Okurlarımıza. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. SİLAHLI KUVVETLER DERGİSİ



Benzer belgeler
Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

ÇYDD: su, değeri artan stratejik bir nitelik kazanacaktır.

ULUSLARARASI CEZA DİVANI VE KİŞİSEL CEZA SORUMLULUĞU *

Su, evrende varolan canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan en temel öğedir. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı,

DERS VI-VII Nüfus Artışı Küresel Isınma


Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KURAKLIK ANALİZİ. Bülent YAĞCI Araştırma ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanı

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü

682 SAYILI GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞERLENDİRMESİ

SOYKIRIM SUÇUNUN ÖNLENMESI VE CEZALANDIRILMASI SÖZLEŞMESI

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA

Doç. Dr. Mehmet Azmi AKTACİR HARRAN ÜNİVERSİTESİ GAP-YENEV MERKEZİ OSMANBEY KAMPÜSÜ ŞANLIURFA. Yenilenebilir Enerji Kaynakları

KALEM MEVZUATI ADL108 KISA ÖZET

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak

Okullarda Su Tüketimi %40 Azaltılabilir

DEVLET MEMURLARININ ŞİKAYET VE MÜRACAATLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

TÜRKİYE DE CEZA VE ADALET SİSTEMİ

Av. Ece KAVAKLI Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü Hukuk Birimi

İDARİ YARGI DERSİ (VİZE SINAVI)

Türkiye de Çocukların Terör Suçluluğu. Dr. Yusuf Solmaz BALO

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı HATA BİLDİRİM FORMU (Usulsüzlük, Yolsuzluk, Etik Kural İhlali)

MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN

Haklara Tecavüz Halinde Hukuki Ve Cezai Prosedür

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır.

VERGİ DENETİM KURULU YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK YAYIMLANDI

DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3

ÖZETLE. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem

İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...VII BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...IX İÇİNDEKİLER...XI KISALTMALAR...XXI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Yönetimine Giriş Eğitimi

Gökmen ÖZER/Coğrafya Öğretmeni

Kabul Tarihi :

COĞRAFYA-2 TESTİ. eşittir. B) Gölün alanının ölçek yardımıyla hesaplanabileceğine B) Yerel saati en ileri olan merkez L dir.

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

İLTİCA HAKKI NEDİR? 13 Ağustos 1993 tarihli Fransız Ana yasa mahkemesinin kararı uyarınca iltica hakkinin anayasal değeri su şekilde açıklanmıştır:

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

İdari Yargının Geleceği

İlgili Kanun / Madde 5434 S.ESK/ S. SGK/101

DEVLET MEMURLARININ ŞİKAYET VE MÜRACAATLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

CEZA HUKUKU- ULUSLARARASI HUKUK. Dr.Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

TEMEL YASALAR /DÜZENLEMELER

Dünyadaki toplam su potansiyeli. Dünyadaki toplam su miktarı : 1,4 milyar km 3 3/31

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp Akademisi Doktora İnkılâp Tarihi Ankara Üniversitesi Unvan Alan Üniversite Yıl Doçent Profesör

İKLİM DOSTU ŞİRKET MÜMKÜN MÜ?

Milletlerarası Ceza Hukuku (Özgenç)

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

Sahte Banknotların İncelenmesi Ve Değerlendirilmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

SUÇ VEYA DİSİPLİNSİZLİK TEŞKİL EDEBİLECEK BİR EYLEMİ ÖĞRENEN SIRALI AMİR VEYA KOMUTANLARIN HAREKET TARZI

İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma denmektedir.

1 ( TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BURAK EDİŞ BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/11177)

SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRLER ve TÜRKİYE. Rifat Ünal Sayman Direktör, REC Türkiye SBE16 Swissotel, İstanbul 14 Ekim 2016

2014 dünyanın en sıcak yılı olabilir

İKİLİ İŞBİRLİĞİ. çevre ve ormancılık alanında otuz üç (33) Ülke ile toplam otuz yedi (38) tane,

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No Kabul Tarihi :

İÇİNDEKİLER GİRİŞ KONUYLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR.1) KONUNUN TAKDİMİ, ÖNEMİ

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ

1. İklim Değişikliği Nedir?

Karşılıksız Çek Suçu Yeni Çek Kanunu nda Ceza Sorumluluğu

MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

İPTAL BAŞVURUSUNA KONU OLAN YASA MEDDESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA:

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO. Adalet Programı. Yargı Örgütü Dersleri

Karar No: 388/2 Karar Tarihi:

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI

Yaşayan bir dünya için. Buket Bahar DıvrakD. 27 Mart 2008, İzmir

CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ, KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMESİ, YÖNETMELİK ve KARARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12)

Yenilenebilir olmayan enerji kaynakları (Birincil yahut Fosil) :

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ

YEDEK PERSONEL ERTELEME YÖNETMELİĞİ

Küresel. İklim Değişikliği. ÇEVRE KORUMA ve KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI

TÜRKIYE NİN MEVCUT ENERJİ DURUMU

2:Ceza muhakemesinin amacı nedir? =SUÇUN İŞLENİP İŞLENMEDİĞİ KONUSUNDAKİ MADDİ GERÇEĞE ULAŞMAK

T.C. HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

YILI ÇEVRE KANUNU GEREĞİNCE UYGULANACAK CEZALAR

25. YILINDA HOCALI SOYKIRIMI ULUSLARARASI SEMPOZYUMU

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

VERBİS. Kişisel Verileri Koruma Kurumu. Veri Sorumluları Sicili. Nedir?

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır?

9 Şubat 2017 Perşembe Günü Saat da Yapılan Mahkeme Toplantısında Görüşülen Dosyalar ve Sonuçları (*)

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5219 sayılı, numaralı, nolu yasası)

KKTC YÜKSEK YÖNETİM DENETÇİSİ OMBUDSMAN. 5. Ombudsman ın görev ve yetkileri ile yetki devri. 6. Ombudsman ın yetkisi dışında olan konular

(28/01/ 2003 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan :

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

Transkript:

Okurlarımıza Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. (TBMM Zabıt Cerideleri; Devre: 5, Cilt: 20, 1937, s. 8.) SİLAHLI KUVVETLER DERGİSİ Ekim 2014 Yıl: 133 Sayı: 422 Sahibi Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Adına Tuğg. Necdet TUNA Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Müdür Dz. Alb. Taner GÜN Yayın Kurulu Öğ. Bnb. Sami TÜRK Uzm. Me. Ceyda MASATLI Düzeltme Uzmanı Uzm. Me. Ceyda MASATLI Tasarım Uzm. Me. Mehmet Akif AK Haber Fotoğrafları Svl. Me. Haydar ÖZTÜRK Yönetim Yeri Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı 06100 Bakanlıklar - ANKARA Tel: (0312) 402 23 41-9.537 23 40 Belgegeçer: (0312) 424 21 31 Basım Yeri Genelkurmay Basımevi Müdürlüğü 06100 Bakanlıklar - ANKARA Baskı Adedi : 5.650 Silahlı Kuvvetler Dergisi, Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı tarafından üç ayda bir yayımlanan yerel süreli yayındır. Dergimizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır; ancak kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir. Silahlı Kuvvetler Dergisi nde yayımlanan makaleler, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN DEĞİL YAZARLARININ KİŞİSEL FİKİRLERİNİ YANSITIR. ISSN: 1300-0063 Geçtiğimiz dönemde ulusça 30 Ağustos Zafer Bayramı nı büyük bir coşkuyla kutladık. 30 Ağustos 1922 tarihinde muharebe alanında kazanılan bu zafer, 29 Ekim 1923 te Cumhuriyet in ilanı ile birlikte çağdaş Türk Devleti ni ortaya çıkaran ekonomik, sosyal, siyasi devrimin temeli olmuştur. Sakarya Meydan Muharebesi nin kazanılmasından sonra Ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK e gazi unvanı ve mareşal rütbesinin verildiği gün olan 19 Eylül ün 2002 den beri Gaziler Günü olarak kutlanmaya başlanması neticesinde 19 Eylül 2014 tarihinde düzenlenen etkinliğin ayrıntılarını bu sayımızda bulabilirsiniz. Küresel Su Sorunu ve Orta Doğu ile Türkiye ye Etkileri adlı makalede dünyada ve Türkiye de yaşanan su sıkıntısının boyutu ve alınması gereken tedbirler üzerinde durulmuştur. 92 nci Yılında Mudanya Mütarekesi adlı makalede Mudanya Mütarekesi nin Türk diplomasisine İtilaf devletleri karşısında büyük bir üstünlük kazandırdığına değinilmiştir. Geleneksel olarak bu yıl da dergimizin ekim sayısında Kara, Deniz, Hava Harp Okulları ve Gülhane Askerî Tıp Fakültesi ile Astsubay Meslek Yüksekokullarının mezuniyet törenlerini sizlerle paylaşıyoruz. Askerî tarih alanında yapılacak çalışmalar için büyük katkı sağlayacağı düşünülen ve Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kore Harbi ne ait doküman ve malzemeler ATASE Daire Başkanlığı tarafından toplanmaya başlanmıştır. Yapılan bağışlara ait listeyi bu sayımızda yayımlıyoruz. Bu vesile ile tüm şehitlerimiz ve gazilerimiz ile yakınlarına minnet ve şükranlarımızı sunarız. Cumhuriyet imizin kuruluşunun 91 inci yıl dönümünde bir kez daha tekrarlıyoruz ki Atatürkçü düşüncenin aydınlattığı yoldan geleceğe yürümek, varlığımızı, üniter devlet yapımızı ve ulusal değerlerimizi koruyup yarınlara taşımak daimî hedefimizdir. Farklı konularda hazırlanmış diğer makalelerimizi de ilgiyle okuyacağınızı umuyor, Cumhuriyet Bayramı nızı kutluyoruz. Bize Cumhuriyet imizi, özgür ve bağımsız bir vatanı armağan eden başta Ulu Önder ATATÜRK olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi saygı, sevgi, minnet ve şükran duygularımızla anıyoruz. Necdet TUNA Tuğgeneral ATASE Daire Başkanı

İçindekiler KÜRESEL SU SORUNU VE ORTA DOĞU İLE TÜRKİYE YE ETKİLERİ İkm. Yb. Tamer GÖKDEMİR 4 12 türk hukukunda savaş suçları yargılamasının hukuksal temeli Dr. As. Hak. Alb. M. Yasin ASLAN SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ NİN ARDINDAN ÜLKELERİN YENİ SORUNU: KULLANIM DIŞI MÜHİMMATIN GAYRİASKERÎ HÂLE GETİRİLMESİ Bkm. Yb. İsmail ÖDEMİŞ 20 24 92 NCİ YILINDA MUDANYA MÜTAREKESİ Tarih Uzm. İçten ÇELİKOĞLU ÜNİFORMALI GÖMÜLENLER: SARIKAMIŞ HAREKâTI Em. Alb. Süha BAYKARA 32 42 2014 YILI subay ve astsubay MEZUNİYET TÖRENLERİ Silahlı Kuvvetler Dergisi

54 YENİLİĞİN LİDERLİĞİ: DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK Hv. Öğ. Ütğm. Selçuk YİĞİTEL GENELKURMAY BAŞKANLIĞI KARARGÂHI ATATÜRK KÜLTÜR SİTESİ NDE 19 EYLÜL 62 2014 TE İCRA EDİLEN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK E GAZİ UNVANININ VERİLMESİ VE GAZİLER GÜNÜ TÖRENİ Silahlı Kuvvetler Dergisi 64 40 INCI ULUSLARARASI ASKERî TARİH KONGRESİ Silahlı Kuvvetler Dergisi ŞEHİT YAKINLARIMIZ İLE GAZİLERİMİZE BİNLERCE TEŞEKKÜR Silahlı Kuvvetler Dergisi 74 78 OKUYUCU KÖŞESİ Silahlı Kuvvetler Dergisi OKUYUCU KÖŞESİ YAYIM İLKELERİ 80

İkm. Yb. Tamer GÖKDEMİR* 1. Kullanılabilir Su Kaynakları a. Dünyadaki Mevcut Durum Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km³tür. Bu suların %97,5 i okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, %2,5 i ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da %90 ının kutuplarda ve yeraltında bulunmasıyla 1 içme ve sulama suyuna duyulan ihtiyacın artışı bir arada değerlendirildiğinde, insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı su miktarının ne kadar az olduğu daha iyi anlaşılmakta, sınırlı kaynağa hâkim olma mücadelesini açıklayabilmek mümkün olmaktadır. Kullanılabilir su kaynaklarının dünya üzerindeki dağılımı son derece dengesizdir. Bu durum, kimi ülkeleri su zengini yaparken kimi ülkeleri kuraklıkla karşı karşıya bırakmaktadır. Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsünün (IWMI) gerçekleştirdiği ve ülkelerin yıllık kişi başına düşen su kaynağı miktarlarına göre sıralandığı çalışmaya göre yıllık kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.700 m³ün altında olduğu ülkelerde su sıkıntısı olduğu varsayılmaktadır. 1.000 m³ün altında ise insan sağlığını, ekonomik kalkınmayı ve refahı olumsuz etkileyen bir durumdur. Kişi başına yıllık 500 m³ün altına düşen kullanılabilir su miktarı ise hayat için birinci dereceden bir tehdit tir. 2 Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre bir insanın temel temizlik, içme suyu ve gıda ihtiyacını karşılaması için günlük olarak 20-50 litre temiz su ihtiyacı vardır ancak dünyada 894 milyon kişi bu yeterli miktara ulaşamamaktadır. Bu yetersizlik sebebiyle hijyen bağlantılı birçok hastalıkla mücadele edilememektedir. Su kullanımı ise son yüzyılda nüfus artışının iki katından fazla artmıştır. 2025 te ise 1 milyar 800 milyon insanın mutlak su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağı ve dünya nüfusunun 2/3 sinin su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağı tahmin edilmektedir. 3 Bugün dünyadaki toplam temiz ve tatlı suyun yaklaşık olarak %67 si tarımda, %23 ü endüstride ve %10 u konutlarda kullanılmaktadır. Ancak suyun küresel ölçekteki sektörel kullanımlarında, ülkelerin endüstrileşme ve gelişmişlik düzeyleri belirleyici bir özellik göstermektedir. Suyun dünya genelindeki tüketim alanları ile ilgili yapılan araştırma sonuçları, bu konuda çarpıcı bilgiler sunmaktadır. 4 * İkm. Mly. Okl. K.lığı. 1 http://www.dsi.gov.tr/toprak-ve-su-kaynaklari, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 2 http://www.iwmi.cgiar.org, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 3 www.unwater.org/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 4 USİAD Su Raporu. 4

Endüstrideki su kullanımı; teknolojiye bağlı olsa da ortalama olarak bir otomobil üretimi için 300-400 ton, 1 ton çelik üretimi için 240 ton, 1 varil (yaklaşık 200 litre) ham petrolün rafine edilmesi için 7 ton, 1 kg kumaş (baskılı, boyalı) üretimi için 200 litre su kullanılmaktadır. Evsel su kullanımı; banyo yapmak için asgari 50-60 litre, musluk açık olarak asgari 3 dakika diş fırçalamak için 4-5 litre, günlük tuvalet ihtiyacı için asgari 25 litre, bulaşık ve çamaşır makinesinde bir yıkama için 100-120 litre su tüketilmektedir. Tarımsal alanda kullanılan su, sulama yöntemine göre değişmektedir. Bu alanda en büyük kayıplar açık kanal yönetimi ile suyun iletimindeki buharlaşma ve sızma kayıplarıdır. Modern sulama yöntemlerinin yaygınlaşmadığı ülkemizde hektar başına yaklaşık 10.500 m 3 su verilmektedir. b. Orta Doğu daki Mevcut Durum Orta Doğu, üzerinde değişik din ve etnik yapıya sahip insanların ve altında dünya petrollerinin hemen hemen yarısının bulunduğu bir coğrafyadır. Bununla beraber Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgeleri, dünyada kişi başına suyun en az miktarda düştüğü yerlerdir. Türkiye nin de içinde bulunduğu Orta Doğu, dünya nüfusunun %5 ini barındırmasına karşın temiz su kaynaklarının yalnızca %1 ine sahip olan bir bölgedir. 5 Orta Doğu da su, çok hassas bir konu arz etmektedir. Hükûmetler; su kaynaklarının kontrolünü elinde bulundurmayı, ülkelerinin bir ulusal güvenlik sorunu olarak algıladıkları için su kaynakları Orta Doğu daki anlaşmazlıkların temel nedenlerinden biri olmaktadır. Su sorununun bu bölgede anlaşmazlığa sebep olmasının en önemli sebebi; bölgedeki su kaynaklarını oluşturan akarsuların sınırları aşan, birkaç ülkenin birden sınırlarından geçen kaynaklar olmalarıdır. Orta Doğu yu, su sıkıntısı konusunda üçe ayırarak irdelemek gerekir. Birinci gruba Türkiye, Irak ve Suriye yi alabiliriz. Bu ülkelerde su 5 http://www.sde.org.tr/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 5

KÜRESEL SU SORUNU VE ORTA DOĞU İLE TÜRKİYE YE ETKİLERİ konusunda şu an için hayati bir sorun bulunmamaktadır. Diğer yandan Filistin, İsrail ve Ürdün de yer altı suları bakımından bir sıkıntı mevcuttur. Batı Şeria da bir damla suyun bile israf edilme lüksü kalmamış durumda. Bu konuda en kötü durumda olan ülke Suudi Arabistan, temiz su ihtiyacını son dönemde deniz suyunu arıtmak suretiyle maliyetli bir şekilde karşılamaya çalışmaktadır. Kuzey Afrika da ise en önemli problem Nil Havzası nda yaşanmaktadır. Mısır için bir hayat kaynağı olan Nil Nehri, bu ülke ile diğer yukarı kıyıdaş ülkeler arasında giderek şiddetlenen bir sorun olarak devam etmektedir. Burada önemli olan nokta, Mısır ın Nil olmadan var olamayacağıdır. Suriye ve Irak ise Mısır gibi tek bir su kaynağına bağlı değildir. Dolayısıyla Suriye ve Irak ın anlaşma yollarını aradıkları zaman çok iyi ikame edilebilecek şansları vardır. 2. Türkiye nin Su Kaynakları a. Türkiye deki Mevcut Kullanılabilir Su Durumu Türkiye, denizlerle çevrili olduğundan ve sahip olduğu su kaynaklarıyla su zengini bir ülke olarak algılansa da istatistikler, durumun gerçekte böyle olmadığını göstermektedir. Türkiye, kullanılabilir su kaynakları açısından yeterli olmayan bir bölgededir ve komşularının da su kaynakları sınırlıdır. Türkiye nin 2012 yılına ait su kaynakları potansiyeli verilerini incelendiğinde aşağıdaki tablo karşımıza çıkmaktadır. 6 Devlet Su İşlerinin (DSİ) Türkiye nin su Türkiye nin Su Kaynakları Potansiyeli potansiyeli hesaplarına göre Türkiye, kişi başına Yıllık Ortalama Yağış 643 mm/yıl yıllık 1.652 m³ su potansiyeline sahiptir. Bu veriler Türkiye nin Yüz Ölçümü 783.577 km² Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsünün (IWMI) Yıllık Yağış Miktarı 501 milyar m³ Buharlaşma 274 milyar m³ kıstaslarına göre hâlihazırda su sıkıntısı içinde Yer Altına Sızma Yüzey Suyu 41 milyar m³ olan ülkeler kategorisine girmekte olduğumuzu göstermektedir. 7 Yıllık Yüzey Akışı 186 milyar m³ Türkiye, içinde yer aldığı iklim kuşağı Kullanılabilir Yüzey Suyu 98 milyar m³ Yer Altı Suyu nedeniyle altı yıllık dönemlerle orta derece; 18 yıllık Yıllık Çekilebilir Su Miktarı Toplam Kullanılabilir Su (Net) 14 milyar m³ 112 milyar m³ dönemlerle de şiddetli meteorolojik kuraklıklar yaşamaktadır. 8 Diğer yandan son 40 yıl içinde sulak Gelişme Durumu DSİ Sulamalarında Kullanılan 32 milyar m³ alanlarının yarısını kaybeden Türkiye için artık İçme Suyunda Kullanılan 7 milyar m³ Amik Gölü, Alval Gölü, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Sanayide Kullanılan 5 milyar m³ Hotamış, Eşmekaya sazlıkları geçmişte kalmış Toplam Kullanılan Su 44 milyar m³ bulunmaktadır. Beyşehir Gölü, Tuz Gölü, Akşehir- Tablo 1: Türkiye nin su kaynaklarına ilişkin veriler (2012) Eber Gölleri, Bafa Gölü, Eğridir Gölü, Kulu Gölü ve Sultansazlığı ise kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Türkiye de tarımda suyun %88 i, vahşi sulama diye tabir edilen şekilde yani plansız sulama ile tüketilmektedir. Dünyada salma sulama adı verilen bu tekniğe karşı damla sulama uygulaması yaygın bir yöntem olarak uygulanmaktadır. Söz konusu yönteme göre tarlalara döşenen borularla bitkilerin köklerine ihtiyaçları olduğu kadar su damlatılmakta, bu sayede bitkiye verilen suyun %98-99 unu kullanılarak salma sulamadaki %65 lik israfın önüne geçilmektedir. Damla sulamanın kullanımının henüz Türkiye de istenen seviyeye ulaşmadığı görülmektedir. 6 http://www.dsi.gov.tr/toprak-ve-su-kaynaklari/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 7 www.iwmi.cgiar.org/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 8 http://www.orsam.org.tr/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 6

Türkiye de suyun etkin kullanımı konusunun değerlendirilmesinde su tüketiminin sektörler arası dağılımı, dikkate alınması gereken bir unsurdur. Türkiye genelinde toplam suyun %72 si tarımda (AB: %33), %12 si sanayide (AB: %51), %16 sı de içme ve kullanma amaçlı (AB: %16) olarak tüketilmektedir. 9 Bu noktada sanayide ve sulamada birincil derece suyun kullanılması engellenmelidir. Şekil 1: Türkiye kuraklık haritası (2013 verileri) b. Türkiye nin Komşularıyla Olan Su Problemleri Su kaynaklı anlaşmazlıkların yoğunluğu birkaç faktöre bağlanabilir. Bölgenin coğrafi, jeopolitik ve su durumu ile ilgili yapısı bunlardan bazılarıdır. İklimin sert olması, bölgesel su yollarının politik engellemeler ile karışması veya bölgenin nüfusunun su talebinin su arzını aşmaya yaklaşması gibi faktörler de sayılabilir. 10 Anlaşmazlıklar, kimi zaman çeşitli anlaşmalarla çözümlenebilirken kimi zaman da yerini savaşlara bırakmaktadır. Su sorunu, Türkiye nin Orta Doğu ya yönelik dış politikalarını etkileyen parametrelerden biridir. Türkiye, su sorunundan söz edildiğinde akla ilk gelen ülke durumundadır. Çünkü Orta Doğu yu besleyen en önemli su kaynakları Türkiye nin elindedir. Güney komşularıyla arasındaki su paylaşımına yönelik sorunlar, Türkiye nin sınırlarını aşan sularından Fırat ve Dicle üzerinde Güneydoğu Anadolu Projesi ni yaşama geçirmeye başlamasıyla belirmiştir. Sanayileşme her ne kadar önem kazansa da özellikle Türkiye nin de içinde bulunduğu Orta Doğu bölgesinde tarım ve tarıma dayalı ekonomi oldukça büyük bir öneme sahiptir. İklim değişikliğine bağlı olarak azalan yağışlar ve ürün çeşitlendirilmesi, bölgede sulamalı tarımı kaçınılmaz hâle getirmektedir. Su kaynaklarında yaşanabilecek olası sıkıntıların zaten uzunca süredir istikrara aç olan ve savaşın âdeta günlük yaşamın bir parçası hâline geldiği Orta Doğu da çok daha ciddi sorunlara neden olması kaçınılmazdır. Orta Doğu da yaşanacak bir sıkıntının da dünyayı etkilememesi ise neredeyse imkânsızdır. Çünkü yeryüzünde petrol var oldukça Orta Doğu ve istikrarı her zaman dünyanın geri kalanı için büyük önem taşıyacaktır. 9 http://web.itu.edu.tr/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 10 http://www.sde.org.tr/, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 7

KÜRESEL SU SORUNU VE ORTA DOĞU İLE TÜRKİYE YE ETKİLERİ Şekil 2: Fırat ve Dicle Havzası ile üzerindeki barajlar 3. Suyun Geleceği Dünya nüfusuyla birlikte Türkiye nin nüfusu da giderek artmaktadır ve daha da artacaktır. Gelecekte yaklaşık 30-40 yıl içinde nüfusun %50 lik bir artış göstermesi beklenirken suyun tüketiminde tahmin edilen üç katlık bir artış, ciddi bir problemle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaktadır. Susuzluğun ciddi bir sorun teşkil etmesiyle birlikte dünyanın su zengini bir gezegen olduğu kanısı gelecekte tamamen yok olabilir. Azalan su kaynaklarına karşın hızla artan su gereksinimlerini karşılayabilmek için su tasarrufu modellerinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve sudan geri dönüşümle yararlanılması gerekmektedir. Özellikle az yağış alan bölgeler ile mevcut su kaynaklarının kullanılmasının kısıtlı olduğu ya da var olan su kaynaklarının kullanımında yeterli teknolojilerin bulunamadığı alanlarda; su tasarruf modellerinden yararlanılarak suyun verimli kullanılmasını ve kullanılmış suların yeniden değerlendirilmesi dünya ülkeleri tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Kullanılabilir su miktarının azalmasında insanların bilinçsiz su tüketimi etkili olsa da diğer faktörleri de değerlendirmek gerekmektedir. Örneğin küresel iklim değişikliği süreci, en önemli problemlerden biridir. Bu süreç içinde günümüzde fark ettiğimiz gibi yağışlardaki düzensizlikler, 8

temiz su dediğimiz kullanılabilir suyun artışında veya azalışında önemli etkilere sahiptir. Küresel iklim değişikliği ile beraber kimi bölgelerde suyun artışı kimi yerlerde de azalması beklenmektedir. Diğer yandan ise küresel iklim değişikliği sürecinde buzulların erimesi gerçekleşmekte ve bu buzullarda hapsolmuş önemli miktarda kullanılabilir suyun tuzlu suya yani denizlere karışması da var olan sorunlarımıza bir yenisini eklemektedir. Bu bilgiler ışığında Dünya Meteoroloji Örgütünün tahminlerine göre 2025 yılında dünya nüfusunun %66 sının su sıkıntısı çekeceği öngörülmektedir. 11 Su sıkıntısından en fazla etkilenecek sektörlerden biri de tarım olacaktır. Birçok ülke su tasarrufu politikaları nedeniyle su kullanımını tarımdan ziyade kentlilerin kullanımına sunmaya çalışacaktır. Bunun da tarım ürünlerinde çeşitliliğin ve sayının azalması sonucunda, en temel besinlerin bile giderek pahalılaşmasına neden olacağını öngörmek mümkündür. İşte bu süreçte su zengini ülkeler, sadece su satarak değil tarım ürünlerini de yüksek fiyatlardan satarak bu olumsuz durumu kendi lehlerine çevirme çabasına girebilirler. 4. Küresel Isınma ve İklim Değişikliğinin Türkiye ye Etkileri Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanusların ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu artış, son 50 yıl içinde iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır. Küresel ısınma sonucunda bir sera etkisi oluşmakta ve sera gazları adı verilen ve esas olarak fosil yakıtların tüketimi sırasında oluşan karbondioksit ile endüstriyel etkinliklerin yan ürünü olarak atmosfere salınan diğer gazlar birikmeye devam ettikçe ısınma artmaya devam etmektedir. Küresel iklim değişikliği ise karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik olarak tanımlanmaktadır. 12 Küresel ısınma ve bunun sonucunda meydana gelen iklim değişikliği nedeniyle ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz havzası, her geçen gün daha da kuraklaşma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir coğrafyadır. İklim değişikliğinin sonucu olarak bölgemizde sıcaklıkların artması beklenmektedir. 1970-2000 yılları arasındaki ortalama sıcaklıklarla kıyaslandığında 2020-2050 döneminde bu sıcaklık artışı Hükûmetler Arası Küresel İklim Değişikliği Paneli (IPCC) RCP 8.5 Senaryosu na göre (özellikle yaz mevsiminde ve ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde) 2 C yi bulması beklenmektedir. 13 11 http://www.teknoloji.kuark.org, (Erişim Tarihi: 06.03.2014). 12 unfccc/int, 1992. 13 USİAD Su Raporu. 9

KÜRESEL SU SORUNU VE ORTA DOĞU İLE TÜRKİYE YE ETKİLERİ Şekil 3: Küresel ısınmanın geçmişten günümüze boyutları Türkiye, küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasındadır. Uzmanlar ülkemizin küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz yönlerinden etkileneceğini belirtmektedir. IPCC nin 2002 yılında yayımlanan V. Teknik Raporu nda 1901-2000 yılları arasında Türkiye de; Her 10 yılda sıcaklığın 0,2 C ye kadar arttığı, Yağışlarda ortalama %10 düşüş olduğu belirtilmiştir. Aynı raporda 2071-2100 yılları arasında ise; Samsun dan Adana ya bir hat çizildiğinde bunun batı kısmının 3-4 C, doğu kısmının ise 4-5 C civarında ısınacağı, Günlük yağış miktarının 0,25 mm ye kadar düşeceği, Buharlaşma ve evaporasyonun artacağı, Yaz kuraklığının artacağı, Yağıştaki azalış, sıcaklık, evaporasyon ve kuraklıktaki artışla doğrudan bağlantılı olarak orman yangınlarında artış olacağı, Su kaynaklarındaki zayıflamaya bağlı olarak iç sularda yaşayan balık türlerinde azalma yaşanacağı, Sularda meydana gelecek sıcaklık artışının üreme bozukluklarına yol açacağı, Arazi kullanımında meydana gelecek değişikliklerin erozyonu artıracağı belirtilmektedir. 14 5. Alınması Gereken Tedbirler Su kaynaklı çatışmaların çözümünde uluslararası hukuk ve uluslararası kurumlar mutlaka lider rolü oynamalıdır. Hâlihazırda doğal kaynakların korunması konusunda uluslararası bazı girişimler bulunmakla beraber bunlar daha ziyade çatışma ve savaşın çevresel zararlarının kısıtlamaya odaklanmış durumdadır. Birleşmiş Milletler nezdinde, su paylaşımına bağlı olarak çıkabilecek çatışmaları uzlaştıracak fonksiyonel bir komite kurulmalı ve suyun daha verimli kullanılması konusunda uluslararası iş birliği yapacak mekanizmalar devreye sokulmalıdır. 14 USİAD Su Raporu. 10

Türkiye, özellikle küresel ısınma ile beraber azalan su kaynakları ile debisi düşen nehirlerin ve hızla artan dünya nüfusunun kişi başına düşen kullanılabilir su miktarını belirgin düzeyde düşürdüğü bu dönemde, kendisini her zaman tetikte tutacak önlemleri almalıdır. Bu bağlamda su sorununu küresel ısınma ve iklim değişikliği süreçleriyle de bütüncül olarak ele alıp küresel sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Kullandığımız suların yaklaşık %70-75 inin tarımda kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, az suyla daha verimli sulama yapılabilmelidir. Gerekli planlamalar yapılmak suretiyle Türkiye de bulunan yaklaşık 26 ana su havzasının koruma mevzuatına uygun olarak korunması gerekmektedir. Gerek tarımsal gerek sanayi gerekse bireysel amaçlı olsun, suyu kullanan sonuçta insandır. Bu nedenle kullanıcıların bilinçlendirilmesi son derece önemlidir. Su kullanım alışkanlıklarının değiştirilmesi, sensörlü musluklar, kademeli sifon sistemi gibi su tüketimini azaltan teknolojik sistemlerin kullanılması ve su kayıplarının kontrolü; bu konuda kazanılması gereken başlıca yetiler olmalıdır. Bu konuda diğer önemli bir nokta da bütün sektörlerin aynı kalitede su kullanmasının yanlış olduğudur. Sanayi, tarım ve evsel ihtiyaçlar için kullanılacak su kalitesini yeniden düzenleyecek mekanizmaların kurulması ve yönetimi önemli bir husustur. Gelişmiş ülkeler genellikle bol yağış alan bölgelerde yer alan su zengini ülkelerdir. Nüfusları yavaş artan bu ülkeler; barajlar ve sulama sistemleri dâhil, suya dayalı kalkınma projelerini 1960 lı ve 1970 li yıllarda büyük ölçüde tamamlamışlar, neticede su potansiyellerinden en yüksek düzeyde yararlanır hâle gelmişlerdir. Bunun sonucunda anılan ülkeler; uluslararası müzakerelerde daha çok ekosistemlerin ve çevrenin korunması, suyun daha etkin biçimde kullanımı, iyi yönetişim konuları üzerinde durmaktadırlar. Türkiye bu hususu da göz önünde bulundurarak kendi su politikalarını uluslararası düzenlemelerle optimum noktada kesişecek şekilde oluşturmalıdır. Su kaynakları ile alakalı uluslararası hukuk her ne kadar tam olarak gelişmemiş olsa da sorunun çözümüne yönelik ilk adım olarak kabul edilebilecek bir dizi ulusal spesifik düzenlemenin yapılması gereklidir. Bu nokta su sorununu azaltmak ve bu konuda yaşanan anlaşmazlıkları en aza indirmek için şu önlemlerin alınması zaruridir: Ülkemizin yarı kurak bir iklime sahip olduğu daima göz önünde bulundurulmalı, bütün su politikaları buna göre oluşturulmalıdır. Ülkemizde nüfusun ve suyun yersel dağılımı birbirinin tam tersidir. Bu çarpıklık düzeltilmelidir. Su ile ilgili kendi iç politikalarımız gözden geçirilerek su tasarrufuna yönelik politikalar izlenmeli, su israfı azaltılmalıdır. Atık sular tasfiye edilerek yeniden kullanıma sokulmalıdır. Tarımda ilkel sulama metotlarının israfa neden olması nedeniyle sulamada yüksek teknoloji kullanılmalıdır. Su kaynaklarına uygun tarım ürünü ekimi yapılmalıdır. Devletler, su sorunu konusundaki anlaşmazlıkları tırmandırmaktan kaçınmalıdır. Tarımsal sulamada damlama ve yağmurlama sulama yapılmalıdır. Sanayide su kullanımı, yeniden kullanımlı yani dönüşümlü olmalıdır. 11

Dr. As. Hak. Alb. M. Yasin ASLAN* türk hukukunda savaş suçları yargılamasının hukuksal temeli Giriş 25 Ekim 1963 tarihli ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nun 1 Savaş Hâlinde Askerî Mahkemenin Görevi başlıklı 14 üncü maddesine göre savaş hâlinde askerî mahkemeler şu suçlara bakmakla görevlidir: - İster askerî bir suç olsun isterse olmasın, asker kişilerin işledikleri suçlara ait bütün davalara bakmak, - Asker kişilerle müşterek suç işleyen sivil kişilerin davalarına bakmak, 2 - Savaşan Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunmalarına izin verilmiş yabancı askerlerin işledikleri suçlarla ilgili davalara bakmak, - Savaş esirlerinin işledikleri suçlarla ilgili davalara bakmak, - Eğer savaş bölgesinde adliye mahkemesi yoksa burada işlenen bütün suçlara ait davalara bakmak, - Bir hizmet veya sözleşme ve yüklenme veya herhangi bir sebep ve suretle savaşan Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunan veya Türk Silahlı Kuvvetlerini takip eden kişiler ile Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunmasına izin verilmiş bulunan yabancı askerlerin yanlarında bulunan kişiler tarafından işlenen Askerî Ceza Kanunu nda yazılı askerî suçlara ait davalara bakmak, - Kaçaklara yardım etmek, 3 kendisini askerliğe yaramayacak hâle getirmek, 4 yağma, başkasının malını tahrip ve imha, muharebe alanında ölülerin, esirlerin, yaralıların mallarına tecavüz, 5 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu askerlere karşı mukavemet ve fiilen taarruz suçlarını 6 her kim işlerse işlesin, bu suçlara ait davalara bakmak askerî mahkemelerin görevidir. * Askerî Yargıtay 2 nci Daire 1 Bk. 26 Ekim 1963 tarih ve 11541 sayılı Resmî Gazete. Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nun 1 inci maddesinde askerî mahkemelerin nasıl kurulacağı belirtilmiştir. Bu maddeye göre Türk milleti adına yargı yetkisini kullanacak askerî mahkemeler; kolordu, ordu (deniz ve hava eşiti) ve Kuvvet Komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığı teşkilatında Millî Savunma Bakanlığı tarafından kurulur. Kuvvet Komutanlıklarının teklifi veya Genelkurmay Başkanlığının doğrudan göstereceği lüzum üzerine diğer kıta komutanlıkları veya askerî kurum amirlikleri teşkilatında da Millî Savunma Bakanlığınca yeteri kadar askerî mahkeme kurulabilir. 2 Burada müşterek ibaresi ile iştirakin bütün çeşitlerini kapsamak üzere daha geniş durumlar kastedilmektedir. 3 Askerî Ceza Kanunu; madde 75. 4 Askerî Ceza Kanunu; madde 79 ve 80. 5 Askerî Ceza Kanunu; madde 124, 125, 127. 6 Askerî Ceza Kanunu; madde 90 ve 91. 12

olacaktır. 8 Savaş hâlinde hükümlerin temyizi ve yerine getirilmesi Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Savaş hâlinde asker kişilerin işledikleri bütün suçlara ilişkin davalar askerî mahkemelerde görüleceğinden bu kişilerin işledikleri savaş suçlarında da askerî mahkemeler yetkili olacaktır. Türk asker kişileri dışında, savaş suçu işlediği belirlenen düşman askerî personeli hakkında ise Türk yasaları uyarınca değil, uluslararası hukuk kurallarına göre Türk askerî mahkemesince yargılama yapılması gerekli bulunmaktadır. Bu çalışmada yayımlanan görüş ve düşünceler tamamen yazarın kişisel fikirlerini yansıtmakta olup hiçbir şekilde Askerî Yargıtayın veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. 1. Savaş Durumunda Yargılama Usulleri Diğer taraftan savaş suçları ile ilgili olarak Türk askerî mahkemelerinin yargılama yetkileri sadece Türk vatandaşlarına karşı işlenen suçlarla sınırlı olmayıp müttefik devletler vatandaşlarına ve vatansız kişilere karşı işlenen savaş suçlarında da askerî mahkemelerin yetkileri devam etmektedir. Az önce bahsedilen Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nun 14 üncü maddesi gereğince savaş hâlinde Türk askerî mahkemesinin yargılama yetkisi altında bulunan kişilerin işledikleri savaş suçlarında Askerî Ceza Kanunu hükümleri tatbik edilecek, bu Yasa da sanığın işlediği fiile uygun bir ceza bulunmuyorsa uluslararası savaş hukuku kurallarına göre askerî mahkemece hüküm tayin edilecektir. Ele geçirilen ve savaş suçu işlemiş olan düşman personeli hakkında ise daha önce de belirtildiği üzere uluslararası savaş hukuku kuralları gereğince Türk askerî mahkemesinde yargılama yapılacaktır. Ancak bunun için suç teşkil eden eylemlerin yasalarımızda açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. 7 Böylece esirler hakkında ulusal ve askerî mahkemelerin yetkisi, kabul edilen uluslararası sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde düzenlenmiş Yargılama Usulü Kanunu nun 248 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre savaşta askerî mahkemelerce verilen hükümler temyiz edilememektedir. 9 Türk hukuk sisteminde ceza hukuku açısından suç teşkil eden davalara adliye, askerî ve disiplin mahkemelerinde bakılmaktadır. 10 Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, askerî mahkemelerin görevini belirlemiştir. Buna göre askerî mahkemeler, asker kişilerin; (1) Askerî suçları, (2) Asker kişiler aleyhine işledikleri, 7 Türk Ceza Kanunu; madde 2. 8 C-IV; madde 82. 9 Ancak on beş yıl ve bundan daha yukarı hürriyeti bağlayıcı ceza hükümleri teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıta komutanı veya askerî kurum amiri tarafından temyiz edilebilir. Bu durumda sanık ve varsa müdafi ile askerî savcıya bir hafta içinde temyiz sebeplerini bildirmeleri için müsaade olunur. Tutuklular ilgili cezaevi müdürlüğüne, diğer asker kişiler bağlı bulundukları komutanlığa temyiz dilekçelerini verebilirler. Ölüm cezalarına dair hükümlerin onaylanmasına Türk Silahlı Kuvvetleri komutanı yetkilidir. Üstelik bu kararlar Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmadan yerine getirilir. Eğer kıta komutanı veya askerî kurum amiri temyize başvurmazsa dosyayı doğruca Türk Silahlı Kuvvetleri komutanına gönderir. Bu durumda Türk Silahlı Kuvvetleri komutanı hükmün verildiği tarihten itibaren bir ay içinde davayı temyize götürebilir. Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nun 249 uncu maddesinde savaş hâlinde hürriyeti bağlayıcı cezaların ilgili kıta komutanı veya kurum amirin teklifiyle Türk Silahlı Kuvvetleri komutanı veya onun yetki verdiği komutan tarafından savaşın sonuna kadar bırakılabileceği, bu süre içinde zaman aşımının işlemeyeceği belirtilmiştir. Burada önemli olan askerî mahkemelerce verilen ve kesinleşen ölüm cezalarının derhâl infaz edilmeyerek en az altı ay süreyle beklenmesidir. Aksi durum III no.lu Cenevre Sözleşmesi ne aykırı olacaktır (C-III; madde 101). 10 Disiplin mahkemeleri 477 sayılı Yasa da düzenlenen disiplin suçlarını işleyen asker kişilerin davalarına bakar, tugay ve daha üst birliklerde kurulur (bk. 12 Haziran 2003 tarih ve 4895 sayılı Yasa ile değişik 477 sayılı Yasa, madde 1). 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile disiplin mahkemelerinin olağan dönemde görev yapması uygulamasına son verilmiş, sadece savaş döneminde görev yapacağı hükme bağlanmıştır. 13

türk hukukunda savaş suçları yargılamasının hukuksal temeli (3) Askerlik görevi ve hizmetleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. 11 Anayasa nın askerî yargıyı düzenleyen hükmünde; askerî yargının askerî mahkemeler ile disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceği, asker kişilerin askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli oldukları belirtilmiştir. Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nun 14 üncü maddesinde savaş durumunda asker kişilerin, suç ortaklarının ve savaş tutsaklarının işledikleri suçlar için askerî mahkemelerin yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda savaş suçlarını yargılama yetkisinin askerî mahkemelere ait olduğu sonucu çıkmaktadır. Söz konusu Yasa maddesinde Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunmalarına izin verilmiş olan yabancı askerlerin işledikleri suçlara ait bütün davalara 12 ve adliye mahkemelerin bulunmadığı savaş bölgelerinde işlenmiş suçlara ait bütün davalara bakmaya askerî mahkemelerin görevli olduğu belirtilmiştir. Seferberlikte işlenen savaş suçlarına da askerî mahkemeler bakmaktadır. 13 Bir sözleşme veya hizmet ve yükümlülükle veya herhangi bir sebeple muharip Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunan ve Türk Silahlı Kuvvetlerini takip eden (sivil doktor, hasta bakıcı, rehberler gibi) kişiler de savaş sırasında işledikleri suçlardan dolayı askerî mahkemede yargılanırlar. Ceza Kanunu nun 155 inci maddesi gereğince bu kişiler, savaşan Türk ordusunu takip ettikleri sürece Askerî Ceza Kanunu na tabi olurlar. Savaş meydanında ister Türk isterse yabancı olsun, bir sivil kişi Askerî Ceza Kanunu nun 159, 160 ve 161 inci maddelerini ihlal ederse yine Askerî Ceza Kanunu na göre cezalandırılır. 14 11 Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu; madde 9. 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun un 15 inci maddesiyle askerî mahkemelerin görevlerini düzenleyen Anayasa nın 145 inci maddesi; Bu mahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her hâlde adliye mahkemelerinde görülür. şeklinde değiştirilerek asker kişilerin askerî mahallerde işledikleri suçlarla ilgili olarak askerî mahkemelerin görevine sınırlama getirilmiştir. Yapılan bu değişiklikle artık askerî kişiler tarafından askerî mahalde işlenen fakat askerî suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmemiş olan suçlarla ilgili yargılamanın askerî mahkemelerde görülmesine son verilmiştir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 15 Mart 2012 tarihli, 2011/30 esas ve 2012/36 karar sayılı kararı ile de 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nun 9 uncu maddesinde yer alan ve asker kişilerin askerî mahalde işledikleri suçlar yönünden, askerî mahkemelerde yargılanmalarını öngören askerî mahallerde ibaresinin Anayasa ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş; anılan karar, 26 Haziran 2012 tarihli ve 28335 sayılı Resmî Gazete de yayımlanarak kanuni düzenleme, Anayasa ile uyumlu hâle getirilmiştir. 12 Bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetince özel bir sözleşme yapılmamış olması gerekir. 13 2941 sayılı Savaş Hâli ve Seferberlik Kanunu nun 3 üncü maddesinde bu husus belirtilmiştir. 14 Askerî Ceza Kanunu nun 161 inci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin askerleri tarafından işgal edilen yabancı bir memlekette gerek Türk gerek bir yabancı Türk kıtaatı askeriyesinden birine veya bunlara mensup olanlara ve yahut Türkiye Hükûmetinin nasbettiği memurları ile ilgili makamlarına karşı Türkiye kanunları ve nizamnamelerinin cezayı gerek gördüğü bir fiil yaparsa bu fiili Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yapılmış sayılır. 14

Yine Askerî Ceza Kanunu nun Ek 2 nci maddesine göre seferberlik ve savaş hâlinin devamı süresince ulusal savunma vasıtalarına veya askerî ihtiyaçlara ilişkin işlerde, kendilerine yasayla verilen görevleri yapan sivil kimseler; görevlerini yaparken zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet veya hırsızlık suçlarından birini işlerse Askerî Ceza Kanunu nun ilgili maddelerine göre cezalandırılacaklardır. Bu kimseler, söz konusu eylemlerinden dolayı yerel adliye mahkemelerinde yargılanırlar. Ancak haklarında Askerî Ceza Kanunu hükümleri uygulanır. Kısaca asker kişilerin savaş sırasında işledikleri bütün suçlara ilişkin davalara askerî mahkemelerde bakılacaktır. Buna adliye mahkemelerinin görev ve yetkisine dâhil olan davalar da dâhildir. O hâlde asker kişilerin sivil kişiler ile birlikte savaş sırasında iştirak hâlinde işledikleri savaş suçlarına da askerî mahkemeler bakacaktır. Savaş suçu işleyen asker kişiler hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturma usulü, Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu nda gösterilmiştir. 15 Söz konusu düzenlemeler gereğince teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıta komutanı veya askerî kurum amiri, bir suçun işlendiğini öğrendiğinde refakatinde bulunan askerî savcıya soruşturma açtırır ve soruşturma hakkında askerî savcıdan her zaman bilgi isteyebilir. 16 Yasa da askerî suçlara ilişkin ihbar ve şikâyetlerin yapılma şekli de gösterilmiştir. Bu durumda işlenen suçlarla ilgili ihbar ve şikâyetler failin amiri olan makama gönderilir. Askerî kurum amiri de ilgili ihbar ve şikâyet veya diğer herhangi bir şekilde öğrendiği suçlar hakkında askerî mahkemede soruşturma yapılması gerekiyorsa sanığın kimliğini, isnat edilen savaş suçu ve delillerini, bu suçun delillerini gösteren vaka kanaat raporunu düzenleyerek adli yönden bağlı bulunduğu askerî mahkemenin teşkilatında kurulduğu kıta komutanı veya askerî kurum amirine gönderir. İlgili kıta komutanı veya askerî kurum amiri, suç evrakını inceledikten sonra askerî savcıya gönderir. Komutan sanığın tutuklanmasını isterse bu husustaki talebini de bildirir. Eğer suç ağır cezalıksa veya gecikmesinde sakınca bulunan bir durum söz konusuysa askerî savcılar derhâl soruşturmaya başlar. Zorunluluk hâlinde hazırlık soruşturması, bir disiplin subayı tarafından da yapılabilir. 17 Astının suçunu herhangi bir şekilde öğrendiği hâlde haber vermeyen veya bu fiiller hakkında kasten yasal kovuşturmada bulunmayan üstlerin cezalandırılacakları ayrıca hükme bağlanmıştır. 18 2. İşlenen Savaş Suçlarının Yargılanması Savaş suçları bakımından da aynı durum geçerlidir. Savaş suçları işlendiğinde askerî savcılar; ağır ihlaller ve gecikmesinde sakınca bulunan bir durum söz konusu olduğunda, resen soruşturmaya başlamalıdırlar. Herhangi bir kişi; savaş veya her türlü silahlı çatışma sırasında dar anlamda savaş suçu, insanlığa karşı suç veya soykırım suçunun işlendiğine ilişkin görgü, bilgi veya belge sahibi olduğunda en yakın askerî birliğe, askerî savcılığa ya da Cumhuriyet Savcılığına başvurmalıdır. Savaşta esir edilen subayların yargılanmaları sırasında rütbeleri imkân dâhilinde gözetilir. Yani mahkemedeki subay üyenin savaş esirinden daha kıdemli olması göz önünde bulundurulacaktır. Her ne kadar hukuk tekniği açısından yargıç sıfatını taşımayan bir subayın mahkeme heyetinde 15 Askerî yargıya tabi suçlar için yapılacak hazırlık soruşturması hususunda ayrıntılı bilgi için bk. Muzaffer Yasin Aslan; Askerî Yargıda Savcılık, Adil Yayınevi, Ankara, 1998, s. 42-97. 16 Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu; madde 8. 17 Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu; madde 93 ve 95. 18 Askerî Ceza Kanunu; madde 145. 15

türk hukukunda savaş suçları yargılamasının hukuksal temeli bulunması sakıncalıysa da askerî hiyerarşi kuralları ve duruşmanın inzibatı düşünülerek bu yasa hükmü getirilmiştir. Yabancı askerî yargılama usul yasalarında da subay üye yer almaktadır. Burada subay üyenin savaş esirinden daha kıdemli olmasının gözetilmesi bu bakımdan isabetli bir yaklaşım olacaktır. Uluslararası düzenlemeler göz önüne alındığında, savaş suçlarının yargılanması sonucunda askerî mahkemeler tarafından verilecek kararlar bakımından, Türk sisteminin eleştirilere açık olduğu görülmektedir. Bu nedenle özellikle teşkilatında bulunduğu komutandan sicil alarak terfi eden askerî yargıçların sivil kimseleri yargılamasını adil yargılanma hakkına aykırı bulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları göz önüne alınarak 19 yasa değişikliği yapılmış ve askerî mahkemelerde subay üyelerin görevlendirilmesi uygulamasına son verilmiştir. Disipline aykırı eylemler söz konusu olduğunda ister iç hukuk isterse savaş hukuku kapsamında olsun, bu gibi failler hakkında Askerî Ceza Kanunu veya Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanun kapsamında mutlaka işlem yapılmalıdır. Bu konu ile ilgili olarak Cenevre Sözleşmesi ndeki ilgili hükümler mevzuata geçirilerek uygulamaya konulmalıdır. 20 Sonuç Yerine Devletlerin Savaş Suçlarını Cezalandırma ve Önleme Sorumluluğu Uluslararası teamüle göre uluslararası suç sayılan eylemleri işleyen failler bir bütün olarak insanlığa karşı suç işlemiş ve insanlık düşmanı kimseler olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple bütün devletlerin vatandaşlık bağına bakılmaksızın bu kimseler hakkında yargılama yetkisine sahip hatta yükümlü olduğu kabul edilmektedir. Söz konusu yetki, evrensellik ilkesinde ifadesini bulmuştur. Ayrıca insan haklarının her türlü silahlı çatışma döneminin vahşetinden korunması, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması için savaş suçlarının cezalandırılması hususunda etkili düzenlemelerin getirilmesi bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu sebeple günümüzde savaş suçlarının yargılanmasında evrensel yargı yetkisi kabul edilmiştir. Buna göre devletler savaş suçu işlediği iddia edilen kimseleri kendileri yargılayabilecekleri gibi bunları uygun şekilde yargılayacağı kabul edilen diğer ilgili devlete de teslim edebilirler. Ayrıca savaş hukukuna aykırı düşen bütün hareketleri önlemek için disiplin cezası ve diğer ceza yaptırımları uygulamak da dâhil olmak üzere gerekli görülebilecek bir dizi tedbirleri almak, her taraf devletin yükümlülüğü olarak kabul edilmiştir. 21 Bu sayede suç faillerinin ulusal düzenlemelerdeki farklılıklardan yararlanarak cezasız kalmaları önlenmiş olacaktır. Zaten jus cogens niteliğini taşıyan uluslararası suçları yargılamak, bütün devletler için birtakım yükümlülükleri de beraberinde getirmektedir. 22 Bunların arasında suçluların yargılanması veya iade edilmesi, söz konusu suçlar için zaman aşımının uygulanmaması, siyasal veya askerî liderler bakımından yargı bağışıklığının söz konusu olmaması, amirin emrini ifa olarak ifade edilen hukuka uygunluk sebebinin kabul edilmemesi yer almaktadır. 19 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye deki askerî yargıçların konumu ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmesini içeren İncal ve Çıraklar davalarında verilen kararlar ve bu kararların eleştirisi için bk. Hakan Karakuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında ve Karşıoylarında Türkiye, İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul, 2001, s. 189-203. En son teröristbaşı Abdullah Öcalan ile ilgili olarak verilen kararda da aynı hususa işaret edilmiştir. 20 Cenevre Sözleşmeleri kapsamında disiplin cezasıyla cezalandırılabilecek eylemler için örnek olarak bk. C-III; madde 117, 119. Hemen belirtmek gerekir ki disiplin cezası uygulamasında da gerekli teminat ve hakların tanınması gerekmektedir. Özellikle günümüzde disiplin cezası vermede keyfiliğin önlenmesi düşüncesiyle ceza verme yetkisinin disiplin üstlerinden alınarak tarafsız kurullara verilmesi uygulaması ağırlık taşımaktadır (Zeki Hafizoğulları; Ceza Normu, Normatif Bir Yapı Olarak Ceza Hukuku Düzeni, Ankara, 1996, s. 215, dn. 22). 21 Konu ile ilgili düzenlemeler için bk. C-I; madde 49; C-II; madde 50; C-III; madde 129; C-IV; madde 146. 22 Bir suç tipinin uluslararası hukukta ne zaman jus cogens mertebesine ulaştığı hususunda bk. Rıfat Murat Önok; Tarihî Perspektifiyle Uluslararası Ceza Divanı, Turhan Kitabevi, Ankara, 2003, s. 22, dn. 66. 16

Bir ülke içinde, bir kimse hakkında savaş suçundan dolayı ceza soruşturması yapabilmek için öncelikle o ülkenin yasalarının bu eylemi suç sayıp cezalandırıyor olması gerektiğinden taraf devletlerin Cenevre Sözleşmelerini imzalamış olmaları sebebiyle yükümlülüklerinin bir gereği olarak barış zamanından itibaren bu tür yasaları çıkarmaları gerekmektedir. 23 Uluslararası savaş hukukunun mevcut kaynakları uzunca bir süre Uluslararası Ceza Mahkemesinin kurulmasına olanak vermediği için 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri taraf devletleri, savaş suçlarını önleme ve bunlarla mücadele etme yükümlülüğü altına sokmuştur. Esasen savaş suçlarının ulusal mahkemelerde yargılanmasının bu suçların önlenmesi bakımından daha iyi sonuçlar vereceği açıktır. Devletlerin amacı bizzat savaşan kişilerin dahi bu çatışmalardan en az seviyede etkilenmelerini sağlamak, gereksiz askerî güç kullanılmasını önlemek, yine gereksiz acılardan insanları korumak, bir orantı içinde savaşın yürütülmesini sağlamaktır. Barış döneminden itibaren bir savaşa hazırlıklı olunması, özellikle yakın geçmişte ortaya çıkan Birleşmiş Milletler barışı koruma harekâtlarının varlığını sürdüreceği göz önüne alınarak silahlı çatışmaları düzenleyen uluslararası sözleşmelerin uygulanmasıyla ilgili yeterli sayıda askerî ve sivil personel yetiştirmek, harekâtın taktik özelliklerinin yanı sıra hukuksal boyutlarını da ele alıp inceleyerek özellikle ortaklaşa harekât planlarında ve uygulamalarda asker veya sivil hukukçulardan yararlanılması son derece yararlı olacaktır. 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerine göre bütün taraf devletler, bu sözleşmelerde belirtilmiş olan ağır ihlaller den herhangi birini işleyenler veya bu tür ihlallerin işlenmesini emredenler hakkında etkili ceza yaptırımları uygulamak ve gerekli yasal düzenlemeleri yapmak yükümlülüğü altına girmişlerdir. Ayrıca savaş suçlarının önlenmesinde eğitimin önemini kavrayan bazı ülkeler, bu konunun her seviyedeki eğitimine büyük önem vermektedir. Bu amaçla gerek bazı ülkelerin gerekse Kızılhaç ile Uluslararası Savaş ve Savaş Hukuku Derneği gibi çeşitli hükûmet dışı kuruluşların ev sahipliğinde konferans ve seminer gibi eğitim faaliyetleri planlanıp yürütülmektedir. Bütün bu çalışmalarda ortak olarak üzerinde durulan husus; savaş suçları konusunda insanlığın ihmalkâr ve eğitimsiz olduğu, çeşitli eğitim tedbirlerinin alınması gerektiğidir. 23 Feyiz Erdoğan; Savaş Suçları ve Yargılanmaları, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S 351, Ankara, Ocak 1997, s. 53-54. 17

türk hukukunda savaş suçları yargılamasının hukuksal temeli Bu konuda yapılan çeşitli konferans ve seminerlerde savaş suçları ve bunların önlenmesi ile ilgili olarak şu hususlar tespit edilmiştir: 24 (1) Savaş suçlarının işlenmesinde, genellikle hem üst hem de taktik alandaki komuta kademesinin sorumluluğu söz konusu olmaktadır. (2) Bu ihlallerin önlenmesi için cezaların caydırıcılık özelliğinin büyük önemi vardır. (3) Savaş hukukuna saygı, ancak eğitim-öğretim ve bunların tatbikatlarda denenmesi suretiyle etkin şekilde sağlanabilir. Bu bakımdan savaş hukukuna ilişkin direktifler mutlaka çatışma kuralları içine dâhil edilmelidir. (4) Askerî liderler için insancıl hukuk konusu, ancak bir disiplin anlayışı içinde yerleşebilir. Her ülke askerlerinin asgari derecede bilmesi gereken bilgiler, basit kurallar şeklinde hazırlanmalı ve öğretilmelidir. (5) Bu konuda uzman personele ihtiyaç vardır ve askerî hukukçular ile diğer sınıflarda eğitilmiş subaylardan bu konuda faydalanılabilir. (6) İhlalleri önlemek için en uygun eğitim seviyesi tabur seviyesidir. (7) Barış gücü harekâtlarının özelliği değişmiştir. Barışı zorlama harekâtı kapsamında yapılan harekâtlara katılan personele, bu görevlere gönderilmeden önce savaş hukuku konusunda eğitim verilmelidir. Bir taraftan eğitimsizlikten kaynaklanabilecek birtakım sorunların önüne geçmek için savaş hukuku konusunda eğitim verilmesi, diğer taraftan da savaş hukukuna inandırıcılığın kazandırılabilmesi amacıyla Cenevre Sözleşmelerini hayata geçirecek ve savaş suçlarının gerektiği gibi soruşturulup kovuşturulmasına imkân verecek şekilde ulusal ve uluslararası düzenlemeler yapılması, insanlığın geleceği açısından gerekli ve yararlı görülmektedir. Kaynaklar AKİPEK, Ömer İlhan; Meşru Müdafaanın Mahiyeti ve Benzeri Müesseselerle Mukayesesi, AÜHF Yayınları No: 82, Ankara, 1955. ALACAKAPTAN, Uğur; Suçun Unsurları, Sevinç Matbaası, Ankara, 1975. BASSİOUNİ, M. Cherif; Crimes Against Humanity in International Criminal Law, Martinus Nijhoff, Dordrecht, 1992. BASSİOUNİ, M.Cherif; Explanatory note on the ICC Statute, International Review of Penal Law, Reprint, Volume 71, 2000. BASSİOUNİ, M.Cherif; Symposium: Negotiating the Treaty of Rome on the Establishment of an International Criminal Court, Cornell International Law Journal, S 32, 1999. BASSİOUNİ, M.Cherif; Explanatory note on the ICC Statute, International Review of Penal Law, Reprint, Volume 71, 2000. Compatibility of National Legal Systems with the Statute of the Permanent International Criminal Court; Volume II, 16th International Congress, Rome (Italy), 1-5 April 2003, International Society for Military Law and the Law of War, Brussels, 2003. 24 age.; s. 55-56. 18

COTÉ, Luc; International criminal justice: tightening up the rules of the game, International Review of the Red Cross, Volume 88, Number 861, March 2006. DİNSTEİN, Yoram - Mala Tabory; The Hague/Boston/London: Martinus Nijhoff Publishers, 1996. DÖNMEZER, Sulhi - ERMAN, Sahir; Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ, 11. Baskı, İstanbul, 1994. EREM, Faruk; Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku, C I, Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 13. Baskı, Ankara, 1995. ERMAN, Sahir; Askerî Ceza Hukuku, Umumi Kısım ve Usul, Yeniden Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 7 nci Baskı, Üçdal Neşriyat, İstanbul, 1983. International Law Deskbook; Charlottesville, The Judge Advocate General s School, Virginia, 1990. İNAN, Yüksel; Uluslararası Adalet Divanının Yargı Yetkisi, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu Basımevi, Ankara, 1982. MARTİNEZ, Lucy; Prosecuting Terrorists at the International Criminal Court: Possibilities and Problems, Rutgers Law Journal, S 34, 2002. POSSE, Hortensia - GUTİERREZ, D.T.; The relationship between international humanitarian law and the international criminal tribunals, International Review of the Red Cross, Volume 88, Number 861, March 2006. PROULX, Vincent-Joel; Rethinking the Jurisdiction of the International Criminal Court in the post-september 11th Era: Should Acts of Terrorism Qualify As Crimes Against Humanity?, American University International Law Review, S19, 2004. Rome Statute of the International Criminal Court; United Nations Diplomatic Conference of Plenipotentiaries on the Establishment of an International Criminal Court, July 17, 1998, UN Doc. A/CONF.183/9, 37 I.L.M. 999 (1998), available at http://www.un.org/law/icc/index.html. TOROSLU, Nevzat; Ceza Hukuku, Savaş Yayınevi, Ankara, 1998. Uluslararası Ceza Divanı ve Uluslar Arası Ceza Yargılaması; Harp Akademileri Yayını, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul, 2003. UN Doc. A/CONF.183/9, 37 I.L.M. 999 (1998), at http://www.un.org/law/icc/index.html. WENGİ, Zhu; On co-operation by states not party to the International Criminal Court, International Review of the Red Cross, Volume 88, Number 861, March 2006. YILMAZ, Esat Mahmut; Uluslararası Hukukta Saldırı Suçu, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 2011. 19

Bkm. Yb. İsmail ÖDEMİŞ* SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ NİN ARDINDAN ÜLKELERİN YENİ SORUNU: KULLANIM DIŞI MÜHİMMATIN GAYRİASKERÎ HÂLE GETİRİLMESİ Ülkelerin dış siyasetinin ve ulusal askerî stratejisinin bir tezahürü olan tehdit algılamalarına karşı stoklanan mühimmat sefer stoklarının, yıllara sâri biçimde çeşitli nedenlerden büyük bir bölümünün kullanım dışı kalması neticesinde mühimmatın elden çıkarılması, başta 1990 öncesinin iki kutuplu dünya düzeninin başaktörleri olan ABD ve Rusya Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Avrupa ülkeleri ile birlikte K.K.K.lığının da önemli sorunlarından biri hâline gelmiştir. Ülkelerin tehdit değerlendirmelerinin gereği olarak kurdukları orduların sefer zamanında tevdi edilen askerî hedeflere ulaşmak için stokladığı mühimmatın bir bölümü; zamanla taktik kullanımının sona ermesi (demode olması), raf ömrünün dolması veya çeşitli nedenlerle hizmete elverişsiz hâle gelmesinin bir sonucu olarak kullanım dışı kalır. 1990 öncesinde NATO nun, Varşova Paktı nın ve dünyanın önde gelen silah/mühimmat üreticisi olan başta ABD, Rusya olmak üzere AB nin lider ülkeleri Almanya, Fransa ve İngiltere stoklarındaki kullanım dışı mühimmatı; öncelikle bahsi geçen askerî/siyasi ittifakların ekonomik yönden zayıf olan ülkelerine ve dünyada çıkarlarına uygun hareket eden Orta Doğu ve Afrika ülkelerine hibe veya satış yoluyla elden çıkarmıştır. Ancak 1980 li yılların sonunda Varşova Paktı nın dağılması ile dünyadaki siyasi dengelerin değişmesi ülkelerin dış tehdit değerlendirmelerini de etkilemiş ve mühimmat sefer stoklarında büyük ölçüde indirime gitmesi neticesinde özellikle dağılan Varşova Paktı ülkelerinin ellerinde, hizmete elverişli sefer stoku fazlası milyonlarca ton mühimmat kalmıştır. NATO ya üye ülkeler de milyonlarca ton olmasa bile benzer durumdadır. Ancak son 20 yıldır gelişmiş ülkelerin ellerindeki fazla mühimmatı az gelişmiş/gelişmekte olan ülkelere satış yoluyla elden çıkarması şöyle dursun, hibe yoluyla bile mümkün olmamakta ve bu durum bu ülkeleri, fazla / kullanım dışı mühimmatın elden çıkarılması için savunma bütçelerinde küçümsenmeyecek miktarlarda ilave * K. K. Loj. K.lığı Müht. K.lığı 20