Psikiyatrik Bozukluklarda Uyku Çalýþmalarý
|
|
|
- Bora Onarıcı
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Psikiyatrik Bozukluklarda Uyku Çalýþmalarý Hamdullah AYDIN*, Fuat ÖZGEN** ÖZET Psikiyatrik bozukluklarda uyku çalýþmalarý, uykuda REM fenomenlerinin ve delta uykusunun deðiþtiðine iþaret etmektedir. REM fenomenlerindeki deðiþmeler daha çok nörokimyasal, delta uykusu ise metabolik deðiþkenlerle iliþkili gibi görünmektedir. Psikiyatrik bozukluklarda uyku örüntüsünün farklýlaþtýðý ortaya konmuþtur. Araþtýrmalar belirgin bir uyku profili gösteren depresyonda yoðunlaþmýþtýr. Depresif hastalarda taný ve tedavide uyku çalýþmalarýnýn iyi bir yol gösterici olduðu kabul edilmektedir. Günümüzde mikroanalizler ve diðer deðiþkenlerle birlikte polisomnografi bulgularý, büyük geliþmeler göstermekle birlikte, psikiyatrik tablolar arasýnda uyku çalýþmalarýnýn ayýrdedici sonuçlar ürettiðini ileri sürmek güçtür. Anahtar Sözcükler: Uyku, psikiyatrik bozukluklar. SUMMARY Sleep Studies in Psychiatric Disorders Sleep studies in psychiatric disorders have become one of the major research areas in recent years. Investigations indicate that REM and delta sleep variables show the prominent differentiations in psychiatric disorders. Changes in REM variables could be related to neurochemical changes while delta sleep changes seem to be related to metabolic variations. Although sleep pattern of psychiatric patients differ from healthy population, there is no specific pattern attibutable to a spesific psychiatric disorder except depression. At present, while there has been a considerable development in polysomnographic techniques along with * Prof. Dr., ** Doç. Dr., GATA Psikiyatri Anabilim Dalý, ANKARA microanalyses, it is not easy to conclude that sleep studies are conclusive in differentiating between psychiatric disorders yet. Key Words: Sleep, psychiatric disorders. GÝRÝÞ Uyku, merkezi sinir sisteminin aktif katýlýmý ile gerçekleþmekte, bu sýrada psikolojik ve biyolojik aktivite deðiþmektedir. Tüm bu deðiþimlerin bir önceki günle sonraki gün arasýndaki düzenlemelere hizmet ettiði düþünülmektedir. Bu nedenle, yýllardýr insanda biyolojik ve psikolojik yaþantýlarla uyku arasýnda iliþki kurulmaktadýr. Uyku, çeþitli sistemlerin senkron bir þekilde çalýþmasý sonucu ortaya çýkmakta, uyanýklýktan, önce birinci, sonra da ikinci, üçüncü ve dördüncü dönemlere girilmekte, yaklaþýk 90 dakika sonra da REM (rapid eye movement) dönemi baþlamaktadýr. Birinci ve ikinci dönemler; yüzeysel uyku, üçüncü ve dördüncü dönemler; derin (delta) uyku olarak nitelenmektedir. REM dýþýndaki dönemler non-rem (NREM) uyku olarak da adlandýrýlmaktadýr. Þekil 1'deki histogramda, saðlýklý bir bireyin kýsa sürede uykuya daldýðý, ilk saatlerde delta uykusunun daha fazla olduðu, REM döneminin de yaklaþýk 90 dakikada ortaya çýktýðý dikkati çekmektedir. Temel olarak NREM uykusunun biyolojik, REM uykunun ise psikolojik düzenlemelere hizmet ettiði düþünülmektedir. Özellikle ayrý ayrý gecelerde delta 89
2 AYDIN H, ÖZGEN F. Dönem Saat Þekil 1. Saðlýklý, bir genç eriþkinin uyku histogramý (GATA Uyku Laboratuvarý arþivinden) uykusu ve REM'in seçici olarak ortadan kaldýrýlmasýyla (deprivasyon) sonraki gün hissedilen yorgunluk, yoðunlaþma güçlüðü, algý ve bellekte giderek belirginleþen deðiþmeler, gerginlik, irritabilite gibi belirtiler uykunun iþlevi konusunda bilgi vermektedir. Deprivasyon çalýþmalarý, bir baþka noktayý da göstermiþtir: Delta ya da REM deprivasyonundan sonraki gecede, neredeyse önceki gecenin eksiðini gidermeye çalýþýrcasýna bu uyku dönemlerinin miktarý artmaktadýr (rebound fenomeni). Uyanýklýk boyunca rafe çekirdeklerinden baþlayan serotonerjik aktivite giderek artmakta, talamus, hipotalamus ve frontobazal bölgeye yayýlmaktadýr. Özellikle posterior hipotalamusun ventrolateraline ulaþan bu aktivite, bir dizi peptid yapýda hipnojen nitelikli maddenin sentezine ve birikmesine yol açmaktadýr. Uzun süre uyanýk býrakýlan hayvanlarýn kanýnda ve BOS'unda enkefalin, β-endofrin, α- melanosit, delta oluþturan peptid (DSIF), uykuyu kolaylaþtýran madde (SPS) gibi maddeler izole edilmiþtir. Bu maddelerin baþka hayvanda kana ya da BOS'a verilmesiyle uykunun baþladýðý gözlenmiþtir. Uyku/uyanýklýk düzeni ile iliþkili bir diðer belirleyici de aydýnlýk/karanlýk deðiþmeleridir. Retinaya düþen ýþýk, retinohipotalamik yol aracýlýðýyla suprakiazmatik çekirdeklere ulaþmakta, böylece gündüz güneþ ýþýðýnýn etkisiyle uyanýklýk saðlanmaktadýr. Iþýðýn kaybolmasýyla hipotalamusta nöroendokrin düzenlemeler deðiþmekte, baþta melatonin olmak üzere hormonlar salgýlanarak ya da baskýlanarak uyku baþlatýlmaktadýr. Uyku çalýþmalarý, psikiyatri uygulamasýna son 40 yýl içinde girmiþ olup biyolojik temelli yaklaþýmlarýn birini oluþturmaktadýr. Hastalýklarýn biyolojik kökeni araþtýrýlýrken nöroendokrin, nörokimyasal araþtýrmalarla birlikte uyku çalýþmalarý da önemli ilerlemeler kaydetmiþtir. Psikiyatrik bozukluklarda en yaygýn yakýnmalardan biri uykunun nitelik ve niceliðindeki deðiþmelerdir. Yüzyýlýmýzýn ikinci yarýsýnda uyku çalýþmalarýndaki ilerlemeler sonucunda psikiyatrik bozukluklarda uyku deðiþkenleri araþtýrma konusu olmuþtur. Psikiyatrik bozukluklarla uyku örüntüsündeki deðiþmelerin eþ zamanlý oluþu, her iki durumun temelinde de nörobiyolojik patolojilerin yer aldýðýný düþündürmektedir. Bu alanda en çok çalýþma depresyon üzerinde yapýlmýþ, uyku örüntüsündeki deðiþmeler, depresyon için biyolojik göstergelerden birisi olarak dikkate alýnmýþtýr. Tanýda tablonun aðýrlýðý uyku deðiþkenleriyle iliþkili bulunmuþ, uyku çalýþmalarýyla tedavi modelinin öngörülebileceði ileri sürülmüþtür. Kognitif/davranýþcý tedavi sonuçlarý ile uyku deðiþkenleri arasýnda iliþki araþtýrýldýðýnda, uyku örüntüsü patolojileri fazla olanlarýn psikoterapötik yaklaþýmlara yanýtýnýn iyi olmadýðý dikkati çekmiþtir. Uyku patolojisi aðýr olanlarda biyolojik bozukluklarýn fazla olduðu, bunlarýn biyolojik tedavilere daha iyi yanýt verdiði sonucuna varýlmýþtýr (Thase ve ark. 1996). DEPRESYONDA UYKU ÇALIÞMALARI Depresif hastalarýn %80-85'i uykusuzluktan, %15-20'si de fazla uyumaktan yakýnmaktadýr. Uykusuzluktan yakýnanlar, uykuya dalmakta güçlük çektiklerini, gece sýk ve uzun uyanýklýklarý olduðunu, sabah erken uyandýklarýný ifade etmektedirler. 90
3 PSÝKÝYATRÝK BOZUKLUKLARDA UYKU ÇALIÞMALARI Araþtýrmalarda depresyondaki nörokimyasal, nörohormonal ve metabolik deðiþmelerin uyku örüntüsüne de yansýdýðý, bunlar arasýnda paralellik bulunduðu ileri sürülmektedir. Depresyonda uyku çalýþmalarýnýn iki temel amacý vardýr: 1. Depresyona Özgü Uyku Örüntüsünü Tanýmlamaya Yönelik Çalýþmalar: Depresiflerde uyku örüntüsündeki deðiþmeler uykunun ilk saatlerinde kendini göstermektedir. Normalde ilk saatlerde NREM fazla, REM azken, örüntü neredeyse tersine dönmekte ve REM öne çýkmaktadýr. Deðiþmeler, uykuya giriþin geç olmasý (uzun uyku latensi), kýsa REM latensi, ilk REM'in uzun ve yoðun, ilk NREM'in kýsa oluþu þeklinde özetlenebilir. Ergen depresyonlarýnda farklý bulgular ortaya çýksa da çalýþmalar, genellikle eriþkinlere benzer bir uyku örüntüsünün görüldüðü (Goetz ve ark. 1996), REM ve uyku latensinin kýsa, daha fazla REM, daha az delta uykusu dikkati çekmektedir (Emslie ve ark. 1994). Þekil 2'de depresif bir hastanýn uykuya daldýktan sonra, yaklaþýk 50 dakika içinde REM dönemine girdiði görülmektedir. Uyku Örüntüsünde Saptanmýþ Ortak Noktalar: a. REM fenomenlerinde deðiþmeler: REM latensi kýsa, ilk REM uzun, REM yoðunluðu artmýþtýr. Sanrýlý depresyonda REM latensi kýsalýðý diðerlerinden daha belirgindir (Reynolds ve Kupfer 1987, Kupfer ve ark. 1989). REM fenomenlerindeki deðiþmelerin, depresyondaki aminerjik inhibisyonla iliþkili olarak ortaya çýkan kolinerjik dominansýn sonucunda geliþtiði düþünülmektedir. Böylece normalde, uyuduktan yaklaþýk 90 dakika sonra baþlamasý gereken REM, erken ortaya çýkmakta, miktar ve yoðunluðu artmaktadýr. Bir diðer açýklamaya göre de, depresyonda bozulan sirkadien ritmin yansýmasý olarak uykunun iç ritmi de bozulmakta ve REM erken baþlamaktadýr. Böylece, ilk NREM, uykunun baþlangýcýnda ortaya çýkamamakta ve ileriye kaymaktadýr. b. Derin uykuda deðiþmeler: Derin uyku azalmýþ ve uykunun ileri dönemlerine kaymýþtýr. Bunun yanýsýra derin uykunun göstergesi olan delta dalgalarý, uyku içinde toplam olarak da azalmýþtýr. Bu deðiþmeler saðlýklýlarda uykunun ilk saatlerinde yer alan derin uykunun geç saatlere kaymasýyla iliþkilendirilebilir. Depresyonda bu deðiþmeler, sirkadien ritmin kay- Dönem Saat Þekil 2. Genç eriþkin depresif bir hastanýn uyku histogramý (GATA Uyku Laboratuvarý arþivinden) 91
4 AYDIN H, ÖZGEN F. masýyla ortaya çýkabileceði gibi metabolik deðiþmeler sonucunda da delta dalgalarý suprese oluyor olabilir. Bu bulgularla birlikte diðer biyolojik deðiþkenler de dikkate alýndýðýnda depresiflerin temelde, bir uyarýlmýþlýk içinde olduðu söylenebilir. Böylece uykuya giriþ geciktiði gibi uykunun derinleþmesi de güçleþmekte, hastalar, sabahlarý dinlenmeden uyanmaktadýrlar. c. Uyku Sürekliliðine Ait Bozukluklar: Polisomnografik çalýþmalarda, uykuya giriþin geç, gece sýk ve uzun uyanýklýklar, sabah erken uyanma saptanmaktadýr. Bu bulgular, hastalarýn yakýnmalarýyla oldukça uyumludur. 2. Tedaviyi Öngörmeye ve Ýzlemeye Yönelik Çalýþmalar: Uyku çalýþmalarýnýn, depresyonda tedavi modelinin erken dönemde belirlenmesi ve izlenmesinde yeri vardýr. REM latensi kýsa olanlarda, ilaçlar ve EKT öncelikli düþünülmesi gerekirken, orta olanlarda sadece antidepresifler, normal olanlarda da psikoterapinin yararlý olacaðý görüþü aðýr basmaktadýr. Tedavi yanýtýnýn öngörülebilmesine katkýsý, uyku çalýþmalarýnýn önemini arttýrmýþtýr. Özellikle tekrarlayan depresyonlarda tedaviye erken ve doðru baþlanmasý, komplikasyonlarýn önüne geçecektir. Bu açýdan yapýlan bir çalýþmada amitriptilin verilenlerde, ilk gecelerde REM latensi uzayan, REM miktarý ve yoðunluðu azalan olgularýn tedaviye daha iyi cevap verdiði ortaya çýkmýþtýr (Kupfer ve ark. 1976). Genel olarak uyku örüntüsü patolojilerinin ön planda olduðu olgularýn nöroendokrin düzensizlik baþta olmak üzere diðer biyolojik patolojileri de daha fazla taþýdýðý dikkati çekmektedir. Bu grubun psikoterapiye yanýt vermediði, ilaç tedavisinden yararlandýðý saptanmýþtýr (Thase ve ark. 1997). Tüm bu gözlemler birlikte ele alýndýðýnda uyku patolojilerinin, depresyon tablosunu açýklamaktan öte merkezi sinir sistemi patolojilerinin bir göstergesi olarak ortaya çýktýðý düþünülebilir. Sanrýlý depresyonda REM latensi kýsalýðý daha belirgindir. ECT sonrasýndaki gecede REM latensi uzayanlar, tedaviye kýsa REM latensi gösterenlerden daha iyi yanýt vermektedirler (Grunhaus ve ark. 1997). Genel olarak bir tedaviden hemen sonraki dönemde REM latensinin uzun oluþu, hastanýn bu tedaviye iyi yanýt vereceðinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. 100 mg imipramin verilen, Þekil 2'de ilaçsýz dönemdeki hastanýn histogramýnda REM latensinin uzadýðý (yaklaþýk 240 dakika) dikkati çekmektedir (Þekil 3). Trisiklik antidepresiflerin verildikleri günden baþlayarak REM supresyonu yaptýðý, REM latensini uzattýðý dikkati çekmektedir (Aydýn 1985, Özgen 1991, Kupfer ve ark. 1994). Ýzleme çalýþmalarýnda, ilaçlarýn öncelikle REM ve delta uykusu olmak üzere uyku örüntüsünü normalize ettikleri, bu deðiþmelerin kalýcý olduðu ve klinik yanýtla paralellik gösterdiði görülmektedir. REM ve delta dalgalarý açýsýndan baþat rolün REM'de olduðu düþünülebilir. REM, kolinerjik tonik bir aktivite olarak, depresyon gibi sýnýrlarý belirlenmiþ bir tabloda, nörokimyasal deðiþmelere paralel olarak deðiþmektedir. Kolinerjik baþatlýk, katekolaminerjik inhibisyonla kendini gösterirken uykuda da REM latensi kýsalarak öne çýkýyor olabilir. Antidepresif tedavide kolinerjik/aminerjik dengenin yeniden kurulmasýyla REM latensi ve yoðunluðu normalize oluyor ve delta dalgalarý da yeniden ortaya çýkýyor olabilir (Aydýn ve Özgen 1992). Tedavi içindeki bu deðiþmeler, ilacýn etkisine baðlanabileceði gibi depresyondaki düzelmenin sonunda da geliþiyor olabilir. Depresyon; nörobiyolojik, metabolik, sirkadien ve ultradien ritmlerle de iliþkili olduðundan tablodaki düzelme ile uyku örüntüsündeki normalizasyon belki de bu nedenle paralelik göstermektedir. Böylece uyku örüntüsündeki düzelme ile ilaç etkisi ve depresyondaki düzelme eþ zamanlý olarak ortaya çýkýyor olabilir. Depresyonda, global serebral glukoz kullanýmý, delta uykusunda artmýþtýr. Bu artýþ, frontal bölge dýþýnda oksipital ve temporal bölgelerde belirgin olmak üzere tüm alanlarda dikkati çekmektedir (Ho ve ark. 1996). Saðlýklýlarda derin uykuda düþük olan glukoz kullanýmýnýn depresiflerde artýþý, bir uyarýlmýþlýk belirtisi olarak kabul edilmektedir. Basal forebrain ile dorsal tegmentum arasýndaki kolinerjik döngünün hiperaktivite kazanmasýyla kortikal uyarýlmýþlýðýn artmýþ olacaðý düþünülmektedir. Bu uyarýlmýþlýk sonucu delta dalgalarýnýn ortaya çýkýþý baskýlanarak REM erken ortaya çýkýyor ve NREM'de kortikal metabolizma artýyor olabilir. Artmýþ kolinerjik aktivite sonucu ile birlikte serotonerjik ve noradrenerjik uyarýlar da baskýlanmakta, REM erken ortaya çýkmaktadýr. REM latensi kýsalýðý ile depresyonun aðýrlýðý, tedavinin REM latensini uzatmasý ile yanýtýn iyi olacaðý arasýndaki paralellik nörokimyasal deðiþme ile tablo arasýndaki iliþkide REM fenomenlerinin bir gösterge olarak ele alýnabileceði sonucunu doðurmaktadýr. Ho ve arkadaþlarý (1996) çalýþmalarýnda, frontal 92
5 PSÝKÝYATRÝK BOZUKLUKLARDA UYKU ÇALIÞMALARI Dönem Saat Þekil 3. Genç eriþkin depresif bir hastada 100 mg imipraminin ilk gece etkisi (GATA Uyku Laboratuvarý arþivinden) bölgede kan akýmýnýn azaldýðýný saptamýþlardýr. Frontal hipoaktivite ile psikomotor inhibisyonu açýklamak olasýdýr. Serebral glukoz kullanýmý, delta dalgalarýnýn ortaya çýktýðý senkron uyku döneminde, oksipital ve temporal alanlarda artarken frontal bölgede azalmakta, böylece bir yanda genel uyarýlmýþlýk, diðer yanda da psikomotor hipoaktivite þeklinde görülen depresyon kliniðinin biyolojik temeli daha anlaþýlýr olmaktadýr. Benson ve Zarcone (1993), depresif, skizofrenik ve nonpsikiyatrik kontrollerin uyku çalýþmalarýnda depresif ve skizofreniklerin uyku deðiþkenleri arasýnda anlamlý fark bulamazlarken her iki grubun da normallerden farklý olduðunu ortaya koymuþlardýr. Bu fark, özellikle delta uykuda azalma olmak üzere uykunun yüzeyelleþmesi ve uyku sürekliliðinde bozulma þeklinde kendini göstermektedir. Delta uykusundaki azalma ile REM latensinin kýsa olmasý her iki grubu da kontrollerden ayýrdetmektedir. Bu çalýþmalardan çýkarýlabilecek sonuçlardan biri; psikiyatrik bozukluklarda uyku örüntüsü saðlýklýlardan farklý olmakla birlikte aralarýnda o bozukluða özgü bir özellik gösterilememiþ olmasýdýr. Bozukluklarýn farklý etyopatogenezi olmakla birlikte benzer uyku örüntüsü sergilemeleri, patolojiyi ortaya koymakla birlikte, kullanýlan teknolojide daha ileri adýmlar atýlmasýný gerekli kýlmaktadýr. Psikiyatrik bozukluklarýn ortaya çýkmasýna yol açan patoloji, her tablo için farklýlýk göstermektedir. Bu bakýþ açýsýndan ileride teknolojinin küçük farklarý da tanýmlayacak noktaya ulaþacaðýna inanýlmaktadýr. Dalgalarýn ve eþ zamanlý fenomenlerin analizleri daha ileri düzeyde tanýmlara olanak vereceði söylenebilir. Yukarýda özetlenen uyku örüntüsü deðiþiklikleri, diðer psikiyatrik bozukluklarda görülebilirse de depresiflerde remisyon döneminde de benzer deðiþmelerin ortaya çýkmasý, hatta, birinci derece akrabalarýnda da benzer bulgularýn saptanmasý ilginç bir noktadýr. Giles ve arkadaþlarý (1998), unipolar depresyon tanýsý alanlarýn akrabalarýný, saðlýklý kontrollerle karþýlaþtýrarak uyku çalýþmalarý yapmýþlardýr. REM latensi kýsa olan depresiflerin akrabalarýnda REM latensi kýsalýðý, REM latensi normal olanlara ve saðlýklý kontrollere göre daha yüksek oranda bulunmuþtur. REM latensi normal olan depresiflerle saðlýklýlar arasýnda fark bulunmamýþtýr. REM latensi kýsa olanlarýn akrabalarýnda yaþam boyu major depresyon riski normal olanlara göre 1.8 kat daha yüksek bulunmuþtur. Her iki grup depresifin akrabalarýnda uyku sürekliliði, kendi aralarýnda farklýlýk göstermezken 93
6 AYDIN H, ÖZGEN F. saðlýklý kontrollere göre orta derecede bozuktur. REM latensi kýsa olanlarýn akrabalarýndan hasta olmayanlarýn REM süresi diðer gruplardan fazla bulunmuþtur. Bu bulgular ýþýðýnda, REM ve derin uyku deðiþkenleri açýsýndan depresifler arasýnda ayýrdedici özellik olmadýðý ortaya çýkmýþtýr. Uyku düzensizliðinin depresiflerde bir premorbid özellik olduðuna, belki de bunun genetik özelliklerle iliþkilendirilebileceðine deðinilmiþtir. REM patolojilerinin affektif bilgi iþlemede bozukluklara yol açabileceði, mizaç disregülasyonunun bu yolla oluþabileceði üzerinde durulmaktadýr. Bu veri ve açýklamalar, depresyonun premorbid özelliklerinin ve predispozisyonun anlaþýlmasýna önemli katkýda bulunmaktadýr. Hastalýk öncesinde, tablo oluþmadan önce varolan minimal patolojilerin uyku üzerinde etkili olduðu, belki de gelecek hastalýðýn habercisi olabileceðini düþündürmektedir. Seçici serotonin gerialým engelleyicileri (SSRI) verilerek remisyon saðlanmýþ ötimik depresiflerde, serotonin azaltýldýðýnda REM latensi kýsalýrken uyku süresi ve REM yüzdesinin arttýðý dikkati çekmiþtir. Çalýþmada, uyku deðiþkenlerinin yanýsýra depresyon ölçülmüþ, depresyon düzeyinde deðiþiklik saptanmamýþtýr (Moore ve ark. 1998). Bu bulgular bir yandan uyku deðiþkenleri ile depresif yaþantýlar arasýnda doðrudan iliþki kurulamayacaðýna iþaret ederken, kimyasal olarak uykunun deðiþtiðini göstermektedir. MANÝDE UYKU ÇALIÞMALARI Mani ve hipomanide uykuya giriþ güçlüðü ön planda olup toplam uyku süresi genelikle 2-3 saat kadardýr. Uyku dinlendirici olmaktan uzaktýr. 6 bipolar hasta, hastalýðýn farklý evrelerinde izlenmiþ uyku çalýþmasý yapýlmýþtýr. Bu izleme çalýþmasýnda manik dönemlerde toplam uyku süresi, REM yüzdesi ve derin uykuda azalma, depresif dönemde, kýsa REM latensi, yüksek REM yoðunluðu ve yüzdesi, derin uykuda azalma saptanmýþtýr (Hartmann 1968). Hudson ve arkadaþlarý (1988), manik hastalarda diðer çalýþmalarda olduðu gibi uyku süresini az, sýk uyanýklýklar, kýsa REM latensi ve düþük REM yoðunluðu bulmuþlardýr. Bu çalýþmada, tablonun þiddeti ile uyku deðiþkenleri arasýnda pozitif iliþki dikkati çekmiþtir. Mani ile depresyon arasýndaki belirgin fark, manide toplam uyku süresi ve REM azalmýþken depresyonda kýsa REM latensi, REM yoðunluðu artýþý gibi tipik deðiþmeler ortaya çýkmaktadýr. Skizofreni, mani ve depresyon grubunda polisomnografik deðiþkenlerde belirgin fark bulunmamaktadýr (Hudson ve ark. 1993). Bu hastalýklar, semptom profili ve etyopatogenez açýsýndan farklý olmasýna karþýn polisomnografik bulgularýn örtüþmesi metodolojik sorunlardan kaynaklanýyor olabilir. SKÝZOFRENÝDE UYKU ÇALIÞMALARI Skizofrenide uyku bozukluklarý, baþat semptomlardan biridir. Uykusuzluktan uyku ritminin deðiþmesine kadar olan spektrumda farklý formlarda kendini göstermektedir. Yýllardýr üzerinde durulan bir nokta da halusinasyon ve sanrýlarýn rüya benzeri yaþantýlar oluþuyla ilgili açýklamalardýr. Gündüzleri rüya benzeri yaþantýlar içindeki hastalarda gece-gündüz ritminin deðiþtiði, bu nedenle gece REM'in azaldýðý þeklinde spekülasyonlar yapýlmýþtýr. Bu bakýþ açýsýný destekleyen bir bulgu ise skizofrenide REM deprivasyonu sonrasýnda REM reboundu görülmemesidir. Rebound olmamasý, gece ya da gündüz, skizofrenlerin REM uykusu gereksinimlerini karþýladýklarýný düþündürmektedir. Araþtýrmalar böyle bir iliþkiyi gösterecek noktada olmamakla birlikte skizofrenideki irrasyonel, kondanse otistik yaþantýlar ile REM rüyalarýnýn yapýsý yakýn bir benzerlik göstermektedir. Bulgular ve gözlemler, realite dýþý yaþantýlar ile REM'in birbiri yerine geçebilen, benzer olaylar olduðu þeklindeki spekülasyonlarý destekler yöndedir. Skizofrenide uyku çalýþmalarý, kýsa REM latensi, yoðun REM, azalmýþ delta uykusu ve uyku sürekliliði bozukluðu ile karakterizedir. Özellikle relaps öncesinde sýklýkla görülen uykuya dalma güçlüðünün prodromal belirtilerden birisi olabileceði düþünülmektedir. Akut dönemde uykuya giriþ ve uykunun sürekliliðinde bozulmalar þeklinde uyku sorunlarý görülürken, kronik olgularda uyku ritminin deðiþmesine daha sýk rastlanmaktadýr. Özellikle kronik olgulardaki uyku düzensizliði kullanýlan ilaçlar ve ortaya çýkan metabolik deðiþmelere baðlanmakla birlikte, giderek gece ile gündüz ritmindeki karýþma ön plana çýkmaktadýr. Lauer ve arkadaþlarý (1997), 22 ilaç kullanmamýþ paranoid skizofrenik olguda çalýþmýþlar, genel olarak uykuya giriþ ve uykunun sürekliliðine iliþkin patolojiler olsa da uyku süresi, uyku indeksi, REM latensi ve REM yoðunluðunda deðiþiklik bulmamýþlar, uyku patolojilerinin, tablonun aðýrlýðýna paralel olduðuna dikkati çekmiþlerdir. Ganguli ve arkadaþlarý (1987), ilaç kullanmamýþ ski- 94
7 PSÝKÝYATRÝK BOZUKLUKLARDA UYKU ÇALIÞMALARI zofrenlerde uyku sürekliliðinde bozulma ve delta uykusundaki azalma ile negatif semptomlar arasýnda iliþki saptamýþlardýr. Negatif semptomlarýn yoðunluðu ile delta uykusundaki azalma paralellik göstermektedir. Kronik olgularda, delta uykusu ile semptomlar arasýndaki iliþkilere deðinen araþtýrýcýlar, kronik ve uzun yýllar ilaç kullanmýþ olanlarýn delta uykusundaki azalmayý uzun süreli ilaç kullanýmýna ve metabolik deðiþmelere baðlamýþlardýr. Ýlaç kullanmamýþ hastalarda da delta uykusunun azalmasý biyolojik ve psikolojik yýkýmýn bir göstergesi olmasý açýsýndan önem taþýmaktadýr. Hudson ve arkadaþlarý (1993), skizofreniklerde uyku sürekliliðinin ve REM deðiþkenlerinin saðlýklýlardan anlamlý þekilde farklý olduðunu bulmuþlardýr. Bu çalýþmada skizofrenlerin, manik ve depresiflerden uyku örüntüsü açýsýndan fark göstermediði ortaya çýkmýþtýr. Çalýþmalarda, denekler arasý büyük deðiþkenlikler dikkati çekmektedir. Muhtemelen bu nedenle bulgular anlamlýlýk göstermemektedir. Özellikle skizofreni gibi etyopatogenezi ve kliniði büyük farklar gösteren bir hastalýkta ampirik araþtýrma sonuçlarýnýn bir alana toplanmasý ve anlamlýlýklara ulaþýlmasý oldukça güçtür. Çalýþmalardaki farklýlýklar, hastalarýn yaþýndaki farktan, ilaç kullanýp kullanmamýþ olmalarýndan, bir süre ilaca ara verilse bile ilacýn kesilmesinden sonra da sürebilen etkilerinin dikkate alýnmamasýndan kaynaklanmaktadýr. Yine de skizofreni grubu, remisyon ve relaps dönemlerinde saðlýklýlardan genel olarak farklý bir uyku örüntüsü sergilemektedir. Bunlara karþýn, ilaç kullanmamýþ olgularda da bulunan normalden sapmalarýn skizofreniye özgü olmasa da normallerden farklý olmasý anlamlýdýr. ANKSÝYETE BOZUKLUKLARINDA UYKU ÇALIÞMALARI Yaygýn anksiyete bozukluðunda yeterince uyku çalýþmasý yapýlmamýþtýr. Araþtýrmalar da farklý sonuçlara ulaþmaktadýr. Yaygýn anksiyete bozukluðu ile depresyon sýklýkla birlikte görüldükleri için bazý çalýþmalarda depresiflerin uyku örüntüsüyle benzerlikler dikkati çekmiþse de sonraki çalýþmalar bunu doðrulamamýþtýr. Hastalarýn yakýnmalarý daha çok uykuya dalma güçlüðü þeklinde olup o sýrada sorunlarýný düþündükleri, çözümler aradýklarý yönündedir. Bu hastalar, sabahlarý dinlenemeden kalktýklarýný ifade ederler. Uyku çalýþmalarýndaki bulgular da hastalarýn yakýnmalarýna paralel olarak uykunun yüzeyelleþtiðini göstermektedir. Yaygýn anksiyete bozukluðunda, uykuya dalmada gecikme, delta dalgalarýnda azalma, REM yoðunluðunda azalma, 1. dönem uykuda artma, özellikle delta uykusu sýrasýnda olmak üzere elektrodermal aktivitede artýþ dikkati çekmektedir. Bu deðiþmeler, anksiyete düzeyiyle paralellik göstermektedir (Fuller ve ark. 1997). Bulgular, hastalarýn ifade ettikleri huzursuzluk ve sýkýntý hissine paralel olarak uykuda da bir uyarýlmýþlýk içinde olduklarýna, uykularýnýn yüzeyelleþtiðine iþaret etmektedir. Özet olarak, anksiyete bozukluklarýnda saðlýklý bireylerin uyku örüntüsünden farklý olmakla birlikte tabloda spesifik bulgu saptanmadýðý söylenebilir. PANÝK BOZUKLUÐU Panik bozukluðu olan hastalarýn yarýsýndan fazlasýnda uyku sorunu olduðu bilinmektedir. Bunlarýn en az yarýsý, uyku sýrasýnda soluk alamayarak uyanma þeklinde yakýnmalar göstermektedir (Scupi ve ark. 1992). Uykuda panik ataklarýn genellikle 2. dönem sonu ya da 3. dönem baþlarýnda ortaya çýktýðý dikkati çekmektedir. Hastalarýn büyük bir bölümünün uykusuzluk yakýnmasý da uykuda ortaya çýkabilecek panik ataklarý karþýsýndaki kaçýnma davranýþý olarak kabul edilmektedir. Uyumayarak gelebilecek panik ataklarýndan korunmaya çalýþmaktadýrlar. Panik bozukluðunda uykuda hareketlerde artýþ yaygýn olarak saptanan bir bulgudur. Genel uyarýlmýþlýðýn artýþýna baðlý olarak uykuda hareketlerin arttýðý düþünülmektedir. Bu nedenle uyku derinleþmemekte ve dinlendirici olmamaktadýr. ANOREKSÝA NERVOSA VE BULÝMÝA Anorektikler, depresiflere göre daha fazla uyanýklýk gösterirken normallere göre hem daha fazla uyanýklýk hem de daha az REM uykusu içinde olmuþlardýr (Delvenne ve ark. 1992). Bu bulgular, anoreksia ve bulimia için spesifik olmamakla birlikte saðlýklýlardan farklý ama depresiflerle benzer nitelikte bir uyku örüntüsüne sahip olduklarýný göstermektedir. POSTTRAVMATÝK STRESS BOZUKLUÐUNDA UYKU ÇALIÞMALARI Posttravmatik stress bozukluðu olan hastalar, dinlendirici olmayan uyku, rahatsýzlýk verici rüyalar, 95
8 AYDIN H, ÖZGEN F. insomnia (uykuya giriþte ve sürdürmede güçlük, irkilme, panikle uyanmalar þeklinde), kabuslar, saldýrgan davranýþlar, uykuda konuþma, yürüme ve uyku paralizisinden yakýnmaktadýrlar. Uykuya baþlamada güçlük, anksiyeteye baðlý sýk uyanýklýklar, uyku sýrasýnda travmatik yaþantýya benzer kabuslar dikkati çekmektedir. REM uykusu davranýþ bozukluklarý, bir diðer ciddi uyku sorunudur. Özellikle kabus, karabasan gibi yaþantýlar, hastalarda uykudan kaçýnma þeklinde davranýþ deðiþikliklerine yol açabilmektedir. PTSB'nda anksiyeteye baðlý uyanýklýklar genellikle NREM dönemlerinde ve uykunun ilk saatlerinde ortaya çýkmaktadýr. Uyku çalýþmasýnda, uyku indeksi düþüklüðü, sýk ve kýsa uyanýklýklar, sýk periyodik hareketler, hareketlerin %34.6'sýnda eþlik eden kýsa süreli uyanýklýklar saptanmýþtýr. Hastalarýn %83'ü gece uyandýklarýnda, irkilme ve korku (rüya ile iliþkili olmayan), %17'si tehditkar rüyalar tanýmlamýþlardýr. Uyanýklýklarýn %50'si REM'den hemen önce ortaya çýkmýþ, REM'de fazik aktiviteler artmýþtýr (Mellman, Kulick-Bell ve ark. 1995). Mellman, Kumar ve arkadaþlarý (1995), uyku ve 24 saatlik idrarda MHPG ölçümü yaptýklarý çalýþmada, 24 saatlik idrarda gece/gündüz MHPG daðýlýmýnýn farklý olmadýðýný saptamýþlardýr. Gece MHPG'si ile gündüz arasýnda fark olmamasýnýn, uykuda sýk hareketlerle iliþkili olabileceðini ve gece katekolaminlerin fazla salgýlanmasýnýn genel olarak uykuyu sürdürmeye iliþkin sorunlarla iliþkili olabileceðini ileri sürmüþlerdir. KÝÞÝLÝK BOZUKLUKLARINDA UYKU ÇALIÞMALARI Borderline kiþilik bozukluðunda uykunun baþlama ve sürdürülmesine iliþkin sorunlar saptanmýþtýr. Bazý olgularda REM latensi kýsalýðý olsa da süreklilik göstermemektedir. ALZHEÝMER HASTALIÐINDA UYKU ÇALIÞMALARI Yaþlýlarda demans ve depresyon yaþantýlarý ve belirtilerinin benzerliði üzerinde yýllardýr durulmaktadýr. Duygu alanýnda ve biliþsel iþlevlerdeki deðiþmelerin deðerlendirilmesi oldukça güçtür. Üstelik bu tablolar birbirine karýþabileceði gibi birinin diðerine eþlik etmesi de olasýdýr. Bu nedenlerle yaþlýlarda depresyondemans ayrýmý için geçerli ve güvenilir ayýrýcý taný yöntemlerine gereksinim vardýr. Genel olarak depresyonda REM erken ve yoðun bir þekilde ortaya çýkmakla birlikte toplam uyku içindeki miktarý deðiþmemektedir. Demansta ise REM azalmaktadýr. Bu gözlemler ýþýðýnda, polisomnografinin demansdepresyon ayrýmýnda kullanýlabilecek güvenilir bir teknik olduðu düþünülmektedir. Hafif Alzheimer Hastalýðý bulgularý olan 39 hastanýn uyku sýrasýnda EEG dalgalarý analiz edildiðinde, tonik REM uykusu sýrasýnda EEG'de dalgalarýn yavaþlamaya doðru deðiþtiði, beta dalgalarý azalýrken teta ve deltalarýn arttýðý dikkati çekmiþtir. Yaþ, cinsiyet gibi faktörler yönünden eþleþtirilmiþ saðlýklý kontrollerin de yer aldýðý bu çalýþmada dalga analizinin Alzheimer Hastalýðý bulunanlarý %92, saðlýklý kontrolleri de %95 doðrulukla ayýrdettiði ortaya konmuþtur (Prinz ve ark. 1992). Bu çalýþmada olgularýn hafif düzeyde hastalýk belirtileri taþýdýðý dikkate alýndýðýnda uyku çalýþmasýyla hastalýðýn %92 doðrulukta öngörülebilmesi, oldukça yüksek yordayýcý deðer olduðu söylenebilir. SONUÇ Benca ve arkadaþlarý (1992), psikiyatrik bozukluklarda uyku çalýþmalarýný ele alan bir meta analiz çalýþmasý yapmýþlardýr. O güne kadar yapýlan araþtýrmalarýn analizi sonunda, psikiyatrik bozukluklarda delta uykusunun, uyku süresi ve etkinliðinin azalmýþ, uyku latensinin uzamýþ, baþta affektif bozukluklar olmak üzere bir çok tabloda REM latensinin kýsalmýþ, REM yoðunluðunun artmýþ, toplam REM miktarýnýn normal ya da artmýþ olduðuna dikkati çekmiþlerdir. Bu sonuçlar, genel olarak psikiyatrik bozukluklarda uyku örüntüsünde farklýlýk olduðunu, bu farkýn REM ve delta uykusu gibi uykunun temel öðelerinde ortaya çýktýðýna dikkati çekmektedir. Uyku araþtýrmalarý geliþtikçe psikiyatrik bozukluklarda uyku örüntüsü deðiþiklikleri araþtýrma konusu olmuþ ve yýllar içinde de uyku latensi, REM latensi ve yoðunluðu, delta uykusuna yönelik araþtýrmalarda da saðlýklýlara göre farklar dikkati çekmiþtir. Ýlk sonuçlar, bozukluklarla uyku deðiþkenleri arasýnda iliþkinin varlýðýný ortaya koyunca tek tek tablolar araþtýrýlmýþtýr. Zaman içinde gelinen noktada, bu deðiþkenlerin, psikiyatrik bozukluklarda, saðlýklýlardan farklý olmakla birlikte, bozukluða spesifik özellikler göstermekten uzak olduðu ortaya çýkmýþtýr. Ancak, psikiyatrik bozukluklarda uyku örüntüsü tablolarý kendi içinde ayýrdedecek kadar güçlü olmasa da tanýda ve tedavide yeri vardýr. Bu da henüz teknolojik geliþmenin ayýrdedici özelliklerin ortaya konmasýna götürecek yetkinlikte olmadýðýný göstermektedir. 96
9 PSÝKÝYATRÝK BOZUKLUKLARDA UYKU ÇALIÞMALARI Aydýn H, Özgen F (1992) Effect of imipramine on REM: paradoxical or parallel? European Neuropsychopharmacology, 2(3): Aydýn H (1985) Antikolinerjik özellikli bir psikotropun erektil kapasite üzerine etkilerinin uyku çalýþmasýyla araþtýrýlmasý. Doçentlik tezi, Ankara. Benca RM, Obermeyer WH, Thisted RA ve ark. (1992) Sleep and psychiatric disorders; a meta analysis. Arch Gen Psychiatry, 49: Benson KL, Zarcone VP (1993) Rapid eye movement sleep eye movements in schizophrenia and depression. Arch Gen Psychiatry, 50: Delvenne V, Kerkhofs M, Appelboom-Fondu J ve ark. (1992) Sleep polygraphic variables in anorexia nervosa and depression: A comparative study in adolescents. J Affect Dis, 25: Emslie GJ, Rush AJ, Weinberg WA ve ark. (1994) Sleep EEG features of adolescents with major depression. Biol Psychiatry, 36: Fuller KH, Waters WF, Binks PG ve ark. (1997) Generalized anxiety and sleep architecture: A polysomnographic investigation. Sleep, 20: Ganguli R, Reynolds CF III, Kupfer DJ (1987) Electroencephalographic sleep in young. never-medicated schizophrenics. Arch Gen Psychiatry, 44: Giles DE, Kupfer DJ, Rush AJ ve ark. (1998) Controlled comparison of electrophysiological sleep in families of probands with unipolar depression. Am J Psychiatry, 155: Goetz RR, Wolk Sl, Coplan JD ve ark. (1996) Rapid eye movement density among adolescents with major depressive disorder revisited. Arch Gen Psychiatry, 53: Grunhaus L, Shipley JE, Eiser A ve ark. (1997) Sleep-onset rapid eye movement after electroconvulsive therapy is more frequent in patient who respond less well to electroconvulsive therapy, Biol Psychiatry, 42: Hartmann E (1968) Longitudinal studies of sleep and dream patterns in manic-depressive patients. Arch Gen Psychiatry, 19: Ho AP, Gillin JC, Buchsbaum MS ve ark. (1996) Brain glucose metabolism during non-rapid eye movement sleep in major depression. Arch Gen Psychiatry, 53: Hudson JI, Lipinski JF, Frankenburg FR ve ark. (1988) Electroencephalographic sleep in mania. Arch Gen Psychiatry, 45: Hudson JI, Lipinski JF, Keck PE ve ark. (1993) Polysomnographic KAYNAKLAR characteristics of schizophrenia in comparison with mania and depression. Biol Psychiatry, 34: Keshavan MS, Reynolds CF III, Miewald JM ve ark. (1998) Delta sleep deficits in schizophrenia. Arch Gen Psychiatry, 55: Kupfer DJ, Ehlers CL, Frank E ve ark. (1994) Persistent effects of antidepressants: EEG sleep studies in depressed patients during maintenance treatment. Biol Psychiatry, 35: Kupfer DJ, Foster FG, Reich L ve ark. (1976) EEG sleep changes as predictors in depression. Am J Psychiatry, 6: Kupfer DJ, Frank E, Ehlers CL (1989) Sleep in young depressives: First and second night effects. Biol Psychiatry, 25: Lauer CJ, Schreiber W, Pollmacher T ve ark. (1997) Sleep in sichizophrenia: A polysomnographic study on drug-naive patients, Neuropsychopharmacology, 16: Mellman TA, Kulick-Bell R, Ashlock LE ve ark. (1995) Sleep events among veterans with combat-related posttraumatic stress disorder. Am J Psychiatry, 152: Mellman TA, Kumar A, Kulick-Bell R ve ark. (1995) Nocturnal/daytime urine noradrenergic measures and sleep in combat-related PTSD. Biol Psychiatry, 38: Moore P, Gillin Jc, Bhatti T ve ark. (1998) Rapid tryptophan depletion, sleep electroencephalogram and mood in men with remitted depression on serotonin reuptake inhibitors. Arch Gen Psychiatry, 55: Özgen F (1991) Ýmipraminin uyku üzerine etkilerinin depresif hastalarda incelenmesi, Uzmanlýk tezi, Ankara. Prinz PN, Larsen LH, Moe KE ve ark. (1992) EEG markers of early Alzheimer s disease in computer selected tonic REM sleep. EEG CIin Neurophysiology, 83: Reynolds CF III, Kupfer DJ (1987) Sleep research in affective illness. Sleep, 10: Scupi BS, Maser JD, Uhde TW (1992) The national institute of mental health panic questionnaire (NIHM-PQ): An instrument for assessing clinical characteristic of panic disorder. J Nerv Ment Dis, 180: Thase ME, Buysse DJ, Frank E ve ark. (1997) Which depressed patients will respond to interpersonal psychotherapy? The role of abnormal EEG sleep profiles. Am J Psychiatry, 154: Thase ME, Fasiczka AL, Berman SR ve ark. (1998) Electroencephalographic sleep profiles before and after congtive behavior therapy of depression. Arch Gen Psychiatry, 55: Thase ME, Simons AD, Reynolds CF III (1996) Abnormal electroencephalographic sleep profile in major depression. Arch Gen Psychiatry, 53:
Uykuda değişmeler. Travma sonrası stress bozukluğu: Uyarılmışlık yoğun. Mani: Kısa ve kompakt uyku, REM ve delta uykusu azalmış
Uykuda değişmeler Depresyon: REM latensi kısa, delta dalgaları azalmış Travma sonrası stress bozukluğu: Uyarılmışlık yoğun Mani: Kısa ve kompakt uyku, REM ve delta uykusu azalmış Panik: Uykuya dalma güçlüğü,
Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK
Açıklama 20082010 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE UYKU Hypnos (Uyku Tanrısı) Nyks (Gece Tanrısı) Hypnos (uyku tanrısı) ve Thanatos (ölüm tanrısı) Morpheus
İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ
İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen
Açıklama 2008 2009. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK
Açıklama 2008 2009 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK SİLAHLI ÇATIŞMA İLE İLİŞKİLİ TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞUNDA DİĞER BİYOLOJİK TEDAVİ SEÇENEKLERİ Dr. Cemil ÇELİK Sunumun hedefleri Silahlı
UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ. Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D.
UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D. Uyku tanımı Uyku Fizyolojisi (uyku evreleri) Sirkadiyen ritim Uyku yoksunluğu İdeal uyku Uyku ile ilgili bazı hastalıklar
BİLİNÇ. Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu
BİLİNÇ Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu 1 Tanım Belirli bir anda aktif olan düşünce, duygu, algı ve anıların tümüne olan FARKINDALIK hali. İzlenimlerimiz ve eylemlerimiz üzerinde bilgi sahibi olmak Farkındalık
Psikiyatrik bozukluklarýn kaynaðý tartýþýlýrken
Depresyonla Ýlgili Nöroanatomik Çalýþmalar Doç. Dr. Emel ÖZTÜRK*, Prof. Dr. Hamdullah AYDIN** Psikiyatrik bozukluklarýn kaynaðý tartýþýlýrken son yýllara kadar biyolojik ve psikolojik faktörler tek tek
Major depresif bozukluk tam olarak iyileþebildiði
Depresyonun Seyri Uz. Dr. Figen Çulha ATEÞCÝ* Major depresif bozukluk tam olarak iyileþebildiði gibi, sýklýkla yineleme ve bazen de kronik gidiþ gösteren bir hastalýktýr. Baþlangýç yaþý genellikle 20'li
Bipolar Bozukluk Baþlangýç Yaþýnýn Klinik ve Gidiþ Özellikleriyle Ýliþkisi
ARAÞTIRMA Bipolar Bozukluk Baþlangýç Yaþýnýn Klinik ve Gidiþ Özellikleriyle Ýliþkisi Recep Tütüncü 1, Sibel Örsel 2, M.Haluk Özbay 2 1 Uz.Dr., 2 Doç.Dr., Dýþkapý Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi Psikiyatri
Þizofreni özellikle düþünce, algý ve duygulaným
Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Þizofreni: Klinik Özellikler Doç. Dr. Selahattin ÞENOL* Þizofreni özellikle düþünce, algý ve duygulaným alanlarýnda bozulmayla seyreden ciddi bir ruhsal hastalýktýr. Ýlk
Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD [email protected]
Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD [email protected] Müracaat eden herkese muayenede uyku durumu sorulmalı İnsomnia (Uykusuzluk)
Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet
Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme Doç. Dr. Levent KÜEY* Özet Depresyon psikiyatrik bozukluklar arasýnda en sýk karþýlaþýlan hastalýklardan biridir. Depresif hastalarýn önemli bir
Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi,
5 Prof. Dr. Semih KESKÝL Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi, yaþlýlarýn acil hastalýklarý diye bir durum yoktur. Bizimde burada söz konusu edeceðimiz yaþlýlar arasýndaki acil týbbi durumlardýr.
Uyku, insan ömrünün yaklaþýk 1/3'ünü oluþturmaktadýr. Uyku ve Uyku Bozukluklarý. Özet. NREM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrýlabilir:
Uyku ve Uyku Bozukluklarý Doç. Dr. Fuat ÖZGEN* Özet Uyku insan ömrünün önemli bir kýsmýný kapsadýðýndan ve uyku bozukluklarý bireyin yaþam kalitesini düþürdüðünden uyku ve uyku bozukluklarý týp disiplini
Duloksetin: Klinik Kullanýmý
Duloksetin: Klinik Kullanýmý Nevzat Yüksel 1 1 Prof.Dr., Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, Ankara GÝRÝÞ Major depresyonun genel toplumdaki yaþam boyu prevalansý erkekler için %12,
Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar
Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindekipayı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 Akılcı İlaç Kullanımı;
Anksiyete Bozukluðu ve Depresyonun Tanýsal Ýliþkileri
Anksiyete Bozukluðu ve Depresyonun Tanýsal Ýliþkileri Hakan Türkçapar Doç. Dr., SSK Ankara Eðitim Hastanesi Psikiyatri Kliniði, Ankara Anksiyete bozukluklarýyla depresyonun belirtileri arasýnda belirgin
Ýnsomniada uyku örüntüsünün özellikleri
Gülhane Týp Dergisi 2005; 47: 159-163 Gülhane Askeri Týp Akademisi 2005 ARAÞTIRMA Ýnsomniada uyku örüntüsünün özellikleri Levent Sütçigil (*), Hamdullah Aydýn (*), Fuat Özgen (*), Emel Cöngöloðlu (*),
Yeme Bozukluðu ve Bipolar Bozukluk Birlikteliði
DERLEME Yeme Bozukluðu ve Bipolar Bozukluk Birlikteliði Comorbidity of Eating Disorders and Bipolar Disorder Asena Akdemir 1, Bahar Sarý Narðis 2 1 Prof.Dr., Selçuk Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri
Alzheimer Hastalýðýnda Donepezil Hidroklorür Etkinliðinin Kantitatif EEG ile Deðerlendirilmesi
Alzheimer Hastalýðýnda Donepezil Hidroklorür Etkinliðinin Kantitatif EEG ile Deðerlendirilmesi Uz. Dr. Ümmühan ALTIN*, Uz. Dr. Lütfü HANOÐLU*, Uz. Dr. Ahmet ALTUNHALKA*, Uz. Dr. Alev KARAGÖZ*, Doç. Dr.
Ýntiharýn Nörobiyolojisi #
Ýntiharýn Nörobiyolojisi # Prof. Dr. Nevzat YÜKSEL* GÝRÝÞ Genel toplumda intihar sýklýðý yýllýk yüzbinde 10-20 kadardýr. Deðiþik ülkelerde bu oranlar yüzbinde 10 ile 40 arasýnda deðiþmektedir. Ýntihar
Gündüz Aşırı Uykululuğun Psikiyatrik Nedenleri ve Tedavileri
Gündüz Aşırı Uykululuğun Psikiyatrik Nedenleri ve Tedavileri Dr. Hasan KARADAĞ Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Gündüz aşırı uykululukta genel popülasyonun % 4-6
1960'lardan Günümüze Depresyonun Epidemiyolojisi, Tarihsel Bir Bakýþ
1960'lardan Günümüze Depresyonun Epidemiyolojisi, Tarihsel Bir Bakýþ Burhanettin Kaya 1, Mine Kaya 2 1 Doç.Dr., Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, 2 Uz.Dr., Ankara Halk Saðlýðý Müdürlüðü,
Demans ve depresyon, klinik görünümlerinde
Depresyon - Demans Ayýrýcý Tanýsý Dr. E. Yusuf SÝVRÝOÐLU*, Prof. Dr. Selçuk KIRLI* Demans ve depresyon, klinik görünümlerinde biliþsel kaybýn ortak özellik olarak yer aldýðý iki klinik tablodur. Her iki
Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar
Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindeki payı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 DSÖ tahminlerine
Depresyon Tanýsý Almýþ Hastalarda Ölüm Kaygýsýnýn Araþtýrýlmasý
ARAÞTIRMA Depresyon Tanýsý Almýþ Hastalarda Ölüm Kaygýsýnýn Araþtýrýlmasý Investigation of Death Anxiety Among Depressive Patients Nilgün Öngider 1, Suna Özýþýk Eyüpoðlu 2 1 Psk.Dr., P.S. Yaþam Özel Aile
REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER. Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012
REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012 REM uyku iliģkili parasomniler; REM uyku davranıģ bozukluğu Tekrarlayan izole uyku paralizisi Kabus bozukluğu REM UYKU DAVRANIġ BOZUKLUĞU
Madde Kullanma Eðilimi Ölçeðinin Geçerlik ve Güvenilirliði
Madde Kullanma Eðilimi Ölçeðinin Geçerlik ve Güvenilirliði Birsen CEYHUN*, Ömer OÐUZTÜRK**, Ayþe Gülsen CEYHUN*** ÖZET Alkol ve diðer maddelerin kötü kullanýmý ülkemizde yaygýn bir sosyal sorun haline
Uykusuzluk Yakınması İle Gelen Hastaya Yaklaşım. Dr. Hakan KAYNAK
Uykusuzluk Yakınması İle Gelen Hastaya Yaklaşım Dr. Hakan KAYNAK Uykusuzluk Birçok kişi için = Uyku ilacı Uyku hekimi için =??? Kabus 1979 Sınıflaması Diagnostic Classification of Sleep and Arousal Disorders
Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur.
Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur. Travma Sonrası Stres Bozukluğu Askerî Harekâtlar Sonrası Ortaya Çıkan Olguların Tedavisi Bir asker, tüfeğini
Paroksetinin Sosyal Anksiyete Bozukluðu Tedavisinde Kullanýmý
Paroksetinin Sosyal Anksiyete Bozukluðu Tedavisinde Kullanýmý Aslýhan Sayýn 1 1 Uz.Dr., Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, Ankara GÝRÝÞ Sosyal anksiyete bozukluðunun (SAB) tedavisi,
Anksiyete Bozukluklarının Tedavisinde Antidepresanlar. Doç Dr Selim Tümkaya
Anksiyete Bozukluklarının Tedavisinde Antidepresanlar Doç Dr Selim Tümkaya ANKSİYETE BOZUKLUKLARI Anksiyete bozukluklarının yaşam boyu prevalansı yaklaşık %29 dur. Kessler ve ark 2005 Uzunlamasına çalışmalar
HIV Enfeksiyonu ve AIDS'in Psikiyatrik Yönleri
HIV Enfeksiyonu ve AIDS'in Psikiyatrik Yönleri Can CÝMÝLLÝ*, Burak BAYKARA** ÖZET HIV enfeksiyonu ve AIDS'in psikiyatrik yönlerini konu edinen bu yazýda HIV bulaþma riskini arttýran psikiyatrik bozukluklar,
Depresif Bozukluklarda Risk Etkenleri
Depresif Bozukluklarda Risk Etkenleri Süheyla ÜNAL*, Levent KÜEY**, Cengiz GÜLEÇ***, Mehmet BEKAROÐLU***, Yunus Emre EVLÝCE****, Selçuk KIRLI***** ÖZET * Prof. Dr., Ýnönü Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri
K 1 05 Ekim 2010 / 14:00 15:30 / Salon 2 Baðýmlýlýk Tedavisinde Týbbi Yaklaþým Baðýmlýlýk ve beyin : Berna Uluð Madde baðýmlýlýðý sosyal, davranýþsal ve nörobiyolojik süreçlerin birlikte rol oynadýðý bir
Yaşlılıkta Uyku Doç. Dr. Turan Atay
Yaşlılıkta Uyku Doç. Dr. Turan Atay 14. Ulusal Uyku Tıbbı Kongresi, 6-10 Ekim 2013, Bodrum Anlatım Planı Normal (fizyolojik) yaşlanmada değişiklikler uykudaki Demansta (AH tipi) uyku REM Uykusu Davranış
BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk
BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk Doç. Dr. Sibel Çakır İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri A.D Duygudurum Bozuklukları Birimi Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: ELAN Danışman:
YENÝ YAYINLARDAN ÖZETLER
YENÝ YAYINLARDAN ÖZETLER Kistik Fibrozisli Çocuk ve Ergenlerde Psikopatoloji ve Tedavi Uyumu White T, Miller J, Smith GL ve ark. (2008) Adherence and psychopathology in children and adolescents with cystic
Þizofreni ve Cinsiyet: Baþlangýç Yaþý ve Sosyodemografik Özellikler
Þizofreni ve Cinsiyet: Baþlangýç Yaþý ve Sosyodemografik Özellikler Hatice GÜZ* ÖZET Bu çalýþmada, DSM-IV taný kriterlerine göre þizofreni tanýsý alan 160 hastada (95'i erkek, 65'i kadýn) baþlangýç yaþý
Obsesif kompulsif bozuklukta sosyodemografik verilerin tedaviye direnç açýsýndan karþýlaþtýrýlmasý
Týp Araþtýrmalarý Dergisi 23: 1 (3): 15-2 ARAÞTIRMA Obsesif kompulsif bozuklukta sosyodemografik verilerin tedaviye direnç açýsýndan karþýlaþtýrýlmasý Remzi Kutaniþ, Ömer A. Özer, Buket T. Eryonucu Yüzüncü
Sosyal Kaygý Bozukluðu ile Panik Bozukluðu Olgularýnýn Demografik ve Bazý Klinik Özellikler Açýsýndan Karþýlaþtýrýlmasý
Sosyal Kaygý Bozukluðu ile Panik Bozukluðu Olgularýnýn Demografik ve Bazý Klinik Özellikler Açýsýndan Karþýlaþtýrýlmasý Hatice GÜZ*, Nesrin DÝLBAZ** ÖZET Bu çalýþmada sosyal kaygý ve panik bozukluðu olan
Affektif bozukluklarýn etiyoloji, taný ve tedavisi
Affektif Bozukluklar ve Kolesterol Yrd. Doç. Dr. Ali ÇAYKÖYLÜ* Affektif bozukluklarýn etiyoloji, taný ve tedavisi ile ilgili olarak son yýllarda önemli geliþmeler olmuþtur. Biyolojik göstergelerin gittikçe
Demans, entellektüel yetilerde bozulma ile
Demansýn Deðerlendirilmesinde Nükleer Týp Yöntemleri Prof. Dr. Nahide GÖKÇORA*, Dr. Özgür AKDEMÝR* Demans, entellektüel yetilerde bozulma ile beraber kiþilik ve davraným deðiþiklikleri ile ortaya çýkan
Somatoform Bozukluklarýn Ýlaçla Tedavisi
Somatoform Bozukluklarýn Ýlaçla Tedavisi Hülya Eltutan ÖNCÜLOÐLU*, Nevzat YÜKSEL** ÖZET Bu çalýþmada somatoform bozukluklarýn tedavisi gözden geçirilmiþtir. Diðer tedavi yöntemlerinden kýsmen bahsedilse
Agorofobisi Olmayan Panik Bozukluk Hastalarýnda Eþlik Eden Sosyal Fobik Semptomlarýn ve Sosyodemografik Deðiþkenlerin Ýncelenmesi
ARAÞTIRMA Agorofobisi Olmayan Panik Bozukluk Hastalarýnda Eþlik Eden Sosyal Fobik Semptomlarýn ve Sosyodemografik Deðiþkenlerin Ýncelenmesi The Examination of the Social Anxiety Symptoms and Sociodemographic
Depresyon ve demans yaþlý populasyonda en
Depresyon ve Demans Uz. Dr. Mehmet V. ÞAHÝN* Depresyon ve demans yaþlý populasyonda en sýk karþýlaþýlan nöropsikiyatrik sendromlardandýr. Depresyon ve demansýn birlikteliði ve bu iki klinik durum arasýndaki
Manyetik Rezonans ve Bilgisayarlý Tomografi Öncesi Hastalarda Anksiyete ve Depresyon
ARAÞTIRMA Manyetik Rezonans ve Bilgisayarlý Tomografi Öncesi Hastalarda Anksiyete ve Depresyon Gülten Karadeniz 1, Serdar Tarhan 2, Emre Yanýkkerem 3, Özden Dedeli 3, Erkan Kahraman 4 1 Yrd.Doç.Dr., 3
Depresyon, Pratisyen Hekimler ve Depresyon Eðitimi
Depresyon, Pratisyen Hekimler ve Depresyon Eðitimi Dr. Sema Ýlhan Akalýn* Dr. Can Cimili**, Dr. Esma Kuzhan*** Giriþ: Depresyon birinci basamakta en yaygýn görülen ruh saðlýðý sorunudur, çok azýnýn ikinci
DSM-II'de kronik depresyonlar kiþilik bozukluklarý. Distimik Bozukluk. Özet
Distimik Bozukluk Doç. Dr. K. Oðuz KARAMUSTAFALIOÐLU*, Uz. Dr. Nesrin KARAMUSTAFALIOÐLU* Özet Sinsi baþlangýçlý, eþik altý þiddet ve kronik seyir gösteren bir depresyon türü olan distimik bozukluk sýk
ICSD3: Parasomniler. Farklar & Yenilikler. Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Nöroloji AD, Manisa
ICSD3: Parasomniler Farklar & Yenilikler Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Nöroloji AD, Manisa Uyku bozuklukları sınıflaması Ortak bilimsel dil kullanmak Standart tanı ve tedavi yaklaşımları için uygun zemin Hastalık
Yaygýn Anksiyete Bozukluðu Tanýlý Bireylere Verilen Psikoeðitimin Tedavideki Etkinliðinin Ýncelenmesi
ARAÞTIRMA Yaygýn Anksiyete Bozukluðu Tanýlý Bireylere Verilen Psikoeðitimin Tedavideki Etkinliðinin Ýncelenmesi The Efficacy of Psychoeducation as an Adjuvant Therapy in Generalized Anxiety Disorder Havva
EGZERSiziN DEPRESYON TEDAVisiNDEKi YERi VE ETKiLERi
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe 1. ofsport Sciences 2004, 15 (1),49-64 Dave/li Derleme EGZERSiziN DEPRESYON TEDAVisiNDEKi YERi VE ETKiLERi Ziya KORUÇ, Perlearı BAYAR Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri
Subklinik Hipotiroidili Hastalarda Tiroid Replasman Tedavisinin Anksiyete ve Depresyon Düzeylerine Etkisi
ARAÞTIRMA Subklinik Hipotiroidili Hastalarda Tiroid Replasman Tedavisinin Anksiyete ve Depresyon Düzeylerine Etkisi Yalçýn M. Yarpuz 1, Ümit Aydoðan 2, Oktay Sarý 1, Aydoðan Aydoðdu 3, Gökhan Üçkaya 4,
1. Nüfusun Yaþ Gruplarýna Daðýlýmý
Köylerden (kýrsal kesimden) ve iþ olanaklarýnýn çok sýnýrlý olduðu kentlerden yapýlan göçler iþ olanaklarýnýn fazla olduðu kentlere olur. Ýstanbul, Kocaeli, Ýzmir, Eskiþehir, Adana gibi iþ olanaklarýnýn
Sosyal anksiyete bozukluðu, ilk kez 1966'da Marks
Sosyal Anksiyete Bozukluðu: Taný, Epidemiyoloji, Etiyoloji, Klinik ve Ayýrýcý Taný Doç. Dr. Nesrin DÝLBAZ* Sosyal anksiyete bozukluðu, ilk kez 1966'da Marks ve Gelder tarafýndan tanýmlanmasýna karþýn ayrý
Bipolar bozuklukta bilişsel işlevler. Deniz Ceylan 22. KES Psikiyatride Güncel Oturumu Nisan 2017
Bipolar bozuklukta bilişsel işlevler Deniz Ceylan 22. KES Psikiyatride Güncel Oturumu Nisan 2017 AÇIKLAMA 2012-2017 Araştırmacı: yok Danışman: yok Konuşmacı: yok Olgu 60 yaşında kadın, evli, 2 çocuğu var,
Bedensel hastalýðý olanlarda depresyon morbidite
Bedensel Hastalýklarda Depresyon Uz. Dr. Özen ÖNEN SERTÖZ*, Prof. Dr. Hayriye ELBÝ METE* Bedensel hastalýðý olanlarda depresyon morbidite ve mortaliteyi etkileyen önemli bir klinik sendromdur (Cassem 1991,
Türkiye: Gelecek Nesiller için Fýrsatlarýn Çoðaltýlmasý 11. Çocuk Geliþimi ve Çocuklarýn Karþýlaþtýðý Riskler Eþitsizliðin nesiller arasý geçiþinin bugün Türkiye nin en genç neslini ciddi ölçüde etkilediði
BASKIDA. Şizofreni Hastalarında Uyku Yapısı. Türk Psikiyatri Dergisi 2010;21( ):
Türk Psikiyatri Dergisi 2010;21( ): Şizofreni Hastalarında Uyku Yapısı BASKIDA Dr. Sinan YETKiN 1, Dr. Hamdullah AYDIN 2, Dr. Fuat ÖZGEN 3, Dr. Levent SÜTCİGİL 4, Dr. Ali BOZKURT 5 Özet / Abstract Amaç:
ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum
ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar
Talamokortikal İlişkiler, RAS, EEG DOÇ. DR. VEDAT EVREN
Talamokortikal İlişkiler, RAS, EEG DOÇ. DR. VEDAT EVREN Bilinç İnsanın kendisinin ve çevresinin farkında olma durumu. İç ve dış çevremizde oluşan uyaranların farkında olma durumu. Farklı bilinç düzeyleri
Ýnsanlýk tarihi kadar eski olan depresif bozukluðun. Depresyon Etiyolojisi. Özet
Depresyon Etiyolojisi Yard. Doç. Dr. Beyazýt YEMEZ*, Doç. Dr. Köksal ALPTEKÝN* Özet Toplumda en yaygýn rastlanan ruhsal bozukluklardan biri olan depresyonun önemli bir bölümünün pratisyen hekimlerce görülmesi
Psikiyatrik Belirtiler ve Serum Lipid Düzeyleri Arasýndaki Ýliþki
Psikiyatrik Belirtiler ve Serum Lipid Düzeyleri Arasýndaki Ýliþki Ramazan ÖZCANKAYA*, Namýk DELÝBAÞ** ÖZET Bu çalýþma, psikiyatri polikliniðinde Mayýs 1999-Þubat 2000 ta-rihleri arasýnda gerçekleþtirildi.
Eþtaný (komorbidite), iki ya da daha fazla. Depresif Bozukluklarda Eþtaný (Komorbidite) Özet
Depresif Bozukluklarda Eþtaný (Komorbidite) Prof. Dr. Olcay YAZICI* Özet Diðer psikiyatrik bozukluklarda olduðu gibi depresif bozukluklarda da sýklýkla tabloya baþka organik ya da psikiyatrik hastalýklarýn
Uyku skorlama-2 (Temel EEG grafo elemanlar)
Uyku skorlama-2 (Temel EEG grafo elemanlar) Dr. Hikmet YILMAZ XVII. Uyku Tıbbı Hekimliği Sertifikasyon Kursu Uyku Tıbbı Teknisyenliği Sertifikasyon Kursu 26 Şubat-2 Mart 2014 Spice Otel, Belek, Antalya
Erken ve Geç Baþlangýçlý Erkek Alkol Baðýmlýlarýnda Sosyodemografik, Klinik ve Psikopatolojik Özelliklerin Karþýlaþtýrýlmasý
Erken ve Geç Baþlangýçlý Erkek Alkol Baðýmlýlarýnda Sosyodemografik, Klinik ve Psikopatolojik Özelliklerin Karþýlaþtýrýlmasý Ahmet ÝNCE*, Zuhal DOÐRUER*, M. Hakan TÜRKÇAPAR** ÖZET Alkol baðýmlýlýðýnýn
Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi
1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel
Özgül Serotonin Geri Alým Engelleyicilerine Baðlý Kesilme Sendromlarý
Özgül Serotonin Geri Alým Engelleyicilerine Baðlý Kesilme Sendromlarý Lut TAMAM* ÖZET Selektif serotonin geri alým inhibitörleri (SSRI) depresyon baþta olmak üzere, anksiyete bozukluklarý, obsesif kompulsif
Yineleyici ve Tek Dönem Major Depresif Bozukluðu Olan Hastalarýn Kiþilik ve Affektif Mizaç Özellikleri
ARAÞTIRMA Yineleyici ve Tek Dönem Major Depresif Bozukluðu Olan Hastalarýn Kiþilik ve Affektif Mizaç Özellikleri Selçuk Aslan 1, Esra Yancar Demir 2 1 Doç.Dr., Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri
Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler
46.ULUSAL PSİKİYATRİ KONGRESİ, 2010 Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler Dr.Canan Yücesan Ankara Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Akış Sitokinler ve depresyon Duygudurum bozukluklarının
Çocuk Saðlýðý ve Hastalýklarý Dergisi 2003; 46: 267-271 Orijinal Makale Yenidoðan sarýlýklarýnda fototerapi sonrasý "Rebound" Hiperbilirübinemi Erdal Taþkýn 1, Mehmet Kýlýç 1, A. Denizmen Aygün 2 Fýrat
Psikiyatrik literatürde 1800'lerden beri görünmekte
Distimi Prof. Dr. Olcay YAZICI* 1. KAVRAMIN ORTAYA ÇIKIÞI VE TARÝHÇESÝ Psikiyatrik literatürde 1800'lerden beri görünmekte olan distimi sözcüðü, Yunanca'da 'kötü-mizaçlý' anlamýna gelmektedir. Mizaç (humour),
PSİKOFARMAKOLOJİ-5. ANTİDEPRESANLAR Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar.
PSİKOFARMAKOLOJİ-5 ANTİDEPRESANLAR Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar www.gunescocuk.com DEPRESYONUN NÖROKİMYASI Dopamin Çok az olumlu afekt (mutluluk, neşe, ilgi, haz, uyanıklı,
Doðum olayý önemli biyolojik, psikososyal ve
Postpartum Hüzün ve Depresyonlar Uz. Dr. Nesrin KARAMUSTAFALIOÐLU*, Uz. Dr. Nesrin TOMRUK* Doðum olayý önemli biyolojik, psikososyal ve ekonomik deðiþimlerin görüldüðü bir dönemdir. Kendell ve arkadaþlarýnýn
Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi
Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa
Az sayıda ilaç. Uzun süreli koruyucu kullanım İlaç değişiminin uzun sürede olması. Hastayı bilgilendirme İzleme
Temel farmakoterapi ilkeleri Az sayıda ilaç Daha önce kullanılan veya ailede kullanılan ilaç Uzun süreli koruyucu kullanım İlaç değişiminin uzun sürede olması Psikolojik desteğin de sağlanması Hastayı
Yeme Bozukluklarýnda Beyin Görüntüleme Yöntemleri
DERLEME Yeme Bozukluklarýnda Beyin Görüntüleme Yöntemleri Esra Güney 1, Aslý Çepik Kuruoðlu 2 1 Dr., Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalý, 2 Doç.Dr., Psikiyatri Anabilim Dalý,
Þizofrenide Cinsel Ýþlev Bozukluklarý: Kesitsel Bir Deðerlendirme
ARAÞTIRMA Þizofrenide Cinsel Ýþlev Bozukluklarý: Kesitsel Bir Deðerlendirme Sexual Dysfunction in Schizophrenia: A Cross-Sectional Evaluation Soner Çakmak 1, Gonca Karakuþ 2, Yunus Emre Evlice 3 1 Uz.Dr.,
Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu (DEHB)
Bipolar Bozukluk ve Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu Arasýndaki Ýliþki Yrd. Doç. Dr. Cengiz TUÐLU* Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu (DEHB) ilk olarak çocukluk çaðýnda kendini gösteren ve
Omurilik Felçli Hastalarda Travma Sonrasý Stres Bozukluðu ve Ýliþkili Faktörler
ARAÞTIRMA Omurilik Felçli Hastalarda Travma Sonrasý Stres Bozukluðu ve Ýliþkili Faktörler Posttraumatic Stress Disorder and Related Factors in Patients with Spinal Cord Injury Murat Ýlhan Atagün 1, Ünal
Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri
Depresyonun Klinik Belirtileri Prof. Dr. Ali Kemal GÖÐÜÞ* Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri alanýnda deðil genel týpta da hekimlerin en sýk karþýlaþtýklarý belirtiler kümesidir. Bu belirtiler kümesi
Evrende ve onun parçasý olan dünyamýzda bir
Duygudurum Bozukluklarý ve Biyolojik Ritm Yrd. Doç. Dr. Okan ÇALIYURT* Evrende ve onun parçasý olan dünyamýzda bir düzen ve ritmin, üzerinde yaþayan canlýlarda da biyolojik bir ritmin varlýðý söz konusudur.
Dövize Endeksli Kredilerde KKDF
2009-10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF 1. Genel Açýklamalar: 88/12944 sayýlý Kararnameye iliþkin olarak
Þizofrenide Duygu Algýlama ve Tanýma Süreçleri
Þizofrenide Duygu Algýlama ve Tanýma Süreçleri Özlem Altunel 1, Görkem Demirdöðen 2, Uzay Dural 3, M. Kemal Kuþçu 4 1 Uz.Dr., Serbest Hekim, 2 Psk., 3 Kl.Psk., 4 Doç.Dr., Marmara Üniversitesi Ýstanbul
Obsesif-Kompulsif Bozukluk
Obsesif-Kompulsif Bozukluk Doç. Dr. Erhan BAYRAKTAR* Özet Moleküler nörobiyoloji ve görüntüleme yöntemleri aracýlýðý ile iþlevsel anatomi alanlarýndaki geliþmelere koþut olarak obsesif kompulsif bozukluða
Sýnýrda Kiþilik Bozukluðu Aslýnda Bir Bipolar Spektrum Bozukluðu mudur?
DERLEME Sýnýrda Kiþilik Bozukluðu Aslýnda Bir Bipolar Spektrum Bozukluðu mudur? Manolya Çalýþýr 1 1 Psk., Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Ankara ÖZET Sýnýrda (borderline) kiþilik bozukluðunun
Dünyada ortalama yaþam süresinde beklenen
Yaþlýlýk Çaðý Depresyonlarý Yrd. Doç. Dr. Kamil Nahit ÖZMENLER* Dünyada ortalama yaþam süresinde beklenen artýþ ile birlikte yaþlý nüfus sayýsýnda da artýþ olmuþ, 1950'lerde ortalama yaþam süresi 36 yýl
Aripiprazole Bağlı NREM Parasomni Olgusu
Aripiprazole Bağlı NREM Parasomni Olgusu D O K U Z E Y L Ü L Ü N I V E R S I T E S I N Ö R O L O J I A N A B I L I M D A L ı ( D a m l a Ç e l i k, Ö z l e m A k d o ğ a n, N u r h a k D e m i r, U l u
DEPRESYON OLUÞTURULAN SIÇANLARDA YAÞIN AÇIK ALAN PARAMETRELERÝNE ETKÝSÝ Effects of age on open field parameters in depression developed rats
ARAÞTIRMALAR (Research Reports) DEPRESYON OLUÞTURULAN SIÇANLARDA YAÞIN AÇIK ALAN PARAMETRELERÝNE ETKÝSÝ Effects of age on open field parameters in depression developed rats Ayþegül Küçük 1, Asuman Gölgeli
Bulimia Nervozada Tedavi
Bulimia Nervozada Tedavi Atila EROL*, Fadime YAZICI** ÖZET Psikiyatrik sýnýflama sistemine son dönemde giren bulimia nervoza, yinelemelerle seyreden kronik bir hastalýktýr. Etkin tedavi þeklini belirlemek
BİLİNÇ FARKLI BİLİNÇ DURUMLARI. PSİ153 Psikolojiye Giriş I- Prof.Dr. Hacer HARLAK
BİLİNÇ FARKLI BİLİNÇ DURUMLARI Bilinç durumları Uyku, rüyalar, uyanıklık, hipnoz, meditasyon BİLİNÇ Bilinç= Zihin mi? Bireyin dışsal ve içsel uyaranların - yani çevredeki olayların, bedensel duyuların,
Yaþa Baðlý Makula Dejenerasyonunda Risk Faktörleri
Ret - Vit 2003; 11 : 159-163 159 Yaþa Baðlý Makula Dejenerasyonunda Risk Faktörleri Soner Sezgin 1, Hakký Birinci 2, Asuman Birinci 3, Ýhsan Öge 4, Dilek Erkan 2, ÖZET Amaç: Bu çalýþmada yaþa baðlý makula
Alkol çok eski zamanlardan beri (M.Ö. 2000) var. Alkol Kullaným Bozukluklarý. Özet
Alkol Kullaným Bozukluklarý Uz. Dr. Ayhan KALYONCU*, Uz. Dr. Hasan MIRSAL* Özet Alkol kullaným bozukluklarý hem yetiþkinleri hem de gençleri etkileyen oldukça ciddi ve önemli bir saðlýk sorunudur. Alkolle
Erciyes Üniversitesi Öðrencilerinde Sigara Ýçme Durumunun 1985 2005 Yýllarý Arasýndaki Deðiþimi
ARAÞTIRMALAR (Research Reports) Erciyes Üniversitesi Öðrencilerinde Sigara Ýçme Durumunun 1985 2005 Yýllarý Arasýndaki Deðiþimi Change of Smoking Prevalence among Erciyes University Students between 1985
