İŞVEREN KALE GRUBU PROJE KOORDİNATÖRÜ Suha Özkan HAZIRLAYANLAR INNOCENT Teknoloji Tasarım Geliştirme Merkezi YÖNETİM KOORDİNATÖRÜ Selçuk Alten TEKNİK KOORDİNATÖR Baykan Günay TEKNİK DANIŞMANLAR Erhan Acar Adnan Barlas TEKNİK ASİSTANLAR Banu Aksel Gürün Cansu Canaran Mart 2007 Orta Doğu Teknik Üniversitesi ANKARA
1. SUNUŞ 1870 yılında Heinrich Schliemann ile başlayan Troya kazıları 1932 ve 1938 yıllarında Carl W. Blegen ile bilimsellik kazanmıştır. Troya Arkeolojik Sit i 13 Mayıs 1968 de Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu nun 3925 sayılı kararıyla korumaya alınmış, Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nun 26.05.1995 2414 No lu ek kararı ile Troya Ören Yeri I. Derece Arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmiştir. Troya kentinin bulunduğu yöre (13.350 ha), 30.09.1996 tarih ve 96/8676 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Troya Tarihi Milli Parkı ilan edilmiş, daha sonra, 849 sıra numarası ile 02.12.1998 günü Dünya Kültürel Miras Listesine alınmıştır. 1988 yılından beri Manfred Korfmann yönetiminde Tübingen Üniversitesi tarafında kazıları yürütülen Troya Ören Yeri nde yapılması düşünülen Troya Müzesi nin tanımına, Troya Tarihi Milli Parkı bağlamındaki yerine ve kapsamına ilişkin ön araştırmaların üretilmesi bu çalışmanın konularını oluşturmaktadır. Çalışmanın yürütülmesinde bizlere yardımcı olan ve Troya Tarihi Milli Parkı ile Troya kentine ilişkin gerekli belgeleri sağlayan Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü nde görevli Sayın Jülide Tamzok a, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü nden Sayın Özgür Almaç a, aynı Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü nden Sayın Mehmet Gürkan a ve Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 09.06.2004 tarihinde onaylanan Troya Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişim Planı nı (UDGP) hazırlayan Egeplan Planlama Ltd. Şirketi adına Sayın Necati Uyar a teşekkürlerimizi sunarız. 1
2. AMAÇ VE KAPSAM Söylence ile gerçekliğin bir arada olduğu Troya salt bir fiziksel olgu, kent ya da arkeolojik alan değildir. Arkeolojik bulgulara göre dokuz katmanlı bir kent olan Troya, tarihsel olarak İsa dan 3000 yıl önceye dayanan tunç çağındaki bir tüccar kenti kimliğinden, İsa dan 100 yıl önceki Helen kenti, İsa dan 500 yıl sonra ise Roma kenti olan İlion a kadar uzanan bir tarihe tanıklık etmiştir. Bu tarih, hem uygarlıkların hem de savaşların tarihidir. Homeros un İlyada sının anlattığı ünlü Troya savaşının 7. katmanın ilk dönemine denk düştüğü söylenir (İ.Ö. 1300 1190). Bir olayın anlatıldığı İlyada yı, bir kişinin öyküsü olan Odise (Odysseia) izleyecek, gene İsa dan önce 1. yüzyıl içinde Virgil in (Publius Vergilius Maro) destansı şiiri Aeneid Roma nın doğuşunu Troya savaşı ile ilintilendirecektir. Günümüze değin ise, Dünya yazınında ve sanatında Troya ve savaşı gündemden düşmemiş, Klasik edebiyatın ustalarına esin kaynağı oluşturmuş, 20. yüzyılda ise film sanatının kimi büyük yapıtları Troya nın atını, güzel Elena yı, yakışıklı Paris i ve kahramanlar Hektor ile Akhilleus u konu almışlardır. Troya nın coğrafi konumu, sürekli değişen kıyı çizgisinin denetiminde bir zaman-mekân öyküsü sunmaktadır. Güney ucu Edremit körfezini belirleyen Kazdağları (İda) ile Çanakkale Boğazı arasındaki bölgenin (Troas - Troad) merkezi olan Troya, anılan dağlardan beslenen Kara Menderes (Skamander) Irmağı ile Dümrek Çayı nın (Simoeis) denizi doldurarak oluşturduğu bir ovanın merkezindedir. Yaklaşık 10.000 yıl süren bugünkü kıyı çizgisinin oluşması sürecinde, Troya nın yaşam öyküsü gene yaklaşık 3.000 yıl sürmüştür. Çanakkale boğazından geçişleri denetleyen kent, zamanla bu işlevini yitirmiş, Asya ve Avrupa arasındaki iki büyük kentin yarışmasında Troya İstanbul un konumunun göreceli üstünlüğüne yenilmiş ve Doğu Roma nın başkentinin yükselişi ile İsa dan sonraki yüzyıllarda gerileyerek yok olmuştur. Zaman içinde kıyının dolması nedeniyle yok olan çok sayıda kent, Troya ile aynı kaderi paylaşmıştır. Gene de bunlar içinde en çok konuşulan ve tartışılan, ürettiği öyküler ve söylenceleri ile Troya dır. Bu nedenle konu, arkeolojik ve jeolojik bulguları çakıştıran bilim adamlarının da ilgisini çekmiş, Troya ovasında yapılan sondajların sonuçlarını inceleyen Kraft ve diğerleri (2003), vardıkları sonuçların Homeros un İlyada sı ile Strabon un Coğrafyasındaki anlatılarla tutarlı olduğunu ifade etmişlerdir. Yazarların burada geliştirdikleri görüşleri pekiştirmek üzere İlyada nın mekâna ilişkin olarak verdiği tanımları kapsayan dizelerden yararlanılmıştır. Dizelerin Azra Erhat ve A. Kadir (2005) tarafından yapılan Türkçe çevirisi ile Kraft ve diğerlerinin (2003) çalışmasındaki İngilizce dizeler yan yana verilmiştir. Bu çalışmanın dışındaki İngilizce metinler Samuel Butler ın 1898 yılı çevirisinden (http://classics.mit.edu/homer/iliad.html) alınmıştır. Konuya bu açıdan bakıldığında, Troya Müzesi nin, yalnızca buluntuların sergilendiği bir mekândan farklı olarak ele alınması gerektiği düşünülmüştür. Bu bağlamda müze tek bir yapıya indirgenmemeli, 30.09.1996 tarih ve 96/8676 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Troya Tarihi Milli Parkı olarak ilan edilen alandan başlayarak Müzenin bağlamı oluşturulmalıdır. Bu çalışmada Troya Müzesi ve Troya Tarihi Milli Parkı üç farklı ölçekte irdelenmiştir: 1. Biga Yarımadası içinde bulunan Troya Tarihi Milli Parkı alanının tarih içinde dönüşen jeomorfolojisi Troya kentinin de bağlamını oluşturmaktadır. Bu süreç mutlaka incelenmelidir. Koşut olarak Troya Savaşı gene üst ölçek içindeki yerine oturtulmalı Troya Müzesi nin, Troya Tarihi Milli Parkı ile ilişkileri güçlendirilerek ziyaretçilerin yöredeki kalma süreleri uzatılmalıdır. 2. Troya Müzesi ile Troya Ören Yeri bir bütün olarak algılanmalı ve hem kapalı hem açık alanları kapsayan bir arkeoloji parkı yaratılmalıdır. 3. Troya Müzesi, salt farklı katmanların sergilendiği bir alan olarak düşünülmemeli, farklı temaların (konut ve saray yapılarının dönüşümü, savaşın ve Troya nın öyküleri, Troya nın yarattığı sanat ve yazın yapıtları, kazıların tarihi gibi) sergilendiği bir mekânlar bütünü olarak ele alınmalıdır. Eldeki verilere göre ise milli parkın sınırları Troya nın tüm öyküsünün geçtiği yerleri kapsamamaktadır ve mutlaka yeniden belirlenmelidir. Önerilen yeni milli park sınırları içindeki doğal ve kültürel peyzajın da ilkelerinin saptanması ve Müze nin yukarıda belirlenen çerçeveleri kapsayan bir biçimde ele alınması düşüncesi bu çalışmanın amacını oluşturmuştur. 2
3. TROYA TARİHİ MİLLİ PARKI VERİLERİ; DOĞAL ÇEVRE Konum Troya Tarihi Milli Parkı, Marmara Bölgesi Biga Yarımadası nda yer alır ve 13350 hektarlık bir alanı kapsar. İdari olarak Çanakkale ilinin bir parçasıdır. Antik dönemde Troas olarak adlandırılan alan, tarihi, arkeolojik ve doğal zenginlikler içerir. Bölgenin diğer iyi bilinen değerleri arasında Çanakkale Savaşı anısına Boğazın kuzeyinde oluşturulan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Kazdağı (İda; Zeus un evi ve İlyada da anlatıldığı biçimiyle Troya Savaşı nın gidişatını etkileyen dağ), Milli Parkı ve İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi, Zooloji Enstitüsü Müdürü Curt Kosswig ve eşi Leonore Kosswig tarafından 1938 de bulunarak Kuş Cenneti adı verilen Manyas Kuş Milli Parkı gelmektedir. Ulaşım Ağındaki Yeri Şekil 3.01 Bölgedeki Konum ve Ulaşım Ağı (Hrt Gn. Md., 1977) Tarihsel olarak yol kesişimlerinde bulunan Park alanına deniz ve hava yolu ile ulaşım Çanakkale üzerinden yapılabilmektedir. İstanbul dan Çanakkale ye yerel uçuşlar bulunmaktadır. Kara ulaşımına gelince, Park alanı İstanbul ile İzmir arasındaki uzaklığın neredeyse ortasında, İstanbul a 350 İzmir e de 290 km. uzaklıkta yer almaktadır. Milli Park sınırından geçen Çanakkale- İzmir Devlet Yolu iyi nitelikli bir karayoludur. Şu anda bölünmüş yol olarak düzenlenmiştir ve çok güzel bir manzaraya sahiptir. Bu yolun yaz aylarında artan trafik yoğunluğu genelde düşüktür. 2001 yılı verilerine göre bu yoldaki yıllık ortalama trafik yoğunluğu aşağıdaki gibidir: Otomobil 2885 Otobüsler 132 Kamyonlar 744 Çekicili Kamyonlar 69 TOPLAM 3830 Trafik ve Ulaşım Bilgileri, T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Ulaşım ve Maliyet Etütleri Şubesi Müdürlüğü, 2001 Troya Tarihi Milli Parkı, uluslar arası ve yerel ziyaretçiler için elverişli bir konumdadır. Yaz aylarındaki turizm etkinliklerinin yanı sıra, hem Troya hem de Kuş Cenneti, bilim adamlarını, araştırmacıları veya kültür ve tarihle 3