TORAKS DERNEĞİ 12. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN Sonuç: MS002. Amaç: Bulgular: Sonuç:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TORAKS DERNEĞİ 12. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 2009. Sonuç: MS002. Amaç: Bulgular: Sonuç:"

Transkript

1

2 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 MS00 TÜRK HASTA POPULASYONUNDA EORTC QLQ-LC3 AKCİĞER KANSERİNE SPESİFİK YAŞAM KALİTESİ MODÜLÜNÜN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ FATMA ATAMAN, NECLA SONGÜR, ŞULE KAYA, ÇİĞDEM ÖZDİLEKCAN 3, ÜLKÜ YILMAZ TURAY 4, AHMET AKKAYA, ANDREW BOTTOMLEY 5 SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ AD, ISPARTA, TÜRKİYE SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI AD, ISPARTA, TÜRKİYE 3 ONKOLOJİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, ANKARA, TÜRKİYE 4 ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, ANKARA, TÜRKİYE 5 EUROPEAN ORGANİZATİON FOR RESEARCH AND TREATMENT OF CANCER (EORTC) QUALITY OF LIFE DEPARTMENT Bu çalışmanın amacı, akciğer kanserine spesifik (QLQ- LC3) yaşam kalitesi (YK) modülünün Türkçe versiyonun Türk hastalarında transkültürel geçerlilik ve güvenilirliğini ortaya konulmasıdır. Akciğer kanseri tanısı ile tedavi edilmiş 9 hastaya EORTC QLQ -C30 ve -LC3 YK anketleri uygulandı. Hastalar soruları 4-7 arası dereceli Likert skalasına göre yanıtladı ve sonuçlar 0-00 arası skorlandı. Anket skalalarının ve tekil öğelerinin güvenilirliği Cronbach alfa katsayısı, geçerliliği ise alt-skalaların ve semptomların korelasyonuna bakılarak değerlendirildi. 9 hastanın ortanca yaşı 59 (30-79) ve 08 hasta (%9) hasta erkek. EORTC QOL-C30 fiziksel, rol, emosyonel, kogni f, sosyal fonksiyonel ve global skalalarının ortalama değerleri sırasıyla 67.4±6.4, 76.6 ±3.5, 79.±4., 85.7±0., 83,±6.7 ve 6,8± idi. EORTC QOL-C30 yorgunluk, bulan &kusma, ağrı, dispne, insomnia, iştahsızlık, kons pasyon, diare ve mali sıkın öğelerinin ortalamaları sırasıyla 36.3±6.7,.5±7., 6.9±30.5, 6.3±30.7,.4±33.7,.3±3.9,.3±9.7, 9.9±0. ve 9.4±3.86 idi. EORTC QLQ-LC3 dispne, öksürük, hemop zi, disfaji, ağız ağrısı, periferik nöropa, alopesi, göğüs ağrısı, kol ve omuz ağrısı, vücudun diğer alanlarında ağrı semptomlarının ortalama değerleri sırasıyla 30.3±6., 35.9±3., 0.±5, 0±.6, 8.4±3.5, 3.5±8.7, 7.±8.,.4±8.5, 0.4±8.8, 7.±3.8 idi. QLQ C30 ve QLQ LC3 çok öğeli skalaları, kogni f skala dışında, oldukça güvenilir bulundu (Cronbach Alfa= ). EORTC QOL-C30 alt skalaların ve semptomların çoğunun korelasyonları, diyare ve kons pasyon dışında, anlamlı idi (p=0.0). EORTC QOL- LC3 dispne alt skalasının hemop zi, öksürük, göğüs ve kol ağrısı ve alopesi ile korelasyonu anlamlı idi (p: ). EORTC QLQ-LC3 akciğer kanserli hastalarımızda güvenilir ve geçerli bulundu. Akciğer modülünün geçerlilikgüvenilirliği Türk hasta populasyonunda ilk kez valide edildi ve ülkemizde ru nde kullanımına olanak verecek referans bir çalışma yapıldı. MS00 TÜRKİYEDE YILLARI ARASINDA AKCİĞER KANSERLİ OLGULARIN EPİDEMİYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLERİN VE MESLEKİ RİSKLERİN ANALİZİ SİBEL ARINÇ, MÜYESSER ERTUĞRUL, NURAY ERDAL, ÖZLEM ORUÇ, FERAH ECE, NİLGÜN HATABAY, HÜSEYİN ARPAĞ, ARMAĞAN HAZAR SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Çalışma yılları arasında akciğer kanserindeki epidemiyolojik değişiklikleri ve meslek akciğer kanseri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile yapıldı. Onkoloji ünitesinde takip edilen akciğer kanserli olguların epidemiyolojik özellikleri ve histolojik pleri retrospek f olarak kaydedildi. İkibin yediyüz sekiz hasta(9 kadın, 57 erkek ortalama yaş 57.6) akciğer kanserli olgu var olup çalışma üç periyoda bölünerek yapıldı(period I , period II , period III )Squamöz hücreli akciğer kanseri her üç peryodda da en sık görülen histolojik p (%49.4, %37.8, %48.6). Sex dağılımı I ve II. periyodda benzerdi. Üçüncü periodda kadın olguların sigara içim alışkanlıklarının ar şına bağlı olarak(4.3% ten.9%) kadın olguların saysında ar ş vardı(p<0.00). Akciğer kanserli olgular arasında en sık meslek grupları yapı, inşaat(%0.7), çi çilik(%.4), ve şöförlüktü(%9.3). Yapı inşaat iş kolu bütün histolojik plerde en sık olan iş kolu idi(p<0.000). Akciğer kanseri Türk erkek populasyonunda on iki yıl önceye göre hafif derecede düşmekle beraber kadın olgularda sigara alışkanlıklarının değişmesine bağlı olarak ar ş gözlenmektedir. Akciğer kanseri çeşitli meslek grupları ile birliktelik göstermektedir. Akciğer kanseri ile meslek arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için daha detaylı çalışmalar yapılmalıdır.

3 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 MS003 KÜÇÜK HÜCRE DIŞI AKCIĞER KANSERLI HASTALARDA NEOADJUVAN TEDAVİNİN ETKİSİ VE SONUÇLARI:HANGİ HASTALAR EN ÇOK YARAR GÖRÜR? AKİF TURNA, MURAT KIYIK, VOLKAN KARA, ZEKİ GÜNLÜOĞLU, SİBEL YURT, ADNAN AYDINER 3, ADNAN SAYAR, MUZAFFER METİN, SAADETTİN ÇIKRIKÇIOĞLU, FİLİZ KOŞAR, ATİLLA GÜRSES YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, GÖĞÜS CERRAHİSİ BÖLÜMÜ, İSTANBUL YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, GÖĞÜS HASTALIKLARI BÖLÜMLERİ, İSTANBUL 3 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ, İSTANBUL Evre IA küçük hücreli dışı akciğer kanserli olgularda tedavi yalnızca cerrahi tedavi iken, Evre IB ila IIIA arasında bulunan olgularda hem yalnızca cerrahi tedavi yapılabilmekte hem de bu olgularda mul modal tedavinin daha etkin olduğuna dair veriler bulunmaktadır. Bu çalışmadaki amaç, akciğer kanserli hastalarda uygulanan kemoterapinin tekinliğini olgu-kontrollü olarak irdelemek ve neoadjuvan tedaviden en çok yarar gören ve en az komplikasyon oranına sahip hasta grubunu bulmaya çalışmaktadır. Merkezimizde bulunan iki cerrahi kliniğinde 00 ila 008 yılları arasında neoadjuvan kemo ve/veya radyoterapi almış 80 olgu ile neoadjuvan almadan rezeke edilmiş küçük hücre dışı akciğer kanseri olan 45 olgu ile karşılaş rıldı. Toplam 496 sı erkek 35 ise bayan olgunun yaş ortalaması 56. yıl idi. Neoadjuvan tedavi alan olgulardan si çeşitli nedenlerden opere olamadı. Tüm neoadjuvan alan olgulardan ikisi kaybedildi(%3.4). Neoadjuvan tedavinin komplikasyon oranını anlamlı olçüde ar rmadığı görüldü(p=0.3). Tüm neoadjuvan almayan olgularda 5-yıllık sağkalım; %53., neoadjuvan alan olgularda ise, %68.9 olarak bulundu(p=0.08). Evre IIIA olan ol-gularda neoadjuvan tedavi alan ve almayan hastaların sağkalımları arasında ista s ksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0.8). Bununla birlikte p53, EGFR ve ERCC tüm olgular irdelendiğinde (p sırası ile 0.03, 0.03 ve 0.00) ve ERCC ise, neoadjuvan uygulanan hastalarda sağkalımı belirleyici faktör olarak saptandı (p=0.0). LDH yüksekliği ise, neoadjuvan alanlarda komplikasyon oranını belirleyici faktör olarak bulundu (p=0.0). Neoadjuvan tedaviden en çok fayda görecek, en az komplikasyon olasılığı olan hasta alt grubu, evre IB veya IIA da olan LDH ı düşük p53-ercc-egfr- tümörlü olan hastalar olarak saptandı(p<0.00). Opere olabilecek akciğer kanserli hastalarda neoadjuvan tedavi, anlamlı bir komplikasyon ar şına yol açmaksızın, sağkalım açısından avantaj sağlayabilir. Serum LDH sı düşük, tümörde ERCC, EGFR ve p53 ifadesi olmayan hastalar, en çok yarar görebilecek hastalar gibi gözükmektedir. MS004 AKCİĞER KANSERLİ HASTALARDA DOLAŞIMDAKİ ADEZYON MOLEKÜLLERİ VE VASKÜLER EPİTELYAL BÜYÜME FAKTÖRÜ DÜZEYLERİNİN TEDAVİ YAKLAŞIMINDAKİ YERİ AHMET SELİM YURDAKUL, ELİF REYHAN HAN, NESLİHAN BUKAN, CAN ÖZTÜRK GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI A.D. Anjiogenezis içinde yer alan matriks metalloproteinaz (MMP) ile vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) ve immunglogulin ailesi içinde yer alan transmembranöz bir protein olan dolaşımdaki intersellüler adezyon molekülleri (sicam) tümör progresyonunda önemli rol oynar. Bu çalışmanın amacı, küçük hücreli dışı akciğer kanserli (KHDAK) hastalarda tedavi öncesi ölçülen MMP-9, MMP-3, VEGF ve sicam serum düzeylerinin hastaların klinik parametreleri ve yaşam süreleri arasındaki ilişkiyi analiz etmek r. Çalışmamızda 7 KHDAK li hasta (ort. yaş: 60.03±0.86) ile 46 sağlıklı kontrol grubunda (ort. yaş: 6.3±4.7) MMP-9, MMP-3, VEGF ve sicam serum düzeyleri analiz edildi. Analizler ELİSA yöntemi ile yapıldı. KHDAK li hastaların medyan yaşam süresi ay olarak bulundu. MMP-9, VEGF ve sicam serum seviyeleri sağlıklı kontrol grubu (300.5±04., 8.±07.5, 943.6±85.7) ile karşılaş rıldığında, KHDAK li hastalarda daha yüksek olarak bulundu (985.0±489.4, 48.7±55.9, 548.±996.). Ancak MMP-3 düzeylerinde sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık saptanmadı (0.46±0.48, 0.53±.35)(p>0.05). Araş rılan tüm serum parametreleri ile yaş, sigara içimi, ECOG ve cinsiyet arasında ista s ksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Ayrıca tüm ölçülen serum parametreleri ile KHDAK li hastaların yaşam süreleri arasında anlamlı bir ilişki yoktu (p>0.05).

4 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 Sonuç olarak, KHDAK li hastalarda MMP-9, VEGF ve sicam serum düzeyleri yüksek olarak bulundu. MMP-9, VEGF ve sicam serum düzeylerinin ölçümü potansiyel bir tümör markırı olabilir. (Bu çalışma (0/005-3) Gazi Üniversitesi Bilimsel Araş rma Projeleri (BAP) tara ndan desteklenmiş r.) MS005 REZEKE EDİLMİŞ KÜÇÜK HÜCRE DIŞI AKCİĞER KANSERİ NDE ERCC EKPRESYONUNUN SAĞKALIMA ETKİSİ SEDAT ALTIN, EKREM CENGİZ SEYHAN, LEVENT KARASULU, HÜLYA ABALI, SİNEM NEDİME SÖKÜCÜ, NUR BÜYÜKPINARBAŞILI, HANİFE ŞAHİN YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ERCC (excision repair cross complemen ng) genleri gen ailesi, DNA zincirindeki nükleo dlerdeki hasarını tanır ve tamir eder. Azalmış nükleo d eksizyon tamiri tümörün genomik değişkenliğini ar rarak daha maling davaranmasına yol açabilir. Bu çalışmada tümör dokusundaki ERCC expresyonunun komplet rezeke edilmiş KHDAK li hastalarda prognozla ilişkisini saptamak amaçlandı. KHDAK tanısıyla torakotomi yapılmış olan, patolojik evreleme sonucunda T-, N0-, M0 evrelerindeki, rezeksiyonu komplet olarak başarılmış ve kayıtlarına ulaşılmış, opera f mortalite gelişmemiş, postopera f adjuvan kemoterapi veya radyoterapi uygulanmamış toplam 98 hasta değerlendirildi. 98 hastanın elde edilen tümör örneklerinden immünohistokimyasal boyama yöntemiyle ERCC ekspresyon düzeyi incelendi. Hastaların sağkalım oranları hesaplandı. Sağkalımı etkileyen faktörler tek değişkenli ve çok değişkenli olarak analiz edildi. İmmünhistokimyasal boyama yapılan 98 tümörün 76 (%78) sında ERCC ekspresyon oranı tespit edildi. ERCC ekspresyonu skuamöz hücreli kanserlerde daha sık olarak gözlendi. ERCC eksprese eden tümörlü hastaların 5 yıllık sağkalım oranı (%6), ekprese etmeyenlerin oranı (% 47) ile karşılaş rıldığında ista s ksel olarak anlamlı bulundu (p=0,0). Yapılan çok değişkenli analizde, ERCC ekpresyonunun sağkalımı belirgin ve bağımsız olarak etkileyen faktörlerden olduğu görüldü. DNA tamir gen komleksi üyesi olan ERCC expresyonun rezeke edilmiş erken evre KHDAK için pozi f prognos k marker olduğu belirlendi. SS00 ÜÇÜNCÜ BASAMAK GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN SİGARA İÇME DURUMLARI- KESİTSEL SORGU ÇALIŞMASI MEHMET ATİLLA UYSAL, SEDAT ALTIN YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Üçüncü basamak Göğüs Hastalıkları polikliniğine müracaat eden hastalarımızın sigara içme alışkanlıklarını ve önümüzdeki yıllarda olası hasta yükünü belirlemeyi amaçladık. Mayıs 007-Aralık 007 arasında hastanemize müracaat eden hastalara, ilk başvuru kayıt yerinde çalışan personel tara ndan sigarayla ilgili üç soru sorularak, hastaların sigara içme alışkanlıkları hakkında bilgi elde edilmiş r. Çalışmanın yapıldığı sekiz aylık süre içerinde başvuran kişiye bu anket uygulanmış r. Hastaların 55. sinin (% 35,3) sigara iç ği, inin (% 30,4) ise, daha önce içip bırak ğı saptanmış r. Hastanemize müracaat edenlerden sigara içmeyenlerin sayısı ve oranı ise (% 34,3) dir. Hem sigara içen hem de içip bırakanların % 95 inin (97.46) üç yıldan fazla süre ile sigara iç kleri, % 8,5 nin ise (84.638) günde 0 sigaradan fazla iç ğini beyan etmiş r. Göğüs hastalıkları hastanesi polikliniğine müracaat eden hastalar, ülke ortalamasına yakın sigara içerken, çok büyük bir bölümün 0 paket yıldan fazla sigara iç ği görülmüştür. Bu sonuçlar, üçüncü basamak hastanelerinde sigaraya bağlı hastalıkların önümüzdeki yıllarda artan oranlarda çok ciddi bir hasta yükü ge rebileceğini göstermektedir. 3

5 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 SS ÖĞRETİM YILINDA SAKARYA ÜNİVERSİTESİ NE YENİ BAŞLAYAN VE SİGARA İÇEN ÖĞRENCİLERİN SİGARA BIRAKMA KONUSUNDAKİ TUTUMLARI PINAR PAZARLI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Bu çalışma, SAÜ Tütün Kontrolü Koordinasyon Kurulu nun, üniversitemizdeki gençlere sigaradan uzak kalmaları için gereken destek ortamını sağlamak amaçlı projesine ışık tutması için planlanmış r. Üniversitemiz bünyesinde bulunan sigara bırakma polikliniği hizme nin, planlanan destek ortamı ndaki yerini öngörebilmek için Sakarya Üniversitesi ne yeni başlayan ve sigara içen öğrencilerin sigara bırakma konusundaki tutumlarını değerlendirmek amaçlanmış r öğre m yılında Sakarya Üniversitesi nde yeni başlayan öğrencilerin web den kayıtları sırasında sigara kullanımı ile ilgili toplam 7 sorudan oluşan webanke doldurmaları istendi. Her soruya cevap vermeleri zorunlu tutulmadı. Yaş ve cinsiyet dışında kimlik bilgisi alınmadı. Anke n bildirinin içeriği ile ilgili olan kısmında; öğrencilerin sigara içme sıklığı, bırakmak konusunda düşüncesi ve yardım/tavsiye almak isteyip istemedikleri sorgulandı. Toplam 74 öğrencinin anke değerlendirildi. Öğrencilerin %63,8 i (n=4560/74) kız; %64,8 i (n=464/74) 0 yaşın al ndaydı. Sigara içme oranı %4, (n=73/74) olarak tespit edildi. İçicilerin %8 i (n=404) hergün en az bir sigara içiyordu. Sigara içmek sizce sağlığa zararlı mı? sorusuna %9, si kesinlikle evet cevabını verdi. % si sigarayı bırakmayı hiç düşünmüyordu. %0,6 sı Bugün-yarın bırakmayı düşünüyorum ve %57,8 i Bırakmayı düşünüyorum ama ne zaman bırakacağım belli değil seçeneğini işaretlemiş. Sigarayı bırakmaya karar verdiğinizde sizce bu kolay mı zor mu olacak? sorusuna %44,3 ü zor; %7, si kolay olacak cevabını verdi; %8,3 ü fikrim yok diyordu. Sigara içen gençlerin %59, i bırakma konusunda yardım/destek istemiyordu. SS003 PASİF SİGARA İÇİCİLİĞİ GENEL ANESTEZİ ALAN ÇOCUKLARDA PERİOPERATİF OLUMSUZ ETKİLERLE İLİŞKİLİDİR: PROSPEKTİF, ÇİFT-KÖR KLİNİK ÇALIŞMA. TÜLAY HOŞTEN SEYİDOV, LEVENT ELEMEN, MİNE SOLAK, MELİH TUGAY, KAMİL TOKER KOCAELI ÜNIVERSITESI TIP FAKÜLTESI Çocuklarda pasif sigara içiciliği (PSİ) solunum fonksiyonlarını bozar ve bu çocuklar genel anesteziyle havayolu komplikasyonlarına yatkın olabilirler (). Çalışmamızın amacı genel anestezi al nda opere olan çocuklarda PSİ insidansını ve periopera f solunum komplikasyonlarını (POSK) araş rmak r Bu prospek f çalışmaya lokal e k kurul onayı alındıktan sonra 0 Haziran-30 Eylül-008 tarihleri arasında genel anestezi al nda opere olacak 3 ay- yaş arası hastalar alındı. POSK; laringospazm, öksürük, nefes tutma, desaturasyon, havayolu sekresyonlarında ar ş, bradikardi olarak tanımlandı ve anestezi süresince ve anesteziden sonra olarak iki kez değerlendirildi. PSİ, başka bir hemşire tara ndan ebeveynlerden alınan anamnezle sorgulandı, evde günde en az 0 tane sigara içilmesi PSİ olarak tanımlandı. Çalışmaya ka lan çocuğun i (%54.5) PSİ, 0 i (% 45.5) non-psi idi. POSK gözlenen 3 hastanın 7 si (%4.) PSİ, 6 sı ise (% 6) non-psi gurubunda idi. PSİ grubunda hem toplam POSK oranı, hem de derlenmede görülen POSK oranı anlamlı derecede yüksek (p=0.048, p=0.04). İsta s ksel olarak anlamlı olmasa da en sık görülen POSK havayolu sekresyonlarındaki ar ş PSİ grubunda derlenme komplikasyonlarını ar ran aşırı üst havayolu sekresyonları artmış goblet hücre sayısıyla ilişkili olabilir. Preopera f dönemde PSİ sorgulanarak anesteziyle ilgili komplikasyonlar önlenebilir. Anahtar kelimeler: Pasif sigara maruziye, çocuklar, genel anestezi -Cook DG, Thorax 999; 54: Sigara içen gençlerin çok büyük bir kısmı sigaranın sağlığa zararlı olduğunu düşünüyor ve büyük çoğunluğu da bırakmak is yorken ancak yarısından az bir kısmı bağımlılık konusunda farkındalık sahibi ve yardım/öneri talep ediyor. Gençlerimizin niko n bağımlılığı konusunda bilgilendirilmesi, bırakmayı düşünen gençlerin kararlarının netleşmesini ve bağımlılık derinleşmeden yakın gelecekte bırakmak istemelerini sağlayabilir. 4

6 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 SS004 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ (SAÜ) PERSONELİNİN TÜTÜN KONTROL YASASINA UYUMUNU VE FARKINDALIĞINI DEĞERLENDİRMEYE YÖNELİK ANKET SONUÇLARI PINAR PAZARLI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Üniversitemiz personelinin, 407 sayılı kanunda değişiklik yapan 577 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun hükümlerine uyumunu ve farkındalığını değerlendirmek Anketler, SAÜ Tütün Kontrolü Koordinasyon Kurulu nun Tütün kontolü ilk adım projesi kapsamında, akademik ve idari birimlerde gerçekleş rilen bilgilendirme seminerleri sırasında uygulandı. Anke e ka lımcılara; yaş, cinsiyet, eği m ve sigara içicilik durumu gibi demografik özellikleri belirleyen soruların ardından;. Halka açık tüm kapalı alanlarda ve işyerlerinde, tütün ve tütün mamullerinin yasaklanmasını destekliyor musunuz?.sizce devlet, toplumda sigara kullanımını azaltmak için çaba göstermeli mi? 3.Pasif içiciliğin insan sağlığına zararı konusunda ne derece riski olduğunu düşünüyorsunuz? şeklinde 3 soru yönel ldi ve son bölümde yasanın bazı hükümlerine yer verilerek mevcut bilgilerine göre bu hükümlerden haberdar olup olmadıkları sorgulandı. 8 akademik ve 4 idari birimden, toplam 775 personel anke değerlendirildi. Ka lımcıların %69 u erkek; yaş ortalaması 34,8±8, (9-6) idi. %76, si lise üstü eği m düzeyine sahip. Genel sigara içicilik oranı %35,6; erkeklerde %36,7; kadınlarda %33,5 olarak saptandı. Personelimizin %88,7 sinin kapalı alanlardaki yasağı (soru ) desteklediği; desteklemeyenlerin %8,5 inin sigara içicisi olduğu; ancak genel olarak değerlendirildiğinde içicilerin %75,6 sının kanunu desteklediği tespit edildi. %89,4 ü tütün kontrolünde devlet müdahalesinden yana ve %9,7 si pasif içiciliğin zararlı etkilerinin bilincinde olduğu görüldü. Yasanın anke e yer alan hükümleri, büyük oranda (%73-9,7) bilinmekle birlikte, çocukları tütün ve tütün mamullerinden korumaya yönelik hükümlerin daha az oranda bilindiği saptandı. Eği m düzeyi oldukça yüksek ancak sigara içicilik oranı beklenenin üzerinde olan bir populasyonda, tütün kontrol yasasının ve gerekçelerinin büyük oranda desteklendiği görüldü. Bu sonuç, tütün kontrol çalışmalarının hedefine ulaşabileceği konusunda umut verici olarak değerlendirildi. SS005 KADINLARDA SİGARA İÇME ALIŞKANLIĞI VE TÜTÜN BAĞIMLILIĞININ TEDAVİSİ ZEYNEP PINAR ÖNEN, ELİF ŞEN, BANU ERİŞ GÜLBAY, AYPERİ MERZİ ÖZTÜRK, ÖZNUR AKKOCA YILDIZ, TURAN ACICAN, SEVGİ SARYAL, GÜLSEREN KARABIYIKOĞLU ANKARA ÜNİVERSİTESİ, TIP FAKÜLTESİ, GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI Gelişmiş ülkelerde kadınların % si gelişmekte olan ülkelerde ise %9 u sigara içmektedir. Kadınlar arasında giderek artan sigara içme oranları, önümüzdeki dekaddlarda mortalite ve morbidite riskini de beraberinde ar racak r. Her ne kadar, kadınlar ve erkekler sigaranın zararlarından benzer şekilde etkilenseler de, kadınlarda cinsiyete özel artmış ek sağlık sorunları da bulunmaktadır. Bütün bu sayılanlar göz önünde tutulduğunda, kadınların her geçen gün artan sigara içme nedenlerinin anlaşılması, sigara bırakma oranlarının ve erkeklerle olan farklılıklarının belirlenmesi amaçlandı. 004 ve 008 yılları arasında toplam 446 (55 kadın ve 9 erkek) ak f sigara içen prospek f olarak değerlendirildi. Her olguya sigara içme durumunu ve bbı öyküsünün içeren bir anket uygulandı. Niko n bağımlılığı ve CO düzeyleri belirlendi. Kılavuzlara göre, her hasta için özel sigara bırak rma programı düzenlendi ve hastalar en az yıl süreyle izlendi. Kadınlar ve erkekler arasında yaş, bazal Fagerstrom niko n bağımlılık puanı, CO düzeyi ve tedavi protokolleri arasında farklılık yoktu. Kadınların (8±4) erkeklere (5±4y) göre daha geç yaşta sigara içmeye başladıkları ve %55 inin üniversite mezunu olduğu görüldü. Diğer tara an, içilen toplam sigara miktarının (3±5pk-yıl), günlük sigara tüke minin (±0) ve toplam sigara içme süresinin kısa olduğu görüldü (her 3 parametre için p=0.00). Kadınlar erkeklere göre sigarayı daha yüksek oranda bırakmak is yorlardı (p=0.0) ve sigara bırakma denemeleri daha yüksek sayıdaydı (p=0.005). Tüm bunlara rağmen bir yıllık sigara bırakma başarıları erkeklere göre daha düşüktü (kadın/erkek %4/%48, p=0.0) ve sigaraya tekrar başlama oranları da erkeklerden daha yüksek (kadın/erkek %5/%, p=0.0). Kadınlarda eşlik eden en belirgin patoloji depresyondu ve sigara bırakma başarısını daha da azal yordu (p=0.03). Bu çalışma, iyi eği m düzeylerine rağmen kadınların sigara başlama oranlarının daha yüksek olduğunu ve aynı zamanda sigara bırakma başarılarının da erkeklere göre daha düşük olduğunu gösteriyor. 5

7 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 SS006 GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNDE SİGARA BIRAKTIRMA VE SOLUNUM FONKSİYON TESTİNİN ROLÜ ŞEREF ÖZKARA, ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GCEA HASTANESİ, ANKARA Tütünün zararını yaşayanlara sigarayı bırak rmak daha kolaydır. Özellikle polikliniğe başvuran hastaya sigarayı bırak rmada hekimin rolü önemlidir. Bu çalışmada göğüs hastalıkları polikliniğinde solunum fonksiyon tes (SFT) bulguları ve hasta semptomları ile sigara bırakma önerisinin etkisi incelenmiş r. Hastalıkları, semptomları ve SFT bulguları anla lan hastaların sigarayı bırakmaları ve bir ha a sonra tekrar başvurmaları istenmiş r. İkinci başvuruda semptomlarındaki ve tekrarlanan SFT bulgularındaki düzelme hasta ile tar şılmış ve sigarasız yaşaması önerilmiş r. İki ayrı SFT sonucu olan hastalar çalışmaya alınmış SFT bulgularındaki değişim analiz edilmiş r. Toplam 48 hastanın 3 ü kadın idi. Ortalama yaş 47,4±,, sigara içme süresi 6,4±,8 yıl, günlük içilen sigara 6,5±0, ade. Ortanca 0 (4-87) gün ara ile alınan iki SFT nde sırasıyla FVC değerleri %77,8±8,8, ve %84,6±9,8; FEV değerleri %67,±,3 ve %73,6±3,4; FEV/FVC oranları %69,9±, ve %70,7±,9; FEF5-75 değerleri %46,±8, ve %70,7±,9 idi. FEV/FVC değeri dışındaki parametrelerde sigarayı bırak ktan sonraki ar ş ista ksel olarak anlamlı idi. Sigarayı bırak ktan sonra SFT parametrelerinde ar ş görülenlerin oranı, FVC de %73, FEV de %79 ve FEF5-75 de %67 idi. Başlangıçta öksürük ve nefes darlığı %7, balgam %43 hastada vardı. Sigarayı bırakınca semptomlar % inda değişmezken, %64 ünde düzeldi, %4 ünde belirgin düzeldi. Kısa dönemde hasta sigarayı bırakamamış, sadece miktarını azaltmış ; diğerleri bırakmış. Bu bulgularla, poliklinikte semptomlar ve SFT bulgularının sigarayı bırak rmada etkili şekilde kullanılabileceği görülmüştür. Sigaranın en çok küçük hava yollarında darlık (FEF5-75 düşüş) oluşturduğu; kısa süreli sigara bırakmanın en fazla FEF5-75 olmak üzere FVC ve FEV i ar rdığı görülmüştür. SS007 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ TÜTÜN KONTROLÜ KOORDİNASYON KURULU NUN PROJELERİ VE ULUSAL TÜTÜN KONTROLÜ ÇALIŞMALARINA KATKISI PINAR PAZARLI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Tütün Kontrolü, toplumun tütün ürünleri tüke mini ve tütün dumanına maruz kalmasını önleyerek veya azaltarak sağlık düzeylerini yükseltmeyi amaçlayan stratejilerdir. SAÜ Tütün Kontrolü Koordinasyon Kurulu (SAÜ TKK Kurulu), bu amaç doğrultusunda kurulmuş; mevcut yapısı i barıyla ve bir üniversite bünyesinde bu kapsamda kurulan ilk resmi kurul olması nedeniyle önemli bir misyon üstlenmiş r. Bildirinin amacı, kurulun projeleri ve ulusal tütün kontrolü çalışmalarına katkısı hakkında bilgi vermek r. Kurul, 4 Şubat 008 tarihinde Üniversitelerin Tütün Kontrolü Çalışmalarındaki Yeri ve Önemi konulu bir brifing sonrası, senato kararıyla kurulmuştur. Kurul, tüm birimlerden gönüllülük esasına dayanılarak belirlenen akademik ve idari personellerden ve ayrıca öğrenci temsilcilerinden oluşmaktadır. Kurulun ilk projesi olan Tütün Kontrolü İlk Adım Projesi kapsamında; Tütün Kontrolü nedir? Neden gereklidir? Yeni tütün kontrol yasamızın ge rdikleri konulu bilgilendirme seminerleri düzenlenmiş; seminerler sırasında personele yönelik bir anket gerçekleş rilmiş r. Bu proje kapsamında ayrıca; Sakarya üniversitesini kazanan ve webden kaydını yap ran öğrencilere web-anket düzenlenmiş r. Kurulun yeni projesi olan Bağımlı olma-özgür ol projesinde, öğrenci kulüplerinin mevcut faaliyetlerini sigara karşı mesajlarla birleş rerek yaygınlaş rması amaçlanmaktadır. Tütün Kontrolü İlk Adım Projesi ile üniversitemiz genelinde tütün kontrolü hakkında farkındalık ve kurulun bundan sonra yapacağı çalışmalar için destek sağlanmış r. Yapılan anketler sayesinde üniversite personeli ve öğrenciler arasında kabaca bir içicilik oranı saptanmış; ayrıca üniversite personelimizin yeni tütün kontrol yasasına uyumu değerlendirilmiş r. Bağımlı olma-özgür ol projesinde, üniversitemizin 60 ı aşkın öğrenci kulubüyle işbirliği planlanmış r. Üniversiteler, Ulusal Tütün Kontrol Programının en önemli paydaşlarındandır. Sigara içmenin kabul gören bir davranış olmadığı anlayışını yerleş rmek ve gençlerin sigaradan uzak kalması için gereken destek ortamını sağlamak konusunda üniversitelerde organize çalışmalara ih yaç vardır. 6

8 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 SS008 SİGARA İÇENLERDE VE TANDIR DUMANI MARUZİYETİ OLANLARDA KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) GELİŞME RİSKİ BÜLENT ÖZBAY, SELVİ ASKER, BÜNYAMİN SERTOĞULLARINDAN, SELAMİ EKİN, HANİFİ YILDIZ, AHMET ARISOY, M. HAKAN BİLGİN, BUKET MERMİT ÇİLİNGİR, MEHMET DURAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI AD. Sigara içenlerde ve tandır dumanı maruziye olanlarda KOAH gelişme riskini araş rmak. Çalışmaya akciğerler ile ilgili yakınması olmayan toplam 88 gönüllü alındı.sigara kullanma durumu ve tandır dumanı maruziye kaydedildi. Tüm ka lımcılar spirometre ile tarandı.solunum fonksiyon testleri yapıldı ve birinci saniye zorlu ekspiratuar hacim (FEV), zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniye zorlu ekspiratuar hacmin zorlu vital kapasiteye oranı (FEV/FVC) değerleri kaydedildi. İsta ksel değerlendirme için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon tes kullanıldı. Ka lımcıların 65 i (%9) erkek,3 ü (% 8 ) kadındı. Yaş ortalamaları ± (Ort. ±SS) olarak hesaplandı. Tandır dumanına maruz kalanların sayısı 4 dü (% 36,5 ). Sigara içenlerin sayısı 83 tü (%6,). Sigara içenlerin ortalama iç kleri sigara sayısı yılda 34,8 paket olarak hesaplandı. Tüm ka lımcılar için ortalama FEV % 9± ve ortalama FEV/ FVC oranı % 83 ± 7 idi. FEV/FVC oranı % 70 den az olanların sayısı 6 (%,) olarak bulundu. FEV % 80 den az olanların sayısı 5 (8,7 %) bulundu. Sigara tüke mi ile FEV % ve FEV/ FVC oranı arasında nega f bir ilişki saptandı. (p<0.05, p<0.05) Tandır dumanı maruziye ile FEV % ve FEV/ FVC oranı arasında nega f bir ilişki saptandı. ( p<0.05, p<0.05). FEV/FVC ile yaş arasında nega f bir ilişki saptandı (p<0.05). Sigara içen ve tandır dumanı maruziye olan gruplar arasında FEV % ve FEV / FVC değerleri bakımından ista ksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Çalışmamız bölgemizde yaşayan anket çalışmasına ka lanların büyük çoğunluğunun sigara iç ğini ve yaklaşık yarısının tandır dumanına maruz kaldıklarını ve ileri yaşlarda KOAH yönünden risk taşıdıklarını göstermiş r. TP YILI TÜRKİYE TAŞKÖMÜRÜ KURUMUNDA ÇALIŞAN İŞÇİLERDE PNÖMOKONYOZ PREVELANSI REMZİ ALTIN, METİN ÇELİKİZ, ABDÜLKADİR ERBAĞCI, LEVENT KART, OLGUN KESKİN, NİHAN ÇEBİ 3, EMİN PALANCI KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI ZONGULDAK GÖĞÜS MESLEK HASTALIKLARI HASTANESİ 3 TÜRKİYE TAŞKÖMÜRÜ KURUMU 986 yılından beri Zonguldak kömür havzasında çalışan işçiler ile ilgili prevelans çalışmaları yayınlanmakta olup bu veriler dünya verilerinin sürekli üstünde bulunmuştur. 980 sonrası toz kontrolünde sağlanan iyileş rmeler, eski işçilerin emekli edilmesi ve yeni işçi alımları sonrası prevelans durumumuzu değerlendirmek için Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) nda çalışan işçilerin 008 yılı verilerini sunmayı amaçladık. Çalışmaya TTK bünyesinde faaliyet gösteren beş bölgenin (Kozlu, Karadon, Üzülmez, Armutçuk ve Amasra) tüm yer al çalışanlarını (n:6655) dahil e k. Bunların ILO standartlarına uygun posteroanterior akciğer grafileri önce ILO ser fikalı A ve daha sonrasında B iki okuyucuya ayrı ayrı okutuldu. İh laf durumunda B okuyucuları tekrar toplanarak karar verildi. Üç yıl ve üstünde çalışan ve uygun radyolojik görünüme sahip kişilerde pnömokonyoz tanısı konuldu. Pnömokonyoz prevelansı %3.5 olarak bulundu (55/6655 işçi). Bölgelere göre prevelans değerlerine bakıldığında Kozlu %4., Karadon %.5, Üzülmez%3.9, Armutçuk %3.8 ve Amasra da %3.5 olarak saptanmış r. Lezyonlar çoğunlukla p şeklinde olup yaygınlık açısından ise kategori III düzeyinin al ndadır. Komplike pnömokonyoza ait bulguya rastlanmamış r. Çalışma sonuçlarına bakıldığında yeni prevelans değerlerimizin dünya da saptanan %3-5 prevelans değerleri ile uyumlu olduğu görülmektedir. Çalışma bölgeleri arasında farklılık saptanmamış r. 980 sonrası alınan etkin toz önlemleri ve bu dönem incesi çalışıp emekli edilenlerin yerine alınan işçilerinde bu değerlerde rol oynadığı düşünülebilir. 7

9 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 TP00 KOT KUMLAMACILIĞINA BAĞLI SİLİKOZİS GELİŞEN 50 GENÇ ERKEK HASTA TEKİN YILDIZ, GÜNGÖR ATEŞ, ALTAN EŞSİOĞLU, LEVENT AKYILDIZ, CİHAN AKGÜL ÖZMEN, FÜSUN TOPÇU, DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Silikozis serbest kristal silika inhalasyonuna bağlı olarak gelişen mesleki bir akciğer hastalığıdır. Son zamanlarda Türkiye de teks l sektöründe kot kumlamacılığı işinde silika maruziye ne bağlı silikozis gelişimi yeni ve bilinmeyen bir silikozis nedeni olarak bildirilmektedir. Bu çalışmada Diyarbakır ili Kocaköy ilçesi Ambar köyü ve bağlı mezralarda oturan toplam 50 silikozis olgusu değerlendirildi. Olguların en genci 8, en yaşlısı 43 yaşındaydı. Maruziyet yaşları değerlendirildiğinde en erken maruziyet iki olguda 0 yaşında olmuştu. Çalışma süreleri 3-8 ay arasında değişmekteydi. Olguların tümü de çalış kları atölyelerde konaklamışlardı. En sık rastlanılan semptomlar sırasıyla nefes darlığı, zayıflama, öksürük, göğüs ağrısı, ateş, halsizlik, yorgunluk şeklindeydi. Olguların %54 ü sigara içmekteydi ve tümü sosyal güvenceden yoksun olarak çalış rılmışlarıdı. Koruyucu önlem olarak olguların %65 i basit maske kullanmışlardı. Olguların hiçbiri bu iş kolunun sağlık açısından tehlikeli olduğunu bilmiyordu. Çalış kları sürece hiç sağlık kontrolü yapılmamış. Bizim değerlendirmemize kadar iki olgu dışında hiçbiri doktor kontrolüne gitmemiş. Bu iki olguya da klinik-radyolojik olarak Akciğer Tüberkülozu tanısıyla an -tüberküloz tedavi verilmiş. Sonuç olarak bu hastalığın gelişimi engellemek için gerekli tüm poli k ve sosyal önlemler derhal alınmalıdır. TP003 KAYNAKÇI OLARAK ÇALIŞAN İŞÇİLERDE PULMONER SEMPTOMLAR VE SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ ELİF REYHAN HAN, TÜRKAN NADİR ÖZİŞ, DİLEK ERGÜN, RECAİ ERGÜN ANKARA MESLEK HASTALIKLARI HASTANESİ ANKARA YILDIRIM BEYAZIT EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Mesleki akciğer hastalıklarının erken tanısında periyodik muayenelerin önemi büyüktür. Bu çalışmada Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi nde Haziran 007- Ocak 009 tarihleri arasında periyodik muayeneler sırasında tetkik edilmiş, çeşitli fabrikalarda kaynakçı olarak çalışmış 60 işçinin semptomları ve solunum fonksiyon testleri (SFT), kaynak dumanına maruz kalmamış 60 işçi ile karşılaş rıldı. Çalışmaya alınan vakalara pulmoner semptomları içeren bir anket uygulaması yapıldı. Her iki gruptaki işçilerin semptomları ve SFT bulguları ista s ksel olarak karşılaş rıldı. Nefes darlığı (%56.), öksürük (%6.3), balgam (%78.9) şikayetlerinin kaynakçı olarak çalışan işçilerde kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek olduğu görüldü (p<0.0, p<0.00, p<0.00). Sigara içen kaynakçılarda kronik bronşi k semptomlarının sigara içmeyenler ya da bırakmış olanlara ve kontrol grubuna göre daha fazla olduğu ve ista s ksel olarak anlamlı olduğu saptandı. İki grup arasında sigara içme alışkanlığı açısından fark yoktu. Çalışmaya alınan hastaların tümünün SFT bulguları normaldi. Obstrüksiyon ya da restriksiyon lehinde bulgu saptanmadı. Kontrol grubunda FEV değerinin kaynakçı grubuna göre daha yüksek olduğu ve bu farkın ista s ksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Riskli iş kollarında çalışan işçilerin belli aralıklarla periyodik muayenelerinin yapılmasının ileride gelişebilecek hastalıkların öngörülmesinde faydalı olacağı görüşündeyiz. 8

10 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 TP004 DİŞ TEKNİSYENİ PNÖMOKONYOZU SENEM KARABIYIK, CEBRAİL ŞİMŞEK, DİLEK ERNAM, A.İHSAN KEYF, ATİLLA GÖKÇEK, FETHİYE ÖKTEN ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RADYOLOJİ KLİNİĞİ Diş teknisyenlerinde pnömokonyoz prevalansı, oluşan hastalığın ve maruziye n sonuçları, pnömokonyoz gelişiminde rol alan riskler, bu risklerin özel ve resmi laboratuvarlarda hangi boyutlarda olduğu konularını değerlendirmeyi amaçladık. Çalışma Ankara ilinde Sağlık Bakanlığına bağlı üç Ağız Diş Sağlığı Merkezi ve bunlarla anlaşmalı olarak çalışan özel kuruluşların diş protez laboratuvarlarında çalışmakta olan 0 diş teknisyeni ile yapıldı. Diş teknisyenlerinde Toraks Derneği Çevresel ve Mesleki Akciğer Hastalıkları Değerlendirme Formu dolduruldu, akciğer grafisi çekildi ve SFT-Difüzyon testleri yapıldı. Aynı tetkikler kontrol grubunda da yapıldı. Pnönokonyoz prevalansı tüm grupta %3.4 olarak bulundu. Özel laboratuvar teknisyenlerinde %50.9, resmilerde %.9 olan prevelen özel çalışanlarda anlamlı olarak yüksek çık. Pnömokonyoz gelişiminde riski ar ran faktörlere bakıldığında ise; maruziyet yılının artması, 0 yıl ve üzeri maruziyet, küçük yaşta işe başlama, genel ve kişisek koruyucu önlem kullanılmaması ista s ksel olarak anlamlı bulundu.sigaranın ise pnömokonyoz gelişme riskini ista s ksel anlamlı olarak ar rmadığı saptandı. Diş teknisyenlerinde hem maruziyet hemde pnömokonyoz gelişiminin öksürük, balgam, dispne, hırıl lı solunumu içeren solunumsal septomlarda ista s ksel anlamlı ar şa neden olduğu gösterildi. Pnömokonyoz gelişiminin FVC(%), FEV(%), FEF5-75 te ista s ksel anlamlı olarak düşüşe neden olduğu ancak FEV/FVC(%) yi anlamlı etkilemediği bulundu. Pnömokonyoz gelişmeksizin yalnızca maruziye n ise FVC(%) de ista s ksel olarak anlamlı düşüşe neden olduğu saptanırken, bu sonuç erken evrede oluşmaya başlayan akciğer fibrozisi ile açıklandı. Tüm bu sonuçlar bize diş teknisyenlerinin pnömokonyoz açısından riskli bir meslek grubu olduğunu göstermektedir. TP005 BRONŞİAL ANTRAKOZ VE ANTRAKOFİBROZ OLGULARININ DEMOGRAFİK, KLİNİK, RADYOLOJİK VE BRONKOSKOPİK ÖZELLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ BENAN ÇAĞLAYAN, ALİ FİDAN, COŞKUN DOĞAN, SEVDA ŞENER CÖMERT, BANU SALEPÇİ, NESRİN KIRAL, DR.LÜTFİ KIRDAR KARTAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Bu çalışmada bronşial antrakoz saptanan hastaların demografik özelliklerini, klinik bulgularını, radyolojik ve bronkoskopik görünümlerini değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmaya kliniğimiz bronkoskopi ünitesinde yılları arasında yapılan 54 bronkoskopi olgusundan antrakoz saptanan 04 olgu alındı. Olguların ikamet yerleri, meslekleri, ısınmak için ve mu akta kullandıkları yakıt, başvuru şikayetleri, akciğer grafisi ve toraks bilgisayarlı tomografi (BT) bulguları, bronkoskopik görüntüsü ve bronkoskopi sonucu elde edilen antrakoza eşlik eden tanılar değerlendirildi. Çalışmaya yaş ortalamaları 6.35±3.34 olan 49(%47.) kadın, 55(%5.9) toplam 04 olgu alındı. En sık başvuru şikayetleri 74(%7.) olguda öksürük, 60(%57.7) olguda dispne ve 5(%49.0) olguda balgam çıkartma idi. Hastaların 48(%46.) inde sigara anamnezi mevcu u. Hastaların 3(%38.3) inde mesleksel olarak mineral toz veya biomass maruziye izlenirken, 37(%45.7) olgunun ev hanımı olduğu görüldü. Ayrıca olguların tümünde evde ısınmak için veya mu akta kullanılan yakıt nedeniyle biomass maruziye mevcu u. Olguların ikamet e kleri şehirlerde Kastamonu (%.) ilk sırada yer alıyordu. En sık görülen akciğer grafisi bulguları konsolidasyon (%5.9) ve fibrozis (%8.3) iken, toraks BT bulguları arasında da ilk iki sırada konsolidasyon (%38.5) ve fibrozis (%36.5) saptandı. En sık izlenen bronkoskopik görüntüler ise bilateral antrakoz (%67.3), stenoz (%40.4) ve torsiyon (%3.) idi. Bronşial antrakoz görülen olguların (%0.6) ne bronkoskopik yöntemlerle malignite, 7(%6.7) sine ise tüberküloz tanısı konuldu. Biomass maruziye nin yaygın olduğu ülkemizde bronşial antrakoz ve antrakofibrozise ilişkin epidemiyolojik verilerin ortaya konulması için çalışmalara ih yaç vardır. 9

11 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 TP006 TOZA MARUZ KALAN İŞÇİLERDE UYGULANAN RADYOGRAFİK TEKNİK STANDARTLARA UYGUN MU? NACİYE KARATAŞ, ALP ALPER ŞAFAK, PERİ ARBAK, ÖNER BALBAY DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, RADYOLOJİ ANABİLİM DALI Özellikle pnömokonyoz olgularında uygulanan film taramalarında film kalitesinin hastalığın kategorizasyonunda önemli ve ciddi bir etkisinin bulunduğu anlaşılmış r. Bundan dolayı film kalitesinin düzel lmesi, bu yapılamıyorsa uygun olamayan filmlerin yorumlanmaması önerilmiş r. Bu da yapılamıyorsa yorumcunun deneyimli olmasının bu dezavantajı azaltacağı belir lmiş r. Çalışmamızın amacı bir ndık fabrikasında işçilere uygulanmış film çekimini film kalitesi açısından değerlendirmek r. Yıllık radyografi izlemi yapılan tümü kadın, 5 ndık fabrikası çalışanının radyografileri bir göğüs hastalıkları uzmanı, bir radyoloji uzmanı tara ndan birlikte değerlendirildi. Radyografiler; filmin dozu, inspiryumekspiryum filmi olup olmadığı, pozisyonu, diafragmaların izlenip izlenmediği, iki taraflı kostodiafragma k sinüslerin gözlenip gözlenmediği, skapulaların ekarte edilip edilmediği açısından değerlendirildi. Grafilerin dozu olguların %46. sinde sert, %34.6 sında yumuşak iken ancak %9. sinde normaldi. Olguların %3.7 sinde ekspiryum grafisi çekilmiş. Olguların %57.7 sinde sol ön oblik pozisyon vardı ve %30.8 normal pozisyonlu idi. Olguların %.5 unda diafragmalar görüş alanına girmemiş. Olguların %.5 unda iki taraflı kostodiafragma k sinüsler görüş alanına girmemiş. Olguların ancak %.5 unda skapulalar ekarte edilmiş. TP007 GÜNEYDOĞU ANADOLU DA BİR KÖYDE ÇEVRESEL ASBEST MARUZİYETİNE BAĞLI PLEVRAL PLAK VE DİFFÜZ PLEVRAL KALINLAŞMA GÜNGÖR ATEŞ, TEKİN YILDIZ, LEVENT AKYILDIZ, A.FÜSUN TOPÇU, BAYKAL ERTÜRK DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAK. GÖĞÜS HASTALIKLARI AD Mineral liflerine çevresel maruziyete bağlı olarak pek çok benign ve malign plevral hastalık gelişmektedir. Asbestle ilişkili plevral hastalıkların en sık görülen formu olan plevral plaklar kalsifiye olduklarında kolaylıkla görülebilmektedirler.asbest temasının kesilmesinden üç dekat sonra kalsifiye plevral plak (KPP) ve diffüz plevral kalınlaşma (DPK) prevalansındaki muhtemel değişiklikleri saptamak. Çevresel asbest maruziye nin olduğu bilinen bir köyde 74 kişinin göğüs röntgenogramı taranarak kesitsel prevalans çalışması yapıldı. Köylülerin %9,9 unda KPP, %4,7 sinde DPK ve %0,7 sinde asbestozis saptandı. Yaş, KPP ve DPK için en önemli değişken olarak saptandı. KPP lı en genç köylü 33 yaşındaydı ve KPP prevalansı yaşla beraber artmaktaydı. Asbest temasının kesilmiş olması nedeniyle KPP mevcudiye ileri yaşlara doğru kaymaktadır. Bulgularımız bölgemizde çevresel asbest maruziye ne bağlı hastalıkların önümüzdeki dekatlarda azalacağını düşündürmüştür. Sonuçta meslek hastalıkları tanısında önemli yeri bulunan radyografi taramalarında çalışan radyoloji teknisyeni ve hekimlerinin filmlerin tekniği, pozisyonu, inspiryum filmi çekilmesi gerekliliği, tüm göğüs kafesi yapılarının (diafragma ve kostodiafragma k sinüsler dahil) görüntülenmesi gerekliliği konusunda hizmet içi eği mden geçmeleri gerek ği vurgulandı. 0

12 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 TP008 ISPARTALI 44-6 YAŞ GRUBU KADINLARDA ELDE HALI YAPIMI VE AKCİĞER FONKSİYONLARI İLE İLİŞKİSİ NECLA SONGÜR, ZEYNEP DİLEK AYDIN, ÖNDER ÖZTÜRK, ÜNAL ŞAHİN, ULUGHBİK KHAYRİ, AHMET AKKAYA SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI AD, ISPARTA, TÜRKİYE SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, GERİATRİ BD, ISPARTA,TÜRKİYE Bu çalışma, 44-6yaş grubundaki Türk kadınlarında el ile halı dokumanın akciğer fonksiyonlarına etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, kadınların el yapımı halı sanayisinde yoğun olarak çalış ğı Isparta ilinde gerçekleşmiş r. 44-6yaş arası 06 kadın çalışmaya ka ldı. Halı dokuma öyküsü, sigara, eği m, sosyoekonomik durum, ailede as m sorgulandı. Antropometrik ve spirometrik ölçümler yapıldı. FEV ve FVC nin sayılan faktörlerle ilişkisi univariate ve mul variate regresyon analizleriyle (UVA, MVA) değerlendirildi. Adımsal model seçim algoritmasında p <0.5 olan faktörler MVA e ka ldı. 070 kadın gönüllünün solunum fonksiyon parametreleri teknik olarak yeterliydi ve yaş ortalaması 5,±3.9, FEV(lt) ve FVC(lt) ortalamaları.7±0.44 ve.75±0.55 idi. Kadınların n=707 si (% 66) halı dokumuştu. FEVve FVC değerleri menopozda olan kadınlarda anlamlı olarak düşüktü (p<0.05). Halı dokumak, hem UVA hem de MVA de, gerek kategorik bir değişken olarak gerekse sürekli bir değişken olarak FEV ve FVC ile nega f ilişkiliydi. Analiz yalnızca sigara içmeyen kadınlar ile sınırlandırıldığında da halı dokumuş olmak ve halı dokunan yıllar önemini korudu. Yaş, boy,vki ve ailede as m öyküsü UVA ve MVA lerde FEV ve FVC için önemli belirleyiciler idi. Sigara, aylık gelir, eği m, ailede KOAH öyküsü, DM ve HT, menopoz, doğum, gebelik ve emzirmek UVA de hem FEV ve hem de FVC için önemli belirleyiciler iken MVA de önemlerini kaybe. El halı yapımı ile uğraşmış olmak ve halı yapımında çalışılan yıllar hem FEV hem de FVC nin daha düşük değerleri ile ilişkili bulunmuştur. Elyapımı halı sektöründe yün tozlarına maruziyet, kadınlarda belirgin azalmış akciğer fonksiyonlarını izah edebilir. TP009 THE IMPACT ON PULMONARY HEALTH OF OIL FUMES AND GASES AFRİM TABAKU, SİLVANA BALA, ELİZANA PETRELA PUBLİC HEALTH INSTİTUTE, TİRANA-ALBANİA UNİVERSİTY HOSPİTAL FOR LUNG DİSEASE, TİRANA- ALBANİA Aim: Exposure of popula ons living near oil fields to oil fumes and gases leads to effects on nervous and respiratory systems, as well as cancers of mul ple sites, including and pulmonary cancer. The aim of this survey was to assess the link between exposure to oil fumes and gases of inhabitants living near oil fields and possibility for developing chronic pulmonary diseases. Method: A cross - sec onal survey was carried out in 0 inhabitants living near oil fields and in 0 inhabitants living faraway from oil field. The survey was based on a retrospec ve study on pulmonary cancer cases during past 0 years and on pulmonary func on measurements. Also, we have used a standardized ques onnaire for collec ng data on smoking habit, socioeconomic status, past history of pulmonary disease, current respiratory symptoms, and demographic ones. Sta s cal processing of the results was carried out by using SPSS 4 package. Results: The results of this survey had shown that there is an elevated risk for developing pulmonary cancer in popula on living near these areas, OR 4.0 (95% CI ). Our data showed a strong rela onship between exposure and possibility to develop restric ve disease, OR 5.7 (95% CI ), mixed (restric ve and obstruc ve) disease OR 6.75 (95% CI ) and asthma OR.38 (95% CI.3 5.7), whereas a weak rela onship had resulted for COPD OR 0.84 (95% CI ) Conclusion: The results of this survey have shown that there is a high risk for developing pulmonary cancer, and a good rela onship between exposure to oil fumes and gases and possibility for developing restric ve, asthma and mixed pulmonary disease.

13 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 TP00 KADINLARDA ÖNEMLİ BİR SAĞLIK SORUNU OLARAK BİYOMAS KULLANIMI AYLİN ÖNGEL, NADİ BAKIRCI, MAHŞUK TAYLAN, LEYLA BOSTAN, ŞULE KIZILTAŞ, YELDA BAŞBUĞ, HALUK C. ÇALIŞIR SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Ülkemizde biyomas maruziye ile ortaya çıkan akciğer hastalıkları, özellikle kadınlarda önemini korumaktadır. Bu çalışma akciğer hastalığı ile başvuran kadın hastalarda biyomas maruziye nin boyutunu araş rmak amacıyla yapılmış r. Hastanemizde Eylül 008- Ocak 009 tarihleri arasında hastanemizde KOAH, as m, bronşektazi, tüberküloz, inters syel akciğer hastalıkları tanı ve tedavisi almış, hastalarda ısınma yada yemek pişirmek için biyomas kullanımı (tezek, odun, odun kömür, kuru bitkiler) açısından sorgulandı. Sorgulanan 68 kadın hastanın yaş ortalaması 54,8±8,55 idi. Tanıları 4 (%0.6) KOAH, i (%6.) si akciğer Ca, 7 si (%0.3) As m, 7 si (%0.3) bronşektazi, i (%30.9) u Tüberküloz, 8 i (%.8) İnters syel Akciğer Hastalığı idi. 4 sinde (%6.7) si ek hastalık eşlik etmekteydi. Hastaların 59 u (%86.76) sı ev hanımıydı. Biyomas kullanımı açısından sorgulandığında hastaların 6 inde (%89.7) inde odun, 7 sinde (%5) odun kömürü, 7 sinde (%5) tezek, 0 unda (%4.7) kuru bitki kullanımı mevcu u. Hastaların 5 i (%7.4) şu an sigara kullanmakta, 4 ünde (%0.6) daha öncesinden sigara öyküsü bulunmaktaydı. Hastanemizin hizmet e ği hasta popülasyonunda kadın hastalar arasında biyomass maruziye nin halen önemli bir sorun olduğu gözlemlendi. TP0 PERİYODİK SAĞLIK MUAYENELERİNDE ÇEKİLEN POSTERO ANTERİOR AKCİĞER GRAFİLERİNİN RADYOLOJİK DEĞERLENDİRME SONUÇLARI H.VOLKAN KARA, KADİR AĞLADIOĞLU, BÜLENT KOÇER, HALDUN ŞEVKETBEYOĞLU, G.KAAN ATAÇ, SERHAT OĞUZ, VAN ASKER HASTANESİ-VAN Danışmanlık, fizik muayene, aşılama, laboratuar tetkikleri kullanılarak sağlıklı gözüken insanların belli aralıklarla değerlendirilmelerine Periyodik Sağlık Muayenesi denir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alan personel -3 yıllık aralıklarla periyodik sağlık muayenesinden geçirilirler. Solunum sistemi değerlendirmesi, fizik muayene ve Postero-Anterior (PA) akciğer grafisi ile yapılmaktadır. Şubat Aralık 008 tarihleri arasında hastanemizde periyodik sağlık muayenesinden geçirilen personele ait 844 Dijital P-A akciğer grafisi retrospek f olarak değerlendirildi. Elliyedi personelin grafisi patolojik olarak yorumlandı, ancak bunların 7 sinde geçirilmiş girişimlere sekonder değişiklikler bulunduğundan çalışma dışı bırakıldı. Vakaların yaş ortalaması 3.9 (0-48 ) idi. Elli (%5.9) personelin grafileri patolojik idi.bu vakaların yaş ortalaması 35. (-48 ) idi. 5 kişide semptom ya da fizik muayenede patoloji tespit edildi. patolojik grafilerin dağılımda; 4 fibro k değişiklik, 0 nodüler dansite ar şı, 9 Aort topuzu belirginleşmesi, kostodiyafragma k sinus küntleşmesi, fibro k değişiklik ve nodüler dansite ar şı, havalanma ar şı, bronkovaskuler belirginleşme, myosi s ossifikans ve skolyoz tespit edildi. İleri tetkik önerilen vakaların hiçbirinde medikal tedavi dışında cerrahi girişim gerekmedi. Patolojik grafilere sahip vakaların yaş ortalaması yüksek bulunmuştur. Normal bulgulara sahip vakaların yaş dağılımı ise daha genç r. Personelin çalışmaya başlamadan önce ayrın lı bir değerlendirmesinden geçirilmesi, periyodik muayenelerin düzenli yapılması, nedeniyle akciğerde rastlan sal patolojik bulgu tespit oranı düşüktür. Ru n çekilen PA akciğer grafileri ilgili yaş grubunda medikal olarak tedavi edilebilen hastalıkların erken teşhisi ve toplum kökenli enfeksiyoz durumların ekarte edilmesi açısından önemlidir.

14 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 TP0 MALİGNİTE SAPTANMAYAN EMEKLİ MADENCİLERDE BRONKOALVEOLAR LAVAJ SIVISI LENFOSİT SUBPOPULASYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ MELTEM TOR, HAKAN TANRIVERDİ, AYŞEGÜL TOMRUK, FİGEN ATALAY, MEHMET ARASLI, İSHAK OZEL TEKİN, ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI AD ZONGULDAK ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ IMMUNOLOJİ AD ZONGULDAK Bronkoalveolar lavaj sıvısındaki (BALS) lenfositlerin immunfeno plemesi inters syel akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında önemlidir. Kömür tozu maruziye de radyolojik inters syel değişiklikler yapabilir. Literatürde madencilerde BALS flow sitometrik (FCM) analiz sonuçları ile ilgili yeterli çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda kömür tozu maruziye olan madencilerde BALS lenfosit subpopulasyonunu değerlendirmeyi amaçladık. Ocak 007-Aralık 008 tarihleri arasında BAL yapılan madenci olgular retrospek f değerlendirildi. Malign olgular çalışma dışı bırakıldı. Çalışmaya alınan 4 olguda BALS etkin bir şekilde elde edilmiş ve BALS FCM analizi Immunoloji laboratuarımızda yapılmış. Elde edilen parametrelerin ista s ksel değerlendirmesi SPSS.0 kullanılarak yapıldı. Ortalama yer al çalışma süresi 9.+/-4.94 yıl olan emekli 4 madenci çalışmaya alındı. Olguların yaş ortalaması /-0.89 (39-78) idi. (%85) olgu sigara içiyor veya bırakmış (ortalama kullanım 6.93+/-.36 paketyıl). YRBT de olguda (%78) re kulonoduler infiltratlar, olguda (%4) balpeteği görünümü, (%7) olguda ise progressif masif fibrozis mevcut idi. FCM analizine göre ortalama lenfosit ve granulosit yüzdesi sırası ile % 4.70+/-8.70 ve 6.7+/-.36 idi..ortalama CD4/ CD8:.06+/-.50 bulundu. Subpopulasyon analizinde ise CD3: /- 4.85, CD4: 33.3+/-6.58, CD8: 7.90+/- 6.6, CD9: 0.4+/-0.97, CD 6-56: 8.4+/-8.09, CD3-6-56: 8.46+/-7.50, TCR gamma delta /-3.5 olarak bulundu. Sigara içimi (pkyıl) ile CD4/CD8 araında anlamlı nega f korelasyon saptanırken (k: , p: 0.008), yer al çalışma süresi (maruziyet) ile FCM parametreleri arasında korelasyon saptanmadı. Maruziyet beklendiği şekilde radyolojik ağırlık ile (k:0.60, p:0.03), radyolojik ağırlık ise BALS lenfosit yüzdesi ile pozi f bir korelasyon gösteriyordu ( k: 0.795, p:0.08). Sigaranın BALS CD4/CD8 üzerine olan etkisi kömür tozu maruziye nden daha fazla bulunmuştur. BALS lenfosit subpopulasyon analizi özellikle radyolojik olarak inters syel patern değiişiklikleri gösteren emekli madencilerde ayırıcı tanıda yararlı olabilir. TP03 FINDIK FABRİKASI ÇALIŞANLARINDA BİR YIL ARAYLA VARDİYA ÖNCESİ VE SONRASI ZORLU EKSPİRATUAR AKIM HIZLARININ KARŞILAŞTIRILMASI NACİYE KARATAŞ, PERİ ARBAK, ÖNER BALBAY, SONGÜL UYGUN, ALİ NİHAT ANNAKKAYA DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI Fındık işlemeciliği alanında çalışanlarda solunum sisteminin kısa ve uzun dönemde nasıl etkilendiği yeterli düzeyde araş rılmamış r. Seksen sekiz ndık fabrikası çalışanı (79 kadın, 9 erkek) ilk kez 007 yılında vardiya öncesi ve sonrası zorlu ekspiratuar akım hızları ölçülerek izlenmeye başlanmış r. Olguların solunum sistemi yakınmaları, sigara ve as m/ alerji öyküleri de sorgulanmış r. Bir yıl sonra, çalışmaya geçici işçi olarak tekrar başladıklarında vardiya öncesi ve sonrası solunum fonksiyonu ölçümleri tekrarlanmış r. Olguların yaş ortalaması 37. ±.0 (5-58) idi. Olguların 7 sinde öksürük (%8), 9 unda balgam (%0.), 5 inde nefessizlik (%5.7), 3 ünde göğüste baskı hissi (%3.4) vardı. Olguların 6 sı sigara kullanmaktayken (%8.), 5 i (% 5.7) bırakmış. Olguların 3 ü (%4.8) farklı etkenlere karşı alerjileri olduğunu belirtmişlerdi. Bir olguda önceden konulmuş as m tanısı vardı. Olguların bir sene arayla vardiya öncesi ve sonrası solunum fonksiyonu ölçümlerine bakıldığında, ikinci yıldaki zorlu vital kapasite (vardiya öncesi: 876 ml ye 689 ml, p=0.000, vardiya sonrası: 88 ml ye 667 ml, p= 0.000), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (vardiya öncesi: 60 ml ye 336 ml, p= 0.00, vardiya sonrası: 590 ml ye 339 ml, p= 0.00), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volümün zorlu vital kapasiteye oranı (vardiya öncesi: %9 e % 87, p= 0.000, vardiya sonrası: %89 a % 87, p= 0.03), maksimal midekspiratuar akım hızı (vardiya öncesi: 390 ml ye 775 ml, p= 0.000, vardiya sonrası: 3ml ye 843 ml, p= 0.000) değerlerinin ilk yıldakinden anlamlı olarak yüksek olduğu gözlendi. Olguların ikinci yıl testleri uzun bir dinlenme döneminden sonra yapılmış. 3

15 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 Fındık kabuğu tozlarının tüm zorlu ekspiratuar akım hızlarında anlamlı düşmeye yol aç ğı gözlenmiş r. Ancak FEV/FVC oranı göreceli olarak normal kaldığı için ndık tozunun restrik f bozukluğa yol açabildiği ileri sürülebilir. Sonuç olarak, PET/BT de yanlış pozi f durumlar arasında pnömokonyozların da akılda tutulmasının gerek ğini düşünmekteyiz. TP05 TP04 PNÖMOKONYOZLU HASTALARDA MALİGN HASTALIĞI TAKLİT EDEN 8F-FDG PET/BT BULGULARI (4 OLGU NEDENİYLE) AHMET SELİM YURDAKUL, AYHAN VAROL, SERPİL YENİ AKTEN, CAN ÖZTÜRK, GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI AD ANKARA, TÜRKİYE Dünyada ve ülkemizde mesleki ve çevresel akciğer hastalıkları halen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Özellikle silika ve asbest gibi mineral tozlarla çevresel ve mesleki maruziye n akciğer inflamasyonu, fibrozis ve/veya akciğer kanseri insidansında ar şa neden olduğu bilinmektedir. Kömür madenciliğinde de bilinen KOAH ve pnömokonyoz riskleri yanında özellikle silika ve diğer karsinojenlere maruziyete bağlı olarak potansiyel akciğer kanseri riski de söz konusudur. Nefes darlığı, hemop zi ve kilo kaybı semptomları olan ve dış merkezde çekilen akciğer tomografilerindeki farklı natürde kitle görünümleri nedeniyle kömür işçisi pnömokonyozu ve akciğer kanseri ön tanısı ile tara mıza yönlendirilen olgular kliniğimize ileri tetkik ve tedavi amacı ile ya rıldı. Kömür işçisi pnömokonyozu ve akciğer kanseri düşünülen olgulardan tam kan, sedimentasyon, ru n biyokimya tetkikleri ile birlikte balgam sitolojileri ve PET/BT tetkikleri istendi. Olguların PET/BT lerinde akciğer tomografilerindeki farklı natürdeki kitle görünümlerinde patolojik düzeyde 8F- FDG tutulumları tespit edildi. Malignite ayrımı açısından doku biyopsisi için fiberop k bronkoskopi (Punch biyopsi, Fırçalama biyopsisi, Transbronşiyal biyopsi ve Transbronşiyal iğne aspirasyon biyopsisi) ve/veya medias noskopi yapılan olgulardan alınan tüm örnekler benign olarak geldi. Hastaların takiplerinde akciğer tomografilerindeki farklı natürdeki kitle görünümlerinde herhangi bir progresyon izlenmedi. KOT KUMLAMAYA BAĞLI SİLİKOZİS: 6 OLGU NEDENİYLE EBRU SULU, LEYLA YAĞCI TUNCER, ÖZKAN DEVRAN, OKTAY TAŞOLAR, ESRA KÖROĞLU, ECE ÖZ, ADNAN YILMAZ, SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Kot taşlamacılığına bağlı silikozis önemli bir sağlık sorunudur. Bu hastalık önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen çoğunlukla mortal seyretmektedir. Bu yazıda kot kumlamaya bağlı gelişen 6 silikozis olgusu prospek f olarak değerlendirilmiş r. 6 OLGU PROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMİŞTİR Olguların tümü erkek olup, yaş ortalaması 9.3 yıl( - 39 yıl) idi. Ortalama çalışma süresi 6.6 yıl (.5- yıl) olarak bulundu. En sık saptanan yakınma nefes darlığı idi. Bilateral yaygın nodüler ve inters syel patern en sık görülen radyolojik bulgular olup, bir olguda bilateral spontan pnömotoraks saptandı. Solunum fonksiyon tes nde tüm olgularda restrik f patern bulundu. Silikozis tanısı bir olguda transbronşial biyopsi ile diğer olgularda anamnez ve klinik bulgularla elde edildi. Bir olgu tanıyı takiben 8. ayda kaybedilirken, diğer olgular halen yaşamaktadır ( ortalama ay) Kot kumlamacılığına bağlı silikozis genç yaştaki bireyleri etkileyen bir hastalık olup, önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir 4

16 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 MS006 PULMONER EMBOLİDE SAĞ VENTRİKÜL DİSFONKSİYONU İLE PRO-BNP, C-REAKTİF PROTEİN ARASINDAKİ İLİŞKİSİ YASİN ABUL, SAİT KARAKURT, ŞEHNAZ TANDOĞDU OLGUN, EMEL ERYÜKSEL, TURGAY ÇELİKEL, MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI A.D. Literatürdeki yeni çalışmalarda inflamasyon ile arteriyal aterotromboz arasindaki ilişki gösterilmiş r. CRP deki yükselmelerin myokard infarktüsü ve inme(stroke) deki predik f değeri gösterilmiş r.çalışmalarda 0 mg/dl (üst sınır)cutoff olarak öne çıkmaktadır. Aynı şekilde pnömoni hastalarında da CRP ile prognoz arasında 00 mg/dl değeri ve üzerinde ilişki saptanmış r. İnflamasyonun VTE de rol oynayabileceğini gösteren çalışmalar vardır. İnflamasyonun pulmoner embolideki patogenez ve prognozdaki rolü tam olarak bilinmemektedir. Çalışmamızda inflamatuar belirteçlerden olan C-reak f protein, hasarlı kalp kasından salgılanan pro-bnp ile PE de prognos k önemi olan sağ ventrikül disfonksiyonu(svd) arasındaki ilişki araş rdık. Çalışmaya akut PE kliniği ile başvuran 56 hasta alındı. CRP ve pro-bnp yi etkileyen ak f hastalıklar çıkarıldıktan sonra kalan 47 hasta değerlendirildi. Hastalar CRP değerlerine göre 0 mg/l ve 00 mg/l üst sınır(cutoff) olarak 3 gruba ayrıldı.yine sol kalp yetmezliği olmayan 46 hasta pro-bnp üst sınır 500 pg/ml ve 000 pg/dl olarak gruplara ayrıldı. Sağ ventrikül disfonksiyonu ile CRP ve pro-bnp arasında ista ksel olarak anlamlı ilişki bulundu (p=0,045; p=0,006). Sonuç olarak, akut pulmoner emboli hastalarında inflamasyon ile sağ ventrikül disfonksiyonu ve pro BNP düzeyi arasında pozi f ilişki vardır. İnflamatuar belirteçlerin PE deki rolünün açıklanması gelecekteki tedavi yaklaşımlarında belirleyici olabilir. MS007 PULMONER TROMBOEMBOLİ TANISINDA GECİKME VE D-DİMER İLİŞKİSİ SAVAŞ ÖZSU, YILMAZ BÜLBÜL, FUNDA ÖZTUNA, POLAT KOŞUCU, TEVFİK ÖZLÜ KTÜ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI AD KTÜ TIP FAKÜLTESİ RADYOLOJİ AD Pulmoner tromboemboli (PTE) de erken tanının mortaliteyi azal ğı bilinmesine rağmen birçok olguda tanının bir ha adan daha sonra konulduğu bildirilmektedir. Hangi hastalarda tanının gecik ği konusunda yeterli veri bulunmamaktadır. Bu çalışmada, başvuru sırasında ölçülen serum D-dimer düzeyi ile başvurudan tanıya kadar olan süre arasındaki ilişkinin araş rılması planlanmış r. Hastanemizde Haziran 00-Aralık 008 tarihleri arasında tanı alan 305 PTE olgusu retrospek f olarak incelendi. Olguların %9 inde tanı spiral BT ile %5.9 unda perfüzyon sin grafisiyle ve % sinde ise klinik ile konuldu. Hastaların şikâyetlerinin başlangıcından tanıya kadar geçen süreler hesaplandı ve tanı anında ölçülen D-dimer düzeyleri kaydedildi. D-dimer düzeyi ELISA yöntemiyle çalışıldı ve normal değer 500 ng/ml olarak alındı. Olguların 74 ü kadın ve 3 i erkek olup, yaş ortalamaları 6,9±6 bulundu. D-dimer %3 hastada normal sınırlarda saptandı. D-dimer düzeyine göre olgular gruba ayrıldı. D-dimer değeri 4000 ng/ml olan grup-i de 48 hasta, D-dimer değeri 4000 ng/ml üzerinde olan grup- II de ise 57 hasta mevcu u. Tüm hastaların ortalama tanı süresi 6,8±8.7 gün olarak bulundu. Bu süre grup- I de 7,8±9.3.gün, grup-ii de ise 5,9±8.0. gün bulundu (p=0,0). Nefes darlığı ve/veya bayılma semptomu, grup-ii de anlamlı olarak daha fazlaydı (sıra ile p=0,0, p=0,0). Diğer yandan grup-i de olguların %9.4 ü, grup-ii deki olguların ise %7.8 i masif emboli olarak değerlendirildi (p=0,034). Mortalite yönünden gruplar arasında ista s ksel olarak anlamlı fark bulunmadı (Grup I de, grup II de 8 hasta). Çalışmamız D-dimer seviyesi yüksek hastalarda masif PTE, nefes darlığı ve/veya bayılma şikâyetlerinin daha sık görüldüğünü ve bu hastaların daha erken tanı aldığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla D-dimer düzeyi yüksekliği ile masif PTE arasında ilişkili olmasına karşın, D-dimer düzeyi yüksek olgularda mortalitenin artmaması erken tanının önemini göstermektedir. 5

17 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 MS008 PULMONER TROMBOEMBOLİZMDE PERFÜZYON SİNTİGRAFİSİ İZLEMİ GÜLFER OKUMUŞ, CÜNEYT TÜRKMEN, ESEN KIYAN, MÜGE TAMAM, IŞIK ADALET, LEVENT TABAK, HALİM İŞSEVER 3, ORHAN ARSEVEN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ, GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ, NÜKLEER TIP ANABİLİM DALI 3 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ, HALK SAĞLIĞI ANABİLİM DALI Akut pulmoner tromboembolizm (PTE) tanısı konan olguların takibinde akciğerlerdeki perfüzyon değişimini ve bu değişimi etkileyen faktörleri araş rmak Çalışmaya Ocak 003 ten i baren klinik ve sin grafik olarak yüksek olasılıkla PTE tanısı konan 4 olgu (9Kadın,Erkek) alındı. Olgulara tedavi başlandıktan 0, 90, 80. gün ve bir yıl sonra yeniden perfüzyon sin grafisi yapılarak perfüzyon defektleri kaydedildi. Perfüzyondaki değişimler; demografik özellikler, ek risk faktörleri, uygulanan tedaviler ve nüks açısından karşılaş rıldı. Olgular sekonder profilaksi tamamlandıktan sonra beş yıl boyunca klinik olarak izlendi. İsta s ksel analiz için Mann-Whitney U, Wilcoxon ve Pearson ki-kare ve testleri kullanıldı. Ortalama yaşları 57±4 yıl olan olguların 0 unda PTE ye ek olarak derin venöz trombüs saptanırken 3 üne masifsubmasif emboli nedeniyle tromboli k tedavi uygulandı. Kontrol sin grafilerinin tümünde bazal değerlere göre anlamlı düzelme saptandı (p<0.000). Onuncu günde 3 (%3.5) olguda tam olmak üzere 3(%75) olguda belirgin düzelme gözlendi. Üçüncü ayın sonunda olguların %53.7 sinde, 6. ayın sonunda %7.4 ünde tama yakın düzelme saptandı. Birinci yılın sonunda yeni bir atak olmamasına rağmen %0 olguda perfüzyon defektleri aynı şekilde devam e. Perfüzyondaki değişimi etkileyen faktörler incelendiğinde yalnızca tromboli k tedavi uygulanan olgularda 0. günde perfüzyonda tam düzelme anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0.04). İzlemde perfüzyon defektleri devam eden iki olguda pulmoner hipertansiyon gelişirken, perfüzyon defektleri tamamen düzelen dört olguda da nüks görüldü. Beş olgu al a yatan maligniteleri, iki olgu da pulmoner hipertansiyon nedeniyle takiplerinin -3. yıllarında kaybedildiler. Akut PTE li olguların büyük bir kısmında ilk 0 günde perfüzyonda belirgin düzelme saptanırken, tromboli k tedavi uygulanan olgularda erken dönemdeki perfüzyon düzelmesi anlamlı olarak yüksek bulundu. MS009 PULMONER EMBOLİ SAPTANAN HASTALARDA KARDİYAK TROPONİN I YÜKSEKLİĞİ GONCA ÖZYOL, ÖMER TAMER DOĞAN, SEFA LEVENT ÖZŞAHİN, SEMA NUR ÇALIŞKAN, İBRAHİM AKKURT CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI A.D. Biz bu çalışmada, PE hastalarında, ctni yüksekliğini ve bu yüksekliğin diğer labaratuvar bulguları ile olan ilişkisini incelemeyi amaçladık. Çalışmamızda PE tanısı kesinleşen 63 hasta ve PE tanısı dışlanan 43 hastadan oluşan toplam 06 hasta alındı. Tüm hastalarda an koagulan tedavi başlamadan önce alınan kan örneklerinde ctni değeri ölçüldü. PE saptanan hastaların %50,8 inde ve PE ekarte edilen hastaların %,6 sında ctni değeri yüksek bulundu (p<0,00). Çalışmamızda tes n duyarlılığı %50,7, özgüllüğü %88,3, pozi f predik f değeri %86,4 ve nega f predik f değeri %55,8 olarak bulunmuştur. Masif PE lide submasif ve nonmasif PE ye göre ctni yüksek olan hasta sayısı daha fazla bulundu ancak aradaki farklılık ista s ksel olarak anlamlı bulunmadı. PE şüphesi olan ve ctni yüksek bulunan hastalarda ekokardiyografi (EKO) bulguları ayırt edici bulunmamış r; PE(+) olup ctni yüksek olan grupta en sık EKO bulgusu pulmoner hipertansiyon (%74) ve sağ ventrikül dilatasyonu (%70) dur. Sonuç olarak, bu çalışma ile biz PE hastalarında ctni değerinin yükselebileceğini gösterdik. Açıklanamayan göğüs ağrısı veya dispne ve yükselmiş ctni seviyesi gösteren hastaların ayırıcı tanıları arasında pulmoner emboli de mutlaka düşünülmelidir. 6

18 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 MS00 ACİL SERVİSTE PULMONER EMBOLİ ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK SKORLAMA YÖNTEMLERİNİN TANISAL ALGORİTME KATKISI ONUR TURAN, AYŞE YEĞİN, DENİZ TURGUT, ERKAN YILMAZ, ATİLA AKKOÇLU, TÜRKAN GÜNAY 3 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ;GÖĞÜS HASTALIKLARI AD DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ;RADYODİAGNOSTİK AD 3 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ;HALK SAĞLIĞI AD Pulmoner tromboemboli (PTE),pulmoner acillerin başında gelen klinik bir tablodur.toraks BT anjiyografi, direkt emboliyi görüntüleyebilmesiyle PTE tanısında önemli bir yöntemdir.radyasyona maruziyet ve kontrast madde yan etkileri nedeniyle,pte şüphesi olan hastalarda bu yöntemin seçiminde dikkatli olunmalıdır. Bu hasta grubunda tanısal açıdan yönlendirici olabileceği düşünülen klinik skorlama yöntemlerinin toraks BTanjiografiye göre duyarlık,seçicilik,pozi f predik f değeri(ppd) ve nega f predik f değerinin(ppd) belirlenmesi amaçlandı. 007 yılında DEÜTF acil servisine başvurup PTE klinik şüphesiyle toraks BTangiografi çekilen 96 hastanın dosyaları incelendi.hastalar;ampirik,wells, Geneva ve Minia yöntemlerinin klinik skorlamasıyla değerlendirilip,pte varlığı açısından düşük,orta veya yüksek olasılıklı olarak sınıflandırıldı.ayrıca D-dimer değerlerinin düşüklüğü ile klinik skorlama yöntemlerinin birlikteliği değerlendirildi. Hastaların, 07(%54.6) erkek, 89(%45.4) kadın,yaş ortalaması 64.±7.4 olarak bulundu.toraks BT angiografi çekilen hastaların 39 una(%9.9) PTE tanısı konuldu.pte tanısı koyma açısından Toraks BT angiografi ile klinik skorlama yöntemleri karşılaş rıldığında ampirik,wells, Geneva ve Minia yöntemlerinin sırasıyla duyarlığı %94.9,%89.7, %84.6,%9.3;seçiciliği %54.,%65.6,%53.5,%56.7; PPD %33.9,%39.3,%3.,%34.6; NPD %97.7,%96.3, %93.3,%96.7 olarak bulundu.ampirik yöntemde en yüksek duyarlılık,wells Yöntemi nde ise en yüksek seçicilik saptandı.d-dimer değeri düşüklüğü ve klinik skorlamada düşük olasılık varlığı birlikte alındığında tüm yöntemlerde duyarlık %00 bulundu. Klinik skorlama yöntemleri,acil servise başvuran PTE şüphesi olan hastalarda tanısal açısından yönlendiricidir;özellikle ampirik skorlama,hasta seçiminde etkin bir yöntemdir.d-dimer değerinin klinik skorlama ile birlikte değerlendirilmesi,toraks BT angiografi çekiminin gerekli olduğu hasta grubunu tam olarak belirlemektedir. SS009 VENTİLATÖR İLİŞKİLİ PNÖMONİ KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİ YAŞLI HASTALARDA FARKLI MI? MÜGE AYDOĞDU, GÜL GÜRSEL, SEÇİL TAŞYÜREK GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ Yoğun bakım ünitesi (YBÜ) morbidite ve mortalitesinin önemli bir nedeni olan ven latör ilişkili pnömoni (VİP) gelişimi için ileri yaş oldukça önemli bir risk faktörüdür. Yaşlı hastalarda toplum kökenli pnömonilerin özellikleri ile ilgili çok sayıda çalışma olmakla beraber hastane kökenli ve VİP ile ilgili çalışma sayısı oldukça azdır. Biz de bu çalışmamızda VİP li hastalarda ileri yaşın klinik ve laboratuar bulgularına etkilerini değerlendirmeyi amaçladık Gözlemsel kohort çalışması. Mikrobiyolojik ve klinik olarak VİP tanısı konulan toplam 60 hasta çalışmaya dahil edildi. Yetmiş yaşın al ndaki hastalar Grup I, 70 yaşındaki hastalar Grup II olarak sınıflandırıldı. İki grup demografik, klinik ve laboratuar özellikleri açısından karşılaş rıldı. İsta s ksel analizlerde t-test, ki kare tes ve regresyon analizi kullanıldı. Çalışmaya alınan hastalardan 68 i Grup I de, 9 si Grup II deydi. Tüm grup değerlendirildiğinde Grup II de mortalite daha yüksek (%7 vs %37, p=0.00). Her iki grup arasında mekanik ven lasyon süresi, YBÜ kalış süresi ve hospitalizasyon süresi açısından anlamlı fark saptanmadı. Laboratuar ve arteriyel kan gazı analizleri, klinik özellikleri, sepsis, sep k şok gelişimi, uygun an biyo k kullanımı açısından da iki grup arasında anlamlı fark saptanmazken, komorbidite (p= 0.009, OR=.6,%95 CI: ) ve Acinetobacter enfeksiyonu (p=0.00,or= 3.4, CI:.8-6.) yaşlı VİP li hastalarda mortaliteyi ar ran bağımsız risk faktörleri olarak belirlendi. 7

19 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 İki grup arasında uygun an biyo k kullanım oranları, YBÜ kalış süreleri, klinik ve laboratuar özellikleri açısından anlamlı fark olmamasına rağmen yaşlı hastalarda VİP e bağlı mortalitenin yüksek olması bu hasta grubunda daha fazla komorbidite bulunmasına ve çok ilaca dirençli A.baumanii enfeksiyonunun yaşlı hastalarda daha sık görülmesine bağlanabilir. SS00 ve mikolojik etken izolasyonu açısından, mini-bal ve BAL yöntemleri arasında kuvvetli korelasyon (sırasıyla r=0.89 ve r=0.90) bulunmuştur. Çalışmamızda mini-bal ve BAL yöntemleri arasında hem bakteriyolojik hem de mikolojik etken izolasyon açısından kuvvetli korelasyon saptanmış r. Bronkoskopik yöntemlerin komplikasyonları ve maliye göz önüne alındığında, mini-bal yönteminin, pnömonisi ve solunum yetmezliği olan bağışıklığı baskılanmış olgularda BAL yerine kullanılabileceği düşünülmüştür. (Bu bildiri yazarları tara ndan geri çekilmiş r) SS0 SS0 BAĞIŞIKLIĞI BASKILANMIŞ OLGULARDA GELİŞEN PNÖMONİLERDE BRONKOALVEOLER LAVAJ (BAL) İLE MİNİ-BAL YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI M.SEZAİ TAŞBAKAN, PERVİN K.EKREN, ALEV GÜRGÜN, HÜSNÜ PULLUKÇU, FEZA BACAKOĞLU EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Bağışıklığı baskılanmış olguların tedavi ve izlemleri sırasında akciğer enfeksiyonları sık olarak gelişmektedir. Tanısında bronkoalveoler lavaj (BAL) gibi bronkoskopik yöntemler ile mini-bal gibi non-bronkoskopik yöntemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada: pnömoni ve solunum yetmezliği nedeniyle invaziv mekanik ven lasyon uygulanan bağışıklığı baskılanmış olgularda, mini-bal ve BAL sonuçlarının, etken mikroorganizma izolasyonu açısından uyumlarının karşılaş rılması amaçlanmış r. Solunumsal yoğun bakım ünitesinde pnömoni tanısıyla izlenen bağışıklığı baskılanmış olgulara eş zamanlı olarak mini-bal ve BAL uygulanmış ve sonuçlar prospek f olarak değerlendirilmiş r. Alınan toplam 38 solunum örneğine bakteriyolojik, mikolojik, mikobakteriyolojik ve parazitolojik inceleme yapılmış r. Çalışmaya alınan 9 olgunun (yaş ortalaması 57.0±5.3, 3 ü erkek) inde (% 57.9) hematolojik malignite mevcu ur. İncelenen 9 mini-bal örneğinin 7 sinde (% 36.8) bakteriyel, 9 unda (% 47.4) fungal etken izole edilirken; 9 BAL örneğinin 7 sinde (% 36.8) bakteri, 8 inde (% 4.) fungus saptanmış r. Hiçbir solunum örneğinin mikobakteriyolojik ve parazitolojik incelemelerinde etken belirlenememiş r. Bakteriyolojik VENTİLATÖR İLİŞKİLİ PNÖMONİ ETKENİNİN TAHMİN EDİLMESİNDE BAŞLANGIÇTA ALINAN SÜRVEYANS KÜLTÜRLERİ İLE SERİ OLARAK ALINAN SÜRVEYANS KÜLTÜRLERİNİN TANI DEĞERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI GÜL GÜRSEL, MÜGE AYDOĞDU, SEÇİL TAŞYÜREK, TÜRKAN N ÖZİŞ GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ Ven latör ilişkili pnömoni (VİP), yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) sık görülen ve mortalitesi oldukça yüksek infeksiyonlardan biri olup erken tanı ve uygun an biyo k tedavisi ile mortalitesi azal labilir. Yapılan bazı çalışmalar sürveyans kültürlerinin hastaların %60 ında yararlı olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı entübasyon günü alınan başlangıç surveyans (BS) kültürleri ile daha sonra seri olarak alınan sürveyans (SS) kültürlerinin tanı değerini karşılaş rmak r. Çalışmaya en az 4 gün mekanik ven lasyon tedavisi alan 9 hasta alındı. Tüm hastalardan entübasyon günü ve daha sonra günde bir endotrakeal aspirat kültürleri alındı. Hastalar VİP gelişimi açısından her gün takip edilip, tanı klinik ve mikrobiyolojik olarak konuldu. Hastaların BS ve SS kültürleri VİP etkenini önceden öngörmeleri açısından karşılaş rıldı. Bunun için gerçek pozi f (GP), gerçek nega f (GN), yalancı pozi f (YP) ve nega f (YN) değerler hesaplandı. 9 hastanın hepsi SS sırasında an biyo k kullanıyor olup 59 unda VİP geliş. BS bunlardan %0 (n:6), SS ise %6(n:36) inde VİP etkenini önceden gösterdi (GP). Spesifisite ise BS için %3, SS için %6 olarak saptandı. BS VİP olmayan 3 hastanın (%34) inde pozi f sonuç verirken, SS %5 inde pozi f sonuç verdi. BS de üreyen mikroorganizmaların % 3 ü, SS de üreyen mikroorganizmaların ise %7 i çok ilaca dirençli mikroorganizmalardı. 8

20 TORAKS DERNEĞİ. YILLIK KONGRESİ 9 NİSAN 009 Bu çalışmanın sonuçları; VİP için yüksek riskli hastalarda, başlangıç sürveyans kültürlerinden çok, seri olarak alınan sürveyans kültürlerinin VİP etkenini öngörmede daha değerli olduğunu düşündürmüştür. Ayrıca seri sürveyans kültürlerinin VİP li hastaların %60 ında uygun an biyo k tedavisi başlanmasına yardımcı olabileceğini, ancak VİP olmayan hastaların % 8 inde yanlış pozi f sonuç verebileceğini dolayısıyla gereksiz ve uygun olmayan an biyo k kullanımına neden olabileceğini göstermiş r. SS03 NON-İNVAZİV MEKANİK VENTİLASYONDA MİĞFER BAŞLIK (HELMET) UYGULAMASI PAMİR ÇERÇİ, BEGÜM ERGAN ARSAVA, ARZU TOPELİ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, İÇ HASTALIKLARI YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ, ANKARA Non-invaziv mekanik ven lasyon (NİMV) desteği çeşitli maskeler (nazal, standart yüz, tam yüz) ile uygulanabilmektedir ancak maske uyumsuzluğunda (yüze uygunsuzluk, kaçak fazlalığı, kooperasyon eksikliği, vb.) NİMV etkinliği ve başarısı azalmaktadır. Ayrıca, özellikle nazal ve yüz maske kullanımı sırasında bası yaraları sıklıkla olmaktadır. Bu durumlarda miğfer başlık ile NİMV uygulaması alterna f bir seçenek olabilir. Ocak 007-Aralık 008 arasında Hace epe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi (YBÜ) nde NİMV desteğinde miğfer başlık (4vent helm, Rüsch) uygulaması denenen hastalar değerlendirmeye alındı. Klinik ve laboratuvar verileri ile değerlendirilerek, miğfer başlık ile NİMV uygulamasında ilk 4 saa tamamlayan hastalar uyumlu olarak kabul edildi. Otuzal hastanın 37 ya şı değerlendirildi; al hasta, NİMV çok erken dönemde sonlandırıldığından, analize alınmadı. Hastaların %7 inin (n=) miğfer başlığa uyum sağladığı görüldü. Bu hastaların %68. si erkek (n=5), yaş ortancası (çeyrekler arası aralık-[çaa]) 68.0 yıl ( ) ve ortanca (ÇAA) APACHE II skoru.0 ( ) olarak saptandı. Akut solunum yetmezliğine yol açan nedenler kardiyojenik pulmoner ödem (%7.3), KOAH (%.7), bağışıklık baskılanmış durumlar (%8.), sepsis (%8.) ve pnömoni (%3.6) idi. Hastaların %9. inde (n=) entübasyon ih yacı oldu. YBÜ ve hastane ya ş sürelerinin ortanca (ÇAA) değerleri sırası ile.6 ( ) ve 9.5 ( ) gün iken, bu hastalarda YBÜ mortalitesi %36.4 (n=8), hastane mortalitesi %45.5 (n=0) olarak saptandı. NİMV uygulanır iken maske ile etkin destek sağlanamadığı durumlarda miğfer başlık güvenli ve etkin alterna f bir yöntem olarak kullanılabilir. SS04 SOLUNUM YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE VENTİLATÖR İLİŞKİLİ PNÖMONİLER OLGUN KESKİN, LEVENT KART, MURAT ALTUNTAŞ, REMZİ ALTIN, FİGEN ATALAY, MELTEM TOR ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Yoğun Bakım Üniteleri hastane kaynaklı infeksiyon için yüksek riske sahip r. Ven latör ilişkili pnömoniler ise (VIP) yoğun bakım ünitelerinde infeksiyon kaynaklı mortalitenin en önemli nedenlerinden biridir. Mekanik ven latördeki hastaların %0-0 sinde VİP gelişmektedir. Amacımız kliniğimizde takip e ğimiz VİP li hastaları literatür ışığında incelemek r. Çalışmamızda Ekim 007 Aralık 008 tarihleri arasında Solunumsal Yoğun Bakım Ünitemizdeki (SYBÜ ) VİP tanısı almış hastaların demografik bilgileri, tanıları, eşlik eden hastalıkları, etken dağılımı ve an biyo k direnç özellikleri retrospek f olarak inceledik. Bu zaman aralığında 57 hasta SYBÜ ne kabul edildi. (%47) hasta entübe edildi ve bunların 34 ü (%3) VIP tanısı aldı. VIP li hastaların 8(%8) i erkek, 6 (%8)sı bayandı. Hastaneye ya şın en yaygın nedenleri KOAH a bağlı solunum yetmezliği 6/34(%76), pulmoner emboli 5/34(%4) ve akciğer kanseri 3/34(%0) idi. Trakeal aspirat kültürlerinden izole edilen etkenler, Acinetobacter /34 (% 59), Pseudomonas aeruginosa 5/34 (%8), Esherciha coli 3/34 (%9), Stenotrophomonas /34 (%3), Klebsiella pnömonia /34 (%3), germ + maya /34 (%3) idi. Hastaların sinde (%5) etken izole edilmedi. 3 hastanın (68%) an biyogramında verilen ampirik an biyo k tedavisinde dirençlilik saptandı. Hastaların 8 inde başlanan tedaviye kültür sonucu alındıktan sonra devam edildi. VIP olgularında mortalite %89 (30/34) bulundu. VIP gelişen hastaların 4 ü (%) taburcu edildi. Taburcu edilen hastaların SYBÜ nde ortalama kalma süresi 0±.9 gün idi. Ölen hastaların SYBÜ nde ortalama kalma süresi 5±3.3gün idi. VIP li hastalarda mortalite oranı yüksek oranda görülmektedir. Yoğun bakım ünitemizde çoklu ilaç direncine sahip acinetobacter gibi enfeksiyonlar birincil öneme sahip r. 9

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ BARAN E 1, KOCADAĞ S 1, AKDUR R 1, DEMİR N 2, NUMANOĞLU

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar AKCİĞER KANSERİ Doç.Dr.Filiz Koşar Akciğer Kanseri Nedir? Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük

Detaylı

SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİNDE TEMEL KAVRAMLAR

SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİNDE TEMEL KAVRAMLAR SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİNDE TEMEL KAVRAMLAR ÖĞRENİM HEDEFLERİ SFT parametrelerini tanımlayabilmeli, SFT ölçümünün doğru yapılıp yapılmadığını açıklayabilmeli, SFT sonuçlarını yorumlayarak olası tanıyı

Detaylı

SİGARA BIRAKMA POLİKLİNİKLERİNDE STANDARDİZASYON

SİGARA BIRAKMA POLİKLİNİKLERİNDE STANDARDİZASYON SİGARA BIRAKMA POLİKLİNİKLERİNDE STANDARDİZASYON TARTIŞMA HEDEFLERİ Sigara bırakma politikasını vurgulamak Sigara bırakma polikliniklerinin özelliklerini irdelemek Türkiye de yaşanan sorunları tanımlamak

Detaylı

5A 5R KAVRAMLARI. Dr.Cengiz ÖZGE Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı

5A 5R KAVRAMLARI. Dr.Cengiz ÖZGE Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı 5A 5R KAVRAMLARI Dr.Cengiz ÖZGE Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Genel İlkeler Tütün bağımlılığı kronik bir hastalıktır. Genellikle birkaç denemeden sonra bırakılır. Her

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI 1. Sorunun öneminin saptanması Pnömokonyoz ülkemizde en sık görülen mesleki akciğer hastalıklarından biri olup, önlenebilir meslek hastalıklarının başında gelmektedir.

Detaylı

AİLE HEKİMLERİ İÇİN GÖĞÜS HASTALIKLARI

AİLE HEKİMLERİ İÇİN GÖĞÜS HASTALIKLARI AİLE HEKİMLERİ İÇİN GÖĞÜS HASTALIKLARI, Prof. Dr. Muzaffer METİNTAŞ,, Doç. Dr. Akın KAYA 1. Baskı 2011 ISBN : 978-605-88844-6-5 2011 Sentez Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti. Büyük Sanayi 1. Cadde Çavuşoğlu

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

Ameliyat Riskinin Değerlendirilmesinde Akciğer Kapasitesi Akif Turna

Ameliyat Riskinin Değerlendirilmesinde Akciğer Kapasitesi Akif Turna Ameliyat Riskinin Değerlendirilmesinde Akciğer Kapasitesi Akif Turna Ameliyatın Riski Ameliyatın Riski Major akciğer ameliyatı yapılacak hastalarda risk birden fazla faktöre bağlıdır. Ameliyatın Riski

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

2015 2016 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Görevli Öğretim Üyeleri: Prof. Dr.

2015 2016 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Görevli Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. 2015 2016 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Görevli Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. Ahmet Akkaya Prof. Dr Münire Çakır Doç.Dr. Ahmet Bircan Doç Dr. Önder Öztürk

Detaylı

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD 15-30 yaş arası ve > 55 yaş olmak üzere iki dönemde sıklık artışı (+) Erkek ve kadınlarda en

Detaylı

2013 2014 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI (D GRUBU 2. Eylül. 2013 20. Eylül. 2013)

2013 2014 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI (D GRUBU 2. Eylül. 2013 20. Eylül. 2013) 2013 2014 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI (D GRUBU 2. Eylül. 2013 20. Eylül. 2013) 2. Eylül. 2013. Pazartesi 8.30 9.20 Staj konusunda bilgilenme Dr. Şule Kaya 9.30 10.20 Göğüs hastalıklarında

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

SĠLĠKOZĠS KĠP ASBESTOZĠS

SĠLĠKOZĠS KĠP ASBESTOZĠS SĠLĠKOZĠS KĠP ASBESTOZĠS Prof. Dr. Metin Akgün Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Çiçek TaĢıyıcısı, Diego Riviera Sunum Planı Meslek hastalığı tanısı İlliyet bağı Ġndeks

Detaylı

TÜRK TORAKS DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ EYLEM PLANI 2014-2015

TÜRK TORAKS DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ EYLEM PLANI 2014-2015 TÜRK TORAKS DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ EYLEM PLANI 2014-2015 ŞUBE PROJELERİ Proje Adı tarih Hedef İzlenecek strateji Sorumlu kişiler Kistik fibrozis Kasım- Erişkin Göğüs Hastalıkları uzmanlarının bu Kistik

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı

Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı Editör Abdullah İrfan Taştepe Temmuz 2014 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-12-9 Eser Editör : Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı : Abdullah

Detaylı

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE NEOADJUVAN KıSA DÖNEM VE UZUN DÖNEM KEMORADYOTERAPI SONRASı HAYAT KALITESI DEĞERLENDIRILMESI SORUMLU ARAŞTIRMACI: Prof.Dr.ESRA SAĞLAM YARDIMCI ARAŞTIRMACI: Dr. ŞÜKRAN ŞENYÜREK

Detaylı

SİGARA BIRAKMA SÜRECİ

SİGARA BIRAKMA SÜRECİ SİGARA BIRAKMA SÜRECİ DOÇ DR ZEYNEP AYFER SOLAK EÜTF GÖĞÜS HASTALIKLARI AD Çevresel ve sosyal faktörler. Medya, merak, aile. Sosyoekonomik yapı. Kültürel yapı Davranışsal ve psikolojik faktörler. Öğrenme.

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? KOAH NE DEMEKTİR? KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Hastalar için özet bilgiler KOAH nedir? KOAH, hastalığın belli başlı özelliklerinin tanımını içinde barındıran Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı teriminin

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 KANSER NEDİR? Kanser; Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak

Detaylı

Alevlenmelerin en yaygın nedeni, trakeobronşiyal enfeksiyonlar ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır

Alevlenmelerin en yaygın nedeni, trakeobronşiyal enfeksiyonlar ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır Toraks Derneği, Göğüs Hastalıkları Uzmanları ve solunum hastalıkları alanında çalışan diğer uzmanlık dallarındaki hekimler tarafından 1992 de kurulan bir ulusal uzmanlık derneğidir. Toraks Derneği nin

Detaylı

Tekstil endüstrisinde sağlık gözetimi

Tekstil endüstrisinde sağlık gözetimi Tekstil endüstrisinde sağlık gözetimi Millworkers by Laurence Stephen Lowry (1948) Prof.Dr. Nadi Bakırcı Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D. Tekstil Sektörü Elyaf ve ipliği kullanım eşyasına

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM-V DERS PROGRAMI

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM-V DERS PROGRAMI DÖNEM-V DERS PROGRAMI TEORİK DERSLER: 1- Toraksın cerrahi anatomisi (Yrd.Doç.Dr.Rasih YAZKAN) 2- Göğüs cerrahisinde invaziv tanı yöntemleri (Yrd.Doç.Dr.Rasih YAZKAN) 3- VATS (Video yardımlı torakoskopik

Detaylı

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Genel Bilgiler: Tularemi olgu

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Tanı ve Tedavi

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Tanı ve Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Tanı ve Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Tanı ve Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Tanı ve Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı

Detaylı

17.08.2012-KOAH TEDAVİSİNDE SFT ZORUNLULUĞUNUN KALDIRILMASINA HÜKMEDEN SUT MADDELERİNE YÖNELİK SPÇG GÖRÜŞÜ

17.08.2012-KOAH TEDAVİSİNDE SFT ZORUNLULUĞUNUN KALDIRILMASINA HÜKMEDEN SUT MADDELERİNE YÖNELİK SPÇG GÖRÜŞÜ 17.08.2012-KOAH TEDAVİSİNDE SFT ZORUNLULUĞUNUN KALDIRILMASINA HÜKMEDEN SUT MADDELERİNE YÖNELİK SPÇG GÖRÜŞÜ GİRİŞ Ülkemizde KOAH prevalansı 40 yaş üzeri erişkin nüfusta %19 dur, diğer bir ifadeyle yaklaşık

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ ÖĞRENİM HEDEFLERİ KOAH tanımını söyleyebilmeli, KOAH risk faktörlerini sayabilmeli, KOAH patofizyolojisinin

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

ULUSAL KANSER HAFTASI GÖRSEL SUNU LİSTESİ 2013

ULUSAL KANSER HAFTASI GÖRSEL SUNU LİSTESİ 2013 ULUSAL KANSER HAFTASI GÖRSEL SUNU LİSTESİ 2013 NO İLLER POSTER KONUSU PO-1 ADANA ADANA KETEM SERVİKS KANSERİ BÖLGE TABANLI TARAMA DEĞERLENDİRMESİ PO-2 ADANA ADANA AİLE SAĞLIĞI ELEMANLARI ve AİLE HEKİMLERİ

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Kronik Öksürük Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Epidemiyoloji Polikliniklerde en sık 5. şikayet %88-100 neden saptanıyor Spesifik tedavi

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer

Detaylı

4. S I N I F - 2. G R U P 1. D E R S K U R U L U

4. S I N I F - 2. G R U P 1. D E R S K U R U L U (Hematoloji, Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Algoloji,, Kalp ve Damar Cerrahisi, Göğüs Hastalıkları, Göğüs Cerrahisi, Nükleer Tıp) H E M A T O L O J İ - O N K O L O J İ, D O L A Ş I M V E S O L U

Detaylı

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi 1 İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Dönem IV GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI Stajyer Öğrenci Karnesi Hazırlayan Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı 2 GÖĞÜS HASTALIKLARI

Detaylı

SİGARA BIRAKMA SÜRECİ

SİGARA BIRAKMA SÜRECİ SİGARA BIRAKMA SÜRECİ DOÇ DR ZEYNEP AYFER SOLAK İÜTF GÖĞÜS HASTALIKLARI AD Çevresel ve sosyal faktörler. Medya, merak, aile. Sosyoekonomik yapı. Kültürel yapı Davranışsal ve psikolojik faktörler. Öğrenme.

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

SİGARA BIRAKMA SÜRECİ

SİGARA BIRAKMA SÜRECİ SİGARA BIRAKMA SÜRECİ Dr Pınar Pazarlı Göğüs Hastalıkları ve TB uzmanı Sakarya Üniversitesi SAÜ SİGARA BIRAKMA POLİKLİNİĞİ 2006 Bağlasan Durur mu? Fotoğraf: FİTNAT ÇİMŞİT SAÜ Tütün Kontrolü Koordinasyon

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. ...(Pejman Golabi)...Göğüs Hastalıkları Uzmanı. : Acıbadem Maslak hastanesi, Büyükdere Caddesi No:40 Maslak Sarıyer İstanbul

ÖZGEÇMİŞ. ...(Pejman Golabi)...Göğüs Hastalıkları Uzmanı. : Acıbadem Maslak hastanesi, Büyükdere Caddesi No:40 Maslak Sarıyer İstanbul ÖZGEÇMİŞ...(Pejman Golabi)......Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doğum Tarihi : 05.05.1974 Doğum Yeri İş Adresi : Tahran-İran : Acıbadem Maslak hastanesi, Büyükdere Caddesi No:40 Maslak Sarıyer İstanbul Telefon:

Detaylı

UÜ-SK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 6 1. : Göğüs Hastalıkları ve Tb Anabilim Dalı, 12 yaşın üzerindeki ayaktan ve yatan hastalara tanı ve tedavi hizmetleri sunmaktadır. Bu hizmet haftada 7 gün

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

AKCİĞER KANSERİNDE DESTEK TEDAVİSİ. Editörler Meral Gülhan Ülkü Yılmaz

AKCİĞER KANSERİNDE DESTEK TEDAVİSİ. Editörler Meral Gülhan Ülkü Yılmaz AKCİĞER KANSERİNDE DESTEK TEDAVİSİ Editörler Meral Gülhan Ülkü Yılmaz 2016 TÜSAD Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği AKCİĞER KANSERİNDE DESTEK TEDAVİSİ Editörler: Prof. Dr. Meral Gülhan Doç. Dr. Ülkü

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. hakkında her şey T Ü S A D

AKCİĞER KANSERİ. hakkında her şey T Ü S A D AKCİĞER KANSERİ hakkında her şey Akciğer Kanseri Çalışma T Ü S A D Grubu risk altındakiler Akciğer kanseri, normal akciğer hücrelerinin kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde tümör oluşturması durumudur.

Detaylı

SİGARA VE GENÇLİK. Doç.Dr.Hacer Kuzu OKUR. Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Göğüs Hastalıkları Bölümü. 01.Nisan.

SİGARA VE GENÇLİK. Doç.Dr.Hacer Kuzu OKUR. Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Göğüs Hastalıkları Bölümü. 01.Nisan. SİGARA VE GENÇLİK Doç.Dr.Hacer Kuzu OKUR Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü 01.Nisan. 2015 TÜTÜN ZEHİRLİ BİR BİTKİDİR VE İSTER ELDE İSTER FABRİKADA İŞLENSİN BU

Detaylı

Erken Evre Akciğer Kanserinde

Erken Evre Akciğer Kanserinde Erken Evre Akciğer Kanserinde Görüntüleme Dr. Figen Başaran aran Demirkazık Hacettepe Universitesi Radyoloji Anabilim Dalı Kasım 2005 Mayıs 2006 Müsinöz ve nonmüsinöz tipte bronkioloalveoler komponenti

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

GARD Türkiye Projesi. Kronik solunum hastalıkları Evde Sağlık Hizmetleri

GARD Türkiye Projesi. Kronik solunum hastalıkları Evde Sağlık Hizmetleri GARD Türkiye Projesi Kronik solunum hastalıkları Evde Sağlık Hizmetleri KBYM Triaj Bilgilendirme Eğitim İleri teknoloji hastaneleri 2. Basamak hastane Evde bakım I. basamak Acil Servisler Özel bakım kuruluşları

Detaylı

İçerik AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI. Testler. Öykü ve fizik muayene. Öykü

İçerik AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI. Testler. Öykü ve fizik muayene. Öykü 1 2 AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI İçerik Karın ağrısı olan hastanın akut apandisit olup olmadığını değerlendirmede kullandığımız testlerin değerliliği kullanımları tartışılacaktır

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI

ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI ONKOLOJİ ECZACILIĞINA DOKTOR BAKIŞI Dr. Evren Özdemir Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Ankara 05.04.2014 Akılcı İlaç Kullanımı İçin Sorumluluk Sahibi Taraflar Hekim Eczacı Hemşire Diğer sağlık personeli

Detaylı

ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ PROGRAMI

ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ PROGRAMI KOD YÖN.PL.06 YAY. TAR OCAK 2013 REV.TAR OCAK REV. NO 02 SYF. NO 1/5 S. NO PLANLANAN FAALİYET SORUMLULAR PLANLANAN FAALİYET DÖNEM Her doktor ve hemşire odasında el hijyeni malzemeleri (alkol bazlı el antiseptikleri,

Detaylı

Hacettepe Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Meslek Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi

Hacettepe Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Meslek Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi Hacettepe Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Meslek Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi YÖNETİM KURULU Prof. Dr. Ali Naci Yıldız Prof. Dr. Alpaslan Kılıçaslan Doç. Dr. Sergül Duygulu Prof. Dr.

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2008 / 76

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2008 / 76 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sayı : B.10.0.THG.0.11.0.00.7-215.10-44772 25.11.2008 Konu : Diş Protez Teknisyenliği Meslek Hastalıkları... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 01 Kasım 2010 Pazartesi

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 01 Kasım 2010 Pazartesi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı

Detaylı

İşyeri Sağlık Hizmetleri Düzeyinde Meslek Hastalıkları Tanı Çalışmaları

İşyeri Sağlık Hizmetleri Düzeyinde Meslek Hastalıkları Tanı Çalışmaları İşyeri Sağlık Hizmetleri Düzeyinde Meslek Hastalıkları Tanı Çalışmaları Dr. A. Kadir Atlı Halk Sağlığı (İş Sağlığı) Bilim Uzmanı 16 Ekim 2012-Hacettepe İş Sağlığı Gözetimi Çalışma Ortamı Gözetimi, Çalışanların

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Pnömotoraks. Akif Turna. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı. aturna@istanbul.edu.tr

Pnömotoraks. Akif Turna. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı. aturna@istanbul.edu.tr Pnömotoraks Akif Turna! Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı aturna@istanbul.edu.tr! Sunum Sırası Pnömotoraksın tanımı ve sınıflandırılması Tedavi (Konservatif ve Cerrahi tedavi) Bilateral

Detaylı

4. SINIF 1.KURUL 3.Döngü

4. SINIF 1.KURUL 3.Döngü 4. SINIF 1.KURUL 3.Döngü GRUP 3 DERS PROGRAMI Hematoloji-Onkoloji,Dolaşım ve Solunum Sistemi Hastalıkları 1 H E M A T O L O J İ - O N K O L O J İ, D O L A Ş I M V E S O L U N U M S İ S T E M İ H A S T

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

DĠġ SAĞLIĞINDA DĠġ TEKNĠKERLERĠNĠN ROLÜ

DĠġ SAĞLIĞINDA DĠġ TEKNĠKERLERĠNĠN ROLÜ DĠġ SAĞLIĞINDA DĠġ TEKNĠKERLERĠNĠN ROLÜ Müge ÜNAL DiĢ Sağlığında Görünmeyen Bir El Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Dr. ALĠ MURAT SEDEF Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Dr. ALĠ MURAT SEDEF Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu BAġKENT ÜNĠVERSĠTESĠ MEDĠKAL ONKOLOJĠ

Detaylı

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker****

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlu

Detaylı

Okmeydanı Eğitim Ve Araştırma Hastanesi BÖLÜM KALİTE SORUMLULARI LİSTESİ KOD: KY. LS.20 YAY. TRH: REV. TRH: REV.

Okmeydanı Eğitim Ve Araştırma Hastanesi BÖLÜM KALİTE SORUMLULARI LİSTESİ KOD: KY. LS.20 YAY. TRH: REV. TRH: REV. KURUMSAL HİZMETLER BİRİMİ ADI-SOYADI ÜNVANI ÖMER AYDIN Başhekim Kurumsal Yapı LEMAN ÇEVİK ÇELİK Kalite Yönetim Direktörü Kalite Yönetimi LEMAN ÇEVİK ÇELİK Kalite Yönetim Direktörü ESRA ALTUNER Doküman

Detaylı

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Dr. SiğnemÖZTEKİN, Psikolog Duygu KUZU, Dr. Güneş CAN, Prof. Dr. AyşenESEN DANACI Giriş: Ayrılma anksiyetesi bozukluğu,

Detaylı

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2

Detaylı

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi Y R D. D O Ç. D R. M İ N E İ S L İ M Y E TA Ş K I N B A L I K E S İ R Ü N İ V E R S İ T E S I TIP FA K Ü LT E S İ K A D I N H A S TA L I K L A R I V E D

Detaylı

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi DİYABET HASTALARININ HASTALIK ALGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Amaç: TURDEP-2

Detaylı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Genel olarak; Tümör hacmi arttıkça Evre ilerledikçe Kombine

Detaylı

Dr. Hasan Şenol COŞKUN

Dr. Hasan Şenol COŞKUN Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Dr. Hasan Şenol COŞKUN Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi 21 Mart 2014, Perşembe ANTALYA o o S01:AKCİĞER KANSERLİ HASTALARDA SERUM VİSFATİN SEVİYESİ

Detaylı

Evre III KHDAK nde Radyoterapi

Evre III KHDAK nde Radyoterapi Evre III KHDAK nde Radyoterapi Dr. Deniz Yalman Ege Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi A.D. 20. UKK, 2013, Antalya Evre III Alt Grupları IIIA 0 : N2 tutulumu yok (T3N1, T4N0-1) IIIA 1 : Rezeksiyon spesimeninde

Detaylı

2014 2015 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI (D GRUBU 8. Eylül. 2014 26. Eylül. 2014)

2014 2015 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI (D GRUBU 8. Eylül. 2014 26. Eylül. 2014) 2014 2015 ÖĞRETİM YILI GÖĞÜS HASTALIKLARI STAJI DERS PROGRAMI (D GRUBU 8. Eylül. 2014 26. Eylül. 2014) 8. Eylül. 2014. Pazartesi 8.30 9.20 Staj konusunda bilgilenme Dr. Şule Kaya 9.30 10.20 Göğüs hastalıklarında

Detaylı

GEBELİK VE MEME KANSERİ

GEBELİK VE MEME KANSERİ GEBELİK VE MEME KANSERİ Doç. Dr. Ramazan YILDIZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, 27 Kasım 2014, Ankara Gebelikte Kanser Gebelikte kanser insidansı % 0.07-0.1 arasında Gebelik

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER KANSERİNDE TANI VE EPİDEMİYOLOJİ. İNT. DR. BURCU TURAN Nisan 2014

KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER KANSERİNDE TANI VE EPİDEMİYOLOJİ. İNT. DR. BURCU TURAN Nisan 2014 KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER KANSERİNDE TANI VE EPİDEMİYOLOJİ İNT. DR. BURCU TURAN Nisan 2014 EPİDEMİYOLOJİ Akciğer kanseri, günümüzde, kadınlarda ve erkeklerde en sık görülen ve en fazla ölüme yol açan

Detaylı

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 Tiroid bezi boyun ön tarafında yerleşmiş olup, nefes, yemek borusu ve ana damarlarla yakın komşuluk gösterir. Kelebek şeklinde olup

Detaylı

ÇOCUKLARDA SİGARAYA MARUZİYETİN ETKİLERİ. Dr.Fazilet Karakoç Marmara Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

ÇOCUKLARDA SİGARAYA MARUZİYETİN ETKİLERİ. Dr.Fazilet Karakoç Marmara Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı ÇOCUKLARDA SİGARAYA MARUZİYETİN ETKİLERİ Dr.Fazilet Karakoç Marmara Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı PASİF SİGARAYA MARUZİYET Çocuklar zamanlarının %60-80 kadarını iç ortamlarda Türkiye

Detaylı

Olgu Sunumları 6 Kasım m 2009 15:30-17:00 17:00

Olgu Sunumları 6 Kasım m 2009 15:30-17:00 17:00 Olgu Sunumları 6 Kasım m 2009 15:30-17:00 17:00 OLGU I 67 yaşı şında erkek hasta Çiftçi, i, Acıpayam T. Onkoloji polikliniği i başvuru tarihi: 21 Temmuz 2008 Yakınmas nması: : nefes darlığı ığı,, sol kolda

Detaylı

MESLEKİ AKCİĞER HASTALIKLARI. Prof. Dr. Abdurrahman ŞENYİĞİT Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları A.D.

MESLEKİ AKCİĞER HASTALIKLARI. Prof. Dr. Abdurrahman ŞENYİĞİT Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları A.D. MESLEKİ AKCİĞER HASTALIKLARI Prof. Dr. Abdurrahman ŞENYİĞİT Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları A.D. Sınıflama 1. İnorganik tozlara bağlı akciğer hastalıkları (pnömokonyoz):pnömokonyoz,

Detaylı

Sperm Bozuklukları Sperm Testi: Sperm testi nasıl yapılır, gerekli koşullar nelerdir?

Sperm Bozuklukları Sperm Testi: Sperm testi nasıl yapılır, gerekli koşullar nelerdir? Sperm Bozuklukları Sperm Bozuklukları Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık yarısında neden erkeğe bağlı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü nün yaptığı araştırmalar doğrultusunda dünya genelinde erkeklerde

Detaylı

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Dr. Beste Atasoy Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı & Sağlık Bakanlığı-Marmara Üniversitesi Pendik

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

Ahmet Cem Yardımcı Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Ahmet Cem Yardımcı Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Viral Hepatit Çalışma Grubu Ultrasonografi Eşliğinde Uygulamalı Karaciğer Biyopsisi Kurs Sonuçları Ahmet Cem Yardımcı Şanlıurfa Mehmet Akif

Detaylı

Üniversiteler ve İşçi Sağlığı. Dr Peri Arbak Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD

Üniversiteler ve İşçi Sağlığı. Dr Peri Arbak Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD Üniversiteler ve İşçi Sağlığı Dr Peri Arbak Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD Sunum Planı Farklı Ülkelerde Üniversitelerin Meslek Hastalıklarının Tanısı Alanındaki Sorumlulukları Ülkemizde

Detaylı