HZ. MUHAMMED N PEYGAMBER OLARAK



Benzer belgeler
Din leri Yüksek Kurulu karar : / Bask Y ISBN: Sertifika No: Diyanet leri Ba kanl

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y. Lisans Tarih - Ortaçağ Celal Bayar Üniversitesi

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr.

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Kur an ın Bazı Hikmetleri

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Gençlik Eğitim Programları 7. SINIF SİYER-İ NEBİ

SOSYAL-EĞİTİM-BEŞERİ BİLİMLER

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

BİT ini Kullanarak Bilgiye Ulaşma ve Biçimlendirme (web tarayıcıları, eklentiler, arama motorları, ansiklopediler, çevrimiçi kütüphaneler ve sanal

GAZİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK PERSONEL YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Cümlede Anlam İlişkileri

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ

Tablo 45 - Turizm İşletme Belgeli Tesislerde Konaklama ve Belediye Sayıları

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI PROJE FİŞİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

Tüketici Hukuku Enstitüsü. I. Kentsel Dönüşüm Raporu

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

HAM PUAN: Üniversite Sınavlarına giren adayların sadece netler üzerinden hesaplanan puanlarına hem puan denir.

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan:

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

alanda yaşam kalitesi yüksek bir dünya kenti yapmaktır.

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Müslüman Ahmediye Cemaatinin bugünkü durumunu şöyle özetleyebiliriz: o Şimdiye kadar bu Cemaatin yerleştiği ve merkez kurduğu ülkeler sayısı: 193

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A..

Araştırma Notu 15/177

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

TEŞVİK SİSTEMİNDE TARIM YATIRIMLARI VE KONYA

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015

İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ

Danışma Kurulu Tüzüğü

BÖLÜM 3 : SONUÇ VE DEĞERLENDİRME BÖLÜM

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül :26

Bunlar dışında kalan ve hizmet kolumuzu ilgilendiren konulardan;

a) Birim sorumluları: Merkez çalışmalarının programlanmasından ve uygulanmasından sorumlu öğretim elemanlarını,

M i m e d ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu

DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER

TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü :18

Umman Tarihinin Dönüm Noktalar

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN.

T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES

Özet şeklinde bilgiler

Ar. Gör. Cemil OSMANO LU Erciyes Üniversitesi lahiyat Fakültesi Din E itimi Anabilim Dal

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Atatürk Anadolu Lisesinde Tablet Bilgisayar Dağıtımı Yapıldı

ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

ÖĞRENME FAALĠYETĠ GELĠġMĠġ ÖZELLĠKLER

HZ MUHAMMED ve E V R E N SE L M ESAJİ 01.indd :04:00

Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları

Resim 1: Kongre katılımı (erken kayıt + 4 günlük kongre oteli konaklaması) için gereken miktarın yıllar içerisindeki seyri.

Transkript:

HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 3 05.08.2014 16:03:56

HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 4 04.02.2014 10:37:55

10 HAR TA VE RES MLER 13 ÖN SÖZ 19 G R Ç NDEK LER HZ. MUHAMMED N PEYGAMBER OLARAK GÖNDER LD ORTAM 19 1- Co rafî Durum 20 2- Siyasî Durum 20 a- Kuzey Arabistan 24 b- Güney Arabistan 27 c- Hicaz Bölgesi 33 3- Sosyal ve Kültürel Durum 33 a- Nüfus Yap s 35 b- Kabile Hayat 40 c- Aile Yap s 41 d- Baz Âdetler ve Uygulamalar 42 e- Ahlâk 43 f- Edebiyat ve Yaz 44 4- Ekonomik Durum 48 5- Dinî Durum 48 a- Yahudilik 48 b- Hristiyanl k 49 c- Mecusîlik 50 d- Sâbiîlik 51 e- Putperestlik 56 f- Hanî ik PEYGAMBERL NE KADAR HZ. MUHAMMED 57 1- Ailesi 61 2- Do umu, Çocuklu u ve Gençli i 69 3- Hz. Hatice ile Evlili i 72 4- Kâbe Hakemli i 5 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 5 04.02.2014 10:37:55

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 74 5- Hz. Muhammed in Peygamberlikten Önceki Hayat n n ve Ki ili inin Temel Özellikleri 74 a- Yetim ve Fakir Olarak Büyümesi 75 b- Ümmî Olu u 77 c. Ticaretle Me gul Olu u 77 d- Çobanl k Yapmas 79 e- Toplum çindeki Yeri ve Çevresi 79 f- Güvenilir Olu u 80 g- Ahlâk 80 h- Dinî Hayat PEYGAMBERL N MEKKE DÖNEM 82 1- Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Görevlendirili i 86 2- slâm a Davet ve lk Müslümanlar 91 3- Mü riklerin Tepkisi 95 4- Mü riklerin Uzla ma Tekli eri 96 5- Muhalefet Sebepleri 99 6- Hz. Hamza ve Hz. Ömer in Müslüman Olu lar 101 7- Habe istan a Birinci Hicret 104 8- Habe istan a kinci Hicret 106 9- Hâ imo ullar na Boykot 107 10- Hüzün Y l 108 11- Sakif Kabilesini Ziyaret 110 12- srâ ve Mi rac 111 13- Akabe Bîatlar 113 14- Hz. Peygamber in Mekke Dönemindeki Mesaj na Toplu Bir Bak H CRET VE MED NE DE SLÂM TOPLUMUNUN OLU UMU 118 1- Hicret 128 2- Hicret Esnas nda Medine 134 3- Kurumsalla ma Sürecinin Ba lamas 134 a- Mescid-i Nebevî ve Hz. Peygamber Döneminde Di er Mescitler 140 b- Suffe 140 c- Yeni Bir Karde lik Sistemi 143 d- Birarada Ya ama Tecrübesi 146 4- Hicretin lk Y llar nda Di er Baz Önemli Geli meler 6 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 6 04.02.2014 10:37:55

İÇİNDEKİLER HZ. MUHAMMED N SLÂM A VE MÜSLÜMANLARA YÖNEL K SALDIRILARLA MÜCADELES 148 1- Mü riklerle li kiler 148 a- Hz. Peygamber, Bar ve Sava 151 b- lk Seriyyeler ve Gazveler 155 c- Bedir Sava (2/624) 168 d- Bedir ile Uhud Sava lar Aras nda Mü riklerle li kilerde Baz Geli meler 169 e- Uhud Sava (3/625) 179 f- Uhud le Hendek Sava Aras nda Mü riklerle li kilerde Birtak m Geli meler 184 g- Hendek Sava (5/627) 192 h- Hendek Sava ile Hudeybiye Bar Aras nda Mü riklerle li kiler 196 i- Hudeybiye Bar Antla mas (6/628) 203 k- Hudeybiye Bar Antla mas le Mekke nin Fethi Aras nda Mü riklerle li kilerde Geli meler 206 l- Mekke nin Fethi (8/630) 214 m- Huneyn - Evtas Sava lar ve Taif Ku atmas (8/630) 219 n- Mü riklerle li kilerde Son A ama (9/631) 221 2- Yahudilerle li kiler 221 a- Genel Bilgiler 223 b- Kaynukâo ullar n n Medine den Ç kar lmas (2/624) 224 c- Nadîro ullar n n Medine den Ç kar lmas (4/625) 227 d- Kurayzao ullar Olay (5/627) 229 e- Hayberin Fethi (7/628) 236 3- Hristiyanlarla li kiler 236 a- Genel Bilgiler 237 b- Mûte Sava (8/629) 241 c- Tebük Seferi (9/630) 245 d- Necran Hristiyanlar TANITIM FAAL YETLER VE SLÂM IN YAYILI I 248 1- Giri 248 2- slâm a Davet Mektuplar 254 3- slâm n Yay lmas Aç s ndan Heyetlerin Önemi HZ. MUHAMMED N ÖRNEK K L NDEN KES TLER 263 1- Davetçili i 265 2- Do rulu u 268 3- Lüzumsuz Davran lar Kar s nda Tutumu 7 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 7 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 268 4- Nezâketi 269 5- Hayata yimser Bak 270 6- Alçak Gönüllülü ü 271 7- A r l klar Kar s ndaki Tutumu 272 8- Güvenilir Olu u 274 9- Adaleti 276 10- Ho görüsü 279 11- Cömertli i 282 12- Yeniliklere Kar Tutumu HZ. MUHAMMED N A LE HAYATI 284 1- Aile Reisi Olarak Hz. Muhammed 287 2- Evlilikleri 291 3- Çocuklar HZ. MUHAMMED VE DARE 295 1- darede Hz. Peygamber in Yeri 298 2- darî Kurumlar 298 a- Valilik ve Vilayetlerin daresi 300 b- Hac Emîrli i 300 c- Elçilik 301 d- Kâtiplik 301 e- Adlî ler 303 f- Askerî Te kilat EKONOM K FAAL YETLER 306 1- Hz. Peygamber ve Çal ma 310 2- Ekonomik Düzenlemeler SOSYAL VE KÜLTÜREL FAAL YETLER 315 1- Toplum Yap s 317 2- E itim ve Ö retim 322 3- Aile 323 4- Bayram Kutlamalar, E lence ve Dü ünler 325 5- T p ve Sa l k 326 6- Edebiyat 326 a- Hitabet 8 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 8 04.02.2014 10:37:56

İÇİNDEKİLER 328 b- iir 331 7- Yaz 332 8- Çevre HZ. MUHAMMED VE BAZI TOPLUM KES MLER 335 1- Çocuklar 339 2- Gençler 343 3- Ya l lar 345 4- Kad nlar 348 5- Yetimler, ehit Aileleri ve Gaziler 357 6- Fakirler 360 7- Özürlüler 362 8- Köleler TOPLUMSAL SORUNLAR KAR ISINDA HZ. MUHAMMED 364 1- htilaf ve Çeki meler 365 2- iddet 369 3- Zararl Al kanl klar ve Ahlâkî Sorunlar 379 4- Do al Olaylar ve Afetler 381 5- Hurafeler/Bat l nan lar HZ. MUHAMMED N SON GÜNLER VE VEFATI 386 1- Hz. Peygamber in Vefat ndan Önce slâmiyetin Geni leme Durumu 386 2- Veda Hacc (10/632) 395 3- Hz. Peygamber in Vefat ndan Önce Baz Geli meler 396 4- Hz. Peygamber in Vefat 399 5- Hz. Peygamber in Miras 400 Hz. Peygamber in Geçim Kaynaklar Ana Hatlar yla unlard r: 401 6- Hz. Peygamber in Medine Dönemi ndeki Mesaj na Toplu Bir Bak 404 SON SÖZ 409 B BL YOGRAFYA 419 NDEKS 9 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 9 04.02.2014 10:37:56

HAR TA VE RES MLER 1. slâm n do du u s rada Arap Yar madas ve çevresindeki devletler (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 23 2. Arap Yar madas nda kabileler ( brahim Sar çam), Sayfa: 33 3. Mekke-Medine yolu-hicaz- am-irak-yemen yollar (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 46 4. slâm öncesi dönemde Arap Yar madas nda me hur putlar (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 53 5. Eskiden Zemzem Kuyusu ndan su çekme sistemi (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 58 6. Hz. Peygamber in süt annesinin kabilesinin yurdundan görüntüler (foto:a. Si ), Sayfa: 63 7. Busrâ dan görüntüler (foto: Fatih Erkoço lu), Sayfa: 67 8. Hz. Peygamber döneminde Mekke (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 73 9. Mekke de Hz. Peygamber in koyun güttü ü bölgeden görüntüler (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 78 10. Hira da n n genel görünü ü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 82 11. Hira ma aras ndan bir görünü (foto: Mehmet Özdemir), Sayfa: 84 12. Mekke de Ebû Kubeys da ve Safâ dan bir görünü (foto: Ali Erkaya), Sayfa: 90 13. Habe istan a hicret ( brahim Sar çam), Sayfa: 103 14. Hz. Peygamber in Taif ten dönerken dinlendi i ve kendisine üzüm ikram edilen bahçeden bir görünü (foto: Mehmet Özdemir), Sayfa: 109 15. Akabe bîatlar n n yap ld alandan bir görünüm (foto: Ali Erkaya), Sayfa: 111 16. Sevr ma aras n n d tan görünü ü (foto: Ali Erkaya), Sayfa: 122 17. Sevr ma aras n n içinden bir görünüm, Sayfa: 122 18. Sevr ma aras ndan Hira n n görünü ü (foto: Ali Erkaya), Sayfa: 123 19. Hz. Peygamber in hicret s ras nda takip etti i yol (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 124 20. Hz. Peygamber in Hicret esnas nda Kubâ dan Benî Mâlik b. Neccâr yurduna intikali (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 127 10 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 10 04.02.2014 10:37:56

Harita ve Resimler 21. Hicretten önce Medine (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 131 22. Mescid-i Nebevî nin plân (Creswell den i lenerek), Sayfa: 135 23. Hz. Peygamber döneminde Mescid-i Nebevî nin bir illüstrasyonu (resim taslak çizimi: Prof. Dr. Nusret Çam), Sayfa: 137 24. lk seriyyeler (Ömerî den i lenerek), Sayfa: 153 25. Batn- Nahle olay n n gerçekle t i bölgeden bir görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 155 26. Bedir Sava (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 160 27. Bedir ehitli i (foto: Ali Erkaya), Sayfa: 161 28. Uhud Sava (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 173 29. Önde Okçular Tepesi, arkada Uhud da ndan bir görünüm (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 174 30. Uhud da ve Uhud Sava n n yap ld alan n Okçular Tepesi nden genel görünü ü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 175 31. Uhud da nda Hz. Peygamber ve arkada lar n n s nd mekândan bir görünü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 176 32. Bi r-i Maûne ve Recî olaylar (Ömerî den i lenerek), Sayfa: 181 33. Recî olay n n meydana geldi i alandan bir görüntü (Ömerî, s. 226 ), Sayfa: 182 34. Recî olay n n meydana geldi i alandan bir ba ka görüntü (Ömerî, s. 226 ), Sayfa: 183 35. Hendek Sava esnas nda Hz. Peygamber için bir Türk çad r kurulmu tu, Sayfa: 185 36. Hendek Sava nda Müslümanlar n karargâh kurdu u alandan bir görünüm (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 186 37. Hendek Sava (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 187 38. Hudeybiye Seferi ( brahim Sar çam), Sayfa: 198 39. Hudeybiye Bar n n yap ld alandan bir görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 200 40. Hudeybiye Bar n n yap ld alandan bir ba ka görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 201 41. Mekke nin Fethi ne giderken ordunun konaklad Merru z-zahrân dan bir görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 208 42. Mekke nin Fethi ne giderken ordunun konaklad Merru z-zahrân dan bir ba ka görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 209 43. Merru z-zahrân dan hareket eden slâm ordusunun geçti i dar bo az n 11 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 11 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mekke yönünden görünü ü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 209 44. Mekke nin Fethi (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 210 45. Huneyn de slâm ordusuna pusu kurulan bölgeye do ru ilerleyen yol (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 215 46. Huneyn Sava n n meydana geldi i alandan bir görünü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 216 47. Huneyn ganimetlerinin topland Ci râne den bir görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 218 48. Huneyn ganimetlerinin topland Ci râne den bir ba ka görüntü (foto: brahim Sar çam), Sayfa: 219 49. Hayber in Fethi (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 232 50. Son muhacir ka lesinin Habe istan dan dönü ü ( brahim Sar çam), Sayfa: 234 51. Mûte Seferi, Sayfa: 240; Mute Sava n n meydana geldi i bölgeden görüntüler (foto: Fatih Erkoço lu), Sayfa: 240 52. Tebük Seferi, Sayfa: 244 53. Hz. Peygamber in slâm a davet mektubu gönderdi i bölgelerden baz lar ( brahim Sar çam), Sayfa: 251 54. Arafat ta Cebel-i Rahme de hac lar (20. yüzy l ba lar, Betenûnî, s. 188-189), Sayfa: 388 55. Mina da çad rlara yerle mi hac lar (20. yüzy l ba lar, Betenûnî, s. 196-197), Sayfa: 389 56. Hac mevsiminde Mescid-i Haram da namaz (20. yüzy l ba lar, Betenûnî, s. 106-107), Sayfa: 390 57. Medine de konaklayan hac ka lesi (20. yüzy l ba lar, Betenûnî, s. 264-265), Sayfa: 390 58. Veda Hacc (Mu nis ten i lenerek), Sayfa: 394 59. Hz. Peygamber in kabrinin Ravza-i Mutahhara daki duru u, Sayfa: 398 60. Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer in medfun bulundu u Ravza-i Mutahhara dan bir görünü, Sayfa: 399 12 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 12 04.02.2014 10:37:56

ÖN SÖZ Bu çal may kaleme almaktaki amac m z, Hz. Muhammed (s.a.s.) in hayat n gerçekleri içinde do ru bir ekilde tan t lmas n ve anla lmas n sa lamak; onun evrensel niteli e sahip olan faaliyetlerini, davran lar n ortaya koymak ve belli ba l konulara yakla m n yans tmakt r. Hz. Muhammed (s.a.s.) in do ru ve iyi anla lmas ve tan t lmas n n önemi ortadad r. Çünkü onun hayat, slâmî hükümlerin ve de erlerin ya ant haline dönü tü ü ve mü ahhas hâle geldi i aland r. yi tan nmas do ru bir ekilde örnek al nmas na vesile olaca gibi, yanl tan nmas ve anla lmas ise, dinin tahrifine yol açabilecek ölçüde zararl uygulamalar n hayata geçirilmesine ve ak mlar n do mas na sebep olabilir. slâm n hedefi Peygamber in do ru anla lmas yla ve do ru örnek al nmas yla gerçekle ebilir. Ayr ca, Hz. Peygamber daima Kur an- Kerim in ruhuna uygun hareket etti i için onun anla lmas, Kur an- Kerim in anla lmas na yard mc olacakt r. nsanl n her zaman ve mekanda Hz. Peygamberin tebli etti i lâhî mesaja ve onun hayata geçirilmi ekli olan örnek ki ili ine ve rehberli ine ihtiyac bulundu unu da burada belirtelim. Çünkü bu mesaj, insanlar n can, mal ve rz güvenli ini korumak ba ta olmak üzere toplumun en önemli meselelerini kapsamaktad r. Burada çal mam z haz rlarken ba vurdu umuz kaynaklar ve takip etti imiz metot hakk nda, ayr nt ya girmeksizin, ana hatlar yla bilgi vermek istiyoruz. Kaynaklar m z n ba nda Kur an- Kerim gelmektedir. Hz. Peygamber in hayat, Kur ân- Kerim den ba ms z dü ünülemez. Onda Peygamberimiz dönemindeki sava lar, antla malar, Yahudilerle, Hristiyanlarla, münâf klarla ve bedevîlerle ili kiler, hicret, Hz. Peygamber in hayat ve e leri, be erî ve rûhî yönü, peygamberli i, yetki ve sorumluluklar, kendisine yönelik uyar lar, teselliler vb. konularda bol miktarda bilgiler yer almaktad r. O nedenle kaynaklar m z n ba nda Kur an- Kerim e yer verdik. Çünkü Vâk dî ve bn Hi âm gibi en eski siyer müellifleri bile bu hususu ihmal etmemi ler, kitaplar nda pek çok olay n ve özellikle gazvelerin Kur an- Kerim e yans mas konusuna özel bölümler ay rm lard r. Biz de bir konuyu ele al rken Kur an- Kerim in o konuyla ilgili âyet veya sûrelerinden geni ölçüde faydaland k. Ço u zaman âyetlerin tam meâli yerine ifade etti i anlam vermeyi tercih ettik. kinci temel kayna m z hadis külliyât d r. Bu kitaplarda Hz. Peygamber in hayat n n ve ki ili inin tüm yönleriyle ilgili olan, hattâ siyer-me âzî ve genel 13 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 13 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji tarih kitaplar nda bulunmayan bilgiler yer almaktad r. Hadisleri kullan rken de metnin tam çevirisi yerine ço u defa ifade etti i anlam vermeyi tercih etti imizi burada belirtmek istiyoruz. Kur an- Kerim ve hadis kitaplar n n d nda en eski siyer-me âzî kitaplar yla, genel tarih kitaplar n n ilgili bölümleri ba l ca kaynaklar m z olu turmaktad r. Bu arada, en eski sîre müelliflerinden Mûsa b. Ukbe nin eserinden istifade eden bn Abdilber, bn Seyyidinnâs ve ayn zamanda olaylar mükemmel bir ekilde tasvir eden Makrîzî gibi muahhar müelliflerin siyerle ilgili kitaplar ndan istifade etmeyi de ihmal etmedik. Bu kaynaklar önemlidir. Çünkü Mûsa b. Ukbe nin kitab ad geçen müellifler taraf ndan kullan lm, ancak daha sonra kaybolmu tur. Ayr ca, klasik kaynaklar m zdaki bilgilerin günümüzle ba lant s n daha iyi kurabilmek amac yla, Ali zzetbegoviç ve Câbirî gibi yak n tarihimizin ünlü dü- ünürlerinin de erlendirmelerini de gözard etmedik. Bu arada, son zamanlarda Hz. Peygamber in hayat n veya hayat n n ve ahsiyetinin çe itli yönlerini ele alan k ymetli ara t rmalar yap ld n da belirtmek gerekir. Bu sahadaki k ymetli tebli leri ihtiva eden Türkiye Diyanet Vakf n n düzenledi i Kutlu Do- um Sempozyumlar n ve Ebedî Risâlet Sempozyumu nu burada örnek olarak hat rlatmak isteriz. Ayr ca Mevlânâ iblî ve Muhammed Hamidullah gibi ciddi ara t rmac lar n eserlerini ve bu arada farkl bak aç lar n yans tmak amac yla Hz. Muhammed (s.a.s.) hakk nda Bat literatüründe yer alan ara t rmalar ihmal etmedik. Bu eserleri kullan rken gerekli gördü ümüz durumlarda okuyucuyu ayd nlatmak amac yla at fta bulundu umuz ara t rmalar hakk ndaki kanaatimizi dipnotlarda k saca verdik. Keza, özellikle baz k s mlar kaleme al rken, ça da yazarlar n konumuzla ilgili görü lerini de dikkate ald k. Çal mam z bir tart malar dizisi haline getirmek istemedik. O nedenle ça da siyer yazarlar n n eserlerinde gördü ümüz ve bizce hatal olan hususlara cevap yeti tirmek gibi bir hedefimiz olmam t r. Kaynaklar m z hakk nda bu k sa bilgiyi verdikten sonra çal mada takip etti- imiz metotla ilgili olarak da baz aç klamalarda bulunmak istiyoruz. Hedefimiz Hz. Peygamber in hayat n, faaliyetlerini ve örnek al nmas gereken ki ili ini ortaya koymakt r. Ancak, Kur an- Kerim, hadis kitaplar ve slâm tarihinin ilk kaynaklar ndaki gerçek peygamber tasviri ile, tarihin seyri içinde, zamanla halk n muhayyilesini besleyen, özellikle baz edebî eserlerdeki peygamber anlay aras nda ciddî farklar bulundu u bir hakikattir. kinci grupta yer alan mesela Ahmed Mür id Efendi nin (ö. 1761) Ahmediyye adl eseri ve Muhammed Bîcan n Muhammediyye gibi baz kitaplar n, halktaki peygamber sevgisini geli tirmeye yönelik olumlu katk s ndan bahsedilebilir. Ancak, ad geçen eserlerde oldu u gibi, bu tür kitaplarda, uydurma hadis mecmualar nda bile bulunmayan ve Hz. 14 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 14 04.02.2014 10:37:56

ÖN SÖZ Peygamber in sahih sünnetiyle tamamen çeli en rivayetler de yer almaktad r. Uydurma rivayetlerin ya da zaman içerisinde ya ayan kültürün bir parças haline dönü en edebî tasvirlerin, gerçek hayat n ve örnek al nabilecek davran lar n yerini almamas gerekti i aç kt r. Bu tür rivayetlerin zaman zaman ana kaynaklarda da yer ald n belirtmek gerekir. Kaynaklarda zaman zaman Hz. Peygamber e be er üstü vas flar yükleyen, onun ahs n ve hayat n insanüstü özelliklerle süslemeye çal an rivayetler yer almaktad r. Oysa bu rivayetler Peygamber i tan ma bak m ndan elveri li olmad gibi, hem tarihî gerçeklere uygunluk ve hem de rivayet kriti i aç s ndan do ru de ildir. Ara t rmam zda, ciddî bulmad m z bu tür rivayetlere yer vermemeye çal t k. Kur an- Kerim i, Hz. Peygamber in hayat n ve ahlâkî ki ili ini bir bütünlük içerisinde dikkate alarak bunlara ters dü en rivayetleri kullanmad k. Hurafeden ve efsaneden ar nm duru bir metin haz rlamaya gayret ettik. Olaylar do ru bir ekilde tespit etmeye çal t k. Her eyden önce çal mam z, genel kabul gören, do ru ve sa lam kabul etti imiz rivayetleri esas alarak haz rlad k. Okuyucunun kayna a müracaat n kolayla t rmak amac yla konuyla ilgili bilgileri ald m z yerleri dipnotta verdik. Dipnotlarda çok say da, bazen yirmi veya otuz kadar kayna kaydetmek mümkün olmakla beraber, çal mam z bir dipnot y n hâline getirmemek için, konu hakk nda geni ve doyurucu bilgi veren en eski iki veya üç temel kayna n, ayet varsa bir veya iki ara t rman n ad n kaydetmekle yetindik. Bununla birlikte, faydaland m z kaynaklar n tümünü Bibliyografya da vermeyi ihmal etmedik. E er ele ald m z olayla ilgili ikinci derecede sa lam olabilece ine ihtimal verdi imiz bilgiler varsa, bunlar gerekli gördü ümüz durumlarda dipnotta kayna n göstermek suretiyle metinde kaydettik. Yine gerekli gördü ümüz yerlerde rivayetler ve olaylar üzerinde yapm oldu umuz tahlilleri kaydetmenin kitab n hacmini art raca n ve okuyucuyu yoraca n dü ünerek, tercih etti imiz bilgileri vermekle yetindik. Bir ba ka ifade ile, akademik tart malardan genellikle uzak durduk ve ihtilafl konulardaki görü leri kaydetmedik. ayet tart malara yer vermi olsayd k metni iki kat geni letmi olurduk. Bununla birlikte, akademik zihniyetten uzakla mamaya çal t k. Çal mam zda her olay günümüze ta ma gayreti içinde bulunmad k; asl nda buna imkan da yoktur. Ancak aktüel hâle getirilmeye müsait olanlar güncelle tirdik. Temel hareket noktam z bu olmakla birlikte, faaliyetler bir bütün olarak verilmedi i takdirde pek çok meselenin kapal kalabilece i dü üncesinden hareketle Hz. Peygamber in hayat n n ve faaliyetlerinin bütününü vermeye çal t k. O nedenle Hz. Peygamber in, dönemin artlar içinde cereyan eden ve tarihsel nitelik ta yan faaliyetlerini de ortaya koymaya çal t k. Nitekim kimi zaman, 15 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 15 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji tarihsel bir olgu olan bir sava ta bile tarihin her döneminde kar la labilecek unsurlar bulunabilmekte ve o olay yorumlamak suretiyle evrensel ilkeler ç karmak mümkün olabilmektedir. Ayr ca okuyucu o sava la ilgili bilgileri okurken kendisini Hz. Peygamber e yak n hissedebilmektedir. Kitapta Do al Olaylar ve Afetler, Hurâfeler ve Bât l nan lar gibi ço u ba l klar günümüz artlar dikkate al narak at lm, malzeme yeni bir tarzda tasnif edilerek yorumlu bir ekilde sunulmaya çal lm t r. Okuyucuya ayr ca ça m zda olumlu ve olumsuz olarak geli en de erlerin Hz. Peygamber in sahip oldu u ve uygulama alan na koydu u de erlerle mukayesesini yapma imkan verilmi tir. Metin içinde Hz. Peygamber in uygulama alan na koydu u de erlerin günümüz de erleriyle mukayesesine her zaman te ebbüs etmedik. Mukayesenin okuyucu taraf ndan tabîî bir ekilde yap lmas n n daha uygun olaca n dü ünerek, uygulamalar ve de erleri ortaya koymakla yetindik. Önemle üzerinde durmaya çal t m z bir ba ka husus da, Hz. Peygamber in sava lar d ndaki faaliyetlerine, malzemenin elverdi i ölçüde gerekli yeri ay rmak olmu tur. Hz. Peygamber in hayat n n ve faaliyetlerinin ele al nd bir eserde, onun sava lar d ndaki faaliyetlerine gerekli yer ayr lmal d r. Bir ba ka deyi le Hz. Peygamber, sadece veya a rl kl olarak yapt sava larla tan t lmamal d r. Aksi takdirde, okuyucuda, Hz. Muhammed (s.a.s.) hakk nda, sanki yaln zca be -alt defa sava yapmak üzere gönderilmi eklinde yanl bir Peygamber imaj hâs l olmaktad r. Oysa bizim ula t m z sonuca göre, kaba bir hesapla, Hudeybiye seferi ve Veda Hacc hariç, Hz. Peygamber in gazvelerde geçirdi i zaman n toplam -yolda geçen zamanlar dahil- ancak bir y ldan biraz fazla (1.3 y l) bir süreyi kapsar. Ayr ca çarp ma meydana gelen gazvelerin, yani sava lar n say s da bütün gazvelerin toplam n n üçte birini geçmez. O takdirde bu oran n daha dü ük, di er bir deyi le Hz. Peygamber in hayat nda sava lar n yerinin daha da az yer tuttu u görülecektir. Sava meydana gelen gazvelerde geçen süre, yirmi üç y ll k peygamberlik süresinin yüzde ikisi, tüm Medine döneminin ise yüzde dördü civar ndad r. Bununla birlikte bu gazvelerde de onun hayat n n sadece sava tan ibaret olmad n, bu s k nt l devrelerde belki çok önemli davran modellerinin görülmesinin mümkün olabildi ini de belirtmek gerekir. O halde, gazveler d nda kalan zamanlarda Peygamberimiz nelerle me gul olmu tur? Onun sava lar d ndaki faaliyetleri, âdil, bar ç, çevreci vs. kimli i ile de tan t lmas gerekir. te, malzemelerde hiçbir abartma ve zorlamaya gitmeksizin onun gazveler d ndaki faaliyetlerine, hak etti i yeri bu eserde ay rmaya çal t k. Bunu ilk olarak kendimiz yapt m z iddias nda da de iliz. Ara t rmalar bir yana, en eski müelliflerimizden bn Sa d, Hz. Peygamber in 16 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 16 04.02.2014 10:37:56

ÖN SÖZ hicretten sonraki ilk faaliyetlerini verdikten sonra ve gazvelere geçmeden önce, onun slâm a davet amac yla gönderdi i elçiler ve mektuplarla, Medine ye gelen heyetler hakk nda geni bilgiler vermektedir. Ad geçen müellifin bu iki konuda verdi i bilgiler, eserinde geni yer tutmaktad r. Ayn durumu muahhar kaynaklar m zdan âmî nin eserinde de görmek mümkündür. Biz de bunun önemini dikkate alarak Hz. Peygamber in Mekke dönemindeki daveti ve onun bütün hayat n içeren davetçi ki ili i hakk nda verdi imiz bilgiler d nda, Medine döneminde slâm tan tma ve yayma faaliyetleri ne ayr bir bölüm ay rd k; mektuplar ve heyetlerle olan ili kileri bu bahiste de erlendirdik. Kitab m z klasik tarzda Hayat, Ki ili i gibi iki veya üç temel bölüme ay rma yerine, birbiriyle ba lant l konular ardarda s ralayarak ana ba l klar alt nda haz rlad k. Hicret e kadarki k sm kronolojik olarak vermek daha uygun oldu undan o dönem için bu metodu uygulad k. Fakat Medine dönemini ele al rken konular sistematik bir ekilde sunduk. Kendi içinde kronolojik olarak i lemeye müsait olan Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Mü rikler ve Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Hristiyanlar gibi bölümleri de o ekilde yazd k. Bunun yan nda bölümler aras ndaki ba korumaya ve birinden di erine yumu ak geçi yapmaya özen gösterdik. Duru, anla l r ve ak c bir üslup kullanmaya ve genel kabul gören yaz m kurallar na uymaya çal t k. Co rafya, tarihe yard mc bilim dallar ndan birisidir; hatta baz ara t rmac lar co rafyaya dayanmayan tarih bilgisinin romandan ibaret oldu unu söylerler. Hz. Peygamber in hayat n n, hatta Kur an ve sünnetin iyi anla labilmesi için de, onun ya ad ve faaliyetlerini gerçekle tirdi i mekanlar n iyi bilinmesi gerekmektedir. Sözgelimi Kur an da Peygamber in han mlar ndan bir ey istedi iniz zaman perde arkas ndan isteyin buyrulmaktad r. Burada perdeden maksat Hz. Peygamber in han mlar n n odalar n n kap s na, kap yerine as lan perdedir. Çünkü bu odalar n ah ap kap s yoktu ve kap aç kl kilim veya kuma perde ile kapat l yordu. te âyette, Hz. Peygamber in han mlar ndan bir ey istenirken, tek odadan ibaret olan bu özel hayat alan n n kap s na as lm olan perdenin aç lmamas emredilmektedir. Yoksa han mlar n veya Hz. Peygamber in e lerinin arada bir perde bulunmadan kimseyle muhatap olamayaca eklinde bir anlam bulunmamaktad r. O nedenle Hz. Peygamber in ya ad ortam n yap s n n bilinmesi önemlidir. Çal mam zda imkanlar ölçüsünde görsel malzeme kullanmaya çal t k; konular n daha iyi anla lmas n sa lamak amac yla mekanlar tan t c resim, harita ve ekillere yer verdik. Haritalar n büyük k sm n Hüseyin Mu nis in Atlasu Târîhi l- slâm adl eserinden i leyerek haz rlad k. Harita ve resimlerin listesini ve kaynaklar n çindekiler bölümünden sonra verdik. 17 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 17 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Çal mam z temel kaynaklarda Hz. Muhammed (s.a.s.) in faaliyetlerini, sözlerini ve davran lar n izlemek suretiyle kaleme ald k. Ba l klar tespit ederken ve olaylar i lerken onu merkez ald k ve onun davran lar n yans tan malzemeyi de erlendirmeye çal t k. Hedefimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) in tarihî ki ili ini, bu ki ilik çerçevesinde gerçekle tirdi i faaliyetleri ve örnek davran lar n bugünkü ku a a en do ru bir ekilde aktarmaya gayret göstermek ve onun ahs nda slâm anlatmaya çal makt r. Bununla birlikte, her eyi eksiksiz bir ekilde ortaya koydu umuz iddias nda bulunmad m z da burada ifade etmek istiyoruz. Ülkemizde Hz. Peygamber le ilgili olarak yap lan çal malara mütevazi bir katk da bulunabilirsek kendimizi mutlu hissedece iz. Çal malar m esnas nda katk da bulunan hocalar ma, meslekta lar ma; kutsal topraklardaki incelemelerim esnas nda Mekke ve çevresinde yer alan baz tarihî mekanlar görüntülememe yard mc olan Dr. Necati Öztürk e ve di er dostlara te ekkürü borç bilirim. Prof. Dr. brahim Sar çam Ankara - 2002 18 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 18 04.02.2014 10:37:56

G R HZ. MUHAMMED N PEYGAMBER OLARAK GÖNDER LD ORTAM Hz. Peygamber in hayat, ki ili i ve faaliyetleri ile ilgili bölümlere geçmeden önce, onun içinde do du u, yeti ti i, kendisine peygamberlik görevinin verildi i ve slâm tebli etti i ortam n co rafî, etnik, sosyal, kültürel, ekonomik ve dinî yap s n n ortaya konulmas gerekir. Bu bölüm kaleme al n rken onun peygamberlik dönemindeki faaliyetlerinin daha iyi tan nmas na, anla lmas na ve temellendirilmesine yard mc olmak amaçlanm t r. Meselâ Arap Yar madas ndaki siyasî durum ele al n rken Hz. Peygamber in faaliyet gösterdi i ve ili ki kurdu u bölgelerdeki siyasî yap n n tespitine çal lm t r. 1- Co rafî Durum Arap Yar madas, özellikle Hicaz bölgesi, Hz. Peygamber in do du u, ya ad ve vefat etti i yer olmas dolay s yla slâm tarihi aç s ndan çok önemlidir. Arap Yar madas, Asya, Afrika ve Avrupa n n kesi ti i önemli bir noktada bulunur. Do uda Basra ve Umman körfezleri, güneyde Hint Okyanusu ve bat da K z ldeniz ile çevrilidir. Güneyde Bâbü l-mendeb Bo az ile Afrika dan ayr l rken, kuzeyde Süvey Kanal ile bu k taya birle ir. Arap Yar madas n n bat kesiminde, K z ldeniz k y s nda geni li i yer yer 80-100 kilometreyi bulan dar bir k y ovas olan Tihâme yer al r. Tihâme nin do usunda Hicaz bulunur. Hicaz, am dan Necran a kadar uzanan da lar yer yer kesen vadilerden meydana gelir. Bölge, bat s nda yer alan Tihâme ile do- usundaki Necid i birbirinden ay rd için Hicaz ad n alm t r. Fakat genelde Hicaz denilince, Tihâme yi de içine alan geni bölge kastedilir. Mekke, Medine ve Taif, Hicaz n önemli ehirleridir. Hicaz n do usunda ve Arap Yar madas n n orta kesiminde Necid platosu yer al r. Necid in güneydo u kesiminde Yemâme bulunur. Yemâme ile birlikte Bahreyn e el- Arûd ad verilir. Necid platosu, kuzey, do u ve güneyden çöllerle ku at lm t r. Hicaz n ve Arap Yar madas n n bat kesiminin güneyinde Yemen vard r. Yemen bölgesinin kuzey k sm nda Necran, orta k sm nda San a ve güneyinde Taizz yaylalar me hurdur. Yemen in do usunda, da l k olan ve da l k oldu u kadar da vadilerle yar lm bölgeye Hadramut 19 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 19 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ad verilir. Hadramut un ve hatta Arap Yar madas n n en do u k sm nda Umman yer al r. Umman n bat s nda ve kuzeybat s nda Irak hudutlar na kadar uzanan bölgeye Bahreyn veya Hecer ad verilir. Yar madan n kuzey kesiminde Nüfûd, güney kesiminde ise Rubu l-hâlî ad verilen çöller bulunur. Bu iki büyük çölü birbirine ba layan dar bir erit halinde Dehnâ Çölü vard r. Arap Yar madas n n Asya k tas ile birle en kuzey kesiminde, s n r te kil edecek co rafî bir unsura rastlanmad için kuzey s n r hakk nda farkl görü ler mevcuttur. Suriye ve Irak bölgelerini de Arap Yar madas ndan sayanlar vard r. Suriye ve Irak, co rafî aç dan Arap Yar madas ndan say lmasa bile, etnik aç dan say labilir. Çünkü slâm n do u undan önce bu bölgelerde Araplar oturuyorlard ; slâm n do du u s ralarda da Suriye ve Irak ta Araplar taraf ndan kurulmu devletler bulunuyordu. Bölgede çe itli Arap kabileleri ya amaktayd. slâm öncesinde, Hz. Peygamber döneminde ve daha sonra dört halife devrinde Müslümanlarla bu bölgelerin halk aras nda s k ili kiler bulunuyordu. slâm n do u una yak n tarihlerde Arabistan daki me hur ehirler unlard r: Mekke, Taif, Yesrib, Yenbû, Cüre, San a, Hicr, Hayber, Suhâr, Debâ, Dûmetülcendel, Fedek, Teymâ, Vâdi l-kurâ ve Maknâ... 1 2- Siyasî Durum slâm dan önce Arap Yar madas nda belli bir siyasî sistemin varl bilinmemektedir. Yar madan n tamam n hakimiyeti alt nda tutan merkezî bir idare mevcut olmam t r. Ancak yar madan n kuzey do usunda Hîreliler, kuzeybat s nda Gassâniler, güneyde Yemen de Sebe ve Himyer krall klar gibi devletler kurulmu tur. Di er yerlerde kabileler müstakil bir ekilde varl klar n sürdürmü lerdir. Himyerîlerin son dönemlerinin Mekke ile yak n alakas bulundu undan, kitab m zda Yemen de kurulan krall klar sonraya b rakmay dü ündük. O nedenle önce Kuzey Arabistan da kurulan devletleri ele alaca z. a- Kuzey Arabistan Nabatîler: M. Ö. IV. yüzy ldan m. 106 y l na kadar Filistin in güneyinde, Akabe Körfezi ile Lût Gölü aras ndaki Edom bölgesinde Nabatî Krall hüküm sürmü tür. Krall n merkezi önceleri, bugün bile harabeleri me hur olan Petra ehriydi. Daha sonra F rat nehri ile K z ldeniz aras nda geni bir alana yay lan Nabatîler, Kuzey Hicaz a bile hakim olmu lard r. Putperest olan Nabatîler, Roma mparatorlu u ile çöl aras nda bir tampon görevi üstlenmi lerdir. Bu arada 1. Bekrî, Mu cem Me sta cem, tah. Mustafa es-sakkâ, Beyrut 1983, I, 5-16; Philip Hitti, Siyâsî ve Kültürel slam Tarihi, çev. Salih Tu, stanbul 1995, I, 51 vd.; Kudret Büyükco kun, Arabistan, D A, III, 248-252. 20 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 20 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam Arap Yar madas n n kuzeyi ile güneyi aras ndaki kervan ticaretini ele geçirerek zenginle mi lerdir. Roma mparatorlu u ile Nabatîler aras nda çe itli siyasal ve ekonomik sebepler yüzünden M.S. I. yüzy l n ikinci yar s nda anla mazl klar ç km, sonunda mparator Traianus (saltanat : M.S. 98-117) 106 y l nda Nabatî Krall na son vermi tir. Bununla birlikte Romal lar, Akabe Körfezi nin güneyine inememi lerdir. Bu nedenle Hicaz n kuzeyinde küçük bir Nabatî Devleti kal nt s bir müddet daha devam etmi tir. Nabatî tüccarlardan Yesrib e yerle enler olmu tur. Hatta Hz. Peygamber devrinde Medine de bir Nabat Pazar (Sûku n- Nabat) n n mevcut oldu u bilinmektedir. 2 Tedmürlüler: Ne zaman kuruldu u kesin olarak bilinemeyen, ancak M.Ö. I. yüzy ldan itibaren mevcut oldu u anla lan Tedmür Krall özellikle Nabatî Krall n n ortadan kalkmas yla geli mi tir. Krall n merkezi olan Tedmür ehri, am n 260 km. kuzeydo usunda ve F rat nehrinin 140 km. bat s nda yer al r. Tedmürlüler, zaman zaman Romal lar n sald r lar na maruz kalm lar, bazen de onlarla birle erek Sâsânîlere sald rm lard r. Son olarak Romal lar kar s nda yenilgiye u ram lard r. Roma mparatoru Orelyan, 273 y l nda ehre girerek ya ma ettirmi ve pek çok ki iyi öldürtmü tür. Tedmür, bu olaydan sonra bir daha toparlanamam ve ülkede ticaret gerilemi tir. Bundan sonra ehirde Hristiyanl k yay lmaya ba lam, slâm fetihlerine kadar üç yüz y ldan fazla Roma hakimiyetinde kalm t r. mparator Jüstinyen (saltanat : 527-565), buray Araplara kar bir garnizon haline getirerek ehrin surlar n in a ettirmi ve bir de kilise yapt rm t r. Tedmür 634 y l nda slâm komutan Halid b. Velid e teslim olmu tur. 3 Gassânîler: Tedmür Krall n n M.S. III. yüzy l n sonlar na do ru gücünü kaybetti i s ralarda Kuzey Arabistan da iki devlet güçlenmeye ba lad. Bunlar, Me rib Baraj n n y k lmas üzerine güneyden kuzeye göç eden Araplar taraf ndan kurulmu olan Gassânîler ile Hîrelilerdir. Gassânîler, Roma mparatorlu u na ba l olarak Suriye de, Hîreliler de Sâsânîlere ba l olarak Irak ta hüküm sürmü ler ve slâm n do u una dek varl klar n sürdürmü lerdir. Aslen Kahtânîlere mensup olan ve 200-636 y llar aras nda hüküm süren Gassânîler, III. yüzy l n ba lar nda Suriye taraflar na gelerek, Gassan suyu kenar na yerle tiler. Yerle tikleri yere nisbetle bunlara Gassânîler; reisleri Cefne ye nisbetle de Cefneo ullar, Cefne ailesi (Âlu Cefne) denilir. Gassânîler bir müddet sonra bölgeye hakim oldular; Romal lar n tesiri ile Hristiyanl kabul ettiler ve Bizans kültürünün etkisi alt na girdiler. slâm n do u una kadar Bizans 2. Corci Zeydan, el-arab Kable l- slam, tah. Hüseyin Mu nis, Kahire ts., 81-97; E. Honigman, Nabatîler, A, IX, 1-3; Ne et Ça atay, slam Öncesi Arap Tarihi ve Câhiliye Ça, Ankara 1971, s. 40 vd. ; Hitti, I, 105-112. 3. Corci Zeydan, el-arab, s. 98-108; Fr. Buhl, Tedmür, A, XII/1, 113; Hitti, I, 113-118. 21 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 21 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji mparatorlu u nun uydusu olarak varl klar n devam ettirdiler. Romal lar güney s n rlar n hem bedevî ak nlar na, hem de Sâsânîlere kar koruyabilmek için Gassânîleri desteklediler. Gassânîler Hîrelilerle s k s k sava t lar. Suriye ve Filistin in 613-614 y llar nda ran ah Hüsrev Perviz taraf ndan ele geçirilmesi ile birlikte Gassânîlerin çöktü ü ve gücünü kaybetti i görülmektedir. Bizansl lar n 628 de ranl lar ma lup ederek Suriye ve çevresini geri almas ndan sonra Gassânîler güçsüz ve önemsiz bir duruma dü tüler. Hz. Peygamber zaman nda Gassânîlerin siyasî bir bütünlü e sahip olmad anla lmaktad r. Hz. Peygamber in Gassânî emîrlerinden Hâris b. Ebû emir e slâm a davet mektubu gönderdi i bilinmektedir. Ayr ca Hz. Peygamber 8/629 y l nda Hâris b. Umeyr i ad tespit edilemeyen Busrâ emîrine elçi olarak göndermi ; Hâris, Gassanî emîrlerinden urahbil b. Amr taraf ndan Mûte de öldürülünce Mûte Seferi ni tertiplemi tir. Daha sonra da, Gassânîlerden gelebilecek sald r tehdidine kar Tebük Seferi düzenlenmi tir. Gassânîlerin son kral Cebele b. Eyhem dir. O, Yermük Sava nda (15/636) mparator Herakleios taraf ndan Bizans ordusu içinde yer alan on iki bin ki ilik Hristiyan Araplar n ba na komutan tayin edilmi ve Müslümanlara kar sava m t r. Yermük Sava nda Bizans ordusunun ma lup olmas, Gassânîlerin de sonunu getirmi tir. Cebel b. Eyhem in Yermük yenilgisi üzerine kabilesiyle birlikte kendi topraklar na çekilip Hristiyan olarak öldü ü söylendi i gibi; Müslüman oldu u ve Hz. Ömer e gelerek slâm kabul etti i; ancak bir müddet sonra irtidat ederek Bizans bölgesine gitti i de söylenmektedir. 4 Hîreliler: Kûfe nin yakla k be kilometre güneyinde yer alan ba kentleri Hîre ye nisbetle bunlara Hîreliler denildi i gibi, III. yüzy lda güneyden gelen Lahm kabilesine mensup olduklar için Lahmîler de denilmektedir. Sâsânîlerin uydusu olan Hîreliler, bu devleti göçebe Araplar n sald r lar na kar korurlar, Bizans a tâbî bir krall k olan Gassânîlerle s k s k sava rlard. Hîrelilerin me hur krallar ndan birisi olan Numan b. Münzir (saltanat : 586-613) Sâsânî hükümdar taraf ndan at ld hapishanede öldü. Hîre Krall bundan sonra do rudan Sâsânîlerin merkezine ba l bir valilik haline getirildi. Devlet ba kanl na Ta lib kabilesinden yâs b. Kabîsa, onun yan na da murak p olarak da ranl bir memur tayin edildi. Bu duruma öfkelenen Bekir b. Vâil kabilesi ile, Sâsânîler ve müttefikleri olan Hîreliler aras nda me hur Zû-Kâr Sava meydana geldi. Bu sava ta Sâsânîler yenildiler. Bundan sonra Hîre yine Sâsânîlere ba l olarak yönetildi. Tarihçiler son Hîre kral olarak Münzir b. Numan gösterirler. Münzir in idaresi Halid b. Velid in Irak fetihlerine kadar sürmü ve Hîre ehri 12/633 y l nda Ha- 4. Corci Zeydan, el-arab, s. 207-220; J. Schleifer, Gassânîler, A, IV, 718 vd.; Hitti, I, 118-125; Mustafa Fayda, Cebele b. Eyhem, D A, VII, 184-185; Ahmet A rakça, Gassânîler, D A, XII, 397-398. 22 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 22 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam 23 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 23 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji lid b. Velid e sava lmadan cizye kar l nda yap lan bir antla ma sonucu teslim olmu, yap lan antla mada kendilerine can ve mal güvencesi verilmi, dinlerini rahatça ya ayabilecekleri hususu karara ba lanm t r. Mekke de oturan Kurey kabilesinin Hîre ile ticârî ili kileri vard. Meselâ, Mervan n babas Hakem b. Ebü l-as n Hîre den triyat getirip satt, Hz. Ömer in de slâm öncesinde Hîreli Ka b b. Adiy ile ortak ticaret yapt söylenmektedir. Arap Yar madas nda yaz n n Enbar dan Hîre ye geçti i, burada geli ti i ve yar madan n di er bölgelerine yay ld, hatta Mekke ye bile buradan geldi i bilinmektedir. Putperestlik, Hristiyanl k, Yahudilik, Mecusîlik, Maniheizm ve Mazdeizm in yayg n oldu u Hîre ye Nastûrî Hristiyanl erken dönemlerden itibaren girmeye ba lam t r. Hîreliler ba lang çta putperest idiler. Mazdek mezhebi onlar aras nda taraftar bulamam t r. Daha sonra buraya Hristiyanl k girmi tir. Hîre krallar n n ne zaman Hristiyanl kabul ettikleri hususunda farkl görü ler mevcuttur. Buran n IV. yüzy l n ba lar ndan itibaren bir piskoposluk merkezi oldu u bilinmektedir. Yine ayn yüzy l n ortalar nda Hîre de Nastûrî kilisesine mensup bir Hristiyan topluluk mevcuttu. VI. yüzy l n ikinci yar s nda hüküm süren Amr b. Hind in annesi, Gassanl bir Hristiyan prenses idi ve ehirde bir manast r yapt rm t. Ayn yüzy l n sonuna do ru Numan b. Münzir resmen Hristiyanl kabul etti. Bunun üzerine, daha önce de belirtildi i gibi, Sâsânî hükümdar taraf ndan hapse at ld. 5 b- Güney Arabistan Himyerîlerden Önce Yemen: Yemen de M.Ö. 1400 ile 650 y llar aras nda Maînliler hüküm sürmü lerdir. Maîn Krall n n merkezi San a n n do usunda harabeleri bulunan Maîn ehri idi. Maînliler daha ziyade ticari hayata önem verirler, Arabistan mahsulleriyle Hindistan ve Çin den gelen mallar M s r, Filistin ve Suriye ye satarak büyük gelir elde ederlerdi. 6 Yemen de Maîn Krall ndan sonra Sebe Krall kurulmu tur. Sebelilerin ba ehri ba lang çta Sirvâh, daha sonra da San a n n k rk kilometre do usunda bulunan Me rib idi. Tar m ve ticaretle u ra an Sebeliler barajlar in a etmi lerdir; örne in Me rib Baraj çok ünlüdür. M.Ö. 750-115 y llar aras nda hüküm süren Sebe Krall, Himyerîler taraf ndan y k lm t r. 7 Himyerîler: Kahtânî Araplar ndan olan Himyerîler, ba lang çta, sonralar Zafâr ad yla bilinen Reydân da oturuyorlard. Daha sonra Sebelilere kar ga- 5. Corci Zeydan, el-arab, s.221-241; Fr. Buhl, Hîre, A, V/1, 536-537; Hitti, I, 123-128; Hüseyin Ali ed-dakûkî, Hîre, D A, XVIII, 123-124. 6. Corci Zeydan, el-arab, s. 130-135; Ça atay, s.10-13. 7. Corci Zeydan, el-arab, s. 136-140; Ça atay, s.14-17. 24 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 24 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam libiyet elde edip, onlar n topraklar n hakimiyet alt na ald lar. K sa süre sonra Hadramut u da ele geçirdiler. Maînliler ve Sebelilerin aksine sava ç bir millet olan Himyerîler, ranl larla ve Habe lilerle mücadele etmi lerdir. Himyerî krallar ndan baz lar, kuvvetli ve kudretli anlam na gelen tubba lakab yla an l rlar. Himyerîler M.Ö. 115 ile m. s. 525 tarihleri aras nda hüküm sürmü lerdir. Himyerîler, IV. yüzy l n ortalar nda, yar m yüzy la yak n Habe hakimiyetini kabul etmek zorunda kald lar. Fakat 374 y l nda tekrar ba ms zl klar na kavu tular. Bu s rada bölgede Yahudilik ve Hristiyanl k rekabet halinde bulunuyordu. Hristiyanl k, bölgede Habe lilerin kurduklar geçici hakimiyet döneminde IV. yüzy lda buraya girdi. Roma mparatorlu u nun 395 y l nda ikiye bölünmesinden sonra Do u Roma (Bizans) imparatorlar siyâsî nüfuz ve ticârî faaliyetlerini geni letmek amac yla Hristiyanl Arap Yar madas nda yaymak için büyük çaba sarfettiler. Bu amaçla Aden ve Necran taraflar na papazlar gönderdiler ve Necran da bir de manast r yapt rd lar. Yahudilik ise tüccarlar n kuzeye yapt seyahatlerde Yahudilerle ili kileri sonucu Yemen e girdi. Hatta Himyerî kral Zûnüvâs Yahudili i kabul etti ve Yosef ad n ald. Arap Yar madas ndan Hristiyanl n kökünü kaz mak için Necran üzerine yürüdü. Zûnüvâs, yerli Hristiyanlar n Hristiyan Habe lilerle siyâsal bütünle me arzusu ta d na inan yor, hepsini vatan haini say yordu. O nedenle Necranl lar, Hristiyanl terke ve Yahudili i kabule zorlad. Kabul etmeyenleri Uhdûd ad verilen içi ate dolu çukurlara atarak diri diri yakt. Ba kanlar n öldürdü, mallar n, ya malad, ncilleri yakt ve kiliselerini y kt. Ate çukurlar na at lanlar n dört bin veya yirmi bin ki i oldu u söylenir (523). Kur an- Kerim in Bürûc Sûresi nde 8 bu olaya i aret edildi i kabul edilir. ayet Bürûc Sûresi nde i aret edilen bu olay ise, hendeklere doldurulup yak lan bu Hristiyanlar n tevhid inanc na sahip olduklar anla lmaktad r. Çünkü ad geçen sûrede bu kimseler mü minler olarak tavsif edilmekte ve onlardan Allah a inand klar için intikam al nd bildirilmektedir. slâm n do du u s rada Himyerî melikleri mahallî küçük emirlikler halinde varl klar n sürdürüyorlard. 9 Yemen de Habe Hakimiyeti: Zûnüvâs n katliam ndan kurtulan bir ah s, Habe hükümdar na giderek felaketi haber verdi ve ondan yard m talep etti. Habe hükümdar, Eryât adl ahs n komutas nda içinde me hur Ebrehe nin de bulundu u yetmi bin ki ilik bir orduyu Zûnüvâs üzerine gönderdi. Yap lan sava ta Zûnüvâs yenildi ve at n denize sürerek intihar etti veya kaçmak ister- 8. Bürûc Sûresi 4-8. 9. bn Hi âm, es-sîretü n-nebeviyye, tah. Mustafa es-sakkâ, Kahire 1955, I, 35-72; Corci Zeydan, s. 141-151; Cevad Ali, el-mufassal fî Târîhi l-arab Kable l- slâm, Ba dad 1993, II, 510-599; Ça- atay, s. 17 vd.; Hüseyin Algül, Himyerîler, D A, XVIII, 62-63. 25 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 25 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ken denizde bo uldu (525). Onun ölümüyle Himyerî Devleti de son buldu. Eryât, Yemen i istila ederek buray Habe istan a ba l bir eyalet haline getirdi; böylece yakla k elli be y l devam edecek olan Habe hakimiyeti ba lam oldu. Bu suretle Yemen e kurtar c olarak gelmi olan Habe liler istilac olarak kald lar. Ancak, bununla birlikte, yukar da da söylendi i gibi Himyerî melikleri Hz. Peygamber zaman na kadar mahallî küçük emirlikler halinde varl klar n korumu lard r. Bu arada Eryât ile Ebrehe aras nda anla mazl k ç kmas sonucu halk n deste ini de sa layan Ebrehe, Eryât öldürerek Yemen in idaresini eline geçirdi (537). Habe hükümdar yeni bir iç sava a meydan vermemek için, kendisine bir mektup yazarak itaat n arzeden Ebrehe nin Yemen valili ini onaylad. Ebrehe, San a da me hur Kulleys tap na n yapt rarak bütün Araplar n buray ziyaret etmesini istedi. Onun bu hareketi Araplar n tepkisine yol açt ; Kinâne kabilesinden bir ah s tap na a girerek pisledi. Buna k zan Ebrehe, Kâbe yi tahrip etmek gayesiyle önünde filler bulunan bir orduyla Mekke üzerine yürüdü. el- Mu ammes denilen yerde karargâh kurdu. Ebrehe ile Kurey liler aras ndaki görü meler burada yap ld. Ebrehe nin süvarileri Mekke ye kadar sokularak Kurey in ve di er kabilelerin mallar n ya malad lar; bu arada Hz. Muhammed (s.a.s.) in dedesi olan Abdülmuttalib in de iki yüz devesini götürdüler. Kurey, Hüzeyl, Kinâne ve di er baz kabileler birle erek Ebrehe ye kar sava may dü- ündülerse de ba a ç kamayacaklar n anlay nca vazgeçtiler. Bu arada Ebrehe, Abdülmuttalib le görü mek istedi ini bildirdi. Abdülmuttalib, Ebrehe ye gelerek el konulan develerini istedi. Ebrehe onun bu tutumunu hayretle kar lad. Fakat Abdülmuttalib kendisinin develerin sahibi oldu unu, Kâbe nin de koruyacak bir sahibi bulundu unu söyledi; Ebrehe nin huzurundan ayr larak do ruca Kâbe ye gitti ve Allah a dua etmeye ba lad. Kâbe yi tahrip etmekten vazgeçmesi için yap lan bütün teklifleri reddeden Ebrehe, ordusuna hücum emri verdi. Ancak ordunun önünde bulunan büyük fil yerinden k m ldamad. Ordunun büyük bir k sm, Kur ân- Kerim de 10 de belirtildi i gibi ak n ak n gelen ve ba lar na ta ya d ran Ebâbîl ku lar taraf ndan imha edildi. Can n zor kurtaran Ebrehe, yaral olarak Yemen e döndü ve k sa süre sonra da öldü (571). Yemen bölgesinde Yahudilik ve Hristiyanl k halk n tümü taraf ndan benimsenmemi tir. Nitekim halk n ço u slâm n do u una dek putperest olarak kalm t r. Baz kabilelerin özel putlar mevcuttu. u kadar var ki Kâbe kutsal bir yer olarak tan n yor ve hac mevsiminde ziyaret ediliyordu. 10. Fîl Sûresi 1-5. 26 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 26 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam Yemen de Sâsânî Hakimiyeti: Ebrehe nin ölümünden sonra yerine geçen o ullar n n halka zulmetmeleri üzerine Himyerî krall k ailesinden Seyf b. Zûyezen, Sâsânî hükümdar Enû irvân dan yard m istedi. Enû irvân n, Vehriz adl bir ahs n komutas nda gönderdi i ordu, Yemen de Habe hakimiyetine son vererek Seyf b. Zûyezen i iktidara geçirdi. Bu arada Abdülmuttalib b. Hâ im ba kanl nda bir Kurey heyeti de Seyf b. Zûyezen i tebrik etmek maksad yla Mekke den Yemen e gitti. Sâsânî ordusunun Yemen den çekilmesinden hemen sonra Seyf b. Zûyezen, bir Habe li taraf ndan öldürüldü. Bunun üzerine Enû irvan, ayn komutan n idaresinde bir ordu daha gönderip, bu defa Yemen i Habe lilerin elinden tamamen alarak Sâsânîler e ba l bir vilayet haline getirdi. Vehriz, Sâsânî valisi olarak bölgede Kisrâ ad na vergi toplad. Vehriz den sonra San a da s ras yla Merzubân, Teynücân, Hürre Hüsrev ve Bâzân adl ki iler valilik yapt lar. Böylece Yemen deki Sâsânî idaresi elli y l kadar devam etti. Yemen de Sâsânîlerin son, slâm devletinin ilk valisi olan Bâzân, 7/629 y l nda slâmiyet i kabul etti ve Hz. Peygamber in bir valisi olarak bölgede görevini sürdürdü. Yemen in do u kesiminde yer alan Hadramut, IV. yüzy ldan itibaren Himyerî krallar n n, daha sonra da ran valilerinin hakimiyetinde kalm t r. slâm n do du u s ralarda bölge, çe itli reislerin hüküm sürdü ü birden fazla kabilenin idaresi alt nda bulunuyordu. c- Hicaz Bölgesi Genel bilgiler: slâm Tarihi için Arap Yar madas n n en önemli bölgesi hiç üphesiz Hicaz d r. Zira slâm dini bu bölgenin önemli ehirlerinden Mekke de do mu, Medine de geli ip yay lm t r. Bölgenin bir di er önemli ehri de Taif tir. Bu bak mdan, Hicaz bölgesi tarihini ele al rken, Mekke, Medine ve Taif ile bunlar n çevresi üzerinde duraca z. Mekke, dinî ve ticârî bir merkezdi. Burada bulunan Kâbe dinî bir merkez olma hüviyetini Hz. brahim zaman ndan itibaren slâm n do u una dek korumu tur. Buna ek olarak, Yemen den ba lay p Akabe Körfezi ne ula an ticaret yolu, Mekke ve Medine den geçerek Akdeniz limanlar na ba lanmaktayd. Ayr ca Mekke çevresinde y l n belli zamanlar nda panay rlar kuruluyordu. te Kâbe nin dinî bir merkez olu u ve Hicaz n, Yemen - Suriye ticaret yolu üzerinde bulunmas bölgenin önemini daha da art rm t r. Hicaz, Kuzey ve Güney Arabistan n aksine Bizansl lar veya Sâsânîler gibi güçlü devletlerin i gal maksatl sald r lar na maruz kalmam t r. Tarih boyunca çe itli devletlerin Hicaz a hâkim olma çabalar çok defa sonuçsuz kalm t r. Bunda, arazinin da l k, yollar n n dar ve bölgeye asker sevkinin güç olu unun etkisi vard r. Bunun yan nda Hicaz, ekonomik yönden yabanc lar n i tah n kabartacak bir zenginli e sahip de ildi; herhangi bir i galci devletin elde edece i ganimet ve 27 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 27 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji vergi geliri, orduya yap lacak masraf bile kar lamayabilirdi. Dolay s yla slâm n do du u s ralarda Hicaz ve Necid, Arap Yar madas n n en önemli bölgeleri haline gelmi tir. Çünkü bu ikisinin d nda kalan bölgeler yabanc istilalar na maruz kalm t. Neticede Hicaz halk, nesiller boyunca hürriyet havas n teneffüs etmi, nesebine ve diline yabanc unsurlar kar madan sâfiyetini koruyabilmi tir. Mekke: Kurey ten Önce Mekke nin daresi: Mekke nin slâm tarihinde ve Müslümanlar nazar nda önemli yeri vard r. Hz. Peygamber burada do mu, büyümü, evlenmi, kendisine peygamberlik görevi verilmi ve peygamberli inin de on üç y l n burada geçirmi tir. Kâbe, Mescid-i Harâm, Safâ ve Merve adl kutsal ve me hur mekanlar burada bulunur. Hacc n menâsikinden bir k sm n n îfâ edildi i Arafât, Müzdelife ve Minâ, Mekke çevresindedir. Müslümanlar namazlar n Kâbe ye yönelerek k larlar. slâm n be art ndan birisi olan hac, bizzat Mekke ye gitmek suretiyle yerine getirilir. Mekke yi ilk olarak mesken edinenlerin Amâlika oldu u söylenir. Daha sonra buraya Güney Arabistan kökenli Cürhüm kabilesi yerle mi tir. Cürhümlüler zaman nda brahim Peygamber han m Hâcer ve o lu smail ile birlikte Mekke vâdisine gelerek Kâbe yi in a etmi tir. Hz. smail burada büyümü ve Cürhümlülerden bir k zla evlenmi tir. Aslen brânî olan Hz. smail, Yemen as ll Cürhümlülerden Arapça ö renmi tir. Onun neslinden, el-arabü l-müsta ribe, yani Arapla m Araplar denilen kuzey Araplar türemi tir. Hz. brahim zaman nda hac ibadeti farz k l nm ve Mekke güvenli belde olmu tur. Hz. smail vefat na kadar Kâbe nin idaresini bizzat kendisi yürütmü, ondan sonra o lu Nâbit bu görevi üstlenmi tir. Nâbit ten sonra Kâbe nin idaresini ele geçiren Cürhümlüler ayn zamanda Mekke ye de hakim olmu lard r. Hz. smail in torunlar herhangi bir çeki me içine girmeksizin Cürhümlülerle birlikte ya amaya devam etmi lerdir. Mekke smailo ullar na dar gelmeye ba lay nca bir k sm Arap Yar madas n n çe itli bölgelerine da lm lard r. Zaman geldi, Cürhümlüler Kâbe ye sayg s zl k yapmaya, Mekke ye d ar dan gelen ziyaretçilere zulmetmeye ve Kâbe ye hediye edilen mallara el koymaya ba lad lar. Bu arada Yemen den Mekke çevresine gelen ve Merru z- Zahrân a yerle en Huzâa kabilesi, Bekir b. Abdümenât kabilesi ile birle erek Cürhümlüleri Mekke den uzakla t rd (207). Bu olaydan sonra Mekke nin idaresi Huzâal lar n eline geçti. Bu kabilenin Mekke idaresi iki yüzy ldan fazla devam etti. Bu dönemde çok önemli ve olumsuz bir geli me ya and. Huzâa kabilesinin ba kan Amr b. Luhay, Hz. brahim in tevhid inanc n temelinden de i tiren puta tap c l n ve birçok putun Kâbe ye yerle tirilmesinin öncülü ünü yapt. Suriye de Belkâ yak nlar ndaki Maâb denilen yerden Mekke ye put getirerek Kâbe ye dikti. 28 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 28 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam Çevrede putperestlik yay ld. Hz. brahim den kalma baz inanç ve ibadet ekilleri de putperestlikle birlikte mevcudiyetini devam ettirdi. Mekke de Kurey daresi: Kurey kabilesi, Huzâal lar n hakimiyeti boyunca Mekke çevresinde, akrabalar olan Kinâneo ullar n n aras nda da n k bir ekilde ya yorlard. Kurey kabilesine ad n veren Fihr b. Mâlik in alt nc nesilden torunu olan Kusay b. Kilâb, Mekke ve Kâbe nin yönetimini ele geçirdi. Kusay küçük ya ta iken babas vefat etmi, annesi de Suriyeli bir adamla evlenmi ti. Kusay n çocuklu u da Suriye de annesinin yan nda geçmi ti. Hz. Peygamber in be inci göbekten dedesi olan Kusay, Mekke ye döndü ve Huzâal lar n ba kan olan Huleyl b. Hub iyye nin k z Hubbâ ile evlendi. Bu evlilikten Abdüddâr, Abdüluzzâ, Abdükusay ve Abdümenâf adl çocuklar dünyaya geldi. Kusay, kay n babas n n ölümünden sonra, Kâbe nin anahtarlar n eline geçirmek istedi. Ancak Huzâal lar n iddetli muhalefeti ile kar la t. Sonunda Suriye de bulunan ana bir karde i Rizâh n da yard m yla, hacla ilgili görevleri elinde bulunduran Sûfelileri ve Kâbe hizmetlerini yürüten Huzâal lar yenilgiye u ratt. Bundan sonra Mekke de Huzâal lar n idaresi sona erdi ve Kurey in hakimiyet dönemi ba lad. Kusay, idareyi eline al r almaz, daha önce Mekke çevresinde da n k bir ekilde yar göçebe hayat ya ayan Kurey kabilesini bir araya toplayarak Mekke nin Harem bölgesine yerle tirdi. Kurey kabilesinin boylar n Kâbe nin etraf na in a edilen evlerde iskâna tabi tuttu. Kabilesini bir araya toplad ndan dolay mücemmi (birle tirici) ünvan n ald. Kendi yak n akrabalar n ehrin iç k s mlar na, uzak akrabalar n da d k s mlar na yerle tirdi. ç k sma yerle enlere Kurey el-bitâh, d taraflara yerle enlere Kurey ez-zavâhir ad verilir. Bu suretle Kurey kabilesi göçebelikten (bedevîlik) yerle ik hayata (hadarîlik) geçmi oluyordu. Kurey el-bitâh, slâmiyetin ortaya ç kt s ralarda ba l ca u kabilelerden olu uyordu: Hâ im, Ümeyye, Nevfel, Muttalib, Zühre, Abdüddâr, Esed, Teym, Mahzûm, Adiy ve Sehm. Kusay, Mekke nin idaresi ve hac hizmetlerinde baz yenilikler yapt ; Kâbe nin yan na, Kurey kabilesinin önemli i lerinin görü üldü ü Dârunnedve yi in a etti. Kurey kabilesinden her sene para toplayarak yemek haz rlamaya, hac mevsiminde hac lara, fakirlere ve yiyece i olmayanlara Mekke de, Mina da ve Arafat ta ikram etmeye ba lad. Bu vazife ileride rifâde ad yla kurum haline gelecektir. Kusay, Kâbe avlusuna deriden bir havuz yerle tirerek ehir d ndaki kuyulardan develerle tatl su ta maya ve hac lar n su ihtiyac n bu suretle kar lamaya ba lad. Bu vazife de ileride sikâye ad yla kurumla acakt r. Ayr ca Mekke nin çe itli yerlerine kuyular kazd rd. Hicâbe ve sidâne ad yla bilinen Kâbe nin 29 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 29 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji perdedarl, bak m ve anahtarlar n n muhafazas görevini elde etti. Livâ ad verilen Kurey in bayra n ta ma imtiyaz n üstlendi. 480 y l civar nda vefat eden Kusay, vefat ndan önce üzerindeki görevleri o lu Abdüddâr a vasiyet etti. Ancak Kusay n torunlar aras nda bu görevler yüzünden ihtilaf ç kt. Abdümenâfo ullar olan Hâ im, Abdü ems, Nevfel ve Muttalib, o s ralarda Kurey ticaretini geli tirerek uluslararas boyutlara ula t rm lar, bu suretle hem çevre ülkelerin hükümdarlar ve hem de Araplar nezdinde öhret kazanm lard. Bu dört karde, Abdüddâro ullar n n elinde bulunan ve Kusay dan intikal eden Hicâbe, Rifâde, Sikâye, Livâ ve Dârunnedve yi ele geçirmek istediler. Sonuçta Kurey ikiye bölündü. Esed, Zühre, Hâris ve Teymo ullar, Abdümenâfo ullar n desteklediler. Bunlar birbirinden ayr lmamak ve ittifak kurduklar kabileleri yaln z b rakmamak üzere Mescid-i Harâm da kokulu su dolu bir kazana ellerini bat r p, sonra da Kâbe ye sürerek yemin ettiler. Bunun için kendilerine Mutayyebûn (koku sürülmü ler) denildi. Hz. Peygamber in kabilesi olan Hâ imo ullar da Mutayyebûn a dahildi. Öte yandan Sehm, Cumah, Adiy ve Mahzûmo ullar, Abdüddâro ullar yla ittifak kurdular. Bunlar da, birbirinden ayr lmamak ve müttefiklerini yaln z b rakmamak üzere Kâbe nin önünde yemin ettiler. O nedenle kendilerine Ahlâf (müttefikler) denildi. Mutayyebûn ve Ahlâf gruplar, birbirlerinin kökünü kaz y ncaya kadar sava maya karar verdiler. Fakat sonunda bar gerçekle ti. Buna göre Hicâbe, Livâ ve Nedve nin eskiden oldu u gibi Abdüddâro ullar n n elinde kalmas, rifâde ve sikâyenin ise Abdümenâfo ullar na verilmesi kararla t r ld. Rifâde ve sikâyeyi Hz. Peygamber in büyük dedesi Hâ im b. Abdümenâf üstlendi. Her iki taraf da yapt klar bu antla may hiç bozmadan slâm n ortaya ç k na kadar devam ettirdiler. Kusay n ihdas etti i görevlerden rifâde ve sikâye slâm n do du u s rada Hâ imo ullar n n; livâ, nedve ve hicâbe, Abdüddâro ullar n n; Kusay dan itibaren nesilden nesile intikal eden ordu komutanl görevi ise Ümeyyeo ullar n n elinde bulunuyordu. Kusay n vefat ndan slâm n do u una kadar yakla k bir buçuk as r kadar bir süre geçmi tir. Bu zaman zarf nda Mekke nin idaresiyle ilgili olarak yeni görevlere ihtiyaç duyulmas sebebiyle Kusay n ihdas etti i görevlere zamanla yenilerinin eklendi i görülmektedir. slâm n do du u s rada Mekke nin idaresi ile ilgili on iki kadar görev göze çarpmaktad r. Bu görevler ve görevleri yürüten kabileler unlard r: Rifâde: Mekkelilerden para toplay p fakir hac lara yemek vermek; bu görev Hâ imo ullar n n elinde idi. Sikâye: Hac lar n su ihtiyac n n kar lanmas ; bu görev de Hâ imo ullar n n elinde idi ve son olarak Abbas b. Abdülmuttalib taraf ndan yürütülüyordu. Nedve: Mekke nin ve Kurey kabilesinin önemli i lerinin görü üldü ü Dârunnedve deki ba kanl k görevidir. Bu, 30 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 30 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam Abdüddâro ullar n n elinde idi ve Nedve ad verilen kurul burada toplan rd. Nikah merasimleri burada yap l r, erkek çocuklar burada sünnet edilirdi. Ordu komutanlar sava a ç karken sanca buradan al rlard. Bar zaman nda sancak meclis salonunda muhafaza edilirdi. Hicâbe ( Sidâne): Ka be nin perdedarl, bak m ve anahtar n n muhafazas d r. Abdüddâro ullar ndan Osman b. Talha da idi. Livâ: Kurey in bayra n ta ma imtiyaz d r. Abdüddâro ullar nda idi. Ukâb: Kartal veya karaku manas na gelen Ukâb, Kurey in sanca idi. Sava s ras nda ortaya ç kar l r ve onu ordu komutan ta rd. E nak: Diyetlerin ödenmesi ve zararlar n tespiti görevidir. Teymo ullar n n elinde olan bu görevi Hz. Ebû Bekir yerine getiriyordu. Kubbe ve E inne: Kubbe, sava zaman nda bir çad r n kurulmas ve Kurey lilerin orduyu techiz için getirdikleri sava malzemelerini ve paralar burada toplama görevidir. E inne ise sava ta Kurey ordusundaki süvari birli ine kumandanl k yapmakt r. Bu ikisi Mahzumo ullar ndan Halid b. Velid in uhdesinde idi. Sifâret: Kurey in yabanc lar nezdinde temsil edilmesi. Adiy kabilesinin elinde olan bu görevi Ömer b. Hattab yürütüyordu. Eysâr: Bir i e ba lamadan önce Ezlâm ad verilen oklarla bir çe it kumar oynamak ve fala bakmak. Cumah tan Safvân b. Ümeyye bu i e bak yordu. Me ûra veya Me veret: Kurey kabile reislerinin bir i e karar vermeden önce bu i e bakan kimseyle isti are etmeleridir. Esed den Yezîd b. Zem a bu görevi yürütüyordu. Hukûme veya Emvâl-i Muhaccere: Bu görev putlara sunulmu olan mallar n saklanmas d r. Sehmo ullar ndan Hâris b. Kays buna bak yordu. 11 slâm n do u undan k sa bir süre önce Mekke de, Bizans mparatorlu una ba l bir krall k kurma te ebbüsü ba ar s zl kla sonuçlanm t r. Bizans mparatoru Jüstinyen, Kurey in Esed kolundan olan ve Hristiyanl kabul eden Osman b. Huveyris e bir taç vermi ; ayr ca eline kendisini Mekke kral tayin etti- ini içeren bir de mektup vermi ti. mparator mektupta Mekkelilerden Osman b. Huveyris i kral olarak tan malar n ve kendisine vergi vermelerini istemi ti. Jüstinyen in mektubu ve tac yla Mekke ye gelen Osman b. Huveyris, Kurey kabilesini toplayarak durumu iletmi ti. Ancak bizzat kendi ailesinin ileri gelenleri Mekke nin özgürlü e al m halk kendilerinin bir kral taraf ndan idare edilmesine asla raz olmazlar diyerek kar ç km lard. Dolay s yla imparatorun iste i reddedilmi ti. Çünkü bu istek kabul edilseydi, Kurey in, Bizansla o dönemde çeki me halinde bulunan ran la ticârî ili kileri tehlikeye dü ebilirdi. mparatorun iste inin yerine getirilmemesi üzerine Bizansl lar Suriye ye giden Kurey 11. Ezrakî, Ahbâru Mekke, Mekke, 1352, 1357; bn Habîb, el-munammak fî Ahbâri Kurey, tah.hur- id Ahmed Fâr k, Haydarâbâd 1964; Corci Zeydan, el-arab, s. 275-280; Cevad Ali, IV, 5-127; W. M. Watt, Kuraysh, E 2, V, 434-435; Mustafa Fayda, Halid b. Velid, stanbul 1990,s. 21 vd.; brahim Sar çam, Emevî-Hâ imî li kileri, Ankara 1997, s. 33-68. 31 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 31 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji tüccar n rahats z etmeye ve hatta tutuklamaya ba lam lard r. Fakat bu bask lar da sonucu de i tirmemi tir. Mekke nin ve Kurey kabilesinin siyasî tarihinde önemli yer tutan ve Hz. Muhammed (s.a.s.) yirmi ya lar nda iken meydana gelen Ficâr Sava lar ile, Hilfü l-fudûl Antla mas n Hz. Peygamber in gençli ini i lerken ele alaca m z için burada bu iki konu üzerinde durmayaca z. Yesrib (Medine): Hz. Peygamber buraya hicret ettikten sonra Medine ad n alan Yesrib in eski sakinleri Amâlika kavmi idi. Amâlika da ld ktan sonra, M.Ö. VI. yüzy l n ba lar nda Bâbil Kral Buhtunnasr n Kudüs ü i gal edip oradaki Yahudileri Bâbil e götürdü ü s rada kaç p kurtulan baz Yahudiler Hicaz bölgesine giderek Hayber, Vâdi l-kurâ, Fedek ve Yesrib e yerle tiler. Hristiyanl - n Suriye de yay lmas ndan sonra Romal lar n s k takibine u rayan Suriye ve Filistin Yahudilerinden baz lar da Hicaz a göç ettiler. Yesrib e yerle enler Benî Kurayza, Benî Nadîr ve Benî Kaynukâ adl Yahudi kabileleridir. Hicaz a yerle en Yahudiler Arap kabile gelene ini benimsediler ve Arap isimlerini ald lar. Bunlar ziraat, ticaret, kuyumculuk, demircilik, dokumac l k, silah ve zirâî alet imalat ile me gul oluyorlard. Yahudiler, Araplar gibi özel mahallelerde ikamet ediyorlard. Bu arada Yemen de Me rib Baraj n n y k lmas üzerine muhtemelen II. veya III. yüzy lda kuzeye göç eden güney Araplar ndan Ezd kabilesinin iki kolu olan Evs ve Hazrec Yesrib e yerle tiler. Abdüle helo ullar Evs in, Neccâro ullar da Hazrec in slâm n do du u s rada me hur olan kollar ndand r. 12 Taif: Mekke nin yakla k yüz yirmi kilometre güneydo usunda bulunan Taif te Sakîf kabilesi oturuyordu. Havas serin oldu u için Mekkelilerin sayfiye merkezi idi. Ayr ca Ebû Uhayha, Utbe ve eybe b. Rebîa, Abbas b. Abdülmuttalib gibi pek çok Kurey linin orada arazileri ve üzüm ba lar vard. Sakîf kabilesi ziraat ve ticaretle me gul oluyordu. Taif, kuru üzüm, deri sanayi ve arap üretimi ile me hurdur. Ba c l n yan nda ar c l k da yap l yordu. Ba ta Ebû Süfyan olmak üzere Kurey tacirleri Taif te üretilen mallar Arap Yar madas d na ihraç ederlerdi. Görüldü ü gibi slâm n do du u s rada Hicaz da siyâsî bir birlik ve merkezî bir otorite mevcut de ildi. Sosyal düzeni sa lamada kabileler ve gruplar aras ndaki güç dengesinin, kan ba na dayal üniter yap n n, gelenek ve örfün, hakemlerin, kabile meclis ve ba kanlar n n, ehir e râf n n önemli yeri vard. 13 12. Cevad Ali, IV, 128-142. 13. Cevad Ali, IV, 142-157. 32 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 32 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam 3- Sosyal ve Kültürel Durum a- Nüfus Yap s Burada slâm n do du u s rada Arap Yar madas sâkinleri aras nda yer alan Araplar, Yahudiler, ranl lar ve di er etnik unsurlardan söz edilecektir. Arabistan n as l sakinleri Araplard r ve bunlar tarihî bak mdan iki büyük gruba ayr l rlar: Birincisi, eski devirlerde ya am, ancak daha sonra yok olmu Araplard r. Âd, Semûd, Medyen ve Amâlika gibi. Bunlara Arab- bâide denir. kincisi grup ise soylar devam eden Araplard r. Bunlara Arab- bâkiye denir ve iki kola ayr l rlar: Arab- Âribe: As l Araplar bunlard r. Kahtânîler ad verilen bu grubun esas vatan Yemen dir. Bunlara Güney Araplar da denilir. Cürhüm ve Ya rub olmak üzere önce ikiye ayr l rlar. Ya rub dan olan Kehlân ve Himyer den pek çok kabile türemi tir. Me hur Kudâa kabilesi Himyer in, Ezd ise Kehlân n koludur. Belli ba l Kahtânî kabileleri unlard r: Kudâa, Ezd, Mezhic, Hemdân, Kinde, Kelb, Uzre, Ans, Murâd, Huzâa, Cüzâm, Âlü Cefne ( Gassânîler), Lahm, Tay, E ar, Evs, Hazrec. Kahtanîlere mensup kabilelerin bir k sm Me rib Baraj n n y k l- Arap Yar madas nda Kabileler 33 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 33 04.02.2014 10:37:56

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji mas ba ta olmak üzere de i ik sebeplerle ve de i ik zamanlarda anavatanlar n terkederek Arap Yar madas n n çe itli bölgelerine yerle mi lerdir. Gassânîler Suriye ye, Lahm ve Cüzâm Hîre ye, Huzâa Mekke ye, Kinde, önce Bahreyn, sonra Hadramut ve daha sonra da Necid e, Evs ve Hazrec de Medine ye yerle en Kahtânî kabileleridir. Arab- Müsta ribe (veya Mütearribe): Aslen Arap olmay p, sonradan Arapla- an kabilelerdir. Bunlara, Hz. smail in neslinden olduklar için smâîlîler; Hz. smail in torunlar ndan Adnan n neslinden türedikleri için Adnânîler de denir. Mekke ye geldi inde, babas gibi Süryânîce veya brânîce konu an Hz. smail, Kahtânîlerden Cürhümlü bir kad nla evlenmi ti. Onun soyu, bu Cürhümlü kad nla evlili inden türeyip Arapla t için Arab- Müsta ribe diye an lm t r. Dolay s yla Hz. smail in nesli anne cihetinden Arapt r. Bunlara Kuzey Araplar da denir. Adnan Hz. Peygamber in yirmi birinci göbekten atas d r. Onun neslinden türeyen ba l ca büyük kabileler unlard r: Rebîa, Mudar, Kays- Aylân, Gatafân, Kinâne, Kurey ve bunlar n Süleym, Hevâzin, Temîm, Esed, Hüzeyl, Sakîf, Teym, Hâ im, Ümeyye gibi alt kollar. Adnânîler, nüfuslar ço al nca Arap Yar madas n n çe itli bölgelerine da lm lard r; Kurey kabilesi ise Mekke de kalm t r. Di er Adnânîler Tihâme, Hicaz ve Necid de göçebe veya yar göçebe halde ya amaya devam etmi lerdir. slâm n ortaya ç k ndan sonra çe itli ülkeleri fetheden Arap ordular n n bu memleketlerin as l sakinleriyle kar mas sonucu ortaya ç kan Araplara Arab- Müsta ceme (Acemle mi Araplar) denilmektedir. 14 Arap Yar madas nda, Araplar n d ndaki milletlerden insanlar da ya yordu. Bahreyn ve Umman ba ta olmak üzere yar madan n ran a yak n olan do u kesimleriyle Yemen de Araplar n yan s ra ranl lar da vard. Yemen de yar m as r (575-629) süren Sâsânî idaresi esnas nda ranl lar n yerli kad nlarla evlenmeleri üzerine Ebnâ (o ullar) ad verilen yeni bir etnik grup ortaya ç kt. Yemen de siyâsî ve askerî gücü elinde bulunduran Ebnâ, kültür bak m ndan zamanla Arapla t. San a da Sâsânîlerin son, slâm n da ilk valisi olan Bâzân; peygamberlik iddias nda bulunan Esved el-ansî yi öldüren ve Hz. Ebû Bekir taraf ndan San a ya vali tayin edilen Fîrûz ed-deylemî, Ebnâ ya mensup me hur ki ilerdir. 15 Hicaz bölgesinde de Arap olmayan topluluklar mevcuttu. Medine, Hayber, Vâdi l-kurâ ve Fedek te Yahudiler oturuyordu. Arap Yar madas n n çe itli yerlerinde say lar az da olsa Habe liler, Rumlar ve Mezopotamyal lar da bulunuyor- 14. emseddin Günaltay, slam Öncesi Araplar ve Dinleri, sad. M. Mahfuz Söylemez-Mustafa Hizmetli, Ankara 1997, s.35 vd.; Hakk Dursun Y ld z, Arap, D A, III, 273; Ebû ühbe, es- Sîretü n-nebeviyye fî Davi l-kur âni ve s-sünne, Beyrut 1988, I, 47-48. 15. Mustafa Fayda, Ebnâ D A, X, 78-79. 34 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 34 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam du. Kendileri birer köle olan Bilal-i Habe î, Suheyb er-rûmî ve Ninoval Addâs, Mekke de ya ayan yabanc lardan birkaç d r. b- Kabile Hayat Araplarda bedevî ve hadarî olmak üzere ba l ca iki çe it hayat tarz mevcuttu. Çöl ve vahalarda develeriyle birlikte konar-göçer olarak çad rlarda ya ayan Araplara bedevî; köy, kasaba ve ehirlerde yerle ik hayat ya ayanlara da hadarî denir. slâmiyetin ortaya ç kt s ralarda Arabistan n bilhassa orta ve kuzey kesiminde ya ayan Adnânî ve Kahtânî kabileleri Bedevî ve Hadarî diye iki k sma ayr l yordu. Bedevîler geçimlerini hayvanc l k, avc l k, ticaret ve bask n gibi yollarla temin ederlerdi. Tar m, el i leri ve sanatlar ile denizcilikten ho lanmazlar, bunlar hakir görürlerdi. Temel besin maddeleri hurma, et, süt ve süt ürünleridir. Bunun yan nda zaruri ihtiyaçlar n temin için köylere ve kervanlara bask n düzenlerlerdi. Ticaret de yaparlar, ihtiyaç duyduklar malzemeleri ehirlerden de i tirme usulü ile temin ederlerdi. Baz Bedevîler gelir elde etmek için ticaret kervanlar na deve temin ederler, k lavuzluk ve muhaf zl k yaparlard. Bedevîler Arap dilini en temiz ve do ru ekilde kullan rlard. Onun için ehirliler çocuklar n do ru Arapça ö renmeleri için çöle gönderirlerdi. Yerle ik hayat ya ayanlar, yani hadarîler, köy, kasaba ve ehirlerde kendilerine mahsus mahallelerde kerpiçten veya ta tan yap lan evlerde otururlard. Yemen ve çevresinde, Sâsânî ve Bizans s n rlar nda krall klar kurmu olan Arap kabileleri ile Mekke, Medine ve Taif te oturan kabileler hadarîdirler. Taif ve Medine gibi ziraate elveri li yerlerde oturan hadarîler geçimlerini genellikle tar mla; Mekke gibi ziraate elveri li olmayan merkezlerde ise ticaretle temin ederlerdi. Bedevîlik ve hadarîlik aras nda, yar göçebe hayat ya ayan Araplar da vard. Ticaret kervanlar n n u rad konaklama yerlerinin bulundu u vaha ve vadilerde ya ayan kabileler bunun en güzel örne idir. 16 Hayat artlar n n ve geçim kaynaklar n n farkl olmas na ra men, gerek bedevîlerde ve gerekse hadarîlerde sosyal yap n n bir tek temeli vard r. O da ba lar, gelenekleri ve ahlâkî de erleriyle kabile dir. Kabile, ayn soydan gelen ah slar n olu turdu u ve fertlerin birbirine kan, neseb yoluyla ba land klar topluluktur. Nesep, asabiyetin temelini te kil etti i için, ister bedevî ister hadarî olsun her Arap nesebini korumaya özen gösterir ve ecdad n n ad n ezbere bilirdi. Kabile daha çok, erkek soyundan gelen akrabal k ba na dayan r; fakat d ar ya tamamen kapal de ildir. Hilf (antla ma, ittifak), civâr (resmî koruma teminat ) ve korumaya alma, dost k lma ( velâ) yoluyla da akrabal k ba kurulabilir. Bir kimse kabilesini terkeder veya kabilesinden kovulursa, ba ka bir kabile men- 16. bn Haldun, Kitâbü l- ber, Beyrut 1979, I, 101 vd.; Cevad Ali, IV, 271 vd.; Mustafa Fayda, Bedevî, D A, V, 311-316. 35 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 35 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji subunun himayesine girdi inde veya müttefiki oldu unda yeni kabilesinin bir üyesi olurdu. Böyle birisine halîf (antla mal, müttefik) denilirdi. Resmî koruma teminat alt ndaki kimseye ise câr denirdi. Sava veya bask n sonucu ele geçen veya sat n al nan köle azat edilirse velâ ba kurulur; azat edilen köle, azat eden kabilenin mevlâs olurdu. Birçok bak mdan halîf, câr ve mevlâ kabilenin üyesi gibi muamele görürdü. Kendisine seyyid veya eyh denilen, bazen de emîr, rab ve melik gibi lakaplar da verilen kabile ba kan, e it hak sahipleri aras ndan kabile toplant s nda seçilirdi. Ba kan aday nda ya, cömertlik, kahramanl k, sab r, hilim, tevazu ve etkili konu ma kabiliyeti gibi hasletler aran rd. Onda aranan bu özellikler kabilelere göre de farkl l k arzederdi. Mudar kabileleri re ye, Rebîa cömertli e, Yemen kabileleri ise nesebe önem verirlerdi. Kabile ba kanl prensip itibariyle rsî de- ildi; fakat eski ba kan n çocuklar kabiliyetleriyle temayüz ederlerse ba kanl k onun ailesinde kalmaktayd. Ba kanl n verasetle intikali durumunda makam, babadan büyük o ula geçerdi. Bazen ba kan n, vefat ndan önce yerine geçecek kimseyi tayin etti i de olurdu. Meselâ H sn b. Huzeyfe b. Bedr, kendisinden sonra o lu Uyeyne yi veliaht tayin etmi tir. H sn vefat ndan önce o ullar n ça- rarak Uyeyne ye Benden sonra benim halifem ve kabilenin ba kan s n demi tir. Daha sonra da bunu kabilesine ilan etmi, onlara baz tavsiyelerde bulunmu, birlik halinde olmalar n, sava a haz r durumda bulunmalar n vasiyet etmi tir. Vefat eden reisin neslinin kesilmesi veya çocuklar n n anla amamas durumunda kabile bölünmekten korkard. Bu durumda ölen reisin çocuklar n n en ehil olan n veya ona en yak n birisini seçme yoluna giderlerdi. Reis adaylar aras nda rekabetin önlenemedi i durumlarda ise, en yak n krala ba vurarak kendilerine bir reis seçmesini isterlerdi. Bedevî hayat ya ayan Maad kabileleri bu metoda ba vururlar; Yemen kral na müracaat ederek reis tayinini ona b rak rlard. Bazen kahramanl ve cesareti ile ünlü bir kimsenin ba kanl ele geçirdi i de olurdu. Âmir b. Tufeyl, amcas Ebû Berâ n ölümü üzerine kabile ba kanl n n kendisine veraset yoluyla intikal etmedi ini; kendi gayret ve meziyetleriyle ba kan seçildi ini bir iirinde dile getirmi tir. Ba kan seçiminde anla mazl k meydana gelirse kâhinlere müracaat edilerek kur aya ba vuruldu u da oluyordu. O takdirde kur a kime ç karsa o ba kan olurdu. Kabile ba kan n n görevi emretmekten çok hakemlik yapmakt. Kimseye görev yükleyemez, ceza veremezdi; kabile toplant lar n idare eder, di er kabilelerle ili kilerde kabilesini temsil eder, kabile üyeleri aras nda ortaya ç kan ihtilaflar çözerdi. O, örfe göre hüküm verirdi. Çünkü örf, Arap Yar madas halk n n kanunu idi. Kanun ve düsturlar, atalardan kalma geleneklerdi. Örf ve âdete kar gelmek çirkin bir davran olarak telakki edilirdi. Gerekti inde sava ilan et- 36 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 36 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam mek, ganimetleri taksim etmek, göç s ras nda çad r kurulacak yerleri belirlemek, misafirleri a rlamak, antla malar yapmak, esirleri kurtarmak eyhin görevleri aras ndayd. Kabile bazen eyhin ad yla ve lakab yla an l rd. Genel toplant larda her ne kadar herkesten ziyade eyh dinleniyorsa da o özel bir ayr cal a sahip de ildi. Fakat görevleri çok a rd. Herkes onlar n sava ta can n, bar ta servetlerini ortaya koymalar n isterdi. eyh harp zaman nda komutan olurdu. Kabile ba kan na dan manl k yapan bir de meclis bulunmaktayd. Yerle ik hayat ya ayanlar n toplum yap s da bedevîlerinki gibi kabile esas na dayan yordu. Ancak yerle ik hayata geçmenin özelliklerinden kaynaklanan birtak m de i iklikler göze çarpmaktayd. Meselâ Mekke de oturan Kurey kabilesinde eyhlik sistemi ortadan kalkmaya yüz tutmu tu. eyhe yard mc olan meclis de farkl la m t. Bedevîlerdeki kabile meclisinin ehirdeki kar l olan mele mevcut idi. Mele her oymaktan önde gelen bir veya iki ki inin kat l m n n olu turdu u meclisti. Bu meclisin nüvesini Kurey kabilesini bedevîlikten hadarîli e geçiren Kusay taraf ndan ihdas edilmi olan meclis te kil etmektedir. Dolay s yla bu, Kurey in kabile yap s na hadarîli in getirdi i bir yenilikti. Mele in yapt r m gücünden çok ahlâkî otoritesi vard. Bu kurum, siyâsî anlamda bir parlamento ve eyhler meclisi de il; ancak önemli i lerde ve ihtiyaç duyuldu unda görü lerine ba vurulan bir dan ma meclisi idi. Etkili kararlar oybirli i ile al nan kararlard. Mele, ço unlukla uzun inceleme, dü ünme ve görü meler sonucu karar verirdi. Bu meclis, yenili i kolay kolay kabul etmeyen tutucu insanlardan olu uyordu. Bazen bir görü e, etkili bir reis tek ba na kar ç kabilirdi. Kurey in bir bütün olarak ba kan ve Mekke de merkezî bir otorite bulunmuyordu. Mele in toplant yeri Dârunnedve idi. Mele, aile düzeyinin üzerindeki ve ehrin tamam n ilgilendiren i lere bakard ; ehrin güvenli ini ve gelece ini ilgilendiren kararlar al rd ; Kurey in sevkedece i kervan n yönünü belirlerdi. Kervanlar Dârunnedve nin önünden kalkarlar ve dönü te burada konaklarlard. Mekke halk n n bu meclisin üyelerinin seçiminde veya tayininde rolü mevcut de ildi. Peygamberli in Mekke döneminde mele in üyeleri Hz. Muhammed (s.a.s.) in ba muhalifleriydi. Dârunnedve nin yan nda, muhtemelen, Kurey in alt kollar n n e râf n n nâdî denilen toplant yerleri de vard. Bunlar n rolü Dârunnedve den fazla idi. Boy içindeki ihtilaflar n çözülmesinde bunlar daha etkili idiler. Boya ait kervanlar n u urlanmas ve kar lanmas nâdîde yap l rd. Bir kabile reisini kabile harici b rakma (tard ve hal ) ve bir kimsenin himayeye al nmas o a iretin nâdîsinde yap l rd. slâm n do du u s rada bütün olarak Kurey ten ziyade bu kabilenin kollar n n ayr ayr nüfuzlar söz konusu idi. Kamu görevleri Kurey in on kolunun ba kanlar mesabesindeki kimseler taraf ndan yürütülüyordu. 37 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 37 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Kaynaklar Medine de, Mekke deki gibi bir Dârunnedve nin varl ndan bahsetmemektedirler. Yani Evs ve Hazrec kabilelerinin ortak bir meclisleri yoktu. Bu iki kabile aras ndaki iddetli rekabet bu tür bir meclis olu mas n imkans z hale getirmi tir. Taif te ise Mekke deki gibi bir mele mevcuttu. Sava ve bar ta ehrin i leri bu meclis taraf ndan yürütülüyordu. 17 Kabile nizam n n esas asabiyet tir. Asabiyet, bir kimsenin asabesini, yani baba taraf ndan akrabalar n veya genelde kabilesini, ister hakl, ister haks z olsun her zaman savunmaya haz r olmas d r; d tehlikelere kar koymak veya sald r yapmak gerekti inde bütün kabile üyelerinin harekete geçmesini sa layan birlik ve dayan ma ruhudur. Bu ruh, kabilenin bütün fertlerini birbirine ba layan unsurdur. Buna göre herkes tehlike an nda kabilesine yard m etmekle mükellefti. Bu, belki çöl artlar nda hayat n devam için kabile dayan mas na fazlaca ihtiyaç duyulmas ndan kaynaklan yordu. Çünkü çölde hem hayat artlar na ve hem de dü man kabilelerden gelecek tehlikelere kar koyabilmek için kabile dayan mas na ihtiyaç vard. Bedevîlerin birlikte ya amas, birlikte savunmas, birlikte sald rmas gerekiyordu. Zalim de olsa mazlum da olsa karde ine yard m et atasözü, kabileda a her durumda yard m edilmesi gerekti ine i aret etmektedir. Hatta onun hakl veya haks z oldu unu sorma hakk na bile sahip de ildir. Bu anlay ta suçun ferdîli i esas de ildi. Cahiliye döneminde söylenmi bu atasözünü 18 slâm döneminde Hz. Peygamber de söyledi; bunun üzerine bir adam Yâ Resûlallah! Mazluma yard m ederiz. Fakat zalime yard m nas l olur? diye sordu. Hz. Peygamber buna cevaben Onu zulümden al koyars n eklinde cevap verdi. 19 üphesiz Hz. Peygamber in bu sözünde bahsetti i yard m edilmesi istenen karde din karde idir. 20 Kabile hayat nda kan davalar, düzeni sa layacak merkezî gücün bulunmay nedeniyle yayg nd. Kan davalar n n en büyük sebebi intikam duygusu idi. Arap kabileleri intikam konusunda son derece titiz davran rlard. Bir adam, ba ka kabileye mensup birini öldürürse, öldürülenin kabilesi, katilin kabilesinden bir ahs öldürmeden, yahut diyet almak suretiyle bar sa lanmadan huzur bulamazd. Sald ran gruba ayn yla kar l k vermek kutsal bir görev olarak telakki ediliyordu. Sald r ya u rayan taraf, intikam al nmad sürece z rh ç karmamaya, ba na koku sürmemeye, arap içmemeye ve e lerine yakla mamaya yemin eder- 17. Cevad Ali, IV, 343 vd.; V, 108 vd.; brahim Sar çam, slam n Do u unun Tarihî artlar, slam ve Demokrasi, Ankara 1998, s. 14. 18. Meydânî, Mecmaü l-emsâl, tah. Muhammed Ebü l-fazl brahim, Kahire 1978-1979, III, 373-375. 19. Buhârî, Sahîhu l-buhârî, stanbul 1981, VIII, 59; Meydânî, III, 375. 20. Cevad Ali, IV, 392-398; Ahmed Ate, Asabiyet, A, I, 663; Mustafa Ça r c, Asabiyet, D A, I, 453-454. 38 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 38 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam di. Câhiliye toplumunda kabilesinden biri öldürülen kimse, kollektif sorumluluk duygusuyla öç al n ncaya kadar kabilesi ile birlikte çarp rd. Arap kabileleri aras nda siyâsî, sosyal ve psikolojik sebeplerle bask n, ya ma ve sava lar eksik olmazd. Arap kabileleri aras nda meydana gelen sava lara Eyyâmü l-arab denir. Sava n geçti i yere, sebebe veya sonuca göre bu sava lar n her birine Yevmü Buâs, Yevmü Zû-Kâr ve Yevmü Ficâr gibi çe itli isimler verilmi tir. Bu sava lar, Adnânî kabilelerle Kahtânî kabileler aras nda cereyan etti i gibi, bu iki kola mensup kabilelerin birbiri aras nda da meydana gelirdi. Eyyâmü l-arab, genellikle ah slar veya kabileler aras nda meydana gelen bir tart ma ile ba lar, daha sonra sava a dönü ür ve bütün kabilenin davas haline gelirdi. Bu sava larda genellikle as l gaye intikam almakt. Hz. Peygamber k rk ya nda iken Araplarla ranl lar aras nda Zû-Kâr; Evs ile Hazrec aras nda geçen Buâs; Kurey ve Kinâne ile Kays- Aylân aras nda geçen Ficâr sava lar bunlar n en önemlileri aras ndad r. Araplar, Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Receb den ibaret olan Haram aylarda sava mazlard ; ayet sava l rsa buna Ficâr ad verilirdi. Bu sava lar kabileler aras nda dü manl a, kin ve nefretin yay lmas na, insanlar n ölümüne, kan davalar n n artmas na ve intikam duygusuna yol açard. Bunun yan nda Arap kabileleri aras ndaki sava lar Araplar n kahramanl klar n n ortaya ç kmas na, Arapçan n geli mesine, atasözlerinin söylenmesine, iire, sava larla ilgili rivayetlerin anlat lmas na da vesile olmu tur. Bu bak mdan bu sava lar n, Araplar n siyâsî ve kültürel hayat nda önemli yeri vard r. 21 Kabilelerin bireyleri hürler, mevlâlar ve kölelerden olu uyordu. Kabilenin esas üyesi olan hürler (seyyid, efendi, köle olmayan), mü terek nesebe sahip olan kimselerdi. Bunlar, e râf ve avam olmak üzere iki k sma ayr l yorlard. Zenginler, kumandanlar, airler ve kâhinler di erlerine göre üstün kabul ediliyordu. Ancak hak ve ya ay bak m ndan ötekilerden farklar yoktu. Mekke de Kusay soyundan olanlar, di er hürlere kar as lzâde s n f olu turuyordu. Kurey, Sakîf gibi baz kabilelere mensup olmak eref ve itibar vesilesi idi. Çünkü Kurey kabilesi Harem bölgesinde oturmalar ve uluslararas ticaret yapmalar sayesinde hem Araplar ve hem de çevre ülkelerin idarecilerinden sayg görürlerdi. Onlara ait ticaret kervanlar her tarafta serbestçe dola rd. Köleler ve cariyeler (k z köleler) panay rlarda al n p sat l r; mal gibi miras kal r; tar m, ticaret ve di er hizmet i lerinde çal t r l rd. Köleli in esas kayna sava lard ; sava esirleri ço u zaman kölele tirilirdi. Sat n almak suretiyle de köle sahibi olunurdu. Bunun d nda, kar -koca ikisi de köle ise, do an çocuk da köle olurdu. Köle tacirleri vard. Bunlar Habe istan dan getirdikleri köleleri 21. Cevad Ali, IV, 341-387; Bicâvî ve ark., Eyyâmü l -Arab fi l-câhiliyye, M s r ts. çe itli yerler; Mehmet Ali Kapar, Eyyâmü l-arab, D A, XII, 14-16. 39 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 39 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji pazarlarda satarlard. Kurey in Teym kolundan Abdullah b. Cüd ân ünlü bir köle taciriydi. Bir köle, kendi k ymetini kazan p sahibine ödeyerek hürriyetine kavu abilirdi. Azat edilen kölelere mevâlî (tekili: mevlâ) denirdi. Bunlar kölelerle hürler aras nda bir s n ft. Bir köle veya cariye, sahibi taraf ndan azat edilirse, azat edenin mevlâs (azatl s ) olur, onun kabilesinin bir üyesi say l rd. Bunlar köleler gibi al n p sat lamazlard ; fakat hürler gibi de de illerdi; evlenme ve miras konusunda hürler gibi muamele görmezlerdi. Sözgelimi mevlâ, hür bir k z veya kad nla evlenemezdi. Mevlân n diyeti hürün diyetinin yar s idi. c- Aile Yap s Kabilede en küçük birim ailedir. Aile, ya ayn ev veya çad rda oturan dede, o ullar, torunlar ve bunlar n çocuklar ndan olu an geni aile (âl), ya da ana-baba ve çocuklardan olu an dar aile ( yâl) eklinde olurdu. Evlenme farkl ekillerde gerçekle irdi. Nikah n dinî bir mahiyeti yoktu. Nikâh ekillerinden biri bildi imiz tarzda oland. Bunun yan s ra nikahs z ya ama, süreli nikah (nikâh- mut a), e leri kar l kl de i tirme (nikâh- bedel), bir erkekten çocuk sahibi olmak için e i ona sunma (nikâh- istibdâ ), büyük o lun babas n n ölümünden sonra üvey annesiyle evlenebilmesi (nikâh- makt), ba l k ve mehir vermemek için k zlar n de i tirilmesi (nikâh- âr) gibi çe itli nikah türleri uygulan rd. slâm, bugün bilinen tarz n d ndaki nikah ekillerini yasaklam t r. Evlatl k müessesesi mevcuttu. Evlatl k ili kisi evlili e engel te kil etmekteydi. Evlatl k, evlat edinenin vârisi olurdu. Bo anma yayg nd ve bo ama yetkisi erke e aitti. Ancak baz kad nlar bo ama hakk n n kendilerine verilmesini art ko abilirlerdi. Bo anan kad n ba ka biriyle evlenebilmek için bir y l beklemek zorundayd. Kad n ancak çocuk do urduktan sonra aileye dahil olabilirdi. Çocuksuz kad n diyet ödemek zorunda kal rsa diyeti kocas de il kad n n ailesi öderdi. Kad nlar hür ve cariye olmak üzere ikiye ayr l rd. Cariyelerin Araplar nazar nda develerden fark yoktu. Onu da devesi gibi al p satard. Fakat hür kad nlar farkl yd. Bunlar erkeklere denk tutulmamakla birlikte cariyeler gibi de kabul edilmezlerdi. Genel olarak kad nlar insanî haklara lay k görülmezler, miras alamazlard. Fakat çölün zor artlar nda erkek kadar olmasa da kad n n çal mas na da ihtiyaç duyulmaktayd. Kad n yemek yapar, çocuklara bakar, develeri sa ar, yakacak toplar, çad r onar r, hurma lifinden has r örerdi. Bundan ba ka sava ç lara su ta mak, onlar iirlerle cesaretlendirmek, yaral lar tedavi etmek de kad nlara aitti. Fakat bu görevler kad nlara hukuk ve eref sa lam yordu. Mekke, Medine, Taif gibi yerle im merkezlerindeki kabilelerde ise e raf k zlar mevki sahibi idiler. Baz kabile reislerinin ve ileri gelenlerinin k zlar kabile içinde birçok erkekten muteber idiler. Medine de Neccâro ullar ndan Selmâ bint 40 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 40 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam Amr, Kurey ten Hatice bint Huveylid, Hind bint Utbe ve me hur Arap airesi Hansâ ünlü kad nlard r. d- Baz Âdetler ve Uygulamalar Deve eti, hurma, kavrulmu un ve süt Araplar n ba l ca yiyecek maddeleri idi. Arpa unundan yufka eklinde ekmek pi irirlerdi. Giyim ku amlar sade idi; basit bir entari, bir ku ak ve bunun üzerine bir de abaye giyerlerdi. Zenginler entarinin üzerine kaftan giyerlerdi. Sava larda ordunun gerisinde kad nlar ve çocuklar da bulunur onlar n dü man eline esir dü memesi için erkekler var güçleriyle sava rlard. Y ld zlara bakarak yol bulurlard. Anla mazl klar n çözümü için hakeme veya kâhine ba vururlard. çinden ç kamad klar konularda kâhinlerin fikirlerini sorarlar, hastaland klar nda onlar n tavsiyelerine uyarlar, rüyalar n onlara yorumlat rlar, gelecekte ba lar na neler gelece ini onlardan ö renmek isterlerdi. Araplar önemli olaylar tarih ba lang c olarak kullanm lard r. slâm n do du u s ralarda iki takvim ba lang c oldu u bilinmektedir. Bunlardan biri Fil olay (571), di eri ise Velîd b. Mu îre nin ölüm y l d r(622). Cahiliye Araplar n n takvimi Ay Takvimi idi. Kamerî aylar; Muharrem, Safer, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cemâziyelevvel, Cemâziyelâhir, Receb, aban, Ramazan, evval, Zilkade ve Zilhicce dir. Haram aylar da Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem dir. Haram aylarda ya ma yap lmaz, kan dökülmez, serbestçe panay rlarda al veri yap l r ve hac görevi yerine getirilirdi. Araplar aras nda Nesî usulü uygulanmaktayd. Buna göre y l n on iki ay Zilhicce ile sona erdikten sonra, bu ay ile Muharrem aras na bir on üçüncü ay eklerler ve onu da helal sayarlard. Bu defa aylar n yeri kayard. Yani Muharrem Safer e, Safer de Rebîülevvel e kayard ve bu kayma da böylece devam ederdi. Nesî uygulamas n, ba lang çta hac mevsimini l ml bir aya denk getirmek için yaparlarm. Daha sonralar da rahatça bask n ve ya ma yapabilmek için uygulama alan na koymaya ba lam lard r. Çünkü pe pe e gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylar nda bask n yapam yorlard. slâm, nesî uygulamas n yasaklam t r. 22 Cahiliye döneminde Araplar aras nda millî birlik bulunmad için, kabilelerin ve ehirlerin kendi geleneklerine göre bayram ve törenleri vard. Bununla beraber hac mevsimi, panay rlar n da kurulmas yla ve bütün kabilelerin i tirakiyle bayram havas nda geçerdi. Her kabilenin en az bir putu mevcuttu; bu yüzden her putun da takdis edildi i çe itli kutlama günleri vard. Bu günlerde ayr ca pazar ve panay rlar kurulurdu. Dinî bayramlar iir, müzik, içki ve kad nlar n yer 22. Tevbe Sûresi 37; bn Hi âm, II, 604. 41 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 41 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ald e lencelerle kutlan rd. Mekke yak nlar nda Zâtü Envât Bayram ünlüydü. Zâtü Envât, büyük ve ye il bir a açt. Araplar onun alt na gelip k l çlar n dallar na asarlar, çevresinde tap n r ve kurban keserlerdi. Medineliler, y lda, ranl lardan aynen ald klar iki ünlü bayram kutluyorlard. T bba gelince, Araplarda iki tür tedavi yöntemi vard. Birisi kâhin ve arrâflar n, di eri de ilaçla tedavi yöntemiydi. Kâhinler hastalar okuyup üflemek, sihir yapmak, tap naklara kurban aday p dua etmek gibi eylerle tedavi ettiklerine inan rlard. Araplar ilaç olarak ot tohumlar, erbetler ve özellikle bal kullan yorlard. Kan alma (hacamat) da önem verilen bir yöntemdi. A r yan organlar k zg n demirle da lan rd. Bunlar, ço u zaman kabilenin ya l lar ndan tevarüs edilen tecrübeye dayan rd. Cahiliye döneminde ünlü doktorlar da vard. Hâris b. Kelede t p ö renimini Cündi âpûr da yapm t. Bu ah s Hz. Muhammed (s.a.s.) döneminde ya am t r. e- Ahlâk Araplar n Câhiliye dönemindeki çirkin davran lar na kaynaklarda Araplar n ay plar ( Mesâlibü l-arab) denilir. Bunlar kibir, câhiliye asabiyeti, gasp, içki, fuhu, kumar, intikam arzusu, riba, h rs zl k, kan dökme, yetim mal yeme gibi eylerdir. üphesiz Araplar n hepsinin bu i leri yapt söylenemez. Onlar n aras nda içki içmeyen, fuh a yana mayan pekçok ki i de vard. Hz. Ebû Bekir bunlardan biridir. Ancak bu âdetler toplumda yayg n durumdayd. Kur an- Kerim de, hadîs-i eriflerde ve sahabîlerin sözlerinde Araplar n slâm dan önceki inanç, tutum ve davran lar n slâmî dönemdekilerden ay rmak için câhiliye kavram kullan lm t r. Bilgisizlik, cehalet, zorbal k, barbarl k ve vah et hüküm sürdü ü için o döneme bu isim verilmi tir. Câhiliyenin temel özellikleri ve o döneme damgas n vuran hususlar, bilgisizlik, irk, putperestlik, kabile asabiyeti, zorbal k, zulüm, haks zl k, adaletten, sulh ve nizamdan yoksunluk, çapulculuk, insan haklar n çi nemek, insanlar n soylar ndan dolay ay planmas veya üstün görülmesi, çocuklar öldürmek, k z çocuklar topra a gömmek, vah iyâne hareketler, kan davas, içki, kumar gibi davran lard r. slâm bunlar n tamam n yasaklam t r. Bunlar n yan nda Araplar n güzel davran lar da vard. Bunlara Araplar n faziletleri ( Fezâilü l-arab) denilir. Ba ms zl k ve özgürlüklere dü künlük, yi itlik (mürüvve: kavgada cesaret, felâket ân nda sab r, zay f korumak, güçlü e kar koyma), cömertlik, ahde vefâ, misafirperverlik, kendilerine s nanlar himaye etme, kanaatkârl k ve sab r bunlardand r. 23 23. bn Habîb, el-muhabber, s. 237; Ebû ühbe, I, 94-97. 42 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 42 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam f- Edebiyat ve Yaz Cahiliye döneminde Araplar aras nda nesir pek muteber say lmazd. Bununla beraber, Ensâb (tekili: Neseb) ilmi ve Eyyâmü l-arab la ilgili nesirler mevcuttu. Ayr ca meseller (k sa hikayeler), darb- meseller (atasözleri), ahbâr (Araplar n geçmi ine ait destânî-menk bevî rivayetler) da yayg nd. Ancak iir ve hitâbet çok geli mi ti. Câhiliye iiri, slâm öncesi hayat n her safhas na k tutar. Sava lar hakk ndaki bilgileri, Araplar n âdetlerini, iyi ve kötü huylar n o dönemin iirlerinde bulmak mümkündür. iirin ba l ca konular övgü (medih), övünme (fahr), yergi (hicâ), mersiye söyleme (risâ), kahramanl k (hamâse) gibi hususlard. air, mensubu bulundu u kabilenin kâhini, rehberi, hatibi, sözcüsü ve bilginiydi. iiriyle bir ahs n veya bir kabilenin itibar n art rabilirdi; ancak bazen bunun aksi de olurdu. airlerin toplumdaki mevkii yüksek idi. air, kabilesini iiriyle bir süvarinin k l çla savunmas ndan daha iyi savunurdu. Olaylar iiriyle tescil eder, kabilesine di er kabilelerin airleri sata t zaman onlara cevap verirdi. Bir kabileden bir air ç kt nda di er kabilelerden heyetler bu kabileyi kutlamaya gelirdi. Ukâz panay r nda iir yar malar yap l r, en çok be enilenler ödüllendirilir ve Kâbe duvar na as l rd. Yedi Ask (Muallakât- Seb a) bu yar malarda derece kazanm me hur kasidelerdir. mriü l-kays, Nâbi a ez-zübyânî, Lebîd b. Rebîa, Ümeyye b. Ebu s-salt, Züheyr b. Ebû Sülmâ, A â (Meymûn b. Kays), Câhiliye döneminin me hur airleridir. Araplar hitâbete büyük önem verirlerdi. Çocuklar n genç ya tan itibaren buna al t r rlard. O dönemde me hur hatipler yeti mi tir. Hatibin toplum içindeki yeri âirden hemen sonra gelirdi veya onunla ayn düzeyde kabul edilirdi. Hitâbetin ba l ca konular, iirde oldu u gibi övgü ve yergi idi. Bir hatip kendi kabilesinin kahramanl k ve cömertlik gibi özelliklerinden birini dile getiren bir konu ma yapt nda, rakip kabilenin hatipleri ona cevap verirlerdi. Kabile hayat ve kabileler aras ndaki ili kiler iirde oldu u gibi hitâbete de yans m t r. Sava larda yap lan intikam konu malar, ni an ve dü ün törenlerinde yap lan konu malar, ara bulma ve bar ça r s konu malar, elçi kabullerinde, hükümdar meclislerinde, panay rlarda ve çe itli toplant larda yap lan konu malar, tâziye konu malar ve vasiyetler Câhiliye dönemi hitâbetinin en güzel örnekleridir. yâd ve Temîm kabileleri üstün hitâbeti ile tan nm lard r. yâd kabilesinden Kus b. Sâide, Temîm den Eksem b. Sayfiy, Kurey ten Süheyl b. Amr, Hz. Peygamber in dedelerinden Ka b b. Lüey, Hâ im b. Abdümenâf ve Abdülmuttalib b. Hâ im me hur hatipler aras nda yer al rlar. 24 24. bn Kuteybe, e - i r ve - uarâ, tah. Müfîd Kumeyha ve Nuaym Zarzûr, Beyrut 1985; Corci Zeydan, Târîhu Adâbi l-luga el-arabiyye, Kahire 1936, I, 156-157; Tâhâ Hüseyin, Fi l-edebi l- 43 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 43 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Araplar önceleri, güney Arabistan da geli en Müsned adl yaz y kullan yorlard. Daha sonra bunun yerini, kuzeyde geli en ve bugüne kadar gelen Arap yaz s alm t r. Bu yaz, kuzeydeki Nabat yaz s n n çe itli safhalardan geçerek tekâmül etmesi sonucu ortaya ç km t r. Arap yaz s n n bir Nabat ülkesi olan Havran dan Enbâr ve Hîre ye, oradan da, Dûmetülcendel üzerinden Hicaz a geçti i; ayr ca Hicazl lar n Suriye ile olan ticârî ili kileri dolay s yla Havran, Petra üzerinden Hicaz a intikal etti i kabul edilmektedir. slâm n do du u s rada Hicaz da yaz biliniyordu; ancak yayg n de ildi. Mekke de çok az ki i okur-yazar durumundayd. slâm dan önce Araplar aras nda branice ve Süryânice dinî kitaplar yan nda muhtemelen bunlar n Arapçalar ve Arapça hikmet kitaplar da bulunuyordu. Ayr ca ah slar ve kabileler aras antla ma metinleri, köle mülkiyeti senetleri, emanlara dair vesikalar, mektuplar, mezar kitâbeleri, muallakât metinleri Arapça olarak yaz l yor ve mühürler de Arapça olarak kaz n yordu. Deri, hurma dallar, çanak çömlek k r nt lar, deve kemikleri, yumu ak beyaz ta lar, tahta levhalar ve papirus ba l ca yaz malzemeleri idi. Cahiliye döneminde bilgiler, hat ralar ve edebî ürünler, k saca Arap kültürü haf zalarda muhafaza edilerek nesilden nesile aktar l yordu; dolay s yla sözlü rivayet esast ; yaz haf zaya yard mc bir vas ta idi. slâm n do u u ile birlikte, bu dinin okuma yazmaya verdi i öneme paralel olarak yaz da geli mi, okur-yazar say s nda art olmu tur. 4- Ekonomik Durum Arabistan n ekonomik hayat tabiat artlar na, kabilelerin ya ay tarzlar na ba l olarak genellikle hayvanc l k, tar m ve ticaret üzerine dayanmaktayd. Hayvanc l k özellikle bedevîlerin temel geçim kayna yd. Onlar besledikleri deve, koyun ve keçi gibi hayvanlardan çok yönlü istifade ederlerdi; etini yer, sütünü içer, yününden elbise ve çad r yapar, ihtiyac ndan fazlas n satarak di er zaruri ihtiyaçlar n kar larlard. Bedevîlerin servetleri sahip olduklar deve ve davar sürüleriyle ölçülürdü. Tar m ve ticaretle u ra an hadarîler de, bedevîler kadar olmamakla birlikte, kervanlar için gerekli olan deve, bunun yan nda koyun ve az say da at ve s r beslerlerdi. Deve, diyet ve mehir gibi hususlarda ölçü birimi idi. Arap at da fizikî yap s n n güzelli i; dayan kl l, zekas ve sahibine ba l l ile me hurdur. Ak nlarda ve sava larda özellikle aran rd. Tar m, Arabistan n geçim kaynaklar aras nda önemli bir yer i gal ediyordu. Düzenli ya alan Yemen topraklar çok verimliydi; bundan dolay Yemen e ye il toprak (el-arzu l-hadrâ) denir. Bu bölgede ya mur sular ndan daha çok Câhilî, Kahire 1927, s. 366-371; Ahmet Zeki Safvet, Cemheretü Hutabi l-arab, I, Kahire 1962; evki Dayf, Târîhu l-edebi l-arabî, I, Kahire ts.; Hüseyin Elmal, Hitâbet (Arap Edebiyat ), D A, XVIII, 158. 44 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 44 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam faydalanmak için barajlar yap lm t. Bu day üretimi ile me hur olan Yemen in d nda verimli ve ziraate elveri li topraklar Taif, Medine, Necid, Hayber... gibi bölgelerde bulunuyordu. Basra Körfezi bölgesindeki topraklar n ço u tar ma elveri li idi. Yemâme bölgesi, yar madan n tah l ambar idi. Yerle ik hayat ya ayan kabileler içinde geçimlerini tar ma dayal olarak sürdürenler tah l, meyve, hurma ve sebze yeti tirirlerdi. Hicaz hurma, Taif de üzüm üretimi ile me hurdu. Baz ehirlerde tar mdan ba ka, o zaman n standartlar na göre küçümsenemeyecek ölçüde atölye ve tesisler mevcuttu. Ba l ca sanayi dallar aras nda dokumac l k, demircilik, dericilik, arap üretimi, kuyumculuk ve triyatç l k (parfüm üreticili i) say labilir. Arabistan da tar m ve hayvanc l ktan daha önemli bir gelir kayna ise ticaret idi. Yemenliler çok eski tarihlerden beri ticaretle u ra rlar, Hindistan ve Güney Afrika sahilleri ile Ortado u aras nda ticârî faaliyetlerde bulunurlard. Kuzeyde Nabatîler de tüccar idiler. I. yüzy ldan itibaren Hicaz Araplar ticarette Yemenlileri geride b rakt lar. Hicaz Araplar Yemen den ve Habe istan dan ald klar mallar Suriye, M s r ve ran a götürerek sat yorlar; kuzeyden ald klar mallar da güneye götürüyorlard. Tar ma elveri li olmayan Mekke de ya ayan Kurey kabilesi ticaretle u ra yordu. Kurey liler asl nda Arabistan n çe itli yerlerinden hac ve umre için gelenlerin ihtiyaçlar n kar layabilmeleri için de öteden beri ticari faaliyetlerde bulunuyorlard. Bu bak mdan Mekke nin hem dinî ve hem de ticarî bir merkez oldu unu daha önce de belirtmi tik. Mekke, Yemen den Akdeniz e, Basra Körfezi ne ve Do u Arabistan daki bölgelere ve Cidde ye giden ticaret yollar n n kav ak noktas nda bulunuyordu. Kusay b. Kilâb n torunlar olan Hâ im, Abdü ems, Nevfel ve Muttalib; Bizans, Habe istan, ran ve Yemen hükümdarlar yla siyâsî ve ekonomik ili kiler kurarak ticarî antla malar yapm lar ve Kurey kervanlar n n bu ülkelerin topraklar nda rahatça seyahat etmelerini temin etmi lerdir. Kur ân- Kerim de bildirildi i gibi 25 Kurey liler, k ve yaz mevsimlerinde olmak üzere y lda iki kez seyahat ( Rihlate - itâi ve s-sayf) tertipliyorlard ; kervanlar k n Yemen e, yaz n da Suriye ye sevkediyorlard. Kurey in k ve yaz seyahat sistemini ilk tertipleyen, Hz. Muhammed (s.a.s.) in büyük dedesi Hâ im b. Abdümenâf t r. O ayn zamanda Bizans mparatoru ile ticarî antla ma yapm t r. K ve yaz ticaret yolu Yemen deki San a ehrinden ba layarak Taif, Mekke, Yesrib, Hayber, Hicr, Tebük, Maân, Teymâ, Mûte ve Busrâ üzerinden am a ula rd. Bunun d nda kuzeye do ru K z ldeniz sahilini takip ederek Akabe Körfezi ndeki Eyle üzerinden Akdeniz sahiline, Gazze ye ula an bir yol daha vard. Ayr ca Mekke yi ran, Irak ve Bahreyn e ba layan yollar da mevcuttu. Ku- 25. Kurey Sûresi 1-5. 45 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 45 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 46 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 46 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam rey kervanlar Yemen den parfüm, zamk, i lenmi kereste, fildi i, kaplan postu, alt n, mücevher, akik, çe itli madenler, silah ve baharat al rlard. Bu mallar n bir k sm da Endonezya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika dan getiriliyordu. Mallar kuzeye götüren kervanlar, dönü te bu day, zeytin, zeytinya, bakliyat, ipek kuma ve kap kacak ta rlard. Habe istan ve Bahreyn den dönen kervanlar ise fildi i, mercan, inci, dokuma, alt n ve gümü getirirlerdi. slâm n do du u s rada Kurey in yaz ve k seyahatleri Hâ im ve karde lerinin tanzim etti i biçimde devam ediyordu. Arabistan da seyahat eden kervanlar sürekli ya malanma tehlikesi ile kar kar ya kal rken, Kurey kervanlar na dokunulmazd. Yol kesiciler, bilmeden Kurey kervanlar na sald r rlarsa, onlar n Harem bölgesi sakinleri olan Kurey ten olduklar n ö renir ö renmez serbest b rak rlar ve mallar n iade ederlerdi. Bu hususa Kur ân- Kerim de i aret edilmektedir: Çevrelerinde insanlar kap l p götürülürken bizim (Mekke yi) güven içinde kutsî bir yer yapt m z görmediler mi? 26 Hicaz Araplar n n kendilerine mahsus paralar yoktu. Para birimi olarak Dinar (Bizans n alt n paras ) ile Dirhem ( ran ve Yemen in gümü paralar ) kullan l yordu. Arabistan n çe itli yerlerinde panay rlar kurulurdu. Bunlar n en me hurlar unlard r: Dûmetülcendel, Mu akkar, Suhâr, Debâ, Mehre ( hr), Aden, San a, Taif ve Nahle aras ndaki Ukâz, Zülmecaz, Hayber de Netât, Yemâme de Hecer, Hadramut te Râbiye, Suriye de Ezriât ve Busrâ. Bu panay rlar n Önemli bir k sm haram aylarda kurulmakla beraber, di er aylarda kurulanlar da vard. Panay rlar be ile otuz gün aras nda de i en farkl sürelerde faaliyetlerini sürdürürlerdi. Bu panay rlar, Araplar n ekonomik hayat nda oldu u kadar sosyal hayat nda da önemliydi. Kabileler aras problemler burada çözülürdü. Panay rlar n en önemlisi, uluslararas mahiyette ve ayn zamanda edebî bir kongre olan Ukâz idi. Burada edebî sohbetler yap l r, airler en güzel iirlerini burada okur ve be enilenler Kâbe duvar na as l rd. Araplar bu panay rlar sayesinde çe itli kabilelerin örf ve âdetleri hakk nda bilgi ediniyorlard. Görüldü ü gibi, Câhiliye döneminde siyâsî birlikten yoksun olan Arabistan da ekonomik aç dan birlik göze çarpmaktad r. 27 26. Ankebût Sûresi 67. 27. Hamidullah, el-îlâf veya slam dan önce Mekke nin ktisâdî-diplomatik Münasebetleri, çev. smail Cerraho lu, A. Ü. lahiyat Fakültesi Dergisi, IX, Ankara 1961, s. 213-222; Abdülkerim Özayd n, Arap, D A, III, 322-324; Ebû ühbe, I, 98-102. 47 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 47 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 5- Dinî Durum a- Yahudilik Arabistan a giren semâvî dinlerden en önemlisi ve eskisi Yahudiliktir. Bu din, Filistin den Suriye-Hicaz aras ndaki yerlere s nmak zorunda kalan Yahudiler vas tas yla gelmi ve Yesrib e kadar girmi tir. Milâttan önce VI. yüzy lda Babil Kral Buhtunnasr n Kudüs ü i gal edip Yahudileri Babil e götürdü ü s rada bunlardan baz lar n n kaçarak Medine, Hayber, Vâdi l-kurâ ve Fedek gibi Hicaz n baz kesimlerine yerle ti ini daha önce görmü tük. Roma Prensi Titus un 70 y l nda Kudüs ü i gal etmesi ve daha sonralar da Romal lar taraf ndan Yahudilerin s k takibe u ramas üzerine bunlardan baz lar da Hicaz daki dinda lar n n yan na göç etmi lerdir. Medine çevresi ile Yemen hâriç tutulursa, Yahudili in Araplar aras nda pek fazla ilgi görmedi i mü ahede edilmektedir. Mevcut Yahudiler de Filistin kökenli idiler. Milâttan sonra II. veya III. yüzy lda Yesrib e yerle en Evs ve Hazrec ile Yahudiler aras nda meydana gelen sürtü meler bu dinin bölge Araplar üzerinde pek etkili olmamas na yol açm t r. Bununla birlikte Evs ve Hazrec den baz Araplar n Yahudi din adamlar na gelerek bu dini kabul ettikleri de söylenmektedir. Yemen de ise Yahudilik s n rl da olsa yay lm t. Nitekim Himyerî hükümdar Zûnüvâs n Yahudili i kabul edip Hristiyanlara hücum etti ini daha önce belirtmi tik. Yahudili in Araplar aras nda ilgi görmemesinde, onlar n kendilerini Allah n seçilmi halk olarak görmelerinin rolü vard r. Çünkü Araplar, kendilerini propagandac lar n alt nda bir seviyede kabul eden bir dine girmeye kolay kolay yana mazlard. Ayr ca Yahudiler mal temin etmeye verdikleri önem kadar dinlerini yaymak için çal mam lard r. Bunun yan s ra o dönemde Yahudilerin vefas z, fitne ç karan ve mal dü künü olarak öhret bulmalar Araplar n ho una gitmiyordu. Yemen de Zûnüvâs n Hristiyanlara yapt zulümler ve Medine deki Yahudilerin Evs ve Hazrec e kar olumsuz tutumlar da Araplar onlardan so utmu olmal d r. Öte yandan Yahudili in birçok hükmünün bedevîlerin hayat tarzlar na uygun olmamas n n da bu dinin Araplar taraf ndan kabul görmemesine sebep oldu u söylenebilir. 28 b- Hristiyanl k Hristiyanl k Arap Yar madas n n kuzey bölgesinde, özellikle Gassânîler ve Hîreliler aras nda yay lm t. Birinciler, ikincilerden çok önce Hristiyanla m lar ve Ya kûbî mezhebini kabul etmi lerdi. Çünkü Gassânîler Bizans imparatorlu u ile s k ili ki içinde bulunuyorlard. Ya kûbîlik Suriye deki Arap kabileleri aras nda da yay lm t r. Irak bölgesinde ise Hristiyanlar n ço u Nastûrî mezhebini benimsemi ve Hîre de bir Hristiyan Arap toplulu u olu mu tu. Hîre de hüküm süren ve ba lang çta putperest olan krall k ailesi uzun süre Hristiyan misyonerle- 28. Günaltay, s. 86-89 48 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 48 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam rin faaliyetlerine kar direndi. Ancak en sonunda onlar da bu dini kabul ettiler. Hîreliler Sâsânî imparatorlu una ba l bir uydu devlet olmalar na ra men ran n resmi dini Mecusîlik bunlar aras nda ra bet görmemi tir. Hristiyanl k, Irak ve Suriye de Gassânîler ve Hîreliler yan nda Tenûh, yâd, Lahm, Cüzâm, Ta lib ve Bekir gibi birçok Arap kabilesi aras nda da geni bir ekilde yay lm t r. Hristiyanl n Yemen ve Güney Arabistan daki durumuna gelince, bu dinin mensuplar Necran da yo un bir ekilde bulunuyorlard. Buraya Hristiyanl k Habe hakimiyeti döneminde girmi tir. Bizans imparatorlar da nüfuzlar n ve ticaretlerini geni letmek için Hristiyanl bir araç olarak kullanm lar, bu amaçla Necran a papaz göndermi ler ve buraya Necran Kâbesi diye an lan bir de manast r yapt rm lard r. Roma mparatoru, 343 y l nda ran aleyhine bir ittifak kurmak üzere Yemen deki Himyerîlere bir elçilik heyeti göndermi tir. Heyet üyeleri aras nda bir piskopos ile çe itli rahipler bulunuyordu. Yahudiler ayn zamanda dinî bir amaçla gelen bu heyetin faaliyetlerine engel olmaya çal m lar ve bunun için çe itli giri imlerde bulunmu larsa da ba ar l olamam lard r. Piskopos, üç kilisenin in a edilmesi için Himyer k rallar ndan izin alm t r. Bu kiliselerden birini o dönemde Himyerîlerin ba ehri Zafâr da, di erini Aden de, ötekini de Basra Körfezi kenar nda yapt rm t r. 29 Daha sonra ikinci Habe hakimiyeti döneminde de ba ta Ebrehe olmak üzere Habe valileri Hristiyanl yaymak için büyük çabalar sarfetmi lerdir. Fil Olay bu te ebbüsleri aç k bir ekilde göstermektedir. Hristiyanl k Hicaz bölgesinde Mekke, Medine ve Taif te de, yay lmamakla birlikte, biliniyordu. Bu merkezlerde kölelerden ve hatta e raftan Hristiyanl kabul eden baz ki ilere rastlanmaktad r. Ancak Hristiyanl k Orta Arabistan daki putperestler üzerinde önemli bir etkide bulunmam t r. Bununla beraber Yesrib de Ebû Âmir adl bir ah s bu dini kabul etmi ve Evs kabilesinden birtak m insanlar da etraf na toplam t. c- Mecusîlik slâm n do du u s rada Sâsânî imparatorlu unun resmî dini olan Mecusîlik, Araplar aras nda pek itibar görmemi tir. Bu sebeple Arap Yar madas nda bulunan Mecusîlerin büyük ço unlu u Bahreyn, Yemen ve Umman da oturan ranl lardan ibaretti. Bahreyn deki Mecusîler say ca daha çok ve Umman dakilere nazaran bulunduklar yerde daha fazla nüfûza sahip idiler. Çünkü Bahreyn, ran topraklar na daha yak nd. Mecusîler Bahreyn e, Basra Körfezi nin do u sahillerinden göç etmi lerdir. Yemen bölgesine ise Mecûsilik ranl lar n Habe lilerden sonra bu ülkeyi istilâlar s ras nda gelip yerle en askerler taraf ndan sokulmu tur. 29. Günaltay, s. 89-94. 49 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 49 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mecûsilik Araplar taraf ndan pek fazla itibar görmemekle birlikte ranl larla ili ki içinde bulunan bir kesimin bu dini benimsedi i de kaynaklarda zikredilmektedir. Ancak bunun önemli bir say ya ula mad kesindir. Çünkü Irak ta Sâsânî imparatorlu una ba l Hîreliler bile Mecûsili i de il, Hristiyanl kabul etmi lerdir. Bunda Sâsânîlerin, Mecûsili in ulusal bir din kabul etmelerinin, bu yüzden yaymak için çal mamalar n n etkisi vard r. Ayr ca Sâsânîler dinlerini yaymaktan ziyade, siyâsî ve ekonomik hakimiyete önem vermi lerdir. d- Sâbiîlik Sâbiîler Kur an- Kerim de, Araplar taraf ndan Ehl-i kitap olarak bilinen Yahudiler ve Hristiyanlarla birlikte an lm, bunlardan (Hz. Peygamber den öncekiler için) Allah a ve ahiret gününe inan p salih amel i leyenler için Rab leri kat nda mükâfat bulundu u, korkular n n olmayaca ve üzüntü çekmeyecekleri bildirilmi ; 30 ayr ca Araplar n ya ad çevrede bulunan di er gruplarla birlikte Sâbiîler de zikredilmi, Allah n k yamet günü bunlarla ilgili hükmünü verece i belirtilmi tir. 31 Sâbiîli in men ei Hz. sa öncesi dönemde resmi Yahudilik anlay na kar ç kan Nasuraizm ak m na kadar uzan r. Bu hareket içinde yer alan ilk Sâbiîler daha sonra Hz. Yahya n n vaftizci cemaati ile ili ki içinde olmu lar ve Yahya n n öldürülmesinden sonra Yahudilerin bask s na maruz kalm lard r. M. I. yüzy lda anavatanlar Filistin-Ürdün bölgesinden bu bask lar nedeniyle önce Kuzeydo u Mezopotamya da yer alan Musul civar ndaki da l k Medye bölgesine, daha sonra da buradan büyük oranda, muhtemelen m. II. yüzy lda Güney Mezopotamya ya gelip yerle mi ler, bölgede mabetler in a etmi lerdir. Araplar bunlar Sâbiîler olarak adland rm lard r. Bölge VII. yüzy lda Müslümanlar taraf ndan fethedilmi ve Sâbiîler Ehl-i kitap muamelesine tâbi tutulmu lard r. Sâbiîler Yüce varl k inanc (hayat kültü), Yarat c Güç, gnostik düalizm gibi temel inanç esaslar na sahiptirler. Kutsal metinleri vard r. Kendilerine özgü dua, vaftiz, oruç, kurban kesme, kutsal günler, bayramlar ve kendine has i levleri olan mabetleri vard r. Sarho luk veren alkollü maddelerin içilmesini haram, heykel ve suretlere tap nmay büyük günah kabul ederler. Sâbiîler dinlerinin Hz. Âdem le ba lad n iddia ederler. Onlar n literatürüne göre Sâbiîlikte mevcut olan vaftiz, âyin yemekleri ve ibadetlerin protatipleri Âdem e, yarat ld nda ö retilmi, uygulamas yapt r lm t r. Sâbiîler kutsal kitaplar nda Hz. Yahya ya büyük önem verir, onu k peygamberi ve gerçek peygamber olarak tavsif ederler. Ahir zaman ve ahiret inanc na sahiptirler. Kur an- Kerim de i aret edilen Sâbiîler bunlar olmal d r. Bu, ilk dönem slâm bilginlerinin Sâbiîleri tavsif etmesine uy- 30. Bakara Sûresi 62; Mâide Sûresi 69 31. Hac Sûresi 17 50 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 50 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam gun dü mektedir. Bu bilginler Sâbiîlerle ili kili olarak y ld z-gezegen kültünden, ya da putperestlikten bahsetmemektedirler. 32 Di er yandan Araplar, kavminin dinini terkedip ba ka bir dine giren kimseye de Sâbiî derlerdi. Bu ikinci anlamda olmak üzere Mekkeliler Hz. Muhammed (s.a.s.) e ve ilk Müslümanlara da Sâbiî demi lerdi. Öte yandan Abbâsîler döneminde yayg nla an kanaate göre, özellikle Harran putperestleri Sâbiîler olarak tan mlanm, onlar n eski Asur-Babil gelene inin devam olarak sürdürdükleri y ld z-gezegen kültüne dayal putperestli i Sâbiîli in önemli karakteristi i olarak belirtilmi tir. Halbuki Harran putperestleri, Sâbiîli i geç bir dönemde, muhtemelen Abbâsîler döneminde zimmî statüsünü sürdürebilmek amac yla alm lard r. Y ld zlara-gezegenlere tap nma Harran, Yemen ve Irak n yukar kesimlerinde mevcuttu. Güney Arabistan da ay, güne ve zühre y ld z ndan olu an üçlü tanr lar sistemi mevcuttu. Burada ay, baba tanr ; güne ana tanr ça ; zühre de o ul tanr say l yordu. Ay tanr n n bir ad Almakah, di er ad da Vedd idi. Almakah için tap naklar da kurulmu tu. Ay bütün tanr lar n en büyü ü kabul edilirdi. Bu üç gök cisminin olu turdu u tanr lar sisteminin Bâbil kaynakl oldu u bilinmektedir. Câhiliye Dönemi Araplar nda güne e tapanlar da vard. Güne, güney Araplar nda di i, Tedmürlülerde ise erkek tanr olarak kabul edilirdi. Me hur putlardan Lât, Menât ve Uzzâ, güne i temsil eden tanr lar olarak kabul edilirdi. Güne in kutsal kabul edilmesi ve tanr olarak alg lanmas dolay s yla, slâm dan önce Abdü ems (güne in kulu) ad yayg n olarak kullan lmaktayd. Abdü ems ad Sebelilerde oldu u gibi, Kurey kabilesi aras nda da kullan l yordu. Ay, güne ve zührenin d nda daha ba ka y ld zlar n da kutsal say ld görülmektedir. Lahm, Himyer ve Kurey kabileleri taraf ndan i râ y ld z ( Sirius) takdis ediliyordu. Kur ân- Kerim de 33 bu y ld za i aret edilerek Do rusu, i râ y ld z n n Rabbi O (Allah) dur buyrulur. Bu y ld za ilk tapan n ve bu suretle Kurey kabilesinin putperestlik anlay na muhalefet eden ki inin Ebû Keb e adl bir Huzâal oldu u söylenir. Güne e tapanlar, güne i temsil eden putun bulundu u tap nakta güne in do u u, zevâli ve bat s ras nda günde üç vakit dua ederlerdi. Bu üç vakit, güne e tapanlara muhalefet için slâm da kerahet vakti kabul edilmi tir. e- Putperestlik Hiç üphe yok ki, kuzey Araplar, yani Hz. smail ve nesli, ba lang çta tevhid inanc na sahiptiler. Kâbe, tevhid inanc n n simgesi idi. Putperestlik onlar aras na 32. Sâbiîler için bk. inasi Gündüz, Sâbiîler-Son Gnostikler- Ankara 1999. 33. Necm Sûresi 49. 51 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 51 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji d ar dan sokulmu ve daha sonra Allah a irk ko may âdet haline getirmi lerdir. Zamanla esnâm (tekili: sanem), evsân (tekil: vesen) ve ensâb (tekili: nasb) denilen putlara, heykellere ve dikili ta lara tapmaya ba lam lard r. Putperestli- in do al sonucu olarak put evleri eklinde çok say da tap nak yap lm t r. Tap naklara genellikle ev (beyt) denilir, küp eklinde olanlara da kâbe ad verilirdi. Bunun d nda herkes bir tap nak sahibi olmak ister, buna gücü yetmeyenler Kâbe nin veya di er tap naklardan birinin önünde ho una giden bir ta diker ve bu ta n etraf nda tap na tavaf eder gibi dönerlerdi. Bedevîler çad rdan tap nak yaparlard. Ayr ca her aile bir put edinip evine koyarak ona tapard. Ev halk ndan birisi bir yolculu a ç kaca zaman elini ve yüzünü bu puta sürerdi. Bu, onun yola ç kmadan önce en son yapt i olurdu. Yolculuktan döndü ü zaman da yine o puta elini yüzünü sürer, bu da o ki inin yolculuktan döndükten sonra ailesini görmeden yapt ilk i olurdu. 34 Dolay s yla her ev bir tap nak gibiydi. Bunun d nda kabilelerin ortak olarak kulland klar tap naklar da vard. Put evleri eklindeki tap naklara gelince; Himyerîlerin San a da Riyâm, Tay kabilesinin Fels, Rebîa b. Ka b kabilesinin de Rudâ adl tap naklar vard. Kûfe ile Basra aras ndaki Zahr bölgesindeki Sindâd da bulunan Zülkaabât adl tap nak Bekir b. Vâil ile yâd kabilelerinin idi. Zülhalasa, Mekke nin güneyinde Yemen yolu üzerinde Taif e 120 km. kadar uzakl kta yer alan Tebâle de bulunuyordu. Üzerine bir çe it taç oyulmu beyaz bir ta olan bu tap nak Devs, Has am ve Becîle kabilelerinin putu idi. Taif ehrinde oturan Sakîf kabilesinin Lât adl putu vard. Sakîfliler Lât için bir de tap nak yapm lard. Bu tap na Kâbe ye rakip görürlerdi. Uzzâ adl puta Kurey ve Kinâne kabileleri tapard. Bu put Mekke d nda Batn- Nahle denilen yerde bulunuyordu. Medine deki Evs ve Hazrec ile çevresindeki baz mü rik kabilelerin putu olan Menât, K z ldeniz kenar nda el- Mü ellel de, Kudeyd adl yerde idi. Kur an- Kerim de bu putlar n adlar u âyetlerde geçmektedir: Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ y? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât? 35 Araplar tap naklar takdis ederler, onlar n yan nda kurban keserlerdi. Ancak bütün bu tap naklar, Kâbe nin itibar görmesini asla engelleyememi ti. Kâbe de 360 put vard. Bunlar n en büyü ü ve önemlisi Hübel di. Bu, aslen Kuzey Arabistan tanr lar ndan oldu u halde, daha sonra Mekke ye getirilmi tir. Hübel in Mekke ye Huzâal Amr b. Luhay veya Huzeyme b. Müdrike taraf ndan getirildi i söylenmektedir. Esas nda puta tapma âdetini de Hicaz a Suriye den Amr b. Luhay getirmi tir. Amr yakaland bir hastal ktan kurtulmak için Belkâ denilen yere giderek orada bir su p nar nda y kanm t r. Burada insanlar n bir 34. bnü l-kelbî, Putlar Kitab, çev. Beyza Dü üngen, Ankara 1969, s. 39. 35. Necm Sûresi 19-20. 52 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 52 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam slâm Öncesi Dönemde Arap Yar madas nda Me hur Putlar 53 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 53 04.02.2014 10:37:57

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji tak m putlara tapt n görmü, bunlara niçin tapt klar n sorunca onlar Bunlara tapar z, ya mur istesek ya d r rlar, yard m istersek yard m ederler demi lerdir. Amr, onlardan ald klar putlardan birkaç tanesini getirip Kâbe nin yan na dikmi tir. Hübel adl putun k rm z akikten insan suretinde yap lm oldu u, sa elinin k r lmas üzerine Kurey in ona alt ndan bir el takt r p tapt rivayet edilir. 36 Daha sonra Kusay Hübel i Kâbe nin içine yerle tirmi tir. Kurey liler Amr b. Luhay taklit ederek edindikleri putlar Kâbe nin çevresine yerle tirmeye ve bu putlar n önünde fal oklar çekmeye ba lam lard r. Hübel in önünde yedi adet fal oku vard. Araplar yolculu a ç kmak, ticaret yapmak, evlenmek, nesebi üpheli bir çocu un babas n belirlemek, diyet ödetmek, su kuyusu açmak gibi i leri yapmak istediklerinde bu fal oklar n çekerler, ona göre hareket ederlerdi. 37 Arap Yar madas n n di er yerlerindeki kabileler de ta, a aç ve madenden yapt klar çe itli putlar bölgelerine ve evlerine dikmeye ba lam lard r. Kurey mensuplar hac için Kâbe yi ziyarete gelen kabilelerden istifade etmek ve ilgilerini çekmek amac yla ba ka kabilelerin putlar n da Kâbe nin çevresine dikiyorlard. Ayr ca Safâ da bulunan sâf ile Merve de bulunan Nâile, Kâbe çevresinde yer alan di er putlard. Mü rikler bunlar n yan nda kurban keserlerdi. Kur ân- Kerim de mü riklerin Vedd, Süvâ, Ye ûs, Yeûk ve Nesr adl putlar ndan bahsedilmektedir: nsanlara: Sak n tanr lar n z b rakmay n. Vedd, Süvâ, Ye ûs, Yeûk ve Nesr putlar ndan asla vazgeçmeyin dediler. 38 Âyet-i kerîmede ad geçen Vedd: Kelb kabilesinin putu idi. Dûmetülcendel de bulunuyordu. Süvâ : Kad n eklindeydi. Hüzeyl kabilesinin putuydu. Ye ûs: Aslan görünümünde idi. Yemen deki Mezhic ve Cüre kabileleri buna taparlard. Yeûk: At eklinde idi. San a ya Mekke yönünde iki gecelik mesafede bulunan Hayvân adl bir köyde bulunuyordu. Nesr: Himyerîlerin Yahudili i kabul etmeden önce tapt klar put idi. Bu put, Hicaz n baz bölgelerinde de tan nmakta idi. Arabistan da bunlardan ba ka çok say da put bulunuyordu. Araplar n baz lar cinleri yeryüzünde oturan ilahlar olarak kabul ederler, cinlere taparlard ; 39 meydana gelen pekçok olay onlar n yapt na inan rlard. Allah la cinler aras nda akrabal k ba oldu unu ileri sürerler, 40 cinleri Allah a ortak ko arlard. 41 Tabiat olaylar nda ortaya ç kan ses ve gürültülerin cinlerin çe itli ekillere girmeleriyle olu tu una inan yorlard. Sonunda bunlar n zamanla 36. bnü l-kelbî, s. 27-28, 36. 37. Ömer Faruk Harman, Hübel, D A, XVIII, 445. 38. Nuh Sûresi 23. 39. Sebe Sûresi 41. 40. Sâffât Sûresi 158. 41. En âm Sûresi 100. 54 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 54 04.02.2014 10:37:58

Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Gönderildiği Ortam putlar mekan edindiklerine inanmaya ba lam lard. Allah n meleklerden çocuk edindi ine inananlar vard. Allah Teâlâ onlar n bu dü üncelerine ret mahiyetinde öyle buyurur: Rahman çocuk edindi dediler. Hâ â; hay r; melekler erefli k l nm kullard r. 42 Asl nda putperestli in yay lmas ndan sonra da Araplar di er tanr ve putlar n yan nda Allah tan yorlar, O na putlara tan d klar ndan daha üstün s fatlar veriyorlar, O nun ad na yemin ediyorlard. Mü rikler, putlardan ayr olarak kendilerini, gökleri ve yeri yaratan n Allah oldu unu biliyorlard. Kur ân- Kerim de bu hususa i aret eden pek çok âyeti kerime vard r. Bir âyet-i kerîmede öyle buyrulur: Andolsun ki, onlara Gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan Allah t r derler. 43 Ya mur ya d ran ve onunla topra canland ran n Allah oldu una inan yorlard. Bir âyet-i kerîmede Andolsun ki, onlara Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir? diye sorsan üphesiz Allah t r derler. 44 buyrulur. Yeminlerini Allah ad na yaparlar, meleklerin Allah n k z oldu una inan rlar, O na o ullar ve k zlar isnat ederlerdi. Ancak mü rikler putlar n kendileri için Allah a birer efaatçi oldu unu dü ünürler ve onlara kendilerini Allah a yakla t rmalar için taparlard. Bununla ilgili olarak Kur an da öyle buyrulur: O nu b rak p da putlardan dost edinenler onlara, bizi Allah a yakla t rs n diye kulluk ediyoruz derler.... 45 Cahiliye döneminin ba l ca tap nma ekillerine gelince, mü rikler put evlerinde dua, secde ve tavaf ederler, adakta bulunurlar, kurban keserler, sadaka verirlerdi. Bu tür ibadetlerin ba l ca gayeleri ise sa l k, afiyet, servet kazanmak, sava larda zafer elde etmek, erkek çocuk sahibi olmak için putlar n ilgi, yard m ve efaatine nâil olmakt. Görüldü ü gibi putlara kar bu tap nmalar ve sayg lar dünyevî maksatlara yönelikti. Çünkü mü rikler ahirete inanmazlard ; yeniden dirilmeyi eskilerin masallar sayarlard. Bu yayg n inkara ra men say lar az da olsa ahirete inanan kimseler vard. Araplar aras nda putlara sayg s zl k edenler de olurdu. Onlar dünyevî menfaat için bunlara tapt klar ndan ve putlar n huzurunda fal oklar yla çektikleri kur an n bazen kendi istekleri do rultusunda ç kmas n istediklerinden, arzular gerçekle medi i takdirde k zarlar ve putlara hakaret ederlerdi. Kaynaklarda bu hususta pek çok örnek vard r. Tebâle de bulunan Zülhalasa tap na na öc alma iste inde bulunan bir adam gelip fal oku çektirir. Ç kan okta öç almas yasaklan r. Kur a üç defa tekrar edilmesine ra men ayn sonuç ç kar. Adam hiddet- 42. Enbiyâ Sûresi 26. 43. Zümer Sûresi 38. 44. Ankebût Sûresi 63. 45. Zümer Sûresi 3. 55 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 55 04.02.2014 10:37:58

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji lenerek oklar eline al p kaya eklindeki putun üstüne f rlat r ve öyle hayk r r: Senin baban öldürülseydi, öcünü almaktan beni al koymazd n. 46 Hz. brahim den intikal eden baz ibadet ve gelenekler yerine getirilmeye devam ediliyordu. Bu durumda bile Araplar putperestlikten kurtulamazlard ; kabileler kendi putlar n n önünde sayg yla durmaktan ve dua etmekten kendilerini alamazlard. Mesela Yesribli hac lar Kâbe yi tavaf edip, Arafat ta vakfe yapt ktan ve Mina daki görevlerini de ifa ettikten sonra Menât a gider, onun yan nda t ra olur ve ta zimde bulunurlard. 47 f- Hanîflik Cahiliye döneminde Allah n birli ine inanan, putperestli i reddeden ve Kurey in yanl âdet ve inançlar na kar ç kan baz kimseler vard. Bunlara Hanîf (ço ulu hünefâ, ahnâf) denilmektedir. Tevhit inanc na sahip olan Hanifler Hz. brahim in dinini ya atmaya çal rlar, Yahudilik ve Hristiyanl ktan uzak kal rlar, putperestlikle mücadele ederlerdi. Bunlar okur-yazar ki ilerdi. Bir k sm brânîce ve Süryânîce gibi dilleri bilirdi. Bunlardan bir k sm n n Hz. brahim dinine en yak n din kabul ettikleri Hristiyanl benimsedikleri görülmektedir. Hanîfler topluca bir birlik olu turamad klar gibi mü terek bir ibadetleri de yoktu. Bireysel olarak dinî hayat ya ayan zahid kimselerdi. Kaynaklarda Hanîf olarak adland r lan bir kaç ki inin isminden bahsedilmektedir. Varaka b. Nevfel, Ubeydullah b. Cah, Osman b. Huveyris ve Zeyd b. Amr bu dönemin önde gelen Haniflerindendir. Bunlar bir defas nda bir araya gelerek putperestli in bât l oldu unu, dedeleri brahim in dininin tevhit esas na dayand kanaatinde birle mi ler ve bu dinin esaslar n tesbit etmek üzere çe itli ülkelere da lm lard. Varaka b. Nevfel, am a giderek Hristiyanl benimsemi, Tevrat ve ncil i ö renmi tir. Ubeydullah b. Cah tereddüt içinde kalm t r. Osman b. Huveyris Bizans imparatorunun yan na giderek Hristiyanl benimsemi ve orada kalm t r. Zeyd b. Amr ise ne Hristiyanl ve ne de Yahudili i benimsemi tir. O, putlara tapmaz, putlar ad na kesilen kurban etinden yemezdi; k z çocuklar n topra a gömülmesine kar ç kard. iirlerinde hep Allah n birli i konusunu i lerdi. Arabistan da bu dört ki iden ba ka, Allah n bir oldu una ve ahirete inanan ba ka Hanîfler vard. Güçlü bir hatip olan Kus b. Sâide ve Taifli air Ümeyye b. Ebu s-salt bunlar aras nda yer almaktad r. 48 46. bnü l-kelbî, s. 40. 47. Ebû ühbe, I, 70-78. 48. bn Habîb, el-muhabber, s. 171-172; Mes ûdî, Mürûcü z-zeheb ve Meâdinü l-cevher, tah. Muhammed M. Abdülhamid, Kahire 1964, I, 69-75; Alûsî, Bülû u l-ereb, Beyrut ts. II, 244-282; Cevad Ali, VI, 449 vd.; Günaltay, s. 79-83; Ça atay, s. 158-169; aban Kuzgun, slam Kaynaklar na Göre Hz. brahim ve Haniflik, Ankara 1985; a. mlf., Hanîf, D A, XVI, 33-39; Mustafa Ça r c, Arap, D A, III, 316-321. 56 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 56 04.02.2014 10:37:58

PEYGAMBERL NE KADAR HZ. MUHAMMED 1- Ailesi Burada Hz. Muhammed (s.a.s.) in dedeleri, babas, annesi, bunlar n aileleri ile yak n akrabas ndan ve bir bütün olarak kabilesi olan Hâ imo ullar ndan bahsedilecektir. E leri ve çocuklar konusu ileride ayr ca ele al nacakt r. Hz. Muhammed (s.a.s.), Mekke de oturan Kurey kabilesinin Hâ imo ullar koluna mensuptur. Soyu, Fihr (Kurey ) b. Mâlik yoluyla Hz. brahim in torunlar ndan Adnân a kadar uzan r. Babas Abdullah b. Abdülmuttalib, dedesi Abdülmuttalib b. Hâ im, büyük dedesi Hâ im b. Abdümenâf, babaannesi Fat ma bint Amr d r. Hz. Muhammed (s.a.s.) in baba taraf ndan akrabalar n tan tmaya büyük dedesi Hâ im den ba lamak istiyoruz. Hâ imo ullar n n atas ve ayn zamanda Hz. Muhammed (s.a.s.) in büyük dedesi olan Hâ im in as l ad Amr idi. Mekke de k tl k oldu u bir y lda Suriye den somun getirip ufalayarak tirit yapt rd ndan dolay kendisine ufalayan manas nda Hâ im denilmi ve bundan sonra bu isimle an l r olmu tur. Daha önce de görüldü ü gibi, Kurey kabilesinin yaz ve k seyahatlerini ilk defa tertipleyen ve âdet haline getiren odur. Kendi zaman nda, rifâde ve sikâye görevlerini yürütüyordu. Bir ticaret seyahati için Suriye ye giderken u rad Medine de, Adiy b. Neccâro ullar ndan Selmâ bint Amr ile evlendi. Bu evlilikten, Hz. Muhammed (s.a.s.) in dedesi eybe (Abdülmuttalib) dünyaya geldi. Hâ im bir ticaret seyahati esnas nda Gazze de vefat etti ve oraya defnedildi. 1 Hâ im in, Hz. Muhammed (s.a.s.) in dedesi Abdülmuttalib in de aralar nda bulundu u be o lu ve be k z vard. Abdülmuttalib, sekiz ya na kadar Medine de annesinin yan nda kald. Hâ im in vefat üzerine karde i Muttalib, Medine ye gelip Abdülmuttalib in annesi Selmâ bint Amr n iznini alarak ye enini Mekke ye götürdü. ehre girerken Muttalib in devesinin terkisindeki çocu u gören Mekkeliler onu kölesi zannederek kendisine Abdülmuttalib dediler ve o günden sonra Abdülmuttalib diye an ld. Muttalib in onu kölesi olarak tan tt 1. bnü l-kelbî, Cemheretü n-neseb, tah. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc, Kahire 1983, I, 91-93; bn Hi âm, I, 136-137; bn Sa d, et-tabakâtü l-kübrâ, Beyrut 1985; I, 75-81; Belâzürî, Ensâbü l- E râf, tah. Muhammed Hamidullah, Kahire 1959, I, 60-61, 63-64; brahim Sar çam, Hâ im, D A, XVI, 405-406. 57 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 57 04.02.2014 10:37:58

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji da söylenmektedir. Abdülmuttalib kendi zaman nda Hâ imo ullar n n ba kan yd. Hac lar n su ve yemek ihtiyac n kar lama ( sikâye ve rifâde) görevlerini yürütüyordu. Bu görev babas ndan kendisine miras kalm t. Gördü ü bir rüya üzerine Cürhüm kabilesinin Mekke den giderken kapatt Zemzem Kuyusu nun yerini ke federek yeniden kazd. Kur an da da haber verilen Fil Olay nda Ka be yi y kmaya gelen Ebrehe ile görü melerde bulundu. 2 Hâ im in Abdülmuttalib d ndaki o ullar ndan Ebû Sayfiy, Esed ve Nadle nin nesilleri slâm n do du u y llara dek devam ettiyse de daha sonra kesilmi tir. Dolay s yla Benî Hâ im den sadece Abdülmuttalib in nesli devam etmi tir. Hz. Muhammed (s.a.s.) in babas Abdullah, Abdülmuttalib in o ullar ndan biriydi. Abdullah n ba ndan geçti i bilinen en önemli olay, babas n n onu kurban etmek istemesidir. öyle ki; Zemzem kuyusunu kazd esnada Abdülmuttalib in Hâris ten ba ka o lu bulunmuyordu. O nedenle Kurey kabilesinin önde gelen ki ileri taraf ndan rahats z edildi. Savunmas z kalmas üzerine, kendisini destekleyecek on o lu oldu- u takdirde birisini kurban edece- ine dair adakta bulundu. On o lu dünyaya gelince bunlardan birini kurban etmeye karar verdi. Kurban aday n belirlemek için çekilen Eskiden Zemzem Kuyusundan Su Çekme Sistemi kur a, ba lang çta Hz. Muhammed (s.a.s.) in babas Abdullah a ç kt. Fakat deve say s art r larak çekilen kur a sonucunda Abdullah n yerine yüz deve kurban edildi. Abdullah, kurban edilmek istendi i s rada hayatta olan karde lerinin en küçü ü idi. 3 Hz. Muhammed (s.a.s.) in amcalar ve halalar na gelince, amcalar aras nda Hâris, Zübeyr, Ebû Talib, Ebû Leheb, Hamza ve Abbas me hurdurlar. Bunlardan Hâris ve Zübeyr, slâm dan önce vefat etmi, di erleri ise slâm dönemine yeti mi lerdir. slâm dönemine yeti enlerden Ebû Leheb ve Ebû Tâlib slâm 2. bn Hi âm, I, 137 vd.; bn Sa d, I, 81-94; Taberî, Târîhu l-ümem ve l-mülûk, tah. Muhammed Ebü l-fazl brahim, Beyrut ts. II, 246-251; H. Ahmet Sezikli, Abdülmuttalib, D A, I, 272-273. 3. bn Hi âm, I, 108-109, bn Sa d, I, 88 vd.; 151-158; Bekir Topalo lu, Abdullah, D A, I, 75-76. 58 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 58 04.02.2014 10:37:58

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed kabul etmezken, Hamza ve Abbas Müslüman olmu lard r. Hâ imo ullar, Abdülmuttalib in dört o luna, yani Abbas, Hâris, Ebû Tâlib ve Ebû Leheb e nisbetle s ras yla Abbâsîler, Tâlibîler, Hârisîler ve Lehebîlerden olu mu tur. Abdülmuttalib in di er o lu ve Hz. Muhammed (s.a.s.) in babas Abdullah n nesli Hz. Peygamber in k z Fât ma yoluyla devam etmi tir. Hz. Hamza n n üç o lu bir k z olmu sa da daha sonraki dönemlerde nesli devam etmemi tir. 4 Hz. Muhammed (s.a.s.) in Âtike, Beyzâ, Ervâ, Berre, Safiye ve Ümeyme adlar nda halalar vard r. HÂ M Esed Sayfiy Abdülmuttalib Ebû Sayfiy Nadle Fât ma (Hz. Ali nin Annesi, Ebû Tâlib in han m Ümeyme Berre Âtike Beyzâ Ervâ Safiye Hâris Ebû Tâlib Zübeyr Abdullah Abbas Hamza Ebû Leheb Tâlib Cafer Ali Akîl Abdullah Hasan Hüseyin Zeynep Ümmü Gülsüm Muattib Utbe Uteybe Rabîa Nevfel Ebû Süfyan MUHAMMED Kâs m Abdullah Zeynep Ruk ye Ümmü Gülsüm Fât ma brahim Hz. Peygamber in Soy Kütü ü 4. Hâ imo ullar hakk nda geni bilgi için bkz. bnü l-kelbî, Cemhere, I, 96-147; Zübeyrî, Kitâbü Nesebi Kurey, tah. E. Levi Provençal, Kahire 1951, s. 14-91; bn Hazm, Cemheretü Ensâbi l- Arab, tah. Abdüsselâm M. Harun, Kahire 1962, s. 14-72; brahim Sar çam-mustafa Öz Hâ im (Benî Hâ im), D A, XVI, 403-405). 59 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 59 04.02.2014 10:37:58

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Muhammed (s.a.s.) in annesi Kurey kabilesinin Zühreo ullar koluna mensup Âmine bint Vehb dir. Âmine nin babas Vehb b. Abdümenâf, kabilesi Zühreo ullar içinde hat r say l r bir kimseydi. Hz. Muhammed (s.a.s.) in anneannesi ise Kurey in Abdüddâro ullar kolundan Berre bint Abdüluzzâ d r. Dolay s yla Hz. Muhammed (s.a.s.) in hem annesi hem babas Kurey in seçkin ailelerine mensuptur. Her ikisinin nesebi de Kilâb b. Mürre de birle mektedir. 5 K LÂB Zühre Kusay Abdülmenâf Vüheyb Hi âm Vehb Ebû Vakkas Abdya ûs ÂM NE Ubeydya ûs Sa d Utbe Hz. Peygamber in Annesi Âmine nin Ailesi Abdullah evlilik ça na geldi inde babas n n giri imi üzerine Âmine bint Vehb ile evlendi. Gelene e göre evlili in üç günü Âmine nin evinde geçti. Abdullah evlendikten birkaç ay sonra yaz ticareti için Suriye ye gitti. Oradan dönerken u rad Yesrib de babas n n day lar n n yan nda hastaland. Bir ay kadar hasta yatt ktan sonra vefat etti ve orada defnedildi. Babas öldü ünde Hz. Muhammed (s.a.s.) henüz dünyaya gelmemi ti. Abdullah geride miras olarak be deve, bir koyun sürüsü ve Ümmü Eymen (Bereke) adl bir cariye b rakm t. 6 5. bn shak, es-sîre, tah. Muhammed Hamidullah, Konya, 1981, s. 19-28; Ziriklî, A lâmü n-nisâ, Beyrut, ts. I, 18; Bekir Topalo lu, Amine, D A, II, 63-64. 6. bn Sa d, I, 100; Belâzürî, I, 96. 60 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 60 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed 2- Do umu, Çocuklu u ve Gençli i Hz. Muhammed (s.a.s.) 20 Nisan 571 tarihinde Mekke de Benî Hâ im mahallesinde, babas Abdullah tan kalan evde dünyaya geldi. Kaynaklarda onun Fil Olay n n meydana geldi i y lda, bu olaydan 55 gün sonra ve kamerî aylardan Rebîülevvel in 12. gecesinde do du u kaydedilir. 7 Âmine, do umdan sonra hemen kay n babas Abdülmuttalib e haber göndererek torununun dünyaya geldi ini bildirdi. Abdülmuttalib geldi inde Âmine, hamile iken gördü ü bir rüyada çocu a Ahmed veya Muhammed ad n n verilmesinin söylendi ini hat rlatt. Abdülmuttalib çocu u kuca na alarak Kâbe ye götürdü, Allah a ükretti ve ona Muhammed ad n verdi. Do umunun yedinci gününde Mekkelilere ziyafet verdi. Hz. Peygamber in sünnetli olarak dünyaya geldi i rivayet edildi i gibi, 8 dedesi taraf ndan do umunun yedinci gününde sünnet ettirildi i söylenir. 9 Abdülmuttalib e, atalar aras nda Muhammed ad yla an lan bir kimseye rastlanmad hat rlat l p torununa bu ismi vermesinin sebebi soruldu unda Onun gökte ve yerde övülmesini istedim cevab n vermi tir. 10 Hz. Muhammed (s.a.s.) in bir di er me hur ismi de Ahmed dir. Araplar aras nda Muhammed ve Ahmed isminde baz ah slar bulunuyordu. Kaynaklarda bu ad ta yan baz ki ilerin adlar kay tl d r. Meselâ ensardan Muhammed b. Mesleme me hurdur. 11 u kadar var ki bu isimler yayg n olarak kullan lm yordu. Do umdan sonra Hz. Muhammed (s.a.s.) i üç veya dokuz gün annesi Âmine, daha sonra k sa bir müddet, amcas Ebû Leheb in câriyesi Süveybe emzirdi. Süveybe ondan önce Hz. Hamza y ve daha sonra da Ebû Seleme yi de emzirdi i için Hz. Muhammed (s.a.s.) le bu ikisi sütkarde i olurlar. 12 Mekke nin s cak havas bebeklerin sa l kl büyümelerine elveri li olmad ndan, ehrin ileri gelen aileleri yeni do an bebekleri göçebe kabilelere mensup sütannelere verirlerdi. Bununla çocuklar n n çölün sa l kl havas nda büyümelerini ve ayn zamanda 7. bn Sa d, I, 100-101; bn Seyyidinnâs, Uyûnü l-eser fî Fünûni l-me âzî ve s-siyer, tah. Muhammed el- d el-hatrâvî ve arkada, Beyrut 1992, I, 81. 8. bn Sa d, I, 103. 9. bnü l-esîr, Üsd, I, 21. 10. âmî, Sübülü l-hüdâ ve r-ra âd, tah. Mustafa Abdülvâhid, Kahire 1993, I, 506. 11. bn Sa d, I, 169; bn Düreyd, el- tikâk, tah. Abdüsselâm M. Harun, Ba dad 1979, s. 8 vd.; bn Seyyidinnâs, I, 88-89; âmî, I, 503 vd. 12. Hz. Peygamber Mekke de bulundu u süre zarf nda sütannesi Süveybe ile ilgilenir, ona yard mda bulunurdu. Keza Hz. Hatice de ona ikramda bulunurdu. Hz. Hatice, Ebû Leheb e, Süveybe yi kendisine satmay teklif etmi, ancak Ebû Leheb kabul etmemi tir. Ancak Ebû Leheb hicretten sonra onu azat etmi tir. Hz. Peygamber, Süveybe ye hicretin yedinci y l ndaki vefat na dek hediye göndermeye devam etmi tir. Süveybe nin slâmiyet i kabul edip etmedi i konusunda farkl görü ler mevcuttur (bk. bnü l-esîr,üsdü - âbe fî Ma rifeti s-sahâbe, Kahire 1970, VII, 21; bn Hacer, el- sâbe fî Temyîzi s-sahâbe, Beyrut 1940, IV,250). 61 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 61 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji fasîh Arapçay ö renmelerini sa lam olurlard. Çocuklar genellikle sekiz-on ya lar na kadar sütanne yan nda ya arlard. Hz. Muhammed (s.a.s.) in do umunu takip eden günlerde Taif yak nlar nda çölde göçebe hayat ya ayan Hevâzin kabilesinin Sa d b. Bekir kolundan, içlerinde Halîme bint Ebû Züeyb in de bulundu u on kad n, emzirmek için çocuk almak üzere Mekke ye gelmi lerdi. Halîme nin yan nda kocas Hâris b. Abdüluzzâ da vard. Bu kad nlar sütanneli- ini gelir kayna olarak dü ündüklerinden, zengin ailelerin çocuklar n tercih ediyorlard. Di er kad nlar yetim oldu u için Onun annesi ve dedesi bize fazla bir yard mda bulunamaz diyerek Hz. Muhammed (s.a.s.) i almak istememi lerdi. Halime de ba lang çta, onu almakta tereddüt etti. Kabilesine eli bo olarak dönmemek için, kocas n n da fikrini alarak ona sütannelik yapmay kabul etti ve çocu u beraberinde götürdü. Hz. Muhammed (s.a.s.) sütannesinin ailesi içinde çok sevildi; onlar için u urlu oldu ve bereket getirdi, aile bollu a kavu tu. ki ya n doldurdu unda Halîme onu ailesine göstermek üzere Mekke ye getirdi. Âmine, o s ralarda Mekke de veba salg n bulundu undan ve çöl havas n n da çocu a iyi geldi ini gördü ünden, onun sütannede kalmas n istedi. Halîme de Hz. Muhammed (s.a.s.) i beraberinde geri götürdü. Be (dört oldu u da söylenir) ya nda Mekke ye getirip annesine teslim etti. Bundan sonra Hz. Muhammed (s.a.s.) alt ya na kadar Mekke de annesinin yan nda kald. Hz. Peygamber in Abdullah, Üneyse ve eymâ adl sütkarde leri vard r. Sütannesi, sütbabas ve sütkarde lerinin slâmiyeti kabul ettikleri bilinmektedir. 13 Sa d b. Bekir kabilesi fasîh Arapças yla ünlüydü. Hz. Peygamber düzgün bir lisana sahip olu unun, çocuklu unu bu kabile aras nda geçirmesine ba l oldu unu söylemi tir. 14 Kaynaklarda Hz. Muhammed (s.a.s.) in sütannesinin evine giderken ve onun yan nda kald süre zarf nda ba ndan geçen birtak m ola anüstü durumlardan bahsedilir. Bunlar aras nda gö sün yar lmas hadisesi ( akk sad r) önemli yer tutar. Bu konuda kaynaklarda yer alan rivayetlerden birisi özet olarak öyledir: Halîme nin anlatt na göre, çocu u Mekke den getirdikten bir kaç ay sonra, Muhammed sütkarde i ile evlerinin arkas nda kuzu güderken, sütkarde i ko arak annesinin ve babas n n yan na gelir. Beyaz elbiseli iki adam n Muhammed i tutup yere yat rd klar n, karn n yard klar n ve kar t rd klar n bildirir. Halîme ile kocas derhal ko arlar; çocu u benzi sararm bir ekilde ve ayakta bulurlar. Ne olup bitti ini sorduklar nda Muhammed, Beyaz elbiseli iki adam n kendisini yere yat r p karn n yard klar n ve bir eyler arad klar n söyler. Bunun üzerine 13. bn shâk, 25-28; bn Hi âm, I, 162-167; bn Sa d, I, 108-117; bn Seyyidinnâs, I, 90-97; Makrîzî, mtâü l-esmâ, tah. Mahmûd Muhammed âkir, Kahire ts. s. 5-7; Hüseyin Algül, Hâris b. Abdüluzzâ, D A, 16-194-195; Asrî Çubukçu, Halîme, D A, 15-338. 14. bn Hi âm, I, 167; bn Sa d, I, 113. 62 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 62 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed Hz. Peygamber in Süt Annesinin Kabilesinin Yurdundan Görüntüler sütannesi ile sütbabas çocu u al p çad ra dönerler. 15 Bu mealde ba ka rivayetler de vard r. Meselâ bir rivayette, olay n yukar dakine benzer ekilde, bir soru üzerine Hz. Peygamber in anlatt kaydedilir. 16 Ayr ca, on ya lar nda iken; Hira ma aras nda Cebrâil le ilk kar la t nda; Mi rac olay öncesinde gibi farkl zaman ve mekanlarda bu tür muameleye tâbi tutuldu una dair rivayetler de kaynaklarda yer almaktad r. Olayla ilgili anlat mlar, ya, yer, zaman ve kaç defa meydana geldi i hususunda birbiriyle farkl l k ve çeli ki arzetmektedir. Çe itli ara t rmac lar taraf ndan konuyla ilgili rivayetler ravi ve metin aç s ndan ele tirilmi tir. uras gerçektir ki, bu i in Allah taraf ndan Hz. Muhammed (s.a.s.) i peygamberli e haz rlamak amac yla yap ld iddia ediliyorsa, manevî bir temizlik veya haz rl n yine manevî tarzda olmas gerekir. Halbuki rivayetlerde bu 15. bn Hi âm, I, 164 vd. 16. bn Hi âm, I, 166-167. 63 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 63 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji i in maddi bir operasyonla yap ld anlat lmaktad r. Ayr ca gö sün yar lmas olay n irâh Sûresi ile irtibatland r lm t r. 17 Fakat n irâh Sûresi nde Biz senin gö sünü aç p geni letmedik mi? derken, akk sad r dan, gö sün yar lmas ndan de il, erhi sad r dan, yani gö sün aç lmas ndan bahsedilmektedir. Gö sün aç lmas ndan maksat da aray içinde olan Hz. Peygamber e hak dinin gösterilmesi, peygamberlik görevini nas l yerine getirece ine dair endi elerinin, korkular n n, Allah taraf ndan geni lik verilerek giderilmesi, gönlünün ar t lmas ve ferahlat lmas d r. Yani olay maddi de il, manevîdir. Nitekim ayn sûrenin ikinci ve üçüncü âyetlerinde Biz senin belini büken yükünü senden al p atmad k m? derken Hz. Peygamber in s rt ndaki maddi bir yükün Cenâb- Hak taraf ndan yere indirilmesinden de il, Peygamber i üzen ve tahammülü a r gelen zorluklar n kendisinden kald r lmas ndan bahsedilmektedir. 18 Bu, sûrenin birinci âyetinin de maddî bir operasyon olarak de il, manevî bir i oldu u eklinde izah edilmesi gerekti ini göstermektedir. Bunun için de cerrâhî müdaheleye gerek olmad aç kt r. Ancak ne var ki, manevi bir olay n sembolik anlat m, daha sonraki raviler taraf ndan gerçekmi gibi mütâlaa edilmi tir. Ortaya ç k yla ilgili olarak u hususlar dü ünülebilir: Ola anüstü olaylar n Peygamber in çocuklu undan beri onun hayat nda mevcut oldu unu ispat için böyle bir olay anlat lm olabilir. Bir de gö üs yar lmas, do u kültüründe mevcut olan, Araplarda da bilinen ve hatta Zerdü t ve Ümeyye b. Ebu s-salt gibi ah slar hakk nda da anlat lan mitolojik bir hikayedir. Bu tür mitolojik bir hikaye Hz. Peygamber hakk nda da uyarlanm olabilir. 19 Hz. Muhammed (s.a.s.) alt ya nda iken annesi Âmine, yan na çocu unu ve cariyesi Ümmü Eymen i de alarak Medine ye gitti. Gayesi, do umdan önce vefat eden kocas Abdullah n kabrini ve ailenin day lar say lan Adiy b. Neccâro ullar n ziyaret etmekti. Medine de en- Nâbi a n n evinde misafir edildiler. Abdullah n mezar da bu evin avlusunda idi. Burada bir ay kadar kald ktan sonra Mekke ye dönerken Âmine, Medine ye yakla k 190 km. uzakl kta bulunan Ebvâ da hastalanarak vefat etti ve orada defnedildi. Ümmü Eymen çocu u Mekke ye getirerek dedesine teslim etti. Bu yolculukta Abdülmuttalib in, gelini ve torunu ile birlikte gitti i de söylenmektedir. 20 Hz. Muhammed (s.a.s.) daha sonralar Medine de bu seyahatle ilgili hat ralar n anlatm t r. 21 17. Tirmizî, V, 442-443. 18. Hamdi Yaz r, Hak Dini Kur an Dili, stanbul ts. VIII, 5919. 19. Geni bilgi için bk. Bünyamin Erul, Hz. Peygamber in Risalet Öncesi Hayat na Farkl Bir Yakla m, Diyanet lmi Dergi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (Özel Say ), Ankara 2001, s. 360 vd. 20. Belâzürî, I, 94. 21. bn Sa d, I, 116. 64 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 64 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed Peygamberimiz annesinin vefat ndan sonra, sekiz ya na kadar, iki y l dedesinin himayesinde kald. Bak m n da dad s Ümmü Eymen yürüttü. Dedesi, Hz. Muhammed (s.a.s.) i çok severdi; onsuz sofraya oturup yemek yemezdi. Kâbe duvar n n gölgesine Abdülmuttalib için bir minder serilir, hiç kimse ona sayg s ndan dolay bu mindere oturmazd. Hz. Muhammed (s.a.s.) gelip oturdu unda amcalar onu minderden indirmek isterler, Abdülmuttalib ise O lumu b rak n. Allah a yemin ederim ki ileride bunun an büyük olacakt r der, onu minderin üstüne yan na oturtur, eliyle s rt n ok ar ve böyle hareket etmesinden ho lan rd. O sekiz ya nda iken dedesi vefat etti. 22 Hz. Muhammed (s.a.s.) dedesinin vefat na çok üzüldü. Ümmü Eymen, dedesinin vefat etti i gün Hz. Muhammed (s.a.s.) i a larken gördü ünü söylemi tir. 23 Abdülmuttalib vefat etmeden önce torununu Ebû Tâlib e emanet etti. Zübeyr ile Ebû Tâlib in kur a çektikleri söylendi i gibi, Hz. Peygamber in Ebû Tâlib i tercih etti i de kaynaklarda kaydedilir. Burada Zübeyr, Ebû Tâlib ve Abdullah n ana-baba bir karde olduklar n da belirtmek gerekir. Ebû Tâlib, ye eni Muhammed i kendi öz çocu u gibi severdi. Bir yere gitti i zaman onu da beraberinde götürürdü. O, ölümüne dek, k rk y ldan fazla Hz. Muhammed (s.a.s.) e öz babas gibi davranm, onun üzerine titremi, sevmi, korumu ve yeti mesi için elinden geleni yapm t r. Hz. Muhammed (s.a.s.) de Ebû Tâlib e i lerinde yard mc olmu tur. Çünkü Ebû Tâlib in ailesi kalabal kt ; buna kar l k dar gelirliydi; maddî durumu pek iyi de ildi. Ebû Tâlib in han m Fât ma bint Esed de sekiz ya ndan itibaren Hz. Muhammed (s.a.s.) e öz annesi gibi bakm t r. Ayn zamanda Hz. Ali nin annesi olan bu han m, kendi çocuklar ndan önce onu doyurur ve gözetirdi. Hz. Muhammed (s.a.s.), Ebû Tâlib in ölümünden sonra iman eden ve Medine ye hicret eden Fat ma bint Esed i s k s k ziyaret ederdi. 24 Hz. Muhammed (s.a.s.) on iki (dokuz oldu u da söylenir) ya nda iken Ebû Tâlib ticaret maksad yla Suriye ye gitmeye karar verdi. Hz. Muhammed (s.a.s.) seyahate kendisini de götürmesini srarla rica etti. Onun srar na dayanamayan Ebû Tâlib de ye enini beraberinde götürdü. slâm Tarihi kaynaklar n n verdikleri bilgiye göre ticaret kervan Suriye topraklar nda bulunan Busrâ da konaklad esnada, bir bulutun kervan n içinden birine devaml gölge yapt n gören Bahîrâ ad ndaki rahip, kervan mensuplar n yeme e davet eder. Bahîrâ çocu u dikkatle inceler ve baz sorular sorar. Ebû Tâlib e, ye eninin ncil de gönderile- 22. bn Hi âm, I, 168-169; bn Sa d, I, 119. 23. bn Sa d, I, 119. 24. bn Sa d, I, 119-120; VIII, 222. 65 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 65 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ce i vadedilen peygamber oldu unu söyler; çocu u iyi korumas n tembih eder. Bunun üzerine Ebû Tâlib, am a gitmekten vazgeçerek Mekke ye döner. 25 Bu rivayet daha sonralar Hristiyan tarihçiler ve Müslüman tarihçiler taraf ndan tart lm t r. Olay, Hristiyan yazarlar taraf ndan istismar edilmi ve yanl de erlendirilmi tir. Onlardan baz lar bunu inkar etmi ler; Ehl-i Kitab n Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamber olaca n daha önce kendi kitaplar ndan ö renmi olduklar yolundaki rivayetlerin Hristiyanl ktan dönen Müslümanlar taraf ndan uyduruldu unu ve bunun bir efsaneden ibaret oldu unu ileri sürmü lerdir. Baz lar da Hz. Muhammed (s.a.s.) in, slâm dininin esaslar na ait bir k s m bilgileri Bahîrâ dan ö rendi ini iddia etmi lerdir. Hatta Kur ân n yazar Bahîrâ diyecek kadar ileri gitmi lerdir. Bat l bilim adamlar n n bu tür iddialar ndan rahats z olan baz Müslüman alimler de, Bahîrâ olay na ait rivayetlerin do ru olmad n, olay nakleden râvîler içinde hadiseyi gören kimse bulunmad n söylemi lerdir. Ayr ca o s ralarda çocuk ya ta olan Hz. Muhammed (s.a.s.) in Bahîrâ ile görü mesinden slâm dininin esaslar na ait baz eyler ö renmesinin ak l ve mant a ters dü tü ünü belirterek, ya bu olay tamamen reddetmi ler veya üzerinde durmaya gerek görmemi lerdir. Bahîrâ olay ayet do ru bile olsa, gerçekten dokuz veya on iki ya ndaki bir çocu un bir kaç saat zarf nda Kur ân ezberlemesi, yeni bir din fikrini ö renebilmesi ve bir nesil sonra etraf ndaki insanlara ilâhî bir tebli olarak nakletmesi imkans zd r. Üstelik rivayetlerde, Bahîrâ n n Hz. Muhammed (s.a.s.) e bir ey okudu una ve ö retti ine dair kay t da yoktur. ayet böyle bir ey meydana gelseydi, peygamber olarak görevlendirildikten sonra kervan n di er mensuplar bunu ortaya koymaktan geri durmazlard. Bütün bunlara ek olarak unu da söylemek gerekir: slâm n tevhid akidesi ile Hristiyanl n teslis inanc aras nda benzerlik mevcut de ildir. Kur ân da Hz. Muhammed (s.a.s.) in gençli inde hristiyanlarla ili kisi oldu unu ve onlardan bir eyler ö rendi ini gösteren hiçbir delil de yoktur. 26 Hz. Muhammed (s.a.s.) in gençli inde ba ndan geçen önemli olaylardan birisi de Dördüncü Ficâr Sava na kat lmas d r. slâm dan önce Arap kabileleri aras nda çe itli sebeplerle s k s k sava lar meydana gelirdi. Bunlardan dördü, kötülük yapman n ve kan dökmenin yasak oldu u haram aylarda yap ld için, Ficâr Sava lar denilmi tir. Hz. Muhammed (s.a.s.) bu sava lara i tirak etti i s rada yirmi ya nda idi. Onun kat ld bu sava ta Kurey ve Kinâne kabileleri, Kays- Aylân ve müttefikleriyle kar kar ya gelmi lerdir. Bu sava Kinâne kabilesinden Berrâd b. Kays n, Hevâzin kabilesinden Urve b. Utbe yi bir ticarî 25. bn shak, s. 53-55; bn Hi âm, I, 180-183; bn Sa d, I, 153-155; Belâzürî, I, 96-97; Tirmizî, Sünen, stanbul 1981, V, 590; bn Seyyidinnâs, I, 105-108. 26. bn Seyyidinnâs, I, 108; Mustafa Fayda, Bahîrâ, D A, IV, 486. 66 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 66 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed Busrâ dan Görüntüler 67 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 67 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji rekabet üzerine öldürmesi sonucu, Hevâzin kabilesinin Kurey ve müttefiklerine sald r p Harem bölgesine kadar kovalamas üzerine ç km t r. Sava ta Kurey ve Kinâne nin genel komutan Harb b. Ümeyye idi. Ayr ca Kurey kabileleri ayr ayr birlikler halinde sava m lard r. Benî Ha im in komutanl n Zübeyr b. Abdülmuttalib yapm t r. Kays- Aylân, ba lang çta üstünlük elde ettiyse de sava ak ama do ru Kurey ve Kinâne nin galibiyeti ile sonuçlanm t r. Sonunda Kurey ten o s ralarda otuz ya lar nda bir genç olan Utbe b. Rebîa n n gayretiyle taraflar aras nda anla ma sa lanm t r. Kurey saflar nda ve kendi kabilesi Hâ imo ullar n n yan nda amcalar yla birlikte bulunan Hz. Muhammed (s.a.s.) in sava may p amcalar na ait e yalar korudu u, at lan oklar kalkanlarla kar lay p toplayarak onlara vermekle yetindi i söylendi i gibi; ok att ve bundan dolay pi man olmad n ifade etti i de kaynaklarda kay tl d r. Yine kaynaklarda, Hz. Muhammed (s.a.s.) in bulundu u saf n kar s nda sava an her dü man grubunun hezimete u rad, bundan dolay onun, Kurey ordusunun komutan Harb b. Ümeyye nin dikkatini çekti i kaydedilir. Kurey aç s ndan bu sava n önemi Haram aylarda ya anan bar ç ortam n ihlâlini, ticarî hayata vurulan darbeyi önlemek, Harem bölgesinin mukaddesli ine leke sürülmesine engel olmakt. 27 Araplar aras nda savunma, himaye veya zulme u rayan n hakk n zalimden alma gibi amaçlarla ittifak kurulurdu. Bu, an lan maksatlarla iki veya daha fazla kabile, bir kabile ile ba ka bir kabileye mensup bir ah s veya iki ah s aras nda yard mla may ve dayan may temin için gerçekle ebilirdi. Hilf (ç. ahlâf) ad verilen bu ittifak ve antla malar, kurulu amac na veya kuruculara verilen s fatlara göre Hilfü l-fudûl, Hilfü l- Mutayyebûn, Hilfü l- Ahlâf gibi adlarla an l rd. Hz. Muhammed (s.a.s.), Ficâr Sava lar ndan k sa süre sonra Hâ im, Muttalib, Esed, Zühre ve Teymo ullar n n ittifak ile kurulan Hilfü l-fudûl Antla mas na kat lm t r. Bu antla man n gerçekle mesine Hz. Muhammed (s.a.s.) in amcas Zübeyr te ebbüs etmi tir. Teym kabilesi ileri gelenlerinden Abdullah b. Cüd ân n evinde toplanan kurucu üyeler; zulme u rayanlar n haklar n zalimlerden al ncaya kadar mücadele edeceklerine, Mekke halk ndan ve Mekke ye d ar dan gelen kimselerden haks zl a u rayanlar n yan nda yer alacaklar na ve zalimden hakk n al ncaya kadar mazlumu destekleyeceklerine dair karar ald lar. Bu antla man n akdine u olay n vesile oldu u söylenir: Zübeyd kabilesinden bir ah s Mekke ye gelir ve Âs b. Vâil e ticaret için getirdi i mal n satar. Ancak Âs, mal n ücretini vermez. Zübeydli, Ahlâf kabileleri olan Abdüddâr, Mahzum, Cumah, Sehm ve Adiy e ba vurur. Ancak onlar Âs b. e kar adama yard m etmezler. Bunun üzerine 27. bn Hi âm, I, 184-187; bn Sa d, I, 126-127; bn Seyyidinnâs, I, 113; Hüseyin Algül, Ficâr, D A, XIII, 52-53. 68 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 68 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed alacakl Kurey kabilesini yard ma ça r r. Zübeyr b. Abdülmuttalib ve Abdullah b. Cüd ân n önderli inde Hilfü l-fudûl Antla mas akdedildikten sonra cemiyet üyeleri Âs b. Vâil e giderler ve mal n paras n tahsil edip Zübeydliye verirler. 28 Yirmi ya nda iken bu antla man n imzalanmas na i tirak eden Hz. Muhammed (s.a.s.), sonralar bu olaydan övgüyle bahsetmi ve unlar söylemi tir: Ben, Abdullah b. Cüd an n evinde bir antla ma yap l rken bulundum ki, bu antla may güzel ve k z l develere de i mem. slâm da böyle bir antla maya ça r lsam derhal kabul ederim. 29 3- Hz. Hatice ile Evlili i Bu iki olaydan sonra Hz. Muhammed (s.a.s.) in yirmi be ya nda iken Hatice ile evlendi i y la kadar ba ndan geçen olaylar hakk nda kaynaklarda detayl bilgi mevcut de ildir. Onun bu süre zarf nda amcas Ebû Tâlib e i lerinde yard mc oldu u anla lmaktad r. Hatice ile evlenmeden önce onun kervan n Suriye ye götürüp getirdi i bilinmektedir. Burada, önce Hatice nin ailesi ve Hz. Muhammed (s.a.s.) le evlenmeden önceki hayat hakk nda k sa bilgi vermek istiyoruz. Hatice, Kurey in Esedo ullar kolundan Huveylid b. Esed in k z d r. Hz. Muhammed (s.a.s.) le evlenmeden önce ba ndan iki evlilik geçmi ti. Önce Ebû Hâle ile, onun ölümü üzerine Atîk b. Âbid ile evlenmi ti. Hz. Hatice nin her iki evlilikten de çocuklar dünyaya gelmi ti. kinci kocas n n da ölmesi üzerine kendini çocuklar na ve i ine vermi ti. Di er zengin Kurey liler gibi kendi ad na Suriye ve Yemen e ticaret kervanlar gönderiyordu. Ak ll, zeki, namuslu, zengin ve güzel oldu u için Kurey in ileri gelenleri kendisiyle evlenmek istiyorlar, fakat o, bütün teklifleri reddediyordu. Her ikisi de Mekkeli oldu u için Hatice ile Hz. Muhammed (s.a.s.) in birbirlerini tan d klar muhakkakt r. Ancak evlenmeden k sa bir müddet önce, birbirlerini daha yak ndan tan maya vesile olan önemli bir f rsat do du. Bu da Hz. Muhammed (s.a.s.) in Hatice nin ticaret kervan n ücret kar l nda Suriye ye götürmesidir. Hz. Muhammed (s.a.s.) in Suriye seyahatinden önce de Hatice ad na Meysere nin e li inde Hicaz- Yemen kervan yolu üzerinde kurulan Hubâ e Panay r na ticaret maksad yla gitti i kaynaklar m zda nakledilmektedir. 30 28. bn Sa d, I, 128-129; bn Seyyidinnâs, I, 114. 29. bn Hi âm, I, 134; ayr ca bk. bn Hanbel, I, 190. Hilf konusunda detayl bilgi için bk. Nadir Özkuyumcu, Hilf, D A, XVIII, 29-30. Hz. Peygamber in gerek slâm dan önce adaleti sa lamak için kurulan birlikleri tasdik etmesi ( bn Hanbel, I, 190, 317) ve gerekse bu tür antla malar için tereddütsüz bir ekilde metinde kaydetti imiz de erlendirmeyi yapmas, müslümanlar n ba ka din mensuplar yla savunma, iyili i hakim k lma ve kötülü ü önleme gibi konularda i birli i yapmas nda veya bu amaçlarla kurulan te kilatlara kat lmas nda slâmî aç dan herhangi bir sak nca bulunmad n ortaya koymaktad r. 30. Makrîzî, s. 8. 69 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 69 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Muhammed (s.a.s.) 25 ya nda iken Hatice nin, kervan n Suriye ye götürmek üzere adam arad n ö renen Ebû Tâlib, ye enine durumu anlatt ve Hatice den i istemesini söyledi. Esasen Hz. Muhammed (s.a.s.) amcas Ebû Tâlib in yan nda ticarî alanda tecrübe sahibi olmu tu. Konu kendisine iletilince, Hatice hem ehrileri aras nda güvenilir ve do ru sözlü bir ahsiyet olarak öhret bulan Hz. Muhammed (s.a.s.) e kervan n memnuniyetle teslim etti. Kaynaklarda onun Hz. Muhammed (s.a.s.) in do rulu unu, güvenilirli ini ve ahlak n ö renmesi üzerine kendisine i teklif etti i de nakledilmektedir. 31 Hz. Hatice, kölesi Meysere yi de onun yan na verdi. Ayn tür hizmet için di er ah slara iki genç deve verdi i halde, Hz. Muhammed (s.a.s.) e bunun iki mislini, yani dört deve vermeyi kabul etti. Hz. Muhammed (s.a.s.), Suriye de bulunan Busrâ ya kadar giderek Mekke den götürdü ü mallar satt ve istedi i mallar da sat n alarak Meysere ile birlikte Mekke ye döndü. Getirdi i mallar Hatice ye teslim etti. Hz. Muhammed (s.a.s.) in yönetti i bu kervan, daha önceki seferlerin iki misli kârla dönmü tü. Meysere, Hatice ye Hz. Muhammed (s.a.s.) den övgüyle bahsetti. Sonuçtan son derece memnun olan Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s.) e vadetti i ücretin iki kat n verdi. 32 Hatice bundan sonra Hz. Muhammed (s.a.s.) e evlilik teklifinde bulundu. Bu evlili e Hz. Hatice nin arkada lar ndan Nefîse bint Ümeyye nin arac l k etti i de söylenmektedir. 33 Muhammed de kendisine yap lan bu teklifi amcalar yla isti âre etti. Sonunda kabul etti; nikah ve dü ün için bir gün kararla t r ld. Hz. Muhammed (s.a.s.), amcas Ebû Tâlib ve Hamza ile birlikte Hatice nin evine gitti. Kurey in ileri gelenleri de merasimde haz r bulundular. Hatice, babas Huveylid Ficâr sava lar ndan önce öldü ü için, amcas Amr b. Esed e haber gönderdi. Amcas n n o lu Varaka b. Nevfel de orada haz r bulundu. Arap örf ve âdetlerine göre törende Ebû Tâlib ve Varaka b. Nevfel birer konu ma yapt lar. Ebû Tâlib konu mas nda Hz. Muhammed (s.a.s.) in üstün ahlak ndan bahsederek Hatice yi amcas ndan istedi ve mehrini zikretti. Mehir yirmi deve veya be yüz dirhem gümü idi. Varaka b. Nevfel de yapt konu mada bu evlili in kendileri için bir eref oldu unu söyledi. Ebû Tâlib develer keserek dü ün yeme i verdi. 34 Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hz. Muhammed (s.a.s.), e inin evinde ikamet etmek üzere Ebû Tâlib in evinden ayr ld. kisi aras nda mutlu bir aile hayat geçti. Sevgi, sayg, ba l l k ve iyi geçim üzerine kurulan bu evlilik slâm Tarihi boyunca, günümüze dek, örnek aile yuvas olarak gösterilmi tir. Hz. Mu- 31. bn shak, s. 59; Taberî, II, 280. 32. bn Sa d, I, 131; bn Seyyidinnâs, I, 117. 33. bn Sa d, I, 131. 34. bn Hi âm, I, 182-187; bn Sa d, I, 129-134. 70 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 70 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed hammed (s.a.s.), Hatice ile evlendikten sonra geçim s k nt s ndan kurtuldu ve müreffeh bir hayat sürmeye ba lad. Evliliklerinin ilk y llar nda Hatice nin mal ile ticarete devam etti. Bu maksatla Hubâ e Panay r na gitti. Bu arada gençli- ini yan nda geçirdi i amcas Ebû Tâlib i de unutmad. Otuz alt ya nda iken, amcas n n yükünü hafifletmek amac yla, o s ralarda be ya nda olan Ali yi yan na alarak bak m n üstlendi. Ali bundan sonra hicrete kadar Hz. Muhammed (s.a.s.) in yan nda kald. Hz. Muhammed (s.a.s.) ayn zamanda Ali nin karde i Câfer i de öteki amcas Abbas n yan na vermeyi sa lad. 35 Hz. Muhammed (s.a.s.) Hatice ile evlendi i s rada yirmi be ya nda bulunuyordu. Hatice nin ise k rk, k rk alt ve yirmi sekiz ya nda oldu una dair rivayetler de mevcuttur. 36 Genellikle k rk ya nda oldu u kabul edilmektedir. Bununla birlikte, yirmi sekiz ya nda oldu unu ileri sürenlerin görü ü, biyolojik gerçekler çerçevesinde kuvvet kazanmaktad r. Çünkü Hz. Hatice nin Hz. Muhammed (s.a.s.) den alt çocu u olmu tur. Bu, k rk ya ndan sonra imkans z olmamakla birlikte, evlendiklerinde yirmi sekiz ya nda olmas gerçekle ba da makta ve daha makul görülmektedir. Nitekim bunu kabul eden yazarlar da vard r. Mesela Ahmed et-tâcî, ayet Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s.) le evlendi inde k rk ya nda idiyse, Hz. Muhammed (s.a.s.) e vahiy geldi inde elli be ya nda olmas gerekir. Bu ya ta bir kad n nas l do um yapar? Halbuki Abdullah adl çocu unu peygamberlikten sonra do urdu u kesindir de erlendirmesini yaparak, evlendi inde yirmi sekiz ya nda oldu una dair rivayeti di erine tercih etti ini belirtmektedir. 37 Hz. Muhammed (s.a.s.) in Hatice den ikisi erkek, dördü k z olmak üzere alt çocu u dünyaya geldi. Erkek çocuklar n n adlar Kâs m ve Abdullah, k zlar n n adlar ise Zeyneb, Ruk ye, Ümmü Gülsüm ve Fât ma d r. Erkek çocuklar daha bebek iken vefat etmi lerdir. slâm tarihçilerinden, onun erkek çocuklar n n say s n n üç veya dört oldu unu kaydedenler, Tayyib ve Tahir adl çocuklar ndan bahsedenler de vard r. Ancak tercih edilen görü e göre Tayyib ve Tâhir, ayr çocuklar n adlar de il, Abdullah n lakab d r. Hz. Muhammed (s.a.s.) in k zlar ndan Ruk ye, Zeynep ve Ümmü Gülsüm, babalar n n sa l nda çe itli aral klarla, Fât ma ise babas ndan alt ay sonra vefat etmi tir. Araplarda ilk do- an çocu a nispetle künye alma ve bu künye ile an lma âdet oldu undan, Hz. Muhammed (s.a.s.) de Hatice den olma ilk o lu Kâs m a nisbetle Ebü l-kâs m künyesini alm t r. 35. bn Hi âm, I, 236; Taberî, II, 313. 36. bn Sa d, VIII, 17; Belâzürî, I, 98-99; M. Ya ar Kandemir, Hatice, D A, XVI, 465-466. 37. Ahmed et-tâcî, Sîretü n-nebiyyi l-arabî, Kahire 1978, I, 17. 71 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 71 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 4- Kâbe Hakemli i Hz. Muhammed (s.a.s.), otuz be ya nda iken, yenilenen Kâbe nin duvar na Hacerülesved i yerine yerle tirme i inde Kurey kabilelerine hakemlik yapt. Mekke de s k s k su bask nlar oluyor ve seller meydana geliyordu. Y llardan beri bu sellerden Kâbe hasar görmü, duvarlar nda çatlaklar meydana gelmi ve hatta bina y k lmaya yüz tutmu tu. Binan n tavan da bulunmad ndan içindeki k ymetli e yalar, h rs zlar taraf ndan çal nma tehlikesi ile kar kar ya bulunuyordu. Bu sebepten Kurey kabileleri toplanarak binay yenilemeye karar verdiler. Tam bu s rada K z ldeniz de f rt naya tutulan bir Bizans gemisi Cidde yak nlar ndaki uaybe de karaya oturmu ve parçalanm t. çlerinde Velîd b. Mu îre nin de bulundu u bir grup Kurey li, kazân n meydana geldi i yere giderek geminin enkaz n Kâbe nin in aat nda kullanmak üzere sat n ald lar. Gemide bulunan Bizansl in aat ustas Bâkûm u da yanlar na alarak Mekke ye getirdiler. Kâbe nin duvarlar Hz. brahim taraf ndan yap ld söylenen temele kadar söküldü. Kurey kabilesinin her bir kolunun in â edece i k s mlar kur a ile belirlendi. Her kabile kendi pay na dü en k sm örmeye ba lad. Bu arada, halk n helal kazanc ndan yapaca ba lar n kabul edildi i de ilan edildi. Hz. Muhammed (s.a.s.) de in aat i inde çal t. Amcas Abbas ile birlikte ta ta d. Hz. brahim taraf ndan Kâbe nin in as s ras nda tavaf n ba lang ç noktas n belirlemek amac yla yerle tirilmi olan Hacerülesved in yerine konulmas na s ra gelince, her kabile bu erefin kendisine ait olmas n istedi. Abdüddâro ullar ve Adiyo ullar, bu erefi ba kas na b rakmayacaklar na dair yemin ettiler. Ortaya ç kan anla mazl k neredeyse sava a dönü ecekti. n aata dört be gün ara verildi. Bu arada Kurey lilerin en ya l s Ebû Ümeyye b. Mu îre nin teklifi üzerine Harem-i erif in Benî eybe kap s ndan ilk giren ahs n hakem tayin edilmesine karar verildi. Tam o s rada beklenen yerden Hz. Muhammed (s.a.s.) ç kageldi. Kurey liler hep bir a zdan Bu, güvenilir (emîn) bir kimsedir. Onun verece i karara raz y z dediler. Mesele Hz. Muhammed (s.a.s.) e anlat ld nda, hemen s rt ndan abas n (ridâ) ç kararak yere serdi. Hacerülesved i üzerine koydu. Her kabileden birer ki iyi aban n kenarlar ndan tutturarak konulaca yere getirtti. Burada ta kendi eliyle yerine yerle tirdi. Kurey liler, Hz. Muhammed (s.a.s.) in problemi çözümünden son derece memnun oldular. Çünkü sava a yol açabilecek bir ihtilaf büyümeden ve hiç bir kabilenin gücenmesine f rsat verilmeden halledilmi oldu. Duvarlar örme i i bittikten sonra Kâbe ye bir de ah ap tavan yap ld. 38 Hz. Muhammed (s.a.s.) in otuz be ya nda ba ndan geçen bu olaydan sonra, kendisine vahyin geldi i k rk ya na kadar her y l ramazan ay nda Hirâ Ma aras nda inzivaya çekildi i görülmektedir. 38. bn Hi âm, I, 192-197; bn Sa d, I, 145-147; Ayr ca bk. Taberî, II, 277-290; bn Seyyidinnâs, I, 121-122. 72 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 72 04.02.2014 10:37:59

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed 73 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 73 04.02.2014 10:37:59

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 5- Hz. Muhammed in Peygamberlikten Önceki Hayat n n ve Ki ili inin Temel Özellikleri Buraya kadar Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamberli inden önceki hayat n ve ba ndan geçen önemli olaylar ana hatlar yla ortaya koymu bulunuyoruz. Onun peygamberlik dönemine geçmeden önce, bu döneme kadarki hayat n n temel özellikleri hakk nda bilgi vermenin gerekli oldu u kanaatindeyiz. Bu, onun vahiy gelmeden önce nas l bir ki ili e sahip oldu unu anlamam za yard mc olacakt r. Bu ba l k alt nda yetim ve fakir olarak büyümesi, yetimli in ve fakirli in kendisi için önemi, ümmî olu u, ticaretle me gul olu u, çevresi, ahlâk ve dinî hayat üzerinde durulacakt r. a- Yetim ve Fakir Olarak Büyümesi Hz. Muhammed (s.a.s.) yetim olarak büyüdü. Daha önce de belirtildi i gibi, do madan önce babas, alt ya nda iken annesi, sekiz ya nda iken de dedesi ölmü tü. Bundan sonra, amcas n n yan nda hayat n sürdürmü tü. Belki de Cenâb- Hak, ileride peygamber olarak görevlendirece i Hz. Muhammed (s.a.s.) için bu tür yeti me tarz n uygun görmü tü. O, anne-baba ve dedesinin yönlendirmesinden uzak olarak yeti ti. Çünkü anne ve baba, yeti me dönemindeki çocu un ki ili inin olu mas nda ve yönlendirilmesinde büyük paya sahiptir. Sonuç olarak, onun terbiyesini bizzat Cenâb- Hak üstlenmi tir, diyebiliriz. Nitekim Hz. Peygamber de bir hadisinde Beni Rabbim terbiye etti ve en güzel ekilde terbiye etti 39 buyurmu tur. Hz. Muhammed (s.a.s.) fakir olarak büyüdü. Sekiz ya na kadar dedesinin himayesinde, yirmi be ya na kadar da amcas n n yan nda kald. Gerçi babas Abdullah, be deve, birkaç koyun ve Ümmü Eymen adl cariyeyi miras b rakm t. Ama, babas, henüz dedesi sa iken öldü ü için, Arap miras hukukuna göre babas sa iken ölen ki inin miras çocu una dü mezdi. Esasen miras, aileden büyük erkekler al rd. Bununla beraber, babas n n b rakt miras kendisine tahsis edilse bile bu mal onu zengin edecek miktarda de ildi. Yirmi be ya nda iken bile, Hatice nin kervan n dört deve kar l nda Suriye ye götürüp getirmeye raz olmu tu. Fakat ba kas n n yedi inde, giydi inde gözü kalacak ölçüde yoksul da de ildi. O her ne kadar bir yetim olsa da kendi derdi ile ba ba a, içine kapal ve yaln z kalm biri olarak görmemek gerekir. Çünkü anla ld 39. Suyûtî, el-câmiu s-sa îr, I-II, Beyrut 1990, I, 25; Aclûnî, Ke fü l-hafâ, Beyrut 1352, I, 70. Hz. Peygamber in bu sözü, çe itli kabilelerin lehçelerini nas l anlayabildi ine dair kendisine sorulan bir soruya cevap olarak söyledi i nakledilmi tir. Bu sözde te dîb (terbiye etme, e itme), Allah n kendisini e itmesi ve bilgilendirmesi, kabiliyet bah etmesi anlam nda kullan lm t r. Bir rivayette Hz. Peygamber yukar daki sözünden sonra Allah n kendisine güzel ahlak emretti ini belirtmi tir. Dolay s yla hadisin, onun yüce ahlak n n yan nda, fesâhat, kültürü, dili, k saca edebî özellikleriyle ilgili yönü de vard r. (Bk. Aclûnî, I, 70-71). 74 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 74 04.02.2014 10:38:00

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed kadar yla ailesi aras nda akrabal k ba lar güçlüydü. Zengin bir kad n olan Hatice ile evlenmesiyle birlikte de, her ne kadar Mekke nin önde gelen tacirlerinden ve zenginlerinden biri olamad ysa da rahat bir hayat sürecek seviyeye ula m t. Ayn ekilde yetimlik gibi fakirlik de insan hayat nda do al bir durum olmakla birlikte, bir peygamber olarak Hz. Muhammed (s.a.s.) için fakir büyümenin önemi u ekilde yorumlanabilir: Zengin birisi olsayd, slâm a davet etti i zaman, insanlar n ona mal ndan istifade etmek için inand klar san labilirdi. Halbuki, insanlar cezbedecek, halk etraf nda toplayacak, dedi ini tasdik ve davet etti i esaslar kabul ettirecek ve bu i için önemli bir araç olarak kullanabilecek paraya sahip de ildi. leriki y llarda insanlar onun etraf nda mal için de il, inanç u runa toplanacaklard r. 40 b- Ümmî Olu u Güvenilir kaynaklar Hz. Muhammed (s.a.s.) in okuma yazma bilmedi i, yani ümmî oldu u konusunda ittifak ederler. Onun yeti ti i dönemde Mekke de okul yoktu. Az say da kimse, buraya d ar dan gelen okur-yazar ki ilerden ve bu ki ilerin okuttu u kimselerden kendi gayretleriyle okuma-yazma ö renmi lerse de Hz. Muhammed (s.a.s.) okuma-yazma ö renmedi. üphesiz ileride kendisine verilecek peygamberlik görevi de ilâhî hikmet gere i onun okur-yazar olmamas n gerekli k l yordu. Hira ma aras nda kendisine ilk vahiy getiren melek ona oku dedi inde Ben okuma bilmem demi tir. Halbuki onun, peygamberlik y llar nda okumaya-yazmaya son derece önem verdi i ve sahâbeyi buna te vik etti i bilinmektedir. Ona ilk gelen vahiy oku idi. Kendisine gelen vahiyleri ezberledi i gibi ayn zamanda katiplerine yazd r yordu. O, belki yetim ve fakir birisi oldu u için okuyamam olabilir. ayet peygamberlikten önce okur-yazar olsayd, kitap okusayd ve bir eyler yazm olsayd, peygamberlikten sonra kar tlar, onun, kutsal kitaplar, geçmi te ya am milletlerin tarihini okuyarak elde etti i bilgileri tebli diye sundu unu iddia edebilirlerdi. Nitekim Hz. Peygamber in ümmî olmas n n ba l ca hikmeti Kur ân- Kerim de öyle belirtilmektedir: Sen bundan önce ne bir yaz okur, ne de elinle onu yazard n. Öyle olsayd, bât la uyanlar ku ku duyarlard. 41 Onun okur-yazar olmay, kendisine indirilen vahiyle, di er fikirlerin birbirine kar mas ihtimalini de ortadan kald rm t r. Bunun d nda Hz. Muhammed (s.a.s.), devrinin me hur rahip, air, kahin ve bilge ki ileri önüne diz çöküp ders almam ve ilim ö renmemi tir. Kahinlerin mahareti olan sihir, büyü gibi gizli ilimler konusunda da hiçbir bilgisi ve iddias yoktu. Hatta bunlardan nefret ederdi. Baz alimler, onun ümmîli ini peygamberlik alâmetleri aras nda göste- 40. bn Hanbel, Müsned, stanbul 1982, IV, 197. 41. Ankebût Sûresi 48. 75 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 75 04.02.2014 10:38:00

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji rirler. Çünkü o, okur-yazar olmad halde, bir sûresinin benzeri bile ortaya konulamayan bir kitap getirmi tir. Peygamberli i döneminde kendisine indirilen bu kitab okuyor, tekrarl yor ve bir tek harfinde bile tereddüde dü müyordu. Hz. Muhammed (s.a.s.) in ümmî olmakla birlikte ticaret için gerekli olan hesab bildi i ve paralar n üzerindeki yaz lar tan d muhakkakt r. Ancak her hangi bir kutsal kitap okuyamad kesindir. 42 Hz. Muhammed (s.a.s.), o günün yayg n olan bilgi ve fikirleriyle de beslenmemi tir. Ayr ca o, toplum hayat n n içinde yeti mi, insanlar tan m, örf ve adetleri ö renmi, topluma hâkim olan kurallar bilen, ileri görü lü, becerikli, i bilir, çevresine kar duyarl bir cemiyet adam olarak yeti mi tir. 43 Hâ imo ullar içinde hemen herkes, hatta kad nlar bile iir okudu u halde Hz. Muhammed (s.a.s.) iir in âd etmemi, kaside yazmam veya bu konuda bir çabada da bulunmam t r. Nitekim Kur ân- Kerim de Biz Muhammed e iir ö retmedik. Zaten ona gerekmezdi 44 buyrularak airlikle peygamberli in bir arada bulunmayaca bildirilir. Câhiliye de iirin ba l ca konular olan övgü, övünme, yergi ve kahramanl k gibi duygularla k rk ya na kadar hemhal olan bir insan n o ya tan sonra mütevazi bir kimse olarak bütün insanl ku at c dü ünce ve duygularla ortaya ç kmas dü ünülemezdi. Kabilenin kâhini, hâkimi, lideri durumunda olan ve el üstünde tutulan bir âir olsayd, ki ondan önce ve onun döneminde âirin kabilesi içindeki durumu böyleydi, hayat nda asla yer vermedi i an ve öhrete dü kün bir kimse haline gelebilirdi. 45 Hz. Muhammed (s.a.s.) kâhin, arrâf, büyücü, gâibden haber veren birisi asla de ildi ve bu tür kimselerden nefret ederdi. Kendisine peygamberlikten önce vahiy konusunda bilgisi yoktu ve kesinlikle peygamber olaca n bilmiyordu. Kur an n ifadesiyle kitap ve iman n ne oldu unu bilmiyordu. 46 O, di er insanlar gibi 42. W. Montgomery Watt, Hz. Muhammed in Mekke si, çev. Mehmet Akif Ersin, Ankara 1995, s. 96. Ülkemizde en fazla tan nan müste rikler aras nda yer alan Watt, ara t rmalar nda slâmî de erlere sayg l bir üslupla yakla makta, tarafs z davranmaya gayret etmekte ve özellikle son çal malar nda olumsuz yarg lardan kaç nmaya çal maktad r. 43. Hz. Peygamber in ümmîli i hakk nda geni bilgi için bk. Ahmet Önkal, Hz. Peygamber in Ümmîli i, SÜ F Dergisi, 1986, sy. 2, s. 249-260. 44. Yâsin Sûresi 69. 45. Me hur Alman edîbi ve airi Goethe, âir ile nebî aras ndaki ay r m u özet ifadeleriyle dile getirir: Peygamberle âir aras ndaki fark yakînen, kinâye yoluyla anlatmak istiyoruz: Her ikisi de, bir olan Allah tan rikkate gelerek co mu lard r. Fakat âir kendisine bah edilen ihsan zevkü sefâ içinde harcar ve çal p kazanmas da an, eref ve müreffeh bir hayat içindir. âir, dü üncelerinde ve tasavvurlar nda s n rs z oldu unu göstermek bâb ndan gayesinden bile uzakla r. Buna kar l k Peygamber in belirli bir gayesi vard r. O, gayesine ula mak için en basit vas tay dahi kullan r. lâhî nizam umuma bildirmek için bir alâmet, bir i aretle dahi milletleri bir araya toplar (Bayram Y lmaz, Goethe ve slamiyet, Konya 1991, s. 95). 46. 42. ûrâ Sûresi 52. 76 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 76 04.02.2014 10:38:00

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed bir be erdi. Ancak gerek d görünü üyle ve gerekse ahlak yla her insanda bulunan özelliklere en üst düzeyde sahipti. Bu bak mdan Hz. Muhammed (s.a.s.) e insanüstü birtak m özellikler ve olaylar atfetmek yanl oldu u gibi, onu alelâde bir insan konumuna indirmek de do ru de ildir. c. Ticaretle Me gul Olu u Hz. Muhammed (s.a.s.) kendisine peygamberlik gelmeden önce ticaretle me gul oluyordu. Bu meslek ona pek çok vas f kazand rm t r. Cesaret, kendisini aldatmak isteyenlere, ya mac ve soygunculara kar uyan kl k, bu vas flardan birkaç d r. Ayr ca ticaret sayesinde al -veri usullerini, insanlarla ileti im kurma yollar n ö renmi tir. Sosyal yönü geli mi tir; de i ik ülkelerin ve de i ik yörelerin insanlar n ve kültürlerini tan m t r, örf ve âdetleri hakk nda bilgi sahibi olmu tur. O sadece Hicaz bölgesinde ve Arap Yar madas dahilinde ticaret yapmakla yetinmemi, uluslararas ticaretle, yani ithalat ve ihracat i leriyle me gul olmu tur. Ticaretle u ra mas onun bir ba ka özelli ini de ortaya koymaktad r. O da ba kas na yük olmamas ve kendi al n teriyle kazanc n temin etmesidir. Nitekim o, insan için en hay rl kazanc n el eme i ile elde edilen kazanç oldu unu 47 söylemi tir. Ticarî faaliyetleri onun do ruluk ve güvenilirlik özelli ini de ortaya koymaktad r. d- Çobanl k Yapmas Hz. Muhammed (s.a.s.) çocuklu unda ve gençli inde çobanl k da yapm t r. Bunu gerek sütannesi Halime nin yan nda bulundu u s rada ve gerekse daha sonraki dönemde Mekke ve çevresinde yapt bilinmektedir. Kendi ailesine ait sürünün yan nda Mekkelilere ait olanlar da güttü ü rivayet edilmektedir. Bu, Mekke de çocuklu unu ve gençli ini geçiren bir kimsenin me gul olaca normal bir i tir. Nitekim Hz. Ömer ve Abdullah b. Mes ud da çocukluklar nda çobanl k yapm lard r. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.s.) ve onun konumundaki bir çocu un veya gencin o günkü ortamda en ba ta yapabilece i i, ya ailesine ticarî i lerde yard m etmek, ya da etinden, sütünden, derisinden ve sat p da paras ndan istifade edebilecekleri hayvanlar n bak m n üstlenmekti. Üstelik ticarî faaliyetler için büyük öneme sahip olan develerin de beslenmesi gerekiyordu. Kurey her ne kadar yerle ik hayat ya asa da, kervanlar için gerekli olan develere bakmak zorunda idi. Hz. Muhammed (s.a.s.), ileriki y llarda, çobanl kla ilgili hat ralar n zevkle hat rlar ve arkada lar na anlat rd. Ecyâd mevkiinde çobanl k yapt n bildirmi tir. Söyledi ine göre peygamberler içinde çobanl k yapmayan 47. bn Hanbel, II, 334, 357; III, 466; IV, 141; Suyûtî, I, 245. 77 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 77 04.02.2014 10:38:00

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mekke de Hz. Peygamber in Koyun Güttü ü Bölgeden Görüntüler 78 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 78 04.02.2014 10:38:00

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed yoktur. 48 Mesela Hz. Musa da, Hz. Davud da çobanl k ettikleri s rada peygamber olmu lard r. 49 Ancak buradan, çobanl n peygamberli in bir art oldu u da anla lmamal d r. Yukar da da i aret edildi i gibi Hz. Peygamber ve muhtemelen di er peygamberler de, kendi devirlerinin ekonomik ko ullar çerçevesinde bu mesle i icra etmi lerdir. O nun, ticarî faaliyetlerinde amcas na yard m etti i gibi, hayvanlar n bak m nda da yard m etmesi gayet do ald. Aksi takdirde tembel tembel oturmu veya avâre bir ekilde gezip dola m olurdu. Ayn zamanda çobanl n ki iyi sabra ve tahammüle al t rd n, himayesi alt ndakileri koruma al kanl kazand rd n ve sorumluluk duygusu a lad n da belirtmek gerekir. e- Toplum çindeki Yeri ve Çevresi Hz. Muhammed (s.a.s.), Mekke ve Taif in bilhassa zenginlikleriyle ünlü ileri gelenlerinden birisi de ildi. Bu, kendisine vahiy geldikten sonra, Kur ân- Kerîm in ifadesiyle, muhaliflerinin onun hakk nda söyledikleri sözlerden anla- lmaktad r: Bu Kur an, iki ehrin (Mekke ve Taif) birinden büyük bir adama indirilmeli de il miydi? dediler 50 Onlara göre peygamberlik Mekke zenginlerinden Velîd b. Mu îre veya Taifli Urve b. Mes ud a gelmeliydi. Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamberlikten önceki arkada lar ve dostlar ahlâk düzgün, hat r say l r kimselerdi. Bunlar n en tan nm Ebû Bekir dir. Onun d nda Kurey in sayg de er ahsiyetlerinden ve Hatice nin ye eni olan Hakîm b. Hizam onun samimi dostlar ndand. Ayr ca Ezd kabilesine mensup tabip ve air D mâd b. Sa lebe ve Mahzûm kabilesinden Kays b. Sâib de onun dostlar ndand. Kays daima Hz. Muhammed (s.a.s.) in güvenilir ve dürüst oldu unu anlat rd. Hz. Muhammed (s.a.s.) kendi emsalinden pek çok gencin mübtelâ oldu u içki, kumar, zina, h rs zl k gibi kötü al kanl klara bula mam ve bu al kanl klara sahip olanlarla arkada l k yapmam, onlardan uzak durmu ve etkilenmemi tir. f- Güvenilir Olu u Hz. Muhammed (s.a.s.), insana esas de eri kazand ran ahlakî meziyetleriyle ünlüydü. Bu meziyetlerinin ba nda güvenilir (emîn) olmas gelmektedir. Güvenilirlik (emanet), esas nda bütün peygamberlerin ortak vasf d r. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) de tüm hayat nda bu vasf ta m t r. Vefâl, sözünde duran, mert, do ru sözlü ve güvenilir oldu u için halk aras nda Muhammedüni l- Emîn lakab yla öhret bulmu tur. Hatta O yirmi be ya lar ndayken Mekke de 48. bn Hi âm, I, 167. 49. bn Sa d, I, 125-126; bn Hanbel, III, 96; Buhârî, III, 48; bn Seyyidinnâs, I, 112; âmî, II, 211. 50. Zuhruf Sûresi 31. 79 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 79 04.02.2014 10:38:01

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji sadece el-emîn diye an l yordu. 51 Nitekim Hatice onun güvenilir oldu unu bildi inden ticaret mal n kendisine rahatl kla teslim etmi tir. O dönemde nakit ve menkul e yalar n muhafazas için herhangi bir kurum mevcut olmad ndan, Kurey ten baz kimselerin ona k ymetli e yalar n emanet olarak b rakt klar bilinmektedir. Hz. Muhammed (s.a.s.) bu emanetlere asla ihanet etmez ve sa lam bir ekilde sahiplerine iade ederdi. En zor anlar nda ve güç durumda kald zamanlarda bile bu emanetlere h yanet etmemi tir. O kendisine emanet edilen ey hususunda güvenilir oldu u gibi sözünde ve i inde de güvenilir idi. Asla vefas zl k yapmazd. g- Ahlâk Hz. Muhammed (s.a.s.), zeki, sakin, kendinden emin, ölçülü ve dengeli tutuma sahip, sözü dinlenir, herkes taraf ndan sevilen ve takdir edilen, do rulu undan ve samimiyetinden üphe edilmeyen bir karaktere sahipti. Meslekta lar n n sayg s n kazanm bir tacirdi. Hakbilir idi. Onunla peygamberlik öncesinde ticarî ili kilerde bulunanlar, çok iyi bir arkada oldu unu, hak hususunda hat rgönül tan mad n, zerre kadar riyakarl k yapmad n söylemi lerdir. 52 Yalan söylemezdi. Dost-dü man herkes onun yalan söylemedi ini itiraf ederdi. Akrabalar n n hakk n gözetir, ailesiyle ilgilenir, geçimini helal yoldan kazan r, yetimleri korur, muhtaçlara, zay f ve güçsüzlere yard mda bulunur, misafire ikram eder, herkesle iyi geçinirdi. h- Dinî Hayat Hz. Muhammed (s.a.s.), kendisine vahiy gelmeden önce Arap Yar madas nda ve buran n s n rlar nda yayg n olan Yahudilik, Hristiyanl k ve Mecusilik gibi dinlerden hiç birine girmedi. Bu dinlerin mensuplar n n söylediklerine de yak nl k duymad. Putlara tapan Mekkeli mü rikler aras nda büyümesine ve ya amas na ra men putperestli e de ilgi duymad ; putlara inanmad, tapmad, secde etmedi. Mü rik âdetlerinden hiçbirine meyletmedi. Araplar n takip etti i yolun yanl, tapt klar putlar n ve bu putlar n gözüne girmek için yapt klar i lerin bo oldu- unu anlam t. Çünkü o putlar hiçbir i e yaramayan, faydas ve zarar olmayan, yaratmayan, bir belay savmaya gücü yetmeyen eylerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.) toplumdaki sosyal bozukluklar n da fark ndayd. Kabilelerin önde gelen ki ileri olan zengin tüccarlar, akrabalar aras nda bulunan muhtaçlara kar bile geleneksel görevlerini yerine getirmekte ihmalkar davran yorlard. Sahip olduklar servetler, Mekkeli zenginleri gururlu, kibirli ve küstah hale getirmi, çe itli sebeplerle güçsüz kalm kimselere kar üstün- 51. bn Sa d, I, 156; bn Seyyidinnâs, I, 116. 52. bnü l-esîr, Üsd, II, 317; bn Hacer, el- sâbe, III, 213. 80 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 80 04.02.2014 10:38:01

Peygamberliğine Kadar Hz. Muhammed lük taslamalar na yol açm t. Hz. Muhammed (s.a.s.) ise k t imkanlar yla fakir, muhtaç ve kimsesizleri kolluyordu. O, Mekke deki sosyal bozukluklar n fark na varm olmal d r. Bunlar onun sâlim f trat yla, vahiyden önce de kendi kendine gözlemleyebilece i eylerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.) Allah n varl na, birli ine ve ahiret hayat na inan yordu. Halk n dalalet içinde bulundu unu görüyordu. Ancak bu konuda ne yap laca n, toplumun irkten nas l kurtulaca n bilmiyor, hiçbir ey yapam yor, elinden de bir ey gelmiyordu. Otuz be ya nda iken Kâbe nin tamir ve yeniden in as s ras nda Tek Allah a adanm bu evin say s z putlarla doldurulmu olmas, onu sarsm ve derin dü üncelere sevk etmi olmal d r. Nitekim otuz be ya ndan, k rk ya nda kendisine vahiy gelinceye kadar, her y l Ramazan ay nda, Mekke nin kuzeydo usunda ve Kâbe ye yakla k 5 km. uzakl kta bulunan Nur Da ndaki Hira ma aras nda inzivaya çekilmeye ba lam t. Burada dü ünceye dal yor, Allah ve O nun yarat c gücünü dü ünerek ibadet (tahannüs) ediyordu. Az bitince evine geliyor, yiyece ini ald ktan sonra tekrar ma araya dönüyordu. Ma arada inzivâ hayat sona erince Kâbe yi tavaf ediyor ve sonra evine geliyordu. Daha önce Hanîflerden Zeyd b. Amr b. Nüfeyl ile Abdülmuttalib b. Hâ im in de ayn ma arada uzlete çekildikleri bilinmektedir. 81 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 81 04.02.2014 10:38:01

PEYGAMBERL N MEKKE DÖNEM 1- Hz. Muhammed in Peygamber Olarak Görevlendirili i Yukar da da aç kland gibi Hz. Muhammed (s.a.s.) özellikle otuz be ya- ndan sonra, tefekkür ve ibadetle me gul oluyordu. Bu amaçla, Mekke nin kuzeydo usunda yer alan ve Kâbe ye yakla k 5 km. uzakl kta bulunan Nur Da- ndaki Hira ma aras na 1 kapan yordu. Devaml dü ünmeyi, insanlardan uzak durmay, dedikodulardan kaç nmay ve nefis murakabesi yapmay al kanl k haline getirmi ti. Uykudayken gördü ü rüyalar gün kadar parlak ve ayd nl k oluyor, rüyada gördükleri daha sonra aynen gerçekle iyordu. Bu durum devam ederken, inzivâ hayat n daha çok sevmeye ve ramazan ay n ma arada Hira Da n n Genel Görünü ü 1. Nur Da ( Hira da da denilmektedir) çevresindeki di er da lardan dik ve yüksektir. Bu özelli i dolay s yla uzak mesafelerden görülebilmektedir. Zirvesi, ç k lmas zor, ç plak ve kaygan kayalardan meydana gelmektedir. Bugün yer yer t rman kolayla t ran basamaklar yap lm bulunmakla birlikte, ç k ve ini ler çok dikkat istemektedir. Ç k ve ini lerin önceleri daha zor oldu u anla lmaktad r. Da n Mekke ye bakan yüzünde bulunan ma ara, zirvenin yirmi metre kadar a a s nda yer almaktad r. Buraya ma ara deniliyor, ancak asl nda üstüste bulunan kaya bloklar aras nda kalm bir bo luktur. Bu bo luk, içinde ayakta duran bir ki inin ba tavana de meyecek ekilde durabilece i kadar yükseklikte, yere uzanabilece i kadar da geni lik ve uzunluktad r. Ma ara, da a dikine ilerleyen bir girinti de il, Mekke taraf na bakan uç k s mda yer alan bir bo luktur. Ön k sm, da n kuzey kesiminde yer almakta, güne ten etkilenmeyen aç k bir teras and rmaktad r. Ma ara, bir s nt yeri de il, tefekküre müsait, Kâbe nin göründü ü, çevreye hakim konuma sahip bir mekand r. Kr. Fuat Günel, Hira, D A, XVIII, 121-122. 82 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 82 04.02.2014 10:38:01

Peygamberliğin Mekke Dönemi geçirmeye ba lad. Bazen han m Hatice nin de onunla birlikte gitti i oluyordu. Ma araya gelen yoksullara da yan ndaki yiyecekten ikram ediyordu. Yiyece i tükenince evine gelip yenisini ald ktan sonra tekrar Hira ya dönüyordu. nziva süresi sona erince, Mekke ye inerek Kâbe yi tavaf ettikten sonra evine gitmeyi al kanl k hâline getirmi ti. Kur an- Kerim de peygamberli in ( bi set) nas l ba lad konusunda ayr nt l bilgi mevcut de ildir. Hadislerde ve tarih kitaplar nda vahyin do ru rüyalarla ( er-ru yâ es-sâd ka) ba lad bildirilmektedir. Peygamberli in ilk müjdeleri kabul edilen ve alt ay süren bu rüyalar gördü ü süre zarf nda Hz. Muhammed (s.a.s.), biraz önce söyledi imiz gibi yaln z kalmay tercih ediyor ve Hira da tefekküre dal yordu. O s rada k rk ya ndayd. 610 y l Ramazan ay n n 27. gecesinde 2 sabaha kar ibadetle me gul oldu u s rada vahiy mele i Cebrâil kendisine Oku emrini verdi. O zamana kadar hiç kar la mad ve görmedi i mele in heybetli görünü ü ve hitâb kar s nda heyecanlanan ve korkuya kap lan Hz. Muhammed (s.a.s.), a k nl k ve endi e içerisinde Ben okuma bilmem cevab n verdi. Onu dayanamayaca ölçüde s k p sonra b rakan Cebrâil Oku emrini tekrarlad ysa da yine Ben okuma bilmem kar l n ald. Bu konu ma ayn ekilde ikisi aras nda üç defa tekrarland. Cebrâil üçüncü defa ayn cevab ald ktan ve onu tahammülü çok zor bir ekilde s k p b rakt ktan sonra Alak Sûresi nin ilk be ayetini okudu. Hz. Muhammed (s.a.s.) de tekrarlad : Oku! Yaratan Rabb n n ad yla. O insan bir alaka dan yaratt. Oku! Rabb n sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmay ö retti. nsana bilmedi ini de ö retti. 3 Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur ân n bu ilk ayetlerini Cebrâil in ö retmesiyle okudu, kalbine iyice yerle tirdi ve ezberledi; ancak heyecan ve korkusu sürüyordu. Ald vahyin etkisiyle titreyerek h zla evine geldi. Yata na girdi ve e i Hatice ye Beni örtünüz, beni örtünüz dedi. Derin bir uykuya dald. Uyan nca ba ndan geçenleri e ine anlatt ve Kendimden korktum dedi. Hatice onu sakinle tirici u sözleri söyledi: Korkma, Allah a yemin ederim ki, O hiç bir zaman seni utand rmaz. Çünkü sen akraba hakk na riayet edersin, do ru konu ursun; âciz olanlar n i ini yüklenirsin. Fakiri doyurur, misafiri a rlar, halka yard m edersin. Hz. Muhammed (s.a.s.) in endi e ve korkusu mahiyetini bilmedi i bir durumla kar la mas ndan kaynaklan yordu. O nedenle bunun bir cinnet alameti, bir kehanet ba lang c olabilece i kayg s n ta d n belirtiyordu. 4 E i Hatice onu teselli etmeye çal t ktan sonra amcas n n o lu Varaka b. Nevfel e götürdü. Kaynaklarda Hz. Muhammed (s.a.s.) i götürmeyip bizzat kendisinin gide- 2. bn Sa d, I, 94; Belâzürî, I, 104. 3. Alak Sûresi 1-5. 4. bn Sa d I, 195; Belâzürî, I, 104. 83 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 83 04.02.2014 10:38:01

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hira Ma aras ndan Bir Görünü 84 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 84 04.02.2014 10:38:01

Peygamberliğin Mekke Dönemi rek durumu Varaka ya anlatt da kaydedilmektedir. 5 Gerçekten Hz. Hatice, bu nâzik durumda izlenebilecek en güzel yolu seçmi tir. Her eyden evvel olay gizlememi ; kendisini ve kocas n a k nl k ve korku içinde ve sürüncemede b rakmam t r. Dan aca kimseyi de çok iyi seçmi tir. Varaka b. Nevfel yerine bir ba kas na gidebilirdi. Fakat o böyle yapmam t r. Dan mak için kendilerini rahatlatacak ve samîmî bir ekilde yard mc olabilecek ki iyi seçmi tir. Çünkü Varaka, Yahudilik ve Hristiyanl k hakk nda bilgisi olan, Tevrat ve ncil gibi kitaplar okuyan, bunlar bilen kimselerin sözlerini dinlemi olan bir bilgindi. Putlara tapmaktan nefret etti i için hak dini aramak amac yla Zeyd b. Amr ile birlikte Suriye ye gitmi ti. Onun Hristiyanl kabul etti i de söylenmektedir. Okuma-yazma biliyordu. Kitâb- Mukaddesi çok incelemi, onu brânîce harflerle Arapçaya çevirmi ti. Gözleri görmeyen Varaka, Hz. Muhammed (s.a.s.) den ba ndan geçenleri dinleyince unlar söyledi: Bu gördü ün, Allah n Mûsâ ya indirdi i Cebrâîl (Nâmûs) dir. Ke ke davet günlerinde genç olsayd m! Ke ke kabilenin seni yurdundan ç karaca günler hayatta bulunsayd m. Varaka n n bu sözlerini i iten Hz. Muhammed (s.a.s.) Onlar beni buradan ç karacaklar m? diye sordu. O da Evet, çünkü senin getirdi in eyi getiren herkes, bu dü manl a u ram t r. E er o günlere yeti irsem sana mutlaka yard m ederim eklinde cevap verdi. 6 Varaka n n sözleri Hz. Muhammed (s.a.s.) in içini rahatlatm t. Bu defa ayn tecrübenin tekrarlanmas n ve kendisine gelen mele in yeniden görünmesini istiyordu. Bu ümitle s k s k Cebrâil le kar la t Hira ma aras na gidiyor ve onu gözlüyordu. Fakat günler, haftalar geçti i halde melek gelmiyordu. Bu ekilde aradan uzun zaman geçti. Buna Fetretü l-vahiy denir. Kaynaklar, bu bekleyi için birkaç günden üç y la kadar çe itli süreler kaydederler. Fakat bu durumun çok uzun müddet devam etmedi i muhakkakt r. Hz. Muhammed (s.a.s.) bundan rahats z olmu ve endi elenmi ; hatta Rabbi taraf ndan terkedildi i zann na kap lm t r. Bir gün Hira da ndan evine gelirken Cebrâil i ilk gördü ü heybetli haliyle tekrar gördü. Daha önceki gibi korku ve heyecana kap larak derhal evine ko tu ve yata na girdi. Fakat melek evde bir kez daha kar s na ç kt ve ona öyle hitap etti: Ey örtünen adam, kalk ve (insanlar ) uyar. Rabbini büyük tan. Elbiseni tertemiz tut. Kötü eylerden uzak dur. 7 Bu ayet-i kerîmeler Hz. Muhammed (s.a.s.) e peygamberlik görevinin verildi ini; bundan böyle Allah n kendisine vahyettiklerini insanlara tebli edip ö retece ini; onlar Allah n yoluna davet 5. bn Hi âm, I, 238. 6. bn Hi âm, I, 233-239; bn Sa d I, 190-197; Buhârî, I, 2 vd.; Taberî, II, 298 vd.; bn Abdilber, ed-dürer fî htisâri l-me âzî ve s-siyer, tah. evki Dayf, Kahire 1966, s. 31-33; Zebîdî, Sahîh-i Buhârî Muhtasar Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, çev. Ahmed Nâim-Kâmil Miras, Ankara 1980, I, 3 vd. 7. Müddessir Sûresi 1-5. 85 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 85 04.02.2014 10:38:01

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji edece ini; itaat edenleri dünya ve âhiret mutlulu u ile müjdeleyip, yüz çevirenleri cehennem azab yla korkutaca n gösteriyordu. 2- slâm a Davet ve lk Müslümanlar Hz. Peygamber Müddessir Sûresinin nâzil olmas üzerine insanlar slâm a davet etmeye ba lad. Kaynaklar onun kendisine peygamberlik görevi verilmesinden itibaren üç (veya dört) y l boyunca slâm gizlice yaymaya çal t n ve aç kça davet yap lmas emredilene kadar gizli davetin devam etti ini kaydederler. 8 Bu süre zarf nda Hz. Peygamber tebli ini önce ailesine, sonra da dostlar na ve güvendi i ki ilere yapm t r. Hz. Peygamber ilk davetini han m Hz. Hatice ye yapt. Nâzil olan ayetleri ona okudu. imdi bana kim inan r? deyince Hatice Kimse inanmazsa ben inan r m cevab n vererek Hz. Peygamber in peygamberli ini ilk olarak tasdik etme erefine nail oldu. Hz. Peygamber daha önce Cebrâil aleyhisselam n kendisine ö retmi oldu u abdest ve namaz Hz. Hatice ye ö retti. Hz. Peygamber in k zlar Zeyneb, Ruk ye ve Ümmü Gülsüm de anneleri ile ayn zamanda slâm a girdiler. Fât ma ise o s rada henüz 4-5 ya lar nda bir çocuktu. Hz. Hatice ve k zlar ndan sonra, Hz. Peygamber in evinde oturan ve o s ralarda henüz on veya on bir ya nda bulunan Ali b. Ebû Tâlib ile Hz. Peygamber in azatl s Zeyd b. Hârise de iman ettiler. Hz. Peygamber i Hz. Hatice ile birlikte namaz k larken gören Hz. Ali bunun mahiyetini ö renmek isteyince, Hz. Peygamber Allah n seçmi oldu u dinin bu oldu unu bildirdi. Onu tevhid dini slâm kabule, faydas ve zarar olmayan putlara tapmay terketmeye davet etti. Hz. Ali önce babas yla isti are etmek istedi ini söyledi. Ancak Hz. Peygamber, davetin aç klanmas ndan önce bunun yay lmas n ho görmedi i için, gizli tutmas n istedi. Ertesi gün Hz. Ali babas na dan maya gerek duymadan iman etti. Bir gün Ebû Tâlib, Hz. Peygamber i Hz. Hatice ve Hz. Ali ile birlikte namaz k larlarken gördü ve bu din hakk nda bilgi istedi. Hz. Peygamber bu dinin Allah n, meleklerin ve babas brahim in dini oldu unu ve Allah n kendisini elçi olarak gönderdi ini bildirdi. Ebû Tâlib i iman etmeye davet etti. Ebû Tâlib ise, dedelerinin dininden ve inand eylerden vazgeçmeyece ini ifade etti. Ancak olumsuz tepki göstermedi i gibi, hayatta oldu u sürece onu koruyaca na dair söz de verdi. 9 Aile bireylerinden sonra tebli s ras yak n arkada lar na gelmi ti. Hz. Peygamber in güvenilir ve sad k dostu Ebû Bekir onun davetine olumlu cevap 8. bn Sa d, I, 199; Belâzürî, I, 116; Taberî, II, 318, 322. 9. Belâzürî, I, 112-113; Taberî, II, 313. 86 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 86 04.02.2014 10:38:01

Peygamberliğin Mekke Dönemi vererek hiç tereddüt etmeksizin iman etti. Üstelik sadece kendisi iman etmekle de kalmad ; yak n dostlar na, sözü geçecek kimselere Müslüman oldu unu anlatarak onlar da slâm dinine girmeye, Allah a ve O nun elçisine iman etmeye ça- rd. lk siyer yazarlar ndan bn Hi âm, eserinde Ebû Bekir in daveti ile Müslüman olan sahâbîler için özel bir bölüm ay rm t r. Buna göre Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvam, Abdurrahman b. Avf, Sa d b. Ebû Vakkâs ve Talha b. Ubeydullah, Ebû Bekir in daveti üzerine Müslüman olmu lard r. Ebû Bekir bu ah slar Hz. Peygamber in huzuruna götürmü, onlar da slâm kabul edip namaz k lm lard r. 10 Bunlardan sonra iman eden ah slardan baz lar unlard r: Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Ebû Seleme, Erkam b. Ebü l-erkam, Osman b. Maz un, Ubeyde b. Hâris, Saîd b. Zeyd ve han m Fât ma bint Hattâb, Umeyr b. Ebû Vakkas, Âmir b. Ebû Vakkas, Ayyâ b. Ebû Rebîa ve han m Esmâ bint Selâme, Abdullah b. Mes ud, Habbâb b. Eret, Abdullah b. Cah, Ebû Ahmed b. Cah, Hâlid b. Saîd, Âmir b. Füheyre, Ammâr b. Yâsir, Suheyb b. Sinan, Bilâl-i Habe î, Ebû Zer el-g fârî... Hz. Peygamber, tebli e ilk ba lad andan itibaren kad n-erkek, genç-ihtiyar, zengin-fakir, hür-köle ve mevlâ ay r m yapmaks z n tüm insanlar slâm a davet etti. Nitekim ilk Müslümanlar incelendi inde içlerinde toplumun her kesiminden fertlerin bulundu u görülmektedir. Bunun yan s ra ilk Müslümanlar n genellikle gençlerden olu an bir topluluk oldu u dikkati çekmektedir. Müslüman olduklar nda birkaç ki i elli ya civar nda, birkaç ki i otuz be ya n üzerinde, geri kalan ço unluk ise otuz ya n alt nda bulunuyordu. çlerinde nüfuzlu ailelere mensup hür ki iler ve zengin ailelerin çocuklar bulundu u gibi, Kurey in çe itli kollar na antla mal ( halîf) olarak kat lm kimseler, azatl lar, köleler, kad nlar ve k zlar da yer al yordu. K saca slâm, daha ilk tebli edildi i andan itibaren toplumun her kesimine mensup kimseler taraf ndan kabul görmü tür. Bu durum ayn ekilde ileriki y llarda da devam edecektir. Gizli davet döneminde slâm kabul edenlerin güvenilir, s r saklayan, sâd k, putperestlikten, câhiliyenin bid at ve sap kl klar ndan ho lanmayan ve hak dine ilgi duyan kimseler olduklar görülmektedir. Bu dönemde Müslümanlar evlerinde veya tenha da aral klar nda abdest al p namaz k labiliyorlard. Hz. Peygamber ö le ibadetini Harem-i erif te yapabiliyor, geceleri burada namaz k labiliyordu. Ancak Müslümanlar toplu halde ibadet edemiyor; mü riklerin topluca bulunduklar yerlerde slâm a davette bulunam yorlard ; Kur ân da gizlice okuyorlard. Çünkü slâm aç kça tebli ettiklerinde sald r ya u ruyorlard. Nitekim bir gün Hz. Peygamber, biraz sonra sözünü edece imiz Erkâm b. Ebü l-erkam n evinde Müslümanlarla sohbet ediyorken, ba ta Hz. Ebû Bekir olmak üzere sahâbîler, slâm mü riklere aç klamak üzere Kâbe nin yan na 10. bn Hi âm, I, 250 vd. Ayr ca bk. Taberî, II, 317. 87 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 87 04.02.2014 10:38:01

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji gitmeyi Hz. Peygamber e teklif ettiler. Hz. Peygamber, henüz say lar n n yeterli düzeye ula mad n söyleyerek buna taraftar olmad n aç klad. Fakat Hz. Ebû Bekir in srar na dayanamayarak hep birlikte Harem-i erif e gittiler. Mü rikler orada toplanm oturuyorlard. Hz. Ebû Bekir cesaretle ortaya at larak mü riklere kar konu maya ba lad ; putlara tapmaktan vazgeçip Allah a ve Resûlüne inanmak gerekti ini anlatt. Buna ho görü gösteremeyen mü rikler onun üzerine sald rd lar. Utbe b. Rebîa, Hz. Ebû Bekir i fena bir ekilde döverek kanlar içinde b rakt. Bu arada mü rikler Hz. Peygamber e de sald rd lar. 11 Bu durum kar s nda Hz. Peygamber slâm tebli için uygun yerin imdilik Erkam n evi ( Dârülerkâm) oldu u kanaatine vard. Mekke döneminde ve peygamberli in ilk y llar nda Hz. Peygamber in Dârülerkâm daki faaliyetleri önemli bir merhale te kil eder. Henüz on yedi veya on sekiz ya lar nda iken slâm kabul eden Erkam b. Ebü l-erkam a ait olan bu ev tebli faaliyeti için son derece elveri li idi. Kâbe nin yak n nda, Safâ tepesinin ete inde bulunuyordu. Hac ve umre maksad yla d ar dan gelenlerle dikkati çekmeden burada temas kurma imkan vard. Ayr ca Mekkeli Müslümanlar da Erkam n evine kolayca gelip gidebiliyorlard. Hz. Peygamber burada bir yandan ashâb- kirâma dinî bilgiler ö retiyor; di er yandan insanlar slâm a davet ediyordu. Müslümanlara Kur ân okuyor, onlarla birlikte namaz k l yordu. Bu evdeki faaliyetler sonucu birçok kimse slâm kabul etmi tir. Hz. Ömer burada Müslüman olanlar n sonuncusudur. Dârülerkam n ikametgah olarak kullan lmas ilk Müslümanlar n slâm kabul tarihlerine bir esas te kil etmi tir. Nitekim kaynaklarda sahâbîlerin Müslüman olu lar, Resûlullah n Dârülerkam a girmesinden önce, Darülerkam da iken ve Dârülerkam dan sonra eklinde tarihlendirilmi tir. Hz. Peygamber, nübüvvetin 6. y l nda Zilhicce ay nda Hz. Ömer in Müslüman olmas yla Dârülerkam dan ayr lm t r. Hz. Peygamber, En yak n akraban uyar 12 ve Ey Muhammed! Art k emrolunan aç kça ortaya koy. Puta tapanlara ald r etme 13 âyetlerinin nâzil olmas üzerine aç kça slâm a davet etmeye, önce yak n akrabalar ndan ba lamak üzere tüm Kurey e, daha sonra da di er kabilelere tebli de bulunmaya ba lad. uarâ Sûresinde, aç kça en yak n akrabas n uyarmas emrediliyordu. üphe yok ki bu, di er insanlara topluca ula abilmesi için bir basamak te kil edecekti. Bu âyetin nâzil olmas üzerine Hz. Peygamber bir ziyafet tertipleyerek yak n akrabalar ndan k rk veya k rk be ki iyi evine davet etti. Yemekten sonra amcas Ebû Leheb, onun konu mas na f rsat vermeden ileri at larak söze ba lad ve... 11. brahim Sar çam, Hz. Ebû Bekir, Ankara 1996, s. 13-14. 12. uarâ Sûresi 214. 13. Hicr Sûresi 94. 88 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 88 04.02.2014 10:38:01

Peygamberliğin Mekke Dönemi Kabilesine senin getirdi in gibi kötü (!) bir ey getiren kimse görmedim diyerek onu susturdu. Hz. Peygamber maksad n anlatamadan topluluk da ld. Ebû Leheb in bu davran Hz. Peygamber in gücüne gitti. Bir kaç gün sonra bir toplant daha tertipledi. Bu toplant da Hamd Allah a mahsustur. O na hamdeder, O ndan yard m talep eder, O na inan r, O na dayan r m. Allah tan ba ka ilah bulunmad na ehadet ederim. O birdir, e i ve benzeri yoktur. diyerek söze ba lad. Kendilerine yalan söylemeyece ini, kendilerini aldatmayaca n vurgulayarak sözlerine öyle devam etti: Allah öyle bir Allah t r ki, O ndan ba ka ilah yoktur. Hiç üphesiz ben, özellikle size ve genel olarak bütün insanlara Allah n elçisiyim. Allah a andolsun ki, siz uykuya dald n z gibi öleceksiniz. Uykudan uyand n z gibi de diriltileceksiniz. Yapt klar n zdan hesaba çekileceksiniz. yiliklerinizin kar l nda iyilik, kötülüklerinizin kar l nda da ceza göreceksiniz. Cennet de cehennem de ebedîdir. lk uyard m da sizlersiniz. Hz. Peygamber in konu mas ndan sonra amcas Ebû Tâlib, onun sözlerini güzel buldu unu belirterek, emrolundu u üzere görevine devam etmesini söyledi; onu koruyup destekleyece ini bildirdi; ancak kendisinin atalar n n dininden ayr lamayaca n ifade etti. Di er amcas Ebû Leheb ise, bunun kötü(!) bir ey oldu unu söyleyerek akrabalar n n onun faaliyetine engel olmalar n istedi; ayet onun davetini kabul ederlerse zillete maruz kalacaklar n, himaye ederlerse öldürüleceklerini söyledi. Ebû Tâlib tekrar söz alarak, sa olduklar müddetçe onu koruyacaklar n ifade etti. Hz. Peygamber in halas Safiye, Ebû Leheb e kar ç karak davran n n ho olmad n aç klad. Ebû Tâlib de Safiye yi destekledi. Hz. Ali de Hz. Peygamber i destekleyece ini söyledi. Onun henüz bir çocuk olmas dolay s yla davetliler gülü tüler ve daha sonra da ld lar. Bu toplant da Ebû Tâlib in o lu Câfer ve Muttalibo ullar ndan Ubeyde b. Hâris slâmiyet i kabul etti. Peygamberimiz slâm tüm Mekkelilere tebli e karar verdi. Safâ tepesine ç karak Ey Kurey toplulu u! diye seslendi. Kurey kabilesi toplan nca, ayet size u da n ete inde bir süvari birli i var desem bana inan r m s n z? diye sordu. Evet, senin yalan söyledi ini görmedik cevab n ald. Bunun üzerine unlar söyledi: Öyleyse ben büyük bir azaba dûçâr olaca n z size haber veriyorum. Abdülmuttalibo ullar! Abdümenâfo ullar! Zühreo ullar!... Allah bana en yak n akrabam uyarmam emretti. Siz Allah tan ba ka ilah yoktur demedikçe benim size ne dünyada ve ne de ahirette bir faydam dokunur. Hz. Peygamber sözlerini bitirir bitirmez, Ebû Leheb aya a kalkarak Helak olas ca! Bizi bunun için mi toplad n? diye tepki gösterdi. 14 Böylece Hz. Peygamber slâm tüm Mekkelilere tebli etmi oluyordu. Daha sonra Mekke d ndaki kabilelere de tebli etmeye ba lad. Gerçi çe itli vesileler- 14. bn Sa d, I, 200. 89 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 89 04.02.2014 10:38:01

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji le Mekke ye gelen ah slar vas tas yla slâm, Mekke d nda da tan nm t. Hatta civar kabilelerden tek tük Müslüman olanlar vard. Ama Hz. Peygamber slâm daha geni kitlelere yayabilmek için Mekke çevresinde kurulan Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz gibi panay rlar dola arak buralara ticaret maksad yla gelen Arap kabilelerine ve hac lara, slâm anlat yordu. bn Sa d, Hz. Peygamber in, peygamberli in dördüncü y l ndan itibaren aç k davet yürüttü ünü ve bunun on y l sürdü ünü kaydeder. 15 Kinde, Kelb, Hanîfe, Âmir b. Sa saa, Muhârib, Fezâre, Gassân, Süleym, Abs, Uzre, eyban..., Hz. Peygamber in u ray p slâm tebli etti i kabilelerden ba l calar d r. Hz. Peygamber in Mekke de hem Kurey e ve hem de di er kabilelere bu ekilde slâm anlatmas hicrete kadar devam etmi tir. O, daha sonra Taif te oturan Sakîf kabilesine de gidecektir. Ebû Leheb, Hz. Peygamber i her yerde takip ederek sözlerini yalanl yor, onun bir sihirbaz ve yalanc oldu unu, kabilesini birbirine dü ürdü ünü, bu yüzden sözlerine itibar edilmemesi gerekti ini söylüyordu. Di er Kurey mü rikleri de sürekli olarak slâm n yay lmas n engellemeye çal yorlard. De i ik kabilelerin farkl tepkileri oluyordu. Kimisi kaba, kimisi kibar, baz s kaçamak ve baz s dolayl bir ekilde kar l k veriyordu. Ama sonuç daima olumsuzdu. Baz lar n n poli- 15. bn Sa d, I, 216. Mekke de Ebû Kübeys Da ve Safâ dan Bir Görünü 90 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 90 04.02.2014 10:38:01

Peygamberliğin Mekke Dönemi tik nedenlerle, örne in Kurey ten çekindikleri için ret cevab vermeleri dikkat çekicidir. Nitekim Evs kabilesinden Enes b. Râfi, Biz Kurey le ittifak yapmak maksad yla buraya geldik. Kurey e dü man olarak geri dönemeyiz 16 demi tir. Fakat kendisine tak n lan tav r ne olursa olsun Hz. Peygamber sebatla, ümitsizli e kap lmadan, azimle yoluna devam ediyor, her f rsatta davetini tekrarl yordu. Medine döneminde çe itli kabileleri slâm a davet üzerinde ileride ayr ca durulacakt r. 3- Mü riklerin Tepkisi Hz. Peygamber in üç y l kadar gizli ve daha sonra da aç k olarak sürdürdü ü faaliyetler esnas nda Mekke mü rikleri Resûlullah n slâm a davetine ve insanlara Allah n baz emirlerini bildirmesine pek kar ç kmam lar, onunla tart maya girmemi lerdi. Ancak Hz. Peygamber onlar n putlar n kötülemeye, putperestli in aleyhinde konu maya ve putperest olarak ölen babalar n n dalâlette ve cehennemlik oldu unu söylemeye ba lay nca mü rikler onun peygamberli ini büyük bir tehlike (!) olarak kabul etmeye, kendisine çatmaya, kar gelmeye ve dü manca davranmaya ba lad lar. 17 Özellikle putlar n ve putperestlerin cehenneme yak t olacaklar n bildiren âyet-i kerîmeler nâzil olunca ve Hz. Peygamber bu âyetleri sürekli okuyunca dü manl klar n art rd lar. Bu âyet-i kerîmelerin meâli öyledir: Siz ve Allah n d nda tapt n z eyler cehennem yak t s n z. Siz oraya gireceksiniz. E er onlar birer tanr olsalard cehenneme girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tap lanlar da) orada ebedî kalacaklard r. Orada onlara inim inim inlemek dü er. Yine onlar orada duymazlar. 18 Mü rikler, Hz. Peygamber in davetini engellemek için her türlü yola ba vurdular. Önceleri Hz. Peygamber le ve Müslümanlarla alay ediyorlard. Peygamberimiz bir toplulu un yan ndan geçerken birbirlerine i aret ederek te Abdülmuttalibo ullar n n kendisiyle gökten konu ulan o lu 19 diyorlard. Bunun d nda, onu çok iyi tan d klar halde mecnûn, kâhin, sihirbaz ve âir gibi sözlerle kendisine iftira ediyorlard. Vahiyler hakk nda da ne diyeceklerini a rm lard. Kur ân ona ancak bir insan ö retiyor 20 diyorlard. Ö retti ini iddia ettikleri ki i de, Hz. Peygamber in zaman zaman yan na gidip oturdu u Cebr adl, kendisi Hristiyan olan, Arapçay da do rudürüst bilmeyen yabanc bir köle idi. 21 Kur ân- Kerim de, Kendisine nisbet edilen bu ahs n dilinin yabanc oldu u, halbuki Kur ân n 16. Belâzürî,I, 238. 17. bn Sa d, I, 199; Belâzürî, I, 116; bn Abdilber, Dürer, s. 36. 18. Enbiyâ Sûresi 98-100. 19. bn Sa d, I, 199; Belâzürî, I, 115. 20. Nahl Suresi 103. 21. bn Hi âm, I, 393. 91 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 91 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji apaç k bir Arapça oldu u 22 belirtilmekte; böylece mü riklerin iddialar reddedilmektedir. Mü rikler ayr ca, Hz. Peygamber in (hâ â) Ö retilmi bir deli 23, vahiylerin ise, Karmakar k rüyalar, uydurma sözler, iir 24, Büyü 25, Peygamber in uydurdu u bir yalan ve ba ka bir zümrenin bu konuda kendisine yard m etti i 26, Ba kas na yazd r p da kendisine sabah ak am okunmakta olan masallar 27 oldu u eklinde birbirinden farkl ve tutars z iddialarda bulunuyorlard. Bütün bu iftiralar kar s nda, nâzil olan vahiylerde, Kur an- Kerim in uyduruldu u iddialar na iddetle kar ç k lm ; onun be er sözü de il, bilakis insanlar n benzerini getiremedikleri ilâhî bir kelam oldu u srarla vurgulanm t r. Mü rikler, e er güçleri yetiyorsa, ona benzer bir kitap ortaya koymaya davet edilmi lerdir; ancak bunu yerine getiremeyecekleri de ifade edilerek kendilerine meydan okunmu tur. 28 Kur an- Kerim de ayr ca onun kâhin ve mecnun olmad 29 da kesin bir ekilde ifade edilmi tir. Kurey in dü manl, sözlü hakaret, dövmek, boykot, i kence ve hatta öldürmeye kadar varan boyutlarda devam etti. En fazla bask ya maruz kalanlar, köleler ve himaye edecek kimseleri olmayan Müslümanlard. Mü rikler, hür ve itibarl kimseleri pek fazla rahats z edemedikleri için h nçlar n köle ve câriyelerden al yorlard. slâm kabul ettikleri için i kence gören kölelerden birisi Habbâb b. Eret idi. Ona bazen k zg n ta lar üzerinde i kence edilirdi. kence izleri ömrünün sonuna kadar onun s rt nda kalm t r. Cumah tan Ümeyye b. Halef, kölesi Bilal-i Habe î yi k zg n güne alt nda s rt üstü yat r r, büyük bir kaya parças n gö sü üstüne koydurur, sonra da slâm dan vazgeçmeye, Lât ve Uzzâ ya tapmaya zorlard. kence görenler aras nda Bilal in annesi Hamâme de bulunuyordu. Mahzumo ullar n n kölesi Ammâr n babas Yâsir ile annesi Sümeyye i kence sonucu öldürülürken, Ammâr da a r i kencelere tabi tutuldu. Mü rikler onu bay l ncaya kadar dövüyorlard. Ebû Fükeyhe nin aya na bir ip takarak çak llar n üzerinde sürüklüyorlard. Lübeyne yi iddetli bir ekilde dövüyorlard. Efendileri Müslümanl kabul etmedi i müddetçe bu çaresiz insanlar n ya dinlerinden dönmek veya bir iyiliksever taraf ndan sat n al n p serbest b rak lmaktan ba ka çareleri yoktu. Nihayet Hz. Ebû Bekir onlar n imdad na yeti ti. Çok say da Müslüman köle ve cariyeyi sahiplerine büyük miktarda para- 22. Nahl Suresi 103. 23. Duhân Sûresi 13. 24. Enbiyâ Sûresi 5. 25. En âm Sûresi 7. 26. Furkân Sûresi 4. 27. Furkân Sûresi 5. 28. Yûnus Sûresi 38-39; Hûd Sûresi 13; srâ Sûresi 88. 29. Tûr Sûresi 29; Nûn Sûresi 2. 92 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 92 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi lar ödeyerek sat n ald ve sonra hürriyetlerini ba lad. Bilâl-i Habe î ve annesi Hamâme, Âmir b. Füheyre, Ubeys, Ümmü Ubeys, Ebû Fükeyhe, Zinnîre, Nehdiye ve Lübeyne Hz. Ebû Bekir in kurtard sahâbîler aras ndad r. 30 Müslüman köle ve cariyelerin d nda, bizzat Hz. Peygamber ve Kurey e mensup Müslümanlar da sald r ve i kenceye maruz kal yorlard. Nitekim Hz. Ebû Bekir, yukar da i aret etti imiz gibi Utbe b. Rebîa taraf ndan Kâbe nin yan nda fecî bir ekilde dövülmü tü. Hâlid b. Saîd babas taraf ndan önce dövülmü, daha sonra hapse at larak aç ve susuz b rak lm t. Hakem b. Ebü l-âsî, ye eni Osman b. Affan n ellerini ve ayaklar n ba lam t. Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvam da kendi ailelerine mensup ah slar taraf ndan i kenceye tâbi tutulmu lard. Ancak bütün bu i kenceler ve bask lar bir tek Müslüman bile slâm dan vazgeçirememi ti. Mü rikler bizzat Hz. Peygamber i de rahats z ediyorlar ve hatta ona i kence yap yorlard. Ukbe b. Ebû Muayt, Übey b. Halef in k k rtmas yla Hz. Peygamber e hakaret etmi ; Ebû Cehil in te vikiyle de bir deve i kembesi getirip secdede iken iki omuzunun üzerine koymu tu. Ukbe, bir defas nda, namaz k larken onu üzerindeki atk s yla bo maya te ebbüs etmi, onu bu durumdan Hz. Ebû Bekir kurtarm t. 31 Yine bir gün secdede iken boynuna basm t. bn Abdilber in verdi i bilgiye göre mü rikler bir defas nda Hz. Peygamber i bay lt ncaya kadar dövmü ler, Hz. Ebû Bekir Yaz klar olsun size! Rabbim Allaht r dedi i ve size Rabbinizden beyyineler getirdi i için adam öldürecek misiniz? diyerek onlara ç k m t r. Bunun üzerine mü rikler Hz. Ebû Bekir i mecnunlukla suçlam lard r. 32 Hz. Peygamber in amcas Ebû Leheb ve kar s Ümmü Cemîl, onun en iddetli muhalifi idiler. Ebû Leheb, kap s n n önüne necaset koyar, Ümmü Cemîl de toplad dikenleri gece vakti geçece i yola atard. Bunun üzerine Tebbet Sûresi nazil olmu tur. 33 Ebû Leheb, Ebû Cehil, Velîd b. Mu îre, Âs b. Vâil, Nadr b. Hâris, Ebû Uhayha, Ukbe b. Ebî Muayt, Utbe b. Rebîa, eybe b. Rebîa, Ümmü Cemîl, Ümeyye b. Halef ve Übey b. Halef, Mekkelilerden slâm dü man olanlar n en me hurlar d r. 34 Sald r ve i kencelerin yan nda Mekke mü rikleri slâm n yay lmas na engel olmak için tüm güçleriyle çal yorlar ve çe itli metotlar takip ediyorlard. Meselâ, Kurey kabileleri, hac yapmak amac yla d ar dan Mekke ye gelenlerin 30. Mekke döneminde mü riklerin müslümanlara uygulad klar i kenceler için bk. bn shak, s. 169-177; Belâzürî, I, 156-198; bn Abdilber, Dürer, s. 41-43. 31. Taberî, II, 333. 32. bn Abdilber, Dürer, s. 43; kr. Taberî, II, 333. 33. Belâzürî, s. 122. 34. Mekke döneminde Hz. Peygamber e muhâlefet eden mü riklerin biyo rafileri için bk. Belâzürî, I, s. 125 vd.; bn Abdilber, Dürer, s. 44-47. 93 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 93 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber le konu up görü melerine engel olmak için aralar nda Mekke nin yollar n taksim etmi lerdi. Tarihçi bn Habîb in verdi i bilgiye göre çe itli kabilelere mensup on yedi ki iden olu an bir ekip, yollar tutarak ziyaretçileri kar larlar, Hz. Peygamber i soranlara O mecnundur, âirdir, sihirbazd r gibi kötüleyici sözler söyleyerek hac lar n kendisiyle konu mas na engel olmaya çal rlard. 35 Ancak bütün bu engellemeler, mü rikler için bir fayda sa lamam ve tersine slâm n lehine geli melere vesile olmu tur. Zira mü riklerin tüm çabalar na ra men ziyaretçilerden Hz. Peygamber le görü üp slâm a girenler oluyordu. Bunlardan D mâd b. Sa lebe nin slâm kabul edi i son derece ilgi çekicidir. Ezd-i enûe kabilesinin ba kan olan D mâd, umre maksad yla Mekke ye gelmi ti. Kurey mü riklerinin Hz. Muhammed (s.a.s.) in akl n kaybetti ini söylediklerini duyunca, onu tedavi etmeyi dü ündü. Hz. Peygamber e gelerek, ayet isterse kendisini iyile tirebilece ini söyledi. Bu teklif üzerine Hz. Peygamber u ifadelerle ona cevap vermeye ba lad : üphesiz ki hamd Allah a mahsustur. O na hamdeder, O ndan yard m isteriz. Allah kime hidayet verirse, onu a rtacak yoktur. Kimi a rt rsa, onu da hidayete erdirecek yoktur. Ben, Allah tan ba ka ilah bulunmad na, Muhammed in de O nun kulu ve elçisi oldu una âhitlik ederim. Bundan sonra.... Hz. Peygamber henüz cevab n tamamlamadan, D mâd, heyecanla onun sözünü keserek, söylediklerini üç defa tekrarlatt. Daha sonra da duydu u bu sözler hakk nda u de erlendirmeyi yapt : Bu sözün bir benzerini hiç duymad m; kâhinlerin, sihirbazlar n, airlerin sözlerini i ittim, ama bunun gibisini i itmedim. Bu sözler co kun denizleri bile co turur. D mâd, ard ndan hemen kelime-i ehadet getirdi ve müslüman oldu. Hz. Peygamber e kendisi ve kabilesi ad na bîat etti. 36 Devs kabilesinin ileri gelenlerinden air Tufeyl b. Amr Mekke ye gelir. Mü rikler hemen yan na gelerek, Hz. Muhammed (s.a.s.) in davetinden ve kötülü- ünden (!) bahsederler; onun aleyhine konu urlar ve durumun ciddi boyutlara ula t n söylerler. Kendi ba lar na gelenin Tufeyl in ve kabilesinin ba na gelmesinden korktuklar n dile getirirler. Bunun için onunla konu mamas n ve sözlerini dinlememesini isterler. Bu husus üzerinde o kadar fazla dururlar ki, Tufeyl b. Amr, Hz. Peygamber den bir ey dinlememeye, onunla konu mamaya kesin karar verir. stemiyerek de olsa onun baz sözlerinin kula na gitmemesi için, Harem-i erif e giderken kulaklar na pamuk t kar ve bu ekilde Kâbe nin yan na var r. Tam bu s rada orada namaz k lan Hz. Peygamber in yan na yakla r. Bu arada onun okuduklar ndan bir söz i itir. Kendi kendine, kendisinin ak ll bir air oldu unu, güzeli çirkinden ay rt edebildi ini, ayet Hz. Muhammed (s.a.s.) in tebli etti i ey güzelse kabul edebilece ini, çirkinse reddedece ini dü- 35. bn Habîb, el-muhabber, s. 160. 36. bn Sa d, IV, 241; Müslim, I, 593-594. 94 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 94 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi ünür. Namaz n bitirip evine giden Peygamber i takip eder ve ba ndan geçenleri ona anlat r. Hz. Peygamber kendisine slâm anlat r; Kur an okur. Kur ân n üslûbunun güzelli i ve dinledi i hususlar n muhtevas Tufeyl in ho una gider. slâmiyet i kabul ederek yurduna döner; ailesinin ve kabilesinden baz kimselerin müslüman olmas n sa lar. 37 4- Mü riklerin Uzla ma Teklifleri Kurey mü rikleri Hz. Muhammed (s.a.s.) in azim ve sebatla insanlar slâm a davet etti ini görünce, ona engel olmas veya himayeden vazgeçmesi için amcas Ebû Tâlib e müracaat etmeye karar verdiler. bn Hi am, Kurey lilerin Ebû Tâlib e bu maksatla üç defa ba vurduklar n kaydetmekte ve ilk müracaat yapan on ki ilik heyetin isimlerini vermektedir. Bu heyet Ebû Tâlib e giderek unlar söylemi tir: Ebû Tâlib! Ye enin tanr lar m za hakaret etti. Dinimizi kötüledi. Bizim ak ls z oldu umuzu babalar m z n, dedelerimizin e ri yolda gitmi olduklar n söyledi. imdi sen ya onu bunlar yapmaktan vazgeçir; yahut himayeden vazgeç.... Ebû Tâlib bu heyeti tatl dille ba ndan savd. lk müracaatlar ndan istedikleri sonucu elde edemeyen mü rikler Ebû Tâlib e ikinci defa ba vurarak art k ye eninin sözlerine katlanamayacaklar n, ya davas ndan vazgeçirmesini veya onu himayeden vazgeçmesini, aksi takdirde kendisine kar da cephe alacaklar n tehdit edercesine söylediler. Ebû Tâlib bu defa Hz. Muhammed (s.a.s.) i ça rarak Kurey lilerin kendilerine söylediklerini bildirdi. Davas ndan vazgeçmesini, art k meselenin kendisinin de alt ndan kalkamayaca noktaya geldi ini ifade etti. Bunu duyan Hz. Peygamber amcas n n kendini koruma hususunda fikir de i tirdi ini sanarak Bu i ten vazgeçmem için güne i sa elime, ay da sol elime verseler dahi Allah bu dini üstün k l ncaya kadar veya ben ölünceye kadar vazgeçmeyece im deyip aya a kalkt ve yürüdü. Buna üzülen Ebû Tâlib Ye enim! Git, istedi ini söyle. Allah a andolsun ki seni asla onlara teslim etmem dedi. 38 Mü rikler, Ebû Tâlib in Resûlullah a yard m etti ini ve onu himayeden vazgeçmeyece ini, kendilerine onu teslim etmeyece ini; hatta gerekirse onlardan ayr laca n anlad klar zaman, Velid b. Mu îre nin o lu Umâre yi yanlar na alarak Ebû Tâlib e götürdüler. Genç ve yak kl olan Umâre yi Hz. Peygamber le de i tirmek istediler ve Ebû Tâlib e u acaip teklifte bulundular: Ebû Tâlib! te Kurey kabilesinin en kuvvetli ve en yak kl genci olan Umâre b. Velîd. Onu al, zekâs ndan ve gücünden istifade et, onu evlat edin, senin olsun. Buna kar l k, senin ve dedelerinin dinine kar gelen ve kavminin birli ini bozan, u ye enini bize teslim et, onu öldürelim. te sana adam yerine bir adam veriyoruz. Onlar n bu gülünç 37. bn Hi âm, I, 382-385; bn Sa d, IV, 237-240. 38. bn Hi âm, I, 265-266; Ayr ca bk. Taberî, II, 323 vd. 95 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 95 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ve aldat c tekliflerine Ebû Tâlib u sert cevab verdi: Allah a yemin ederim ki siz bana çok kötü bir teklifte bulunuyorsunuz! Nas l olur? Siz o lunuzu, sizin için beslemem kar l nda bana veriyorsunuz; benimkini ise öldürmek için istiyorsunuz, öyle mi? Bu asla olmaz. 39 Mü rikler bizzat Hz. Peygamber in kendisine ba vurarak da baz tekliflerde bulundular. Bir defas nda Utbe b. Rebîa tek ba na, bir ba ka zaman da heyet halinde ona ba vurarak, bu hareketiyle mal istiyorsa mal vermeyi, saltanat istiyorsa kendisini ba kan yapmay, hasta ise tedavi ettirmeyi önerdiler. Fakat Hz. Muhammed (s.a.s.), gayesinin bunlar olmad n, Allah taraf ndan kendisine verilen peygamberlik görevini yerine getirdi ini ve bu u urda her eye katlanaca n bildirdi. 40 Bundan bir sonuç alamayan mü rikler, Biz senin ibadet etti ine ibadet edelim, sen de bizim tapt klar m za tap eklinde bir teklif daha götürdüler. 41 Bunun üzerine Kâfirûn Sûresi nâzil oldu. Bu sûrenin meâli öyledir: De ki: Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklar n za tapmam. Siz de benim tapt ma tapm yorsunuz. Ben de sizin tapt klar n za asla tapacak de ilim. Evet, siz de benim tapt ma tap yor de ilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de banad r. 42 5- Muhalefet Sebepleri Kur ân- Kerim, insanlar Allah n birli ine inanmaya ve sadece ona ibadet etmeye ça r yor, putlar ve putperestli i kötülüyor, onlar n ne fayda ve ne de zarar verdi ini aç kl yordu. Bu âyetlerden baz lar unlard r: Siz, Allah b rak p birtak m putlara tap yorsunuz, as ls z sözler uyduruyorsunuz. 43 Onlar Allah b rak p kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilecek eylere tap yorlar. 44 Yine Kur an- Kerim, putlar n ve putperestlerin cehenneme yak t olacaklar n bildiriyordu: Siz ve Allah n d nda tapt n z eyler cehennem yak t s n z... 45 Ayn zamanda meleklere ve cinlere tapanlar ele tiriyor, insanlar n ve cinlerin Allah a ibadet etmek için yarat ld klar n aç kl yordu. K sacas, mü riklerin tüm bât l inanç ve ibadetlerine kar ç k yor, kendilerini tevhide davet ediyordu. Onlar ise, atalar ndan miras olarak devrald klar inanç, tap nma ve gelenekleri terketmek istemiyorlard. 39. bn Hi âm, I, 266-277; bn Sa d, I, 201-203; Taberî, II, 326-327. 40. bn Hi âm, I, 293-295. 41. bn Hi âm, I, 362; Taberî, II, 337. 42. Kâfirûn Sûresi 1-6. 43. Ankebût Sûresi 17. 44. Yûnus Sûresi 18; Furkân Sûresi 55. 45. Enbiyâ Sûresi 98. 96 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 96 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi Kâbe, tüm Araplar taraf ndan kutsal mekan olarak kabul ve ziyaret edildi- i için, Mekke mü rikleri, burada bütün Araplar n hakk oldu unu dü ünüyorlard. Onlar, Kur ân n ifadesiyle, Hz. Peygamber e Biz seninle beraber do ru yola uyarsak, yurdumuzdan at l r z 46 diyerek, slâm kabul ettikleri takdirde Mekke den sürülme tehlikesiyle kar kar ya kalabileceklerini, bahane olarak, dile getiriyorlard. Fakat Allah Teâlâ, onlar n bu iddias n, Biz onlar, kendi kat m zdan bir r z k olarak her eyin ürünlerinin toplan p getirildi i, güvenli, dokunulmaz bir yere yerle tirmedik mi? Fakat onlar n ço u bilmezler 47 buyurarak ele tirmektedir. Kurey mü rikleri putperestli in y k lmas yla bütün Arap kabileleri nezdinde elde etmi olduklar dinî üstünlü ün ve ticârî menfaatlerin ellerinden gitmesinden endi e duyuyorlard. Ayr ca put imal edip Kâbe ye gelenlere satanlar vard. slâm n bunu haram k lmas na put ticareti yapanlar fena halde k z yorlard. Araplar, kültürel gelene in ta y c s olarak kabul ettikleri atalar dan intikal eden örf, adet ve geleneklere büyük önem veriyorlard. Kurey liler için de putperestlik, korunmas gereken bir de erdi. Babalar n belli bir dine inanm olarak bulduklar n ve kendileri için de en ak ll ca yolun babalar n n gelene ini sürdürmek oldu unu s k s k söylüyorlar, kendi tutucu davran lar n hakl ç karmak için babalar n n geleneklerini ileri sürüyorlard. Dolay s yla atalar taklit, gerek inanç ve gerekse ibadet ve ya ama tarzlar nda mü rikler için vazgeçilmez bir esast. Muhalifler, slâm atalar n n yoluna, yani geleneksel davran ve inançlara sald r olarak görüyorlard. Kur an- Kerim de onlar n bu tutumlar ele tirilmektedir: Onlara Allah n indirdi ine ve Resûl e gelin denildi i vakit, Babalar m z üzerinde buldu umuz yol bize yeter derler. Atalar hiçbir ey bilmiyor ve do ru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi? 48 Kur an- Kerim, Araplar n ahlaks zl n, zulüm ve haks zl klar n, kötü ve çirkin ya ay lar n aç kça ele tiriyor, fenal klar n say yor ve yapt klar n yüzlerine vuruyordu. Kur an- Kerim in getirdi i ahlak n Arap toplumunun geleneksel ahlak anlay ndan köklü bir ekilde koptu u ortadad r. 49 Onlar n ahlâk, 46. Kasas Sûresi 57. 47. Kasas Sûresi, 57. 48. Mâide Sûresi 104. 49. Maxime Rodinson, Hazreti Muhammed, çev. Attila Tokatl, stanbul 1994, s. 90. Frans z akiyatç Maxime Rodinson un, yeti ti i kültürden ve sahip oldu u dü ünce sisteminden kaynaklanan önyarg lar nedeniyle olaylar tersine yorumlad, slam muhaliflerinin sözlerine daha çok yer ve de er verdi i, onlara itibar etti i, muhalifleri hakl ç karma ve masum gösterme gayreti içinde bulundu u ve yer yer Hz. Peygamber in faaliyetleri üzerine alayl ifadeler kulland görülmektedir. Bütün bunlarla birlikte, Hz. Peygamber in zekâs n, sâkin, güvenli ve dengeli tutumunu, meslekta lar n n sayg s n kazanm bir ki i oldu unu, hayat boyunca bir karara varmadan önce enine boyuna dü ündü ünü, kamusal ve özel i lerini ustaca yürüttü ü- 97 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 97 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Kur an- Kerim in öngördü ü ahlâk ile çeli ki te kil ediyordu. Kur an- Kerim insanlar güzel ahlâka ve fazilete davet ediyordu. Mekke mü rikleri ölümden sonraki ebedî hayata, yapt klar ndan hesaba çekileceklerine inanm yorlar veya inanmak istemiyorlard. Kur an- Kerim in kötülük i leyenlerin cezaya çarpt r laca ndan bahsetmesinden memnun olmuyorlard. Kötü al kanl klar ndan, haks z kazançlarla insanlar ezmelerinden, içki, fuhu... gibi slâm n yasaklad günahlardan dolay hesap vermeyi dü ünmek bile istemiyorlard. Hayat ancak bu dünyada ya ad m zd r, ölürüz ve ya ar z. Bizi ancak zaman helâk eder 50 diyorlar ve ahireti inkar ediyorlard. Kabile yap s nda sosyal tabakalara önem veriliyordu. Mekkeliler, kölelerin, efendisinin dininden ba ka bir dine girmesine tahammül edemiyorlar, onlar n Müslüman olmalar n kendilerine kar isyan kabul ediyorlard. Halbuki Hz. Peygamber e itli i emrediyor, insanlar aras nda s n f fark gözetmiyor, mensuplar n ister köle, ister efendi, ister zengin, isterse fakir olsun, ayn seviyede kabul edip üstünlük ölçüsünün takvâ oldu unu belirtiyor, mü minleri karde ilan ediyordu. Efendiler, kendilerini kölelerle e it tutan bir dine girmek istemedikleri gibi ona cephe de al yorlard. Mekkelilerin slâm a muhalefetinde kabile rekabetleri de önemli yer tutmaktayd. Ebû Cehil in a a daki sözleri onun Abdümenâfo ullar na rekabeti yüzünden Hz. Muhammed (s.a.s.) e inanmad n göstermektedir. O, öyle diyordu: Biz Abdümenâfo ullar yla eref hususunda anla mazl a dü tük. Onlar halka yemek yedirdiler, biz de yedirdik. Onlar yaya kalm kimselere binek verdiler, biz de verdik. Onlar halka ba ta bulundular, biz de bulunduk. Sonunda ayn dereceye ula p burun buruna giden iki yar at durumuna geldi imizde onlar te bizden, semâdan kendisine vahiy gelen bir Peygamber ç kt dediler. Biz buna ne zaman ula aca z? Allah a andolsun ki ona asla inanmay z. 51 Ebû Cehil, peygamberli i Mekke ehrinin idaresi ve hac ibadeti ile ilgili görevlerden birisi gibi telakki ediyor ve bu görevin Abdümenâfo ullar içinden birisine verilmesine tahammül edemiyordu. Onun bu husustaki dü üncesini dile getirdi i bir sözü öyledir: Sikâye, rifâde ve me vere görevleri Abdümenâfo ullar n n elinde bulunmaktad r. imdi de Peygamber onlardan ç kt. Peki bize ne kald? 52 nü, gerekti inde beklemesini ve gerekti inde de geri çekilmesini bildi ini, e siz bir diplomat oldu unu, i leri mant kl bir ekilde aç k ve uzak görü lülükle yarg lad n dile getirmesi gibi ahs yla ve hatta mesaj yla ilgili pek çok hususu itiraf etti i, takdirini dile getirdi i mü ahede edilmektedir. Kitab n n son k sm nda Hz. Muhammed in uygulamalar n n on dört as rl k etkisini özet bir ekilde gözler önüne sermektedir. 50. Câsiye Sûresi 24. 51. bn Hi âm, I, 316. 52. Makrîzî, s. 72. 98 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 98 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi Kimi muhalifler Kur an n Hz. Muhammed (s.a.s.) den daha asil birisine verilmesi gerekti ini dü ünüyorlard. Velid b. Mu îre, Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamber olmas n bir türlü kabul edememi tir. O, öyle derdi: Nas l olur? Ben Kurey kabilesinin büyü ü ve ba kan olay m da bir kenara b rak lay m. Muhammed e vahiy gelsin? Nas l olur Ebû Mes ud Amr b. Umeyr es-sakafî, Sakîf kabilesinin ba kan olsun da o da bir kenara b rak ls n? kimiz bu iki ehrin (Mekke ve Taif) ba kanlar y z. Onun görü ve iddialar na cevaben Yüce Allah öyle buyurur: Onlar dediler ki: Bu Kur an iki ehirden bir büyük adama indirilse olmaz m yd? Rabb inin nimetini onlar m payla yorlar? 53 6- Hz. Hamza ve Hz. Ömer in Müslüman Olu lar Kurey mü riklerinin slâm a muhalefetinin bütün iddetiyle devam etti i bir s rada, kahramanl k ve yi itlikleriyle me hur iki ki i, Hamza b. Abdülmuttalib ve Ömer b. Hattab slâmiyet i kabul ettiler. Bu olay, Müslümanlar n güçlenmesine vesile oldu u gibi slâm muhaliflerinde de ok etkisi yapt. Öneminden dolay ilk slâm Tarihi kaynaklar bu iki ahs n Müslüman olu lar yla ilgili olaylar müstakil ba l klar alt nda kaydederler. Hz. Hamza, ye eni Hz. Muhammed (s.a.s.) den bir kaç ya büyüktü. kisi çocukluk arkada ve süt karde i idiler. Hz. Hamza avlanmay severdi. Avdan dönünce evine gitmeden Kâbe yi tavaf ederdi. Güçlü, kuvvetli idi; haks zl a maruz kalanlara destek olurdu. Henüz Müslüman olmam t, ama ye enini çok seviyor ve ona yap lan haks z muamelelere çok üzülüyordu. Bir gün Ebû Cehil, Safâ tepesinin yan nda Hz. Peygamber e hakaret etmi, dinini ve peygamberli ini küçümseyerek hakaret dolu sözler söyleyip her zamanki gibi onu incitip üzmü tü. Hz. Peygamber ise kar l k vermemi ti. Abdullah b. Cüd an n bir câriyesi, olay n meydana geldi i yere yak n olan evinden olup biteni görmü ve söyleneni duymu tu. Bu kad n biraz sonra avdan dönen Hamza ya, Ebû Cehil in yapt klar n anlatt. Hamza kad n n anlatt klar n duyunca içerledi. Do ruca Mescid-i Harâm a giderek Kurey in ileri gelenleri ile birlikte oturan Ebû Cehil e do ru ilerledi. Yan na var nca yay n kald rarak ba na vurup yaralad. Sonra da Sen Muhammed e sövüp sayars n ha! te ben de onun dinindeyim. Elinden gelirse bana da cevap ver, bana da söv de seni göreyim! diyerek onu tehdit etti. Bu s rada Ebû Cehil in kabilesi olan Mahzumo ullar ndan baz lar ona yard m etmek için harekete geçmek istediler. Ancak Ebû Cehil, Hamza n n hakl oldu unu söyleyerek onlara engel oldu. Hz. Hamza n n slâm kabul edi i Hz. Peygamber e ve Müs- 53. Zuhruf Sûresi 31-32. 99 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 99 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji lümanlara güç verdi. Mü rikler, ondan korktuklar ve Hz. Muhammed (s.a.s.) i savunaca n bildikleri için kötülük yapmaktan çekinmeye ba lad lar. 54 Hz. Hamza n n slâmiyet i kabulü Hz. Ömer den önce idi ve o s rada Hz. Peygamber Dârülerkam da faaliyetini sürdürüyordu. Hz. Peygamber bir taraftan tebli vazifesini sürdürürken di er taraftan slâm n ve Kur an n zaferi için baz kuvvetli ahsiyetlerin hidayete ermesini Yüce Allah tan niyaz ediyordu. Ebû Cehil ve Ömer den birinin hidayeti için öyle dua etmi tir: Allah m! slâmiyeti ya Ebü l-hakem b. Hi am ( Ebû Cehil) veya Ömer b. Hattâb ile te yid edip güçlendir. Bu duadan nasibini alan Ömer b. Hattab olmu tur. Ömer b. Hattab, Adiy kabilesine mensuptu. Kurey in yi itlerindendi. Ba lang çta slâm n iddetli muhalifi idi. Müslüman cariyelere i kence yapard. Bir gün k l c n ku anarak Hz. Muhammed (s.a.s.) i öldürmek maksad yla Dârülerkam a do ru yöneldi. Yolda yine Adiy kabilesinden Nuaym b. Abdullah a rastlad. Nuaym ona nereye gitti ini sordu. Ömer Kurey in birli ini bozan ve onlar ak ls zl kla itham eden, dinlerini kötüleyen, ilahlar na hakaret eden Muhammed i öldürmeye(!) diye cevap verdi. Bunun üzerine Nuaym ona, Muhammed i öldürürse Abdümenafo ullar n n kendisini sa b rakmayaca n hat rlatt. Pe inden, eni tesi Saîd b. Zeyd ile k zkarde i Fât ma n n da Müslüman oldu unu bildirdi. slâm kabul etmi olan Nuaym n muhtemelen bundan maksad, Saîd ile Fât ma y ihbar etmek de il, Ömer in ilgisini ba ka tarafa yöneltip zaman kazanmakt. K zkarde ini öldürmeyebilirdi; ama Hz. Muhammed (s.a.s.) i öldürmeye kararl görünüyordu. Ömer derhal eni tesinin evine yürüdü. Habbâb b. Eret onlara Kur an ö retiyordu. O, hemen gizlendi. Ömer hiddetle içeriye girdi. D ar da iken, evde okunan Kur an i itmi ti. Duyduklar n n do ru oldu una kanaat getirdi. Eni tesini ve k zkarde ini dövmeye ba lad. K zkarde i, slâm kabul ettiklerini, ne pahas na olursa olsun bundan vazgeçmeyeceklerini hayk rd. Bunun üzerine Ömer, okuduklar n n kendisine getirilmesini istedi. Tâhâ Sûresi nin yaz l oldu u ka d kendisine getirdiler. Okuduklar n n ho una gitti ini söyledi. Bunun üzerine Habbâb b. Eret gizlendi i yerden ç kt. Ömer, Muhammed in bulundu u yere gitmek istedi ini söyleyerek do ruca Dârülerkam a yürüdü. çeridekiler Ömer in k l c n ku anm vaziyette geldi ini görünce kap y açmakta tereddüt ettiler. Fakat içeride bulunan Hz. Hamza yi niyetle gelmi se bu iyili i kendinden esirgemeyiz; yok e er bir kötülük ar yorsa onu kendi k l c yla öldürürüz dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber kap n n aç lmas na izin verdi ve Ömer i avluda kar layarak ne maksatla geldi ini sordu. Ömer Ey Allah n Resûlü! Ben Allah a, onun elçisine ve Allah taraf ndan indirilen eylere inanmak için geldim cevab n verdi. Hz. Peygamber bunun üzerine tekbir getirdi. Hz. Ömer in slâm 54. bn Hi âm, I, 291-292 ; bn Habîb, el-münemmak, s. 339-340; Taberî, II, 333-334. 100 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 100 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi kabul etmesi Müslümanlar güçlendirdi ve sevindirdi. 55 Onun Müslüman olu u biraz sonra görece imiz Habe Hicreti nden sonra ve Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamber olu unun 6. y l n n Zilhicce ay nda (m. 615) gerçekle mi tir. Burada, insanlar n slâm a dahil olmas nda, ah slar ve kitleleri slâm a cezbetmede Kur an- Kerim in tesirine i aret etmek gerekir. Ömer ve onun gibi pekçok kimsenin slâm a girmesinde Kur an- Kerim in üslubunun güzelli inin ve etkileme gücünün rol oynad görülmektedir. Kur an üslûp ve edebî özellikler bak m ndan be erin söyleyemeyece i üstünlü e sahiptir; kula ok ad kadar kalbe de hitap eder. Ömer den ba ka Devsli me hur air Tufeyl b. Amr n, Ebû Zer el-g fârî nin, ünlü sihirbaz D mâd b. Sa lebe nin, Akabe mevkiinde slâm kabul eden Hazrecli alt ki inin, Evs kabilesi reislerinden Sa d b. Muaz n ve daha pekçok sahâbînin Kur an- Kerim i dinledikleri anda Müslüman olduklar bilinmektedir. 7- Habe istan a Birinci Hicret Hz. Peygamber, sahâbenin kar kar ya kald s k nt lardan dolay üzülüyor, ancak elinden bir ey gelmiyordu. Sonunda onlara Allah çekti iniz s k nt lardan kurtulman z için bir yol gösterinceye kadar Habe istan a göç etseniz iyi olur. Zira orada, yan ndakilerden hiç birine zulüm yap lmayan bir hükümdar vard r diyerek bu ülkeye gitmelerini tavsiye etti. Bunun üzerine Müslümanlardan bir k sm Habe istan a göç ettiler. Bu, slâm da ilk hicrettir. Kaynaklar Habe istan a hicretin iki kez oldu unu, birincisinin peygamberli in 5. y l nda (m. 615) ve Recep ay nda gerçekle ti ini kaydederler. Birinci Habe hicretine kat lanlar n, dördü kad n, on biri erkek olmak üzere toplam on be (baz kaynaklarda on alt ) ki iden ibaret olduklar kaynaklarda kaydedilmektedir. Bunlar, Osman b. Affan ve han m Ruk ye, Ebû Huzeyfe b. Utbe ve han m Sehle bint Süheyl, Ebû Seleme ve han m Ümmü Seleme, Âmir b. Rebîa ve han m Leylâ bint Ebû Hasme, Zübeyr b. Avvam, Mus ab b. Umeyr, Abdurrahman b. Avf, Osman b. Maz un, Ebû Sebre, Hât b b. Amr ve Süheyl b. Beydâ d r. Görüldü ü gibi bunlardan baz lar han m ile birlikte gitmi lerdir. Bu muhâcirler kimisi binekli, kimisi de yaya olarak gizlice K z ldeniz kenar na, uaybe Liman na kadar gittiler. Limana tam o s rada iki ticaret gemisi gelmi ti. Ücret kar l nda bu gemilere binerek sa -sâlim Habe istan topraklar na ayak bast lar. Kurey mü rikleri onlar yakalamak üzere pe lerinden adamlar gönderdiler. Fakat bu adamlar muhâcirlere yeti emediler. Muhâcir Müslümanlar orada huzur ve güven içinde ya amaya ba lad lar. 56 55. bn Hi âm, I, 342-350. 56. bn shak, s. 154-159,194 vd.; bn Hi âm, I, 321 vd.; bn Sa d, I, 204-205; Taberî, II, 329 vd. 101 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 101 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Müslümanlar ba ka bir bölgeye de il de özellikle niçin Habe istan a hicret etmi lerdir? Bu soruya, Arap Yar madas n n çe itli bölgelerini, Müslümanlar n oralara hicret imkan olup olmad aç s ndan de erlendirmek suretiyle cevap vermek mümkündür. Her eyden önce Arabistan daki Arap kabilelerinden herhangi birinin yan na hicret edemezlerdi. Çünkü bu kabileler henüz mü rik idiler. Çe itli vesilelerle Mekke ye geldiklerinde kendilerini slâm a davet eden Hz. Peygamber e hiçbiri henüz olumlu cevap vermemi ti. Üstelik bu kabileler Kurey mü rikleri ile irtibat halinde idiler. Müslümanlar için Kurey le aralar n n aç lmas n istemezlerdi. Arabistan da oturan Yahudi ve Hristiyanlar n hakim olduklar bölgelere gidemezlerdi. Zira yar madadaki Yahudi ve Hristiyanlar birbiri ile çeki me içinde ve yekdi erine kar egemenlik kurmakta birbiriyle rekabet halinde idiler. Onlar yeni bir rakip istemezlerdi. Yemen bölgesine de hicret edemezlerdi. Çünkü buras Mecusî ran n sömürgesi idi. Semâvî bir dini kabul etmeye yana mad klar gibi, bu dine mensup olanlar da kabul etmezlerdi. Irak ve Suriye bölgesi de Müslümanlar n hicretine elveri li de ildi. Zira bu iki bölgeye ula mak zor oldu u gibi, Kurey lilerin bu bölgelerle yak n ticârî ili kileri vard. Dahas, buralarda ran ve Bizans nüfûzu hakimdi. Bunun yan s ra, bu bölgelerin idarecileri halka zulüm yap yorlard. Umman bölgesinde de zulüm hâkimdi. Dolay s yla tek güvenli bölge Habe istan d. Nitekim Hz. Peygamber de oray tavsiye etmi tir. Hz. Peygamber in özellikle oraya hicreti tavsiyesinden, onun dünyay iyi tan d n da anl yoruz. Müslüman muhacirler Habe istan da gerek hükümdar ve gerekse halk taraf ndan iyi muamele görmü ler, ibadetlerini serbestçe yapm lar, eziyetle kar la mam lar ve kimseden kötü bir söz i itmemi lerdir. Bu s rada Habe istan daki muhacirlerden baz lar n n Mekke de meydana gelen bir olay sebebiyle hicretten dört ay kadar sonra Mekke ye döndü ü, ancak olay n as ls z oldu unun anla lmas üzerine tekrar Habe istan a gittikleri söylenir. Hicret receb ay nda gerçekle mi ti. Muhacirler orada aban ve ramazan aylar nda kalm lar, evval ay nda geri dönmü lerdir. Biraz sonra bahsedece imiz olay ise ramazan ay nda meydana gelmi tir. 57 Baz slâm tarihi kaynaklar nda yer alan ve Garânîk K ssas diye bilinen bu habere göre Peygamberimiz Kâbe nin yan nda Necm Sûresi ni okurken, Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ y? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât 58 âyetlerini okuduktan sonra, gûyâ Bunlar yüksek ku ulard r, onlar n efaatlar umulur sözlerini eytan n telkini ile söylemi! Secde ayetine gelince secdeye varm, bütün kâfirler de secde etmi ler! Mü rikler, putlar n n Hz. Peygamber taraf ndan övülmesine sevinmi ler. Ak am olunca Cebrâil aleyhisselam gelerek Hz. Peygamber e Allah 57. bn Sa d, I, 206. 58. Necm Sûresi 19-20. 102 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 102 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi Habe istan a Hicret 103 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 103 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji taraf ndan vahyedilmeyen sözleri söyledi ini bildirmi. Hz. Peygamber buna çok üzülmü, eytan n söyledi i sözleri iptal etmi!. 59 bn Sa d ve Taberî gibi en eski slâm tarihi müelliflerinin do rulu unu ara t rmadan eserlerine ald bu rivayeti, Müslüman âlimler, sözlerinin çeli kili, râvîlerinin zay f, senetlerinin kopuk ve her eyden önce tevhid inanc na ayk r olmas gibi çe itli yönlerden ele tiriye tabi tutmu lar ve uydurma oldu unu ortaya koymu lard r. Hz. Peygamber in, mücadele içinde bulundu u putlar övücü sözler söylemeyece i ortadad r. Nitekim, Necm Sûresi nin 19. ve 20. ayetleri putlar, putperestli i kötülemekte ve bunlar n anlams zl n aç klamaktad r. Bu ayetlerin hemen pe inden Hz. Peygamber in putlar öven ifadeler kullanm olmas imkans zd r. Belki bu ifadeleri mü riklerden birisi kullanm olabilir. Nitekim sahîh rivayetlerde putlar öven ibareler yer almamaktad r. Muhtemelen eski tarih yazarlar bu rivayeti, lâhî vahyin eytanlar n her türlü sald r lar na kar korundu unu ifade etmek gibi iyi niyetle kitaplar na alm lard r. Fakat pekçok bat l yazar, uzla ma noktas ndan ve muhacirlerin geri dönmesinden 60 hareketle Garânik hikayesini do ru kabul ederek yeni yorumlarla s k s k gündeme getirmi ler; slâm a sald rmak ve vahiy müessesesinde üphe uyand rmak için malzeme olarak kullanm lard r. Son olarak 1988 y l nda Hint as ll ngiltere vatanda Selman Rü di taraf ndan yaz lan eytan Âyetleri kitab ile konu tekrar gündeme gelmi tir. Garânîk meselesine aç kl k getirmek amac yla slâm dünyas nda ve ülkemizde çok say da ara t rma yap lm t r. 61 8- Habe istan a kinci Hicret Mü riklerin bask lar n n gittikçe artmas üzerine Birinci Habe hicretinden bir y l sonra Câfer b. Ebû Tâlib in ba kanl nda seksen iki erkek ve on sekiz kad ndan olu an bir grup Müslüman daha Habe istan a hicret etti. Bu muhâcirlerin isim listeleri kaynaklar m zda yer almaktad r. Kurey mü rikleri hicret eden Müslümanlara iltica hakk tan nmamas ve onlar ülkesinden ç karmas için Amr b. Âs ve Abdullah b. Ebû Rebîa y birtak m hediyelerle Habe istan Hükümdar Necâ î Ashame ye elçi olarak gönderdiler. Hükümdar elçilerin taleplerini dinledikten sonra muhacirlerin ifadesine ba vurmaya karar verdi. Saray erkân ve 59. bn Sa d, I, 205-206; Taberî, II,337-343. 60. Mesela bk. Dozy, Târîh-i slâmiyet, çev. Abdullah Cevdet, M s r 1908, s. 72. 61. bn Seyyidnnâs, I, 215; Ahmet Hamdi Akseki, Hâtemü l-enbiyâ Hakk nda En Çirkin Bir snâd n Reddiyesi, sadele tiren: M. Hayri K rba o lu, slamî Ara t rmalar Dergisi, Cilt 6, Say 2, s. 125-141 ve Cilt 6, Say 3, s. 199-207. smail Cerraho lu, Garânîk Meselesinin stismarc lar, A.Ü. lahiyat Fakültesi Dergisi, XXIV, Ankara 1981; Hüseyin Hatemi, eytan Ayetleri, stanbul 1989; Sabri Hizmetli, Garânik Meselesi Üzerine, slamî Ara t rmalar Dergisi, Cilt 3, Say 2, s. 40-58, Ankara 1989. 104 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 104 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi Hristiyan din adamlar n n huzurunda muhacirleri temsilen Câfer b. Ebû Tâlib konu tu. O s rada 25 ya lar nda bir genç olan Câfer, büyük bir cesâret, maharet ve aç kl kla Cahiliye inanç, örf ve adetleriyle slâm n getirdiklerini mukayese etti. slâm n inançlar n ortaya koyarak yurtlar n terketme sebeplerini aç klad. Hz. Peygamber in daha henüz slâm n ilk y llar nda getirdi i yenilikleri veciz ve edebî bir üslupla dile getiren bu konu may öneminden dolay a a ya al yoruz: Ey hükümdar! Biz bilgisizlik ve barbarl k içinde ya ayan câhiliye halk idik. Putlara tap yor, ölü eti yiyor, ahlaks zl k yap yor, akrabal k ba lar n çi niyor ve kom uluk haklar n tan m yorduk. Güçlülerimiz zay flar m z eziyordu. Biz böyle bir ya ant içinde iken, Allah bize, aram zdan, soyunu, do rulu unu, güvenilirli ini ve namuslulu unu bildi imiz bir Peygamber gönderdi. Bu Peygamber bizi, Allah bir bilmeye ve ona ibadet etmeye, bizim ve babalar m z n tapt m z ta lar ve putlar b rakmaya ça rd. Bize do ru söylemeyi, emaneti sahibine vermeyi, akrabal k ba lar na sayg göstermeyi, kom uluk haklar n tan may, cinayetten ve kan dökmekten vazgeçmeyi emretti. Ahlaks zl k yapmay, yalanc ahitlik etmeyi, öksüzün mal n yemeyi ve namuslu kad nlara iftira etmeyi yasaklad. Bundan ba ka bu Peygamber bize, sadece Allah a ibadet etmemizi ve O na hiçbir eyi ortak ko mamam z emretti. Bize namaz, zekât ve orucu emretti. 62 Biz de onu tasdik ettik ve inand k. Allah taraf ndan kendisine bildirilenlere uyduk. Yaln z O na ibadet ettik. O na hiçbir eyi ortak ko mad k. Bize yasaklad klar n b rakt k. Helal k ld klar n helal kabul ettik. Fakat kabilemiz bize sald rd. Bize i kence yapt lar. Yüce Allah yerine, putlara tapmaya dönmek için bizi dinimizden ay rmaya ve daha önce serbestçe i ledi imiz kötülükleri i lemeye zorlad lar. Böylece bize kah r ve zulümle bask yap p dinimize inanmaya engel olduklar zaman, senin ülkene göç ettik. Seni ba kalar na tercih ettik. Senin koruyuculu unu istedik. Yan nda bize zulüm yap lmayaca n umduk. Bunun üzerine Necâ î, Câfer e Allah taraf ndan Peygamberinize indirilenlerden senin yan nda var m? diye sormu, Câfer ona Evet var cevab n vermi. Necâ î okumas n isteyince Câfer ona Meryem Sûresini okumu tur. Bunun üzerine Necâ î Müslümanlar iade etmemeye karar vermi tir. Ertesi gün elçiler bu defa Müslümanlar n Hz. sa hakk nda kötü eyler dü ündüklerini söyleyerek Necâ î yi tahrik etmeye çal m lard r. Necâ î de Müslümanlar tekrar ça rarak Hz. sâ hakk nda ne dü ündüklerini sormu tur. Câfer de: Onun hakk nda biz Peygamberimizin bize getirdiklerini söyleriz. O, Allah n kulu, elçisi, rûhu ve Meryem e verdi i ol emri (kelimesi) dir demi tir. 63 62. Orucun hicretin ikinci y l nda farz k l nd dikkate al n rsa, bu konu mada yer alan oruçla ilgili ifadenin daha sonraki bir dönemde râvîler taraf ndan ilave edilmi olabilece i ihtimal dahilinde bulunmaktad r. 63. bn shak, s. 195-196; bn Hi âm, I, 336. 105 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 105 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Câfer b. Ebû Tâlib in anlatt klar ndan etkilenen ve hatta Müslüman oldu u bile söylenen Necâ î, muhâcirlerin, ülkesinde güvenlik içinde ya ayabileceklerini bildirmi, onlar Kurey mü riklerinin elçilerine teslim etmemi tir; Kurey heyetinin hediyelerini de geri vermi tir. Mü riklerin elçileri kendilerine verilen görevi ba aramadan Mekke ye elleri bo olarak gelmi lerdir. Muhacirlerden baz lar çe itli zamanlarda kendi istekleriyle Mekke ye ve Medine ye geri dönmü lerdir. bn Sa d n 64 verdi i bilgiye göre Hz. Peygamber in Medine ye hicret etti ini duyunca Habe istan a giden muhacirlerden otuz üçü erkek ve sekizi kad n olmak üzere k rk bir ki i geri dönmü tür. Bunlardan ikisi Mekke de vefat etmi ; yedi ki i de Mekke de hapse at lm t r. Yirmi dördü Bedir Sava na kat lm t r. çlerinde Câfer in de bulundu u son kafile, 7/628 y l nda Hayber in fethi esnas nda gelmi tir. 9- Hâ imo ullar na Boykot Mekke mü rikleri, Müslümanlar n say s n n gitgide ço ald n, Hz. Hamza ve Hz. Ömer in Müslüman olmalar yla güçlendiklerini, Habe istan a giden muhacirlerin orada güvenlik içinde ya ad klar n ve Necâ î nin de onlar teslim etmeyip korudu unu görünce Hz. Muhammed (s.a.s.) i öldürmeye karar verdiler. O öldürülünceye kadar Hâ im ve Muttalibo ullar yla aralar nda bar, emniyet akrabal k ve kar l kl hukuka sayg bulunmad n aç kça ifade ederek, bu iki kabileyi dü man ilan ettiler. Ebû Tâlib, ye enini ve kabilesi mensuplar n emniyet alt na almak için onlar Ebû Tâlib Mahallesi ne ( i bu Ebû Tâlib) ta d. 65 Mü rikler bunun üzerine bu iki kabile üyelerine k z al p vermemek, al veri yapmamak, oturup kalkmamak ve konu mamak üzere aralar nda antla t lar. Bir protokol imzalay p Kâbe nin duvar na ast lar. Resûlullah kendilerine teslim edilene dek bu artlara uyacaklar na dair karar ald lar. Mü riklerin bundan gayesi hem Hz. Muhammed (s.a.s.) i ve hem de onu koruyan Hâ im ve Muttalibo ullar n cezaland rmak; bunlara bask uygulayarak Hz. Muhammed (s.a.s.) i desteklemekten vazgeçmelerini ve öldürmeleri için kendilerine teslim etmelerini sa lamakt. Hz. Muhammed (s.a.s.) in amcas Ebû Leheb ve o ullar d nda tüm Hâ im ve Muttalibo ullar -mü min olanlar dinine ba l l ndan, henüz iman etmeyenler ise kabilelerine ba l l klar ndan- Ebû Tâlib Mahallesi ne ta nd lar. Ebû Leheb ve o ullar ise bu birli e kat lmayarak mü riklerin saf nda yer ald lar. 66 Hâ imo ullar üç y l boyunca peygamberli in yedinci y l ndan (616), onuncu y l na (619) kadar burada sosyal ve ekonomik boykot alt nda ya ad lar. Hz. 64. bn Sa d, I, 207-208. 65. bn shak, s. 139-140; Belâzürî, I, 230-232; bn Seyyidinnâs, I, 222. 66. bn Hi âm, I, 350-354; bn Abdilber, Dürer, s. 52; Makrîzî, s. 25. 106 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 106 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi Peygamber, Hz. Hatice ve Ebû Tâlib tüm servetlerini tükettiler. Çünkü bu artlar alt nda kervan ticareti de yapam yorlard. Ancak hac mevsiminde ve haram aylarda d ar ç k p ihtiyaçlar n temin edebiliyorlard. Mü rikler onlar burada da rahat b rakm yorlar, yiyecek sat n alacaklar zaman mal n fiyat n art r yorlard. u kadar var ki, boykota kat lan kabilelerden, Hâ imo ullar na evlilik yoluyla akraba olanlar, zaman zaman gizlice boykotu ihlal edip mahalleye yiyecek sokabiliyorlard. Sonunda baz insafl ki iler boykotu kald rmak amac yla bir araya geldiler. Bunlardan bir k sm Hâ imo ullar n n akrabas oluyordu. Mesela Züheyr b. Ebû Ümeyye, Ebû Tâlib in k zkarde inin o lu; Hi am b. Amr da Ebû Tâlib in amcas Nadle nin ana bir karde inin o lu oluyordu. Bu iki ah s, Kurey in ileri gelenlerinden Mut im b. Adiy, Ebü l-bahterî b. Hi am ve Zem a b. Esved i de ikna ederek, onlar n da deste iyle Ebû Tâlib mahallesine gittiler ve mahsur olanlar buradan ç kard lar. Hz. Muhammed (s.a.s.) bu ah slar n iyiliklerini hiçbir zaman unutmam t r. i bu Ebû Tâlib de Hâ imo ullar ile birlikte s k nt çeken Muttalibo ullar n daha sonra Kur an- Kerim de ifade edilen yak n akrabas ( Zilkurbâ) aras na dahil etmi tir. Hâ imo ullar na, Muttalibo ullar yla ayn derecede akraba olan Abdü emso ullar yla Nevfelo ullar n ise Zilkurbâ n n d nda tutmu tur. Hz. Muhammed (s.a.s.) bir a aç kurdunun Kâbe binas içine as lan boykot vesikas n n, Bismikellâhümme sözü müstesna, zulüm ve akrabal k ba lar n hiçe sayan ifadeler içeren geri kalan k s mlar n yiyip yok etti ini bildirdi. Mü rikler, vesikan n Hz. Muhammed (s.a.s.) in söyledi i ekle bürünmü oldu unu gördüler ve boykot hareketine son verdiler (Peygamberli in 10 y l /619). 67 Mü rikler bu boykotla umduklar n elde edemediler; slâm n yay l n önlemek için ba vurduklar bu giri imleri de ba ar s zl kla sonuçland. 10- Hüzün Y l Boykotun sona ermesinden sonra, Resûlüllah koruyan ve seven amcas Ebû Tâlib ve han m Hz. Hatice k sa süre arayla vefat ettiler. Bu y l, Hz. Peygamber in ifadesiyle üzüntü y l (Âmü l-hüzn) oldu. Ebû Tâlib, boykotun kalkmas ndan sekiz ay yirmi gün sonra, Hz. Hatice de ondan k sa süre sonra, peygamberli in 10. y l nda, 10 Ramazan/19 Nisan 620 de vefat etti. Hz. Hatice vefat ettikten sonra Hz. Peygamber Hz. Hatice yi Mekke nin Hacûn ad ndaki mezarl na ( Cennetü l- Muallâ) götürerek kendi elleriyle defnetti. O günlerde henüz cenaze namaz farz k l nmam t. 68 Daha sonra Hz. Peygamber s k s k mezarl a gidip onun kabrini ziyaret ederdi. 67. bn Hi âm, I, 373-377; bn Sa d, I, 208-210; Taberî, II, 335-336. 68. Belâzürî, I, 337. 107 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 107 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber Hz. Hatice ile birlikte yirmi be y l geçirmi ti. Hz. Hatice, onun peygamberli ini ilk olarak tasdik etmi ve davas n desteklemi ti. Bütün mal n slâm davas u runa harcam t. Herkesin ondan yüz çevirdi i s rada kendisine güç vermi ti. Hz. Peygamber, Hz. Hatice yi ölümünden sonra hiç unutmam ve daima hay rla anm t r. Ebû Tâlib in vefat üzerine Hâ imo ullar n n ba kan olan Ebû Leheb akrabal k duygusundan dolay Hz. Muhamed i himaye etmeye karar verdi. Yaln z bu tutumunun slâm a kar fikrinin de i ti i anlam na gelmemesini belirtti ve bunu sadece kabile içindeki dayan may sa lamak için yapt n aç klad. Onun bu himaye karar n n, Hz. Peygamber in halalar n n ricas üzerine gerçekle ti i kaynaklarda zikredilir. Buna göre Hz. Peygamber in halalar Ebû Leheb e giderek, her ne kadar onun fikrini kabul etmese de Muhammed in kendisinin ye eni oldu unu, onu himaye etmeye en uygun ki inin de yine kendisi oldu unu söylemi lerdir. Ebû Leheb önce buna raz olmu, fakat k sa süre sonra Ukbe b. Ebû Muayt ve Ebû Cehil in tahrikleri sonucunda bu karar ndan vazgeçmi tir. 69 Bu sebepten, biraz sonra görece imiz Taif yolculu u dönü ünde Hz. Peygamber bir ba ka kabileden, Benî Nevfel den, Mut im b. Adiy in himayesi alt nda Mekke ye girebilmi tir. 11- Sakif Kabilesini Ziyaret Ebû Tâlib ve Hz. Hatice nin vefat ndan sonra mü rikler Hz. Peygamber i daha fazla rahats z etmeye ba lad lar. Konu tebli aç s ndan dü ünüldü ünde, asl nda Mekkelilere yap lmas gereken tebli de yap lm t. Onun için Hz. Peygamber slâm ba ka insanlara ula t rman n yollar n aramaya ba lad. Mekke döneminin son üç y l nda faaliyetlerini önce Taif, daha sonra Mekke ye gelen göçebe Arap kabileleri ve Medine deki Evs ve Hazrec üzerinde yo unla t rd. Hz. Muhammed (s.a.s.) yan na Zeyd b. Hârise yi alarak Taif e gitmeye karar verdi. Orada oturan Sakîf kabilesinin slâm a girmesini ve Kurey e kar kendisiyle birlikte hareket etmesini ümit ediyordu. Nübüvvetin onuncu y l nda (620) evval ay n n sonlar na do ru Hz. Hatice nin vefat ndan bir ay kadar sonra buraya gitti ve zilkade ay nda döndü. Taif in ileri gelenlerinden Amr b. Umeyr in o ullar Abdüyâlîl, Mes ud ve Habîb i slâm a davet etti ve kendisine yard m etmelerini istedi. Ancak hiç kimse onun davetini kabul etmedi. Çünkü Sakîf kabilesi mensuplar Kurey le aralar n n aç lmas n istemezlerdi. Zira birbiriyle akrabal klar ve ticârî ili kileri vard. Baz Kurey lilerin Taif te arazileri mevcuttu. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlardan hiç olmazsa bu görü meyi gizli tutma- 69. bn Sa d, I, 211. 108 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 108 04.02.2014 10:38:02

Peygamberliğin Mekke Dönemi lar n rica etti. Onlar buna da kulak asmad lar; ayak tak m n Hz. Peygamber e sald rtt lar. Yolun iki taraf na dizilerek, aralar ndan yürüyen Hz. Peygamber ve Zeyd i ta a tuttular. At lan ta lar Hz. Peygamber in ayaklar n kanatt ; onu korumaya çal an Zeyd b. Hârise nin ba n yaralad. Hz. Peygamber at lan ta lar n verdi i a r dan yürüyemez hale geldi inde yere oturuyordu. Fakat kollar ndan tutup kald r yorlar, yürümeye ba lay nca tekrar ta l yorlar ve gülü üyorlard. 70 Kurey li Rebîa n n o ullar Utbe ve eybe nin ba na gelinceye kadar hakaret ettiler, ba r p ça rd lar, ta att lar. Bu zor durumda Hz. Peygamber ellerini kald r p Allah a öyle yalvarm t r: Allah m! Gücümün zay fl n, insanlara kar tâkatimin ve gücümün azl n sana arz ediyorum. Ey merhametlilerin merhametlisi! Sen zay flar n Rabbisin. Sen benim Rabbimsin. Sen beni kimin eline b rak yorsun? Bana kötü muamele yapan yabanc ya m? Yoksa beni eline b rakt n dü mana m? Bu, senin bana kar bir öfkenden ileri gelmiyorsa ben buna ald r etmem. Fakat senden gelecek bir himaye ve koruyu her zaman çok daha ho tur. Senin öfkene u ramaktan, karanl klar ayd nlatan, dünya ve ahiret i lerini slah eden yüzünün nûruna s n yorum. Her ey senin ho nutlu un içindir. Güç ve kuvvet ancak sendendir. 71 Hz. Peygamber daha sonraki bir dönemde kendisine sorulan bir soruya verdi i cevapta, Hz. Peygamber in Taif ten dönerken dinlendi i ve kendisine üzüm ikram edilen bahçeden bir görünü 70. bn Seyyidinnâs, I, 232. 71. bn Hi âm, I, 420; Belâzürî, I, 237; Taberî, II, 345; kr. Hamidullah, slam Peygamberi, çev. Salih Tu, stanbul 1981, I, 126. 109 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 109 04.02.2014 10:38:02

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Taif yolculu u esnas nda kar la t s k nt n n Uhud Sava nda kar la t ndan daha iddetli oldu unu söylemi tir. 72 Hz. Peygamber ve Zeyd, Utbe ve eybe nin ba nda istirahat ettiler. Burada bu iki karde ten birinin kölesi olan Addâs, efendilerinin emriyle Hz. Peygamber e bir tabak üzüm sundu. Hz. Peygamber in yeme e ba larken Bismillah demesi Addâs n dikkatini çekti ve Bu bölgenin halk bu sözü kullanmaz dedi. Hz. Peygamber ona nereli oldu unu sordu. Addâs Ninoval ve Hristiyan oldu unu söyledi. Hz. Peygamber Demek ki, sâlih bir ki i olan Yûnus b. Mettâ n n ehrindensin dedi. Addâs Hz. Peygamber e Yûnus b. Mettâ y nereden bildi ini sordu. Hz. Peygamber de O benim karde imdir. O bir peygamberdi. Ben de peygamberim dedi. Addâs bunun üzerine Müslüman oldu. Bu arada Sakîfliler Kurey e çoktan haber uçurmu lard. Hz. Peygamber kabilesini terkederek Mekke d na ç kt ndan, ehre girebilmesi için himayesine girebilece i bir kimse ara t rmaya ba lad. Bu süre zarf nda Hira ma aras nda bekledi. Bir Mekkeli vas tas yla haber gönderdi i Ahnes b. erîk ve Süheyl b. Amr, onun himâye iste ini kabul etmediler. Aslen Sakîfli olan Ahnes b. erîk, Zühreo ullar n n müttefiki olarak Mekke ye yerle mi ti. Ahnes Ben halîf im, halîf ise bir ba kas n himâyesine alamaz eklinde cevap gönderdi. Süheyl b. Amr ise Ben Âmiro ullar na mensubum. Âmiro ullar Ka bo ullar n himâyesine alamaz dedi. Sonunda Nevfelo ullar n n ba kan Mut im b. Adiy onu himayesine ald ve o ullar yla birlikte kendisini korudu. Hz. Peygamber önce Kâbe yi tavaf ederek iki rekat namaz k ld ve daha sonra evine gitti. 73 12- srâ ve Mi rac Üç y l süren sosyal ve ekonomik boykotun ard ndan amcas n ve han m n kaybetmesi, daha sonra da Taif ten eli bo dönmesi Hz. Peygamber i son derece üzmü tü. Baz dinî talimatlar bildirme yan nda, onun üzüntüsünü ve s k nt s n hafifletmek maksad yla srâ ve Mi rac hadisesi vuku bulmu tur. Hz. Peygamber in geceleyin Mekke den Mescid-i Aksâ ya götürülmesine srâ, göklere ç kar lmas na da Mi râc denir. Kur an- Kerim de srâ Sûresi 1. ayette srâ dan bahsedilmekte ve öyle buyrulmaktad r: Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir k sm n gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm dan, çevresini mübarek k ld m z Mescid-i Aksâ ya götüren Allah noksan s fatlardan münezzehtir; O, gerçekten i itendir, görendir. Mescid-i Aksâ dan göklere ç kar ld na dair bilgiler ise bir 72. bn Abdilber, Dürer, s. 63. 73. bn Hi âm, I, 381, 419-422; bn Sa d, I, 210-212; Taberî, II, 344-348. 110 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 110 04.02.2014 10:38:03

Peygamberliğin Mekke Dönemi k sm nda uzun ve bir k sm nda da k sa olarak hadis, siyer ve tarih kitaplar nda mevcuttur. srâ ve mi rac n vuku buldu unda ittifak vard r. 74 13- Akabe Bîatlar slâm n Medine de tan nmas nda, yay lmas nda ve hatta buraya hicrete zemin haz rlanmas nda Akabe Bîatlar n n önemli rolü olmu tur. Akabe Mekke de, Mescid-i Harâm a üç kilometre kadar uzakl kta, Mina hudutlar içinde ve etraf tepelerle çevrili küçük ve kuytu bir vadidir. Hz. Peygamber bu mevkide, 620, 621 ve 622 y llar nda üç y l üst üste hac mevsiminde Medinelilerle görü mü tür. Bu görü melerden ilki sadece mülâkat, ikincisi ve üçüncüsü ise bîat eklinde gerçekle mi tir. Hz. Peygamber, câhiliye adetlerine göre hacca ve çevrede kurulan panay rlara kat lmak üzere Mekke ye gelen Arap kabilelerine slâm anlat yordu. Her y l yapt gibi Peygamberli in on birinci y l n n (620) hac mevsiminde de slâm a davet faaliyetini sürdürdü ü s ralarda Akabe mevkiinde Yesrib halk ndan ve Hazrec kabilesine mensup alt ki iyle kar la t. O esnada ba lar n t ra etmekte olan bu ki ilerin yan na oturdu ve onlara slâm anlatt. Bunlar, Es ad b. Zürâre, Akabe Bîatlar n n Yap ld Alandan Bir Görünüm 74. srâ ve Mi rac hakk nda bk.: bn Hi âm, I, 396-408; bn Sa d, I, 213-216; Buhârî, I, 91-93; Belâzürî, I, 255-257; Makrîzî, s. 29-30. 111 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 111 04.02.2014 10:38:03

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Avf b. Hâris, Râfi b. Mâlik, Kutbe b. Âmir, Ukbe b. Âmir ve Câbir b. Abdullah adl ah slard. slâm kabul eden bu alt ki i, Evs kabilesiyle aralar nda y llard r süregelen sava lar n yol açt dü manl n slâm sayesinde ortadan kalkaca n, iki kabile aras nda birlik ve beraberli in yeniden kurulaca n ümit ettiklerini söylediler. Bu tav rlar yla Medine nin siyasî bir lidere olan ihtiyac n vurgulam oluyorlard. Onlar ertesi y l ayn yerde Hz. Peygamber le tekrar bulu maya söz verdiler. 75 Bu alt ki i Medine ye var nca halka Hz. Peygamber i tan tt lar. Buna Birinci Akabe Görü mesi denir. Bir sonraki y l, peygamberli in on ikinci y l nda (621) Zilhicce ay nda, içlerinde Birinci Akabe Görü mesi nde bulunan alt ki inin de yer ald on u Hazrecli, ikisi Evsli on iki ki i söz verdikleri gibi Akabe de Hz. Peygamber le bulu tular. Burada, hiçbir eyi Allah a ortak ko mayacaklar na, h rs zl k ve zina yapmayacaklar na, çocuklar n öldürmeyeceklerine, iftira etmeyeceklerine, emirlerine uyacaklar na dair Hz. Peygamber e bîat ettiler. Yani getirdi i emir ve yasaklarda Peygamber e itaat edeceklerine söz verdiler ve onunla sözle tiler. Birinci Akabe Bîat denilen bu olaydan sonra Hz. Peygamber Yesrib halk na Kur an ö retmesi ve henüz Müslüman olmayanlar slâm a davet için Mus ab b. Umeyr i gönderdi. Mus ab, Es ad b. Zürâre nin evinde misafir oldu. Onun bir y l boyunca gösterdi i faaliyet sonucu Evs kabilesinin iki büyük kabile ba kanlar ndan Sa d b. Muaz ve Üseyd b. Hudayr n da aralar nda bulundu u pekçok Yesribli ve bunlar n kabilesi olan Abdüle helo ullar n n tamam Müslüman oldu. Peygamberli in on üçüncü y l nda (622) hac mevsiminde, ikisi kad n yetmi be Medineli Hz. Peygamber le görü mek üzere Mekke ye geldiler. Bunlar as l maksatlar n gizleyerek, görünü te hac için gelmi lerdi. Ama esas gayeleri Hz. Peygamber le görü mek ve onu Yesrib e davet etmekti. Mekke ye var nca Hz. Peygamber e gizlice haber gönderdiler. Hz. Peygamber amcas Abbas la birlikte Akabe ye geldi. Görü me gizli yap ld. Abbas, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali yi kritik noktalara gözcü tayin etti. 76 Burada bir konu ma yaparak, ye eninin, kendi kabilesi taraf ndan himaye edildi ini, ancak Medinelilerin daveti üzerine oraya hicret etmek istedi ini belirtti. ayet her türlü s k nt ya gö üs gerip dü manlar na kar koruyacaklarsa onu memleketlerine götürmelerini söyledi. Medineliler bu artlar kabul ettiler. Hz. Peygamber de bir konu ma yapt, Kur an okudu. Hicret etti i takdirde kendisini canlar n, mallar n, çocuklar n ve kad nlar n koruduklar gibi koruyacaklar na, ona itaat edeceklerine, her türlü artlarda mâlî yard m yapacaklar na, iyili i emredip kötülü e engel olacaklar na, hiç kimseden çekinmeden hak üzere bulunacaklar na dair söz ald. Hz. Peygamber in iste i üzerine Medineli Müs- 75. bn Abdilber, bu görü mede bîat yap ld n da kaydetmektedir. (Bk. Dürer, s. 68). 76. Makrîzî, s. 35. 112 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 112 04.02.2014 10:38:03

Peygamberliğin Mekke Dönemi lümanlar, onunla aralar nda irtibat sa lamak için dokuzu Hazrec den ve üçü Evs ten olmak üzere on iki temsilci ( nakîb) seçtiler. kinci Akabe Bîat denilen bu antla madan sonra Hz. Peygamber sahâbîlere Medine ye hicret etmeleri için izin verdi. Onlar da küçüklü büyüklü kafileler halinde hicret etmeye ba lad lar. kinci Akabe bîat Zilhicce ay nda gerçekle ti. Hz. Peygamber, Zilhiccenin geriye kalan günleriyle, Muharrem ve Safer aylar n Mekke de geçirdi. Bu son bîattan üç ay kadar sonra, Rebîülevvel ay nda o da Hz. Ebû Bekir le birlikte Medine ye hicret edecektir. 77 14- Hz. Peygamber in Mekke Dönemindeki Mesaj na Toplu Bir Bak Buraya kadar Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamber olarak gönderildi i ortam, peygamberlik öncesi hayat ve kendisine vahiy geldikten sonraki faaliyetleri üzerinde duruldu. Hz. Peygamber in hicretine ve Medine deki hayat na geçmeden önce, ortaya konulan bu târihî zemin üzerine onun Mekke de tebli etti i mesaja özet olarak göz atmak, faaliyetlerinin daha iyi anla lmas ve u runa mücadele verdi i hususlar n ortaya konulmas aç s ndan önem arzetmektedir. Çünkü peygamberli in Mekke dönemi büyük çapta vahyin tebli i ve bu konuda gösterilen çabalarla geçmi tir. Mesaj n ortaya konulmas için de Mekke döneminde nâzil olan ayetlerin muhtevâs n gözden geçirmek gerekecektir. Kur ân- Kerim in sayfa itibar yla yakla k be te üçlük k sm n n Mekke döneminde nâzil oldu unu da burada belirtelim. slâm n Mekke döneminde nâzil olan âyetlerde genel olarak tevhid, nübüvvet, ahiret gibi temel inanç konular i lenmi, ibadet ve ahlakla ilgili esaslar konulmu tur. Bu dönemde Hz. Peygamber in daveti her eyden önce inanc putperestlikten, irkten, âhireti inkârdan temizleme noktas nda odaklanm t r. Bu çerçevede tevhid inanc n kalplere yerle tirme, Allah a, kitaplara, meleklere ve peygamberlere iman üzerinde durulmu tur. Bu esaslar n kabulüne zemin haz rlamak, insanlar n kan tla ve gönül r zas ile inanmas n sa lamak için de, akl n kabul edebilece i gerçekler dile getirilmi, insan n ve evrenin yarat l ndaki düzenle ilgili deliller ortaya konulmu tur. Ay n ve güne in, belirlenen ve bir ölçüye göre kendi yörüngelerinde ak p gittikleri, yer ve gö ün yarat ld klar, bunlar n aralar nda denge ve düzen sa land belirtilmi tir. Bir âyet-i kerîmede Sizi yaratmak m daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak m, ki Allah onu bina etti 78 buyrulmu tur. 77. bn Hi âm, I, 428-467; bn Sa d, I, 219-223; Belâzürî, I, 239 vd.; Taberî, II, 353-368; bn Abdilber, Dürer, s. 67-74; Ahmet Önkal, Akabe Bîatlar, D A, II, 211. 78. Nâziât Sûresi 27-28. 113 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 113 04.02.2014 10:38:03

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mekke döneminde mesaj n inançla ilgili hususlar üzerinde yo unla mas tabiîdir. Çünkü Hz. Peygamber, putlara tapan, öldükten sonra dirilmeye ve risâlete inanmayan bir topluma peygamber olarak gönderilmi tir. Kalplere inanc n yerle mesi için ilk önce bu esaslara inanmay sa laman n gerekli oldu u ortadad r. Bu, tebli in daha sonraki safhalar nda ki ilerin helal-haram gibi konulardaki esaslar kolayca kabul etmelerini sa lamak aç s ndan özellikle önemlidir. Bu hususu Hz. Âi e u sözleriyle aç k bir ekilde dile getirmi tir:... Kur an dan ilk nâzil olanlar, cennet ve cehennemin anlat ld mufassal sûrelerdir. nsanlar slâm da topland klar zaman helal ve haram konular n içeren sûreler inmi tir. E er ba lang çta içki içmeyin eklinde vahiy inseydi biz asla içki içmeyi terketmeyiz, zinâ etmeyin eklinde vahiy inseydi biz asla zinay terketmeyiz derlerdi... 79 Tevhide ayk r inan lar, Allah a ortak tan mak anlam na gelen irk kavram yla ifade edilmi tir. Allah n varl konusunda Kur an n üslûbu ve kulland deliller, selîm yarat l bozulmam insanlar taraf ndan do al olarak bilinip benimsenece i esas na dayan r. Vahiy de f trata yard mc olur. Kur ân- Kerîm de O nun hak oldu unu ispat eden belgelerin, hem insan n kendi içinde, hem de d dünyada bulundu u ifade edilmi, 80 kainat n sahip oldu u ola anüstü düzen ve ve ahenk i lenmi tir. lahl n Allah tan ba ka bir eye yak t r lmas n n manevî aç dan tahrip edici ve mant ksal olarak da kabul edilemez oldu u vurgulanm t r. Tevhidle birlikte, ahiret ve öldükten sonra dirilme, cennet ve cehennem üzerinde durulmu, ahiretin vuku bulaca s k s k dile getirilmi, geçmi peygamberlerin de kendi ümmetlerine ahiret inanc n telkin ettikleri ifade edilmi tir. Bunun yan nda, dünyadan el-etek çekme de ho kar lanmam, dünya-âhiret dengesi vurgulanm t r; 81 nsan n ahirete haz rlan rken dünya nimetlerinden nasip almay da unutmamas gerekti i 82 belirtilmi tir. Mekke döneminde inanç konular n n yan s ra mesaj, genel te rî ve âdâb esaslar n, zaman n ve mekân n de i mesiyle de i meyen hususlar da içeriyordu; sözgeli i iyi davran lar emredilirken, kötü davran lar da yasaklan yordu; inanç üzerinde sebat gösterme, sab r ve tahammül; temizlik, namaz, iffet, do ruluk, ana-babaya iyi davranma, akraba ziyareti, adalet, iyilik, hakk ve iyili i tavsiye etme gibi güzel davran lar övülüp emrediliyor; buna kar l k, adam öldürme, k z çocuklar n diri diri topra a gömme, haks zl k, bask, zulüm, insanlar n mal n haks z yere yeme, gurur ve kibir gibi hususlar da kötülenip yasaklan yordu. 79. Buhârî, VI,101. 80. Fussilet Sûresi 53. 81. n irâh Sûresi 7-8. 82. Kasas Sûresi 77. 114 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 114 04.02.2014 10:38:03

Peygamberliğin Mekke Dönemi yilik ve adalet, üzerinde çok durulan hususlard r. yili in kar l n n ancak iyilik oldu u, 83 iyilikle kötülü ün bir olmayaca hat rlat lm, kötülü ün en güzel bir ekilde önlenmesi istenmi tir; o takdirde dü man n bile candan bir dost olaca bildirilmi tir. 84 Adalet emredilmi ; suçun ferdîli i ve ancak suç i leyenin cezaland r laca, 85 her insan n kendi davran lar ndan bireysel olarak sorumlu oldu u dile getirilmi tir. Cimrilik ve israf kötülenmi ; cimri, 86 nankör, 87 mala çok dü kün, 88 daima kusur aray p k nayan, durmadan laf götürüp getiren, iyili i engelleyen, sald rgan, günahkâr, kaba ve ha in kimse 89 kötülenmi ; ayr ca k z çocuklar n n hor ve hakir görülmesi 90 k nanm, k z çocu una kar tak n lan olumsuz tutum ele tirilmi tir. 91 Yetim mal yenilmemesi, ölçüde tart da dürüst davran lmas, bilgisiz olarak iddialarda bulunulmamas istenmi tir. Mekke döneminde ibadetler de ekillenmeye ba lam t r; Bu dönemin sonuna do ru namaz be vakit olarak kesinle mi, zekât üzerinde de durulmu tur. badetler emredilirken, Allah n emir ve yasaklar nda insan n gücü üstünde ve yap lamayacak bir ey bulunmad ifade edilmi, 92 ibadette de ihlas emredilmi tir. 93 Namusun korunmas, 94 emânete riâyet etme ve verdi i sözde durma; 95 do ruluk, dan arak i yapma, haks zl k kar s nda yard mla ma, 96 ana-babaya iyilik yap lmas, 97 akrabaya, yoksula, yolcuya yard m edilmesi istenmi tir. Muhtaçlara ve yoksullara yard m edenler övülürken, 98 Hz. Yahya n n ahs nda, ana-babaya iyi davranan, isyânkâr ve zorba olmayan, 99 alçak gönüllü ve bar taraftar 83. Rahmân Sûresi 60. 84. Fussilet Sûresi 34. 85. Necm Sûresi 38; Fât r Sûresi 18. 86. srâ Sûresi 100. 87. Abese Sûresi 17. 88. Âdiyât Sûresi 8. 89. Kalem Sûresi 11-13. 90. Zuhruf Sûresi 17. 91. Nahl Sûresi 57-59. 92. A râf Sûresi 42. 93. Zümer Sûresi 14. 94. Meâric Sûresi 29. 95. Meâric Sûresi 32. 96. ûrâ Sûresi 38,39. 97. Ahkâf Sûresi 15; Lokmân Sûresi 14, 15; Ankebût 8; srâ Sûresi 23-25. 98. Zâriyât Sûresi 19. 99. Meryem Sûresi 14. 115 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 115 04.02.2014 10:38:03

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji olanlar, 100 yalan yere ahitlik yapmayanlar, 101 israf ve cimrili in ortas nda orta yol izleyenler 102 övülmü ; yoksula yard m etmeyen 103 k nanm t r. Kezâ adam öldürmeyenler ve zinaya yana mayanlar övülürken, bunlar i leyenlerin cezaya çarpt r lacaklar bildirilmi tir. 104 Para ve mevki gibi dünyevî imkanlar n Allah kat nda mutlak bir de er ifade etmedi i 105 belirtilmi tir. Hz. Peygamber e ve Müslümanlara yap lan bask ve i kencelere kar sürekli sab r tavsiye edilmi tir. 106 Ona ve sahâbîlere moral vermek amac yla, önceki peygamberlerin mücedelelerinden ve ba ar lar ndan söz eden k ssalar anlat lm t r. Hz. brahim in, Hz. Nuh un, Hz. Musa n n, Hz. sa n n k ssalar, Hz. Peygamber in ya ad na, tecrübe etti ine benzer durumlar gözler önüne serilmi tir. Bu k ssalarda Allah n peygamberlerine nas l yard m etti i ve onlar ba ar ya erdirdi i, sonunda inkâr eden toplumlar n nas l yok edildikleri dile getirilmi tir. 107 Birtak m evrensel ahlâkî gerçekleri temsiller yoluyla dile getirmek için s kça k ssalar kullan lm t r. Ayr ca Mekke döneminde nâzil olan âyetlerde geçmi peygamberlerin ve onlara uyanlar n hicrete zorland klar ndan ve hicret ettiklerinden bahsedilir. Bu konuda Hz. brahim, Hz. Lût, Hz. uayb ve Hz. Mûsâ n n hicretlerinden örnekler sunulur. 108 Bunun da Hz. Peygamber i ve müslümanlar manevî olarak hicrete haz rlama amac na yönelik oldu u söylenebilir. Mekke döneminin sonlar na do ru inen âyetlerde Hz. Muhammed (s.a.s.) in di er bütün insanlar gibi fevkalade bir güce sahip olmad, sadece kendisine vahyedilene uydu u 109 vurgulan r. nsan n ilâhî vahyin rehberli ine ihtiyac bulundu u, Allah n peygamberler vas tas yla insanlara bildirdi i mesaj ve semâvî dinlerin hepsinin özünde bulunan temel gerçeklerin ayn ve birbiriyle özde oldu u, peygamberlerin hepsinin de tek ve ayn temel gerçe i tebli ettikleri ana tema olarak i lenir. Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamberli i ve onun do ru yol üzerinde bulundu u, 110 Kur ân n Hz. Muhammed (s.a.s.) e indirilen vahiyden 100. Furkân Sûresi 63. 101. Furkân Sûresi 72. 102. Furkân Sûresi 67. 103. Kalem Sûresi 24-25. 104. Furkân Sûresi 68. 105. srâ Sûresi 18. 106. Meâric Sûresi 5; Sâd Sûresi 17; Kâf Sûresi 39; Tâhâ Sûresi 130. 107. Fecr Sûresi 1-14; Kâf Sûresi 12-14; Mehmet Paçac, slâm Dininin Temel Kaynaklar, (Kur ân), Eski ehir, 1999, 205. 108. Ankebût Sûresi 26; Hûd Sûresi 81; Hicr Sûresi 65; Tâhâ Sûresi 77. 109. En âm Sûresi 6. 110. Yâsîn Sûresi 3-4. 116 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 116 04.02.2014 10:38:03

Peygamberliğin Mekke Dönemi ba ka bir ey olmad ; lafz ve anlam yla Allah kat ndan indirildi i; insanlar n hepsine peygamber olarak gönderildi i; 111 Kurân n mü minler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmet oldu u 112 vurgulan r. Yine Mekke döneminin sonlar na do ru, slâm toplumunun önemli bir özelli i olan ûrây bir prensip ve toplumsal ilke haline getiren ayet nâzil olmu tur. Müstakil bir sûreye de ad n veren bu ayette Müslümanlar n i lerini dan ma ile yapmalar gerekti i bildirilmi tir. 113 Medine döneminde bu husus üzerinde tekrar durulacak; Cenâb- Hak taraf ndan bizzat Hz. Peygamber e i konusunda dan mas emredilecektir. 114 Tevhid ve ahiret konular ba ta olmak üzere Mekke döneminde üzerinde durulan hususlar Medine döneminde nâzil olan surelerde de s k s k tekrarlanacakt r. Medine döneminde daha ziyade bireysel ve toplumsal hayat düzenleyen âyetler inecek, ibadet ve muamelâta dair hükümler konulacakt r. 111. A râf Sûresi 158. 112. Neml Sûresi 77. 113. ûrâ Sûresi 38. 114. Âl-i mrân Sûresi 159. 117 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 117 04.02.2014 10:38:03

H CRET VE MED NE DE SLÂM TOPLUMUNUN OLU UMU 1- Hicret Hicret kelimesi sözlükte terketmek, ayr lmak, bir yeri terkederek ba ka bir yere göç etmek anlam na gelir. Ist lahta ise, özel olarak Hz. Peygamber in ve Mekkeli Müslümanlar n Medine ye göçünü, genelde ise, gayr-i müslim bir ülkeden slâm ülkesine göç etmeyi ifade eder. Hz. Peygamber, slâm yaymak için merkez olabilecek bir yurt aray içindeydi. Akabe Bîatlar n n gerçekle ti i süreç içinde planl bir ekilde Medine ye hicret için gerekli zemin haz rlanm t. Çünkü Medine stratejik öneme sahipti. Hz. Muhammed (s.a.s.) in ve ailesinin, büyük dedesi Hâ im den itibaren, Medine ile s k ba lar vard. Abdülmuttalib in annesi Hazrecli idi. Bir arazi meselesi yüzünden Abdülmuttalib ile amcas Nevfel aras nda meydana gelen çeki mede Medineliler Abdülmuttalib e yard ma gelmi lerdi. Hz. Peygamber in annesi Âmine ve babas Abdullah n kabirleri Medine de idi. Abbas n Medinelilerle yak n dostlu u vard. Bunlara ek olarak Akabe Bîatlar ve ba ka vesilelerle Medine de slâm n kökle mesi ve yay lmas için zeminin uygun oldu u anla- lm t. kinci Akabe Bîat ndan sonra Rebîülevvel ay na do ru Mekke de Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir, bunlar n aileleri, Hz. Ali ve hapse at lma, hastal k ve güçsüzlük gibi nedenlerle hicret etmeye imkan bulamayan birkaç ki iden ba ka Müslüman kalmam t. Bir k sm Habe istan da bulunmakla birlikte, ço u Medine ye hicret etmi lerdi. Hz. Ebû Bekir çok kere Hz. Peygamber den hicret için izin istemi ; ancak Acele etme; belki Allah sana bir arkada verir kar l n alm t. Hz. Ebû Bekir, o arkada n kendisi olmas n arzu ediyordu. 1 Hz. Peygamber in di er Müslümanlarla son ana kadar hicret etmemi olmas, Mekke mü riklerinin onun hicretine engel olma ihtimali ile aç klanabilir. Çünkü Mekke mü rikleri, onun bir ba ka kabile ile birle mesinin kendilerinin aleyhine geli melere yol açaca n tahmin edebiliyorlard. Mekke mü rikleri slâm n Medine de yay lmas ndan ve Müslümanlar n oraya hicret etmesinden rahats z oluyorlard. Mü rikler için Müslümanlar n Mekke yi terketmeleri yeterli de ildi. Bilakis bu geli me, endi elerini daha da art rm t. Hz. Muhammed (s.a.s.) in de hicret edece ini tahmin ediyorlard ve bunun gerçekle mesinden korkuyorlar- 1. bn Sa d, I, 226; Taberî, II, 369. 118 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 118 04.02.2014 10:38:03

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu d. 2 Esas nda onlar Medine ye hicrete temelden kar yd lar. Nitekim bu yüzden Akabe Bîatlar gizli yap lm, Hz. Ömer hariç di er Müslümanlar gizlice hicret etmi lerdi. Çünkü mü rikler, slâmiyet in Medine de güçlenmesinden korkuyorlard. Hz. Muhammed (s.a.s.) de hicret eder ve slâm orada güçlenirse, böyle bir geli me Mekkeliler için siyâsî ve ekonomik aç dan tehlike arzederdi. Medine, Mekke yi Suriye ye ba layan kervan yolu üzerinde yer ald ndan, Kurey in ticârî hayat ve her eyden önce Mekke nin d güvenli i tehlikeye girmi olurdu. Bütün bunlar Kurey mü riklerini derin derin dü ündürüyordu. Oysa henüz f rsat ellerinden kaçm da de ildi. Hz. Muhammed (s.a.s.) hâlâ aralar nda idi. Onu ortadan kald r rlarsa tehlikeyi (!) önleyebilirlerdi. Bunu dü ünüyorlard ; fakat Benî Hâ im den çekiniyorlard. Çünkü onu öldürürlerse, Benî Hâ im kan davas na kalk r, Kurey kabileleri aras nda, belki bu kabilenin tarihinde ilk defa geni kat l ml, uzun y llar sürebilecek ve çok kan dökülebilecek bir iç sava ç kabilirdi. Sürekli çözüm (!) aray içinde bulunan mü riklerin ileri gelenleri gerekli önlemleri almak üzere Dârunnedve de topland lar ve konuyu tart t lar. Gündem kendileri için çok önemli oldu undan, Hâ imo ullar ndan Ebû Leheb d nda hiç kimseyi ve güvenmedikleri ki ileri içeriye almad lar. Toplant da ba l ca üç görü üzerinde duruldu: Birincisi, Hz. Muhammed (s.a.s.) i hapse at p zincire vurmak ve ölünceye kadar burada tutmak. Fakat Müslümanlar n gelip onu kurtarabilece i ihtimali göz önüne al narak bu fikir be enilmedi. kincisi, onu Mekke den sürmek ve bir daha buraya sokmamak. Sürgün edildi i yerde bir çevre olu turarak Mekke yi ele geçirece i dü üncesiyle bunun üzerinde de durulmay p bir ba ka görü e geçilmesi istendi. Üçüncü olarak Ebû Cehil bir teklif ortaya att. Buna göre her kabileden birer tane güçlü kuvvetli genç seçilip ellerine keskin birer k l ç alarak, tek ki inin vuru u gibi hep birlikte Hz. Muhammed (s.a.s.) in üzerine sald racaklar ve onu öldüreceklerdi. O zaman Hâ imo ullar tüm kabilelere kar kan davas na kalk amayacaklar ve diyete raz olmak zorunda kalacaklard. Diyeti bütün kabileler ortakla a ödeyecekti. Bu teklif oybirli i ile kabul edilerek uygulanmas na karar verildi. Bu hususa Kur an- Kerim de i aret edilmektedir: Hat rla ki, kâfirler seni tutup ba lamalar veya öldürmeleri yahut seni yurdundan ç karmalar için sana tuzak kuruyorlard. Onlar sana tuzak kurarken Allah da onlara tuzak kuruyordu. Çünkü Allah, tuzak kuranlar n en iyisidir. 3 Mü riklerin alm oldu u karardan sonra Cebrâil, Hz. Peygamber e gelerek Allah Teâlâ n n hicret için kendisine izin verdi ini bildirdi. Kurey in suikast te ebbüsüne dair karar ald klar n kom ular ndan duyup Hz. Peygamber e haber 2. bn Sa d, I, 227; Taberî, II, 370. 3. Enfâl Sûresi 30. 119 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 119 04.02.2014 10:38:03

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji veren ki inin, Abdülmuttalib in karde inin k z Rukayka bint Sayfiy oldu u da kaydedilir. 4 Peygamberimiz durumdan haberdar olur olmaz derhal Medine ye hicret etmeye karar verdi. Bir ö le vakti Hz. Ebû Bekir in evine gitti. Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir in evine sabah ve ak am saatlerinde u rard. Bu defa al k olmad bir saatte ziyaret edi inden önemli bir konuda görü mek için geldi i anla l yordu. Hz. Peygamber, Allah n kendisine hicret için izin verdi ini bildirdi. Hz. Ebû Bekir beraber yolculuk yap p yapmayacaklar n sordu. Evet cevab n al nca sevincinden a lad. Uzun süreden beri besledi i develerden birisini Hz. Peygamber in emrine tahsis etti ini bildirdi. Hz. Peygamber ise deveyi ancak paras n ödemek suretiyle kabul edebilece ini söyledi ve bu develerden birisini ald. Kasvâ adl deve budur. Hz. Ebû Bekir in k zlar Esmâ ve Âi e yolculuk için az k haz rlad lar. Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir, yol k lavuzlu u ile ünlü Abdullah b. Üreyk t adl ki iyi k lavuz olarak kiralad lar. Hz. Ebû Bekir k lavuza develeri teslim etti. Üç gün sonra Sevr Da n n ete inde bulu mak üzere sözle tiler. Abdullah b. Üreyk t henüz slâm kabul etmemi ti, ama maharetli bir k lavuz olmas n n yan nda güvenilir bir kimseydi. Aslen Dîl kabilesindendi; Kurey in de Sehm kolunun antla mal s idi. Hz. Peygamber hemen evine döndü. Üzerinde bulunan emanetleri Hz. Ali ye b rakarak sahiplerine vermesini ve pe lerinden gelmesini söyledi. Mü rikleri yan ltmak için gece kendi yata nda onun yatmas n istedi. Gece yar s Hz. Ebû Bekir in evine gitti. Her ikisi de gece vakti evin arka kap s ndan ç k p, yaya olarak Mekke nin be kilometre güneybat s nda bulunan Sevr Da ndaki gizlenmeye elveri li ma araya gittiler. Medine kuzeyde oldu u halde, güneye do ru gitmeleri hedef sa rtmak içindi. Ma arada üç gün üç gece kald lar. Bu süre zarf nda Hz. Ebû Bekir in azatl s Âmir b. Füheyre koyunlar bu bölgede otlatarak ma aran n yak n na getiriyor, onlar da sa p taze süt içiyorlard. Hz. Ebû Bekir in k z Esmâ ma araya yiyecek getiriyor, gündüzleri Mekke de geçiren o lu Abdullah da geceleri ma araya gelerek ehirde olup bitenleri haber veriyordu. Abdullah sabaha yak n ehre giderken Âmir b. Füheyre de koyunlar onun pe is ra sürerek ayak izlerini ortadan kald r yordu. Mü riklerin s k takibi dolay s yla ma arada s k nt l anlar ya and. Öte yandan Kurey liler sabah olup Hz. Peygamber in yata nda Hz. Ali nin yatt n görünce hayal k r kl na u rad lar; sûikastin ba ar s zl kla sonuçlanmas üzerine hiddetlendiler. Hz. Ali yi önce Harem-i erif e götürüp hapsettiler; fakat daha sonra serbest b rakt lar. Bu arada Resûl-i Ekrem i öldüren veya esir eden kimseye yüz deve ödül vereceklerini Mekke nin her taraf nda ilan ettiler. 4. bn Sa d, I, 223. 120 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 120 04.02.2014 10:38:03

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu Ayr ca kendileri de derhal onu aramaya koyuldular. Aralar nda Ebû Cehil in de bulundu u bir grup, Hz. Ebû Bekir in evine gelerek Esmâ y sorguya çekti. Esmâ n n babas n n nerede oldu unu bilmedi ini söylemesi üzerine Ebû Cehil ona bir tokat vurdu ve küpelerini yere dü ürdü. Mü rikler Hz. Ebû Bekir i de evinde bulamay nca, Resûl-i Ekrem in onunla birlikte gitti i kanaat na vard lar. Derhal Medine yolunu tuttular. Mekke yi kar kar arad lar. Bir grup, izlerini takip ederek Sevr Da na geldi ve Hz. Peygamber in sakland ma aran n a z na kadar vard. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir endi elendi. Hz. Peygamber ona endi elenmemesini söyledi ve mü riklerin kendilerine zarar veremeyece ini bildirdi. Hz. Ebû Bekir olay öyle anlat r: Bir ara ba m kald rd mda Kurey casuslar n n ayaklar n gördüm ve Yâ Resûlallah! Bunlar e ilip baksalar bizi görürler dedim. Resûlüllah Sus yâ Ebâ Bekir! ki yolda ki, Allah onlar n üçüncüsüdür, hiç endi e edilir mi? buyurdu. Kur an- Kerim de bu hususa i aret edilmektedir: Muhammed e yard m etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke den ç kard klar nda ma arada bulunan iki ki iden biri olarak Allah ona yard m etmi tir. Arkada na üzülme, Allah bizimle beraberdir diyordu. Allah da ona güven vermi, görmedi iniz askerlerle onu desteklemi, inkar edenlerin sözünü alçaltm t. 5 Mü rikler ma aran n a z na kadar geldikleri halde içeriye bakmam lar, onlar ba ka yerlerde aramaya koyulmu lard r. Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir ma araya girdikten sonra ve mü riklerin gelmesinden önce bir örümce in ma- aran n giri ine a gerdi i ve bir güvercinin de yumurtlay p kuluçkaya yatt ; bunu gören mü riklerin içeriye bakma ihtiyac hissetmeden çekip gittikleri kaynaklarda kaydedilmektedir 6 ki bunlar n meydana gelmesi imkan d de ildir. u kadar var ki, Peygamberimiz yolculu a ç karken ne örümce i ve ne de güvercini hesaba katm t. O, tüm gerekli tedbirleri alarak yola ç km t. Ma arada geçirilen üçüncü günün sonunda mü riklerin ara t rmalar yava lam t. K lavuz, sözle ilen saatte develerle birlikte Sevr e geldi. Resûl-i Ekrem, Hz. Ebû Bekir ve Âmir b. Füheyre, Abdullah b. Üreyk t n k lavuzlu unda Medine ye do ru yola ç kt lar. Kafile, tuza a dü memek için kervanlar n izledi i i lek yolu veya bilinen ba ka bir güzergâh takip etmedi. ayet i lek yollardan birini izleselerdi, Mekke ye giden yolcular onlar ihbar edebilirlerdi. Mekke den ayr ld ktan sonra, Medinelilerin himayesine girinceye kadar öldürülebilirdi. Bu sebepten, k lavuzun tercih etti i yolu izlediler. Bu yol, Mekke nin güneyindeki Sevr den ba lar, Cidde ye do ru kuzeybat istikametinde bir müddet gidildikten sonra tekrar iç k sma döner, Mekke nin kuzeyindeki Usfân dan itibaren as l yolla dört defa kesi ir, yolun tam yar s nda, Cuhfe mevkiinde esas yolun K z ldeniz taraf - 5. Tevbe Sûresi 40. 6. bn Sa d, I, 228-229; bn Hanbel, I, 348; Belâzürî, I, 260-261. 121 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 121 04.02.2014 10:38:03

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Sevr Ma aras n n D tan Görünü ü Sevr Ma aras n n çinden Bir Görünüm 122 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 122 04.02.2014 10:38:03

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu na geçer ve bu istikamette Medine ye ula r. Cuhfe den sonra da art k Kurey in nüfuz bölgesinden ç k lm olur. Sevr Ma aras ndan Hira n n Görünü ü Kafile Medine ye do ru ilerlerken birkaç defa takibe u ray p sorguya çekilmek istendi. Fakat bu te ebbüsler ba ar s zl kla sonuçland. Bunlardan birisi u ekilde gerçekle ti: Kinâne kabilesinin bir kolu olan Müdlico ullar ndan Sürâka b. Mâlik, Kurey in va detmi oldu u ödülden haberdar olmu tu. Hz. Peygamber ve arkada lar n n kabilelerinin yak n ndan geçti ini ö renir ö renmez silahlanarak at na bindi ve harekete geçti. Resûl-i Ekrem ve arkada lar na yakla nca at n n ayaklar sürçtü. Tekrar toparlanarak at n mahmuzlad ; bu defa at n ayaklar kuma sapland ve kendisi de yere dü tü. At n kendi çabas yla kurtaramay p olayda da fevkalade bir durum sezince eman diledi. Çünkü durum kritik idi; Sürâka dengesini kaybetmi ve yaya kalm t. Hz. Peygamber ve arkada lar dört ki i idiler. steselerdi onu öldürebilirlerdi. Ama bunu yapmay p onu affettiler. Onun eman istemesi üzerine Hz. Peygamber ve arkada lar durdular. Sürâka ilerledi. O, at n n Hz. Peygamber in dua etti i bir esnada dü tü ünü söylemi tir. Hz. Peygamber Sürâka n n yakla t n görünce Allah m onu dü ür! diye dua etmi, at kapaklanan Sürâka Ey Allah n nebîsi! Ne dilersen emreyle demi, Resûlullah da Sen geride dur, arkam zdan gelenleri b rakma 7 demi tir. Sürâka 7. bn Sa d, I, 235-236. 123 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 123 04.02.2014 10:38:03

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 124 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 124 04.02.2014 10:38:03

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu verdi i bu sözü tuttu. Ayr ca kendisine bir emannâme verilmesini istedi. Hz. Peygamber de Âmir b. Füheyre ye bir emannâme yazd rarak kendisine verdi. Daha sonralar Sürâka n n hilesini ö renen Ebû Cehil ona çok k zm ve hakk nda bir hicviye söylemi tir. Bu tehlike atlat ld ktan sonra bu defa bir ba ka ödül heveslisi harekete geçti. Eslem kabilesinin Sehm koluna mensup Büreyde b. Husayb, arazisinden geçen Hz. Peygamber ve yan ndakileri durdurup kimliklerini ö renmek istedi. Fakat sonunda Hz. Peygamber in konu mas ndan etkilenerek Müslüman oldu. Ayr ca Hz. Peygamber in Medine ye bayraks z girmesini uygun görmedi i için kendi sar n çözüp m zra na ba lad. Arazilerinden ç k ncaya kadar onlara muhaf zl k yapt. Bununla birlikte hicret yolculu u esnas nda kafileye misafirperverlik gösterenler de oldu ve ho olaylar ya and. Yine Eslem kabilesinden Evs b. Hucr, kervana bir deve temin etti ve Medine ye ula ncaya kadar kendisine refakat etmek üzere Mes ud b. Hüneyde adl hizmetçisini Hz. Peygamber in emrine verdi. Kafile Kudeyd e gelince yiyecek bir eyler almak üzere Huzâa kabilesine mensup Ümmü Ma bed ( Âtike bint Hâlid) in çad r na u rad. Burada istirahat edip yemek yediler. Ümmü Ma bed den hurma veya et sat n almak istediler. Fakat o, yan nda yiyecek bulunmad n söyledi. O s rada Hz. Peygamber çad r n yan nda sürüye kat lamayacak kadar zay f ve sütten kesilmi bir keçi gördü. Onu sa mak için müsade istedi. Keçiyi besmele ile sa nca oradakilere yetip artacak kadar süt verdi. Fesâhat ve belâ at yla ünlü olan Ümmü Ma bed in sürüyü otlatt ktan sonra çad ra dönen kocas Ebû Ma bed el-huzâî nin iste i üzerine Hz. Peygamber i tarif ederken kulland ifadeler çok me hurdur. 8 Bunlar hilye edebiyat na kaynak olmu tur. Onun o lu Ma bed el-huzâî, ileride, Uhud Sava ndan sonra Mekke ye do ru yola ç kan mü rik ordusuna kar so uk sava takti i uygulamak suretiyle, Müslümanlara yard m edecektir. Dolay s yla, Ma bed ailesi Hz. Peygamber e ve Müslümanlara s k nt l durumlarda yard m ile tan nm t r. Daha sonra Medine ye do ru yollar na devam ettiler. Cuhfe mevkiine vard klar nda, hicret yolunun ana kervan yoluyla kesi ti i noktada Hz. Peygamber, Mekke yolunu tan d ve oraya özlem duydu. Bunun üzerine, zulme u rat larak hicrete mecbur b rak ld yurdu Mekke ye, dü manlar na üstünlük sa layarak döndürülece ine i aret buyrulan a a daki âyet-i kerîme nâzil oldu: (Resûlüm!) Kur an (okumay, tebli etmeyi ve ona uymay ) sana farz k lan Allah, elbette seni yine dönülecek yere döndürecektir.... 9 8. bn Sa d, I, 230-231. 9. Kasas Sûresi 85. 125 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 125 04.02.2014 10:38:04

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber 12 Rebîülevvel 1/24 Eylül 622 de Medine ye 3 km. kadar uzakl kta bulunan Kubâ ya ula t. Burada Evs kabilesinin bir kolu olan Avf b. Mâliko ullar oturuyordu. Hz. Peygamber bunlardan Amr b. Avfo ullar na misafir oldu. Bu kabilenin reislerinden Külsûm b. Hidm, kendisini dört (veya on dört) gün a rlad. Bu süre zarf nda Kubâ mescidi in a edildi. Bu mescidin k ble taraf na gelen duvar na ilk ta Hz. Peygamber, onun yan na ikinci ta da Hz. Ebû Bekir koydu. Mekke de üç gün üç gece kald ktan ve kendisine b rak lan emanetleri sahiplerine iade ettikten sonra yola ç kan Hz. Ali Kubâ da Hz. Peygamber le bulu tu. Hz. Peygamber bir Cuma günü Kubâ dan Medine ye do ru hareket etti. Sâlim b. Avfo ullar n n oturdu u Rânûnâ vadisinin ortas nda arka arkaya iki hutbe okuyarak yüz kadar Müslüman n i tirakiyle Medine de ilk Cuma namaz n k ld rd. Buradaki mescid bugün Cuma Mescidi olarak bilinir. Namazdan sonra kafile Medine ye do ru yol al rken halk yolun iki taraf na dizilmi sevinç gösterileri yap yordu. Önünden geçilen kabilelerin temsilcileri Hz. Peygamber i evlerine davet ediyorlard. Hz. Peygamber devesinin kendi haline b rak lmas n istedi. Böylece Benî Sâlim b. Avf, Benî Beyâza, Benî Sâide, Benî Zürayk ve Beni l- Hâris yurtlar ndan geçilerek Hazrec in bir kolu olan Neccâro ullar n n yurduna (dâr) var ld. Deve burada Benî Mâlik b. Neccar dan Râfi b. Amr n o ullar olan ve Muâz b. Afrâ n n himayesinde bulunan Sehl ve Süheyl adlar ndaki iki yetim çocu a ait bir arsan n üzerinde çöktü. Devenin çöktü ü yere evi en yak n olan Ebû Eyyûb el-ensârî (Hâlid b. Zeyd), Hz. Peygamber in e yalar n alarak evine götürdü ve kendisini Mescid in ve yan ndaki odalar n in aat tamamlan ncaya kadar yedi ay boyunca misafir etti. Es ad b. Zürâre de Hz. Peygamber e üzerinde yatmas için bir serîr (karyola) hediye etti. 10 Hicretten sonra Yesrib ehri Medinetü r-resûl veya el-medinetü l- Münevvere ad n ald. Hicret, hem slâm tarihinin, hem de dünya tarihinin en önemli olaylar ndan biridir. Kaynaklarda hicretin birinci y l hakk nda önceki y llara oranla çok fazla bilgi bulunmaktad r. Bu olayda Hz. Peygamber in ve Müslümanlar n fedakârl na dair çok güzel örnek davran lar bulmak mümkündür. Muhacirler, Mekke den sadece yanlar na alabildikleri bir k s m menkul e ya ile hareket ediyorlar, do al olarak yurt, ev-bark ve hayvan sürülerini Mekke de b rak yorlard. Dönülüp dönülmeyece i veya dönme imkan olursa ne zaman dönülece i bilinmiyordu. Dolay s yla muhacirlerin mâlî kay plar büyüktü. Fakat fedakarl kta 10. Hicret hakk nda geni bilgi için bk. bn Hi âm, I, 480-500; bn Sa d, I-227-238; Belâzürî, I, 259-268; Taberî, II, 383; bn Abdilber, Dürer, s. 75-87; bn Seyyidinnâs, I, 286-314; Makrîzî, s. 38-48; Diyanet Dergisi Hicret Özel say s, Ankara 1991; Ahmet Önkal, Hicret, D A, XVII, 458-462. 126 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 126 04.02.2014 10:38:04

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu 127 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 127 04.02.2014 10:38:04

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji bulunmaktan hiç de çekinmiyorlard. Medine ye hicrette kal c l k vard. Yani orada kalmak maksad yla gidiliyordu. Hicretin yegâne amac i kence ve s k nt lardan kurtulmak de ildi. Bununla beraber gaye bu olsa dahi yad rganacak bir durum yoktur. Çünkü slâm da dünya ve ahirette iyilik, güzellik ve mutluluk istemek esast r. Fakat Hz. Peygamber i ve sahâbeyi Medine ye hicret için harekete geçiren esas unsur, slâm n oradaki parlak gelece iydi. Yoksa Müslümanlar Medine de de s k nt lara maruz kalm lar ve çe itli güçlüklerle kar la m lard r. u kadar var ki, Mekke de mü riklerin eziyetlerine kar sab r tavsiye edilirken, Medine döneminde misilleme hakk verilmi tir. Bu hak, gerekti inde canlar n ve mallar n ortaya koymalar n gerektiriyordu. Müslümanlar Medine döneminde insano lu için en büyük felâketlerden biri olan sava la defalarca kar kar ya kalm lard r. Bedir, Uhud, Hendek ve Huneyn sava lar nda ölüm-kal m mücadelesi vermi lerdir. Ancak, onlar kendi içlerinde birlik ve dayan ma içinde bulunmu lar ve huzurlu bir toplum olu turmu lard r. Hicret, Resûl-i Ekrem in sebeplere ba l l a son derece önem verdi ini göstermektedir. Evinden ç kt andan itibaren yan lt c bir rota çizerek 11 Mekke mü riklerinin hile ve tuzaklar ndan kurtulmu, dakik bir strateji sayesinde Medine ye ula m t r. Bu noktada Allah n yard m ve deste inin de unutulmamas gerekir. Fakat sebeplere olabildi i ölçüde ba l kalm ve tedbiri elden b rakmam t r. Hicret te Hz. Peygamber in irade sahibi ve sab rl olma, Allah a sonsuz güven duyma, ümitsizli e kap lmama, sükûneti muhafaza, ho görü, ba lama ve cesaret gibi vas flar ndan herbiri için davran örnekleri bulunmaktad r. Bunlar her Müslüman için birer düsturdur. S k nt lara gö üs germe, fedakârl k, slâm u runa can n ve mal n ortaya koyma, dünyevî ili kileri ve menfaatleri bir tarafa b rakarak karde li i ve Allah n r zas n dü ünme, verilen sözde durma ve dostluk örneklerinden tablolar hem sahâbîlerin ve hem de Resûl-i Ekrem in hicretinde görmek mümkündür. Hicret, Müslümanlar n tarihe bak n etkilemi tir. Öneminden dolay Hz. Ömer zaman nda (17/638) takvim ba olarak kabul edilmi tir. Peygamberimiz hicret etti inde kamerî takvime göre elli üç ya ndayd. 2- Hicret Esnas nda Medine Giri bölümünde, slâm öncesinde Medine hakk nda özet olarak bilgi vermi tik. Ancak, Hicret s ras nda buran n sahip oldu u etnik, siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik yap s n n biraz daha detayl bir ekilde bilinmesi gerekti i 11. W. Montgomery Watt, Hz. Muhammed in Mekke si, s. 183. 128 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 128 04.02.2014 10:38:04

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu kanaatindeyiz. Çünkü, bilindi i üzere Hz. Muhammed (s.a.s.), peygamberlik döneminde, ad geçen alanlardaki faaliyetlerinin ço unu Medine de gerçekle tirmi tir. Hicretin yap ld esnada Medine deki ortam n bilinmesi, gerçekle tirilen bu faaliyetlerin daha iyi anla lmas na vesile olacakt r. Bilindi i üzere eski ad Yesrib olan Medine, slâm n do du u ve Hz. Peygamber in hicret etti i s ralarda Hicaz bölgesinin önemli yerle im merkezlerinden biriydi. Medine kelimesi asl nda büyük kasaba ve ehir manas na gelen bir cins isimdir. Yesrib ad fesat anlam na gelen bir kökten geldi i için Hz. Peygamber hicretten sonra buraya ho ve güzel anlam na gelen Tâbe veya Taybe unvanlar n vermi tir. Daha sonra Medine diye isimlendirilmi tir. Çünkü buray bilinen anlamda bir ehir haline getiren Hz. Peygamber olmu tur. Önce Medînetü Resûlillah (Allah Resûlünün ehri) ve Medînetü n-nebî denilmi ve daha sonra Medîne eklinde kullan l r hâle gelmi tir. Hicretten sonra Adiy b. Neccâro ullar yurduna yerle en Hz. Peygamber, buray siyasal, sosyal, kültürel ve medenî bir merkez haline getirmi tir. ehir, Kur an- Kerim in Medenî âyetlerinde Yesrib ve Medine adlar yla an lm t r. klimi güzel, topra verimli, fazla derin olmayan tatl yeralt sular na sahiptir. Etnik yap : Hicretten önce Yesrib de Kurayza, Kaynukâ ve Nadîr kabilelerinden olu an Yahudiler, Güney Arabistan kökenli Evs ve Hazrec Arap kabileleri, Kudâa kabilelerinin ve hatta Amâlika n n bakiyyelerinden olu an kabileler ve bunlar n yan nda say lar az da olsa, daha ziyade köle olan, ba ka etnik kökenli, meselâ ranl insanlar bulunuyordu. Yesrib in, slam n do u una kadar nesilleri gelen Yahudilerden ve Arap kabilelerinden önceki sâkinlerinin Amâlika oldu u söylenir. Amâlika n n da lmas ndan sonra M.Ö. VI. yüzy l n ba lar nda Bâbil kral Buhtunnasr n Kudüs ü i gal edip oradaki Yahudileri Bâbil e götürdü ü s rada kaç p kurtulan baz Yahudiler Hicaz bölgesine giderek Hayber, Vâdi l-kurâ, Fedek ve bu arada Yesrib e yerle tiler. Hristiyanl n Suriye de yay lmas ndan sonra Romal lar n s k takibine u rayan Suriye ve Filistin Yahudilerinden baz lar da Hicaz a göç ettiler. Yesrib e yerle enler Kurayza, Nadîr ve Kaynukâ Yahudi kabileleridir. Hicaz a yerle en Yahudiler Arap kabile gelene ini benimsediler ve Arap isimlerini ald lar. Yahudiler ve Arap kabileleri özel mahallelerde ikamet ediyorlard. Yesrib e Yahudilerin geli inin Hz. Mûsâ zaman na kadar uzand da söylenmektedir. Bu arada Güney Araplar na, yani Kahtânîlere mensup baz kabileler, Yemen de Me rib baraj n n y k lmas üzerine muhtemelen II. veya III. yüzy lda, önce Tihâme ye, oradan da kuzeye göç ettiler. Sa lebe b. Amr Müzeyk yâ ve o ullar Yesrib e yerle tiler. Evs ve Hazrec, Hârise b. Sa lebe nin iki o ludur. Anneleri Kayle bint Cefne ye nisbetle bu iki kabile Araplar aras nda Benî Kayle 129 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 129 04.02.2014 10:38:04

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ad yla me hur olmu tur. Evs in ba l ca kollar unlard r: Avf b. Mâlik ( Kubâ ahalisi), Ümeyye b. Zeyd, Abdüle hel, Zaûrâ... Hazrec in ba l ca kollar ise unlard r: Neccâr, Sâide, Amr b. Avf, Zürayk, Selime, Beyâza. Evs ve Hazrec Yesrib e geldikten sonra bir süre Yahudilere tabi olarak ya ad lar. Bu esnada Yahudilerin siyasal, sosyal ve ekonomik bask lar na maruz kald lar. Bunun üzerine akrabalar olan Gassânîlerden yard m istediler. Gassânîler bu iste e olumlu cevap vererek Yesrib e geldiler ve Yahudilerin ba kanlar n öldürdüler (492). Yahudilerin bu suretle güç kayb na u ramas üzerine Yesrib de üstünlük Evs ve Hazrec in eline geçti. Evs ve Hazrec kabileleri ba ms zl klar n kazand ktan sonra ehrin iç k s mlar na yerle tiler. Fakat hemen ard ndan Yahudiler bu iki karde kabile aras ndaki eski rekabeti körükleyerek onlar birbirine dü ürmeye çal t lar. Arap kabileleri birbiriyle sava rken onlar taraf tuttular. Siyasi durum: Yesrib halk hadarî, yani yerle ik hayat sürmekle birlikte, yönetimde, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda kabile gelenekleri hâkimdi. Kabilelerin ba kanlar vard. Kan davalar yayg nd. Merkezî bir otorite mevcut de ildi. Bir ba ka ifade ile ehrin ortak bir yöneticisi yoktu. Arap ve Yahudi kabileleri birbirinden ba ms z bir ekilde ayr ayr mahallelerde ya yorlard. Her topluluk, biri di erinden birkaç kilometre uzakl kta bir köy olu turuyordu. Arap ve Yahudi kabileleri aras nda zaman zaman ciddî anla mazl klar ç k yordu. Bununla birlikte çe itli siyasal nedenlerle birbiriyle ittifak kurduklar da oluyordu; Arap kabileleri zaman zaman birbirlerine kar Yahudi kabileleriyle i birli ine gidiyorlard. Evs kabilesi, Kurayza ve Nadîr ile, Hazrec kabilesi de Benî Kaynukâ ile ittifak kurmu tu. Evs ve Hazrec reisleri ortak bir kral etraf nda birle mek için çaba sarfettilerse de bunu ba aramam lard. Reislik konusunda iddetli rekabet bu projenin uygulama alan na konulmas n imkans z hâle getirmi ti. Ortak bir yol bularak Evs ve Hazrec den birer ba kan seçmeyi ve bunlar n mü tereken, s rayla veya birer y l dönü ümlü olarak görev yapmas n dü ündülerse de bu planlar n da uygulama alan na geçirememi lerdi. Kaynaklar m z Yesrib de, Mekke deki Dârunnedve gibi bir kurulu un varl ndan bahsetmemektedirler. Evs ve Hazrec aras ndaki rekabet, ortak bir meclis ( Mele ) olu turulmas n da imkans z hâle getirmi ti. Abdullah b. Übey i ortak bir ba kan olarak eçme te ebbüsleri de Hz. Peygamber in hicretiyle birlikte gerçekle me imkan bulamayacakt r. Hicret öncesinde bir bütün olarak Evs ve Hazrec den ziyade, bu kabilelerin ( Amr b. Avf ve Evs- Menât gibi) alt kollar n n güçlülü ünün hissedildi i ve daha önemli oldu u görülmektedir. ehrin etraf nda, Taif teki gibi, bir sur veya duvar yoktu. Kabilelerin, kendi hudutlar dahilinde sa lam ve muhkem kaleleri ( utum. ç. Âtam) vard. Tehlike an nda erkekler sava mak için d ar ç kar, kad nlar ve çocuklar bu kalelere s n rlard. Bu kalelerin say s n n iki yüz kadar oldu u söylenmektedir. Ayr ca kabilelerin bahçeleri ve arazileri 130 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 130 04.02.2014 10:38:04

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu 131 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 131 04.02.2014 10:38:04

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji vard. ehir slâm n çevreye kolayca yay lmas na imkan sa layacak merkezî bir konumda bulunuyordu. Evs ve Hazrec in Yahudiler üzerine hâkimiyet elde etmesinden sonra meydana gelen sükûnet dönemi fazla uzun sürmedi. Bu iki kabile akraba olduklar halde, birbiriyle y llarca sava t lar. ki kabile aras ndaki dü manl k slâm n do- u una kadar, 120 y l gibi uzun bir müddet, devam etti. Çarp malar Sümeyr sava ile ba lad. Ondan sonra Ka b b. Amr, Serâre, Hât b, Fâri, Birinci Ficâr, kinci Ficâr, Rubey, Buâs Evs ve Hazrec aras nda meydana gelen belli ba l sava lard r. Bunlar n en iddetlisi olan Buâs sava, Evsli birisinin Hazrec e s nan birisini öldürmesi üzerine ba lam ve Evslilerin galibiyetiyle sonuçlanm t r. Bu sava Hz. Peygamber in Medine ye hicretinden be y l önce meydana gelmi tir. Devaml sava lar ehrin gücünü önemli ölçüde tüketmi ve dü manl k, ehirde hayat çekilmez hâle getirmi tir. Yahudiler de zaman zaman Evs ve Hazrec i birbirine dü ürmü ler ve aralar ndaki çeki meleri körüklemi lerdir. Bunun yan s ra Evs ve Hazrec den her biri, birbirine kar Yahudilerle ve Müzeyne, Cüheyne gibi çevredeki di er Arap kabileleriyle i birli ine girmi tir. Çarp malar genellikle Evs kabilesi aleyhine dönmü tür. Görüldü ü üzere Evs ve Hazrec, huzur ve istikrara yatk n olmay p, bilakis sava ve dü manl k üzerine kurulu bedevî hayat na Mekkelilerden daha meyilli idiler. Dini durum: Medine de Yahudili in varl ndan yukar da bahsettik. Bunun yan nda, Arap kabileleri aras nda putperestlik revaçta idi. Evs ve Hazrec, Mü ellel de, sahilde bulunan Menât adl puta tap yorlard. Medinelilerin as l putlar bu idi. Ona kurbanlar kesiyor, hediyeler sunuyorlard. Çocuklar na Abdümenât ve Zeydmenât gibi isimler koyuyorlard. Menât a di er kabileler de tapmakla birlikte, ona en fazla sayg y Evs ve Hazrec gösteriyordu. Bu putun siyah bir ta tan ibaret olan ve kutsal kabul edilen mahalli bulunuyordu. Evs ve Hazrec dahil olmak üzere birçok kabile, Menât a tapman n yan nda hac görevini de yap yorlard. Fakat Safâ ve Merve aras ndaki sa y görevini yerine getirmiyorlard. Menât n bulundu u yerde ihrama giriyorlard. Hacc ifa ettikten sonra da Menât a gelip putun önünde saçlar n t ra ediyorlar ve hac ibadetinin bu ekilde tamamlanaca na inan yorlard. Yani ihramdan da burada ç km oluyorlard. Onlar Menât n yan s ra Lât adl puta da tap yorlard. Bu putlar n yan s ra aile bireylerinin tapt klar aile putlar vard. A açtan yap lm çok say da put heykeli bulunuyordu. Arap kabilelerinin, Yahudili in ve Yahudilerin ahlak anlay n n etkisinde kald klar da mü ahede edilmektedir. Bütün bunlar n yan nda Allah n an ld ve O nun yarat c olarak tan nd da görülmektedir. En eski müverrihlerimizden bn Sa d, Cahiliye döneminde Ebü l-heysem ( Mâlik b. Teyyihan) ve Es ad b. Zürâre nin putlara tapmay kerih 132 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 132 04.02.2014 10:38:04

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu gördüklerini, onlardan nefret ettiklerini ve tevhidi dile getirdiklerini kaydeder. Baz ara t rmac lar bu kayda dayanarak yukar daki iki ahs hanîf olarak nitelendirmi lerdir. Hristiyanl k Medine de yay lmam t. Bununla birlikte Evs kabilesine mensup Ebû Âmir er-râhib ad nda bir ki i, Hristiyanl n ve Yahudili in tesiriyle putperestli e yeni bir ekil vererek Müslüman olan Evslileri kendi taraf na çekmeye çal m t r. Bu faaliyetinden dolay Hz. Peygamber ona Fâs k lakab n takm t r. Çok karma k ve halledilmesi zor meselelerde kendilerine ba vurulan kâhinler de mevcuttu. Sosyal hayat: Bölgede çok evlilik hâkimdi. Vefat eden bir adam n sadece han m ve k z de il, küçük çocuklar dahi miras alam yordu; miras sadece bir sava esnas nda eli silah tutan bülu a ermi erkek çocuklar alabiliyordu. ayet bütün erkek çocuklar bülu a ermemi lerse, ye enler ve baba soyundan gelen akrabalar bütün miras al yordu. Bu durumda, zengin olan bir aile, ayet mirasç larla iyi ili kiler içinde de ilse, ertesi gün paras z ve dilenci durumuna dü ebiliyordu. Bayramlarda ve dü ünlerde görülen profesyonel ark c lar n yan nda cenazelere a layan profesyonel a lay c lar da vard. Bu a lay c lar gruplar halinde gelirler, baz lar bir müddet feryat edip a larlar, onlar susunca da di erleri a tlara devam ederlerdi. Ahenkli bir ekilde iir söylemeye önem veren airler ve hatipler bulunuyordu. Ekonomik durum: Medine, eski zamanlardan beri Güney-Kuzey ticaret yolu üzerinde bulunuyordu. Burada Yahudiler ziraat, ticaret, kuyumculuk, demircilik, dokumac l k, silah ve zirâî alet imalat ile me gul oluyorlard. Biraz daha özele indirgeyecek olursak, Kaynukâo ullar n n di er mesleklerle birlikte kuyumculuk ve ticaretle, di er Yahudilerin de çiftçilikle ve ticaretle u ra t klar söyleyebiliriz. Arap kabileleri de daha ziyade çiftçi idiler. Her aile kendi topraklar na sahipti ve herkes kendi çocuklar ve gerekti inde kölelerinin yard m yla çiftliklerde çal yordu. Bunun yan nda ticaretle u ra anlar da vard. Bunlar Suriye pazarlar na ticaret amac yla giderlerdi. ehre ithal mallar da getiriliyordu. Nabatîler aras ra kervanlarla Medine ye yiyecek maddeleri, tah l ve zeytinya getiriyorlard. Çe itli Arap kabileleri, özellikle göçebeler, satmay veya ihtiyaç duyduklar maddelerle takas etmeyi dü ündükleri deve, at, zamk, de erli ta lar gibi mallar n ehre getiriyorlard. Yabanc ithalatç larla görü en simsarlar da mevcuttu. Arazisi olmayanlar, para kazanmak için ormandan odun kesip meskun yerlerde satarlard. Hurmalar yla ünlü olan Medine de hurma bahçeleri vard. O nedenle hurma ziraati çok geli mi ti. Hurman n bütün y l boyunca taze kalmas ve çürümemesi için konserve endüstrisi vard. Hurmalardan alkollü içkiler de elde ediliyordu. Bunun yan s ra hurma ihracat da yap l yordu. 133 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 133 04.02.2014 10:38:04

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hurman n yan nda bu day ve arpa ziraati de yap l yordu. Dokumac kad n ve erkekler, terziler, kasaplar, demirciler, g da maddeleri sat c lar, marangozlar, oduncular, parfüm sat c lar ba l ca meslek gruplar d r. Mahallî bir para birimi yoktu ve para olarak Bizans n para birimi olan dînar ve ran n para birimi olan dirhem kullan l yordu. Dirhem, dînar n onda birine tekabül ediyordu. Hicretten önce Medine de olu an Müslüman kesime gelince, Birinci Akabe Görü mesi (620) ile ba layan ve Hicrete (622) kadar devam eden iki y ll k süreçte Evs ve Hazrec kabilelerinden Müslüman olanlar n say s ço alm t. Birinci Akabe bîat ndan sonra Medine ye slâm ö retmek üzere gönderilen Mus ab b. Umeyr in faaliyetleri sonucu, reisleri Sa d b. Muaz n slâm kabul etmesi üzerine, Evs in önemli bir kolu olan Abdüle helo ullar n n tamam Müslüman oldu. Bu arada Akabe bîatlar ndan bir y l önce Ebû Seleme nin hicreti ile ba layan Mekke li müslümanlar n Medine ye hicreti, daha sonra da devam etti. Öyle ki, kaynaklar m z Hz. Peygamber in hicreti esnas nda, bizzat Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir, bunlar n aileleri, Hz. Ali, onun annesi ve bunlar n d nda hapse at lanlardan veya hicret edemeyecek derecede hasta ve güçsüz olanlardan ba ka Mekke de Müslüman kalmad n kaydederler. Hicret eden sahâbîlerden bir k sm, Evs kabilesine ba l be kolun en büyüklerinden kalabal k ve güçlü bir kabile olan Amr b. Avf o ullar na misafir oldular. Ebû Huzeyfe nin azatl s Sâlim, Hz. Peygamber in hicretinden önce Kubâ da Müslümanlara imaml k yap yordu. Hz. Peygamber de Hz. Ebû Bekir le birlikte Kubâ ya geldi inde bir müddet bunlar n aras nda kalacak ve me hur Kubâ Mescidi ni in a edecektir. Amr b. Avf o ullar n n yan nda yine Evs ten Abdüle hel kabilesine ve ayr ca Evs in di er baz kollar na mensup Müslümanlar, muhacirlere kucak açt lar. Benî Neccâr ve Belhâris b. Hazrec ba ta olmak üzere Hazrec in kollar da Müslümanlar misafir ettiler. Neccâro ullar ndan Es ad b. Zürâre, slâm yayma faaliyetlerine önemli katk da bulundu ve Mus ab b. Umeyr e yard mc oldu. Hatta Es ad b. Zürâre nin Medine de in a etti i bir mescidde, Mus ab b. Umeyr le birlikte vakit namazlar ve cuma namazlar n k ld rd klar kaynaklarda kaydedilmektedir. 12 3- Kurumsalla ma Sürecinin Ba lamas a- Mescid-i Nebevî ve Hz. Peygamber Döneminde Di er Mescitler Medine de slâm toplumunun olu mas nda ve Müslümanlar aras nda birlik ve beraberli in sa lanmas nda en önemli unsurlardan birisi Mescid-i Nebevî 12. slam öncesinde Medine için bk. Eyüp Sabri Pa a, Mir ât- Medîne, stanbul 1304, s. 293 vd.; Corci Zeydan, el-arab, s. 280-282; Fr. Buhl, Medine, A, VII, 459-471; Cevad Ali, IV, 128-142; Ne et Ça atay, s. 94-98. 134 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 134 04.02.2014 10:38:04

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu D 135 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 135 08.08.2014 11:36:28

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji (Peygamber Mescidi) dir. Hz. Peygamber devesinin çöktü ü alana bir Mescid in a etmeye karar verdi. Medinelilerin hurma kuruttu u bu arsay sat n almak istedi inde sahipleri, kar l ks z olarak vermek istediler. Ancak Hz. Peygamber bunu kabul etmedi. Arsan n de eri olan on dinar Hz. Ebû Bekir ödedi. 13 n aata, arsan n tesviyesi ile ba land. Burada bulunan hurma a açlar kesildi, mezarlar ba ka yere nakledildi ve tümsekler düzeltildi. Binan n temelinde ve alt k sm nda ta, üst k s mlar nda ise kerpiç (lebin) kullan ld. Arsa üzerinde eskiden mevcut olan hurma a açlar sütun olarak Mescid in k blesine dizildi ve bunlar n üzerine, hurma dal ve yapraklar ndan bir çat yap ld. Mescid in yap m nda ba ta Hz. Peygamber olmak üzere muhacirler ve ensâr fiilî olarak çal t lar. Ba lang çta k blesi Kudüs e do ru olan Mescid-i Nebevî nin üç kap s vard. Birinci kap güneyde, bugünkü k ble duvar nda bulunuyordu ( Bâbü s-selâm). kinci kap do u taraf nda idi (Bâbü-Cibrîl). Hz. Peygamber bu kap y kullan rd. Üçüncü kap ise bat yönünde bulunuyordu (Bâbü-Âtike). Güney duvar boyunca Suffe denilen bir revak veya gölgelik bulunmaktayd. K ble, Kudüs ten Kâbe ye çevrilince güney yönünde bulunan kap kapat larak kuzey yönünde ayn adla yeni bir kap aç ld. Di er kap larda herhangi bir de i iklik yap lmad. Suffe ise güneyden kuzeye nakledildi. Yeni plana göre harim, güneyde iki s ra halinde yerle tirilen hurma kütükleri üzerine uzat lan hurma dallar n n toprakla kapat lmas yla elde edilen bir damla örtülmü tü. Tavan, bir insan n elinin yeti ece i kadar bas kt. lk zamanlarda camide yere ince kum dö enmi ti. 14 Ba lang çta Hz. Peygamber cuma hutbelerini, vaaz ve ir atlar n bir hurma kütü üne dayanarak veriyordu. Cemaatin say s art nca ve ayakta uzun süre hitap kendisini rahats z edince bir minber yap ld. Bu minber, biri oturmak için olmak üzere üç basamaktan ibaretti. 15 Hz. Peygamber minbere ç kt zaman üçüncü basama a oturuyor, ikinci basama a da ayaklar n koyuyordu. Peygamberimiz Mescid in k ble taraf nda belirli bir yerde namaz k ld r rd. Bugünkü anlamda oyuntu eklindeki ilk mihrab, Emevî halifelerinden Ömer b. Abdülaziz in Medine valili i s ras nda yap lm t r. Mescid-i Nebevî nin in as tamamland ktan sonra Peygamberimiz, geçici olarak yerle ti i Ebû Eyyûb ün evinden ayr larak Mescid in hemen biti i ine aile mensuplar için yap lan odalara ta nd. Ba lang çta bu odalar n say s n n, birisi Hz. Hatice den sonra evlendi i Sevde ye, di eri de Âi e ye ait olmak üzere iki oldu u söylenmektedir. Hz. Peygamber in evlilikleri artt kça bu odalara yenileri ilave edilmi ve say lar dokuza ula m t r. Odalar n kap aç kl kilim veya ku- 13. bn Sa d, I, 239-241; bn Seyyidinnâs, I, 316. 14. Nusret Çam, slam da Sanat Resim ve Mimari, Ankara 1994, s. 153. 15. bn Sa d, I, 349 vd. 136 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 136 04.02.2014 10:38:04

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu Hz. Peygamber Döneminde Mescid-i Nebevî nin Bir llüstrasyonu ma perde ile kapat l yordu. Hz. Peygamber in odalar n n duvarlar da kerpiçle örülmü, üstleri hurma dal ve yapraklar ile örtülmü tü. Bu odalar n d nda me rube, urfe, h zâne adlar yla an lan bir ba ka odadan daha bahsedilir. Buras g da maddeleri, silahlar vesaire e yan n sakland bir devlet hazinesi (Beytülmâl) olarak kullan lmaktayd. Buran n muhafaza ve idarecili i ile Bilâl-i Habe î görevlendirilmi ti. Resûl-i Ekrem bu arada aile fertlerini Medine ye getirmek üzere Ebû Râfi ile Zeyd b. Hârise yi Mekke ye gönderdi. Bunlar Hz. Peygamber in zevcesi Sevde ile k zlar Fât ma ve Ümmü Gülsüm ü Medine ye getirdiler. Zeyneb i o s rada mü rik olan Ebü l-âs b. Rebî b rakmad. Ruk ye ise kocas Hz. Osman ile daha önce hicret etmi ti. Bu arada Zeyd, e i Ümmü Eymen ile o lu Üsâme yi de yan na ald. Hepsi birlikte yanlar nda Hz. Ebû Bekir in aile bireyleri, o lu Abdullah, han m Ümmü Rûmân, k zlar Esmâ ve Hz. Âi e de oldu u halde topluca Medine ye geldiler. Mekkeliler onlara herhangi bir güçlük ç karmad lar. 16 Mescid-i Nebevî nin fonksiyonlar na gelince, buras her eyden önce bir ibadet mahalli idi; cuma namaz n ve be vakit namaz cemaatle k lmak için Müslümanlar n topland ve topluca ibadet etti i mekand. Be vakit namaz her yerde k l nabilir. Ancak Hz. Peygamber, cemaatle k l nan namaz n daha fazla sevap 16. Belâzürî, I, 269-270; bn Seyyidinnâs, I, 315-316; Makrîzî, s. 49. 137 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 137 04.02.2014 10:38:04

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji kazand raca n bildirmi ti. Sahâbîler de onun bu te vik ve tavsiyesine azâmî ölçüde uymu lard r. Mescid-i Nebevî ibadet mahalli olman n yan nda, Hz. Peygamber in sohbet ve vaaz yapt, askerî i lerin müzakere edildi i, elçilerin kabul edildi i, bazen duru malar n yap ld, folklor gösterilerinin tertiplendi i bir mekând. Mescid-i Nebevî, ayn zamanda bir e itim-ö retim yeri olarak kullan lmaktayd. Namazlardan sonra Hz. Peygamber mescidde oturdu u zaman sahabîler hemen onun etraf nda halka olu tururlard. Hz. Peygamber onlara vaaz eder, nasihatta bulunur, Allah a itaate davet ederdi. Bunun yan nda günlük hayatla ilgili tavsiyelerde bulunur, kendileriyle sohbet ederdi. Mescid-i Nebevî, Rabbinin ad yla oku diye Kur an n ilk âyeti ile istenen dinle bilimin bütünle mesinin teknik bak mdan da gerçekle mesini sa lam t r. 17 Müslümanlar n e itilmesinde, nâzil olan âyetlerin duyurulup hayata geçirilmesinde, Müslümanlar n cemaatle mesinde ve kayna mas nda, son derece önemli fonksiyonlar üstlenmi tir. Hz. Peygamber döneminde Mescid-i Nebevî ayn zamanda askerî i lerin görüldü ü bir mekân olarak da kullan l rd. D ar dan gelebilecek her türlü sald r ve tehditlere nas l kar konulaca burada görü ülür ve karara ba lan rd. Hz. Peygamber bir yere askerî sefer düzenleyece i zaman birli in ba na geçecek kumandan Mescid e ça r r ve gerekli talimat burada verirdi. Askerî birliklerin komutanlar seferden döndükten sonra do ruca buraya gelerek sefer hakk nda bilgi verirlerdi. E er orduya bizzat kendisi kumanda edecekse, Mescid de iki rekat namaz k lar, sonra z rh n giyinmi olarak buradan ç kar ve kap ya getirilen at na binerek seferi ba lat rd. Seferden dönü te de do ruca Mescid e gider, yine iki rekat namaz k lar ve seferin de erlendirmesini yapard. Sava ta yaralanan askerlerin, mescidde kurulan bir çad rda tedavi edildikleri olurdu. Nitekim Hendek Sava nda yaralanan Sa d b. Muaz, Eslem kabilesinden Rufeyde ad ndaki kad n n Mescid deki çad r nda tedavi edilmi, fakat kurtar lamam t. Gerekti inde Mescid-i Nebevî de harplerde ele geçirilen esirlerin hapsedildi i de olurdu. Mescid-i Nebevî, elçilerin kabul yeri olarak kullan l rd. 5/626 y l ndan itibaren 11/632 y l na kadar, 9/630 y l nda daha yo un olmak üzere, Arabistan n çe itli bölgelerinden Medine ye heyetler gelmi tir. Bunlar n ço u kabileleri ad na Müslüman olduklar n bildirmek, bîat etmek ve slâm dininin esaslar hakk nda bilgi almak üzere geliyorlard. Peygamberimiz elçileri Mescid de Elçiler Sütunu ( Üstüvânetü l-vüfûd) ad n ta yan bir dire in önünde kabul ederdi. Hukûkî ve kazâî davalar için Mescid, sabit bir mahal olmamakla birlikte, Hz. Peygamber devrinde mahkeme ve duru ma salonu olarak kullan lm t r. Asl nda Hz. Peygamber in bulundu u her yer, çar, pazar, konaklama 17. Ali zzetbegoviç, Do u ve Bat Aras nda slam, çev. Salih aban, stanbul 1993, s. 243. 138 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 138 04.02.2014 10:38:05

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu mahallinde bir çad r bu tür i ler için uygundu. Fakat o, Mescid de de çe itli davalara bakm ve kararlar vermi tir. Mescid-i Nebevî zaman zaman sava oyunlar na da sahne olurdu. Bir defas nda Peygamberimiz Habe lilerin burada sergiledikleri bir oyunu han m Hz. Âi e ile birlikte seyretmi tir. Hz. Peygamber ba lar Mescid de kabul ediyordu. Çe itli bölgelerden gelen cizye ve zekat mallar Mescid de toplan yor ve gerekli yerlere buradan da t m yap l yordu. 18 Medine de daha hicretin ilk y llar ndan itibaren Mescid-i Nebevî nin d nda pekçok mescid in a edilmi tir. Bunlar n ço u kabile adlar ile, baz lar da bulunduklar mekan n ad yla an l rlar. ki K bleli Mescid (Mescidü l-k bleteyn) gibi, baz olaylar sebebiyle de i ik isim alanlar da mevcuttur. Ad n k blenin de i mesinden alan bu son mescid, Hazrec den Benî Selime ye aitti. Hz. Peygamber Medine ye hicretinden sonra on alt veya on yedi ay Kudüs e do ru yönelerek namaz k lm t. Hicretin ikinci y l nda Hz. Peygamber sahâbîleri ile Benî Selime mescidinde ö le namaz n n ilk iki rekat n k l nca k blenin de i mesi ile ilgili ayet nâzil oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber yönünü Kâbe ye çevirdi. Böylece Hz. Peygamber iki ayr k bleye dönmü olarak namaz k ld için bu mescid ki K bleli Mescid ad n alm t r. 19 K blenin de i tirilmesi an nda Hz. Peygamber in Mescid-i Nebevî de bulundu u da rivayet edilmektedir. ki k bleli mescidin d - nda, Evs kabilesinin Benî Abdüle hel kolu taraf ndan in a edilen Benî Abdüle hel Mescidi, yine Evs in bir kolu olan Benî Hârise ye ait Benî Hârise Mescidi, Benî Zurayk, Benî Amr b. Mebzûl, Benî Sâide, Benî Ubeyd, Râtic, G fâr, Eslem, Cüheyne, Benî Mâzin, Benî Adiy, Benî Beyâza, Beni l-hâris, Benî Harâm, Benî Vâk f... gibi mescidler Medine de Hz. Peygamber döneminde mevcut olan mescitlerdir. Müslümanlar buralarda vakit namazlar n k l yorlar, cuma namaz na Mescid-i Nebevî ye geliyorlard. 20 Bunlardan ba ka Medine d nda, Cuvâsâ, Beni Mustalik, Benî Sa d b. Bekir, Benî Cezîme, Becîle mescidleri vard. Taif ve Yemâme de de mescidler bulunuyordu. Ayr ca askerî seferler esnas nda in a edilen pekçok mescidin isimleri kaynaklarda yer almaktad r. 21 18. Klasik dönem slâm tarihinde de cami, çok yönlü, dinî, siyâsî, sosyal ve ilmî fonksiyonlara cevap veren bir kurum olmakla birlikte, y llar n ve hatta as rlar n geçmesiyle, mescitlerin dinî hizmet d ndaki fonksiyonlar için bu mekanlar n d nda özel yerler tahsis edilmeye ba lanm t r. Sözgelimi Selçuklular döneminde medreselerin kurulmas yla e itim-ö retim bu kurumlarda devam etmi tir. Bu uygulama, Müslümanlar n nüfuslar n n artmas na, geli en ihtiyaç ve artlara göre do al bir geli medir. 19. bn Sa d, I, 241-244; Belâzürî, I, 271. 20. Belâzürî, I, 273. 21. bn Abdilber, Dürer, s. 88; Ahmed Güner, Asr- Saadette Camiler/Mescitler ve Fonksiyonlar, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, IV, 254-226. 139 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 139 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji b- Suffe Suffe, Mescid-i Nebevî nin biti i inde üzeri hurma dallar yla örtülü, fakir, kimsesiz ve bar nacak yeri olmayan Müslümanlar için yap lm gölgelikti. Burada kalanlara Suffe Ehli, Suffe Ashâb denilirdi. Suffe Ehli, kimsesiz muhâcirler, bekarlar, Arap kabilelerinden Müslüman olup Medine ye göç edenler ile ilim tahsil etmek isteyen sahâbîlerden olu uyordu. Bunlar genellikle yoksul kimselerdi. Hz. Peygamber, Suffe de kalan sahâbîlerin yeme ve içme gibi ihtiyaçlar yla yak ndan ilgilenirdi. Baz iyiliksever sahâbîler, Hz. Peygamber in tavsiyesi üzerine bunlar birer-iki er evlerine davet ederek ia elerini temin ederlerdi. Hz. Peygamber zengin Müslümanlar bunlara yard m etmeye te vik ederdi. Ensâr, hurma salk mlar n getirerek Mescid-i Nebevî ye b rak rlard. Suffe Ashab aras nda çe itli i lerde çal anlar da vard. 22 Suffe de Hz. Peygamber in d nda okuma-yazma ve Kur an ö retmek üzere ö retmenler de görev yap yordu. Ubâde b. Sâmit bunlardan biridir. Burada toplanan ö renciler esas itibar yla kendilerini Kur an ö renimine vakfetmi lerdi; Kur an âyetlerini aralar nda müzakere ederler ve geceleri ilim tahsili ile me gul olurlard. Bu sebeple bunlardan yetmi ki iye kurrâ ad verilmi tir. Hz. Peygamber Medine d na ir ad ve slâm anlatmak için bir kimse veya ekip gönderece i zaman Suffe Ashab aras ndan seçerdi. Bunlardan orduya kat lanlar, diplomatik faaliyetlerde görevlendirilenler ve müezzinlik yapanlar da vard. 23 c- Yeni Bir Karde lik Sistemi slâm toplumunun te kilatlanmas nda bir önemli ad m da ensar ile muhacirler aras nda özel karde lik sistemi kurulmas d r. Buna geçmeden evvel, slâm n getirdi i ve geli tirdi i karde lik sisteminin tarihî seyrine k saca temas etmek yerinde olacakt r. Hz. Peygamber slâm ilk tebli etmeye ba lad andan itibaren bu dine girenleri hangi rk, kabile ve ülkeden olursa olsun e it kabul etmi ve kabile karde li inin yerine slâm karde li ini getirmi tir. O, bir yandan insanlara Allah n varl n ve birli ini anlat rken, di er yandan bu inanç etraf nda toplananlar din karde li inde birle tirip kayna t r yordu. Bu sistemde Habe istanl bir köle ile Kurey li bir asilzade aras nda fark kalm yordu. slâm tarihinin en eski kaynaklar, Hz. Peygamber in, birisi hicretten önce Mekke de, di eri de hicretten sonra Medine de Müslümanlar iki defa özel olarak karde le tirdi ini kaydederler. Mekke deki karde le tirmede ( muâhâtta) son derece anlaml bir husus dikkati çekmektedir. Bu, Kurey e mensup baz Müslümanlar n azatl kölelerle karde ilan edilmesidir. Kaynaklar n bu konuda verdi i 22. Belâzürî, I, 272-273. 23. Suffe ve Suffe Ehli hakk nda geni bilgi için bk. Akif Köten, Asr- Saadette Suffa Ashab, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, IV, 381-416. 140 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 140 04.02.2014 10:38:05

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu listeler incelendi inde Kurey mensuplar yla u azatl kölelerin karde le tirildi i görülmektedir: Hz. Peygamber in azatl s Zeyd b. Hârise ile Hz. Hamza, Ebû Huzeyfe nin azatl s Sâlim ile Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Hz. Ebû Bekir in azat etti i Bilâl-i Habe î ile Ubeyde b. Hâris. 24 Bu karde le tirme ( muâhât) hadisesini Müslümanlar k sa sürede özümsediler. Öyle ki, bir Müslüman, putperest kabileda yla ve akrabas yla ili kisini kesip, aralar nda kan ba bulunmayan, ba ka bir kabile veya ülkeye mensup olan, yahut da köle olan bir Müslümanla maddi ve manevî dayan ma içine giriyordu. Nitekim slâm n daha ilk y llar nda Hz. Ebû Bekir i kence çeken, kendisiyle aralar nda kan ba bulunmayan köleleri hiçbir kar l k beklemeden s rf Müslüman olduklar için büyük paralar ödeyerek sat n alm ve hürriyetlerini ellerine vermi tir. Mekke den Medine ye hicret eden muhacirler birbiriyle kenetlenmi ve karde lik bilincine sahip olmu kimselerdir. Medine deki Evs ve Hazrec kabilelerinin Ensar haline dönü mesine gelince, slâm dan önce Evs ve Hazrec kabileleri, ayn babadan türemi olduklar halde y llarca birbiriyle sava m lard. Aralar ndaki geçimsizlik Hz. Peygamber in buraya hicretine kadar devam etmi ti. Birinci Akabe görü mesinde slâm kabul eden Medineliler, Evs ve Hazrec dü manl n n vahim boyutlar n ve Hz. Peygamber den nas l medet umduklar n u sözleriyle dile getirmi lerdi: Milletimiz iç sava lar sebebiyle çok kötü bir durumdad r. Cenab- Hak sizin sayenizde milletimizi sava tan, darmada n kl ktan belki kurtar r ve onlar birle tirir. 25 Gerçekten Evs ve Hazrec aras ndaki kan davalar o derece korkunç boyutlara ula m t ki, bu iki kabile neredeyse tarih sahnesinden silinecekti. Bu husus Kur an- Kerim de öyle ifade edilmi tir: Allah n size olan nimetini hat rlay n. Hani siz birbirinize dü man ki iler idiniz de O, gönüllerinizi birle tirdi. O nun nimeti sayesinde karde oldunuz. Siz bir ate çukurunun tam kenar nda iken oradan sizi kurtard. 26 Cenâb- Hak, Evs ve Hazrec in Müslüman olmadan önceki durumunu ve içinde bulunduklar ortam ate çukuruna benzetmektedir. Ate çukurunun kenar nda bulunan kimseler büyük ölçüde yok olmakla kar kar ya kal rlar. Evs ve Hazrec kabileleri de böyleydi; birbirine ate püskürüyorlard. Kabileleraras sava larda birbirini öldürmek suretiyle tükenecekleri bir s rada Allah hidayetini lutfedip slâm sayesinde onlar kurtard ve karde topluluklar haline getirdi; Evs ve Hazrec birbirleriyle kenetlendiler, slâm a girmekte birbir- 24. bn Habîb, Muhabber, s. 70; bn Abdilber, Dürer, s. 92; bn Seyyidinnâs, I, 321. 25. bn Hi âm, I, 429. 26. Âl-i mrân Sûresi 103. 141 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 141 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji leriyle adeta yar t lar. slâm n birle tirici emsiyesi alt nda Ensar ad yla, slâm toplumunun erefli bir kesimini olu turdular. imdi s ra Muhacirlerle Ensar karde le tirmeye gelmi ti. Hz. Peygamber, Enes b. Mâlik in evinde (bir rivayete göre Mescid-i Nebevî de) hicretin birinci y l n n ortalar nda onlar toplad ve iki er iki er karde le tirdi. Bu sistemin yükledi i sorumluluklar taraflara aç klad. Karde le tirilen kimselerin say s n n k rkbe er ki iden doksan veya elli er ki iden yüz oldu u söylendi i gibi, ensardan biriyle karde le tirilmeyen hiçbir muhâcirin kalmad da rivayet edilmektedir. 27 Karde le tirilen kimselerle ilgili listeler kaynaklarda geni olarak kaydedilmektedir. Ancak burada biz, listeleri uzun uzad ya vermeksizin birkaç örnek kaydetmekle yetinece iz. Karde le tirilen kimselerden baz lar unlard r: Hz. Ebû Bekir ile Hârice b. Zeyd, Abdullah b. Mes ud ile Muaz b. Cebel, Mus ab b. Umeyr ile Ka b b. Mâlik... 28 Karde le tirmenin, rastgele seçilen iki ki inin bir araya getirilmesiyle olu turulmad n ; bilakis hicretten itibaren alt ay a k n bir süre zarf nda Hz. Peygamber in Müslümanlar iyice tan yarak, durumlar n inceleyerek ve her çift aras nda ortak vas flar bularak bunu gerçekle tirdi ini belirtmek gerekir. 29 Hz. Peygamber in, e siz bir sosyal yard mla ma ve dayan ma örne i olan karde le tirmeyi gerçekle tirmesinin gayesi, i -güç ve servet sahibi olduklar Mekke de her eylerini b rakan ve dinleri u runa do up büyüdükleri yeri terkeden muhâcirleri maddî ve manevî olarak desteklemek, malî s k nt lar n bir ölçüde de olsa hafifletmeye çal mak ve öz yurtlar ndan ayr lm olman n vermi oldu u garipli i ve mahzunlu u gidermekti. Böyle bir faaliyet ayn zamanda muhâcirlerle ensar birbirine s nd rma, yekvücut olarak kenetlenmelerini sa lama, bilgi ve tecrübelerini birle tirme, ortakla a i yapma ve üretme anlay - n kazand rma amac na yönelikti. Ensar n fedakarl o derece ileri gitti ki, hurmal klar n n muhacir karde leriyle payla t r lmas n bile teklif ettiler. Ancak Hz. Peygamber bunu uygun görmedi. Beraber çal mak suretiyle mahsule ortak olmalar n kararla t rd. Karde le tirilenler birbirlerine vâris bile olabileceklerdi. Bu müessesenin mirasa ait hükmü Bedir Sava nden sonra nâzil olan Kur an âyeti ile neshedilmi tir. 30 Karde lik anla mas ile, Câhiliye dönemindeki hilfin yerini slâm karde li i alm t r. Ancak Hz. Peygamber câhiliye döneminde 27. Belâzürî, I, 271. 28. bn Hi âm, I, 504-507; bn Sa d, I, 238-239; bn Abdilber, Dürer, s. 88-92; bn Seyyidinnâs, I, 321-326; Makrîzî, s. 49-50. 29. Muâhât için ayr ca bk. Zebîdî, VII, 73-78. 30. Enfâl Sûresi 75. 142 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 142 04.02.2014 10:38:05

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu haks zl önlemek ve yard mla mak amac yla gerçekle tirilen hilfleri de do ru kabul etmi tir. u kadar var ki, slâm döneminde ve özellikle hicretten sonra Müslümanlar aras nda dayan ma temin edildi i ve karde lik kuruldu u için hilfe gerek kalmad n aç klam t r. Muâhât sayesinde muhâcirlerin Medine nin ya ay na daha kolay ve k sa sürede intibak sa lanm t r. Malî destek ve vâris olma, i in maddî yönüydü. Mesele sadece maddî destekten ibaret de ildi; öyle olsayd, Hz. Peygamber muhâcirlere gerekli yard m n yap lmas n ensara emreder, onlar da bu emri memnuniyetle yerine getirirlerdi. Fakat bu sistemle i in maddî yönü manevî bir karde likle desteklenmi oluyordu. Ensar ile muhâcirler aras nda ortak kimlik olu turuluyor, zihniyet birli i sa lan yordu. çte Yahudi ve münaf klara, d ta ise mü rik Arap kabilelerine kar anla m ve kayna m bir toplum olu turuluyordu. Bu daha sonra geni leyerek bütün mü minleri içine alan genel slâm karde li ine dönü mü tür. Karde lik müessesesini bir de insan haklar aç s ndan de erlendirmek gerekir. Hz. Peygamber faaliyetlerinde daima can, mal ve rz güvenli i gibi temel insan haklar n korumu ve buna riayet etmi tir. Veda hutbesinde insan haklar ile ilgili esaslar bir kez daha vurgulam t r. Görüyoruz ki, Hz. Peygamber, insan haklar na ilave olarak karde lik haklar n getirmi tir. O, Ey Allah n kullar karde olunuz buyurmu tur. Ki bu, insan haklar n n de ötesinde bir geli medir. Çünkü karde likte, hakk n da ötesinde fedâkârl k ve duygu sözkonusudur. Hicretten sonra Hz. Peygamber, muhacirleri yerle tirmek amac yla Medine de yeni bir yerle im plan haz rlad. Ensar, Medine deki fazla arazilerini muhacirlere vermek üzere Hz. Peygamber e ba lad lar. ayet o isterse evlerini de verebileceklerini söylediler. Fakat Peygamberimiz Evlerinizin hay r n görün buyurarak bunu kabul etmedi; sahipsiz arazilere ve ensar n ba lad topraklara muhacirleri yerle tirdi. Kabilelere ve ah slara belli yerleri tahsis etti. En eski tarih yazarlar m zdan bn Sa d, Hz. Peygamber in Abdurrahman b. Avf, Hz. Ebû Bekir, Talha b. Ubeydullah, Ebû Seleme, Zübeyr b. Avvam ve Erkam b. Ebü l-erkam a tahsis etti i yerleri, hurmal klar ve arsalar ayr ayr bildirmektedir. 31 Kubâ da ev yap lmas mümkün olmayan yerlerde muhacirler misafir olduklar evlerde ikamete devam ettiler. Medineli Müslümanlar, kendilerine misafir olan muhacirleri a rlamak için birbiri ile yar yorlard. 32 d- Birarada Ya ama Tecrübesi Daha önce de belirtildi i gibi, Resûl-i Ekrem Medine ye hicret etti i s rada burada bütün ehir halk n kapsayan bir idârî yap mevcut de ildi. Her kabile kendi içinde birlik olu turuyordu. Hz. Peygamber, karde le tirme müessesesi 31. bn Sa d, III, 126, 174, 216, 244. 32. Belâzürî, I, 270. 143 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 143 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ile Müslümanlar aras nda birli i sa lamla t rd ktan sonra ehre, Müslümanlar, gayr müslim Araplar ve Yahudileri içine alan ve daha önce Medine tarihinde hiç rastlanmayan bir siyâsî-sosyal yap getirdi. Bu yap, etnik kökenleri ve dinleri farkl çe itli gruplardan, federasyonlardan olu an bir konfederasyon idi. Bu te ebbüs her eyden evvel ehir halk n n bar ve güven içinde ya amas n sa lamak gayesini ta yordu. Öncelikle de Medine de Müslümanlar n güvenli ini sa lamak gerekiyordu. Bu, slâm n ve Müslümanlar n gelece i bak m ndan son derece önemli idi. Çünkü Mekke mü rikleri Medine ye sald rmak için f rsat kolluyorlard. Medine de Müslümanlar d nda mü rik Araplar ve Yahudiler önemli bir güç olarak duruyorlard. Yahudiler hem malî bak mdan, hem de nüfus olarak hiç de küçümsenmeyecek bir durumda idiler. Hz. Muhammed (s.a.s.) ba lang çta Yahudileri ve mü rik Araplar ehirden uzakla t rmak veya onlara husûmet beslemek gibi bir tutum içine girmedi. Aksine onlarla antla ma yapmak için te ebbüse geçti. Bu suretle Medine ye yap lacak bir sald r kar s nda Yahudilerin ve mü riklerin tehlike olu turmas önlenmi oluyordu. Buna ek olarak ehri beraberce savunacaklard. Bu, siyâsî ve askerî bak mdan son derece gerekli idi. Hz. Peygamber, Müslümanlar n yan s ra Medine toplumunu olu turan Yahudileri ve di er gruplar bir ehir devleti halinde te kilatlanmaya ikna etti. Durumu müzakere etmek üzere Enes b. Mâlik in evinde bir toplant yapt. Bu toplant ya kat lanlar Medine toplumunu yeniden düzenleyen bir sistem olu turmaya karar verdiler; birbirleriyle ve yabanc larla ili kilerini, idârî ve adlî yap lar n, fertlerin sahip olduklar din ve vicdan hürriyetini, haklar n ve sorumluluklar n belirli esaslara ba layan bir metin haz rlad lar. Bir sosyal mukavele olarak da kabul edilebilecek bu metin, ekil aç s ndan bugünkü anayasalarla hayli farkl olsa da bir anayasa niteli indedir. Bu metin, ana kaynaklar m zda bütün halinde bize intikal etmi bulunmaktad r. Kitâb, Sahîfe ve Müvâdea, yani sulh antla mas ad n ta yan bu vesîka zaman m zda Medine Anayasas, Medine Vesîkas, Medine Belgesi, Medine Sözle mesi ve Medineliler Sözle mesi olarak an lmaktad r. Ondokuzuncu yüzy ldan günümüze kadar, çe itli ara t rmac lar taraf ndan inceleme konusu yap lm t r. Ara t rmac lar taraf ndan 47 veya 52 madde olarak tasnif edilen vesîkan n baz maddeleri unlard r: Bu kitap (yaz ), Peygamber Muhammed taraf ndan Kurey li ve Yesribli mü minler ve Müslümanlar ve bunlara tâbi olanlarla, yine onlara sonradan iltihak etmi olanlar ve onlarla beraber cihat edenler için (olmak üzere tanzim edilmi tir). * te bunlar, di er insanlardan ayr bir ümmet (câmia) te kil ederler. 144 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 144 04.02.2014 10:38:05

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu * Kurey ten olan muhâcirler, kendi aralar nda âdet oldu u vechile kan diyetlerini ödemeye i tirak ederler; onlar harp esirlerinin kurtulu fidyesini mü minler aras ndaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet ilkelerine göre ödemeye i tirak edeceklerdir. * Mü minler kendi aralar nda a r malî sorumluluklar alt nda bulunan hiç kimseyi (bu halde) b rakmayacaklar, kurtulu fidyesi veya kan diyeti gibi borçlar n iyi ve makul bilinen esaslara göre vereceklerdir. * Takvâ sahibi mü minler, kendi aralar nda mütecâvize ve haks z bir eylemde bulunmay tasarlayan, yahut bir suç ve kötülük i leme, yahut bir hakka tecâvüz veyahut da, mü minler aras nda bir kar kl k ç karma kast n ta yan kimseye kar olacaklar ve bu kimse onlardan birinin evlâd bile olsa, hepsinin elleri onun aleyhine kalkacakt r. * Takvâ sahibi mü minler, en iyi ve en do ru yol üzerinde bulunurlar. * Üzerinde ihtilâfa dü tü ünüz herhangi bir ey, Allah a ve Muhammed e götürülecektir. * Yahudiler, mü minler gibi, muharebe devam etti i müddetçe (kendi harp) masraflar n kar lamak zorundad rlar. * Yahudiler Müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe masrafta bulunacaklard r. * Bu sahifenin (yaz n n) gösterdi i kimse lehine Yesrib vâdisi dahili (cevf), haram (mukaddes) bir yerdir. * Onlar (Müslümanlar ve Yahudiler) aras nda, Yesrib e hücum edecek kimselere kar yard mla ma yap lacakt r. Vesîka, Medine de dinî oldu u kadar siyasî bir topluluk da meydana getirme gayesine yönelikti. Daha ilk maddede bu toplulu un ensar ve muhacir Müslümanlarla, bir sava durumunda Müslümanlarla birlikte sald rgana kar sava- acaklar n kabul eden gayri müslim topluluklardan olu aca belirtilmektedir. Vesikaya göre bu topluluk (ümmet) di er bütün insanlardan ayr bir mahiyettedir. Aralar nda ihtilaf ç kan herkes için Allah, kanunlar n ve adaletin yegane kayna- d r. Hz. Muhammed (s.a.s.) de en yüksek hakemdir. Vesîkada, aç k bir ekilde Yahudilerin Mekke mü riklerine veya onlar n i birlikçilerine bir yard m, yahut himaye hakk vermeleri yasaklanm t r. Bir dü man sald r s halinde, buna kar ç kmak üzere bir Müslüman-Yahudi ittifak sözkonusu olacakt r. ehrin savunulmas için giri ilecek sava lar n masraflar, taraflarca kar lanacakt r. Fakat Medine d nda yap lacak bir sava halinde hiçbir topluluk di erine yard mda bulunma sorumlulu u alt nda bulunmayacaklard r. Müslümanlar n ç kt klar sava lara Yahudilerin kat lmas, Hz. Muhammed 145 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 145 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji (s.a.s.) in müsaade ve r za göstermesine ba lanm t r. Yahudiler, Müslümanlara dü man olan Mekkelilere bundan böyle emân hakk tan mayacaklard r. Vesîkada Müslüman cemaatin ve slâm dininin hukûkî ve sosyal varl, di er unsurlar taraf ndan tan nmaktad r. Bu, Müslümanlar aç s ndan önemli bir geli medir. Bu sözle me ile Medine deki mü rik Araplar ve Yahudiler, Müslümanlar dinî, siyâsî ve sosyal aç dan tan yorlard. Ayn zamanda Mekkelilerle ittifaklar n bozup, onlara kar Müslümanlarla i birli i içine giriyorlard. Müslümanlar gayri müslimlere, inanç ve fikir hürriyeti, mal ve can güvenli i sa l yorlard. Hîle ve vefas zl k yasaklan yordu. stibdat, zorbal k, hakka ve hukuka riayetsizlik, zulüm ve iddetin hakim oldu u o günkü dünya ortam nda bu vesîka çok önemli bir geli medir. Hatta Yeryüzünde bir devletin vazetti i ilk yaz l anayasa olma özelli ine sahip oldu u kabul edilmektedir. 33 Ayn zamanda Bu vesika, Peygamber in nâdir tesadüf edilir bir diplomasi kabiliyetine sahip oldu unu göstermektedir. 34 Hz. Peygamber ve Müslümanlar vesîkan n artlar na riayet ettiler. Yahudilerin vesîkan n artlar na her riayetsizliklerinde Hz. Peygamber, onlara ahde vefa göstermeleri gerekti ini hat rlatm t r. Ancak Yahudilerin vefas z davranmalar, Kurey i tahrik etmeleri, hileleri, Evs ve Hazrec in aralar n bozmaya çal malar, Resûl-i Ekrem e suikast tertiplemeleri gibi davran lar sebebiyle önce onlardan Kaynukâ, sonra Nadîr gruplar ehirden ç kar ld lar. Hendek Sava ndan sonra da Kurayza n n cezaland r lmas yla vesîka yürürlükten kalkm oldu. 35 4- Hicretin lk Y llar nda Di er Baz Önemli Geli meler statisti e önem veren Hz. Peygamber, hicretten sonra Müslümanlar n bir say m n yapt rm t r. Müslümanl kta bu ilk nüfus say m n n yap ld y l ve say m n sonucunda elde edilen rakam hakk nda çe itli görü ler ileri sürülmektedir. Ancak hicrî 1. y lda yap ld ve say m sonucunda Müslümanlar n say s n n 1500 oldu u kabul edilmektedir. 36 Hicretin 1. y l evval ay nda (Nisan 623) veya 2. y l n evval ay nda (Nisan 624) Hz. Peygamber Hz. Âi e ile evlenmi tir. Hicretin 1. (622) veya bir rivayete göre 2. (623) y l nda ezan yürürlü e konmu tur. Namaz Mekke döneminde farz k l nd halde, Resûlü Ekrem Medine ye 33. Muhammed Hamidullah, slam Peygamberi, I, 206. 34. Frantz Buhl, Muhammed, A, VIII, 462. Danimarkal ara t rmac Frantz Buhl (1850-1932), incelemelerinde genellikle ya ad dönemin arkiyatç lar n n Hz. Muhammed hakk nda sahip oldu u olumsuz bak aç s, saplant ve önyarg larla hareket etmektedir. Bununla birlikte, çal malar nda yukar daki gibi az da olsa objektif de erlendirmelere rastlanmaktad r. 35. bn Hi âm, I, 501-504; Hamidullah, slam Peygamberi, I, 220-229; Salih Tu, slam Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, stanbul 1969, s. 30-47. 36. M. Tayyib Okiç, slamiyette lk Nüfus Say m A. Ü. lahiyat Fakültesi Dergisi, cilt: VII, Ankara 1960, s. 11-12. 146 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 146 04.02.2014 10:38:05

Hicret ve Medine de İslâm Toplumunun Oluşumu hicret edinceye kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol dü ünülmemi ti. Esas nda Mekke dönemindeki ortam da buna müsait de ildi. Medine döneminde Müslümanlar ba lang çta bir araya toplan p namaz vaktinin gelmesini beklerlerdi. Bir müddet, namaz vakitlerinde sokaklarda Namaza! Namaza! (es-salâh, es-salâh) eklinde ça r da bulunuldu. Ancak bu yeterli olmuyordu. Namaz vaktinin geldi ini duyurmak üzere bir ilana ihtiyaç vard. Bunun için Hristiyanlar n imdiki çan yerine kulland klar ve üzerine bir çomakla vurularak ses ç karan bir tahta parças ( nâkûs) çal nmas, boru öttürülmesi, ate yak lmas veya bayrak dikilmesi eklinde çe itli fikirler ileri sürüldü. Ancak boru Yahudilerin, nâkûs Hristiyanlar n, ate de Mecusîlerin adeti oldu u için Resûl-i Ekrem hiçbirini be enmedi. Bu s rada sahâbeden Abdullah b. Zeyd b. Sa lebe ye rüyas nda ezan ö retilmi ve o da ertesi gün Hz. Peygamber e gelerek durumu anlatm t. Hz. Peygamber Bu sâd k bir rüyad r 37 diyerek Bilâl-i Habe î ye ezan cümlelerini ö retti. Bilal-i Habe î de Neccâro ullar na ait yüksek bir evin dam na ç karak ilk olarak sabah ezan n okudu. Daha sonra Mescid-i Nebevî nin arka taraf na ezan okumak için özel bir yer yap ld. Hicretin birinci y l nda Cuma Namaz farz k l nm t r. Önceleri gerek yolculukta ve gerekse mukîm iken bütün namazlar iki er rekat k l n yordu. Hz. Peygamber in Medine ye hicretinden bir ay sonra Rebîülâhir ay nda, mukîm iken k l nan ö le, ikindi ve yats namazlar dört rekata ç kar ld. 38 Hicretin ikinci y l aban ay nda ramazan orucu farz k l nd. Ayn y l n Ramazan bayram ndan bir iki gün önce Hz. Peygamber f t r sadakas ile ilgili hükümleri bir hutbesinde halka aç klad. evval ay n n girmesiyle birlikte bayram namaz k ld rd. Zilhicce ay n n onuncu günü de kurban bayram namaz k l nd. Hicretin ikinci y l nda Ramazan ay ndan sonra ise zekat farz k l nd. 39 37. bn Hanbel, IV, 43. 38. Belâzürî, I, 271-272; Taberî, II, 400. 39. bn Sa d, I, 248-249. 147 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 147 04.02.2014 10:38:05

HZ. MUHAMMED N SLÂM A VE MÜSLÜMANLARA YÖNEL K SALDIRILARLA MÜCADELES 1- Mü riklerle li kiler a- Hz. Peygamber, Bar ve Sava Peygamberli in Medine döneminde, Hudeybiye Antla mas ndan Mekke nin Fethi ne kadar yakla k iki y l devam eden bar dönemi d nda Mekke mü rikleriyle ve di er mü rik Arap kabileleriyle ili kiler genellikle mücadele ve sava eklinde geçmi tir. Ancak, Kurey mü riklerine kar izledi i politikada Hz. Peygamber e yard mc olan Huzâa n n baz kollar ile, Cüheyne, Damre ve G fâr gibi antla ma yap lan kabileleri bundan hariç tutmak gerekir. Mekke nin Fethi, Huneyn zaferi ve ard ndan Arap Yar madas n n çe itli bölgelerinden heyetlerin Medine ye gelip Müslüman olmalar yla birlikte, mü riklerle ili kilerde büyük bir yumu ama ya anm t r. Bununla birlikte, Hz. Peygamber le mü rikler aras ndaki mücadele, hicretin 9. y l sonunda mü riklerle ili kilerde son noktan n konulmas na kadar devam etmi tir. Mü riklerle ili kilerde oldu u gibi, hicretin ikinci y l ndan sonra Müslümanlarla Yahudiler ve Hristiyanlar aras ndaki ili kilerde de sava lar önemli yer tutmaktad r. O nedenle, burada, Hz. Peygamber in sava a bak aç s na temas etmek yerinde olacakt r. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Peygamberimiz hem Mekke ve hem de Medine döneminde insanlar ö ütle, delille, ikna yoluyla ve Kur an okuyarak slâm a davet etmi tir. Dolay s yla onun etraf nda olu an topluluk, zor kullan larak bir araya getirilen insanlardan de il, bunun aksine tatl dille, ikna yoluyla Allah a ça r lmalar sonucu hür iradeleriyle slâm seçen kimselerden olu mu tur. Çünkü insan, zorla al t rmayla, kanunlarla, kaba kuvvetle slah edilemez, sadece davran de i ebilir. 1 Halbuki Hz. Peygamber in amac insanlar n sadece davran lar n de i tirmek de il, özüne hitap ederek slah etmekti. Bar, sevgi ve rahmet peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.s.), esas nda sava tan ve sava maktan ho lanmazd. slâm n Mekke döneminde kendisine ve Müslümanlara dü manl k yapan, i kence eden ve iddet uygulayanlara ayn yolla kar ç kmam, onlardan intikam alma yoluna gitmemi tir. Mekke döneminde nâzil olan Kur an- Ke- 1. Ali zzetbegoviç, s. 144. 148 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 148 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi rim âyetlerinde Hz. Peygamber e ve inananlara sürekli sab r tavsiye edilmi tir. 2 Müslümanlar maruz kald klar i kencelerden ikayet ettiklerinde Hz. Peygamber Sabredin ben sava la emrolunmad m buyurarak onlara sab rl ve metin olmay ö ütlemi tir. Kur an- Kerim de ba ka topluluklarla ili kilerde bar esast r. nananlara hitaben hep birden bar a girmeleri emredilmektedir. 3 E er ba kalar bar a yana- rlarsa Hz. Peygamber den de bar a yana mas istenmektedir. 4 nananlar için Allah u runda yola ç kt klar zaman iyice ara t rma yapmalar ve kendilerine bar önerene, dünya hayat n n geçici menfaatini arzulayarak Sen mü min de ilsin dememeleri öngörülmektedir. 5 Bar ve bar kabule e ilim insan n f trat nda, tabiat nda bulunan olumlu nitelik ve yatk nl klardan biridir. Kur an- Kerim de f trat övülür ve onun devam ettirilmesi emredilir. Hz. Muhammed (s.a.s.) den de Allah n insanlar hangi f trat üzere yaratm sa ona çevirmesi istenir. 6 Bar kavram bu ba lamda ele al nd nda, Hz. Peygamber in uygulamalar nda bar n esas oldu unu anlamam z daha kolay olacakt r. Çünkü o, hayat boyunca f trat zorlayan davran lardan hem kendini ve hem de sahabeyi uzak tutmu tur. Hz. Peygamber in gayesinin bar oldu unun bir ba ka göstergesi de onun çe itli vesilelelerle çevrede bar n hüküm sürece ine dair söylemi oldu u sözlerdir. Nitekim Medine ye gelip Müslüman olan Adiy b. Hâtim e söyledi i u söz çok mânidard r: Allah a andolsun ki, çok sürmez bir kad n n Kâdisiye den devesinin üzerinde yaln z ba na ç k p Kabe yi ziyaret edinceye kadar Allah korkusundan ba ka hiç bir korku duymayaca n i iteceksin. 7 Hz. Peygamber in bu sözünü, ileride ne olup bitece ine dair gâibden haber verdi i iddia edilen rivayetler s n f na dahil etmeye ve o ekilde de erlendirmeye kanaatimizce hiç gerek yoktur. Çünkü her eyden önce böyle bir huzur ve bar ortam n n gerçekle mesinin sa lanmas onun en büyük arzusu ve hedefiydi. Ayr ca bu konu man n gerçekle ti i hicrî 9. y la kadar izlenen politika sayesinde gelinen nokta ve al nan olumlu sonuçlar da bu hedefe ula laca n somut olarak göstermi tir. Ayn çizgide ve ayn h zla çal malar devam ederse, bir kad n n tek ba na Kâdisiye ile Mekke aras nda emniyet içinde yolculuk yapabilmesinin hiç de imkans z olmayaca aç kt r. Bunun gerçekle ece ini söylemek için kehânette bulunmaya da gerek yoktur. Zaten 2. Ahkâf Sûresi 35; Müzzemmil Sûresi 10. 3. Bakara Sûresi 208. 4. Enfâl Sûresi 61. 5. Nisâ Sûresi 94. 6. Rûm Sûresi 30. 7. bn Hi âm, II, 581; Taberî, III, 115; bn Seyyidinnâs, II, 320. 149 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 149 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Peygamberimizin de böyle bir iddias olmam t r. Yukar da söyledi imiz ekilde o, somut örneklerden hareket ederek bu sonuca varm olmal d r. Peygamberimiz Mekke döneminde slâm bu ehrin d na da silahla tan tmam ve kaba kuvvetle yaymam t r. Evs ve Hazrec in ne ekilde slâm a girdi- ini daha önce görmü tük. Tam aksine, slâm kabul ettiklerinden dolay Müslümanlara k l ç çekilmi tir. Hicretten sonra, tahammül etme ve boyun e menin yerine sava a izin verilmi ve hatta sava emredilmi tir. Sava a izin verilmesinin ve cihad n me rû k l nmas n n sebepleri u ekilde özetlenebilir: Me rû savunma: Sava a izin verilmesinin en ba ta gelen sebebi Müslümanlar n canlar n, mallar n ve namuslar n korumalar na imkan tan makt r. Müslümanlar, Mekke de mü riklere ho görülü davrand kça, onlar azg nl klar n, zulümlerini art rm lard. Bu sald rganl k hicretten sonra da devam etti. Ebû Süfyan ve Übey b. Halef, ensara bir mektup yazarak Hz. Muhammed (s.a.s.) le kabilesinin aras ndan çekilmelerini istediler ve aksi takdirde kendileriyle sava acaklar n bildirdiler. Ensar n bunu reddetmesi üzerine Kurey liler münaf klara ve Yahudilere de buna benzer mektuplar yazd lar. Ebû Süfyan, küçük birliklerle Medine ye sald r lar düzenlemeye ba lad. Nitekim hicretten sekiz ay sonra iki yüz ki ilik bir birlikle Batn- Râbi denilen yere kadar yürüdü. Bu durum, Mekke mü riklerinin iyilikten, ho görüden ve yumu ak davran tan anlamad klar n ve onlar n sald r lar n n da ho görüyle önlenemeyece ini gösteriyordu. Zora kar zor kullanmak, kuvvete kar kuvvetle kar l k vermek kaç n lmaz hale gelmi ti. Cihada izin veren âyet-i kerîmelerin nâzil olmas yla Müslümanlar art k canlar n ve mallar n korumak için sava abileceklerdi. Bu âyet-i kerîmelerde mü minlerle sava ld, zulme u rad klar, sadece Allah a inand klar için haks z yere yurtlar ndan ç kar ld klar ifade edilmekte ve bütün bu sebeplerden dolay kendilerine sava konusunda izin verildi i aç klanmaktad r. 8 slâm davetini güvence alt na almak: Allah Teâlâ n n tüm insanl k için gönderdi i slâm dininin yay lmas gerekiyordu. Hür iradesiyle Müslüman olan kimselere, kendilerine k l ç çekenlere kar savunma hakk vermemek, slâm n yay lmas na engel te kil edebilirdi. Müslümanlar davete silahla engel olan mü riklere boyun e mek zorunda b rak l rsa, bunu gören di er insanlar, sald r lara kar kendilerine savunma hakk tan mayan bir dini kabul etmekten çekinirlerdi. nsan haklar ve din hürriyetini güvence alt na almak: Hz. Muhammed (s.a.s.) nas l ki insanlar zor kullanarak slâm a dahil etmiyorsa, hür iradesiyle Müslüman olan kimseleri dinlerinden döndürmek için hiç kimsenin zor kullanmaya hakk yoktu. Bu noktada zor kullanmak, insan haklar n çi nemek ve din hürriyetini insanlar n elinden almak demekti. 8. Hac Sûresi 39-40. 150 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 150 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Antla malar bozanlar ve hainlik yapanlar cezaland rmak: Yahudilerle yap lan sava lar, ahdi bozanlar cezaland rma politikas içinde de erlendirilebilir. Medine deki Yahudiler, Hz. Peygamber le yapt klar antla may k sa süre sonra ihlal etmi lerdir. Kimisi mü riklerle i birli i içine girmi, bu yetmiyormu gibi kimisi de Hz. Peygamber e süikast tertiplemi tir. Kaynukâ ve Nadîro ullar, Medine den çekip gitmeyi kabul etmi lerdir. Bunlar sorgusuz sualsiz idam edilebilirdi. Fakat Hz. Peygamber böyle yapmam t r. Kurayzao ullar ise Hendek Sava nda Müslümanlar aleyhine sava suçu i ledikleri için, seçtikleri hakemin verdi i karara göre idam edilmi lerdir. Bu husus Yahudilerle li kiler k sm nda ele al nacakt r. slâm topraklar n yabanc lar n sald r lar ndan korumak: Evrensel slâm daveti Arap Yar madas n n s n rlar na dayan nca dünyan n o zamanki süper güçlerinin slâm bölgelerine yapt klar sald r lara kar konulmazsa, hem slâm ve hem de Müslümanlar zarar görürdü. Nitekim slâm dininin Arap Yar madas n n hemen her taraf na yay lmas üzerine, daha önce Müslümanlar önemsemeyen Bizans ve Sâsânî mparatorluklar slâm topraklar na sald rmay planlam lard r. Tebük Seferi ve Mûte Sava bu sald r lar önlemek amac yla gerçekle tirilmi tir. Sava zorunlu k lan nedenler Kur an da aç klanm t r. Hz. Peygamber in gazveleri gerek sava taktikleri ve gerekse dinî ve siyâsî sonuçlar bak m ndan büyük önem ta maktad r. Onun döneminde meydana gelen çarp malar, dünya harp tarihinin bilinen en az kan dökülen sava lar ndand r. Yap lan bir hesaba göre (yakla k olarak) onun dönemindeki bütün sava larda Müslümanlar n verdi i ehit say s ( Bi r-i Maûne ve Recî Olaylar nda öldürülenler hariç) 138, mü riklerin verdi i ölü say s da ( Kurayza hariç tutulursa) 216 d r. 9 Çünkü Hz. Peygamber daima prensip olarak dü man yok etmeyi de il, kazanmay tercih etmi tir. b- lk Seriyyeler ve Gazveler Burada gazve ve seriyye kavramlar n k saca aç klamak yerinde olacakt r. Asker say s az veya çok olsun, sava için, yahut ba ka maksatla hareket edilsin, çarp ma meydana gelsin veya gelmesin Hz. Peygamber in kat ld bütün seferlere gazve (ç. gazavât) denir. Onun bizzat kat lmad, bir sahâbînin kumandas alt nda gönderdi i askerî birliklere ise seriyye ad verilir. 9. Hamidullah, Hz. Peygamber in Sava lar, s. 21. Oysa, 20. yüzy l boyunca dünyada meydana gelen dünya sava lar nda, bölgesel ve iç sava larda yar s sivil olmak üzere yakla k 100 milyon insan hayat n kaybetmi tir. Doktrin ve diktatörlüklerin sebep oldu u katliamlarda öldürülenlerin say s da 100 milyon civar ndad r. Buna göre, 20. yüzy l n ba ndan bu yana ya anan sava larda katledilenlerin say s, ilk uygarl klardan 1900 y l na kadar kadar geçen süredeki sava kurbanlar ndan fazlad r (Bk. Ramazan Özey, Günümüz Dünya Sorunlar, stanbul 2001, s. 121, 123.). 151 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 151 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji slâm tarihçilerine göre Hz. Peygamber in emir ve kumandas nda yirmi yedi gazve gerçekle mi tir. Bunlar Ebvâ, Buvât, Bedru l-ûlâ-sefevân, Zü l-u eyre, Bedir, Benî Kaynukâ, Sevîk, Karkaratülküdr, Gatafân, Benî Süleym, Uhud, Hamrâülesed, Benî Nadîr, Bedru l-mev id, Zâtü r-rikâ, Dûmetülcendel, Müreysî (Beni l- Mustalik), Hendek, Benî Kurayza, Benî Lihyân, Gâbe, Hudeybiye, Hayber, Mekke nin Fethi, Huneyn, Taif ve Tebük tür. Bu gazvelerden sadece dokuzunda çarp ma meydana gelmi tir. Biz burada çarp ma olanlar genellikle sava ba l alt nda de erlendirirken, çarp ma olmayanlar da seferin özel ad yla veya gazve, sefer gibi isimlerle ifade ettik. 10 Seriyyelerin say s hakk nda otuz be ilâ altm alt aras nda çe itli rakamlar verilmektedir. Yeri geldikçe seriyyelerden ileride bahsedilecektir. imdi burada seriyyelerin tümünün ad n vermeyece iz. Hz. Peygamber Medine ye hicret ettikten sonra yeni bir devletin kurulmas ve slâm dü manlar yla sava a izin verilmesi üzerine Medine ye s nan Müslümanlar tehdit eden Kurey lileri bu tehditten vazgeçirmek için onlar ticaret yollar nda tazyik ederek ekonomik bask alt na almaya karar verdi. Bu suretle onlar n slâm a ve Müslümanlara kar dü manl klar na kar l k verilmi olacakt. Bu maksatla çe itli stratejik noktalara seriyye ve gazveler düzenledi. Büyük Bedir Gazvesi nden önce bu amaca yönelik olarak dört seriyye ve dört gazve tertipledi. Bunlardan Batn- Nahle Seriyyesi hariç di erlerinde bask n yap lmad gibi çarp ma da meydana gelmedi. Birer ay arayla meydana gelen ilk üç seriyye unlard r: Birincisi, hicretin 1. y l ramazan ay nda (Mart 623) Hz. Hamza n n kumandas nda yap lan Sîfülbahr seferi. kincisi, yine ayn y l n evval ay nda Ubeyde b. Hâris in komutas ndaki bir süvarî birli i taraf ndan gerçekle tirilen Râbi seferi. Üçüncüsü, bundan bir ay sonra Zilkade ay nda Sa d b. Ebû Vakkâs ba kanl nda düzenlenen Harrâr seferidir. Çarp ma meydana gelen dördüncü seriyye ise, hicretten on yedi ay sonra (Receb 2/Ocak 624) Abdullah b. Cah ba kanl nda gönderilen Batn- Nahle Seriyyesi dir. Burada, hem seriyyelere örnek vermek maksad yla ve hem de sonuçlar itibar yla çok önemli oldu u için Batn- Nahle Seriyyesi hakk nda bilgi verece iz. Hz. Peygamber, biraz sonra ad geçecek olan Bedru l-ûlâ (Birinci Bedir) seferinden dönünce, Receb ay nda halas Ümeyme nin o lu Abdullah b. Cah, hepsi muhâcirlerden olu an yedi (sekiz veya on iki oldu u da söylenir) ki ilik bir birli in ba na tayin etti; Übey b. Ka b a da bir mektup yazd rarak kendisine verdi. Ona, Medine nin do u taraf ndaki Necid yolunu takip etmesini, mektubu 10. Gazvelerin say s ve adlar için bk. bn Hi âm, II, 608-609; bn Habîb, el-muhabber, s. 110 vd.; Taberî, III, 152-154. 152 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 152 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi lk Seriyyeler iki gün yol ald ktan sonra açmas n, içindeki emri yerine getirmesini ve arkada lar ndan kimseyi beraber gitmek için zorlamamas n söyledi. Abdullah b. Cah iki gün yürüdükten sonra mektubu açt ve arkada lar na okudu. Mektupta unlar yaz l yd : Bu mektubumu okudu unda Taif-Mekke aras ndaki Batn- Nahle ye kadar git. Orada Kurey kervanlar n gözetle. Mektubu okuduktan sonra yola ç kan Abdullah b. Cah ve arkada lar, Medine ye iki yüz kilometre mesafede 153 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 153 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji bulunan Bahrân (Buhrân) adl yere vard klar nda, kafilede bulunan Sa d b. Ebû Vakkas ve Utbe b. Gazvân develerini kaybettiler. Onu aramak için ç kt klar nda yollar n kaybettiler ve kafileden ayr ld lar. Di erleri ise Batn- Nahle ye kadar vard lar. Orada beklerken, Taif ten dönmekte olan bnü l-hadramî ba kanl ndaki dört ki ilik Kurey kervan na rastlad lar. Sava n yasakland haram aylardan Receb ay n n son günüydü. Abdullah b. Cah ve arkada lar o günün Receb ay n n son günü mü, yoksa aban ay n n ilk günü mü oldu u hususunda bir müddet tereddüt ettiler. Ancak daha sonra kervan ba kan Amr b. el-hadramî yi öldürüp di er iki ki iyi ( Osman b. Abdullah ve Hakem b. Keysan) de esir ettiler. Halbuki Resûlüllah böyle bir ey emretmemi ti. Dördüncü ah s ( Nevfel b. Abdullah) ise kaçt. Abdullah b. Cah ele geçirdi i ganimeti be e bölerek, bir hissesini Hz. Peygamber için ay rd. Geri kalan n da kendi aralar nda bölü tüler. Bu s rada ganimetlerin taksimini bildiren âyet 11 henüz nâzil olmam t. Seriyye mensuplar Medine ye geldiklerinde, Hz. Peygamber iki esiri hapsetti. Ancak, kendisine ayr lan ganimeti almad ; haram ayda sava may emretmedi ini hat rlatarak onlar azarlad. Abdullah b. Cah ve arkada lar Hz. Peygamber in ve Müslümanlar n kendilerini k namalar na çok üzüldüler. Bu arada Kurey mü rikleri Muhammed ve arkada lar haram ay helâl hâle getirdiler; haram ayda kan döktüler, kervan n mallar n ald lar ve adamlar esir ettiler diyerek Müslümanlar itham etmeye ba lad lar. Mekke de bulunan Müslümanlar da onlara verdikleri cevapta, olay n aban ay nda meydana geldi ini söylediler. Bir süre sonra Bakara Sûresinin 217. âyet-i kerimesi nazil olarak durumu ayd nlatt. Bu âyet-i kerimede Cenab- Allah, Haram Aylarda sava man n büyük günah oldu unu, fakat Allah inkar etmenin, insanlar Mescid-i Harâm ziyaretten al koyman n ve halk n oradan ç karman n daha büyük günah oldu unu, fitne ç karman n adam öldürmekten daha beter oldu unu beyan etmektedir. 12 Böylece seriyye mensuplar n n hakl l ortaya ç km oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber de kendi hissesine ayr lan ganimeti ald. Bu arada mü rikler iki esirin serbest b rak lmas için Medine ye fidye gönderdiler. Fakat Hz. Peygamber, esirleri ancak Sa d b. Ebû Vakkas ve Utbe b. Gazvân geri döndükten sonra iade etti. Esirlerden Hakem b. Keysan slâmiyet i kabul edip Medine de kal rken, Osman b. Abdullah Mekke ye döndü. 13 Bu seriyyeden yakla k bir buçuk ay kadar sonra Bedir Sava meydana gelmi tir. Bu dönemde tertiplenen gazveler ise, Ebvâ, Buvât, Bedru l-ûlâ ve Zü l-u eyre dir. Bu gazveler çe itli sebeplerle hicretin ikinci y l nda ve Bedir Sava ndan 11. Enfâl Sûresi 41. 12. Bakara Sûresi 217. 13. Vâk dî, Kitâbü l-me âzî, tah. Marsden Jones, Beyrut 1966, I, 13-19; bn Hi âm, I, 601-606; bn Sa d, II, 10-11; bn Seyyidinnâs, I, 359-362; Seriyyelerin say s ve adlar için ayr ca bk. bn Hi âm II, 609; bn Habîb, el-muhabber, s. 116 vd.; Taberî, III, 154-159. 154 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 154 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Batn- Nahle Olay n n Gerçekle ti i Bölgeden Bir Görüntü önce düzenlenmi lerdir. Bu seferler esnas nda Hz. Peygamber Medine ile Mekke aras nda oturan baz kabilelerle, sözgelimi Benî Damre ile, kar l kl sald rmamak ve birbiri aleyhine bir üçüncü tarafa yard m etmemek üzere antla ma yaparak onlar n tarafs z kalmalar n sa lam t r. 14 c- Bedir Sava (2/624) Hz. Peygamber ile mü rikler aras ndaki ilk sava Bedir de meydana gelmi tir. Hicretin 2. y l nda Kurey liler, büyük bir kervan haz rlay p Ebû Süfyan n idaresinde Suriye ye göndermi lerdi. Bin deveden olu an ve elli bin dinar sermaye ile haz rlanan bu kervan, Kurey taraf ndan sevkedilen en büyük kervanlardan biridir. Kervan n getirdi i mallar be yüz bin dirhem tutar nda idi. Hz. Peygamber kervan n geçti ini haber al nca sahâbîleri toplad. Kervandaki mallar n çoklu unu, buna kar l k muhaf z say s n n azl n anlatarak bu kervan Mekke ye dönerken u rayaca Bedir de ele geçirebileceklerini söyledi. Kendilerini sefere davet etti. Gerekti inde mü riklerle sava da yap lacakt. Hem ensar, hem de muhâcirler bu sefere i tirak edeceklerini aç klad lar. Hz. Peygamber Medine den ç kmadan on gün önce Talha b. Ubeydullah ve Saîd b. Zeyd i kervan hakk nda bilgi toplamak için Suriye yoluna gönderdi. Ancak bu iki sahâbî Medine ye Bedir Sava esnas nda ula abildiler. 15 14. Belâzürî, I, 287. 15. Vâk dî, I, 19; Taberî, II, 478; Makrîzî, I, 62. 155 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 155 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bu arada kervan n dönü haberini ba ka kaynaklardan ö renen Hz. Peygamber, 12 Ramazan 2/9 Mart 624 te Medine den hareket etti. Sancaktarl k görevine Mus ab b. Umeyr, Hz. Ali ve Sa d b. Muâz tayin etti. Ya küçük olanlar yoldan geri çevirdi. Müslüman askerlerin say s, yetmi dördü muhâcir ve geri kalan ensar olmak üzere toplam üç yüz be idi. Orduda yetmi deve, iki de at bulunuyordu. Üç ki iye bir deve dü üyor, bu develere de nöbetle e biniliyordu. Hz. Peygamber, Hz. Ali ve Ebû Lübâbe bir deveye biniyorlard. Yürüme s ras Hz. Peygamber e geldi inde, onun yürümesine gönülleri raz olmayarak binmesini istiyorlar ve kendilerinin yürüyece ini belirtiyorlard. Hz. Peygamber ise bunu kabul etmiyor ve kendisinin sevaba ihtiyac n n onlardan az olmad n bildiriyordu. 16 Hz. Peygamber Bedir Sava na ç karken çe itli görev ve mazeretleri nedeniyle muhâcirlerden ve ensardan sekiz ki iyi izinli sayd. Daha sonra onlara da bu sava a kat lanlar gibi ganimetten hisse ay rd. Yolda, o s rada henüz slâm kabul etmemi bulunan Hazrecli Hubeyb b. s âf (Yisâf) ve Kays b. Muharris Hz. Peygamber e gelerek kabileleri ile birlikte bu sava a kat lmak istediklerini söylediler. Hz. Peygamber, mü riklere kar mü riklerin yard m yla sava amayacaklar n belirtince her ikisi de Müslüman olup Bedir Sava na kat ld lar. 17 Hz. Peygamber, Cüheyne kabilesinden Besbes b. Amr ile Adiy b. Ebü z- Za bâ y Medine den ayr ld ktan sonra kervan hakk nda bilgi toplamak için gönderdi. Onlar da, Medine nin 160 km. kadar güneybat s nda yer alan ve K z ldeniz sahiline 30 km. uzakl kta bulunan Bedir kuyular na gidip, kervan n henüz buraya gelmedi ini ö rendiler ve durumu Hz. Peygamber e bildirdiler. Bedir, o dönemde Medine-Mekke yolunun Suriye kervan yoluyla birle ti i noktada bulunuyor ve kervanlar n ikmal yeri olarak hizmet görüyordu. Bu arada kervan n yöneticileri Hz. Peygamber in kervan n dönü ünü gözledi ini ö rendiler. Ebû Süfyan Suriye den ayr ld ktan sonra Kurey ten yard m istemek üzere Kinâne kabilesinden Damdam b. Amr adl ahs yirmi dînar ücretle kiralayarak Mekke ye gönderdi. Kendisi de, Hz. Peygamber in Bedir kuyular na gönderdi i ah stan sonra inceleme maksad yla Bedir kuyular na geldi inde takip edildi ini anlay nca, pusuya dü memek için kervan Bedir e u ratmadan, Bedir i sol taraf na alarak ve az kullan lan sâhil yolunu takip ederek Mekke ye do ru yola devam etti. Ebû Süfyan n yard m iste inin Mekke ye ula mas üzerine Kurey kabilesinin hemen bütün kollar ndan bin ki ilik bir ordu haz rland. Orduda yedi yüz deve, yüz de at vard. Atl lar z rhl idi. Süheyl b. Amr ve Huveyt b b. Abdüluzzâ gibi 16. bn Sa d, II, 21; bn Hanbel, I, 411; bn Seyyidinnâs, I, 384. 17. Vâk dî, I, 47; bn Hanbel, III, 454. 156 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 156 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi zengin mü rikler, ordunun haz rlanmas nda binek ve para yard m nda bulundular. Mü rik ordusu Ebû Cehil in kumandas nda Mekke den yola ç kt. Bu arada Ebû Süfyan Cuhfe den bir haberci göndererek kervan n kurtuldu unu bildirdi ve ordunun geri dönmesini istedi. Kurey ordusu, kervan n sahil yolunu takip edece ini bilemedi inden, kervan n gelece i normal yolu takip ediyordu. Ebû Süfyan dan gelen haber üzerine ordunun içinden baz lar, kervan n kurtuldu unu ve sava a gerek kalmad n söyleyerek geri döndüler. Geri dönenler aras nda Hz. Ömer in kabilesi Adiy ve Hz. Peygamber in annesinin kabilesi Benî Zühre de vard. Buna ra men Kurey liler haz rlad klar ordunun büyüklü ünü ve gücünü göstermek ve bir daha böyle bir duruma dü memek için yola devam ettiler. Ebû Cehil Bedir e kadar gidip güçlerini duyurmadan, yiyip içip e lenmeden kesinlikle geri dönülmeyece ini bildirdi. 18 Kurey liler ayn zamanda Batn- Nahle de öldürülen Amr b. Hadramî nin intikam n da almak istiyorlard. 19 Bedir yak n nda ordusuyla konaklayan Hz. Peygamber, kervan hakk nda bilgi toplamak üzere Hz. Ali, Zübeyr b. Avvam, Sa d b. Ebû Vakkâs ve Besbes b. Amr Bedir kuyular na gönderdi. Kur an- Kerim de bu iki ordunun Bedir e geldiklerinde birbirinden habersiz olduklar öyle ifade edilmektedir: Hat rlay n ki (Bedir Sava nda) siz vâdinin yukar kenar nda (Medine taraf nda) idiniz. Onlar da uzak kenar nda (Mekke taraf nda) idiler. Kervan da sizden daha a a da (deniz sahilinde) idi. E er (sava için) sözle mi olsayd n z, sözle ti iniz vakit hususunda ihtilâfa dü erdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helak olan n aç k bir delille helâk olmas, ya ayan n da aç k bir delille ya amas için böyle yapt. Çünkü Allah, hakk yla i itendir, bilendir. 20 O s rada Hz. Peygamber ve sahâbîler Kurey ordusunun Mekke den ç k p Bedir e geldi ini henüz bilmiyorlard. Zübeyr b. Avvam ve arkada lar Bedir e yak n bir yerde konaklayan Kurey lilerin Bedir kuyusuna su almak için gönderdikleri kölelerden birkaç tanesini yakalayarak Hz. Peygamber in huzuruna getirdiler. Hz. Peygamber o esnada namaz k l yordu. Bu arada köleleri getirenler onlar sorguya çekmeye ba lad lar ve kim olduklar n sordular. Köleler Kurey ordusundan olduklar n aç klay nca onlar dövmeye ba lad lar. Çünkü bu haber ho lar na gitmemi ti. Dayaktan canlar yanan köleler bu kez ifade de i tirerek Ebû Süfyan n kervan ndan olduklar n söylediler. Bu arada namaz n tamamlayan Hz. Peygamber sahâbîlere Siz onlar do ru söyleyince dövüyorsunuz, yalan söylediklerinde ise b rak yorsunuz! diyerek sorgulama metotlar n ele tirdi. Sonra Kurey ordusunun bulundu u yer hakk nda kölelerden bilgi ald. Ordunun 18. Vâk dî, I, 43-44; bn Hi âm, I, 618-619. 19. Bk. Vâk dî, I, 63 vd. 20. Enfâl Sûresi 42. 157 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 157 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji kaç ki iden ibaret oldu unu sorunca bilmediklerini söylediler. Bunun üzerine yiyecek ihtiyac n kar lamak için günde kaç deve kestiklerini sordu. Bir gün dokuz, ertesi gün on deve kestiklerini ö renince ordunun asker say s n n dokuz yüz ilâ bin aras nda oldu unu tahmin etti. Mekke nin ileri gelenlerinden orduda kimlerin yer ald n ö rendi. 21 Hz. Peygamber bunun yan nda Adiy ve Zühre kabilesi mensuplar n n mü rik ordusunu terkederek Mekke ye geri döndüklerini de kölelerden ö rendi. Ammâr b. Yâsir ile Abdullah b. Mes ud u esirlerin söylediklerini yerinde incelemek üzere görevlendirdi. Bu ikisi, sabaha kar Kurey karargâh nda büyük bir kar kl k ya and haberini getirdiler. Çünkü Kurey liler, karargâhlar na dönen di er kölelerden Müslümanlar n Bedir civar nda bulundu unu ö renince büyük bir heyecana kap lm lar, bask na u ramamak için de tedbir almaya ba lam lard. Hz. Peygamber, Bedir de sava maya karar vermeden önce, muhâcirlerin ve ensar n görü lerini ö renmek istedi. Muhacirlerden Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer ve ensardan da Sa d b. Muaz söz alarak konu tular. Hz. Ömer, Kurey ordusunun kar lanmas yönünde görü beyan ederek öyle konu tu: Yâ Resûlallah! Vallahi te Kurey ve onun gücü! Onlar imdiye dek zelil olmad lar, aziz oldular, kâfir oldular, iman etmediler. Allah a andolsun ki onlar güçlerini asla teslim etmeyecekler ve seninle sava acaklard r! Haz rlan! Ensardan söz alan Sa d b. Muaz, daha önce kendisine iman edip desteklemeye söz verdiklerini, o nedenle dü mana kar koymaktan çekinmeyeceklerini belirtti. 17 Ramazan 2/14 Mart 624 Cuma sabah erken saatlerde her iki ordu Bedir e do ru yola ç kt. slâm ordusu kuyulara mü riklerden daha önce ula t. Peygamberimiz ba lang çta Medine taraf na en yak n ve dü mana da en uzak olan kuyunun çevresine yerle ti. Sahâbeden Hubâb b. Münzir buraya yerle ilmesini uygun bulmad ve Hz. Peygamber e bu karar n n vahye dayan p dayanmad n sordu. Peygamberimiz bunun kendi görü ü oldu unu söyleyince dü mana en yak n kuyunun yan na yerle ilmesini ve di er kuyular n kapat lmas n teklif etti. Peygamberimiz bu görü ü uygun buldu ve Hubâb n i aret etti i kuyunun çevresine yerle erek di er kuyular kumla kapatt rd. 22 Ancak, daha sonra, aç k b rak lan kuyudan mü riklerin su almalar na izin verdi. 23 Bu arada Huzeyfe b. Yemân ile babas slâm ordusunda yer almak üzere Hz. Peygamber in yan na gelirken mü rikler taraf ndan yakaland lar. Ancak Peygamber e kat lmayacaklar na dair söz vermeleri üzerine serbest b rak ld - 21. Vâk dî, I, 52-53; bn Hi âm, I, 616-617; Taberî, II, 423, 436-437; bn Abdilber, Dürer, s. 104; Makrîzî, s. 77. 22. Vâk dî, I, 53-54; bn Hi âm, I, 620; Belâzürî, I, 293; Taberî, II, 440; bn Abdilber, Dürer, s. 105. 23. Vâk dî, I, 61; Taberî, II, 441. 158 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 158 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi lar. Daha sonra Hz. Peygamber in yan na gelerek ba lar ndan geçeni anlatt lar. Peygamberimiz onlara verdikleri sözde durmalar n, sava a kat lmamalar n ve Medine ye dönmelerini söyledi. 24 Hz. Peygamber in en güç an nda ve askere ihtiyac oldu u bir zamanda bile Müslümanlardan, mü riklere verdikleri sözde durmalar n istemesi onun do rulu a ve ahde vefaya verdi i önemi ortaya koymaktad r. Hz. Peygamber dü man ordusu geldikten sonra ve sava madan önce câhiliye devrinde de Kurey in elçilik görevini yürüten Hz. Ömer i mü rik ordusuna göndererek bar ve güvenlik içinde Mekke ye dönebileceklerini bildirdi ve sava yap lmamas n teklif etti. Mü rik ordusunda yer alan Hakîm b. Hizam, bu teklifin kabul edilmesini istedi; ancak Ebû Cehil bunu kabul etmeyip sava makta srar etti. 25 Hz. Peygamber in bu tutumu, sava meydan nda bile bar politikas takip etti ini göstermektedir. Hz. Peygamber sava tan bir önceki geceyi Allah a ibadet ve dua ile geçirdi. Sa d b. Muaz sava alan na yak n bir yerde kendisi için bir çardak yapt ve kap s nda nöbet tuttu. Hz. Peygamber orduyu sava nizam na koyduktan sonra Hz. Ebû Bekir le birlikte çad r n içine çekildi ve Allah a öyle dua etti: Yâ Rabbi! te Kurey! Kibir ve gururla geldi. Sana meydan okuyor. Peygamberini yalanl yor. Yâ Rabbi! Peygamberlere yard m sözünü, bana da özel olarak zafer va dini yerine getirmeni senden istiyorum. Allah m! E er sen u bir avuç Müslüman helâk edersen sana ibadet eden bulunmayacakt r. Hz. Ebû Bekir Bu kadar istek yeter Yâ Resûlallah! Allah va detti i zaferi yak nda sana ihsan edecektir dedi. 26 Bu arada her Müslüman asker, bulundu u yere ta y d. Bu ta lar savunma sava yapacak olan Müslümanlar için faydal birer malzeme te kil etmi tir. Mü rikler ise sald r metoduna giri tiklerinden, kar tarafa atmak için bir veya iki ta tan fazlas n yanlar nda gezdiremezlerdi. Arap gelene ine göre sava mübareze (teke tek vuru ma) eklinde ba lad. Mü rik ordusundan Esved b. Abdülesed, slâm ordusundan da Hz. Hamza ortaya ç k p dö ü tüler. Hz. Hamza rakibini öldürdü. Bunun üzerine Kurey lilerden Utbe b. Rebîa, karde i eybe ve Velîd b. Utbe ortaya at ld lar. Bunlar n kar s na ensardan üç ki i ç kt. Fakat mü rikler kendilerine denk kabul etmedikleri için onlarla vuru mayacaklar n, kar lar na kendilerine denk kimselerin ç kmas n istediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber in emriyle Hz. Hamza, Hz. Ali ve Ubeyde b. Hâris meydana ç kt. Hz. Hamza Utbe yi, Hz. Ali Velîd i, Ubeyde b. Hâris de eybe yi öldürdü. Teke tek vuru malardan sonra ba layan ve dört veya 24. bn Hanbel, V, 395. 25. Vâk dî, I, 61; Belâzürî, I, 292; Makrîzî, s. 82. 26. Vâk dî, I, 59, 67, 81; bn Hi âm, I, 627; Taberî, II,447. 159 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 159 04.02.2014 10:38:05

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 160 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 160 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi be saat süren sava, ikindiye do ru slâm ordusunun kesin zaferiyle sonuçland. Sava ta mü rik ordusundan ba ta Ebû Cehil, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa, eybe b. Rabîa ve Ebû Süfyan n o lu Hanzala gibi ileri gelen slâm dü manlar olmak üzere toplam yetmi ki i öldü; bir o kadar say da asker de esir al nd. Müslümanlar, alt s muhâcirlerden, sekizi de ensardan olmak üzere toplam on dört ehit verdiler. 27 Hz. Peygamber ehitlerin cenaze namaz n k larak onlar defnettirdi. Mü rik ölülerini de gömdürdü. Dü man ölülerine her türlü tecâvüz ve parçalama hareketlerini yasaklad. Bedir ehitli i Peygamberimiz sava s ras nda Benî Hâ im den ve di er kabilelerden baz kimselerin ve özellikle amcas Abbas n zorla ç kar ld n belirterek öldürülmemelerini istemi ti. slâm ordusu içinde yer alan Ebû Huzeyfe b. Utbe bunu duyunca Babalar m z, o ullar m z, karde lerimizi öldürece iz, fakat Abbas öldürmeyece iz öyle mi? Allah a yemin ederim ki ona rastlarsam boynunu vuraca m dedi. Bu söz Hz. Peygamber in kula na gitti inde ona bu sözü söyleyip söylemedi ini sordu. Ebû Huzeyfe babas n n, amcas n n ve karde inin öldürüldü ünü görünce dayanamay p bu sözü sarfetti ini belirtti. Bunun üzerine Hz. Peygamber Senin baban, amcan ve karde in bizimle sava makta ciddi idiler. Kimsenin zorlamas olmadan gönüllü olarak sava a ç kt lar. Ancak Hâ imo ullar zorla ç kar ld lar buyurdu. Nitekim Kurey ordusu Mekke den ç kt nda Benî Hâ im orduya kat lmay p Mekke de kalm ve bu durum ba lang çta kimsenin dikkatini çekmemi ti. Ordu 27. bn Sa d, II, 17. 161 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 161 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mekke ye bir konak mesafede istirahate çekildi i esnada Ebû Cehil in bunu hat rlayarak Ey Kurey! Ne yapt n z n fark nda m s n z? Benî Hâ im i Mekke de b rakt n z. ayet Muhammed zafer kazan rsa onlar da kazanm olur. E er siz galibiyet elde ederseniz onlar Mekke de çoluk çocu unuzdan intikam al rlar. Onlar Mekke de b rakmay p beraberinizde götürünüz diyerek arkada lar n ikaz etmi tir. Bunun üzerine geri dönerek Abbas, Nevfel, Tâlib ve Akîl i alm lar ve zorla götürmü lerdir. Bu yetmiyormu gibi yolda Hâ imo ullar na u sözlerle ç k m lard r: Ey Hâ imo ullar! Siz bizimle ç k yorsunuz ama, gönlünüz Muhammed le birliktedir. Bunu çok iyi biliyoruz. Bu söz üzerine Ebû Tâlib in o lu Tâlib, Mekke ye geri dönmü tür. 28 Geri kalan Hâ imo ullar n n Hz. Muhammed (s.a.s.) in saf na geçmelerinden korktuklar için de onlar ve haliflerini bir çad rda toplam lar ve ba lar na nöbetçi dikmi lerdir. 29 Hz. Peygamber in Benî Hâ im in öldürülmemesini istemesinden onun kabilecilik yapt ve sadece kendi kabilesi için bunu emretti i sonucu ç kar lmamal d r. Nitekim Ebû Leheb d nda Benî Hâ im mensuplar Müslüman olanlar ve olmayanlar Mekke döneminde onu desteklemi ler, kendisine yard mc olmu lar ve üç y l mü riklerin uygulad boykota birlikte katlanm lard r. Abbas ise hâlâ ye enine deste ini sürdürüyordu. Üstelik Hz. Peygamber Bedir Sava nda sadece Benî Hâ im in de il, di er kabilelere mensup olup da minnet duydu u baz kimselerin de öldürülmemesini istemi tir. Bunlar aras nda, boykotu k rma konusunda yard m dokunan Ebü l-bahterî de vard r. Sava esnas nda Mücezzir b. Ziyad adl sahâbî Ebü l-bahterî ile kar la m, Mücezzir ona Hz. Peygamber in emrini hat rlatarak teslim olmas n istemi tir. Ebü l-bahterî bir arkada na da eman verilmesi halinde teslim olaca n söylemi, fakat Mücezzir onun bu iste- ini kabul etmemi tir. Bunun üzerine Ebü l-bahterî, ya ama iste i u runa arkada n ölüme terketti i için Kurey kad nlar n n kendisini ay playacaklar ndan endi e ederek sava maya devam etmi ve öldürülmü tür. 30 Ayr ca Peygamberimiz Zem a b. Esved ve Hâris b. Âmir in öldürülmesini de yasaklam t r. Fakat bu ikisi, bilmeden öldürülmü lerdir. Esirlere uygulanan muameleye gelince, Hz. Peygamber her eyden önce esirlere iyi davran lmas n emretmi tir. Onlardan sadece ikisini, Ukbe b. Ebû Muayt ile Nadr b. Hâris i, vaktiyle kendisine ve Müslümanlara yapt klar a r i kencelere kar l k olarak ölüme mahkum etmi tir. Di er esirlere yap lacak muamele konusunda sahâbîlerin görü lerine ba vurmu tur. Hz. Ömer ve Sa d b. Muâz gibi baz sahâbîler bunlar n en yak n akrabalar taraf ndan öldürülmesini teklif etmi ler, 28. bn Hi âm, I, 619. 29. bn Sa d, IV, 9-11. 30. rfan Aycan, Ebü l-bahterî, D A, X, 296. 162 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 162 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Hz. Ebû Bekir ise fidye kar l nda serbest b rak lmalar n önermi tir. Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir in görü ünü benimseyerek esirlerin malî durumlar na göre bin ilâ dört bin dirhem fidye ödemelerini art ko mu tur. Esirler aras nda Hz. Peygamber in amcas Abbas, di er amcalar n n o ullar Akîl ve Nevfel de bulunuyordu. Fidye ödenmesi konusunda bunlara herhangi bir ayr cal k tan nmam t r. Baz esirlerin kar l ks z olarak, okur-yazar olanlar n ise on Müslümana okuma yazma ö retmeleri art yla serbest b rak lmalar na karar verilmi tir. 31 Hz. Peygamber in damad Ebü l-âs da esirler aras nda bulunuyordu. Zeyneb, kocas n n fidyesi olarak bir miktar malla birlikte, evlenirken annesinin kendisine takt gerdanl gönderdi. Hz. Peygamber gerdanl görünce duyguland ; sahâbenin de görü ünü alarak gerdanl n Zeyneb e iade edilmesini ve Ebü l- As n serbest b rak lmas n emretti. 32 Fakat damad ndan da k z n Medine ye göndermesini istedi. Ebü l-as sözünde durarak han m n Medine ye gönderdi. Hz. Peygamber damad n n bu davran n takdir etti. Esirler aras nda yer alan Ebû Azze, fakir ve be k z oldu unu söyleyerek onlar n hat r na serbest b rak lmas n istedi. Hz. Peygamber de, Müslümanlara kar bir daha sava mayaca na ve kendisinin aleyhinde konu mayaca na dair söz alarak onu fidyesiz olarak serbest b rakt. 33 Esirler aras nda Kurey in hatiplerinden Süheyl b. Amr da yer al yordu. O, baca ndan bir okla vurulmu ; yaral halde kaçmaya te ebbüs etmi, fakat yakalanm t. Süheyl in kaçmas üzerine Hz. Peygamber onu yakalayan n öldürmesini emretmi ; ancak daha sonra kendisi yakalam, fakat öldürmemi tir. 34 Hz. Ömer, Süheyl b. Amr için Yâ Resûlallah! Onun ön di lerini sökeyim de bir daha senin aleyhinde konu maya kalkmas n eklinde bir teklifte bulundu. Fakat Peygamberimiz buna raz olmad. Ben di lerini söktürerek ona i kence yapamam. Allah da beni, peygamber oldu um halde dahi, ayn azaba u rat r eklinde cevap verdi ve devam etti: Onun, senin be enece in bir davran ta bulunmas da umulur. 35 Hz. 31. bn Sa d, II, 22, 26. 32. bn Hi âm, I, 652-653; Taberî, II, 468. 33. Vâk dî, I, 110-111; bn Hi âm, I, 660. 34. Vâk dî, I, 105, 117. 35. Vâk dî, I, 107; bn Hi âm, I, 649; Süheyl b. Amr Mekke nin fethinde müslüman olur. Hz. Peygamber in vefat ndan sonra, ridde hareketleri meydana geldi i esnada Mekke halk irtidat etmemekle birlikte ehirde bir iç kar kl k ortaya ç kar. Hatta Mekke valisi Attâb b. Esîd bile korkup saklan r. Bu s rada Süheyl b. Amr bir konu ma yaparak halk yat t r r. O, unlar söyler: Ben biliyorum ki bu din, güne in do mas ve batmas devam etti i sürece pâyidar olacakt r. Aran zdan ç kan bu ki i- Ebû Süfyan b. Harb-sizi aldatmas n. Benim bildi im bu meseleyi o da bilir. Ancak Benî Hâ im e olan k skançl onun kalbini mühürlemi tir. Ben Kurey in karada ve denizde en çok ula m vas talar bulunan y m. Emîrinize boyun e iniz. Zekatlar n z ona veriniz.... Süheyl in bu sözleri kula na gitti inde Hz. Ömer, onun hakk nda 163 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 163 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Peygamber in Süheyl e kar bu davran ; esirlere iyi muamele yapmas, i kenceye müsade etmemesi, dü man n bile slâm a kazanmay ve yeri geldi inde ondan istifade etmeyi hedeflemesi gibi ömrü boyunca sürdürdü ü politikan n çok güzel bir örne ini te kil etmektedir. Ebû Süfyan n o lu Amr da esirler aras nda bulunuyordu. Onu Ali b. Ebû Tâlib esir alm, fakat Hz. Peygamber in hissesine dü mü tü. Mü rikler Mekke de esirlerin kurtar lmas için fidye tedarikine ba lad klar nda Ebû Süfyan a da o lu Amr n fidyesini ödeyerek kurtarmas n teklif ettiler. Ancak Ebû Süfyan bunu kabul etmedi. O lum Hanzala öldürüldü; Amr için de para verece im öyle mi? Can mdan oldum, bir de mal mdan m olay m? Bunu asla yapmayaca m. Muhammed o lumu gönderinceye kadar elinde bir y l kalsa dahi para ödemem. Bunu ödeyemeyecek durumda de ilim. Sizi ödemekte güçlü e dü ürecek bir uygulaman n bana da size de isabet etmesine ve Amr n da bu konuda örnek olmas na raz olmam diyerek fidye vermeyi reddetti. Bu arada Ebû Süfyan ba ka yollar aramaya ba lad.tam bu s rada Medine den umre maksad yla Mekke ye gelen Sa d b. Numan ile Münzir b. Amr yakalay p o luna kar l k esir etmeyi planlad. Münzir kaçmay ba ard ; fakat Sa d esir al narak hapse at ld. Halbuki Mekkeliler umre için gelene dokunmazlard. Hapise at lan sahâbînin yak nlar Hz. Peygamber e gelerek Ebû Süfyan n o lunun Sa d a mukabil sal verilmesini istediler. Hz. Peygamber onlar n bu iste ini yerine getirerek Amr serbest b rakt. Bunun üzerine Ebû Süfyan da Sa d serbest b rakt. 36 Bu olaydaki tutumundan Hz. Peygamber in arkada lar na dü künlü ünü, onlar n hapiste yatmas na ve i kence çekmesine asla gönlünün raz olmad n, bir sahâbîyi Ebû Süfyan dan alaca dört bin dirheme kesinlikle de i medi ini göstermektedir. Sahâbenin, Hz. Peygamber in tavsiyesine uyarak esirlere iyi davrand na dair kaynaklar m zda geni bilgiler yer almaktad r. Sözgelimi onlar, yanlar nda bulunan az miktardaki ekme i esirlere yediriyor, kendileri hurma ile yetiniyorlard. Hatta ellerinde bulunan küçük bir ekmek parças n bile esirlere veriyorlard. Muhtemelen yaral ve yürüyemeyecek derecede halsiz olan esirleri develere bindiriyorlar, kendileri de yaya yürüyorlard. 37 Peygamberimiz esirlerin can güvenli ini sa lamak için de gerekli tedbirleri alm t r. Yak nlar ehit dü en gazilerin heyecana kap larak esirlere herhangi bir zarar vermelerini önlemek için yapt bir duyuru öyledir: Sa d b. Ebî Vakkas a karde i Umeyr in ehit oldu unu haber vermeyin! Yoksa elinizdeki esirlerin hepsini Hz. Peygamber in kendisine söyledi i sözleri hat rlar ve Ben ehadet ederim ki sen Allah n Resûlü sün demekten kendini alamaz. 36. Vâk dî, I, 139; bn Hi âm, I, 650; Zübeyrî, 126-127; Taberî, II, 466-467. 37. Vâk dî, I, 119; Taberî, I, 461. 164 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 164 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi öldürür! 38 Bu davran yla Peygamberimiz, esirleri korudu u gibi, bir gazinin, öfkesine yenilerek ve ortadan kald r lmaya çal lan intikam duygusuna kap larak yeni bir huzursuzlu a yol açabilecek harekette bulunmas n da önlemi tir. Medine ye dönerken bütün ganimetler bir araya toplanarak sava a kat lanlar aras nda e it ekilde bölü türüldü. 39 Daha sonra sava ganimetleriyle ilgili ayr nt l hükümler içeren âyet-i kerîme nâzil oldu. Buna göre ganimetin be te biri Allah a, Resûlü ne, onun akrabas na, yetimlere, yoksullara ve yolda kalm lara aittir. 40 Hz. Peygamber bu âyetin hükümlerini ilk defa ayn y l Benî Kaynukâ Yahudilerinden elde edilen ganimetlere uygulad. Buna kar l k, Bedir ganimetlerinin ganimet âyetine göre da t ld n kaydeden slâm tarihçileri de vard r. Hz. Peygamber, Ebû Cehil in devesini ba komutan hakk ( safiy) olarak kendisi ald ve di er develerinin aras na katt. Bu deveye biner, gazvelere ç kard. Hudeybiye seferine ç karken kurbanl klar aras nda onu da götürdü. Mü rikler onu yüz deve kar l nda istediler. Ancak Hz. Peygamber ayet kurbanl klar aras na katmasayd k kabul ederdik dedi. 41 Hz. Peygamber, Zeyd b. Hârise ve Abdullah b. Revâha y Bedir zaferini haber vermek üzere Medine ye gönderdi. Zeyd b. Hârise ehre ula t nda Hz. Peygamber in k z Ruk ye vefat etmi ve yeni defnedilmi ti. Hz. Peygamber de ramazan n sonunda veya evvalin ba nda ordusuyla birlikte Medine ye döndü. Medine de kalan Müslümanlar Hz. Peygamber i ve mücahitleri kar layarak kutlad lar. Seleme b. Selâme adl sahâbî Bizi ne için kutluyorsunuz? Allah a andolsun ki biz, ba lanm develer gibi saçlar dökülmü ihtiyarlarla kar la t k ve onlar bo azlad k eklinde yersiz sözler sarfetti. Peygamberimiz bu sözler kar s nda tebessüm etti; ona Kurey mü riklerini ve dolay s yla Müslümanlar n ba ar s n küçümsememesi yolunda u sözü söyledi: Karde im! Onlar e râf ve reislerdir. 42 Bu arada Hz. Peygamber in sadece kervanla kar la aca n zanneden ve bu yüzden onunla birlikte ç kmayan baz sahâbîler gelerek üzüntülerini beyan ettiler. Üseyd b. Hudayr bunlardan biriydi. Hz. Peygamber in huzuruna ç karak elde etti i zaferden dolay kendisini kutlad. Yemin ederek, dü manla kar la aca n tahmin etmedi i için ç kmad n söyledi. Hz. Peygamber de Do ru söylüyorsun buyurdu. 43 Bu olaydan hareketle Hz. Peygamber in, samimiyetine güvendi i ve 38. Vâk dî, I, 106. 39. Vâk dî, I, 99; Taberî, II, 458-459. 40. Enfâl Sûresi 41. 41. Vâk dî, I, 103. 42. bn Hi âm, I643-644. 43. Vâk dî, I, 117. 165 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 165 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji iyi niyetine inand kimseleri sorgulamaktan ve onlar hakk nda yanl kanaat beslemekten kaç nd n söyleyebiliriz. Kur an- Kerim de Müslümanlar n Bedir Sava nda meleklerin yard m yla desteklendi i ve Allah n kendilerine yard m etti i aç kça belirtilmektedir. Âl-i mrân Sûresi nin bu konuyla ilgili âyetlerinin meâli öyledir: Andolsun ki sizler güçsüz oldu unuz halde Allah Bedir de size yard m etmi ti. Öyle ise Allah tan sak n n ki O na ükretmi olas n z. O zaman sen mü minlere öyle diyordun: ndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli de il midir? 44 Ayn ekilde Enfâl Sûresi nde Allah n Bedir de Müslümanlara yard m etti i ve mücâhidleri meleklerle destekledi i zikredilmektedir. 45 Bakara, Âl-i mran ve Enfâl sûrelerinde bunlardan ba ka Bedir Gazvesi nden bahseden daha pek çok âyet-i kerîme mevcuttur. Kur an- Kerim de bu sava tan ay rdetme günü ( Yevme l-furkân) ve iki toplulu un kar kar ya geldi i gün ( Yevme l-teka l-cem ân) diye bahsedilmektedir. 46 Müslümanlar n kervana kar ç kt klar, 47 Allah n iki topluluktan (kervan veya ordu) birini Müslümanlara va detti i, 48 Müslümanlar n ayak bast klar yeri kuvvetlendirmek için ya mur ya d rd ve daha ba ka yard mlarda bulundu u 49 bildirilmektedir. Nitekim Bedir Gazvesi nin cereyan etti i gün ya mur ya m, mü riklerin ordugâh n n bulundu u alan batakl k haline gelmi tir. Buna kar l k tozlu olan slâm ordusunun bulundu u alan ise ya mur suyuyla sertle mi ve bu da Müslümanlara güç vermi tir. 50 Baz âyet-i kerîmelerde Hz. Peygamber in, Müslümanlar n ve ayr ca mü riklerin ve münaf klar n psikolojik durumlar hakk nda bilgiler mevcuttur. 51 Ayr ca esirler, 52 ganimetler ve bunlar n taksimi 53 konusunda Müslümanlar n uygulamalar gereken hükümler bildirilmektedir. Kar kar ya gelen iki topluluktan birinin Allah yolunda, di erinin ise inkarc bir topluluk oldu u vurgulanmaktad r. 54 Allah Teâlâ n n, Müslümanlara yard m etmesine kar l k, slâm a kar srarl bir direni gösteren Mekke mü riklerinin cezaland r ld anla lmaktad r. Kur an- Kerim de geçen Bat e-i Kübrâ 44. Âl-i mrân Sûresi 123-124. 45. Enfâl Sûresi 9-12,17; Bu konudaki rivayetler için bk. Vâk dî, I, 78-79; bn Hi âm, I, 633-634. 46. Âl-i mrân 41. 47. Âl-i mrân 5. 48. Âl-i mrân Sûresi 8. 49. Âl-i mrân Sûresi 11, 17. 50. Vâk dî, I, 53; bn Sa d, II, 15; Taberî, II, 439; Makrîzî, s. 78. 51. S ras yla bk.: Âl-i mrân Sûresi 43, 44, 47, 49. 52. Âl-i mrân, 67-68, 70-71. 53. Âl-i mrân 41, 69. 54. Âl-i mrân 13. 166 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 166 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi ( iddetli yakalay ) 55 tabiriyle Bedir Sava n n kasdedildi i kabul edilmektedir. üphesiz bu ayetlerde bildirilen ola an d durumlar mü rikleri ilzam etmek için birer mucize olarak de il, Allah n Müslümanlara yard m olarak telakki etmek gerekir. 56 Bedir Gazvesi nde, birbiriyle yak n akraba olan pek çok ki i kar kar ya gelmi ti. Hz. Hamza ile karde i Abbas, Hz. Ebû Bekir ile o lu Abdurrahman, Mus ab b. Umeyr ile karde i Ebû Aziz, Ebû Huzeyfe ile Utbe b. Rebîa muhalif saflarda yer alanlardan birkaç d r. Böylece farkl inançlara sahip babalarla o ullar, karde ler, amcalar, day lar ye enler farkl saflarda yer alm lard. Fakat Hz. Peygamber babalar yla sava mak isteyen o ullara ve o ullar yla çarp mak isteyen babalara imkan ölçüsünde engel olmu tur. Mesela o luna kar ç kmak isteyen Ebû Bekir e ve babas na kar ç kmak isteyen Ebû Huzeyfe ye mübareze için müsade etmemi tir. Bedir Gazvesi, Hz. Peygamber in sava takti ini ortaya koymas bak m ndan önemlidir. Sözgelimi Hz. Peygamber slâm ordusunu o ekilde yerle tirmi ti ki, güne klar ordunun gözünü kama t rm yordu. Dü man askeri için, bunun tersi söz konusuydu. Sava takti i d ndaki uygulamalar da Müslümanlar için bir kaynak te kil etmi tir. O zaman üniforma olmad için Hz. Peygamber, muhacirler, Evs ve Hazrec için ayr ayr parola tespit etmi tir. Bu zafer ayn zamanda sava esirlerine ve yaral lara uygulanan muamele aç s ndan da önem arzetmektedir. Bedir zaferi, ba ta Medine olmak üzere bütün Arap Yar madas nda ve hatta yar mada d nda Müslümanlar n itibar n n artmas na vesile olmu tur. Arabistan da büyük üne sahip olan Mekkelilerin bu sava ta yenilmesi, tüm gözleri onlar ma lup eden kimseye çevirmi tir. 57 Öyle ki, olay n etkisi Arap Yar madas n n d na da ta m, Müslümanlar n galibiyetini ö renen Habe istan Necâ îsi son derece sevinmi tir. 58 Ancak Yahudiler, Bedir Gazvesi nden önce tarafs z kalmaya söz vermi ken, Bedir zaferinden sonra Müslümanlar n ba ar s n k skanmaya ba lam lard r. Ka b b. E ref üzüntüsünden Yerin alt üstünden iyidir demi tir. 55. Duhân Sûresi 161; bn Sa d, II, 17. 56. Bedir sava n n Kur an- Kerim e yans mas için bk. Vâk dî, I, 131-138; bn Hi âm, I, 666-677; Makrîzî, s. 60-61; Ömer Özsoy- lhami Güler, Konular na göre Kur an,ankara 1996, s. 666-672. 57. Frantz Buhl, Muhammed, A, VIII, 464. 58. Vâk dî, I, 120-121. 167 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 167 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bedir Sava ile birlikte slâm tarihi literatürüne Ehl-i Bedir (Bedir Ehli) kavram girmi tir. Kur an- Kerim de 59 ve Hz. Peygamber in hadislerinde 60 Ehl-i Bedir den övgü ile söz edilmi tir. Hadislerde Ehl-i Bedir in Müslümanlar n en faziletlileri olduklar zikredilmi tir. Bedir Sava n n en önemli sonuçlar ndan birisi de Uhud Sava na sebep olmas d r. Mekke mü rikleri yenilgi haberini al nca büyük üzüntüye kap ld lar. Ebû Cehil in yerine Ebû Süfyan ba kanl a getirerek, hep birlikte Müslümanlardan intikam almak için yemin ettiler ve derhal faaliyete ba lad lar. d- Bedir ile Uhud Sava lar Aras nda Mü riklerle li kilerde Baz Geli meler Bedir Sava nda yak nlar n n öldürülmesi Kurey mü rikleri üzerinde ok etkisi yapt. Kervan n ba nda Mekke ye ula an Ebû Süfyan, yenilgiye u rayan Kurey ordusu ehre döndü ü zaman yak nlar n n öldürüldü ünü ö renince Hz. Muhammed (s.a.s.) le sava ncaya ve öldürülen yak nlar n n intikam n al ncaya kadar y kanmamaya ve han m na yakla mamaya yemin etti. Bu and n yerine getirmek ve intikam almak maksad yla Bedir Gazvesi nden iki buçuk ay kadar sonra iki yüz ki ilik silahl bir birlikle Medine ye do ru yürüdü. Gece vakti Nadîro ullar Yahudilerinden Sellâm b. Mi kem e misafir oldu. Medine üzerine hücum etmeye cesaret edemedi inden, d mahallelere sald rd. Bir hurma bahçesinde çal an iki Müslüman öldürdü. Tarlay da ate e vererek kaçt. Peygamberimiz olay ö renir ö renmez otuz süvari ve yüz yirmi yayadan olu an bir askerî birlikle Ebû Süfyan n pe ine dü tü. Ancak dü man birli i Müslümanlarla sava göze alamayarak kaçt. Ebû Süfyan bu sefere ç karken yan na erzak olarak torbalara doldurulmu kavrulmu un (sevîk) alm t. Kaçarken a rl k te kil eden torbalardan bir k sm n att. Kavrulmu una nisbetle bu sefere Sevîk Gazvesi denildi. 61 Hicrî üçüncü y l n ba nda Muharrem ay nda Hz. Peygamber Süleym ve Gatafân kabilelerinin Medine ye hücum etmek istediklerine dair haber ald. Medine de yerine Abdullah b. Ümmü Mektum u vekil b rakarak iki yüz ki ilik bir kuvvetle Karkaratülküdr adl yere kadar gitti. Fakat mü rikler çarp may göze alamadan kaçt lar. Müslümanlar herhangi bir tuza a dü meden Medine ye döndüler. 62 59. Âl-i mrân Sûresi 123. 60. Buhârî, V, 9. Hz. Ömer hilafeti döneminde tertipledi i dîvanda Bedir Ehli ne öncelik tan m t r. Ünlü Tabakât müellifi bn Sa d (ö. 230/ 844) eserinde Bedir Ehli ne özel bölüm ay rm t r. bn Sa d a göre fazilet bak m ndan be gruba ayr lan sahâbîlerin ilk tabakas n Bedir Ehli olu turur. 61. Vâk dî, I, 181-182; bn Hi âm, II, 44-46; Taberî, II, 483-485. 62. Vâk dî, I, 182-184. 168 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 168 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Bu olaydan iki ay kadar sonra Hz. Peygamber, Gatafân kabilesinin Muhârib ve Sa lebe kollar n n Zûemer denilen yerde toplan p Medine çevresini ya malamaya haz rland n ö rendi. Hicrî üçüncü y l n Rebîülevvel ay nda dört yüz elli sahâbî ile onlar n bask n na engel olmak üzere harekete geçti. Fakat mü rikler korkuya kap larak kaç p da lara s nd lar. O s rada ya mur ya m t. Peygamberimiz k l c n bir a ac n dal na asarak ya murda slanan elbisesini kurutmakla me gul olurken kabile ba kanlar ndan Dü sûr b. Hâris gizlice yan na yakla t. Elindeki k l çla ba ucuna dikilerek onu öldürmek istedi ve Ey Muhammed! imdi seni benden kim kurtarabilir? diye sordu. Hz. Peygamber Allah kurtar r deyince sars larak k l c elinden dü tü. K l c Hz. Peygamber alarak imdi seni benden kim kurtarabilir? deyince Hiç kimse cevab n ald. Fakat Hz. Peygamber ondan intikam alma yoluna gitmedi. Dü sûr daha sonra Müslüman oldu. 63 Bu olaydan iki ay sonra Hz. Peygamber, Medine ye iki yüz km. uzakl kta bulunan Bahrân (Buhrân) da Süleym kabilesinin Müslümanlara kar asker toplad n ö rendi. Onlara kar üç yüz sahâbî ile harekete geçti. Bunu duyan Süleymo ullar kaçt lar. Hz. Peygamber dü manla kar la mad ; on gün süren seferden sonra Medine ye döndü. 64 Bu arada sahil yolundan Suriye ye kervan göndermeye cesaret edemeyen Kurey mü rikleri Irak yolunu kullanmaya karar verdiler. Hz. Peygamber sahil boyunda oturan kabilelerle antla ma yapm t. Bu esnada Hz. Peygamber bir Kurey kervan n n Medine nin do usundan Suriye ye do ru gitmekte oldu unu ö rendi. Kurey e râf n n idaresinde cl kabilesinden ve Kurey in de Sehm kolunun müttefiki olan Furât b. Hayyân n k lavuzlu undaki bu Kurey kervan na kar Zeyd b. Hârise nin idaresinde yüz ki ilik bir birlik gönderdi. Zeyd b. Hârise Necid de bulunan Karede mevkiinde kervan ele geçirerek Medine ye getirdi. Hz. Peygamber kervan n mallar n ganimet statüsüne tabi tuttu. Esir al nan kervan n k lavuzu Furât b. Hayyân Müslüman oldu ve Hz. Peygamber taraf ndan serbest b rak ld. Suffe Ehli aras na kat lan Furât, Hz. Peygamber in güvenini kazand ve iirleriyle onu övdü. 65 e- Uhud Sava (3/625) Bedir Sava nda yak nlar n kaybeden Mekke mü rikleri Ebû Süfyan a gelerek kervandan elde edilen kâr n Hz. Muhammed (s.a.s.) den ve Müslümanlardan intikam almak için asker temininde harcanmas n teklif ettiler. Ebû Süfyan da as l öç almak isteyenin kendisi oldu unu; o lu Hanzala ve kabilesinin ileri ge- 63. Vâk dî, I, 193-196; bn Sa d, II, 34-35; Belâzürî, s. 311; bn Seyyidinnâs, I, 404. 64. Vâk dî, I, 196-197; bn Sa d, II, 35-36; Bekrî, I, 228; Ahmet önkal, Bahran Gazvesi, IV, 491. 65. Vâk dî, I, 197-198; bn Hi âm, II, 50-51; bn Sa d, II, 36; Taberî, II, 492-493; Asri Çubukçu, Furât b. Hayyân, D A, XIII, 218. 169 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 169 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji lenlerinin Bedir de öldürüldü ünü ifade ederek bu teklifi kabule haz r oldu unu bildirdi. Onlar Bedir in intikam n n yan nda Suriye kervan yolunu tehdit alt ndan kurtarmak da istiyorlard. Çünkü geçimlerini ticaretle sa layan Mekkeliler için Suriye ye giden kervan yolunun güvenli i çok önemli idi. Kurey mü rikleri sadece kendi mensuplar ndan olu an orduyla Müslümanlara Bedir de yenilmi lerdi. O nedenle, Bedir Sava na sebep olan kervandan elde edilen kâr Müslümanlara kar asker toplamak için harcamaya, bu yolla asker say s n art rmaya karar verdiler. Bedir Sava nda esir edilip, daha sonra Hz. Peygamber in kar l ks z olarak sal verdi i air Ebû Azze nin de aralar nda bulundu u dört ki ilik bir heyeti Mekke çevresindeki Sakîf, Kinâne ve di er Arap kabilelerinden asker toplamak üzere görevlendirdiler. Sonunda iki bini ücretli asker olmak üzere toplam üç bin ki ilik kuvvetle Ebû Süfyan n komutas nda Medine ye do ru hareket ettiler. Orduda iki yüz at ve alt (veya yedi) yüz z rhl asker ve üç bin de deve vard. Mekke de oturan Hz. Abbas Kurey in sava haz rl klar n, asker ve hayvan say s n, silah durumunu bir mektupla Hz. Peygamber e bildirdi. Mektubu getiren G fârl ah s Hz. Peygamber i Kubâ da buldu. Hz. Peygamber mektubu Übey b. Ka b a okuttu ve ondan bu haberi gizli tutmas n istedi. Sa d b. Rebî adl sahâbînin evine giderek evde kimse bulunmad n ö renince Hz. Abbas n yazd klar n ona anlatt ve ondan da bu haberi gizli tutmas n istedi. Sa d sözünde durdu. Ancak bu arada evde bulunan ve konu ulanlar habersizce dinleyen Sa d n han m, Hz. Peygamber Medine ye döndükten sonra duydu u her eyi kocas na anlatt. Sa d, han m n alarak derhal Hz. Peygamber in yan na ko tu; han m n n olay yaymas ndan ve kendisinin zan alt nda kalmas ndan endi e etti ini dile getirdi. 66 Hz. Peygamber ona han m n serbest b rakmas n emretti. Sonunda haber Medine de yay ld. Huzâal Amr b. Sâlim de kabilesinden bir grup adamla gelerek Kurey ordusu hakk nda Hz. Peygamber e bilgi verdi. Kurey in Benî Nevfel kolundan Cübeyr b. Mut im, kölesi Vah î b. Harb e, Bedir de öldürülen amcas Tuayme b. Adiy e kar l k Hz. Hamza y öldürdü ü takdirde hürriyetini ba layaca na dair söz verdi. On be kadar kad nla birlikte orduya kat lan Ebû Süfyan n kar s Hind de, ayet Bedir de babas n öldüren Hamza n n cesedini eline geçirebilirse ci erini a z nda çi neyece ine dair yemin etti. Öte yandan Hz. Abbas tan haber gelir gelmez Hz. Peygamber Mekke den hareket eden ordu hakk nda bilgi toplamak üzere Fedâle nin o ullar Enes ve Mu nis i görevlendirdi. Bunlar Medine nin güneybat s nda yer alan Akîk vâdisinde mü rik ordusunu gözetleyerek onlar n say s, durumu ve konak yer- 66. Vâk dî, I,203-205; Belâzürî, I, 314. 170 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 170 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi leri hakk nda bilgi getirdiler. 67 Hz. Peygamber daha sonra Hubâb b. Münzir i dü man kuvvetlerinin say s ve haz rl klar hakk nda bilgi toplamakla görevlendirdi ve ondan, elde etti i bilgileri sadece kendisine aktarmas n istedi. Hubâb dü man askerlerinin aras na girerek bu görevini ba ar yla yerine getirdi. Hz. Peygamber elde etti i bilgileri en ince detaylar na kadar de erlendirdi. 68 Durum çok kritik oldu u için Sa d b. Ubâde, Sa d b. Muaz ve Üseyd b. Hudayr, dü man n ehre yakla t cuma gecesini Mescid-i Nebevî de geçirdiler; Hz. Peygamber in kap s nda sabahlad lar. Medine nin her taraf nda sabaha kadar nöbet tutuldu. Hz. Peygamber Müslümanlar toplayarak ne yap lmas gerekti ini tart t. Münaf klar n da kat ld toplant da iki husus üzerinde duruldu: Ya Medine içinde kal narak savunma tertibat al nacak veya ehir d nda dü manla kar la larak meydan sava yap lacakt. Hz. Peygamber gördü ü bir rüya üzerine Medine de kal nmas n, çocuklar n ve kad nlar n kalelere yerle tirilerek savunma sava yap lmas n tercih etti ini aç klad. Ancak Bedir Gazvesi ne kat lamam olan gençlerle Hz. Hamza gibi baz kahramanlar meydan sava yap lmas n istediler. 69 Enes b. Katâde nin Ya ehit oluruz, ya da ganimet ve zafer elde ederiz sözüne Peygamberimiz Ben sizin yenilgiye u raman zdan korkuyorum eklinde cevap vererek endi esini dile getirdi. 70 Ço unlu un iste i meydan sava olunca Hz. Peygamber de dü man Medine d nda kar lamaya karar verdi. Cuma namaz ndan sonra halka bir konu ma yapt ve sab rl olduklar takdirde zafer elde edeceklerini bildirdi. Bu karara sevinenlerin yan nda ho lanmayanlar da oldu. kindi namaz k l nd ktan sonra Medine nin kenar semtlerinde oturan Müslümanlar haz rl klar n tamamlayarak Mescid-i Nebevî de toplanmaya ba lad lar. Peygamberimiz Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer le birlikte evine geçerek z rh n giydi, k l c n ku and ve mi ferini ba na geçirdi. Bu arada Müslümanlar da onun evi ile minberi aras nda saf tutmu lar, d ar ç kmas n bekliyorlard. O esnada Sa d b. Muaz ile Üseyd b. Hudayr, Müslümanlara, Medine den ç kmak istemedi i halde Resûlüllah a bunu srar ettiklerini aç klayarak onlar fikirlerinden cayd rd lar. Daha önce Medine d nda çarp mak için direnenler, bu defa, haz rl n tamamlay p d ar ç kan Hz. Peygamber e kendisine muhâlefet etmeyeceklerini belirterek, nas l isterse öyle yapmas n istediler. Hz. Peygamber bunu daha önce kendilerine söyledi ini, fakat kabul etmediklerini belirterek, Bir Peygamber giydi i z rh n sava madan ç karmaz. E er sabrederseniz, her biriniz görevinizi yaparsan z Allah zaferi bize ihsan edecektir buyurdu. 67. Vâk dî, I, 206-207. 68. Vâk dî, I, 207-208. 69. Vâk dî, I, 210-211. 70. Vâk dî, I, 213. 171 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 171 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber Medine de Se- - Semüre b. 71 Selime kabileleri birlikte hareket ettiler. 72 Ebû - Ayneyn i Abdullah b. Übey - diyerek üç yüz - için yani da de- 71. 72. 172 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 172 24.03.2015 15:35:36

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi yet dü man süvarileri arkadan sald r rsa atlara ok atmalar n emretti. Okçular n komutan Abdullah b. Cübeyr di er askerler taraf ndan rahatça görülebilmek için o gün beyaz elbise giydi. 74 Uhud Sava Öte yandan Ebû Süfyan, Evs ve Hazrec e: Bizim sizinle i imiz yok. Amcam z n o luyla aram zdan çekilin eklinde bir haber gönderdi. Ensâr bu teklifi sert ve a r bir dille reddetti. Bedir gibi Uhud Sava da mübâreze eklinde ba lad. Kurey ordusundan ileri at lan ordu sancaktar Talha b. Ebû Talha y Hz. Ali, ondan sonra meydana ç kan Osman b. Ebû Talha y da Hz. Hamza öldürdü. Daha sonra sava k z t. slâm ordusu dü man n ordu merkezine kadar ilerledi. Sava n ilk safhas nda dü man yirmiden fazla ölü verdi. Sancaktarlar birer birer öldü ünden, yere dü en sanca kald racak kimse bulunamad. Sancak yere dü ünce mü rikler da lmaya ba lad lar. Sa ve sol kanat komutanlar çekilmek zorunda kald lar. Sava Müslümanlar taraf ndan kazan lm görünüyordu. slâm askerleri dü man kovalarken sava alan ndan uzakla t lar ve daha sonra da dü man n b rakt e yalar toplamaya ba lad lar. Abdullah b. Cübeyr in idaresindeki okçular dü man n bozuldu unu ve Müslümanlar n galip geldi ini görünce ganimetten 74. bn Hi âm, II, 65; Taberî, II, 507. 173 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 173 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji mahrum olmamak amac yla onun ikaz na ra men yerlerini terkettiler. Bu iki hatal davran, sava n gidi at n de i tirdi. Müslümanlar arkadan vurmak için f rsat kollayan Halid b. Velid okçular n azald n görünce derhal harekete geçti. Yerlerinden ayr lmayan Abdullah b. Cübeyr ve on arkada mü riklerle çarp a çarp a ehit dü tüler. Sonunda Halid b. Velid Ayneyn tepesinin do usundan Müslüman ordusunun arkas na sarkt ve ganimet toplamakta olan Müslüman askerler üzerine ani bir bask n yapt. Bunu gören Kurey ordusu da geri dönerek Müslümanlara sald rd. Önden ve arkadan yap lan iki hücum, bir ba ka deyi le iki ate aras nda kalan müslümanlar pani e kap ld lar ve sava düzenleri bozuldu. Saflar bozulmu, Müslümanlar n bir k sm da silahlar n b rakm t. Tekrar silaha sar l p çarp maya ba lad lar. Hz. Hamza y öldürmek için f rsat kollayan Vah î b. Harb emeline sava n bu safhas nda ula t. Önde Okçular Tepesi, Arkada Uhud Da ndan Bir Görünüm Mü rik ordusundan dört ki i, bn Kamie, Abdullah b. ihab, Utbe b. Ebû Vakkas ve Übey b. Halef özellikle Hz. Peygamber i hedef alm lard. bn Kamie, Hz. Peygamber in yan na kadar sokulmay ba ararak bir k l ç darbesiyle onun yüzünü yaralad. Bu iddetli darbeden Hz. Peygamber in mi feri ikiye bölünerek halkalar yana na batt. Utbe b. Ebû Vakkas taraf ndan at lan bir ta la Hz. Peygamber in alt duda yar ld ve bir di i k r ld. Abdullah b. ihâb onu aln ndan yaralad. Übey b. Halef Hz. Peygamber i öldürmek üzere hare- 174 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 174 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi kete geçti. Peygamberimiz ona bir m zrak atarak at ndan dü ürdü. Übey bu yaralanman n tesiriyle Mekke ye dönerken yolda öldü. Übey daha önce Bedir Sava nda esir dü en o lunun fidyesini ödemek üzere Medine ye geldi inde Peygamberimize, bir at besledi ini ve onun üzerinde kendisini öldürece ini söylemi, Hz. Peygamber de Bilakis onun üzerinde in allah ben seni öldürürüm kar l n vermi ti. Ebû Âmir taraf ndan sava tan önce alana çukurlar kaz lm ve üzerleri kamufle edilmi ti. Önünde bulunan çukura kendisinin veya at n n dü mesi sonucu Hz. Peygamber in diz kapaklar yaraland. Bütün bunlar kar s nda Peygamberine bunlar yapan bir millet nas l felâha kavu ur? Halbuki o Peygamber onlar Allah a davet ediyor diyordu. 75 çlerinde Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali nin de bulundu u bir grup sahâbî Hz. Peygamber in etraf nda halka olu turarak onu korudular. Ebû Dücâne vücuduyla onu bir kalkan gibi koruyor, Sa d b. Ebû Vakkas da dü mana ok at yordu. Dü man n vurdu u k l ç darbelerine kar Hz. Peygamber i koruyan Talha b. Ubeydullah n kolu kesildi ve çolak kald. Bu arada bn Kamie, Mus ab b. Umeyr i ehit etti. Onu Hz. Peygamber e benzeterek, öldürdü ünü sand. 76 O esnada Hz. Peygamber i gören Ka b b. Mâlik, Ey mü minler! Müjde! Resûlullah burada! diye hayk rd. Müslümanlar topland lar. Mus ab b. Umeyr in ehit dü mesi üzerine Hz. Peygamber sanca Hz. Ali ye teslim etti. 77 çlerinde Hz. Fât ma ve Hz. Âi e nin de bulundu u on dört Müslüman kad n sava alan na yiyecek ve su getirdiler; yaral lar n tedavisi ile ilgilendiler. Hz. Fât ma babas n n Uhud da ve Uhud Sava n n yap ld alan n Okçular Tepesi nden genel görünü ü 75. Vâk dî, I, 244-245; bn Hi âm, II, 80; bn Sa d, II, 45; Taberî II, 515. 76. Vâk dî, I, 246. 77. bn Hi âm, II, 73. 175 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 175 04.02.2014 10:38:06

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Uhud da nda Hz. Peygamber ve arkada lar n n s nd mekandan bir görünü yüzündeki kanlar temizlemeye çal t. Kan n dinmedi ini görünce bir has r parças n yak p küllerini Peygamber in yüzüne bast rarak kanamay durdurmay ba ard. 78 Hz. Peygamber yaral oldu u için ö le namaz n oturarak k ld. Müslümanlar da arkas nda oturarak k ld lar. 79 Hz. Peygamber az say da ashab yla Uhud da na s nd. Ebû Süfyan, sava alan ndan ayr lmadan önce Hz. Peygamber in sa olup olmad n ö renmek üzere Müslüman toplulu a hitaben çinizde Muhammed var m? diye üç defa sordu. Hz. Peygamber cevap verilmemesini istedi. Bu defa Ebû Süfyan çinizde Ebû Bekir var m?, çinizde Ömer var m? diye sordu ve bu sorusunu da üç defa tekrarlad. Cevap verilmeyince E er sa olsalard cevap verirlerdi. Bunlar n üçü de ölmü ve i bitmi dedi. Hz. Ömer buna dayanamay p Yalan söyledin Allah dü man! Sayd n ah slar n hepsi sa d r. Allah seni zelîl ve hakîr etmek için onlar sa b rakt dedi. Ebû Süfyan Sava s raylad r. Bu gün Bedir Sava na bedeldir dedi. Hz. Ömer Evet ama e it de iliz. Zira bizim ölülerimiz cennette; sizin ölüleriniz ise cehennemdedir eklinde cevap verdi. Ebû Süfyan Yüce ol Hübel, aziz ol Hübel diyerek Hübel adl putu övdü. Bunun üzerine Hz. Ömer, Hz. Peygamber den izin alarak Allah yüce ve her eyden üstündür dedi. Ebû Süfyan Bizim Uzzâ m z var, sizin Uzzâ n z yok diyerek Uzzâ adl put ile ö ündü. Hz. Ömer Allah bizim mevlâm zd r. Sizin mevlân z yoktur diye kar l k verdi. Bundan sonra Ebû Süfyan Gelecek y l sizinle Bedir de bulu al m ve sava al m dedi. Hz. Peygamber in emriyle Hz. Ömer Olur, in allah eklinde cevap verdi. Ebû Süfyan bu konu madan sonra arkada lar n n yan na döndü. Kurey ordusu daha sonra sava alan n 78. Makrîzî, s. 138. 79. bn Hi âm, II, 87. 176 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 176 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi terkederek, Medine ye sald rmadan Mekke ye do ru ilerlemeye ba lad. Peygamberimiz onlar n Medine üzerine sald r p sald rmayacaklar n izlemek üzere Sa d b. Ebû Vakkas (Baz kaynaklara göre Ali b. Ebû Tâlib i) görevlendirdi. 80 Mü rikler taraf ndan Hanzale b. Ebû Âmir d ndaki ehitlerin hepsine i kence yap ld. Hanzale nin, mü rikleri destekleyen babas me hur Ebû Âmir, Hanzale nin cesedine i kence yap lmas na engel oldu. 81 Vah î, Hz. Hamza n n ci erini sökerek Hind bint Utbe ye götürdü. Hind ci erden bir parçay a z na alarak çi nedi, sonra geri ç kard. Vah i ye mükafat olarak zinet e yalar n verdi. Hz. Peygamber amcas Hz. Hamza n n cesedinin yar l p ci erinin ç kar ld n, i kence yap ld n, burnunun ve kulaklar n n kesildi ini görünce son derece üzüldü; ayet mü riklere kar bir daha zafer kazan rsa onlardan otuz ki iye ayn ekilde misilleme yapaca n söyledi. 82 Ancak nâzil olan bir ayette böyle bir intikam yasakland. 83 Hz. Peygamber aff tercih etti ve kimseye misilleme yapmad. Hz. Peygamber in halas Safiye, karde i Hamza n n ehit edildi ini duyunca sava alan na geldi. Hz. Peygamber, Safiye nin o lu Zübeyr b. Avvam dan, Hz. Hamza ya yap lan i kenceyi görmemesi için annesini alandan uzakla t rmas n istedi. Zübeyr ona Anneci im, Peygamber sana dönmeni emrediyor dedi. Bunun üzerine Safiye, karde ine i kence yap ld n duydu unu, fakat bunun, Allah yolunda az oldu unu ve sabredece ini söyledi. Zübeyr in durumu kendisine bildirmesi üzerine Hz. Peygamber Safiye yi rahat b rakmas n söyledi. Safiye karde inin cenazesinin yan na gelerek ona yap lanlar gördü, dua ve isti farda bulundu. 84 Görüldü ü üzere Uhud Sava n n birinci a amas nda Müslümanlar galip gelmi lerdir. kinci a amas Müslümanlar için bir felaket olmu tur. Üçüncüsünde ise savunma safhas ba lamak üzereydi, ki bu son a amada Enes b. Nadr, Sa d b. Ebû Vakkas ve Ebû Dücâne gibi baz Müslümanlar n büyük kahramanl klar görülmü tür. Uhud Sava nda Müslümanlar n içine dü tü ü son durumun yenilgi olarak de erlendirilmemesi gerekir. Evet, Müslümanlar yara alm lard r, yetmi ehit vermi lerdir, ama dü mana teslim olmam lar, sava maktan y lmam lar ve toprak kaybetmemi lerdir. Hepsinden önemlisi dü man ordusu Müslümanlardan esir ve ganimet elde edememi tir. Hatta Medine ye sald rmaya bile cesaret ede- 80. Vâk dî, I, 296-298; bn Sa d, II, 47-48; Taberî, II, 526-527. 81. bn Seyyidinnâs, II, 38. 82. Vâk dî, I, 290, 332; bn Hi âm, II, 95-96; Taberî, II, 528-529. 83. Nahl Sûresi 126. 84. Taberî, II, 529. 177 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 177 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji meyip Mekke nin yolunu tutmu lard r. Bu sava ta mü rikler yirmi iki (yirmi üç veya otuz yedi oldu u da söylenir) ölü vermi lerdir. Kur an- Kerim de Uhud Sava hakk nda, mü riklerin haz rl klar da dahil, sava n hemen her safhas hakk nda bilgiler yer alm t r. Mü riklerin mallar n insanlar Allah yolundan çevirmek için harcad klar ve daha da harcayacaklar, 85 Hz. Peygamber in mü minleri sava için duracaklar yerlere yerle tirmek üzere erkenden ailesinden ayr ld, 86 hâmîleri Allah oldu u halde iki grubun ( Benî Seleme ve Benî Hârise) bozulmaya yeltendi i, 87 Müslümanlar n yara ald, fakat buna kar l k mü riklerin de yara ald, 88 Resûlüllah n arkalar ndan ça r rken baz mü minlerin kimseye bakmadan kaçt klar, 89 üzüntünün ard ndan bir güven geldi i, 90 iki toplulu un kar la t gün, eytan n geri dönenleri, i ledikleri birtak m i lerden dolay yoldan kayd rmak istedi i, ama Allah n onlar affetti i 91 bildirilmektedir. Müslümanlar n, ba kalar n iki misline u ratt musibete kendileri u ray nca Bu da nereden geldi? dedikleri haber verilmekte ve buna kar Hz. Peygamber in Bu kendinizdendir cevab n vermesi istenmektedir. 92 Resûlüllah ölse veya öldürülse bile Müslümanlar n sava meydan nda ve slâm da sebat etmeleri gerekti i 93 belirtilmektedir. Bu ayet-i kerîmede Hz. Peygamber in öldü üne dair yalan haberin yay lmas üzerine infiale kap lan Müslümanlar tenkit edilmekte; Hz. Muhammed (s.a.s.) in fâni, slâm n ise bâki oldu u, bu sebeple o ölse bile Müslümanlar n bunu sükûnetle kar lay p dinlerinde sebat etmeleri gerekti i hat rlat lmaktad r. Bir ba ka ayet-i kerîmede, iki toplulu un kar la t gün Müslümanlar n ba na gelenin, Allah n izniyle ve inananlar ve iki yüzlülük yapanlar, yani münaf klar bilmesi için oldu u 94 aç klanmaktad r. Uhud Sava ndan bahseden daha ba ka âyet-i kerimeler de mevcuttur. 95 Uhud Sava ndan sonra baz münaf klar ve Yahudiler Hz. Peygamber ve Müslümanlar aleyhinde sa da solda ileri geri konu maya ba lad lar. Hz. Ömer in 85. Enfâl Sûresi 36. 86. Âl-i mrân Sûresi 121. 87. Âl-i mrân Sûresi 122. 88. Âl-i mrân Sûresi 140. 89. Âl-i mrân Sûresi 153. 90. Âl-i mrân Sûresi 154. 91. Âl-i mrân Sûresi 155. 92. Âl-i mrân Sûresi 165. 93. Âl-i mrân Sûresi 144. 94. Âl-i mrân Sûresi 166. 95. Uhud Sava n n Kur an a yans mas için bk. Vâk dî, I, 319-329; bn Hi âm, II, 106 vd.; Ömer Özsoy- lhami Güler, s. 672-675. 178 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 178 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi bu münaf klar ve Yahudileri öldürmek için izin istemesi üzerine Hz. Peygamber Yahudiler için Yahudiler bizim zimmetimizdedir. Ben onlar öldüremem ; münaf klar için de Ben, Lâ ilâhe illallah Muhammedü r-resûlüllah diyen ki iyi öldürmekten nehyolundum diyerek buna müsade etmedi. 96 Uhud Sava ndan al nmas gereken dersler ve baz gerçekler u ekilde özetlenebilir: Resûlüllah her zaman oldu u gibi bu sava ta da isti areye önem vermi tir. Okçular n onun emirlerine uymamalar can kayb na sebep olmu tur. Bu da zaferin sab rla ve komutan n emirlerine itaatle elde edilece ini göstermektedir. Ganimet elde etme arzusu, Allah r zas n kazanman n ve Hz. Peygamber e itaat n önüne geçmemelidir. Bunun aksine uygulamalar yenilgiye yol açm t r. Müslümana gev eklik, ümitsizlik yak maz. Peygamberimiz Uhud ehitlerini her y l ziyaret ederdi. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman da onun bu uygulamas n devam ettirmi lerdir. 97 f- Uhud le Hendek Sava Aras nda Mü riklerle li kilerde Birtak m Geli meler Hz. Peygamber, Uhud ehitlerini, elbiseleri ve kanlar yla y kanmadan defnedip ayn gün Medine ye döndü. Müslümanlar evlerine çekilip yaralar n n tedavisi ile me gul olmaya ba lad lar. Yaral olan Hz. Peygamber ertesi gün sabaha do ru, Kurey ordusunun Medine ye bask n düzenlemek istedi ine dair bir haber ald. Hem dü man n bask n n önlemek ve hem de Müslümanlar n zay f dü medi ini göstermek maksad yla Kurey ordusunu takip etmeye karar verdi. Sadece bir gün önce Uhud da bulunmu olanlara kat lma iznini verdi i be yüz ki ilik bir orduyla Medine ye sekiz mil uzakl ktaki Hamrâülesed e kadar giderek burada be gün konaklad. Bu sefer, Hamrâülesed Gazvesi olarak bilinir. Takip edildi ini anlayan mü rik ordusu geri dönmeye cesaret edemeyerek Mekke ye do ru yoluna devam etti. Peygamberimiz Hamrâülesed de bulunduklar be gün boyunca Müslümanlar n say s n kalabal k göstermek ve dü man n kalbine korku salmak için geceleri ate yakt rd. Yak lan be yüz ate in alevleri çok uzak mesafelerden görülebiliyordu. Henüz slâmiyeti kabul etmemi olan Ma bed el- Huzâî, Hamrâülesed e gelerek Uhud Sava nda Müslümanlar n u rad musibetten dolay Hz. Peygamber e üzüntülerini bildirdi. Ma bed in kabilesi Huzâa, Hz. Peygamber in müttefiki idi ve çevrede olup bitenleri ona bildiriyorlard. Ma bed el-huzâî, Hz. Peygamber in yan ndan ayr ld ktan sonra Mekke ye do ru 96. Makrîzî, s. 165-166. 97. Uhud Sava hakk nda geni bilgi için bkz. Vâk dî, I, 199-334; bn Sa d, II, 36-48; bn Sa d n Uhud Sava hakk nda verdi i bilgilerin Vâk dî nin k sa bir özeti oldu u anla lmaktad r. O nedenle bu sava la ilgili dipnotlarda detayl olarak ad geçen eseri gösterme gere i duymad k. bn Hi âm, II, 60-168; Belâzürî, I, 311-338; Taberî, II, 499-533; ; bn Abdilber, Dürer, s. 145-157; Makrîzî, s. 113-170. 179 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 179 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji yola ç kt. Medine ye yetmi dört km. uzakl ktaki Revhâ mevkiinde Kurey ordusuna yeti ti. Kurey liler bu s rada Medine ye dönmeyi ve sa kalan Müslümanlar öldürmeyi tart yorlard. Ma bed, Müslümanlar n Uhud Sava nda bulunamayanlar n da kat ld büyük bir ordu ile kendilerini takip ettiklerini ve geri dönmelerinin kendileri için tehlikeli olaca n Ebû Süfyan a söyledi. Bu sözler üzerine tela a kap lan Ebû Süfyan ordusuna hareket emri vererek Mekke ye do ru yola koyuldu. Ma bed bu son geli meyi Hz. Peygamber e bildirdi. Mü rik ordusu Mekke ye do ru yol al rken Medine yönüne gitmekte olan küçük bir kervanla kar la t. Ebû Süfyan bu kervan vas tas yla Hz. Peygamber e gözda vermek amac yla Medine ye geri döneceklerini ve sa kalan Müslümanlar öldüreceklerini bildirdi. Bu haber kendisine ula nca Hz. Peygamber Allah bize kâfîdir. O ne güzel vekildir (Hasbünallâhü ve ni me l-vekîl) dedi. Müslümanlar Hamrâülesed de be gün kald ktan sonra 17 evval 3/2 Nisan 625 te Medine ye döndüler. 98 Bu arada Kurey mü rikleri d nda kalan mü rik Arap kabileleriyle Müslümanlar aras nda meydana gelen birkaç olaya temas etmek gerekir. Bunlar, Esed, Âmir b. Sa saa, Hüzeyl, Lihyân, Adal ve Kâre kabileleri ile Müslümanlar aras nda meydana gelen Katan Seferi, Bi r-i Maûne ve Recî olaylar d r. Bunlardan Recî Olay ile Mekke mü rikleri aras nda da ba lant mevcuttur. Medine den F rat a kadar uzanan geni bir alana yay lm olan Esed kabilesi Uhud Sava ndan sonra bu sava ta güç kayb na u rad n dü ündükleri Müslümanlara kar ani bir bask n yapmaya ve Medine yi ya malamaya karar verdi. Bu kabileyi böyle bir hareket için, daha sonra peygamberlik iddias nda bulunacak olan Tuleyha b. Huveylid ile karde i Seleme k k rtm lard. Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber onlara kar Uhud Sava ndan üç ay kadar sonra Muharrem ay nda Ebû Seleme ba kanl nda 150 ki ilik bir kuvvet gönderdi. slâm birli i Esed kabilesinin suyunun bulundu u Katan a kadar ilerledi. Sonunda Tuleyha n n adamlar toplanmaya dahi f rsat bulamadan etkisiz hale getirilip da t ld lar. 99 Uhud Sava ndan dört ay sonra Safer 4/Temmuz 625 te Müslümanlar üzüntüye bo an bir olay olan Bi r-i Maûne fâcias meydana geldi. Bu olay öyle geli ti: Âmir b. Sa saa kabilesi ba kan Ebû Berâ ( Âmir b. Mâlik) Medine ye gelerek Hz. Peygamber e baz hediyeler takdim etti. Fakat Hz. Peygamber Ben bir mü rikin hediyesini kabul etmem diyerek bunu reddetti. Halbuki Ebû Berâ n hediyesini hiçbir Mudarl reddetmemi ti. Bundan sonra Hz. Peygamber, Ebû Berâ slâm a davet etti. Fakat o kabul etmemekle birlikte yan ndan da uzakla mad. Kabile- 98. Vâk dî, I, 334-340; bn Hi âm, II, 101-105; bn Sa d, II, 48-49; brahim Sar çam, Hamrâülesed Gazvesi, D A, XV, 498. 99. Vâk dî, I, 340-346; bn Sa d, II, 50. 180 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 180 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Bi r-i Maûne ve Recî Olaylar sine slâm anlatacak kimseler göndermesini Hz. Peygamber den rica etti. Peygamberimiz davetçilerin ba lar na bir tehlike gelebilece inden endi e etti ini söyledi. Ebû Berâ n onlar n emniyetini garanti etmesi üzerine Ehl-i Suffe den yetmi kadar kurrây ad geçen kabileye gönderdi. Davetçiler, Âmir b. Sa saa kabilesine slâmiyeti tan tacak ve Kur an- Kerim ö reteceklerdi. Heyet, Bi r-i Maûne denilen kuyunun yan na var nca konaklad. çlerinden Harâm b. Milhân adl sâhâbî, Âmir b. Sa saa kabilesinin ba kan na Hz. Peygamber in mektubunu götürdü. Bu s rada Ebû Berâ n öldü üne dair bir ayia yay lmas üzerine, elçi, mektubu Ebû Berâ n ye eni Âmir b. Tufeyl e verdi ve yan ndakileri slâm a davet etti. Öteden beri slâm a kar olan Âmir b. Tufeyl, mektubu okumad gibi elçiyi de öldürttü. Pe inden Bi r-i Maûne de bulunan slâm davetçilerine sald rmak üzere kabilesinden adam toplamaya çal t. Ancak Ebû Berâ, davetçilere eman tan d n ilan etti i için kimse onun sözüne kulak asmad. Bunun üzerine Âmir b. Tufeyl in Süleym kabilesinin kollar ndan toplad askerler slâm heyetine sald rarak Amr b. Ümeyye ve Ka b b. Zeyd hariç hepsini öldürdüler. Esir edilen Amr b. Ümeyye, Âmir b. Tufeyl taraf ndan serbest b rak ld. Amr b. Ümeyye Medine ye gelirken Âmir kabilesinden yolda rastlad ve Hz. Peygamber in eman vermi oldu u iki ki iyi bilmeden öldürdü. Daha sonra Hz. Peygamber bu 181 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 181 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji iki maktulün diyetini ödeyecektir. Hz. Peygamber olay ö renince çok üzüldü. Çünkü slâm davetçileri sadece slâm anlatmak için gönderilmi lerdi. Üstelik savunmas zd lar ve kendilerinin can güvenli i için de teminat verilmi ti. Rahmet peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.s.), daha evvel kendisine ve ashab na yap lan haks zl k ve tecavüz kar s nda bedduaya yeltenmedi i halde, otuz veya k rk gün sabah namazlar nda Bi r-i Mâûne de slâm davetçilerini öldüren kabilelere beddua etmi tir. 100 Recî olay n n meydana geldi i alandan bir görüntü Yine ayn y l n Safer ay nda, Bi r-i Maûne facias n n meydana geldi i s ralarda Recî Olay meydana geldi. Adal ve Kâre kabilelerinden bir heyet Medine ye Hz. Peygamber e gelerek kabilelerine slâm ö retecek bir heyet göndermesini rica ettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber in gönderdi i on ki iden olu an ekip Mekke ile Usfân aras nda Hüzeyl kabilesine ait Recî suyuna vard klar nda Hüzeyl kabilesinin bir kolu olan Lihyâno ullar ndan yüz kadar silahl bir birlik yanlar na gelerek kendilerini esir al p Mekke mü riklerine satacaklar n söylediler. Heyet mensuplar ndan Hubeyb b. Adiy, Abdullah b. Târ k ve Zeyd b. Desinne d ndakiler teslim olmay reddederek mü riklerle çarp malar sonucu ehit edildiler. Lihyâno ullar, bu üç ki inin ellerini ba layarak Mekke ye do ru hareket ettiler. Abdullah b. Târ k kendilerine reva görülen muameleye tahammül edemeyerek yolda ba n çözdü ve mü riklerle çarp arak ehit dü tü. Onun 100. Vâk dî, I, 346-353; bn Hi âm, II, 183-186; bn Sa d, II, 51-53; bn Abdilber, Dürer, s. 161-164; Ahmet Önkal, Bi r-i Maûne, D A, 195-196. 182 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 182 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Recî olay n n meydana geldi i alandan bir ba ka görüntü kabri Zahrân dad r. Hubeyb ile Zeyd i Mekke ye götürerek, Bedir de öldürülen yak nlar n n intikam n almak isteyen Mekkelilere satt lar. Mekke mü rikleri bu iki sahâbîyi bir müddet hapiste tuttuktan sonra ehir d ndaki Ten îm mevkiine götürdüler ve onlar dara ac na asarak i kence ile ehit ettiler. Zeyd as lmak üzere dara ac na getirildi inde Ebû Süfyan ile aralar nda geçen konu ma, sahâbenin Hz. Peygamber e ba l l k derecesini göstermesi bak m ndan önemlidir. Ebû Süfyan ona sorar: Ey Zeyd! Muhammed in imdi yan m zda senin yerinde olup onun boynunu vurmam z ve sen de ailenin yan nda olman ister miydin? Zeyd u cevab verir: Vallahi, ben ailemin aras nda bulunurken, Muhammed e imdi bulundu u yerde bir diken batmas n bile istemem. Bunun üzerine Ebû Süfyan unlar söyler: Muhammed in arkada lar n n onu sevdi i ölçüde insanlardan hiç birinin bir ba ka kimseyi sevdi ini görmedim. Hubeyb b. Adiy e de slâm dan dönerse serbest b rakacaklar n bildirdiler. Fakat o bunu kabul etmedi. Ölmeden önce iki rekat 183 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 183 04.02.2014 10:38:07

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji namaz k lmas na izin vermelerini istedi ve namaz n k sa sürede bitirdi. Ölümünü geciktirmek için uzatt n sanmamalar için namaz n uzatmad n söyledi. Hubeyb burada söyledi i bir iirle Müslüman olarak öldükten sonra ölüm eklinin hiç önemi bulunmad n belirtti. Nihayet mü rikler onu kuru bir a aca ba layarak çarm ha gerdiler. Bedir de öldürülenlerin çocuklar n -bu çocuklar n say s n n k rk oldu u söylenmektedir- getirerek ellerine m zrak verdiler ve onu ehit ettiler. 101 Ahde vefâ ve verilen emâna riayet, Araplar n câhiliye döneminde bile en fazla önem verdikleri hususlard. Fakat Âmir ve Lihyâno ullar her iki olayda da Hz. Peygamber e verdikleri sözü tutmam lar ve slâm davetçilerini haince ehit etmi lerdir. g- Hendek Sava (5/627) Medine nin çevresine ehri savunmak amac yla kaz lan hendekten dolay bu sava a Hendek Gazvesi denildi i gibi, çe itli gruplar bir araya gelerek Müslümanlara sald rd için Ahzâb Gazvesi diye de an lmaktad r. Kur an- Kerim de, içerisinde bu sava tan bahsedilen Ahzâb ad nda bir sûre mevcuttur. Bedir Sava ile imdi bahsedece imiz Hendek Sava aras nda geçen üç y l zarf nda -ileride görülece i üzere- Müslümanlarla Yahudiler aras ndaki ili kilerde baz geli meler ya anm t r. Hendek Sava n n sebeplerinin daha iyi anla labilmesi için bu geli melere burada k saca temas etmek yerinde olacakt r. Yahudilerden Kaynukâ ile Benî Nadîr, hicretten sonra Müslümanlarla gerçekle tirilen antla may k sa süre sonra bozmu lar, Mekke mü rikleriyle i birli i içine girmi ler ve daha da ileri giderek Hz. Peygamber i öldürmeye te ebbüs etmi lerdir. Bunun üzerine önce Benî Kaynukâ, daha sonra da Benî Nadîr, Medine den ç kar lm lard r. Benî Nadîr Yahudilerinden baz lar Hayber e s nm lard r. Hendek Sava esnas nda Medine de Yahudi kabilelerinden sadece Benî Kurayza bulunuyordu. Hayber e yerle en Yahudilerden ve di er slâm kar tlar ndan, içlerinde Huyey b. Ahtab ve Hristiyan Ebû Âmir in de bulundu u yirmiye yak n ki i Mekke ye giderek Kurey mü riklerini Müslümanlarla sava a te vik ettiler. Ebû Süfyan onlar n bu te ebbüsüne çok sevindi. Bu heyet, Kurey ten sonra Gatafân, Süleym, Esed, Fezâre, Mürre ve E ca gibi mü rik Arap kabilelerini de çe itli vaatlerle ayakland rd. Mesela Gatafân kabilesine Hayber in bir y ll k hurma mahsulünü vermeyi kabul ettiler. Burada hemen belirtelim ki, Gatafânl lar, ister Yahudilerle, ister mü riklerle ve ister Müslümanlarla, hangisi i lerine geliyor ve menfaatlerine uygun dü üyorsa i birli i içine giriyorlard. Bu defa mü riklerle it- 101. Vâk dî, I, 353-362; bn Sa d, II, 55-56; Makrîzî, s. 174-178; M. Ya ar Kandemir, Hubeyb b. Adî, D A, XVIII, 266-267. 184 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 184 04.02.2014 10:38:08

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Hendek Sava esnas nda Hz. Peygamber için bir Türk çad r kurulmu tu 102. Vâk dî, II, 444-445; Taberî, II, 566. 103. Hamidullah, Hz. Peygamber in Sava lar, s. 137. 104. Vâk dî, II, 446. 105. bn Sa d, VI, 83. tifak kurdular. Mekke çevresindeki Sakîf ve Kinâne kabileleri de Kurey e destek verdiler. Bu suretle Yahudiler, Kurey liler ve di er mü rik Arap kabileleri Müslümanlar aleyhinde birle mi oluyordu. Sonunda Mekke ve çevresinden dört bin ki ilik ordu topland. Sava sanca Dârunnedve de aç ld. Mekke den hareket eden dört bin ki ilik orduya çevreden gelen birliklerin kat lmas yla mü rik ordusunun toplam asker say s Medine ye var ld nda on bine ula t. Di er taraftan mü riklerin Medine üzerine yürüdü ünü Huzâa kabilesinden on günlük yolu dört gecede katederek gelen bir haberci vas tas yla ö renen Hz. Peygamber, Medine de kal p savunma sava yapmak veya dü man ehir d nda kar lamak hususunda sahâbîlerin görü lerine ba vurdu. Müzâkerede savunma sava yap lmas na, savunma metodu olarak da, Selmân- Fârisî nin tavsiyesi üzerine ehrin hücuma aç k k s mlar na hendek kaz lmas na karar verildi. 102 Medine nin ta l k, a açl k ve da l k k s mlar zaten dü man ordusunun ehre giri ine elveri li de ildi; yollar da dard. Hz. Peygamber bir grup sahabe ile birlikte ke fe ç karak kaz lacak yerleri belirledi. Kurayza Yahudilerinden de ödünç olarak kaz aletleri ald. Hende in kaz lmas nda ve savunulmas nda üç bin Müslüman görev ald. Her on ki ilik tak ma k rk zirâ l k (bir zirâ yakla k 52 cm.) yer ay rd. Kendisi kaz i ine nezaret etti i gibi bizzat çal t ; toprak kazd ve s rt nda toprak ta d. Hendek, içine dü enin ç kamayaca derinlikte ve kar dan kar ya bir süvarinin atlayamayaca geni likte planland. Buna göre derinlik ve geni lik ölçüleri de tespit edildi. Hende in bugünkü ölçülerle yakla k 5500 m. uzunlu unda, 9 m. eninde ve 4,5 m. derinli inde oldu u tahmin edilmektedir. 103 Müslümanlar hem hende- in dü man taraf ndan doldurulmas n önlemek ve hem de bu topra siper olarak kullanmak amac yla kaz dan ç kan topra kendi taraflar na y d lar. Ayr ca dü mana atmak için kendi taraflar na ta y d lar. 104 Hendek kazma i i tamamland nda Medine sanki bir kale haline geldi. Hz. Peygamber slâm ordusu için karargâh olarak Sel da n n ete ini seçti. Kendisi için bir Türk çad r kuruldu. 105 Aile fertlerini ayr ayr hisarlara gönderdi. 185 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 185 04.02.2014 10:38:08

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hendek Sava nda Müslümanlar n karargah kurdu u alandan bir görünüm Dü man birlikleri güneyden ve kuzeyden Medine çevresine geldiklerinde hendek kazma i i tamamlanm t. Kurey liler ve onlar n güney müttefikleri, Kur an- Kerim de de bildirildi ine göre Müslümanlar n alt yanlar ndan, kuzey müttefikleri ise, yani Gatafân ve Fezâreliler, Yahudilerin Hayber in bir y ll k mahsulüne kar l k Esed ve Necid de oturan kabilelerle birle erek üst yanlar ndan gelmi lerdi. 106 Mü rikler, al k olmad klar bir savunma tedbiri olan hendekle kar la nca a k na döndüler. Bölgelerinden ç karken yanlar na bu tür bir sava ta kullan labilecek malzeme de almam lard. Mü rikler Medine çevresinde üç ayr karargâh kurdular. Ordunun genel komutan Kurey lideri Ebû Süfyan b. Harb idi. Hendek ku atmas ndan bir ay önce hasat yap lm ve tarlalardan mahsül toplanm oldu undan, dü man askerleri hayvanlar n beslemekte güçlük çekmeye ba lad lar. Ordu ile birlikte getirdikleri yiyeceklerle yetinmek zorunda kald lar. 107 Seçkin üç bin Müslüman asker ve otuz be atl, hende i korumaya ve devriye gezmeye ba lad. Çünkü sadece hendek kazmak yeterli de ildi; ayn zamanda onun korunmas gerekiyordu. Piyadeler ve süvariler aras nda görev taksimi yap ld. Dü man atl lar hendek boyunca dola yorlar, hende in savunulmas zay f 106. Ahzâb Sûresi 10. 107. Vâk dî, II, 444. 186 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 186 04.02.2014 10:38:08

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi 187 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 187 04.02.2014 10:38:08

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji noktalar n ara t r yorlard. Onlar hende i geçebilmek maksad yla bir geçit olu turmak için harekete geçti inde Müslümanlar taraf ndan ok ya muruna tutuluyorlard. Dü man n bask s sonucu Müslümanlar zaman zaman s k nt l anlar ya ad lar. Hz. Peygamber in ö le, ikindi, ak am ve yats namazlar n zaman nda eda edemedi i günler oldu. 108 Baz cesur dü man süvarileri bir iki defa hende i a maya te ebbüs ettiler. Bunlardan Nevfel b. Abdullah el-mahzûmî, hende i a may ba aramayarak içine dü tü ve Hz. Ali veya Zübeyr b. Avvam taraf ndan öldürüldü. Dü man, Nevfel b. Abdullah n cesedinin iade edilmesi için on bin dirhem vermeyi teklif etti. Hatta Ebû Süfyan n yüz deve gönderdi i söylenir. Ancak Hz. Peygamber onun cesedini kar l ks z olarak iade etti. 109 Dü man n birkaç defa daha hende i a ma te ebbüsü ba ar s zl kla sonuçland. Ku atma uzad kça mü riklerin hem kendilerinin ve hem de hayvanlar n n yiyecekleri tükenmeye ba lad. Bu arada onlar n Hayber den yiyecek takviyesi gördükleri anla lmaktad r. Nitekim bir defas nda Benî Nadîr Yahudilerinden Huyey b. Ahtab n gönderdi i yirmi deve yükü arpa, hurma ve hurma kabu u Müslümanlar n eline geçti. Mü rikleri organize ederek on bin ki ilik orduyla Medine nin ku at lmas na sebep olan Huyey b. Ahtab, d ar daki ordunun hende i a amayaca n görünce, vahan n güneydo usunda oturan Kurayza Yahudi kabilesinin ba kan Ka b b. Esed e giderek onu mü riklerle birle meye ve Müslümanlar arkadan vurmaya raz etmeye çal t. Huyey b. Ahtab n Ebû Süfyan taraf ndan yolda gönderildi i de söylenmektedir. 110 Ka b b. Esed ba lang çta isteksiz davrand ; Hz. Muhammed (s.a.s.) le daha önce antla ma yapt n, ondan sadece do ruluk ve vefa gördü ünü, bu sebeple antla may bozmayaca n aç klad. Fakat Huyey b. Ahtab n srarl teklifine dayanamad. Huyey, Hz. Peygamber taraf ndan yazd r lm olan antla ma yaz s n da getirterek parçalad. Bu suretle i ini sa lama alm oluyordu. 111 Benî Kurayza n n bu hareketi Müslümanlar zor durumda b rakt ; çünkü bu durumda iki ate aras nda kalm oluyorlard. Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir le birlikte çad r n n içinde bulundu u bir s rada Hz. Ömer gelerek Benî Kurayza n n antla may bozdu unu haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber Hasbünallahü ve ni me l-vekîl (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir) buyurdu ve gerekli önlemleri almak üzere faaliyete geçti. Hz. Peygamber in Kurayza n n tutum ve davran lar n izlemek üzere görevlendirdi i Zübeyr b. Avvam, onlar n sava için haz rl k yapt klar n tespit etti. Daha sonra durumu incelemek için gönderdi i ve içlerinde Sa d b. Muâz ve Sa d 108. Vâk dî, II, 472-473; Makrîzî, s. 233. 109. Vâk dî, II, 474; Makrîzî, s. 234. 110. Vâk dî, II, 455. 111. Vâk dî, II, 456. 188 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 188 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi b. Ubâde nin de bulundu u bir ekip, Kurayza y bozduklar antla may yenilemeye davet etti. Yahudiler bunu kabul etmedikleri gibi slâm heyetine hakaret ettiler; aralar nda sert tart malar meydana geldi. Bu giri imlerinden bir sonuç elde edemeyeceklerini anlayan Müslüman elçiler Hz. Peygamber e gelerek durumu bildirdiler. 112 Bu geli me Müslümanlar endi e ve korkuya sevketti. Hz. Peygamber, kalelere ve sa lam binalara yerle tirilmi olan han mlar ve çocuklar Kurayza n n ve onlarla i birli i yapabilecek mü riklerin sald r s ndan korumak için gerekli askerî tedbirleri almaya ba lad. Hz. Peygamber bu arada mü riklerin ittifak n bozmak için Gatafân birlikleri komutanlar ndan Uyeyne b. H sn ve Hâris b. Avf a, ku atmay terketmeleri kar l nda Medine mahsulünün üçte birini vermeyi teklif etti. Bir söylentiye göre üçte bir kar l nda antla ma metni haz rlan p, henüz taraflar ve ahitlerce imzalanmam t. 113 Gatafânl lar buna raz olmay p mahsulün yar s n istediler. Hz. Peygamber bu konuda ensardan Sa d b. Muaz ve Sa d b. Ubâde nin dü üncelerini sordu. Bu iki sahâbî, Gatafânl lar n câhiliye döneminde misafirlikte yap lan ikram ve sat n alma d nda kendilerinden bir hurma bile almaya cesaret edemediklerini belirterek Allah bizi slâm ile ereflendirdikten ve bizi do ru yola sevkedip seninle ereflendirdikten sonra m onlara mallar m z verece iz? diyerek böyle bir antla ma yapmaya hiç gerek olmad n söylediler. Bunun üzerine Peygamberimiz bu plan uygulamaktan vazgeçti ve görü melere son verdi. 114 Bu arada Müslümanlar lehine bir ba ka önemli geli me oldu. Dü man saflar nda bulunan E ca kabilesinin reisi Nuaym b. Mes ud slâmiyeti kabul ederek gizlice Hz. Peygamber in yan na geldi. Kendisinin slâm kabulünden mü riklerin haberi olmad n ve Müslümanlara yard m edebilece ini bildirdi. Hz. Peygamber ona harp hiledir prensibinden hareketle faaliyette bulunabilece ini söyledi. Nuaym b. Mes ud giri ti i faaliyet sonucunda Yahudi-mü rik ittifak n bozmay ba ard. öyle ki; önce Kurayza ya giderek, onlar n konumunun ku atmac lardan farkl oldu unu, buras n n kendilerinin yurdu oldu unu, Kurey ve Gatafân kabilelerinin er geç kendi yurtlar na döneceklerini, o zaman kendilerinin Müslümanlarla ba ba a kalacaklar n, böyle bir durum kar s nda ise Müslümanlara kar koyabilecek güçleri bulunmad n hat rlatt. Onun için yanlar nda tutmak üzere mü riklerden rehin istemelerini tavsiye etti. Yahudiler bu görü ü isabetli buldular. Nuaym bu defa Kurey mü riklerinin yan na giderek Ebû Süfyan ve etraf ndakilere, Kurayzao ullar n n Hz. Muhammed (s.a.s.) le antla may bozduklar na 112. Taberî, II, 570-572. 113. bn Hi âm, II, 223; Taberî, II, 573. 114. Vâk dî, II, 477 vd. ; Belâzürî, I, 246; bn Hi âm, II, 223; Taberî, II, 573. 189 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 189 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji pi man olduklar n, Kurey ve Gatafân dan rehine isteyeceklerini ve boyunlar n vurmak üzere Müslümanlara teslim edeceklerini söyledi. ayet kendilerinden rehine isterlerse vermemelerini tavsiye etti. Bir müddet sonra Kurayza n n kendilerinden rehine istemesi üzerine mü rikler Nuaym b. Mes ud un söylediklerinin do ru oldu u kanaatine vard lar. Yahudilere haber göndererek asla rehine vermeyeceklerini bildirdiler. ayet sava mak isterlerse kendileriyle birlikte meydana ç kmalar n istediler. Kurayzao ullar ise rehine almadan onlarla birlikte sava mayacaklar n belirttiler. Nuaym b. Mes ud un bu giri imi Yahudilerle ku- atmac lar n birbirlerine olan güveni sarst. Gruplardan herbiri di erini hainlikle suçlad lar. Böylece Yahudi-mü rik ittifak bozulmu oldu. 115 Bu s rada Zilkade ay girmek üzereydi. Mekke çevresinde panay rlar kurulacak ve hac mevsimi ba layacakt. Ayn zamanda Haram Aylar da girmi bulunuyordu. Bu nedenlerle Kurey liler Mekke ye dönmeye karar verdiler. Bu esnada ortaya ç kan bir f rt nada dü man çad rlar sökülmeye, ate leri sönmeye ve atlar ürkmeye ba lad. Bu hususa Kur an- Kerim de u ekilde i aret edilmektedir: Ey iman edenler! Allah n size olan nimetini hat rlay n; hani size ordular sald rm t da, biz onlara kar bir rüzgâr ve sizin görmedi iniz ordular göndermi tik. Allah ne yapt n z çok iyi görmekteydi. 116 Peygamberimiz gece vakti Huzeyfe b. Yemân mü riklerin ordugâh nda olup bitenler hakk nda gizlice bilgi edinmek ve elde etti i bilgileri kendisine getirmek üzere görevlendirdi. Huzeyfe b. Yemân büyük bir cesaretle dü man saflar na girerek rüzgar n onlar n karargâh n altüst etti ini, ba komutan Ebû Süfyan n bir konu ma yaparak ku atmay kald rmaya karar verdi ini aç klad n ve bu karar nda ciddi oldu unu göstermek için devesinin ayaklar ndaki ba çözmeyi bile hat r na getirmeden üzerine bindi ini mü ahede etti. Huzeyfe b. Yemân daha sonra sa sâlim slâm karargâh na dönerek dü man taraf nda olup bitenleri Hz. Peygamber e anlatt. Mü rik ordusunun ku atmay kald rmas üzerine Hz. Peygamber Müslümanlara evlerine dönmeleri için izin verdi. Hendek Sava n n Kur an- Kerim e yans d ve Ahzâb Sûresi nin 9. âyetinden 27. âyetine kadarki k sm n n bu gazve dolay s yla nâzil oldu u görülmektedir. Allah Teâlâ bu hususla ilgili ilk âyetlerde mü minlere, kendilerine olan nimetini hat rlamalar n, üzerlerine ordular geldi ini ve bu ordulara kar rüzgar ve görmedikleri ordular gönderdi ini; mü rik ordular n n Medine nin alt ve üst taraflar ndan geldiklerini; mü minlerin denendi ini ve iddetli bir sars nt ya u rad klar n 117 bildirmektedir. Müteakip âyetler, bu sava ta münaf k- 115. Vâk dî, II, 480 vd.; bn Hi âm, II, 229 116. Ahzâb Sûresi 9. 117. Ahzâb Sûresi 9-10. 190 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 190 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi lar n psikolojisinden ve tutumlar ndan bahsetmektedir. Münaf klar n Allah ve Peygamber in sadece kuru vaadlerde bulunduklar n söylediklerini; yine onlardan bir grubun Ey Yesribliler! tutunacak yeriniz yok, geri dönün dedi ini; bir grubun da Peygamber den Evlerimiz aç ktad r diyerek izin istedi ini; oysa evlerinin aç kta olmad n ve sadece kaçmak istediklerini 118 bildirmektedir. Daha sonraki âyetlerde mü riklerin ve onlara yard mc olan Yahudilerin durumu hakk nda bilgiler verilmektedir. Son âyetler ise, Allah n ku atmac kâfirleri kinlerinden dolay geri çevirdi ini, onlar n bir ç kar elde edemediklerini; mü rikleri destekleyen Yahudilerin de daha sonra cezaland r ld n haber vermektedir. 119 7 evval 5/1 Ocak 627 de ba layan Hendek ku atmas yirmi üç gün devam ettikten sonra 1 Zilkade 5/24 Ocak 627 de sona ermi tir. 120 Hendek Sava n n müttefiklerin ba ar s zl ile neticelenmesiyle, Kurey in Hz. Peygamber i ortadan kald rmak için son te ebbüsü de bo a ç km t r. Bu sava esnas nda alt Müslüman ehit dü mü ; mü riklerden de üç ki i ölmü tür. 121 Hendek Sava Mekke mü rikleriyle ili kilerde önemli bir safha te kil eder. Nitekim Kurey mü rikleri bu sava tan sonra Müslümanlara bir daha sava açamayacaklard r. Kurayza Yahudilerinin i ledikleri sava suçu dolay s yla Hendek Sava ndan hemen sonra cezaland r lmalar konusu Yahudilerle ili kiler bölümünde i lenecektir. Hendek Sava nda Hz. Peygamber in izledi i hareket tarz nda alt çizilmesi gereken noktalar u ekilde özetlenebilir: Hz. Peygamber dü man ordusunun haz rl n duyar duymaz gerekli önlemleri alm ve haz rl klar ba latm t r. K sa sürede dikkatle ve titizlikle haz rlam oldu u projeyi hiç y lmadan ve her türlü güçlü e gö üs gererek uygulama alan na koymu tur. Hende in projesinin haz rlanmas nda, kaz lmas nda ve savunma süresince en ince detaylar bile ihmal etmemi tir. Müslümanlar için çok tehlikeli say labilecek geli melerde pani e kap lmam, azmini yitirmemi ve gerekli sebeplere ba lanm t r. Dü man ordusunun bir kanad n çökertmek için Medine nin hurma mahsulünün bir miktar n vermeyi, daha geni bir ifade ile maddi fedakarl göze alm ; fakat arkada lar yla yapt görü al veri inden sonra bu dü üncesinden vazgeçmi tir; ayr ca gerekti inde so uk sava takti i uygulam t r. Sonunda büyük bir tehlike, her iki taraftan da çok az say labilecek bir can kayb yla atlat lm t r. Halbuki mü rikler, Müslümanlar n üç kat ndan fazla bir kuvvetle onlar n i ini bitirmek ama- 118. Ahzâb Sûresi 12-13. 119. Ahzâb Sûresi 25-26; Hendek sava n n Kur an- Kerim e yans mas için bk. Vâk dî, II, 494-495; bn Hi âm, II, 245 vd. ; Ömer Özsoy- lhami Güler, s. 675-677. 120. Belâzürî, I, 243-246; bn Abdilber, Dürer, s. 169-177. 121. Vâk dî, II, 495-496. 191 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 191 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji c yla gelmi lerdi. Bu sava ta dü man saf nda yer alan Amr b. As, Halid b. Velid ve D râr b. Hattâb gibi pek çok cengâver daha sonra slâm saflar na kat lm t r. Peygamberimiz Hendek kaz m nda ve savunma esnas nda Müslümanlar aras nda herhangi bir ay r m gözetmemi, adalet ve e itlik prensiplerine uymu tur. Her zaman oldu u gibi, olay n ba ndan sonuna kadar att ad mlarda ve ciddi geli melerde dan maya ve görü al veri inde bulunmaya önemli yer vermi tir. Haber alma ve dü man hakk nda bilgi toplama konusunda titiz davranm ve bu hususta uygun gördü ü kimseleri görevlendirmi tir. Biraz evvel söylendi i gibi, Yahudi lideri Ka b b. Esed, kendisine antla may bozmay teklif eden Huyey b. Ahtab a, Peygamberimizin Sözünde duran, do ru bir insan ve iyi bir kom u oldu unu söylemi tir. Bu, Hz. Peygamber in iyi bir karaktere sahip oldu unun dü man taraf ndan bile itiraf edildi ini ortaya koymaktad r. Hz. Peygamber ku- atma esnas nda geli en olumsuz durumlar kar s nda Müslümanlar n maneviyat n bozmamaya, hatta bilakis yükseltmeye ve güçlendirmeye özen göstermi tir. h- Hendek Sava ile Hudeybiye Bar Aras nda Mü riklerle li kiler Hz. Peygamber Hendek ku atmas nda mü rikler saf nda yer alan kabileler üzerine seriyyeler tertiplemi tir. Ukkâ e b. Mihsan, emrine verdi i k rk ki ilik bir birlikle Esed kabilesinin oturdu u Gamre ye göndermi tir. O nedenle bu seriyyeye Gamre seferi denilmi tir. Esedo ullar Müslümanlar n geldi ini duyunca bulunduklar bölgeyi terkederek kaçm lard r. Ukkâ e b. Mihsan kaçanlar takip ettirmemi ve Müslümanlar hiçbir kay p vermeden Medine ye geri dönmü lerdir. 122 Yine Hendek ku atmas na kat lan Süleymo ullar na kar bir askerî birli- in ba nda Zeyd b. Hârise gönderilmi tir. 123 Bu arada, daha önce Recî olay nda Müslüman ir ad heyetini pusuya dü ürerek bir k sm n ehit eden ve bir k sm n da esir alarak Mekke mü riklerine idam etmeleri için satan Adal ve Kâre kabilelerini cezaland rmak ve ayn zamanda Mekke mü riklerine gözda vermek maksad yla Hz. Peygamber in de kat ld bir sefer düzenlenmi tir. Bu seferde Hz. Peygamber Medine den ç kt ktan sonra as l hedefini gizlemek için önce Suriye ye gidiyor gibi yapm, daha sonra esas hedefe yönelmi ve Usfân a kadar ilerlemi tir. Bu arada Hz. Peygamber in geldi ini duyan Lihyano ullar kaçm lard r. Hz. Peygamber Usfân dan Hz. Ebû Bekir i on ki iyle birlikte, buraya on yedi ve Mekke ye altm dört kilometre uzakl kta bulunan Gamîm e kadar göndermi, o da herhangi bir tehlike ile kar- la madan geri dönmü tür. Bu sefere Benî Lihyan Gazvesi ad verilmektedir. 124 122. Vâk dî, II, 550-551; Mustafa A rman, Gamre seferi, D A, XIII, 341-342. 123. bn Sa d, II, 86. 124. Vâk dî, II, 535-537; bn Hi âm, II, 279-281; Belâzürî, I, 348; Taberî, II, 595; bn Abdilber, Dürer, s. 185-186; At k b. Gays el-belâdî, Meâlimi Mekke et-târîhiyye ve l-eseriyye, Mekke, 1980, 192 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 192 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Bu arada Hz. Peygamber Medine-Suriye yolundaki Gâbe mevkiinde otlat lan yirmi sa mal devesini bir bask nla ele geçirerek al p götüren, develeri gütmekte olan Ebû Zer el-g fârî nin o lu Zer i öldürüp han m Leylâ y ve develeri kaç ran Fezâre kabilesinin ba kan Uyeyne b. H sn takip için Gâbe Gazvesi ni tertiplemi tir. Bu gazveye slâm ordusunun konaklad yere nisbetle Zûkared Gazvesi de denir. Bu sefer s ras nda, çal nan develerden sadece on tanesi kurtar labilmi, Ebû Zer el-g fârî nin han m da bir yolunu bularak ve Hz. Peygamber in çal nan develerinden birisine binerek Medine ye gelmi tir. Bu kad n, dü man n elinden kurtulduktan sonra Hz. Peygamber e gelerek Yâ Resûlallah! Ben, e er Allah beni bu devenin üzerinde kurtar rsa Allah r zas için onu kurban etmeyi adam t m demi tir. Bunun üzerine Peygamberimiz tebessüm ederek unlar söylemi tir: O deveyi ne kötü cezaland r yorsun! Allah seni onun üzerine bindiriyor, onunla kurtar yor, sen ise onu bo azlamak istiyorsun! Allah a ma siyet olan bir hususta ve sahip olmad n bir eyden adak olmaz. O benim develerimden biridir. Evine dön! 125 Bu arada Medine ye yirmi dört mil uzakl kta bulunan Zü l-kassa ya iki sefer düzenlenmi tir. Bunlardan birincisi Medinelilere ait yayl m hayvanlar n ya malamak isteyen Sa lebe kabilesine kar tertiplenmi tir. Hz. Peygamber, Muhammed b. Mesleme ba kanl nda on ki ilik bir birlik göndermi ; birlik uykuya dald klar s rada oka tutulmu, sadece Muhammed b. Mesleme a r yaral olarak kurtulabilmi tir. Zü l-kassa ya ikinci sefer de yukar dakinin benzeri bir sebebe ba l olarak, Muhârib, Enmâr ve Sa lebe kabileleri üzerine düzenlenmi tir. Hz. Peygamber bu defa Ebû Ubeyde b. Cerrâh k rk ki iyle göndermi tir. Ebû Ubeyde, Muhammed b. Mesleme nin yaraland ve arkada lar n n ehit dü tü ü yere kadar varm, ad geçen kabileler de korkarak da lara kaçm lard r. 126 Hz. Peygamber benzer sebeplerle birkaç defa Zeyd b. Hârise komutas nda Süleym, Enmâr ve Sa lebe kabileleri üzerine birlikler sevketmi tir. Bu arada Zeyd b. Hârise bir ticaret kervan n n ba nda recep ay nda Suriye ye giderken Fezâre kabilesi taraf ndan aniden bask na u rayarak arkada lar ehit edilmi ve mallar ellerinden al nm t r. Bu hücumdan güçlükle kurtularak Medine ye dönen Zeyd, Hz. Peygamber taraf ndan yukar daki olaydan bir ay kadar sonra Fezâre üzerine gönderilmi tir. Zeyd in komutas ndaki birlik Fezâreo ullar n bozguna u ratm t r. Burada Mustaliko ullar Sava ndan (6/627) bahsetmek istiyoruz.vâk dî ve Belâzürî gibi baz kaynaklar, Mustaliko ullar gazvesinin Hendek Sava ndan s. 205-207. 125. Vâk dî. II, 537-549; bn Hi âm, II, 281-289; Belâzürî, I, 348-349; Taberî, II, 592-604; Hüseyin Algül, Gâbe gazvesi, D A, XIII, 267-268. 126. Vâk dî, II, 551-552; bn Sa d, II, 85-86. 193 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 193 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji önce meydana geldi ini kaydederler. bn Hi âm, Taberî ve bn Abdilber gibi bir k s m tarihçiler ise Hendek Sava ndan sonra meydana geldi ini kabul ederler. Biz bu olay n Hendek Sava ndan sonra meydana geldi ine dair görü leri kabul ettik. Çünkü, Mustaliko ullar Gazvesi nde iki bin deve ve be bin koyun ganimet olarak al nd kaynaklarda kaydedilmektedir. ayet bu ganimetler Hendek ten önce al nm olsayd, bu gazveden bir ay geçmeden hendek kazmaya ba layan Hz. Peygamber in ve Müslümanlar n çal malar esnas nda açl k çekmemeleri gerekirdi. Hz. Peygamber in binlerce koyunu ve deveyi saklay p insanlar aç b rakmas dü ünülemezdi. Ayr ca bu gazvede ifk olay meydana gelmi ti; bir ay kadar vahiy gelmemi ti. Daha sonra vahiy gelmi ve Peygamberimiz iftirac lara ceza vermi tir. E er bu gazve Hendek Sava ndan önce vuku bulsayd, ifk olay ile ilgili geli melerin hendek kaz m esnas nda cereyan etmi olmas gerekirdi. Halbuki Hendek kaz m esnas nda bu tür olaylardan bahis yoktur. 127 Peygamberimiz, Huzâa kabilesinin bir kolu olan Mustalik kabilesi reisi Hâris b. Ebû D râr n at ve silah sat n ald ktan sonra çevredeki kabileleri de yan na alarak Medine üzerine yürüyece ine dair haber ald. Bu haberi yerinde tetkik etmek üzere yine Huzâa n n Eslem koluna mensup Büreyde b. Husayb casus olarak kar tarafa gönderdi. Büreyde, onlar deslekleyecekmi gibi görünerek dü man ordusunun karargâh na kadar sokuldu ve haberin do rulu unu ö renerek Medine ye geldi. Bunun üzerine Hz. Peygamber yerine Zeyd b. Hârise yi b rakarak bin ki ilik bir kuvvetle Medine den hareket etti. Müreysî kuyusunun ba nda kar la t dü mana önce Hz. Ömer i göndererek onlar slâm a davet etti. Mustaliko ullar bu daveti kabul etmediler ve hemen çarp maya ba lad lar. 128 Fakat slâm ordusu kar s nda tutunamayarak yenildiler ve on ölü verdiler. Mustaliko ullar ndan ganimet olarak alt yüz veya yedi yüz esir, be bin koyun ve iki bin kadar deve al nd. Müslümanlar da yanl l kla bir ehit verdiler. Çarp man n meydana geldi i suya nisbetle bu gazveye Müreysî Gazvesi de denir. Hz. Peygamber Medine ye gelince esirler aras nda bulunan Benî Mustalik in reisi Hâris in k z Cüveyriye ile evlendi. Bunu duyan sahâbîler, Resûl-i Ekrem in akrabas olarak kabul ettikleri Mustaliko ullar ndan ald klar esirleri serbest b rakt lar. Bu evlili in Mustaliko ullar ile Müslümanlar aras ndaki dü manl - giderdi i ve Hz. Peygamber in Cüveyriye ile evlenmesinin as l hedefinin bu kabileyi slâm a yakla t rmak oldu u görülmektedir. Nitekim bu evlilikten sonra ba kanlar Hâris b. Ebû D râr ba ta olmak üzere Mustaliko ullar slâmiyet i kabul etmi lerdir. 129 127. Geni bilgi ve konu hakk nda tahlil için bk. Mehmet Apayd n, Resûlullah n Günlü ü, stanbul 1995, s. 120. 128. Vâk dî, I, 407. 129. Vâk dî, I, 404 vd.; bn Hi âm, II, 289-296; Belâzürî, I, 341-342; Taberî, II, 604-610; bn Ab- 194 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 194 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Burada sava tan sonra muhâcirler ile ensar aras nda meydana gelen bir olaya i aret etmek istiyoruz. Sava Müslümanlar n galibiyetiyle sonuçland ktan sonra Müreysî kuyusundan su çekerken muhâcirlerden ve Hz. Ömer in ücretle tuttu u seyisi Cehcâh ile ensardan Sinan b. Vebre aras nda kavga ç kt ; Cehcâh, Sinan a birkaç defa vurdu. Bunun üzerine Sinan b. Vebre Yeti in ey ensar diyerek onlar imdad na ça rd. Cehcâh da Yeti in ey muhâcirler diyerek muhâcirleri imdada ça rd. Neredeyse muhâcirlerle ensar birbirine girecekti. ileri gelen kimseler yat t r c konu malar yapt lar. Duruma Hz. Peygamber müdahele ederek, bunun câhiliye halk n n da vâs oldu unu söyledi ve B rak n bunu! Bu, kötü bir eydir buyurdu. 130 Mustaliko ullar Gazvesi sonunda Hz. Âi e ye yap lan iftira ( fk) olay na gelince, Hz. Peygamber bu sefere han m Âi e yi de beraberinde götürmü tü. Sava tan sonra Medine ye dönülürken ordunun konaklad bir yerde Hz. Âi e devesinin mahmilinden inip bir ihtiyac n gidermek için ordugâhtan uzakla t. Dönü ünde gerdanl n n dü tü ünü farketti ve onu aramaya ç kt. Tam o s rada, Hz. Âi e, devesinin üzerindeki hevdec ad verilen kapal, yuvarlak ve üstü kubbeli kafesinin içinde bulundu u san larak, orduya hareket emri verildi. Hz. Âi e geri döndü ünde ordunun konak yerinden uzakla t n gördü ve kendisini almaya gelecekleri ümidiyle beklemeye ba lad ; ve bu s rada uykuya dald. Ordu gece vakti konaklad ve hareket etti i için 131 olay n bu ekilde meydana geli i son derece tabiîdir. Öte yandan ordunun ardç s Safvan b. Muattal, Hz. Âi e yi gördü ve devesine bindirerek orduya yeti tirdi. Bu sefere kat lm olan münaf klar n reisi Abdullah b. Übey, derhal Hz. Âi e ile onu orduya yeti tiren ah s hakk nda iftiraya ba lad. Mistah b. Üsâse, Hassân b. Sâbit ve Hamne bint Cah gibi baz Müslümanlar da onun iftiras na alet oldular. Hz. Âi e nin aleyhinde konu anlardan Hamne, Hz. Peygamber in di er han m Zeyneb in k zkarde i oluyordu. Bunu da Zeyneb e olan sevgisinden dolay yapm t. Fakat Zeyneb, Hz. Âi e hakk nda k zkarde iyle ayn görü ü payla mam t r. Hz. Âi e sava tan döndükten sonra bir ay kadar hasta yatt. Bu arada Hz. Peygamber in ve Hz. Âi e nin anne ve babas n n, dedikodulardan haberi olmu tu; fakat k zlar na bundan bahsetmemi lerdi. Hz. Âi e, kendisine yap lan iftiray tesadüfen ö rendi. Hz. Peygamber in izniyle babas n n evine gitti ve üzüntüsünden günlerce a lad. Annesi onu teselli etmeye çal yordu. Böyle bir eye ihtimal vermeyen ve bu iftiraya çok üzülen Hz. Peygamber halka yapt bir konu mada, baz adamlar n, ailesi hakk ndaki tavr n n kendisini rahats z etti ini, ailesinden dilber, Dürer, s. 188-191. 130. Vâk dî, II, 415; bn Hanbel, III, 392-393; Buhârî, IV, 160. 131. Vâk dî, II, 580. 195 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 195 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji - 132 - - 133 134 - - 135 - - i- Hudeybiye - - 196 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 196 03.02.2015 16:39:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Mektum u b rakarak 1500 civar nda sahâbî ile birlikte Medine den hareket etti. Müslümanlar yanlar na yolculuk silah olarak sadece k nlar na sokulmu olan k l çlar n ald lar. Hz. Peygamber gerekirse sava mak için silah al nmas yolundaki teklifleri kabul etmedi. Kurbanl k olarak yetmi deve ald. Hâli vakti yerinde olan baz sahâbîler de kendi kurbanl klar n ald lar. Hudeybiye ye kadar Zülhuleyfe, Melel, Ravhâ, Ebvâ, Cuhfe, Harrâr ve Usfân güzergâh takip edildi. Peygamberimiz baz sahâbîlerle birlikte Zülhuleyfe de umre için ihrama girdi. Sahâbenin bir k sm da Cuhfe de ihrama girdiler. Peygamberimiz, içlerinde Abbâd b. Bi r in de bulundu u yirmi ki ilik bir süvârî birli ini öncü olarak ileri gönderdi. Umre yapmak maksad yla yola ç kt klar n Mekkelilere haber vermek üzere, Huzâa kabilesinden olup o s rada Medine ye gelen ve buradan kendisiyle birlikte hareket eden Büsr b. Süfyan Mekke ye gönderdi ve toplad bilgilerle geri dönmesini istedi. Ebvâ ya u rayarak annesinin kabrini ziyaret etti. Büsr b. Süfyan, Usfân yak nlar ndaki Gadîru l-e tât denilen yerde Hz. Peygamber e gelerek tespitlerini anlatt. Büsr, Kurey mü riklerinin Müslümanlar n geldiklerini duyduklar n, korkuya kap larak çevreden asker toplad klar n, Mekke deki da ba lar na gözcüler diktiklerini, Müslümanlar Mescid-i Harâm a sokmak istemediklerini, sava için haz rl k yapt klar n ve Halid b. Velid i bir grup süvari ile gönderdiklerini ayr nt l olarak haber verdi. Gerçekten Halid b. Velid iki yüz atl ile Gamîm mevkiine geldi. Müslümanlar namazlar n korku namaz hükümlerine göre k ld lar. Hz. Peygamber, Büsr ün getirdi i haber üzerine, do ruca Kâbe ye ilerlemek veya Kurey e destek veren kabilelerin üzerine yürümek hususunda sahâbîlerin görü üne ba vurdu. Hz. Ebû Bekir, do ruca Kâbe ye yürünmesi, ayet engel olunursa çarp lmas yönünde görü beyan etti. Mikdad b. Amr ve Üseyd b. Hudayr da bu do rultuda sözler söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Biz kimseyle sava mak için de il, umre için yola ç kt k dedi ve Mekke ye do ru yürümeye karar verdi. Mü riklerin ke if kollar na yakalanmadan, Mekke ye 17 km. mesafede bulunan Hudeybiye kuyusuna ula t. Burada konaklad s rada Huzâal Büdeyl b. Verkâ, kabilesinden baz kimselerle Hz. Peygamber in yan na geldi. Büdeyl, Mekke de bir evi bulundu u için mü riklerin Müslümanlar aleyhindeki faaliyetlerinden haberdard. Nitekim mü riklerin ne pahas na olursa olsun Müslümanlar Mekke ye sokmamakta kararl olduklar n haber verdi. Hz. Peygamber ona sava mak amac yla de il, Kâbe yi ziyaret için geldiklerini, ayet engel olan olursa sava acaklar n söyledi. Büdeyl do ruca Mekke ye giderek bu bilgiyi mü riklere aktard. Bundan sonra Hz. Peygamber le Kurey aras nda kar- l kl elçiler gidip geldi. Peygamberimiz sadece umre için geldiklerini, Kâbe yi tavaf edip geri döneceklerini, yanlar nda kurbanl klar n bulundu unu ve kimseyle sava mak iste- 197 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 197 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 198 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 198 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi mediklerini bildirmek üzere H râ b. Ümeyye yi Mekke ye gönderdi. Fakat mü rikler ona çok kötü davrand lar. Hatta öldürmek istediler. H râ geri dönerek durumu Hz. Peygamber e anlatt. Bu arada Kurey lilerin Müslümanlardan birini yakalamalar için gönderdikleri k rk veya elli ki ilik bir birlik, slâm askerlerinin etraf nda dolan rken sahâbîler taraf ndan yakalanarak Hz. Peygamber in huzuruna getirildi. Peygamberimiz onlar affetti ve serbest b rakt. Halbuki onlar Müslümanlara ta ve ok at yorlard. 136 Peygamberimiz geli amac n Kurey mü riklerine iletmek üzere bu defa elçi olarak Hz. Ömer i göndermek istediyse de o, Mekke de kabilesinden kendisini savunacak akrabas bulunmad ve Kurey in, kendilerine olan dü manl n ve sertli ini bildi i için gitmek istemedi ve Hz. Osman önerdi. Bunun üzerine Peygamberimiz Hz. Osman elçi olarak Mekke ye gönderdi. Akrabas ndan o zaman henüz Müslüman olmayan Ebân b. Saîd, Hz. Osman kar layarak himayesine ald. Mü rikler bu ziyarete izin vermeyeceklerini Hz. Osman a da bildirdiler ve ayet isterse sadece kendisinin Kâbe yi tavaf edebilece ini söylediler. Hz. Osman bunu kabul etmedi; bunun üzerine ona da k zd lar ve kendisini tutuklad lar. Bu arada Hz. Peygamber e, Hz. Osman n öldürüldü ü eklinde bir haber ula t. 137 Bu geli me üzerine yeni bir sava ihtimali belirmi oluyordu. Peygamberimiz, mü riklerle sava madan oradan ayr lmayacaklar na dair sahâbeden bîat almaya karar verdi. Hudeybiye deki konaklamas esnas nda gölgelendi i a ac n alt nda sahabeden, bir rivayete göre ölüm üzerine, bir ba ka rivayete göre ise sava tan kaçmamak üzere bîat ald ( Bey atürr dvân). Orada bulunmayan Hz. Osman n yerine de, kendi sa elini sol elinin üzerine koyarak bîat etti. Öte yandan, Müslümanlar n Hz. Peygamber e ba l l klar n ve onun yolunda ölümü göze ald klar n ortaya koyan bu bîat hakk nda Mekke ye haber ula t nda, mü rikler tela a kap larak Hz. Osman serbest b rakt lar. Ard ndan Süheyl b. Amr, Huveyt b b. Abdüluzzâ ve Mikrez b. Hafs tan olu an elçilik heyetini bar yapmak üzere Hudeybiye ye gönderdiler. Buna göre, bar artlar içinde bu sene umre yapmamak kayd mutlaka olacakt. 138 Kar l kl müzakereler sonucunda Hz. Peygamber ile Kurey heyeti aras nda slâm n k sa sürede Arap Yar madas nda yay lmas na 139 ve Müslümanlar n yakla k yirmi iki ay sonra Mekke yi fethetmesine zemin haz rlayacak olan bir antla ma imzaland. Antla ma a a daki artlar içeriyordu.: 1- Müslümanlar bu y l Mekke ye giremeyecekler ve Kâbe yi ziyaret edemeyecekler, gelecek y l bu ziyareti yapabileceklerdir. Ertesi y l ancak üç gün Mekke de kalabi- 136. bn Hi âm, II, 314. 137. Taberî, II, 631-632. 138. bn Hi âm, II, 316; Taberî, II, 633. 139. Vâk dî, II, 624. 199 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 199 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji lecekler, bu süre zarf nda hiçbir Mekkeli onlarla görü meyecektir. Kâbe ziyaretine gelirken yanlar nda sadece yolcu k l c bulundurabileceklerdir. Peygamber, Mekke den ç karken kendisiyle birlikte gitmek isteyenlerden hiç kimseyi yan na alamayacakt r; kendisiyle birlikte Mekke ye girenlerden burada kalmak isteyenler olursa onlara engel olmayacakt r. 2- Arap kabilelerinden, isteyen kabile iki taraftan birisiyle birlik kurabilecektir. 3- Kurey ten birisi bu arada slâm kabul eder ve Müslümanlara s n rsa, bu ki i Müslümanlar taraf ndan kabul edilmeyecek; fakat Mekke ye iltica eden hiç bir Müslüman iade edilmeyecektir. 4- Hac ve umre maksad yla Mekke ye gelen veya Yemen ve Taif e gitmek üzere buradan geçenlerle, Suriye ye veya do uya gitmek üzere Medine ye gelenler emniyet içinde olacaklard r. 5- Bu antla ma on y ll k bir süre için geçerlidir. Bu süre zarf nda ne Kurey Müslümanlara, ne de Müslümanlar Kurey e sald racakt r. Buna her iki taraf n müttefikleri de dahildir. Hudeybiye Bar n n yap ld alandan bir görüntü Hz. Peygamber, Kurey heyetinin itiraz üzerine antla ma metni üzerine Bismillâhirrahmânirrahim yerine câhiliye döneminde de bilinen Bismikallâhümme sözünün; Resûlüllah yerine de Abdullah n o lu Muhammed ifadesinin yaz lmas n kabul etti. Çünkü birincisinde tevhid inanc n zedeleyen bir durum sözkonusu de ildi. kincisi de durumu de i tirmiyordu; yani Hz. Peygamber 200 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 200 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Hudeybiye Bar n n yap ld alandan bir ba ka görüntü Allah n elçisi oldu u gibi, ayn zamanda Abdullah n o luydu. Hz. Ali taraf ndan kaleme al nan antla ma metni iki nüsha olarak haz rland ve iki taraf n ahitlerince imzaland. Antla man n üçüncü ah slara tan d imkandan faydalanmak isteyen Huzâa kabilesi Müslümanlar n, Bekir kabilesi de mü riklerin müttefiki oldular. Hudeybiye de antla ma maddeleri görü üldükten sonra Kurey heyetinin ba kan Süheyl b. Amr n o lu Ebû Cendel, Müslüman oldu u için at ld hapisten kaçarak Müslümanlara s nd. Antla ma gere ince Hz. Muhammed (s.a.s.) onu babas na iade etti. Bu uygulama sahâbîler aras nda huzursuzlu a yol açt. Ne var ki, Ebû Basîr ve Ebû Cendel ba ta olmak üzere Mekke den kaçan, ancak antla ma gere ince Medine ye giremeyen Müslümanlar n K z ldeniz sahilindeki Îs mevkiine yerle mesi ve Kurey e ait kervanlar tehdit etmesi üzerine mü rikler, aradan bir y ldan biraz fazla zaman geçtikten sonra Hz. Peygamber e müracaat edecek ve Müslüman olan Mekkelilerin iadesi maddesi antla ma metninden ç kar lacakt r. Umre yap lmadan geriye dönülmesi, mültecîlerin tek tarafl iadesi ve Resûlüllah ibaresinin metinden ç kar lmas Müslümanlara çok a r geldi. Hz. Ömer, bu antla man n Müslümanlar için a r artlar ta d n, buna kar l k mü riklerin lehine oldu unu ileri sürüyor ve ayr ca umre yap lmadan Medine ye dönülmesini içine sindiremiyordu. Sonunda Hz. Ebû Bekir onu ikna etti. Antla madan sonra Hz. Peygamber ve Müslümanlar kurbanlar n keserek ihramdan ç kt lar; 201 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 201 04.02.2014 10:38:09

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hudeybiye de on günden biraz fazla kald ktan sonra Medine ye dönmek üzere yola ç kt lar. Yolda Dacnân mevkiine geldiklerinde umre seferi, R dvan Bîat ve Hudeybiye Bar ndan bahseden Fetih Sûresi nâzil oldu. 140 Fetih Sûresi nin ilk âyetlerinde Hz. Peygamber e Allah taraf ndan aç k bir fethin ( feth-i mübîn) ve yüce bir yard m n (nasr- azîz) bah edildi i bildirilir. Daha sonra Hudeybiye Bar Antla mas ve slâmiyet in genel konumu itibar yla Müslümanlar n kalbine güven verildi i ve bu sayede imanlar n n güçlendi i haber verilir. Hz. Muhammed (s.a.s.) e bîat edenlerin asl nda Allah a bîat etmi olduklar belirtilir. Hz. Peygamber in etraf nda kenetlenen Müslümanlar n bu örnek davran na kar l k, kalplerine tam olarak iman n yerle memesi nedeniyle umre seyahatine ve dolay s yla Hudeybiye Seferi ne kat lmayan Medine civar ndaki ( Cüheyne, Müzeyne ve Bekir kabileleri gibi) bedevî Araplar n ikiyüzlülü ü dile getirilir. Onlar n Hudeybiye den dönen Hz. Peygamber den özür dileyecekleri, ancak bunda samîmî olmad klar, çünkü bu sefere ç kan Müslümanlar n sa salim geri dönemeyecekleri zann na kap ld klar ve bu kötü niyet ve tutumlar n n sonucunda helâke müstehak olduklar ifade edilir. Bu art niyete sahip olan bedevî Araplar n ganimet elde edeceklerini umduklar takdirde B rak n biz de sizinle birlikte gelelim diyerek Müslümanlarla birlikte sava a gitmek isteyecekleri, ancak bunlar n önceden ciddi ve çetin bir sava a davet edilip gerçekten inan p inanmad klar n n anla lmas gerekti i hat rlat l r. Hudeybiye de a ac n alt nda Hz. Peygamber e bîat eden mü minlerden Allah n raz oldu u ve onlara güvenlik verdi i bildirilir. Hudeybiye de elde edilen ba ar dan sonra, isim zikredilmese de Hayber in fethi gibi daha birçok zaferin kazan laca ve bol ganimetler ele geçirilece i müjdelenir. ki taraf aras nda bar yap lmay p da sava ç km olsayd, kâfirlerin arkalar na dönüp kaçacaklar dile getirilir. Müslümanlar n umre yapmalar na ve kurban kesmelerine engel olan Mekkelilerle sava maya and içtikleri halde, kendilerine sava izni verilmemesinin sebebi olarak, Mekke de slâmiyeti benimsediklerini henüz aç a vurmam olan mü minlerin bulunu u gösterilir. Hz. Peygamber in Mescid-i Harâm a gireceklerine dair gördü ü rüyan n gerçek oldu unu Allah n do rulad bildirilir. Nihayet üç ey, yani Mekke ye girmek, güvenlik ve Kâbe ziyaretini yerine getirmek teminat alt na al n r: n allah, siz güven içinde, ba lar n z t ra etmi ve saçlar n z k saltm olarak korkmadan Mescid-i Harâm a gireceksiniz... 141 Hudeybiye Bar Antla mas slâm tarihinde önemli bir dönüm noktas d r. Antla ma, ilk bak ta Müslümanlar n aleyhine görünmesine ra men, lehlerinde 140. bn Seyyidinnâs, II, 172. 141. Umre seferi, R dvan bîat ve Hudeybiye bar n n Kur an- Kerim e yans mas için bkz. Vâk dî. II, 618-624; bn Hi âm, II, 320-322; Emin I k, Feth Sûresi, D A, XII, 456-457; Ömer Özsoy- lhami Güler, s. 679-680. 202 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 202 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi geli melere vesile olmu tur. Bu geli melerin ba nda slâm n h zla yay lmas gelmektedir. Hudeybiye Bar ndan bir y l önceki Hendek Sava esnas nda Müslümanlar Medine yi üç bin mücahid ile savunmu lard. Fakat, Hudeybiye den yirmi iki ay sonra gerçekle ecek olan Mekke nin Fethi ne on bin Müslüman kat lacakt r. Bundan ba ka, Hudeybiye Bar, Hicaz bölgesinin iki önemli yerle im merkezi olan Hayber in ve daha sonra Mekke nin fethine zemin haz rlam t r. Ayr ca, Müslümanlar n Kurey mü rikleri taraf ndan resmen tan nmas n sa lam t r. Nitekim mü rikler, o zamana kadar tan mad klar Müslümanlar bu antla ma ile siyâsî bir güç olarak kabul etmi lerdir. Bu durum di er mü rik Arap kabilelerinin korkuya kap lmalar n sa lam t r. Nitekim daha önce Müslümanlarla irtibat kurmak istemelerine ra men Kurey ten çekinen baz Arap kabileleri bundan böyle Hz. Peygamber le rahatça görü me ve slâm hakk nda bilgi sahibi olma imkân na kavu mu lard r. Hatta bir k sm slâm kabul etmi tir. Hz. Peygamber, bar ortam ndan yararlanarak kom u ülkelerin devlet ba kanlar na slâm a davet mektuplar göndermi tir. Öte yandan Hudeybiye Bar, Hayber Yahudilerini kuvvetli müttefikleri olan Mekke mü riklerinden ay rm t r. Çünkü bu antla madan sonra, eskiden birbirlerine müttefik gözü ile bakan Hayber Yahudileri, Kurey, Gatafân ve Fezâre gibi kabileler aras ndaki i birli i bozulmu tur. Peygamberimiz, antla ma sayesinde Kurey in arkadan vurma ihtimali ortadan kalkt için, Hudeybiye den döndükten sonra Hayber üzerine yürümü tür. Dolay s yla bu antla ma, Hz. Peygamber in diplomatik aç dan büyük bir ba ar s d r. Bütün bunlara ek olarak Hudeybiye Bar Antla mas ndan sonraki ortamda slâmiyet h zla yay lm t r. Öyle ki, antla man n ard ndan gelen iki y l zarf nda slâm a girenlerin say s, o zamana kadar Müslüman olanlardan daha fazlad r. 142 k- Hudeybiye Bar Antla mas le Mekke nin Fethi Aras nda Mü riklerle li kilerde Geli meler Hudeybiye Bar Antla mas ile Mekke nin Fethi aras nda geçen iki y la yak n bir zaman zarf nda Hz. Peygamber taraf ndan Kurey d ndaki mü rik Arap kabilelerine kar seriyyeler sevkedilmi tir. Bu seriyyeler, mü riklerle ili kilerde önemli yer tutmaktad r. Peygamberimiz Ömer b. Hattab komutas nda otuz ki ilik bir birli i hicretin 7. y l aban ay nda Türebe ye, Hevâzin kabilesi üzerine sevketmi tir. Yine ayn ay içinde Hz. Ebû Bekir ba kanl nda bir birli i Necid de oturan Benî Kilâb üzerine göndermi tir. Bu arada sevkedilen di er baz seriyyeler unlard r: Ayn y l n aban ay nda Be îr b. Sa d idaresinde Mürre kabilesine gönderilen otuz ki- 142. Taberî, II, 638; Umre seferi, r dvan bîat ve Hudeybiye antla mas için ayr ca bk. bn Sa d, II, 95-105; Belâzürî, I, 349-352; Taberî, II, 620-638; bn Abdilber, Dürer, s. 191-196; Hamidullah, Hudeybiye Antla mas, D A, XVIII, 297-299. 203 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 203 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ilik birlik. Bu birlik sald r ya u ram, içlerinde Be îr b. Sa d n da bulundu u az say da kimse sa olarak kurtulabilmi tir. Ayn y l n evval ay nda yine Be îr b. Sa d, Medine ye bask n düzenlemek isteyen Gatafân kabilesine kar üç yüz ki ilik bir birlikle ba ar l bir sefer gerçekle tirmi tir. Yine ayn y l n ramazan ay nda Gâlib b. Abdullah yüz otuz ki inin ba nda Meyfaa ya, Benî Uvâl ve Benî Abd b. Sa lebe ye kar gönderilmi tir. Hicretin alt nc y l nda (628) mü riklerin engel olmas üzerine gerçekle tirilemeyen umre, yedinci y l nda (629) yap lm t r. Bu umre ( ), Mekke mü rikleriyle ili kilerde önemli bir yere sahiptir. Hz. Peygamber, Hudeybiye Bar Antla mas n n üzerinden bir y l geçtikten sonra, antla ma artlar yla Müslümanlara tan nan hakka dayanarak, içlerinde geçen y l umre yapamayanlar n da bulundu u iki bin sahâbî ile birlikte bir y l önce Kurey in engel olmas yüzünden gerçekle tirilemeyen umreyi yerine getirmek maksad yla Mekke ye hareket etti. Zülhuleyfe ye vard nda ihrama girdi. Buradan Muhammed b. Mesleme yi yüz atl ile öncü olarak gönderdi. Tedbir olarak ok, yay, mi fer, m zrak ve kalkan gibi silahlar da alarak Be îr b. Sa d idaresinde bunlar da önden gönderdi. Fakat silahlar Mekke nin içine sokmay p ehrin d nda b rakarak ba na iki yüz ki ilik bir nöbetçi birli i b rakt. Mekkeliler Müslümanlar tavaf yaparken görmeye tahammül edemediklerinden ehri üç günlü üne bo altt lar. Bununla beraber Mescid-i Harâm a yak n mekanlardan Müslümanlar seyredenler de oldu. Müslümanlar üç gün boyunca Kâbe yi tavaf ettiler, Safâ ve Merve aras nda sa y yapt lar; kurbanlar n kestiler. Mekke sokaklar nda gezdiler, eski evlerini gördüler. Do up büyüdükleri, fakat zorunlu olarak yedi y ld r ayr kald klar ehirlerinde hasret giderdiler. Peygamberimiz, umre ibadetini yerine getirenlerden bir birlik olu turarak Batn- Ye cec de bulunan silahlar n ba na gönderdi. Bu suretle silahlar bekleyen nöbetçilerin de Kâbe yi ziyaret etmelerini sa lad. Müslümanlar ziyaretin dördüncü günü sabah Fetih Sûresi nin 27. ayetinde aç kland gibi va dini yerine getirdi inden dolay Allah Teâlâ ya ükrederek gönül huzuru içinde Medine ye hareket ettiler. Bu âyet-i kerîmede Allah Teâlâ, Resûlü nün rüyas n do ru ç karaca n ve Müslümanlar n Mescid-i Harâm a emîn bir ekilde gireceklerini beyan etmektedir. Peygamberimiz isteseydi Mekke yi terketmez ve buray rahatl kla hakimiyeti alt na alabilirdi. Fakat onun politikas nda bar antla mas n bozmaya ve vefas zl a yer yoktu. Peygamberimiz bu sefer esnas nda amcas Abbas n bald z Meymûne ile evlendi. Bunun üzerine Mekkelilerden baz lar Demek ki Muhammed hem ehrilerine hâlâ dostluk ve iyi duygular besliyor eklinde yorumlar yapt lar. 143 Umretü l-kazâ dan döndükten sonra Hz. Peygamber, bn Ebi l-avcâ es- Sülemî yi elli ki ilik bir birlikte slâm a davet amac yla Süleym kabilesine gön- 143. bn Sa d, II, 120-123. 204 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 204 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi derdi. Fakat Süleymliler Müslümanlar n aras nda bulunan bir casus vas tas yla onlar n geli ini önceden haber alarak haz rl k yapt lar. slâm kabule yana mad klar gibi Müslümanlara sald rd lar. Bu sald r dan birlik ba kan yaral olarak kurtuldu; di erleri ehit edildiler. Hudeybiye Bar n n üzerinden bir y l a k n bir süre geçtikten sonra 8. hicrî y l n Safer ay nda Kurey in ünlülerinden Halid b. Velid, Amr b. Âs ve Osman b. Talha Medine ye gelerek Müslüman oldular. Hz. Peygamber hicretin 8. y l nda ve Mekke nin Fethi nden önce mü rik Arap kabileleri üzerine baz seriyyeler sevketti. Safer ay nda Kinâne nin bir kolu olan Beni l- Mülevvah a kar Kedîd mevkiine Gâlib b. Abdullah idaresinde bir seriyye gönderdi. Ayn s ralarda alt ay önce Be îr b. Sa d n arkada lar n öldüren Mürre kabilesini cezaland rmak üzere iki yüz ki ilik bir birlik haz rlayarak ba lar na Zübeyr b. Avvam tayin etmi ti. Fakat tam bu s rada Kedîd den Medine ye dönen Gâlib b. Abdullah Zübeyr b. Avvam n yerine tayin ederek seriyyeyi onun komutas nda sevketti. Bundan bir ay kadar sonra rebîülevvel ay nda ücâ b. Vehb i yirmi dört ki ilik bir birli in ba nda Siyy mevkiine, Hevâzin in Benî Âmir kolu üzerine gönderdi. Peygamberimiz Beliy ve Kudâa kabilelerinin Medine ye sald racaklar na dair bir haber al nca, 8. hicrî y l n cemâziyelâhir ay nda Amr b. Âs komutas nda 300 ki ilik bir birli i Zâtüsselâsil e gönderdi. Ona, yol üzerinde u rayaca Beliy, Uzre ve Belkayn kabilelerinden yard m istemesini emretti. Amr n babaannesi Beliy kabilesindendi. Bu durum, bu yolculukta Amr için bir avantaj te kil ediyordu. Hedefe yakla an Amr, kalabal k bir dü manla kar la aca n anlay nca Hz. Peygamber den yard m istedi. Peygamberimiz bunun üzerine Ebû Ubeyde b. Cerrâh komutas nda içlerinde Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer in de bulundu u ikiyüz ki ilik bir kuvveti destek olarak gönderdi. Mü rikler be yüz ki ilik slâm birli inin kendilerine do ru geldi ini duyunca da ld lar. Böylece tertiplenen askerî sefer de amac na ula m oldu. Bu sefer esnas nda Amr b. Âs, hava so uk oldu u için ate yakmak isteyenlere, güvenlik gerekçesiyle müsade etmedi. Dönü esnas nda, cünüp olan Amr hava so uk oldu u için hastalanmaktan korkarak, gusül abdesti almaks z n abdest ald ve teyemmüm ederek cemaate namaz k ld rd. Amr n her iki uygulamas da sahâbe aras nda ele tiri konusu oldu. Amr Medine ye döndükten sonra durumu Hz. Peygamber e anlatt. Peygamberimiz güldü ve bir ey söylemedi. 144 Hz. Peygamber Ebû Ubeyde b. Cerrâh sekizinci y l n Receb ay nda Cüheyne kabilesi üzerine üç yüz ki iyle birlikte Sîfülbahr e K z ldeniz sahiline gönderdi. Birlik herhangi bir tuza a dü meden, çarp ma olmadan geri döndü. Yine 144. Vâk dî, II, 769-774; bn Hanbel, IV, 203-204. 205 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 205 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji sekizinci y l n aban ay nda Ebû Katâde yi on be ki ilik bir birli in ba nda Necid de, Had ra da Muhârib kabilesinin yurdunda oturan Gatafân üzerine gönderdi. l- Mekke nin Fethi (8/630) Hz. brahim zaman ndan beri tevhid inanc n n merkezi olan Kâbe yi putlardan temizlemek Hz. Peygamber in en ba ta gelen hedeflerinden biriydi. Hudeybiye Bar Antla mas Müslümanlar n Mekke mü rikleriyle bar içinde ya amas n sa lam olsa dahi, Kâbe hâlâ putperestli in merkezi olma özelli- ini koruyordu. Üstelik mü rikler biraz sonra anlataca m z gibi Hudeybiye Antla mas n da ihlal etmi lerdi. Hz. Peygamber in Mekke nin Fethi ne karar vermesinin ve bu karar gerçekle tirmesinin as l nedeni, on y ll k bir süre için imzalanan Hudeybiye Bar Antla mas n n, üzerinden henüz iki y l geçmeden mü rikler taraf ndan bozulmu olmas d r. Olay u ekilde gerçekle mi tir: Hudeybiye Antla mas gere i Müslümanlarla birlik kuran Huzâa kabilesi ile, mü riklerle birlik kuran Bekir kabilesi aras nda eskiden beri dü manl k mevcuttu. Hicretin sekizinci y l aban ay nda Bekir kabilesinden bir grup, bir gece vakti ans z n Huzâal lara bask n yaparak yirmi üç ki iyi öldürdü. Bu bask n s ras nda Kurey mü rikleri Bekir kabilesine silah, binek ve su yard m yapt lar. Hatta Safvân b. Ümeyye, krime b. Ebû Cehil ve Süheyl b. Amr gibi baz Kurey liler gizlice, yüzlerini örterek bask na bizzat i tirak ettiler. Hz. Peygamber in müttefiki olan Huzâa kabilesinden Amr b. Sâlim, bir süvari birli i ile Medine ye gelerek durumu bir iirle anlatt. Peygamberimiz onlar n gönüllerini ald ve yard m edece ine söz vererek yurtlar na gönderdi. Kurey lilere de bir mektup yazarak, ya Bekir kabilesiyle olan ittifaklar n bozmalar n, ya da öldürülen Huzâal lar n diyetlerini ödemelerini istedi. E er bunlardan birini yerine getirmeyecek olurlarsa kendileriyle sava acaklar n bildirdi. Kurey mü rikleri Hz. Muhammed (s.a.s.) in tekliflerinden ilk ikisini reddedip elçiye olumsuz cevap vererek geri gönderdiler. Ancak daha sonra buna pi man oldular; antla may yenilemek için Ebû Süfyan Medine ye gönderdiler. 145 Bu amaçla Medine ye gelen Ebû Süfyan, Hudeybiye Antla mas n n akdi esnas nda bulunamad n gerekçe göstererek, birtak m giri imlerde bulundu; antla may yenilemeyi ve süresini uzatmay teklif etti. Peygamberimiz kendilerinin Hudeybiye de yap lan antla ma ve müddet üzerinde durduklar n, onu bozmad klar n ve de i tirmediklerini belirterek olay bilmiyormu gibi davrand ve Yoksa siz bir olay ç kar p onu bozdunuz mu? diye sordu. Ebû Süfyan Hay r diye cevap verdi ve olup bitenleri inkar etti. Peygamberimiz, Ebû Süfyan n teklifine olumlu cevap ver- 145. Vâk dî, II, 786-787. 206 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 206 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi medi. Hz. Peygamber in ailesinden ve di er sahâbîlerden baz lar na da ba vuran ve onlardan da yüz bulamayan Ebû Süfyan, sonuçta istedi ini elde edemeden Mekke ye döndü. Ebû Süfyan Medine den ayr ld ktan sonra Hz. Peygamber Mekke yi fethe karar verdi ve gizlice haz rl a ba lad. Öyle ki, seferin nereye yap laca n ba lang çta han m Âi e ye bile aç klamad. Daha sonra hedefini Hz. Ebû Bekir e bildirdi; fakat gizli tutmas n istedi. Medine çevresindeki kabilelere haber göndererek Ramazan ay n n ba lar nda Medine de toplanmalar n istedi. Hz. Peygamber Mekke yi kan dökmeden fethedebilmek için haz rl klar n gizli bir ekilde yürütmü tür. Mü rikler Müslümanlar n Mekke nin Fethi maksad yla sefere ç kt n bilselerdi, gerekli önlemleri al rlar, ehri savunmak için ellerinden geleni yaparlard. Sonunda çok say da can kayb na sebep olan bir sava cereyan edebilirdi. Oysa Hz. Peygamber mukaddes belde Mekke yi kan dökmeden fethetmek istiyordu. Bundan dolay Mekke üzerine yürüdü ünü gizli tutmu ve amac na da ula m t r. Peygamberimiz Kurey mü riklerine haber s zmas n önlemek amac yla Mekke ye giden yollar tuttu. Bu i le görevlendirdi i kimselerin ba na Hz. Ömer i tayin etti. Hât b b. Ebû Beltea adl sahâbî, Medine deki sefer haz rl klar n bir mektupla Kurey e râf na bildirmeye te ebbüs etti. Bütün kaynaklar n ittifakla bildirdi ine göre Peygamberimiz Cebrâil in haber vermesiyle durumdan haberdar oldu. Hât b n mektubu götürmek için ücretle kiralad kad n, Hz. Peygamber in görevlendirdi i Hz. Ali ve arkada lar taraf ndan yolda yakaland. Sorguya çekilen Hât b, suçunu itiraf etti ve bu i i Mekke de bulunan ailesini korumalar için Kurey lileri memnun etmek amac yla yapt n söyledi. Peygamberimiz onun özrünü kabul etti; sonunda Bedir mücahitleri aras nda bulundu u için affetti. Bu olay üzerine u âyet-i kerîme nâzil oldu: Ey iman edenler! E er benim yolumda sava mak ve r zam kazanmak için ç km san z, benim de dü man m, sizin de dü man n z olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onlar dost edinmeyin. Oysa onlar size gelen gerçe i inkâr etmi lerdir. Rabbiniz Allah a inand - n zdan dolay Peygamber i de sizi de yurdunuzdan ç kar yorlar. Ben, sizin saklad - n z da aç a vurdu unuzu da en iyi bilenim. Sizden kim onlar dost edinirse do ru yoldan sapm olur. 146 Bu âyet-i kerime ile bütün Müslümanlar uyar lm lard r. Peygamberimiz 10 ramazan 8/1 Ocak 630 da muhâcirler, ensar ve çevreden toplanan kabilelerle Medine den hareket etti. Baz kabileler de yolda orduya kat ld lar. 147 Peygamberimiz Zübeyr b. Avvam iki yüz ki iyle ileri gönderdi. Ramazan ay oldu u için isteyenlerin oruçlar n bozabilece ini ilan ettirdi. Kendisi de Usfân ile Emec aras nda bulunan Kedîd de orucunu bozdu. 146. Mümtehine Sûresi 1 147. Makrîzî, s. 363-364. 207 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 207 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji slâm ordusunun gözcü birlikleri, yolda Hz. Peygamber in faaliyetlerini izlemek üzere Hevâzin kabilesinin görevlendirdi i bir casusu yakalayarak onun huzuruna getirdiler. Sorguya çekilen casus, Hevâzin kabilesinin baz Arap kabilelerini de yan na alarak Müslümanlara kar sava haz rl klar na ba lad n tüm ayr nt lar yla haber verdi. Peygamberimizin emriyle Halid b. Velid taraf ndan tutuklanan casus, ordu Merruzzahran da konaklad esnada kaçt ; fakat Halid taraf ndan tekrar yakaland. Halid durumu Peygamberimize bildirdi. O da Mekke ye girinceye kadar onun tutukluluk halinin devam n istedi. Casus Mekke fethedildikten sonra Peygamberimizin slâm a daveti üzerine Müslüman oldu, slâm ordusuyla birlikte Huneyn Sava na kat ld ve Evtas Sava nda öldü. 148 Müslümanlar yats vakti Mekke yak nlar nda Merruzzahrân da konaklad lar. Peygamberimiz burada slâm ordusunun gücünü göstermek maksad yla gece vakti asker say s nca, yani on bin ate yakt rd. Bunu gören ve gelenlerin kim oldu unu bilemeyen Mekke mü rikleri tela a kap larak liderleri Ebû Süfyan iki arkada yla birlikte durumu ö renmek ve ayet Hz. Muhammed (s.a.s.) le kar la rsa eman almak amac yla gönderdiler. Ancak Ebû Süfyan ve arkada lar slâm ordusunun gözcü birlikleri taraf ndan yakalanarak Hz. Peygamber in huzuruna götürüldüler. Mekke lideri Ebû Süfyan uzun tereddütlerden sonra Müslüman oldu. 148. Vâk dî, II, 805-806. Mekke nin Fethi ne giderken ordunun konaklad Merru z- Zahrân dan bir görüntü 208 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 208 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Mekke nin Fethi ne giderken ordunun konaklad Merru z- Zahrân dan bir ba ka görüntü Merru z- Zahrân dan hareket slâm ordusunun geçti i dar bo az n Mekke yönünden görünü ü 209 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 209 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 210 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 210 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi slâm ordusu dört koldan ehre girdi. Hz. Peygamber in kumanda etti i birli in d ndaki birliklerin ba nda Halid b. Velid, Zübeyr b. Avvam ve Kays b. Sa d bulunuyordu. Peygamberimiz mecbur kal nmad kça kan dökülmemesini emretti. slâm ordusu herhangi bir ciddî mukavemetle kar la madan ehre girdi. Peygamberimiz Bugün Kâbe de sava n helal olaca gündür eklinde sözler sarfeden komutan Sa d b. Ubâde yi azlederek elinden sanca ald ve o lu Kays b. Sa d a verdi. Sa d n Bugün sava günüdür sözüne kar l k Bugün merhamet günüdür dedi. 149 slâm ordusu, güneyden ehre giren Halid b. Velid in komuta etti i birlik hariç, mukavemetle kar la mad. Peygamberimiz muhâcirlerin ba nda Mekke yi kan dökmeden fethetmenin verdi i huzur içinde ilerlerken, ehrin alt taraf nda k l çlar n parlad n görünce çok üzüldü. Halid b. Velid e haber göndererek çarp maya son vermesini emretti. Halid daha sonra sorguya çekildi inde, çarp may mü riklerin ba latt n bildirdi. Hz. Peygamber, Mekke de evlerinin kap s n kapatanlar n, silahlar n b rakanlar n, Mescid-i Harâm a ve Ebû Süfyan n evine girenlerin emniyette oldu unu duyurdu. Yaral lar n, arkas n dönüp kaçanlar n ve esirlerin öldürülmemelerini emretti. Bunun üzerine Mekkeliler evlerine kapan p silahlar n sokaklara att lar. Peygamberimiz Zî Tuvâ mevkiinde durunca insanlar onun etraf nda topland lar. O, Allah n kendisine Mekke nin Fethi ni nasip etmesinden, Müslümanlar n say s n n çoklu undan ve Allah a olan tevazuundan dolay devesinin üzerinde e iliyor, Hayat ancak ahiret hayat d r diyordu. Mekke ye girince Kâbe yi tavaf etti; çevresindeki putlar k rd rd. Kâbe nin bak m n yürüten, anahtar n muhafaza eden Abdüddâr ailesinden Osman b. Talha ya haber gönderip Kâbe nin anahtar n getirterek içeri girdi ve iki rekat namaz k ld. Ö le vakti gelince Hz. Peygamber, Bilâl-i Habe î ye Kâbe nin dam nda ezan okuttu. Namaz k ld rd ktan sonra halka hitabede bulundu. Ne dersiniz? imdi size ne yapaca m z san yorsunuz? diye sordu. yilik umuyoruz, sen asîl bir karde ve asîl bir karde o lusun cevab n verdiler. Bunun üzerine Ben size karde im Yusuf un dedi ini diyorum: Bugün sizi k namak yok. Allah sizi affetsin. O merhametlilerin en merhametlisidir 150 dedi. Konu mas nda tevhid, Allah n varl ve birli i üzerinde durdu. O nun e i ve orta bulunmad n, va dini yerine getirdi ini, kuluna (kendisine) yard m etti ini, dü manlar bozguna u ratt n bildirdi. Cahiliye dönemine ait faizin, kan ve mal davalar n n kald r ld n, sidâne ve sikâye d ndaki kurumlar n la vedildi ini duyurdu. Diyet ödenmesi gereken öldürme olaylar, vârise vasiyet yap lamayaca, kad n n halas n n ve teyzesinin üzerine 149. bn Seyyidinnâs, II, 232. 150. Yûsuf Sûresi 92. 211 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 211 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji nikahlanamayaca, de i toku yoluyla mehirsiz evlenmenin olmayaca gibi baz hukûkî meselere aç kl k getirdi. Câhiliye dönemi kibirlenmelerinin ve atalarla övünmenin kald r ld n duyurdu. Bütün insanlar n Âdem in nesli oldu- unu ve onun da topraktan yarat ld n söyledi. Allah kat nda en iyiniz, en fazla takva sahibi olan n zd r dedi. Mekke nin Allah taraf ndan haram ve dokunulmaz bölge k l nd n hat rlatt ve bu yasa n kendisi taraf ndan peki tirildi ini bildirdi. Mü minlerin karde oldu unu söyledi. Kâbe nin anahtar n tekrar Osman b. Talha ya ve sikaye görevini de eski sahibi amcas Hz. Abbas a verdi. Temîm b. Esed el-huzâî yi Harem hudutlar n n ta lar n yenilemekle görevlendirdi. Bu arada Eslem kabilesinden H râ b. Ümeyye adl ki i, eski bir kan davas yüzünden Hüzeyl kabilesinden ve slâm kabul etmemi olan Cüneydib b. Edla öldürdü. Peygamberimiz H râ b. Ümeyye yi k nad ve maktulün diyetini ödetti. Bu vesile ile, gördü ü lüzum üzerine fethin ikinci gününde ö le namaz ndan sonra halka hitap ederek Mekke nin Mukaddes bölge olu uyla ilgili hükmü tekrar hat rlatt. 151 Mekke nin fethinden sonra hicretin kalkt n ilan etti. 152 Saîd b. Saîd i Mekke çar s n kontrol için görevlendirdi. Safâ Tepesi nde halk n bîat n kabul etti. Kendisi için Hacûn mevkiinde deriden bir çad r kurulmu tu. Her namaz vakti buradan Mescid-i Harâm a geliyordu. Hz. Peygamber Mekke de genel af ilan etti. Ancak on biri erkek, alt s kad n olmak üzere on yedi ki iyi genel af d nda tuttu. Bunlar n katlinin serbest b rak lmas da ki isel kin ve dü manl k yüzünden de ildi. Bunlar çok büyük suç i lemi lerdi. Mesela Abdullah b. Sa d b. Ebû Serh, önce Müslüman olmu, Medine ye hicret etmi ve hatta vahiy katipleri aras nda yer alm t. Bir müddet sonra slâm dan ç k p Mekke mü riklerinin yan na dönmü, kâtipli i s ras nda vahyi kendi arzusuna göre tahrif etti ini söyleyerek mü riklerin slâmiyet aleyhindeki çal malar n desteklemi ti. Ebû Süfyan n kar s Hind de, Uhud da ehit edilen Hz. Hamza n n ci erini çi nemi ti. Bununla beraber bu ikisi ve daha ba kalar affedildi. Öldürülmesi serbest b rak lanlardan sadece alt ki i Mekke ye girildi i gün katledildi. Süheyl b. Amr, Safvân b. Ümeyye ve krime b. Ebû Cehil gibi mü riklerin ileri gelenlerine emân verildi. Hz. Peygamber Mekkelilerden kimlerin kendisine ve sahâbîlerine i kence yapt n, kimlerin kendisini öldürmek üzere süikast tertipledi ini ve kimlerin Bedir, Uhud ve Hendek gibi sava lara i tirak etti ini ve bütün bedevîleri toplayarak kendisini ve slâm ortadan kald rmak istedi ini çok iyi biliyordu. Bunlar Mekke nin Fethi yle birlikte onun eline dü mü lerdi. steseydi hepsini k l çtan geçirebilirdi. Onun bir tek sözü ve hatta i areti bile bunu gerçekle tirmeye yeterdi. Fakat o böyle yapmad. Çünkü 151. Vâk dî, I, 844-845. 152. bn Sa d, II, 142. 212 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 212 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Hz. Peygamber, prensib olarak her zaman dü man kazanmay, imha etmeye tercih ederdi. Onun bütün bu davran lar, insanlar n kalbinin nas l kazan laca n gösteren ve ho görü anlay n ortaya koyan hususlard r. Kâbe ve çevresinde bulunan putlar Hz. Peygamber in emriyle k r ld ; bir k sm ate e verildi. Yap lan bir ilanla herkesin evinde bulunan putu imha etmesi istendi. Peygamberimiz Ramazan ay içinde çevredeki putlar k rmak için birlikler sevketti; Halid b. Velid i Uzzâ, Sa d b. Zeyd el-e helî yi Menât, Amr b. As Süvâ adl putlar k rmak için görevlendirdi. Put al m sat m n, arap, domuz eti ve ölü hayvan eti bedelini yemeyi ve kâhine ücret vermeyi yasaklad. 153 Mekke nin Fethi, Hz. Peygamber in yeni Müslüman olanlarla ilgili uygulamalar aç s ndan özellikle dikkat çeker. Fetihten sonra Mekkeliler sanki ma lup edilmi bir millet ve ele geçirilmi bir bölgenin ahalisi olarak kalmad lar. Aksine, hak ve görevler konusunda zaferi kazananlarla e it duruma yükseldiler. Kimsenin mal na, mülküne, evine arazisine el konulmad ; bunlar ganimet statüsüne tabi tutulmad. 154 Mücahitler ya ma ile de il, Mekke yi fethettikleri günün gecesini sabaha kadar tekbir, tehlil ve Kâbe yi tavafla geçirdiler. Peygamberimiz Mekke nin üç zengininden toplam yüz otuz bin dirhem borç alarak ihtiyac olan sahâbîlere da tt. Daha sonra bu borcu Hevâzin ganimetlerinden ödeyecektir. 155 Mekke de hiçbir asker b rakmadan, ehrin idaresini de yeni slâm kabul etmi Attâb b. Esîd adl bir Mekkeliye b rakarak Huneyn e do ru hareket etti. Burada, Uzzâ y y k p Mekke ye dönen Halid b. Velid in Cezîme kabilesine slâm a davet etmek için gönderilmesiyle, bu sefer esnas ve sonras ndaki geli melere k saca temas etmek yerinde olacakt r. Halid b. Velid Uzzâ y y k p geri döndükten sonra evval ay nda Peygamberimiz onu Cezîme b. Âmir kabilesini slâm a davet etmek üzere gönderdi. Sava mak için gönderilmeyen Halid, muhâcirlerden, ensardan ve Süleym kabilesinden olu an 350 ki ilik bir birlikle Cezîme kabilesinin yurdu olan Gumeysâ ya vard. Cezîme kabilesi slâm birli ini silahl olarak kar lad lar. Halid onlardan silahlar n b rakmalar n istedi. Onlar bu emri yerine getirdiler ve Dinimizi de i tirdik anlam nda Sabe nâ dediler. Halid onlar n Müslüman olduklar na kanaat getirmedi. Vaktiyle slâm dü manlar yla i birli i yapt klar n da hat rlayarak kendilerini esir ald, askerler aras nda da tt. Ertesi sabah da öldürülmelerini emretti. Bunun üzerine Süleymo ullar ellerindeki otuz kadar esiri öldürdüler. Fakat ensara ve muhâcirlere mensup askerler Halid in bu emrini yerine getirmeyerek esirleri serbest b rakt lar. Olay ö renince çok üzülen Peygamberimiz, Halid in bu davran n do ru bulmad 153. Vâk dî, II, 864-865. 154. bn Sa d, II, 143. 155. Vâk dî, II, 863. 213 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 213 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ve onun yapt klar ndan berî oldu unu söyledi. Hz. Ali yi Cezîme kabilesine göndererek öldürülenlerin tazminatlar n ödetti. 156 m- Huneyn - Evtas Sava lar ve Taif Ku atmas (8/630) Hz. Peygamber in Mekke yi fethetmesi üzerine, Taif çevresinde oturan Hevâzin kabilesi Sakîf kabilesiyle birle erek Müslümanlarla sava a haz rland. Zaten daha önce de Hz. Peygamber in Medine den ç kt n duyduklar nda onun kendileri üzerine yürüyece ini sanarak haz rl k yapmaya ba lam lard. Bu amaçla bir casus görevlendirdiklerini biraz önce anlatm t k. Bu arada Sakîfliler de kalelerini korumak için manc n k ve debbâbe yap m n ö renmek üzere içlerinden iki ki iyi Cüre e gönderdi. Bugün e - erâi Vâdisi diye bilinen Huneyn, Mekke nin kuzeydo usunda ve Taif in kuzeybat s nda yer al r. Huneyn Vâdisi nin içinde yer alan Huneyn suyu, Harem-i erîf e 36 km. uzakl ktad r. Hevâzin ordusunun komutan Mâlik b. Avf otuz ya lar nda, gösteri e dü kün, tecrübesiz ve maceraperest bir gençti. Askerlere cesaret vermek ve firar önlemek amac yla kabilenin kad nlar n, çocuklar n ve hayvanlar n da sava alan na getirtmi ti. Dolay s yla Hevâzinliler bir bak ma ölüm kal m sava na haz rlanm lard. Me hur air Düreyd b. S mme yi de çok ya l olmas na ve gözleri görmemesine ra men bilgisinden ve tecrübesinden istifade için sava alan na davet etmi lerdi. Düreyd b. S mme Yenilgiye u ram bir orduyu ne geri çevirebilir? diyerek kad nlar n, çocuklar n ve mallar n sava alan na getirilmesine kar ç kt ysa da bir türlü sözünü dinletemedi. Di er taraftan Hz. Peygamber Huneyn vadisinde toplanan mü riklerin üzerine yürümeye karar verdi. On iki bin ki iden olu an slâm ordusunun iki bini yeni Müslüman olmu Kurey lilerden olu uyordu. Seksen kadar Kurey li de henüz iman etmemi ti. Hz. Peygamber Kurey li Safvân b. Ümeyye den emanet olarak yüz z rh ve daha ba ka silahlar ald. Hz. Peygamber sava tan önce Abdullah b. Ebû Hadred adl sahâbîyi bilgi toplamak üzere gizlice kar tarafa gönderdi. Abdullah dü man ordugâh nda birkaç gün kalarak elde etti i bilgileri Hz. Peygamber e getirdi. Bu arada slâm ordusu aras ndan Bize azl m zdan dolay bugün kimse gâlibiyet elde edemez eklinde sözler sarfedenler oldu. 157 Okçular na ve askerlerinin sava kabiliyetine güvenen Hevâzinliler, Huneyn Vâdisi nin kendilerine göre en uygun yerini önceden tutarak slâm ordusuna pusu kurdular. slâm ordusunun öncü kuvvetleri, dü man n iddetli sald r s kar s nda ba lang çta bozularak geri çekilmek zorunda kald. Bu durum tüm 156. Vâk dî, III, 875-884; bn Sa d, II, 147-148; Abdülkerim Özayd n, Cezîme b. Amir, D A, VII, 508. 157. Vâk dî, II, 889-890. 214 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 214 04.02.2014 10:38:10

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi orduyu etkiledi; Müslümanlar Hevâzin okçular kar s nda pani e kap ld lar. Peygamberimiz so ukkanl l n koruyarak yerinde sebat etti. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Abbas ve o ullar, Üsâme b. Zeyd gibi sahâbîler onun yan ndan ayr lmad lar. Hz. Peygamber in gayreti ve Hz. Abbas n gür sesiyle yapt ça r üzerine Müslümanlar tekrar toparlanarak dü man bozguna u ratt lar. Bozguna u rayan Hevâzinliler kad nlar n ve çocuklar n sava alan nda b rakarak kaçt lar. Kaynaklar m zda, slâm ordusunun zaferiyle sonuçlanan çarp ma s ras nda Müslümanlar ile Hevâzin ordusu aras na siyah bir kar nca bulutunun indi i ve bütün vadiyi doldurdu u rivayet edilmektedir. 158 Müslümanlar n k zg nl o derece artm t ki, kad nlardan ve çocuklardan da öldürdükleri olmu tu. Bu olay Peygamberimize intikal edince kad nlar n ve çocuklar n öldürülmesini derhal yasaklad. 159 Bunun üzerine Üseyd b. Hudayr Yâ Resûlallah! Onlar mü riklerin çocuklar de il midir? eklinde bir soru sordu. Buna cevap olarak Hz. Peygamber Sizin en hay rl lar n z da mü riklerin çocuklar de il midir? Her çocuk f trat üzere do ar. Ana babas onu ya Hristiyanla t r r, ya da Yahudile tirir buyurdu. 160 Huneyn sava nda mü rik ordusu yetmi ölü verirken, Müslümanlardan da, içlerinde Üsâme b. Zeyd in anabir karde i Eymen b. Ubeyd in de bulundu u dört ki i ehit dü tü. Bozguna u rayan Hevâzin ordusunun, aralar nda komutan Mâlik b. Avf n da bulundu u büyük ço unlu u Taif e giderken, bir k sm da slâm ordusu ile yeniden sava mak üzere Evtâs mevkiinde topland. Huneyn de slam Ordusuna pusu kurulan bölgeye do ru ilerleyen yol 158. bn Hi âm, II, 449; Taberî, III, 77. 159. bn Hi âm, II, 458; bn Sa d, II, 151 160. Vâk dî, II, 904-905. 215 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 215 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Huneyn Sava n n meydana geldi i alandan bir görünü Huneyn Sava nda alt bin esirin yan s ra, yirmi dört bin deve, k rk binden fazla koyun ve bir miktar gümü Müslümanlar n eline ganimet olarak geçti. Hz. Peygamber ganimetlerin Mekke nin 24 km. Kuzeydo usunda bulunan Ci râne ye götürülmesini emretti. Mes ud b. Amr el-g fârî yi de bunlar üzerine muhaf z tayin etti. Esirler aras nda Hz. Peygamber in sütkarde i eymâ da bulunuyordu. Kendisine biraz sert davran l nca Peygamberimizin sütkarde i oldu unu söyledi. Fakat Müslümanlar, onun bu sözüne pek inanmamakla birlikte kendisini yine Hz. Peygamber in huzuruna götürdüler. eymâ Yâ Muhammed! Ben senin sütkarde inim! dedi. Peygamberimiz bunu delille ispatlamas n isteyince eymâ, omuzunda bulunan ve çocukken onun s rd yerin izini gösterdi. Bunun üzerine olay hat rlayan Peygamberimiz, h rkas n yere sererek eymâ y üzerine oturttu. sterse yan nda kalabilece ini, ayet arzu ederse kabilesine dönebilece ini bildirdi. eymâ kabilesine dönmeyi tercih edince Peygamberimiz baz mallar vererek onu ailesinin yan na gönderdi. Hz. Peygamber, Ebû Âmir el-e arî komutas nda bir Müslüman birli ini Evtâs a gönderirken, kendisi de Taif e do ru 216 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 216 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi hareket etti. Ebû Âmir el-e arî, emrindeki askerlerle Evtâs a giderek Düreyd b. S mme komutas ndaki Hevâzin ordusunu bozguna u ratt. Meydana gelen çarp mada Düreyd öldürüldü. Dizinden bir okla yaralanan slâm komutan Ebû Âmir el-e arî, ölece ini anlay nca yerine ye eni Ebû Mûsâ el-e arî yi tayin etti. slâm birli i Evtâs tan zaferle döndü ünde Hz. Peygamber, hem vefat etmi olan Ebû Âmir e, hem de Ebû Mûsâ ya dua etti. Kur an- Kerim de Huneyn Sava ndan, aç kça, ad zikredilerek bahsedilmektedir. Bu olay tasvir eden âyetlerin mealleri öyledir: Allah bir çok yerde ve Huneyn gününde size yard m etti. Çoklu unuz sizi böbürlendirmi ti, ama size bir yarar sa lamam t ; yeryüzü bunca geni li ine kar l k size dar gelmi ti de arkan z dönmü tünüz. Sonra Allah, elçisine ve inananlara güven verdi ve görmedi iniz askerler gönderdi de inkâr edenlere azap etti. te inkarc lar n cezas budur. Bundan sonra da Allah diledi inin tövbesini kabul eder. Allah çok ba lay c ve merhametlidir. 161 Di er taraftan Hz. Peygamber, etraf sa lam surlarla çevrili Taif ehrine do ru hareket ederek buray ku att. Taifliler surlar n tamir etmi ler ve kale içine bol miktarda, hatta bir y l yetecek kadar yiyecek depolam lard. slâm ordusu bu ku atmada manc n k kullanarak surlara ta ya d rd. Fakat iki metre civar nda kal nl a sahip olan kale duvarlar bu darbeler kar s nda sars lmad. Müslümanlar kaleye yakla abilmek için tahtadan veya deriden yap lan bir araç olan debbâbe kulland lar. Bu arac n içine girerek dü man oklar ndan korunuyorlar ve bu suretle surlara ilerleyip gedik aç yorlard. Taifliler debbâbenin üzerine kale duvarlar n n üzerinden k zg n demir atarak onu yakt lar. Müslümanlar bu defa debbâbeyi demirle kaplad lar. Taifliler buna da debbâbenin üzerine büyük ta lar atarak kar l k verdiler. Taif in k sa sürede fethedilemeyece i ve Sakîf kabilesinin durumunun zamana b rak lmas n n gerekli oldu u anla lm t. Peygamberimiz ku atman n üzerinden on be gün geçtikten sonra Nevfel b. Muaviye ed-dîlî ile isti âre etti. Nevfel b. Muaviye, Tilki inine girmi tir. ayet beklersen yakalars n, ku atmay kald r rsan sana bir zarar dokunmaz eklinde görü beyan etti. Bu s rada Haram Aylar da yakla m t. Müslümanlar Taif ku atmas nda on dört ehit verdiler. Peygamberimiz ku atmay kald rarak Huneyn ganimetlerinin topland Ci râne ye hareket etti. Hz. Peygamber Zilkade ay n n ba nda Ci râne ye geldi. Burada on üç gün kalarak Huneyn Sava nda ele geçirilen esirleri ve di er ganimetleri taksim etti. Ganimetlerin be te biri hazineye ayr l p geri kalan gaziler aras nda payla t r ld. Ganimetlerin taksiminden sonra, içlerinde Hz. Peygamber in süt amcas n n da bulundu u on dört ki ilik bir Hevâzin heyeti, onun huzuruna gelerek pi manl klar n arzettiler; slâmiyeti kabul ettiklerini, süt karde inin kendi kabilelerin- 161. Tevbe Sûresi 25-27. 217 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 217 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji den oldu unu dile getirdiler ve affedilmelerini istediler. Hz. Peygamber onlara bu isteklerini cemaatle namaz k l nd ktan sonra orduya hitaben aç kça dile getirmelerini söyledi. Onlar da bu tavsiyeyi yerine getirince Hz. Peygamber sava esirlerinden veya mallardan birini tercih etmelerini söyledi. Heyet üyelerinin esirleri tercih etmeleri üzerine Hz. Peygamber kendisinin ve ailesi mensuplar n n hissesine dü enleri serbest b rakt n ilan etti. Hz. Ebû Bekir de kendi ailesi mensuplar n n ayn uygulamay yapacaklar n söyledi. Di- er muhacirler ve ensar da ayn yolu izlediler. Ancak öte yandan Temîm kabilesinin lideri Akra b. Hâbis, Fezâre nin reisi Uyeyne b. H sn ve Süleym in reisi Abbas b. Mirdas bu karara itiraz ettiler. Peygamberimiz bir konu ma yaparak onlar ikna etti. Zeyd b. Sâbit i ensar, Hz. Ömer i muhacirler ve Ebû Rühm el-g fârî yi Arap kabileleri aras nda dola t rarak hepsinin muvafakat n ald rd. 162 Böylece k sa süre sonra Hevâzin esirlerinin tamam serbest b rak ld ve ailelerine teslim edildi. Peygamberimiz esirlere M s r da imal Huneyn ganimetlerinin topland Ci râne den bir görüntü edilmi ince beyaz elbise (Kubt yye) da tm t. Ci râne de esirlerin d nda kalan ganimet mallar n n taksiminde, Müellefe-i Kulûb a (kalpleri slâm a s nd r lm kimselere) ganimetin be te birinden (humus) pay ayr ld. Müellefe-i kulûb un ço unu yeni fethedilen Mekke nin e râf te kil ediyordu. Bunlar aras nda Kurey lideri Ebû Süfyan, o ullar Yezîd ve ileride halife olacak Muaviye de vard. Müellefe-i kulûb Kur an- Kerim de ayn zamanda zekât verilecek zümreler aras nda da zikredilmektedir. Peygamberimiz, Huneyn Sava ndan elde edilen ganimetleri taksim ederken Hevâzin kabilesinin ba kan ve komutan Mâlik b. Avf n ev halk n ve mallar n da t m d nda tutmu tu. Peygamberimiz onun Taif te Sakîf kabilesi aras nda bulundu unu ö rendi. Huneyn Sava na sebep olan ve henüz dü man saf nda, Sakîf kabilesi aras nda bulunan Mâlik b. Avf n ne ekilde olursa 162. Vâk dî, III, 952. 218 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 218 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Huneyn ganimetlerinin topland Ci râne den bir ba ka görüntü olsun etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu. Hz. Peygamber kendisine gelen Hevâzin heyeti vas tas yla ona haber göndererek, ayet yan na gelir ve Müslüman olursa ailesini ve mal n kendisine iade edece ini ve buna ek olarak da yüz deve verece ini bildirdi. Bu haber üzerine yan na gelip Müslüman olan Mâlik b. Avf a va dettiklerini verdi ve onu kabilesinin slâmiyeti kabul eden kollar ( Sümâle, Selime ve Fehm) üzerine vali tayin etti. Bu ikram kar s nda son derece duygulanan Mâlik, Müslüman olunca söyledi i bir iirde, insanlar aras nda Muhammed gibi birisini ne gördü ünü ve ne de i itti ini, onun sözünü yerine getirdi ini ve kendisine bol bol bah- i verdi ini dile getirdi. Daha sonra emri alt ndaki kabilelerle birlikte Sakîf kabilesine kar mücadeleye ba lad. 163 zledi i bu politikayla Hz. Peygamber, o tehlikeli, inatç, korkusuz ve yi it Huneyn cephesi komutan n elde etmekle kalm yor, ayn zamanda onu eski müttefiklerine kar harekete geçirmi oluyordu. Hz. Peygamber Ci râne de ihrama girerek umre yapmak maksad yla Mekke ye geldi. Umre yap p tekrar Ci râne ye u rad ktan sonra, sekiz y l önce terketmek zorunda kald ehri fethetmenin verdi i huzurla, Medine ye hareket etti ve 28 Zilkade 8/16 ubat 630 da buraya ula t. n- Mü riklerle li kilerde Son A ama (9/631) Görüldü ü üzere Hz. Peygamber yirmi üç y ll k Peygamberlik döneminde, ba ta kendi kabilesi Kurey olmak üzere en fazla mü riklerle u ra mak zorunda kalm t r. Mekke nin Fethi nden sonra Kurey in ve daha sonra Hevâzin ve Sakîf gibi Arap Yar madas n n en kuvvetli kabilelerinin slâm a dahil olmas yla, putperestlik büyük ölçüde etkisiz hale getirilmi tir. Ancak mü rikler hâlâ varl klar n devam ettiriyorlar, hac ve umre için Kâbe yi ziyarete gelebiliyorlard. Çünkü Kâbe yi ziyarete gelen kimselere engel olunmayaca ve haram aylar esnas nda 163. Vâk dî, III, 954-955; bn Hi âm, II, 491. 219 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 219 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji kimsenin korku içerisinde bulunmayaca eklinde onunla mü rikler aras nda antla ma vard. Bu süresiz ve genel antla malar n yan nda özel ve süreli antla malar da bulunuyordu. Sözgelimi Hz. Peygamber, hicretin birinci y l ndan itibaren Medine ye kom u mü rik kabilelerin olumsuz tav rlar na engel olmak ve onlarla dostane ili kiler kurmak gibi çe itli sebep ve amaçlarla Damre, Müdlic, G fâr, E ca ve Cüheyne gibi Arap kabileleri ile antla malar yapm t. Hz. Peygamber, Tebük Seferi nden Medine ye döndükten sonra Hz. Ebû Bekir i hac emiri tayin ederek üç yüz kadar Müslümanla birlikte Mekke ye gönderdi. Esasen hac da bu y lda (9/631)farz k l nm t. Bu s ralarda, hem mü rikler ve hem de onlarla Hz. Peygamber aras ndaki genel ve özel antla malar hakk nda Berâe (Tevbe) Sûresi nin ba ndan itibaren 28 âyet nâzil oldu. Bu âyetlerde, Allah Teâlâ, Müslümanlar n mü riklerle yapm olduklar antla malar tek tarafl olarak feshetti ini ve onlar n Müslüman olmalar n, yoksa öldürüleceklerini, Kendisi ve elçisi ad na ihtar ve ilan etmektedir. Araplar aras ndaki gelene e göre antla malar üzerinde ba kan veya ailesinden birisi söz sahibi olabilirdi. O nedenle Peygamberimiz Benim ad ma bunu ancak ailemden bir adam yerine getirebilir diyerek Hz. Ali yi ça rd ; bu ayetleri ve içerdi i baz hükümleri Mekke ye gelen hac lara tebli etmek üzere onunla gönderdi. 164 Hz. Ali, Mekke ye gitmekte olan Hz. Ebû Bekir e yolda ula t. Kendisinin halka Berâe Sûresi nin ilk ayetlerini okumakla ve ilan etmekle görevlendirildi ini ve Hz. Ebû Bekir in hac emîri olarak görevine devam edece ini bildirdi. Hz. Ali, Zilhicce nin onuncu, yani bayram n birinci günü Mina da Cemre nin yan nda toplanan insanlara Berâe Sûresinin ilk ayetinden ba layarak mü rikleri ilgilendiren di er ayetlerini okuduktan sonra u hususlar bildirdi: Kâfirler cennete giremeyecektir. Bu y ldan sonra hiçbir kimse mü rik olarak hac yapamayacakt r. Kimse Kâbe yi ç plak olarak tavaf edemeyecektir. Süresiz antla malar iptal edilmi tir, bu durumda olanlara Allah dört ay süre vermi tir. Süreli antla malar süresi sonuna kadar devam edecektir. Hac görevini ifa ettikten sonra da Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali beraberce Medine ye döndüler. Bu ültimatom etkisini hemen gösterdi. O y l hacca kat lm olan mü riklerden önce baz itiraz sesleri yükseldi; ancak daha sonra Kurey bile Müslüman oldu 165 diyerek, dört ay bile beklemeden hepsi Müslüman oldular. Bu suretle Arap Yar madas nda putperestli in kökü kaz nm, Kâbe ve Mescid-i Harâm Hz. brahim ve Hz. smail peygamberlerin b rakt klar esasa uygun bir ekilde, yaln zca tevhid inanc na sahip mü minlere tahsis edilmi tir. 166 164. bn Hi âm, I, 545; Belâzürî, I, 383. 165. Taberî, III, 123. 166. bn Hi âm, I, 543-546; bn Sa d, II, 168-169; Belâzürî, I, 383; Mustafa Fayda, Hz. Peygamber in mü rik Araplara kar siyasetinin son safhas, Ebedî Risalet Sempozyumu, zmir ts. I, 121-126. 220 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 220 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi 2- Yahudilerle li kiler a- Genel Bilgiler Mekke döneminde nâzil olan âyetlerde bir bütün olarak Ehl-i Kitap tan, 167 brahim ve Mûsâ n n sahîfelerinden, 168 ayr ca baz âyetlerde de özellikle srâilo ullar ndan bahsedilmesinden 169 hareketle o dönemde Mekke de baz Yahudilerin bulundu u ve ikamet etti i anla lmaktad r. Baz Yahudilerin Medine den Mekke ye geldikleri ve buran n halk ile baz ili kiler kurduklar da ihtimal dahilindedir. Hatta Ukâz Panay r nda ticârî mallar n satmak üzere Mekke ye gelenlerin bulundu u bilinmektedir. Bu dönemde genel olarak Ehl-i Kitap, Müslümanlara kar olumlu tav r içinde bulunuyordu. Bunun d nda Mekke mü riklerinin Yahudilerle ili ki içinde olduklar da bilinmektedir. Nitekim Mekke döneminde mü rikler, Nadr b. Hâris ve Ukbe b. Ebû Muayt Medine de bulunan Yahudi bilginlerine Hz. Muhammed (s.a.s.) hakk nda ak l dan mak üzere gönderirler. Yahudiler de bu heyet üyelerine Hz. Muhammed (s.a.s.) e üç ey, Ashâb- Kehf, Zülkarneyn ve ruh hakk nda soru sormalar n, e er bunlar bilirse Peygamber oldu unu, yoksa Peygamber olmad n söylerler. Heyet Mekke ye geldikten sonra mü rikler Hz. Peygamber e bu sorular sorarlar. Peygamberimiz sorular cevaplamak için bir gün mühlet ister. Ancak kendisine on be gün sonra bu sorulara aç kl k getiren vahiy nâzil olur. 170 Peygamberimiz Medine ye hicret etti inde ehir halk n n yar s kadar Yahudilerden olu uyordu. Peygamberlikten önce Yahudiler, Evs ve Hazrec e, yak n bir zamanda gelecek olan Peygambere tabi olup Araplara kar kendisinden yard m isteyeceklerini söylüyorlar ve dü manlar n bu ekilde tehdit ediyorlard. 171 Hicret esnas nda bir Yahudi üç katl bir evin dam na ç karak ufukta Medine ye do ru gelen bir kafile görünce bunlar n beklenen misafirler oldu unu ba rarak ilan etmi tir. Hicretten sonraki günlerde Peygamberimiz Yahudilere ho görülü davranm, Medine Sözle mesi nde onlar ümmetin bir parças olarak kabul etmi ve antla maya dahil etmi tir. Onun bu olumlu tutumu kar s nda daha hicretin birinci y l nda Kaynukâ Yahudilerinden Abdullah b. Selâm, ailesiyle birlikte Müslüman olmu tur. Daha sonralar çe itli zamanlarda slâm a giren Yahudiler de mevcuttur. Peygamberimiz Yahudilerle uyum içinde ya ama çerçevesinde Ehl-i Kitab ve bu meyanda Yahudileri, Kur an n emriyle Allah tan ba kas na tapmayal m. 167. Müddessir Sûresi 31; Ankebût Sûresi 46. 168. A lâ Sûresi, 18-19. 169. uarâ Sûresi 192-197; Ahkâf Sûresi 10. 170. bn Hi âm, I, 300 vd. 171. bn Hi âm, I, 547. 221 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 221 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji O na hiçbir eyi e tutmayal m ve Allah b rak p da kimimiz kimimizi ilahla t rmas n eklinde aralar nda ortak olan bir söze (kelime) ça rm t r. 172 Kendisine ilâhî emir gelmeyen konularda onlara muvafakat etmeyi ye lemi tir. Ba lang çta namazlarda onlar n k blesi olan Beytü l-makdis e yönelmi tir. Müslümanlar n onlar n kestiklerini yemelerine ve iffetli kad nlar yla evlenmelerine müsade etmi tir. Benî srâil k ssalar n anlatm ve bunlar anlatmada sak nca görmemi tir. Yahudi cenazelerine sayg gösterip aya a kalkm t r. Mü riklere girmeyi yasaklad mescide Ehl-i Kitap olarak Yahudilerin girmesine müsaade etmi tir. Hz. Peygamber in bütün bu iyi tutumlar na ra men Yahudiler Müslümanlar slâm dan döndürmek için çe itli faaliyetler içine girmi ler, zaman zaman Kur an- Kerim i alaya alm lar, onu inkar etmi lerdir. Hidayete erenlerin kendileri oldu unu, Hz. Muhammed (s.a.s.) in de ancak kendilerine tâbi olmas halinde hidayete erece ini, Hz. Peygamber in Ben brahim milletindenim demesi üzerine onun Yahudi oldu unu ve Üzeyr in Allah n o lu oldu unu iddia etmi lerdir. Hz. Peygamber in gökten bir kitap indirmesini ve Allah n kendileriyle konu mas n istemi lerdir. Müslümanlar n varl n, iktidar sahibi olmalar n, güçlü bir topluluk haline gelmelerini bir türlü hazmedememi lerdir. Yahudilerin Hz. Peygamber le alay ettikleri de oluyordu. Zeyd b. Lusayt ad ndaki Yahudi, onun devesi kayboldu unda Muhammed gökten haber ald n iddia ediyor, fakat devesinin nerede oldu unu bilmiyor eklinde sözler sarfetmi tir. Bunun üzerine Peygamberimiz Vallahi ben ancak Allah n bildirdi ini bilirim... 173 demi tir. Yahudiler Evs ve Hazrec e eski dü manl klar n hat rlatarak Müslümanlar aras nda huzursuzluk ç karmak istemi lerdir. 174 Münaf klarla dayan ma içine girmi ler ve onlara cesaret vermi lerdir. Nitekim Yahudilerin Medine den ç kar lmalar yla münaf klar güçlerini büyük ölçüde kaybetmi lerdir. Kur an- Kerim de Yahudilerin Hz. Peygamber e sorular n, söz ve davran lar n ifade eden ve onlara cevap mahiyetinde nâzil olmu pekçok âyet-i kerîme mevcuttur. Kur an- Kerim, Benî srâil in âhiret kar s nda dünyay sat n ald klar n, kitaplar n tahrif ettiklerini, Allah n ayetlerini az bir pahaya satt klar n, kendilerine kutsal k l nan Cumartesi yasa n çi nediklerini, yalana kulak verip haram yediklerini, peygamberlerini yalanlay p onlar öldürdüklerini, hakk inkâr ettiklerini, kendilerinin Allah n dost ve o ullar olduklar n iddia ettiklerini, insanlar cimrili e te vik ettiklerini, inananlara kar en iddetli dü man olduklar n... çe itli yerlerde ortaya koymu tur. Yahudiler Kur an- Kerim in bu tavr kar s nda büsbütün hiddetlenmi ler ve dü manl klar n art rm lard r. Bütün bu sebeb- 172. Âl-i mrân Sûresi 64. 173. bn Hi âm, I, 527; Taberî, III, 106. 174. bn Hi âm, I, 555. 222 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 222 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi lerle Yahudilerle Müslümanlar aras nda bir dizi mücadele ya anm t r. Burada belirtmek gerekir ki, bütün bu genel olumsuz havaya ra men, Yahudilerle Müslümanlar aras nda meydana gelen s cak çat malardan herbirinin, Müslümanlar aç s ndan ayr ca ciddi ve hakl sebepleri vard r. Üstelik Hz. Peygamber, Yahudilerle yap lan antla man n bozulmamas için her türlü çabay da sarfetmi tir. b- Kaynukâo ullar n n Medine den Ç kar lmas (2/624) Müslümanlarla yapt klar antla may ilk bozan Yahudi kabilesi Kaynukâ - o ullar d r. 175 Onlar Hazreclilerin müttefiki idiler. Bedir Sava ndan sonra ta k nl k yapmaya ve bu sava ta zafer elde eden Müslümanlar k skanmaya ba lad lar. Müslümanlar n galip gelmesini Kurey in sava tekni ini bilmeyi- ine ba lad lar. Peygamberimiz bu tutumdan endi elenmeye ba lad. Kur an- Kerim de onlar n davran lar öyle ifade edilmektedir: E er bir toplulu un antla maya h yanet etmesinden korkarsan, sen de onlara kar ayn ekilde davran. 176 Peygamberimiz Kaynukâ o ullar n kendi pazar yerlerinde toplayarak Kurey in Bedir de u rad yenilgiyi hat rlat p kendilerini ikaz etti. Onlar slâm a davet etti. Kendisinin peygamber oldu unu hat rlatt. Fakat Yahudiler, Kurey in sava tekni ini bilmedi ini, kendilerinin ise usta sava c olduklar n yineleyerek Hz. Peygamber i tehdit ettiler 177 ve antla may bozdular. Müslüman bir kad n n Kaynukâ pazar nda hakarete u ramas bu kabile ile Müslümanlar aras nda barda ta ran son damla olmu tur. Ticaret ve kuyumculukla u ra an Kaynukâ o ullar n n kendi adlar yla an lan pazar yerinde ensardan bir kad n bir i için bir kuyumcu dükkan na u rar. Dükkanda bulunan bir Yahudi (baz rivayetlerde dükkan sahibi) kad n n ete ini habersizce bir yere ili tirir. Kad n aya a kalk nca vücudu aç l r. Yahudiler gülü ürler. Kad n hem utançtan hem de öfkeden feryat etmeye ba lar. Oradan geçmekte olan bir Müslüman, olay ö renince kad na bu hareketi yapan Yahudiyi öldürür. Yahudiler de Müslüman ehit ederler. ehidin yak nlar da Yahudilere kar Müslümanlardan yard m isterler. Neticede ortam iyice gerginle ir. Kaynukâ o ullar n n tutumundan endi elenmeye ba layan Peygamberimiz, evval 2/Mart-Nisan 624 te onlar n üzerine yürüdü. Bu Yahudi kabilesinin hem okul, hem de mahkeme salonu olarak kulland klar Beytü l-midras n önünde onlar slâm a davet etti. Fakat Kaynukâ o ullar kendilerinin Hz. Muhammed (s.a.s.) taraf ndan daha önce bu konuda ikaz edildiklerini belirterek davete olumsuz cevap verdiler. Onlar n Medine nin özelliklerinden olan iki kaleleri ( utum. ço ulu: âtâm) vard. Bu kalelere çekildiler. Müslümanlar onlar on be 175. bn Hi âm, II, 47. 176. Enfâl Sûresi 58. 177. bn Hi âm, I, 552. 223 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 223 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji gün süreyle ku att lar. Yedi yüz sava ç ya sahip olan Kaynuka Yahudileri korkuya kap ld lar. Hz. Peygamber in verece i karara raz olmak üzere kalelerinden ç karak teslim oldular. Kaynukâ o ullar n n eski müttefiki ve münaf klar n ba kan Abdullah b. Übey, Hz. Peygamber den srarla onlar n ba lanmalar n istedi. Peygamberimiz onlar n Medine yi terketmelerini emretti. Bu defa Abdullah b. Übey Kaynukâ o ullar n n yerlerinde b rak lmalar için çaba sarfettiyse de bunu ba aramad. 178 Kaynuka o ullar ailelerini yanlar na alarak Medine yi terkettiler. Önce Vâdi l- Kurâ ya u ray p bir ay kald lar. Burada binek ve yiyecek ikmali yapt ktan sonra Suriye taraf na gittiler ve Ezriât ehrine yerle tiler. Bin be yüz k l ç, üç yüz z rhl elbise, iki bin m zrak ve be yüz kalkandan ibaret olan silahlar n ve mallar n Medine de b rakt lar. Onlardan kalan mallar n be te biri Beytülmâle ayr larak gerisi Müslümanlar aras nda taksim edildi. Kaynaklarda Bedir Gazvesi nden sonra be te biri ( Humus) ayr lan ilk ganimetin bu Yahudi kabilesinden elde edilen ganimet oldu u kaydedilir. 179 c- Nadîro ullar n n Medine den Ç kar lmas (4/625) Nadîro ullar n n Medine den ç kar lmas na geçmeden önce Ka b b. E ref in öldürülmesi üzerinde k saca durmak gerekir. Benî Nadîr Yahudilerinden Ka b b. E ref airdi; Hz. Peygamber i ve Müslümanlar daima kötülerdi. Bedir Sava n n Müslümanlar n galibiyeti ile sonuçlanmas n bir türlü hazmedememi ti. Hatta Müslümanlar n zaferine o kadar içerlemi olacak ki, Yerin alt üstünden daha iyidir de erlendirmesini yapm t. Mekke ye giderek, Kurey mü riklerini Hz. Peygamber e kar iirleriyle tahrik etmi ti. Medine ye döndü ünde Müslümanlar n han mlar için a k iirleri terennüm etmeye ba lad. Peygamberimiz bir gün sahâbilere Ka b b. E ref için kim haz rd r? Çünkü o, Allah ve Resûlü ne eziyet etmi tir. 180 dedi. Bunun üzerine Evs kabilesinden Muhammed b. Mesleme, Ka b b. E ref i öldürmeyi üstlendi. Muhammed b. Mesleme, içlerinde Ka b n süt karde i Ebû Nâile nin de bulundu u bir grup Müslümanla bir plan haz rlad lar ve onu kendi kalesinde öldürdüler (3/624). 181 Nadîro ullar Uhud Sava nda mü rik ordusunun karargâh na gelerek onlar Müslümanlara kar k k rtm lard. Bunun d nda Müslümanlar bir kaç defa düelloya davet etmi ler, hatta suikast tertiplemi ler, ancak bu planlar n uygulamaya muvaffak olamam lard. Hz. Peygamber onlar ikaz etti. Bu arada meydana gelen bir ba ka geli me, Nadîro ullar yla ili kilerde yeni bir sayfan n 178. Vâk dî, I, 178; bn Hi âm, II, 48-49. 179. bn Sa d, II, 29-30; Belâzürî, I, 308-309. 180. Ebû Dâvud, III, 211. 181. bn Hi âm, II, 51-58; bn Sa d, II, 31-34. 224 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 224 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi aç lmas na yol açt. Bi r-i Maûne facias ndan sa kurtulan Amr b. Ümeyye ed- Damrî, Hz. Peygamber in eman verdi i iki ki iyi yanl l kla öldürmü tü. Öldürülen ah slar n diyetine Medine sözle mesi gere i Nadîro ullar n n da ortak olmas gerekiyordu. Bu maksatla Hz. Peygamber, içlerinde Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali nin de bulundu u bir grup sahâbî ile birlikte Benî Nadîr yurduna gitti. Yahudiler ba lang çta Hz. Peygamber e iyi davrand lar; diyete ortak olacaklar n bildirdiler ve bir müddet istirahat etmesini istediler. Fakat Peygamberimiz sahâbîlerle bir duvar n dibinde gölgelenirken üzerine bir ta yuvarlayarak onu öldürmeyi planlad lar. Bu plan Yahudi reislerinden Huyey b. Ahtab tasarlam t. Sellâm b. Mi kem adl Yahudi lideri, bunun Müslümanlarla aralar ndaki antla may bozmak anlam na geldi ini hat rlatarak süikasti önlemeye çal t ysa da ba aramad. Amr b. Cihâ adl Yahudinin ta yuvarlamaya haz rland s rada durumu sezen Hz. Peygamber, bir ihtiyac için ayr l yormu gibi oturdu u yerden kalkarak do ruca Medine ye gitti. Yahudiler hiçbir ey olmam cas na sahâbîlere Ebü l-kâs m, biz iste ini yerine getirmeden acele etti dediler. Daha sonra sahâbîler onu aramaya koyuldular. Medine den gelen bir yolcudan, onun ehre gitti ini ö rendiler ve pe inden onlar da gittiler. Peygamberimiz Müslümanlara Nadîro ullar n n kendisini öldürmek istediklerini bildirerek, onlar n üzerine yürümek üzere haz rlanmalar n söyledi. Muhammed b. Mesleme yi onlara elçi olarak göndererek, hainlik ve vefas zl klar n hat rlatt ve on gün içinde Medine yi terketmelerini emretti. Bunun üzerine Nadîro ullar göç haz rl na ba lad lar. Münaf klar n ba kan Abdullah b. Übey, Araplar n ve di er Yahudilerin yard m edece ini vaadederek Nadîro ullar n n direnmelerini istedi. Kendi kabilesinden ve di er Araplardan olu acak iki bin ki ilik bir kuvvetle kendilerine kanlar n n son damlas na kadar yard m edece ini bildirdi. Huyey b. Ahtab, Abdullah b. Übey in bu vaadine inanarak direnmeye karar verdi ve Hz. Peygamber e Biz yurdumuzdan ç km yoruz, istedi ini yap eklinde haber gönderdi. 18 Rebîülevvel 4/29 Haziran 625 te Nadîro ullar üzerine yürüyen Peygamberimiz onlar ku atarak önce antla maya davet etti. Fakat Yahudiler buna yana mad klar gibi, Müslümanlara ok ve ta atmaya ba lad lar. Bu arada Müslümanlar, bir sava takti i olarak Nadîro ullar na ait özellikle meyve vermeyen hurma a açlar n kesmeye ba lad lar. Buna, hücuma geçildi inde kolayl k sa lamas için tevessül edilmi ti. Ku atma on be gün sürdü. Abdullah b. Übey taraf ndan vadedilen yard m n gelmemesi ve Kurayza n n da kendilerine silah ve asker yard m nda bulunmamas üzerine Nadîro ullar Medine den ç kmaya raz oldular. Yap lan antla ma gere ince sava malzemeleri hariç develere yükleyebildikleri menkul mallar n, han mlar n ve çocuklar n yanlar na alarak alt yüz deveden olu an bir kafile 225 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 225 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji halinde Medine den ayr ld lar. Üzüntülerini belli etmemek için Medine çar s ndan enlik yaparak geçtiler. çlerinde ileri gelen ki ilerin de yer ald ço unluk Hayber de kal rken, 182 geri kalanlar Suriye taraflar na gittiler. Huyey b. Ahtab ailesini Hayber e b rakt ktan sonra, Kurey mü riklerini Hz. Peygamber e kar tahrik etmek üzere Mekke ye gitti. Hendek ku atmas onlar n faaliyetleri sonucunda gerçekle ti. Nadîro ullar ndan Müslüman olan bir kaç ki i yerlerinde b rak ld lar. Peygamberimiz ensâr n görü ünü de alarak Nadîro ullar n n topraklar n muhacirlere ve bunun yan s ra ensardan fakir olan iki ki iye verdi. 183 Kur an- Kerim in Ha r Sûresi Nadîro ullar Gazvesi dolay s yla nâzil olmu tur. Hatta bundan dolay bu sûreye Benî Nadîr Sûresi de denilmi tir. 184 Sûrenin indirili sebebi, Nadîro ullar n n Hz. Peygamber le yapm oldu u antla may bozmalar d r. Sûre, göklerde ve yerde olanlar n hepsinin Allah n yüceli ini dile getirdiklerini bildiren âyetle ba lamaktad r. Daha sonra olayla ilgili âyet-i kerimelerin ifade etti i anlam u ekilde özetleyebiliriz: Sûrede Nadîro ullar n n yurtlar ndan ç kar lmalar n n ve Müslümanlar n bu ba ar s n n Allah n izni ve yard m yla gerçekle ti i, bunu daha önceden Nadîro ullar n n ve Müslümanlar n da beklemedi i belirtilmekte ve bu olaydan herkesin ders almas gerekti i vurgulanmaktad r. Yeminini bozmu, inanç ve de erlerine ba l l yitirmi bir topluluk için sürgünün en hafif ceza oldu u, asl nda böyle bir toplumun dünyada da ahirette de a r cezalar hak etmi oldu u belirtilmektedir. Hurma a açlar n kesmenin Allah n izniyle oldu u aç klanmaktad r. Gayr-i müslimlerden silah kullanmadan ele geçirilen ve slâm devletinin gelir kaynaklar aras nda yer alan fey in taksim esaslar, kimlere da t laca belirtilmektedir. Münaf klar n Nadîro ullar na deste i ve verdi i teminat anlat lmaktad r. Münaf klar n Yahudilere E er siz yurdunuzdan ç kar l rsan z, mutlaka biz de sizinle birlikte ç kar z, sizin aleyhinize asla kimseye uymay z, e er sava a tutu ursan z mutlaka yard m ederiz dedikleri haber verilmektedir. Ancak e er onlar ç kar lsalar, onlarla beraber ç kmayacaklar, sava a tutu mu olsalar onlara yard m etmeyecekleri, yard m etseler bile arkalar n dönüp kaçacaklar bildirilmektedir. Onlar n müstahkem ehirlerde veya siperler arkas nda bulunmaks z n Müslümanlarla toplu halde sava amayacaklar, kendi aralar ndaki sava lar n n ise çetin oldu u; d tan derli toplu göründükleri, fakat darmada n k olduklar haber verilmektedir. 185 182. Makrîzî, s. 181. 183. Vâk dî, I, 363-383; bn Sa d, II, 57-59; bn Hi am, II, 190-203; Taberî, II, 550-555; Makrîzî, s. 178-183. 184. Buhârî, VI, 58. 185. Nadîro ullar n n Medine den sürülmelerinin Kur an- Kerim e yans mas için bk. Vâk dî, I, 380-383; Emin I k, Ha r Sûresi, D A, XVI, 424-426. 226 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 226 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi d- Kurayzao ullar Olay (5/627) Benî Kaynukâ ve Beni Nadîr in Medine den ç kar lmas yla, Hendek Sava- sonuna kadar ehirde sadece Benî Kurayza kalm t. Benî Kurayza, Hendek Sava nda, biraz önce ad geçen Benî Nadîr den Huyey b. Ahtab n tahrikiyle Müslümanlar arkadan vurmaya karar vermi ti. Kurayzao ullar bu hareketleriyle Müslümanlar n helak na yol açacak bir davran ta bulunmu oluyorlard. Hz. Peygamber, Kurayzao ullar n n haberini al nca durumu incelemek ve engel olmak üzere, içlerinde Evs in reisi Sa d b. Muaz ile Hazrec in reisi Sa d b. Ubâde nin de bulundu u dört ki ilik bir heyeti Kurayza yurduna göndermi ti. Bunlar, Kurayza n n reisi Ka b b. Esed le görü erek ihanetten vazgeçmelerini istemi ler, ayet ihanet ederlerse sonucun Kurayza için iyi olmayaca n bildirmi lerdi. Fakat Ka b b. Esed slâm heyeti ile alay etmi, kaba ve sert davranm ve uyar lara kulak asmam t. Benî Kurayza daha önce de Nadîro ullar ku atmas esnas nda Müslümanlar arkadan vurmak üzere haz rl a giri mi, Hz. Peygamber bu nedenle Benî Nadîr ku atmas n kald r p Benî Kurayza üzerine yürümek zorunda kalm t. Sonunda Benî Kurayza bar teklif etmi, Nadîro ullar na yard m etmemek art yla bar teklifleri kabul edilmi ti. Bu defa Hendek ku atmas nda sava suçu i lemeleri, kendilerine sava ilan etmek için yeterli bir sebepti. Çünkü güvenilirliklerini tamamen kaybetmi lerdi. Kurayza n n Medine de kalmas sürekli bir tehlike arzediyordu. Medine den gitmelerine izin vermekse, Hayber deki slâm kar t entrika yuvas n güçlendirmekten ba ka bir i e yaramayacakt. 186 Hendek ku atmac lar n n Medine den ayr lmalar ndan bir gün sonra Peygamberimiz Kurayzao ullar üzerine yürümeye karar verdi. Yerine bn Ümmü Mektûm u vekil b rakt. Müslümanlar n acele hareket etmelerini temin maksad yla ikindi namaz n Kurayza yurdunda k lmalar n söyledi. Kurayzao ullar kalelerine çekilerek ta k nl k yapmaya, Hz. Peygamber e ve han mlar na sövmeye ba lad lar. Fakat ku atma uzad kça zor durumda kald lar. Kendi ba kanlar Ka b b. Esed onlara üç teklifte bulundu: Ya slâm kabul etmek, ya Cumartesi günü, yani hiç ummad klar bir günde Müslümanlara sald rmak, ya da çocuklar n ve kad nlar n öldürüp, sonra ölünceye kadar Müslümanlarla çarp mak. Fakat Yahudiler her üç teklifi de kabul etmediler. 187 Peygamberimiz Kurayza y slâm a davet etti. Onlar n bunu kabul etmemesi üzerine çarp may ba latt. 188 186. Maxime Rodinson, s.165. 187. bn Hi âm, II, 237. 188. Abdürrezzak, el-musannaf, Lübnan 1970-1972, V, 216. 227 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 227 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Kaynaklar m zda, Kurayza n n bir yandan, eski müttefikleri Sa d b. Muaz n verece i karara raz olmak art yla teslim olduklar belirtilirken, 189 di er taraftan daha yayg n rivayete göre onlar n, ku atma iddetlenince Hz. Peygamber in verece i karara uymak üzere teslim olduklar, bu arada eski müttefikleri olan Evs kabilesinin Hz. Peygamber den onlar n ba lanmalar n istedi i; bunun üzerine Hz. Peygamber in Evs e, Sa d b. Muaz n hakemli ini teklif etti i ve Evs in de buna raz oldu u kaydedilmektedir. 190 Ancak birinci grup rivayetlerde Sa d n hakemli i i in ba nda, yani teslimden önce, ikinci grup rivayetlerde ise, teslimden bir müddet sonra ortaya ç kmaktad r. Fakat, her ikisinde de sonuçta, Sa d b. Muaz n hakem tayin edildi i belirtilmektedir. Hendek Sava nda yaralanan Sa d b. Muaz, Mescid-i Nebevi nin içinde kurulan bir çad rda, Eslem kabilesinden Rufeyde el-ensâriyye adl bir han m sahâbî taraf ndan tedavi ediliyordu. Bu han m, Müslümanlardan yaral olanlar n hizmetinde bulunuyordu. 191 Hükmünü vermek üzere bir merkep üzerine bindirilerek Hz. Peygamber in karargâh na getirilen Sa d, bülu ça na girmi erkeklerin öldürülmesine, kad nlar n ve çocuklar n esir al nmas na, mallar n ise ganimet statüsüne tabi tutulmas na karar verdi. Ana kaynaklar m zda Sa d b. Muaz n neye göre, sözgelimi örfe göre mi, Tevrat a göre mi veya Kur an a göre mi karar verdi i konusunda aç k bir bilgiye rastlayamad k. Ancak karardan sonra Hz. Peygamber in hakeme Allah ve Resûlü nün hükmüyle karar verdi ini söyledi i kaydedilmektedir. 192 Ça da ara t rmac lardan Muhammed Hamidullah, Sa d b. Muaz n Yahudilerin mukaddes kitab olan Tevrat n ma lup dü man kar s nda Yahudilere tan m oldu u haklar aynen Müslümanlara tan d n belirterek Tevrat n ilgili hükmü ile, Sa d n karar aras nda isabetli bir ba lant kurmaktad r. 193 Gerçekten Tevrat, ma lup dü man kar s nda Yahudilere ayn haklar tan maktad r. 194 Kurayza kabilesinin eski müttefiki olan Sa d, muhtemelen Tevrat n bu hükmünü biliyordu. Sonunda karar infaz edildi. Kad nlardan sadece birisi, Hallâd b. Süveyd adl sahâbînin üzerine kale duvar ndan de irmen ta atarak ölümüne sebep olan bir kad n öldürüldü. Öldürülen Kurayzal lar n say s hakk nda kaynaklarda dört yüz ila dokuz yüz aras nda çe itli rakamlar verilmektedir. Mallar, kad nlar ve çocuklar ganimet statüsüne tabi 189. bn Hi âm, II, 240; Taberî, II, 583. 190. Vâk dî, II, 509-510; Taberî, II, 586. 191. Hz. Peygamber döneminde ve slam tarihinin daha sonraki dönemlerinde han mlar n yaral lar n tedavisinde görev ald klar bilinmektedir. Maxime Rodinson, Rufeyde ile, kendi kültüründen bir han m, XIX. yüzy lda ya ayan ve bir ara Türkiye de de hizmet vermi olan ünlü ngiliz hem ire, aras nda benzerlik kurarak Rufeyde yi u ifadeyle tavsif etmektedir....dönemin Flerence Nightingale i Rufeyde... (bk. Maxime Rodinson, s. 165). 192. Belâzürî, I, 247; Taberî, II, 587, 588. 193. Hamidullah, Hz. Peygamber in Sava lar, çev. Salih Tu, stanbul 1981, s. 210. 194. Tesniye, 20/13-14. 228 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 228 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi tutuldu; hurmal klar gaziler aras nda bölü türüldü. O s rada Kurayza yurdunda bulunan Benî Nadîr Yahudilerinden me hur Huyey b. Ahtab da Kurayza n n ak betine u rad ve ihanetin cezas n can yla ödedi. Kurayzao ullar Gazvesi Zilkade 5/Ocak- ubat 627 de gerçekle mi tir. 195 Ahzâb Sûresinde Kurayza Gazvesi yle ilgili olarak u ayetler yer almaktad r: Allah; Ehl-i Kitaptan, mü rik ordular na yard m edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku dü ürdü. Bir k sm n öldürüyor, bir k sm n da esir al yordunuz. Allah, onlar n yerlerine, yurtlar na, mallar na ve ayak basmad n z topraklara sizi mirasç yapt. Allah n her eye gücü yeter. 196 e- Hayberin Fethi (7/628) Kurayza Gazvesi sonunda Medine ehri Yahudi tehdidinden büyük ölçüde kurtulmu olmakla beraber bir bütün olarak Hicaz da bu tehlike henüz sona ermemi ti. Çünkü Benî Kaynukâ ve Benî Nadîr ile i birli i içinde bulunan pekçok Yahudi, Hayber de bulunuyordu. Medine den ç kar lan Benî Nadîr Yahudilerinden bir k sm n n Hayber e yerle tiklerini ve bir grup Yahudinin Mekkelileri ve di er mü rik Arap kabilelerini te vik ederek Hendek ku atmas na sebep olduklar n daha önce görmü tük. Hayber Yahudileri daha sonra buran n bir y ll k hurma mahsulü kar l nda Gatafânl lar kendileriyle birlikte Hz. Peygamber le sava maya davet ettiler. Gatafânl lar dört bin askerle kendilerine destek olacaklard. Suriye ve Irak bölgelerinden gelen ticaret yolu Hayber üzerinden Medine ye ula t ndan, Müslümanlar n ticaret yolu tehlikedeydi; Hayber Yahudileri kervanlar için tehlike olu turuyordu. Beni Kurayza n n akibetini ö renen Hayber Yahudileri korkuya kap larak, Müslümanlar onlar n üzerine yürümeden önce, Hayber, Teymâ, Fedek, Vâdi l- Kurâ Yahudileri ile birle erek Medine üzerine yürümeye karar verdiler. Gatafân kabilesine giderek, dört bin askerle onlar n deste ini de sa lad lar. Hz. Peygamber hicretin alt nc y l Ramazan ay nda, durumu incelemek üzere Abdullah b. Revâha ba kanl nda bir heyeti Hayber e gönderdi. Haberin do rulu unu anlay nca bu defa Hayber reisi Üseyr i buraya vali olarak atamay tasarlad. Bu teklifi iletmek için Abdullah b. Revaha y otuz ki iyle tekrar gönderdi. Üseyr buna önce istekli davrand ; hatta otuz ki ilik Yahudi heyetini de yan na alarak slam heyetiyle birlikte Medine ye do ru hareket etti; ancak yolda fikrinden vazgeçti. slâm heyeti ise Medine ye döndü. Hudeybiye Bar Hz. Peygamber e Hayber de gittikçe büyüyen tehlikeyi bertaraf etme f rsat verdi. Çünkü Peygamberimiz, Hayber üzerine yürüdü ünde 195. bn Hi âm, II, 233-245; bn Sa d, II, 74-78; Belâzürî, I, 347-348; Taberî, II, 581-593; bn Abdilber, Dürer, 178-182; bn Seyyidinnâs, II,103-113. 196. Ahzâb Sûresi 26-27. 229 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 229 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mekkelilerin Medine üzerine sald rma ihtimali Hudeybiye Bar sayesinde ortadan kalkm t. Peygamberimiz Hudeybiye Seferi nden dönüp Medine de bir ay kald ktan sonra Müslümanlar n Hayber in fethi için haz rlanmalar n emretti. Hayber, kaleleri sa lam, sava ç lar fazla ve ele geçirilmesi zor bir yerle im merkezi idi. Dolay s yla bu ehrin fethi, sebat ve sab r isteyen bir i ti. Bunun için Peygamberimiz Bizimle ancak cihada ra bet edenler gelsin buyurdu. slâm ordusunun yola ç kmas ndan önce Medine deki Yahudi kal nt lar ndan baz lar Müslümanlar huzursuz etmeye, vadesi gelmemi alacaklar n istemeye ba lad lar. 197 Medine deki münaf klar da Yahudilerle haberle erek Müslümanlar n gücü hakk nda bilgiler verdiler. Abdullah b. Übey, Hayber Yahudilerine meydan sava yapmalar n, korkmamalar n, ancak tedbirli olmalar n tavsiye etti. slâm ordusu yedinci hicrî y l n Muharrem ay sonlar na do ru (May s 628) Medine den hareket etti. Ordunun say s bin dört yüzü piyade, iki yüzü süvari olmak üzere bin alt yüz idi. 198 Habe istan dan gelen muhacirlerle, E arîler ve orduya sonradan kat lan Devsliler bu say ya dahil de ildir. Yaral lar tedavi etmek, yemek pi irmek ve Müslümanlara yard mc olmak üzere, içlerinde Ümmü Seleme, Safiye bint Abdülmuttalib ve Ümmü Eymen in de bulundu u yirmi Müslüman kad n da bu sefere kat ld. Müslümanlar n bu gücüne kar l k Hayber de tarihçi Yâkubî yirmi bin, 199 Vâk dî on bin 200 dü man askeri oldu unu bildirmektedir. Ancak yirmi bin rakam abart l olmal d r. slâm ordusunun yolculu u, yola ç k günü de dahil, dört gün sürdü. Hz. Peygamber in bu yolculukta E ca kabilesinden iki k lavuzu vard. Gece vakti Hayber e gelen Peygamberimiz, hücum için sabah olmas n bekledi. Çünkü o, prensip olarak geceleyin bir yere ans z n bask n yapmazd. 201 Sabahleyin tarlalar na gitmek üzere kalelerinden ç kan Yahudiler, slâm ordusunu görünce korkuya kap larak kalelere s nd lar. Medine ye 150 km. uzakl kta bulunan Hayber, Netât, kk ve Ketibe denilen ba l ca üç bölgeden ve bu bölgelerde bulunan hisarlardan ibaretti. Bu hisarlar n ismi öyledir: Naim, Sa b b. Muaz, Zübeyr, Übey, Nizar, Kamûs, Vatih, Merhab ve Sülâlim. Peygamberimiz karargâh önce Netât bölgesinin yak n na kurdu. Burada kar- l kl ok at yap ld. Buran n elveri siz olmas nedeniyle slâm ordusu Recî mevkiine (Mekke yak nlar ndaki Recî de il) nakledildi. Hz. Peygamber Yahudi- 197. Vâk dî, II, 634 vd. 198. Vâk dî, II, 689. 199. Yâkûbî, Târîhu l-ya kûbî, Beyrut ts., II, 56. 200. Vâk dî, I, 634, 637, 642. 201. bn Hi âm, II, 329. 230 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 230 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi leri slâm a davet etti; ancak onlar reddederek sava a karar verdiler. Gatafânl lar, Hayber in bir y ll k hurma mahsulüne kar l k dört bin askerle Yahudilere yard ma gelmi ler ve Hz. Peygamber in buraya ula mas ndan üç gün önce Hayber kalelerine yerle ip mevzilenmi lerdi. Ku atma esnas nda Hz. Peygamber Gatafânl lar n ba kan Uyeyne b. H sn a elçi göndererek, Hayber den çekilmeleri halinde buran n bir y ll k hurma mahsulünü (baz rivayetlerde yar s n ) vermeyi teklif etti. Ayn teklif Fezâre kabilesine de yap ld. Her ikisi de reddettiler. Ancak ku atma esnas nda ailelerinin yurtlar nda savunmas z oldu unu hat rlayarak endi eye kap ld lar ve derhal yurtlar na döndüler. 202 Uyeyne b. H sn, fetihten sonra Hz. Peygamber e gelerek dört bin askeriyle Hayber den tam ku atma esnas nda çekildi ini belirtmi ve Hayber ganimetlerinden pay istemi tir. Hz. Peygamber ise Yalan söylüyorsun diyerek bunu reddetmi ti. 203 Onlar n çekilip gitmeleri Yahudilerin moralini bozdu. Bu s rada Simak ad nda bir Yahudi slâm karargâh na gelerek, kendisine eman verilmesi kar l nda ehrin zay f noktalar hakk nda bilgi verdi. Bütün bu geli meler Hayber in fethinin kolayla mas na vesile oldu. Netât bölgesine yo unla t r lan hücum sonunda önce buradaki kaleler, onun ard ndan kk ve sonra da Ketibe bölgesindeki kaleler pe pe e fethedildi. En sonunda Kamûs kalesinin dü mesiyle Hayber in fethi sonuçland. Hayber in fethinde Hz. Ali nin büyük kahramanl klar görüldü. Hayber de Yahudiler, aralar nda Hz. Peygamber i zehirlemeye kalkan Zeyneb in babas Haris, Merhab, Üseyr, Yâsir, Âmir, Kinâne b. Ebû l-hukayk n da bulundu u doksan üç ölü, Müslümanlar ise on be ehit verdiler. 204 Hayber de ele geçirilen menkul ganimetlerin be te biri Hz. Peygamber e ve ganimet âyetinde belirtilenlere taksim edilmek üzere hazineye ayr ld. Be te dördü ise gazilere payla t r ld. Benî Nadîr den Huyey b. Ahtab n Medine den ç karken götürdü ü bir deve derisinin içini dolduracak miktardaki hazine uzun ara t rmalardan sonra bulundu. Hz. Peygamber alt n ve di er de erli madenlerden olu an bu hazineyi dul ve yoksul kad nlarla muhtaçlara da tt. Ganimet mallar aras nda bulunan Tevrat nüshalar Yahudilere iade edildi. Hz. Peygamber, Hayber arazilerinin i letilmesini slâm devletinin onlar ç karma haklar n n sakl tutulmas art yla ve y ll k hurma ve di er tar m ürünlerinin yar s n slâm devletine vermek kayd yla Yahudilere b rakt. 205 Hayber in Fethi Mekke mü riklerini endi e ve üzüntüye bo du; ancak ba ta Hz. Abbas olmak üzere 202. Vâk dî, II, 950-952; bn Hi âm, II, 230. 203. Vâk dî, II, 676. 204. Vâk dî, II, 700. 205. bn Hi âm, II, 337. 231 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 231 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 232 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 232 04.02.2014 10:38:11

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Mekke deki Müslümanlar ise sevindirdi. 206 Hayber in Fethi yle Yahudilerin Arap Yar madas nda siyâsî bir güç olmalar sona erdi; ekonomik güçleri de zay flad. Daha önce Müslümanlara kafa tutan, tehdit eden bir unsur olduklar halde, bundan böyle onlara vergi veren tebaa durumuna dü tüler. Hayber den elde edilen ganimet ve her y l gelen gelirler sayesinde slâm devletinin ekonomik gücü artt. Hayber in Fethi nden sonra burada birkaç gün kalan Hz. Peygamber i, Yahudi liderlerinden Sellâm b. Mi kem in kar s Zeyneb bint Hâris zehirlemeye te ebbüs etti. Bir koyun keserek k zart p güya ikram etmek maksad yla Hz. Peygamber i davet etti. Yan na Bi r b. Berâ y da alarak bu davete giden Hz. Peygamber daha ilk lokmada yeme in zehirli oldu unu farketti ve lokmay yutmadan geri ç kard. Fakat ayn sofrada bulunan Bi r b. Berâ, Hz. Peygamber e sayg s zl k olur dü üncesiyle a z na ald lokmay zorla yuttu ve zehirlenerek vefat etti. Zeyneb bint Hâris in k sas uygulanarak öldürüldü ü söylendi i gibi affedildi i de kaydedilir. 207 Hz. Peygamber Hayber in fethinde Yahudi liderlerinden Huyey b. Ahtab n k z Safiye yi (as l ad Zeyneb ) ba komutan hakk olarak kendisi ald. Onu slâm kabul edip kendisine e olmak ile, dininde kal p akrabalar n n yan na dönmek hususunda serbest b rakt. Safiye slâm tercih ederek Hz. Peygamber in zevceleri aras nda yer ald. 208 Bu arada içlerinde Ebû Hureyre nin de bulundu u Devsliler ve E arîler Hayber e geldiler. Hz. Peygamber sahâbîlerle isti are ederek onlara da ganimetten pay ay rd. ki gemi ile Necâ î nin yan n ndan gelen ve içlerinde Câfer b. Ebû Tâlib in de bulundu u Habe istan muhacirleri de Hayber e ula t lar. Peygamberimiz Hangisine sevinece imi bilemiyorum. Câfer in geli ine mi, yoksa Hayber in fethine mi? diyerek sevincini aç klad. Hayber in fethi Muharrem-Safer 7/May s- Haziran 628 de gerçekle ti. 209 Hz. Peygamber Hayber in fethinden sonra Vâdi l-kurâ üzerine yürüdü. Buradaki Yahudiler müstahkem kalelere s narak bir gün kadar direndiler. Fakat sonunda Hayber Yahudilerinin artlar na göre teslim oldular. Buna göre y ll k arazi mahsullerinin yar s n slâm devletine vergi olarak ödeyeceklerdi. Teymâ Yahudileri, Hayber, Fedek ve Vâdi l-kurâ da meydana gelen geli meleri duyunca Hz. Peygamber le cizye üzerine antla ma yapt lar. 206. bn Hi âm, II, 347. 207. Vâk dî, II, 677-678; bn Hi âm, II, 337-338. 208. Vâk dî, II, 707. 209. Hayber in fethi ve buna ba l geli melerle ilgili geni bilgi için bk. Vâk dî, II, 633-721; bn Sa d, II, 106-117; Taberî, III, 9-20. 233 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 233 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Son muhacir kafilesinin Habe istan dan dönü ü 234 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 234 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Hz. Peygamber Hayber in fethinden sonra Muhayyisa b. Mes ud u slâm a davet ve Hayber Yahudilerinin ak betini hat rlatmak maksad yla Fedek bölgesine gönderdi. Fedek halk topraklar n n yar s kar l nda Hz. Peygamber le anla mak istediler; bir bar antla mas gerçekle tirmek üzere Hz. Peygamber in huzuruna heyet gönderdiler. Peygamberimiz bu artlar kabul etti. Fedek bar yoluyla elde edildi i için arazisinin yar s Hz. Peygamber e tahsis edildi. 210 Hz. Peygamber in Yahudilerle ili kilerini ana hatlar yla ortaya koyduktan sonra, bu ili kilerin günümüze de k tutabilecek ekilde k sa bir de erlendirmesini yapmak istiyoruz. Peygamberimiz, Yahudileri ne pahas na olursa olsun Müslümanlarla birarada ya ayamayacak bir kitle olarak asla görmemi tir. Onun hedefi Yahudileri tamamen imha etmek veya slâm hakimiyeti alt ndaki topraklar n d na göndermek de de ildi. ayet öyle olsayd Hayber ve çevresindeki Yahudileri ortadan kald r r veya onlar slâm hakimiyeti alt nda bulunan topraklar n tamamen d na sevkederdi. Halbuki böyle hareket etmemi, Müslümanlar n güçlü oldu u bir dönemde ad geçen Yahudileri yerlerinde b rakm t r. Yedinci hicrî y l n ba nda gerçekle en Hayber in fethinden, kendisinin vefat tarihi olan onbirinci hicrî y la kadar dört y l a k n bir süre zarf nda Müslümanlarla Yahudiler birarada ya ama tecrübesinin güzel örne ini vermi lerdir. Üstelik yar madan n daha ba ka yerlerinde, mesela Yemen de ve hatta Medine de bile antla mal olan, Müslümanlar n zimmeti ve himayesi alt nda Yahudiler ya amaktayd. 211 Kurayza Gazvesi nden on be ay kadar sonra gerçekle en Hayber in fethine giderken Hz. Peygamber in yan nda Medine Yahudilerinden on ki i bulunuyordu. 212 Sürgün veya imha edilen Yahudiler de antla may bozuncaya kadar Medine içinde Müslümanlarla birlikte ya yorlard. Demek ki Peygamberimiz do ru dürüst yerinde duranlara ses ç karmam t r. Fakat, olaylar anlat rken de temas etti imiz gibi Medine nin içindeki Yahudileri, Müslümanlar n güçlü dü manlar olan mü riklerle i birli i yapt klar, tehdit unsuru haline geldikleri, devlet otoritesini ve sosyal bar hiçe sayd klar için ehirden ç karm veya ortadan kald rm t r. Hemen yan ba nda kendisinin can, mal ve namus güvenli ini tehdit eden birer kitle haline geldikleri için bir arada ya amak art k imkans z hale gelmi tir. ayet antla may bozmasalard, mü riklerle i birli i yapmasalard, sava suçu i lemeselerdi ve Müslümanlar n can güvenli ini tehdit eden birer unsur haline gelmeselerdi belki Medine deki Yahudi kabileleri de yerlerinde b rak labilirlerdi. 213 210. Vâk dî, II, 706-707; bn Hi âm, II, 343. 211. Vâk dî, II, 634-635. 212. Vâk dî, II, 684. 213. Hz. Peygamber in Yahudilere kar uygulamalar n gördükten sonra, on dört as rl k slâm tarihi boyunca Müslümanlarla Yahudiler aras nda geli en ili kilere k sa bir göz atmakta fayda görüyoruz. slâmiyet in do u undan XX. yüzy l n ortalar na kadar Yahudiler, Hristiyan dünyas 235 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 235 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 3- Hristiyanlarla li kiler a- Genel Bilgiler Müslümanlar n Hristiyanlarla ili kileri slâm n Mekke döneminde ba lam t r. Varaka b. Nevfel in Hristiyanl kla alâkas bulundu unu, ilk vahiyden sonra Hz. Peygamber in Varaka b. Nevfel ile görü tü ünü ve ba ndan geçeni ona anlatt n ; Müslümanlar n halk ve idarecileri Hristiyan olan Habe istan a hicret etti ini; Rebia n n o ullar n n kölesi Ninoval Addas n Taif yolculu u dönü ünde Hz. Peygamber in huzurunda slâm kabul etti ini daha önce, Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamberli inin Mekke dönemini ele al rken görmü tük. Bunlar n d nda Mekke döneminde Hristiyan Bizansl lar ile Mecusî Sâsânîler aras ndaki mücadeleleri Mekke mü riklerinin yan nda Hz. Peygamber ve Müslümanlar da yak ndan takip etmi lerdir. Bu mücadelelerin seyri özet olarak öyledir: Sâsânîler 611 y l nda Antakya y, 614 te Kudüs ü ve 619 da M s r ele geçirmi lerdi. Bunun üzerine Mekke mü rikleri kendileri gibi çok tanr l dine sahip ranl lar n Hristiyan Bizansl lara galip gelmesine sevinmi ler; Müslümanlar ise üzülmü lerdi. Hatta mü rikler daha da ileri giderek ate perest ranl lar n kitap ehli olan Bizansl lara galip geldikleri gibi, kendilerinin de Müslümanlara üstün geleceklerini söylemeye ba lam lard. Bunun üzerine Rûm Sûresi nâzil olmu, Bizansl lar n bu yenilgiden sonra bir kaç (3-9) y l içinde galip gelecekleri bildirilmi ti. Müslümanlar Kur an- Kerim in bu haberine çok sevinmi ler, mü rikler ise inanmam lard. Hz. Ebû Bekir ile mü riklerden Übey b. Halef bahse giri mi lerdi, anla man n son ekline göre Rûmlar ranl lar 9 y l içinde yenerse Übey b. Halef Hz. Ebû Bekir e yüz deve verecek, ayet ranl lar Rûmlar yenerse Hz. Ebû Bekir Übey b. Halef e yüz deve verecekti. Gerçekten k sa bir müddet sonra kendini toparlayan Herakleios düzenledi i bir seferle ranl lar F rat n gerisine püskürttü. 622 ila 627 y llar aras nda Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan i gal ederek Mezopotamya ya girdi; Tebriz de ate tap na n y kt. Bizansl lar n ilk zaferi Bedir Sava s ralar na, son zaferi ise Hudeybiye Antla mas ndan birkaç ay öncesine rastlar. Bizans n ran a galip geldi i s rada Übey b. Halef ölmü tü. Hz. Ebû Bekir onun varislerinden yüz deveyi al p Hz. Peygamber in emriyle fakirlere da tt. taraf ndan iddet ve bask ya maruz b rak lm lar; buna kar l k Müslümanlar taraf ndan müsamaha görmü lerdir. Mesela Suriye bölgesinde ya ayan ve Hristiyan Bizans n iddet ve bask s na maruz kalan Yahudiler ilk slâm fetihleri esnas nda Müslüman fâtihleri kurtar c olarak görmü ler ve kendilerine yard mc olmu lard r. Yahudiler, zaman zaman çe itli Avrupa ülkelerinden, daha güvenli hayat artlar na sahip olabilecekleri Kuzey Afrika ve Osmanl topraklar na göç etmi ler ve bu meyanda II. Murat zaman ndan itibaren Türkiye ye yerle mi lerdir. Bu durum Osmanl lar n son zamanlar na kadar devam etmi tir. Sonuç olarak, Müslümanlar n ve özellikle Türk- slâm dünyas n n tarih boyunca Yahudilere ho görülü davrand n ve hatta Hristiyanlara kar onlar korudu unu görüyoruz. 236 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 236 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi Hz. Peygamber in Medine ye hicret etti i s rada burada önemli say da Hristiyan bulundu u görülmemektedir. Ancak Medine de Ebû Âmir er-râhib ad nda ve Hz. Peygamber in fâs k dedi i bir papaz n varl bilinmektedir. Bu ah s, hicretten sonra Medine yi terkedip Mekke ye yerle mi tir. Orada mü riklerle i birli i yapm, etraf na toplad ki ilerle Uhud Sava nda Müslümanlara kar sava m t r. Hz. Peygamber Hudeybiye Bar ndan sonra birçok devlet ba kan na ve bu meyanda Hristiyan olan Bizans, M s r, Habe istan hükümdarlar na slâm a davet mektuplar göndermi tir. Bizans mparatoru Herakleios slâm la ilgilenmi ; M s r Mukavk s Hz. Peygamber in elçisine iyi davranarak kendisine çe itli hediyeler göndermi tir. Habe istan hükümdar n n da slâm a girdi i söylenmektedir. Hz. Peygamber Haris b. Umeyr el-ezdî yi bir mektupla Bizans a ba l Busrâ valisine göndermi tir. Elçi Mûte ye var nca Bizans n bir di er valisi urahbil b. Amr el-gassânî taraf ndan yakalanm ve öldürülmü tür. Hâris Hz. Peygamber in öldürülen tek elçisidir. Bu olay Rasûlullah son derece üzmü tür. b- Mûte Sava (8/629) Bizansl lar ile Müslümanlar aras nda yüzy llar boyu sürecek olan silahl mücadeleler Mûte Sava ile ba lam t r. Peygamberimiz hicretin sekizinci y l Rebiulevvel ay nda içlerinde Ka b b. Umeyr el-g fârî nin bulundu u on be ki ilik bir heyeti Belkâ ya bir gecelik mesafedeki Zâtu Atlah a bölge halk n slâm a davet için göndermi ti. Ancak heyet üyeleri oka tutularak hepsi ehit edilmi ler; yaln zca yaral olarak kurtulan Ka b Medine ye dönebilmi tir. Bu olaya çok üzülen Hz. Peygamber onlar n üzerine bir ordu göndermeyi dü ünmü ; ancak bölge halk n n ba ka yere gittiklerini ö renince bundan vazgeçmi ti. 214 Bir yandan, biraz önce bahsedilen ehit Hâris b. Umeyr in, di er yandan Zâtu Atlah ta öldürülen Müslümanlar n maruz kald hukuk ihlâline kar l k vermek üzere Hz. Peygamber, üç bin ki ilik bir ordu haz rlad ve kumandanl a Zeyd b. Hârise yi tayin etti. Zeyd ehit dü tü ü takdirde Câfer b. Ebû Tâlib in, onun ehit olmas halinde de Abdullah b. Revâhâ n n kumandan olmas n, Abdullah da ehit olursa aralar ndan birini komutan seçmelerini, elçisinin ehit edildi- i yere kadar ilerlemelerini emretti. Orduyu Seniyyetü l-vedâ ya kadar u urlad. Müslümanlardan, bölge halk n slâm a davet etmelerini; kabul ettikleri takdirde sava mamalar n ; aksi takdirde Allah a s n p onlarla sava malar n istedi. Ayr ca Müslümanlara sözlerinde durmalar n, a r gitmemelerini; çocuklar, 215 kad nlar, 214. Vâk dî, II, 752-753. 215. Hz. Peygamber in, slâm ordusunu Mûte ye gönderirken çocuklar n (ve genel olarak sivillerin) korunmas konusunda verdi i bu talimat son derece önemlidir. Her eyden önce bu talimat, çocuklar n öldürüldü ü bir cahiliye ortam n n akabinde, çocuk haklar n n n en ba nda yer 237 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 237 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ya l lar ve manast rlara çekilmi kimseleri öldürmemelerini; hurmal klara zarar vermemelerini, a açlar kesmemelerini ve binalar yakmamalar n tembih ve tavsiye etti. 216 slâm ordusunun Medine den ayr l p kuzeye do ru ilerledi ini ö renen urahbil b. Amr el-gassânî, karde i Sedûs u bir orduyla onlara kar sevketti. Meydana gelen sava ta Sedûs un öldürülmesi üzerine urahbil korkarak kalesine s nd. Müslümanlar yollar na devam ederek Maân a kadar ilerlediler ve burada karargâh kurdular. O s rada Bizans mparatoru Herakleios un Beliy kabilesinden Mâlik b. Zâfile kumandas alt nda Behrâ, Vâil, Bekir, Lahm ve Cüzâm gibi Arap kabilelerinden olu an yüz bin (baz kaynaklarda yüz bini Rumlardan ve yüz bini de ad geçen Hristiyan Arap kabilelerinden olmak üzere toplam iki yüz bin) ki- ilik bir ordunun ba nda Maâb a geldi ini ö rendiler. Müslümanlar Maân da iki gün kalarak ne yapmalar gerekti ini görü tüler. Baz lar, Bizansl lar n büyük bir orduyla geldiklerinin Hz. Peygamber e bildirilmesini ve ondan gelecek habere göre hareket edilmesini teklif ettiler. Abdullah b. Revâha söz alarak, kendileri aç s ndan asker, silah ve binek say s n n çoklu unun önemi olmad n örnekler vererek anlatt ; sava mak gerekti ini, ya zafer kazanacaklar n veya ehadete ula acaklar n dile getirdi. Sonunda sava a karar verildi. Maân dan ayr lan slâm ordusu, sava n cereyan edece i Mûte ye giderek sava düzenine geçti. Sava ta Zeyd b. Hârise nin ehit dü mesi üzerine sanca Câfer b. Ebû Tâlib ald. O da kahramanca çarp t ktan sonra ehit olunca sanca a Abdullah b. Revâha sahip ç kt. O da ehit dü ünce Müslümanlar sanca n Halid b. Velid e verilmesini kararla t rd lar. Halid sanca al r almaz dü man üzerine sald rmaya karar verdi. Bu s rada ak am olmas na ra men onun bu hareketi tesirini gösterdi. slâm ordusunun sa kanat komutan Kutbe b. Katâde, Hristiyan Araplar n komutan Mâlik b. Zâfile yi öldürdü. Müslümanlar Halid b. Velid in etraf nda toplanarak pekçok dü man askerini öldürdüler. Geceleyin sava a ara verildi. Dü man ordusunun say ca üstün olu unu göz önüne alan Halid b. Velid de i ik bir taktik uygulamaya karar verdi. Ordunun sa kolundaki askerleri sola, solundakileri sa a, öndekileri arkaya ve arkadakileri öne alarak, dü man n, Müslümanlar n geceleyin yard m ald klar n sanmalar n planlad. Esas nda onun as l hedefi, dü man n maneviyat n sarst ktan ve iddetli bir hücum ile onlar alan can güvenli ini içermektedir. Bunun yan s ra, orduyu ehl-i kitab n oturdu u bölgelere gönderirken bu talimat vermesi ayr ca anlaml d r. Bu da aç k bir ekilde ortaya koymaktad r ki, onun nazar nda rk ve din fark gözetilmeksizin çocuklar n can güvenli i sa lanmal d r. Oysa, 2001 y l itibar yla, son 10 y l içinde dünyada sava lar yüzünden 2 milyon çocuk katledilmi, 6 milyon çocuk da yaralanm, ya da ciddi bir ekilde sakatlanm t r (Bk. Ramazan Özey, Günümüz Dünya Sorunlar, stanbul 2001, s. 123.). 216. Vâk dî, II, 757-758. 238 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 238 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi y ld rd ktan sonra, slâm ordusunu yok olmaktan kurtar p emniyet içerisinde geri çekmekti. Dü man askerleri ertesi sabah kar lar nda de i ik askerleri görünce a rd lar ve maneviyatlar sars ld. slâm ordusu ani bir hücumdan sonra geri çekildi. Halid in plan hedefine ula t. Dü man askerleri Müslümanlar takip etmeye cesaret edemediler. Halid in kendilerini çöle çekip orada sava mak istemesinden endi e ettiler. Sonunda iki ordu birbirinden ayr ld. slâm ordusu Medine ye döndü. Peygamberimiz ve Medine de bulunan Müslümanlar, hatta çocuklar, onlar Cürf mevkiinde kar lad lar. Baz lar onlara, firar edenler anlam na gelen ferrâr veya fürrâr diye hitap ettiler ve so uk kar lad lar. Mûte sava ndan dönen gâziler, Medine deki Müslümanlar n kendilerini so uk kar lamalar yüzünden utançlar ndan evlerinden ç kamaz hale geldiler. Peygamberimiz ise onlar n firârî olmad klar n bildirdi. Kendilerine, döne döne hamle yapan sava ç anlam nda kürrâr (veya kerrâr) denilmesini emretti. Onlara teker teker haber göndererek kendilerinin firârî de il, döne döne hamle yapan sava ç olduklar n bildirdi. 217 Kaynaklarda Mûte Sava n n Bizans ordusunun yenilgisiyle sonuçland n belirten rivayetler bulundu u gibi, 218 Müslümanlar aç s ndan yenilgi olarak de- erlendiren ifadeler de mevcuttur. 219 u kadar var ki bu sava, Halid b. Velid in sava t bölgedeki dü man askerlerinin yenilmesi ve Müslümanlar n az (sekiz, on bir veya on be ki i) kay p vererek geri çekilmesi sonucunda elde edilmi bir ba ar olarak kabul edilmelidir. Bizans ordusu tamamen ma lup olmamakla birlikte, sava n Müslümanlar aç s ndan zaferle sonuçland n söylemek mümkündür. Nitekim Hz. Peygamber in de erlendirmesinden de bu anla lmaktad r. Mûte Sava ile Halid b. Velid ve Müslümanlar Bizans ordusunu, onlar n sava taktiklerini ve silahlar n yak ndan tan m oldular. Bu tecrübenin, ilerideki y llarda gerçekle ecek fetihler esnas nda faydas olacakt r. Ayr ca Suriye ve Filistin deki Araplar Müslümanlar n iman n n gücünü ve kahramanl klar n görmü ler, onlar tan maya ba lam lard r. Hz. Peygamber bu sava ta Halid b. Velid e Seyfullah (Allah n k l c ) lakab n vermi tir. 220 Bu sava ta Müslümanlar, Hz. Peygamber in yak nlar n, slâm a çok büyük hizmetleri geçmi ahsiyetleri, Hz. Peygamber in yak n dostu Zeyd b. Hârise yi; amcas n n o lu ve daha bir y l önce Habe istan dan dönmü olan Cafer b. Ebû Tâlib i ve ensar n büyük airi Abdullah b. Revâha y kaybettiler. Bu kay plar 217. Vâk dî, II, 765. 218. bn Sa d, II, 130. 219. Makrîzî, s. 349. 220. Mûte sava için ayr ca bk. bn Hi âm, II, 373-389; bn Sa d, II, 128-130; Buhârî, V, 86-88; Taberî, III, 36-42; bn Abdilber, Dürer, 209-210; bn Seyyidinnâs, II, 208-213. 239 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 239 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mute Sava n n meydana geldi i bölgeden görüntüler 240 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 240 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi hem onlar hem de Hz. Peygamber i üzdü ve a latt. Peygamberimiz, sava ta ehit dü en Câfer in ailesinin üzüntülü oldu unu belirterek onlar için yemek haz rlanmas n istedi. 221 c- Tebük Seferi (9/630) Suriye den gelen baz tüccarlar, Bizans mparatorunun, Hristiyan Arap kabilelerinin de deste ini alarak Müslümanlara kar sava haz rl na ba lad na dair Medine ye baz haberler getirdiler. Bunun üzerine Peygamberimiz, Eslem, G fâr, Cüheyne, E ca ve Süleym gibi di er Arap kabilelerinin de kat ld otuz bin ki ilik bir ordu haz rlad. O, genellikle sefer için gidece i yeri gizli tuttu u halde bu sefere ç karken hedefinin Bizans ordusu oldu unu aç kça beyan etti. Çünkü yol uzun, dü man güçlü ve kalabal k, hava da s cakt. Hurmalar olgunla m t. Halk n meyvelerin alt nda, a açlar n gölgesinde oturmaktan ho land bir zamand. Bu seferin tesadüf etti i zamana Kur an dilinde güçlük zaman ( Sâatü l-usre), o nedenle de bu sefere güçlük Gazvesi ( Gazvetü l-usre), orduya da güçlük ordusu ( Cey ü l-usre) denilmi tir. A a daki âyetler sefer öncesinde baz Müslümanlar n tutum ve davran lar n yans tmaktad r: Ey inananlar! Size ne oldu? Allah yolunda sava a ç k n denilince yere y l p kald n z. Ahiret yerine dünya hayat na m raz oldunuz? Oysa dünya hayat n n geçimli i ahirete göre pek azd r. E er sava a ç kmazsan z Allah sizi elem verici bir azap ile cezaland r r ve yerinize sizden ba ka bir kavim getirir; siz sava a ç kmamakla ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her eye kâdirdir. E er siz Muhammed e yard m etmezseniz, bilin ki, inkâr edenler onu, iki ki inin ikincisi olarak yurdundan ç kard klar nda, Allah ona yard m etmi tir. Hani o, ma arada arkada na Üzülme; Allah bizimledir diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sa layan) emniyetini indirdi. Görmedi iniz askerlerle onu destekledi ve inkâr edenlerin sözünü alçaltt. Allah n sözü en üstündür. Allah yücedir, bilgedir. Hafifiyle, a r yla hepiniz yola koyulun ve Allah yolunda mallar n zla, canlar n zla cihad edin. E er bilirseniz bu sizin için daha hay rl d r. 222 Baz bedevîler özür beyan ederek sefere kat lmak istemediler. Onlar hakk nda nâzil olan âyette, kendilerinin bu sefere kat lmamak için bahane ileri sürmek üzere Hz. Peygamber in huzuruna geldikleri ve sefere kat lmamalar n n uygun bir davran olmad öyle ifade edilmektedir: Bedevîlerden, mazeretleri oldu unu iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler... 223 Ayn ekilde seksen küsür münaf k gelip, mazeretleri olmad halde yalandan özür beyan ederek izin istediler. Bunun üzerine u ayetler nâzil olarak onlara izin veren Hz. 221. Vâk dî, II, 766; bn Hi âm, II, 381. 222. Tevbe Sûresi 38-41. 223. Tevbe Sûresi 90. 241 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 241 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Peygamber i ikâz etti: E er yak n bir dünya mal ve kolay bir yolculuk olsayd, sana uyup pe inden gelirlerdi. Fakat me akkatli bir hedef onlara uzak göründü. Bir de Gücümüz yetseydi sizinle beraber ç kard k diye Allah a yemin ederek kendilerini helak ediyorlar. Halbuki Allah onlar n yalan söylediklerini biliyor. Seni Allah affetsin! Do ru söyleyenler sence belli olup yalanc olanlar ö renmeden niye onlara izin verdin? 224 Tevbe Sûresi nde münaf klar n Tebük Seferi ile ilgili tutumlar ndan ve psikolojik durumlar ndan bahseden ba ka âyetler de vard r. Peygamberimiz zengin sahâbîleri Tebük Seferi ne binek ve yiyecek temin etmeleri için te vik etti. Hz. Osman, Abbas b. Abdülmuttalib, Abdurrahman b. Avf gibi Müslümanlar büyük ölçülerde ba ta bulundular. Hz. Ebû Bekir, tamam dört bin dirhemden ibaret olan paras n n hepsini, Hz. Ömer ise mal n n yar s n ba lad. En büyük ba Hz. Osman yapt. O, ordunun üçte birini donatt. 225 Bu arada baz göz ya art c olaylar da ya and. Tebük Seferi ne ç kmay çok arzulad klar halde fakirlikleri sebebiyle binek bulamayan baz sahâbîler Hz. Peygamber e müracaat ederek ondan kendilerine binek temin etmesini istediler. Yedi ki i olan bu grup kendilerine binek temin edilememesi üzerine orduya kat lamayacaklar n anlay nca a r derecede üzülüp gözya döktüler. Bu ki iler Müslümanlar aras nda Bekkâîn (çok a layanlar) diye an lm lard r. Bu davran lar ndan dolay haklar nda ayet inmi ve kendilerinin bu durumdan dolay sorumlu olmad klar ; sorumlulu un ancak zengin olduklar halde Peygamber den izin isteyenlere ait oldu u bildirilmi tir. 226 Onlar n bu durumlar baz sâhâbîleri harekete geçirmi, bn Yâmîn b. Umeyr ve Abbas b. Abdülmuttalib iki er ki inin, Hz. Osman da geri kalan üç ki inin binek ve yiyeceklerini temin ederek kendilerinin slâm ordusuna kat lmalar n sa lam lard r. 227 slâm ordusu Huzâa kabilesinden Alkame b. el-fa vâ adl sahâbînin k lavuzlu unda yola ç karak Medine ye 778 km. uzakl kta 228 ve Sûriye yolu üzerinde bulunan Tebük e kadar ilerledi ve orada karargâh kurdu. Herakleios o s rada Humus ta bulunuyordu. Bu sefer esnâs nda slâm ordusu dü manla kar la mad ; dolay s yla çarp ma da meydana gelmedi. Bizans n Müslümanlara kar herhangi bir ordu haz rlamad ve Medine ye ula an haberlerin do ru olmad anla ld. Hz. Peygamber am taraf na ilerleyip ilerlenmemesi konusunda sahabenin görü lerine ba vurdu. Hz. Ömer E er yürümekle emrolundunsa yürü! dedi. Hz. Peygamber E er emir alsayd m bu konuda size dan mazd m kar - 224. Tevbe Sûresi 41-43. 225. Vâk dî, III, 991. 226. Tevbe Sûresi 92-93. 227. Vâk dî, III, 993-995; bn Hi âm, II, 518-519. 228. M. Muhammed Hasan ürrâb, el-meâlimü l-esîre fi s-sünne ve s-sîre, Beyrut 1991, s. 69. 242 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 242 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi l n verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer u sözleriyle görü ünü dile getirdi: Yâ Resûlallah! Rumlar çok kalabal kt rlar. Oralarda Müslümanlardan tek ki i bile yoktur. Gördü ün gibi onlara yakla t n. Senin yakla man onlar korkutmu tur. Uygun görürsen bu y l geri dön. Yahut Yüce Allah bu konuda bir emir bildirir. Bunun üzerine Hz. Peygamber Tebük ten ileri geçmedi. Tebük Seferi esnas nda, çevredeki yerle im alanlar nda oturanlar slâm hakimiyetine girdiler. Hz. Peygamber, ço unda Hristiyanlar n, baz s nda ise Yahudilerin ya ad Cerbâ, Eyle (Bugünkü Akabe), Ezruh, Maknâ ve Maân bölgelerine birlikler göndererek bu bölgelerin halk n slâm a davet etti. Onlar n temsilcileri Tebük te bulunan Hz. Peygamber in yan na geldiler. slâm kabul etmemekle birlikte y ll k cizye ödemeye raz olarak slâm devletinin tebaas olmay kabul ettiler. Peygamberimiz bu yerle im merkezlerinin herbiri için antla ma metni yazd rarak kendilerine verdi. Ayr ca Halid b. Velid in emrine dört yüz süvari vererek önemli bir merkez olan Dûmetülcendel e gönderdi. Halid oran n Hristiyan yöneticisi Ukeydir b. Abdülmelik i yakalayarak Hz. Peygamber in huzuruna getirdi. Ukeydir in cizye ödemeyi kabul etmesi üzerine Dûmetülcendel de slâm devletinin hâkimiyetine girdi. Ukeydir de Dûmetülcendel e geri gönderildi. Tebük Seferi dolay s yla, Ehl-i Kitapla ili kilerde önemli yer tutan bir hususa i aret etmek yerinde olacakt r. Bu seferin haz rl klar esnas nda, sefer s ras nda ve sonunda Kur an- Kerim in Tevbe (Berâe) Sûresinin baz âyetleri nâzil oldu. Hz. Peygamber Tebük te bulundu u esnada kendilerine davetçiler gönderdi i Ehl-i Kitap mensuplar na, bu sûrenin 29. âyetinin hükümlerini tatbik etmeye ba lad. Buna göre Ehl-i Kitab a dahil olan zümrelere Müslüman olmalar teklif edilir. Daveti kabul ederlerse Müslüman olurlar; ayet kabul etmeyip kendi dinlerinde kalmak isterlerse slâm devletine cizye ödemeleri istenir. Cizye ödemeyi kabul ederlerse devletin tebaas olurlar. O takdirde canlar, mallar, rz ve namuslar ile din ve mabetleri slâm devletinin himayesine al n r. Kendilerine Zimmî denir. slâm ordusu Medine ye döndü ünde halk sevinç içinde Seniyyetü l-vedâ ya ko arak orduyu kar lad. Hz. Peygamber Mescid e girip iki rek at namaz k ld. Sonra Mescid de oturdu. Bu arada Tebük Seferi ne i tirak edemeyip Medine de kalan seksen civar nda sahâbî birer birer gelerek özür beyan ettiler. Peygamberimiz onlar n ifadelerini esas alarak ve iç yüzlerini Allah a havale ederek mazeretlerini kabul edip kendileri için isti farda bulundu. Ancak sefere kat lmayan Ka b b. Mâlik, Mürâre b. Rebî ve Hilâl b. Ümeyye adl sahâbîler yolculuklar na engel te kil eden bir mazaret ortaya koyamad lar. Bunun üzerine Peygamberimiz ve Müslümanlar bu üç ki iyle elli gün süreyle irtibatlar n kestiler. Sonunda onlar n affedildiklerine dair âyet nâzil oldu. Bu âyetin 243 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 243 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 244 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 244 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi meâli öyledir: Ve (seferden) geri b rak lan üç ki inin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü geni li ine ra men onlara dar gelmi, vicdanlar kendilerini s kt kça s km t. Nihayet Allah tan (O nun azab ndan) yine Allah a s nmaktan ba ka çare olmad n anlam lard. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onlar n tevbesini kabul etti. Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir. 229 Görülüyor ki, mazeretleri olmad halde Tebük Seferi ne kat lmayan bu üç ki inin, ihmal sonucu da olsa, Hz. Peygamber in emrini yerine getirmemeleri ve gerekli durumlarda toplumla birlikte hareket etmemeleri, affedildiklerine dair haklar nda âyet inene kadar, d lanmalar na yol açm t r. d- Necran Hristiyanlar Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamber olarak görevlendirildi i VII. mîlâdî yüzy l ba lar nda, Mezhic kabilesinin bir kolu olan Benî Hâris b. Ka b (Belhâris) kabilesinin ya ad Necran bölgesinde kalabal k bir hristiyan topluluk oturuyordu. Heyetler y l (Senetü l-vüfûd) diye me hur olan 9. hicrî y lda (630-631) Necranl hristiyanlar, Hz. Muhammed (s.a.s.) in bir mektubunun kendilerine ula mas üzerine heyet halinde Medine ye geldiler. Hz. Peygamber bu mektubunda onlar slâm a davet ediyor, ayet kabul etmezlerse cizye vermelerini, onu da kabul etmezlerse kendileriyle sava laca n bildiriyordu. Necranl Hristiyanlar, bu mektup üzerine ondördü ileri gelenlerinden ve idarecilerinden olmak üzere altm ki ilik bir heyeti Medine ye gönderdiler. Bunlar aras nda âkibleri Abdulmesîh, uskuflar Ebû Hârise b. Alkame, seyyidleri el- Eyhem de vard. Âkib, Necranl lar n emîri ve halk meclisinin ba kan ; uskuf, dini liderleri, papaz ve bilginlerin ba ; seyyid ise ticaret ve seyahat i leri ba kan d r. Necran heyeti bir ikindi vakti Medine ye gelerek Mescid-i Nebevî ye girdiler. Hz. Peygamber ashab ile henüz ikindi namaz n k lm t. Bu s rada ibadet vakitleri gelen Hristiyanlar do uya yönelerek ibadet etmeye haz rland lar. Baz sahâbiler bunlara engel olmak istediler. Fakat Hz. Peygamber onlar n serbest b rak lmas n ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsade edilmesini emretti. Necran heyeti ad na konu an Ebû Hârise ile Abdulmesîh i slâm a davet etti. Onlar Biz senden önce Müslüman olduk diye cevap verdiler. Hz. Peygamber Yalan söylüyorsunuz. Sizi slâmiyeti kabulden üç ey, domuz eti yemeniz, haç a tapman z 229. Tevbe Sûresi 118. Tevbe Sûresinin Tebük seferi ile ilgili âyet-i kerîmelerinden bir k sm n konuyu ele al rken metin içinde ya meal olarak veya ifade etti i anlam itibar yla kaydetti imiz için ilgili di er âyetleri ayr ca toplu olarak kaydetmedik. Tebük seferinin Kur an a yans mas konusunda toplu bilgi için a a daki eserlere bak labilir: Vâk dî, III, 1060-1076; Makrîzî, s. 489; lhami Güler-Ömer Özsoy, s, 683-686. Tebük seferi hakk nda geni bilgi için verdi imiz kaynaklar d nda ayr ca bk. bn Sa d, II, 165-168; Buhârî, V, 128-136; Taberî, III,!00-111; bn Abdilber, Dürer, s. 238-246; bn Seyyidinnâs, II, 292-305; Makrîzî, s. 445-488. 245 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 245 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ve Tanr n n o lu bulundu una inanman z al koymaktad r eklinde kar l k verdi. Necranl lar O halde sa n n babas kim? diye sordular. Hz. Peygamber bu soruya vahyi beklemek niyetiyle cevap vermeyip sustu. Bu arada Hz. sa n n ahsiyeti ve Hristiyanl k hakk nda bilgilerin yer ald Âl-i mran Sûresi nin ba ndan itibaren seksenden fazla âyet nâzil oldu. Hz. sa hakk ndaki soruya bu sûrenin 59. âyetinde Hz. sa n n babas z dünyaya geli ine Hz. Âdem in yarat l örnek gösterilerek cevap verilmektedir. Hz. Peygamber Âl-i mrân Sûresinin 59-61. âyetlerini Necran heyeti mensuplar na okuduktan sonra onlar mübaheleye (kar l kl lanetle meye) davet ederek E er size söylediklerimi inkar ederseniz, geliniz sizinle mübahele edece im dedi. Mübahele dinî bir konunun kar l kl konu mak suretiyle halledilmesi imkans z hale gelince, meseleyi çözümlemek için her iki taraf n haks z olan n Allah n lanetine u ramas için Allah a dua ve niyazda bulunmalar d r. Mübâhele ayetinin meali öyledir: Art k sana bu ilim geldikten sonra kim seninle onun hakk nda münaka a etmeye kalkarsa de ki: Geliniz o ullar m z ve o ullar n z, kad nlar m z ve kad nlar n z, kendimizi ve kendinizi ça ral m sonra can-u gönülden ibtihal ile dua edelim. Allah n lanetini yalanc lar n boynuna geçirelim. 230 Hz. Peygamber yan na Hz. Fât ma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ali yi alarak Necranl hristiyanlar n kar s na ç kt ve kendilerini kar l kl lanetle meye davet etti. Onun bu teklifi kar s nda Necranl lar durumu aralar nda görü mek üzere müsade istediler. Sonunda Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamber oldu unu bildiklerinden mübahele yapmamaya karar verdiler. Kendi dinlerinde kalmak istediklerini ve cizye vermeye raz olduklar n bildirdiler. Hz. Peygamber in bu teklifi kabul etmesi üzerine, bin tanesi Receb, di er bini de Safer ay nda olmak üzere y lda iki bin kat elbise vermeleri art yla bir antla ma kaleme al nd. Aralar nda mâli konularda ihtilafa dü tükleri zaman Necranl lara hakemlik yapmak üzere Ebû Ubeyde b. Cerrâh bölgeye gönderildi. 231 Görüldü ü üzere Peygamberimiz döneminde Hristiyanlarla ili kilerin gerginle mesine Hristiyanlar taraf ndan Müslüman elçinin ve davet heyetinin öldürülmesi yol açm t r. Ayr ca Hristiyan bölgelerinden sald r haberlerinin gelmesi Medine de sürekli tedirginlik meydana getirmi tir. Dolay s yla Peygamberimiz döneminde kuzeye tertiplenen seferlerin sebebi, Hristiyanlar taraf ndan i lenen uluslararas hukuk ihlalinin cezaland r lmas na ve Hristiyan dünyas ndan gelecek sald r lar önlemeye yöneliktir ve hedefleri bellidir. Nitekim Mûte Seferi nde ve Hz Peygamber in bizzat kat ld Tebük Seferi nde kuzeydeki Hristiyan yer- 230. Âl-i mrân Sûresi 61. 231. Buhârî, V, 120; Makrîzî, s. 502; Mustafa Fayda, Hz. Muhammed in Necranl Hristiyanlarla görü mesi ve mübâhele, A. Ü. slam limleri Enstitüsü Dergisi, II, s143-149, Ankara 1975. 246 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 246 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed in İslâm a ve Müslümanlara Yönelik Saldırılarla Mücadelesi le im merkezlerine geli igüzel sald r larda asla bulunulmam t r. Bu ikincisinde tam tersine birtak m yerle im merkezleri bar yoluyla slâm hakimiyetine girmi tir. Hatta Hristiyanlar n güvenlikleri teminat alt na al nm t r. Yoksa Müslümanlar salt intikam için o bölgeye gitmi olsalard bölge farkl uygulamalara sahne olurdu. Sonuç olarak denilebilir ki, Hz. Peygamber in Hristiyanlarla ilgili politikas na bar hâkimdi. Nitekim Necran Hristiyanlar ile ili kilerde de bu durum aç kça kendini göstermektedir. 232 232. Dört halife döneminden itibaren gerçekle en fetihlerle birlikte slâm, Hristiyanlar n hakim oldu u topraklarda büyük ölçüde yay ld. Bu fetihler esnas nda Irak, Suriye ve M s r da çok aç k bir ekilde görüldü ü gibi bar politikalar n n sava tan çok daha fazla yer tuttu u mü ahede edilmektedir. Fakat konuya Hristiyanlar aç s ndan bak ld nda, bunun askerî yönden ma lubiyet oldu u bir gerçektir. Bu ma lubiyet kar s nda slâm dünyas na kar önce sözlü, daha sonra da Haçl seferleri gibi askerî sald r ya geçilmi tir; ancak Hristiyan dünyas Haçl seferlerinden kal c bir sonuç elde edememi tir. Tam tersine Müslüman Türkler Avrupa içlerine kadar ilerlemi lerdir. Daha sonraki dönemlerde Hristiyanlar taraf ndan slâm, Hz. Muhammed ve Müslümanlar hakk nda önceki döneme oranla, nispeten daha l ml yakla mlar sergilenmi ve özellikle arkiyat çal malar s ras nda daha sa l kl tespit ve de erlendirmeler yap labilmi tir. Müslümanlar tarih boyunca hakimiyetleri alt ndaki Hristiyanlara Hz. Peygamber in tatbik etti i evrensel ilkeler istikametinde yakla m lard r. Onlar n can ve mal güvenliklerini teminat alt na alman n yan nda, dinî, hukûkî, ekonomik ve kültürel serbestlik tan m lard r. Buna kar- l k, Hristiyan dünyas bu prensiplerin de erini çok geç farkedebilmi tir. Onlar n slâm a ve Müslümanlara kar olumsuz bak lar, XX. yüzy l n üçüncü çeyre ine kadar, taraflara geçmi i unutmalar n, kar l kl anla ma için samimi gayret göstermelerini karara ba layan II. Vatikan Konsiline (1962-1965) kadar devam etmi tir. 247 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 247 04.02.2014 10:38:12

TANITIM FAAL YETLER VE SLÂM IN YAYILI I 1- Giri Hz. Peygamber her zaman ve her yerde slâm a davet ve tan t m faaliyetinde bulunmu tur. Onun Medine döneminde gönderdi i tebli ve ir ad heyetlerinin yan nda, gazve ve seriyyelerinde dahi davet faaliyetlerine dair örnekler bulmak mümkündür. Hudeybiye Bar na kadar toplu olarak baz kabilelerin ve bunun yan s ra ah slar n slâm a dahil olduklar n görmekteyiz. Ancak Hudeybiye Bar ndan itibaren Hz. Peygamber in vefat na kadar geçen dört y l zarf nda slâm daha h zl bir ekilde yay lm ve geni halk kitleleri bu dini kabul etmi lerdir. üphesiz bu konuda Hz. Peygamber in slâm tan tma ve yayma faaliyetlerinin büyük rolü olmu tur. Hz. Peygamber in Mekke döneminde slâm a davet faaliyetleri üzerinde Peygamberli inin Mekke dönemini ele al rken durmu tuk. Ayr ca ki ili iyle ilgili bölümde de davetçili ini i leyece iz. Burada ise onun çevre ülkelerin hükümdarlar na, kabile ba kanlar na ve etkili ah slara slâm a davet mektuplar göndermesini, bu mektuplar n slâm n yay lmas aç s ndan önemini ve Medine ye daha ziyade hicretin dokuz ve onuncu y l nda gelen heyetlerin slâm yayma faaliyetleri aras ndaki yerini ele almak istiyoruz. 2- slâm a Davet Mektuplar Hudeybiye Antla mas yla geçici de olsa sa lanan bar ortam nda Hz. Peygamber slâm daha rahat bir ekilde yayma f rsat buldu. Hudeybiye den Medine ye döndükten sonra hicretin alt nc y l n n son ay olan Zilhiccede (veya yedinci y l n n ilk ay olan Muharremde) evrensel slâm davetini her tarafa duyurmak amac yla çevre ülkelerin hükümdarlar na slâm a davet mektuplar gönderdi. Elçilerden alt s n ayn günde yola ç kard rivayet edilir. 1 Hz. Peygamber Dihye b. Halîfe el-kelbî yi Bizans hükümdar na; Amr b. Ümeyye ed-damrî yi Habe istan hükümdar na; Abdullah b. Huzafe es-sehmî yi ran Kisras na; Hât b b. Ebû Beltaa y skenderiye hükümdar Mukavk s a; ücâ b. Vehb i Gassan Kral Hâris b. Ebû emir e; Selît b. Amr Yemame hakimi Hevze b. Ali ye gönderdi. Bunlar n d nda Arabistan n kuzeyinde ve güneyinde bulunan çe itli kraliyet ailelerinin bakiyelerine, Arap kabile ba kanlar na, ünlü ve nüfuzlu ki- 1. bn Sa d, I, 258; Ayr ca bk. Taberî, II, 644. 248 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 248 04.02.2014 10:38:12

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı ilere, Hristiyanlara, Yahudilere ve Mecusilere de mektuplar yollad. O, muhtemelen hükümdarlar n slâm kabulünün, tebaalar n n en az ndan bir k sm n n da kabulüne vesile olaca n ümit ediyordu. Hz. Peygamber in Bizans mparatoru Herakleios a gönderdi i mektup öyledir: Bimillâhirrahmânirrahîm. Allah n kulu ve Peygamberi Muhammed den Bizans mparatoru Herakleios a. Hidayete uyanlara selam olsun. Seni slâm a ça r yorum. slâm kabul et ki kurtulu a eresin. Allah da sana mükâfât n iki kat versin. E er kabul etmezsen halk n günah n sen çekersin. Ey Ehl-i Kitab! Sizinle bizim aram zda mü terek olan söze geliniz. Sadece Allah a kulluk edelim ve O na hiçbir eyi ortak ko mayal m. Allah b rak p da kimimiz kimimizi ilahla t rmas n. E er yüz çevirirlerse, ahit olun biz Müslüman z, deyiniz. 2 Herakleios Hz. Peygamber in elçisini o s rada bulundu u Kudüs te (veya Humus ta) kabul etmi ; yine o esnada Suriye de bulunan Ebû Süfyan ve arkada lar ndan Hz. Peygamber hakk nda bilgi alm t r. Onlardan elde etti i bilgilerin peygamberlik vas flar na uygun oldu unu belirten Herakleios, sonunda onun peygamber oldu una kanaat getirmi, ancak tebaas n n Hristiyanl terk etmeye kar oldu unu belirterek slâm kabule yana mam t r. Elçiye iyi davranarak hediyelerle u urlam t r. Hz. Peygamber Amr b. Ümeyye ed-damrî yi Habe istan hükümdar na göndermi tir. Habe istan hükümdar n n slâm kabul etti i ve Hz. Peygamber in mektubunu muhafaza etti i rivayet edilir. Necâ î ayn zamanda içlerinde Câfer b. Ebû Tâlib ve Ümmü Habîbe nin de bulundu u ülkesindeki muhacir Müslümanlar gemiye bindirerek Amr b. Ümeyye ile birlikte Medine ye göndermi tir. Esas nda Hz. Peygamber in, Necâ î ye, birinde slâm a daveti, di erinde Ümmü Habîbe nin kendisine nikahlanmas n ve sahabilerden orada bulunanlar da göndermesini istedi i iki mektup yollad rivayet edilir. Hz. Peygamber in Abdullah b. Huzafe es-sehmî yi ran kisrâs na gönderdi ini biraz önce kaydetmi tik. ran Kisras Hüsrev Perviz (II. Hüsrev) mektubu al nca Hîreli katibine okutmu, mektupta Hz. Peygamber in ad n kendi ad ndan önce yazmas na sinirlenerek mektubu y rtm ve elçiyi de d ar ç kartm t r. Elçi do ruca Medine ye gelip olay anlat nca Hz. Peygamber, Kisrâ n n devletinin parçalanmas için Allah a dua etmi tir. Di er taraftan Kisrâ, Yemen deki valisi Bâzân a bir mektup yazarak Resulüllah n derhal yakalanmas n ve kendisine gönderilmesini emretmi tir. ki görevlinin gelip Yemen valisinin mektubunu kendisine vermeleri üzerine Peygamberimiz onlar slâm a davet etmi ; bir gün sonra da Kisrâ n n öldürüldü ünü onlara haber vermi tir. Gerçekten Kisrâ 27 ubat 628 de kendi öz o lu îreveyh ( îrûye) taraf ndan öldürülmü tür. Bu geli me üzerine Bâzân ve etraf ndakiler Müslüman olmu lard r. ran Kisrâs slâm kabul 2. Âl-i mrân Sûresi 64. 249 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 249 04.02.2014 10:38:12

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji etmemi tir, ama Bahreyn, Umman ve Yemen gibi Arabistan daki ran sömürgelerinin yöneticilerine gönderilen mektuplar ba ar l sonuçlar vermi ve bu bölgeler ran dan ayr l p slâm devletinin birer eyaleti haline gelmi lerdir. 3 skenderiye Valisi Mukavk s, Hât b b. Ebû Beltea taraf ndan kendisine gönderilen mektubu al nca, K ptîlerin kendisini dinlemeyece ini ve makam ndan da ayr lamayaca n belirtmi ve cevâbî mektupla birlikte, Mâriye ve Sîrîn ad nda iki cariye ile baz hediyeleri Medine ye göndermi tir. Hz. Peygamber Mâriye yi kendisi alm ve brahim adl çocu u ondan dünyaya gelmi tir. Sîrîn i ise Hassân b. Sâbit e vermi tir. Hât b b. Ebî Beltea, Mukavk s n kendisine cömert davrand n, kap s nda fazla bekletmedi ini ve orada be gün kald n söylemi tir. 4 Peygamberimiz ücâ b. Ebû Vehb i Gassan Kral Hâris b. Ebû emir e göndermi, Hâris, kendisine böyle bir mektup gelmesine sinirlenerek yere atm ve hatta Medine ye bir hücum seferi tertipleme tehdidinde bulunmu tur. Hâris, Bizans imparatoruna durumu yazm, ancak ondan bekledi i deste i sa layamad için bu dü üncesinden vazgeçmi tir. Elçiyi de hediyelerle geri göndermi tir. 5 Peygamberimiz Hanîfe kabilesinin ba kan ve kendisi bir Hristiyan olan Hevze b. Alî ye Selît b. Amr bir mektupla göndererek onu slâm a davet etmi tir. ayet Müslüman olursa o bölgede idarecili inin devam edece ini de bildirmi tir. Hevze elçiye ikramda bulunmu, ona iyi davranm, fakat slâm kabul etmedi- ini bildiren bir mektupla geri göndermi tir. 6 Mekke nin Fethi nden sonra ölen Hevze nin yerine geçen Sümâme b. Üsâl Müslüman olmu tur. Peygamberimizin bir mektupla Busrâ valisine gönderdi i Hâris b. Umeyr, Gassanl bir ba kan olan urahbil b. Amr taraf ndan kendi topraklar ndan geçerken öldürülmü tür. Bu olay n Mûte Sava na yol açt n daha önce kaydetmi tik. Peygamberimiz Alâ b. Abdullah el-hadramî yi Bahreyn e gönderdi. Alâ, Bahreyn Emiri Münzir b. Sâvâ ya Hz. Peygamber in mektubunu verdi. Münzir ile Araplar ve ranl lardan olu an ada halk n n ço unlu u slâm kabul etti. Hz. Peygamber Alâ ya bir mektup yazarak kendi dinlerinde kalmak isteyen Yahudi ve Mecusilerden cizye al nmas n istedi. Müslümanlardan al nacak zekât miktarlar n ve zekâta tâbi mallar bildirdi. Alâ da Hz. Peygamber in mektubunu halka okuyarak zekatlar tahsil etti. Hz. Peygamber, Hecer (bugün el-hufuf un oldu u yer) Mecusilerine de gönderdi i mektupta onlardan slâm dinini kabul 3. bn Sa d, I, 259-260. 4. bn Sa d, I, 260-261. 5. bn Sa d, I, 261. 6. bn Sa d, I, 263; bn Seyyidinnâs, II, 355. 250 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 250 04.02.2014 10:38:12

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı etmelerini istedi. ayet kabul etmezlerse kendilerinden cizye al nmas n istedi. 7 Peygamberimiz Alâ y oraya vali tayin etti. Ancak eski valinin de görevinden azledilmedi ine bak l rsa Müslüman olanlar n idaresi, zekat tahsili, slâm n ö retilmesi gibi hususlar n Alâ b. Hadramî ye verildi i, gayr-i müslim tebaan n idaresinin ise eski valinin elinde kald anla lmaktad r. 8 Hz. Peygamber in slam a davet mektubu gönderdi i bölgelerden baz lar Peygamberimiz Amr b. As, slâm a davet etmek üzere bir mektupla Umman a, Cülendâ n n o ullar Ceyfer ve Abd e gönderdi. Bunlar Ezd kabilesine mensup idiler. Ceyfer o s rada Umman kral yd. Mektubun metni öyledir: Selam hidayet yoluna tabi olanlar üzerine olsun. Sizin her ikinizi slâm n davetine ça r yorum. slâm a tabi olun ve kurtulu a erin. Zira ben, Allah n tüm canl lar 7. bn Sa d, I, 263. 8. Hamidullah, Hz. Peygamber in Alt Orijinal Mektubu, çev. Mehmet Yazgan, stanbul 1990, s. 90. 251 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 251 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji uyarmak üzere ve va dini kâfirler üzerinde tamamlamas için tüm insanl a gönderdi i elçisiyim. mdi e er her ikiniz de slâm tan rsan z her ikinize de iktidar verece im. Ama ikiniz de kabul etmeyi reddederseniz ikinizin de krall sizden uzaklara yok olup gidecektir. Süvarilerim ülkenizde ordugâh kuracaklar ve peygamberlik vasf m krall - n za galip gelecektir. Hz. Peygamber in mektubunu alan Ceyfer ve Abd, birkaç gün dü ündükten sonra slâm kabul ettiler ve faaliyetlerinde Amr a yard mc olmaya ba lad lar. Amr onlar n zenginlerinden zekat toplay p fakirlerine da tt. Hz. Peygamber in vefat esnas nda Amr, Umman da bulunuyordu. 9 Hz. Peygamber Yemen halk na mektup yazarak Muaz b. Cebel ve Mâlik b. Zürâre ile gönderdi. Yemen in çe itli bölgelerine ve ki ilere de mektuplar yazarak bu görevlilerin kendilerine gönderildi ini bildirdi; zekat ve cizyelerin bu ikisine verilmesini emretti. Yemen halk Mâlik b. Zürâre yi Hz. Peygamber e göndererek Müslüman olduklar n bildirdiler ve itaatlerini arzettiler. Peygamberimiz de onlara bir mektup yazarak Mâlik b. Zürâre nin durumu kendisine ula t rd n bildirdi. 10 Onun bu son tavr, yani Yemen halk n n Müslüman oldu una dair haberin kendisine ula t r ld n yöre halk na bir mektupla bildirmesi, kendisinin inceli ini, insanlara önem ve de er verdi ini, slâm kabul edenleri taltif ve takdir etmeye özen gösterdi ini ortaya koymaktad r. Hz. Peygamber in elçileri gönderirken ve mektuplar yazarken izledi i politikaya gelince, o, her eyden önce elçileri, gidecekleri ülkeleri çok iyi bilen, daha önce o bölgelere gitmi kimselerden seçiyordu. Mesela Mekkeli Abdullah b. Huzâfe nin birçok defa ran a gitti i, oraya giden di er Araplar gibi biraz Farsça bildi i, o nedenle Sâsânî imparatoruna elçi olarak gönderildi i görülmektedir. Elçilerde ikna gücü, ahlâk güzelli i, dürüstlük, güzel konu ma, anlama ve kavrama yetene i aran yordu. K sa, öz ve veciz bir biçimde yaz lan mektuplar slâm a daveti içeriyordu. Kar taraf tehdit eden, itibar n dü üren ifadelere asla yer verilmiyordu. Hükümdarlara unvanlar ile hitap ediliyordu. Mektuplar n içeri i her hükümdar n özelli i dikkate al narak belirleniyor ve o ekilde yaz l yordu. Hz. Peygamber mektuplar mühürleyerek gönderiyordu. Gümü ten yap lm olan bu mühürün üzerinde üç sat r halinde, Allah Resûl Muhammed 9. bn Sa d, I, 262-263. 10. bn Sa d, I, 264-265. 252 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 252 04.02.2014 10:38:13

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı yaz yordu. Yani Allah n elçisi Muhammed. Peygamberimiz bu mührü daima parma nda ta r, bir vesikay mühürlemek gerekti i zaman da basmas için yan ndakilere verir, sonra tekrar parma na takard. 11 Peygamberimiz kabile ba kanlar na, toplu olarak kabilelere, papazlara, çe itli yerlerde oturan Yahudi kabilelerine slâm a davet ve ayr ca bölgelerde görev yapan valilerine de slâm n kurallar n bildiren mektuplar yaz yordu. Hatta bu mektup a n n Hûzistan Merzüban Hürmüzân a kadar geni ledi i görülmektedir. Bu mektuplar n say s o kadar çoktur ki, gönderilen ah s ve kabilelerin isimlerini yazmak, metinlerini vermek veya teker teker ele al p tahlil etmek bu çal man n hacmini a acakt r. O nedenle burada mektuplar n içerdi i hususlar genel hatlar yla ortaya koymak ve slâm n yay lmas ndaki rolüne i aret etmek istiyoruz. Hz. Peygamber in mektuplar n n herbirinin gönderildi i artlar ve muhataplar farkl yd. Buna ba l olarak mektuplar n herbirinin üslup ve içeri inin de birbirinden farkl l k arzetti i göze çarpmaktad r. Kabile ba kanlar na gönderilen mektuplar incelendi inde, bunlarda her kabile veya ahs n özel durumunun ve konumunun dikkate al nd, Müslüman olduklar takdirde kendi arazileri üzerinde b rak lacaklar n n bildirildi i, mal ve can güvenliklerinin teminat alt na al nd, Damre, G fâr ve Eslem gibi baz kabilelerle kar l kl yard mla ma üzerinde duruldu u, iman, namaz, zekat, Allah ve Resûlüne itaat ve ahde vefâya dikkat çekildi i, kan davalar n n kald r ld, bir kabilenin kendi içindeki ve kabileler aras ndaki zulüm ve haks zl önlemeye yönelik ifadeler kullan ld görülmektedir. Ehl-i kitaba gönderilen mektuplarda ise kar taraf n inançlar hakk nda slâm n hükümlerinin ortaya konuldu u, slâm kabul etmelerinin teklif edildi i, ayet bu teklifi reddederlerse uygulanacak hükümler, kar l kl haklar ve mükellefiyetler ve cizye ile ilgili meselelerin yer ald görülmektedir. Peygamberimiz Himyer meliklerine gönderdi i mektupta onlar n Allah n hidayetine eri erek slâm a girdiklerini belirtiyor, Allah ve Resûlü ne tabi olmalar, namaz k lmalar ve zekat vermeleri gerekti ini bildiriyordu. Toplanacak zekatlardan kendisinin ve aile fertlerinin faydalanmas n n helal olmad n aç klamas son derece dikkat çekicidir. Mektuplarda konumuz aç s ndan slâm a daveti içeren ifadeler özellikle önemlidir. 12 Meselâ Hayber Yahudilerine Sizi Allah a ve Peygamberine ça r yo- 11. Hamidullah, Hz. Peygamber in Alt Orijinal Mektubu, s. 66. 12. bn Hi âm, II, 606-608; bn Sa d, I, 258-291; Taberî, II, 644-657; bn Seyyidinnâs, II, 344-357; bn Hudeyde, el-misbâhu l-mudî, Beyrut 1985, I-II, 143-428; (Bu eserde Hz. Peygamber in k rk sekiz elçisinin biyo rafisi ve mektuplarla ilgili geni bilgiler yer almaktad r)ahmet Zeki Safvet, Cemheretü Resâili l-arab,kahire 1971, I, 31-88; Muhammed Hamidullah, el-vesâiku s-siyâsiyye, Beyrut 1987, 43-368. 253 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 253 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji rum ; Necâ î ye Ben seni tek olan, orta olmayan Allah a, O na itaate, bana tabi olmaya, bana indirilene inanmaya ça r yorum ; Bizans imparatoruna Ben seni slâm a ça r yorum ; Eyle papaz na Müslüman ol veya cizye öde. Hâris b. Ebû emir e Ben seni tek olan, orta olmayan Allah a inanmaya ça r yorum; öyle olursa mülkünde b rak l rs n. Mukavk s a Seni Allah n birli ini ikrara davet ediyorum... sözleriyle davet yap lm t r. Hz. Peygamber in slâm yaymak için devlet ve kabile ba kanlar n n yan s ra baz ki ilere de davet mektuplar görderdi i ve özel olarak ilgilendi i görülmektedir. Büdeyl b. Verkâ ya Müslüman olmas için bir mektup göndermi ; Hz. Ali ye yazd rd bu mektup sonraki y llarda bu aile için bir övünç kayna olmu tur. 13 Umretü l-kazâ esnas nda Müslümanlar Mekke ye girerken o zaman henüz slâm a girmemi olan Halid b. Velid ortal ktan kaybolur. Peygamberimiz Hâlid i, karde i Velîd b. Velid e slâm a davet maksad yla sorar. Fakat karde ini aray p bulamayan Velid, kendisine bir mektup göndererek durumu bildirir. Halid mektubu al nca Hz. Peygamber in kendisiyle ilgilenmesine çok sevinir ve slâm a ra beti artar; k sa süre sonra da Müslüman olur. 14 3- slâm n Yay lmas Aç s ndan Heyetlerin Önemi Mekke fethedilip Kurey in; onun ard ndan da güçlü bir kabile olan Hevâzin in slâm kabul etmesi ve dokuzuncu hicrî y ldaki Tebük Seferi esnas nda Arabistan n kuzey kesiminin slâm hakimiyetine girmesi üzerine Arap Yar madas n n çe itli bölgelerinde oturan kabileler Medine ye heyetler göndermeye ba lad lar. Gerçi kabile temsilcilerinin Medine ye daha önce de, mesela be inci hicrî y lda geldikleri görülmektedir; Müzeyneliler slâm a girdiklerini bildirmek üzere hicretin be inci y l nda Hz. Peygamber e heyet göndermi lerdir. Fakat hicretin dokuzuncu y l nda heyetler yo un bir ekilde gelmi, onun için bu y la Heyetler Y l (Senetü l-vüfûd) denilmi tir. 15 Heyetlerin geli i onuncu y lda da devam etmi tir. Medine ye heyet gönderen kabilelerden baz lar unlard r: Müzeyne, Sa d b. Bekir, Temîm, Himyerîler, Beliy, Abdülkays, Ezd, Becîle, Has am, Hanîfe, Tay, Esed, Ta lib, Âmir b. Sa saa ve kollar, Fezâre, Mürre, Muhârib, Kilâb, Kinâne, E ca, Kinde, Sakîf, Bâhile, Süleym, eyban, Havlân, Cüheyne, Kelb, Murâd, Hemdân, Neha, Necranl lar... 13. Hamidullah, el-vesâiku s-siyâsiyye, s. 277-278. 14. bn Kesir, el-bidâye ve n-nihâye, Beyrut 1974, IV, 239; Hamidullah, el-vesâik, 85-86. 15. bn Hi am, II, 559. 254 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 254 04.02.2014 10:38:13

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı Medine ye gelip Hz. Peygamber taraf ndan kabul edilen heyetlerin çe itli amaç ve istekleri vard. Ancak genellikle mensubu bulunduklar kabilenin Müslüman oldu unu bildirmek ve onlar ad na bîatta bulunmak, slâm n hükümlerini ö renerek kabilelerine dönüp slâm ö retmek veya dini ö retecek kimseler talep etmek için geliyorlard. Bunun yan nda az say da da olsa baz artlarla slâm kabul etmek, dünyal k elde etmek, slâm dinini kabul etmemekle birlikte cizye vererek slâm hakimiyetini kabul etmek... gibi gayelerle Hz. Peygamber e gelen heyetler de mevcuttu. Ta liblilerden Hristiyan olarak gelenlerin dinlerinde kalabilecekleri, fakat çocuklar n Hristiyan adetine göre vaftiz ettiremeyecekleri hükme ba lanm t. 16 Heyetlerle yap lan görü melerin slâm n yay lmas aç s ndan büyük önemi vard r. Çünkü heyetler hangi amaçla gelirlerse gelsinler, bu, slâm hangi zaman ve zeminde olursa olsun insanlara anlatmak isteyen Hz. Peygamber için iyi bir f rsatt. Heyetlerin kabileleri ad na gelmeleri de büyük bir avantajd. Medine ye gelen heyetlere Hz. Peygamber, birkaç tats z küçük olay d nda müsamahakâr ve misafirperver davranm t r. Onlara iltifat etmi, de er vermi, nazik davranm ve kendileriyle ilgilenmi tir. Hz. Peygamber slâm kabul ederek gelen ve kendisine bîat eden veya Medine de Müslüman olan heyetlerin burada bir müddet kalarak Kur an- Kerim i ö renmelerini, dinin prensip ve esaslar na vâk f olmalar n, bizzat kendisinin ve sahâbîlerin tatbikat n, slâm n ya an ve uygulan tarz n görmelerini sa lamaya çal yordu. Heyet üyelerinin sorular n cevapland r yor ve mükellef olduklar hususlar bildiriyordu. Hz. Peygamber elçileri Mescid-i Nebevî de Heyetler Sütunu ( Üstüvânetü l-vüfûd) ad n ta yan bir dire in önünde kabul ediyordu. Bu sütunun yeri günümüzde de Mescid-i Nebevî de, üzerinde Bu Hey etler Sütunudur (Hâzihî Üstüvânetü l- Vüfûd) yaz l sütunla gösterilmektedir. Medine de bazen on gün, bazen de daha fazla kalan heyetlerin a rlanmalar na tahsis edilmi evler vard. Abdurrahman b. Avf, Mu îre b. u be, Ebû Eyyûb el-ensârî ve ensardan baz lar n n evleri bu i için kullan ld gibi, Mescid-i Nebevî nin biti i indeki Suffe ve Mescid in yan nda kurulan bir çad r, gerekti- inde misafirhane olarak kullan l yordu. Hz. Peygamber heyetler Medine den ayr l rken onlara çe itli hediyeler veriyordu. Baz lar na emânnâme, ahidnâme (yaz l emir ve talimat, baz ah s ve gruplara tan nan hak ve imtiyazlar, yabanc larla yap lan antla ma hükümlerini içeren belge) ve kendilerine tahsis edilen arazileri bildiren yaz veriyor; baz kabilelere kendi içlerinden valiler tayin ediyordu. Müslüman olanlara zekat tahsildar, Hristiyan olarak kalanlara da cizye tahsildar gönderiyordu. Heyetlerin gelmesiyle birlikte hemen hemen bütün Arap 16. bn Sa d, I, 316. 255 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 255 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Yar madas Hz. Peygamber in ya peygamberli ini, ya da hâkimiyet ve zaferini kabul etmi oluyordu. Heyetlerle ilgili bu ortak ve temel bilgileri sunduktan sonra bunlar n slâm n yay lmas ndaki rolü ve yeri üzerinde durmak istiyoruz. Hz. Peygamber in süt annesi Halime nin kabilesi olan Sa d b. Bekir Medine ye bir heyet gönderir. Heyetin ba kan D mâm b. Sa lebe devesini Mescid-i Nebevî nin önünde ba lad ktan sonra içeriye girer. Sahâbe ile oturan Hz. Peygamber i tan d ktan sonra kendisine biraz sert ve ha in davranaca n söyler ve k r lmamas n ister. Peygamberimiz istedi ini sorabilece ini ve incinmeyece ini ifade eder. D mâm, Ben senin ilâh n, senden öncekilerin ve senden sonrakilerin ilâh ad na and içerek soruyorum. Seni bize Allah m elçi olarak gönderdi? diye sorar. Peygamberimiz Evet cevab n verir. D mâm ayn yemini her soruda tekrarlayarak u sorular sorar: Yaln z kendisine ibadet etmemizi, kendisine hiçbir eyi ortak ko mamam z, babalar m z n tapm oldu u putlar terketmemizi bize emretmeni Allah m sana emretti?, Be vakit namaz k lmay Allah m emretti?. Peygamberimiz her defas nda Evet cevab n verir. Sonra D mâm, zekat, oruç, hac ibadetlerini ve slâm n di er hükümlerini teker teker sayar, kelime-i ehadet getirerek Müslüman olur ve Ben Allah taraf ndan getirdiklerinin hepsine iman ettim ve bunlar n tamam n eksiksiz yerine getirece im. Ben kabilemi temsilen gönderilmi bulunuyorum. Dönünce onlara burada duyduklar m anlataca m der ve memleketine hareket eder. Peygamberimiz onun arkas ndan bakarak E er bu adam sözünde durursa kurtulu a erdi der. D mâm b. Sa lebe, kendisini heyecanla bekleyen kabilesinin yan na döner. Onlar n tapmakta oldu u putlar kötüleyerek konu maya ba lar. Kabileda lar onu putlar kötüledi i için ba na bir belâ gelebilece i hususunda ikaz ederler. Fakat o bunlara ald rmaz. Hz. Peygamber le yapt konu may ayr nt lar yla anlat r. K sa bir tereddütten sonra kabile mensuplar o gün Müslüman olurlar. Tapmakta olduklar putlar n hemen tahrip ederek mescid yaparlar ve namaz k lmak için ezan okurlar. 17 Yukar daki olayda, elçinin sordu u sorulara ve ö renmek istedi i hususlara bak ld nda, onun slâm hakk nda önceden birtak m bilgilere sahip oldu u görülmektedir. O bu bilgileri kabilesine Hz. Peygamber taraf ndan daha önce slâm a davet amac yla gönderilen elçiden alm t r. 18 Bu bilgilerin do rulu unu tetkik etmek ve bizzat Hz. Peygamber le görü mek için de Medine ye kadar gelmi tir. Hz. Peygamber in D mâm la konu mas sonucu slâmiyet ad na elde edilen ba ar fevkalâde önemlidir. O, elçinin serbest davranmas na müsade et- 17. bn Sa d, II, 299; bn Hi âm, II, 573-575; bn Hanbel, I, 264-265; Taberî, III, 124-125; bn Seyyidinnâs, II, 313-314. 18. Müslim, el-câmiu s-sahîh, tah. M. Fuad Abdülbâkî, I-V stanbul ts. (1955 Kahire bask s ndan t pk bas m), I, 42. 256 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 256 04.02.2014 10:38:13

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı mi, istedi ini sorabilece ini belirtmi, bu suretle rahatça dü üncelerini ifade etmesine f rsat tan m t r. Elçi, kar s nda kendisine güveni tam, kesin konu an, getirdi i mesajdan emîn bir ahsiyet bulmu tur. Peygamberimizin tavr, sorulara ikna edici ve kesin cevap veri i ziyaretçi üzerinde o derece etkili olmu tur ki, yurduna dönünce kabilesine slâm kabul ettirmeyi ba arabilmi, eski inançlar n terkettirmi, tapt klar putlar k rd rm, cami yapt rtm ve ezan okutmu tur. Onun gibi pekçok kabile temsilcisinin Medine de slâm kabul ederek yurduna döndü ü ve kabilesinin Müslüman olmas için faaliyetlerde bulundu u görülmektedir. Heyetlere Medine de kald klar süre içinde Kur an, Sünnet ve slâm n temel esaslar ö retiliyordu. Hz. Peygamber Esed kabilesi heyetinden Hadramî b. Âmir e bizzat kendisi Abese ve A lâ sûrelerini ö retmi tir. Peygamberimiz baz kabilelerin özel durumlar n dikkate alarak makul isteklerini kabul etmi tir. Esed kabilesini slâm a davet etti inde onlar mallar ndan al nan zekat n kendi fakirlerine verilmesi ve k tl k durumunda ba ka yerelere göç etmeleri art yla bîat ederek Müslüman olmu lard r. 19 Peygamberimiz kabilelerin öteden beri sahip olduklar bat l inançlar ve bunlarla ilgili uygulamalar ortadan kald rmaya çal yordu. Esed kabilesi heyeti ku lar azarlamak, onlar n isimlerinden, seslerinden ve geçi lerinden anlamlar ç karmak ( yâfet), ta lar i aretleyip avuçlar nda sallayarak birtak m anlamlar ç karmak ve kehanet gibi uygulamalar n hükmünü sorduklar nda Peygamberimiz bütün bunlar yasaklam t r. 20 Uzre heyeti aralar nda bir kâhin kad n bulundu- unu, ona muhakeme için ba vurduklar n bildirirler. çinden ç kamad klar bir meseleyi ondan sorup soramayacaklar n ö renmek isterler. Peygamberimiz ondan bir ey sormamalar n emreder; ayr ca putlar ad na kestikleri hayvanlar n etlerini yemelerini yasaklar. 21 Kinde temsilcileri tereya n n içine bir çekirge gözü saklayarak Hz. Peygamber in yan na girerler ve gizledikleri eyin ne oldu unu sorarlar. Peygamberimiz Sübhanallah! Bu ancak kâhinlerin i idir. Kâhine, kâhinli e özenmek ate tedir 22 buyurur. Hz. Peygamber in slâm a ayk r bat l anlay ve adetleri ortadan kald rmaya yönelik uygulamalar na u olay da örnek olarak kaydetmek istiyoruz: Peygamberimiz Cahiliye döneminde kendilerine hayvan yüre i yemeyi yasaklayan Cu fî temsilcilerine k zarm bir yürek ikram eder. Eti yemek üzere eline alan heyet üyesi Seleme b. Yezid in, muhtemelen heyecandan ve yasak sayd 19. bnü l-esîr, Üsd, II, 31. 20. bn Seyyidinnâs, II, 333-334. 21. bn Seyyidinnâs, II, 335. 22. Halebî, III, 272-273; As m Köksal, slam Tarihi (Medine Devri), stanbul 1980, X, 137. 257 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 257 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji bir eyi yemekten korktu u için eli titrer. Peygamberimiz kendisine cesaret vererek Ye onu! deyince adam yürek etini yer. 23 Hz. Peygamber kabileler aras nda dengeyi korumak, s n r tecavüzleri sebebiyle ortaya ç kabilecek tats z olaylar önlemek ve kabilelerin kar l kl olarak haklar na riayet etmesini sa lamak istiyordu. Bu amaçla kabilelerin birbirinin topraklar na izinsiz girmelerini yasaklad oluyordu. Nitekim Esed kabilesine Tay kabilesinin sular na ve topraklar na izinsiz girmelerini yasaklayan bir emirnâme vermi tir. 24 Sözkonusu yaz sadece bu hükümle, ba lar na Kudâî b. Âmir in tayin edildi ini bildiren ibareyi içeriyordu. Hz. Peygamber in bu ve buna benzer uygulamalar ndan, hangi kabilelerde ne tür problemlerin bulundu unu çok iyi bildi i anla lmaktad r. Zira o iyi biliyordu ki bir davetin ba ar ya ula mas davetçinin, muhatab n n kültürel ve psikolojik yap s n gözönünde bulundurarak yakla mas na ba l d r. Hz. Peygamber in, kabileler aras ndaki problemlerin yan nda, kabileler aras ndaki ili kiler, tarihler ve aralar nda cereyan eden sava lar hakk nda da bilgiye sahip bulundu u baz heyetlerle yapt görü melerden anla lmaktad r. Murâd kabilesi temsilcisi Ferve b. Müseyk kabilesi ad na Medine ye gelir ve Hz. Peygamber e bîat eder. Peygamberimiz Ferve ile, Murâd kabilesiyle Hemdân kabilesi aras nda slâm n ortaya ç k ndan az önce meydana gelen ve Murâd kabilesinin büyük kay plar vererek yenilgiye u ramas yla sonuçlanan Rezm Sava hakk nda konu ur. Ona Rezm Sava nda kabilenin ba na gelenler sana da tesir etti mi? diye sorar. Ferve de: Rezm gününde benim kabilemin ba na gelenlerin benzeri kimin kabilesinin ba na gelir de onu üzmez? eklinde cevab n verir. Bunun üzerine Peygamberimiz Fakat bu, senin kabilenin slâmiyet e girmesinde faydal oldu eklinde bir de erlendirmede bulunur. 25 Bu konu ma ayn zamanda Hz. Peygamber in kabileler aras ndaki eski çeki meleri slâm lehine de erlendirdi ini göstermektedir. Câhiliye döneminde Ammuenes ( Umyânis) adl puta tapan Havlânîler, topluca Müslüman olduktan sonra Medine ye on ki ilik bir heyet göndererek Hz. Peygamber e slâmiyet i kabul ettiklerini bildirirler ve kendilerine dinin hükümlerinin ö retilmesini isterler. Peygamberimiz onlardan putlar n n âk betini sorar. Havlânîler ona çok ya l iki ki iden ba ka tapan kimsenin kalmad n, döndüklerinde de y kacaklar n bildirirler. Bu bilgilerden de hangi kabilenin hangi puta tapt n Hz. Peygamber in çok iyi bildi i anla lmaktad r. 23. bn Sa d, I, 324-325. 24. bn Sa d, I, 270. 25. bn Hi âm, II, 583; bn Seyyidinnâs, II, 321-322; Mustafa Fayda, slamiyetin Güney Arabistan a Yay l, Ankara 1982, s. 59. 258 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 258 04.02.2014 10:38:13

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı Medine den ayr l lar nda heyetlere verdi i talimatlarda Hz. Peygamber in ihtiyatl davrand, bar la elde edilecek ba ar lara öncelik verdi i, gereksiz sürtü melere yol açacak faaliyetlerden kabile temsilcilerini sak nd rd ve bu konuda gerekirse karar de i tirdi i de görülmektedir. Murâd kabilesinin ba kan Ferve b. Müseyk, kabilesinden Müslüman olanlarla birlikte slâm henüz kabul etmemi olanlara kar sava mak için Hz. Peygamber den izin alarak Medine den ayr l r. Peygamberimiz onun arkas ndan bir haberci göndererek tekrar huzuruna ça r r. Ona kabilesini slâm a davet etmesini ve Müslüman olanlardan bunu kabul etmesini, ancak kendisinden yeni bir talimat al ncaya kadar Müslüman olmayanlara kar herhangi bir harekette bulunmamas n tenbih eder. 26 Peygamberimiz Havlân heyetinde oldu u gibi kabile temsilcilerine slâm n temel esaslar n, helal ve haram olan hususlar aç klam t r. slâm n esaslar n baz kabilelere yaz l olarak vermi tir. 27 Ahlâkî konular da ihmal etmedi i görülmektedir. Tay kabilesi temsilcilerine sözlerinde durmalar n, emaneti yerine getirmelerini, kom ulara iyilik yapmalar n, hiç kimseye zulmetmemelerini emretmi tir. Zulmün kötülü ünü özellikle vurgulamak amac yla Zulüm k yamet günü karanl klard r demi tir. 28 Adiy b. Hâtim in ya ad bölgede avc l k önemli bir geçim kayna oldu u için bu kabilenin temsilcilerine slâm n av ile ilgili hükümlerini ayr nt l bir ekilde ö retmi tir. 29 Putperestli in ortadan kald r lmas ve yerine tevhid inanc n n yerle mesi için heyetlere her eyden önce slâm n tevhid inanc n bildirmi tir. Bunun yan nda tevhid inanc na taban tabana z t olan putlar k rd rmak için baz heyetleri özel olarak görevlendirmi tir. Sakîf heyetinden, eskiden tapt klar Lât putunu y kmalar n istemi, ancak onlar korkular ndan buna yana mak istememi lerdir. Hz. Peygamber onlar n bu isteklerini kabul etmi tir. Çünkü amaç bu ekilde de gerçekle mi oluyordu. Biri Sakîfli, di eri de Câhiliye döneminden beri bu kabile ile dost olan iki ki iyi, Mu îre b. u be yi ve Ebû Süfyan b. Harb i bu putu y kmakla görevlendirmi tir. Osman b. Ebü l-as a da y k lan putun yerine Taif Mescidi nin yap lmas n emretmi tir. 30 Heyetlere putlar k rma görevi vermesiyle ilgili bir örnek daha vermek istiyoruz. Becîle kabilesinden Cerîr b. Abdullah bir heyetle Medine ye gelerek Müslüman olur ve bîat eder. Peygamberimiz ona kabilesinin bulundu u yerlerde neler 26. Tirmizî, V, 361. 27. bn Sa d, I, 345. 28. bn Sa d, I, 324; bn Seyyidinnâs, II, 336-337. 29. bn Hanbel, IV, 257. 30. bn Kayy m, Zadülmead, M s r 1970, III, 33; Köksal, IX, 327. 259 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 259 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji olup bitti ini sorar. Cerîr, slâm n üstünlük sa lad n, yay ld n, mescitlerde ezan okundu unu ve kabilelerin, tapt klar putlar y kt klar n söyler. Peygamberimiz Tebâle de Has aml lar n yurdunda bulunan, pek çok kabilenin tap na olan ve Yemen Kâbesi olarak bilinen Zülhalasa n n ne durumda bulundu unu sorar. Cerîr b. Abdullah tan bu putun yerinde durdu unu ö renince yüz elli ki iyle onu Zülhalasa y y kmakla görevlendirir. 31 Cerîr, ad geçen putu y kar. Sonunda Has am kabilesi mensuplar da Hz. Muhammed (s.a.s.) e tabi olduklar n bildirmek üzere Medine ye bir heyet gönderirler. Onlar Hz. Peygamber e Allah a, O nun elçisine ve onun Allah kat ndan getirdi i eylere inand k. Sen bize bir mektup yaz, biz de onun içinde olanlara tabi olal m derler. Bunun üzerine kendileri için u belge yaz l r: Bu, Allah n elçisi Muhammed den Bî e de ve çölde ya ayan Has aml lara bir ahidnâmedir. Câhiliye döneminde dökülmü olan kanlar n zdan dolay intikam alman z kald r lm t r. Sizin içinizden her kim slâmiyeti isteyerek veya istemeyerek kabul ederse, bolluk ve k tl k zaman na göre artan-eksilen, ya mur suyu veya ebnem suyu ile sulanan yumu ak arazideki ziraat n yeti tirilmesi ve yenilmesi kendisine aittir. Akan su ile sulanan yerlerden ö ür, yani onda bir, kuyu ile sulananlardan ise yirmide bir al n r. Has aml lar için düzenlenen yaz, kan davalar n n yasakland na dair ifadeleri ve arazi ürünlerinden tahsil edilecek zekat n miktarlar n içermesi bak m ndan önemlidir. Cerîr b. Abdullah örne inde oldu u gibi Peygamberimiz Yemen de baz kabileleri ve ah slar slâm a davet için merkezden ordular göndererek slâm yaymak üzere faaliyete geçmek yerine, yeni dini benimseyen kabile liderlerini kendi vatanda lar na ve kom u kabilelere göndermi tir. Onun bu tutumu, toplum psikolojisini göz önünde bulundurdu unu ortaya koymaktad r. 32 Ayn ekilde Ezd kabilesinden Medine ye on ki ilik bir heyetle gelip Müslüman olan Surad b. Abdullah, Surad Ezdlilerinin ba na tayin etmi ve ona, kendi kabilesinden Müslüman olanlarla birlikte yak nlar nda bulunan Yemenli mü rik kabilelerle mücadeleye giri mesini emretmi tir. Surad b. Abdullah da kendilerine kom u olan Cüre halk n slâm a davet etmek üzere harekete geçmi tir. Onlar n bu daveti reddetmeleri üzerine Surad, ehri ku atm, uzun ve planl bir mücadeleden sonra nihayet onlar yenilgiye u ratm t r. Sonunda Cüre temsilcileri de Hz. Peygamber e gelerek Müslüman olmu lard r. Peygamberimiz onlara u sözleriyle iltifatta bulunmu tur: Ho geldiniz! nsanlar n en güzel yüzlüleri, en do ru, en tatl sözlüleri, emaneti en çok gözetenleri! Sizler bendensiniz, ben de sizdenim. Pey- 31. bn Sa d, I, 247-248. 32. bn Sa d, I, 286,348; Mustafa Fayda, slamiyetin Güney Arabistan a Yay l, s. 55-56. 260 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 260 04.02.2014 10:38:13

Tanıtım Faaliyetleri ve İslâm ın Yayılışı gamberimiz onlara hayvanlar için otlak olmak üzere Cüre civar ndaki belirli koruluklar tahsis etmi tir. 33 Hz. Peygamber taraf ndan baz heyetlere yüklenen de i ik mükellefiyetlere rastlanmaktad r. A a da kaydedece imiz uygulama bize slâm tarihinin daha sonraki dönemlerinde zâviyelerin geleni geçeni a rlamak suretiyle ö ürden muaf tutulmas n hat rlatmaktad r. Yemen den Hz. Peygamber e gelen heyetler aras na bulunan Benî Bâr k temsilcileri Müslüman olurlar. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlar için u belgeyi yazd r r: Bu, Allah n elçisi Muhammed in Ezd kabilesine yazd ahidnâmedir. Bâr k kabilesinin meyve a açlar kesilmeyecek, kendileri istemedikçe vahalar nda hayvan otlat lmayacakt r. Onlar da sava ve k tl k zamanlar nda yanlar na gelen Müslümanlar üç gün misafir edeceklerdir. Meyveleri olgunla t zaman yolcular dal ndan koparmamak ve toplay p götürmemek art yla yere dökülenlerden kar nlar n doyurabileceklerdir. 34 Peygamberimiz, slâm n yasak etti i hususlarda heyetlere kesinlikle taviz vermiyordu. Sakîf heyeti ad na konu an Abdüyâlîl b. Amr zina, arap ve ribâ gibi kötü al kanl klar kabilesinin b rakamayaca n söylemi tir. Fakat Hz. Peygamber bu artlar asla kabul etmedi i gibi, kendilerine bu uygulamalar n herbirini yasaklayan âyetleri okumu tur. 35 Sakîf temsilcileri Lât ad ndaki puta üç y l daha tapmalar na izin verilmesini istemi ler, fakat Peygamberimiz bunu asla kabul etmemi tir. Sonunda Sakîf temsilcileri Müslüman olmu lar ve Hz. Peygamber in ad geçen kabileye yazd bir mektupla geri dönmü lerdir. u kadar var ki Müslüman olduklar n ve Hz. Peygamber den ald klar emirleri bir müddet kabilelerinden gizlemi ler, daha sonra uygun bir ekilde onlara slâm anlatm lar ve bu suretle kabilelerinin Müslüman olmas n sa lam lard r. 36 ayet heyetlerin geldi i yörelerde slâm n haram k ld maddeler üretiliyorsa, Hz. Peygamber slâm n bunlar hakk ndaki hükümlerini kendilerine bildirmi tir. Cey ân temsilcileri Medine ye geldiklerinde Yemen de imal edilen içkilerin hükmünü sorarlar. Bu meyanda bal arab (bit ) ve arpadan yap lan içki (mizr) nin ad n zikrederler. Peygamberimiz bu içkilerin kendilerini sarho edip etmedi ini sorar. Çok içersek sarho oluruz cevab n verirler. Bunun üzerine Peygamberimiz Ço u sarho eden eyin az da haramd r buyurur. çilerine içirmek için arap bulunduran bir adam n durumunu sorduklar nda da Her sarho edici ey haramd r cevab n verir. 37 Kendilerinin üzüm ve içki sahibi ol- 33. bn Sa d, I, 338; Mustafa Fayda, ayn eser, s. 61 vd. 34. bn Sa d, I, 352; Abdülkerim Özayd n, Bâr k, D A, V, 70. 35. Vâk dî, III, 966-967. 36. Vâk dî, III, 969-970. 37. bn Sa d, I, 359. 261 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 261 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji duklar n, arab n haram k l nd n ve üzümü ne yapacaklar n söyleyen Fîrûz ed-deylemî ye Onu kurutup kuru üzüm yap n z der. 38 Heyet üyelerinde aile hukuku ile ilgili yeni düzenlemelere ayk r olan eski uygulamalar varsa bunlar de i tirmi tir. slâm kabul etmezden önce iki k z karde le evli olan Fîrûz ed-deylemî ye bunlardan birini bo amas n emretmi ve o da bo am t r. 39 Peygamberimiz heyetlere, toplumun her kesimine adaletli bir ekilde davran lmas ve de er verilmesi gerekti ini göstermek amac yla baz uygulamalarda bulunmu tur. Hicretin 9. y l nda Medine ye gelen yetmi -seksen ki ilik Benî Temim heyetiyle birlikte o s rada çocuk ya ta bulunan Amr b. Ehtem de gelir. Heyet üyeleri onu e yalar n n ba na nöbetçi olarak b rak rlar. Peygamberimiz heyet üyelerine birtak m hediyeler verir. çlerinde hediye almayan kimse olup olmad n sorar. E yalar n n yan nda bir çocuk kald n söylerler. Hz. Peygamber onun da gönderilmesini ister. Kays b. Âs m adl heyet üyesi, onun ata taraf ndan izzeti olmayan bir çocuk oldu unu söyler. Peygamberimiz de Olsun, o, heyet olarak gelmi tir. Bah i almaya hakk vard r buyurur. Çocu u getirtir ve bah i ini verdirir. 40 Benzer bir olay da Tücîb heyeti ile ya anm t r. Hz. Peygamber ad geçen kabilenin temsilcilerine bah i verdikten sonra içlerinden bir genci bineklerinin yan nda b rakt klar n ö renince onu da ça rtarak hediyesini vermi tir. 41 Hz. Peygamber in Müslüman olan kabilelere valiler, zekat tahsil memurlar ve slâm ö reten elemanlar göndermesini, ilgili bölümlerde i ledi imiz için o hususlar burada tekrarlamak istemiyoruz. slâm n yay lmas ve yerle mesi aç s ndan özellikle e itim-ö retim faaliyetlerinin önemi çok büyüktür. Bununla ilgili bilgi için e itim-ö retim faaliyetlerini ele ald m z bölüme bak labilir. 38. bn Hanbel, IV, 232. 39. bn Hanbel, IV, 232. 40. Vâk dî, III, 979-980. 41. bn Sa d, I, 323. 262 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 262 04.02.2014 10:38:13

HZ. MUHAMMED N ÖRNEK K L NDEN KES TLER 1- Davetçili i Kur ân- Kerim de Hz. Peygamber Allah n davetçisi 1 olarak vas fland r lm ; ona yüklenen görev de ö üt ver, davet et, tebli et, ikaz et gibi emirlerle ifade edilmi tir. Kendisine uyarma (inzâr) ve müjdeleme (teb îr) görevi verilmi ; uyaran (nezîr), uyar c (münzir), ve müjdeci (mübe ir, be îr) olarak nitelendirilmi tir. 2 Bütün insanlara müjdeci ve uyar c olarak gönderildi i, dolay s yla peygamberli inin evrensel niteli e sahip oldu u belirtilmi tir. 3 Hz. Peygamber, en yak nlar ndan ba layan, daha sonra bütün Arap Yar madas n kapsayan, hatta yar madan n s n rlar n a an davet faaliyetlerini peygamberlik görevi boyunca sürdürmü ve bu hususta büyük ba ar elde etmi tir. Onun uygulad davet metotlar tutarl, mant kl, sistemli, gerçekçi ve ba ar ya götürücü özelli e sahiptir. Bu suretle önce etraf nda inançl bir kitle, daha sonra da ba latt davet faaliyetlerini ba ka ülkelere ta yacak toplumu olu turmu tur. Kendisi, Allah n elçisi s fat yla kom u ülkelerin devlet ba kanlar na davet mektuplar göndermi tir. Bu faaliyetiyle, sonraki yüzy llarda h zla geli ecek olan evrensel davet çal malar n ba latm t r. Hz. Peygamber in davetinin ba ar ya ula mas n n çe itli etkenleri vard r. Bunlar n ba nda, bizzat kendisinin, davet etti i dine samimiyetle ba lanmas ve bu dinin prensiplerini kendi hayat nda uygulam olmas gelmektedir. Gerçekten o, slâm n insanlara yükledi i yükümlülüklerin hiçbirinden kendisini hariç tutmam t r. Farzlar önce kendisi uygulam, yasaklara önce kendisi uymu ve en yak nlar na tatbik etmi tir. Hz. Peygamber in davet faaliyetlerinin ba ar ya ula mas n n etkenlerinden biri de ümitsizli e ve karamsarl a kap lmaks z n çal malar n daima sab r, azim, inanç ve kararl l kla sürdürmü olmas d r. O, davet çal malar nda sosyal ili kilerini aral ks z bir ekilde sürdürmü ve bu ili kilerden büyük ölçüde istifade etmi tir. Örne in Müslüman olanlar n yan s ra, henüz slâm a girmemi bulunan akraba ve çevresiyle ilgisini de srarla devam ettirmi tir. Toplum üzerindeki etkilerini göz önüne alarak, kabile ba kanlar na özel ilgi göstermi tir. Davetini 1. Ahzâb Sûresi 46. 2. Necm Sûresi 56; Sa d Sûresi 65,70; Fât r Sûresi 23. 3. Sebe Sûresi 28. 263 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 263 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji sunmak üzere toplant lar düzenlemi, çar, pazar, panay r ve ev gibi, insanlar n toplu olarak bulundu u her yerde tebli faaliyetini sürdürmü tür. slâm a davet için hiç kimseyi hakir görmemi tir. 4 Hz. Peygamber muhataplar n tan maya büyük önem verir, onlar n duygular n, isteklerini ve fert olarak özelliklerini dikkate al r, kendilerine de er verir, ilgi gösterir, yak nla ma teminine gayret ederdi. Muhataplar yla ortak noktalarda birle me esas ndan hareket ederdi. Faaliyetlerinde af, müsamaha, yumu akl k, efkat ve merhameti; kin, öfke ve zorbal a tercih ederdi. Kur an- Kerim de Hz. Peygamber in lâhî bir lütuf sayesinde insanlara yumu ak davrand belirtilir; kaba ve kat kalpli oldu u takdirde çevresinden da l p gidecekleri uyar s nda bulunulur. 5 Hz. Peygamber insanlar n kusurlar n yüzüne vurmazd ; ele tirilerini isim vermeden yapard. Çünkü ki inin hatas n yüzüne vurmak, mahcup olmas na ve toplumdan uzakla mas na yol açabilir. Muhataplar n n farkl tepkilerine kar- daima azim ve ümitle davetine devam etmi tir. Özellikle Mekke döneminde daveti kabul etmeyen kabilelerden kimisi kaba, kimisi kibar, kimisi kaçamak bir ekilde olumsuz cevap vermi tir. Fakat o, sebatla, ümitsizli e kap lmadan, azimle gayret göstermi, her f rsatta davetini tekrar etmi tir. Peygamberimiz hiçbir kimseyi slâm kabule zorlamam t r. Çünkü onun görevi insanlar zorla dine sokmak de il; slâm tebli etmek ve uyarmakt r. nsanlar zorla slâm a dahil etmek, arzu edilenin aksine sonuçlar do urur; slâm n son derece kar ç kt ve istemedi i münâf kl yayg n hale getirir, insanlar iki yüzlü yapar. Halbuki slâm samimi olmaya, samimi olarak inanmaya büyük önem verir. Hz. Peygamber in, davet faaliyetlerini yürütürken takip etmi oldu u metot insanlar güzel ö ütle slâm a ça rmakt r. Bu esaslar do rultusunda hareket eden Hz. Peygamber, hiçbir Yahudiyi, Hristiyan veya ba ka bir din mensubunu dinini terkedip slâm a girmesi için zorlamam t r. Bilakis onlar zorlamaks z n slâm a davet etmi ; kabul etmedikleri takdirde kendilerine belli artlar çerçevesinde din ve vicdan özgürlü ü sa lam t r. Kur an- Kerim de insanlar n iman etmeleri için zorlanamayaca, hatta Hz. Peygamber in bu konuda, sorumluluk duygusuyla gücünün yetti inin ötesinde kendisini zorlamas n n bile uygun olmad 6 ifade edilmektedir. Peygamberimiz çal malar nda hiçbir zaman ahsî menfaat arzusu gözetmemi tir. Nitekim Kur an- Kerim de onun uyarma ve müjdeleme görevinin kar- 4. Örnek için bk. bn Hi âm, II, 344. 5. Al-i mrân Sûresi 159. 6. uarâ Sûresi 3-4. 264 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 264 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler l olarak bir ücret istemedi i bildirilir. 7 Onun vefat ndan sonra da Müslümanlar slâm a daveti, kendilerinin kaç n lmaz görevlerinden biri olarak kabul etmi lerdir. 8 Burada, bir davetçi olarak Hz. Peygamber de Allah Teâlâ n n bulunmas n istedi i bir niteli e i aret ederek bu bahsi bitirmek istiyoruz. Müddessir Sûresinde Kalk ve (insanlar ) inzâr et. Rabbini büyük tan hitâb yla insanlar dine davet etmesi emrolunduktan sonra Hz. Peygamber den elbisesini temiz tutmas n n emredilmesi, davet aç s ndan konuya bak ld nda son derece dikkat çekicidir. Âyet-i kerîmede geçen ve temizlenmesi istenen elbise den maksad n ne oldu- unu izah hususunda amel, kalp, nefis, beden, ahlâk, din ve elbise eklinde, 9 ki inin maddî ve manevî yönünü kapsayan geni yorumlar yap lm t r. Bununla birlikte, maksat ne olursa olsun, gerek beden ve k yafet, gerekse kalp ve ahlâk temizli inin ileti im aç s ndan önemli oldu u ortadad r. Bu hitaba muhatap oldu unda art k Hz. Muhammed Allah n elçisidir, slâm a davetle emrolunmu tur, âyet-i kerîmede maddî ve manevî temizli e dikkat etmesi vurgulanm t r. 2- Do rulu u Öncelikle belirtmek gerekir ki, Hz. Peygamber bir do ruluk abidesi idi. Ayn zamanda do ru insanlardan olu an bir toplum olu turmak onun en büyük hedefiydi. Bu bak mdan önce kendisi do ruluk örne i olmu tur. Gerçekten do ruluk, onun hayat n n her safhas nda görülen bir haslettir. Onun içi ile d, özü ile sözü birdi. Bir ba ka ifade ile oldu u gibi görünür, göründü ü gibi olurdu. Söyledikleri ile yapt klar aras nda uyumsuzluk yoktu. Do rulu u ile insanlara örnek oldu u gibi bu konudaki sözleriyle de ümmetini do rulu a sevketmeye gayret göstermi tir. Kaynaklarda onun do rulukla, do rulu un faziletiyle ilgili yüzlerce sözü mevcuttur. Hz. Peygamber bireyden do ru olmas n isterken, di er insanlara da do rulu un telkinini emretmi tir. Bu konudaki bir sözü öyledir: Do ru olunuz; do rulu a yöneltiniz. 10 Yâ Resûlallah! slâm hakk nda bana öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç kimseye sormayay m diyen bir ki iye Allah a inand m de, sonra da dosdo ru ol 11 demi tir. Bu sözünde dosdo ru olmay, Allah a imandan hemen 7. Furkân Sûresi 56-57. 8. Ahmet Önkal, Rasûlüllah n slam a Davet Metodu, Konya 1989; Mustafa Ça r c, Davet D A, IX, 16-19; evki Saka, Kur an a Göre nanç Hürriyeti, Diyanet Dergisi, Ankara 1992, s. 127-137. 9. Kurtubî, el-câmi li-ahkâmi l-kur ân, Beyrut 1967, XIX, 62-66. 10. bn Hanbel, IV, 231. 11. Müslim, I, 65. 265 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 265 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji sonra dile getirmesi ve do rulukla Allah a iman aras nda ba lant kurmas dikkat çekicidir. Ya land n z yâ Resûlallah denildi inde Beni Hud ve Vâk a sûreleri ya land rd 12 demi tir. Çünkü Hûd Sûresinde Seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolundu un gibi dosdo ru ol 13 buyurulmu tur. Yukar daki âyet-i kerîmeye ve bu konudaki daha ba ka âyet-i kerîmelere göre do ru davranmak ona ve bütün Müslümanlara Allah n emridir. Do rulu u hayat nda uygulayan Hz. Peygamber in bu yöndeki tavsiyeleri de toplum üzerinde tesirli olmu tur. Onun do rulu u konusunda dostlar, dü manlar, muhalifleri, has l herkes sözbirli i etmi tir. Ebû Süfyan henüz Müslüman olmad bir s rada bir Suriye seyahati esnas nda Bizans mparatoru Herakleios, Hz. Muhammed (s.a.s.) hakk nda bilgi almak üzere kendisini huzuruna ça rd nda, onun özelliklerini sayarken, do ru oldu unu ve do rulu u emretti ini ifade etmi tir. Do rulu un z dd olan ikiyüzlülük, yalanc l k, sahtekârl k gibi kötü huylar bireyler aras nda sa l kl ili kiler kurma imkan n ortadan kald r r. Hz. Peygamber de daima, insanlara bu huylardan iddetle kaç nmalar n söylemi tir. Yalan söylemeden, hile ve sahtekarl k yapmadan mutlu bir hayat sürülebilece inin somut örne ini kendi hayat nda göstermi tir. Bunun yan nda insanlara da bu do rultuda emir ve tavsiyelerde bulunmu tur. Do rulukla çeli en davran lar n her çe idini kötü görmü tür. Bir çocu u Gel sana unu verece im diyerek ça r p da sonra bir ey vermemeyi bile aldatma ve yalan saym ; bu tür davran lardan kaç n lmas n istemi tir. 14 u olay, bu hususa güzel bir örnektir. Bir gün Hz. Peygamber Abdullah b. Amr n evinde misafir iken, annesi onu bir ey verece ini söyleyerek yan na ça r r. Hz. Peygamber çocu a ne vermek istedi ini sorar. Annesi hurma verece ini söyler. Bunun üzerine Hz. Peygamber E er aldat p bir ey vermeseydin sana bir yalan yaz lm olurdu 15 buyurur. Do rulu un iyili e, iyili in cennete götürece ini, yalan n kötülü e, kötülü ün ise cehenneme sürükleyece ini veciz bir ekilde vurgulam, yalandan iddetle kaç n lmas n istemi tir. Sorulan bir soru üzerine Müslüman n korkak olabilece ini, cimri olabilece ini, ama asla yalanc olamayaca n ifade etmi tir. 16 Kaynaklarda onun do rulu un fazileti ve yalan n kötülü ü ile ilgili yüzlerce sözü bulunmaktad r. 12. Tirmizî, V, 402. 13. Hûd Sûresi 112; Ayr ca bk. ûrâ Sûresi 15. 14. bn Hanbel, II,452. 15. bn Hanbel, III, 447. 16. Mâlik b. Enes, el-muvatta, stanbul 1981, s. 989-990. 266 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 266 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler Hz. Peygamber asla hâinlik yapmam t r. Bir sözünde hâinlikten Allah a s nd n dile getirmi tir. 17 En az l dü manlar na bile hâinlik dü ünmedi i görülmektedir. Mekke nin Fethi nde, görüldükleri yerde öldürülmelerine izin verilenler aras nda bulunan Abdullah b. Sa d b. Ebû Serh i ba lad ktan sonra sahâbîlere söyledi i söz dikkat çekicidir. Bununla ilgili olay n geli mesi k saca öyledir: Abdullah önce Müslüman olup hicret etmi, vahiy kâtipleri aras nda yer alm, ancak daha sonra irtidat edip Mekke mü riklerinin yan na dönerek onlar n slâm aleyhindeki çal malar n desteklemi ti. Mekke nin Fethi nde öldürülece ini anlay nca süt karde i olan Hz. Osman a s nd. Yapt klar ndan pi manl k duydu unu belirterek ondan kendisi için Hz. Peygamber den eman dilemesini istedi. Neticede Hz. Osman n ricas üzerine Hz. Peygamber onu affetti ve bîat n kabul etti. Abdullah, Hz. Osman la birlikte Hz. Peygamber in yan ndan ayr ld ktan sonra onu öldürmek üzere f rsat kollayan baz sahâbîler, eman vermeden önce kendilerine onu öldürmeleri yönünde niçin i arette bulunmad n sordular. Bunun üzerine Hz. Peygamber mâ etmek hâinliktir. Peygamber e îmâ etmek yak maz 18 dedi. Hz. Peygamber her zaman sözünde durmu tur. Di er ahlâkî faziletlerde oldu u gibi bu konuda da ümmeti için örnek bir ya ay sürdürmü tür. Verdi- i sözde durmay imandan saym, ayk r davranmay ise münaf kl k alâmeti kabul etmi tir. Çünkü verdi i sözde durmamak, sözüne güvenilmez olmak, iman n özünde bulunan do ruluk vasf ile çeli mektedir. Kendisi birine söz verdi i, vaad veya taahhütte bulundu u zaman onu yerine getirirdi. Antla malara uyard. A a da anlataca m z olay onun antla malara riayete ne derece önem verdi ini gayet güzel bir ekilde gözler önüne sermektedir: Ebû Basîr adl sahâbî Müslüman oldu u için Kurey mü rikleri taraf ndan hapse at l r. Hudeybiye Antla mas ndan sonra bir yolunu bularak kaçar ve Medine ye Hz. Peygamber in yan na gelir. Mü rikler Ebû Basîr in kendilerine iade edilmesi için derhal Medine ye iki adam gönderirler. Peygamberimize hitaben bir de mektup yazarlar. Mektubu Übey b. Ka b a okutan Hz. Peygamber daha sonra Ebû Basîr i ça rarak, Hudeybiye Antla mas gere ince kendisini Kurey lilere teslim etmek zorunda oldu unu bildirir. Ebû Basîr ise teslim edilmemesini ister. Fakat Peygamberimiz Bildi in gibi biz Kurey mü riklerine söz verdik. Dinimizde vefas zl a yer yoktur der. Ancak mü riklere verdi i sözde durmaya özen gösterirken Müslüman da gücendirmez; Allah n ona ve onun durumundaki Müslümanlara bir ç k yolu gösterece ini söyler. 19 Yine Hudeybiye de geli en bir ba ka olay bu 17. Ebû Dâvud, II, 191. 18. bn Sa d, II, 141; Ayr ca bk. Belâzürî, I, 358. 19. Makrîzî, s. 303. 267 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 267 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji hususa güzel bir örnektir: Hudeybiye de antla ma metni imzaland ktan sonra Kurey heyetinin ba kan Süheyl b. Amr n o lu Ebû Cendel, Müslüman oldu u için at ld hapisten kaçarak ayaklar ndaki zincirleri sürüyerek Müslümanlara s n r. Antla ma gere ince Hz. Muhammed (s.a.s.), Kurey lilerle yapt antla maya sad k kalaca na dair Allah ad na söz verdi ini belirtip kendisine sab r tavsiye ederek onu babas na iade eder. 20 3- Lüzumsuz Davran lar Kar s nda Tutumu Hz. Peygamber, tabiatlar gere i baz kimselerin sergiledi i kaba ve lüzumsuz davran lardan ho lanmazd. Müslümanlar Bedir Sava na giderken yolda bir bedevîye rastlarlar; ondan bilgi almak isterler. Fakat adamda bilgi olmad n görürler. Peygamber e selam vermesini isterler. Adam içinizde peygamber var m diye sorar. Evet derler. Selam verir. E er sen peygamber isen bu devemin karn ndakini bana bildir der. Orada bulunan Seleme b. Selâme, Onu Peygamber e sorma, bana gel ben sana haber vereyim der ve baz eyler söyler. Seleme nin bu davran Hz. Peygamber in ho una gitmez. Adama kar kaba ve fâhi eyler söyledi ini belirtir. 21 Ayn sahâbînin Bedir Sava ndan Medine ye dönerken sarfetti i baz sözler kar s nda Hz. Peygamber in tak nd tav r da anlaml d r. Bedir Sava esnas nda Medine de kalan Müslümanlar Hz. Peygamber i ve mücahitleri kutlamak için kar larlar. Seleme b. Selâme nin Bizi ne için kutluyorsunuz? Allah a andolsun ki biz, ba lanm develer gibi saçlar dökülmü ihtiyarlarla kar la t k ve onlar bo azlad k eklinde münasebetsizce sözü kar s nda tebessüm eder; Müslümanlar n ba ar s n küçümsememesi yolunda ona u sözü söyler: Karde im! Onlar e râf ve reislerdir. Bu rivayetler, Hz. Peygamber in lüzumsuz davran lardan ho lanmad n ortaya koydu u gibi, baz sahâbîlerin Hz. Peygamber kar s nda son derece serbest davrand n, Hz. Peygamber in de onlar k rmadan, sert davranmadan cevaplar verdi ini göstermektedir. Birinci olay, câhiliye Arab n n peygamber anlay n ve bir peygamberden beklentisini ortaya koymas aç s ndan da ayr ca dikkat çekicidir. 4- Nezâketi Hz. Peygamber nâzik ve kibar bir kimseydi. Bu niteli ini hayat boyunca aile fertlerine, di er Müslümanlara, Medine de kendisini ziyarete gelen heyetlere, da- 20. Asrî Çubukçu, Ebû Cendel, D A, X, 118-119; Recep K l ç, Peygamberli in Gereklili i ve Peygamberimizin Örnekli i, Hz. Peygamber in Hayat ndan Davran Modelleri, Ankara 1998, s. 35-42. 21. bn Hi âm, I, 612; Makrîzî, 72. 268 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 268 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler vette bulundu u ah slara ve mektup gönderdi i kimselere kar davran lar nda görmek mümkün oldu u gibi, bunun d nda, mü riklere kar davran lar nda mü ahede etmek de mümkündür. Sözgelimi Umretü l-kazâ esnas nda üç günlük müddet dolunca, Hz. Peygamber, Ebtah mevkiine kurulmu olan deri çad r nda ensardan Sa d b. Ubâde ile birlikte otururken Kurey mü riklerinden Süheyl b Amr ile Huveyt b b. Abdüluzzâ, onun yan na gelirler. Antla maya göre üç günün doldu unu hat rlatarak Mekke den ç kmas n isterler. O esnada Sa d b. Ubâde Süheyl b. Amr a k zar ve ona u sözleri söyler:... Buras ne senin ve ne de baban n topra d r. Resûlüllah buradan ancak antla maya uyarak gönül r zas yla ç kar. Bunun üzerine Peygamberimiz tebessüm eder. Sa d a dönerek Konak yerimizde bizi ziyarete gelenleri incitme buyurur ve sahâbeye hareket emri verir. 22 5- Hayata yimser Bak Hz. Peygamber hayata iyimser bakar ve etraf ndakilere de öyle tavsiye ederdi. Yüzünden tebessüm eksik olmazd. En s k nt l an nda bile üzüntüsünü belli etmez, yan ndakilerin içini karartacak tav r sergilemezdi. Halbuki o, Mekke döneminde mü riklerin eziyetlerine ve Medine döneminde de çe itli sald r lara ve süikastlere maruz kalm, s k nt larla kar la m t r. nsano lu için en büyük felaketlerden biri olan sava larla, silahl sald r larla defalarca kar kar ya gelmi tir. Aç kald zamanlar olmu tur. Bütün bunlar n yan nda, alt defa evlat ac s ya am t r. Hz. Fât ma hariç, di er bütün çocuklar n sa l nda iken kaybetmi tir. Kaynaklar bize k zlar n n ve o lu brahim in vefat nda son derece üzüldü ünü ve gözlerinden ya lar akt n naklederler. 23 brahim in vefat esnas nda kar s ndaki da a dönerek unlar söylemi tir: Ey da! Benim ba ma gelen senin ba na gelseydi y k l p giderdin. Fakat biz, Allah n emretti i gibi biz Allah n kullar y z ve biz O na dönece iz, 24 hamd âlemlerin Rabbi Allah a mahsustur 25 deriz. 26 Bu söz, onun kar la t güçlüklerin, çekti i s k nt lar n boyutunu; bunun yan s ra sabr n n, metanetinin, teslimiyetinin derecesini ve be erî yönünü ortaya koymas bak m ndan dikkat çekicidir. Hz. Peygamber aile fertlerine oldu u gibi, sahâbeye de çok dü kündü; onlar n ba na gelen musibete kendi ba na gelmi gibi üzülürdü. Sözgelimi Bi r-i Maûne de, yetmi ki ilik tebli heyetinin mü rikler taraf ndan hâince katliama u ramas na son derede üzülmü tür. Bütün bu üzüntü ve s k nt verici olaylar 22. Vâk dî, II, 740. 23. bn Sa d, I, 138; VIII, 37. 24. Bakara Sûresi 156. 25. Fâtiha Sûresi 2. 26. Belâzürî, I, 452. 269 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 269 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji onun dünyas n karartmam t r. Tam tersine metanetini daima muhafaza etmi tir. Hiçbir zaman ümitsizli e kap lmam t r. Hayata iyimser bak onun en önemli örnek davran lar ndan ve özelliklerinden biridir. yimserlik ve yüksek moral, ba ar ya ula man n ve örnekli in temel unsurlar ndand r. nsanlar n, morali bozuk, hayata küsmü birisini örnek almak istemeyecekleri tabiîdir. 6- Alçak Gönüllülü ü Tarih boyunca insanl k, eline geçirdi i maddî veya manevî güçle, kendi cinsine, hatta Allah a bile kafa tutan nice iktidar sahibi tan m t r. Ancak, hem maddî ve hem de manevî güce sahip olan Hz. Muhammed (s.a.s.) farkl yd. O bir sözünde Ben ne bir kral m, ne de zorbay m; bilakis Kurey ten kurutulmu et yiyen bir kad n n o luyum 27 demi tir. Bu sözüyle halktan biri oldu unu vurgulam t r. Kendisi Kelime-i ehâdet de de ifadesini buldu u ekliyle Allah n kulu ve elçisidir. Bu özellik, onun bütün hayat na yans m t r. Sözgelimi bir toplulu a girdi inde bo buldu u yere oturdu unu görüyoruz. Gerçekten, hayat n bir devletli gibi de il s radan bir Allah n kulu olarak ya am t r. Debdebesiz, sade bir hayat tarz n seçen Hz. Peygamber in hayat nda peygamberli in ki isel bir menfaat için kullan ld da görülmü de ildir. 28 Ya l sahâbî Mahreme b. Nevfel bir gün Hz. Peygamber in kendisine gelen elbiseleri da tt n duyar. O lu Misver i yan na alarak Hz. Peygamber in evinin önüne gelir. Ona Hz. Peygamber e seslenmesini söyler. Fakat çocuk çekinir. Bunun üzere Mahreme Evlad m, o bir zorba de ildir 29 diyerek çocu u rahatlat r. Mahreme b. Nevfel in bu sözü, Hz. Peygamber in, içinde ya ad toplum taraf ndan nas l alg land n aç kça göstermektedir. Arnaldez in tabiriyle o, Hiçbir zaman despot olmam t r. 30 Müslüman olmadan evvel bir Hristiyan ve slâm dü man olan, daha sonra bir heyetle Medine ye gelen Adiy b Hâtim et-tâî, Hz. Peygamber in yan nda akrabas ndan bir kad n ve çocuklar n bulundu unu görünce, onda ran ve Bizans krallar n n niteliklerinin bulunmad n anlar. 31 Hz. Peygamber, Adiy b. Hâtim i evine götürürken, kendisini durdurup s k nt s n anlatan ya l bir kad n n uzun müddet derdini dinler. Evine vard klar nda içi lif dolu deri minderini misafire 27. bn Mâce, II, 1101; Hâkim, III, 47-48; Halebî, III,43. 28. Arnaldez, Hz. Muhammed(Hadis ve Sözleri), çev. Burhanettin Semi, stanbul 1982. 29. Buhârî, VII, 50. 30. Arnaldez, s. 32. 31. bn Hanbel, IV, 378. 270 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 270 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler verip kendisi yere oturur. Onun bu davran ndan ötürü Adiy b. Hâtim Vallahi bu bir kral de ildir 32 de erlendirmesini yapar ve sonunda Müslüman olur. 7- A r l klar Kar s ndaki Tutumu Hz. Peygamber a r l kl klardan ho lanmaz, bu tür davran lardan uzak durur, hiçbir zaman ifrata kaçan duygu ve dü üncelerin etkisi alt nda kalmaz, sahâbîleri de bu konuda ikaz ederdi. slâm a söz getirebilecek, insanlar usand racak, slâm dan nefret ettirecek davran lar, slâm n temel prensiplerini zedeleyici hareketleri hiç ho kar lamazd. Bu tür olaylar kendisine intikal edince üzülür ve hatta öfkelenirdi. Bu gibi durumlarda aç k tav r tak n r ve böyle davran larda bulunanlar uyar rd. Bu konudaki tutumuna birkaç örnek verelim. Sahâbîlerden birisi cemaate namaz k ld r rken uzun sûreler okuyarak namaz iyice uzat r. Bu durumu cemaatten birisi Hz. Peygamber e iletir. Bunun üzerine Hz. Peygamber aya a kalkarak toplulu a kar u veciz konu may yapar: nsanlar! çinizde halk nefret ettirenler var. Herhangi biriniz imaml a geçip de halka namaz k ld r rsa namaz uygun bir ekilde k sa kessin. Zira onlar aras nda hasta, ya l ve i igücü olanlar vard r. Olay anlatan sahâbî, Hz. Peygamber i o günkü konu mas esnas ndaki kadar öfkeli hiç görmedi ini söylemektedir. 33 Sakîf heyeti Medine ye gelip Müslüman olunca, içlerinden heyetin en genç üyesi olan Osman b. Ebü l-as kendi kabilesine vali ve imam tayin eder. Ona u tavsiyede bulunur: Sen imaml k yapt nda halka namaz hafiflet, namaz itidal üzere k ld r. Halk n en zay f olanlar n, içlerindeki ya l lar n, küçüklerin, zay flar n ve i güç sahibi olanlar n durumlar n göz önünde bulundur. 34 Hz. Peygamber, helal olan iki durumdan birisini seçmek gerekti inde kolay olan n tercih ederdi. badetlerde f trat, yani yarat l ve insan n yeteneklerini zorlamazd. Mekke nin Fethi nde Peygamberimizin yan na bir adam gelerek Ben, Allah sana Mekke nin fethini nasip ederse Beytülmakdis de namaz k lmay adad m der. Peygamberimiz Burada k lman daha faziletlidir kar l n verir. Hz. Peygamber in han m Meymûne de Yâ Resûlallah! ayet Allah sana Mekke nin fethini nasip ederse Beytülmakdis de namaz k lmay adad m der. Peygamberimiz ona da unu söyler: Senin buna gücün yetmez.... Bunun üzerine Meymûne Önümde ve ard mda muhaf zlarla giderim deyince Sen buna güç yetiremezsin. Beytülmakdis in kandillerinde yak lacak ya gönder. Oraya gitmi gibi olursun der. 32. bn Hi âm, II, 580. 33. Buhârî, I, 31. 34. bn Hi âm, II, 541. 271 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 271 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Meymûne, Beytülmakdis in kandillerinde yak lmak üzere ya sat n al nmas için her y l Kudüs e para gönderirdi. 35 Hz. Peygamber, ibadetlerin îfâs nda da insan takat n zorlamay ho kar lamazd. Enes b. Mâlik in anlatt na göre bir gün Hz. Peygamber Mescid e girdi- inde iki dire in aras na çekilmi bir iple kar la r. Bu ip nedir? diye sorar. Bu Zeyneb in ipidir. Namazda ayakta durmaktan yorulunca bu ipe tutunur derler. Hz. Peygamber bunun üzerine öyle buyurur: Hay r, bu ipi çözünüz. Sizden biriniz zinde ve dinç oldu u müddetçe namaz k ls n. Yorulunca da hemen otursun. 36 8- Güvenilir Olu u Güzel ahlâk n en önemli özelliklerinden olan güvenilirlik, ayn zamanda peygamberlerin genel niteliklerindendir. Hz. Peygamber, gençli inden itibaren güvenilir olarak tan nm t r. O, yirmi be ya lar nda iken Mekke de sadece el-emîn diye an l yordu. 35 ya nda iken, Kâbe nin tamiri esnas nda Hacerülesved in yerine konulmas nda Kurey kabilesi aras nda ç kan anla mazl kta meselenin halledilmesi, ertesi gün Kâbe ye ilk girecek ahsa b rak lm t. Tam o esnada Hz. Muhammed (s.a.s.) in geldi ini görünce el-emîn geliyor diyerek sevinmi lerdi. Onun el-emîn lakab yla an ld na dair kaynaklarda daha pekçok örnek vard r. Mekkeliler, kendisine k ymetli e yalar n teslim ederlerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.) bu emanetlere asla ihanet etmez ve sahiplerine sa lam bir ekilde iade ederdi. Emanetlere en zor an nda bile hainlik yapmam t r. Bilindi i üzere Medine ye hicret edece i gece mü rikler, öldürmek maksad yla onun evini ku atm lard. Evini terketmeden önce, yan nda bulunan emanetleri Hz. Ali ye teslim etmi ertesi gün sahiplerine vermesini istemi tir. Burada dikkat çekici bir husus vard r. Hz. Muhammed (s.a.s.) in Hz. Ali ye teslim etti i bu mallar n mü riklere ait oldu u anla lmaktad r. Çünkü o s rada Müslümanlar Medine ye hicret etmi lerdi. Mekke de birkaç Müslüman kalm t. slâm dininin ba ar ya ula mas nda Hz. Peygamber in güvenilir olu unun pay büyüktür. ayet davran lar yla güven vermeyen birisi olsayd insanlar onun etraf nda toplanmazd. Hz. Peygamber ah slara, ah slar n mallar na ihanet etmedi i gibi, kamu mal na da ihanet etmemi tir. Nitekim Huneyn Sava ndan sonra ganimetlerin topland yerde durmu ve eline devesinin hörgücünden bir tüy alarak unlar söylemi tir: nsanlar! Benim sizin ganimetinizde gözüm yoktur. Hatta u tüyde 35. Vâk dî, II, 866. 36. Buhârî, II, 48. 272 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 272 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler bile. 37 Sahâbîlere daima güvenilir olmay telkin ederdi. Emanetin z dd olan hiyanetin çirkin bir davran oldu unu söylerdi. Sahâbîler de Hz. Peygamber i emîn olarak tan m lar ve sonsuz bir güvenle kendisine ba lanm lard r. Hz. Peygamber, iman ile güvenilir kimse olmak aras nda s k bir ba bulundu unu bildirmi tir. Bu hususla ilgili sözlerinden birkaç öyledir: Ki inin kalbinde iman ve küfür bir arada bulunmaz. Güvenilirlik ve hâinlik de bir arada olmaz. 38 Mü min, insanlar n kendisine güvendi i kimsedir. Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanlar n sâlim oldu u ki idir. Nefsim kudret elinde bulunan Allah a andolsun ki, kötülüklerinden kom usunun emîn olmad kimse cennete giremez. 39 Emanet(e riayet)i olmayan n iman yoktur. 40 Güven duygusu, toplumun her kesiminde ve her alanda bulunmas gerekir. Anne baban n çocu a, çocu un anne babas na; e lerin birbirine; âmirin memura, memurun âmire; i çinin i verene; i verenin i çiye; sat c n n mü teriye; mü terinin sat c ya güven duydu u bir toplum sa l kl bir yap ya kavu mu olur. Burada Hz. Peygamber in çok önem verdi i al veri teki güven üzerinde k saca durmak gerekir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, al veri in özü kar l kl güvendir. Al veri te güven ortadan kalkt ve güvensizlik yayg nla t zaman insanlarda her eyi üphe ve ihtiyatla kar lama duygusu geli ir. nsanlar aras ndaki manevî ba lar zay flar. Çekingenlik ve sevgisizlik meydana gelir. Kendisini aldatan veya aldatmaya çal an insana kar kimsenin sevgi ve sayg duymayaca ve hatta nefret edece i kesindir. nsanlar, sözüne ve i ine güvenilmeyen kimselerle irtibat kurmaktan çekinirler. ayet bu ki i ticaretle u ra yorsa al veri yapmaktan, mü teri ise mal vermekten, sanatkar ise i sipari etmekten kaç n r. Dolay s yla bu tür ki ilerin mallar na ve çal malar na ra bet azal r, kazançlar artmaz. te Hz. Peygamber in hainlik fakirlik getirir sözündeki incelik burada yatmaktad r. Ama tersi olursa, yani herkes birbirine güvenirse kazanç, üretim ve tüketim artar. Bu da bollu a ve zenginli e vesile olur. Ticaretle u ra anlar n topluma yapt hizmetler inkar edilemez. Çünkü herkes mal n üretildi i yere kadar gidip ihtiyac n kar layamaz. Nitekim Hz. Peygamber ticaret erbab n n ki iye ve topluma yapt hizmetler nedeniyle büyük manevî mükafatlara eri ece ini müjdelemi tir. Her türlü aldatmay, hileyi ve kar daki insana zarar vermeyi yasaklam t r. O, bir gün yiyecek maddesi satan birinin yan na u rar. Elini ürünün içine dald rd nda parmaklar slan r. Sonunda ürünün üstü, yani mü terinin görece i k sm n kuru, alt k sm n ise ya oldu u 37. bn Mâce, Sünen, stanbul 1981, II, 950-951; Ebû Dâvud, Sünen, stanbul 1981, III, 84. 38. bn Hanbel, II, 349. 39. bn Hanbel, III, 54. 40. bn Hanbel, III, 135, 154. 273 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 273 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji anla l r. Tah l n sahibine Bu ne? diye sorar. Sat c, ya mur ya d n söyler. Bunun üzerine Peygamberimiz unlar söyler: Islak k sm, insanlar n görebilmesi için yiyece in üzerine neden koymad n? Bizi aldatan bizden de ildir. 41 Güven duygusu bir milletin kendi bireyleri aras ndaki ili kilerinde önemli oldu u gibi, uluslararas ili kilerde de önemlidir. Kendisine güvenilmeyen bir ulusun uluslararas ili kilerde, ekonomiden siyasete hiçbir alanda ba ar ya ula mas mümkün de ildir. Hz. Peygamber sadece Mekke de, Medine de veya daha geni anlam yla Hicaz bölgesinde ticaret yapan bir i adam de ildi; bilakis uluslararas ticaretle u ra an bir tâcirdi. Uluslararas ticarette de telkin etti i güven sayesinde, Hz. Hatice nin kervan n yönetti i Suriye seferinde beklenmedik kâr elde etmi tir. Bu sebeple Hz. Hatice ona vadetti i ücretin iki kat n vermi tir. Bu da güvenilen bir ticaret adam n n kazanc n n artaca na güzel bir örnektir. 9- Adaleti Toplum sevgiyle kayna r, adaletle ayakta durur. Herkesi kucaklayan bir adalet uygulamas, fertlerin birbiriyle kayna mas na vesile olur. Haks zl k ve adaletsizlik ise huzursuzlu a yol açar. Çünkü hiç kimse bir ba kas taraf ndan hakk n n çi nenmesinden ho lanmaz. Kurân- Kerim de adalet üzerinde çok durulmu tur. Adaletten yoksun olan ki i ile adaletli kimse bir misalle mukayese edilmi tir. Buna göre adaletten yoksun olan ki i dilsiz, bir ey beceremeyen ve hiçbir eye yaramayan bir köleye benzetilmi ; böyle bir ki inin, do ru yolda yürüyerek adalet vasf n kazanm bir ki iyle bir tutulamayaca bildirilmi tir. 42 Bir hak konusunda hüküm verilirken hakk n kendi lehine hükmedilmesi halinde bundan memnun olan, fakat aleyhine hükmedilmesi halinde bu hükmü tan mayan insanlar n zalim olduklar bildirilmi tir. 43 Ki isel ç kar, akrabal k, zenginlik, fakirlik, kin, dü manl k taraflardan birinin soylu veya a a tabakadan olmas, bedenî ve rûhî bak mdan kusurlu olmas gibi durumlar n bir hakk n ihlâlini, örtbas edilmesini, âdil davranmamay, adalet ilkesinden sapmay mazur göstermedi i ifade edilmi tir. 44 Kur an- Kerim de Hz. Peygamber insanlar aras nda adaleti gerçekle tirmekle emrolunmu tur. 45 Hz. Peygamber faaliyetlerinde daima adaleti esas alm t r. bn Sa d, Hz. Peygamber in slâm dan önce de anla mazl klarda hakemli ine ba vurulan biri- 41. Müslim, I, 99. 42. Nahl Sûresi 76. 43. Nûr Sûresi 48-51. 44. Nisâ Sûresi 135; Mâide Sûresi 8; En âm Sûresi 152. 45. ûrâ Sûresi 15. 274 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 274 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler si oldu unu kaydetmektedir. 46 Nitekim Kâbe hakemli i me hurdur. O, insanlar aras nda fark gözetmemi tir. Peygamberli i döneminde de ba kalar n n geli igüzel istek ve telkinlerinden etkilenmeden lâhî emirlerin gösterdi i do rultuda hareket etmi tir. Kaynaklarda onun adaletle ilgili çok say da sözü mevcuttur. Peygamberimiz hak hususunda titiz davran r, kimsenin can na ve mal na zarar vermeyi ve üzerine kul hakk geçmesini istemezdi. stemeden zarar verdi i olursa, bir özür dilemekle halledilebilecek veya buna gerek duyulmayacak durumda bile, ayet kendisinden bir k sas talebinde bulunulursa seve seve bu iste i yerine getirirdi. Bedir Gazvesi nde sava tan önce elinde bir okla slâm ordusunun saflar n düzeltirken, Sevad b. Gaziyye adl sahâbînin saf bozdu- unu ve biraz ileri ç kt n görür. Karn na okla dokunarak hizaya geçmesini ister. Bunun üzerine Sevâd, Yâ Resûlallah can m ac tt n! üphesiz Allah seni hak ile gönderdi; k sas uygulamama müsade et der. Hz. Peygamber karn n açarak k sas uygulamas n söyler. Sevâd hemen onu kucaklar ve öper. Peygamberimiz niçin böyle yapt n sordu unda, Yâ Resûlallah! Görüyorsun, öldürülmemekten emin de ilim. Seninle son temas m n cildimi cildine de dirmek olmas n istedim der. Peygamberimiz de ona hay r dile inde bulunur. 47 Görüldü ü üzere Sevâd b. Gaziyye nin as l hedefi k sas uygulamak de ildir. O, Hz. Peygamber e sevgisini bu ekilde dile getirmek istemi ve onun bedeninden hikmet beklemi tir. Peygamberimiz asl nda i in bu ciheti üzerinde pek durmam, ona iyilik dilemekle yetinmi tir. Ancak sevgisini bu ekilde göstermek isteyen adam k rmam t r. Bu olaydan ç kar lmas gereken bir sonuç da Hz. Peygamber in onun as l niyetini bilmedi i ve zahire göre hareket etti idir. Fakat bu rivayette bizim as l dikkat çekmek istedi imiz husus, Hz. Peygamber in adalete ve kul hakk na verdi i önemdir. O, üzerine geçen bir kul hakk n, her zaman ve her yerde, en s k nt l an nda bile, sava için orduyu tanzim etti i bir s rada olsa dahi ödemeye haz r oldu unu göstermi tir. Bu konuda bir örnek daha vermek istiyoruz. Huneyn Sava na kat lan bir sahâbî anlat r: Ben devemin üzerinde Hz. Peygamber in yan nda ilerliyordum. Aya- mda sert pabuç vard. Devem Peygamber in devesini s k t rd nda pabucumun kenar Resûlüllah n bald r na dokunarak rahats z ediyordu. Bunun üzerine Resûlüllah aya ma kamç ile vurarak Can m yak yorsun, arkamdan yürü! dedi. Ben de onun yan ndan savu tum. Ertesi gün Resûlüllah beni istemi. Kendi kendime Beni dün aya n incitti im için aram t r dedim. Yan na geldim. Bana Sen dün benim aya m 46. bn Sa d, I, 157. 47. Taberî, II, 446-447; bn Seyyidinnâs, I, 395. 275 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 275 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji incitmi, can m yakm t n. Ben de senin aya na kamç ile vurmu tum. Seni bunun kar l n ödemek için ça rd m dedi ve bana seksen koyun verdi. 48 Taif ku atmas kald r l p Ci râne ye dönülürken Resûl-i Ekrem in kamç s deveye her vurdu unda, onun terkisinde giden Ebû Zür a el-cühenî adl sahâbîye de er. Hz. Peygamber bir ara dönüp öyle bir bakar ve Yoksa kamç sana m de iyor? diye sorar. Ebû Zür a Evet cevab n verir ve bunun önemi olmad n belirtir. Ci râne ye var ld nda Hz. Peygamber Ebû Zür a ya hediye verir. 49 Hz. Peygamber in sahâbe aras nda meydana gelen hukuk ihlallerinde taviz vermedi i ve adaleti sa lad görülmektedir. Kaynaklar m zda bununla ilgili çok say da örnek yer almaktad r. Enes b. Nadr adl sahâbînin k zkarde i Rubeyyi, bir kad n n di ini k rar. Di i k r lan kad n n yak nlar na diyet teklif edilir. Ancak kabul etmeyip k sas isterler. Durum Hz. Peygamber e bildirilir. O da k sas uygulanmas n emreder. Bunun üzerine Enes b. Nadr Hz. Peygamber e gelerek Vallahi Rubeyyi in di i k r lamaz diyerek itirazda bulunur. Hz. Peygamber bunun Allah n emri oldu unu ve uygulanmas gerekti ini belirtir. Fakat o s rada di i k r lan kad n n yak nlar k sastan vazgeçerek diyete raz olurlar. 50 Hz. Peygamber adaletin z dd olan zulmü her vesile ile kötülemi tir. Kaynaklar m zda onun bu hususla ilgili çok say da ikaz yer almaktad r. Bunlar n en me hurlar ndan birisi udur: Müslüman Müslüman n karde idir, ona zulmetmez... 51 Bu sözüyle o, Müslümanlar n karde oldu unu dile getirdikten sonra, Müslüman n en ba ta gelen vasf n n karde ine zulmetmemek, haks zl k yapmamak oldu- unu bildirmi tir. Müslümanlar n birbirine haks zl k yapmamas n istedi i gibi, ayn zamanda muâhide zulüm yap lmamas n da emretmi tir. Kendisi haks zl a u rayan daima korumu, mazlumun korunmas n ve ona yard m edilmesini istemi tir. Zulmün uhrevî zararlar n da aç klam t r. 52 10- Ho görüsü Ho görü, literatürümüzdeki deyimiyle müsâmaha, görmezli e gelme, ald rmama, bir suçluya kar iddet göstermeyip geçiverme, katlanma 53 gibi anlamlara gelir. Ho görü, toplum hayat nda son derece gerekli bir davran biçimidir. Çünkü insanlar farkl inanç, dü ünce ve davran lara sahiptirler. Bir konuda dayanakla- 48. Taberî, III, 93. 49. Vâk dî, III, 940. 50. Buhârî, III, 169. 51. Zebîdî, VII, 360. 52. Zebîdî, VII, 374-376. 53. emseddi Sami, Kâmûs-u Türkî, stanbul. 1317, II, 1333 276 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 276 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler r, amaçlar, hedefleri ve yöntemleri ço u zaman farkl oldu u için her zaman ve her konuda uzla malar mümkün olmayabilir. O sebeple, birbirlerinin dü ünce ve davran lar na ho görü ile yakla malar gerekmektedir. Ho görü, ça m z n olumlu anlamda yükselen de erlerinden birisidir. Nitekim 1995 y l, Türkiye nin giri imi ile Ho görü Y l ilan edilmi tir. Hz. Peygamber in ho görüsünü anlamak, ça m zdaki ho görü anlay ve uygulamalar n n onun uygulama alan na koydu u ho görünün neresinde bulundu unun anla lmas na da yard mc olacakt r. Hz. Peygamber bizzat ho görü anlam ndaki müsâmaha kelimesini pek çok sözünde kullanm ve faaliyetlerinde ho görü prensiplerini uygulam t r. Halbuki ho görü, Bat da, Asr- Saadet ten bin y la yak n bir zaman sonra, XV. yüzy ldan itibaren bir felsefî kavram olarak kullan lmaya ba lam t r. Ho görü Hz. Peygamber in faaliyetlerinde önemli bir ilkedir. Bu ilkenin temelini de Kolayla t r n z, zorla t rmay n z. Müjdeleyiniz, korkutmay n z sözleriyle atm t r. Dinin kolayl k oldu unu 54 aç klam t r. Ho görü ve kolayl k dini olan slâm la gönderildi ini bildirmi tir. 55 Baz ki ilerin Allah kat nda hangi i daha üstündür? eklindeki sorular na cevap verirken, Allah a imandan sonra sayd hususlar n içine ho görüyü de dahil etmi tir. 56 Ho görünün cennete girmeye vesile olaca n bildirmi tir. 57 Hz. Peygamber ho görüyü bireyler aras nda tek tarafl de il, kar l kl uyulmas gereken bir davran biçimi olarak görmü tür. Haks zl a yol aç lmamas, bir ki inin sürekli ho görü bekleyen, di erinin ise ho görü göstermek zorunda kalan durumuna dü memesi ve toplumun tüm bireyleri aras nda ho görünün hakim olmas için Ho görülü davran ki sana da ho görü ile davran ls n 58 buyurmu tur. Bu söz, ayn zamanda ho görüye ayn yla kar l k verilmesi ve ho görünün istismar edilmemesi gerekti ini de ortaya koymaktad r. Hz. Peygamber kaba ve genel âdâba ayk r davran lar kar s nda fevrî hareket etmez, bunlar olgunlukla kar lard. Bir gün üzerinde Necran mamulü yakas sert bir elbise bulundu u halde yürürken, yan na yakla an bir ki i Hz. Peygamber in elbisesini h zl ca çeker. Bunun sonucu elbisesinin yakas boynunda iz b rak r. Adam bununla yetinmez ve Ey Muhammed! Senin yan ndaki Allah n mal ndan bana vermeleri için emret! der. Hz. Peygamber adama döner ve güler; 54. Buhârî, I, 15 55. bn Hanbel, VII, 116 56. bn Hanbel, IV, 204; V, 319 57. bn Hanbel, I, 5; II, 210 58. bn Hanbel, I, 248 277 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 277 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji onu cezaland rma yoluna gitmez. Arkas ndan da ona istedi ini vermeleri için emir verir. 59 Yine bir gün bedevînin biri Mescid-i Nebevî ye küçük abdestini yapar. Orada bulunanlar bu adam cezaland rmak isterler. Hz. Peygamber onlara müdahele ederek adam n abdest bozdu u yere su dökmelerini ister ve Siz zorla t r c olarak de il, kolayla t r c olarak gönderildiniz 60 der. Bu olayda Hz. Peygamber in, uygunsuz davran ta bulunan ki iye ho görüyle davranmas n n yan nda, sahâbeyi de e itti i ve konuyla ilgili genel prensipleri hat rlatt görülmektedir. Hz. Peygamber in, aile bireylerine ve yak n çevresine ho görüsü takdire ayand r. E lerine, çocuklar na, yan nda büyüyenlere ve hizmetinde bulunanlara ho görülü davrand n daha önce gördük. Bunun yan s ra geni toplum kesimlerine de ho görü göstermi tir. Sözgeli i yak nlar na kar i lenen cinayetlerin ve kendisine kar tertiplenen süikastlerin faillerini affetmi tir. Hz. Peygamber ba ka din mensuplar na ho görü göstermi, onlara sayg l davranm t r. Örne in hicretten sonra Medine de mü rik Araplar ve Yahudilerin de kat l m yla Medine Sözle mesini imzalam t r. Gayr-i Müslimlere inanç, fikir, mal ve can güvenli i tan nm t r. Onlara tan d ibadet hürriyeti konusunda bir örne i burada hat rlatmak gerekir. H ristiyan Necran heyeti bir ikindi vakti Medine ye gelerek Mescid-i Nebevî ye girmi lerdir. Hz. Peygamber ashab ile henüz ikindi namaz n k ld s rada ibadet vakitleri gelen Hristiyanlar do uya yönelerek ibadet etmeye haz rlanm lard r. Baz sahâbiler onlar n ibadet etmesine engel olmak istemi ler, fakat Hz. Peygamber onlar n serbest b rak lmas n ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsade edilmesini emretmi tir. Ehl-i kitaba dahil olan zümreler, yani Yahudiler, H ristiyanlar, Mecusîler, ayet slâm kabul etmeyip kendi dinlerinde kalmak isterlerse devlete cizye adl y ll k bir vergi ödedikleri takdirde canlar, mallar, rz ve namuslar ile din ve mabetleri himaye alt na al nm t r. Görüldü ü üzere bu uygulamada sadece ho görü ile yetinilmemi, bunun çok ötesinde himaye, koruma, garanti alt na alma, teminat verme gibi hususlar devreye girmi tir. Bu alandaki uygulamalar daha sonraki dönemlerde de devam etmi tir. Hz. Peygamber in Ehl-i kitaba kar ho görüsünü Hristiyanlarla ili kiler, Yahudilerle ili kiler ve toplum yap s ile ilgili bölümlerde anlatt m z için ayn konu üzerinde burada uzun uzad ya durmak istemiyoruz. Katlanma olmaks z n ho görüsüz hayat geçmeyece i tabiîdir. Ho görü, tahammülün de ötesinde hâkim, egemen, güçlü oldu u zamanda hak tan mak, affetmek eklinde gerçekle irse daha da anlaml olmakta ve önem kazanmaktad r. Bu çerçevede, Mekke nin Fethi nde Hz. Peygamber in yapt ho görü önemlidir. 59. Buhârî, IV, 40. 60. Buhârî, VII, 102. 278 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 278 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler üphesiz her eyin ho görülece i de söylenemez. Bireye ve topluma kar i lenen öyle a r suçlar görülmektedir ki, bunlar n ho görülmesi mümkün de ildir. Bu bak mdan Hz. Peygamber in, yeni bir toplum düzeni kurmaya, toplumsal düzeni sa lamaya ve bar korumaya yönelik baz uygulamalar, ho görüsüzlük olarak de il, yukar da çizilen çerçevede de erlendirilmelidir. Peygamberimiz bu tutumuyla, ho görüyü safdilli e varan bir davran biçimi olarak görmedi ini de ortaya koymu tur. Ayr ca her eyi ho görmek, yanl bir ho görü anlay n n do mas na, ho görünün bir s nma arac olarak kabul edilmesine ve kötü al kanl klar n yayg nla mas na sebep olabilir. Ho görü toplumsal bar ve uzla maya katk da bulunur. Kar l kl sevgi ve sayg ya dayal, kavgas z, çeki mesiz, birbirinin dü üncelerine, görü lerine, inançlar na sayg l bireylerden olu an huzurlu bir toplum olu mas na vesile olur. Ki, böyle bir toplum yap s, Hz. Peygamber in en ba ta gelen hedefiydi. Hz. Peygamber sadece yanl a göz yummakla yetinmemi, do ru olan da göstermi, ayn yanl n tekrarlanmamas için gayret göstermi tir. Çünkü aksi takdirde göz yumma, giderek sabr ta ran, bireyin ve toplumun huzurunu bozan noktalara ula abilir. Ba lang çtaki ho görü daha sonras için birikim olu turabilir. Hz. Peygamber in ho görüsü Bat l ara t rmac lar n da ilgisini çekmi tir. Mesela onunla ilgili özel bir eser kaleme alan ngiliz subay Bodley, çok yönlü bir insan olan Hz. Muhammed (s.a.s.) in insanlar n zaaflar n hesaba katt n ve bu zaaflara kar müsamaha gösterdi ini, insanlar n ihtiraslar n anlad n 61 vurgular. Ho görü, kolayla t rma ve l ml politikan n onun ba ar s na damgas n vurdu unu dile getirerek bu konuda unlar söyler: Ebû Cehil in o lu krime nin slâm kabul etmesi, itidal ve kolayl hakl gösteren bir zaferdi. 62 Bodley, Hz. Peygamber in ho görü çizgisini hemen her ortamda izledi ini, itidalden en s k nt l zamanlar nda bile ayr lmama çabas içinde bulundu unu 63 ifade eder. 11- Cömertli i Cömertlik, mal ve imkan gönüllü olarak ve kar l k beklemeden gerekli yerlerde ve gerekti i ölçüde ba kalar n n yarar na harcamakt r. Hemen belirtmek gerekir ki, slâm dini cömertli i insan n sahip olmas gereken temel erdemlerden birisi olarak kabul etmi tir. Kur an- Kerim de cömertlik Yüce Allah n s fatlar aras nda geçmekte (Kerîm), 64 O nun ikram sahibi oldu u belirtilmektedir. 65 61. Bodley, Tanr Elçisi Hz. Muhammed, terc. Semih Yaz c o lu, stanbul ts. s. 377. 62. Bodley, s. 326. 63. Bodley, s. 377. 64. nfitâr Sûresi, 6. 65. Rahmân Sûresi 26, 78. 279 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 279 04.02.2014 10:38:13

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Yine Kur an- Kerim de, cömertli in tezahürlerinden olan yard m n, kendi can çekmesine ra men, kar l k beklemeden, 66 gösteri yapmadan, kimseyi incitmeden, ba a kakmadan, 67 sahibinin yan nda de er ta yan maldan 68 yap lmas istenmi tir. Her konuda Yüce Kur an n prensiplerini uygulayan Hz. Peygamber de söz ve davran lar nda cömertli e gerekli de er ve önemi vermi tir. Öyle ki o, kendisini çok yak ndan tan yan sahâbîler taraf ndan insanlar n en cömerdi olarak tan t lm, 69 cömertli inin ramazan ay nda daha da artt 70 belirtilmi tir. Kaynaklar onun cömertli ini ya murla mukayese ederler ve hay r konusunda ya murdan daha cömert oldu unu kaydederler. 71 Buradaki kar la t rma dikkat çekicidir. Nas l ki ya murdan herkes, sözgeli i her dine mensup olan, her ya tan, zengin-fakir bütün insanlar istifade ederse, onun cömertli inden de her kesimin faydaland n söylemek mümkündür. Hz. Peygamber den istenen bir eye yok dedi inin vaki olmad, varsa verdi i rivayet edilir. 72 Cömertlik, servet edinme duygusuyla kar l ks z harcama ve iyilik yapmaktan kaç nmay ifade eden cimrilik ile, ki inin kendine ait veya sorumlulu u alt ndaki mal veya imkân gereksiz yere harcamay ifade eden ve sraf diye adland r lan iki a r l n ortas nda bulunur. Kur an- Kerim de müsrifler kötülenip israf reddedilirken, israf ve cimrilikten uzak olarak dengeli harcamada bulunanlar övülür. 73 Kur an- Kerim de insanlar hayra, ihsana, yard ma te vik edilirken, cimrilik gösterenlerin bu davran lar n n kendileri için iyi olmad - ve bilakis fena oldu u, 74 Allah n cimrileri sevmedi i, 75 cimrili in zarar n n, cimri insan n bizzat kendisine dokunaca, 76 cimrilikten korunanlar n kurtulu a erece i, 77 cimrilik edenin dü tü ü zaman mal n n kendisine fayda sa lamayaca 78 bildirilir. 66. nsân Sûresi, 7-9. 67. Bakara Sûresi 262-265. 68. Âl-i mrân Sûresi 92. 69. Müslim, II, 1802. 70. Buhârî, I, 4. Müslim, II, 1803. 71. bn Sa d, II, 195. 72. Müslim, II, 1805-1806. 73. Nisâ Sûresi 6; Furkân Sûresi 67. 74. Âl-i mrân Sûresi 180. 75. Nisâ Sûresi 36-37; Hadîd Sûresi 23-24. 76. Muhammed Sûresi 38. 77. Te âbün Sûresi 16. 78. Leyl Sûresi 8-11. 280 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 280 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler Hz. Peygamber cimrili i kötülemi, bu s fattan Allah a s nm t r. 79 Kendisinin cimri olmad n da aç kça ifade etmi tir. nsanlar hakk nda dü ünülebilen küçük dü ürücü huylardan birisinin cimrilik oldu unu bildirmi tir. 80 Cimrilik duygusuyla iman n bir arada bulunamayaca n söylemi tir. 81 Bir hadisinde, mal h rs n demir z rha benzetmi, cömert insanla cimri insan n u ekilde mukayesesini yapm t r: Cömert insandaki yard m duygusu mal h rs n yenip ki i cömertlik yapt kça üzerindeki z rh geni ler. Böyle bir ki ide mal h rs n n ve cimrilik duygusunun bask s gittikçe azal r. Cömert kimse ayn zamanda ba kalar n n s k nt lar n hafifletmi olmaktan dolay huzura kavu ur. Buna mukabil cimri insandaki mal h rs, kendisini, gittikçe s kan bir z rh gibi rahats z eder. nsanlar n s k nt içinde bulunduklar n görmekten dolay da vicdanen rahats z olur. Buna ra men cimrili i yüzünden vicdan n rahatlatacak iyilikler yapamaz. Böylece cimrilik duygusu kendisini tam bir psikolojik bask alt na al r. 82 Hz. Peygamber cimrilik sebebiyle geçmi te baz milletlerin helak olduklar n u sözleriyle bildirmi tir: Cimrilikten sak n n! Çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etmi ; onlar birbirinin kanlar n dökmeye, haramlar n helal saymaya sevketmi tir. 83 Hz. Peygamber, çe itli alanlarda kaynak ve imkân savurganl n, yani israf önlemeye yönelik çabalarda bulunmu tur. Yiyiniz, içiniz, tasadduk ediniz, giyininiz. Fakat israf etmeyerek ve kibirlenmeyerek 84 buyurmu tur. Abdest al rken bile suyun israf edilmemesini istemi tir. 85 Ki inin zaman n, en iyi bir ekilde de erlendirme imkân na sahip bulundu u dönem olan gençli ini, yani bir bak ma i gücünü, servetini, ilim gibi kaynak ve imkânlar n nas l kulland ndan sorguya çekilece ini 86 bildirmi tir. Bu suretle, ki inin, bahsi geçen kaynak ve imkânlar kullan rken sorumlulu unun bilincinde olmas gerekti ine dikkat çekmi tir. sraf, gerek bireysel harcamalarda ve gerekse kamu harcamalar nda olumsuz sonuçlar do urabilir. Kamu alan ndaki israf halk s k nt ya sokacak ekonomik sorunlara yol açabilir. Bu aç dan bak ld nda, Hz. Peygamber in bir yönetici olarak, cömertlik s fat na hâiz olmas n n yan nda, israf n olumsuzlu una vurgu yapmas anlaml ve önemlidir. Bunun yan s ra israf, her düzey ve alanda sosyal 79. Buhârî, III, 224. 80. bn Hanbel, II, 320. 81. bn Hanbel, II, 256, 340. 82. Buhârî, III, 231; VII, 37; Müslim, I,708-709. 83. Müslim, III, 1996. 84. Buhârî, I, 33; bn Mâce, II, 1192. 85. bn Mâce, I, 147. 86. Tirmizî, IV, 612. 281 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 281 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ve psikolojik bunal mlara sebep olabilir. Çünkü imkân olanlar n israfç tutumlar, mkân olmayanlarda k skançl a ve öfkeye yol açabilir. 87 12- Yeniliklere Kar Tutumu Yenilik, ilerleme, geli me ve dinamizm, insanl a mutluluk getiren ad mlard r. Hz. Peygamber in mesaj, her eyden evvel geldi i ça da dinî, sosyal, ekonomik, ahlâkî ve kültürel düzenlemeler aç s ndan muazzam bir yenilikti. Dolay s yla onun Peygamberlik döneminin tamam yeniliklerle doludur. Yaln z u var ki, o bu yenilikleri gerçekle tirirken o güne kadar insanl n üretti i, vahye ayk r olmayan, akla ve insan yarat l na uygun olan iyi uygulamalar, yani ma ruf u y kmam t r. Çünkü Hz. Peygamber in gayesi toplumun de erlerini ne olursa olsun altüst etmek de il, her alandaki bozukluklar düzeltmekti. Fakat bu slah faaliyetleri esnas nda da dü ündü ü ve uygulamay planlad bir hususta daha uygun bir alternatifle kar la t zaman onu reddetme yoluna gitmemi, aksine uygun gördü ü takdirde derhal uygulama alan na koymu tur. Esas nda isti are müessesesine de bu noktadan bak lmal d r. Onun isti areye verdi i de er de bir bak ma fikir üretmeye ve çok seslili e önem verdi ini, makul gördü ü takdirde yeni dü ünceleri kabule ve tatbik etmeye haz r oldu unu göstermektedir. Hz. Peygamber in hayat nda yeniliklere aç k oldu unu gösteren çok say da örnek mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek verebiliriz. Mescid-i Nebevî önceleri yats ve sabah namaz vakitlerinde hurma dallar ve yapraklar yak larak ayd nlat l yordu. Hicretin dokuzuncu y l nda Temîm heyeti ile birlikte Medine ye gelen ve yan nda birkaç kandil ile fitil ve ya getiren Temîm ed-dârî, bir cuma gecesi hizmetçisine Mescid de kandilleri direklere ast rarak yakt r r. Hz. Peygamber Mescid e gelince bunlar kimin yakt n sorar. Temîm ed-dârî nin yapt n ö renince ona unlar söyler: Sen slâm nurland rd n. slâm n mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurland rs n. Bu olay Hz. Peygamber i o derece etkiler ki, Temîm ed-dârî ye kandilleri asan hizmetçinin ad n sorar. Fetih oldu unu ö renince onun ad n Sirâc (kandil) olarak de i tirir. Sahâbe aras nda yer alan Sirâc, Mescid-i Nebevî yi ayd nlatma ve isim de i tirme olay n bizzat kendisi anlatm t r. 88 Hz. Peygamber in yeniliklere aç k oldu unun bir göstergesi de sava alan nda bir yabanc milletin tekni ini kabul etmesidir. Hendek Sava nda ehri savunmak için ranl lar n savunma tekni ini kabul etti i ve Selmân- Fârisî nin teklifi üzerine ehrin çevresine hendek kaz ld kaynaklarda kaydedilmektedir. Yine Taif ku atmas nda ran da manc n k kullan ld n bildiren Selmân- Fârisî nin teklifi 87. Detayl bilgi için ayr ca bk. Mustafa Ça r c, Cimrilik, D A, VIII, 4-5; a. mlf., Cömertlik, D A, VIII, 72-73; Cengiz Kallek, sraf, D A, XXIII, 178-180. 88. bnül-esîr, Üsd, II, 328; Köksal, IX, 363-364. 282 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 282 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Örnek Kişiliğinden Kesitler üzerine manc n k kullanmaya karar vermi ve ona manc n k yapt rm t r. Yezîd b. Zem a, Tufeyl b. Amr ve Hâlid b. Saîd gibi ah slar n da manc n k getirdikleri ve ad geçen ku atmada kullan ld kaynaklar m zda kay tl d r. 89 Bütün bu örnekler, Hz. Peygamber in insan akl n n üretti i yenilikleri benimsedi ini ve daha da geli tirilmesini te vik etti ini göstermektedir. Peki, Müslümanlar taraf ndan Hz. Peygamber in hangi tür davran lar n n örnek al nmas gerekir? Hz. Peygamber in ki ili i kendi döneminde oldu u gibi, kendisinden sonraki dönemlerde de Müslüman toplumlar n ya ay için örnek olmu tur. Kur an- Kerim de, Hz. Peygamber in mü minler için canl ve mükemmel bir fazilet örne i oldu u bildirilmektedir. Dolay s yla onun hedefi insanlara hayatta pratik olarak uygulayabilecekleri kurallar ö retmek ve bunlar kendi ya ay nda göstermektir. Mü minlere dü en de onu örnek almakt r. Bu hususla ilgili âyet-i kerîmenin meâli öyledir: Andolsun ki Resûlüllah, sizin için, Allah a ve ahiret gününe kavu may umanlar ve Allah çok zikredenler için güzel bir örnektir 90 Hz. Peygamber in örnek al nmas n emrederken Allah Teâlâ n n, onun ya ad - dönemin ve co rafyan n artlar na göre yedi i yemekleri, kulland e yalar, giydi i elbiseleri, k saca onun hayat n n eklî yönünü örnek almalar n kastetmi olmad ve böyle bir örnek alma biçimi takdim etmedi i aç kt r. Zaten o takdirde Hz. Peygamber in örnek al nmas n n imkans zl ortadad r. Esas nda örnek al nmadaki temel espri de bu de ildir. ayet öyle dü ünülürse bugün binmek için deve, yemek için hurma, giymek için de Yemen elbisesi aramak gerekecektir. Ayn zamanda, Hz. Peygamber in hayat n n eklî yönünü, mesela k yafetinin örnek al nmas gerekti ini savunmak, slâm n evrenselli i ile çeli mektedir. Sözgelimi, hayvan derisi giyen Müslüman bir eskimodan, onun Arabistan s ca- nda giydi i k yafetini örnek almas n istemek gerçeklerle ba da maz. Bu say lan hususlar n dinin özüyle alakas da yoktur. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s.) peygamberlikten önce ne yiyorsa peygamberlikten sonra da ayn eyleri yemeye, peygamberlikten önce ne giyiyorsa peygamber olduktan sonra da onu giymeye devam etmi tir. Peygamber olduktan sonra giyim tarz n de i tirdi ine dair kaynaklarda hiçbir kay t mevcut de ildir. Dolay s yla Müslümanlar için örnek al nmas ve hayata geçirilmesi gereken eyler Hz. Muhammed (s.a.s.) in uygulamalar n n eklî yönüyle ilgili hususlar de il, bilakis do rulu u, adaleti, insanlara sevgi ve sayg s, bar a verdi i önem, ho görüsü, güvenilirli i, yumu ak huylulu u, çal kanl, kanaati, efkat ve merhameti, cömertli i gibi faziletlerdir. 91 89. Vâk dî, III, 937. 90. Ahzâb Sûresi 21. 91. Bu konuda geni bilgi için bk. Recep K l ç, Peygamberli in gereklili i ve Peygamberimizin Örnekli i, Hz. Peygamber in Hayat ndan Davran Modelleri, Ankara 1998, s. 30-36. 283 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 283 04.02.2014 10:38:14

HZ. MUHAMMED N A LE HAYATI 1- Aile Reisi Olarak Hz. Muhammed Hz. Peygamber birçok hadisinde ailenin önemine i aret etmi ve onun bir huzur yeri oldu unu belirtmi tir. Bir baba olarak çocuklar dünyaya gelince sevinmi ; vefatlar nda ise üzülmü tür. Sözgelimi o lu brahim in do um haberini kendisine getiren Ebû Râfi e hediye vermi ; brahim in annesi Mâriye yi de azat etmi tir. 1 Bu çocu unun bak m ve yeti tirilmesiyle ilgilenmi ; sütannesine bir hurmal k tahsis etmi tir. S k s k sütannesinin bulundu u yere onu görmek için gitmi tir. brahim, on alt veya on sekiz ayl k iken vefat etmi tir. Onun vefat üzerine gözlerinden ya dökülmü tür. Bunun üzerine Sen de mi a l yorsun yâ Resûlallah! diyen Abdurrahman b. Avf a bunun efkatten kaynakland n, üzüntülü oldu unu, ancak ba ra ça ra ve feryat ederek a lamay yasaklad n söylemi tir. 2 Bir dost ve bir baba olarak yarat l n en ince duygular yla bezenmi olan 3 Hz. Peygamber, bir aile reisinin aile fertlerine nas l davranmas gerekti ini emir ve tavsiyeleri ile aç klad gibi, bizzat kendi uygulamalar ile de ortaya koymu tur. Erke in kad na iyi davranmas gerekti ini çok aç k ve kesin bir ekilde dile getirmi tir. Bu anlamda En hay rl n z ailesi için hay rl oland r. Bana gelince, ben aileme kar en hay rl olan n z m ; 4 En hay rl n z han mlar na kar iyi davranan n zd r 5 buyurmu tur. Enes b. Mâlik, Ailesine Resûlüllah kadar efkatli bir kimse görmedim 6 demi tir. man, ahlâk ve aile fertlerine yumu ak davranma aras nda kurdu u ba nt y dile getiren u sözü çok anlaml d r: Mü minlerin imanca en mükemmel olan, ahlâkça en güzel olan ve aile fertlerine yumu ak davranan d r. 7 1. bn Sa d, I, 135-136. 2. bn Sa d, I, 134-144. 3. John Davenport, Hz. Muhammed ve Kur an- Kerim, çev. Ömer R za, stanbul 1926, s. 59; ngiliz as ll yazar John Davenport ad geçen eserinde müste riklerin Kur an- Kerim ve Hz. Muhammed hakk ndaki olumsuz iddia ve isnatlar n reddetmektedir. 4. bn Mâce, I, 636. 5. bn Mâce, I, 636. 6. bn Sa d, I, 136. 7. bn Hanbel, VI, 47. 284 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 284 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Aile Hayatı nsan n üzerinde hakk olan ki ilerin ba nda aile fertleri gelmektedir. Çünkü ki inin sevincini ve üzüntüsünü ilk önce payla t kimseler aile fertleridir. Hz. Peygamber çe itli vesilelerle erkeklerin kad nlar üzerinde, kad nlar n da erkekler üzerinde haklar bulundu unu söylemi tir. Kad nlar hakk nda Allah tan korkulmas n, onlara haks zl k yap lmamas n istemi tir. Kocas n ikayet için kendisine gelen kad nlar n say s art nca bu tür davran ta bulunanlar n iyi kimseler olmad n söylemi tir. 8 Han mlar na iyi davranm, onlar dövmemi tir. Kendisi bunu yapmad gibi, han mlar n dövenleri de Kad nlar n z nas l dövüyor, sonra da ak am olunca beraberce yat yorsunuz 9 diyerek k nam t r. Kad nlar n dövülmemesi, hele yüze hiç vurulmamas, kötü sözlerle tahkir edilmemesi ve evinin terkedilmemesi 10 konular nda ikazda bulunmu tur. Kad nlar ancak kötüleriniz döver 11 demi tir. bn Sa d, han mlar n dövülmesi ile ilgili rivayetleri özel bir ba l k alt nda toplam t r. 12 Han mlar n n ve di er aile fertlerinin yak nlar na da ilgi gösterirdi. Hz. Hatice nin bir arkada yan na geldi inde ona iltifatta bulunmu tur. Her koyun kesi inde Hz. Hatice nin arkada lar na et gönderdi i rivayet edilir. 13 Ev halk ndan say lan Enes b. Mâlik in annesi ve büyükannesi ile de ilgilenmi tir. Babas ndan kendisine intikal eden ve çocuklu unda kendisinin hizmetini gören Ümmü Eymen e Anneci im diye hitap ederdi ve onun için Bu, benim ailemin bakiyyesidir 14 derdi. Kur an- Kerim de Hz. Peygamber in han mlar ve aile hayat hakk nda bilgi verilmektedir. E leri ile aralar nda geçen tart malarda hem Peygamber e ve hem de han mlar na ö ütlerde bulunulmakta ve yol gösterilmektedir. 15 Bunun yan s ra Hz. Peygamber in e lerinin mü minlerin anneleri oldu u, 16 bildirilmektedir. Hz. Peygamber aile fertlerinin e lenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlar n kar lar, me rû e lencelerden onlar yararland rmaya çal rd. Ramazan ve Kurban Bayram merasimlerine k zlar n ve han mlar n da götürürdü. 17 Bir bayramda Ha- 8. bn Sa d, VIII, 205; bn Mâce, I, 639; Ebû Dâvud, II, 608-609; Dârimî, Sünen, stanbul 1981, s. 543. 9. bn Hanbel, IV, 17. 10. bn Hanbel, V, 5; Ebû Dâvud, II, 606-607. 11. bn Sa d, VIII, 204. 12. bn Sa d, VIII, 204-205. 13. Tirmizî, IV, 369. 14. bn Sa d, VIII, 223, 226. 15. Ahzâb Sûresi 28-29. 16. Ahzâb Sûresi 6. 17. bn Mâce, I, 415. 285 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 285 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji be lilerin sergiledikleri gösterileri Hz. Âi e nin seyretmesine izin vermi ve hatta yard mc olmu tur. Hz. Âi e ile ko u yapm t r. 18 Aile bireyleri ile akala m t r. Hz. Peygamber çocuklar na oldu u gibi, yan nda, kendi himayesinde büyüyenlere, mesela Ali b. Ebû Tâlib e, Zeyd b. Hârise ye ve azatl s Ümmü Eymen e de son derece efkatli davranm t r. Amcas Ebû Tâlib in yükünü hafifletmek üzere 5 ya nda iken yan na alm oldu u Hz. Ali, babas Mekke de oldu u halde Hz. Peygamber in yan nda büyümü ve ömrü boyunca onun yan ndan ayr lmam t r. Ayn ekilde Zeyd b. Hârise de Hz. Peygamber in ailesi içinde büyümü tür. Hz. Hatice, kendisine Hakîm b. Hizam n köle olarak verdi i Zeyd i Hz. Peygamber e hediye etmi ; Hz. Peygamber de onu azat etmi ti. Zeyd in babas, o lunu araya araya Mekke de bulmu ; Hz. Peygamber onu, kendi yan nda kalmak veya babas ile birlikte gitmek konusunda serbest b rakm t. Zeyd ise Hz. Peygamber i babas na tercih etmi tir. Bu da Hz. Peygamber in ona kar hareketleri, davran ve muamelesinin gerçek bir baban n davran ndan farks z oldu unu göstermektedir. Hz. Peygamber, babas ndan kendisine kalan ve Hz. Hatice ile evlendi i zaman azat etti i Ümmü Eymen i de ailesinden sayarak ona bir anneye gösterilen muameleyi göstermi tir. Han mlar n, çocuklar n, yan nda büyüyenleri ve hizmetçilerini dövmemi tir. 19 Medine de Hz. Peygamber in hizmetine verilen Enes b. Mâlik, kendisine vefat na kadar hizmet etmi ; bir defac k olsun kar dakinin davran lar na b kk nl k, y lg nl k ve iç s k nt s n n bir ifadesi olan öf bile demedi ini söylemi tir. Hz. Peygamber han mlar ile isti âre etmi tir. Kaynaklarda bu konuyla ilgili bol miktarda bilgi bulunmaktad r. Ayr ca zaman zaman han mlar n n itirazlar na ve taleplerine maruz kalm t r. ayet hep emredici olsayd, han mlar na bir ey dan masayd ve sormasayd herhangi bir itirazla kar la mazd. Bu bak mdan han mlarla isti âre edilmesini, ancak söylediklerinin aksiyle hareket edilmesini 20 söyledi ine dair rivayetin s hhati üzerinde dü ünülmesi gerekir. Her eyden önce bu rivayet hadis tekni i aç s ndan sa lam de ildir; sahih hadis kitaplar nda yer almamaktad r. Bu rivayetin ortaya ç kmas na sebep olan sosyal artlar n ara t r lmas ise ayr bir inceleme konusudur. u kadar var ki bu rivayet, Hz. Peygamber in uygulamalar na ters dü mektedir. Oysa ilk vahiy ald zaman, içinde bulundu u s k nt l durumu han m ile isti âre etmi tir. Hz. Hatice de hem kendisini teselli etmi ve hem de onu meseleye kesin çözüm bulacak ve do ru te his koyacak bir ki iye, Varaka b. Nevfel e götürmü tür. Bu olay Hz. Hatice nin dirayetini, so ukkanl l n ve isabetli karar verme yetene ini mü- 18. bn Mâce, I, 636. 19. bn Sa d, VIII, 204; bn Mâce, I, 638. 20. Aclûnî, II, 3. 286 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 286 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Aile Hayatı kemmel bir ekilde ortaya koymaktad r. lk vahiy nâzil oldu unda kendisine han m n n yard mc oldu unu ileriki y llarda unuttu u dü ünülemez. Hz. Peygamber Hudeybiye seferinde bar antla mas ndan sonra sahâbîlere kurbanlar n kesmelerini ve t ra olmalar n emreder. Sahâbîler görünü te antla man n artlar n Müslümanlar n aleyhine bulduklar için isteksiz davran rlar; hiçbiri kalk p da bu emri yerine getirmez, o emir verdikçe yüzüne bakarlar. Buna çok üzülen ve hatta k zan Hz. Peygamber han m Ümmü Seleme nin çad r na girerek durumu ona anlat r. Ümmü Seleme unlar söyler: Yâ Resûlallah! Sen ç k p kurban n kes, ba n t ra et. Onlar n hepsi sana uyacakt r. Peygamberimiz Ümmü Seleme nin tavsiyesini yerine getirir. Sahabe de duygular ile hareket etmeyi b rak r ve ona uyar. 21 Hz. Peygamber, evinde zaman n n bir k sm n ibadete, bir k sm n ailesine, di er k sm n da kendisine olmak üzere üçe ay r rd. O na göre ki inin ailesiyle geçirdi i vakit, bo a harcanm bir vakit de ildir. Hz. Peygamber, insanlara, bildi ini anlataca ilk ki ilerin aile fertleri oldu unu ö retmi tir. O, kendisine gelen heyetleri Ailenize dönün ve onlara ta limde bulunun derdi. Kendisi de aile fertlerini e itmi tir. O nun bu yönünden en fazla faydalanan han m Hz. Ai e olmu tur. Hz. Peygamber aile kurumunun korunmas na çal m t r; bo anmay zorla t rm t r. 2- Evlilikleri Hz. Peygamber, hem ehrileri aras nda iffetli, erefli ve namuslu bir ahsiyet olarak tan n yordu. 25 ya nda iken, kendisinden ya ça büyük ve iki defa evlenip dul kalm olan Hz. Hatice ile evlenmi ; onunla 25 y l mutlu bir hayat geçirmi tir. Hz. Peygamber in Hz. Hatice ile beraberli inde göze çarpan en önemli husus, s cak bir dostluk ve arkada l kt r. Hz. Peygamber Allah tan ald vahyi gelip ilk defa ona anlatm ve onunla payla m t r. Hz. Hatice de kendisini anlay ve olgunlukla kar lam t r. Hz. Hatice nin vefat etti i y l, Resûl-i Ekrem in en çok üzüldü ü y l olarak Hüzün Y l tabiriyle an ld n daha önce görmü tük. Hz. Peygamber onun sa l nda ba ka bir kad nla evlenmemi tir. Halbuki o dönemin örf ve adetleri çok kad nla evlili e müsaitti. Hz. Hatice nin vefat ndan sonra onun aziz hat ras na sayg duyarak, yakla k 2,5 y l yaln z ve bekar olarak ya ad ktan sonra Sevde bint Zem a ile evlenmi tir. Hz. Peygamber, cinsel tatmin pe inde olsayd, gelene e, gençli ine, Kurey kabilesine mensup olu una ve özellikle bir peygamber olarak, kendisine tabi olanlardan gördü ü itibara ba l olarak 54 ya na kadar birkaç evlilik gerçekle tirebilirdi. 21. Vâk dî, II, 613. 287 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 287 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Mekke döneminde tek kad nla evli olan Hz. Peygamber çok kad nla Medine döneminde evlenmi tir. lk defa çok evlili e 53 veya 54 ya lar nda iken ayak atm t r. Bu evliliklerin dinî, sosyal, ekonomik ve ahlâkî pekçok sebebi vard r. Buna ek olarak, Kur an n çok evlili i s n rlayan hükümleri, Nisâ Sûresinin 3. ayeti, Medine döneminin sonlar na do ru ve Hz. Peygamber in vefat ndan yakla k iki y l önce nâzil olmu tur. Çok evlili i s n rlayan emirlerin gelmesinden önce evlilik konusunda eski örf geçerli idi. Arabistan da çok kad nla evlilik normal olarak ya anan bir hayat tarz yd. Tarihçi bn Habîb, slâm n do du u s rada on han mla evli olan çok say da ahs n isimlerini kaydetmektedir. 22 Asl nda Hz. Peygamber de çok evlili i örf üzerine gerçekle tirmi bulunuyordu. Dolay s yla onun evlilikleri de erlendirilirken dönemin siyasal, sosyal ve kültürel artlar gözönünde bulundurulmal d r. Çünkü kendi döneminde dostlar ndan ve dü manlar ndan hiç kimse onu bu uygulamas ndan dolay ele tirmemi tir. Hz. Peygamber on bir han m n bir arada nikah alt nda bulundurmu tur; vefat esnas nda ise nikah alt nda dokuz kad n vard. Hz. Peygamber in han mlar n n isimleri öyledir: Hatice bint Huveylid; Sevde bint Zem a; Ai e bint Ebû Bekir; Hafsa bint Ömer; Zeyneb bint Huzeyme; Ümmü Seleme; Zeyneb bint Cah ; Cüveyriye bint Hâris; Reyhâne bint Zeyd; Safiyye bint Huyey; Ümmü Habîbe bint Ebû Süfyan; Mâriye; ve Meymûne bint Hâris. Ancak dokuz rakam na birkaç y lda de il, vefat na kadar geçen bir zaman diliminde ula lm t r. Zeyneb bint Cah ile be inci, Reyhâne ve Cüveyriye ile alt nc, Safiyye, Ümmü Habîbe ve Meymûne ile yedinci hicrî y lda nikahlanm t r. Bu han mlar n ço u çocuklu idi. Yani vefat etmi olan eski kocalar ndan çocuklar kalm t. Hz. Peygamber han mlar na verilmesi gereken mehiri daha evlenirken ihmal etmemi, hepsine dönemin örfüne göre mehir vermi tir. Ancak Safiyye ye vermemi, onu hürriyetine kavu turmay mehir olarak saym t r. 23 Hz. Peygamber, çok evlili i dört ile s n rlayan ayet nâzil olduktan sonra dörtten fazla kad nla evli bulunan sahâbîlerine dördünü seçip di erlerini bo amalar n emretmi tir. Kur an- Kerim den 24 ve uygulamadan hareketle, kendisinin bu s n rland rman n d nda tutuldu unu görmekteyiz; fakat bundan böyle ba ka kad nlarla evlenmesinin kendisine helâl olmad bildirilmi tir. 25 Resûl-i Ekrem e özel olarak verilen bu müsadenin hukûkî, siyâsî, sosyal ve e itimle ilgili çe itli sebepleri vard r. 22. bn Habîb, el-muhabber, s. 50 23. bn Mâce, I, 629. 24. Ahzâb sûresi 50. 25. Ahzâb Sûresi 52. 288 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 288 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Aile Hayatı Kur an- Kerim de, Hz. Peygamber in han mlar n n mü minlerin anneleri olduklar ve mü minlerin ondan sonra onun e leriyle asla evlenemeyecekleri hükme ba lanm t r. 26 Hz. Peygamber dokuza ula an han mlar ndan dördünü tercih edip di erlerini bo asayd, bu han mlarla ba ka birisi evlenemeyece ine göre, bo amak onlar için zulüm olurdu. slâm toplumunun e itilmesinde Hz. Peygamber in evliliklerinin önemli yeri vard r. slâm n, özellikle kad nlarla ilgili görü lerinin çevreye yay lmas nda Hz. Peygamber in han mlar n n büyük katk s olmu tur. Onlar, sahâbîlerin han mlar n n e itimi için ellerinden gelen çabay esirgememi lerdir. Mü min kad nlar n e itimiyle özellikle me gul olup, slâm yayacak ö renciler yeti tirmi lerdir. üphesiz Hz. Peygamber in bütün e lerinin e itim konusunda ayn seviyede olduklar söylenemez. Onlar n bir k sm ya l, bir k sm ise gençti. Fakat bu hususta Hz. Ai e nin özel bir yeri vard r. Nitekim, Hz. Peygamber in Hz. Ai e ile evlili inde göze çarpan en önemli husus, bir hoca-talebe ili kisidir. Hz. Ai e, o derece mükemmel yeti mi tir ki, Hz. Peygamber den sonra onun evi, kad nerkek, büyük-küçük birçok kimsenin huzuruna gelip kendisini dinledi i, soru sorup cevab n ald bir ilim ve irfan oca olmu tur. Hz. Peygamber zaman ndan itibaren kad nlar n e itim ve ö retimiyle yak ndan me gul olmu tur. Hz. Ai e, hem sahâbîlere ve hem de tâbiîlere, sonraki müctehit imamlara k tutacak bilgiler nakletmi tir. Hz. Peygamber in sünnetini nakletmek ve aç klamakla kalmam ; ayn zamanda onun do ru anla lmas hususunda ilmî tenkit zihniyetini de ortaya koymu tur. Sahâbîler aras nda çok say da fetva vermesiyle ünlü olan yedi sahâbîden biridir. Hz. Peygamber den 2210 hadis rivayet etmi tir. Hz. Peygamber in di er han mlar da 378 ila 5 aras nda de i en say larda hadis rivayet etmi lerdir. Hz. Hafsa da okuma yazma bilen, zeki ve bilgili bir kad nd. slâm n e itim ve ö retiminde onun da hizmetleri olmu tur. Hz. Peygamber in evliliklerinden baz lar da fedâkar ve cefâkar Müslüman kad nlar himaye, onlar takdir etme ve itibarlar n koruma gayesine yönelikti. Mekke döneminde Müslüman olan baz han mlar i kenceye maruz kalm lar, Habe istan a ve daha sonra Medine ye göç etmi ler, kocalar vefat etmi ; birkaç çocuklar kalm t. Üstelik aileleri de Mekke de henüz mü rik olduklar için onlar n yan na da dönemiyorlard. Hz. Peygamber onlar himaye ve çocuklar n da bak m alt na almak istemi, sonunda bunlar nikah alt na alm t r. Sevde bint Zem a, Zeyneb bint Huzeyme, Ümmü Seleme ve Ümmü Habibe bu hususa örnek te kil etmektedir. Hz. Peygamber baz evliliklerini, o han m n kabilesini slâm a yakla t rmak, onun kabilesi ile Müslümanlar aras ndaki dü manl gidermek, sahip oldu u 26. Ahzâb Sûresi 6. 289 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 289 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji mevkii korumak ve sahâbîler aras nda do abilecek k skançl n, k rg nl n ve dedikodular n önüne geçmek için gerçekle tirmi tir. Cüveyriye ve Safiyye ile evlili i buna örnek gösterilir. Cüveyriye, Mustalik kabilesinin ba kan Hâris b. Ebû D râr n k z idi. Mustaliko ullar Gazvesi nde kocas ölmü ve kendisi de Müslümanlar n eline esir dü mü tü. Fidyesi ödendikten sonra Hz. Peygamber le evlenmi ; bunu duyan Müslümanlar, Hz. Peygamber in h s mlar kabul ettikleri Mustalik kabilesine mensup di er esirleri de serbest b rakm lard r. Bu evlili in Mustalik kabilesi ile Müslümanlar aras ndaki dü manl giderdi i ve bu evlilikteki as l hedefin ad geçen kabileyi slâm a yakla t rmak oldu u anla lmaktad r. Mustaliko ullar n n bu evlilikten sonra slâm kabul etmeleri de bunu göstermektedir. Safiyye de Hayber Gazvesi nde esir al nanlar aras nda bulunuyordu. Kendisi Yahudi ba kanlar ndan Huyey b. Ahtab n k z yd. Hz. Peygamber aradaki kin ve nefreti ortadan kald rmak maksad yla bunlarla akrabal k kurmu ve Safiyye ile evlenmi tir. Hz. Peygamber in baz evlilikleri de yeni slâmî bir hükmün topluma kazand r lmas amac n ta yordu. Zeyneb bint Cah ile evlili i buna örnektir. Zeyneb in ilk kocas Hz. Peygamber in azatl kölesi ve evlatl Zeyd b. Hârise idi. Hz. Peygamber, ayn zamanda halas n n k z olan Zeyneb i Zeyd ile bizzat kendisi evlendirmi ti. Zeyd azatl bir köle idi. Eski Arap gelene ine göre asîl bir kad n bir köle ile evlenemezdi. Halbuki slâmiyet bütün insanlar yarat l bak m ndan e it say yordu. Bu sebeple Resûl-i Ekrem, eski gelenek ve anlay n ortadan kald r lmas n önce kendi akrabas aras nda uygulamaya ba lad. Böylece eski an ane y k lm oluyordu. Fakat Zeyd ile Zeyneb mutlu bir aile hayat ya ayamad lar. Zeyd, Hz. Peygamber e müracaat ederek kar s n bo amak istedi ini söyledi. Hz. Peygamber bundan çok müteessir oldu. Kur an- Kerim de Zeyd ile Zeyneb aras nda gerçekle en bu evlili in devam n sa lamak için Peygamber in tak nd olumlu tav r anlat lmaktad r. Nitekim o Zeyd e Han m n tut (bo ama) ve Allah tan kork! 27 diyordu. Ancak geçimsizlik son haddine vard için Zeyd kar s Zeyneb i bo amak zorunda kald. Câhiliye döneminde evlatl k, öz evlat gibi muamele görüyor ve öz evlad n bütün haklar na sahip bulunuyordu. Gelene e göre evlatl n bo ad han mla evlenmek babal a yasakt. slâmiyet bu gelene i kald rd ve evlatl sadece din karde i olarak kabul etti. Evlatl n bo ad kad n nikahlamay manevî babalara helal k ld. Hz. Peygamber, hem Zeyneb in ve hem de akrabas n n iste i üzerine onu nikahlad. ddia edildi i gibi Hz. Peygamber Zeyneb in güzelli ine hayran kald için evlenmi de ildir. Zeyneb onun halas n n k z yd. Onu her zaman görüyordu. ayet isteseydi onunla Zeyd den önce kendisi evlenebilirdi. 27. Ahzâb Sûresi 37. 290 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 290 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Aile Hayatı Hz. Peygamber in baz evlilikleri, yak n dostlar, çevresi ile irtibat n n, evlilik yoluyla kurulan akrabal kla güçlenmesine yönelik idi. Mesela Hz. Ebû Bekir in k z Hz. Ai e ve Hz. Ömer in k z Hafsa ile evlili i buna örnek gösterilebilir. 28 3- Çocuklar Hz. Peygamber in Hz. Hatice den iki erkek ve dört k z çocu u dünyaya gelmi tir. lk çocu u Kâs m iki ya nda, Abdullah da küçük ya ta iken vefat etmi tir. Abdullah adl çocu una ayn zamanda Tayyib ve Tâhir denildi i nakledilmektedir. 29 Bunlar n d nda Medine döneminde M s rl Mâriye den brahim adl o lu olmu tur. K zlar n n do um s ras konusunda ihtilaf bulunmakla birlikte genellikle, Zeyneb, Ruk ye, Ümmü Gülsüm ve Fât ma eklinde oldu u kabul edilmektedir. Zeyneb: Hz. Peygamber in ikinci çocu u ve k zlar n n en büyü üdür. Babas otuz ya nda iken dünyaya geldi i nakledilmektedir. Hz. Hatice nin arzusu üzerine Hz. Peygamber Zeyneb i teyzesinin o lu Ebü l-âs b. Rebi ile evlendirmi tir. Bu evlilikten Zeyneb in Ali ve Ümâme adl iki çocu u dünyaya gelmi tir. Zeyneb, babas na peygamberlik gelince annesi ile birlikte slâmiyet i kabul etmi tir. Kocas Ebü l-âs ise o dönemde iman etmemi ; ancak Müslüman olan han m ile beraber ya amaktan da vazgeçmemi tir. Bu ekilde evlilikleri Bedir Sava na kadar devam etmi tir. Hz. Peygamber Medine ye hicret edince, ailesi ile birlikte k z Zeyneb i de Mekke den getirtmek istemi ancak kocas ondan ayr lmak istememi tir. Bu arada Ebü l-âs, mü rikler saf nda kat ld Bedir Sava nda esir dü mü, Zeyneb, kocas n n fidyesi olarak bir miktar malla birlikte annesinin kendisine evlenirken çeyiz olarak verdi i gerdanl göndermi tir. Hz. Peygamber gerdanl iade ederek Ebül-Âs serbest b rakm t r. Ancak ondan, k z n çocuklar ile birlikte Medine ye göndermesini istemi ve bu konuda kendisinden söz alm t r. Ebü l-âs sözünü tutarak Zeyneb i ve çocuklar n Medine ye göndermek üzere yola ç karm t r. O s rada hamile olan Zeyneb, Mekke de Zî Tuvâ adl yerde, henüz slâm kabul etmemi bulunan Hebbâr b. Esved in sald r s sonucu deveden dü mü ve çocu unu dü ürmü tür. Bu olay sonucu yakaland hastal k ilerleyerek hicrî 8. y lda onun ölümüne sebep olmu tur. 30 Olaydan sonra Mekke ye dönmü tür. Bu arada Hz. Peygamber onu getirmek için Zeyd b. Hârise yi ve en- 28. bn Sa d, VIII, 53-221; Hamidullah, slam Peygamberi, II, 715-746; E Olarak Hz. Peygamber, Ankara 1997; Ziya Kaz c, Hz. Muhammed in E leri ve Aile Hayat, stanbul 1991; brahim Canan, Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber, Hz. Peygamber ve Aile Hayat, stanbul 1989, s. 284-342. 29. bn Habîb, Muhabber, s. 79; Belâzürî, I, 405; Bu konudaki rivayetlerin tart mas için bk. Âi e Abdurrahman, Benâtü n-nebî, Beyrut 1979, s. 63-70. 30. bn Seyyidinnâs, II, 238. 291 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 291 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji sardan bir ahs Bedir Sava ndan bir ay kadar sonra Mescid-i Harâm a 10 km. uzakl kta bulunan Batn- Ye cec e kadar göndermi, Zeyneb de yan nda çocuklar oldu u halde bu ikisi ile birlikte Medine ye gelmi ve Hz. Peygamber in yan nda ya amaya ba lam t r. Di er taraftan Ebü l-âs, hicretin 6. y l nda mü riklere ait bir kervanla gitti- i Suriye den dönerken s mevkiinde kar la t slâm askerî birli i taraf ndan Medine ye getirilmi ve slâmiyet i kabul etmi tir. Hz. Peygamber Zeyneb i eski kocas ile tekrar evlendirmi tir. 31 Zeyneb, Ebü l-âs la gerçekle en bu ikinci evlili inden k sa süre sonra hicretin 8. y l nda, vefat etmi tir. Çocuklar ndan Ali, Mekke nin Fethi nden sonra ölmü tür. K z Ümâme ise, teyzesi Fât ma n n vefat ndan sonra Hz. Ali ile, onun ehit edilmesinden sonra da Mu îre b. Nevfel ile evlenmi ve onun nikah nda iken vefat etmi tir. Ümâme nin bu kocas ndan Yahya ad nda bir çocu unun dünyaya geldi i söylenir. 32 Biraz sonra görülece i üzere di er iki k z karde i Rukiye ve Ümmü Gülsüm gibi Zeyneb in nesli de devam etmemi tir. 33 Ruk ye (Rukayye): Babas otuz üç ya ndayken dünyaya geldi i kaydedilir. Ruk ye, Ebû Leheb in o lu Utbe ile, biraz sonra bahsedilecek olan Ümmü Gülsüm de Uteybe ile nikahland. Hemen bütün güvenilir kaynaklar, Hz. Peygamber in bu iki k z n n Ebû Leheb in o ullar yla zifafa girmedikleri konusunda müttefiktirler. Ebû Leheb ve han m, kendilerinin slâm a kar tutumlar n yeren Tebbet Sûresi nin nâzil olmas ve ayn zamanda Ruk ye ve Ümmü Gülsüm ün slâm kabul etmeleri üzerine, o ullar n Hz. Peygamber in k zlar ndan ayr lmaya zorlad lar. Neticede her ikisi de ayr ld. Bundan sonra Hz. Peygamber Ruk ye yi Hz. Osman ile evlendirdi. Ruk ye kocas yla birlikte Habe istan hicretine kat ld. Daha sonra Mekke ye dönerek Medine ye hicret etti ve burada ya amaya ba lad. Hicretin 2. y l nda Bedir seferi haz rl klar esnas nda k zam a yakaland. Hz. Peygamber, Hz. Osman sefere götürmedi ve hasta han m yla ilgilenmesi için Medine de b rakt. Ancak Ruk ye, Hz. Peygamber seferde iken vefat etti. Hz. Osman dan dünyaya gelen Abdullah ad ndaki o lu iki veya alt ya nda iken vefat etti. 34 31. Ebü l-âs n Medine ye getirilmesi, slâmiyeti kabulü, Hz. Peygamber in onu Zeyneb le yeni bir mehir ve nikahla m, yoksa eski nikah üzere mi evlendirdi i konusundaki farkl rivayetler için bk. bn Hi âm, I, 657-659; bn Sa d, VIII, 32-33; Taberî, II, 470-472; Belâzürî, I, 398-400; bnü l-esîr, Üsd, VII, 130-131. 32. bnü l-esîr, Üsd, VII, 22. 33. Zeyneb in biyo rafisi için bk. bn Hi âm, I, 651-658; bn Sa d, VIII, 31-36; Taberî, II, 469-472; Belâzürî, I, 397-400; bnü l-esîr, Üsd, VII, 130-131; M. Nazif ahino lu, Zeyneb bint Muhammed, A, XIII, 554-555. 34. bn Sa d, VIII, 36-37; bnü l-esîr, Üsd, VII, 113-115; Ne et Ça atay, Rukayye, A, XIII, 765-766. 292 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 292 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed in Aile Hayatı Ümmü Gülsüm: Ruk ye den küçük oldu una göre, babas otuz dört ya n üzerinde iken dünyaya gelmi olmal d r. Yukar da da geçti i gibi Ebû Leheb in o ullar ndan Uteybe ile nikahland. Annesinin ve babas n n zorlamas sonucu Uteybe Ümmü Gülsüm ü bo ad. Ümmü Gülsüm hicrete kadar babas n n evinde ya ad. K zkarde i Fât ma ve Hz. Peygamber in di er aile fertleriyle birlikte Medine ye hicret etti. Ablas Ruk ye nin vefat ndan bir müddet sonra hicretin 3. y l nda Hz. Osman la evlendirildi. Hicretin 9. y l nda vefat etti. Ümmü Gülsüm ün çocu u olmad. Onun vefat üzerine Hz. Peygamber bir üçüncü (baz rivayetlerde on) k z m olsayd yine Osman la nikahlard m demi tir. 35 Fât ma: Hz. Peygamber in k zlar n n en küçü üdür. Do um tarihi konusunda ihtilaf bulunmakla birlikte, genel kabul, birincisi a rl kl olmak üzere 609 ve 605 y llar nda yo unla maktad r. Kaynaklar m zda onun çocukluk ve gençlik y llar yla ilgili bilgiler azd r. Ba ndan geçen olaylardan birisi öyledir: Bir gün Hz. Peygamber Kâbe nin yan nda namaz k larken secdeye vard nda mü rikler bir koyunun iç organlar n s rt na koyarlar. Hz. Peygamber secdeden ba n kald ramaz. Bu s rada Fât ma gelip babas n n üzerindekileri atar ve mü riklere ç k r. 36 Hz. Fât ma, babas n n hicretinden bir müddet sonra, içlerinde k zkarde i Ümmü Gülsüm ve Hz. Ebû Bekir in ailesinin de bulundu u bir kafile ile birlikte Medine ye hicret etti. Bir müddet sonra Hz. Ali onu babas ndan istedi. Hz. Peygamber k z n n görü ünü alarak 37 hicretin 2. y l nda Fât ma y Hz. Ali ile evlendirdi. Hz. Fât ma, evlendikten bir y l kadar sonra ilk çocu u Hasan, ondan bir y l sonra da ikinci çocu u Hüseyin i dünyaya getirdi. Daha sonraki y llarda Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adl k zlar ile Muhsin (veya Muhassin) adl o lu dünyaya geldi. Ancak bu sonuncusu küçükken vefat etti. Hz. Fât ma n n slâm kültüründe ünlü oldu u hususlardan birisi sa l k ve sosyal yard m alanlar ndaki hizmetleridir. Nitekim Uhud Sava nda gazilere su ve yiyecek ta m, yaral lar tedavi etmi, babas n n yüzündeki kanlar temizlemi tir. Hz. Peygamber in vefat na çok üzülmü ve ondan alt ay kadar sonra vefat etmi tir. Hz. Peygamber in nesli Fât ma n n çocuklar vas tas yla devam etmi tir. 38 brahim: Hz. Peygamber in M s rl Mâriye den olma o ludur. Hicrî 8. y lda dünyaya gelmi tir. Hz. Peygamber brahim in do umu üzerine Mâriye yi hürri- 35. bn Sa d, VIII, 37-39; bnü l-esîr, Üsd, VII, 384; Tevfik R. Topuzo lu, Ümmü Külsüm, A, XIII, 107-108. 36. Buhârî, I, 67. 37. bn Sa d, VIII, 19, 20. 38. bn Sa d, VIII, 19-30; bnü l-esîr, Üsd, VII, 220-226; M. Ya ar Kandemir, Fât ma, D A, 219-223. 293 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 293 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji yetine kavu turmu ve çocu u da sütanneye vermi tir. brahim henüz iki ya n doldurmadan hicretin 10. y l nda hastalanarak vefat etmi tir. 39 Görüldü ü üzere Hz. Peygamber in çocuklar genç ya larda vefat etmi lerdir. Ba ta k zlar olmak üzere çocuklar n n vefatlar esnas ndaki ya lar konusunda kaynaklarda farkl kay tlar mevcuttur. Bu husus Endülüs lü ünlü âlim bn Hazm n da ilgisini çekmi ve Peygamber in k zlar ndan hiçbirinin 35 ya n geçmedi ini, Fât ma n n vefat etti inde 25 ya nda, Ruk ye nin de o civarda, Ümmü Gülsüm ün 22 ya nda oldu unu belirtmi, Zeyneb in de genç ya ta vefat etti ini kaydetmekle yetinmi tir. 40 39. bn Sa d, I, 134-144; bnü l-esîr, Üsd, I, 49-51; Asri Çubukçu, brahim, D A, XXI. 40. bn Hazm, s. 16-17. bn Hazm n bu tespiti a a yukar do rudur. Ancak, kaynaklardaki bilgiler nda ve yine ihtiyat kayd yla vefatlar esnas nda Zeyneb in 30, Ruk ye nin 22, Ümmü Gülsüm ün 22-27, Fât ma n n ise 23-27 ya nda oldu u söylenebilir. 294 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 294 04.02.2014 10:38:14

HZ. MUHAMMED VE DARE 1- darede Hz. Peygamber in Yeri Hemen söyleyelim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) in idaresi adalet, ahlâk, isti âre, bîat ve ehliyet esaslar na dayan yordu. Allah n kendisine yükledi i tebli görevini yürütürken, kendisine inananlar idare ederken bu ilkelere ba l kalm t r. slâm n do du u s ralarda Mekke ehir devletinde Hz. Peygamber in ailesinin üzerinde sadece sikâye görevi vard. O nun dedesinin ve amcalar n n Mekke ehir meclisinde idârî görevleri olmakla birlikte, babas Abdullah, o luna miras b rakabilece i hiçbir idârî imtiyaza sahip de ildi. Dedesinin imtiyazlar da tevârüs yoluyla önce amcas Ebû Tâlib e, ondan da di er amcas Abbas a geçmi ti. Dolay s yla kendisinin peygamberlikten önce hem ailesi aras nda ve hem de Mekke ehir devletinde idârî görevi yoktu. Resûl-i Ekrem, peygamberlikten sonra da asla maddî iktidar dü ünmedi. Nitekim hem ehrileri, kendi putlar na dil uzatmamak art yla ona ba kanl k teklif ettiklerinde Güne i sa elime, ay da sol elime verseniz ben yine de görevimden vazgeçmem diye cevap vermi ti. Bu olay, kendisinin maddî iktidar pe inde ko mad n aç k bir ekilde ortaya koymaktad r. O, daha ziyade cemaatini te kilatland rmay dü ünmü tür. Bir kabile veya bölge idarecileri onun tebli inin etraf nda toplan rsa, siyâsî iktidar n kendili inden tâlî bir ey olarak gelece i tabîî bir durumdu. Mekke döneminde, hicretten önce kendi küçük cemaatini idare edebiliyordu. slâm a giren baz Medinelilerden kendisine itaat edeceklerine... dair Akabe mevkiinde bîat ald. çlerinden, kendisiyle irtibat sa layacak on iki nakîb seçtirdi. Hicretten sonra Medine de ülkeye de sahip olunca Müslümanlar müstakil bir idarî yap ya kavu mu oldular. Hz. Peygamber den sonra da bîat, slâm devletlerinde idarecilerle halk aras nda yap lan, seçim veya ba l l k karakteri ta yan bir akit olarak devam etmi tir. üphesiz Resûl-i Ekrem i peygamber olarak seçen Allah Teâlâ d r. Dolay s yla onu peygamber olarak mü minler seçmezler. Sadece bu durumunu ve vasf n kabul ederler. Hz. Peygamber, kendisini Allah n Resûlü olarak tasdik edenlerden bîat (ba l l k akdi, sadâkat ve itaat yemini) al yordu. Kur an- Kerim de ifade 295 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 295 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji edildi i üzere 1 bîat asl nda Hz. Peygamber in ahs na de ildir; onun arac l yla Allah Teâlâ ya verilmektedir. Bîat etmekle sadece erkekler de il, kad nlar da mükellef idiler. Bîat Hz. Peygamber e itaati gerekli k l yordu. Kur an- Kerim in pekçok ayetinde Allah a ve O nun Resûlü ne itaat emredilmektedir. Hz. Peygamber in idaresi isti âre üzerine kurulmu tu. Kur an- Kerim de isti ârenin önemi üzerinde çok durulur; bizzat Hz. Peygamber e isti âre etmesi emrolunur. 2 Hz. Peygamber de bu emre uyarak sahâbîlerle isti ârede bulunmu tur. Ebû Hüreyre bu konuda öyle söylemi tir: Resûlüllah tan daha fazla arkada lar ile isti âre eden hiçbir kimse görmedim. 3 Sava lardan önce ve sava esnas nda sahabe ile isti âresine burada bir örnek verelim. Bedir Sava ba lamadan önce konaklad yeri uygun bulmayan Hubâb b. Münzir Hz. Peygamber e gelerek unlar söyler: Yâ Resûlallah! Buras sana Allah n konaklaman emretti i, ileri gitmemiz veya geri çekilmemiz câiz olmayan bir yer midir? Yoksa ahsî bir dü ünce, sava ve hile için tedbir olarak dü ünülmü bir yer midir? Hz. Peygamber kendi fikri oldu unu söyler. Bunun üzerine Hubâb Yâ Resûlallah! Buras karargâh için uygun bir mekân de ildir. Sen insanlar buradan kald r. Kurey in konaca yerin yak n ndaki su ba na gidip konal m... der. Peygamberimiz Hubâb a Do ru söyledin der ve onun tavsiyelerini uygular. 4 Onun isti âresi, dünyevî meseleleri kapsad gibi, bazen, hakk nda vahiy gelmeyen, meselâ ezan n me rû k l nmas gibi, dinî hususlar da içine al yordu. Hz. Peygamber, Müslümanlar n tek ve sürekli ba kan durumundayd. Nitekim Kur an- Kerim de mü minlerin Hz. Peygamber e itaatle yükümlü olduklar ve anla mazl klarda nihâî hakemin o oldu u bildirilmi tir. 5 Ayn zamanda ona itaat, Allah a itaat ile özde le tirilmi tir. 6 Hz. Peygamber, valiler, hâkimler, ö retmenler, bölge bölge gezen ö retim müfetti leri, askerî birliklere komutanlar, vergi memurlar, elçiler, hac emîri, imam, müezzin tayin ediyor; antla malar aktediyordu. Hz. Peygamber, câhiliye döneminde Mekke ehri ile ilgili kurumlardan hicâbe ve sikâye hariç di erlerini kald rm t r. Hicâbe ve sikâyeyi de eski sahiplerine vermi tir. Hz. Peygamber in idarede izledi i baz temel prensipler vard r. Her eyden önce O nun ba l ca gayesi slâm mümkün oldu unca çok insana ula t rmakt. 1. Fetih Sûresi 10. 2. Âl-i mrân Sûresi 159. 3. Vâk dî, II, 580; Tirmizî, IV, 214. 4. bn Hi âm, I, 620. 5. Âl-i mrân Sûresi 31-32; Nisâ Sûresi 59-61, 65. 6. Nisâ Sûresi 80. 296 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 296 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve İdare Bunun d ndaki her ey o amac gerçekle tirebilmek için bir vas ta idi. O, her s k nt ya bu gaye u runa katlanm t r. Faaliyetlerinde adalet ve ahlâk esas alm t r. nsanlar aras nda fark gözetmeksizin herkese âdil ve ahlâkî davranm, ahde vefa göstermi tir. slâm n do du u s rada insanlar aras nda s n f farklar mevcuttu. slâm döneminde ise, bu dini kabul eden herkes e it say l yordu. Bunun yan nda, slâm devletinin tebaas na girmek, gayri müslimlerin kendi aralar ndaki e itsizlikleri bile ortadan kald r yordu. çte bar ve huzuru, d ta da emniyeti sa lamak Hz. Peygamber in temel hedeflerinden biriydi. Nitekim Câhiliye döneminde kabileler aras nda sava lar, kanl soygunlar, kervan bask nlar ve kan davalar eksik olmazken, Hz. Peygamber döneminde bunlar büyük çapta önlenmi tir. Hz. Peygamber hicreti müteakip, merkezi, Müslümanlarla güçlendirmek ve toparlanmak gayesiyle Medine ye hicreti te vik etmi tir. Uygulamada baz istisnalar bulunmakla birlikte, bu politikay Mekke nin Fethi ne dek sürdürmü tür. Mekke nin Fethi nden sonra hicrete gerek kalmam t. Çünkü art k slâm Arabistan n çe itli bölgelerine yay lm t. Bundan böyle yeni bölgelerin slâm a intibak etmelerini, oralarda dinin kökle mesini sa lamak ve slâma uygun bir çevre olu turmak gerekiyordu. te bu maksatla o, ta raya yo un bir ekilde ö retmenler ve di er memurlar göndermi tir. Hz. Peygamber insana sayg l yd. Prensip itibar yla dü man imhay de il, hep kazanmay gaye edinmi tir. Dü man n potansiyel gücünü yok etmeyi de il, daha sonra bu gücü kullanmay dü ünmü tür. Onun on y l süren Medine döneminde slâm, yakla k iki milyon kilometrekarelik bir alana yay lm t r. Bu kadar h zl geli me, yay lma ve de i im, Benî Kurayza hariç tutulursa, dü man taraf ndan iki yüzden biraz fazla ki inin ölmesi ve Müslümanlar taraf ndan da yüz elliye yak n ki inin ehit edilmesi kar l nda gerçekle mi tir. Hz. Peygamber, yukar da da i aret etti imiz gibi döneminin teknik geli melerinden istifade etmi tir. Bunun yan nda dü man hakk nda bilgi toplama, kendi planlar n gizleme, iktisâdî bask uygulama, dü man n dost ve müttefiklerini kendi yan na çekme, onlar kendi dü manlar yla ku atma, so uk sava, dü man aras na tefrika sokma, dü man n bir k sm n n yak nl n kazanma... gibi taktikleri de ba ar yla uygulam t r nsanlara meziyet, liyakat ve de erlerine göre muamelede bulunmu tur. Ne kadar az l dü man olursa olsun, bir ki i slâm a girdi inde onun haysiyet ve erefini muhafaza etmi tir. Peygamberimiz Müslüman olan kabilelere içlerinden birisini yeniden vali tayin ederken onlar n ehil olmalar na ve hatta öyle ki, ayr nt say labilecek ahlâkî özelliklerine bile dikkat etmi ve bunlar de erlendirmi tir. Mesela cimrili i bir idareci için zaaf olarak görmü tür. Ced b. Kays n yerine Bi r b. Berâ y kendi kabilesi Benî Seleme ye ba kan tayin etmesi buna örnek verile- 297 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 297 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji bilir. Benî Seleme kabilesinden bir heyet huzuruna geldi inde onlara ba kanlar n n kim oldu unu sorar. Ced b. Kays t r. Ancak biraz cimridir cevab n al nca bu durumdan memnun olmaz ve Hangi hastal k vard r ki, cimrilikten daha elem verici olsun! Hay r sizin ba kan n n z Ced b. Kays de il, Bi r b. Berâ olsun 7 diyerek Bi r i kabilesine ba kan tayin eder. 2- darî Kurumlar a- Valilik ve Vilayetlerin daresi slâmiyet Medine d na yay lmaya ba lay nca Hz. Peygamber, Arap Yar madas n n çe itli bölgelerine, ehirlere ve baz kabilelere valiler tayin etmi tir. Kaynaklarda bunlara emîr ve âmil de denilmektedir. Ayr ca valilerin d nda zekat tahsildarlar da görevlendirmi tir. Bunlara âmil denilmektedir. Âmiller zekat tahsil ettikleri gibi ganimet ve cizye gibi devlet gelirlerinin tahsili ile de ilgilenirlerdi. Hz. Peygamber herhangi bir sebeple Medine d na ç kt zaman yerine vekil b rak rd. Ordunun veya küçük askerî birliklerin ba nda kendisi sefere ç kamad zaman sahâbîlerden birini komutan tayin ederdi. Hz. Peygamber memurlar n tayin ederken atand klar göreve ehil kimseler olmalar na önem verirdi. Eski idareciler Müslüman olduklar nda, onlar kendi valisi olarak genellikle görevinde b rak rd. Fakat yeni valiler de tayin ederdi. Kabilelere genellikle kendileri aras ndan zekat memuru tayin ederdi. Valilerin görevleri, bulunduklar yerde Hz. Peygamber i temsil etmek, davalara bakmak, adaleti uygulamak, emniyet ve asayi i sa lamak, çeki meleri önlemek, namaz k ld rmak, idarî i lere bakmak, slâm n yay lmas na çal mak, bazen de zekat toplamak... gibi hususlard. Nitekim merkezden vergi tahsildar gönderilmedi i durumlarda vali vergileri toplar, bu maksatla memurlar tayin ederdi. Hz. Peygamber in vali tayin etti i bölge ve ehirlerle, tayin edilen valiler unlard r: Yemen: Hz. Peygamber, Sâsânîlerin Yemen valisi Bâzân slâmiyeti kabul etmesi üzerine görevinde b rakm t r. Bâzân n vefat üzerine Yemen deki her bölgeye yönetici tayin etmi tir. Bâzân n o lu ehr i onun yerine, Amir b. ehr i kendi kabilesi Hemdân a atam t r. Zebîd, Aden ve Yemen in sahil bölgesine Ebû Musa el-e arî yi; Cened e Muaz b. Cebel i; Hadramut a Ziyâd b. Lebîd el- Ensârî yi tayin etmi tir. ehr b. Bâzân, Hz. Peygamber in hastal esnas nda Yemen deki irtidat hareketi esnas nda Esved el-ansî taraf ndan öldürülmü tür. Bahreyn: Hz. Peygamber slâm tebli etmek, zekat ve cizye toplamak üzere 8/630 y l nda Alâ b. Hadramî yi Bahreyn e gönderdi. Alâ, Hz. Peygamber in mek- 7. Hâkim, Müstedrek, Haydarâbâd 1335-1342, III, 219-220. 298 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 298 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve İdare tubunu Münzir b. Sâvâ ya verdi. Münzir, Hz. Peygamber le birkaç defa mektupla t ktan sonra Müslüman oldu. Hz. Peygamber Alâ b. Hadramî yi Bahreyn e vali tayin etti. Baz kaynaklarda Alâ n n, bu görevi Hz. Peygamber in hayat boyunca sürdürdü ü zikredilir. Di er baz kaynaklarda ise, daha sonra onun yerine Ebân b. Saîd in tayin edildi i kaydedilir. Umman: Hz. Peygamber, Amr b. As slâm tebli etmek ve vergi toplamak üzere Umman a gönderdi Hz. Peygamber vefat etti i s rada Amr b. As orada vali olarak bulunuyordu. Mekke: Hz. Peygamber, Mekke nin Fethi nde Müslüman olan Ümeyyeo ullar ndan Attâb b. Esîd i buraya vali olarak atam t r. Kendisine günlük bir dirhem de ücret tahsis etmi tir. Attâb bu göreve getirildi i s rada yirmi ya lar ndayd. Muaz b. Cebel i de Kur an, sünnet ve f k h ö retmek üzere Attâb n yan nda b rakm t r. 8 Taif: Hz. Peygamber, Sakîf kabilesinin slâm a giri ini arzetmek üzere Medine ye gelen heyet üyeleri aras nda bulunan Osman b. Ebü l-as Taif e vali tayin etmi tir. Heyetin en genç üyesi olan bu ah s, heyetin Medine de bulundu u s rada Hz. Ebû Bekir in dikkatini çekmi ; Ben bu genci liyakatl olarak görüyorum. Kur an di erlerinden fazla ezberledi. Dinin esaslar n ya amada heyecanl ve samimidir diyerek Hz. Peygamber e övmü tür. Bunun üzerine Hz. Peygamber onu Taif e vali tayin etmi tir. Hz. Ebû Bekir döneminde de Taif valili ini sürdüren Osman b. Ebü l As Hz. Ömer Umman ve Bahreyn valili ine atam t r. Necran: Hz. Peygamber Necran daki Hâris b. Ka bo ullar na Amr b. Hazm vali tayin etmi ve kendisine orada yapaca i leri de belirten bir talimatnâme vermi tir. Amr b. Hazm Hz. Peygamber in vefat esnas nda Necran da bulunuyordu. Hz. Peygamber, bu geni idârî ve mâlî yetkilerle donat lm valilerin d nda çe itli bölgelere ve kabilelere vergi memurlar, zekat tahsildarlar tayin etmi tir. Zekat n farz k l n n takip eden y llarda zengin Müslümanlar zekatlar n bizzat getirip Hz. Peygamber e teslim ediyorlard. Ancak slâmiyet Arap Yar madas n n çe itli bölgelerine ve Medine ye uzak yerlere yay l nca zekatlar toplamak için memurlar tayin edilmi tir. Baz zekat memurlar ve tayin edildikleri yerler unlard r: Adiy b. Hâtim: Tay ve Esed kabilelerine; Mâlik b. Nüveyre, Temîm in Benî Hanzala koluna; Kudâî b. Âmir ed-düelî ve Sinân b. Ebû Sinân, Esed kabilesine; Abdullah b. Ebû Revâha ve Sevâd b. Gaziyye el-belevî, Hayber e; Ziyâd el-bâhilî, Bâhile kabilesine; Sa d ed-devsî, Devs kabilesine; mriü l-kays b. Asba, Kelb 8. bn Hi âm, II, 500. 299 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 299 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji kabilesine; Zibrikân b. Bedr, Sa do ullar na; Amr b. Saîd, Teymâ ya; Uyeyne b. H sn, Fezâreo ullar na; Ebû Süfyan, Necran a; Ya lâ b. Ümeyye, Cened e; Velîd b. Ukbe, Mustaliko ullar na... Valilerin maa lar daima merkez taraf ndan tespit edilmi ; onlar n vilayet gelirlerinden istedikleri kadar maa almalar na müsade edilmemi tir. Hz. Peygamber, valileri do rudan kendisi tayin etti i gibi, ayn zamanda onlar denetlerdi. 9 b- Hac Emîrli i Bu görev Mekke nin Fethi nden sonra ihdas edilmi tir. Mekke nin fethedildi i y lda Hz. Peygamber in özel olarak hac emîri tayin etmedi i, bu görevi Mekke Valisi Attâb b. Esîd in yerine getirdi i görülmektedir. 9/631 y l na gelindi inde, hacc n farz k l nmas üzerine Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir i hac emîri tayin ederek 300 ki ilik bir kafilenin ba nda Mekke ye gönderdi. Ertesi y l, yani 10/632 y l nda Hz. Peygamber bizzat haccetti. Hz. Peygamber in vefat ndan sonra hac farîzas n n emniyet içinde yerine getirilebilmesi i ini halifeler üstlenmi lerdir. Halifeler bu görevi ya bizzat kendileri yürütmü ler, kendileri hacca gidemedikleri zaman ise güvendikleri bir ahs hac emîri tayin etmi lerdir. 10 c- Elçilik Hz. Peygamber in çevre ülkelerin hükümdarlar na ve baz kabilelere elçiler göndermesinin ba lang c Medine döneminin ilk y llar na dayan r. Mekke mü rikleri, daha önce Habe istan a hicret etmi olan Müslümanlar n kendilerine teslim edilmesi için Necâ î ye elçilik heyeti göndermi lerdi. Hz. Peygamber onlar n plan n sonuçsuz b rakmak ve hükümdar n muhacirler lehine hüküm vermesini sa lamak için o s rada henüz Müslüman olmam bulunan Amr b. Ümeyye ed-damrî yi Habe istan hükümdar Necâ î ye göndermi tir. Bu olay Bedir Gazvesi nden k sa bir süre sonra gerçekle mi tir. Bu durum, Hz. Muhammed (s.a.s.) in görevli tayin etmede göz önünde bulundurdu u temel ilkenin ehliyet oldu unu bir kere daha ortaya koymaktad r. Daha önce gördü ümüz gibi, Hz. Peygamber 6/628 y l nda gerçekle en Hudeybiye Antla mas ndan sonra o dönemin nüfuzlu hükümdarlar ndan alt s na elçiler ve slâm a davet mektuplar göndermi tir. O, elçilerini sahâbîlerin en liyakatl ve muktedir olanlar aras ndan seçerdi. Elçilerde ahlâk, yüz güzelli i, hitabet, ikna kabiliyeti, dürüstlük, bilgi vs. gibi hasletleri arard. Siyâsî görevle gönderdi i elçiler aras nda henüz Müslüman olmayan da vard. Mesela Amr b. Ümeyye ed-damrî biraz önce bahsetti imiz göreve gönderildi inde henüz slâm kabul etmemi ti. Hz. Peygamber, Suriye, Irak ve Habe istan a elçi gön- 9. bn Hi âm, II, 600. 10. Taberî, III, 122. 300 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 300 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve İdare derirken daha önce o bölgelere gitmi olanlar tercih ederdi. Elçilerin, gönderildikleri ülkelerin dilini bilmelerine özen gösterirdi. Dinî vazife ile gönderilen elçilerin hepsi de slâmî konulara vâk f ve dinî hükümleri titizlikle yerine getiren sahâbîlerdi. 11 d- Kâtiplik Hz. Peygamber ümmî oldu undan, nâzil olan Kur an ayetlerini yaz ya geçirmek; özellikle Medine döneminde kom u devletlerin hükümdarlar na ve di er kabile ba kanlar na mektup yazmak ve Arap kabileleriyle yap lan antla malar kaleme almak için sahâbîlerden yaz bilenleri kâtip olarak vazifelendiriyordu. Kaynaklar m z genellikle Hz. Peygamber in vahiy, mektup ve antla ma yazan kâtiplerinin isimlerini herhangi bir tasnife tabi tutmadan karma olarak vermektedirler. Bunun yan nda vahiy kâtipleri ile sair i lerde kâtiplik yapanlar ayr ayr zikredenler de vard r. Hz. Peygamber in kâtiplerinin say s hakk nda çe itli görü ler vard r. Bunlar n say s n on ile s n rland ranlar bulundu u gibi, otuzdan fazla oldu unu ve hatta k rk üçe ula t n söyleyenler de vard r ki bunlar n isimlerini kaynaklardan ö renmekteyiz. Hz. Osman, Hz. Ali, Übey b. Ka b, Zeyd b. Sâbit, Hâlid b. Saîd, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, Hz. Peygamber in en me hur kâtipleridir. 12 e- Adlî ler Medine Vesikas, antla maya dahil gruplar n siyâsî, askerî ve mâlî hususlarda takip edecekleri hareket tarz n tespit ve tanzim ediyordu Bu vesîka ayr ca adlî alanda da çok ba ar l bir yenilik say l r. Fertlerin ve hatta kabilelerin kendi haklar n kendilerinin korumas usulünü kald rm t r. Hükümleri infaz etmek üzere merkezî otorite yetkili k l nm t r. Allah ve Resûlü, di er bir deyi le Kur an ve Hadis, her ikisi birden yüksek hakemler olarak kabul edilmi tir. Her türlü dava ve ihtilaflar Hz. Peygamber taraf ndan çözüme kavu turuluyordu. O, gerek hukûkî ve gerekse cezâî davalar Kur an hükümleri çerçevesinde çözüyor, Kur an da bulunmayan hususlar için de hükümler koyuyordu. Hz. Peygamber e gelen h rs zl k, zina, sarho luk, adam öldürme, yaralama vb. olaylarda suçlulara Kur an n tespit etti i cezalar uygulan yordu. Bu arada davalar karara ba larken, gelecek yüzy llarda uygulanacak muhâkeme usulü hakk nda prensipler ortaya koyuyordu. 11. bn Hi âm, II, 606-608; bn Hadîde, I-II, 143-428; (Bu eserde Hz. Peygamber in k rk sekiz elçisinin biyo rafisi ve mektuplarla ilgili geni bilgiler yer almaktad r). 12. Ceh iyârî, Kitâbü l-vüzerâ ve l-küttâb, tah. Mustafa es-sakkâ ve d r. Kahire 1980, s. 12-14; bn Hudeyde, el-misbâhu l-mudî, s. 21-142; Mustafa A zamî, Asr- Saadette Yaz ve Vahiy Katipleri, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slam, I, 368-462. 301 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 301 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Ceza davalar n n yan nda Hz. Peygamber e hukuk davalar da getiriliyordu. Ona gelen bu tür davalar aras nda miras ihtilaflar, toprak meseleleri, su kuyusu mülkiyeti davalar, su hakk ihtilaflar, neseb, borç vs. gibi davalar bulunuyordu. Hz. Peygamber in hayat nda vuku bulan ve kendisinin hüküm verdi i olaylara dair slâm tarihinde müstakil eserler bile kaleme al nm t r. bn Tallâ el- Endelüsî(ö. 497/1104) nin Kitâbu Akdiyeti r-resûl adl eseri bunlardan biridir. Baz siyer kitaplar nda (meselâ âmî nin Sîresi nde) Hz. Peygamber in hükümlerinde, fetvalar nda izledi i hareket tarz na dair özel k s mlar ayr lm t r. Hz. Peygamber in görevlendirdi i valiler görev yapt klar bölgelerde bazen kazâî i leri de yürütüyorlard. Hz Peygamber vilayetlerde kazâî i lere bakmak üzere özel olarak baz sahâbîleri de görevlendirmi tir. Hatta Medine de davalar n ço almas sebebiyle, önceden hâkim s fat yla yürütmekte oldu u görevlerden bir k sm n sahâbîlerine devretmi tir. Kendisi de temyiz yetkisini kullanm t r. ki karde e ait arazi parças üzerine yap lan bir evin kime ait oldu u hususunda varisler, ihtilafa dü erler. Meselenin halli için Hz. Peygamber e ba vururlar. O da davaya bakmak için Huzeyfe b. Yemân görevlendirir. Huzeyfe bizzat evin yan na giderek ke if ve incelemelerde bulunur. ahitleri ve bilirki ileri dinler. Sonunda verdi i karar Peygamber e bildirir. O da Huzeyfe nin verdi i karar onaylar. Hz. Peygamber hâkimli e, hukûkî konular iyi bilen, has m taraflar n delillerini ve hilelerini en güçlü bir ekilde kavrama kabiliyetine sahip olan sahâbîleri tayin ederdi. Tayin etti i kad larda ya büyük olma art aramazd. Meselâ Hz. Ali ile Muaz b. Cebel in, kad tayin edildiklerinde ya lar yirmi be civar nda idi. Zeyd b. Sâbit in ya ise daha küçüktü. Hz. Peygamber in zaman nda Hz. Ömer, Hz. Ali, Muaz b. Cebel, Abdullah b. Mes ud, Übey b. Ka b, Zeyd b. Sâbit, Ebû Musa el-e arî, Ukbe b. Âmir, Huzeyfe b. Yemân kad l k yapm lard r. Hz. Peygamber taraf ndan s rf adlî görevle tayin edilen ilk kad Hz. Ali dir. O, bu görevle Yemen in Necran bölgesine gönderilmi tir. Hz. Peygamber Hz. Ali den, daval ve davac n n her ikisini de dinlemedikçe hüküm vermemesini istemi tir. Muaz b. Cebel i de Kur an ve slâm esaslar n ö retmek ve yarg görevini yürütmek üzere Yemen ( Cened) e göndermi tir. Hz. Peygamber in, Hz. Ömer e kendi huzurunda hüküm verdirdi i de olmu tur. slâm dan önce fertler ve kabileler aras nda cezalar n tatbikinde farkl muamele yap l rken, slâm da nesil, soy ve bölge ay r m yap lmaks z n adalet önünde herkese e it haklar tan nm t r. Hz. Peygamber zaman nda adlî duru malar n yap ld muayyen bir bina, duru man n günü ve saati yoktu. O, camide, pazarda, evde, taraflar kabul ediyor ve hemen davaya bak yordu. Bunun yan nda, Mescid-i Nebevî nin bir kö esinin duru ma salonu olarak kullan ld da söylenmektedir. Hz. Peygamber, Medine 302 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 302 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve İdare ve çevresinin adlî i lerini yürütmekle beraber, Arap Yar madas n n her taraf ndan kendisine davalar getiriliyordu. slâm devletinde gayri müslim tebaa dinî, hukûkî ve adlî muhtariyete sahiptir. Kendi mahkemelerinde kendi kanunlar na tabi olarak ya arlar. Buna ra men, Hz. Peygamber e davalar n getirdiklerinde, kendi kanunlar n tatbik ediyordu. Zimmîlerle Müslümanlar aras ndaki ihtilaflarda slâm mahkemeleri yetkili idi. Safvân b. Muattal, hakk nda söyledi i bir hiciv dolay s yla Hassân b. Sâbit i k l çla yaralar. Olay Hz. Peygamber e intikal eder. O, her ikisini de huzuruna ça- r r ve ifadelerini al r. Tahrikinden dolay Hassân b. Sâbit i k nar. Fakat suç sabit oldu u için Safvân n tutuklanmas n ; ayet Hassan ald yaradan dolay ölürse ona k sas uygulanmas n emreder. Bundan sonra araya Sa d b. Ubâde girerek Resûlüllah n aff daha çok sevdi ini; ancak aralar nda adaletle hükmetti ini söyledi. Hassân b. Sâbit i ve akrabalar n ikna ederek davadan vazgeçmelerini sa lad. Bunlar Hz. Peygamber e gelerek davadan vazgeçtiklerini bildirdiler. Safvân b. Muattal serbest b rak ld. Hz. Peygamber bu geli meden çok memnun oldu ve Hassân b. Sâbit e bir Beyraha malikanesini ba lad. Ayr ca M s r dan Mukavk s n kendisine hediye etti i iki karde câriyeden biri olan Sîrîn i verdi. Sa d b. Ubâde de bir bahçe ba lad. 13 f- Askerî Te kilat Hz. Peygamber, savunma ve gerekti inde slâm davetinin önündeki engelleri kald rmak için ordusunun ba na geçerek sava meydanlar nda kahramanca çarp m t r. Onun sa l nda özel olarak, devaml ve muvazzaf bir ordu mevcut de ildi. ç güvenli i sa lamak için polis te kilat da yoktu. Eli silah tutan her Müslüman, dinin hizmetinde, askerlik görevi ile mükellefti. Bir sefer tertiplemek veya bir sald r ya kar koymak gerekti inde Hz. Peygamber gönüllüleri ça r r, bir kay t defteri aç l r ve her aday buraya ad n kaydettirirdi. Tespit edilen günde, gönüllüler, silahlar, binekleri, sefer az klar... ile ehir d nda bir karargâhta toplan rlard. Hz. Peygamber oraya gelir, askerleri tefti ederdi. Her sefer için gerekli asker say s n kendisi kararla t r rd. Kendi imkanlar yla kendini techiz edemeyenleri devlet bütçesinden donat rd. Asker toplama i i kabile ba kanlar vas tas yla yap l rd. Hemen her seferde, gidece i bölgeye orduyu en k sa ve emniyetli yoldan ula t racak bir k lavuz ara t r r, uygun ki iyi buldu unda k lavuz tayin eder, onun rehberli inde hareket ederdi. Sefere ç kacak bir ordunun kumandan n Hz. Peygamber tayin ederdi. ayet bizzat sefere ç km sa, kendisine ba l komutanlar tayin ederdi. Ordu klasik 13. Vâk dî, II, 436-438; bn Hi âm, II, 305-306; Hz. Peygamber döneminde adlî te kilat için bk. Hamidullah, slam Peygamberi, II, 970-994; Fahrettin Atar, Asr- Saadette Adliye Te kilat, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slam, III, s. 105 vd. 303 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 303 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ekilde öncü, ardc, sa kanat, sol kanat ve merkez olmak üzere be k sma ayr l yordu. Askerî birlik ve k talar n toparlanmas ve te kili genellikle kabilelere b rak l rd. ayet baz kabilelerden gelenler çok az ise, bunlar di erleriyle birle tirilirdi. Sefere ç kan ordu içinde, kesin çizgiler olmamakla birlikte, çe itli komuta kademeleri vard. Ordunun karargâh, nöbetçiler vas tas yla gece-gündüz korunurdu. Esirler sorguya çekilerek veya ileri ke if kollar gönderilerek sefere ç k lmadan önce dü man n durumu hakk nda bilgi toplan rd. Ke if birlikleri vas tas yla dü man n izini sürme, pusu kurma ve casusluk gibi sava taktikleri biliniyordu. Hz. Peygamber bilgi toplamak için casus kulland gibi, dü man casuslar na kar da gerekli tedbirleri al yordu. Üsâme b. Zeyd i Suriye ye sevkederken ondan k lavuzlar kiralamas n, önden casuslar ve gözcüler sevketmesini istemi tir. 14 Dü man n kan dökülmeksizin boyun e mesi için, gerekli tedbirlere ba vuruyordu. Hz. Peygamber, dü man a rtma metotlar n uygulard. Medine den ayr lmadan önce as l gayesinden ba ka bir amac varm gibi bir âyia yayd r rd. Ba lang çta, as l hedefinden ba ka bir istikamette yürürdü. Sonra bir dönü yaparak yolunu de i tirirdi. Tahmini mümkün olmayan tenha yollar seçerdi. Tebük Seferi hariç, as l hedefini genellikle gizli tutmu tur. Hz. Peygamber, hicret yürüyü ü de dahil, kat ld sava larda ve gönderdi i seriyyelerde bayrak ( livâ) ve sancak ( râye) kullanm t r. Her zaman sava tan önce dü man yeniden ve bir kere daha slâm a davet ederdi. ayet kendisi sefere ç km yorsa, gönderdi i komutanlara bu kurala uymalar için kesin talimat verirdi. Sava genellikle mübâreze (teke tek dövü me) eklinde ba lard. Hz. Peygamber, rüzgar n ve güne in, sava an askerler üzerindeki tesirlerini biliyordu. O dönemde sava lar -Hendek, Taif ve Hayber ku atmalar hariç-, genellikle yar m gün sürmü tür. Hz. Peygamber, sava esnas nda güne in Müslüman askerlerin gözünü rahats z etmemesi için, ordusunu ona göre mevzilendiriyordu. Dü mana kar arazi üstünlü ünü sa layabilmek için uygun bölgeyi seçiyordu. Sava larda koruyucu silah olarak z rh, kalkan ve mi fer; yaralay c ve öldürücü silah olarak da k l ç, ok, yay, m zrak ve karg ; yard mc silah olarak manc n k ve debbâbe; binek hayvan olarak daha ziyade at ve deve kullan l yordu. Askerlerin silah arkada lar n dü mandan ay rabilmesi için her seferde ayr olmak üzere bir parola ( iâr) seçiliyordu. O dönemde henüz üniforma mevcut de ildi. 14. Makrîzî, s. 536. 304 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 304 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve İdare üphesiz dü man n can na ve mal na zarar verme, sava ta tabiî bir durumdur. Dü man öldürülebilir, esir edilebilir. Fakat insan haysiyetine yak mayan hareketler ve ölülere i kence yapmak, Hz. Peygamber taraf ndan yasaklanm t r. Ölülerin, canl varl klar n yak lmas gibi davran lara müsade edilmemi tir. nsan n sa iken veya öldükten sonra bir organ n n kesilmesi (müsle) yasaklanm t r. Çünkü bu tür bir uygulama, insan onuruna yak mayan, sadece kin ve nefreti art ran bir davran t r. Baz az l dü manlar na müsle yapmas n isteyenlere Hz. Muhammed (s.a.s.) Ben ona müsle yapmam. Peygamber bile olsam Allah da beni ayn ekilde cezaland r r demi tir 15 Hz. Peygamber gönderdi i askerî birliklere, insanlara sa iken de öldükten sonra da i kence yapmalar n yasaklam t r. 16 Dü man tarafta sava an erkekler d nda kalan sivillerin, yani çocuklar n, ya l lar n, din adamlar n n, i çilerin, hizmetçilerin, sakatlar n, kad nlar n ve sava la ilgisi bulunmayan di er kimselerin, sava a i tirak etmedikleri müddetçe öldürülmeleri yasaklanm t r. Sava esirlerine, öldürülme, fidye kar l veya mübadele, yani Müslüman esirlere kar l k serbest b rakma, artl serbest b rakma, kölele tirme ve kar l ks z serbest b rakma (ki Hz. Peygamber döneminde en fazla uygulanan usul budur) gibi muameleler yap l rd. Hz. Peygamber esirlere iyi davran lmas n istemi, onlara eziyet ve i kence yap lmas n yasaklam t r. Kendisinden bilgi almak için bile olsa esire bask yap lmas n n uygun olmad - na i aret etmi tir. 17 15. Vâk dî, II, 570. 16. Vâk dî, I, 107. 17. Hz. Peygamber in askerî yönüyle ilgili olarak bk. Hamidullah, Hz. Peygamber in Sava lar, s. 227-290; Mahmud ît Hattâb, Komutan Peygamber, çev. Ahmet A rakça, stanbul 1988; Kettânî, Hz. Peygamber in Yönetimi ( et-terâtîbu l- dâriyye ), çev. Ahmet Özel, I-III, stanbul 1990; Hamidullah, slam Peygamberi, II, 881-994. 305 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 305 04.02.2014 10:38:14

EKONOM K FAAL YETLER 1- Hz. Peygamber ve Çal ma Hz. Peygamber in hayat di er alanlarda oldu u gibi çal ma konusunda da insanlar için örnektir. Her eyden önce o, Kur an- Kerim in çal ma hayat ve prensipleri ile ilgili ayetlerini kendi hayat nda uygulam t r. Bu alanda do ruluk, güvenilir olma, adaleti uygulama ve sözleriyle davran lar aras nda çeli ki bulunmama gibi temel ilkelere uymu tur. Ki inin çal mas n, üretimde bulunmas n ve ailesini geçindirmesini, fakire, yoksula yard m için çal may, Allah yolunda cihad ve gündüzleri oruç ve geceleri namazla geçirme ile bir tutmu tur. 1 Onun çal ma ile ilgili sözlerinden baz lar unlard r: Hiç bir kimse kendi elinin eme i ile kazand ndan daha hay rl bir lokma asla yiyemez. 2 Allah m! Tembellikten, korkakl ktan, ihtiyarl n verdi i dü künlük ve cimrilikten sana s n r m. 3 Do ru sözlü ve her konuda güvenilen bir ticaret adam ahirette peygamberler, s ddîkler ve ehitlerle beraber olacakt r. 4 nsan n yiyip içtiklerinin en helal ve bereketli olan, çal p kazanarak elde etti idir. 5 Birinizin s rt nda odun destesi ta mas, versin veya vermesin, insanlara gidip el açmas ndan daha iyidir. 6 En kötü artlar alt nda çal may dahi ba kalar na yük olmaktan iyi gören Hz. Peygamber in bu sözleriyle insanlar çal maya te vik etti i, tembelli i kötüledi- i, çal kan insanlar dünya ve ahiret mutlulu u ile müjdeledi i görülmektedir. Hz. Peygamber insanlar çal maya te vik etti i gibi, bizzat kendisi de çal m ve çal ma hayat n n ilkelerini kendi hayat nda uygulama alan na koymu tur. Çal malar n çocuklu undan itibaren hayat n n sonuna kadar sür- 1. Buhârî, VI, 190; bn Mâce, II, 724. 2. Buhârî, II, 9. 3. Buhârî, III, 224. 4. bn Mâce, II, 724. 5. bn Mâce, II, 723. 6. Buhârî, III, 9. 306 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 306 04.02.2014 10:38:14

Ekonomik Faaliyetler dürmü tür. Bilindi i üzere o, çocuklu unda çobanl k yapm, gençli inde ve yeti kinli inde ticaretle me gul olmu tur. 12 ya nda iken amcas ile birlikte uzun bir ticaret yolculu una ç km t r. 25 ya nda iken Hz. Hatice nin kervan n ücret kar l nda Suriye ye götürüp getirmi tir. Ticârî faaliyetlerinde meslekta lar n n, ticârî ili kilerde bulundu u kimselerin ve tüm Mekkelilerin güvenini kazanm t r. Onun bütün bu faaliyetleri geçimini temine yönelik çal malard r. O, bütün bunlar n yan nda sosyal faaliyetlerde de bulunmu tur. Hayat n ele al rken geni bir ekilde üzerinde durdu umuz gibi gençli inde Hilfü l-fudûl cemiyetine kat lmas ve Kâbe nin in as s ras nda hakemlik yapmas bunlara güzel birer örnektir. Hz. Muhammed (s.a.s.) peygamber olarak görevlendirildikten sonra çal malar n farkl ve geni bir alanda sürdürmü tür. Allah taraf ndan kendisine verilen tebli görevini yerine getirmek için tüm gücüyle ve her türlü güçlü e gö üs gererek yerine göre bir devlet adam, yerine göre de bir komutan ve gerekti inde de bir i çi olarak çal m t r. Bir davetçi olarak Mekke de ve bu ehrin d nda slâm yaymak için yo un faaliyetlerde bulunmu tur. O, Kur an- Kerim de Kitap ve hikmeti, insanlara bilmediklerini ö reten bir kimse olarak takdim edilmektedir. Kendisi de bizzat muallim olarak gönderildi ini ifade etmi tir. Bu ba lamda o, e itim görevini yerine getirmek amac yla her kademeden sahâbîleri e itmek için bir ö retmen olarak çal m t r. Yerine göre bir i çi gibi çal t n söylemi tik. Hicret esnas nda konaklad Kuba da mescid yap l rken ilk ta kendisi koymu, bununla da yetinmeyerek in- aat çal malar na katk da bulunmu tur. Bir gün bu çal malar esnas nda güçlükle kald rabildi i bir ta kuca na al r. Bir sahâbî yan na vararak Yâ Resûlallah! Babam anam sana feda olsun! Elindekini bana ver der. Hz. Peygamber Hay r! Sen de ba kas n al der. Mescidin in aat bitinceye kadar çal maktan geri durmaz. Sahâbeyi çal maya te vik eder. Ayn ekilde Mescid-i Nebevî nin temeline de ilk ta kendisi koyar. Muhâcirler ve ensarla birlikte çal r. Kuba mescidinde oldu u gibi yine bir gün kerpiç ta rken bir Müslüman Yâ Resûlallah! Onu bana ver, ben ta yay m der. Fakat o: Sen de ba ka ta al ve ta! Sen Allah a benden daha muhtaç de ilsin der. Hz. Peygamber Mescidin in aat nda a r ta lar yüklenir, kerpiçleri elbisesine doldurur ve ta rd. Bu esnada da Hayat ancak Ahiret hayat d r. Allah m! Muhâcirlere ve ensara rahmet eyle 7 derdi. Çal malar yla Müslümanlar co tururdu. Ümmü Seleme nin anlatt na göre Mescid in in aat nda onun çal mas na ihtiyaç duyulmad halde, ta ve kerpiç ta m ; onu gören Müslümanlar da kendilerinin bo durmalar n n do ru olmayaca n söyleyerek çal malar n h zland rm lard r. Hendek Sava nda da kaz lacak yerleri bizzat 7. bn Hi âm, I, 496. 307 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 307 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji kendisi çizdi i gibi, kendisi için kurulan Türk çad r ndan ç k p bizzat çal m t r. Kazma, kürek ve hatta balyozla çal m, zembille toprak ta m t r. 8 Gerekti inde söküklerini dikmi, ayakkab lar n tamir etmi, 9 gerekli gördü ünde çar pazar kontrol etmi tir. Hz. Peygamber yap lan i in geli igüzel de il, düzgün ve sa lam yap lmas na önem verirdi. Bir vesile ile unlar söylemi tir: Sizden biriniz bir i yapt zaman, onu mükemmel bir ekilde yaps n. 10 Hz. Peygamber Müslümanlar çal maya te vik etmi tir. Nitekim i i olmayan birisine, âletler temin ederek, odun kesip satmas n söylemi tir: Ensardan bir ah s gelip Hz. Peygamber e yoksulluktan ikayet eder. Sonra dönüp öyle der: Ey Allah n elçisi! Bir ev halk içinden geldim ki, yanlar na dönünceye kadar baz lar n n ölmü olaca n san yorum. Peygamberimiz Git, bak bir ey bulabilecek misin? der. Adam gider ve bir yayg ile bir bardak getirerek Ey Allah n elçisi! Bu yayg n n yar s n yere seriyor, yar s n da bürünüyorlard. u bardakla da su içiyorlard der. Peygamberimiz Bu ikisini benden bir dirheme kim sat n al r? diye sorar. Bir adam Ben al r m der. Peygamberimiz Bir dirhemi kim art r r? diye sorar. Bir ba ka adam Onlar iki dirheme al r m der. Peygamberimiz Bunlar senindir der ve adam ça rarak ona Bir dirhemle ailene yiyecek al, bir dirhemle de bir balta sat n alarak bana gel der. Adam da öyle yapar ve gelir. Hz. Peygamber u vadiye git, orada ne bir diken, ne bir odun b rak. Bana da on günden önce gelme der. Adam öyle yapar ve sonra Hz. Peygamber e gelerek Bana emretti in ey bereketli oldu der. Bunun üzerine Peygamberimiz öyle buyurur: Bu, senin için k yamet günü yüzünde dilenmekten dolay lekeler veya t rm k izleri olarak gelmenden daha iyidir. 11 Kubâ mescidinde ve Bilâl-i Habe î den sonra Mescid-i Nebevî de müezzinlik yapan Sa d b. Âiz adl sahâbî Hz. Peygamber e mal n n azl ndan dolay ikayet eder. Hz. Peygamber de ticaret yapmas n emreder. Sa d biraz selem a ac yapra (karaz) sat n al r, onu satarak kâr eder. Bunu Hz. Peygamber e anlat r. O da ticaretine devam etmesini söyler. 12 Peygamberimiz durumlar na göre özürlüleri bile çal maktan al koymam, onlar n ticaret yapmas n kolayla t r c hükümler getirmi tir. Bu tutumuna bir örnek verelim: Ticaretle me gul olan Münk z b. Amr adl sahâbînin aklî dengesi bozulur ve dilinde bir tutukluk meydana gelir. Buna ra men ticarî faaliyetlerini devam ettirir. Fakat sürekli aldan r. Hz. Peygamber e gelerek durumunu anlat r. 8. Vâk dî, II,446, 453. 9. bn Sa d, 367. 10. bn Sa d, I, 142. 11. bn Mâce, II, 740-741; Kettânî, II, 285. 12. bn Hacer, el- sâbe, II, 27. 308 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 308 04.02.2014 10:38:14

Ekonomik Faaliyetler Hz. Peygamber onun ticaret yapmas n, çal mas n yasaklama yerine kolayla t rma yoluna gider; al veri yaparken, aldatma yok demesini ve sat n ald malda üç gün muhayyerlik hakk na sahip oldu unu sat c ya söylemesini ister. Münk z Hz. Osman zaman nda bile Hz. Peygamber in kendisine tan d bu hakk sat c lara kar kullanm t r. 13 Faydas z ve bo eylerle me gul olmamak ve bo durmamak Hz. Peygamber in prensiplerinden biriydi. Onun çal ma hayat ile ilgili olarak verilen bu bilgilerden, çal kan bir insan örne i kar m za ç kmaktad r. Bu durumda onun dinlenmeye zaman ay r p ay rmad akla tak labilir. Halbuki Hz Peygamber gerekti inde dinlenmeye de zaman ay rm t r. Hicretten hemen sonra, Medinelilerin daha önce kutlad klar iki bayram n yerine Ramazan ve Kurban bayramlar n koymu tur. Me rû bayram enliklerine, folklor gösterilerine ve dü ünlerde kutlamalara izin vermi tir. Dü ünlerde davetlilere ikramda bulunmu ; bunu tavsiye ve te vik etmi tir. At ve deve yar lar tertiplemi tir. Hz. Peygamber paran n piyasaya arz konusu üzerinde durmu tur. O bu hususta öyle buyurur: Kim bir akar veya ev sat p da paras n onun benzeri bir eye yat rmazsa, onun bereketini görmemeye müstehak olmu tur. 14 Ticareti te vik etmi, ticaret ortakl klar kurmu tur. Ticareti te vikle ilgili u sözü çok me hurdur: R zk n onda dokuzu ticarette, onda biri ise sürüdedir. 15 Bu sözüyle Hz. Peygamber ticaretin bir millet için ne derece önemli oldu unu dile getirmi tir. Bir devletin ekonomisinde iç ve d ticaretin büyük önemi vard r. Hz. Peygamber ticareti te vik etmek suretiyle, ayn zamanda medenî bir hayat tarz n da te vik etmi tir. Çünkü ticaret, yerle ik bir hayat tarz n n olu mas na ve imar faaliyetlerinin geli mesine vesile olmaktad r. Hz. Peygamber in en yak n arkada lar ticaretle u ra yorlard. Sözgelimi dört halife birer tüccar idiler. Hz. Ebû Bekir, Hz. Peygamber in vefat ndan bir y l önce ticaret amac yla Busrâ ya gitmi ti. 16 Hz. Peygamber ticaretin yan nda ziraati de te vik etmi tir. A aç dikmeye te vik etti i hadisler, ayn zamanda ziraati te vik olarak de erlendirilmelidir. Hz. Peygamber her meslek erbâb ile, mesle i üzerinde konu ur, ona mesle- ine olan ilgisini ve sevgisini art r c hususlar, mesle i ile ilgili uyulacak kurallar ve hükümleri söylerdi. Hz. Peygamber küçük sanatlara da önem vermi tir. Onun zaman nda yayg n olan meslekler aras nda manifaturac l k, attarl k, demircilik, tart c l k, sarrafl k, eczac l k, terzilik ve kuyumculuk say labilir. 13. bn Hacer, el- sâbe, II, 302-303. 14. bn Mâce, II, 832. 15. Münâvî, Feyzülkadîr, III, 244-245. 16. bn Hanbel, VI, 316. 309 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 309 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 2- Ekonomik Düzenlemeler Hz. Peygamber e ekonomik konularda da ayetler nâzil oluyor, birtak m hükümler konuyor, baz câhiliye âdetleri yasaklan p, baz lar da slaha tabi tutuluyordu. Hicretten sonra Medine de mevcut pazarlarda ise genellikle mü rikler ve Yahudiler hâkimdi. Bunlar ticârî faaliyetlerinde kendi dinî anlay lar na ve câhiliye âdetlerine göre hareket ediyorlard. Hz. Peygamber, Medine deki di er pazarlar gezip gördükten sonra buralar n Müslümanlar n pazar olamayaca n söyledi. slâm n ekonomik konulardaki hükümlerini uygulayabilmek için Müslümanlar n kendi pazarlar n kurmalar na gerek duydu. Benî Sâide bölgesinde bulunan aç k bir alan pazar yeri olarak seçti ve bir pazar nizamnâmesi haz rlad. Bu pazarda esnaf n sâbit mekanlar edinmesini yasaklad ve burada vergi al nmayaca n ilan etti. Tecrübeli bir tâcir olan Hz. Peygamber, vergi al nmad takdirde sat c lar n yeni pazar tercih edeceklerini biliyordu. Çünkü Yahudi kabilelerinden Benî Kaynukâ, kendi pazarlar n parselleyip ücret kar l nda kiraya vermi lerdi. Ayr ca pazar vergisi de al yorlard. Nitekim tüccar, Müslümanlar n kurdu u pazara ra bet göstermi ve buras yeterli mü teri bulmu tur. Hz. Peygamber Medine pazar n kontrol için görevliler tayin etmi tir. Bunlardan biri Ömer b. Hattab, di eri de Semrâ bint Nuheyk ismindeki bir han m sahâbîdir. Saîd b. Saîd b. el-as da Mekke çar s n kontrol ile görevlendirdi i daha önce kaydedilmi ti. slâm, ticâreti helal k larken ve te vik ederken, merhale merhale ribây yasaklam t r. Al veri i ve di er borç türlerini ribâdan ar nd rm t r. Bu konuda Mekke de nâzil olan ayetlerde 17 baz uyar larda bulunmakla yetinilmi tir. Mekke ve Taif te oldu u gibi faiz uygulamas Medine de de yayg nd. Hz. Peygamber bilhassa Yahudilerin tefecilik yoluyla halk ezdi ini görmü tü. Hicrî be inci y ldan önce Âl-i mrân Sûresinin 130. ayetiyle ribâ yasakland. Bu hususta en son nâzil olan Bakara Sûresinin 275-279. ayetleri ile de bu yasak peki tirildi. Hz. Peygamber ülkenin dört taraf na gönderdi i talimatlara ribâ ile ilgili maddeler de koydu ve bu yasa n bütün Müslümanlar taraf ndan bilinip uygulanmas na özen gösterdi. Vedâ Hutbesi nde ekonomik konulara de inmeyi de ihmal etmedi ve ribâ yasa n burada bir kez daha hat rlatt. Hz. Peygamber Câhiliye toplumunda yayg n olan ve aldanmaya, haks zl a ve sömürüye yol açan al veri türlerini yasaklam t r. Sat m akdini (bey ) Kur an- Kerim in ilgili ayetleri istikametinde düzenlemi tir. Sat lan mal n seçiminde emrivâkiye yol açan, aldanma riski ve belirsizlik ta yan davran ve ekillerle yap lan sat m akitlerini yasaklam t r. Hadis literatüründe Hz. Peygamber in bu konudaki uygulamalar n ve sözlerini içeren özel bölümler ( büyû ) mevcuttur. 17. Rûm Sûresi 39. 310 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 310 04.02.2014 10:38:14

Ekonomik Faaliyetler Hz. Peygamber ticârî bir mal pahalanmas gayesiyle stoklay p piyasaya arz n geciktirmeyi ( ihtikâr) yasaklam t r. Çünkü bu, fiyatlar n sun î bir ekilde yükselmesine ve normal piyasa seviyesinin üstüne ç kmas na yol açmaktad r. Özellikle temel ihtiyaç maddeleri sözkonusu oldu unda bu tutum toplumun zarar görmesine sebep olmakta ve uzun müddet devam halinde toplumsal bunal mlara yol açmaktad r. Hz. Peygamber, mal çok pahal satmak için bekleten kimseyi kötülemi tir. 18 Hz. Peygamber, mallar n ucuza kapatmak maksad yla köylüyü, üreticiyi ve ihracatç y ehir d nda kar lamay yasaklam t r. 19 O dönemde ehirli sermaye sahipleri piyasa fiyatlar ndan habersiz yabanc ticaret kervanlar n yolda kar layarak, getirdikleri mallar toptan ucuza kapatmak suretiyle stoklay p yüksek fiyatla satarlard. Üreticinin ve sat c n n baz uyan k sermayedarlar taraf ndan bu ekilde aldat lmas n önlemek maksad yla Hz. Peygamber bunu yasaklam ve bu yasa uygulamak üzere görevliler tayin etmi tir. ayet Hz. Peygamber bu önleme ba vurmasayd üretici eme inin kar l n alamaz ve üreticinin al nteri bo a gitmi olurdu. Di er yönden sermaye sahipleri haks z kazanç elde etmi olurlard. Hz. Peygamber kâr s n rlamas na gitmemi, fiyatlar n serbest rekabet piyasas nda arz ve talep dengesine göre olu mas ilkesini benimsemi tir. Kâr n tabîî ve ahlâkî artlara ba l olarak ayarlanmas n öngörmü tür. Buna ra men, bir kimse mal n pazar n ve günün fiyat ndan fazlaya satarsa bu ki inin hile, aldatma yapm olaca n bildirmi tir. Hz. Peygamber hilenin haram, kötü ve yanl bir davran oldu unu, dünyada ve ahirette sorumlulu a neden oldu unu bildirmi tir. Bu meyanda Bizi aldatan bizden de ildir 20 buyurmu tur. Al veri lerde tüccara do rulu u telkin etmi, do ru davranan ticaret erbab n n peygamberlerle, ehitlerle, s dd klarla birlikte ha rolunaca n haber vermi tir. 21 Al veri te kolayl k gösteren kimselere dua etmi tir. 22 Hz. Peygamber, gelir elde ederken ba vurulmamas gereken usullerle, harcama yaparken dikkat edilmesi gereken prensipleri ana hatlar yla aç klam t r. Sözgelimi, gayr- me rû kazanç yollar ndan h rs zl k, gasp, haks z ve bât l yollarla gelir sa lamay yasaklam t r. Helal olan ticarette de haks zl önlemek için ölçü ve tart da hile yap lmamas n emretmi tir. Harcamalarda da orta yolun izlenmesini istemi, israf ve cimrili i ho görmemi tir. 18. bn Mâce, II, 728-729. 19. Buhârî, III, 27. 20. Müslim, I, 99. 21. Tirmizî, III, 514-516. 22. Buhârî, III, 9. 311 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 311 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber tüketicinin korunmas için gerekli tedbirleri alm t r. Mesela bu amaçla kalite kontrolü üzerinde durmu tur. Çürük ve bozuk mal satmay, kalitesiz mal kaliteli malla kar t rmay yasaklam t r. Islak mahsulü altta saklayan sat c y k nam t r. Kusurlu mal, kusurunu söylemeden satman n helal olmayaca n söylemi tir. Fiyat k z t rmay yasaklam t r. Ölçü ve tart konusunda denetim getirmi tir. Piyasada bulunan birbirinden farkl ölçek ve tart lar aras nda birli in sa lanmas için standart belirlemi ve Tart Mekke ehlinin tart s d r, ölçek ise Medine ehlinin ölçe idir buyurmu tur. 23 Hz. Peygamber in i çi i veren ili kilerine verdi i öneme gelince, o, slâm öncesi Arap toplumunda yayg n olan ücretle i yapt rma ve i çi çal t rmaya toptan kar ç kmam t r. Ancak i çilere a r i yüklenmesi, ücretin geciktirilmesi, kaybolan mal n haks z yere i çiye ödetilmesi gibi haks z uygulamalar yasaklam, i çilere adaletli bir ekilde davran lmas n ve karde muamelesi yap lmas n emretmi, bu prensipleri de hayat nda uygulam t r. 24 Bu hususla ilgili sözlerinden birisi öyledir: çiye ücretini teri kurumadan veriniz. 25 Hz. Peygamber k yamet gününde üç ki inin dü man oldu unu belirtmi, bunlardan birisinin çi çal t r p da ona ücretini vermeyen kimse oldu unu söylemi tir. 26 Hz. Peygamber döneminde devletin ba l ca gelirleri, ganimetin be te biri ( Humus), cizye ve zekat idi. Gayr-i müslimlerden sava yoluyla elde edilen her türlü mal ve esirlere ganimet (ço ulu: ganâim) denir. Kur an- Kerim de ganimet anlam nda enfâl de kullan lm t r. Enfâl Sûresinin ilk ayetinde ganimetlerin Allah a ve Resûlüne ait oldu u belirtilmi tir. Daha sonra sava ganimetleriyle ilgili ayr nt l hükümler içeren ayet 27 nâzil olmu tur. Bu ayete göre ganimetin be te biri Allah a, Resûlüne, onun akrabas na, yetimlere, yoksullara ve yolda kalm lara aittir. Ganimetler, sava esirleri, arazi ve menkul mallar olmak üzere üçe ayr l r. Sava esirleri de gayr-i müslim eri kin erkekler, kad n ve çocuklar olmak üzere iki k s mda mütalaa edilir. Müslümanlar n gayr-i müslimlerden sava veya bar yoluyla elde etti i topraklar hakk ndaki uygulamalara gelince, Hz. Peygamber silahla elde edilen Benî Kurayza, Hayber ve Vâdi l-kurâ ganimetlerini Enfâl Sûresinin 41. ayetine göre be te dördünü sava ç lara, be te birini ayette zikredilen di er s n flara olmak üzere da tm, ancak Hayber ve Vâdi l-kurâ arazisi Yahudilere yar c l kla i let- 23. Neseî, VII, 284; Ali Bardako lu, Bey, D A, VI, 13-19. 24. Ali Bardako lu, slam Hukukunda çi veren Münasebeti, slam de Emek ve çi veren Münasebetleri, stanbul 1986, s. 179; Kur an ve Sünnette i çi-i veren ili kileri ve de erlendirmesi için bk. a.g.e., s. 177-188; Hüseyin Atay, slam da çi- veren li kileri, Ankara 1979. 25. bn Mâce, II, 817. 26. Buhârî, III, 41. 27. Enfâl Sûresi 41. 312 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 312 04.02.2014 10:38:14

Ekonomik Faaliyetler meye vermi tir. Benü n- Nadîr ve Fedek arazileri bar yoluyla ele geçirildi inden, Ha ir Sûresinin 6-9. ayetlerinin hükmü uygulanarak Resûl-i Ekrem e ait kabul edilmi, O da elde edilen gelirleri Hâ imo ullar n n fakirlerinin ihtiyaçlar ve devletin savunma giderleri için harcam t r. Hz. Peygamber in akrabalar n te kil eden Zilkurbâ, Benî Hâ im ve Beni l- Muttalib mensuplar d r. Hz. Peygamber zaman nda bu zümrelere mensup kimselere humustan hisse ayr lm t r. Allah a ait hisse ve onun ayr l p ayr lmayaca konusu tart mal d r. Hz. Peygamber in, Allah a ait hisseyi Kâbe için ay rd rivayet edilmi tir. Bunun yan nda, Allah a ait hissenin hazineye ait oldu u da zikredildi i gibi, böyle bir hissenin sözkonusu olamayaca n söyleyenler de vard r. Hz. Peygamber in vefat na kadar Allah ve Peygamber için iki hisse, Zilkurbâ için bir hisse ayr ld ; di er üç hissenin ise yetimler, miskinler ve yolculara verildi i kaydedilir. 28 Cizye, slâm devletindeki gayr-i müslim tebaadan al nan ba vergisidir. Âk l, bâli, hür, maddi gücü yerinde ve sa l kl olan gayr-i müslim erkeklerden al n rd. Gözleri görmeyen, felçli, ya l, çal maktan aciz ve yoksul kimseler, bu konuda farkl görü ler olmakla beraber, cizye vermekle mükellef de ildi. Cizye kar- l nda zimmîlerin can, mal ve inanç hürriyetleri güvence alt na al n rd. Hz. Peygamber, antla ma yapt zimmîlere bu haklar taahhüt etmi tir. Bu uygulama Hz. Peygamber zaman nda ba lam t r. 9/630 y l ndaki Tebük Seferi esnas nda nâzil olan Tevbe Sûresinini 29. ayet-i kerîmesinde, ehli kitap, e er slâmiyeti kabul etmezlerse, cizye ödemeleri, bunu reddederlerse kendileriyle sava lmas emredilmektedir. Cizye ayetinin inmesiyle Hz. Peygamber ayn y l Eyle, Ezruh, Cerbâ ve Dûmetülcendel; ertesi y l Necran, Yemen, Bahreyn, Maknâ, Teymâ ve Hecer deki gayri müslimlerle cizye ödemeleri art yla antla malar yapm t r. Bunlardan Eyle, Ezruh, Dûmetülcendel ve Necran halk hristiyan; Teymâ ve Maknâ halklar Yahudi; Bahreyn, Hecer ve Yemen ahalisi de k smen Yahudi ve Hristiyan, k smen de mecusilerden olu uyordu. Cizyenin miktar, zaman ve al nd bölgeye göre fakl l k arzetmektedir. Fert ba na veya mü terek olarak al nabilirdi. Hz. Peygamber, Bahreyn ve Yemen halk ile mükellef ba na y lda 1 dinar veya buna denk Yemen elbisesi kar l nda antla ma yapm t r. Eyle halk ile toplu olarak y ll k 300 dinar, Cerbâ ve Ezruh halk ile 100 dinar cizye ödemeleri art yla bar yapm t r. Bu dönemde Eyle nin 300, Ezruh ve Cerbâ n n ise 100 er ki ilik cizye mükellefinin bulundu u bilinmektedir. Bundan anla ld na göre bu bölgelerden, mükellef ba na y ll k birer dinar cizye al nm t r. 10/631 y l nda Necran halk yla yap lan antla mada iki taksitte vermeleri art yla cizye olarak 2000 elbise al nmas kararla t r lm t r. Cizye, Hz. Peygamber zaman nda 28. Hz. Peygamber in ganimetlerle ilgili uygulamalar hakk nda geni bilgi için bk. Ebû Yûsuf, Kitâbü l-harâc, çev. Ali Özek, stanbul 1973, s. 48 vd.; Mâverdî, el-ahkâmü s-sultâniyye, çev. Ali afak, stanbul 1976, s. 145-158; Mehmet Erkal, Ganimet, D A, XIII, 351-354. 313 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 313 04.02.2014 10:38:14

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ya do rudan mükelleflerden, veya gayri müslim kabile ba kanlar n n, yahut da ileri gelenlerin arac l yla toplan rd. Bu dönemde özel cizye memurlar n n bulunmad, zekât toplayan âmillerin gayr-i müslimlerden cizyeyi de toplad klar görülmektedir. Kur an- Kerim de zekât ile ganimetin harcanaca yerlerin aç kça zikredilmesine kar l k, cizyenin da t laca yerler hakk nda aç k hükümler yer almam t r. Kur an- Kerim de cizyenin mahiyeti ve uygulan hakk nda da detayl hükümler mevcut de ildir. Dolay s yla cizyenin zekattaki gibi belirli yerlere harcanma zorunlulu u yoktur. Kamu yarar na uygun olarak, ihtiyaç duyulan yerlere harcanabilir. 29 Devletin gelirleri aras nda yer alan zekât, bilindi i üzere farz bir ibadettir ve Müslümanlar n mallar ndan al n r. Alt n, gümü ve nakit paralar nisab miktar na ula t nda k rkta biri zekat olarak verilir. Hayvanlar n zekat ise cinsine ve miktar na göre de i mektedir. Ayr nt l bilgiler geni bir ekilde ilmihal kitaplar nda yer alm t r. Arazi vergilerinden al nan zekâta ise ö ür denilir. Ö ür, ya mur suyu ile sulanan topraklardan yüzde on, emek sonucu sulanan topraklardan ise yüzde be nisbetinde al n r. Zekât Hicretin ikinci y l nda farz k l nmas ndan itibaren Hz. Peygamber taraf ndan toplanm ve gerekli yerlere da t lm t r. lk y llarda zengin Müslümanlar zekatlar n bizzat getirip Hz. Peygamber e teslim ediyorlard. Ancak slâmiyet Arap Yar madas n n çe itli bölgelerine yay l nca Hz. Peygamber zekatlar toplamak için memurlar tayin etmi tir. Zekât n verilece i ve harcanaca yerler Tevbe Sûresinin 60. âyetinde aç klanm t r. Bunlar, yoksullar, dü künler, zekât toplayan memurlar, gönülleri slâm a s nd r lacak olanlar (müellefe-i kulûb), köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolcular olmak üzere sekiz gruptur. 29. Mâverdî, s. 159-163; Mustafa Fayda, Hz. Ömer Zaman nda Gayr-i Müslimler, stanbul 1989, s. 109-164; Mehmet Erkal, Cizye, D A, VIII, 42-45. 314 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 314 04.02.2014 10:38:14

SOSYAL VE KÜLTÜREL FAAL YETLER 1- Toplum Yap s Hz. Peygamber döneminde slâm toplumu, Müslümanlar ve zimmîlerden meydana geliyordu. Müslümanlar n büyük ço unlu u Araplardan olu makla birlikte di er etnik kökenlere mensup (meselâ Habe li, ranl, Rum vs.) insanlar, ayr ca etnik kökeni farkl köleler ve azatl köleler de bulunuyordu. Çünkü Hz. Peygamber in mesaj her renk, rk, dil ve kültüre mensup insana aç kt. Mekke döneminde ve Medine döneminin ilk y llar nda Hz. Peygamber in davetine, bütün olarak kabileler de il, bireyler kat lm lard r. Kabile yap s n n hâkim oldu u; ki inin kimli ini, ahsiyetini ve konumunu kabilesinde ve kabilesi sayesinde buldu u bir toplumda bireylerin kazan lmas çok zor bir i ti. Kabileden kopmak bir bak ma intihar etmek, yani yok olmak demekti. Kabilesinden kopan bir insan, antla ma ( hilf) yoluyla ba ka bir kabileye iltihak etmek zorunda idi. Böyle bir ortamda bireyi kazanmak zor oldu u gibi, bireyin de kabilesine ra men slâm kabul etmesi büyük bir fedakarl k ve cesaret isteyen bir i ti. Hz. Peygamber, davetini kabul eden bireyler aras nda yeni bir dayan ma ba kurarak, Allah a iman ve Resûlü ne ba l l k üzerinde birle en bir toplum meydana getirdi; tüm mü minleri karde ilan etti. Etnik kökeni ve daha önceki s n f ne olursa olsun, bütün mü minleri e it kabul etti. Yeni toplum, kabileyi a yor ve ku at yordu. Bu düzenleme bir bak ma slâm hâkimiyetinde e it haklara sahip vatanda l k statüsü kazand r yordu. u kadar var ki, yeni toplum yap s nda kabilenin varl tamamen inkar edilmiyor veya ortadan kald r lm yordu. Zaten hedef ve amaç, kabileyi ortadan kald rmak da de ildi. Bireylerin kabileye ba l kalmalar nda hiç bir engel yoktu. Hatta, yo un bir ekilde 9. ve 10. hicrî y llarda yeni topluma mensubiyet, kabileler düzeyinde de gerçekle meye ba lam t r. Hz. Peygamber kabileleri ad na Medine ye gelen heyetleri kabul etmi tir. 1 Kabile ba kanlar ve ileri gelenleri, kabile aleyhine de il, kabilenin varl n koruyarak Medine ye gelmi ler ve yeni topluma kat lm lard r. Hz. Peygamber özellikle askerî seferlerde kabile yap s ndan istifade etmi tir. lk kar la t kimselere tan mak maksad yla hangi kabileden olduklar n sormu tur. Ancak bir kabileye mensubiyet üstünlük ölçüsü olmaktan ç kar lm, üstünlük ölçüsü takvâ olmu tur. 1. Câbirî, slam da Siyasal Ak l, çev. Vecdi Akyüz, stanbul 1997, 188-189. 315 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 315 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Siyasî aç dan liderli i kaybedenlere yap lan muameleye burada k saca temas etmek yerinde olacakt r. Eski kabile reislerinin bir k sm Hz. Peygamber taraf ndan ayn kabile veya ehre memur veya vali tayin edilmi ; askerî seferler ve di er hususlarda kabilelerle irtibat sa lamak için kabile temsilcisi olmu lard r. Ancak baz eski reisler yerine ba kalar tayin edilmi tir. Meselâ Mekke de oturan Kurey ile Taif de oturan Sakîf kabilelerine yeni valiler tayin edilmi tir. slâm kabul eden reisler, yeni bir görev verilmedi i durumlarda bile Hz. Peygamber taraf ndan daima itibar görmü lerdir. Hz. Peygamber döneminde kast, s n f ve aristokrasi gibi do u tan geldi i kabul edilen ayr cal kl statülerin yerini, çal makla kazan lan ve ehliyete dayanan konumlar alm t r. darecilerin ve di er görevlilerin tayininde, i e ehil olma esas kabul edilmi tir. Hür- mevlâ-köle, zengin-fakir, kuvvetli-zay f, kad n-erkek, genç-ihtiyar kim olursa olsun inanan herkes e it kabul edilmi tir. Böylece Peygamberimiz, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Halid b. Velid gibi, farkl tabiat ve karakterlere mensup insanlar tek çat alt nda birle tirmi tir. slâm la birlikte Arap Yar madas nda merkezî otorite hâkim oldu u için, kabilelerin kan davas gütmeleri, müstakil olarak birbirinden intikam almalar yasaklanm t r. Çok yayg n olan kan davalar kald r lm ; onun yerine suçun ferdîli i ve sadece suç i leyenin cezaland r lmas prensibi kabul edilmi tir. Gasp, soygun, içki, kumar, fuhu, h rs zl k, yetim mal yemek, kan dökme, intikam, yalan, kin, haset, kibir, g ybet, ko uculuk gibi fert ve toplumun zarar na olan davran lar yasaklanm t r. Anla mazl klar n çözümünde kâhine ba vurulmas yerine, ya bizzat Hz. Peygamber e veya onun tayin etti i memurlara ba vurma esas getirilmi tir. Müslümanlar d nda kalan ve zimmî diye adland r lan Yahudiler, Hristiyanlar, küçük az nl klar eklinde Sâbiîler ve Mecusîler cizye vergisi ödeyerek hür tebaa statüsünde ya yorlard. Hz. Peygamber, Müslümanlar n olu turdu u toplumda bu inanc payla mayanlar n inanç hürriyetine, can ve mal güvenli ine sahip olarak ya amalar na imkan tan m t r. Hicretten hemen sonra Medine de bulunan mü rik ve Yahudi toplumlar ile bir sözle me yaparak bu uygulaman n ilk ad m n atm oldu unu daha önceki konularda anlatm t k. Bu suretle bir çok dinî-kültürel grubun birarada ya amas n mümkün k lan bir yap olu mu tur. Daha sonra Medine deki Arap kabilelerinin tamamen Müslüman olmas ve Yahudi kabilelerinin ehirden ç kar lmas ile Medine de yaln z Müslümanlar kalm t r. Bununla beraber ba ehir d nda, Hayber, Vâdi l-kurâ, Fedek, Maknâ ve Teymâ da Yahudiler; Eyle, Ezruh, Dûmetülcendel ve Necran da Hristiyanlar; ayr ca Hecer ve Bahreyn de k smen Mecusiler oturuyordu. Buralar n halk yla yap lan anla malar sayesinde gayr-i müslimler dinî ve hukukî temele dayal kültürel 316 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 316 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler kimliklerini koruyarak slâm toplumunun içinde ya amaya devam etmi lerdir. 2 Peygamberimiz zimmîye zulüm haks zl k yapan, ona gücünün üstünde sorumluluk yükleyen ve ondan arzusu d nda bir ey alan kimseye k yamet günü bizzat kendisinin has m olaca n söylemi tir. 3 Yap lan antla malarda onlar n canlar n, mallar n, dinlerini, ayin ve ibadetlerini, mabetlerini ve din adamlar n hukukun himayesi alt na alm t r. 4 Muâhidi öldürenin cennete giremeyece ini söylemi tir. 5 Hz. Peygamber zaman nda Mekke nin Fethi ne kadar, yar madan n içinden meydana gelen göçler sayesinde ba ehir Medine nin nüfusu artm t r. Halk yine bedevî ve hadarî olmak üzere iki tarzda ya amaya devam etmi tir. Fakat Hz. Peygamber medenî bir toplum kurmay hedeflemi tir. Bu bak mdan Medine ye yap lan göçlerle ehirle meye do ru bir geli me ya anm t r. 2- E itim ve Ö retim Allah a iman eden bir toplum olu turmay amaçlayan Hz. Peygamber ilme, e itim ve ö retime büyük önem vermi tir. Onun faaliyetlerinde ve sözlerinde bilgi, ö renme, ö retme, ö renci ve ö retmene verilen de er çok fazla yer tutar. Hadis literatüründe e itim ve ö retime te vik eden yüzlerce ve buna kar l k bilgisizli i yeren çok say da hadis mevcuttur. Bu hususta kendisine indirilen ilk vahiy de Oku emridir. Dolay s yla okumak ona ve ümmetine Allah Teâlâ n n ilk emridir. Bunun yan nda Kur an- Kerim de bilime te vik eden ve âlimi öven âyet-i kerimeler mevcuttur. Kur an- Kerim de, Hz. Muhammed (s.a.s.) in ilâhî tebli görevinin e itim-ö retimden ibaret oldu u bildirilir. Bu mealde öyle buyrulur: Kitap ve hikmeti ö reten bir Peygamber göndermekle Allah mü minlere büyük bir lütufda bulunmu tur. 6 Hz. Peygamber de bir hadisinde kendi görevinin mahiyetini öyle aç klam t r: Allah beni bir muallim olarak göndermi bulunuyor. 7 Dolay s yla gönderildi i toplumu e itim ve ö retime tâbi tutmak onun peygamberlik görevleri aras nda bulunmaktad r. Kur an n ve Hz. Peygamber in te viki, Müslümanlar aras nda yaz ya, ilme ra beti ve ö renme arzusunu art rm t r. Onun döneminde insanlar bir- eyler ö renmek için kendisinin ve di er ö retmenlerin yan na gelmeye ba lam lard r. 2. Ahmet Özel, Gayri Müslim, D A, XIII, 420. 3. Beyhakî, IX, 205. 4. bn Sa d, I, 288. 5. Ebû Dâvud, III, 191. 6. Âl-i mrân Sûresi 164. 7. bn Hanbel, III, 328; bn Mâce, I, 17. 317 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 317 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bu ilkeler çerçevesinde Hz. Peygamber in e itim-ö retimle ilgili faaliyetlerine temas etmek yerinde olacakt r. O, daha Mekke döneminde, kendisine vahyedilen ayetlerin yaz lmas na ve bu suretle korunmas na önem vermi tir. Ayetlerin ço alt larak da t lmas n te vik etmi tir. Mekke döneminin ilk y llar nda Dârü l- Erkam bir e itim-ö retim merkezi olarak kullanm t r. Burada, Kur an âyetleri okunuyor, yaz l yor, dinî bilgiler ö reniliyor ve bu bilgilerin pratik uygulamas yap l yordu. slâm ö renmek isteyenler de buraya geliyorlard. Hz. Peygamber, hicretten iki y l önce Mekke ye gelip Akabe mevkiinde Müslüman olan Medinelilerin e itimi ile de ilgilenmi ; onlar n iste i üzerine Kur an ve slâm n prensiplerini ö retmek için Medine ye ö retmen göndermi tir. Hicretten sonra Medine de Hz. Peygamber in ilk ve önemli faaliyetlerinden birisi, bir ibadet mahalli olmas n n yan nda, ayn zamanda e itim-ö retim merkezi olan, Mescid-i Nebevî yi in â etmek olmu tur. Mescid in biti i inde Suffe denilen mekanda kalan baz sahâbîler, Kur an ve yaz ö renmekle me gul oluyorlard. slâm n temel esaslar n ö renmek üzere Medine ye çe itli bölgelerden gelenlerin bir k sm da burada kal yordu. Suffe deki ö renci say s n n kimi zaman dört yüze ula t oluyordu. Hz. Peygamber burada bizzat ders verdi i gibi, Kur an ve yaz ö retmek üzere muallimler de tayin ediyordu. Ubâde b. Sâmit adl sahâbî, burada yaz ve Kur an ö retenlerden biridir. 8 Hatta sadece Müslüman muallimler de il, mü rik muallimler de yaz ö retiyordu. Nitekim Bedir Sava nda Müslümanlar n eline esir dü en mü rik askerlerden okur-yazar olup da kurtulu fidyesi verecek paras bulunmayanlar, on Müslüman çocu una yaz ö retmek suretiyle serbest b rak lm lard r. Zeyd b. Sâbit bu ekilde Arapça okuma yazma ö renmi tir. üphesiz bu uygulama, o dönemin artlar dikkate al nd nda muazzam bir geli medir. Ahmed b. Hanbel in nakletti i bir rivayet, mü rik esirlerin yaz ö retmesiyle ilgili uygulama hakk nda bilgi ve ipucu verici mahiyettedir. Buna göre bir gün ö rencilerden birisi a layarak babas n n yan na gelir. Babas niçin a lad n sorar. Çocuk, ö retmeninin dövdü ünü söyler. Babas Kötü adam! Bedir in intikam n al yor... 9 der. Biraz sonra temas edece imiz üzere, Hz. Peygamber in e itiminde iddete yer yoktur. Fakat mü rik ö retmenin bu davran ndan, eski gelenekte daya n bulundu u anla lmaktad r. Ancak yukar daki olaydan Hz. Peygamber in haberinin olup olmad na, haberdar olduysa ne gibi bir tav r tak nd na dair bilgiye rastlayamad k. Hz. Peygamber, Mescid-i Nebevî ye ilim ö renmek için gelenleri, Allah yolunda mücâhede edenlerle bir tutmu tur. 10 K sa süre sonra Mescid-i Nebevî ve 8. bn Hanbel, V, 315. 9. bn Hanbel, I, 247. 10. bn Hanbel, II, 418. 318 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 318 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Suffe ihtiyac kar layamaz duruma gelince Medine de yeni e itim mekanlar faaliyete geçirilmi tir. Kaynaklar, onun sa l nda Mescid-i Nebevî nin d nda Medine de dokuz mescid daha bulundu unu nakletmektedirler. Bu mescidlerde Hz. Peygamber sohbet yapt, namaz k l nd gibi e itim-ö retim faaliyetlerinin yürütüldü ü de muhakkakt r. Peygamberimiz e itim-ö retim faaliyetlerini sabit mekanlar n d nda da sürdürmü tür. Gerekti inde bu tür faaliyet için yer ve zaman tan mam t r. Buna örnek olmak üzere onun ba ndan geçen bir olay burada anlatmak istiyoruz. Bir yolculuk esnas nda Hz. Peygamber, deve üzerinde kar dan gelen bir adam n kendisiyle görü mek istedi ini tahmin eder. Selamla madan sonra nereden gelip nereye gitti ini sorar. Adam Resûlüllah la görü mek istedi ini söyler. Hz. Peygamber kendisini tan t r. Bunun üzerine adam ona man nedir? Bana ö ret der. Peygamberimiz de Allah tan ba ka ilah bulunmad na ve Muhammed in de Allah n elçisi oldu una ehadet edersin, namaz k lars n, zekat verirsin, ramazan orucunu tutars n, Beytullah haccedersin der. Adam da bunlar kabul etti ini söyler. Bu arada beklenmedik bir geli me olur. Adam n devesinin aya bir fare tuza na girer ve y k l r. Adam da dü erek ölür. Peygamberimiz onun y kan p kefenlenmesi ve defniyle ilgilenir. 11 Hz. Peygamber ilim ö renmede kad n-erkek ay r m gözetmemi, erkeklerin yan s ra kad nlar n e itimiyle de ilgilenmi tir. Onlara özel gün ay rarak konu ma yapm t r. Onun zaman nda kad n ö retmenler de vard. Nitekim ifâ (Ümmü Süleyman b. Hayseme), Hz. Peygamber in han mlar ndan Hz. Hafsa ya yaz ö retmi tir. Hz. Peygamber in han mlar k zlar n e itim ve ö retimi ile ilgilenirlerdi. Onlar, evlerine gelen genç k zlara bildiklerini anlat rlard. Bu k zlar da ö rendikleri bilgileri ba kalar na aktar rlard. Hz. Ai e ve Ümmü Seleme ba ta olmak üzere Hz. Peygamber in han mlar n n ve daha ba ka kad nlar n e itim ve ö retime büyük katk lar olmu tur. Hz. Âi e, ö renme konusunda utanmayan ensar kad nlar n övmü tür. 12 Bu noktadan hareketle, kad nlar n ö renmeye büyük ilgi gösterdi i sonucunu ç karmak mümkündür. Sahâbîler de kendi k z çocuklar n n e itimiyle ilgilenmi lerdir. Sözgelimi Sa d b. Ebû Vakkas, k z na yaz ö retmi tir. Hz. Peygamber in e itim konusunda hür-köle ay r m gözetmedi i de bilinmektedir. Hadis kaynaklar nda onun u sözü çok geçmektedir: Kim bir câriyeyi güzel bir ekilde e itir, terbiye eder, sonra da azat eder ve evlendirirse onun için iki mükâfat vard r. 13 11. bn Hanbel, IV, 359. 12. Buhârî, I, 41. 13. Buhârî, I, 33; bn Hanbel, IV, 395, 402, 414. 319 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 319 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber e itimde kolayla t r c metotlar takip etmeyi, sabr ve tahammülü te vik ve tavsiye etmi ; öfkeye ve iddete yer verilmemesini istemi tir. Nitekim bir sözünde Ö retin, kolayla t r n, zorla t rmay n, öfkelendi iniz zaman susun! demi ve Öfkelendi iniz zaman susun! sözünü üç defa tekrar etmi tir. 14 Bir e itici olarak onun hakk nda sahâbede olu an imaj son derece olumludur. Muaviye b. Hakem es-sülemî adl sahâbî, bu hususta unlar söylemi tir: Ben Resûlüllah tan daha güzel e itim veren bir ö retmen görmedim. Beni ne azarlad, ne dövdü ve ne de hakaret etti. 15 Hz. Peygamber in faaliyetlerinde yaz n n önemli yeri vard r. O, Kur an- Kerim ayetlerini yazd rm t r. Medine vesikas n da yaz l olarak düzenlemi tir. lk nüfus say m n yaz l olarak yapt rm t r. Bütün antla malar yaz l belgelere dayand rm t r. Devlet gelirlerini, gelirlerin tahminini, takdirini ve tahsilât n yaz yla tespit ettirmi tir. Sefere ç karken ordusunu bir meydanda toplay p isimlerini yazd r r ve ordu mevcudunu kay tl hale getirirdi. Hz. Peygamber, ailelerin gençleri ok atmak, yüzmek, hesap, t p, neseb ve Kur an okumak gibi hem maddî ve hem manevî alanlarda e itmelerini tavsiye ve emir buyurmu tur. Onun döneminde çocuk, genç, ya l, her ya tan insanlar e itim alm t r. Müslümanl kabul eden bölgelere ö retmenler tayin etmi tir. Bu itibarla Medineliler aras nda yaz yazmay bilenler ço ald gibi, Hz. Peygamber in sa l nda ve vefat ndan sonra Müslümanlar n fethettikleri yerlerde yaz h zla yay lmaya ba lam t r. Sahâbe aras nda Farsça, Rumca, K ptîce, Habe çe, brânîce ve Süryânîce bilenler vard. Hz. Peygamber bir gün Zeyd b. Sâbit e: Sen Süryânîce biliyor musun? Bana mektuplar geliyor? demi tir. Zeyd b. Sâbit in Bilmiyorum demesi üzerine Hz. Peygamber Onu ö ren demi tir. Bunun üzerine Zeyd brânîce ve Süryânîce ö renmi tir. 16 dareci ve memurlar n yeti mesi için ayr okullar mevcut de ildi. Ancak halk n e itildi i mekanlarda Kur an ö renimi mecbûrî oldu undan, buralarda e itim görenler, her çe it idârî görevlerde istihdam ediliyorlad. Hz. Peygamber bilginin yayg nla mas n te vik etmi ; insanlardan bildiklerini ba kalar na aktarmalar n istemi tir. 17 Ta radan Medine ye gelip burada bir müddet kalan ve slâm ö renen heyetlere, bölgelerine dönüp, ö rendiklerini oradaki insanlara ö retmelerini istemi tir. 18 Abdülkays heyetine iman ve ilmi 14. bn Hanbel, I, 239, 283, 365. 15. bn Hanbel, V, 447-448; Müslim, I, 381; Dârimî, s. 353-354. 16. bn Hanbel, V, 182; Tirmizî, IV, 67-68. 17. Müslim, III, 2156; Dârimî, 62. 18. Buhârî, I, 30, 167. 320 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 320 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler muhafaza etmelerini tembih etmi tir. 19 Bu, Hz. Peygamber in ilim ile iman aras ndaki ba nt ya dikkat çekmesi bak m ndan önem ta maktad r. Hz. Peygamber yo un ve titiz bir çal ma sonunda, câhiliye örf ve adetleri üzerine ya ayan bir toplumun fertlerini e itmi ve o fertlerden yepyeni bir slâm toplumu olu turmu tur. Bu muazzam dönü üm, e itim-ö retim sayesinde mümkün olmu tur. Onun e itti i toplulu un içinden hâf zlar, k raat alimleri, hâkimler, valiler, ülkeler fetheden ordu komutanlar, devlet adamlar ve devlet ba kanlar yeti mi tir. üphesiz Hz. Peygamber e itim ve ö retimi, kendi döneminin fizikî artlar, ihtiyaçlar ve metotlar çerçevesinde gerçekle tirmi tir. Ö retim mekanlar, konular, metotlar, günümüzde bile on-yirmi y l ve hatta daha k sa süre zarf nda de i ebilmektedir. Bu durumda Hz. Peygamber in e itim-ö retim konusunda her zaman geçerlili ini koruyabilecek evrensel nitelikteki uygulamalar bizim için önemlidir. Bu hususlar da u ekilde s ralayabiliriz: Okumaya, yazmaya önem vermesi; E itimde iddete yer vermemesi; ayet ö retti i konular prati e yönelik ise söyledi ini önce kendisinin uygulamas veya uygulamal bir ekilde ö retmesi; Bir konuyu iyice hazmetmeden di erine geçmemesi (on âyeti iyice hazmettirmeden di er on ayete geçmedi i rivayet edilmektedir); 20 Ö rencileri b kt rmamas, usand rmamas ; Ö retti i kimselerin ya n, kapasitesini, bilgi ve kültür seviyelerini dikkate almas ; Ortaya soru atarak dikkatleri toplamas ve daha sonra da cevaplamas ; Zekâ geli tirme yoluna gitmesi (bilinen bir hususu bilmece tarz nda sormas gibi); Topluma arz etti i bir hükmü daha iyi anla labilmesi için gerekli gördü ü durumlarda sebep ve gerekçesiyle birlikte anlatmas ; Konuyu örneklerle ve benzetmelerle, gerekirse jest ve mimiklerini de kullanarak ve hatta ekil çizerek sunmas ; S rf tart mak, çeki mek, inat için ve gereksiz eyleri sormak d nda, soruya te vik etmesi ve sorular ikna edici bir ekilde cevaplamas ; Sahabeyi al t rmak için baz sorular ve meselelerin çözümünü, hatta bazen kendi huzurunda bile onlara havale etmesi; bu suretle onlara de er verdi ini 19. Buhârî, I, 30. 20. bn Hanbel, V, 410. 321 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 321 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ortaya koymas, ki iliklerinin ve sorumluluk bilinçlerinin geli mesine katk da bulunarak gelece e haz rlamas ; Sordu u soruya do ru cevap al nca te vik ve taltif için, takdirlerini aç kça belirtmesi; Lüzumu halinde tekrardan kaç nmamas ; Bazen anlataca konunun özetini verip daha sonra aç klamaya geçmesi; Gerekli durumlarda yazd rarak ö retmesi vb. 21 3- Aile Aileyi sa l kl toplumun esas kabul eden Hz. Muhammed (s.a.s.), evlili i kolayla t r p özendirmi, bugün bilinen tarz n d ndaki nikah ekillerini kald rm t r. Gayri me rû birle meleri yasaklam ; bu konudaki prensiplere riayet etmeyenler için cezalar tertip edilmi tir. Eskiden kad n ancak çocuk do urduktan sonra aileye dahil edilirken, bu defa nikahla dahil edilmi tir. Anne-baba haklar ve anne-baban n çocukla ilgili hak ve görevleri belirlenmi tir. slâm n ilk y llar nda örfün devam olarak bir süre varl n koruyan evlatl k kurumu Medine döneminde nâzil olan ve Allah n evlatl klar öz o ullar olarak tan mad n bildiren âyetle 22 kald r lm t r. Devam ndaki âyetle de evlatl klar n as l babalar na nisbet edilmeleri emredilmi tir. 23 Evlatl k kurumunu ya atan etkenlerden birisi olan kimsesiz çocuklar n bak m ve gözetimine özen gösterilmi, devlet gelirlerinden yetimlere pay ayr lm, devletin yan nda bu çocuklar n bak m ve gözetimi konusunda akrabalara da görevler yüklenmi tir. Böylece ailenin da lmamas yönündeki iradesini ortaya koymu tur. Evlatl k ili kisinin evlili e engel olu u kald r lm t r. Ailede kad n, kocas kar s nda ba ms z ki ili e sahiptir; ekonomik bak mdan da ba ms zd r. Hz. Peygamber kad nlar erkeklerin mülkiyetinde olan bir mal veya köle de il, ayn haklara sahip kimseler olarak kabul etmi tir. Erkek ailenin reisidir; ancak kad n üzerinde mutlak hâkim, zorba veya despot de ildir. Kad na haklar verilmi, miras hakk tan nm t r. Kocas, han m n haklar ndan mahrum b rakamaz; onun kar s nda kad n, zavall bir mahkum de ildir. Eskiden say s z kad nla evlenmek serbest idi. Aile esas itibar yla tek evlilik üzerine kurulmakla birlikte, belirli durumlarda kocan n dörde kadar evlenmesine izin verilmi tir. Bu son durum, yani çok kad nla evlenme bir emir de il, farz de il, 21. Bu hususlarla ilgili ayr nt l bilgi ve örnekler için bk.: Ebû Gudde, Hz. Muhammed ve Ö retim Metodlar, çev. Enbiya Y ld r m, stanbul 1998. 22. Ahzâb Sûresi 4. 23. Ahzâb Sûresi 5. 322 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 322 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler belirli artlarda ba vurulan bir ruhsatt r. Nitekim bu tür bir evlili e izin veren Nisâ Sûresinin 3. ayetinde çok kad nla gerçekle tirilecek evlilikle, han mlar aras nda e itlik ve adalet sa lanamayaca ndan korkuluyorsa bir tek kad n nikahlamakla yetinilmesi gerekti i belirtilmi ve tek han mla evlilik te vik edilmi tir. Çok evlili i ilga etmi ve dörtle s n rlam olan slâm, bunu da ne sürekli devam ettirmek ve ne de toplumda yayg n hale getirmek istemi tir. 24 Nikah akdi tek tarafl olarak erke in iradesiyle de il; iki tarafl irade ile olu an bir akittir. Aile müessesesi sevgi, efkat ve merhamet üzerine kurulmu tur. Çe itli sebeplerle çocuklar n öldürülmeleri yasaklanm t r. K z çocuklar na aile içinde itibar kazand r lm ve onlar diri diri topra a gömme âdeti (ve d) iddetle yasaklanm t r. Kur ân- Kerim de e ler, ana-baba ile çocuklar ve yak n akrabalar aras ndaki ili kileri düzenleyen ve aileyi koruyan esaslar mevcuttur. 4- Bayram Kutlamalar, E lence ve Dü ünler Toplum ve birey düzeyinde me rû ölçüler çerçevesinde e lenmenin bir ihtiyaç oldu una inanan Hz. Peygamber Medine ye hicret ettikten sonra, bura sakinlerinin y lda iki bayram kutlad klar n gördü. Allah sizin için o iki günü daha hay rl iki günle, Kurban ve Ramazan Bayramlar ile de i tirmi tir 25 buyurdu. Hz. Peygamber me rû olan bayram enliklerine izin vermi tir. Dü man sald r s bulunmad zamanlarda bayram boyunca silahla evden ç k lmas n n, k l ç ve di er silahlar n ta nmas n n yasakland na dair rivayetler vard r. 26 Muhtemelen bu yasaklar, dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle özellikle kalabal k yerlerde ve dar yollarda meydana gelebilecek kazalar n meydana gelmesine ve bayram n huzurunu bozabilecek olaylar n ç kmas na f rsat vermemek amac n ta yordu. Peygamberimiz, cahiliye döneminin hurâfeye dayal ve tevhid inanc na ayk r geleneklerine ve bayram kutlamalar na müsade etmemi tir. Bilmeden bu tür taleplerde bulunan Müslümanlara da kesin bir ekilde ret cevab vermi tir. Huneyn Sava na giderken baz Müslümanlar, yolda ye il ve büyük bir a aç görürler. Mü riklerin her y l gelip silahlar n dallar na asarak yan nda kurban kestikleri, bir gün kal p enlik yapt klar, Mekke yak nlar nda Zâtu Envat denilen a aç gibi bir a aç tahsis etmesini Hz. Peygamber den isterler. Peygamberimiz Allahü Ekber! Muhammed in nefsi elinde bulunan Allah a andolsun ki, Musa n n kavminin Musa ya dedi i gibi dediniz der ve Kur an- Kerim den Onlar Onlar n nas l tanr lar varsa sen de bize öyle bir tanr yap demi lerdi. Musa da Siz cahil bir 24. Hamidullah, slam Peygamberi, II, 728. 25. bn Hanbel, III, 103. 26. Buhârî, II, 6; Zebîdî, III, 205. 323 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 323 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji topluluksunuz demi ti 27 mealindeki âyeti okur. Bunun cahiliye döneminin bir gelene i oldu unu söyler ve Sizden öncekilerin gelene ini mi izleyeceksiniz der. 28 Dinî ve sosyal olmak üzere iki yönü bulunan Ramazan ve Kurban Bayram kutlamalar Asr- Saadet de musallâ (namazgâh) ad verilen geni bir alanda kad nlar n ve genç k zlar n da kat ld klar bayram namaz ile ba lard. lk defa bayram namaz musallâda hicretin ikinci y l nda, Kurban Bayram nda Zilhicce ay n n onuncu günü k l nm t r. 29 Hz. Peygamber musallada kurban n keserdi. Bayramlar n kalabal kla ve büyük bir co ku içinde kutlanmas n arzu ederdi. Hatta kimseye zarar verme sözkonusu olmad durumlarda silahlarla folklor gösterilerine dahi izin verirdi. Mescid-i Nebevî nin toprak zemini üzerinde bir grup Habe linin oynad m zrak-kalkan oyunlar n han m Hz. Ai e ile birlikte seyretmi tir. Ayr ca, kendisi seyretmemekle birlikte, Hz. Ai e nin yan nda câriyelerin def çal p oynamalar na izin vermi tir. Hz. Peygamber in Ramazan Bayramlar nda namazgâha ç kmadan önce hurma yeme âdeti bir sünnet telakki edilmi ; bu anlay, bayramlarda tatl ikram gelene ini do urmu tur. Tebrikle me de vard. lk Müslümanlar n, muhtemelen, Hz. Peygamber in Allah m! Muhammed den, Muhammed ailesinden ve Muhammed ümmetinden kabul et! demesinden mülhem olarak Allah bizden ve sizden kabul etsin duas yla tebrikle tikleri rivayet edilmektedir. 30 Hz. Peygamber zaman ndaki e lencelerden birisi de hayvan yar lar idi. Burada sözkonusu olan, birbirinin hayat na kastedecek veya yaralayacak ekilde dövü türülmesi caiz olmayan hayvanlar n yar t r lmas d r. Bu hayvanlar da at, kat r, deve gibi binek hayvanlar d r. Hz. Peygamber bu yar lar te vik etmi tir. Yar lar n mesafesi, idmans z atlar için yakla k 1600 m. uzunlu unda, Seniyyetü l-vedâ ile Benî Züreyk Mescidi aras ; özel olarak yar a haz rlanm atlar için ise, yakla k 10 km. uzunlu unda, Hafyâ ile Seniyyetü l-vedâ aras idi. 31 Bu yar lar bizzat Hz. Peygamber in öncülü ünde yap l yor ve yar kazananlar ödüllendiriliyordu. Muhtemelen bu yar lara kad n-erkek, çocuk-genç-ihtiyar herkes seyirci olarak kat l yor, yar n heyecan n ya ayarak ferahl yordu. Bunun yan nda ko ular yap ld da bilinmektedir. Ok atma da sava a haz rl k yan nda, önemli bir e lence vas tas yd. Dü ün, bayram, sefere ç k, ticâret kervanlar n kar lama ve u urlama zamanlar nda çalg ve davul çal nmas âdet idi. Bunun 27. A râf Sûresi 138. 28. Vâk dî, III, 890-891; bn Hi âm, II, 442. 29. Taberî, II, 481. 30. Buhârî, II, 2-12; Zebîdî, III, 151-206. 31. Tirmizî, IV, 205; Nesâî, VII, 225-226. 324 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 324 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler d nda e lence vas talar aras nda yüzmek; çe itli harp oyunlar oynamak ve seyretmek; avlanmak; güre mek ve güre seyretmek say labilir. Hz. Peygamber, nikah n gizli tutulmay p duyurulmas n, çalg çal n p ark lar söylenerek kutlanmas n tavsiye ederek dü ün e lencesini de tasvip etmi tir. Davetlilere ikramda bulunmu ve bunu tavsiye etmi tir. Hz. Peygamber, insanlar n biyolojik ve sosyal yöndeki istek ve ihtiyaçlar n çok iyi biliyordu. Me rû zemin içinde ve a r l a kaçmadan, normal bir ekilde e lence ihtiyac n n kar- lanmas na izin veriyordu. E lencenin dinen caiz olmayaca eklinde kanaate sahip olanlar vard. Hz. Peygamber, konuyu yeterince takdir edemeyip kar ç kan bu gibi kimseleri, ikaz ediyor, Onlara ili meyin, bu günler bayram günleridir diyordu. 32 Ancak kutlamalarda haram ve harama yol açan eyler kesinlikle bulunmad ve buna izin verilmedi i bir gerçektir. 5- T p ve Sa l k Tarih boyunca insanla birlikte hastal k da bulunmu ve bununla mücadele için t p ilmi geli mi tir. Cahiliye döneminde Hicaz da Hâris b. Kelede gibi ran da tahsil yapm tabipler bulunmakla beraber, Araplar aras nda yanl ve bât l t bbî telakkiler çok yayg nd. Mesela y lan sokmu bir kimseyi zehirin vücuda yay lmamas için uyutmazlar; üstüne ba na ziller takarlard. a l, hastay de irmen ta na bakt rarak tedavi etmeye çal rlard. Vebadan korunmak için merkep gibi an r rlar, hastalar kâhinlere götürürler, büyü yaparlard. Tap naklara kurban keserler ve bu suretle hastalar n vücuduna girmi eytanlar n ç kaca na inan rlard... Hz. Peygamber bu tür yanl, bât l ve de eri olmayan, hurafelere dayal anlay ve tedavi usullerini kald rd. T bba yeni bir anlay getirdi. Her hastal n bir çaresi oldu unu bildirerek, tedavi yollar n n ara t r lmas n te vik etmi tir. Tabip olmayanlar n hasta tedavi etmeleri halinde, hastalar n u rayaca zarar n onlara ödetilmesi gerekti ini bildirmi tir. Hasta olundu unda uzman (hâz k) hekime müracaat etmeyi ve cahil tabiplerden yüz çevirmeyi tavsiye etmi tir. Bula c hastal klara kar korunmak, salg n hastal k bulunan mahalle girmemek, bu tür hastal n bulundu u yerden d ar ç kmamak, vücut, el ve di temizli ine dikkat etmek, ki, vefat etmeden önceki hastal esnas nda bile di temizli ine önem vermi ve misvak kullanmay ihmal etmemi tir, 33 yiyecek ve çevre temizli ine önem vermek, yiyecek ve içeceklerde orta yolu korumak; yemekten önce ve sonra elleri y kamak; hastalan nca tedavi olmak, hastalara çe itli tedavi usulleri tarif 32. Buhârî, II,3, 11; Zebîdî, III, 151, 203. 33. bn Sa d, II, 233-234. 325 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 325 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ederek bir ilaç telakkisi olu turmak, ilaç kullanmak, kan ald rmak... gibi hususlar Hz. Peygamber in uygulad koruyucu ve tedavi edici t bbî metodlard r. Hz. Peygamber in t bba dair hadislerinin bir k sm genel t p konular na, bir k sm koruyucu hekimli e ve di er bir k sm da tedavi etmeye dair ilaç tariflerinden ibarettir. Bu hadislerin ço u, o dönemde Arap Yar madas ndaki yanl t bbî uygulamalar düzeltmek ve t bba yeni bir hüviyet kazand rmak gibi önemli bir rol oynam t r. Ortaça a hakim olan bir slâm t bb n n do mas na zemin te kil etmi tir. Ebû Bekir Râzî ve bn Sînâ ile bunlardan sonra gelen me hur tabiplerin bilimsel aç klamalar n n en ba ta gelen kaynaklar Kur an- Kerim in t p ile alakal ayetleri ile Hz. Peygamber in ayn konudaki hadisleridir. Me hur muhaddisler eserlerinde Hz. peygamber in t p ile ilgili hadislerine yer vermi ler, hatta bu konuya Kitâbü t-t b ad alt nda özel bölümler ay rm lard r. Bunlar n d nda ayr ca T bb- Nebevî ad alt nda müstakil eserler kaleme al nm t r. Koruyucu ve tedavi edici hekimli e ait hadislerden baz lar unlard r: Kim, bilgisi olmad halde hekimlik yapmaya kalk rsa sebep olaca zarar öder. 34 Sa d b. Ebû Vakkas hastaland nda Hz. Peygamber onu ziyarete gitmi ve Hâris b. Kelede yi ça r n. O iyi bir hekimdir. Seni tedavi etsin buyurmu tur. Allah, verdi i derdin ifas n da verir. 35 Bir yerde veba oldu unu i itirseniz oraya girmeyiniz. Bulundu unuz yerde veba ortaya ç karsa oradan ayr lmay n z. 36 Size ne oluyor ki, di leriniz sararm oldu u halde yan ma geliyorsunuz. Misvak kullan n z. 37 6- Edebiyat a- Hitabet Hitabet, Hz. Peygamber in insanlar slâm a davet ve muhataplar n ikna etmek için ba vurdu u bir yoldu. Onun hitabelerinin bir k sm n cuma ve bayram günleri gibi muayyen zamanlarda yapt hutbeler, di er k sm n da belirli bir vakte ba l olmayan konu malar olu turmaktad r. Bir aç klama yapman n faydal veya zaruri oldu u zamanlarda, mesela sava lardan önce orduya hitabesi; bildi- 34. bn Mâce, II, 1148. 35. Buhârî, VII, 12. 36. Buhârî, VII, 21. 37. T bb- Nebevî hakk nda bk. Buhârî, VII, 2-33 Ebû Dâvud, IV, 192-242; Tirmizî, IV, 381-413; bn Mâce, II, 1137-1176; Mahmut Denizku lar, Kur an- Kerim ve Hadislerde T p, stanbul 1990. 326 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 326 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler rilmesi gereken bir mesele ortaya ç kt nda, onlar ayd nlatmak amac yla; bir soru soruldu unda; sohbetler ve münâzaralar (mesela Necran Hristiyanlar yla yap lan münâzara gibi), ikinci k s mda mütâlaa edilebilir. Peygamberli inin ilk y llar nda Safâ tepesinde Mekkelilere hitaben yapm oldu u ve özü itibar yla Allah tan ba ka ilah bulunmad n ifade etti i konu ma, onun hitabetinin ilk örnekleri aras nda yer almaktad r. Peygamberimizin tebli görevinde hitabet bir gaye de il, araçt. Bu bak mdan konu malar n sâde bir dille yapm, sözlerini edebî ve a r ifadelerle süslemek gere ini duymam, sanat kayg s ta mam t r. Hiçbir edebî yar maya kat lmam t r. Temîm kabilesi taraf ndan yap lan bir hitabet yar mas teklifini kabul etmemi ve konu mam t r. 38 Hz. Peygamber in hutbelerinin ço u el-hamdü lillâhi Nahmedühû ve Nestaînühû... (Hamd Allah a mahsustur, O na hamdeder ve O ndan yard m isteriz), el-hamdü lillâh bi-hamdihî (O na hakk yla hamdederim), bir k sm da Ûsîküm bâdallah bi-takvallah (Ey Allah n kullar! Size Allah a kar gelmekten sak nmay tavsiye ederim) cümleleriyle ba lar. Hamdü senâdan sonra Eyyühen-nâs (Ey insanlar!) cümlesiyle devam eder. Onun Ey insanlar! eklinde hitap etmesi, mesaj n n evrenselli ini de ortaya koymaktad r. Her hutbesinin ba nda el-hamdü lillah kelimesi bulunurdu. Ancak bayram hutbelerine tekbirle ba lard. 39 Hz. Peygamber in hitabeleri, putperestli i ve her türlü Câhiliye inanc n terketmeye ça r, tüm insanlar karanl ktan ayd nl a ç karacak slâm a davet, slâm inançlar n n güzelli i, insanlar n dünya ve ahirette mutlulu a eri melerinin yollar ve cihad n fazileti gibi konular içermektedir. Vedâ hacc nda yapt konu ma çok me hurdur. Bu konu man n içerdi i hususlar ana hatlar yla ilgili konuda verece imiz için burada tekrar etmek istemiyoruz. Hz. Peygamber in hutbelerinin, toplumun maddî ve manevî ihtiyaçlar yla yak ndan ilgili, ki isel ve toplumsal problemlerin çözümüne yönelik oldu u görülmektedir. O, hutbelerini genellikle k sa tutmu ve bunu tavsiye de etmi tir. 40 Peygamberimiz konu urken sesini dinleyicilerin say s na, durumuna ve konuya göre ayarlard. Dinleyicilerin az oldu u ve özellikle sohbet tarz nda yapt konu malar oturarak yapard. Gerekti inde sesini daha iyi duyurabilmek için konu urken aya a kalkar, konu tu u yere, zaman ve zemine göre minberde, bine inin veya yüksek bir kayan n üzerinde hitap ederdi. Bu, hem dinleyicilerin kendini görmesi ve hem de sesini duyurabilmesi amac na yönelikti. Safâ tepesinde halka hitap ederken oradaki en yüksek kayan n üzerine ç km t r. Mekke nin 38. bn Hi âm, IV, 207-212. 39. bn Kuteybe, Uyûnu l-ahbâr, II, 231. 40. Hanbel, IV, 263, 320; Müslim, I, 594. 327 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 327 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Fethi nde de Kâbe nin merdivenine ç karak konu mu tur. Veda Hutbesi ni ve Mina daki konu mas n devesinin üzengileri üzerinde yükselerek yapm t r. Hz. Peygamber gerekti inde konu mas n çe itli jest ve mimiklerle desteklerdi. Bak lar yla dinleyicileri devaml kontrol alt nda bulundururdu; konu- urken tek bir fert veya noktaya bakmazd. Sözü gere inden fazla uzatmazd. Yaz l metne dayanmadan irticâlen konu ur, buna ra men bocalama, kekeleme, sözün devam n getirememe gibi olumsuz durumlarla kar la mazd. Sorulara her zaman ve her yerde aç kt ; camide, evinde, yolda, minberde, konu ma esnas nda, yolculukta, gece vaktinde hasta iken veya kalabal n içinde sorulan sorular geri çevirmezdi. Çünkü soru soran ki i, o esnada ö renmeye haz r durumdad r; sorular geçi tirme yoluna gitmez, cevab n bir an önce bitmesini de il de, soran n tatmin olmas n dü ünürdü. Vahiy yoluyla cevaba haz rl kl de ilse, vahyin gelmesini bekleme yolunu tercih ederdi. Kendisiyle konu an herkesi sözlerini bitirinceye kadar dinlerdi. Fasih konu urdu; bu özelli ini de büyük ölçüde çocuklu unu sütannesi Halime nin kabilesi aras nda geçirmesine borçludur. Halime nin kabilesi olan Sa do ullar, Arap Yar madas n n en fasih konu an kabilelerinden biri idi. Hz. Peygamber az sözle çok anlam ifade etme yetene ine sahipti. Onun veciz sözlerini ve veciz konu ma özelli ini ifade eden Cevâmiu l-kelim tabiri bizzat kendisi taraf ndan, kendi özelli i olarak kullan lm t r. 41 Nitekim kaynaklarda onun cevâmiu l-kelim niteli ine sahip pek çok hadisi vard r. 42 Sahâbe içinde de güçlü hatipler vard. Çe itli kabilelerden gelen heyetler Hz. Peygamber in huzurunda konu ma yapt klar nda Hz. Peygamber bazen onlara cevab kendi ad na sahabe içindeki hatiplere verdirirdi. Bu hatiplerden Sâbit b. Kays, Peygamber in hatîbi diye an l r. 43 b- iir slâm n do du u s rada Arap toplumunda iirin hayâtî tesiri ve öneminden giri k sm nda bahsetmi tik. iir, slâm dan sonra Müslüman-mü rik ili kilerin- 41. Buhârî, IV, 12; VIII, 76. 42. Bu konuda bk. M. Ya ar Kandemir, Cevâmiu l-kelim, D A, VII, 440. 43. Hz. Peygamber in hitabeti ve hutbeleri için u eserlere bak labilir: Câh z, el-beyân,, I 302-304; II, 31-45; A. Zeki Safvet, Cemheretü Hutabi l-arab; evki Dayf, Târîhu l-edebi l-arabî, II,114-121; Ahmet Lütfi Kazanc, Peygamber Efedimizin Hitabeti, stanbul 1980; Muhammed Halîl el- Hatîb, Hutabi r-rasûl, Kahire 1983; Talat Koçyi it, slâmî Davetin Mahiyeti ve Hz. Peygamber in Hutbeleri, Ankara 1994; Hasan Ali Görgülü, Hz. Peygamber in hutbede izledi i metod ve Günümüzde hutbe uygulamalar, Süleyman Demirel Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, say 3, sparta 1997, s. 175-235; Hüseyin Elmal, Hitabet- Arap Edebiyat, D A, XVIII, 158-159 Mustafa Bakt r, Hutbe, D A, XVIII, 425-428. 328 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 328 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler de de bu önemini korumu tur. Mü rikler, Hz. Peygamber i Mecnun bir âir 44 olmakla itham etmi lerdi. Kur an bu iddiay reddetmekte ve onu tan yan mü riklerin samimi olamayacaklar n belirtmektedir. Halbuki Hz. Muhammed (s.a.s.) âir de ildi. Nitekim Kur an da Biz ona iir ö retmedik. Zaten ona yara mazd da 45 buyrulur. Mü riklerin ithamlar üzerine Kur an- Kerim de mü rik dönemin âirleri, iirleri ve onlara uyanlar u ayetlerle kötülenmi tir: âirlere gelince, onlara da sap klar uyarlar. Onlar n her vadide ba bo dola t klar n ve gerçekte yapmad klar eyleri söylediklerini görmedin mi? 46 Ancak daha sonra bu âirlerden man edip iyi i ler yapanlar, Allah çok çok ananlar ve haks zl a u rat ld klar nda kendilerini savunanlar... 47 istisna edilmi lerdir. Yani kötülü ü ifade etmeyen ve iyi maksatla kullan lan iir, önceki ayette kötülenen iirden ayr tutulmu tur. u kadar var ki, Kur an da bir sanat kolu olarak salt iir ve air de il, iirin insanlar sapt r c yönü ele tirilmektedir. Kur an n bir iir ve Hz. Peygamber in de bir âir olmad vurgulanmaktad r. Mü rikler, slâm n güçlenmesine katk da bulunaca endi esiyle airlerin Müslüman olmalar na engel olmaya çal yorlard. arap, kumar ve kad na dü kün olan me hur air A â (Meymûn b. Kays), Hz. Peygamber e övgü olarak nazmetti i kasideyi kendisine sunmak ve Müslüman olmak dü üncesiyle 6/628 y l nda Yemen den Hicaz a gelir. Bunun üzerine Kurey mü rikleri endi eye kap l rlar. airin zaaf noktalar n iyi bilen Ebû Süfyan, slâm n içki, kumar ve zinay yasaklad n söyleyerek onu bu ziyaretten vazgeçirmeye ve geri göndermeye çal r. Mü rikler ayr ca Müslümanlar yak nda ma lup etmelerinin ihtimal dahilinde oldu undan bahsederler. ayet Müslümanlar ma lup edemezlerse bir y l sonra tekrar gelebilece ini aire söylerler ve kendisine yüz deve hediye ederek geri gönderirler. Fakat A â, köyüne yakla t s rada at ndan dü erek ölür. 48 slâm, mûs kî ve iiri temelden yasaklamam ; bunlar insanlar kötü yollara sevkeden bir mahiyet ald klar zaman zararl bulmu tur. Hz. Peygamber, ahlâks zl a yol açan, karga a meydana getiren iirlere kar sahâbîleri uyarm t r. Peygamberimiz genelde iirde hikmet aranabilece ini u sözüyle aç klam t r: Baz iirler var ki hikmettir. 49 Hz. Peygamber, baz airlerin iirlerinden be endi i m sralar, kendi ifadeleri aras nda aynen tekrarlam t r. Meselâ ünlü air Lebîd in bir beyti için öyle bu- 44. Sâffât Sûresi 36. 45. Yâsin Sûresi 69. 46. uarâ Sûresi 224-226. 47. uarâ Sûresi 227. 48. evki Dayf, Târîhu l-edebi l-arabî, I, 337. 49. Buhârî, VII, 107; bn Mâce, II, 1236-1237. 329 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 329 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji yurmu tur: âirin söyledi i en do ru söz, Lebîd in Allah tan ba ka her ey bât ld r ifadesidir. 50 Yine Hz. Peygamber, Müslüman olmayan âirlerin bile nezih iirlerini sahâbîlerden dinledi i zaman iirin muhtevas n be endi ini ifade etmekten geri kalmam t r. Meselâ slâm dönemine yeti en ve fakat Müslüman olmayan Ümeyye b. Ebu s-salt n iirini dinleyince Ümeyye az daha Müslüman oluyordu, 51 Ümeyye nin dili iman etmi, fakat kalbi küfürden kurtulamam t r 52 buyurmu tur. Hz. Peygamber ve Müslümanlar hem Mekke ve hem de Medine döneminde mü riklerin fiilî sald r lar n n yan nda sözlü sald r lar na da maruz kal yorlard. Sözlü sald r lar n ba nda Ebû Süfyan b. Hâris, Abdullah b. Ziba râ, D râr b. Hattâb, Hübeyre b. Ebû Vehb ve Ebû Azze gibi Kurey li; Ümeyye b. Ebu s- Salt, Enes b. Züneym gibi di er kabilelere mensup mü rik airlerin hücumlar yer almaktayd. iirle yap lan bu hücumlara ayn yöntemle kar l k vermenin gerekli oldu u kanaatine varan Hz. Peygamber, Müslümanlardan bu konuda kendisine yard mc olmalar n istemi tir. Bu iste i Hassân b. Sâbit, Ka b b. Mâlik ve Abdullah b. Revâha yerine getirmi lerdir. bn Hi âm n es-sîretü n-nebeviyye adl eserinde, Bedir, Uhud ve Hendek sava lar, Mekke nin Fethi ve Huneyn Sava ndan sonra hem mü rik airler ve hem de Müslüman airler taraf ndan kar l kl at malar eklinde söylenmi iirler geni yer tutmaktad r. 53 Hz. Peygamber döneminde iir slâm tebli arac olarak da kullan lm t r. Hassân b. Sâbit in câhiliye döneminin olumsuz de er yarg lar n ve kabilecilik saplant lar n dile getiren hicivleri son derece etkili olmu tur. Hassân bu konuda azimli ve iddial yd. Hz. Peygamber, iirleriyle slâmiyete büyük hizmetlerde bulunan Hassân b. Sâbit i övücü sözler söylemi tir. Yahudi âir Ka b b. E ref, Bedir Gazvesi nin ard ndan Mekke ye giderek bu sava a kat lan ve ölen mü rikler için söyledi i iirlerle Kurey in intikam duygular n tahrik etmi ti. Bunun üzerine Hassân b. Sâbit, Ka b b. E ref ve onu evlerinde misafir edenler hakk nda iirler söylemi tir. Bu iirler o derece etkili olmu tur ki, art k hiç kimse Ka b evinde misafir etmeye cesaret edememi tir. Abdullah b. Revâha da sanat n, Hz. Peygamber i ve slâm dinini savunmak ve mü rikleri hicvetmek yolunda kullanm t r. Hassân b. Sâbit ve Ka b b. Mâlik iirlerinde Kurey mü riklerini, kabîlevî ve ahsî kusurlar ile kötülerken, Abdullah b. Revâha onlar imans zl klar ve srarl küfürlerinden dolay yermi tir. Hz. Peygamber onun iirleri hakk nda da övücü sözler söylemi tir. Müslümanlar umre maksad yla Mekke ye girerken Abdullah b. Revâha Ey kâfirler! Çekilin 50. Buhârî, VII, 107. 51. Müslim, II, 1768. 52. bn Kuteybe, e - i r ve - uarâ, s. 300. 53. bn Hi âm, II, 9-43, 129-168, 254-273, 459-482. 330 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 330 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Resûlüllah n önünden! diye ba layan iiri söylerken Hz. Ömer onu susturmak istemi tir. Fakat Hz. Peygamber hemen müdahele ederek Kar ma yâ Ömer! bn Revâha y kendi haline b rak. Zira onun söyledi i iirin kâfirler üzerindeki tesiri okun tesirinden çok fazlad r! 54 buyurmu tur. Mekke nin Fethi nde Abdullah b. Ziba râ ve Enes b. Züneym gibi o zamana kadar mü rikler saf nda yer alm olan airler, önce hayatlar ndan endi e ederek kaçm lar; ancak daha sonra Hz. Peygamber in huzuruna gelerek Müslüman olmu lard r. Bundan sonra da Hz. Peygamber i öven ve ondan özür dilediklerini ifade eden iirler yazm lard r. Ünlü âir Ka b b. Züheyr, Medine de Resûlüllah n önüne gelerek Müslüman olmu ve Bânet Suâd veya di er ad yla Kasîde-i Bürde yi okumu tur. Ka b b. Züheyr bu kasidesinde Suâd ad n verdi i sevgilisinin hasretinden duydu u elemleri ifade eder, onun güzelli ini ve pe- inden nas l ko tu unu dile getirir. Sözü Hz. Peygamber e getirerek onun yüksek meziyetlerini anlat r. Ondan özür diler, ba lanmas n ister. Resûlüllah son derece duygulan r, s rt ndaki h rkay ç kar r ve Ka b a hediye eder. 55 Mukaddes emanetler aras nda yer alan ve bugün stanbul da Topkap Saray müzesinde muhafaza edilmekte olan H rka-i Saadet budur. 56 7- Yaz slâmiyet, daha ilk nâzil olan ayetten itibaren yaz ya önem vermi tir. Kur an- Kerim de yaz malzemesi olan kaleme ve onunla yaz lanlara and içilmi tir. 57 Ka da, 58 yaz l metinlere 59 de de er verilmi tir. Yukar da da de indi imiz gibi, Hz. Peygamber in faaliyetlerinde yaz n n önemli bir yeri vard r. O, bilginin yaz ile tespit edilmesini emretmi, çocuklara okuma yazma ö retmenin babalar n görevi oldu unu bildirmi tir. Okuma yazmay sahâbe aras nda te vik etmi ve yaymaya çal m t r. lk nazil olu undan itibaren ayetleri yaz ile kaydettirmi tir. Hz. Peygamber in Kur an ayetlerini kaydeden, çe itli antla malar kaydeden, mektuplar kaleme alan ve di er yaz i lerini yürüten katipleri vard. O, antla malar yaz ile kaydettirmi tir. Kom u ülkelerin hükümdarlar na ve kabilelere mektuplar göndermi tir. Döneminde okur yazar say s artm t r. O dönemden itibaren slâm dünyas nda yaz geli meye ve yay lmaya ba lam t r. Araplar aras nda kitâbî nesir geli mi tir. Bedir Sava nda 54. Tirmizî, IV, 139. 55. bn Kuteybe, e - i r ve - uarâ, s. 80-82. 56. evki Dayf, Târîhu l-edebi l-arabî, II, 46-53, 83-88; M. Nihad Çetin, iir, A, XI, 530-542. 57. Kalem Sûresi 1. 58. En âm Sûresi 7. 59. Abese Sûresi 13. 331 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 331 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Müslümanlar n eline esir dü en mü rik askerlerden okur-yazar olup da kurtulu fidyesi verecek paras bulunmayanlar n, on Müslüman çocu una yaz ö retmek suretiyle serbest b rak lm olduklar n daha önce kaydetmi tik. O dönemde ve daha sonralar yaz malzemesi olarak ta ve tahta levhalar, kemikler ve kuma lar, deri ve par ömen ve papirus kullan lm t r. Hz. Peygamber in Arap yaz s n n geli mesine katk da bulundu u da bilinmektedir. Arapçada birbirine benzeyen baz harflerin noktalar n n konulmaya ba lanmas n n cahiliye dönemine uzand söylendi i gibi, Hz. Peygamber zaman nda konuldu u da söylenmektedir. Nitekim o, kâtiplerinden Muaviye ye harflere onu temsil eden noktalar koymas n (rak ) tavsiye etmi tir. 60 8- Çevre F trat ve tabiat üzerinde srarla duran, Yaratan ve yarat lan ile uyumlu bir ekilde ya amay tavsiye eden Hz. Peygamber in çevrecilik ile ilgili o kadar güzel tavsiyeleri ve tatbikat vard r ki, hepsi bugün dünyadaki çevrecilerin çevre meselesinin çözümü için getirdikleri önerilerle benzerlik ve aynîlik arzetmektedir. Hz. Peygamber, do al çevrenin korunmas ve insan n içinde ya amak zorunda oldu u yak n maddî ve manevî çevresinin nas l olmas gerekti i konusunda baz faaliyetlerde bulunmu tur. Hz. Peygamber insanlar a aç dikmeye ve mevcut a açlar korumaya sevketmi tir. Onun a aç dikmeye sevkeden, a ac n çevre ile ilgili ve ekonomik de erini gösteren pekçok hadisi vard r. 61 Baz a açlara ve özellikle hurma a ac na özel bir ilgisi oldu u bilinmektedir. Hz. Peygamber, bizzat kendisi a açland rma faaliyetlerinde bulunmu tur. Ormanlar te sis etmi, mevcut ormanlar korumaya önem vermi tir. Bir defada be yüz hurma a ac dikmi tir. Eski bir orman yeri olan Zurayb mevkiini yeniden ormanla t rm t r. Bu bölge bu olaydan sonra, orman anlam na gelen el- âbe ad yla an l r olmu tur. Belirli bölgeleri özel koruma alt na alm t r. Bunlar Harîm (veya Haram) ve Himâ, yani yasak, korunan bölgeler olarak adland r lm t r. Buralarda a açlar n kesilmesini, ot yolunmas n, ku ve di er hayvanlar n avlanmas n yasaklam t r. Hz. Peygamber in her zaman ve her f rsatta a aç dikmeyi tavsiye eden, a aç dikmenin dünyevî ve uhrevî mükâfât n dile getiren sözlerinden baz lar unlard r: Elinizde bir a aç fidan varsa k yamet kopmaya ba lasa bile e er onu dikecek kadar vaktiniz varsa mutlaka dikin. 62 Kim a aç dikiminde bulunursa, onun için 60. evki Dayf, Târîhu l-edebi l-arabî, II, 129-132. 61. bn Hanbel, VI, 420. 444; Buhârî, III, 66 vd.; ayr ca bk. Zebîdî, VII, 117-189. 62. bn Hanbel, III, 184, 191. 332 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 332 04.02.2014 10:38:15

Sosyal ve Kültürel Faaliyetler a açtan has l olan ürün miktar nca Allah sevap yazar. 63 Her kim, bo kuru ve çorak bir yeri ihyâ edecek olursa, bu amelinden dolay Allah taraf ndan mükâfatland r l r. nsan ve hayvan ondan faydaland kça oray ihyâ edene sadaka yaz l r. 64 Müslümanlardan bir kimse a aç dikerse, o a açtan yenen ürün mutlaka onun için sadaka olur. Yine o a açtan çal nan meyve de o Müslüman için sadaka olur. Ku lar n yedi i de sadakad r. Herkesin ondan yiyip eksiltti i ürün de onu diken Müslümanlara ait bir sadakad r. 65 Buhârî, Sahîhinde, ekip dikme ile ilgili hadisleri ayr bir kitâb halinde derlemi tir. 66 Hz. Peygamber sit alanlar da olu turmu tur. Medine ve Taif sit alan korunmu bölgelerden en önemlileridir. Medine ehri merkez olmak üzere her yönden bugünkü mesafe ölçülerine göre yakla k 32 km lik çevresi koruma alt na al nm t r. Burada a açlar n kesilmesini yasaklam t r. 67 Taif te oturan Sakîf kabilesinden bir heyet hicretin dokuzuncu y l nda Medine ye gelip Müslüman oldu- unda, Hz. Peygamber onlara uymalar gereken hususlar içeren bir yaz verdi. Siyâsî, sosyal ve ekonomik meseleleri içeren bu yaz n n metninde çevre ile ilgili olarak, onlar n vadilerinin tümünün koruma alt na al nd n, yabani a açlar kesmenin ve hayvanlar öldürmenin yasak oldu unu bildirdi. Hz. Peygamber Vecc Vâdisine Sa d b. Ebû Vakkas korucu tayin etti. 68 Tay ve Cüre kabileleri de kendi arazilerinin koruma alt na al nmas n Hz. Peygamber den istemi ler, o da onlar n isteklerini kabul etmi tir. Görüldü ü gibi Hz. Peygamber, ancak günümüzde fark na var lan ve ihtiyac na inan lan milli park, sit alan ve ye il alan gibi çevrecilik faaliyetlerini kendi döneminde ba latm t r. Onun bu faaliyetleri sonucu tabiat n ve yerle im yerlerinin ekolojik yap lar korunmu tur. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de Hz. Peygamber in tespit etti i sit alanlar n korumak için gayret sarfetmi ledir. Hz. Peygamber tabiat n bir parças olan bütün hayvanlar severdi. Ancak at, deve, koyun, keçi, kedi ve güvercine özel ilgisi ve merak vard. 69 Çe itli vesilelerle insanlar n hayvanlar n hayat hakk na sayg göstermesini aç klam t r. lerinin en yo un oldu u bir anda bile hayvanlar n korunmas ve bak m ile ilgilenmi tir. Mekke nin fethinde ordusuyla birlikte Mekke ye do ru ilerlerken yol kenar nda yavrular n emziren ve onlar korumak için havlayan bir köpek 63. bn Hanbel, V, 415. 64. Münâvî, VI, 39. 65. Buhârî, VI, 122. 66. Buhârî, III, 66-74. 67. Buhârî, II, 220. 68. Vâk dî, III, 973. 69. Makrîzî, s. 400. 333 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 333 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji görür. Askerlerin köpe e ve yavrular na herhangi bir zarar vermesini önlemek amac yla önlem al r. Cuayl b. Sürâka adl sahâbîye, köpe in kar s nda durmas n emreder. Huneyn Sava ndan sonra Ci râne de iken, Sürâka b. Mâlik, elindeki emannâme ile kendisine gelir. Havuzlar na kendi develeri için doldurmu oldu- u sulardan, çevrede otlayan yitik develerin de su içti ini, bunun için kendisine mükâfat olup olmad n sorar. Hz. Peygamber, her susam canl ya su vermekte ecir bulundu unu söyler. 70 Birçok hadisinde hayvanlara iyi muamele edilmesini, efkatli ve merhametli davran lmas n, eziyet edilmemesini fazla yük yüklenmemesini onlar n bak m n n iyi yap lmas n, a a lanmamas n ve yarat l lar na uygun i lerde kullan lmalar n emretmi tir. Hayvanlar n yavrular n bile dü ünmü tür. Keçi sa an bir adama, yavru için süt art rmas n söylemi tir. Ku yuvalar n n bozulmas n, yumurta ve yavrular n al nmas n yasaklam t r. 71 S rf zevk ve e lence maksad yla yap lan avc l ho görmemi tir. Hz. Peygamber, geni, çok odal, yüksek olmayan, geni avlulu ve bahçeli evlerin yap lmas n tavsiye etmi tir. Meskenlerin iki kattan fazla olmas na müsade etmemi tir; hatta yüksek in aatlara müdahele ederek y kt rd na dair rivayetler vard r. Yollar daraltmay k nam t r. Seferde bile çad rlar n kurulmas na var ncaya dek düzenli olmay severdi. 72 70. bn Hi âm, I, 490. 71. Ebû Dâvud, III, 469. 72. Kettani, II, 41-42; Hz. Peygamber in çevre hakk ndaki faaliyetleriyle ilgili geni bilgi için u ara t rmalara bak labilir: brahim Canan, slam da Çevre Sa l, stanbul 1986 s. 89; Mehmet Bayraktar, slam ve Ekoloji, Ankara 1997, s. 49-61; brahim Özdemir, Çevre ve Din, Ankara 1997 s. 163-168; 180-184; ayn yazar ve Münir Yükselmi, Çevre Sorunlar ve slam, Ankara 1997. 334 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 334 04.02.2014 10:38:15

HZ. MUHAMMED VE BAZI TOPLUM KES MLER 1- Çocuklar Nesli korumak ve geli tirmek, slâm n temel hedeflerinden biridir. Nesli korumak da çocuk sahibi olmak, onu yeti tirmek ve do umundan ba lay p evlenmesiyle noktalanacak bir süreç içinde onunla ilgilenmekle mümkündür. Hz. Peygamber evlili i, çocuk sahibi olmay ve çocuk yeti tirmeyi te vik etmi tir. Di- er aile fertlerinin oldu u gibi çocu un gözetiminden ve yeti tirilmesinden aile büyüklerinin sorumlulu una dikkat çekmi tir. Onun bu konuyla ilgili olarak söyledi i u sözü çok me hurdur: Hepiniz çobans n z ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz. 1 Çocuklar na dü kün olan han mlar övmü ve onlar çocuklar na kar sevgi ve efkatle davranmaya te vik etmi tir. 2 Çocuklara derin bir sevgi ve efkat besleyen Hz. Peygamber, onlar ciddiye al p seviyelerine inmeyi ve problemlerini dinleyerek yönlendirmeyi ö ütlemi tir. O, çocuklar kuca na al r, öper ve ok ard. Bir defas nda Hz. Peygamber torunu Hasan öperken yan nda oturan Akra b. Hâbis onu görür ve Siz çocuklar öper misiniz? Benim on çocu um var, hiçbirini öpmedim der. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona Merhamet etmeyene merhamet olunmaz buyurur. Yine Siz çocuklar öper misiniz? Biz öpmeyiz diyen bir ki iye Allah senin kalbinden merhameti kald rd ysa ben ne yapabilirim 3 buyurur. Çocuklar ho tutmu ve onlar n isteklerini yerine getirmeye önem vermi tir. Namaz k larken ve hutbe okurken bile bu tutumunu de i tirmemi tir. Kaynaklar, torunu kuca nda iken namaza geldi ini, çocu u b rak p namaza durdu unu, secdede iken çocu un s rt na binmesi üzerine de secdeyi uzatt n ; k zlar ndan Zeyneb in k z Ümâme yi namazda omuzuna ald n naklederler. 4 Hz. Peygamber çocuklarla ilgilenir, selam verir, 5 onlar n hat r n sorard. Zaman zaman çocuklar ve özellikle torunlar n s rt na bindirirdi. Ho lanacaklar adlar takarak çocuklarla akala r ve onlar e lendirirdi. Bütün bu s cak yak nl ktan dolay çocuklar onu çok severlerdi; bir yolculuktan dönece i zaman ken- 1. Buhârî, I, 215. 2. Buhârî, VI, 120-121. 3. Buhârî, VII, 75; Tirmizî, IV, 318. 4. bn Hanbel, VI, 467; Buhârî, VII, 74-75; bnü l-esîr, Üsd, V, 22. 5. bn Mâce, II, 1220. 335 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 335 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji disini kar lamaya ç karlard. 6 Hicret esnas nda Ebû Eyyûb el-ensârî nin evine misafir olaca s rada Neccâro ullar n n küçük k zlar def çal p ark söylemi lerdir. 7 Hz. Peygamber onlara Beni seviyor musunuz? diye sormu ; onlar da Evet yâ Resûlallah demi ler, o da Vallahi ben de sizleri seviyorum demi ve bu sözünü üç defa tekrarlam t r. 8 O Medine d nda da çocuklara gösterdi i ilgi ile ünlü olacak ki, Umretü l-kazâ dolay s yla Mekke ye gitti inde Hâ imo ullar n n çocuklar kendisini kar lam lar, önünden ve ard ndan ko u mu lard r. 9 Hz. Peygamber döneminde çocuklar sosyal hayat n bir parças yd. Bayram namaz n n k l naca yere (musallâ) kad nlarla birlikte çocuklar da ç karlard. 10 O, sava larda kad nlar n ve çocuklar n öldürülmemesini özellikle emretmi tir. 11 Çocuklar n ekonomik yönden güçlü olmalar n, babas n n mal varken una buna muhtaç dü melerini önlemek için gerekli önlemleri alm t r. Peygamberimiz, mal n n tamam n Allah yolunda harcanmak üzere vasiyet etmek isteyen Sa d b. Mâlik in bu tavr n ho kar lamam, Çocuklar na ne b rakt n? diye sormu, bir ey b rakmad n ö renince de mal n n onda dokuzunu çocuklar na b rakmas n söylemi tir. Sa d n srar üzerine üçte birini vasiyet etmesini istemi ve onu bile çok buldu unu belirtmi tir. 12 Mal n n tamam n bir sefer için ba layan Ebû Bekir e Çocuklar na ne b rakt n? diye sorarak çocuklar üzerindeki duyarl l n bir kez daha dile getirmi tir. 13 Hz. Peygamber namaz k ld r rken çocuk a lamas duyunca, a layan çocu un üzülmemesi ve annesinin huzursuz olmamas için k sa sûreler okuyarak namaz çabuk bitirirdi. Hatta zaman zaman namaza dururken uzun sûreler okumay dü ünse bile a lama sesi duyunca bundan vazgeçerdi. 14 Bu uygulama Hz. Peygamber in çocuklara ve annelerine merhametini ortaya koydu u gibi, ayn zamanda onun döneminde camiye kad nlar n küçük çocuklar yla birlikte geldiklerini de göstermektedir. Hz. Peygamber çocuklar istismar etme, onlar, sözgelimi sava gibi, ya na uygun olmayan alanlara sürme ve emeklerini sömürme yoluna asla gitmemi tir. Bedir Seferi ne ç karken Medine d nda ordusunu durdurmu ; ya lar n küçük gördü ü sahâbîleri geri çevirmi tir. Geri çevirdikleri aras nda o s rada on üç 6. bn Hanbel, IV, 5; Ebû Dâvud, III, 219. 7. bn Mâce, I, 612. 8. Diyarbekrî, Târîhu l-hamîs, M s r 1302, I, 385. 9. Buhârî, II, 204. 10. Buhârî, II, 8. 11. Mâlik I, 447-448; Buhârî, IV, 21. 12. Buhârî, II, 82-83; Tirmizî, III, 305-306. 13. Vâk dî, III, 991. 14. Buhârî, I, 173-174. 336 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 336 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri ya lar nda bulunan Abdullah b. Ömer, Berâ b. Âzib ve Zeyd b. Sâbit de bulunuyordu. On alt ya nda bulunan Umeyr b. Ebû Vakkas da geri çevirmek istemi ; ancak a lamas üzerine müsade etmi tir. Uhud Sava na ç karken de eyheyn denilen yerde durup ordusunu gözden geçirerek ya lar küçük oldu u için yirmiye yak n çocu u ehre geri göndermi tir. Hendek Sava esnas nda ise, bülu ça na girmemi çocuklar n çal mas na topra kazma i inde müsade etmi ; ancak ku atma ba lay nca onlar kalelere, ailelerinin yan na göndermi tir. Halbuki bu sava ta ku atmac lar n say s Müslüman askerlerin say s ndan üç kat fazla idi ve askere çok ihtiyaç vard. Bu sava ta cephede kalmaya müsade etti i çocuklar aras nda yer alan Zeyd b. Sâbit in ve Abdullah b. Ömer in o s rada on be ya nda bulundu una 15 bak l rsa, bu ya n alt ndakileri evlerine gönderdi i tahmin edilebilir. Medine ye dokuzuncu hicrî y lda gelen yetmi -seksen ki ilik Benî Temim heyetiyle birlikte o s rada çocuk ya ta bulunan Amr b. Ehtem de gelir. Heyet üyeleri onu e yalar n n ba na nöbetçi olarak b rak rlar. Peygamberimiz heyet üyelerine birtak m hediyeler verir. çlerinde hediye almayan kimse olup olmad n sorar. E yalar n n yan nda bir çocuk kald n söylerler. Hz. Peygamber onun da gönderilmesini ister. Kays b. Âs m adl heyet üyesi, onun ata taraf ndan izzeti olmayan bir çocuk oldu unu söyler. Peygamberimiz de Olsun, o, heyetle birlikte gelmi tir. Bah i almaya hakk vard r buyurur. Çocu u getirtir ve bah i ini verdirir. 16 Hz. Peygamber in çocuklarla ilgili en önemli düzenlemelerinden biri de k z çocuklar n erkek çocuklarla e it statüye getirmesidir. slâm n do du u s rada, Araplar aras nda k z çocu una kar davran lar sosyal bir problem haline gelmi ve hatta cinayet eklini alm t. Câhiliye döneminde k z çocu u ailede maddî bak mdan bir yük, sosyal bak mdan da bir utanç kayna kabul edilirdi. Ayr ca çocuklar ekonomik ve sosyal endi elerle öldürülürlerdi. Kur an- Kerim de câhiliye insan n n k z çocu una kar tutumu kötülenmi, çocuklar n öldürülmeleri iddetle k nanm ve yasaklanm t r. 17 Hz. Peygamber de k z çocu una özel önem vermi tir. K z çocu u yeti tirenleri özel olarak övmü tür. 18 K z çocu unu hakir görmeyi ve ona kar kötü duygu ve dü ünceler beslemeyi yasaklam t r. 19 Câhiliye döneminde k z çocuklar n diri diri topra a gömüp de sonra Müslüman olan baz kimseler, zaman zaman Hz. Peygamber in huzurunda topra a 15. Vâk dî, II, 453. 16. Vâk dî, III, 979-980. 17. Nahl Sûresi 58-59. 18. Tirmizî, IV, 318 vd. 19. bn Hanbel, IV, 151. 337 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 337 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji gömme i ini nas l yapt klar n anlat rlard. Hz. Peygamber de duyduklar ndan son derece etkilenir ve a lard. Bir gün bir adam Hz. Peygamber e gelerek k z çocu unu nas l diri diri topra a gömdü ünü anlat r ve unlar söyler: Ey Allah n elçisi! Biz câhiliye döneminde putlara tapan ve çocuklar öldüren bir millet idik. Benim bir k z m dünyaya gelmi ti. Konu acak ça a gelmi ti; kendisini ça rd mda sesini duyunca sevinirdim. Bir gün onu yan ma ça rd m ve ard ms ra götürdüm. Sonunda bir kuyunun ba na geldik. K z m n hiçbir eyden haberi yoktu. Kuyunun ba nda elinden tuttum ve kuyuya att m. Ondan duydu um en son söz Babac m, babac m! diye kuyuda yank lanan ç l kt. Adam bunu anlat nca Hz. Peygamber a lar ve elleriyle gözlerinin ya n siler. Orada bulunanlardan biri Ey Allah n elçisi! Ona üzüldün mü? diye sorar. Hz. Peygamber ona B rak! O kendisini me gul eden eyi soruyor der. Sonra adama dönerek olay tekrar anlatt r r. Adam tekrar anlat r. Olaydan çok etkilenen Hz. Peygamber sakal slan ncaya kadar a lar ve adam Allah câhiliyede i lenen kötülükleri silmi tir. Sen iyi i ler yapmaya devam et eklinde teselli eder. 20 Hz. Peygamber sava esirleri aras nda bulunan çocuklar bile dü ünmü tür. Kurayza esirleri aras nda bulunan bülu ça na ermemi çocuklar n annelerinden ayr lmamalar n emretmi tir. 21 Hz. Peygamber in sünneti dikkate al nd nda çocu un anne baba üzerindeki haklar, ona güzel bir isim koyma, iyi bir e itim ve ö retimden geçirme, evlendirme ve çocuklar aras nda e it muamele etme eklinde özetlenebilir. Hz. Peygamber çocuklara ad koyma konusunda titiz davran lmas gerekti ini bildirmi ve bu konuda srarl tavsiyelerde bulunmu tur: Onun bu husustaki sözlerinden birisi öyledir: Siz k yamet gününde kendi isimleriniz ve babalar n z n isimleriyle ça r lacaks n z, güzel isimler koyunuz. 22 Putperestli i ça r t ran ve slâm adab na uymayan adlar n de i tirilmesini tavsiye etmi ve bu tür isimlerden kendisinin de de i tirdi i olmu tur. Allah tan ba kas na kulluk anlam ta yan isimleri koymay haram kabul etmi ve bunlar ba ka isimlerle de i tirmi tir. Burada, söz isim konusuna gelmi ken, Allah a mahsus isimlerin abd kelimesiyle birlikte olmaks z n kullan lmas hususuna k saca temas etmekte fayda görüyoruz. Esmâ-i Hüsnâ n n abd kelimesiyle birlikte kullan lmamas, zâhiren dahi olsa tevhid inanc n zedeleyici mahiyette görüldü ünden, ho kar lanmam t r. Ancak Abdülkadir, Abdurrahman gibi isimlerin kullan yayg n olmakla birlikte Kadir, Rauf gibi isimler, Arap olmayan Müslümanlar aras nda ve özellikle Türkler aras nda kullan lmaktad r. Bu da muhtemelen bu isimlerin Abdülkadir, Abdurrauf 20. Dârimî, I, 3-4. 21. Makrîzî, s. 251. 22. Ebû Dâvud, V, 236. 338 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 338 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri eklinde telaffuz edilmesinin güçlü ünden kaynaklanmaktad r. Fakat bu isimleri bu ekilde kullanman n tevhid inanc n zedeledi i söylenemez. Çocu a isim koyarken esas amaç, ismin tevhid inanc n zedeleyici bir mahiyet ta mamas ve bunun yan nda, çocu a alay konusu yap labilecek bir ad konulmamas ve çocu un ta d isimden utanç duymamas d r. Milliyet bak m ndan Arap olmayan ki ilerin adlar slâm inanç ve ahlâk na ters dü medikçe kullan lmas nda bir mahzur yoktur ve nitekim bu isimler de i tirilme cihetine gidilmemi ve kullan lm t r ve kullan lmaya da devam edilmektedir. Meselâ Alparslan, Tu rul, Selçuk gibi. 23 Hz. Peygamber, güzel isim koyman n yan nda, iyi bir terbiyeyi, çocu un babas üzerindeki haklar aras nda saym t r. Terbiyeyi ana baban n çocu una b rakaca en güzel miras olarak de erlendirmi tir. 24 Buradaki terbiyeyi bilinen anlamda terbiyenin yan nda, genel olarak çocu a iyi bir e itim kazand rma eklinde anlamak ve de erlendirmek Hz. Peygamber in çocuk e itimiyle ilgili uygulama ve sözleriyle çeli mez; hatta paralellik arzetti ini de söyleyebiliriz. Anne ve baba, kendilerine ait olan neslin korunmas görevini evlad n n bir yuva kurmas na zemin haz rlamakla yerine getirmi olurlar. Çocu un zinaya bula arak günah i lemesine yol açmamak için babas n n onu evlendirmesi gerekti ine dair Hz. Peygamber den nakledilen baz rivayetler mevcuttur. Hz. Peygamber anne baban n çocuklar na e it muamele yapmas n n onlar n görevi ve çocu un da do al hakk oldu unu bildirmi tir. 25 Bu konuda çocuklar n k z-erkek, büyük-küçük, öz veya üvey olmas aras nda fark yoktur. Hz. Peygamber Allah tan korkun ve çocuklar n z aras nda adaleti gözetin 26 buyurmu tur. Çocuklara mal ba lanmas nda âdil davran lmamas n zulüm olarak de erlendirmi tir. 27 Dolay s yla anne baban n hibe, hediye, miras gibi maddî konularda oldu u gibi, sevgi, ilgi ve efkat gibi manevî hususlarda da çocuklar aras nda adaletli davranmas gerekir. Aksi halde karde lerin birbirini k skanmas ve birbirine kar olumsuz baz duygu ve dü üncelere kap lmas kaç n lmazd r. 28 2- Gençler Hz. Peygamber slâm tebli ederken toplumun yenili e aç k, idealist ve enerjik kesimini olu turan gençlerden büyük ölçüde destek alm t r. O, tebli e 23. Özgü Aras, Ad koyma, D A, I, 332-333. 24. Tirmizî, IV, 337. 25. bn Hanbel, IV, 269. 26. Buhârî, III, 133-134; Müslim, II, 1243. 27. Müslim, II, 1243. 28. Beyza Bilgin, slam ve Çocuk, Ankara 1997; Hayati Hökelekli, Çocuk, D A, VII, 355-358. 339 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 339 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ba lad ilk andan itibaren kad n - erkek, genç-ihtiyar, zengin-fakir, hür-köle ay r m yapmaks z n tüm insanlar slâm a davet etmi tir. Nitekim ilk Müslümanlar incelendi inde içlerinde toplumun her kesiminden fertlerin yer ald görülmektedir. Ancak, bu fertler aras nda gençlerin ço unlukta oldu u bilinmektedir. Mekke nin nüfuzlu ve refah içinde ya ayan ailelerine mensup gençler, slâm a; ya l lar, köleler, fakirler, kimsesiz ve zay f kimselerin duyduklar sempati ve ilgiden daha fazla alâka göstermi lerdir. slâm yayma konusunda Hz. Peygamber e as l destek ve yard mc olanlar gençlerdir. Nitekim ilk Müslümanlardan birkaç ki i, elli ya civar nda, birkaç ki i otuz be ya n üzerinde, geri kalan ço unluk ise otuz ya n alt nda bulunuyordu. Mesela genç ya ta slâm kabul edenlerden Hz. Ali 10, Zeyd b. Hârise 15, Abdullah b. Mes ud ve Zübeyr b. Avvam 16, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Erkam b. Ebü l-erkam ve Sa d b. Ebû Vakkas 17, Mus ab b. Umeyr 18-20, Abdullah b. Ömer 13, Câfer b. Ebû Tâlib 22, Osman b. Huveyris, Osman b. Affan, Ebû Ubeyde ve Hz. Ömer 25-31 ya lar nda idiler. Bunlar n d nda genç ya ta slâm kabul eden pek çok ah s mevcuttur. Bunlar aras ndan slâm n Mekke ve Medine dönemlerinde ve Hz. Peygamber in vefat ndan sonraki zamanlarda çok önemli fonksiyonlar üstlenen ah slar yeti mi tir. çlerinden devlet ba kanlar, valiler, hakimler, ö retmenler ve ülkeler fetheden komutanlar ç km t r. Bu gençlerin faaliyetlerine örnek olmak üzere, Hz. Peygamber e evini tahsis eden ve 17 ya nda slâm kabul etmi olan Erkam b. Ebi l-erkam n slâm n ilk y llar nda üstlenmi oldu u role burada temas etmek istiyoruz. Peygamberli inin ilk y llar nda Hz. Peygamber in Erkam n evindeki faaliyetlerinin önemli bir merhale te kil etti i görülmektedir. Bu ev, tebli faaliyeti için son derece elveri li idi. Kâbe haremine dahildi. Safâ tepesinin ete inde bulunuyordu. Hac ve umre maksad yla d ar dan gelenlerle dikkati çekmeden burada temas kurma imkan vard. Ayr ca Mekkeli Müslümanlar da Erkam n evine kolayca gelip gidebiliyorlard. Hz. Peygamber burada bir yandan sahâbeye dinî bilgiler ö retiyor; di er yandan slâm a davet görevini yerine getiriyordu. Bu evdeki faaliyetler sonucu birçok ki i slâm a girmi tir. Hz. Ömer burada Müslüman olanlar n sonuncusudur. Dârülerkam n merkez olarak kullan lmas, ilk Müslümanlar n slâm kabul tarihlerine bir esas te kil etmi tir. Nitekim tarihçiler, ilk sahâbîlerin Müslüman olu lar n, Resûlüllah n Dârülerkam a girmesinden önce-sonra, Dârülerkam da iken eklinde tarihlendirilmi tir. slâm n ilk y llar nda büyük hizmeti geçen gençlerden biri de Hz. Ali dir. Onun gençli indeki faaliyetleri herkes taraf ndan bilinmektedir ki, ün kazand kahramanl klar n gençli inde, 20 ilâ 30 ya lar aras nda gerçekle tirmi tir. 340 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 340 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri Gençlerin, Mekke döneminde slâm n Arap Yar madas n n d nda tan nmas nda da önemli faaliyetleri olmu tur. 25 ya lar nda iken Habe istan a hicret eden Câfer b. Ebû Tâlib in, slâm savunmak üzere Habe istan hükümdar n n, Hristiyan din adamlar n n ve saray erkan n n huzurunda yapt konu ma, edebî yönden ve muhtevâ aç s ndan tarih kitaplar m z süslemektedir. 29 Dârü l-erkam da iken Müslüman olan Mus ab b. Umeyr, I. Akabe Bîat ndan sonra Hz. Peygamber taraf ndan Medine ye ö retmen olarak gönderildi. O s rada 25 ya lar nda bir genç olan Mus ab b. Umeyr in faaliyetleri sonucunda pek çok Medineli Müslüman oldu. Hepsinden önemlisi Üseyd b. Hudayr ve Sa d b. Muaz gibi iki nüfuzlu kabile reisinin slâm a giri ini sa lad. Me hur tarihçi bnü l-esîr, Mus ab n bu faaliyetinin, slâm n yay lmas na yapt katk ya vurgu yapmaktan kendini alamaz. 30 Medine döneminde de gençlerin faaliyetleri dikkat çekmektedir. Burada Zeyd b. Sâbit in faaliyetlerine temas etmek yerinde olacakt r. Hz. Peygamber taraf ndan kom u hükümdar, emîr ve Arap kabilelerine gönderilen mektuplar n ço u Zeyd b. Sâbit in kaleminden ç km t r. Keza o, kom u ülkelerden gelen mektuplar tercüme etmek ve cevap yazmak için Hz. Peygamber in emriyle branice ve Süryanice ö renmi tir. yi bir miras bölü türücüsü oldu u için sava larda ele geçen ganimetlerin taksimine de o memur edilmi tir. Vahiy katipleri aras nda yer alan Zeyd, Hz. Peygamber vefat etti inde 21 ya civar nda bulunan Zeyd, Hz. Ebû Bekir döneminde Kur an- Kerim i cem etmekle görevlendirilmi ve bu görevi ba ar yla yerine getirmi tir. 31 Yüce kitab m z Kur an- Kerim i cem eden bu sahâbînin, böylesine ciddi ve önemli bir faaliyeti gerçekle tirdi i s ralarda 22 ya dolaylar nda olmas, slâm n ilk döneminde gençlerin ne derece büyük rol oynad n ortaya koymaktad r. slâm hukukunda k yas n er î delillerden biri ve ictihad n me rû oldu una dair Hz. Peygamber döneminden bir olay nakledilir. Buna göre Hz Peygamber Muaz b. Cebel i Cened e kad ve ö retmen olarak gönderirken, kendisine bir dava getirildi i zaman neye göre hüküm verece ini sorar. Muaz Allah n kitab na göre hüküm veririm der. Hz. Peygamber O nda bir hüküm olmazsa neye göre verirsin? diye sorar. Muaz Resûlüllah n sünnetine göre hüküm veririm der. Hz. Peygamber E er Resûlüllah n sünnetinde de hüküm bulamazsan ne yapars n? deyince Muaz Kendi görü üme göre hüküm veririm der. Hz. Peygamber onun bu cevab ndan son derece memnun olur. 32 Muaz n, Hz. Peygamber taraf ndan 29. bn Hi âm, I, 336-337. 30. bnü l-esîr, Üsd, V, 182. 31. bn Hanbel, I, 10; Buhârî, VI, 98-99. 32. Ebû Dâvud, IV, 18. 341 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 341 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Yemen e gönderildi i esnada ya l ba l bir insan oldu u dü ünülebilir. Halbuki Muaz o tarihte 26-27 ya lar nda bulunuyordu. Hz. Peygamber vahiy katiplerini genellikle gençler aras ndan seçmi ; gençlerin fetvâ vermesine müsade etmi ; onlardan ö retmenler tayin etmi tir. Hz. Peygamber gençleri asla istismar etmemi tir. Onlar muhtemel tehlikelerin kuca- na atmaktan kaç nm t r. Onlar n heyecan n istismar etme cihetine kesinlikle gitmemi tir. Gençleri ço u ya l sahâbîlerden olu an ordulara komutan tayin etmi tir. Ço u sava larda sanca bizzat kendisi gençlere vermi tir. Mesela Tebük Seferi nde sanca Zeyd b. Sâbit e, Bedir de Hz. Ali ye, vermi tir. 18 ya lar nda olan Üsâme b. Zeyd i Suriye ye gönderdi i orduya komutan tayin etmi tir. Hz. Peygamber in kendi gençli i de, hayat n n takdir edilecek ve örnek al nacak dönemlerindendir. Hz. Peygamber gençli inde, 25 ya lar nda iken Mekke de sadece el-emîn diye an l yordu. Hz. Peygamber in çevresine, arkada lar na ba l l, dostlu a verdi i önem ve do rulu u gençler için örnektir. Hz. Peygamber, 20 ya nda iken Hilfü l-fudûl cemiyetine kat lm t. Bu suretle Mekke nin emniyetinin sa lanmas na henüz genç iken katk da bulunmu tu. Bu hareketiyle haks zl a kar oldu unu göstermi ti. Hz. Peygamber toplum içinde meydana gelebilecek tefrikalar önlemeye çal rd. Gençler de onun bu vasf n örnek almal, tefrikaya f rsat vermememeli ve tefrikaya alet olmamal d rlar. Yeti kinler de gençleri tefrikaya alet etmemelidirler. Hz. Peygamber, k yamet gününde ar n gölgesi alt nda mutlu olacaklar aras nda, gönlü Allah a ba l, severek Allah a ibadet eden gençleri de saym t r. 33 Onun için gençler dinin en iyi gençlikte ya anaca n n bilincinde olmal d rlar. Gençlik deyince sadece erkek çocuk akla gelmemelidir. Bir toplumda gençlerin yar s n genç k zlar olu turur. slâm ilk kabul edenler aras nda genç k zlar n ve kad nlar n önemli mevkii vard r. Hz. Peygamber in k z çocuklar na özel itina gösterdi i bilinmektedir. Hz. Peygamber in slâm karde li ine verdi i önem gençlere örnek olmal d r. Birbirinin dü üncelerine sayg l olmal d rlar. Gençler ayr ca Hz. Peygamber in isti âreye verdi i önemden ders almal d rlar. Ba kalar n n, büyüklerin tecrübelerinden, birikimlerinden istifade etmelidirler. Hz. Muhammed (s.a.s.), peygamber oldu u halde, ba kalar na dan m, kendisini isti are müessesesinin d nda tutmam t r. Hatta isti are ona Allah Teâlâ taraf ndan emredilmi tir. Çünkü herkesin her eyi bilmesi mümkün de ildir. Baz lar, baz eyleri daha iyi bilirler. Di erleri de onlar n bilgi ve tecrübesinden istifade ederler. Hz. Peygamber in sa l korumaya verdi i önem, gençler için bir örnektir. O, sa l n korunmas n ve hastalanmadan önce sa l n de erinin bilinmesini 33. Buhârî, I, 160-161. 342 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 342 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri istemi tir. 34 nsan sa l na zararl olan pek çok al kanl a, mesela sigara, içki ve kumara, gençlik döneminde al l r. Gençler bu konuda dikkatli olmal d rlar. Büyükler de bu hususlarda gençlere kötü örnek olmamal d rlar. Eve sürekli sarho gelen bir baba, çocu unu içkinin kuca na dü mekten kurtaramaz. Hz. Peygamber aile yap s n n sa lamla t r lmas na büyük önem vermi tir. Aile bireylerinin kar l kl görevlerini aç k aç k belirtti i say s z sözleri vard r. Bu sözlerinin yan s ra, mutlu ve huzurlu bir aile ortam n n gerçekle mesini temin için temel esaslar ya ay ile de göstermi tir. Böyle bir ortam n, gencin ruh ve beden sa l aç s ndan önemli oldu u asla unutulmamal d r. Sa l kl aile olmadan sa l kl gençlik olamayaca bellidir. Aile büyükleri, gençlerin ileriki hayat nda örnek alabilecekleri örnek bir hayat tarz sergilemelidir. Aile bireyleri aras ndaki olumsuz ili kiler çocuklara ve gençlere yans t lmamal d r. Hz. Peygamber ihtiyarl ktan önce gençli in k ymetinin bilinmesini istemi tir. Çünkü gençlik ça de erlendirilmezse faturas a rd r. Bu, gencin iyi bir e itim almas ve hayata haz rlanmas için önemli oldu u kadar, Allah a kar görev ve sorumlulu u aç s ndan da önemlidir. Halk aras nda çok s k olarak gençli ini ya amak tabiri kullan l r. Ancak gençli ini ya amak demek, birtak m arzular n pe inde ko mak anlam na gelmemelidir. Çünkü ibadetin ya ve s n r yoktur. Bülu ça ndan itibaren herkes mükelleftir. Üstelik ölümün ne zaman gelece i de belli de ildir. Gençlerin e itiminde yeti kinlere de görevler dü mektedir. Yeti kinlerin kuraca s cak ve mutlu bir aile yuvas nda Hz. Peygamber in aile fertlerine kar tutumu gençlere hem teorik aç dan ö retilmeli ve hem de genç bizzat kendisi, bunun uygulamas na aile içinde tan k olmal d r. 35 3- Ya l lar üphesiz dünya, hem gençlere ve hem de ya l lara aittir. Fakat ça da bir dü ünürün de belirtti i gibi, ahlâkî-dinî ölçülerden mahrum olan ve s rf aklî saikleri tan yan günümüzün hakim uygarl k anlay, dünyay giderek daha fazla gençli in ölçülerine ve zevklerine uygun olarak biçimlendirmektedir. 36 Ya l kimse, hele de i imin h zl bir ekilde gerçekle ti i günümüzde, ço u zaman kendi gençli indekinden çok farkl ortama ve de erlere uyum sa lamak zorunda kalmaktad r. Yeti me ça nda ald e itim bu uyumu güçle tirmektedir. O bak mdan çe itli alanlarda düzenlemeler yap l rken, ya l lar n durumlar, istek ve ihtiyaçlar da ciddiyetle dikkate al nmal d r. 34. Buhârî, VII, 170. 35. Mehmet Ayd n, Gençlik ve Din, Gençlik ve Din, Ankara 1998, s. 219-258. 36. Ali zzetbegoviç, s. 207. 343 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 343 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Her konuda i tidali esas alan Hz. Peygamber, küçü ü korurken, onlara merhameti emrederken, büyükleri ihmal etmemi tir. Bilakis büyüklere sayg y küçüklere sevgi ile birlikte zikrederek bunlar n birbirinden ayr lmaz oldu unu gözler önüne sermi tir. Onun konuyla ilgili bir sözü öyledir: Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimize sayg göstermeyen bizden de ildir. 37 Küçükler sevgiye, ya l lar da sayg ya, her iki kesim de ilgiye ve bak ma muhtaçt r. te bu sözüyle Hz. Peygamber, bu iki toplum kesimine kar gençlere ve yeti kinlere önemli sorumluluk ve görev yüklemi tir. Bu iki hususa, yani küçüklere sevgi, büyüklere sayg hususuna birlikte riayet etmeyen kimselere a r ithamda bulunmu tur. Çekirdek aile yap s n n günümüzde yayg nla mas, evlenen çiftlerin ayr oturmas, ya l lar n bir taraftan genç aile üyelerinden ayr lmalar na yol açarken, di er taraftan da bunlar n bar nd r lmalar n önemli bir sorun haline getirmektedir. Do al olan, ki inin hayat n n son evresini evlatlar n n yan nda, kendi yeti ti i ve bildi i ortamda, yak n çevresi içinde ilgi ve himaye görerek geçirmesidir. Bu ortam onu ne elendirir, hayata ba lar. Öte yandan huzur evleri ise, kendilerine yabanc bir ortamd r. Bununla birlikte, artlar gere i, kimsesizlikten veya ba ka nedenlerle, çocuklar için yeti tirme yurdu kadar ya l lar için huzur evi gibi kurumlara gerek duyulabilece ini de gözard etmemek gerekir. Ancak aslolan, ya l lar n, ömürlerinin son evresinde kendi evinde, aile içinde ya amalar d r. Ya l lar aç s ndan durum böyledir. Öte yandan bunun bir faydas da u olacakt r: Bugünün genci, yeti kini, yar n n ya l s d r. Yeni yeti en nesil ise büyüklere sayg y en iyi bir ekilde aile ortam nda, yani ba ta kendi ana babas olmak üzere yak nlar n n büyüklere gösterdi i davran lardan pratik olarak ö renecektir. Hz. Peygamber in sözlerinde ve uygulamalar nda ya l lar n sayg n bir statüsü vard r. O, gençleri ya l lara sayg göstermeye te vik etmi tir. Konuyla ilgili bir sözünde öyle buyurmu tur: Herhangi bir genç, ya ndan dolay bir ihtiyara sayg gösterirse, Allah da ihtiyarl nda ona hizmet edecek kimseler yarat r. 38 Mekke nin Fethi nde Hz. Ebû Bekir yüz ya na yakla m olan babas Ebû Kuhâfe yi Hz. Peygamber in huzuruna getirir. Hz. Peygamber Ya l baban buraya kadar yormay p evinde b raksayd n, ben onu ziyaret ederdim der. Buna kar l k Hz. Ebû Bekir Onun size gelmesi daha uygundur eklinde cevap verir. 39 Hz. Peygamber in ya l Ebû Kuhâfe ye kar bu nâzik davran Hz. Ebû Bekir e kar iltifat n n yan nda, ya l insanlara duydu u sayg n n bir ifadesi olarak de erlendirilmelidir. Ya l lar sözkonusu olunca, ana babaya (ebeveyn) kar görevler konusuna k saca de inmek yerinde olacakt r. Çocu un ana baba kar s nda haklar oldu u 37. bn Hanbel, II, 185. 38. Tirmizî, IV, 372. 39. bn Hi âm, II, 405-406. 344 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 344 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri gibi, hiç üphesiz ana baban n da çocuklar kar s nda haklar vard r. Kur ân- Kerim de 40 Allah a kulluk görevinin hemen ard ndan genellikle ana babaya kar sayg l olman n ve onlara iyi davranman n bir görev oldu una dikkat çekilir. Çünkü, ana baba, çocu un varl k sahnesine ç kmas n n sebebidir ve Allah n nimetlerinden sonra insan n yeti mesinde en önemli katk y da onlar sa lar. O nedenle Kur ân- Kerim de ana babaya sayg s zl n en hafif ekli ve bir iç s k nt s n n ifadesi olmak üzere onlara of bile deme 41 buyurulmu, azarlanmamalar ve kendilerine güzel söz söylenmesi emredilmi tir. Devam nda da 42 merhamet duygusundan kaynaklanan bir tevazu anlay yla ana baban n himaye alt na al nmas istenmi, onlar n küçükken çocuklar na gösterdikleri efkat ve merhamete dikkat çekilmi tir. Bu suretle ana baba ile çocuklar aras ndaki duygusal ba n önemi vurgulanm t r. Hz. Peygamber en önemli amelleri s ralarken vaktinde k l nan namazdan sonra ana babaya iyili i, 43 buna kar l k büyük günahlar s ralarken de Allah a ortak ko maktan sonra ana babaya âsî olmay saym t r. 44 Ana baban n ölümlerinden sonra hat ralar n ya atmak üzere onlar n dostlar yla ili kinin devam ettirilmesini istemi tir. 45 4- Kad nlar E itim, aile, aile hayat gibi konular i lerken kad n konusu ve özellikle bu konularda Hz. Peygamber in kad nlara kar tutumu üzerinde k smen durmu tuk. Burada o bölümlerde yer veremedi imiz hususlara temas edece iz. Ancak genel olarak slâm da ve slâm tarihi boyunca kad n konusunu tart mak konumuz d ndad r. Burada Hz. Peygamber nazar nda, onun döneminde ve faaliyetlerinde kad n n yerini özet olarak ele alaca z. Önce han mlar n slâm n do u u esnas ndaki hizmetlerini ana hatlar yla k saca gözden geçirelim. Onlar n slâm a hizmetleri bu dinin do du u y lda de il, ayda de il do du u ilk günde ba lam t r. Hz. Peygamber in ilk vahyi ald anda han m n n olumlu ve ak ll tutumunu burada tekrarlamaya gerek yoktur. Ayr ca ilk Müslüman olan ki i kad nd r. Hz. Peygamber in ve Hz. Ebû Bekir in k zlar n n Mekke döneminde iman etmek suretiyle slâm a verdikleri deste in büyüklü ü tart lamaz. Ammâr b. Yâsir in annesi Sümeyye i kence sonucu ehit dü en ilk Müslümand r. O y llar kad nlar aç s ndan öylesine hukûkî bo lu un 40. Bakara Sûresi 83; En am Sûresi 151; srâ Sûresi 23. 41. srâ Sûresi 23. 42. srâ Sûresi 24. 43. Buhârî, VII, 68-69; Müslim I, 89; Tirmizî, IV, 310. 44. Buhârî, VII, 71; Müslim I, 91; Tirmizî, IV, 312. 45. Tirmizî, IV, 313; Mustafa Ça r c, Ana Baba-Ahlak, D A, III, 101-104. 345 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 345 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji bulundu u bir ortam idi ki, Sümeyye nin katiline hiç kimse hesap da soramam t r. slâm n ilk dönemlerinde kocas ndan önce Müslüman olan, Müslüman olarak mü rik ailesini terkeden han mlar tan yoruz. Hz. Ömer in slâm kabulünde k zkarde i Fat ma n n dinine samimiyetle ba l olu unun rolü vard r. Mekke dönemindeki faaliyetlerinde Hz. Peygamber e halalar n n önemli ölçüde destek verdi i görülmektedir. Halas n n k z Ervâ bint Küreyz, Ebû Tâlib in han m Fât ma bint Esed, Hz. Abbas n han m Ümmü l-fadl Hz. Peygamber in yard m ve deste ini gördü ü ve o sebeple ömrü boyunca daima sayg yla and han mlar aras nda yer al rlar. Habe istan muhacirlerinin yüzde yirmi be i han m sahabilerden olu uyordu. Bunlar n içinde slâm da sebat konusunda kocas ndan daha azimli olan birisini, Ümmü Habîbe yi tan yoruz. Habe istan a hicrette oldu u gibi Medine ye hicrette de kad nlar n cesaret ve metanetini mü ahede ediyoruz. Ümmü Seleme ailesinin kendisini kocas Ebû Seleme den ay rmas üzerine tek ba na Medine ye hicreti göze alabilecek kadar cesaret gösterebilmi tir. Medine döneminde de Müslüman han mlar gerekti inde sava a kat lmaktan çekinmemi, gerekti inde yaral lar n imdad na ko mu tur. Bunun yan nda ibadet olman n yan nda sosyal bir niteli i de olan cemaatle be vakit namaza, cuma, ve bayram namazlar na kat lm lard r. 46 Hz. Peygamber erkeklerin yan s ra kad nlardan da biat alm t r. Biat n, yönetici ile yönetilen aras nda yap lan, seçim veya ba l l k karakteri ta yan bir akid oldu unu dikkate al rsak bu, son derece önemli ve ça na göre ileri bir uygulamad r. Bu uygulama devletin halk unsuru ile devlet kademesi aras ndaki ili kilerde Hz. Peygamber in kad n-erkek ay r m na gitmedi ini, bir bak ma yöneticiyi seçmede kad nlara söz hakk tan d n göstermektedir. Gerçi Hz. Muhammed (s.a.s.) i peygamber olarak seçen insanlar de il Allah t r. nsanlara da onun bu durumunu kabul etmek veya etmemek dü er. O, kendisine tâbi olanlardan biat al yordu; bu aç dan dü ünülecek olsa dahi, Hz. Peygamber in kad nlara tan d siyâsî haklar ve onlar bu haklar konusunda erkeklerden ay rmamas son derece dikkat çekicidir. Peygamberimiz kad nlar n verdi i eman ve himayeyi kabul ederek onlara hukûkî bir statü kazand rm t r. Ümmü Hânî Mekke nin Fethi esnas nda bir adam için eman verdi ini ve onu himayesine ald n gelip Hz. Peygamber e aç klam, o da bunu kabul etmi tir. Bu uygulama kad nlar n yönetici nezdindeki hukûkî statüsünü göstermesi aç s ndan önemlidir. Olay bir hukûkî konudur 46. Buhârî, VI, 160; Müslim, I, 595, 603, 605-606. 346 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 346 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri ve himaye alt na al nan kocas n n can yla ilgilidir. Buhârî, bu konuya özel bir k s m ay rm t r. 47 Kur an- Kerim de kad n ve erkek, inanç, Allah a itaat, tevazu, ibadetler, do ruluk, sab r, yard m, namusu koruma, Allah anma hususlar nda e it olarak kabul edilmi tir. 48 Kad nla erke i bir arada zikreden âyetler incelendi inde görülmektedir ki, Kur an kad n ile erke e birbirini tamamlayan, birbirine destek veren, iki inanan, iki insan olarak bakmaktad r. Kad n için de erkek için de Allah kat nda de er ölçüsü takvad r. Makâs d- erîa denilen dinin korumay hedefledi i hususlarda, dini, akl, nesli, nefsi ve mal koruma konular nda kad n erkek ay r m yoktur. Erke in akl, mal, dini, nesli ve namusu nas l mukaddes ise, ayn de erler kad n için de mukaddestir. Neslin devam nda kad n n rolünün erkekten fazla oldu u dahi söylenebilir. Erkek çocu unu da k z çocu unu da kad n dünyaya getirir. Her ikisini de önce kad n, yani anne yeti tirir. Hz. Peygamber ilim ö renilmesi konusunda kad n-erkek ay r m gözetmiyordu. 49 Kur an kad n erkek ay rt etmeden bütün insanlara tebli etmi tir. Nâzil olan âyetleri erkeklere oldu u gibi kad nlara da okuyordu. 50 Hz. Peygamber in nazar nda kad n dü ünce ve ifade özgürlü üne sahiptir. Kad n veya k z istemedi i erkekle evlendirilemez. Ayr ca Hz. Peygamber kad nlar n görü lerine önem vermi, onlara birtak m konularda dan m t r. Bununla ilgili örnekleri aile hayat ile ilgili bölümde verdi imiz için burada tekrarlamak istemiyoruz. Hz. Peygamber kad n bir e ya gibi telakki etmemi tir. Dünya bir geçimden (metâ ) ibarettir. Bu geçim dünyas n n en güzel nimeti de iyi kad nd r. 51 hadisinde geçen metâ ise kad n n bir e ya gibi telakki edildi ini göstermez ve öyle telakki edilmesini de gerektirmez. Bir erkek için bekar olarak hayat n devam ettirmenin güçlü ü ve bu noktadan bak ld nda bile kad n n erkek için önemi ortadad r. Keza kad n için de durum böyledir. Bir yuva kurma arzu ve iste i her iki cinsin de f trat nda vard r. Dolay s yla kad n erkek için bir nimet oldu u gibi, erkek de kad n için nimettir. Birbirine duyduklar ihtiyaç ve faydalanma kar l kl d r. Kad n denilince sadece e anla lmamal ve bu kesim geni bir yelpaze içinde dü ünülülüp de erlendirilmelidir. O, yerine göre bir çocu un, bir gencin veya bir yeti kinin annesidir, anneannesidir, babaannesidir. Birisinin evlâd d r, bir dedenin torunudur. Bazen bir yetimdir, çocuktur veya gençtir. Bazen de akra- 47. bn Hi âm, II, 411; Buhârî, IV, 67. 48. Ahzâb Sûresi 35. 49. bn Mâce, I, 81. 50. bn shak, s. 128. 51. Müslim, II, 1090. 347 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 347 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji balar n n veya devletin ilgisine ve yard m na muhtaç bir fakirdir. O nedenle Hz. Muhammed (s.a.s.) in anneye, çocu a, fakire, yetime, dula, muhtaca... verdi i de er de kad na verdi i de er çerçevesinde mütâlaa edilmelidir. Kad nlarla iyi geçinin 52 âyet-i kerîmesi Hz. Peygamber in hem aile hayat nda uygulama alan ndaki yerini alm ve hem de bununla ilgili sözleri sahâbîlere verdi i emir ve tavsiyeler aras nda önemli yer tutmu tur. Onun kad nlara haks zl k yap lmas na engel oldu u görülmektedir. Görülüyor ki Hz. Peygamber ve sahâbîler kad n kendilerinden a a, her dediklerine itaat etmek zorunda olan ikinci s n f bir insan olarak görmüyorlar; onlar n kendileriyle ayn haklara sahip olduklar n kabul ediyorlard. Ayn ekilde kad nlar da kendilerini erkekten a a, onlar n emrinde, onlar n her dedi ine ve yapt na boyun e mesi gereken kimseler olarak görmüyorlard. 53 5- Yetimler, ehit Aileleri ve Gaziler Kendisi de bir yetim olarak büyüyen ve içinde yeti ti i toplumda yetimlere yap lan kötü muameleye ahit olan Hz. Peygamber in üzerine titiz bir ekilde e ildi i toplum kesimlerinden biri, belki de en ba ta geleni yetimlerdi. Câhiliye döneminde bak ms zl k, bo ama kolayl ve vefat gibi nedenlerle dul ve yetimlerin say s çok fazla idi. Anne ve baban n ölmesi halinde yetimleri gözetmek seyyidlerin, yani kabile reislerinin görevlerinden biriydi. Kabileler aras nda s k s k sava lar meydana geldi i için, vesayet alt na giren öksüz k zlar n say s fazlayd. Bir velinin velayeti alt nda on-onbe kadar öksüz k z bulundu u olur- 52. Nisâ Sûresi 19. 53. slam da kad n konusunda geni bilgi için bk. M. Tayyib Okiç, slamiyette Kad n Ö retimi, Ankara ; Hayri K rba o lu, Kad n konusunda Kur an a Yap lan Ele tiriler, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 271-283; R za Sava, Hz. Muhammed Devrinde Kad n, stanbul 1991; a. mlf., slam a Göre Kad n n Toplumdaki Yeri, slam n I nda Kad n, s. 95-112 Mehmet Ayd n, slam n I nda Kad n, slam n I nda Kad n, s. 1-39; Mehmet Hatibo lu, slam n Kad na Bak, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 231-235; Salih Akdemir, Tarih Boyunca ve Kur an- Kerim de Kad n, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 260-270; Süleyman Ate, slam n Kad na Getirdi i Haklar, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 320-327. Ça m z n ünlü dü ünürlerden Ali zzetbegoviç, günümüzün hâkim olan uygarl k anlay - n n kad na bak aç s n öyle de erlendirmektedir: Uygarl k, kad n hayranl k veya kullan m objesi yapm ; fakat takdir ve sayg ya lay k tek ey olan ahsiyeti ondan alm t r. Bu durumla her gün biraz daha fazla kar la yoruz. Fakat bilhassa çe itli miss lerin seçimlerinde ve manken veya fotomodel gibi kad nlara mahsus mesleklerde bu durum apaç k ortaya ç kmaktad r... Uygarl k bilhassa anal küçük dü ürmü tür. Sat, mankenlik, mürebbiyelik, sekreterlik, temizlik i leri gibi meslekleri anal k görevine tercih etmi tir. Uygarl k anal kölelik ilan ederek kad na ondan kurtulmay vadetmi tir. Ne kadar kad n ailesinden ve çocuklar ndan ay rarak (o kurtararak diyor) çe itli i lerde çal t rd n iftiharla belirtiyor. Öbür tarafta kültür ezelden beri anneyi yüceltmi, onu bir sembol, bir s r yapm, mukaddes k lm, en güzel iirler, en müessir sesler, en güzel resim ve heykeller ona ithaf edilmi tir. (Ali zzetbegoviç, s. 211). 348 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 348 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri du. Yetimler kendilerini müdafaadan aciz olduklar için, büyük vârisler onlar n haklar na riayet etmez, onlara bir ey vermezlerdi. 54 Yetimler vâris olamad klar için genellikle önemli bir mal varl na sahip olamazlard. Teamüle göre bir kimse, velayeti alt ndaki öksüz k z n üzerine ma lah n atarsa, örfen bu hareket, bu k z benimdir anlam na gelirdi. Bu durumda k z n velisinden ba ka bir kimse onu nikahlamaya asla tâlip olamazd.velî, ayet yetim k z ho una giderse, kendisi nikahlard. Bu takdirde k z n emsali aras ndaki teamüle göre takdir ve tayin edilen mehiri vermezdi. Bununla birlikte, k zca z n veraset gere i sahip oldu u mal n kendi mal yla birlikte idare eder ve o maldan kendisi istifade ederdi. Yetime ise bir ey vermezdi. K z ho una gitmezse veya dulu nikah etmek istemezse, ba kas yla evlenmesine de engel olurdu. Nikahlamad n ba kas na vermedi i gibi, mal na bir an önce vâris olabilmek için türlü i kencelerle a r i lerde kullan rd. 55 Görüldü ü üzere yetimlere câhiliye toplumunda uygulanan muameleler, bir sosyal problem olarak kar m za ç kmaktad r. Bu sebeple, hem Kur an da ve hem de Hz. Peygamber in hadislerinde, o dönemdeki di er problemlere oldu- u gibi bu hususa da yer verildi i ve üzerinde duruldu u görülmektedir. Nitekim Kur an da ve hadislerde yetimlere uygulanan kötü muameleler yerilmi ve yetim haklar korunarak himaye alt na al nm t r. Kur an ayetlerinde ve Hz. Peygamber in hadislerinde, yetimlerle ilgili kar la labilecek her durum için esaslar gösterilmi ; müminlerin bu konuda yapmalar ve kaç nmalar gereken davran lar geni bir çerçevede ortaya konmu tur. Konuyla ilgili ayetleri ana hatlar yla iki k s mda mütalaa etmek mümkündür. Ayetlerden bir k sm yetime iyi muamele etmeyi emretmektedir. Di er bir k sm ise, yetimin mallar ve genel olarak yetimle ilgili hukûkî hükümler içermektedir. Kur an- Kerim de O, seni yetim bulup bar nd rmad m? 56 buyrularak bizzat Hz. Peygamber in yetim olarak büyüdü ü vurgulanmakta ve Allah n, onu yetim iken çe itli imkanlar yaratarak bar nd rd belirtilmektedir. Ayn sûrede Hz. Peygamber e, yetime iyi davranmas u ifade ile emredilmektedir: Yetimi sak n ezme! 57 A a da anlataca m z olay, slâm dininin dul ve yetimlerin haklar n korumaya verdi i önemi göstermektedir. Ensârdan bir adam ( Evs b. Sâbit) ölür, geride bir dul han m ve üç yetim k z b rak r. Ölen ki inin hiç o lu yoktur. Amcas o ullar, onun mal n n tamam n al rlar. Dul kad na ve yetim üç k za bir ey 54.. Kafi Dönmez, Yetim, A, XIII, 402. 55. Zebîdî, XI, 78-79. 56. Duhâ Sûresi 6. 57. Duhâ Sûresi 9. 349 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 349 04.02.2014 10:38:15

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji vermezler. Kad n, durumu Hz. Peygamber e ikayet eder. Hz. Peygamber onlara adam gönderir. Vârisler, mal n kendilerine ait oldu unu söylerler. Çünkü Arap âdetine göre, mirasa yaln z ölenin erkek akrabas vâris olurdu. Bu olay üzerine u âyet-i kerîme nazil olur: Ana baban n ve yak nlar n b rakt klar ndan erkeklere bir pay vard r; ana baban n ve yak nlar n b rakt klar ndan kad nlara da bir pay vard r... 58 Hz. Peygamber hemen onlara haber gönderip, Allah n kad nlara da mirastan pay ay rd n bildirir. 59 slâm dan önce insanlar yetimlerin mallar n yerler, onlar n mallar ndan faydalanmak için yetimle evlenme, ya da onu o lu veya k z ile evlendirme yollar na ba vururlard. Haks zl kla yetimlerin mallar n yiyenler üphesiz kar nlar na ancak ate t k nm olurlar ve Rü d ça na eri inceye kadar, yetimin mal na, sadece en iyi tutumla yakla n 60 ayetlerinin nâzil olmas üzerine Müslümanlar yetimlerin mallar ndan el çektiler. Onlar n mallar n yemek bir tarafa, yetimlerin mallar n n kendi mallar na kar mamas na dikkat etmeye ba lad lar. Öyle ki, yetimin önünden artan yeme i yemekten bile çekiniyorlard. Evlerinde yetim bulunanlar onun yiyece ini ve içece ini ay rd lar. Onlara ayr bir ev tahsis ettiler. Bu durum, mallar n çal t rmaktan aciz olan yetimlerin de aleyhine oldu u gibi yetim hâmîlerine de güç geliyordu. Hatta Abdullah b. Revâha Hz. Peygamber e gelerek unlar söyledi: Yâ Resûlallah, hepimiz yetimleri oturtacak ayr bir eve, onlara ayr yiyecek ve içecek verecek güce sahip de iliz. te bu yanl anlamay bertaraf edip konuya aç kl k getirmek maksad yla u ayet-i kerime nazil oldu: Sana yetimler hakk nda soruyorlar. De ki: Onlar iyi yeti tirmek daha hay rl d r. E er onlarla birlikte ya arsan z, bilin ki onlar sizin karde lerinizdir... 61 Bu âyete göre önemli olan, yetimi güzel yeti tirmek, onun mal n da kendi yarar na slah edip geli tirmektir. Aleyhlerine olmamak art yla yetimlerle beraber oturmakta, onlar n mallar n kendi mallar na kat p beraber çal t rmakta bir sak nca yoktur. Ancak elde edilen gelirden masraf ç kt ktan sonra paylar na dü eni onlara vermek veya onlar n hesab na kaydetmek gerekir. 62 Yetimlerin toplum içindeki durumlar n iyi bir düzeye getirmek Hz. Peygamber in ba l ca sosyal faaliyetleri aras nda yer alm t r. Onun yoksullar ve yetimlerle ilgilenmesi ve onlar n haklar yla ilgili düzenlemelerde bulunmaya ba lamas peygamberli inin ilk y llar na rastlar. Nitekim, Habe istan a giden muhâcirlerin ba kan Câfer b. Ebû Tâlib, Necâ î nin huzurunda slâm ve Müs- 58. Nisâ Sûresi 7. 59. Vâhidî, Esbâbü n-nüzûl, tah. Seyyid el-cümeylî, Beyrut 1990, s. 120-121. 60. En âm Sûresi 152. 61. Bakara Sûresi 220. 62. Süleyman Ete, Yüce Kur an n Ça da Tefsiri, stanbul 1990, I, 379. 350 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 350 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri lümanlar savunmak maksad yla yapt konu mada Cahiliye döneminde kuvvetlilerin zay flar ezdi ini söylemi, konu mas n n devam nda Hz. Peygamber in emretti i ve yasaklad hususlar dile getirmi tir. Onun yasaklad konulardan birinin de yetim mal yemek oldu unu söylemi tir. 63 Hz. Peygamber, yetimlerle ilgilenmeyi ömrünün sonuna kadar sürdürmü tür. Hz. Peygamber in yetimlere kar tutumunun en güzel örne ini, ünlü sahâbî Enes b. Mâlik e olan davran lar nda bulmak mümkündür. Enes b. Mâlik yetimdi. Babas Mâlik b. Nadr n, Müslümanlara kar oldu u, slâmiyetin Medine de yay ld ilk günlerde han m Ümmü Süleym in Müslüman olmas na k zarak am a gitti i ve hicretten önce orada öldü ü rivayet edilmektedir. Ümmü Süleym daha sonra Ebû Talha el-ensârî ile evlendi. Hz. Peygamber Medine ye hicret etti inde henüz on ya nda, okur- yazar ve zeki bir çocuk olan Enes i, annesi (veya üvey babas ) Hz. Peygamber in hizmetine verdi. Enes, Hz. Peygamber in vefat na kadar on y l onun hizmetinde bulundu. Hz. Peygamber in e itimö retim tarz na, insanlara ve özellikle çocuklara kar ho görüsüne ve di er ahlâkî davran lar na dair birçok bilgi Enes vas tas yla intikal etmi tir. Enes, Hz. Peygamber den bir defa bile azar i itmedi ini söylemi tir. Hz. Peygamber, bir hatas yüzünden Enes i ikaz edecek olan han mlar na B rak n çocu u! 64 derdi. Hz. Peygamber, içinde yetim bar nd ran ve yetime iyi davran lan eve büyük önem vermi ve eref atfetmi tir. O, bu konuda unlar söylemi tir: Müslümanlar n evleri aras nda en iyisi içinde kendisine iyi davran lan yetim bulunan evdir. En kötüsü de, içinde, yetim bulunup da kendisine kötü davran lan evdir. 65 Burada yetimi sadece bar nd rmak de il; bar nma ile beraber ona iyi davranmak da zikredilmektedir. ayet evde bar nd r lan yetime iyi davran lmazsa, maddî ve manevî eziyete maruz b rak l rsa, bu tür bir bar nma, onun için bir zulüm haline gelebilir. Ünlü Ebû Hüreyre nin durumu da slâm n yetimlere verdi i de eri gözler önüne seren en güzel örneklerden biridir. O, kendisinin yetim olarak büyüdü- ünü, Büsre bint Gazvân n yan nda hizmetçi olarak kar n toklu una çal t n ; slâm la birlikte ise eref buldu unu belirtmi tir. 66 Hz. Peygamber bir yetim ile ba kas aras nda meydana gelen anla mazl kta, mahkeme yetimin aleyhinde sonuçlansa bile, ba yoluyla ve gönül r zas yla yetimi koruma cihetine gitmi tir. Uhud Sava ndan önce ensardan Ebû Lübâbe ile yine ensardan bir yetim aras nda bir hurma bahçesi yüzünden anla mazl k 63. bn Hi âm, I, 336. 64. Buhârî, III, 195. 65. bn Mâce, II, 1213. 66. bn Mâce, II, 817. 351 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 351 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ç kar. Hz. Peygamber Ebû Lübâbe nin lehine hüküm verir. Ancak ondan hakk n çocu a ba lamas n ister. Kendisine bunun kar l nda cennette bir hurma bahçesi ba lanaca n söyler. Fakat Ebû Lübâbe buna yana maz. Hz. Peygamber ona gücenir. O s rada bnü d-dehdâha, Hz. Peygamber e, yetime bir hurma bahçesi ba lad takdirde kendisinin ne gibi bir mükâfata eri ece ini sorar. O da cennette bir bahçe bah edilece ini bildirir. bnü d-dehdâha hurma bahçesini sat n alarak yetime ba lar. Hz. Peygamber onun bu davran na çok sevinir. 67 Peygamberimiz yetimleri asla istismar etmemi tir. Amme hizmetinde kullan lacak olsa dahi yetimlerin mallar na el koymam t r. Hatta onlar n, mallar n bu i için ba lamalar na bile gönlü raz olmam t r. Sözgeli i Mescid-i Nebevî nin in â edildi i arsa, ensar dan Es ad b. Zürâre nin himayesinde bulunan Sehl ve Süheyl ad ndaki iki yetime aitti. Bu iki yetim, arsay mescid yap lmas için hibe etmek istemi ler; ancak Hz. Peygamber bunu kabul etmemi ve bedelini ödemi tir. 68 Hz. Peygamber in yard m konusunda yetimleri yak n akrabalar na tercih etti i zamanlar olmu tur. Nitekim bir gün kendisine ganimet mallar aras nda esirler getirilir. Hz. Feygamber in amcas Zübeyr b. Abdülmuttalib in k zlar Ümmü l-hakem ve Dubâa, bunu duyunca yanlar na Hz. Fât ma y da alarak, Hz. Peygamber e gelirler. çinde bulunduklar durumu anlat rlar ve ondan hizmetçi talebinde bulunurlar. Bunun üzerine Hz. Peygamber Bedir yetimleri sizi geçti 69 buyurur. Be îr b. Akrebe adl sahâbî, henüz çocuk iken, babas Uhud Sava nda ehit dü er. Bunun üzerine Hz. Peygamber Be îr i ziyaret eder; onun a lad n görür ve A lama, ben, baban, Ai e de annen olsa istemez misin? diyerek onu teselli eder. Be îr de Evet cevab n verir. 70 Hz. Ai e nin himayesinde yetimler mevcuttu. 71 Bunlar n d nda bizzat Hz. Peygamber e vasiyet edilmi yetimler de vard. Nitekim Es ad b. Zürâre vefat ederken Keb e, Habîbe ve Fâria adl üç k z n Hz. Peygamber e b rakt n vasiyet etmi tir. Peygamberimiz hangi han m n n yan na gidecekse bu k zlar da beraberinde götürürdü. Kendisi onlar n evlilikleriyle de ilgilenmi tir. 72 Hz. Peygamber yetimle ilgilenmenin dinî bir görev oldu unu; yetimlerle ilgilenenin ahirette mükâfata eri ece ini bildirmi tir. Nitekim bir sözünde Kim 67. Vâk dî, I, 281. 68. Buhârî, IV, 258. 69. Ebû Dâvud, III, 393; V, 310. 70. Buhârî, et-târîhu l-kebîr, Haydarâbâd 1941, II, 78. 71. Mâlik, I, 251. 72. bn Sa d, III, 610. 352 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 352 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri Allah r zas için bir yetimin ba n ok arsa, elinin dokundu u her saç say s nca iyilik yaz l r. Kim yan nda bulunan yetim erkek veya k z çocu a iyi davran rsa ben ve o, cennette ( ehadet ve orta parma n göstererek) u ikisi gibidir 73 buyurmu tur. Yedi büyük günah s ralayan hadislerde bu günahlar aras nda yetim mal yemek de geçmektedir: Hz. Peygamber öyle buyurur; Helak edici yedi eyden kaç n n z: irk, büyü, adam öldürme, riba yeme, yetim mal yeme, sava tan kaçma ve iffetli kad na zina isnad nda bulunma. 74 bn Mâce, Kitâbü l-edeb de yetim hakk konusunda bir bab açm t r. Burada ki zay f n hakk n yemekten sak nd r r m: Yetim ve kad n 75 hadisi dikkat çekicidir. Hz. Peygamber Kim üç yetimi himaye ederse, gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçirmi, Allah yolunda cihad etmi gibi gibi olur. Ben ve o, yani yetimleri koruyan, cennette u ikisi gibi karde iz buyurdu ve elinin iki parma n birbirine biti tirdi. 76 Hz. Peygamber yetim mal n n korunmas na önem verirdi. Hatta onu koruyacak kapasitede olmayanlar n bu i i üstlenmelerini istemezdi. Nitekim Ebû Zer el-g fârî ye kendisini zay f gördü ünü belirterek, yetim mal n n velâyetini üzerine almamas n tembih etmi tir. 77 Avn b. Ebû Cühayfe babas ndan u sözü nakleder: Bize Peygamber in zekat memuru geldi. Zekat zenginlerimizden al p fakirlerimize verdi. Ben yetim bir çocuktum. Bana da bir deve verdi. 78 Bu örnek de Hz. Peygamber döneminde devletin yetimleri korumaya gösterdi i itinay gözler önüne sermektedir. Hz. Peygamber, yetime, yoksula ve yolcuya infakta bulunan zengini övmü ; onlar n hakk n yiyeni ise kötülemi tir. 79 Kim bir yetimin yiyece ini ve içece ini üstlenirse, affedilmeyecek günah i lemedikçe Allah onu cennete yerle tirir 80 buyurmu tur. Yetim ye enlere zekat vermenin hükmünü soranlara, buna, birisi akrabal ktan dolay ve di eri de zekattan dolay olmak üzere iki kat mükafat verilece ini bildirmi tir. 81 Kalbinin kat l ndan ikayet eden bir adama, yetime merhamet etmesini, ba n ok amas n, yedi i yemekten ona da yedirmesini söylemi, o zaman kalbinin yumu ayaca n bildirmi tir. 73. bn Hanbel, V, 250. 74. Buhârî, III, 195. 75. bn Mâce, II, 1213. 76. bn Mâce, II, 1213. 77. Neseî, VI, 55. 78. Tirmizî, III, 40. 79. Neseî, V, 91. 80. Tirmizî, IV, 320. 81. Neseî, V, 93. 353 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 353 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Görüldü ü gibi Hz. Peygamber, o dönemde sosyal bir problem olan ve her zaman da problem olabilecek yetim hakk ve yetimlere iyi davran lmas konusunda çok önemli ve köklü çözümler getirmi tir. Hz. Peygamber, ehitlerin geride b rakt klar çocuklar na özel ilgi göstermi tir. Onun özel iltifat ve ilgisine mazhar olan ehit çocuklar ndan birisi Uhud ehitlerinden Abdullah b. Amr n o lu Câbir dir. Babas ehit oldu unda Câbir on sekiz ya lar nda bulunuyordu. Hz. Peygamber Uhud sava ndan bir gün sonra Hamrâaülesed Gazvesi ne giderken, sadece bir gün önce Uhud a kat lanlar n gelmesine müsade etti i halde, babas bir gün önce ehit olan Câbir b. Abdullah a özel izin vermi tir. Câbir, Hz. Peygamber e gelerek, Uhud Sava na, k zkarde lerine bakacak ba ka kimsesi bulunmad için kat lamad n bildirmi ve sefere i tirak etmek için izin istemi tir. Hz. Peygamber Câbir e ba ka zamanlarda da yard mc olmu tur. Ço u alacakl lar, hurmalar n toplanma mevsimi geldi inde Câbir den babas n n borçlar n isterler. O da hurma bahçesinden ba ka gelirleri olmad n ve o y lki ürünün de borcunu kar lamaya yetmeyece ini Hz. Peygamber e bildirir. Hz. Peygamber toplanan hurmalar birkaç öbek halinde y d r r. Bunlardan en büyük öbe in yan na oturarak ölçe i eline al r ve herkese alaca nisbetinde hurma vermeye ba lar. Hz. Peygamber in bir mucizesi olarak Câbir in bütün borçlar ödendikten sonra hurmalar n eksilmedi i rivayet edilir. 82 Hz. Peygamber, maddî s k nt içinde bulunan ehit ailelerine yard mlarda bulunurken, onlar ezikli e sevkedecek davran lardan da kaç nm t r. Buna örnek olarak Câbir b. Abdullah ile aralar nda geçen olay hat rlatmak istiyoruz. Hz. Peygamber le birlikte Zâtürrikâ Gazvesi ne kat lan Câbir b. Abdullah, ona maddî s k nt içinde oldu unu bildirir. Hz. Peygamber Câbir den kendisine devesini satmas n ister. Uzun süren pazarl ktan sonra Medine ye var nca teslim etmek art yla deveyi sat n al r. Câbir Medine ye dönünce deveyi teslim etmek için götürdü ünde Hz. Peygamber ona borcunu öder ve deveyi de kendisine hediye eder. Câbir o s rada tan d bir Yahudiye rastlar ve durumu ona anlat r. Yahudi buna hayret eder ve Demek o senden deveyi sat n ald, paras n verdi, sonra da deveyi sana hediye etti ha! diyerek bu hayretini gizleyemez. Câbir de Evet cevab n verir. 83 Hz. Peygamber ehit çocuklar na sadece yard mla, maddî ve manevî ihtiyaçlar n kar lamakla yetinmemi ; kendilerinin ileriki y llarda yaln zca yard mla geçinen insanlar olarak ya amaktan kurtulup birer i sahibi olmalar n, geçimlerini kendileri temin etmelerini istemi ve bunun için te vik etmi tir. Hz. Peygamber le Mûte Sava nda ehit dü en Câfer-i Tayyar n o lu Abdullah 82. Buhârî, V, 32. 83. bn Hanbel, III, 303; bnü l-esîr, Üsd, I, 307-308. 354 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 354 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri aras nda geçen bir olay buna örnek olarak kaydedebiliriz. Peygamberimiz bir gün çocuklarla birlikte pazarda sat yapan Abdullah b. Câfer in yan na u ram, kendisiyle ilgilenmi ve Allah m! Onun sat n bereketli k l diye dua etmi tir. Abdullah b. Câfer Hz. Peygamber in vefat nda 10 ya nda oldu una göre 84 bu olay, çocuk yedi ilâ on ya lar aras nda iken meydana gelmi olmal d r. Hz. Peygamber ehit çocuklar n teselli etmi tir. Ebû Saîd el-hudrî Uhud Sava esnas nda on üç ya nda bulunuyordu. Babas Mâlik b. Sinan onun geli mi oldu unu söyleyerek sava a kat lmas n istemi, ancak Hz. Peygamber kabul etmemi ti. Mâlik b. Sinan Uhud Sava nda ehit dü mü tür. Ebû Saîd el-hudrî, sava tan sonra Medine ye dönen Hz. Peygamber i Benî Hudre çocuklar yla birlikte kar lamaya gitmi tir. Hz. Peygamber onu teselli etmi ve Allah babana ecrini versin diyerek dua etmi tir. Hz. Peygamber genç ya ta Uhud da ehit dü en amcas Hz. Hamza n n yetim çocuklar ile ilgilenmi tir. Hamza n n k z olan Ümâme, Umretü l-kazâ da Amca! Amca! diyerek Peygamberimizin arkas na dü mü, o da Ümâme yi alarak Medine ye getirmi tir. Çocu un bak m n üstlenmek için Zeyd b. Hârise, Hz. Ali ve Câfer b. Ebû Tâlib aras nda anla mazl k ç km t r. Bunun üzerine araya Peygamberimiz girmi ; Câfer b. Ebû Tâlib in han m Esmâ, Ümâme nin teyzesi oldu undan, onun bak m n Câfer e vermi tir. Ümâme yi daha sonra Seleme b. Ebû Seleme ile evlendirmi tir. Yine Uhud Sava nda ehit dü en Abdullah b. Cah n terekesinin idaresini üzerine alm ; o luna Hayber de bir mülk sat n al vermi tir. 85 Hz. Peygamber in Medine döneminde sahabenin hemen tamam gazilerden olu uyordu. Çünkü Bedir, Uhud, Hendek sava lar na kat lanlar birer gazi idiler. Peygamberimiz Ehl-i Bedir den övgü ile söz etmi tir. 86 Övgüsünde özellikle Bedir ehlinin faziletinden bahsetmekle birlikte, bu, ayn zamanda onun gazilere verdi i de eri göstermektedir. Mekke nin Fethi ne yönelik haz rl klar mü riklere haber vermek için onlara mektup yazan ve fakat daha sonra bu mektubu ele geçirilen Hât b b. Ebû Beltea örne inde oldu u gibi, bunlar n baz suçlar n affetti i görülmektedir. Hz. Peygamber ehitlerin geride kalan yak nlar n teselli için elinden gelen çabay sarfederdi. Buna, küçük ya ta ehit dü en Hârise b. Sürâka n n annesine kar davran n örnek olarak verebiliriz. Hârise bir yetimdi ve babas Sürâka hicretten önce ölmü tü. Kendisi de hicretten sonra annesi ile birlikte Müslüman olmu tu. Hârise, ya n n küçük olmas nedeniyle Bedir Sava na mücâhit 84. bn Hacer, sâbe, II, 280-281. 85. bn Seyyidinnâs, II, 32. 86. Buhârî, V, 9 vd.; bn Hanbel, I, 105; bn Mâce, I, 56-57. 355 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 355 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji olarak kat lamad. Bu arada sava alan n n gerisinde bir su birikintisinden su içerken at lan bir okla isabet ald ve bu sava n ensardan ilk ehidi oldu. Annesi ve k zkarde i Hârise nin öldü ünü duydular. Annesi Ümmü Hârise, Hz. Peygamber in gelmesini bekledi ve ondan o lunun durumunu soraca n, e er cennette ise a lamayaca n, ayet cehennemde ise a layaca n ifade etti. Peygamberimiz Bedir den Medine ye dönünce bu kad n o lunun durumunu sormak üzere onun huzuruna gelerek E er o lum cennette ise sabreder, sevab n beklerim; de ilse onun için var gücümle a lar m dedi. Hz. Peygamber Hârise nin cennette, üstelik Firdevs cennetinde oldu unu bildirdi. Bunun üzerine annesi o lu için asla a lamayaca n aç klad. 87 Hz. Peygamber in bir ehit annesini teselli edi iyle ilgili u olay da son derece mânidard r: O, Uhud ehitlerini defnettikten sonra at na binerek gazilerle birlikte Medine ye do ru hareket ettti i s rada ensar kad nlar kendisini kar lamak üzere yola ç km lard. Bunlar n aras nda Hz. Peygamber in at n n dizginini tutan Sa d b. Muaz n annesi Keb e bint Ubeyd de vard. Bu kad n n di er o lu Amr ehit dü mü tü. Sa d b. Muaz, Yâ Resûlallah! Annem! diyerek onu takdim etti. Hz. Peygamber Keb e bint Ubeyd e Merhaba! diye hitap etti. Keb e Hz. Peygamber e yakla arak Seni sa salim gördüm ya, felaket hiç gelir bana dedi. Peygamberimiz ona o lu Amr b. Muaz için ba sa l diledikten sonra onun ve di er ehitlerin cennetlik oldu unu belirtip öyle dua etti: Allah m! Kalplerindeki üzüntüleri gider. Musibetlerinden dolay mükâfatland r. ehitlerin geride b rakt klar na güzel muamelede bulunacak iyi halefler eyle. 88 Uhud Sava nda ehit dü en Enes b. Fedâle nin yetim kalan üç ya lar ndaki o lu Muhammed Hz. Peygamber in huzuruna getirilir. Peygamberimiz ona sat lmamak ve hibe edilmemek kayd yla bir hurmal k ba lar. 89 slâm ordusu Uhud Sava ndan Medine ye döndü ünde kad nlar sava a kat lan yak nlar ndan haber sormak üzere Hz. Peygamber in yan na gelirler. Bald z Hamne bint Cah a karde i Abdullah n ve day s Hamza n n ehit oldu unu söyler. Hamne so ukkanl l k gösterir ve Allah tan onlar n ba lanmas n ister. Hz. Peygamber kocas n n ehit dü tü ünü söyleyince üzülür ve feryat eder. Bunun üzerine Hz. Peygamber, kad nlar n yan nda kocalar n n ayr bir yeri oldu unu söyler. Ona niçin böyle yapt n sordu unda, Yâ Resûlallah! Yetim çocuklar n hat rlad m; beni ürpertti der. Hz. Peygamber o çocuklar n iyi yeti mesi için dua eder, onlarla ilgilenir. Hamne ye Hayber de yiyecek yard m nda bulunur. 90 87. Vâk dî, I, 65, 94; Buhârî, III, 206; Ali Toksar, Hârise b. Sürâka, D A, XVI, 202-203. 88. Vâk dî, I, 316. 89. bn Sa d, II, 37; VIII, 342. 90. Vâk dî, I, 291-292. 356 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 356 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri Bir sözünde Peygamberimiz, Dul han mlarla fakirlerin i lerine ko anlar Allah yolunda cihad etmi gibi mükâfâta nail olurlar 91 buyurmu tur. Bu sözün kapsam na ehitlerin geride b rakt klar dul e lerine yard mc olanlar n da girdi i muhakkakt r. Hz. Peygamber ehit ailelerinden manevî deste ini esirgememi ve onlar için Allah m! Onlar n kalplerindeki üzüntüyü gider. Musibetlerini gider. Geride b rakt klar na iyi halef k l eklinde dua etmi tir. 92 Hz. Peygamber in gazilere, ehitlere ve ehit çocuklar na verdi i de erden sahâbe de etkilenmi tir. bn Hi âm n tarih belirtmeden kaydetti i bir habere göre onun en yak n arkada olan Hz. Ebû Bekir kuca nda küçük bir k z çocu unu seviyorken yan na bir adam girer ve çocu un kim oldu unu sorar. Hz. Ebû Bekir O benden daha hay rl olan bir adam n k z d r. Bu Sa d b. Rebî in k z d r 93 cevab n verir. Sa d b. Rebî ise Bedir Sava na kat lm bir gazi idi; Uhud Sava nda ehit dü mü tü. 6- Fakirler Toplum içinde gözetilip kollanmas gereken kesimlerden birisi de üphesiz çe itli sebeplerle fakir dü en insanlard r. Kur an- Kerim de fakirlere yard m edilmesi, onlar n yedirilip korunmas üzerinde çok say da âyet-i kerime mevcuttur. Hz. Peygamber daha slâm n ilk y llar ndan itibaren fakirlerin korunup gözetilmesi, fakirlikle mücadele edilip toplumda muhtaç kimsenin b rak lmamas yönünde ciddî ad mlar atm t r. Bu ad mlar, muâhât, kölelerin azad edilmesi, muhtaçlara gerek devlet eliyle toplanan ganimet ve zekattan, yani devlet bütçesinden pay ayr lmas ve gerekse nafile yard mlar n te vik edilmesi eklinde özetlenebilir. Hatta o dönemde gayri müslimlerin fakirlerinin bile korunup gözetildi i görülmektedir. Nitekim maddî gücü yerinde olmayan, çal maktan âciz ve yoksul gayri müslimler cizye vermekten muaf tutulmu tur. Hz. Peygamber in nafile yard mlara te viki konusuna bir örnek olmak üzere u olay nakletmek istiyoruz: Bir gün Hz. Peygamber e yal n ayak, yar ç plak, kaplan postu rengindeki gömleklerini veya abalar n ba lar na geçirmi Mudarl birtak m adamlar gelir. Onlar n yoksul halini görünce Hz. Peygamber in yüzünün rengi de i ir. çeri girip ç kt ktan sonra Bilâl-i Habe î ye ezan okumas n ve kamet getirmesini söyler. Namaz k ld rd ktan sonra cemaate bir konu ma yapar. Fakirlere yard m edilmesini öngören bir k s m ayetleri okuduktan sonra Ki i, dinar ndan, dirheminden, elbisesinden bu day ndan, hurmas ndan, yar m hurma bile olsa sadaka vermelidir der. nsanlar seferber olurlar ve para, yiyecek ve 91. Buhârî, VII, 76. 92. Vâk dî, I, 316. 93. bn Hi âm, II, 95. 357 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 357 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji içecek gibi ihtiyaç maddelerini getirirler. Öyle ki, yiyecek ve giyeceklerden iki küme olu ur. Hz. Peygamber bu manzara kar s nda son derece memnun olur ve unlar söyler: Kim slâm da güzel bir ç r açarsa, onun ve onunla amel edenlerin mükafat, o ç rla amel edenlerin mükafat ndan hiçbir ey eksilmeksizin kendisine ait olur. Kim ki slâm da kötü bir ç r açarsa, o ç r n ve onunla amel edenlerin günah, onunla amel edenlerin günah ndan bir ey eksilmeksizin kendisine ait olur. 94 Hz. Peygamber, fakirlerin durumunu iyile tirmeye yönelik faaliyetlerde bulunurken onlar hiçbir zaman horlama ve a a lama cihetine gitmemi tir. Hz. Peygamber in fakirlik ve fakirlerle ilgili çok say da sözü mevcuttur. Bunlar iki gruba ay rarak de erlendirmek mümkündür: Birinci grup rivayetlerde fakirli in lehinde ifadelere yer verildi i görülmektedir. Hatta hadis âlimleri, fakirli in fazileti ile ilgili bablar açarak bu konuyla ilgili hadisleri derlemi lerdir. 95 Bu rivayetlerde fakirli in fazileti, 96 sabreden fakirlerin cennete ilk giren gruplar aras nda yer alaca, 97 cennete fakirlerin girebilece i, 98 cennet ehlinin ço unlu- unu fakirlerin te kil edece i, 99 Müslümanlar n fakirlerinin cennete zenginlerinden önce girece i, 100 fakirli in utan lacak bir ey de il, insan n manevî hayat için baz avantajlar sa layan bir mertebe say ld, fakirlerin toplumun hay rl bir tabakas n olu turdu u, 101 Allah n mü min-namuslu ve fakir kulunu sevdi i 102 belirtilmektedir. kinci grup rivayetlerde ise sabredip olgunluk göstermeyen, yoksullu unu bahane ederek ta k nl k yapan, kötülük i leyen, isyan eden fakirler iddetle k nanm t r. Fakirlikten Allah a s n lmas gerekti i, 103 fakirli in ki iyi birtak m kötülüklere sürükleyebilece i, hatta nankörlü e bile sevkedip küfre dü ürebilece i 104 belirtilmektedir. Bu grup rivayetlerde fakirli in aleyhinde ifadeler yer almaktad r. Fakirli in lehinde ve aleyhinde görülen bu rivayetler aras nda, ilk bak ta çeli ki bulundu u san labilir. Halbuki birinci grupta yer alan rivayetlerde yoksulluk kar s nda sab r ve metanet gösterilmesi gerekti i ve fakirli in insan için 94. bn Hanbel, IV, 358-359. 95. Buhârî, VII, 178; bn Mâce, II, 1379. 96. Buhârî, VII, 178. 97. bn Hanbel, II, 425, 479. 98. bn Hanbel, II, 276. 99. bn Hanbel, V, 259. 100. bn Hanbel, III, 254; Dârimî, s. 735. 101. bn Hanbel, IV, 230. 102. bn Mâce, II, 1380. 103. bn Hanbel, II, 540. 104. bn Hanbel, V, 36. 358 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 358 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri bir eksiklik olmad vurgulanmaktad r. kinci grup rivayetlerde ise, fakirlikle mücadele ve fakirlerin korunmas konusunda gayret gösterilmesinin te vik edildi i görülmektedir. Bu aç dan bak ld nda iki grup rivayet aras nda çeli kiden ziyade uyum bulundu u ve bu ifadelerin toplumun bu iki unsuru aras nda denge sa lamaya yönelik oldu u rahatl kla söylenebilir. 105 Hz. Peygamber çe itli vesilelerle Veren elin alan elden hay rl oldu unu 106 belirtmi tir. Sosyal dayan man n uygulanaca kesimler içinde fakirler önemli yer tutar. O nedenle fakirlerle ilgili konuyu Hz. Peygamber in sosyal dayan maya verdi i büyük önemi gözler önüne sererek bitirmek istiyoruz. Onun hayat dikkatle incelendi inde, Kur an- Kerim in içerdi i sosyal dayan ma ilkelerini çe itli alanlarda ve toplumun tüm kesimlerini içine alacak ekilde uygulamaya geçirdi i görülür. Kur an- Kerim in bu konudaki ilkelerinden birisi öyledir: yilik ve takvâ üzerinde yard mla n, kötülük ve zulüm üzerinde yard mla may n. 107 Bu ayet-i kerimede, her türlü iyilik, ihsan, itaat, do ruluk, günahs zl k gibi anlamlara gelen birr kelimesi ile takvâ kelimesinin kapsad bütün alanlarda dayan ma istenmektedir. Toplumun ve bireyin mutlulu u, bar ve huzuru için gereken sosyal dayan ma alanlar n u ekilde s ralayabiliriz: Hz. Peygamber, bireylerin manevî dayan ma içinde olmalar n istemi tir. Bireyin, hayat n zorluk ve kolayl k anlar nda di er insanlar n yan nda olmas n, ba ka bir ifade ile onlara psikolojik destek sa lamas n istemi tir. Hasta ziyâreti, ve ta ziye, davete icabet, hediyele me buna birer örnektir. Hz. Peygamber bilgisizi ö renmekle, bilgini de ö retmekle yükümlü tutarak Müslümanlar ilmî dayan maya sevketmi tir. Müslümanlar n ya ad topraklara yap lacak sald r lara kar bütün gücüyle maddî ve mânevî dayan ma içinde bulunmas vatan savunmas nda dayan may sa lam t r. Hz. Peygamber ekonomik alanda ald tedbirlerle toplumun her kesimini korumay amaçlam t r. Zekat, sadaka ve fitre ba ta olmak üzere boç verme gibi çe itli konularda getirilen mâlî yükümlülükler Müslümanlar aras nda ve hatta Müslüman olmayanlarla bile ekonomik dayan man n yollar n açm t r. Kur an da sosyal dayan mada yak nlara öncelik tan nm t r. Bundan sonra yoksullar, dü künler, köleler, borçlular vs. gelmektedir. Kur an n sosyal dayan ma ile ilgili ilkeleri Hz. Peygamber taraf ndan bizzat uygulanm t r. 108 105. Osman Eskicio lu, Fakir, D A, XII, 130. 106. Vâk dî, III, 945; Buhârî, VII, 186. 107. Mâide Sûresi 2. 108. Ahmet Tabako lu, slam ve Ekonomik Hayat, Ankara 1996, s. 34-42; Seyfettin Er ahin, slam n Sosyal Dayan ma lkeleri ve Tarihimizdeki Baz Uygulamalar, Fakirlik Problemi ve Ça da 359 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 359 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 7- Özürlüler Toplum içinde çe itli sebeplerden dolay var olabilecek kesimlerden birisi de özürlülerdir. Hz. Peygamber özürlülerle ilgilenmi, onlara güçlerinin yetmedi i alanlarda görev vermemi, yeteneklerine göre kamu alan nda istihdam etmi, kendilerine de er vermi, topluma kazand rmaya çal m t r O, özürlüleri bir dilenci kitlesi ve sürekli insanlara muhtaç durumda kalmaya mahkum bir kitle olarak görmemi tir. imdi onun bu hususlarla ilgili uygulamalar n örneklerle aç klamak istiyoruz. Hz. Peygamber in özürlülerle ilgili uygulamalar n ele al rken bu kesimi bedensel ve zihinsel özürlüler olmak üzere iki k s mda de erlendirmek gerekir. Bedensel özürlülerin ba nda görme özürlüler (a mâlar) gelmektedir. Çünkü o dönemde, hastal k sebebiyle ve bunun yan nda sava lar n ok ve m zrak gibi delici aletlerle yap lmas ndan dolay toplumda görme kabiliyetlerini kaybeden insanlar n hayli fazla oldu u görülmektedir. Kur an- Kerim de a mâ kelimesi ço u yerde manevî körlük, bir k s m âyetlerde de maddî körlük anlam nda kullan lm t r. Abese Sûresi nde özel olarak körlerin ve genel olarak sakatlar n haklar na ve onlara gerekli ilginin gösterilmesi gerekti ine dikkat çekmek için Abdullah b. Ümmi Mektum un ad verilmeden a mâ diye bahsedilmektedir. 109 Hz. Peygamber in hadislerinde daha çok görme özürlülerle ilgili hükümler yer almaktad r. O, gözleri kör olup da sabredenlerin cennetle mükafatland r laca n bildirmi tir. 110 Körlere kar kötü davrananlar, mesalâ, onlar n yoluna engel olanlar k nam t r. 111 Hz. Peygamber in görme özürlülere kar davran lar nda en güzel örne ini ünlü sahâbî bn Ümmü Mektûm a kar tutumunda görmek mümkündür. Onu Mescid-i Nebevî de müezzin olarak görevlendirmi tir. Bunun yan nda, kendisini kamu görevlerinin en üst kademesinde, kendi yerine vekil, ba ka bir ifade ile devlet ba kan vekili olarak istihdam etmi tir; Veda Hacc na ve Uhud Sava na gidi i de dahil, çe itli vesilelerle Medine d na ç kt nda on üç defa Medine de yerine onu vekil b rakm t r. 112 Namazlarda onun ve daha ba ka görme özürlülerin imaml k yapmalar na izin vermi tir. Bunu söylerken baz kamu görevlerinde istihdam edilecek ah slarda birtak m özelliklerin aranmas n n gerekti ini de gözard etmek istemiyoruz. Elbette birtak m görevlerin ayr cal olmal d r. Ancak Hz. Peygamber in uygulamas nda dikkati çeken husus, bir a may devletin en yüksek makam nda görevlendirmesidir. Çözüm Yollar, Ankara 1998, s. 83-107. 109. Abese Sûresi 1-10. 110. bn Hanbel, V, 258-259. 111. bn Hanbel, I, 217; 309. 112. bnü l-esîr, Üsd, IV, 264. 360 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 360 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri Peygamberimiz özürlüleri bir dilenci kitlesi olarak görmemi tir; onlara dilenci imaj olu turacak uygulamalarda da bulunmam t r. Kendilerini yard ma muhtaç, âcizli e, ât l olmaya mahkum ve zavall bir kitle olarak görmemi tir. Durumlar na göre özürlüleri çal maktan al koymam, onlar n ticaret yapmas n kolayla t r c hükümler getirmi tir. Hz. Peygamber in çal maya verdi i önemi ele al rken de temas etti imiz bir hususu bu tutumuna örnek olarak kaydetmek istiyoruz. Ticaretle me gul olan Münk z b. Amr adl sahâbînin aklî dengesi bozulur ve dilinde bir tutukluk meydana gelir. Buna ra men ticarî faaliyetlerini devam ettirir. Ancak sürekli aldan r. Hz. Peygamber e gelerek durumunu anlat r. Hz. Peygamber onun ticaret yapmas n, çal mas n yasaklama yerine kolayla t rma yoluna gider; al veri yaparken, aldatma yok demesini ve sat n ald malda üç gün muhayyerlik hakk na sahip oldu unu sat c ya söylemesini ister. Kur ân- Kerim de Âmâya, topala, hastaya güçlük olmad 113 belirtilmi, bunlara yapamayacaklar görevlerin yüklenmeyece i; ve bunun yan s ra güçlerinin yetmemesinden dolay yapamad klar ndan dolay da günahkâr olmayacaklar belirtilmi tir. Her konuda Kur ân n prensiplerini hayata geçiren Hz. Peygamber de uygulamalar nda özürlüleri güç yetiremeyecekleri i lerden muaf tutmu tur. Sözgeli i, Ensardan Selemeo ullar n n ba kan Amr b. Cemûh topald. Bedir Sava na kat lmak istedi. Ancak Hz. Peygamber buna müsade etmedi ve onu sava tan muaf tuttu. Daha sonra Uhud Sava na kat lmak istedi. O ullar Bedir Sava n örnek göstererek ona engel olmak istediler. Bunun üzerine Amr, Hz. Peygamber e ba vurdu. Peygamberimiz ona, mazereti oldu unu, bu sebepten sava la mükellef bulunmad n bildirdi. Ancak Amr n srar üzerine izin verdi. O ullar na da babalar n sava a gidip gitmemekte serbest b rakmalar n söyledi. Sava a kat lan Amr, sonunda, hep arkas nda sava an ve onu korumaya çal an o lu ile birlikte ehit dü tü. 114 Toplumun her kesimi ile ilgilenen Hz. Peygamber in zihinsel özürlülerle ilgilenmemesi ve onlar ihmal etmesi dü ünülemezdi. Nitekim ak l hastalar n n dinî yükümlülüklerden muaf tutuldu unu u sözü ile ifade etmi tir: Üç kimseden kalem kald r ld : Bülu ça na erinceye kadar çocuktan, uyan ncaya kadar uyuyandan ve ifa buluncaya kadar ak l hastas ndan. 115 Bu hadis, f k h ve f k h usûlü kitaplar nda ak l hastas n n edâ ehliyetini düzenlemede delil olarak kullan lm t r. lmihal kitaplar nda ibâdetlerin farz olmas n n artlar aras nda Âkil olmas gerekti i kaydedilmi tir. Bir çe it ak l eksikli i ve zay fl hali demek olan Ateh ile ilgili olarak aile hukukunda düzenleme yapm t r. 116 113. Nûr Sûresi 61. 114. Vâk dî, I, 264-265; bn Hi âm, II, 90-91. 115. Buhârî, VIII, 21. 116. Buhârî, VI, 169. 361 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 361 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber sa lam insanlar n özürlülere davran lar konusunda ahlâkî düzenlemelerde de bulunmu tur. Nitekim görme özürlüye yol göstermeyi, sa ra ve dilsize laf anlatmay sadaka olarak de erlendirmi itir. 117 8- Köleler Her eyden önce belirtmek gerekir ki, köleli i slâm icad etmemi ; tam tersine Müslümanlar çok eski dönemlerden kalan ve bütün dünyaya yay lan bu müesseseyi devralm lard. slâm aç s ndan kölelik ne bir cezaland rma yolu ve ne ekonomik amaçlarla kendisinden faydalan lan bir sava ganimetidir. Eskiden köleler insan yerine konulmazken slâm la birlikte kimliklerine kavu mu lard r. Kur an n köleli i tamamen kald rma cihetine gitmedi i ve do rudan kald rmaya yönelik bir ça r da bulunmad do rudur. Fakat, Kur an- Kerim de insanlar n kölele tirilmesine dair bir tek ayet de mevcut de ildir. Buna kar l k kölelerin hürriyetlerine kavu turulmas te vik edilmi tir. 118 Olaylar de erlendirirken dönemin artlar dikkate al nmal d r. Günümüzün hayat tarz na ve anlay na ters dü en bir hususun o günde yasaklanm olmas n istemenin gerçeklerle ba da mayaca ortadad r. slâmiyet kölelere hukûkî bak mdan yeni haklar tan m, ayn zamanda bu s n f n kaynaklar n sava esirleriyle s n rlam t r. Hatta dü man ordusu saflar ndan ayr larak slâm karargâh na s n p teslim olan sava esirleri ayet slâm kabul ederlerse kendiliklerinden hürriyetlerini elde etmi say l rlar. Taif ku atmas esnas nda Peygamberimiz kaleden ç k p kendilerine kat lan kölelerin azat edilece ini duyurmu, Bunun üzerine yirmi civar nda köle kaleden ç karak Müslüman olmu ve Hz. Peygamber onlar azat etmi tir. Geçimleri için de herbirini Müslümanlardan hali vakti yerinde olanlara vermi ve bunlara Kur an ve sünneti ö retmelerini emretmi tir. 119 Asl nda köleli i do uran esas sebep sava ve bunun do urdu u sonuçlard r. Sava ta ele geçen esire kar l ks z serbest b rakma, kurtulu fidyesi al narak veya esirlerin kar l kl de i tirilmesi suretiyle serbest b rakma veya köle statüsüne koyma i lemlerinden biri uygulan rd. Hz. Peygamber o dönemin örfüne göre esirlerin kölele tirilmesi statüsünü de yaln z kad n ve çocuklara, onu da son derece s n rl tutarak, uygulam, hiçbir yeti kin erke i kölele tirmemi tir. Kur an- Kerim köleleri özgürlü e kavu turmay te vik etmi tir. Devlet gelirlerinden bir k sm n köle azad na ay rm t r. Köleleri serbest b rakmay baz günahlar n keffareti olarak tövbe kap s ve sevap kazanma yolu haline getirmi tir. Nite- 117. bn Hanbel, V, 169. 118. Beled Sûresi 13; Nisâ Sûresi 92; Mücâdele Sûresi 3; Mâide Sûresi 89. 119. Vâk dî, III, 931-932. 362 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 362 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Bazı Toplum Kesimleri kim slâmiyette kölelerden çok azatl lardan bahsedilir. Hz. Peygamber bütün kölelerini çe itli vesilelerle azat etmi tir. Sözgelimi amcas Abbas n kendisine hediye etti i Ebû Râfi i, Abbas n Müslüman oldu unu duyunca azat etmi ve onu câriyesi Selmâ ile evlendirmi tir. Ebû Râfi vefat na kadar Hz. Peygamber in yak nlar aras nda yer alm t r. Azatl larla hürler aras ndaki sosyal statü fark n ortadan kald rmak maksad yla Zeyd b. Hârise yi halas n n k z Zeyneb le evlendirmi tir. Bütün bu uygulamalar n sonucunda slâm dünyas nda k sa süre sonra köle ve câriyenin kalmamas ve bu müessesenin tamamen ortadan kalkmas gerekirdi. Devam etti i süre içinde de köle ve câriyeler, sahibinin karde i, e i, çocu u gibi insanca muamele görmesi icab ederdi. Oysa durum böyle olmam ; insanlar n irade ve iste i Allah ve Resûlünün iradesine uymam t r. Gelenek bu konuda dinin arzusuna gâlip gelmi tir. Yüzy llar boyunca hayvan pazarlar gibi köle pazarlar kurulmu tur. Hz. Peygamber kölelerini azat etmenin yan nda devlet kademelerinde azatl lara görev dahi vermi tir. Örne in, azatl kölesi Zeyd b. Hârise ve onun o lu Üsâme yi, içinde önde gelen sahâbîlerin de bulundu u ordulara komutan tayin etmi tir. Hür erkekten çocuk do uran bir câriyenin ve çocu unun hür olmas prensibini getirmi tir. Bu uygulama, o dönemin siyâsî ve sosyal artlar dikkate al nd nda çok önemli bir geli medir. Ünlü Alman yazar Auguste Bebel (1840-1913), Arap kültürünün slâmiyetle birlikte geçirdi i geli meleri, özellikle de Hristiyanl n unutturdu u ortaça öncesi kültür miras n Bat ya tan tt kitab nda bu konuda u insafl de erlendirmeyi yapmaktad r: Asl nda köleli e tamamen kar ç kmak ve kölecili in yok edilmesini istemek, o yüzy llar n anlay na, kavrama gücüne, örf ve âdetlerine çok ayk r ve fazla ileri gitmi bir talep olurdu. Bilindi i gibi kölelik Avrupa da Yeniça a kadar uzanm t r. Hz. Muhammed (s.a.s.) ayr ca köle bir kad n n hür bir kimseden olan çocu unun da hür olmas kural n getirmi tir. Bu, o dönemlerdeki Avrupa n n, ya da Almanya n n bu konudaki anlay na tamamen ayk r bir yenilikti. Sözkonusu yerlerde ayn konumdaki bir çocuk hürriyetten yoksundu. Öte yandan Hz. Muhammed (s.a.s.) bu konumdaki bir çocu un annesinin (Ümmü veled) sat labilmesi veya hediye edilebilmesi imkân n da ortadan kald rm t r. 120 Günümüzde kölelik müessesesi ortadan kalkm oldu u için bugün art k sava esirlerinin köle haline getirilmesi sözkonusu de ildir. 121 120. Auguste Bebel, Hz. Muhammed ve Arap Kültürü, stanbul 1997, s. 89. 121. Hamidullah, slam Peygamberi, II, 746-750; Ahmet Özel, Esir, D A, XI, 382-389. 363 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 363 04.02.2014 10:38:16

TOPLUMSAL SORUNLAR KAR ISINDA HZ. MUHAMMED 1- htilaf ve Çeki meler slâm la birlikte kabileler ve fertler aras nda öteden beri süregelen kavgalar büyük çapta önlenmi ti. Ancak zaman zaman çe itli sebepler yüzünden Müslümanlar aras nda huzur bozucu ihtilaf ve çeki meler ç kt da oluyordu. Hz. Peygamber bu tür olaylar câhiliye zihniyeti olarak de erlendiriyor ve an nda önlemeye çal yordu. Bir gün Evs ve Hazrec e mensup bir grup Müslüman birarada oturup sohbet ederlerken yanlar na u rayan bir Yahudi, Müslümanlar n bu ekilde birlik ve beraberlik içinde bulunmalar n k skan r. Sonra bir Yahudi gence, onlar n yan na giderek, Evs ve Hazrec aras nda meydana gelen Buâs Sava n ve ondan önce meydana gelmi olan sava lar hat rlatmas n ve bu sava lar üzerine birbirleri hakk nda söylemi olduklar iirleri okumas n ister. Genç adam kendisine verilen görevi yerine getirir. Bunun üzerine Evs ve Hazrec e mensup Müslümanlar birbiriyle çeki meye ba larlar. Hatta i i, silaha sar larak dövü mek üzere harekete geçmeye kadar götürürler. Durumu ö renen Hz. Peygamber olaya müdahele ederek unlar söyler: Ey Müslüman toplulu u! Allah tan sak n n z. Ben aran zda bulunuyorken, Allah sizi slâm la ereflendirmi, onunla size ikramda bulunmu, câhiliyeden kurtarm, küfürden uzakla t rm ve kalplerinizi birle tirmi iken, nas l oluyor da câhiliye davas güderek birbirinize dü üyorsunuz? Onun bu sözleri üzerine Müslümanlar derhal kavgaya son verip birbiriyle bar rlar. 1 Böyle bir çeki me, Mustaliko ullar Sava ndan sonra muhâcirler ile ensar aras nda da meydana gelmi tir. Bu sava Müslümanlar n galibiyetiyle sonuçland ktan sonra, muhâcirlerden ve Hz. Ömer in ücretli seyisi Cehcâh el-g fârî ile ensardan Benî Avf n halîfi Sinan b. Vebre aras nda Müreysî kuyusundan su çekerken kavga ç kar. Cehcâh, Sinan a birkaç defa vurur. Bunun üzerine Sinan b. Vebre Yeti in ey ensar!, Cehcâh da Yeti in ey muhâcirler diyerek muhâcirleri ve ensar imdada ça r rlar. Muhâcirlerle ensar birbirine girecekleri s rada ileri gelen ki iler araya girerek yat t r c konu malar yaparlar. Bu arada Hz. Peygamber olay yerine gelerek duruma müdahele eder ve bunun câhiliye halk n n da vâs oldu unu söyler. Olay n mahiyetini ö renince de B rak n bunu! Bu kötü bir eydir buyurur. 2 1. bn Hi âm, I, 555-556. 2. Vâk dî, II, 415; bn Hanbel, III, 392-393; Buhârî, IV, 160. 364 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 364 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed 2- iddet slâm dan önce ve slâm n do u u s ras nda dünya iddete yabanc de ildi. Roma mparatorlu u nda, Arap Yar madas nda, Gassânîler ve Hîreliler gibi Arabistan n çevresindeki devletlerde, hatta kabilelerin iç bünyesinde ve kabileler aras nda bile iddet, toplumsal ili kilerde bilinen ve uygulanan bir yöntemdi. Mekke döneminde Müslümanlar ve hatta bizzat Hz. Peygamber bile, bundan nasiplerini alm lar ve iddete maruz kalm lard r. Mekke de gücü elinde bulunduran mü rikler, slâm n yay l n önlemek için Müslümanlara sosyal ve ekonomik boykot, bask, keyfî tutuklama, göçe mecbur b rakma, ba lama, zincire vurma, k zg n kumlar üzerine yat r p üzerlerine ta y ma gibi çe itli i kence türleri ve hatta öldürme gibi yöntemler uygulam lard r. Habbâb b. Eret adl sahâbî, kendilerine mü rikler taraf ndan iddet uyguland n aç kça ifade etmi tir. 3 Mü riklerin Müslümanlara kar iddet uygulamas, slâm n Mekke döneminin son gününe kadar sürmü tür. Nitekim hicretten önce Dârunnedve de toplanan mü riklerin, Hz. Peygamber e uygulamak üzere aralar nda tart t klar üç husustan (ba lamak, sürgün etmek ve öldürmek) herbiri birer iddet yöntemidir. Mekkeliler f rsat dü tükçe Medine döneminde de ele geçirdikleri Müslümanlara iddet uygulamaktan geri durmam lard r. Nitekim hicretin dördüncü y l nda Zeyd b. Desinne ve Hubeyb b. Adiy i çarm ha gerip i kence ile öldürmü lerdir. Mü rikler iddet yöntemiyle slâm n yay l n önlemeye muvaffak olamad klar gibi, bilakis bu konuda ba ar s zl a u rad lar. Öte yandan ba ar ya ula- an, iddet uygulayan de il, uygulanan taraf, yani Müslümanlar oldu. Çünkü Hz. Peygamber mü riklere ayn yöntemle kar l k vermedi ve onlardan intikam alma yoluna gitmedi. Müslümanlar çektikleri i kencelerden dolay kendisine s zland klar nda sabretmelerini ö ütledi. Çünkü kendisi iddet taraftar olmad gibi, onun as l hedefi iddeti önlemekti. Kur an- Kerim de Sen onlar üzerinde bir zorba de ilsin 4 buyrulur; Her inatç ve zorban n hüsrâna u rad 5 bildirilir. iddeti aile içi ve toplumsal iddet olarak iki k s mda ele almak mümkündür. Aile içi iddetten bahsedildi inde ilk akla gelen, aile reisinin, di er aile bireyleri ve büyüklerin küçükler üzerinde uygulad iddet ve bask c tav rlard r. Bu tür bir uygulaman n ailede huzuru, sevgi ve sayg y ortadan kald raca gibi, böyle bir ortamda yat p kalkan çocuklar ve gençler için kötü sonuçlar do uraca ve onlar n karakteri üzerinde olumsuz etkide bulunaca aç kt r. Çünkü iddeti kan ksayan aile fertlerinin de art k iddetin bulunmad yerde ya amak isteme- 3. Buhârî, IV, 238-239. 4. â iye Sûresi 23. 5. brâhîm Sûresi 15. 365 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 365 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji mesi ve kendisinin de ileride ayn yollara ba vurmas do ald r. Bunu önlemek de iddet, bask ve ezici tav rlar yerine kar l kl sevgi ve sayg n n hakim oldu u bir aile yuvas olu turmakla mümkündür. Çok say da bireysel ve toplumsal çat man n kayna olan iddet, bir toplumda problemleri çözüm ve ileti im arac haline geldi i zaman, basit sorunlar dahi üzücü olaylarla sonuçlanabilir. Hz. Peygamber gerek aile içi iddeti ve gerekse toplumsal iddeti söz ve davran lar yla önlemeye çal m ve bu konuda gerekli tedbirleri alm t r. Onun evinde her eyden önce sevgi ve sayg ya dayal bir hayat tarz hakimdi. Bunun yan nda, aile içi problemleri iddete ba vurmaks z n çözme yoluna giderdi. Nitekim han mlar na, hizmetinde bulunanlara ve evinde büyüyen kimselere hiçbir zaman iddet uygulamam ; onlar dövmemi tir. Hz. Âi e, Hz. Peygamber in hiçbir hizmetçisini ve han m n dövmedi ini; eliyle hiçbir canl ya vurmad n söylemi tir. 6 Kendisi bunu yapmad gibi, han mlar n dövenleri de Kad nlar n z nas l dövüyor, sonra da ak am olunca beraberce yat yorsunuz. 7 diyerek k nam t r. Kad nlar n dövülmemesi, hele yüze hiç vurulmamas 8 konusunda uyar larda bulunmu tur. Hz. Peygamber ile han mlar aras nda ç kan bir sorun üzerine yanlar na gelen Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer in, onunla evli olan k zlar n dövmeye kalk malar üzerine iddet konusundaki tavr n u sözleriyle dile getirmi tir: Allah Teâlâ beni iddet uygulayan (muannif) birisi olarak göndermedi; bilakis e itici ve kolayla t r c olarak gönderdi. 9 Hz. Peygamber sadece ailede de il, toplumun tüm bireyleri aras nda iddete yer verilmemesi konusunda da uyar larda bulunmu tur. Onun bu hususla ilgili bir sözü öyledir:...müslümanlara vurmay n z! 10 Bu sözüyle Hz. Peygamber, ki isel ve toplumsal sorunlar vurup k rarak de il; hiddet ve öfkeye kap lmadan, anla arak ve uzla arak çözmeyi tavsiye etmi olmaktad r. Keza toplumsal huzuru bozmaya yol açabilecek davran lar daha fiiliyata geçmeden önleme yoluna gitmi tir. nsanlar n yaralanmas na ve hatta ölümüne yol açabilecek silahl sald r lara meydan vermemek, silahla öfke dindirmemek için ikazda bulunmu, bu tür hareketlerde bulunanlar toplumdan d larcas na Bizim aleyhimize silah ta yan bizden de ildir. 11 buyurmu tur. Peygamberimiz toplumu zor kullanarak slah etmeye çal an bir slahatç de ildi. Nitekim, insanlar için bir s fat olarak kullan ld nda Ba kas na hak 6. bn Hanbel, VI, 229; Müslim, II, 1814; bn Mâce, I, 638. 7. bn Hanbel, IV, 17. 8. bn Hanbel, V, 5; Ebû Dâvud, II, 606-607. 9. bn Hanbel, III, 328. 10. bn Hanbel, I, 404. 11. bn Hanbel, II, 185. 366 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 366 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed tan mayan, zorba ve zor kullanarak halk slah eden gibi anlamlara gelen Cebbâr s fat ile muttas f olmad n hem kendisi ifade etmi ; hem de sahâbe bunu dile getirmi tir. Çe itli vesilelerle Allah beni cömert bir kul k ld ; zorba ve zâlim k lmad 12 demi tir. Yine çe itli sözlerinde zorbal ve zorbalar kötülemi tir. Sahabenin kanaati de onun asla zorba olmad yönünde idi. Bir ba ka vesileyle daha önce de belirtti imiz gibi, Ficar sava lar nda Kurey in komutanlar ndan biri olan ve daha sonra yetmi ya lar nda Mekke nin Fethi nde slâmiyeti kabul edip Medine ye yerle en Mahreme b. Nevfel bir gün Hz. Peygamber e elbise geldi ini ve onlar halka da tt n duyar. Yan na o s rada küçük ya ta bulunan o lu Misver i alarak Hz. Peygamber in evinin önüne gelir. Çocu a Hz. Peygamber i ça rmas n söyler. Fakat çocuk çekinir. Bunun üzerine Mahreme b. Nevfel Hz. Peygamber hakk nda o luna u de erlendirmeyi yapar: Evlâd m, o bir zorba de ildir! Bunun üzerine Misver Hz. Peygamber i ça r r. O, sesi duyunca d ar ç kar ve Mahreme için haz rlad elbiseyi getirerek takdim eder. 13 Hz. Peygamber Müslümanlara yönelik terörü ve sald r y henüz haz rl k safhas nda iken önceden tespit ederek küçük çapl bir müdahele ile önlemi tir. Hz. Peygamber Halid b. Süfyan el-hüzelî nin Medine üzerine yürümek için adam toplamakla me gul oldu unu ö renir. Abdullah b. Üneys adl sahâbîyi tek ba na onu ortadan kald rmakla görevlendirir. Abdullah b. Üneys, Halid b. Süfyan Urene Vadisi nde bulur. Kendisini Hz. Muhammed (s.a.s.) e kar sava mak isteyen Huzâal bir Arap olarak tan t r ve Halid in adamlar da ld ktan sonra gece vakti onu öldürür. Sa sâlim Medine ye gelerek olup biteni Hz. Peygamber e anlat r. Olay, hicretin dördüncü y l nda, Uhud Sava ndan sonra meydana gelmi tir ki bu, mü riklerle ili kilerin en iddetli oldu u bir dönemdir. Dolay s yla iki kesim aras nda bir sava ortam sözkonusudur. Halid b. Süfyan haz rl klar n tamamlay p Müslümanlar üzerine sald rmay ba arabilseydi, her iki taraftan da çok fazla kan dökülebilirdi. Peygamberimiz, rastgele seçilen, ya da tesadüfen olay yerinde bulunan kimselerin zarar görmelerine f rsat vermemi, bu tür olaylar kar s nda üzülmü ve gerekli uygulamalar yapm t r. Bi r-i Maûne katliam ndan sa kurtulan Amr b. Ümeyye nin, kendisinin himayesine ald iki ki iyi bilmeden öldürmesine son derece üzülmü ve tazminatlar n ailelerine ödemi tir. Peygamberimiz en az l dü man bile olsa i kence yapmam ve kendisine bu yolda yap lan teklifleri kesin bir dille ve prensip haline gelecek sözleri ile reddetmi tir. Bedir Sava nda esir al nanlar aras nda Kurey in hatiplerinden Süheyl b. Amr da bulunuyordu. Süheyl, baca ndan bir okla vurulmu ; yaral halde 12. Ebû Dâvud, IV, 143; bn Mâce, II, 1086. 13. Buhârî, VII, 50. 367 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 367 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji kaçmaya te ebbüs etmi ve fakat yakalanm t. Hz. Ömer Yâ Resûlallah! Onun ön di lerini sökeyim de bir daha senin aleyhinde konu maya kalkmas n dedi. Fakat Peygamberimiz buna raz olmad ; Ben di lerini söktürerek ona i kence yapamam. Allah da beni, peygamber oldu um halde ayn azaba u rat r eklinde cevap verdi ve devam etti: Onun, senin be enece in bir davran ta bulunmas da umulur. Süheyl b. Amr Mekke nin Fethi nde Müslüman olur. Hz. Peygamber in vefat ndan sonra, ridde hareketleri meydana geldi i s rada Mekke halk irtidat etmemekle birlikte ehirde bir iç kar kl k ortaya ç kar. Hatta Mekke Valisi Attâb b. Esîd bile korkup saklan r. Bu s rada Süheyl b. Amr bir konu ma yaparak halk yat t r r. O, unlar söyler: Ben biliyorum ki bu din, güne in do mas ve batmas devam etti i sürece pâyidar olacakt r. Aran zdan ç kan bu ki i- Ebû Süfyan b. Harb-sizi aldatmas n. Benim bildi im bu meseleyi o da bilir. Ancak Benî Hâ im e olan k skançl onun kalbini mühürlemi tir. Ben Kurey in karada ve denizde en çok ula m vas talar bulunan y m. Emîrinize boyun e iniz. Zekatlar n z ona veriniz.... Süheyl in bu sözleri kula na gitti inde Hz. Ömer, onun hakk nda Hz. Peygamber in kendisine söyledi i sözleri hat rlar ve Ben ehadet ederim ki sen Allah n Resûlü sün demekten kendini alamaz. Hz. Peygamber in Süheyl e kar bu davran ; i kenceye müsade etmemesinin yan nda, esirlere iyi muamelede bulunmas, dü man n bile slâm a kazanmay ve yeri geldi inde ondan istifade etmeyi hedeflemesi gibi ömrü boyunca sürdürdü ü politikan n çok güzel bir örne ini te kil etmektedir. Peygamberimiz kendisine duyulan güveni istismar eden ve bu istismar cinayet i leyecek derecede kötüye kullanan, terör estiren, hâinlik yaparak Müslümanlar n mal na ve can na k yan ah slara müstehak olduklar cezay uygulamaktan geri durmam t r. Ureyne kabilesine mensup ki ilere verdi i cezay buna örnek gösterebiliriz. Olay öyle geli ir: Bak ms zl ktan zay f ve hasta olan bu sekiz ki i Medine ye Hz. Peygamber e gelerek slâmiyeti kabul ettiklerini bildirirler. Bu ah slara Medine nin havas iyi gelmez ve hastalan rlar. Süt içmeye al k n olduklar n belirtirek Hz. Peygamber den kendilerine süt temin etmesini isterler. Peygamberimiz onlar ehrin d ndaki bir otlakta yay lan ve azatl kölesi Yesâr taraf ndan güdülen develerin bulundu u yere gönderir. Burada bir müddet kal rlar, sütle beslenirler ve sa l klar na kavu urlar. Bu nankör adamlar bir sabah develeri al p götürmeye kalk rlar. Yesâr yan na birkaç ki i alarak kendilerine engel olmak ister. Fakat h rs zlar onu yakalarlar; ellerini, ayaklar n kestikten sonra diline ve gözlerine diken bat rarak i kence ile öldürürler. Durumu ö renen Hz. Peygamber in görevlendirdi i Kürz b. Câbir in komutas nda yirmi ki- ilik bir süvari birli i bu hainleri yakalayarak Medine ye getirir. Peygamberimiz onlara k sas uygular ve idam ile cezaland r r. 14 14. Vâk dî, II, 568-571; bn Hi âm, II, 640-641; bn Sa d, II, 93; Buhârî, VIII, 19-20. 368 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 368 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed 3- Zararl Al kanl klar ve Ahlâkî Sorunlar Zararl al kanl klara önce alkollü içki kullan m ndan ba lamak istiyoruz. Alkollü içkiler hem bireysel ve hem de toplumsal bir sorundur; bunlar kullanan bireyin yan nda çevresindekiler de olumsuz etkilenir. Daha önce de indi imiz gibi, slâm n temel amac dini, akl, nefsi, nesli ve mal korumakt r. Alkollü içkilerin kullan lmas bu be amaçla çeli mektedir. Her eyden önce dinin çok de er verdi i ve korumaya çal t akla zarar vermektedir. Öncelikle, bu maddeler ba ml s n akl n kullanamayan, sa l kl dü ünemeyen, karar verme ve muhakeme yetene ini kaybeden bir kimse haline getirmektedir. Bunun yan nda nefse zarar vermektedir. Çünkü insan n psikolojik yap s n bozmaktad r. Utanma duygusunu ortadan kald rmaktad r. Sarho lu un yol açt namus kavgalar na s k s k rastlanmaktad r. Nesle zarar vermektedir; alkol kullanan anne ve baban n kendilerinden çok çocuklar na bedensel ve psikolojik aç dan zarar verdi ini bilim adamlar söylemektedir. çki, ailelerin parçalanmas na yol açmaktad r. Çünkü alkollü içkiler ki iyi geçimsiz, kavgac, sald rgan, suça, kaza yapmaya ve cinayet i lemeye meyyal, özellikle aile bireylerine iddet uygulayan bir kimse haline getirmektedir. Sindirim sistemine zarar vermektedir. Vücudun çe itli hastal klara yakalanma riskini art rmaktad r. Görmeyi, konu may ve daha ileri seviyede i itme duygusunu bozmaktad r. Üzülerek belirtmek gerekir ki, ça da bir dü ünürün de i aret etti i gibi alkolizm bilhassa teknik ve ehirle me ça nda en büyük problem olarak kar m za ç kmaktad r. 15 çkinin zararlar n özetledikten sonra Hz. Peygamber dönemine ve onun içkiyi önleme konusundaki faaliyetlerine dönmek istiyoruz. Kaynaklar m zda sahabeyi rahats z eden içki kaynakl çok say da olay anlat lmaktad r. Meselâ içki henüz yasaklanmadan içki içen Hz. Hamza sarho iken Hz. Ali ye ait iki deveyi keser. Hz. Ali Hz. Peygamber e onu ikayet eder. Hz. Peygamber de Hz. Hamza ya giderek kendisine k zar. 16 Yine içki yasaklanmadan önce Abdurrahman b. Avf ensardan birisinin evinde içkili vaziyette cemaate ak am namaz n k ld r rken Kâfirûn Sûresini yanl okur ve bu arada Ey iman edenler! Siz sarho iken -ne söyledi inizi bilinceye kadar- namaza yakla may n... 17 âyeti nâzil olur. 18 slâm n do du u s rada içki içme al kanl Araplar aras nda çok yayg n oldu u için Allah Teâlâ ilk Müslümanlar içki yasa na yava yava al t rm t r. Önce, içki ve kumar n her ikisinde de büyük günah ve insanlar için birtak m faydalar oldu unu, ancak her ikisinin de günah n n faydas ndan büyük oldu- 15. Ali zzetbegoviç, s. 238. 16. Müslim, II, 1568-1570. 17. Nisâ Sûresi 43. 18. Ebû Dâvud, IV, 80. 369 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 369 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji unu 19 bildirmi, bir dahaki safhada içkili iken namaz k lmay yasaklam, 20 en sonunda ise sarho luk veren içkileri içmeyi kesin bir ekilde yasaklam t r. 21 Hz. Ömer in içkinin haram k l nmas n iddetle arzulad bilinmektedir. Nitekim o, Allah m! çki konusunda aç k ve kesin bir beyanda bulun diye dua etmi, bunun üzerine u âyet-i kerîme nâzil olmu tur: Sana arap ve kumar hakk nda soru sorarlar. De ki: her ikisinde de büyük günah ve insanlar için bir tak m faydalar vard r. Ancak her ikisinin de günah faydas ndan daha büyüktür.... 22 Hz. Ömer ça r larak inen âyet kendisine okunur. Hz. Ömer tekrar Allah m! çki konusunda aç k ve kesin bir beyanda bulun diye dua eder. Bunun üzerine u âyet-i kerîme nazil olur: Ey iman edenler! Siz sarho iken -ne söyledi inizi bilinceye kadar- namaza yakla may n.... 23 Namaz k l naca zaman Hz. Peygamber in münâdîsi Sarho namaza yakla mas n diye ilan eder. Hz. Ömer ça r larak inen bu âyet de okunur. O, tekrar Allah m! çki konusunda aç k ve kesin bir beyanda bulun diye dua eder. Son safhada Mâide Sûresinin içkinin kesin bir ekilde yasakland n bildiren âyetleri nâzil olur: Ey iman edenler! arap, kumar, dikili ta lar (putlar), fal ve ans oklar birer eytan i i pisliktir; bunlardan uzak durunuz ki kurtulu a eresiniz. eytan içki ve kumar yoluyla ancak aran za dü manl k ve kin sokmak, sizi Allah anmaktan ve namazdan al koymak ister. Art k bunlardan vazgeçtiniz de il mi? 24 Hz. Ömer Vazgeçtik der. 25 çkinin haram k l nd na dair nâzil olan âyetler her tarafa duyurulur. Enes b. Mâlik, Ebû Talha n n evinde içki içilirken içkinin haram k l nd na dair haberi duydu unu ve Ebû Talha n n derhal içki küplerini döktürdü ünü bildirmi tir. Herkes evindeki içkileri dökmü, dökülen içkiler Medine sokaklar nda sel gibi akm t r. 26 çki hicretin üçüncü y l nda Uhud Sava ndan sonra haram k l nm t r. Hz. Peygamber in içkinin yasaklanmas ndan sonraki tavr n ana kaynaklarda yer alan sözleri ve bilgiler nda u ekilde özetlemek mümkündür: O, içkinin tedavi amac yla kullan lamayaca n söylemi tir. 27 çki yasa n, slâm n ula t her yere, vilayetlere, meselâ Cüre e mektuplarla bildirmi tir. 28 Sarho luk veren 19. Bakara Sûresi 219. 20. Nisâ Sûresi 43. 21. Mâide Sûresi 90-91. 22. Bakara Sûresi 219. 23. Nisâ Sûresi 43. 24. Mâide Sûresi 90-91. 25. Ebû Dâvud, IV, 79-80; Neseî, VIII, 286-287. 26. Buhârî, V, 189-190; Müslim, II, 1570 vd. 27. Müslim, II, 1073. 28. Müslim, II, 1576. 370 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 370 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed her maddenin haram k l nd n söylemi tir. 29 Yani içkinin haram olmas ndaki ölçünün sarho luk vermesi oldu unu aç klam t r. Her sarho luk veren maddenin hamr oldu unu vurgulam t r. 30 Ço u sarho luk veren maddenin az n n da haram oldu unu aç klam t r. 31 çkinin her kötülü ün anahtar oldu unu ifade etmi tir. 32 Muaz b. Cebel e yapt on maddelik tavsiye demeti aras nda Asla içki içme! Çünkü o her kötülü ün ba d r 33 demi tir. çkiyi s zd ran n, s zd rtan n, satan n, ta yan n, ta nan n, kazanc n yiyenin, içenin ve sunan n iddetli bir ekilde k nanmay hak etti ini bildirmi tir. 34 Hz. Peygamber in me rubat olarak su, bal erbeti, süt ve meyve suyu içti i bilinmektedir. 35 çkinin haram k l nmas ndan sonra Hz. Peygamber in içki kullanan baz kimseler hakk ndaki uygulamalar na temas etmek istiyoruz. Hayber in fethinde içki bidonlar k r l p içkiler döküldü ü zaman sahabeden mizah seven Abdullah b. Hammâr (Lakab n n H mâr oldu u da söylenir.) dayanamay p içki içer. Zaten bu ahs n içki görünce dayanamad da bildirilmektedir. Kendisini hemen Hz. Peygamber in huzuruna götürürler. Hz. Peygamber onun bu davran ndan ho lanmaz ve pabuçlar yla hafifçe vurur. Orada bulunanlar da vururlar. Hz. Peygamber in bu ahs daha önce de bu yüzden defalarca cezaland rd kaynaklarda kaydedilmektedir. O s rada Hz. Ömer Allah m! Ona lanet et, art k çok oldu! der. Bunun üzerine Hz. Peygamber Öyle deme Ömer! O, Allah ve Resûlü nü sever buyurur. 36 Buhârî, içki içene lanet etmenin caiz olmad, çünkü onun din d say lamayaca, yani bu hareketiyle dinden ç km olmad konusuna bir bab ay rm ve yukar daki olay bu vesileyle anlatm t r. Mizah seven Abdullah Hz. Peygamber i güldürürdü. Ayn ekilde Nuayman b. Amr, zaman zaman içki içermi. Hz. Peygamber e getirirler, o da pabuçlar yla vurur, sahabeye de emreder, onlar da pabuçlar yla vururlar, üzerine toprak saçarlarm. Bu durum çok tekrarlan nca sahabeden birisi ona Allah lânet etsin der. Bunun üzerine Resûlüllah Öyle deme! O, Allah ve Resûlünü sever der. 37 Böyle bir ba ka sarho Hz. Peygamber in huzuruna getirilir. Kimisi eliyle, kimisi pabuçlar yla ve kimisi elbisesiyle ona vurur. Birisi 29. Buhârî, V, 245; Müslim, II,1585-1588; bn Mâce, II, 1123-1124; Ebû Dâvud, IV, 86, 88-91; Neseî, VIII, 327. 30. Neseî, VIII, 296. 31. bn Mâce, II, 1124-1125; Ebû Dâvud, IV, 87; Neseî, VIII, 300-301. 32. bn Mâce, II, 1119. 33. bn Hanbel, V, 238. 34. bn Mâce, II, 1122. 35. Neseî, VIII, 335. 36. Vâk dî, II, 665; Buhârî, VIII, 14; bnü l-esîr, Üsd, III, 216. 37. bnü l-esîr, Üsd, V, 352. 371 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 371 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Allah rezil etsin der. Bunun üzerine Hz. Peygamber Karde inize kar eytana yard mc olmay n der. 38 üphesiz Hz. Peygamber in bu davran içkiyi ve onu içeni ho gördü ü anlam nda de erlendirilmemelidir. Ho görmemi, hatta bilakis cezaland rm t r. Bu da, Hz. Peygamber döneminde bile baz yasaklara tam olarak uymayanlar bulundu unu, ancak böylelerinin din d ilan edilmedi ini ve toplumdan d lanmad n göstermektedir. Hz. Peygamber döneminde alkollü içkiler yasaklan rken üphesiz bugünkü gibi alkolün zararlar n tam anlam yla tespit edebilecek imkanlar mevcut de ildi. Fakat Yüce Yarat c, alkolün insan vücudunda yapabilece i tahribat bildi i için onu yasaklam t r. zzetbegoviç in ifadesiyle alkolü yasaklarken slâm din olarak de il, ilim olarak hareket etmi tir. 39 Geli en teknik imkanlar ve yap lan ara t rmalar slâm n bu yasa n yalanlamam, tam tersine do rulam t r. Hz. Peygamber de birkaç münferit olay d nda alkollü içkileri o dönemin inatç ve tutucu insanlar na terkettirebilmi tir. Bu suretle ileriki yüzy llarda slâm dünyas n n büyük ölçüde içkiye kar korunmas n sa lam t r. Fakat ayn ba ar y zor kullanmalar n ve bilimsel çal malar n sa layabildi ini söylemek zordur. Amerikal Profesör Julius Hirsch, Hz. Peygamber in bu konudaki ba ar s n u sözleriyle takdir etmektedir: Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur an vas tas yla içkiyi yasaklam ve yüzy llarca büyük insan kitlelerini içkinin zararlar ndan koruyabilmi tir. Bu netice XX. yüzy lda münevver Amerika da her çe it propagandaya ve fennî yükselmeye ra men elde edilememi tir. 40 slâm n do du u s rada Araplar aras nda yayg n bir ekilde kumar oynan yor ve fal oklar kullan l yordu. çki ve kumar Mekke de yayg n oldu u gibi Medine de de yayg nd. Hz. Peygamber Medine ye hicret etti i esnada Medineliler de içki içiyorlar, kumardan kazand klar n yiyorlard. 41 Kumar oyununda on ok kullan l r, bunlardan üç tanesi bo b rak l r, yedi tanesine de hisseler takdir edilip yaz l rd. 1 den 7 ye kadar oklar n hisseleri, rakamlar oran ndayd. On ki i aras nda yap lan çekili te, kendilerine bo ok ç kanlar, ortaya konulan maldan hisse alamazlard. Ayr ca mal n paras n bu bo ç kanlar öderdi. Bu tür kumar daha çok bir deveyi kesip etini 28 hisseye ay rmak suretiyle oynan rd. Kumar oklar n n d nda üçlü ve yedili fal oklar vard. Üçlü fal oklar n herkes yan nda ta r, bu oklardan birinde rabbim bana emretti veya yap, di erinde rabbim bana yasak etti veya yapma yaz l olurdu. Üçüncüsünde ise yaz bulunmazd. Araplardan birisi bir yolculu a ç k p ç kmama, 38. Buhârî, VIII, 14-15. 39. Ali zzetbegoviç, s. 227. 40. Alpaslan Özyaz c, Alkollü çkiler, S gara ve Di erleri, Ankara 1996, s.14-16. 41. bn Hanbel, II, 351. 372 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 372 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed bir i i yap p yapmama konusunda karar vermek için bu oklar çekerlerdi. Ok olumlu ç karsa o i i yaparlar, olumsuz ç karsa yapmaktan vazgeçerlerdi. Yedili fal oklar Kâbe nin yan ndaki Hübel adl putun bekçisinin elindeki torbada, kâhinlerin ve hâkimlerin yan nda bulunurdu. Bunlar n herbirinin üzerinde evet, hay r, sizden, ba kas ndan, aç k de il, diyet, su ifadelerinden biri yaz l yd. Babas üpheli çocuklar n nesebini tayin etmek, öldürülen kimsenin diyetini tayin etmek, su kuyusu açmak gibi hususlarda bu fal oklar kullan l rd. Bu tür i lerden biriyle ilgili fal oku çektirmek isteyen bir kimse, hediyelerle birlikte Hübel in bekçisine veya kâhine giderek ok çektirir ve ona göre hareket ederdi. 42 Kur an ve sünnette kumar ve fal oklar yla ilgili uygulamalar haram k l nm t r. Kur an- Kerim de içkinin haram k l nd âyet-i kerîmede kumar (meysir) da yasaklanm t r. 43 Bir ba ka âyet-i kerîmede haram k l nan hususlar aras nda... fal oklar yla k smet aramak da say lm t r. 44 Hz. Peygamber içki ile birlikte kumar n da haram k l nd n pek çok sözünde aç klam t r. 45 Hadislerden, menfaat kar l oynanan oyunlar n hepsinin meysir tabiri içine girdi i anla lmaktad r. Kumarda yorulmadan, kolayca ve haks z bir ekilde ba kas n n mal n almak sözkonusudur. Nitekim Kur an- Kerim de ve hadîs-i eriflerde kumar için kullan lan meysir kelimesi, kolayl k anlam na gelen yüsr kelimesi ile ayn kökten gelmektedir. Kumar oynayan ki i ba kas n n mal n yorulmaks z n kolayca ald için meysir denilmi tir. Kur an- Kerim de ve hadîs-i eriflerde geçen meysir, o dönemde et üzerine oklarla oynanan bir çe it kumard r. Bu tür kumarla kazan lan etler de haram k l nm t r. Kumarda kaybeden taraf n, kazanma ümidiyle tekrar tekrar oynama h rs na kap ld, sonunda çe itli bireysel ve toplumsal huzursuzluklar n ortaya ç kt - görülmektedir. Fal oklar çekmek suretiyle Allah a mahsus olan gayb bilme hususu bu malzemelere isnat edilmi ve putlara ilahl k atfedilmi oluyordu. Ayr ca hem Kur an a, hem de sünnete göre insanlar n akl n kullanmalar esast r. Bundan dolay babas belli olmayan bir çocu un nesebini, bir yerde su bulunup bulunmad n, yolculu un iyi geçip geçmeyece ini, ticaretin kâr sa lay p sa lamayaca n fal oklar n n bilmesi mümkün de ildir. Hz. Peygamber, geçmi peygamberlerden baz lar n n fal oklar kulland na dair kanaatin do ru olmad n da söylemi tir. Hz. brahim ile o lu smail i ellerinde fal oklar ile birlikte 42. bn Habîb, el-muhabber, s. 333-335; Alûsî, III, 53-70; Cevad Ali, VI, 776 vd. ; Mustafa Öz, Ezlâm, D A, XII, 67. 43. Mâide Sûresi 90-90. 44. Mâide Sûresi 3. 45. Ebû Dâvud, IV, 97; bn Hanbel, I, 274. 373 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 373 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji tasvir eden bir resimi görünce imha edilmesini istemi, onlar n asla fal oklar kullanmad n bildirmi tir. 46 Hz. Peygamber bir taraftan güzel ahlâk yla insanlara örnek olurken, di er taraftan, ortaya ç kan veya ç kabilecek ahlâkî sorunlar önlemek için gayret sarfetmi tir. slâm n amaçlar ndan birisinin nesli korumak ve sa l kl bir toplum yap s olu turmak oldu unu biraz evvel kaydetmi tik. Nesli ve aile yap s n bozan sorunlar n ba nda fuhu gelmektedir. Fuhu ahlâk çökertmekte, psikolojik bozukluklara, günümüzde AIDS gibi büyük ölçüde cinsel ili kiye ba l hastal klar n artmas na, fuhu la ba lant l suçlar n ve kad n ticaretinin yayg nla mas na, kad n n bir geçim kayna olarak kullan lmas n n, kad n simsarlar n n, kad n sayesinde para kazanan kimselerin ortaya ç kmas na neden olmaktad r. Fuhu- u meslek ve geçim kayna haline getirmek f trata ayk r oldu u gibi, annelik vasf ile de ba da mamaktad r. Câhiliye döneminde daha ziyade câriyeler fuh a itilirdi. Hür kad nlar aras nda da zina vak alar görülüyordu. Erkeklerin zina yapmas genellikle ay p say lmaz ve bununla övünülürdü. 47 Kur an da 48 ve hadislerde 49 fuhu çe itleri ve fuh a götüren çirkin davran lar yasaklanm ve cezâî müeyyideler konulmu tur. Hz. Peygamber, fâhi enin zina kar l nda elde etti i geliri kazançlar n en kötüleri aras nda saym ve yasaklam t r. 50 Bîat al rken zina etmemeyi de art ko mu tur. 51 Fuh un önlenmesi için e itim, evlili in kolayla t r lmas ve aile yap s n n güçlendirilmesi gibi hususlar üzerinde durmu, buna ra men suç i leyenleri cezaland rmaktan geri kalmam t r. nsanl k tarihi boyunca hemen her toplumda kamu düzenini bozan ve yüz k zart c büyük bir suç olarak kabul edilen h rs zl k, Hz. Peygamber in önlemeye çal t sosyal problemlerden biridir. Ahlâk ve hukuk kurallar na ayk r yollardan haks z kazanç sa lanmas na sebep olan h rs zl k, slâm n son derece de er verdi i, korumay hedefledi i ve kutsal kabul etti i mal güvenli ini ve me rû yollardan gelir elde etmenin esas oldu u ilkesini ihlâl etmektedir. Câhiliye döneminde h rs zl k bir hayli yayg nd ve genel olarak ay p ve suç say lmaktayd. Bununla birlikte, merkezî bir siyâsî otorite bulunmad ndan suçun düzenli bir ekilde kontrol alt nda tutuldu u ve suçlular n cezaland r ld söylenemez. Sözgelimi göçebe Araplar kabile fertlerine, dost kabilelere, mabetlere ve kamuya ait mallar n çal nmas n suç sayarken, aralar nda antla ma ve himaye bulunmayan 46. Buhârî, IV, 111. 47. Cevad Ali, V, 133-134. 48. Furkân Sûresi 68; srâ Sûresi 32. 49. Wensick, II, 345-348. 50. Buhârî, III, 43; Müslim, II, 1199. 51. bn Hi âm, I, 433; Taberî, III, 62. 374 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 374 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed di er kabilelerden güç kullanarak çal nan mal ganimet sayar ve bu tür eylemleri de cesareti simgeleyen davran lar olarak görürlerdi. 52 Burada biz, h rs zl n hukûkî boyutu, suçun olu mas, niceli i, niteli i ve cezan n tatbiki ile ilgili tart malar üzerinde durmay p, k saca sosyal ve ahlâkî boyutuna, Kur an ve sünnetin bu fiil kar s ndaki tutumuna temas edece iz. Ayr ca Kur an- Kerim de h rs zl kla ilgili hukûkî hükümler mevcuttur. 53 Kur an- Kerim de, üzerine bîat al nmas gereken hususlar say l rken h rs zl k yapmamak da zikredilmektedir. 54 Hz. Peygamber in Akabe de Müslüman olanlardan bîat ald hususlar aras nda h rs zl k yapmamak yer al yordu. Hatta bu sözle mede h rs zl n Allah a ortak ko mamak tan sonra ikinci s rada yer ald görülmektedir 55 ki bu husus son derece dikkat çekicidir. Hadis literatüründe Hz. Peygamber in h rs zl kla ilgili sözleri incelendi inde, bunlar n içinde en fazla yeri H rs z, mü min oldu u halde h rs zl k etmez sözüyle, H rs zl k yapmay n veya h rs zl k yapmamak üzere bîat ald konusu ile ilgili hadislerin tuttu u görülmektedir. 56 Bu da Hz. Peygamber in, konunun s k s k iman ile ba lant s n kurarak, h rs zl n cezâî yönünden ziyade iman ve ahlâk boyutu üzerinde durdu unu göstermektedir. Hz. Peygamber in sünnetinde h rs zl k, dünyada ve ahirette bir dizi müeyyide ve sorumlulu u gerektiren a r bir suç ve büyük bir günah olarak nitelendirilmi tir. Suçu sabit görülen h rs zlar da cezaland r lm t r. Ancak bu noktada üzerinde durulmas gereken husus, h rs za ceza vermenin amaç olmad d r. Önemli olan, insanlar e itmek, h rs zl a sevkeden etkenleri, sosyal ve ekonomik dengesizli i, ahlâkî çöküntüyü ortadan kald rmakt r. Üstelik Hz. Peygamber suçun olu mas nda, ispat nda ve cezan n infaz nda suçlu lehine titiz davranm, affetmeyi ve sulhü tavsiye etmi, ikayetçisi bulunmayan veya kamuoyuna malolmam suçlar görmezlikten gelmi tir. Onun bu tutumu olumlu sonuç vermi, döneminde h rs zl k olaylar nda dü ü olmu tur. 57 nsan n yaln z kendisiyle ilgilenmesi, ili kide bulundu u herkesi ve her eyi kendi yarar na kullanma iste i anlam na gelen bencillik (enâniyet), ahlak sistemlerinde ve insan davran lar nda ciddi bir kusur olarak kabul edilir. Bencillik hemen her konuda ve alanda yard mla maya, dayan maya ve i birli ine engel olur. nsanlar açgözlü hale getirir. Bencillik duygusundan kaynaklanan birtak m 52. Cevad Ali, V, 605. 53. Mâide Sûresi 38-39. 54. Mümtehine Sûresi 12. 55. Buhârî, I, 10. 56. Bk. Wensinck, v. d r. el-mu cemü l-müfehres li-elfâzi l-hadîsi n-nebevî, Leiden 1936-69, II, 455-457. 57. H rs zl k konusunda geni bilgi ve meselenin özellikle hukûkî yönü için bk. Ali Bardako lu, H rs zl k, D A, XVII, 384-396. 375 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 375 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji olumsuz e ilimler de mevcuttur. Kibir, cimrilik, kin gütme, bireydeki payla ma ve dayan ma ruhunu öldüren h rs, aç gözlülük, tamahkarl k gibi hususlar bunlardan birkaç d r. Bunlar n yanl ve kötü oldu una, terkedilmeleri ve kontrol alt na al nmalar gerekti ine dair slam literatüründe çok say da bilgi mevcuttur. Bencilli in erdem olarak bilinen kar t özgeciliktir. Yani ba kalar n n iyili- ini dü ünmek, yarar na davranmak; hazlar n art rmak, ac lar n dindirmek, ba kalar n n yarar için kendi isteklerinden özveride bulunmak ve tutkular n s n rlamak. Di er bütün ahlâkî faziletlerde oldu u gibi, özgecilik de insanda bir huy ve meleke haline gelmekle kazan lm olur. Bunun meleke halini almas da bu alandaki davran lar n örnek al nmas na ve güçlü bir irade e itimine ba l d r. Yarar ummadan ve kar l k beklemeden bir insan n di erine yard m etmesi, yani saf özgeci davran biçimi can, mal ve rz güvenli inin teminat d r. Birey kendi can n, mal n, namusunu nas l kutsal biliyor ve koruyorsa, di erlerininkini de öyle bilmelidir. Kur an- Kerim de, insan n en ciddi zaaflar ndan birisi olan bencilli i yeren, özgeci davran lar öven ve te vik eden ifadeler bulunmaktad r. Kur an da i aret edilen bencillik örneklerinden baz lar unlard r: Mü riklere Allah n size r z k olarak verdi i eylerden yoksullara infak edin denildi i zaman onlar n Allah n geçimini sa layabilece i kimseleri biz mi besleyece iz? 58 demeleri k nan r. Firavun un ç lg nca bir bencillik duygusuyla halk na Ben sizin en yüce tanr n z m 59 demesi ele tirilir. Kârûn un azg nl ktan kaç nmas ve insanlara ihsanda bulunmas yönündeki tavsiyelere kar l k elindeki bütün imkanlara kendi bilgisiyle kavu tu unu iddia etmesi 60 ho kar lanmaz. Fecr Sûresinde, 61 insano lunun, toplumlar kötü akibetlere sürükleyen sebepleri te kil eden zaaflar n dile getiren ayetler mevcuttur. Bu zaaflar insan n bencilli inden kaynaklan r. Bencillik de yüce Yaratan a kar güven eksikli i eklinde kendisini gösterir. Buna göre Rabbi insano lunu denemek için ona bol bol r z k verecek olsa hemen sevinir ve bunu O nun bir ikram kabul eder. Fakat r zk biraz darald nda hemen Rabbi taraf ndan kahra u rad n söylemeye yeltenir, s zlanmaya ba lar. Halbuki o, bolluk zaman nda da yetimleri ve kimsesizleri kollay p gözetmez, bunun için önayak olmaz, miras helal haram demeden yer, mala mülke kar a r dü künlük gösterir. Burada, azg nl k ve ta k nl klar sebebiyle helak edilen kavimleri haber veren âyetlerin ard ndan varl kl kesimin bencilli ini ve mal h rs n dile getiren âyetlere yer verilmi tir. Bu da, asl nda bu zaaflar n, toplum düzeninin 58. Yâsîn Sûresi 47. 59. Nâziât Sûresi 24. 60. Kasas Sûresi 76-79. 61. Fecr Sûresi 15-20. 376 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 376 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed bozulmas n n ve toplumlar için birer çökü nedeni oldu unun vurgulanmas amac yla dile getirilmesi aç s ndan önem arzetmektedir. 62 Hz. Peygamber in faaliyetlerinde ve sözlerinde bencillik kötülenmi tir. Meselâ Hz. Peygamber, al veri lerde bencil duygularla hareket edilmesini yasaklam t r. Sözgeli i bir kimsenin pazarl devam ederken di erinin araya girmesini, ki inin onda gözü olsa bile, pazarl kendi lehine bozmaya çal mas n aç k ve kesin bir ifade ile nehyetmi tir. Sizden biriniz karde inin pazarl üzerine pazarl k yapmas n 63 buyurmu tur. Bencillikle yak ndan alakal bir kavram da servettir. slâm dü üncesinde servet edinmek, servetin esiri olunmad müddetçe te vik edilmi tir Buna kar l k insan n sahip oldu u serveti, sahibinin ululanmas n temine, arzular n, ihtiraslar n, bencilli ini tatmine yönelik kullanmas ise ho kar lanmam t r. Zekat, hac, infak gibi ibadet ve vazifeler, yoksulu koruman n yan nda bencilli i yenmeye, özgeci davran lar geli tirmeye, bunlar bireyin ve toplumun ya ant s na yerle tirmeye vesile olan uygulamalard r. Bencilli in, insan n kendisinin fark nda olduktan sonra ba kas n n fark nda olmamas eklinde tezahür etti i de gözden uzak tutulmamal d r. Kendisi siftah ettikten sonra gelen mü teriyi kom um henüz siftah etmedi diyerek kom usuna gönderen esnaf n tutumu bunun güzel bir örne idir. Yoksa özgecilik, bireyin kendisini ba kas n n lehine olarak tüketmesi anlam na gelmemelidir. Ki inin kendine de er vermesi, kendini dü ünmesi, kendisi için çal mas do ald r. Ancak, di er ahlâk ve davran larda da dengeyi, ölçüyü (itidali); duygular n, tutum ve davran lar n normal ve dengeli olmas n öngören slâm, bu konuda da dengenin sa lanmas n öngörmü tür. Kur an ve Sünnet, a r bireysel tutkular dizginleyici ve düzenleyici bir ahlâk ö retisi ortaya koymu tur. Yukar da bir ba ka vesile ile de dile getirilen Hz. Peygamber in bir sahâbîye tavsiyesi bu konudaki dengeli tutuma da kanaatimizce örnek te kil etmektedir. Hz. Peygamber, mal n n tamam n Allah yolunda harcanmak üzere, ölüm dö e inde vasiyet etmek isteyen Sa d b. Mâlik in bu tutumunu ho kar lamaz, Çocuklar na ne b rakt n? diye sorar. Bir ey b rakmad n ö renince de mal n n onda dokuzunu çocuklar na b rakmas n söyler. Ancak Sa d n srar üzerine üçte birini vasiyet etmesini ister ve onu bile çok buldu unu belirtir. 64 Kanaatimizce bu, bencillik ve özgecilik aras nda gözetilmesi gereken dengeye de çok güzel bir örnek te kil etmektedir. 62. Hayati Hökelekli, Enâniyet, D A, X!, 170-171. 63. Buhârî, III, 24. 64. Tirmizî, IV, 305-306. 377 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 377 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Peygamberimiz, insan haklar n n en önemlilerinden biri olan ve ço unlukla rz kavram yla ifade edilen insan n ki ili inin, haysiyet, eref ve sayg nl n n korunmas na büyük önem vermi, ki ilik haklar n n çi nenmesini önlemeye çal m t r. Veda Hutbesi nde insanlar n kanlar n n ve mallar n n yan s ra rzlar n n da mukaddes oldu unu vurgulam t r. Bu üç hususu birarada anmak suretiyle ya ama hakk na, mülkiyete ve manevî ki ili e ili kin haklar ayn ölçüde güvence alt na ald n göstermi tir. Bir sözünde, ki iye kötülük olarak Müslüman karde ini küçük görüp a a laman n yetece ini bildirdikten sonra, Müslümanlar n kanlar n n, mallar n n ve rzlar n n birbirine haram, yani dokunulmaz oldu unu belirtmi tir. 65 Hac ibadetinin kurallar n s ras yla eda etmekte hata eden bir sahâbîye, bunun fazla bir sak ncas bulunmad n, herhangi bir Müslümana dil uzatman n daha büyük bir günah oldu unu söylemi tir. 66 Son olarak zikredilen bu sözünden hareketle Hz. Peygamber in, ki ilik haklar n dinin özüyle alakaland rd ve bu haklara riayetin ibadetlerdeki baz eklî ihmallerden daha önemli sayd n belirtti i anla lmaktad r. Bir ba ka sözünde, ki inin dinini ve rz n korumas n birarada zikretmi tir, 67 ki burada, din ile manevî ki ilik de erlerini ifade eden rz kavram n birlikte zikretmesi dikkat çekicidir. Bu ifadeden, ki ilik de erlerinin dinî de erler için hakiki zemini te kil etti ini, sa lam bir dindarl n sa lam ve korunmu bir ki ilikte daha da mükemmel olaca n anlamak mümkündür. 68 Hz. Peygamber insanlar n kötü sözlerle an lmas n, bir kimsenin g yâb nda kusurlar n n anlat lmas n ve insan n elinde olmayan bedenî kusurlar hakk nda konu ulmas n yasaklam t r. Çünkü bu tür davran lar, insan onurunu rencide edip zedelemekte; toplumda darg nl k ve dü manl klar n ortaya ç kmas na, sevgi, sayg ve bar n zarar görmesine sebep olmaktad r. G ybet Kur an- Kerim de ölmü bir din karde inin etini yemeye benzetilmi tir. 69 Bu benzetme ile g ybetin kötülü ü vurgulanm t r. Hz. Peygamber de bir kimseyi kendisinde bulunan kusurla anman n g ybet, kendisinde bulunmayan bir kusuru ona isnat ederek aleyhinde konu man n ise iftira oldu unu bildirmi tir. 70 Kar l nda bana dünyay verseler bir insan ho lanmayaca bir eyle taklit ve tavsif etmeyi kesinlikle sevmem 71 demi tir. nsanlar n gizli hallerinin ara t r lmamas n istemi tir. 72 Kesin delile dayanmaks z n sadece üpheye dayanarak insanlar n yarg lanmas n yasaklam t r. 65. Müslim, III, 1986. 66. Ebû Dâvud, II, 517. 67. Buhârî, I, 19. 68. Hayati Hökelekli, Irz, D A, XIX, 134. 69. Hucurât Sûresi 12. 70. Müslim, III, 2001; Tirmizî, IV, 329; Ebû Dâvud, V, 192. 71. Ebû Dâvud, V, 192-193. 72. Ebû Dâvud, V, 194, 199. 378 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 378 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed Hz. Peygamber in en ba ta gelen hedeflerinden birisi toplum huzurunun korunmas n sa lamakt. Bu amaçla o, insanlar n birbirini hor ve hakir görmelerini, dedikoduyu, ara bozmak için laf getirip götürmeyi, ikiyüzlülü ü, yalan, yalanc ahitli i, lânet okumay, sövmeyi, hakareti, ana-babaya isyankar davranmay, intihar, iftiray, ölüleri kötülemeyi, k skançl, kin beslemeyi, darg nl, kusur ara t rmay, aldatmay, sözünde durmamay ve yap lan iyili i ba a kakmay yasaklam t r. Hz. Peygamber in yasaklad bu davran lar n fert ve toplum için zararl oldu u ve i lendi i takdirde toplumda olumsuz tahribat meydana getirece i aç kt r. Burada sözü uzatmamak için bunlar n zararlar konusunda detayl aç klamalara girmek istemiyoruz. 4- Do al Olaylar ve Afetler Do al afetler, do urdu u sonuçlar itibar yla birtak m toplumsal sorunlar n ortaya ç kmas na sebep oldu u için bu konuyu Hz. Peygamber in toplumsal sorunlarla ilgili davran lar n ele ald m z bu bölüm alt nda i lemeyi uygun bulduk. Burada, tedbir al narak zarar n önlenebilece i do al felâketlerle, insan n müdahelesi dahilinde bulunmayan olaylar kar s nda Hz. Peygamber in tutum ve davran lar ndan baz örnekler sunaca z. Hz. Peygamber Tebük Seferi esnas nda, Tebük e var ld nda (veya yolda Hicr mevkiinde) bir ak am vakti, geceleyin iddetli bir f rt na kopaca n bildirir. O nedenle sahâbeden hiç kimsenin, yan nda arkada bulunmad kça, aya a kalkmamas n ve develerinin dizlerini ba lamas n tembih eder. Herkes develerinin dizlerini ba lar. Gece vakti ç kan f rt nada onun tavsiyesine uyanlara bir zarar gelmezken, uymayan Benî Sâide kabilesinden iki ki iden birinin bo az t kan r, di erini de f rt na bir taraflara atar. Bo az t kanan sahâbî daha sonra iyile ir, di eri de Tay kabilesi taraf ndan Medine ye gönderilir. 73 Bu olayda önemli olan nokta, Hz. Peygamber in f rt nan n ç kaca n nereden bildi inden ziyade, do al bir felâket öncesinde tedbir al nmas n istemesi ve arkada lar n uyarmas d r. Nitekim onun ikaz na uyanlar felâketten etkilenmedikleri halde, dinlemeyenler zarara u ram lard r. Do al felâketlerin dinle ilgili yönü de esas nda ve büyük ölçüde bu noktada, yani tedbirde dü ümlenmektedir. Çünkü do al bir felaketin vukûunun önlenmesinin imkans z oldu u durumlarda, insana dü en görev tedbir almakt r. Ayn ekilde Hz. Peygamber in salg n hastal ktan korunma konusundaki tavsiyelerinin de o gün için çok güzel ve faydal sonuçlar al nabilecek bir tedbir oldu u görülmektedir. O bu konuda u sözü söylemi tir: Bir yerde vebâ oldu unu 73. Vâk dî, III, 106; bn Hi âm, II, 520-521; bn Hanbel, V, 424-425; Taberî, III, 105. 379 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 379 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji i itti iniz zaman oraya girmeyiniz! Bulundu unuz yerde vebâ ortaya ç karsa, oradan da ç kmay n z. 74 Kaynaklar m zda, Hz. Peygamber in Tebük Seferi esnas nda am da veba salg n bulundu una dair bir haberin kendisine ula mas üzerine bu sözü söyledi ine dair rivayetler bulunmaktad r. 75 imdi Hz. Peygamber in do al olaylar kar s ndaki tutumuna temas etmek istiyoruz. Câhiliye halk ay ve güne tutulmas gibi tabiat olaylar n u ur veya u ursuzluk olarak yorumlamakta, önemli bir ki inin veya bir hükümdar n do- um, ya da ölümünün i areti saymakta idiler. 76 Hz. Peygamber, ay ve güne tutulmas hakk nda, eski ça lardan beri kehânete dayal bu tür yorumlar n yanl oldu unu bildirmi tir. Hz. Peygamber zaman nda, birisi Mekke döneminin sonlar nda, ikisi de Medine döneminde olmak üzere üç defa güne tutulmas ve iki defa da ay tutulmas meydana gelmi tir. Ay tutulmas esnas nda Yahudiler toplan p ate yakm lar, tas çalm lar, ay n büyülendi ini söylemi lerdir. Di er birçok konuda oldu u gibi Hz. Peygamber güne ve ay tutulmalar konusunda da bu tür gerçek d inanç ve telakkileri y km t r. Câhiliye halk n n bu konudaki telakkisinin do ru olmad n belirtmi, bunlara sadece birer gök olay olarak bakm t r. Ak l erdirilemeyen olaylar kar s nda ak l d yorumlar yerine Allah a s nman n daha sa l kl yol oldu unu göstermi tir. Nitekim o lu brahim in vefat etti i gün güne tutulmu, halk bu olay n brahim in ölümünden dolay gerçekle ti i eklinde yorumlam lard r. Fakat Hz. Peygamber Bir kimsenin ölümü ve do umu sebebiyle güne ve ay tutulmaz. Siz bu gibi olaylar gördü ünüz zaman namaz k l n ve Allah a niyazda bulunun 77 tavsiyesinde bulunmu tur. Bir ba ka rivayette ise Hiçbir insan n ölümüyle güne ve ay tutulmaz. Bunlar Allah n kudretinin bir ni anesi olan âyetlerinden iki âyettir. Bu olaylar gördü ünüzde namaz k l n 78 demi tir. Güne tutulmas esnas nda Mescid e ç karak dört (baz rivayetlerde iki) rekat namaz k lm t r. 79 Tamamen insanlar n gücü ve iradesi d nda meydana gelen güne ve ay tutulmalar esnas nda Hz. Peygamber in ibadet etmesi, onun, kâinattaki düzeni yaratan Yüce Allah n gücünü takdir ve takdise yönelik bir davran olarak de erlendirilmelidir. 74. Mâlik, s. 895-897; Buhârî, VII, 20-22; Müslim, II, 1737-1742; Ebû Dâvud, III, 478. 75. bn Hanbel, III, 416. 76. Müslim, I, 622; Neseî, III, 136, 141, 145; bn Mâce, I, 401. 77. Buhârî, II, 24. 78. Buhârî, II, 24. 79. Buhârî, II, 23-31; Müslim, I, 618-630; Neseî, III, 124-154; bn Mâce, I, 400-402; Mehmet Apayd n, s. 95-98. 380 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 380 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed Hz. Peygamber hadislerinde hayat n korunmas yla ilgili al nmas gereken pekçok tedbirden bahsetmi tir. Sözgelimi f rt nal havada denize aç lmama, korkulu u bulunmayan bir terasta geceleyip uyku sersemli i ile dü memek için böyle bir mekanda uyumama, 80 yanar durumda b rak lan lamban n ya na tamah eden farenin yanan fitili çekerek yang na yol açmas n önlemek için uyumadan önce lambay söndürme 81 gibi tedbirler bunlar aras ndad r. 5- Hurafeler/Bat l nan lar Hurafeler, mant ksal temeli ve gerçek hayatla ilgisi bulunmayan yanl inanç ve uygulamalard r. Bunlar din d alanlarda görülmekle birlikte, dinî konularda daha yayg nd rlar; rk ve din ayr m olmaks z n çe itli toplumlar aras nda mevcutturlar. Din baz nda ele al nacak olursa, tarihte ve günümüzde Yahudiler ve Hristiyanlarda oldu u gibi Müslümanlar aras nda da görülmektedirler. Önceki dinlere ait baz unsurlar n Müslümanlar aras na ta nmas ve bilgisizlik gibi nedenler, ulûhiyet, gayb, u ur - u ursuzluk ve ölülerden yard m beklemek gibi belliba l hurafelerin ortaya ç kmas na ve uygulanmas na yol açm t r. 82 Bat l inan lar ve hurafeler, ça m z n olumsuz anlamda geli me gösteren de- erlerinden biridir. Oysa ilk bak ta, pozitif bilimlerin ba döndürücü bir ekilde ilerleme kaydetti i, sosyal bilimlerin de geli ti i, bilimsel ara t rmalar n hayat n her alan na nüfuz etti i günümüzde, hurafelere ilginin azalmas gerekti i dü- ünülebilir. Ne var ki, satanist hareketler, medyumluk ve fal ba ta olmak üzere çe itli amaçlarla çaput ba lamak, mum yakmak, kur un veya mum dökmek, yanl kurban adamak, çe itli nesneleri u ursuz saymak gibi say s z hurafelerin ve halk inançlar n n co rafî s n r ve kültürel seviye fark bile tan maks z n zaman m zda ilgi gördü ü ve insanlar etkiledi i görülmektedir. Hatta bunlardan bir k sm n n birer meslek haline geldi i ve bu alanda modern ileti im araçlar n n da kullan ld mü ahede edilmektedir. Bu tür uygulamalara, ba ta inanç bo lu u ve sa l kl din anlay ndan yoksunluk olmak üzere, bilgisizlik, dinî temel kaynaklar ndan ö renmeme, esrarengize ve bilinmeyene kar duyulan merak, manevî duygular tatmin arzusu, ekonomik ve sosyal sorunlar gibi çe itli faktörler sebep olmaktad r. Hurafelere ilginin, inanç zay fl n n ve bilgisizli in yan s ra ekonomik ve sosyal s k nt larla da alakas bulunmaktad r. Ekonomik ve sosyal problemlerini gerçekçi usullerle çözüme kavu turamayanlar n, birtak m hayali yollara ba vurarak arzu ve emellerine ula maya, ümit kayna aramaya çal malar kaç n lmazd r. 80. Tirmizî, V, 141. 81. bn Hanbel, V, 82; Buhârî, VII, 143. 82. Ali Murat Yel-Yusuf evki Yavuz, Hurâfe, D A, XVIII, 381-384. 381 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 381 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bu noktada, di er alanlardaki faaliyetlerinde oldu u gibi, Hz. Peygamber in hurafeler kar s ndaki tutumunun da günümüzde de erini ve önemini korudu u ortaya ç kmaktad r. Hz. Peygamber bu aç dan da insanlara örnekli ini göstermi tir. O nedenle biz burada Hz. Peygamber in hurafeler kar s ndaki tutumunu ortaya koymaya çal aca z. Ancak bunu yaparken, günümüzde görülen, bilinen ve ya ayan yayg n hurafeleri kaydetmek ve tart mak amac m z d ndad r. Bat l inançlar ve hurafeler üzerinde genel olarak yaz lan çok say da makale ve kitap bulunmaktad r. 83 Burada bizim için Hz. Peygamber in hurafelere kar genel tutumu ve onun bu konudaki davran lar ndan ç kar labilecek ana fikir önemlidir. slâm n do du u s ralarda görülen her hurafeyi de de il, Peygamber in tavr n ve genel bak n yans tt n bildi imiz davran lar n ortaya koymaya çal aca z. Hurafelerde bölgesel ve kültürel farkl l klar da bulunabilir. Sözgelimi câhiliye döneminde Araplar aras nda yayg n olan bir hurafeye o dönemde dünyan n ba ka bir bölgesinde veya bugün rastlanmamas mümkündür. Bütün bunlar n tersi durumla da kar la labilir. Yani o dönemde dünyan n ba ka bir bölgesinde veya günümüzde yayg n olan bir hurafeye o günkü Arap toplumunda rastlanmayabilir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Kur an- Kerim de ve hadislerde, insan n kaderini de i tirme iddias ta yan, Allah tan ba ka varl klardan yard m alma gayesi güden, insanlar sa lam bilgi kaynaklar ndan ve sebeplere ba vurmaktan al koyan her türlü hurafe, bat l inanç ve uygulamalar aç k ve kesin bir ekilde reddedilmi ve yasaklanm t r. Hz. Peygamber in hemen tüm faaliyetlerinde hurafelerle mücadele etti i görülmektedir. Sözgelimi kehâneti ve kâhinlerin eylemlerini kesinlikle ho görmemi, çe itli tekniklerle gelecekten ve bilinmeyenden haber verme, gizli ki ilik özelliklerini ortaya ç karma sanat olan ve hemen bütün milletlerde bat l inanç ya da folklor olarak varl görülen falc l yasaklam t r. O s ralarda Araplar aras nda falc l k son derece yayg nd. Câhiliye dönemi Arap toplumunda görülen ve ku lar n adlar, sesleri ve uçu lar ndan u ursuz anlamlar ç karma, ku lar n uçu tarz n inceleyerek yorumlar yapma veya çak l ta, nohut, bakla gibi maddelerle fal tutma gibi bütün fal çe itleri Hz. Peygamber in yasaklad hususlar n kapsam na girmektedir. 84 83. Bu konuda u eserlere bak labilir: Abdülkadir nan, Hurafeler ve Men eleri, Ankara 1962; Kemalettin Erdil, Ya ayan Hurafeler, Ankara 1999; Mustafa Uysal, slam a Sokulan Bid at ve Hurafeler, I-II, stanbul 1975; Martin Lings, Antik nançlar Modern Hurafeler, çev. Enes Harman-Ufuk Uyan, stanbul 1980; smail Lütfi Çakan, Hurafeler ve Bat l nan lar, stanbul 1981; ; Ali Çelik, Asr- Saadette Halk nançlar, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slam, V, stanbul 1995, s. 327-443. 84. lyas Çelebi, Fal, D A, XII, 138-139. 382 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 382 04.02.2014 10:38:16

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed Hz. Peygamber su dolu barda a, güne e, billur parças na bakarak remil at p secili ve kafiyeli sözlerle ve bunlar n yan s ra, sözgelimi çocuklar n vücut yap lar na bakarak gelecekleriyle ilgili tahmin yürütmek gibi daha ba ka usullerle gâibden haber verdi ini iddia eden arrâf lara ve kâhin lere müracaat yasaklam t r. Arrâfa gidip bir ey sormay yasaklad n aç kça dile getirdi ini görüyoruz. 85 Muaviye b. Hakem es-sülemî adl sahâbî, kendisine Biz birtak m eyleri câhiliye döneminde yap yorduk. Kâhine gidiyorduk deyince Kâhinlere gitmeyin buyurmu tur. 86 Ad geçen ahs n U ursuzlukta bulunuyorduk demesi üzerine de, kendilerinin öyle zannettiklerini, ancak buna itibar edilmemesini ve niyetlenilen i ten geri kal nmamas n söylemi tir. Bir grup insan n kâhinler hakk nda bilgi almak amac yla sorduklar soruya Kâhinler bir ey de ildir demi tir. 87 Kâhin veya arrâfa giderek onlar tasdik etmekle iman aras nda ba lant kurmu tur. Nitekim Böyle hareket edenlerin kendisine indirileni inkâr etmi say lacaklar n ve namazlar n n k rk gün kabul edilmeyece ini bildirmi tir. 88 Hz. Peygamber, slâm da u ursuzluk telakkisinin bulunmad n, u ursuzlu a inanman n ki iyi irke götürebilece ini haber vermi tir. Ku un ötmesinin ve uçmas n n u ursuzluk say lamayaca n belirterek, ilginç görünen nesne ve olaylar n iyiye yorulmas n tavsiye etmi tir. 89 Büyü yapman n ve muska ta man n tevhid inanc n zedeleyece ini bildirmi tir. 90 slâm öncesinde Araplar, ba ta güne ve ay olmak üzere birtak m gök cisimlerine ve melek, cin ve eytan gibi rûhânî varl klara taparlard. Bunun yan s ra, bu cisimler hakk nda çe itli bat l inançlara da sahip idiler. Sözgelimi y ld zlar n ya mur ya d rd na inan rlard. Hz. Peygamber ise bunun câhiliye inanc oldu- unu söylemi tir. 91 Araplar güne in melek oldu unu, 92 eytanlar n putlar mekân edindiklerini kabul ederlerdi. 93 Bir y ld z n kaymas n veya dü mesini, o beldede bir büyü ün do mas na, yahut ölmesine, veyahut da bir felaketin gelece ine i aret sayarlard. 94 Hz. Peygamber bu tür inançlar n bât l oldu unu bildirmi tir. Bu konudaki görü ünü aç klad bir olay öyle geli mi tir: Bir gece vakti Hz. 85. Müslim, II, 1751. 86. Müslim, II, 1748. 87. Müslim, II, 1750. 88. bn Hanbel, II, 429; IV, 68; V, 380; Ebû Dâvud, IV, 226; Müslim, II, 175; Tirmizî, I, 243; bn Mâce, I, 209. 89. Buharî, VII, 17; Müslim, I, 382. 90. bn Hanbel, I, 381; Ebû Dâvud, IV, 212-213. 91. Müslim, I, 644. 92. Âlûsî, II, 215 vd. 93. Âlûsî, II, 197. 94. Hamdi Yaz r,vii, 4569; Ali Çelik, V, 334 vd. 383 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 383 04.02.2014 10:38:16

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Peygamber sahabîlerle birlikte otururken bir y ld z kayar ve ortal ayd nlat r. Bunun üzerine câhiliye döneminde böyle bir durumda ne dediklerini yan ndakilere sorar. Onlar da Bu gece büyük bir adam do du; büyük bir adam öldü derdik cevab n verirler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Y ld z ne bir kimsenin ölümü için kayar, ne de dünyaya geldi i için der. 95 K rlarda ya ad na, çe itli renk ve ekle girerek insanlara göründü üne, onlar yollar ndan sapt r p helâk etti ine, k l çla vurulan ilk darbede öldü üne, ikinci darbede ise dirildi ine inan lan ve efsânevî bir varl k olan ûl 96 hakk nda Hz. Peygamber ûl yoktur 97 buyurmu, bu türden hayaletlerin varl na dair telakkilerin bât l oldu unu kesin bir ekilde ifade etmi tir. Bunun yan nda, câhiliye inançlar n n kal nt s olarak bir hayâletin görünmesi durumunda besmele çekmek ve ezan okumak gibi Müslümanlar n maneviyat n güçlendiren uygulamalar da tavsiye edilmi tir. An lan efsane, çe itli bölgelerin yan s ra Anadolu ya cad, umac, dev anas ve ayn kökten olmak üzere gulyabani gibi adlarla geçmi tir. 98 slâm n do du u s rada cincilik, dü üm atmak, üflemek, fal oklar ve y ld za bakmak gibi usullerle yayg n bir ekilde putperestlikle birlikte uygulanmaktayd. slâm buna iddetle kar ç km t r. 99 Sihir/büyü yap lmas n Hz. Peygamber büyük günahlar aras nda saym, 100 hatta bir sözünde bunu Allah a irk ko man n hemen ard ndan zikretmi tir. 101 Sihir yapan n iman n n zâyi olaca n bildirmi tir. 102 Bunun yan nda büyü yapan için cezalar öngörülmü tür. 103 Hz. Peygamber in 9. ve 10. hicrî y llarda yo un bir ekilde Medine ye gelen heyetlerle yapt görü meler, slâm tan tma ve yayma bak m ndan oldu u kadar, bat l inan lar ve hurafelerle mücadele aç s ndan da önem arzeder. Peygamberimiz kabilelerin öteden beri sahip olduklar bat l inançlar ve bunlarla ilgili uygulamalar ortadan kald rmaya çal m t r. Bu hususla alâkal örnekleri ilgili bölümde verdi imiz için burada tekrar etmek istemiyoruz. Câhiliye döneminde insanlar n ay ve güne tutulmas gibi tabiat olaylar n u ur veya u ursuzluk olarak yorumlad klar n, önemli bir ki inin veya bir hükümdar n do um, ya da 95. Müslim, II, 1750-1751. 96. Âlûsî, II, 343 vd. 97. Müslim, II, 1744; Ebû Dâvud, IV, 233. 98. lyas Çelebi, Gûl, D A, XIV, 177. 99. Büyünün mahiyeti, çe itleri ve çe itli kültürlerdeki durumu hakk nda özet bilgi için bk. Hikmet Tanyu, Büyü, D A, VI, 501-506. 100. Buhârî, VII, 34; Nesâî, Sünen, stanbul 1981, VII, 111. 101. Buhârî, VII, 29, 34. 102. Nesâî,, VII, 112. 103. bn Hanbel, I, 190-191; Tirmizî, IV, 60. 384 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 384 04.02.2014 10:38:17

Toplumsal Sorunlar Karşısında Hz. Muhammed ölümünün i areti sayd klar n, Hz. Peygamber in, ay ve güne tutulmas hakk nda, eski ça lardan beri kehânete dayal bu tür yorumlar n yanl oldu unu bildirdi ini de biraz evvel kaydetmi tik. Kur an- Kerim de ve hadislerde okumaya, bilgiye, akla, dü ünceye, ara t rmaya son derece önem verildi i malumdur. Hz. Peygamber hayat nda ve faaliyetlerinde bat l inan lara ve hurafelere göre de il, bilakis ve daima inanç, azim, sebat, sab r, çal ma, sebeplere ba lanma ve dan arak hareket etme gibi esaslara riayet etmi, faaliyetlerini somut ad mlar atarak gerçekle tirmi tir. Bat l inan lar n ve hurafelerin inanç bo lu una, dinî hayat n zay flamas na, hurafelerin dinî bir görevmi gibi telakki edilmesine, dolay s yla dinin tahrifine, hayalcili e, gerçeklerden, bilimsel davran lardan ve akl kullanmaktan uzakla maya, ekonomik ve duygusal aç dan insanlar n sömürülmesine, baz insanlar n haks z kazanç sa lamas na, insanlar n iyi niyetinin kötü niyetli ki iler taraf ndan istismar edilmesine, din istismar na, insanlar n gelece i ve gayb ö renme hususundaki zaaflar n n kötüye kullan lmas na, ahlâkî çöküntüye ve ruh sa l n n bozulmas na yol açt veya açabilece i gerçektir. Bu tür as ls z eylere ra beti önlemek için her eyden evvel dinin, temel kaynaklar ndan, ehil kimselerden ve tatmin edici bir ekilde ö renilmesi ve ö retilmesi gerekmektedir. E itim kurumlar n n yan s ra, ileti im araçlar na da bu hususta büyük görevler dü mektedir. Aksi takdirde bu alandaki bo luk, ehil olmayan bilgisiz ki iler taraf ndan doldurulacak ve hurafeler daha da yayg nla acakt r. 385 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 385 04.02.2014 10:38:17

HZ. MUHAMMED N SON GÜNLER VE VEFATI 1- Hz. Peygamber in Vefat ndan Önce slâmiyetin Geni leme Durumu Hicretin 1. y l ndan itibaren, özellikle kabile baz nda slâm a kat l mlarla, tertiplenen gazveler ve sevkedilen seriyyeler, merhale merhale slâm toplumunun hakimiyet alan n geni letmi tir. Bedir Sava na kadar gerçekle tirilen gazveler ve seriyyelerle Müslümanlar Medine ve çevresinde, Medine den K z ldeniz e kadar uzanan topraklarda hakimiyet sa lam lard r. Bedir Sava ile Hendek Sava aras ndaki geli melerle hakimiyet alan Mekke yak nlar na kadar uzanm, Müslümanlar Hicaz da en büyük askerî ve toplumsal güç olduklar n kan tlam lard r. Bu safhada Yahudiler Medine den ç kar lm lard r. Hendek Sava ndan sonra Beni l- Mustalik in itaat alt na al nmas yla Hicaz n do usuna, yani Necid içlerine, ard ndan Hayber in Fethi yle de Medine nin kuzeyine do ru hakimiyet alan geni lemi tir. Hicretin 8. y l nda Mekke nin Fethi yle yar mada sakinleri slâm a h zl bir ekilde kat lmaya ba lam lard r. Tebük Seferi ile Arabistan n kuzeyindeki Hristiyan Araplar n ve Yahudilerin oturdu u bölgelerin Medine ye ba l l sa lanm t r. Hz. Peygamber in, hakimiyeti sa lamak için Arap yar madas n n her yerine askeri birlik göndermesi gerekmemi tir. Hicretin 9. ve 10. y l nda Medine ye yar madan n çe itli bölgelerinden heyetlerin gelmesiyle birlikte, o ana kadar hakimiyetin uzanmad bölgeler, Hz. Muhammed (s.a.s.) in ya peygamberli ini, ya da hâkimiyet ve zaferini kabul etmi tir. Medine ye gelen heyetler aras nda bulunan Kinde, Murâd ve Hemdân gibi güçlü kabilelerin slâmiyeti kabulü ile Yemen; Ezd kabilesinin kabulü ile Umman; Abdülkays, Temîm ve Esed kabilelerinin kabulü ile do u ve orta Arabistan slam topraklar na kat lm t r. Çünkü kabilelerin slâmiyeti kabul etmeleri, zekat vermeleri ve di er baz mükellefiyetleri yerine getirmeleri, Medine devletine ba l l klar n göstermek için kafi geliyordu. Bu yerlerle Hz. Peygamber muntazam ili kiler kuruyor, valiler, ö retmenler ve vergi memurlar tayin ediyordu. 2- Veda Hacc (10/632) Hz. Peygamber Hicretin sekizinci (630) y l nda Mekke fethedildikten sonra hac mevsimini beklemeden Medine ye dönmü tü. Zaten Mekke nin Fethi nden 386 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 386 04.02.2014 10:38:17

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı önce de henüz hac farz k l nmam t. Hicretin dokuzuncu (631) y l nda hac farz k l nm, ancak o y l Hz. Peygamber bizzat hacca gitmemi ve Hz. Ebû Bekir i hac emîri tayin ederek Mekke ye göndermi ti. Peygamberimiz hicretin onuncu y l nda (632) hac farizas n yerine getirmi tir. Onun bu hacc na, sahâbîlerle vedala t ve bir daha Kâbe yi görmedi i için Vedâ Hacc ( Haccetü l-vedâ), Müslümanlara hac ibadetinin bütün hükümlerini hem nazarî olarak bildirdi i ve hem de pratik olarak gösterdi i için Belâ Hacc ( Haccetü l-belâ ), hacc n farz k l nmas ndan sonra ilk hacc olmas dolay s yla slâm Hacc ( Haccetü l- slâm) gibi isimler verilmi tir. Fakat onun bu hacc daha ziyade Veda Hacc olarak me hur olmu tur. Veda Hacc n n eda ekli konusunda farkl rivayetler vard r. Baz rivayetlerde onun temettu veya k ran hacc na niyet etti i belirtilirken, baz lar nda ifrad hacc na niyet ederek ihrama girdi i kaydedilmektedir. 1 Hicretin onuncu y l n n Zilkade ay nda Hz. Peygamber hac için haz rlanmaya ba lad. Bunu Müslümanlara da duyurarak haz rlanmalar n istedi. Onunla birlikte haccetmek isteyenler Medine de topland lar. Hz. Peygamber 26 Zilkâde 10/ 22 ubat 632 Cumartesi günü, yan nda han mlar ve k z Fât ma da oldu u halde, muhâcirler, ensardan ve di er Arap kabilelerinden olu an Müslümanlarla birlikte Medine den hareket etti. Yan na kurbanl k yüz deve ald. Zülhuleyfe adl yere vard nda ö le namaz n seferî olarak iki rekat k ld ve ayn gün burada ihrama girdi. 2 Ö leyi Medine de, ikindiyi Zülhuleyfe de k ld da söylenir. Hz. Peygamber in Veda Hacc na giderken izledi i güzergah ana hatlar yla öyledir: Zülhuleyfe, Beydâ, Melel, Irkuzzabye, Ravhâ, Arc, Sukyâ, Ebvâ, Cuhfe, Gadîr-i Hum, Kudeyd, Usfân, Gamîm, Merruzzahrân, Serif ve Zî Tuvâ. Hz. Peygamber, 4 Zilhicce Pazar (Vâk dî ye göre Sal, Makrîzî ye göre Pazartesi) günü ku luk vakti Kasvâ adl devesinin üzerinde oldu u halde Mekke ye ula t ; Kâbe yi tavaf edip iki rekat namaz k ld ve Safâ ile Merve aras nda sa y etti. 3 Veda Hacc süresince Mekke nin Ebtah mevkiinde kendisi için kurulan çad rda konaklad. Per embe gününe kadar Mekke de kald. Ayn gün (Terviye) Mina ya hareket etti. Ö le, ikindi, ak am ve yats namazlar n orada k ld. Geceyi de burada geçirdi. Ertesi sabah, namaz k ld ktan sonra güne do uncaya kadar burada kald. Arafat taki Nemire Mevkii nde çad r kurulmas n emretti. Sonra Mina dan hareket edip Müzdelife den geçerek, Cuma günü Arafat ta haz rlanan çad ra var p konaklad. Zeval vaktinden sonra çad r ndan ç k p devesine binerek Arafat vâdisinin ortas na geldi. Urane vadisinde me hur Veda Hutbesi ni okudu. 1. Vâk dî, III, 1092; bn Sa d, II, 173. 2. Vâk dî, III, 1089. 3. bn Seyyidinnâs, II, 360-361. 387 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 387 04.02.2014 10:38:17

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bir ezan okutarak ayr ayr ikâmetle ö le ile ikindiyi birlikte k ld ktan ( cem i takdîm) sonra devesinin üzerinde Arafat a ç kt. K bleye dönüp ak ama kadar dua ile me gul oldu. Arafat ta iken kendisinin ilâhî tebli görevinin tamamland n belirten u âyet-i kerîme nâzil oldu: 4 Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamlad m ve sizin için din olarak slâm a raz oldum. 5 Arafat ta Cebel-i Rahme de hac lar (20. yüzy l ba lar ) Hz. Peygamber güne batt ktan sonra devesine binerek Arafat tan ayr ld ve Müzdelife ye geldi. Yats vaktinde ak am namaz yla birlikte yats namaz n birle tirerek ( cem i te hîr), ak am üç, yats y da iki rekat olarak, ayn ekilde tek ezan ve her namaz için ayr ikâmetle k ld rd. Geceyi Müzdelife de geçirdi. Ertesi sabah, yani Cumartesi (bayram n birinci) günü sabah namaz n Müzdelife de k ld ktan sonra Me ar-i Harâm a geldi. Cemre-i Akabe de ufak ta lardan yedi tane att. Mina da yine deve üstünde bir konu ma yapt. Burada kurbanl k olarak haz rlad yüz deveden altm üçünü, ömrünün her y l için bir deve hesab yla bizzat kendisi kurban olarak kesti. Di er develeri de Hz. Ali kesti. Kurban etinden bir parça yiyen Peygamberimiz, geri kalan n Müslümanlara 4. Makrîzî, s. 524. 5. Mâide Sûresi 3. 388 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 388 04.02.2014 10:38:17

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı da tt. 6 Daha sonra t ra olup ihramdan ç kt. Sonra Kâbe ye gidip tavaf yapt ve ö le namaz n k ld. Tekrar Mina ya dönerek bayram günlerini burada geçirdi ve bu günlerde di er ta lama görevlerini de yerine getirdi. Bayram n ikinci günü Mina da Müslümanlara üçüncü konu mas n yapt. Bayram n be inci günü Mina dan tekrar Mekke ye gelip vedâ tavaf n yapt ktan sonra Medine ye döndü (29 Zilhicce 10 / 26 Mart 632). Hz. Peygamber in slam a davet mektubu gönderdi i bölgelerden baz lar Mina da çad rlara yerle mi hac lar (20. yüzy l ba lar ) Hz. Peygamber in 9 Zilhicce 10 / 6 Mart 632 Cuma günü say lar 140.000 civar ndaki toplulu a Arafat ta îrad etti i konu man n kaynaklardan ç kar lan kar la t rmal bir metni a a da verilmi tir. Hz. Peygamber konu maya ba lamadan önce Cerîr b. Abdullah vas tas yla sükûneti temin etmi ve Rebîa b. Ümeyye gibi gür sesli münâdîleri görevlendirerek 7 cümlelerin tekrar edilip uzaklara kadar duyurulmas n sa lam t r. Hamd ve ükür Allah a mahsustur; biz O na hamdeder, O ndan yard m talep eder, aff m z ondan diler ve ona yöneliriz. Nefislerimizin erlerinden, hareket ve fiillerimizin kötülüklerinden Allah a s n r z. Allah kimi do ru yola iletirse o kimse için sap kl k olamaz; kimi sap kl a sevkederse o kimse için do ru 6. bn Abdülber, Dürer, s. 268. 7. Taberî, III, 151. 389 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 389 04.02.2014 10:38:17

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hac Mevsiminde Mescid-i Harâm da Namaz (20. Yüzy l Ba lar ) Medine de Konaklayan Hac Kafilesi (20. Yüzy l Ba lar ) 390 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 390 04.02.2014 10:38:18

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı yola sevkeden kalmam t r. Allah tan ba ka ilah olmad na, O nun Tekli ine ve bir denginin bulunmad na ehadet ederim. Yine ehadet ederim ki Muhammed O nun kulu ve elçisidir. Ey Allah n kullar! Sizlere Allah tan korkup çekinmenizi tavsiye ve sizi O na itaatte bulunmaya te vik ederim. Bu suretle en iyi ve hay rl olan bir ey ile sözlerime ba lamak istiyorum: O halde ey insanlar! Size aç klad m eyleri dinleyin! Zira bilmiyorum, bu y ldan sonra bulundu um bu yerde belki de sizlerle tekrar bulu amayaca m. Ey insanlar! Kanlar n z (hayat n z), mallar n z, haysiyet ve erefleriniz, Rabbinizle bulu aca n z güne kadar, bu yerde (Mekke), bu ayda (Zilhicce), bu günün mukaddes olmas gibi mukaddes ve mükerremdir. Dikkat edin! Tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahit ol! Emanet olarak eli alt nda bir ey bulunduran kimse, onu kendisine emanet etmi olan ahsa iade etmelidir. Gerçekten (art k) Câhiliyye Devrinde mevcut ribâ kald r lm t r; u kadar var ki (borç olarak verdi iniz) sermayeleriniz sizindir; (bu suretle) ne zulmedecek ve ne de zulm edileceksiniz. Allah (bundan böyle) ribâ n n olmayaca na hükmetti. Kald rd m ilk ribâ, amcam Abbas b. Abdülmuttalib in ribâs d r. Ve yine Câhiliyye Dönemi kan davalar kald r lm t r; (kald raca m) ilk kan davas (ye enim) Âmir b. Rebîa b. Hâris b. Abdülmuttalib in kan davas d r. Câhiliyye Dönemi nin (Mekke ehri ile ilgili) hükümet vazifeleri kald r lm t r. Kâ be Muhaf zl (sidâne) ve hac lar n su i leri ( sikâye) vazifesi bundan müstesnad r. Kasden adam öldürme k sas ile cezaland r l r. Ta ve sopa ile öldürme gibi, üpheli kas t hallerinde yüz deve (kan diyeti) dir. Daha fazlas n isteyen kimse, Câhiliyye devri insanlar ndand r. Dikkat edin! Tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahid ol! O halde ey insanlar! Gerçekten eytan, sizin bu ülkenizde kendisine tap lmaktan ümidini kesmi bulunuyor. Fakat o, bunun d ndaki i ve hareketlerinizden ehemmiyetsiz sayd klar n zda, kendisine tâbi olunmaktan ho nût olacakt r. Ey insanlar! Nesî usûlünü (yani Haram Aylar dan olan mukaddes aylara bunun d ndan bir ay ilavesi usûlünü) tatbik etmek küfürde a r gitmektir; kâfirler bununla sap tm lard r. Onlar bu bir ayl k (zaman ) bir sene kutsiyetsiz (yani Haram Aylar d, alelâde bir ay), di er bir sene de haram (yani, Haram Aylar a dahil, mukaddes bir ay) sayarlar, gayeleri, Allah n Haram Aylar dan sayd (aylar n) birbiri arkas na ak n görünü te muhafaza etmek ve Allah n Haram Aylar d sayd aylar bunun içinde (yani mukaddes) gibi göstermektir. 391 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 391 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bu suretle onlar, Allah n helal etti i eyi haram hale getirmi oluyorlar. imdi zaman (yani takvim), Allah n yeri ve semâvât yaratt gündeki durumuna rucû etmi bulunuyor (yani Nesî tatbik edilen sene ile, nesîsiz aylar birbiri üzerine çak m, di er bir ifadeyle kamerî takvim, nesî ameliyesine ihtiyaç göstermeksizin o y l tam güne takvimindeki aylar üzerine intibak edip oturmu tu). Gerçekte Allah indinde, yeri ve semâvât yaratt günde takdir etti ine göre, aylar n say s on ikidir. Bunlardan dördü haram aylard r ; bu dördün üçü birbiri arkas na gelir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem, dördüncüsü Mudar kabilesinin Receb ay d r ki bu, Cemâziyelâhir ile a bân ay aras nda bulunur. Dikkat edin! tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahit ol! O halde ey insanlar! Han mlar n z n sizin üzerinizde hakk bulundu u gibi sizin de onlar üzerinde hakk n z vard r: Sizin onlar üzerinizdeki hakk n z, sizden ba ka bir erke e dö e inizi çi netmemeleri ve sizin ho lanmad n z herhangi bir kimseyi, izninizle olmas müstesna evlerinize sokmamalar d r. Kad nlara en iyi bir tarzda davran p muamelede bulununuz; çünkü onlar sizin himaye ve muhafazan z alt na girmi kimselerdir. Sizler onlar Allah n bir emaneti olarak alm bulunuyorsunuz. Onlara Allah n ad yla helalinden yakla n. Kad nlar hususunda Allah dan korkup çekinin ve onlara kar en iyi bir tarzda davran p muamele edin! Dikkat edin! Tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahit ol! Ey nsanlar! Mü minler karde tir. Bir kimse için karde inin mal n (yemek) onun tam r zas n elde etmedikçe helal olmaz. Dikkat edin! Tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahid ol! Benden sonra küfre sap p birbirinizi bo azlar hale gelmeyin. Dikkat edin! Tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahit ol! Ey nsanlar! Rabbiniz bir, atan z birdir. Hepiniz Âdem den türemi bulunuyorsunuz. Âdem ise topraktan yarat lm t r. Allah indinde en mükerrem ve makbul olan n z, O ndan korkup çekineninizdir. Bir Arab n Arap olmayan üzerinde bir üstünlü ü yoktur; (varsa) bu, takvâ yönündendir. Dikkat edin! Tebli ettim mi?.. Ey Allah m Sen ahit ol! Kendisini dinleyen mü minlerin Evet demeleri üzerine Hz. Peygamber öyle devam etti: Burada bulunanlar bulunmayanlara bu sözlerimi bildirsinler!.. Ey nsanlar! Allah muhakkak ki her vârisin mirastan olan hissesini tayin ve tesbit etmi tir. O halde bir vas yet, her hangi bir vâris lehine olmak üzere, di er vârislerin mahfuz hisse hudutlar n, a amaz. Mirasç lardan ba kas için yap lan bir vasiyet, miras olarak kalan mallar toplam n n üçte birinden fazla olamaz. Çocuk kimin dö e inde do mu sa oraya aittir. Babas ndan ba ka bir kimseye mensubiyet iddias nda bulunan, yahut (kendisini himaye alt na alm olan) efendisinden ba kas n efendi edinenin üzerine Allah n, meleklerin ve bütün insan- 392 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 392 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı lar n laneti olsun!.. Böyle bir insan n ne nâfile ibadetleri (sarf) ve ne de farz ibadetleri ( adl) kabul olunacakt r. Ve sselâmü aleyküm. 8 Veda Hutbesi, Hz. Peygamber in duygu, dü ünce ve faaliyetlerinin en yüksek noktas n olu turur. nsanlar n sahip oldu u haklar ve vecibeleri ortaya koyan bu konu ma, Hz. Peygamber üç ay kadar sonra vefat etti i için, daha sonralar büyük bir tesir meydana getirmi tir ve bir bak ma onun vasiyeti olarak de erlendirilmi tir. Hutbe ana hatlar yla u hususlar içermektedir: Tevhid; Allah a itaatin gereklili i; emanete riayet; ribân n yasaklanmas ; can, mal ve rz güvenli i; kan davalar n n kald r lmas ; sidâne ve sikâye d ndaki câhiliye devri kurumlar n n la vedilmesi; nesî usûlünün kald r lmas ; haram aylar n te kidi; e lerin birbiri üzerindeki haklar ; mü minlerin karde oldu u; mü minlerin iç çeki melerden ve birbirine dü mekten sak nd r lmas ; k sas ve mirasla ilgili hukûkî meseleler. Bu konu ma, bütün insanlar kapsayan bir evrensel beyannâme niteli i ta maktad r. Nitekim Peygamberimiz Allah a hamdü senâdan sonra konu mas na Ey insanlar! hitab yla ba lam ve sahâbîlerin dikkatini çekerek bütün insanlara hitap etmi tir. nsan hayat n n, mal n n ve erefinin mukaddes, dokunulmaz oldu unu beyan etmesi de, Hz. Peygamber in insanlar n ya ama ve mal-mülk hakk na, rz ve namuslar n n korunmas na verdi i önemi ortaya koymaktad r. Cahiliye Dönemi nde görülen kan davalar n n kald r lm oldu unu kesin bir ekilde dile getirmektedir. Bu suretle ki i dokunulmazl, toplum düzeni, toplum güvenli i sa lanm, anar i önlenmi, bunun yerine karde lik te sis edilmi tir. Hz. Peygamber faizi ve kan davas n kald r rken bunlar önce kendi yak nlar na uygulam, onlara herhangi bir ayr cal k tan mam t r. Peygamberimiz insanlar n Rabbi nin bir oldu unu, ayn anne ve babadan türediklerini, insanlar n e it oldu unu kesin bir dille ifade etmi, dil, renk ve rk ay r m ndan sarf nazarla tüm insanlar aras nda e itlik esas n kabul etmi tir. Esasen Kur ân n bu konuda koydu u temel prensip de böyledir. Bundan sonra aile hukukunun özünü te kil eden kar -koca haklar üzerinde durmu tur. Özet olarak Veda Hutbesi nde Hz. Peygamber, ki i dokunulmazl, hayat hakk, mülkiyet hakk, mesken dokunulmazl, toplumsal bar, e itlik, miras, aile hukuku ve ayr nt land r labilecek di er baz meseleler üzerinde durmu tur. 8. Vedâ Hacc ve Hutbesi için bk.: Vâk dî, III, 1088-1116; bn Hi âm, II, 601 vd.; bn Sa d, II, 172-189; Taberî, III, 148 vd.; bn Abdülber, Dürer, s. 259-268; bn Seyyidinnâs, II, 359-368; Makrîzî, s. 510 vd.; Veda Hutbesi için ana kaynaklar da gözden geçirerek Muhammed Hamidullah n mukayeseli metnini esas ald k ve sadele tirdik. Bunun için bk. el-vesâiku s- Siyâsiyye, s. 360 vd. ; slam Peygamberi, I, 298-301. 393 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 393 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 394 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 394 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı 3- Hz. Peygamber in Vefat ndan Önce Baz Geli meler Hz. Peygamber Veda Hacc ndan döndükten sonra Yemen de Esved el-ansî, mensubu bulundu u Ans ve Mezhic kabilelerinin deste ini sa layarak peygamberlik iddias yla ortaya at ld. Kendisine kar koyan vali ehr b. Bâzân öldürerek, han m Âzâd zorla nikahlad ve bölgeye hakim oldu. Olay ö renen Hz. Peygamber, Cerîr b. Abdullah adl sahâbîyi onu slâm a davet için gönderdi. Esved el-ansî buna olumsuz cevap verdi. Sonunda bölge ileri gelenlerinden Kays b. Mek ûh, Fîrûz, Cü ey ve Dâzeveyh, kendi saf nda göründükleri Esved e suikast düzenleyerek, han m Âzâd n da yard m yla onu öldürdüler. Esved Hz. Peygamber in vefat ndan be (baz rivayetlerde bir) gün önce öldürüldü ve resmî bilgi Medine ye Hz. Ebû Bekir döneminde ula t. Hicrî onuncu y l n sonunda, Cahiliyye Dönemi nde k smen Hristiyan, k smen de putperest olan ve hicretin onuncu y l nda Medine ye heyet göndererek slâm kabul eden Hanîfe kabilesinden Müseylime adl ah s Yemâme de peygamberlik iddias yla ortaya at ld. Halbuki o, kabilesinin temsilcileriyle Medine ye gelerek Müslüman olmu tu. Yemâme ye dönünce irtidâd ederek peygamberlikte Hz. Muhammed e ortak oldu unu iddia etmeye ba lad. Hz. Peygamber Müseylime ye mektup yaz p Amr b. Ümeyye ed-damrî ile göndererek onu slâm a davet etti. Müseylime ise yazd cevapta Hz. Peygamber e ortakl k teklif etti; yeryüzünün yar s n n kendisine ve yar s n n da Kurey e ait oldu u iddias nda bulundu. Peygamber de ona yazd cevabî mektupta yeryüzünün Allah a ait oldu unu, ona kullar ndan diledi ini vâris k laca n bildirdi. 9 Bu geli meler s ras nda Hz. Peygamber vefat etti. 10 Peygamberimiz, onbirinci hicrî y l n ikinci ay olan Safer ay n n sonlar na do ru (May s sonu 632) Mûte Sava nda ehit dü en Zeyd b. Hârise, Câfer b. Ebû Tâlib ve di er sahâbîlerin intikam n almak üzere Bizans a kar bir sefer düzenlemeye karar verdi. çlerinde ya l ve tecrübeli sahâbîlerin de yer ald ordunun komutanl na o s rada henüz on sekiz veya on dokuz ya nda bir genç olan Üsâme b. Zeyd i tayin etti. 11 Üsâme ordusunu haz rlad ktan iki gün sonra, 29 Safer 11/27 May s 632 Çar amba günü hastaland. Ertesi sabah, yani per embe günü biraz iyile ince Üsâme için kendi eliyle sanca ba lad. Orduya baz tavsiyelerde bulundu; verdikleri sözden dönmemelerini, çocuklar ve kad nlar öldürmemelerini, dü manla kar la may temenni etmemelerini, birbiriyle çeki memelerini tavsiye ederek Üsâme yi u urlad. Üsâme Medine yak n ndaki Cürüf 9. bn Hi âm, II, 600-601; Taberî, III, 146-147. 10. Müseylime, Hz. Peygamber in vefat ndan sonra Hz. Ebû Bekir zaman nda Halid b. Velid komutas ndaki slâm ordusu taraf ndan ortadan kald r lacakt r. 11. bn Sa d, II, 189 vd. 395 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 395 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji mevkiinde karargâh kurdu. Ordu burada toplanmaya ba lad. Ordunun içinde Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Sa d b. Ebû Vakkas gibi ileri gelen sahâbîler de bulunuyordu. Baz sahâbîler, Üsâme nin genç ve tecrübesiz olmas ndan dolay onun komutan tayin edilmesini ele tirdiler. Bunu duyan Peygamberimiz cumartesi günü Mescid e giderek itirazlara cevap verdi. Üsâme yi komutan tayin etti i için baz itirazlar n kendisine ula t n, ayn ekilde, daha önce de onun babas n komutan tayin etmesinden ötürü de itiraz ettiklerini, halbuki babas kumandanl a nas l lay k idiyse, o lunun da lay k oldu unu bildirdi. 12 4- Hz. Peygamber in Vefat Hz. Peygamber in hastal n n çok a rla mas üzerine Üsâme hareket edemedi. Hz. Peygamber in ba a r s ve iddetli ate i vard. Ate nöbetleri geçirirken dahi Suriye seferinin haz rl klar ile ilgileniyordu. Hz. Peygamber hastal esnas nda yapt konu mada Bir kul ki, Allah onu dünya ile kendine kavu mas aras nda bir seçim yapmas için muhayyer k ld, o, Allah a kavu may tercih etti buyurdu. Hz. Ebû Bekir bu sözün ifade etti i anlam ve o kul un Hz. Peygamber in bizzat kendisi oldu unu anlad ve Nefislerimiz, mallar m z ve evlatlar m zla sana feda olal m diyerek a lamaya ba lad. Onun a lad n gören Hz. Peygamber A lama Ebû Bekir! Arkada l k ve mal n feda konusunda bana en çok yard m dokunan Ebû Bekir dir. Ümmetimden birini dost edinseydim Ebû Bekir i seçerdim. Lâkin slâm karde li i daha üstündür dedi. Hz. Ebû Bekir in kap s d nda Mescid-i Nebevî nin avlusuna aç lan tüm kap lar n kapat lmas n emretti. Bunun sebebini aç klarken de slâm a ondan daha faydas dokunan kimse tan mad n söyledi. 13 Peygamberimiz hastal esnas nda vücudunda hafiflik hissetti i zaman namaz kendisi k ld r r, a rl k hissedince insanlara emredin namazlar n k ls nlar derdi. 14 Nitekim namaza ç kamayacak derecede hastalan nca namaz Hz. Ebû Bekir in k ld rmas n emretti. Hz. Âi e, babas n n yufka yürekli oldu unu, Kur an okurken gözlerinden ya lar bo and n, Resûlullah n makam nda durmaya tahammül edemeyece ini ve bu görevin Hz. Ömer e havale edilmesini istedi. Fakat Hz. Peygamber srarla Ebû Bekir e söyleyin, namaz k ld rs n 15 buyurdu. Hz. Ebû Bekir in, Hz. Peygamber in hastal esnas nda en az on yedi vakit namaz k ld rd rivayet edilmektedir. Son günlerini Hz. Âi e nin odas nda geçiren Hz. Peygamber bir gün ö le üzeri hastal n n biraz hafifledi ini hissetti. 12. bn Sa d, II, 249, 250; bn Hi âm, II, 650. 13. bn Sa d, II, 227; bn Hi âm, II, 649. 14. Makrîzî, s. 542. 15. bn Sa d, II, 218, 219 vd.; bn Hi âm, II, 652. 396 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 396 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı Hz. Abbas ve Hz. Ali nin yard m yla Mescid e ç kt. O esnada cemaat namaza durmu tu. Hz. Ebû Bekir onun geldi ini anlay nca çekilip mihrab kendisine b rakmak istedi. Ancak Hz. Peygamber, yerinden çekilmemesi ve namaza devam etmesi için i aret ederek Hz. Ebû Bekir in yan nda namaza durdu. Pazartesi günü sabah namaz ndan sonra Hz. Ebû Bekir Hz. Peygamber in hastal n n hafifledi ini gördü ve kendisinden izin alarak Sünh mevkiindeki evine gitti. Baz sahâbîler de i lerine gittiler. O s rada Hz. Peygamber in hastal a rla t. Son nefesini vermeden önce kölelere iyi davranmay, onlar giydirmeyi, yedirmeyi, onlara yumu ak söz söylemeyi ve namaza devam etmeyi tavsiye etti. 16 Hz. Âi e nin bildirdi ine göre Hz. Peygamber vefat etmeden önce hafif bir sesle Lâ ilâhe illallah, ruh teslimi ne eymi demi ve güçlükle i itilebilen son sözü ise u olmu tur: Maa r-refîk l-a lâ (Yüce Rabbim le beraber). 17 Hz. Peygamber bu sözleri söyledikten sonra e i Hz. Âi e nin kollar aras nda, yerine hiç kimseyi b rakmadan, 18 14 Rebîülevvel 11/8 Haziran 632 Pazartesi günü ku luk vakti ruhunu teslim etmi tir. Hz. Peygamber in vefat Müslümanlar derinden üzdü ve mateme bo du. Hatta öyle ki, onun gerçekten ölüp ölmedi ini soranlar, öldü üne inanmayanlar da oldu. Hz. Ömer k l c n çekerek Resûlüllah n ölmedi ini iddia etmi ve onun öldü ünü söyleyenlerin kellesini uçuraca n söylemi tir. Vefat esnas nda Medine nin Sünh mevkiindeki evinde bulunan Hz. Ebû Bekir derhal gelerek do ruca Hz. Peygamber in bulundu u odaya girdi. Yüzünü aç p vefat etmi oldu unu görünce gözlerinden ya lar bo and ve dudaklar ndan u sözler döküldü: Sana her ey feda olsun! Allah a andolsun ki, ölüme iki kere u ramayacaks n. Mukadder olan ölümü i te tatt n, hayatta iken güzeldin, ölümünde de güzelsin. 19 Hz. Ebû Bekir bundan sonra odadan ç karak metin bir ekilde, a ran halk teskin etmeyi ba ard. Hz. Ömer in söylendi ini duyunca onu susturarak konu maya ba lad. Allah a hamdettikten ve Hz. Peygamber e salât ve selâm getirdikten sonra u târihî konu may yapt : nsanlar! Muhammed e tapan bilsin ki Muhammed ölmü tür. Allah a ibadet edenler O nun diri ve ölümsüz oldu unu bilirler. Allah Teâlâ buyuruyor ki: Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan evvel nice peygamberler gelip geçmi tir. O ölür veya öldürülürse siz gerisin geriye dönecek misiniz? Kim geri dönerse Allah a bir zarar vermez. Allah ükredenlere mükafatlar n verir. 20 Hz. Ebû Bekir in bu sözleri 16. bn Sa d, II, 254; bn Hanbel, III, 117. 17. bn Abdilber, Dürer, s. 271; Makrîzî, s. 457. 18. bn Hi âm, II, 653. 19. bn Sa d, II, 265-266. 20. Âl-i mrân Sûresi 144. 397 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 397 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Müslümanlar sakinle tirdi. 21 Bundan sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, Hz. Peygamber in yak n akrabalar ile birlikte, Hz. Peygamber in cenazesinin bulundu u odaya girdiler. Bu arada ensar n, aralar ndan birini halife seçmek üzere Benî Sâide gölgeli inde topland na dair haber geldi. Hz. Ömer, yan na Hz. Ebû Bekir i de alarak oraya gitti. Yolda Ebû Ubeyde b. Cerrâh da onlara kat ld. Halife seçilen Hz. Ebû Bekir e ertesi gün Mescid-i Nebevî de umumî bîat yap ld. Hz. Peygamber in cenazesini Hz. Ali y kad. Hz. Abbas, onun o ullar Fazl ve Kusem ile Üsâme b. Zeyd, Hz. Ali ye yard mc oldular. Sal günü ö leye do ru y kan p kefenleme i i tamamland ktan sonra Hz. Peygamber in cenazesi evinde bulunan serîr in üzerine konuldu. Müslümanlar grup grup odan n alabilece i kadar say da, önce erkekler, sonra han mlar ve daha sonra da çocuklar içeriye girerek imams z olarak cenaze namaz k ld lar. 22 Bu arada Hz. Peygamber in defnedilece i yer hususunda ihtilaf ç kt. Kimisi onun Mescid-i Nebevî ye, kimisi Bakî Kabristan na defnedilmesini söyledi. Hz. Ebû Bekir, Bir defas nda Peygamber in Ruhu kabzedilen her peygamber ancak öldü ü yere defnedilmi tir buyurdu unu i itmi tim diyerek meseleyi halletti ve onun, vefat etti i yer olan Hz. Âi e nin odas na defnedilmesine karar verildi. 23 Mezar Ebû Talha el-ensârî (Zeyd b. Sehl) kazd. Hz. Peygamber vefat etti i günün ertesi, yani Sal günü defnedildi. Kabrine Hz. Ali, Fazl b. Abbas, Kusem b. Abbas ve Üsâme b. Zeyd in indikleri rivayet edilir. Daha sonraki y llarda Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de Hz. Peygamber in yan na defnedildiler. A a daki ekilde görüldü ü gibi Hz. Peygamber in kabri k ble taraf nda olup, Hz. Ebû Bekir in ba Hz. Peygamber in omuz hizas na, Hz. Ömer in ba da Hz. Ebû Bekir in omuz hizas na gelecek ekilde defnedilmi lerdir. KIBLE DOĞU Hz. MUHAMMED* (s.a.s.) Hz. EBÛ BEK R* (r.a.) Hz. ÖMER* (r.a.) BATI KUZEY Hz. Peygamber in kabrinin Ravza-i Mutahhara daki duru u 21. bn Sa d, II, 268 vd.; bn Hi âm, II, 655-656. 22. bn Sa d, II, 290, 291. 23. bn Sa d, II, 292-293; Makrîzî, s. 548-549. 398 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 398 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer in medfun bulundu u Ravza-i Mutahhara dan bir görünü 5- Hz. Peygamber in Miras Hz. Peygamber in miras na geçmeden önce onun geçim kaynaklar hususuna temas etmek gerekir. O, çocukluk ve gençlik ça lar nda amcas Ebû Tâlib in himayesinde iken, evin geçimi konusunda, özellikle ticâri faaliyetlerinde ona yard mc olmu tur. Ebû Tâlib seferlerinde onu da beraberinde götürüyordu. 24 Hz. Peygamber in, zengin bir han m olan Hz. Hatice ile evlendikten sonra da ticârî faaliyetlere devam etti i de bilinmektedir. Peygamberli i döneminde de Mekke de muhtemelen ticârete devam ediyordu. Kur ân- Kerim de aç kland üzere, mü riklerin taaccüb ederek Bu nas l Peygamber! Yemek yiyor, çar larda dola yor 25 eklindeki ifadelerine bak l rsa, o, çar /pazarda slâm tebli ve ihtiyac n temin yan nda, muhtemelen al veri de yap yordu. Hz. Peygamber, ne peygamberli i ve ne de devlet ba kanl kar l nda herhangi bir ücret alm yordu. Kur an- Kerim de onun görevi kar l nda ücret istemedi ine ve kar l k almad na dair pekçok âyet-i kerime bulunmaktad r. 26 Hz. Peygamber Medine döneminde gerek mecburi vergilerden ve gerekse fakirlere verilmesi gereken nafile sadakalardan hiç bir ekilde faydalanmazd. Vergilerin ve zekat gelirlerinin kendisi ve aile fertleri için helal olmad n söylerdi. 24. bn Sa d, I, 120. 25. Furkân Sûresi 7. 26. Yûsuf Sûresi 104; Kalem Sûresi 146. 399 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 399 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Hz. Peygamber in Geçim Kaynaklar Ana Hatlar yla unlard r: a- Enfâl Sûresinin 41. âyetinin hükmüne göre ganimetin be te birinden ald hisse. Ayette geçen Allah ve Resûlü nün hissesi bir kalem kabul edilirse bu, humusu l- humus (be te birin be te biri) yani yüzde dört oran ndad r. Hz. Peygamber yine Enfâl Sûresinin 41. âyetine göre sava a kat lan gazi s fat yla, sava a i tirak eden gazilere da t lan be te dörtten de hissesine dü eni alm t r. Bunlar n d nda Hz. Peygamber, safiy denilen ve ganimet taksim edilmeden önce ba komutan n seçip be endi i maldan sembolik olarak alm t r. Bu ald, bazen bir k l ç, bazen bir at, bazen bir köle veya cariye veyahut da herhangi bir e ya olmu tur. 27 b- Hz. Peygamber hediye kabul ederdi. Dolay s yla onun bir gelir kayna n da kendisine hediye edilen ve ba lanan mallar olu turmaktad r. Mesela Benî Nadîr den Muhayr k isminde bir Yahudi, Uhud Gazvesi nde onun saf nda sava m, bu sava ta ölmeden önce vas yet yoluyla yedi adet bahçesini kendisine ba lam t r. 28 c- Bar yoluyla ele geçirilen gayr-i müslim topraklar ndan elde edilen arazi geliri. Meselâ Fedek arazisi gibi. Hz. Peygamber in maddî miras n menkul mallar ve gayr-i menkul mallar eklinde iki k s mda mütâlaa etmek mümkündür. Menkul olanlar, para, zâtî e ya, hayvan gibi mallard r. Hz. Peygamber hastal esnas nda yan nda bulunan yedi (baz rivayetlerde be ten dokuza kadar çe itli rakamlar verilmektedir) dirhemin fakirlere da t lmas n istemi tir. 29 Bu bak mdan o, nakit miras b rakmam t r. Daha önce kölelelerini de azat etti inden, vefat etti i esnada kölesi ve cariyesi de yoktu. Baz kaynaklar onun geriye develerinin, giyim e yalar n n, yüzü ünün, baz aletlerin ve z rh n n kald n kaydederler. üphesiz han mlar n n kulland ev e yalar bunlar n d ndad r. Onun hayvanlar ile baz ev aletleri ve ayakkab lar n n Ali ailesine verildi i kaydedilir. H rkas, k l c ve yüzü ü ise devlete kalm t r. Gayr-i menkul mallara, yani arazilere gelince, Hz. Peygamber in vefat ndan sonra k z Hz. Fât ma ba ta olmak üzere baz yak n akrabalar Hz. Ebû Bekir den onun miras n istediler. Hz. Ebû Bekir, Resûlüllah n Biz peygamberler miras b rakmay z, b rakt m z sadakad r 30 buyurdu unu söyleyerek, onun terekesini 27. Belâzürî, I, 342. 28. Vâk dî, I, 262-263; bn Abdilber, Dürer, s. 151. 29. bn Sa d, II, 237-239. 30. Buhârî, IV, 42. Kaynaklar m zda yer alan baz rivayetlerde Hz. Ebû Bekir den, Hz. Peygamber in miras n istemek üzere Hz. Fat ma n n Hz. Abbas ile birlikte gittikleri (Buhârî, VII, 3; Müslim, II, 1381); Hz. Peygamber in zevcelerinin miras talep için Hz. Osman Hz. Ebû Bekir e göndermek istedikleri ve bunun üzerine Hz. Âi e nin onlara Hz. Peygamber in Biz peygamberler 400 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 400 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı taksim etmeyece ini, ancak hayatta iken kendisinin bakmakla mükellef olduklar na bakaca n ve onun sarfetti i yerlere de aynen sarfedece ini bildirdi. 31 Hz. Peygamber Fedek arazisinin gelirlerini ailesinin giderleri için harcar, amme i lerine, yolcu ve misafirlere sarfederdi. Dolay s yla Hz. Peygamber, arazileri intifa hakk kendinde kalmak art yla kamunun istifadesine vakfetmi tir. Hz. Peygamber in sahip oldu u arazileri, vefat ndan sonra devlete maledildi. Hz. Ebû Bekir buran n gelirlerini aynen Resûlüllah n harcad yerlere sarfederdi. Fedek, Hulefâ-i Râ idîn döneminde de hazineye ait olarak kalm ve Hz. Ebû Bekir in uygulamas na devam edilmi tir. Hz. Peygamber in han mlar n n oturmakta oldu u odalar Hz. Peygamber vasiyet yoluyla onlara b rakm t r. Buna göre onlar burada oturacaklar, dünyadan ayr l nca da bu odalar, araziler gibi Resûlüllah n sadakalar aras na kat lacakt. 32 Hz. Peygamber in manevî miras Kur an ve Sünnettir. Hz. Peygamber in ahirete irtihalinden sonra da Müslümanlar Kur an ve sünnete sahip ç km lar ve bu u urda büyük gayret göstermi lerdir. Bu gayret sonucunda hem Kur an ve Sünnetteki prensipleri günlük hayatlar na uygulam lar ve hem de say lar milyonlarla ifade edilen Kur an nüshalar, tefsirler ve hadis eserleriyle Kur an ve sünneti kültürel hayatlar n n temel ta lar yapm lard r. 6- Hz. Peygamber in Medine Dönemi ndeki Mesaj na Toplu Bir Bak Hz. Peygamber in Medine dönemindeki faaliyetlerini ele al rken Kur an- Kerim âyetlerine yer vermi bulunuyoruz. Fakat bu dönemdeki mesaj n n daha iyi anla labilmesi için Medine döneminde nâzil olan vahiylere topluca göz atmak gerekir. Kur ân- Kerim in Medine de nâzil olan k sm incelendi inde görülmektedir ki, Mekke döneminde belirlenen kurallar ve esaslar Medine döneminde de vurgulanm, geli en artlara, Müslümanlar n müstakil bir yönetime, yurda, topluma ve istikrarl bir hayata sahip olu lar na ba l olarak bir k s m prensipler de yeniden konulmu tur. Tevhid, âhiret gibi inanç esaslar yla ilgili hususlar, miras b rakmay z, b rakt m z sadakad r buyurdu unu hat rlatt (Müslim, II, 1379); hilâfeti döneminde Hz. Ömer e, Hz. Ali ile Hz. Abbas n müracaat ettikleri ve halifenin de onlara Hz. Peygamber in yukar da nakledilen sözünü ve ayr ca Hz. Ebû Bekir in uygulamas n n da bu tarzda oldu unu hat rlatt (Buhârî, VII, 3-4) eklinde bu konuda farkl rivayetler nakledilmektedir. Ayr ca Ebû Hüreyre ve Hz. Âi e den de Hz. Peygamber in bu sözü rivayet edilmektedir (Buhârî, VII, 3; Müslim, 1383). Bu hususta daha ba ka rivayetler de mevcuttur. u kadar var ki, her ne kadar râvîler, miras talep eden ki iler ve miras talep edilen zamanlar fakl olsa bile, rivayetler, Hz. Peygamber in miras yla ilgili sözü söyledi i noktas nda birle mektedir. 31. bn Sa d, II, 314, 315, 316. 32. Hz. Peygamber in gelirleri, geçimi ve miras konusunda geni bilgi için ayr ca bk. bn Sa d, I, 314-317; Celal Yeniçeri, Asr- Saadette Hz. Peygamber in ve Ailesinin Geçimi, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slam, I, 311-364, stanbul 1995. 401 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 401 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji hicretten sonra inen âyet ve sûrelerde de tekrar tekrar hat rlat lm t r. Kur ân n Allah kelâm ve hidayet kayna oldu u belirtilmi, Kur ân üzerinde gere i gibi dü ünülmesi istenmi tir. Hz. Muhammed (s.a.s.) in peygamberli inin gerçeklili i üzerinde durulmu tur. Din hürriyeti teminat alt na al nm ; dinde zorlama olmad bildirilmi, slâm da f trat zorlayan hiçbir güçlü ün bulunmad belirtilmi tir. Mü minlerin, inkârc lar n ve ikiyüzlülerin temel vas flar aç klanm t r. Gerekli durumlarda i birli i yap labilmekle birlikte, inkârc lar n dost edinilmemesi s k s k vurgulanm t r. Ehl-i kitaba mensup zümrelerle ili kiler ve onlar n hareketlerine kar tak n lacak tav rlarla ilgili çe itli düzenlemeler yap lm t r. Önceki peygamberlerin ve milletlerin k ssalar Medine döneminde nâzil olan ayetlerde de anlat lm t r. badetler, Medine döneminde de üzerinde titizlikle durulan hususlard r. Her eyden evvel Allah a ibadet emredilmi, namaz ve zekat üzerinde tekrar tekrar durulmu tur. Hicretten sonra toplu ibadet uygulamalar na geçildi i, cuma, bayram ve vakit namazlar n n toplu olarak k l nmas yönünde faaliyetlere ve bunun gerçekle mesi için daha hicretin ilk günlerinden itibaren mescitlerin in as na ba land görülmektedir. Mekke döneminde zekat bu defa hicretin ikinci y l nda farz k l nm ve bu tarihten itibaren merkezî idare taraf ndan toplanmaya ba lanm ve da t laca gruplar da aç kça belirtilmi tir. Medine döneminde oruç ve hac farz k l nm t r. nanç ile amel aras nda uyum bulunmas istenmi, bu konuda öyle buyrulmu tur: Ey inananlar! Yapmayaca n z eyleri niçin söylüyorsunuz? 33 Sosyal konularda düzenlemeler gerçekle tirilmi tir. Sözgeli i yetimlerin hakk n n korunmas na, infaka, yani Allah r zas için harcamaya, maddî- manevî yard mla maya, hay r i lemeye te vik edilmi tir. u var ki, gösteri için yap lan yard m da ho kar lanmam t r. Mü minlerin karde li i 34 ve nihayet insanlar n karde li i 35 vurgulanm t r. Çeki me ve sürtü me yasaklanm ; birlik ve bar te vik edilmi tir. slâm n birle tirici ve beraberli i sa lay c rolü dile getirilmi, iyili i emredip kötülü ü yasaklama s k s k tekrarlanm t r. Kin ve dü manl - a sevkeden sebeplerden toplumun ar nd r lmas istenmi tir. Sözgeli i olaylar n do rulu unun ara t r lmas öngörülmü tür. E itim faaliyetleri daha düzenli hale getirilmi tir. Körükörüne eskiye ba lan p yeni dü üncelere kulak vermemek kötülenmi, ak lc hareket edilmesi istenmi tir. Ahlâk alan nda üzerinde durulan hususlara gelince, iyi huylar s k s k dile getirilmi tir. nanma ile birlikte dürüst ya ama da Kur ân n mesaj nda önemli 33. Saf Sûresi 2. 34. Hucurât Sûresi 10. 35. Hucurât Sûresi 13. 402 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 402 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed in Son Günleri ve Vefatı yer tutar. yilik, sab r, dürüstlük, ükür, güzel söz ve ho görü, emanete riayet, hay r yapma, akraban n, yetimlerin, kom ular n, yoksullar n, yolcular n ve arkada lar n haklar na riayet, alçak gönüllülük gibi hasletler övülmü, emredilmi, sözgeli i evlere girme adab gibi birtak m görgü kurallar i lenmi tir. Adalet üzerinde Medine döneminde de önemle durulmu tur. Esas nda, borçlar, antla malar, ahitlikler, çe itli suçlara kar öngörülen cezalar gibi hukûkî düzenlemelerin de adaletin tesisine yönelik oldu u söylenebilir. yi huylar övülüp gözler önüne serilirken, kötü huylar ve bu huylara sahip olanlar da yerilmi tir. Alay, cimrilik, iftira, ikiyüzlülük, çal m satmak, riya, arap, kumar, fuhu, zulüm, haks z ve haram mal yemek, h rs zl k, arkadan çeki tirme, çekememezlik, sûizan, kusur ara t rma, adam öldürmek gibi hususlar kötülenip yasaklanm ; can, mal ve namus güvenli i getirilmi tir. Hainlere taraf olunmamas emredilmi tir. Allah n, kendini be enen ve böbürlenen kimseleri sevmedi i belirtilmi tir. Dürüstlük, do ruluktan ayr lmama üzerinde durulmu, meselâ, insanlar n yapmayaca eyleri söylemesinin Allah kat nda büyük nefretle kar lanaca bildirilmi tir. Bilgisiz konu mama istenmi tir. Ekonomik alanda yeni düzenlemeler yap lm, ribâ aç k ve kesin bir ekilde yasak edilmi, bu i le u ra anlar ele tirilmi tir. Helal ve temiz eyleri yeme, çal ma, yetimlerin ve re it olmayanlar n mal n koruma alt na alma gibi hususlar üzerinde durulmu tur. ahitlik, borçlar n kayd, aile hukuku gibi çe itli hukûkî düzenlemeler gerçekle tirilmi tir. Devlet idaresiyle ilgili olarak isti âre ve görevin liyakat sahiplerine verilmesi gibi baz temel ilkeler belirlenmi tir. Allah ve Resûlü ne itaatin gereklili i vurgulanm t r. Hicretten sonra Müslümanlar art k bir yurda sahip olduklar için, yurt savunmas anlay geli tirilmi ve bunun gerçekle mesi için gerekli ad mlar at lm t r. Bu konuyla ilgili olarak bar üzerinde durulmu, bar n hay rlara vesile olan bir uygulama ve davran biçimi oldu u bildirilmi ve gerekti inde de gerçekle en sava la ilgili birtak m esaslar konulmu tur. Mü minler, akitlerini yerine getirmeye ça r lm t r. Hz. Peygamber in, yukar daki hususlar üzerindeki uygulamalar n kitab m z n çe itli k s mlar nda aç klam bulunuyoruz. Görülüyor ki, Kur ân, Hz. Peygamber in sîretinin genel çerçevesini çizmi, onun uyaca kurallar ana hatlar yla belirlemi tir. Nitekim Hz. Peygamber i en iyi ve yak ndan tan yan aile fertlerinin de erlendirmesi de bu yöndedir. Hz. Âi e, bir soru üzerine Peygamber in ahlâk n n Kur ân ahlâk oldu unu 36 aç klam t r. Ahlâk, geni anlamda ki inin huylar ve bu huylar n n do rultusunda gerçekle tirdi i davran lar n bütünü olarak dü ünüldü ünde, Hz. Peygamber in ahlâk n n ve faaliyetlerinin Kur ân n bir uygulamas oldu u görülür. 36. Müslim, II, 513 403 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 403 04.02.2014 10:38:19

SON SÖZ Hz. Peygamber in hayat n, faaliyetlerini, kendi dönemine ve vefat ndan sonra da XIV as rd r günümüze dek insanlara k tutan ve hâlen de tutmaya devam eden davran lar ndan bir k sm n bu çal mada ortaya koymaya çal t k. Hz. Muhammed (s.a.s.) 23 y ll k peygamberlik dönemi boyunca iyi ve do ru ilkeleri verimli uygulamalara dönü türmü tür. Bu çerçevede putperestli in yerine tevhidi, zulmün yerine adaleti, dü manl n yerine karde li i, sürtü menin yerine dayan may getirme gayreti içinde olmu tur. Sava n yerine bar n hakim olmas n hedeflemi tir. Do ruluk, nezaket, güvenilirlik, adalet, ho görü, özgecilik ve cömertlik gibi ahlâkî davran lar yla insanlara örnek olmu tur. Buna kar l k kan davas, gasp, soygun, iddet, intikam, kin beslemek, içki, kumar, h rs zl k, yetim mal yemek, yalan, g ybet, bencillik, çekememezlik, ko uculuk gibi fert ve toplumun huzurunu bozan davran larla mücadele etmi tir. Toplumsal hayat için gerekli olan temel de i iklikleri gerçekle tirmi tir. Bütün bu faaliyetlerinin sonucu olarak, vahyin nda, mükemmel ki ili iyle ekonomik, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda gerçekle tirdi i uygulamalar sayesinde câhiliye olarak nitelendirilen ve temel özellikleri bilgisizlik, putperestlik, kabile asabiyeti, zorbal k, zulüm, haks zl k, ba bozukluk, merkezî otoriteden yoksunluk, adaletsizlik, bar ve nizamdan uzak bir hayat, çocuklar öldürmek, vah iyane hareketler, kan davas gibi davran lar olan bir dönemi kapatarak yerine sulh ve sükûnun hakim oldu u yepyeni bir toplum olu turmu tur. Hz. Peygamber in vefat ndan sonra da Müslümanlar, onun uygulamalar n bilgi ve dü ünce süzgecinden geçirerek hayatlar na uygulam lard r. nsanlar, nesiller boyu onun hamurunda yo rulmu lard r. Onun zaman nda nüveleri olu an yap dan faydalanarak k sa süre sonra orijinal bir medeniyet, yani slâm medeniyetini kurmu lard r. slâm sanat n, bilimini, felsefesini, ahlâk n olu turmu lard r. slâm medeniyetini meydana getiren unsurlar n kaynaklar n ara t racak olursak, en ba ta Hz. Peygamber in faaliyetlerinin bulundu unu görürüz. Hz. Peygamber in ilme ve ö renmeye verdi i önem slâm dünyas nda ilmin ve ilim kurumlar n n olu mas na ve geli mesine zemin haz rlam t r. Sa l k ve temizli e verdi i önem slâm dünyas nda sa l k kurumlar n n ve t p bilimlerinin geli mesine yol açm t r. Sosyal dayan maya ve yard mla maya, yetimlere, ya l lara, yoksullara, özürlülere verdi i de er, vak flar ve di er sosyal yard m kurumlar n n olu mas na katk da bulunmu tur. Adalete verdi i önem adlî kurumlar n 404 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 404 04.02.2014 10:38:19

SON SÖZ olu mas n etkilemi tir. Çal maya, üretime ve ticarete verdi i önem slâm dünyas nda ekonomik canl l a vesile olmu tur. Aileye, akraba dayan mas na ve akrabalar aras nda yard mla maya verdi i önem, aile kurumunun sa lam bir ekilde ayakta durmas n n yan nda, belki günümüzde bile büyük ölçüde olumlu etkisine ahit oldu umuz gelir dü üklü ü sebebiyle ortaya ç kabilecek bunal mlar n önlenmesine vesile olmu tur. Esteti e ve güzelli e verdi i önem slâm sanatlar n n do u una temel te kil etmi tir. Gayri müslimlere dinî, hukûkî ve adlî muhtariyet vererek ve kültürel kimliklerini korumalar na müsade ederek, çok say da dinî-kültürel grubun birarada ya ayabilece inin en güzel örne ini göstermi tir. Bu davran ile ho görünün geli mesine öncülük etmi tir. Bu tutumu daha sonraki yüzy llarda Müslümanlar için örnek oldu u gibi, di er medeniyetler için de bir model te kil etmi tir. Hz. Muhammed (s.a.s.) in hayat, ki ili i ve faaliyetleri slâm dünyas nda çok say da esere konu oldu u gibi, Bat da da edebiyatç lar n, bilim adamlar n n ve idarecilerin ilgi alan na girmi tir. Hz. Muhammed (s.a.s.) in mesaj ça m zda da insanl k için önemini, de erini ve canl l n korumaktad r. Her eyden evvel, Hz. Peygamber günlük hayat m zdaki yerini muhafaza etmektedir. Mutlu bir aile yuvas n n olu turulmas ndan tutal m, iyilik yapma duygusuna sahip bulunmam zda, fakiri korumam zda, özürlülere kar yakla m m zda, manevî hayat m za güç sa lamada, büyüklere sayg, küçüklere sevgi göstermemizde, ticarî hayatta dürüstlü e önem vermemizde, asker oca n n peygamber oca say lmas nda, kazanc m z helalinden kazanma, sevgi ve sayg ya dayal bir toplum hayat olu turma gibi çok say da alanda duygu ve dü üncelerimizi besleyen en önemli kaynak Hz. Peygamber dir. Ça m zda kar kar ya kald m z bir k s m problemlerin çözümünde onun hayat ndan alabilece imiz örnekler bulunmaktad r. Sözgelimi insanl n zarar na geli en iddet, alkol ve uyu turucu al kanl gibi kötü al k nl klarla mücadelede onun ortaya koydu u uygulamalar, on dört yüzy ldan beri slâm dünyas nda büyük ölçüde olumlu etkide bulundu u gibi, günümüzde de de erini ve önemini korumaktad r. Ça m z n olumlu alanda yükselen de erlerinden birisi insan haklar d r. Ancak yak n tarihimizde dünyan n pek çok yerinde en temel insan haklar olan can, mal ve rz güvenli i ihlalleri meydana gelmi tir ve halen de gelmektedir. Halbuki on dört as r önce Hz. Peygamber tüm faaliyetlerinde insanlar n can, mal ve rz emniyetini dikkate alm t r. Bir di er yükselen de er Hukukun üstünlü ü dür. Hz. Peygamber in adalete verdi i önem dikkate al nd nda, gerçekten hukukun üstünlü ü prensibine riayet etti i ve Kur an n bu konudaki ilkelerini uygulama alan na koydu u görülmektedir. Bir di er husus, ça m z n de i im ça olmas d r. De i imin en önemli unsurlar ndan birisi teknolojidir. Hz. Muhammed (s.a.s.), savunma dahil pek çok alanda yeni teknolojileri yak ndan takip etmi ve uygulama alan na koymu tur. Buna ek olarak, teknolojik 405 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 405 04.02.2014 10:38:19

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji geli meler güçlü ve dinamik ahlâkî ilkelerle kontrol alt nda tutulmal d r. Aksi takdirde, esas nda insanl n refah ve mutlulu unu temin amac yla geli tirilen teknoloji, ayn zamanda dünyan n ve insanl n gelece ini tehlikeye sürükleyebilecek tahribata da yol açabilir. Bu tür olumsuz etkileri görmek için, günümüz dünya sorunlar üzerine yaz lm bir kaç esere göz atmak yeterlidir. Günümüzde olumlu yönde geli en bir di er de er, birarada ya ama tecrübeleridir. Peygamberimiz çok say da dinî-kültürel özelli e sahip insan n birarada ya ayabilece ini uygulamalar yla göstermi tir. Bu hususla ilgili örnekler Medine Vesikas, Hristiyanlarla ve Yahudilerle ili kilerin ele al nd bölümlerde i lenmi tir. Hz. Peygamber in mesaj n n içerdi i de erler sistemi evrensel niteli e sahiptir. Bir ba ka deyi le mesaj, evrensel de erlerin mesaj d r. Vahiy sürecinde bireysel ve toplumsal düzeyde uygulama alan na konulan adalet, ho görü...gibi de erler, bütün insanlar ku atan, ça dan ça a, ülkeden ülkeye de i meyen, her co rafyada, her toplumda ve her zaman geçerli olabilen, her ortamda davran ve uygulamalara yans t labilen niteliktedir. Onun mesaj n n evrensel olu u, bizzat Kur an- Kerim de ifade edilmi tir. Ayn zamanda Hz. Peygamber in slâm yayma ve geni letme faaliyetleri bir bütün olarak dikkate al nd nda, mesaj evrensel kabul etti i ve uygulamay da bu yönde gerçekle tirdi i görülmektedir. Onun getirdi i mesaj, kayna ve niteli i bak m ndan evrenseldir. Her eyden önce mesaj n kayna, birle tirici, ku at c bir kaynak olan ve evreni yaratan Yüce Allah t r. Hz. Peygamber getirdi i evrensel de erleri bizzat kendisi ya am, uygulam, çevresine örnek olmu, herkesin anlayabilece i bir dille yayg nla mas n, topluma yerle mesini ve gelecek için de yol gösterici olmas n sa lam t r. üphesiz bu evrensellik, mesaj n, önce Hz. Peygamber in içinde ya ad topluma yönelik olmas yla hiç bir surette çeli mez. Ayn zamanda mesaj, niteli i bak m ndan evrenseldir. Mesaj n içerdi i de erler sistemi, temel haklar aç s ndan, yanl de il, evrenseldir. Uygulama da bu çizgide gerçekle mi tir. Mesaj, kendinden olmayanlar d layarak de il, bütün insanl kucaklayarak evrensel olma özelli ine sahiptir. Hz. Peygamber in mesaj, slâm tarihi boyunca, az say da da olsa istisnalar bulunmakla birlikte, onun gösterdi i çizgide ve faaliyetleri nda, yani evrensel boyutu dikkate al narak uygulanm t r. Meselâ insana, insanlar n can, mal ve rz güvenli ine verdi i de erin yans malar na i aret edelim. Klasik dönem slâm tarihinde Kudüs ün sadece iki fetih ve bir i gal kar s ndaki durumuna kar la t rmal bir bak, bu hususun net bir ekilde anla lmas n sa layacakt r. Hz. Ömer Kudüs ü bar yoluyla fethetmi, gayr-i müslim halk n can ve mal güvenli ini, kararla t r lan bir vergi kar l nda antla ma ile güvence alt na alm t r. Ama ehrin 492/1099 y l nda Haçl lar taraf ndan i galinde ise, tüm Müslümanlar 406 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 406 04.02.2014 10:38:19

SON SÖZ öldürülmü, Yahudiler Müslümanlara yard m ettikleri gerekçesiyle, s nd klar sinagoglarla birlikte yak lm, cesetler, sokaklarda, dize kadar yükselen kan gölünün içinde kalm t r. Buna kar l k Haçl lar n elindeki Kudüs ün Selahaddin-i Eyyûbî taraf ndan 583/1187 y l ndaki fethinde ise kimsenin burnu kanamam, Haçl lar fidye kar l nda serbest b rak lm t r. Bu kar la t rmay yapmaktaki amac m z, iki uygarl k aras ndaki çizgiyi kal nla t rmak veya netle tirmek de il, de erlere bak ve pratikteki fark yans tmakt r. Hz. Peygamber in getirdi i evrensel de erlerin kendi insan m za ve ça da dünyaya tan t lmas ve tüm insanl n istifadesine sunulmas için, bunlar n öncelikle evrensel boyutta canland r lmas gerekmektedir. Bugün bu de erler güzel bir ekilde ortaya konularak kavran r, özümsenir, ya anan kültürün parças haline dönü türülebilir, insan ili kilerine yans t labilirse, küreselle en dünyada kimli imizi daha iyi koruyabilir, ba kalar n n de erlerini do ru bir ekilde anlamland rabilir, onlarla daha sa l kl ili kiler içine girebiliriz. Öte yandan kendi insan m z n ve slâm dünyas n n yan s ra, bütün insanl n de erler konusundaki ihtiyaçlar na, beklentilerine ve özlemlerine de cevap verebiliriz. Bu, insanl n evrensel huzuruna ve kurtulu una katk da bulunmak demektir. Bunu yaparken, bütün dünyan n olumlu dü ünce ürünlerinden yararlan labilece i de unutulmamal d r. Çünkü esas nda Hz. Peygamber de insanl n olumlu birikimlerinden faydalanmaya aç kt. 407 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 407 04.02.2014 10:38:19

HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 408 04.02.2014 10:38:19

B BL YOGRAFYA ABDURREZZAK, Ebû Bekir San ânî (211/826), el-musannaf, I-XI, Lübnan 1970-1972. ACLÛNÎ, smail b. Muhammed (1162/1749),Ke fü l-hafâ ve Müzîlü l- lbâs, Beyrut 1352. A IRAKÇA, Ahmet, Gassânîler, D A, XII, 397-398. A IRMAN, Mustafa, Gamre Seferi, D A, XIII, 341-342. AHMED ET-TÂCÎ, Sîretü n-nebiyyi l-arabî, Kahire 1978. Â E ABDURRAHMAN, Benâtü n-nebî, Beyrut 1979. AKDEM R, Salih, Tarih Boyunca ve Kur an- Kerim de Kad n, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 260-270. AKKAYA, Nejla, slâm Hukukunda Kad n n Sosyal ve Siyasal Haklar, slâm da Kad n Haklar, Ankara 1998, I, 200 vd. AKSEK, Ahmet Hamdi, Hâtemü l-enbiyâ Hakk nda En Çirkin Bir snâd n Reddiyesi, sadele tiren: M. Hayri K rba o lu, slâmî Ara t rmalar Dergisi, Cilt 6, Say 2, s. 125-141 ve Cilt 6, Say 3, s. 199-207. ALGÜL, Hüseyin, Ficâr, D A, XIII, 52-53. ALGÜL, Hüseyin, Hâris b. Abdüluzzâ, D A, 16-194-195. ALGÜL, Hüseyin, Himyerîler, D A, XVIII, 62-63. ALGÜL, Hüseyin, slâm Tarihi, I, stanbul 1986. ÂLÛSÎ, Mahmûd ükrü el-ba dâdî (1270/1853), Bülû u l-ereb fî Ma rifeti Ahvâli l-arab, I-III, Beyrut ts. APAYDIN, Mehmet, Resûlullah n Günlü ü, stanbul 1995. ARNALDEZ, Roger, Hz. Muhammed (s.a.s.)(hadis ve Sözleri), çev. Burhanettin Semi, stanbul 1982. ATAR, Fahrettin, Asr- Saadette Adliye Te kilat, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, III, s. 105-176. ATE, Ahmet, Asabiyet, A, I, 63. ATE, Süleyman, slâm n Kad na Getirdi i Haklar, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 320-327. ATE, Süleyman, Yüce Kur an n Ça da Tefsiri, I-X, stanbul 1990. 409 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 409 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji AYCAN, rfan, Ebü l-bahterî, D A, X, 296. AYDIN, Mehmet, Gençlik ve Din, Gençlik ve Din, Ankara 1998, s. 219-258 AYDIN, Mehmet, slâm n I nda Kad n, slâm n I nda Kad n, s. 1-39 Ankara 1998. A ZAMÎ, Mustafa, Asr- Saadette Yaz ve Vahiy Katipleri, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, I, 368-462. BAKTIR, Mustafa, Hutbe, D A, XVIII, 425-428. BARDAKO LU, Ali, Bey, D A, VI, 13-19. BARDAKO LU, Ali, slâm Hukukunda çi veren Münasebeti, slâm da Emek ve çi veren Münasebetleri, stanbul 1986. BARDAKO LU, Ali, H rs zl k, D A, XVII, 384-396. BAYRAKTAR, Mehmet, slâm ve Ekoloji, Ankara 1997. BEBEL, Auguste, Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Arap Kültürü, stanbul 1997. BEKRÎ, Abdullah b. Abdülaziz (487/1094),Mu cem Me sta cem, tah. Mustafa es- Sakkâ, I-II, Beyrut 1983. BELÂDÎ, At k b. Gays, Meâlimu Mekke et-târîhiyye ve l-eseriyye, Mekke, 1980. BELÂZÜRÎ, Ahmed b. Yahya b. Câbir (279/892), Ensâbü l-e râf, I, tah. Muhammed Hamidullah, Kahire 1959. BETENÜNÎ, Muhammed Lebîb, er-rihletü l-hicâziyye, M s r 1329. B CÂVÎ VE D ERLER, Eyyâmü l-arab fi l-câhiliyye, M s r ts. B LG N, Beyza, slâm ve Çocuk, Ankara 1997. BR CE, C. An Historical Atlas of Islam, Leiden 1981. BUHÂRÎ, Ebû Abdullah Muhammed b. smail (256/870), Sahîhu l-buhârî, I-VIII, stanbul 1981, Ça r Yay nlar. BUHÂRÎ, Ebû Abdullah Muhammed b. smail (256/870),et-Târîhu l-kebîr, Haydarâbâd 1941. BUHL, Frantz Tedmür, A, XII/1, 113. BUHL, Frantz, Muhammed, A, VIII, 452-470. BÛTÎ, Said Ramazan, F khu s-siyre, çev. Ali Nar-Orhan Aktepe, stanbul trz. BÜYÜKCO KUN, Kudret, Arabistan, D A, III, 248-252. CÂHIZ, Ebû Osman, Amr b. Bahr (255/869),el-Beyân, ve t-tebyin, tah. Abdüsselâm M. Harun, I-IV, Kahire 1985. CANAN, brahim, Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber, Hz. Peygamber ve Aile Hayat, stanbul 1989, s. 284-342. CANAN, brahim, slâm da Çevre Sa l, stanbul 1986. 410 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 410 04.02.2014 10:38:20

BİBLİYOGRAFYA CEH YÂRÎ, Ebû Abdullah Muhammed (310/922)Kitâbü l-vüzerâ ve l-küttâb, tah. Mustafa es-sakkâ ve d r. Kahire 1980. CERRAHO LU, smail, Garânîk Meselesinin stismarc lar, A.Ü. lahiyat Fakültesi Dergisi, XXIV, Ankara 1981. CEVAD AL, el-mufassal fî Târîhi l-arab Kable l- slâm, I-X Ba dad 1999. CORC ZEYDAN, el-arab Kable l- slâm, tah. Hüseyin Mu nis, Kahire ts. CORC ZEYDAN, Târîhu Adâbi l-luga el-arabiyye, Kahire 1936, I, 156-157. CRESWELL, K. A. C., Early Muslim Architecture, I-II, Oxford, 1932-1940. ÇA ATAY, Ne et, slâm Öncesi ArapTarihi ve Cahiliye Ça, Ankara 1982. ÇA RICI, Mustafa, Asabiyet, D A, I, 453-454. ÇA RICI, Mustafa, Davet D A, IX, 16-19. ÇAM, Nusret, slâm da Sanat Resim ve Mimari, Ankara 1994. ÇET N, M. Nihad, iir, A, XI, 530-542. ÇUBUKÇU, Asrî, Halîme, D A, 15-338. DAKÛKÎ, Hüseyin Ali, Hîre, D A, XVIII, 123-124. DÂR MÎ, Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid (275/888),Sünen, stanbul 1981, Ça r Yay nlar. DAVENPORT, John, Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Kur an- Kerim, çev. M. S. S. P. Ankara 1967, s. 36. DAYF, evki, Târîhu l-edebi l-arabî, I-IV, Kahire ts. DERVEZE, zzet, Kur ân a Göre Hz. Muhammed (s.a.s.) in Hayat, çev. Mehmet Yolcu, I-III, stanbul 1989. D YANET DERG S H CRET ÖZEL SAYISI, Ankara 1991. D YARBEKRÎ, Hüseyin b. Muhammed (990/1582), Târîhu l-hamîs fî Ahvâli Enfesi Nefîs, I-II, Kahire 1302. DOZY, Târîh-i slâmiyet, çev. Abdullah Cevdet, M s r 1908. DÖNMEZ,. Kafi Yetim, A, XIII, 402. DRAZ, Abdullah, En Mühim Mesaj Kur an, çev. Suat Y ld r m, zmir 1994. EBÛ DÂVUD, Süleyman b. E as (275/888), Sünen, I-V, stanbul 1981, Ça r Yay nlar. EBÛ GUDDE, Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Ö retim Metodlar, çev. Enbiya Y ld r m, stanbul 1998. EBÛ ÜHBE, Muhammed, es-sîretü n-nebeviyye fî Dav il-kur âni ve s-sünne, I-II, Beyrut 1988. ELMALI, Hüseyin, Hitabet- Arap Edebiyat, D A, XVIII, 158-159. 411 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 411 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji ER AH N, Seyfettin slâm n Sosyal Dayan ma lkeleri ve Tarihimizdeki Baz Uygulamalar, Fakirlik Problemi ve Ça da Çözüm Yollar, Ankara 1998, s. 83-107. ESK C O LU, Osman, Fakir, D A, XII, 130. EZRAKÎ, Ebü l-velîd Muhammed (222/837), Ahbâru Mekke, I-II, Mekke 1352, 1357. FAYDA, Mustafa, slâmiyetin Güney Arabistan a Yay l, Ankara 1982. FAYDA, Mustafa, Ai e, D A, II, 201-205. FAYDA, Mustafa, Bahîrâ, D A, IV, 486. FAYDA, Mustafa, Bedevî,D A, V, 311-316. FAYDA, Mustafa, Ebnâ D A, 78-79. FAYDA, Mustafa, Halid b. Velid, stanbul 1990. FAYDA, Mustafa, Hz. Muhammed (s.a.s.) in Necranl Hristiyanlarla görü mesi ve mübâhele, A. Ü. slâm limleri Enstitüsü Dergisi, II, s. 143-149, Ankara 1975. FAYDA, Mustafa, Hz. Peygamber in Mü rik Araplara Kar Siyasetinin Son Safhas, Ebedî Risalet Sempozyumu, zmir ts. I, 121-126. FAYDA, Mustafa, slâmiyetin Güney Arabistan a Yay l, Ankara 1982. GADBAN, Münir Muhammed, Nebevî Hareket Metodu, Tar k Akarsu, I-II, stanbul 1991. GAZÂLÎ, Muhammed, F khu s-sîre, Kahire 1987. GÖRGÜLÜ, Hasan Ali, Hz. Peygamber in Hutbede zledi i Metod ve Günümüzde Hutbe Uygulamalar, Süleyman Demirel Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, say 3, sparta 1997. GÜNDÜZ, inasi, Sâbiîler-Son Gnostikler, Ankara 1999. GÜNALTAY, emseddin, slâm Öncesi Araplar ve Dinleri, sadele tirenler: Mahfuz Söylemez-Mustafa Hizmetli, Ankara 1997. GÜNER, Ahmed, Asr- Saadette Camiler/Mescitler ve Fonksiyonlar, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, IV, 254-226. GÜNER, Ahmet, Asr- Saadette Camiler / Mescitler ve Fonksiyonlar, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, IV,ss. 155-223, stanbul 1995. GÜNGÖR, Ali sra, Vatikan, Misyon ve Diyalog, Ankara 1997. HÂK M, Ebû Abdullah Muhammed (405/1014), el-müstedrek ale s-sahîhayn, I-IV, Haydarâbâd 1335-1342. HAM DULLAH, Muhammed, Hudeybiye Antla mas, D A, XVIII, 297-299. HAM DULLAH, Muhammed el-vesâiku s-siyâsiyye, Beyrut 1987. 412 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 412 04.02.2014 10:38:20

BİBLİYOGRAFYA HAM DULLAH, Muhammed, el-îlâf veya slâm dan Önce Mekke nin ktisâdî- Diplomatik Münasebetleri, çev. smail Cerraho lu, A. Ü. lahiyat Fakültesi Dergisi, IX, Ankara 1961, s. 213-222. HAM DULLAH, Muhammed, Hz. Peygamber in Alt Orijinal Mektubu, çev. Mehmet Yazgan, stanbul 1990. HAM DULLAH, Muhammed, slâm Peygamberi, çev. Salih Tu, I-II, stanbul 1981. HAM DULLAH, Muhammed, Resûlullah Muhammed, çev. Salih Tu, stanbul 1992. HAM DULLAH, Hz. Peygamber in Sava lar, çev. Salih Tu, stanbul 1981 HARMAN, Ömer Faruk, Hübel, D A, XVIII, 445 HAT BO LU, Mehmet, slâm n Kad na Bak, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 231-235 HATTÂB, Mahmud ît, Komutan Peygamber, çev. Ahmet A rakça, stanbul 1988. HEYKEL, M. Hüseyin, Hz. Muhammed (s.a.s.) Mustafa, çev. Ömer R za Do rul, stanbul 1948. H TT, Philip Siyâsî ve Kültürel slâm Tarihi, çev. Salih Tu, I-IV, stanbul 1995. H ZMETL, Sabri, slâm Tarihi, Ankara 1995. H ZMETL, Sabri Garânik Meselesi Üzerine, slâmî Ara t rmalar Dergisi, Cilt 3, Say 2, ss. 40-58, Ankara 1989. HON GMAN, E. Nabatîler, A, IX, 1-3. HÖKELEKL, Hayati, Çocuk, D A, VII, 355-358. HÜSEY N ATAY, slâm da çi- veren li kileri, Ankara 1979. I IK, Emin, Feth Sûresi, D A, XII, 456-457. I IK, Emin, Ha r Sûresi, D A, XVI, 424-426. BN ABD LBER, Ebû Ömer Yûsuf (463/1071), ed-dürer fî htisâri l-me âzî ve s- Siyer, tah. evki Dayf, Kahire 1966. BN DÜREYD, Ebû Bekir Muhammed b. Hasen ((321/933), el- tikâk, tah. Abdüsselâm M. Harun, Ba dad 1979. BN HABÎB, Muhammed (245/859)Kitâbü l-muhabber, tah. Eliza Lichten-Stadter, Haydarâbad 1942. BN HABÎB, Muhammed, (245/859), Kitâbü l-munammak fî Ahbâri Kurey, tah. Hur id Ahmed Fâruk, Haydarâbad 1964. BN HACER, Ebü l-fazl Ahmed b. Ali (852/1448), el- sâbe fî Temyîzi s-sahâbe, I-IV, Beyrut 1940. 413 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 413 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji BN HADÎDE, Ebû Abdullah Muhammed b. Ali (783/1381), el-misbâhu l-mudî, Beyrut 1986. BN HALDUN, Abdurrahman b. Muhammed (808/1406), Kitâbü l- ber ve Dîvânü l-mübtedei ve l-haber, I-VII, Beyrut 1979. BN HANBEL, Ahmed (241/855), Müsned, I-VI, stanbul 1982. Ça r Yay nlar. BN HAZM, Ebû Muhammed Ali (456/1064),Cemheretü Ensâbi l-arab, tah. Abdüsselâm M. Harun, Kahire 1962. BN H ÂM, Ebû Muhammed Abdülmelik (218-833), es-sîretü n-nebeviyye, tah. Mustafa es-sakkâ I-II, Kahire 1955. BN SHAK, Muhammed (151/768), es-sîre, tah. Muhammed Hamidullah, Konya, 1981. BN KAYYIM EL-CEVZ YYE (751/1350), Zâdü l-meâd fî Hedyi Hayri l- bâd, I-II, M s r 1970. BN KES R, Ebü l-fidâ (774/1372), el-bidâye ve n-nihâye, I-XIV, Beyrut 1974. BN KUTEYBE, Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim (276/889), e - i r ve - uarâ, tah. Müfîd Kumeyha ve Nuaym Zarzûr, Beyrut 1985. BN MÂCE, Sünen, I-II, stanbul 1981. (Ça r Yay nlar ). BN SA D, Ebû Abdillah, Muhammed (230/844), et-tabakâtü l-kübrâ, I-VIII, Beyrut 1985. BN SEYY D NNÂS, Uyûnü l-eser fî Fünûni l-me âzî ve s-siyer, tah. Muhammed el- d el-hatrâvî, ve arkada, I-II, Beyrut 1992. BNÜ L-ESÎR, zzüddîn Ebü l-hasen (630-1232), el-kâmil fi t-târîh, I-XII, Beyrut 1965. BNÜ L-ESÎR, zzüddîn Ebü l-hasen (630-1232), Üsdü - âbe fî Ma rifeti s- Sahâbe, tah. Muhammed brahim el-bennâ ve Muhammed Ahmed A ûr, I-VII, Kahire 1970. BNÜ L-KELBÎ, Hi âm b. Muhammed (204/820), Putlar Kitab, çev. Beyza Dü- üngen, Ankara 1969. BNÜ L-KELBÎ, Hi âm b. Muhammed (204/820), Cemhere, tü n-neseb, tah. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc, Kahire 1983. KANDEM R, M. Ya ar, Cevâmiu l-kelim, D A, VII, 440. KANDEM R, M. Ya ar, Hatice, D A, XVI, 465-466. KAPAR, Mehmet Ali, Eyyâmü l -Arab, D A, XII, 14-16 KAZANCI, Ahmet Lütfi,Peygamber Efendimizin Hitabeti, stanbul 1980. KAZICI, Ziya, Hz. Muhammed (s.a.s.) in E leri ve Aile Hayat, stanbul 1991. 414 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 414 04.02.2014 10:38:20

BİBLİYOGRAFYA KETTÂNÎ, Hz. Peygamber in Yönetimi (et-terâtîbu l- d~âriyye ), çev. Ahmet Özel, I-III, stanbul 1990. KILIÇ, Recep, Peygamberli in gereklili i ve Peygamberimizin Örnekli i, Hz. Peygamber in Hayat ndan Davran Modelleri, Ankara 1998. KIRBA O LU, Hayri Kad n konusunda Kur an a Yap lan Ele tiriler, slâmî Ara t rmalar, cilt 5, sy. 4 Ekim 1991, s. 271-283. KOÇY T, Talat, slâmî Davetin Mahiyeti ve Hz. Peygamber in Hutbeleri, Ankara 1994. KOÇY T, Talat, smail Cerraho lu, Kur an- Kerim Meal ve Tefsiri, I, Ankara 1990. KOM SYON, Do u tan Günümüze Büyük slâm Tarihi, I, stanbul 1989. KOM SYON, Kur an- Kerim ve Aç klamal Meâli, Türkiye Diyanet Vakf Yay nlar, Ankara 1993. KÖKSAL, M. As m, slâm Tarihi, Mekke Devri ve Medine Devri (I-XI), stanbul 1980-1981. KÖTEN, Akif, Asr- Saadette Suffa Ashab, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, IV, 381-416. KUZGUN, aban, Hanîf, D A, XVI, 33-39. KUZGUN, aban, slâm Kaynaklar na Göre Hz. brahim ve Haniflik, Ankara 1985. KÜÇÜK, Abdurrahman, slâm ve Günümüz Meseleleri, Ankara1991. LEON-E. HALKIN, Tarih Tenkidinin Unsurlar, çev. Bahaeddin Yediy ld z, Ankara 1989. MAKRÎZÎ, Takiyyüddin Ahmed b. Ali (845/1444), mtâü l-esmâ, tah. Mahmud Muhammed âkir, y.y; ts. MÂL K B. ENES, el-muvatta, stanbul 1981. Ça r Yay nlar. MES ÛDÎ, Ebü l-hasen Ali b. Hüseyin (346/957), Mürûcü z-zeheb ve Meâdinü l- Cevher, tah. Muhammed M. Abdülhamid, Kahire 1964. MEYDÂNÎ, Ebü l-fazl Ahmed b. Muhammed (518/1124), Mecmau l-emsâl, tah. Muhammed Ebü l-fazl brahim, I-IV, 1978-1979. MUHAMMED HALÎL EL-HATÎB, Hutabi r-rasûl, Kahire 1983. MU N S, Hüseyin, Atlasu Târîhi l- slâm, Kahire 1987. MÜNÂVÎ, Muhammed Abdürrauf (1032/1623), Feyzülkadîr,!-VI, M s r 1938. MÜSL M, Ebü l-hüseyin Müslim b. el-haccâc (261/875), el-câmiu s-sahîh, tah. M. Fuad Abdülbâkî, I-V stanbul ts. (Ça r Yay nlar ). OK Ç, M. Tayyib, slâmiyette Kad n Ö retimi, Ankara 1984. 415 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 415 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji OK Ç, M. Tayyib, slâmiyette lk Nüfus Say m, A. Ü. lahiyat Fakültesi Dergisi, cilt: VII, Ankara 1960, s. 11-20. ÖMERÎ, Büreyk Muhammed Büreyk, es-serâyâ ve l-buûsü n-nebeviyye Havle l- Medîne ve Mekke, Cidde 1996. ÖNKAL, Ahmet, Akabe Bîatlar, D A, II, 211. ÖNKAL, Ahmet, Bi r-i Maûne, D A, 195-196. ÖNKAL, Ahmet, Hicret, D A, XVII, 458-462. ÖNKAL, Ahmet, Hz. Peygamber in Ümmîli i, SÜ F Dergisi, 1986, Sy. 2, s. 249-260. ÖNKAL, Ahmet,Rasûlüllah n slâm a Davet Metodu, Konya 1989. ÖZAYDIN, Abdülkerim, Arap, D A, III, 322-324. ÖZAYDIN, Abdülkerim, Cezîme b. Amir, D A, VII, 508. ÖZDEM R, brahim, Çevre ve Din, Ankara 1997. ÖZEL, Ahmet, Esir, D A, XI, 382-389. ÖZEL, Ahmet, Gayr-i Müslim, D A, XIII, 420. ÖZEY, Ramazan, Günümüz Dünya Sorunlar, stanbul 2001. ÖZSOY, Ömer -Güler, lhami Konular na Göre Kur an, Ankara 1996. ÖZYAZICI, Alpaslan, Alkollü çkiler S gara ve Di erleri, Ankara 1996. ROD NSON, Maxime, Hz. Muhammed (s.a.s.), çev. Attila Tokatl, stanbul 1994. SAFVET, A. Zeki, Cemheretü Hutabi l-arab, I-III, Kahire ts. SAFVET, Ahmet Zeki, Cemheretü Resâili l-arab, I-IV, Kahire 1971. SAKA, evki, Kur an a Göre nanç Hürriyeti, Diyanet Dergisi, Ankara 1992, s. 127-137. SARIÇAM, brahim-öz, Mustafa, Hâ im (Benî Hâ im), D A, XVI, 403-405. SARIÇAM, brahim Hâ im, D A, XVI, 405-406. SARIÇAM, brahim, Emevî-Hâ imî li kileri, slâm Öncesinden Abbâsîlere Kadar, Ankara 1997. SARIÇAM, brahim, slâm n Do u unun Târihî artlar, slâm ve Demokrasi, Ankara 1998. SARIÇAM, brahim, Hz. Ebû Bekir, Ankara 1996. SARIÇAM, brahim, lk Dönem slâm Tarihi, Eski ehir 1999. SAVA, R za, Hz. Muhammed (s.a.s.) Devrinde Kad n, stanbul 1991. SAVA, R za, slâm a Göre Kad n n Toplumdaki Yeri, slâm n I nda Kad n, Ankara 1998, s. 95-112. SCHLE FER, J. Gassânîler, A, IV, 718 vd. 416 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 416 04.02.2014 10:38:20

BİBLİYOGRAFYA SER NSU, Ahmet Nedim, Kur an Nedir?, stanbul 1996. SEZ KL, H. Ahmet Abdülmuttalib, D A, I, 272-273. S F, A. Mir âtü l-memleketi l-arabiyyeti s-suûdiyye, Münih 1981. SUYÛTÎ, el-câmiu s-sa îr, I-II, Beyrut 1990. ÂMÎ, Muhammed b. Yûsuf (942/1535)Sübülü l-hüdâ ve r-ra âd, I, tah. Mustafa Abdülvâhid, Kahire 1993. ENER, Mehmet, Veda Hutbesi nin nsan Haklar Yönünden K saca Tahlili, Do uda ve Bat da nsan Haklar, 1993-1994 Kutlu Do um Bildirileri, Ankara 1996, s. 125-130. BLÎ, Mevlânâ Asr- Saadet, çev. Ömer R za, sadele tiren: Osman Zeki Mollamehmeto lu, I-V, stanbul 1973. TABAKO LU, Ahmet, slâm ve Ekonomik Hayat, Ankara 1996. TABERÎ, Ebû Câfer Muhammed b. Cerîr (310/922), Târîhu l-ümem ve l-mülûk, tah. Muhammed Ebü l-fazl brahim, I-XI, Beyrut ts. (T. ter.milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Zâkir Kadirî Ugan-Ahmet Temir, I-V, stanbul 1992.). TÂHÂ HÜSEY N, Fi l-edebi l-câhilî, Kahire 1927, s. 366-371. T RM ZÎ, Ebû sâ Muhammed (279/892), Sünen, stanbul 1981. Ça r Yay nlar. TOPALO LU, Bekir, Abdullah, D A, I, 75-76. TOPALO LU, Bekir, Amine, D A, II, 63-64. TU, Salih, slâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, stanbul 1969. ÜNAL, smail Hakk, Bir Tasavvuf airi Ahmedî nin Hadis Kültürü, slâmiyât, cilt 2, say 3, Ankara, Temmuz-Eylül 1999, s. 197-207. VÂH DÎ, Esbâbü n-nüzûl, tah. Seyyid el-cümeylî, Beyrut 1990. VÂKIDÎ, Muhammed b. Ömer (207/822), Kitâbü l-me âzî, tah. Marsden Jones, I-III, Beyrut 1966. VECD, Muhammed Ferid, es-sîretü l-muhammediyye Tahte Dav il- lmi ve l- Felsefe, Kahire 1993. WATT, W. Montgomery Kuraysh, E 2, V, 434-435. WATT, W. Montgomery, Hz. Muhammed (s.a.s.) in Mekke si, çev. Mehmet Akif Ersin, Ankara 1995, WENS NCK, v. d r., el-mu cemü l-müfehres li-elfâzi l-hadîsi n-nebevî, I-VIII, Leiden 1936-69. YARDIM, Ali, Peygamberimizin emâili, stanbul 1997. YEN ÇER, Celal, Asr- Saadette Hz. Peygamber in ve Ailesinin Geçimi, Bütün Yönleriyle Asr- Saadette slâm, I, 311-364, stanbul 1995. 417 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 417 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji YILDIZ, Hakk Dursun, Arap, D A, III, 273. YILMAZ, Bayram, Goethe ve slâmiyet, Konya 1991. ZEBÎDÎ, Zeynüddin Ahmed b. Ahmed, Sahîh-i Buhârî Muhtasar Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, çev. Ahmed Nâim-Kâmil Miras, I-XIII, Ankara 1980-83. Z R KLÎ, A lâmü n-nisâ, I-V, Beyrut, ts. ZÜBEYRÎ, Ebû Abdullah el-mus ab b. Abdullah (236/850), Kitâbü Nesebi Kurey, tah. E. Levi Provençal, Kahire 1951. 418 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 418 04.02.2014 10:38:20

Ab ab ( ab ab) 53 Abbâd b. Bi r 197 Abbas b. Abdülmuttalib 30, 32, 58, 71, 72, 112, 160, 161, 166, 169 212, 214, 215, 233, 242, 243, 362, 396 Abbas b. Mirdas 218 Abbâsîler 51, 59 Abd b. Cülendâ 251, 252 Abd b. Sa lebe (Benî Abd b. Sa lebe) 204 Abdullah b. Abdülmuttalib 57, 58, 59, 60, 61, 64, 65, 74 Abdullah b. Amr 266, 354 Abdullah b. Câfer 355 Abdullah b. Cah 87, 152, 153, 154, 355 Abdullah b. Cübeyr 172, 173, 174 Abdullah b. Cüd ân 40, 68, 69, 99 Abdullah b. Ebû Bekir 136 Abdullah b. Ebû Hadred 214 Abdullah b. Ebû Rebîa 104 Abdullah b. Hammâr 370 Abdullah b. Hâris 62 Abdullah b. Huzâfe 248, 249, 252 Abdullah b. Mes ud 77, 87, 142, 158, NDEKS A 302, 340 Abdullah b. Ömer 337, 340 Abdullah b. Resûlüllah 71, 291 Abdullah b. Revâha 165, 229, 230, 238, 239, 299, 330, 350 Abdullah b. Sa d b. Ebû Serh 212, 267 Abdullah b. Selâm 221 Abdullah b. ihâb 174 Abdullah b. Târ k 182 Abdullah b. Übey 130, 172, 195, 225, 230 Abdullah b. Üneys 367 Abdullah b. Üreyk t 120, 121 Abdullah b. Zeyd 147 Abdullah b. Ziba râ 330, 331 Abdurrahman b. Avf 87, 101, 143, 242, 255, 284, 340, 369 Abdurrahman b. Ebû Bekir 167 Abdüddâr, Abdüddâro ullar 29, 30, 60, 68, 72, 211 Abdükusay 29 Abdüle hel (Abdüle helo ullar, Benî Abdüle hel) 32, 112, 126, 130, 134, 139, 187 Abdülkays 254, 320, 386 Abdulmesih 245 * Kabile, boy, hanedan ve aile adlar italik, kavramlar italik bold, yer adlar, ki i adlar ve di erleri normal dizilmi tir. Hemen her sayfada geçen ki i, yer ve kabile adlar ile, çindekiler de kolayca bulunabilecek kavram ve isimler indekse al nmam t r. 419 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 419 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Abdülmuttalib b. Hâ im 26, 27, 43, 57, 58, 59, 61, 64, 65, 81, 117, 118 Abdülmuttalibo ullar 89, 91 Abdüluzzâ 29, 60, 62, 156, 199, 269, 408 Abdümenâf b. Kusay 29, Abdümenâfo ullar 30, 89, 98 Abdü ems, Abdü emso ullar 30, 45, 51, 107 Abdüyâlîl b. Amr 108, 262 Abs (Benî Abs) 33, 90 Adal 33, 180, 182, 192 Addâs 35, 110, 236 Âdem (Hz. Âdem) 50, 212, 246, 392 Aden 25, 47, 49, 298 Adiy (Benî Adiy) 29, 31, 68, 156, 157 Adiy b. Ebü z-za bâ 156 Adiy b. Hâtim 149, 259, 270, 271, 299 Adiy b. Neccâr (Benî Adiy b. Neccâr) 57, 128 Adiyo ullar 30, 72 Adnân 34, 57 Adnânîler 34 Adulis 103, 234 Ahidnâme 255 Ahlâf 30, 68 Ahnes b. erîk 110 Âim 53 Âi e bint Ebû Bekir (Hz. Âi e) 114, 120, 137, 139, 146, 175, 195, 196, 286, 288, 289, 291, 319, 324, 352, 366, 396, 397, 398, 400, 401, 402, 403 Akabe Bîatlar 111, 113, 118, 119, 134 Akabe Körfezi 20, 21, 27, 45 Akabe mevkii 100, 111 Akabe Vâdisi 110 Âkib 245 Akîk Vâdisi 170 Akîl b. Ebû Tâlib 162, 163 Akra b. Hâbis 218, 335 Aksum 103, 234, 251 Alâ b. Abdullah 250 Alâ b. Hadramî 251, 298, 299 Ali b. Ebü l-âs 291, 292 Alkame b. el-fa vâ 242 Almakah 51 Âlü Cefne, Cefne ailesi, Cefneo ullar 21, 33 Amâlika 28, 32, 129 Âmil 298 Âmine bint Vehb 60, 61, 62, 64 Âmir b. Ebû Vakkas 87 Âmir b. Füheyre 86, 93, 120, 121, 125 Âmir b. Rebîa 101, 391 Âmir b. Sa saa 90, 180, 181, 254 Amir b. ehr 297 Âmir b. Tufeyl 36, 181 Âmiro ullar 110, 184 Ammâr b. Yâsir 87, 92, 158, 345 Ammuenes (Umyânis) 258 Amr b. As 104, 192,, 205, 213, 251, 299 420 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 420 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS Amr b. Avf (Benî Amr b. Avf) 130, 134 Amr b. Cemûh 361 Amr b. Cihâ 225 Amr b. Ebû Süfyan 164 Amr b. Ehtem 262, 337 Amr b. Esed 70 Amr b. Hadramî 157 Amr b. Hazm 299 Amr b. Hind 24 Amr b. Luhay 28, 52, 54 Amr b. Mebzûl (Benî Amr b. Mebzûl) 139 Amr b. Muaz 356 Amr b. Saîd 300 Amr b. Sâlim 170, 206 Amr b. Umeyr 99, 108 Amr b. Ümeyye 181, 225, 248, 249, 300, 367, 395 Âmü l-hüzn 107 Ans 33, 395 Antakya 236, 251 Arab- âribe 33 Arab- bâide 33 Arab- bâkiye 33 Arab- müsta ceme 34 Bâbil 32, 51, 129 Babilon 251 Bâbü Âtike 135 Bâbü Cibrîl 135 Bâbü s-selâm 135 Bâbü l-mendeb 19 B Arab- müsta ribe 28, 34 Arafat 28, 29, 56, 387, 388, 389, 394 Arc 124, 387 Arrâf 42, 76, 383 Arûd 19 Âs b. Vâil 68, 69, 93 Asabiyet 38, 408, 410 Ashâb- Kehf 221 A â (Meymûn b. Kays) 43, 329 Ateh 361 Atîk b. Âbid 69 Âtike 59, 125, 136 Attâb b. Esîd 163, 213, 299, 300, 368 Auguste Bebel 363 Avf b Hazrec 126, 130, 187 Avf b. Hâris 112 Avf b. Mâlik (Avf b. Mâliko ullar, Benî Avf b. Mâlik) 125, 126, 129, 130, 187 Avn b. Ebû Cühayfe 353 Ay Takvimi 41 Ayneyn 172, 174 Ayyâ b. Ebû Rebîa 87 Âzâd 395 Azerbaycan 236 Bâcir 53 Bahîrâ 65, 68 Bâhile 255, 298 Bahrân (Buhrân) 154, 169 Bahreyn 19, 20, 34, 45, 47, 49, 250, 298, 299, 313, 316 Bakî 127, 131 421 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 421 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Bâkûm 74 Bâr k 261 Bar 30, 31, 38, 43, 106, 115, 144, 148, 149, 159, 196, 199, 202, 203, 204, 206, 227, 235, 247, 248, 279, 287, 297, 312, 313, 359, 393, 400, 402, 403, 404, 406 Basra 45, 49, 52 Basra Körfezi 19,33, 45, 49, 251 Batn- Nahle 52, 152, 153, 154, 155, 157 Batn- Râbi 150 Batn- Ye cec 204, 292 Bat e-i Kübrâ 166 Bâzân 27, 34, 249, 298, 395 Becîle 52, 139, 254, 259 Bedru l-mev id 152 Bedru l-ûlâ 152, 154 Behrâ 33, 238 Bekir b. Vâil 22, 52 Bekir, Bekir b. Abdümenât 28, 49, 201, 202, 206, 238 Bekkâîn 242 Belhâris b. Hazrec 134 Beliy 33, 205, 238, 254 Belkayn 205 Benî eybe 74 Berâ b. Âzib 337 Berrâd b. Kays 68 Berre bint Abdülmuttalib 60 Berre bint Abdüluzzâ 60 Besbes b. Amr 156, 157 Be îr b. Akrebe 352 Be îr b. Sa d 203, 204, 205 Bey 312 Bey atürr dvân 199 Beyâza (Benî Beyâza) 126, 127, 130, 131, 139, 187 Beydâ 101, 386 Beytü l-makdis 222 Beytü l-midras 223 Beytülmâl 137 Beyzâ bint Abdülmuttalib 59 Bîat 94, 111, 112, 113, 118, 119, 134, 138, 196, 199, 202, 203, 212, 296, 374, 397 Bi r-i Maûne 151, 180, 181, 182, 225, 269, 367, 415 Bi set 83 Bilâl-i Habe î 87, 93, 137, 141, 147, 211, 308, 357 Bi r b. Berâ 233, 297, 298 Buâs Sava 39, 132, 364 Buhtunnasr 32, 48, 129, Busrâ 22, 45, 47, 65, 67, 71, 237, 250, 309 Buvât (Gazve) 152, 154 Büdeyl b. Verkâ 197, 254 Büreyde b. Husayb 125, 194 Büsr b. Süfyan 197 Büsre bint Gazvân 351 Büyû 310 C Câbir b. Abdullah 112, 354 Câfer b. Ebû Tâlib 71, 89, 104, 105, 422 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 422 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS 106, 233, 237, 238, 241, 249, 340, 341, 350, 355, 397 Cahcabâ 127, 131 Câr (liman) 36, 103, 234 Cebele b. Eyhem 22 Cebelü r-rahme 394 Cebelü r-rumât 172 Cebr 91 Cebrâil 63, 83, 85, 86, 102, 119, 207, Ced b. Kays 297, 298 Cehcâh el-g fârî 195, 364 Cem -i takdîm 388 Cem -i te hîr 388 Cened 298, 300, 302, 341 Cennetü l-muallâ 107 Cerbâ 243, 244, 313 Cerîr b. Abdullah 259, 260, 389, 395 Ceyfer b. Cülendâ 251, 252 Cey ân 261 Cey ü l-usre 241 Cezîme (Benî Cezîme b. Âmir) 139, 213, 214 Ci râne 73, 210, 216, 217, 218, 219, 276, 334, Cidde 45, 72, 121 Civâr 35 Cizye 24, 139, 233, 243, 245, 246, 254, 255, 278, 298, 313, 314, 316, 357 Cu fî 257 Cuayl b. Sürâka 334 Cuhfe 46, 121, 123, 125, 157, 197, 387 Cuma Mescidi 126 Cumah 30, 31, 68, 92 Cuvâsâ 139 Cübeyr b. Mut im 170 Cüheyne (Benî Cüheyne) 33, 148, 202, 205, 220, 241, 254 Cündi âpûr 42 Cüre 20, 54, 214, 260, 261, 333, 370 Cürhüm, Cürhümlüler 28, 33, 34, 58 Cürüf 126, 130, 187, 395 Cü ey 395 Cüveyriye bint Hâris 194, 288, 290 Cüzâm 33, 34, 49, 238 Dacnân 202 Damdam b. Amr 156 Damre (Benî Damre) 148, 155, 220, 253 Dârunnedve 30, 37, 38, 119, 130, 185, 365 Dârü lerkam 88, 100, 340 Davud (Hz. Davud) 78 Dâzeveyh 395 D Debâ 20, 47 Debbâbe 214, 217, 304 Dehnâ 20 Devs (Benî Devs), Devsliler 52, 94, 101, 230, 233, 299 D mâd b. Sa lebe 79, 94, 101 D mâm b. Sa lebe 256 D me k 251 D râr b. Hattâb 192, 330 423 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 423 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Dîl (Benî Dîl) 120 Dihye b. Halîfe 248 Dinar 47, 136, 155, 313, 357 Dirhem 47, 134 Dubâa bint Zübeyr 352 Dûmetülcendel 20, 44, 47, 152, 240, 243, 313, 316 Dü sûr b. Hâris 169 Düreyd b. S mme 214, 217 Ebâbîl 26 Ebân b. Saîd 199, 299 Ebnâ 34 Ebrehe 25,26, 27, 49, 58 Ebtah 269, 387 Ebû Ahmed b. Cah 87 Ebû Âmir el-e arî 216, 217 Ebû Âmir er-râhib 49, 133, 175, 184, 237 Ebû Aziz b. Umeyr 167 Ebû Azze 163, 170, 330 Ebû Basîr 201, 267, Ebû Berâ (Âmir b. Mâlik) 36, 180, 181 Ebû Cehil 93, 98, 99, 100, 108, 119, 121, 125, 157, 159, 161, 162, 165, 168, 206, 212, 279 Ebû Cendel 201, 268 Ebû Dücâne 175, 177 Ebû Eyyûb el-ensârî 126, 136, 255, 336 Ebû Fükeyhe 92,93 Ebû Hâle 69 Ebû Hârise b. Alkame 245 Ebû Hasme 101, 172 Ebû Huzeyfe b. Utbe 101, 134, 141, 161, 167 E Ebû Hüreyre 296, 351 Ebû Katâde 206 Ebû Kubeys Da 73, 210 Ebû Kuhâfe 344 Ebû Leheb 58, 59, 61, 88, 89, 90, 93, 106, 108, 119, 162, 292, 293 Ebû Lübâbe 156, 352 Ebû Ma bed el-huzâî 125 Ebû Mûsâ el-e arî 217, 298, 302 Ebû Nâile 224 Ebû Râfi 137, 284, 363 Ebû Rühm el-g fârî 218 Ebû Saîd el-hudrî 355 Ebû Sayfiy 58 Ebû Sebre 101 Ebû Seleme 61, 87, 101, 134, 143, 180, 346, 355 Ebû Süfyan b. Harb 32, 59, 150, 155, 156, 157, 161, 163, 164, 168, 169, 170, 173, 176, 180, 183, 184, 186, 188, 189, 190, 206, 207, 208, 211, 212, 218, 249, 259, 266, 288, 300, 329, 368 Ebû Süfyan b. Hâris 330 Ebû Talha el-ensârî 351, 370, 398 Ebû Tâlib 58, 59, 65, 66, 69, 70, 71, 86, 89, 95, 96, 104, 105 106, 107, 108, 162, 164, 177, 233, 237, 238, 424 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 424 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS 239, 249, 286, 295, 340, 341, 346, 350,355, 399 Ebû Ubeyde b. Cerrâh 87, 141, 193, 205, 246, 340, 396, 398 Ebû Uhayha 32, 93 Ebû Ümeyye b. Mu îre 72 Ebû Zer el-g fârî 87, 101, 193, 353 Ebû Zür a el-cühenî 276 Ebü l-âs b. Rebî 137, 163, 291 Ebü l-bahterî 107, 162 Ebü l-heysem (Mâlik b. Teyyihan) 132 Ebvâ 46, 64, 152, 154, 197, 387 Ecyâd 73, 77, 210 Ehl-i Bedir 168, 355 Ehl-i Kitâb 66, 222, 238, 243, 249, 253, 278, 402 Ehl-i Suffe 181 Ehliyet 295, 300, 316, 361 E inne 31 Eksem b. Sayfiy 43 Elçiler Sütunu 138 Emânnâme 255 Emec 124, 207 Emirnâme 258 Emvâl-i Muhaccere 31 Enbâr 44 Enes b. Fedâle 170, 356 Enes b. Katâde 171 Enes b. Mâlik 142, 144, 272, 284, 285, 286, 351, 370 Enes b. Nadr 177, 276 Enes b. Râfi 91 Enes b. Züneym 330, 331 Enfâl 119, 142, 149, 154, 157, 165, 166, 178, 223, 312, 400 Enmâr 193 Ensâb 43, 52 Enû irvan 27 Erkam b. Ebü l-erkam 87, 88, 143, 340 Ervâ bint Abdülmuttalib 59 Ervâ bint Küreyz 346 Eryât 25, 26 Es ad b. Zürâre 111, 112, 126, 132, 134, 352 Esed (Benî Esed) 33, 34, 180, 184, 186, 188 192, 257, 258, 299, 386 Esed (Kurey in kolu) 29, 30, 31, 34, 58, 68, 69 Esed b. Hâ im 58 Eslem 125, 138, 139, 194, 212, 228, 241, 253 Esmâ bint Ebû Bekir 120, 137 Esmâ bint Selâme 87 Esnâm 52 Esved b. Abdülesed 159 Esved el-ansî 34, 298, 395 E ar, E arîler 33, 230, 233 E ca 184, 189, 220, 230, 241, 254 E nak 31 Evs 32, 33, 38, 39, 48, 49, 52, 91, 101, 108, 112, 113, 125, 126, 129, 130, 132, 134, 139, 141, 146, 150, 167, 173, 221, 222, 224, 227, 228, 349, 364 Evs b. Hucr 125 Evs b. Sâbit 349 425 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 425 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Evs-Menât 127, 130, 131 Evsân 52 Evtâs 208, 214, 215, 216, 217 Eyhem 22, 245 Eyle 45, 243, 244, 254, 313, 316 Eymen b. Ubeyd 215 Eysâr 31 Eyyâmü l-arab 39, 43 Ezan 146 Ezd (Benî Ezd) 32, 33, 79, 251, 254, 260, 261, 386 Ezd-i Serât 33 Ezd-i enûe 94 Ezd-i Umman 33 Ezlâm 31, 373 Ezriât 47, 224 Ezruh 243, 244, 313, 316 F Fâri (Sava ) 132 Fetretü l-vahiy 85 Fâria bint Es ad b. Zürâre 352 Fey 226 Fat ma bint Amr 57 Fezâilü l-arab 42 Fât ma bint Esed 65, 346, Fezâre (Benî Fezâre) 90, 184, 193, Fât ma bint Hattâb 86, 100 203, 218, 231, 254, 300 Fât ma bint Resûlüllah 59, 71, 86, F rat 20, 21, 180, 236 137, 175, 246, 269, 291, 292, 293, Fîrûz ed-deylemî 34, 262, 3954 294, 352, 387, 400 Ficâr 32, 39, 66, 68, 70, 132 Fazl b. Abbas 398 Fihr (Kurey ) b. Mâlik 29, 57 Fedek 20, 32, 34, 129, 229, 233, 235, 312, 316, 400, 401 Fil Olay 41, 49, 58, 61 Fehm (Hevâzin in kolu) 219 Filistin 20, 22, 24, 48, 50, 129, 239 Fels 52, 53 Fur 198 Ferve b. Müseyk 258, 259 Furât b. Hayyân 169 Feth-i Mübîn 202 Fürrâr 239 Gâbe 127, 152, 193 Gâbe, Gâbe Gazvesi 152, 193 Gadîr-i Hum 387 Gadîru l- E tât 124, 198, 197 Gâlib b. Abdullah 204, 205 Gamîm 192, 197, 387 G Gamre, Gamre Seferi 192 Ganimet 27, 165, 169, 171, 174, 177, 179, 194, 202, 213, 216, 218, 224, 228, 231, 233, 298, 312, 313, 352, 357, 375 Garânîk, Garânîk K ssas 102, 104 Gassân, Gassânîler 21, 22, 33, 34, 48, 426 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 426 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS 49, 90, 130, 251, 365 Gatafân 33, 34, 152, 168, 169, 184, 186, 189, 190, 203, 204, 206, 229, 231 Gazve 151 Gazvetü l-usre 241 Gazze 47, 57 G fâr 33, 139, 148, 220, 241, 253 Gumeysâ 213 H Habbâb b. Eret 87, 92, 100, 365 Hallâd b. Süveyd 228 Habe istan 26, 39, 45, 47, 101, 102, Hamâme 92, 93 103, 104, 106, 118, 167, 230, 233, Hamne bint Cah 195, 356 234, 236, 237, 239, 248, 249, 289, Hamrâülesed 124, 152, 179, 180 292, 300, 341, 346, 350 Hamza b. Abdülmuttalib 58, 59, 61, Habîbe bint Es ad b. Zürâre 352 70, 99, 100, 106, 141, 152, 159, Hablâ 127, 131, 187 167, 170, 171, 173, 174, 177, 212, Hac emîri 220 356, 369 Haccetü l-belâ 387 Handeme da 73, 210 Haccetü l- slâm 387 Hanîf, Hanîflik, Hanîfler 56, 81, 133 Haccetü l-vedâ 387 Hanîfe (Benî Hanîfe) 33, 90, 250, 254, Hacerülesved 72, 272 395 Hacûn 107, 212, 394 Hansâ 41 Had ra 206 Hanzale b. Ebû Âmir 177 Hadramî b. Âmir 257 Hanzala b. Ebû Süfyan 161, 164, 169 Hadramut 19, 20, 25, 27, 34, 47, 298 Haram Aylar 39, 41, 66, 68, 107, 154, 190, 217, 219, 391, 392, 393 Hafsa bint Ömer 288, 289 291 Harâm (Benî Harâm) 139 Hakem b. Ebü l-as 24 Harb b. Ümeyye 68 Hakem b. Keysan 154 Harem-i erif 72, 87, 94, 120 Hakîm b. Hizam 79, 159, 286 Hârice b. Zeyd 142 Halîf 36, 87, 110 Hâris b. Âmir 162 Halîme bint Ebû Züeyb 62, 77 Hâris b. Avf 189 Hâlid b. Saîd 87, 93, 283, 301 Hâris b. Ebû D rar 194, 290 Halid b. Süfyan 367 Haris b. Ka b 245, 299 Halid b. Velid 21, 22, 31, 174, 192, 197, 205, 208, 211, 213, 238, 239, Hâris (Benî Hâris, Kurey in kolu) 30 243, 254, 316, 395 Hâris (Benî Hâris, Medine de) 125, 427 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 427 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 126, 130, 138, 187, 245 Hâris b. Abdüluzzâ 62, 408 Hâris b. Ebû emir 22, 248, 250, 254 Hâris b. Kays 31 Hâris b. Kelede 42, 325, 326 Hâris b. Umeyr 22, 237, 250 Harise (Benî Hârise, Medine de) 126, 130, 138, 172, 178, 187 Hârise b. Sa lebe 129 Hârise b. Sürâka 355, 356 Harran 51 Harrâr, Harrâr seferi, 152, 153, 197 Has am 52, 254, 260 Hasan b. Ali 59, 246, 293, 335 Hassân b. Sâbit 195, 196, 250, 303, 330 Hâ im b. Abdümenâf 30, 43, 45, 57, 118 Hâ imo ullar 30, 57, 58, 59, 68, 76, 106, 107, 108, 119, 161, 162, 313, 336 Hât b b. Amr 101 Hât b b. Ebû Beltea 207, 248, 250, 355 Hatice bint Huveylid (Hz. Hatice) 41, 61, 69, 70, 71, 74, 75, 79, 80, 83, 85, 107, 108, 136, 274, 285, 287, 288, 291, 307, 399 Havlân 33, 254, 259 Havran 44 Hayber 20, 32, 34, 45, 47, 48, 103, 106, 129, 152, 184, 186, 188, 202, 203, 226, 227, 229, 230, 231, 233, 235, 240, 244, 253, 290, 299, 304, 312, 316, 355, 356, 371, 386 Hayf 394 Hazrec 32, 33, 34, 38, 39, 48, 52, 108, 111, 113, 126, 129, 129, 130, 132, 134, 139, 141, 146, 150, 167, 173, 221, 222, 227, 364 Hecer 20, 47, 250, 313, 316 Hemdân 33, 254, 258, 298, 386 Herakleios 22, 236, 237, 238, 242, 249, 266 Hevâzin 33, 34, 62, 66, 68, 203, 205, 208, 213, 214, 215, 217, 218, 219, 254 Hevze b. Ali 248, 250 Heyetler Sütunu 255 Heyetler Y l 245, 254 H râ b. Ümeyye 199, 212 H sn b. Huzeyfe b. Bedr 36 Hîreliler, Hîre 20, 21, 22, 24, 34, 44, 48, 49, 50, 251, 365 Hicâbe 29, 30, 31, 296 Hicr 20, 45, 88, 116, 379 Hilâl b. Ümeyye 243 Hilf 35, 68, 69, 315 Hilfü l-ahlâf 68 Hilfü l-mutayyebûn 68 Hilfü l-fudûl 32, 68, 69, 307, 342 Himyer 20, 33, 49, 51, 253 Himyerîler, Himyer krall 20, 24, 25, 26, 27, 33, 48, 49, 52, 54, 254 Hind bint Utbe 41, 170, 177, 212 Hira Ma aras 63, 75, 81, 82, 83, 84, 85, 110 Hi am b. Amr 107 Hizâne 136 428 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 428 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS Hubâb b. Münzir 158, 171, 296 Hubâ e 69, 71, Hubbâ bint Huleyl 29 Hubeyb b. Adiy 182, 183, 365 Hubeyb b. s af 156 Hudeybiye 46, 124, 148, 152, 165, 196, 197, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 229, 230, 236, 237, 248, 267, 268, 287, 300 Huleyl b. Hub iyye 29 Huleys 124 Humus 224, 242, 249, 312, 400 Hürre Hüsrev 27 Huveylid b. Esed 69, 70 Huveytib b. Abdüluzzâ 156, 199, 269 Huyey b. Ahtab 184, 188, 192, 225, 226, 227, 229, 231, 233, 290 Huzâa 28, 29, 33, 34, 51, 52, 125, 148, 170, 179, 185, 194, 197, 201, 206, 242 Huzâa 33 Huzeyfe b. Yemân 158, 190, 302 Huzeyme b. Müdrike 52 Hûzistan 253 Hübel 52, 54, 176, 373 Hübeyre b. Ebû Vehb 330 Hürmüzan 253 Hüseyin b. Ali 59, 246, 293 Hüsrev Perviz (II. Hüsrev) 22, 249 Hüzeyl 26, 34, 54, 180, 182, 212 Irkuzzabye 387 bn Ebi l-avcâ 204 bn Kamie 174, 175 bn Sînâ 326 bn Ümmü Mektûm (Abdullah b. Ümmü Mektûm) 172, 227, 360 bn Yâmîn b. Umeyr 242 bnü d-dehdâha 352 bnü l-hadramî 154 brahim (Hz. brahim) 27, 28, 29, 56, 57, 72, 86, 116, 206, 220, 221, 222, 373 brahim b. Resûlüllah 269, 284, 291, 293, 294, 380 cl (Benî cl) 169 fk Olay 194, 196 ihtikâr 311 I- ki K bleli Mescid 139 krime b. Ebû Cehil 206, 212, 279 mriü l-kays 43, 299 mriü l-kays b. Asba 299 nanç ve fikir hürriyeti 146 s 292 sa (Hz. sa) 50, 105, 116, 246 sâf 54, 156 skenderiye 248, 250, 251 smail (Hz. smail) 28, 34, 51, 220, 373 smailo ullar, smailîler 28, 34, srâ 92, 110, 111, 115, 116, 345, 374 srâil (Benî isrâil) 222 sti âre 70, 196, 217, 286, 295, 296 342, 403 yâd (Benî yâd) 43, 49, 52 429 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 429 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji yâs b. Kabîsa 22 Jüstinyen 21, 31 J Ka b b. Adiy 24, Ka b b. Amr 132 Ka b b. Esed 187, 188, 192, 227 Ka b b. E ref 167, 224, 330 Ka b b. Lüey 43, Ka b b. Mâlik 142, 175, 243, 330 Ka b b. Zeyd 181 Ka b b. Züheyr 331 Ka b b. Umeyr 237 Kâhin 36, 39, 41, 42, 43, 76, 91, 92, 94, 133, 213, 257, 316, 325, 373, 382, 383 Kahtânîler 21, 33, 34, 129 Kamûs (Hayber de hisar) 230, 231 Kâre (Benî Kâre) 180, 181, 182, 192 Kâre 33, 181 Karede 169 Karkaratülküdr 152, 168 Kâs m b. Resûlüllah 59, 71, 291 Kasvâ 120, 387 Katan Seferi 180 Kayle (Benî Kayle) 129 Kayle bint Cefne 129 Kaynukâ 32, 129, 130, 133, 146, 151, 152, 165, 184, 221, 223, 224, 227, 229, 310 Kays b. Âs m 262, 337 Kays b. Mek ûh, 395 K Kays b. Muharris 156 Kays b. Sa d 211 Kays b. Sâib 79 Kays- Aylân 34, 39, 66, 68 Keb e bint Es ad b. Zürâre 351 Keb e bint Ubeyd 356 Kedâ 73, 210 Kedîd 205, 207 Kehlân 33 Kelb (Benî Kelb) 33, 54, 90, 254, 299 Ketîbe 232 Kilâb 29, 45, 60, 203, 254 Kilâb b. Mürre 60 Kinâne 26, 29, 34, 39, 52, 66, 68, 123, 156, 170, 185, 205, 231 254 Kinâne b. Ebû l-hukayk 231 Kinde 33, 34, 90, 254, 257, 386 Kuayk ân 210 Kubâ 124, 126, 130, 134, 143, 170 Kubâ Mescidi 126, 134, 308 Kubbe 31 Kudâa 33, 129, 205 Kudâî b. Âmir 258, 299 Kudeyd 52, 125, 387 Kudüs 32, 48, 129, 136, 139, 236, 249, 251, 272, 406, 407 Kûfe 22, 52 Kulleys 26 430 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 430 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS Kurayza 32, 127, 129, 130, 131, 146, 151, 152, 184, 185, 188, 189, 190, 191, 225, 227, 228, 229, 235, 297, 312, 338 Kurey el-bitâh 29 Kurey ez-zavâhir 29 Kurrâ 140, 181 Kus b. Sâide 43, 56 Kusay b. Kilâb 29, 30, 37, 39, 45, 54, 60 Lahm 22, 33, 34, 49, 51, 238 Lât 51, 52, 92, 102, 132, 259, 261 Lebîd b. Rebîa 43, 329 Lehebîler 59 Leylâ (Ebû Zer in han m ) 193 Leylâ bint Ebû Hasme 101 L Kusem b. Abbas 398 Kutbe b. Âmir 112 Kutbe b. Katâde 238 Kedâ 73 Küleyye 46, 124 Külsûm b. Hidm 126 Kürâü l-gamîm 198 Kürrâr 239 Kürz b. Câbir 368 Lît 210 Lihyân gazvesi 152, 194 Lihyân, Lihyâno ullar 33, 152, 179, 181, 182, 184, 185, 193 Livâ 30, 31, 305 Lût 20, 116 Lübeyne 92, 93 M Ma bed ailesi 125 Mâlik b. Neccâr (Benî Mâlik b. Ma bed el-huzâî 125, 180 Neccâr) 127 Ma lât 73, 210 Mâlik b. Nüveyre 299 Maâb 28, 241 Mâlik b. Zâfile 238 Maad kabileleri 36 Mâlik b. Zürâre 252 Maân 45, 238, 243 Manc n k 214, 217, 282, 283, 304 Mahreme b. Nevfel 270, 367 Mâriye 250, 284, 288, 291, 293 Mahzum 29, 30, 31, 69, 80, 92, 99 Mâzin (Benî Mâzin) 139 Maîn, Maînliler 24, 25 Me rib Baraj 21, 24, 32, 33, 129 Maknâ 20, 243, 244, 313, 316 Me zemân 394 Mal güvenli i 146, 247, 316, 374, Mecenne 90 406 Medâin 251 Mâlik b. Avf 214, 215, 218, 219 Medâin-i Sâlih 240, 244 Mâlik b. Nadr 351 Medine sözle mesi 225 431 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 431 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Medye 50 Mehre 47 Mele 37, 130 Melel 46, 124, 197, 198, 387 Menât 51, 52, 53, 56, 102, 130, 132, 213 Merhab (put) 53 Merhab (Hayber de hisar) 230, 231, 232 Merru z-zahrân 28, 208, 209 Mervan b. Hakem 24 Merve 28, 54, 73, 132, 204, 387 Merzubân 27 Mes ud b. Amr 108, 216 Mes ud b. Hüneyde 125 Mesâlibü l-arab 42 Mescid-i Aksâ 110 Mescid-i Harâm 28, 30, 99, 110, 111, 154, 197, 202, 204, 211, 212, 220, 292, 390, Mescid-i Nebevî 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 142, 147, 171, 245, 255, 256, 278, 282, 302, 307, 308, 318, 319, 324, 352, 360, 396, 398 Me ar-i Harâm 388 Me rû savunma 150 Me rube 135 Mevlâ 36, 39, 40, 87, 176, 316 Meyfaa 204 Meymûne bint Hâris 204, 271, 272, 288 Meysere 70, 71 Mezhic 33, 54, 245, 395 M s r 24, 39, 45, 104, 218, 236, 237, 247, 259, 303, 336 Mikdad b. Amr 197 Mikrez b. Hafs 199 Mina 29, 56, 111, 220, 328, 387, 388, 389, 394 Mistah b. Üsâse 195 Misver b. Mahreme 270, 367 Mu nis b. Fedâle 170 Muâhât 140, 141, 142, 143, 357 Muâhid 276, 317 Muaviye b. Hakem es-sülemî 320, 383 Muaviye b. Ebû Süfyan 218, 332 Muaz b. Cebel 142, 252, 298, 299, 302, 341, 371 Muâz b. Afrâ 126 Mudar 34, 36, 392 Mu ammes 26 Mu îre b. u be 255, 259 Muhammed b. Mesleme 61, 193, 204, 224, 225 Muhârib 90, 169, 193, 206, 254 Muhassab 73, 394 Muhayr k 400 Muhayyisa b. Mes ud 235 Muhrak 53 Mukavk s 237, 248, 250, 254, 303 Münk z b. Amr 308, 309, 361 Murâd 33, 254, 258, 259, 386 Mus ab b. Umeyr 101, 112, 134, 142, 156, 167, 172, 175, 340, 341 Musa (Hz. Musa) 80, 116, 323, Mustalik (Beni l-mustalik) 139, 152, 432 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 432 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS 194, 290, 300, 364, 386 Musul 50 Mu akkar 47 Mut im b. Adiy 107, 108, 110 Mutayyebûn 30, 69 Muttalib 29, 30, 45, 57, 69, 313 Muttalibo ullar 89, 106, 107 Mübâhele 246 Mübâreze 173, 304 Mücezzir b. Ziyad 162 Müdlic, Müdlico ullar 123, 220 Mülevvah (Beni l-mülevvah) 205 Münzir b. Numan 22 Münzir b. Sâvâ 250, 299 Mürâre b. Rebî 243 Müreysi Gazvesi 152 Mürre 60, 184, 203, 205, 254 Müseylime 395 Mü ellel 46, 52, 53, 132, 198 Müzdelife 28, 387, 388, 394 Müzeyne 33, 132, 202, 254 Nabat Yaz s 44, Nabatî Krall, Nabatîler 20, 21, 45, 133 Nâbi a 43, 64 Nâbi a ez-zübyânî 43 Nâbit 28 Nâdî 37 Nadîr 32, 127, 129, 130, 131, 146, 151, 152, 168, 184, 187, 188, 224, 225, 226, 227, 229, 231, 313, 400 Nadle b. Hâ im 58, 59, 107 Nadr b. Hâris 93, 162, 221 Nahle 47, 153 Nâile 54, 224 Nâim (Hayber de hisar) 232 Nakîb 113, 295 Nâkûs 147 Namûs 232 Nastûrî 24, 48 Nasuraizm 50 Nebît 127, 131, 187 N Necâ î 104, 105, 106, 233, 249, 254, 300, 350 Neccâr, Neccâro ullar 32, 40, 57, 64, 126, 129, 130, 134, 147, 187, 336 Necid 19, 28, 34, 45, 169, 186, 203, 206, 386 Necran 19, 25, 49, 245, 246, 247,277, 278, 299, 300, 313, 316, 327 Nedve 30, 31 Nefîse bint Ümeyye 70 Neha 254 Nehdiye 93 Nemire 387 Nesî 41, 391, 392 Nesr 54 Netât 47, 230, 231, 232 Nevfel b. Abdullah 154, 188 Nevfel b. Abdümenâf 118 Nevfel b. Hâris 162, 163 Nevfel b. Muaviye 217 Nevfel, Nevfelo ullar 29, 30, 45, 107, 433 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 433 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji 108, 110, 170 Nizâr (Hayber de hisar) 232 Nuaym b. Abdullah 100 Nuaym b. Mes ud 189, 190 Okçular Tepesi 172, 174,175 Osman b. Abdullah 154 Osman b. Ebü l-as 259, 271, 299 Osman b. Huveyris 31, 56, 340 Râbi 150, 152 Râbi seferi 152 Râbiye 47 Râfi b. Hudeyc 172 Râfi b. Mâlik 112 Râfi b. Amr 126 Rânûnâ Vâdisi 126, 127, 131, 187 Ravhâ 46, 197, 198, 387 Ravza-i Mutahhara 398, 399 Râye 304 Rebîa b. Ka b 52 Rebîa b. Ümeyye 389 Rebîa kabilesi 34, 36 Recî 151, 180, 181, 182, 183, 192 Reci (Hayber de) 232 Reydân 24 Reyhâne bint Zeyd 288 O R Nûbe 103 Nuh (Hz. Nuh) 116 Numan b. Münzir 22, 24 Nühm 53 Osman b. Maz un 87, 101 Osman b. Talha 31, 173, 205, 211, 212 Ömer b. Abdülaziz 136 Rezm Sava 258 R dvân bîat 196, 202, 203 Riâm 53 Rifâde 29, 30, 57, 58 Rihlate - itâi ve s-sayf 45 Riyâm 52 Rizâh 29 Ru yâ es-sâd ka (er-ru yâ es-sâd ka) 83 Rubey 132 Rubeyyi bint Nadr 276 Rudâ 52 Rufeyde 138, 228 Rukayka bint Sayfiy 120 Ruk ye bint Resûlüllah 59, 71, 86, 101, 137, 165, 291, 292, 293, 294 Rûme kuyusu 127, 131 Sa b b. Muaz (Hayber de hisar) 230, 232 Sa d (put) 53 Sa d b. Âiz 308 S Sa d b. Bekir 62, 139, 254, 256, Sa d b. Ebû Vakkas, (Sa d b. Mâlik) 87, 152, 154, 157, 175, 177, 319, 326, 333, 336, 340, 377, 396 434 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 434 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS Sa d b. Muaz 101, 112, 134, 138, 158, 159, 171, 189, 227, 228, 341, 356 Sa d b. Numan 164 Sa d b. Rebî 170, 357 Sa d b. Ubâde 171, 188, 189, 211, 227, 269, 303 Sa d b. Zeyd 213 Sa d ed-devsî 299 Sa lebe (Benî Sa lebe) 169, 193, 204 Sa lebe b. Amr 129 Sâatü l-usre 241 Sâbiîler 50, 51, 316 Sâbit b. Kays 328 Safâ 28, 54, 72, 88, 89, 90, 99, 132, 204, 212, 327, 340, 387 Safiy 165, 400 Safiye bint Abdülmuttalib 59, 89, 177, 230 Safiye bint Huyey 233, 288, 290 Safrâ 46 Safvân b. Ümeyye 31, 206, 212, 214 Safvân b. Muattal 196, 303 Saîd b. Saîd 212, 310 Saîd b. Zeyd 87, 100, 155 Sâide (Benî Sâide) 43, 56, 126, 127, 130, 131, 139, 187, 310, 379, 398 Sakîf 32, 34, 39, 52, 90, 99, 108, 170, 185, 214, 217, 218, 219, 254, 259, 261, 271, 299, 316, 333 Sâlim 126, 134, 141, 170, 206 Sâlim b. Avfo ullar 126 San a 19, 20, 24, 26, 27, 34, 45, 47, 52, 54, 251 Sâsânîler, Sâsânî mparatorlu u 22, 24, 27, 34, 35, 49, 50, 151, 252 Sebeliler, Sebe krall 20, 24 Sedûs 238 Sehl b. Râfi 126 Sehle bint Süheyl 101 Sehm (Eslem kabilesinin kolu) 125 Sehm (Kurey in kolu) 29, 30, 68, 120, 169 Sel da 127, 131, 187 Seleme (Benî Seleme) 297 Seleme b. Ebû Seleme 355 Seleme b. Huveylid 179 Seleme b. Selâme 165, 268 Seleme b. Yezid 257 Selît b. Amr 248, 250 Selime (Benî Selime) 127, 130, 131, 139, 172, 219 Sellâm b. Mi kem 168, 225, 233 Selmâ (Câriye) 363 Selmâ bint Amr 40, 57 Selman Rü di 104 Selmân- Fârisî 185, 282 Semrâ bint Nuheyk 310 Semüre b. Cündüb 172 Seniyyetü l-vedâ 127, 131, 232, 237, 243, 324 Seniyyetü n-nûr 127, 131 Serâre 132 Serif 387 Seriyye 154 Sevâd b Gaziyye 275, 299 Sevde bint Zem a 136, 137, 287, 288, 289 435 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 435 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Sevîk 152, 168 Sevr Da 73, 120, 121 Seyf b. Zûyezen 27 Seyyâle 46, 198 Sîfülbahr 152, 205 Sîrîn 250, 303 Sidâne 30, 31, 390 Sifâret 31 Sikâye 29, 30, 57, 58, 98, 211, 295, 296, 391, 393 Simâk 232 Sinan b. Ebû Sinan 298 Sinan b. Vebre 195, 364 Sindâd 52 Sirâc 282 Sirius ( i râ) 51 Siyy 205 Suayr 53 Suffe 136, 140, 169, 255, 318, 319 Suffe Ehli, Suffe Ashab 140, 169 Suhâr 20, 47 Suheyb b. Sinan (Suheyb er-rûmî) 35, 87 Sukyâ 387 Surad b. Abdullah 260 Süheyl b. Amr 43, 110, 156, 163, 199, 201, 206, 212, 268, 269, 367, 368 Süheyl b. Beydâ 101 Süheyl b. Râfi 126 Sülâlim 230, 232 Süleym, Süleymo ullar 34, 90, 152, 168, 169, 181, 184, 193, 204, 213, 218, 241,254, 351 Sümâle (Benî Sümâle) 219 Sümâme b. Üsâl 250 Sümeyr (Sava ) 132 Sümeyye (bint Hubbât, Ammâr b. Yâsir in annesi) 92, 345, 346 Sürâka b. Mâlik 123, 334 Süvâ 53, 54, 213 Süveybe 61 akk Sad r 62, 64 îreveyh 249 am 19, 21, 45, 56, 66, 242, 351, 380 i bu Ebû Tâlib 106, 107 ehr b. Bâzân 298, 395 iâr 304 erhi Sad r 64 ifâ (Ümmü Süleyman b. Hayseme) eyban 33, 90, 254 319 eybe (Benî eybe) 72 uayb (Hz. uayb) 116 eybe b. Rebîa 32, 93, 109, 110, 159, uaybe 72, 101 161 eyheyn 127, 131, 172, 187, 337 urahbil b. Amr 22, 237, 238, 250 eymâ bint Hâris 62, 216 ücâ b. Vehb 205, 248 kk 230, 231, 232 436 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 436 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS Tâbe 129 Ta lib 22, 49, 254 Tahir 71 Taif 19, 20, 27, 32, 35, 38, 40, 45, 46, 47, 49, 52, 62, 79, 90, 99, 103, 108, 109, 110, 130, 139, 152, 153, 154, 200, 214, 215, 216, 217, 234, 236, 259, 276, 282, 299, 304, 310, 316, 333 Talha b. Ebû Talha 173 Talha b. Ubeydullah 87, 93, 143, 155, 175, 340 Tâlib b. Ebû Tâlib 162 Tâlibîler 59 Tay 33, 52, 254, 258, 259, 299, 333, 379 Taybe 129 Tayyib 71, 146, 291, 348 Tebâle 52, 55, 260 Tebük 22, 45, 151, 152, 220, 241, T 242, 243, 245, 246, 254, 304, 313, 342, 379, 380, 386 Tedmür, Tedmürlüler 21, 51 Temîm 34, 43, 212, 218, 254, 282, 299, 327, 386 Temîm b. Esed 212 Temîm ed-dârî 282, Tenûh 33, 49 Tevrat 56, 85 228, 231 Teym, Teymo ullar 29, 30, 34, 40, 68 Teymâ 20, 45, 229, 233, 300, 313, 316, Teynücân 27 Tihâme 19, 34, 129 Tuayme b. Adiy 170 Tubba 25 Tucîb 262 Tufeyl b. Amr 94, 101, 283 Tuleyha b. Huveylid 180 Türebe 203 U Ubâde b. Sâmit 140, 318 Ukbe b. Âmir 112, 302 Ubeyd (Benî Ubeyd) 139 Ukbe b. Ebû Muayt 93, 108, 162, 221 Ubeyde b. Hâris 87, 89, 141, 152, 159 Ukeydir b. Abdülmelik 243 Ubeydullah b. Cah 56 Ukkâ e b. Mihsan 192 Ubeys 93 Umâre b. Velid 95 Umeyr b. Ebû Vakkas 87, 164, 337 Udvetü d-dünyâ 160 Umman 19, 20, 34, 49, 102, 250, Udvetü l-kusvâ 160 251, 252, 299, 386 Uhdûd 25 Umretü l-kazâ 204, 254, 269, 336, Ukâb 31 355 Ukâz 43, 47, 90, 221 Umyânis 53, 258 437 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 437 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Urane 387 Ureyne (Ureyne kabilesi) 368 Urve b. Mes ud 79 Urve b. Utbe 66 Usfân 46, 121, 124, 182, 192, 197, 207, 387 Uskuf 245 Utbe b. Ebû Leheb 292 Utbe b. Ebû Vakkas 174 Utbe b. Gazvân 154 Utbe b. Rebîa 68, 88, 93, 96, 159, 167 Uteybe b. Ebû Leheb 292, 293 Utum 130, 224 Uvâl (Benî Uvâl) 204 Uyeyne b. H sn 189, 193, 218, 231, 300 Uzre 33, 90, 205, 257 Uzzâ 51, 52, 92, 102, 176, 213 Ü Übey (Hayber de hisar) 232 Ümmü Habîbe 249, 288, 346 Übey b. Halef 93, 150, 174, 236 Ümmü Hânî 346 Übey b. Ka b 152, 170, 267, 301, 302 Ümmü Hârise 356 Übülle 251 Ümmü Ma bed 125 Ükays r 53 Ümmü Ma bed in Çad r 124 Ümâme bint Ebü l-as, 291, 292, 335 Ümmü Rûmân 137 Ümâme bint Hamza 355 Ümmü Seleme 101, 230, 287, 288, 289, 307, 319, 346 Ümeyme bint Abdülmuttalib 59, 152 Ümmü Süleym 351 Ümeyye b. Abdü ems 29, 34 Ümmü Ubeys 93 Ümeyye b. Ebu s-salt 43, 56, 64, 330 Ümmü l-hakem bint Zübeyr 352 Ümeyye b. Halef 92, 93, 161 Üneyf (Benî Üneyf) 127, 131, 187 Ümeyye b. Zeyd 130 Üneyse bint Hâris 62 Ümmet 144 Üsâme b. Zeyd 137, 196, 215, 304, Ümmü Cemîl 93 342, 363, 395, 396, 398 Ümmü Eymen (Bereke) 60, 64, 65, 74, 137, 230, 285, 286 Ümmü Gülsüm bint Ali 293 Ümmü Gülsüm bint Resûlüllah 71, 86, 137, 291, 292, 293, 294 Üseyd b. Hudayr 112, 165, 171, 197, 215, 341 Üseyr 229, 231 Üstüvânetü l-vüfûd 138, 255 Üzeyr 222 V Vâdi l-kurâ 20, 32, 34, 48, 129, 224, 229, 233, 312, 316 Vah î b. Harb 170, 174, 177 438 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 438 04.02.2014 10:38:20

İNDEKS Vâil (Benî Vâil) 238 Vâk f (Benî Vâk f) 127, 131, 139, 187 Varaka b. Nevfel 56, 70, 83, 85, 236, 286 Vatih vadisi 232 Ve d 323 Vecc Vâdisi 333 Veda hacc 360, 386, 387, 395 Vedd 51, 54 Veddân 198 Vehb b. Abdümenâf 60 Vehriz 27 Velâ 35 Velîd b. Mu îre 41, 72, 79, 93 Velîd b. Ukbe 300 Velîd b. Utbe 159 Velîd b. Velid 254 Y Ya bûb 53 51, 52, 54, 69, 102, 129, 200, 235, Ya kûbî, Ya kûbîlik 48, 230 249, 250, 252, 260, 261, 283, 298, 302, 313, 329, 342, 386, 392 Ya lâ b. Ümeyye 300 Yenbu 103, 234 Ya rub 33 Yesâr 368 Yahya (Hz. Yahya) 50, 115 Yeûk 54 Yahya b. Mu îre 292 Yevme l-furkân 166 Yâsir 87, 92, 158, 231, 345 Yevme l-teka l-cem ân 166 Ye ûs 54 Yezîd b. Ebû Süfyan 218 Yemâme 19, 45, 47, 139, 395 Yezîd b. Zem a 31, 283 Yemen 19, 20, 24, 25, 26, 27, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 44, 45, 47, 48, 49, Yûnus b. Mettâ 110 Zafâr 24, 49 Zafer (Benî Zafer) 127, 131, 187 Zahr 52 Zahrân 28, 183, 208, 209 Zâtu Atlah 237 Zâtü Envât 42, 322 Zâtü r-rikâ 152 Zâtüsselâsil 205 Zaûrâ 127, 130, 131 Zebîd 298 Z Zekat 359, 377 Zem a b. Esved 107, 162 Zemzem Kuyusu 58 Zer b. Ebû Zer 193 Zerdü t 64 Zeyd b. Amr 56, 81, 85, Zeyd b. Desinne 182, 365 Zeyd b. Hârise 86, 108, 109, 137, 141, 165, 169, 192, 193, 194, 238, 239, 286, 290, 291, 340, 355, 363, 395 439 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 439 04.02.2014 10:38:20

Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaji Zeyd b. Lusayt 222 Zeyd b. Sâbit 218, 301, 302, 318, 320, 337, 341, 342 Zeydmenât 131 Zeyneb bint Ali 293 Zeyneb bint Cah 195, 288, 290, 363 Zeyneb bint Hâris 233 Zeyneb bint Huzeyme 288, 289 Zeyneb bint Resûlüllah 71, 86, 137, 163, 291, 292, 294 Zî Tuvâ 211, 291, 387 Zibrikân b. Bedr 299 Zilkurbâ 107, 313 Zimmî 51, 243, 303, 313, 315, 316, 317 Zinnîre 93 Ziyâd b. Lebîd 298 Ziyâd el-bâhilî 299 Zû-Kâr 22, 39 Zûemer 169 Zûkared Gazvesi 193 Zûnüvâs 25, 48 Zurayb 332 Zü l-u eyre 152,154 Zübeyd 68 Zübeyr (Hayber de hisar) 232 Zübeyr b. Abdulmuttalib 58, 59, 65, 68, 69, 352 Zübeyr b. Avvam 87, 93, 101, 143, 157, 177, 188, 205, 207, 340 Zübyân 33 Züheyr b. Ebû Sülmâ 43 Züheyr b. Ebû Ümeyye 107 Zühre, Zühreo ullar 29, 30, 60, 89, 110, 157, 158 Zülhalasa 52, 260 Zülhuleyfe 46, 124, 197, 204, 387 Zülkaabât 52, 53 Zülkarneyn 221 Zülkeffeyn 53 Züllibâ 53 Zülmecâz 47, 90 Zürayk (Benî Zürayk) 126, 127, 130, 131, 138, 187 Züreyh 53 Zü erâ 53 440 HZ MUHAMMED ve EVRENSEL MESAJI 02.indd 440 04.02.2014 10:38:20