ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Transkript

1 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ Fatma DURAN ERCİYES VOLKANİZMASININ OLUŞUMU, KOÇCAĞIZ KÖYÜ(KAYSERİ) DOLAYININ STRATİGRAFİSİ VE TÜFLERİN YAPI - KAPLAMA TAŞI OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI ADANA, 2009

2 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ERCİYES VOLKANİZMASININ OLUŞUMU, KOÇCAĞIZ KÖYÜ(KAYSERİ) DOLAYININ STRATİGRAFİSİ VE TÜFLERİN YAPI - KAPLAMA TAŞI OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ Fatma DURAN YÜKSEK LİSANS TEZİ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Bu tez 02/12/2009 Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri Tarafından Oybirliği/Oyçokluğu ile Kabul Edilmiştir. Prof. Dr. Cengiz YETİŞ Prof. Dr. Mesut ANIL Prof. Dr. Hasan ÇETİN Danışman Üye Üye Bu tez Enstitümüz Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında hazırlanmıştır. Kod No: Prof. Dr. İlhami YEĞİNGİL Enstitü Müdürü Bu çalışma Ç.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi Tarafından Desteklenmiştir. Proje No:MMF2007YL21 Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.

3 ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ ERCİYES VOLKANİZMASININ OLUŞUMU, KOÇCAĞIZ KÖYÜ(KAYSERİ) DOLAYININ STRATİGRAFİSİ VE TÜFLERİN YAPI - KAPLAMA TAŞI OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ Fatma DURAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof.Dr. Cengiz YETİŞ Yıl : 2009, Sayfa : 130 Jüri :Prof. Dr. Cengiz YETİŞ Prof. Dr. Mesut ANIL Prof. Dr. Hasan ÇETİN İnceleme alanı Kayseri İli, Talas İlçesi, Koçcağız Köyü dolaylarında, şehir merkezine ortalama 45 km mesafede ve 1/ ölçekli KAYSERİ c1 paftasında yer almaktadır. Kayseri Yöresinde yüzeyleyen kayaçlar çoğunlukla tüf yapılışlı volkanik kayaçlar olup bölge Erciyes Volkanizmasının etkisiyle oluşmuştur. Erciyes yöresinde volkanizma Geç Miyosen de başlamış ve Pliyosen de de aralıklı olarak devam etmiştir. Çalışma alanın da temeli en alt birim olarak Geç Triyas - Jura yaşlı kristalize kireçtaşı - mermer yapılışlı Aşıgediği metamorfiti ile bunun üzerine uyumsuz olarak gelen Jura - Kretase yaşlı, kristalize kireçtaşı - dolomit yapılışlı Tavşancıdağtepe formasyonu oluşturur. Karbonat temel üzerine, Geç Pliyosen yaşlı Velibaba ignimbiriti gelmektedir. Kuvaterner de, Alüvyon ve Yamaç döküntüsü yer almaktadır. Bu çalışma ile Koçcağız Köyü dolayının 1/ ölçekli ayrıntılı jeoloji haritası hazırlanmış, Koçcağız dolayı tüf birimlerinin mühendislik özelliklerini saptamaya yönelik deneyler yapılmış ve volkanik kökenli kayaçların, volkano - stratigrafisi ve yapılarda kaplama taşı olarak kullanılabilirliğine ilişkin fiziksel, petrografik ve mekanik özellikleri değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Erciyes volkanizması, tüf, doğal yapı ve kaplama taşı. I

4 ABSTRACT MSc THESIS FORMATION OF THE ERCİYES VOLCANISM, STRATIGRAPHY AROUND KOÇCAĞIZ VİLLAGE (KAYSERİ) AND USAGE OF TUFFS AS BUILDING FACING STONE Fatma DURAN DEPARTMENT OF GEOLOGICAL ENGINEERING INSTUTUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor :Prof.Dr.CengizYETİŞ Year : 2009, Page : 130 Jury :Prof.Dr. Cengiz YETİŞ Prof. Dr. Mesut ANIL Prof. Dr. Hasan ÇETİN The study area is in the Kayseri Province, Talas District, near Koçcağız Village about 45 km from the city centre and is found 1/ scale of c1 KAYSERİ sheet. There are mainly tuff units around Kayseri and the study area is affected from the Erciyes Volcanism. The volcanism in the Erciyes district starts in Upper Miocene and continues intermittently in Pliocene. Around the study area, Upper Triassic - Jurassic aged, crystallized limestone - marbles of the Aşıgediği methamorphics and Jurassic - Cretaceous aged cyrstallized limestone - dolomites of the Tavşancıdağtepe formation are found at the base of the succession. These carbonate basement are unconformably overlain by the Upper Pliocene aged tuff of the Velibaba ignimbrite. Ouaternary alluvium and slope waste are found at the top of the succession. By this study 1/ scale of geological map of nearby Koçcağız Village is drawn. Experiments are carried out in order to determine the engineering charecteristics, physical, mechanical and petrographic features of volcanic rocks are discussed for the aspects of their usage as building and facing stone. Key words: Erciyes volcanism, tuff, naturel building and facing stone. II

5 TEŞEKKÜR Çukurova Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında yapmış olduğum yüksek lisans tez çalışmasının belli bir program çerçevesinde devam etmesini sağlayan ve bu süreçte her türlü desteği veren danışman hocam sayın Prof. Dr. Cengiz YETİŞ e teşekkürü bir borç bilirim. Koçcağız Köyü dolaylarında bulunan tüf kökenli kayaçlarının yapı ve kaplama taşı olarak kullanılabilirliğine ait laboratuar deneylerinin yapılması için katkılarını esirgemeyen ve beni destekleyen Prof. Dr. Mesut ANIL a teşekkür ederim. Arazi ve büro çalışmalarım ile fabrika olanaklarından yararlanmamda ve maddi - manevi her türlü desteklerini esirgemeyen amcalarım Yaşar, Hacı ve Muammer DURAN a ve ayrıca diğer aile çalışanlarına çok teşekkür ederim. Ayrıca tezimi hazırlamam sırasında teknik konularda desteklerinden dolayı Maden Mühendisi sayın Ahmet AKKAYA ya teşekkür ederim. III

6 İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖZ... I ABSTRACT... II TEŞEKKÜR... III İÇİNDEKİLER... IV ÇİZELGELER DİZİNİ... VIII ŞEKİLLER DİZİNİ... IX 1.GİRİŞ ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR MATERYAL VE METOD Materyal Metod Saha Öncesi Çalışmalar Saha Çalışmaları Laboratuvar Çalışmaları Tez Yazım Çalışmaları ARAŞTIRMA BULGULARI ERCİYES VOLKANİZMASI VE JEOLOJİSİ Coğrafya Genel Jeoloji Jeoloji ve Jeomorfoloji (1). Koçdağı (2). Erciyes Dağı Ana Konisi (3). Dasit domları (4). Yılanlıdağ (5). Göğdağ (6). Bozdağ (7). Kolanlıdağ (8). Eğrikuzey Tepe IV

7 İkincil Çıkış Merkezleri ve Lav Akıntıları Erciyes Kuzeyi Koni ve Lav Akıntıları Erciyes Batısı Koni ve Lav Akıntıları Erciyes Güneyi Koni ve Lav Akıntıları Volkanizmanın Evrimi Petroloji ve Jeokimya (1). Kayaç Adlamasında İzlenen Yol (2). Mineral Dağılımı ve Minerallerin Özellikleri (3).Volkanitlerin Jeokimyası (4). Petrojenez Buzul Jeomorfolojisi Pleyistosen Buzullaşması ve Dönemleri Son Buzullaşma Dönemi ve Diri Buzullar Buz Yalakları ve Morenler Sandur Konileri Kaya Buzulları KOÇCAĞIZ VE DOLAYININ STRATİGRAFİSİ Mesozoyik Aşıgediği metamorfiti (Mza) Tavşancıdağtepe formasyonu (JKt) Senozoyik Tersiyer (1).Velibaba ignimbiriti (plev) Kuvaterner (1). Alüvyon (2). Yamaç döküntüsü TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Doğal Yapı Taşlarında Aranan Özellikleri Tüflerin Fiziksel - Kimyasal - Mekanik - Petrografik ve Çeşitli Özelliklerin Saptanması Petrografik Tanımlama V

8 Çıplak Göz ve Lup Altında İnceleme Mikroskop Altında İnceleme Sertlik Birim Hacim Ağırlık Özgül Ağırlık Ağırlıkça Su Emme Porozite (Gözeneklilik) Tabii Don Tesirlerine Dayanıklılık ve Don Sonu Basınç Mukavemeti Eğilme Dayanımı Aşınmaya Karşı Dayanıklılık Basınç Mukavemeti Açık Hava Tesirlerine Dayanıklılık Ses Yutulması ve Isı İletkenliği Plaka Verme Kenar - Köşe ve Cila Alma Tüflerin Yapı - Kaplama Taşı Olarak Değerlendirilmesi OCAK İŞLETMESİ FABRİKA İŞLETMESİ Tüf Ürünlerinin Oluşturulmasında Kullanılan Renk Seçenekleri Tüflerin Nakliye Aşamasına Kadar Geçirdiği İşlemler ve Makineler Vinç ile Tüf Bloklarının Alınması ST Blok Kesme Makinesi Yatay Yarma Makinesi Baş Kesme Makinesi Mucarta Makinesi Trimming Makinesi Çarpma Makinesi Torna Makinesi Silim Makinesi APC (Alın Pah Cila) Makinesi VI

9 Profil ve Pah Kırma Makinesi Palet Forklift Tüf Uygulama Örnekleri EKONOMİK JEOLOJİ SONUÇLAR KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ EKLER EK. 1 Koçcağız ve Dolayının 1/ Ölçekli Jeoloji Haritası EK. 2 Koçcağız ve Dolayı Jeoloji Enine Kesiti EK. 3 Uygulama Referansları VII

10 ÇİZELGELER DİZİNİ Sayfa No Çizelge 4.1. Erciyes volkanitleri majör element dağılımının Batı Pasifik Ada Yayı andezit - dasitleri, kıtasal kabuk ve granit ortalama değerleri ile karşılaştırılması Çizelge 5.1. Tüf kökenli kayaçlara ait numunelerin Mohs sertlik derecesi değerleri. 81 Çizelge 5.2. Birim hacim ağırlık değerleri ve ortalaması Çizelge 5.3. Özgül ağırlık değerleri ve ortalaması Çizelge 5.4. Ağırlıkça su emme deneyi ve değişik parametreleri Çizelge 5.5. Tabii don tesirlerine dayanıklılık ve don sonu basınç mukavemeti deney ortalama değeri ve değişik parametreleri Çizelge 5.6. Eğilme dayanımı değerleri ve ortalaması Çizelge 5.7. Aşınmaya karşı dayanıklılık değerleri ve ortalaması Çizelge 5.8. Basınç mukavemeti deney sonucu ortalama değeri Çizelge 5.9. Açık hava tesirlerine dayanıklılık ve sonuçları Çizelge Isı iletkenliği ve ses yutulma deney sonuçları Çizelge 9.1. Tüf numunelerine uygulanan deney sonuçları VIII

11 ŞEKİLLER DİZİNİ Sayfa No Şekil 1.1. Çalışma alanı yer bulduru haritası... 3 Şekil 1.2. Erciyes Dağı ve çevresinin görünümü... 4 Şekil 1.3. Koçcağız Köyü (Kayseri - Talas) dolayına ilişkin çalışma alanın genel görünümü... 4 Şekil 4.1. Koccağız ve dolayı Geneleştirilmiş Stratigrafi Kesiti Şekil 4.2. Koçcağız dolayının basitleştirilmiş Jeoloji Haritası (Mza: Aşıgediği metamorfiti, JKt: Tavşancıdağtepe formasyonu, plev: Velibaba ignimbiriti, Qyd: Yamaç döküntüsü, Qal: Alüvyon, TO: Taş Ocak Yeri, FD: Numune Yeri) Şekil 4.3. Erciyes Dağı ve Ali Dağı nın, Talas ilçesinden görünümü Şekil 4.4. Erciyes Dağı ana konisi Şekil 4.5. Karasivri Domu taban yayılımı ürünleri Aksu Yaylası'nın (2200 m) güneybatısındaki M1 morenlerini üzerlemektedir Şekil 4.6. Erciyes Volkanitlerinin Streckeisen Diyagramında Sınıflandırılması Şekil 4.7. ALK/ SiO 2 diyagramı Şekil 4.8. Erciyes volkanitlerinin AMF diyagramındaki konumu Şekil 4.9. Erciyes volkanitlerinde Al 2 O 3 ün NPB ne göre değişimi Şekil Erciyes Volkanının moren haritası Şekil Mesozoyik yaşlı birimlere güneyden bakış (Mza, JKt, plev) Şekil Koçcağız Köyü sınırları dahilinde kristalize kireçtaşı, mermer gri - koyu gri renklidir Şekil Gri - koyu gri renkli, kristalize kireçtaşı aşırı kırıklı - çatlaklı olduğundan kırmataş ocağı olarak işletilmektedir Şekil F.D.1. Kristalize kireçtaşı: Koçcağız Köyü güneybatısından alınan numune kalsit yapılışlı olup ve belirgin ikizenmeli iri kalsit kristalleri bir yönde uzanımlıdır Şekil F.D.2. Kristalize kireçtaşı: kayaç başlıca iri kristalen, bir yönde uzamış, belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristallerinden oluşmaktadır IX

12 Şekil F.D.2. Kristalize kireçtaşı: ince kesitte görüldüğü üzere opak mineraller yok denecek kadar azdır ve belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristalleri gözlenmektedir Şekil F.D.2. Kristalize kireçtaşı: ince kesitte stilolitik yol boylarında saçılmış halde çok ince opak mineraller %1 dolayında olup yer yer ince kırıklarda siyah opak madde dolguludur Şekil Velibaba ignimbiritinin yüzeyde mostra görünümü. Yer yer üzerinde ince bitkisel toprak örtü gelişmiştir Şekil Ocak aynasında gri renkte görülen tüfler masif - kalın katmanlıdır Şekil Birimde seyrek ve düzenli kırıklar blok verimini artırmaktadır Şekil Tüf kökenli kayaçların kırılma yüzeyinin yakından görünümü Şekil 4.22.Tüfler katman tavanında yer yer açık pembe renklidir Şekil Velibaba ignimbiritinin ala olarak bilinen sarı - krem renkli kesimleri yer yer demir hidroksitleri ile boyaanmış olup içerisinde yer yer yassılaşmamış pomza parçaları içermektedir Şekil Ocak aynasında gri renkli tüflerden alınabilecek blokların boyutu oldukça yüksektir Şekil Birimin tabanında yer yer, fazla kalın olmayan, pembe - kırmızımsı renkli dağılgan kısımlar gözlenmektedir Şekil numaralı taş ocağında tabanı kırmızı - pembe renkli ayrışmalı tüfler oluşturup bunun düzensiz yüzeyi üzerine tüf - pomza parçaları içeren gri renkli, kalın - masif katmanlı dayanıklı tüfler gelmektedir Şekil Andezitik tüf örneği ince kesitinde mikrolitik plajioklas içerisinde ayrışarak karbonat ve ikincil minerallere dönüşmüş kesimler Şekil FD.3 Andezitik tüf ince kesitinde, matriks tamamen mikrolitik plajioklaslardan ve dönüşmüş ikincil minerallerden oluşup oligoklas belirgin ikizlenmelidir Şekil FD.3. Andezitik tüf örneği ince kesitinde mikrolitik plajioklas içerisinde ikizlenmesi ile ojit bileşimli piroksen ve biyotit ile ince opakların görünümü Şekil FD.4. Andezitik tüf örneği ince kesitinde matriksin tamamen mikrolitik X

13 plajioklas ve dönüşmüş ikincil minerallerden oluştuğu görülmektedir Şekil Çalışma alanı içerisinde görülen örtü durumunda alüvyon çökelleri, tüf çakıllıdır Şekil Örtü durumunda bulunan alüvyon çökellerin içindeki tüf çakılların yerinden kurtulması ile oluşan korunmuş kalıplar Şekil Gri tüf ocağında (1 numaralı taş ocağı) tüfler gri renkli çok kalın - masif katmanlı olup seyrek kırıklıdır Şekil 5.2. Tahtatalas Mevkii'nde bulunan tüf ocağında (2 numaralı taş ocağı) blok boyutu ve makro olarak görünümü Şekil 5.3. Ocak ayna yerine kuzeyden bakış, saha blok vermeye oldukça elverişlidir 80 Şekil 6.1. Ocaktan sökülen tüf taşı blokları ve stok alanı Şekil 6.2. Tüf taşı ocağında söküm ve yükleme için kullanılan paletli kepçe Şekil 6.3. Tüf ocağında kullanılan söküm, yükleme ve taşlaşmamış volkanik materyali kazımak için kullanılan ekskavatör Şekil 6.4. Sökülen tüf bloklarının yüklenmesi ve nakliyesi Şekil 7.1. Emre Taş ve Madencilik A.Ş., doğal taş işleme - kesme tesisi ve hazırlanan ürünlerden görünüm Şekil 7.2. Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin tüf ocaklarından üretilip taş kesme ve işleme tesisinde kullanan değişik renklerdeki tüf levhaları (Kahverengi - sarı ala - ala kahverengi - kırmızı - sarı - gri - siyah - pembe) Şekil 7.3. Hareketli vinç ve stok alanındaki tüf blokları Şekil 7.4. Seçilen tüf bloklarının vinç sistemi ile ST makinesine götürülmesi Şekil 7.5. Dört ayaklı ST makinesinin görünümü Şekil 7.6. İki ayaklı ST makinesinin yakından görünümü Şekil 7.7. Tüf bloklarının, vinç yardımı ile getirilmesi ve dört ayaklı ST makinesi hareketli tablası üzerine konulması Şekil 7.8. Tüf bloklarının dört ayaklı ST makinesinde ebatlandırılması Şekil 7.9. ST makinelerinde kesilmiş ve ebatlandırılmış tüf örnekleri Şekil Gri ve siyah tüften yapılan küpeşte ve sütun örnekleri Şekil Yatay yarma makinesinin yakından görünümü XI

14 Şekil Baş kesme makinesinden bir görünüm Şekil Mucarta makinesinin görünümü Şekil Kahverengi - sarı - gri - pembe renkli tüflere ait levha örneklerinin mucarta makinesinden geçmiş pürüzlü yüzey örnekleri (Talep edilen birçok ebatta ürün hazırlanabilmektedir) Şekil 7.15.Trimming makinesinin görünümü Şekil Sarı - pembe - kırmızı - siyah renkli tüflere ait levha örneklerin çarpma makinesinden geçmiş görünümü (Talep doğrultusunda istenilen ebatlarda üretim yapılabilmektedir) Şekil Büyük boyutlu torna makinesi görünümü Şekil Torna makinesi ile yapılan dekoratif amaçlı ürünlerden gri ve siyah tüf örnekleri Şekil Silim makinesinden bir görünüm Şekil Sarı ala - kahverengi - gri - pembe tüf levhalarının silim makinesinden geçmiş görünümü Şekil Alın pah cila makinesi görünümü Şekil Alın pah cila makinesi ile bir kenarı işleme tabi tutulmuş siyah tüf levhası Şekil Profil ve pah kırma makinesi görünümü Şekil Gri - kahverengi - sarı - pembe tüf levhalara, profil makinesi ile uygulanmış tarama örnekleri Şekil Palet ve ambalaj sistemi Şekil Forkliftin görünümü Şekil Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin idari binası Eski Kayseri evlerine benzer mimaride inşa edilerek Koçcağız tüfleri ile kaplanmıştır Şekil Erciyes Üniversitesi, Dekanlık binası dış cephe kaplaması Şekil Kırıkkale Belediye Binası ve Kültür Parkı Şekil Tarihi ve doğal yapıya uygun olması açısından sarı tüf kullanılarak inşa edilmiş ve kemer yoğunluğu ile dikkat çeken Göreme Turistik Otelinden bir görünüm Şekil Tüf ile yapılmış olan Kahramanmaraş Abdülhamithan Camii görünümü XII

15 Şekil Park ve bahçe yer döşemesi olarak hazırlanmış ve uygulanmış örnekler117 Şekil Koçcağız gri tüf ile tarihi dokuya uygun olarak restore edilmiş ve Kayseri de hastane olarak kullanılan bir bina görünümü Şekil Kayseri raylı sistem güzergahında bulunan trafo binalarından bir tanesinin görünümü Şekil 8.1 Erciyes Dağı zirvesini ve kış turizmine uygunluğunu gösteren bir fotoğraf XIII

16 1. GİRİŞ Fatma DURAN 1. GİRİŞ Bu çalışmada inceleme alanının oluşmasında etkili olan Erciyes Volkanizmasının oluşumu ve jeolojisi ayrıntılı olarak incelenmiştir (Şekil 1.2). Çalışma alanı içerisinde bulunan tüf kökenli kayaçların volkanizmaya bağlı olarak ortaya çıktığı saptanmıştır. Çalışma alanı; Kayseri ili, Talas ilçesinin yaklaşık 45 km doğusunda, Koçcağız Köyü dolayında, 1/ ölçekli Kayseri - K35 - c1 paftasında yer almaktadır (Şekil 1.1). Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Koçcağız ve dolayında Mezosoyik te iki, Senozoyik te üç olmak üzere toplam beş farklı litostratigrafi birimi ayırtlanmıştır. Bu birimlerin stratigrafik, sedimantolojik, petrografik özellikleri ve birbirleri ile olan konumları ayrıntılı olarak alt bölümlerde açıklanmıştır. Çalışma alanında temeli gri - koyu gri renkli, orta - kalın katmanlı, yer yer katmanlanmaya koşut yapraklanmalı Geç Triyas - Jura yaşlı, başlıca kristalize kireçtaşlarından oluşan Aşıgediği metamorfiti oluşturur. Aşıgediği metamorfiti üzerine ise uyumsuz olarak koyu gri - siyah renkli, kristalize kireçtaşı ve dolomitlerden oluşan, demir içermesi nedeniyle yer yer kahve - kırmızı renkli olarak görülen, katmanlanma yüzeylerinde lamellibranş ve gastropod kavkılarının yer aldığı, çok çatlaklı ve çatlakları kalsit dolgulu Tavşancıdağtepe formasyonu gelmektedir. Bu birimin üzerine Tersiyer zaman dilimine ait olan, oldukça geniş yayılımlı, gri - koyu gri - siyah - kiremit kırmızısı - sarı - pembe renkli, sert, masif görünümlü, tüf litolojili, Geç Pliyosen yaşlı Velibaba ignimbiriti açılı diskordanslıdır. Tersiyer tüf birimi üzerine Kuvaterner yaşlı başlıca kum, kil, çakıl ve tüf parçalarından oluşan Alüvyon ile köşeli çakılları kapsayan litolojik olarak tutturulmamış - gevşek tutturulmuş Yamaç döküntüsü yer almaktadır (Şekil 1.3). Bu çalışma ile Koçcağız Köyü (Talas - Kayseri) dolayının 1/ ölçekli ayrıntılı jeoloji haritası yanı sıra, bölgenin Genelleştirilmiş Stratigrafi Kesiti hazırlanmıştır. Ayrıca Koçcağız Köyü ve dolayı kayaçların mühendislik özelliklerine yönelik deneyler yapılmış ve bu yörede hakim olan kayaçların yapı - kaplama taşı olarak kullanabilirliğine ilişkin fiziksel, mekanik, kimyasal, petrografik vb özellikleri 1

17 1. GİRİŞ Fatma DURAN değerlendirilmiştir. Hazırlanan harita, kesit, blok diyagram, şekil ve çizelgeler ile elde edilen arazi bulguları ve yapılan laboratuvar çalışmalarının sonuçları, Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, tez yazım kurallarına uygun olarak Yüksek Lisans Tezi halinde sunulmuştur. 2

18 1. GİRİŞ Fatma DURAN Ankara Yozgat Kırşehir Nevşehir Kayseri N İl Merkezi Karayolu İl Merkezi Proje alanı Şekil 1.1. Çalışma alanı yer bulduru haritası. 3

19 1. GİRİŞ Fatma DURAN Şekil 1.2. Erciyes Dağı ve çevresinin görünümü. Şekil 1.3. Koçcağız Köyü (Kayseri-Talas) dolayına ilişkin çalışma alanın genel görünümü. 4

20 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR İnceleme alanı ve yakın dolayında daha önce incelemelerde bulunan çalışmacılar ve çalışmalarının içerikleri aşağıda belirtilmiştir: Penther (1905), Erciyes buzulunu bilim dünyasına tanıtan ilk araştırmacı olmuştur yılında uzunluğunun 700 m olduğunu saptayan yazarın çalışması, 1900 yıllarından günümüze kadar buzuldaki gerilemenin saptanması açısından büyük önem taşımaktadır. French (1916), Ecemiş Fay Kuşağı için Tekir Grabeni adlamasını kullanmıştır. Bartcsh (1935), Erciyes yöresinde volkanik serilerin Neojen tortullarıyla ara tabakalı olduğuna dikkati çeken yazar, jeoloji ve jeomorfoloji haritası yapmıştır. Yöredeki son volkanik aktivitenin bazaltlardan oluştuğunu ve dönem bazaltlarının Sarıgöl civarında bloklar üzerinde aktığını saptamıştır. Lahn (1945), Erciyes te volkanik faaliyetin Kayseri nin KB sında bazaltlarla başladığını ve bunların Miyosen yaşlı tortullarla ilişkili olduğunu belirtir. Yaygın andezit ve dasitlerin Üst Neojen yaşlı oldukları görüşündedir. Yalçınlar (1950), araştırıcı yöreye ilişkin birçok yayınında çeşitli görüşler ortaya koymuştur. Erkilet yöresindeki omurgalı fosillerin Ponsiyen yaşlı oldukları ve volkanizmanın bu zamanda başladığını kabul etmektedir. Tüflerin daha doğuda yer aldığını belirten yazar, bu durumu tüflerin püskürmesi esnasında batıdan esen rüzgarların sağladığı görüşündedir. Yine araştırıcı, Kayseri ve Develi ovalarını Erciyes Yanardağı nın kalderası olarak değerlendirmiştir. Erinç (1951), Erciyes buzulunu detay olarak incelemiş ve haritalamıştır. Buzulu yamaç buzulu olarak tanımlayan yazar, bunun Erciyes in Pleyistosen deki buzullardan sonraki dönemde geliştiği görüşündedir. Hiessleıtner (1954), Ecemiş çizgisi olarak tanımladığı Ecemiş Fay Kuşağı nın güneyde Kıbrıs Adası batı sahiline kadar uzadığını bildirmiştir. Metz (1956), Ecemiş Fay Kuşağı için Ecemiş Koridoru, Tekir Dislokasyonu ifadelerini kullanarak Ecemiş Fayının ana hareketini Kretase sonrası - Paleosen 5

21 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN öncesinde kazandığını ve bu fayın Akdağ - Karanfil Dağının batı kenarına boydan boya biçerek Erciyes dağına kadar uzadığını bildirmiştir. Lebküchner (1956), yöredeki lavların andezit karakteri taşıdığını ve Erciyes in doruk bölümünün hipersten andezitlerden meydana geldiği görüşündedir. Yazar, tüfleri andezitik ve riyolitik olmak üzere sınıflandırmış ve önce riyolitik tüflerin çıktığını belirtmiştir. Ketin (1960a-b), 1/ ölçekli Türkiye Tektonik Haritasında Ecemiş Fay Kuşağı için Ecemiş Dislokasyonu, Ecemiş Çukuru Fayı, Ecemiş Fayı ifadelerini kullanarak Ecemiş Fayının Doğrultu atımlı sol yönlü birincil hareketine değinmiştir. Ketin (1963), Romalılara ait bazı madeni paraların üzerinde Erciyes in aktif halde resmedildiği ve Erciyes ten ateş ve duman püskürdüğüne dair Strabo nun tasvirleri bilinmektedir. Buna göre Erciyes Volkanizmasının Ponsiyen başlayıp Kuvaterner de de devam ettiğini belirtmiştir. Ayrancı (1963), Erciyes in kuzey bölümünün haritalarını hazırlayan yazar, ayrıntılı petrografik yorumlarda bulunmuştur. Volkanizmanın evrimini üç ana gruptan toplayan yazara göre: 1. Orojen Volkanizması, 2. İntermediyer ile bazik orta volkanizma dönemi, 3. Genç volkanik faaliyet dönemi. Yazar, son volkanik etkinliğin buzul devrinden sonraya rastladığına dikkat çekmektedir. Pasquare (1968), Nevşehir yöresi volkanitlerinin detay jeolojisini yapan yazar, Erciyes volkanitlerine de değinmiştir. Koçdağı ve Develi dağı grubunun Erciyes ana konisinden eski olduğunu, Erciyes konisinin strato volkan tipi gösterdiğine değinen araştırma, özellikle batı yamaçtaki volkanik stratigrafi üzerinde durmuştur. Baykal ve Tatar (1970), Anatolid ve Torid kuşakları sınırında, volkan konisi olan Erciyes Dağının (3917 m) esas itibariyle andezit lav ve cürufları, daha az olarak ta bazaltlardan oluştuğunu bildirmiştir. Erciyes etrafında 100 km kadar uzaklara yayılmış olan ve Neojen gölleri içinde, Neojen sedimentleriyle birlikte çökelmiş bulunan tüflerin çoğunlukla açık renkli asidik tüflerden ibaret olduğunu ve içlerinde Ponsiyen i temsil eden Hipparion Gracile kemik ve dişleri bulunduğunu belirtmişlerdir. 6

22 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN Arpat ve Şaroğlu (1975), Ecemiş Fay Kuşağı için Demirkazık Fayı adlamasını kullanarak fayın aktif oluşu yanı sıra Çukurova batısından - Pozantı - Çamardı dolayına doğru uzandığını ve doğrultu atımlı sol yönlü bir harekete sahip olduğunu bildirmişlerdir. Batum (1978), Nevşehir Göllüdağ ve Acıgöl yöresindeki volkanitlerde jeokimya çalışmaları yapan araştırmacı, Kuvaterner bazaltlarının dışındaki tüm volkanitlerin kalkalkalen nitelikli olduğunu saptamıştır. Yazar, Orta Anadolu nun güney kenarı boyunca yer alan Neojen Kuvaterner volkanitlerinin Arap - Afrika levhacığı arasındaki kıta - kıta çarpışması sonucunda meydana gelen volkanizmanın ürünleri olduğu sonucuna ulaşmıştır. Yetiş (1978a - b, 1984a - b - c, 1987), önceki yazarlarca kullanılan Ecemiş Koridoru, Ecemiş Çukuru, Ecemiş Dislokasyonu vb gibi deyimlerin bazen fay zonu anlamında, bazen de uzunlamasına Ecemiş Çukurunu anlatmada kullanıldığını bildirerek Çamardı (Niğde) alanında Maden Boğazı - Kamışlı arasında çalışarak bölgede birden fazla birbirine paralel uzanımlı fay olması nedeniyle Ecemiş Fay Kuşağı adlamasını kullanmıştır. Bölgede birbirine az çok paralel uzanımlı Ecemiş Fayı (batı) ve Cevizlik Fay ını (doğu) ayırtlayarak 1/25000 ölçekte haritalamıştır. Mersin - Erciyes segmentinde K20D gidişli Ecemiş Fay Kuşağının Paleosen sonrası Lütesiyen öncesinde birincil doğrultu atımlı, sol yönlü, 80±10 km lik ana doğrultu atımını kazandığını bildirmiştir. Anday ve Durmaz (1979), Adana Ovası ile Kayseri arasındaki bölgede kaya birimlerinin değişik bantlardaki değişik yansıma değerlerinden doku ve drenaj farklılıklarından yararlanarak ayırım yapmış, haritalamış ve jeoloji haritaları ile karşılaştırıldığında oldukça uyumluluk gösterdiğini saptamışlardır. Scott (1981), Ecemiş Fay Kuşağının Pozantı - Kayseri arasındaki uzanımı için Pozantı - Kayseri Fayı adlamasını kullanmıştır. Şengör ve Yılmaz (1981), Ecemiş Fay Kuşağı nın Eosen sonrası hareket eden bir transform fay olduğunu bildirmişlerdir. Oğuz (1981, 1991), Ecemiş Fay Kuşağı boyunca aşınım yüzeyleri ve bunların sediman eşdeğerlerine değinerek; D0. Oligosen denüdasyon yüzeylere, DI. Alt - Orta Miyosen Penepleni, DII. Üst Miyosen Pediment / Evapolit oluşumu, DIII. Pliyosen 7

23 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN akarsu çökelim yüzeyleri, DIV. Alt Pleistosen akarsu çökelim yüzeyleri, SY - SO - SA yüksek - orta - alçak teraslara ayırtlamıştır. Gül ve ark. (1984), Ecemiş Fay Kuşağı - Karaman arasında çalışarak Ecemiş fayının Geç Eosen ortalarında aktif olmaya başlayıp doğrultu atımlı, sol yönlü: Erken Miyosen başından beri de aktivitesini sürdürerek atım kazandığını bildirmişlerdir. Güner ve ark. (1984), Kayseri Havzasının Erken Pliyosende KD - GB yönündeki normal bileşeni olan doğrultu atımlı faylarla oluşmuş tektonik bir çukurluk olduğunu ve Erciyes stratovolkanının Kayseri havzasını güneydoğudan sınırlıyan Gesi - Talas ya da Erciyes Fayı olarak adlandırdıkları sol yanal atımı ve düşey atımı saptanan fay üzerinde ve Erciyes te volkanizmanın izlendiği gelişimi belirtmişlerdir. Demirtaşlı ve ark. (1986), Ecemiş Fay Kuşağı için Orta Eosen sonrası, Geç Eosen - Oligosen öncesi bir hareketi işaret etmişlerdir. Şaroğlu ve ark. (1987), Ecemiş Fay Kuşağı nın Sulucaova - Pozantı segmentinde aktif olup Pozantı güneyinde fayın uzanımının belirgin olmadığını bildirmişlerdir. Ozaner ve Tüfekçi (1988), Erciyes Yanardağı kuzey kesiminde çalışarak Oligosen den beri aktif, normal fay nitelikli Ecemiş Fay Kuşağı için Kızılırmak Fayı adlamasını kullanmışlardır. Kazancı ve Karadenizli (1992), Pozantı civarında Ecemiş Fay Kuşağı genç dolgusunu oluşturan Oligosen - Erken Miyosen yaşlı kırıntılı alüvyal yelpaze sisteminin Geç Miyosen - Pliyosen döneminde Ecemiş Fay Kuşağı genç hareketleri ile kesilmiş olabileceğini bildirmişlerdir. Göncüoğlu ve Toprak (1991), Tuzgölü - Ecemiş Fay Kuşağı alanında çalışarak Tuz Gölü ve Ecemiş Fay Kuşağı ile aralarındaki yapıların K - G yönlü bir sıkışmanın ürünü olduklarını savunmuşlardır. İnan (1993), Erciyes Yanardağı KD sunda 1/25000 ölçekli harita yapıp, aktif, doğrultu atımlı sol yönlü harekete sahip Ecemiş Fay Kuşağı için Kızılırmak Fay Zonu adlamasını kullanmıştır. 8

24 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN Göncüoğlu ve ark. (1994), Çalışmalarında Orta Anadolu Masifi ile Sivas Baseni nin ilişkisini konu etmektedirler. Orta Anadolu Masifi ne ilişkin birimleri dört grupta toplamıştır: Orta Anadolu Metamorfitleri, Orta Anadolu Ofiyolitleri, Orta Anadolu Granitoyitleri, Karahıdır Volkanitleri. Aşıgediği Metamorfitleri ile Metamorfik Ofiyolitli Karışık, Orta Anadolu Metamorfitleri kapsamındadır ve biribirleri ile çökel ilişkilidir. Orta Anadolu Ofiyolitleri ultramafik kayaları, Gabroları ve Diyabaz-Bazalt-Pelajik çökelleri kapsar ve bunlar ayrı ayrı incelenmiştir. Dirik ve Göncüoğlu (1996), Orta Anadolu nun Neotektonik karakteristiklerini ortaya koydukları çalışmalarında Ecemiş Fay Kuşağı nın Mersinden Kuzeye Sivas - Refahiye dolayına kadar uzandığını belirterek Ecemiş Fay Zonu adlamasını kullanmışlardır. Doğrultu atımlı fay kuşağı boyunca, paralel - subparalel fayların yer aldığını, ana fay zonu üzerinde 2-15 km lik atımlar ile aktif yer kaymalarının bulunduğunu, deprem episantırları ile sıcak su kaynakları Kuvaterner Volkanizması gözetildiğinde Ecemiş Fay Kuşağı nın tektonikçe aktif olduğunu bildirmişlerdir. Şentürk ve ark. (1996), gelişen mermer işleme teknolojisinde katrak, ST, köprü kesme, dikey ve yatay yarma, pahlama ve cilalama gibi makinelerin kullanımı ve mermer işleme sektöründe güncel olarak kullanılan kesim teknolojileri ile yaygın olarak kullanılan ekipmanları incelemişlerdir. Uçar (1997), Ecemiş Fay Kuşağı nın Ecemiş ve Cevizlik Faylarını kapsamak üzere kuzeyde Kamışlı dolayından güneyde Gülek e kadar doğrultu atımlı sol yönlü uzanımını sürdürdüğünü bildirmiş, bildirilen alanda 1/25000 ölçekte jeolojik haritalama yapmıştır. Koçyiğit ve Beyhan (1998), eski bir paleotektonik yapı olarak tanımladıkları Ecemiş Fay Kuşağı nın Düzyayla (Sivas) dolayından Anamur a kadar 730 km lik bir alanda uzanımını sürdürdüğünü belirterek Orta Anadolu Fay Zonu adlamasını kullanmışlardır. Aktif kıta içi transcurrent fayın, belirtilen alanda 74 km doğrultu atıma sahip olduğunu, 24 segmentten oluşup yılda 0.3 cm hareket ettiğini, yılları arasında 4-8 büyüklüğünde 50 adet deprem kaydedilmiş olması ile de sismik olarak aktif olduğunu bildirmişlerdir. 9

25 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN Yetiş ve Çetin (1998a, b), Adana depremi yüzey kırıkları ile Ecemiş Fay Kuşağının karşılaştırılması ve Ecemiş Fay Kuşağı nın morfolojik özelliklerinin havadan incelenmesi ve fayın aktifliği durumunu incelemişlerdir. Türkecan ve ark. (1998), Kayseri (Bünyan - Develi - Tomarza) yöresinin jeolojisi ve volkanik kayaçların petrolojisini ayrıntılı olarak incelemişlerdir. Erciyes Volkanizması sonucu oluşan birimleri jeolojik oluşumları bakımından ayrıntılı olarak ortaya koymuşlardır. Yetiş ve ark. (1999), Ecemiş Fay Kuşağı boyunca genç hareketler ve Kuvaterner yaşlı kaba alüvyal yelpaze geometrisini incelemişlerdir. Yetiş (2000), Çukurbağ Çamardı alanı Kuvaterner çökellerinin Ecemiş Fayı genç hareketleri ile olan ilişkisini incelemiştir. Ayrıca, Kuvaterner yaşlı birinci seki taraçalarında, Ecemiş Fay Kuşağı batı bloğunun doğu bloğa göre 25±2 m yükseldiği tespit edilmiştir Yetiş ve ark. (2000), Erciyes Volkanizmasının ilk oluşumu başlangıç volkanizması ne zaman oluştuğu, bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmalarda doyurucu bir bilgiye rastlanmadığından bahisle literatürde Kuvaterner ve Geç Miyosen de volkanizmanın aktif olduğuna dair bilgiler bulunduğunu, Miyosen kırıntıları ile Kuvaterner taraçalarını etkileyen, fayın genç hareketlerinin Çamardı dolayında tespit edildiğini bildirmişlerdir. Jaffey ve Robertson (2001), Ecemiş Fay Kuşağının birincil doğrultu atımlı sol yönlü hareketinin Orta Miyosen de başladığını bildirmişlerdir. Koçyiğit (2001), İç Anadolu ve Torosların orta - doğu kesimlerinde yaptığı neotektonik çalışmalar ile oldukça büyük, kıta içi yeni bir yapının varlığını ortaya koymuş, bu yapıyı burada Orta Anadolu Fay Zonu olarak adlandırmıştır. Karaca (2003), mermer işleme fabrika planlamasında ve akım şemasının oluşturulmasında temel parametreleri; 1. Üretim politikası, 2. Sermaye, 3. Fiziki planlama ve yapılanma, 4. Makine - Ekipman seçimi ve efektif akım şeması, 4. Ham madde kaynakları olarak belirtmiştir. Sarıkaya ve Çiner (2003), Erciyes Dağı nın özellikle kuzeye bakan yamaçlarındaki jeomorfolojik birimlerin çoğunluğunu buzul oluşuklarının meydana 10

26 2.ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Fatma DURAN getirdiğini, buz yalakları ile morenlerin bunlar içerisinde en yaygın olarak bulunduklarını belirtmişlerdir. Gazioğlu ve ark. (2004), uydudan alınan fotoğraflar üzerinden Erciyes Volkanik Kompleksinin jeomorfolojisini incelemişlerdir. Kuşçu ve Atilla (2005), Cora Maarı nın (Erciyes Volkanik Bölgesi) Fiziksel Volkanojisi hakkında çalışmalar yapmıştır. Cora Maar ını, Kapadokya Volkanik Bölgesi nde Erciyes Dağı nın yaklaşık 20 km kuzeybatısında yer alan Kuvaterner yaşlı monojenetik bir volkan olarak tanımlamışlardır. Korkanç (2007), Nevşehir dolayında geniş alanlarda yüzeyleyen Kavak ignimbiritlerine ait farklı renklerdeki piroklastikleri kullanmış, örnekler üzerinde petrografik, kimyasal ve jeomekanik özelliklerini belirlemek amacı ile standart kaya mekaniği deneyleri yapmıştır. İgnimbiritlerin dekoratif özeliklerinden dolayı bina dış yüzey kaplamasında, merdiven, yer döşemesi, korkuluk, havuz ve kenarları, kemer, sütun, şömine, balkon süslemeleri ve restorasyon uygulamalarında yapı taşı olarak kullanılabilirliği üzerine durmuştur. 11

27 3.MATERYAL VE METOD Fatma DURAN 3. MATERYAL VE METOD 3.1. Materyal İnceleme alanı olarak İç Anadolu Bölgesi, Kayseri İl sınırları içerisinde bulunan, Erciyes Dağı çevresi ve Talas İlçesi Koçcağız Köyü dolayları belirlenmiştir. Bu alan 1/ ölçekli Kayseri - K35 - c1 paftası içerisinde yer almaktadır. Arazi çalışması sırasında temel topografik haritalar ile jeolog pusulası, gps, jeolog çekici, fotoğraf makinesi numune torbaları kullanılmıştır. Laboratuvar çalışmaları için Jeoloji - Maden - İnşaat Mühendisliği Bölümleri laboratuvarları ile MTA laboratuvarları, büro çalışmaları içinde bilgisayar kullanılmıştır Metod Yüksek Lisans Tezi olarak yapılan bu çalışma; saha öncesi çalışmalar, saha çalışmaları, laboratuar çalışmaları, değerlendirme ve tez yazım çalışmaları olmak üzere başlıca dört aşamada gerçekleştirilmiştir Saha Öncesi Çalışmalar Çalışmanın bu evresinde öncelikle çalışma alanıyla ilgili olarak bölgenin jeolojisi hakkında bilgi sahibi olmak üzere daha önce yapılmış araştırmalar incelenerek literatür taraması yapılmıştır. Literatür taraması için değişik üniversiteler ile Ç.Ü. arşivlerinden yararlanılmıştır. Bunun sonucunda arazide yapılacak çalışmalara ilişkin yaklaşımlarda bulunulmuştur. Saha çalışmaların da gerekli olan bölgenin 1/ ölçekli topografik haritaları değerlendirilip, buna göre paftalar ve benzeri materyaller temin edilmiştir Saha Çalışmaları Çalışmanın en önemli bölümünü oluşturan arazi çalışmaları yılında özellikle saha çalışmalarına imkân veren yaz aylarında yapılmıştır. 12

28 3.MATERYAL VE METOD Fatma DURAN Saha çalışmaları ile 1/ ölçekli Kayseri - K35 - c1 paftası kullanılarak; jeolog pusulası, gps, fotoğraf makinesi, lup, seyreltik HCl asit vb gereçler ile dokanakların izlenmesi yöntemiyle çalışma alanının ayrıntılı jeoloji haritası hazırlanmış, arazide yüzlek veren birimlerden petrografik tanımlama ve değişik amaçlı deneyler için numuneler derlenmiştir Laboratuvar Çalışmaları Bölgedeki arazi çalışmaları sırasında derlenen numunelerden ince kesitler hazırlanmış ve bunların petrografik değerlendirmeleri yapılmıştır. Çalışma alanından alınan numunelerden, doğal taş kesme ve işleme tesisinde istenilen ebatlarda numuneler hazırlanmıştır. Tür ve örneklerin çeşitli fiziksel, kimyasal, mekanik özelliklerini belirlemeye yönelik deneyler, Çukurova Üniversitesi, Mühendislik - Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında, Erciyes Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında, ODTÜ, Jeoloji - Jeofizik Araştırma Merkezi laboratuvarlarında yapılmıştır. Yapılan deneyler ile Birim Hacim Ağırlık, Yoğunluk, Ağırlıkça Su Emme, Hacimce Su Emme, Görünür Porozite, Boşluk Oranı, Özgül Ağırlık, Tek Eksenli Basma Dayanımı, Nokta Yük Dayanımı, Sertlik, Aşınmaya Karşı Dayanıklılık, Eğilme Dayanımı, Tabii Don Tesirlerine Dayanıklılık ve Don Sonu Basınç Mukavemeti Deneyi, Isı İletkenliği, Ses Yutulma, Plaka Verme, Kenar - Köşe ve Cila Alma değerleri belirlenmiştir Tez Yazım Çalışmaları Arazi öncesi, saha ve laboratuar çalışmaları sonucunda elde edilen tüm veriler değerlendirildikten sonra bölgenin stratigrafik konumunu ortaya koyan harita, kesit, diyagram, şekiller, arazi ve mikroskop fotoğrafları ile çalışma alanının detay jeolojisini içeren, Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü' nün tez yazım kurallarına bağlı kalınarak yazılan yüksek lisans tezi hazırlanmıştır

29 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Bu çalışma ile inceleme alanı ve dolayında bulunan kayaçların oluşmasında jeolojik olarak etkili olan Erciyes Volkanizmasının jeolojisi, oluşumu ve sonuçları incelenmiş, tüf birimlerinin yapı ve kaplama taşı olarak kullanılabilirliği üzerinde durulmuştur. Çalışma alanı olan Koçcağız ve dolayında Mezosoyik ve Senozoyik yaş aralığında beş farklı litostratigrafi birimi ayırtlanmıştır. Bu birimlerin stratigrafik, sedimantolojik, petrografik özellikleri ve birbirleri ile olan konumları ayrıntılı olarak alt bölümlerde açıklanmıştır. Mezosoyik te iki farklı litostratigrafi birimi ayırtlanmış olup, istifin tabanında gri - koyu gri renkli, orta - kalın katmanlı, yer yer katmanlanmaya koşut yapraklanmalı Geç Triyas - Jura yaşlı, başlıca kristalize kireçtaşlarından oluşan Aşıgediği metamorfiti yer almaktadır. Aşıgediği metamorfiti üzerine uyumsuz olarak koyu gri - siyah renkli, demir içermesi nedeni ile yer yer kahve - kırmızı renkli olarakta görülen, kireçtaşlarının katmanlanma yüzeylerinde lamellibranş ve gastropod kavkılarının gözlendiği, çok çatlaklı ve çatlakların kalsit dolgulu kristalize kireçtaşı ve dolomitlerden oluştuğu Tavşancıdağtepe formasyonu gelmektedir. Bu birimin üzerine Tersiyer zaman dilimine ait bölgede oldukça geniş alan kaplayan, gri - koyu gri - siyah - kiremit kırmızısı - sarı - pembe renkli, sert, masif görünümlü, başlıca tüf litolojili, Geç Pliyosen yaşlı Velibaba ignimbiriti açısal diskordanslıdır. Bu birimler üzerine Kuvaterner yaşlı, kum, kil, çakıl ve tüf parçalarından oluşan Alüvyon ile tutturulmamış ya da kısmen tutturulmuş köşeli çakılları kapsayan Yamaç döküntüsü yer almaktadır (Şekil 4.1,2). Ayırtlanan litostratigrafi birimlerinin özellikleri ve birbirleriyle olan dokanak ilişkileri Genelleştirilmiş Stratigrafi Kesitinde sunulmuştur (Şekil 4.1). Çalışma alanı içerisinde yer alan özellikle tüf kökenli kayaçlarının çeşitli mühendislik özellikleri incelenerek yapı - kaplama taşı olarak kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. 14

30 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN ÜST SİSTEM SİSTEM SERİ FORMASYON KALINLIK LİTOLOJİ AÇIKLAMALAR KUATERNER PLEYİSTOSEN GEÇ Alüvyon (Qal) Yamaç Dökültüsü (Qyd) 0,3-1,5m Kum, kil, çakıl ve tüf parçalarından oluşmaktadır. Çakıllar ve tüf parçaları yarı yuvarlak, az köşelidir. Tutturulmamış yada kısmen tutturulmuş köşeli çakıllıdır. SENOZOYİK TERSİYER NEOJEN PLİYOSEN Velibaba ignimbiriti (Plev) 5-20m Tüf: Oldukça sert, iyi kaynaklanmalı, masif görünümlüdür. MESOZOYİK TRİYAS KRATESE JURA GEÇ Tavşancıdağtepe (Jkt) Aşıgediği metamorfiti (Mza) Kristalize kireçtaşı, dolomit: Gastropod ve lamelli kavkılı, koyu gri-siyah renklidir Kristalize kireçtaşımermer: İnce şisti ara düzeylere sahip, siyah renklidir. Şekil 4. 1 Koçcağız Köyü ve dolayı Genelleştirilmiş Stratigrafi Kesiti 15

31 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil 4.2. Koçcağız dolayının basitleştirilmiş Jeoloji Haritası (Mza: Aşıgediği metamorfiti, JKt: Tavşancıdağtepe formasyonu, plev: Velibaba ignimbiriti, Qyd: Yamaç döküntüsü, Qal: Alüvyon, TO: Taş Ocak Yeri, FD: Numune Yeri). 16

32 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN 4.1. ERCİYES VOLKANİZMASI VE JEOLOJİSİ Coğrafya Söz konusu alan Orta Anadolu nun güneydoğusunda yer alan Kayseri ili sınırları içerisindedir. Erciyes Dağı nın kuzey eteklerinde kurulu olan Kayseri ilinin İncesu, Develi, Tomarza, Talas ilçeleri ve Hacılar, Hisarcık nahiyeleri söz konusu alan içerisinde yer alan büyük yerleşim birimleridir. Parazit koniler genellikle ana tektonik hatlar ile uyumlu bir uzanım sunmaktadır (Şekil 4.3). Şekil 4.3. Erciyes Dağı ve Ali Dağı nın, Talas ilçesinden görünümü (wwwturkey. com/forum/vievforum). Yörede kışların soğuk ve kar yağışlı, yazların ise sıcak ve kurak geçmesine neden olan karasal iklim hakimdir. Erciyes Dağı nın 2000 m den daha yüksek kısımları yılın büyük bir bölümünü kar yağışının etkisi altında geçirir. Bitki örtüsü açısından oldukça fakir olan Erciyes Dağı nın 1800 m nin altındaki yüksekliklerindeki kuzey ve batı eteklerinde meşe ağaçlarına ve su boylarında boyu 1 m yi geçmeyen kavak ağaçlarına oldukça seyrek olarak rastlanır. Genel olarak, Erciyes Dağı çevresinde 2000 m nin altındaki kesimde bitki örtüsünü 17

33 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN kısa boylu otsu bitkiler meydana getirir. Ayrıca güney kesimlerde playa tabanı durumunda olan Develi ovasında ise yoğunlukta tuzcul bitkiler görülmektedir. Karayolu ağı bakımından oldukça zengin olan alanda arazi araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. Ayrıca Kayseri - Sivas, Kayseri - Ankara ve Kayseri - Niğde demiryolları söz konusu alan içerisinde yer almaktadır. Yörede tarımsal faaliyetler yoğun olarak yapılmakla birlikte Kayseri ovasında açılan yeraltı suyu kuyularıyla tarım daha elverişli durumu getirilmiştir. Bölgede pancar, tahıl ve meyvecilik başlıca tarımsal etkinliği göstermektedir. Kayseri ovasında kurulmuş olan sanayi tesisleri de ekonomiye katkı sağlamaktadır. Ayrıca, Erciyes Dağının yılın büyük bir bölümünde kar ile kaplı olması ve doğal bir güzellik oluşturmasından dolayı kayak ve dağcılık turizminin yoğunluğunun bölge ekonomisine olumlu katkısı olmaktadır Genel Jeoloji Bölgenin en yaşlı birimleri güneyde Yahyalı ilçesi dolayında yüzeyleyen Devoniyen yaşlı az metamorfik şistler ve kireçtaşlarıdır. Devoniyen birimleri üzerine Yahyalı doğusunda Özbek köyü dolayında Permo - Karbonifer yaşlı kumtaşı, kuvarsitli ve marnlı kireçtaşları yüzeyler. Permo - Karbonifer yaşlı birimler Koramaz Dağında da yüzeyler ve yarı metamorfik kireçtaşı ve kalkşistler halindedir (Ketin, 1963). Lebküchner (1956), Koramaz Dağında glokofanşist bulunduğunu belirtmiştir. Yetiş (1978a, b), Ecemiş Fay Kuşağı doğu bloğunda, Maden Boğazı kuzey kesimlerinde koyu gri - siyah renkli, kireçtaşı - dolomit yapılışlı Permo - Karbonifer yaşlı birimlerin yüzeylediğini bildirmiştir. Erciyes Volkanizması Ecemiş Fay Kuşağı üzerinde gelişmiştir. Erciyes Dağı güneyinde Ecemiş Fay Kuşağı Doğu bloğunda, Maden boğazı kuzey kesimlerinde Paleozoik birimleri; güney kesimlerinde ise Mezosoyik karbonatları ile Ofiyolitik kayaçlar yüzeyler (Yetiş, 1978a, b). Geç Triyas - Jura - Kretase yaşlı, açık gri - bej renkli Demirkazık formasyonu başlıca kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı, dolomit yapılışlıdır. Üzerine Geç Kretase de bölgeye yerleşen Ofiyolitik kayaçlar gelir. Tuzla Gölü batısında da Ofiyolit yüzlekleri vardır. Doğuda Aygörmez ve Süvengen 18

34 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN dağlarında Kretase yaşlı, açık renkli, neritik kireçtaşları Permo - Karbonifer çökelleri üzerine transgressif aşmalıdır. Koçcağız dolayındaki inceleme alanında kristalize kireçtaşı - mermer yapılışlı Geç Triyas - Jura yaşlı Aşıgediği metamorfiti ve kristalize kireçtaşı - dolomit yapılışlı, Jura - Kretase yaşlı Tavşancıdağtepe formasyonları yüzeyler. Ecemiş Fay Kuşağı batı bloğunda temeli Paleozoyik yaşlı gnays, şist, kuvarsit, mermerler oluşturup bunların üzerine Paleosen yaşlı volkano sedimanter kayaçlar açısal diskordanslıdır. Paleosen çökelleri türbiditik oluşumlu kumtaşı, silttaşı, çamurtaşı ardalanmasından ibaret Çamardı formasyonu; başlıca spilit yapılışlı volkanitler de Karadağ spiliti adı ile incelenmiştir (Yetiş, 1978a, b). Ecemiş Fay Kuşağı batı ve doğu bloklarında yüzeyleyen altta kırıntılı karbonat ile başlayıp üstte kireçtaşı yapılışlı olan Lütesiyen (Eosen) çökelleri bölgede Kaleboynu formasyonu adı ile incelenmiştir (Yetiş, 1978a, b). Bünyan batısı ve Yahyalı batısında da fliş fasiyesinde Eosen çökellerinden bahsedilmiştir. Buralarda da Eosen taban konglomeraları temel birimleri transgressif olarak örtmektedir (Ketin, 1963). Erciyes Volkanizması güneyinde Ecemiş Fay Kuşağı boyunca oluşan fay hattı çukurluğunu Oligo - Miyosen yaşlı başlıca kırıntılı, yer yer karbonatlar tarafından doldurur. Çakıltaşı, kumtaşı, çamurtaşı yapılışlı, akarsu çökellerinden ibaret, Oligo - Miyosen yaşlı birim Çukurbağı formasyonu adıyla incelenmiştir. Fay hattı boyunca oluşan Miyosen yaşlı gölsel kireçtaşı çökelleri de Burç formasyonu olarak incelenmiştir (Yetiş, 1978a, b). İstifin tabanında yer yer jips oluşumları söz konusudur. Bünyan dolayı ile Yeşilhisar güneyinde Lagüner fasiyeste, konglomera, kumtaşı, kiltaşı ve marn yapılışlı Oligo - Miyosen çökelleri geniş yayılımlı olup içerisinde tuz ve jips oluşumları olağandır. Üzerinde ise volkanik Neojen birimleri gelmektedir (Güner ve ark, 1984). Erciyes Dağını çevreleyen platoları meydana getiren volkanik fasiyesteki Neojen yaşlı birimler kireçtaşı, kil, marn, tüf ardalanmasından ibaret olup, Erkilet yöresinde 400 m kalınlığa erişir. Birim içerisinde Ponsiyen i temsil eden Hipparion Gracile, Rhinoceros fosilleri bulunmuştur (Yalçınlar, 1950). Birimdeki volkanik fasiyes üst düzeylere doğru artmakta ve en üstte ignimbiritler yer almaktadır. 19

35 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Kayseri ve Develi ovalarının Kuvaterner yaşlı genç alüvyonları Erciyes çevresinde geniş alanlar kaplar, Erciyes Dağı doruk bölümünde yer alan morenler Pleyistosen yaşlıdırlar. Bünyan girişindeki travertenler de Kuvaterner de gelişmiştir. Erciyes Volkanizması, Ecemiş Fay Kuşağı ile ilintili olarak oluşmuştur. Ecemiş Fay Kuşağı Mersin - Mersin batısından başlayıp Gülek Boğazı, Pozantı, Çamardı (Niğde), Erciyes e kadar K 20 D uzanımında; Erciyes ten sonra K 50 D yönünde dönerek Gemerek, Şarkışla, Sivas üzerinden Erzincan dolayında Kuzey Anadolu Fayına kavuşmaktadır. Ecemiş Fay Kuşağı, bu güzergahta 700 km nin üzerindeki uzanımı ile Kuzey Anadolu Fayından sonra ülkemizin ikinci büyük fayıdır ve Lütesiyen öncesinde ilk doğrultu atımlı hareketini gerçekleştirmiştir (Yetiş, 1978a, b). Böylece Erciyes Volkanizması, Ecemiş Fay Kuşağının ilk doğrultu atımlı, ana hareketi ile ilgili veya bu hareketin hemen ardından Lütesiyen sonrası, Oligosen, Miyosen, Kuvaterner ve yakın geçmişe kadar sonraki hareketleri oluşmuş olmalıdır. Kayseri - Nevşehir arasında kalan sahadaki yaygın volkanizmanın genel olarak Geç Miyosen de başladığı bildirilmektedir. Erciyes Yanardağı konisi dışında kalan bu sahanın batısındaki volkanik etkinlik andezitik lavlarla başlamıştır (Batum, 1978). Kuzeyde Erkilet yöresi ise tüf ve ignimbiritler tarafından örtülmüştür. Geniş platoları meydana getiren tüf ve ignimbiritler en yaygın birimi oluştururlar. Gesi güneydoğusunda bunlar içerisinde açılan vadilerde olivin bazaltlar yüzeyler. Batıda Oludağ bazaltı (Pasquare, 1968), kuzeyde Erkilet yöresinde ise doleritik tüf ve ignimbirit serisi üzerine gelir. Doğuda Koçdağı andezit akıntılarıyla Erciyes Volkanik Kompleksi bunların üzerinde kurulur Jeoloji ve Jeomorfoloji (1) Koçdağı Erciyes volkanik sisteminin doğu bölümünü meydana getiren Koçdağı yıpranmış bir morfoloji gösterir. İlk olarak yapılan görsel gözlemde bir volkan konisinin şekil unsurlarını görmek olanaklı değildir. Koçdağı Kompleksi çeşitli 20

36 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN türdeki lav akıntıları tüf ve ignimbirit düzeyleri ve yan konileriyle karmaşık bir stratovolkan yapısı gösterir. Erciyes Dağı konisinden kabaca K - G doğrultusunda uzanan Tekir Yaylası çukurluğuyla ayrılır. Kuzey, güney ve doğudan ignimbirit platolarıyla çevrilmiştir. Güner ve ark. (1984) göre, Koçdağı esas olarak tüf, ignimbirit ve değişik türdeki andezitlerden oluşmaktadır. Volkan konisinin doğu ve güney yamaçları genç andezitik bazalt ve olivin bazalt lav akıntılarıyla sarılmıştır. Koninin kuzey yamaçları ikincil çıkışlar yönünden fakirdir ve derin yarılmış vadiler boyunca geniş tüf ve ignimbiritler yüzeylemişlerdir. Talas - Tomarza - Develi karayolunun geçtiği platoyu oluşturan tüf ve ignimbiritler Koç Dağı konisinin alt düzeylerini meydana getirir. Koni ile doğudaki Zamantı Nehrine kadar olan sahayı doldurmuş olan tüf ve ignimbiritlerin Bakırdağ nahiyesi girişindeki vadi yarmasında gölsel sedimanların üstüne yatay konumda istiflendiği görülür. Zincidere köyü güneyinde Mağara Deresi Vadisinde andezit akıntılarının altında kalan gri, boz ve sarı renkli tüflerin kuzeye doğru olan eğimleri vadi boyunca koniye yaklaştıkça artar. Doğuda ise Tomarza da yatay ve yataya yakın konumda olan ignimbiritlerin batıdaki Koçdağı na doğru gidildikçe eğimlendikleri gözlenmiştir. Güneydeki Sulakdere vadisinde yüzeyleyen tüflerde Koçdağı na doğru sıvanırlar. Koçdağı kütlesinde radyal olarak gelişmiş olan vadi yarmalarında ve dağın batısındaki fay dikliğinde ortaya çıkan kalın tüf ve ignimbiritler koninin alt düzeylerinin kalın bir piroklastik malzemeden oluştuğunu göstermektedir. Bunların yayılma alanlarında da bir düzen görülür. Koni merkezindeki tüfler daha çok iri parçalı malzemeden oluşur ve bunlar düzensiz bir depolanma şekli gösterirler. Merkezi koniden uzaklaşıldıkça tüfleri oluşturan malzeme incelir ve dereceli bir çökelme gösterir. Pasquare (1968), Zamantı vadisinin Bakırdağı nahiyesi bölümündeki vadi yarmasında gölsel kireçtaşı, kil, marn ardalanması üzerinde uyumlu olarak bulunan gri renkli, kalınlığı m arasında değişen ignimbirit seviyesini Velibaba ignimbiriti olarak adlandırılmıştır. Platolardaki yatay konumdaki birim Koç Dağı nda andezit akıntılarının altında zirveye yakın bölümlere kadar izlenir. Bu ignimbirit düzeyi Koç Dağı nın ilk ignimbirit püskürmesine karşılık gelmektedir. Velibaba ignimbiriti Kelgin Köyü vadisinde kırmızı bol pomzalı ve 10 m kalınlığa erişen tüf 21

37 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN tabakasıyla üzerlenir. Bunun üzerine ise 5 m kalınlığı olan, az kaynaklanmış ignimbirit düzeyi gelir. En üstte ise ana koninin andezitik lav akıntıları yer alır. Bu andezitik lav akıntıları tüf ve piroklastiklerden kurulu olan koninin dış zarfını meydana getirmiştir (Güner ve ark., 1984). Topografik olarak Koçdağı nın en yüksek bölümünü meydana getiren bu kuşakta kratere benzer şekillere rastlanılmamıştır. Bu bölümde genç çıkışların görülmeyişi ve flüvyal aşınımın ilerlemiş olması volkanik etkinliğin yamaçlara oranla daha erken son bulduğu kanısını güçlendirmektedir. Kuvaterner başındaki buzul dönemlerinde buzkar aşındırması koninin şekillenmesinde önemli bir yer tutar. Özellikle kuzeye bakan yamaçlarda gelişen V şekilli vadilerin kazanılmasında Pleyistosen deki buzkar aşındırması etkili olmuştur (Türkecan ve ark., 1998). Güner ve ark. (1984), Koçdağı konisinde ikincil çıkışların KD da Cebir Köyü ve güney yamaçlarda toplandığını bildirmişlerdir. Güneyde geniş yayılım sahası bulunan morfolojilerini ve ignimbiritleri örterler. Çomaklı, Kabaklı köyleri arasında tüflerin üzerine gelen geniş akıntının çıkış merkezi Beşik Tepe konisidir. Güneydoğuya doğru açılan küçük krateri olan bu lav konisinden çıkan lavlar geniş bir alana yayılarak Çaylıca köyüne kadar ulaşmaktadır. Makroskobik olarak koyu gri ve siyah renkli olan kayaç iri tanelidir. Mikroskobik incelemesinde fenokristallerin plajioklas, ortopiroksen klinopiroksenden oluştuğu gözlenmiştir. KD da Cebir ve Yazyurdu Köyleri arasında yer alan Çardak Tepe konisi de aynı türde lav çıkarmıştır. Çardak Tepe KB - GD doğrultusundaki bir fay üzerinde konumlanmıştır ve buradan çıkan lavlar KD ya doğru akıntılar geliştirmiştir. Koçdağı kompleksinin tek domunu oluşturan Kara Dağ dasit kütlesi bu lavlarla çevrilerek Ada Tepe şeklini almıştır. Güner ve ark. (1984), Koçdağı yanardağının gelişimi ana hatları ile şu şekilde ortaya koymuşlardır. a. Tüf ve ignimbirit püskürmesi atlamalı püskürme şekli geliştiren Koçdağı nda başlangıç volkanizmasını meydana getirir. Olasılıkla K - G doğrultusundaki yarıklarla başlayan volkanik etkinlik dağın K - G uzanımlı piroklastik çekirdeğini şekillendirmiştir. b.volkanizmanın patlayıcı tipten efüzif tipe dönüşümü ve yaygın andezit 22

38 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN lavlarının çıkışı, Koç Dağı ana konisi bu dönemde şekillenmiş ve ana krater bu dönem sonucunda etkinliğini yitirmiştir. c. KKB - GGD doğrultusundaki faylarla koninin parçalanması ve bunlara bağlı olarak yamaçlarda paraziter volkanizma dönemi. Bu faylanmalarla dağın batısı çökerek Tekir Yayla sını meydana getirmiştir. Beşik Tepe ve Çardak Tepe iki piroksen andezit lavları bu dönemin geliştirdiği birimlerdir. d. Bazaltik piroklastik koniler ve bazalt lavlarının çıkışıyla Koç Dağında volkanik etkinlik son bulunmuştur (2). Erciyes Dağı Ana Konisi Yaklaşık 40 km çapında dairesel bir alan üzerinde yükselen, Erciyes Yanardağı konisi 3917 m yükseltisi ile Orta Anadolu nun en yüksek dağını oluşturmaktadır (Şekil 4.4). Yanardağ konisi çeşitli litolojilerdeki lavları, yamaçlardaki parazit koni ve domlarıyla strato volkanlara önemli bir örnek teşkil etmektedir. Şekil 4.4. Erciyes Dağı ana konisi (wowturkey.com/forum/vievforum). 23

39 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Yanardağı konisini kuzey ve batıdan çevreleyen ignimbirit platolarıyla geçişini Kayseri ve Develi ovaları sağlamaktadır. Tekir Yaylası çukurluğuyla, doğuda ki Koç Dağı kütlesinden ayrılır. Güner ve ark. (1984) göre, Erciyes Dağı konisinde volkanizmanın püskürme türüne, çıkan gereçlerin litolojisine ve bunlar üzerindeki aşınım süreçlerinin etkisine bağlı olarak belirli jeomorfolojik kuşaklar gelişmiştir. Bunlar, dıştan merkeze doğru: a. lav akıntıları kuşağı, b. ikincil koni ve domlar kuşağı ve c. ortada yüksek koni bölümü olmak üzere ayırtlanmışlardır. Erciyes Dağı konisi en dıştan geniş lav akıntılarıyla çevrilmiştir. Bunlar doğu yamaç dışında koniyi sararlar. Doğuda Tekir Yaylası nda bu genç lav akıntılarına rastlanmaz. Yamaçlardaki parazit konilerden çıkmış olan genç lavlar andezitten bazalta kadar litolojik değişim gösterirler. Erciyes Dağı nın en genç bölümünü meydana getiren bu lav akıntıları alüvyal ova tabanlarına kadar ulaşmışlardır. Lav akıntılarından koni merkezine yaklaşıldıkça parazit lav konileri ve domların oluşturduğu kuşak gelir ki bu koniyi çember gibi sarar. İkincil çıkış merkezleri bazı bölümlerde daha yoğundur. Bu kuşağın alt sınırı girintili çıkıntılıdır ve üst sınırında belirli bir düzen vardır. Erciyes Dağı konisinin üst kuşağını oluşturan yüksek koni bölümünün aglomeratik düzeyleri parazit koni ve domların üst sınırını belirler. Ana koninin üst bölümü alt düzeylerin aksine volkanik şekiller açısından sade bir yapı gösterir. Bu bölüm ikincil çıkışlar yönünden fakirdir. Yüksek koninin kurulmasından sonra buzul ve buzul - akarsu aşındırması ve biriktirmesi şekillenmede önemli rol oynamıştır. Buz yalakları, tekne vadiler ve Sandur konileri büyük jeomorfolojik birimleri oluşturmuşlardır (Kuşcu ve Atilla, 2005). Yukarıdaki genel jeomorfolojik sınıflamanın yanardağın jeolojik gelişim ile de uyumluluk içerisinde olduğu söylenebilir. Bu jeomorfolojik kuşaklar volkanizmanın faaliyet türü ve çıkan gereçlerin litolojisi ile yakından ilişkilidir. Yüksek koni bölümü volkanizmanın erken sona ermesi ve aşınım süresinin uzayarak etkili olmasını sağlamıştır. Aşınan koni volkanizmanın olmayışı nedeniyle tamir edilememiştir. Domlar ve ikincil çıkış merkezlerine geçiş petrolojik anlamda da dasitlere doğru gidişi gösterir. Lav akıntılarının oluşturduğu dış kuşak Erciyes Yanardağı nın en genç volkanik aktivitesini belirler. Bu bölümdeki lavlarda 24

40 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN andezitten bazalta ve son fazda bazalttan hiyalo - dasitlere doğru litolojik değişim saptanmıştır. Daha önceki araştırıcılar (Lahn, 1945; Ayrancı, 1963; Ketin,1963) Erciyes in bazaltik dönemle başladığını belirtmektedir. Bu yazarlar tarafından başlangıç volkanizması olarak nitelenen Erkilet yöresi bazaltları bu çalışma kapsamında Paleo - Erciyes olarak yorumlanmıştır. Bu volkanik etkinlik dönemi batıda İncesu, kuzeyde ise Erkilet yöresi volkanitlerini kapsamaktadırlar. Güner ve ark. (1984), Lara Deresi nin güneyine doğru gidildikçe koninin üst düzeylerine geçildiğini ve yaygın andezitlerin ortaya çıktığını bildirmişlerdir. Kuzeyde Aksu ve Öksüzdere vadilerinin yamaçlarında yüzeyleyen bu andezitler güneyde Develi - Tekir yolu üzerinde Üçtepeler, Şehitlik mevkii dolaylarındaki andezit lavlarıyla aynıdır. Makroskobik olarak gri renkli ve iri taneli olan kayacın mikroskobik görüntüsünde fenokristallerin, plajioklas, klinopiroksen ve orta piroksenden oluştuğu gözlenmiştir. Hamur plajioklas ve camdan meydana gelir ve hiyalopolitik doku gösterir. Kayaç iki piroksen - andezit olarak adlandırılmıştır. Erciyes Ana Konisi ni her yönde saran bu andezit lavların eğimleri bunların çıkışı esnasında koninin hala geniş tabanlı ve basık morfolojili olduğunu tanımlamaktadır. Koninin ilksel morfolojisinin GD yamaçta 2500 m lerde yamaç eğimi aniden artış gösterir. Bu eğim artışı koninin kuzey yamaçlarındaki lavlarla ve aglomera düzeylerinde de vardır. Koninin yamaç eğiminin hızla artması çıkarmış olduğu gereçlerin litolojik değişimine karşılık gelir. Bu eğim artışı koninin kuzey yamaçlarındaki lavlarda ve aglomera düzeylerinde de vardır. Bu içbükey eğim kırıklığı yukarıda açıklanan iki piroksen - andezit lavlarıyla, bunun üzerine gelen andezit, dasit, riyolit ve bunların aglomeralarından oluşan karmaşığın geçiş kuşağına karşılık gelir. Andezit, dasit, riyolit ve aglomeralar alttaki yayvan andezitler üzerine ikincil bir koni şeklinde oturur. Kuzuyatağı sırtlarında 30º lik yamaç eğimi gösteren bu birim kuzeydeki buz yalaklarında bin metreye varan boyutlarda yarılmışlardır. Buz yalakları duvarlarında dasit, andezit, riyolit ve bunların aglomeralarının ritmik olarak tekrarlanması kısa fazlar halindeki asidik lav çıkışından sonra bacanın tıkandığını, ikinci faz başlangıcındaki patlamalarıyla aglomeraların meydana geldiğini göstermektedir. Koninin doruk bölümünde kratere 25

41 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN benzer şekillere rastlanmamıştır. Büyük Erciyes doruğu breşlerden meydana gelir. Göreli olarak 200 m yüksekliğe sahip olan breşler baca dolgusu niteliğindedir. Bunlar buzul aşındırmasıyla yüzeylenmiştir (Güner ve ark., 1984). Güner ve ark. (1984) göre, Erciyes Ana konisinde volkanizmanın, evrimi ve volkanik şekillenme aşağıdaki gibi bir gelişim gösterir. a. Başlangıç volkanizması: Tüf ve andezit çıkışlarıyla başlayan volkanik etkinlik patlamalı püskürmeyle gelişmiştir. Koni bu dönemde basık morfoloji göstermektedir. b. Andezitik lav akıntıları: İki piroksen - andezit lavlarının çıktığı bu dönemde koni alansal olarak azami boyutlara erişmiştir. c. Andezit, dasit, riyolit ve bunların aglomeralardan oluşan yüksek koni karmaşığı: Erciyes Dağı Ana konisi bunların çıkışlarıyla şekillenmiştir. d. Erciyes konisinde volkanik etkinlik breşlerin bacayı tıkamasıyla son bulmuştur. Yanardağ konisi Büyük ve Küçük Erciyes olmak üzere iki doruktan oluşur. İki doruk arasında diri Aksu buzulunun varlığı ilk bakışta buzul aşındırmasıyla koninin iki bölüme ayrıldığı izlenimini vermekle birlikte, yazarlar tarafından iki doruk arasında sol yanal bileşeni olan oblik bir fayın varlığı saptanmıştır. Erciyes fayı olarak tanımlanan fay, Gesi - Talas arasında belirgin morfoloji gösterirken Erciyes Dağı konisinde belirgin değildir. Kuzeydoğusunda Alidağ ve Lifos Tepe konilerinin üzerinde yer aldığı fayın morfolojisi buzullarla bozulmuştur. Doruktaki diri Aksu buzulu bu fay üzerine yerleşmiştir ve bu bölümde fay aynası izlenebilmektedir. Koninin güney yamacında Kızık Köyü yöresindeki domlar bu fay üzerinde gelişmişlerdir ve fayın hareketinden etkilenmişlerdir. Erciyes Dağını KD - GB doğrultusunda kesen fayın Büyük Erciyes ve Küçük Erciyes doruklarının biçimlenmesinde etkin olduğu ortaya konmuştur (Güner ve ark., 1984) (3). Dasit Domları Erciyes volkanik sisteminin ana koniden sonra en belirgin şekillerini meydana getiren dasit domları Kuzeybatıda toplanırlar. KKB - GGD doğrultusunda sıralanan 26

42 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN bu domlar, batıdan itibaren Göğdağ, Bozdağ, Kolanlıdağ ve Eğrikuzey Tepe konilerinden meydana gelir. Kuzeyde Yılanlıdağ ve Kükürt Tepe ikinci dom grubunu oluşturur (4). Yılanlıdağ Başlı başına volkanik bir ünite meydana getiren Yılanlıdağ, Kayseri ilinin batısında yer alır. Sistem olarak incelendiğinde içerisinde ağdalı lav domları, yüzeylenmemiş domlar, krater ve kül konileri karmaşık bir yapı sunmaktadır. Yılanlıdağ kuzeydoğusunda lav domlarıyla başlamakta ve ova tabanı üzerinde ortalama 650 m lik yükseltiye sahiptir. Esas dom ile lav domu arasında kratere benzer bir çukurluk yer almaktadır. Dom, bu çukurluk içerisinde yükselmektedir. Tüf, aglomera ve az oranda dasitlerden meydana gelen Kırgılar Tepe yöresi kuzey kısımda yer alır. Domun batı yamacı çok diktir. Kraterli Kükürt Tepe konisi ise güneyde yer almaktadır. Güner ve ark. (1984) göre, Yılanlıdağ genelde dasitlerden kurulu bir dom olmasına karşın, gelişimi esnasında litolojik olarak değişiklikler gösterir. Kuzeydoğusunda Mahrumlar yöresi domun gelişiminin ilk evrelerinde çıkmış olan hornblend iki piroksen - andezit lav domlarından oluşur. Lav domları çok viskos olan lavın, eğrisinin az olduğu ova tabanında yığılıp katılaşmasıyla şekillenmiş birimlerdir. Kuzeydoğuda lav domlarıyla başlar. Lav domlarıyla esas dom arsında kratere benzer bir çukurluk yer alır. Dom bu çukurluğun içinden yükselir. Kuzeyde ise Kırgılar Tepe yöresi tüf, konglomera ve az oranda dasitlerden meydana gelir. Domun batı yamacı çok diktir. Güneyde kraterli Kükürt Tepe konisi yer alır. Yılanlıdağ genelde dasitlerden kurulu bir dom olmasına karşın, gelişimi esnasında litolojik olarak değişiklikler gösterir. Kuzeydoğusunda Mahrumlar yöresi domun gelişiminin ilk evrelerinde çıkmış olan hornblend iki piroksen - andezit lav domlarından oluşur. Lav domları çok viskos olan lavın, eğrisinin az olduğu ova tabanında yığılıp katılaşmasıyla şekillenmiş birimlerdir. Kuzeydoğuya doğru iç içe geçmiş yay şekilli lav domları ile ana dom arasında yer alan topografik çukurluktur. 27

43 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Kuzeybatısında Kırgılar Tepe ve güneyde Kale Tepe yöresinde domun yüzeylenememiş kısımları ova tabanında yer alan volkano - sedimanları kaldırarak değişik derecelerde ve yönlerde eğimlenmelerine yol açmıştır. Kırgılar Tepesinde kaldırılan bu örtünün aşınmasıyla endojen dom yer yer yüzeylenmiştir. Kale Tepe güneyinde ise domun üzerinde yer alan ve halk arasında "Dondurma Taşı" olarak tanımlanan aglomeralar ova tabanından 100 m yüksekliğe itilmiştir (Kuşcu ve Atilla, 2005). Güner ve ark. (1984) tarafından, Yılanlıdağ ın güneyinde yer alan ve ona bitişik olan Kükürt Tepe konisini hornblend - dasitlerden kurulu bir domdur. Dom sonradan küllerin çıkışı esnasında parçalanmış ve patlamayla 130 m derinliğinde, yaklaşık 500 m² tabanı olan krater açılmıştır. Kraterden çıkan küller Yılanlıdağ ın güney eteklerine sıvanmıştır. Kükürt Tepe domunun gelişimi Yılanlıdağ ile eş zamanlıdır. Yılanlıdağ ın doruk bölümünde yer alan küçük kül konisi Kükürt Tepe kraterindeki kül püskürmeleri ile aynı döneme karşılık gelir. Domlardaki volkanik faaliyet üç dönemde gelişmiştir. a. İki piroksen - andezit lav domlarının gelişimi. b. Hornblend - dasitlerden kurulu domların şekillenmesi. c. Kül püskürmeleri ve Kükürt Tepe kraterinin açılmasıyla Yılanlıdağ da ki volkanizma son bulmuştur (5). Göğdağ Kuzeybatısındaki dom dizisinin batı ucunda yer alan Göğdağ (2917 m) 550 m ye yaklaşan göreli yüksekliği ile büyük bir koni şekli oluşturur. 2 km çapında dairevi bir alan üzerinde yükselen domdan KB ya doğru uzunluğu 3 km yi bulan bir lav akıntısı uzanır. Domun ilk dönemde çıkarmış olduğu lav akıntısı iki piroksen - hornblend - andezitlerden meydana gelir. Domu oluşturan kayaç mikroskobik olarak gri renkli ve iri tanelidir. Mikroskop görüntüsünde kayacın hornblend, ortopiroksen ve plajioklas fenokristallerinden meydana geldiği bildirilmiştir. Hamur plajioklas ve camdan oluşmakta ve hiyalopolitik - fluidal doku göstermektedir. Mikroskobik inceleme sonucunda kayaç hornblend - dasit olarak adlandırılmıştır. Doruk bölümü 28

44 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN düz olan domun yamaç eğiminin 30º yi bulduğu, yamaçların donma - çözünme süreçleri sonunda parçalanmış bloklardan oluşan döküntülerle örtüldüğü bildirilmiştir (Güner ve ark., 1984) (6). Bozdağ Güner ve ark. (1984) tarafından, Kolanlıdağ ile Göğdağ arasında yer alan Bozdağ konisi şekli ve gelişimi göz önüne alınarak dom olarak tanımlanmıştır. 1 km² lik alan üzerinde yükselen domun GB ya doğru lav akıntılarından oluşan uzantısı vardır. Domun batı kesimi yarılmıştır. Kuzey ve doğu yamaçları diktir. Gri renkli ve iri taneli olan kayacın mikroskobik incelemesinde fenokristallerin plajioklas, klinopiroksen, ortopiroksen ve hornblendden meydana geldiği saptanmıştır. Cam ve plajioklastan oluşan hamur hiyalopolitik doku gösterir. Kayaç iki piroksen - hornblend - dasit olarak adlandırılmıştır. Bozdağ konisinin batı yamacında hipersten bazalt akıntısı üzerinde yükselen küçük tepeciklerin GB daki Bozdağ güneyinde iki piroksen - hornblend - andezitlerle bağlantılı olduğu lav serilerinin korelasyonuyla saptanmıştır. Bozdağ ile Şeyhşaban Köyü arasındaki alanı dolduran ve batıda ova tabanına kadar ulaşan lavların Bozdağ ve bu zondaki diğer konilerden çıkmış olduğu bu ilişki ile açıklanabilmektedir. Bozdağ domu özellikle batı yamacında Bitlibuzluk ve Delik Sırtında bazaltik çıkışlarla kesilmiştir. Bu volkanik çıkışlar kırmızı renkli bazaltik cüruf konilerini geliştirmiş ve çıkan hipersten bazaltlar daha önceki lav akıntılarını örtmüşlerdir (Türkecan ve ark., 1998) (7). Kolanlıdağ Kolanlıdağ, 2679 m yüksekliği ile kuzeybatı yamaçtaki en yüksek koniyi oluşturmaktadır. 4 km² lik bir alan üzerinde yükselen koni başlangıçta iki piroksen - andezit lavlarını çıkarmış ve bu lavlar kuzeydoğuya doğru Uyuzovası sırtını şekillendirmişlerdir. Bu andezitleri pembe renkli hornblend - dasitlerin çıkışı izlemiş ve bunlar şekillenmesini sağlamışlardır. Doruk bölümü düz olan domun yamaç eğimi 29

45 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN 20º yi bulur. Güneydoğu yamacında küçük bir ikincil dom tarafından kesilmiştir. Domun morfolojisinde önemli bir yeri olan ve dağa adını veren bazaltik cürufların oluşturduğu siyah renkli bir kuşak koniyi KB - GD doğrultusunda sarmaktadır. Dorukta gelişmiş olan bazaltik cüruf konisinin malzemesi yamaçlar boyunca bu doğrultuda dökülerek bir kuşak şekli oluşturmuştur. Cüruf konisi GB da yer alan konilerdeki hipersten bazalt dönemine karşılık gelir. Bunda volkan bombaları şeklinde bir miktar bazalt çıkmıştır (Güner ve ark., 1984). Kolanlıdağ ve Eğrikuzey Tepe arasında yer alan Sarıgöl, domlar ve bazalt konileri arasında topografik çukurluğun yağış suları tarafından doldurulması sonucu meydana gelmiştir. Göl tabanı Kolanlıdağ ve Eğrikuzey Tepe den gelen yamaç döküntüleriyle kaplıdır. Kolanlıdağ ile Eğrikuzey Tepe arasında yer alan Sarıgöl, domlar ve bazalt konileri arasında kalan topografik çukurluğun yağış suları tarafından doldurulması sonucu meydana gelmiştir. Göl tabanı Kolanlıdağ ve Eğrikuzey Tepeden gelen yamaç döküntüleriyle kaplıdır (Kuşcu ve Atilla, 2005) (8). Eğrikuzey Tepe Kuzeybatısındaki dom dizisinin doğu ucunda yer alan Eğrikuzey Tepe, Erciyes Sisteminin en yüksekte bulunan parazit konisi durumundadır m yüksekliğindeki domun alt seviyeleri iki piroksen - andezitlerden kuruludur. Doruk bülümünü hornblend - dasitler oluşturur. Dorukta lav çıkışını belirleyen akma yapıları gelişmiştir. Domun yamaç eğimi kuzeyde 30º yi bulur. Bu yamaçta ayrı litolojide iki küçük dom tarafından kesilir. Batıda Gelence Yayla yöresinde küçük bazaltik lav konileri gelişmiş ve bunlardan çıkan hipersten - olivin - bazaltlar, Şeyhşaban Köyüne kadar olan sahayı doldurmuştur (Güner ve ark., 1984) İkincil Çıkış Merkezleri ve Lav Akıntıları Erciyes volkanik sisteminde daha öncede belirtildiği gibi ikincil çıkış merkezleri ve lav akıntıları geniş alanlar kaplar. Ana koninin tıkanması buna karşılık volkanik aktivitenin devamı yamaçlarda irili, ufaklı birçok dom ve koni 30

46 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN geliştirmiştir. Bunlardan özellikle ilk döneme karşılık gelen ve genelde dasit riyodasit ve andezitlerden kurulu domlar başlı başına büyük volkanik üniteleri meydana getirirler. Güner ve ark. (1984) göre, yanardağı çevreleyen ikincil çıkış merkezlerinin dağılımı ve dizinimi belirli bir geometri gösterir. İkincil çıkışlar 2500 m üzerinde kalan ve andezit, dasit, riyolit ve aglomera karmaşığından oluşan ana koninin üst bölümünde görülmez. Dağılımdaki bu düzen paraziter dönemde üst konide magma bacalarının tamamıyla tatil edildiğini belirlemektedir. Ana koninin doğu yamacı ikincil çıkışlardan yoksundur. Erciyes volkan sisteminde ikincil çıkışlarla gelişen dom ve koniler belirli doğrultularda gelişmiştir. Bunların oluşturdukları dizilerin hemen hepsi ana koniye doğru uzanırlar. Koniyi KD - GB doğrultusunda kesen Erciyes Fayı ikincil çıkış merkezlerinin yoğunlaştığı yerlerden en belirgin olanıdır. Bu dizi üzerinde kuzeyde Ali Dağ, Lifos Tepe, güneyde ise Kızık domları yer alır. İkincil büyük diziyi KB da Göğdağ, Bozdağ, Kolanlıdağ, Eğrikuzey domları oluşturur. Yine kuzeyde Yılanlıdağ, Kükürt Tepe, Kefeli, Sütdonduran konilerinin oluşturduğu dizinin K - G yönünde uzanımı vardır. Kulpak ile Şeyhşaban Köyleri arasında D - B yönünde sıralanan andezitik domlar ve lav konileri karmaşık bir yapı sunarlar. Koninin güneydoğu yamacında yer alan Üçtepeler, Beşparmak Dağı ve Kurttaşı Tepe domlarının oluşturduğu dizi yer alır. İkincil çıkışlar genellikle yukarıda belirtilen dizinimler çevresinde yoğunlaşmaktadır. Başlangıçta dasitik domların gelişmiş olduğu diziler, daha sonraki çıkışlarda da kullanılarak değişik türdeki lavlar litolojilerine uygun koni ve lav akıntılarını geliştirmişlerdir (Kuşcu ve Atilla, 2005) Erciyes Kuzeyi Koni ve Lav Akıntıları Erciyes Yanardağı nın kuzey bölümü ikincil koniler ve bunlardan türemiş olan lav akıntılarını kapsamaktadır. Bu bölüm doğuda Ali Dağ ile başlar. Batı sınırını ise Kızılören Kasabası meydana getirir. Talas - Kayseri - Kızılören arasında kalan kuzey bölümde andezitik domlar, lav konileri ve geniş lav akıntıları karmaşık bir morfoloji sunmaktadır. 31

47 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Güner ve ark. (1984) göre, Ali Dağ, Lifos Tepe, Kefeli Dağı, Sütdonduran ve Oğlakkıran Tepe kuzey bölümde yer alan, lav çıkarmamış monojenik volkan konileridir. Ali Dağ (1870 m ) ve Lifos Tepe (2509 m ) KD - GB doğrultulu Erciyes fayı üzerinde yer alırlar ve petrografik ve jeomorfolojik olarak birbirlerine benzerler. Her iki koni pembe, gri renkli, iri taneli andezitlerden kuruludur. Ali Dağı nın doruğu üç bölümden oluşur ve bunlar arasında doğuya açılan yay şekilli krater yer alır. Krater mağmanın çekilmesiyle gelişmiş çökme yapısıdır. Lifos Tepe konisinde de buna benzer ve daha düzenli morfolojisi olan çökme kraterinin derinliği 20 m yi bulur. Bu çökmeyle koninin doruk kısmı düz bir görünüm almıştır. Lifos Tepe deki pembe, gri renklerdeki iri taneli andezitlerin mikroskop görüntüsünde fenokristallerin plajioklas, klinopiroksen, ortopiroksen ve hornblendden oluştuğu gözlenmiştir. Hamur ise plajioklas, piroksen ve camdan meydana gelir ve hiyalopolitik - serial - porfirik olarak tanımlanmıştır. Lifos Tepe konisinde andezitlerle birlikte piroklastik gereçlerde yer alır. Yamaç eğimi 30º yi bulan koninin dış zarfını volkanik küller meydana getirir. Gerek Ali Dağı, gerekse Lifos Tepe konileri akıntı geliştirmemiş ve çıkan lavın olduğu yerde yığılıp, katılaşmasıyla dom şeklinde gelişmiş volkan konileridir. Kefeli Dağ, Oğlakkıran, Beyyurdu ve Sütdonduran Tepe konileri, kuzey yamaçtaki ikinci tek koniler kuşağını meydana getirir. Kuşcu ve Atilla (2005) tarafından yapılan incelemede, K - G doğrultusunda sıralanan bu koniler olasılıkla bu doğrultuda açılmış olan bir yarık üzerinde konumlanmıştır. Bu yöre konilerinin ortak özelliği Ali Dağ ve Lifos Tepe konilerinde olduğu gibi lav akıntısı geliştirmiştir. Kefeli Dağı konisinin doruk bölümünde kratere benzer çökme yapıları gelişmiştir. Kefeli Dağı hornblend - iki piroksen - andezitlerden kuruludur. Koninin kuzey yamacında yer alan Yanık Tepe bazaltik cüruflarından oluşur. Yanık Tepe konisinden çıkmış olan iki lav akıntısı Aksu ve Lara Deresi vadileri tabanında kuzeye doğru akmıştır. Tıkız, koyu siyah olan lavın mikroskop görüntüsünde fenokristallerin plajioklas ve hiperstenden meydana geldiği gözlenmiştir. Plajioklas ve camdan oluşan hamur trakitik dokudadır. Buna göre lav akıntısı oluşturan kayaç hipersten - bazalt olarak tanımlanmıştır. Akıntının uç bölümü alüvyon altında izlenememektedir. 32

48 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Sütdonduran ve Oğlakkıran Tepe konileri hornblent - iki piroksen andezitlerden meydana gelir. Kuzey yamacın en sivri konilerini oluşturur. Sütdonduran konisinin KB yamacında küçük boyutta lav akıntısı gelişmiştir. Oğlakkıran Tepe konisi üzerinde küçük çapta krater gelişmiştir. Krater andezitlerden kurulu koninin bazaltik fazda cüruf, çıkarması esnasında gelişmiştir. Kuzey yamaçta çok genç morfolojisi ile ilk bakışta seçilen Perikartın Tepe lav konisidir. Koniden çıkmış olan hornblend - hyalo - dasit akıntısı kuzeye doğru 1,5 km akmıştır. Blok lav şeklindeki akıntı üzerinde genişliği 1 m yi bulan soğuma çatlakları gelişmiştir. Monojenik olan akıntı kendi içinde tabakalanmıştır. Bu durum gazların belirli düzeylerde hapsolmaları ve akıntının bu gazlar üzerinde bölünmesine yol açmıştır. Kayacın büyük bir bölümü camdan meydana gelir. Hornblend kristallerinin boyu 0,5 cm ye kadar çıkar. Lav akıntısı Sandur konisi üzerine akmıştır ve Erciyes sisteminin en son etkinlik dönemine karşılık gelir. Hacılar ve Hisarcık kasabaları arasında kalan sahada bazaltik lav akıntıları ve piroklastik koniler geniş yer tutar. Çarık Tepe konisinden çıkmış olan bazaltik - andezit akıntısı kuzeye doğru 10 km akarak ova tabanına ulaşmıştır. Koni üzerinde dairesel bir krater gelişmiştir (Güner ve ark., 1984). Türkecan ve ark. (1998) göre, Kızılören kasabasının kuzey ve doğusundaki sahayı kaplayan lav akıntıları Kepez Tepe ve Yılanlı Dağı konilerinden çıkmış olan bazaltik andezitlerdir. Plajioklas ve camdan oluşan hamur içerisinde plajioklas, klinopiroksen ve ortopiroksen fenokristalleri yer almaktadır. Hamur hiyalopolitik - fluidal doku göstermektedir. Lavları oluşturan kayaç iki piroksen - andezit (bazaltik andezit) olarak tanımlanmıştır. Çıkış merkezleri yakınında daralan akıntılar kuzeye doğru genişleyerek çeşitli kollara ayrılır. Kepez Tepe konisi eteklerinde lav şelaleleri gelişmiştir. Akıntıların özellikle orta bölümlerinde lav sedleri oluşmuş ve bunlar sonradan gelen lavlara yatak görevi yapmışlardır. Bu geniş akıntılar küçük bazalt çıkışlarıyla kesilmiştir. Kızılören kuzeyinde olduğu gibi bazen küçük hipersten - bazalt akıntıları, bazen de Kızılın Tepe, Dikmen Tepe, Ağşak Tepe gibi bazaltik cüruf konileri geniş bazaltik - andezitleri kesen genç oluşuklardır. Yılanlı Dağı bölümünün şekillenmesinde önemli yer tutar. Kuzeye doğru açılan büyükçe bir kratere sahip olan koniyi hornblend - iki piroksen andezit lavları 33

49 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN oluşturur. Koni ilk dönemde Beyandik sırtlarını oluşturan lavları çıkarmış ve aynı lavlardan kurulmuştur. Bu bölümdeki lav çıkışları sürekli kuzeye doğru taşınan bacalarla sağlanmıştır. Önce Yılanlı Dağı konisi kurulmuştur sonra sırasıyla Eşekarısı, Şıharslan Tepe konileri gelişmiştir ve hepside birbirlerinin çıkardıkları lavları örterek şekillenmişlerdir. Bu baca göçünün en sonuncusunu Şıharslan Tepe konisi oluşturur ve hipersten andezitler çıkarmıştır. Alansal olarak düzgün bir yayılım olan hipersten andezitler blok lav yapısı gösterirler. Üzerinde yürünemeyecek büyüklükte soğuma çatlakları gelişmiştir. Aslanpençesi olarak adlandırılan akıntı küçük diller halinde Sakarçiftliğine kadar ulaşır ( Güner ve ark., 1984) Erciyes Batısı Koni ve Lav Akıntıları Dasidik domların dışında, Erciyes Yanardağının batı kesimi çoğunlukla yaygın bazalt akıntılarından oluşmuştur. Çıkış merkezleri ve lav akıntıları iki merkezde odaklanmıştır. Bunlardan KB da yer alan çıkış merkezleri daha önce belirtilen dasitik domlar çevresinde yer alır. İncesu - Kızılören - Şeyhşaban arasında yer alan bu sahadaki lavlar iki grup altında toplanır. İncesu Ovası ve Çöl Gölüne kadar ulaşan birinci gruptaki akıntılar üzerindeki kırışıklıklar enine çizgiler şeklinde gelişmiştir. Koyu gri ve siyah renklerdeki lavların mikroskop görüntülerinde fenokristalleri plajioklas, klinopiroksen ve ortopiroksen oluşturur. Plajioklas, cam, opak ve piroksenden meydana gelen hamur hiyalopolitik doku gösterir. Makroskobik görüntüsünden kayaç bazaltik - andezit akıntıları üzerinde iki piroksen - andezit olarak tanımlanmıştır. Lav akıntısı İncesu ilçesine doğru küçük diller halinde yayılmışlardır. Bu bazaltik - andezit akıntıları üzerine piroksen - bazalt lavları gelir. Bunlar, alttaki akıntının çıkış merkezleri ile olan ilişkisini gizlemişlerdir. KB da yer alan ikinci lav türünü ise hipersten - olivin bazaltlar meydana getirir. Bunlarda çok akıcı özellikleri nedeniyle alttaki akıntının çıkış merkezleri ile olan ilişkisini gizlemişlerdir. Kuzeybatı da yer alan ikinci lav türünü ise hipersten - olivin bazaltlar meydana getirir. Bunlar çok akıcı özellikleri nedeniyle alttaki akıntıların topografik 34

50 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN çukurluklarını doldurmuşlardır. Sürtme - Çalbalma - Şeyhşaban Köyleri arasında kalan sahanın kubbemsi görünümünü bunlar şekillendirmiştir. Hipersten - olivin - bazaltların çıkış merkezleri dasitik domlar çevresindedir. Bu arada yer alan Bitkibuzluk, Delik Sırtı, Sarıtepe, Kırmızı Tepeler ve birçok küçük çıkış merkezi kırmızı renkli olan bazaltik cüruf konileri geliştirmiştir. Kırmızı Tepeden çıkmış olan bazaltlar buzul oluşukları üzerine akmışlardır. Kızılören batısında da bu bazalt çıkışları esnasında kurulmuş pek çok cüruf konisi yer alır. Kefenli Tepe, Ada Tepe, Karnıyarık Tepeler bunların önemlileridir. Bozdağ batısında Kuzunağzı Kuyusu ve Şeyhşaban Köy yolu üzerinde Yakalı Kızık kuyusu yakınındaki lav tünelleri yer yer çökmüş olmalarına rağmen, hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır. Batıdaki ikincil çıkışların yoğunlaştığı diğer bir alanda, GB da Şeyhşaban - Kulpak köyleri arasında kalan sahadır. Burada ki çıkış merkezleri KD - GB yönünde dizilim gösterirler. Kale Tepe bu bölümde en çok lav çıkarmış olan konilerden biridir. Geniş bir kratere sahip olan koni esas olarak lav domu şeklindedir ve krater bu dom içerisinde D - B doğrultusunda uzanır. Derinliği 100 m yi aşan krater GB ya açılır. Batıda ki Tahta Tepe lav akıntısı koninin ilk ürünlerini meydana getirir. Hornblend - iki piroksen - andezitlerden oluşan bu akıntı üzerinde Kale Tepe konisi oturur. Kale Tepe yi oluşturan kaya iki piroksen - andezittir. Kraterden GB ya doğru uzanan geniş lav akıntısı ise bazaltik - andezit karakterindedir. Bu akıntı GB ya doğru birkaç kola ayrılarak ova tabanına kadar ulaşmıştır. Güner ve ark. (1984) göre, Kulpak Köyü kuzeyinde KD - GB doğrultusunda sıralanan dört küçük çıkış merkezinden çıkan lav akıntılarını ayırtlamak güçtür. Aynı dönemde etkin olmuş bu konilerin kraterleri güneye doğru açılır. Bu konilerde diğerleri gibi iki piroksen - andezit lavları çıkarmışlardır. Göz kayası mevkiinde kraterdeki mağmanın çekilmesi akıntıda da etkili olmuş ve yalancı koni gelişmiştir. Batıda Çalbalma Ovası tabanında yer alan olivin - bazaltların Erciyes Yanardağı sistemi ile jeomorfolojik ve petrolojik bağlantısı kurulamamıştır. Gölsel kireçtaşları üzerinde 5 m kalınlığa ulaşan bazaltlar olasılıkla batıda ki Topuz Dağı bazaltlarından olmalıdır. Kayseri Ovasının çökmesiyle ova tabanına inmişlerdir. Üzerine İncesu ya doğru ignimbiritler gelir. 35

51 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Erciyes Güneyi Koni ve Lav Akıntıları Lav akıntıları, dom ve koniler yönünden çeşitlilik gösterir. Batı bölümünün jeomorfolojik birimini domlar meydana getirirken, Kızık Köyü ile Develi ilçesi arasında kalan alanda lav akıntıları ve piroklastik koniler çoğunluktadır. Develi - Tekir Yaylası arasında ise ikinci bir dom grubu ortaya çıkmıştır. Güney yamaçta gözlenebilen en alt birimi olivin - bazaltlar meydana getirir. Yaygın bazaltik - andezit akıntıları altında kalmış olan bu bazaltlar Sendiremeke Köyü kuzeydoğusunda Kuyu Tepe, Kılıçlı Tepe ve daha birkaç küçük tepede ortaya çıkar. Bu tepeler alüvyonla boğulmuş olan akıntının yüksek bölümlerine karşılık gelir. Soysallı - Kızık - Develi arasındaki alanda yer alan ve büyük diller halinde güneye doğru uzanan lav akıntıları kuzeydeki Yama Tepe ve Kartın Dağı konilerinden türemişlerdir. Akıntı yüzeyindeki çukurlukların Kartın Dağı nın pomzalarıyla doldurulması sonucu geniş düzlükler meydana gelmiştir. Lav sedleri bu düzlükleri çevreleyen yükseklikleri oluşturur. Bu geniş lav akıntısı iki dönemde gelişmiştir. Soysallı Köyünün üzerine kurulduğu, bunun üzerine daha kalın olan ve Yüceriz Tepe ye kadar ulaşan ikincil akıntı gelir. Üstteki ikinci akıntı ilk akıntının lav sedlerinden dışarıya taşamamış ve onun üzerine akmıştır. Her iki akıntıda aynı litolojidedir. Fenokristalleri plajioklas, ortopiroksen ve klinopiroksenden oluşan kayacın hamuru plajioklas, cam ve piroksendir. Hyalopolitik doku gösterir. Kayaç bazaltik - andezit (iki piroksen - andezit) olarak tanımlanmıştır (Güner ve ark., 1984). Erciyes Yanardağı nın güneyinde yer alan Kartın Dağı, 2760 m yüksekliğindeki koni ve güneye doğru akan lavları hornblend - hyalodasit litolojisindedir. Koni bu yamacın paraziter volkanizma döneminde etkin olmuş ve değişik dönemlerde çeşitli litolojilerde lav çıkarmıştır. Soysallı bazaltik - andezitleri koninin ilk etkinlik döneminin ürünleridir. Tepe ve Kavaklı Sırtını şekillendirmiş olan hornblend - iki piroksen andezitler ikinci dönemde gelişmiştir. En üstte kalınlığı 200 m ye ulaşan blok lav yapısındaki hornblend - hyalo - dasit akıntısı yer alır. Güneye doğru 5 km akmış olan akıntı üzerinde konsantrik şekilli akma yapıları gelişmiştir. Akıntı yüzeyinde gelişmiş olan soğuma çatlaklarının genişliği 3 m, 36

52 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN derinliği ise 5 m yi bulur. Tek dönemde gelişmiş olan akıntıda gazların belirli düzeylerde hapsolarak yoğunlaşması halat tipi akma yapıları geliştirmiştir. Koni bu dasitlerden önce bol oranda pomza püskürtmüş ve bunlar çevrede geniş alanlara yayılmıştır. Güner ve ark. (1984) göre, Kulpak ile Kızık Köyü arasında kalan sahada yer alan domlar KD - GB doğrultusunda iki dizi halinde uzanırlar. Kızık Köyü batısında başlayan büyük dizi Karasivri, Değirmentaşı, Bayırbaşı, Aldağı, Saracık ve Avgunluk Tepe domlarından meydana gelir. Domlar üzerinde KD - GB doğrultulu fayların geliştirdiği çökme yapıları gelişmiştir. Erciyes Fayı üzerinde yer alan domlardaki bu çökmeler fayın domlardan sonraki etkinliğini belirlemektedir. Karasivri domu üzerinde bunlardan başka D - B doğrultusunda kırıklar gelişmiştir (Şekil 4.5). Şekil 4.5. Karasivri Domu taban yayılımı ürünleri Aksu Yaylası nın (2200 m) güneybatısındaki M1 morenlerini üzerlemektedir (Pasquare, 1968). 37

53 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Bu kırıklar alttan gelen mağmanın kabuğu kaldırması sonucu domun parçalanmasını sağlamıştır. Dizideki domlar birbirine bitişik bir halde sıralanırlar. Ahmetpınarı kuzeyinde dizi çatallanır. Değirmentaşı Tepe ve güneyindeki üç küçük dom esas diziden ayrılarak kuzeye doğru yönelir. İkinci dom dizisi daha küçük boyutlardaki konilerden oluşmaktadır. Karasivri batısında Zeybek Tepe, Çatal Tepeler, Almacık Tepe; Karakuyu çukurluğu kuzeyindeki Çatal Tepeler ve Örününyüzü Tepe nin meydana getirdiği bu dizi birincisi kadar doğrusallık göstermez. Muntazam koniler halinde şekillenmiş olan domların en büyüğü Örünyüzü Tepe dir. Bundan çıkan bir miktar lav Karakuyu çukurluğuna doğru akıntı geliştirmiştir. Dizideki konilerin çoğunda küçük çapta kraterler gelişmiştir. Her iki dizide yer alan domlar güney ve batıya doğru yayılan kalın lav akıntıları üzerinde yer alırlar. Eldut ve Güney Tepelerini oluşturan bu lavlar gri renkli ve iri tanelidir. Mikroskobik görüntülerinde bunların fenokristallerinin plajioklas, klinopiroksen ve ortopiroksenden oluştuğu gözlenmiştir. Plajioklas ve camdan oluşan hamur vitrofirik - hyalopolitik - fluidal dokudadır. Lavları meydana getiren kayaç iki piroksen andezit olarak tanımlanmıştır. Bu lavlar üzerinde yükselen domların litolojileri petrografik olarak bazı farklılık gösterirler. Karasivri Tepe nin yamacında klinopirokristalin cam ve opaktan oluşan hamur içerisinde plajioklas, klinopiroksen, ortopiroksen ve hornblend fenokristalleri yer alır. Vitrofirik hamur dokusu gösteren kayaç hornblendli iki piroksen - andezittir. Kulpaksekisi domu ise iki piroksen - hornblend dasit litolojisi vermektedir. Hornblendli dasit ve andezit arasında değişen domlar haritaya iki piroksen - hornblend - andezit olarak işlenmiştir. Develi Kuzeyinde Beşparmak Dağı, Göktepe, Adaca Tepe, Kurttaşı ve Üç Tepelerin oluşturduğu ve KKB - GGD yönünde sıralanan koniler dom ve lav domları şeklindedir. Beşparmak Dağı K - G uzanımlıdır. Yamaçları dik ve üzeri düzdür. Koni iki piroksen - hornblend - dasitlerden kuruludur. Plajioklas, hornblend, orto ve klinopiroksenden oluşan fenokristaller cam hamur içerisindedir. Kurttaşı konisinde aynı tür litoloji gösterir. Her iki domun doğu yamaçları Hasırcı Tepe konisinden çıkarak güneye akan bazaltik andezitlerle sarılmıştır. Göktepe ve Üç Tepeler konilerini oluşturan kayaç türü iki piroksen - hornblend - andezittir (Güner ve ark., 1984). 38

54 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Volkanizmanın Evrimi Erciyes Volkanizması, Ecemiş Fay Kuşağı ile ilintili olarak oluşmuştur. Ecemiş Fay Kuşağı Mersin - Mersin batısından başlayıp Gülek boğazı, Pozantı, Çamardı (Niğde), üzerinden Erciyes e kadar K 20 D yönünde uzanmaktadır. Erciyes ten sonra bu uzanım K 50 D yönünde dönerek Gemerek, Şarkışla, Sivas üzerinden Erzincan dolayında Kuzey Anadolu Fayına kavuşmaktadır. Ecemiş Fay Kuşağı bu güzergahta 700 km nin üzerindeki uzanımı ile Kuzey Anadolu fayından sonra ülkemizin ikinci büyük fayıdır. Lütesiyen (Eosen) öncesinde 80±10 km lik ilk doğrultu atımlı sol yönlü ana hareketini gerçekleştirmiştir (Yetiş, 1978a, b). Erciyes Volkanizması oluşumu; Mersin - Erciyes arasında K 20 D yönünde uzanan Ecemiş Fay hattının Erciyes ten itibaren kuzeydoğu ya doğru kırılarak K 50 D yönünde uzanması ile ilgilidir. Böylece büyük çapta bir açılma meydana gelerek yaklaşık 40 km en, 60 km boya ulaşan bir alanda Erciyes Volkanizmasının ürünlerini görmekteyiz. Bu Volkanizma ürünü malzemenin kalınlığı da Kayseri il merkezinden itibaren yaklaşık 3000 m ye erişmektedir. Kayseri ovası, altında volkanik malzemenin derinliği, cinsi hakkında önemli bir bilgiye sahip bulunmamaktayız. Erciyes Volkanizmasının tabanında lav faaliyetleri olmalıdır. Ancak mevcut yüzeyde bu malzemeler örtülü olduğundan gözlenmesi olanaklı bulunmamaktadır. Erciyes volkanizması, lav faaliyetleriyle başlamış olmalıdır. Güner ve ark. (1984) bunu, başlangıç volkanizması olarak ayırtlamışlardır. Sonraki faaliyetleri tüf ağırlıklı olup zaman zaman çeşitli kesimlerde yersel lav akıntıları ve diğer volkanik faaliyetler vardır. Bunlar da Güner ve ark. (1984) tarafından Erciyes Ana Konisindeki Volkanizma dönemi ve Genç Volkanizma dönemi olarak adlanmıştır. Erciyes Volkanizma alanında sayısı belirsiz, irili - ufaklı parazit konilerin bulunması da volkanizmanın sonraki geç döneme ait faaliyetlerinin başlıca tüf yer yer lav şeklinde geliştiğini göstermektedir. Bu da Güner ve ark. (1984) e göre Geç Volkanizma dönemine karşılık gelmektedir. Erciyes Volkanizmasının gerçek oluşum yaşı ile ilgili doyurucu bilgiler bulunmamaktadır. 39

55 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Ecemiş fay Kuşağı Lütesiyen öncesinde, günümüzden 40 milyon yıl önce 80±10 km lik ana doğrultu atımlı sol yönlü hareketini yapmıştır (Yetiş, 1978a, b). Bundan sonraki hareketleri genellikle düşey atımlı hareketler olup Oligo - Miyosen yaşlı çökel kayalarını ve Kuvaterner yaşlı taraçaları etkilemiştir. Çamardı dolayı, Yalakdere de faya yakın kesimlerde Oligo - Miyosen kırıntılı çökel kayaları yer yer dike yakın eğimler kazanmıştır. Kuvaterner yaşlı birinci seki taraçalarında ise Ecemiş Fay Kuşağı batı bloğunun doğu bloğa göre 25±2 m yükseldiği tespit edilmiştir (Yetiş, 1984a; Yetiş, 2000; Yetiş ve Çetin 1998a, b; Yetiş, Çetin, Güneyli, 1999; Yetiş, Çetin, Kop, Taptık, 2000). Erciyes Volkanizması, Ecemiş Fay Kuşağının orta yerinde ve fay hattının K 20 D dan K 50 D ya döndüğü merkez noktada gelişmiş, dünya ölçeğinde gözetildiğinde oldukça büyük volkanizmalardan bir tanesidir. Ecemiş Fay Kuşağı da Kuzey Anadolu Fay Kuşağından sonra 80±10 km lik doğrultu atımlı sol yönlü hareketi ve Mersin dolayından Erzincan a uzanımı ile ülkemizin ikinci büyük fay kuşağıdır. Ecemiş Fay Kuşağının uzanımı Koçyiğit ve Beyhan (1998) tarafından, Mersin kuzeyinde batıya doğru kırılarak Anamur a doğru uzandığı bildirilmiş ve adı da Orta Anadolu Fay Zonu olarak anılmıştır. Böylece Orta Anadolu Fay Zonu tanımı ile Ecemiş Fay Kuşağının tarafımızdan belirlenen uzanımının daha da arttığı bir gerçektir. Acaba Erciyes Volkanizmasının ilk oluşumu, başlangıç volkanizması ne zaman oluşmuştur? Bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmalarda doyurucu bir bilgiye rastlanmamaktadır. Kuvaterner ve Geç Miyosen de volkanizmanın aktif olduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Miyosen kırıntıları ile Kuvaterner taraçalarını etkileyen, fayın genç hareketleri Çamardı dolayında tespit edilmiştir (Yetiş, 2000; Yetiş, Çetin, 1998 a, b; Yetiş, Çetin, Güneyli, 1999; Yetiş, Çetin, Kop, Taptık, 2000). Erciyes Volkanizmasının ilk olarak ne zaman faaliyetine başladığı ile ilgili olarak Erciyes Volkanizması volkano stratigrafisinin ayrıntılı bir şekilde çalışılması ve Ecemiş Fay Kuşağının evrimi ile ortaya konması gerekir. Acaba Ecemiş Fay Kuşağı, Mersin - Mersin batısından Erzincan a uzanımında bir, iki defada mı kırılmıştır, yoksa çok evreli bir kırılma mı söz konusudur? İki defada kırıldı ise önce Erciyes e kadar olan Mersin - Erciyes güney kesimi mi, yoksa 40

56 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Erciyes - Erzincan kuzey kesimi mi kırılmıştır? Bu soruların cevaplanmasında büyük zorluklar söz konusudur. Koçyiğit ve Beyhan (1998), Orta Anadolu Fay Zonu olarak adladıkları Ecemiş Fay Kuşağını 24 segmente ayırarak inceleyebilmişlerdir. Fay kuşağı içerisinde Erciyes Volkanizmasının bulunduğu kesimi 35 km genişlikte, 120 km uzunlukta, 1 km den daha derin, Erciyes çek ayın baseni olarak ayırıp, 3917 m yüksekliğe erişen Erciyes strato - volkanik kompleksinden bahsetmişlerdir. Ecemiş Fay Kuşağı, Lütesiyen öncesinde oluştuğuna göre Erciyes Volkanizmasının tabanını oluşturan, çek - ayır havzası içerisinde kesin derinliği bilinmeyen ve çoğunlukla lavlardan oluştuğu tahmin edilen başlangıç evresine ait volkanik faaliyetler Lütesiyen - Miyosen evresinde oluşmuş olmalıdır. Erciyes anakonisindeki volkanik faaliyetler Geç Miyosen - Erken Pliyosen; Paraziter Geç Volkanizma dönemi ise Geç Pliyosen de başlayıp Pleyistosen de son bulmuş olmalıdır. Erciyes Volkanizmasının özellikle başlangıç evresinin belirlenebilmesi için tüm Erciyes Volkanizma alanının ayrıntılı volkano - stratigrafisinin belirlenerek 1/ veya 1/ ölçekte çalışılmasına gereksinim duyulmaktadır. Böyle bir grup çalışması için de Lebküchner (1956) nın Kayseri - Avanos - Ürgüp - Boğazlıyan havzasının Uzunyayla ya kadar olan kısmın jeolojisi; Güner ve ark. (1984) nın Erciyes Yanar Dağının jeolojisi ve jeomorfolojisi; Türkecan ve ark. (1998) nın Kayseri (Bünyan, develi, Tomarza) yöresinin jeolojisi ve volkanik kayaçların petrolojisi; Pasquare (1968), Batum (1978), Kuşçu ve Atilla (2005) nın çalışmaları ile burada sıralanamayan çalışmaların özenli bir şekilde gözden geçirilmesine gereksinim bulunmaktadır. Erciyes Volkanizmasının Erciyes Dağından güney - güneybatıya Mersin dolayları ile kuzeydoğuya Sivas - Erzincan uzanımlarında herhangi bir volkanik faaliyet gelişmemiştir. Bu kesimlerde fay hattı ile ilgili pek çok önemli özellik belirlenmiştir. Erciyes volkanitleri Orta Anadolu da Kayseri, Niğde, Nevşehir arasında kalan Neojen yaşlı volkanitlerin doğu ucunu meydana getirmektedir. Orta Anadolu nun bu bölümünde yer alan volkanitler, Geç Miyosen - Kuvaterner zaman aralığında etkin olan volkanizmanın eseridir (Lahn,1945: Ayrancı, 1963: Pasquare,1968: 41

57 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Batum,1978). Nevşehir yöresi volkanitlerinin jeokimyasal değerlendirilmesinde, bunlar Arap - Afrika levhası ile Anadolu levhacığı arasındaki kıta - kıta çarpışmasıyla gelişen volkanizmaya bağlanmaktadır. Erciyes yöresinde yüzeyleyen en eski volkanitleri meydana getiren Erkilet KB sındaki bazaltların Erciyes ana volkanizması öncesinde geliştiği görülür. Ayrancı (1963), bunları Laramiyen orojenezi esnasındaki faylanmaların neden olduğu volkanizmaya bağlamaktadır. Neojen öncesinde gelişen bu bazaltların Erciyes yöresindeki genç volkanizma ile ilişkisi kurulamamıştır. Muhtemelen bunlar Erciyes Volkanizmasının tabanı, ilk ürünleri ile ilgili olmalıdır. Erciyes volkanizması üç ana gelişim evresine ayrılarak incelenmektedir. a. Başlangıç volkanizması, b. Erciyes Ana konisindeki volkanik etkinlikler, c. Paraziter - genç volkanizma dönemi. Her dönem kendisine özgü lav - püskürme şekli geliştirmiştir. Yine, jeomorfolojik şekillenme de dönemlere göre değişiklik göstermektedir. İncesu kuzeyinde yer alan andezitik dom ve lavlar, başlangıç volkanizması olarak tanımlanan dönemin ilk ürünlerini oluşturmaktadır. Kurtdağı, Seksenveren Dağı, Kazancık Dağı nı meydana getiren bu andezitler, gölsel sedimanlarla ardalanmalı tüf ve ignimbiritler tarafından üzerlenmektedir. Tüf ve ignimbiritlerin Ponsiyen yaşlı olmaları, sözkonusu andezitlerin en az Geç Miyosen yaşında olduklarına işaret etmektedir. Bunlar Batum (1978) un Nevşehir yöresinde saptamış olduğu Geç Miyosen andezitlerine karşılık gelmektedir. Tüf - ignimbirit serisi başlangıç volkanizması ardından gelişmiş olan en yaygın birimdir. Birimin alt düzeylerindeki riyolitik tüfler gölsel kireçtaşı, kil ve marnlarla ardalanmalıdır. Tüflerin oranı üst düzeylere doğru artar. En üstte ise andezitik ignimbiritler yer alır. Tüf - ignimbirit serisinin kalınlığı Erkilet yöresinde 200 m ye ulaşır. Tüf içerisinde bulunan Hipparion - gracile, Rhinoceros sp. ve Machairodus fosilleri (Yalçınlar, 1950; Ayrancı, 1963) bunların Ponsiyen de depolandıklarını göstermektedir. Tüf, ignimbirit platosu bazı yerlerde olivin - bazalt lav akıntıları tarafından örtülmüştür. Örtü bazaltlarının yoğun olduğu yerlerden biri Erkilet kuzeybatısında 42

58 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN yer almaktadır (Ayrancı, 1963). Buradaki bazalt konilerinden çıkan lavlar güneyde Molu Köyüne kadar ulaşmaktadır. Erciyes kuzeybatısındaki Susuz Dağı konisinden çıkan bazalt lavları da plato üzerinde batıya doğru kilometrelerce uzunlukta akıntılar geliştirmiştir. İncesu güneyinde Çalbalma yöresindeki ova tabanında yer alan olivin - bazaltlarda bu dönem bazaltlarıyla yaşıttır. Topuz Dağı nın doğusunun çökmesiyle ova tabanına inmişlerdir. Güner ve ark. (1984), tarafından yapılan araştırmada, Erciyes yöresindeki tüflerin çıkış merkezlerini belirleyecek kesin verilere rastlanmamıştır. Geç Miyosen - Erken Pliyosen deki tüf püskürmeleri olasılıkla yöre tektonizmasının neden olduğu faylanmalarla yarık volkanizması şeklinde başlamıştır. Koçdağı ve Develi Dağı nın K - G doğrultusunda uzanmaları ve alt düzeylerinin tüf ve ignimbiritlerden kurulu olması, bunların başlangıçta K - G doğrultusunda tüf püskürten kırıklar üzerinde konumlandığını göstermektedir. Tüf püskürmelerinin sonlarına doğru volkanizmanın merkezleşmesine bağlı olarak Koçdağı konisi gelişmiştir. Başlangıç volkanizması dönemi Koçdağı ana konisinin son döneminde çıkan andezitlerle kapanır. Başlangıç volkanizması dönemi sonunda yörenin ana jeomorfolojik birimlerini andezitik domlar, geniş tüf - ignimbirit platosu, Koçdağı ve Develi Dağı konileri oluşturmaktadır. Kayseri ve Develi havzaları bu dönemde tüf ve ignimbirit platoları durumundadır. Erciyes ana konisinin kuruluşunu sağlayan volkanizma Geç Pliyosen yaşlıdır. Ana koninin buzul aşındırması dışında flüviyal aşınımın izlerini taşımaması, Pleyistosen öncesindeki aşınım dönemlerinde kuruluş aşamasında olduğunu gösterir. Yine Erken Pliyosen de kuruluşunu tamamlayan ve Geç Pliyosen de aşınma ile yıpranmış olan Koçdağı konisine göre çok genç morfoloji göstermektedir. Bu da konide Geç Pliyosen de aşınımdan çok yapıcı süreçlerin etkili olduğunu belirler. Koninin yüksek bölümünün Pleyistosen deki son büyük buzul çağı olan Würm buzullaşmasını yaşaması ise, bu zamanda ana kraterde volkanizmanın olmadığı sonucunu getirmektedir. Bu veriler Erciyes Ana Konisindeki volkanizmanın Geç Pliyosen de başladığını ve Pleyistosen başlarında son bulduğunu göstermektedir. Genç volkanizma ana koninin tıkanması, buna karşılık magma yükseliminin devamı sonucu konide belirli doğrultularda açılan çatlaklar boyunca olmuştur. Bu dönem başlangıcında Erciyes konisi KD - GB doğrultulu, sol yanal ve oblik bileşenli 43

59 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Erciyes Fayı yla ikiye ayrılmıştır. Bu fay üzerinde Ali Dağı, Lifos Tepe, Kızık Köyü yöresi domları gelişmiştir. Sürtme dasitik domlar dizisi, Kefeli andezitik koniler dizilimi, Beşparmak, Üç Tepeler dom dizisi Erciyes Konisi zirvesine doğru uzanan çatlaklar üzerinde yer alan konilerdir. Genç volkanizma dönemi ana koni yamaçlarında açılan çatlaklar üzerindeki konilerden hornblend - iki piroksen - andezit lavlarıyla başlar. Bunu aynı konilerde hornblend - dasitlerin çıkışı izlemiştir. Yamaçlarda gelişen en yaygın lavlar bazaltik - andezitlerdir. Bunlar lav kubbeleri halinde Erciyes ana konisini çevrelemektedir. Erciyes Dağı nın jeomorfolojisinde önemli yeri olan ve yöre halkı tarafından "Kartın" olarak adlandırılan, blok lav yapılı, Kartındağı, Karagüllü ve Perikartini hornblend - hyalo - dasitleri konideki son lav çıkışlarına karşılık gelmektedir. Her üç koni bunlarla birlikte bol miktarda süngertaşı püskürtmüştür (Güner ve ark., 1984; Türkecan ve ark., 1998). Erciyes Volkanizması ve volkanizmaya bağlı olarak yörenin şekillenmesi Güner ve ark (1984) e göre aşağıdaki evrelere ayrılarak incelenmiştir. Geç Miyosen de andezitik domların gelişimi ile volkanizmanın buluşması: a. Büyük faylanmalarla tüf - ignimbirit serisi püskürmeler ve bunların Ponsiyen göllerinde depolanarak tüf - ignimbirit platosunun şekillenmesi, b. Tüf - ignimbirit platosu üzerinde olivin bazalt lav akıntılarının gelişimi, c. Volkanizmanın merkezileşmesi ve Koçdağ konisinin kuruluşu, d. Koçdağ batısındaki platonun faylanmalarla çökerek Kayseri havzasının oluşumu ve Erciyes Dağı Ana Konisi nin kuruluşu. e. Erciyes Ana Konisi nin tıkanması, koninin KD - GB doğrultulu Erciyes Fayı ile ikiye ayrılışı ve dasitik lavlar ve domların gelişimi ile yamaçlardaki genç volkanizmanın başlaması. f. Doruk bölümünde Würn buzullarının gelişimi, buz yalaklarının açılması ve moren depolanmaları. g. Bazaltik lavlar ve bazaltik cüruf konilerinin kuruluşu, h. Blok lav yapılı hornblend - hyalo - dasit lavları ile birlikte süngertaşı püskürmeleri, ı. Bazaltik piroklastik konilerle Erciyes yöresindeki volkanizma son bulmuştur. 44

60 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Yukarıdaki gelişme evreleri içerisinde Erciyes Yanardağı sisteminde yer alan volkanitlerin stratigrafisi Güner ve ark. (1984) tarafından eskiden yeniye şöyle sıralanmıştır: 1. Başlangıç Volkanizması Dönemi; a. Andezitik lavlar, b. Tüf - ignimbirit karmaşığı, c. Olivin - bazalt, d. Koçdağı andezitleri, 2. Erciyes Ana Konisindeki Volkanizma Dönemi; e. Piroklastikler, f. Andezitik lavlar, g. Andezit, dasit, riyolit ve bunların aglomeralarından oluşan yüksek koni karmaşığı, h. Breşik aglomera 3. Genç Volkanizma Dönemi; i. İki piroksen - hornblend - andezit lavları, j. Hornblend dasitler, k. Bazaltik - andezitler. l. İki piroksen - bazalt m. Olivin - hipersten - bazalt n. Hipersten - andezit p. Hornblend - hyalo - dasit lavları r. Bazaltik piroklastikler Petroloji ve Jeokimya (1). Kayaç Adlamasında İzlenen Yol Yapılan araştırmalarda, mikroskobik çalışmalar sonucunda elde edilen minerolojik bileşim kayaç adlamasının temelini oluşturmaktadır. Koyu renkli minerallerin kantitatif dağılımları ve birbirine oranları göz önüne alınmış, en az 45

61 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN bulunan koyu renkli mineral en başa olmak üzere sıralanarak en sona kayaç adı örneğin; dasit, bazalt gibi getirilmiştir. Kayaç adının belirlenmesinde minerolojik bileşimin yanı sıra kayacın kimyasal analiz sonuçlarından da yararlanılmıştır. Bilindiği gibi ekstruzif kayaçlarda çoğunlukla matriks materyali volkanik camdan oluşmaktadır ve mikroskobik gözlemlerle bu matriksin bileşimini belirlemek mümkün değildir. Bu nedenle son yıllarda volkanik kayaçların adlaması çoğunlukla kayacın toplam kimyasal bileşimine göre yapılmaktadır. Sahada en genç birimi oluşturan lavlar morfolojik olarak kendine has bir durum göstermektedir ve çevre halkı tarafından "Kartın" olarak adlandırılmıştır. Camsı bir parlaklık gösteren ve çok ağdalı akıntılar oluşturan bu kayaçlar için ayrıca "Hyalo" ön takısı kullanılmıştır (2). Mineral Dağılımı ve Minerallerin Özellikleri Yapılan incelemeler sonucunda aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. Olivin: Plajioklas ve piroksenin yanı sıra çoğu bazalt ve andezitlerin ana bileşenlerindendir. Mikroskobik iriliğe ulaşmış kristallerine yer yer rastlanmıştır. Bozuşma çok az veya önemsizdir. Piroksen: Orto ve klinopiroksen şeklinde hem fenokristal fazında, hem de hamur fazında bazalt, andezit ve bazı dasitlerin önemli bir bileşimini oluşturur. Genç kayaçlarda rastlanabilen ve kalkalkali soyu karakterize eden hipersten Erciyes kompleksinde yaygın olarak bulunmaktadır. Hipersten, Erciyes sisteminin en son erüpsiyonu olarak düşünülen Hisarcık - Kayseri arsındaki Kızılkeçili tepenin bazaltik cüruflarında yaygın olarak bulunmaktadır. Piroksen, ksenemorf tanelerin yanı sıra pek çok örnekte prizmatik - idiyomorf taneler şeklinde de gözlenmektedir. Gloromerafik yığışımları yaygındır. Çoğunlukla bir bozuşma göstermeyip nadir olarak opaklaşmaya rastlanmamıştır. Hornblend: Erciyes andezit ve dasitlerinde bulunan önemli mafik minerallerden biridir. Hem Erciyes ana konisini oluşturan lav ve piroklastiklerde, hem de daha genç kubbelerde yaygın olarak bulunur. 46

62 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Bazılarının kenarında meydana gelen opaklaşma dışında önemli bir bozuşmaya rastlanamamıştır. Biyotit: Bu mineral özellikle Erciyes ana konisini oluşturan dasit ve riyolitlere, en genç akıntılardan olan ve "Kartın" olarak adlandırılan blok lavlar içinde bulunur. Ayrıca az miktarda iki piroksen - hornblend - dasit olarak adlandırılan kubbe kayaçlarının bazılarında ve tüflerde görülmüştür. Genelde hiçbir bozuşma göstermeyen bu mineralin opaklaşmış veya oksibiyotite dönüşmüş olanlarına az miktarda rastlanmaktadır. Feldispat: Mikroskop incelemesi yapılan 200 üzerindeki örnekte K - feldispata rastlanmamıştır. Plajioklas ise bazı bazalt örnekleri dışında diğer bütün örneklerde mevcuttur ve bu örneklerin en yaygın mineralidir. Çoğunlukla mikroskobik olan taneler bazen iri kristaller şeklinde makro olarak görülebilmektedir. Anortit oranları kayacın toplam kimyasal ve minerolojik bileşimine göre oligoklasdan labradora kadar değişmektedir. Kalsbad, periklin ve polisentetik ikizlerine yaygın olarak rastlanmaktadır. Zonlu yapıda yaygın olarak görülmektedir. Çoğunlukla alterasyondan uzak kalmış plajioklaslarda nadir olarak kaolinleşme görülmektedir. Bir kısmı da kapanımlarına sahiptir. Kuvars: Dasit ve riyolitlerde plajioklasın yanı sıra ortaya çıkabilen tek açık renkli mineral kuvarstır. Bazı örneklerde kemirilmiş kuvars piroksen kristalcikleri tarafından kuşatılmıştır. Özellikle pomzalar içinde makro olarak da görülebilmektedir. Kuvars bundan başka pek çok bazalt ve andezit içinde boşluk dolgusu minerali olarak görülebilmektedir. Kayaç içinde birincil olarak bulunan kuvarslar çoğunlukla korozyona uğrayıp yuvarlaklaşmış ve bir kısmı da çift optik eksenli duruma geçmiştir. Opak mineraller: Yer yer fenokristal büyüklüğünde opak minerale rastlandığı gibi çoğu örnekte matriks içinde diffuz dağılmış opak mineraller mevcuttur. Opak mineralin ikinci bir kaynağı da bazı mafik minerallerin (piroksen, hornblend, biyotit) bozuşmasıdır. İkincil mineraller: İkincil olarak kayaçlarda çok yaygın olmamakla birlikte karbonatlaşma görülmektedir. Bu arada bazı tüflerde görülen silisleşme ve bir kısım 47

63 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN andezit - bazaltlarda yer alan boşluk dolgusu kuvarslarını da belirtmek gerekir. Mineral bozuşması ile ortaya çıkan Fe - hidroksitlerde yer yer dikkat çekmektedir (3). Volkanitlerin Jeokimyası Güner ve ark. (1984) tarafından yapılan, saha ve mikroskop gözlemlerine göre Erciyes ve çevresinde asidikten baziğe kadar değişen serinin bütün birimlerini görmek mümkündür. Erciyes sisteminde lavların yanı sıra piroklastiklerde geniş bir yer tutar. Kimyasal analizi yapılan örnekler sadece lavlardan alınmıştır. Kolay alterasyon etkisinde kalma ve değişik oranlarda yabancı madde içermeleri nedeniyle tüflerden kimyasal analiz yapılmıştır. Şekil 4.6. Erciyes Volkanitlerinin Streckeisen Diyagramında Sınıflandırılması. Bu çalışma ile Erciyes volkanizmasının çeşitli evrelerine ait 25 örneğin majör ve bazı iz elementlerin analizi yapılmıştır. Kimyasal analizler MTA labotuarlarında gerçekleştirilmiştir. Analizi yapılan örnekler QAPF Streckeisen diyagramında gösterilmiştir (Şekil 4.6). Buna göre Erciyes örneklerinin çoğunluğu dasit alanına düşmektedir. İkinci yaygın grup latit andezit ve latit bazalt alanında yer alır. Bir örnekte bazalt - andezit özelliği gösterir. 48

64 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Çizelge 4.1. Erciyes volkanitleri majör element dağılımının Batı Pasifik Ada Yayı andezit - dasitleri, kıtasal kabuk ve granit ortalama değerleri ile karşılaştırılması (Güner ve ark., 1984). ANDEZİT DASİT ERCİYES KITASAL GRANİT (24 ÖRNEK) KABUK SİO 2 60,10 65,10 64,64 60,30 71,20 Al 2 O 3 17,20 16,50 16,66 15,60 14,70 FeO 6,10 3,86 3,38 7,20 3,20 MgO 3,50 1,48 2,70 3,90 0,60 CaO 7,10 4,75 5,76 5,80 2,00 Na 2 O 3,38 4,60 3,84 3,20 2,50 K 2 O 1,30 2,05 1,90 2,50 4,20 TiO 2 0,70 0,51 0,7 1,00 0,50 FeO/MgO 1,74 2,61 1,25 2,14 5,33 K 2 O/Na 2 O 0,38 0,45 0,49 0,43 1,20 SiO 2 oranları % 50,10 ile % 70,00 arasında değişmektedir. Volkanizmanın zaman açısından gösterdiği evrelere göre SiO 2 dağılımında herhangi bir sistematik söz konusu değildir (Çizelge 4.1). Örneğin bölgede en bazik kayaçlar olan olivin - bazaltlar ancak 7. evrede erupsiyon göstermişlerdir. Daha asidik kayaçlara volkanizmanın ilk evrelerinde de rastlanmaktadır. Al 2 O 3 dağılımı % 14,31 ile % 20,21 arasında yer almaktadır. 24 örneğin ortalaması olan % 16,66 değeri, Pasifik ada yayı andezit - dasit değerlerine (% 17,1 - % 16,5) uymaktadır (Güner ve ark., 1984). Erciyes volkanitleri toplam FeO bakımından oldukça fakirdir (ortalama değer % 3,38). Bu değer Pasifik ada yayı andezit değerine (% 3,86) ve ortalama granit bileşimine yaklaşmaktadır. Kıtasal kabuk ise FeO bakımından oldukça zengindir (% 7,2). FeO/MgO oranları 0,98 ile 2,09 arasında dağılım gösterir. 24 örneğin ortalama değeri olan 1,25 gerek kıta kabuğu (2,14) ve gerekse granit ortalama bileşiminden 49

65 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN (5,5) çok düşüktür. Bu değer ancak Pasifik ada yayı andezit serilerinin ortalama değeri olan 1,74 ile karşılaştırılabilir. Na 2 O dağılımı % 3,58 ile % 4,41 arasında yer alır. Ortalama bileşim olarak ada yayı kayaçlarına ve granit bileşimine uymaktadır. K 2 O açısından incelenen kayaçlar % 1,90 ortalama değer verirler. Bu değerlerde Pasifik ada yayı dasitlerine bir yaklaşım gösterir. K 2 O/Na 2 O oranları 0,16 ile 0,76 arasındadır. 24 örneğin ortalama değeri ise 0,45 dir. Bu değer hem ada yayı andezit ve dasitleriyle (0,38 ve 0,45) ve hem de ortalama kıta kabuğu değeriyle (0,43) benzerlik göstermektedir. Granit için ise bu değer 1,2 dir. Güner ve ark. (1984) tarafından yapılan inceleme de, ada yaylarında belirli bir SiO 2 değeri için K 2 O değerlerinde hendekten uzaklaştıkça bir artma görülmektedir. Erciyes kompleksinde coğrafik olarak böyle bir dağılım gözlenememiştir. Bu durum ya bu serinin bir Benioff zonu ürünü olmadığını ya da kimyasal analiz örneklerinin sistematik ve yeterli sayıda alınmadığını gösterebilir. Ayrıca kıta kabuğunun özümlenmesi de kayaç bileşimini değiştirebilmektedir. Buna nedenle, Erciyes volkanitlerinde SiO 2 % 61,3 iken (7 örneğin ortalaması) K 2 O değeri % 1,97 dir. Eğer Erciyes volkanizması bir Benioff zonuyla ilişkili ise yukarıdaki değerleri ve K 2 O/SiO 2 diyagramını göz önüne alındığında Erciyes le ilgili Benioff zonunun derinliği km kadardır. K 2 O/SiO 2 diyagramını göz önüne alırsak K 2 O ve SiO 2 değerleri artıkça bir artış göstermektedir. Bu diyagramla aynı zamanda Erciyes kayaçlarının adlamasını ve soy özelliğini de ortaya koymaktadır. İncelenen kayaçlar bazalttan riyolite kadar kalkalkali serinin tüm birimlerini içermektedir. Bu kayaçlar ayrıca kalkalkali soyun düşük potasyumlu alanlarına girerler. Lahn (1945) araştırmalarına göre, diyagonal çizgiler toleyitik (I), potasyumca fakir kalkalkali (II), potaasyumca zengin kalkalkali (III) ve sosonitik (IV) alanları ayırmaktadır. 50

66 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil 4.7. ALK /SiO 2 diyagramı. Diyagonal çizgiler, alkali üst yüksek alümina (orta) ve toleyitik alanları ayırmaktadır (Şekil 4.7). Şekil 4.8. Erciyes volkanitlerinin AMF diyagramındaki konumu. Kesikli çizgi yapılan açıklamalara göre, toleyitik ( üst ) alanları ayırmaktadır (Güner ve ark, 1984). AMF diyagramında (Şekil 4.8) bütün örnekler Güner ve ark. (1984) tarafından belirlenen kalkalkali alana düşerler. Yine aynı yazarların önerdiği Al 2 O 3 dağılımına göre de (Şekil 4.9) Erciyes kayaçları kalkalkali özellik gösterirler. 51

67 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil 4.9. Erciyes volkanitlerinde Al 2 O 3 ün NPB ne göre değişimi (Güner ve ark, 1984) (4). Petrojenez Güner ve ark (1984) tarafından, Batı ve Orta Torosların İç Kuşağını oluşturan, batıdan doğuya doğru Afyon volkanitleri, Erenlerdağ, Karacadağ, Karadağ, Hasandağ, Melendiz Dağı, ve Erciyes Dağı nın meydana getirdiği Neojen - Kuvaterner volkan zincirinin doğu ucunu Erciyes Kompleksinin oluşturmuş olduğu açıklanmıştır. Erciyes kalkalisoyun yüksek alüminatlı bazalttan riyolite kadar değişen bütün birimlerini görmek mümkündür. ALK/SiO 2 diyagramında (Şekil 4.7) bazı örnekler, belirlenen pijeonitik seri alanına düşmekle birlikte bu ve diğer diyagramlarda kalkalkali özellik hakim durumdadır. 52

68 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Buzul Jeomorfolojisi Pleyistosen Buzullaşması ve Dönemleri Pleyistosen sonlarına doğru çeşitli tip ve boyutta buzullar gelişmiş ve gelişen buzullar dağın şekillenmesinde ana etken olmuştur. Özellikle buzul gelişimine iyi olanaklar sunan kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı yamaçlarda buzullaşmaya ilişkin birimler çok yaygındır Son Buzullaşma Dönemi ve Diri Buzul Güner ve ark. (1984) göre, Würm dönemi buzul birimleri üzerinde morfolojik uyumsuzlukla küçük moren dilleri uzanır. KB daki Aksu buzyalağı içerisindeki diri buzulunda bunlarla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Büyük buz yalaklarının güney yamaçlarında gelişmiş olan buzullardan günümüze Aksu buzulu varlığını sürdürmektedir Buz Yalakları ve Morenler Erciyes Dağı nın özellikle kuzeye bakan yamaçlarındaki jeomorfolojik birimlerin çoğunluğunu buzul oluşukları meydana getirir. Buz yatakları ve morenler bunlar içerisinde en yaygın olanlarıdır. Buz yalakları ile çevrelenmiş olması doruk kısmına keskin bir morfoloji kazandırmıştır. Buz yalakları ile doruk arasında göreli olarak 1000 m lik yükselti farkları vardır. Buz yalaklarının hemen önlerinde yelpaze şeklindeki moren depoları yer alır (Şekil 4.10). Bunlar daha alt düzeylerde buzul akarsu işlevi olan sandur konilerine geçerler. Buzullaşmanın en etkili olduğu KB yamaçta irili, ufaklı birçok buz yalağı açılmıştır. En önemlisi KB ya doğru tekne vadisi de bulunan ve diri buzulun yerleşmiş olduğu Aksu buz yalağıdır. Alanı 3 km² den fazladır. Üç buz yalağından meydana gelmiş bileşik bir şekildir. Göreli derinliği 1000 m yi geçer. KD - GB yönünde volkan konisini kesen fay üzerinde açılmış 53

69 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN olması buz yalağının gelişimine olumlu katkı sağlamıştır (Sarıkaya ve Çiner, 2003: Güner ve ark., 1984). Şekil Erciyes Volkanının moren haritası (Sarıkaya ve Çiner, 2003) Sandur Konileri Buzullardan beslenen akarsuların taşıdıkları gereçlerin buzul önlerinde depolanması ile oluşan Sandur Konileri Erciyes te düzenli bir dağılım göstermezler. Karmaşık volkan jeomorfolojisi bu dağılımda önemli bir etken olmuştur. Doğuda Öksüzdere tekne vadisi önünde gelişmiş olan sandurları da farklı dönemlerde görmek olanaklıdır. Burada sekiler halinde bir sıralanma gösterirler Kaya Buzulları Güner ve ark. (1984) yaptıkları incelemelerde, doğuda Üçker Buzyalağında yer alan kaya buzulları güncel oluşuklardır. Son buzulun ortadan kalkmasından sonra gelişen kaya buzulları güney yamaçtaki kaya çığları ile beslenirler. Oluşumlarında günlük ve mevsimlik donma çözünme süreci ana etkendir. Kuzeye doğru birçok dil halinde uzanırlar. Dillerin uzunluğu 700 m ye ulaşır. Hareket halinde olmaları bazı 54

70 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN araştırıcılar tarafından buzul olarak nitelendirilmelerine neden olmuştur. Her boyuttaki bloklarda oluşan kaya buzulları arasındaki boşlukların kışın karla dolması ve bunların donarak buzullaşmaları esnasındaki genleşme kaya buzullarının hareketini sağlamaktadır KOÇCAĞIZ VE DOLAYININ STRATİGRAFİSİ Çalışma alanı olan Koçcağız ve dolayında Mezosoyik ve Senozoyik yaş aralığında beş farklı litostratigrafi birimi ayırtlanmıştır. Bu birimlerin stratigrafik, sedimantolojik, petrografik, paleontolojik özellikleri ve birbirleri ile olan konumları aşağıda sunulmuştur Mesozoyik Çalışma alanı içerisinde Mesozoyik te iki adet litostratigrafi birimi ayırtlanmış olup, en alt birim olarak gri - koyu gri renkli, orta - kalın katmanlı, yer yer Şekil Mesozoyik yaşlı birimlere güneyden bakış (Mza, JKt, plev). 55

71 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN katmanlanmaya koşut yapraklanmalı Geç Triyas - Jura yaşlı, başlıca kristalize kireçtaşı - mermer yapılışlı Aşıgediği metamorfiti yer almaktadır. Aşıgediği metamorfiti üzerine ise uyumsuz olarak koyu gri ve siyah renkli kristalize kireçtaşı ve dolomitlerden oluşan ve demir içermesi nedeniyle yer yer kahve - kırmızı renkli olarak ta görülen ayrıca kireçtaşlarının katmanlanma yüzeylerinde lamellibranş ve gastrapod kavkıları görülen, çok çatlaklı ve çatlakları kalsit dolgulu Jura - Kretase yaşlı Tavşancıdağtepe formasyonu gelmektedir (Şekil 4.11) Aşıgediği metamorfiti (Mza) Göncüoğlu ve ark. (1994) göre, Orta Anadolu metamorfitleri, yaygın olarak yüzeyleyemez ve iki formasyonla simgelenir. Bu, iki formasyondan ilkini temsil eden Aşıgediği metamorfiti (Mza) çalışma alanında en alt ve en yaşlı birimi oluşturmaktadır. Birimin adlaması ilk kez Niğde Yöresinde Aşıgediği metamorfitleri olarak uygulanmıştır (Göncüoğlu ve ark., 1994). Fakat Kayseri yöresinin jeolojisi ve volkanik kayaçların petrolojisi ile ilgili yapılan çalışmalarda Aşıgediği metamorfiti (Mza) olarak kullanılmıştır. Şekil Koçcağız Köyü sınırları dahilinde kristalize kireçtaşı, mermer gri - koyu gri renklidir. 56

72 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Formasyon, mermer - kristalize kireçtaşlarından oluşur (Şekil 4.12). Birim gri - koyu gri renkli, orta - kalın katmanlı, yer yer katmanlanmaya koşut yapraklanmalıdır. Seyrek olarak ince şist ara düzeyleri kapsar. Birim, en altta alacalı renkli metakırıntılarla başladığı, bunların kuvars ve kuvarstik gnayslardan oluştuğu, daha üste doğru sarımsı gri muskovit ve kuvarslı mermerlere geçtiği, bunların da üzerine gri - beyaz renkli kalın katmanlı mermerlerin geldiği ve istifin en üstünde çört ara düzeyli mermerlerin yer aldığı belirtilmektedir. Türkecan ve ark. (1998) tarafından yapılan çalışmada, formasyonun alt dokanak ilişkişi gözlenememekle birlikte, alt dokanak ilişkisinin tektonik olduğu yapılan çalışmalarda saptanmıştır, ayrıca çalışma alanı içerisinde Tavşancıdağtepe formasyonu, birim üzerine açısal uyumsuzlukla gelmektedir. Aşıgediği metamorfitinin özgün kalınlığı tektonizma nedeniyle saptanamamıştır (Türkecan ve ark., 1998). Önceki çalışmalar ve tez kapsamında yapılan arazi çalışmaları sonucunda fosil bulgusuna rastlanamadığından birimin yaşı saptanamamıştır. Fakat metamorfiti oluşturan kristalize kireçtaşı - mermerler, bölgesel deneştirmeler yapıldığında Aşıgediği metamorfitinin, Üst Triyas - Jura zaman diliminde platform koşullarında çökelmiş ve sonrasında da metamorfizmaya uğramış olmalıdır. Türkecan ve ark. (1998) göre, Aşıgediği metamorfiti, kayasal özellikleri bakımından Kütahya - Bolkardağı Kuşağı nda Loras formasyonu ile deneştirilebilir Tavşancıdağtepe formasyonu (JKt) Koramazdağ Grubu nda yer alan bu formasyonun adlaması ilk kez Türkecan ve ark. (1998) tarafından yapılmıştır. Bölgede KD - GB yönlü bir uzanım gösteren formasyon, çalışma alanında yaygın olarak yüzeyler (Şekil 4.13). Bölgede, Tavşacıdağtepe ile Yassıdağ Tepe arasında formasyonun tip kesitinin bulunduğu belirtilmiştir (Türkecan ve ark., 1998). Çalışma alanı içerisinde birime ait tip kesit yeri gözlenememiştir. Çalışma alanını ve dolayında kristalize kireçtaşı ve dolomitlerden oluşan birim genel olarak koyu gri ve siyah renklidir. Demir içermesi nedeniyle yer yer 57

73 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN kahve - kırmızı renkli olarak ta görülür. Kalın katmanlar arasında, kimi yerde, 2-3 m kalınlıkta ince katmanlı düzeyler de gözlenir. Formasyon çok çatlaklıdır ve çatlaklar beyaz renkli kalsit dolguludur. Bu kalsit dolguları demirli suların etkisiyle, yer yer kırmızıya boyanmış durumdadır. Birim içinde yanal sürekliliği olmayan ince breşik kireçtaşı düzeylerine de rastlanır. Breşlerin matriksi demir etkisiyle kırmızı renklidir. Dolomitler, kireçtaşları içinde yanal - düşey geçişli ara düzeyler biçiminde bulunur. Siyah renkleri ve kırıldıklarındaki kötü kokularıyla belirgindirler. En belirgin özelliği çökel kökenli demir mineralleri içermesidir. Kireçtaşlarının katmanlanma yüzeylerinde lamellibranş ve gastropod kavkıları görülmektedir. Ancak yeniden kristallenme nedeni ile bu izleri kırık yüzeylerinde izlemek güçtür. Şekil Gri - koyu gri renkli, kristalize kireçtaşı aşırı kırıklı - çatlaklı olduğundan kırmataş ocağı olarak işletilmektedir. Birimin altta Aşıgediği metamorfiti üzerine açısal diskordanslıdır. Topografik alçaklarda üzerine açısal uyumsuzlukla Geç Pliyosen yaşlı Velibaba ignimbiriti (plev) gelmektedir. Türkecan ve ark (1998) göre, Tavşancıdağtepe formasyonu çalışma alanı dışında, Koçcağız Köyü çevresinde Manastırdere formasyonu ile Koçcağız formasyonu üzerine uyumsuz olarak gelmektedir. Çalışma alanı içerisinde katmanlı yapısının yer yer kaybolması ve kıvrımların bazı yerlerde etkin olmasından dolayı kalınlığı hakkında tam bir bilgi edinilememiştir. Katmanlanma yüzeylerinde görülen makrofosiller, yeniden kristallenme nedeniyle taze kırık yüzeylerinde gözlenemezler. Ayrıca yeniden kristallenmenin 58

74 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN olumsuz etkisi nedeni ile birimde mikrofosile rastlanamamıştır. Bu verilerin sonucunda, formasyonun yaşı hakkında tam bilgi verilememesi ile birlikte Tavşancıdağtepe formasyonu önceki çalışmalara göre Jura - Kretase zaman aralığında oluşmuş olmalıdır. Lamellibranş ve gastropod gibi fosillerin formasyon içerisinde bulunması ve kayasal özelliklerine göre Tavşancıdağtepe formasyonu sığ denizel bir ortamda oluşmuş olmalıdır. Türkecan ve ark. (1998) göre; formasyon, Aygörmez grubu ile Belören grubunun Jura - Kretase döneminde oluşmuş birimleri ile deneştirilebilir. Çalışma alanı içinde bulunan Aşıgediği metamorfiti ve Tavşancıdağtepe formasyonunu oluşturan birimlerden alınan numunelerden hazırlanan ince kesitlerin petrografik inceleme sonuçları aşağıda verilmiştir. F.D.1. Kristalize kireçtaşı: Koçcağız Köyü güneybatısından alınmıştır. Şekil F.D.1 Kristalize kireçtaşı: Koçcağız Köyü güneybatısından alınan numune kalsit yapılışlı olup ve belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristalleri bir yönde uzanımlıdır. 59

75 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN İnce - orta kristalli, ayrışmış yüzeyi gri - koyu gri - siyah renkli, taze kırık yüzeyi koyu gri - siyah renkli, sert, sağlam, keskin köşeli kırıklı, kalın katmanlı - masif bir görünüme sahiptir. Orta-ince laminalı birim çok kırıklı ve çatlaklıdır. Kayaç ince kesitte iri sparikalsit yapılışlıdır. Belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristalleri bir yönde uzamış durumdadır (Şekil 4.14). Kayaç içerisinde stilolitler oldukça belirgin olup içleri siyah opak madde dolguludur. Gözeneksiz olan kayaç oldukça masif görünümlüdür. İnce kesitte dolomit gözlenmemiştir. F.D.2. Kristalize kireçtaşı alınmıştır. Topunevi Tepe doğusunda çalışır durumda olan kırma taş ocağından Şekil F.D.2. Kristalize kireçtaşı: kayaç başlıca iri kristalen, bir yönde uzamış, belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristallerinden oluşmaktadır. Kalın - çok kalın katmanlı, ayrışmış yüzeyi gri - koyu gri renkli, oldukça sert, dayanıklı, keskin köşeli kırıklıdır. Kırma taş olarak kullanıma uygun olup, kesme taş için kullanıma uygun değildir. 60

76 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil F.D.2. Kristalize kireçtaşı: ince kesitte görüldüğü üzere opak mineraller yok denecek kadar azdır ve belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristalleri gözlenmektedir. Şekil F.D.2. Kristalize kireçtaşı: ince kesitte stilolitik yol boylarında saçılmış halde çok ince opak mineraller % 1 dolayında olup yer yer ince kırıklar siyah opak madde dolguludur. 61

77 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Saçılmış halde çok ince opak mineraller % 1 dolayında olup yer yer ince kırıklar siyah opak madde dolguludur. Kayaya siyah rengi veren de bu siyah maddeler olmalıdır. Kayaç % 2 kadar gözeneklidir (Şekil 4.16). Kayaç başlıca iri kristalen görünümlüdür. Belirgin ikizlenmeli iri kalsit kristalleri bir yönde uzamıştır (Şekil 4. 15, 16, 17). İnce kesitte dolomit gözlenmemiştir Senozoyik Çalışma alanında Senozoyik te ait üç farklı litostratigrafi birimi ayırt edilmiştir. Bu birimlerden birisi Tersiyer de, diğer ikisi ise Kuvaternerde yer almaktadır. Litostratigrafi birimleri yaşlıdan gence doğru şöyledir; Gri, koyu gri, siyah renklerin yanı sıra kiremit kırmızısı, pembe, sarı renklerinde izlendiği sert, iyi kaynaklanma gösteren tüf litolojili Velibaba ignimbiriti Geç Pliyosen yaşlıdır. Kuvaterner tabanında, Erken Pleyistosen yaşlı, Alüvyon ve Yamaç döküntüsü yer almaktadır. Bu birimler, Velibaba ignimbiriti üzerine uyumlu olarak gelmektedir Tersiyer (1).Velibaba ignimbiriti (plev) Bölgede daha önce yapılan çalışmalarda Pasquare (1968), birime Velibaba ignimbiriti adını vermiştir. Türkecan ve ark (1998) göre, Erciyes Volkanizması sonucu oluşan litostratigrafi birimlerinden önemli bir tanesi de Velibaba ignimbiritidir. Çalışma alanında daha önce yapılan çalışmalara dayanılarak birim Velibaba ignimbiriti adı ile incelenmiştir. Çalışma alanı içinde oldukça geniş alanda yayılımlı bulunan ve çalışmaya konu olan birim değişik kaya türü özellikleri sergilemekte ve değişik yerlerde değişik kesitler sunmaktadır. 62

78 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil Velibaba ignimbiritinin yüzeyde görünümü. Üzerinde yer yer ince bitkisel toprak örtü gelişmiştir. Şekil Ocak aynasında genellikle gri renkte görülen tüfler masif - kalın katmanlıdır. 63

79 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil Birimde seyrek ve düzenli kırıklar blok verimini artırmaktadır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda, bölgede birim gri - koyu gri - siyah - kiremit kırmızısı - sarı - pembe renklidir (Şekil 4.18,19). Genellikle sert, iyi kaynaklanma gösteren birim masif katmanlıdır. Özellikle çalışma alanı içerisinde, işletilen taş ocaklarında Velibaba ignimbiriti litolojik olarak renk, dayanıklılık ve diğer özellikler yönünden oldukça homojendir (Şekil 4.20). Şekil Tüf kökenli kayaçların kırılma yüzeyinin yakından görünümü. 64

80 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil Tüfler katman tavanında yer yer açık pembe renklidir. Türkecan ve ark (1998) göre; birim gri, koyu gri, sarı, siyah, kiremit kırmızısı ve pembe (Şekil 4.21, 22, 23) renklerde, masif görünümlü olup morfolojik olarak İncesu ignimbiritine benzemektedir. Şekil Velibaba ignimbiritinin ala olarak bilinen sarı - krem renkli kesimleri yer yer demir hidroksitleri ile boyanmış olup içerisinde yer yer yassılaşmamış pomza parçaları içermektedir. 65

81 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Bölgede Velibaba ignimbiriti dayanımlı olması nedeni ile yamaçlarda tipik kornişler oluşturur. İçinde litik parçalar ile 5 cm ye kadar uzamış siyah ya da kırmızımsı alev yapıları bulundurur. Yer yer yeterince yassılaşamamış küçük pomza parçalarına rastlanır (Şekil 4.23). Kaynaklanmanın iyi olduğu kesimleri oldukça serttir. Kaynaklanmanın iyi olmadığı kesimler ise daha yumuşak olup, ayrışmaya uğramıştır. Genelde masif görünümlü ve çok kalın katmanlıdır (Şekil 4. 18, 19, 20, 24). Şekil Ocak aynasında gri renkli tüflerden alınabilecek blokların boyutu oldukça yüksektir. Şekil Birimin tabanında yer yer fazla kalın olmayan, pembe - kırmızımsı renkli, dağılgan kısımlar gözlenmektedir. 66

82 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Çalışma alanı içerisinde, bu birimde işletilen taşocaklarında yapılan incelemelerden elde edilen bilgiler, masif görünümlü ve kalın katmanlı birimin oldukça iyi, iri blok verimine sahip olduğunu ve kaplama - yapı taşı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. İstifin tabanında yer yer cm ye erişen, pembemsi renkli, yumuşak - dağılgan kesimler yer almaktadır (Şekil 4.24, 25, 26). Türkecan ve ark. (1998) göre, petrografik olarak incelenen örneklerde birim hiyaloporfirik ve vitrofirik dakudadır. Şekil numaralı taş ocağında tabanı kırmızı - pembe renkli ayrışmalı tüfler oluşturup bunun düzensiz yüzeyi üzerine tüf - pomza parçaları içeren gri renkli, kalın - masif katmanlı dayanıklı tüfler gelmektedir. Fenokristalleri; plajioklas, az miktarda kayaç parçası ile detrifiye olmuş cam parçalarından oluşmaktadır. Plajioklaslar farklı örneklerde andezin ve anortit olarak saptanmıştır. Piroksenler, klinopiroksen (ojit) ve ortopiroksen (hipersten) olup, genel olarak kloritleşmişlerdir. Hamur tümüyle camsal olup, andezitik kayaç parçaları ve detrifiye olmuş cam parçaları içermektedir. Ancak belirgin bir akma düzeninde sıralanmış alev yapılarını izlemek mümkündür. Yer yer demir hidroksitleriyle boyanmış, karbonatlaşmış ve killeşmiştir Çalışma alanı içerisinde 1 numaralı ocak yeri ve dolayında Velibaba ignimbiriti, pembe renkli, gevşek ayrışmalı tüf birimi ile başlayıp aşınmalı tabanı üzerine tüf/pomza parçalı, 50 cm kalın, ayrışmalı, gri renkli bir seviye gelip üst 67

83 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN kesimleri masif çok kalın katmanlı gri renkli dayanımlı tüf yapılışlıdır. Üzerine ise örtü şeklinde, oldukça ince Kuvaterner yaşlı Alüvyon gelmektedir. Çalışma alanı dışında batı kesimlerde ise birimin üzerine Erken Pleyistosen yaşlı yine Erciyes Dağı volkanizması sonucunda oluşmuş sarı - beyaz - gri - pembe - kahverengi renkli, yer yer içerisinde volkanik materyal olan ve yer yer de pomza seviyeleri içeren tüf litolojili Başakpınar ignimbiriti uyumlu olarak gelmektedir. Türkecan ve ark (1998) göre, birimin kalınlığı 5-20 m arasında değişmektedir. İşletilen 1 numaralı ocak yerinde birimin kalınlığı 20 m dolayındadır ve blok verimi oldukça yüksektir. Ayrancı (1963) tarafından, yörede yapılan incelemede, birimin 2,88 ± 0,15 my yaşta olduğu saptanmıştır. Buna göre birimin yaşı Geç Pliyosen başlangıcı olarak bildirilmiştir. Çalışmanın ana konusunu teşkil eden Tersiyer yaşlı Velibaba ignimbiriti nden derlenen numunelerden ince kesitler hazırlanmış olup, petrografik inceleme sonuçları aşağıda verilmiştir. F.D.3 Andezitik tüf Yassıdağ Tepe kuzeybatısında çalışır halde bulunan işletme izinli 1. Nolu taş ocağından alınmıştır. Şekil FD.3. Andezitik tüf örneği ince kesitinde mikrolitik plajioklas içerisinde ayrışarak karbonat ve ikincil minerallere dönüşmüş kesimler. 68

84 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Örnek makroskopik olarak ince taneli ve gri-açık gri renkli olup plajioklas fenokristalleri içermektedir. Makroskopik olarak kayada akma yapısı belirgindir, bu yapı fenokristallerin dizilimi ile ortaya çıkmaktadır. Homojen bir yapı sunmakla beraber içinde seyrek olarak opak mineraller kahverengi haleler oluşturmaktadır. Gaz boşlukları bulunmaktadır ve bu boşlukların çoğu açık renkli kalsit dolguludur. Piroklastik doku içerisindeki plajioklasların çoğu ayrışarak serisit, karbonat, kaolinit gibi ikincil minerallere dönüşmüş durumdadır. Yer yer fenokristallerde, plajioklaslara göre çok daha az oranda bulunan carlsbad ve albit ikizlenmesi görülen andezin ile ojit bileşimli piroksen, nadiren amfibol, çok nadir biyotit görülür. Matriks tamamen mikrolitik plajioklaslardan ve dönüşmüş ikincil minerallerden oluşur (Şekil 4. 27, 28, 29). Seyrek olarak gözlenen silisifikasyon ikincildir. Serisit ve kaolenleşen feldispat ve plajioklaslar açık rengi oluştururken ferro magnezyumlu minerallerin ayrışmasıyla açığa çıkan FeO ise opakları oluşturmuştur (Şekil 4.28, 29). Şekil FD.3. Andezitik tüf ince kesitinde, matriks tamamen mikrolitik plajioklaslardan ve dönüşmüş ikincil minerallerden oluşup oligoklaslar belirgin ikizlenmelidir. 69

85 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil FD.3. Andezitik tüf örneği ince kesitinde mikrolitik plajioklas içerisinde ikizlenmesi ile ojit bileşimli piroksen ve biyotit ile ince opakların görünümü. FD.4 Andezitik tüf Tahtatalas Mevkii kuzeybatısında çalışır halde bulunan işletme izinli 2 numaralı taş ocağından alınmıştır. Örnek makroskopik olarak ince taneli ve sarı - açık krem renkli olup plajioklas fenokristalleri içermektedir. Makroskopik olarak kayada akma yapısı belirgindir, bu yapı fenokristallerin dizilimi ile ortaya çıkmaktadır. Homojen bir yapı sunmakla beraber içinde seyrek olarak opak mineraller kahverengi haleler oluşturmaktadır. Gaz boşlukları bulunmaktadır ve bu boşlukların çoğu açık renkli kalsit dolguludur. Ayrıca FeO yüzdesinin daha fazla olmasından dolayı bazı yerlerde kırmızımsı ve kiremit rengi bir renk almıştır. Ayrıca sarı ve krem rengin geçişli olarak bulunduğu ve halk dilinde ala olarak bilinen kısımları da mevcuttur. 70

86 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Şekil FD.4. Andezitik tüf örneği ince kesitinde matriksin tamamen mikrolitik plajioklas ve dönüşmüş ikincil minerallerden oluştuğu görülmektedir. FD.3 açık gri renkli andezitik tüf ile benzer özellikte olan sarı renkli FD.4 örneği mikroskop altında biraz daha koyu renklidir, FeO yüzdesi daha fazladır. Aşağıdaki özellikler bu örnek içinde geçerlidir; Piroklastik doku içerisinde feldispatların çoğu ayrışarak serisit, kaolinit gibi ikincil minerallere dönüşmüş durumdadır. Fenokristallerde yer yer carlsbad ve albit ikizlenmesi görülen andezin, ojit bileşimli piroksen (plajioklaslara göre çok daha az), nadiren amfibol, çok nadir biyotit ana mineralleri oluşturur. Matriks tamamen mikrolitik plajioklaslardan ve dönüşmüş ikincil minerallerden oluşur (Şekil 4.30). Seyrek olarak gözlenen silisifikasyon da ikincil özelliklidir. Serisit ve kaolenleşen feldispat ve plajioklaslar açık rengi oluştururken ferro magnezyumlu minerallerin ayrışmasıyla açığa çıkan FeO ise opakları oluşturmuştur. FD.3 örneği (açık gri renkli) ile FD.4 örneği (sarı renkli) oluşturan tüfler farklı zamanlarda, ardaşımlı oluşmuş olabilirler. 71

87 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Kuvaterner Çalışma alanında Kuvaterner zaman dilimine ait bulunan litostratigrafi birimleri olarak örtü şeklinde Alüvyon ve Yamaç döküntüsü ayırtlanmıştır (1). Alüvyon (Qal) Birim, gri - koyu gri - kırmızımsı - sarı ve pembe renkli, gevşek tutturulmuş, dağılgan görünümlü olup yer yer tavanında bitkisel toprak olağandır (Şekil 4.31). Şekil Çalışma alanı içerisinde görülen örtü durumunda alüvyon çökelleri, tüf çakıllıdır. Şekil Örtü durumunda bulunan alüvyon çökellerin içindeki tüf çakıllarının yerinden kurtulması ile oluşan korunmuş kalıplar. 72

88 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Fatma DURAN Geç Pliyosen yaşlı Velibaba ignimbiriti üzerine örtü şeklinde gelmektedir. Kalınlığı 0,3-1,5 m arasında değişmektedir. Türkecan ve ark. (1998) göre, Alüvyon, Erken Pleyistosen yaştadır. Litolojik olarak kum, kil, çakıl ve tüf parçalarından oluşmaktadır. Velibaba ignimbiriti üzerine çakıl, kum, kil ve tüf parçalarından oluşan çökellerin birikmesi ile oluşmuştur. Çalışma alanı içerisinde örtü şeklinde görülen Alüvyon, tutturulmamış, kısmen sıkılaşmıştır. Kapsadıkları çakıllar ve tüf parçaları yarı yuvarlak - yuvarlaktır. Köşeli çakıllar yok denecek kadar azdır (Şekil 4.31, 32) (2). Yamaç döküntüsü (Qyd) Yamaç döküntüleri, tutturulmamış ya da kısmen tutturulmuş köşeli çakılları kapsar. Tutturulmamış olanlar seyrektir. Yamaç döküntüleri yüksek veya daha az eğimli yamaçların öneyinde oluşmuşlardır ve taneleri tek kökenlidirler. Taşınmaları ve çalışma alanının en üst birimini oluşturması nedeniyle Erken Pleyistosen yaşında olmalıdır. 73

89 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Mermer ve doğal taşların genel özellikleri çeşitli parametrelerin belirlenmesiyle ortaya çıkarılmaktadır. Bu özellikler fiziksel, kimyasal, mekanik (sertlik, renk, gözeneklilik, su emme oranı, birim hacim ağırlık, özgül ağırlık, yüzey parlaklığı, kesilmeye ve aşındırmaya karşı dirençleri, ses yutulma, ısı iletkenliği, tabii don tesirlerine karşı dayanıklılık, tanımlama vb) ve petrografik özellikleri içeren hususlardır. Mermer ve doğal taşların TS standartlarına uygun olabilmesi birçok mekanik parametreye de bağlıdır. Doğal taşların kullanıldıkları yerlere göre değişen ilave bazı özellikleri de aranabilir. Erciyes Volkanizması sonucu oluşmuş olan çalışma alanı içerisinde yer alan kayaçlar magmatik kökenlidir. Şentürk ve ark. (1996) göre, kesme taş olarak kullanılan magmatik kayaçlar, sedimanter olanlara göre daha dayanıklıdır. Fakat çıkartılmaları ve işlenmeleri daha zordur. Magmatik kayaçlar kendi aralarında derinlik kayaçları, yüzey kayaçları ve damar kayaçları olmak üzere üç gruba ayrılmakta ve kimyasal bileşim yönünden ise; a. % 66 dan fazla SiO 2 içerenler Asidik, b. % 66-52arası SiO 2 içerenler Nötr, c. % arası SiO 2 içerenler Bazik, d. % 45 den az SiO 2 içerenler Ultrabazik kayaçlar olarak sınıflandırılmaktadır. Bu kayaçlar içerisinde II. Grup kesme taş olarak değerlendirilenler daha ziyade granit, siyenit, gabro ve serpantin gibi derinlik kayaçlarıdır. Yüzey kayaçları olarak da en çok kullanılanları kuvars, porfir, diyabaz, riyolit, trakit, bazalt ve andezit melafirdir. Şentürk ve ark. (1996) tarafından da açıklandığı üzere, renk - parlaklık (iyi cila kabul etme) ve aşınma direnci özellikleri nedeniyle magmatik kökenli kayaçlara son yıllarda ve özellikle dış ülkelerde büyük oranlarda istekler artmıştır. Ülkemiz bu yönden bakir olup önemli bir potansiyele sahip olduğu kuşkusuzdur. Öneri olarak bu yönde yapılacak saha etüt ve değerlendirme çalışmaları, bu değerleri ortaya koyarken aynı zamanda dış pazarda da belli bir talebe bile cevap verebilecektir. Sert mermer 74

90 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN olarak sınıflandırılan magmatik kayaçların bir kısmı, kullanım alanları bakımından değişik özelliklerine dayalı olarak sınıflandırılmaktadır. Sert ve aşınmaya dayanım özelliklerine göre bu çalışmaya konu kayaçlar; a. Dış cephe kaplama, b. Yer döşemesi olarak kullanılmaktadır. Koçcağız ve dolayı Geç Pliyosen yaşlı tüflerden örnek olarak kullanılmak üzere numuneler alınmış, doğal taş işleme ve kesme tesisinde istenilen ebatlara getirilmiş ve fiziksel - kimyasal - mekanik özelliklerini belirlemek amacıyla deneyler yapılmıştır. Çukurova Üniversitesi, Mühendislik - Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında, Erciyes Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında, ODTÜ, Jeoloji - Jeofizik Araştırma Merkezi laboratuarlarında çeşitli deneyler yapılmış ve aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen deney sonuçlarına göre doğal taşların yapı ve kaplama taşı olarak kullanılabilirliği ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Şekil 5.1. Gri tüf ocağında (1 numaralı taş ocağı) tüfler gri renkli çok kalın - masif katmanlı olup seyrek kırıklıdır. 75

91 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Koçcağız ve dolayında yüzeyleyen Geç Pliyosen yaşlı tüflerin fiziksel ve mekanik özellikleri Türk Standartlarında önerilen deneylerle belirlenmiştir (Şekil 5.1) Doğal Yapı Taşlarında Aranan Özellikler Doğal yapı taşlarında aranan özellikler genel olarak şu şekilde sıralanabilir; a. Renk özelliği ve desen homojenliği, b. Blok verme özelliği ve kesilip cilalanma, c. Jeomekanik ve fiziksel özellikleri, d. Atmosferik ve kimyasal etkilere dayanım. Uygulamada bu özelliklerden daha iyi özellikteki kayaçlara ve daha yüksek değerlere ihtiyaç duyulduğunda, değerler gerektiği kadar artırılmalıdır. Kullanıldığı yere ve kayacın türüne göre gerekli özel şartlar ayrıca aranmalıdır. Şentürk ve ark. (1996) yaptığı çalışmalarda belirttiği gibi, doğal yapı taşlarının en önemli fiziksel özelliği renkleridir. Bu taşlar, estetik amaçlarla (dekorasyon amaçlı) kullanıldığı için, kullanım yerine bağımlı olarak renginin çekici olması gereklidir. Dekoratif taşlar, tek renkte olabildikleri gibi, değişik renkler gösteren bantlar, damarlar, benekler halinde çeşitli desenlerde de olabilmektedir. Bununla beraber, renk ve desen yönünden homojenliğe sahip olmaları, yani bir yataktan alınan blokların sürekli olarak, yatağın her yerinde aynı renk ve desende olması arzu edilir. Kalite itibarıyla, doğal yapı taşlarında, renk, desen, görünüş, sertlik, sağlamlık, dış etkenlere karşı dayanım ve kesilip parlatılabilme gibi özellikler önem kazanmaktadır. Ancak birinci derece öncelikli parametre, yatağın işletilip işletilemeyeceği hususunda önemli olan konu çıkarılacak blokların rengi, deseni ve görünüşüdür. Kaliteye etki eden diğer özelliklerden fiziksel ve mekanik özellikler ise mermerin kullanım yerini belirlemede son derece önemlidir. Ülkemizde son yıllarda bu hususların önemi kavranmaya başlanmıştır. Örneğin aşınma özelliği tespit edilmemiş bir kayaç, eğer merdiven basamağı veya yer döşemesinde kullanılmış ise çok kısa zamanda aşınmaya maruz kalmakta ve ekonomik açıdan olumsuz bir sonuç sergilemektedir. 76

92 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Kayaç yatağının litolojik durumu jeolojik oluşumdan ileri gelen yapı ve doku özelliklerini oluşturmaktadır. Kristal yapısı içerisinde, değişik sertlikte ve homojen olmayan minerallerin bulunması özellikle silme ve cila alma işlemlerinde parlak yüzeyin oluşmasını engellemektedir. Ayrıca, blok içerisindeki homojen olmayan yapılar, kesme ve plaka almada sorun yaratmaktadır. Ticari bakımdan çıkarılan blok içerisinde gözenek bulunması, gözeneğin boyutu ne olursa olsun istenmeyen bir durumdur. Fakat özel tip mermerlerde, traverten ve doğal taşlarda bu durum bazen kusur oluşturmaz. Hakiki mermerlerdeki erime boşlukları, siyah mermerlerdeki kömür, şist, bitüm ve grafit içeriğinden meydana gelen boşluklar kusur sayılır. Aynı şekilde, mermer bloklarında, doğal çatlakların bulunması normaldir. Ancak bu çatlakların açık olup olmaması önemlidir. Çatlakların açık olması veya çatlakları dolduracak solüsyonlu suların çatlağı tamamen kapatmaması önemli bir kusurdur. Bu duruma özellikle erime ile genişletilmiş kırık - koğuk tipi gözenekli kireçtaşı - mermerler ile breş mermerlerinde çok rastlanır. Hakiki mermerlerde ve kristalize kireçtaşlarında fosillere rastlanmazken kireçtaşları değişik tip ve büyüklükte fosil içerebilirler. Mermer ve doğal taşlar içerisinde fosillerin küçük boyutlu mikro ölçekte olması kusur teşkil etmez. Büyük boyutlu fosiller ise özellikle merkezleri boşluklu olabileceğinden, mermer olarak kullanılacak taşın değerini düşürmektedir. Ayrıca, bazı fosillerin kavkıları silisli olduğundan kesme ve cila alma işlemlerini olumsuz etkilerler. Doğal taşların kesilme ve cila alma özelliği ile sertliğinin yakın ilgisi bulunmaktadır. Sert mermerler, iyi cila kabul etmelerine rağmen cilalanmaları çok emek ve zaman almaktadır. Özellikle mermerin homojen bir yapı göstermemesi durumunda kesme ve cila alma işlemlerinde büyük problem ortaya çıkarmaktadır. Zira belli bir kesim iyi cila alırken diğer kısım iyi cila almayabilecektir Tüflerin Fiziksel - Kimyasal - Mekanik - Petrografik ve Çeşitli Özelliklerinin Saptanması Doğal taşlar ve mermer olarak kullanılacak kayaçlarda petrografik, fiziksel, 77

93 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN mekanik, kimyasal bazı parametreler belirlenmelidir. Çalışma alanından alınan örnekler üzerinde, fiziksel özellikleri tayin etmek için yapılan deneyler şunlardır; a. Sertlik, b. Birim hacim ağırlık, c. Özgül ağırlık, d. Su emme, e. Porozite. Doğal taş ve mermer olarak kullanılacak kayaçlarda istenilen bazı özellikler de fiziko - mekanik özelliklerdir. Koçcağız dolayında bulunan tüflerin fiziko - mekanik özellikleri TS 699/1987, TS EN 1097/6 Mart 2002, TS EN ISO 1401, TS EN ISO 717-2, TS 825 te önerilen yöntemlere uygun olarak yapılan deneylerle belirlenmiştir. Mermer ve doğal taş olarak kullanılacak kayaçlar için kimyasal analizler, kayaçların cinslerine göre belirlenmelidir. Gelişmiş endüstri ülkelerinin neden olduğu çevre kirlenmesi, kendi ülkelerinde olduğu gibi, atmosferik hareketlerle endüstrinin gelişmediği ülkeleri de tehdit etmektedir Petrografik Tanımlama Petrografik incelemeler için örnekler amaca uygun olarak alınır. Şayet üretim yapılan bir ocaktaki bloklardan veya fabrika çıkışı mamul ürünlerin petrografik incelenmesi isteniyorsa TS 1910 daki numune alma yöntemi uygulanabilir. Amacına uygun olarak seçilmiş örnekler üzerinde yapılacak petrografik incelemeleri şöyle sıralayabiliriz; göz ile inceleme, büyüteç ile inceleme, binoküler ile inceleme, polarizan mikroskopta inceleme. Petrografik olarak yapılan incelemelerin gerekliliği şu şekilde açıklanmıştır; bir mermer ve doğal taş ocağının açılıp açılmayacağının anlaşılabilmesinin ilk adımı jeolojik ve petrografik incelemelerdir. Jeolojik olarak bir rezerv varlığı saptanır ve görünüş olarak yeterli boyutta blok verme olasılığı yüksek bulunursa, kayacın petrografik incelemeleri yapılmadan diğer fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerinin çalışılması zaman ve para kaybına neden olabilir. 78

94 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Çıplak Göz ve Lup ile İnceleme Tüf örneği makroskopik olarak ince taneli, az gözenekli, ayrışmış yüzeyi krem - kirli beyaz - bej renkli, taze kırık yüzeyi gri renkli (Şekil 5.2) olup plajioklas fenokristalleri içermektedir. Makroskopik olarak kayada akma yapısı belirgindir, bu yapı fenokristallerin dizilimi ile ortaya çıkmaktadır ve kayaç köşeli kırıklıdır. Şekil 5.2. Tahtalas Mevkii nde bulunan tüf ocağında (2 numaralı taş ocağı) blok boyutu ve makro olarak görünümü. Koçcağız dolayı tüfler lup altında fenokristalleri belirgin olan volkanik bir kayaçtır. İçinde seyrek olarak opak mineraller kahverengi haleler oluşturmaktadır ve gaz boşluk oranının %15 civarında olduğu ve boşlukların çoğunun açık renkli kalsit ile dolu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mikroskobik olarak kaya vitroklastik doku gösterir ve ince taneli bir hamur içinde magmatik korozyon gösteren, zonlu yapılı, ikizlenmeli plajioklas, yarı öz şekilli klinopiroksen, altere biyotit gibi fenokristaller içerir. Bu fenokristaller dışında hematitleşmiş opak mineral parçaları ve volkanik kaya parçaları gözlenir. Kayacın hamuru camsı parçaları ve kül boyutunda taneler (Şekil 5.3) ve devitrifiye camdan oluşur. Camsı klastlar zayıf olarak kaynaklanmıştır. Kaya içinde çatlak ve boşluklara rastlanmamaktadır. 79

95 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Şekil 5.3. Ocak ayna yerine kuzeyden bakış, saha blok vermeye oldukça elverişlidir Mikroskop Altında İnceleme Çukurova Üniversitesi, Jeoloji ve Maden Mühendisliği laboratuarları ile ve ODTÜ, Jeoloji - Jeofizik Laboratuarlarında hazırlanan ince kesitler, polarizan mikroskop altında incelendiğinde, kayaç içinde genellikle altere olmuş piroksen, plajioklas ve seyrek olarak olivin fenokristalleri seçilebilmekte fakat bu kristallerin pek çoğunun aşırı derecede altere olduğu, hamur içindeki mikrolitik boyuttaki plajioklas kristallerinin de yoğun bir değişim geçirdikleri ve gaz boşlukları içine kalsitin yerleştiği görülmekte ve ferromagnezyum minerallerinin alterasyonu sırasında açığa çıkan FeO in kırık ve boşluklar içinde kahverengi haleler oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örneklerde çok az miktarda köşeli bazalt kaya parçaları gözlenmektedir. Ayrıca mikroskobik olarak kaya vitroklastik doku gösterir ve ince taneli bir hamur içinde magmatik korozyon gösteren, zonlu yapılı, ikizlenmeli plajioklas, yarı öz şekilli klinopiroksen, altere biyotit gibi fenokristaller içerir. Bu fenokristaller dışında hematitleşmiş opak mineral parçaları ve volkanik kaya parçaları gözlenir. Kayacın hamuru camsı parçaları ve kül boyutunda taneler ve devitrifiye camdan 80

96 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN oluşur. Camsı klastlar zayıf olarak kaynaklanmıştır. Kaya içinde çatlak ve boşluklara rastlanmamaktadır Sertlik Doğal taşların sertliği, işlenebilme ve cila kabul etme hususları ile yakından ilgilidir. Sert doğal taşların kesilmesi, ebatlandırılması ve işlenebilmesi yumuşak doğal taşlara göre daha zordur ve maliyeti de yüksektir. Ancak sert doğal taşlar ve mermerler daha iyi cila kabul ederler ve döşendikleri yerde daha uzun ömürlü olurlar. Bu nedenle mermerlerde ve doğal taşlar da sertlik derecesine göre kullanım amaçları değişebilmektedir. Sertlik belirleme yönteminde genellikle Mohs sertliği en pratik yöntemdir. Buna göre mermerler sertliklerine göre yumuşak mermerler (Mohs sertliği 3,5-4), sert mermerler (Mohs sertliği 6-7) olmak üzere başlıca iki gruba ayrılmıştır. Çukurova Üniversitesi, Mühendislik - Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği laboratuarlarında, TS 699/1987 Tabii Yapı Taşları - Muayene ve Deney Metotları standardına göre sertlik derecesi belirlenmiştir (Çizelge 5.1). Çizelge 5.1. Tüf kökenli kayaçlara ait numunelerin Mohs sertlik derecesi değerleri. MALZEME İSTENEN BULUNAN (Minimum) DEĞER Yer Döşemesi Olarak 2 Mohs sertlik 2,5 Mohs sertlik Duvar Kaplaması Olarak 1,5 Mohs sertlik 2,5 Mohs sertlik TS 699/1987 standardına göre çalışma alanında bulunan tüfler yer döşemesi ve duvar kaplaması olarak kullanılabilecek standartlardadır Birim Hacim Ağırlık Birim hacim ağırlık deneyi mermerlerin ve doğal taşların, boşluklar ve öteki süreksizlikleri de içeren birim hacim ağırlığı olarak tarif edilmiştir ve numune 81

97 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN ağırlığının toplam hacme bölünmesi ile bulunmaktadır. Deney, silindir biçimde kesilmiş olan düzgün geometrik şekle sahip tüf numuneleri üzerinde TSE 699 Ocak (1987) Standardına göre Çukurova Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında yapılmıştır. Çizelge 5.2. Birim hacim ağırlık değerleri ve ortalaması. NUMUNE BİRİM HACİM AĞIRLIK (gr/cm³) 1 1,52 2 1,63 3 1,56 4 1,59 5 1,60 ORTALAMA 1,58 Yukarıda belirtilen standarda göre yapılan deneyde birim hacim ağırlığı olarak 1,58 gr/cm³ değeri elde edilmiş ve sonuç olarak hafif yapı malzemeleri sınıfına (Hafif yapı malzemeleri; 0,5 1,8 gr/cm³) dahil olduğu görülmüştür (Çizelge 5.2) Özgül Ağırlık TS EN 1097/6 Mart 2002 e göre doğal yapı taşlarının gözeneklerin meydana getirdiği boşluklar düşüldükten sonra geriye kalan kısmının hacimce eşdeğeri olan su ağırlığı olarak ifade edilmektedir. Son yıllarda birimsiz verilmektedir. Ancak halen birçok literatürde ve standartta gr/cm 3 veya kg/m 3 cinsinden hesaplanır. Tüf örnekler üzerinde özgül ağırlık deneyi Çukurova Üniversitesi, Maden Mühendisliği laboratuarlarında yapılmış ve aşağıda ki sonuçlar elde edilmiştir. Çizelge 5.3. Özgül ağırlık değerleri ve ortalaması. NUMUNE ÖZGÜL AĞIRLIK 1 2, , , , ,530 ORTALAMA 2,508 82

98 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Özgül ağırlık deneyi sonucunda bulunan bu değerin yer döşeme ve kaplama taşı olarak kullanıma uygun olduğu tespit edilmiştir (Çizelge 5.3) Ağırlıkça Su Emme TS 699 standardına göre ağırlıkça su emme oranı; değişmez kütleye kadar kurutulmuş kayacın absorbe edebildiği su kütlesinin, kayacın kütlesine oranıdır. Erciyes Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında yapılan su emme deneyi sonuçlarının ortalaması aşağıdaki çizelgede verilmiştir. Çizelge 5.4. Ağırlıkça su emme deneyi ve değişik parametreleri. Numune Adı Andezitik tüf (Gri) Numune Ağırlığı (gr) 582, 1 Numune Su İçi Ağırlığı(gr) 258,4 Numune Tam Kuru Ağırlığı (gr) 495,3 Tam Kuru Özgül Ağırlığı (kgf/dm³) 1,53 Kütlece Su Emme (%) %17 Tüflerin, yukarıda belirtilen standarda göre yapılan ağırlıkça su emme deneyi sonucu % 17 bulunmuştur (Çizelge 5.4). İnşaat sektöründe kullanılan yapı ve kaplama taşlarında aranan değer % arasında olduğundan dolayı yapı malzemesi olarak kullanılmaya uygundur Porozite (Gözeneklilik) Kayacın hacimce su emme oranı, onun görünen porozitesidir. Porozite derecesi ortalama hacim kütlesi ve ortalama özgül kütlesi değerlerinden yararlanılarak hesaplanır. Çalışma alanımızdan alınan numunelerin gözeneklilik derecesinin % 17 olduğu saptanmıştır. 83

99 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Gözeneklilik oranının yüksek olması yüzey sertliği ve mukavemette düşüşe neden olmaktadır. Bu düşüşe neden kırılma anında gözeneklerin etrafında oluşan basınç yoğunlaşmasının sebep olduğu belirlenmiştir. Elde edilen değerin, yapı ve kaplama taşı olarak kullanım açısından uygun olduğu tespit edilmiştir Tabii Don Tesirlerine Dayanıklılık ve Don Sonu Basınç Mukavemeti Çukurova Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında TS 699 Ocak 1987 standardına uygun olarak tüf numunelere uygulanmış olan Tabii Don Tesirlerine Dayanıklılık ve Don Sonu Basınç Mukavemeti deneyi sonuçları çizelgede verilmiştir. Çizelge 5.5. Tabii don tesirlerine dayanıklılık ve don sonu basınç mukavemeti deney ortalama değeri ve değişik parametreleri. Numune No (1) Dk(%) (2) fb (kg/cm²) (3) Fdb (kg/cm²) (4) Δf (%) 1 0,83 194,43 172,53 11,26 2 0,94 182,42 160,87 11,81 3 0,67 223,25 198,19 11,23 4 0,82 195,91 175,85 10,24 5 0,78 197,12 173,92 11,77 Ortalama 0,81 198,63 176,27 11,25 1. Don Kaybı (%) 2. Don Kaybı Deneyi Uygulanmamış Numunenin Basınç Dayanımı (kg/cm²) 3. Don Kaybı Deneyi Uygulanmış Numunenin Basınç Dayanımı (kg/cm²) 4. Tabii Don Tesirleri Sebebiyle Basınç Mukavemetinde Meydana Gelen Azalma(%) TS 699 standardında belirtildiği şekilde tabii don tesirlerine dayanıklılık ve don sonucu basınç dayanım deneyleri yapılmıştır (Çizelge 5.5). Bu testler neticesinde fazla etkilenmediği görülmüştür. 84

100 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Eğilme Dayanımı Doğal taşlarda ve mermerlerde eğilme dayanımı, standart boyuttaki levhanın belirli doğrultuda kırılmaya karşı gösterdikleri direnç olarak ifade edilebilir. Doğal taşlarda ve mermerlerde genellikle belirli boyutta ve kalınlıkta plakalar şeklinde kullanıldığından dolayı bu özellik oldukça önemli bir parametre oluşturmaktadır. TS 699/Ocak 1987 standardına göre Çukurova Üniversitesi, Maden Mühendisliği laboratuarlarında eğilme dayanımı değerleri sonuçları aşağıda çizelgede belirtilmiştir (Çizelge 5.6). Çizelge 5.6. Eğilme dayanımı değerleri ve ortalaması. NUMUNE EĞİLME DAYANIMI(N.mm/mm³) 1 12, , , , ,09 ORTALAMA 13,53 Yukarıda belirtilen standarda göre, kaplama taşı olarak kullanıma uygunluk değeri 5-9 olmalıdır. Elde edilen deney sonucuna göre eğilme dayanımı değerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır Aşınmaya Karşı Dayanıklılık Doğal taş ve mermerlerde aşınma dayanımı, kullanılan malzeme yüzeylerinin aşındırıcı maddelere karşı gösterdiği direnç olarak ifade edilebilir. Bu özellik kullanılan malzemenin kalitesi bakımından çok önemlidir. Taban döşemesi ve merdiven basamaklarında kullanılacak plaka malzemede oluşabilecek aşınma 85

101 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN kayıplarının önceden laboratuar koşullarında ölçülmesi ve buna dayanarak yerine göre taş seçilmesi çok önemlidir. Ayrıca ticari tanım kapsamındaki her türlü mermer için aşınma kayıpları genel olarak karbonatlı kayaçlarda yüksek, magmatik orijinli kayaçlarda ise düşüktür. Sürtünme yolu ile aşınma deneyi Böhme aşındırma cihazı üzerinde TS 699/ Ocak 1987 standardına uygun olarak tüf kayaç örneklerine uygulanmıştır. Aşınma kaybı, numunelerin kütlesindeki veya hacmindeki azalma olarak tayin edilebilir. Yukarıda belirtilen standarda göre Çukurova Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında test cihazında aşındırılmış ve sonuçlar 50 cm² lik yüzeyde cm³ cinsinden gerçekleşen kayıp olarak aşağıdaki çizelgede belirtilmiştir (Çizelge 5.7). Çizelge 5.7. Aşınmaya karşı dayanıklılık değerleri ve ortalaması. NUMUNE AŞINMAYA KARŞI DAYANIKLILIK (cm³/50cm²) 1 24, , , , ,39 ORTALAMA 23,70 Deney standardına göre, aşınma dayanımının 15 cm³/50 cm² değerinin altında olmalıdır. Aşınma dayanım değerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir Basınç Mukavemeti Mermerler ve mermer olarak nitelendirilen doğal taşların basınç dayanımı belirli ve farklı doğrultularda etkiyen gerilimler karşısındaki davranışları ve kırılmaya karşı gösterdiği direnç olarak ifade edilmiştir. 86

102 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Çizelge 5.8. Basınç mukavemeti deney sonucu ortalama değeri Numune No Basınç Mukavemeti (kg/cm²) 1 205, , ,8 Ortalama 215,5 Tek eksenli basınç dayanımı için TS 699 standartları kullanılmaktadır. Boyu çapının 2 katı olan silindirik veya dikdörtgenler prizma şeklinde hazırlanmış deney numuneleri tek eksenli preste yüklemesi ile belirlenmektedir. Koçcağız dolayı tüfler; basınç mukavemeti deneyi sonucuna göre düşük dirençli kayaç gurubuna girmektedir Açık Hava Tesirlerine Dayanıklılık Erciyes Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü laboratuarlarında TS 699 standardına göre atmosfer etkilerine dayanıklılık deneyinde, atmosfer etkileri karşısında kalacak olan yapı taşlarının bu etkiler karşısında fonksiyonuna zarar getirebilecek değişikliklere uğramadığı anlaşılmıştır. Çizelge 5.9. Açık hava tesirlerine dayanıklılık ve sonuçları. Numune No Görünüşte Gözle Fark Edilebilir Değişikliğin Oluşumu İçin Geçen Zaman Değerlendirme 1 8. gün 2 9. gün gün Matlaşma görüldü. Matlaşma görüldü. Matlaşma görüldü. 87

103 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN Ses Yutulması ve Isı İletkenliği Çukurova Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölüm laboratuarlarında, TS EN ISO Akustik - Yapılarda ve Yapı Elemanlarında Ses Yalıtımının Ölçülmesi, TS EN ISO Akustik - Bina Elemanları ve Binalarda Ses Yalıtımının değerlendirilmesi, TS 825, Binalarda Isı Yalıtım Kuralları dikkate alınarak yapılan yalıtım deneyinde düşük frekansta ortalama %26,92 db ve yüksek frekansta %24,76 db; ısı iletkenliği deneyinde ise 0,189 W/mK sonucuna varılmıştır. Tüf numuneleri üzerinde yapılan ses yalıtımı - akustik düzenleme ve ayrıca ısı iletkenlik katsayısı açısından ses ve ısı yalıtımı istenen ortamlarda kullanılmasının uygun olacağı tespit edilmiştir. Çizelge Isı iletkenliği ve ses yutulma deney sonuçları. Numune Adı Isı İletkenliği (W/mK) İgnimbirit 0,189 Ses Yutulma (% db) Düşük (LoA) Yüksek (HiA) 26,92 24,76 Tüflerin ısı geçirgenlik katsayısı, gözeneklerinin su ile dolu olması haline göre 0,2 0,4 W/Mk arasında değişir. Bu değere yakın bir sonuç elde edilmiştir Plaka Verme ODTÜ, Jeoloji - Jeofizik Araştırma Merkezinde, tüf numunelerinde yaptırılan plaka verme deneyi sonucunda, plaka verme özelliğinin çok iyi olduğu belirtilmiştir Kenar - Köşe ve Cila Alma ODTÜ, Jeoloji - Jeofizik Araştırma Merkezin de yaptırılan, bu incelemede 5 cm x 5 cm x 2 cm kalınlıkta hazırlanan tüf numuneleri sırası ile meş, meş 88

104 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN ve meş boyutlarında karborandum tozu ile ve 400 ve 600 nolu su zımparaları ile tesviye edilmiştir. Ardından döner parlatma cihazında, parlatma bezi üzerinde, sıra ile 0,3 mikron boyutlu alümina tozu, krom oksit ve magnezyum oksitle parlatılmıştır. Daha sonrasında yapılan mikroskobik inceleme de; a. Kayacın kenar ve köşeleri düz ve parçalanmasızdır. b. Kesilen yüzeyler düzgündür. c. Parlatılan yüzeyler zayıf - orta düzeyde yansıtmaya sahiptir, kayacın hamurunu oluşturan bölüm orta derecede, ferromagnezyen mineraller ise daha iyi parlaklık kazanmıştır. d. Kayacın orta derecede cila aldığı belirtilmiştir Tüflerin Yapı-Kaplama Taşı Olarak Değerlendirilmesi Kayaçların yüksek poroziteleri sonucu yüksek su emme değerleri, don sonucu etkilerinin belirlenmesinde etkin bir değerlendirme ölçütü olarak kullanılmaktadır. Tarihi ve güncel yapılardaki gözlemlerde, bu taşlardaki en önemli bozulmalar, nemlenme sonucu donma - çözülme süreci sonucunda yaşanmakta olup, pul pul dökülmeler şeklinde olmaktadır. Bu nedenle yapıdaki kullanım alanında donma - çözünme süreçlerinin etkin olduğu yörelerde suyla temas etmemesi, özelliklerinin bozulmaması açısından önemlidir. Korkanç 2007 tarafından, tüf kökenli kayaçlar üzerinde yapılan araştırmada da örneklerin düşük dayanımlı olmalarına karşın, yöredeki 2-3 katlı yapılarda oldukça başarılı bir şekilde yapı taşı olarak kullanılabileceği belirtilmiştir. Çeşitli ticari adlara ve renklere ayrılan örneklerin fiziko - mekanik özelliklerine göre daha doğru kullanımı için, dekoratif özelliklerinden dolayı daha çok bina dış yüzey kaplamalarında kullanımı özendirilmelidir. Sarı ve damarlı (formika) olarak bilinen örneklerin mekanik mukavemetlerinin diğer tüflere göre nispeten biraz daha yüksek olması nedeniyle, daha çok birkaç katlı binalarda yapı taşı olarak kullanımı uygun olabilecektir. Diğer tüf türlerinin ise mekanik mukavemetleri nedeniyle, daha az katlı binalarda taşıyıcı ve dekoratif amaçlı kaplama malzemesi olarak kullanılmasının önerilmesi oldukça 89

105 5. TEMEL MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Fatma DURAN önemlidir. Ayrıca aşınmanın az olduğu alanlarda yer kaplaması olarak sınırlı bir kullanıma sahip olacağı düşünülmektedir. Özellikle, çok farklı renk ve desenler içeren tüfler iç mekan, dış cephe, merdiven, yer döşemesi, korkuluk, havuz ve kenarları, kemer, sütun, şömine ve balkonlarda başarıyla uygulanmakta, giriş holleri, restorasyon çalışmaları ve peyzaj projelerinde vazgeçilmez elemanlar olarak yer almaktadır. Ocaktaki farklı renk ve dokusal özellikleri yanı sıra mühendislik özelliklerinin az çok farklılıklar sunması nedeniyle, kullanım alanında levha, blok veya diğer ürünlerin yanyana ya da üst üste kullanılmasına dikkat edilmeli, mekanik mukavemeti daha iyi olan ile daha düşük olanın yan yana ya da üst üste kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Bu kayaçlardan elde edilen levha ve diğer ürünlerin birinde meydana gelebilecek bozulma diğerini de kolaylıkla etkileyebilecektir. Ayrıca bu taşların kullanım yerinde rüzgâr, yağış yönü ve şiddetine bağlı olarak yersel bozulmalar gözlenebilecektir. 90

106 6.OCAK İŞLETMESİ Fatma DURAN 6. OCAK İŞLETMESİ Çalışma alanı sınırları içerisinde Erciyes Volkanizması sonucu oluşan tüfler oldukça geniş bir alanda yayılımlıdır. Günümüzde yapı sektöründe doğal ürünlere olan ilginin gün geçtikçe artması nedeni ile talepler oluşmakta ve bu talepler doğrultusunda da iş olanakları artmaktadır. Taş ocakları, kesilip, parlatılıp, ebatlandırılabilen her türlü taş, 3213 Sayılı Maden Kanunu 2. Maddesine göre Maden Kanunu Kapsamına alınmış, II. Grup madenler kapsamında incelenmiştir Sayılı Maden Kanunu na göre II. Grup maden sınıfına giren, doğal taş olarak nitelendirilen, kesilip, ebatlandırılıp, parlatılabilen tüfler için Maden İşleri Genel Müdürlüğü ne en fazla 100 hektar alana kadar arama ruhsatı müracaatında bulunulabilmektedir. Müraacatın kabülü sonucunda yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile ilk üç yıl için arama ruhsatı düzenlenmektedir. Bu arama ruhsat süresi içerisinde, ruhsat sahibinin gerekli araştırmaları yapması ve işletmeye karar vermesi sonucu hazırlanan işletme projesi ile Maden İşleri Genel Müdürlüğü ne işletme ruhsatı talebinde bulunulmakta, işletme ruhsatının alınmasının ardından ilk üç ay içerisinde Maden Kanununun 7. Maddesi gereğince alınması gereken izinlerin alınması ile ruhsat alanı içerisinde, sınırları belli bir alana işletme izni verilmektedir. Ruhsat sahibi, verilen işletme izni sınırları içerisinde çalışmalı ve bu iznin dışında üretim yapmamalıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taş ocaklarında ilgili kanunlara uyularak çalışılması esastır. Üretim yapılan ruhsat sahalarında Maden Kanunu 29. Maddesi çerçevesinde hazırlanacak olan o yıla ait üretim miktarını gösteren satış bilgi formu, ocağın son durumunu gösterir imalat haritası ve faaliyet bilgi formu en geç bir sonraki yılın Nisan ayının son gününe kadar Maden İşleri Genel Müdürlüğü ne bildirilmelidir. Ayrıca ruhsat sahipleri her yıl ruhsat harçlarını yatırmakla ve yıllık yapılan üretim sonucunda oluşan, ocak başı satış tutarı üzerinden hesaplanan devlet hakkını ilgili devlet kurumlarına yatırmakla yükümlüdür. Ayrıca çalışmaya bağlı olarak Maden Kanunu Kapsamında ocak 91

107 6.OCAK İŞLETMESİ Fatma DURAN işletmeciliğinden doğan sorumlulukları da ruhsat sahibi yerine getirmekle yükümlüdür. Çalışma alanı içerisindeki tüf ocakları da Maden Kanunu Kapsamında ruhsatlandırılmakta ve ocak işletmeciliği yapılabilmektedir. Şekil 6.1.Ocaktan sökülen tüf taşı blokları ve stok alanı. Tüf ocaklarının Maden Kanunundan doğan yükümlülükleri diğer kesilip - boyutlandırılıp parlatılabilen doğal taşlar ve mermerlerle aynı olmasına rağmen, ocak üretimi bunlara nazaran tüfün daha yumuşak kalması nedeni ile oldukça kolaydır. Şekil 6.2. Tüf taşı ocağında söküm ve yükleme için kullanılan paletli kepçe. 92

108 6.OCAK İŞLETMESİ Fatma DURAN Çalışma sırasında Emre Taş ve Madencilik A.Ş. ye ait tüf ocaklarında, ocakların nasıl işletildiği ve blok verimliliği ile ilgili incelemeler yapılmıştır. İlgi tüflerin ocak işletme alanında yatay konumlu, çok kalın - masif katmanlı olması, düşey çatlaklar dışında çatlak olmaması ve bunların ara mesafesinin de 5-7 m arasında olması, düzenli büyük blokların eldesini sağlamaktadır (Şekil 6. 1, 3). Böylece tüfler oldukça iyi boyutta blok vermektedir. Söküm sırasında kayıp % 20 civarındadır (Şekil 6.3). Şekil 6.3. Tüf ocağında kullanılan söküm, yükleme ve taşlaşmamış volkanik materyali kazımak için kullanılan ekskavatör. Tüflerin üzerinde çok ince ayrışmış malzeme ile yer yer ince bitkisel toprak, blok alınabilecek seviyelerinin alt kısımlarında ise yeterince taşlaşmamış olan aynı malzemeden oluşma, gevşek volkanik materyal bulunmaktadır. Söküm kolaylığı açısından, bu zayıf seviyeler oldukça yararlıdır. Ocaktan blok sökümü sırasında blok alınacak seviyenin altında bulunan taşlaşmamış seviye kazılıp boşaltılmaktadır ve 93

109 6.OCAK İŞLETMESİ Fatma DURAN tabaka üst kısmından kepçe ve ekskavatör yardımı ile bloğun altında bulunan boşluğa doğru çekim yapılarak bloklar sökülmektedir. Şekil 6.4. Sökülen tüf bloklarının yüklenmesi ve nakliyesi. Tüf ocaklarında blok verebilecek tabakanın kalınlığı farklılıklar sunabilmektedir. Ocaktan sökülen çok büyük boyutlu malzeme ocakta kepçe ile kaldırılabilecek boyuta indirilmektedir (Şekil 6.4). Bunun için ocakta sayalama, boyutlandırma türü makineler kullanılmamaktadır. Kaldırma ve taşıma için uygun boyuta getirilen bloklar kamyonlar ile fabrikaya taşınıp (Şekil 6.2, 4), ST makineleri ile istenilen boyutlarda küçük blok, levha şeklinde kesilmektedir. Taş kesme ve işleme tesisinde ST makinelerinde kesim için uygun olmayan boyutta malzemeler ocak alanında, daha küçük kapasiteli ve el işlemelerinde kullanılmak üzere kemer olarak bilinen 35 cm x 35 cm x 60 cm ebatında küçük boyutlara getirilmektedir. 94

110 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN 7. FABRİKA İŞLETMESİ Doğal taş işleme fabrika planlamasında ve akım şemasının oluşturulmasında temel parametreler aşağıda sıralanmıştır: 1. Üretim politikası, 2. Sermaye, 3. Fiziki planlama ve yapılanma, 4. Makine - ekipman seçimi ve efektif akım şeması, 5. Hammadde kaynaklarıdır. Karaca (2003) tarafından, doğal taş - mermer fabrika işletmesi ve akım şeması ile ilgili yapılan araştırmada, işletmelerin temel politikası standart üretim olmalıdır. Kalite ve ihracatın devamlılığı ancak, sürdürülebilir standart üretim ile mümkün olabilir. Sürdürülebilir standart üretimde birim zamanda, ekonomik ve kaliteli birim üretimi esastır. Bu nedenle, sürdürülebilir standart üretim yukarıda sıralanan tüm alt konularla ilişkilidir, özellikle de 5. madde de sıralanan hammadde kaynaklarının doğru seçimi ile ilgilidir. Ancak üretim politikası, mevcut olanakların optimum seviyede değerlendirilmesinde çok daha önemlidir. Üretimde süreklik önemlidir. Sık sık üretim ve ürün değişikliği yapmak hammadde sağlama, makinelerde ve sarf malzemelerde gerekli uyarlamaları yapma, mevcut müşterilerin devamlılığını sağlama ve marka oluşturmada doğru bir üretim politikası değildir. Üretim politikasının belirlenmesinden sonraki ilk adım yerleşim yeri seçimidir. Fabrika arazisinin konumu ve büyüklüğü önemlidir. Yer tespiti yapılmış mermer işleme tesislerinin karlılık ve ömürleri, fiziki yapıları ve bu yapılanma içerisinde yer alan akım şemaları ile yakından ilgilidir. Fabrika binasının fiziki şartları ve üretime esas olacak akım şemaları, diğer sektörlerde olduğu gibi, daha yatırım kararının başlangıcında yapılacak iyi bir fizibilite çalışması ve sonrasındaki projelendirmelerle oluşturulmalıdır. Doğal yapı taşına olan talebin en belirgin özellikleri, bu taşların doğa ve tarihi dokuya uygun olmaları, dış mekanlarda kaymamaları ve sağlık açısından sakınca oluşturmamalarıdır. 95

111 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Doğal taş - mermer kesme ve işleme tesisleri başlangıç aşamasında oldukça büyük yatırım sermayesi isteyen çok yönlü tesislerdir. İnşaat ve yapı sektöründe meydana gelen hızlı gelişimler sonucunda firmalarda bu gelişmelere ayak uydurmak zorunda ve dolayısıyla ocak işletme, makine - ekipman, işçilik vb ihtiyaçlarının oldukça pahalı olmasından dolayı bu işi yapan firmaların devamlılığı da sürekli olarak bir risk teşkil etmektedir. Doğal taş, işlemesi zor materyallerden biridir. Bu nedenle taşa şekil vermek ve taşı değişik alanlarda kullanmak için sürekli üzerinde çalışmak, çıkan yeni teknolojileri takip etmek, yeni ürünler ve tarihin eski ustalarından örnekler katmayı gerektirdiği için çok zor, meşakkatli, hem sanayi, hem sanatsal özelliği olan bir sektördür. Doğal taş sektöründeki firmalar sürekli yatırım yapmalıdır ve makineler sürekli kullanıldığından deforme olmakta ve bunların bakımları düzenli olarak yapılmalıdır. Çalışma alanı içerisinde yer alan tüfler Kayseri ilinde kurulmuş olan bazı doğal taş kesme ve işleme tesislerinde, talep doğrultusunda değerlendirilerek satışa sunulmaktadır. Kayseride inşaat ve yapı sektöründe yaygın olarak yöre tüfleri kullanıldığından konu bölgede istihdam açısından da önemlidir. Doğal taş işleme ve kesme tesislerinde, ocaktan çıkarılmış boyutlu tüf blokları talebe uygun ebatlarda kesilmekte ve yine talep doğrultusunda kumlama, mucarta, silim, patinato, tambur, profil, derz, tarama vb işlemlere tabii tutulmaktadır. İnşaat ve yapı sektöründe tüf taşı olarak kullanılan malzemelerin bir kısmı sıralanırsa; harpuşta, basamak, duvar kaplama, yer döşeme, çörten, denizlik, pencere sövesi, kat silmesi, sütun, fıskiye, bordür, tamburlu dekoratif taşlar, kemer taşları, kilit taşları, çeşme taşları, mezar taşları vb gibi talebe uygun değişik renk ve boyutlarda birçok ürün hazırlanmaktadır. Bu çalışma ile, bu bölümde yörede sarı - siyah - kahverengi - pembe - gri - ala (sarı - krem) - kırmızı renklerde tüf ocaklarına sahip olup bu ocaklarda bizzat ocak işletmeciliği yapan, mensubu bulunduğum Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin doğal taş kesme ve işleme tesisinde yapılan kesim - ebatlama - dekoratif şekil verme sürecinde tüfün paletli ürün haline gelmesi için yapılan işlemler ve bu işlemler sırasında kullanılan makineler hakkında bilgi verilmektedir (Şekil 7.1). 96

112 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil 7.1. Emre Taş ve Madencilik A.Ş., doğal taş işleme - kesme tesisi ve hazırlanan ürünlerden görünüm Tüf Ürünlerinin Oluşturulmasında Kullanılan Renk Seçenekleri Çalışma alanı içerisinde yer alan tüfler ve türevleri bölgede ve çevresinde çok yaygın olarak yapı malzemesi olarak kullanılmaktadır. İnşaat ile uygulama ve mimari yönden olan gelişmeler, yapılan üretimde de çok çeşitliliğe yöneltmektedir. Ayrıca bölgede; Kayseri yöresinde bulunan volkanik kökenli sert, masif tüfler Kayseri taşı ve Nevşehir yöresinde bulunan yine Erciyes volkanizması sonucu oluşmuş daha yumuşak, daha kolay şekil verilebilen, çoğunluğu pomza içerikli olanlar da Nevşehir taşı olarak ülke genelinde oldukça yaygın kullanıma sahiptir ve gün geçtikçe markalaşma yolunda hızla ilerlemektedir. Kayseride en büyük fabrika alanı ile ürün çeşitliliği sağlamak için çeşitli makine ekipmanına sahip firmalardan birisi olan Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin fabrikasında kesilip şekillendirilen ve yapı malzemesi olarak hazırlanan tüfler: sarı - ala - siyah - gri - pembe - kahverengi - kırmızı vb renklerdedir. Bölgede taş kesme - işleme tesislerinde hammadde olarak taş ocaklarından getirilen sarı - kahverengi - gri - pembe - ala - siyah - kırmızı vb renkli tüfler, işlenmekte ve kullanım için hazır ürün ürünler haline getirilmektedir (Şekil 7.2). Ocaklardan çıkarılan değişik renkli tüfler fabrikada talep doğrultusunda ebatlanıp, işlenmektedir. Ortaya çıkan ürün çeşitlerinin bir kısmı sıralanırsa; 97

113 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN basamak, pencere sövesi, harpuşta, duvar kaplama - yer döşeme ebatlı taşları, çörten, denizlik, kat silmesi, süpürgelik, korniş, mezar taşı, çeşme taşı, heykel, minare taşı, barbekü, sütun, fıskiye, bordür, tamburlu dekoratif taşlar, kemer taşları, kilit taşları, parke taşı, çim taşı gibi çeşitli ürünlerdir. Ayrıca talep doğrultusunda her türlü ebat ve şekilde ürün hazırlanabilmektedir. Ebatlı taşlar için kullanılan tüflerin renk seçenekleri aşağıda fotoğraflar halinde sunulmuştur (Şekil 7.2). Şekil 7.2. Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin tüf ocaklarından üretilip taş kesme ve işleme tesisinde kullananılan değişik renklerdeki tüf levhaları (Kahverengi - sarı ala - ala kahverengi - kırmızı - sarı - gri - siyah - pembe). Diğer doğal taşlar ve mermerler üzerinde uygulanan kumlama, mucarta, silim, patinato, çarpma, pah kırma, profil, derz, tamburlama (eskitme), tarama, honlama vb işlemler tüflere de uygulanmaktadır. 98

114 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Değişik renk seçenekleri sunan tüfler talep doğrultusunda ebatlandıktan sonra istenildiğinde arza uygun olarak estetik ve dekoratif amaçlı işlemlere tabi tutulmaktadır. Bu işlemler nedeni ile boyut, kalınlık ve yüzey özellikleri yönünden seçenek çeşitliliği sağlanmaktadır. Gün geçtikçe yapılarda estetik ve dekoratif kaygılar dolayısı ile taşın yüzeyine uygulanan işlemler daha da çeşitlilik kazanabilecektir. Doğal taş işleme ve kesme tesislerine, kabaca boyutlandırılmış blok halinde getirilen tüfler arza uygun olarak şekillendirildikten sonra, talep sahibine ebatlı taşlar arasına çizilme, kırılma, çatlamalarını engellemek amacı ile aralarına strafor yerleştirilerek ve çelik uçlu şeritlerle paletlenerek nakliye edilmektedir Tüflerin Nakliye Aşamasına Kadar Geçirdiği İşlemler ve Makineler Tüf bloklarının yapı kaplama ve dekoratif amaçlı taş olarak hazırlanması ile ilgili olarak Emre Taş ve Madencilik A.Ş. tesisinde kullanılan ebatlandırma ve şekillendirme işlemlerinde kullanılan makine ve ekipmanların bir kısmı aşağıda anlatılmıştır. Şekil 7.3. Hareketli vinç ve stok alanındaki tüf blokları. 99

115 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Ocak işletmelerinde m³ ebatlarında blok halinde getirilen kayalar hareketli vincin bulunduğu blok depolama yerine indirilmektedir (Şekil 7.3). Blok halinde getirilen bu tüf malzemenin stok alanına indirilmesi ile fabrika da geçireceği işlemler için süreç başlamaktadır. Hareketli vinç ile ST makineleri üzerine getirilen tüf blokları ebatlandıktan sonra talep üzerine ilave işleme tabi tutulmakta ve sonrasında paletlenip forkliftle nakliye için uygun hale getirilmektedir Vinç ile Tüf Bloklarının Alınması Tüf bloğu kamyondan, stok alanına indirilmesinden sonra kızaklı vinç sistemi ile tüf bloğu ebatlandırılmasının yapılacağı ST makinesinin üzerine konur (Şekil 7.4). Şekil 7.4. Seçilen tüf bloklarının vinç sistemi ile ST makinesine götürülmesi ST Blok Kesme Makinesi Günümüzde mermerlerin ve doğal taşların ocaklardan bloklar halinde çıkarılıp, taşınabilir boyuta getirilmesinin ardından bu bloklar hareketli vinç ile ST 100

116 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN makinesinin altına verilmektedir. Dört ve iki ayaklı ST makineleri blokların çeşitli ölçülerde kesilmesini sağlayan makinelerdir. Çelik gövde üzerine kurulmuş ST makineleri iki tiptir; a. İki demir ayak üzerinde çalışanı - İki Ayaklı ST Makinesi, b. Dört demir ayak üzerinde çalışanı - Dört Ayaklı ST Makinesi. ST makinelerine dikey ve yatay çalışan iki farklı testere takılarak kesim sağlanır. Makinelere dikey yönde 1800 mm, yatay yönde 600 mm çapa erişen elmas soketli testere takılabilir. Maksimum 65 cm eninde, 22 cm kalınlıkta, 320 cm boyunda taşlar kesilebilir. Dört ayaklı ST makinesinde köprü kısmının ileri - geri hareketiyle kesim yapılır. Yani blok sabit dururken makine köprüsü hareket eder (Şekil 7.5). Şekil 7.5. Dört ayaklı ST makinesinin görünümü. İki ayaklı ve dört ayaklı ST makinelerinin temel farkı, taşların kesim kalınlığının iki ayaklı ST makinesinde bloğun vagonuyla beraber hareketi sağlanarak yapılabilmesidir (Şekil 7.5, 6). 101

117 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil 7.6. İki ayaklı ST makinesinin yakından görünümü. Kızaklı vinç sistemi ile getirilen tüf bloğu ST makinesi tablası üzerine konularak ST ile kesime hazır hale getirilir (Şekil7.7). Şekil 7.7. Tüf bloklarının, vinç yardımı ile getirilmesi ve ST makinesi hareketli tablası üzerine konulması. 102

118 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN ST makineleri kızaklı bir sisteme sahiptir. Tüf bloğu, elmas soketli testerelere doğru yürütülerek düşey yönde en, yatay yönde kalınlık kesilerek ilk levha ebatlama işlemi yapılır. Şekil 7.8. Tüf bloklarının dört ayaklı ST makinesinde ebatlandırılması. Blok taşlar ST makinelerinin raylar üzerinde hareket eden taşıyıcı vagonları üzerine konur ve ST makinesinin altına sürülür (Şekil 7.8). Bloklar ağaç takozlar ile beslenerek sabitlenir. İki ayaklı ST makinelerinde vagonun hareketi ile taşın kalınlığı ebatlanır. Dört ayaklı ST makinelerinde ise vagon sabit durur, makine köprüsü hareket eder. ST makinelerinde taşın kesimi için çelik gövdeli, dairesel, elmas soketli testereler su ile soğutularak taşların kesimini yapar. Taşları keserken, motor devir ve güçleri, testere elmasının sert - yumuşak olması, dairesel hızlar taşların yarısının sertliğine göre ayarlanmalıdır. Örneğin tüf kökenli bir kayaç, bazalta göre ayarlanmış bir makinede kesilmemektedir. Çünkü bazalt daha sert ve farklı özelliklere sahiptir. Bu gibi nedenlerle her kayacın kesilmesine uygun soketler yaptırılmakta ve makine 103

119 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN sistemleri taşa uygun hale getirilmektedir. Aksi halde üretim ve maliyette birçok problemle karşılaşılacaktır. ST makineleri ile yer döşemesi ürünler için talep üzerine 2 cm, 3 cm, 4 cm kalın, cm en ve cm boylarında levhalar kesilmektedirler (Şekil 7.9). Şekil 7.9. ST makinelerinde kesilmiş ve ebatlandırılmış tüf örnekleri. ST makineleri ile kesilerek, merdiven basamağı, duvar kaplaması, denizlik, küpeşte, süpürgelik, limonluk vb üretilmektedir. Bu çeşitlerin boyları olarak 1-2 m arasında değişmekte olup yer ve proje uygulamalarına göre boyut belirlenmektedir. Yer döşemesi olarak gri ve siyah renkli tüfler elverişlidir. Tasvir edilen dış mekan için gri ve siyah tüflerden yapılan yer döşeme, duvar kaplama, basamak, küpeşte taşları için maksimum kalınlık 4 cm dir. Ebatlandırılan tüfler kullanılacak yerlere göre farklılıklar arz etmektedir. Bunlar bina cephesine 3 cm kalınlığında kaplama yapılabildiği gibi kalınlık cm ye kadar çıkabilmektedir. Doğal taş işleme ve kesme tesislerinde ebatlandırılan tüfler, yer döşemesi, denizlik, küpeşte, kaplama, ayrıca süpürgelikler yüzey ve kenarlarına, kullanım alanlarına göre değişik işlemlere tabii tutulabilmektedir. Ebatlı istenen taşların ebatları için kalibreden de geçirilmesi gerekmektedir. 104

120 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Gri ve siyah tüften yapılan küpeşte ve sütun örnekleri. Pencere sövelerine çok değişik şekiller verilebilmektedir. Aynı işlemler kat silmelerinde de yapılmaktadır. Tüfle yapılan uygulamalar da çok çeşitli şekiller ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir küpeşte 4 cm kalınlıkta, üzerinde meyilli kesim yapılmakta, aynı şekilde bahçe duvarlarında baba denilen parçalar değişik ebatlarda hazırlanmaktadır. Babaları tamamlayan baba şapkaları da isteğe bağlı olarak ebatlandırılmaktadır. Bina su basmanı seviyesine kadar olan uygulamalarda genellikle yüzeyi çarpma işleminden geçmiş taşlarla uygulama yapılmaktadır. Bahçe peyzaj çalışmalarında kullanılan tüfler çeşitli şekillerde hazırlanmaktadır. Bu şekildeki peyzaj için kullanılan ebatlar ise, 10 cm x10 cm, 7 cm x 7 cm x15 cm, 15 cm x 15 cm x 30 cm vb boyutlardadır ve bu örnekler değirmene atılarak eskitilmekte ve bahçe yürüyüş yollarında, ağaçların etrafında, duvar örmelerinde, merdiven basamaklarında, bordür şeklinde kullanılmaktadır. Üretilen taşların büyük bir bölümü de kaldırımlarda döşeme, kenar, bordür taşı, çimtaşı ve bahçe düzenlemelerinde kullanılmaktadır. Kaldırımlarda 3-4 cm kalınlıkta, 30 cm x 30 cm, 40 cm x 40 cm, 30 cm x 60 cm boylarda ham, mucartalı, taramalı olarak hazırlanmakta, cm kalınlık, cm yükseklik,

121 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN - 60cm boylarında bordür, 6cm x 20cm x 40-50cm boyutlu su oluğu olarak üretilip kullanılmaktadır. Emre Taş ve Madencilik A.Ş. tesisinde dört farklı türde kayaç türü kesilip, işlenmektedir. Bunlar tüf, andezit, bazalt ve diyabazdır. Bu kayaçların doku, sertlik, yapı vb özellikleri çok farklı özellik göstermektedir. Ayrıca bunların renk seçenekleri de mevcuttur Yatay Yarma Makinesi Doğal taş kesme - işleme tesislerinde üretimi artırmak için örneğin ST makinelerinde 3 cm kalınlığında kesilen taşı ikiye bölerek 1 cm kalınlığında çıkaran makineler yatay yarma makineleridir (Şekil 7.11). ST makinesi ile 1 cm kalınlığında taş kesmek yerine kalın kesilerek daha sonra yatay yarma makinesi ile inceltmek daha hızlı, avantajlı ve maliyeti düşürdüğünden yatay yarma makineleri kullanılmaktadır. Şekil Yatay yarma makinesinin yakından görünümü Baş Kesme Makinesi ST makinelerinin kesmiş olduğu belli kalınlık ve boydaki levhaların, uç kesimlerinin kesilerek düzeltilmesi, baş kesme makineleri ile yapılır (Şekil 7.12). 106

122 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Baş kesme makinesinden bir görünüm Mucarta Makinesi Levha şeklinde kesilmiş örneklerin yüzeyine çekiçleme, yani pürüzleme yaparak, düzenekteki topları vasıtası ile taşlara değişik bir görüntü kazandıran makinedir (Şekil 7.13). Örneklerin yüzeyine yapılan pürüz kışın don olduğunda kaymazlık özelliği göstermektedir. (Şekil 7.14). Şekil Mucarta makinesinin görünümü. 107

123 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Kahverengi - sarı - gri - pembe renkli tüflere ait levha örneklerinin mucarta makinesinden geçmiş pürüzlü yüzey örnekleri (Talep edilen bir çok ebatta ürün hazırlanabilmektedir) Trimming Makinesi Taşların ST makinelerinde kesim ölçülerinde oluşabilen hatalarının giderildiği hassas kesim makinesidir (Şekil 7.15). Uygulamalarda birebirlik yakalama ve düzgün görünüm açısından oldukça önemlidir. Şekil Trimming makinesinin görünümü Çarpma Makinesi Taşların yüzeylerini patlatarak değişik, tarihi dokuya uygun, otantik görünüm kazandırır (Şekil 7.16). 108

124 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Sarı - pembe - kırmızı - siyah renkli tüflere ait levha örneklerin çarpma makinesinden geçmiş görünümü (Talep doğrultusunda istenilen ebatlarda üretim yapılabilmektedir) Torna Makinesi Doğal taşlardan ve mermerlerden sütun, direk, korkuluk, havuz fıskiyesi vb yapımında kullanılmaktadır (Şekil 7.17, 18). Demir tornalarından farkı yoktur. Şekil Büyük boyutlu torna makinesi görünümü. Şekil Torna makinesi ile yapılan dekoratif amaçlı ürünlerden gri ve siyah tüf örnekleri. 109

125 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Silim Makinesi Talep doğrultusunda, ebatlanan tüf levha örneklerinin bir yüzeyi silim makinesinden geçirilerek parlatılır. Silim makineleri genelde üç adet kalibre, on adet honlama kafasından oluşur (Şekil 7.19) Makinenin girişindeki kalibre kafaları levhaları aynı kalınlığa getirmektedir. Bu makineler ile taşın yüzeyi, isteğe bağlı olarak mat veya parlak olarak işlemden geçirilir (Şekil 7.20). Şekil Silim makinesinden bir görünüm. Şekil Sarı ala - kahverengi - gri - pembe tüf levhalarının silim makinesinden geçmiş görünümü. 110

126 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN APC (Alın Pah Cila Makinesi) Alın pah cila makinesi ile denizlik, basamak, küpeşte, süpürgelik vb gibi levha şeklinde kesilen örneklerin kenar pahlarını kırarak, damlalıkları açılabilir. Pah kırma ile levha örneklerin kenarlarında ovalleşme sağlanır (Şekil 7.21, 22). Şekil Alın pah cila makinesinin görünümü. Şekil Alın pah cila makinesi ile bir kenarı işleme tabi tutulmuş siyah tüf levhası. 111

127 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Profil ve Pah Kırma Makinesi Doğal taş ve mermer levha ve sütunların yüzey, kenar ve köşelerine değişik desenlerin işlendiği makinelerdir (Şekil 7.23). Ağızlarına takılan özel şekilli, elmaslı aparatlar ile söve, harpuşta, kat silmeleri, denizlik gibi örneklere değişik desenler verilebilir (Şekil 7.24). Şekil Profil ve pah kırma makinesinin görünümü. Şekil Gri - kahverengi - sarı- pembe tüf levhalara, profil makinesi ile uygulanmış tarama örnekleri. 112

128 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Palet Talep doğrultusunda ebatlanan taşların kırılma, çatlama, kenar - köşe durumlarında meydana gelebilecek zararları önlemek yükleme, indirme, bir yerden bir yere taşıma ve nakliye açısından kolaylık sağlayan, 90 cm x 100 cm boyutunda ahşaptan yapılan taşıma malzemesidir (Şekil 7.25). Palet üzerine yüklenen imal malzeme plastik strej ile sarılmakta ve çelik uçlu şerit ile kilitlenmektedir. Şekil Palet ve ambalaj sistemi Forklift Fabrika sahası içerisinde her tür malzemenin bir yerden diğer yere taşınmasında en çok kullanılan araçlardan bir tanesi forklifttir (Şekil 7.26). Şekil Forkliftin görünümü. 113

129 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Özellikle talep doğrultusunda kesilip, şekillendirilen malzemenin paletlenmesinden sonra stok alanına veya nakliye aracının üzerine taşınması veya indirilmesi için kullanılanılan araçtır Tüf Uygulama Örnekleri Tüflerin yapı - kaplama taşı olarak değerlendirilmesi ile ilgili olarak Koçcağız tüf ocaklarından çıkarılan blokların Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin kesme - işleme tesisinde hazırlanan örneklerle kaplanan idari binası yörede Eski Kayseri Evi olarak bilinen yapılara benzer güzel bir örnektir (Şekil 7.27). Bu yapıda Koçcağız tüfü; derzli duvar kaplaması, yer döşemesi, profilli ve üst kısımları kemer görünümlü pencere söveleri, baca, baca şapkaları, çörtenler vb birçok ayrıntı olarak görülmektedir. Şekil Emre Taş ve Madencilik A.Ş. nin idari binası Eski Kayseri evlerine benzer mimaride inşa edilerek Koçcağız tüfleri ile kaplanmıştır. 114

130 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Erciyes Üniversitesi, Dekanlık binası dış cephe kaplaması. Erciyes Üniversitesi, Dekanlık binasının dış cephe kaplaması sarı ala olarak bilinen tüf ile serbest boy olarak bilinen 3 cm x 30 cm x cm boyutlarında levhalarla kaplanmıştır (Şekil 7.28). İş sahibinin isteğine göre yapıştırma işlemi veya ankraj denilen mekanik sistem ile levhalar yerleştirilmektedir. Şekil Kırıkkale Belediye Binası ve Kültür Parkı. 115

131 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Kırıkkale Belediye Binası ve Kültür Parkında, sekizgen bir yapının dış cephesi sarı tüf ile serbest boy ebatında kaplanmıştır (Şekil 7.29). Bu yapıda kat silmelerinde siyah tüf kullanılmıştır. Bu tür eserler şehrin mimari dokusuna farklı bir anlam katmaktadır ve gelecek nesillere günümüz mimarisi açısından bilgi verecektir. Şekil Tarihi ve doğal yapıya uygun olması açısından sarı tüf kullanılarak inşa edilmiş ve kemer yoğunluğu ile dikkat çeken Göreme Turistik Otelinden bir görünüm. Nevşehir yöresindeki yapılarda, şehrin doğal dokusuna uygun olması açısından yöre taşları ve benzeri taşların dışında ürünlerin yapılarda kullanılmasına izin verilmediğinden dolayı yapı ve eserler tüflerle inşa edilmektedir. Yukarıdaki şekilde görülen yapıda, yöre dokusuna uygun sarı ve sarı ala tüfler kullanılmıştır (Şekil 7.30). Selçuklu ve Osmanlı tarihlerine kadar dayanan eserlere bakıldığında günümüze kadar gelen erserlerin hemen hemen hepsinin doğal taşlarla inşa edildiğini görmekteyiz. Kahramanmaraş ilinde, inşa edilen Abdülhamithan Camii de günümüzde mimari kültürümüzü yansıtan bir örnek teşkil etmektedir (Şekil 7.31). 116

132 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Tüf ile yapılmış olan Kahramanmaraş Abdülhamithan Camii görünümü. Bu eserde tarihi dokuya uygun minareler, kemerler, pencere söveleri, kubbeler sarı tüf levhaları ile yapılmıştır. Fakat hoş bir görünüm katması açısından kahverengi tüf levhaları da bazı geçiş yerlerinde kullanılmıştır. Şekil Park ve bahçe yer döşemesi olarak hazırlanmış ve uygulanmış örnekler. 117

133 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Park, bahçe yapım işlerinde parke taşları, kamelya taşları, oturma yerleri, yürüyüş yolları vb yapıların yapılmasında doğal ürünlere olan talebin artması ve insanların şehirlerde daha doğal yapılar görmek istemesinden dolayı doğal yapı ürünlerine yönelinmiştir (Şekil 7.32). Şekil Koçcağız gri tüf ile tarihi dokuya uygun olarak restore edilmiş ve Kayseri de hastane olarak kullanılan bir bina görünümü. Kayseri de Acıbadem Hastanesi olarak kullanılan bu bina Kayseri tarihinde tüflerden yapılmış ve uzun yıllar tütün işleme merkezi olarak kullanılmıştır. Çıkan yangın sonucunda binanın kullanılamaz hale gelmesiyle bina terkedilmiştir. Yapılan restorasyon işlemi ile bugün Kayseri de sağlık sektöründe hizmet veren bir yapıdır (Şekil 7.33). Bu eserde; bacalar, baca şapkaları, giriş sütunları, basamaklar, su basmanı, pencere söveleri, kat silmeleri vb örnekler tüflerin yapının her türlü elemanında kullanılabileceğini göstermektedir. 118

134 7. FABRİKA İŞLETMESİ Fatma DURAN Şekil Kayseri raylı sistem güzergahında bulunan trafo binalarından bir tanesinin görünümü. Kayseri şehir merkezinde ulaşımı sağlayan raylı sistemin çalışması için gerekli olan elektrik ve kumanda sistemlerinin bulunduğu çok sayıda trafo binası Koçcağız grisi olarak bilinen tüflerle yapılmıştır. 3 cm x 30 cm x cm boyutunda tüf levhaları ile ayrıca kapı girişleri, kenar - köşe geçişleri ise profilli siyah tüflerle inşa edilmiştir (Şekil 7.34). Yine şehre doğal bir doku katmıştır. 119

135 8. EKONOMİK JEOLOJİ Fatma DURAN 8. EKONOMİK JEOLOJİ Volkanizmaya bağlı olarak gelişmiş olan yapı malzemeleri Erciyes Dağı ve dolayındaki en önemli ekonomik değerlerdir (Şekil 8.1). Yapı taşı olarak kullanılan tüf ve ignimbiritler İncesu, Erkilet, Talas ve Gesi dolaylarında çok yaygındır. Kolay işlenebilir olmaları ve kullanımdan sonra okside olarak dayanıklılık kazanmalarından dolayı inşaat yapımında geçmişte ve günümüzde aranan kayaç türleridir. Şekil 8.1. Erciyes Dağı zirvesini ve kış turizmine uygunluğunu gösteren bir fotoğraf. Yalıtkan yapı malzemesi olarak büyük değeri olan pomza Erciyes Dağı dolaylarında büyük rezervler halinde bulunur. Tüf, ignimbirit ardalanması içerisinde yer alan pomza mercekleri işletmecilik açısından ekonomik değildir. Soysallı Köyü dolaylarında lav akıntıları üzerinde ve ova tabanında 5 m kalınlığına erişen pomzalar ulaşım ve işletmecilik açısından son derece elverişlidirler. İkinci büyük pomza alanı Kepez, Yazyurdu köyleri arasında yüzeyler. Kalınlığı yer yer 100 m. yi bulan pomzalar açık işletmeciliğe uygundur. Kuruköprü, Güzelköy, Gömeç, Bürüngüz köyleri yöresindeki pomzalarda ekonomik değere sahiptir. 120

136 8. EKONOMİK JEOLOJİ Fatma DURAN Erciyes Dağında yer alan piroklastik konilerden bazıları agrega ve yol yapımında stabilize ve üst yapı malzemesi olarak kullanılabilecek özelliktedir. Kuzeybatı da yer alan Cora Gölü Maarı çevresindeki volkanik kumlar inşaat ve yol dolgu malzemesi olarak kullanılabilir. Kükürt Tepe kumlarıda aynı niteliktedir. Küçük boyuttaki litik parçalardan meydana gelen piroklastik koniler özellikle köy yolu yapımında kullanılabilecek özelliktedir. Bu konilerin başlıcaları Cebir köyündeki Kızıltepe, Hacılar - Hisarcık arasında yer alan Kızıltepeler ile Develi kuzeyindeki Karnıyarık tepelerdir (Kuşcu ve Atilla, 2005). 121

137 9. SONUÇLAR Fatma DURAN 9. SONUÇLAR Bu çalışmada, Erciyes Volkanizması ve oluşumu ile, Koçcağız Köyü ve civarı jeolojik açıdan ayrıntılı olarak incelenmiş, tüf kökenli kayaçların petrografik, fiziksel, mekanik özellikleri ortaya konarak bunların yapı - kaplama taşı olarak kullanılabilirliği ortaya konmuştur. Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışma ile elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir; 1. Çalışma alanında beş adet kaya stratigrafi birimi ayırtlanarak bölgenin 1/ ölçekli jeoloji haritası hazırlanmıştır. İstifin temelinde gri - koyu gri renkli, orta - kalın katmanlı, yer yer katmanlanmaya koşut yapraklanmalı Geç Triyas - Jura yaşlı, başlıca kristalize kireçtaşı - mermerden oluşan Aşıgediği metamorfiti ile bunun üzerine uyumsuz olarak gelen kristalize kireçtaşı - dolomit yapılışlı Jura - Kretase yaşlı, Tavşancıdağtepe formasyonu gelmektedir. Temel üzerine, gri - koyu gri - siyah - kiremit kırmızısı - sarı - pembe renkli, sert, masif görünümlü tüf litolojili, Geç Pliyosen yaşlı Velibaba ignimbiriti ile Kuvaterner yaşlı, tüf parçalı Alüvyon ve Yamaç döküntüsünün yer aldığı belirlenmiştir. 2. Velibaba ignimbiriti ve Erciyes Volkanizması sonucu oluşan benzer birimlerin, bölgede oldukça geniş alanlarda yüzeyleyen, çeşitli volkanik materyal ve pomza parçaları içeren, iyi kaynaklanmış andezitik tüf özelliği taşıdığı ortaya konmuştur. 3. Çalışma alanında yüzeyleyen tüflerin fiziksel, petrografik, kimyasal, mekanik ve diğer özelliklerinden; Sertlik, Birim Hacim Ağırlık (gr/cm 3 ), Özgül Ağırlık (gr/cm 3 ), Ağırlıkça Su Emme (%), Porozite (%), Basınç mukavemeti (kg/cm²), Tabii don tesirlerine dayanıklılık ve don sonu basınç mukavemeti (%), Eğilme dayanımı (N.mm/mm³), Aşınmaya karşı dayanıklılık (cm³/50cm²), Basınç mukavemeti (kg/cm²), Açık hava tesirlerine dayanıklılık, Ses yutulması ve ısı iletkenliği, Plaka verme, Kenar - köşe ve cila alma özellikleri incelenmiş, olumlu - olumsuz sonuçları Çizelge 9.1 de topluca verilmiştir. 4. Renk ve mühendislik özellikleri çok az değişken olan tüflerin yoğunluğunun düşük olması nedeniyle, hafif yapı taşı olarak kullanımı, işlenmesi ve nakliyesi açısından uygun özellikler taşıması nedenleriyle ocak üretimleri sonucunda, 122

138 9. SONUÇLAR Fatma DURAN fabrikada çeşitli şekil - boyutlarda ebatlandırılan doğal taşlar bölge ve civarında cami, külliye, bina vb yapılarda kullanılmakta, dekoratif özellikleri itibarı ile de ülkemizin diğer bölgeleri için alternatif yapı taşı olabilecek potansiyele sahip bulunduğu ortaya konmuştur. Konu ile ilgili olarak bugüne kadar ilgi tüfler kullanılarak tamamlanan referans oluşturabilecek yapılan işlerin listesi Ek - 3 de sunulmuştur. Çizelge 9.1. Tüf numunelerine uygulanan deney sonuçları. DENEY SONUÇ KULLANILABİLİRLİK Çıplak göz ve lup ile inceleme Mikroskop altında inceleme İnce taneli, az gözenekli, ayrışmış yüzeyi gri, kirli beyaz - bej, taze kırık yüzeyi açık gri renkli. Hamur içinde mikrolitik boyuttaki plajioklas kristallerinin de yoğun bir değişim geçirdikleri ve gaz boşlukları içine kalsitin Tane boyu, gözenek ve renk olarak talebe karşılık verebilecek uygunluğu göstermektedir. Kayaç içinde boşluk ve çatlaklara rastlanmaması nedeni ile blok vermeye uygunluğu gözlenmektedir. yerleştiği görülmektedir. Sertlik 2,5 Mohs Yer döşemesi ve kaplama taşı olarak kullanıma uygundur. Birim hacim ağırlık 1,58 gr/cm³ Hafif yapı malzemesi olarak kullanıma uygundur. Özgül ağırlık 2,508 gr/cm³ Yer döşemesi ve kaplama taşı olarak kullanıma uygundur. Ağırlıkça su emme % 17 Doğal yapı malzemesi olarak kullanıma uygundur. Porozite % 15 Yapı ve kaplama taşı olarak kullanıma uygundur. Don mukavemeti Δ (%) 11,25 Don sonucu oluşan etkilere karşı fazla etkilenmediği saptanmıştır. 123

139 9. SONUÇLAR Fatma DURAN Eğilme dayanımı 13,53 N.mm/mm³ Doğal yapı taşı olarak kullanımı açısından bu değerin yüksek olduğu saptanmıştır (5-9 N.mm/mm³ arası değerler kullanım açısından uygunluk göstermektedir). Aşınmaya karşı dayanıklılık 23,70 cm³/50cm² Doğal yapı taşı olarak kullanımı açısından bu değerin yüksek olduğu saptanmıştır (15 cm³/50 cm² değerinin altında uygunluk göstermektedir). Basınç mukavemeti 215,5 kg/cm² Doğal yapı taşı olarak kullanımı açısından düşük dirençli kayaç grubunda yer aldığı saptanmıştır. Açık hava tesirlerine dayanıklılık Matlaşma görüldü. Ses yutulması Düşük %26,92, Yüksek%24,76 Doğal yapı taşı olarak kullanılmasında, açık hava tesirlerinin fonksiyonuna zarar getirebilecek bir değişiklik yaratmadığı saptanmıştır. Ses yalıtımı istenen ortamlarda, doğal yapı taşı olarak kullanılmasının uygun olduğu saptanmıştır. Isı iletkenliği 0,189W/Mk Isı yalıtımı özelliği istenen yapılarda kullanıma uygunluk gösterdiği saptanmıştır (İstenen değer 0,2 0,4 W/Mk). Plaka verme Çok iyi. Uygundur. Kenar - köşe durumu Düz ve parçalanmasızdır. Uygundur. Yansıtma Parlatılan yüzeyler zayıf - orta düzeyde yansıtmaya sahiptir. Cila alma Parlatma yapılmadan üzerine farklı işlemlerin yapılması daha çok talep görmektedir. Orta derecede cila almaktadır. Silimli levhalar cila görüntüsü yaratmaktadır. 124

140 KAYNAKLAR ARPAT, E., Ve ŞAROĞLU, F., Türkiye de Önemli Bazı Genç Tektonik Olaylar. T.J.K Bülteni, Ankara, 18, AYRANCI, B., Orta Anadolu da Kayseri Civarında Erciyes Volkanik Bölgesinin Petrolojisi ve Jeolojisi. MTA Dergisi, Sayı:74, BARTSCH, G., Das Gebiet Des Erciyes Dağı und die Scodt Kayseri in Mittel - Anatolian. Jahrb. Geograph. Ges. Zu Hannover FÜR, BATUM, İ., 1978, Nevşehir Güneybatı sındaki Göllüdağ ve Acıgöl Yöresi Volkanitlerinin Jeolojisi ve Petrografisi. Hacettepe Üniversitesi Yer Bilimleri Dergisi, Cilt:4, Sayı: 1-2, 102 s. BAYKAL, F., ve TATAR, Y., Erciyes Volkanizmasının Yaşı Hakkında Yeni Gözlemler. TJK Bült., Ankara, Cilt:12/2, Sayı:2, DEMİRTAŞLI, E., TURAN, N. ve BİLGİN. A. Z., Bolkar Dağları ile Ereğli - Ulukışla Havzasının Jeolojisi. M. T. A. Jeoloji Etüdleri Dairesi, Ankara, 133 s. DİRİK, K., ve GÖCÜOĞLU, M.C., Neotectonic Characteristics Of Central Anatolia. İnternational Geol. Rev., 38, ERİNÇ, S., Glasiyal ve Postglasiyal Safhada Erciyes Glasiyesi. İst. Ü. Coğ. Enst. Der., İstanbul, Cilt:1, Sayı:1, FRENCH, F., 1916, Geologic Klein Asiens Im Bereich Der Bagdatbahn, Zeitschr. d. Deutsch Geolog. Ges, A. Abh, 68. HIESSLEITNER, G., Neve Bitraege Zur Geologic Chromerz Führender Peridotit Serpentine Des Sudanatolicshen Taurus. M.T.A Enstitüsü Dergisi, No:46/47, GÜL, M. A., ÇUHADAR, Ö., ÖZBAŞ, Y., ALKAN, H., EFEÇINAR, T., Bolkar - Belemedik Yöresinin Jeolojisi ve Petrol Olanakları. T. P. A. O., Rapor:1972, 159 s. GÜNER, Y., EMRE, Ö. ve BAŞ, H., Erciyes Yanardağı nın Jeolojisi ve Jeomorfolojisi. MTA Temel Araştırmalar Dairesi Başkanlığı, Ankara, MTA Rapor Numarası:7550,

141 GÖNCÜOĞLU, M. C., DİRİK, K., ERLER, A., ve YALNIZ, K., Orta Anadolu Masifinin Doğu Bölümünün Jeolojisi. Sivas, TPAO Rapor No:3535, 135s. GÖNCÜOĞLU, C., ve TOPRAK, V., Keçiboyduran - Melendiz Fault and Its Regional Significance (Central Anatolia). Yerbilimleri, 16, İNAN, S., Morphotectonic and Structural Charateristics Of The Kızılırmak Fould Zone. Bull. Geol. Cong. Turkey, JAFFEY, N., ROBERTSON, A.H.F, New Sedimentological and Scructural Data From the Ecemiş Fault Zone, Southern Turkey: implication for its tiwing and ofset and the Cenezoic tectonic escape of Anatolia. Journal of Geol. Soc., London, 158, KARACA, Z., Mermer İşleme Fabrika Planlaması ve Akım Şemasının Oluşturulması, Ocak 2003 Mermer Semineri, Ankara, KAZANCI, N., ve KARADENİZLİ, L., Pozantı Yöresindeki Oligosen - Alt Miyosen Tortullarının Özellikleri ve Ecemiş Fayı Hakkında Yeni Değerlendirmeler. Suat Erk Jeoloji Semp., Ankara Üniv., Fen Fak., Jeoloji Müh., Böl., Bildiri Özleri, KETİN, İ., 1960a. Anadolu nun Tektonik Birlikleri. M. T. A. Enstitüsü Dergisi, 66, KETİN, İ., 1960b. 1 / Ölçekli Türkiye Tektonik Harİtası Hakkında Açıklamalar. M. T. A. Enstitüsü Dergisi, No: 54. KETİN, İ., Türkiye nin Tektonik Birlikleri, MTA Dergisi, Ankara, No: 66, KORKANÇ, M., İgnimbiritlerin Jeomekanik Özelliklerinin Yapı Taşı Olarak Kullanımına Etkisi. Jeoloji Mühendisliği Dergisi, 31, KOÇYİĞİT, A., Kıta İçi Yeni Bir Doğrultu Atımlı Yapı: Orta Anadolu Fay Zonu, Niğde Üniversitesi, Müh - Mim. Fakültesi, Ecemiş Fay Kuşağı Çalışma Grubu Workshop - I Bildiriler, 8. KOÇYİĞİT, A., ve BEYHAN, A., A New Intracontinental Trans Current Structure: The Central Anatolian Fault Zone, Turkey. Tectonophysics, 284,

142 KUŞCU, G., ve ATİLLA, C., Bir Jeolojik Miras Unsur Olarak Cora Maarı, Erciyes Volkanik Kompleksi. İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü, LAHN, E., 1945, Anadolu da Neojen ve Dördüncü Zaman Volkanizması. T.C.D., No:7-8, LEBKÜCHNER, R. F., Kayseri ve Avanos - Ürgüp Havalisi ile Boğazlıyan Havalisinin Uzunyayla ya Kadar Olan Kısmının Jeolojisi. Ankara MTA Rapor No:2656, METZ, K., Aladağ ve Karanfil Dağı nın Yapısı ve Bunların Klikya Torosu Tesmiye Edilen Batı Kenarları Hakkında Yapılan Jeolojik Etüd. M. T. A. Enstitüsü Dergisi, 48, OĞUZ, E., Neotectonic and Geomorphological Evolution of Turkey. Z. Geomorph, 40, OĞUZ, E., Geomorphological evolution of the Taurus Moutains, Turkey. Z. Geomorph., 82, OZANER, F.S., TÜFEKÇİ, K., Şarkışla - Gemerek Dolaylarının Jeomorfolojisi ve Genç Tektoniği. Jeomorfoloji Derg., 16, PASGUARE, G, Geology of The Cenozoic Volcanic Area of Central Anatolia. Atti Accad. Naz. Dei. Lincei. Sect, Roma, 8/40, PENTHER, A., Eine Reise in des Gebiet des Erschios dağ. Abl., K. Georg, Ges Wien BD:VI., SARIKAYA, M. A., ve ÇİNER, A., Erciyes Volkanı Geç Kuvarterner Buzul Çökelleri. Hacettepe Üniversitesi Yerbilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Bülteni, 27, SCOTT, B., The Eurasian Arabian and African Continental Magrin From Iran to Greece. Jour. Geol. Soc., London, 138, TÜRKECAN, A., ACARLAR, M., DÖNMEZ, M., HEPŞEN, N., ve BİLGİN, R., Kayseri (Bünyan, Develi, Tomarza) Yöresinin Jeolojisi ve Volkanik Kayaçların Petrolojisi. MTA Jeoloji Etüdleri Dairesi, Ankara, UÇAR, L., Gülek - Pozantı - Kamışlı Dolayının Stratigrafik ve Sedimanter Petrografik İncelemesi. Ç. Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Müh. Ana Bilim 127

143 Dalı Doktora Tezi, Adana,472 s. YALÇINLAR, İ., Strüktüral Morfoloji. İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Yayını, No:29, YETİŞ, C., 1978a. Çamardı (Niğde) Yakın ve Uzak Dolayının Jeoloji İncelemesi ve Ecemiş Yarılım Kuşağının Maden Boğazı - Kamışlı Arasındaki Özellikleri. İ.Ü. Fen Fak. Doktora Tezi, İstanbul, 164 s. YETİŞ, C., 1978b. Geology of the Çamardı (Niğde) region and the characteristics of the Ecemiş Fault Zone between Maden Boğazı and Kamışlı. Revue de la Faculte des Scienses, İstanbul, B / 43, YETİŞ, C., 1984a. New observation on the age of the Ecemiş Fault Zone. İnternational Symposium on the Geology of Taurus Belt, Proceedings, , Ankara. YETİŞ, C., 1984b. Lutetion and Post Lutetion Sedimantation Along the Ecemiş Fault the Zone, Southern Tuerkey. İnternational Assoc. Sed., 5th Europen Regional Meeting of Sedimontology, Apstract, Marseile - France, YETİŞ, C., 1984c. Ecemiş Fay Kuşağı gelecekte depremli bir fay zonu olabilir mi? Atatürk Üniv. Müh. ve Fen Edb. Fak. Kuzey Anadolu 1. Ulusal Deprem Sempozyumu, Bildiriler, Erzurum, YETİŞ, C., Çamardı (Niğde) Alanındaki Oligosen - Miyosen Yaşlı Akarsu - Göl Çökellerinin Fasiyes ve Ortamsal Nitelikleri. Türkiye Jeoloji Bülteni, Ankara, 30 / 2, 1-8. YETİŞ, C., Çukurbağ - Çamardı (Niğde) alanı Kuvaterner çökellerinin Ecemiş Fayı Genç Hareketleri İl İlişkisi, Ç.Ü. Araştırma Fonu, MMF., 99.5 Proje Sonuç Raporu, Adana, 42 s. YETİŞ, C. ve ÇETİN H., 1998a. 27 Haziran 1998 Adana Depremi Yüzey Kırıkları ile Ecemiş Fay Kuşağı nın Karşılaştırılması. 27 Haziran 1998 Adana - Ceyhan Depremi Sempozyumu, Adana. YETİŞ, C. ve ÇETİN H., 1998b. Ecemiş Fay Kuşağı nın Morfolojik Özelliklerinin Havadan İncelenmesi. Aktif Tektonik Araştırma Grubu İkinci Toplantısı, Bildiri Özleri, İstanbul, 12s. 128

144 YETİŞ, C. ve ÇETİN H ve GÜNEYLİ H., Ecemiş Fay Kuşağı Boyunca Genç Hareketler ve Kuvaterner Yaşlı Kaba Alüvyal Yelpaze Geometrisi: Çamardı - Niğde. Aktif Tektonik Araştırma Grubu Üçüncü Toplantısı, Bildiri Özleri, Sivas, 24 s. YETİŞ, C. ve ÇETİN H., KOP A. Ve TAPTIK A., Kuvaterner Stratigrafisi ve Ecemiş Fay Kuşağı Boyunca Kaba Alüvyal Yelpazeler: Çamardı - Niğde. 53. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Bildiri Özleri, Ankara, 233s. D.S.İ XII. Bölge Müdürlüğü Jeoloji Haritası, TS 699 Ocak 1987 Tabi Yapı Taşları - Muayene ve Deney Metodları Standardı. TS EN 1097/6 Mart 2002 Standardı. TS 1910/1977 Kaplama Olarak Kullanılan Doğal Taşlar Standardı. TS EN ISO Akustik Yapılarda ve Yapı Elemanlarında Ses Yalıtımının Ölçülmesi. TS EN ISO Akustik Bina Elemanları ve Binalarda Ses Yalıtımının Değerlendirilmesi. TS 825, 1998, Binalarda Isı Yalıtım Kuralları. D.S.İ XII. Bölge Müdürlüğü Jeoloji Haritası, Sayılı Maden Kanunu. 129

145 ÖZGEÇMİŞ 05/09/1981 tarihinde Kayseri de doğdu. Lise öğrenimini Melikgazi Lisesinde tamamladı yılında Çukurova Üniversitesi, Mühendislik - Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazanarak, 2006 yılında bu bölümden mezun oldu yılında Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans eğitimine başladı. Halen Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans öğrenimine devam etmektedir. 130

146 KOÇCAĞIZ KÖYÜ VE DOLAYININ BASİTLEŞTİRİLMİŞ JEOLOJİ HARİTASI Fatma DURAN (KAYSERİ - K35 - c1) EK. 1 Mza JKt N Mza Mza Koçcağız Yücetaş T. JKt Ölçek 1: Metre FD.1 A' Qal Topunevi T. JKt FD.2 TO.3 Qyd LEJAND Qal Qyd plev Alüvyon Yamaç döküntüsü Velibaba ignimbiriti Erken Pliyosen Kuvaterner plev Qal JKt Mza Tavşancıdağtepe formasyonu Jura-Kretase Aşıgediği metamorfiti Geç Triyas-Jura plev 20 Doğrultu-eğim plev Doğrultu atımlı fay FD.3 TO.1 Tahtalas FD Formasyon sınırı Numune yerleri FD.4 TO.2 TO Taş ocak yerleri A A' Jeoloji Enine Kesiti JKt plev A D.S.İ. XII. Bölge Müdürlüğünden alınan Jeoloji Haritasından basitleştirilerek hazırlanmıştır.

147 KOÇCAĞIZ VE DOLAYI JEOLOJİ ENİNE KESİTİ A A' EK. 2

148 UYGULAMA REFERANSLARI EK. 3 Göreme Turist Otel 2500,00 m² Mekanik 2600,00 m² Yapıştırma 3200,00 m² Yer Döşemesi (Nevşehir) Yeditepe Üniversitesi: Sarı taş temini (İstanbul) Güneş hastanesi Restorasyonu: 5500,00 m² ( Kayseri ) Kayseri Bahar Caddesi Kaldırım ve Araç Park Yeri Bazalt Kaplanması. Eras Holding Merkez Binası (Kayseri) Erciyes Üniversitesi Rektörlük girişi merdiven basamakları: 1100 m tül (Kayseri) Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Kayseri) Erciyes Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu (Kayseri) Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu (Kayseri) Erciyes Üniversitesi Nizamiye Kapıları Bazalt Kaplanması (Kayseri) Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Çevre Düzenlenmesi ve Yer Döşemesi: Taş temini (Kayseri) Tuzhasan Oteli: Cephe Kaplaması ve Yer Döşemesi (Nevşehir) Küçük Çekmece Kasaba Restoranı: İç ve Dış Kaplaması (İstanbul) Tramvay Güzergahı Trafo Binaları (Kayseri) Çekme Köy Elit İnşaat Villaları (İstanbul) MNG Holding Bursa Uludağ Misafirhanesi (İstanbul) İzmir Deniz Kuvvetleri Komutanlığı: Çevre Duvar Kaplamaları Taş Temini (İzmir) Yıldızeli Tarihi Cumhuriyet İlköğretim Okulu (Sivas) Kültür Müdürlüğü Kiçikapı Binası (Kayseri) Kayseri Seyidi Burhanettin Mezarlığı ve Türbeleri Çevre Düzenlemesi Gençlik Spor İl Müdürlüğü Erciyes Tesisleri ( Kayseri ) İçkale Şirketler Grubu Merkez Binası ( Ankara ) İstikbal Mağazaları Çevre Düzenlemeleri ( Çeşitli iller ) Japonya Tokyo Cami Kapı Girişi ( Japonya ) Karsu Tekstil Cephe Kaplaması ve Çevre Düzenlemesi ( Kayseri ) Eski Malatya Medresesi Restorasyon İşi 5500,00 m² Yer döşemesi ( Nevşehir )

İGNİMBİRİTLERİN YAPI - KAPLAMA TAŞI OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ

İGNİMBİRİTLERİN YAPI - KAPLAMA TAŞI OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ * KOÇCAĞIZ KÖYÜ (KAYSERİ) DOLAYININ STRATİGRAFİSİ VE İGNİMBİRİTLERİN YAPI - KAPLAMA TAŞI OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ Stratigraphy Around Koçcağız Village (Kayseri) and Usage of Ignimbrites As Building -

Detaylı

Temel Kayaçları ESKİŞEHİR-ALPU KÖMÜR HAVZASININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ GİRİŞ ÇALIŞMA ALANININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ

Temel Kayaçları ESKİŞEHİR-ALPU KÖMÜR HAVZASININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ GİRİŞ ÇALIŞMA ALANININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ ESKİŞEHİR-ALPU KÖMÜR HAVZASININ JEOLOJİSİ VE STRATİGRAFİSİ İlker ŞENGÜLER* GİRİŞ Çalışma alanı Eskişehir grabeni içinde Eskişehir ilinin doğusunda, Sevinç ve Çavlum mahallesi ile Ağapınar köyünün kuzeyinde

Detaylı

Karasu Nehri Vadisinin Morfotektonik Gelişiminde Tiltlenme Etkisi

Karasu Nehri Vadisinin Morfotektonik Gelişiminde Tiltlenme Etkisi Karasu Nehri Vadisinin Morfotektonik Gelişiminde Tiltlenme Etkisi Tilting effect on the morpho-tectonic evolution of Karasu River valley Nurcan AVŞİN 1 1 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Coğrafya Bölümü Öz: Karasu

Detaylı

AFYONKARAHİSAR DİNAR DOMBAYOVA LİNYİT SAHASI

AFYONKARAHİSAR DİNAR DOMBAYOVA LİNYİT SAHASI AFYONKARAHİSAR DİNAR DOMBAYOVA LİNYİT SAHASI Yılmaz BULUT* ve Ediz KIRMAN** 1. GİRİŞ MTA Genel Müdürlüğü tarafından ülkemizde kömür arama çalışmalarına 1938 yılında başlanılmış ve günümüzde de bu çalışmalar

Detaylı

TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR

TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR Magmatik (Püskürük) Kayaçlar Ýç püskürük Yer kabuðunu oluþturan kayaçlarýn tümünün kökeni magmatikdir. Magma kökenli kayaçlar dýþ kuvvetlerinin etkisiyle parçalara ayrýlýp, yeryüzünün çukur yerlerinde

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAKÜLTESİ MADEN MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 01330 ADANA

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAKÜLTESİ MADEN MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 01330 ADANA Sayı:B30.2.ÇKO.0.47.00.05/ 488 Tarih:19.06.2009 EMRE TAŞ ve MADENCİLİK A.Ş. TARAFINDAN GETİRİLEN 3114780 ERİŞİM NOLU VE 20068722 RUHSAT NOLU SAHADAN ALINAN BAZALT LEVHALARININ VE KÜP ÖRNEKLERİNİN MİNEROLOJİK,

Detaylı

AYAŞ İLÇESİ BAŞAYAŞ KÖYÜ ARAZİ İNCELEME GEZİSİ GÖREV RAPORU

AYAŞ İLÇESİ BAŞAYAŞ KÖYÜ ARAZİ İNCELEME GEZİSİ GÖREV RAPORU AYAŞ İLÇESİ BAŞAYAŞ KÖYÜ ARAZİ İNCELEME GEZİSİ GÖREV RAPORU Konu : Hümik asit ve Leonarditin fidan üretiminde kullanılması deneme çalıģmaları ve AyaĢ Ġlçesi BaĢayaĢ köyündeki erozyon sahasının teknik yönden

Detaylı

MADEN SAHALARI TANITIM BÜLTENİ

MADEN SAHALARI TANITIM BÜLTENİ Ocak 2015 Sayı: 15 Satış Rödovans ve Ortaklıklar İçin MADEN SAHALARI TANITIM BÜLTENİ Bültenimizde yer almak için bize ulaşınız. E-Posta: [email protected] Tel: +90 (312) 482 18 60 MİGEM 119.

Detaylı

Potansiyel. Alan Verileri İle. Hammadde Arama. Endüstriyel. Makale www.madencilik-turkiye.com

Potansiyel. Alan Verileri İle. Hammadde Arama. Endüstriyel. Makale www.madencilik-turkiye.com Makale www.madencilik-turkiye.com Seyfullah Tufan Jeofizik Yüksek Mühendisi Maden Etüt ve Arama AŞ [email protected] Adil Özdemir Jeoloji Yüksek Mühendisi Maden Etüt ve Arama AŞ [email protected]

Detaylı

AKSARAY YÖRESĠNĠN JEOLOJĠK ĠNCELEMESĠ

AKSARAY YÖRESĠNĠN JEOLOJĠK ĠNCELEMESĠ T.C. AKSARAY ÜNĠVERSĠTESĠ MÜHENDĠSLĠK FAKÜLTESĠ JEOLOJĠ MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ AKSARAY YÖRESĠNĠN JEOLOJĠK ĠNCELEMESĠ HARĠTA ALIMI DERSĠ RAPORU 3. GRUP AKSARAY 2015 T.C. AKSARAY ÜNĠVERSĠTESĠ MÜHENDĠSLĠK FAKÜLTESĠ

Detaylı

NEOTEKTONİK ORTA ANADOLU OVA REJİMİ. Doç.Dr. Yaşar EREN

NEOTEKTONİK ORTA ANADOLU OVA REJİMİ. Doç.Dr. Yaşar EREN 6.2.4. ORTA ANADOLU OVA REJİMİ Karlıova ekleminin doğusunda kalan sıkışma Doç.Dr. Yaşar bölgesi EREN NEOTEKTONİK ile batısında kalan genleşme bölgesi arasında bulunan geçiş kesimidir. KAFZ ile Toroslar

Detaylı

Masifler. Jeo 454 Türkiye Jeoloji dersi kapsamında hazırlanmıştır. Araş. Gör. Alaettin TUNCER

Masifler. Jeo 454 Türkiye Jeoloji dersi kapsamında hazırlanmıştır. Araş. Gör. Alaettin TUNCER Masifler Jeo 454 Türkiye Jeoloji dersi kapsamında hazırlanmıştır. Araş. Gör. Alaettin TUNCER 07.07.2015 MASİF NEDİR? Yüksek basınç ve sıcaklık şartlarından geçmiş, kökeni sedimanter kayaçlara dayanan,

Detaylı

KONYA ĐLĐ JEOTERMAL ENERJĐ POTANSĐYELĐ

KONYA ĐLĐ JEOTERMAL ENERJĐ POTANSĐYELĐ Konya İl Koordinasyon Kurulu 26-27 Kasım 2011 KONYA ĐLĐ JEOTERMAL ENERJĐ POTANSĐYELĐ Yrd.Doç.Dr.Güler GÖÇMEZ. Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi. [email protected] 1.GĐRĐŞ Jeotermal

Detaylı

2. MİKRO İNCELEME ( PETROGRAFİK-POLARİZAN MİKROSKOP İNCELEMESİ)

2. MİKRO İNCELEME ( PETROGRAFİK-POLARİZAN MİKROSKOP İNCELEMESİ) SVS Doğaltaş Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. uhdesinde bulunan Sivas İli, İmranlı İlçesi sınırları dahilindeki 20055289 (ER: 3070586), 20055290 (ER: 3070585), 20065229 (ER: 3107952) ruhsat numaralı II.B

Detaylı

OSMANiYE (ADANA) YÖRESi ÜST KRETASE (MESTRIHTIYEN) BENTİK FORAMİNİFER FAUNASI

OSMANiYE (ADANA) YÖRESi ÜST KRETASE (MESTRIHTIYEN) BENTİK FORAMİNİFER FAUNASI MTA Dergisi 113. 141-152, 1991 OSMANiYE (ADANA) YÖRESi ÜST KRETASE (MESTRIHTIYEN) BENTİK FORAMİNİFER FAUNASI Niyazi AVŞAR* ÖZ. - Bu çalışmada Osmaniye (Adana) yöresi Üst Kretase (Mestrihtiyen) çökellerinde

Detaylı

ÜNÝTE - 1 TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR

ÜNÝTE - 1 TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR Doðal Sistemler ÜNÝTE - 1 TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR TOPOÐRAFYA ve KAYAÇLAR...12 Ölçme ve Deðerlendirme...14 Kazaným Deðerlendirme Testi...16 Ünite Deðerlendirme Testi...18 Doðal Sistemler ÜNÝTE - 2 LEVHA

Detaylı

INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ

INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ 4/3/2017 1 INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ Yrd.Doç.Dr. Orhan ARKOÇ e-posta : [email protected] Web : http://personel.klu.edu.tr/orhan.arkoc 4/3/2017 2 BÖLÜM 4 TABAKALI KAYAÇLARIN ÖZELLİKLER, STRATİGRAFİ,

Detaylı

Akdeniz in Pleyistosen Deniz Düzeyi Değişimlerini Karakterize Eden, Çok Dönemli-Çok Kökenli Bir Mağara: Gilindire Mağarası (Aydıncık-İçel)

Akdeniz in Pleyistosen Deniz Düzeyi Değişimlerini Karakterize Eden, Çok Dönemli-Çok Kökenli Bir Mağara: Gilindire Mağarası (Aydıncık-İçel) Akdeniz in Pleyistosen Deniz Düzeyi Değişimlerini Karakterize Eden, Çok Dönemli-Çok Kökenli Bir Mağara: Gilindire Mağarası (Aydıncık-İçel) The Cave With Multiple-Periods And Origins Characterizing The

Detaylı

VIII. FAYLAR (FAULTS)

VIII. FAYLAR (FAULTS) VIII.1. Tanım ve genel bilgiler VIII. FAYLAR (FAULTS) Kayaçların bir düzlem boyunca gözle görülecek miktarda kayma göstermesi olayına faylanma (faulting), bu olay sonucu meydana gelen yapıya da fay (fault)

Detaylı

ÇAMLIDERE (ANKARA) NEOJEN SİLİSLEŞMİŞ AĞAÇLARI PALEOEKOLOJİ-PALEOKLİMATOLOJİ

ÇAMLIDERE (ANKARA) NEOJEN SİLİSLEŞMİŞ AĞAÇLARI PALEOEKOLOJİ-PALEOKLİMATOLOJİ ÇAMLIDERE (ANKARA) NEOJEN SİLİSLEŞMİŞ AĞAÇLARI PALEOEKOLOJİ-PALEOKLİMATOLOJİ Mehmet Sakınç*, Aliye Aras**, Cenk Yaltırak*** *İTÜ, Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü, Maslak/İstanbul **İ.Ü. Fen Fakültesi, Biyoloji

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ Ali Gökhan ÖÇGÜN SİNCANSARNIÇ KÖYÜ (MUSTAFAKEMALPAŞA-BURSA) DOLAYININ STRATİGRAFİSİ VE MESOZOYİK KİREÇTAŞININ MERMER OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİNİN

Detaylı

AR201201213 KUVARS KUMU KUMTARLA - ZONGULDAK SAHASININ MADEN JEOLOJİSİ RAPORU

AR201201213 KUVARS KUMU KUMTARLA - ZONGULDAK SAHASININ MADEN JEOLOJİSİ RAPORU AR201201213 KUVARS KUMU KUMTARLA - ZONGULDAK SAHASININ MADEN JEOLOJİSİ RAPORU EKİM 2012 1 İÇİNDEKİLER Sayfa No İÇİNDEKİLER...2 ÖZET...4 1. GİRİŞ...5 2. ÖNCEL ÇALIŞMALAR...6 3. RUHSAT SAHASININ JEOLOJİSİ...

Detaylı

VOLKANOKLASTİKLER (PİROKLASTİKLER)

VOLKANOKLASTİKLER (PİROKLASTİKLER) VOLKANOKLASTİKLER (PİROKLASTİKLER) 1) Tanımı: Volkanik faaliyetler esnasında volkandan çıkan her çeşit parçalı-kırıntılı malzemenin depolanma süreçleri sonucu bir depolanma alanında birikmesiyle oluşan

Detaylı

JEOLOJĠ TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR

JEOLOJĠ TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR JEOLOJĠ TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR Bir nehir kenarında gezerken çakılların renk ve biçim bakımından birbirlerinden farklı olduğunu görürüz. Bu durum bize, kayaçların farklı ortamlarda oluştuğunu gösterir.

Detaylı

BAZALTLARIN KIRMATAŞ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ "TRAKYA - TEKİRDAĞ BÖLGESİ BAZALTLARI ÖRNEĞİ"

BAZALTLARIN KIRMATAŞ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ TRAKYA - TEKİRDAĞ BÖLGESİ BAZALTLARI ÖRNEĞİ 2.Ulusal Kırmataş Sempozyumu'99, Istanbul-1999, ISBN B.16.0.KGM.0.63.00.03/606.1 BAZALTLARIN KIRMATAŞ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ "TRAKYA - TEKİRDAĞ BÖLGESİ BAZALTLARI ÖRNEĞİ" EVALUATION OF BAZALTS AS A

Detaylı

BBP JEOLOJİ. Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü

BBP JEOLOJİ.  Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü BBP JEOLOJİ http://i44.tinypic.com/9rlwea.jpg Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü I.HAFTA Jeoloji hakkında temel bilgiler, dalları, tarihçe, jeoloji mühendisinin uğraş alanları, jeoloji

Detaylı

EĞNER-AKÖREN (ADANA) CİVARI JEOLOJİSİ

EĞNER-AKÖREN (ADANA) CİVARI JEOLOJİSİ EĞNER-AKÖREN (ADANA) CİVARI JEOLOJİSİ 7. hafta Saha Jeolojisi II dersinin içeriğinde Tersiyer yaşlı Adana Baseni nin kuzey-kuzeydoğu kesimleri incelenecektir. 4. Hafta Saha Jeolojisi II dersi kapsamında

Detaylı

Veysel Işık Türkiye deki Tektonik Birlikler

Veysel Işık Türkiye deki Tektonik Birlikler JEM 404 Ders Konusu Türkiye Jeolojisi Orojenez ve Türkiye deki Tektonik Birlikler Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Tektonik Araştırma Grubu 2012 Dağ Oluşumu / Orojenez Orojenez genel anlamda

Detaylı

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DOĞU AKDENİZ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ GAZİANTEP İLİ JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DOĞU AKDENİZ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ GAZİANTEP İLİ JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DOĞU AKDENİZ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ GAZİANTEP İLİ JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ 1 öz Bölgede yüzeylenen allokton kaya birimleri, bölgeye Maastrihtiyen de yerleşmiş olan ve karmaşık

Detaylı

NEOTEKTONİK. Doç.Dr. Yaşar EREN DOĞU ANADOLU SIKIŞMA BÖLGESİ

NEOTEKTONİK. Doç.Dr. Yaşar EREN DOĞU ANADOLU SIKIŞMA BÖLGESİ 6.2.1. DOĞU ANADOLU SIKIŞMA BÖLGESİ Karlıova üçlü kavşağının NEOTEKTONİK doğusunda kalan bölge Doç.Dr. kuzey-güney Yaşar EREN yönlü sıkışmalı tektonik rejimin etkisi altında olduğu için bu bölge Doğu Anadolu

Detaylı

HAZIRLAYANLAR. Doç. Dr. M. Serkan AKKİRAZ ve Arş. Gör. S. Duygu ÜÇBAŞ

HAZIRLAYANLAR. Doç. Dr. M. Serkan AKKİRAZ ve Arş. Gör. S. Duygu ÜÇBAŞ 1 HAZIRLAYANLAR Doç. Dr. M. Serkan AKKİRAZ ve Arş. Gör. S. Duygu ÜÇBAŞ Şekil 1. Arazi çalışması kapsamındaki ziyaret edilecek güzergahlar. 2 3 TEKNİK GEZİ DURAKLARI Durak 1: Tunçbilek havzasındaki, linyitli

Detaylı

NEOTEKTONİK. Doç.Dr. Yaşar EREN KAYSERİ-SİVAS NEOTEKTONİK BÖLGESİ (KSNB)

NEOTEKTONİK. Doç.Dr. Yaşar EREN KAYSERİ-SİVAS NEOTEKTONİK BÖLGESİ (KSNB) 6.2.4.2. KAYSERİ-SİVAS NEOTEKTONİK BÖLGESİ (KSNB) KAFZ ve DAFZ NEOTEKTONİK fay sistemlerinin bir devamı olup sıkışma-genişleme türü bir neotektonik rejim ile karakterize olur. Bu bölgenin önemli yapıları

Detaylı

ERGENE (TRAKYA) HAVZASININ JEOLOJİSİ ve KÖMÜR POTANSİYELİ. bulunmaktadır. Trakya Alt Bölgesi, Marmara Bölgesi nden Avrupa ya geçiş alanında, doğuda

ERGENE (TRAKYA) HAVZASININ JEOLOJİSİ ve KÖMÜR POTANSİYELİ. bulunmaktadır. Trakya Alt Bölgesi, Marmara Bölgesi nden Avrupa ya geçiş alanında, doğuda ERGENE (TRAKYA) HAVZASININ JEOLOJİSİ ve KÖMÜR POTANSİYELİ *İlker ŞENGÜLER *Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı Ankara ERGENE (TRAKYA) HAVZASININ Bölgesi

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1177 KAHRAMANMARAŞ DOLAYINDAKİ OFİYOLİTİK KAYAÇLARIN JEOLOJİK AÇIDAN ÖNEMİ VE KROM İÇERİKLERİ

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1177 KAHRAMANMARAŞ DOLAYINDAKİ OFİYOLİTİK KAYAÇLARIN JEOLOJİK AÇIDAN ÖNEMİ VE KROM İÇERİKLERİ KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1177 KAHRAMANMARAŞ DOLAYINDAKİ OFİYOLİTİK KAYAÇLARIN JEOLOJİK AÇIDAN ÖNEMİ VE KROM İÇERİKLERİ Ender Sarrfakıoğlu* Özet Kahramanmaraş'ın kuzeybatısındaki Göksun ve güneyindeki Ferhuş-Şerefoğlu

Detaylı

MADEN TETKĐK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

MADEN TETKĐK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MADEN TETKĐK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10 OCAK 2016 ÇĐÇEKDAĞI (KIRŞEHĐR) DEPREMĐ (Mw 5,0) BĐLGĐ NOTU JEOLOJĐ ETÜTLERĐ DAĐRESĐ Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü Aktif Tektonik Araştırmaları

Detaylı

FİZİK. Mekanik İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ KAYAÇLARIN MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir?

FİZİK. Mekanik İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ KAYAÇLARIN MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir? İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ 14.04.2015 KAYAÇLARIN MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİ Dr. Dilek OKUYUCU Mekanik Nedir? Mekanik: Kuvvetlerin etkisi altında cisimlerin davranışını inceleyen bilim dalıdır.

Detaylı

KIRKLARELİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

KIRKLARELİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI KIRKLARELİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI Kırklareli ili Marmara Bölgesinin kuzeybatısında yer almakta olup, Dereköy sınır kapısıyla Türkiye yi Bulgaristan a bağlayan geçiş yollarından birine sahiptir.

Detaylı

TÜRKİYENİN JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ. Türkiye'nin jeomorfolojik Gelişimi (Yer şekillerinin Ana Hatları)

TÜRKİYENİN JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ. Türkiye'nin jeomorfolojik Gelişimi (Yer şekillerinin Ana Hatları) TÜRKİYENİN JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Türkiye'nin jeomorfolojik Gelişimi (Yer şekillerinin Ana Hatları) Genetik Şekil Toplulukları 1- Tektonik Topografya 2- Akarsu Topografyası (Flüvial Topografya) 3- Volkan

Detaylı

KAYSERİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI

KAYSERİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI KAYSERİ İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI Kayseri ili, Orta Anadolu Bölgesinde gelişmiş sanayisi ile önemli bir yöremizdir. Genel Müdürlüğümüzün il ve yakın çevresinde yaptığı çalışmalar sonucunda çok sayıda

Detaylı

BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ

BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ Topraklar zonal, intrazonal ve azonal topraklar olmak üzere üçe ayrılır. 1. Zonal (Yerli) Topraklar iklim ve bitki örtüsüne bağlı olarak oluşan ve bütün katmanların(horizonların)

Detaylı

BURDUR İLİNİN YERALTI KAYNAKLARI

BURDUR İLİNİN YERALTI KAYNAKLARI 902 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNİN YERALTI KAYNAKLARI Mustafa KARAKAŞ * Özet Burdur İli, Batı Toroslarda Isparta Büklümünün batı kanadında yer almaktadır. Bölge, genelde KD-GB doğrultulu tektonik yapılarla

Detaylı

ABANT GÖLÜ CİVARININ TEKTONİK VE YAPISAL JEOLOJİSİNİN HAVA FOTOĞRAFLARI İLE KIYMETLENDİRİLMESİ GİRİŞ

ABANT GÖLÜ CİVARININ TEKTONİK VE YAPISAL JEOLOJİSİNİN HAVA FOTOĞRAFLARI İLE KIYMETLENDİRİLMESİ GİRİŞ ABANT GÖLÜ CİVARININ TEKTONİK VE YAPISAL JEOLOJİSİNİN HAVA FOTOĞRAFLARI İLE KIYMETLENDİRİLMESİ Sunay AKDERE Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Ankara GİRİŞ Hava fotoğraflarından yararlanarak fotojeolojik

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ SAĞPAZARI VE TOYHANE (ÇANKIRI-ÇORUM HAVZASI) ANTİKLİNALLERİNİN PETROL POTANSİYELLERİNİN İNCELENMESİ Doğa KIRMIZILAROĞLU JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ

Detaylı

SENOZOYİK TEKTONİK.

SENOZOYİK TEKTONİK. SENOZOYİK TEKTONİK http://www.cografyamiz.com/900/depremler/ DOĞU AFRİKA RİFTİ Üçlü Sistem Doğu Afrika Rift Sistemi Aden Körfezi Kızıl Deniz Okyanusal kabuğun şekillenmesi Aden Körfezinde yaklaşık olarak

Detaylı

HINIS (ERZURUM GÜNEYDOĞUSU) DOLAYLARININ BAZI STRATİGRAFİK VE TEKTONİK ÖZELLİKLERİ *

HINIS (ERZURUM GÜNEYDOĞUSU) DOLAYLARININ BAZI STRATİGRAFİK VE TEKTONİK ÖZELLİKLERİ * MTA Dergisi, 108, 38-56, 1988 HINIS (ERZURUM GÜNEYDOĞUSU) DOLAYLARININ BAZI STRATİGRAFİK VE TEKTONİK ÖZELLİKLERİ * Ali YILMAZ**; İsmail TERLEMEZ** ve Şükrü UYSAL** ÖZ.- İnceleme alanı, Erzurum'un güneydoğusunda

Detaylı

SEDİMANTER KAYAÇLAR (1) Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I

SEDİMANTER KAYAÇLAR (1) Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I SEDİMANTER KAYAÇLAR (1) Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I KAYAÇ ÇEŞİTLERİ VE OLUŞUMLARI soğuma ergime Mağmatik Kayaç Aşınma ve erosyon ergime Sıcaklık ve basınç sediment

Detaylı

2015 YILI SU SONDAJLARI

2015 YILI SU SONDAJLARI T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Jeoteknik Hizmetler ve Yeraltısuları Dairesi Başkanlığı 2015 YILI SU SONDAJLARI BİRİM FİYAT CETVELİ FORMASYON POZ NO: FORMASYONUN YAPISI 10

Detaylı

Sarıçam (Adana, Güney Türkiye) Jeositi: İdeal Kaliş Profili. Meryem Yeşilot Kaplan, Muhsin Eren, Selahattin Kadir, Selim Kapur

Sarıçam (Adana, Güney Türkiye) Jeositi: İdeal Kaliş Profili. Meryem Yeşilot Kaplan, Muhsin Eren, Selahattin Kadir, Selim Kapur Sarıçam (Adana, Güney Türkiye) Jeositi: İdeal Kaliş Profili Meryem Yeşilot Kaplan, Muhsin Eren, Selahattin Kadir, Selim Kapur Kaliş genel bir terim olup, kurak ve yarı kurak iklimlerde, vadoz zonda (karasal

Detaylı

IV.Ulusal Kırmataş Sempozyumu İnşaat Endüstrisinde Kullanılan Pomza Agregalarının Mineralojik ve Petrografik Özellikleri Mineralogical and Petrographical Properties of Pumice Aggregates for Use in Civil

Detaylı

ANAKAYALARIN TOPRAK VERME ÖZELLĠKLERĠ ve AĞAÇLANDIRMA AÇISINDAN YORUMLANMASI. AGM Etüt ve Proje ġube Müdürlüğü

ANAKAYALARIN TOPRAK VERME ÖZELLĠKLERĠ ve AĞAÇLANDIRMA AÇISINDAN YORUMLANMASI. AGM Etüt ve Proje ġube Müdürlüğü ANAKAYALARIN TOPRAK VERME ÖZELLĠKLERĠ ve AĞAÇLANDIRMA AÇISINDAN YORUMLANMASI AGM Etüt ve Proje ġube Müdürlüğü Anakayalar oluşum şekline göre 3 gurupta toplanır. 1 Püskürük (Volkanik) Anakayalar 2 Tortul

Detaylı

JEO156 JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

JEO156 JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ JEO156 JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ Genel Jeoloji Prof. Dr. Kadir DİRİK Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü 2015 JEOLOJİ (Yunanca Yerbilimi ) Yerküreyi inceleyen bir bilim dalı olup başlıca;

Detaylı

BİGA YARIMADASINDA PELAJİK BiR PALEOSEN İSTİFİ

BİGA YARIMADASINDA PELAJİK BiR PALEOSEN İSTİFİ MTA Dergisi 123 124. 21-26, 2002 BİGA YARIMADASINDA PELAJİK BiR PALEOSEN İSTİFİ M. Burak YIKILMAZ*, Aral I. OKAY 1 ' ve Izver ÖZKAR" ÖZ.- Kuzeybatı Anadolu'da Biga kasabasının batısında, pelajik kireçtaşı,

Detaylı

İnce Burun Fener Fener İnce Burun BATI KARADENİZ BÖLGESİ KIYI GERİSİ DAĞLARI ÇAM DAĞI Batıdan Sakarya Irmağı, doğudan ise Melen Suyu tarafından sınırlanan ÇAM DAĞI, kuzeyde Kocaali; güneyde

Detaylı

TUFA ve TRAVERTEN-III

TUFA ve TRAVERTEN-III TUFA ve TRAVERTEN-III Dr.Esref ATABEY Jeoloji Yüksek Mühendisi TRAVERTEN LİTOFASİYESLERİ Sıcak su travertenlerindeki çökeller farklı fasiyes tiplerinde olabilmektedir. Her traverten çökelinde tüm fasiyesler

Detaylı

Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I

Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I Prof.Dr. Atike NAZİK, Çukurova Üniversitesi J 103 Genel Jeoloji I Mağmatik Kayaç Dokuları Coarse-grained Fine-grained Porphyritic Glassy Vesicular Pyroclastic GRANİT GRANODİYORİT SİYENİT DİYORİT GABRO

Detaylı

GİRİŞ. Faylar ve Kıvrımlar. Volkanlar

GİRİŞ. Faylar ve Kıvrımlar. Volkanlar JEOLOJİK YAPILAR GİRİŞ Dünyamızın üzerinde yaşadığımız kesiminden çekirdeğine kadar olan kısmında çeşitli olaylar cereyan etmektedir. İnsan ömrüne oranla son derece yavaş olan bu hareketlerin çoğu gözle

Detaylı

KÖSBUCAĞI (MERSİN-ERDEMLİ) GÖLETİ SU KAÇAKLARININ İNCELENMESİ * The Investıgatıon Of Seepage In Kösbucağı (Mersin-Erdemli) Dam

KÖSBUCAĞI (MERSİN-ERDEMLİ) GÖLETİ SU KAÇAKLARININ İNCELENMESİ * The Investıgatıon Of Seepage In Kösbucağı (Mersin-Erdemli) Dam KÖSBUCAĞI (MERSİN-ERDEMLİ) GÖLETİ SU KAÇAKLARININ İNCELENMESİ * The Investıgatıon Of Seepage In Kösbucağı (Mersin-Erdemli) Dam Tuğba KARABIYIK Jeoloji Mühendisliği Anabilimdalı Aziz ERTUNÇ Jeoloji Mühendisliği

Detaylı

DÜNYA KÖMÜR YATAKLARI GONDWANA KITASI BİTUMLU KÖMÜR YATAKLARI KUZEY AMERİKA VE AVRUPA TAŞKÖMÜR YATAKLARI

DÜNYA KÖMÜR YATAKLARI GONDWANA KITASI BİTUMLU KÖMÜR YATAKLARI KUZEY AMERİKA VE AVRUPA TAŞKÖMÜR YATAKLARI DÜNYA KÖMÜR YATAKLARI GONDWANA KITASI BİTUMLU KÖMÜR YATAKLARI KUZEY AMERİKA VE AVRUPA TAŞKÖMÜR YATAKLARI GONDWANA KITASI BİTUMLU KÖMÜR YATAKLARI Gondwanaland kömürlerinin çökelimi sırasındaki iklimsel

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ AUZEF

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ AUZEF İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ AUZEF Tüm yayın ve kullanım hakları İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesine aittir. Hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz ya

Detaylı

NOHA İNŞAAT TURİZM MADENCİLİK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KEMALPAŞA (RUHSAT NO 201500198 ve 201500131) SAHALARININ ONİKS REZERV TESPİT RAPORU

NOHA İNŞAAT TURİZM MADENCİLİK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KEMALPAŞA (RUHSAT NO 201500198 ve 201500131) SAHALARININ ONİKS REZERV TESPİT RAPORU NOHA İNŞAAT TURİZM MADENCİLİK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KEMALPAŞA (RUHSAT NO 201500198 ve 201500131) SAHALARININ ONİKS REZERV TESPİT RAPORU Mart 2016 İZMİR NOHA İNŞ. TUR. MADENCİLİK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KEMALPAŞA

Detaylı

ÇAL, BEKİLLİ, SÜLLER (DENİZLİ) VE YAKIN ÇEVRESİNDE ÇEVRESEL SAĞLIK SORUNLARI MEYDANA GETİREN MİNERAL OLUŞUMLARINA İLİŞKİN ÖN İNCELEME

ÇAL, BEKİLLİ, SÜLLER (DENİZLİ) VE YAKIN ÇEVRESİNDE ÇEVRESEL SAĞLIK SORUNLARI MEYDANA GETİREN MİNERAL OLUŞUMLARINA İLİŞKİN ÖN İNCELEME 1 ÇAL, BEKİLLİ, SÜLLER (DENİZLİ) VE YAKIN ÇEVRESİNDE ÇEVRESEL SAĞLIK SORUNLARI MEYDANA GETİREN MİNERAL OLUŞUMLARINA İLİŞKİN ÖN İNCELEME Prof. Dr. Yahya Özpınar, Araş. Gör. Barış Semiz ve Araş. Gör. Fatma

Detaylı

T.C. MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

T.C. MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI T.C. MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA DAYALI ÜRETİM TESİSİ ALANI(ALAKÖPRÜ HİDROELEKTRİK SANTRALİ) 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI PLAN İZAH RAPORU HAZIRLAYAN: MUZAFFER

Detaylı

HEYELAN ETÜT VE ARAZİ GÖZLEM FORMU

HEYELAN ETÜT VE ARAZİ GÖZLEM FORMU HEYELAN ETÜT VE ARAZİ GÖZLEM FORMU İL HEYELAN AKTİVİTE DURUMU Olmuş Muhtemel Her ikisi FORMU DÜZENLEYENİN İLÇE AFETİN TARİHİ ADI SOYADI BELDE ETÜT TARİHİ TARİH KÖY GENEL HANE/NÜFUS İMZA MAH./MEZRA/MEVKİİ

Detaylı

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi KİMLİK KARTI Başkent: Roma Yüz Ölçümü: 301.225 km 2 Nüfusu: 60.300.000 (2010) Resmi Dili: İtalyanca Dini: Hristiyanlık Kişi Başına Düşen Milli Gelir: 29.500 $ Şehir Nüfus Oranı: %79 Ekonomik Faal Nüfus

Detaylı

AFYON KUZEYİNİN JEOLOJİSİ VE MERMER POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI

AFYON KUZEYİNİN JEOLOJİSİ VE MERMER POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI AFYON KUZEYİNİN JEOLOJİSİ VE MERMER POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI Yaşar KİBÎCÎ 1, Ahmet YILDIZ 2, Metin BAĞCI 3 'Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon MYO Müdürü AFYON 2 Afyon Kocatepe Üniversitesi Teknik Eğitim

Detaylı

JEOLOJİ MÜHENDİSİ A- GÖREVLER

JEOLOJİ MÜHENDİSİ A- GÖREVLER TANIM Yerkürenin başlangıcından bugüne kadar geçirdiği yapısal değişmeleri, yerkabuğunun yüzeyinin ve altının bugünkü durumunu inceleyen, yerleşim alanları ve her türlü mühendislik yapılarının yer seçimi

Detaylı

Akıntı Yönünde süreç geçişi (f (gs) = 1) Drenaj alanı m^2

Akıntı Yönünde süreç geçişi (f (gs) = 1) Drenaj alanı m^2 Kanal Gradyanı (m/m) Akıntı Yönünde süreç geçişi (f (gs) = 1) Ayrılma Sınırlı Rasgele değişken Ayrılma Sınırlı Denge Eğimi Taşınma Sınırlı Taşınma Sınırlı Denge Eğimi Drenaj alanı m^2 Gradyan Karışık temel

Detaylı

Yapısal jeoloji. 3. Bölüm: Normal faylar ve genişlemeli tektonik. Güz 2005

Yapısal jeoloji. 3. Bölüm: Normal faylar ve genişlemeli tektonik. Güz 2005 MIT Açık Ders Malzemeleri http://ocw.mit.edu 12.113 Yapısal jeoloji 3. Bölüm: Normal faylar ve genişlemeli tektonik Güz 2005 Bu materyallerden alıntı yapmak veya Kullanım Şartları hakkında bilgi almak

Detaylı

Potansiyel. Alan Verileri ile. Maden aramacılığı; bölgesel ön arama ile başlayan, Metalik Maden Arama. Makale www.madencilik-turkiye.

Potansiyel. Alan Verileri ile. Maden aramacılığı; bölgesel ön arama ile başlayan, Metalik Maden Arama. Makale www.madencilik-turkiye. Makale www.madencilik-turkiye.com Seyfullah Tufan Adil Özdemir Mühendislik ve Sondaj Jeofizik Yüksek Mühendisi [email protected] Adil Özdemir Adil Özdemir Mühendislik ve Sondaj Jeoloji Yüksek Mühendisi

Detaylı

MAGMATİK KAYAÇLAR DERİNLİK (PLUTONİK) KAYAÇLAR

MAGMATİK KAYAÇLAR DERİNLİK (PLUTONİK) KAYAÇLAR DERİNLİK (PLUTONİK) KAYAÇLAR Tam kristalli, taneli ve yalnızca kristallerden oluşmuştur Yalnızca kristallerden oluştuklarından oldukça sağlam ve dayanıklıdırlar Yerkabuğunda değişik şekillerde Kütle halinde

Detaylı

MALI BOĞAZI (KALECİK-ÇANDIR) BÖLGESİNDE BAZI PİROKLASTİK OLUŞUMLARDAKİ PALAGONİTLEŞME

MALI BOĞAZI (KALECİK-ÇANDIR) BÖLGESİNDE BAZI PİROKLASTİK OLUŞUMLARDAKİ PALAGONİTLEŞME MALI BOĞAZI (KALECİK-ÇANDIR) BÖLGESİNDE BAZI PİROKLASTİK OLUŞUMLARDAKİ PALAGONİTLEŞME Şuayip ÜŞENMEZ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi, Jeoloji Bölümü ÖZET. İnceleme sahası, Ankara bölgesinin kuzeyinde

Detaylı

ŞEBİNKARAHİSAR-ALU CRA ÇEVRESİNDE VOLKANİK ŞEKİLLER

ŞEBİNKARAHİSAR-ALU CRA ÇEVRESİNDE VOLKANİK ŞEKİLLER ŞEBİNKARAHİSAR-ALU CRA ÇEVRESİNDE VOLKANİK ŞEKİLLER Y. Doç. Dr. Gürcan GÜRGEN* Türkiye doğal çevre koşullan bakımından büyük bir çeşitlilik göstermektedir, iklim koşullanndan, bitki örtüsüne, toprak varlığından,

Detaylı

TOPRAK ANA MADDESİ KAYAÇLAR. Oluşumlarına göre üç gruba ayrılırlar 1. Tortul Kayaçlar 2.Magmatik Kayaçlar 3.Metamorfik (başkalaşım) Kayaçlar

TOPRAK ANA MADDESİ KAYAÇLAR. Oluşumlarına göre üç gruba ayrılırlar 1. Tortul Kayaçlar 2.Magmatik Kayaçlar 3.Metamorfik (başkalaşım) Kayaçlar TOPRAK ANA MADDESİ KAYAÇLAR Oluşumlarına göre üç gruba ayrılırlar 1. Tortul Kayaçlar 2.Magmatik Kayaçlar 3.Metamorfik (başkalaşım) Kayaçlar 1. Magmatik Kayaçlar Magmanın arz kabuğunun çeşitli derinliklerinde

Detaylı

Kapaklıkuyu, Zopzop ve Sarıçiçek Yaylası Özdirenç-Yapay Uçlaşma Etüdü Raporu

Kapaklıkuyu, Zopzop ve Sarıçiçek Yaylası Özdirenç-Yapay Uçlaşma Etüdü Raporu Çifteharman, Karakuyu, h. Kapaklıkuyu, Zopzop ve Sarıçiçek Yaylası Özdirenç-Yapay Uçlaşma Etüdü Raporu Bu raporda Nevma Madencilik San. Tic. Ltd. Şti. ye ait Kömür Sahalarında, Haziran Ağustos 2011 tarihlerinde

Detaylı

HİSARCIK (EMET- KÜTAHYA) GÜNEYİ NEOJEN STRATİGRAFİSİ. Neogene Stratigraphy Of The Southern Hisarcık (Emet-Kütahya)

HİSARCIK (EMET- KÜTAHYA) GÜNEYİ NEOJEN STRATİGRAFİSİ. Neogene Stratigraphy Of The Southern Hisarcık (Emet-Kütahya) HİSARCIK (EMET- KÜTAHYA) GÜNEYİ NEOJEN STRATİGRAFİSİ Neogene Stratigraphy Of The Southern Hisarcık (Emet-Kütahya) Hakan ÜSTÜN Jeoloji Müh. Anabilim Dalı Cengiz YETİŞ Jeoloji Müh. Anabilim Dalı ÖZET Çalışma

Detaylı

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ EĞİTİM KURUMLARI ANADOLU LİSESİ 10. SINIFLAR COĞRAFYA İZLEME SINAVI

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ EĞİTİM KURUMLARI ANADOLU LİSESİ 10. SINIFLAR COĞRAFYA İZLEME SINAVI 1. 2. Kalker gibi tortul kayaçların metamorfik kayaçlarına dönüşmesinde etkili olan faktörler aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir (5 puan)? A. Soğuma - Buzullaşma B. Ayrışma - Erime C. Sıcaklık - Basınç

Detaylı

ACIGÖL GRABEN HAVZASI VE DOLGUSUNUN FASİYES ÖZELLİKLERİ

ACIGÖL GRABEN HAVZASI VE DOLGUSUNUN FASİYES ÖZELLİKLERİ NEOJEN HAVZALARI ACIGÖL GRABEN HAVZASI VE DOLGUSUNUN FASİYES ÖZELLİKLERİ Türkiye Jeolojisi Dersi A.Ü. Müh. Fak. Jeoloji Mühendisliği Bölümü 06100 Tandoğan / Ankara HAVZA NEDİR? NASIL OLUŞMUŞTUR? - Çevresine

Detaylı

BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI

BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI BÖLÜM BEŞ LEVHA SINIRLARI 5.1 YERKABUĞU ÜZERİNDEKİ LEVHA SINIRLARI Levha tektoniğine göre dünyayı saran yerkabuğu üzerinde 8 büyük (Avrasya, Afrika, Pasifik, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Antartika, Avustralya)

Detaylı

TÜRKİYE NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ YERİ

TÜRKİYE NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ YERİ İ İ İ İ Ğ TÜRKİYE NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ YERİ TÜRKİYE VE YAKIN ÇEVRESİ NEOTEKTONİK HARİTASI TÜRKİYE VE ÇEVRESİ LEVHA HARİTASI TÜRKİYE VE ÇEVRESİ LEVHA HARİTASI-2 TÜRKİYE PALEOZOİK ARAZİLER HARİTASI TÜRKİYE

Detaylı

FAALİYETTE BULUNDUĞU İŞLETMELER

FAALİYETTE BULUNDUĞU İŞLETMELER FAALİYETTE BULUNDUĞU İŞLETMELER - GÜMÜŞHANE HAZİNE MAĞARA ÇİNKO, KURŞU, BAKIR YERALTI İŞLETMESİ - GÜMÜŞHANE ÇİNKO, KURŞUN, BAKIR FLOTASYON TESİS İŞLETMESİ - NİĞDE BOLKARDAĞ MADENKÖY ALTIN, GÜMÜŞ, KURŞUN,

Detaylı

KAFZ genellikle geniş, çok sayıda bazen paralel bazen de saç örgüsü şeklindeki kollardan oluşan bir sağ yönlü doğrultu atımlı faydır.

KAFZ genellikle geniş, çok sayıda bazen paralel bazen de saç örgüsü şeklindeki kollardan oluşan bir sağ yönlü doğrultu atımlı faydır. KAFZ genellikle geniş, çok sayıda bazen paralel bazen de saç örgüsü şeklindeki kollardan oluşan bir sağ yönlü doğrultu atımlı faydır. Canıtez in (1962) sismik ve gravite çalışmaları fay zonunun altındaki

Detaylı

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MANİSA SOMA EYNEZ KÖMÜR İŞLETMESİ SAHASI JEOFİZİK JEOELEKTRİK ETÜT RAPORU Altan M.İÇERLER Jeofizik Yük. Müh. JEOFİZİK ETÜTLERİ DAİRESİ MART 2009-ANKARA İÇİNDEKİLER

Detaylı

MENDERES GRABENİNDE JEOFİZİK REZİSTİVİTE YÖNTEMİYLE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI

MENDERES GRABENİNDE JEOFİZİK REZİSTİVİTE YÖNTEMİYLE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI MENDERES GRABENİNDE JEOFİZİK REZİSTİVİTE YÖNTEMİYLE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI Altan İÇERLER 1, Remzi BİLGİN 1, Belgin ÇİRKİN 1, Hamza KARAMAN 1, Alper KIYAK 1, Çetin KARAHAN 2 1 MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ Hüseyin KAYGISIZ KAYSERİ YÖRESİNDEKİ YAPITAŞLARININ FİZİKO-MEKANİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ MADEN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI ADANA, 2010

Detaylı

KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR

KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR KAYAÇLARDA GÖRÜLEN YAPILAR Kayaçların belirli bir yapısı vardır. Bu yapı kayaç oluşurken ve kayaç oluştuktan sonra kazanılmış olabilir. Kayaçların oluşum sırasında ve oluşum koşullarına bağlı olarak kazandıkları

Detaylı

1. Yer kabuðunun yapý gereði olan bir veya birkaç mineralden oluþan kütlelere ne ad verilir?

1. Yer kabuðunun yapý gereði olan bir veya birkaç mineralden oluþan kütlelere ne ad verilir? Soru - Yanýt 15 1. Yer kabuðunun yapý gereði olan bir veya birkaç mineralden oluþan kütlelere ne ad verilir? Yanýt: Yer kabuðunun yapý gereði olan bir veya birkaç mineralden oluþan kütlelere kayaç denir.

Detaylı

MUCUR (KIRŞEHİR) YÖRESİ KİREÇTAŞI MERMERLERİ VE TRAVERTENLERİNİN FİZİKO-MEKANİK ÖZELLİKLERİ

MUCUR (KIRŞEHİR) YÖRESİ KİREÇTAŞI MERMERLERİ VE TRAVERTENLERİNİN FİZİKO-MEKANİK ÖZELLİKLERİ TÜRKİYEIV. MERMER SEMPOZYUMU (MERSEM'2003) BİLDİRİLER KİTABI 1819 Aralık 2003 MUCUR (KIRŞEHİR) YÖRESİ KİREÇTAŞI MERMERLERİ VE TRAVERTENLERİNİN FİZİKOMEKANİK ÖZELLİKLERİ Mehmet ÇAVUMİRZA*. Özen KILIÇ**,

Detaylı

COĞRAFYA DERGİSİ Sayı 12, Sayfa 1-11, İstanbul, 2004 Basılı Nüsha ISSN No: 1302-7212 Elektronik Nüsha ISSN No: 1305-2128

COĞRAFYA DERGİSİ Sayı 12, Sayfa 1-11, İstanbul, 2004 Basılı Nüsha ISSN No: 1302-7212 Elektronik Nüsha ISSN No: 1305-2128 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü COĞRAFYA DERGİSİ Sayı 12, Sayfa 1-11, İstanbul, 2004 Basılı Nüsha ISSN No: 1302-7212 Elektronik Nüsha ISSN No: 1305-2128 HEYELAN SETİ GÖLLERİNE

Detaylı

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU AR TARIM SÜT ÜRÜNLERİ İNŞAAT TURİZM ENERJİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇESİ SÜLEYMANİYE KÖYÜ TEPELER MEVKİİ Pafta No : ÇANAKKALE

Detaylı

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE.

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 10 ŞUBAT 2015 GÖZLÜCE-YAYLADAĞI (HATAY) DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 10 Şubat 2015 tarihinde Gözlüce-Yayladağı nda (Hatay) yerel saat ile 06:01 de

Detaylı

Acar Formasyonunun (Alaplı-Zonguldak) Jeoteknik Özellikleri

Acar Formasyonunun (Alaplı-Zonguldak) Jeoteknik Özellikleri Karaelmas Fen ve Mühendislik Dergisi / Karaelmas Science and Engineering Journal 2 (2), 39-46, 2012 Karaelmas Science and Engineering Journal Journal home page: http://fbd.karaelmas.edu.tr Araştırma Makalesi

Detaylı

1.Bölüm: Kayaçlar vetopoğrafya

1.Bölüm: Kayaçlar vetopoğrafya 1.Bölüm: Kayaçlar vetopoğrafya KAYAÇ (TAŞ) :Bir ya da birden fazla. doğal olarak birleşmesiyle oluşan katılardır. PAna kaynakları..' dır, P ana malzemesini oluştururlar, PYer şekillerinin oluşum ve gelişimlerinde

Detaylı

TOPRAK ANA MADDESİ Top T rak Bilgisi Ders Bilgisi i Peyzaj Mimarlığı aj Prof. Dr Prof.. Dr Günay Erpul kar.edu.

TOPRAK ANA MADDESİ Top T rak Bilgisi Ders Bilgisi i Peyzaj Mimarlığı aj Prof. Dr Prof.. Dr Günay Erpul kar.edu. TOPRAK ANA MADDESİ Toprak Bilgisi Dersi 2011 2012 Peyzaj Mimarlığı Prof. Dr. Günay Erpul [email protected] Toprak Ana Maddesi Topraklar, arz kabuğunu oluşturan kayalar, mineraller ve organik maddelerin

Detaylı

3. 3. SENOZOYİK (65. 5 my - Günümüz) (Cenozoic = yakın yaşam) 2004 kadar kullanılagelen Jeolojik Zaman Çizelgesi nde Senozoyik zamanı iki devire ayrılmaktaydı: Tersiyer ve Kuvaterner. Bazı alanlarda ise

Detaylı

XIII- SONUÇ ve ÖNERİLER

XIII- SONUÇ ve ÖNERİLER XIII- SONUÇ ve ÖNERİLER 1- Bu çalışma Edirne İli, Keşan İlçesine bağlı Erikli Beldesinde G16-c-15-d-1-d nolu 1/1000 ölçekli hali hazır paftasında sınırları belirtilen tapuda 12 Pafta, 1041 Parsel olarak

Detaylı

KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ

KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ Okulumuz Gezi İnceleme ve Tanıtma Kulübümüz 17-18 Ocak 2015 tarihinde bir gece konaklamalı KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA gezisi gerçekleştirdi.. 17 Ocak 2015 Cumartesi sabahı

Detaylı

Doç. Dr. Cengiz ÇETİN, BEK166 Taş Malzeme Bilgisi ve Bozulmalar Ders Notu DERS 2 1.1. KAYAÇ TÜR VE TEMEL ÖZELLİKLERİ

Doç. Dr. Cengiz ÇETİN, BEK166 Taş Malzeme Bilgisi ve Bozulmalar Ders Notu DERS 2 1.1. KAYAÇ TÜR VE TEMEL ÖZELLİKLERİ DERS 2 1.1. KAYAÇ TÜR VE TEMEL ÖZELLİKLERİ 1.1. 1. MAGMATİK (VOLKANİK) KAYAÇLAR Magma, çeşitli madde ve minerallerin dünyanın manto, özellikle astenosferde yüksek sıcaklık ve basınç altında ergimesi ve

Detaylı

Kula Gezisi. Mehmet Keskin. İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü Avcılar / İstanbul

Kula Gezisi. Mehmet Keskin. İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü Avcılar / İstanbul Kula Gezisi Mehmet Keskin İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü Avcılar / İstanbul Kula nın kuş bakışı oblik görünümü. Son evreye ait 10 30 bin yıl yaşlı bazaltik lav

Detaylı

Göncüoğlu, M.C., 1983, Bitlis Metamorfitlerinde yani yaş bulguları: MTA Dergisi, 95/96,

Göncüoğlu, M.C., 1983, Bitlis Metamorfitlerinde yani yaş bulguları: MTA Dergisi, 95/96, Göncüoğlu, M.C., 1983, Bitlis Metamorfitlerinde yani yaş bulguları: MTA Dergisi, 95/96, 44-48. BİTLİS METAMORFİTLERİNDE YENİ YAŞ BULGULARI M. Cemal GÖNCÜOĞLU* ve Necati TURHAN* ÖZ. Henüz yürütülen çalışmaların

Detaylı

BULDAN YÖRESİ METAMORFİK KAYAÇLARININ JEOLOJİK, PETROGRAFİK VE TEKTONİK AÇIDAN İNCELENMESİ

BULDAN YÖRESİ METAMORFİK KAYAÇLARININ JEOLOJİK, PETROGRAFİK VE TEKTONİK AÇIDAN İNCELENMESİ BULDAN YÖRESİ METAMORFİK KAYAÇLARININ JEOLOJİK, PETROGRAFİK VE TEKTONİK AÇIDAN İNCELENMESİ Araş. Gör. Fatma GÖKGÖZ, Yard. Doç. Dr. Halis MANAV, Prof. Dr. Yahya ÖZPINAR Pamukkale Üniversitesi, Mühendislik

Detaylı