GÜLÜŞ TASARIMI VE PORSELEN LAMİNATE VENEERLAR



Benzer belgeler
diastema varlığında tedavi alternatifleri

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 2. SINIF RESTORATİF DİŞ TEDAVİSİ TEORİK DERS PROGRAMI

Geçmişten günümüze porselen laminate veneerlerde preparasyon teknikleri:bir literatür değerlendirmesi. DERLEME (Review Article)

Başlıca uygulama alanları şu şekilde özetlenebilir:

BASAMAKLI DİŞ PREPARASYONU

GEÇİCİ KRON ve KÖPRÜLER. Prof. Dr. Ahmet Saraçoğlu

Cam İyonomer Hibrit Restorasyonlar

Dişhekimliğinde MUM. Prof Dr. Övül KÜMBÜLOĞLU. Ege Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

PROF.DR.L.ŞEBNEM TÜRKÜN

DİREKT KOMPOZİT LAMİNATE VENEER VE İNDİREKT PORSELEN LAMİNATE VENEER UYGULAMALARININ KARŞILAŞTIRILMASI

Cam İyonomer Hibrit Restorasyonlar

Estetik ve konvansiyonel diş hekimliği adına tüm dental tedaviler için alt yapı ve teknolojik olarak hazırız.

PORSELEN LAMİNA RESTORASYONLARI

FONKSİYONEL OKLÜZAL MORFOLOJİ. Dr. Hüsnü YAVUZYILMAZ

Hasta bilgilendirme broşürü. Tam-seramik. ile mükemmel dişler

PORSELEN LAMİNATE VENEER RESTORASYONLAR

Prof. Dr. Gökhan AKSOY

PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI

Advanced Prep & Finishing Set for Cerec Restorations

CAM İYONOMER YAPIŞTIRMA SİMANI

Sabit Protezler BR.HLİ.011

Build-Up Yöntemiyle Jaket Kron (PJC) ve Porselen Laminate Veneer (PLV) Üretim Tekniği

Alt santral-lateral diş kök kanal tedavisi. Alt kanin diş kök kanal tedavisi. Üst molar diş kök kanal tedavisi. Alt molar diş kök kanal tedavisi

KOMPOZİTLER Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Dişlerin Ark İçerisindeki ve Karşılıklı İlişkileri. Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy

Vivaglass cem Yüksek translüsensi özellikte, kimyasal sertleşen cam iyonomer siman

RESTORATİF DİŞ TEDAVİSİ

PORSELEN LAMİNATE VENEER RESTORASYONLAR BİTİRME TEZİ. Stj. Dişhekimi Ayla İNCİRKUŞ. Danışman Öğretim Üyesi: Prof. Dr.

Metacem, rezin bazlı, Dual-cure, yüksek dayanıklılıkta, daimi yapıştırma simanıdır.

DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ ANABİLİM DALLARI KLİNİK STAJ BARAJLARI

REVETMAN. Prof Dr Övül KÜMBÜLOĞLU. Ege Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

ASİT JEL TEKNİK ŞARTNAMESİ

GLUMA Ömür boyu güçlü bağlantı.

SPRİNG KÖPRÜ (Vaka Raporu)* Yavuz BURGAZ** Hüsnü YAVUZ YILMAZ * **

LABORATUVAR LİKİT A-SİLİKONU

İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI

Biyolojik Biyomekanik İmplant Başarısızlığı İmplant Başarısızlığı Krestal Kemik Kaybı Protez Komplikasyonları Mekanik Süreçler

Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri

MUMLAR (WAXES) Yrd. Doç. Dr. Seda CENGİZ

PORCELEN LAMİNATE VENEERLER

Phonares II Dışavurumcu estetik protez dişler

DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ ANABİLİM DALLARI KLİNİK UYGULAMA BARAJLARI

PORSELEN LAMİNA VENEERLERDE KURAM VE UYGULAMA BİTİRME TEZİ. Stj. Diş Hekimi Ümmühan Betül PEKZORLU. Danışma Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Mübin S.

TDB AKADEMİ Oral İmplantoloji Programı Temel Eğitim (20 kişi) 1. Modül 29 Eylül 2017, Cuma

3M Oral Care. 3M post ve kor çözümleri. Karmaşık işlemler şimdi daha basit.

YRD. DOÇ DR. AYŞEGÜL KÖROĞLU

Hasta Bilgilendirme. InLine IPS. Kişisel gülümsemeniz için

Lava Ultimate. Restoratif. Preparasyon ve Kullanım Yönergeleri

Talaş oluşumu. Akış çizgileri plastik deformasyonun görsel kanıtıdır. İş parçası. İş parçası. İş parçası. Takım. Takım.

PORSELEN LAMİNATE VENEER UYGULAMALARINDA BAŞARISIZLIKLAR

ARALIK 2013 İÇİNDEKİLER

Sabit Protezlerde İdeal Restoratif Materyal Seçimi

Daha güzel bir gülümseme mi istiyorsunuz?

DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ ANABİLİM DALLARI KLİNİK STAJ BARAJLARI. SINIF PERİODONTOLOJİ ANABİLİM DALI ADET PUAN Detertraj x1 (Yarım Çene) 1

PROF. DR. L.ŞEBNEM TÜRKÜN. Porselen Lamina Restorasyonlar

I w w w. F i k i r K a h v e s i. c o m. t r I

PLASKIN- Ürün Ailesi Şeması

Etkileyici Ölçüler Virtual

Her şey geçiciler için

N-Cement Collection. Ivoclar Vivadent - Yapıştırıcı maddeler. Güçlü bir bağlantı desteği sağlar ve güveni artırır

Nexco Flask. Laboratuvar kompozitleri ile pres tekniği için mufla. Çabucak venerleme

Empress Direct System

SERAMİK LAMİNA VENEER RESTORASYONLARDA YAPIŞTIRMA YÖNTEMLERİNİN İNCELENMESİ BİTİRME TEZİ. Stj. Dişhekimi Nazlı GÖNDER

1-Üst Mahya 2-3 yol mahya 3- Yan mahya. 4- Mahya Bitiş Kapama 5- Dere 6- Saçak kapama

ENDODONTİK TEDAVİDE BAŞARI VE BAŞARISIZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

ESTETİK RESTORATİF MATERYALLER VE KOMPOZİT REZİNLER

DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ ANABİLİM DALLARI KLİNİK STAJ BARAJLARI

CEPHE KAPLAMA KILAVUZU

SERAMİK LAMİNA UYGULAMALARINDA TEDAVİ PLANLAMASI VE MOCK-UP TEKNİĞİ

kapatılmasında, kaide maddesi olarak, kavitelerin kaplanmasında, sınıf III ve V kavitelerde kullanılabilmelidir.

EĞİTİM DANIŞMANLARI Serdar Gürel Özlem Coşkun

Structur. Structur 2 SC / Structur Premium. Structur İLE mükemmel GEÇİCİLER

GC Türkİye. Kış. Kampanyaları

Tanı ve Tedavi Planlaması. Prof.Dr. Kıvanç Kamburoğlu Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalı

Dişhekimi. Telio. Tek elden geçici restorasyon. Telio CAD. Telio LAB. Telio CS

Baumit ArtlinePutz. Kaplama

O L G U B İ L D İ R İ M İ

TÜM SERAMİK RESTORASYONLAR VE ADEZİV SİMANTASYON

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU. Protetik Diş Tedavisi Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu.

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MADEN MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MADEN İŞLETME LABORATUVARI

PERİODONTAL HASTALIK VE TEDAVİSİNİN DİĞER DİŞ HEKİMLİĞİ ALANLARI İLE İLİŞKİSİ PERİODONTOLOLOJİ-PROTEZ

Programat CS2. Çabucak ve kolayca mükemmel. IPS e.max CAD-Restorasyonlar. Glazür ve kristalizasyon fırını

TU09 - Standart Düz Isı Baskıda Seramik Fayanstan Duvar Resimleri Nasıl Süblime Edilir.docx. Alt Tabaka Örnekleri. Başlamadan Önce 400 F / 204 C

MALZEME BİLİMİ. Mekanik Özellikler ve Davranışlar. Doç. Dr. Özkan ÖZDEMİR. (DERS NOTLARı) Bölüm 5.

KRON KÖPRÜ REVATMANI

DÖNER ALETLERİN KANAL TEDAVİSİNDE KULLANIMI

Fiber ile güçlendirilmiş kompozit rezin uygulamaları

IŞIKLA SERTLEŞEN REZİN ESASLI YAPIŞTIRMA SİMANLARININ FARKLI IŞIK KAYNAKLARI İLE POLİMERİZASYON MİKTARININ SAPTANMASI

AMBULASYONA YARDIMCI CİHAZLAR

MAK 305 MAKİNE ELEMANLARI-1

Baumit Karo Yapıştırıcıları, Derz Dolgular ve Su Yalıtım Ürünleri

LaboratUVAR. Güven. Dayanıklılık. Estetik. Empress IPS. Mükemmel estetik restoratif sistem

FARKLI IŞIK KAYNAKLARI İLE POLİMERİZE EDİLEN REZİN SİMANIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Knauf W623 Agraflı Duvar Giydirme Sistemi Uygulama Detayları:

KONGENİTAL LATERAL KESİCİ DİŞ EKSİKLİĞİNDE LATERAL DİŞ YERİNE GETİRİLEN KANİN DİŞE UYGULANACAK ESTETİK RESTORASYONLARDA SEÇENEKLER


YAPI MALZEMELERİ DERS NOTLARI

Yenilikçi Nano Teknolojisi ile Tam Koruma

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl

Transkript:

T.C. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı GÜLÜŞ TASARIMI VE PORSELEN LAMİNATE VENEERLAR BİTİRME TEZİ Stj. Diş Hekimi Güzin TÜLÜ Danışman Öğretim Üyesi: Doç. Dr. T. Övül KÜMBÜLOĞLU İZMİR-2014

ÖNSÖZ Gülüş Tasarımı ve Porselen Laminate Veneerlar adlı tezimi hazırlamamda tüm bilgi ve tecrübelerini benimle paylaşan, tüm klinik aşamalarda her türlü olanağı hazırlayan çok değerli hocam Doç. Dr. Övül KÜMBÜLOĞLU na ve hayatımın her anında yanımda olan ve beni her zaman destekleyen ailem ve arkadaşlarıma tüm kalbimle teşekkür ederim. İzmir-2014 Stj. Diş Hekimi Güzin TÜLÜ

İÇİNDEKİLER: 1.GİRİŞ 2.ESTETİK...2 2.1. Estetik nedir.2 2.2. Gülüş tasarımı ve yüz estetiğiyle ilişkisi..2 2.2.1. Gülüş ifadesi ve çeşitleri 3 2.2.1.1. Çekici gülüş..3 2.2.1.2. Entellektüel gülüş. 3 2.2.1.3. Sportif gülüş. 3 2.3. Dişler ve estetik-fonksiyon ilişkisi...3 2.4. Hastanın estetik beklentisi...4 3.GÜLÜŞ TASARIMI..5 3.1.Orta Hat.6 3.2 İnsizal Uzunluk.....7 3.3 Zenith noktaları....8 3.4.Gingival Sağlık ve İnterdental Embrasürler..9 3.5.Altın Oran... 10 3.6.Diş karekteri(texture).. 11 3.6.1. Yüzey Yapısı ve Kontür.. 11 3.6.2. İllüzyonlar...11 3.7.Dişlerin Rengi.....12 3.8.Cinsiyet,Kişilik Özellikleri ve Yaş Faktörü...12 3.8.1. Genç Dişler..12 3.8.2. Yaşlı Dişler....13 3.9.Simetri ve Yüz Elemanlarıyla Uyum...13

4. PORSELEN LAMİNATE VENEER(PLV)......14 4.1. PLV Endikasyonları....14 4.2. PLV Kontrendikasyonları... 15 4.3. PLV Avantajları..15 4.4. PLV Dezavantajları.....16 5.PLV UYGULAMASINDA KULLANILAN KESİM TEKNİKLERİ....16 5.1. Preparasyon Derinliği.. 17 5.2 Facial Preperasyon....17 5.3 İnsizal Preparasyon.......18 5.3.1. Pencere (window) Preparasyonu....18 5.3.2. Tüy Ucu (Feather edge) Preparasyonu.....19 5.3.3. Açılı (Beveled) Preparasyon.. 19 5.3.4-İnsizal kenarı kaplayan (Overlap) Preparasyon......19 5.4 Proksimal preparasyon.....20 5.5.Preparasyon yapılmayan teknik.... 21 5.6. Preparasyon Tekniklerinin Karşılaştırılması.... 21 6. PLV YAPIM TEKNİKLERİ.....22 6.1. Platin Folyo Tekniği....22 6.2. Refraktör Day Tekniği.....23 6.3. Dökülebilir Cam Seramikler....25 6.4. Isı ve Basınçla Şekillendirilebilen Seramikler.....25 6.5. Bilgisayarla Hazırlanan Seramikler ( CAD/CAM) Sistemi.....26 7. PLV SİMANTASYONUNDA KULLANILAN SİMANLAR....26 7.1. Kimyasal Olarak Polimerize Olan Rezin Simanlar 28 7.2. Işık ile Polimerize Olan Rezin Simanlar.29

7.3. Hem Kimyasal Hem de Işık ile Polimerize Olan Rezin Simanlar.....29 8.PLV UYGULAMASINDA KLİNİK AŞAMALAR.. 32 8.1. Estetik Ön Konturlama....32 8.2. Mock -Up yapımı.....33 8.3. Preparasyon......34 8.4. Gingival Retraksiyon...36 8.5. Ölçü alımı.....36 8.5.1. PLV lerde Sıklıkla Kullanılan Ölçü Maddeleri....38 8.5.1.1.Kondanzasyon Silikonu..... 38 8.5.1.2.İlave(Katılma) Silikonu.....38 8.5.1.3. Polieter......39 8.6. Geçici Restorasyon Hazırlanması....39 8.7. Renk Seçimi.....40 8.8. Porseleen Laminate Veneerlerın Provası.....43 8.9.Porselen Laminate Veneerların Simantasyon Aşamaları......45 8.9.1. Porselen Laminate Veneer İç Yüzeyinin Hazırlanması.....45 8.9.1.1. Asitle Pürüzlendirme İşlemi....45 8.9.1.2.Pürüzlendirilmiş Yüzeyin Kontrolünün Yapılması.. 46 8.9.1.3.Silan Uygulanması....46 8.9.1.4.Adeziv Uygulanması.....47 8.9.2.Diş Yüzeyinin Hazırlanması... 48 8.9.2.1.Minenin Asitle Pürüzlendirilmesi......49 8.9.2.2.Dentinin Asitle Pürüzlendirilmesi....50 8.9.2.3.Adeziv Uygulanması.. 51 8.9.3.PLV nin Simantasyonu....51

9. TARTIŞMA...56 10. SONUÇ...58 11. ÖZET... 59 12. KAYNAKÇA. 60 13. ÖZGEÇMİŞ.... 65

1.GİRİŞ Güzellik kavramı insanlık tarihinin temellerine kadar uzanan, yüzyıllarca üzerine düşünülmüş ve günümüzde de oldukça popüler hale gelmiş bir kavramdır. Kişiler tarafından en çabuk algılanan bölge yüzdür ve bu nedenle yüz estetiği önemli bir kavramdır. Hiç şüphesiz güzel bir gülüş yüz estetiğinin en önemli öğelerinden biridir. Güzel bir yüz ve güzel bir gülüş sadece yüz estetiğini tamamlamakla kalmaz aynı zamanda kişinin psikolojisi üzerinde olumlu etkiler yapar, kişinin özgüvenini yükseltir. Tam da bu noktada diş hekimlerinin görev ve sorumluluğu başlar. Diş hekimi gülüş tasarımı yaparken bu sorumluluğun bilincinde olarak elindeki tüm imkanları kullanmalı ve hastasına beklentisine uygun ve onu mutlu edebilecek en doğru planlamayı uygulamalıdır. 1,2 Estetik diş hekimliği tüm bu nedenlerden dolayı günümüzde oldukça önemli bir yerdedir ve çoğu zaman multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Porselen laminate veneerlar (PLV) estetik diş hekimliği uygulamalarının önemli bir miktarını oluşturur ve doğru uygulandığında oldukça estetik sonuçlar elde edilmesini sağlar. 1,2

2. ESTETİK 2.1. ESTETİK NEDİR Yunanca aisthesis kavramından gelen estetik kelimesi, güzelliği ve güzel sanatların doğasını inceleyen bir felsefe dalı olarak tanımlanabilir. Sözcük anlamı olarak duyum, duyular, duygu ile algılamak anlamındadır. Uluslararası terminolojide aynı kelimenin isim hali olan Esthete, hoş bir duyguyu algılayan bir kişiyi ifade eder. Benzer şekilde, terimin sıfat halindeki anlamı sanatta ve ya doğada güzelliğe cevap verebilme yeteneğini gösterir. 1 Bu kelimenin diş hekimliğindeki kullanım şekli, Yunanca süs anlamına gelen kosmos kelimesinden kaynağını alan kozmetik kelimesinden farklıdır.2 Bunun ötesinde estetik diş hekimliğinin ağız-yüz bölgesinin doğal güzelliğini arttırdığı ve bu terimin özellikle yüzeysel değil, geliştirilmiş bir ilişkiyi ima etmek için kullanıldığı söylenmektedir. 3 Her güzel şey yalnız duyularımızın etkisiyle değil, kendi ruhumuzda özel bir benzerliği olduğu için güzeldir. Margered Hungerford un dediği gibi Güzellik bakan kişinin görüşündedir. 4 Oldukça subjektif görünen bu durumda dişler açısından doğala yaklaşıldıkça estetik görünümün elde edilebildiği kabul edilen bir gerçektir. 2.2. GÜLÜŞ TASARIMI VE YÜZ ESTETİĞİ İLE İLİŞKİSİ Güzel bir gülüşün insanlar üzerinde bıraktığı olumlu etki tartışılmazdır. Güzel bir yüz çekici bir gülüşle tamamlandığında tam bir estetik elde edilir. İnsanların gülümsemelerini engelleyen en önemli faktörlerden biri dişleridir. Dişlerinin görüntüsünden rahatsız olan kişiler bunu saklama ihtiyacı duyarlar. Bu durumda ya gülmezler ya da gülerken elleriyle ağızlarını kapatırlar.5 Dolayısıyla bir restorasyonun kişinin gülümsemesinde, yüz estetiğinde, ruh halinde, sosyal durumunda oluşturacağı olumlu etkiler hafife alınmamalıdır.6 2

2.2.1. GÜLÜŞ İFADESİ ve ÇEŞİTLERİ 2.2.1.1. Çekici Gülüş Bu grupta ön dişler yan dişlere oranla fark edilebilir miktarda uzundur. Ön dişlerin diğer dişlere oranla uzun oluşu bireye çekici bir görüntü kazandırır. Genç bireylerde temel olarak böyle bir gülüş oluşmasına rağmen zamanla dişlerin aşınmasıyla beraber boyları kısalır.3 2.2.1.2. Entellektüel Gülüş Dişler yatay bir çizgide düz olacak şekilde sıralanmıştır. Bu tarz dişler kişiye bilgili ve entellektüel bir hava katar. Dişler yaklaşık olarak eşit boydadır. 3 2.2.1.3. Sportif Gülüş Hem entelektüel hem çekici gülüşün özelliklerini bir arada taşır. Santral keserler lateral keserlerden çok az uzundur. Bu gülüş bireye çok sıcak ve içten bir hava katar. Ne entelektüel gülüşteki gibi ciddidir ne de çekici gülüşteki gibi çocuksu ve gençtir.3 2.3. DİŞLER ve ESTETİK- FONKSİYON İLİŞKİSİ Adeziv materyallerde kaydedilen büyük gelişmeler sonucunda diş hekimliğinin kapsamı sadece sağlık ve fonksiyon amaçlı uygulamalardan farklı olarak estetiği daha ön plana çıkaran bir diş hekimliği stiline ulaşmıştır. 7 Ancak daha iyi bir estetik görünüm için çaba sarf ederken, fonksiyon gereksinimlerinin dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır.8 Sonuç olarak diş hekimleri uyguladıkları tedavinin estetik açıdan memnun edici ve fonksiyonel olduğu kadar doku dostu da olmasını sağlamakla yükümlüdür.9 Estetik diş hekimliği, en saf haliyle diş hekimliği sanatıdır. Amaç fonksiyonu feda etmek değil, onu estetik tedaviler için temel olarak kullanmaktır.10 Geçmişte fonksiyon ve estetik, restoratif işlemlerde sıklıkla birbirine rakip iki 3

bileşen olarak görülürdü. Genel kanıya göre, fonksiyonun sağlanması söz konusu olduğunda, estetikten ödün verilmesi gerekirdi; benzer biçimde estetik önem kazandığında ise fonksiyon tehlikeye girerdi. Günümüzde her ikisini aynı anda geliştirmek mümkün olduğundan bu standartlar artık geçerli değildir. Diş hekimliğinin en üst seviyesine ulaşmamızı sağlayan estetik diş hekimliği sayesinde doğal diş dizisinden ayırt edilemeyen restorasyonlar yaratılırken, estetik ve fonksiyonun başarıyla ve uyum içinde bir arada uygulanması mümkün olur.2,11 2.4. HASTANIN ESTETİK BEKLENTİSİ Hastalık yoktur, hasta vardır. Hippocrates. Estetik anlayış tıpkı Hipokratın hasta anlayışına uygun olarak kişiden kişiye oldukça fazla farklılık gösterebilir. Hastanın yaşadığı bölge, takip ettiği medya ve moda akımları, yaşı, sosyal çevresi gibi birçok faktör hastanın estetik anlayışına etki eder. Ne var ki estetik açıdan memnun edici bir gülüş oluştururken diş hekiminin yararlanması gereken kabul edilmiş bazı standartlar vardır. Bu standartlar tek bir diş üzerindeki özel ayrıntılar gibi çok küçük detaylar da dahil olmak üzere hastanın bütün görünümünü dikkate almaktadır. Bütün bunların yanı sıra standartlar ne olursa olsun, hastanın kendi tercihleri ve gülüşü hakkındaki kendi görüşü önemle dikkate alınmalıdır.2,12 Bugün algılanan haliyle estetik, sadece güzellik ve ahengi değil, doğallığı da kapsar. Bu nedenle değişmez bir standart yoktur ve estetik anlayışının dönemsel ve bölgesel farklılıklar gösterdiği kabul edilmelidir. 13 Şaşırtıcı bir biçimde birçok diş hekiminin düşündüğünün aksine, birbiri ile uyumlu diş dizisine sahip olamayan yetişkinlerin sadece %30-40 kadarı gülüşünden gerçekten memnun değildir.12 Dolayısıyla eğer hasta mevcut gülüşünden memnun ise, dünyadaki en güzel gülüş olmasa bile onu değiştirmeye gerek yoktur. 4

3. GÜLÜŞ TASARIMI Güzel bir gülüşün temel elemanları dişlerdir ve dolayısıyla diş şekilleri ve anatomik özellikleri hakkında kapsamlı olarak bilgi sahibi olmak, tüm tedavilerin temelini oluşturur. Estetik diş hekimliği, bir ressamın çalışma sisteminden pek farklı değildir.14-15 Diş hekimliğinde en iyi estetik sonuçları elde etmek için çerçeveler, içten dışa doğru kullanılmalıdır: Bir dişi çevreleyen aksiyel eğimler ve açılar, dişleri çevreleyen gingival kenar, dişler ve gingivayı çevreleyen dudaklar ve son olarak da tüm bu bileşenleri çevreleyen ve bileşenlerin hoş ve estetik bir gülüş sunmak üzere doğal veya ideal biçimde restore edilmiş bir diş dizisi içerisinde etkileşim halinde olduğu master veya orijinal çerçeve fonksiyonu gören yüz. Diğer önemli hususlar statik olarak adlandırılabilecek dişler ve gingiva gibi objeler ve dinamik veya mobil olarak adlandırılabilecek dudaklar ve yüz yumuşak dokularıdır. Hoş bir gülüş yaratmak için, bu parçaları birbiri ve belirli fonetik referanslar ile ilişkilendirmek için bazı hayali dikey ve yatay referans noktaları kullanılmalıdır. Bu referans noktaları orta hat, yüz orta hattı, dudak hattı, komissural hat veya interpupiller hat olabilir. Tüm bu yapılar, bir diğeri ile belli orana ve ilişkiye sahiptir ve hiçbir zaman izole edilmemeli, tüm kompozisyon içerisinde bir bütün ve her birey için ve benzersiz olarak algılanmalıdırlar. Hoş bir gülüş, ancak çeşitli hatlar, oranlar ve yapılar birbirleri ile görsel bir denge halinde olduğunda ahenkli olarak algılanır. Gülüşün mevcut hali bu orantıları değiştirerek, illüzyonlar yaratarak ve çapraşık dizilmiş dişler, gingiva ve dudakların meydana getirdiği olumsuz görsel gerilimi en aza indirerek daha güzel hale getirebilir. Her bileşen ve ilgili faktörleri daha iyi anlamak için, diş dizisi üzerinde görsel olarak bütün yönlerden detaylar bütün yönleri ile incelenmeli her bir detay ayrı ayrı ve özenle analiz edilmelidir.2 5

3.1. Orta Hat Yüz orta hattı yüzün merkezinde, interpupiller hatta dik olarak konumlanmıştır.16,17alın, burun kemeri, dental orta hat ve çene üzerinden çizilen dikey bir çizgi olarak tanımlanmıştır.15 Aynı zamanda dikey olarak nasion,subnasal nokta interinsizal nokta ve pogonion üzerinden geçen hayali çizgi tanımlanır.18 olarak da Heartwell dental orta hattı, yüz orta hattı ile kesişmeyebilen hayali dikey bir çizgi olarak tanımlamıştır. Lingual papilla veya labial frenulum birer referans noktası olarak kullanılabllir.19 İdeal olarak maksiler santral kesici dişler arasındaki papilla yüz orta hattı ile kesişir.20 Bodden, Miller ve Jamison tarafında yürütülen bir çalışmada referans olarak filtrum kullanıldığında vakaların % 70 inde maksiler orta hattın yüz orta hattı ile çakıştığı istatistiksel olarak gösterilmiştir. Bu araştırma orta hattın hafif düzeydeki deviasyonlarının estetiğini etkilemediğini ortaya koymuştur.21 Bunun ötesinde vakaların %75inde maksiler ve mandibuler orta hatların çakışmadığı, bu nedenle alt çene orta hattının maksiler orta hattının belirlenmesinde uygun bir referans olmadığı belirtilmiştir. Ne var ki ağız statik pozisyonda durmadığından ve mandibuler dişler görünmediğinden bu uyumsuzluk estetik açıdan rahatsız edici bir görünüm oluşturmaz. Resim 1: Alt-üst orta hat ve yüz bütünüyle ilişkisi 6

Yüz üzerinde doğal olarak dikkatin odaklandığı noktaların bulunması nedeniyle maksiller dental orta hattına göre gösterdiği tüm deviasyonlar gülüş üzerinde olumsuz bir etki bırakma potansiyeline sahiptirler. Düzenli ve organize bir görünüm, dikey bir dental orta hat ile mümkün hale getirilmiştir.22 Orta hat tam olarak doğru konuma getirilmiş olsa bile, yüz orta hattına göre oblik seyrediyor ise genel simetriyi bozması mümkündür. Dolayısıyla dikkatin merkezi olan orta hat, herhangi bir bozukluğa neden olmamak için mümkün olduğunca dik olarak hazırlanmalıdır. 3.2. İnsizal Uzunluk Bir gülüşün yaratılmasında en önemli belirleyici faktör maksiller santral kesici dişin insizal kenarıdır. Maksiller santral kesici dişin insizal kenarının konumunun belirlendikten sonra diş orantılarının ve diş eti seviyelerinin düzenlenmesi insizal kenarın rehberliğinde kolaylıkla elde edilebilir. Hastanın kendine bakışı, dinamik ve genç bir görünüme kavuşma arzusu, ne kadar fark edilebilir bir gülüş istediğini belirleyecektir.23 Hastanın yaşı ve cinsiyeti, üst dudağının uzunluğunu belirleyecektir.24 Resim 2: İnsizal Uzunluk 7

Bir çalışmada; dudak uzunluğunun dolayısıyla da kesici dişlerin görünür uzunluğunun cinsiyet, ırksal faktörler ve yaşa bağlı olarak çeşitlilik gösterebileceği bildirilmiştir. Genç bayanlarda maksiler santral kesicilerin görünürlüğü 3:40 mm kadar olabilirken, mandibuler kesiciler en az 0,5 mm kadar görünebilir.30 ile 40 yaşları arasında, mandibuler dişler daha görünür hale gelirken, maksiller dişlerin görünen uzunluğu azalır. 25 Dişler ve insizal hattın uzunluğu belirlenirken kullanılan önemli değişkenlerden bir diğeri ise i sesidir. Bu ses çıkarılırken üst ve alt dudak çizgileri arasında üst çene dişlerinin yaklaşık yarısı görünür. Hastadan birkaç saniye süre ile iiii sesini çıkarması istenir ve böylece diş hekimi üst çene dişlerinin konumunu gözlemleyebilir. 3.3. Zenith Noktaları Klinik kuronların en apikal noktaları olan zenith noktaları, kuron konturlarının en yüksek seviyelerini belirler. Zenith noktaları genellikle tüm anterior dişlerin ortasından dikey yönde çizilen bir hattın hemen distalinde yer alır. Lateral kesiciler, zenith noktaları daha merkezde veya diş kenarının orta hattında yer aldığından bu kuralın tek istisnasıdır.25-26 Resim 3: Zenith Noktaları 8

Diastema kapatılmasında, eğer zenith noktaları orijinal konumlarından daha mesiale alınmaz ise, yapılan porselen laminat venerler mesiale devrilmiş gibi algılanabilir. Dişin daha uzun veya gingival üçlüde daha incelen bir yapıda gösterilmesi gereken durumlarda, zenith noktaları apikal yönde kaydırılabilir. Zenith noktalarında yapılacak yatay veya dikey yönde değişiklikler neticesinde uzunluk ve gingival yapılar kadar diş akslarının algılanma şekli de değiştirilebilir. 3.4. Gingival Sağlık ve İnterdental Embrasürler Gingiva normalde soluk bir renktedir ve mine sement birleşimine kadar uzanarak dişler için statik bir çerçeve meydana getirir.27 Sağlıklı interdental papillalar ince olmalı ve diş üzerinde bıçak sırtı şeklinde sonlanmalıdır. Resim 4: Gingival sağlık ve interdental embrasürler Sağlıklı diş etinin seviyesi, altındaki alveolar kemiğin konumu ile ilgilidir.28-29 Sağlıklı diş eti fasiyel yönden sağlıklı kemik dokusunun 3 mm üzerinde uzanır ve stabil papillanın tepesine kretler arasındaki kemiğe 5 mm mesafede yer alır. 9

Protetik tedaviye başlamak için gingival dokuların sağlığı yeterli düzeye ulaşıncaya kadar beklenmelidir. Papillalar interdental embrasürleri bir üçgen şeklinde dolduracak biçimde olmalı, porselen laminat venerlerin tasarımı bu doldurmayı tamamlamalıdır. Estetik uyum ancak sağlıklı bir dentogingival bütünlük mevcut olduğunda elde edilebilir.30 3.5. Altın Oran Ahenkli bir anterior diş dizisinde en etkili faktörler maksiler santral dişlerin ebat, şekil ve konumlarıdır. Hoş bir diş dizisinde orantı anahtardır ve ister zayıf ister güçlü olsun hastanın yüzündeki karekteristik özellikler ile uyum içinde olmalıdır. Lombardi ye göre ahengi yakalamak için hastayı bir bütün olarak gözlemlemeliyiz.yüz ahengini elde etmek için tüm anterior diş kompozisyonu bütün bir resim gibi ele alınmalı, yüz yapısının diğer elemanları da bu resmin çerçevesini oluşturmalıdır.31 Diş hekimliğinde altın oran terimi, diş dizisinin orantıları ile ilgili bir matematik teorisidir. Maksiller dişlerin frontal açıdan düzenlenmesinde baskınlık ve orantının tespit edilmesi için tek matematiksel araç olarak kabul görmektedir.32-33 Bu kurala göre eğer her anterior dişin genişliği komşu anterior dişin boyutunun yaklaşık % 60 ı kadar ise estetik açıdan memnun edecek bir sonuç ortaya çıkar.34 Buna göre, eğer lateral kesici dişin genişliği 1 ise santral kesici diş 1.618 kez daha geniş ve kanin diş 0.618 kez daha dar olmalıdır. Resim 5: Altın oran 10

Güzelliğin en iyi doğal diş dizilerinde mevcut olan çeşitlilik dolayısıyla yaratılabileceği fikrinin oluşmasında ki en önemli etken hastaların kendi beklentileridir. Bu nedenle şekil ve geometrik dizilimlerinden ziyade, elde edilen sonuçların etkileyiciliği üzerinde odaklanılarak porselen laminat veneerlar geliştirilmiştir. 3.6. Diş Karekteri 3.6.1. Yüzey Yapısı ve Kontür Yüzey yapısı dişlerin ebatlarını, şekil ve konumlarını etkiler. Estetik restorasyonlarda anterior dişlerin yüzey yapısı ve zamanla aşınmış hale gelen mine yapıları göz önüne alınması gereken önemli faktörlerdir. Küçük çocukların doğal dişlerinde tipik şekilde girintiler ve çıkıntılar gözlenirken, yetişkin dişleri genellikle düzgün yüzeyli bir yapı sergilerler. Bu düzgün yüzeyli yapı, minenin zaman içerisindeki erozyonundan kaynaklanır.35 3.6.2. İllüzyonlar Belirli uygulamalar, ağız içerisinde bazı illüzyonlar yaratarak dişlerin algılanması değiştirebilir; 1.Gölgeler ve derinlik yaratabilir. 2.Işık ile diş daha önde gösterilebilir. 3.Dikey çizgilerle uzunluk artırılabilir. 4.Yatay çizgilerle genişlik artırılabilir. Diş konturlanması doğal girintiler, açılar, insizal veya gingival eğimler ve insizal kenarların manipülasyonu ile gerçekleştirilirken, renk manipülasyonu belirli diş yüzeylerinde, doğal konumlarda, gingival eğimlerde ve interdental bölgelerde uygulanır.36 11

Mineleri aşınmamış genç dişler her zaman daha açık renkli, girintili ve çıkıntılı bir yüzey yapısını sergiler. Eğer diş veya restorasyonun yüzeyi makro ve mikromorfolojik olarak girintili, çıkıntılı ise, yansıyan ışığı dağıtacaktır. 3.7. Dişlerin Rengi Tek bir dişin renginde büyük farklılıklar gözlenmemesine rağmen, tüm dental ark dikkatlice incelendiğinde renkte belirgin varyasyonlar olduğu görülebilir. Maksiller dişlerin orta hattından başlayarak dişlerin renk ve tonlarında bir geçiş söz konusudur. Gülüş esnasındaki en parlak dişler maksiler santral kesici dişlerdir. Lateral kesici dişler benzer tona sahip olmalarına rağmen parlaklıkları daha azdır. Tüm anterior dişler içinde, kanin dişleri en yüksek doygunluğa (chroma) ve en düşük parlaklığa sahiptir. Herhangi bir anterior diş dizisinde doğal bir görünüm yaratırken, hasta en açık renk tonlarını istediğinde dahi farklı renk tonlamaları kullanılmalıdır.2 3.8. Cinsiyet, Kişilik Özellikleri ve Yaş Faktörü Erkeksi ve kadınsı karekteristik özellikler, hoş bir gülüşün estetiğinde önemli bir etkiye sahiptir. Batı kültüründe kadınsılık incelik ve yumuşaklık ile ön plana çıkarken, erkeksilik ise dinçlik ve keskin hatlar ile belirgin hale gelir. Frush ve Fisher, dişi formundaki kadınsılığı, bir kadında tipik olan yuvarlaklık, pürüzsüzlük ve yumuşaklık olarak tarif etmektedir.37 Diğer taraftan erkeksilik, Frush ve Fisher e göre erkeklerde tipik olan kübik, sert yapılı ve enerjik görünümdür. Kadınsı dişlerin insizal kenarları ve geçiş açıları daha yuvarlak olup, kenarlar translüsent olma eğilimindedirler.38 Erkeklerde körelmiş görünen kare şeklindeki insizal kenarlar erkeksi görünümü öne çıkartır.39 3.8.1. Genç Dişler Genç dişler daha düşük doygunluk gösteren, düzensiz, açık renkli ve parlak bir düzey yapısı gösterdikleri için genellikle beyaz hipoplastik çizgilere ve daha 12

düşük doygunlukta ışık karekterizasyonuna sahiptirler. Mine-sement birleşiminde daha küçük gingival embrasürlere ve daha dar bir diş eti kenarına sahiptirler. Ağız içinde oluşan renk, dişin çevresindeki yumuşak dokulardan diş arkının üzerine yansıyan rengin etkisindedir. 40 3.8.2. Yaşlı Dişler Yaşlı dişler doğal olarak yuvarlak veya kare olsalar dahi üçgensel biçimde görünür. Gingival dokular çekildiğinden kök krondan daha dar hale gelir ve görünmeye başlar. Yaşlı dişler insizal yönde daha kısa olabilir, ancak gingival olarak uzundur. Böylece gülerken dişler daha az görünür.2 3.9. Simetri ve Yüz Elemanlarıyla Uyum Bu kompozisyonun estetik güzelliği hakkında konuşurken simetri ve denge her zaman göz önüne alınmalıdır. Simetri bir merkez eksenin her iki tarafında gözlenebilen birkaç elemanın birbirlerine göre ahenkli bir biçimde düzenlenmesi 106 şeklinde tarif edilebilir. Eğer cisim merkezin her iki tarafında bir ayna görüntüsü sergiliyor ise statik simetriye sahip olduğu söylenebilir. Dinamik simetri ise, iki adet çok benzer ancak aynı olmayan yarının karşı karşıya geldiği durumu tanımlar.41 İnsan dişinin doğası statikten çok dinamik bir simetri yapısı göstermektedir ve bu özellik anterior restorasyonların uygulanması sırasında da dikkate alınmalıdır. Resim 6: Simetri ve yüz elemanlarıyla uyum 13

Hastalar fark etmese bile, çekici bir gülüş algılamaları içerisinde belli bir miktarda fasiyel simetri beklentisi mevcuttur. Gülüşün sadece simetrik olması yeterli değildir, aynı zamanda yüzün diğer bileşenleri ile uyum içerisinde olmalıdır. Komissural çizgi (ağız köşelerini birleştiren) ve hayali çizgi (maksiller kanin dişlerinin insizal uçlarını birleştiren) birbirine paralel olduğunda, dişler ve dudaklar arasındaki bu güzel ilişki mümkün hale gelir. Bu iki çizgi infraorbital çizgiye paralel ve yüz orta hattına dik olduğunda, tüm yüz kompozisyonu üzerinde olumlu bir etki yaparak güzel bir gülüş ortaya çıkarır, aksi taktirde tüm kompozisyon bozulacaktır. İdeal olarak dental orta hat gülüşün merkezinde yer alır ve dental kompozisyonun simetrisine bağlıdır.2 4.PORSELEN LAMİNATE VENEER (PLV) 4.1. PLV Endikasyonları 1. Renklenmelerde, beyazlatma tedavileriyle yeterli sonuç alınamayan ileri derecedeki antibiyotik, floroz v.b. gibi lekelerinde, kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında, 2. Diastemaların kapatılmasında, 3. Kırık ve aşınmış dişlerin restorasyonunda, 4. Malpoze dişlerin çapraşıklık tedavisinde ortodontik tedavinin alternatifi olarak, 5. Rengi ve yapısı bozulmuş restorasyonlar varlığında, 6. Mine hipoplazilerinde, 7. Orta hat kaymasında, 8. Beans vakalarında (açık kapanış), 9. Dişeti çekilmelerinde, 10. Kama ve çivi laterallerin restorasyonunda, 11. Konjenital kesici diş eksikliklerinin tedavisinde, 12. Kron boylarının uzatıldığı, estetiğin amaçlandığı tedavilerde uygulanabilir. 14

4.2. PLV Kontrendikasyonları 1. Mine kalınlığının yeterli olmadığı olgularda, 2. Aşırı madde kaybının olduğu dişlerde, 3. Parafonksiyonel alışkanlıkları olanlarda, 4. Ağız bakımı yetersiz, çürüğe eğilimli olan hastalarda, 5. Başa baş kapanışlarda ve class 3 anomalilerde, 6. Çapraşıklığın restoratif işlemlerle telafi edilemeyeceği olgularda, 7. Süt dişleri ve erüpsiyonunu tamamlamamış daimi dişlerde, 8. Mine kalitesinin asitleme için yeterli olmayacak düzeyde olması durumlarında uygulanamayabilir. 4.3. PLV Avantajları 1. Minimal invaziv bir işlem olup doku kaybı azdır. 2. Klinik uygulama süresi kısadır. 3. Çoğunlukla anestezi gereksinimi olmaz 4. Estetik yönden tatmin edicidir. 5. Porselenin pürüzlendirme sonrası mineye bağlanımının yüksek düzeyde olması. 6. PLV dayanıklı, renk stabilitesi olan restorasyonlardır. 7. Aşınmaya karşı diğer malzemelere göre oldukça dirençlidir. 8. Cilalanma yeteneğinin üst düzeyde olması sebebiyle plak birikimi minimaldir. 9. Kırılgan karakterde olmalarına rağmen simantasyondan sonra basma ve germe kuvvetlerine oldukça dirençlidirler. 10. Tükürük, su ve ağız likitlerini absorbe etmezler. 11. Modelleme ve preperasyon öncesi hastaya izlenim verebilme olanağı vardır. 15

4.4. PLV Dezevantajları 1. Pahalı bir tedavi seçeneğidir. 2. Tamir edilmesi güçtür. 3. Porselen laminaların prova edilmeleri oldukça zordur. 4. Renk seçimi deneyim ister. 5. Seçilen rengin değiştirilmesi mümkün değildir. 6. Laboratuar işlemleri tedavi süresini olumsuz etkiler, 7. Hekimin oldukça titiz çalışmasını zorunlu kılar. 8. Hekim ve teknisyen kooperasyonu olmalıdır. 9. Her yönden donanımlı ve hassas çalışan bir laboratuar ile işbirliği yapılmalıdır. 10. Hastayı estetik yönden memnun edecek bir vizyona sahip hekim, teknisyen, malzeme ve laboratuar gereklidir. 5. PLV UYGULAMASINDA KULLANILAN KESİM TEKNİKLERİ PLV restorasyonlar estetik ön bölgelerde uygulandığı için diş preparasyonu dikkatlice planlanmalı ve kontrollü olarak yapılmalıdır. Bunun için işlem öncesi wax up yapılması ve bundan bir indeks elde edilmesi yararlı olacaktır. 2 Tüm diş preparasyonu tekniklerinin ortak amaçları şunlardır: a) Dişte aşırı kontur oluşturmadan porselene işleyebilecek yer sağlamak. b) Restorasyonda stres yoğunluğu yaratacak keskin köşeleri kaldırmak. c) Estetiği en üst seviyeye çıkarmak. d) Yumuşak doku sağlığını devam ettirmek. e) Yeterli kırılma direncine sahip porselen kalınlığını sağlamak (2, 42-43). Hassas çalışmanın çok önemli olduğu bu tip restorasyonlarda dişin her bölgesindeki preparasyonun ayrı ayrı incelenmesi yararlı olacaktır. 16

5.1. Preparasyon derinliği: Dişin her bölgesinde mine kalınlığının aynı olmaması, dişlerin renk ve konumu gibi faktörler PLV de gerekli preperasyon derinliğini belirler. Genel olarak servikal bölgede 0.3, insizal bölgede 0.5 mm preparasyon yapılması kabul edilmektedir 44-45. Renk değişikliği nedeniyle yapılan PLV preperasyonunda; dişler ve yapılacak restorasyon arasında bir tondan fazla renk farkı yoksa minimal preparasyon yapılmaktadır. Yaklaşık olarak gingival bölgede 0.3 mm, insizal bölgede 0.5 mm derinlik elde edilir ve supragingival olarak bitirilir. Diş rengi yapılacak restorasyondan iki-üç ton koyu ise servikal de 0.4 mm, insizalde 0.6 mm derinlikte orta düzey preparasyon yapılır ve dişeti seviyesindebitirilir. Dişler yapılacak restorasyondan üç tondan daha fazla koyu ise servikalde 0.5 mm, insizalde 0.7 mm lik derin preparasyon yapılır ve subgingival bitime ihtiyaç duyulur. Ancak preparasyon derinliği artıkça dentinin açığa çıkma olasılığı da artacaktır. Genellikle her 0.2 mm preparasyon ile zemin rengi bir ton değiştirilebilir. 2-43 Resim 7: Preparasyon derinliğini saptamada kullanılan silikon indeks. 5.2.Fasiyel preparasyon: Keser dişlerin labial yüzeyi üç düzlemde prepare edilmelidir: servikal, orta ve insizal 1/3. Bunun için çeşitli derinliklerde belirleyici frez mevcuttur 42-45 (Resim 8). 17

Derinlik belirleyici frezler ile oluklar açıldıktan sonra diş yüzeyi bir boya ile boyanır. Ucu yuvarlak bir fissür elmas frez ile üç farklı açıda oluklar birleştirilir. Boyaların kaybolması istenilen derinliğin elde edildiğini gösterir. 2 Resim 8: Derinlik belirleyici frezler. 5.3. İnsizal preparasyon Doğal dış bükeyliği sergilemesi ve aşırı kontur oluşmaması için preparasyon orta ve insizal üçlülerin birleşimde minimum 0.7 mm derinlikte olmalıdır. Aynı zamanda insizal kenarın yuvarlatılması hem rengin insizalden servikale doğru geçişini sağlar hem de insizalde restorasyonun aşırı konturlu olmasını engeller 2. Bunun için günümüzde dört çeşit insizal kenar preparasyonu kabul edilmektedir: 5.3.1. Pencere (window) preparasyonu İnsizal kenarı zarar görmemiş keser dişlerde anterior rehberliği korumak için uygulanabilir. Tamamen mine içerisindeki pencere preparasyonu aksiyel gerilimlere dayanıklıdır, bu nedenle direncin önemli olduğu vakalarda tercih edilebilir 2-43. Bu teknikte insizal kenar zayıflar, aşınma olursa restorasyonun marjinleri hassaslaşır ve simanın saklanması zorlaşır46 18

5.3.2. Tüy ucu (Feather edge) preparasyonu İnsizal kenara kadar preparasyon yapılır ama insizal kenarda yapılmaz. Bu tip preparasyonda restorasyon protruziv harekette kırığa yatkındır. 5.3.3. Açılı (Beveled) preparasyon Özellikle kron boyu kısa dişlerde tercih edilir fakat anterior rehberliğin korunması önemlidir. İnsizal kenarda labiolingual olarak 300-40⁰ açılı preparasyon ve bir miktar indirgeme yapılır. Avantajları insizal kenar estetiğinin sağlanabilmesi, deneme ve simantasyon sırasında restorasyonun rahat oturmasıdır. Dezavantajı ise konservatif olmamasıdır 48 Bu preperasyonda marjinler protruzyon haricinde direkt makaslama kuvvetlerine maruz kalmamaktadır. 43 5.3.4. İnsizal kenarı kaplayan (Overlap) preparasyon İnsizal kenarda ortalama 1 mm indirgeme yapılır ve dişin palatinal yüzeyine doğru preparasyon devam eder. İki çeşidi vardır: labio-lingual yönde düz bir kesim ile butt joint (düz) bitiş sınırı veya lingualde chamfer bitim sınırına sahip basamak olmasıdır. Avantajları restorasyonun rahat oturması ve insizal kenarın estetik olarak modifiye edilmesidir. Dezavantajı ise porselenin fırınlama işlemi ile büzülmesinden dolayı pencere preparasyonuna göre mikrosızıntının daha fazla görülmesi ve koheziv kırık riskinin artmasıdır. 48-49 Fakat chamfer basamak palatinal konkaviteyi kapsayacak şekilde uzanmadıktan sonra bu kırığa yol açabilecek kuvvetler klinik olarak oluşmamaktadır. 48 İnsizal kenar kaplandığında okluzal yük daha geniş bir yüzey üzerinde dağıtıldığı için venerdeki stres birikimi azalır ve porselen daha güçlü hale gelir. 2 Hangi insizal kenar preparasyonunun daha iyi olduğuyla ilgili az sayıda veri vardır ve yapılan çoğu çalışmada teknikler arasında ağızda kalma başarısı bakımında belirgin fark bulunmamıştır. 43-48-49 Farkın bulunmaması veneerlerin ömrünü 19

etkileyen bonding için kalan mine miktarı, adeziv simantasyon tekniği, okluzal ilişkiler ve yeme alışkanlıkları gibi daha farklı faktörler olduğunu düşündürmektedir.48 Bu durumda preparasyon tipinin dişte yapılması istenen değişikliğe göre seçilmesi önerilmektedir. Resim 9: İnsizal yüz preparasyon tipleri: a) pencere, b) tüy ucu, c) açılı, d) insizal kenarı kaplayan(17). 5.4. Proksimal preparasyon Estetik ve oral hijyen proksimal bölgelerdeki preparasyonun uzanma miktarını etkiler. Çünkü bu faktörler ileride oluşacak marjinal renklenmelerin belirleyicisidir. Proksimal; direkt proksimal kontakt alanı ve gingivoproksimal bölge olmak üzere iki kısımda incelenebilir. 48 Proksimal preparasyon basit olarak fasiyel preparasyonun devamıdır. Aynı frez ile proksimale doğru frezin açısı dikleştirilerek gingivoproksimal preparasyon 20

devam ettirilir.2 Preparasyonun interproksimal alanda kontakt noktasının 2/3 veya 3/4 ünü içine alması önerilir. Böylece hem pozisyonel ilişkiler korunur hem de dişlerin migrasyonu engellenir. Oblik olarak bakıldığında yapılacak restorasyon ile diş rengi arasında belirgin fark varsa gingivoproksimal bölgede preparasyon gingival embraşura doğru uzatılır. Bu durumda derin chamfer preparasyon tercih edilir. 48 Dişlerin arasındaki boşlukların kapatılması veya var olan proksimal dolguların kapsanması gibi durumlarda proksimal kontaktlar kaldırılarak palatinale doğru ilerlenir. Fakat diş hareketini önlemek için geçici restorasyonlar mutlaka yapılmalıdır. 5.5. Preparasyon yapılmayan teknik Burada veneer direkt olarak diş yüzeyine simante edilir. İstatistiksel analizler %56 lık yüksek bir başarısızlık oranı göstermiştir. En fazla görülen başarısızlıklar debonding ve kırıktır. Bu teknikte kuvvetler iyi bir şekilde restorasyona dağıtılmaz. Preparasyon olmadığı için prizmatik tabaka kaldırılmamış ve bağlanma dayanımı arttırılmamıştır. 47-51 5.6. Preparasyon Tekniklerinin Karşılaştırılması Estetik amaçla yapılan PLV lerde preparasyonun önceden planlanıp dikkatli bir şekilde yapılması büyük önem taşır. Porselen ile minenin sertliğinin yakın olması ve minenin bonding özelliğinden dolayı preparasyon mümkün olduğunca mine içinde gerçekleştirilmelidir. Fasiyel yüzeyde servikal bölgede ortalama 0.3 mm ve insizal bölgede 0.5 mm lik derinlik genel olarak kabul edilen bir görüştür. İnsizal kenarı preparasyonunda, bozulmamış insizal kenarın ve anterior rehberliğin korunması amacıyla pencere (window) veya tüy ucu (featheredge) preparasyonları tercih edilebilir fakat insizal kenarın zayıfladığı ve kırığa yatkın olduğu unutulmamalıdır. Açılı (beveled) ve insizal kenarı kaplayan (overlap) tekniklerinde fazla miktarda 21

preparasyon yapılması ve anterior rehberliğin kaybolması dezavantaj iken insizal kenar estetiğinin sağlanması ve restorasyonun dişe daha rahat oturması avantajdır.47,48 Proksimal bölge preparasyonu genel anlamda fasiyel bölgenin devamıdır. Dişlerin kontak alanlarının bozulmaması için interproksimal bölgede yaklaşık 1/3 lük kontağın korunması önerilir. Diş rengi değiştirilmeyecekse gingival bölgede supragingival bitim sınırı ile dişeti sağlığı korunur, net ölçü elde edilir ve restorasyonun mine içinde konumlandırılması kolaylaşır. Renk değişikliği yapılacak veya hastada yüksek gülme hattı varsa dişeti hizasında veya subgingival bitim sınırı yapılır. Böylece daha düzgün bir çıkış profili elde edilir. Servikal bölgede en çok tercih edilen chamfer bitim ile net bir sınır elde edilir ve aşırı kontur önlenir.47,51 Preparasyon yapılmayan teknikte ise başta debonding ve kırık olmak üzere başarısızlık oranının arttığı görülmüştür. Genel olarak mümkün olduğunca mine içerisinde yer alan, supragingival bitim sınırına sahip, overlap insizal preparasyon en iyi sonucu vermektedir. Tüm bu bilgiler değerlendirildiğinde geçen süre içinde sadece konservatif preparasyonun değil, aynı zamanda planlama, doğru malzeme kullanımı, dikkatli adeziv simantasyon ve işlem sonrası bakımın da porselen laminate venerlerin başarısında önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle teknikler arasında ağızda kalma bakımından da belirgin fark bulunamadığı için preparasyon tekniği hastanın estetik ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.48,49 6. PLV YAPIM TEKNİKLERİ 6.1.Platin Folyo Tekniği Platin folyo kullanımında tek amaç model ile porselen arasında izolasyon sağlamak değildir. Folyo aynı zamanda porselenin pişirilmesi sırasında ısının üniform yayılmasını sağlar. Böylelikle porselenin tüm alanlarına eşit ısı iletilmiş 22

olur. Ayrıca folyo porselene pişme sırasında desteklik sağlar, porselenin pişmesinden sonra iç yüzeyinin pürüzsüz olmasına yardımcı olur, böylelikle porselenin iç yüzünün asitle pürüzlendirilmesi maksimum olur.5,11,20 Öncelikle ideal folyo kalınlığı belirlenmelidir. Veneer yapımında kullanılan folyoların kalınlığı 0.001-0.00085 inç arasındadır. Bu teknik için öncelikle sert alçıdan bir model elde edilmeli ve tüm andırkatlar mum ile doldurulmalıdır. Model üzerinde gerekli kesikler yapılarak güdükler elde edilir. Bu güdükler üzerinde marjinal kenardan 10 mm uzaklıkta iç bükey oluklar hazırlanmalıdır. Üçgen kesitli folyo ve uygun dizaynda güdükler elde edildikten sonra folyo tahta spatüller yardımıyla dişe adapte edilir. Folyo güdük üzerine tam adapte edildikten sonra porselen hamuru folyo üzerine yerleştirilip şekillendirilir. Ucu ince bir presel aracılığı ile model üzerinden kaldırılan folyo üzerindeki porselenle birlikte pişirilir. Porselen, uygulanması sırasında çok ince olduğundan kuruyabilir, bu nedenle pişirme sırasında nem kaybı olmamasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla her katmanın pişirilmesinden önce mutlaka 4-5 dakika distile suda bekletilmelidir. İlk uygulamada porselen kalınlığı 0,3-0,4 mm olmalıdır. Estetik açıdan başarılı bir restorasyon için porselen gingival orta ve insizal üçlülerde ayrı pişirilmelidir, gingival üçlüde seçilen rengin bir ton koyusu kullanılır sonra orta ve insizal bölgeler hazırlanır. Restorasyon pişirilmesi tamamlandıktan sonra ince testere uçlu presele iç yüzdeki folyo uzaklaştırılır. Dış yüzeyde ise yapılacak işlemlerde ince grenli frezler kullanılmalıdır. Tüm düzenlemeler tamamlandıktan sonra restorasyon glaze işlemine tabi tutulur. Hazırlanan restorasyon model üzerine adapte edilir.5,11,20 6.2. Refraktör Day Tekniği Bu teknikte öncelikle alınan ölçüden sert alçı ile ana model hazırlanır. Ardından bu model ile kesilmiş dişlerin labial yüzlerine ince bir tabaka die spacer 23

sürülür, die spacer seramik laminenin simantasyon aşamasında kullanılacak siman için yer sağlayacaktır. Bu nedenle kalınlığı 15-20 µm olmalıdır. Daha kalın olması durumunda da araya konulacak siman da kalınlaşacaktır; bu da restorasyonun direncini azaltır. Aksine die spacerin aşırı ince yapılması simana yer kalmamasına ve restorasyonun yapışmamasına yol açacaktır. Aşırı renklenmenin olduğu vakalarda bu kalınlık 0,1 mm e kadar çıkarılabilir. Die spacerin uygulanmasında marjinal sınıra gelmemesine dikkat edilmelidir. Die spacer uygulamasının ardından alçı modeller üzerindeki andırkat sahaları kırmızı mum ile doldurularak ölçü maddesinin takılacağı alanlar ortadan kaldırılmış olur. Silikon özellikli bir ölçü maddesi tüm yüzeye uygulandıktan sonra refraktör model elde etmek üzere ölçü alınır. Elde edilen ölçünün içine fosfat bağlı ısıya dayanıklı revatman dökülür. Bu aşamada seçilecek olan meteryalin genleşme kat sayısı ile porselenin genleşme kat sayısının birbirine yakın olmasına dikkat edilmelidir. Ölçüden çıkarılan revatman model kuru motor ile düzeltilir. Revetman materyalin içindeki gazlar porselen yapısını bozacağından porselen yapım aşamasına geçmeden önce üretici firmanın tavsiye ettiği şekilde gaz çıkarma işlemi yapılmalıdır. Önceden 550-560ºC ye kadar derece ısıtılmış fırında 15-20 dakika tutulur ısısı dakikada 25 ºC artırılarak 1040-1060 ºC arasında vakum altında bekletilir. Isı 540 ºC ye inerken vakum kesilir, fırından çıkarılarak oda ısısında soğumaya bırakılır. Ardından porselenin suyunu emmemesi için distile suda 4-5 dakika bekletilir.5,11,20 Porselen uygulanacak yüzeye iyi bir örtücülük sağlamak amacıyla marjinal sınırın dışına kadar sealant sürülür. Sealant porselenin nem emmesini engelleyecek bir izolasyon maddesidir. Porselen veneer şekillendirildikten sonra fırınlanır. Fırından çıkarıldığında seramiğin yüzeyinin parlak olasına dikkat edilmelidir. Porselenin pişirme aşamaları 24

tamamlandıktan sonra kontörleri şekillendirilir ve dikkatlice çevresindeki revetman uzaklaştırılır. 20-50µm partikül kalınlığına sahip alüminyum oksit ile 60psi lik hava basıncı altında porselenin iç yüzündeki revetman uzaklaştırılır.3 dakika süreyle ultrasonik deterjan banyosunda yıkanır ve polisaj işlemlerine geçilir.5,11,20 6.3. Dökülebilir Cam Seramikler Camın normal ısıda kontrollü kristalizasyonu esasına dayanarak hazırlanır, normal oda ısısında yoğun kütle halinde kristalize edilen cam küçük partiküllere ayrılır. En yaygın örneği Dicor ve Cera Pearl'dür. Bu teknikte aynı Lost Wax tekniğinde olduğu gibi mum modelaj hazırlanıp tijlendikten sonra fosfat bağlı revetmana alınır ve mum eritildikten sonra manşet burn out yöntemiyle ıstılır. Dicor un farkı özel döküm fırınlarında 1370 derecede döküm yapılmasıdır. Ardından 25 µm luk alüminyum oksit ile kumlanıp kristal oluşumu için seramikleşir ve son olarak şeffaf durumdaki kron renklendirilir. Üzerinde feldispat uygulandıktan sonra tekrar pişirilir. Dicor içeriğinin % 5 i cam ve % 55 i tetrasiklik flordur. Cera Pearl içeriğinde ise hidroksil apatit kristalleri yoğunluktadır.11,20 6.4. Isı ve Basınçla Değiştirilebilen Seramikler Camın eriyik halinin işlenerek şekillendirilmesi esasına dayanan bu teknik de Lost Wax tekniğine benzer. Yaygın olarak kullanılan IPS Empress, lösitle güçlendirilmiş cam kristallerinden oluşur. Eriyik haldeki cam revetman içindeki mum boşluğuna basınçla yerleştirilir. Bu teknikte elde edilen seramik şeffaf olduğu için glaze ve boya işlemlerine tabi tutulur. Bu şekilde hazırlanan seramiklerin direnci % 50 artmıştır. Isı ve basınçla şekillendirilebilen seramiklere başka bir örnek de IPS Empress 2 dir. Ancak Empress 2 de lösit kristalleri yerine lityum disilikat vardır. Bu alt yapı dayanıklılığı artırır, üst yapı olarak kullanılan flor apatit ise seramiğin şeffaflığını 25

etkileyerek daha doğal bir görünüm almasını sağlar. IPS Empress 2,3 kat daha esnek bir yapıya sahiptir.11,20 6.5. CAD-CAM Bilgisayarla Hazırlanan Seramikler Bilgisayarla planlama ve uygulama sisteminin en önemli özelliği; hekimden bağımsız sadece diş hekimi ünitinde, yani laboratuara gereksinim duymadan ve tek seansta çalışma ortamı sağlamasıdır. Bu grupta, 1980 de Fransa da Duret, 1985 te ABD de Rekow sistemleri patent olarak geliştirilmiş ve günümüzde Cerec sistemleri rutin kullanıma geçmiştir. Cerec sisteminde preparasyon sonrası ağız içinde mini bir kamera ile ölçü alınır; bu optik ölçü ekrandan üç boyutlu olarak kontrol edilebilir ve hekim ekranda restorasyonun görünümünü çizebilir. Bu optik ölçüm ve hekimin çizim verileri doğrultusunda cihazın frezleme odasında prefabrik Vita veya Dicor porselen bloklarından hareketli üç eksenli elmas disk sayesinde porselen restorasyon hazırlanır. CAD-CAM sistemleriyle hazırlanan restorasyonlarda önemli olan nokta modellerin artikulatörde incelenmesidir; çünkü Cerec cihazı okluzyon ve artikülasyon verilerini algılayamaz.5,11,20 7. PLV SİMANTASYONUNDA KULLANILAN SİMANLAR Rezin simanlar dolduruculu Bis-GMA rezin ve diğer metakrilatların türevleridir. Rezin siman doldurucu tiplerine göre mikro dolduruculu ve hibrit dolduruculu sistemler olarak ikiye ayrılırlar. Yapı olarak üç ayrı fazda oluşur.47 Organik Polimer Faz: Sıklıkla Bis GMA dan oluşur. Son yıllarda iyi adezyon sağlayan ve renk değişimine dirençli UDMA (üratan dimetakrilat ) polimer matriks olarak kullanılmaktadır. Hem Bis-GMA hem de UDMA aşırı visköz yapıya sahip olduğundan dolayı viskoziteyi kontrol etmek için TEGDMA 26 (tri etilen glikol

dimetakrilat ) matrikse ilave edilmiştir. Mine ve dentin bağlayıcı sistemlerdeki adezivler daha düşük viskoziteli Bis-GMA rezinlerdir. İnorganik Faz: İnorganik doldurucu miktarı ağırlık olarak % 20-75 arasında değişir. Matriks içine dağılmış olan çeşitli büyüklükte quarts ( kristalin silika ), borosilikat cam, stronsiyum, baryum, lityum, aliminyum silikat, yiterbiyum, cam, çinko gibi doldurucu partiküller vardır. Doldurucu partiküllerin büyüklüğü arttıkça organik matriks oranı düşer, ısısal genleşme katsayısı, polimerizasyon büzülmesi, su emilimi azalır, dayanıklılık artar. Rezinin mekanik özellikleri olumlu yönde etkilenir. Partiküller rezine bazı özellikler kazandırır. Silika partikülleri karışımın mekanik özelliklerini güçlendirir, ışığı geçirir ve yayar. Doldurucular sayesinde yüksek basma dayanıklılığına, gerilim direncine sahiptirler ve çözünürlükleri azalmıştır. Bunlara ilaveten bu doldurucular sayesinde hibrit rezinlere ve cam iyonomer simana kıyasla marjinal aşınma dirençleri de yüksektir, ancak bununla beraber yüksek doldurucu içeriği akıcılığı azaltarak simanın film kalınlığını artırır. Siman film kalınlığı ultrasonik aletlerle de azaltılabilir. Ara Faz: Kompozit rezinlerle matriks ile doldurucular arasında sıkı bir bağlanmaya gereksinim vardır. Bu bağlanma ara faz ajanı ile sağlanır. Bu ara faz organik silisyum bileşiği olan uzun moleküllü silanlardan oluşur. Kompozit rezinlerde silika partiküllerinin yüzeyi silan bağlayıcı ajanlarla önceden kaplanmıştır. Silan bağlayıcı ajanlar molekül zincirlerinin her iki ucunda farklı fonksiyal gruplara sahiptir. Bu uzun moleküllü silanlar bir uçtan polimer matrikse bağlanırken diğer uçtan da doldurucuya (silika) bağlanır. Silan bağlayıcı ajanlar zayıf yapıya sahip olan matriksten nispeten daha güçlü yapıya sahip olan dolduruculara streslerin iletimini 27

sağlar, rezinin fiziksel ve mekaniksel özelliklerini geliştirdiği gibi rezin - doldurucu ara yüzü boyunca suyun geçişini önleyerek rezinin çözünürlüğünü ve su emilimini azaltır. Kompozit rezin materyalinin manipulasyonunun kolay olması ve sertleşme sürelerinin kısa olması klinik uygulamalarda kolaylık sağlamaktadır.47 Kompozit rezin yapıştırma simanları polimerizasyon şekillerine göre 3 grupta toplanır: Kimyasal olarak polimerize olan (chemical cured) Işık ile polimerize olan (light cured) Hem kimyasal hem ışık ile polimerize olan (dual cured) 7.1. Kimyasal Olarak Polimerize Olan Rezin Simanlar Bu tür rezinlerde, içerdikleri tersiyer aromatik aminlerin ağız ortamında kimyasal değişikliğe uğraması ile amin renklenmesi görülür. Ayrıca çalışma sürelerinin kısa olması da dezevantajdır. Ancak kullanımları restorasyonun kalınlığı ile sınırlı değildir. Kimyasal olarak polimerize olan rezin simanların çoğunun sadece birkaç renk seçeneği vardır. Bu yüzden diş ve materyal kombinasyonunun siman ile renginin değiştirilmesi düşünüldüğü translüsent, metal alt yapısız restorasyonlar için uygun değildir. Ancak daha büyük streslere maruz kalacak restorasyonlar için kimyasal olarak sertleşen ve stresleri dağıtan simanların kullanılması akıllıca olur. 47 Kimyasal olarak polimerize olan bu simanlar; Metal destekli sabit protezlerin, Adeziv köprülerin, Postların, 28

Işık penetrasyonuna izin vermeyen yapıya sahip seramik kronların, Diş siman ara yüzüne yeterli ışık transferini engelleyen koyu renkli kronların yapıştırılması için uygundur.47 7.2. Işık ile Polimerize Olan Rezin Simanlar Tek pat halindeki bu simanlarda ışık emici olarak kamforokinon ve hızlandırıcı olarak alifatik amin bulunur. Bunlar tüp içinde birlikte olmalarına rağmen ışık uygulanmadıkça polimerizasyon başlamaz. Polimerizasyonu başlatan görünür mavi ışık ortalama 420-450 nm. dalga boyundadır. Işık ile polimerize olan simanlar, görünen ışığın penetrasyonuna tamamen izin veren, kalınlığı 1.5-2 mm den az olan ve translusent yapıdaki seramik ve kompozit laminatelerin yapıştırılmasında kullanılır. Bu simanlar kimyasal ve dual cure olarak sertleşen bazı simanlar gibi zamanla renk değişimi göstermezler. Çalışma süreleri, kronun yerleştirilmesi ve taşan simanın temizlenmesi için uygundur. Farklı opasite ve renk çeşitlerine sahip olmaları estetik başarıyı artırmıştır.47 7.3. Hem Kimyasal Hem de Işık ile Polimerize Olan Rezin Simanlar Hem kimyasal hem de ışıkla aktive olan bu sistemleri iki pat (ana maddekatalizör ) veya toz likit şeklinde bulunurlar. Dual sertleşen simanın ana madde kısmında kamforokinon gibi ışığa hassas polimerizasyon sistemleri, katalizör kısmında ise kimyasal polimerizasyon sistemleri vardır. Dual sertleşen simanların yapılarında hem polimerizasyon başlatıcı (kamforokinon) hem de kimyasal aktivatör komponentleri (peroksitamin) bulunur. Çevre dokuların ve alttaki diş dokusunun rengini yansıtacak restorasyonun rengiyle uyum sağlayacak şekilde translusent yapıdadırlar. Bu tip simanlar, restorasyonun bir miktar ışık penetrasyonuna izin 29

verecek kadar translusent olduğu, ancak sadece ışık ile polimerizasyonun tamamen sağlanamayacağı kalınlıktaki (1.5-2 mm den fazla olan) restorasyonlarda kullanılır.47 Dual rezin simanların kimyasal aktivasyonlarının etkinliği yetersiz olduğundan uygun ışık aktivasyonu materyalin tamamen polimerize olması için çok önemlidir. Dual olarak polimerize olan simanlar, Seramik inley ve onley restorasyonların, Tam seramik kronların yapıştırılmasında kullanılmaktadır. Bu simanlar ana madde ve katalizör karıştırılmasıyla kimyasal olarak, ışık uygulandığında ise ışık ile polimerize olmaktadır. Işıkla ve dual olarak polimerize olan sistemlerde ışık restorasyonunun her yüzeyinden yaklaşık olarak 60 sn. verilmelidir. Maksimum sertliğe genellikle polimerizasyondan 10 dk. sonra ulaşılır, 24 saat içinde küçük değişiklikler izlenir. Avantajlar; Çok çeşitli yüzeylere yapışabilme yetenekleri vardır. Yüksek dayanıklılığa sahiptirler. Ağız ortamında düşük çözünürlük gösterirler. Farklı renk ve opasite seçeneklerine sahiptirler. Optimal retansiyon ve direnç formunun sağlanamadığı vakalarda başarıyla kullanılabilirler. Bazı rezin simanların yiterbiyum trifloride içerikleriyle flor salma özelliği vardır. Seramik altında kullanıldıklarında seramiğin kırılma direncini artırırlar. Rezin simanların adeziv özellikleri daha konservatif preparasyon şekillerine müsaade eder. 30

Rezin simanlar asitle pürüzlendirilmiş mine ve dentine büyük oranda mikromekaniksel olarak, daha az olarak da kimyasal bağların etkisiyle bağlanırlar. Diş yapısına bağlanmaları simanın fiziksel performansını artırmaktadır. Rezin simanlar yüksek basma dayanıklılığına sahiptirler, gerilim kopmasına karşı direnç gösterirler ve çözünürlükleri azalmıştır. Bir yapıştırma simanın başarısında intraoral stresler büyük rol oynar. Klinik başarısızlık mikroçatlak oluşumu ve bakteri invazyonu ile ilişkilidir.47 Dezavantajları; Çok dikkatli ve hassas bir çalışma gerektirirler. İyi bir bağlantı dayanıklılığı elde etmek ve mikrosızıntıyı önlemek için dış yüzeyinin kontaminasyonuna engel olmak gerekir. Geleneksel simanlara göre film kalınlığı fazladır. Simantasyon sırasında taşan simanın temizlenmesi zordur. Mikrosızıntı ve pulpa hassasiyeti yapma olasılıkları vardır. Polimerizasyonları oksijen ile inhibe olmaktadır. Mevcut kompozit rezin simanlar oksijen varlığında polimerize olamazlar, bu durum özellikle restorasyon kenarlarında çok önemlidir. Yapışkan, sertleşmemiş bir tabaka olarak göze çarpar. Eğer siman sertleşmeden önce temizlenirse restorasyon ile diş arasında marjinal bölgede açıklık kalmasına, postoperatif hassasiyete ve devamında da çürük oluşmasına neden olabilir. Bununla beraber simanın tamamen donmasına izin verilirse frez yardımı olmadan temizlenmesi hemen hemen imkansızdır. Bu yüzden restorasyon yerleştirildikten sonra, taşan siman temizlenmeli ve hava ile temasını bloke eden ajanlar ( ör. oxyguard ) marjinal bölgeye derhal yerleştirilmelidir.47 31

8. PLV UYGULAMASINDA KLİNİK AŞAMALAR 8.1. Estetik Ön Konturlama Eğer diş hekimi dişlerin hangi bölgelerinin nasıl düzeltileceğini algılayamıyorsa yapılacak ilk şey diagnostik mum modelaj üzerinde silikon indeks hazırlamaktır. Bu özel indeksi dişlerin üzerine yerleştirerek fasial protruzyon ve aksiyal uyum bozukluğu ile ahengi bozan dişler saptanabilir. Bundan sonra hekim önde konumlanmış bölgeleri silikon indeks rahat oturabilene kadar düzeltebilir. Resim 10 : Anterior bölgede hem çapraz kapanışı hem de travma nedeniyle açık kapanışı bulunan vakanın tedavi planlamasında kullanılan mum modelaj. Resim 11 : Mum modelajdan elde edilen silikon indeks. 32

8.2. Mock -Up yapımı Kompozilerin dişlerin üzerine yapışıp kalmalarına neden olacak yüzey prepasyonunu yapmaksızın doğrudan uygulanması anlamına gelen mock-up aşırı kesim gerektiren diastemaların kapatılacağı veya veneer ile çapraşıklıkların giderilmesinin düşünüldüğü vakalarda kullanılması kaçınılmazdır. Renkler ve kalınlıklar beklenen sonuç restorasyona ne kadar benzer ise hastanın sonuç hakkındaki algılaması o kadar iyi olacaktır. Kompozit modellerin kullanılması hastanın tedavi sonucunu üç boyutlu görüp hissedebilmesine aynı zamanda konuşmasını da test edebilmesine olanak vererek diş hekimiyle hastası arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirir. Uygulandıktan sonra bu silikon anahtarla durum kaydedilir. Preperasyondan PLV modelajına ve restorasyonun bitimine kadar bu uzaysal referanslar diş hekimine refakat ederler. 13 Resim 12: 11 ve 21 nolu dişlerde travmaya bağlı kırık. Mock-up öncesi görüntü. Diş renklerine uygun kompozit seçimi yapıldıktan sonra diş iyice izole edilir. Dişe başka hiçbir işlem yapmaksızın (asit-primer-bond) kompozit materyel el aletleri ile dişeadapte edilir ve veneer uygulaması sonunda elde edilmesi planlanan forma benzetilir. Vestibül ve palatinal yüzeylerden 20 şer saniye ışınlanarak mock-up yapımı tamamlanır. 33

Resim 13 : Mock-up sonrası görüntü. 8.3. Preparasyon Bkz: Bölüm 5 Resim 14 : Preperasyon sınırlarına dikkat edilerek yapılan labial yüz preperasyonu. Mock-up üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Resim 15 : Preparasyon bol su soğutması altında gerçekleştirilmelidir. 34

Resim 16 : Mock-up üzerinden tamamlanmış labial yüz preperasyonu Resim 17 : Preperasyon, sınırlara uygun olarak tamamlanmıştır. Diş yüzeyindeki mock-up tamamen uzaklaştırılmıştır. Travma nedeniyle preparasyon overlap tarzında ve basamak hafif dişetinin altında bitirilmiştir. Resim 18 : Preperasyon sonrası keskin köşe ve kenarlar su zımparası ile pürüzsüzleştirilmiştir. 35

8.4. Gingival Retraksiyon Eğer preparasyon sınırları dişetinin altına kadar uzanıyorsa dişeti retraksiyonu, ölçü maddesinin sulkusa girmesini sağlayacak böylece sonlanma bölgesinin net çıkmasını sağlayacaktır. Eğer sınırlar dişetinin üzerindeyse retraksiyon gerekli değildir. Ayrıca dişeti oluğu sıvısı ve nem kontaminasyonu kondanse silikon ve ilave silikon gibi hidrofobik ölçü maddeleri ölçüleri etkilemektedir. Retraksiyon ipinin yerleştirilmesiyle subgingival alan ortaya çıkar, dişin genel görünümü değerlendirilebilir, dişin servikal bölgesindeki mine miktarı gözlenebilir. Retraksiyon ipi dişeti içerisine nazikçe yerleştirilmeli ve ağız ortamı pamuk peletlerle kuru tutulmalıdır. Retraksiyon için ince tip örgülü ve kimyasal madde emdirilmiş ipler tercih edilir. Nem kontrolü sağlandıktan sonra ipler çıkarılarak dişeti eski formuna dönmeden bir an evvel ölçü alınmalıdır. 8.5. Ölçü alımı Ölçü almadan önce ara yüz değim bölgelerindeki sonlanma çizgilerinin ince şerit zımpara ile düzgünleştirilmesine, ölçünün arayüz bölgelerinde yırtılmasına engel olmak için derin embraşürlere block out uygulanmasına, diş yüzeyinin net temiz ve kuru olmasına özen gösterilmelidir. Yüzey özellikleri ve ölçü netliği açısından ilave silikonlar ve polieter esaslı ölçü maddeleri en çok tercih edilenlerdendir. Kondanzasyon tipi silikon elastomerik maddelerle putty-wash yöntemiyle standart çelik kaşıklar kullanılarak ölçü alınabilir. Oto-mix sistemiyle hazırlanmış ilave tipi silikon elastomerik ölçü maddeleri ve bireysel kaşıklarla alınmış ölçü maddeleri tercih edilmelidir. Genelde seramik laminate restorasyonlarda sandwich tekniği kullanılır. Tek aşamalı ölçü tekniğidir. Çift karıştırma tekniği olarak da bilinir. Kesimi yapılmış 36

dişlerin üzerine enjektör yardımıyla akıcı kıvamda ölçü maddesi sıkılır. Bu arada kaşık içerisine önce koyu kıvamlı putty ölçü maddesi konulur ve kaşık ölçü maddeleri donmadan ağza yerleştirilir. Çok hassas ve ayrıntıların net bir şekilde alınabildiği bir yöntemdir. Ölçü maddesi ağızdan uzaklaştırıldığı zaman yıkanıp temizlenir ve tüm marjinlerin netliği incelenir. Alınan ölçünün netliği kadar ölçünün laboratuara taşınma şekli, dökülme şekli ve zamanı, dökülen alçının toz likit oranı teknisyenin kullandığı malzemelerin teknik özelliklerini bilmesi final restorasyonu etkileyen etmenlerdendir. Resim 19 : Oto-mix sistemli ilave tipi silikon ölçü maddesi Variotime light Hereaus-Kulzer, Almanya Resim 20 : Oto-mix sistemli ilave tipi silikon ölçü maddesi Variotime heavy Hereaus-Kulzer, Almanya 37

Resim 21 : İlave tipi silikon kullanılarak çift karıştırma yöntemiyle alınmış ölçü 8.5.1. PLV lerde Sıklıkla Kullanılan Ölçü Maddeleri 8.5.1.1. Kondanzasyon Silikonu (C tipi) Kondanzasyon silikonu yapısında hidroksil grubu bulunur. Esas yapısını polisiloksan polimeri, koloidal silika ve metal oksitler oluşturulur. Katalizör olarak da kalay oktoat ve alkil silikat kullanılır. Bu elastomerin şekillenmesi; silikon polimerinin uç grupları ile alkil silika arasında üç boyutlu örgü yapısını oluşturan çapraz bağlanma ile meydana gelir. Sertleşme reaksiyonunun yan ürünü olarak etil alkol oluşur. Bunun buharlaşması sonucu yapıda büzülme meydana gelir. Boyutsal stabilitesi polisülfitlerden azdır. Hidrofobik yapıda olması dezavantajıdır. Sertleşme süresi kısadır. Kokusuzdur. 13 8.5.1.2. İlave (Katılma) Silikonu (A tipi) Polivinil siloksan ölçü maddeleri olarak da anılırlar. Polivinil grupları ile sonlanmış olup bir platin tuzu katalizörü eşliğinde katılma reaksiyonu ile çapraz bağlanma oluşur. Esas yapısını kondansasyon silikonlarındaki gibi polisiloksan polimeri, koloidal silika ve metal oksitler oluşturur. Katalizör olarak ise silan 38

oligomer ve platin tuzları kullanılır. Lateksten etkilenirler. Kondansasyon silikonlarına benzemelerine rağmen reaksiyon sonucu herhangi bir ürün oluşmadığı için boyutsal stabiliteleri daha iyidir. İyi bir yüzey detayı verirler. Ayrıca dezenfektanlara da son derece toleranslıdırlar. Sertleşme sırasında hidrojen gazı açığa çıktığı için bir süre bekletilerek alçı model elde edilmelidir. Yeni tip silikonlara noniyonik surfaktanlar ilave edilerek yüzey özellikleri geliştirilmektedir. 13 8.5.1.3 Polieter Dallanmış polieter moleküllerinin sonlarında bulunan azidirin halkaları arasındaki reaksiyon ile çapraz bağlantı yapar. Esas yapıyı polieter polimer, kolloidal silika, glikoeter ve flatat oluşturur. Katalizör olarak ise aromatik sülfonat kullanılır. Genellikle pat-pat sistemler şeklinde geliştirilmişlerdir. Diğerlerinden farklı bir polimerizasyon mekanizması vardır ve reaksiyon sonucunda yan ürün oluşturmazlar. Bu nedenle boyutsal stabiliteleri mükemmeldir. Kısa sürede sertleşirler ve günlerce saklanabilirler. Dezavantajları çok rijit olmaları, ölçünün ve modelin dikkatli çıkarılmasının gerekmesi, nemden etkilenmeleri ve alerji yapabilmeleridir. Hidrofilik yapıda olmaları nedeniyle nemli ortamda su emerek boyutsal değişikliğe uğrayabilirler.13 8.6. Geçici Restorasyon Hazırlanması Tüm bu aşamalardan sonra geçici hazırlanması için dişlerin üzerine nokta şeklinde asit ve bonding ajan uygulaması yapılmalıdır. Bu, yapılacak geçicilerin tutuculuğunu artıracaktır. Teknisyen tarafından önceden hazırlanan şeffaf indeks ve ya kesimden önce alınan ölçünün içine geçici restorasyon malzemesi doldurulup ağza yerleştirilir, dişler vazelinle izole edilir. En son olarak geçici restorasyon kenarları dişetine zarar 39

vermeyen bir tungsten frez yardımıyla düzeltilip cilalanır. Ağızda geçici yapımında ısı oluşturmayan, polimerizasyon büzülmesi minimum ve artık monomer bırakmayan rezin esaslı materyaller tercih edilebilir. Bu vakada Luxatemp DMC ile geçiciler hazırlanmıştır. Resim 22 :Geçici restorasyonun ağız içi görünümü 8.7. Renk Seçimi Renk analizi için iki metod kullanılmaktadır. Bunlar görsel ve aletli renk analizidir. Görsel renk analizi, bir nesnenin renginin renk standartları ile karşılaştırılmasıdır. Diş hekimliğinde renk analizi renk skalaları kullanılarak görsel olarak yapılmaktadır. Görsel renk analizinin iki dezavantajı vardır. 1. Renk skalalarındaki mevcut renkler yetersizdir. 2. Dişhekimleri arasında ve aynı bireyde günün farklı saatlerinde seçilen renkte tutarsızlıklar olmakta, standardizasyon sağlanamamaktadır. Aletli renk analizi, optik aletlerle nesnenin yansıttığı analiz edilerek yapılmaktadır. Nesnelerin rengi hakkında tutarlı, güvenilir ve miktarsal veri sağlanır. Rengin homojen olmaması, floresan etki ve metamerizm olasılığı, translusent materyali etkiler. Bu nedenle aletle, translusent materyaller üzerinde çalışırken bu kısıtlamalar göz önünde bulundurulmalıdır. Kullanılan aletler kolorimetre ve spektrofotometredir.18,25 Renk seçimi subjektif olduğu için her zaman tutarlı sonuçlar almak zordur. 40

Diş hekimleri arasında farklılıklar olduğu gibi, aynı diş hekiminin farklı zamanlarda aynı rengi farklı şekilde algıladığı da bildirilmiştir. Rengin algılanmasına birçok değişken etki eder. Işık kaynağı, hastanın kıyafeti ve makyajı, renk seçiminin yapılacağı odanın rengi ve dişin yüzey özellikleri rengin algılanmasına etki eden faktörlerdir. Bir eşyanın algılanan rengi, eşyanın fiziksel özelliklerinden, maruz kaldığı ışığın türünden, diğer renkli objelerle olan ilişkisinden ve kişinin subjektif değerlendirmesinden etkilenir. Dolayısıyla bir diş, değişik kişilere değişik ışık kaynakları altında farklı renkte görünebilir. Bu, ışık kalitesindeki farkın sonucudur. Renk seçiminde öncelikle, hastanın bulunduğu ortamdaki aydınlatma önemlidir. Laboratuar ve muayenehanede aynı ışık kaynakları kullanılmalıdır. Bu yaklaşım metamerizmi önlemeye yardımcı olacaktır. Aydınlatma koşullarının yoğunluğu da önemlidir. Şayet ışığın miktarı çok az ise ince detaylar kaybolur ve göz ana rengi zor algılar hale gelir. Genellikle muayenehanelerdeki tavan aydınlatması herşeyi görebilmek için yeterince yoğun değildir. Çok fazla yoğunluk ise gözlerin kamaşmasına yol açar ve rengin tam olarak belirlenmesine engel olur. Dental unit ışıkları renk seçimi için kullanılmamalıdır. Bunların çoğu, yüksek oranda kırmızı sarı spektrumdaki ve düşük oranda mavi uçtaki ışığı dışarı veren akkor ışıklardır ve göz kamaşması (parlama) oluşturarak gözleri yorar. Bu nedenle, bir dental ünit ışığının kullanımından sonra hemen renk seçimi yapılması yanlıştır. 18,21,25 Renk seçiminde kullanılan sistem ne olursa olsun, bazı prensiplere uymak gerekir: 1. Hasta, hekimin göz seviyesinde olmalıdır. Böylelikle retinanın renge en duyarlı kısmı uyarılır. 2. Rengi tespit edilecek olan diş yüzeyi temiz olmalı ve yüzeydeki lekeler temizlenmelidir. 41

3. Muayenehanenin veya laboratuarın duvarlarının rengi, rengin algılanmasında önemli faktördür ve algılamayı değiştirebilir. Nötral gri bunun için iyi bir renktir ve gözü dinlendirir. 4. Renk seçimi yapılırken skalalardaki renk örneğinin kesici kenarıyla dişin kesici kenarı başbaşa yerleştirilir. Böylece, renk örneklerinin etkili bir şekilde dişlerden izole edilmesi sağlanarak birbirlerinin renklerini yansıtmaları önlenir. 5. Güneş ışığının değişkenliği sebebiyle pencere güneşlikleri kullanılabilir. Bu durumda aydınlatma 5500 K lik renk düzenleyici bir ışık kaynağıyla yapılmalıdır. Hastanın elbisesi gri bir önlükle kapatılmalıdır. 6. Parlaklık (value) rengin belirlenmesinde en önemli boyuttur. 7. Renk seçimi asla dental ünit ışığında yapılmamalıdır. 8. Renk seçimi tedavi öncesinde yapılmalıdır. Aksi takdirde tedavi sırasında dehidratasyon meydana gelir ve bu, parlaklığın artmasına sebep olurken yoğunluk ve translusensinin azalmasına sebep olur. 9. Göz yorgunluğu sebebiyle ilk ölçümler daima en iyisidir. Dişlere 5sn den fazla bakılması ana renkte sapmalara sebep olur. 10. Vita renk skalasına göre A1 ve B1 renklerinde yoğunluk çok düşüktür ve renk seçimi sırasında bu iki rengi ayırt etmek zordur. 11. Eğer ana rengi belirlemekte kuşkuya düşülüyorsa restorasyon A grubu bir renk seçilerek yapılmalıdır. Çünkü dişlerin % 80 i A grubuna aittir. 12. Renk seçimi yapılırken farklı yönlerden bakılarak ışığın farklı açılardan nasıl yansıdığı belirlenmelidir. Renk şemalarının kullanımı teknisyen ve hekim arasındaki iletişim eksikliğini azaltacaktır. Dişlerin rengi, dentinin rengi ve onun üzerini kaplayan minenin kalınlığıyla belirlenir. Dentinin rengini belirlemek renk seçiminin ilk ve en önemli bölümüdür. Dentinin parlaklık ve yoğunluk değerleri ise minenin 42

kalınlığına bağlıdır. Renk seçiminde ve renklendirmenin yapımı sırasında belli kurallara uyularak çalışıldığında hekim ve teknisyen arasında daha iyi iletişim kurulabilir ve bunun sonucu olarak hastayı tatmin edecek daha estetik sonuçlar alınabilir. Doğal işin formuna ve rengine uygun çalışma yapılması hastayı mutlu edecektir.18,23,25 Resim 23 : Renk seçimi 8.8. Porselen Laminate Veneerlerın Provası Laboratuvardan gelen restorasyonun prepare edilmiş dişe adaptasyonu, aproksimal kontaktları, interokluzal ilişkisi, lateral ve protruziv ilişkileri kontrol edilir. Gerekli aşındırmalar ince grenli möllerle restorasyonda stres oluşturulmadan yapılabilir. Öncelikle veneer restorasyonun kaviteye uyumu kontrol edilir. Kontrol sırasında restorasyon ıslatılarak kapiller çekim kuvvetleri vasıtasıyla preparasyon üzerinde durması sağlanır. Restorasyonun retansiyonu ve stabilitesi önemlidir. Kenar uyumu kontrolü sırasında herhangi bir aralanma ve yüzey farkı bulunmamalıdır. Ayrıca restorasyonun formu planlanan ve istenilen sonuçla uyumlu olmalıdır. Bu arada renk uyumu kontrol edilmeli doğal dişlerle olan harmoni ve istenilen rengin elde edilip edilmediğine bakılmalıdır. Bitmiş restorasyonun renginde değişiklik yapmak için veneer uygun renkte bir deneme pastasıyla denenmelidir. Yapıştırıcı ajanın kendisi ya da üretici firmanın yaptığı rezinle benzer özelliklere 43

sahip deneme pastaları kullanılabilir. Yapıştırıcı rezin kullanılıyorsa, rezinin operasyon sırasında ışığa maruz kalmamasına dikkat edilmelidir. Deneme sonrası deneme pastası veneerden tamamen uzaklatırılmalıdır. Bazı üretici firmaların ürettiğin deneme pastaları suda çözünerek kolayca kaldırılabilmektedir. Rezin esaslı deneme pastaları ise, organik çözücü olarak kaldırılmalıdır.8,9 Resim 24 : PLV lerin model üzerindeki görüntüsü. Resim 25 : PLV lerin ağız içi provası 44

8.9. PLV SİMANTASYON AŞAMALARI 8.9.1. PLV İç Yüzeyinin Hazırlanması 8.9.1.1. Asitle Pürüzlendirme İşlemi Restorasyonlar laboratuarda tamamlandıktan sonra, veneerlerin iç yüzeyleri laboratuarda kumlamaya tabi tutulmalı ve %10 hidroflorik asit solüsyonu ile pürüzlendirilerek kliniğe gönderilmelidir. Bu preparasyon simantasyondan hemen önce hidroflorik asidin kullanımı ile ilgili önlemler alındıktan sonra klinisyen tarafından da uygulanabilir. Hidroflorik asit, kendi başına veya kumlama ile birlikte porselen laminate veneerlerin iç yüzeyinin mikro- retansiyonunu geliştirecektir. Porselen veneerin iç yüzeyi, seramik yüzeyinde retantif bir porozite meydana getiren hidroflorik asitle pürüzlendirildiğinde bir çeşit ankraj elde edilir. Bağlanma için yüzeyde meydana getirilen mikroporoziteler sayesinde rezin kompozitin mikromekanik olarak kilitlenmesi mümkün olabilir. Rezin kompozitin asitle pürüzlendirilmiş porselene olan bağlanma direnci ve her iki yüzeyinde mikromorfolojisi, pürüzlendirme solüsyonunun konsantrasyonuna, pürüzlendirme süresine, porselen restorasyonun üretim yöntemine ve kullanılan porselen türüne göre değişiklik gösterebilir.2 Resim 26 : PLV lerin iç yüzeyinin %9.5 luk hidroflorik asit ile 1dk pürüzlendirilmesi. 45

8.9.1.2. Pürüzlendirilmiş Yüzeyin Kontrolünün Yapılması Porselen laminate restorasyonların iç yüzeyleri asitle pürüzlendirildikten ve 14 dakika geçtikten sonra, restorasyonların içleri yeterli miktarda su ile durulanmalıdır. Restorasyonların iç tarafının görünümü opak olmalıdır. Eğer daha az opak bir görünüm sergileyen herhangi bir bölge varsa, o takdirde söz konusunu alan tekrar pürüzlendirilmeli ve aynı kontrol tekrar yapılmalıdır. Asitle pürüzlendirmenin porselene bağlanma kuvvetini büyük ölçüde arttığına şüphe yoktur. Bunun avantajı, uzun zaman sürecinde bağlanma gücünün azalmaması ve rezin ile mine arasındaki bağlanma gücünden daha kuvvetli bir bağlantı oluşturmasıdır. Resim 27 : Asitlenmiş PLV lerin hava-su spreyi ile 1 dk yıkanması 8.9.1.3. Silan Uygulanması Asitle pürüzlendirme ile ortalama 600 lerden 3000 MPa ya kadar yükseltilmiş olan bağlanma direnci, silan bağlayıcı ajan uygulanması ile daha da yükseltilebilir. Silan bağlayıcı ajan seramik restorasyon için klasik koşullandırma yöntemlerinin ikinci bileşenidir. Veneerin iç yüzeyi, yapıştırıcı kompozit ile seramik arasında kimyasal bir bağlanma elde etmek amacıyla silan uygulanması için hazır olduğundan laminate veneer ultrasonik temizleyiciden çıktıktan sonra iç yüzeyine ince bir silan bağlayıcı ajan uygulanır. 46

Mevcut çeşitli silan bağlayıcı ajanlar porselenin kompozit rezine bağlanma gücünü artırırlar. Alkol veya aseton içerisinde silan içeren tek bir bileşenli sistemler silanizasyonun en kolay uygulanma şeklidir. 2 Resim 28 : Opak görünüm kazanmış PLV ler ve silanizasyonda kullanılan ajan Resim 29 : PLV lerin iç yüzeyine silan uygulanması ve 1dk beklenilmesi 8.9.1.4. Adeziv Uygulanması Silanizasyondan sonra kuru bir yüzey elde edilince, veneerin iç yüzeyine bir fırça ya da küçük bir pamuk pelet yardımıyla tercih edilen adeziv uygulanır. Adeziv, yapıştırma ajanı olarak kullanılacak kompozit ile uyumlu olmalıdır. Bu aşamada 47

adeziv ışıkla polimerize edilmemelidir. Adeziv uygulandıktan sonra, tercihen şeffaf kompozit yapıştırma ajanı veneer içerisine uygulanır. Vakaların çoğunda ışıkla polimerize edilen kompozitler kullanılır. Eğer yapıştırma ajanı veneer içerisinde diş yüzeyine adeziv uygulanmasından çok önce yerleştirilmiş ise, veneer ve uygulanmış olan yapıştırma simanı ortamdaki ışık ile polimerizasyonun başlamaması için tamamen karanlık bir yerde bekletilmelidir. 2 Resim 30 : PLV lerin iç yüzüne yapıştırıcı kompozitin uygulanması (Bisco ışıkla sertleşen adeziv siman). 8.9.2. Diş Yüzeyinin Hazırlanması Bu işlemde en üst düzeyde bağlanma elde edebilmek için muamele edilen yüzeylerden diğeri diş yüzeyidir. Bağlanma temel olarak adezyona dayanacağından, en temiz koşullar altında çalışmaya özen gösterilmelidir. Çalışılan alan kesinlikle temiz ve kan, tükürük veya diğer ağız sıvılarından uzak tutulmalıdır. Lastik ile pomza karışımının kullanılması, bir restorasyonun simantasyonu ve asitle pürüzlendirme öncesinde dişlerin temizlenmesi için uygulanılan bir işlemdir. 48

Resim 31 : Diş yüzeylerinin anguldruvaya takılan fırça ve pomza ile temizlenmesi. Tükürük izolasyonunun sağlanması. 8.9.2.1. Minenin Asitle Pürüzlendirilmesi Diş yüzeyi %30-40 fosforik asit solüsyonu ile pürüzlendirilebilir. Jel formunun uygulanabilirliği sıvılara göre daha kontrollü olduğundan, jel formları daha çok tercih edilir. Minenin asitle pürüzlendirilmesi hakkında çok fazla bilgi mevcuttur. Prizmalar arası demineralizasyona yol açılarak bağlanmaya daha uygun yüzeyler hazırlanır. Mikropürüzlü bir yapının oluşturulması, kompozit rezinle mine arasında iyi bir bağlanma için ön koşuldur. Böylece yapının kalitesi minenin kristalin yapısının morfolojik ve kimyasal özelliklerine dayalıdır. Diğer taraftan, oluşan pürüzlülük şekli ise uygulama sırasında kullanılan asidin türü ve konsantrasyonuna bağlıdır. Standart uygulama olarak %37 fosforikasit, %10 maleik asit, %1,6 salisilik asit, %2,6 alüminyum nitrat, %10 sitrik asit gibi çeşitli asit solüsyonları minenin pürüzlendirilmesinde kullanılmaktadır.37 49

Resim 32 : Diş yüzeyinin iyi izolasyon yapılarak % 37 lik fosforik asit ile minenin 30 sn, dentinin 15 sn asitlenmesi 8.9.2.2. Dentinin Asitle Pürüzlendirilmesi Dentinin pürüzlendirilmesi için düşük konsantrasyonda asit solüsyonları kullanılmaktadır. Bağlayıcı ajan ile dentinin kenetlenmesi, rezinin dentin yüzeyindeki kollagen ağı içerisine nüfuz etmesiyle meydana gelir. Kollagenlerin çökmesine ve primerin dentin tübüllerine nüfüz etmesinin azalmasına engel olmak amacıyla bu süre 15 saniyeyi geçmemelidir. Asit solüsyonu mümkünse dentinden uzak tutularak mineye uygulanmalıdır. Minenin asitle pürüzlendirme süreleri geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Tüm preparasyonun asit ile iyice örtüldüğünden emin olmak amacıyla derin biçimde prepare edilmiş gingivoproksimal alanlar gibi preparasyon yüzeyinin uzak bölümlerine doğru asit solüsyonlarının ulaşmış olması kontrol edilmelidir. Hava- su spreyi ve tükürük emici hazır bekletilmelidir. 15 saniye biter bitmez üreticiler tarafından tavsiye edilen süre boyunca yıkanır. 37 50

8.9.2.3. Adeziv Uygulanması Dentin sadece pamuk pelet yardımıyla kurutulur. Daha sonra dentinyüzeyine primer uygulanır, 30 saniye bekletilir ve primerin taşıyıcı buharlaşana kadar çok hafif biçimde kurutulur. Eğer primerin taşıyıcısı su bazlı ise bu süre uzatılmalı, alkol ve aseton bazlı ise kısaltılmalıdır. Primerin parlak görünümü elde edildikten sonra, dentin ve mine üzerine adeziv uygulanabilir. Rezinin pürüzlendirilmiş mineye daha fazla nüfüz ettiği gözlenmektedir. Veneer diş yüzeyine yerleştirilmeden rezinin polimerize edilmemesi önemlidir.37 Resim 33 : Diş yüzeyine bonding uygulanması ve ışıkla polimerize edilmeden hafif hava ile yüzeye yayılması. 8.9.3. PLV nin Simantasyonu Diş ve PLV nin iç yüzeyleri hazırlandıktan sonra laminate veneer restorasyon artık simante edilebilir. Porselen veneerlerin simantasyonu için ışık ile polimerize edilen bir yapıştırma kompoziti tercih edilmektedir. Işık ile polimerizasyonun dual cure veya kimyasal yol ile polimerize olan metaryallere karşı en büyük avantajı da uzun çalışma süresi sağlamasıdır. Bu şekilde hekim polimerizasyondan önce kenardan taşan kompozitleri uzaklaştırabilir. Böylece bu tür restorasyonların bitirme işlemleri için gereken süre kısalmış olur. Dual cure veya kimyasal olarak polimerize 51

olan sistemler karşılaştırıldığında, renk stabiliteleri daha üstündür. Seramiğin kalınlığı ve opasitesi ışık iletimini dolayısıyla kompozitin mikrosertliğini etkiler. Porselen laminete veneerler için ortalama 0.5-1 mm arasındaki seramik kalınlığının ışık ile polimerize olan kompozitin sertliği üzerinde belirgin bir etkisi olmamasına rağmen belirli vakalarda dual cure bir kompozitin kullanılması tercih edilebilir. 46 İki yüzeyin özellikle de seramiğin ıslanabilirliğini elde etmek için kullanılan bağlayıcı ajan fazla kıvamlı olmamalıdır. Rezin bir fırça ile restorasyon iç yüzeyine uygulanır. Veneer diş üzerine yavaşça ve çok dikkatli bir şekilde yerleştirilmelidir. Veneerlerin insizalden başlayarak gingivo apikal doğrultuda bastırılması tercih edilir. Bu yöntem diş ile porselen ara yüzünde boşluk kalmasının engellenmesinin en ideal yollarından birisidir. Dişhekiminin rezinin tüm kenarlardan taşmasına da dikkat etmesi gerekir. Böylece siman içerisinde herhangi bir hava kabarcığı veya boşluk kalmayacak şekilde yeterli miktarda yapıştırma simanının uygulandığından emin olması gerekir. Veneeri parmak uçları veya el aletleri ile hafif bir basınç uygulayarak diş üzerinde sabit tutmak daha uygun olacaktır. Basınç tüm labial yüzeye dağıtılmalıdır. 46 Resim 34 : PLV lerin diş üzerine yerleştirilmesi. 52

Resim 35 : PLV lerin parmak basısıyla basınç dağıtılarak yerine uyumunun sağlanması Kenar uyumu, düzgün oturma ve komşu veneer restorasyon veya diş ile ilişkisine çok dikkat edilmelidir. İkinci bir parmak ile insizal kenarda apikal yönde basınç uygulanması porselen laminate restorasonun servikal bölgede tam olarak temas edebilmesini sağlayacaktır. Reflektör ışığının doğrultusunun preparasyonun uzak tutulması, veneerin yerleştirilmesinden önce adezivin kendiliğinden polimerize olmasına engel olacaktır. Polimerize olmamış kompozit simanın fazlasının uzaklaştırılması, bağlayıcı ajan ile nemlendirilmiş bir fırça ile yapılmalıdır. Bu yöntem rezinin kenar açıklıklarına yol açarak ayrılma eğilimini ortadan kaldırır ve cilalanabilir olan daha pürüzsüz bir yüzey meydana getirir. Bu sırada interdental temas alanları ve gingivoproksimal köşeler diş ipi yardımıyla hafifçe temizlenmelidir. Temizleme hareketi veneerin sabitlendiği konumdan ayrılmasına engel olmak için tercihen palatinale doğru yapılmalıdır.2 Tüm fazlalıklar uzaklaştırıldıktan sonra rezin yoğun bir biçimde ışıkla polimerize edilir. Eğer maksimum ışık enerjisi uygulanır ise polimerizasyon kalitesi üstün olacaktır. Porselen veneer ışığın %40-50 sini geçirir. Porselen veneer ışığın iletimini geciktirdiğinde polimerizasyon süresi artırılmalıdır. Her dişteki veneer 53

restorasyon tüm yüzeylerden 60-90 saniye süreyle ışıkla polimerize edilmelidir. Tüm veneerler tamamen simante edildikten sonra rubber-dam uzaklaştırılır. Polisaj işlemlerinin tamamlanmasının ardından artık okluzyon ve protruziv temaslar tam anlamıyla kontrol edilebilir. 2 Resim 36: Yerlerine yerleştirilen ve kompozit fazlalıkları temizlenen PLV lerin her yönden 20 şer sn ışıkla polimerizasyonu. Hastalara ilk 48 saat boyunca ve gelecekte yapılması veya yapılmaması gerekenler açıklanmalıdır. Yapılması gerekenler; 1. Doğal dişlerdeki gibi kıl uçları yuvarlatılmış bir diş fırçası ve diş ipi kullanılması. 2. Daha az aşındırıcı özellikte ve yüksek oranda florür içermeyen bir macun kullanılması önerilir. Yapılmaması gerekenler; 1. Renklenmeye yol açabilecek gıda ve içeceklerden uzak durulması 2. Erken dönemde rezin yapıştırma simanını etkileyebilme potansiyeline sahip olmaları nedeniyle alkol kullanılmaması 54

3. Sert gıdalardan, buz çiğnemekten, sert şekerler ve etlerin kemiklerini ısırmaktan uzak durulması 4. Aşırı sıcak ve soğuk gıda ve içeceklerden uzak durulması tavsiye edilir.9,25,27 Resim 37 : Tüm işlemlerin tamamlanmasının ardından PLV lerin ağız içi görünümü. 55

9. TARTIŞMA Günümüzde; gelişen teknoloji ve yükselen hayat standardı ile hem materyallerde ilerleme gerçekleşmiş hem de estetik beklenti artmıştır. Bu sayede daha az madde kaybı ile daha sağlıklı restorasyonların gelişimi sağlanmıştır.52 Bu seçeneklerden biri olan porselen PLV de renklenmiş, kırılmış ve formu bozuk dişlerin restorasyonunda konservatif bir metod olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelerle beraber veneerler başarılı bir şekilde uygulandıklarında, estetik ve yüzey özellikleri doğal dişlere benzer sonuçlar elde edilebilir. PLV lerin başlangıç estetik başarısı restoratif materyal ve doğal diş arasında mükemmel renk uyumuna bağlıdır. Porselen laminate veneerler doğal bir floresans sergiler ve ışığı aynen doğal diş yapısı gibi absorbe eder, yansıtır ve iletir. 52 Renk stabilitesinin sağlanması ve veneerlerin desimante olmadan ve kırılmadan uzun süre ağızda kalabilmesi de uzun dönem başarıyı getirir.52 1980'li yıllarda PLV'ler ilk geliştirildiğinde, kullanılan materyaller ve bağlayıcı sistemlerin fiziksel özellikleri, yapıştırıcı rezin ile porselen arayüzündeki bazı bilinmeyenler ile birlikte başarısızlık ihtimalini yükseltmekteydi. Bağlanma gücü probleminin ortadan kalkması ile beraber kırıklara neden olabilecek okluzyon sorunları, erken ve uzun dönem başarıyı etkileyen periodontal problemler ile dişporselen arayüzündeki mikrosızıntıdan kaynaklanan kenar renklenmeleri gibi konular ele alınmaya başlandı. Laminate restorasyonlarda klinik başarıyı yakalayabilmek için vaka doğru planlanmalı diş preparasyonunda konservatif olunmalı, uygun seramik materyali ve simantasyon tekniği seçilmeli, bitirme ve polisaj işlemlerine özen gösterilmeli ve tedavi tamamlandıktan sonra hasta oral hijyenine dikkat etmelidir. 56 9,11 Klinik

çalışmalarda yenileme gerektiren başarısızlık oranı % 7 veya daha az olarak bildirilirken yenileme olmaksızın tamir gereğinin 10 yıl sonrasında %36 olduğu belirtilmiştir. 52,53 Fradeani ve arkadaşlarının yaptığı klinik çalışmada ise PLV restorasyonlar renk uyumu, porselen yüzeyi, marjinal renklenme ve marjinal bütünlük bakımından değerlendirilmiş ve 12 senelik sonuçlarda %94.4 başarı oranı kaydedilmiştir. 53 PLV lerdeki en büyük başarısızlık nedenleri ise fraktür, mikrosızıntı, bağlantı kaybı ve renklenmelerdir. Simantasyon sonrası renklenmeler temel olarak mikrosızıntı, simantasyon sırasında oluşan hatalar, restorasyonun cilası ve hastanın tükettiği yiyecek ve içeceklerden kaynaklanmaktadır.53 57

10. SONUÇ Estetik uygulamalar hastalara güzel bir gülüş kazandırarak onların tüm görünümlerini değiştirebilir. Hasta sadece olumlu bir görünüm kazanmakla kalmaz, aynı zamanda ruh sağlığı ve kendine güveni üzerinde olumlu etki yaratan potansiyel bir motivasyon elde eder. Uygulanacak herhangi bir restorasyon hastanın kişilik özelliklerini dikkate almalı ve bunları yorumlayarak işlem içerisine katmalıdır. Estetik görünümü etkileyebilecek psikolojik faktörlerin önemi hiçbir zaman hafife alınmamalıdır. Diş hekiminin güzel bir gülüşü meydana getiren değişkenler hakkında her zaman yeterli bilgiye sahip olması gerekmesine rağmen yüz ile ahenk içerisinde hoş bir gülüş elde etmek için kendi sanatsal becerilerini de yorumlamalı ve uygulamalıdır. PLV ler hem güzel bir gülüşe katkı sağlar hem de estetik olarak dişlerin sıralanmasında minimal invaziv bir yaklaşım sergilerler. 58

11. ÖZET Güzel bir gülüş yüz estetiğinin tartışılmaz en önemli öğelerinden biridir. Dişler ve yumuşak dokularla olan uyum güzel bir gülüşün temellerini oluşturur. Gülüş estetiği sadece fiziksel görünümü iyileştirmekle kalmaz aynı zamanda kişinin psikolojisi üzerinde de çok olumlu etkiler oluşturur. Tam bu noktada gülüş tasarımı yaparak kişilere arzuladıkları gülüşü kazandırabilecek diş hekimleri çeşitli materyallerden yararlanırlar. PLV ler gerek minimal invaziv bir yaklaşım sergilemeleri, gerekse doğal dişe çok benzer ışık geçirme özellikleri ile gülüş tasarımında vazgeçilmezdir. Tedavi basamakları doğru uygulandığında ve laboratuarla koordine çalışıldığında oldukça estetik ve uzun yıllar kullanılabilecek restorasyonlar yapılabilir. ABSTRACT A nice smile is one of the most crucial factors that determine the face esthetics. The harmony with teeth and soft tissue is the basis for a nice smile. The esthetics of smile not only improves the physical appearance but also generates beneficial effects on the psychology of the person. Right at this point, various materials can be used by dentists who can design and provide the desired smile to those who require. PLVs are indispensable for smile design as they are minimally invasive and similarly translucide like natural teeth. In case the treatment steps are conducted in order and coordinatively proceeded with the laboratory, esthetic and long-life useable restorations can be implemented. 59

12. KAYNAKÇA 1. Rufenacht CR. Morphopsychology. In:Rufenacht,CR. Fundamentals of Esthetics,Chicago:Quintessence, 1990, 11-31, 59-64 2. Gürel,Galip. The science and art of porcelain laminate veneers, Quintessence. 2004, 85-117 3. Nasedkin JN. Current perspectives on esthetic restorative dentistry. Part 1.Porcelain Laminates. J Can Dent Assoc 1988, 54, 248-256 4. Bayda S Ş. Yapay ön dişlerde estetik sorunlar, Atatürk Üniv.Diş Hek.Fak.Dergisi 1996, 1, 43-50 5. Altuğ KC. Neden estetik diş hekimliği? www.orlugroup.com 6. Renner RP. An Introduction to dental anatomy and estetics. Chicago;Quintessence 1985, 241-272 7. Chiche GJ. The evolution of prosthodontic treatment. Pract Periodont Aesthet Dent 2000, 12-94 8. Rufenact CR. Principles of aestetic integration. Chicago;Quintessence, 2000, 169240 9. Trinkner TF,Roberts M. Anterior restoration utilizing novel all ceramics materials. Pract Periodent Aesthet Dent 2000, 12, 35-37 10. Goldstein RE. Estetics in dentistry. 2nd ed. Hamilton,ON:BC decker Inc, 1998, 3-15 11. Pietrobon N,Paul S. All ceramic restorations:a challange for anterior estetics. J Esthet Dent 1997, 9, 179-186 12. Goldstein RE, Lancaster JS. Survey of patient attitudes toward current esthetic procedures. J Prosth Dent 1984, 52, 775-780 60

13. Roulet J-F. Operative dentistry versus prosthodontics. In: Fischer J, Esthetics and prostetics. Chicago;Quintessence 1999, 101-120 14. Ramadan FA,Harrison JD,Literature reviev of the effectiveness of tisssue displacement materials.egypt Dent J 1970, 16, 271 15. Donovan TE,Gandara BK,Nemetz H,Review and survey of medicements used with gingival retraction cords.j Prosthet Dent 1985, 53, 525-531 16. Powell N,Humphreys B,Proportions of the Aesthetic Face.New York :Thieme-Stratton 1984, 2, 4-9, 50. 17. Moskowits M.Nayyar A.Determinants of dental esthetics : A rationale for smile analysis and treatment.compend Contin Educ Dent 1995, 16, 1164-1186 18. LejoyeuxJ Prothése Compléte. 3rd ed.paris:maloin,1979 19. Heartwell CM.Syllabus of complete Dentures.Philadelphia, PA:Lea and Febiger,1968 20. Faes R Natürliche and künstliche obere Frontzahne,Schweiz Monatsschre Zahnheilkunde 1941, 51, 785-801 21. Miller EC,Bodden WR,Jamison HC. A study of the relations ship of the dental midline to the facial median line.j Prosthet Dent 1979, 41, 657-660 22. Fruch JP, Fischer RD. The dynesthetic interpretataion of the dentogenic concept. J Prosthet Dent 1958, 8, 560-681. 23. Miller LL Porcelain crowns and porcelain laminates,problems and solitions.quintessence International Symposium (1991).New Orleans. 24. Chiche GJ,Pinault A.Esthetics of enterior fixed prosthodontics.chicago: Quintessence 1994, 13-32, 53-74 25. Stein RS,Kuwata M.A Dentist and a dental techonologist analyze current ceramo-metal procedures.dent Clin North Am 1977, 21, 729-49 61

26. Stein S.Periodontal dictates for estetic ceramometal crowns.j.am Dent Assoc 1987; Dec (special issue): 63E-73E 27. Moscowitz M,Nayyar A.Determinants of dental esth:a rationale fors mileetics analysis and treatment.compend Contin Educ Dent 1995, 16, 1164-1186 28. Miller Jr PD.Rood coverage using a free soft tissue autogeneus graft following citric acid application. 1.Technique.Int J Periodont Rest Dent 1982, 2, 65-70 29. Abrams L. Augmentation of deformed residual edentulous ridge for fixed prosthesis. Compent Contin Educ Dent 1980, 1, 205-214 30. Vig RG,Brundo GC.The kinetics of anterior tooth display.j.prosthet Dent 1978, 39, 502-504. 31. Lombardi RE.A method for the classsification of errors in dental esthetics.j.prosthet Dent 1074, 32, 501 32. Heymann HO. The artistry of conservative esthetic dentistry. J Am Dent Assoc 1987 (special issue ), 14E-23 E 33. Levin EL. Dental esthetics and golden proportion.j Prosthet Dent 1978, 40, 244-252 34. Borissavlievitch M. The Golden Number. London :Alec Tiranti,1964 35. Shillingburg Jr HT,Hobo S,Whitsett LD,Jakobi R,Brackett SE. Fundamentals of Fixed Prosthodontics. 3 rd.ed.chiago :Quintessence,1997, 419-432 36. Rufenacht CR.Fundamentals of Esthetics.Chiago :Quintessence, 1990, 9-31, 59-67, 67-134, 329-368 37. Vanini L. Light and color in anterior composite restorations.pract Periodont Aesthet Dent 1996, 8-673-682 38. Goodking RJ,Schwabacher WB.Use of a fiber optic colorimeter for in vivo measurements of 2830 anterior teeht.j Prosthet Dent 1973, 29, 358-382 62

39. Touati B,MiaraP,Nathanson d:esthetic Dentistry and ceramic Restorations.New York:Martin Dunitz, 1999, 139-161 40. Bruce a Singer. Fundamentals of esthetics. İn :Dale BG,Aschheim KW.Esthetic Dentistry :A Clinial Approach to Techniquies and Materials.Philadelphia,PA:Lea and Febiger,1993, 5-13 41. Renner RP.An Introduction to Dental Anatomi and Esthetic.Chiago :Quintessence,1985, 125-166, 187-233, 241-272 42. Gurel G. Predictible and precise tooth preparation techniques for porcelain laminate veneers in complex cases. International Dentistry Sa 2010, 9, 30-40. 43. Brunton PA, Aminian A, Wilson NHF. Tooth preparation techniques for porcelain laminate veneers. Br Dent J 2000, 189, 260-262. 44. Cherukara GP, Seymour KG, Zou L, et al. Geographic distribution of porcelain veneer preparation depth with various clinical techniques. J Prosthet Dent 2003, 89, 544-550 45. Gür E, Kesim B. Porselen laminate veneerler. C.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi 2004, 7,72-79. 46. Peng LY, Cook CB, Beatty CD. Porcelain veneers- part II: preparation and delivery. Clinical Update 2004, 26, 35-37. 47. Cherukara GP, Seymour KG, Samarawickrama DYD et al. A study into the variations in the labial reduction of teeth prepared to receive porcelain veneers-a 48. Ho EH. Porcelain veneers: an overview with a case presentation. Hong Kong Dent J 2007, 4, 47-57. 49. Shetty A, Kaiwar A, Shubhshini N, et.al.survival rates of porcelain laminate restoration based on different incisal preparation designs: An analysis. J Conserv Dent 2011, 14, 10-15. 63

50. Smales RJ, Etemadi S. Long-term survival of porcelain laminate veneers using two preparation designs: aretrospective study. JProsthodont 2004, 17, 323-326. 51. Ersoy NM. Kompozit rezin simanların polimerizasyon ve renk değişimlerine farklı porselen laminate veneerlerin etkisinin incelenmesi. Doktora tezi, Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Konya 2007, 5-7. 52. Dumfahrt H, Schäffer H. Porcelain laminate veneers. A retrospective evaluation after 1 to 10 years of service: Part II-Clinical results. Int J Prosthodont 2000, 13, 9 53. Fradeani M, Redemagni M, Corrado M. Porcelain laminate veneers: 6 to 12 year clinical Evaluation a retrospective study. Int J Periodontics Restorative Dent 2005, 25, 9-17. 64

11. ÖZGEÇMİŞ 1991 yılında İzmir de doğdum. 1997 yılında Fatih İlkokulu nda başladığım öğreniminin ilk yıllarını Konak Saliha Hüseyin ÖZYAVUZ İ.Ö.O da tamamladım. 2005 yılında İzmir Atatürk Lisesi nde lise öğrenimime başlayıp 2009 yılında mezun oldum. Aynı yıl Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ni kazandım. 65