4. BASKIYA ÖN SÖZ 1980 li yılların ortalarından itibaren Türkiye nin ekonomik yapısındaki değişim ve dönüşümlere bağlı olarak perakende sektöründe de benzer değişim ve dönüşümlerin yaşandığı açıktır. Bu durum, bir taraftan yeni perakende formatlarının (AVM, hipermarket, indirimli mağaza vb.) Türkiye ye gelmesi diğer taraftan da organize perakendenin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. Organize perakende ise hem ulusal ve uluslararası zincirler hem de yerel zincirlerinden oluşmaktadır. Gelişmiş Batı ülkelerinde yaşanan konsolidasyon sonucu; her bir pazarda 4 ya da 5 büyük perakende zinciri pazarın %70 inden daha fazlasına sahip olabilmiştir. Türkiye de ise organize perakende içerisinde yerel zincirler hâlâ önemli bir konuma sahiptir. Bu nedenle Batı da yaşanan konsolidasyon Türkiye de henüz yaşanmamıştır. Önümüzdeki süreçte yerel zincirlerin ulusal ve uluslararası zincirlerle zorlu rekabeti dikkatle takip edilmesi gereken bir husustur. Tüm bu gelişmelerin yaratıcı yıkım (yeni olguların eski olguları eskitmesi ve zamanla da yok etmesi) olgusuna bağlı olarak bakkalların sayılarının büyük oranda azalmasına yol açtığını vurgulamak gerekir. Perakende Yönetiminin Temelleri kitabının mevcudunun tükenmesi ve yeni baskı için yayınevinin araması benim için büyük bir mutluluk vesilesi olmuştur. Elinizdeki bu kitap, bugüne kadar üç baskı yapan çalışmanın dördüncü baskısıdır. Kitap, üniversitelerimizde perakendecilikle ilgili derslerde yararlanılan başlıca kaynaklardan birisi olma özelliğini taşımaktadır. III
Kitabın bundan sonraki baskılarında sizlerden gelecek eleştiri ve öneriler doğrultusunda gerekli geliştirme ve düzeltmeler yapılabilecektir. Bu nedenle eleştiri ve önerilerinizi beklemekteyim. Kitabın perakende camiasına, öğretim üyesi meslektaşlarıma ve öğrencilerimize katkı sağlamasını dilerim. Saygılarımla Prof. Dr. Kenan Aydın Nisan 2013 IV
3. BASKIYA ÖN SÖZ 2008 yılı sonlarından itibaren yaşanan küresel finansal kriz, perakende sektöründeki büyüme hızını yavaşlatmıştır. Ancak, dağıtım kanalı içerisinde organize perakendecilerin, diğer kanal üyelerine göre daha etkin bir konuma gelmeleri, krizlere karşı daha dayanıklı olmaları sonucunu da doğurmuştur. Küreselleşmenin bir yansıması olarak; birinci lig olarak tanımlanabilecek; MİGROS, GİMA, TANSAŞ, KİPA gibi yerli perakendecilerin sermaye sahipliği yabancılar lehine el değiştirmiştir. Organize perakendecilikte ikinci lig olarak tanımlanabilecek gruplar ise bir taraftan büyüme bir taraftan da küresel firmalarla rekabet edebilmenin yollarını aramaktadırlar. Bu konuda büyük ölçüde deneyim kazandıkları da söylenebilir. Sürdürülebilir bir rekabet avantajı yakalamak için kendi aralarında işbirliği yaparak güçlü olmanın ve güçlü kalmanın yollarını aramaktadırlar. Perakendecilikte en sorunlu kesim geleneksel perakendeci olan bakkallardır. Türkiye nin nüfusu artmasına karşın bakkalların sayıları azalmaktadır. Dünyadaki sürece bakınca bunun doğal bir süreç olduğu söylenebilir. Ancak, bakkallar üzerindeki baskı son günlerde iyice artmış bulunmaktadır. Bakkallar birinci ve ikinci ligdeki perakendecilerle rekabet edebilecek konumda değildirler. Yaşanan bu süreçte bakkallar, bir taraftan doğal sürece uygun olarak azalırken bir taraftan da topluma hizmet noktasında belirli işlevleri yerine getireceklerdir. Perakendeciliğin gündeminde olan diğer bir konu ise; Alışveriş Merkezleri ve Büyük Mağazalar Yasa Tasarısıdır. Ancak, gözlemlerimize göre yasanın getirebilecekleri taraflarca tam olarak anlaşılabilmiş değildir. V
Diğer taraftan perakendecilik alanındaki gelişmeler üretim tarafında; üretim süreçlerinin iyileştirilmesi sonuçlarını doğurmuştur. Bir taraftan daha verimli üretim yapılırken diğer taraftan da hijyen bakımından belirli mesafeler alınmıştır. Ancak, mevcut sistem içerisinde üretici firmaların üretim süreçlerini kontrol edebilecek bir mekanizma olmadığı açıktır. Tarım İl Müdürlükleri aracılığı ile binlerce firmanın üretim süreçlerini kontrol edebilmek adeta olanaksızdır. Bu konuda gerekli önlemler bir an önce alınmalıdır. Bireylerin sağlık ve güvenliği insanların sadece vicdanlarına bırakılmamalıdır. Kitabın ikinci baskısında yeni baskıya bazı konuları ilave edebileceğimi belirtmiştim. Kitabın baskısı kalmadığından üçüncü baskıyı yapmak memnuniyet verici bir zorunluluk olmuştur. Bu vesile ile ben de kitaba yeni bir bölüm ilave etmiş bulunmaktayım. Bu yeni bölümde; mağaza tasarımı, mağaza yerleşimi, ürün sunumu ve görsel iletişim konularına yer verilmiştir. Bu çalışmanın, üniversite ve yüksek okullarımızda ders kitabı olarak ve perakende sektöründe profesyonel olarak kariyer yapmak isteyenler için yararlı olacağına inanmaktayım. Bu yeni bölümde de bana destek veren değerli eşim Nebahat ve evdeki asistanım! oğlum Hayri Berk Aydın ile Uğur Burak Aydın a teşekkür etmek isterim. Bir teşekkür de başta Sn. Şefik Biroğlu ve Sn. Pınar Gülter olmak üzere Nobel Yayınevinin emeği geçen tüm çalışanlarına. Kenan AYDIN Şubat 2010 VI
2. BASKIYA ÖN SÖZ Perakendecilik sektöründe 1980 li yıllardan beri çok önemli gelişmeler yaşandığı açık bir biçimde gözlenmektedir. Bu gelişme zaman zaman ekonomik krizlerin etkisiyle bir süre için hızını düşürse ya da duraklasa bile sonuçta bugün gelinen seviye hiçbir biçimde küçümsenmemelidir. Bu seviyeye ulaşılmasında yerli ve yabancı perakendecilerin birlikte çabaları vardır. Geçmişte faaliyet dışı kârlarla ayakta duran perakendeciler son yıllarda operasyon kârlarına ulaşmaya başlamışlardır. Bu noktaya ulaşılmasında teknolojik gelişmeler ve yetişkin insan gücünün görece daha fazla katkısı olduğu söylenebilir. Gelinen bu noktada dağıtım kanalı içerisinde organize perakendecilerin; diğer kanal üyelerine göre daha etkin bir konuma geldikleri açıktır. Yabancı sermayenin de gelişi ile perakendecilikte yoğun bir rekabet yaşandığı da açıktır. Özellikle 2000 yılından itibaren önemli ölçüde inorganik büyümeler yaşanmıştır. Bu durum 2005 yılından itibaren Carrefour ve Gima, Migros ve Tansaş ile Kiler ve Canerler in birleşmeleri ile doruk noktasına ulaşmıştır. Ligin üst sıralarında bu yoğunlaşma çabaları sürerken alt sıralarında da önemli hareketlenmeler olmaktadır. İkinci lig olarak isimlendirebileceğimiz bu zincirler İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere PERDER i (Perakendeciler Derneği) kurarak bölgesel bazda örgütlenme yoluna gitmişlerdir. Bu organizasyonlar sayesinde sağlanan dayanışma ve iletişim her bir zincire değer katmaktadır. Bu kitabın da perakende sektörüne katkı sağlayacağına inanmaktayım. Esasında ikinci baskı için; başta insan kaynakları, mağaza yönetimi, mağaza yerleşimi, görsel sunum, tedarik zinciri, bilgi sistemleri ve elektronik perakendecilik gibi konular başta olmak üzere diğer perakendecilik konularının da ilave edilmesini düşünmekle birlikte bu aşamada yetiştiremediğimi belirtmek istiyorum. Bu konuları ilave etmeden yeni bir VII
baskı yapmamın temel nedeni ise birinci baskıda bazı baskı hatalarının bulunmasıydı. Bu çalışmada benden desteklerini esirgemeyen başta dekanımız Sn. Prof. Dr. A. Hamdi İslamoğlu na teşekkür etmek isterim. Ayrıca, bu çalışmam sırasında bana destek veren değerli eşim Nebahat ve evdeki asistanım! Oğlum Hayri Berk Aydın ile Uğur Burak Aydın a teşekkür etmek isterim. Bir teşekkür de başta Sn. Şefik Biroğlu olmak üzere Nobel Yayınevi nin emeği geçen tüm çalışanlarına Kenan AYDIN Ocak 2007 VIII
ÖN SÖZ Günümüzde hizmetler sektörü gerek istihdam gerekse de üretmiş olduğu hâsıla bakımından ülke ekonomilerinde önemli bir yere sahiptir. Gelişmiş ülke ekonomilerinde hizmetler sektörünün istihdamdaki payı % 70 lerin üzerindedir. Esasen hizmet sektörünün gelişmesi toplumdaki bireylerin yaşam kalitelerinin artması anlamına gelmektedir. Yani bireylerin daha fazla eğitim, daha fazla sağlık daha fazla seyahat vb. hizmetleri alabilmeleri demektir. Ülkemizde ise hizmetler sektörünün istihdamdaki payı henüz % 40 lar dolayındadır. Bu bağlamda önümüzde gidilecek uzunca bir yol bulunmaktadır. Hizmetler sektörünün bir parçası olan perakende sektöründe de 1980 li yıllardan itibaren çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Gerek yerli gerekse de yabancı sermayenin önemli yatırımları görülmektedir. Buna karşın gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında perakende sektöründe de daha alınacak mesafeler vardır. Gelişmiş ülkelerde geleneksel perakendecilerin pazar payı yüzde 15 20 civarındadır. Ülkemizde ise organize perakendecilerin payı bunun biraz üzerindedir. Toplam 60 milyar dolar dolayında olduğu tahmin edilen perakende pazarında önümüzdeki dönemde bir taraftan organize perakendecilerin payı artarken diğer taraftan da yoğunlaşmalar artacaktır. Perakende sektörünün gelişmesi mal ve hizmetlerin daha sağlıklı ve etkin bir biçimde tüketiciye ulaşmasına katkıda bulunacaktır. Daha da ötesi tüm ekonomi için çok yararlı olacaktır. Bu çalışmada perakende sektörünün bazı temel konuları incelenmeye çalışılmıştır. Ancak çok geniş bir içeriğe sahip perakendeciliğin temel konularının yarısına bile değinilememiştir. IX
Gelecekte başta insan kaynakları, mağaza yönetimi, mağaza yerleşimi, görsel sunum, tedarik zinciri, bilgi sistemleri ve elektronik perakendecilik gibi konular başta olmak üzere diğer perakendecilik konularını da içeren bir çalışma yapılması düşünülmektedir. Yapılacak bu çalışmada 20 yıla yakın bir süre yönetici olarak edindiğim birikimler ile teorinin harmanlanması çabası içerisinde olunacaktır. Bu çalışmada benden desteklerini esirgemeyen başta dekanımız Sayın Prof.Dr. A.Hamdi İslamoğlu na teşekkür etmek isterim. Ayrıca, bu çalışmam sırasında bana destek veren değerli eşim Nebahat ve evdeki asistanım oğlum Hayri Berk Aydın a teşekkür etmek isterim. Bir teşekkür de başta Şefik Biroğlu olmak üzere Nobel Yayınevinin emeği geçen tüm çalışanlarına Kenan Aydın Mayıs 2005 X