TÜRK MİTOLOJİSİNDE AL DİNİ VE OKRA İLİŞKİSİ



Benzer belgeler
ŞAMANİZM DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Mitoloji ve Animizm, Fetişizm. Dr. Süheyla SARITAŞ 1

Mitlerin Sınıflandırılması DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

İnsanların var oluşundan yazının icadına kadar olan döneme denir. Tarih öncesi devirlerin birbirinden

Türk Mitolojisi ve Türklerde Totemizm DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş

URARTU UYGARLIĞI. Gülsevilcansel YILDIRIM

Türk Kültüründe Al Renk

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

-Anadolu Türkleri arasında efsane; menkabe, esatir ve mitoloji terimleri yaygınlık kazanmıştır.

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ

Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur.

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

YARATILIŞ MİTLERİ DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Altın Ayarlı İslâmi Finans

HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER

70 inde doğuran ortalama 120 yıl yaşayan kanser bilmeyen Türkler

TARİH KPSS İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET ARİF ÖZBEYLİ

Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25).

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ

Öğretim Görevlisi Murat KARACA İpek Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,

Tıp Tarihine Yaklaşım

GOBUSTAN KAYALIKLARI VE İLK SANATÇILAR

Uygarlığın Doğuşu ve İlk Çağ Uygarlıkları Video Flash Anlatımı 2.ÜNİTE: UYGARLIĞIN DOĞUŞU VE İLK UYGARLI

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

III. ÜNİTE: İLK TÜRK DEVLETLERİ 2. KONU: ORTA ASYA DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ

türk mitolojisi kaynakçası

HACIBAYRAM MEYDANI. Resim 1. Hacıbayram Meydanı düzenleme öncesi Kale'ye bakış(1984 / Fotoğraf M.Tunçer)

4. Yazılı belgeler dikkate alınırsa, matematiğin M.Ö yılları arasında Yunanistan da başladığı söylenebilir.

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Bölgesel iklim: Makroklima alanı içerisinde daha küçük alanlarda etkili olan iklimlere bölgesel iklim denir.(marmara iklimi)

Jeolojik Miras Listeleri (AFRİKA) Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü

TARİH 1.

ORTA DOĞU VE KAFKASYA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

TÜRKİYE COĞRAFYASI VE JEOPOLİTİĞİ

Kafiristan nasıl Nuristan oldu?

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

Sorular 1. Aşağıdaki fotoğraflardan hangisi veya hangileri insanla ilgili özellikleri göstermektedir? I II III

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ

Hazırlayan Muhammed ARTUNÇ 6.SINIF SOSYAL BİLGİER

Latmos Dağları / Beşparmak Dağları Benzersiz bir doğal/kültür alanı kaybolmanın eşiğinde

NER TERİMİNDEN HAREKETLE TÜRK MİTOLOJİK DEĞERLERİNİN SÜNNET TÖRENLERİNE ETKİSİ THE EFFECT OF TURKISH MYTHOLOGICAL VALUES TO

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU


İktisat Tarihi II. I. Hafta

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Muson Yağmurlarını Atlatmak Kelsey, Dylan, and Trevor Bölüm 1 Fen Bilimleri

9. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DOKTORA PROGRAMI DERSLER VE KUR TANIMLARI

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

DÜNYA VE EVREN 1.ÜNİTE GEZEGENİMİZİ TANIYALIM. 1. BÖLÜM: Dünya nın Şekli. 2. BÖLÜM: Dünya nın Yapısı

ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ KESİNLEŞMİŞ HAFTALIK DERS PROGRAMI GÜN SAAT

Konu: Kadim Diller ve Yazılar. İran da Ön-Türkler

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1

Dr. Uğur URUŞAK. Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Sebebi Olarak Bir Hakkın Kullanılması

İLKEL TOPLULUK VE DÜŞÜNÜŞ. Siyasi DüşüncelerTarihi

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

ORDU SIRA NO İLÇESİ ADI SİT TÜRÜ 1 FATSA GAGA GÖLÜ 1.VE 3. DERECE DOĞAL SİT ALANI 2 MERKEZ

Anadolu eski çağlardan beri insanların dikkatini çekmiş, önemli bir yerleşim ve uygarlık merkezi olmuştur.

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir

İktisat Tarihi II

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >>

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın?

İ. ÇEŞMELİ, İskitler, Hunlar ve Göktürkler de Din ve Sanat. İstanbul Cinius Yayınları, 131 sayfa (27 resim ile birlikte). ISBN:

2. Kozmetik Kongresi, Subat 2012, Antalya. Prof.Dr. Mustafa BĐRĐNCĐOĞLU

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

İktisat Tarihi II. 1. Hafta

1. DÜNYADAKİ BAŞLICA DİL AİLELERİ

TÜRK DÜNYASINI TANIYALIM

Sınıf [ B-PİSA ] 1. Dönem - 1. Uygulama

5. Bölüm: TOPRAK PROFİLİ

Kütlesel çekim kuvveti nedeniyle cisimler bir araya gelme eğilimi gösterirler, birbirlerine

1- Aşağıdakilerden hangisi tarih çağlarının başlangıcında ilkel endüstrinin ve sermaye birikiminin temelini oluşturmuştur.

İktisat Tarihi II. 2. Hafta

CANLILAR DÜNYASINI GEZELİM TANIYALIM

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

Tevrat ta Dabbe İncil de Dabbe İslam Kültüründe Dabbe Hadislerde Dabbetül-Arz Kur an da Dabbetül-Arz Kaynakça. Dabbetül-Arz دابة االرض

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI

TAG 2 Arkeolojik Şeyler 5-6 Şubat 2015

IX. HAFTA HİN 412 KLASİK SANSKRİT EDEBİYATINDAN SEÇMELER

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

Bugünkü Teknolojiyle Bile İnşa Edilmesi Mümkün Olmayan 19 Akıl A lmaz Antik Yapı

Minti Monti. İlkbahar 2015 Sayı:17 Ücretsizdir. Kızıl Panda

Transkript:

981 ÖZET TÜRK MİTOLOJİSİNDE AL DİNİ VE OKRA İLİŞKİSİ ÇOBANOĞLU, Özkul * TÜRKİYE/ТУРЦИЯ Bildirinin amacı, Al Dini ile Umay-Tanrıça Dini ve Kök Tengri Dini gibi diğer Türk dinleri arasındaki ilişkileri aydınlatmaktır. Bu bağlamda bildiride, Al Dini nin özellikleri ile Türklerinin mitolojik mirası arasındaki devamlılığa dikkat çekilecektir. Anahtar Kelimeler: Türk Mitolojisi, Al Dini, Umay-Tanrıça Dini, Türk Halk Bilimi. ABSTRACT Relationships Between The Red Religion and Turkic Mythology The aim of this paper is to clarify relationships between the Religion of Red (Al Dini) and the other Turkic religions like Umai Religion and the Blue-sky god (Kök Tengri Dini). In this context a special attention will be given to the characteristics of the Religion of Red and their continiuty among the Turkic peoples mythological heritage. Key Words: Turkish Mythology, The Red Religion, The Umai Religion, The Blue-sky God Religion, Turkish Folklore. --- Çalışmamızın konusunu, Asya-Türk Simyası bağlamında Türk Mitolojisi nde dişil ve anaerkil özelliklere sahip Umay-Tanrıça Dini ile eril ve ataerkil özelliklere sahip Kök-Tengri veya Göktanrı Dini arasında bir geçiş ve denklik, eşitlik dönemi dini olarak karşımıza çıkan Al Dini ve Al Tanrı özelliklerini muhtevi kültleri belirlemek bu kültlerin okra (aşı boyası veya kızıl kil) ile olan ilişkisine dair tespitlerde bulunmaktır. Öncelikle Umay-Tanrıça Dini ile işe başlayacak olursak, Türk kültürünü ortaya çıkaran etnogenezin en eski formlarına anaerkil bir yapının hâkim olduğu ve Türklerin neşet ettiği coğrafya olarak Güney Sibirya ormanlarıyla Altay dağları arasındaki üçgenin en eski yerleşim bölgesi olduğu düşünülmektedir. * Prof. Dr. Hacettepe Üniversitesi. TDE Türk Halkbilimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. e-posta: ozkul@hacettepe.edu.tr

982 Bu bağlamda kamlık/şamanlık toplumun dinî, siyasi ve ruhani lideri olarak kadınlardadır. Kadınlar doğum ve aybaşı halleri nedeniyle üstün cins olarak kabul edilmekte ve erkeklere av dışında mutlaka bir kadın kamın eşlik etmesi söz konusudur. En eski köken miti olarak kayın/kadın ağacından doğum miti yaygındır. Bu mit kayın ağacının kutsallığının kaynağıdır. Bu erken dönemde kadınların yarattıkları kültlerin başlıcaları ağaç kültü, yer-su kültü, ateş kültü, mağara kültü ve ayı kültüdür. Toplayıcılık ve avcılıkla geçinmekte olan bu yapıya son buzul dönemine doğru mağaralara yerleşme gerekliliği nedeniyle ancak ateşe sahip olan topluluklar mağaraları vahşi hayvanlardan ele geçirip ateş vasıtasıyla koruyabildiler. Aile veya soyun kutsal mağarası fikri bu dönemde oluşur daha sonra erkek egemen dönemde kutsal ata veya ecdat mağarası fikrine dönüşecektir. Mağaraya yerleşen kadın egemen bu toplulukların kadınlar eliyle başlatılan ve çapalarla yapılan bahçe tarımına geçtikleri arkeolojik kazılarla tespit edilmiştir. İlkel bahçe tarımına geçiş besin kaynaklarının düzenliliğini artırırken kadın egemenliğini pekiştirmesinin yanı sıra yurt ve sıla kavramlarının en eski şekli olan esirgeyen-koruyan ve besleyen kutsal yer ve su (yir-sub) kültünün oluşması söz konusudur. Daha sonraları bu kültün evrimiyle ve kutsal ay kültüyle birleşmesiyle kadın cinsellik organıyla da ilişkili bir tapıncı da içeren ve erkeklere zorla kabul ettiren bir biçimde yer ve toprak unsurunu yeşil ve ak renklerle temsil eden yaratıcı dişi tanrıça Umay inancı ve dini ortaya çıkacaktır. Güney Sibirya Altay dağları arasındaki üçgende yapılan arkeolojik kazılardan hareketle bu dönemi temsil eden toplulukların sayıları yaklaşık 13-15 arasında kabul edilmektedir. Kadın egemen yapının en üst derecede uygulandığı dönemde, erkek topluluklarının köleleştirilmeye başlanıldığı bir nevi erken dönem amazonluğu söz konusudur. Bu zorlayan ve aşağılayan kadın egemen yapıya karşı erkeklerin gizlice kendi kültlerini ve kadın karşıtı ilk derneklerini başlarında bir kadın kam bulunmaksızın 3 veya 6 ay gibi uzun sürelerle avlandıkları av sezonunda oluşturduklarını düşünmekteyiz. Kadın karşıtı olarak ilk oluşturulan kült kutsal dağ kültü olmalıdır. Kadın egemenliğinin kolayca ulaşamayacağı dağlar ve ayı dişi kutsal kabul eden kadın kültlerinin karşıtı olarak erkek olan Kün ata veya Güneş e yakınlaşmayı da sağlayan ve ona ulaşmayı yardımını elde etmeye yönelen inanç ve pratiklerle bir erkek derneği teşekkül etmiş oluyordu. Asya daki iki buzul dönemi arası MÖ 30.000 ile 12.000 arasındaki dönemde Mağaralarda yaşamak durumunda kalan geleceğin Türk soylu toplulukları arasında kadın egemenliğinin önce esnek bir hale geldiği ve sosyo-kültürel evrim sürecinde son derece nadir görülen bir kadın-erkek eşitliği ana fikrini içeren ve bizim Al Dini olarak adlandırdığımız yeni bir inanç sistemi ortaya çıkmıştır. Kün ve ay tanrı ve tanrıçanın altında yer aldığı kan, ateş ve güneş kültleriyle özdeşleşen Al tanrı hem erkekliği hem de dişiliği olan bir varlık olarak tasavvur edilmiştir. Al tanrı inancı bütün Altaylıların dinî konumuna yükselmiş ve bugün

983 de Altaylı kavimlerin aralarındaki kut, tör, törü, kam, ham, kami gibi ortak dinî terminolojinin de oluştuğu dönemdir 1. Umay dininde, Umay tanrıça veren bir yaratıcı iken ve canlılara insanlara kut vermesi esası üzerine teşekkül etmiş olmasına karşılık, Al tanrı verdiği canı alan bir dinî anlayış üzerine şekillenmiştir. Bu döneme kadar muhtemelen olmayan veya son derece ikinci planda olan öte dünya ve uçmak kavramlarının oluşturulması da yine Al diniyle ilişkili olmalıdır. Al, Türkçe de kan ve ateş, kızıllık anlamları taşırken Moğol ve Tunguz dillerinde ayrıca kadın cinsel organı anlamına da geliyordu. Ancak asıl anlamını Türkçe de almak fiilinden almış olmalıdır. Alan, alıcı olan ve dolayısıyla zamanı yansıyan öd/od, ateş-güneş ve kan tanrısından başka birisi değildir. Alan ve sonsuz olan al tanrı 2 yüksek dağların üzerinde bulutların yer aldığı gökte tasavvur ediliyordu ve dağlardan ona yol olduğu ve yol üzerinde ölenlerin gittiği ve Türk mitolojisindeki muhtemelen ilk cennet tasavvuru olan tamamen sütten oluşmuş bir Süt Göl inancıyla pekişiyordu. Al tanrı ile insanların haberleşmesini sağlayan turna 3 ve karga kuşları özel bir yere sahiptiler. Al tanrı, kadın-erkek, ak-kara, iyi-kötü arasında dengeyi sağlamış sonsuzluk demekti. Türk mitolojisinde beşinci element olan madenlerin insanların ilgi sahasına girdiği dönemde al tanrının tonuna/donuna giren maden olarak al-ton veya al-tun hiç paslanmayan, yaşlanmayan, ölmeyen sonsuzluk timsali olarak al tanrıyla özdeşleştirilecekti. Biraz da bu nedenle, hayvancılıkla uğraşmaya başlayan göçerevli bozkır yaşantısının ilk örnekleri veya proto tipleri olan erkek egemen obaların teşekkülüyle birlikte ki buzul devrinden çok sonraları ortaya çıkan bir olgu olarak al dinine karşı kök/gök dinini yücelten yeni yapıların ilk fikri çekirdekleri ortaya çıkacaktır. Gömülme âdetlerini de değiştiren al dinî anlayışı içinde, önceleri ateşin temizliği fikri gelişecek ve Hint-Avrupalılardan Altaylıları ayıran önemli bir farklılık hâlini alacaktır. Altının sonsuzluk verici bir güce sahipliği ve iksir olarak düşünülüşü ile ateşin temizleyiciliği Türk simyasının en önemli prensipleridir. Hint-Avrupalıları bu konuda tesiri altına alan Altaylıların anlayışları İran a nüfuz ederek orada Zerdüştlüğün oluşumunu başlatacak ve zamanla asimile olarak kaybolacaktır. 1 Eski bir Altay dininden kalmış gibi görünen bu ortak dini terminolojinin varlık nedeni ve etimolojik çözümlenmesi yapılmadıkça Altay şamanizmi ve mitolojisi bahisleri açıklığa kavuşmadıkça Türkoloji ve Altayistik çalışmalarının sağlam bir kuramsal zemine oturamayacağı inancını taşıyoruz. Bu tür bir kuramsal açıklama olmadıkça Türkoloji ve Altayistikte yapılan ek-kök denklikleriyle ilgili dil çalışmalarını da akademik bir santraç olarak ciddiye almıyoruz. 2 Al-tay kelimesinin etimolojisinin de al dini ile ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Al ve ala kelimelerinin yarım anlamı da vardır. 3 Türk mitolojisinin erken çağlarında Turna daha ziyade insanların birbirlerine ve al tanrıya olan isteklerini ve dileklerini ulaştıran bir mitolojik varlık olarak düşünülmüştür. Günümüzde de Anadolu türkülerinde neredeyse tamamen aynı rol ve işlevle görevini sürdüyor gibidir. Karga ise al tanrının isteklerini getirme görevini üstlenmiştir. Kargan ın ses ve hareketlerine bakarak anlamlar çıkarmak adeta fal bakmak bugün bile izleri Türk dünyasında yaygın bir uygulamadır. Baykuş un uğursuzluğu ve ölüm haberciliği de bu bağlamda ele alınıp incelenebilir.

984 Orta Asya, Deşti Kıpçak ve Sibiryayı içine alacak şekilde yayılan Al Dini ve Altaylılar, Al Tanrı nın sembolü olan Altınla kaplanmış bir elbiseyle gömülmeyi altının sahip olduğu sonsuzluk ve ölümsüzlük özelliğini gömülene verdiği inancına sahiptiler 4. Bugünkü, Kazakistan sınırları içinde bulunan üç altın elbiseli adam aslında bu inancın yaşadığı dönemde binlerce ve onbinlerce altın elbiseyle gömülen zengin başarılı Türk soylusu demekti. Ancak başta mezar hırsızları olmak üzere birçok nedene bağlı olarak bunların yağmalanıp ortadan kalktığını düşünmemize rağmen hâlâ tahminlerimizin ötesinde altın elbiseli Türk ün Turan topraklarında yeraltında olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu bir dinî gereklilikti ve dünya görüşleri buna bağlı olarak oluşmuştu. Bu bağlamda, okra adı verilen kızıl kil yağlı toprak bahsine geçebiliriz. Günümüzde hiçbir inandırıcı delili kalmamış ve tarihin en büyük fiyaskolarından birisi olan Aryan Teorisi ni gerçekmiş gibi göstermek ve Turan teorisini örtmek maksadıyla uydurulan arkeolojik ve prehistorik postulalardan birisi de herhangi bir mezarda eğer ceset/iskelet kızıl kil yağlı toprakla sarılıp kaplanmışsa okra dedikleri bu tekniğin bulunduğu bütün mezarlar-hiçbir açıklama ve delil ileri sürülmeksizin- otomatik olarak Hint-Avrupa ve de Aryan kabul edilmektedir. Bu yolla İskit, Sarmat başta olmak üzere Altay ve Türkistan ve Sibirya da ortaya çıkan Türk uygarlığına ait kalıntıların Türklerden ve Altaylılardan çalınarak Hint- Avrupalılığa veya hiçbir zaman var olmamış Aryanlığa (!) mal edilmektedir. Oysa gerçek şudur: Zengin Türk ve Altaylılar ölülerini süt gölü kıyılarında sonsuz olsunlar diye al-tanrı tonuna, al-tun a kesmiş elbise içinde altın elbiseli olarak gömüyorlarken, göreceli olarak fukara olan daha az altın ele geçirenleri de en önemli organları olan gözleri ve dilleri üzerine altın sikkeler koyarak gömüyorlardı. İnanışlarına göre en azından gözleri veya dilleri sonsuz ve ölümsüz olacaktı. Daha da fukara olanları ise, inanca göre altın olmasına az kalmış -Eski Türklerin anlayışına göre madenler de canlıydılar ve toprak altında kaldıkça tıpkı bir meyve gibi olgunlaşırlar ve böylece ad ve nitelik değiştirirlerdi. Toprak, zamanla, kurşun, demir, bakır ve altın olurdu. Batılıların okra dediği kızıl kil yağlı toprak, Türkçede aynı zamanda aşı toprağı ve rengi olarak bilinir. En eski zamanlardan beri insanın aşık kemiği aşı toprağı 5 ve boyası biraz da sonsuza kadar yaşasın ebedi olsun anlayışıyla bin yıllık Müslümanlığımıza rağmen İstanbul Boğaziçi nde yapılan yalıların vaz geçilmez rengidir. Hiç şüphesiz bunun nedeni kızıl kil veya aşı toprağının en eski zamanlardan itibaren altın olmasına ramak kalmış yarı altın gibi düşünülmesidir. Böylece, yeterince zengin olmayan ve altından oluşan bir elbiseye sahip olamayan Türk veya Altaylı da eğer iskeleti veya beyni gibi organları aşı toprağıyla sarılıp 4 İskitlerde görülen aşırı altın düşkünlüğünün ve tüketiminin nedeni de budur. Aynı şekilde kaybedilmiş mezar veya kurgan tipi gömme tekniklerini de bu nedene bağlıyoruz. 5 Aşı yapmak ile de ilişkili olan ve son derece eski bir Türkçe ibare olan aşı, Türk mitolojisinde insan ve hayvanların bazı büyülerle diriltilebileceği aşık kemiği ile de ilişkili olması son derece dikkat çekicidir.

985 korunursa toprağın altında yeterince kalınca altına dönüşeceği inancıyla korunmuş ve günün birinde yüce dağların üstünde yer alan süt gölü 6 cennetine ulaşma şansını yakalamış oluyordu. Al Dini nin Türk kültür tarihi başta olmak üzere Altaylıların kültürü üzerinde meydana getirdiği bir başka tesir; erkek egemenliğine geçmez ve dönüşmezden önce kadın ve erkek eşitliğinin sağlandığı yegane uygarlık Altay uygarlığıdır. Kadın egemen yapı içinde dilleri konuşma biçimleri kadın dili ve erkek dili olarak ayrılmıştır. birçok dildeki kadın-erkek ayrımı da bu dönemin kalıntısıdır. Ancak Al Dini döneminde Altay dillerinde kadın ve erkek dili ayrımları ortadan kalkmıştır. Al Dini ni takip eden erkek egemen Kök Tanrı Dini Döneminde Al Dinine inanlar alık olarak aşağılanmıştır. Bu dine alt pek çok ruhani ve dinî figür anlam değiştirerek veya içleri boşaltılarak kötü anlam taşır hâle getirilmişlerdir. Albız, alkızı, alkarısı, al karası, al basması, aldamak örnekler verilebilir. W. Eberhard ın aktardığı eski Çin kroniklerindeki metinler ki göreceli olarak çok yakın zaman sayılabilecek son birkaç bin yıllık bilgiler içerirler tamamen al renkli elbiseler veya şapkalar giyen Türk topluluklarında bahsetmektedirler. Türk kültür tarihinde son derece önemli roller oynamış al inancının taraftarları görünen odur ki en az ondan daha eski olan kadın egemen yapının temsilcisi konumundaki Umay Tanrıça taraftarları veya umaycı/umacı lar kadar inançlarına ve tapınçlarına sadık kalmışlardır. Muhtemelen günümüz Anadolu Alevi-Bektaşilerince tarihî bağlamlarda kullanılan kızılbaşlık veya alevi nin mensubu olmanın İslâm öncesi kökenleri doğrudan doğruya bahsettiğimiz Al Dini inancı olmalıdır. Göktanrı dinine inanan ve hâkim unsur hâline dönüşen erkek egemen yapının çok yoğun olarak göçerevli hayvancılık şeklini alması nedeniyle Türk kültür tarihinin erken dönem din ve kültlerinin de küçük uyarlamalar neticesi ayakta kaldığı hatta bazı uzak ormanlık bölgelerde daha eski formları sürdürmeye devam ettiği görülür. Nitekim Eski Yunan tarihçilerinin Kıpçak sahasında varlıklarını anlattığı Amazonları da eski Türk kadın egemen yapısının belki de en son temsilcileri olarak kabul edişimizin nedeni budur. Sonuç olarak spekülatif mahiyette görülmekle birlikte Hint-Avrupa ve Aryan Teorisi taraftarlarınca ileri sürülen ve hiçte zannedildiği gibi ciddi ve güçlü delillerle desteklenmeyen kuramsal yaklaşımların karşısına benzer şekilde tezlerle çıkarak ve bunları arkeolojik ve filolojik her türlü materyalle destekleyerek Türk uygarlığının erken dönemine ait verilerin Batılılarca yağma edilmesine ve gerçeklerin saptırılmasına son verebiliriz, en azından yeni tartışma perspektifleri açabiliriz diye düşünüyorum. 6 Süt akan çeşme, pına r, göl fikri 1000 yıllık Müslümanlığımıza rağmen hâlâ kolleftif şuuraltımızda Anadolu da pek çok yerde yaşayan bir motiftir. Keza aynı şekilde başta Tıva Cumhuriyeti ve Altaylar olmak üzere Türk dünyasının pek çok yerinde dağlar arasında Süt Gölü olarak adlandırılan göllerin varlığı da doğrudan bu dönemle ilişkilidir.

986 KAYNAKÇA Çobanoğlu, Özkul, (2001), Türk Mitolojisi, Ankara: AKM Yayınları. -----, (2008), Türk Simyası, Ankara: Akçağ Yayınları (baskıda). Eberhard, W., (1969), Çin in Şimal Komşuları, Ankara: TTK Yayınları Eliade, Mircea, (2002a), Asya Simyası, (Mütercim: L. Arslan), İstanbul: Kabalcı Yayınevi. -----, (2002b), Babil Simyası ve Kozmolojisi, (Mütercim: M. E. Özcan), İstanbul: Kabalcı Yayınevi.