,97 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -7, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,10 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,40 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 28771

237 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: -0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 17,05 % İHRACAT ARTIŞ HİZİ : 20,52 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -3, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,29 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,38 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ : 200 S.I.I.Özei : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 17887

238 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI: 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ : 0, DİŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : -0,41 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 7,65 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI : -8, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,03 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,15 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ: 34 B.I.I.Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 5868

239 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU: /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİIV1 GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEKRANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL. VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emei< ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR, RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 8,17 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 10,915 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZ! FARKI : -2, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,28 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,03 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özei: Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 4173

240 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HİZİ ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEKRAN! Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : -1,212 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 0,20 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -1, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,34 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,89 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ : Özel: Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 18160

241 2.0.SEKTÖR KDU : , DIŞ TİCARET KDU: 54/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR, RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI: $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 10,66 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 9,08 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 1, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :2,61 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 2,99 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 1428 B.I.I.Özel: Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart:

242 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 50/51/56/57/58/59/62/65/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SİRASİ : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 13,86 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 9,33 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 4, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :1,76 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 10,63 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 33501

243 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 60/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEKRANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR, RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTİŞ HIZI : 23,08 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 8,81 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI : 14, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,41 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 12,93 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel: Kamu : 8.2.İSTİHDAM Teknik : 1608 * Standart: 22293

244 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ : 0, DİŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 16,35 % İHRACAT ARTİŞ HIZI : 14,96 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKİ : 1, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,05 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 3,47 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart:

245 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 41/42/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÛNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emel< ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 7,788 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : -2,127 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 9, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :1,19 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,18 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ: Özel: Kamu :. 8!2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 1937

246 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HİZİ: 6,0671 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 15,34 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKİ: -9, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :1,23 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,28 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 133 B.I.I.Özel: Kamu : 1

247 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 7,64 % 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANİ : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ: 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 15,42 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 7,92 % İTHALAT-İHRACAT ARTİŞ HIZI FARKI : 7, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,28 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : Ö,39 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ: Özel : Kamu : 3

248 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 2.2.1/0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003:- 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : - 7! İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel: Kamu : 10

249 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 44/45/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETlMvGELlŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, LE.MEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ 7.4.Î İTHALAT ARTIŞ HIZI: 3,407 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 12,01 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -8, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,51 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,31 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel: Kamu : 5

250 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 47/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI: 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 11,22 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 15,73 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -4, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYİ: 1,96 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,82 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 164 B.I.I.Özei : Kamu : 9

251 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HİZİ : 5,474 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 9,658 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -4, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,14 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,07 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ : Özel: Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 10102

252 2.0.SEKTÛR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI. 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ram : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 :- 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel: Kamu:5

253 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR, RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 8,37 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 8,10% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: 0, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : 16,58 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 1,97 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 24 S.I.I.Özel: Kamu : 8

254 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 28/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDIJSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, ,6.EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 6,32 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 4,78% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKİ : 1, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :4,07 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,94 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ: 95 S.I.I.Özei : Kamu:7 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 11784

255 1.0.SEKTÖR ADI : KİMYASAL GÜBRE 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 2,275 % İHRACAT ARTIŞ HİZİ : -9,035% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 11, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,55 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,04 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özer: Kamu : 6

256 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 35/36/37/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANİ Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $, 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 7,67 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 10,727% İTHALAT-İHRACAT ARTİŞ HIZI FARKI : -2, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :1,54 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,29 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 5764

257 2.0.SEKTÛR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRIVIE KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİIVI GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 25,23 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 8,599% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI : 16, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYİ :2,93 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,38 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu:2

258 2.0.SEKTÛR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 33/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HİZİ ( ): 5.0.ENDIJSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ: 0, SABİT SEI^MAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANİ: 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ: $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 13,30 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 14,28% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: -0, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,86 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,01 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu:3

259 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÛNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI: $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 7,25 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 13,07% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -5, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :1,11 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 1,46 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 105 S.I.I.Özel: Kamu:1

260 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI (1, ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 13,67 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 13,46% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 0, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :4,70.% TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,97 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özei : Kamu:1

261 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRIVIE KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANİ : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI Kalitell emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 10,43 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 8,13% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: 2, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,34 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 1,11 % 8.0.SEKTÖRÛN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 83 8J.1.Özel: Kamu :

262 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HİZİ ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANİ Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTİŞ HIZI : 1,389 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 14,66% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: -13, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYİ :0,16 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,07 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu:8

263 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 25/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÛNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HİZİ ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli eei< ranı: 0, Diğer emel< ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 5,00 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 8,177% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI : -3, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,41 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 2,33 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ : Özel: Kamu : 12

264 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANİ : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0,925192' 6.4.ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ : Özel: Kamu :

265 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAF! KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 4,676 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 4,55% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 0, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :6,82 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 6,33 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 255 S.I.I.Özei: Kamu : 8

266 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 74/75/76/78/79/80/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 9,51 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 11,61 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKİ : -2, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :2,19 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,59 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu : 4

267 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003:- 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu : 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 2420

268 l..sektör ADI : METAL YAPI MALZEMELERİ 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, EMEK RANİ Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HİZİ : 7,31 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 21,58% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI; -14, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : 14,82 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 6,32 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özei: Kamu : İSTİHDAM

269 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEKRANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003:- 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : - 7.7^2003 TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : 210 S.I.I.Özei: Kamu :18

270 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU: /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI: 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 38,15 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 21,579% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: 16, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,56 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ-PAYI: 0,17 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 415 S.I.I.Özel: Kamu : 16 S.2.İSTİHDAM S.2.1.Teknik : 2874 S.2.2..Standart: 25977

271 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÛNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HİZİ ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 12,26 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 20,39% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKİ : -8, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,18 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 0,05 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 127 B.I.I.Özel: Kamu : 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 17364

272 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0J YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI.-0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel: Kamu:0

273 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI ; ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI: 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 10,49 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 16,35% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: -5, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :7,98 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 7,37 % 8.0.SEKTÖRÛN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel: Kamu : 3

274 2.0.SEKTÛR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRIVIE KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emer ranı : 0, Diğer emel< ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel : Kamu : İSTİHDAM

275 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 71/90/91/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HİZİ : 14,636 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 33,89% İTHALAT-İHRACAT ARTİŞ HIZI FARKI : -19, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :6,14 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1,97 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 74 B.I.I.Özel : Kamu:3 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 3936

276 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 73/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : IJRETİIV1 GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI: 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DİŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 10,57 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: 23,38% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -12, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :9,01 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 14,13 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : 222 S.I.I.Özei: Kamu : 1 S.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 43032

277 l..sektör ADI : GEMİ YAPIMI 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRİSAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANİ Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer eek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 3,18 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 13,37% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -10, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,24 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,94 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel : Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 3409

278 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU: /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÛZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 10,91 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 23,46% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : -12, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,17% TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,08 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 4 S.I.I.Özel: Kamu : 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 5544

279 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0,05684, 6.2.YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ: 0, EMEK RANI Kaliteli emel< ranı: 0, Diğer emel< ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ: $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : -4,97 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: -% İTHALAT-İHRACAT ARTİŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,22 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0,94 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: 2 S.I.I.Özel: Kau : 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: -

280 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU: /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.END0STRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003:- 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTİŞ HIZI: İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ : 20 S.I.I.Özei: Kamu : 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 2004

281 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANk 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 1, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM.VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 16,45 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 19,99% İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI :0,36 % TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 1,35 % 8.0.SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI: Özel: Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: 13924

282 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFÎ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003:- 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI: İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel: Kamu:4 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: 6100

283 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU :- 3.0.ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÛSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETlMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli eınek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANİ: 0, DtŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI: İHRACAT ARTIŞ HIZI : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ :- S.I.I.Özei: Kamu :- 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: -

284 l..sektör ADI : EĞLENCE, DİNLENME^KÜLTÜR VE SPRLA İLGİLİ FAALİYETLER 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, : 7.0.DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : İHRACAT DÜZEYİ 2003 : İTHALAT-İHRACAT FARKI : İTHALAT ARTIŞ HIZI : İHRACAT ARTIŞ HİZİ : İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETMESAYISr Özel: Kamu :- 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: -

285 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 10/14/52/ /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI: ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI: 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : -0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI: 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : -0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI: 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI: 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.ITHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI: 10,197 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 4,185 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI: 6, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI: 3, TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 2, SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI:- S.I.I.Özel :- S.1.2.Kamu : İSTİHDAM Teknik : Standart: -

286 1.0.SEKTÖR ADI : SEBZE, BAHÇE VE KÜLTÜR BİTKİLERİ İLE FİDANLIK ÜRÜNLERİNİN YETİŞTİRİLMESİ 2.0.SEKTÛR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 6/ /0 TABL KDU :2 2.3.DEĞERLENDİRME KDU : ÛNERİLEN ÖNCELİK SIRASI : ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : -0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANİ : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: -0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANİ Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT?003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 8,296 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : -054 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 8, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYİ : 0, TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 1, SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYİSİ :- 8.2.İSTİHDAM B.I.I.Özel: Kamu: Teknik : Standart: -

287 1.0.SEKTÖR ADI : MEYVE, SERT KABUKLULAR, İÇECEK VE BAHARAT BİTKİLERİNİN YETİŞTİRİLMESİ 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : 8/ /0 TABL KDU :3 2.3.DEĞERLENDİRME KDU:- 3.0.ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI :- 4.0.ÜRETİM GELİŞME HIZI ( ): 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANİ : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPİSİ 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI.: 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI: 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı: 0, Diğer emek ranı: 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ2003: $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HİZİ : 6,822 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 2,66 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 4, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : 0, TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI: 3, SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI :- 8.2.İSTİHDAM S.I.I.Özei : Kamu : Teknik : Standart; -

288 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRME KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI 4.,0.ÜRETİM GELİŞME HİZİ ( ) : 5.,0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANİ : 0, KAR,RANT DİĞER RANİ : 0, EKNMl DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : -0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANİ : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RAN! : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKİ: $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : -16,447 % İHRACAT ARTIŞ HIZI: -23,79 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HIZI FARKI : 7, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI : 0, TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI : 0, SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI : Özel: Kamu:- 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: -.

289 2.0.SEKTÖR KDU : DIŞ TİCARET KDU : /0 TABL KDU : DEĞERLENDİRIVIE KDU : ÖNERİLEN ÖNCELİK SIRASI :- 4.0.ÛRETİM GELİŞME HIZI ( ) : 5.0.ENDÜSTRİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 5.1.İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET RANI : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI: 0, KAR,RANT DİĞER RANI : 0, EKNMİ DÜZEYİNDEKİ MALİYET YAPISI 6.1. İTHAL ARAMALI GİRDİ RANI : 0, YERLİ ARAMALI GİRDİ RANI : 0, GAYRISAFİ KATMADEĞER RANI : 0, ÜRETİM VE İTHAL VERGİLERİ-SUB. NET 'RANİ : 0, SABİT SERMAYE TÜKETİMİ RANI : 0, EMEK RANI Kaliteli emek ranı : 0, Diğer emek ranı : 0, KAR,RANT DİĞER GELİRLER RANI : 0, DIŞ TİCARET İNDİKATÖRLERİ 7.1.İTHALATDÜZEYİ 2003 : $ 7.2.İHRACAT DÜZEYİ 2003 : $ 7.3.İTHALAT-İHRACAT FARKI : $ İTHALAT ARTIŞ HIZI : 6,83 % İHRACAT ARTIŞ HIZI : 6,45 % İTHALAT-İHRACAT ARTIŞ HİZİ FARKI : 0, TPLAM İTHALAT İÇİNDEKİ PAYİ : 0, TPLAM İHRACAT İÇİNDEKİ PAYİ : 0, SEKTÖRÜN DİĞER ÖZELLİKLERİ 8.1.İŞLETME SAYISI :- S.I.I.Özel: Kamu:- 8.2.İSTİHDAM Teknik : Standart: -

290 i ^ ^ g 00 Ln S 'S' - Q ) ^ CT> crt d rst ö" rsj <X) n <X) rsl Ln rsl rsj n rsj rsj rsj cn k6 rsl 00 Ln ud rsj Ln rsj rsj n n Ln Ln rsl"" " rsj n^ rsjrsj CNI Ln n"" rsj Ln rsj rsl cn Ln n rsl rsi Ln rsj rsj <X5"" cn 'sp rsj Ln <D n cd rsj rsj nd " rsl rsl n"" rsj - 1 P n ^' S LTİ cn Ln 00 LTİ n Ln cn LTİ <X) Ln rsj <D n Ş rsj Ln d n Ln rsj nd M g Ln ö" n rsj"" Ln rsj Ln Ln Ln rsjrsj n^ rsj. n Ln n"" rsj < < <» > >> 00 ^ - CU )CTl 00 ) Q _? n ^ "" CNI 00 " rst "^"" r-- rsj n rsi Ln CT; rsi d" Ln ö" 00 n cn Ln cn 00 n cn n"" Ln n cn n ^ "" cn 00 cn ^ "" rsj " fnj n rsl n"" rsj n n d n^ Ln 00 rsl cn m rsj rsjrsi Ln Ln n rsi ud" rsj cn nd rsj^ cn <?» ' n"" " " n d" "" "" cn cn rsj cn cn cn cn I Q aj Q 'S' Q rvj Ln n rsi v rsi rsi ( > Ln rsl rsj Ln rsi rsj Ln rsj rsl 00 rsj rsj n rg nd n in nd ( n n cz> 00 rsj rsl rsl g V) >CJ> ^ CU CU Q 1 g CU ^ S. - î g»di CU Q i? ra H- >. Q_ J J Q m Ln un rsj Ln Ln n u n Ln fni n^ rsj ^ "" n cn n d Ln rsj"" n n Ln Ln cr> n n ^ n (Ti cn n n d Ln cn rsl"" n^ r»"" n 00 cn eri 00* "" "" Ln cr> rsj 00 rsl «vt cr> cn Ln "" n n CJ Ln r^"" n eri n^ cn rsj ^ cn cn VT) rsj Ln ^ 00 cn cn CNJ rsj"" rsj^ ud" n rsj Ln cd Ln rsj cn n nri i nd cn cn cn rsl cn rsj"" n"" n n ö Ln 'vf r-- Ln 00 nd rsl cn ud" Ln n"" n cn CD rsi n^ cn n^ rsjcn cn nd rsj rsj r-- n" rsj r^^ n Ln cn rsj cn v rsj n rsl n"" n rsj MD "st; nd 1^^ cn Ln * n UD rsl rsj"" n rsl cn "" rsi Ln S rsj

291 ^ Ö ) >^ p n. cu m ö j 00 Qn 00 Ln Q- l 00^ n" ö" ö" n 00 CTı cn cn cn

292 < Q LU < ZD < < < < cn n: E Cö. L m UD cn Ln 00 rsj rsi 00 CT> 00 Ln 00 CT» Ln d 00 rsi cn Ln Ln cn J Q ctt r^^ rsj" 00^ " rsj^ 1 " rvj 00^. Ln rsj*" E ' +-» (U V g s Ln \ ^ rsj^ rsj"" \ > cn " Ln CT Ln d" Ln " Ln rsj"" <X) :=3 H- J ) Q Ln LTI rsj m Ln rsi rsi d d d CT» Ln cn CT» rsl CT Ln rsj cn CT rsl g»di ) Q 0^ Ln rsi \ Ln " fvj"" " Ln Ln ö" rsl rsj"" E < g c2 Ln rst P 00^ rst Ln Ln Ln 'vt " rsi^ cn rsj ; l Ln 00 CNİ 00 rsj Ln rsj Ln ^" rsi cn rsj LTI Ln LTI 00 LTI 00 ^ rsj E g '"t Q rsj rsj Ln PNj 0^ UD un rsi Ln Ln rsf <^ rst >^ rvj cr> rsj" Ln CT 00 cn rsj " J» Q rvj Ln fnl 00 cn rsi -sl- CT» 00 ^ ^ CT» rsj rsj Ln Ln cn Ln CT» <T> ^ cn cn CT» 00 CT» (T> CT» cn cn rvj rsi rsj rsj rsj rsj rsl

293 Q. CD (Tl d" Ln rsj cn 00 n Ln 03 rsl ^

294 E ru Q- h- Ln CD S m fnl 00 rsj Ln ^' rsi rsi rsi 00 rsi Ln rsı CT >X> 00 rsj 'st- CT CT CT 00 < < E '-«' CD -iki: h- "m E < CD g (T3 Ln G Ln rst cn fnl rsi rsjrsi Ln rst 1 Ln rsj Ln <xr Ln rsi rsj CTT rsi^ aj Ln Ln Ln fni rsi CT^ >CD Ln CT CD 00 Ln UD Ln Ln CTı Q LTİ rsi LTİ 00 g CD Q g m Q_. CD CD cn < ^ Ln _Ln Ln UD rsi Ln Ln CT» (T 00^ " " LTT CTT rsj " 1 Ln Ln Ln rsj Ln Ln Ln (X) rsj crt fnj UD rsj r-- " CT rsi Ln CT rsi 00^ Ln CT Ln CT> rsj 00 Ln 00 rsi 00 5 rvi CT CJ rsi CTİ LTİ g Ln " Ln rsj" Ln 00^ " 1 rst 1 Ln Ln 1 Ln Ln CTT 1 fnl rsj UD " J E û r-- CT}^ Ln 00^ 'sf r-- g d" CTT CTT " rsi rsj rsi rsj fnj" rst rsi rsj rsj rsj fnl 03 > >> Q_ CT» 00 r-- rsj CT> ^ CT 00 m 00 rsi 00 Ln CT rsj 00 rsj İ CT CD CD r< LTİ rsj X Ln UD 00 (Tl CT> CT» CT» CTı CTı CT> CT> (T> ch cn fnl rsi rsi rsi rvi rsi CT rsi fd fd

295 LT» Ln rsl cn rsl Ln rsl 00 Ln Ln T K m rsj rsl Ln rsj CD "Ö d nri ud ı< cd t rsj rsj rsj rsj rsl rsl ^ "Ç < Q LU Cd < Cd Cd < Q a: < < Cd ) Q L 00 rsj rsj" Ln m 00^ " 1 rsj t " "" rsl rn 1 cz 00^ rsj^ un "st Ln 00 c: " " rsj" rst " "" CTT "cu L L Ln Ln Ln Ln Ln Ln Ln 'st- Ln :=3 1 ^ ^ 'sl- Ln rsj ^ <^ LD Ln Ch cr> t rsl d» L rsj Ln )CJ) rsi ^ ' LTİ d CD rsj LTİ ud Q Q CD rsj^ Ln 00^ Ch rsl 1 d" d" " ud" rsj 1 rsl L 00^ " Ln " m 00 00^ rsi^, T rsj"" rsl"" ^ T " rsj"" " "" " cn 'sf 'sj- ^ rsj < 00 i_ rsj Ln rsj cn 00 CD rsj ^ 00 Ln rsj rsj cn E > )cn CD rsj 1^ d rsl d d CTI ^ ' LTİ ^ ^ ^ Ln rnj Ln -st CTT " rsj"" CD 1 rsj"" ^ rsj Ln 1 rsl l i CTJ^ ''^^ cn cn 00 >^ rn" Ln Ln 1^" d" d" "" " rc Q_ ı_ Ln Ch cn CD rsj CT> (T> )cn rsl m rsj rsj Q 00 CD r rsj rsj rsj L 00 cn ^ rsj CT> (Ti CT CT» CT> rsl rsj rsj rsj rsj rsj

296 < CD UJ I LU CÛ < CD < UJ T n: LD rn n Ln S" n ^ g rsi JZ X SZ cn cn rsl 0 rsi KD 0 rsi cn rsi LD rsl rst ^ g nri ru n: IXJ n: rsl 0" 00 L rsi_ rn rsl rsl 0 ^ rsj Q nsj c^ 'sf 0 Ln 00 ctt 0 CTT CD _ rsj"" 'ît CD ı<" rsj rsl cd" rsj 0^ Ln " cn L 00 rsj- rsl" cd" L" un IX) rsj rsi fsj rsl 0 rsj rsj cn L cr> L" LT» [<" rst g rsl 0 r-- 0 g CXD 0" 00 cn rsl >X) " cn «JD rsl L cn cn 0 rn 0 Ln m un Ln L rsj cn rsl rsj rsl 00 cd" C50 0 «sl- Ln cn cd' un un Ln Ln ^ cn rvi 0^ cn c un cd" 1^ 00 cn 0 CD 0 cn S <X3 rsj rsi C A\ un un rsj rsı cn un c"" un c^ un c_ un un cn rsl rsı C 0 d" <<t" CD 0 c" rsi C^ un rsj^ rst '^'" Ln un rsjun rsj- rst Ö" rsjm 0 rsl cn rsl rsl 0 m cn ud" cn un cn un rsj cn c rsl CDun rst 00 rst un 0" ö" rsi^ rst 00_ 0^ 00 ^~ Ö" CD 00 cn un 0 cn rsl 2 c^ rst un C^ r^" cn cr» un CD rsj 00 un CD cn 'slrsi "5-0 S 00 LTİ cn 0^ Ln Ln 0 0 cn cn CD Ln nri 0 r-^ UD S CD rsl 00 rsj rsj un 0 cd" rsl \6 00 CD un CD un rsl un L Ln rsl un Ln 0 nr C un. 00 un CX5 00 rsj rsi cr> 0 cn C50 cn C C un un c nr rsl cn rsı cn CD 0 un. rst un un c rsj- cn cn rsj rvj 0 CD cn CD 0 rsl rd cn 0 rsl rsl un rst 00 0" 00 un cn CD un rsi^ un rsi rsi_ 0 Q- 0 CD^ 0 " 0 un 0 ' un cn 06 cn cd 0 0" rst ö" c^ 0 ö" rsl 1^ rsl CD C cn '^^ rsj rsl rsi_ rsi_ CT^ un rsl CD CD 00 " C^ Ln rst " CD ö" 0 ccn CD r^4- c"" rsjun S rsl 0 00 g un CD cn cn m cn cn cn rsj 00 r-- un 00 0 rsl cn CD CD t cc rsl un rsj c:: rs rsj rsj un cn rsl 0 rsl rsl 00 un un r-. un CD 0 rsj un 00 0 rsj 0 rs nr c rs cc rs CD 0 cn un uri rg 0 0" 0 CD_ un 0 0" cc^ rsj "Sİrsj CD CD rsl CZf cr> C cn -sf rsl 0 0 " 0 cn CD un un cn U3 m rşl CD fn rsl 0 C 0 CC 0 " 0 0 Q- 0 cr rs C rs ur rs cc c ) cc cr ur un c: CC CT 0 rs un c - nr CT : ş c nr cc ur ) 00 u- LT i rs rs j rs c rs 4 nr ^ CT ^ CC rs 1 ur ^ Ü t! i c nr LT 1 CC C ) ^ ^ nr 1 c ) cc r-4 rsı 'st c ) nr rs 4 - ur > nr ^ r> 4 ur - nr 1 rs nr i rsj ) LT ^ 'sl -Sİ r LT 1 a ^ Uf a ) rs J nr -> LT 1 c j cc - c ) ^ r Uf ^ cc ) nr ^ ur» cn ^ C ) CT 1 rs 4 C T ) nr ^ C ) - c ) r«5 CT» nr rs j r> J ^ ) nr un > Uf d 4 i rs nr C : n 3 n n a I -c\ ^ 3 i 2 ri C 3 a 1 CU n 3 [] L i 1 ^ -r J : ~ 5 "c n 5 r L "c 5 i I 1 : C ö < t J c.±? î : n c i ; 3 c \ \ N l '1 < ± L C ^ C : u I < h- c S 2 Q İ l

297 5 ^ cd cd g >- < in - J < LU > < U h- ıy>. Q LJ_I _ f uu c

298 CD -Q E Ğ - c: ru CD 4-' rd D 4» c: J CD > _Q _ Q " > Q fü ez >^ ru

299 . rsl J.1^ CD ö S E g_ S C =3 CD ^ ffl es^. rö E^ >. S-S- CD fu CD "" ^ ^_CI CD CD- > C CD.bd C _ CD _. =3 - ES'-' CD İZ CD.d CD CL. t! t:: H--a c-v^ CD XL < CD r- t.i"s 03 CD CD M Z3 P ^ > F ~a ^ ^ (T3 lif C -f-j Q g fx3 rvj CD CD CD E a; CD _3^ C Û _ g J CD m ru +zf g.^ c.e _ rsl CD c C 2-5 d al < ZD < > CL E s.e 3^.. - ^ ^ >s-q CD C C j 2 3^ 5 ^ I- t i ^ ^ t: f ^ CD CT-*-- E CD CD L ^- CI C _ CD»T3 CD -I-' ÇD C C C, ^ (D CD C=.î= S ffl-s S û E Q. g S İ2 CD 7^-- 3=.!^ CD QQ < < < I 5 03 d ^ ^ E ^ -2^E^-B ^ d CL E ^ CD 3^ 5 03 _^ E^.-^ CD-43 = J >,>,. E-Q J d,j CD. _ > =5 b > ^ =5 I xapu Ai!!qejunDDV pue a^ja pbzııeijn 298

300 . 't;. rm ~ _Qİt=. S E ^ un-a CD Puı_ CD E -E^ t:^ >> CD ^ ^CD rcj s- Qj f ) 1/1 l C CD CD CD CD T İ2 tf c: =5 -a cu rsl JrP (D t= c! CD _c: CD CLJ^ tu E H CD 03 "na t dj p 4--İÇ -z: c: jr: 03 (T3 CD CD N Z3 rö c: " ^ Q_~ CD E -HJ "-W 03 CD ^ ^, CD CU CI ; ^ m CD CD 75.E rsj.^c.e >^.i î rvj» >i ru C 03 * CD CT CT TD ^ C CZ ^ C CM 03-4-» Ö E y^i fx3 W. L E^.!:^ 'ci CD CD 03 i ^ ^ CD CD 03 T3 -t-* J 03 CD CD c C E CD ^ CD CD CI ^ S S-S S E ^-ö g ^ - (D - CI X M 5 5 CD CD CI ti; ^ 2 ^-^cs-â C-Q CI CD CD E:f:: ~a ' -I ^ CD cn CD CD "-P 4-» L: 03 _c: 03 5 CD JZ2 CD c: 1_)_T CD =3.+:; c > r~ rsı [ rsj XEPU 8DUA 0!A PUE AIYIQEISU] LEDIMD PAZYELUJN

301 . <^ [5 ut" l S E ^ S" ^ 03 s ez 3 ; Q_ >^ 03 c: - c İ5 E ^-^ İ2 ffl CI -» Îİj cd c:_c: r- CD 03 M CT>"a CD E t:! >s 03 ^ s,. CD 03 CD n ^ ^ - ^ CD 2 r-'^ "z: ^ ^.c: CD pi!?5iû1f CD tz CÎ CD _ Z CD CL-C ^ J 03 4-' E»+--0 C Ln ^ Ln 03 CD CD M 3 ^ ^ CD ^ c 0< fn cu c: ^> <^ - a ) l -c: <u E <D > 2 E (T3 ^ CD 03 âj CD J E GL <03 nı " t:^ s- ^ CD ^ Ş ^ ^ cû -E >>\r» -s >^-Q CD c= c:_q?^ 5 ^ m Q cz un C CD CD fx3._ 4-' ^ 2^ CD c: c: ^ 2^-5 c i "ı"! CD cn-t-- ^ CD C D ^. 03» C C E CD ^ CD CD C= un E Q.-0 g g Ş İ2 a; 7^-^ =z.1^ CD -i-lj 03 C ^ ^ E ^ fx3 C u-^ E ^ C D Ş 03^ cd-â m 5 \ rsj " e? l: cx3.e-^ 2f =5 y > ^ i^:? =î un '^ Q-U xapu ssau8a!p9j^3 }U9aıujaA09 pazııeıjrsj 300

302 n 03 (yî" rsj - ^ Q_ NJ ÇD ^ 03 S d =3 CD d fx3 d-d CT d ^ b ^.V. ^ - 03 cn"a "; CL )r^ 2 fd >- J 03 CD d -a.^_d CD cr>'~ 1-1 sı d it) _ş 03 u (T3 CD CD Z3 C > (- >^ rsl 2 J2 13 CT» <U cn Z5 LJ TD» tj _QJ CD CL E LJ c= CD un -C m (Ti 3 - cn- ^ d - ^ ^ d < p ru E d m CL-5Z. CD jjr ez H-- +-«Q d fö ^ C CD rsı.ii ^ 4-^ d. rsj fü d rö 2} CD c: = ^ d ti 03 CD ^ CD M y f^-d CD CD-f-- İ^ S İ X CD (D ^ ^-a d c ±Z CD 03 CD +-> ÇL> C d E J ^ (D CD d.i^ S S -S S Û r=:.liiî CD -LL-l -sj" H 5 r rsj CD 4» 4-» 03 d i- ^ E d S _Q E 'E s g d Q- ^ ^<v ^ a3 3^ E^-g cd-5 g?e^-^^ - e:) L: ^ - E ^ ^ = >.>^ ^.. F -Q CD d 5^ u Q CL ^ X8pu uapjng ÂJ0ie n69^ pazııeiujn 301

303 m J5 t ü ) 03 n Q_ n» c: ir CT "M ÇL F y C 3 CD»- rt3 C: -CI i5 E ^-^ cn"a CD fc. E t?; = ^ Si E-^ CD " > c a.bd t: ^ 03 r Q. n3 CD n ^ CD cn-- 21:"S ^ ^_CI CD Ö ^ U t 2^ CD CD Q - C 4-i E rc CD CD1^ 13 J +-» CL> n C " ^ ^ ^ ^ ^ 03 n L-» CD CD J E J CD n n ^ CD çl».cd ^ F~ C T3 ^ n c_2< rc E c m CL-ÜI. CD Q Z n rc 55 - CD CD I CL E ez» 15 > m.e >.;Z^ CD CD ^ = c:_^ :21 u-^= ın S-^ C 4-- 2} CD c C ^ cy^-c c s M s j_» CD cn-»-' CD ^ a rc CD- CD c C E CD U S CD C.^ E ^-ö g S 12 CD 7^-^ CD X ^ ^ ^ ^ ^ n ra CD-^ n ^ i ^-- E^CD ^5 Ş rc 5 r~ 5 1 ^ CD Â LJ n3.e^ ir 5 CD >, n 2 y > >^!5 => X3pu Meı p9 ny p9z! euij0n

304 (D CL CL Pcx_ 03 CL E ^ 03 CD un 2Î C= ^ CU cr)_ CD CD 5 3^. 02-E c: 03 i/1 CM CM ZD -» fd CD CD M 3 E»- > E ^ 03 C- ^ «4- CU - p 03 S C Q C= un 03 ^ =^ C= i- _ u _ ). C^ 03 d 03 n CD, c: =4= c Ö CL E c» U Ln cn CD CD N ^ - - ^ i_ i CD 0^+-* ^ CD CD ^- c: c: -E (D 03 -{-^ ÇD C= C ez CD ^ CDCUCZ.bz CI un M ir: / E Q.-0 g Ş S CD cu 03 Cl. CD c:- CD 03 un fö CD 03 en, CD ^ ' (D. CD ^ E^-^ CD gî^ie"^^ 5.. E JD CD C CD.E ^ > 03 C 1 CD ^.tf un Q Q- xapu u!jdnjj03 pazııeuujn 303

305 İT YAYINLARI (2004) Yurt İçi Kuruluşlar Rehberi YurtdişııFuarlar Rehberi Sağlık Sektörü İhalelerinde Karşılaşılan Srunlar ve Çözüm Önerileri (I) Vergi Rehberi Yabancı Sermayeli Şirket Kuruluşu Kılavuzu Fiyat îndisksleri Sağlıklı Beslenme, Sağlıklı Yaşam Büyük Mağazacılık Srularla İthalatta Gözetim ve Krunma Ylları Srularla İthalat Mevzuatı Dış Ticarette Standardizasyn Mevzuatı İhracatta KDV İadesi Mevzuatı ve Uygulamaları Brşürü CE Rehberi İT Ticari Bilgi Sınıflandırma Kılavuzu İişşDXinyası İnternet Rehberi Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklarda Kurumsal Tahkimin Güncel Srunları Sermaye Piyasası Tanıtım ve Bilgilendirme Semineri Çiçekçilik Sektörünün Durumu, Srunları ve Gelişme Önerileri Paneli Eknmik Göstergeler Yeni'Tüketici. Yasası işığmda Mbil İletişim Paneli Sağlıks Sektörü İhalelerinde Karşılaşılan Smnlar va Çözüm Önerileri (II) Tüketici Hukuku Mevzuatına İlimin YrumvElestiri-neri Türkiye Tarımında Farklı AçılımlaK/'TanmsalTeknDparklar: Bir Mdel Önerisi" Hizmet Sektörüne Dayali'Kalkmma:."TüriznrGelirlerinin Arttırılması İçin Alınması Gereken Tedbirler ve Alternatif Öneriler" Türkiye İijin D^erlendirilmesi Gereken ÖnemUiBir Hedef Pazar: "Karadeniz Eknmik İşbirliği Ülkeleri" Türkiye'de Geçmişten Geleceğe Genelleştirme İşletme Yönetiminde Yeni Eğilimler Dizisi

306 Türkiye Eknmisinin 80 Yılı Dğu Anadlu Kış limpiyatları Temel Elektrik Kullanım El Kitabı Yeni İş Yasası Semineri Mikrkredi Mdeli Yluyla Yksulluğun Azaltılması: İstanbul Örneği İhracata Yönelik Destekler Küçük Sanayi Kapasite Kullanım Araştırması Başarılı İhracatçılar CE Rehberi Avrupa Birliği'ne Giriş Sürecinde Ambalaj Sektörü Semineri Eknmik Rapr Sanayide Elektrik Enerjisi Nasıl Tasarruf Edilir Türkiye'de Tarımsal Kperatifçilik ve AB Mdeli İstanbul'daki Semt Pazarları Envanter Çahşması Türkiye'de Gözlük Sektörü IMF île Nereye Kadar Rakamlarla Türkiye Eknmisi (2003 Yıhnda Yayınlanacaktır) Turkey in Figures (2005 Yılında Yayınlanacaktır) Uluslararası Ticarette Krumacılığın Kaldırılması Avrupa Birliği'ne Gıda İhracatında Kalite Kntrlü Avrupa Birliği'nin Türk KBİ' lerine Yönelik Prgramları Gerileyen Enflasyn rtamında İşletme Yönetimi Türkiye'de Kuyumculuk ve Altın İstanbul'un Eknmik ve Ssyal Göstergeleri Scial And Ecnmic Indicatrs f İstanbul Türkiye'de Tarımın Teşvikinde Dğrudan GeUr Desteği Sistemi ve Snuçları rta Dğu'da Güvenlik; Nereye Kadar Tüketici Kredilerinde Yeni Gelişmeler Turkey Yur Business Partner Kuyumculukta İç Piyasa ve İhracat Srunları Paneli Srularla Acentelik (Mümessillik) ve Distribütörlük Kılavuzu

307 AB Ülkelerinde Ssyal Güvenlik Sistemi ve Prim Kesintilerinin Ssyal Taraflar Üzerindeki Yükü Türk Şirketlerinin Küresel İşletme Haline Getirilmesi Ylları Karadeniz Eknmik İşbirliği Ülkeleri Arasmda Ticaretin Gelişememesinin Nedenleri ve Çözüm Önerileri Ecnmic Reprt Türk Yan Sanayi Brsası Üye Prfili Araştırması Avrupa Birliği Eğitim Prgramları Rehberi Kaçak Göç, Yabancı İşçi İstihdamı ve İşsizlik Perspektifinde Türkiye İşgücü Piyasası Ekmekçilik Sektörünün Srunları ve Gelişme Önerileri İstanbul rganize Sanayi Bölgeleri ve Siteleri İcra İflas Kanunundaki Değişiklikler Çerçevesinde Sermaye Şirketleri ve Kperatiflerin Brçlarının Yeniden Yapılanması Küreselleşme Sürecinde Refah Devleti Türkiye'de Eknmik Gelişmede Öncelikli Sektörler

308

Kentsel Planlama ve Kentsel Altyapı İlişkisinde Yeni bir Dönem; Kentsel Dönüşüm

Kentsel Planlama ve Kentsel Altyapı İlişkisinde Yeni bir Dönem; Kentsel Dönüşüm Kentsel Planlama ve Kentsel ltyapı İlişkisinde Yeni bir Dönem; Kentsel Dönüşüm.Faruk GÖKSU Kentsel Strateji td.şti. nahtar Kelimeler: Kentsel Planlama, Kentsel ltyapı, kıllı Büyüme (smart grwth), Kentsel

Detaylı

KONU: KURUMSAL YÖNETİM İLKELER (KURUMSAL YÖNETİM TEBLİĞİ SERİ II NO:17.1)

KONU: KURUMSAL YÖNETİM İLKELER (KURUMSAL YÖNETİM TEBLİĞİ SERİ II NO:17.1) KONU: KURUMSAL YÖNETİM İLKELER (KURUMSAL YÖNETİM TEBLİĞİ SERİ II NO:17.1) Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 30.12.2011 tarih Seri IV, N: 56 Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına

Detaylı

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN TARİHSEL SÜREÇTEKİ GELİŞİMİ

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN TARİHSEL SÜREÇTEKİ GELİŞİMİ TÜRKİYE'DE NÜFUSUN TARİHSEL SÜREÇTEKİ GELİŞİMİ Türkiye de Nüfusun Tarihsel Gelişimi I. Türkiye de nüfus ve nüfus sayımları II. III. IV. Türkiye de nüfus grafiği Türkiye de nüfus sayımının amaçları ve snuçları

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ Sağlık Hizmetleri Finansman Yapısının Güçlendirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması için Altyapı Geliştirme Prjesi II. Faz Genel Sağlık Sigrtası Sağlık Bakım Hizmetleri Ödemeleri için

Detaylı

Uzaktan Eğitim. Web Tabanlı Kurumsal Eğitim

Uzaktan Eğitim. Web Tabanlı Kurumsal Eğitim Uzaktan Eğitim Uzaktan eğitim alternatif bir eğitim tarzıdır. Iletişim terisinde ki süreci incelediğimizde kaynak ve alıcı arasındaki süreç farklı fiziksel rtamlarda gerçekleşiyrsa buna uzaktan eğitim

Detaylı

İnsan Kaynakları Yönetimine İş Süreçleri Yaklaşımı

İnsan Kaynakları Yönetimine İş Süreçleri Yaklaşımı İnsan Kaynakları Yönetimine İş Süreçleri Yaklaşımı Giriş Hatırlanacağı gibi 1980 ler tmasyn dönemiydi. Üretimde rbt kullanımı özellikle Batı ülkelerinde çk yaygındı. 1990 larda ise Tplam Kalite Yönetimi

Detaylı

2015 Makroekonomik Beklentiler

2015 Makroekonomik Beklentiler AKBANK 2015 Makreknmik Beklentiler Aralık 2014 Şahin Zuluğ Melek Sibel Yapıcı Dğukan Ulusy 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014T 2015T BÜYÜME: 2015 BEKLENTİMİZ %3,5 1. Özel Tüketim Harcamaları:

Detaylı

5.1. Eğitimin Niteliğini Artırmak Amacıyla Durum Tespitine Yönelik Çalışmalar Yapılması [2012/101]

5.1. Eğitimin Niteliğini Artırmak Amacıyla Durum Tespitine Yönelik Çalışmalar Yapılması [2012/101] 5.1. Eğitimin Niteliğini Artırmak Amacıyla Durum Tespitine Yönelik Çalışmalar Yapılması [2012/101] 2012/101 Eğitimin Niteliğini Artırmak Amacıyla Durum Tespitine Yönelik Çalışmalar Yapılması İLGİLİ DİĞER

Detaylı

Finansal Risk Yönetimi Mevzuat Bilgilendirmesi

Finansal Risk Yönetimi Mevzuat Bilgilendirmesi www.pwc.cm.tr Finansal Risk Yönetimi Mevzuat Bilgilendirmesi Ocak 2016 Basel Standartlarına Uyum Kapsamında Yayımlanan Risk Yönetimi Düzenlemeleri İçerik Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amaçları

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amaçları Rehberlik ve Psikljik Danışma Hizmetlerinin Amaçları Psikljik danışma ve rehberlik uygulamalarının amacını rtaya kyabilmek için öncelikle, "kendini gerçekleştirme" (self-actualizing) kavramından hareket

Detaylı

OKUL REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK SERVİSİNİN TANITIMI

OKUL REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK SERVİSİNİN TANITIMI OKUL REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK SERVİSİNİN A. AMACIMIZ: TANITIMI Öğrenci yaşamında bilgi ve başarının yanı sıra düşünce ve davranış hazırlığının da önemli bir etken lduğumdan hareketle yla çıkan

Detaylı

TEMEL EKONOMİ 1. GİRİŞ

TEMEL EKONOMİ 1. GİRİŞ 1 TEMEL EKONOMİ 1. GİRİŞ 1. GİRİŞ Eknmi Nedir? Üretim lanakları eğrisi Eknminin ilgilendiği temel srular Eknmi plitikasının temel hedefleri Eknmik sistemler Bir ssyal bilim larak eknminin başlangıcı 2

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

TURKİYE DE MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİNİN HAZIRLANMASI VE TBMM NDE ONAYLANMASI

TURKİYE DE MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİNİN HAZIRLANMASI VE TBMM NDE ONAYLANMASI X. ÜNİTE TURKİYE DE MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİNİN HAZIRLANMASI VE TBMM NDE ONAYLANMASI BÜTÇE DÖNEMİ ( MALİ YIL ) Bütçenin uygulanma dönemine mali yıl denir. Bu süre genellikle bir yıldır ve takvim yılıyla

Detaylı

Yönetici ve Yönetici Adayları için YAZ AKADEMİSİ

Yönetici ve Yönetici Adayları için YAZ AKADEMİSİ Yönetici ve Yönetici Adayları için YAZ AKADEMİSİ Delitte Academy larak düzenlediğimiz Yaz Akademisi prgramının, yönetici adayları ve yeni yöneticilerin yanı sıra, bilgilerini tazelemek ve güncellemek isteyen

Detaylı

o Kullanım: Sesli çağrı, kısa mesaj ve SMS için % 43 (% 25 özel iletişim vergisi ve % 18

o Kullanım: Sesli çağrı, kısa mesaj ve SMS için % 43 (% 25 özel iletişim vergisi ve % 18 Turkiye Yunanistan Plnya Prtekiz Özbekistan İngiltere Avusturya Slavenya Arnavutluk Hllanda Azerbaycan İspanya Sırbistan Malta Kıbrıs Karadağ Kazakistan Türkiye de mbil telefn hizmeti ve vergilendirme

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ UZMANLIK SERTİFİKA PROGRAMI EĞİTİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ UZMANLIK SERTİFİKA PROGRAMI EĞİTİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ UZMANLIK SERTİFİKA PROGRAMI EĞİTİMİ EĞİTİM ADI İnsan Kaynakları Yönetimi Uzmanlık Sertifika Prgramı Eğitimi EĞİTİMİN AMACI İşletmelerin sahip ldukları en önemli kaynaklardan birisi,

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

MÜDEK Değerlendirme Ölçütleri

MÜDEK Değerlendirme Ölçütleri MÜDEK Değerlendirme erlendirme Ölçütleri MÜDEK MÜDEK Mühendislik Lisans Prgramları Değerlendirme erlendirme Ölçütleri (Sürüm m 2.0) 1. Öğrenciler 2. Prgram Eğitim Amaçları 3. Prgram Çıktıları (Değişti/gelişti)

Detaylı

OKYANUS YÖNETİM EĞİTİMLERİ

OKYANUS YÖNETİM EĞİTİMLERİ OKYANUS YÖNETİM Okyanus Yöneticilik ve Kişisel Gelişim Eğitimleri Temel Yöneticilik Becerileri Ekip Çalışması, Tplantı Yönetimi Etkili Liderlik, Kçluk Eğitici Eğitimi, Sunum Teknikleri Telefnda İletişim

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Değerlendirme erlendirme Süreci: S

Değerlendirme erlendirme Süreci: S Değerlendirme erlendirme Süreci: S Değerlendirici erlendirici Bilgileri MÜDEK Prgram Değerlendiricileri erlendiricileri Eğitim E Sunum İçeriği Değerlendiricilerin Yükümlülükleri Değerlendirme Süreci Evreleri

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

K O Ç Ü N İ V E R S İ T E S İ G Ö Ç A R A Ş T I R M A L A R I P R O G R A M I. M i R e K o c

K O Ç Ü N İ V E R S İ T E S İ G Ö Ç A R A Ş T I R M A L A R I P R O G R A M I. M i R e K o c M i R e K c K O Ç Ü N İ V E R S İ T E S İ G Ö Ç A R A Ş T I R M A L A R I P R O G R A M I Türkiye den Yurtdışına Yönelen Göç Hareketleri Üzerine Brifing N: 2 / 2009 Bu brifing Kç Üniversitesi Göç Araştırmaları

Detaylı

İSTİHDAMI UZMANLARI İÇİN ARAÇLAR. Destekli iş istihdamı uzmanlarının yetkinlik profilii için kalite ve eğitici araçlar tasarlama

İSTİHDAMI UZMANLARI İÇİN ARAÇLAR. Destekli iş istihdamı uzmanlarının yetkinlik profilii için kalite ve eğitici araçlar tasarlama DESTEKLİ İŞ İSTİHDAMI UZMANLARI İÇİN ARAÇLAR Destekli iş istihdamı uzmanlarının yetkinlik prfilii için kalite ve eğitici araçlar tasarlama BİRLEŞTİRİLMİŞ ANKET BULGULARI RAPORU ÖZET GİRİŞ Destekli iş istihdamı;

Detaylı

KONU: 2018 GLOBAL HİLE VE SUİSTİMAL RAPORU SAYI:

KONU: 2018 GLOBAL HİLE VE SUİSTİMAL RAPORU SAYI: KONU: 2018 GLOBAL HİLE VE SUİSTİMAL RAPORU SAYI: 2018-01 1 2018 GLOBAL HİLE VE SUİSTİMAL RAPORU Uluslararası Suistimal İnceleme Uzmanları Birliği (ACFE) tarafından en sn 2016 da yayımlanan Glbal Hile ve

Detaylı

HAZİNE GARANTİLERİ VERİLMESİ, İZLENMESİ, BÜTÇELEŞTİRİLMESİ VE RAPORLANMASINA İLİŞKİN ESAS VE USULLERE DAİR YÖNETMELİK

HAZİNE GARANTİLERİ VERİLMESİ, İZLENMESİ, BÜTÇELEŞTİRİLMESİ VE RAPORLANMASINA İLİŞKİN ESAS VE USULLERE DAİR YÖNETMELİK HAZİNE GARANTİLERİ VERİLMESİ, İZLENMESİ, BÜTÇELEŞTİRİLMESİ VE RAPORLANMASINA İLİŞKİN ESAS VE USULLERE DAİR YÖNETMELİK (12 Nisan 2002 tarih ve 24724 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır) Madde 1- Amaç Bu

Detaylı

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ Hazırlayan: Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik Görünümü IMF düzenli olarak hazırladığı Küresel Ekonomi Görünümü

Detaylı

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ MATEMATİK BÖLÜMÜ DIŞ PAYDAŞ ANKET FORMU

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ MATEMATİK BÖLÜMÜ DIŞ PAYDAŞ ANKET FORMU Sayın Paydaşımız; T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ MATEMATİK BÖLÜMÜ DIŞ PAYDAŞ ANKET FORMU Bu anketin amacı, Mezunlarımızın Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünden

Detaylı

Finansal Risk Yönetimi Mevzuat Bilgilendirmesi

Finansal Risk Yönetimi Mevzuat Bilgilendirmesi www.pwc.cm.tr Finansal Risk Yönetimi Mevzuat Bilgilendirmesi Kasım 2015 Basel Standartlarına Uyum Kapsamında Yayımlanan Risk Yönetimi Düzenlemeleri İçerik Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından

Detaylı

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM FİNAL PROJE ÖDEVİ

BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM FİNAL PROJE ÖDEVİ BİLGİSAYA DESTEKLİ TASAIM FİNAL POJE ÖDEVİ Teslim Tarihi 22 Ocak 2014 (Saat 17:00) Ödev rapru elden teslim edilecektir. İlgili MATLAB dsyaları ise [email protected] adresine gönderilecektir. Elden teslimler

Detaylı

BLM 426 YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ BAHAR Yrd. Doç. Dr. Nesrin AYDIN ATASOY

BLM 426 YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ BAHAR Yrd. Doç. Dr. Nesrin AYDIN ATASOY BLM 426 YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ BAHAR 2016 Yrd. Dç. Dr. Nesrin AYDIN ATASOY 3. HAFTA: PLANLAMA Yazılım geliştirme sürecinin ilk aşaması, planlama aşamasıdır. Başarılı bir prje geliştirebilmek için prjenin

Detaylı

KÖTÜ ŞARTLARDAKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN YASAKLANMASI VE ORTADAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN 182 SAYILI ACİL ÖNLEMLER SÖZLEŞMESİ

KÖTÜ ŞARTLARDAKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN YASAKLANMASI VE ORTADAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN 182 SAYILI ACİL ÖNLEMLER SÖZLEŞMESİ KÖTÜ ŞARTLARDAKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN YASAKLANMASI VE ORTADAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN 182 SAYILI ACİL ÖNLEMLER SÖZLEŞMESİ Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. Uluslararası Bürsu

Detaylı

İLGİLİ DİĞER KAR ARLAR

İLGİLİ DİĞER KAR ARLAR 6.1. Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik Destek Mekanizmalarında Bütünsellik, Uyum ve Hedef Odaklılığın Sağlanması için Krdinasyn Kurulu Oluşturulması [2011/102] KARAR NO Y Ar-Ge, yenilik ve girişimcilik destek

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL YÖNETİM. Ramazan Aktaș Mete Doğanay Atılım Murat Eșref Savaș Bașcı

FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL YÖNETİM. Ramazan Aktaș Mete Doğanay Atılım Murat Eșref Savaș Bașcı FİNANSAL YÖNETİM www.firstgate.cm.tr FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL YÖNETİM Prf. Dr. Prf. Dr. Yrd. Dç. Dr. Yrd. Dç. Dr. Ramazan Aktaș Mete Dğanay Atılım Murat Eșref Savaș Bașcı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim

Detaylı

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İSTATİSTİK BÖLÜMÜ LİSANS DERS TANITIM FORMU

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İSTATİSTİK BÖLÜMÜ LİSANS DERS TANITIM FORMU T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İSTATİSTİK BÖLÜMÜ LİSANS DERS TANITIM FORMU Dersin Adı İnsan Kaynakları Yönetimi Kdu Dönemi Zrunlu/Seçmeli MSGSÜ Kredi AKTS İST 373 3

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM ( ) 8 Ekim 2014

ORTA VADELİ PROGRAM ( ) 8 Ekim 2014 ORTA VADELİ PROGRAM (2015-201) 8 Ekim 2014 DÜNYA EKONOMİSİ 2 2005 2006 200 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 T 2015 T Küresel Büyüme (%) Küresel büyüme oranı kriz öncesi seviyelerin altında seyretmektedir.

Detaylı

AB 7. ÇERÇEVE PROGRAMI İŞBİRLİĞİ ÖZEL PROGRAMI VE KAPASİTELER ÖZEL PROGRAMI PROJE TEKLİFİ DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ. İçindekiler:

AB 7. ÇERÇEVE PROGRAMI İŞBİRLİĞİ ÖZEL PROGRAMI VE KAPASİTELER ÖZEL PROGRAMI PROJE TEKLİFİ DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ. İçindekiler: İçindekiler: ÇP lerde Hakemlik Prje tekliflerinin değerlendirilmesi Değerlendirme Süreci Evaluatin criteria applicable t Cllabrative prject prpsals Işbirliği Prjeleri Değerlendirme Kriterleri Evaluatin

Detaylı

A. BİÇİME İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME

A. BİÇİME İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME Y. Mimar Kerem ERCOŞKUN un Dktra Tez Çalışmasına İlişkin Rapr 29 Eylül 2006 A. BİÇİME İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME 1. Çalışmanın Bölümleri Aday tarafından hazırlanarak değerlendirmeye sunulan dktra

Detaylı

DAVRANIŞ KURALLARI VE ETİK DEĞERLER TEKEL KARŞITI & REKABET İLKELERİ

DAVRANIŞ KURALLARI VE ETİK DEĞERLER TEKEL KARŞITI & REKABET İLKELERİ DAVRANIŞ KURALLARI VE ETİK DEĞERLER TEKEL KARŞITI & REKABET İLKELERİ TEKEL KARŞITI & REKABET İLKELERİ Magna, aktif ancak adil bir rekabet içindedir ve serbest ve adil rekabeti desteklemektedir. Tarafımızca,

Detaylı

MÜDEK Değerlendirmesi Evre ve Aşamaları. MÜDEK Eğitim Çalıştayı 12 Mayıs 2018, İstanbul

MÜDEK Değerlendirmesi Evre ve Aşamaları. MÜDEK Eğitim Çalıştayı 12 Mayıs 2018, İstanbul MÜDEK Değerlendirmesi Evre ve Aşamaları MÜDEK Eğitim Çalıştayı 12 Mayıs 2018, İstanbul Sunum İçeriği Değerlendirme Sürecinin Üç Evresi Ziyaret Öncesi Evresi Başvuru Aşaması Özdeğerlendirme Rapru Teslimi

Detaylı

yirmi dört ay ayni sermaye

yirmi dört ay ayni sermaye ANONİM ŞİRKETLER Tanımı Annim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş lan, brçlarından dlayı yalnız malvarlığıyla srumlu bulunan şirkettir. Amaçları Annim şirket, kanunen yasak lmayan her türlü eknmik

Detaylı

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ VİZYON BELGESİ (TASLAK) Türkiye 2053 Stratejik Lokomotif Sektörler MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ Millet Hafızası ve Devlet Aklının bize bıraktığı miras ve tarihî misyon, İstanbul un Fethinin

Detaylı

RUS TÜRK İŞADAMLARI BİRLİĞİ (RTİB) AYLIK EKONOMİ RAPORU. Rusya ekonomisindeki gelişmeler: Aralık Rusya Ekonomisi Temel Göstergeler Tablosu

RUS TÜRK İŞADAMLARI BİRLİĞİ (RTİB) AYLIK EKONOMİ RAPORU. Rusya ekonomisindeki gelişmeler: Aralık Rusya Ekonomisi Temel Göstergeler Tablosu RUS TÜRK İŞADAMLARI BİRLİĞİ (RTİB) AYLIK EKONOMİ RAPORU Rusya ekonomisindeki gelişmeler: Aralık Rusya Ekonomisi Temel Göstergeler Tablosu 11 1 13 1 * GSMH (milyar dolar) 1.9..79 1.86 1.3 1.83 1.578 1.61

Detaylı

KAMU İÇ DENETİM PLANI ve PROGRAMI HAZIRLAMA REHBERİ

KAMU İÇ DENETİM PLANI ve PROGRAMI HAZIRLAMA REHBERİ KAMU İÇ DENETİM PLANI ve PROGRAMI HAZIRLAMA REHBERİ I. GİRİŞ Bu rehber, iç denetim birimlerince hazırlanacak iç denetim planı ve prgramının temel esaslarını belirlemek üzere, İç Denetçilerin Çalışma Usul

Detaylı

MÜŞTERİYE DAHA YAKIN OLMAK

MÜŞTERİYE DAHA YAKIN OLMAK MÜŞTERİYE DAHA YAKIN OLMAK Mantık basit; Eğer şemsiye satıyrsanız, bahar aylarında satışlarınızın artacağını ve hatta yağmurlu günlerde zirveye ulaşacağını bilirsiniz. Pazarlama stratejinizin iskeletini

Detaylı

Bölüm V Bilişim Kentleri ve Oluşum Süreci

Bölüm V Bilişim Kentleri ve Oluşum Süreci Bölüm V Bilişim Kentleri ve Oluşum Süreci 21. yy la bilginin, üretim faktörlerinden birisi lması nedeniyle Bilgi Çağı denebilir. Böyle bir isimlendirmede Bilişim Teknljilerinin gelişip yaygınlaşmasının

Detaylı

1.2.4 Fayda-Maliyet Analizi & ilgili analiz yöntemleri

1.2.4 Fayda-Maliyet Analizi & ilgili analiz yöntemleri AB eşleştirme Prjesi Türkiye Kamu Maliyesinde Karar Alma ve Perfrmans Yönetimi KURS PROGRAMI 1.2.4 Fayda-Maliyet Analizi & ilgili analiz yöntemleri TARİH : Kursun 1. kısmı: 30.5 17.6.2011 2. kısmı 04.07

Detaylı

İŞLETME STAJI RAPORU

İŞLETME STAJI RAPORU T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ BİLGİSAYAR VE BİLİŞİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ BİLİŞİM SİSTEMLERİ BÖLÜMÜ İŞLETME STAJI RAPORU ONUR DEMİR 1112.00008 ABB TÜRKİYE 2014-2015 İŞLETME STAJI RAPORU HAKKINDA Bu rapr; işletme

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ

İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ MART 2018 Hazırlayan: Yağmur Özcan Uluslararası

Detaylı

ÖDEMELER DENGESİ TABLOSUNDAKİ DİĞER MAL VE HİZMET GELİRLERİ KALEMİNİN İÇERİĞİ VE HESAPLAMA YÖNTEMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

ÖDEMELER DENGESİ TABLOSUNDAKİ DİĞER MAL VE HİZMET GELİRLERİ KALEMİNİN İÇERİĞİ VE HESAPLAMA YÖNTEMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA ÖDEMELER DENGESİ TABLOSUNDAKİ DİĞER MAL VE HİZMET GELİRLERİ KALEMİNİN İÇERİĞİ VE HESAPLAMA YÖNTEMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Diğer Mal ve Hizmet Gelirlerinin Kapsamı 3. Diğer Gelirlerin

Detaylı

İŞLETME YÖNETİMİ FİNAL SINAVI DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. ENGİN UĞUR

İŞLETME YÖNETİMİ FİNAL SINAVI DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. ENGİN UĞUR 1 İŞLETME YÖNETİMİ FİNAL SINAVI DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. ENGİN UĞUR 1. LİDERLİK ve YÖNETİCİLİK Lider ;enerjisi, girişim yeteneği, düşünüş özgürlüğü, yaratıcılık gücü adalet duygusu, nitelikleriyle ayrıcalıklı

Detaylı

FİRMA PROFİLİ. geliştirmede yol açan güçlü bir firma olmaktır.

FİRMA PROFİLİ. geliştirmede yol açan güçlü bir firma olmaktır. FİRMA PROFİLİ 2000 yılından beri endüstriyel yapılar, eğitim, sağlık ve turizm tesisleri, açık ve kapalı spr alanları, enerji ve iletişim altyapı tesislerinin inşa işlerinde faaliyet gösteren FGC İNŞAAT,

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ...

BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ... 1-20 1.1. Temel Makro Ekonomik Göstergelere Göre Türkiye nin Mevcut Durumu ve Dünyadaki Yeri... 1 1.2. Ekonominin Artıları Eksileri; Temel

Detaylı

Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi

Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Uluslararası Rekabetçi Olmak Uluslararası rekabetçi endüstriler, rekabetçi üstünlük yaratmak ve sürdürülebilir kılmak için firmalarının yeterli

Detaylı

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Brezilya: Ülkeler arası gelir grubu sınıflandırmasına göre yüksek orta gelir grubunda yer almaktadır. 1960 ve 1970 lerdeki korumacı

Detaylı

Finansal Yatırım ve Portföy Yönetimi. Ders 5

Finansal Yatırım ve Portföy Yönetimi. Ders 5 Finansal Yatırım ve Portföy Yönetimi Ders 5 FİNANSIN TEMEL SORULARI: Riski nasıl tanımlarız ve ölçeriz? Farklı finansal ürünlerin riskleri birbirleri ile nasıl alakalıdır? Riski nasıl fiyatlarız? RİSK

Detaylı

Dış Ticaret Politikası. Temel İki Politika. Dış Ticaret Politikası Araçları Korumacılık / İthal İkameciliği

Dış Ticaret Politikası. Temel İki Politika. Dış Ticaret Politikası Araçları Korumacılık / İthal İkameciliği Dış Ticaret Politikası Temel İki Politika Korumacılık / İthal İkameciliği Genel olarak yurt dışından ithal edilen nihai tüketim mallarının yurt içinde üretilmesini; böylece dışa bağımlılığın azaltılmasını

Detaylı

Bölüm 3. Dış Çevre Analizi

Bölüm 3. Dış Çevre Analizi Bölüm 3 Dış Çevre Analizi 1 2 Çevre Analizi Ç E V R E A N A L İ Z İ D I Ş Ç E V R E İ Ç Ç E V R E Genel / Uzak Dış Çevre Analizi Sektör / Yakın Dış Çevre Analizi İşletme İçi Çevre Analizi Politik Uluslararası

Detaylı

MÜDEK Değerlendirme Ölçütleri

MÜDEK Değerlendirme Ölçütleri MÜDEK Değerlendirme Ölçütleri 10 Mayıs 2014 Mövenpick Htel, Ankara MÜDEK Mühendislik Lisans Prgramları Değerlendirme Ölçütleri (Sürüm 2.0) 1. Öğrenciler 2. Prgram Eğitim Amaçları 3. Prgram Çıktıları 4.

Detaylı

Muhasebe ve Finans Yönetimi Eğitimleri

Muhasebe ve Finans Yönetimi Eğitimleri Muhasebe ve Finans Yönetimi Eğitimleri İşletmelerde Bütçe Sistemleri ve Bütçe Yönetimi Eğitimi Mali Tabllar Analizi Eğitimi Uluslararası Muhasebe Standartları ve Finansal Raprlama Sistemleri Maliyet Muhasebesi

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Giriş... 1 1. Makroekonomi Kuramı... 1 2. Makroekonomi Politikası... 2 2.1. Makroekonomi Politikasının Amaçları... 2 2.1.1. Yüksek Üretim ve Çalışma Düzeyi...

Detaylı

Değerlendirme erlendirme Süreci: S

Değerlendirme erlendirme Süreci: S Değerlendirme erlendirme Süreci: S Öğrenci Değerlendirici erlendirici Bilgileri MÜDEK 222 Kasım 2014, MÜDEK M Ofisi, İstanbul Sunum İçeriği Öğrenci Değerlendiricilerin Yükümlülükleri Değerlendirme Süreci

Detaylı

FİNANSAL KURUMLAR PARA PİYASASI KURUMLARI

FİNANSAL KURUMLAR PARA PİYASASI KURUMLARI FİNANSAL KURUMLAR PARA PİYASASI KURUMLARI Bankalar Merkez Bankaları Ticaret Bankaları Yatırım Bankaları Kalkınma Bankaları Katılım Bankaları Eximbank BDDK Uluslararası Bankacılık BANKALAR Finansal Aracılık

Detaylı

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ 13 1.1.Türkiye Ekonomisine Tarihsel Bakış Açısı ve Nedenleri 14 1.2.Tarım Devriminden Sanayi Devrimine

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

MALİYE POLİTİKASI II

MALİYE POLİTİKASI II DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. MALİYE POLİTİKASI II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

İMALAT SANAYİİNDE KAPASİTE KULLANIM DURUM RAPORU 2018/III

İMALAT SANAYİİNDE KAPASİTE KULLANIM DURUM RAPORU 2018/III İMALAT SANAYİİNDE KAPASİTE KULLANIM DURUM RAPORU 2018/III Ekim 2018 AÇIKLAMA Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak; 1980 yılından bu yana «İmalat Sanayiinde Kapasite Kullanım Durumu» çalışmasını yürütüyoruz.

Detaylı

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR...

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR... İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR... 1 1.1. EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER... 3 1.1.1. Romalıların Ekonomik Düşünceleri... 3 1.1.2. Orta Çağ da Ekonomik Düşünceler...

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Çizelge 1. Yeraltısuyu beslenim sıcaklığı ve yükseltisi tahmininde kullanılan yöntemlerin karşılaştırılması

Çizelge 1. Yeraltısuyu beslenim sıcaklığı ve yükseltisi tahmininde kullanılan yöntemlerin karşılaştırılması YERALTISUYU BESLENİM SICAKLIK VE YÜKSELTİSİNİN BELİRLENMESİ Yeraltısuyu sistemlerinde beslenim kşulları, arazi gözlemleri ile tpgrafik, jeljik, hidrjeljik, meterljik bilgilerin birleştirilmesi ile belirlenebilir.

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ I SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ Prf. Dr. Murat ERDAL İstanbul Üniversitesi 3. BASKI II Yayın N : 3165 İşletme-Eknmi Dizisi : 685 3. Baskı - Ekim 2014 - İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-194 - 0 Cpyright

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

Dış Çevre Analizi. Doç. Dr. Barış BARAZ

Dış Çevre Analizi. Doç. Dr. Barış BARAZ Dış Çevre Analizi Doç. Dr. Barış BARAZ PESTE ANALİZİ NEDİR? Ricardo Peste, 1983, Connecticut PESTE ANALİZİ Politik ve Yasal Güçler Ekonomik Güçler Sosyal, Kültürel ve Demografik Faktörler Teknolojik Güçler

Detaylı

Sanayi Devriminin Toplumsal Etkileri

Sanayi Devriminin Toplumsal Etkileri Sanayi Devriminin Toplumsal Etkileri Bilgi toplumunda aktif nüfus içinde tarım ve sanayinin payı azalmakta, hizmetler sektörünün payı artmakta ve bilgili, nitelikli insana gereksinim duyulmaktadır. 16.12.2015

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu?

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Yrd. Doç. Dr. Elif UÇKAN DAĞDEMĠR Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 1. GĠRĠġ Avrupa Birliği (AB)

Detaylı

BÖLGE VE NÜFUSUN GENEL DURUMU. Doç.Dr.Tufan BAL

BÖLGE VE NÜFUSUN GENEL DURUMU. Doç.Dr.Tufan BAL BÖLGE VE NÜFUSUN GENEL DURUMU Doç.Dr.Tufan BAL GİRİŞ Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulan, o tarihten bu güne kadar ekonomik ve sosyal yapısını değiştirme anlayışı içinde gelişmesini sürdüren ve gelişmekte

Detaylı

Dış Ticaret Politikasının Amaçları

Dış Ticaret Politikasının Amaçları Dış Ticaret Politikasının Amaçları Dış Ödeme Dengesizliklerinin Giderilmesi Bir ülkede fazla olan döviz talebinin azaltılması için kullanılabilir. Dış rekabetten korunma Uluslararası rekabete dayanacak

Detaylı

8. BÖLÜM STAGFLASYONLA MÜCADELEDE MALİYE POLİTİKASI. Dr. Süleyman BOLAT

8. BÖLÜM STAGFLASYONLA MÜCADELEDE MALİYE POLİTİKASI. Dr. Süleyman BOLAT 8. BÖLÜM STAGFLASYONLA MÜCADELEDE MALİYE POLİTİKASI 1 STAGFLASYON Stagflasyon: Üretimde görülen durgunluk ve fiyatlarda yaşanan artışın bir araya gelmesidir. - Durgunluk içinde enflasyon: Reel ekonomik

Detaylı

IIRC HAKKINDA. www.theiirc.org Uluslararası <ER> Çerçevesi 1

IIRC HAKKINDA. www.theiirc.org Uluslararası <ER> Çerçevesi 1 IIRC HAKKINDA Internatinal Integrated Reprting Cuncil (Uluslararası Entegre Raprlama Knseyi - IIRC), düzenleyici kurumlar, yatırımcılar, şirketler, standart belirleme triteleri, muhasebe uzmanları ve STK'lar

Detaylı

DAVRANIŞ KURALLARI VE ETİK DEĞERLER Tekel Karşıtı ve Rekabet İlkeleri

DAVRANIŞ KURALLARI VE ETİK DEĞERLER Tekel Karşıtı ve Rekabet İlkeleri DAVRANIŞ KURALLARI VE ETİK DEĞERLER Tekel Karşıtı ve Rekabet İlkeleri MAGNA INTERNATIONAL INC. Tekel Karşıtı ve Rekabet İlkeleri Magna, aktif ancak adil bir rekabet içindedir ve serbest ve adil rekabeti

Detaylı

T.C. Kalkınma Bakanlığı

T.C. Kalkınma Bakanlığı T.C. Kalkınma Bakanlığı 2023 Vizyonu Çerçevesinde Türkiye Tarım Politikalarının Geleceği- Turkey s Agricultural Policies at a Crossroads with respect to 2023 Vision 2023 Vision, Economic Growth and Agricultural

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı

Rapor N o : SYMM 116 /1552-117

Rapor N o : SYMM 116 /1552-117 Rapor N o : SYMM 116 /1552-117 BÜYÜME AMAÇLI ULUSLAR ARASI KARMA EMEKLİLİK YATIRIM FONU NUN YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN 30.06.2009 TARİHİ İTİBARİYLE BİTEN HESAP DÖNEMİME

Detaylı