Demans ve depresyon, klinik görünümlerinde



Benzer belgeler
Depresyon ve demans yaþlý populasyonda en

Demans, entellektüel yetilerde bozulma ile

Yineleyici ve Tek Dönem Major Depresif Bozukluðu Olan Hastalarýn Kiþilik ve Affektif Mizaç Özellikleri

Dünyada ortalama yaþam süresinde beklenen

Depresyonda taný ve ayýrýcý taný sorununu ele. Depresyonda Taný ve Ayýrýcý Taný. Özet. Bunun yanýsýra aþaðýdaki belirtilerden en az 5 i bulunmalýdýr.

Depresyon, Pratisyen Hekimler ve Depresyon Eðitimi

Major depresif bozukluk tam olarak iyileþebildiði

Manyetik Rezonans ve Bilgisayarlý Tomografi Öncesi Hastalarda Anksiyete ve Depresyon

Anksiyete Bozukluðu ve Depresyonun Tanýsal Ýliþkileri

Cornell Demansta Depresyon Ölçeðinin Türk Demans Hastalarýnda Geçerlik ve Güvenilirliði

Psikiyatrik bozukluklarýn kaynaðý tartýþýlýrken

Obsesif kompulsif bozukluk, obsesyonlarýn ve /

Þizofreni özellikle düþünce, algý ve duygulaným

Sosyal anksiyete bozukluðu, ilk kez 1966'da Marks

17a EK 17-A ÖYKÜ KONTROL LÝSTESÝ. ² Rahim Ýçi Araçlar - Ek 17-A²

Hafif Kognitif Bozukluðu Olan Hastalarda Bellek Ýþlevlerinin Nöropsikolojik Deðerlendirmesi *

Bir Psikiyatri Kliniðinde Yatarak Tedavi Gören Geç Baþlangýçlý Þizofreni Hastalarýnýn Klinik ve Sosyodemografik Özellikleri

Depresyon; emosyonel alanda; disfori, anhedoni,

Subklinik Hipotiroidili Hastalarda Tiroid Replasman Tedavisinin Anksiyete ve Depresyon Düzeylerine Etkisi

Yaþlýda depresyonun prevalansý, psikopatolojisi, etiyolojisi

YENÝ YAYINLARDAN ÖZETLER

DSM-II'de kronik depresyonlar kiþilik bozukluklarý. Distimik Bozukluk. Özet

Alzheimer Hastalýðýnda Donepezil Hidroklorür Etkinliðinin Kantitatif EEG ile Deðerlendirilmesi

1960'lardan Günümüze Depresyonun Epidemiyolojisi, Tarihsel Bir Bakýþ

Þizofreni: Klinik Özellikler, Taný, Ayýrýcý Taný

Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisinde Demans

Yeme Bozukluklarýnda Beyin Görüntüleme Yöntemleri

Bipolar Bozukluk Baþlangýç Yaþýnýn Klinik ve Gidiþ Özellikleriyle Ýliþkisi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Sosyal Kaygý Bozukluðu ile Panik Bozukluðu Olgularýnýn Demografik ve Bazý Klinik Özellikler Açýsýndan Karþýlaþtýrýlmasý

Depresyon alt tiplemesinde en çok kabul edilen

SAYI / İSTANBUL DARÜLACEZE MÜDÜRLÜĞÜ 2

Psikiyatrik literatürde 1800'lerden beri görünmekte

Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu (DEHB)

Demans hastalýðýna baðlý biliþsel veya

Psikiyatrik Bozukluklara Baðlý Engellilik Hali; Üniversite Hastanesi Deneyimi. Disabilites Due to Psychiatric Disorders: Sample Of University Hospital


ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu Tanýsý Alan Çocuklarýn Ebeveynlerinde Kiþilik Bozukluklarý

Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri

Açıklama Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Huzurevindeki Yaþlýlarda Depresyon Sýklýðý ve Ýliþkili Risk Etmenleri

Aðrý tanýsý klinik olarak, DITI ile konulabilir

Alzheimer Hastalarý. P r o f. D r. Ý s m a i l T u f a n

Karma Anksiyete ve Depresyon Bozukluðu

Sosyal Fobi. Özet. Taný ve Sýnýflandýrma

Bipolar bozuklukta bilişsel işlevler. Deniz Ceylan 22. KES Psikiyatride Güncel Oturumu Nisan 2017

Çocukluk çaðý baþ aðrýlarýnýn prospektif deðerlendirilmesi

Madde Kullanma Eðilimi Ölçeðinin Geçerlik ve Güvenilirliði

Depresyon Tanýsý Almýþ Hastalarda Ölüm Kaygýsýnýn Araþtýrýlmasý

Demans bir çok biliþsel defektin bir arada bulunmasýna. Demans ve Komorbid Durumlar. Özet

Psikiyatrik Bozukluklarda Uyku Çalýþmalarý

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Psikoloji (ÖSYM Burslu) Maltepe Üniversitesi 2005 Yükseklisans Psikoloji-Klinik Psikoloji (Burslu)

Sýnýrda Kiþilik Bozukluðu Aslýnda Bir Bipolar Spektrum Bozukluðu mudur?

Yeme Bozukluðu ve Bipolar Bozukluk Birlikteliði

Batman'da Çocuk Psikiyatrisi Polikliniðine Baþvuran Hastalarda Belirti ve Taný Daðýlýmlarý

Çok Geç Baþlangýçlý Bir Þizofreni Olgusunun Beþ Yýllýk Ýzlemi

Hemodiyaliz ve Periton Diyalizi Uygulanan Hastalarda Psikiyatrik Bozukluklar, Algýlanan Sosyal Destek ve Yaþam Kalitesi Düzeylerinin Karþýlaþtýrýlmasý

HIV Enfeksiyonu ve AIDS'in Psikiyatrik Yönleri

Somatizasyon iyi tanýmlanmýþ bir taný sýnýfý ya da

Alzheimer hastalýðý (AD) demansif hastalýklar

Yüzyýlýn baþlarýnda E. Bleuler ve Kraepelin

Rapor edilen iðne batma yaralanmalarýnýn %56 sý güvenlikli ürünler kullanýlarak önlenebilir den fazla patojen bulaþabilir.

Psikiyatri Polikliniðine Baþvuran Bir Grup Yaþlýda Huzurevi ya da Aile ile Kalmanýn Depresyon ve Anksiyete Düzeyine Etkisi

Erciyes Üniversitesi Öðrencilerinde Sigara Ýçme Durumunun Yýllarý Arasýndaki Deðiþimi

Paradoksal Disfaji Ardýndaki Geriyatrik Depresyon: Bir Olgu

Aurasýz migren ile epizodik gerilim tipi baþaðrýsý: Psikiyatrik morbidite ve ayýrt edici diðer özelliklerin araþtýrýlmasý

DEHB Tanýlý Çocuklarýn Ebeveynlerinde DEHB Oraný

Psikiyatri Hastalarýnda Týp Dýþý Çare Arama Davranýþý: Türkiye'de ve Almanya'da Yaþayan Türkler Arasýnda Karþýlaþtýrmalý Bir Ön Çalýþma

KONUÞMACI SUNUMLARI. Epilepsi 2008;14(1): 17-51

Ýnme Sonrasý Depresyon

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

Cinsel yanýtlarýn fizyolojik bir döngüsü vardýr. Bu. Erkek Cinsel Ýþlev Bozukluklarý. Özet

Motorlu Araç Kazasý Geçiren Kiþilerde Akut Stres Bozukluðu Semptomlarýnýn Deðerlendirilmesi #

Sýnav Kaygýsý ve Ýliþkili Psikiyatrik Belirtiler

Bedensel hastalýðý olanlarda depresyon morbidite

Psikotik depresyon, DSM-IV'de Major Depresif


Meme Kanserinin Ruhsal ve Sosyal Etkileri Üzerine Bir Çalýþma

Duygudurum Bozukluðunun Eþlik Ettiði Bir Nörobehçet Olgusu

Akut ve Geçici Psikotik Bozukluk Ýzleminde Taný Stabilitesi: Bir Ön Çalýþma

Þizofrenide Gözlenen Biliþsel Bozukluklar ve Deðerlendirilmesi: Bir Gözden Geçirme

Cinsel Ýþlev Bozukluklarýnda Ýlk Basamak Deðerlendirme ve Ayýrýcý Taný

Uzman Psikolog T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi, Beyin Dinamiği, Kognisyon ve Karmaşık Sistemler Araştırma Merkezi

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık

Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi,

Yatan hastalarýn anksiyete ve depresyon düzeyleri ve iliþkili faktörlerin incelenmesi

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

Demans kabaca, günlük etkinliklerde iþlevsel

Yatarak Tedavi Görmüş Geriyatrik Unipolar Depresyon ve Bipolar Bozukluk Hastaların Klinik ve Sosyodemografik Özelliklerinin Karşılaştırılması

Obsesif kompulsif bozuklukta sosyodemografik verilerin tedaviye direnç açýsýndan karþýlaþtýrýlmasý

TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu

Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet

TEST. 8 Ünite Sonu Testi m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 K 25 6 L 30 5 M 20 7

Çeþitli organ ve sistemleri tutan týbbi hastalýklarýn

Transkript:

Depresyon - Demans Ayýrýcý Tanýsý Dr. E. Yusuf SÝVRÝOÐLU*, Prof. Dr. Selçuk KIRLI* Demans ve depresyon, klinik görünümlerinde biliþsel kaybýn ortak özellik olarak yer aldýðý iki klinik tablodur. Her iki durum da özellikle yaþlýlarda sýk görülen psikopatolojiler içindedir. DSM-IV ve ICD-10 gibi taný setlerinde farklý kategorilerde ele alýnmalarýna karþýn, klinik uygulamada sýkça birlikte görüldükleri, bazen birbirlerini zamansal olarak izledikleri, bazen de birbirlerinin yerine yanlýþ taný aldýklarý bilinmektedir. Klasik taný kriterlerine göre ayýrýmlarý çok kolay gibi görünse de, özellikle depresyonun yaþlý toplumda farklý özelliklerle kendini gösterdiði, tanýsýnýn genç hastalara oranla daha zor olduðu göz önüne alýnýrsa, ayýrýcý tanýdaki güçlükler daha net bir biçimde ortaya çýkar. Bu iki klinik durumun ayýrýcý tanýsý yönünde yapýlan çalýþmalar ve ortaya konulan teorilere bakýldýðýnda, kavramlarýn zaman içinde deðiþtiði görülür. Özellikle son yýllarda geriyatrik psikiyatrideki geliþmeler, demans tablosunun daha ayrýntýlý tanýmlanmasý yolundaki çalýþmalar sayesinde, hem demans hem de depresyondaki biliþsel yýkým ile ilgili farklý kavramlar ortaya çýkmýþtýr. Psödodemans terimi ilk kez Wernicke tarafýndan demansa benzer bir klinik görünüm yarattýðý halde, * Uludað Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, BURSA aslýnda demans olmayan baþka psikiyatrik bozukluklarý tanýmlamak amacýyla kullanýlmýþ, sonralarý bu klinik durum, depresyonla daha fazla iliþkili gibi görünmesi sonucu, depresif psödodemans adýný almýþtýr. Zamanla bu terimin kullanýmýna karþý çýkan araþtýrmalar yayýnlanmýþ, ayýrýmýn aslýnda bu denli net olmadýðý, klinik birlikteliklerin olduðu ve ardýþýk gidiþin görüldüðü saptanmýþtýr. "Vesanic demans" terimi yine ayný tabloyu tanýmlamak amacýyla kullanýlmýþ (Bulbena ve Berrios 1996) fakat psödodemans terimi daha fazla yer bulmuþtur. Ayýrýcý Tanýda Klinik Özellikler Klinik belirtiler depresyon-demans ayýrýmýnda yardýmcý olabilir. Depresif hastalarda aile öyküsünde affektif bozuklukla ilgili yüklülük saptanabilir. Ayrýca bu hastalardaki süregen disforik duygudurumun varlýðý da ayýrýcý tanýda yardýmcýdýr (Rabins ve ark. 1984). Bulgularýn ortaya çýkýþýna neden olan bir ailesel sorun, depresyon açýsýndan anlam taþýyan bir yaþam deðiþikliði saptanabilir. Semptomlarýn ortaya çýkýþ zamaný daha kesin olarak belirlenebilir ve semptom ortaya çýkýþý ile baþvuru arasýndaki süre genellikle daha kýsadýr (Wells 1979). Depresyona baðlý biliþsel bozukluk genellikle hasta tarafýndan bir yakýnma olarak getirilir. Demansta bu tür bir yakýnma erken evreler dýþýnda genellikle hasta tarafýndan ifade edilmez. 37

SÝVRÝOÐLU EY, KIRLI S. Tablo 1. Demans ve psödodemans arasýndaki bazý klinik farklar (Bouchard ve Rossor 1996) Klinik görünüm Psödodemans Demans Baþlangýç biçimi Hýzlý ve davranýþ deðiþikliði ile giden Sinsi ve aylar içinde ilerleyen Duygudurum Apatik veya depresif Dalgalanan, bazen apatik, bazen normal veya irritabl Entelektüel iþlevler Yakýnmasý fazladýr, testleri yapamamaktan Nöropsikolojik testlerde objektif yakýnýr ama objektif testlerde deðildir, hastalar yetersizlik veya sonuçlar iyidir hatalarýný rasyonalize ederler Benlik algýsý Zayýf Normal Durumuyla baðlantýlý bulgular Anksiyete, insomni, anoreksi Nadir: bazen insomni Süre Deðiþken, semptomlar spontan olarak Semptomlar aylar veya yýllar içinde veya tedaviyle kaybolabilir yavaþ ilerler Baþvuru nedeni Kendileri baþvurur, demans konusunda Hasta, bellek, kiþilik veya davranýþ endiþelidir, demans hakkýnda deðiþikliklerini fark eden hasta bilgi almýþlardýr yakýnlarý tarafýndan getirilir Öykü Psikiyatrik öykü ve/veya ailesel/kiþisel sorunlar Ailede demans öyküsü nadir deðildir Psikiyatrik görüþme sýrasýnda, yanýt bulmada güçlük biliþsel kayba baðlýdýr. Bu durum genellikle depresyondaki kiþilerde, fark edilir sýkýntý ve anksiyeteye neden olmaz. Sýklýkla "Bilmiyorum" yanýtý alýnýr. Demans hastalarý ise genellikle biliþsel kayýplarýyla "boðuþurlar", konfabule ederler veya perseveratif yanýtlar verirler. Biliþsel bozulmanýn tutarlýlýðý da önemli bir ip ucu verir. Tekrarlanan klinik görüþmelerde hep ayný düzeyde biliþsel kaybýn saptanmasý daha çok demans lehinedir. Depresyonda genellikle farklý düzeylerde biliþsel kayýp saptanýr. Biliþsel iþlevin özellikle sabahlarý daha bozuk olmasý depresyon lehine bir bulgudur. Akþama doðru, uyaran azalmasýnýn da etkisiyle görülen biliþsel bozukluk ise demansý düþündürür. Demansta bellek kusuru daha çok yakýn geçmiþ ile ilgili olmasýna karþýn depresyonda hem yakýn hem de uzak geçmiþle ilgili tutarsýz kayýp saptanýr. Ayrýca depresif hastalardaki bellek kusuru daha çok dikkatin yoðunlaþtýrýlmasý ve sürdürülmesindeki bozuklukla ortaya çýkar. Ýleri derecede psikomotor retardasyon söz konusu deðilse, hastanýn zorlamayla dikkatini toplayabildiði ve biliþsel kayýpta bir miktar düzelme olduðu saptanýr. Depresyonda duygudurum genellikle depresif veya anksiyözdür. Demansta ise dalgalanan belirtiler görülür. Orta-ileri dönem demanslarda apati belirginleþebilir. Depresyondaki biliþsel gerileme genellikle hýzlýdýr, belirgin affektif semptomlarýn eþlik ettiði görülür. Psikotik özellikte depresyonlarda görülen hezeyanlar ile demansiyel süreçte ortaya çýkan düþünce bozukluklarý karýþtýrýlabilir. Depresyondaki hezeyanlarýn duygudurumla uyumlu temalar içermeleri, demansta ise her tür düþünce bozukluðunun bulunmasý, daha baskýn olarak da paranoid içerikli hezeyanlarýn görülmesi ayýrýcý tanýda yardýmcý olabilir. Depresyonda günlük yaþam aktivitelerindeki kayýp, genellikle biliþsel bozuklukla uyum göstermez. Beklenenden çok daha iyi performansa sahip olduklarý saptanýr. Demansta ise biliþsel bozukluk düzeyi ile uyumlu ve biliþsel bozulmayla paralel ilerleyen bir aktivite kaybý gözlenir. Demans ve depresyon arasýndaki bazý klinik farklar Tablo 1 de özetlenmiþtir. Ayýrýcý Tanýda Biliþsel Deðerlendirme Demansýn ilerlemesiyle biliþsel bozukluktaki artýþ sayesinde depresyon ve demans arasýndaki ayýrýmý yapmak daha kolay hale gelmektedir. Ancak bu iki 38

DEPRESYON - DEMANS AYIRICI TANISI klinik durumun erken evrelerinde biliþsel bozukluklar birbirine çok benzer ve ayýrým yapmak son derece zordur. Tedaviye alýnan yanýttan yola çýkarak ayýrým yapmak olasýdýr fakat yanýtý deðerlendirmek için gerekli süre kimi kez oldukça uzundur ve olasý bir demansýn atlanmasý durumunda erken giriþim þansý kaybedilmiþ olur. Ayrýntýlý biliþsel testler, bu güne dek ayrýmda kullanýlan kriterlerin bazý durumlarda yetersiz kaldýðýný göstermiþtir. Örneðin; "Bilmiyorum" yanýtýnýn demansta da depresyonda olduðu kadar sýk verildiði bildirilmiþtir (Young ve ark. 1985). King ve arkadaþlarý yaptýðý bir çalýþma, depresyonda görülen biliþsel deðiþikliklerin, subkortikal demanslardakine benzer yönleri olduðunu ortaya koymuþtur (King ve Caine 1990). Biliþsel test çalýþmalarýnda genellikle bellek üzerinde durulmuþsa da, farklý biliþsel parametreler üzerinde duran çalýþmalar da yapýlmýþtýr. Orta derecede demansý olan olgularla depresyonlu olgularýn karþýlaþtýrýldýðý bir çalýþmada, depresiflerin bellek testlerinde daha az rastgele deðiþim gösteren yanýtlar verdikleri ve yanlýþ pozitif yanýtlarýnýn daha az olduðu saptanmýþtýr (Whitehead 1973). Benzer bir çalýþmada, tanýyarak hatýrlamaya dayalý bellek testlerinde doðru yanýt oranýnýn depresif hastalarda normal kontrollerle ayný düzeyde olduðu, demanslý hastalara oranla ise anlamlý derecede daha yüksek olduðu saptanmýþtýr (Miller ve Lewis 1977). Ayrýca ilerleyici demansý olan hastalarýn, depresyon hastalarýna oranla epizodik ve semantik bellek testlerinde daha kötü sonuçlar aldýklarý da bildirilmiþtir (Niederehe 1986). Depresyonu olan hastalarla normal kiþilerin aslýnda ayný hýzda unuttuklarý, fakat Alzheimer tipi demansý (ATD) olanlarda unutmanýn daha hýzlý gerçekleþtiði de bildirilmiþtir (Hart ve ark. 1987). ATD ve depresyon ayýrýmýnda hangi biliþsel alanlardaki bozukluklarýn prediktif özelliði olduðunun araþtýrýldýðý bir çalýþmada, ATD olanlarda zaman yönelimi (Temporal Orientation Test), görsel yapýlandýrma testleri (WAIS-R Block Design subtest) ve görsel bellek (Visual Retention Test) testlerinde bozukluk olduðu, depresyonu olan hastalarda ise bu testlerde bozulma saptanmadýðý bildirilmiþtir (Jones ve ark. 1992). Crowe ve arkadaþlarý (1997), ATD olanlarda lisan, gnozis ve praksi testlerinde belirgin bozukluk olduðu halde, depresyonu olan hastalarda bu testlerde bozukluk saptamamýþlardýr. Ayýrýcý Tanýda Radyolojik Görüntüleme Depresyon ve demansýn ayýrýcý tanýsýnda çeþitli görüntüleme yöntemleri kullanýlabilir. Özellikle yapýsal anormalliðin eþlik ettiði vasküler demans gibi demanslarda bilgisayarlý tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yöntemleri ayýrýcý tanýda deðerlidir. ATD dýþýndaki demans nedenleriyle depresyonun ayýrýcý tanýsý göreceli olarak daha kolaydýr. Bu hastalýklarýn kendine özgü nöroradyolojik görüntüleri ayýrýcý tanýyý daha olasý kýlar. Bu nedenle daha çok ATD ile depresyonun ayýrýcý tanýsý üzerinde durulmuþtur. O Brien ve arkadaþlarý (1994), ATD de MRG ile saptanan temporal lob atrofisinin, depresyonla ayýrýcý tanýda önemli bir yeri olduðunu öne sürmüþlerdir. Ayný yazarlar benzer bir çalýþmada ATD de daha belirgin olan temporal lob atrofisinin yaný sýra, derin beyaz cevher lezyonlarýnýn depresyonu olan hastalarda; periventriküler lezyonlarýn ise ATD olanlarda anlamlý biçimde fazla olduðunu saptamýþlardýr (O Brien ve ark. 1997). Geç baþlangýçlý depresyon hastalarýyla ATD hastalarý karþýlaþtýrýldýðýnda, her iki grupta da MRG ile genel bir atrofinin saptandýðý fakat bu atrofik deðiþiklik paterninin ATD hastalarýnda depresyona oranla belirgin biçimde farklý olduðu bildirilmiþtir (Pantel ve ark. 1997). Tek foton emisyon tomografisi (SPECT) ile yapýlan çalýþmalar, bu yöntemin demans ile depresyonun ayýrýcý tanýsýnda tek baþýna yeterli olmadýðýný göstermektedir. Her demans tipinin beyin perfüzyon özelliði az çok saptanmýþsa da, özellikle geç baþlangýçlý depresyonda görülen deðiþikliklerin çoðu kez demansý taklit edebileceði görülmüþtür (Curran ve ark. 1993). Geç baþlangýçlý depresyonda, erken baþlangýçlý depresyona oranla temporal perfüzyonda belirgin azalma olduðu gösterilmiþtir. ATD de ise temporopariyetal perfüzyondaki azalmanýn her iki tür depresyona oranla daha fazla olduðu bildirilmiþtir. ATD ile erken baþlangýçlý depresyon arasýndaki temporopariyetal perfüzyon farkýnýn, ATD ile geç baþlangýçlý depresyon arasýndaki farktan daha fazla olduðu da vurgulanmýþtýr (Ebmeier ve ark. 1998). 39

SÝVRÝOÐLU EY, KIRLI S. Ayýrýcý Tanýda Nörofizyolojik Yöntemler EEG nin ayýrýcý tanýda yararlý olduðuna dair çalýþmalar vardýr. Depresyon ve demans arasýndaki uyanýklýk EEG lerinin farklýlýðýnýn yaný sýra, polisomnografik EEG çalýþmalarýyla ortaya konulan farklýlýklar da saptanmýþtýr. Depresyonda görülen uyku deðiþiklikleri bilinmektedir. Uyku yeterince efektif deðildir, gece uyanmalarý fazladýr ve uykunun 2. evresi kýsalmýþtýr. ATD de ise uyku daha az etkilenmiþtir. Geç baþlangýçlý depresyonda REM latansýnda kýsalma, REM yoðunluðunda artýþ ve uyku baþlangýcýndaki REM periyodlarýnda artýþ olduðu saptanmýþ, ATD hastalarýnda ise REM yoðunluðunun azaldýðý görülmüþtür (Dykierek ve ark. 1998). Bazý çalýþmalarda buna ek olarak ATD hastalarýnda REM uykusunun belirgin olarak azaldýðý, özellikle ilk REM periyodu yoðunluðunun azaldýðý saptanmýþ ve bu parametrelerin ayýrýcý tanýda yararlý olabileceði öne sürülmüþtür (Bahro ve ark. 1993). Ayýrýcý tanýda uyarýlmýþ potansiyellerin yeri konusunda çeþitli çalýþmalar vardýr fakat sonuçlar daha çok yýkým görülen biliþsel alanla baðlantýlý olarak deðiþmektedir. Bu konuda daha kesin ve tutarlý verilere gereksinim vardýr. Sonuç Yukarýda aktarmaya çalýþtýðýmýz tüm bilgiler, depresyon ve demansý ayrý birer klinik durum olarak kabul edip, ayýrýcý tanýya yardýmcý olmayý hedefler. Halbuki günlük klinik uygulamada depresyon ve demans iç içe bulunan tablolardýr. Yaþlýlarda DSM-IV veya ICD-10 kriterlerine göre tanýmlanan major depresyon çok nadiren tek baþýna, "temiz" bir klinik durum olarak görülür. Semptomatoloji genellikle yaþa baðlý sosyal, psikolojik ve biyolojik faktörlerle kontamine olur. Yaþa baðlý olarak geliþen ve bugün Mild Cognitive Impairment (MCI) olarak adlandýrýlan durum da göz önüne alýnýrsa aslýnda uðraþýlan konunun ne kadar karmaþýk yapýya sahip olduðu anlaþýlýr. Alexopoulos (1993) biliþsel yýkýmý olmayan normal yaþlýlarda 1 yýl içinde demans geliþme olasýlýðýnýn %4 oranýnda olduðunu bildirmiþtir. Ancak depresyona baðlý geri dönüþlü demans tanýsý alan hastalarda demans geliþme oraný %43, sadece depresyonu olanlarda ise %12 olarak bulunmuþtur. Bu durum, psödodemans tanýsý alanlarda depresyon geliþme riskinin oldukça yüksek olduðunu gösterir. Yine bu bilgiyle baðlantýlý olarak, depresyon tedavisi almýþ olan bazý hastalarda tedavi sonrasýnda da biliþsel kayýplarýn kýsmen sürdüðü bildirilmiþtir. Uzun dönem izlem çalýþmalarý, psödodemans tanýsý alan hastalardaki kalýcý demans geliþimini, izlem süresinin uzunluðuna göre %9-25 olarak bildirmektedir (Kral ve Emery 1989). Söz konusu klinik durum saf bir depresyon mudur? Yoksa yaþa baðlý biliþsel gerilemeyle kontamine olmuþ baþka bir tablo mu söz konusudur? Erken dönemde ve depresif bulgularý da içeren bir demans tablosu mu geliþmektedir? Aslýnda saptanan durum, demans tablosu ve komorbid depresyon mudur? Yoksa sadece demansýn yarattýðý biyolojik hasar sonucu görülür hale gelen depresif semptomlar ve bunlarýn biliþsel etkileri midir? Bu sorulara henüz yanýt verilmemiþtir. Ayrýca depresyon ve demansýn etyopatogenezinin henüz çok açýk olmadýðýnýn unutulmamasý gerekir. Normal biliþsel yetilerin yaþla deðiþimi ise üzerinde hala çalýþýlan, oldukça yol kat edilmiþ fakat soru iþaretleri bol olan ayrý bir konudur. Ýki klinik durumun birbiriyle iliþkileri bu kadar karýþýk olunca, ister istemez ayýrýcý tanýya ulaþmak da zorlaþmaktadýr. Ayýrýcý tanýda tek bir yöntem kullanarak doðru sonuca ulaþmak mümkün görünmemektedir. Yukarýda sözü edilen yöntemlerin birlikte kullanýlmasý ve kesitsel taný yerine, yeterli süre izlem ile tanýnýn netleþtirilmesi kanýmýzca en uygun seçenektir. Alexopoulos GS (1993) The course of geriatric depression with reversible dementia; a controlled study. Am J Psychiatry, 150(11):1993-1699. Bahro M, Riemann D, Stadtmuller G ve ark. (1993) REM sleep parameters in the discrimination of probable ATD s disease from old-age depression. Biol Psychiatry, 34(7):482-486. KAYNAKLAR Bouchard RW, Rossor MN (1996) Typical clinical features. Clinical diagnosis and management of ATD s disease, S Gauthier (Ed), London, Martin Dunitz, s.35-50. Bulbena A, Berrios G (1996) Pseudodementia: facts and figures. Br J Psychiatry, 148:87-94. 40

DEPRESYON - DEMANS AYIRICI TANISI Crowe SF, Dingjan P, Helme R (1997) The neurocognitive basis of word finding difficulty in ATD s disease. Australian Psychologist, 32:114-119. Curran SM, Murray CM, Van Beck M (1993) A single photon emission tomography of regional brain function in elderly patients with major depression and with ATD type dementia. Br J Psychiatry, 163:155-165. Dykierek P, Stadtmuller G, Schramm P ve ark. (1998) The value of REM sleep parameters in differentiating ATD s disease from old-age depression and normal aging. J Psychiatr Res, 32(1):1-9. Ebmeier KP, Glabus MF, Prentice N ve ark. (1998) A voxel-based analysis of cerebral brain perfusion in dementia and depression of old age. Neuroimage, 7(3):199-208. Hart RP, Kwentus JA, Taylor JR ve ark. (1987) Rate of forgetting in dementia and depression. J Consult Clin Psychol, 55: 101-105. Jones RD, Tranel D, Benton A ve ark. (1992) Differentiating dementia from "pseudodementia" early in the clinical course: utility of neuropsychological tests. Neuropsychology, 6:13-21. King, DA, Caine ED (1990) Depression. Subcortical Dementia, JL Cummings (Ed), New York, Oxford University Press, s. 218-230. Kral VA, Emery OB (1989) Long-term follow-up of depressive pseudodementia of the aged. Can J Psychiatry, 149(2):445-456. Miller E, Lewis P (1977) Recognition memory in elderly patients with depression and dementia: a signal detection analysis. J Abnorm Psychol, 86:84-86. Niederehe G (1986) Depression and memory impairment in the aged. Handbook for clinical memory assessment of older adults. L Poon (Ed), Washington DC, American Psychological Association, s. 226-237. O Brien JT, Desmond P, Ames D ve ark. (1994) The differentiation of depression from dementia by temporal lobe magnetic resonance imaging. Psychol Med, 24(3):633-640. O Brien JT, Desmond P, Ames D ve ark. (1997) A magnetic resonance imaging study of white matter lesions in depression and ATD s disease. Br J Psychiatry, 168(4):477-485. Pantel J, Schroder J, Essig M ve ark. (1997) Quantitative magnetic resonance imaging in geriatric depression and primary degenerative dementia. J Affect Disord, 42:69-83. Rabins P, Merchant A, Nestadt G (1984) Criteria for diagnosing reversible dementia caused by depression: validation by 2-year follow- up. Br J Psychiatry, 144:488-492. Wells CE (1979) Pseudodementia. Am J Psychiatry, 136:895-900. Whitehead A (1973) Verbal learning and memory in elderly depressives. Br J Psychiatry, 123:203-208. Young RC, Manley MW, Alexopoulos GS (1985) "I don t know" responses in elderly depressives and in dementia. J Am Geriatr Soc, 33:253-257. 41