=ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ=



Benzer belgeler
Araştırmada Evren ve Örnekleme

Hazırlayan. Ramazan ANĞAY. Bilimsel Araştırmanın Sınıflandırılması

METODOLOJİ PARADİGMA ARAŞTIRMANIN BİÇİMSEL YAPISI YRD. DOÇ. DR. İBRAHİM ÇÜTCÜ

PAZARLAMA ARAŞTIRMA SÜRECİ

İSTATİSTİK STATISTICS (2+0) Yrd.Doç.Dr. Nil TOPLAN SAÜ.MÜH. FAK. METALURJİ VE MALZEME MÜH. BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ ÖĞRETİM YILI

METODOLOJİ PARADİGMA ARAŞTIRMANIN BİÇİMSEL YAPISI YRD. DOÇ. DR. İBRAHİM ÇÜTCÜ

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

Bilim ve Araştırma. ar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü

Bilim ve Bilimsel Araştırma

BÖLÜM I ARAŞTIRMANIN DOĞASI

TEMEL KAVRAMLAR. BS503 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ 1. seminer PROF. DR. SALİH OFLUOĞLU MSGSÜ ENFORMATİK BÖLÜMÜ BİLGİSAYAR ORTAMINDA SANAT VE TASARIM 1

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ

Ankara Üniversitesi, SBF İstatistik 2 Ders Notları Prof. Dr. Onur Özsoy 1

Temel Kavramlar Bilgi :

1. ÖRNEKLEME VE ARAŞTIRMA PROBLEMİNE UYGUN ÖRNEKLEME YAPMA

Nitel Araştırmada Geçerlik ve Güvenirlik

Temel ve Uygulamalı Araştırmalar için Araştırma Süreci

Araştırma Sorununu Tanımlama ve Hipotez Kurma

1. İLİŞKİLERİN İNCELENMESİNE YÖNELİK ANALİZLER Sosyal Bilimlerde Nedensel Açıklamalar

BS503 BİLİMSEL NEDENSELLİK VE YAZIM

Temel ve Uygulamalı Araştırmalar için Araştırma Süreci

FSML / I.Dönem s.gky

İSTATİSTİK HAFTA. ÖRNEKLEME METOTLARI ve ÖRNEKLEM BÜYÜKLÜĞÜNÜN TESPİTİ

BİLİM VE BİLİMSEL ARAŞTIRMA YRD. DOÇ. DR. İBRAHİM ÇÜTCÜ

ARAŞTIRMA SÜRECİNİN ADIMLARI. LİTERATÜR TARAMA PROBLEMİN TANIMLANMASI Prof.Dr.Besti Üstün

2- VERİLERİN TOPLANMASI

Mustafa Kemal Atatürk

Araştırma Yöntem ve Teknikleri

BÖLÜM 13 HİPOTEZ TESTİ

T.C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

D.E.Ü. İşletme Fakültesi Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölümü

İSTATİSTİK. Bölüm 1 Giriş. Ankara Üniversitesi SBF İstatistik 1 Ders Notları Prof. Dr. Onur Özsoy 4/4/2018

Soyolojik Soru Sorma ve Cevaplama

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I

Çeviriye önsöz... xi Önsöz... xii Teşekkür... xv Kitabı kullanmanın yolları... xvii. Ortamı hazırlamak... 1

DBB411 Bilimsel Araştırma ve Yazma Teknikleri. Çarşamba, Arş. Gör. Dr. İpek Pınar Uzun

2. REGRESYON ANALİZİNİN TEMEL KAVRAMLARI Tanım

Araştırma Oyunu Avrupa Bilimsel Araştırma Oyunu Oyun rehberi

İSTATİSTİKTE TEMEL KAVRAMLAR

EVREN, ÖRNEK, TEMSİLİYET. Prof. Mustafa Necmi İlhan

İSTATİSTİK II (İST202U)

BİYOİSTATİSTİK Örnekleme ve Örnekleme Yöntemleri Yrd. Doç. Dr. Aslı SUNER KARAKÜLAH

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

BİLİMSEL ARAŞTIRMA NASIL YAPILIR I YRD. DOÇ. DR. İBRAHİM ÇÜTCÜ

Araştırma Yöntem ve Teknikleri

BÖLÜM 5 DENEYSEL TASARIMLAR

SOSYOLOJİK SORU SORMA VE YANITLAMA

İstatistik Giriş ve Temel Kavramlar. BBY606 Araştırma Yöntemleri Güleda Doğan

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ... v. ŞEKİLLER LİSTESİ... xxi. ÇİZELGELER LİSTESİ... xxiii BİRİNCİ KESİM BİLİMSEL İRADE VE ARAŞTIRMA EĞİTİMİNE TOPLU BAKIŞ

Oluşturulan evren listesinden örnekleme birimlerinin seçkisiz olarak çekilmesidir

ĐSTATĐSTĐK. Okan ERYĐĞĐT

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI

225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar

BİLİMSEL ARAŞTIRMA SÜRECİ ve BECERİLERİ

Olasılık ve Normal Dağılım

Araştırma Yöntem ve Teknikleri

BKİ farkı Standart Sapması (kg/m 2 ) A B BKİ farkı Ortalaması (kg/m 2 )

Bir çalışmanın yazılı bir planıdır. Araştırmacının yapmayı plandıklarını ayrıntılı olarak ifade etmesini sağlar. Araştırmacıya yapılması gerekenleri

Nitel Araştırma. Süreci

SEÇKİSİZ OLMAYAN ÖRNEKLEME YÖNTEMLERİ

İstatistik. Temel Kavramlar Dr. Seher Yalçın 1

**MAN 502T ĠĢletme Yönetimi için AraĢtırma Yöntemleri**

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Nitel Araştırma Yöntemleri

ÜNİTE:1. İstatistiğin Tanımı, Temel Kavramlar ve İstatistik Eğitimi ÜNİTE:2. Veri Derleme, Düzenleme ve Grafiksel Çözümleme ÜNİTE:3

İÇİNDEKİLER KISIM I SİSTEMATİK YAKLAŞIM

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ KISIM: TASARIM PAZARLAMA ARAŞTIRMASINA GİRİŞ

ÖRNEKLEME TEORİSİ 1/30

Hipotez. Hipotez Testleri. Y. Doç. Dr. İbrahim Turan Nisan 2011

D 2 ARAŞTIRMANIN ÇEŞİTLİ BOYUTLARI. Neumann (2000): Chapter 2 Arslan ve Ökten (1994):sf.1-17

GİRİŞ. Bilimsel Araştırma: Bilimsel bilgi elde etme süreci olarak tanımlanabilir.

Örnekleme Teknikleri

BÖLÜM 3 KURAMSAL ÇATI VE HİPOTEZ GELİŞ

BÖLÜM 5 DENEYSEL TASARIMLAR

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I

Örnekleme Yöntemleri

Örneklemden elde edilen parametreler üzerinden kitle parametreleri tahmin edilmek istenmektedir.

Pazar Bölümlendirmesi

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

Örneklem. Yöntemleri FBED511 Eğitim Bilimlerinde Temel Araştırma Yöntemleri 1. Evren & Örneklem. Evren. Örneklem ve örnekleme

SANKO ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA TEZ ÖNERİSİ HAZIRLAMA KILAVUZU

İçindekiler. Pazarlama Araştırmalarının Önemi

14 Ekim Ders Kitabı: Introductory Econometrics: A Modern Approach (2nd ed.) J. Wooldridge. 1 Yıldız Teknik Üniversitesi

1. BETİMSEL ARAŞTIRMALAR

Pazarlama araştırması

Veri Toplama Teknikleri

Araştırma Problemleri: Problem İfadeleri, Araştırma Soruları ve Hipotezler

Ekonometrinin Konusu ve Yöntembilimi. Ekonometri Nedir? Ekonometrinin Konusu ve Yöntembilimi. Ekonometri 1 Konu 4 Sürüm 2,0 (Ekim 2011)

Sosyal Bilimlerde İstatistik ve Araştırma Yöntemleri I (KAM 209) Ders Detayları

Sunuş yoluyla öğretimin aşamaları:

PARAMETRİK OLMAYAN İSTATİSTİKSEL TEKNİKLER

Nicel ve Nitel Araştırma Yöntemleri. BBY606 Araştırma Yöntemleri Güleda Doğan

Eğitim Durumlarının Düzenlenmesi

Bilimsel Araştırma Yöntemleri. Doç. Dr. Recep KARA

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ

ARAŞTIRMA METOTLARI VE VERİ TOPLAMA

OLASILIK VE İSTATİSTİK

Araştırma Konusunun Seçimi: Problem Tespiti ve Hipotez Kurma

Araştırma Metodları ve İletişim Becerileri (MMR 501) Ders Detayları

Transkript:

=ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ= 1 BİLİM VE BİLİMSEL ARAŞTIRMA Bilim, geçerliliği konu üzerinde çalışan bilim adamları tarafından kabul edilen belli yöntemlere uygun olarak bilgiler üretme ve üretilen bilgileri sürekli sorgulama sürecidir. Bilimsel yaklaşım ile günlük yaşamda başvurulan pratik akıl arasında sıkı bir ilişki vardır. Örneğin, iktisadi bir kriz dönemi sonrasında çalışanların işten çıkarılması gibi bir olaya sadece bilimsel açıdan yaklaşmak mümkün müdür? Böyle bir olayı işletme sahipleri, yöneticiler, işçiler, gazeteciler, siyasetçiler vb. kendilerine göre açıklayacaklardır. Bununla birlikte, bilimsel bilgi ile günlük pratik bilgi arasında temel farklılıklar söz konusudur. Kısaca bilimsel faaliyetin amacı, incelenen konudaki olguları tanımlamak, olgular arasındaki nedensel ilişkileri kurmak ve bunları genelleştirerek kuramlara ulaşmaktır. *Olaylara dayanma, tarafsızlık, eleştiriye açık olma ve yanılma olasılığının kabulü, bilimsel düşünmenin temel özellikleridir. Bilim insanının amacı sadece bilgi toplamak değil; sorunların neler olduğunu ve nasıl çözüleceğini de araştırmaktır. Bilim soru sormaya ve sorgulamaya dayanır. Bilimsel faaliyet, kendine özgü bir sisteme ve ayrı bir dile sahiptir. Bilim adamının olgulara yaklaşımı, sokaktaki adam ismini verdiğimiz sıradan insandan farklıdır. Bilim adamı şüphecidir; her gördüğünün UFO olmadığını bilir. Bilim adamının yaptığı çalışmalar belirli bir yönteme dayanır. Deney yapar, test eder, sistematik çalışır. Oysa sokaktaki adam gördüklerine, duyduklarına inanır. Yargılarına nasıl ulaştığı sorulduğunda, gün gibi ortada, herkes biliyor zaten gibi sözler sarf eder. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde insanlar, bilimin gösterdiği teknolojik gelişmelerin hızı ile bilimin; eğitim, sağlık, enflasyon, işsizlik gibi sorunlara çözümler getiremediği sorunlar arasında sıkışmış gibidir. Sokaktaki adam için bilim insan için dir. Buna karşılık bilim adamları için ilk planda bilim bilim için dir. Bilim adamı, bir araştırmanın ilk anda insan hayatını kolaylaştırmasını ve somut yararlar sağlamasını hedeflemez. Araştırma sonuçlarının uygulanması için belirli bir olgunlaşma süresi gerekir. Zaman içinde bu sonuçlar doğal olarak insan hayatını kolaylaştıracaktır. döner. Her bilimsel çalışma bilime bir şey katması için yapılır. Bir süre sonra mutlaka insana İçinde doğduğu çevreyi tanıma, öğrenme ve ondan değişik amaçlarla yararlanma çabası, insanların ortak özelliğidir. Diğer canlılara oranla insan, çevresini tanımak ve öğrenmek için yoğun ve kararlı çabalar göstermektedir. Ancak bu çabalardaki etkinlik ve verim göz önüne alındığında insanlar arasında da farklılık görülmektedir. Bu tür çabalarda bilim adamları, diğerlerinden daha etkili ve verimli olmaktadır. İnsanların bilinmeyene uzanarak bilinenleri arttırma çabaları aslında araştırmadan başka bir şey değildir. Araştırma, doğadaki oluşumları anlamak için yapılan planlı, programlı ve sistemli bilimsel çalışmalardır. Araştırmaya bilmek için bir strateji gözüyle bakılabilir. Bilimsel araştırma yapmak için araştırmacıların şu konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir: İlgi alanına giren her türlü bilgiyi okumak, anlamak, bilimsel gelişmeleri takip etmek Toplumda sorun olarak kabul edilen konuları kısa zamanda saptamak ve sorunların çözümü için araştırma planları yapma yeteneği kazanmak İncelenecek değişkenleri doğru ve yeterli olarak saptamak

Problemleri formüle etmek, özgün hipotezler kurmak Problemlerin saptanması ve çözümü için geçerli, güvenilir sonuçlar elde edebilmek amacıyla doğru anakütle, doğru örneklem, doğru değişkenler ve doğru yöntemler belirlemek Değişkenleri uygun ölçekler kullanarak sayısallaştırmak ve elde edilen verileri kayıt etmek Verileri uygun istatistiksel yöntemlerle analiz etmek Tutarlı, geçerli ve etkin kararlar vermek, sorunlara çözüm üretmek Ulaşılan sonuç ve önerileri, bilim çevrelerine bilimsel yazılar yayınlayarak ya da seminer, sempozyum, kongre ve konferanslar aracılığıyla yaymak 2 Gündelik ve akademik araştırmalar arasındaki farklar: Gündelik Araştırmalar Sezgisel Kendiliğinden Anlık Gereksinimlerden Kişisel Karar Almaya Odaklı Çoğunlukla Seçici Arzular ve Hedefler Bilimsel Araştırmalar Kuram Temelli Sistematik Planlı Gerçekle İlgili Bilgiye Odaklı Nesnel Bilimsel Düşünce Bilimsel araştırmalar temelde, bilimsel bilgiye bilgi katmak amacıyla yapılır. Bilimsel araştırmalarda benimsenen amaçlar şunlardır:(bilimsel araştırmanın temel amaçları nelerdir?) 1. Keşfetmek: Sosyal bir olguyu bir bütün olarak ve öğeleriyle birlikte ortaya koymaya çalışmaktır. Vaka çalışmaları genellikle bu amaçla yapılır. 2. Tanımlamak: Örneklem verilerine dayalı olarak, temel istatistikler yardımıyla incelenen olgunun niteliklerini açığa çıkarmak, genel bir bilgilendirme yapmaktır. 3. Açıklamak: Değişkenler arasındaki ilişki yapısını ve nedenselliği ortaya çıkarmaya çalışmaktır. 4. Tahmin ve kontrol: Bilim hem gerçekleşmiş fakat henüz bilinmeyen bir değerin tahmini (estimation) ile, hem de henüz gerçekleşmemiş fakat gelecekte gözlenebilecek bir değerin öngörülmesi (forecasting) ile ilgilenir. Bir ilçedeki üniversite mezunu kişi sayısını tahmin etmek, gelecek yılın enflasyon oranını öngörmek gibi. Bilimde genelde üç tür ilişkiden söz edilir: 1. Deterministik İlişki: Bağımsız değişkenler, bağımlı değişkeni açıklamak için gerekli ve yeterli ise ilişki, deterministik ilişki adını alır. Doğa olaylarında 1 2 görülen s= gt (fizikteki serbest düşme formülü) türündeki ilişkiler, 2 deterministik ilişkilere örnek verilebilir. Sosyal bilimlerde deterministik ilişkilere rastlanmaz. 2. Stokastik İlişki: Bağımsız değişkenler, bağımlı değişkeni açıklamak için gerekli, fakat yeterli değilse ilişki, stokastik ilişki adını alır. Örneğin; satışların bağımlı değişken, reklam harcamalarının bağımsız değişken olması gibi. Stokastik ilişki, bir hedefe yapılan atışların bazen tutup bazen tutmayacağını, yani olasılığa dayandığını ifade eder. Bağımsız değişkenler ne kadar çok olursa olsun, her zaman bir hata terimi (açıklanamayan kısım) mevcuttur.

3. Korelasyon: Değişkenlerin birlikte değişimleri sonucunda ortaya çıkan ilişkiyi gösterir. Korelasyon katsayısı, hangi değişkenin bağımsız hangi değişkenin bağımlı olduğunu, yani bir neden-sonuç ilişkisi göstermez. Fakat, iki değişken arasında bir neden-sonuç ilişkisi varsa korelasyon katsayısının yüksek çıkması beklenir. Örneğin, şehir hatları vapurlarıyla yolculuk eden kişi sayısı ile evlendirme dairelerinde nikahı kıyılan kişi sayısı arasında yüksek bir korelasyon bulunması halinde, nüfus artışı gibi üçüncü bir değişkenin bu ilişkiye sebep olduğu söylenebilir. 3 AKILCILIK VE DENEYCİLİK(Bilimsel araştırmanın tarihsel gelişimi) Bilim tarihini incelediğimizde, karşımıza iki temel düşünce akımı çıkmaktadır: Akılcılık (rasyonalizm) ve deneycilik (amprisizm). Akılcılık Aristo dan başlayarak gelişen, doğrulara ulaşmak için mantık ve akıl yürütmenin önemli olduğunu vurgulayan bir düşünce sistemidir. Başlıca kaynakları matematik ve mantık olan akılcılık, bilginin duyu verilerine dayalı deneylerden kaynaklandığını ileri süren deneycilik akımının karşıtı olarak görülür. Eflatun ve onun öğrencisi Aristo, yaşadıkları dönemde akılcı sezginin algıya üstünlüğünü savunmuşlardır. Akılcı sezginin önemi ile ilgilenen ilk Batılı düşünür Pisagor dur. Pisagor matematik ilişkilerine dayanarak evrenin temel ilkesinin sayı olduğunu ileri sürmüştür. Modern akılcılığın ilk temsilcisi sayılan Descartes da, felsefede matematik kesinliğe ve açıklığa ulaşmaya çalışmıştır. Ona göre insan her şeyden şüphe eder; ancak kendi şüphe etmesinden şüphe edemezdi. Descartes vardığı bu temeli, düşünüyorum öyleyse varım deyişiyle dile getirmiştir. Akılcılık düşüncesine göre bilgilerin kaynağı apriori ya da deney öncesi akılcı sezgilerdir. Bilgi bu sezgilerin akıl yoluyla kavranması ile elde edilebilmektedir. Zamanla sadece akıl yürütme ve mantık yoluyla doğrulara ulaşmanın mümkün olmadığı, deney ve gözlem yapmanın önemi anlaşılmaya başladı. Deneyciliğin ilk temsilcileri, Eski Yunanlı sofistlerdi. Deneyciliğe göre dünya, düzenliliklerin bir arada tutulduğu, nesnelerin ve durumların oluşturduğu bir kümedir. Değer yargılarının bilimde yeri yoktur; bilim yalnızca olgular arasındaki bağlantıları incelemeli ve gözlemlenmiş düzenliliklere dayanarak kestirimlerde bulunmayı amaçlamalıdır. Bilgiye ancak aposteriori sezgilerle ulaşılır. Deneycilikte nedensellik kavramı önemli bir yer tutar. 16. yüzyılda Francis Bacon, apriori bilgilerin varlığını yadsımamakla birlikte, edinmeye değer tek bilgi türünün doğaya ilişkin deneyime dayalı bilgi olduğunu savunmuştur. Akılcılık ve deneycilik arasında ki temel fark? Özetlemek gerekirse, akılcılık bilimde aklı ve mantığı ön plana alırken, deneycilik deney yapmanın bilimdeki önemini vurgular. Modern bilimsel yöntem, bu iki yaklaşımın bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Günümüzde kavramsal tanımlama akılcılığa, işlemsel tanımlama deneyciliğe karşılık gelmektedir. Bir olguyu başka kavramlara dayalı olarak tanımladığımızda kavramsal tanımlama, bir olguyu nasıl ölçeceğimizi ifade edersek işlemsel tanımlama yapmış oluruz. Bilgi Çağı adı verilen bir çağda yaşıyoruz. Bilimsel araştırmalara gelişmiş ülkelerde büyük fonlar ayrılması, bilgisayarların gelişmesi, iletişim ve yayın olanaklarının artması bir yana; bilgi arttıkça bilgi ile araştırmacı ilişkisi güçlenmekte, bilim adamı ile sıradan insan arasındaki mesafe de artmaktadır. Yeni bilgiler değerlendirilmeden, yorumlanmadan, sentezi yapılmadan bir çok araştırmacının erişemeyeceği uzaklıkta kalmaktadır. Bununla birlikte, bilimin dar kapsamdaki uzmanlık alanlarına çekilmesi toplumun bilimsel aktiviteleri takip edememesine yol açmaktadır.

Temelde bilgi aktarımı konusunda üç açık söz konusudur: 1. Bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bulgularla yayınlananlar arasındaki açık 2. Yayınlananlarla kütüphanelerin bunlara sahip olma güçleri arasındaki açık 3. Yayınlanan araştırmalarla bu çalışmaları izleyip anlayabilecek insan kapasitesi arasındaki açık 4 Yeni Bilim(deneycilik+akılcılık) Klasik (Newtoncu) bilim ile yeni bilim arasındaki temel farklılıklar; sistem, doğrusallık, hata ve zaman kavramları çerçevesinde tartışılmalıdır. Sistem kavramı klasik bilimde, karşılıklı etkileşim içinde olan bireyler ya da nesneler ve bunlar arasındaki ilişkilerin anlaşılması olarak tanımlanmaktadır. Sistemler modellenebilir ve bu modeller orijinal sistemin davranışını deneysel olarak tekrarlayarak incelemekte kullanılırlar. Yeni bilime göre ise, sistemler düzensizliklerin düzenidir (order of disorder) ve bilim adamı bu düzensizliği anlamaya çalışmalıdır. Doğrusallık kavramı, en basit şekliyle matematiksel modellerin grafik üzerinde doğru biçiminde gösterilebilmelerini anlatır. İstatistikte değişkenler arasındaki ilişkiler genellikle doğrusal modellerle incelenir, eğrisel ilişkilerle karşılaşılsa da bu ilişkiler doğrusal biçime dönüştürülerek ifade edilir. Biri bağımsız, diğeri bağımlı değişken olan x ve y gibi iki değişkenli doğrusal model, basit olmakla birlikte çoğunlukla gerçekçi değildir. Sistemleri açıklamak için çok sayıda değişken ve çok sayıda doğrusal olmayan ilişkinin geçerli olması, basitleştirmeleri anlamsız kılar. Dünyada doğal olaylara bakıldığında doğrusal modeller, düzgün ve simetrik şekiller yerine doğrusal olmayan dinamiklere rastlayan yeni bilimciler, bu düşünceden hareketle fraktal geometriyi geliştirmişlerdir. Bir doğrusal modelden sapmalar, klasik bilimde deneysel hata ya da gürültü (noise) olarak değerlendirilir. Deneysel hatalar, verilerin uyduğu model hakkında önemli bilgiler verirler. Yeni bilimde model kadar, hata terimlerinin de irdelenmesi gerektiği düşünülür. Hipotezlerin doğrulanması için deneysel hataların görmezden gelinmesi gerekirken, hipotezlerin yanlışlanması için hata olarak değerlendirilen bu tür noktaların, bilimin potansiyel değişim noktaları olduğu unutulmamalıdır. Yeni bilimde küçük nedenlerin kendilerinden çok daha önemli sonuçlara yol açabileceği vurgulanmaktadır. Zamanı bir film şeridi gibi ileri-geri sarmak mümkün olsa, klasik bilim açısından zamanın her iki yönünde de ilişkiler değişmez; geçmişte ya da gelecekte bir an herhangi başka bir anla aynı kabul edilir. Oysa yeni bilim, kainatın tek yönlü bir zaman oku olduğunu, sistemin geri dönüşsüz bir yapı ortaya koyduğunu varsayar. Bu yolda hiç bir şey sabit kalmadığı için iktisatta çok sık kullanılan ceteris paribus varsayımının kullanımı imkansızlaşmaktadır. 19. yüzyılda ekonomistler de Newton fiziğinden etkilenmişler ve denge kavramını fizikteki ağırlık merkezi kavramı gibi ekonominin temeli olarak benimsemişlerdir. Fiziğe özenti, o dönemde sadece ekonomi alanında değil, tüm sosyal bilimlerde gözlenmekteydi. 19 yüzyıl bilimsel hiyerarşisinde fizik en üstte, sosyoloji en altta yer almaktaydı. Ekonomistler için önemli olan istikrar ve dengeydi; düzensizlikler ve krizler arızi durumlar olarak nitelendiriliyordu. Brian Arthur adlı iktisatçı, saatin dönme yönü neden bugün olduğu gibidir de tersine değildir, Beta daha iyi bir teknoloji iken neden piyasa VHS yi tercih etti, neden daktilo ve bilgisayarlarda Q klavye kullanılıyor gibilerinden bir çok kişiye anlamsız gelen sorularla uğraşmıştır. Sonraları teknolojik kilitlenme (mode-locking) ya da patika bağımlılığı (path dependency) adını verdiği kavramları geliştirmiştir. Ona göre ekonomiler ve toplumlar, bir kez teknolojik olarak bir patikaya girdiklerinde, o teknolojiye kilitlendiklerinde, bu teknoloji verimsiz olsa da kolay kolay yön değiştiremiyor ve o patikadan çıkamıyorlardı. Eski iktisada göre küçük, rassal dengesizlikler ortaya

çıkar çıkmaz sönüp gitmek zorundaydı. Oysa yeni bilim anlayışındaki iktisada göre gerçek ekonomi canlı bir sistemdi; rassal dengesizlikler artarak gelişebilir ve sistemi değiştirebilirlerdi. 5 POZİTİVİST BİLİM YAKLAŞIMI Genellikle bilim sözcüğünden anlaşılan pozitif (akılcı) bilimlerdir. Pozitif bilimlerde amaç, olgular arasındaki ilişkilerin açıklanması ve bunların soyut modeller içinde toplanarak genel kanunlara ulaşılmasıdır. Kökleri 15. yüzyıla kadar uzanan pozitivist yaklaşımın amacı, metafiziği insan bilgisinden uzaklaştırmak ve deneysel bilginin gücünü arttırmaktır. 17. yüzyılda Galileo nun ölçülebilir, nesnel olarak gözlenebilir olgular ve bunlara ilişkin sayısal (kantitatif, nicel) açıklamaları pozitivist yaklaşımı güçlendirmiştir. Pozitivist bilim anlayışının dayandığı temel varsayımlar şunlardır: - Bilimsel ilerleme birikimseldir. - Bilimsel bilgi tek meşru bilgidir. Metafizik iddialar, değer yargıları, kanaatler meşru bilgi değildir. - Gözlemlerin değerlendirilmesinde kişisel bakış açısına, kanaatlere, normatif değerlere yer yoktur. - Meşru bilgiye ancak, mantık ve matematik kullanılarak, doğa bilim yöntemleri ile ulaşılır. - Bilimin amacı, neden-sonuç ilişkilerini ortaya çıkarmak ve düzenlilikleri açıklayan kanunları geliştirmektir. 20. yüzyılın başlarında fizik ve diğer temel bilimlerde meydana gelen önemli gelişmeler, pozitivist anlayışa alternatif olarak pozitivist ötesi (yorumlamacı) bilim olarak adlandırılabilecek yeni bir anlayışın doğmasına sebep olmuştur. Pozitivist ötesi anlayış, tek ve mutlak bir doğrunun olmadığı söyler. Pozitivist akılcı görüşte, bilginin keşfedildiği ve ortaya çıkarıldığı savunulurken pozitivist ötesi yaklaşımlar, bilginin keşfedilme yerine yorumlandığını, ortaya çıkarılma yerine anlamlandırıldığını savunurlar. Pozitivist ötesi görüşlerin temel özellikleri şunlardır: - Bilimsel çalışmaların hiçbir aşaması değer yargılarından bağımsız değildir. - Bilginin oluşturulmasında tek doğru yöntem söz konusu değildir. - Bilimsel çalışma metafizik temellere dayanabilir. Yani, bilimsel bir kuramın varsayımları ampirik olarak test edilemeyebilir. - Bilim adamlarının çalışmalarında kanaatlerini, inançlarını, retoriği temel almaları matematik ve istatistiği temel almaları ile eşdeğerdir. Pozitivist ve pozitivist ötesi anlayışın temel özellikleri aşağıda karşılaştırmalı olarak özetlenmiştir. Pozitivist AnlayışınTemel Özellikleri 1. Gerçeklik basittir: Evren, etkileşimsiz, kendi içinde tekdüze, farklı ve kendine özgü sistemlerin bir toplamıdır. 2. Hiyerarşi düzenin ilkesidir: Sistemler en basitinden en karmaşığına kadar hiyerarşik bir biçimde sıralanabilirler. 3. Evren mekaniktir: Evren saat gibi çalışan mekanik bir obje gibidir. Enerjisi bitene kadar mekanik bir düzende devinimini sürdürür. 4. Gelecek ve yön belirlidir: Evren mekanik bir yapıya sahip olduğundan, matematiksel modellerle bir Pozitivist Ötesi Anlayışın Temel Özellikleri 1. Gerçeklik karmaşıktır: Değişkenlik, çeşitlilik ve karşılıklı etkileşim bütün sistem ve olguların doğal özelliğidir. 2. Heterarşi düzendir: Sistemler hiyerarşik ve piramitsel değil, önceden kestirilemez, karşılıklı sınırlılık ve etkileşimlerle belirlenen heterarşik düzenlerdir. 3. Evren holografiktir: Evren, mekanik bir yaklaşımla anlaşılamaz. Her şey birbiriyle ilintilidir, her parça bütünün bilgisini taşır. 4. Gelecek ve yön belirsizdir: Geleceğin belirsizliği doğanın koşuludur. Olasılıklar söz konusu olabilir,

sistemin gelecekteki davranışı önceden kestirilebilir. 5. İlişkiler doğrusal ve neden-sonuç ilişkisine dayalıdır: Evrendeki parçalar arasında neden-sonuç ilişkisi tespit edildiğinde, ilişkinin sonucu belirlenebilir. 6. Değişim niceliksel ve birikimseldir: Sistemler birikim yoluyla gelişirler. Niteliksel değişim azdır. 7. Nesnellik zorunludur: Bilgi akıl yoluyla anlaşılabilir. Gözlemci ve gözlenen kesin olarak birbirinden ayrılmıştır. ama kesinlikten bahsedilemez. 5. İlişkiler doğrusal değildir ve karşılıklı nedensellik vardır: A, B ye neden olmaz, A ve B karşılıklı etkileşim halindedir, birlikte evrimleşir ve değişirler. 6. Değişim morfogenetiktir: Düzen düzensizlikten doğabilir. Sistemler, nicel değişimden çok nitel değişimi yansıtacak şekilde çeşitlilik, karmaşıklık ve belirsizlik gösterir. 7. Gözlemci belirli bir perspektife sahip bir katılımcıdır: Gözlemci gözlenenden soyutlanmış ve uzak değildir. Nesnellik diye bir şey yoktur, perspektif vardır. 6 SOSYAL BİLİMLER Pozitif bilimler, fen (doğa, temel) bilimleri ve sosyal (toplumsal) bilimler olmak üzere ikiye ayrılır. Fen bilimleri cansız varlıkları ve canlıları konu alırken, sosyal bilimler toplum içinde yaşayan insanın davranışlarını inceleyerek teoriler elde etmeye çalışır. Sosyal bilimlerde yöntem konusunda en önemli sorun, hem eylemleri incelenen varlığın, hem de eylemleri inceleyen varlığın insan olmasıdır. Bu durum, araştırmacının nesnelliği sorununu ortaya çıkarmakta, tam nesnelliğe ulaşmak mümkün olmamaktadır. Ayrıca iktisat, sosyoloji, psikoloji gibi sosyal bilimlerde; fizik, kimya, biyoloji gibi fen bilimlerindeki kadar ölçme ve deney yapma olanağı yoktur. Bu nedenle sosyal bilimlerde, değişkenler arasındaki ilişkileri anlama ve açıklama amacından çok, tahmin ve kontrol amacı gözlenir. Fen bilimleri olayların nedenlerini tanımlayarak genelleştirmeye çalışırken, sosyal bilimler olayların anlamını ve önemini açıklamaya çalışırlar. Fakat, bu durum sosyal bilimlerin bilim olarak sayılmaması anlamına gelmemelidir. Çünkü, sosyal bilimlerde sistematik olarak genelleme yapılmaya çalışılmakta, önermeler test edilmekte ve ifadeler kanıtlara dayandırılmaktadır. Bilimlerin gelişme hızları ile matematik teknikleri kullanmalarındaki yaygınlık derecesi arasında yakın bir ilişki gözlenmiştir. Matematik biçimsel (formal) bir dildir; uygulandığı alana açıklık ve kesinlik kazandırır, bu sayede çok karmaşık görünen sorunlar açık ve yalın biçimde çözümlenebilir. Ayrıca, matematiksel yaklaşım verilen önermelerden mantık yoluyla daha başka önermelerin çıkarılmasını sağlar. Fen bilimlerinin konusu ölçmeye, dolayısıyla matematik teknikleri kullanmaya elverişli oluğundan bu bilimlerde daha hızlı bir gelişme sağlanmıştır. Matematik ve istatistik teknikler ekonomi, sosyoloji, psikoloji ve diğer sosyal bilimlerde de kullanım alanı bulmuştur. Bunlar içinde en yaygın olanı ekonomidir. Matematiğin sosyal bilimlerde daha yaygın olarak kullanılması sonucunda; matematik, istatistik ve ekonomiye dayalı olarak geliştirilen ve ekonometri adı verilen kantitatif bir bilgi alanı ortaya çıkmıştır. Ekonometri, ekonomik olayları kantitatif olarak incelemeye yönelik teknikleri konu edinmektedir. Matematik, istatistik ve ekonometrik tekniklerin ekonomide yaygın olarak kullanılması, bu bilim dalının gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Bununla birlikte, bu konuda ölçülü ve dikkatli olmak gerekmektedir. Çünkü kantitatif teknikler, ancak ölçülebilir olguların analizinde kullanılır. Sosyal bilimlerde pek çok kavramın çoğu kez ölçülemez nitelikte olması, bu tekniklerin kullanım olanağını sınırlandırmaktadır. Böyle bir durumda ölçülemeyen olguları kapsam dışında bırakmak ya da yanlış ölçeklerle ölçmek, sonuçların gerçeklerle ilişkisini büyük ölçüde kopartabilir. Bu bakımdan sosyal bilimlerde ne derece yaygın matematik kullanılırsa, fen bilimlerinde olduğu gibi gerçeklere o kadar yaklaşılacağı görüşü her zaman doğru değildir. Özetle, bir sosyal bilimcinin matematik

teknikleri hangi durumda ve ne tür verilere uygulayacağı konusunda bilinçli olması ve bu konuda tutarlı hareket etmesi gerekir. 7 BİLİMSEL ARAŞTIRMA SÜRECİ Bilimsel araştırmalar ya kuramsal bir katkı ya da pratikte karşılaşılan bir soruna çözüm aramak amacı ile yapılır. Bilimsel araştırmayı diğer bilgi edinme yöntemlerinden(deneyim, sezgi, fal vb.) farklı yapan şey, bilginin sistematik bir şekilde elde edilmesini sağlayan bilimsel araştırma sürecidir. Bu sürecin başlıca aşamaları şunlardır: 1. Araştırma konusunun(probleminin) seçimi ve araştırma önerisinin hazırlanması 2. Literatür taramasının yapılması (Eleştirel kaynak incelemesinin yapılması) 3. Araştırma hipotez/hipotezlerinin belirlenmesi 4. Araştırmaya konu olan anakütlenin ve örneklemin belirlenmesi 5. Araştırma hipotezlerinin test edilmesini sağlayacak verilerin toplanması 6. Verilerin analiz edilmesi ve bulguların yorumlanması 7. Araştırmanın raporlanması Daha detaylı olarak ele alınırsa, bir araştırmanın planlanmasında aşağıdaki aşamaların titizlikle yerine getirilmesi gerekir. Konu (problem) seçimi Ön amaçların belirlenmesi Kaynak taraması(klasik ve güncel literatür taraması) Amaçların yeniden belirlenmesi Araştırma değişkenlerinin ve ölçeklerin belirlenmesi Problemin tanımlanması, hipotezlerin kurulması Hedef anakütlenin belirlenmesi Örneklem ve araştırma birimlerinin belirlenmesi Veri toplama yönteminin ve araştırma tasarımının belirlenmesi Anket/araştırma/bilgi toplama formlarının hazırlanması Verilerin özetlenmesi için tablo ve grafiklerin tasarlanması Uygun veri analizi yöntemlerinin planlanması Genellemeler için sınır ve koşulların denetlenmesi Gerekli ise, Etik Kurul dan izin alınması Araştırma proje önerisinin yazılması ve mali destek bulunması Pilot uygulama, denetleme, kontrol ve düzeltmelerin yapılması Güç Analizi ile benzetim (simulasyon) çalışmalarının ve sanal denetlemelerin yapılması Personelin eğitimi (teknik eleman, anketör vb.) Esas araştırmaya geçiş ve veri toplama Verilerin işlenmesi, bilgisayar programlarına girilmesi, denetim ve kontrol Veri çözümleme ve istatistiksel analiz Yorumlamalar, karar verme, raporlama BİLİMSEL ARAŞTIRMADA TEMEL KAVRAMLAR Hipotez(Denence): Araştırmalarla doğrulanması gereken, varsayım niteliğindeki önermelerdir. Hipotezler, bir problemin incelenmesinde izlenecek yöntemin tanımlanması için birer rehberdir. Bir başka ifade ile hipotez, araştırma problemindeki değişkenler arasında ne tür bir ilişki olduğuna dair beklentileri ifade eder. Değişken: Herhangi bir deneğe ait, birden çok değer alabilen özelliklerdir. Nicel-nitel, bağımlı-bağımsız, kesikli-sürekli gibi çeşitli değişken grupları vardır.

Tümevarım-Tümdengelim: Tümevarım, sınırlı sayıda örneğe bakarak genel hakkında kanaat sahibi olunmasıdır. Tümdengelim ise, genele bakarak özel hakkında fikir sahibi olunmasıdır. IMF politikaları tüm gelişmekte olan ülkelerde başarısız olduğuna göre, Türkiye de de başarısız olacaktır (tümdengelim). Yeni geliştirilen deprem tahmin cihazı son depremin büyüklüğünü tahmin edebildiğine göre, mümkün tüm depremlerin büyüklüğünü tahmin edebilecektir (tümevarım). 8 Bilimsel yöntem, gerçek dünyada yapılan tekil gözlemleri(verileri) bir araya getirir ve bu gözlemler sonucunda soyut düşünceler dünyasında akıl yoluyla hipotezler üretir. Daha sonra bu hipotezlerden çıkarılan mantıksal sonuçlar, gerçek dünyadan yapılan gözlemlerle karşılaştırılarak bir hipotez red edilir ya da edilmez. Görüldüğü gibi modern bilimsel araştırma, tekil gözlemlerin hipotez oluşturma amacıyla biriktirilmesinde tümevarım yöntemini, hipotez testinde ise tümdengelim yöntemini kullanmaktadır. ARAŞTIRMA KONUSUNUN SEÇİMİ Bilimsel araştırmalar, bir gerçeği açığa çıkarmak, var olan problemlere çözüm aramak, akademisyenler ve uygulamacılar için yeni ufuklar açacak konuları gündeme taşımak gibi amaçlarla yapılır. Araştırma konusunun seçimi, bilimsel araştırma sürecinin en önemli ve en zor adımıdır. Araştırma probleminin netleştirilmesi, araştırma sürecinin başlangıcını oluşturur. Bu aşama zaman alıcı ve sıkıntılı da olsa, araştırmacı yeterli gayreti göstererek ne istediğini iyice anlamalıdır. Konunun belirlenmesi, gömleğin ilk düğmesinin iliklenmesine benzer; ilk düğme doğru iliklenmişse diğer düğmelerin doğru iliklenme şansı yüksek olur. Toplumsal eşitsizliklere dair bazı bilgiler edinmeyi amaçlıyorum biçiminde bir araştırma problemi olmaz. Ne tür eşitsizlikler? Ne tür bilgiler? Ne zaman?... Araştırma konusunun belirlenme aşamaları dört başlıkta özetlenebilir: 1. Okuma 2. Düşünme 3. Yazma 4. Tartışma Klasik literatüre hakim, güncel literatürü takip eden, kendi alanında yapılan konferans, seminer, kongre ve sempozyumlara düzenli olarak katılan bir araştırmacı için araştırma konusunun belirlenmesi çok zor değildir. Bilim insanı, araştırma konusunu belirlerken kendisini ana bilim dalıbilim dalı-konu-alt konu-kuramsal çerçeve-yapılar-faktörler ve göstergelerden oluşan kademeli bir düşünme ve tartışma mekanizmasının içinde bulur. Araştırma konusunun belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: - Konunun araştırılabilir olması en önemli şarttır. Yani, konu hakkında veri toplanabilmeli ve analiz edilebilmelidir. Sağlıklı veri toplama konusunda güçlükle karşılaşılan gelir, şirketlerin finansal durumları, özel hayat, uyuşturucu kullanımı gibi konular söz konusudur. Özel veri edinme kaynakları yoksa, araştırmacı bu tür konuları seçmemelidir. - Konunun teoride ya da uygulamada bir anlam ifade etmesi gerekir. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler, elde tutulur bulgular olmalıdır. Bu nedenle konu belirlenmeden önce ön kaynak taraması yapılarak, araştırma sonuçlarının bir katkı sağlayıp sağlamayacağı incelenmelidir. - Konunun özgün olmasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla o konuda daha önce yapılan çalışmalar gözden geçirilmeli, konu ile ilgili kişilerle görüşülerek bilgi alışverişi yapılmalıdır. - Araştırma belirli bir kurumun çatısı altında yapılıyorsa, talep edilen şartlar sağlanmalıdır. - Araştırmanın başarılı olabilmesi için konu ile kişinin ilgisi, bilgi ve deneyimleri, sahip olduğu zaman ve maddi imkanları, ulaşabileceği bilgi kaynaklarının örtüşmesi gerekir. Araştırmacının bilimsel kapasitesi konuyu incelemeye uygun olmalıdır. Konunun niteliğine göre, matematik, istatistik, yabancı dil, eski yazı vb. bilgilerin, çeşitli araçların kullanımı gerekir.

- Araştırma konusu araştırmacıyı heyecanlandırmalı, çalışma arzusunu arttırmalıdır. Özellikle uzun soluklu incelemelerde ilgi yokluğu, bıkkınlık ve yorgunluk yaratarak araştırmanın başarısız olmasına yol açabilir. - Araştırmacının eğitimi, seçtiği konunun bütününü incelemede yetersiz kalacaksa, ilgili bilim dallarında eğitim görmüş kişilerle bir ekip oluşturulmalıdır. - Araştırma konusu genel ahlak, yasalara ve etik kurallarına uygun olmalıdır. 9 Araştırma konusunun belirlenmesinde iki aşamalı bir süreç söz konusudur: Öncelikle genel bir araştırma konusu seçilmeli, daha sonra konu özelleştirilerek araştırılabilir hale getirilmelidir. Özelleştirme yapılırken, elde edilecek bulguların ne işe yarayacağı, teori ya da uygulama açısından katkısı dikkatlice değerlendirilmelidir. Araştırma konusu, içinden çıkılamayacak kadar geniş ya da araştırmayı anlamsız kılacak kadar dar olmamalıdır. Araştırma konusunun belirlenmesinden sonra araştırma başlığının ifade edilmesi aşaması gelir. Araştırma başlığı yazılırken şu noktalara dikkat edilir: 1. Araştırma başlığı ne çok uzun, ne de çok kısa olmalıdır. Başlık için 7-14 kelime uygundur. 2. Araştırma başlığında konusunda bir araştırma, bir model önerisi gibi ifadeler olmamalıdır. Bilimsel araştırmalarda başlıkta araştırma yada model önerisi vurgusu yapılması gereksizdir. 3. Araştırma başlığı, cümle düşüklüğü yada zayıf ifade içermemelidir. 4. Araştırma başlığı, araştırma konusunu tam olarak temsil ediyor olmalıdır. 5. Çok gerekli değilse araştırma başlığında coğrafi alan, sektör yada örneklemle ilgili detaylar verilmemelidir. 6. Araştırmada nedensellik test edilecekse başlıkta etkisi, ilişkisellik test edilecekse ilişkisi sözcüklerinin kullanılması yerinde olur. ELEŞTİREL KAYNAK İNCELEMESİ(Literatür Taraması) Bilgi boşlukta oluşmaz ve sizin çalışmanız ancak, diğer araştırmacıların çalışma ve bulgularıyla benzeştiği ve ayrıştığı ölçüde değerli olacaktır. Bu yüzden araştırmacı ilgilendiği konu ile ilgili eleştirel bir kaynak incelemesi yaparak daha önce ne tür çalışmalar yapıldığını bilmelidir. Burada eleştirel kelimesine özellikle vurgu yapılmıştır. Çünkü, kaynak incelemesi X,Y,Z, şunları söyledi şeklinde olmamalı, o alanda yazılanların araştırmacının görüşlerini doğrular ya da reddeder nitelikte olup olmadığı ifade edilmelidir. Araştırmacıların sıkça düştükleri tuzaklardan biri, ömür boyu kaynak incelemesi yapmaktır. Oysa bilim süreklilik arz ettiğinden daima o konu ile ilgili okunacak yeni kaynaklar olacaktır. Bu nedenle, zaman elverdiğince mümkün olanın en fazlasını okumak gerekmektedir. Araştırmacının düştüğü bir başka tuzak da, kes-yapıştır tuzağıdır. Araştırma elde edilen her bilginin üst üste yığıldığı bir işlem değildir. Bu nedenle de kaynak araştırmasının sistematik ve eleştirel olması gerekir. Araştırma belli gerçeklerin toplanıp bunların ne olduğunun izah edilmesi de değildir. Önemli olan bilgilerin sistematik ve tutarlı bir biçimde organize edilmesi, bu bilgilerle araştırma hipotezinin sorgulanmasıdır. Eleştirel kaynak incelemesi sonucunda araştırmacı, kafasında oluşan genel araştırma konusunu özelleştirir. Konunun araştırılmasında, ölçülmesinde ve yorumlanmasında daha önce kullanılan araştırma stratejileri, ölçekler, araç ve gereçler hakkında bilgi edinilmesini sağlar.

10 Araştırma konusunda klasik ve güncel kaynaklara ulaşılabilmesi için aşağıdaki kaynakların KLASİK VE GÜNCEL KAYNAKLARIN TARANMASI taranması gerekir. Kütüphanelerin taranması(kitap, dergi, tez, araştırma projesi, ansiklopedi, sözlük vb.) Internet sitelerinin taranması Yıllıkların taranması(year books) Erişilen ve araştırma yapılacak konu ile ilgili temel kaynakların kaynakça bölümlerinde yer alan yayınlardan(cited reference) yararlanma Konunun uzmanları ile yüzyüze görüşmeler yapma, konu ile ilgili bilimsel çalışmaları olan ulusal ve uluslararası çevrelerdeki bilim insanlarına doğrudan posta ya da elektronik posta(e-mail) yoluyla danışma Meslek gruplarının oluşturduğu internetteki çalışma gruplarına(discussion groups) üye olarak gruptaki üyelere araştırma konusu ile ilgili fikirlerini sorma, önerilerinden yararlanma INTERNET VE ARAŞTIRMALARDA INTERNETTEN YARARLANMA Günümüzde bilgiye en kolay, hızlı ve ucuz biçimde ulaşmanın, bilgileri başkalarıyla paylaşmanın yolu internettir. Internet, ortak bir anlaşma dilini(tcp/ip) kullanarak birbiriyle iletişimde bulunan bilgisayarlardan ya da yerel bilgisayar ağlarından oluşan dünya çapında bir iletişim ağıdır. Internete bağlı kuruluşlar değişik gruplara ayrılmakta ve her kuruluşun girdiği grup adreste kısaltılmış olarak belirtilmektedir. gov; hükümet kuruluşları, edu; eğitim kuruluşları, org; ticari olmayan kuruluşlar, com; ticari kuruluşlar için kullanılır. Ayrıca adresin sonuna iki harfli bir ülke tanıtım kodu eklenir. Örneğin, tr; Türkiye, uk; İngiltere, nl; Hollanda, fi; Finlandiya anlamına gelmektedir. Günümüzde internetin sunduğu hizmet ve kolaylıklar, insanın hayal gücünü zorlayıcı niteliktedir. Ana başlıklar halinde belirtmek gerekirse; e-mail, tartışma ve haberleşme forumları, dosya transferi (ftp), uzaktan bilgisayar kullanımı (telnet) ve bilgi kaynakları gibi. Internet üzerinden taramalar, anahtar kelimeye (keyword), konu adına (subject title), yazar adına (author), yayın adına (source), tarihe (date) göre yapılır. Karma kelime gruplarına göre taramalar yapılırken de ve, veya (and,or) bağlaçları ya da kelime1+kelime2+ kalıbı kullanılır. ARAŞTIRMA HİPOTEZLERİNİN OLUŞTURULMASI Hipotezler, doğruluğu ya da yanlışlığı test edilmemiş önermelerdir. Fakat rasgele bir tahmin anlamına gelmezler. Aksine; deneyimlere, ön kaynak incelemesi ile elde edilen bilgilere dayalı olarak oluşturulurlar. Kuram ise, tekrarlanan bilimsel testlerle doğrulanan bir hipotezi ya da birbiriyle ilişkili hipotezler grubunu anlatır. Kuramın içinde varsayımlar, tanımlar, hipotezler bulunur. Hipotezler, aynı konuda daha önce yapılmış olan çalışmaların bulgularına dayandırılmaları gerektiğinden kaynak taramasından hemen sonra, yapılacak araştırmada ne tür verilere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koydukları için veri toplama ve analiz etme aşamalarından önce oluşturulmalıdır. Bu şekilde, araştırmanın planlanmasına ve sınırlandırılmasına yardımcı olur. Araştırmacının araştırma boyunca konuya odaklanmasını sağlar. Veri toplama aşamasında karşılaşılabilen eksik ya da gereksiz veri tehlikeleri ortadan kalkar. Özetle, hipotezler örnekleme yöntemi, ölçüm araçları, veri analiz teknikleri başta olmak üzere araştırmanın bütün boyutlarını etkiler. Böylece, araştırma raporunun hazırlanması için çerçeve belirlenmiş olur.

11 Niceliksel araştırmalar çoğunlukla problem çözme odaklı olduklarından, belirlenen araştırma hipotezlerine odaklı olarak gerçekleştirilirler. Nitel araştırmalarda genellikle araştırma hipotezi kullanılmaz. İyi bir araştırma hipotezi şu özelliklere sahip olmalıdır: 1. Her problem, araştırma hipotezi olarak belirlenemez. Problemin cevabı net, değişkenler arasındaki ilişkiler aksi düşünülemeyecek kadar açıksa, sorun bir hipotez olmaz. Araştırma hipotezi gerçek bir kuşku ve belirsizlik içermelidir. 2. Daha önce yapılmış çalışmaların sonuçları ile uyumluluk göstermelidir. Hipotezler önceki araştırmaları takip etmeli, sonrakilere öncülük etmelidir. Araştırma sonucunun önceki çalışmaların sonuçları ile birebir örtüşmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Önemli olan araştırmacının elde ettiği sonucu önceki çalışmalarla da ilişkilendirerek sağlam bir gerekçe ile açıklayabilmesidir. 3. Makul ve mantıklı olmalıdır. Hipotezlerin kabulü ya da reddi, teori ya da uygulama açısından bir anlam ifade etmelidir. Uzun boylu pazarlamacıların etkileme gücü, orta boylulara göre daha fazladır gibi bir hipotez makul değildir. 2003 yılında kamu sektöründen emekli olanlar mutsuz bir emeklilik yaşayacaklardır şeklindeki bir hipotez de verilerin elde edilebilmesi için çok uzun bir süre geçeceğinden makul değildir. 4. Açık ve özlü bir anlatımla ifade edilmelidir. Hipotezlerin iyi ifade edilmesi, çalışmanın daha kolay anlaşılmasını sağlar. Araştırma kapsamında incelenecek değişkenlerin net olarak tanımlanması ve ölçülebilir olması şarttır. Bir ülkede ekonomik gelişmişlik seviyesi yükseldikçe yolsuzluk seviyesi düşer şeklinde kurulması planlanan bir hipotez için ekonomik gelişim ve yolsuzluk seviyesi değişkenleri kompleks kavramlar olduğundan, bu değişkenlerin tanımları açıkça verilmelidir. 5. Sınanabilir olmalıdır. Hipotezin test edilebilmesi için hakkında veri toplanabilmesi gerekir. Suç işleyenlerin sol omuzlarında şeytan, suç işlemeyenlerin sağ omuzlarında melek vardır şeklinde bir hipotez sınanamaz. Hiçbir araştırma her soruya yanıt bulamaz. Araştırmanın başarısı, başlangıçta belirlenen araştırma hipotezlerinin geçerliliğinin ne derece güvenle test edilebildiği ile ölçülür. Araştırma hipotezleri ile ilgili bilgiler, araştırmanın giriş bölümünde verilir. Giriş bölümü, şu alt başlıkları kapsar: - Önceki araştırmalar(literatür taraması) - Araştırma hipotezleri - Araştırmanın amacı ve önemi - Araştırmanın kapsamı ve kısıtları - Ön kabuller - Araştırmanın bölümleri İSTATİSTİK ARAŞTIRMALARDA HİPOTEZLER İstatistiksel incelemelerde araştırma probleminin sıfır (yokluk) ve alternatif (karşıt) hipotezler kurularak ifade edilmesi gerekir. Sıfır hipotezi, değişkenler arasında bir ilişki ya da fark olmadığını, varsa bile şans eseri ortaya çıktığını ifade eder; farksızlık, eşitlik, benzerlik üzerine kurulur. Alternatif hipotez yön belirten(tek taraflı) ya da yön belirtmeyen(çift taraflı) şekilde kurulabilir. Hipotezler, anakütle hakkında araştırma sonuna kadar doğru olduğunu düşündüğümüz varsayımlar olarak tanımlanabilir.

12 Araştırma stratejisi, araştırmacının araştırma sorularına nasıl cevap bulacağına dair plan ARAŞTIRMA STRATEJİSİNİN BELİRLENMESİ yapmasıdır. Araştırma stratejisi, araştırma hedeflerini, veri kaynaklarını, verilerin elde edilme yollarını, karşılaşılabilecek kısıtları, araştırmacının gerekçelerini içermelidir. Araştırma stratejisini inceleyen bir kişi, araştırma ile ilgili tüm niçin soruların yanıt bulabilmelidir. Araştırmalar belirli ölçütlere göre sınıflandırılabilirler. Araştırma türleri şunlardır. Sınıflandırma Ölçütü Benimsenen Yaklaşım Amaçlarına Göre Amaçlarına Göre Veri Edinme Yöntemi Ele Alınan Süre Yöntem Pozitivist Yorumlayıcı Karma Teorik Uygulamalı Tanımsal Çıkarımsal Laboratuar Anket Gözlem Kesitsel Süreli Temel ayrımnitel ve nicel ayrımdır. Benimsenen Yaklaşıma Göre Pozitivist yaklaşımda araştırmanın sübjektif değerlendirmelerden ve bireysel yorumlardan arındırılması gerektiği düşünülür. Tümevarım niteliğindedir. Değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri izah etmeye çalışır. Genellikle nicel veriler kullanır. Araştırma hipotezlerinin sınanması amacını taşır. Yorumlayıcı yaklaşımın temelinde ise, insan davranışlarını anlamak için yorumlamak ve aynı zamanda yorumların tamamen objektif olamayacağı gerçeğini kabul etmek gereği yatmaktadır. Sosyal olguların fen bilimcilerin yaklaşımı ile incelenmesi doğru değildir. Benimsenen yaklaşım açısından pozitivist ve yorumlayıcı şeklinde ayrım yapılsa da, bir araştırmada iki yaklaşımın birlikte kullanıldığı durumlara da rastlanmaktadır. Amaçlarına Göre Teorik araştırmalar, olaylar arasındaki ilişkileri keşfetme ve teori geliştirme amacını taşırlar. Bu tür araştırmalar daha çok bilim adamları ve araştırma kurumları tarafından yapılmaktadır. Araştırmacı, güncel sorunlara cevap vermekten çok bilime katkıda bulunmayı hedefler. Uygulamalı araştırmalarda ise amaç, güncel sorunlara çözüm bulmaktır. Bazen bir teorinin test edilmesi gibi kuramsal amaçlar da taşırlar. Teorik araştırmalar bilimsel çevrelere hitap ederken, uygulamalı araştırmalar siyasi çevrelere, belirli sektörlere, kesimlere hitap etmektedir.

Amaçlarına Göre 13 Değişkenlerin anakütle ya da örneklemdeki dağılımı, istatistikleri, frekans dağılımları gibi bilgilerin elde edilmesi amacıyla yapılan bilimsel araştırmalara, tanımsal (descriptive) araştırmalar denir. Belirli hipotezlerin denetimi, sorunların çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla yapılan araştırmalar, çıkarımsal (inferential) araştırmalardır. Veri Edinme Yöntemine Göre Genellikle fen bilimleri alanında yapılan laboratuar çalışmaları(deneysel yaklaşım), yapay olarak oluşturulan bir ortamda, denetimli koşullar altında, neden-sonuç ilişkilerinin bulunmasına yönelik araştırmalardır. Koşullar, değişkenler ya da ortam farklı düzeylerde değiştirilerek sonucu etkileyen dolaysız faktörler ortaya çıkarılır. Son zamanlarda psikoloji başta olmak üzere pek çok sosyal bilimde de laboratuar çalışmaları kullanılmaya başlanmıştır. Sosyal bilimlerde sıkça kullanılan anket çalışmalarında ise, çok sayıda veriyi ekonomik olarak elde etmek mümkündür. Araştırmacının araştırma sürecine daha fazla hakim olmasını sağlar. Anket formunun hazırlanması, planlama yapılması ve anketin uygulanması uzmanlık gerektiren ciddi bir iştir. Bu tür araştırmalarda genelleştirilebilme (dış geçerlilik) yüksektir. Gözlem (örnek olay), tek ya da birbiri ile ilgili az sayıda denek üzerinde yapılan ayrıntılı bir çalışmadır. Araştırma aracı olarak, anket, mülakat, gözlem ve doküman analizleri kullanılır. Laboratuar ortamında üzerinde inceleme yapılan denek, doğal olmayan tepkiler verebilir; gözlem çalışmalarında denek incelendiğinin farkında değildir. Gözlem çalışmalarının iki önemli sakıncası, gözlemcinin görmek istediği şeyi görme refleksi(önyargısı) ve elde edilen sonuçların genelleştirilmesinde(dış geçerlilik) yaşanan güçlüktür. Ayrıca, doğal çevrede değişkenler denetimli olmadığından tespit edilen bir sonucun yalnızca gözlemlenen etkenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek(iç geçerlilik) güçtür. Ele Alınan Süreye Göre Araştırmacı ister deney, ister anket ya da örnek olay çalışması tasarlıyor olsun, araştırma süresine karar vermesi gerekir. Birincil veri kullanılan çalışmalarda, özellikle anket çalışmalarında çoğunlukla kesit çalışmaları yapılmaktadır. Süreli(longitudinal) çalışmalar ise, genellikle ikincil verilerle çalışılması halinde tercih edilmektedir; araştırılan olguya ilişkin değişmeleri görme imkanı verir. TAMSAYIM-ÖRNEKLEME İstatistiksel çalışmalar, incelenecek konuya ait verilerin (bilgi, done, data) hatasız toplanmasıyla başlamaktadır. Bilgilerin alınacağı kaynaklara birim, tüm birimlerden oluşan topluluğa da anakütle (populasyon, yığın, evren) adı verilmektedir. Örneğin, Türkiye de okur yazarlık oranı hesaplanacaksa, birimler 6 yaşın üzerindeki Türklerin her biri, anakütle ise bu yaş grubundaki Türkiye nüfusudur. Anakütleler sonlu ve sonsuz olmak üzere ikiye ayrılır. Sonlu anakütleler belirli sayıda birimden oluşur. Bir ülkedeki banka sayısı, bina sayısı gibi. Sonsuz anakütlelerde ise birim sayısı çok fazladır, fakat sayıları belirli değildir. Bir ülkedeki arı sayısı, mal fiyatları gibi. Anakütleyi oluşturan birimlere ait istatistik ölçülere (ortalama, standart sapma, varyans, korelasyon katsayısı gibi) parametre adı verilmektedir. Anakütlelerin sonlu ve az sayıda birimden

14 oluşması durumunda genellikle tüm birimler incelenerek parametre değerleri bulunur. Bu işleme tamsayım denir. Anakütlelerin sonsuz ya da sonlu ama çok fazla sayıda birim içermesi halinde ise, bu anakütlelerden örneklemler seçilir ve bu örneklemlerden alınan bilgilerle istatistik ölçüler hesaplanarak anakütle parametreleri tahmin edilir. Bu işleme de örnekleme adı verilir. Anakütle hakkında bilinmesi gereken bir konu da; hedef anakütle ve araştırma anakütlesi kavramlarıdır. Hedef anakütle; hakkında bilgi edinilmek istenen anakütledir. Ancak bazen bu hedef anakütlenin tamamından değil daha dar kapsamlı bir anakütleden örneklem alınarak örnekleme yapılmaktadır. Araştırma için örneklemin alındığı anakütleye araştırma anakütlesi denir. Hedef anakütle ile araştırma anakütlesi aynı da olabilir. Örneğin çeşitli yerleşim birimleri olan bir üniversitenin tümü hakkında bilgi sahibi olmak amaçlanırken, örneklem bir yerleşim biriminden seçilir ise üniversitenin tamamı hedef anakütle, örneklemin seçildiği yerleşke ise araştırma anakütlesi olur. Örneklemin tüm yerleşkelerden düzenlenmesi durumunda ise hedef anakütle ve araştırma anakütlesi aynı olur. Örneklemenin Nedenleri 1. Maliyet tasarrufu: Özellikle kısıtlı bir araştırma fonunun olması durumunda örnekleme büyük avantaj sağlar. 2. Zaman tasarruf: Anakütle hakkında kısa zamanda bilgiye ihtiyaç varsa örnekleme avantajlıdır. 3. İşgücü (emek) tasarrufu: Ne kadar az birim gözlenir ise o kadar az elemana ihtiyaç duyulur. 4. Doğruluk artar: Az sayıda birim gözlendiği için hatalı bilgi elde etme olasılığı çok düşüktür. 5. Ayrıntılı bilgi: Tamsayım yapılması halinde ayrıntılı bilgi elde edilmesi mümkün olmayabilir. 6. Birimlerin özelliklerini Kaybetmesi: Kalite kontrol testlerinde tamsayım yapılamayacağından örnekleme başvurmak gerekir. 7. Birimlerin tamamına ulaşamamak: Bu örneklemenin gerçek nedenidir. Çünkü tüm birimleri gözlemlemek mümkün olmadığında örneklemeye başvurmak bir zorunluluk olur. Örneklemenin gerçek nedenianakütlede ki birimlerin tamamına ulaşamamaktır. Örneklemde yer alacak birimlerin seçiminde dikkate edilmesi gereken noktalar: Örneklem anakütleyi temsil etmeli ve yeterli sayıda olmalıdır. Anakütledeki her birimin örnekleme girme şansı eşit olmalıdır. Örnekleme alınacak birimler rasgele seçilmelidir. Örneklem hacmi hesaplanırken uygun 1. tip hata ve 2. tip hata değerleri belirlenmelidir. α 0.05, β 0.20 alınmalıdır. Anakütlede az gözlenen olaylar için çok, sık görülen olaylar için az birim seçilmelidir. Anakütle homojen bir dağılıma sahipse az, heterojen bir dağılıma sahipse çok sayıda birim seçilmelidir. Anakütle parametrelerinin tahmin etmede çok yakın değerler isteniyorsa çok, yaklaşık değerler isteniyorsa az birim seçilmelidir. Araştırma pahalı bir uygulama ise az, ucuz ise çok birim seçilmelidir.

15 Örnekleme yöntemleri tesadüfi (rassal-olasılıklı) ve tesadüfi olmayan (iradi-olasılıksız) Örnekleme Yöntemleri örnekleme olmak üzere ikiye ayrılır. Örnekleme tesadüfi olduğunda olasılık kuralları ve dağılımları uygulanabilmekte, böylece örnek sonuçlarının anakütleyi temsil edip etmediği anlaşılabilmektedir. Örnekleme tesadüfi olmadığında bu tespit mümkün değildir. Tesadüfi örnekleme yöntemleri dört aşamalı bir süreci kapsar: i. Araştırma hipotezlerine ve sorulara dayalı olarak uygun bir örnekleme çerçevesi belirlemek ii. Uygun bir örnekleme büyüklüğü belirlemek iii. En uygun örnekleme tekniğini kullanarak örneklemi oluşturmak iv. Örneklemin anakütleyi temsil edip etmediğini test etmek Tesadüfi örnekleme yöntemleri: 1. Basit Tesadüfi Örnekleme: N birimlik bir anakütleden tüm birimlere eşit ve bağımsız seçilme şansı verilerek, n birimlik bir örneklem seçilmesidir. Bu yöntemin en önemli sakıncası, iyi bir örnekleme çerçevesine ihtiyaç duyulmasıdır. Seçimler iadeli veya iadesiz olarak yapılabilir. 2. Tabakalı(Zümrelere göre) Örnekleme: İncelenen özellik açısından heterojen yapıdaki anakütlelerin homojen alt gruplara (tabakalara) ayrıldığı ve bu tabakalardan tespit edilen sayılarda, tesadüfi olarak birimlerin seçildiği örneklemedir. Örneğin, şirketler çalışan sayısına göre, seçmenler coğrafi bölgelere göre, müşteriler harcama tutarlarına göre tabakalandırılabilir. Bu tabakaların ortalamaları birbirinden oldukça farklı, standart sapmaları küçüktür. Yani tabakalar içinde homojenlik fazla iken, tabakalar arasında heterojen bir yapı oluşturulur. Tabakalı örnekleme üç sebepten dolayı tercih edilir: i. Heterojen yapının örneklemde temsiliyetinin sağlanması; ii. Tabakalara ilişkin ayrıntılı bilgi elde edilebilmesi; iii. İdari, fiziksel vb. sebeplerden dolayı bilgi toplanmasının kolaylaşması. Tabakalara ayırma işlemi için anakütlenin yapısının ve ölçülmek istenen şeyin ne olduğunun çok iyi bilinmesi gerekir. 3. Kümeleme Örneklemesi: Anakütlenin homojen kümelerden oluşması halinde, anakütleyi temsilen bu kümelerden bir ya da bir kaçının seçilerek incelenmesidir. Burada tabakalı örneklemenin aksine küme içinde heterojenlik mevcut iken, kümeler birbirine benzerdir. Kümeleme örneklemesi, anakütle hacminin çok geniş olduğu, çerçevesinin belirlenemediği ya da birimlerin geniş bir alana yayılması nedeniyle örnekleme maliyetinin çok yüksek olması hallerinde tercih edilir. Bu örneklemede kümelerin ortalama ve standart sapma değerleri birbirine yakındır. Örneğin, bir okulda öğrencilerin sahip olduğu kitap sayılarını tahmin etmek amacıyla sınıfların her biri bir küme olarak düşünülüp birkaç sınıf seçilerek tahmin yapılabilir. Özel üniversitelerdeki öğretim üyesi profili konusundaki bir çalışmada özel üniversitelerin her biri bir küme olarak düşünülebilir. 4. Kademeli Örnekleme: Kümeleme örneklemesinde seçilen kümelerde birimlerin tamamı yerine bir kısmının seçilip incelenmesi yöntemidir. Bu amaçla ilk kademede seçilen kümelerden alt kümeler oluşturulur. Kademe sayısı 2 ya da daha fazla olabilir. Örneğin, İstanbul daki çocuksuz ailelerle ilgili bir araştırma için, birinci kademede İstanbul daki ilçeler arasından, daha sonra bu ilçelerdeki mahalleler, hatta sokalar ve binalar arasından seçim yapılabilir.

16 5. Sistematik Örnekleme: Çok sık kullanılan bir tesadüfi seçim yöntemidir. Bu yöntemde anakütle hacmi N, örneklem hacmi n iken k= N n değeri hesaplanır. Seçilecek ilk birimin sırası 1 ile k arasında tesadüfi olarak belirlenen bir sayı olur. Daha sonra bu sayıya k değeri eklenerek, seçilecek diğer birimlerin sırası bulunur. Örneğin, bir süpermarkette müşteri memnuniyetini tespit etmek amacıyla yapılan sistematik bir örnekleme için, N=50000, n=1000 olmak üzere k=50 bulunmuştur. Araştırmanın yapılacağı dönemde ilk olarak 25 inci müşteri ile görüşülmüş, daha sonra 75 inci, daha sonra 125 inci vb. şekilde tesadüfi örneklem elde edilmiştir. Bu yöntemle örneklem oluşturma işlemi kolaylaşmaktadır. Burada sadece ilk seçilen birim tesadüfi olarak belirlenir, diğerleri sistematik olarak seçilir. Bu yöntem Basit Tesadüfi Örneklemede daha sağlıklı bir örneklemin elde edilmesi durumunda da kullanılabilir. Birimler numaralandırılırken rasgele numaralandırma yerine belli bir kurala göre numaralandırma yapılarak, birbirine çok benzer birimlerin seçilmesinin önüne geçilebilir. Tesadüfi olmayan örnekleme yöntemleri: 1. Kolay (Kolayda) Örnekleme: En kolay bulunan denek en ideal olanıdır prensibinden hareketle, örneklem büyüklüğüne ulaşılıncaya kadar arzu eden herkesin örnekleme alındığı yöntemdir. İnternette yapılan ya da televizyonda düzenlenen telefon anketleri buna örnektir. Kolay örneklemenin en uygun olduğu incelemeler pilot çalışmalardır. Ancak, elde edilen bulguların anakütleyi temsil ettiği iddia edilmemelidir. 2. İradi (Yargısal) Örnekleme: Bu yöntemde, örneklemi oluşturan birimler araştırmacının araştırma problemlerine cevap bulacağına inandığı bireylerdir. Örneğin, Türkiye de muhafazakar kesimin özellikleri konulu bir çalışmada araştırmacı, muhafazakar kesimin tipik temsilcileri olarak gördüğü kişi ya da kişilerle görüşerek sorularına yanıt bulabilir. Bu yöntem, özellikle kamuoyu araştırmalarında kullanılmaktadır. Örneğin, genel seçimde Türkiye genelindeki oy dağılımına çok benzer bir dağılım gösteren bir semt ya da şehir araştırma alanı olarak belirlenebilir. 3. Kota Örneklemesi: Tabakalı örneklemenin tesadüfi olmayan biçimidir. Genellikle mülakatlar için kullanılır. Örneğin incelenen anakütlede gençlerin oranı 0.30 ve örneklem büyüklüğü 500 ise, 500(0.30)=150 gence ulaşılıncaya kadar görüşme yapılır. Kadın-Erkek kotası, Meslek kotası, yaş kotası gibi kotalar oluşturularak örneklemin hep bir cinsiyetten, bir meslekten, bir yaş gurubundan seçilmesi önlenir. 4. Kartopu Örneklemesi: Anakütlenin sınırlarının ve anakütleye dahil olan bireylerin tam olarak bilinmediği durumda kullanılan örnekleme yöntemidir. Önce anakütlede yer alan bir kişiyle görüşme yapılır. Sonra bu kişinin tanıdığı başka kişiler, sonra onların tanıdıkları vs. ile görüşülerek zincirleme biçimde örneklem genişletilir. Bu yöntemin en önemli sakıncası, temsil gücünün düşük olmasıdır. Çünkü görüşülen her kişi, kendisi ile benzer özelliklere sahip tanıdıklarını önerecektir. Örneğin, korsan kitap satışı konulu bir incelemede bu yöntem kullanılabilir. Tabaka içinde homojenlik çok-kümelemede azdır... durumda kartopu örneklemesine başvurulur.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA VERİ 17 Araştırmacıların yaptıkları çalışmalar sonucunda sağlıklı bulgular elde edebilmeleri, ellerindeki veriye bağlıdır. Araştırmacının sağlıklı bilgilere sahip olmaması halinde, analiz tekniği ve kuramsal alt yapı ne kadar güçlü olursa olsun doğru sonuçlara ulaşmak mümkün değildir. Değişkenlere dair veriler birinci ve ikincil veriler olmak üzere iki grupta toplanır. İKİNCİL VERİLER Araştırmacılar, araştırma problemlerine cevap ararken genellikle kendi verileri ile çalışmak eğilimindedirler. Çünkü, farklı amaçlarla daha önceden derlenmiş bulunan veri setlerinden ne şekilde faydalanılacağı konusunda genellikle bilgi ya da tecrübe sahibi değildirler. Bu tür daha önceden derlenmiş verilere ikincil veri denir. Eğer bir konuda ikincil veriler mevcutsa birincil veri toplamak, hem zaman ve kaynak israfına neden olmakta hem de yeterli kaynak taraması yapılmadığı anlamına gelmektedir. Resmi ve resmi olmayan pek çok kurum, sürekli olarak ekonomik, toplumsal, siyasi vb. alanlarda çok farklı konular üzerinde ayrıntılı veriler toplamaktadır. Merkez Bankası, DPT, DİE, İMKB, İTO, İSO, İKV gibi kuruluşlar, sendikalar, meslek odaları, düzenli olarak topladıkları verileri kamunun hizmetine sunmaktadır. Bu verilerin çoğu bilgisayar ortamında hazırlanmıştır ve internet aracılığıyla ulaşılabilmektedir. Özellikle uluslar arası karşılaştırmalara ilişkin çalışmalar genellikle ikincil verilere dayanmaktadır. Bu alanda UN, OECD, IMF, ILO, WTO, EU gibi örgütler geniş veri tabanlarına sahiptir. Ayrıca, bir çok resmi (CIA gibi) ve resmi olmayan(standard and Poor s gibi) kuruluş ülke ve bölge raporları yayınlamaktadır. İkincil veriler hem nitel hem nicel araştırmalarda; hem betimleme hem de açıklama amaçlarıyla kullanılabilirler. Bazı ikincil veriler tamamen ham veri iken, bazıları işlenmiş verilerdir. İkincil Verilerin Avantajları 1. İkincil verilerin en önemli üstünlükleri, araştırmanın zaman ve maliyet kısıtına uygun olmasıdır. 2. Periyodik araştırmalara imkan sağlar. İkincil verilerle 10, 25 hatta 50 yıllık dönemler için analiz yapmak mümkündür. 3. Ülke, bölge vb. temelli karşılaştırma yapma olanağı sağlar. İkincil Verilerin Dezavantajları 1. İkincil veriler araştırma sorularına cevap vermeyebilirler. Çünkü, araştırmacının amacından farklı amaçlarla toplanmış olabilirler. 2. Bazı ulusal ya da uluslararası danışmanlık şirketleri, kamuoyu araştırma kuruluşları vb. derledikleri verileri araştırmacının sahip olduğu bütçeyi aşacak şekilde yüksek fiyata satabilmektedirler. Bu durumda ikincil kaynaklar seçenek olmaktan çıkmaktadır. 3. Araştırmacı çalışmasını bir kuramı test etmek ya da bir olguyu açıklamak üzere tasarlamış olabilir. Bu iş için, çok sayıda değişkene ilişkin bilgiler içeren geniş bir veri setine ihtiyaç duyar. Fakat bu konudaki ikincil veriler araştırmacıya gereken ölçüde geniş hazırlanmamış olabilir. Bu durumda araştırmacı araştırmasını sınırlandırmak zorunda kalır.

18 Araştırmacının çalışması için ihtiyaç duyduğu verileri, değişik araçlarla kendisinin toplaması BİRİNCİL VERİLER ile elde edilen verilere birincil veri denir. Birincil verilerin toplanmasında kullanılan üç tür yöntem vardır: Anket, gözlem, mülakat. Anket En genel tanımıyla anket, cevaplayıcıların akademik, ticari ya da resmi bir amaçla daha önceden belirlenmiş sorulara karşılık vermesi suretiyle veri elde etme yöntemidir. Anketlerin giderek yaygınlaşmasının altında yatan temel sebep, bilgisayar destekli istatistik programlarının gelişmesi ve anketlerden elde edilen verilerin bilgisayara işlenme ve analiz işlemlerinin kolaylaşmasıdır. Anket süreci başlıca aşamaları şunlardır: 1. Problemin ifade edilmesi 2. Deneklerin belirlenmesi 3. Soru formunun düzenlenmesi 4. Bir pilot çalışma ile soru formunun geçerliliğinin sınanması(sorular gerçekten öğrenmek istediğimiz şeyleri mi kapsıyor? Eksik ya da gereksiz soru var mı?) 5. Çalışma hakkında bilgi veren bir mektup hazırlanması(yapılan çalışmanın tanımını, amacını, yanıtların saklı kalacağını, anketin en geç gönderilme tarihini belirten antetli, isimli, imzalı bir form hazırlanır). 6. Anketlerin dağıtılması 7. Telefon ya da ziyaret yoluyla takip çalışmalarının yapılması(bazı anketlerin unutulması, kaybolması, doğrudan çöpe atılması gibi nedenlerden dolayı). Anket Türleri: 1. Geleneksel anketler: Posta, faks, elden bırakıp alma, telefon ya da biçimsel mülakat yoluyla yapılan anketlerdir. Anket formu cevaplayıcılara posta, faks ya da elde bırakma yoluyla ulaştırılıyor ve anketin doldurulmasında inisiyatif cevaplayıcılara bırakılıyorsa cevaplayıcının yönettiği bir anket söz konusudur. Telefonla yapılan anketlerde olduğu gibi anket formunun anketör tarafından doldurulması halinde ise, araştırmacının yönettiği bir anket söz konusudur. 2. Modern anketler: e-posta ve web yoluyla yapılan anketlerdir. Anket yöntemlerinin tercihinde araştırmacının amacı ve araştırma soruları belirleyici rol oynamaktadır. Anket yöntemi seçilirken şu noktalara dikkat etmek gerekmektedir: Cevaplayıcıların özellikleri Anket formunu belirli bir kişiye doldurtma gereği Gerekli denek sayısı Soruların biçimi Soru sayısı Örneğin, üst düzey yöneticilere posta, faks, e-mail yollarıyla bir anket gönderirseniz, ilgili kişi yerine bir sekreter ya da memurun anketi doldurmadığını garanti edemezsiniz. Bu tür durumlarda biçimsel mülakat yöntemi kullanılmalıdır. Bazı anketlerde anketör ile cevaplayıcının yüz yüze gelmesi sakıncalıdır. Örneğin, bireysel özellikler, konuşma biçimi vb. nedenlerle iki taraf arasında zıtlaşma ya da birbirini memnun etme gibi eğilimler olabilir. Bu tür durumlarda posta, faks gibi yollar kullanılmalıdır.

19 1. Açık Uçlu Sorular: Araştırmacının düşüncelerini kendi kelime ve cümleleriyle ifade Anketteki Soru Türleri: etmesi istendiğinde yada cevap şıkları bilinmediğinde kullanılan soru biçimidir. Ekonomi hakkında ne düşünüyorsunuz yada daha biçimsel bir şekilde işinizle ilgili karşılaştığınız güçlükleri maddeler halinde yazınız gibi. Genellikle anketin son kısmında.. konusunda ilave etmek istediğiniz düşünceleriniz varsa belirtiniz şeklinde yöneltilir. 2. Liste Sorular: Cevaplayıcılardan bir liste içinden kendilerine uygun olan seçenekleri işaretlemelerinin istendiği soru biçimidir. Birden çok seçenek işaretlenebilir. Aşağıdaki yeteneklerden hangisine sahipsiniz? Y.dil/bilgisayar/sürücülük/Y.lisans gibi 3. Kategori Soruları: Cevaplayıcıların belirlenen kategorilerden sadece birini seçebilecekleri soru biçimidir. Yaş, gelir grupları bu şekilde sorulur. Kategoriler oluşturulurken çakışma olmamasına dikkat edilmelidir. Yaşınız: 20-24; 25-29; 30-34; 35-39; gibi. 4. Sıralama Soruları: Şıkların cevaplayıcıların atfettikleri öneme göre sıralanması istenen soru biçimidir. Bilgisayar alırken dikkat ettiğiniz faktörleri önem derecesine göre sıralayınız: Fiyatı/hızı/markası/işlemcisi/ gibi. Bu tür sorulardan sıralama sayısı beşi geçmemelidir. 5. Nicelik Soruları: Cevaplayıcılardan tam yada yaklaşık bir sayısal cevap istenen soru biçimidir. İşyerinizdeki çalışan sayısı kaçtır? Kilonuz? gibi. 6. Ölçek Soruları: Cevaplayıcılardan soruya belirtilen ölçek üzerinden cevap vermesinin istendiği soru biçimidir. Tiyatroya gitmek: sık/bazen/hiç; evin reisi erkektir görüşüne katılıyor musunuz: Kesinlikle katılıyorum/katılıyorum/fikrim yok/katılmıyorum/kesinlikle katılmıyorum gibi. Bir anketin geçerli olabilmesi (ölçmek istediği şeyi ölçebilmesi) için soruların bütün cevaplayıcılar tarafından aynı şekilde algılanması gerekir. Yanlış anlaşılma olasılığını ortadan kaldırmak için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir. 1. Sorularda eksik ifadeler olmamalıdır. Örneğin, geçen seçimlerde kime oy verdiniz sorusunda milletvekili/yerle seçim ayrımı yapılmadığından eksiktir. 2. Sorularda belirsizliklerden kaçınılmalıdır. Örneğin, okulu ne zaman terk ettiniz sorusuna, kimileri gün, kimileri yıl, kimileri de terk ettikleri yaşla cevap vereceklerdir. 3. Hafızaya dayalı sorulardan mümkün olduğunca kaçınılması gerekir. Örneğin, X departmanına ne zaman atandınız türünden bir soru sormak doğruluğu kesin olmayan cevaplara yol açabilir. 4. Sorulan soru ile muhatabının denk olması gerekir. Örneğin, bir TV muhabirinin sokaktaki bir vatandaşa küreselleşme hakkında ne düşünüyorsunuz şeklindeki sorusu çok iyi bir şeydir vb. şekilde yanıtlanabilir. 5. İçinde birden fazla öğe yer alan ve her öğeye göre farklı yanıtlanabilecek sorulardan kaçınılmalıdır. Örneğin, Sizce X ürününün iyi bir tadı ve satış şansı var mıdır şeklindeki bir soru iki ayrı iki soru şeklinde düzenlenmelidir. 6. Araştırmacının istediği cevapları almasını sağlayacak yönlendirici sorular sorulmamalıdır. Örneğin, hükümet başarısız değil mi, bütçede büyük bir açık olduğunu düşünüyor musunuz gibi sorular yanlıdır. 7. Sorular varsayımlara dayalı olmamalıdır. Sadece evli olduğunu bildiğimiz bir kişiye çocuklarınız hangi okula gidiyor diye sorulmamalıdır. 8. İnanç, medeni hal, yaş, gelir gibi konularda rahatsız edici ya da incitici sorular sorulmamalıdır. Gerekli ise bu tür sorular anketin son kısmına bırakılmalıdır. 9. Sorular mümkün olduğunca sade bir dille ve kısaca yazılmalıdır. 10. Teknik, mesleki yada yerel kelimelerden kaçınılmalıdır. Bilinmeyen kısaltmalar kullanılmamalıdır. Örneğin, ne kadar sıklıkla dışarı çıkarsınız sorusu kentte ayrı, köyde ayrı algılanır. 11. Sorudaki kelimelerin dizgisi istenen anlamı verecek şekilde doğru yapılmalıdır. Sizce Türk turizmi yeterli bir hızda gelişmekte midir ile Sizce Türk turizminin

20 gelişme hızı yeterli midir soruları sırasıyla gelişmeyi ve hızı vurguladıkları için farklı anlamlar içerirler. 12. Tasarlanan istatistiksel analizlere uygun ölçekler kullanılmalıdır. 13. Anket formu düzenlenirken sorular belirli bir mantık çerçevesinde, aynı konudaki sorular birlikte olacak şekilde yazılmalıdır. 14. Soruların sıralaması genelden özele, kolaydan zora doğru olmalıdır. 15. Açık uçlu sorular mümkün olduğunca sonda yer almalıdır. Mülakat Mülakat, iki yada daha fazla kişi arasında belirli bir amaç etrafında yapılan tartışmalardır. Mülakat aracılığıyla bir anket formunda olamayacak fikirler elde edilebilir, açılabilir, duygular ortaya konabilir. Örneğin, anket formu ile aile içi şiddete başvuranların oranı, bazı demografik özellikleri ortaya konabilir. Fakat şiddeti körükleyen etkenleri kişilerin içinde bulundukları psikolojik ortamı vb. anlayabilmek için mülakata başvurulması gerekir. Mülakatın başarısı, büyük ölçüde mülakatı yapan kişinin bireysel temas kurma yeteneğine bağlıdır. Mülakatın sistematik olmayan biçimi hayatın içinde her zaman vardır. Günlük hayatta insanlar bilgi almak için bir çok kişiye başvurabilmektedir. Ancak bilimsel anlamda mülakatta araştırmanın amacına ve sorulara dayalı bir sistematik vardır. Uygulamalarda özellikle yöneticilerin anket doldurmak yerine mülakata daha sıcak baktığı gözlenmektedir. Özellikle akademik çalışmalarda akademisyenlerle fikir alışverişine imkan sağlayacağı düşüncesi ile mülakat teklifleri genellikle olumlu karşılanmaktadır. Mülakatın Üstün ve Zayıf Yönleri: Mülakatlar bir olgu hakkında anketlerle elde edilemeyecek derinlikte veriye ulaşılmasını sağlarlar. Eğer mülakatçı ile cevaplayıcı arasında iyi bir iletişim kurulursa cevapların ankette nazaran daha doğru ve dürüst olma ihtimali artar. Mülakatın zayıf yönlerinin başında çok zaman alması gelir. 300 kişiye anket göndermekle, 300 kişiyle mülakat yapmak zaman açısından çok fark eder. Bir başka dezavantaj ise, mülakatlarda hem olumlu hem de olumsuz anlamda sübjektiflik ve önyargının olabilmesidir. Cevaplayıcı, mülakatçının üslubuna, giyim tarzına, davranışlarına göre işbirlikçi yada muhalif bir tavır alabilir. Aynı durum mülakatçı için de geçerlidir. Gözlem Gözlemsel bir çalışmada olgunun hali hazırdaki durumu soru sorarak değil, gözlem yoluyla tespit edilir. Eğer araştırmanın konusu insanların ne yaptıkları ile ilgili ise araştırmacı, insanların davranışlarını sistematik bir şekilde gözler, kaydeder, analiz eder ve yorumlar. Örneğin, müşteri hizmet hattında çalışanların müşterilerin şikayetleri ile nasıl ilgilendiklerini bir anket yoluyla belirlemek yerine, gözlem yoluyla belirlemek daha sağlıklı verilere ulaşılmasına imkan verecektir. Çünkü, deneyimli araştırmacılar, anket ve mülakatlarda insanların genellikle olanı değil, olması gerekeni ifade ettiklerinde hemfikirdirler. Gözlemsel Araştırma Türleri:

21 1. Katılımsız Gözlem: Bu tür gözlemde gözlemci gözlemlenen duruma doğrudan katılmaz. Yani, dışarıdan bakar ve bilinçli olarak gözlemlenen nesne ile iletişime girmez. Katılımsız gözlem, doğal ve simülasyon gözlem olmak üzere ikiye ayrılır. Doğal gözlemde, davranışlar doğal olarak oluştuklarında gözlemlenirler. Gözlemci bilerek hiçbir durumu kontrol yada maniple etmez. Hatta kendisinin gözlemlenen durum içinde herhangi bir etkisi olmaması için çaba sarf eder. Doğal gözlemin en yaygın örnekleri, çalışanların işyerindeki davranışlarının incelendiği çalışmalarda görülür. Simülasyon (canlandırma) gözleminde ise, araştırmacı gözlemlenecek durumu oluşturur ve deneklere yapmaları gereken faaliyetleri söyler. Bu yöntem, özellikle eğitim programlarında kullanılmaktadır. Örneğin, bankalarda yada kamu kuruluşlarında karmaşık formlarla yada uzun kuyruklarla karşı karşıya kalan müşteriler bu şekilde gözlenebilir. 2. Katılımlı Gözlem: Bu tür gözlemde gözlemci, gözlemlenen durumun içinde bir katılımcı olarak yer alır. Katılımlı gözlemlerin amacı, bazı şeylerin dışarıdan bakıldığında farklı, içeriden daha farklı olabileceği gerçeğinden hareketle özgün veriye ulaşmaktır. Örneğin, araştırmacı bir sendikanın bölge toplantısında izin alarak bir üye şeklinde hareket ederek, işyeri temsilcileri ile üyeler arasındaki ilişkileri gözleyebilir. Gözlem araştırmalarının tasarımı da anket ve mülakatta olduğu gibidir. Mülakatta olduğu gibi araştırma süreci zaman alıcıdır. Gözlemcinin incelediği olay yada olgu hakkında bütün olanı biteni görmesi ve kaydetmesi mümkün değildir. Bu nedenle araştırmacının araştırma sorularına ve hipotezlere bağlı olarak ne tür davranışlara odaklanacağını bilmesi gerekmektedir. Örneğin, gözlemci garsonların kaba müşterilerine verdikleri tepki hakkında bir çalışma yapıyorsa, hangi davranışların kabalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini önceden belirlemelidir. ÖLÇME VE ÖLÇEK TÜRLERİ Ölçme nesnelere, olaylara ve bireylere sayılar ve semboller verme işlemidir. Bu işlem öyle olmalıdır ki sayılar ve semboller arasındaki ilişkiler ölçülen özellik arasındaki ilişkileri yansıtmalıdır. Sosyal bilimlerde fen bilimlerinde olduğu gibi herhangi bir olguyu diğer etkenlerden soyutlayarak laboratuar koşullarında ölçme imkanı çok azdır. Enflasyonu ölçmek istediğimizi düşünelim. Enflasyon metre, derece gibi araçlarla ölçülebilecek bir olgu değildir. Hangi mallar, hangi fiyatlar, hangi zamanlarda, nerelerden alınarak, hangi yöntemle hesaplanmalıdır? Görüldüğü gibi sosyal bilimlerde ölçme zor bir süreçtir. Dört temel ölçek vardır: Sınıflayıcı(nominal), sıralayıcı(ordinal), aralık(interval) ve oran(ratio) ölçek. Sınıflayıcı ölçekten oran ölçeğe gidildikçe ölçeğin ölçme gücü, verilerin kalitesi artar. Sınıflayıcı Ölçek: Gözlem değerlerinin incelenen özellik açısından gruplara atandığı ölçek türüdür. Doğum yeri, cinsiyet, göz/saç rengi, meslek, araba plakaları, sporcu forma numaraları gibi. Sınıflayıcı ölçekte sayılar kullanılsa da matematiksel olarak bir anlam ifade etmezler, sadece sembol olarak değerlendirilirler. Bu ölçek düzeyinde yalnızca frekans dağılımları oluşturulabilir. Bireyin herhangi bir grupta yer alması bir astlık yada üstlük ifade etmez. Nominal ölçekle ölçülmüş değişkenler için mod hesaplanabilir; ki-kare testi yapılabilir. Sıralı Ölçek: Gözlem değerlerinin astlık-üstlük ifade edecek şekilde sıralanabildiği ölçek türüdür. Ünvanlar, rütbeler, tercih sıralamaları, malların kalite düzeyleri gibi. Sıralı ölçekte bireylerin görece

22 konumları belirlenebilir, fakat aralarındaki farkın miktarı hakkında kesin bir şey söylenemez. Örneğin, üç yarışçının yarıştaki dereceleri sıralı ölçekle tanımlanır, fakat aralarındaki mesafe yada süre farkı bilinmez. Sıralı ölçekle ölçülmüş değişkenler için medyan, sıra korelasyon katsayısı, kantiller hesaplanabilir; medyan testi, işaret teti, Mann-Whitnay U testi, Kolmogrov- Simirnov testi yapılabilir. Aralık Ölçek: Sıralı ölçeğin tüm özelliklerini taşımakla birlikte, bireyler arası farkların mukayese edilmesine de imkan verir. Sıcaklık, başarı puanı, takvim gibi. Bu ölçekte sıfır değeri yokluk anlamında kullanılmamaktadır ve keyfi olarak belirlenebilmektedir. Bu nedenle bir ölçüm değeri bir başka değerin katı şeklinde gösterilemez. Örneğin, IQ su 140 olan bir kişinin IQ su 70 olan bir kişiden iki kat daha zeki olduğu söylenemez. Aralıklı ölçülmüş değişkenler için aritmetik ortalama, standart sapma, ortalama sapma, varyans hesaplanabilir; t testi, F testi yapılabilir. Oran Ölçek: En üst ölçüm düzeyidir. Diğer ölçek türlerinin sahip olduğu tüm özellikleri taşır ve gerçek bir sıfır noktasına sahiptir, yani sıfır noktası keyfi olarak belirlenemez. Ölçüm değerleri birbirinin katı şeklinde ifade edilebilir. Ağırlık, uzunluk, gelir, satış, çocuk sayısı gibi. İki ölçek noktasının birbirine oranı ölçme biriminden bağımsızdır. Örneğin, iki kaptaki sıvılar litre ve kilogram cinsinden ölçüldüğünde ölçüm değerlerinin oranı aynı olacaktır. En gelişmiş ölçek olduğundan oranlı ölçekle ölçülmüş değişkenlerle parametrik yada nonparametrik tüm testler yapılabilir. Boşluk doldurma şeklinde gelebilir.!!!! ÖLÇEK TÜRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Ölçek Türü Sayıların Sırasının Bir Anlamı Var mı? Sayılar Arasındaki Uzaklığın Anlamı Var mı? Mutlak Bir Sıfır Noktası Var mı? Sınıflayıcı Yok Yok Yok Sıralayıcı Var Yok Yok Aralık Var Var Yok Oran Var Var Var GÜVENİLİRLİK ANALİZİ Güvenilirlik, bir testin yada ölçeğin ölçmek istediği şeyi tutarlı yada istikrarlı bir biçimde ölçme derecesidir. Güvenilir bir test yada ölçek benzer şartlarda tekrar uygulandığında benzer sonuçları verir. Bir test yada ölçek ne ölçüde güvenilir ise, ondan elde edilen veriler ve sonuçlar da o ölçüde güvenilir olur. Örneğin, bir zeka testi aynı kişiye üç farklı zamanda uygulandığında zeka puanı 110, 80, 140 bulunmuşsa, test güvenilir değil demektir. Bir öğrencinin istatistik sınavından 70 aldığını ve sınavın olduğu gün rahatsız olduğunu, öğrencinin hasta olmaması halinde sınavdan 80 alacağını varsayalım. Gerçek Skor Kuramı na göre ölçüm değeri x, gerçek değer olan g ve ölçüm hatası h nin toplamı şeklinde ifade edilir(x=g+h). Bu durumda x=70, g=80, h=-10 dur. GEÇERLİLİK ANALİZİ Geçerlilik, bir test yada ölçeğin ölçmek istediği şeyi ölçme derecesidir. Geçerliliğin dört türü vardır: Yüzeysel geçerlilik, içerik geçerliliği, ölçüt geçerliliği, yapı geçerliliği. Yüzeysel geçerlilik, ankette araştırmanın amacı ile ilgili bütün gerekli soruların sorulup sorulmadığı, uygun bir dil, uygun bir üslup kullanılıp kullanılmadığı ile ilgilidir. İçerik geçerliliği, anketin ölçmek istediği olguyu ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkarıp çıkarmadığını incelemek amacıyla, konunun uzmanlarının görüşlerine başvurularak yapılan değerlendirmedir. Ölçüt geçerliliği, kullanılan ölçeğe dayalı kestirimlerin gerçek değerlerle tutarlılığının ölçüsüdür. Yapı geçerliliği, ölçeğin aynı olguyu ölçen diğer önemli ölçeklerle tutarlı olmasını ifade eder.

KAYNAK GÖSTERME VE KAYNAKÇANIN DÜZENLENMESİ 23 Başkalarına ait fikirler, ister aynen alınsın, ister araştırmacının kendi üslup ve ifadesiyle aynen aktarılmış olsun, alındıkları kaynağın belirtilmesi bilim ahlakının ve çalışmanın güvenilirliğinin bir kanıtıdır. Kaynak gösterme şu amaçlarla yapılır: - Araştırmacının savunduğu görüşlerin doğruluğunu desteklemek - Yararlanılan bilgilerin asıl sahiplerine hakkını vermek ve araştırmacının eserdeki katkısını ortaya çıkarmak - Bilgilerin doğruluk ve güvenilirliği konusunda okuyucuya denetleme olanağı vermek - İlgili konularda sonraki araştırmacılara yol göstermek Araştırma kapsamında kullanılan bilgi ve belgelerin tümü için kaynak göstermeye gerek yoktur. Bilhassa özgün bilgi ve görüşler, aynen yapılan alıntılar ve istatistiksel analizlerde kullanılan veriler için kaynak gösterilmelidir. Kaynak Gösterme Teknikleri Kaynak göstermede geleneksel yöntem, her sayfada başvurulan kaynakların, numara sırasına göre o sayfanın altında dipnot şeklinde verilmesidir. Bu yöntemde kaynakların dışındaki açıklama notları da başlarına * vb. işaretler konup dipnot şeklinde sayfa altında verilebilir. Dipnotlu kaynak gösterme yönteminin hem çok yer tutması, hem de düzenlenmesindeki güçlükler nedeniyle son zamanlarda kaynakların metin parantez içinde gösterildiği bağlaç yöntemi de kullanılmaktadır. =Raporlama= İlk bölüm: KapakÇalışmanın adı,nerede ve ne zaman basıldığı vb. bilgilerin yazıldığı kısım. İçindekilerKonu başlıklarının,sıra numarası veya sayfa no ile belirtildiği kısım. ÖnsözGenellikle önsöz yazılır.sponsorlara,destekte ve görüşte bulunanlara teşekkür edilir. Tablolar listesitablolar,şekiller,kısaltmalar olur.tabloların listesi,şekillerin listesi vardır.tablo numarası,tablo adı,hangi sayfada olduğunun listelendiği kısımdır..örnek:tablo adı-sonra tablo Şekiller listesi Örnek:Tablonun şekli-şekilin adı KısaltmalarÖrnek:SGK,TÜİK,TÜBİTAK vb.ilk bahsedildiğinde uzun isim sonra kısaltma uygulanır.kısaltma kullanılmasında fayda vardır. Ana bölüm: GirişAraştırma konusunun önemini ortaya koyar.konu belirlenir.ne araştırılacak,niçin araştırılacak.araştırmanın önemini ortaya koyar.önce önem,sonra araştırmaya kalkılşmak.niçin=amaç dır.ne bekliyorsunuz.neyi ispat etmeye çalışıyorsunuz? Önem-Amaç-Plan(diğer bölümlerin kısa birer açıklaması örneğin birinci bölümde şunu anlatacağım,ikinci bölümde şunu anlatacağım gibi) Kuramsal temeleğer sizin yaptığınız araştırmada teorik taraf varsa bu kısımda anlatırsın.örnek Ki-Kare Analizi.Uuygulamaları daha iyi anlaşılsın,sonuçlar daha iyi değerlendirilsin diye

24 Yöntem Nasıl bir araştırma olduğu,örneklem seçimi, hedef anakütle,anakütle,örnekleme tekniği,birimlerin tanımlanması,hangi tür veri toplama tekniği uygulandığı Çalışmanın daha iyi anlaşılması için,verileri analiz ederler.tablolar,grafikler,işlemler burada yapılır.istatistik burada uygulanır. BulgularYöntem de bulduğun sonuçların değerlendirildiği kısımdır.önce güvenilirlik ve geçerlilik analizi yapılır.sonra tablolara geçiliyor.(öncelikle demografik sorular değerlendirilir.nedeni ankete cevap verenlerin profilini belirlemektir.) SonuçAcaba başlangıçta belirlenen amaca ne denli ulaşılmış.eğer bu konuda bilgisi olan bir kişi sonuçtan tatmin oluyorsa araştırmacı başarılıdır.ama kafasında soru işaretleri varsa,ana bölümlere bakar.yani yönteme,kuramsal temele bakar.burada kafasına takılan şeyi bulabilir mi diye? Bulgular ve değerlendirmede elde edilen sonuçları eleye eleye iyice anlaşılır ve basit bir hale getirilip yazılır.özetlemek gerekirse bütün elde ettiğimiz bulguları ve değerlendirmeleri kısa ve öz biçimde açıklamak gerekir.örnek;şu konuda bu kadarı olumlu düşünüyor,bu kadarı olumsuz düşünüyor. Son Bölüm KaynakçaDergiler,ansiklopedi,kitap,internet gibi yararlanılanı kaynakların yazıldığı kısımdır. EklerÇalışmada bazen detaylı araştırma yapılır.bazı şeyler gerekli görmüyor olabiliriz.bu yüzden bu detayları arkada ekler kısmında veririz. Güvenilirlik analizi Bir Ölçme Aracı =Anket in güvenilir ve geçerli olması gerekir.bir anket formunda bir soruyu örneğin likert sorular -bunun mutlaka derecelendirmesi olur.olumsuzluktan olumluya gider-sorunun soruluşuna göre insanların cevaplarını belirleyebilirsiniz. Bir ölçme aracını farklı zamanlarda(en az 2 defa) aynı kişiye uyguladığınızda benzer sonuçları alıyorsanız bu anket güvenilirdir.bazen aynı olmayabilir (örneğin 1-10 a kadar puan türü ile yapılan sorular) eğer 7-8-9-10 gibi bir cevap veriliyorsa güvenilir,eğer birinci hafta ki cevap 10 diğer hafta ki cevap 2 ise güvenilirlik yoktur. Geçerlilik analizi Bir ölçme aracının ölçmek istediği özelliğin ne derece doğru ölçtüğüyle alakalıdır.örneğin,başka kişinin evinde tartıya çıktığınızda tartı -1 kilo eksik gösteriyorsa ve bunu sürekli olarak gösteriyorsa güvenilir ama geçerli değil.çünkü sürekli aynı eksik ölçüm yapıyor ama adam 81 kilo olduğu halde 80 kilo olarak gösterdiği için geçerli değildir.bir anket çalışmasının bu iki şeyi doğru olarak vermesi gerekiyor ki sonuçları genelleyebilelim. Kaynak gösterme ve kaynakçanın düzenlenmesi #Doğrudan ifadeleri alabilirsiniz.örnek: TCK kanunun maddesi #Esinlenirsiniz.yani oradan bir anafikir alırsınız.onu genişletirsiniz.o ana ifadeyi kendi düşüncelerinizle kendi sözlerinizle genişletirsiniz.buna aktarma,alıntı,kaynak kullanma denir. Kaynak göstermenin amaçları *Araştırmacının söylediği fikri desteklereğer o bilgi yanlışsa ve kaynak göstermise siz temizlenirsiniz. *Haklının da hakkını vermiş olursunuz.etik davranmış olursunuz. *Kaynak gösterirseniz başkalarının da sizin gibi düşünenleri belirtmiş olursunuz. *Başkaları da sizden faydalanırlar.kaynak başkasına ait olduğu için esas kaynağa insanları yönlendirmiş olursunuz.

Kaynak gösterme teknikleri Örneğin parantez içerisinde 1 yazılır.bunun da aşağıda tanımı açıklanır. 25 Dipnot *Bir kaynaktan ilk kez dipnot verildiğinde.(kaynak yazarının adı-kitap adı-kitapevi adı-basım yılı-sayfa no) *Aynı eserden yeniden dipnot verme(kitap adı-sayfa no) *İnternetten dipnot verildiğinde (Site adı-tarih) Yararlanılan kaynakların listesinin verilmesine örnek *Sayfa numarası belirtilmez. *Önce soyad yazılır. Örnek:ŞENCAN Hüner,Bilimsel Araştırma,Seçkin Kitapevi,Ankara,2007 Final soruları: *Analiz bölümü,verilerin girişi,kodlanması yok. *Kaynak gösterme ile yararlanılan kaynak gösterme fark *Kaynak niçin gösterilir. *Geçerlilik nedir,güvenilirlik nedir *Örnekleme yöntemleri farkları *Tabakalı örnekleme falan ilk vizede gelen kısım *Oransal ölçek(her bölümde öğrenci sayısının,toplam bölüm öğrencilerinin toplamına oranı).(sonra toplam bis öğrencilerinin kendi içinde dağılımı) ÖRNEK N=Okul toplam sayı:1000 kişi 4 bölümden oluşuyor.hır,bis,tur,muh Hır=100 Muh=200 Bis=400 Tur=300 n=100 kişilik bir örneklem seçicem?hangi bölümden kaç öğrenci seçicem?(tabakalı örnekleme yöntemidir.) 100/1000=0,10 yani her bölümden yüzde 10 seçicem. Bis=40,tur=30,muh=20,hır=10 kişi seçilecek.eğer sınıfları dikkate almıyorsak. Bis1.sınıf=120,2.sınıf=100,3.sınıf=100,4.sınıf=80 her sınıftan kaç kişi alınacak 1.sınıftan alınacak öğrenci sayısı40*(120/400)12 2.sınıftan alınacak öğrenci sayısı40*(100/400)10 3.sınıftan alınacak öğrenci sayısı40*(100/400)10 4.sınıftan alınacak öğrenci sayısı40*(80/400)8 1.sınıf Eğer kız-erkek ayrımı varsa 50 K,70E 12*(50/120)5K 12*(70/120)7E

26 Bilgisayarda yaptığımız tablolar,frekanslar,ki-kare ile ilgili yorumlar.mesela 2 tane düşünce hakkında tablo verilir.cinsiyete göre farklılığı var mı?doğrulanmış yüzdelik,normal yüzdelik? *Bilimsel araştırma özellikleri *Hipotez ile ilgili aşamalar *Konunun belirlenmesinde en önemli etken?? Bölüm/amaç iş eğitim Oyun Toplam Bis 10 20 10 40 Tur 5 10 15 30 Muh 5 5 10 20 Hır 5 2 3 10 Toplam 25 37 38 100 Okudukları bölüm ile aldıkları bilgisayarın amaçları birbirleri ile ilişkili midir değil midir? Sig. değeri eğer <0.05 den küçük ise ilişki vardır.eğer büyükse ilişki yoktur. Bölümlere göre marka tercihleri değişiyor mu değişmiyor mu? Bilgisayar alımında önemli şey nedir?(servis-marka-donanım-tasarım) Bunlar bölümlere göre farklılık gösteriyor mu?göstermiyor mu?sig değerine bakarak cevaplayacaksın?sig değeriinsan davranışları için gösterilir.