TÜRKİYE YANGINDAN KORUNMA YÖNETMELİĞİ - 2002 Cümleler doğrudur sen doğru isen, Doğruluk bulunmaz sen eğri isen. Yunus Emre Türkiye de 2002 yılına kadar ülke genelinde geçerli olan bir yangın yönetmeliği bulunmuyordu. Sadece büyük çabalarla, 1992 yılında yürürlüğe giren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yangın Yönetmeliği ve 1994 yılında yürürlüğe konulan Kamu Binalarının Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik bulunmaktaydı ve her iki yönetmelik de, sınırlı bölgeler ve binalar için geçerliydi. Ülke genelinde geçerli bir yönetmelik olmadıkça karmaşanın devam edeceğini bildiğimden, 1990 yılından itibaren ülke genelinde bir yönetmeliğin çıkarılması için çaba harcamaya başladım. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü nün, Ankara da 28-29 Haziran 1988 tarihinde yaptığı ve üst düzey yöneticilerin katıldığı Yangın Sempozyumu nda, Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye de İtfaiye Teşkillerinin Kuruluş, Görev ve Faaliyetleri konulu bir bildiri sunarak, Türkiye Yangın Yönetmeliği ne acil şekilde ihtiyaç olduğunu, bütün gelişmiş ülkelerde yangın yönetmeliklerinin bulunduğunu, yangının daha binaların tasarımı sırasında söndürülmesi gerektiğini vurguladım. Daha sonra onlarca toplantıda, mevzuat eksikliklerini eleştirdim ve ülke genelinde bir yönetmeliğe gereksinim olduğunu belirttim. Başlangıçta bunun ülke genelinde olmasını başaramadım ama 1992 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yangın Yönetmeliği ni yayınlatmayı başardım. Bu tarihten sonra, ülke genelinde bir yönetmeliğin yayınlaması çalışmalarına başladım. Konuyu 1993 yılında, Sivil Savunma Genel Müdürü olan Ahmet Turan Bozkır a anlattım ancak bu çabam etkili olmadı. Yine bu tarihlerde, Sayın Vecdi Gönül İçişleri Bakanlığı Müsteşarıydı; kendileriyle birlikte yaptığımız 10 günlük Japonya ve Singapur daki itfaiye inceleme gezisinde, konunun önemini bir kez de kendisine anlattım. Her türlü desteği vereceğini belirtmesine rağmen, Müsteşarlıktan Sayıştay Başkanlığına geçince çalışmalar devam edemedi. 99
İstanbul Belediyesi Yangından Korunma Yönetmeliği, İstanbul için geçerli olması, sadece belediye tarafından yürürlüğe konulması ve uygulama alanını sınırlı tutmasına rağmen, diğer büyükşehir belediyeleri için örnek olmuş, İzmir, Mersin, Antalya ve Bursa belediyeleri benzer yönetmelik çalışmalarına başlamıştır. Bu defa da, büyükşehirlerin farklı yönetmelikler çıkarması karmaşaya neden olmuş ve büyükşehir sınırlarının dışında kalan bölgelerde hiç bir yangın güvenlik önlemi alınmamıştır. Bu eksiklikleri gidermek, belediyeler arasındaki farklı uygulamaları önlemek, tasarımcılara ve uygulamacılara yön verebilmek için ortak bir yönetmelik çıkarılması gerekmekteydi. Ülke genelinde bir yangın yönetmeliği çıkarılması için çalışmalarım devam ederken, Türkiye Yangından Korunma Vakfı Yönetim Kurulu ile birlikte, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel i, 11 Ağustos 1998 tarihinde ziyaret ettik. Toplantıda, aşağıdaki konuşmayı yaptım: Sayın Cumhurbaşkanım, Türkiye de hızlı nüfus artışı, sanayideki gelişmeler, çok katlı ve çok amaçlı binalar ve üretim teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak her geçen gün yangın sayısı artmaktadır. Artan yangın sayısı ile, ölüm ve yaralanmaların yanı sıra büyük miktarda hasar da oluşmaktadır. Türkiye de yılda ortalama 40 bin civarında yangın meydana gelmekte, bu yangınlarda 500 civarında vatandaş yanarak ölmekte ve daha çok sayıda kişi yaralanmaktadır. Bunların yanında birçok eser kül olmakta, aileler evsiz kalmakta ve çalışanlar işinden olmaktadır. Yılda yaklaşık 12 bin hektar ormanımız yanarak yok olmaktadır. Doğal afetler kontrolümüz dışında oluşur ve bizler afetin meydana getireceği zararı azaltma yönünde tedbir alırız. Yangın ise, tamamen insanların hatasından kaynaklanır. Alınan önlemlerle hem yangının çıkışı hem de meydana getirdiği zarar azaltılabilir. Yangın tehlikesini mümkün olduğunca aza indirmek ve yangına çabuk müdahale etmek için daha binaların tasarımı döneminde bir dizi önlem düşünmek gerekir. Yapılan incelemelerde, yangın güvenlik önlemleri ne kadar yetersiz ve kontrol mekanizması ne kadar yavaşsa, yangın sayısı ve yangından doğan zararların o oranda fazla olduğu görülmüştür. Yine yapılan incelemelere göre, yangın güvenlik önlemlerinin alınması yangın söndürmeden daha ucuz ve daha kolaydır; yangın güvenlik önlemleri yangına karşı bir siperdir. Bizler yangın güvenlik önlemleri olarak; halkın eğitimi, yangına sebep olacak faktörlerin ortadan kaldırılması, yangının haber alınması, duyurulması, içeridekilerin boşaltılması, dumanın tahliyesi, yangın geçişlerinin önlenmesi ve söndürme sistemlerini kastediyoruz. Vakfımızın amacı da, bu önlemlerin artırıl- 100
ması, ülkemizde yangın güvenliği bilincinin oluşturulması, yönetmeliklerin çıkarılması, standardizasyonun sağlanması, halkın aydınlatılmasıdır. Ülkemizde, yangından korunma konusunda faaliyet gösteren tek vakıf olan kuruluşumuzun yaklaşık 70 üyesi bulunmaktadır. Şimdiye kadar, yangın güvenliği bilincini oluşturmak için sempozyumlar ve toplantılar düzenledik, yayınlar yaptık; TSE, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve üniversitelerle çalışmalar yürüttük. Türkiye de yangından korunma konusunda şimdiye dek, ülke genelinde bir politika oluşturulamamıştır. Halen ülke genelinde uygulanan bir Yangından Korunma Yönetmeliği yoktur. Sadece devlet tarafından kullanılan binalarda alınacak yangın güvenlik önlemlerine ait yönetmelik bulunmaktadır. Bütün yapıları kapsayan ve ülke genelinde uygulanacak bir Yangından Korunma Yönetmeliği çıkarılması konusunda, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ile çalışmalarımız devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerde, yangın sigortası, önlem alınmasında en önemli faktördür. Çıkarılacak bir kanunla, zorunlu yangın sigortası sistemi getirilmeli, hem devlete gelir kaynağı temin edilmeli, hem de vatandaşlar yangınlara karşı korunmalıdır. Hizmet bütünlüğü için, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Hızır Acil Servisi, Sivil Savunma ve İtfaiye aynı çatı altına alınarak birleştirilmelidir. Ülkemizde, itfaiyeye ayrı bina, sivil savunmaya ayrı bina, hızır acil sevisine ayrı bina, her birine ayrı nöbetçiler, ayrı telsizler, ayrı araçlar, ayrı elemanlar sağlanmaktadır. Bu üç kuruluş aynı çatı altına alındığında, hizmetler bütünleşecek, binadan, elemandan, araç ve gereçlerden tasarruf sağlanacak ve hizmetler daha koordineli olarak yürüyecektir. Kuşkusuz birleştirmenin birinci nedeni tasarruf değil, hizmetin daha düzgün yapılmasının sağlanmasıdır. Bu sistem, tüm dünya ülkelerin- 101
de uygulanan ve bilinen bir sistemdir. Birçok ülkede olduğu gibi, İtfaiye ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü kurulmalıdır. İtfaiyelerde yeniden yapılanma sağlanmalıdır. İtfaiyelerimiz gelişmiş ülkelerde olduğu gibi önleme, kurtarma, eğitim ve söndürme görevini yapan, önce yangını önleyecek tedbirleri aldıran, sonra her türlü kurtarma ve ilk yardım yapan ve yangını söndüren kurum olmalıdır. Belediyelere bağlı olsa da eğitim, organizasyon ve koordinasyon bir merkezden sağlanmalıdır. Diğer bir husus da, deniz, orman ve kara yangınlarıdır. Deniz, orman ve kara itfaiyeleri bir merkezden yönetilmelidir. Yasal olarak denizde çıkan ve karaya sirayet edecek yangınlardan Liman İşletmeleri, orman yangınlarından Orman İşletmesi sorumlu tutulmuştur. Deniz, orman ve kara itfaiyeleri aynı çatı altında olmalıdır. Telsiz sistemi ayrı ise ve haberleşme imkanı yoksa, araç standardı farklı ise yardımlaşma olamaz. Üstelik aynı amaç için farklı yerlerde eleman bulundurulması da önlenmiş olacaktır. Ülke genelinde itfaiye araç-gereçlerinde standart olmalıdır. Araç standardının olmaması, müştereken müdahale edilen olaylardaki yardımlaşma imkanlarını sınırlamaktadır. Hızla gelişen şehirler, artık metropoller, megapoller oluştururken, yangın veya diğer olaylarda yardımlaşmaya ve bunun için de aynı standartlarda araçlara ve benzer eğitim sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Ülke genelinde eğitim yapan İtfaiye Teknik Lisesi açılmalıdır. Günümüzdeki, söndürme teknik ve yöntemlerini takip için eğitim çok önemli olmasına rağmen, itfaiyeye alınan bir elemanı eğitim yaptırmadan doğrudan itfaiyeci olarak görevlendiren bir ülkeyiz. Avrupa ülkelerinde Yangın Akademileri de bulunmaktadır. Gerek Uzak Doğu ülkeleri ve Amerika da gerekse Avrupa ülkelerinde, sıkı bir eleme ile itfaiyeye alınan personel, en az iki sene eğitim gördükten sonra itfaiyeci olabilmektedir. Halkın bilinçlendirilmesi ve eğitimi için okullarda yapılan eğitim çalışmaları artırılmalıdır. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi işyerlerinde, hastanelerde ve okullarda sürekli tatbikatlar yapılmalıdır. Okullarda yangın güvenliği eğitimi verilmelidir. Radyo ve televizyonlarda eğitici programların yayınlanması zorunlu hale getirilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanım, Sivil toplum kuruluşu olarak çalışmalarımızda, gölgenizi ve desteğinizi üzerimizde gördüğümüzde, yeni bir ivme ve güç kazanacağız. Şimdiye kadar yaptığımız sempozyumlara bir bakanın iştirakini sağlayamadık. Oysa gelişmiş ülkelerde, örneğin Japonya da İmparator, İngiltere de Kraliçe toplantılara teşrif 102
etmektedir. Birçok konuda öncülük görevini üstlenen siz Sayın Cumhurbaşkanım, şayet bundan sonra yapacağımız sempozyuma teşrif ederseniz, bizim için büyük bir onur olacak ve bize güç verecektir. Saygılarımızla... Sayın Demirel, konuşmam sırasında sürekli not tuttu. Dikkat ettim, yedi adet not kağıdı doldurdu. Kendine özgü gülümseyişi ve konuşma biçimiyle her türlü desteği vereceğini belirterek konuşmasını yaptı: Çok teşekkür ederim. Çok güzel şeyler söylediniz. Küçümsenmeyecek bir konu. 12 bin hektar orman yangını, 4 bin yangın ve 500 ölü Önemli can ve servet kaybı Bu kayıpları azaltmak ve sıfıra indirmek için gayret sarf etmeliyiz. Birinci kademeyi toplumun bilinçlenmesi olarak kabul edersek, sizin yaptığınız bu hizmet ülkemiz için çok faydalı. Bu güzel hizmet, Türkiye nin maruz kaldığı acıları azaltır. Faaliyetlerinizi takdir ediyorum. Bunu duyurmak ve ülkenin böyle bir sorunu olduğundan herkesi haberdar etmek için yaptığınız sempozyumlar, toplantılar amacına ulaşacaktır. Senenin sonuna doğru bir büyük toplantı ve liste yapın, herkese duyurun. Toplantınıza ben de katılmak isterim. Bu konuda çağdaş tulumbacıları teşvik edelim. Orman yangını meselesi fevkalade önemli bir konu. Yangını söndürmek için devlet yeniden cihaz tahsis ediyor. Deniz kuvvetlerinin kullanmadığı 19 uçak var. Bunları yangın söndürme uçağı haline getirmeye çalışacağız. Ekim ayı içerisinde böyle bir uçak düzeltilmiş olarak halka gösterilecek. Bu, gayretlerden bir tanesi ama bir koordinasyon olmadığını ben de kabul ediyorum. Daha iyi bir koordinasyon şarttır. Sivil savunma kurumlarımızın birbirini kucaklaması lazım. Çok teşekkür ediyorum. Siz çok önemli bir konuyu önüme getirdiniz ve ben de basının önünde kabul ettim. Türkiye nin dertleri konusunda hemfikir olduk. Bunların hiçbir tanesi küçümsenecek şeyler değil. Can ve malı kurtarmak herkesin görevidir. Çok teşekkürler. Çok çok memnun oldum. Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri nden, yönetmeliğin hazırlanması için ilgili kurumlara yazı gönderildiğini belirten bir yazı aldım. Tüm bunlara rağmen İçişleri Bakanlığı ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı nda bir kıpırdanma olmadı. Her toplantıda yönetmeliğe olan gereksinimi anlattığım yıllarda, 17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Depremi oldu. Depremin etkisi ile mi, yoksa Cumhurbaşkanının yazısı nedeniyle mi bilemiyorum, Bakanlar Kurulu nda, İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı nın Yangından Korunma Yönetmeliği çıkarması konusunda karar alındı. 103
Kararlar önemli ve gerekli ama yeterli değil. Kararı uygulayan veya uygulatan kişilere ihtiyaç var. İşte bu kararın uygulanmasına ön ayak olan, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü nde o tarihlerde Daire Başkanı olan Sayın Sabahattin Özçelik tir. Telefonla görüştük ve kendisi yönetmeliğin benim koordinatörlüğümde hazırlanmasını istedi. Bu iyi bir başlangıçtı. İşte ülke genelindeki ilk yönetmelik çalışması böyle başladı. 1. Yönetmelik Hazırlık Çalışmaları Türkiye de ülke genelinde geçerli yönetmelik çalışmalarına, 1999 yılının sonunda başlanmış ve iki yılı aşan bir çalışma sonunda yönetmelik tamamlanmıştır. İlk toplantı, 16 Şubat 2000 Çarşamba günü, İTÜ Makine Fakültesi nde yapıldı. Günlerce değil, aylarca çalışılarak hata sayısının azaltılması hedeflendi. 20 den fazla toplantı yapıldı. Toplantılarda farklı görüşler savunuldu, birçok konuda uzman kişilerin görüşleri esas alındı. İlk yönetmelik, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü nün ve özellikle Sayın Sabahattin Özçelik in büyük emeği ve yılmadan uğraşması sonucu ortaya çıkmıştır. Sayın Özçelik in insan üstü gayretleri olmasaydı, ülkemiz daha yıllarca böyle bir yönetmeliğe sahip olamayacaktı. Çalışmalara; Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu, Mimarlar Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, İstanbul Büyükşehir İtfaiyesi, Bursa Büyükşehir İtfaiyesi, Uludağ Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD), Doğal Gaz Cihazları Sanayicileri ve İşadamları Derneği (DOSİDER), Türk Pompa ve Vana Sanayicileri Derneği (POMSAD), Güvenlik Endüstrisi Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİDER), Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER), Türkiye Gaz Beton Üreticiler Birliği, Türk Yapısal Çelik Derneği ve Türkiye Yangından Korunma Vakfı (TÜYAK) temsilcileri katıldı. Bunun yanında uzman kişilerin görüşleri de alındı. Yönetmeliğin hazırlanması çalışmalarına birçok kişi görüşleriyle, eleştirileriyle ve emeğiyle katkıda bulundu. Özellikle, Prof.Dr. Güner Yavuz, Haluk Yanık, Dr. Kazım Beceren, Tuncay Akdağ ın büyük katkıları oldu. Ayrıca, Orhan Aksel, Orhan Akyıldız, Ali Ataman, Tanju Ataylar, Mustafa Değirmenci, Levent Dirlik, Cem Eğrikavuk, Oktay Ergünay, Muzaffer Gedikli, Sabri Günaydın, Seydi Rıza Güney, Haluk Kadıoğlu, Murat Kangün, Ratıp Kansu, Prof.Dr. Haluk Karadoğan, Celal Okutan, Selçuk Özdil, Zuhal Olcay, Altay Onur, Aydın Özkaya, 104
Baycan Sunaç, Kaya Şenyurt, İnal Sungur, Beril Tamgaç, Ramazan Tuncer, Orhan Turan, Rıza Uzun, Doğan Üstündağ, Samim Vural, Prof.Dr.Recep Yamankaradeniz eleştiri ve görüşleri ile yönetmeliğin hazırlanmasına yardımcı oldular. Gelen görüşler birbirinden çok farklıydı. Onlarca farklı görüşten hangisinin uygun olduğuna karar vermek farklı bir problemdi. Sonunda birisine karar vermek gerekiyordu ve verildi. Kendi görüşü yönetmeliğe yansımayanlar, kişisel çıkarları doğrultusunda yönetmeliği eleştirmeye başladı ve hala eleştiriyorlar, ama bir çözüm göstermiyorlar. Yönetmeliği hazırlarken hedefimiz; Türkiye de ülke genelinde geçerli olan, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar ile gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmelerin, tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı aşamalarında, herhangi bir şekilde çıkan yangının, can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlayacak, yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirler ile organizasyon, eğitim ve denetimi sağlamaktı. Hedefe tam olarak ulaşıldığını söylemek zor ama yaklaşıldığını söylemek de abartı olmaz. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü nün koordinatörlüğünde ve yürütücülüğümde hazırlanan, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun görüşü alınan Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik, İçişleri Bakanlığı nın 29/5/2002 tarihli ve 1313 sayılı yazısı üzerine, 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu nun ek 9. maddesine göre, Bakanlar Kurulu nun 12/6/2002 tarihli kararı ile nihayet Resmi Gazete nin 26.07.2002 tarih ve 24827 sayısında yayımlandı. Yönetmelik; Türkiye genelinde her türlü yapı, bina, tesis ile açık ve kapalı alan işletmelerinde alınacak yangın önleme ve söndürme tedbirlerini, yangının ısı, duman, zehirleyici gaz, boğucu gaz ve panik nedeni ile oluşan can güvenliğine yönelik tehlikeleri en aza indirmek için gerekli olan tasarım, yapım, kullanım, bakım ve işletim esaslarını kapsamaktaydı. 2. Yeni Yönetmelik Neler Getirdi Yönetmelik, binaların yangınlara karşı korunması için yangın öncesinde ve esnasında alınacak tedbirleri, can ve mal kaybının en aza indirilmesi konusunda yapılacak iş ve işlemler ile görevlileri belirlemektedir. Binalara ilişkin genel hükümler, imar planları, kaçış yolu özellikleri, kaçış yollarının aydınlatılması, çıkış işaretlemesi, yangın merdivenleri özellikleri, sulu yangın söndürme sistemleri, yangın dolapları, minimum su kapasitesi ve basıncı, yangın söndürme cihazları, yangın ihbar ve alarm sistemlerini kapsamaktadır. Özellikle yüksek yapılar ve topluma açık yapılar için özel hususlar getirmektedir. 105
Yönetmeliğin hazırlanmasında, gelişmiş ülke yönetmelikleri ve standartları esas alındı. Başka ülkelerde uygulanmayan bir maddenin yönetmeliğe konulmadığı söylenebilir. Bunun yanında, kendi ülkemizin şartlarını göz önüne alarak, uygulanamayacak hususları dahil etmemeye çalıştık. Konulan sınırlamalarda ve zorunluluklarda, ülkemiz insanının davranış biçimleri ve ayrıca ülkemizdeki sanayinin durumu da göz önüne alındı. Bir taraftan ülkemizdeki teknolojiden yararlanmak hedeflenirken, diğer taraftan da teknolojinin gelişmesini zorlayacak özellikler istendi. Yönetmeliğin uygulama alanını düşünürsek, daha öncekilerle karşılaştırılamayacak kadar geniş kapsamlı olduğu söylenebilir. Zira daha önce bütün binaları kapsayan ve Türkiye genelinde zorunlu olan bir yönetmelik yoktu. İçerik olarak düşündüğümüz zaman ise, yönetmeliğin yine çok farklı kısımları bulunmaktadır. Söndürme ve algılama konusundaki hızlı gelişmeye paralel olarak, yönetmeliğe de yeni maddeler ilave edilmiştir. Yaşadığımız deprem göz önüne alınarak, deprem sonrası yangınların oluşmasını önleyecek maddeler konulmuştur. Özellikle insanların tahliyesi konusunda son derece hassas davranılarak, bu konuda gelişmiş ülkelerdeki esasların altına inilmemiş ve benzer uygulamalar esas alınmıştır. Yönetmelikte, depremle ilgili olarak doğal gaz tesisatlarında, asansörlerde ve borulama tesisatlarında alınacak önlemlere ilişkin önemli maddeler bulunmaktadır. Sarsıntı olduğunda doğal gazın akışını ve panelin elektriğini kesen tertibat zorunlu kılınmıştır. Yüksek binalardaki asansörlerin deprem sırasında en yakın kata gidip, kapılarını açıp, hareket etmeyecek tertibat ve programa sahip olmaları istenmiştir. Sismik hareketlere karşı ana kolonların herhangi bir yöne sürüklenmemesi için, dört yollu destek kullanılması ve 2½ veya daha büyük çaplı branşman borularda esnek bağlantılar kullanılarak boruların kırılmasının önlenmesi tedbirleri getirilmiştir. 3. Yaptırım, Uygulama ve Denetim Ülkemizde, her konuda düzenleyici kuralların işlerliğini engelleyen en önemli etken yaptırım eksikliği dir. Bu yönetmelik tavsiye niteliğinin ötesinde, uygulanması zorunlu kurallar olarak işlevsel olabilecek mi? 106
Amacımız yönetmeliğin tam olarak uygulanmasıdır. Teorik olan ve uygulanamayacak maddelerin konulmamasına dikkat edilmiştir. En büyük yaptırım, yönetmelik hükümleri uygulanmadığı takdirde binanın inşaat izni ve kullanım izni alamamasıdır. Yeni yapılan ya da proje tadilatıyla kullanım amacı değiştirilen yapılarda, bu yönetmelikte öngörülen esaslara göre yapılmış imalat yapılmadığının tespiti halinde, bu eksiklikler giderilinceye kadar binaya kullanma izin belgesi ve/veya çalışma ruhsatı verilmeyecektir. Bu yönetmelik hükümlerinin uygulanmasından ve yapı, bina, tesis ve işletmelerde yangın güvenliğinden; kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlarda en büyük amir, diğer bina, tesis ve işletmelerde sahip veya yöneticiler sorumlu tutulmuştur. Yatırımcı kuruluşlar, mal sahipleri, işveren temsilcileri, tasarım ekibi, mimar ve mühendisler, uygulayıcı yükleniciler, imalatçılar görevli ve sorumludurlar. Ayrıca, yapı üretiminde ve kullanımında yer alan müşavir, danışman, proje kontrol, yapı denetim ve işletme yetkilileri sorumludur. Önemli bir madde de, sigorta şirketleri için getirilmiştir. Sigorta şirketleri, yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları bina, tesis ve işletmelerde, bu yönetmeliğin hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek zorundadır. Yönetmelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı; özel yapı, bina, tesis ve işletmelerde, mülki idare amirlerinin yetki ve sorumluluğunda, mahalli itfaiye teşkilatı, Sivil Savunma Müdürlüğü ve mülki idare amirliğince görevlendirilecek heyetlerce, haberli veya habersiz olarak denetlenir. Ayrıca, bunların bağlı veya ilgili olduğu bakanlık, kamu kurum ve kuruluşlarının müfettiş, kontrolör veya denetim elemanları tarafından da denetleme yapılabilecektir. Yönetmeliğin uygulanmasından kaynaklanan sorunlar ile çözüm önerileri, her yıl Mart ayı sonuna kadar İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ne gönderilecektir. 4. Eski Yönetmeliklerin Geçerliliği ve Eski Yapılar Türkiye de özellikle 1992 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çıkarılan Yangından Korunma Yönetmeliği nden sonra, birçok Büyükşehir Belediyesi benzer yönetmelikler çıkarmaya başlamıştır. Bunun yanında bakanlıkların çıkardığı yönetmelikler de olmuştur. İmar yönetmeliklerinin içinde, yangın güvenliği ile ilgili hususlar yer almıştır. Bunlar birbirleriyle karşılaştırıldığında, önemli farklılıklar mevcuttur. Bu yönetmelikle Kamu Binalarının Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ve belediyeler tarafından çıkarılmış olan bütün yangından korunma yönetmelikleri ve talimatları yürürlükten kaldırılmıştır. Bu yönetmeliğin yayım tari- 107
hinden önce yürürlüğe konulmuş bulunan imar, yapı ve afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmeliklerin, ilgili idarelerce, Yönetmeliğin yayım tarihinden itibaren altı ay içinde bu Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Mevcut yapılarda yüksekliği 30.50 m yi geçen konut harici bütün binalarda ve yatak sayısı 200 ü geçen oteller ile kullanım alanı 3.000 m² nin üzerinde olan alışveriş, eğlence, ticaret ve toplanma amaçlı yerler de, bu yönetmelikte istenen tedbirleri üç yıl içinde yerine getirmek zorundadır. Diğer mevcut yapılarda, uygulanabilir iyileştirici tedbirlerin beş yıl içinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Mevcut bütün yapılarda bu yönetmelikte istenilen hususların yerine getirilmesi mümkün değildir. Mevcut yapılar için ayrı bir yönetmelik çıkarılmalıdır. Bu konuda ön çalışmalar başlatılmıştır. 5. Sonuç İlk kez uluslararası standartlar düzeyinde yangın güvenliği ile ilgili bir yönetmelik yayımlandı. Bu yönetmelik ülkemizdeki yangın güvenliği konusunda büyük bir reformdur. Bununla beraber, çok sayıda yönetmelik veya standart çıkarılsa dahi, uygulanmadıkça bunlar hiç bir işe yaramayacaktır. Türkiye de yangın güvenliğinin sağlanması için yönetmelikler uygulanmalı, kontrol ve denetimler yapılmalı ve en çok da her iki yılda bir problem olan maddeler değiştirilerek teknolojinin getirdiği yenilikler ilave edilmelidir. İlk kez yayımlanan böyle bir yönetmelikte mutlaka eksiklikler ve hatalar olacaktır. Bütün yasalarda olduğu gibi, bu yönetmeliğin de zaman içinde değiştirilmesi ve geliştirilmesi, eksikliklerinin giderilmesi elzemdir. Ülke genelinde yangın güvenliği açısından uyumluluğu sağlamak, yangın önleme sistemlerinin kontrol ve denetimini yapmak, yangın önlemleri ve yönetmelik konusunda tasarımcı, işletmeci ve halkı bilgilendirmek gerekir. 108