YENÝ YAYINLARDAN ÖZETLER



Benzer belgeler
Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu Tanýsý Alan Çocuklarýn Ebeveynlerinde Kiþilik Bozukluklarý

DEHB Tanýlý Çocuklarýn Ebeveynlerinde DEHB Oraný

Manyetik Rezonans ve Bilgisayarlý Tomografi Öncesi Hastalarda Anksiyete ve Depresyon

2006 cilt 15 sayý

GÜÇLER VE GÜÇLÜKLER ANKETÝ'NÝN (GGA) TÜRKÇE UYARLAMASININ PSÝKOMETRÝK ÖZELLÝKLERÝ

Bipolar Bozukluk Baþlangýç Yaþýnýn Klinik ve Gidiþ Özellikleriyle Ýliþkisi

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMÝ PSÝKÝYATRÝK SORUNLARI ÝLE EBEVEYN DEPRESYONU ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝ: CÝNSÝYETÝN ROLÜ

Depresyon, Pratisyen Hekimler ve Depresyon Eðitimi

Þizofreni özellikle düþünce, algý ve duygulaným


Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðunda Beyin Kan Akýmý ve Elektriksel Beyin Aktivasyonunun Deðerlendirilmesi

Batman'da Çocuk Psikiyatrisi Polikliniðine Baþvuran Hastalarda Belirti ve Taný Daðýlýmlarý

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

Yatan hastalarýn anksiyete ve depresyon düzeyleri ve iliþkili faktörlerin incelenmesi

Obsesif Kompulsif Bozukluðun Belirti Daðýlýmýnýn ve Komorbiditesinin Çocuk ve Ergenler ile Eriþkinler Arasýnda Karþýlaþtýrýlmasý

1960'lardan Günümüze Depresyonun Epidemiyolojisi, Tarihsel Bir Bakýþ

Çocuk Davranýþ Listesi Kýsa Formunun Türkçe Güvenilirlik Çalýþmasý ve Geçerliliðine Ýliþkin Ön Çalýþma

TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu

Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu ve Primer Enürezis Nokturnalý Çocuklarýn Annelerindeki Psikiyatrik Belirtiler ve Yetiyitimi

DEHB ve Otizm ile Ýlgili Bilgi Düzeyleri ve Damgalama: Sýnýf Öðretmenleri ve Anababalarla Çok Merkezli Bir Çalýþma*


Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Yineleyici ve Tek Dönem Major Depresif Bozukluðu Olan Hastalarýn Kiþilik ve Affektif Mizaç Özellikleri

türk tabipleri birliði

ÇOCUK VE ERGEN PSÝKÝYATRÝSÝ BÖLÜMÜNE BAÞVURAN ERGENLERÝN KLÝNÝK ÖZELLÝKLERÝ

Duchenne Muskuler Distrofili Çocuklarýn Aile Ýþlevlerinin ve Annelerinde Depresyon ve Kaygý Düzeylerinin Araþtýrýlmasý


Dr. Sarp Üner*, Dr. Þevkat Bahar Özvarýþ**, Sevgi Turan***, Umut Arýöz***, Dr. Orhan Odabaþý****, Dr. Melih Elçin****, Dr. Ýskender Sayek***** Giriþ

Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðunun Zeka Testlerinden ve Ýlgili Diðer Nöropsikolojik Araçlardan Yordanabilirliði


Rapor edilen iðne batma yaralanmalarýnýn %56 sý güvenlikli ürünler kullanýlarak önlenebilir den fazla patojen bulaþabilir.

Duloksetin: Klinik Kullanýmý

Erken ve Geç Baþlangýçlý Erkek Alkol Baðýmlýlarýnda Sosyodemografik, Klinik ve Psikopatolojik Özelliklerin Karþýlaþtýrýlmasý

Sosyal anksiyete bozukluðu, ilk kez 1966'da Marks

Yaygýn Anksiyete Bozukluðu Tanýlý Bireylere Verilen Psikoeðitimin Tedavideki Etkinliðinin Ýncelenmesi

Sýnav Kaygýsý ve Ýliþkili Psikiyatrik Belirtiler

Psikiyatri Hastalarýnda Týp Dýþý Çare Arama Davranýþý: Türkiye'de ve Almanya'da Yaþayan Türkler Arasýnda Karþýlaþtýrmalý Bir Ön Çalýþma

Ýleri evre küçük hücreli dýþý akciðer kanserinde sað kalýmý etkileyen faktörlerin analizi

Türk Tabipleri Birliði Yöneticilerinde Sigara Ýçme Alýþkanlýðý

Subklinik Hipotiroidili Hastalarda Tiroid Replasman Tedavisinin Anksiyete ve Depresyon Düzeylerine Etkisi

ünite1 Kendimi Tanıyorum Sosyal Bilgiler 1. Resmî kimlik belgesi Verilen kavram ile aþaðýdakilerden hangisi iliþkilendirilemez?

Özel Eðitim ve Ýlaç Alan Otistik Bozukluklu Çocuklarýn Otistik Belirtiler Açýsýndan Sekiz Haftalýk Ýzlemi ve Ek Taný Özellikleri

Anksiyete Bozukluðu ve Depresyonun Tanýsal Ýliþkileri

Genelevde Çalýþan Kadýnlarýn ve Ev Kadýnlarýnýn Cinsel Yolla Bulaþan Hastalýklar Konusundaki Bilgi Düzeylerinin Anksiyete ile Ýliþkisi

Madde Baðýmlýlýðý Olan Hastalarýn Ebeveynlerinde Öfke Düzeyi: Öfkenin, Depresyon ve Anksiyete Düzeyi ile Ýliþkisi

Çocuk psikiyatrisinde acil durumlara iliþkin ortak bir yol

Sosyal Fobi. Özet. Taný ve Sýnýflandýrma

Çocuk Psikiyatri Hastalarýnda Yatýþ Süresine Etki Eden Faktörler

Þizofreni Tanýlý Hastalarýn Çocuklarýnda Dikkat, Bellek ve Yürütücü Ýþlevler

Conners-Wells Öz-Bildirim Ölçeði Kýsa Formunun Türk Ergenlere Uyarlama Çalýþmasý

Dr. Meral Aksoy*, Dr. Makbule Gezmen**, Dyt. Çiðdem Çetinkaya***, Dyt. Hatice Nur Tuluk***, Dyt. Burcu Ýncekara ***

Saðlýklý Bir Diþeti Nasýl Olmalýdýr? Saðlýklý diþeti, çoðunlukla açýk pembe renkli, sert kývamlý, mat, yüzeyi portakal kabuðu görünümünde ve diþlerin

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

Alzheimer Hastalýðýnda Donepezil Hidroklorür Etkinliðinin Kantitatif EEG ile Deðerlendirilmesi

Depresyon Tanýsý Almýþ Hastalarda Ölüm Kaygýsýnýn Araþtýrýlmasý

Psikiyatri Polikliniðine Baþvuran Bir Grup Yaþlýda Huzurevi ya da Aile ile Kalmanýn Depresyon ve Anksiyete Düzeyine Etkisi

Bir Anadolu Þehrinde Psikiyatri Kliniðine Baþvuran Hastalarýn Hastalýk Açýklama ve Çare Arama Davranýþlarý

Akne Vulgaris ve Psikopatoloji Ýliþkisini Aydýnlatmaya Yönelik Bir Çalýþma

Kayseri Ýl Merkezinde Bir Saðlýk Ocaðýna Baþvuran Diyabetik Hastalarda Metabolik Kontrol Durumu ve Eþlik Eden Faktörler

Ruh Saðlýðý Çalýþanlarýnda Tükenmiþlik

Mevcut Semptomlar Ölçeði: Geçerlik ve Güvenirlik Çalýþmasý

Aile Hekimliðinde Genogram

Altý-onbir yaþ grubu çocuklarýn aðýz-diþ saðlýðý yönünden deðerlendirilmesi

Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi,

Ýntihar Giriþimlerinin Ýncelenmesi: Risk Faktörleri ve Takip

Dr. Hakan Altýntaþ*, Dr. Funda Sevencan**, Dr. Tuðba Aslan***, Dr. Murat Cinel***, Dr. Engin Çelik***, Dr. Fatih Onurdað***

Psikiyatrik Bozukluklara Baðlý Engellilik Hali; Üniversite Hastanesi Deneyimi. Disabilites Due to Psychiatric Disorders: Sample Of University Hospital

Kahta Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniðinde Yatan Hastalarýn Sosyodemografik ve Klinik Özellikleri

ÝSTANBUL'DA ÝLKÖÐRETÝM ÇAÐI ÇOCUKLARINDAN ALINAN BÝR KESÝT ÝLE BU YAÞ GRUPLARINDA OBEZÝTEYE ÝLÝÞKÝN DURUM TESPÝTÝ

Van Ýl Merkezi Lise Son Sýnýf Öðrencilerinde Obsesif Kompulsif Bozukluk Yaygýnlýðý

Huzurevindeki Yaþlýlarda Depresyon Sýklýðý ve Ýliþkili Risk Etmenleri

BALIKESÝR DEVLET HASTANESÝ DAHÝLÝYE KLÝNÝÐÝNDE YATAN YAÞLILARDA DÜÞME KORKUSU ve ETKÝLEYEN FAKTÖRLERÝN ÝNCELENMESÝ. Selda YÖRÜK

Agorofobisi Olmayan Panik Bozukluk Hastalarýnda Eþlik Eden Sosyal Fobik Semptomlarýn ve Sosyodemografik Deðiþkenlerin Ýncelenmesi

Aðrý tanýsý klinik olarak, DITI ile konulabilir

Dr. Sevim Buzlu*, Nihal Bostancý**, Derya Özbaþ***, Sevil Yýlmaz****

BASIN DUYURUSU ( ) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý

Huzurevinde Yaþayan Bireylerde Depresyon Düzeyi, Ölüm Kaygýsý ve Günlük Yaþam Ýþlevlerinin Belirlenmesi

Bir Üniversite Hastanesinde Yatan Hastalardan Ýstenen Psikiyatrik Konsültasyonlarýn Deðerlendirilmesi

Türkiye'de evli erkeklerin aile planlamasý yöntemlerini kullanmalarýný etkileyen faktörler

Omurilik Felçli Hastalarda Travma Sonrasý Stres Bozukluðu ve Ýliþkili Faktörler

Obsesif kompulsif bozuklukta sosyodemografik verilerin tedaviye direnç açýsýndan karþýlaþtýrýlmasý

Mirtazapinin Major Depresyonda Etki Baþlangýcý ve Güvenilirliði: Olgu Serisi

Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu (DEHB)

Þizofrenide Cinsel Ýþlev Bozukluklarý: Kesitsel Bir Deðerlendirme

Aurasýz migren ile epizodik gerilim tipi baþaðrýsý: Psikiyatrik morbidite ve ayýrt edici diðer özelliklerin araþtýrýlmasý


Mardin ili ilköðretim okullarýnda 6-15 yaþ grubu öðrencilerde kilo fazlalýðý ve obezite prevalansý

Dr. Ünal Ayrancý*, Dr. Nedime Köþgeroðlu**, Dr. Çýnar Yenilmez***, Fatma Aksoy****

Alkol/Madde Baðýmlýlarýnda Özkýyým Giriþimi Öyküsünün Klinik Belirtilerle Ýliþkisi

17a EK 17-A ÖYKÜ KONTROL LÝSTESÝ. ² Rahim Ýçi Araçlar - Ek 17-A²

Transkript:

YENÝ YAYINLARDAN ÖZETLER Kistik Fibrozisli Çocuk ve Ergenlerde Psikopatoloji ve Tedavi Uyumu White T, Miller J, Smith GL ve ark. (2008) Adherence and psychopathology in children and adolescents with cystic fibrosis. Eur Child Adolesc Psychiatry, baskýda. Kistik Fibrozis (KF) otozomal resesif geçiþ gösteren, beyaz populasyonda yaygýn olarak görülen ölümcül, kalýtýmsal bir hastalýktýr. Tüm dünyada 2500 canlý doðumda bir olarak görülmektedir. Solunum sistemi, gastrointestinal sistem ve üreme sistemi gibi çok sayýda organ tutulumu ile seyretmektedir. Kronik enfeksiyon ve yapýþkan balgam ilerleyici akciðer hasarý, yüksek morbidite ve mortaliye neden olmaktadýr. KF tedavisi ev temelli, karýþýk, zaman alýcýdýr. Tedavi çoklu ilaç tedavisi, diyet programlarý, nebulizasyon tedavileri, göðüs fizyoterapisi, postural drenaj ve pozitif ekspiratuar basýnçlý maske kullanýmý gibi çok sayýda müdahaleyi içermektedir. Daha önceki araþtýrmalarda tedavi uyumu ile akciðer iþlevleri arasýnda pozitif iliþki gösterilmiþtir. KF'de tedaviye uyum týbbi öneri ve tedavi rejimine aktif katýlým olarak tanýmlanmaktadýr. Önceki araþtýrmalarda oral antibiyotik ve enzim tedavisine uyum %27-93, egzersiz uyumu %75, fizyoterapi uyumu %40-53, diyet uyumu ise %20-39 olarak bildirilmiþtir. Tedavi uyumuyla yaþ artýþý, anne baba iliþkisinin doyumu, ailede aktif sosyal katýlým arasýnda negatif iliþki gösterilmiþtir. Ýyimserliði yüksek olan, hastalýðýyla ilgili bilgi sahibi olan ve doktoruyla iyi iliþki kuran hastalarda tedavi uyumu daha yüksek bulunmuþtur. KF tanýlý kardeþ varlýðý, ailenin tek çocuðu olma, hastaneye yatma ve okul kaybýnýn fazla olmasý tedavi uyumsuzluðu ile iliþkili bulunmuþtur. Sonuç olarak tedavi uyumu geliþimsel, sosyal, ailesel ve bireysel etmenlerin etkileþimine baðlýdýr. Tedavi uyumunun ölçümünde altýn standart bir yöntem yoktur. Bazý mikroelektronik araçlar ile ilaç sayýmý, tarih ve zaman kontrolü yapýlarak objektif ölçümler yapýlabilmektedir. Araþtýrmalardaki farklý sonuçlar uyumda farklý yöntemlerin kullanýlmasýyla iliþkili olabilir. Yazýnda bazý yayýnlarda KF'li hastalarda uyum zorluðu ve psikopatoloji bildirilmezken bazýlarýnda yüksek oranda psikopatoloji bildirilmektedir. Bu araþtýrmada KF'li çocuk ve ergenlerde psikopatoloji ve aile iþlevleri ile tedavi uyumu arasýndaki iliþki incelenmiþtir. Varsayýmlarý özellikle duygudurum bozukluðu olmak üzere psikopatolojisi olanlarda tedavi uyumunun düþük olacaðý þeklindedir. Utah Üniversitesi KF kliniðine 1995-1996 yýllarý arasýnda baþvuran 9-17 yaþ aralýðýndaki 53 çocuk ve ergen araþtýrmaya dahil edilmiþtir. Hastalara 2 saatlik bir deðerlendirme yapýlmýþtýr. Yaþ, cinsiyet, KF'li kardeþ varlýðý, taný yaþý, sosyoekonomik durum incelenmiþ ve hastalýðýn týbbi þiddeti için Shwachman Klinik Deðerlendirmesi yapýlmýþtýr. Tedavi uyumu için "KF Yönetim Profili" isimli uyumu, diyet, pulmoner bakým ve medikal tedavi gibi üç alt ölçek ile deðerlendiren, anne baba ve çocuðun ayrý ayrý doldurduðu bir ölçek kullanýlmýþtýr. Psikiyatrik tanýlar 9-17 yaþ için hazýrlanmýþ yapýlandýrýlmýþ bir görüþme olan Çocuklar Ýçin Bilgisayar Destekli Tanýsal Deðerlendirme Listesi ile deðerlendirilmiþtir. Ayrýca Çocuklar Ýçin Davranýþ Deðerlendirme Ölçeði (CBCL) ile çocuklardaki psikiyatrik hastalýk belirtileri incelenmiþtir. Ailenin esnekliði ve bütünlüðü Aile Uyumluluðu ve Bütünlüðü Deðerlendirme Ölçeði kullanýlarak deðerlendirilmiþtir. Araþtýrmaya yaþ ortalamasý 12.4 olan 31 kýz ve 22 erkek hasta katýlmýþtýr. Çocuklarýn pulmoner tedavi uyumu kendi bildirimlerinde %58, anne baba bildirimlerinde %53, tedavi süresini kýsaltma ya da yapmama kendi bildirimlerinde % 67, anne baba bildirimlerinde %73 olarak bulunmuþtur. Bu oranlar arasýnda istatistiksel olarak fark bulunmamýþtýr. Oral týbbi tedavi ve tüple beslenme konusunda çocuklarýn bildirimleri ve anne baba bildirimleri arasýnda anlamlý fark bulunmuþtur. Anne babalar bu alanlarda daha yüksek düzeyde uyumsuzluk bildirmektedir. Anne babalar kýz çocuklarda daha fazla tedavi uyumsuzluðu bildirirken kýz ve erkek çocuklarýn kendi bildirimleri arasýnda fark bulunmamýþtýr. Hastalýk þiddeti ile tedavi uyumu arasýnda iliþki Çocuk ve Gençlik Ruh Saðlýðý Dergisi : 15 (2) 2008 I

gösterilememiþtir. Klinik görüþme sonrasýnda hastalarýn % 57'sinde en az bir psikiyatrik hastalýk, % 34'ünde ise birden fazla psikiyatrik hastalýk olduðu saptanmýþtýr. En sýk olarak depresyon ve anksiyete gibi içe atým bozukluklarý olduðu gözlenmiþtir. Anksiyete bozukluðu olan hastalarda tedavi uyumu daha iyi saptanýrken diðer psikopatolojilerle tedavi uyumu arasýnda iliþki saptanmamýþtýr. Benzer þekilde CBCL'nin içe atým puanlarý yüksek olan hastalarda tedavi uyumu daha iyi bulunmuþtur. Aile bütünlüðü iyi olan hastalarýn tedaviye uyumlarýnýn daha iyi olduðu gösterilmiþtir. Daha önceki araþtýrmalar tedavi uyumuyla akciðer iþlevlerindeki düzelme arasýnda iliþki olduðunu göstermiþtir. KF'deki karýþýk tedavi rejimlerinin uyumu azaltabileceði düþünülmektedir. Bu araþtýrmada kontrol grubu olmasa da KF hastalarýnda genel populasyondan çok daha yüksek oranda psikopatoloji saptanmýþtýr. Ancak tedavi uyumuyla sadece anksiyete bozukluðu iliþkili bulunmuþtur. Bunun iki ayrý etkene baðlý olabileceði düþünülmüþtür. Anksiyete bozukluðu olanlar hastalýkla ilgili kaygýlarý nedeniyle tedavi rejimlerine daha fazla katýlýyor olabilir yani anksiyete bozukluðu bu hastalýkta koruyucu olabilmektedir. Ýkinci olarak ise bu çocuklar kaygýlarý nedeniyle tedaviye daha fazla katýldýklarýný bildirmiþ olabilir. Aile bütünlüðü aile üyeleri arasýndaki duygusal bað, aile uyumluluðu ise rol iliþkilerinde ve iliþki yönetiminde deðiþiklik yapabilme olarak tanýmlanmýþtýr. Esnek olabilen aileler bu zor tedavi süreci ile daha iyi baþ edebilmektedir. Bu sonuç diabetes mellitus, astým gibi diðer kronik hastalýklarla yapýlan araþtýrma bulgularýyla uyumludur. Kronik hastalýklarda psikiyatrik hastalýklarý deðerlendirmede altýn standart olan bir yöntem yoktur. Bu araþtýrmada standardize klinik görüþme kullanýlmasý araþtýrmanýn güçlü tarafý olarak yorumlanmýþtýr. Tedavi uyumunda objektif ölçümlerin yerine anne baba ve çocuk bildirimlerinin kullanýlmasý ve kesitsel olmasý araþtýrmanýn sýnýrlýlýklarý olarak bildirilmiþtir. Gelecekte objektif ölçümler ile uzunlamasýna araþtýrmalarýn yapýlmasý tedavi uyumunu etkileyen etkenlerin anlaþýlmasýnda daha faydalý olacaktýr. Araþ.Gör.Dr. Gülser Þenses Dinç Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu Tedavisinde Açýk Etiket Plasebo Kullanýmý: Pilot Bir Çalýþma Sandler AD, Bodfish JW (2008) Open-label use of placebos in the treatment of ADHD: a pilot study. Child Care Health Dev 34: 104-110. Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu(DHEB) tedavisinde kullanýlmakta olan psikostimülan ilaçlarýn yan etkileri, bazý aileleri endiþelendirmekte, bu nedenle tedaviye uyumu azaltmaktadýr. Bu araþtýrmanýn amacý plasebo kullanýlarak ilaç dozunun %50 oranýnda azaltýlmasýnýn hastalar üzerindeki kýsa dönem etkilerinin, yan etkilerinin incelenmesi, yöntemin kabul edilebilirliðinin ve plasebonun düþük doz tedavi etkinliðini artýrýp artýrmadýðýnýn belirlenmesidir. Çalýþmaya yaþlarý 6-16 arasý, son üç aydýr ayný dozda psikostimülan tedavi alan, 6 aydýr ayný bakýcýyla yaþayan, okulda doz alýmý gerektirmeyen ve günde tek doz tedavi rejimi uygulanan ek olarak psikotrop ilaç kullanmayan, DHEB tanýsý olan 26 çocuk dahil edilmiþtir. Hasta ve aileleri doz azaltýmýnýn hastalýk belirtilerinin alevlendirebileceði, plasebonun ilaç içermediði fakat düþük doz tedavinin etkinliðini artýrabileceði konusunda bilgilendirilmiþtir. Hastalar seçkisiz olarak 2 gruba ayrýldýktan sonra ilk hafta iki grup da ayný dozda tedavilerini almaya devam etmiþtir. 2. hafta ilk gruba plasebo kullanýlmadan, 2. gruba plasebo kullanýlarak hastalarýn almakta olduklarý psikostimülan ilaç dozlarý %50 oranýnda azaltýlmýþtýr. Tüm hastalar haftada 1 defa belirtiler, yan etkiler ve genel durum bakýmýndan incelenmiþtir. Bu amaçla hastalýk belirtilerinin deðerlendirilmesinde aileye ve öðretmene uygulanan IOWA Conners Hastalýk Semptom Skalasý, yan etkilerin tespitinde aileye uygulanan Pittsburg Yan Etki Deðerlendirme Skalasý (PSERS) kullanýlmýþ. Ayrýca genel durum deðerlendirilmesi hekim tarafýndan Clinical Global Improvement Skalasý ile deðerlendirilmiþtir. Çalýþmada öðretmenlerin deðerlendirmesine göre iki grupta da hastalýk belirtilerinde baþlangýç durumlarýna göre fark saptanmamýþtýr. Aile deðerlendirmesinde plasebosuz doz azaltýmý uygulanan grupta hastalýk belirtilerinde artýþ II

görülürken, plasebo kullanýlarak doz azaltýmý yapýlan hastalarýn DHEB belirtilerinde artýþ olmadýðý saptanmýþ. Ýki hasta grubunda da yan etkilerde istatistiksel olarak anlamlý olmamakla beraber azalma olduðu bulunmuþtur. Hekimin yapmýþ olduðu deðerlendirmede ise plasebo kullanýlarak doz azaltýmý uygulanan gruptaki hastalarýn genel durumlarýnda diðer gruba göre belirgin düzelme saptanmýþtýr. Plaseboya cevap veren 8 hastanýn (30%)'de baþlangýçta DHEB belirtilerinin daha þiddetli oldugu bildirilmiþtir. Sonuç olarak DHEB tanýsý olan psikostimülan tedavi dozundaki %50 oranýnda düþmenin kýsa dönem etkinliði bazý çocuklarda mevcut bulunmuþtur. Plaseboyla doz azaltýmýnýn hastalarýn genel durumlarýnda kötüleþmeye yol açmadýðý, yan etkilerde azalma gerçekleþtiði gözlenmiþtir. Açýk etiket plasebo kullanýmý, plasebo etkisini yok etmezken ayný zamanda etik anlamda daha kabul edilebilir bir yöntem olmuþtur. Çalýþmanýn kýsa dönem sonuçlarý incelemesi ve katýlýmcý sayýsýnýn yetersiz oluþu çalýþmanýn eksikliklerindendir. Ýnt. Dr. Rabia Miray Kýþla Ebeveyn Depresyonundaki Ýyileþmenin Çocuk Psikopatolojisinde Yarattýðý Deðiþiklikler Üzerine Sistematik Derleme Gunlicks ML, Weissman MM (2008) Change in child psychopathology with improvement in parental depression: a systematik review. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 47(4): 379-389. Çökkün ebeveynlerin çocuklarý diðer ailelerin çocuklarýna göre daha fazla depresyon, anksiyete bozukluðu gibi psikiyatrik hastalýklar geliþtirmektedirler. Yapýlan çalýþmalarda ebeveynler tedavi edildiðinde çocuklarýn semptomlarýnýn daha çabuk gerilediði tespit edilmiþtir. En son yapýlan STAR.D (Sequenced Treatment Alternatives to Relieve Depression) adlý çalýþmada depresyon semptomlarýnda 3 aylýk remisyon saðlanan annelerin çocuklarýnda görülen psikiyatrik bozukluklarýnda gerileme tespit edilmiþtir. Bu çalýþmanýn amacý ebeveyn depresyonundaki düzelmenin çocuklardaki tahmini sonuçlarýný belirlemek, ebeveyn depresyonu ile daha ilgili sonuçlarý saptamak, ebeveynlerin gördüðü tedavi çeþidinin farklýlýðý çocuklardaki iyileþmeyi farklý bir þekilde etkileyip etkilemediðini tespit etmektir. Çalýþma için PsychINFO (1806-2007) ve Medline (1950-2007) arama motorlarýnda "depresyon", "postpartum depresyon", "anne çocuk iliþkileri", "baba çocuk iliþkileri", "anne", "baba", "tedavi" gibi anahtar kelimeler girilerek makale tarandý. PsychINFO'da 115, Medline'da 138 makale bulundu. Çocuklarýn psikolojisini de inceleyen ebeveyn depresyonunun tedavisinde etkinliði araþtýran açýk ve kontrollü çalýþmalarýn yaný sýra ebeveyn depresyonu ve çocuktaki etkilerini inceleyen gözleme dayalý çalýþmalar da derlemede kullanýldý. Kendiliðinden iyileþen vakalar, ebeveynleri çocuklarýyla beraber incelemeyen çalýþmalar, gebeliðinde depresyon tedavisi alan anneleri inceleyen çalýþmalar derlemeden çýkarýldý. Derlemede uygun ölçütlere uyan 10 çalýþma kullanýldý. Çalýþma sayýsý az olduðu için metaanaliz incelemeleri yapýlmadý. Derlemede incelenen 10 çalýþmada da depresyon tanýsý DSM kriterlerine göre konulmuþtur. Çalýþmalardaki örneklemler 10 ile 260 arasýnda deðiþmekte olup 6 çalýþma kontrollü klinik deneme, ikisi açýk deneme, ikisi iliþkiyi inceleyen gözleme dayalý çalýþmadýr. Örneklemleri inceleyecek olursak 8 çalýþma sadece anneleri, 2 çalýþma anne ve/veya babayý incelemiþtir. Psikiyatrik semptomlar deðiþkenlik göstermekle beraber çalýþmalarýn çoðunda major depresyonu olan ebeveynler çalýþmalara dahil edilmiþtir. Çalýþmalarýn sadece dördünde çocuklarýn tedavi alýp almadýðý belirtilmiþtir. Derlemede incelenen çalýþmalarýn beþ tanesinde ebeveyn depresyonu ile çocuk depresyonu arasýnda iliþki bulunmuþ. Ebeveynlerin çökkün duygu durumundaki deðiþikliðin çocuklardaki yansýmasýný özellikle inceleyen altý çalýþmanýn beþinde çocuklarýn duygusal ve davranýþsal problemlerinde anlamlý düzelme, akademik baþarýda artma, global iþlevde iyileþme ve daha iyi anne çocuk iliþkisi oluþtuðu görülmüþ. Postpartum depresyonu inceleyen bir çalýþmada depresyonun iyileþmesi ile biliþsel iþlevlerde iyileþme, baðlanma veya duygulanýmda anlamlý bir deðiþiklik saptanmamýþtýr. III

Çalýþmalarýn dördü ebeveynin tedaviye cevabýný incelemeksizin çocuktaki iyileþmeyi incelemiþtir. Ebeveyndeki deðiþiklikleri inceleyen diðer altý çalýþmanýn beþinde ebeveyndeki iyileþmenin çocuk üzerinde belirgin bir etkisi olduðu gözlenmiþtir. Ýncelenen çalýþmalarýn sadece üçü çocuklardaki sonuçlarý uzun bir süreçte izlemiþtir. Yapýlan bir çalýþmada çocuklar 1, 4 ve 10 yýl sonra deðerlendirilmiþ, 1 ve 4. yýlda ebeveynleri tedavi edilen çocuklar edilmeyenlere göre daha iyi, 10. yýlda ebeveynleri tedavi edilen çocuklar edilmeyenlere göre daha iyi fakat ebeveynleri hiç hasta olmayan çocuklara göre daha geri bir durumda olduklarý saptanmýþtýr. Ýki çalýþmada sadece ilaç, beþ çalýþmada sadece psikoterapi, birinde ilaç ve psikoterapi verilmiþ. Çalýþmalarýn hiç biri tedavilerdeki deðiþikliklerin çocuktaki etkisini incelememiþtir. Ebeveynlerde çökkün duygu durumda iyileþme ya da azalma çocuðun belirtilerinde azalmasýnda etkilidir. Ancak duygu durumun düzelme derecesi, farklý tedavilerin ya da babalarýn depresyonu ile çocuk psikopatolojisinin iliþkilendirildiði kontrollü klinik çalýþmalar eksiktir. Ayný zamanda çocuklarýn baþka bir hekim tarafýndan deðerlendirildiði kör çalýþmalar bulunmamaktadýr. Gelecek çalýþmalarda bu eksikliklerin göz önünde bulundurulmasý bu konudaki eksikliklerin azalmasýna yardýmcý olacaktýr. Ýnt. Dr. Sebile Güler Okul Öncesi Dönem Pediyatrik Klinik Örneklemde Dikkat Eksikliði ve Hiperaktivite Bozukluðu Belirtileri ve Uyku Sorunlarý Willoughby MT, Angold A, Egger HL (2008) Parentreported attention-deficit/hyperactivity disorder symptomatology and sleep problems in a preschoolage pediatric clinic sample. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 47: 1086-1094. Bu çalýþmada 2-5 yaþ arasý okul öncesi dönem çocuklarýnda Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu (DEHB) belirtileri ile aileler tarafýndan bildirilen uyku sorunlarý arasýndaki iliþki ele alýnmýþtýr. Klinikçiler çok uzun zamandýr (40 yýl) DEHB ve uyku bozukluklarý arasýndaki iliþkiden sözetmektedir ve daha önce belli aralýklarla yapýlan bu konuda araþtýrmalar bulunmaktadýr. Ama bu çalýþmalar kesin sonuç bildirememiþtir. Bu çalýþma ile daha önceki çalýþmalar arasýnda belli farklar bulunmaktadýr. Bu çalýþma, uyku sorunlarýný ailelerin verilerinden yola çýkarak ele almaktadýr ve bu yöntemin daha iyi olduðu tespit edilmiþtir. DEHB uyku sorunlarýnýn çeþitli varyasyonlarý ile iliþkili olduðu bilinmesine karþýn gün boyu uykululuk hali dýþýnda diðer uyku sorunlarýnýn baþka psikiyatrik rahatsýzlýklarla da ilgili olduðu, bu sorunun ise DEHB na özgü olduðu düþünülmektedir. DEHB ile uyku sorunlarý arasýndaki iliþki diðer psikiyatrik sorunlar da göz önünde tutulduðunda daha zayýftýr. Ancak bu durum gün boyu uykululuk hali için geçerli deðildir. DEHB ile baþvuran 1191 aile çalýþmaya alýnmýþtýr. Bunlarýn 1073'ü çalýþmayý tamamlayabilmiþtir. Bu çocuklara baþta Child Behavior Checklist (CBCL) ölçeði uygulanmýþtýr. Bu test deðerlendirmesinde tüm sorunlu davranýþ skalasýnýn %70'inden azýna (+) cevap veren grupta test (-) kabul edilmiþtir (%71,4,766 kiþi). %70 'inden fazla (+) cevap veren grupta test (+) kabul edildi.(%28,6, 307 kiþi). (-) grubun seçkisiz olarak %20'si (149) ve (+) grubun seçkisiz olarak %80'i (246 kiþi) alýnmýþtýr. Bu oluþturulan gruba Preschool Age Psychiatric Assesment (PAPA) uygulanmýþtýr. PAPA testi içinde karþý gelme bozukluðu, uyku sorunlarý ve diðer psikiyatrik sorunlarý deðerlendiren bakým veren kiþiye yöneltilen bir ölçektir. Gruplara ilk PAPA testi uygulandýktan bir hafta sonra PAPA testi tekrarlanmýþtýr. Sonuçlar parasomnia, dissomnia, yalnýz uyuyamama ve gün boyu uykululuk hali için ayrý ayrý ele alýnmýþtýr. Tüm uyku bozukluklarýnda gün boyu uykululuk hali dýþýnda hiperaktivite belirtileri ile uyku bozukluðu arasýndaki iliþki istatistiksel açýdan anlamlý, ancak karþý gelme bozukluðu, anksiyete, depresyon gibi diðer bozukluklarla beraber karþýlaþtýrýldýðýnda bu anlamlýlýk bulunamamýþtýr. Gün boyu uykululuk halinde ise bu iliþki daha kuvvetli ve her durumda iliþkinin anlamlý olduðu görülmüþtür. IV

DEHB'nin okul öncesi dönemde taný almasý hastanýn okul baþarýsý ve yaþam kalitesi açýsýndan çok önemlidir. Her ne kadar uyku sorunlarý ile DEHB arasýndaki iliþki kesin olmasa da okul öncesi dönem için klinisyenin aklýnda bulunmasý gerekmektedir. Ýnt.Dr.Onur Gökcen Tourette Sendromlu Erkek Çocuklarda Normal Tepki Engelleme Roessner V, Albrecht B, Dechent P ve ark. (2008) Normal response inhibition in boys with Tourette sendrome. Behav Brain Funct 4:29. Tourette Sendromu çocukluk çaðý baþlangýcýnýn kronik motor ve vokal tiklerle karakterize nörogeliþimsel bir hastalýðýdýr. Etyoloji ve patofizyolojisi hala bilinmemesine raðmen kortiko-striataltalamik-kortikal nöral devrenin yapý ve iþlevinde aksamalar konusunda kanýtlar artmaktadýr. Bu çalýþmada DSM-IV kriterlerine göre Goettingen Üniversitesi'nde ayaktan takip edilen 22 tedavisiz Tourette'li erkek çocuk (10-14 yaþ) çalýþmaya dahil edilmiþtir. Kontrol grubu olarak Goettingen'deki bir gençlik klubünden 17 erkek çocuk (11-15 yaþ) seçilmiþtir. Testin geçerliðini saðlamak ve yetersiz uyumu engellemek için her iki gruptan iki çocuk çalýþmadan dýþlanmýþtýr. Bu çalýþmada Yap/Yapma (Go/NoGo) testi kullanýlmýþtýr. Bu test üç tane uyarýdan meydana gelmektedir. Siyah zemin üzerinde beyaz X ve A yap komutunu, B yapma komutunu temsil etmektedir. Deneklere X ve A harflerini gördüklerinde düðmeye basmalarý, B harfini gördüklerinde basmamalarý öðretilmiþtir. Testteki ana deðiþkenler baþarý oraný (X ve A harflerinde basma ve B harfinde basmama), doðru basmalardaki cevap zamaný ve bireysel doðru basma cevap zamanýndaki deðiþkenliklerdir. Ayrýca Yap/Yapma performansý çocuklarýn geliþim düzeyinden etkilendiði için yaþ da bir deðiþken olarak eklenmiþtir. Elde edilen veriler ANOVA testiyle analiz edilmiþtir. Bu testin anlamlýlýk derecesi %5 olarak deðerlendirilmiþtir. Yap komutunda Yapma komutuna göre daha baþarýlý sonuçlar elde edilmiþtir. Fakat gruplar arasýnda fark bulunamamýþtýr. X harfi için tepki süreleri A harfine göre daha kýsa bulunmuþtur. Yine gruplar arasýnda fark bulunamamýþtýr. Yapma uyarýsýna verilen yanlýþ cevaplarda tepki süreleri,yap uyarýsýna verilen doðru cevaplardaki tepki sürelerinden daha kýsa bulunmuþtur. Yine gruplar arasýnda fark yoktur. Yap/Yapma testi kullanýlarak saðlam çocuklarla Tourette Sendrom'lu çocuklar arasýnda tepki engelleme yönünden fark bulunamamýþtýr. Bu çalýþmada hiç ilaç kullanmamýþ Tourette Sendrom'lu çocuklarýn kullanýlmasý, bu çalýþmanýn daha önceki çalýþmalara göre üstünlüðüdür. Tourette Sendromu genellikle dikkat eksikliði hiperaktivite bozukluðu baþta olmak üzere baþka psikiyatrik problemlerle birlikte görülmektedir. Bu çalýþmada saf TS' li çocuklar kullanýlmýþtýr. Önceki daha az kontrollu çalýþmalar ve bu çalýþmanýn da gösterdiði gibi Tourette'li çocuklarýn nöropsikiyatrik test performanslarýnda azalma tespit edilememiþtir. Tourette Sendromu olan hastalarda tikleri kontrol eden mekanizmalar, nörofizyolojik anormalliklere sebep olmakla beraber tepki engellemeyi ölçen nöropsikiyatrik testlerin sonuçlarýný etkilememektedir. Tepki engellemenin nöronal mekanizmasýný ve Tourette Sendromu'ndaki nöropsikiyatrik performans deðiþikliðini anlayabilmek için nörofizyolojik ve nöropsikiyatrik metodlarý bir arada kullanan daha ileri araþtýrmalara ihtiyaç duyulmaktadýr. Ýnt.Dr.Serdar Güllü Dikkat Eksikliði Hiperaktivite Bozukluðu ve Video oyunlarý: ADHD ve Kontrol Grubu Çocuklarýný Karþýlaþtýran Bir Çalýþma Bioulac S, Arfi L, Bouvard MP (2008) Attention deficit/hyperactivity disorder and video games: A comparative study of hyperactive and control children. Eur Psychiatry 23: 134-141. Son yýllarda video oyunlarý (bilgisayar oyunlarý, playstation vs.) çocuklarýn yaþamýnda büyük bir yer tutmaya baþlamýþ, hatta bazý klasik oyunlarýn yerini almýþtýr. DEHB olan çocuklarýn aileleri genelde çocuklarýnýn video oyunlarýyla çok fazla vakit harcadýðýndan, buna karþýlýk biliþsel efor V

isteyen iþleri yapmakta baþarýsýz olduklarýndan bahsetmektedirler. Daha önce video oyun baðýmlýlýðý hakkýnda çalýþmalar yapýlmýþsa da bunlarýn sayý ve nitelik olarak yeterli olduðu söylenemez. Çalýþmaya yaþlarý 6 ile 16 arasýnda deðiþen 50 çocuk katýlmýþtýr. Bunlarýn 29'u DEHB grubu olup Bordeaox Üniversitesi Hastanesi çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniðine gelen çocuklar arasýndan seçilmiþtir. Geriye kalan 21 çocuk ise kontrol grubu çocuklarý olup Bordeaux'ta herhangi bir diþ kliniðine giden çocuklar arasýndan seçilmiþtir. Çocuklarýn video oyunlarýyla ilgili davranýþlarý hakkýnda bilgi elde etmek için her iki grup için de aileleri tarafýndan doldurulan formlar (Child Behavioral Check List, CBCL) kullanýlmýþtýr. Çocuklar Problem Videogame Playing, PVP ile deðerlendirilmiþtir. Bu testteki sorular DSM- IV'ün madde baðýmlýlýðý ve patolojik kumar kriterlerinden türetilmiþtir. Çalýþmada iki grubun oyun oynama sýklýðý ve oyun oynama süreleri arasýnda önemli bir fark bulunmamýþtýr. Oynanan oyunun türü arasýnda da bir fark bulunmamýþtýr, her iki grup da çoðunlukla aksiyon oyunlarýný tercih etmiþtir. Ancak; CBCL skoruna göre iki grup arasýnda önemli farklýlýklar bulunmuþtur. DEHB'li çocuklarýn oyun oynamaktan kendi kendilerine daha zor vazgeçebildiði gösterilmiþtir. Aileleri oyunu býrakmalarýný söylediklerinde bütün kontrol grubu çocuklarýnýn býrakmalarýna raðmen DEHB grubu çocuklarýnýn % 66'sý býrakabilmiþtir. Ayrýca DEHB'li çocuklarýn oyun oynamayý býraktýklarýnda aðlama, kýzgýnlýk gibi tepkiler gösterdiði rapor edilmiþtir. Sonuç olarak DEHB'li çocuklarda video oyun baðýmlýlýðý daha fazla görülmüþtür. Video oyun baðýmlýlýðý gösteren DEHB'li çocuklarýn belirtileri diðer DEHB'li çocuklara göre daha þiddetli bulunmuþtur. Böylece video oyun baðýmlýlýðýnýn DEHB'nin þiddetinin bir göstergesi olabileceði düþünülmüþtür. Ýnt. Dr. Mert Yeþiladalý VI