FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 2 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 4. HAFTA
FİNANSIN ULUSLARARASILAŞMASI FİNANSAL YENİLİKLER Mali piyasalarda yaşanan liberalizasyon hareketleri ve sonuçta piyasaların ulusal ve uluslar arası düzeyde daha fazla piyasa katılımcısına kucak açması bu piyasalardaki rekabeti arttırmış ve böyle bir ortamda mali kurumlar gerek tasarruf sahiplerinin gerekse yatırımcıların beklentilerini en üst düzeyde karşılayabilmek için pek çok yeni mali araç geliştirmiştir. Bretton Woods sistemi sonrasında daha riskli hale gelmiş olan piyasalarda, yatırımcıların ve tasarruf sahiplerinin karşılaştıkları (karşılaşacakları) riskleri yönetebilecekleri birçok yeni araç kullanılmaya başlanmıştır.
FİNANSIN ULUSLARARASILAŞMASI FİNANSAL YENİLİKLER Liberalizasyon hareketlerinin yaşandığı bu dönemde, bilişim teknolojilerinde de olağanüstü gelişmelerin yaşanması gerek mali araç dizaynı ve gerekse bu araçların pazarlanmasına oldukça iyi bir altyapı oluşturmuştur. Uluslar arası finansal aktivitelerin artması esas olarak savaş sonrası dönemdeki ticaretin artmasından kaynaklanırken, finansal yenilikler direkt olarak ticaret ve yatırımla ilgili olmakla beraber bu finansal aktivitelerin artmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Finansal olsun ya da olmasın birçok şirket yeni finansman teknikleri sayesinde, gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı piyasalarda ortaya çıkan risklerden kendilerini koruyabilmişlerdir.
FİNANSIN ULUSLARARASILAŞMASI FİNANSAL YENİLİKLER Finansal piyasalarda yaşanan liberalizasyon ve mali kurumlar arasındaki rekabet özellikle ABD de ve Euro piyasalarda yeni mali araçların dizaynına yol açmış ve bu araçlar diğer ülkelerde de kullanılmaya başlanmıştır. Değişken oranlı menkul kıymetler mali piyasalar açısından yeni bir dönemi ifade eden Bretton Woods sonrasının ilk finansal yeniliklerinden olup 1970 li yılların başından itibaren kullanılmaya başlanmış ve klasik banka kredilerinin yerini almıştır. Bir diğer yenilik de, 1981 yılından itibaren kullanılmaya başlanılan NIF (Note Issuance Facilities) dir. NIF ihracına aracılık eden finansal kurum borçlanıcı kuruma bu kağıtları belirli bir spread karşılığında satacağını ve satışın belirli bir benchmark oranından yapılacağını garanti etmektedir. Uluslar arasılaşan mali piyasalarda kullanımı hızla artan yeni finansal araçlardan birisi de yatırım fonlarıdır. Dövizler üzerine yapılan alım satımlarla ilgili finansal yenilikler, finansın uluslar arasılaşmasına en çok katkıda bulunan araçların başında gelmektedir.
LİBERALİZASYON VE BUNUN MALİ PİYASALAR ÜZERİNE ETKİLERİ Liberalizasyon ve deregülasyon anlamında atılan adımlar genel başlıklar altında şu şekilde özetlenebilir: 1. Döviz kurlarının serbest piyasa mekanizması tarafından belirlenmesi, 2. Faiz oranları ve krediler üzerindeki kamu kontrollerinin kaldırılması, 3. Uluslar arası sermaye hareketlerine getirilen sınırlamaların kaldırılması, 4. Mali piyasaların alt sektörleri arasındaki sınırların önemli ölçüde azalması, 5. İkinci el piyasalarda aracılık komisyonlarının serbest bırakılması, 6. Yabancı ülke mali kurumlarının piyasalara girişinin kolaylaşması ve bunun rekabeti artırması, 7. Piyasaların giderek düzenlemelerden arındırılması, sermaye yapılarının güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler yapılması, serbest piyasa mekanizmasının devreye girmesi, 8. Mali piyasalarda uluslar arası işbirliğinin önemli ölçüde gelişmesi, 9. Bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesinin uluslar arasılaşma trendini daha da geliştirmesi.
LİBERALİZASYON VE BUNUN MALİ PİYASALAR ÜZERİNE ETKİLERİ Liberalizasyona gidilmesinin birçok nedeni olmakla birlikte, kamu otoritelerinin genellikle aşağıda özetlenen konuları göz önüne aldıkları bilinmektedir: 1. Mali piyasalarda rekabetin artırılması suretiyle hizmet maliyetinin düşürülmesi, 2. Yatırımcıların fon sağlama olanakları ile tasarruf eden kesimlerin yatırım alternatiflerinin arttırılması, 3. Mali piyasalarda fiyat ve sermaye dağılımının etkin hale getirilmesi, 4. Sınırlamaları kaldırılması yönündeki ulusal ve uluslar arası düzeydeki baskıların dikkate alınması, 5. Mali piyasaların ulusal ve uluslar arası düzeyde daha rekabetçi hale getirilmesi, 6. Yeni koşullara ve finansal yeniliklere daha açık olunması, 7. Gerektiğinde kamunun borçlanma ihtiyacına karşılayabilecek kadar gelişmiş bir sermaye piyasasına sahip olunması, 8. Uluslar arası sistemde yer alıp, yatırımlar için gerekli sermayenin sağlanması.
LİBERALİZASYON VE BUNUN MALİ PİYASALAR ÜZERİNE ETKİLERİ Mali piyasaların liberalleşmesi ve deregülasyon hareketleri bazı olanaklar sağlamakla birlikte bazı riskleri de beraberinde getirmektedir: Bunlar şu şekilde özetlenebilir: 1.Piyasalardaki fiyat dalgalanmalarının artması, 2.Sistemik risklerin artması, 3.Para politikalarının etkinliğinin azalması, 4.Geçiş döneminde reel sektörün yeni sisteme ayak uydurması finansal sektörden daha fazla zaman alacağından, enflasyon ve ödemeler dengesi problemlerinin söz konusu olması.
LİBERALİZASYON VE BUNUN MALİ PİYASALAR ÜZERİNE ETKİLERİ Geniş kapsamlı liberalizasyon hareketleri esas itibariyle 1980 li yılların başından itibaren Reagen ve Thatcher hükümetlerinin liderliğinde, politik ekonomi anlamında kendini göstermiştir. Bu yeni liberalizasyon ve deregülasyon hamlesi, çok daha geniş kapsamlı olmuş, örneğin, işçi sendikalarının güçlerinin sarsılması, vergilerin azaltılması, özelleştirme, devletin ekonomideki rolünün azalması başta olmak üzere genel olarak kamunun küçülmesi uygulamaları hayata geçirilmiş ve sonuçta serbest piyasa mekanizmasının hakimiyeti sağlanmıştır.
LİBERALİZASYON VE BUNUN MALİ PİYASALAR ÜZERİNE ETKİLERİ Bu gelişmeler sonucunda azalan sermaye maliyetlerinden sisteme entegre olan ülkeler önemli faydalar sağlamışlardır. Asya mucizesini yaratan ülkelerin bu mucizelerinin arkasında uluslar arası piyasalardan sağlamış oldukları fonların çok önemli payı bulunmaktadır. Bu durumu belirtirken, ilgili ülkelerin kendi dinamiklerini gözardı edilmiş olmaktadır. Çünkü, neden diğer gelişmekte olan ülkeler değil de, Doğu Asya da bulunan ülkeler bu hamleyi yapabildiler? Sorusuna cevap ararken, bu ülkelerin eğitime yaptıkları önemli yatırımlar, Kamu yönetimlerinin ekonomiyi serbest piyasa mekanizmasına bırakarak, yönlendirme işlevini çok iyi üstlenmeleri ve gerek toplum düzeyinde gerekse iş alemindeki rasyonel yaklaşımlar/tercihler hemen akla gelmektedir.
TEKNOLOJİ VE TELEKOMÜNİKASYON ALANINDAKİ GELİŞMELER Teknoloji ve telekomünikasyon finansın şekillenmesinde daima önemli rol oynamıştır. Şube bankacılığı, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra demiryollarının ve telgrafın yaygınlaşmasıyla mümkün olmuştur. Deniz aşırı işlemler de yine aynı çerçevede, 1860 lı yıllarda önce İngiliz Kanalı na daha sonra Atlantik Okyanusuna telgraf kablolarının döşenmesi ile artmaya başlamıştır. Günümüzde ise finansal piyasalar ve işlemler, telefon, teleks, faks ve nihayet bilgisayarlar ile bunun networkları sayesinde önceden tahmin edilemeyecek bir hızla gelişmeye başlamıştır.
TEKNOLOJİ VE TELEKOMÜNİKASYON ALANINDAKİ GELİŞMELER Bugün artık birçok ulusal ve uluslar arası finansal kuruluş internette sayfalar açıp, potansiyel müşterilere çağrılarda bulunmakta ve müşteriler de sahip oldukları sayısız alternatifler arasından kendi beklentilerine uygun işlemler yapmaktadırlar. Bu arada uluslar arası işlemlerin artmasıyla birlikte takas işlemleri de gelişme olanağı bulmuştur (SWIFT vb.
GLOBALLEŞME VE ULUSLAR ARASI REKABETÇİ ORTAM Ulusların sınır ötesi fon hareketleriyle ilgili sınırlamaları gevşetmeleri ve özellikle gelişmiş ülkelerde sınırlamaların önemli ölçüde kaldırılmasının sonucunda, piyasalar, gerek fon araz edenler ve gerekse bu fonların hareketlerine aracılık eden kurumlar nicelik ve nitelik bakımından zenginleşmiş böylece piyasa katılımcıları ve piyasalar arasındaki rekabet oldukça yüksek düzeylere ulaşmıştır: Firmalar arsındaki rekabet: Uluslar arası piyasalarda rekabet edecek olan kurumların, yeni finansal ürün geliştirebilme, ikinci el piyasalarda etkin bir şekilde yer alma, finansal ürün geliştirici teknolojileri uygulama, büyük çaptaki müşteri ve şirketlere kolay ulaşma gibi niteliklere sahip olması gerekmektedir. Aksi taktirde bu kurumların uluslar arası piyasalarda rekabet etme şansları diğer bir deyişle uzun vadede faaliyet gösterme şansları kalmayacaktır.
GLOBALLEŞME VE ULUSLAR ARASI REKABETÇİ ORTAM Finansal merkezler arasındaki rekabet: Yalnızca tek merkezin veya belli birkaç merkezin uluslar arası finansal işlemlerde ağırlık taşıdığı dönem artık geride kalmıştır. Londra, Tokyo ve New York en güçlü finansal kurumlara ev sahipliği yaparken, bu merkezlerin rekabet edebilirliği, sahip oldukları altyapıyı ve ev sahipliğini yaptıkları kurumların rekabet edebilirliğini yansıtmaktadır. Uluslar arası rekabetin artması: Liberalizasyon ve mali piyasaların uluslar arasılaşmasının sonucunda, firmalar üzerindeki rekabet baskısı artmıştır. Uluslar arası faaliyet gösteren bankalar ve diğer mali kurumlar üzerindeki ilave rekabet baskısı, bu kurumların konumlarını koruyabilmek için ilave riskler altına girmelerine neden olmuştur. Minimum sermaye standartları uluslar arası faaliyet gösteren mali kurumlar arasındaki haksız rekabeti önleyeceği gibi uluslar arası mali sisteme zarar verecek şekilde riskli işlemlerde bulunmayı engelleyebilecektir.
MALİ PİYASA İŞLEM HACİMLERİNDEKİ GELİŞMELER Mali piyasaların uluslar arasılaşması sonucunda son 20-25 yıl boyunca rekor düzeylerde arttığı konusunda herhangi bir şüphe olmamakla beraber uluslar arası finansal hareketlerin ölçümü konusunda kapsamlı bir hesaplama mevcut değildir. Bununla birlikte Uluslar arası ticaret ile GSYİH daki büyüme oranları incelebilir. Bu incelendiğinde uluslar arası ticaretin daha hızlı arttığı görülmektedir. Bununla birlikte, bankalar arası ödemelerin takası kurumları ve bunların işlem hacimleri de incelenebilir. Ayrıca, finansal hareketlerin hacmindeki artış, dünyanın önde gelen finansal merkezlerindeki döviz işlemlerinin hacimlerinde yaşanan artışlardan da anlaşılabilir. Bunlara ilaveten uluslar arası banka kredileri ile tahvil piyasalarındaki, hisse senedi piyasalarındaki ve türev araçlar işlem hacimlerindeki artışlar da birer gösterge olarak kullanılabilir.
BAZI DEĞERLENDİRMELER Liberalizasyon hareketleri sonucunda mali piyasalardaki fiyat hareketleri çok oynak hale gelebilmektedir. Her gün değişik ülke piyasalarında çeşitli işlemler yapan ve bunların sonucunda, alacaklı ve yükümlü pozisyonuna giren mali kurumlar, fiyat hareketlerindeki değişmeler sonucunda mali sıkıntıya girebilmekte ve kendi yükümlülüklerini de yerine getiremez konuma düşebilmektedir. Sonuçta olayın büyüklüğü ile orantılı olarak, mali piyasalar ve genel ekonomik sistemler kriz riski ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Finansın uluslar arasılaştığı bir ortamda, herhangi bir ülkede ortaya çıkan sorun birçok kez sadece o ülkenin sorunu olmaktan çıkmış ve bir ülkede yaşanan kriz diğer ülkeler açısından da sistemik riskler doğurur duruma gelmiştir. Yeni dönemde uluslar arası sistemi tehdit edebilecek olan risklerin azaltılması ve uluslar arası mali piyasaların daha güvenilir bir ortamda faaliyet göstermesi için sistemde yer alan ülkeler arasında işbirlikleri başlamıştır.