İSKENDERUN HAVALİSİNDEKİ PAYAS BOKSİTİK DEMİR CEVHERLERİ

Benzer belgeler
KAYSERİ İLİNİN KUZEY KESİMİNDE ÇUKURKÖY'DE NEFELİN İHTİVA EDEN İNDİFAİ KAYAÇLAR

ABANT GÖLÜ CİVARININ TEKTONİK VE YAPISAL JEOLOJİSİNİN HAVA FOTOĞRAFLARI İLE KIYMETLENDİRİLMESİ GİRİŞ

SIVAŞ CİVARINDAKİ JİPS SERİSİNİN STRATİGRAFİK DURUMU

KAZ DAĞI KRİSTALlNİNÎN ARZETTİĞİ BİR PRE-HERSİNİEN İLTİVA SAFHASI HAKKINDA

Midi Fayınının Kuzeyinde Westfalien-A Yaşlı Kılıç Serisinin Araştırılması

1961 ÇALIŞMA YILI ELMAS KURON RANDIMANLARI

BİTLİS İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

1967 YILI SAKARYA DEPREMİNE AİT KISA NOT

Potansiyel. Alan Verileri İle. Hammadde Arama. Endüstriyel. Makale

X-RAY TEKNİĞİ İLE FELDİSPATLARIN STRÜKTÜREL DURUMLARININ TAYİNİ

Temel Kayaçları ESKİŞEHİR-ALPU KÖMÜR HAVZASININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ GİRİŞ ÇALIŞMA ALANININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ

TAVŞANLI-DAĞARDI ARASINDAKİ BÖLGENİN JEOLOJİSİ VE SERPANTİN ÎLE KALKERLERİN YAŞI HAKKINDA NOT

BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ

ALANYA'NIN KUZEYİNDEKİ TOROS'UN JEOLOJİSİ HAKKINDA GÖZLEMLER

MALI BOĞAZI (KALECİK-ÇANDIR) BÖLGESİNDE BAZI PİROKLASTİK OLUŞUMLARDAKİ PALAGONİTLEŞME

KARSTİK PAYAS (HATAY) CEVHERLEŞMELERİNİN KAYNAĞINA YÖNELİK JEOKİMYASAL VERİLER

TÜRKİYE KROM CEVHERİ YATAKLARINDA YAPILAN ETÜDLERDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ *

FAALİYETTE BULUNDUĞU İŞLETMELER

TOKAT İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

TOPOĞRAFİK HARİTALAR VE KESİTLER

ZONGULDAK - BOLU BÖLGESİNİN MAGNETO VE GRAVİ-TEKTONİGİ, BUNUN MUHTEMEL KÖMÜR VE METALOJENİK ZONLARLA İLİŞKİSİ

KARBONATLI KAYAÇLAR İÇERİSİNDEKİ Pb-Zn YATAKLARI

ANTALYA İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

BİGA YARIMADASINDA TARİHİ TRUVA HARABELERİNİN GÜNEYİNDEKİ RADYOAKTİF SAHİL KUMLARININ MİNERALOJİSİ VE BUNLARIN ANA KAYAÇLARININ PETROLOJİSİ

BURDUR-YASSIGÜME KÖYÜNÜN, FİZİKİ COĞRAFYA AÇISINDAN, ÇEVRE SORUNLARI

ANTİTOROSLAR'DAKİ BAKIRDAĞ KURŞUN-ÇİNKO (KAYSERİ İLİ)

HASANÇELEBI DEMİR PROJESİ

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

ELAZIĞ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI


GİRİŞ. Faylar ve Kıvrımlar. Volkanlar

COĞRAFYA ARAZİ KULLANIMI VE ETKİLERİ ASLIHAN TORUK 11/F-1701

KALINLIK VE DERİNLİK HESAPLAMALARI

TOKTAMIŞ ZİNKENİT DAMARLARI İÇİNDE BULUNAN NABİT ALTIN ZUHURU

Trakya jeolojisi hulâsası ile Trakya petrol aramaları durumu

Karasu Nehri Vadisinin Morfotektonik Gelişiminde Tiltlenme Etkisi

İSTANBUL SİLURİENİ HAKKINDA

ERZİNCAN İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

TABAKALI YAPILAR, KIVRIMLAR, FAYLAR. Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü

Jeomorfolojinin Metodu: 1- Gözlem Metodu: 2-Deney Metodu : 3-Karşılaştırma Metodu : 4. Haritalama, GIS ve uzaktan algılama metotları

Veysel Işık Türkiye deki Tektonik Birlikler

BÖLÜM 16 YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GELİŞMESİ

EDİRNE UZUNKÖPRÜ DOĞAL ORTAMI TEMİZ HAVASI İLE SÜPER BİR YAŞAM BURADA UZUNKÖPRÜ DE. MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI İSTER YATIRIM YAPIN KAZANIN

TÜRKİYE'DE BİR SONDAJ ARŞİVİNİN KURULMASI KONUSUNA TOPLU BİR BAKIŞ. Hazırlıyan : Gültekin GÜNGÖR (x)

SEYİTÖMER LİNYİT ÇIKARIM SAHASI

YÜZEYSEL AYRIŞMAYA BAĞLI MADEN YATAKLARI

SİRYA İLE ARDANUÇ ARASINDAKİ BÖLGENİN JEOLOJİSİ HAKKINDA

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh.

Yapısal jeoloji. 3. Bölüm: Normal faylar ve genişlemeli tektonik. Güz 2005

Herhangi bir noktanın dünya üzerinde bulunduğu yere COĞRAFİ KONUM denir. Coğrafi konum ikiye ayrılır. 1. Matematik Konum 2.

Dünyada ve Türkiye'de Bakır Rezervi

TEBLİĞ 1948 NİSANININ SON HAFTASINDA YAĞAN KAR ÜZERİNDE FERRUH SANIR

İSTANBUL BÖLGESİNDE BULUNAN KARBONİFERİN GENEL STRATİGRAFİSİ

TAŞKÖMÜRÜ ARAMALARINDA KULLANILAN GRAVİTE METODUNUN KUZEY - BATI ANADOLU TAŞKÖMÜRÜ HAVZASINA TATBİKİ. Aydok ÇALIM (*)

STRATONIKEIA ANTİK KENTİ SU YAPILARI. Antik kent Muğla Milas yolu üzerindedir. Aşağıda görüldüğü gibi Helenistik kurulmuştur.

ANKARA'NIN KUZEYBATISINDA KARALAR KÖYÜ CİVARINDA BULUNAN ALT KRETASE AMMONÎTLERÎ HAKKINDA. Mükerrem TÜRKÜNAL Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Ankara

Bilindiği gibi lateritleşme, ılıman ve yağışlı

İSTANBUL BOĞAZI DOĞUSUNDA MOSTRA VEREN PALEOZOİK ARAZİDE STRATİGRAFİK VE PALEONTOLOJİK YENİ MÜŞAHEDELER

OYUNLAR TEORİSİNİN MADEN ARAMALARINA UYGULANMASI

4. FAYLAR ve KIVRIMLAR

ZONGULDAK İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

MADENCİLİK ve JEOLOJİ MÜHENDİSİ

FAYLAR FAY ÇEŞİTLERİ:

Potansiyel. Alan Verileri ile. Maden aramacılığı; bölgesel ön arama ile başlayan, Metalik Maden Arama. Makale

SENOZOYİK TEKTONİK.

GÖKÇEOVACIK YAKININDA BİR LATERİT YATAĞI HAKKINDA

ZEMİN MEKANİĞİ. Amaç: Yapı zemininin genel yapısını inceleyerek, zeminler hakkında genel bilgi sahibi olmak.

OSMANiYE (ADANA) YÖRESi ÜST KRETASE (MESTRIHTIYEN) BENTİK FORAMİNİFER FAUNASI

MENDERES GRABENİNDE JEOFİZİK REZİSTİVİTE YÖNTEMİYLE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI

KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR

TAHTALI BARAJI HAVZASI ALT YÖRESİ

HEYELAN ETÜT VE ARAZİ GÖZLEM FORMU

ÖSYM. Diğer sayfaya geçiniz KPSS / GYGK-CS

CHAMOSON DEMİR MADENİNİN MANYETİK HARTASI ve KÜBAJ HESABI (Valais - İsviçre) Dr. M. TOPKAYA

MTA Genel Müdürlüğü nün Ortaya Çıkardığı Yeni Bir Kara Elmas Yöresi KONYA KARAPINAR Kömür Sahası

AY KAYAÇLARI VE PETROGRAFİK

KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU. M.Hayri ERTEN. Orta Doğu Teknik Üniversitesi

ASFALTİT VE ASFALTİT KÜLLERİNDE MOLİBDEN, NİKEL, VANADYUM VE TİTAN ELEMENTLERİNİN X IŞINLARI FLORESANS SPEKTROSKOPİSİ İLE TAYİNLERİ

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

PİZA JEOTERMİK ENERJİ SİMPOZYUMU NETİCELERİ VE KIZILDERE SAHASININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yozgat-Akdağmadeni Pb-Zn Madeni Arazi Gezisi

KAYSERİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ

ALÜMtNYUMOKSÎT ELDE ETME METODLARI ÖN BİLGİLER. Sami ÖZDEMİR *)

HARİTA BİLGİSİ ve TOPOĞRAFİK HARİTALAR

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir.

KIRKLARELİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

GÜNEYBATI MALATYA (GD TÜRKİYE) MESTRİHTİYENİNDE YENİ BİR FORAMİNİFER TÜRÜ: SİVASELLA GOEKCENİ

FORAMİNİFERLERİN KANTİTATİF ANALİZLERİNE MÜSTENİDEN ADANA KUYULARININ KORELÂSYONU [ 1 ]

TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR

Akdeniz in Pleyistosen Deniz Düzeyi Değişimlerini Karakterize Eden, Çok Dönemli-Çok Kökenli Bir Mağara: Gilindire Mağarası (Aydıncık-İçel)

Tabakalı kayaçların dalga şeklindeki deformasyonlarına kıvrım denir. Kıvrımların boyları mm mertebesinden km mertebesine kadar değişir.

KÖMÜR ARAMA. Arama yapılacak alanın ruhsat durumunu yürürlükteki maden yasasına göre kontrol edilmelidir.

TÜRKİYE PLEİSTOSEN FOSİL İNSAN AYAK İZLERİ

Rize-Çayeli Bölgesinde Bakır-Çinko-Kurşun İmkânları ve Bu Sahanın Gelişen Doğu Karadeniz Maden Aramalarındaki Yeri

KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR

TÜRKİYE'NİN OROJENİK GELİŞMESİ

4. LINEASYON, LINEER YAPILAR ve KALEM YAPISI

Atım nedir? İki blok arasında meydana gelen yer değiştirmeye atım adı verilir. Beş çeşit atım türü vardır. Bunlar;

Yapılma Yöntemleri: » Arazi ölçmeleri (Takeometri)» Hava fotoğrafları (Fotoğrametri) TOPOĞRAFİK KONTURLAR

Transkript:

İSKENDERUN HAVALİSİNDEKİ PAYAS BOKSİTİK DEMİR CEVHERLERİ Montanistische Hochschule, Leoben Amanos silsilesi Akdeniz sahilini takiben SSW istikametinde Toroslar'dan ayrılmakta ve Lübnan arazisine doğru uzanmaktadır. Silsilenin batı eteğinde İskenderun liman şehri ile bir zamanlar Suriye'yi Küçük Asya'ya bağlıyan eski ticaret yolunun üzerinde büyük bir kervansarayın bulunduğu Payas ovası yer almaktadır. Paleozoik şistlerinden müteşekkil bir nüve kısmı ile Kretase kalkerlerinden ve serpantinlerinden müteşekkil bir örtüden meydana gelmiş olan silsilenin doğu ve batı yamacında eski bir demir işletmesine ait dağınık bakiyeler görülmektedir. Ankara'daki M.T.A. Enstitüsünün kıymetli yardımları sayesinde, 1964 Eylülünde bu demir yataklarının jeolojik durumunu etüd etmiye muvaffak oldum. Müşahede edilen durumlara nazaran, Doğu Yunanistan'daki nikel bakımından zengin Larymna demir yatakları ile aralarında muayyen bir benzerlik olduğu anlaşılan bu yataklarda istifadeye elverişli bir nikel tenörunün mevcudiyeti imkânsız değildi. Bu gezilerimde bana refakat eden genç Türk jeologu Bay Hüseyin Çetin'e kıymetli iş birliğinden dolayı burada da teşekkür etmek isterim. Cevher zuhurları hakkında Krupp Firmasının uzmanları (Dr. Riedl ile mesai arkadaşları) tarafından hazırlanmış olan detaylı bir jeolojik rapor mevcut olup, bu rapora bir de l : 20 000 ölçekli detaylı jeolojik harita ilişiktir. Bundan dolayı bizim etüdlerimiz, yatakların jeolojik bakımdan aydınlatılmasına ve şimdiye kadar etüd edilmemiş olan nikel tenörü konularına inhisar etmiştir. Münferit zuhurlara dağılmış olan cevher yatakları ortalama 700 m yükseklikteki yamaçta, muhtelif seviyelerde tezahür etmektedir. Yamaçta kalın kalker kesimleri ile serpantin kesimleri üstüste yer almaktadır (Şek. 1). Cevher yatakları biraz karstlaşmış bir kalkerin üzerinde tezahür etmekte olup, cevherin hemen altında beyaz olan bu kalker daha aşağıda gri renklidir ve hornştayn yumruları ihtiva edebilmektedir. Plâkalı, kahverengimsi gri renkli ve saf olmıyan kalkerler cevherin tavanını teşkil etmektedirler. Suat Erk bu seriye ait Siderolites ve Orbitoides'ler tâyin etmiştir. J. Wippern'e göre gri renkli taban kalkerleri Turonien, tavan kalkerleri ise Senonien yaşındadır. Cevher yatağının kalınlığı gezdiğim sahada 10 m (Kozludere, Arıdere) ile 0.4 m (Kaplandere) arasında değişmektedir. Mevcut raporlara nazaran, kalınlık yer yer 20 metreye kadar çıkmaktadır (Kızıl Kaya). Genellikle batıdaki zuhurların kalınlığı daha yüksekte yer alan doğudaki zuhurların kalınlığından fazladır. Cevher kesiminin N-S uzanımı 15 km ye, bugünkü E-W uzanımı ise 6 km ye baliğ olmakla beraber, tektonik ekaylanma sebebiyle bunun miktarında eskiye nispetle büyük azalma olmuştur.

22 Başlangıçta bir horizona ait olan cevher zuhurlarının dağılmasında, Krupp Firmasına ait haritadan ve bütün raporlardan da anlaşıldığı üzere, tektonik tesirlerin âmil olduğu - aşikârdır. Bununla beraber, ben bu haritada ve profillerde verilen malûmat ile tamamen mutabık değilim. Bu profillere göre Turonien - cevher - Senonienin üç kere tekerrürü, serpantinin ezilmesinde âmil olan dik fayların teşkil ettiği batıya doğru alçalan bir merdivenden ileri gelmektedir. Buna mukabil ben, silsilenin serpantin-kretase kalkeri serisinin üç kere tekerrür ettiği bütün batı yamacının alpin tipli düz faylarla temayüz ettiği kanaatindeyim. 250 m ile 700 m arasındaki bütün yamaç, aralarına ezilmiş kalker şeritlerinin enterkale olduğu çok fazla ölçüde deformasyona uğramış ve şistileşmiş serpantinlerle, aralarına serpantinler sıkışmış ve keza çok fazla miktarda şistileşip milonitleşmiş kalkerler arzetmekte olup, burada şistozite satıhları ile hareket satıhlarında düz bir batı eğimi kendini göstermekte ve münferit mostralarda düz bir doğu eğimi de müşahade edilmektedir (Şek. l deki profiller). Ben bundan dolayı üstüste yer alan ve düz bir şekilde doğuya eğimli olan üç ekayın mevcut olduğu ve bunların ekay istikametinin doğuya, yani Suriye platosuna doğru olması sebebiyle daha yüksek ekayların başlangıçta batıda yer almış bulunduğu fikrini kabul ediyorum. Cevher zuhurlarının teşekkülâtı da buna uygundur. Mevcut mütaaddit analiz neticesine nazaran, cevher ortalama % 36 Fe, % 25 A1 2 O 3 ve % 20 SiO 2 ile çok değişik bir terkibe sahiptir. Şu halde ne demir cevheri ne de boksit olarak kullanılması mümkün değildir. Cevherin bünyesi ekseriya boksitte olduğu gibi tabakalanma arzetmemekle beraber, yakından tetkik edildiği zaman ince klastik veya pisolitik olduğu anlaşılmaktadır. Kesit etüdü, zayıf refleksiyon arzeden bir ana hamur içinde yuvarlak turyit, hematit ve daha nadir olarak da kuars tanecikleri göstermekte ve bu meyanda hematitin yer yer toplu kristalizasyon ile irileşmiş olduğu müşahede edilmektedir. Taneler bazan yeni teşekkül etmiş hematit kabukları ile kuşatılmıştır ve ana hamurda ufak hematit levhacıkları ile pisolitler filizlenmektedir (Şek. 2). G. Brennich'in (1956) analiz neticelerinin değerlendirilmesi ile ilgili neşredilmemiş bir M.T.A. raporuna göre, yüksek alumina tenörunün büyük bir kısmı killi mineraller ve sadece ufak bir kısmı diaspor ile izah edilebilir. W. Siegl'in yaptırmak lûtfunda bulunduğu bir differensiyal - termik analiz de aynı neticeyi vermiştir. Bütün bunlardan, cevher yatağının Kretase yaşlı bir lâterit örtüsünün, sürüklenmiş ve bir kalker sathının oyuklarında birikmiş materyelinden müteşekkil olduğu neticesi çıkmaktadır. Lâterit örtüsü evvelce kısmen serpantinin, kısmen de şistlerin üzerinde yer almıştır. Fındık Yayla köyünde ufak bir cevher yuvasının hemen kırmızımtırak - gri renkli serpantinin üzerinde tezahür etmekte olması, cevherin, serpantinin eski itikâl örtüsünden geldiğine delâlet etmektedir. Keza, cevherin yaygın olan nikel tenörü de bu

İSKENDERUN-PAYAS BOKSİTİK DEMiR CEVHERLERİ 23 menşee delâlet etmektedir. Bizzat tahallül etmiş serpantinin Ni tenörü, Karbeyaz Mahallesinde % 0.14 tü. Buna mukabil J. Wippern'e göre (1964), Krupp uzmanları tarafından kabul edildiği veçhile ve bizzat J. Wippern'in Türkiye'deki diğer boksit yatakları için ileri sürdüğü gibi, cevherin menşeinin tahallül etmiş volkanik tüfler olması hususu yukardaki müşahededen dolayı burada mümkün değildir. Buna ilâveten, en son volkanik tüfler de silsile irtifamda Kretase kalkeri - serpantin serisinin üzerinde diskordan olarak yer almaktadır. Bir kantitatif analiz için elverişli numuneleri seçebilmek gayesiyle, bizzat nikel tenörü kampta W. Siegl tarafından tavsiye edilen basit bir metoda göre teste tabi tutulmuştur; birkaç cevher parçası toz haline getirilip karıştırılır ve bundan bir bıçak ucu ile alman miktar kaynamakla olan, takriben 3 ccm 1:1 lik HCI de eritilir. Bu eriyikten ahnan l ccm lik miktar, l ccm tartrat ile karıştırılır, bu eriyik NH 3 ile kalevi hale getirilir ve bundan ahnan bir damla dimethylglyoxym ile emprenye olmuş filtre kâğıdına damlatılır. Meydana gelen kırmızı renk cevherde takriben % 0.05 e kadar çıkan nikel tenörunün mevcudiyetini gösterir. Lâteritik yataklarda silikalik nikel cevherinin yatağın alt kısınma toplandığı hususundaki genel müşahadeye uygun olarak bu müşahade Larymna'da kalkerin üzerinde bulunan, yatağını değiştirmiş cevherler için de bahis konusudur numuneler çoğunlukla alt kısımlardan alınmıştır. Yazarın Larymna'daki Ni bakımından zengin sedimanter demir yatağı ile ilgili olarak bahsettiği madenin dağılma şekli esas itibariyle aynı tarzda olmak üzere, Payas'ın güneydoğusunda, kalkerin arasına enterkale olmuş bulunan 10 m kalınlığındaki Arıdere yatağında da kendini göstermekteydi: Taban kısmı % 1.57 Ni Orta kısım % 0.11 Ni Tavan kısmı % 0.04 Ni. Fakat Arıdere

24 aynı zamanda nikel tenörü biraz daha yüksek olan yegâne zuhurdur. Benim ricam üzerine, M.T.A. Enstitüsünün Laboratuvarında yapılan tâyine nazaran bu tâyin için burada çok teşekkür ederim bütün diğer zuhurlarda nikel miktarı bizzat taban numunelerinde dahi % 0.1 civarında oynamaktadır. Numunelerin takriben yarısı arazide yapılan testte hiçbir Ni reaksiyonu göstermemiştir. Şu halde Payas cevheri ile sedimanter Larymna cevheri arasında klastik Struktur ve Ni tenörü bakımından bir benzerlik mevcut olmakla beraber, bu husus pratik bakımdan nikel cevheri olarak kullanılabilme imkânına taallûk etmemektedir. Benzer durumdaki Larymna cevherinin % 14 A1 2 O 3 ihtiva etmesine mukabil, bizim cevherimizin ortalama % 25 olan yüksek alumina tenörü demir cevheri olarak kullanılması konusunda bir mahzur teşkil etmektedir. Alumina tenörü serpantinden gelemiyeceği için, başka bir yerden intişar etmesi gerekiyor ve bu konuda çok defa silsilenin çekirdeğini ve doğu kanadını meydana getiren Paleozoik şistleri kendini gösteriyor. Bu şistler de Üst Kretase devrinde muhtemelen kısmen açığa çıkmıştı. Böylece Payas boksitik demir cevherleri jeolojik pozisyonları ve teşekkülâtı bakımından Doğu Yunanistan'daki nikel-demir cevheri ve bunlara batıda hemhudut olan Parnas boksitleri ile büyük bir benzerlik arzetmektedirler. Orada olduğu gibi burada da, doğuda lâteritik demir cevheri ile örtülmüş olan serpantin masiflerini havi bir eşik mevcuttu; bu demir cevheri aşınmış ve sürüklenerek bir kalker kaide üzerinde bulunan morfolojik depresyonlarda birikmiştir (W. E. Petrascheck, 1953). Bu olayın vukua geldiği devre Doğu Yunanistan'da Alt Kretase ile Senomanien, Amanos dağlarında ise Turonien ile Senonien arasına isabet etmektedir. Oldukça zayıf Ni konsantrasyonunun sebebi belki de bu kısa devrede aranabilir. 1955 yılında G. Aronis de Parnas bölgesindeki kısmen Cr ve Ni izleri ihtiva eden boksitlerden, Ni-Fe yatakları gibi, doğudaki eşikten gelen sedimanter cevherler olarak bahsetmiştir. A. Lacroix'nın 60 yıl evvel ileri sürdüğü boksitlerin kalker üzerinde silikatlı sahrelerden gelerek eşiklerin eteğindeki çöküntü hatlarında teressüp etmiş itikâl toprakları oldukları hususundaki görüş bugün geniş ölçüde temsil edilmektedir. Sanntal'de (Yugoslavya) O. Kühn'e (1933) göre dolin boksitleri hemen komşu olan andezitlerden teşekkül etmiş olduğu halde, V. Zans'a göre (1959) Jamayka boksitlerine bir erüptif eşiğin kanatlarında kalkerin üzerinde raslanmaktadır. G. Bardossy'ye göre (1958) Balaton gölünün kuzeyindeki Macaristan boksitleri için de buna benzer bir durum bahis konusudur. J. Wippern (1962) Toroslar'daki boksitlerin kenar çöküntüleri durumunu bilhassa belirtmiştir. Girişte bahsedilen müşahedeler anlamında muhtelif cevher horizonlarının batıdan doğuya doğru birbirinin üzerine bindirmiş olduğu kabul edildiği ve bunlar ilk durumlarına getirildiği zaman, bu paleocoğrafik durum Payas bölgesi için de kendini bâriz şekilde göstermektedir. Bu durumda, bugün doğudaki en son horizonu teşkil eden en yüksek horizon batıdaki en son, yani eşiğe en uzak olan horizon, en derin horizon ise eşiğe en yakın horizon olacaktır. Buna uygun olarak derinde bulunan ve eşiğe yakın olan Kozludere ile Arıdere cevher zuhurları bilhassa kalın, ince klastik olduğu ve bâriz şekilde Ni ihtiva ettiği halde, üstteki Paşanın Eğrisi ile Fındık Yayla zuhurlarının uzağa sürüklenmiş olan cevherleri sık yapılı ilâ pisolitiktir ve Ni ihtiva etmektedir. Ni veren serpantinlerin yaşı hakkında ikna edici bilgi verecek durumda değilim. Kontakt metamorfoz görülmemektedir. Arıdere'deki demiryolunun kenarında serpantinin

İSKENDERUN - PAYAS BOKSİTİK DEMiR CEVHERLERİ 25 içinde açık renkli sahre parçaları mevcut olup, bunlar tektonik tesirlerle araya sıkışmış parçalar halinde değil de, arakatkılar halinde tezahür etmektedir. Bu parçalar hematit ihtiva eden ve sonradan karbonatlaşmış olan kuarsitten müteşekkildir. Neşre verildiği tarih 14 Haziran, 1965 BİBLİYOGRAFYA ARONIS, G. (1955) : Geographical distribution, geological placing and aspects on the genesis of the Greek bauxite. Elleniki Geologiki Etairia, Athen. BARDOSSY, G. (1958) : The geochemistry of Hungarian bauxites. Acta Geologica Hungarica 5. DITTLER, E. & KÜHN. O. (1933) : Die Genesis Sanntaler Bauxite (Jugoslawien). Chemie der Erde, 8, Jena. PETRASCHECK, W.E. (1953) : Die Eisenerz- und Nickelerzlagerstâtten von Lokris in Ostgriechenland. The Mineral Wealth of Greece, 3, Athen. VVIPPERN, J. (1962) : Toros boksitleri ve bunların tektonik durumu. M.T.A. Derg., no. 58, Ankara. (1964) : Türkiye'nin alüminyum hammaddeleri, M.T.A. Derg., no. 62, Ankara. ZANS, V.A. (1959) : Recent views on the origin of bauxite, Geonotes l Nr. 5, Kingston.