ARUZ VEZNİ(ÖLÇÜSÜ) Hecelerin uzunluk (kapalılık) ve kısalıklarına (açıklıklarına) bağlı olan şiir ölçüsüdür. Bu veznin kullanılmasının sebeplerinden biri kutsal sayılmasıdır. Çünkü Kur an daki bazı ayetler aruzla yazılmış gibidir. Aruz vezninin ortaya çıkmasındaki rivayetler şunlardır: 1) Çölde yürüyen serkeş deve 2) Demircilerin demir döverken çıkardıkları ses 3) Kadınların çamaşırları yıkarken çamaşıra vurup ses çıkarmaları 4) Mekke ve civarına aruz ismi verilip bu bilimin oradan çıktı denilmesi 5) Bir bölgeyi oluşturan nahiye 6) Çadırın orta direği (şiiri ayakta tutan orta direk) Aruz, Araplara mahsustur. Oradan Farslara geçmiştir. Daha sonra Türkler Farslardan almıştır. Türklerin aruzu kabul etmesi üzerine Ali Şîr Nevâyî nin düşünceleri aruz soylu bir ilim dalı olmuştur. Şiirine ritim arayan millet Kur an-ı Kerim i yadırgayamaz. Kur an da öyle ayetler vardır ki aruz veznine uygundur. Bu bakımdan vezne kutsallık yüklenir. Güçleri yettikçe bunu eserlerinde kullanmaya çalışırlar. Türklerin vezni kabul edişinin önemli bir nedeni de budur. Türkçe aruzla zor uyuşur. Çünkü Türkçede uzun vokal yoktur. Farslar uzun vokalleri olduğu için daha kolay kullanır. Bu yüzden Türk şairler aruz hatalarına düşmemek için Arapça ve Farsça kelime kullanmışlardır. Verilen ilk eserlerde aruz hatalarının fazla olması bundandır. Aruz, Kutadgu Bilig te ilk kez kullanılır. Ama aruz çok iyi kullanılmamıştır. 16. yy. da verilen eserlere kadar genelde böyledir. Daha sonra bu durum düzelmiştir. Mehmet Âkif ve Yahya Kemâl aruzu çok iyi kullanan isimlerdir. Aruz Vezninin Özellikleri: Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa), kapalı (uzun) ve medli hece olmak üzere üçe ayrılır. Aruz ölçüsünde açık ve kapalı heceler birtakım temel birlikler halinde bir araya gelirler.buna tef'ile denir. Bu birliklerden önemlileri şöyledir. 1. fe ûlün (. - -) 2. Fe ilün (.. -) 3. Fâ ilün (-. -) 4. Fa lün (- -) 5. Fâilâtün (-. - -) 6. Feilâtün (.. - -) 7. Fâilâtü (-. -.) 8. Feilâtü (.. -.) 9. Mef ûlü (- -.) 10. Mef ûlün (- - -) 11. Mefâilün (. -. -) 12. Mefâîlün (. - - -) 13. Müstef ilün (- -. -) 14. Müstef ilâtün (- -. - -) Bu temel parçalar, çeşitli şekillerde bir araya gelerek daha büyük kalıpları (vezinleri, ölçüleri) meydana getirirler. Aruz vezninde tef'ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef'ilelerde durgu
yapılmaz. Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş karşılanmadığı için çok az yapılmıştır. Farsça tamlama eki olan "-i" ile "ve" anlamındaki "ü, vü" bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir. Medli heceler hafif bir "i, ı" sesi varmış gibi okunur. Bahâr kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşk[i]den şeklinde söylenmelidir. Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde ilk tef'ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef'ile ise Fa'lün olabilir. Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef'ile parantez içinde hemen altında gösterilir. Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki bir çok kişi İstiklâl Marşı'nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş aruzun "Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün" kalıbıyla yazılmıştır. Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazen eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir. Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ (15 hece) Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ (15 hece) Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır; fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir. Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap Şahabetin'in "Elhân-ı Şita" adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır. Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek mısraa bakarak vezin bulunmaz. Mısralardaki imale ve zihaf kusuru olan heceleri altı çizilerek belirtilmiştir. Bir şiirin vezni bulunurken şu işlemler yapılır: a) Veznini bulacağımız mısraların hecelerindeki uzun seslilere dikkat ederek yazmalıyız. b) Önce mısralardaki hecelerin açık mı kapalı mı oldukları tespit edilir. c) Medli hece olup olmayacağı özellikle kontrol edilmelidir. Bu ihmal edilirse bir mısradaki hece değeri
eksik çıkar. Mısralardaki heceler sayılarak medli hece olup olmadığı konusunda bir ipucu yakalayabiliriz. d) Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en sonra o ihtimal düşünülür. e) Hecelerin karşılaştırılması yapıldıktan sonra açık kapalı değerleri çizgi ve nokta şeklinde ayrı bir yere geçilir. Mısra sayısına göre tef'ile sayısı tahmin edilmeye başlanır. İlk tef'ile en az heceden oluşur. Genelde az heceli Fa', Fe i lün, Fâ i lün gibi tef'ileler sonda bulunur. f) Yazılan aruz kalıbı ile işaretler arasında uyum olmasına dikkat etmelidir. g) Son hece açık da olsa kapalı hece olarak kabul edilir. (-) Aruz vezninde hecelerin uzunluk ve kısalıkları esas alınır. Açık heceler (. ) (nokta), Kapalı heceler (-) (çizgi) ile gösterilir. Bunların yanı sıra aruz ölçüsünde, med li dediğimiz, bir buçuk hece ile değerlendirdiğimiz ve (-.) (bir çizgi bir nokta) işaretiyle gösterdiğimiz hece değeri de vardır. Şimdi, hangi hecelerin nasıl bir değere sahip olduğunu görelim: 1. Açık Heceler: - Bir kısa ünlüden oluşan heceler (a-da, A-li...) - Sonu kısa ünlü ile biten heceler (A-li, ma-sa...) 2. Kapalı Heceler: - Bir uzun ünlüden oluşan (â-lim, î-lân...) - Sonu ünsüzle biten heceler (at, tut-kal, ki-tap...) - Sonu uzun ünlüyle biten heceler (kâ-fir, mâ-lik, ik-ti-fâ, il-mî...) 3. Bunların yanısıra, bazı heceler med li olarak değerlendirilir ve birbuçuk (-.) hece değerinde kabul görür. Bunları şöyle sıralayabiliriz: - Sonu çift ünsüzle biten dört sesli heceler (kırk, kürk, hayr, hükm,...) - İçinde uzun ünlü de bulunan ve sonu ünsüzle biten üç veya dört sesli heceler. (Âb, hâk, pâk, şîr...) (Bu tür hecelerden sonu n ile bitenler bir buçuk hece değil, tek hece ve kapalı okunurlar. Örnek: imkân, ir-fân...) (Ayrıca, bazı şairler var, yok, çok, az gibi Türkçe sözcükleri de bir buçuk hece değerinde okumuşlardır. Aruz Vezninde Dikkat Edilecek Başka Bazı Kurallar
1. Ulama: Bağlama, bağlayış demektir. Sonu ünsüzle biten bir sözcüğü, kendisinden sonra gelen ve ünlüyle başlayan sözcüğün ünlüsüne bağlamaktır. Ulama yapılan yere ( ) işareti konur. Örnek: Bülbüller öter güller açar... Bir gonce gül olsan... 2. İmale: Çekme demektir. Kapalı heceye ihtiyaç duyulan yerlerde açık heceyi biraz uzatarak okumaktır. Daha çok Türkçe sözcüklerdeki kısa heceli eklerde ve Farsça tamlamalardaki tamlama ı-i lerinde yapılır. Parantez içinde bulunan bir küçük çizgi ile imale yapıldığı belli edilir. Örnek: Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsân Niçin kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı 3. Zihaf: Kısma demektir. Ölçü gereği, Arapça ve Farsça sözcüklerdeki uzun heceyi (uzun ünlülerden oluşan veya uzun ünlüyle biten heceyi) kısa (açık) okumaktır. 4. Fe i lâtün (.. - -) parçası ile Fâ i lâ tün (-. - -) parçası birbirlerinin yerini alabilirler. Bunları birbirine uydurmak için ulama, imale, zihaf gibi işlemler yapmaya gerek yoktur. 5. Aynı şekilde, dize sonlarına gelen fe i lün (.. -) ile fa lün (- -) parçaları da birbirlerinin yerine kullanılabilir. 6. Aruz vezninde, bütün dizelerin son hecesi, gerçekte açık da olsa, kapalı olarak değer görür. Şiirlerimizde En Çok Kullanılan Aruz Kalıpları: 1. me fâ î lün / me fâ î lün / me fâ î lün/ me fâ î lün Nedir bu gizli gizli âhlar çâk-i girîbanlar Acebbir şûha sen de âşık-ı nâlân mısın kâfir 2. me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün (Fa lün) Sular sarardı yüzün perde perde solmakta Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta 3. fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
4. fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün Yaraşır kim seni ser-defter-i hûban yazalar Nâme-i hüsnün için bir yeni unvan yazalar 5. mef û lü/ fâ i lâ tü/ me fâ î lü/ fâ i lün Derdin nedir gönül sana bir hâlet olmasın Sad el-hazer ki sevdiğin ol âfet olmasın 6. fe û lün / fe û lün / fe û lün / fe ûl Küçük muttarit muhteriz darbeler Kafeslerde camlarda pür ihtizaz... 7. mef ûlü/ me fâ î lü/ me fâ î lü/ fe û lün Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâki Öğrendi gazel tarzını rûm un şu arâsı 8.Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / Fâ i lün Dinle neyden kim hikâyet etmede Ayrılıklardan şikâyet etmede 9.Müs tef i lün / Müs tef i lün / Müs tef i lün / Müs tef i lün (Müstef ilâtün/ Fâ ilün/ Müstef ilâtün/ Fâ ilün) Mülki bekâdan gelmişem fânî cihânı neylerem Ben dost cemâlin görmüşem hûr u cinânı neylerem 10.Mef û lü / Me fâ i lü / Fe û lün (Mef û lün / Fâ i lün / Fe û lün) -> Sekt-i melih(güzel duraklama) Giydikleri âfitâb-ı temmuz İçtikleri şu le-i cihân-sûz