NEFRET SUÇUNUN ÖNLENMESİ ETKİNLİKLERİ I PANEL NEFRET SUÇUNUN ÖNLENMESİNDE YARGIÇLARIN VE SİVİL TOPLUMUN ROLÜ KONUŞMACILAR Günal KURŞUN (İnsan Hakları Gündemi Derneği Genel Sekreteri) Tanıl BORA (Araştırmacı, Yazar - Ankara, Türkiye) Dr. Andreas STEGBAUER (Yargıç - Münih, Almanya) Biplab BASU (ReachOut Örgütü - Berlin, Almanya) TARİH 16 EKİM 2010, CUMARTESİ SAAT 13.00 18.00 YER Midas Hotel ADRES Tunus Caddesi No: 20 Kavaklıdere 06680 Ankara / Türkiye Panel sırasında simültane çeviri yapılacaktır. İnsan Hakları Gündemi Derneği Güniz Sok. No: 38/8 Kavaklıdere, 06700, Kavaklıdere, Ankara, Turkiye. Tel: +90 312 428 06 10-11 - Faks: +90 312 428 06 13 www.rightsagenda.org
NEFRET SUÇUNUN ÖNLENMESİ ETKİNLİKLERİ I İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak Türkiye de nefret suçlarının önlenmesi için verilen mücadeleye destek olmak, bir süredir Türkiye de nefret suçlarının önlenmesi için başlatılan platform, ağ, koalisyon vb. nitelikteki çalışmaların güçlenmesine katkı koymak ve farkındalığın artmasını sağlamak amacıyla bir dizi etkinlik düzenleyeceğiz. Bu etkinliklerin bir diğer amacı da nefret suçlarının önlenmesi için çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri ve ilgili devlet organlarıyla bir araya gelerek nefret suçları sorununun çözümlenmesi için birlikte neler yapılabileceğini tartışmasıdır. Söz konusu temel amaçlar doğrultusunda öncelikle Ekim ve Kasım 2010 aylarında iki etkinlik gerçekleştireceğiz. Yapılan çalışmaların sonuçları doğrultusunda nefret suçunun önlenmesiyle ilgili çalışmalarımıza 2011 yılında da devam etmek arzusundayız. Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin maddi katkılarıyla gerçekleştireceğimiz ilk etkinlik 16 Ekim 2010, Cumartesi günü Ankara da Midas Otel de gerçekleşecek. Bu ilk toplantıda Nefret Suçlarının Önlenmesinde Yargıçların ve Sivil Toplumun Rolü nü tartışacağız. Türkiye de 2006 yılında Katolik papaz Andreas Santoro nun öldürülmesi, 2007 yılında Hrant Dink cinayeti ve hemen ardından Malatya da üç Hıristiyan ın öldürülmesini takiben, çok sayıda nefret suçuna sahne olmaya başlamıştır. Linç girişimleri, farklı cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği olan kişilere saldırılar ve cinayetler, etnik nefret sonucu Selendi de Roman vatandaşlara yapılan saldırılar, mevsimlik Kürt işçilere yönelik saldırılar gibi nefret suçlarında bir yükseliş gözlenmektedir. Dolayısıyla yeni cinayetlerin, linç girişimlerinin ve çatışmaların yaşanmaması için etkin önlemler alınması gerekmektedir. Ne yazık ki Türkiye de nefret suçlarının önleyecek bir yasa bulunmamaktadır. Türk Ceza Kanunun 216. Maddesi sadece nefret söylemiyle ilgilidir ve bugüne kadar etkin bir şekilde kullanılmadığı gibi, nefret söylemini önlemekten çok ifade özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara yol açmıştır. Nefret suçunun belirgin özelliği belli bir gruba veya bu gruba ait bireye ve/veya mülke önyargıyla uygulanan şiddet ve zarar verme eylemleridir. Dolayısıyla acil bir şekilde Türk Ceza Kanunu nda bir nefret suçu tanımı yapılması ve bu suçların etkin bir şekilde önlenebilmesi için cezai yaptırımlar uygulanması gerekmektedir. Ayrıca hukuki yaptırıma ek olarak uygun politikaların benimsenip uygulanması nefret suçu nun önlenmesi için son derece önemlidir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Nefret suçunu şu şekilde tanımlamaktadır: A) Nefret suçu, mağdur, mülk ya da suçun hedefi B şıkkında tanımlandığı şekliyle bir grupla gerçek ya da edinilmiş bağlantısı, ilgisi, ilişkisi, destekçisi ya da üyesi olduğu için seçilerek, mülke ya da kişiye karşı işlenen herhangi bir suçu kapsamaktadır. B) Grup üyelerinin genel özeliklileri gerçek ya da edinilmiş ırk, ulus ya da etnik orijin, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, fiziksel ya da zihinsel engellilik, cinsel yönelim ya da diğer benzer unsurlara dayandırılabilir Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının önerileri göz önünde bulundurularak bir yasa çıkartılması ve bu yasa çıkartılırken Avrupa daki diğer örneklerin incelenmesi son derece önemlidir. Bu çalışma Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının önerileri ve Almanya da nefret suçlarının önlenmesi için yaşanan pratiğin Türkiye deki kamuoyu ile paylaşılması üzerinde gerçekleşecektir.
16 Ekim 2010, Cumartesi Taslak Programı Midas Otel, Ankara Nefret Suçlarının Önlenmesinde Yargıçların ve Sivil Toplumun Rolü 13:00 13:30: Toplantıya katılacakların kaydı ve açılış: Günal Kurşun (İnsan Hakları Gündemi Derneği Genel Sekreteri) 13:30 14:40: Tanıl Bora: Türkiye de Milliyetçilik ve Linç Rejimi 14:40 15:00: Çay/Kahve arası 15:00 16:00: Dr. Andreas Stegbauer: Nefret Suçlarının Önlenmesinde Yargıçların Rolü 16:00 17:00: Biplab Basu: Nefret Suçlarının Önlenmesinde Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü 17:00 17:15: Çay Kahve Arası 17:15 18:00: Tartışma ve Kapanış Bu etkinlik Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin maddi katkılarıyla gerçekleşmektedir
Konuşmacılar Hakkında Bilgiler ve Kısa Özetler Günal KURŞUN: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Günal Kurşun, Ufuk Üniversitesi, Hukuk Fakültesinde Öğretim Görevlisidir ve İnsan Hakları Gündemi Derneğinin Genel Sekreterliğini yürütmektedir. Uzmanlığını Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ceza Hukuku alanında yapan Günal Kurşun aynı zamanda Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesinin üyesidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ceza Hukuku ile ilgili makaleleri bulunan Günal Kurşun, 16 Ekim 2010 tarihinde yapılacak paneli yönetecek ve İnsan Hakları Gündemi Derneğinin çalışmaları hakkında bilgiler verecektir. Tanıl BORA: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olan Tanıl Bora, 1988'den beri İletişim Yayınları'nda araştırma-inceleme dizisi editörlüğünü yürütüyor. 16 Ekim 2010, Cumartesi günü yapacağı konuşmada, Türkiye Milliyetçilik ve Linç Rejimine değinecek olan Tanıl Bora Birikim'de yazıyor. Üç aylık sosyal bilimler dergisi Toplum&Bilim dergisinin yayın yönetmeni. Ağırlıklı çalışma alanı: Türkiye'de siyasal düşünceler, özellikle sağ ideolojiler ve milliyetçiliktir. Bu konulardaki kitapları: Devlet Ocak Dergâh - 1980'lerde Ülkücü Hareket (Kemal Can'la birlikte 1991), Milliyetçiliğin Kara Baharı (1995), Türk Sağının Üç Hali (1999), Devlet ve Kuzgun - 1990'lardan 2000'lere MHP (Kemal Can'la birlikte, 2004), Modern Türkiye'de Siyasî Düşünce, 4, Milliyetçilik (editör, 2004), Medeniyet Kaybı: Milliyetçilik ve Faşizm Üzerine Yazılar (2006), Türkiye'nin Linç Rejimi (2008). Diğer çalışmaları: Yeşiller ve Sosyalizm (derleme, 1988), Rudolf Bahro: Nasıl Sosyalizm, Hangi Yeşil, Niçin Tinsellik? (derleme, 1989), Yugoslavya: Milliyetçiliğin Provokasyonu (1991), Bosna-Hersek: "Yeni Dünya Düzeni"nin Av Sahası (1994), Futbol ve Kültürü (derleme, R. Horak ve W. Reiter'le birlikte, 1993), Yeni Bir Sol Tahayyül İçin (derleme, 2000), Takımdan Ayrı Düz Koşu (derleme, 2001), Ankara Rüzgârı - Gençlerbirliği Tarihi (Gençlerbirliği Spor Kulübü yayını, 2003), Taşraya Bakmak (derleme, 2005), Kârhanede Romantizm - Futbol Yazıları (2006). Dr. Andreas STEGBAUER: Halen Almanya Münih te Yargıç olarak çalışan Dr. Andreas Stegbauer, İnsan Hakları Örgütleri ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi kurumların nefret suçlarının önlenmesiyle ilgili çalışmalarında yer alan Dr. Andreas Stegbauer in Almanya da aşırı sağcı sembollerin yasaklanması ve nefret suçlarının önlenmesiyle ilgili makaleleri bulunmaktadır. 16 Ekim 2010, Cumartesi günü yapacağı sunumda, nefret suçlarının önlenmesinde yargıçların rolüyle ilgili bir sunum yapacak olan Dr. Andreas Stegbauer in konuşma özeti aşağıdaki gibidir: Delil yetersizliği nedeniyle nefret suçu varsayımıyla çok az sayıda dava açılmaktadır. Bu nedenle mahkemeler ilk etapta öncelikli olarak polisin ve savcılık makamının çalışmalarına bağımlıdır. Yargıcın ana görevi genel olarak, soruşturmayla ilgili sistemde olguların araştırılmasına, olgular üzerinde düşünmeye dayalı bir şekilde, kanunun uygulanmasıdır. Bu özel bağlamın ön koşulu genel anlamda nefret suçu kanunlarıyla ilgili sistemin bilgisi ve özellikle de ulusal nefret suçu kanunlarıdır, ayrıca bu kanunlara başvurulması konusunda bir isteklilik gerekir. Yargıçlar tipik olarak farklı problemlerle karşılaşırlar: Önyargı motivasyonu gizlenmiş bir olgudur, bundan dolayı bulgulanması ve delillerin ortaya çıkarılması oldukça zordur. Mağdurlara ve diğer tanıklara özel bir muamele yapılması zorunludur. Bazı zamanlarda yargıç kamusal bir baskıyla karşılaşır. Ebetteki amaç doğru bir karar verebilmektir. Bir nefret suçunun mahkûm edildiği vaka, özellikle suçlu işleyen kişinin bireysel suçu hakkında yeterli cezayı vermek ve mağdurun ve mağdurun ait olduğu topluluğun özel durumuna etki; eğer mümkünse suçu işleyen kişi hakkında eğitsel bir etki anlamına gelir. Biplab BASU: Biplab Basu Almanya Berlin de nefret suçlarına karşı aktif faaliyet yürüten ReachOut örgütünde çalışmaktadır. ReachOut Berlin de aşırı sağcı, ırkçı ya da anti-semitik şiddet in mağdurlarına danışmanlık hizmeti veren bir sivil toplum örgütüdür. Nefret suçu mağdurlarının ailelerine, arkadaşlarına ve bir saldırının tanığı olan kişilere destek hizmeti veren ReachOut, ırkçılık karşıtı ve kültürlerarası atölye çalışmaları ve eğitimler de düzenlemektedir.
ReachOut aynı zamanda Berlin deki aşırı sağcı, ırkçı ve anti-semitik saldırılar hakkında bilgiler toplamakta ve saldırıların bir dökümünü yayınlamaktadır. Biplab Basu son zamanlarda Berlin de yaşayan Müslümanlara karşı gerçekleştirilen saldırılar hakkında da çalışmalar yapmaktadır. Biplab Basu nun 16 Ekim 2010 Cumartesi günü, nefret suçlarının önlenmesinde sivil toplum örgütlerinin rolü hakkında yapacağı konuşmanın özeti aşağıdaki gibidir: Nefret ya da Önyargı motivasyonuyla gerçekleştirilmiş suçlar bireylere, bir gruba üye olan insanlara ya da mülkiyetlerine karşı onların belli gruplara ait olduğu varsayılarak ya da gerçekten bu grupların üyesi oldukları gerekçesiyle işlenen suçlardır: Irk Din Cinsel Yönelim Engellilik Etnik köken Ulusal köken Yaş Toplumsal Cinsiyet Politik bağlantı Yukarıda gruplara nefret ya da önyargı motivasyonuyla işlenen suçlar nefret suçu olarak tanımlanabilir. Bu nedenle, nefret motivasyonuyla işlenen suçlara karşı mücadele, bir bütün olarak toplumun, polisin, ceza hukukunun, hükümetin, parlamentonun ve STK ların ve Mağdurlara destek veren örgütlerin görevidir. Veri toplamak, farkındalık yaratmak, ilgili kurumlar için eğitim ve öğretim programları geliştirmek nefret suçlarıyla mücadele etmek için zorunlu olan başlangıç adımlarıdır. Pek çok AB ülkesinde nefret/önyargı suçlarına karşı yasalar var olmasına rağmen, sorunun sosyal boyutu ve mağdurlar üzerindeki uzun ve ciddi etkisi sık bir şekilde adalet sistemi, soruşturma makamları ve önleyici yapılar tarafından görmezden gelinmektedir. Nefret motivasyonlu suçlara karşı sosyal bir damgalama nefret suçu olaylarının en aza indirilmesi için zorunludur. Nefret motivasyonlu suçlar demokratik ve çoğulcu bir toplumun dokusunu aşındırır.