162 Sözcük Bilimi ve Sözlükçülük ŞÜKRÜ HALÛK AKALIN ğrenim hayatı boyunca hemen her öğrenci, en az birkaç kez sözlüğe bakmış, anlamını bilemediği sözcükleri sözlükte aramıştır. Ö Yalnızca anlamını bilmediğimiz sözcükler için değil nereden geldiğini merak ettiğimiz, yazılışını, söylenişini, türünü ve kullanılış özelliklerini öğrenmek istediğimiz sözcükler için de sözlük sayfalarını karıştırmışızdır.
Okuma yazmayı öğrendikten sonra bize kazandırılan bilgilerin başında sözlük kullanma kuralları ve ilkeleri gelmektedir. Sözcüklerin abece sırasıyla sözlükte yer aldığı ilk verilen bilgilerdendir. Çoktan seçmeli sınavlarda karışık olarak verilen sözcüklerin sözlükte hangi sırayla yer alması gerektiğine ilişkin soruları da yanıtlamışsınızdır. Pek çoğumuzun sözlüklerle ilgili bilgisi bunlarla sınırlıdır. Oysa sözlükler çok daha fazla özelliğe sahiptir... Bu özelliklerden haberdar olmayan pek çok kişi, sözlüklerden nasıl yararlanacağını bilemez. Bir sözlükten yararlanmanın en iyi yolu kullanıcılar için hazırlanmış açıklayıcı bilgileri okumak, maddelerin gösteriliş düzenini görmektir. Sözlükler hakkında başka ne biliyorsunuz? Örneğin, sözlük hazırlamanın bir bilim hatta bir sanat olduğunu biliyor musunuz? Bir sözlükte hangi sözcükler yer alır? Sözcükler sözlükte nasıl sıralanır? Kullandığımız her sözcüğü sözlüklerde bulabilir miyiz? Sözcüklerle ilgili ne tür bilgiler yer alır sözlüklerde? Başka pek çok soru sıralanabilir sözlüklerle ilgili... Başka pek çok şey söylenebilir sözlükler üzerine... Sözlükler, aslında dillerin ve insanlığın belleğidir. İnsanoğlunun ortaya koyduğu ilk sözlükten günümüze gelene değin geçen yüzlerce yıllık süre içerisinde hazırlanan binlerce sözlük, dillerin söz varlığının yanı sıra insanoğlunun binlerce yıllık bilgi birikimini bugünün ve geleceğin insanına ulaştırıyor. Evet, sözlüklerde sözcüklerin anlamları dışında başka bilgiler de yer alır... Sözcüklerin türleri, yazılışları, söylenişleri, kullanış biçimleri, alıntıysa hangi dilden geçtikleri, çekim ekleriyle ve fiillerle kullanılış özellikleri gibi bilgiler sözlüklerde belirli bir düzen içerisinde sıralanır. İşte bu düzeni sağlayan; sözlük hazırlama, yazma ilkeleri ve kurallarıdır... Bütün bu ilkeler ve kurallar, kullanıcıların sözlüklerden en iyi bir biçimde yararlanmalarını sağlamak, sözlükleri daha işlevsel duruma getirmek içindir. 163
164 Sözcük bilimi Bir dilin söz varlığını oluşturan birimleri ve bu birimlerin anlamlarını, birbirleriyle ilişkilerini, zaman içinde yaşadığı değişim ve gelişmeleri araştıran dil bilimi dalına sözcük bilimi (lexicology) denir (Richards 1985: 165; Hartmann - Stork 1976: 129; Geeraerts 1994: 2190 a ; Crystal 2001: 197). Türkçede sözcük bilimi için eş değer terim sayılabilecek kelime bilimi (Korkmaz 2007: 144; Topaloğlu 1989: 98), kelimebilim (Meydan-Larousse 1972: VII/ 152), sözcükbilim (Vardar 1978: 117) terimleri kullanılmıştır. Bazı kaynaklarda ise sözcük bilimi (veya sözcükbilim) teriminden sözlük bilimi (veya sözlükbilim) terimine gönderme yapıldığı (Vardar 1980: 134; Koç 1992: 239) kimi kaynaklarda ise leksikoloji karşılığında yalnızca sözlük bilimi (veya sözlükbilim) teriminin kullanıldığı (Hengirmen 1999: 341) görülür. Doğrudan doğruya sözcük araştırmalarını kapsayan bir bilim dalı olan sözcük biliminin uygulamalı kolu ve bir alt dalı sayılan; sözlük hazırlama, yazma bilimini ve sanatını ifade eden sözlük bilimi (veya sözlükbilim) terimi ile karşılanması Türkçede karmaşaya yol açmaktadır. Bir dilin söz varlığını oluşturan sözcükleri yapıları ve anlamları bakımından inceleyen, sözcüklerin köken yapılarını araştıran, biçim ve anlamlarında yaşanan gelişimi, değişimi inceleyen sözcük biliminin phraseology cümle bilimi (Atalay 1999: 2578), biçim bilgisi ve sözlükçülük gibi kolları bulunmaktadır. Bir dilin söz varlığını araştıran bilim dalını yalnızca sözlükçülük açısından adlandırmak sözcük bilimini sözlükçülüğe indirgemek, sözlük çalışmalarıyla sınırlandırmak olur. Oysa, sözlük hazırlama ve yazma işi sözlükçülük veya sözlük bilgisidir (lexicograpy). Sözlükçülük Sözlükçülük terimini Türkçe Sözlük şöyle tanımlıyor sözlük yazma veya hazırlama işi, sözlük yazarlığı, lügatçilik. Sözlük bilimi de benzer bir biçimde sözlük yazma ve hazırlama işi, leksikografi olarak tanımlanmaktadır (TDK 2009: 1806). Leksikografi karşılığında olmak üzere sözlükçülük terimini kullanan bir başka kaynak da Meydan-Larousse sözlüğüdür (1973: XI/511). Türkçe kaynaklarda sözlük bilimi (Topaloğlu 1989: 133; Korkmaz 2007: 199) teriminin yanı sıra sözlükbilim (Kocaman 2000: 111), sözlükbilgisi (Vardar 1980: 135; Hengirmen 1999: 341), sözcükbilgisi (Vardar 1978: 117) terimleri kullanılmıştır. Bir terim karmaşasına yol açmamak, kavramların doğru algılanmasını ve anlaşılmasını sağlamak için leksikografi karşılığında sözlükçülük teriminin kullanılmasının daha uygun
olacağına inanıyoruz. Sözcük anlamının sözlük yazma olduğu, bu işi yapan kişi için leksikolog karşılığında Türkçede yaygın olarak sözlükçü terimi kullanıldığı da göz önüne alındığında kişisel olarak sözlükçülük terimini benimsemekteyiz. Sözlükçülük bilim mi sanat mı? Dil bilimcilerin bir bölümü sözlükçülüğü bir bilim dalından çok sanat olarak tanımlar (Stanley 1994: 2174 b ). Kimi dil bilimcilere göre ise sözlükçülük hem bir sanat hem de bir bilimdir (Crystal 2001: 197). Sözlükçülüğün ne denli ustalık isteyen bir iş olduğu, ilk sözlüğümüz Divanü Lugati t- Türk ün yazarı Kâşgarlı Mahmud un eserini nasıl hazırladığını anlattığı bölümde görülebilir: Sözlüğü kullanan aradığı sözcüğü doğru yerde bulsun, arayan belirlenmiş sırasında görebilsin diye her sözcüğü hece harfleri (abece) sırasınca düzenledim; mensur ve manzum cümlelerle, atasözleriyle, hikmetli sözlerle ve zarif bir dille donattım (Atalay 2006: 5; Dankoff-Kelly 1982: 71). Eserini hazırlarken izlediği yolu anlatan Kâşgarlı Mahmud, âdeta sözlük ve sözlükçülük terimlerini tanımlamaktadır. Bu veriler ışığında sözlükçülük terimini bir dilin veya karşılıklı olarak daha fazla dilin söz varlığını sözlük biçiminde ortaya koymak üzere yöntemleri araştırma; sözlük hazırlama, yazma ilkelerini, kurallarını geliştirme ve uygulama alanına çıkarma işi diye tanımlayabiliriz. Bütün bu terimlere kaynaklık eden ve Türkçe söz kökünden türetilen sözlük de bir dilin sözcüklerini yazılış, tür, anlam, söyleyiş, kullanım özellikleriyle birlikte ve abece sırasıyla veren eserdir. Sözlük, sözlükçülük, sözlük bilimi gibi terimler dilimizin söz varlığına yakın zamanda katılmıştır. Atatürk ün başlattığı Dil Devrimi ile pek çok alanda olduğu gibi dil bilgisi ve dil bilimi alanlarında da Türkçe terim türetme çalışmaları yürütülmüştür. Azerbaycan, Türkmen ve Uygur Türkçelerinde sözlük, Kazak Türkçesinde sözdik, Kırgız Türkçesinde sözdük biçimlerinde kullanılan sözlük terimi benimsenmiş, söz kökünün türevi olarak dilimizin söz varlığına kazandırılmıştır. Arapçadan alıntılanan sözcükler Türkçenin kaynaklarıyla türetilen bu terimlerin öncesinde dilimizde Arapçadan alınan lügat, kamus, tuhfe, mucem sözcükleri kullanılmaktaydı. Arapça kökenli lügat aslında söz, sözcük anlamındadır. Kökü لغو biçiminde olan sözün çokluğu sözler, sözcükler anlamında olmak üzere 165
166 lugāttır. Arapçada lugat sözünün her ulusun konuştuğu iletişim aracını ifade eden dil, lehçe anlamı da bulunmaktadır. Kâşgarlı Mahmud un eserine verdiği Divanü Lugāti t-türk adındaki lugāt sözü de dil, lehçe anlamındadır. Asıl anlamı sözlük olmasa da esere bu anlamı katan sözcük divandır. Lügat sözünün Türkçede sözlük anlamını kazanması daha sonralarıdır. Lehcetü l-lügat, Lügat-i Osmani, Lügat-i Remzi, Ünsü l-lügat gibi Os- Arapçasında da sözlük anlamında manlı Türkçesi sözlüklerine ad olan lügat sözü, Türkçede uzun süre kullanılmıştır. Eski dilde sözlükçülük karşılığında kullanılmış olan terim ilmilüga, İlgi çekici olan, lügat sözünün Arapçada sözlük karşılığında kullanılmamasıdır. Bununla birlikte aynı kökten türeyen luga Ebü l-esved in çalışmalarıyla birlikte sözlükçülük veya filoloji çalışmalarına ad olmuştur. Garîb sözü ise Kur an da ve hadislerde geçen ancak gündelik dilde yer almayan sözcükler üzerine çalışmayı ifade ediyordu (Haywood 1960: 17-18). Eskiden olduğu gibi günümüz kullanılmakta olan sözcük kāmūs tur. Kökü س م ق harflerinden oluşan sözün asıl anlamı büyük deniz, okyanus; denizin ortası iken mecazi olarak sözlük anlamını da kazanmıştır. sözlükçü karşılığındaki ise ehlilügat idi. Lügatnüvis sözlük yazan, sözlükçü, Türkçede bu söz kullanılarak Kamus-ı Türki, Kamus-ı Osmani, Mü- lügatşinas sözlüğe hâkim kişi kemmel Kamus-ı Osmani, Resimli çok sözcük bilen gibi terimler de söz varlığımızda yer alıyordu. Kamus-ı Osmani gibi sözlükler hazırlanmıştır. Günümüz Arapçasında sözlük anlamında kullanılmakta olan bir başka sözcük ise mucemdir. Noktalanmış, noktalı; noktalı harf anlamları da bulunan ve Osmanlı Türkçesinde kullanılmış olan mucem sözünün bir başka anlamı da alfabetik Redhouse, ünlü sözlüğünde lexicology karşılığında ilmilügat, lexicography karşılığında lügat kitabının telifi, lexicographer karşılığında ise lügat müellifi, musannif-i lügat açıklamalarını yapmıştır (Redhouse 1884: 479). sırayla dizilmiş tir. Bu sözcüğün sözlük karşılığında kullanılması bu anlamdan kaynaklanmaktadır. Kök harfleri م ج ع olan söz Osmanlı Türkçesinde noktalanmış, noktalı anlamının yanı sıra ebcedde noktalı
harfler göz önüne alınarak düşülen tarih karşılığı da bulunmaktadır. Arapça armağan, hediye; yeni çıkma, hoşa gider, güzel şey anlamlarındaki tuhfe sözü manzum sözlüklere de ad olmuştur. Bir dildeki sözcüklerin bir başka dildeki karşılığının şiir biçiminde verildiği sözlüklerin çeşitli örnekleri arasında Tuhfe-i Vehbi, Tuhfe-i Şahidi, Tuhfe-i Hüsami, Tuhfe-i Asım sayılabilir. Ancak tuhfe sözünü taşımayan Lügat-i Halimî, Lügat-i Bahrü l-garaib gibi manzum sözlükler de bulunmaktadır. Bu genel terimlerin yanı sıra Arapçada sözlük için eserden esere değişen sözcüklerin kullanıldığını da belirtmemiz gerekiyor. En-Nevadir, Sihahü l-arabiyye, Esasu l-belaga gibi sözlükten sözlüğe değişen özellik ve türleri dolayısıyla çeşitli adlar kullanılmıştır. Bazı sözlüklerin de ilk harflerinin adıyla anıldığı görülür. Örneğin Kâşgarlı Mahmud un da eserinde adını andığı Halil bin Ahmed in ünlü sözlüğü Kitabü l-ayn adını taşır. Ses yolunda en geride oluşan sesin karşılığı olan ع harfiyle başlayan sözlük bu adı almıştır. Farsça ferheng bilgi; sözlük ise sözlükçülük tarihimizde genellikle Farsça-Türkçe sözlüklere ad olarak kullanılmış, ancak Arapça lügat, kamus gibi Türkçede geniş bir kullanım alanı kazanamamıştır. Ortak bir köke dayanan terimler leksikoloji ve leksikografi Sözcük bilimi için Türkçede leksikoloji (< Fr. lexicologie) terimi de kullanılmaktadır. Fransızcadan Türkçeye geçmiş olan leksikoloji sözü, Eski Yunanca sözlük anlamındaki lexikón (Brachet 1873: 212 b ; Chantrell 2002: 300 a ) ile bilim anlamındaki logíā sözlerinin birleşmesinden oluşur. Lexikón sözü ise Eski Yunanca sözcük anlamındaki léxis sözüne dayanır. Bu sözün, Eski Yunanca demek, söylemek, konuşmak; toplamak, seçmek anlamlarındaki légein ile Latince okumak; seçmek, toplamak anlamlarındaki legere kökteş sözcüklerle birlikte ortak bir köke kadar uzandığı bilinmektedir. Latince ve Eski Yunancanın söz varlığında bu ortak kökten gelişmiş sözcükler bulunmaktadır. Azizlerin hayat hikâyelerini konu alan anlatıları, efsaneleri ifade eden Latince legend; okuma, okuyuş, okuma işi anlamındaki lēctiōnem (yalın durumu lēctiō) sözünden gelişen eski Fransızca leçon, İngilizce lesson (<lessoun XIV. yy < lesceun XIII. yy) vb. (Chambers 2006: 587 a ) ortak bir köke dayanmaktadır. Bir dilin söz varlığındaki anlamlı en küçük birimi tanımlayan leksem (<İngilizce lexeme < Yunanca léxis + İngilizce -eme) sözü de aynı sözcük ailesindendir (Chambers 2006: 587 a, 591 b -592 a ). 167
168 Leksikografi ise Eski Yunanca kökenli lexikográphos sözüne dayanmaktadır. Sözlük anlamındaki lexikón ile yazmak anlamındaki gráphien sözlerinin birleşmesinden (Chambers 2006: 591 b ) oluşan bu sözcük Fransızcaya lexicographie biçiminde geçmiştir. Türkçedeki leksikografi de Fransızcadan ödünçlemedir. Latince sözcük anlamındaki bir başka söz dictiōnem (yalın durumu dictiō) köküne dayanan dictionarium, sözcüklerin toplandığı kitap anlamında orta Latincenin söz varlığında yer alıyordu. Latince söylemek, söyleyiş biçimi anlamındaki dictum, bir başka kişinin yazması için yüksek sesle söyleme anlamındaki İngilizce dictate sözünün kökeni de Latince dictātus sözüne dayanmaktadır. Latincede, Fransızcada, İngilizcede ve Türkçe dâhil pek çok dilde kullanılmakta olan diktatör anlamındaki söz de aynı Latince sözcüğe dayanmaktadır (Chantrell 2002: 149 b; Chambers 2006: 276 b ). Batı dillerinde sözlük karşılığında kullanılan tek sözcüğün dictionarium ve türevleri olmadığını da belirtmek gerekir. Aslında sözlük anlamında kullanılan ilk sözcük glossai; MÖ V. yüzyılda Yunanların, Homeros gibi eski yazarlarının eserlerinde yer alan ama unutulmuş olan sözcükleri açıklamak üzere hazırladıkları sözlüğe verilen addır. Bu sözcük Latincede glōssarium, Eski Yunancada glōssárion terk edilmiş veya yabancı kökenli sözcükleri açıklayan sözlük karşılığında kullanılmıştır. Bugün İngilizcede glossary sözlükçe, küçük sözlük karşılığındadır. Bugün için glossary, bir kitapta veya bir yazıda geçen ve anlamı bilinemeyeceği öngörülen sözlerin, terimlerin sözlüğü karşılığında kullanılmaktadır. Bir sözlük türü olmakla birlikte 'sözlük' anlamında da kullanılmakta olan thesaurus, Eski Yunanca thēsaurós 'hazine; hazine dairesi; ambar; kasa, sandık' sözüne dayanmaktadır. Latince aracılığıyla Batı dillerine geçen bu söz, Peter Mark Roget'in 1852 yılında yayımlanan Thesaurus of English Words and Phrases adlı kitabıyla birlikte 'sözlük; ansiklopedi; eş anlamlar sözlüğü, eş ve karşıt anlamlar sözlüğü' anlamında kullanılmaya başlanmıştır (Chantrell 2002: 509 b ; Crystal 2001: 339; Chambers 2006: 1133 a ; Atalay 1999: 3362 a ). Son olarak, Batı dillerinde sözlük anlamında kullanılmış olan ilgi çekici bir sözcüğe değineceğiz. Köken ve anlam bakımından sözcükle, sözlük veya söz varlığıyla hiç ilgisi yokken bir dönem Avrupa dillerinde kullanılan bu sözcük calepindir... Ambrogio Calepino nun 1502 de hazırladığı Latince sözlük Calepin adıyla öyle ün kazanmıştır ki zamanla bu özel ad genelleşmiş, sözlük karşılığında bir süre kullanılmıştır.
Köken bilgisi meraklılarına Yazımızda değindiğimiz Arapça kökenli lügat, luga sözcükleriyle Grekçe kökenli légein, Latince kökenli legere arasındaki ünsüz benzerlikleri köken bilgisi meraklılarının ilgisini çekmiş olmalı... Anlamca da yakınlık gösteren bu sözcüklerin türevleri de göz önünde bulundurulduğunda aralarında ilişki olduğu düşünülmektedir. Aramice luwˁā 2009: çene, boğaz, ses çıkarma organı, Akadca luχχu boğaz, gırtlak (Nişanyan אעול 375 b ) ile de benzerlik gösteren bu sözcükler ortak bir kökten türemiş olabilir mi? Haywood un Arapça luganın Grekçe logos sözcük; konuşma; masal sözünden türemiş olabileceği yolundaki düşüncesini de belirttikten (Haywood 1960: 17) sonra Türkçede boş konuşmak anlamındaki laga luga etmek deyiminde geçen luga ile söz, laf; boş söz, dedikodu anlamlarındaki lakırtı sözlerini de köken bilgisi meraklılarının dikkatine sunalım... Kaynakça Atalay Besim (2006), Kâşgarlı Mahmud Divanü Lugat-it-Türk (çeviri), TDK yayınları, Ankara. Atalay, Hâmit (1999), İngilizce-Türkçe Sözlük, TDK yayını, Ankara. Brachet A (1873), An Etymological Dictionary of the French Language, Oxford, Chambers (2006), Dictionary of Etymology, Newyork. Chantrell Glynnis (2002), The Oxford Dictionary of Word Histories, Oxford. Crystal David (2001), A Dictionary of Language, Şikago. Dankoff Robert, James Kelly (1982), Mahmûd al-kâşgarî, Compendium of the Turkic Dialects (Diwân Lugât at-turk), Harvard. Geeraerts, D (1994) Lexicology The Encyclopedia of Language and Linguistics, Pergamon yayınları, C. IV, s. 2189-2192, Oxford, New York, Seoul, Tokyo. Hartmann R. R. K ve F. C. Stork (1976), Dictionary of Language and Linguistics, Londra Haywood John A. (1960), Arabic Lexicography, its history, and its place in the general history of lexicography, Leiden. Hengirmen Mehmet (1999), Dil Bilgisi ve Dilbilim Terimleri Sözlüğü, Engin yayınevi, Ankara. Kocaman Ahmet vd. (2000), Uygulamalı Dilbilim-Yabancı Dil Öğretimi Terimler Sözlüğü, Hitit yayınları, Ankara. Koç Nurettin (1992), Açıklamalı Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, İnkılap Kitabevi, İstanbul. Korkmaz Zeynep (2007), Gramer Terimleri Sözlüğü, TDK yayınları, Ankara. Meydan-Larousse (1972, 1973) Büyük Lügat ve Ansiklopedi, Meydan Yayınevi, İstanbul Redhouse James W. (1884), A Lexicon English and Turkish, 3. baskı, İstanbul. Richard Jack vd. (1985), Longman Dictionary of Applied Linguistics, Essex. Nişanyan Sevan (2009), Sözlerin Soyağacı, Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü, 4. baskı, Everest yayınları, İstanbul. Stanley E. G. (1994), Lexicography The Encyclopedia of Language and Linguistics, Pergamon yayınları, C. IV, s. 2174-2178, Oxford, New York, Seoul, Tokyo. Topaloğlu Ahmet (1989), Dil Bilgisi Terimleri Sözlüğü, Ötüken yayınları, İstanbul. Türkçe Sözlük (2009), Türk Dil Kurumu yayınları, Ankara. Vardar Berke vd. (1978), Başlıca Dilbilim Terimleri, İstanbul. Vardar Berke vd. (1980), Dilbilim ve Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, Türk Dil Kurumu yayınları, Ankara. 169