TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan Anlaşması ile atılmıştır. Örgüt ilk etapta Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan ın katılımı ile kurulmuştur. Bununla birlikte şu an üye olmayan Türkmenistan ve Özbekistan da potansiyel üye olarak görülmektedir. Bu rapor Türk Konseyi nin özellikle Türkiye perspektifinden ekonomik potansiyelini incelemeyi ve ortauzun vadede ulaşabileceği noktayı analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türk Konseyi üyesi olan ülkelerin ve bu birliğe üye olmaya aday Türkmenistan ve Özbekistan ın özellikle son on yıldır göstermiş olduğu ekonomik ilerleme, bu oluşumun önemini daha da arttırmış ve bölge ülkeleri arasındaki ticari ve yatırıma dayalı ilişkilerin gelişimi adına söz konusu Birlik önemli bir başlangıç olmuştur. Konsey, ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmenin yanında dış politika konusunda ortak bir tavır belirlemek, her alanda bölgesel ve ikili işbirliği geliştirmek ve bilim, eğitim ve kültür alanlarında etkileşimi güçlendirmek gibi diğer amaçları da benimsemiştir. Konsey in ekonomik açıdan orta ve uzun vadede gelebileceği noktayı incelemeden önce, üye ülkelerin mevcut ekonomik durumu hakkında kısa bir bilgi vermek faydalı olacaktır. Azerbaycan 86.600 km 2 yüzölçümüne ve yaklaşık 9 milyon nüfusa sahiptir. 2011 yılı sonu itibarıyla ülkenin GSYİH sı yaklaşık 63,4 milyar dolar seviyesinde iken ülkedeki işsizlik oranı % 6 seviyesinde bulunmaktadır. 2011 yılı için ülkenin toplam mal ihracatı 34,5 milyar dolar seviyesinde iken toplam mal ithalatı ise 10,2 milyar olarak gerçekleşmiştir. Böylece ülke 2011 yılında yaklaşık 24,3 milyar dolar dış ticaret fazlası vermiştir. Azerbaycan ekonomisinde petrol ve doğal gaz ihracatının çok önemli bir ağırlığı vardır. Dünya Bankası nın verilerine göre 2010 yılı itibarıyla petrol elde edilen rant, GSYİH nın % 42,6 sına denk gelmektedir. Doğal gazdan elde edilen rant ise yine GSYİH nın % 3,93 üne karşılık gelmektedir. Yani toplam ekonomik büyüklüğün neredeyse yarısı petrol ve doğal gaz üretimine dayanmaktadır. Azerbaycan turizm anlamında önemli bir potansiyele sahiptir ve ülkenin bu kaynaktan elde ettiği gelir de her geçen gün artmaktadır. 2010 yılı verilerine göre ülkeye yaklaşık 1,3 milyon turist gelmiş ve turizm gelirleri son on yılda on kattan fazla bir artış göstererek 792 milyon dolar seviyesine yükselmiştir. Kazakistan 2.724.900 km 2 yüzölçümüne ve yaklaşık 16,6 milyon nüfusa sahip bir ülkedir. 2011 yılı sonu itibarıyla ülkenin GSYİH sı yaklaşık 186 milyar dolar seviyesinde olup kişi başına düşen milli 80
Türkiye Konseyi Ekonomik İlişkileri Yeterli mi? gelir yaklaşık 11.244 dolar düzeyindedir. 2011 yılı sonu itibarıyla Kazakistan toplam mal ihracatı 88,5 milyar dolar düzeyinde iken toplam mal ithalatı ise 41,2 milyar dolar seviyesindedir. Kazakistan da Azerbaycan gibi yüksek miktarda dış ticaret fazlası vermektedir. 2011 yılı rakamlarına göre dış ticaret fazlasının GSYİH ya oranı % 25,4 gibi rekor bir seviyeye yükselmiştir. Fakat Azerbaycan ekonomisinde olduğu gibi Kazakistan ekonomisi de çok büyük oranda petrol ve doğal gaz üretimine dayanmaktadır. 2010 yılı verilerine göre petrolden elde edilen rant GSYİH nın % 22,4 üne denk gelirken doğal gazdan elde edilen gelir ise milli gelirin % 2,71 i düzeyindedir. Kazakistan aynı zamanda zengin kömür madenlerine sahiptir ve buradan elde edilen gelir de yine milli gelirin % 5,5 ine karşılık gelmektedir. Kırgızistan 199.900 km 2 yüzölçümüne ve 5,3 milyon nüfusa sahip bir ülkedir. Kırgızistan, Azerbaycan ve Kazakistan gibi doğal kaynak zengini bir ülke olmadığı için ekonomik anlamda bu ülkeler kadar bir ilerleme gösterememiştir. 2011 yılı sonu itibarıyla ülkenin GSYİH sı 5,9 milyar dolar seviyesinde olup kişi başına düşen milli gelir 1.075 dolar düzeyinde bulunmaktadır. Azerbaycan ve Kazakistan ile karşılaştırıldığında şehirlerde yaşayan nüfusun toplam nüfus içindeki payı çok daha düşük seviyededir. Konsey üyesi ülkeler arasında Türkiye nin haricinde dış ticaret açığı veren tek ülke Kırgızistan dır. Ülkenin 2011 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 2,3 milyar ihracatı ve yaklaşık 3,96 milyar ithalatı vardır. Bununla beraber GSYİH nın % 27,6 sına denk gelen bir oranda dış ticaret açığı vermektedir. Şu an itibarıyla Konsey üyesi olmasalar da Türkmenistan ve Özbekistan da bu Konsey in gelecekteki potansiyel üyeleri olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla 81
Fatih Macit Temel ekonomik verilere bakıldığında, bağımsızlıklarını ilan etmelerini takip eden on yıl içinde Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan ın ciddi bir ekonomik ilerleme kaydedemediği görülmektedir. bu ülkelerin mevcut ekonomik durumu hakkında da bilgi vermek faydalı olacaktır. Türkmenistan da Azerbaycan ve Kazakistan gibi zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olduğu için daha hızlı bir ekonomik ilerleme göstermiştir. 2011 yılı itibarıyla ülkenin GSYİH sı 24,1 milyar dolar düzeyinde olup kişi başına düşen milli gelir 4.722 dolar seviyesindedir. Azerbaycan ve Kazakistan da olduğu gibi ülkedeki toplam ekonomik aktivitede petrol ve doğal gaz üretiminin çok büyük bir yeri vardır. Petrol rantının toplam GSYİH içindeki payı % 19,7 seviyesinde iken doğal gazdan elde edilen rant ise yine GSYİH nın % 24,2 sine karşılık gelmektedir. Özbekistan da Kırgızistan gibi doğal kaynak zengini bir ülke olmadığından bölgedeki diğer ülkeler kadar ilerleme kaydedememiştir. 2011 yılı sonu itibarıyla ülkenin toplam GSYİH sı 45,4 milyar dolar düzeyinde iken kişi başına düşen milli gelir 1.546 dolar seviyesinde bulunmaktadır. Özbekistan ciddi bir petrol ve doğal gaz zengini ülke olmamasına rağmen bölgede dış ticaret fazlası veren bir ülkedir. 2011 yılı itibarıyla toplam mal ve hizmet ihracatı 14,4 milyar dolar seviyesinde iken toplam mal ve hizmet ithalatı ise 12,5 milyar dolar düzeyindedir. Türk Konseyi Üye Ülkelerinde Ekonomik Gelişmeler ve İlişkiler Bu kısımda Türk Konseyi üye ülkeleri olan Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan için temel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek ve Türkiye nin bu ülkelerle olan mevcut ekonomik ilişkileri ve bunun orta-uzun vadedeki potansiyeli incelenecektir. Temel ekonomik verilere bakıldığında, bağımsızlıklarını ilan etmelerini takip eden on yıl içinde Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan ın ciddi bir ekonomik ilerleme kaydedemediği görülmektedir. Örneğin, 1992 yılında Azerbaycan için kişi başına düşen milli gelir 712 dolar seviyesinde iken 2002 yılına gelindiğinde bu rakam ancak 730 dolar seviyesine yükselebilmiştir. Bu durumun oluşmasında bahsi geçen ülkelerin bağımsızlıklarını takip eden süre içerisinde sahip oldukları doğal kaynaklardan tam olarak faydalanamamış olmaları önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca etkin bir piyasa ekonomisinin olmaması ve ekonominin gelir üretme anlamında çeşitliliğinin olmaması da bahsi geçen ülkelerin bu dönemde yavaş 82
Türkiye Konseyi Ekonomik İlişkileri Yeterli mi? bir kalkınma seyri izlemelerinde etkili olmuştur. Türkiye ise yaşadığı siyasi istikrarsızlık ortamına rağmen bu ülkelere göre daha yüksek bir büyüme kaydetmiştir. Fakat ekonomide yüksek bütçe açıkları ve enflasyon gibi başka problemler kendini göstermiş ve 2001 yılında ülke, önemli bir ekonomik kriz geçirmiştir. 2002 yılından sonraki süreçte ise özellikle zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan da ekonomik büyüme çok daha hızlı ilerlemiştir. Bu hızlı ekonomik büyümenin altında yatan en önemli faktör olarak, bu süreçte hızla yükselen petrol fiyatları gösterilebilir. Türk Konseyi üyesi ülkelerde hızla artan milli gelir, bu ülkelere doğrudan yabancı yatırımcı ilgisini de arttırmıştır. Türk Konseyi üyesi ülkelerde hızla artan milli gelir, bu ülkelere doğrudan yabancı yatırımcı ilgisini de arttırmıştır. Bu ülkelerde artan milli gelire paralel olarak bahsedilen ülkelere gelen doğrudan yatırım miktarı da önemli ölçüde artmıştır. Özellikle Kazakistan ve Azerbaycan gibi ülkeler GSYİH nın % 10 una varan oranlarda doğrudan yabancı yatırım çekmişlerdir. Daha önce belirttiğimiz üzere, bu durumda ülkelerin kendi içsel dinamikleri etkili olduğu gibi dünyadaki likidite koşulları da süreci desteklemiştir. Bu dönemde dünyadaki genel ekonomik konjonktürün uygun olması ve bol likidite imkânı da bu ülkelerin elde ettiği yüksek ekonomik büyüme oranlarında etkili olmuştur. Bu dönemde Konsey üyesi Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan yüksek bir ekonomik büyüme oranı kaydetmiştir. Ancak kişi başına düşen milli gelir açısından petrol ve doğal gaz zengini Azerbaycan ve Kazakistan çok daha yüksek rakamlara ulaşmıştır. 2011 yılı sonu itibarıyla bu ülkelerdeki kişi başına düşen milli gelir 10.000 dolar seviyesinin üstüne çıkmış iken Kırgızistan da bu rakam 1.075 dolar seviyesinde bulunmaktadır. Türkiye nin Türk Konseyi üyesi Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan ile ekonomik ilişkileri özellikle 2002 den sonra sürekli gelişen bir trend izlemiştir. Burada özellikle dış ticaret anlamında Türkiye nin bu ülkelerle olan ilişkisi önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Örneğin 2002 yılında Türkiye nin toplam ihracatı içerisinde Azerbaycan ın payı % 0,64 seviyesinde iken bu oran 2011 sonu itibarıyla % 1,53 e çıkmıştır. Kazakistan ve Kırgızistan a yapılan ihracatta da benzer bir 83
Fatih Macit durumun oluşmasıyla birlikte, Azerbaycan bu anlamda bu üç ülke arasında Türkiye nin en büyük ihracat pazarı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dış ticarette izlenen bu seyirde aslında 2002 yılından sonraki süreçte ihracat pazarlarını çeşitlendirme çabası da yatmaktadır. Türkiye için geleneksel ihracat pazarı Avrupa Birliği olmuştur ve birliğin toplam ihracat içindeki payı % 60 seviyelerine yakınlık arz etmiştir. Fakat özellikle 2002 yılından sonra hem dış politikada takip edilen yaklaşım hem de işadamlarının yeni pazarlar keşfetme gayreti ihracatın çok daha çeşitlenmesine ve yeni pazarlar oluşmasına vesile olmuştur. Bu durum Orta Asya ülkeleri ve bu bölgenin hızlı gelişme gösteren ülkeleri Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan için de geçerli olmuştur. Dış ticaret açısından Türkiye nin payı Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan nezdinde de geçtiğimiz son on yılda önemli ilerlemeler göstermiştir. Örneğin 2002 yılında Azerbaycan ın yaptığı toplam ithalatta Türkiye nin payı % 7,2 seviyesinde iken 2011 sonu itibarıyla bu oran % 12,99 seviyesine yükselmiştir. Kazakistan ve Kırgızistan için de Türkiye nin yaptıkları toplam ithalattaki payı artırmakla birlikte Azerbaycan ile karşılaştırıldığında çok gerilerde kalmaktadır. Rakamlar ilerleme göstermekle birlikte oranların halen düşük seviyelerde olması önümüzdeki dönemde dış ticaret anlamında Konsey üyesi ülkeler arasında çok ciddi bir potansiyel olduğunu göstermektedir. 2011 sonu itibarıyla Türkiye nin bu üç ülkeye yaptığı ihracat, ülkedeki toplam ihracatın sadece % 2,37 sine denk gelmektedir. Bu ülkelerdeki yüksek ekonomik büyüme ortamının hala devam ettiği düşünüldüğünde, bundan sonraki süreçte bu rakamların çok daha yukarılara çıkması noktasında ciddi bir potansiyelin olduğu görülmektedir.özellikle petrol ve doğal gaz zengini Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi ülkelerde yüksek enerji fiyatlarına bağlı olarak satın alma gücü, önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edecek ve bu durum bu ülkelerin ithal mal talebinin daha da artmasına sebep olacaktır. 84
Türkiye Konseyi Ekonomik İlişkileri Yeterli mi? Konsey üyesi ülkelerdeki bir diğer önemli ekonomik parametre de özellikle Azerbaycan ve Kazakistan ın çok yüksek miktarlarda cari işlemler fazlası veriyor olmasıdır. Örneğin; Azerbaycan ın 2011 yılında verdiği cari işlemler fazlası GSYİH nın % 27 sine denk gelmektedir. Türkiye ise tam tersine yüksek cari açık veren ve yatırımlarını finanse etmek için ciddi anlamda yabancı kaynağa ihtiyaç duyan bir ülkedir. Türkiye bu ülkelerde oluşan cari işlemler fazlasını özellikle doğrudan yabancı yatırım şeklinde çekmek adına ciddi bir potansiyele sahiptir. Örneğin; Türkiye de büyük yatırımları olan ve bunları artırmaya devam eden SOCAR grubu, bu anlamda güzel bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye, Konsey üyesi ülkelerle bu anlamda işbirliğini artırmalı ve SOCAR benzeri grupların Türkiye de yapabileceği doğrudan yatırımları teşvik etmelidir. Türkiye de özellikle enerji, sağlık, turizm, tarım ve inşaat gibi sektörlerde kârlı yatırım fırsatları bulunmaktadır. Bölge ülkeleri ile işbirliğinin güçlendirilmesi adına, bu konu da çok büyük önem arz etmektedir. Doğrudan yatırımlar açısından bakıldığında, Konsey üyesi ülkeler arasında Azerbaycan çok daha ön plana çıkmaktadır. Türkiye pazarına Petkim i satın alarak giren Azerbaycanlı SOCAR grubu, bugün devam eden rafineri yatırımı ile birlikte Türkiye de en büyük doğrudan yabancı yatırımcı konumuna gelmiştir. Yine Azerbaycanlı işadamlarının Türkiye de özellikle turizm alanında yatırımları bulunmaktadır. Buna benzer girişimlerin, tasarruf fazlası olan bölgedeki diğer ülkeler ile de kurulması hem ilişkilerin daha fazla güçlenmesine yardımcı olacak hem de ülkeler arasında kazan-kazan prensibine dayalı ekonomik ilişkilerin gelişmesini sağlayacaktır. Bu ülkelerde her geçen yıl daha da iyi duruma gelen refah ortamının bir diğer sonucu da Türk işadamlarının bölgeye yaptıkları yatırımları arttırmak olmalıdır. Türkiye bugüne kadar özellikle inşaat sektöründe bölgede önemli projelere imza atmıştır. Fakat takip eden süreçte, bölgede fırsatlar sunan diğer sektörlerde de ekonomik ilişkilerin gelişmesi adına Türk yatırımcıları fırsatları değerlendirmelidir. Sonuç Türkiye ekonomisinin dışa açılma sürecinin başladığı 1980 lerden bu yana Avrupa, hem dış ticaret anlamında hem de doğrudan yatırımlar anlamında Türkiye nin en büyük ilişki kurduğu bölge olmuştur. Fakat Avrupa Birliği nin son yıllarda yaşamakta olduğu kriz ve bunun muhtemel etkileri göz önüne alındığında Türkiye için farklı alternatifler oluşturma ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Bu noktada Hazar Bölgesi, Türkiye için önemli fırsatlar oluşturmaktadır ve bu kapsamda kurulan Türk Konseyi bölgedeki önemli ülkeleri bir araya getirmesi açısından oldukça değerlidir. Şu an Konsey in üyesi olan Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan 85
Fatih Macit son yıllarda hızlı bir ekonomik kalkınma göstermiş ve bu ülkelerdeki satın alma gücü önemli miktarda yükselmiştir. Burada özellikle zengin petrol ve doğal gaz gelirleriyle dikkat çeken Azerbaycan ve Kazakistan ekonomik anlamda daha ön plana çıkmış ve Hazar Bölgesi nin uzun dönemde büyük potansiyel vaat eden ülkeleri konumuna gelmişlerdir. Yine önümüzdeki yıllarda Konsey in muhtemel bir üyesi olarak gündeme gelecek olan Türkmenistan, sahip olduğu doğal kaynaklar sayesinde önemli bir ekonomik güç haline gelmiştir. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan gibi ülkelerde artan refah ortamını da dikkate alarak Türkiye, bu bölgeyle yaptığı işbirliğini sadece enerji politikalarıyla sınırlamamalı; hem dış ticaret hem de doğrudan yatırımlar anlamında bölgedeki fırsatları değerlendirmelidir. Özellikle Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi ülkelerde oluşan yüksek miktardaki cari işlemler fazlası bu ülkeler için önemli bir yurtdışı yatırım kaynağı oluşturmaktadır. Türkiye 75 milyon civarındaki nüfusu ve son derece olumlu demografik yapısı ile bu ülkeler açısından son derece önemli bir yatırım alanı olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla Türkiye bu perspektiften de bölge ile bağlarını güçlendirmeli ve bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliğinin artmasına önem vermelidir. KAYNAKÇA Dünya Bankası resmi sayfası, http://data.worldbank.org/country, World Bank Database (erişim tarihi 12.11.2012). Türkiye İstatistik Kurumu resmi sayfası, http://www.tuik.gov.tr/veritabanlari.do, TUİK Veritabanları (erişim tarihi 12.11.2012). UNCTAD, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı resmi sayfası, http://unctad.org/en/pages/home.aspx, UNCTADSTAT Database, http://unctadstat.unctad.org, (erişim tarihi: 12.11.2012). 86