Fiyat İstikrarı Yeterli midir? *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Fiyat İstikrarı Yeterli midir? *"

Transkript

1 Bankacılar Dergisi, Sayı 59, 2006 Fiyat İstikrarı Yeterli midir? * William R. White Aşağıda yer alan çalışma Uluslararası Düzenlemeler Bankası (Bank for International Settlements) araştırma raporu olarak yayımlanmış olan Is Price Stability Enough? (BIS Working Papers No: 205) başlıklı çalışmadan tercüme edilmiştir. 1. Giriş 1 Para politikasının temel amacı ne olmalıdır? 1970 lerde bir çok ülkede yaşanan Büyük Enflasyon (the Great Inflation) süreci sonrasında bu sorunun cevabı gayet açıktı: Merkez bankalarının amacı enflasyonun düşük seviyelere düşürülmesi olmalıdır. Son zamanlarda bazı ülkelerde yaşanan deflasyon tehdidi nedeniyle enflasyonun düşük seviyelerde tutulması hedefi daha somut şekilde ele alınmaya başlanmıştır. Burada fiyatların belli limitler dışında yükselmesine ya da düşmesine izin verilmemesi esastır. Nitekim, açık enflasyon hedeflemesi uygulayan ülkelerde, uluslararası kuruluşların güçlü desteği alınarak böyle bir uygulama yapılmaktadır. Merkez bankalarına söz konusu hedefi gerçekleştirmek için enstrüman bağımsızlığı verilmeye ve bundan sorumlu tutulmaya başlanmıştır. Bu çalışmada bir ülke ekonomisinde neden fiyat istikrarının sağlanması yönünde bir talep olduğu gerekçeleriyle açıklanmakta, ayrıca yakın dönemde fiyat istikrarının sağlansa bile, bunun orta dönemde ekonomide makroekonomik açıdan ciddi gerilemeler yaşanmasını engellemeyeceği ortaya konulmaktadır. Ayrıca bütün deflasyonların birbirine benzemediği gerçeğinden yola çıkarak, para politikasının deflasyon tehdidini önlemede aktif olarak kullanılması halinde, bu politikanın uzun dönemli maliyetinin faydalarından daha fazla olabileceği savunulmaktadır. Romer ve Romer (2002) yaptıkları çalışmada Amerika da makroekonomik politika yapıcılarının 1950 lerde para politikasını yürütmek için gerçek ampirik modeller kullandıklarını belirtmektedirler. Bir başka deyişle, politika yapıcılar o dönemde enflasyonun ekonomiye olan yüksek maliyetini kabul etmişler ve Keyneysen tartışmalarda yer aldığı üzere para ve maliye politikasının etkin olarak kullanılabileceğini savunmuşlardır. Ayrıca 1960 ve 1970 lerde bu anlayışın bir şekilde ortadan kalktığını belirtmişlerdir. Romer ve Romer söz konusu çalışmada ekonomilerde enflasyonist sürece geri dönüldüğü sonucuna ulaşmaktadırlar. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında kalan dönemde Avusturya ekonomi okulu tarafından oluşturulan görüşe göre, Keynesyen bakış açısının ülkelerdeki makroekonomik sorunları çözmede yetersiz kaldığı savunulmaktadır. Bunun yerine Avusturya ekolü eşitsiz kaynak dağılımına yol açan göreli fiyatlardaki değişikliklerin etkisine ve bunun akabinde oluşan ekonomik krizlere odaklanmıştır. * Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık ve Araştırma Grubu, Pelin Ataman Erdönmez tarafından hazırlanmıştır. 116

2 Bankacılar Dergisi Bu çalışmanın başlangıç noktasında deregülasyon süreci ve teknolojik gelişmeler sonucunda küresel ekonomide ve finansal sistemde önemli değişikliklerin meydana geldiği kabul edilmektedir. Reel ekonominin serbestleşmesi, özellikle Çin ve Hindistan ın küresel ticaret sistemine girmesi ve son 20 yılda uluslararası finansal sistemde meydana gelen gelişmeler ekonomik süreçleri önemli oranda değiştirmiştir. Büyük Depresyonu ve İkinci Dünya savaşını izleyen dönemdeki ortamdan bir hayli farklı olarak yapısal görünüm gittikçe Birinci Dünya Savaşı ndan önceki döneme benzediğinden iktisat politikalarının da yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümünde yakın dönem fiyat istikrarına sahip olunmamasının maliyetleri, aynı zamanda fiyat istikrarının faydalarının fazla tahmin edilmiş olabileceği ortaya konulmaktadır. Dördüncü bölümde konvansiyonel politika çerçevesinin değerlendirilmesine yer verilmektedir. Beşinci bölümde uygulanan para politikasının nasıl olabileceğine ilişkin bir çerçeve sunulmaktadır. 2. Fiyat İstikrarından Sapma: Maliyetler Fazla mı Tahmin Edildi? Bir ekonomide fiyat istikrarının bulunmamasının doğuracağı maliyet değerlendirilmeden önce merkez bankaları açısından fiyat istikrarı kavramının ne anlama geldiği tanımlanmalıdır. Çoğu merkez bankası için fiyat tan kasıt mevcut üretilen mal ve hizmetlerin değeridir. İstikrar ise düşük enflasyon düzeyini ifade etmektedir. Bu çerçevede, enflasyon gibi deflasyon da (fiyatlar genel seviyesinin sürekli bir şekilde düşmesi) fiyat istikrarı ile çelişen bir durumu göstermektedir. Bugünkü ekonomilerde düşük enflasyon düzeyine ulaşılmasının maliyeti 1960 lı ve 1970 li yıllardaki düzeyinden daha düşüktür. O dönemlerde enflasyon ve istihdam arasında uzun dönemli bir ödünleşme olduğu, düşük enflasyonun sürekli yüksek işsizlik anlamına geldiği savunuluyordu. Bu görüş şimdi geçerliliğini yitirmekle birlikte, Friedman ve Phelps in (1968) öteleme beklentilerinin nasıl uzun dönem düşey Philips eğrisinde kendisini gösterdiği ve enflasyonun piyasa süreci aracılığıyla düşürülmesinde direnç olduğu görüşüne bir alt yapı sağlamıştır. Fiyat istikrarının sağlanmasına ilişkin maliyet zaman içinde düşmeye başlarken, merkez bankalarının yüksek enflasyonla yaşama deneyimi çerçevesinde fiyat istikrasının bulunmasının faydaları artmaya başlamıştır. Çoğu ülkede özellikle 1970 de negatif arz şokları şiddetlendiğinde faktör payları için yapılan mücadele, ücret ve fiyat spiralinin yukarı doğru hareket etmesine yol açmıştır. Savaş sonrası orta Avrupa da meydana yaşanan hiperenflasyon dönemi bu görüşü daha da desteklemektedir. Gerçekten, bu tarihsel tecrübe sayesinde Bundesbank ve İsviçre Ulusal Bankası na çok daha fazla bağımsızlık tanınmıştır. Yüksek enflasyonun neden olduğu maliyet mikro, makro ve sosyal açılardan değerlendirilmelidir. Enflasyon, yüksek oranlarda sürdürülebilir bir büyümenin ve sosyal istikrarın önünde önemli bir engeldir. Mikro düzeyde yaşanan büyük fiyat hareketleri göreli fiyatlarda belirgin olmayan hareketlere neden olabilmektedir. Makro düzeyde fiyat hareketleriyle ilgili belirsizliğin artması ve sonunda ortaya çıkan resesyon süreci finansman maliyetlerine bir risk primi eklemektedir. Kişilerin enflasyona karşı kendilerini korumak istemeleriyle birlikte, üretken yatırımlardan ikamet etmek için ve ikametgah dışında kullanmak üzere emlak yatırımlarına doğru bir yöneliş olmaktadır. Bu durum da kaynak temini büyük oranda bankalardan sağlandığından emlak fiyatlarının düşmeye başlamasıyla birlikte finansal piyasalarda istikrarsızlık yaşanması olasılığı artabilmektedir. 117

3 William R. White Son yıllarda deflasyonun nadiren gerçekleşmiş olması nedeniyle, bunun maliyetinin objektif değerlendirilmesi enflasyonun aksine daha zordur. Amerika da 1930 lu yıllarda Büyük Depresyon döneminde bu konuya özel önem verilmiştir. Bu olay geçen yüzyılın belirleyici makroekonomik olayıdır. Daha uzun bir zaman dilimine bakıldığında, bazı çalışmaların Birinci Dünya Savaşından önceki yumuşak deflasyon dönemlerinde çıktıda sürekli güçlü artışlar ve yumuşak resesyonlar ve yine çıktılarda bir veya iki keskin düşüşün yaşandığını göstermektedir. Ayrıca, deflasyonist döneme maruz kalan başka ülke örneklerinde deflasyonun ekonominin geneli üzerindeki etkileri üzerinde önemli bir uzlaşma sağlanamamıştır. Japonya daki yumuşak deflasyon, tüketici harcamalarında kümülatif aşağı yönlü spiral etkiye yol açmamıştır. Çin de son derece yüksek seviyelerde seyreden yumuşak deflasyon yüksek seviyelerini koruyan büyüme oranları üzerinde farklı etki yaratmamıştır. Deflasyonun ünlü bir filmin ismi gibi iyi, kötü ve çirkin olarak kategorize edilmesi 2 bütün deflasyonların aynı olmadığına işaret etmektedir. Ulaşılan bu sonuç da deflasyon maliyetinin neden farklı olduğunun analiz edilmesini ve bunun karşılığında küresel ekonomide deflasyonist bir dönemin nasıl maliyetli olabileceği sorusunu gündeme getirmektedir. İyi deflasyon dönemi, çıktı büyümesinin güçlü olduğu genellikle pozitif arz yönlü şokların hakim sürdüğü bir süreçtir. Özellikle I. Dünya Savaşı öncesinde teknolojik gelişmeler, hızla artan üretim ve hareketli üretim faktörleri iş faaliyetlerinin sürdürülmesini sağlamıştır. Düşük fiyatlar yüksek reel ücretlerin oluşmasını sağlamış, diğer yandan, yüksek verimlilik faktör gelirlerinde kar payının sürdürülmesine hatta artmasına yol açmıştır. Bu çerçevede aktif fiyatları güçlü kalmaya devam etmiş, parasal ve kredi büyüklükleri de artış eğilimi göstermiştir. Kötü deflasyon normal ölçekteki resesyonla ilişkilidir. Bu durum genellikle enflasyonun zaten düşük düzeyde olduğu bir ortamda talep gevşemesiyle meydana gelmektedir. Daha geniş anlamda bu tür yumuşak deflasyonların maliyetleri yumuşak enflasyonların maliyetlerinden çok farklı değildir. Mikro düzeyde zayıflamış fiyat sinyalleri, vergi sistemi ve keyfi servet transferleri hakkında endişeler bulunmaktadır. Makro düzeyde riskli yatırımlar üzerindeki nakit tercihi zaman içinde daha yavaş büyümeye neden olabilmektedir. Buradan kötü deflasyonun çirkin deflasyona dönüşebileceği sonucu çıkmamalıdır lardaki gibi çirkin deflasyonda üç nominal unsur bulunmaktadır. İlki nominal ücretlerdir. Ücretler düşmeden evvel fiyatlar düşmeye başlarsa o zaman reel ücretler artmaya başlamakta ve karlar sıkışmaktadır. Ortaya çıkan bu durum daha düşük düzeyde istihdama ve yatırımlara yol açar. İkincisi nominal faiz oranları için sıfır düzeyidir. Üçüncüsü tüketicileri hem de kurumsal sektörü etkileyebilecek nominal cinsten borçlarla ilgilidir. Bunun borç faiz anapara ödemeleri üzerindeki etkisi sadece deflasyon oranına değil, aynı zamanda nominal borç stokuna bağlıdır. Son olarak, finansal sistemde bu konuyla ilgili zayıflıklar da ekonomide ciddi şekilde bir düşüşe neden olabilmektedir. Bugünkü küresel ekonominin temel özellikleri dikkate alındığında mevcut koşulların Büyük Depresyon döneminden ziyade I. Dünya Savaşı öncesi koşullara daha fazla benzediği düşünülmektedir. Buna göre deflasyona ilişkin düşüncelerin abartılı olabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Özellikle yerel ve uluslararası piyasalarda süregelen ekonomik liberalizasyon süreci uluslararası alanda ticareti yapılan malların fiyatlarını aşağı çeken pozitif arz şoklarını etkilemiştir. Amerika da ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde verimlilik önemli ölçüde artmıştır. Fiyatlardaki aşağı yönlü baskıya rağmen kar payları son yıllarda önemli ölçüde büyümüştür. Verimlilik artışı birim işgücü maliyetlerinin düşük oranda büyümesine katkıda 118

4 Bankacılar Dergisi bulunurken, nominal ücretler bir çok ülkede gözle görülür ölçüde baskı altında tutulmuştur. Birinci Dünya Savaşı ndan önce olduğu gibi işgücü özellikle de sermaye çok hareketlidir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde işgücü açığı yabancı işçiler kullanılarak aşılmaya çalışılmaktadır. Japonya da son sekiz yıldır düşen fiyatlar, fiyatların daha da düşmesi ihtimali nedeniyle tüketicilerin tüketimlerini ertemelerine yol açmıştır. Şüphesiz bazı ülkelerde mevcut borç seviyesi çok yüksektir; özellikle Japonya da kamu borcu, Avrupa da kurumsal borç, Amerika da hanehalkı borcu ve bazı İngilizce konuşulan ülkelerde durum böyledir. Düşen fiyatların ve nominal gelirler borç ödeme kapasitesini zayıflatmak suretiyle ciddi iflaslara yol açabilir. Çoğu ülkede bankaların hanehalkından elde edilen gelirlere bağlı olması gelecekte finansal kırılganlıkların yaşanabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. 3. Fiyat İstikrarının Sürdürülmesinden Elde Edilen Faydalar Fazla mı Tahmin Edildi? Bu bölümde merkez bankalarının fiyat istikrarını sağlamasının önünde engel teşkil e- den diğer hedeflerin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Fiyat istikrarının sağlanması hedefi ön plana çıkarılırken diğer hedeflere daha az önem verilmekle birlikte bu hedeflerin enflasyon üzerinde etkileri bulunmaktadır. Fiyat istikrarına ilişkin geleneksel kısıtları gözden geçirildiğinde son yıllarda dikkatler yine belli problemler üzerinde yoğunlaşmıştır. Özellikle ekonomik canlılık ve kriz dönemlerinde kredi büyümesi, aktif fiyatları ve harcama modellerindeki önemli sapmalarla bağlantılı ekonomik engellere dikkat çekilmektedir. 3.1 Geleneksel Kısıtlar: Çıktı Büyümesi ve Döviz Kurları Enflasyon ve çıktı arasında uzun dönemli ödünleşme olduğu kabul edildiğinde çıktı büyümesinin sürdürülmesi ile ilgili endişeler fiyat istikrarının uygulanmasında temel bir sorun teşkil etmektedir. Eğer, normal olarak önceden kontrol altında olan fiyat hedefi fazla veya eksik talep tehditi altındaysa, fazla talebin yönetilmesi, konjonktüre karşı para politikasından konjonktürel bir para politikasının uygulanması anlamı gelmektedir. Arz yönlü şoklarla karşılaşıldığında fiyat istikrarı ve çıktı büyümesi arasında daha temel bir çelişkinin mevcut olduğu görülmektedir. Örneğin, petrol ambargosu fiyatları artırmakta ve toplam arzı azaltmaktadır. Net petrol ithalatçısı ülkelerde bu durum vergi artışı anlamına gelmekte ve aynı zamanda toplam talep de düşmektedir. İkinci geleneksel kısıt döviz kuruna bağlı istikrarsızlık ve buna bağlı olarak dış dengesizliğin oluşması ihtimalidir. Sermayenin yüksek oranda hareketli olduğu günümüz ekonomilerinde yerel fiyat istikrarının sağlanması için döviz kurunun dalgalanmaya bırakılması gerekmektedir. Enflasyonist baskıları azaltmak için parasal daralma bazı durumlarda reel ve nominal döviz kurunun değerlenmesine ve cari dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Bu da gelecekte döviz kurunda bir kriz yaşanması ihtimalini artırmaktadır. Döviz kurunun değerlenmesi için baskıya artan direnç yerel enflasyonun artmasına yol açarak paranın reel olarak değerlenmesine yol açacaktır. Bu tür enflasyonist eğilimlerle karşılaşıldığında para politikası daraltılmalı ve nominal döviz kurunun yükselmesine izin verilmelidir. Bununla birlikte Asya da enflasyonist her hangi bir gösterge bulunmadan paranın değerlenmesine müdahaleler ve yerel para politikaları aracılığıyla karşılık verilmiştir. 119

5 William R. White Bu ülkelerde bazı yıllarda faiz oranlarının düzeyi sıfıra yakın olmuştur. Son yıllarda Asya ülkelerinde reel büyüme hızlı olup, büyük döviz rezervleri 1990 ların sonunda meydana gelen krize benzer krizlere karşı sigorta oluşturmak üzere büyük miktarlara ulaşmıştır. Bununla birlikte ileriye dönük olarak Asya da enflasyonun ve makroekonomik dengesizliklerin artış göstermesi ihtimali mevcuttur. Asya daki diğer bir potansiyel problem ise küresel ekonomiyle ilgilidir. Amerika daki cari açığa karşılık ticaret fazlasının üretilmesi gerekmektedir. Bu durum Asya paralarının değerinin ve aynı zamanda Amerika da birikmiş yabancı para rezervlerinin çoğunluğunun Amerikan doları cinsinden tahvillere tekrar yatırılması uzun dönemde oranların düşmesi anlamına gelmektedir. Bugüne kadar fiyat istikrarı hem alacaklı hem de borçlu ülkelerde sağlanmış olmakla birlikte, küresel finansal sistem giderek dış dengesizliklere maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. 3.2 Yeni Kısıtlar: Sabit Sermaye, Borç ve Finansal İstikrar Ekonomi Tarihinden Dersler Tarihsel gelişmeler fiyat istikrarı sağlanmasının ciddi makroekonomik gerilemeleri engelleyemeyeceğini göstermektedir. Bunun en somut örneği Amerika da 1930 larda yaşanan Büyük Depresyon dur. Bu dönem ciddi istihdam ve çıktı kayıplarının olduğu, deflasyonun ve borçların birikmesi sonucu finansal zorlukların yaşandığı bir dönemdir. Aynı dönemde Amerikan bankalarının üçte biri iflas etmiştir. Diğer yandan yine bu dönemde teknolojik gelişmeler, üretim, hisse senedi, gayrimenkul ve sabit yatırım fiyatlarında hızlı artışlar yaşanmıştır. Söz konusu gelişmeler yanında finansal sektörde süregelen teknolojik yenilikler ve tüketici kredilerine kolay erişim bu dönemin özellikleri arasında yer almaktadır. Daha yakın bir döneme bakıldığında, Japonya da 10 yıldan uzun bir süre gayri safi yurtiçi hasıla nın (GSYİH) düştüğü, yılları arasında işsizliğin arttığı (1989 yılında yüzde 2 iken, 2001 yılında yüzde 5,5 e yükseldiği) görülmektedir. Aynı zamanda bankacılık sistemi büyük mali sıkıntı içine düşmüştür. Devletin güçlü müdahalesine rağmen bir çok iflas yaşanmıştır. Ayrıca ekonomide yaşanan sorunlar kredi, aktif fiyatları ve sabit yatırımlara da olumsuz yansımıştır ların sonunda mali kriz geçiren Güney Doğu Asya ülkelerinde krizin maliyeti çift haneli GSYİH olarak ölçülmüş, işsizlikte artışlar yaşanmış ve bankacılık sistemi ciddi şekilde etkilenmiş, deflasyon meydana gelmiştir. Amerika ve Japonya örneklerine benzer şekilde bu zorluklar enflasyonist aşırılıklar şeklinde değil, ama kredi, aktif fiyatları ve sabit yatırımlarda sert artışlar şeklinde kendini göstermiştir. Önceden yaşanan büyük oranlardaki sermaye girişleri kriz döneminde tersine dönmüştür. Son olarak, 1998 yılında LTCM nin (Long Term Capital Management) iflas etmesi, Rusya daki borç krizi ve 2001 yılında küresel hisse senedi piyasalarının çöküşü reel ve finansal sisteme büyük gerilim altına sokmuştur. Hem Amerika hem de Avrupa da teknoloji, telekomünikasyon ve medya sektörlerine yönelik iş yatırımlarında büyük artışlar kaydedilmiştir. Buradan fiyat istikrarının yüksek, sürdürülebilir bir büyümeyi sağlamaya yeterli olmadığı sonucu çıkmaktadır. Çalışmanın izleyen bölümlerinde iki noktaya dikkat çekilmektedir. İlk olarak, savaş öncesi Avusturya teorisine gönderme yapılarak, bu teorinin bir çok merkez bankası tarafından kullanılan Keynesyen analitik yaklaşımıyla nasıl zıtlık taşıdığı ortaya konulmaktadır. İkinci olarak da ekonomide meydana gelen reel ve finansal yapısal değişiklikler sonucunda, bu teorik görüşlerin pratiğe çevrilmesinin geçmişte yaşanan dönemlerden daha 120

6 Bankacılar Dergisi çok gerektiği üzerinde durulmaktadır. Kısaca tarihsel gelişmelerin hala bugünkü sorunların çözümüne ışık tutabileceği düşünülmektedir. Ekonomik Düşünce Tarihinden Dersler Bu konuyla ilgili en güzel tartışma 1930 ların başındaki Keynes-Hayek tartışmasıdır. Hicks (1967) de Büyük Depresyonun ilk günlerinde yapılan bu tartışmaların o zamanın ekonomistlerinin hayal gücünü yansıttığını söylerken, şimdi bu tartışmaların çoğu unutulmuştur. Hem Keynes hem de Hayek te bazı ortak noktalar mevcuttur. İlki para politikasının mübadele ekonomisinden temelde farklı olmasıdır. İkincisi Wicksell tarzı bir çerçeveye oturtulmakta, parasal bir ekonomide doğal oranlarından sapan finansal oranlarla bağlantılı sorunlara odaklanılmaktadır. 3 Laidler (1999) da IS/LM modelinin hala bir çok merkez bankası için geçerli bir model olduğunu belirtmektedir. Söz konusu modelde kısa dönem ve uzun dönemin birbirinden etkin bir şekilde ayırt edilemeyeceği savunulmaktadır. Modelde temel olarak, istihdam ve enflasyona yol açan eksik veya fazla toplam talep yaratan finansal ve doğal oranlar arasındaki sapmalara odaklanılmaktadır. Her ikisi de gerçekte arzu edilmeyen durumlardır. Finansal oran ile doğal oran arasındaki sapmalar yatırımları teşvik edecek şekilde kredi yaratılmasını sağlamakta, ancak bunun sonucunda karlılık sağlanamayabilmektedir. Bunun ortaya çıkmasının en önemli nedeni yatırımların asla gerçekleşmeyecek mal ve hizmet üretimine yönelmesidir. Bir çok kişi Avusturya sermaye teorisini yüksek oranda eleştirirken, kredi yaratılmasından kaynaklanan yanlış yatırım kavramı hala dikkate alınması gereken bir kavramdır. Ayrıca, çoğu Keynesyen model bir denge durumundan diğerine yumuşak bir geçişin mümkün olduğunu kabul ederken, Avusturya ekolü ekonomide artan dengesizlikler ve bunun sonucunda büyüklüğü nedeniyle reel makro dengesizlikleri etkileyecek bir kriz üzerinde durmaktadır. Bu son gözlemle ilgili belirleyici neden ekonomide yükselme döneminde üretilen sermaye mallarının mübadele edilebilir değil, dayanaklı olmasıdır. Yapılan hataların giderilmesi bu durumda uzun zaman almaktadır. Avusturya yaklaşımı, özellikle 1930 larda krize herhangi bir çözüm üretememesi nedeniyle dünyanın bir çok ülkesinde gözden düşmüştür. Buna karşılık Keynesyen yaklaşım yukarıda belirtildiği üzere savaş sonrası dönemde 1970 ler hariç hayli tatminkar performans göstermiştir. Gerçekten de, makro politikasına ilişkin konvansiyonel görüşler, 1980 lerin başından beri gerçekten umut vaat edici sonuçlar doğurmuştur. Çoğu gelişmiş ülkede (Japonya hariç) büyüme daha yüksekken, enflasyon keskin bir şekilde daha düşük olmuştur. Bu tarihsel başarıya karşı olarak merkez bankalarının düşük, pozitif enflasyon düzeyini sürdürmeleri için Avusturya ekolünde daha fazla yer alan finansal aşırılıklar ve dengesizlikler in göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Neden Tarihsel Gelişmeler Hala Konu Edilmektedir? Para politikasına ilişkin konvansiyonel görüşlerin yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı, küresel ekonominin yapısının son yıllarda önemli ölçüde değişmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle, finansal liberalizasyon süreci Avusturya ekolü tarzı ekonomide patlamaçöküş konjonktürü olasılığını artırmıştır. Ayrıca, büyük ülkelerin dünya ekonomisine entegrasyonu ve reel ekonominin küreselleşmesi, enflasyon süreci ve para politikası aktarım mekanizmasına etki yapmıştır. Bu çalışmada her bir gelişme sırasıyla gözden geçirilmektedir. Son yıllarda finansal sektördeki yapısal değişiklikler çok köklü olmuştur. Teknolojik değişiklikler ile deregülasyon süreci, piyasa mekanizmasının ağırlık kazanmasına, ekonomile- 121

7 William R. White rin küreselleşmesine ve kurumsal konsolidasyona yol açmıştır. Kısaca, finansal liberalizasyon süreci önceki baskı altındaki halinden farklı olarak patlama-çöküş konjonktürü özelliği göstermeye başlamıştır. Sürecin dinamikleri şu şekilde işlemeye başlamıştır: Ekonomide meydana gelen gelişmeler çerçevesinde artan kredi hacmi aktif fiyatlarını yükseltmiştir. Bu hem sabit yatırımları teşvik etmiş, hem de teminat değerlerini yükseltmiştir. Ekonomideki gelişmeler zamanla ve çıktı büyümesine bağlı olarak risk alma potansiyelini artırarak kredi konjonktürünün daha da genişlemesine neden olmuştur. Bu sürecin akabinde risk ve getiriye ilişkin beklentilerin artması hayal kırıklığı yaratmış ve tüm süreç tersine dönmüştür. Enflasyonda hedeflerin aşması yerini, hedefe ulaşamamaya bıraktığı için bu durum reel ekonomide talebi azaltıcı etki yaratmış, yüksek borç seviyeleri ve zayıf yatırımlar dikkat çeker hale gelmiştir. Finansal sistemin kendisi zayıflamaya başlamış ve reel ekonomi üzerinde daha fazla daraltıcı etki yaratmıştır. Son yıllarda bir çok ekonomide görülen durum bu olup, kredi hacminde, aktif fiyatlarında ve sabit yatırımda hızla bir artış gerçekleşmiştir. Özetle, para politikasının yürütülmesine yardımcı olacak yeni göstergelerle birlikte, finansal sektör gelişmelerini incelemek ve para politikasındaki olumsuz gelişmelerin hızlı ve sürdürülebilir çıktı büyümesinin önünde potansiyel bir tehdit oluşturduğunu görmek için bugün daha güçlü nedenler bulunmaktadır. Aynı şekilde reel ekonomideki yapısal değişiklikler, para politikası yürütülürken geleneksel göstergelerin kullanılmaya devam edilmesinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Dördüncü bölümde enflasyon sürecinin son yıllarda önemli oranda değiştiğine ilişkin açık kanıtlar sunulmaktadır. Döviz kuru değişiklikleri ve yerel fiyatlara ilişkin maliyetler bir hayli düşürülmüştür. Yerel çıktı boşluklarının (domestic output gap) enflasyon üzerindeki etkisi azalıyor gözükmektedir. Finansal yapıdaki bu değişiklikler göz önüne alınarak para politikasının yürütülmesinde mevcut çerçevenin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir Konvansiyonel Politika Çerçevesinin Değerlendirilmesi Bu bölüm dört kısımdan oluşmaktadır: İlk olarak mevcut ortodoks çerçevenin belli başlı özellikleri açıklanmaktadır Bu özellikler sadece para politikasının hedef/hedeflerini değil, aynı zamanda bu hedeflerin uygulanmasında kullanılacak para politikası araçlarını da kapsamaktadır. İzleyen bölümde statükonun sürdürülmesine ilişkin argümanlar yer alırken, üçüncü bölümde bu görüşe karşı ileri sürülen argümanlara değinilmektedir. 4.1 Konvansiyonel Politika Çerçevesi Para politikası uygulamaları düzenli bir şekilde gelişmektedir. Merkez bankaları ekonomide meydana gelen sorunlara kendi performanslarına göre yanıt vermişlerdir. Son yıllara baktığımızda para politikasının yürütülmesinde ortodoks çerçevede şu beş prensip üzerinde uzlaşı sağlanmıştır. Öncelikle para politikasının temel amacı enflasyonu düşük seviyelerde tutmaktır. İkincisi, hedefi gerçekleştirmede temel araç, kısa dönem para politikasının merkez bankasının doğrudan etkisi altında kullanılmasıdır. Son yıllarda Japonya da oranlar sıfır nominal düzeyinde kalmış, otoriteler bunun nedenini açıklarken niceliksel gevşemeye dayanmışlardır Bu bankacılık sisteminde rezervler için hedef belirlenmesi ve bunun kamuoyuna duyurulması aracılığıyla yapılmıştır.

8 Bankacılar Dergisi Üçüncüsü, gelecekteki enflasyonun tahmini ile ilgilidir. Kapasite kullanımı ve istihdam seviyesiyle ilgili tahminler burada temel rolü oynamaktadır. Parasal büyüklükler ve kredi büyüklükleri gibi gelecekteki enflasyonla ilgili diğer göstergeler ise (özellikle Kıta Avrupa sında) ikincil bir rol oynamaktadır. Dördüncüsü aktif fiyatları, sadece boşluklar ve akabinde meydana gelen enflasyon üzerinde yarattıkları baskı ölçüsünde önemlidir. Aktif fiyatlarının patlamasının sonucunda ekonomik faaliyetteki herhangi bir yavaşlama, para politikasının gevşetilmesi suretiyle etkin bir şekilde çözüme ulaştırabilmektedir. Para politikasının bu dört prensip çerçevesinde yürütülmesi ne derecede döviz kurunun dalgalanmaya bırakılmasıyla ilgilidir. Ülkeler paranın değer yitirmesine yabancı para müdahalesiyle yabancı para rezervlerinin dalgalanmasına izin verildiği ölçüde karşı koyabilirler. Bununla birlikte, paranın değer kazanmasına karşı koymada böyle bir limit bulunmamaktadır. Bu tür politikanın yan etkilerine katlanıldığı ölçüde yerel merkez bankası istediği kadar yabancı para almak için ulusal para basabilmektedir. 4.2 Statüko İçin Argümanlar Aslında merkez bankaları için mevcut para politikasının yeniden gözden geçirilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonrası statükonun korunması için zorlayıcı tartışmalar yeniden gündeme gelmiştir. Çıktı dalgalanmaları son yıllarda epeyce seyrekleşmiş, enflasyonun hem düzeyi hem oynaklığı önemli ölçüde azaltılmıştır. Aslında merkez bankaları enflasyonu düşürmeyi başarmışlar ve bu sayede, daha iyi ekonomik performans elde edilmeye başlanmıştır. Özellikle, enflasyonun düşük ve istikrarlı olduğu durumda para politikasının keskin olarak daraltılmasına gerek bulunmamaktadır. Finansal sektörde artan sorunlara bağlı olarak mevcut çerçeveyi sürdürülmesi giderek daha fazla liberalleşen sektörden sorunların öğrenilmesi ve belli ülkelerde finansal sistemin altyapısal olarak desteklenmesindeki eksikliklerin giderilmesine bağlıdır. Temel nokta, her durumda bu sorunların geçici olmasıdır. Finansal sistemler konjonktür dışı değildir ve sürekli kriz yaratan bir yapısı yoktur. Bunun aksine bu piyasaların başka piyasalara göre daha etkin ve şoklara karşı hayli dirençli oldukları ispatlanmıştır. Gerçekten küresel ekonominin ve finansal sistemin karşılaştığı bir dizi ciddi şoklar göz önüne alındığında bu durum daha somut olarak ortaya çıkmaktadır. Son olarak, olaylar küresel büyümeye ilişkin görünümü tehdit eder hale geldiğinde, mevcut parasal çerçeve para politikasının konjonktür dışı bir rol oynamasına imkan tanımıştır. Yüksek oranlar 1980 lerin sonunda, 1994 de ve 1990 ların sonuna doğru yükselen enflasyon baskılarına çözüm bulmak amacıyla kullanılmıştır. Diğer yandan, oranlar 1987 de borsanın çöküşünü takiben ciddi ölçüde, 1990 ların sonunda ise agresif bir şekilde düşürülmüştür. LTCM nin iflas etmesi ve buna bağlı olarak Brezilya yı da tehdit eden Rusya krizi para politikasının gevşemesine ve küresel hisse sendi fiyatlarında düşüşe neden olmuştur. Gerçekten, hisse senedi fiyatlarındaki düşüş, nominal oranların Kıta Avrupası nda sadece yüzde 2, Amerika da yüzde 1 ve Japonya da yüzde 0 olarak gerçekleşmesine yol açmıştır. 4.3 Para Politikasındaki Değişikliklere İlişkin Argümanlar Ekonomideki Düşüş Dönemini Hafifletmek İçin Argümanlar Kriz dönemini atlatmak için agresif gevşek para politikası uygulanmasının önünde bir çok sakınca bulunmaktadır. Birincisi, bu sistem çalışmayabilir. Hem Keynes hem de Hayek 123

9 William R. White gevşek para politikasına ilişkin sınırlamalarının farkındaydı ve Keynes in likidite tuzağıyla ilgili görüşleri iyi bilinmekteydi. Hayek durumu paradoksal olarak nitelemiştir. Eğer sorun gerçek kaynakların fazla yaratılan para ve bu paranın krediye göre yanlış dağıtımı ise tercih edilen çözüm daha fazla kredi ve daha fazla dengesizlik doğuracaktır. Bu nedenle, yakın geçmişte Japonya ve Amerika örneğini göz önünde bulundurmakta fayda bulunmaktadır. Japonya da parasal gevşeme büyümede 15 yıllık yavaşlamayı tersine çevirmede yeterli olmamıştır. Amerika da da benzer şekilde gevşek para ve maliye politikası 2001 den sonra büyümenin tekrar gerçekleştirilmesinde etkili olmuştur. Ancak, ekonomik iyileşme hala savaş sonrası dönemde en yavaş düzeyindedir. Agresif gevşek para politikasının ikinci olumsuz yanı sermaye stokunun bileşenleri ve sermaye sahipliğinin etkisi ile ilgilidir. Aşırı yatırım döneminden sonra karlı olmayan işletmelerin rekabet edebilenlere makul bir getiri imkanı sunulması için kapatılması uygun olacaktır. Bununla birlikte, Japonya örneğinde açıkça görüldüğü gibi hayali şirketler olarak belirtilen şirketlere düşük nominal faiz oranları verildiğinde, bu şirketler ilgili bankalardan finansman elde edebilmekte ve bu durum süreci önemli ölçüde sekteye uğratabilmektedir. Bunun sonucunda bilanço ayarlanması için gerekli zamanın (özellikle borç azaltılması için) uzatılması sağlanabilir. Ucuz finansman sağlama olanağı birleşme ve devralmaları kolaylaştırmaktadır. Son olarak çok düşük faiz oranları zaman içinde tasarruf eğilimlerinde ve uzun dönemde büyüme oranlarında düşüşe yol açmaktadır. Özetle düşük faiz oranları temdit edilmiş dönem için korunacaksa, toplam talep üzerinde arzulanan etkinin yaratılıp yaratılamayacağı belirsizdir. Bu para politikasının üçüncü olumsuz yanı, finansal piyasalardaki potansiyel tahrifatla ilgilidir. Son beş yıldır Japonya tecrübesinin ortaya koyduğu gibi çok düşük faiz oranlarının olduğu bir ortamda interbank piyasaları iflas edebilir, merkez bankası nihai piyasa yapıcısı konumuna gelebilir. Ayrıca, son yıllarda Asya da görüldüğü gibi piyasa payları yüksek büyük bankalardan düşük maliyetli kredi temin edilebilmesi imkanı, diğer finansman alternatiflerinin gelişmesini engellemektedir. Bu durum da finansal etkinlik ve istikrarı olumsuz etkileyebilmektedir. Konvansiyonel Çerçevede Kümülatif Etkiler Para politikası bir çok ülkede düşük enflasyonla gerçek büyümenin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Para politikasının bu başarısı karşısında büyümenin sürdürülebilir olup olmayacağı konusunda sorunlar bulunmaktadır. Burada karşılaşılabilecek bir ihtimal bugüne kadar görülen kümülatif para simülasyonun açık enflasyon olarak neticelenmesidir. Son dönemde enerji ve emtia fiyatlarındaki keskin yükselişler bu sonuç için bir alt yapı oluşturmuştur. Kısa dönem Phillips eğrisi öncesine göre daha düz gözükmektedir. Enflasyonist beklentilerde yukarı yönlü bir hareket maliyetli olabilmekte ve beklenenden daha daraltıcı bir para politikasının uygulanmasına yol açabilmektedir. Amerika ve bir çok diğer ülkede kümülatif simülasyonun diğer bir etkisi de hanehalkı borç rasyolarını artırmasıdır. Ayrıca, küresel aktif piyasalarında bir çok risk primi, ev fiyatları rekor derecede artarken düşük seviyelere inmiştir. Küresel cari dengesizlikler eşi görülmemiş seviyelerdedir. En fazla dış açığı olan ülkeler aynı zaman da en büyük makro dengesizliklere de sahiptir. Gelecekte küresel büyümenin sürdürülebilir olup olmadığı şüphelidir ve belki de enflasyonist olmaktan çok deflasyonist bir sürece yol açacaktır. 124

10 Bankacılar Dergisi Konvansiyonel yaklaşımla ilgili bir diğer sorun dengesizliklerin zaman içinde artmasıyla para politikasının bu sorunlara çözüm getirme kapasitesinin de düşmesidir. Oranların ekonomideki çıkış dönemlerinde az miktarda artırılması bunu izleyen düşüş dönemlerinde ise düşürülmesi politika oranlarının sıfıra yaklaşmasına yol açabilir. Japon deneyiminde olduğu gibi sıfır faiz oranında para politikasının ekonomiyi teşvik etme gücü azalır. Ekonominin düşük enflasyon düzeyinde düşüş dönemine girmesi deflasyonun daha yıkıcı bir şekilde ortaya çıkması ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. O zaman bu durumda Japonya da olduğu gibi bütün belirsizliklerine rağmen konvansiyonel olmayan bir para politikası uygulanmalıdır. 5. Uygulanan Para Politikasının Çerçevesi Nasıl Olmalıdır? Yeni politika çerçevesinde gerekli olan belki de en önemli değişiklik prensiplerin a- zamileştirilmesinden çok asgarileştirilmesine dayanmaktadır. Ekonomide uzun süren finansal dengesizliklerin getirdiği maliyetler bilindiğinden sadece bugünün sorunlarının çözümüne yönelik politikalar ileride daha büyük sorunların yaratılmasına neden olabilir. Ekonomideki bu dengesizliklerin giderilmesine yönelik kurumsal bir çerçevenin oluşturulması zorunludur. Bunun için ekonomideki ciddi dengesizliklerin sağlıklı bir şekilde tanımlanması ve para politikası yapıcılarının gerekli önlemleri almalarını cesaretlendirmek için kurumsal teşviklerin sağlanması gerekmektedir. Ekonomideki finansal dengesizliklerin tanımlanması için finansal istikrar göstergelerine ilişkin araştırma çalışmalarının genişletilmesi gerekmektedir. Ayrıca, finansal sistemin tam olarak çalışmasını önleyen engellerin tanımlanması önem verilmesi gereken hususların başında yer almaktadır. İkinci husus, para politikacılarının finansal dengesizliklere ilişkin çözümler hakkında -bu durum yakın dönem enflasyon hedeflerine ulaşılamamasına yol açsa dahi- kamuoyuna bilgilendirme yapmaları gerekmektedir. Ayrıca devletin ve kamuoyunun geniş desteğini almak için para politikasındaki değişiklikler hakkında eğitim verilmesi yönünde çaba harcanmalıdır. Dipnot: 1 Bu çalışmanın revize edilmiş hali Ocak 2006 da Gerzensee de İsviçre Merkez Bankası Ferschrift seminerinde sunulmuştur de yayımlanacak Festschrift baskısından önce çalışmaya yorumlar beklenmektedir. Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarların kendisine aittir ve Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for Internationa Settlements) nın görüşlerini yansıtmamaktadır. 2 Borio ve Filardo (2004) tarafından bu şekilde kullanılması önerilmiştir. 3 Finansal faiz oranı ticari bankaların kredi vermeye hazır oldukları orandır. Doğal faiz oranı ise özellikle tasarruf ve yatırım gibi reel faktörlerle belirlenmektedir. 125

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

F. Gülçin Özkan York Üniversitesi

F. Gülçin Özkan York Üniversitesi Finansal Đstikrar ve Makroekonomik Etkileşim F. Gülçin Özkan York Üniversitesi 1 Finansal kriz tanımı üzerinde hemfikir olunan bir tanım bulunmamakla birlikte, reel sektör etkisinin derecesi önemli bir

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU ve TEMEL KAVRAMLAR 11 1.1.Makro Ekonominin Doğuşu 12 1.1.1.Makro Ekonominin Doğuş Süreci 12 1.1.2.Mikro ve Makro Ekonomi Ayrımı 15 1.1.3.Makro Analiz

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı 13 Ekim 2011 Malatya KÜRESEL KRİZ ORTAMINA NASIL GELİNDİ? Net Bugünkü Değer Yöntemi Varlık fiyatlarının indirgenmiş nakit akımları (Net

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 28 Aralık 2015, Sayı: 41. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 28 Aralık 2015, Sayı: 41. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 41 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Dünya Ekonomisi. Bülteni. İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi. Ekim 2012. Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1

Dünya Ekonomisi. Bülteni. İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi. Ekim 2012. Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1 Dünya Ekonomisi Bülteni Ekim 2012 İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1 IMF tarafından açıklanan World Economic Outlook Ekim 2012 raporuna göre, küresel iyileşme yeni

Detaylı

Sayı: 2014 5 28 Ocak 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Toplantı Tarihi: 21 Ocak 2014

Sayı: 2014 5 28 Ocak 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Toplantı Tarihi: 21 Ocak 2014 Sayı: 2014 5 28 Ocak 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 21 Ocak 2014 Enflasyon Gelişmeleri 1. Aralık ayında tüketici fiyatları yüzde 0,46 oranında artmış ve yıllık enflasyon yüzde

Detaylı

Küreselleşme ve Para Politikası

Küreselleşme ve Para Politikası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Küreselleşme ve Para Politikası Durmuş Yılmaz Başkan 21 Kasım 2008 İstanbul Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının geleneksel yıllık konferanslar kapsamında düzenlediği,

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

İDARE MERKEZİ ANKARA, 27 Ocak 2015

İDARE MERKEZİ ANKARA, 27 Ocak 2015 İDARE MERKEZİ ANKARA, 27 Ocak 2015 Cevaplarda şu işaretlerin tekrarını dileriz: B.02.2.TCM.0.00.00.00- Sayın Ali BABACAN BAŞBAKAN YARDIMCISI ANKARA Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Merkez Bankası) Kanunu

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Ekonomi. Dünya Ekonomisi. FED varlık alımlarını durdururken, Avrupa Merkez Bankası negatif faiz uygulamaya. başlamıştır.

Ekonomi. Dünya Ekonomisi. FED varlık alımlarını durdururken, Avrupa Merkez Bankası negatif faiz uygulamaya. başlamıştır. Ekonomi Dünya Ekonomisi 2007 yılında başlayan küresel krizin ardından, gelişmiş ekonomiler parasal genişleme ve varlık alımı politikalarını benimsemiştir. Sağlanan yoğun likidite ise reel getirisi daha

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU ORTAKLIK YAPISI VE SERMAYEYE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bankamızın 30.09.2011 itibarıyla ortaklık yapısı ve paylarında herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir.

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 23 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Almanya sanayi üretimi endeksi beklenenin altında kaldı Almanya da bugün açıklanan PMI İmalat Sanayi Endeksi, küresel ekonomik daralmanın ülke ekonomisine

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

İDARE MERKEZİ ANKARA, 28 Ocak 2014

İDARE MERKEZİ ANKARA, 28 Ocak 2014 İDARE MERKEZİ ANKARA, 28 Ocak 2014 Cevaplarda şu işaretlerin tekrarını dileriz: B.02.2.TCM.0.00.00.00- Sayın Ali BABACAN BAŞBAKAN YARDIMCISI ANKARA Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Merkez Bankası) Kanunu

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Ekrem Keskin Mayıs 2010 Sunum Uluslararası gelişmeler Türkiye deki gelişmeler Bankacılık sektörüne yansıma Sonuç 2 Yapılanlar Ortak çaba:

Detaylı

ULUSLARARASI GELİŞMELER

ULUSLARARASI GELİŞMELER ULUSLARARASI GELİŞMELER Yazar Nesli ÖZKAN ŞUBAT 2014 ULUSLARARASI GELİŞMELER Birleşmiş Milletler tarafından 2013 yılı Aralık ayında yayınlanan Küresel Ekonomik Görünüm ve Beklentiler 2014 Raporuna göre,

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 24 Ağustos 2015, Sayı: 24. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 24 Ağustos 2015, Sayı: 24. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 24 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

7. Orta Vadeli Öngörüler

7. Orta Vadeli Öngörüler 7. Orta Vadeli Öngörüler Bu bölümde tahminlere temel oluşturan varsayımlar özetlenmekte, bu çerçevede üretilen orta vadeli enflasyon ve çıktı açığı tahminleri ile para politikası görünümü önümüzdeki üç

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Ekonomik Yaklaşım Kongresi Gazi Üniversitesi Erdem Başçı Başkan Yardımcısı Ankara 6 Kasım 2009 1 Ekonomik İstikrara Bütünsel Bakış 1. Fiyat İstikrarı 2. Finansalİstikrar

Detaylı

Enflasyon Gelişmeleri ve Para Politikası

Enflasyon Gelişmeleri ve Para Politikası 2007-I 2008-I Enflasyon Gelişmeleri ve Para Politikası Gülbin Şahinbeyoğlu Şubat 2008 Sunuş Planı 2007 Yılının Değerlendirmesi Para Politikası Tepkisi ve Sonuçları Enflasyon ve Para Politikasının Görünümü

Detaylı

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI IS ve LM eğrilerinin kesiştiği nokta milli geliri belirliyor. Birinin kayması kısa dönem dengeyi değiştiriyordu. Maliye politikası Hükümet harcamaları artışı IS eğrisi sağa

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Ayrım I. Genel Çerçeve 1 İçindekiler Önsöz İçindekiler Ayrım I. Genel Çerçeve 1 Bölüm 1. Makro Ekonomiye Giriş 3 1.1. Ekonominin Tanımlanması ve Bir Bilim Olarak Ekonomi 4 1.2. Ekonomi Teorisi ve Politikası 5 1.3. Makro Ekonomi

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

2011 Yılında Enflasyonu Belirleyen Unsurlar

2011 Yılında Enflasyonu Belirleyen Unsurlar 31 Ocak 2012 Ali BABACAN Başbakan Yardımcısı ANKARA Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Merkez Bankası) Kanunu nun 42. maddesi uyarınca, enflasyonun hedeften belirgin olarak sapması durumunda Merkez Bankası

Detaylı

Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009. Yönetici Özeti

Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009. Yönetici Özeti Bölgesel Ekonomik Görünüm: AVRUPA Ekonomideki Düzelmenin Desteklenmesi Ekim 2009 Yönetici Özeti Avrupa da bugüne dek kayıtlara geçen en derin ve uzun süreli durgunluğun dip noktasının geçilmekte olduğuna

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 20 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

7. Orta Vadeli Öngörüler

7. Orta Vadeli Öngörüler 7. Orta Vadeli Öngörüler Bu bölümde tahminlere temel oluşturan varsayımlar özetlenmekte, bu çerçevede üretilen orta vadeli enflasyon ve çıktı açığı tahminleri ile para politikası görünümü önümüzdeki üç

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER

KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER NİSAN 2014 Birleşmiş Milletler (UN), Uluslararasın Para Fonu (IMF), Ekonomik İşbirliği ve Kalınma Teşkilatı (OECD) ve Dünya Bankası nın (WB), küresel

Detaylı

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK Mehmet ÖZÇELİK Bilgi Raporu Ekonomik Araştırmalar ve Proje Müdürlüğü KONYA Şubat, 2016 www.kto.org.tr 0 GİRİŞ 2008 küresel ekonomik krizinin ardından piyasalarda bir türlü istenilen hareketliliği yakalayamayan

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

EKONOMİK GÖRÜNÜM Bursa Ticaret ve Sanayi Odası

EKONOMİK GÖRÜNÜM Bursa Ticaret ve Sanayi Odası EKONOMİK GÖRÜNÜM Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Erdem Başçı Başkan 6 Ocak 212 Bursa Sunum Planı I. Küresel Gelişmeler II. Para Politikası III. Türkiye Ekonomisinde Son Gelişmeler 2 Sunum Planı I. Küresel

Detaylı

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU Strateji Geliştirme Başkanlığı Ekonomik ve Sektörel Analiz Dairesi HAFTALIK EKONOMİ RAPORU TÜRKİYE EKONOMİSİ IMKB 100 Endeksi haftanın ilk yüzde 0,4 oranında değer kazandı. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 Endeksi,

Detaylı

TÜSİAD KOÇ ÜNİVERSİTESİ EKONOMİK ARAŞTIRMA FORUMU IMF RAPORU TANITIM TOPLANTISI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD KOÇ ÜNİVERSİTESİ EKONOMİK ARAŞTIRMA FORUMU IMF RAPORU TANITIM TOPLANTISI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜSİAD KOÇ ÜNİVERSİTESİ EKONOMİK ARAŞTIRMA FORUMU IMF RAPORU TANITIM TOPLANTISI AÇILIŞ KONUŞMASI Prof. Dr. TURALAY KENÇ BANKA MECLİSİ ÜYESİ PARA POLİTİKASI KURULU ÜYESİ

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur.

İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 1-John Maynard Keynes in en önemli eseri ve bu eserin içeriği nedir? İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi, makro iktisadın kökenini oluşturur. 2-Keynes in geliştirdiği görüş nedir? Toplam talebin istihdamı

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

Euro Bölgesi İzleme Raporu: Ağustos 2001

Euro Bölgesi İzleme Raporu: Ağustos 2001 Euro Bölgesi İzleme Raporu: Ağustos 2001 I. Genel Ekonomik Gelişmeler Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Konseyi, 19 Temmuz ve 2 Ağustos 2001 tarihlerinde yaptığı toplantılarda anahtar faiz oranlarını

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

SERKAN ÖZCAN. T. Vakıflar Bankası T.A.O

SERKAN ÖZCAN. T. Vakıflar Bankası T.A.O GLOBAL EKONOMİK GELİŞMELER VE TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR ANALİZ SERKAN ÖZCAN VAKIFBANK BAŞEKONOMİSTİ T. Vakıflar Bankası T.A.O 12 Kasım 2010 2010 yılına dünya ekonomisi bütçe ve borçlanma problemleriyle

Detaylı

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü EYLÜL TÜRKİYE Geçtiğimiz haftada yurtiçinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla II. Çeyrek verileri ile Temmuz ayı sanayi üretimi ve cari işlemler açığı verileri takip edildi. Tüik verilerine göre gayrisafi yurtiçi

Detaylı

Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa: Küresel Likidite Dalgası Çekilirken Toparlanmayı Korumak

Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa: Küresel Likidite Dalgası Çekilirken Toparlanmayı Korumak Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa: Küresel Likidite Dalgası Çekilirken Toparlanmayı Korumak Yazan By Reza Moghadam, Aasim M. Husain ve Anna Ilyina 29 Nisan 214 Avro bölgesindeki toparlanmanın akabinde Orta,

Detaylı

EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU MART 2001. I. Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler:

EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU MART 2001. I. Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler: EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU MART 2001 I. Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler: 2000 yılının dördüncü çeyreğinde Euro Bölgesi ve AB-15 in GSYİH artışı bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.7 olmuştur.

Detaylı

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi Başta MERCOSUR Bloğunda yer alan ülkeler olmak üzere, Latin da 1990 lı yılların sonunda ve 2000 li yılların başında oldukça ağır bir şekilde hissedilen ekonomik

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 14 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu 1

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 1. Uluslararası Davraz Kongresi Erdem Başçı Başkan Yardımcısı Isparta 24 Eylül 2009 1 Ekonomik İstikrara Bütünsel Bakış 1. Fiyat İstikrarı 2. Finansalİstikrar 3. Sürdürülebilir

Detaylı

BASIN DUYURUSU 2 Ekim 2014

BASIN DUYURUSU 2 Ekim 2014 Sayı: 2014-68 BASIN DUYURUSU 2 Ekim 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 25 Eylül 2014 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ağustos ayında tüketici fiyatları yüzde 0,09 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3. Müdürler

Detaylı

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE Sevinç Karakoç Raziye Akyıldırım Yasemin Ağdaş Duygu Çırak NELER ANLATILACAK? FİYAT İSTİKRARI NEDİR? FİYAT İSTİKRARININ YARARLARI NELERDİR? TÜRKİYE DE FİYAT İSTİKRARI Bir toplumu

Detaylı

2015 Yılında Para ve Kur Politikası. Erdem BAŞÇI Başkan. 10 Aralık 2014 Ankara

2015 Yılında Para ve Kur Politikası. Erdem BAŞÇI Başkan. 10 Aralık 2014 Ankara 2015 Yılında Para ve Kur Politikası Erdem BAŞÇI Başkan 10 Aralık 2014 Ankara Temel Amaç: Fiyat İstikrarı 2017 yılı enflasyon hedefi Hükümet ile varılan mutabakatla uyumlu olarak yüzde 5 seviyesinde belirlenmiştir.

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Sayı: 2015-16 BASIN DUYURUSU 3 Mart 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,10 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Toplantı Tarihi: 17 Temmuz 2014

PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Toplantı Tarihi: 17 Temmuz 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Enflasyon Gelişmeleri Toplantı Tarihi: 17 Temmuz 2014 1. Haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 0,31 oranında artmış ve yıllık enflasyon yüzde 9,16 ya gerilemiştir.

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2004-31.12.2004

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK

REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK Doç. Dr. Cevdet Akçay 15 Haziran 2004 İstanbul Hilton Oteli Nominal Döviz Kuru Reel Döviz Kuru E = E TL/$ q = q TL/$ R Nominal Faiz

Detaylı

DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm

DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm 17 Kasım 2014 DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi bu hafta da deflasyon, işsizlik ve en önemlisi bilanço genişleme kararları hakkında

Detaylı

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 20.Para Teorisi ve Politikası. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 20.Para Teorisi ve Politikası Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 20.1.Para Teorisi Para miktarındaki

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü TÜRKİYE Yurtiçinde geride bıraktığımız haftada gündemde Eylül ayı ihracat verileri, TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ve enflasyon verileri yer aldı. TİM tarafından açıklanan verilere göre Eylül

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 Bu sayıda; Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poor s (S&P) un yerel para cinsinden Türkiye nin kredi not artış kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Ekonomi. Dünya Ekonomisi. Genel Değerlendirme

Ekonomi. Dünya Ekonomisi. Genel Değerlendirme EKONOMİ Ekonomi Dünya Ekonomisi Genel Değerlendirme 2007 yılında başlayan küresel krizin ardından, gelişmiş ekonomiler ağırlıklı olarak etkisi halen hissedilmekte olan yoğun parasal genişleme ve varlık

Detaylı