YENİ İSTANBUL YİNE DEPREM GİRİŞ Başbakan çılgın(rant) projelerini açıklarken, artık alıştığımız biçimde Deprem tehlikesini öne sürüyor. Öyle ki İstanbul un yönetim biçimini Deprem Korkusu olarak adlandırabiliriz. Peki deprem dönüşümü olarak meşrulaştırılmaya çalışılan bu projeler gerçekte depreme ne kadar duyarlı? Projeleri irdelediğimizde cevabın hiç olduğunu görüyoruz. Bu çalışmada Michigan Üniversitesi öğrencilerinin de çalışma yaptığı anlaşılan ve Başbakanın Avrupa yakasının kuzeyinde yer aldığını açıkladığı İstanbul a iki yeni şehirden birisi olan projeyi ele alacağız. Erdoğan bu projeyle İstanbul nüfusunun artmasının değil deprem riski taşıyan yerlerde yaşayan nüfusun bu alana kaydırılmasını hedeflediklerini böylece riskli alanlarda ki dönüşümün mümkün olabileceğini iddia ediyor. Toplum İçin Şehircilik bilimsel verilerle bu açıklamalar arasındaki tutarsızlığı ve somut verilerle bir araya getirdiği projenin gerçek gerekçelerini ortaya çıkarıp deprem söyleminin MASKESİNİ DÜŞÜRÜYOR. Deprem söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılan rant projelerinin maskesini düşürmeye yönelik çalışmalarımız devam edecek
2 Yeni İstanbul Nerede? Yeni şehir projesini coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanarak İstanbul uydu fotoğrafı üzerinde projenin basına yansıyan görüntülerini oturttuğumuzda konumsal özelliklerine dair bazı değerlendirmede bulunabiliyoruz. Söz konusu değerlendirmeler İstanbul Çevre Düzeni Planı ve daha önce hazırlanmış raporlar ve coğrafi yapıya ilişkin verilerden yararlanılarak yapılıyor. Yeni İstanbul projesinin konumunun, Michigan üniversitesinin hazırladığı çalışmanın basına yansıyan görüntülerinden Terkos gölü ile Kısırkaya arasında olduğunu anlıyoruz. Ancak dikkatli bakıldığında projenin Kısırkaya dan sonra da devam ettiği anlaşılıyor. İstanbul Çevre Düzeni Planında yer alan kıyı rehabilite alanı sınırlarına göre tahmini olarak projenin Kilyos a kadar devam ettiğini söyleyebiliriz.
3 Şekil 1:Yenişehir Projesinin Konumu Kaynak: Toplum İçin Şehircilik*
4 İstanbul da Deprem Açısından Riskli Alanlar İstanbul Çevre Düzeni Planına göre yeni belirlenecek Konut gelişme alanlarının; orman alanları, içme suyu toplama havzaları, tarım alanları ve jeolojik sakıncalı alanlar gibi yerleşime uygun olmayan alanların dışında seçilmesi 1 gerekiyor. Bilindiği gibi jeolojik açıdan riskli alanlar aynı zamanda deprem riskinin de en fazla olduğu alanları oluşturuyor. Plan da bu alana ilişkin tespit ve öngörüleri incelemeye devam ediyoruz. Yapı yasağı ya da sınırlama getirilen alanlar kapsamındaki plan kararları; Su Toplama Havza Alanları, Yeraltı Suyu Rezerv Alanları, Jeolojik Açıdan Yerleşime Sakıncalı Alanlar, Doğal Afetler Açısından Sakınım Gerektiren Alanlar, Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Kritik Öneme Sahip Alanlar, Kıyı Alanları, Sit ve Koruma Alanları, Boğaziçi Alanı, Doğal Karakteri Korunacak Alanlar ve Kent Görünümü (Siluet) konu başlıkları ile açıklanmıştır. 2 Plan hazırlık döneminde, doğal yapı konusunda yapılan sektörel analiz ve sentez çalışmaları sonucunda yerleşim sakıncalı alanlar belirlenmiştir. Bu alanlar aktif ve potansiyel heyelan bölgeleri, zayıf zeminlerin ve dolguların bulunduğu alanlar, deprem tehlikesi altında bulunan alanlar, sıvılaşma ve tsunami beklenen alanlar ile derelerin taşkın alanlarını kapsamaktadır. 3 1 Çevre Düzeni Planı Raporu sy 537 2 Çevre Düzeni Planı Raporu sy 589 3 Çevre Düzeni Planı Raporu sy 598
5 Şekil 2:Deprem Kuşakları ve Yerleşime Uygun Olmayan Alanlar Kaynak: 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı
6 Yukarıdaki haritada( Şekil:2 ) en alt kısımdaki kırmızı hat Marmara denizinden geçen kuzey Anadolu fay hattını gösterirken, koyu pembe renk 1. Derece deprem kuşağını, en açık pembe ise 4. Derece de deprem kuşağını gösteriyor. Haritaya göre yeni İstanbul projesinin bulunduğu bölge 3. Deprem kuşağında yer alıyor. Deprem kuşakları açısından bakıldığında bu alanda deprem riskinin az olduğu düşünülebilir, tabi haritada sarı renkle gösterilen jeolojik açıdan sakıncalı alanları dikkate almazsak. Yeni İstanbul Projesinin Riskleri? İstanbul üzerinde yapılan jeolojik analizlere göre İstanbul un Avrupa yakasında belirlenen Yenişehir projesinin zemini jeolojik açıdan riskli ve yerleşime uygun olmayan bir alan. Kuşkusuz jeolojik açıdan riskli alanlarda da kentler gelişebilir, ancak çok daha yüksek maliyetlerle ve deprem, heyelan, zemin sıvılaşması gibi riskler göz önüne alınarak. Bugün İstanbul da depremde en çok hasarı görmesi beklenen ilçelerin jeolojik açıdan riskli alanlar olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Kentsel projeler üzerinden inşaat sektörüne bağlanan ülke ekonomisinin önüne yeni kentsel/kırsal alanlar atan iktidar partisi bu alanın da ileride potansiyel bir kentsel dönüşüm alanı olabileceğini hesaplamış olmalı. Gerekçe ise bugünden hazır DEPREM.
7 Şekil 3: Yeni İstanbul Jeolojik Açıdan Riskli ve Sakıncalı Alanlar (Gri renkle gösterilen alanlar) Kaynak : Toplum İçin Şehircilik*
8 Alanın bir başka özelliği de büyük bölümünün eski maden çıkarma alanı niteliğinde olmasıdır. Kapatılmayan bu alanların, hafriyatla doldurulması ve bina yapılabilecek bir biçimde düzenlenmesi de artı maliyet anlamına gelmektedir. Hafriyatlarla doldurularak elde edilen bu alanların depreme ne kadar dayanıklı olacağı da şüphelidir. Çevre Düzeni Planında, Plan ın Kullanım Ömrünü Tamamlayan Yeraltı Kaynak Alanlarına Doğal Değerlerinin Geri Kazandırılması ilkesi uyarınca; Kilyos Karadeniz Sahili gerisinde yer alan kullanım ömrü tamamlanmış Karadeniz kömür ocakları alanı ve sahil kesimi; ormanalanları, maden ocakları, kültür turizm amaçlı kullanımlar ile kırsal yerleşmelerin gelişmeleri arasında optimum bir denge kurarak doğal kaynakları koruma ve kullanma dengesini bozmayacak şekilde kıyı rehabilite alanı olarak gösterilmiştir. 4 Bu alanın kıyı kesimlerinde; tekne imalatları, korunaklı yerel kayık barınakları ve plaj kullanımları; kıyıya yakın ocak göletlerinde yelken sporu alanları; ağaçlıklı ve açık alanlarda ise kültür ve kongre turizmin yanı sıra, doğa ve yaşamın kaynaştığı, ekolojiye uyumlu doğal yaşam temalı park alanları ile açık havada yapılabilen spor faaliyetleri, seyir terasları, piknik alanları, botanik bahçesi, hobi bahçesi gibi açık alan düzenlemeleri yer alabilir. 4 Çevre Düzeni Planı Raporu sy 601-602
9 Şekil 4:Çevre Düzeni Planında Yeni İstanbul = Kıyı Rehabilite Alanı Gümüşdere-Yeniköy arasındaki bu alanlar rehabilite edilerek, İstanbul da yaşayanların günübirlik rekreasyon, spor, dinlence ve eğlence ve turizm ihtiyaçlarına yönelik olarak değerlendirilecektir. Kaynak: İstanbul Çevre Düzeni Planı
10 Jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alanların sınırları ve kullanım kararları ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine göre alt ölçekli planlarda netleştirilecektir. Zorunlu yapılaşma ve mevcut yapılar için ilgililerince zemin iyileştirme ya da temellerin güçlendirilmesi zorunludur. Jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alanlarda 8.3. Doğal Afetler Açısından Riskli Alanlara Yönelik Hükümler geçerlidir. 5 Görüldüğü üzere çevre düzeni planında zemin yapısı nedeniyle alanın açık alan olarak kullanılmasını sağlayacak fonksiyonlar tanımlanıyor. Bu fonksiyonlar yapı gereksinimi yüksek olmayan fonksiyonlar olmakla birlikte bina yapımına ilişkin herhangi bir sınırlama getirilmemesi Planın taşıdığı önemli bir çelişki olarak ortada duruyor. Örneğin Michigan Üniversitesi nin hazırladığı projede yer alan çok katlı ve yoğun yapılaşmanın önünde Çevre Düzeni Planı hükümlerinin ne kadar işleyebileceği soru işaretidir. Yine de Çevre Düzeni Planını hazırlayan uzmanların bu alanlarda yaşanacak yapılaşmanın taşıdığı deprem riskini görmezden gelmediklerini söyleyebiliriz. 5 Çevre Düzeni Planı Raporu syf 727
11 Şekil 5:Yeni İstanbul ve Orman Alanları Kaynak: Toplum İçin Şehircilik
12 Yeni İstanbul un Jeolojik sakıncalı alanda kalmasının yanı sıra Orman alanlarına da giriyor olması üzerinde durulması gereken önemli noktalardan. Maden çıkarılması amacıyla izin verilen ancak Orman mülkiyetinde yer alan bu alanların madencilik faaliyetini yürüten şirketlere tahsis edilirken maden çıkarma işlemi sona erdiğinde yeniden ormana kazandırılması şartı ile kiralanıyordu. Yeni İstanbul Projesi yle bu alanlarında ağaç yerine betonla kapatılmasının önü açılıyor. Jeolojik riskli alanlar ve orman alanlarının üst üste koyduğumuzda Yeni İstanbul Projesi ortadan kayboluyor.
13 Şekil 6:Yeni İstanbul Orman alanları Jeolojik Riskli Alanlar Kaynak: Toplum İçin Şehircilik*
14 Deprem Riskinin İstanbul un Mevcut Konut Alanlarından Daha Yüksek Olduğu Açık Olan Yeni İstanbul Projesini Rant Açısından Cazip Kılacak Özellikleri Nelerdir? Bu özelliklerin başında kuşkusuz coğrafi konumu gelmektedir. Proje alanı sırtını ormana vermiş yüzünü Karadeniz e dönmüş konumuyla rantçılara kucak açan bir niteliğe sahip. Alanın mülkiyet durumu ise önemli bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Mülkiyeti hazineye ait olmasına rağmen alanın büyük bir bölümünün kullanım hakkı eskiden madencilik şirketi olup bugün inşaat faaliyetlerine yönelen büyük sermayedarlara 49 yıllığına kiralanmış durumda. Alandaki madencilik faaliyetleri sona ermesine rağmen kullanım haklarını hala elinde bulundurun şirketler bilindiği gibi bu tahsislerde cüzi miktarlarla sözleşmelerini uzatabiliyorlar. Alanın rant değerini yükselten özelliklerinden birisi de kuşkusuz 3. Köprü. İktidarın 3. Köprüyü transit geçişler için yapıyoruz açıklaması, ihalede araç geçişi garantisi verilmesiyle zaten inandırıcılığını yitirmişti. Yeni şehir projeleriyle bir araya getirdiğimizde ise taşların yerine oturduğunu söyleyebiliriz.
15 Şekil 7:3. Köprü Yeni İstanbul ilişkisi Kaynak: Toplum İçin Şehircilik
16 Sonuç Bu proje deprem dönüşümü değil, olsa olsa rant projelerini meşrulaştırmak için deprem söyleminin kullanıldığının bir başka ispatıdır. Bulunduğu alanın özellikleri gereği normal maliyetlerin yaklaşık 5 katına oluşturulacak yeni İstanbul projesi aklımıza ister istemez ülkenin kalkınmada öncelikli geri kalmış yörelerini getiriyor. İlk olarak 1968 de Devlet Planlama Teşkilatının belirlediği ve 2012 ye yaklaştığımız şu günlerde aradan geçen 44 yılda kalkınmada öncelikli kentlerin sayısı artarak devam ediyor. 1968 yılında 22 il ile başlayan kalkınmada öncelikli yöreler son olarak 2003 yılında 50 ile ulaştı, bu yıldan sonra Anadolu nun tamamı kalkınmada öncelikli yöre haline geldiğinden bu statü önemini yitirdi. Yeni İstanbul projesinin maliyeti ile devletin adeta unuttuğu bu kentlerden en az beş tanesinin(örneğin Ardahan, Bayburt, Tunceli, Hakkari, Çankırı) kalkınması sağlanabilir. Bu kentlerin kalkınması göçü önleyecek nüfusun büyük kentlere yığılmasını engelleyecektir. İktidar eğer büyük kentlerdeki trafik sorununu çözmek, olası depremlerde can kayıplarını azaltmak istiyorsa 3. Köprü, Kanal İstanbul ve Yenişehir gibi rant amaçları projeleri bir kenara bırakıp Kalkınmada öncelikli yörelerin istihdam olanaklarını arttırmaya ve üretime yönelik projeleri gündemine almalıdır. Toplum İçin Şehircilik *Haritalar basında yer alan Michigan Üniversitesi New İstanbul projesi görsellerinin Uydu fotoğrafı üzerine yerleştirilmesi ve Jeolojik Sakıncalı alanlar ve Orman alanları ile eşleştirilmesi yolu ile Toplum İçin Şehircilik tarafından üretilmiştir.