Naci Kutlay Kürtlerde Değişim ve Milliyetçilik AL dipnot yayınları
İçindekiler ÖNSÖZ 7 SÜMERLER, ANTİKÇAĞ, NEOLİTİK ÇAĞ VE SONRASINDA MEZOPOTAMYA VE KÜRTLER 15 Son İki Yüzyıldaki Değişimler: Dil, Aşiret, Din Farklılıkları ile Sosyal ve Siyasal İlerlemeler. 20 TARİHİ MEZOPOTAMYA'DAKİ KÜRTLER 45 Osmanlı'nın "Jön'Teri 48 Türkleştirmek ya da Sürmek 49 Ahmede Xane'yi Bilmek 50 OSMANLI DEVLETİ'NDEN CUMHURİYETE GEÇİŞ...53 Değişimin Gerekleri 57 1908: İttihatçıların Burjuva Devrimi 63 Geri Ülkelerde Demokrasi 66 Kurtuluş Savaşı Dönemi ve Kürt Toplumsal Yapısı... 68 Cumhuriyetin Kuruluşunda Bir Kürt Beyi 74 Kürtler de Kervana Katılıyor 75 Kürt, İslâm Kimlikleri ve Küreselleşme 92 MİLLİ KİMLİK VE MİLLİYETÇİLİK 99 Osmanlı'da ve Türkiye'de Süreç Nasıl Gelişti? 112
Irk-Etnisite, Kimlik, Milliyetçilik, Türkiye ve Kürtler 116 Kürtlerde Köken Arayışları 139 Kürtlerde Dil ve Dinin Etkisi 139 Kürt Medreselerinin Önemi ve Yezidilik 141 Ulus-Devlet, Etnik ve Dinsel Milliyetçilik 145 Kürt Kimliğinin Oluşumu ve Milliyetçilik 159 Küreselleşme, Milliyetçilik ve Tarihte Kürtler 168 Türk Milliyetçiliği ve İslâm Demokrasiye Engel mi? 177 Milliyetçilik Nasıl Algılanıyor? Kurtuluş Savaşı Milliyetçiliği ve Kürtler 182 Küreselleşme ve Çokkültürlülük 209 Etnik Topluluk, Ulus ve Uluslaşma 234 2000'lerde Kürt Sorunu ve Kürt Milliyetçiliği 247 Erzurum Kongresi ve Amasya Protokolünün Gizlenen Yanları 250 Kürtler: Otokton Bir Toplum ve Sonrası 253 Balkan Savaşları ve Kürt Milliyetçiliğinde Anlaşma 255 Kültürel ve Siyasal Milliyetçiler 270 Tek ve Çift Kutuplu Dünyada Kürtler 275 KAYNAKÇA 283
ÖNSÖZ Kimlik ve milliyetçilik son elli yılın en çok tartışılan, araştırılan konularından oldu. Ünlü sosyal bilimciler bu alanda önemli eserler verdi. Alanın özelliği nedeniyle sadece modern çağ ve günümüz değil, geriye dönük tarihsel hatta antik dönemler de ele alındı. Kimlikler, toplumların kültürlerinin farklılığı üzerie inşa ediliyor diyebiliriz. Doğayı kontrol altına almak isteyen insanın bu süreçteki kazanım, değişim ve gelişimleri ile oluşuyor kültürler. Bu süreç incelenirken doğal olarak sıra "kimlik"e gelir. Günümüzdeki yakıcı sorunlardan biri de, netice itibariyle bu sürecin eseri. Toplumda sıkça mücadelesi verilen "demokrasi" ile yönetim biçimi olarak uygulanan "cumhuriyef'in uyum ve algılanış düzeylerinde sorunlar yaşanıyor. İki olgunun örtüşümü beklenir oysa yaşamda ve özellikle Türkiye'de hiç de öyle olmadığı görüldü. Örnek aldığımız Fransız modelinde, her zaman toplumun etnik ve inanç sorunları önümüze çıktı. Türk etnisitesinin dışındaki topluluklardan Kürtler ve "devlet laikliği"ni benimsemekde zorluk çeken Sünni Müslümanlar, seksen yıldır sorunlar yaşanmasına neden oldular. Alevilerin konumları da öyle... Ayrımcılık ve dışlanma iddiaları Cumhuriyet tarihimizin gündeminden düşmedi. Etnik ve dinsel kimlik arayışları ve bunlara ilişkin istemlerin potansiyel dinamizmi; ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamımızdaki belirleyici güçlerin başında yer aldı.
8 Kürtlerde Değişim ve Milliyetçilik Ortadoğu'da nüfus itibariyle dördüncü sırada olan Kürtler, kültürel ve siyasal kimlik mücadelelerinde değişik nedenlerle geç ve geri kaldılar. Kürt toplumunun aydınlan bu sosyal olguyu araştırmak ve incelemek zorundalar görüşünü taşıyorum. Bu nedenle de Kürt tarihi, sosyal yapısı, kimlik mücadelesi konularına ilgi duydum. Bu amaçla İttihat Terakki ve Kürtler, Kürt Kimliğinin Oluşum Süreci, 21. yüzyıla Girerken Kürtler ve Türk Siyasal İslamcılığında Kürt Damarları adlı kitapları yazdım. 1 Milliyetçilik üzerine belli başlı teorilerden ve bu alnda çalışan düşünürlerin anlayışlarından hareketle Kürtlere değinmek istedim. Çok geniş olan bu alanda doğaldır ki ele alacaklarım sınırlı olacaktır. Ulus-devlet yapılanmalan kendi sınırlan içindeki azınlıkta olan farklı etnik ve kültürel toplulukları asimile etmek istedi. Kürtlerin yaşadığı Suriye, Irak, İran ve Türkiye ile Kafkas ülkelerinde de böyle oldu. Bu, Kafkas ülkelerinde daha değişik ve yumuşak yöntemlerle yapılsa da amaç aynıydı. Bu uygulamaya karşı, Kürtler direndiler ve şimdi güçlüklerle dolu bir uluslaşma süreci yaşanıyor. Baskın olan çoğunluk etnisitelere karşı, etnokültürel direnişler oldu. Çoğunluğun baskın kültürü dayatılınca, karşı duruş da güçlendi. Başkaldınlar oldu. Kürtlerden asimile olan bir azınlığın dışındakiler kimliklerini daha güçlü bir şekilde savundular. Oysa beklenen ve çağdaş çözüm olarak kabul edilen; adil, eşit ve karşılıklı kültürel etkileşim koşullarının yaratılmasıydı. Toplum ve toplulukların en duyarlı oldukları şey; onların aidiyetleri, yani kimlikleridir. Kimlikler sadece maddi koşullar üzerinde inşa edilmezler; bunların güçlü manevi ve duygusal bağ- 1 İttihat Terakki ve Kürtler, Dipnot Yayınlan, Ankara, 2010; Kürt Kimliğinin Oluşum Süreci, Dipnot Yayınlan, Ankara, 2012;' 21. Yüzyıla Girerken Kürtler, Peri Yayınlan, İstanbul, 2011; Türk Siyasal İslamcılığında Kürt Damarları, Beybûn Yayınlan, İstanbul, 2006.
Önsöz I 9 larla örüldükleri gerçeği unutulmamalıdır. Demokratik toplumların önkoşulu eşitlikçi, adil ve çok kültürlülüğe sahip olmalarıdır. Türkiye'de herkesin ve en başta da Türklerin ve Kürtlerin çok kültürcü bir sosyal-siyasal yapılanmaya gereksinimleri var. Tüm toplumların gelenekçi ve modern dönemleri oldu. Bir evre kesinkes bitip de yerine diğer evre hemen başlamıyor. Bu bir sürece yayılıyor ve bu süreç içindeki değişimlerde her iki evrenin unsurları arasında iç içelik var. Ancak giderek modernite güç kazanıyor. Kürtlerde de böyledir bu. Gelenekçi kesimin kimliği gecikerek de olsa değişime uğrar. Oysa modern kesimin ve anlayışın kimliği daha da hızlı değişir. Daha çok "alt kimlik" taşıma özelliği gösterir. Modernitenin özgül karakteri; akıl, sanayi ve aydınlanmacılığa dayanmaktadır. Kürtleri bu genel nitelemenin dışında tutamayız. Burada bir antagonizma söz konusu... Modernitenin bir başka özelliği de güçlü, merkezi ve yer yer önemli ölçüde otoriter yapılanmalar ortaya çıkarmasıdır. Oysa baskın kültürel-etnik ve dinsel kimliklerin asimile ettikleri/etmek istedikleri topluluklar ise anti-otoriter, anti-militer ve merkezci olmayan yerel yapılara meyyaldirler. Mücadeleleri böylesi özlemleri amaç edinir. Demokratik nitelikler içerir özlemleri. Sözünü ettiğim gelenekçi kimlik bu iki dönem öncesinin feodal ve dinsel ağırlıklı kimlikleridir. Moderniteyi aşan yeni evre "modernizm ardılı" postmodern evredir. Kürtler bunu yaşama şansına sahip olmadı. Ancak postmodern fikirlerden etkilendikleri de bir gerçek. Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki etnik kimlik mücadelelerinin ardmdan gelen, dinsel kimliğe dayalı toplumsal hareketlerin yükselişinden söz etmem bilmem yanlış mı olur? Sanıyorum ki böylesi bir dönem yaşanıyor. Cumhuriyeti kuran sivil-asker bürokrasi, ilk yıllarda ırkçı-milliyetçi bir anlayıştan uzak, tüm topluluklann birliğini sağlayan bir dil ve söylem kullandı. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra giderek etnik Türk milliyetçili-
10 Kürtlerde Değişim ve Milliyetçilik ğini önde tutan bir yapılanmaya gidildi. M. Kemal'in Kurtuluş Savaşı'ndaki birleştirici söylemleri terk edildi. Irkçı, soy-sopçu milliyetçilik topluma dayatıldı. Son dönemde Kızılelmacıların ve Kemalistlerin yere göğe sığdıramadıkları dönemin (1930) Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt, 1930 Ağrı İsyanı'nın ardından Ödemiş'te yaptığı bir konuşmada şunları söyledi: Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler. 2 Aynı günlerde Başbakan İsmet Paşa da benzer bir anlayışı şöyle dile getirdi: "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin hakkı yoktur." 3 Yetmiş beş-yetmiş altı yıl sonra dönüp geriye baktığımızda Türkiye'nin niçin istikrara kavuşmadığı daha iyi anlaşılıyor. Üstelik başka etnik kimliklere karşı bu anlayışta olanlar, demokrasiyi gerçkleştirmeyi bir yana bırakıp şekli bir Cumhuriyeti fetiş kılanlar, dinsel kimliğe karşı olarak milliyetçiliği dinin yerine ikame etmek istediler. Başansız bir deney... Bu, geniş halk kitlelerinin devlet yönetimine soğuk bakacakları korkusuyla, sürdürülmedi. Günümüzde, bu anlayışın fanatik yandaşları yoksa da, kamusal alanda İslamcıların alacakları konum tartışılmaktadır. 1930'larda dini bu yönde reforme etme girişimleri oldu ise de çok sürmedi. 2 Cumhuriyet, 19 Eylül 1930. 3 Milliyet, 31 Ağustos 1930.
Önsöz 11 Türk etnik kimliği dışındaki kimliklere ilgi duymak bölücülük olarak algılanırken, inanç duyarlılığı da mürtecilik şeklinde görüldü. Kürtler, bunların her ikisiyle de suçlandılar. Uzun yıllar bu, çağ ve demokrasi dışı yöntemleri uygulayan, uygulamak isteyen devlet yöneticilerini susarak onaylayan Türkiyeli aydm ve yazarlar, artık bu algılamayı savunmanın olanağı kalmayınca, utangaç tavırlarla nedenler bulmaya çalıştılar. Bunu Kurtuluş Savaşı sonrasındaki zaferin sarhoşluğuna bağlayanlar oldu. Yoksa Kürtlere bu denli haksızlık yapılamazdı. Böylece, yapılanlara hak verdiler. Zafer sarhoşluğunun verdiği özgüven bunları yaptırmıştı. Elinizdeki eserin Türklerin ve de Kürtlerin otokontrol çizgisinde bulunmalarına yardımcı olmasını diledim. Taha Akyol'un Milliyet gazetesinde ileri sürdüğü bu görüşleri, ilginç olduğu için örnekledim. Oysa küreselleşmenin kimlikleri ve önemlerini daha çok öne çıkardığını belirttim. Böylece kimlik sorunu da sıkça karşımıza çıktığı gibi daha da karmaşıklaştı. Yaşadığımız yıllarda küreselleşme; sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasal alanlarda esaslı değişimlere neden olurken, bu değişimler en çok da kimlik olgusuna yansıdı. Üstelik insanların "kimlik"ten ne algıladıklarına da... Kürtlerdeki kültürel ve siyasi uyanışın bu döneme denk düşmesi rastlantı olmamalı. Bu arada bir başka çelişkiye değinmem gerekiyor. Kürtlerin aşiret kimlikleri onların ulus kimliğini engellerken; Kürt aşiretleri, kapalı topluluk birimleri şeklindeki yapılarıyla, Kürtleri asimile olmaktan da alıkoydu. Din, kimliklerin oluşmasında önemli ve birleştirici rol oynarken, parçalayıcı etki de gösterebilir. Dinlerin içindeki değişik anlayışlar ve yollar buna neden olabilir. En önemlisi de Sünni ve Alevi mezheplerine aynşan Müslümanlıkta yaşananlardır. Tarikatlarm, cemaatleri ne denli farklı şekilde tuttuğunu biliyoruz. Kürtlerde en açık şekilde gördüğümüz gerçeklerdir bunlar.
12 Kürtlerde Değişim ve Milliyetçilik Günümüzde, ulus-devletlerde bastırılan kimlikler, alt kültürler ve değişik ölçülerde başarılı olan asimilasyonlar, küreselleşmenin etkinliğinde yeniden dirilerek gün yüzüne çıkıyorlar. Kürtlerin Alevi ve Sünni olanları var. Çoğunluk Sünnilerde. Alevi Kürtlerin Türk Alevilerle olan Alevilik kimliği üzerinden bağı oldukça güçlü. Küreselleşmenin de etkisiyle Alevi kimliğinde oldukça önemli gelişmeler oldu. Kürt ve Türk kimlikleri kendi içlerinde Alevi ve Sünni olarak aynşarak yeni kimlik sorunlanyla karşılaştılar. Sözü geçen kimlikleri güçlü şekilde sahiplenenlerin yamnda az da olsa bunu göğüsleyemeyenler oldu. Bir ammı ileterek konuyu açayım... Sevgili Canip Yıldırım Ağabey'le birlikteyken, bir sivil toplum örgütünün başkam olan arkadaşımla Ankara-Kızılay'da karşılaşmışük. Canip Yıldırım Ağabey, Alevileri çok sever. Tamşürdım onları. Karşılaşüğımız arkadaşım Alevi'ydi. Canip Ağabey, "Alevi misin?" diye sorduğunda arkadaşım; "ben ateistim ağabey," dedi. Doğduğu yeri sordu; "Kültsünüz değil mi" dedi sonra. Arkadaşım;"evet, ama ben enternasyonalistim," dedi. Karıncayı bile incitmemesi dillere destan olan Canip Ağabey biraz sertleşti: "Seni iyi anlıyorum... Aleviler ve Kürtler bu kadar baskı görürken, senin ateistliğin ve enternasyonalistliğin kendinden ve sorunlarından kaçışür kardeşim," dedi ve hızla aynldı. İşte karmaşık kimlik sorununun bir diğer yüzü...