DÜZCE İL GELİŞME PLANI DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI T.C. DÜZCE VALİLİĞİ GELİR DAĞILIMI, YOKSULLUK ve İSTİHDAM ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ DOÇ. DR. RAMAZAN SARI DÜZCE TİCARET ve SANAYİ ODASI DÜZCE BELEDİYESİ 2005
İÇİNDEKİLER TABLOLAR... İİİ ŞEKİLLER... İV 1. GELİR DAĞILIMININ TANIMI...1 2. DÜZCE İLİ İÇİN GELİR DAĞILIMININ TESPİTİ...2 2.1 Giriş...2 2.2 Verilerin Elde Edilmesi...3 2.3 Gelir Dağılımı ile ilgili Bulgular...5 2.3.1 Anket Uygulanan Fertler ve Haneler ile ilgili Temel Bilgiler...5 2.3.2 Fert Sayısı İtibariyle Hane Gruplarının Ortalama ve Kişi Başına Düşen Gelirleri.6 2.3.3 Toplam, Ortalama ve Kişi Başına Düşen Gelir...8 2.3.4 Gelir Getiren Fertler...10 2.3.5 Kişisel Gelir Dağılımı...12 2.3.6 Fonksiyonel Gelir Dağılımı...14 2.4 Gelir Dağılımı ve Yerleşim Yeri...15 2.5 Gelir Dağılımı ve Eğitim...17 2.6 Gelir Dağılımı ve Yaş...20 2.7 Gelir Dağılımı ve Cinsiyet...21 2.8 Kamu ve Özel Sektörde Gelir Dağılımı...22 3. İSTİHDAM...24 3.1 İşgücünün Durumu...24 3.1.1 Genel Olarak ve Cinsiyet İtibariyle İstihdam Durumu...25 3.1.2 Yerleşim Yeri ve Cinsiyet İtibariyle İstihdam Durumu...25 3.2 İşgücüne Dahil Olmayanlar...26 3.3 Sürekli Aynı İşte Çalışmama Nedenleri...28 4. TASARRUF ARAÇLARI...29 4.1 Tasarruf Yapma Oranları...29 4.2 Tasarrufların Değerlendirilmesi...29 5. YOKSULLUK...31 5.1 Tanım...31 5.2 Hane İtibariyle Yoksulluk...31 5.3 Fert İtibariyle Yoksulluk...33 5.4 Yerleşim Yeri İtibariyle Yoksulluk...34 5.5 Üretim Faktörleri İtibariyle Yoksulluk...35 5.6 Eğitim Durumu İtibariyle Yoksulluk...36 5.7 Medeni Hal İtibariyle Yoksulluk...38 5.8 Yaş Aralıkları İtibariyle Yoksulluk...39 i
6. DÜZCE İLİNDE GELİR DAĞILIMINI VE YOKSULLUĞU BELİRLEYEN FAKTÖRLER...40 7. DÜZCE İLİNDE GELİR DAĞILIMINI İYİLEŞTİRMEYE YÖNELİK ÖNERİLER.41 7.1 Hedef ve Politikalar...41 7.2 Verilerin Toplanması ile ilgili Öneriler...43 8. BÜYÜME HEDEFLERİ...45 EKLER...50 EK1: GELİR EŞİTSİZLİĞİ TEORİLERİ...50 Yetenek Teorisi...50 Stokastik Teorisi...50 Bireysel Tercih Teorisi...51 Beşeri Sermaye Teorisi...51 Eğitim Eşitsizliği Teorisi...52 Miras Teorisi...52 Ömür Dönüşüm Teorisi...52 EK2: GELİR DAĞILIMI EŞİTSİZLİĞİNİN TESPİTİNDE KULLANILAN ENDEKS VE YÖNTEMLER...54 Gini Katsayısı...54 Yüzde Paylar Analizi...54 Quantile Oranı...55 Varyasyon Katsayısı...55 Ayrıştırma...55 Diğer...55 EK3: TABLOLAR...56 KAYNAKÇA...59 ii
TABLOLAR Tablo 1. Anket kapsamına giren fert ve hane istatistikleri...5 Tablo 2. Fert sayısı itibariyle gruplanmış hanelerin yıllık ortalama geliri (milyon TL)...7 Tablo 3. Fert sayısına itibariyle gruplanmış hanelerde kişi başına düşen yıllık ortalama gelir (tüm fertler, milyon TL)...8 Tablo 4. Hanelerdeki ortalama kişi sayısı ve kişi başına düşen ortalama gelir (milyon TL)...9 Tablo 5. Yerleşim yerleri itibariyle hanehalkları ve toplam gelir dağılımı (yüzde)...9 Tablo 6. Gelir getiren fertlerin dağılımı ve ortalama gelirleri (12+ yaş)...10 Tablo 7. Gelir getiren fertlerin yaş itibariyle dağılımı...11 Tablo 8. Gelir getiren fertlerin eğitim durumu itibariyle dağılımı (15+ yaş)...12 Tablo 9. Düzce hanehalklarının yüzde 20 lik gelir dilimlerine göre gelir dağılımı...13 Tablo 10. Hanehalklarının yüzde10 luk gelir dilimlerine göre gelir dağılımı...14 Tablo 11. Faktörel gelir dağılımı (yüzde)...15 Tablo 12. Ücretli, maaşlı ve yevmiyeli işgücünün toplam istihdam ve gelirdeki payları...15 Tablo 13. Yerleşim yerlerine itibariyle hane ortalama geliri ve gini katsayıları...16 Tablo 14. Yerleşim yeri itibariyle faktörel gelir dağılımı (yüzde)...17 Tablo 15. Fertlerin öğrenim durumları (15+ yaş)...17 Tablo 16. Öğrenim durumu itibariyle gelir getiren fertler (yüzde, 12+ yaş)...19 Tablo 17. Öğrenim durumu itibariyle gelir getiren fertlerin toplam gelirden aldığı pay (12+ yaş)...19 Tablo 18. Öğrenim durumu itibariyle sürekli gelir getiren fertlerin ortalama geliri (milyon TL) 20 Tablo 19. Yaş aralıkları itibariyle yıllık ortalama gelir (milyon TL)...21 Tablo 20. Cinsiyete itibariyle fert sayısı ve gelir dağılımı...22 Tablo 21. Sürekli çalışan ücretli, maaşlı ve yevmiyeli fertlerin dağılımı...22 Tablo 22. Sürekli çalışan ücretli, maaşlı ve yevmiyeli fertlerin yıllık toplam ve ortalama geliri (milyon TL)...23 Tablo 23. Maaş, ücret ve yevmiye gelirlerinin toplam kişisel gelirlere oranı...23 Tablo 24. Genel işgücü durumu...24 Tablo 25. Yerleşim yeri ve cinsiyette itibariyle işgücü durumu...25 Tablo 26. Neden itibariyle işgücüne dahil olmayanlar (15+ yaş)...27 Tablo 27. Neden ve cinsiyet itibariyle işgücüne dahil olmayanlar (yüzde, 15+ yaş)...27 Tablo 28. Sürekli olarak aynı işte çalışmama nedenleri (15+ yaş)...28 Tablo 29. Tasarruf yapma oranları...29 Tablo 30. Tercih sırası itibariyle en çok tercih edilen tasarruf araçları...30 Tablo 31. En çok tercih edilen tasarruf araçları...30 Tablo 32. Yoksul hane sayısı (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar)...32 Tablo 33. Yoksul hane sayısı (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar)...32 Tablo 34. Hane büyüklükleri itibariyle yoksul haneler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar)...33 Tablo 35. Hane büyüklükleri itibariyle yoksul haneler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar)...33 Tablo 36. İl geneli itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar)...34 Tablo 37. İl geneli itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar)...34 iii
Tablo 38. Düzce il merkezi yoksul fertler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar)...34 Tablo 39. Düzce il merkezi yoksul fertler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar)...35 Tablo 40. Diğer yerleşim yerlerinde yoksul fertler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar)...35 Tablo 41. Diğer yerleşim yerlerinde yoksul fertler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar)...35 Tablo 42. Üretim faktörleri itibariyle yoksullar (yüzde)...36 Tablo 43. Eğitim durumu itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar, 12+ yaş)...37 Tablo 44. Eğitim durumu itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar, 12+ yaş)...37 Tablo 45. Medeni hal itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar, 12+ yaş)...38 Tablo 46. Medeni hal itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar, 12+ yaş)...38 Tablo 47. Yaş aralıkları itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 1 ABD dolarından az geliri olanlar, 12+ yaş)...39 Tablo 48. Yaş aralıkları itibariyle yoksul fertler (günlük kişi başına 2 ABD dolarından az geliri olanlar, 12+ yaş)...39 Tablo 49. Gelir dağılımı, tüketim, yoksulluk ve istihdam verilerinin elde edilme kılavuzu...44 Tablo 50. Gerçek ve trend GSYİH büyüklükleri ve büyüme hızları...46 Tablo E1. Tarım sektörü gerçek ve trend GSYİH büyüklükleri ve büyüme hızları...56 Tablo E2. Sanayi sektörü gerçek ve trend GSYİH büyüklükleri ve büyüme hızları...57 Tablo E3. Hizmet sektörü gerçek ve trend GSYİH büyüklükleri ve büyüme hızları...58 ŞEKİLLER Şekil 1. Yıllık Yüzde 3 Ekonomik Büyümenin Gelir Dağılımı Üzerindeki Etkisi...42 Şekil 2. Yıllık Yüzde 5 Ekonomik Büyümenin Gelir Dağılımı Üzerindeki Etkisi...43 Şekil 3. GSYİH Gerçek Ve Trend Doğrusu Tahminleri...48 Şekil E1. Tarım Sektörü GSYİH Gerçek ve Trend Doğrusu Tahminleri...56 Şekil E2. Sanayi Sektörü GSYİH Gerçek ve Trend Doğrusu Tahminleri...57 Şekil E3. Hizmet Sektörü GSYİH Gerçek ve Trend Doğrusu Tahminleri...58 iv
1. GELİR DAĞILIMININ TANIMI Gelir dağılımı, üretim faktörleri tarafından elde edilen gelirin çeşitli kriterlere göre belirlenmiş gruplar veya fertler arasındaki dağılımını ifade eder. Belli bir dönemde toplum tarafından yaratılan gelirin büyük bir oranına az sayıdaki ferdin sahip olması durumunda, gelirin adaletsiz veya eşit olmayan dağılımı söz konusudur. Bunun aksine, toplum tarafından elde edilen gelirin bütün fertler arasında aynı oranda dağılması gelirin adaletli veya eşit dağılımı olarak ifade edilir. Gelirin adaletsiz dağılımı çeşitli sosyal ve ekonomik sorunları beraberinde getirir: Gelir dağılımdaki adaletsizlik ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler. Son zamanlarda geliştirilen ekonometrik yöntemler, daha güvenilir bir şekilde toplanan veriler ve gelişmiş bilgisayarlar ile yapılan araştırmalar, çeşitli nüfus grupları arasındaki gelir farklılıklarının yatırım eğilimleri, politik istikrarsızlık ve sosyal barış üzerinde yarattığı olumsuzluklardan ötürü ekonomik büyümenin gerçekleşmesine engel olduğu yönünde bulgular sunmuştur. Hanehalkları arasındaki önemli gelir farklılıkları, yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve eğitim ile sağlık hizmetlerinden yararlanamayan fertlerin toplam nüfus içindeki oranını yükseltir. Gelirin adaletsiz dağılımı suç işleme oranını yükseltir. Elde ettiği gelirin diğer fertlerin gelirine göre düşük olduğunu düşünen kişi toplum tarafından mağdur bırakıldığını düşünebilir. Bu düşünceye sahip olan kişinin göstereceği tepki, gayri meşru yollardan kendisinden ekonomik olarak daha iyi durumda olan insanlara ulaşma olarak somutlaşabilir. Gelir adaletsizliğinin var olduğu bir ortamda ekonomik büyümeyi hedefleyen politikaların uygulanması gelir dağılımını daha da bozar. Böyle bir ortamda verilen teşvik ve kredilerden nüfuz sahibi yüksek gelir mensuplarının daha çok yararlanması, uygulanan politikaların getirisinden yine üst gelir grubuna mensup fertlerin yararlanması gibi bir sonuç doğabilir. Gelir farklılıklarının oldukça yüksek olması, toplumun gelir farklılıkları için gösterdiği tahammül sınırını aşağı doğru çeker. Yeterince beslenemeyen ve sağlıksız koşullarda yaşayan hanehalklarının oransal olarak yüksek olması çocuk ölümlerinin artmasına neden olur. Düşük gelir gruplarında yaşayan insanların içinde bulundukları olumsuz ekonomik ve sosyal çevre koşullarının, bu koşullarda doğup büyüyen çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi üzerinde yarattığı olumsuzluklardan ötürü, devletçe uygulanan eşit eğitim uygulaması eğitim eşitsizliği ile sonuçlanır. Buradaki eşitsizlik, eğitim olanaklarından eşitsiz bir şekilde faydalanma değil, aynı eğitim kurumunda ve hatta aynı sınıfta, fertlerin farklı ekonomik ve sosyal geçmişleri nedeniyle, benzer eğitim olanaklarından yararlanmada farklılık göstermesi olarak düşünülmelidir. Gelir farklılıkları ile beraber yüksek suç oranı, eğitimsizlik, güvensizlik, umutsuzluk ve istikrarsızlık gibi faktörler toplumsallık güdüsünü yok eder. 1
Gelirin gruplar veya fertler arası eşit dağılımı tercih edilen bir durum olmakla beraber, çeşitli faktörlerden ötürü söz konusu eşitlik gerçekleşmeyebilir. Bireysel yetenek farklılıkları, stokastik faktörler olarak adlandırılan ve önceden öngörülmeyen veya kontrol edilemeyen doğal felaketler, savaşlar veya keşifler gibi faktörler, bireysel tercih farklılıkları, beşeri sermaye farklılıkları, eğitim eşitsizlikleri, miras ve yaş gibi faktörler gelirin adaletsiz dağılmasına neden olabilmektedir 1. Gelir dağılımının eşitsizlik derecesinin tespitinde çok sayıda yöntem ve endeks kullanılır. Gini katsayısı, yüzde paylar analizi, quantile oranı, varyasyon katsayısı, ayrıştırma, varyans, logaritmik varyans sözü edilen yöntem ve endekslerden birkaçıdır 2. Bu endeks ve yöntemler sonucunda elde edilen bulgulara göre gelir dağılımını iyileştirici politikalar geliştirilir. Geliştirilen politikalar gelir dağılımını doğrudan etkileyeceği için, dağılımın tespitinde uygun yöntem veya endeksin seçimi oldukça önemli olmaktadır. 2. DÜZCE İLİ İÇİN GELİR DAĞILIMININ TESPİTİ 2.1 Giriş Gelir dağılımı günümüzde hemen hemen bütün ülkelerin gündeminde olan bir konudur. Özelikle 20 nci yüzyılda global ekonomide gerçekleşen hızlı ekonomik büyüme ile birlikte belirginleşen gelir eşitsizliğinin beraberinde getirdiği ekonomik ve sosyal sorunlar, gelir adaletsizliğini ivedilikle çözülmesi gereken bir sorun haline getirmiştir. Yakın zamana kadar gelir dağılımı, bir ülkenin bütünü gözönünde bulundurularak makro düzeyde ele alınırdı. Bu yaklaşım sonucunda elde edilen bulgular, ülkenin bütünü için doğru kabul edilip gelir farklılıklarını gidermeye veya yoksulluğu azaltmaya yönelik politikalar geliştirilirdi. Ancak bu yaklaşım, aynı ülke içerisinde farklı bölgelerin ekonomik olanaklar ve sosyal yapı açısından farklılıklar sergileyebilmesinden ötürü, uygulanan politikaların amacından sapmasına neden olabilmiştir. Makro yaklaşımdan ötürü, sorunun genel boyutuna konulan yanlış teşhis, özelikle yoksulluğu azaltıcı politikaların sunduğu olanaklar, ekonomik ve sosyal durumlarını iyileştirmeyi hedeflediği kitlelerin dışında kalan kitleler lehine işlemiştir. Bu durumda gelir dağılımının ve yoksulluğun iyileşmesi gerçekleşmemiş, aksine durum daha da kötüleşmiştir. Bu nedenle, özelikle Dünya Bankası nın teşviki ile, bölge veya kent gibi daha dar coğrafik alanların ekonomik ve sosyal profilini tespit etme eğilimi giderek yaygınlaşmıştır. Devlet kurumları tarafından teşvik edilen coğrafi bilgi sistemleri ile Dünya Bankası tarafından oluşturulan Yoksulluk Haritaları nın amacı da bu tür profilleri oluşturabilmektir. Bu şekilde elde edilen bulgular doğrultusunda, bölgesel bazda ve doğrudan hedeflenen kitleye yönelik ekonomik ve sosyal politikalar geliştirmek mümkün olabilmektedir. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) nün 2000 Yılı GSYİH sı ile ilgili raporunda il sıralamaları açısından olumlu bir tablo çizemeyen Düzce ilinde, hanelerin eline geçen gelirin dağılımının tespiti ile ilgili geçmişte herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu raporun hazırlanması amacıyla 1 Bu faktörleri açıklayan teoriler EK1 de daha detaylı bir şekilde ele alınmıştır. 2 Gelir eşitsizliğinin tespitinde kullanılan yöntem ve endeksler ile ilgili daha detaylı bilgi EK2 de verilmektedir. 2
ilk kez 2001 yılı için gerçekleştirilen hanehalkı gelir dağılımı anket çalışmasının özet bulguları bu bölümde yer alacaktır. 2.2 Verilerin Elde Edilmesi Gelir dağılımını tespit etmek için gerekli olan veriler Düzce ilindeki tüm haneler ve yerleşim yerlerini kapsayacak şekilde 2001 Yılı Hanehalkı Gelir Dağılımı anket çalışması ile elde edilmiştir. Anket çalışması tabakalı çok aşamalı olasılık küme örnekleme yöntemi ile seçilen 449 hanede gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan anket formlarının hazırlanmasında iki temel kaynaktan faydalanılmıştır. Birinci kaynak DİE ve ikinci kaynak ekonomi genel yazınıdır. DİE uzmanlarının hazırladığı anket formları esas alınarak anket formlarının genel çerçevesi oluşturulmuştur. Bu formlara, ekonomi biliminin gelir dağılımı ile ilgili yazınından faydalanılarak DİE nin başvurulan çalışmalarında yer vermediği gayri resmi eğitim, 7 yaş öncesi eğitim ve çeşitli miras bilgileri ile ilgili başlıklar ilave edilmiştir. Pilot çalışma ile tesadüfi olarak seçilen hane ve kişiler üzerinde denenmek suretiyle son şekli verilen anket formu aşağıdaki temel bölümleri içermektedir: - Hanehalkı Tanıtım ve Soru Kağıdı İşletim Bilgileri - Konut ve Konut Kolaylıkları - Ekonomik Durum - Hanehalkı Bileşimi, İstihdam ve Gelir Durumu - Hanehalkı Bileşimi - Maaş Ücret ve Yevmiye Gelirleri - Müteşebbis Gelirleri - Değiştirilen İş Gelirleri - Diğer İş (Ek İş) Gelirleri - Faaliyet Dışı Elde Edilen Gelirler - Ev Üretimi Gelirleri - Miras ve Gayriresmi Eğitim Anketlerin hanelerde uygulanması için ihtiyaç duyulan anketörler Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gölköy yerleşkesinde eğitim gören öğrenciler arasından ilan vermek suretiyle seçilmişlerdir. Seçilen anketörler teorik ve uygulamalı eğitim sürecinden geçtikten sonra anketleri uygulayacak seviyeye gelmişlerdir. Anketlerin uygulanacağı hanelerin seçiminde, kayıt sisteminin olmadığı yerler için en uygun yöntem olarak kabul edilen Tabakalı Çok Aşamalı Olasılık Küme Örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Yöntem gereği, önce örneklemenin çerçevesi belirlenmiştir. Buna göre, Düzce ilinin tüm yerleşim birimleri ilk aşamada örnekleme çerçevesine dahil edilmiştir. Böylece ilde bulunan tüm hanelere eşit olasılıkla seçilme şansı verilmiştir. Ancak, okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, hastane ve hapishaneler ile kışla ve ordu evleri örnekleme çerçevesinin dışında tutulmuşlardır. Örnekleme çerçevesi belirlendikten sonra tüm yerleşim birimleri üç tabakaya ayrılmıştır. Bunlar, 3
- Düzce il merkezi - İlçeler - Köyler Tabakaların belirlenmesinden sonra her tabaka için kümeler belirlenmiştir. Küme birbirine komşu 18 hane olarak tanımlanmıştır. Kümelerin seçimi, Düzce il merkezinde tek aşamada gerçekleştirildiği halde, ilçe ve köylerde iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlçeler için belirlenen tabakadan, önce tesadüfi yöntem ile ilçeler seçilmiş ve daha sonra seçilen ilçelerde yine tesadüfi yöntem ile kümeler belirlenmiştir. Benzer şekilde, köyler için oluşturulan tabakadan önce köyler ve daha sonra kümeler belirlenmiştir. Örnekleme hacmi belirlenirken, zaman ve maliyet olmak üzere iki temel kısıtlayıcı faktör gözönünde bulundurulmuştur. Bu kısıtlayıcı faktörler çerçevesinde en uygun örnek hacminin tespiti için DİE kaynakları, ekonomi genel yazını ve dünyanın çeşitli kentlerinde yapılmış benzer çalışmalar esas alınmıştır. Buna göre, Düzce ilinin tümü için 449 hane en uygun örnek hacmi olarak kabul edilmiştir. Gelir anketleri, seçilmiş örnek hanelerde 12 yaşından büyük tüm fertlere uygulanmıştır. 12 yaşından küçük fertlerin sadece demografik bazı bilgilerinin sorgulanması ile yetinilmiştir. 2001 yılı boyunca askerlik, hastalık veya öğrencilik gibi herhangi bir gerekçe ile uzun süre hanede yaşayamayanlara anket uygulanmamıştır. Anketlerde toplam olarak 18 anketör kullanılmıştır. Düzce il merkezi dışındaki yerleşim birimleri için biri ekip başı olmak üzere 5 er kişilik bir ekip oluşturulmuştur. Düzce il merkezi için ekip sayısı iki olarak belirlenmiştir. Anketlerin uygulanması sırasında, belediye başkanları, muhtarlar, öğretmenler, memurlar, imamlar ve yerleşim birimlerinde sözü geçen kişilerden yardım alınmıştır. Bu kişiler, hanelerin ziyaret edilmesi, anket çalışmasının amacının örnek hanelere açıklanması, anketin hanelere kabul ettirilmesi ve anketörlerin güvenliği konularında yardımcı olmuşlardır. Her birim kümede hedeflenen sayıdaki hanede anket uygulaması gerçekleştikten sonra anketörler, kendilerinin uyguladığı formlar dışındaki formları, eksik bilgi, yazım hataları ve bilgi tutarsızlıkları için kontrol etmişlerdir. Bu kontrol işlemi yerleşim birimi terk edilmeden yapılmıştır. Kontrol işlemi sonucunda tespit edilen sorunlar, haneler tekrar ziyaret edilmek suretiyle giderilmiştir. 4
2.3 Gelir Dağılımı ile ilgili Bulgular 2.3.1 Anket Uygulanan Fertler ve Haneler ile ilgili Temel Bilgiler Tablo 1 de görüldüğü gibi, gelir anketinin uygulandığı 449 hanede 2001 yılı boyunca ikamet eden fert sayısı 1.816 dir. Anket uygulanan hanelerin yüzde 21,8 i Düzce il merkezinde, geri kalanı ise Düzce il merkezi dışında yer alan ilçe ve köylerde yer almaktadır. Bu hanelerde yaşayan fertlerin yüzde 50,1 i erkek ve yüzde 49,9 u kadındır. Gelir bilgileri sorgulanan 1.423 kişinin ise, yüzde 50,1 i erkek ve % 49,9 u kadındır. Bu fertlerin yüzde 79,9 u Düzce il merkezi dışındaki yerleşim yerlerinde, geri kalanı ise Düzce il merkezinde ikamet etmektedir. Ayrıca, gelir anketi uygulanan fertlerin yüzde 68,6 sı evli, yüzde 25,9 u bekar ve yüzde 5,5 i dullardan oluşmaktadır. Tablo 1. Anket Kapsamına Giren Fert ve Hane İstatistikleri Sayı Oran Hane Sayısı 449 Düzce İl Merkezi 98 21,8 Diğer Yerleşim Yerleri 351 78,2 Toplam Fert Sayısı 1.816 Erkek 909 50,1 Kadın 907 49,9 Anket Uygulanan Fert Sayısı (12+ yaş) 1.423 Cinsiyete Göre Erkek 713 50,1 Kadın 710 49,9 Yerleşim Yerine Göre Düzce İl Merkezi 285 20,1 Diğer Yerleşim Yerleri 1.138 79,9 Anket Uygulanan Fertlerin Medeni Durumları 1.423 Evli 977 68,6 Bekar 368 25,9 Dul (boşanmış veya eşi ölmüş) 78 5,5 5
2.3.2 Fert Sayısı İtibariyle Hane Gruplarının Ortalama ve Kişi Başına Düşen Gelirleri Fert sayısına göre gruplandırılmış hanelerin yıllık ortalama geliri Tablo 2 de yer almaktadır. Tablo değerleri, fert sayısı itibariyle oluşturulan her grubun hane toplam gelirlerinin, her grupta yer alan hane sayısına bölünmesi ile elde edilmiştir. Hesaplamalar, Düzce ilindeki bütün yerleşim birimlerini içerecek şekilde İl geneli (veya toplam), Düzce kent merkezini içerecek şekilde Düzce il merkezi ve Düzce il merkezi dışındaki yerleşim birimlerini içerecek şekilde diğer yerleşim yerleri olmak üzere üç temel başlık altında yapılmıştır. Çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde yerleşim birimleri esasına dayalı hesaplamalar için burada yapılan tanımlama kullanılacaktır. Buna göre, İl genelinde ve diğer yerleşim yerlerinde 7 kişilik haneler en yüksek yıllık ortalama gelire sahip iken, Düzce il merkezinde 4 kişilik haneler en yüksek ortalama geliri elde etmektedir. Diğer taraftan, il geneli ile diğer yerleşim yerlerinde 1 kişilik, Düzce il merkezinde ise 6 kişilik haneler en düşük yıllık ortalama gelire sahiptir. Genel olarak, hanelerin yıllık ortalama geliri fert sayısı ile orantılı olarak artma eğilimindedir. Ancak, bu eğilim bütün yerleşim birimlerinde 3 ile 5 kişilik haneler tarafından bozulmaktadır. Bunun nedeni, Düzce il merkezinde iki kişilik hanelerde yaşayan fertlerin her ikisinin de sürekli çalışıyor olmasıdır. Ancak, çocuk üçüncü bir fert olarak aileye katıldığında, çalışan kadın ev hanımı statüsüyle işgücünden çekilmektedir. Kadının iş gücünden çekilmesi üç kişilik hanelerin ortalama gelirinde önemli sayılabilecek bir düşüşe neden olmaktadır. Diğer taraftan, 5 kişilik hanelerde en az bir yaşlı veya çalışamaz durumdaki kişinin varlığı, hanede gelir getiren ortalama kişi sayısını düşürdüğü gibi, ortalama geliri de düşürmektedir. 6
Tablo 2. Fert Sayısı İtibariyle Gruplanmış Hanelerin Yıllık Ortalama Geliri (Milyon Tl) 10000 9000 8000 Ortalama Gelir. 7000 6000 5000 4000 3000 2000 1000 0 1 2 3 4 5 6 7+ İl Geneli 4325,4 6373,0 5631,2 7475,4 6051,7 7351,6 9095,0 Düzce İl Merkezi 6346,9 3986,9 7787,3 5117,1 3648,5 Diğer Yerleşim yerleri 3835,0 6380,7 6145,0 7331,8 6268,7 8045,9 9237,6 Fert sayısı itibariyle gruplandırılmış hanelerde kişi başına düşen yıllık ortalama gelir Tablo 3 te yer almaktadır. Tablodaki değerler, her hane grubunun toplam gelirinin, her hane grubunda yer alan hanelerde yaşayan toplam fert sayısına bölümü ile elde edilmiştir. Tablo, bir kişilik hanelerin ortalamalarını içermemektedir çünkü, bir kişilik hanelerin istatistiki olarak anlamlı olabilecek genel ortalamasını verecek sayıda veri elde edilememiştir. Buna göre, il genelinde iki kişilik hanelerde yaşayan fertlerin kişi başına düşen yıllık ortalama geliri en yüksek değere sahiptir. Bunun başlıca nedeni iki kişilik hanelerde hanehalkı reisi ile eşinin genelde sürekli çalışıyor olmasıdır. Daha önceki bölümde de görüldüğü gibi, hanede fert sayısının artması ortalama gelir getiren kişi sayısını azaltmakta ve burada da görüldüğü gibi gelir getiren kişi sayısının azalması kişi başına düşen geliri de düşürmektedir. En düşük ortalama gelir, Düzce il merkezinde 6 kişilik haneler ve diğer bütün yerleşim birimlerinde 7 ve daha fazla fert barındıran haneler için elde edilmiştir. Bu bulgulara göre, hanelerin kalabalık olması ile hanede bulunana fertlerin işgücüne dahil olmama ihtimalinin yüksekliği arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Bu nedenle, işgücüne dahil olmayan fertlerin sayısındaki fazlalık, kişi başına ortalama geliri düşürmektedir. Başka bir ifade ile, hanelerde gelir getiren fert sayısının toplam fert sayısıyla aynı oranda artmaması, hanelerde kişi başına düşen ortalama gelirdeki azalmanın temel nedenlerinden birini oluşturmaktadır. 7
Tablo 3. Fert Sayısına İtibariyle Gruplanmış Hanelerde Kişi Başına Düşen Yıllık Ortalama Gelir (Tüm Fertler, Milyon TL) 3500 3000 2500 Ortalama Gelir 2000 1500 1000 500 0 1 2 3 4 5 6 7+ İl Geneli 3186,5 1877,1 1868,9 1210,3 1225,3 1116,0 Düzce İl Merkezi 3173,5 1329,0 1946,8 1023,4 608,1 Diğer Yerleşim Yerleri 3190,4 2048,3 1833,0 1253,7 1341,0 1129,4 2.3.3 Toplam, Ortalama ve Kişi Başına Düşen Gelir İl geneli ve yerleşim yerlerine göre hanelerin toplam, ortalama ve kişi başına düşen yıllık gelirleri Tablo 4 te yer almaktadır. Tabloda görüldüğü gibi, il genelinde anket uygulanan hanelerin yıllık toplam geliri 2 Trilyon 909 Milyar 117 Milyon TL dir. Hanelerin yıllık ortalama geliri 6 Milyar 687 Milyon TL ve aylık gelir 608 Milyon TL dir. Bu verilere göre Düzce geneli için kişi başına düşen yıllık ortalama gelir 1 Milyar 654 Milyon TL olarak hesaplanmıştır. Kişi başına düşen yıllık ortalama gelirin ABD doları cinsinden değeri ise yaklaşık olarak 1.181 dir 3. Düzce il merkezinde anket uygulanan hanelerin yıllık toplam geliri 564 Milyar 742 Milyon TL dir. Hanelerin yıllık ortalama geliri 6 Milyar 72 Milyon TL ve aylık gelir 552 Milyon TL dir. Bu bulgulara göre, Düzce il merkezi için kişi başına düşen yıllık ortalama gelir 1 Milyar 651 Milyon TL olarak hesaplanmıştır. Kişi başına düşen yıllık ortalama gelirin ABD doları cinsinden değeri ise yaklaşık olarak 1.179 dur. Düzce il merkezi dışındaki yerleşim yerlerinde anket uygulanan hanelerin yıllık toplam geliri 2 Trilyon 344 Milyar 375 Milyon TL dir. Hanelerin yıllık ortalama geliri 6 Milyar 854 Milyon TL ve aylık gelir 623 Milyon TL dir. Bu verilere göre, bu yerleşim yerleri için kişi başına düşen 3 DİE kaynaklarında 2001 yılı ABD dolar kurunun 11 aylık ortalaması 1.400.000 TL olarak yer almaktadır. 8
yıllık ortalama gelir 1 Milyar 655 Milyon TL olarak hesaplanmıştır. Kişi başına düşen yıllık ortalama gelirin ABD doları cinsinden değeri ise yaklaşık olarak 1.182 dir. Tablo 4. Hanelerdeki Ortalama Kişi Sayısı Ve Kişi Başına Düşen Ortalama Gelir (Milyon TL) Düzce İl Diğer Yerleşim Toplam Merkezi Yerleri Toplam Kişi Sayısı 1.816 a 359 1.457 Toplam Hane Sayısı 449 98 351 Hanede Bulunan Ortalama Kişi Sayısı 4,04 3,66 4,15 Hanelerin Yıllık Toplam Geliri 2.909.117 b 5.64.742 2.344.375 Hanelerin Yıllık Ortalama Geliri 6.687,6 6.072,5 6.854,9 Hanelerin Aylık Ortalama Geliri (11 ay) 607,9 552,1 623,2 Kişi Başına Düşen Yıllık Gelir (Milyon TL) 1.654,8 1.651,3 1.655,7 Kişi Başına Düşen Yıllık Gelir ($) 1.181$ 1.179$ 1.182$ a 2001 yılı boyunca hanede bulunan kişi sayısıdır. Askerlik, hastalık, öğrencilik vb. gerekçelerle hanede bulunmayan kişileri içermemektedir. b Hanedeki en az bir kişinin gelir beyanı güvenilir bulunmadığı durumda hanenin toplam geliri hane esaslı gelir analizlerinin dışında tutulmuştur. Bu değer izafi kira gelirlerini içermemektedir. Yerleşim yerleri itibariyle hane, fert sayısı ve toplam gelirlerin dağılımı Tablo 5 te verilmektedir. Buna göre, İl merkezindeki hanelerin yüzde 21,8 i toplam gelirin yüzde 19,4 üne sahip iken, diğer yerleşim birimlerindeki hanelerin yüzde 78,2 si toplam gelirin yüzde 80,6 sına sahiptir. Bu değerlere göre, İl merkezinde, hanelerin yüzde 1 i toplam gelirden yüzde 0,89 luk (19,4/21,8) pay alıyor iken, diğer yerleşim birimlerinde yüzde 1,03 lük pay almaktadır. DİE nin 1994 yılında Türkiye için gerçekleştirdiği gelir dağılımı çalışmasında ise, kentsel kesim için daha yüksek bir oran elde edilmiştir. Buna göre, Türkiye genelinde kentsel kesim için bu oran yüzde 1,2 ve kırsal kesim için yüzde 0,7 dir. Türkiye geneli ile karşılaştırıldığında, Düzce ilinde kırsal kesim toplam gelirden daha fazla pay almaktadır. Kırsal kesimin gelirdeki payının yüksek çıkmasında 1999 yılında meydana gelen deprem felaketinin bir etkisi olabilir. Depremden sonra varsıl ailelerin depreme karşı daha güvenli olduğu gerekçesi ile, kırsal kesimlerde yeni inşa edilen müstakil veya villa tipi evlere taşındığı gözlemlenmiştir. Tablo 5. Yerleşim Yerleri İtibariyle Hanehalkları Ve Toplam Gelir Dağılımı (Yüzde) Toplam Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri Toplam Kişi Sayısı 100.00 19,8 80,2 Toplam Hane Sayısı 100.00 21,8 78,2 Hanelerin Yıllık Toplam Geliri 100.00 19,4 80,6 9
2.3.4 Gelir Getiren Fertler Tablo 6, gelir getiren fertler ile ilgili çeşitli veriler içermektedir. İl genelinde ve her iki yerleşim yerinde hane başına gelir getiren fert sayısı yaklaşık olarak 1,7 dir. Gelir getirenlerin yaklaşık yüzde 68 i erkek ve yüzde 32 si kadındır. Hanehalkı reisleri yüzde 54,2 lik oran ile gelir getirenler arasında ilk sırayı alırken, ikinci sırayı yüzde 20 ile hanehalkı reislerinin eşleri ve üçüncü sırayı yüzde 19,2 lik oran ile 12 yaşından büyük çocuklar almaktadır. Evli olanlar, gelir getirenlerin yaklaşık olarak yüzde 77 sini oluşturuyorken, bekarlar, boşanmışlar ve dul fertler geri kalanı oluşturmaktadır. Yerleşim yerine göre dağılıma bakıldığında, gelir getirenlerin yüzde 20,7 si Düzce il merkezinde yaşıyor iken, geri kalanı diğer yerleşim birimlerinde ikamet etmektedir. Tablo 6. Gelir Getiren Fertlerin Dağılımı Ve Ortalama Gelirleri (12+ Yaş) Toplam Gelir Getiren Fert Sayısı 783 Hane Başına Ortalama Gelir Getiren Fert Sayısı 1,7 Gelir Getirenlerin Dağılımı Yerleşim Yerine Göre Cinsiyete Göre Sayı Oran Ortalama Gelir a Düzce İl Merkezi 162 20,7 2.083,9 Diğer Yerleşim Yerleri 621 79,3 2.113,9 Erkek 534 68,2 3.675,4 Kadın 249 31,8 527,0 HHR ye Yakınlık Derecesine Göre HHR 424 54,2 5.218,1 Eş 157 20,1 504,7 Çocuk 150 19,2 873,8 Diğer 52 6,7 607,7 Medeni Duruma Göre * HHR = hanehalkı reisi Evli 603 77,0 2.633,3 Bekar 130 16,6 762,0 Dul 50 6,4 1.871,8 Düzce ilinde, gelir getiren fertlerin ortalama gelirlerinde yerleşim birimi önemli sayılabilecek bir faktör olmadığı halde, cinsiyet ve medeni hal oldukça önemli bir faktördür. Erkeklerin yıllık ortalama geliri yaklaşık olarak 3,5 milyar TL iken, kadınlar için bu değer yarım milyar TL 10
civarındadır. Çoğunlukla erkek olan hanehalkı reislerinin (HHR) ortalama gelirlerinin diğer fertlere oranla fazlalığı dikkat çekicidir. Gelir getiren fertlerin ortalama gelirini etkileyen diğer faktörler izleyen bölümlerde ele alınacaktır. Gelir getiren fertlerin yaş ile olan ilişkisi Tablo 7 de sunulmaktadır. Gelir getirenlerin büyük çoğunluğunu 20-44 yaş aralığında yer alanlar oluşturmaktadır. Lise öğrenimini bitirme yaşı olan 18 den sonra gelir getiren fert sayısında önemli sayılabilecek bir artış olurken, emeklilik yaşı olan 50-55 ten sonra gözle görülebilir önemde azalma olmaktadır. Gelir getiren fertlerin eğitim durumuna göre dağılımı Tablo 8 de yer almaktadır. Tablodan da anlaşıldığı gibi gelir getiren fertler arasında en büyük çoğunluğu ilkokul mezunları oluşturmaktadır. Bunları lise mezunları izlemektedir. En düşük sayıyı oluşturanlar ise, orta meslek mezunlarıdır. Gelir ile eğitim durumu arasındaki ilişki ile ilgili bazı detaylar ileriki bölümlerde belirtilecektir. Tablo 7. Gelir Getiren Fertlerin Yaş İtibariyle Dağılımı 120 100 80 60 40 20 0 10-14 15-19 20-24 25-29 30-34 35-39 40-44 45-49 50-54 55-59 60-64 65-69 70-74 75-79 80-84 85-89 90-94 95-99 Sayı 3 55 75 87 105 90 80 63 56 39 37 33 23 13 6 2 3 1 11
Tablo 8. Gelir Getiren Fertlerin Eğitim Durumu İtibariyle Dağılımı (15+ Yaş) 450 400 350 300 250 200 150 100 50 0 Okuryazar Olmayan Okuryazar Olup Bir Okul İlkokul Ortaokul Orta Meslek Lise Lise Meslek Yüksekoku l veya Fakültea Sayı 62 46 422 62 7 72 47 49 2.3.5 Kişisel Gelir Dağılımı Gelir dağılımı analizlerinde hanehalkları arasındaki gelir eşitsizliğini tespit etmek için haneleri eşit oranda dilimlere ayırmak gerekir. Bu amaçla, önce bireysel gelirlerin hane bazında toplamaları hesaplandı. Daha sonra haneler, toplam gelirlerine göre en düşükten en büyüğe doğru sıralandı. Son olarak, uygulanan yönteme bağlı olarak haneler, yüzde 10 luk veya yüzde 20 lik eşit hanehalkı dilimlerine ayrıldı. Yüzde 20 lik dilimlere dayalı gelir dağılımı ile ilgili bulgular Tablo 9 da yer almaktadır. Tabloya göre, birinci yüzde 20 lik hanehalklarının yıllık ortalama geliri yaklaşık olarak 1 Milyar 352 Milyon TL iken, en yüksek gelir grubunu temsil eden beşinci dilimdeki hanehalklarının yıllık ortalama geliri yaklaşık olarak 18 Milyar 515 Milyon TL dir. Bu sonuca göre, en zengin yüzde 20 lik hane diliminin geliri, en yoksul yüzde 20 lik hane diliminin yaklaşık olarak 13,7 katı kadardır. En düşük ve en yüksek gruplar arasındaki bu farklılık, her bir hane diliminin toplam gelirden aldıkları paylara bakıldığında da kendini göstermektedir. Birinci dilimin gelirden aldığı pay yüzde 4 iken, ikinci dilimin payı yüzde 7,5, üçüncü dilimin payı yüzde 12, dördüncü dilimin payı yüzde 21,1 dir. En yüksek grubun payı tek başına gelirin yüzde 55,4 ü kadardır. Birikimli yüzdelerden de anlaşılacağı gibi nüfusun yüzde 80 i, toplam gelirden yüzde 44,6 kadar bir pay alırken, nüfusun yüzde 20 lik en zengin dilimi geri kalan yüzde 55,4 lük payın tümünü almaktadır. 12
Gelir dağılımında belirginleşen bu eşitsizlik Gini katsayısına da yansımaktadır. Düzce ili için Gini katsayısı 0,50 olarak hesaplanmıştır. Gelirin bütün hanelere eşit olarak dağılması durumunda Gini katsayısının değeri 0 veya tüm gelirin sadece bir kişiye ait olması durumunda katsayı 1 değerine eşit olur. Katsayı sıfırdan ne kadar uzaklaşırsa gelir o kadar eşitsiz dağılıyor demektir. Gelir dağılımının adaletli olmasını ifade eden 0 değeri ile karşılaştırıldığında, 0,50 değeri, gelir dağılımındaki eşitsizliğin sorun teşkil edecek boyutta olduğunu ifade etmektedir. Hanehalkı Dilimleri Tablo 9. Düzce Hanehalklarının Yüzde 20 lik Gelir Dilimlerine Göre Gelir Dağılımı Yıllık Ortalama Gelir (Milyon TL) Yıllık Ortalama Gelir ($) Yüzde Pay Türkiye Yüzde Pay a (1994) Düzce Birikimli Yüzde Türkiye Birikimli Yüzde 1nci % 20 1.352,9 966 4,0 4,9 4,0 4,9 2nci % 20 2.501,2 1.787 7,5 8,6 11,5 13,5 3ncü % 20 4.020,4 2.872 12,0 12,6 23,5 26,1 4ncü % 20 7.048,6 5.035 21,1 19,0 44,6 45,1 5nci % 20 18.515,0 13.225 55,4 54,9 100,0 100,0 Gini Katsayısı (Düzce) 0,50 Gini Katsayısı (Türkiye) 0,49 * 2001 yılı ABD dolar kuru 11 aylık ortalaması DİE kaynaklarında 1400000 olarak alınmıştır. a Kaynakta verilen rakamların ondalık değerlerinin yuvarlatılmış olmasından ötürü toplam değer tam olarak 100 olmayabilir. Kaynak: DPT (2001). Gelir dağılımı açısından Düzce için belirtilen sorunlar, genel olarak Türkiye için geçerli olan sorunlardan farklı değildir. Ancak Düzce ve Türkiye için hesaplanan katsayılar arasında 0,01 kadar fark vardır. Toplam gelirlerin büyüklükleri göz önünde bulundurulduğunda bu fark önemli olabilir. Nitekim bu farkın önemi Tablo 9 da görülebilmektedir. Gelir gruplarının toplam gelirden aldıkları paylar birbirlerine yakın oldukları halde, Düzce de birinci, ikinci ve üçüncü gruplar Türkiye deki benzer gruplara göre daha az paya sahiptir. Diğer gruplar ise, Türkiye geneline göre daha fazla pay almaktadırlar. Yüzde 10 luk dilimlere dayalı gelir dağılımı ile ilgili bulgular Tablo 10 da yer almaktadır. Düzce il genelindeki gelir dağılımı olumsuzluklarını yüzde 10 luk gelir dilimleri ayırımında da görmek mümkündür. En düşük gelir seviyesine sahip olan ilk yüzde 10 luk grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 1,4 iken, en yüksek grubun aldığı pay yüzde 38,5 tir. Başka bir ifade ile, en zengin yüzde 10 luk gelir grubunun geliri, en fakir yüzde 10 luk grubun gelirinin yaklaşık olarak 27 katıdır. Türkiye için bu oran yaklaşık olarak 22 ve Bolu ili için 25 tir. Arada kalan gruplara bakıldığı zaman, gelir grubu yükseldiğinde, grupların toplam gelirdeki payları da artmaktadır. Bu oranlar, Türkiye geneli ile karşılaştırıldığında, Düzce deki ilk 6 dilimin Türkiye geneline göre daha yoksul olduğu görülebilmektedir. En yüksek dilimler karşılaştırıldığında, yine benzer bir durum görülebilmektedir. Düzce deki en zengin dilimin 13
toplam gelirden aldığı pay yüzde 38,5 iken, Türkiye için bu oran yüzde 40,5 ve Bolu ili için 37,3 tür. Tablo 10. Hanehalklarının Yüzde10 luk Gelir Dilimlerine Göre Gelir Dağılımı Düzce Bolu (2000) Türkiye (1994) Oran Birikimli Oran a Birikimli Oran b Birikimli 1nci %10 luk Dilim 1,4 1,4 1,5 1,5 1,8 1,8 2nci %10 luk Dilim 2,5 4,0 2,8 4,3 3,0 4,9 3ncü %10 luk Dilim 3,2 7,2 3,7 8,0 3,9 8,7 4ncü %10 luk Dilim 4,1 11,3 4,6 12,6 4,8 13,5 5nci %10 luk Dilim 5,1 16,4 6,0 18,6 5,7 19,2 6ncı %10 luk Dilim 6,8 23,2 7,3 25,9 6,9 26,1 7nci %10 luk Dilim 8,9 32,1 8,8 34,7 8,4 34,5 8nci %10 luk Dilim 12,2 44,3 11,6 46,3 10,6 45,1 9ncu %10 luk Dilim 17,2 61,5 16,4 62,8 14,4 59,5 10ncu %10 luk Dilim 38,5 100,0 37,3 100,0 40,5 100,0 a Kaynak: Sarı (2003). b Kaynakçada (DPT,2001) verilen rakamların ondalık değerlerinin yuvarlatılmış olmasından ötürü toplam değer tam olarak 100 olmayabilir. Sunulan bütün bulguların ifade ettiği gibi, Düzce ilinin gelir dağılımı genel olarak Türkiye genelinde görülen eşitsiz gelir dağılımına benzer bir yapıya sahiptir. Ancak, Düzce de en alt gelir seviyesine mensup haneler, genel olarak, daha yoksuldurlar ve en yüksek gelir grupları ise Türkiye geneline göre daha zengindir. 2.3.6 Fonksiyonel Gelir Dağılımı Dağılım analizleri açısından fonksiyonel gelir dağılımı, kişisel gelir dağılımı kadar önemli bir konudur. Fonksiyonel gelir dağılımı, işgücü, sermaye, girişimci ve doğal kaynaklar şeklinde dört temel gruba ayrılan üretim faktörlerinin gelirleri olan ücretin, faizin, karın ve rantın toplam gelirdeki payları ile ilgilidir. Bu bölümde, bu gelirlerin detaylı bir analizini yapmak yerine, ücretli, maaşlı ve yevmiyeli çalışanların toplam gelirdeki payları ile istihdamdaki oranlarına yer verilecektir. Tablo 11 de faktör gelirleri üç temel başlık altında yer almaktadır. Düzce genelinde girişimcilerin geliri olan kar, yüzde 43,1 ile en fazla paya sahip iken, bunu yüzde 29,6 ile işgücünün geliri izlemektedir. Ücretler ve karlar dışındaki tüm gelirler üçüncü grupta yer almaktadır. Bolu ili içinde aynı sıralamayı gözlemlemek mümkün olduğu halde, Türkiye genelinde diğer gelirler ikinci sırada yer almaktadır. 14
Tablo 11. Faktörel Gelir Dağılımı (Yüzde) Gelir Türü Düzce Bolu b (2000) Türkiye c (1994) Ücret, Maaş ve Yevmiye Gelirleri 29,6 35,9 28,3 Müteşebbis Gelirleri 43,1 37,6 42,4 Diğer Gelirler a 27,2 26,4 29,3 a Menkul, gayrimenkul ve karşılıksız gelirleri içermektedir. b Kaynak: Sarı (2003). c Kaynak: DPT (2000) Ücretlilerin ortalama gelirleri ve istihdamdaki oranları, gelir getiren tüm fertlerin toplam gelirleri yerine yıl boyunca sürekli olarak çalışanların gelirleri ve ilgili diğer verileri kullanılarak daha iyi anlaşılabilir. Bu amaçla oluşturulan Tablo 12 den de anlaşılacağı gibi, yıl boyunca sürekli çalışanlara göre ücretlilerin, maaşlıların ve yevmiyelilerin toplam gelirdeki oranı yüzde 47,2 iken, toplam istihdamdaki oranı yüzde 63,5 tir. Ücretlilerin, maaşlıların ve yevmiyelilerin yıllık ortalama geliri 2 Milyar 683 Milyon TL iken, aylık gelirleri yaklaşık olarak 244 Milyon TL dir. Tablo 12. Ücretli, Maaşlı Ve Yevmiyeli İşgücünün Toplam İstihdam Ve Gelirdeki Payları Sürekli Çalışanlara Göre a Düzce Bolu b (2000) Toplam Gelirdeki Pay (yüzde) 47,2 Toplam İstihdamdaki Oran (yüzde) 63,5 Tüm Gelir Getiren Fertlere Göre Toplam Gelirdeki Pay (yüzde) 29,6 Ortalama Ücretler, Maaş ve Yevmiyeler (Milyon TL) 52,0 67,3 35,9 Yıllık (11 Ay) 2.683,7 Aylık (11 ayın ortalaması) 244,0 a Sürekli çalışan fertlerin toplam gelirlerinin hanehalkı toplam geliri içindeki oranı yüzde 78,58 dir. b Kaynak: Sarı (2003). 2.4 Gelir Dağılımı ve Yerleşim Yeri Bireyin doğduğu yerin, bireyin kendisi açısından tesadüfi olduğu düşünülürse, yerleşim yeri, gelir dağılımını belirleyen stokastik faktör olarak düşünülebilir. Belirli bir yerleşim yeri, sosyal yapısı, ekonomik olanakları veya coğrafi konumu itibariyle diğer yerleşim yerlerine göre daha avantajlı 15
ya da dezavantajlı olabilir. Avantaj sağlama ya da dezavantajlı olma, genellikle, bireylerin kontrolünde olmayan faktörlere bağlı olarak ortaya çıkar. Doğal kaynakların varlığı veya yokluğu, temel yerleşim birimlerine yakınlık veya uzaklık, içinde bulunulan kültür gibi faktörler yerleşim yerinde doğan bireylerin doğduktan sonra karşılaştıkları faktörlerdir. Belli bir yerleşim yerinin sahip olduğu doğal kaynaklar, örneğin, o yerleşim yerinde yaşayan bireylerin ortalama geliri üzerinde olumlu bir etki yaptığı halde, bu kaynaklara sahip olmayan başka bir yerleşim yerinde ortalama gelir üzerinde bu tür bir etkide bulunmaz. Bir yerleşim birimi eğer diğer yerleşim yerlerine göre bir takım avantajlara sahip ise ve bu avantajlar ortalama gelire yansımışsa, zaman içerisinde bu olumlu etki diğer yerleşim yerlerinde yaşayan ve bu tür olumlu faktörlere sahip olamayan bireylerin ilgisini çekecektir. Gelir farklılıklarından ötürü bu çekicilik, yerleşim yerleri arasında göç olayının temel nedenlerinden biridir. Yerleşim yerlerine özgü gelir dağılımını tespit etmek bu açıdan önemli olabilmektedir. Tablo 13 te sözü edilen yerleşim yerlerinin hane bazındaki gelirleri esas alınarak hesaplanmış hanehalkı yıllık ortalamalar ile Gini katsayıları yer almaktadır. Düzce il merkezinde hanelerin yıllık ortalama geliri 6 Milyar 72 Milyon TL ile il geneli için hesaplanan ortalamanın altındadır. Diğer yerleşim birimleri ise en yüksek ortalama gelire sahiptir. Tablo 13. Yerleşim Yerlerine İtibariyle Hane Ortalama Geliri Ve Gini Katsayıları Yerleşim Yeri Toplam Gelir Yüzde Hanelerin Ortalama Geliri (Milyon TL) Gini Katsayısı Düzce İl Merkezi 564.742 19,4 6.072,5 0,56 Diğer Yerleşim Yerleri 2.344.375 80,6 6.854,9 0,49 Toplam 2.909.117 100,0 6.687,6 0,50 Gini katsayılarına bakıldığında, gelir eşitsizliği sorunun il genelinde olduğu gibi her iki yerleşim yeri içinde geçerli olduğu görülmektedir. Düzce il merkezi için hesaplanan Gini katsayısı 0,56 iken, diğer yerleşim yerleri için hesaplanan katsayı 0,49 dur. Buna göre, en adaletsiz gelir dağılımı Düzce il merkezi için mevcuttur. Başka bir ifade ile, il merkezinde gelir hem düşüktür hem de adaletsiz dağılmaktadır. Yerleşim yeri itibariyle faktörel gelir dağılımı Tablo 14 te yer almaktadır. Tabloya göre, Düzce il merkezinde anket kapsamındaki hanelerin maaş, ücret ve yevmiye gelirleri yüzde 26,8 ile il geneli için tahmin edilen yüzde 29,6 dan düşüktür. Müteşebbis gelirleri için de daha düşük bir oran tahmin edildiği halde, faiz ve kira gibi faaliyet dışı gelir kalemlerini içeren diğer gelirler için daha yüksek bir oran tahmin edilmiştir. Diğer yerleşim birimlerinde ise, müteşebbis gelirleri yüzde 44,1 ile en yüksek orana sahiptir. 16
Gelir Türü Tablo 14. Yerleşim Yeri İtibariyle Faktörel Gelir Dağılımı (Yüzde) Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri İl Geneli Türkiye b (1994) Ücret, Maaş ve Yevmiye Gelirleri 26,8 30,3 29,6 28,3 Müteşebbis Gelirleri 38,9 44,1 43,1 42,4 Diğer Gelirler a 34,2 25,6 27,3 29,3 a Menkul, gayrimenkul ve karşılıksız gelirleri içermektedir. b Kaynak: DPT( 2001). 2.5 Gelir Dağılımı ve Eğitim 15 yaş ve üzerindeki hanehalkı fertlerinin öğrenim durumları ile ilgili bulgular Tablo 15 te yer almaktadır. Tablo değerleri 2001 yılında Düzce ilinde yaşayan ve resmi öğretim kurumlarından diploması olanları ifade etmektedir. Buna göre, herhangi bir diploması olmayanların oranı yüzde 17,3 tür. Bunun yüzde 11,8 i okuryazar değildir. Bu bağlamda Düzce ilinde okuryazar olmayanların oranı Türkiye ye göre daha düşüktür. Okuryazar olduğu halde herhangi bir diploması olmayanların oranı Türkiye için tahmin edilen değerden daha yüksektir. Diğer taraftan, yüzde 54,7 ile ilkokul, yüzde 0,8 ile orta dengi meslek ve yüzde 5,4 ile lise dengi meslek mezunlarının oranı Türkiye geneli için tahmin edilen oranlardan daha yüksek olduğu halde, diğer eğitim kurumlarından mezun olanlar için tahmin edilen değerler daha düşüktür. Tablo 15. Fertlerin Öğrenim Durumları (15+ Yaş) Düzce Bolu b (2000) Sayı Yüzde (yüzde) Türkiye c (2000) (yüzde) Okur Yazar Olmayan 157 11,8 10,3 13,7 Okuryazar Olup Bir Okul Bitirmeyen 73 5,5 4,8 4,2 İlkokul 729 54,7 49,3 49,4 Ortaokul 107 8,0 9,3 11,0 Orta Dengi Meslek 10 0,8 0,6 0,4 Lise 122 9,2 11,5 11,0 Lise Dengi Meslek 72 5,4 7,4 4,6 Yüksekokul veya Fakülte a 60 4,5 6,7 5,6 Bilinmeyen 3 0,2 0,1 Toplam 1.333 100,0 100,0 a Yüksek lisans mezunlarını içermektedir. Doktora mezunları için veri elde edilememiştir. b Kaynak Sarı (2003) c Kaynak: DİE (2001) 17
Gelir getiren fertler ile eğitim durumu arasındaki ilişkiyi veren bulgular Tablo 16 da yer almaktadır. İl genelinde, okuryazar olmayan fertlerin gelir getirici faaliyetlerde bulunanların oranı % 8 iken, bu oran Türkiye için tahmin edilen oranın yarısı kadardır. İlkokul mezunları gelir getiren fertler arasında il geneli için yüzde 54,9, il merkezi için yüzde 46,5 ve diğer yerleşim birimleri için yüzde 57 ile en büyük orana sahiptir. Türkiye genelinde bu oran yüzde 53,4 tür. Düzce il merkezi dışında kalan yerleşim yerlerinin Türkiye geneline yakın bir değere sahip olduğu görülebilmektedir. İl genelinde, Lise meslek mezunları dışındaki diğer eğitim kurumlarından mezun olanların gelir getiren fertler içindeki oranı Türkiye için tespit edilmiş oranlara genel olarak yakındır. Lise meslek mezunlarının Düzce için tespit edilen yüzde 6 lık oranı, Türkiye için tespit edilen yüzde 2 lik orandan oldukça yüksektir. Diğer taraftan, il merkezinde lise ve üniversite mezunlarının gelir getiren fertler içindeki oranı Türkiye geneli için tahmin edilen orandan yüksektir. Eğitim düzeyine göre gelir getiren fertlerin toplam gelirden aldıkları paylar incelendiğinde, ilkokul mezunlarının hem Düzce il merkezinde, hem de diğer yerleşim yerlerinde en yüksek paya sahip olduğu görülebilmektedir. Tablo 17 de belirtildiği gibi, ilkokul mezunlarının Düzce il merkezinde gelirden aldıkları pay yüzde 32,2, diğer yerleşim yerlerinde yüzde 53,6 ve Düzce il genelinde yüzde 49,5 tir. Türkiye genelinde bu oranın yüzde 47,2 olduğu düşünüldüğünde (DPT, 2001), Düzce il merkezinde ilkokul mezunlarının toplam gelirden aldıkları payın oldukça düşük olduğu görülebilmektedir. Düzce il merkezinde ve il genelinde toplam gelir içerisinde en büyük ikinci paya sahip olanlar ortaokul mezunlarıdır. İl merkezi dışındaki yerleşim yerlerinde bu grubun payı yüzde 10,1 ile dördüncü sırada yer almaktadır. Bu grubun il genelinde gelirden aldığı pay yüzde 13,7 olduğu halde, Düzce il merkezinde yüzde 28,8 ile ilkokul mezunlarının payına oldukça yakındır. İl merkezi dışındaki yerleşim yerlerinde en büyük ikinci paya sahip olanlar üniversite mezunlarıdır. Bu mezunların, bu yerleşim birimlerinde elde ettikleri ortalama gelir, ilkokul mezunları hariç, il merkezindeki bütün ortaokul mezunları ile il genelindeki bütün lise mezunlarının ortalama gelirinden daha yüksektir. 2001 yılı içerinde sürekli çalışmayan fertler analizlerin dışında tutularak ortalama gelirler ile sahip olunan diploma arasındaki ilişki Tablo 18 de yer almaktadır. Tablo, söz konusu fertlerin yıllık ortalama gelirlerini vermektedir. İl genelinde eğitim kurumlarında harcanan zaman ile elde edilen ortalama gelir arasında beklenen doğrusal ilişki görülmemektedir. 18
Tablo 16. Öğrenim Durumu İtibariyle Gelir Getiren Fertler (Yüzde, 12+ Yaş) İl Geneli Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri Türkiye (1994) Okuryazar Olmayan 8,0 5,7 8,6 16,1 Okuryazar Olup Bir Okul Bitirmeyen 6,0 3,2 6,7 6,7 İlkokul 54,9 46,5 57,0 53,4 Ortaokul 8,2 10,2 7,7 8,1 Orta Meslek 0,9 0,6 1,0 0,1 Lise 9,5 15,3 8,0 8,8 Lise Meslek 6,1 10,2 5,1 2,0 Yüksekokul veya Fakülte a 6,4 8,3 5,9 5,2 Bilinmeyen 0,1 0,0 0,2 - a Yüksek lisans mezunlarını içermektedir. Tablo 17. Öğrenim Durumu İtibariyle Gelir Getiren Fertlerin Toplam Gelirden Aldığı Pay (12+ Yaş) 60 50 40 % 30 20 10 0 Okuryazar Olmayan Okuryazar Olup Diploması İlkokul Ortaokul Orta Meslek Düzce İl Merkezi 2,0 1,3 32,2 28,8 0,0 13,4 5,4 16,8 0,0 Diğer Yerleşim Yerleri 3,9 5,1 53,6 10,1 1,8 10,4 3,7 11,3 0,0 İl Geneli 3,5 4,4 49,5 13,7 1,5 11,0 4,0 12,3 0,0 Lise Lise Meslek Yüksekokul veya Fakülte Bilinmeyen 19
Tablo 18. Öğrenim Durumu İtibariyle Sürekli Gelir Getiren Fertlerin Ortalama Geliri (Milyon TL) 18000 16000 14000 12000 10000 8000 6000 4000 2000 0 Okuryazar Olmayan Okuryazar Olup Diploması İlkokul Ortaokul Lise Düzce İl Merkezi 3230,3 16908,2 2981,4 3809,0 Diğer Yerleşim Yerleri 6037,2 5578,1 4904,4 6421,0 4911,7 8256,7 İl Geneli 6037,2 5578,1 4519,7 8347,2 4363,6 7144,8 ** Yüksekokul veya Fakülte değerleri Yüksek Lisans mezunlarını içermektedir. Doktora mezunları için veri elde edilememiştir. Yüksekokul veya Fakülte 2.6 Gelir Dağılımı ve Yaş Gelir ile yaş arasındaki ilişki son zamanlarda ekonomi genel yazınında sıkça tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Bu konunun gündeme gelmesinin başlıca nedeni ise, yaş ile bireysel verimlilik arasında var olduğu düşünülen doğru yönlü ilişkidir. Bu yaklaşıma göre beşeri sermaye birikimi ömrün belli bir dönemine kadar artar ve daha sonra azalır. Beşeri sermayeye bağlı olarak gelirde bir artış meydana gelir. İleri yaşlarda ise, gerek ilerlemiş yaşın verdiği doygunluk ile yorgunluk ve gerekse o yaşa kadar elde edilen fiziksel sermaye birikimi beşeri sermaye ediniminin durmasına yol açar ve mevcut olan birikim kullanılır. Ancak bilimsel icatlar ve artan bilgi birikimi beşeri sermayenin niteliğini değiştirir. Birey, beşeri sermaye edinimini bırakıp mevcut olanı kullandığı andan itibaren, genç kuşak ile karşılaştırıldığında, daha niteliksiz birikime sahip olacaktır. Bu durum, verimlilikte nispi bir azalmaya ve sonuç itibariyle de gelirde bir düşüşe neden olacaktır. Sözü edilen yaklaşımın doğru olması halinde, Düzce il geneli için fertlerin yıllık ortalama geliri yaş grupları ile karşılaştırıldığında çan eğrisi şeklinde bir eğirinin elde edilmesi gerekir. Bu amaçla 15 yaşından büyük ve gelir getiren tüm fertler beşer yıllık yaş gruplarına ayrıldı. Yaş grupları ile her bir grubun yıllık ortalama gelirleri Tablo 19 da yer almaktadır. Buna göre, ortalama geliri en yüksek yaş grubu 50-54 tür. En düşük ortalama geliri elde eden grup ise 15-19 yaş grubudur. Tabloda görülmemekle beraber, genel olarak 35-55 yaşları 20
arasındaki bireylerin yıllık ortalama geliri diğer tüm yaş gruplarının ortalama gelirine göre daha yüksektir. 54 yaşına kadar hızlı bir şekilde yükselen ortalama gelir 54 yaşından sonra daha hızlı bir şekilde düşmektedir. Buradaki düşüşün başlangıçtaki artıştan daha hızlı olmasının nedeni emekliliktir. 55-60 yaşları arasında gelir getiren fertlerin yaklaşık olarak yüzde 50 sinin temel gelir kaynağı emeklilik maaşıdır. Buradaki bulgular, emeklilik yaşının gelir dağılımı üzerindeki muhtemel etkisi konusunda ipuçları içermektedir. Tablo 19. Yaş Aralıkları İtibariyle Yıllık Ortalama Gelir (Milyon TL) 7000 6000 5000 4000 3000 2000 1000 0 15-19 20-24 25-29 30-34 35-39 40-44 45-49 50-54 55-59 60-64 65-69 70-74 Ortalama Gelir 1426,9 2249,8 3839,6 4222,6 3744,7 5302,3 4026,9 6808,4 2528,2 3645,4 3952,3 2249,1 2.7 Gelir Dağılımı ve Cinsiyet Günümüzde kadınların gerek toplum içinde ve gerekse aile içindeki konumlarının değişmiş olması, kadının ekonomik karar alma sürecindeki ağırlığını artırmıştır. Bu nedenle, kadının ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisini araştırmak anlamlı olacaktır. Tablo 20 cinsiyete göre gelir dağılımını vermektedir. Buna göre, erkeklerin 2001 yılı boyunca hanede bulunan toplam nüfus içindeki oranı yüzde 50,1 ve gelir getiren fertler içindeki oranı yüzde 68,2 dir. Kadınların toplam nüfus içindeki oranı yüzde 49,9 iken, gelir getiren fertler içindeki oranı yüzde 31,8 dir. Toplam gelirden alınan paylara bakıldığında ise her iki cinsiyet arasındaki farklılığın esas boyutu ortaya çıkmaktadır. Erkeklerin toplam gelirdeki payları yüzde 87,6 iken, kadınların payı yüzde 12,4 tür. 21
Tablo 20. Cinsiyete İtibariyle Fert Sayısı ve Gelir Dağılımı Toplam Fertler Gelir Getiren Fertler Sayı Yüzde Sayı Yüzde Toplam Gelirdeki Pay Ortalama Gelir a (Milyon TL) Erkek 909 50,1 534 68,2 87,6 3.675,4 Kadın 907 49,9 249 31,8 12,4 527,0 Toplam 1.816 100,0 783 100,0 100,0 1.654,8 a Gelir getiren fertlere göre hesaplanmıştır. 2.8 Kamu ve Özel Sektörde Gelir Dağılımı Kamu ve özel kesim arasında görülebilen maaş, ücret ve yevmiye gelirleri arasındaki farklılık gelir dağılımını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu bölümde, olası farklılığı tespit etmek için, sürekli çalışarak ücret, maaş veya yevmiye gelir elde eden fertlerin toplam ve ortalama gelirleri ile dağılımları incelenecektir. Tablo 21 de kamu ve özel kesimde çalışan maaşlı, ücretli veya yevmiyeli fertler ile ilgili istatistikler yer almaktadır. Buna göre, söz konusu fertlerin yaklaşık olarak yüzde 82 si erkek ve yüzde 18 i kadındır. Bunların yaklaşık olarak yüzde 25 i Düzce il merkezinde ve geri kalanı diğer yerleşim birimlerinde yaşamaktadır. Kamu kesiminden maaş ücret ve yevmiye geliri elde edenlerin yüzde 79 u erkek ve yüzde 21 i kadın iken, bu oranlar özel kesim için sırasıyla yüzde 83,9 ve yüzde 16,1 dir. Yerleşim yerlerine göre, özel kesimde çalışanların yüzde 73,2 si Düzce il merkezi dışındaki birimlerde yaşıyorken, kamu kesimi için bu oran yüzde 77,8 dir. Tablo 21. Sürekli Çalışan Ücretli, Maaşlı ve Yevmiyeli Fertlerin Dağılımı Kamu Kesimi Özel Kesim Toplam Kişi Sayısı Yüzde Kişi Sayısı Yüzde Kişi Sayısı Yüzde Erkek 64 79,0 125 83,9 189 82,2 Kadın 17 21,0 24 16,1 41 17,8 Düzce İl Merkezi 18 22,2 40 26,8 58 25,2 Diğer Yerleşim Yerleri 63 77,8 109 73,2 172 74,8 Toplam 81 100,0 149 100,0 230 100,0 Tablo 22 de kamu ve özel kesim için toplam ve yıllık ortalama gelirler ile aylık ortalama gelirler yer almaktadır. Hem yıllık, hem de aylık ortalama gelirlerde kamu kesimi özel kesime göre daha yüksek değerlere sahiptir. 22
Tablo 22. Sürekli Çalışan Ücretli, Maaşlı Ve Yevmiyeli Fertlerin Yıllık Toplam ve Ortalama Geliri (Milyon TL) Kamu Kesimi Toplam Gelir Özel Kesim Maaş, Ücret ve Yevmiye Geliri Kamu Özel Kesimi Kesim Kamu Kesimi Aylık Gelir Özel Kesim Toplam Gelir 481.842 396.395 282.477 335.078 - - Ortalama Gelir 5.949 2.660 3.487 2.249 317 204 -Düzce İl Merkezi 3.431 2.157 3.253 1.869 296 170 -Diğer Yerleşim Yerleri 6.668 2.845 3.554 2.388 323 217 Tablo 23 te maaş ücret ve yevmiye gelirlerinin fertlerin toplam gelirleri içindeki oranı yer almaktadır. Buna göre, özel kesimde çalışanların gelirlerinin yaklaşık olarak yüzde 85 i maaş, ücret veya yevmiye gelirlerinden ibarettir. Kamu kesiminde ise Düzce il merkezinde çalışanların hemen hemen tek gelir kaynağı maaş, ücret veya yevmiye iken, diğer yerleşim birimlerinde bu tür gelirler toplam gelirin yaklaşık olarak yüzde 53 üne eşittir. Tablo 23. Maaş, Ücret Ve Yevmiye Gelirlerinin Toplam Kişisel Gelirlere Oranı Kamu Kesimi Özel Kesim Toplam Gelir 58,6 84,5 Ortalama Gelir 58,6 84,5 -Düzce İl Merkezi 94,8 86,6 -Diğer Yerleşim Yerleri 53,3 83,9 23
3. İSTİHDAM Çalışmanın bu bölümünde istihdam, işgücüne dahil olmayanlar ve sürekli çalışamama nedenleri ile ilgili veriler değerlendirilecektir. 3.1 İşgücünün Durumu Düzce il genelinde iş gücünün durumu Tablo 24 te yer almaktadır. İşgücüne katılma oranı yüzde 55,14 tür. İstihdam oranı ise yüzde 48,61 olarak tahmin edilmiştir. Her iki oran Türkiye için tahmin edilen oranlardan yüksektir. Düzce ve Türkiye için tahmin edilen işsizlik oranları birbirlerine eşit denilebilecek derecede yakındır. Tabloda yer alan değerler hem Düzce için, hem de Türkiye için olması gereken değerin biraz üstündedir. Bunun nedeni her iki değerin hesaplamalarına eksik istihdamı dahil edemeyişimizdir. Tablo 24. Genel İşgücü Durumu Düzce Toplam Erkek Kadın Türkiye (2001-IV) Düzce Türkiye (Bin) Düzce Türkiye (Bin) 15 ve Daha Yukarı Yaştaki Sivil Nüfus (sayı) 1333 46058 665 22958 668 23101 15 ve Daha Yukarı Yaştaki Sivil Nüfus (yüzde) 49,89 50,11 İşgücü a 735 20723 502 15053 233 5671 İşgücüne Katılma Oranı b 55,14 44,99 75,49 65,57 34,88 24,55 İstihdam Edilenler 648 18388 447 13284 201 5104 İstihdam Oranı c 48,61 39,92 67,22 57,86 30,09 22,09 İşsiz Sayısı 87 2335 55 1769 32 566 İşsizlik Oranı d 11,84 11,27 10,96 11,75 13,73 9,98 *Düzce ve Türkiye ye ait IV. Dönem İşgücü ve istihdam değerleri eksik istihdam değerleri ni içermemektedir. Düzce ye ait değerlerin karşılaştırılabilmesi amacıyla yapılan bu hesaplama yönteminden ötürü Türkiye için hesaplanan işsizlik oranları gerçek işsizlik oranından daha yüksek görünmektedir. Kaynak DİE(2002). a İşgücü = İstihdam Edilenler + İşsizler b İşgücüne Katılma Oranı = İşgücü*100 / Çalışma Çağındaki Nüfus c İstihdam Oranı = İstihdam Edilenler*100 / Çalışma Çağındaki Nüfus d İşsizlik Oranı = İşsiz Sayısı*100 / İşgücü 24
3.1.1 Genel Olarak ve Cinsiyet İtibariyle İstihdam Durumu Cinsiyete göre istihdam durumu Tablo 24 te yer almaktadır. Buna göre işgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 75,49, kadınlarda ise yüzde 34,88 dir. İstihdam oranı yine aynı şekilde erkekler lehine bir durum sergilemektedir. Erkekler için istihdam oranı yüzde 67,22 iken, kadınlarda bu oran yüzde 30,09 dur. Bu verilere bağlı olarak, kadınlarda işsizlik oranın oldukça yüksek olduğunu görebiliyoruz. Buna göre, erkekler için işsizlik oranı yüzde 10,96 ve kadınlar için yüzde 13,73 olarak tahmin edilmiştir. 3.1.2 Yerleşim Yeri ve Cinsiyet İtibariyle İstihdam Durumu Yerleşim yeri itibariyle istihdam durumu bulguları Tablo 25 te sunulmaktadır. Buna göre, erkeklerin Düzce il merkezinde işgücüne katılma oranı yüzde 72,87 iken, bu oran diğer yerleşim birimlerinde yüzde 76,12 dir. İstihdam oranları Düzce il merkezindeki erkekler için yüzde 65,12 ve diğer yerleşim birimlerindeki erkekler için yüzde 67,72 olarak hesaplanmıştır. Her iki yerleşim biriminde işsizlik oranları arasında önemli sayılabilecek bir farklılık yoktur. İl merkezinde erkeklerin yüzde 10,64 ü işsiz iken, diğer yerleşim birimlerinde yüzde 11,03 ü işsizdir. 15 ve Daha Yukarı Yaştaki Sivil Nüfus (sayı) 15 ve Daha Yukarı Yaştaki Sivil Nüfus (yüzde) Tablo 25. Yerleşim Yeri ve Cinsiyette İtibariyle İşgücü Durumu Düzce İl Merkezi Toplam Erkek Kadın Diğer Yerleşim Yerleri Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri 266 1067 129 536 137 531 48,50 50,23 51,50 49,77 İşgücü 146 589 94 408 52 181 İşgücüne Katılma Oranı 54,89 55,20 72,87 76,12 37,96 34,09 İstihdam Edilenler 129 519 84 363 45 156 İstihdam Oranı 48,50 48,64 65,12 67,72 32,85 29,38 İşsiz Sayısı 17 70 10 45 7 25 İşsizlik Oranı 11,64 11,88 10,64 11,03 13,46 13,81 *İşgücü ve istihdam değerleri eksik istihdam değerleri ni içermemektedir. Bu nedenle, gerçek işsizlik oranları hesaplanan işsizlik oranlarından daha düşük olabilir. ** Tanımlar için Tablo 24 e bakınız 25
Kadınların gerek işgücüne katılma oranları ve gerekse istihdam edilme oranları bakımından her iki yerleşim yerinde, il genelinde olduğu gibi, oldukça düşük oranlara sahip oldukları gözlemlenmiştir. Buna göre, kadınların Düzce il merkezinde işgücüne katılma oranı yüzde 37,96 iken, bu oran diğer yerleşim birimlerinde yüzde 34,09 dur. İstihdam oranları Düzce il merkezindeki kadınlar için yüzde 32,85 ve diğer yerleşim birimlerindeki kadınlar için yüzde 29,38 olarak hesaplanmıştır. İşsizlik oranları bakımından kadınların yine olumsuz bir durumda oldukları görülmektedir. Düzce il merkezindeki kadınların 13,46 sı işsiz iken, diğer yerleşim birimlerinde bu oran yüzde 13,81 gibi oldukça yüksek bir değerdir. Bütün bu bulgular ışığında, Düzce geneli için hesaplanan yüzde 11,84 lük işsizlik oranının önemli bir kısmının genelde kadınlardan kaynaklandığını söylemek mümkündür. Kadınlar için hesaplanan oranın yüksek çıkması ise, ilçe ve köylerde yaşayan kadınlardan kaynaklanmaktadır. 3.2 İşgücüne Dahil Olmayanlar Nüfusun bir kısmı işgücüne dahil değildir. Öğrenciler, ev kadınları, özürlüler, hasta olanlar, yaşlılar, emekliler, irad sahipleri ve mevsimlik çalışanlar iş gücüne dahil olmayan nüfusu temsil eder. Düzce için, işgücüne dahil olmayanlar ile ilgili bulgular Tablo 26 da yer almaktadır. İşgücüne dahil olmayanların oranı yüzde 44,9 dur. Bu oran Türkiye için tahmin edilen yüzde 50,8 den küçüktür. Düzce de bu oranın hangi gruplar için yüksek olduğunu tablodan görmek mümkündür. Ev kadınları yüzde 55,2 ile en büyük orana sahiptir. Bunları yüzde 13,7 ile çalışamaz halde olanlar izlemektedir. Emekliler ve öğrenciler için tahmin edilen oranlar sırasıyla yüzde 12,7 ve 12 dir. Mevsimlik çalışanlar için hesaplanan yüzde 4,9 luk oranın, Türkiye için hesaplanan yüzde 2,3 lük orandan oldukça yüksek olduğu gözlemlenebiliyor. İşgücüne dahil olmayanların cinsiyet itibariyle ayırımı Tablo 27 de yer almaktadır. İşgücüne dahil olmayan kadınların oranı Türkiye için tahmin edilen orandan daha düşük iken, erkeklerin oranı daha yüksektir. Ev kadınları dışında en çarpıcı oranlardan birisi çalışamaz haldeki kadınlardır. Kadınlar için tahmin edilen bu oran erkekler için tahmin edilen orandan daha yüksektir. Diğer taraftan, erkek emeklilerin oranı kadın emeklilerin oranından fazladır. 26
Tablo 26. Neden İtibariyle İşgücüne Dahil Olmayanlar (15+ Yaş) Düzce Bolu a Türkiye b (2000) (2000) Sayı Oran Yüzde Yüzde Toplam İşgücüne Dahil Olmayan 598 44,9 57,9 50,8 Öğrenci 72 12,0 17,0 12,9 Ev Kadını 330 55,2 53,0 52,7 Çalışamaz Halde 82 13,7 11,9 9,4 Özürlü 10 1,7 0,8 Hasta 21 3,5 2,0 Yaşlı 51 8,5 9,2 Emekli 76 12,7 12,7 10,0 İrad Sahibi 0 0,0 0,2 2,3 Mevsimlik Çalışanlar 29 4,9 2,3 2,6 Diğer 7 1,2 2,1 5,4 Bilinmeyen 2 0,3 0,8 - a Kaynak Sarı (2003) b Kaynak: DİE (2000) Tablo 27. Neden ve Cinsiyet İtibariyle İşgücüne Dahil Olmayanlar (Yüzde, 15+ Yaş) Düzce Bolu Türkiye Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Toplam İşgücüne Dahil Edilmeyen 72,7 27,3 70,1 29,9 73,6 26,4 Öğrenci 5,5 6,5 6,5 10,5 5,1 7,8 Ev Kadını 55,2 0,0 53,0-52,6 - Çalışamaz Halde 8,4 5,4 6,6 5,3 5,9 3,5 Özürlü 0,7 1,0 0,3 0,5 Hasta 1,5 2,0 0,7 1,2 Yaşlı 6,2 2,3 5,5 3,6 Emekli 2,2 10,5 2,6 10,2 1,9 8,0 İrad Sahibi 0,0 0,0 0,2 0,0 1,6 0,7 Mevsimlik Çalışanlar 1,0 3,8 0,3 1,9 1,4 1,2 Diğer 0,2 1,0 0,5 1,5 3,2 2,2 Bilinmeyen 0,3 0,0 0,4 0,4 - - * Kaynaklar için bkz. Tablo 26. 27
3.3 Sürekli Aynı İşte Çalışmama Nedenleri Yıl boyunca aynı işte sürekli çalışmama nedenleri Tablo 28 de yer almaktadır. Tablonun ilk bölümünde, belirtilen neden sayıları ile ilgili bölüm yer almaktadır. Sürekli aynı işte çalışmayanların yüzde 64,1 i sadece bir nedenden ötürü çalışmadığını belirtirken, yüzde 35 i iki neden ve yüzde 0,9 u üç neden belirtmiştir. Belirtilen nedenler ile ilgili bulgular tablonun ikinci bölümünde yer almaktadır. Bu bölüm, belirtilen bütün nedenlerin sayısını ve oranını vermektedir. İş buldukça çalışma yüzde 35,5 ile en çok belirtilen neden iken, bunu yüzde 18,7 ile mevsimlik çalışma izlemektedir. İşe yeni başlama ve işten çıkarılma için hesaplanan oranlar ise sırasıyla yüzde 11,6 ve 9,7 dir. İş değiştirme ise en az belirtilen neden olarak listede yer almaktadır. Tablo 28. Sürekli Olarak Aynı İşte Çalışmama Nedenleri (15+ Yaş) Sayı Oran (Yüzde) Neden Belirten Toplam Kişi 117 100,0 1 Neden Belirtenler 75 64,1 2 Neden Belirtenler 41 35,0 3 Neden Belirtenler 1 0,9 Belirtilen Toplam Nedenler 155 100,0 Mevsimlik Çalışma 29 18,7 İş Değiştirme 6 3,9 İş Bırakma 7 4,5 İş Buldukça Çalışma 55 35,5 İşten Çıkarılma 15 9,7 İşe Yeni Başlama 18 11,6 Diğer 25 16,1 * 12 ay boyunca sürekli aynı işte çalışmayan fertlerin 15 ve daha yukarı yaştaki sivil nüfus içindeki oranı yüzde 3,6 tür. 28
4. TASARRUF ARAÇLARI Çalışmanın bu bölümünde hanehalkı reislerinin tasarruflarını değerlendirme şekli ile ilgili bulgular değerlendirilecektir. 4.1 Tasarruf Yapma Oranları Tablo 29 da hanehalkı reislerinin (HHR) tasarruf yapma oranları yer almaktadır. HHR lerinin yüzde 24,9 u tasarruf yaparken, yüzde 75,1 i hiç tasarruf yapmamaktadır. Tablo 29. Tasarruf Yapma Oranları Sayı Tasarruf Yapmayan 337 Tasarruf Yapan 112 Toplam 449 ** Tablo hanehalkı reisleri ile ilgili verileri içermektedir. Oran 75,1 24,9 100,0 4.2 Tasarrufların Değerlendirilmesi Tablo 30 da tasarruf yapanların birinci ve ikinci sırada tercih ettikleri tasarruf değerlendirme araçları yer almaktadır. Buna göre HHR lerinin yüzde 34,4 ü birinci tercih olarak gayrimenkulu belirtmiştir. Buradaki tercihin 1999 yılında meydana gelen depremin yıkıcı etkisinden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, gayrimenkul yatırımını ikinci tercih olarak belirtenlerin oranı yüzde 15,2 dir. Döviz birinci tercih olarak ikinci ve ikinci tercih olarak birinci sırada yer almaktadır. İlk tercih edilen araçlar arasında üçüncü sırada yer alan araç ise altındır. Hiç bir HHR, repoyu, hisse senedini, yatırım fonunu ve fon katılma belgesini birinci veya ikinci tercih olarak belirtmemiştir. Tablo 31 de tercih olarak belirtilen bütün tasarruf araçlarının bir listesi yer almaktadır. Gayrimenkul en çok tercih edilen tasarruf aracı iken, bunu döviz ve altın izlemektedir. Fon katılma belgesi en az tercih edilen yatırım aracı olarak listeye girmiştir. Hisse senedi, yatırım fonu ve fon katılma belgesi tercih edilmeyen tasarruf araçları olarak listede yer almaktadır. 29
Tablo 30. Tercih Sırası İtibariyle En Çok Tercih Edilen Tasarruf Araçları Tasarruf Araçları 1nci Tercih 2nci Tercih Sayı Oran Sayı Oran Gayrimenkul (ev, dükkan, arsa, tarla, vb.) 32 34,4 5 15,2 Döviz 23 24,7 14 42,4 Altın 21 22,6 3 9,1 İşe yapılan yatırım 5 5,4 4 12,1 Banka hesabı (vadeli) 4 4,3 3 9,1 Diğer 3 3,2 0 0,0 Banka hesabı (vadesiz) 2 2,2 0 0,0 Konut kooperatifi üyeliği 1 1,1 2 6,1 Faiz için borç verme (banka hesapları hariç) 1 1,1 0 0,0 Tahvil, bono alımı 1 1,1 2 6,1 Repo 0 0,0 0 0,0 Hisse senedi alımı 0 0,0 0 0,0 Yatırım fonu 0 0,0 0 0,0 Fon katılma belgesi alımı 0 0,0 0 0,0 Toplam 93 100,0 33 100,0 Tablo 31. En Çok Tercih Edilen Tasarruf Araçları Tasarruf Araçları Sayı Oran Gayrimenkul (ev, dükkan, arsa, tarla, vb.) 42 27,5 Döviz 38 24,8 Altın 26 17,0 Banka hesabı (vadeli) 10 6,5 İşe yapılan yatırım 10 6,5 Konut kooperatifi üyeliği 4 2,6 Banka hesabı (vadesiz) 4 2,6 Tahvil, bono alımı 4 2,6 Repo 1 0,7 Faiz için borç verme (banka hesapları hariç) 1 0,7 Hisse senedi alımı 0 0,0 Yatırım fonu 0 0,0 Fon katılma belgesi alımı 0 0,0 Diğer 13 8,5 * Tablo, tasarruf yaptığını belirten 112 kişinin toplam olarak belirtikleri 153 tercihe dayanmaktadır. 30
5. YOKSULLUK 5.1 Tanım Bir birey, sahip olduğu kaynaklar ve olanaklarla ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa yoksul olarak tanımlanır. Bu tanımlama, bireyin sahip olduğu gelir, tüketim, eğitim, sağlık veya diğer bazı harcamalarının, yoksulluk sınırı olarak kabul edilen ölçütle karşılaştırılmasıyla yapılır. Mevcut kaynak ve olanakları ile belirlenen sınırın altında kalanlar yoksul olarak sınıflandırılır. Yoksulluk analizleri, verinin mevcut olması halinde gelir veya tüketim çerçevesinde yapılabilir. Tüketim ile ilgili veri olmadığı için, bu çalışmada sadece gelir esaslı ve çeşitli demografik gruplamalara dayalı yoksulluk analizleri yapılacaktır. Yoksulluk sınırını iki şekilde belirlemek mümkündür. Birincisi toplumun tümü gözönünde bulundurularak elde edilen göreli yoksulluk sınırı, ikincisi ise sadece bireyin yaşayabilmesi için günlük kalori ihtiyacı esasına göre belirlenen mutlak yoksulluk 4 sınırıdır. Dünya Bankası, günlük zorunlu kalori ihtiyacı için gerekli besini almaya yetecek gelir seviyeleri için endeksler oluşturmuştur. Buna göre, az gelişmiş ülkelerde fert başına günlük 1$, Latin Amerika ülkeleri ve Karayiplerde 2$, Türkiye dahil Doğu Avrupa ülkelerinde 4$ ve gelişmiş ülkelerde 14,4$ bireyin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli minimum besinleri almak için yeterlidir. Dünya Bankası nın Türkiye için yaptığı ayrı bir çalışmada (World Bank, 1994) Türkiye için bu sınırın 1,2$ olduğu sonucuna varılmıştır. Erdoğan (1996) da bulunan değer ise 1,7$ dir. Yöntemler ve sonuçlar birbirinden farklı olsa da, hiç bir yöntemin ve sonucun diğerinden üstünlüğü yoktur. Her birinin kendi içerisinde haklı gerekçeleri vardır. Belirtilen değerlerin genel olarak 1$ ile 2$ arasında yer aldığı gerçeğinden hareketle, bu çalışmada mutlak yoksulluk analizleri hem 1$, hem de 2$ sınırına göre yapılmıştır. 5.2 Hane İtibariyle Yoksulluk Tablo 32 haneler itibariyle belirlenen yoksulluk oranlarını içermektedir. Tablo değerleri, bir ferdin günlük temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için en az 1$ lık günlük gelire sahip olması gerektiği esasına göre hesaplanmıştır. Buna göre, her hanedeki bütün fertler için belirlenen yıllık değerlerin toplamı hesaplanmış (1x365xFert Sayısı) ve bir hanenin temel besin ihtiyacını giderebilmesi için yıllık olarak kazanması gereken gelir seviyesi tespit edilmiştir. 2001 yılında, belirlenen gelir seviyesinden daha düşük gelir elde edenler yoksul olarak değerlendirilmiştir. Başka bir ifade ile, yoksul olarak tabir ettiğimiz hane veya kişiler, yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli temel besin ihtiyaçlarını giderecek yeterlilikte gelir elde edemeyenlerdir. 4 Mutlak yoksulluk, bir bireyin yaşamını sürdürebilmesi için günlük olarak tüketmesi gereken minimum besin miktarını almaya yetecek kadar gelir elde edememesini ifade eder. Bireyin yaşamını sürdürebilmesi için günlük en az 2400 k/cal sağlayacak kadar besin tüketmesi gerekir. 31
2$ esasına göre hesaplanan yoksulluk (2x365xFert Sayısı) oranları ise Tablo 33 te yer almaktadır. Tablo 32. Yoksul Hane Sayısı (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) İl Geneli Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri Toplam Sayı 49 15 34 Tüm Hanelere Göre Yüzde 11,3 3,5 7,8 Yoksul Hanelere Göre Yüzde 100,0 30,6 69,4 Tablo 33. Yoksul Hane Sayısı (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) İl Geneli Düzce İl Merkezi Diğer Yerleşim Yerleri Toplam Sayı 159 41 118 Tüm Hanelere Göre Yüzde 36,5 9,4 27,1 Yoksul Hanelere Göre Yüzde 100,0 25,8 74,2 Tablo 32 deki değerlere göre, 1$ esaslı mutlak yoksulluk sınırının altında kalan hanelerin oranı yüzde 11,3 tür. Bunların yüzde 3,5 i Düzce il merkezinde, yüzde 7,8 i diğer yerleşim birimlerinde yaşamaktadır. Diğer taraftan, 2$ esaslı mutlak yoksulluk sınırının altında kalan hanelerin oranı yüzde 36,5 tir. Bunların yüzde 9,4 ü Düzce il merkezinde yaşıyorken, geri kalan yüzde 27,1 i diğer yerleşim birimlerinde yaşamaktadır. Hane büyüklükleri itibariyle elde edilen bulgular Tablo 34 ve Tablo 35 te yer almaktadır. 1$ mutlak yoksulluk esasına göre 3, 4 ve 5 kişilik haneler en yoksul haneler içinde en yüksek orana sahip oldukları halde, 5 kişilik hanelerin yüzde 23 ü mutlak yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. 6 kişilik hanelerin ise yüzde 15 i yoksulluk sınırın altında yer almaktadır. Diğer taraftan, 7 ve daha fazla ferde sahip hanelerin yoksul haneler içindeki oranı yüzde 14,3 olduğu halde, bu hanelerin yüzde 17,5 i yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. 2$ mutlak yoksulluk esasına göre 4 kişilik ve 5 kişilik haneler en yoksul haneler içinde en yüksek orana sahiptir. Dört kişilik hanelerin yüzde 38,9 u mutlak yoksulluk sınırının altında kalırken, beş kişilik hanelerin yüzde 44,6 sı bu sınırın altında kalmaktadır. Diğer taraftan, 6 kişilik hanelerin yoksul haneler içindeki oranı yüzde 10,1 dir. Bu hanelerin yüzde 40 ı yoksulluk sınırının altında yer almaktadır. Bu bulgulara göre, tüm haneler gözönünde bulundurulduğunda (son sütün) yoksul haneler çoğunlukla 3-5 arası fertlerden oluşmaktadır. Bu derece kalabalık hanelerin mutlak yoksulluk sınırının altında önemli sayılabilecek oranda yer almasının başlıca nedeni, bu tür hanelerin sayıca fazla olmasına karşılık hanelerde yaşayanların kişi başına ortalama gelirlerinin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. 32
Tablo 34. Hane Büyüklükleri İtibariyle Yoksul Haneler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Hane Büyüklüğü Sayı Yoksul Hane Sayısına Göre Yüzde Hane Büyüklük Sayısına Göre Yüzde Toplam Hane Sayısına Göre Yüzde 1 0 0,0 0,0 0,0 2 3 6,1 4,2 0,7 3 8 16,3 9,2 1,8 4 8 16,3 7,1 1,8 5 17 34,7 23,0 3,9 6 6 12,2 15,0 1,4 7+ 7 14,3 17,5 1,6 Toplam 49 100,0 11,3 Tablo 35. Hane Büyüklükleri İtibariyle Yoksul Haneler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Hane Büyüklüğü Sayı Yoksul Hane Sayısına Göre Yüzde Hane Büyüklük Sayısına Göre Yüzde Toplam Hane Sayısına Göre Yüzde 1 5 3,1 21,7 1,1 2 13 8,2 18,1 3,0 3 31 19,5 35,6 7,1 4 44 27,7 38,9 10,1 5 33 20,8 44,6 7,6 6 16 10,1 40,0 3,7 7+ 17 10,7 42,5 3,9 Toplam 159 100,0 36,5 5.3 Fert İtibariyle Yoksulluk 1$ mutlak yoksulluk sınırının altında yer alan fertlerin, tüm fertler içindeki oranı yüzde 13,4 tür (Tablo 36). Bunların yüzde 54,5 i kadınlardan, yüzde 45,5 i erkeklerden oluşmaktadır. Tüm erkeklerin yüzde 6,1 i yoksulluk sınırının altında kalırken, kadınların yüzde 7,3 ü bu sınırın altında yer almaktadır. Diğer taraftan, 2$ lık mutlak yoksulluk sınırının altında kalan fertlerin oranı yüzde 38,4 tür (Tablo 37). Tüm erkeklerin yüzde 18,1 i yoksulluk sınırının altında kalırken, kadınların yüzde 20,3 ü bu sınırın altında yer almaktadır. 2$ ölçütüne göre yoksulluğun cinsiyete göre dağılımı 1$ lık ölçütüne göre belirlenmiş dağılım ile oransal olarak benzerlik göstermektedir. 33
Tablo 36. İl Geneli İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Erkek 111 45,5 6,1 Kadın 133 54,5 7,3 Toplam 244 100,0 13,4 Tablo 37. İl Geneli İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Erkek 329 47,2 18,1 Kadın 368 52,8 20,3 Toplam 697 100,0 38,4 5.4 Yerleşim Yeri İtibariyle Yoksulluk Yerleşim yerleri itibariyle mutlak yoksulluk sınırının altında yer alan fertler ile ilgili bulgular Tablo 38, 39, 40 ve 41 de yer almaktadır. İlk iki tablo, her iki mutlak yoksulluk sınırına göre il merkezi ile ilgili bulguları içeriyorken, son iki tablo diğer yerleşim yerlerine ait bulguları içermektedir. 1$ sınırına göre yoksul fertlerin yüzde 24,6 sı il merkezindedir. Bunların toplam fertler içindeki oranı yüzde 3,4 tür. Her iki cinsiyet grubunun yoksulluk oranı eşittir ve tüm fertler içindeki oranları her bir cinsiyet grubu için yüzde 1,7 dir. 2$ dolar sınırına göre yoksul fertlerin yüzde 24,2 si il merkezinde yaşamaktadır ve bunların toplam fertler içindeki oranı yüzde 9,3 tür. İl merkezindeki yoksulların yüzde 50,3 ü kadın iken, bunların toplam fertler içindeki oranı yüzde 4,7 dir. Erkekler için bu oranlar, sırasıyla, yüzde 49,7 ve 4,6 dır. Tablo 38. Düzce İl Merkezi Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Erkek 30 50,0 1,7 Kadın 30 50,0 1,7 Toplam 60 100,0 3,4 34
Tablo 39. Düzce İl Merkezi Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Erkek 84 49,7 4,6 Kadın 85 50,3 4,7 Toplam 169 100,0 9,3 1$ dolar sınırına göre yoksul fertlerin yüzde 75,4 ü il merkezi dışındaki diğer yerleşim birimlerinde yaşamaktadır. Bunların toplam fertler içindeki oranı yüzde 10,1 dir. Bu yerleşim birimlerindeki yoksulların yüzde 56 sı kadın iken, yüzde 44 ü erkektir. Kadın yoksulların tüm fertler içindeki oranı yüzde 5,7 iken, erkeklerin oranı yüzde 4,4 tür. 2$ dolar sınırına göre yoksul fertlerin yüzde 75,8 i il merkezi dışındaki yerleşim yerlerinde yaşamaktadır. Bunların toplam fertler içindeki oranı yüzde 29,1 dir. Kadın yoksulların tüm yoksullar içindeki oranı yüzde 53,6 iken, tüm fertler içindeki oranı yüzde 15,6 dır. Diğer taraftan yoksul erkeklerin toplam fertler içindeki oranı yüzde 13,5 tir. Bu bulgulara göre, bütün yerleşim birimlerinde mutlak yoksulluk sınırının altında kalan kadınların oranı daha yüksektir. Tablo 40. Diğer Yerleşim Yerlerinde Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Kadın 103 56,0 5,7 Erkek 81 44,0 4,4 Toplam 184 100,0 10,1 Tablo 41. Diğer Yerleşim Yerlerinde Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar) Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Kadın 283 53,6 15,6 Erkek 245 46,4 13,5 Toplam 528 100,0 29,1 5.5 Üretim Faktörleri İtibariyle Yoksulluk Maaş, ücret veya yevmiye geliri elde edenler, işveren veya kendi işini yürütenler (müteşebbis) ile ücretsiz aile işçileri için tahmin edilen mutlak yoksulluk oranları Tablo 42 de yer almaktadır. 1$ 35
mutlak yoksulluk ölçütüne göre, maaş, ücret veya yevmiye geliri elde edenlerin yüzde 10 u, 2$ ölçütüne göre ise yüzde 36,3 ü yoksuldur. 1 dolar ölçütüne göre müteşebbislerin ve ücretsiz aile işçilerinin sırasıyla yüzde 8,5 i ve yüzde 6,7 si yoksuldur. 2 dolar ölçütüne göre müteşebbislerin yüzde 28,3 ü ile ücretsiz aile işçilerinin yüzde 20 si yoksulluk sınırının altında yer almaktadır. Tablo 42. Üretim Faktörleri İtibariyle Yoksullar (Yüzde) Maaşlı, Ücretli ve Yevmiyeliler Müteşebbisler (işveren ve kendi işini yapanlar) Ücretsiz Aile İşçileri 1$ sınırı göre 10,0 8,5 6,7 2$ sınırına göre 36,3 28,3 20,0 5.6 Eğitim Durumu İtibariyle Yoksulluk Bu bölümde eğitim seviyesine göre mutlak yoksulların dağılımı araştırılmıştır. Bu maksatla sadece 12 yaşından büyük fertler analizlere dahil edilmiştir. 12 yaşından küçük fertlerden bir bölümünün yaş faktöründen ötürü henüz herhangi bir eğitim kurumundan diploma almamış olma ihtimali yüksektir. Hatta altı yaşından ufak bölümü henüz herhangi bir eğitim kurumuna kayıtlı değildir. Bu gerekçelerden ötürü 12 yaşından küçük fertlerin analizlere dahil edilmesi, yansız sonuçların elde edilmesine engel olur. Her iki mutlak yoksulluk kriterine göre il geneli için elde edilen bulgular Tablo 43 ve 44 te yer almaktadır. 1$ sınırına göre 12 yaşından büyük yoksulların oranı yüzde 12 iken, 2$ sınırına göre yüzde 36,5 tir. İlkokul mezunlarının sayıca çokluğundan ötürü toplam yoksullar içinde bu tür kişilerin oranı da yüksek çıkmıştır. Genel olarak, bu tür kişilerin sayısal oranı ile yoksulluk oranı doğru orantılı olsa da, eğitim seviyesi yükseldikçe mutlak yoksulluk sınırlarının altında kalanların oranı düşmektedir. Örneğin, 1$ sınırının altında kalan fakülte ve yüksek lisans mezunu yoktur. Diğer taraftan, 2$ sınırının altında kalan yüksek lisans mezunu yoktur. 36
Tablo 43. Eğitim Durumu İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar, 12+ Yaş) Eğitim Durumu Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Okuryazar Olmayan 20 11,7 1,4 Okuryazar Olup Diploması Olmayan 6 3,5 0,4 İlkokul 122 71,3 8,6 Ortaokul 8 4,7 0,6 Orta Meslek 1 0,6 0,1 Lise 7 4,1 0,5 Lise Meslek 6 3,5 0,4 Yüksek Okul 1 0,6 0,1 Fakülte 0 0,0 0,0 Master 0 0,0 0,0 Toplam 171 100,0 12,0 Tablo 44. Eğitim Durumu İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar, 12+ Yaş) Eğitim Durumu Sayı Yoksul Fertlere Göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde Okuryazar Olmayan 67 12,9 4,7 Okuryazar Olup Diploması Olmayan 19 3,7 1,3 İlkokul 318 61,3 22,3 Ortaokul 45 8,7 3,2 Orta Meslek 4 0,8 0,3 Lise 37 7,1 2,6 Lise Meslek 23 4,4 1,6 Yüksek Okul 4 0,8 0,3 Fakülte 2 0,4 0,1 Master 0 0,0 0,0 Toplam 519 100,0 36,5 37
5.7 Medeni Hal İtibariyle Yoksulluk Medeni duruma göre yoksulluk bulguları Tablo 45 ve 46 da yer almaktadır. Buna göre, 1$ esasına göre toplam yoksul fertlerin yüzde 65,5 i evli, yüzde 29,2 si bekar ve yüzde 5,3 ü dul fertlerden oluşmaktadır. Yoksul evlilerin 12 yaşından büyük tüm fertler içindeki oranı yüzde 7,9, bekarların oranı yüzde 3,5 ve dulların oranı yüzde 0,6 dir. Tablo 45. Medeni Hal İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar, 12+ Yaş) Genel Evli Bekar Dul Toplam Toplam 112 50 9 171 Yoksul Fertlere Göre Yüzde 65,5 29,2 5,3 100,0 Tüm Fertlere Göre Yüzde 7,9 3,5 0,6 12,0 Erkek 56 21 1 78 Yoksul Fertlere Göre Yüzde 71,8 26,9 1,3 100,0 Tüm Fertlere Göre Yüzde 3,9 1,5 0,1 5,5 Kadın 56 29 8 93 Yoksul Fertlere Göre Yüzde 60,2 31,2 8,6 100,0 Tüm Fertlere Göre Yüzde 3,9 2,0 0,6 6,5 2$ esasına göre toplam yoksul fertlerin yüzde 67,6 sı evli, yüzde 26,8 i bekar ve yüzde 5,6 sı dul fertlerden oluşmaktadır. Yoksul evlilerin tüm fertler içindeki oranı yüzde 24,7, bekarların oranı yüzde 9,8 ve dulların oranı yüzde 2 dir. Tablo 46. Medeni Hal İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar, 12+ Yaş) Genel Evli Bekar Dul Toplam Toplam 351 139 29 519 Yoksul Fertlere Göre Yüzde 67,6 26,8 5,6 100,0 Tüm Fertlere Göre Yüzde 24,7 9,8 2,0 36,5 Erkek 175 64 3 242 Yoksul Fertlere Göre Yüzde 72,3 26,4 1,2 100,0 Tüm Fertlere Göre Yüzde 12,3 4,5 0,2 17,0 Kadın 176 75 26 277 Yoksul Fertlere Göre Yüzde 63,5 27,1 9,4 100,0 Tüm Fertlere Göre Yüzde 12,4 5,3 1,8 19,5 38
Tablo değerleri ayrıca cinsiyet itibariyle elde edilen bulguları da içermektedir. Her iki yoksulluk ölçütüne göre kadın ve erkeklerin yoksulluk oranları genel olarak birbirine yakındır. 5.8 Yaş Aralıkları İtibariyle Yoksulluk İl geneli için, yaş aralıkları itibariyle tahmin edilen mutlak yoksulluk oranları Tablo 47 ve 48 de yer almaktadır. Buna göre, 1$ sınırının altında kalan 12-14 yaş grubu toplam yoksulların yüzde 37,3 ünü ve toplam hanehalklarının yüzde 5 ini oluşturmaktadır. 2$ sınırına göre çocuk yoksulların toplam hanehalklarına göre oranı ise yüzde 12,1 dir. Bu oran, toplam yoksulların yüzde 31,4 üne eşdeğerdedir. Yaşlı grup olan 65 ve üstü yaştaki fertler, 1$ sınırına göre toplam yoksulların yüzde 5,7 si ve 2$ sınırına göre yüzde 2,1 i kadardır. Tablo 47. Yaş Aralıkları İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 1 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar, 12+ Yaş) Yaş Aralığı Sayı Yoksul Fertlere göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde 12-14 91 37,3 5,0 15-65 139 57,0 7,7 65 + 14 5,7 0,8 Toplam 244 100,0 13,4 Tablo 48. Yaş Aralıkları İtibariyle Yoksul Fertler (Günlük Kişi Başına 2 ABD Dolarından Az Geliri Olanlar, 12+ Yaş) Yaş Aralığı Sayı Yoksul Fertlere göre Yüzde Tüm Fertlere Göre Yüzde 12-14 219 31,4 12,1 15-65 439 63,0 24,2 65 + 39 5,6 2,1 Toplam 697 100,0 38,4 39
6. DÜZCE İLİNDE GELİR DAĞILIMINI ve YOKSULLUĞU BELİRLEYEN FAKTÖRLER Kalabalık ailelerde kişi başına düşen ortalama gelirin düşük oluşu. Hanehalkı reisinin yanı sıra gelir getiren yetişkin erkek çocukların hanehalkları arasındaki dağılımının eşitsizliği. Önemli bir karar mercii olan hanehalkı reislerinin yaklaşık olarak yüzde 60 ının ilkokul mezunu ve yüzde 12 sinin herhangi bir diplomaya sahip olmamasından ötürü kaynakların etkin kullanılamaması. Gelir getiren kadınların ortalama gelirlerinin erkeklere oranla düşük oluşu. Emekli ve yaşlı fertlerin ortalama gelirlerinin düşük olmasından ötürü, bu tür kişilerin toplam gelirlerinin hanehalkı toplam geliri içindeki payının yüksek oluşu. Yüksek işsizlik oranı. Yüksek yoksulluk oranı. Özel sektördeki ortalama ücretlerin nispi düşüklüğü. Yüksek öğretim mezunu olanların az oluşu. İşgücünün kalifiye olmayışı. Devlet politikaları (DPT 2001): Kamu kesiminde açıklar doğuran bütçe politikası, Dolaylı vergilere ağırlık veren vergi politikası, Yüksek enflasyona neden olan açık finansmana dayalı para politikası, Sermayenin tabana yayılmasını sağlayamayan özelleştirme politikası, Kaynakların emek veya tarım kesiminden aktarımına neden olan KİTlerin fiyat politikası, Tekelci ve oligopolistik piyasa yapısı, Örgütsüzlük ve işsizlik başta olmak üzere işgücü piyasasının yapısal ve kurumsal sorunları, Sosyal ve ekonomik sorunlardan kaynaklanan göç olgusunun işgücü piyasasında yaratığı ucuz işgücü ve buna bağlı olarak ortaya çıkan haksız rekabet ortamı, Kayıt dışı ekonominin varlığı, Eğitim fırsat eşitsizliği doğuran eğitim politikası, Teknolojik gelişmelerden ötürü ortaya çıkan sermaye yoğun yatırımlar. 40
7. DÜZCE İLİNDE GELİR DAĞILIMINI İYİLEŞTİRMEYE YÖNELİK ÖNERİLER 7.1 Hedef ve Politikalar Bir toplumun yarattığı geliri toplumda yaşayan bütün fertler arasında eşit bir şekilde dağıtmak pratikte mümkün değildir. Yetenek, şans, tesadüfi faktörler, doğal kaynaklar, miras, kültür, yaşa bağlı hayati evreler, eğitim eşitsizliği ile zeka gibi kontrolü zor veya imkansız olan faktörlerden ötürü bireyler arası gelir farklılıkları her zaman olabilecektir. Bu faktörlerden ötürü toplumlar belli bir dereceye kadar bireysel gelir farklılıklarına tahammül edebilmektedir. Toplumların tahammül sınırına ilişkin önceden belirlenebilmiş bir değer veya ölçüt yoktur. Başka bir ifade ile, toplumlar için olması gereken Gini katsayısı diye bir şey yoktur. Her toplum, gelir dağılımı bozukluluğunun doğurduğu sorunların kendi içinde var olup olmadığını tespit etmek suretiyle mevcut gelir eşitsizliğinin tahammül sınırını aşıp aşmadığını anlayabilir. Genel olarak, Gini katsayısını 0,20 ile 0,30 arasında olması durumunda gelir dağılımı eşitsizliğinden ötürü öngörülen sorunların ortaya çıkmadığı gözlemlenebilmektedir. Düzce ili için Gini katsayısı 0,50 gibi oldukça yüksek bir değer olarak tahmin edilmiştir. Bu katsayının 2020 yıllarına doğru 0,30 değerinin altına düşürülmesi hedeflenmelidir. Bu hedefi gerçekleştirebilmenin olmazsa olmaz temel koşulu ekonomik büyümedir. Ekonomik büyüme gerçekleştirilmeden hedeflenen gelir dağılımı iyileştirilmesi, Pareto optimum temel ilkesine aykırı sonuçlar doğurur. Başka bir ifade ile, ekonomik büyüme olmadan gelir dağılımının iyileştirilmesi, bazı hanehalklarının geliri artırılırken diğer bazı hanehalklarının gelirinin düşmesi ile sonuçlanır. Piyasa ekonomisinde bunun doğuracağı temel sorunlar ise, uygulanacak politikaların toplumsal destek bulamaması, bu yaklaşımın toplumsal refah üzerindeki etkisinin bilinememesi ve paylaşılması hedeflenen toplumsal gelir büyüklüğünün azalması (pastanın küçülmesi) olacaktır. O halde, gelir dağılımını iyileştirmek için iki temel politikanın uygulanması gerekir. Birinci politika bütün sektörlerde ekonomik büyümeyi gerçekleştirecektir. İkinci politika ise gelir dağılımını iyileştirecektir. İl bazında böyle bir politikanın başarılı olması, ilde gelir dağılımını bozan faktörlerin tespit edilmesi ve politika hedeflerinin doğrudan bu faktörlere yönelik olması ile mümkündür. Ancak bu hedefleme yapılırken, belirlenen hedeflerin ekonomik büyümeyi gerçekleştirecek politika araçları ile eşgüdümü gerçekleştirilmelidir. Gelir dağılımını bozan fakat ilden kaynaklanmayan faktörler için il idaresinin veya politika geliştiricisinin yapabileceği tek şey ise devlet politika yapıcılarına önerilerde bulunmak olacaktır. Her iki politikanın farklılığını ve gelir dağılımını iyileştirmeyi hedefleyen politikanın önemini basit bir simülasyon ile göstermek mümkündür. Burada gerçekleştirilen simülasyonun temel varsayımı, bütün ekonomik sektörlerde ve yerleşim yerlerinde aynı oranda ekonomik büyümenin gerçekleştiğidir. Cevabı aranan soru ise, Düzce il genelinde yüzde 3 lük bir büyümenin 41
gerçekleşmesi halinde 15 yıllık zaman diliminde gelir dağılımının bu büyümeden etkilenip etkilenmediğidir. Benzer soru yüzde 5 lik büyüme için de sorulmuştur. Simülasyonun oldukça katı varsayımlar altında gerçekleştirildiğini gözardı etmemek gerekir. Gelir seviyesi veya ortalama gelir dışındaki diğer bütün faktörler sabit varsayılmış ve böylece gelirdeki artışın gelir dağılımı üzerindeki etkisinin en uç noktası tespit edilmiştir. Dolayısıyla, ekonomik büyüme ile beraber diğer faktörlerin de iyileştirilmesi durumunda, her zaman simülasyon ile elde ettiğimiz sonuçlardan daha iyi sonuçlar elde edilecektir. Her yıl gerçekleştirilecek yüzde 3 lük ekonomik büyümenin, gelecek 15 yılda gelir dağılımı üzerindeki etkisi Şekil 1 de sergilenmektedir. Dikey eksende Gini katsayısındaki değişimler ve yatak eksende yıllar yer almaktadır. Şekilden de görüleceği gibi ekonomik büyüme ile beraber Gini katsayısında ufak çaplı değişimler olmakla beraber, değişim her zaman Gini katsayısının 2000 yıllı için tahmin edilen 0,5 değerine yakın olacak şekilde gerçekleşmektedir. Pozitif değişimin görüldüğü dönemi, negatif değişimin görüldüğü dönem izlemektedir. Bu şekilde devam eden dalgalanma sonuç itibariyle Gini katsayısını 0,50 noktasında tutmaktadır. 0.00006 Gini Katsayısı (% Değişim)) 0.00004 0.00002 0 2000 2005 2010 2015-0.00002-0.00004 Yıllar Şekil 1. Yıllık Yüzde 3 Ekonomik Büyümenin Gelir Dağılımı Üzerindeki Etkisi Benzer sonuçlar (Şekil 2), yüzde 5 lik büyüme için de elde edilmiştir. Ancak gelir dağılımına yönelik bir politikanın ayrıca uygulamaya sokulmaması veya genel bir ekonomik büyüme politikasının belirlenmesi aşamasında gelir dağılımının gözönünde bulundurulmaması durumunda uzun dönemde daha yüksek büyüme oranı daha eşitsiz gelir dağılımını doğurabilecektir. 42
Şekillerden de görüleceği gibi yüzde 5 lik büyümenin gerçekleştirilebilmesi durumunda uzun dönemde gelir dağılımında daha fazla dalgalanma görülebilmektedir. Özetlemek gerekirse, il genelinde ekonomik büyümenin gerçekleşmiş olması tek başına gelir dağılımı eşitsizliğini ortadan kaldıramayacaktır. Ekonomik büyümeyi hedefleyen genel bir planın yanı sıra, gelir dağılımını bozan temel faktörleri ortadan kaldırmaya yönelik uygulamaların bu plan içerisinde yer alması gerekir. Düzce ili için hazırlanan İl Gelişme Planı nda, yukarıda belirtilen gelir dağılımını bozucu faktörler gözönünde bulundurulmuştur. Bu nedenle, bu bölümde gelir dağılımını ve yoksulluğu iyileştirici önerilere ayrıca yer verilmeyecektir, çünkü düşünülen önerilerin tümü Düzce İl Gelişme Planı çerçevesinde hazırlanan diğer projelerin ilgi alanına girmektedir. Öneriler arasında eşgüdüm Ana Plan dahilinde gerçekleştirilmiştir. 0.00006 Gini Katsayısı (% Değişim)) 0.00004 0.00002 0 2000 2005 2010 2015-0.00002-0.00004 Yıllar Şekil 2. Yıllık Yüzde 5 Ekonomik Büyümenin Gelir Dağılımı Üzerindeki Etkisi 7.2 Verilerin Toplanması ile ilgili Öneriler Genel bir plan çerçevesinde uygulamaya konulan ve ekonomik büyümeyi hedefleyen projelerin ekonomik büyüme ile beraber, gelir dağılımı, yoksulluk oranı, istihdam ve insan kaynaklarının etkin kullanımı üzerindeki etkisinin gözlemlenebilmesi ve gözlemler sonucunda tespit edilen eksikliklerin veya yanlışlıkların giderilebilmesi periyodik aralıklarla elde edilecek veriler ile mümkün olabilir. Bu verilerin uygun analizlere tabii tutulması halinde, sözü edilen projelerin 43
amacına ulaşıp ulaşmadığı anlaşılabildiği gibi, aynı zamanda, il ekonomisinin güçlü ve zayıf yönleri de tespit edilir. Tablo 49 da, kesintisiz olarak elde edilmesi gereken verilerin genel hatları ile ilgili öneriler yer almaktadır. Tablo 49. Gelir Dağılımı, Tüketim, Yoksulluk ve İstihdam Verilerinin Elde Edilme Kılavuzu Veri Türü Hanehalklarının Kullanılabilir Geliri Gelir seviyesi Kişisel gelir dağılımı Faktörel gelir dağılımı Eğitim, cinsiyet, yaş ve yerleşim yeri itibariyle gelir dağılımları Hanehalklarının büyüklükleri itibariyle gelir dağılımı Meslek türleri itibariyle gelir kaynakları ve dağılımı Hanehalkı Tüketim Harcamaları Tüketim eğilimi Tüketim yapısı Yoksulluk oranı Hanehalkı İşgücü Anketi İşgücüne katılım oranı İstihdam oranı Eksik istihdam oranı İşsizlik oranı İşgücüne dahil edilmeyenler Mevcut eğitim durumu Okuryazar olmayanların oranı Okullaşma oranı GSYİH Sektörel gelir ve dağılımı Sektörel büyüme oranları Kişi başına düşen gelir Genel büyüme oranı Fiyatlar Tüketici Fiyatları Üretici Fiyatları Elde Ediliş Şekli Hanehalkı Anket Çalışması Hanehalkı Anket Çalışması Hanehalkı Anket Çalışması Anket Çalışması Elde Edecek Kurum veya Kaynağı Üniversite aracılığıyla valilik Üniversite aracılığıyla valilik Üniversite aracılığıyla valilik DİE Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Zaman Aralığı 5 Yılda bir 5 Yılda bir Yılda bir DİE nin veri yayınlama periyodu Ayda bir Bir Sonraki Çalışma 2006 da 2005 için 2006 da 2005 için 2003 te 2002 için DİE veri yayınlama tarihi Mal sepeti hazırlanır hazırlanmaz. Bu hazırlığın 2003 yılında bitirilmesi gerekmektedir. 44
8. BÜYÜME HEDEFLERİ Veri yetersizliğinden ötürü Bolu ilinden farklı olarak Düzce ili için büyüme trendi ve trend büyüme hızlarını tespit etmek mümkün değildir. Aynı şekilde Düzce ilinden farklı olarak sadece Bolu ili için herhangi bir trend bulmak da mümkün değildir. Bunun başlıca nedeni, her iki il için ayrı ayrı yayınlanmış zaman serilerinin mevcut olmayışıdır. Ancak DİE nin 1994, 1995 ve 1996 yıllarında ilçe bazında yaptığı çalışmaya göre, Düzce ve bağlı ilçelerinin o yıllardaki toplam GSYİH büyüklüğünün il GSYİH içindeki oranı sırasıyla yüzde 39,9, yüzde 40 ve yüzde 40 tır. 2000 yılında her iki il için ayrı olarak yayınlanan GSYİH verilerine göre ise, Düzce ilinin GSYİH büyüklüğünün her iki ilin toplamı içindeki oranı yaklaşık olarak yüzde 30 dur. 2000 yılı için tahmin edilen bu oran iki nedenden ötürü gerçek orandan daha düşük bir oran olabilir. Birincisi 1999 yılında yaşanan depremlerden Düzce ili Bolu ya göre çok daha fazla etkilenmiştir. Bu durum Düzce toplam gelirinin her iki ilin toplam geliri içindeki oranının düşmesine yol açmış olabilir. İkinci neden, 1999 yılından sonra Düzce, Bolu ilinden ayrılmış ve 2000 yılında ilk kez her iki il için ayrı GSYİH oranları yayınlanmıştır. İlk yılda yapılan bu tahminin istatistiki hata içerme ihtimali vardır. Bu nedenlerden ötürü, Düzce toplam gelirinin her iki ilin toplam geliri içindeki payının yaklaşık yüzde 40 gibi sabit bir oran olma ihtimali yüksektir. Bu gerekçelerden hareketle, bundan sonraki analizlerde her iki ilin toplam büyüklüklerinden ibaret olan ve DİE tarafından 1987 yılından beri yayınlanan veriler kullanılmıştır. Çalışmanın bu bölümünde, GSYİH da mevcut olan trend ve trend büyüme oranları tespit edilecektir. Bu tespit sektörler itibariyle de yapılacaktır. Burada yapılacak analizlerin sonucunda elde edilecek bulgular, ileriye dönük büyüme politikalarında hedeflenecek en düşük büyüme oranına temel oluşturacaktır. Analizlere temel teşkil eden modeller aşağıdaki gibidir: Üssel büyüme oranı = 100*ln(Y t /Y t-1 ) Trend : Y t = A + BZ t Trend GSYİH: y t = a + bz t Mutlak Hata = 100*(Y t - y t )/Y t Burada t zamanı, Z yıl kodunu, Y GSYİH yı, y trend GSYİH yı, a ve b parametreleri ise A ile B parametrelerinin sapmasız tahmin edicilerini ifade etmektedir. Tablo 1. 50 de gerçek ve tahmin edilmiş trend GSYİH ve trend GSYİH büyüklükleri ile oranları yer almaktadır. Tablonun 4 ncü sütununda üssel büyüme oranları yer almaktadır. 1993 ve 1999 yılları dışında Bolu ve Düzce illeri her zaman pozitif büyümeyi gerçekleştirebilmiştir. En yüksek büyümeyi 1992 ve 2000 li yıllarda, Türkiye nin ekonomik krize gireceği yılların arifesinde gerçekleştirmiştir. Dikkat edilecek olursa, negatif büyümeyi de yine ekonomik krizlerden hemen önceki yıllarda gerçekleştirmiştir. 45
Tablo 50. Gerçek ve Trend GSYİH Büyüklükleri ve Büyüme Hızları Yıllar Yıl Kodu GSYİH (1987 fiyatları ile) Gerçek Büyüme Hızı Trend GSYİH Trend Büyüme Hızı Mutlak Yüzde Hata 1987 0 622.685,0-659.064,0-5,84 1988 1 677.579,0 8,45 692.279,1 4,92 2,17 1989 2 706.738,0 4,21 725.494,3 4,69 2,65 1990 3 767.034,0 8,19 758.709,4 4,48 1,09 1991 4 825.029,0 7,29 791.924,6 4,28 4,01 1992 5 907.674,0 9,55 825.139,8 4,11 9,09 1993 6 889.266,0-2,05 858.354,9 3,95 3,48 1994 7 902.025,0 1,42 891.570,1 3,80 1,16 1995 8 922.272,0 2,22 924.785,2 3,66 0,27 1996 9 923.194,0 0,10 958.000,4 3,53 3,77 1997 10 938.432,0 1,64 991.215,6 3,41 5,62 1998 11 989.431,0 5,29 1.024.430,7 3,30 3,54 1999 12 972.869,0-1,69 1.057.645,9 3,19 8,71 2000 13 1.205.247,0 21,42 1.090.861,0 3,09 9,49 5 nci sütun, trend modelinden tahmin edilmiş GSYİH değerlerini içermektedir. Tahmin edilen model aşağıdaki gibidir: y t = 659063,9717 + 33215,1582Z R 2 = 0,87 Şekil 3 te gerçek ve trend GSYİH büyüklükleri yer almaktadır. Belirtilen dönemde, 1992 yılında tepe noktasına ulaşan illerin ekonomisi son olarak 2000 yılında tepe noktasına ulaşmıştır. 2001 yılında yaşanan krizden ötürü 2000 yılından sonra GSYİH oranında düşüş olacağı tahmin edilmektedir. Dönem içerisinde gözlemlenen tek çukur noktası ise 1999 da gerçekleşmiştir. Dikkat edilecek olursa her 5 yılda bir gerçek GSYİH trend çizgisi ile kesişmektedir. Başka bir ifade ile, kısa dönemli sapmalara rağmen, ekonomi 1987-2000 yılları arasında genel dengesine beş yılda bir (1990 ve 1995) ulaşmaktadır. Tablodaki 6 ncı sütun trend büyüme oranlarını vermektedir. Dönem ortalaması yüzde 3,88 olarak tahmin edilmiştir. İstatistiki hata gözönünde bulundurulduğunda bu oranın yüzde 4 olduğu varsayılabilir. Başka bir ifade ile, anılan dönemde ortalama olarak yüzde 4 lük bir büyüme gerçekleştirilmiştir. Mevcut durumun korunması halinde ekonomi bu büyüme oranını koruyabilecek potansiyele sahiptir. Bu durumdaki bir ilin uzun dönemsel bir büyüme planında yüzde 4 ten daha yüksek bir büyüme oranını hedeflemesi aşırı iyimserlik anlamına gelmeyebilir. 46
Tablodaki son sütun tahmin edilen GSYİH değerleri ile trend değerleri arasındaki mutlak yüzde farkı vermektedir. Tüm dönem için ortalama olarak yüzde 4,35 oranında bir mutlak hata oranı tahmin edilmiştir. Tablo E1 de 5 tarım sektörü için gerçek ve tahmin edilmiş GSYİH büyüklükleri ve oranları yer almaktadır. Trend büyüme oranları 6 ncı sütunda yer almaktadır. 1987 ve 2000 yılları arasında bu sektörde gerçekleşen büyüme oranı yaklaşık olarak yüzde 3,5 olarak tahmin edilmiştir. Bu sektör için tahmin edilen trend modeli aşağıdaki gibidir: yt = 206096,4569 + 9279,6969Z R 2 = 0,42 Şekil E1 de görüldüğü gibi, 2001 yılı ekonomik krizinden sonra illerin ekonomisinde düşüş olacağı varsayımı altında, tarım sektöründe üç temel tepe noktası tespit edilmiştir. 1988 ve 1992 yıllarında görülen tepe noktalarından hemen sonra trendin altında kalan çukur noktalarına ulaşılmıştır. Gerçek GSYİH büyüklükleri 1989, 1991, 1995 ve 2000 yıllarında trend doğrusu ile kesişmiştir. Ancak bu kesişim belirli düzen içerisinde olmamaktadır. Bu düzensizliğin, tarım sektörünün hava koşullarından etkilenmesinden kaynaklanmış olabileceği düşünülmektedir. Tablo E2 de sanayi sektörü için gerçek ve tahmin edilmiş GSYİH büyüklükleri ve oranları yer almaktadır. 1987 ve 2000 yılları arasında bu sektörde gerçekleşen büyüme oranı yaklaşık olarak yüzde 4,5 olarak tahmin edilmiştir. Bu sektör için tahmin edilen trend modeli aşağıdaki gibidir: yt = 135732,2278 + 7814,8754Z R 2 = 0,85 Sanayi sektörü diğer sektörlere göre daha fazla dalgalanmaktadır. Bu dalgalanma genel olarak trend doğrusuna yakın bir yay içerisinde kalırken, trend doğrusu ile kesişim, tepe ve çukurlar yaklaşık olarak beşer yıllık bir düzen içerisinde gerçekleşmektedir (Şekil E2). Gerçek GSYİH değerleri trend doğrusu ile yaklaşık olarak her iki yılda bir kesişmektedir. Başka bir ifade ile, sanayi sektörü, sektördeki düşüş ve yükselişlere çok daha hızlı bir şekilde tepki vermektedir. Her beş yılda bir ise, sektör trend doğrusundan en uzak noktaya ulaşmayı başarmaktadır. Ancak gerçekleştirilen tepe noktalarından sonra, aynı düzen içerisinde trendin altına düşmemeyi de başaramamaktadır. Tablo E3 te hizmet sektörü için gerçek ve tahmin edilmiş GSYİH büyüklükleri ve oranları yer almaktadır. Anılan dönemde bu sektörde gerçekleşen büyüme oranı yaklaşık olarak yüzde 4 olarak tahmin edilmiştir. Bu sektör için tahmin edilen trend modeli aşağıdaki gibidir: yt = 317235,2867 + 16120,5859Z R 2 = 0,93 Diğer iki sektöre göre hizmetler sektörü daha az dalgalanmaktadır (Şekil E3). Dalgalanmaların yaklaşık olarak 10 ar yıllık periyotlar şeklinde gerçekleşebildiğine ilişkin ipuçları elde edilmiştir. 5 Bkz. EK3 47
1800000.0 1200000.0 600000.0 0.0 1985 1990 1995 2000 GSYIH Trend GSYIH Şekil 3. GSYİH Gerçek Ve Trend Doğrusu Tahminleri Yukarıda yapılan analizlerden hareketle Düzce ili için hazırlanacak bir büyüme planında hedeflenecek en düşük büyüme oranı genel olarak yüzde 4 olabilir, çünkü İl in ekonomisi en az bu hedefi gerçekleştirecek potansiyele sahiptir. Diğer taraftan, sektörel hedeflerde bu oranlar tarım sektörü için en az yüzde 3,5, sanayi sektörü için en az yüzde 4,5 ve hizmetler sektörü için en az yüzde 4 olabilir. Yukarıda belirtilen büyüme oranlarından daha yüksek bir oranın hedeflenmesi durumunda ortaya çıkacak işgücü talebinin karşılanmasının ise, daha önceki bölümlerde yapılan analizler doğrultusunda, İl de düşük olarak tahmin edilen istihdam oranının yükseltilmesi ile gerçekleşebileceği söylenebilir. İstihdam oranındaki artışın gerçekleşebilmesi için yapılması gerekenler aşağıdaki gibi özetlenebilir: 1. Meslek edinme kursları ile mevsimlik işsizlik azaltılmalı. 2. Meslek edinme kursları ile kadınlar işgücüne dahil edilmeli. 3. Kırsal kesimdeki kadınların ve kentsel kesimdeki erkeklerin işgücüne katılım oranı artırılmalı. 4. Meslek edinme kursları ile iş buldukça çalışanların oranı düşürülmeli. 48
5. Sağlık koşullarının düzeltilmesi ile hastalıktan ötürü çalışamaz halde olanların oranı düşürülmeli. 6. Sakat olanlar için iş olanakları yaratılmalı veya bu durumdaki kişilerin istihdam edilmesi teşvik edilmeli. 7. Nüfus artışı ve/veya içe yönelik göç durdurulmalı. 49
EKLER EK1: GELİR EŞİTSİZLİĞİ TEORİLERİ Ekonomi genel yazınında gelir dağılımı konusu oldukça kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Adam Smith ten bu yana çok çeşitli teoriler geliştirilmiş ve halen de geliştirilmektedir. Sahota (1978) de ima edildiği gibi, gelir dağılımının kapsamına giren hemen hemen her konuda teoriler geliştirilmiş olmasına rağmen, gelir dağılımını bütün yönleri ile kapsayan bir teori henüz geliştirilememiştir. Bu nedenle, bu bölümde, geliştirilen önemli teorileri Sahota nın gruplandırmasını esas alarak 7 temel başlık altında kısaca açıklanacaktır. Daha detaylı bilgiler belirtilen kaynaklarda bulunabilir. Sahota tarafından yapılan literatür taramasında gelir dağılımı teorileri Yetenek, Stokastik, Bireysel Tercih, Beşeri Sermaye, Eğitim Eşitsizliği, Miras, Kamu Gelir Dağılımı ve Ömür Dönüşüm teorileri olarak gruplandırılmıştır. Yetenek Teorisi Bireysel gelir dağılımı teorileri arasında yetenek teorisi temeli Smith e kadar uzanan en eski olanıdır. Bu teoriye göre, bireysel verimlilik ve buna bağlı olarak gelir seviyesi yeteneklerin bir fonksiyonudur. Yetenekler doğal edinilmiş olabileceği gibi sonradan yaşamın çeşitli evrelerinde de edinilmiş veya geliştirilmiş olabilir. Teorinin temel varsayımına göre bireysel yeteneklerde mevcut olan farklılıklar, bireysel gelirlerde de farklılık yaratmaktadır (Galton, 1869). Başka bir ifade ile, kalifiye işgücü ile kalifiye olmayan işgücü arasında görülen verimlilik ve gelir farklılıklarının temelinde yatan neden, gerek doğuştan gelen ve gerekse sonradan edinilen yeteneklerdir. Sonradan edinilen yetenekler geniş kapsamından ötürü beşeri sermaye başlığı altında ayrıca incelenir. Doğuştan gelen fiziksel ve zihinsel yetenekler açısından bireylerin eşit olması beklenemez. İlgi çekecek kadar farklı bir yeteneğe sahip olan birey, yeteneğini uyguladığı alanda diğer bireylere nazaran daha verimli çalışır. Sahip olunan yeteneğin bireyler arasında çokça yaygın olmaması ve söz konusu yeteneğe sahip kişilere talebin yüksek olması durumunda ortaya çıkan arz talep dengesizliği, söz konusu bireylerin gelir seviyesinin benzer yeteneğe sahip olmayan bireylere oranla daha yüksek olmasına neden olabilmektedir. Haldane (1942), Roy (1950) ve Bjerke (1961) gibi çalışmalar yetenek ile gelir arasında olumlu bir ilişki tespit ettikleri gibi, yetenekte meydan gelen gelişmenin gelirde daha fazla artışa neden olduğuna dair bulgular da elde etmişlerdir. Bu teori, basitliği ve mekanikliği açısından eleştirilmiştir. Bu konuda yapılan çalışmalar için Staehle (1943), Blinder (1974), Atkinson (1975) ve Sahota (1978) incelenebilir. Stokastik Teorisi Stokastik teorisi tıpkı yetenek teorisi gibi eski teorilerdendir. Bu teori, ilk olarak Gibart (1931) de formüle edilmiştir. Bu teoriye göre, gelir dağılımı tesadüfi ve şans faktörlerinin etkisindedir. Başlangıçta gelir çok mükemmel dağılsa bile, zamanla önceden öngörülmeyen veya öngörülse dahi kontrol edilemeyen çeşitli faktörler, gelir dağılımını bozabilir. Örneğin deprem ve sel felaketleri, savaş veya yeni keşfedilen bir maden yatağı gibi faktörler, içinde yaşanılan bölgenin 50
gelir düzeyini olumlu veya olumsuz, önemli sayılabilecek derecede etkileyebilir. Bu durumda, yukarıda sözü edilen faktörler her bireyi eşit oranda etkilemedikçe, gelirin başlangıçta eşit dağılmış olması fazlaca bir şey ifade etmeyecektir. Bu konuda yapılan çalışmalar için Sahota (1978) ve Taubman (1975) gözden geçirilebilir. Bireysel Tercih Teorisi Bu teori Friedman (1953) te geliştirilmiştir. Buna göre, bireyler hayatlarında gelir sağlayan çeşitli fırsatlar ile karşılaşırlar ve birey bu fırsatlardan birini tercih etmek suretiyle gelecekte elde edeceği geliri belirler. Geleceğin belirli olması durumunda, bireyin kendisi için doğru olana karar verme yeteneği önemli olduğu halde, geleceğin belirsiz olduğu durumlarda, riski göze alma yeteneği önemli olmaktadır. Her iki durumda da bireyin alacağı karar, diğer bireylerden farklı olacaktır ve dolayısıyla geliri de farklı olacaktır. Bu teori, genellikle, geleceğin belirsiz olduğu ve karar alma sürecinde risk almanın önemli bir faktör olduğu durumu inceler. Genel kabul gördüğü haliyle, risksiz fırsatların sağladığı gelir, riskli fırsatların sağladığı gelirden daha düşüktür. Herkesin aynı derecede risk almadığı düşünüldüğünde, bireyin riske bağlı olarak yapacağı tercih, bireyler arası gelir farklılıklarını doğuracaktır. Beşeri Sermaye Teorisi Bu teori, bireye yatırım yapmak suretiyle bireyin gelecekteki gelirini etkilemesini açıklar. Bireye yatırım, bireyin kendisi tarafından olabileceği gibi, ailesi, devlet veya başka herhangi bir kuruluş tarafından da gerçekleştirilebilir. Bireylerin kendine yatırımı, sağlıklarını koruyarak, kendilerini yaygın eğitim kurumlarında veya hizmet içinde eğiterek, yeni bilgileri ve gelişmeleri takip ederek ve bunları edinerek, okul öncesi eğitilerek (ailenin beşeri sermaye yatırımı), göç ederek, aile planlaması yaparak, eşlerini seçerken gelir faktörünü gözönünde buldurarak yaparlar. Bireylerin dışındaki diğer unsurlar, genel olarak bireyleri eğiterek, sağlığını gözeterek, güvenliğini sağlayarak ve bilgiye ulaşmasını olanaklı kılarak gerçekleştirebilir. Oldukça kapsamlı olan bu teori, Adam Smith in çalışmalarına dayanacak kadar eskidir. Smith, ücretler işi öğrenmek için yapılan maliyete bağlı olarak değişir çıkarımı ile beşeri sermayenin önemini belirtmeye çalışmıştır. Bu teori özelikle Şikago okulunda Schultz (1963, 1971, 1975) tan etkilenen Friedman ve Kuznets öncülüğünde geliştirildikten sonra iktisadın hemen hemen bütün alanlarında verimliliği, büyümeyi (bkz. Denison (1964), Griliches (1964)) ve gelir dağılımını (bkz Mincer (1957, 1958, 1970, 1977), Becker (1962, 1964, 1967), Becker ve Chiswick (1966)) açıklamakta kullanılmıştır. Bu teoriyi diğer teorilerden ayıran en önemli özelliği, bireysel davranışların optimizasyonu varsayımı üzerine kurulmuş olmasıdır (Sahota, 1978). Buna göre, bireye yatırım, optimal karar alma sürecinin bir sonucudur. Bu yatırım soncunda elde edilen gelirin ömür boyu devam ediyor olması bu teoriyi bir bakıma sürekli gelir teorisi haline getirmektedir. 51
Bu teorinin konusu olabilecek bütün unsurların incelenmesi sonucunda, eğitimin beşeri sermayenin en önemli unsuru olduğu ortaya çıkmıştır. Eğitilmiş bireyin verimliliğindeki artış bir yana, eğitilmiş anne ve babaların çocuklarının yetenekleri ve eğitimi üzerinde de olumlu etkide bulunduğu ortaya çıkmıştır (Leibowitz (1972), Sahota (1977)). Bu çalışmalardan hareketle, eğitimdeki eşitsizliğin, gelirde eşitsizliğe neden olacağını belirtmek yanlış olmaz. Bu teorinin bir tarihçesini Kiker (1968) te bulmak mümkündür. Eğitim Eşitsizliği Teorisi Eğitim beşeri sermayenin temel unsurlarındandır. Eğitim eşitsizliği teorilerinin temel konusu, beşeri sermayenin bir unsuru olan eğitimin bireysel verimliliği artırmak suretiyle ekonomik etkilerini incelemek değil, fakat görünürde herkese sunulmuş gibi görünen eğitim olanaklarının aslında aynı sınıftaki öğrenciler arasında dahi eşitsiz olabileceği ile ilgilidir. Başka bir ifade ile, zeka ve algılama gibi doğal yetenekler bir yana, aynı kurum içerisinde eğitim gören kişilerin ekonomik ve sosyal açıdan farklı bir geçmişten, aile yapısından ve çevreden geliyor olmaları eğitilebilirliklerini etkileyebilmektedir (Hunt, 1961). Hatta Gray (1970) daha da ileri giderek ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz koşullarda yetişen çocukların IQ larında düşme olduğu yönünde bulgular elde etmiştir. Bu teorilerden hareketle politika önerenler, genel olarak, eğitim eşitliğinin, yoksul çocuklar lehine eğitim eşitsizliği olarak bozulmasını savunur. Yoksul aile çocuklarının beslenmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi önerilen temel politikalardandır. Miras Teorisi Gelir dağılımı açısından kazanılmamış gelirler en az kazanılmış gelirler kadar önemlidir. Şu ana kadar sözü edilen teorilerin tümü kazanılmış gelirler ile ilgilidir. Miras teorisi, kazanılmamış veya irat gelirlerindeki dağılımın genel olarak gelir dağılımı üzerindeki etkileri ve sonuçları üzerinde durur. Ancak miras ile anlatılmak istenen sadece ölen bir bireyden yaşayanlara aktarılan parasal değerler değildir. Genetik ve kültürel miras da, sözü edilen teorinin kapsamına girmektedir. Bu bağlamda, miras teorisi üç temel başlık altında incelenir; parasal miras, genetik miras ve kültürel miras. Parasal miras fonksiyonel gelir dağılımı yaklaşımında sermaye ediniminin bir unsuru olarak düşünülür. Fonksiyonel gelir dağılımı Keynes ve Pigou nun çalışmalarıyla Marx ve Ricardo nun çalışmalarına dayandırılmıştır ve Kaldor (1955) te standart bir teori haline getirilmiştir. Bu yaklaşıma göre kapitalist hem ne kadar çok varlıklı ise o kadar çok yatırım yapar ve o kadar çok birikim sağlar ve hem de ne kadar çok kar yaparsa o kadar çok tasarruf yapar ve yeniden yatırım yapar. Her durumda kapitalistler sonraki kuşaklara daha çok miras bırakırlar. Dolayısıyla, miras unsurunun gözönünde bulundurulmaması durumunda gelir dağılımı analizleri eksik kalmış olacaktır. Genetik miras, yetenek teorisinde doğuştan edinilen yetenekler kapsamında ve kültürel miras, stokastik teorisinin kapsamında incelenebilir. Ömür Dönüşüm Teorisi Bu teori genel olarak bireyin yaşı ile gelirini ilişkilendirir. Buna göre, gelir, yaş ilerledikçe artar ancak emekliliğe yaklaşıldıkça azalır. Başka bir ifade ile, yaşamın erken evrelerinde edinilen tecrübeye ve eğitime bağlı olarak artan gelir, yaşamın ilerlemiş evrelerinde beklentiler, doyum ve tercihlerdeki değişiklikler bağlı olarak azalan hizmet içi eğitim ve beşeri sermaye yatırım 52
eğiliminden ötürü azalır. Bu nedenden dolayı, gelir dağılımı analizlerinin bireysel karşılaştırmalar şeklinde yapıldığı durumlarda, bireyin belli bir dönemdeki geliri değil yaşamının her evresindeki gelirlerinin gözönünde bulundurulması anlamlı sonuçlar verebilecektir. 53
EK2: GELİR DAĞILIMI EŞİTSİZLİĞİNİN TESPİTİNDE KULLANILAN ENDEKS ve YÖNTEMLER Gelir dağılımının eşitsizlik derecesinin tespitinde çok sayıda yöntem ve endeks kullanılır. Bu endeksler sonucunda elde edilen bulgulara göre politikalar geliştirilir. Geliştirilen politikalar gelir dağılımını doğrudan etkileyeceği için, dağılımın tespitinde uygun yöntem veya endeksin seçimi oldukça önemli olmaktadır. Kullanılacak endeksin beş temel aksiyoma uygun olması gerekir. Detayları Litchfiel (1999) da bulunabilecek bu aksiyomlar Pigou-Dalton Transfer Prensibi, Gelir Ölçeği Bağımsızlığı, Evren Prensibi, Simetri ve Ayrıştırılabilirlik olarak adlandırılır. Bu bağlamda, literatürde Gini katsayısı, Theil (entropy) endeksi ve Atkinson endeksi en çok kullanılan endekslerdir. Bunlara ilaveten yüzde paylar analizi ile varyasyon katsayısı da oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Gini Katsayısı Gelir dağılımının tespitinde en çok kullanılan endeks olan Gini katsayısı, genellikle 1 ile 0 arasında bir değer alır ve Lorenz eğrisinden elde edilir. Negatif gelirin sözkonusu olduğu durumlarda katsayı 1 den büyük olabilmektedir. Katsayının 0 a eşit olması, gelir dağılımının bütün haneler veya bireyler arasında eşit dağıldığı anlamına gelir. 1 e eşit olması, gelir dağılımının son derece adaletsiz dağılması anlamına gelir. Yani, ekonomide üretilen bütün gelire bir kişi sahip iken, diğer bireylerin hiç gelir yoktur. Hiçbir zaman 0 veya 1 değerini elde etmek mümkün değildir ancak, gerçek hayata elde edilen veriler ile hesaplanan Gini katsayısının 0 veya 1 e yakınlık derecesi, ilgili ekonomideki gelir dağılımı hakkında ipuçları verebilmektedir. Bir ülke için 0.2 ile 0.4 arası bir değer elde etmek normal olarak kabul edilir. En uygun Gini katsayısı diye bir ifade olmadığı için gelir eşitsizliği açısından Gini katsayısı normatiftir. Gini katsayısını çeşitli şekillerde yorumlamak mümkündür. Örneğin evrenin bütün ülke nüfusu olması durumunda, tesadüfen seçilen iki kişinin beklenen gelirleri arasındaki fark Gini olarak yorumlanabilir. Bu durumda, örneğin Gini katsayısı 0.6 ve kişi başına düşen ortalama gelir 1 milyar ise, tesadüfen seçilen iki keşinin gelirleri arasındaki farkın 600 milyon olması beklenir (1 Milyar * % 60 = 600 Milyon). Gini endeksinin diğer yöntemlere tercih edilmesinin iki nedeni vardır. Birincisi, Gini endeksini hesaplamak için bütün değerlerin pozitif olması gerekmez. İkincisi, Gini endeksi teorik temellere dayanır. Yüzde Paylar Analizi Yüzde paylar analizi, gelir dilimleri şeklinde gruplandırılmış hanelerin toplam gelirden aldıkları payların belirlenmesinde kullanılır. Hanelerin toplam gelirleri hesaplandıktan sonra, haneler, gelirlerine göre en küçükten en büyüğe doğru sıralanır ve %20, %10, %5 veya %1 lik gibi eşit dilimlere ayrılır. Her bir dilimin toplam gelirden aldığı payın hesaplanması ile gelir dağılımı tespit edilir. Gelir dağılımının eşit olması durumunda, her dilimin toplam gelirden aldığı payın eşit olması gerekir. Eşit olmaması durumunda, gelir eşit paylaştırılmıyor demektir. 54
Quantile Oranı Bu oran, yüzde paylar analizinde elde edilen dilimlerin birbirine oranlanması ile elde edilir. Örneğin, %10 luk dilimler kullanıldığında, quantile oranı en düşük gelir grubunun (%10) geliri ile en yüksek gelir grubunun (%90) gelirinin birbiri ile oranlanmasından elde edilir. Gelir dağılımını eşit olması durumunda oranın 1 olması gerekir. Varyasyon Katsayısı Literatürde sıkça kullanılan katsayılardan biri de varyasyon katsayısıdır. Oldukça basittir ve hesaplanması kolaydır. Örneklemin standart sapmasının ortalama gelire bölünmesi ile elde edilir. Bu şekilde standart sapmanın ortalama içindeki oranı belirlenmiş olur. Gelirin eşit dağılması durumunda katsayının değeri sıfırdır. Gelirin kaynağına göre ayrıştırılmasında, gelir kaynağının gelirde meydana getirdiği değişikliği gözlemekte, dönemler arası değişim ile ülkeler ve bölgelerarası karşılaştırmalarda kullanılır. Ayrıştırma Gelir dağılımını iyileştirmek için politika geliştirmek isteyenler toplam gelir esasına göre eşitsizliği belirlemek yerine, bazen gelir kaynaklarının eşitsizlik üzerindeki etkisini bilmek isteyebilirler. Bazı gelir kaynakları toplumun bütün fertleri için aynı olduğu halde, bazı kaynaklar eşit olmamak suretiyle eşitsizlik katsayılarının yüksek çıkmasına neden olur. Bu şekilde, geliri kaynaklarına göre bölmek suretiyle her bir kaynağın eşitsizlik üzerindeki etkisini bulmaya ayrıştırma denir. Ancak ayrıştırma gelir kaynakları ile sınırlı değildir. Fertlerin eğitim, yerleşim yeri, meslek grubu veya yaşı gibi çeşitli karakteristikler gelir dağılımı üzerinde farklı etkide bulunabilir. Bu durumda, ayrıştırma karakteristik özeliklere göre de yapılabilir. Ayrıştırma her ne şekilde olursa olsun, sonuçta gelir grupları oluşturulmakta ve her bir grubun kendi içindeki gelir dağılımı belirlendiği gibi gruplar arası dağılımı da belirlenebilmektedir. Gelirin adaletli dağılmış gibi göründüğü durumlarda, grup içi gelir farklılıkları olabilmektedir. Ya da gelirin adaletsiz dağıldığı durumlarda gelir eşitsizliği bir ülke içindeki bütün bölgeler için geçerli olamayabilmektedir. Aynı eğitim seviyesine sahip fertler arasında gelir faklılıkları olabileceği gibi bu bireylerin kırsal kesimdeki gelir farklılıkları kentsel kesimden farklı olabilmektedir. Doğal olarak, ayrıştırma yapılmadan grup içi gelir farklılıklarını görmek mümkün değildir. Ayrıştırma Gini katsayısı esas alınarak yapılabileceği gibi, genelleştirilmiş entropy ailesine dahil endeksler (Theil İndeksi) kullanılarak da yapılabilir. Bu çalışmamızda, hem Gini katsayısına ve hem de Entropy endeksine göre ayrıştırmayı kullanacağız. Bu iki ayrıştırma metodu için daha detaylı açıklama Wodon ve Yitzhaki (2001) ve Duclos (2002) de bulunabilir. Diğer Yukarıda açıklanan metot ve endekslere ilaveten gelir eşitsizliğini açıklamakta kullanılan bir çok yöntem daha mevcuttur. Bunları, varyans, logaritmik varyans, varyansın logaritması, standart sapma, Atkinson endeksi, Atkinson-Gini endeksi, S-Gini endeksi, değişim aralığı, aralık ölçüsü ve göreli ortalama sapma olarak sıralamak mümkündür. Bütün bu yöntemler üzerinde durmak bu çalışmanın amacını aştığı için sadece ismen belirtmekle yetinilecektir. Ayrıştırma bölümünde verilen kaynaklarda bu endeks ve yöntemler için daha detaylı açıklamalar mevcuttur. 55
EK3: TABLOLAR Tablo E1. Tarım Sektörü Gerçek ve Trend GSYİH Büyüklükleri ve Büyüme Hızları Yıllar Yıl Gerçek Büyüme Trend Büyüme GSYİH Trend GSYİH Kodu Hızı Hızı 1987 0 189.561,0 206.096,5 1988 1 229.554,0 19,14 215.376,2 4,40 1989 2 211.266,0-8,30 224.655,9 4,22 1990 3 227.471,0 7,39 233.935,5 4,05 1991 4 258.137,0 12,65 243.215,2 3,89 1992 5 323.652,0 22,62 252.494,9 3,74 1993 6 268.224,0-18,78 261.774,6 3,61 1994 7 286.480,0 6,58 271.054,3 3,48 1995 8 266.997,7-7,04 280.334,0 3,37 1996 9 240.953,6-10,26 289.613,7 3,26 1997 10 214.065,0-11,83 298.893,4 3,15 1998 11 278.331,0 26,25 308.173,1 3,06 1999 12 308.453,0 10,28 317.452,8 2,97 2000 13 426.657,4 32,44 326.732,5 2,88 500000 400000 300000 200000 100000 1985 1990 1995 2000 Tarim GSYIH Tarım Trend GSYIH Şekil E1. Tarım Sektörü GSYİH Gerçek ve Trend Doğrusu Tahminleri 56
Tablo E2. Sanayi Sektörü Gerçek ve Trend GSYİH Büyüklükleri ve Büyüme Hızları Yıllar Yıl Gerçek Büyüme Trend Büyüme GSYİH Trend GSYİH Kodu Hızı Hızı 1987 0 131.349,0 135.732,2 1988 1 136.706,0 4,00 143.547,1 5,60 1989 2 159.937,0 15,69 151.362,0 5,30 1990 3 160.662,0 0,45 159.176,9 5,03 1991 4 175.877,0 9,05 166.991,7 4,79 1992 5 177.131,0 0,71 174.806,6 4,57 1993 6 185.302,0 4,51 182.621,5 4,37 1994 7 177.444,0-4,33 190.436,4 4,19 1995 8 191.371,4 7,56 198.251,2 4,02 1996 9 201.256,3 5,04 206.066,1 3,87 1997 10 232.880,0 14,59 213.881,0 3,72 1998 11 232.888,0 0,00 221.695,9 3,59 1999 12 194.294,0-18,12 229.510,7 3,46 2000 13 254.307,1 26,92 237.325,6 3,35 300000 200000 100000 1985 1990 1995 2000 Sanayi GSYIH Sanayi Trend GSYIH Şekil E2. Sanayi Sektörü GSYİH Gerçek ve Trend Doğrusu Tahminleri 57
Tablo E3. Hizmet Sektörü Gerçek Ve Trend GSYİH Büyüklükleri Ve Büyüme Hızları Yıllar Yıl Gerçek Büyüme Trend Büyüme GSYİH Trend GSYİH Kodu Hızı Hızı 1987 0 301.775,0 317.235,3 1988 1 311.319,0 3,11 333.355,9 4,96 1989 2 335.535,0 7,49 349.476,5 4,72 1990 3 378.901,0 12,15 365.597,0 4,51 1991 4 391.015,0 3,15 381.717,6 4,31 1992 5 406.891,0 3,98 397.838,2 4,14 1993 6 435.740,0 6,85 413.958,8 3,97 1994 7 438.101,0 0,54 430.079,4 3,82 1995 8 463.902,8 5,72 446.200,0 3,68 1996 9 480.984,1 3,62 462.320,6 3,55 1997 10 491.487,0 2,16 478.441,1 3,43 1998 11 478.212,0-2,74 494.561,7 3,31 1999 12 470.122,0-1,71 510.682,3 3,21 2000 13 524.282,4 10,90 526.802,9 3,11 500000 400000 300000 200000 1985 1990 1995 2000 Hizmetler GSYIH Hizmetler Trend GSYIH Şekil E3. Hizmet Sektörü GSYİH Gerçek ve Trend Doğrusu Tahminleri 58
KAYNAKÇA Atkinson, A. B. (1975), The Economics of Inequality, London: Oxford University Press. Becker, G. S. (1962), Investment in human capital: a theoretical analysis, Journal of Political Economics, 70(5), pp. 9-49. Becker, G. S. (1964), Human Capital, New York: NBER. Becker, G. S. (1967), Human capital and personal distribution of income: an analytical approach, Woytinsky Lecture No.1: University of Michigan, Institute of Public Administration. Becker, G. S. ve B. Chiswick (1966), Education and the Distribution of Earnings, American Economic Review, 56(2), pp. 358-369. Blinder, A. (1974), Toward An Economic And Theory of Income Distribution, Cambridge: Mass.: M. I. T. Press. Bjerke, K. (1961), Some income and wage distribution theories: summary and comments, Welwirtsch. Arch., 86(1), pp. 639-682. Denison, E. F. (1964), Measuring the contribution of education, in The Residual Factor and Economic Growth by the OECD, Paris: Office of Economic Development. DİE (2001), Hanehalkı İşgücü Anketi, 2000, Ankara: DİE Yayınları. DİE, İller İtibariyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (çeşitli sayıları). DPT (2001), Gelir Dağılımının İyileştirilmesi ve Yoksullukla Mücadele, Yayın No: 2599, ÖİK: 610, Ankara: DPT Yayınları. Duclos, J. Y. (2002), Poverty and Equity: Theory and Estimation, henüz basılmamış kitap, Canada:Universite Laval. Friedman, M. (1953), Choice, chance, and the personal distribution of income, Journal of Political Economics, 61(4), pp. 277-290. Galton, F. (1869), Hereditary Genius: An Inquiry Into Its Laws and Consequences, London: Macmillan Gibart, R.. (1931), Les Inegalites Economiques, Paris: Recvveil Sirey. Gray, S. ve K. R. Klaus (1970), The early training project: year report, Child Development, 41(4), pp. 909-924. 59
Griliches, Z. (1964), Research expenditures, education, and the aggregate agricultural production function, American Economic Review, 54(6), pp. 961-974. Haldane, J. B. S. (1942), Moments of the distribution of powers and products of normal varieties, Biometrika, 32 (3&4), pp. 226-242. Hunt, J. M. (1961), Intelligence and Experience, New York: Ronald Press. Kaldor, N. (1955), Alternative theories of distribution, Review of Economic Studies, 23(2), pp.83-100. Kiker, B. F. (1968), Human Capital: in Retrospect, Columbia: University of South Carolina, Bureau of Business and Economics Research. Leibowitz, A. S. (1972), Women s Allocation of Time to Market and Non-market Activities Differences by Education, Ph.D dissertation, Columbia University. Litchfield, J. A. (1999), Inequality: Methods and Tools, text for World Bank s web site on inequality, Poverty, and Socio-economic Performance, World Bank. Mincer, J. (1957), A Study of Personal Income Distribution, unpublished Ph.D. dissertation, Columbia University. Mincer, J. (1958), Investment in human capital and personal income distribution, Journal of Political Economics, 66(4), pp. 281-302. Mincer, J. (1958), The distribution of labor incomes, Journal of Economic Literature, 8(1), pp. 1-26. Mincer, J. (1958), Human capital and earnings: an expository paper, prepared for the National Academy of Education, Columbia University. Roy, A. D. (1950), The distribution of earnings and of individual output, Economic Journal, 60(239), pp. 489-505. Sahota, C. K. (1977), The Ecology and Educability of Children: A Three Country Study, unpublished Ph.D dissertation, George Peabody College for Teachers. Sahota, G. S. (1978), Theories of personal income distribution: a survey, Journal of Economic Literature, 16(1), pp. 1-55. Schultz, T. W. (1963), The Economic Values of Education, New York: Columbia University Press. Schultz, T. W. (1971), Investment in Human Capital, New York: Free Press. 60
Schultz, T. W. (1975), The value of the ability to deal with disequilibria, Journal of Economic Literature, 13(3), pp. 827-846. Staehle, H. (1943), Ability, wages and income, Reviews of Economics and Statistics, 25(1), pp. 77-87. Taubman, P. (1975), Sources of Inequality of Earnings, Amsterdam: North Holland. Wodon, Q. ve S. Yitzhaki (2001), Inequality and Social Welfare, in Poverty Reduction Strategy Sourcebook by World Bank. 61