Retina Hemanjiomlarý Retinal Hemangiomas Özlem YENÝCE 1, Sezen ÇAKIR 2 ÖZ ABSTRACT Amaç: Retina hemanjiomlarý retinanýn iyi huylu vasküler tümörleri olup, neoplazi özelliði göstermezler. Kapiller ve kavernöz hemanjiomlar olarak baþlýca iki gruba ayrýlýrlar. Rasemöz hemanjiomlar artýk daha çok artero-venöz (A-V) malformasyon olarak kabul edilmektedir.taný, fundus floresein anjiografi yardýmý ile fundus incelemesi ile yapýlýr. yardýmcý yöntem. Radyolojik tetkikler sistemik tutulumun araþtýrýlmasý için gerekir. Tedavi daha çok kapiller hemanjiomlarda yapýlmakta olup, lezyonun yerleþimine ve büyüklüðüne baðlý olarak deðiþmektedir. Literatürde son zamanlarda klasik tedavilerin (laser ve kriyoterapi) uzun dönem sonuçlarýnýn yaný sýra, yeni tedavilerin (fotodinamik tedavi ve sistemik vasküler endotelyel büyüme faktörü inhibitörleri) kullanýmý ile ilgili yayýnlar görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Retina hemanjiomlarý, klinik tedavi. Purpose: Retinal hemangiomas are benign vascular tumors of retina without any neoplastic characteristics. They have two clinical forms as capillary and cavernous hemangiomas. The other form which is racemous hemangioma is considered to be an A-V malformation rather than being a true hemangioma. The diagnosis is made by fundus examination with the help of fluorescein angiography. Radiological investigations are used in case of systemic involvement. Treatment is rather applied in capillary form depending on its size and localization. New articles are seen in literature those including the long-term results of classical methods (laser and cryotherapy) as well as usage of new (photodynamic therapy and systemic vascular endothelial growth factor inhibitors) therapies. Key Words: Retinal hemangiomas, clinic treatment. Ret - Vit 2005: 13 : 239-245 Geliþ Tarihi : 18/02/2005 Kabul Tarihi : 28/03/2005 1- Marmara Üniversitesi Týp Fakültesi Göz Hastalýklarý AD., Ýstanbul, Uzm. Dr 2- Marmara Üniversitesi Týp Fakültesi Göz Hastalýklarý AD., Ýstanbul, Asist. Dr Received : February 18, 2005 Accepted : March 28, 2005 1- M.D, University of Marmara School of Medicine, Department of Ophthalmologhy Ýstanbul/TURKEY Yenice Ö., yeniceozlem@yahoo.com 2- M.D, University of Marmara School of Medicine, Department of Ophthalmologhy Ýstanbul/TURKEY ÇAKIR S., Correspondence: M.D. Özlem YENÝCE University of Marmara School of Medicine, Department of Ophthalmologhy Ýstanbul/TURKEY
240 Retina Hemanjiomlarý GÝRÝÞ Retina hemanjiomlarý retinanýn iyi huylu vasküler tümörleridir (hamartom). Hamartom olarak adlandýrýlmalarýnýn sebebi patolojik incelemelerde yapýlarýný, retinada normal olarak bulunan damar elemanlarýnýn embriyolojik olarak anormal geliþme göstermesi sonucu ortaya çýkmalarýdýr. Metastaz veya yayýlma gibi neoplastik özellik göstermezler. Baþlýca kapiller ve kavernöz hemanjiomlar olmak üzere iki klinik þekilde görülür. Rasemöz (salkýmsý) hemanjiomun son zamanlarda hemanjiomdan daha çok A-V malformasyon olduðu düþünülmektedir. Retina hemanjiomlarý ile ilgili yerli literatür detaylý bir þekilde tarandýðýnda (Türkçe medline tarama motoru, 1975-2004 yýllarý arasý) sadece iki yayýna rastlanmaktadýr 1,2. Bu nedenle son zamanlarda tedaviye eklenen yeni metodlar ve sonuçlarý, von Hippel Lindau sendromlu olgulardaki hemanjiomlarýn klinik takiplerinin yayýnlanmasý nedeni ile aþaðýdaki baþlýklar altýnda bu konunun tekrar gözden geçirilmesi amaçlanmýþtýr. I-Kapiller hemanjiomlar A-Klinik (1-Izole periferik retina hemanjiomlarý, 2- von Hippel Lindau sendromu, 3-Jukstapapiller hemanjiomlar), B-Taný, C-Tedavi II-Kavernöz hemanjiomlar A-Klinik, B-Taný, C-Tedavi III-Rasemöz hemanjiomlar A-Klinik, B-Taný, C-Tedavi I-KAPÝLLER HEMANJÝOM (VON HÝPPEL HASTALIÐI) A-KAPÝLLER HEMANJÝOMLARDA KLÝNÝK Optik sinir veya nöral retinanýn kan damarlarýndan geliþir. Nadir görülen, selim tabiatlý ama görmeyi tehdit edebilen bir tümördür.tek taraflý veya çift taraflý, tek veya birden çok odaklý olabilir. Yalnýzca göz tutulumu yapabilir veya sistemik lezyonlarla birlikte (%25) bulunur 3. Sendromik formu, von Hippel-Lindau Sendromu (VHLS) olarak adlandýrýlýr. Retina kapiller hemanjiomlarýnýn patolojik incelemesinde; blast benzeri vasküler endotelyal hücreler, perisitler ve lipid yüklü, köpüksü görünümlü fibröz astrositler görülür 3. 1- Ýzole periferik retina hemanjiomlarý Retina hemanjiomu olmasý muhtemel ilk hasta 1864 yýllarýnda Duchenne tarafýndan bildirilmiþtir. Fuchs 1882 yýlýnda retinada damarlarýnda ileri derece geniþleme ve eksudasyonla seyreden bir retinal anevrizmadan bahsetmiþ, 1894 yýlýnda da Collins, Wood tarafýndan daha önce görülmüþ iki kýz kardeþin histopatolojik incelemelerinde retinada farklý bir vasküler büyüme þeklinin olduðundan bahsetmiþtir. Bundan sonra, von Hippel 1895 yýlýnda Heidelberg kongresinde benzer olgulara ilk kez retina hemanjiomlarý terimi kullanýlmýþ ve ayrý bir klinik taný olarak "von Hippel Hastalýðý" olarak teblið etmiþtir. Coats ise yoðun eksudasyonlu retina hastalýklarýný üç grupta toplamýþ ve bunlardan üçüncüsünün diðerlerinden farklý olarak retinada yeni vasküler oluþumlarla seyrettiðini belirtmiþtir. Bu grubun daha sonra retinal kapiller hemanjiomlar olduðu ve hemanjioblastom olarak da adlandýrýlabilen von Hippel Hastalýðý'ný kastettiði anlaþýlmaktadýr.nadir görülmekle birlikte sýklýðý tam olarak bilinmemektedir. Türkiye'de yapýlan bir çalýþmada çocukluk çaðýnda göz lezyonu bulunan 132 olgu incelendiðinde, bunlardan 16'sýnýn (%12) retina kapiller hemanjiomu olduðu bildirilmiþtir 4. Görülme sýklýðý açýsýndan cinsiyet ve ýrk farký yoktur. Görülme yaþý 10-85 yaþ olabilirken, en sýk 15-35 yaþlarý arasýnda taný konulur 3. Genellikle baþvuru semptomu bulanýk görme veya görme alaný kaybýdýr. Baþlangýçta tümör ufak olup, bir arteriyol ile venül arasýndaki kapiller yatak içinde yerleþmiþtir. Daha sonra lezyon büyüyerek kýrmýzý renkli nodül halini alýr bu aþamada besleyici arter ile boþaltýcý vende geniþleme ve kývrýmlaþma artýþý geliþir (Resim-1). Tümör büyüdükçe, (özellikle tümör çapý 2-3 mm) damar yapýsý saðlam olmadýðý için hemanjiom etrafýnda ve/veya makülada intraretinal veya subretinal eksüdasyon geliþir. Ýleri safhalarda, eksüdatif retina dekolmaný, iris neovaskülarizasyonu ve neovasküler glokom oluþabilir. Bazý hemanjiomlarda proliferatif vitreoretinopati ve traksiyonel retina dekolmaný gözlenir. Retina hemanjiomlarý klinik evrelerine göre Vail 5 tarafýndan þu þekilde sýnýflandýrýlmýþtýr; Evre 1: Arter ve vende geniþleme ile birlikte anjiomun görüldüðü erken evre Evre 2: Kanama ve eksudalarýn görüldüðü evre Evre 3: Ýleri derece eksudasyon ve retina dekolmaný Evre 4: Üveit, absolü glokom ve hipotonin görüldüðü son evre. Hemanjiomlarýn tedavisi yapýldýkça bu ileri evrelerin görülmemesi nedeni ile daha sonra Siegelman 6 tarafýndan yeni bir sýnýflama önerilmiþtir; Evre 1: Besleyici arter ve venülün henüz belirgin olmadýðý küçük kapiller yumak, Evre 2: Vende kývrýmlanma artýþý, Evre 3: Arter ve vende kývrýmlanma artýþý, Evre 4: parsiyel retina dekolmaný ve Evre 5: Total retina dekolmaný. 2-Von Hippel-Lindau Sendromu Retina hemanjiomlarýnýn serebellar hemanjiomlarla baðlantýsý ilk kez 1905 yýlýnda Czermak adlý Çekoslovak Resim 1: Besleyici arter ve boþaltýcý vende kývrýmlanma artýþýnýn görüldüðü, kýrmýzý nodül halinde bir retinal kapiller hemanjiom görüntüsü.
Ret - Vit 2005; 13 : 239-245 241 bir oftalmolog tarafýndan yapýlmýþtýr. Bundan 20 yýl sonra 1927 yýlýnda Arvid Lindau, serebellum ve retina hemanjiomlarý arasýnda baðlantýyý yinelerken, organ tutulumlarýnýn baðýmsýz olduðunu düþünmüþ ve olgularýný "merkezi sinir sistemi anjiomatozu" olarak isimlendirilmiþtir 7. Daha sonra literatürde bu ikisi birleþtirilerek "von Hippel Lindau sendromu" terimi kullanýlýr hale gelmiþtir 8. Von-Hippel Lindau sendromu bilinen üç fakomatoz (doðum lekesi) sendromlarýndan biridir. Kýsmi penetrasyon gösteren, otozomal dominant geçiþli kalýtýmsal bir hastalýktýr. Ýnsidansý 1/ 36000 olup, sorumlu gen 3p25'tir. VHL sendromunda görülen lezyonlarýn kalýtsal geçiþ, retinoblastomdaki gibi Knudson'un "iki-vuruþ modeli" ile açýklanmaktadýr 9. Baskýlayýcý gen kalýtsal olarak aileden eksik olarak aktarýlmakta (birinci vuruþ), daha sonra hedef dokularda da ikinci kez oluþan inaktivasyonla (ikinci vuruþ) retina kapiller hemanjiomu görülmektedir. Hatta daha sonra bu ikinci vuruþun damarsal endotelyal büyüme faktörünün (VEGF) salýnýþýný arttýrarak iþlev gördüðü bildirilmiþtir 9. VHL sendromunda retina hemanjiomlarý en erken ve en sýk görülen muayene bulgularýdýr. Bu nedenle bir göz doktoru VHL'deki tarama programlarýndan haberdar olmasý hayat kurtarýcý olabilir. Retina hemanjiomlarý daha erken yaþta, çok sayýda ve iki taraflý olarak görülür. Hemanjiomlarýn ortalama tespit edilme yaþý 25'tir 10. Retina hemanjiomlarýnýn sayýsý 1 ile 11 arasýnda deðiþebilmektedir ve yine prospektif olarak yapýlan bir çalýþmada VHL sendromundaki anjiomlarýn daha çok üst temporal kadranda ve yeni geliþenlerinin de genellikle bu kadranda olduðu bildirilmiþtir 11. Yine ayný çalýþmada yeni hemanjiomlarýn en son görülme yaþýnýn 47 olduðu bildirilmiþtir 12. Literatürde bildirilen en küçük hemanjiom tespit edilme yaþý ise 4'tür 13. Bu hastalarda ayrýca böbrek kanseri (renal hücreli karsinom), feokromasitoma, böbrek, pankreas ve epididimal kistler görülebilir. Hayatý tehdit eden bir klinik durumdur. Ortalama yaþam süresi 49 yýldýr. En sýk ölüm nedeni cerebellar hemanjioblastom veya böbrek Resim 2: Retina kapiiler hemanjiomunda, lezyonun yoðun olarak floresan tutulumunun gözlendiði anjiografi görüntüsü. kanseridir. Görsel prognoz, lezyonun sayýsýna ve yerleþimine baðlý olarak deðiþir. Retina lezyonu olan hastalar sistemik tutulum açýsýndan kontrol edilmelidir. Von Hippel Lindau hastalýðýnda retina hemanjiomu sýklýðý %60 olarak bildirilirken 11-13 soliter retina hemanjomu olanlarda da VHL hastalýðý riski 10 yaþýndan küçüklerde %46 ve 60 yaþýndan büyüklerde ise %1 olarak bulunmuþtur 14. Retinada kapiller hemanjiomu tespit edilen hastalara Cambridge Üniversitesi tarafýndan önerilen yýllýk tarama protokolü þu þekildedir 15 ; 1. Yýllýk fizik muayene 2. Yýllýk direk ve indirek oftalmoskopi ile fundus muayenesi ve fundus floresan anjiografi. 3. 50 yaþýna kadar her üç yýlda daha sonra her beþ yýlda bir beyin MRI ve BT'si. 4. Yýllýk böbrek USG ve her üç yýlda bir böbrek BT. 5. Yýllýk, idrarda vanil mandelik asit (VMA) incelemesi. Bu arada retina kapiller hemanjiomunun Marshall- Stickler sendromu ile birlikteliðine de literatürde rastlanmaktadýr 16. Bu tip hastalarda, bölgesel retina dekolmanlarýnýn varlýðýnda FFA'da hemanjiomun varlýðý da özellikle aranmasý gereken bir bulgudur. 3-Juxtapapiller kapiller hemanjiomlar Optik sinir üzerinde veya komþuluðunda (1 disk çapý içinde) olan hemanjiomlardýr. Yerleþimlerinden dolayý papil ödemi, papillit veya koroidit ile karýþtýrýlabilirler. Ýzole olabileceði gibi von Hippel-Lindau sendromu ile de beraber olabilir. Juksta papiller hemanjiomu olan bir olgunun von Hippel-Lindau sendromu olma riski %25 17 iken, bu sendromu olan olgularda juksta papiller hemanjiom görülme oraný % 11-15'tir 18. Endofitik, ekzofitik ve sapsýz yüzeyel þekilde üç farklý büyüme özelliði gösterir. Endofitik olanlar vitreus yüzeyine doðru büyüme gösterirken, ekzofitik olanlar daha çok yuvarlak nodül þeklindedir. Sapsýz olanlar yüzeysel þekilde retinanýn orta katmanlarýna doðru büyüme gösterirler 19. Juxtapapiller hemanjiomlar uzun süre deðiþime uðramayacaklarý gibi, retina ve/veya makülada eksudasyonlarla ciddi görme kaybý oluþturabilirler 20. Hemanjiomlar genellikle diskte temporal yerleþimlidir (%46) 15. Bu tip hemanjiomlarda eksudatif retina dekolmaný görülme sýklýðý daha fazladýr 20. Kaynaklarýn incelenmesinde juxtapapiller hemanjiomlarýn tedavisinde henüz bir standart saptanmamýþtýr. Literatürde lazer, transpupiller termoterapi, brakiterapi ve radyasyon tedavilerinin sonuçlarý ile ilgili yayýnlar bulunmaktadýr. Fakat genellikle hepsinde mevcut görmenin korunmasýnda zorluklar yaþanmakta hatta tedavi sonrasýnda ciddi azalma görülmektedir.tüm tedaviler için önerilen ortak nokta, tedavinin daha az þiddette ve birkaç seansa yayýlarak yapýlmasýdýr. Papiller hemanjiomlarda tedavi seçeneklerinin (2 olguda lazer, 1 olguda diot lazer, 2 olguda transpupiller termoterapi ve 2 olguda vitreoretinal cerrahi) karþýlaþtýrýldýðý ve 13 yýllýk sonuçlarýnýn verildiði bir çalýþmada en iyi sonuçlarýn argon yeþil lazer ile elde edildiði vurgulanmýþtýr 21.
242 Retina Hemanjiomlarý B-KAPÝLLER HEMANJÝOMLARDA TANI Retina kapiller hemanjiomlarý fundus floresan anjiografide, erken fazda hýzlý dolum ve yoðun hiperfloresans gösterir (Resim 2). Geç fazlarda, hemanjiomun yoðun hiperfloresansý ve vitreusa florosein kaçaðý nedeniyle buðulu görünüm görülür. Retina kapiller hemanjiomlarýnda ultrasonografi (USG) erken dönemde tanýya yardýmcý deðildir. Büyük tümörlerde bazen damar yapýlarý seçilebilir. Hemanjiomlar magnetik rezonans inceleme (MRI)'da, T1 kesitlerde hipointens, T2 kesitlerinde hiperintens, homojen veya homojen olmayan görünümlü kontrast tutan lezyonlar olarak izlenir. Bilgisayarlý tomografi (BT) ve MRI'ýn taný koymada yeri yoktur, sistemik tutulumlarda tarama amacý ile kullanýlýr. C-KAPÝLLER HEMANJÝOMLARDA TEDAVÝ Retina hemanjiomlarýnýn tedavisi lezyonlarýn iki taraflý ve birden fazla sayýda olabilmeleri nedeni ile önemlidir. Ýyi tedavi edilen olgularda dahi %25 olarak görme keskinliði <20/40 ve daha düþük olarak bildirilmiþtir 22. 1- Takip: Eksüda yapmayan, küçük ve nazal bölgede yerleþimli kapiller hemanjiomlar ( <1,5 mm) ile tedavi sonrasý gerilemiþ hemanjiomlar; lokal tümör reaktivasyonu ve yeni tümör oluþumu açýsýndan düzenli takip edilmelidir. Hemanjiomlarda besleyici arterdeki kývrýmlanmanýn azalmasý ve damarlarda kýlýflanma görülmesi aktivasyonun kaybolduðunu gösterir. Bu arada jukstapapiller hamanjiomlarda tedavi sonrasý görme kaybý göz önünde bulundurularak ilk tedavi seçeneði her zaman takip olmalýdýr. 2-Lazer fotokoagülasyon: Özellikle çapý 3 mm'ye kadar olan tümörlerde etkilidir. Uzun süreli ( 0,2-0,5 sn), geniþ spot büyüklüðü (250-500 mikron) ile 350-600 mwt güçle uygulanýr. Tam iyileþme için birkaç kez tekrarlanmalýdýr (2-4 kez).tedavi sonrasý eksüdatif retina dekolmanýnýn geliþmemesi için hemanjiom etrafýna daðýnýk lazer uygulanýr. Baþarýlý tedavi sonrasý hemanjiom atrofik hale gelir, arter ve vendeki geniþlemeler kaybolur ve sýzýntýlar geriler. Lazer tedavisi uygulanýrken direk olarak lezyon üzerine veya önce besleyici arterin üzerine yapýlarak kan akýmýnýn azaltýlmasý þeklinde iki türlü yaklaþým bulunmaktadýr. Yapýlan bir çalýþmada her iki teknik karþýlaþtýrýldýðýnda, ikisinin komplikasyonlar veya tedavi sonucu sonuçlar açýsýndan birbirine üstünlük göstermediði, yalnýzca besleyici arter tekniðinin lazer seanslarýnýn sayýsýný arttýrdýðý bulunmuþtur (Direk teknikte ortamla 1,1 kez besleyici arter tekniðinde ortalama 2,2 kez) 23. Yine tüm lazer çeþitleriyle (argon, krypton, yellow-dye) tedavi sonuçlarýnýn küçük anjiomlarda (<1,5 mm) %100 baþarýlý olduðu bildirilmiþtir 24. Literatür 10'dan fazla sayýyý içeren retina hemanjiomlarýnýn lazer tedavisi sonuçlarý yönünden incelendiðinde, baþarý oranlarýnýn %91-%100 gibi yüksek oranlar arasýnda deðiþtiði görülmektedir. En son yayýnlanan Schmidt'in 156 hastalýk geniþ serisinde tümör çapýnýn 1,5 mm'den düþük olduðu olgularda tek seansta tedavi etkin bulunurken, 1,5 mm 'den büyük lezyonlarda besleyici arterin tedavisi sonrasý ortalama 3.2 kez tekrarlanan seanslarla lezyonun gerilediði bildirilmiþtir 25. 3-Kriyoterapi veya diyatermi: 3mm'den büyük, periferik retinaya yerleþmiþ ve yoðun eksudasyon nedeni ile lazer uygulanamayan olgularda transkonjonktival veya transskleral olarak uygulanýr. 2 veya 3 kez, 4-6 hafta aralýklarla uygulanmalýdýr. Ýlk kez uygulandýðý 1967 yýlýnda hem lezyonun çapý 4 mm'den büyük hem de tek dondurma (single freze-thaw) tekniði uygulandýðýndan etkikili bulunmamýþtýr 26. Daha sonra Welch tarafýndan tanýmlanan -60 ile -80 derece arasýnda, indirek oftalmoskopi altýnda buz kitlesinin tüm lezyonu kapladýðý görülünceye kadar ve en az iki kez uygulanmasý (double freze-thaw) ile sonuçlardaki baþarý oraný artmýþtýr 27. Lezyonlara kriyoterapi 2 aydan daha kýsa süreli olmamak kaydý ile tekrarlanabilir. Sonuç olarak 1,5 ile 4,5 mm arasýndaki lezyonlarda tedavi seçeneði kriyoterapi olarak yerleþmiþtir. Yapýlan bir çalýþmada büyüklükleri 1,5 ile 6,1 mm arasýnda deðiþen 39 olguda kriyoterapi ile baþarý %72 olarak bildirilmiþtir 24. 4-Episkleral plak yöntemi ile radyoterapi (Brakiterapi): Optik sinire 3 mm'den daha uzak, büyük hemanjiomlarda tercih edilir. Brakiterapide, 106 Rutenium plak 28 veya iodine 125 plak24 tercih edilir. Yapýlan vakalarda 6 hafta ile 6 ay arasýnda tedaviye yanýt gözlenmiþtir 24-29. Büyüklükleri 1,5-7,8 mm arasýnda deðiþen 25 vakada Ruthenium-106 kullanýlarak uygulan brakiterapinin sonuçlarý incelendiðinde, 23 tanesinin bir kez uygulama ile gerilediði bildirilmiþtir. Ýki kez tekrarlanan iki olguda da hemanjiomlarýn 5 mm'den büyük olduðuna dikkat çekilmektedir. Fonksiyonel olarak ise baþlangýç görme ortalamasý 8 olguda 20/50 üzeri, 13 olguda 20/400-20/50 arasýnda ve 4 olguda 20/200'ün altýnda iken on yýlýn sonunda 9 olguda 20/50 üzeri, 7 olguda 20/400-20/50 arasýnda olarak kaydedilmiþtir. Sonuçlara bakýldýðýnda tedavi öncesi eksudatif dekolmaný olan olgularda prognozun daha kötü olduðu bulunmuþtur 29. 5- Dýþarýdan ýþýnlama yöntemi ile radyoterapi (Teleterapi): Masif eksüdatif retina dekolmaný varlýðýnda veya büyük 4mm'den büyük lezyonlarda tercih edilir. Dört mm'den büyük lezyonlarda kriyoterapinin etkinliði tartýþmalýdýr. Literatürde hemanjiomlarýn tedavisi için kullanýlan ilk tedavi seçeneði olmakla birlikte uzun dönem sonuçlarý görsel prognoz açýsýndan iyi deðildir. Juxtapapiller veya epipapiller yerleþimli büyük hemanjiomlarda standart bir tedavi seçeneði bulunmadýðýndan zaman zaman alternatif tedavi olarak gündeme gelse de uzun dönem sonuçlarý görsel prognoz açýsýndan iyi olmadýðýndan primer tedavi seçeneði olarak artýk kullanýlmasý önerilmemektedir 30. Bununla beraber literatürde ilk tedavi sonrasý ilerleme gösteren, baþlangýç görmesi ortalama 20/70 olan 5 olgunun 6 gözünde, toplam 2160 cgy dozda 12 seans olarak uygulandýðýnda 28.3 aya varan (6 ay- 51 ay)
Ret - Vit 2005; 13 : 239-245 243 takipler sonunda görme ortalama 20/45 (20/25-20/60) bulunmuþtur. Lezyonlarýn ortalama %39,6 küçüldüðü bildirilmiþtir 31. Bunun sonucunda da radyoterepi primer tedaviye yanýt vermeyen olgularda tedavi seçeneði olarak kullanýlabilir. 6-Retinal kapiller hemanjiomda fotodinamik tedavi: a-periferik retina hemanjiomlarýnda: Aslýnda primer tedavi seçeneði olmamakla birlikte 7,5 mm çapýnda periferik retina hemanjiomu olan bir olguda tedavi seçenekleri ve riskleri hastaya bildirildikten sonra fotodinamik tedavi uygulanmýþtýr. Hastanýn lezyon olan gözünde, periferik eksüdasyon ve makülada kistik ödem sebebiyle görmesi 20/200 seviyesindedir. Bu hastaya tedavi, verteporfin 6mg/m 2 dozda, 689 nm dalga boyu lazer, 50j/cm 2 enerji, 83sn süre ve spot çapý 7500 micron olacak þekilde uygulanmýþtýr. Ýlk uygulamadan üç hafta sonra görme 20/80 seviyesine çýkmakla birlikte, üç ay sonra tekrar 20/200 seviyesine gerilemiþtir. Ýkinci uygulamada süre iki katýna çýkartýlarak 166 sn olarak uygulanmýþtýr. Ýkinci uygulamadan sonra artan görme tekrar üçüncü ayýn sonunda 20/100 seviyesine inince, 3. seans uygulama tekrarlanmýþtýr. Son seanstan 10 ay sonraya kadar etkinin devam ettiði ve görmenin 20/80 seviyesinde kaldýðý ve anjiografide sýzýntýnýn belirgin olarak azaldýðý bulunmuþtur 32. Fakat çalýþmayý yapan yazarlar da takip süresinin oldukça kýsa olduðunu vurgulamaktadýr. Yine ailesel eksudatif vitreoretinopati ile birlikte retina hemanjomu olan bir olguda 10 aylýk takip sonunda bir kez uygulanan tedavi ile (standart doz ve süre) lezyonda kaçak gerilemiþ ve nüks bildirilmemiþtir 33. Coleman ve ark. tarafýndan bildirilen iki taraflý ve çok sayýda hemanjiomu bulunan bir olguda, tekrarlayan eksudatif dekolman ve vitre kanamasý nedeni ile bir göze fotodinamik tedavi uygulamasý sonucu görme 20/ 100 seviyesinden 20/40'a kadar yükseldiði ve etkisinin 10 aya kadar devam ettiði bildirilmiþtir 34. b-jukstapapiller hemanjiomlarda fotodinamik tedavi: 36 yaþýnda 3,2x2,6 mm boyutlarýnda ve makülayý tutan eksudatif dekolmaný olan bir jukstapapiller hemanjiomda 2mg/kg hematoporfirin derivesinden biri verilerek, 630 nm dye lazer, 637 mw/cm 2 olarak uygulanmýþtýr. Tedaviden üç hafta sonra eksudasyon gerilediði görülmüþtür. 3 yýl sonra lezyonda tamamen gerileme görülürken, maküladaki pigment epitel deðiþikliðine ve optik sinirde atrofi sonucu 0.1 seviyesinde kalmýþtýr 35. Yine jukstapapiller hemanjiomlarda standart fotodinamik tedavinin 12 ay sürelik takibinin vurgulandýðý 5 vakalýk bir seride, hastalarýn 3'ünde 1, 3, 5 sýra görme kaybý görülmüþ ve fotodinamik tedavinin tümörün büyüklüðünü ve eksudasyonunu azaltmakla birlikte, tedavi sonrasý ortaya çýkan retina damarlarýnda týkanýklýk, geçici eksudatif etkide artma ve optik sinir iskemisi yüzünden koroidal neovasküler membranlarda etkin tedavi parametrelerinin papilla üzerinde uygulanmasýnýn güvenli olmadýðý bildirilmiþtir 36. 7-Retinal kapiller hemanjiomda transpupiller termoterapi (TTT): TTT tümör üzerinde 810 nm lik Diot lazer ile ýsý artýþý oluþturarak etki yapar. Bu tedavi özellikle peripapiller hemanjiomlarda denenmekle birlikte sonuçlarý lezyonun yerleþimi açýsýndan anatomik olarak iyi olsa da görme fonksiyonu açýsýndan iyi deðildir 37-38. Literatürde Arun ve ark. tarafýndan bildirilen iki olgudan birinde tedaviye hiç yanýt görülmezken diðer olgu optik atrofi ile sonuçlanmýþtýr 38. 8-Retinal kapiller hemanjiomun indosiyanin kullanýlarak fototromboz ile Tedavisi Ýzole periferik 6450 µm büyüklüðündeki periferik bir hemanjiom olgusunun tedavisinde hastaya 2,5 ml yüksek konsantrasyonlu (1,5mg/kg) indosiyanin yeþili intravenöz olarak verilmiþ ve 2 dakika sonra 2000 mw/cm 2 lezyon çapýna 2000 µm eklenerek 810 nm lazer 100 saniye olarak uygulanmýþtýr. On dakika sonra 3750 µm büyüklüðünde 3600 mw/cm 2, 810 nm lazer, 100 saniye olacak þekilde tekrar edilmiþ ve takiplerde ikinci ayýn sonunda retina altý sývýnýn tamamen kaybolduðu ve tümör büyüklüðünde belirgin küçülme olduðu görülmüþtür 39. 9-Pars plana vitrektomi Vitrektomi retina dekolmaný ile komplike olgularda uygulanýrken, ayný seansta hemanjiomun diatermi ile ya da endolaser kullanýlarak tedavisi yapýlýr. Richard ve ark. 40 tarafýndan vitrektominin sonuçlarýnýn verildiði 10 olguluk bir serinin 95 aya kadar varan takiplerinde, 6 olguda sonuç görmenin 20/50 ve üzeri olduðu bildirilmiþtir. Vitrektomi yapýlan olgularýn fundus muayenesinde, 5'inde maküler kýrýþýklýk diðer 5'inde ise traksiyone retina dekolmaný tespit edilmiþtir. Sadece maküler kýrýþýklýðýn olduðu 5 olgunun 3'ünde arka vitre tamamen yapýþýkken, 2 olguda vitreusun tamamen ayrýlmýþ olduðu belirtilmektedir. Traksiyone dekolmaný olan 5 olguda da kýsmi olarak arka vitre ayrýlmýþ durumdadýr. Olgulardan traksiyone dekolmaný olanlarda vitrektomi ile birlikte gaz-sývý deðiþimi yapýlýrken, diðerlerinde sadece membran eksizyonu uygulanmýþtýr. Tüm olgularda cerrahi esnasýnda hemanjiomlara endolaser, indirek lazer ve kryo ile ek tedavi uygulanmýþtýr. Takiplerde, tüm vakalarda görme keskinliðinde artma görülmekle birlikte 1 olguda proliferatif vitreoretinopatinin eþlik ettiði nüks traksiyone dekolman görülmüþtür. Bu olguda lensektomi ile birlikte virektomi ve gaz-sývý deðiþimi ile tekrarlanmýþtýr. Bu makalenin sonucunda retina hemanjiomlarýnda vitrektominin görme üzerine olumlu etkisisin olumlu olduðu kanaatine varýlmýþtýr. 10-Sistemik VEGF reseptör inhibitörleri (SU 5416) ile tedavi Bu tedavi þekli ile ilgili literatürde iki yayýna rastlanmýþtýr. Ýlki optik sinirdeki hemanjioma baðlý görmesi 20/32 düzeyinde olan hastaya sistemik (IV) olarak SU 5416 15 hafta boyunca uygulanmýþtýr. Tedavide sonraki ilk 4 hafta içinde görme 20/16'ya yükselmiþ, tedavi öncesi periferik daralma gösteren görme alaný geniþlemiþ fakat lezyon büyüklüðünde herhangi bir deðiþiklik olmamýþ ve etkinliði 18 aya kadar devam etmiþtir 41. Otuz yaþýnda tek gözünde çok sayýda hemanjiomu olan ve o gözde görmesi kistoid maküla ödemi yüzünden azalan bir vakada sistemik
244 Retina Hemanjiomlarý Resim 3: 8 yaþýnda görmesi tam olan rasemöz hemanjiomlu olgumuzun fundus manzarasý. olarak 7 ay boyunca uygulanmýþtýr. Burada da tedavi sonrasý ödem gerileyip görme keskinliði artarken (20/40'tan 20/25'e), hemanjiomlarýn boyutlarýnda küçülme görülmemiþtir 42. II-KAVERNÖZ HEMANJÝOMLAR A-KAVERNÖZ HEMANJÝOMLARDA KLÝNÝK Retina veya optik diskten geliþen, tek taraflý, konjenital, nadir görülen, iyi huylu bir vasküler hemartomdur. Türkiye'den bir çalýþmada yine çocukluk çaðý göz kitlelerinden 132 olgudan 2 (%1,5)'sinin kavernöz hemanjiom olduðu bildirilmiþtir 4. Nadiren cilt ve MSS'yi tutan benzer lezyonlara rastlanmaktadýr. Genellikle bir sendroma eþlik etmez. Ülkemizden bir vakada kavernöz hemanjiom ve kon disfonksiyonu birlikteliði bildirilmiþtir 43. Genellikle asemptomatiktir, maküla tutulumu veya vitreusa kanama yapmadýkça belirti vermez. Maküler bölgede yerleþim %10 olarak bildirilmiþtir 44. Literatürde maküla yerleþimli kavernöz hemanjiomu olan 9 yaþýnda bir olguda, retinal kanamaya baðlý akut görme kaybý geliþtiren br olgu da bildirilmiþtir 45. Kavernöz hemanjiomlarda juxtapapiller olarak yerleþebilir 45. Eþlik edebilecek hemanjiomlarýn MSS'de görülebilme ihtimali olduðundan ve bunlardaki kanamanýn hayati tehdit içermesi açýsýndan literatürde bir yayýnda kavernöz hemanjiomlu olgularda da MRI ile görüntüleme yapýlmasýný önermiþlerdir 46. Hastalýk genellikle hayatýn ikinci veya üçüncü on yýlý içerisinde, vitreus kanamasýyla veya rasgele ortaya çýkar. Görüntüsü vasküler keselerden oluþan kümeler þeklindedir. Bu keselerin büyüklüðü mikroanevrizma boyutundan yarým disk çapýna kadar deðiþebilir 43. Geniþ keselerde plazma-eritrosit ayrýmý seçilebilir. Retina altý, retina içi ve retina yüzeyi kanamalarýn ayný anda görülebileceði bir durum olmakla birlikte bu üç kanama þekli ayný anda sýk olarak rastlanan bir muayene bulgusu deðildir 47. Patolojik incelemelerde geniþ lümenli, ince duvarlý, normal endotelyal hücrelerin oluþturduðu vasküler keseler görülür. B-KAVERNÖZ HEMANJÝOMLARDA TANI Fundus floresein anjiografide erken fazda yavaþ dolum ve hipofloresans, geç fazda vasküler keselerin hiperfloresansý, büyük keselerde plazma-eritrosit ayrýmý seçilebilir (yalancý hipopyon). Vitreusa floresan kaçaðý yoktur. Kavernöz hemanjiomdaki glial doku FFA'da otofloresans özelliði gösterebilir. C-KAVERNÖZ HEMANJÝOMLARDA TEDAVÝ Çoðu vakada görme problemi yoktur ve tedavi gerekli deðildir. Bu tip hemanjiomlarda büyüme oldukça nadirdir. Hatta eskiden büyüme olmadýðý iddia edilse de son yýllarda ki yayýnlarda mümkün olabileceði bildirilmektedir 40-48. Eðer tekrarlayan vitreus kanamalarý geliþirse trans-skleral kriyoterapi veya endofotokoagülasyon ile birlikte pars plana vitrektomi uygulanabilir 49. Prognoz maküla tutulumu olmadýkça iyidir. III-RASEMÖZ (SALKIMSI) HEMANJÝOM A-RASEMÖZ HEMANJÝOMLARDA KLÝNÝK Retina veya optik sinirin arada bir kapiller yatak bulunmaksýzýn, doðrudan irtibat halindeki arter ve venlerden oluþan konjenital bir arteriyovenöz malformasyondur. Nadir görülür, genellikle tek taraflýdýr. Oldukça geniþlemiþ, kývrýmlý bir hal almýþ damarlardan oluþur (Resim 3). Görme normal veya çok azalmýþ olabilir. Görme azlýðý maküladaki anormal damarlara, vitreus kanamasýna, retinadaki kanamalara ve retina damar týkanýklýðýna baðlý olabilir. Bazý hastalarda ayný taraflý olarak orta beyin, bazofrontal bölge veya arka fossayý tutan benzer lezyonlar bulunur.bu beraberlik Wyburn-Mason Sendromu olarak isimlendirilir. Beyin tutulumu spontan hemorajilere, epilepsiye, hidrosefaliye, hemiparezilere neden olabilir. Orbitadaki malformasyon, proptozise, 3, 4 ve 6. kraniyal sinir felçlerine neden olabilir. Maksilla, mandibula ve fasiyal cilt tutulumu da bildirilmiþtir. B-RASEMÖZ HEMANJÝOMLARDA TANI Fundus görünümü tipiktir. FFA'da normal fundusa kýyasla sayýsý artmýþ, geniþlemiþ, kývrýmlý damarlarýn hýzlý dolumu gözlenir. Damarlar floresein sýzdýrmazlar. B-RASEMÖZ HEMANJÝOMLARDA TEDAVÝ Retinadaki vasküler lezyonlar için tedavi gerekmez. Retinada ödem geliþen hastalarda fotokoagülasyon tedavisi tartýþmalýdýr. Hastalarýn nörolojik muayeneleri yapýlmalý, MSS olasý lezyon açýsýndan BT ve MRI ile taranmalýdýr. KAYNAKLAR 1. Zengin N, Ateþ M, Özbayrak N ve ark: Ender bir retina tümörü: Kavernöz Hemanjiom. Ret-Vit 1994;2:203-205. 2. Kocaolan H, Ünlü N, Duman S: Retina hemartomlarý. Ret-Vit 1996;4:498-501. 3. Augsburger JJ, Bornfeld N, Meyer K: Benign intraocular tumors. In: Yanoff M, Duker JS: Ophthalmology The CV Mosby Co.St Louis, 1999,P:11.1-11.4 4. Anlý A, Yaðmur M, Yalaz M ve ark: Çocukluk çaðý oftalmik tümörleri. Acta Oncologica Turcica 1995;28:12-15.
Ret - Vit 2005; 13 : 239-245 245 5. Vail D: Angiamatosis retinae, eleven years after diathermy coagulation. Am J Ophthalmol 1958;46:525-534. 6. Siegelman J:Retinal diseases.in: Ptahogenesis, laser therapy and surgery. Boston, Little Brown Company, 1984,P:316-319. 7. Lindau A: Zur Frage der Angiomatosis retinae und ýhrer Hirnkomplikationen. Acta Ophthalmol 1927;4:193-226. 8. Melmon KL, Rosen SW: Lindau's disease. Am J Med 1964;36:595-617. 9. Singh A, Shields CL, Shields J: Von Hippel-Lindau disease. Survey Ophtrhalmol 2001;46:117-142. 10. Chan CC, Vortmayer AO, Chew EY et al: VHL gene deletion and enhanced VEGF expression detected in the stromal cells of retinal angioma. Arch Ophthalmol 1999;117:625-630. 11. Horton WA, Wong V, Eldridge R: Clinical and pathological manifestations in nine families with 50 affected members. Arch Intern Med 1976;136:769-777. 12. Maher ER, Yates JR, Harries R et al.: Clinical features and natural history of von Hippel-Lindau syndrome. QJM 1990;77:1151-1163. 13. Singh A, Nouri M, Shields CL et al: Retinal capillary hemangioma.a comparison of sporadic cases and cases associated with von Hippel-Lindau disease. Ophthalmol 2001;108:1907-1911. 14. Maher ER, Moore AT: Von- Hippel Lindau disease. Br J Ophthalmol 1992;76:743-745. 15. Singh AD, Shields J, Shields CL: Solitary retinal capillary hemangima.hereditary (von Hippel-Lindau Disease) or nonhereditary? Arch Ophthalmol 2001;119:232-334. 16. Maher ER, Yates JRW, Harries R et al: Clinical features and natural history of von Hippel-Lindau disease. Q J Med 1990;77:1151-1163. 17. Schindler RF, Sarin LK, MacDonald PR: Hemangiomas of the optic disc. Can J Ophthalmol1975;10:305-308. 18. Ridley M, Green J, Johnson G: Retinal angiamatosis:the ocular manifestations of von Hippel-Lindau disease. Can J Ophthalmol 1986;21:276-283. 19. Shields J, Shields C, Delgin E: Retinal capillary hemangioma in Marshall-Stickler syndrome. Am J Ophthalmol 1997;124:120-123. 20. Bradley JH, Schachat AP: Capillary hemangoma of the retina and von Hippel-Lindau disease. In Ryan SJ: Retina The CV Mosby Co. St Louis, 2001, Vol 1 P:576-588. 21. Garcia-Arumi J, Sarorals LH, Cavero L: Therapeutic options for capillay papillary hemangiomas. Ophthalmol 2000;107:48-54. 22. McCabe CM, Flynn HW, Shields CL et al: Juxtapapillary capillary hemangiomas. Ophthalmol 2000;107:2240-2249. 23. Webster AR, Maher AR, Moore AT: Clinical characteristics of ocular angiamatosis in von Hippel-Lindau disease and correlation with germ line mutation. Arch Ophthalmol 1999; 117:371-378. 24. Blodi CF, Russell SR, Puldo JS et al: Direct and feeder vessel photocoagulation of retinal angiomas. Ophthalmol 1990;97:791-795. 25. Schmidt D, Natt E, Neumann HP: Long-term results of laser treatment for retinal angiamatosisin von Hippel-ðLindau disease. Eur J Med Res 2000;5:47-58. 26. Lincoff H, Mc Lean J, Long R: The cryosurgical treatment of intraocular tumors. Am J Ophthalmol 1967:63:389-399. 27. Welch RB: Von Hippel-Lindau disease: the recognition and treatment of of early angiamatosis retina and the use of cryourgery as an adjunct to therapy. Trans Am OphthalmolSoc 1970:68:367-424. 28. Singh AD, Nouri M, Shields CL et al: Treatment of retinal capillary hemangioma. Ophthalmol 2002;109:1799-1806. 29. Kreusel KM, Bornfeld N, Lommatzsch A et al: Ruthenium 106 brachytherapy for peripheral retinal capillary hemangioma. Ophthalmol 1998;105:1386-1392. 30. Cordes FC, Schwartz A: Angiomatosis retinae(von Hippel's disease) eleven years after irradiation. Trans Am Ophthalmol Soc 1982;50:227-235. 31. Raja D, Benz MS, Muray TG et al: Salvage external beam radiotherapy of retinal capillary hemangiomas secondary to von Hippel-Lindau disease: visual and anatomic outcomes. Ophthalmol 2004; 111:150-153. 32. Atebera NH: Retinal capillary hemangioma treated with verteporphin photodynamic therapy. Am J Ophtalmol 2002;134: 788-789. 33. Javellana JA, Drouilhet JH, Kokame GT et al: Retinal capillary angioma in familial exudative vitreoretinopathy treated with photodynamic therapy. Am J Ophthalmol 2004;137:780-782. 34. Rodrigez-Coleman H, Spaide RF, Yanuzzi LA: Treatment of angiomatous lesions of the retina with photodynamic therapy. Retina 2002;22:228-232. 35. Obana A, Goto Y, Ikoma M: A case of von Hippel-Lindau disease with papillary capillary hemangioma treated by photodynamic therapy. Nippon Ganka Gakkai Zasshi 2004;108:226-232. 36. Schmidt-Ertfurth UM, Kusserow C et al: Benefits and complications of photodynamic therapy of papillary capillary hemangiomas. Ophthalmol 2002;109:1256-1266. 37. Parmar DN, Mireskandari K, McHugh D: Transpupillary thermotherapyfor retinal capiller hemangioma in von Hippel Lindau disease. Ophthalmic Surg Lasers 2000;3:334-336. 38. Singh AD, Shields CL, Shields JA: Von Hippel-Lindau disease. Surv Ophthalmol 2001;46:117-142 39. Costa AR, Meirelles RL, Cardillo JA et al: Retinal capillary hemangioma treatment by indocyanine gren mediated photothrombosis. Am J Ophthalmol 2003;135:395-398. 40. Mc Donald RH, Schatz H, Johnson RN et al: Vitrectomy in eyes with peripheral retinal angioma associated with traction macular detachement. Ophthalmol 1996;103:329-335. 41. Aiello LP, George DJ, Cahil MT et al: Rapid and durable recovery of visual function in aptient with von Hippel-Lindau syndrome after systemic therapy with vascular endothelial gfowth factor receptor inhibitor su 5416. Ophthalmol 2002;109:1745-1751. 42. Girmens JF, Erginay A, Massin P et al: Treatment of von Hippel- Lindau retinal hemangioblastoma by the vascular endothelial growth factor inhibitor SU5416 is more effective for associated macular edema than for hemangioblastomas. Am J Ophthalmol 2003;136:194-196. 43. Gündüz K, Özbayrak N, Okka M: Cavernous hemangioma with cone dysfunction. Ophthalmologica 1996;10:367-371. 44. Panovac J, Goldberg M, Frenkel M et al: Cavernous hemangioma of the retina;genetic and central nervous system involvement. Retina 1985;5:215-220. 45. Naftchi S, la Cour M: AQ case of central visual loss in a child due to macular cavernous hemangima of the retina. Acta Ophthalmol Scand 2002; 80:550-552. 46. Drummond JW, Hall DL, Steven WH: Cavernous hemangioma of the optic disc. Am J Ophthalmol 1980;12:1017-1018. 47. Aaberg TM, Sternberg P: Cavernous hemangioma. In Ryan SJ: Retina The CV Mosby Co. St Louis, 2001, Vol 1 P:571-576. 48. Kushner MS, Jampol LM, Haller JA: Cavernous hemangioma of the optic nerve. Retina 1994;14:35t9-361. 49. Haller JA, Knox DL: Vitrectomy for persistant vitreous hemorrhage from a cavernous hemangioma of the optic disc. Am J Ophthalmol 1993;116:106-107.