NEDEN KÂİNATTAN SORUMLUYUZ?

Benzer belgeler
NEDEN KÂİNATTAN SORUMLUYUZ?

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

Değişen Değerlerimiz. Çizim: Nat Wibberley

ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. (26 Mart-04 Mayıs 2018)

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

İLETİŞİM BECERİLERİ. Doç. Dr. Bahar Baştuğ

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden


Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS FIKIH I İLH

DÜNYA İNSANLIK AİLESİNİN YÜZAKI YAZARLARINDAN!... Ekmel Ali OKUR; Hemşerimiz, Adanalı, Adam gibi adam! İnşaat Mühendisi,

Okuyarak kelime öğrenmenin Yol Haritası

Sabah akşam tevâzu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an. Sakın gâfillerden olma! (A râf sûresi,7/205)

Editör Doç.Dr.Hasan Genç ÇEVRE EĞİTİMİ

kaza, hükmetmek, Terim anlamı ise kaza, yaratılması demektir.

Her gün etrafımda ülkem ve dünya ile ilgili olaylar gerçekleşiyor. Ben bunların bazılarını duyarım, bazılarını okurum, bazılarını gözlemlerim.

Soru Sınıf ve Nu: Müfredat sınıf YGS Harita Bilgisi-Arazi Rehberimiz: İzohipsler

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

Can Soygür. Doğaya Karşı Beton

Adım Tomas Porec. İlk kez tek boynuzlu bir at gördüğümde sadece sekiz yaşındaydım, bu da tam yirmi yıl önceydi. Küçük bir kasaba olarak düşünmeyi

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesin olarak inanırlar. Bakara suresi, 4. ayet.

Eğitim Programları ANA HATLARIYLA İSLAM DİNİ

Özel GOP ANASINIFI. Ekim 2018 EĞİTİM BÜLTENİ

Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ISSN

ANAFİKİR: Kendimizi tanımamız, sorumluluklarımızı yerine getirmemizde

Ders Adı : DİN PSİKOLOJİSİ Ders No : Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 4. Ders Bilgileri. Ön Koşul Dersleri

HAZIRLIK SINIFLARI 3. SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BİLGİLENDİRME BÜLTENİ Eğitim - Öğretim Yılı

İletişimin Sınıflandırılması

8. Mevsimler ve İklimler

SOSYAL MEDYA CANAVARI OLMAK İSTER MİSİN?

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI

Medeniyet Okulları REHBERLİK SERVİSİ SUNAR..

Ana Sponsor. Altın Sponsorlar.

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TEMEL KAVRAMLARI

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015)

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

ÖZEL OKAN İLKOKULU EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

Ramazan: Hicri takvimin dokuzuncu ayıdır. Ramazan-ı Şerif veya Oruç Ayı da denilir.

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (13 Şubat- 24 Mart 2017)

17 Eylül 2016 Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Özel Konseri. Hazırlayan ve Yöneten Halil İbrahim Yüksel. Sunum Metni Bilge Sumer

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü Kutlandı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

GEZİ ÖNCESİ ALIŞTIRMALAR 6-13 YAŞ GRUBU

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (27 Mart - 12 Mayıs 2017 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (18 Ocak Mart 2016)

Gök Mekaniği: Eğrisel Hareket in Kinematiği

Sayı: 4 Yıl: 2016 I S S N ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI TURGUT REİS ORTAOKULU 6. SINIF BİLİM UYGULAMALARI DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

Duygusal Zekaya Önem Verin!

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS)

Lesley Koyi Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 5

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

BAHARA MERHABA. H. İlker DURU NİSAN 2017 İLKOKUL BÜLTENİ

2. Sınıf Kazanım Değerlendirme Testi -1

Esmâu l-hüsnâ. Çocuklar ve Gençlere, 4 Satır 7 Hece

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Yönetimine Giriş Eğitimi

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00

VİVALDİ VE DUYGULAR DNDY (DUR, NEFES AL, DİNLE, YANIT VER)

Hazırlayan: İbrahim Yumuşak Matematik Öğretmeni Her hakkı saklı ve yasal kayıtlıdır.

lkokul Eğitim Koordinatörü

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI UTKU KOLEJİ İLKOKULU 1.,2. 3. VE 4. SINIFLARIMIZIN UYGULAMALI DERSLER EKİM AYI ETKİNLİK PROGRAMI

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

İÇİNDEKİLER. Pano Görselleri. Şefkat ve Merhamet İle İlgili Sözler ve Hikayeler. Etkinlikler ve Boyamalar

Dua edelim: I.Korintliler 1:30, Efesliler 2:10

Mitlerin Sınıflandırılması DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman

Gök Mekaniği: Giriş ve Temel Kavramlar

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

Kasım/Aralık fındığın başkenti. kirazın anavatanı

Allah a Allah (ilah,en mükemmel, en üstün,en yüce varlık) olduğu için ibadet etmek

Transkript:

TDV - İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ DERGİSİ SAYI: 4 YIL: 2009 YAYIN YÖNETMENİ Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI YAYIN KOORDİNATÖRÜ Kadriye AVCI ERDEMLİ EDİTÖR Kerime CESUR kerime.cesur@gmail.com YAYIN EKİBİ Abdülkerim YATĞIN Davut ÖZGÜL Emine ARSLAN E. Betül ÇAKIRCA Kerime CESUR Mehmet YÜKSEL Mustakim ARICI Salim SELVİ Sümeyye PARILDAR Uğur YILMAZ TASHİH Dr. A.Cüneyd KÖKSAL FOTOĞRAF Gezgin Kültür Dergisi Arşivi KAPAK FOTOĞRAFI Andres Hurtado Garcia BASIM YERİ ve TARİHİ TDV Yay. Matbaası Ostim Örnek San. Sit. 1. Cd. No:11 Yenimahalle / ANKARA Tel: (0312) 354 91 31 ISSN: 1308-9595 DAĞITIM TDV Yay. Mat. ve Tic. İşl. İstanbul 1.Şb. Klodfarer Cad. No:14/1 Divanyolu Eminönü/İSTANBUL Tel: (0212) 518 46 04 Faks: (0212) 518 83 07 Yayınlanan yazıların hukuki-bilimsel sorumluluğu yazarlara aittir. PARA İLE SATILMAZ Görsel Konsept Tasarım, Uygulama Zencefil'm / Halit Ömer Camcı Sanat Yönetmeni: Ali Bıyıklı Tel: 0212 533 35 58 EDİTÖRDEN NEDEN KÂİNATTAN SORUMLUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim Rabbimize sonsuz hamd, Efendimiz e salat, âl ve ashâbına selâm olsun Sürekli gündemde olan, hakkında birçok şey yazılmış, söylenmiş bir konuda yazarken farklı bakış açıları ile yaklaşılmadığı ve konunun farklı boyutları gösterilmediği sürece tekrara düşüleceği açıktır. Biz böyle bir tehlikenin farkında olarak yüce dinimizi ve kültürümüzü ilgilendiren güncel konulara dair yayınladığımız seri çalışmaların dördüncüsünde özellikle son yıllarda dünya gündemine oturan ÇEVRE konusunu farklı boyutlarıyla değerlendirmeye karar verdik. Kainattan Sorumluyuz ifadesi ilk bakışta çok iddialı bir başlık olarak görülebilir; neden Çevremizden Sorumluyuz demediğimiz sorulabilir. Çevre denince ilk aklımıza gelenler çöpler, atıklar ve küresel ısınma gibi en yakınımızda olan ve hemen hissettiğimiz sorunlar olacaktır. Bu, konunun bir boyutunu oluşturmakla birlikte biz, kendimize biraz daha geniş bir ufuk belirledik. Kelâmî, felsefî, ahlâkî, fıkhî, tarihî, sanatsal, güncel ve pratik gibi birçok yönden bakış yapabileceğimiz bir alanı, insan yaşayışına etkide bulunan, onu çevreleyen alan olarak kâinatı içeren bir dosya hazırlamak istedik. Bu anlamda Çevre kelimesi bizim ele almak istediğimiz konuları kapsayıcı olmayacaktı. Kâinattan kastımız da en yakınımızdan başlayarak en uzağımıza kadar içerisinde yaşamımızı sürdürdüğümüz, bundan dolayı sorumluluğunu üstlendiğimiz varlıklar ve olaylar dünyasıdır. Uzun bir ön çalışma ile belirlediğimiz dosyamız 32 makaleden oluşmaktadır. Dosyamıza Şinasi Gündüz ün dinlerin çevreye bakışını sunduğu makale ile başlıyoruz. İnsanın çevreye karşı davranışının şekillenmesinde dinî-ahlâkî öğretinin etkisinin anlatıldığı Çevre-Ahlâk İlişkisi isimli makalemiz tabiata karşı sorumluluklarımızın çerçevesini üç ana başlıkla çizmektedir. Kâinattaki Denge ve Hikmeti Anlatan Âyetlerden Seçmeler, Hz. Peygamber in Çevre Duyarlılığı, Fıkıh Kültüründe İhtiyaç ve İmkan, Kur an ve Hadislere Dayanarak Bir Çevre Ahlâkı Teorisi Oluşturulabilir mi? başlıklı yazılar makalelerimizden bazılarıdır. Sufî Dilinde Bilgi ve Aşk makalesini okurken dinlenmiş olacaksınız. Tasavvufî boyutla devam etmek isterseniz İslâm ın Çevre Anlayışının Ana Meselesi Olarak Fıtratı Korumak ve İbnü l-arabî ye Göre İnsanın Hilâfeti makaleleri tam size göre Çevre Bakanımız Veysel Eroğlu, İstanbul İl Çevre Müdürü Mehmet Emin Birpınar, İbrahim Özdemir, Kenan Gürsoy, Orhan Kural, Nasuh Mahruki ve Murat Pay ile farklı açılardan gerçekleştirdiğimiz söyleşiler, dosyamızın zevkle okunacak, rahatlatıcı bölümlerini oluşturmakta. Cemal Gülas ın doğanın insan hayatına yaptığı etkileri anlatan denemesi ve Fatma K. Barbarosoğlu unun biriktirmek ve dağıtmayı anlattığı denemesi dosyamızın diğer renklerinden. Ömer Lütfü Mete ise Medya ve Kirlilik isimli yazısında kirliliğe farklı bir bakış getirmekte. Çevrecilik Tarihi ve Türkiye de Çevre Örgütleri, Çevre Sorunları, Sürdürülebilir Kalkınma Dünyayı Kurtarır mı?, Geri Dönüşüm konunun teknik ve pratik yönünü oluşturan makaleler. Fetva, Portre, Arşiv, Sanat, Sinema/Kitap yazılarının da ilginizi çekeceğinden eminiz. Beğeneceğinizi umduğumuz güzel bir dosya ile karşınızdayız. Yayına hazırlık, tasarım ve baskı süreçlerinde katkısı bulunan herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Rabbimiz işlerimizi kolaylaştır, hayırla sonuçlandır.

Cemal Gülas Arşivi ÇEVRENİN İNSAN HAYATINA ETKİSİ ÇEVRE, BEŞ HARFİN İÇİNE SIĞDIRILMIŞ GİBİ GÖRÜNSE DE, TÜM HAYATI KAPSAR ASLINDA.ÜZERİNDEKİ OLUMLU YA DA OLUMSUZ HER TÜRLÜ ET- KİYİ DOĞRUDAN MUHATAPLARI İLE PAYLAŞAN, SAÇ RENGİMİZDEN GIDA- MIZA, İNANÇLARIMIZDAN KORKULARIMIZA, UMUTLARIMIZA KADAR TEK BİR AYRINTI YOKTUR Kİ ÇEVRE VEYA ÇEVREMİZ DEDİĞİMİZ OLGUDAN ETKİLENMESİN. Çevresini anlayan insan anladıklarını paylaşmak için bütün canlılara ilgi duyar. Cemal GÜLAS

O. Metehan Kurt Cemal Gülas Arşivi Tohumlar ve tahıllar artık olgunlaşmıyor; inekler artık gebe kalmıyor, gebe olan hayvanlar artık yavrulamıyor. Dağlar kurudu, ormanlar kurudu, çayırlar kurudu, kaynaklar kurudu, sonra ülkenin üzerine açlık çöktü. Faniler açlıktan ölüyor. Büyük Güneş Tanrısı bir bayram düzenledi. Bin tanrıyı davet etti. Yediler içtiler ama doymadılar, susuzluklarını gideremediler Develi yakınlarındaki bir Hitit yazısı bu cümlelerle geçmişte Anadolu da yaşanmış çevre felaketini tarif ediyor Gezegenimiz geçmişte olduğu gibi gelecekte de tufanlara, yok oluşlara ve yenilenişlere sahne olacak. Bir canlının ömrü bu değişiklikleri gözlemeye yetmese de bazı canlıların bu değişimin tam ortasında kaldıkları inkâr edilemez bir gerçektir. Son yıllarda gelişen bilim, insanın israfa varan tüketimini çılgınlıklarını ve başka hayatları umursamayışının bedelini yine kendisinin ödeyeceğini artık net bir şekilde göstermektedir. Sessiz ve yalnız zamanlar insana üç şey armağan eder: Kendisini anlamayı, çevresini anlamayı ve bağışlamayı Kendisini anlayan insan çevresini anlamak için daha güçlü bir istek duyar. Çevresini anlayan insan anladıklarını paylaşmak için bütün canlılara ilgi duyar. Çevre, beş harfin içine sığdırılmış gibi görünse de, tüm hayatı kapsar aslında. Üzerindeki olumlu ya da olumsuz her türlü etkiyi doğrudan muhatapları ile paylaşan, saç rengimizden gıdamıza, inançlarımızdan korkularımıza, umutlarımıza kadar tek bir ayrıntı yoktur ki çevre veya çevremiz dediğimiz olgudan etkilenmesin. Çevremizi anlayabilmek için şimdi şöyle bir durup düşünelim. Dünyamız bizim için ne kadar büyüktür? Vücudumuz hayatımızı yok edebilecek bir virüs için ne kadar büyüktür? Esasen ikimiz de bir çevreye sahibiz ve yaradılışımız gereği bir hayat sürdürmeye devam etmekteyiz. Boyut ve çevre kavramları ikimize göre nasıl tarif edilebilir? Farz edelim ki, dünyamızı kâinattaki başka bir yıldızdan seyrediyoruz. O zaman dünyanın boyutu, bizim boyutumuz ve bedenimizdeki virüsün boyutunu nasıl tarif edebiliriz? Ya da böyle bir hayattan haberdar olabilir miyiz? Düşünmenin kerameti ve zarafetini olduğu kadar vahametini de gözardı etmeden, düşünmeye devam edelim ve uzayın derinliklerinde bir başka gezegenden yaşadığımız dünyaya inmiş akıllı bir canlı olduğumuzu hayal edelim. Bugün yeryüzünde insanoğlunun 5 milyonun üstünde canlı türünü tanımlayabildiğini biliyoruz. Tanımlayamadığı ya da farkında olmadığı türlerin ise tanımladığı türlerden 10 kat daha fazla olduğunu tahmin edebiliyoruz. Yani biz yaşadığımız gezegene dünyadaki canlı formlarından örnekler alarak geri dönmek istersek, yanımızda ortalama 50 milyon canlı Hem insanlara karşı hem de diğer varlıklara karşı adil ve hakkaniyetli olmak kutsal dinlerin ortak değerleridir. Yaradan ın bu isteği bizim var olan her şeye karşı sorumlu olduğumuzun bir işareti değil midir? formundan örnek götürmek gerektiğini kaba bir hesapla hemen anlarız. Bu 50 milyon canlı formunun içinde insanın sadece bir türü temsil ettiğini düşündüğümüzde içinde bulunduğumuz çevreye karşı nasıl büyük bir sorumluluk taşıdığımızı da anlayabiliriz. Yaradılış ve çevre açısından bakıldığında her birinin kendine has hayatının ve çevresinin var olduğunu görebiliyoruz. Birbirine geçmiş zincirin halkaları gibi yekdiğerinin hayatını tamamladığını fark edebiliyoruz. Birbirinin varlıkla- İstanbul Müftülüğü Nisan 2008 57

Dedem tüm yaratılanların Tanrı nın kulu olduğunu söyler ve Tanrı nın diğer kullarının hakkına saygılı olmam için bana sık sık nasihat ederdi. Nisan 2008 58 İstanbul Müftülüğü

rını etkileyen bu canlı formlarının aslında yeryüzündeki işleyişi tamamlayan küçük küçük parçaları olduğunu görürüz. Çevre ve insan ilişkileri üzerine yazılan ilk eserlerde öne çıkan faktörler insan ve iklim üzerinde yoğunluk kazanır. İklimin hayatı bütünüyle yönlendirdiği düşünülür. Bu doğru bir yaklaşım olmakla birlikte belirleyici değildir. İnsan dışındaki hiçbir canlı yetişip geliştiği iklim ve toprak dışında hayatta kalamaz. İnsan dünyadaki gelişen şartlara, değişen iklimlere diğer bütün canlılardan daha hızlı adapte olur ve yaşadığı çevreyi de diğer canlılardan daha fazla tahrip eder. Mukaddime sinde çevre meselesine geniş yer ayıran İbn Haldun dünyayı yedi iklim kuşağına ayırır ve bu iklimlerin insanın mizacı üzerinde çok büyük etkileri olduğunu söyler. İslâm dünyasında çevrenin insan üzerindeki etkisini inceleyen İbn Sina (M.S. 980 1037) zencilerin ve Slavların deri renklerinin yaşadıkları iklim ile ilintili olduğunu, belirli hastalıkların belirli yörelerde tedavi edilebildiğini ilk savunan hekimlerdendir. Gelişen bilim, çevrenin sadece iklimler ve coğrafyalardan ibaret olmadığını, dünya üzerindeki bütün canlıların yaşadığımız gezegenin ekosistemini oluşturduğunu daha belirleyici bir şekilde izah edebilmektedir. Çevre ve ekoloji üzerine yazılabilecek ciltlerle fikri bu satırlara sığdıramayacağımız gerçeğinden yola çıkarak benim bireysel hayatımın çevre ve insan ilişkilerinden etkilenişine dair bazı örnekler vereceğim. Altı yaşında bir çocuktum. Bir dereden tuttuğumuz balıkları bir gün akşama kadar yol yürüyüp, balık olmayan başka bir dereye döktükten sonra dedemle oturmuş yemek yiyorduk. Ona neden balıkları yemek yerine bu kadar yol getirip dereye bıraktığımızı sormuştum. Dedem benim çevreye bakışımı kökten değiştiren şu nasihati etmişti: Bir insanın sımsıkı elinde tutabildiği tek şey kendi hayatıdır ve tüm sahip olduklarımızın ya da kaybettiklerimizin sebebi yine biziz. Dereden olta ile bir balık tutarız sudan çıkarıp torbamıza koyarız; ama kancadan kurtarır suya bırakırsak asıl o zaman torbaya koymuş oluruz İlk bakışta ters görünen bu davranışımız tüketmeye yönelik olmayan bir eylemdir. İlerideki günlerde o balık, ya da onun yavrusu başka balıklar çantana girmek için derede yüzmeye devam edecektir. İşte anları yaşayıp tüketirken bu balık misali davranmalıyız. Sadece şu ânı yaşıyoruz diye yok edici değil bir sonraki ân için üreten olmalıyız. O zaman elimizdeki her şey bir önceki zamandan kalan ya da çoğalan iyi şeyler olarak çevremize dizilecektir. Ama tüm bunlar bizim hızla tükenen ömrümüzün geçmesini durdurmayacaktır. Bugün ben dedeyim, sen de torunsun, yarın sen dede başka biri torun olacak ve bu zincir birbirine devrettiğimiz iyi şeyler ya da kötü Canlıların hayatını yaşadıkları çevredeki gözle görülen ya da görülmeyen bütün canlıların derinden etkilediğini biliyorum. Tıpkı yağmurlu iklim arısının saldırgan, ılıman iklim arısının yumuşak başlı olduğunu bildiğim gibi. şeyler üzerine akıp duracak. Bunun için her geçen ânımızı iyi anlayıp değerlendirmeliyiz. Her canlı hayat zincirinin halkalarından biridir. Bu halkalardan birinin kırılmasına ya da yok olmasına izin vermemeliyiz ki dünya bizim için de yaşanabilir olsun. Dedemin bu sözleri söylemesinin üzerinden tam 45 yıl geçti. Dünya çevre sorunları ve ekoloji ile tanıştı. Bugün çevrecilerin söyledikleri o gün dedemin söylediklerinden çok da farklı değil. Dedem tüm yaratılanların Tanrı nın kulu olduğunu söyler ve Tanrı nın diğer kullarının hakkına saygılı olmam için bana sık sık nasihat ederdi. Dedemi etkileyen M.Ö. 4 yy. da yaşayan Mencius tu Mencius Eğer Nisan 2008 İstanbul Müftülüğü 59

Nisan 2008 tarlalardaki düzeni bozmazsan ihtiyacından çok ürün elde edersin; eğer attığın ağın gözleri küçük olmazsa daha fazla balığın olur demişti. Hayat bazen insanı mantık çizgilerinin dışına çıkarabilir. Soğuğu donarak, sıcağı yanarak, rüzgârı hissederek kendi bulgu ve bilgilerini oluşturan çoban, ortamında herkesten daha bilgindir. Ben kendimi dinleme fırsatını insanların uzağında bulabiliyorum. İnsanların uzağı ise adı üzerinde insanların gitmek istemediği yerler; doğanın bozulmamış, sâfiyetini koruyan örnekleri. Bu nedenle insana uzak ama gönlüme yakın bu mekânlarda kendimi mutlu, istekleri karşılanmış şımarık bir çocuk gibi hissediyorum. Hayatın içindeki bu müthiş uyumu ve çeşitliliği tanıdıkça Yaradan ın bizi şaşırtarak kendine hayran bırakmak için bunca ayrıntıyı yaratmasına ne gerek vardı, bir ikisi bile Yaradan a merak duymamız için yeterliydi diye düşündüğüm oluyor. Ancak insan denen canlının öğrendikçe artan kibri ile tatminsizliğini tanıdıkça bir iki şaşırtmanın da yeterli olmayacağını düşünürüm. İnsanın aymazlıklarını ve çevresi ile olan ilişkisini gördükçe var olan nesneler içinde insan bir üretim hatası mı acaba diye sorgulamadan da duramam. Bu soruları dile getirmesem de aklımdan geçerler. İnsanların Yaradan ın laboratuarından bir hata sonucu kaçan mikrop olduğunu düşünür ve bu kaçışa da cennetten kovulma mı demişiz acaba derim. Hiçbir kulu kendi sınırlarını aşmazken insan sürekli Yaradan ile rekabete tutuşmuş. Kanser mikrobu nasıl bir insanın bünyesinde hayat kurarken onu yok ederse, insan da kendi hayat alanlarını kurarken üzerinde yaşadığı gezegeni felakete sürüklemeye başlamış. 60 İstanbul Müftülüğü Bir insanın sımsıkı elinde tutabildiği tek şey kendi hayatıdır ve tüm sahip olduklarımızın ya da kaybettiklerimizin sebebi yine biziz. Dereden olta ile bir balık tutarız sudan çıkarıp torbamıza koyarız; ama kancadan kurtarır suya bırakırsak asıl o zaman torbaya koymuş oluruz Sapkınlıklar artınca peygamberler gelmiş ve yalnızca iyiliği tebliğ etmiş; bunun karşılığında da cenneti vaat etmişler. Ama insan uslanmamış, kendi cennetini kurmak için son hızla çalışmaya, yaşadığı gezegeni değiştirmeye devam etmiş. Bu değişiklik kendisi ile birlikte diğer canlıların da sonunu getireyazmış. Hem insanlara karşı hem de diğer varlıklara karşı adil ve hakkaniyetli olmak kutsal dinlerin ortak değerleridir. Yaradan ın bu isteği bizim var olan her şeye karşı sorumlu olduğumuzun bir işareti değil midir? Tüm diğer canlılar gibi insan da yeteneklerini duygusal seçimlerle geliştirdiğine göre bizleri diğer canlılardan koparan her halde mekân ve zamana bağlı kalmaksızın hayal kurabilme yeteneğimiz olmalı. Çünkü aynı coğrafyayı paylaştığımız canlıların da ihtiyaçları bizimki gibi doyma, barınma, üreme ve uyuma ise niye insan bu denli karışık olabilmiş, ya da niye ilkel kalabilmiş. Bir köpeğin koku alma duyusuna, bir kartalın gözüne, bir çıtanın hızına, bir bukalemunun bedensel değişikliğine, bir akbabanın uçma yeteneğine sahip olabilseydik acaba teknolojimiz bu denli gelişir miydi? Opsidyen kesme uçları ile başlayan silahlanma arzumuz tüm hayatı tehdit eder hale gelir miydi? Yaşadığım çevrede gördüklerimin hayatımda, kültürümde, inançlarımda ve insan ilişkilerimde ne denli etkili olduğunu hatıralarımdaki hala canlı olan örneklerle bir kez daha onaylayabiliyorum. Canlıların hayatını yaşadıkları çevredeki gözle görülen ya da görülmeyen bütün canlıların derinden etkilediğini biliyorum. Tıpkı yağmurlu iklim arısının saldırgan, ılıman iklim arısının yumuşak başlı olduğunu bildiğim gibi