AĞAÇ ISLAHI PROF. DR. İBRAHİM TURNA

Benzer belgeler
AĞAÇ ISLAHI PROF. DR. İBRAHIM TURNA

ORMAN AĞACI ISLAHI. Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY ( GÜZ DÖNEMİ)

BÖLÜM 3. Artvin de Orman Varlığı

ORMAN AĞACI ISLAHI. Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY ( GÜZ DÖNEMİ)

Tohum Bahçeleri. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER

DNA ve Özellikleri. Şeker;

Silvikült Temel Esasları

Ağaç Fizyolojisi (2+0)

Tohum ve Fidanlık Tekniği

BOTANİK _II. Prof. Dr. Bedri SERDAR

BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER

Tohum ve Fidanlık Tekniği. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER

LYS ANAHTAR SORULAR #4. Nükleik Asitler ve Protein Sentezi

1 Klimatik faktörler (iklim), -ışık, sıcaklık, su, rüzgar, gazlar. 3 Biyotik faktörler (insanlar, hayvanlar,bitkiler)

ENDÜSTRİYEL AĞAÇLANDIRMALARDA KULLANILAN TÜRLER. Prof.Dr. Ali Ömer Üçler

ORMAN BOTANİĞİ. 2- Aşağıdaki bitki türlerinden hangisi hızlı gelişen türlerdendir? a) Şimşir b) Karayemiş c) Kermez meşesi d) Kavak e) Gürgen

2. Karışımın Ağaç Türleri Meşcere karışımında çok değişik ağaç türleri bulunur. Önemli olan, ağaçların o yetişme ortamı özelliklerine uyum gösterip

Akıllı Defter. 9.Sınıf Biyoloji. vitaminler,hormonlar,nükleik asitler. sembole tıklayınca etkinlik açılır. sembole tıklayınca ppt sunumu açılır

ORMAN AĞACI ISLAHI. Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY ( GÜZ DÖNEMİ)

AĞAÇ TÜRLERİMİZ. SARIÇAM Pinus sylvestris L.

Aksi durumda yabacı bir bölgeden getirilen ırk/ırklar o yöreye uyum sağlamış yerel ırklarla polen alışverişine giriştiklerinde genetik tabanda

Erkek çiçekler bir eksen etrafında dizilmiştir. Etaminlerde iki polen tozu torbası vardır. Çiçek tozları marttan itibaren olgunlaşır.

ORMAN AĞACI ISLAHI. Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY ( GÜZ DÖNEMİ)

Faydalanmanın düzenlenmesi

Sulama Ot Mücadelesi ve Çapalama Gübreleme ve Toprak Islahı Seyreltme Gölgeleme veya Siperleme Budama Yerinde Kök Kesimi

ASLĠ AĞAÇ TÜRLERĠMĠZ

TAXUS : (Porsuklar) (8 Türü var) Taxus baccata L. (Adi Porsuk)

BİYOMLAR KARASAL BİYOMLAR SELİN HOCA

1.2. Acacia dealbata (Mimoza,Hakiki Akasya, Gümüşi Akasya)

Picea (Ladin) Picea abies (Avrupa Ladini) Picea orientalis (Doğu Ladini) Picea glauca (Ak Ladin) Picea pungens (Mavi Ladin)

ADIM ADIM YGS LYS Adım EVRİM

EKİM YOLUYLA AĞAÇLANDIRMA. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER 1

ADIM ADIM YGS LYS. 91. Adım KALITIM -17 GENETİK VARYASYON MUTASYON MODİFİKASYON ADAPTASYON - REKOMBİNASYON

Stres Koşulları ve Bitkilerin Tepkisi

8. Meşceredeki yapısal değişim Meşcere geliştikçe onu oluşturan ağaçların büyümesi, gelişmesi, türlerin varlığı, bulunma oranı vb özellikler de

Bitkilerin Adlandırılması

10. SINIF KONU ANLATIMI. 46 EKOLOJİ 8 BİYOMLAR Karasal Biyomlar

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 12. Sınıf 1 GENDEN PROTEİNE

ORMAN KORUMA ABİYOTİK (CANSIZ) ZARARLILAR

TARIMSAL ORMANCILIK (AGROFORESTRY) Prof. Dr. İbrahim TURNA

Fidanlıkta Repikaj. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER

TARIMSAL ORMANCILIK (AGROFORESTRY) Prof. Dr. İbrahim TURNA

AĞAÇ ISLAHI PROF. DR. İBRAHIM TURNA

mümkün olduğu takdirde hasta fidecikleri yakmak gerekir. Ayrıca sık ekimlerden kaçınmalı, tohum gerektiğinden daha fazla derine ekilmemeli, aşırı

ÜLKEMİZDEKİ BAZI BALLI BİTKİLERİN ÇİÇEKLENME DÖNEMİ, POLEN, ÇİÇEK NEKTARI VE BÖCEK NEKTARI ÜRETİM KAPASİTELERİ İLE BULUNDUĞU İLLER

AĞAÇ ISLAHI PROF. DR. İBRAHİM TURNA

Dünya kendi içinde benzerlik gösteren 6 büyük flora alemine ayrılır: 1.Holarktikflora alemi 2.Paleotropis, 3.Neotropis, 4.Australis 5.

Bilim adamları canlıları hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve mikroskobik canlılar olarak dört bölümde sınıflandırmışlar.

Sedirler (Cedrus) Türkiye de doğal olarak yetişen. Türkiye de egzotik (yaygın ya da parklarda)

Tohum ve Fidanlık Tekniği

ENDÜSTRİYEL AĞAÇLANDIRMALARDA FİDAN ÜRETİM VE DİKİM ÇALIŞMALARI. Prof.Dr. Ali Ömer Üçler 1

DİKİM YOLUYLA AĞAÇLANDIRMA

GYMNOSPERMAE. (Açık Tohumlular)

Silvikült Temel Esasları

ADIM ADIM YGS- LYS 92. ADIM KALITIM 18 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ ÇALIŞMA ALANLARI

ORMAN AĞACI ISLAHI. Yrd. Doç. Dr. DENİZ GÜNEY ( GÜZ DÖNEMİ)

Fonksiyonlar. Fonksiyon tanımı. Fonksiyon belirlemede kullanılan ÖLÇÜTLER. Fonksiyon belirlemede kullanılan GÖSTERGELER

BAKTERİLERİN GENETİK KARAKTERLERİ

SİLVİKÜLTÜRÜN TEMEL İLKELERİ. Doç. Dr. Zafer YÜCESAN

BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #20

Endüstriyel Ağaçlandırma Alanlarının Seçimi. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER 1

HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

Çok Düşük Sıcaklıkların Bitkiler Üzerindeki Etkisi

DİKİM YOLUYLA AĞAÇLANDIRMA. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER 1

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 2 KARBONHİDRAT LİPİT (YAĞ)

Hücre zarının yapısındaki yağlardan eriyerek hücre zarından geçerler.fazlalıkları karaciğerde depo edilir.

ASLİ AĞAÇ TÜRLERİMİZİN EKOLOJİSİ

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

En ideali ağaçların tamamının tohum tuttuğu dönemdir.

ORMAN KORUMA ORMAN KORUMA YA GİRİŞ

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #7

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Ağaçlık çağı: Meşceredeki bireylerin göğüs yüksekliği çapı 20 cm ve daha yukarı ise bu meşcerelere ağaçlık çağında meşcereler denir.

BETULACEAE. Alnus cinsleri vardır.

Doku kültüründeki zorluklar. Virüs Bakteri Mantar Mikoplazma Böcek ve diğerleri ile kontaminasyon

Bu işletme şekli karışık meşcerelerin gençleştirilmesinde kullanılan silvikültürel teknikleri içermektedir.

ORMAN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI

Soma Kömür Ocağı nda yaşanan 13 Mayıs 2014 Salı günü gerçekleşen İş Cinayetinde yaşamını yitiren işçi kardeşimizin acısı yüreğimizde.

FEN ve TEKNOLOJİ / KALITIM KALITIM İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

TOHUMLARDA ÇİMLENME ENGELLERİ VE GİDERİLMESİ İŞLEMLERİ. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER

Porsuk. Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L.

Sınıf ; Çalışma yaprağı 3

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

TOHUM. Pof. Dr. İbrahim TURNA

ORMAN AMENAJMANI ( BAHAR YARIYILI)

KURAK VE YARI KURAK BÖLGE AĞAÇLANDIRMALARI. Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER 1

ENDÜSTRİYEL AĞAÇLANDIRMALARDA KULLANILACAK TÜRLER İÇİN ISLAH STRATEJİLERİ VE YÖNTEMLERİ. Prof.Dr. Ali Ömer Üçler 1

10. SINIF KONU ANLATIMI 37 KALITIM 18 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ ÇALIŞMA ALANLARI

KAVAK ÖKALİPTUS VE KIZILAĞAÇTA YETİŞME ORTAMI İSTEKLERİ. Prof.Dr. Ali Ömer Üçler 1

Arpada Hastalıklara Bağlı Olmayan Yaprak Lekeleri

ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ BİTKİ TANIMI II


Tohumların saklanması sırasındaki rutubet içerikleri %5-14 arasında değişmekle birlikte, genel olarak %8-10 civarına düşmektedir.

12. SINIF KONU ANLATIMI 2 DNA VE RNA

SERT ÇAMLARDAN TÜRKİYE DE DOĞAL OLARAK YETİŞENLER

ENDÜSTRİYEL AĞAÇLANDIRMALARDA BAKIM. Prof.Dr. Ali Ömer Üçler 1

Doğal koşullarda poliploid bitkilerin ortaya çıkması mümkündür, ancak bunların oluşum frekansı düşüktür.

TEOG -1 FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ DENEME SINAVI 1-) Aşağıdakilerden hangisi mitoz bölünmenin özelliklerinden biri değildir?

Transkript:

AĞAÇ ISLAHI PROF. DR. İBRAHİM TURNA

3. Mutasyon Islahı: Mutasyon terimi kromozomların yapısı ve sayısının değişmesini ve genlerdeki değişikleri ifade eder. Bir populasyonu oluşturan bireylerin yaşama ve nesillerini devam ettirme yetenekleri varsa, bu populasyonda allel genlerin/genotiplerin frekans oranları bir dölden diğer döle durağanlığını korur. Yani bu populasyonda amaçlı bir müdahale olmaması durumunda, populasyonun genetik yapısı dengede kalır.

Mutasyonlar ya canlıların genlerinde ortaya çıkan değişimler sonucunda "gen mutasyonları" ya da kromozomların yapı/sayılarında meydana gelen değişiklikler sonucu "kromozom mutasyonu" olarak ortaya çıkar. Bu olgular genetik çeşitliliğinin 2 önemli kaynağıdır. Bunlardan kromozomal mutasyonlar duplikasyon, delasyon ya da kromozom bölünmelerinin yeniden düzenlenmesi olaylarını kapsar. Kromozom mutasyonları içerisinde kromozom sayılarında meydana gelen değişikliklere GENOM Mutasyonları=Poliploidi denir.

DNA nın bir çift nükleotidinde meydana gelen mutasyonlara gen (nokta) mutasyon denir. Somatik (vücut) hücrelerde meydana gelen mutasyonlar bireyi etkler, fakat kalıtsal olmaz. Üreme ana hücreleri ile üreme hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar kalıtsal olabilir. Bir gendeki mutasyonlar; Replikasyon sırasındaki yanlış baz eşleşmesi, Karşılıklı bulunan bir nükleotit çiftinin yer değiştirmesi, Yeni bir nükleotit çiftinineksilmesi yada eklenmesi şeklinde olabilir.

Generatif üremede erkek ve dişi gametlerin her birinin ayrı ayrı içerdiği kromozomlara TAKIM veya GENOM denir. Bunların sayısı (n) ile gösterilir. Normal bir bitkinin içerdiği kromozom iki takım, yani genom (2n) idi. Ancak kromozom sayısının ikiden fazla olursa bu bireylere poliploid bireyler, bu olaya poliploidi denir. Poliploidi bitkide 3 takım (3n) kromozom oluşturmuşsa triploid, 4n olursa tetraploid 5n olursa pentaploid ifadeleri adını alır.

Normal diploid (2n) P. tremula nın kromozom sayısı 2x19=38 iken triploid (3n) P. tremula da bu sayı 3x19=57 olarak belirlenmiştir. Poliploid bitki üretiminde en başarılı yöntem colchicin uygulamasıdır. Colchicin uygulaması farlı şekillerde gerçekleştirilir. Bunlar; * Tohumlar colchicin çözeltisi içine konur, * Tohumlar bu çözelti içerisinde çimlendirilir * Suda şişirilmişi tohumlar colchicin ile temas ettirilir. * Colchicin fideciklerin vejetasyon konilerine uygulanabilir.

Mutasyonlar kendi içerisinde doğal ve yapay mutasyonlar olarak ikiye ayrılır. Doğal mutasyonlara örnek Kütahya-Tavşanlı yöresinde bulunan, küresel ve pramidal formda karaçam varyeteleri (P. nigra Arnold subsp. pallasiana var. şeneriana ve var. pyramidata), Bolu yöresindeki küremsi, yarı küremsi ve şemsiye formundaki ebe sarıçam (P. silvestris L. subsp. hamata (Steven) Fomin var. compacta (Tosun) örek olarak verilebilir. Yapay mutasyonlar; istenilen özelliklerde poliploid bireyle elde edilmesi olayıdır. Tarımda yaygın olarak kullanılan bu yöntem süs bitkilerinde ve orman ağaçlarında da kullanılmaya başlanmıştır.

Gen mutasyonları ise DNA da depolanan kimyasal bilgideki değişim sonucu ortaya çıkar. Ancak doğada mutasyonlar çok seyrek oluşmakta ve bu oluşumda milyonda bir olasılıkla gerçekleşir. Günümüzde fiziksel ve kimyasal etkenlerle yapay yolla mutantlar oluşturulmaktadır. Yapay yolla mutasyona yol açan etkenlere "Mutagen denilir. Mutagenler 2 grup altında incelenir. Bunlar; fiziksel ve kimyasal mutagenlerdir.

Fiziksel mutagenler; x ışınları, gama ve beta ışınları, kuvvetli nötron ışınları, ültraviole ışınları, yüksek (+40 o C ve üstü) ve düşük (-40 o C ve üstü)sıcaklıklar, basınç ve nem değişimleri olarak belirtilmektedir. Kimyasal mutagenler çok çeşitli olup en yaygın olanı kolhisin (colchisine) dir. Bunun dışında asetik asit, bakır sülfat, podophyllin peltatum, vb. sayılabilir.

DNA, RNA nedir? NÜKLEİK ASİTLER Nükleik asitler karbon, hidrojen (H), oksijen (O), azot (N) ve fosfor (P) atomlarından oluşan büyük ve karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Bir canlının kalıtım birimi olmakla beraber hücre yönetiminden de sorumludurlar. Bu nedenle yönetici moleküller olarak da adlandırılırlar. Hücrelerde DNA ve RNA olmak üzere iki tip nükleik asit bulunur. DNA ve RNA nükleotit adı verilen yapıların birleşmesi sonucu oluşurlar. Bir nükleotidin yapısında azotlu organik bir BAZ, beş karbonlu bir ŞEKER ve bir FOSFAT grubu bulunur.

N lu organik bazlar: *Pürin bazları (çift halkalı iskelete sahip) adenin (A) ve guanin (G) bazlarıdır. *Primidin bazları (tek halkalı iskelete sahip) sitozin (S), timin (T) ve urasil (U) bazlarından oluşur. * A, G ve S bazları hem DNA hem de RNA nın yapısına katılır. * T sadece DNA nın, U sadece RNA nın yapısına katılır. Beş karbonlu şeker: Nükleotidin yapısına riboz (RNA) ve deoksiriboz (DNA) şekerleri katılır. Fosforik asit: hem DNA hem de RNA nın yapısında bulunur.

4. Mukavemet (Dayanıklılık) Islahı a) Fitopatolojik, entomolojik, ve virüslere karşı mukavemet ıslahı b) Klimatik ekstremlere karşı mukavemet ıslahı c) Gaz zararlarına karşı mukavemet ıslahı

a) Fitopatolojik, entomolojik, bakteri ve virüslere karşı mukavemet ıslahı Doğal ormanlar ile fidanlık ve ağaçlandırmalarda, çeşitli zararlara neden olan mantar, bakteri ve virüs hastalıkları ile böcek zararları görülmektedir. Bu hastalıklara karşı gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması durumunda, telafisi imkansız zararlar meydana gelebilmektedir. Tüm canlılar gibi bir ekosistem içinde yaşamakta olan orman ağaçları, doğal YO bir değişme sonucunda veya bu ortamın dışında başka bir yere götürüldükleri zaman, değişik belirtilerle kendini gösteren hastalıklara maruz kalabilirler.

Orman ağaçlarında söz konusu hastalıklara karşı mukavemet ıslahı çalışmaları, genetik yönden oldukça zor olmasına rağmen birçok ülkede sürdürülmekte ve özellikle pas mantarlarının neden olduğu hastalıklara dayanıklı tür, orijin ve klon seçimi üzerinde önemle durulmaktadır. Ülkemizde de pas mantarları iğne yapraklı tür ve kavak plantasyonlarında önemli zararlar yapmaktadır. Pas mantarı Ülkemizde Pinus sp. Türlerinde zarar yapan Peridermium sp. mantarı

Orman ağaçlarında hastalıklara dayanıklılık yönünden, tür seviyesinden aile içindeki bireysel seleksiyonlara kadar değişen mukavemet çeşitleri bulunmaktadır. Türler arasındaki farklılıklar iyi bir şekilde belirlenebilmektedir. Ancak, tür içindeki orijinler arasında da mukavemetin yoğunlaşması bakımından büyük farklılıklar meydana gelmektedir. Örneğin, Pseudotsuga menziesii orijinleri, Rhabdocline pseudotsugae mantarına karşı farklı mukavemet özellikleri göstermektedir. Güney orijinleri bu mantara karşı daha fazla hassasiyet göstermektedir.

Rhabdocline pseudotsugae mantarının meydana getirdiği zarar

Kavaklarda yapılan genetik ıslah çalışmalarında, fidanlık aşamasından başlamak üzere, çeşitli hastalıklara mukavim klonların seleksiyonu üzerinde önemle durulmaktadır. Çünkü bazen bir mantar, yörenin ekolojik koşullarına uygun bir klonun kullanımını tamamen engelleyebilmektedir. Mantarlar kavak ağaçlandırmalarında ağaçların kök, gövde ve yapraklarına zarar vermektedir. Pas mantarları, Melampsora sp. kavak yapraklarına arız olan ve hayat dönemlerini iki ayrı konukçu üzerinde geçiren önemli mantarlardandır. Ülkemizde de P. x euramericana ile P. alba ve P. tremula türlerinde tespit edilmişlerdir. Melampsora allii populina

Cytospora chrysosperma, kavak plantasyonlarında kabuk nekrozları yaparak ekonomik yönden önemli kayıplara neden olmaktadır. Kavak köklerinde zarar yapan, Corticium ve Rosellinia türleri ile Armillaria mellea mantarlarına karşı en önemli koruma önlemi hastalıklara dayanıklı kültivarların kullanılmasıdır. Cytospora chrysosperma

Orman ağaçlarında bakteri ve virüs hastalıkları da görülmektedir. Bunlara karşı yürütülen rezistant ıslahı programları ile hastalıklara karşı dayanıklı varyetelerin bulunmasına çalışılmaktadır. Kavaklarda bakteri hastalıkları çürüklük, nekroz, ur ve kanser oluşumları ile kendini gösterir. Ülkemizdeki kavaklarda en fazla görülen bakteri, Agrobacterium tumefaciens dir. Agrobacterium tumefaciens

Virüs hastalıkları ise, genellikle yaprak renginde değişmeler (klorotik lekeler), yaprak, gövde ve dallarda anormal gelişme, kabuk nekrozu gibi belirtilerle ortaya çıkar. Kavakçılıkta en önemli virüs, kavak mozaik virüsüdür. Bu virüsün kavaklıkların gelişiminde %50 oranına varan bir azalmaya neden olabildiği ve etkinliğinin coğrafik bölge, kavakların yaşı ve genetik yapısıyla yakın bir ilişkide olduğu saptanmıştır. Hastalığın kontrolünde en etkili önlem, virüse hassas kavak tür ve kültivarlarının ağaçlandırmalarda kullanılmaması ve fidanlıklarda virüs enfeksiyonundan şüphe edilen kavak materyal ve fidanlarının yakılarak ortadan kaldırılmasıdır.

Bunların dışında entomolojik zararlar da söz konusudur. Orman alanlarında böcekler ağaçların yapraklarında, kök ve gövdelerinde zarar yaparak, büyüme kayıplarına, deformasyonlara ve ölümlere neden olabilmektedir. Doğal ormanlarda ve ağaçlandırma sahalarında önemli zararlara neden olan birçok böcek bulunmaktadır. Bu böceklerin bir kısmı ülkemizde de belirli türler üzerinde etkili olmaktadır. Örn., kabuk böceklerinden Ips sexdentatus, Ips typographus ve Ips acuminatus çam türlerini ve ladin türlerini tercih etmektedir. Cryphalus piceae en çok göknar türünde görülmektedir. Dendroctanus micans ladin, göknar ve çam türlerinde yapmakta, Thaumetopoea pityocampa çam ve sedir türlerini etkilemektedir. Yaprak arıları, Diprion pini ve Neodiprion sertifer en çok çam türlerinde zarar yapmaktadır.

Belirtilen böcek türlerine ve bunların biyotiplerine dayanıklı genleri taşıyan ağaç tür, ırk ve bireyleri bulunabilir. Mukavemet ıslahında amaç bu mukavim genlerin seleksiyon çalışmaları ve kombinasyon ıslahı yoluyla değerlendirilmeleridir. Mukavim orijin veya bireylerin yapay olarak infekte edilmeleri veya zararın yoğun olduğu yerlerde yetiştirilmeleri sonucunda mukavemet özellikleri ortaya çıkarılır. Daha sonra belirli bir böcek zararına karşı dayanıklı olduğu belirlenen genotipler kitle olarak üretilebilir. Böcek zararlarına karşı uygulanması daha kolay farklı mücadele yöntemleri geliştirilmiştir.

Ağaçlandırmalar, yetişme ortamı koşullarına uygun türlerin seçimlerine önem verilmelidir. Tür seçiminde, tesis yerinin ekolojik koşulları ile türün doğal olarak bulunduğu çevrenin ekolojik koşullarının uyumlu olmasına (tesis yeteneği) dikkat edilmelidir. Tohumlar, transfer rejyonlamalarına göre seçilmiş orijinlerden ve ıslah edilmiş tohum kaynaklarından sağlanmalıdır. Kaliteli tohumlardan yetiştirilen ve iyi gelişme gösteren ağaçların böcek zararlarına karşı daha dayanıklı oldukları bilinmektedir. Ayrıca karışık meşcereler kurarak, böcek tasallutlarına karşı monokültürün sakıncalarından kaçınmak gerekir.

Quercus robur da Lymantria dispar zararı

Ülkemizde Çam keseböceği olarak geniş yayılış yaptığı bilinen Thaumetopoea pityocampa türünün (Son araştırmalar tür bazında daha çok Akdeniz kuşağında Thaumetopoea wilkinsoni olduğunu göstermiştir.)kızılçamda yapmış olduğu zarar Foto: BAYRAKTAR, 2016, Adana

P. contorta orijin denemesinde böcek (Lymantria dispar) zararı (İzmit)

Terminal sürgünde Evetria buoliana zararına uğramış P. radiata

Artvin de Murgul yöresi doğu ladini (P. orientalis) meşcerelerinde yapılan bir çalışmada, Ips typographus böceğinin, kızıl renkte kabuğa sahip ladin bireylerinde, kül renkli kabuğa sahip olanlara göre daha fazla zarar yapmıştır.

b) Klimatik (İklim) Şartlara karşı mukavemet ıslahı Ekstrem klimatik koşullar (kar, don, rüzgar ve kuraklık gibi) orman ağaçları üzerinde zararlı etkiler (optimal yayılışı dışındaki alanlarda büyük sorunlar yaratmakta) yapabilmektedir. Ekstrem YO koşullarının bulunduğu yüksek mıntıkalardaki ormanlarda, ormanların yayılış ve yapısını belirleyen en önemli faktörlerden biri iklimdir. Özellikle erken ve geç donlar, don atması, don çatlağı, don çökmesi, kar ve fırtına kırık ve devrikleri gibi olaylar, ormanlarda önemli zararlara neden olmakta ve bunun sonucunda da erozyon ve sel felaketleri ortaya çıkmaktadır. Bu olaylar içinde ormanlara ekonomik yönden en çok zarar veren etmenler kar ve fırtınadır.

Kar zararları özellikle ılıman kuşakta, dağlık alanlarda gerçekleşir. Yoğun kar yağışlarının neden olduğu kırık ve devrikler, ıslak kar yağışında ve hava sıcaklığının 0 civarında olması durumunda, ağaç tepelerinde daha çok kar biriktiği için fazlalaşır. İğne yapraklı ağaçlar, kışın yaprağını döken ağaçlara göre kardan daha fazla zarar görürler. İbreli türler kara mukavemet bakımından, en fazla dayanıklı olandan başlamak üzere; dağ çamı (Pinus cembra), veymut çamı (P. strobus), Göknar (Abies spp.), Sedir (Cedrus spp.), Ladin (Picea spp.), Çs (P. silvestris), Servi (Cupressus spp.), Çz (P. brutia), Çf (P. pinea), Çk (P. nigra).

Orman ağaçlarının bünyelerindeki şeker miktarlarına ve osmotik basınç değerlerine göre soğuk zararlarına karşı mukavemetleri değişmektedir. Bir türün kuzey ve yüksek yayılış alanlarında bulunan orijinlerindeki şeker konsantrasyonu, güney veya alçak yükseltilerde bulunan orijinlerindeki şeker miktarına göre daha azdır. Fidanlardaki osmotik basınç değerleri de soğuk koşullara dayanıklılık yönünden benzer özellikler gösterirler. Belirtilen bu özellikler, soğuk zararlarına karşı mukavim orijin veya birey seçimi için fidanlıklarda erken teşhis çalışmalarında kullanılmakta ve rezistant ıslahı programlarında değerlendirilmektedir.

Orman ağaçlarında geç ve erken don zararlarına karşı alınacak önlemlerden biri de, tür içindeki varyasyonun fenolojik tespitlerle belirlenerek orijinlerin büyümeye başlama ve bitirme tarihlerinin tespit edilmesidir. Kuzey orijinleri daha ılık güney bölgelerinde ilkbahar donlarından zarar görmektedirler. Bu nedenle geç donların söz konusu olduğu yerlerde, vejetasyon dönemine geç başlayan orijinlerin kullanılması gerekmektedir. Sonbahar donlarına mukavim orijinlerin seçiminde ise, vejetasyon dönemini erken kapatanlar tercih edilmelidir.

Ladinde fidanlık şartlarında erken, orta ve geç vejetasyona başlama özellikleri

Orman ağacı türleri, ekstrem klimatik koşullardan olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu etki, doğal yetişme ortamları dışında egzotik tür olarak kullanılmaları halinde çok daha fazla zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Örn., Çz hızlı büyüyen bir ağaç türü olarak rüzgara dayanıklılığı azdır. Rüzgar bu türün gelişmesinde, gövde ve tepe şekillenmesinde büyük rol oynar ve adeta bonitet ölçüsü olarak düşünülebilir. Gerçekten rüzgar etkisi altındaki yerlerde ve sığ topraklar üzerinde yayvan tepeler, çeşitli fena gövde şekilleri, gevşek ve aralıklı kapalılık tipik belirtilerdir. Rüzgardan az ya da çok derecede koruntulu, uygun toprak şartları gösteren mıntıkalardaki ormanlarda ince dallı, küçük ve dar tepeli fertlerden meydana gelen ve geniş alanlar kaplayan kızılçam meşcereleri bulunmaktadır.

Çz doğal yayılış alanında popülasyonlar arasında ve popülasyonlar içinde oldukça büyük bir genetik çeşitliliğe sahip olması, mukavemet ıslahı çalışmaları için de bir avantaj sağlamaktadır. İklim özellikleri itibarıyla geniş sınırlar arasında yayılış gösteren türün, en düşük sıcaklık değerlerinin 4 ile 11 arasında değiştiği ve 15 nin altına düşmediği belirtilmektedir. Bu nedenlerle Çz doğal YO içindeki ve dışındaki ağaçlandırma alanlarında kullanılabilmesi için, tohum üretim ve kullanım sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için orijin denemelerinin sonuçları alınıncaya kadar, ekolojik benzerlikler dikkate alınmak suretiyle kısa vadeli yöntemlerden (tohum transfer rejyonlamaları) yararlanılmaktadır. Ancak bu prensiplere uyulmadığı zaman, özellikle türün doğal ortamı dışında ve düşük sıcaklıkların gerçekleştiği alanlarda kullanılması durumunda, başta don olmak üzere çeşitli biyotik ve abiyotik etmenlerin meydana getirdiği zararlar ortaya çıkmaktadır.

c) Hava kirliliği ve Asit Yağmurlarına karşı mukavemet ıslahı Birçok ülkede ağaçlar üzerinde hava kirliliğinden kaynaklanan zararlar meydana gelmekte ve bazen bu zararlar kitle halinde orman ölümlerine neden olabilmektedir. Havaya karışan kirleticiler, esas olarak toz ve gazdan oluşan maddeler olarak iki grupta toplanmaktadır. Kükürtdioksit (SO 2 ), azotoksitler (NO X ), karbonmonoksit ve hidrojen sülfür gaz halindeki kirleticilerdir. Havaya karışan SO 2 ve (NO X ) gazlarının yüksek oranda bulunması yağışların asitleşmesine neden olmaktadır. Özellikle SO 2 verdiği zarar derecesi, miktarı ve yayılış alanının büyüklüğü bakımından daha fazla önem taşımaktadır. Almanya da orman ölümlerine neden olan asit yağmurlarında SO 2 payı %70 oranındadır.

Termik santral bacalarına filtre takılmamsı nedeniyle Çz de SO 2 gazının neden olduğu büyük tahribat

SO 2 gazının bitkilere verdiği zarar; bazı enzimlerin bileşimini bozmak, klorofil hücrelerini zarara uğratmak, oksidasyon ve redüksiyon ile protoplazmayı tahrip etmek, metabolizma olaylarını engellemek şeklinde çeşitli yollarla olmaktadır. Böylece bitkinin önce asimilasyon organları ölüp dökülmekte, daha sonra da tüm bitki ölmektedir. Gaz zararlarına örnek olarak Muğla-Yatağan Çz ormanlarında ve Artvin-Murgul yöresindeki doğu ladini ormanları verilebilir. Muğla yöresinde tesis edilmiş olan Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termoelektrik santrallerinden çıkan gazlar nedeniyle Çz ormanlarında 1988 yılından itibaren gruplar halinde kurumalar başlamıştır. Artan baca gazları, özellikle SO 2 etkisiyle 1650 ha orman alanında ağaçların kurumasına neden olmuştur.

Zararlı gazlara karşı mukavemet ıslahı çalışmaları kapsamında; gaz zararlarının yoğun olduğu Picea abies ormanlarında, SO 2 ve hidrojen sülfüre karşı fenotipik yönden dayanıklı bireylerden alınan vejetatif materyal ile fidanlar üretilmiş ve bu yeni bireylerin de gaz zararlarına karşı anaç bitki gibi zarara karşı mukavemet gösterdiği tespit edilmiştir. Ormanlarda meydana gelen kitle halindeki ölümlerde en etkili olan gaz SO 2 tir. SO 2, gaz olarak ya da suda çözünmüş çeşitli formlardaki çözeltiler halinde bitkileri doğruda ya da dolayı olarak tahrip edip zarara uğratmaktadır. Bitkilerin duyarlı olduğu hava kirliliğinin bulunduğu bölgelerde, en önde gelen amaç, ormanların olduğu gibi kalmasını sağlamaktır. Önemli olan başka bir husus da, hava kirliliğine karşı nispeten dayanıklı ağaç türlerinin, orijinlerin, klon veya bireylerin seçilmesidir.

Ağaç türlerinin SO 2 karşı duyarlılık dereceleri: Çok Duyarlı Türler Göknar, Ladin, Duglas, Sarıçam, Avrupa melezi, Erguvani söğüt Duyarlı Türler Ihlamur, Dişbudak, Kayın, Karayemiş, Çam, Melez, Kadın tuzluğu, Gevrek söğüt, Küçük yapraklı ıhlamur Nispeten Duyarsız Türler Meşe, Kızılağaç, Kavak, Akçaağaç, Armut, Şimşir, Kurtbağrı, Sapsız meşe, Kurşun kalem ardıcı

Ağaç türlerinin azotoksite karşı duyarlılık dereceleri: Çok Duyarlı Türler Betula papyrifera, Larix europea, L. leptolepis Duyarlı Türler Acer platanoides, A. palmatum, Tilia grandifolia, T. parvifolia, Abies pectinata, Chamecyparis lawsoniana, Picea alba, P. homopelis Nispeten Duyarsız Türler Carpinus betulus, Fagus sylvatica, Ginkgo bloba, Robinia pseudoacacia, Sambucus nigra, Quercus robur, Ulmus montana, Pinus austriaca, Taxus baccata

Ağaç türlerinin azottrioksite karşı duyarlılık dereceleri: Çok Duyarlı Türler Alnus glutinosa, A. incana, Carpinus betulus, Tilia cordata, T. tomentosa Duyarlı Türler Acer pseudoplatanus, Betula pendula, Fagus sylvatica, Fraxinus exelsior, Larix species, Picea abies, Pinus sylvestris Nispeten Duyarsız Türler Acer compastre, Acer negundo, Quercus borealis, Quercus robur, Robinia pseudoacacia, Chamecyparis species

Ağaç türlerinin ozona karşı duyarlılık dereceleri: Duyarlı Türler Fraxinus pensylvanica, F. americana, Liquidambar stryaciflua, Quercus palustris, Q. coccinea, Q. alba, Platanus species Nispeten Duyarsız Türler Cornus mas, C. florida, Acer platanoides, A. saccharum, Quercus robur, Betula papyrifera

Hava kirleticilerin bitki büyümesini engellemeleri sonucu ortaya çıkan sorunlar