Kültür & Sanat > 87 ANKARA HUKUK FAKÜLTESİ NİN 100 YILA YAKLAŞAN TARİHİ Giriş Atatürk'ün önderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı yeni bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ni doğurmuştur. Yeni Cumhuriyet'in savaş baskısı sona erdiğinde, sıra devrimlere ve başkent sıfatıyla Ankara'nın inşasına gelmiştir. Ankara demek Genç Cumhuriyet demektir. Bunun için titiz ve hızlı bir imarın yanı sıra kültür varlıklarının yaratımı da gereklidir. Ankara'nın inşası 1924 yılında başlamıştır. Bu inşa çalışmalarının bir amacı da, Cumhuriyet'in görkemini ve başarısını göstermektir. Hukuk, eğitim, politika ve kamu sağlığı alanlarında yaratılan yeni toplum yeni in- san gücü ve düşünen beyin ile fiziksel mekan gereksinimlerini de doğurdu. Kurtuluş Savaşı ile birlikte yeni insan, yeni düşünen beyinlerin yetiştirilmesi uğraşı başlamıştır. 1924 ve 1925 yılları pek çok kamusal alanın inşasına sahne oldu. Yeni bir Büyük Millet Meclisi, Maliye ve Adliye vekaleti, Posta Telgraf Umum Müdüriyeti, Gazi ve Latife Kemal ile İsmet Paşa ve Yeni Hayat adı verilen dört yeni ilkokul, bu iki yıl içinde inşa olmuştur. (Bkz. Ali Cengizkan Ankara Hukuk Mektebi, Vekam Yay, 2004, İstanbul) Bu inşa çalışmaları içinde Ankara Hukuk Mektebi de diğer kamusal yapılar gibi özel bir önem içermekteydi. H. Argun BOZKURT Avukat
88 > Kültür & Sanat Hukuk Mektebine Doğru 3 Mart 1924 tarihinde halifeliğin kaldırılması ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti'nde yepyeni bir dönem başlıyordu. Bütün öğretim ve öğrenim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştı. Şer'iye ve Evkaf Vekaleti tarafından yönetilmekte olan okul ve medreselerin varlığına özellikle hakim-savcı yetiştiren Mekteb-i Kuzzat'ın varlığına son verilmişti. Her şey çok seri bir şekilde gelişmekteydi. Nitekim 469 sayılı kanunla da Şer-i mahkemelerin varlığına son verilecektir. Mustafa Kemal Atatürk ve Mahmut Esat Bozkurt'un direktif ve çabalarıyla Ankara'da bir hukuk mektebinin ve adliye meslek mektebinin (icra memuru,zabıt katibi ve müstantik yetiştiren) kurulması kararlaştırılmıştır. Bu leydi (yatılı) mektepte savcı, yargıç ve hukuk memuru yetiştirilecektir. Hocaları müderris değil, profesör olarak adlandırılacak, adı da Ankara Adliye Hukuk Mektebi olacaktır. Bu okul Ankara Üniversitesi'nin temeli olacak ve kuruluşundan çok kısa bir süre sonra Hukuk Fakültesi ismini alacaktır. Ankara Adliye Hukuk Mektebi'nin ilk binası iki katlı ahşap bir bina olan ve Telgrafhane adıyla Kurtuluş Savaşı boyunca önemli görevler üstlenen bir binadır. Yatılı öğrencileri de barındıran bu okulun fakülte müdürüne ve diğer fakülte üyelerine ait iki de eklentisi vardır. Ama hiçbirşey hazır değildir. Yatılı öğrenciler, okulun tadilat hazırlıkları yapılırken bir süre Yahudi Mahallesi ndeki eski müstantik Mektebi nde kalırlar. Ve yine bina hazırlanana kadar dersler bir süre Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılır.(ali Cengizkan Ankara Hukuk Mektebi, Vekam Yay, 2004, İstanbul ) Okulun açılışı 5 Kasım 1925 tarihinde gerçekleşir. Okulun açılışına Atatürk ve İnönü birlikte gelirler. Hem Ankara için hem de Cumhuriyet devrimleri adına önemli bir Telgrafhane Binası gündür. Büyük bir sadelik fakat yüksek bir coşkuyla açılış gerçekleştirilir. Herkes en temiz kıyafetleri ile törene katılır. Öğrencilerin ve hocaların tatlı telaşı törene ayrı bir hava vermektedir. Atatürk okulun açılışı nedeniyle güzel bir söylev verir. Ve bu kurumu açmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti belirtir. Öğrencilerin ve hocaların Cumhuriyet devrimlerine yapacakları katkıdan, adalet ülküsünden söz eder. Okula her yıl katılan yeni öğrenciler dershane ve yatakhane ihtiyacını giderek artırır. Nitekim ikinci yıl bir dershaneye daha gerek duyulur... Maliye vekaletinden Çankırı caddesi'ne doğru inilen küçük sokakta sol kolda bulunan Mescit binası dershane olarak kullanılmaya başlanır. Üçüncü yıl postanedeki yemekhane, ikinci sınıf olarak kullanılır. Birinci sınıf ise mescitte kalır. Yemekhane ise bir ara Anafartalar Karakolu olan ve 1925 yılında şimdi yeni yapısına kavuşmuş olan Adliye Vekaleti'nin eski yapısına yerleşir. Bu böyle 1928 yılına kadar devam eder. Ancak okul iyice dağınık bir hale gelmiştir. Bu dağınıklık eğitimi olumsuz yönde etkilemektedir. İşte bu sıkıntılar içinde Dekan Cemil Bilsel ve okul müdürü Fevzi Bey 1927 yılında yapımına başlanan yeni bir ilkokula gözlerini dikerler. Tatlı kovalamacalar başlamıştır. Cemil Bey ve Fevzi Bey dedektif romanlarını andıran heyecan içersinde çabalar dururlar. Bu ikilinin gösterdiği çabalar sonucunda aslında ilkokul olarak tasarlanan (Hariciye
> Kültür & Sanat 89 vekaletinin kuzeyindeki bina) binaya, 1929 yılında hukuk eğitimine devam etmek üzere sahip olurlar. Bu edinme, kendilerine göre muazzam bir başarıdır. Bina gözlerine çok güzel görünür. Bembeyaz, giriş dahil iki katlı ve bir de zemin altı olan, kaloriferli fakat mütevazı görünüşlü bir binadır. Binanın müteahhiti ise Koçzade Vehbi Bey dir. Yani bugünkü tanınan adıyla Vehbi Koç dur.(ali Cengizkan Ankara Hukuk Mektebi, Vekam Yay, 2004, İstanbul) Hukuk Mektebi Binası (Şimdiki Müftülük) Bu son atılımdan sonra üç dershaneden ikisi en üst katta, biri orta katta yer alır. Dekan ve müdür odaları ile kitaplık, tek dershanenin bulunduğu katta yer alır. En alt katta ise büro ve diğer ihtiyaçları karşılayan yerler vardır. Eski telgrafhane binası ise yatakhane olarak kalır. Gözlerine devasa gelen bina aslında son derece mütevazı orta ölçekte bir binadır. Yatakhane sorunu daha sonra bir başka şekilde çözülecektir. Ankara'nın medar-ı iftiharı evkaf apartmanlarının üst katı yatakhane olarak kiralanacaktır. Bu bina ve sunduğu rahat ortam yatılı öğrenciler için çok iyi olur. Ankara'nın en modern ve yeni binası onlar için sıcak bir yuva olacaktır. Onlar derslerine daha iyi çalışacaklar ve genç Cumhuriyet için daha iyi hizmet etme inancı yüreklerinde daha fazla pekişecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin temeline konulan yeni hukuk anlayışı, hukuk mektebinden hukuk fakültesine doğru bir açılımı ve gelişmeyi zorunlu kılıyordu. Nitekim Ankara Adliye Hukuk Mektebi 1941 yılında Cebeci'deki yeni binasına taşındı. Eski bina ise bir süre Akşam Kız Sanat Mektebi, daha sonra ise Ankara Müftülüğü olacaktır. Bina bugün hala ayaktadır. Ankara Hukuk Mektebi, Cumhuriyet'e kendi bedeni ile de tanıklık etmiştir. Cumhuriyet'e direnenler silinirken, Ankara Hukuk Mektebi Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki sağlam ve işlevsel mimari anlayışının tipik bir örneği olarak varlığını hala korumaktadır. Bu cumhuriyet mimarlığının da bir zaferidir. Ankara Hukuk Mektebi'nin kuruluşu bir solukta olmamıştır. Hukuk Fakültesi fikri 1922 yılında Atatürk tarafından ortaya atılmışsa da, hukuk devrimi ve hukuk mektebi kurulmasının zorunluluğu, kurtuluş savaşı vermekte olan Anadolu hükümetinin hukuk alanındaki kurumsal çabalarını sadece erteletmiştir. Kaynaklar göstermektedir ki, Ankara Hukuk Mektebi, İstanbul Hukuk Fakültelerine nispet bir amaçla kurulmamıştır. Kurulması gerektiği fikrinde de bir oy birliği hiçbir zaman sağlamamıştır. TBMM hukuk mektebi kurulması teklifini birinci oylamada red etmiş, ikincisinde ise sadece 3-5 oy farkla kabul etmiştir. Ankara hükümeti ilk kez 1920 yılında hukuk eğitimine eğilmiş ve 388 sayılı (17 Teşrinisani 1336) kanunla yargıç-savcı-adliye personeli açığını gidermek için, öğrenimi yargıç savcı olamayacak adliye mensuplarının kaza yargıçlıklarına atanabilmesi için sınav geçme şartı getirmiştir. Ankara hükümeti bu yolla, adliye hizmetlerini yürütmek istemiştir. Eldeki olanakları sonuna kadar kullanma zorunluluğu, nispet olarak nitelenecek masrafları akla bile getirmiyordu. Devlet maliyesinin dengeleri hassasiyetle gözetiliyordu. Eski hukuk personelinin bir sınav geçerek yargıç, savcı yapılması bir çare olamamıştır. Osmanlı devletinin son zamanlarında adliye mesleğindeki açık, özellikle Anadoluda'ki açık, Ankara hükümetinin çıkardığı bu geçici yasa ile çözülememiştir.
90 > Kültür & Sanat Hukuk eğitimi almamış kişilerin yargıçlık yapabilmeleri, TBMM'ce de eleştirilmiştir. Kastamonu Mebusu Abdulkadir Kemali Bey, 16 Mart 1337'de (1921) Ankara'da bir Hukuk Mektebi açılmasına dair kanun teklifinde bulunmuşsa da bu teklif, encümen kararıyla görüşülmeden red edilmiştir.(bkz. Prof Dr Ahmet Mumcu - Ankara Adliye Hukuk Fakültesi'ne 1977, Ankara ) Kanun teklifini red eden maarif encümeni, Abdulkadir Kemali Bey'in haklı talep ve gerekçelerini dikkate almamış, sadece mali olanaksızlıklar nedeniyle (ilkokullara bile bina, malzeme ve öğretmen bulunamaması) önerinin reddi istenmiş, adliye vekaletinin öneri lehine görüş bildirmesine rağmen, hukuk mektebinin açılmasına dair teklif kanunlaşamamıştır. 1922 yılında Atatürk hukuk devriminin yapılması gerektiğine dair mükemmel bir konuşma yapmıştır. Atatürk konuşmasında özetle; 1)Yasaların değişmesi gerektiğine değinmiştir. 2)Adaletin hızlı ve vatandaşa ulaşacak yeterlilikte olması gerektiğini belirtmiştir. 3)Yeni hukuk adamlarının yetiştirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yeni hukuk adamlarının yetiştirilmesi gereğine değinen açıklamaları, hukuk fakültesinin Ankara'da kurulması gerektiğini de muştuluyordu. (Bkz.Ender Tiftikçi -Mehmet Tiftikçi Atatürk ve Hukuk, Yargıtay Yayınları, 1999, Ankara ) Ancak M. Kemal Atatürk'ün bu istek ve direktifi bir süre gerçekleşmedi. 1923 yılı Meclis açış konuşmasında, hukuk fakültesininin kurulması gereğine yer vermemesi, Kurtuluş Savaşı nda büyük taarruzun arifesinde olmamızla açıklanabilir. Okulun açılışı bir kaç yıl bekleyecektir. (bkz. Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Ankara Adliye Hukuk Fakültesi'ne 1977, Ankara ) Lozan barış antlaşmasının imzası ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ile birlikte, hukuk devrimi ülke gündemine tam anlamıyla oturur. Atatürk 1924 yılında yaptığı bir konuşmada adli ıslahatın ivediliğinden söz eder. Yeni kanunlar yanı sıra yeni yargıçlardan ve mahkemelerden söz eder. Ve üç gün sonra Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilir. Bu kanun ile medreseler kapatılır. Daha sonra yazımızın başında da belirttiğim gibi 469 sayılı Kanunla Şer'i Mahkemeler kaldırılır.. Cumhuriyet İslam Hukuku ile bağlarını koparmaktadır. 1925 yılı bütçesine Ankara Hukuk Mektebi nin tahsisatının konmasıyla birlikte çok kısa bir sürede, Ankara'da bir hukuk okulunun kuruluşu gerçekleşir. Cumhuriyetçi hukukçuların özlemi artık gerçek olmuştur. Muhamat Kanunu (Avukatlık Kanunu) nun çıkarılması ise bir diğer parlak değişim olmuştur. Leydi (yatılı) olarak düşünülen hukuk mektebinden beklenen şeyler saymakla bitmez. Ama en fazla beklenen istenen, Anadolu'daki yargıç savcı açığını kapatmaktır. Çünkü İstanbul Hukuk Fakültesinden verilen az sayıda mezun kitlesi özellikle Anadolu'da gerçekleşecek yargıçlık mesleğine rağbet etmemektedir. İstanbul gençliği, Anadolu'nun ücra köşelerinde yargıçlık yapmayı göze alamadığından, açık Ankara'da yatılı okuyacak, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen gençlerle doldurulacaktır. Ankara Hukuk Mektebi (Şimdi Vakıf Eserleri Müzesi)
> Kültür & Sanat 91 Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un işi zordur. Yeni okula öğretim üyesi bulacak, ders programları yapacak, eğitim için kitap, materyal temin edecek, öğrencilerin okuyup, barınabilmelerini temin için yer bulacaktır. Okul Hocaları Yeni okulun başına, eski bir İstanbul'lu hoca Cemil Bilsel getirilir. Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura, Şevket Memedali Bilgişin, Tevfik Kamil Koperler, Yusuf Kemal Tengirşenk ve Süheyp Nizami Derbil yeni hukuk okuluna önemli katkılarda bulunurlar. (Bkz. Prof Dr. Ahmet Mumcu-Ankara Adliye Hukuk Fakültesi'ne 1977, Ankara ) Hemen hepsi Avrupa'da öğrenim görmüş genç ve dinamik bu heyet'in hedefi modern Türk hukukunu araştırıp, öğretecek bir mektep, bir ekol kurmaktır. Bu heyetin en büyük başarısı da yeni bir ekol yaratmak arzusundan beslenmiştir. Hukuk derslerinden Mecelle'yi çıkarmak, genel hukuk tarihini ders olarak kabul etmek, islam hukukuyla genç öğrencilerin ilişkisini kesmek gibi radikal kararlar almışlardır. Usul-fıkıh dersi kaldırılmış, ihtilaller tarihi -siyasal tarih dersleri konulmuştur. Ayrıca İktisadi Düşünceler Tarihi okutulması da, hayata yeni bir bakış demektir. Müderris lafı atılıp, profesör ünvanına geçilmesi, Ankara Leyli Hukuk Mektebi olarak 1927 yılına kadar (bütçe kanunları bu adı uygun görmüştü) devam eden ismin, Ankara Adliye Hukuk Mektebi olarak değiştirilmesi okulun dinamizmini ve bakış açısını ortaya koymaktaydı. Heyecan dolu atılımlar, İstanbul Hukuk Fakültesi ni de etkilemiş, İstanbul da, islam hukuku derslerini, ders programından çıkarmıştır. (Bkz. H. Argun Bozkurt Hukukun Öyküsü, 2006, Ankara Barosu Yay., Ankara ) Anadolunun çeşitli yörelerinden akın akın gelen liseliler hukuk mektebine kavuşmak arzusuyla doluydular. Muhteşem bir açılış hukuk devriminin başarısını o zamandan muştulamıştır. Okul büyük bir rağbet görmektedir. Ankara yeni bir kitle ile, öğrenci kitlesi ile tanışmaktadır. Üniversite öğrencisi gençler Ankara sokaklarında, kahvelerinde boy göstermekte bu ise şehrin sakinlerinde değişik bir duygu yaratmaktadır. Ankara halkı, aydın görünüşlü bu gençlerden çok hoşlanmıştır. Çeşitli törenlerde, geçit alaylarında, kutlamalarda onlar dikkatle takip edilmektedir. Ankaralı çocuklar ise Hukuk Mektebi'nde okuyan bu ağabey ve ablalarına imrenerek bakmaktadır. ( Bkz.H. Argun Bozkurt Hukukun Öyküsü, 2006, Ankara Barosu Yayını, Ankara ) Veli bey, Atatürk, Mahmut Esat Bozkurt ve diğer hocalar tarafından verilen ders ve yapılan konuşmalar, bozkır Ankara'sında daha neler yapılacağına açık işaretlerdi. Ankara'nın sosyal ve siyasal hayatı nicel ve nitel yönden gelişmekteydi. Çeşitli basın organlarında, okulun açılışının Osmanlı ile Türk ulusunun geleceği arasındaki ilişkinin kesilmesine hizmet edeceği vurgulanmıştır. Okulun, yeni hukukun ruhunu öğretip, yaşatacağı tüm ülke basınında yer almıştır. Anlaşılan okuldan pek çok şey beklenmektedir. Okulun kuruluşu ile devletin ilgi ve alakası sona ermemiştir. Cumhurbaşkanı imzalı, kararnameler ile okulun hukuksal yapısı pekiştirilmiştir. Buna göre Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Adliye Vekaletine bağlı bir yüksek okuldur. Ve bu okul, Türkiye Cumhuriyeti 'nin açılan ilk yüksek okulu olmuştur.
92 > Kültür & Sanat Ankara Adliye Hukuk Mektebi'nde özellikle yatılı öğrenciler yarı askeri bir disiplin içinde yetiştirilmişlerdir. Giyim kuşamlarından, yemek içme yatmalarına kadar herşeyleriyle ilgilenilmiştir. Hukuk kadar görgü kuralları da öğrencilere öğretilmiştir. Onlar Ankara'nın gözbebeğidirler. Atatürk ve İnönü zaman zaman derslere girmekte, sınavlarda bulunmaktadır. Bu alaka öğretmenleri olduğu kadar öğrencileri de çok memnun etmektedir. Ankara Hukuk Mektebi'nin adı 1927 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile, Ankara Hukuk Fakültesi olur. Bakanlar Kurulu'nun bu kararı gelecekteki Ankara Üniversitesi'nin kuruluşuna öncülük etmiştir. (Bkz.Meydan Larousse Ansiklopedisi, Cilt 2) Yeni Hukuk Fakültesi Binası - Cebeci Atatürk'ün Adalete ve Hukuk Mektebi ne İlişkin Görüşleri Atatürk'e göre, adalet dağıtmak uzmanlık işidir. Bağımsızlığın temel direği olan adalet Atatürk Sınav Salonunda dağıtımında yabancı parmağı bulunmamalıdır. (Bkz. H. Argun Bozkurt Hukukun Öyküsü, 2006, Ankara Barosu Yay., Ankara ) Atatürk'e göre istiklal, istikbal, hürriyet, her şey adaletle kaimdir. Adli kapitülasyonlar kaldırılmalıdır. (Bkz. Ender Tiftikçi - Mehmet Tiftikçi Atatürk ve Hukuk, Yargıtay Yayınları, 1999, Ankara )(Bkz.Milliyet Gazetesi 27 Teşrinisani.1929) Dini yasaların kaldırılmasını şart gören ve yabancı ülke mahkemelerinin ülke içinde yargılama yapmasına karşı çıkan yeni yönetim anlayışının yeni ve etkin sayıda hukukçularla bu devrimleri gerçekleştirebileceği açıktır. İşte bu gerçekler ve zorunluluklar başkente çok yakışan, bir hukuk fakültesi kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Yeniden doğuş kenti olan Ankara bu iş için en uygun kenttir. Nitekim böyle de olmuştur. Atatürk'e ve onun ideallerine karşı ne Ankara, ne de Ankara Hukuk Mektebi başarısızlık göstermiştir. Kaynakça: Prof Dr. Ahmet Mumcu Ankara Adliye Hukuk Fakültesi'ne 1977, Ankara Ali Cengizkan Ankara Hukuk Mektebi, Vekam Yay, 2004, İstanbul Ender Tiftikçi -Mehmet Tiftikçi Atatürk ve Hukuk, Yargıtay Yayınları 1999, Ankara H. Argun Bozkurt Hukukun Öyküsü, 2006, Ankara Barosu Yay., Ankara Meydan Larousse Ansiklopedisi, Cilt 2. Milliyet Gazetesi