İktisat Tarihi I 5/6 Ocak 2017
I. Dünya Savaşı öncesinde merkezi devletin yıllık vergi gelirleri, imparatorluk ölçeğindeki toplam üretim ve gelirin % 11 ini aşıyordu İlk dış borçlar 1840 lı yıllarda Galata bankerleri aracılığıyla ve kısa vadeli olarak Fransız bankalarından sağlandı Kısa bir süre içinde Osm. Devleti var olan borçların anapara ve faiz ödemelerini karşılayabilmek için yeniden borç almak durumunda kaldı
1875 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti nin dış borçları 200 milyon sterline yaklaşıyordu. 1876 yılında Osmanlı hükümeti ile Batılı alacaklıların temsilcileri arasında başlayan görüşmeler 1881 yılının Muharrem ayında imzalanan bir antlaşmayla sonuçlandı. Duyun-u Umumiye İdaresinin kurulmasından sonra, Osmanlı Devleti Avrupa para piyasalarında tahvil satarak borç almayı sürdürdü
Osmanlı İmparatorluğunda Batılı anlamda banka kurma girişimleri 1830 larda başladı. Devletin sık sık başvurduğu tağşişler madeni para sistemini çıkmazlara sokuyordu. 1856 Hatt-ı Humayunu nda hükümet kambiyo istikrarını sağlayacak banka benzeri kuruluşlar oluşturmak kararında olduğunu açıklamıştır. Bankanın kurulmasıyla devlet, imparatorluk içinde kâğıt para basma yetkisini Osmanlı Bankası na veriyordu
Banka ayrıca demiryolu yapımlarında verilen kilometre garantilerinin Osmanlı hükümetince kabulünü sağlamıştır 1850 lerden sonra Avrupa sermayesi dış borçlar dışındaki alanlarda da yatırım yapmıştır. Yabancı sermaye tarafından demiryolları yapımını, iktisadi sonuçlarının yanı sıra, siyasal ve mali boyutlarıyla ele almak gerekiyor. Demiryollarının yapımı ve işletilmesi Batılı sermayedarlar için kendi başlana karlı birer yatırım alanı durumuna gelmişti.
19. yüzyıl, Osmanlı toplumu ve ekonomisi için öncekilerden çok farklı bir dönem oluşturur 1820 lerden itibaren hızla büyüyen Osmanlı-Avrupa ticareti, dış pazarlara yönelik tarımsal meta üretimini yaygınlaştırırken, zanaatlara faaliyetlerin gerilemesine yol açtı. Pazar için üretimin yayılması, Çukurova daki pamuk üretimi gibi istisnaların dışında, ücretli işçiler kullanan kapitalist çiftliklerin yayılmasına yol açmadı
Mevcut kurumların yeniden düzenlenmesini hedef tutan Tanzimat Osmanlı tarihinde başvurulan ilk ıslahat girişimi değildir. Osmanlı Devleti nin ıslahat çarelerini araştıran risalelerin en ünlüsü 17. Yüzyılda Koçi Bey tarafından sunulan layihalardır Tanzimat temelde Osmanlı devletinin tüm kurumlarıyla batılılaşma kararını yansıttığı için daha önceki benzer girişimlerden ayrılır.
16. ve 17. Yüzyıllardaki risale ve layihalarda önerilen ıslaha tedbirleri geleneksel iktisat politikası araçları üzerinde yoğunlaşmıştır. Osmanlı iktisat düşüncesi Tanzimat dönemi (1839-1876) boyunca orijinal araştırmalara yönelememiş belli bir adaptasyon düzeyini aşamamıştır. Genel olarak Tanzimat dönemi Osmanlı iktisat düşüncesi klasik iktisat teorilerinin etkisi altında değişime uğramıştır.
1860-1876 yılları arasında izlenen politikaların da klasik düşüncelere uygun olduğu söylenemez. Tanzimat ın ilanından hemen sonra başlayan reform çalışmaları ve yapılan düzenlemeler ilk yıldan itibaren finansman güçlükleriyle karşılaşılmıştır Avrupa da maliyenin ulusallaşması süreci yaşanmışken bu Batı baskısı Osmanlı maliyesini ulusal nitelikten gittikçe uzaklaştırmıştır
Toplumsal ve Kurumsal Gelişmeler 1838 yılından itibaren Batı ya yapılan dış ticaret hacminde önemli artışlarla birlikte yabancı sermaye ve Batı teknolojisinin ülkeye girişi de hızlandı. İlk kez 1863 yılında İstanbul da büyük bir sanayi sergisi kurulur. Sanayi ve ticaretin geliştirilmesi için ulaşım ve haberleşme alanında önemli gelişmeler olur.
Geleneksel Osmanlı kurumlarını tekrar canlandırma girişimlerinin başarısız olmasından sonra Batı gerçeği reformlar için teorik bir kaynak olmuştur. İktidarı devirmeye yönelik gizli örgütler Osmanlı tarihinde 19. Yüzyıl öncesinde görülmez. Yeni Osmanlılar ülkedeki mutlakiyet idaresine son verip meşruti bir idareyi gerçekleştirmeyi amaçlamıştır
II. Meşrutiyet öncesi faaliyetleri çerçevesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti 1902 ve 1907 yıllarında Paris te iki kongre yapmıştır Jön Türkler olayı Osmanlı devletinin emperyalist devletler arası rekabet koşullarında varlığını korumaya çalıştığı bir dönemde doğmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyetinin meşrutiyet öncesi beyanname ve nizamnamelerinde iktisadi ve mali politikaları açık değildir.
İttihat ve Terakki Liberalizmi (1908 14) II. Meşrutiyetin ilanıyla idarede yeni bir dönem açılmıştı. Dış etkenler Osmanlı burjuvazisinin çıkarlarını Avrupa nın büyük devletlerinin çıkarlarıyla birleştiren gayrimüslim unsurlara dayanmasıyla önemli bir iç destek sağlıyordu. İktisadi politikası belirsiz olan ittihat ve terakki liberalizminin oluşumunda şüphesiz ki maliye nazırı Cavid beyin rolü de önemlidir
Dış ülkelerle ilişkileri geniş olan Cavid Bey, İngiliz ve Fransız mali çevrelerinin güvendiği bir kişiydi. 1908 e gelinceye değin cemiyet, iktisat politikasını bir değerlendirme yapılabilecek ve hüküm verilebilecek ayrıntı ortaya koymamıştır. 1913 yılı programında yabancıların temettü vergisi kapsamına alınması hakkındaki madde dışında iktisadi bağımsızlığı sağlamaya yönelik hiçbir hüküm yoktur.
Harp İktisadı veya Milli İktisat (1914-18) Milli iktisat doktrini fizyokratlar ile klasik iktisatçıların serbest mübadele tezine bir tepkidir. 1914 yılına gelindiğinde ittihatçılar neden milli iktisat politikasına yönelmiştir. Savaş öncesinde yapılan büyük stoklara rağmen üretimdeki azalış ve ithalat imkansızlıkları nedeniyle gıda maddeleri kıtlığı tüm şiddetiyle hissedilmiştir
Cumhuriyet Türkiye'sine devredilen miras 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ekonomisi, büyük ölçüde tarıma dayanan, Dünya pazarlarına ve yabancı sermayeye açılmış bir yapı gösteriyordu Osmanlı toplumunu azgelişmiş ülkelerden ayıran özelliklerden biri, merkezi devletin diğer toplumsal kesimler ve yerel unsurlar karşısındaki gücüdür. Merkezi devletin müdahaleler karşısında gücünü koruyabilmesi, bizi Osmanlı döneminden kalan mirasın ikinci özgül boyutuna getiriyor