Ulusal Vasküler Cerrahi Derne i
|
|
|
- Bulut Akdarı
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Cilt/Volume: 14 Say /Number: 3 Eylül/September: 2005 Ulusal Vasküler Cerrahi Derne i ISSN:
2 CMYK Editör/Editor Bülent Kaya, Ankara Yard mc Editörler/Associate Editors Cüneyt Köksoy, Ankara A. Tulga Ulus, Ankara Geçmifl Dönem Editör/Former Editörs Metin Özgür Murat Kayabal Damar Cerrahi Dergisi Ulusal Vasküler Cerrahi Derne inin yay n organ d r. Yaz flma adresi: Damar Cerrahi Dergisi Gölgeli Sokak 27/13 Gaziosmanpafla, Ankara Tl: (312) Fax: (312) e-posta:[email protected]
3 CMYK DANIfiMANLAR KURULU Bülent Acunas, stanbul skender Alaçay r, Ankara Recep Aslan, Eskiflehir Selçuk Bakt ro lu, stanbul Bektafl Battalo lu, Malatya Murat Bayaz t, Ankara U ur Bengisun, Ankara Fuat Bilgen, stanbul Kürflat Bozkurt, stanbul Erkmen Böke, Ankara Münacettin Ceviz, Erzurum Mete Cengiz, Bursa Ömer Çak r, Diyarbak r Ahmet Çekirdekçi, Afyon Enver Day o lu, stanbul Abit Demircan, Antalya Ufuk Demirk l ç, Ankara fiükrü Dilege, stanbul Murat Dikmengil, Kocaeli Kas m Do an, Sivas R za Do an, Ankara sa Durmaz, zmir Atilla H. Elhan, Ankara Serdar Ener, Bursa Fatih Ata Genç, stanbul A. Rag p Hamulu, zmir Ömer Ifl k, stanbul Murat Kayabal, stanbul Tahsin Keçeligil, Samsun Hikmet Koçak, Erzurum Ferflat Kolbak r, Samsun Tu rul Kural, Eskiflehir Mehmet Kurto lu, stanbul Ahmet Memifl, zmir Öztekin Oto, zmir zzet Rozanes, stanbul Umman Sanl direk, Ankara Acar Tokcan, Adana Hasan Tüzün, stanbul Altan Tüzüner, Ankara Tümer Ulus, Adana Haflim Üstünsoy, Gaziantep Cevat Yakut, Ankara Mustafa Zengin, stanbul
4 DAMAR CERRAH DERG S YAYIN KURALLARI D amar Cerrahi Dergisi Ulusal Vasküler Cerrahi Derne i nin süreli yay n olarak, arteryel, venöz ve lenfatik sistem hastal klar ve tedavi yöntemleri konusunda araflt rma ve klinik uygulama sonuçlar baflta olmak üzere derlemeleri, mezuniyet öncesi ve sonrasi e itim konular n, olgu sunumlar n, bilimsel toplant özetlerini, okuyucu mektuplar n, devlet kurumlar n n hekimlerle ilgili damar cerrahisi konular ndaki düflünülen, uygulanan ve de iflen iliflkileri ile Türk ve Avrupa Damar Cerrahi Derneklerinin çal flma ve geliflmelerini yay nlar. Yaz lar n dergide yay nlanmak üzere kabul edilmesi için; makalelerin önemli, orjinal ve kaliteli olmas ön kofluldur. Damar Cerrahi Dergisi dört ayda bir yay nlan r ve her üç say bir cilttir. Dergiyi Editörler Kurulu yönetir. Gönderilen yaz lar Yay n Kurulu na inceletilerek yay nlan r. Tüm yaz lar, editör baflta olmak üzere, en az üç dan flman-hakem taraf ndan incelenir. Daha önce baflka bir dergiye yollanan yaz lar n hakem raporlar n n da birlikte yollanmas al nacak kararlar n h zlanmas na yard mc olacakt r. Deneysel, klinik ve ilaç araflt rmalar için ilgili uluslararas anlaflmalara uygun etik komisyon raporu gerekmektedir. Yaz lardaki düflünce ve öneriler tümüyle yazarlar n sorumlulu unda olup, editör ve yard mc lar n kanaatlar n yans tmaz. Yay na kabul edilen yaz lar için birinci yazar, metinde temel de ifliklik yapmamak kayd ile düzeltmelerin editörlerce yap lmas n kabul etmifl say l r. Araflt rmalara k smi de olsa nakdi ya da ayni yard mlar n hangi kurum, kurulufl, ilaç- gereç firmalar nca yap ld dip not olarak bildirilmelidir. Yaz lar baflka yerde yay nlanmam fl olmal d r. Tüm otörler bilimsel katk ve sorumluluklar n bildiren toplu imza ile yay na kat lmal d rlar. Derginin yay n dili Türkçe dir. Türkçe yaz larda tam çevrilemeyen kelimeler metinde t rnak içinde gösterilmelidir. Türk dilini iyi kullanmak çok önemlidir. Türk Dil Kurumunun Türkçe sözlü ü ve yaz m k lavuzu yaz da temel al nmal d r. Genel Yay n Kurallar Yaz lar 12 punto olarak, yaz c ile standart A4 ka d n bir yüzüne, kenarlardan en az 3 cm boflluk b rakarak çift aral kl yaz lmal d r. Sunufl yaz s hariç tüm yaz lar n sa üst köflesinde sayfa numaralar bulunmal d r Dergiye gönderilecek her yaz 3 nüsha haz rlanmal ve 3.5 disket veya bir CD ile birlikte flu aderse gönderilmelidir: Dr. Bülent Kaya, Damar Cerrahi Dergisi Editörü, Gölgeli Sokak 27/13 Gaziosmanpafla, Ankara. ARAfiTIRMA YAZILARI Araflt rma yaz lar, inceleme ve klinik uygulamaya yönelik tam metin yaz lar A4 ka d na yaz lm fl 16 sayfadan fazla olmamal d r. Araflt rma Yaz lar nda flu bölümler bulunmal d r: Bafll k sayfas : Çal flman n ismi k sa ve amaca uygun olmal ve yazar isimleri aç k yaz lmal d r. Yazarlar n ilgili olduklar kurum, bölüm ve flehir s ra ile bildirilir. Farkl merkezlerin kat l m ile haz rlanan çal flmalarda yazarlar n yerleri sembollerle aç klan r. Bu sayfan n alt na yaz flmaya yetkili, düzeltmeleri yapacak yazar n aç k ad, posta ve adresi, telefon ve fax numaralar yaz l r. Ayr ca çal flma bilimsel toplant da önceden bildirilen koflullarda tebli edildi ya da özeti yay nland ise aç klama yap l r. Çal flman n yap ld kurum sadece bafll kta belirtilmelidir. Özet sayfas : Özetler 200 kelimeden az, 150 kelimeden fazla olmamal d r. Özet k sm amaç, yöntem, bulgular ve sonuç alt bafll klar ndan oluflmal d r. Bu özetle birlikte terim ve akronimlerin aç klamas yap lmal d r. EKG, PTA gibi bilinen k saltmalar n aç klanmas na gerek yoktur. Toplam özel k saltma say s 10 u geçmemelidir. Ayr bir sayfada Türkçe olana özetle ayn formatta ngilizce özet ve anahtar kelimeler yer almal d r. Türkçe ve ngilizce anahtar kelimeler 5 i geçmemeli ve Index Medicus kurallar na uygun olarak verilmelidir. Metin sayfalar : Girifl, Yöntemler, Bulgular ve Tart flma k s mlar n içermelidir. Girifl bölümünde özet olarak konu hakk nda genel bilgiler ve amaç, kaynak gösterilerek belirtilmelidir. Klinik çal flmalarda Hastalar ve Yöntem, laboratuvar çal flmalar ve hayvan deneylerinde Gereçler ve Yöntem bafll kullan lmal d r. Sonuçlar bölümünde veriler say sal de er olarak belirtilmeli, görsel a rl kl tablolar, flekiller ve grafikler ile zenginlefltirilmelidir. Tart flma bölümünde sonuçlar yorumlanmal ve mümkün oldu u kadar güncel kaynaklar kullan larak genel bir de erlendirme yap lmal d r. Tart flma bölümü tüm makalenin yar s n geçmemelidir. K saltmalar uluslararas kabul edilen flekillerde
5 olmal, metinde ilk geçtikleri yerlerde aç k olarak yaz lmal ve k salt lm fl flekil parantez içinde gösterilmelidir. Tablolar tablo bafll klar ile birlikte yaz sonunda ayr sayfalara dizenlenmeli ve tablo ile ilgili aç klamalar tablonun alt nda dip not olarak belirtilmeli, tablo bafll g nda aç klama yap lmamal d r. En sona teflekkür yaz lacak ise, bilimsel katk d fl nda araflt rman n yürütülmesine önemli katk da bulunanlarla, yaz n n son fleklinin verilmesine yard m edenler yaz l r. Kaynaklar: Kaynaklar yaz sonunda ayr bir sayfada, metin içinde geçifl s ras na göre düzenlenmelidir. Kaynak numaralar metin içinde geçifl s ras na göre üst karakter (superscript) olarak gösterilmelidir. Dergi isimleri Index Medicus stiline uygun olacak flekilde k salt lmal d r. Kabul edilmifl, fakat henüz yay nlanmam fl olan makaleler Bask da ibaresi ile kaynak gösterilebilir. Bas lmam fl veriler veya kiflisel görüflmeler kaynak gösterilemez, ancak metin içinde parantez içinde belirtilebilir. Dörtten fazla yazarl yay nlarda, önce ilk 3 yazar n soyadlar, isimlerinin ilk harfi ve sonra yabanc yay nlarda et al., yerli yay nlarda ve ark. yaz lmal d r. Yazar say s 4 ve daha az olmas durumunda bütün yazar isimleri yaz lmal d r. Kaynaklar n yaz l m afla daki örneklere uygun olarak düzenlenmelidir: Dergi makaleleri: Pappas PJ, Haser PB, Teehan EP, et al. Outcome of complex venous reconstructions in patients with trauma. J Vasc Surg 1997;25: Kitaplar: Kitap bölümleri: Kaynaklar flu s ray takip etmelidir: lk üç otörün ismi, bölüm bafll, editörler, kitap bafll, varsa volüm ve bask say s, flehir, yay nevi ve ilgili sahifeler Corson JD, Westmoreland P, Hoballah JJ. Vascular trauma. In: Surgery, Corson JD, Williamson AD. (eds). London, Mosby Inc., 2001: Kongre bildirileri: ki y ldan eski abstrakt lar kaynakçaya al nmaz. Al nanlar parantezde (abstr.) fleklinde verilir. Ayhan A, Yasui W, Yokozaki H, Tahara E. Gastrointestinal karsinomlarda bcl-2 ekspresyonu ve gen degisiklikleri. Xii. Ulusal Kanser Kongresi, Antalya, Nisan 23-26, 1997: P307. fiekiller, Tablolar ve Resimler: fiekiller metinde geçifl s ras na göre numaralanmal, arkas na numaras adi silinebilecek flekilde kurflun kalemle yaz lmal ve üst kenari ok ile iflaret edilmelidir. fiekil arkalar na kimlik bilgileri yaz lmamal d r. Fotograf, flekil ve grafikler küçültülerek bas laca ndan net, seçilebilir, okunak olmal ve bas m tekni ine uygun bir flekilde haz rlanmal d r. Fotograflar, mümkünse siyah-beyaz, parlak ka da bas lm fl olmal, ayr bir zarf içinde 3 adet gönderilmeli, i ne, z mba veya yap flt r c kullan lmamal d r. Çizimler mümkün oldu unca orjinal olmal e er bir kaynaktan flekil kullan lm fl ise mutlak izin al nd belgelenmelidir. Bilgisayar ç kt lar için laser yaz c kullan lmal, grafikler iki boyutlu olmal, iyi kontrast verilebilmesi için gri tonlardan kaç narak siyah-beyaz renkler kullan lmal d r. Bilinden standart bilgisayar programlar nda haz rlanm fl flekiller, görüntüler ve çizimler bas m aflamas nda metinle beraber veya ayr bir CD veya diskette gönderilebilir. fiekil alt yaz lar metine baflvurmaya gerek kalmaks z n anlafl labilecek aç kl kta haz rlanmal ve çift aral kl olarak ayr bir sayfaya yaz lmal d r. Yazarlar n gönderilen bütün materyallerden en az birer adet kendilerine saklamalar önerilir. ÖZEL BÖLÜMLER Olgu sunumlar Otörlerce de çok nadir görülen, tan da ve tedavide güçlük gösteren ya da uygulamada ço unlukla gözümüzden kaçt ortaya ç kar lan, çok ilgi çekici ve ö retici sunular yay nlanabilir. Bafll k, girifl k sm ve sunu ile birlikte tart flmay içerir. 8 A4 sayfas n geçmeyecek sekilde hazirlanmalidir. Olgu sunumlarinda özet, giris, olgu sunumu ve tartisma bölümleri bulunmalidir. Özetler kelime arasinda olmalidir. Derleme yaz lar Dergi editörler kurulu taraf ndan ilgili alanlardaki uzmanlar davet edilerek üzerinde güncel ve e itsel konularda yaz lan ve yay m n n okuyucuya faydal olaca düflünülen yaz lard r. Yaz lar 12 dergi sayfas n geçmemelidir. Derleme yazilarda kelimelik bir özet ve konunun daha anlasilir olmasini saglayacak alt basliklar kullanilmalidir. Kaynak say s 50 ile s n rl d r. Derleme yazilarin Türkçe olmasi tercih edilir. Yazar say s en fazla üç olmal d r. Editöryel Tart flma: Dergide ç kan bir araflt rman n hakemler d fl nda o konunun otörü taraf ndan k saca de erlendirilmesi amac güder. Sonunda klinik anlam ve k sa özet bulunur. Editöre mektuplar Yay nlanan bir yaz n n önemini, gözden kaçan bir yap s n ya da noksan n tart fl r. Beflten fazla kaynak gösterilmez. Bafll k ve bölümleri yoktur. En fazla 500 kelimeden oluflturulur. Sonunda otörün ad ve tam adresi bulunur. Mektuplara cevap de erlendirmesini orjinal yaz n n yazar ve do rudan editör kararlaflt r r. E itim: Son y llarda damar cerrahisi alan nda araflt rma sonuçlar ile kesinleflen, akademik düzeydeki e itimde yerini alan ve klinik uygulamada yer bulan bilgiler ayr nt lar ile sunulacakt r. Diger konular için Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals (Ann intern Med 1997; 126: 26-47) isimli yaz incelenebilir.
6 DAMAR CERRAH S DERG S TURKISH JOURNAL OF VASCULAR SURGERY Cilt / Volume 14 Say / Number 3 Ç NDEK LER / CONTENTS KL N K VE DENEYSEL ARAfiTIRMALAR CLINICAL AND EXPERIMENTAL RESEARCH STUDIES leri yafl hastalarda elektif infrarenal aort anevrizmas cerrahisi SURGERY FOR ELECTIVE INFRARENAL AORTIC ANEURYSM IN ELDERLY H.Zafer fican, Levent MAV O LU, Garip ALTINTAfi, Soner YAVAfi, Sabit KOCABEYO LU, Kamil GÖL, Murat BAYAZIT Torakoabdominal aort anevrizmas operasyonlar : erken dönem sonuçlar THORACOABDOMINAL AORTIC ANEURYSM SURGERY: EARLY RESULTS Onur SOKULLU, Soner SAN O LU, M.Sinan KUT, Yavuz ENÇ, Ali TABAKAN,.Oral HASTAO LU, Fuat B LGEN skemik preconditioning yönteminin aortik kros klemp sonras ortaya ç kan organ hasarlar n önlemedeki rolü THE ROLE OF ISCHEMIC PRECONDITIONING ON REDUCING ORGAN INJURY DUE TO TRANSIENT ABDOMINAL AORTIC OCCLUSION Öcal BERKAN, Esin YILDIZ, Gökhan GÖKÇE, Ayhan KOYUNCU, Semih AYAN, Gökhan KÖYLÜO LU, lhan GÜNAY, Kas m DO AN Ciddi periferik arter hastal nda intravenöz iloprost tedavisi sonuçlar INTRAVENOUS ILOPROST TREATMENT FOR THE PERIPHERAL ARTERIAL OCCLUSIVE DISEASE Özalp KARABAY, Erdem S L STREL, Cenk ERDAL, Hakan ÖNOL, brahim ALGIN, Mehmet GÜZELO LU, smail YÜREKL, Göksel KILCI, Ünal AÇIKEL Bovine heterogreft kullan larak hemodiyaliz amaçl arteriovenöz fistül oluflturulmas : erken dönem sonuçlar m z THE CREATION OF ARTERIOVENOUS FISTULA FOR HEMODIALYSIS BY THE USE OF BOVINE HETEROGRAFT : EARLY RESULTS Alptekin YASIM Ayn seansta koroner revaskülarizasyon ve karotis endarterektomi uygulamalar m z CONCOMITANT SURGERY FOR CORONARY REVASCULARIZATION AND CAROTID ENDARTERECTOMY: MANAGEMENT AND RESULTS Haluk AKBAfi, Emre ÖZKER, Muhip KANKO, fiadan YAVUZ, Ersan ÖZBUDAK, Ali ÖZERDEM, Turan BERKI OLGU SUNUMLARI / CASE REPORTS Damar içinde kalan katetere ba li infekte femoral arter yalanc anevrizmas AN INFECTED FALSE FEMORAL ARTERY ANEURYSM CAUSED BY RETAINED CATHETER Erkan KURALAY, Celalettin GÜNAY, Bilgehan Savafl ÖZ, Nezihi KÜÇÜKARSLAN, Harun TATAR Sol akci er alt lobu içine rüptüre desendan torasik aort anevrizmas : olgu sunumu A DESCENDING THORACIC AORTIC ANEURYSM RUPTURED INTO THE LEFT LOWER PULMONARY LOBE: A CASE REPORT Özalp KARABAY, Mehmet GÜZELO LU, smail YÜREKLI, Ayd n fianli, Ahmet ÖNEN, Cenk ERDAL, Erdem SILISTRELI, Eyüp Sabri UÇAN, Ünal AÇIKEL
7 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 1-7 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar LER YAfi HASTALARDA ELEKT F NFRARENAL AORT ANEVR ZMASI CERRAH S SURGERY FOR ELECTIVE INFRARENAL AORTIC ANEURYSM IN ELDERLY H.Zafer fican, Levent MAV O LU, Garip ALTINTAfi, Soner YAVAfi, Sabit KOCABEYO LU, Kamil GÖL, Murat BAYAZIT Türkiye Yüksek htisas Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Klini i, Ankara Özet Amaç: Erken postoperatif dönem aç s ndan öne ç kan risk faktörlerinin belirlenmesi amac ile, 70 yafl üstü hastalar n elektif infrarenal aort anevrizma cerrahisinde, klinik tecrübemizi retrospektif inceleyerek 70 yafl alt grup ile mortalite morbidite aç s ndan karfl laflt rmak. Yöntem: y llar aras nda elektif flartlarda opere edilen infrarenal aort anevrizmal 409 hasta 70 yafl alt ndaki (grup 1) (283 hasta, % 69.2) ve üzerindeki hastalar (grup 2) (126 hasta, % 30.8) olmak üzere iki grup olarak retrospektif incelenmifltir. Bulgular: Erken postoperatif mortalite 70 yafl alt ve üstü hasta grubunda s ras yla, % 3.9 ve % 8.7 olarak bulunmufl (p<0.05). Hastanede kal fl süreleri her iki grup için s ras yla 12±6.2 gün ve 19±4.7 gün olarak bulunmufltur. Hastalar n preoperatif dönemde de erlendirilmesinde 70 yafl üzerindeki 2. grupta kronik obstrüktif akci er hastal (p<0.001) ve koroner arter hastal birlikteli i (p<0.01), istatistiksel olarak anlaml yüksek olarak gözlenmifltir. Her iki grupta da en önemli mortalite sebebi kardiyak nedenler olarak bulunmufltur. Sonuç: Ruptüre anevrizman n mortalite ve morbiditesi göz önüne al n rsa yafll hastalarda ileri yafl cerrahiyi engellememeli ve operasyon düflünülmelidir. Al nan cerrahi sonuçlar tatminkard r, ancak endovasküler stent tekni i de yüksek riskli hastalarda güçlü bir alternatif olarak cerrah n teknik ve teorik donan m nda bulunmal d r. (Damar Cer Der 2005;14 (3):1-7). Anahtar Kelimeler: Elektif infrarenal aort anevrizmas, ileri yafl, risk faktörleri. Abstract Purpose: This study was undertaken to determine the risk factors for early mortality and morbidity rates for the elective surgical treatment of infrarenal aortic aneurysm in patients over 70 years old and to identify the early postoperative risk factors which may influence survival by comparison of the results with the patients under 70 years old. Materials and method: 409 patients who underwent elective infrarenal aortic aneurysm between 1990 and 2005 were evaluated retrospectively. According to age, patients were divided into two group as, 283 patients (69.2%) (Group 1) younger than 70 years and 126 patients (30.8 %) (Group 2) 70 years or older. Results: The early mortality rate was 3.9 % in Group 1 and 8.7 % in Group 2 (p<0.05). Hospital stay was 12±6.2 days and 19±4.7 days for group 1 and 2 respectively (p<0.05). Among the preoperative patient datas in Group 2, chronic obstructive lung disease (p<0.001) and coronary artery disease (p<0.01) were higher in frequency reaching to statistical significance. Cardiac complications were the main mortality cause of death in both groups. Conclusion: When compared to mortality rates of ruptured abdominal aortic aneurysms, elective repair of patients over 70 years old, age must notbe the reason to postphone the surgery and an agressive approach should be considered. The elective infrarenal aortic aneurysm surgery for patients over 70 years old seems to have satisfactory results however endovascular graft applications technique should be in surgeons armomentorium, as a strong alternative way of treatment. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):1-7. Keywords: Elective infrarenal aortic aneurysm, elderly patients, risk factors. Op. Dr. H. Zafer fican Türkiye Yüksek htisas Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Klini i S hh ye-ankara Tel: GSM: [email protected] 1
8 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): 1-7 G R fi Dubost ve arkadafllar n n 1951 de ilk baflar l abdominal aortik anevrizma (AAA) cerrahisi sonras günümüze kadar, elektif infrarenal AAA cerrahisi yap lan hastalarda cerrahi mortalite oran ; anestezi, cerrahi teknik-tecrübe ve postoperatif bak m alanlar ndaki ilerlemeler sayesinde; %20-25 civar ndan son y llarda % a kadar gerilemifltir (1-3). AAA tüm yafllarda görülebilmesine ra men, prevalans yaflla birlikte artmaktad r (4). Ultrasonografik (USG) taramalarda tüm yafllardaki erkeklerde oran %5 iken, 80 yafl ve üstünde %10 a kadar yükselmektedir (5-7). Tüm dünyada oldu u gibi Türkiye de de beklenen yaflam süresinin uzamas kardiyak, pulmoner, renal disfonksiyon gibi artm fl risk faktörü olan ileri yafl popülasyonunda da AAA onar m n gerekli k lmaktad r. Elektif AAA cerrahisinde pek çok faktör cerrahiye yönelmeyi etkilese de, en önemli faktörler; beklenen mortalite morbidite oran, efllik eden risk faktörleri ve beklenen anevrizmal ruptür riskidir. Yafll hastalarda ruptür e ilimi daha yüksek olup, ruptüre AAA larda sonuçlar, tüm geliflmelere ra men yüz güldürücü olmaktan halen uzakta olup, bu hastalardaki mortalite oran %15-94 aras ndad r (8-10). Klini imizde son 15 y l içinde infrarenal AAA nedeni ile elektif olarak ameliyat edilen olgularda, erken postoperatif dönem aç s ndan yafll hastalarda öne ç kan risk faktörlerinin belirlenmesi amac ile, 70 yafl üstü hastalar n elektif infrarenal AAA cerrahisinde prognozunu klinik tecrübemizi retrospektif inceleyerek 70 yafl alt grup ile mortalite morbidite aç s ndan karfl laflt rd k. HASTALAR ve YÖNTEM y llar aras nda elektif flartlarda opere edilen infrarenal AAA tan l 409 hasta 70 yafl alt (Grup 1) ve üzeri (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayr lm fl ve retrospektif olarak incelenmifltir. Her iki grup preoperatif verileri tablo 1 de karfl laflt rmal olarak verilmifltir. Grup içerisinde elektif olarak cerrahiye al nan ancak operasyonda kendini s n rlam fl ruptür tan s alan 1.grupta 19 (%7.0), 2.grupta 6 (%5.4) hasta vard r. Acil flartlarda operasyona al nan hastalar (ruptüre AAA), veya efl zamanl koroner baypas yap lm fl hastalar çal flma d fl tutulmufltur. Hastalar n hepsinde fizik muayenede abdomende pulsatil kitle tespit edilmifl olup tan y kesinlefltirmek için abdominal ultrasonografi (USG), bilgisayarl tomografi (BT) ve/veya anjiyografik tetkikler tek bafl na Tablo 1: 70 yafl alt ve üstü gruplarda hasta profili. Toplam 1.Grup 2.Grup P de eri (70 yafl alt ) (70 yafl üstü) Hasta say s (%69.2) 126 (%30.8) AD Cinsiyet E/K 358 / / / 14 AD Diabetes Mellitus 45 (%11.0) 30 (%10.6) 15 (%11.9) AD Hipertansiyon 210 (%51.3) 140 (%49.5) 70 (%55.6) AD KOAH 77 (%18.8) 41 (%14.5) 36 (%28.6) p<0.001 KAH 212(%53.1) 136 (%49.5) 76(%61.3) p<0.05 Koroner baypas 93 (%24.1) 55 (%20.6) 38 (%31.9) P<0.05 PTKA 8 (%2.1) 5 (%1.9) 3 (%2.5) AD Kronik Renal Yetmezlik 41 (%10) 27(% 9.5) 14 (%11.1) AD K saltmalar: E: Erkek, K: Kad n, KOAH: Kronik obstruktif akci er hastal, KAH: Koroner arter hastal, PTKA: Perkutan transluminal koroner anjiyoplasti, AD:Anlaml de il. 2
9 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 1-7 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar veya kombine olarak yap lm flt r. Yafll hasta grubunda 61 olguda tan (%48.4) USG ile, 21 olguda (%16.6) BT ile konulmufltur. Bu grupta geri kalan 44 hastada (%35) her iki tetkik birlikte yap lm flt r. Yetmifl yafl alt ndaki hasta grubunda ise tan için USG 153 hastada (%54.1) yeterli bulunmufltur. Bu gruptaki 72 olguda (%25.4) ise sadece BT tan için kullan lm flt r. BT ve USG, 70 yafl alt grupta 58 olguda (%20.5) kullan lm flt r. Her iki grup için de, son 5 y l içinde tan da BT kullan m n n artt görülmektedir. Ortalama AAA çap tüm seride 6.7 cm olarak hesaplanm flt r. Yetmifl yafl n alt ndaki hasta grubunda infrarenal abdominal aort anevrizmas çaplar cm aras nda de iflmifltir (ort: 6.45±1.87 cm). Yafll hasta grubunda ise bu çaplar cm aras nda (ort: 6.92±2.03 cm) bulunmufltur. AAA nedeniyle ameliyat edilen hastalar n 5 i semptomatik t kay c karotis arter hastal tan s yla opere edilmifltir. Bunlar n 4 üne AAA ameliyat öncesi dönemde, di er hastaya operasyonundan 8 ay sonra tek tarafl karotis endarterektomi uygulanm flt r. statistik Say mla belirlenen verilerin gruplar aras ndaki de erlendirilmeleri Ki-kare testi ile yap lm flt r. Homojen da l m göstermeyen parametrelerde Nonparametrik Ki-kare testi kullan lm flt r. Ölçümle elde edilen verilerde Student s t-test uygulanm flt r. Mortaliteye etki eden parametrelerin bulunmas amac yla çok yönlü analiz için lojistik regresyon yap lm flt r. BULGULAR Erken mortalite 70 yafl alt ve üstü grupta s ras yla %3.9 ve %8.7 dir (p<0.05). Yap lan tek yönlü analizde renal yetmezlik ve yafl d fl nda erken mortaliteye etki eden risk faktörü bulunamam flt r (Tablo 2). Mortaliteye etki eden faktörlerin çok yönlü analiz (lojistik regresyon) sonuçlar da tablo 3 te verilmifl olup, hiçbir faktör anlaml istatiksel sonuca ulaflmam flt r. Klini imizin rutin uygulamas olarak 45 yafl üzeri tüm hastalara cerrahi öncesinde koroner anjiyografi uygulanm flt r. Koroner arter hastal birlikteli i tüm seride %53.1; 1. Grupta 136 (%49.5), 2. Grupta 76 (%61.3) hastada dokümante edilmifl olup, istatistiksel olarak anlaml farkl l k gözlenmifltir (p<0.05). Bu hastalar n içerisinde ise koroner baypas yap lm fl olanlar; s ras yla tüm seride, 1. ve 2. grupta; %24.1, %20.6 ve %31.9 tür. Hastalar n preoperatif dönemde de erlendirilmesinde 1.Grupta 41 (%14.5), 2.Grupta 36 (%28.6) hastada kronik obstrüktif akci er hastal (KOAH) saptanm flt r (p<0.001). KOAH tan s alan hastalar n tamam na preoperatif ve postoperatif dönemde bronkodilatatör, mukolitik ve/veya steroid tedavisi uygulanm flt r. Tablo 2: Mortaliteye etki eden faktörlerin tek yönlü analiz sonuçlar (* p<0.05). Risk "P" De eri Cinsiyet 0,337 Semptomatik AAA 0,513 Diyabet 0,723 Hipertansiyon 0,189 Kr. Obs. Akc. Hast 0,582 Koroner Arter Hast 0,639 Önceki Koroner Giriflim 0,707 Renal Yetmezlik (Cre 1.5) 0,018 * Tüp-Y greft 0, yafl üzeri hastalar 0,045 * 80 yafl üzeri hastalar * Operasyon y l 0,735 Genel popülasyonda hastalar n 219 una tüp greft, 190 na ise pantolon (bifürkasyonlu) greft konulmufltur. Yetmifl yafl n üzerindeki 126 hastan n 67 sinde (%53.2) tüp greft tercih edilirken, 70 yafl alt ndaki hasta grubunda bu oran %53.7 (n=152) olarak gerçekleflmifltir. Yetmifl yafl üzerindeki hasta grubunda bifürkasyonlu greft konulan hastalar n (n=59, %46.8) 45 inde distal anastomozlar ana iliak arterin anevrizmatik olmas nedeni ile iliak arter bifürkasyonuna yap lm flt r. Ana iliak arterin veya eksternal iliak arterin t kal oldu u 8 hastada distal anastomozlar femoral seviyeye yap lm flt r. Bu grupta 6 hastada da, bir tarafta distal anastomoz iliak arter bifürkasyonuna yap l rken, di er 3
10 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): 1-7 Tablo 3: Mortaliteye etki eden faktörlerin çok yönlü analiz (lojistik regresyon) sonuçlar. De iflken Lojistik Regresyon "P" De eri Erkek cinsiyet (Kategorik) 0,462 Diyabet varl (Kategorik) 0,750 Hipertansiyon varl (Kategorik) 0,221 Yafl (Ordinal) 0,234 KOAH varl (Kategorik) 0,255 KAH Varl (Kategorik) 0,521 Cerrahi tedavi yap lan KAH (Kategorik) 0,908 PTKA ile tedavi edilen KAH (Kategorik) 0,704 Medikal olarak tedavi edilen KAH (Kategorik) 0,892 Kronik Böbrek Yetmezli i varl (Kategorik) 0,719 Preoperatif renal disfonksiyon (Kategorik) 0,566 AAA Çap (Ordinal) 0,281 Graft flekli (Tup yada Y graft) (Kategorik) 0,949 Ameliyat tarihi aras (Kategorik) 0,515 Ameliyat tarihi aras (Kategorik) 0,719 Ameliyat tarihi (Kategorik) 0,478 YASGRUP (30-39) (Kategorik) 0,582 YASGRUP (40-49) (Kategorik) 0,292 YASGRUP (50-59) (Kategorik) 0,381 YASGRUP (60-69) (Kategorik) 0,644 YASGRUP (70-79) (Kategorik) 0,801 YASGRUP (80 ve yukar s ) (Kategorik) 0,762 YASLI (70 üstü hastalar) (Kategorik) 0,778 Sabit de er 0,135 K saltmalar: KOAH: Kronik obstruktif akci er hastal, KAH: koroner arter hastal, PTKA: perkütanöz transluminal koroner anjiyoplasti, AAA: nfrarenal abdominal aort anevrizmas, YASGRUP: Yafl grubu. tarafta femoral artere yap lm flt r. Daha genç hasta grubunda ise 121 olguda distal anastomozlar iliak bifurkasyona, 6 olguda femoral arterlere, 4 olguda da bir taraf femoral artere yap l rken di er taraf iliak bifürkasyona yap lm flt r. Hastanede toplam kal fl süreleri her iki grup için s ras yla 12±6.2 gün ve 19±4.7 gün olarak bulunmufltur (prepostoperatif) (p<0.05). Her iki grupta da en önemli mortalite sebebi kardiyak nedenler olup, cerrahiye al nan hastalar yafl gruplar na göre belli zaman dilimlerinde incelendi inde, daha yafll ve riskli hastalar n opere edildi i gözlenmifltir y llar aras nda 70 yafl üzerinde 16 hasta opere edilirken, y llar aras nda 69 hasta operasyona al nm flt r. Y llara göre vakalar n da l m ve erken mortalite oranlar n n dökümü tablo 4 de verilmifltir. Erken dönemde gözlenen komplikasyonlar tablo 5 de belirtilmifltir. Tablo 4: Erken postoperatif dönemde karfl lafl lan komplikasyonlar. Komplikasyonlar Say Miyokard enfarktüsü 24 Kardiyak düflük debi 12 Akci er enfeksiyonlar 14 Ekstremite iskemisi 8 Akut Renal yetersizlik 5 Cerrahi kesi sorunlar 5 Barsak iskemisi 4 ntraaortik balon pompas 3 Dalak rupturu 2 4
11 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 1-7 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar Tablo 5: Y llara göre opere edilen hastalar n iki grup aras nda da l m (1. Grup:70 yafl alt, 2.Grup: 70 yafl üstü). Y llar Toplam Mortalite 1.Grup Mortalite 2.Grup Mortalite %5.1 (n=4) 62 %3.2 (n=2) 16 %12.5 (n=2) %5.4 (n=9) 125 %4.0 (n=5) 41 % 9.7 (n=4) %5.4 (n=9) 96 %4.2 (n=4) 69 %7.2 (n=5) Toplam 409 %5.37 (n=22) 283 %3.9 (n=11) 126 %8.7 (n=11) TARTIfiMA Artan nüfus oran ve ileri yafl popülasyonu nedeniyle art k daha yafll hastalarda AAA onar m yap lmas günümüzün gerçeklerindendir y l itibariyle ABD deki 75 yafl üstü insan nüfusunun tüm nüfusa oran n n %10 un üstünde olmas beklenmektedir (11). Bu konuyla ilgili çok fazla veri olmasa da Türkiye de de buna benzer sonuçlar söz konusudur y l nüfus say m na göre 60 yafl üzeri nüfus tüm ülke nüfusunun %5 i yani yaklafl k olarak 3.5 milyonunu oluflturmaktad r. Daha önceden yay nlanm fl seriler incelendi inde, AAA onar m yap lan ileri yafl grubu hastalar nda operatif mortalite oran % olup genç hastalarla k yasland nda (% ) bu oran yüksektir (5,6,12,13,14). leri yafl grubundaki hastalarda efllik eden di er risk faktörlerinin de operatif mortaliteyi artt rd yap lan çal flmalarla gösterilmifltir (11-13,15). On y ll k Cleveland tecrübesinde elektif AAA cerrahi erken mortalite sonuçlar %9.6 d r ve yafll hastalarda gençlerle k yasland nda üç kat yüksek mortalite oran mevcuttur. Acil cerrahide yafll grupta %20-78 mortalite oran vard r ve semptomatik - asemptomatik hastalar aras ndaki mortalite fark da göz önüne al nd nda beklemek hasta için daha zararl olacakt r (11,16). AAA onar m yap lan hastalarda operatif mortalite riskleri aras nda yafl, fiziksel aktivite, kardiyak, pulmoner ve renal disfonksiyon, anevrizman n özellikleri ve anatomik yap s, karaci er hastal gibi faktörler yer almaktad r. Operatif mortalite oranlar düflük risk grubunda % 1-3, orta risk grubunda % 3-7, yüksek risk grubunda % 5-10 olup yüksek risk grubundaki hastalar için eklenen her risk faktörü mortalite oran n % 3-5 artt rmaktad r. Ek hastal klar risk faktörleri olarak düflündü ümüzde birden fazla yüksek risk faktörü olunca erken mortalite h z da artmakta, örnek olarak renal disfonksiyonda %4-7 den %18 e kadar yükselmektedir. Ayn yüksek mortalite oranlar pulmoner ve kardiyak hastal klar n birlikteli inde de gözlenmifltir (11,15,16). Menard ve ark. n n yapm fl olduklar çal flmada 80 yafl ve üstü, kardiyak disfonksiyon, kreatinin seviyesinin 3 mg/dl ve üstünde olmas, serebrovaskuler olay hikayesi ve anevrizma çap istatistiksel anlam olan risk faktörleri aras nda bulunmufltur (15). Bizim serimizde ise, renal yetmezlik ve yafl erken mortaliteye etki eden risk faktörü olarak bulunmufltur. leri yafl erken mortalite anlam nda bir risk faktörü olarak ön plana ç kmaktad r ve yafl ilerledikçe risk artmaktad r (80 yafl ve üzeri p<0.001). Yapt m z tek yönlü analiz sonuçlar nda farkl l klar bulunsa da, çok yönlü regresyon analizi sonuçlar nda yafl da dahil olmak üzere mortaliteye istatistiksel olarak etki eden herhangi bir anlaml faktör bulunmamaktad r. Temel tedavi yöntemi cerrahi olan AAA da tedavi edilmeyen 5 cm den küçük anevrizmal hastalarda 5 y ll k yaflam oran %73.5 civar nda oldu u, 5cm den büyük anevrizmalarda ise ruptüre ba l ölüm oran %47-53 olarak bildirilmektedir (17). Ruptür, AAA n n istenmeyen ancak do al bir sonucu olup ruptüre anevrizmalar n elektif cerrahilerle karfl laflt r ld nda oldukça yüksek mortalite oran na (%15-94) sahip oldu u bir gerçektir (8-10). AAA larda ruptür riski çapla orant l olup, 4-5 cm aras nda y ll k %0.5-5 olan ruptür riski, 6-7 cm aras nda %10-20 e ç kmaktad r. Buna ek olarak, anevrizman n y ll k geniflleme oran, sigara kullan m, KOAH, aile hikayesinin pozitif olmas, hipertansiyon, anevrizman n yap s, kad n cinsiyet ve anevrizman n duvar gerilimi ruptür riskini belirleyen di er risk faktörleri aras ndad r (18,19). Son zamanlarda seçilmifl hastalarda cerrahi tedaviye alternatif olarak endovasküler stent greft yöntemi 5
12 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): 1-7 kullan m oldukça yayg nlaflm flt r (20,21). Aç k cerrahi yöntemle karfl laflt r ld nda peroperatif kan kayb n n ve hastane kal fl süresinin daha az olmas, ço u zaman epidural anestezi alt nda uygulanabilmesi nedeniyle endovasküler anevrizma tedavisi (EVAR) yüksek risk grubundaki hastalarda temel tedavi yöntemi olarak yerini alacak gibi görünmektedir (20-22). AAA da endovasküler anevrizma tamirinin orta dönem sonuçlar aç k cerrahi yöntemle karfl laflt r ld nda daha az mortalite ve morbidite oranlar ile yap labildi ini göstermektedir. Eurostar tecrübesinde aç k cerrahiye uygun olmayan ve genel anestezi alamayan hastalarda endovasküler tedavi de erken mortalite oranlar s ras yla %4.8 ve %5.3 tür. Tek merkezli 9 y ll k yüksek riskli hastalarda yap lan baflka bir seride ise %8.5 endoluminal tamirde mortalite vard r (16,23,24). Planlanm fl randomize çal flmalar infrarenal AAA tedavisinde optimal yaklafl ma fl k tutacakt r. Cerrahi mortalite ve cerrahiye al nan hastalar incelendi inde klini imizde son y llarda daha yafll ve yüksek riskli hastalar n opere edilebildi i gözlenmifltir y llar aras nda 70 yaflüstünde 16 hasta opere edilirken, y llar aras nda 69 hasta operasyona al nabilmifltir. Y llara göre vaka dökümü Tablo 4 de verilmifltir. Efllik eden hastal klar n olmad vakalarda erken mortalitenin daha yüksek olmas, yafl n bafll bafl na risk faktörü oldu unu ortaya ç karmaktad r ancak elektif cerrahi mortalite, ruptüre AAA cerrahisi sonuçlar na nazaran oldukça iyi olup, yafll hasta grubunda uygun hasta seçimi, do ru postoperatif hasta takibi ve komplikasyonsuz cerrahi ile tatminkar sonuçlar al nabilmektedir. Anevrizma cerrahisinde elektif flartlarda hastan n operasyona al nmas her zaman daha iyi sonuçlar verecektir. Ruptüre anevrizman n mortalite morbiditesi göz önüne al n rsa yafll hastalarda ileri yafl cerrahiyi engellememeli ve operasyon spektrumu geniflletilmelidir, ancak EVAR tekni i de yüksek riskli hastalarda güçlü bir alternatif olarak düflünülmelidir. KAYNAKLAR 1. Zarins CK, Harris EJ. Operative repair of aortic aneurysms: the gold standard. J Endovasc Surg 1997;4: Bayazit M, Göl MK, Iflcan Z, Ulus T, Tafldemir O, Bayazit K. Is surgery justifiable for treatment of small abdominal aortic aneurysms? Asian Cardiovasc Thorac Ann 1999;7: Mavio lu, Do an OV, Özeren M, Yücel E. nfrarenal abdominal aort anevrizmalar nda teknolojik geliflmelerin mortaliteye olan etkisi: 12 y ll k takip sonuçlar J Turkish Thorac Cardiovasc Surg 1999;7(6): Lederle FA, Johnson GR, Wilson SE, et al. Prevalence and associations of abdominal aortic aneurysm detected through screening. Ann Intern Med 1997;126: Kazmers A, Perkins AJ, Jacobs LA. Outcomes after abdominal aortic aneurysm repair in those 80 years of age: recent Veterans Affairs experience. Ann Vasc Surg 1998;12: Pizzetti F, Dal Maso M. Surgery of abdominal aortic aneurysm in octogenarians: critical remarks on indications for surgical intervention in different age groups. Recent Prog Med 1995;86: Sugawara Y, Takegi A, Sato O, Miyata T, Takayama Y, Koyama H. Surgical treatment of abdominal aortic aneurysm in octogenarians. Jpn Circ J 1996;60: Gloviczki P, Pairolero PC, Mucha P, et al. Ruptured abdominal aortic aneurysms: Repair should not be denied. J Vasc Surg 1992;15: Rutherford RB, McCrroskey BL. Ruptured abdominal aortic aneurysms, special considerations. Surg Clin North Am 1989; 69: Göl K, flcan HZ, Kandemir Ö, Akgül A, Bayazit M, Tafldemir O, Bayazit K. Ruptüre abdominal aort anevrizmalar. Damar Cerrahisi Dergisi 1999;2: O'Hara PJ, Hertzer NR, Krajewski LP, Tan M, Xiong X, Beven EG. Ten-year experience with abdominal aortic aneurysm repair in octogenarians: early results and late outcome. J Vasc Surg 1995;21: Treiman RL, Levine KA, Cohen JL, Crossmann DV, Foran RF, Levin PM. Aneurysmectomy in the octogenarian: a study of morbidity and quality of survival. Am J Surg 1982;144: Cormier JM, Cormier F, Fichelle JM, Marzelle J, Krone D. Is it permissible to operate on an asymptomatic aneurysm of the abdominal aorta after the age of 80? J Mal Vasc 1995;20: Cherr GS, Edwards MS, Craven TE, et al. Survival of young patients after abdominal aortic aneurysm repair. J Vasc Surg 2002;35: Menard MT, Chew DKW, Chan RK, et al. Outcome in patients at high risk after open surgical repair of abdominal aortic aneurysm. J Vasc Surg 2003;37: Brewster DC, Cronenwett JL, Hallett JW, et al. Guidelines for the treatment of abdominal aortic aneurysms: Report of a subcommittee of the Joint Council of the American Association for Vascular Surgery and Society for Vascular Surgery. J Vasc Surg 2003;37:
13 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 1-7 Dr. H. Zafer flcan ve Arkadafllar 17.Wolf YG, Bernstein EF : A current perspective on the natural history of abdominal aortic aneurysms. Cardiovasc Surg. 1994;2: Brown LC, Powell JT. Risk factors for rupture in patients kept under ultrasound surveillance. The UK Small Aneurysm Trial Participants. Ann Surg 1999;230: Scott RA, Tisi PV, Ashton HA, Allen DR. Abdominal aortic aneurysm rupture rates: a 7-year follow-up of the entire abdominal aortic aneurysm population detected by screening. J Vasc Surg 1998;28: Ouriel K, Clair GD, Greenberg KR, et al. Endovascular repair of abdominal aortic aneurysms: Device-specific outcome. J Vasc Surg 2003;37: Brewster DC, Geller SC, Kaufman JA, et al. Initial experience with endovascular aneurysm repair: Comparison of early results with outcome of conventional open repair. J Vasc Surg 1998;27: Köksal C, Özcan V, Sar kaya S, Meydan B, Zengin M, Numan F. Torakal ve abdominal aort anevrizmalar n n endovasküler tedavisi J Turk Thorac Cardiovasc Surg 2004;12(3): Teufelsbauer H, Prusa AM, Wolff K, et al. Endovascular stent grafting versus open surgical operation in patients with infrarenal aortic aneurysms: A prospective score-adjusted analysis. Circulation 2002;106: Buth J, van Marrewijk C, Harris P, Hop W, Riambau V, Laheij RJ. Outcome of endovascular abdominal aortic aneureysm repair in patients with conditions considered unfit for an open procedure: a report on the EUROSTAR experience. J Vasc Surg 2002;35: Ohki T, Veith F, Palma S, Lipsitz E, Suggs W, Reese W. Increasing incidence of midterm and long-term complications after endovascular graft repair of abdominal ortic aneurysms: a note of caution based on a 9-year experience. Ann Surg 2001;234:
14 8
15 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 9-14 Dr. Soner Sanio lu ve Arkadafllar TORAKOABDOM NAL AORT ANEVR ZMASI OPERASYONLARI: ERKEN DÖNEM SONUÇLAR THORACOABDOMINAL AORTIC ANEURYSM SURGERY; EARLY RESULTS Onur SOKULLU, Soner SAN O LU, M.Sinan KUT, Yavuz ENÇ, Ali TABAKAN,.Oral HASTAO LU, Fuat B LGEN Siyami Ersek Gö üs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi, Kalp ve Damar Cerrahisi Klini i, stanbul Bu çal flma XII. Ulusal Vasküler Cerrahi Kongresinde sözel bildiri olarak sunulmufltur. Özet Amaç: Bu yaz da torakoabdominal aort anevrizmas operasyonlar nda erken dönem sonuçlar m z sunulmufl, çeflitli operasyon tekniklerinin sonuçlar üzerine etkisi incelenmifltir. Yöntem: Ocak 2000 ile fiubat 2005 tarihleri aras nda operasyonu tek ekip taraf ndan gerçeklefltirilen ard fl k 17 hasta incelendi. Operasyon, hastalar n 2 sinde (%12) total sirkülatuvar arrest, 7 sinde (%41) basit klemp, 8 sinde (%47) ise sol atriyo-femoral baypas tekni i ile gerçeklefltirildi. Serebrospinal s v (SSS) drenaj 17 hastadan 14 üne (%82) yap ld. Operatif mortalite ve spinal kord iskemik komplikasyonlar n n de iflkenler ile olan iliflkisi Fisher's Exact test ile odds oranlar (OR) hesaplanarak irdelendi. Bulgular: Hastane mortalitesi %24 (n=4), parapleji %13 (n=2) olarak bulundu. Bir hastada geçici, 1 hastada ise kal c alt ekstremite adduksiyon k s tl l izlendi. Mortalitenin total sirkülatuvar arrest kullan m ile artt saptand (p=.044). Parapleji görülen hastalarda ise SSS drenaj yap lmama oran n n istatistiksel olarak anlaml olmasa da 6.5 kat fazla oldu u görüldü. Sonuç: Torakoabdominal aort anevrizmas tamir operasyonlar nda mümkün oldu unca total sirkülatuvar arrest tekni inden kaç n lmas gerekti i ve SSS drenaj yap lmas n n parapleji riskini düflürdü ü görüflündeyiz. (Damar Cer Der 2005;14(3):9-14). Anahtar Kelimeler: Torakoabdominal aort anevrizmas, erken sonuçlar, sol atriyo-femoral baypas, SSS drenaj Abstract Purpose: In this study we present our early term results in thoracoabdominal aortic aneurysm operations and review the effects of various techniques on the results. Materials and Method: Seventeen consequent patients, operated by the same team between January 2000 and February 2005 were studied. Patients were operated with total circulatory arrest (n=2, 2%), simple aortic clamp (n=7, 41%) and left atriofemoral bypass (n=8, 47%). Cerebrospinal fluid (CSF) drainage was applied to 14 patients (82%). The relationship between operative mortality and spinal chord ischemic complications among variables was examined with Fisher s Exact test by calculating Odds Ratio. Results: In our series, hospital mortality of the patients was 24% (n=4) and the incidence of paraplegia was 13% (n=2). In 1 patient temporary, 1 patient permanent lower extremity adduction reduction has been observed as a neurologic disorder. Operative mortality increased with total circulatory arrest technique (p=0.044). The odd of disability of CSF drainage in paraplegic patients was 6.5 times higher, but this was not statistically significant. Conclusion: We comment that, in thoracoabdominal aortic aneurysm operations the use of total circulatory arrest technique should be avoided and CSF drainage decreases the risk for paraplegia. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):9-14). Keywords: Thoracoabdominal aortic aneurysm, early results, left atrio-femoral bypass, CSF drainage. Dr. Soner SAN O LU Fenerbahçe Mah., Fenerli Reis Sk. No:5/2 Selamiçeflme Kad köy - stanbul Tel: Fax: GSM: e-posta: [email protected] 9
16 Dr. Soner Sanio lu ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): 9-14 G R fi Torakoabdominal aort anevrizma cerrahisi (TAAA) hala yüksek mortalite ve morbidite oranlar na sahiptir. Komplikasyonlar n temelinde kros-klemp distalindeki organlar n iskemik hasar yatmaktad r. Prosedür s ras nda veya sonras nda meydana gelen parapleji ve paraparezi, postoperatif solunum problemleri, böbrek yetmezli i ve gastrointestinal problemler, görülebilecek ciddi komplikasyonlardand r. Aort cerrahisinde distal organ iskemisini önleyen etkili ve güvenilir tek bir yöntem varolmad için say lan tüm bu komplikasyonlardan korunmada birden fazla yöntemin kombinasyonu gerekmektedir. Hafif derecede hipotermi (32 34 C), h zl cerrahi, proksimal anastomoz s ras nda sol atriyo-femoral baypas ve evreli aortik klempaj, özellikle T 8 -L 1 aras nda segmental arterlerin reimplantasyonu, beyin omurilik s v s (SSS) drenaj, kros klemp s ras nda renal arterlerin 4 C kristalloid solüsyon ile perfüzyonu, interkostal ve viseral arterlerin selektif perfüzyonu bu yöntemler aras nda say labilir (1). Ayr ca operasyon esnas nda cerraha spinal kord disfonksiyonu hakk nda bilgi veren somatosensör ve motor evok potansiyellerin monitarizasyonu, epidural spinal kord so utulmas, intratekal vazodilatatörler ile kollateral kan dolafl m n n art r lmas, adenozin ile hipotermik retrograd venöz perfüzyon ve çeflitli farmakolojik ajanlarla reperfüzyon hasar n n azalt lmas gibi birçok yöntem tek tek veya farkl kombinasyonlarda kullan lmaktad r (2-7). Bu yaz da TAAA operasyonlar nda erken dönem sonuçlar m z, anevrizma yerleflimine göre kulland m z teknikler ve bunlar n sonuçlar üzerine etkilerini, özellikle SSS drenaj ve sol atriyo-femoral baypas ile distal aort perfüzyonunun mortalite ve spinal kord iskemisi üzerindeki neticelerini sunmay hedefledik. HASTALAR ve YÖNTEM Ocak 2000 ile fiubat 2005 tarihleri aras nda operasyonu tek ekip taraf ndan gerçeklefltirilen ard fl k 17 hasta incelendi. Hastalar n 13 ü (76%) erkek, 4 ü (24%) kad nd. Yafllar 34 ile 79 aras nda idi (ortalama 58.3±13.1). Anevrizma 17 hastan n 8 inde (%47) dissekan, 9 unda ise (%53) dejeneratifti. Tüm anevrizmalar n 11 i (%65) semptomatikti. Olgularda operasyon öncesi koroner angiografi yap larak koroner arter hastal (KAH) araflt r ld. KAH 17 hastan n 5 inde saptand ancak müdahale gerektirecek düzeyde kritik darl k tespit edilmedi. Hastalar n preoperatif verileri tablo-1 de belirtilmifltir. Tablo 1: Hastalar n demografik ve klinik verileri. De iflkenler n (%) Ortalama yafl (y l) / (yafl aral ) 58.3 ± 13.1 / (34 79) Erkek 13 (76) Kad n 4 (24) Diyabetes Mellitus 7 (41) Hipertensiyon Anamnezi 15 (88) Serum Kreatinin 1.8 mg/dl 2 (12) Ciddi KOAH (FEV1 < 50% predicted) 2 (12) Koroner Arter Hastal Anamnezi 5 (29) Serebrovasküler Hastal k Anamnezi 1 (6) PAH Anamnezi 3 (18) Sigara Anamnezi 11 (64) Anevrizma Tipi (Crawford s n flamas ) Tip I 3 (18) Tip II 7 (41) Tip III 6 (35) Tip IV 1 (6) K saltmalar: KOAH: kronik obstruktif akci er hastal,pah: periferik arter hastal 10
17 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 9-14 Dr. Soner Sanio lu ve Arkadafllar Cerrahi Teknik Koroner damarlarda kritik darl k saptand nda, darl klar sol sistem koroner arterlerde ise ve koroner anatomi atan kalpte baypas yapmaya elveriflliyse, TAAA ile koroner arterlere ayn anda müdehale edilebilece ini düflünüyoruz. Di er durumlarda ise ilk müdehalenin hastan n klini ine hakim olan patolojiye yap lmas gerekti ine inanmaktay z. Çal flmaya al nan tüm hastalar çift lümenli endotrakeal tüp ile entübe edildi. SSS drenaj yap lacak hastalarda anestezi indüksiyonunu takiben L 4 -L 5 aral ndan intratekal sahaya spinal katater (Spinocath G22 spinal catheter/ G27 spinal needle, B.Braun Melsungen) yerlefltirildi. Sol lateral torakotomi ve paramediyan abdominal insizyon için omuzlar masaya 60 derece, sol kol abdüksiyonda ve sola deviye, kalça derece yine sola deviye olacak flekilde hastaya pozisyon verildi. Sol femoral bölge gere inde sol atriyo-femoral baypasa geçilebilmek üzere kanülasyon için haz r bekletildi. Crawford I-II anevrizmalar için 6., III için 7 veya 8., IV için ise 8. veya 9. interkostal aral ktan yap lan lateral torakotomi insizyonu, paramediyan laparotomi fleklinde uzat ld. Sa akci er ventilasyonu, sol hemi-frenotomi (sirkumferensiyal 2cm rim ile) ve retroperitoneal aort eksplorasyonu ile TAAA bütün olarak cerrahi sahada gösterildi (Resim 1, 2). Basit klemp tekni i kullan lan hastalara sistemik düflük doz heparin (1mg/kg) uyguland. Basit klemp ve sol atriyo-femoral baypasta "cell saver" (ototransfüzyon) sistemi kullan ld. Sol atriyo-femoral baypas için sol atriyal apendiks (32 no aç l kanül) ve sol femoral arter kanüle edildi. Santrifügal pompa ile kapal bir sistem oluflturularak ACT sn aras nda olacak flekilde heparinizasyon sa land. Kraniyalden kaudale evreli klempaj uygulanarak, sol-sol baypas s ras nda proksimal bas nç 80mmHg, distal bas nç 70mmHg tutulmaya çal fl ld. Total sirkulatuvar arrest (TSA) tekni i kullan lacak hastalarda ise sol femoral arter, sol femoral ven ve kardiyak dekompresyon için sol ventrikül apeksi kanüle edildi. Operasyon 16 C derin hipotermide yap ld. TSA bafllat lmadan önce ventin durmufl oldu u mutlaka kontrol edildi. Resim 1: Anevrizman n cerrahi sahada bütün olarak gösterilmifl hali. Resim 2: Ayn hastada greft replasman sonras neoaorta. TSA tekni i kullan lanlar hariç tüm operasyonlar cerrahi sahan n büyüklü ü nedeni ile spontan oluflan hafif hipotermide (~34 C) yap ld. Aç k olan segmental arterler (özellikle T8-L1 aras veya genifl lümenli retrograd ak m yetersiz olanlar) grefte ada fleklinde implante edildi. Böbreklerin iskemi süresince renal ostiyumlardan 4 C kristalloid solüsyon ile intermittan perfüzyonu sa land. Genellikle çöliyak trunkus, süperiyor mezenterik ve sa renal arter tek ada, sol renal arter ise ayr olarak direkt ya da 6-8 mm PTFE tüp greft ile proteze implante edildi (Resim 3). PTFE greftin proksimal anastomozu lateral klemp kullan larak, distal perfüzyonu devam ederken yap ld. Aortun distal anastomozu yap l rken sol atriyo-femoral baypas sonland r ld ve anastomoz aç k olarak yap ld. Heparin nötralizasyonu, anevrizma kesesinin mümkün oldu unca protezin üzerine sar lmas n takiben s cak salin, oda s s n n yükseltilmesi ve hasta alt yatak ile 11
18 Dr. Soner Sanio lu ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): 9-14 hasta s t ld. SSS drenaj yap lan hastalarda operasyon süresince ve postoperatif 3 gün boyunca intratekal bas nç 10mmHg n n alt nda tutuldu. SSS drenaj yavafl ve limitsiz olarak yap ld. Resim 3: Sol renal arter PTFE greft ile neoaortaya anastomoz edilmifl. statistik Hasta bilgileri hastane kay tlar incelenerek topland. statistiksel analizler, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences, SPSS Inc, Chicago, IL) program kullan larak yap ld. Veriler, ortalama ± standart deviyasyon fleklinde ifade edildi. P <.05 istatistiksel olarak anlaml kabul edildi. Verilerin de erlendirilmesinde, Pearson Chi-Square test ve nonparametrik alternatifi olan Fischer s Exact test kullan ld. Operatif mortalite ve postoperatif spinal kord iskemik komplikasyonlar n n de iflkenler ile olan iliflkisi ba ms z grup oranlar n n karfl laflt r lmas prensibine dayanan Fisher's Exact test ve odds oranlar (OR) hesaplanarak irdelendi. BULGULAR Uygulacak cerrahi prosedür, anevrizma lokalizasyonuna göre preoperatif olarak planland. Anevrizma s n fland rmas na göre Crawford tip I olan 2 hastada ve tip II olan 6 hastada operasyon sol atriyo-femoral baypas kullan larak gerçeklefltirildi. Aortun proksimal klempaj n n mümkün olmad her iki gruptan birer hastada TSA tekni i kullan ld. Crawford tip III ve IV olan 7 hastada basit klemp tekni i tercih edildi. Cerrahi prosedürlerin anevrizma tipine göre da l m tablo-2 de belirtilmifltir. Hastane mortalitesi %24 (n=4) olarak bulundu. ki hasta peroperatif miyokardiyal yetmezlik nedeni ile kaybedildi Bu hastalardan biri Crawford tip I, biri Crawford tip II anevrizmayd ve her iki operasyon da TSA tekni i kullan larak gerçeklefltirilmiflti. Postoperatif dönemde ise bir hasta (Crawford tip II) respiratuvar komplikasyonlar, bir hasta da (Crawford tip III) sepsis nedeni ile kaybedildi. SSS drenaj 17 hastan n 14 ünde (%82) yap ld. Sekiz hasta sol atriyo-femoral baypas, 7 hasta basit klemp, 2 hasta ise TSA tekni i kullan larak opere edildi. TSA kullan lan hastalar peroperatif kaybedildi i için nörolojik sonuçlar n de erlendirilmesinde göz önüne al nmad. Parapleji 2 (%13) hastada görüldü. lk hastada sol atriyo-femoral baypas uygulanm fl ama SSS drenaj yap lmam flt. Bu olgudan sonra TSA kullan lmayan tüm anevrizmalarda drenaj rutin kullan ld. kinci hastada ise operasyon basit klemp tekni i ve SSS drenaj kullan larak yap lm flt. SSS drenaj kullan lan hastalarda parapleji oran %7 (n=1) olarak bulundu. Paraparezi 2 Tablo 2: Anevrizma tipine göre uygulanan cerrahi prosedür. Anevrizma Tipi (Crawford s n flamas ) (n, olgu say s ) Cerrahi Teknik (toplam vaka) Tip I Tip II Tip III Tip IV n n n n Sol AFB (8) BK (7) TSA (2) K saltmalar: AFB: sol atriyo-femoral baypas, BK: basit klemp, TSA: total sirkulatuvar arrest 12
19 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): 9-14 Dr. Soner Sanio lu ve Arkadafllar (%13) hastada görüldü. Bunlardan biri sol atriyofemoral baypas, di eri basit klemp tekni i ile yap lm flt. Her iki hastada da SSS drenaj kullan lm flt. Paraparezi hastalar m z n birinde geçici di eri kal c adduksiyon kusuru fleklinde ortaya ç kt. SSS drenaj yap lan hastalarda kal c nörolojik sekel %14 (n=2) olarak bulundu. Mortalite ve morbiditeye etki eden faktörler incelendi inde, sadece TSA kullan m n n mortaliteyi art rd görüldü. Di er operatif de iflkenler ile anlaml bir iliflki saptanmad. ntraoperatif verilere göre parapleji görülme s kl araflt r ld nda ise hiçbir parametrenin anlaml etkisi olmad bulundu. Ancak SSS drenaj uygulanmayan olgularda istatistiki olarak anlaml olmasa da daha fazla paraplejiye rastland (p=.331, 2- yönlü Fisher s exact test, Odds Ratio Value=6.5, 95% CI: 0.280<O.R.<151,123). Parapleji ve mortalitenin operatif datalara göre da l m tablo 3 de özetlenmifltir. TARTIfiMA Son y llardaki genifl serilere bak ld nda TAAA operasyonlar nda mortalite %7.4 ile %10.9 aras nda bildirilmektedir (1,8-11) (Tablo 4). Bu çal flmalarda ileri yafl, Crawford tip II anevrizma, rüptür, renal yetmezlik, intraoperatif hipotansiyon ve afl r kan tranfüzyonu mortalite prediktörleri olarak bulunmufltur. Bizim çal flmam z n aksine bu çal flmalarda TSA kullan m ile mortalite aras nda bir iliflki saptanmam flt r. Hatta Dr.Kouchoukos ve arkadafllar nca Crawford tip I, II, III olan tüm anevrizmalar n tamirinde yard mc metodlar kullanmaks z n sadece derin hipotermi önerilmekte, bu yöntemle beyin, spinal kord, kalp, renal ve abdominal organlar n iyi korunabilece i belirtilmektedir (8). TSA uygulad m z ve miyokardiyal yetmezlik nedeni ile kaybetti imiz iki hastan n da preoperatif koroner angiografilerinde KAH tespit edilmemifltir. Bu olgularda ortaya ç kan yetmezlik hasta so utulurken oluflan sol ventrikül distansiyonuna ba l olabilir. Ventriküler fibrilasyon olufltuktan sonra sol ventrikül apeksinden aktif vent yap lmas na ra men distansiyon giderilememifl, defalarca kardiyopulmoner baypas anl k sonland r larak sol ventrikül elle s k l p boflalt lm flt r. TAAA için yap lan insizyon çok genifl olmas na ra men, distansiyonu önleyebilecek kros klemp ve kardiyopleji uygulamalar na imkan vermemektedir. Asl nda TSA uygulamalar n n birço unda fibrilasyon sonras oluflan sol ventrikül distansiyonu vent ile kontrol alt na al nabilmektedir. Bizdeki baflar s zl n nedeni preoperatif de erlendirmede gözden kaçan aort kapak yetmezlikleri olabilir. Bu nedenle TSA uygulanacak hastalarda transtorasik ekokardiyografi ile preoperatif aort kapak fonksiyonlar n de erlendirmek faydal olacakt r. Son y llardaki genifl TAAA serilerinde parapleji oranlar ise 2.4 ile 11.4 aras nda de iflmektedir (1,8-11) (Tablo 4). Önlenmesinde segmental arterlerin özellikle T8-L1 aras interkostallerin reimplantasyonunun önemi birçok çal flmada vurgulanmaktad r. Ayr ca distal aortik perfüzyonun özellikle Crawford I, II anevrizmalarda spinal kord hasar n azaltt iyi bilinmektedir (12). SSS drenaj n n da TAAA operasyonlar nda parapleji komplikasyonunu ciddi oranda engellendi i ispatlanm flt r (13). Son y llarda iki yöntemin Tablo 3: Parapleji ve mortalitenin operatif datalara göre da l m. Teknik parapleji/olgu say s P (morbidite) n, ex p (mortalite) AFP 1/8 > BK 1/7 > 0.999* SSS drenaj 1/ ** TSA 0/ Diseksiyon 0/ *** * Odds Ratio Value=1.5, 95% CI: 0.078<O.R.<28.890, ** Odds Ratio Value=6.5, 95% CI: 0.280<O.R.< , *** Odds Ratio Value=3.5, 95% CI: 0.284<O.R.< K saltmalar: AFB: sol atriyo-femoral baypas, BK: basit klemp, SSS: beyin omurilik s v s, TSA: total sirkulatuvar arrest. 13
20 Dr. Soner Sanio lu ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): 9-14 Tablo 4: Son y llardaki genifl TAAA serilerinde mortalite ve parapleji. lk yazar, y l Hasta say s, n Mortalite, % Parapleji, % Kouchoukos, Cambria, Jacobs, Coselli, Schepens, kombinasyonu kullan lmakta ve bunun etkin bir koruma sa lad na inan lmaktad r (14). Tüm bu çabalara ra men paraplejiyi tamamen engellemek mümkün olmam flt r. Yöntemlerin en büyük eksikli i spinal iskemi hakk nda intraoperatif bilgi vermeyiflidir. Bu nedenle somatosensör evok potansiyel (SSEP) ve motor evok potansiyel (MEP) ölçümleri ile spinal iskemi monitorizasyonu teknikleri gelifltirilmifltir. SSEP monitarizasyonu ile paraplejilerin önlenemedi i görülmüfltür. Çünkü SSEP posterior kolumndaki sensoriyal ileti hakk nda bilgi sa lamaktad r. Oysa motonöral sistem, kanlanmas farkl olan anterolateral bölümde bulunmaktad r (2). MEP monitarizasyonunun ise nörolojik komplikasyonlar azalt laca iddia edilmektedir (10). TAAA operasyonlar nda bir baflka önemli komplikasyon akut böbrek yetmezli idir ve %6 oran nda bildirilmektedir. Çal flmam zda bu komplikasyon ile karfl lafl lmam flt r. TSA kullan lmayan tüm olgularda kros-klemp s ras nda böbrekler 4 C kristalloid perfüzyonu ile korunmufltur. Bu yöntemin renallerin normotermik kan ile selektif perfüzyonuna göre daha üstün oldu u belirtilmektedir (15). Sonuç olarak edindi imiz tecrübeler fl nda, TAAA operasyonlar nda zorunlu olmad kça TSA yönteminden kaç n lmas gerekti ini, segmental arterlerin (özellikle T 8 -L 1 ) reimplantasyonunun önemli oldu unu, Crawford tip I, II anevrizmalarda distal aortik perfüzyon ve evreli klempaj n, Crawford tip III, IV anevrizmalarda ise basit klemp ve h zl cerrahinin yeterli olaca n, TSA hariç tüm TAAA operasyonlar nda ilk 3 gün SSS drenaj yap lmas gerekti ini ve yine TSA hariç tüm TAAA operasyonlar nda so uk salin ile renal koruman n etkin oldu unu söyleyebiliriz. KAYNAKLAR 1. Coselli JS, Conklin LD, LeMaire SA. Thoracoabdominal aortic aneurysm repair: review and update of current strategies. Ann Thorac Surg 2002;74; Dong CJ, MacDonald DB, Janusz MT. Intraoperative spinal cord monitoring during descending thoracic and thoracoabdominal aneurysm surgery. Ann Thorac Surg 2002;74: Matsui Y, Goh K, Shiiya N, et al. Clinical application of evoked spinal cord potentials elicited by direct stimulation of the cord during temporary occlusion of the thoracic aorta. J Thorac Cardiovasc Surg 1994;107: Ross SD, Kern JA, Gangemi JJ, et al. Hypotherm c retrograde venous perfus on w th adenos ne cools the sp nal cord and reduces the r sk of paraplegia after thorac c aort c clamp ng. J Thorac Cardiovasc Surg 2000;119: Mauney MC, Blackbourne LH, Langenburg SE, et al. Prevention of spinal cord injury after repair of the thoracic or thoracoabdominal aorta. Ann Thorac Surg 1995;59: Schepens M, Dossche K, Morshuis W, et al. Introduction of adjuncts and their influence on changing results in 402 consecutive thoracoabdominal aortic aneurysm repairs. Eur J Cardiothorac Surg 2004;25: Cambria RP, Davison JK, Carter C, et al. Epidural cooling for spinal cord protection during thoracoabdominal aneurysm repair: A five-year experience. J Vasc Surg 2000;31: Kouchoukos NT, Masetti P, Rokkas CK, Murphy SF. Hypothermic cardiopulmonary baypass and circulatory arrest for operations on the descending thoracic and thoracoabdominal aorta. Ann Thorac Surg 2002;74: Cambria RP, Clouse WD, Davison JK, et al. Thoracoabdominal aneurysm repair: results with 337 operations performed over a 15-year interval. Ann Surg 2002;236: Jacobs MJ, Elenbaas TW, Schurink GW, et al. Assessment of spinal cord integrity during thoracoabdominal aortic aneurysm repair. Ann Thorac Surg 2002;74: Schepens M, Dossche K, Morshuis W, et al. Introduction of adjuncts and their influence on changing results in 402 consecutive thoracoabdominal aortic aneurysm repairs. Eur J Cardiothorac Surg 2004;25: Coselli JS, LeMaire SA. Left heart baypass reduces paraplegia rates after thoracoabdominal aortic aneurysm repair. Ann Thorac Surg 1999;67: Coselli JS, LeMaire SA, Köksoy C, et al. Cerebrospinal fluid drainage reduces paraplegia after thoracoabdominal aortic aneurysm repair: Results of a randomized clinical trial. J Vasc Surg 2002;35: Estrera AL, Rubenstein FS, Miller CC, et al. Descending thoracic aortic aneurysm: surgical approach and treatment using the adjuncts cerebrospinal fluid drainage and distal aortic perfusion. Ann Thorac Surg 2001;72: Köksoy C, LeMaire SA, Curling PE, et al. Renal perfusion during thoracoabdominal aortic operations: cold crystalloid is superior to normothermic blood. Ann Thorac Surg 2002;73:
21 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Öcal Berkan ve Arkadafllar SKEM K PRECONDITIONING YÖNTEM N N AORT K KROS KLEMP SONRASI ORTAYA ÇIKAN ORGAN HASARLARINI ÖNLEMEDEK ROLÜ THE ROLE OF ISCHEMIC PRECONDITIONING ON REDUCING ORGAN INJURY DUE TO TRANSIENT ABDOMINAL AORTIC OCCLUSION Öcal BERKAN*, Esin YILDIZ**, Gökhan GÖKÇE***, Ayhan KOYUNCU****, Semih AYAN**, Gökhan KÖYLÜO LU****, lhan GÜNAY*, Kas m DO AN* Cumhuriyet Üniversitesi T p Fakültesi, Kalp Damar Cerrahisi *, Patoloji **, Üroloji ***, Genel cerrahi **** ve Çocuk Cerrahisi Klinikleri*****, Sivas Özet Amaç: Bu çal flmada, iskemi reperfüzyon a ( /R) ba l akci er, karaci er ve böbreklerde ortaya ç kan hasara karfl iskemik preconditioning ( PC) yönteminin etkisi de erlendirildi. Yöntem: Çal flmaya al nan 17 adet rat, kontrol grubu (Grup 1), iskemi reperfüzyon grubu (Grup 2), ve PC yöntemi uygulanan grup (Grup 3), olmak üzere üç gruba ayr ld lar. Kontrol gruptaki ratlarda, bat n aç ld ve abdominal aorta eksplore edildikten sonra hiçbir giriflim yap lmadan 4 saat sonra kapat ld. kinci grupta infrarenal aortaya 3 saat süre ile oklüzyon uyguland, kros klemp al nd ktan sonra 1 saat reperfüzyon için beklendi. PC grubunda 3 defa tekrarlanan 5 er dakikal k iskemi/reperfüzyon periyodunun sonras nda 2 saat 45 dakika iskemi, 1 saat reperfüzyon süresi uyguland. fllem tamamland ktan sonra ratlar n akci erleri karaci erleri, ve böbrekleri ç kart ld. Histolojik incelenme sonras nda hasar skor puanlar hesapland. Bulgular: Akci erlerde, PC grubunun hasar performans skoru /R grubuna göre anlaml olarak yüksek bulundu (p<0.05). Karaci er dokular nda da PC grubunda performans skoru daha yüksek bulundu, fakat istatistiksel olarak anlaml de ildi (p>0.05). Böbrek dokusunda ise istatistiksel olarak anlaml olmasa da performans skoru PC grubunda daha düflük bulundu (p>0.05). Sonuç: PC yöntemi iskemi reperfüzyon sonucu ortaya ç kan karaci er hasar n ve belirgin flekilde de akci er hasar n art rmaktad r. Böbrekler üzerinde ise PC in istatistiksel anlam tafl mayan /R hasar n azalt c bir etkisi vard r. (Damar Cer Der 2005;14(3):15-20). Anahtar Kelimeler: skemik önflartlama, iskemi/reperfüzyon, akci er, karaci er, böbrek. Abstract Purpose: In this study, injury in the lungs, liver and kidneys due to ischemia/reperfusion (I/R) and preventive effect of ischemic preconditioning (IPC) were investigated. Materials and method: Seventeen rats were divided into 3 groups as control (Group 1), I/R group (Group 2) and ischemic preconditioning. Rats in the group 1 were undertaken laparotomy and exploration of abdominal aorta and closed after 4 hours. In the second group, the infrarenal aorta of the rats were clamped a period of 3 hours. After ischemic period, aortic clamping was removed and waited for 1 hour of reperfusion period. In IPC group, after ischemia/reperfusion periods of 5 minutes which were repeated 3 times, an ischemia period for 2 hour and 45 minutes and a subsequent reperfusion for 1 hour were maintained. The animals were sacrificed and the histological specimens of the lungs, liver and kidneys were examined at the end of procedure. Results: The injury performance score was found to be significantly higher in the lungs of IPC group than those I/R group (p<0.05). That was also accurate for the liver, but it was statistically insignificant (p>0.05). In renal tissue, performance score was lower in the IPC group, but it was not significant as compared to I/R group (p>0.05). Conclusion: The results of this study suggested that IPC contributed the increase of injury after ischemia/reperfusion in the liver and especially in the lungs. Contrary to these, it was found to be slightly beneficial in the kidney after I/R. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):15-20). Keywords: Ischemic preconditioning, ischemia/reperfusion, lung, liver, and kidney. Yrd. Doç. Dr. Öcal BERKAN Cumhuriyet Üniversitesi T p Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Klini i, Sivas. Tel: GSM: Fax: [email protected]. 15
22 Dr. Öcal Berkan ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): G R fi Aortan n klemplenmesi ile oluflan geçici iskemi reperfüzyon ( /R), iskemiye maruz kalan bölge d fl ndaki uzak doku ve organlarda da hasara yol açmaktad r (1,2). Bu hedef organlar aras nda akci er, karaci er ve böbrekler gibi hayati önem tafl yan organlarda yer almaktad r. skemik preconditioning ( PC) yönteminin iskemi reperfüzyon sonras ortaya ç kan organ hasarlar n önlemede önemli rolü oldu u ileri sürülmüfltür (3-5). Bu çal flmada, infrarenal aort oklüzyonü sonras nda oluflan /R a ba l akci er, karaci er ve böbreklerde ortaya ç kan de ifliklikler histopatolojik olarak incelendi ve PC yönteminin bu de ifliklikler üzerindeki etkisi de erlendirildi. MATERYAL ve YÖNTEM Ayn ortamda yaflam fl ve ayn flekilde beslenmifl, a rl klar gr aras nda olan 17 adet Wistar albino cinsi beyaz rat çal flmaya al nd. Ratlar kontrol grubu (Grup 1), iskemi reperfüzyon grubu (Grup 2) ve PC uygulanan grup (Grup 3) olmak üzere üç gruba ayr ld. Oda havas nda, 20 C 0 de, Ketamine HCl (Ketalar-Eczac bafl ) 40 mg /kg + xylazine (Rompun- Bayer) 5 mg/kg sol ön ayak adalesine intramusküler yolla uygulanarak anestezi sa land. fllem boyunca ratlar solunumlar spontan olarak devam edecek flekilde uyutuldular. Anestezi sonras nda bat n yaklafl k 4 cm lik orta hat insizyonla ksifoidin hemen alt ndan pubisin 0.5 cm üzerine kadar aç ld. Kontrol gruptaki ratlarda, bat n aç ld ve abdominal aorta eksplore edildikten sonra hiçbir giriflim yap lmadan 4 saat sonra kapat ld (n=5). /R grubunda infrarenal aortaya 3 saat süre ile oklüzyon uyguland, kros klemp al nd ktan sonra 1 saat reperfüzyon için beklendi (n=6). PC grubunda 3 defa tekrarlanan 5 er dakikal k iskemi/ reperfüzyon periyodunun sonras nda 2 saat 45 dakika iskemi, 1 saat reperfüzyon süresi uyguland (n=6). Yap lan ifllem tamamland ktan sonra ratlara yüksek doz anestezi verilerek akci erleri, karaci erleri, böbrekleri ç kart ld ve formalinde fikse edildi. Her üç grupta bulunan ratlardan al nan doku örnekleri ile parafin bloklar haz rland. Bu parafin bloklardan seri kesitler yap ld ve hemotoksilen eosin boyas ile boyand. Gözlemler, deneyin ve al nan örneklerin ayr nt lar n bilmeyen tarafs z bir patolog taraf ndan yap ld. Hasar skoru tespit edilirken, büyütme alan içerisinde bulunan akci erler için ödem, hiperemi ve polimorf nüveli lökositlerin olmas, böbrekler için distal ve proksimal tubulus epitelinde bulan k fliflme, nekroz ile infiltrasyon ve konjesyon olmas, karaci er için ise hiperemi, bulan k fliflme, fokal nekroz, kupfer hücre hiperplazisi baz al nd ve hasar miktar tespit edildi. Daha önce Tassiopoulos ve arkadafllar n n kulland klar skorlama sistemi ile Klausner ve arkadafllar n n modifiye skorlama sistemi hasar miktar n n tespit edilmesinde kullan ld (1,6). Buna göre; 0, de ifliklik yok; 1+, fokal, göze çarpmayan hafif derecede de ifliklikler; 2+, multifokal orta derecedeki de ifliklikler; 3+, multifokal ileri derecede ve yo un de ifliklikler olarak puanlama yap ld. statistiksel de erlendirmede her bir doku için ayr ayr olmak üzere; kontrol grubu (Grup 1), /R grubu (Grup 2) ve PC uygulanan grup (Grup 3) ikiflerli olarak kendi aralar nda Mann Whitney testi ile karfl laflt r ld lar. P de erinin 0.05 in alt nda olmas (p<0.05) anlaml kabul edildi. BULGULAR Akci er, karaci er ve böbrek dokular histolojik olarak de erlendirildi inde, kontrol grubunda normale yak n bulgular görüldü. Akci er dokusunda ikinci ve üçüncü grupta, kontrol grubuna göre daha fazla PMNL birikimi, ödem ve konjesyon saptand (Resim 1). Üçüncü grup, ikinci grup ile k yasland nda, 3.grupta PMNL say s n n daha fazla oldu u görüldü. Ayr ca, interstisiyel ödem ve konjesyonda daha fazlayd. Akci erlerdeki patolojik de iflikliklerin derecesini ifade edebilmek için kullan lan semikantitatif de erlendirmede, kontrol grubunun hasar skor puan 0.8 olarak bulundu. Kontrol grubunun hasar skor puan hesaplan rken, ortalamas al nan puan de erleri 0 ile +1 16
23 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Öcal Berkan ve Arkadafllar a) Resim 1: Akci erlerde lenfosit ve PMNL yo unlu u olan interstisiyel iltihabi hücre infiltrasyonu (HE,x 300). b) aras nda de iflmekteydi. kinci ve üçüncü grubun hasar skor puan hesaplan rken ise ortalamas al nan puan de erleri + 1 ile + 3 aras nda de iflmekteydi. Bu de erlere göre hesaplanan 2. grubun hasar skor puan 2.16 olarak bulundu. Kontrol grubu ile 2. grup karfl laflt r ld klar nda aralar nda istatistiksel olarak anlaml fark görüldü (p<0.05). Üçüncü grubun hasar skor puan 2.66 olarak hesapland. Kontrol grubu ile 3. grup, hasar skor puanlar yönünden karfl laflt r ld klar zaman aralar nda istatistiksel olarak anlaml fark vard (p<0.05). Alt ekstremitede oluflan /R sonucunda akci erlerinde hasar oldu u gözlemlenen ikinci ve üçüncü gruptaki ratlar kendi aralar nda karfl laflt r ld klar nda, PC uygulanan 3. grubun hasar skoru puan 2. gruba göre yüksek bulundu. Bu iki grup aras nda istatistiksel olarak anlaml fark vard (p<0.05). Karaci er dokusunda oluflan hepatositlerdeki bulan k fliflme, fokal hücre nekrozu, kupffer hücre hiperplazisi gibi de iflikliklerin 2. ve 3. gruplarda kontrol grubuna göre daha belirgin oldu u görüldü (Resim 2). Bu de ifliklikler 3. grupta 2. gruba göre daha yo undu. Karaci erdeki patolojik de iflikliklerin derecesini ifade edebilmek için kullan lan semikantitatif de erlendirmede, kontrol grubunun hasar skor puan 0.6 olarak bulundu. Kontrol grubunun hasar skor puan hesaplan rken, ortalamas al nan puan de erleri 0 ile +1 aras nda de iflmekteydi. kinci ve üçüncü grubun hasar skor puan hesaplan rken ise ortalamas al nan puan de erleri + 0 ile + 3 aras nda de iflmekteydi. Bu de erlere göre hesaplanan 2. grubun hasar skor puan Resim 2: a) Karaci erde fokal hücre nekrozlar ve Kupffer hücre hiperplazisi(he,x 75), b) Karaci erde portal alan çevresinde hepatositlerde bulan k fliflme (HE,x 300) olarak bulundu. Kontrol grubu ile 2. grup karfl laflt r ld klar nda aralar nda istatistiksel olarak anlaml fark görüldü (p<0.05). Üçüncü grubun hasar skor puan 1.83 olarak hesapland. kinci ve üçüncü gruptaki ratlar kendi aralar nda karfl laflt r ld klar nda, PC uygulanan 3. grubun hasar skoru puan 2. gruba göre yüksek bulundu, ancak bu iki grup aras nda istatistiksel olarak anlaml fark yoktu (p>0.05). Kontrol grubundaki böbrek dokular n n histolojik de erlendirmesinde normale yak n bir doku görüntüsü vard. Tübüler nekroz hiçbir grupta görülmedi. kinci ve üçüncü grupta, kontrol grubuna göre bulan k fliflme, ödem ve konjesyon daha belirgindi (Resim 3). Üçüncü grup, ikinci grup ile k yasland nda, üçüncü grupta bu bulgular n daha hafif oldu u görüldü. Böbreklerdeki patolojik de iflikliklerin derecesini ifade edebilmek için 17
24 Dr. Öcal Berkan ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): Resim 3: Böbrekte proksimal tubul epitel hücrelerinde bulan k fliflme (HE,x 300). kullan lan semikantitatif de erlendirmede, kontrol grubunun hasar skor puan 0.6 olarak bulundu. Kontrol grubunun hasar skor puan hesaplan rken, ortalamas al nan puan de erleri 0 ile +1 aras nda de iflmekteydi. kinci ve üçüncü grubun hasar skor puan hesaplan rken ise ortalamas al nan puan de erleri + 1 ile + 3 aras nda de iflmekteydi. Bu de erlere göre hesaplanan 2. grubun hasar skor puan 1.5 olarak bulundu. Kontrol grubu ile 2. grup karfl laflt r ld klar nda aralar nda istatistiksel olarak anlaml fark görüldü (p<0.05). Üçüncü grubun hasar skor puan 1.33 olarak hesapland. kinci ve üçüncü gruptaki ratlar kendi aralar nda karfl laflt r ld klar nda, PC uygulanan 3. grubun hasar skoru puan 2. gruba göre düflük bulundu. Bu iki grup aras nda istatistiksel olarak anlaml fark yoktu (p>0.05). Histopatolojik olarak genel bir de erlendirme yap ld nda ise akci erlerde, PC grubunu hasar performans skorunu /R grubuna göre anlaml olarak yüksek bulundu (p<0.05). Karaci er dokular nda da PC grubunda performans skoru daha yüksek bulundu, ancak istatistiksel olarak anlaml de ildi (p>0.05). Böbrek dokusunda ise, istatistiksel anlam tafl masada performans skoru PC grubunda daha düflük bulundu (p>0.05). TARTIfiMA PC yöntemi, ilk defa Murry ve arkadafllar taraf ndan köpek kalbi üzerinde yap lan bir çal flma ile 1986 y l nda tan mlanm flt r (7). Daha sonra yap lan çal flmalarda PC yönteminin kalp, karaci er, akci er, böbrek, kemik ve di er organlarda iskemi reperfüzyona ba l ortaya ç kan hasar azalt c etkisi oldu u ortaya konulmufltur (3,4,5,8). Bu çal flmada, infrarenal aortada oluflan /R a ba l olarak akci er, karaci er ve böbreklerde ortaya ç kan de ifliklikler ve PC yönteminin bu de ifliklikler üzerine olan etkisi de erlendirildi. PC yönteminin amac k sa süreli iskemi periyodlar yaratarak, ard ndan oluflacak uzun süreli iskemi periyoduna karfl dokunun direncinin artmas n sa lamak ve iskemi reperfüzyon hasar n azaltmakt r. Bu koruyucu etkinin K adenozin trifosfat (KATP) sensitif kanallar n aç kl ile olufltu u düflünülmektedir (8,9). PC nin etkisinin oluflmas na esas olarak sarkolemmal G proteinine ba l reseptörler arac l k etmektedirler (8,10). Bu reseptörler protein kinaz C ba layabilen Adenozin trifosfat (A1, A3), Bradikinin (BK2), ve opoid (Delta1) reseptörleridir (10-13). PC nin etkisiyle oluflan protein kinaz C aktivasyonu tirozin kinaz aktivasyonunu sa lar bu da di er kinazlar n aktivasyonuna ve s ras yla sarkolemmal fosforilasyona ve mitokondrial KATP kanallar n n aktivasyonuna yol açar (14,15,16). PC in uzun süreli iskemik periyodlar n sonras nda adenozin trifosfatlar n korunmas na katk da bulundu u biyokimyasal analizler de göstermifltir. Myofibril adenozin trifosfat seviyeleri iskemi s ras nda düfltü ü zaman, KATP kanallar aç l r ve K un d fla ak fl sa lan r, bütün bunlar K un denge içindeki potansiyelinin ötesinde depolarize voltajlard r (8,9,14). K kanallar n n aç lmas erken repolarizasyonu sa lar ve Ca ak fl n inaktive eder ve böylece l ml bir negatif inotropik etki oluflur (14,15). K kanal agonistleri invivo koflullarda iskemi sonras reperfüze olan dokulardaki fonksiyonel toparlanmay art r r, ve bu etki K kanal antagonistleri taraf ndan bloke edilebilir (14,17). PC ve iskemi reperfüzyon injürisi ile ilgili serbest radikallerlein rolü tam olarak anlafl lamam flt r (18,19). skemi reperfüzyon ve PC deki nitrik oksit in (NO) rolü ile ilgili olarak birçok farkl görüfl ileri sürülmektedir (20,21). K sa süreli iskemi s ras nda NO sal n m n PC n tetikledi i gösterilmifltir, endotelyal NO sentetaz inhibisyonu ile bu koruyucu etkinin bloke oldu u yap lan birçok çal flmada gösterilmifltir. Buna karfl n baz araflt rmac lar NO in kendili inden PC na ifltirak etmeyece ini ileri sürdüler. 18
25 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Öcal Berkan ve Arkadafllar Akci erler üzerinde PC n n nas l etki etti i ile ilgili çal flmalar n sonuçlar incelendi inde, PC in akci erleri iskemik hasara karfl korudu u ve akci er fonksiyonlar nda h zl düzelme sa lad görülmüfltür (5,22). NO gibi süperoksit radikallerinin özel bir protein kinaz C yi aktive ettikleri bilinmektedir, böylece serbestleflen bu radikaller k sa bir PC periyodu esnas nda korunmaya katk da bulunabilir (13,16,21). Yap lan çal flmalarda PC uygulanmas n n akci erler üzerinde koruyucu etki yapt gösterilmifltir. Bu etkinin nedeni de PC n n akci er dokusunda PMN aktivasyonunu ve akümülasyonunu inhibe etti i ve serbest oksijen radikallerinin üretimini azaltt fleklinde aç klanm flt r (22,23). Bizim yapt m z çal flmada, PC uygulanan grupta /R grubuna göre PMNL say s n n, interstisiyel ödem ve konjesyonun daha fazla oldu u görüldü. Ayr ca hasar skoru puan da 2. gruba göre yüksek bulundu (p<0.05). Çal flmam zdaki sonuçlar literatürdeki sonuçlarla farkl l k göstermektedir. Bunun nedeninin ise kullan lan metot farkl l ndan kaynakland n düflünmekteyiz. Literatürde yap lan PC modelleri direkt iskemi reperfüzyona maruz kalan organa uygulanm flt r. PC n akci erler üzerindeki dolayl etkisi Baltalarl ve arkadafllar taraf ndan yap lan bir çal flmada ortaya konulmufl ve akci erlerde ödem ve lökosit infiltrasyonuna yol açt görülmüfltür (24). Bizim bulgular m z n da bu bulgularla paralellik gösterdi i dikkate al n rsa, PC in akci erler üzerindeki direk ve dolayl etkisi aras nda farkl l k oldu u sonucuna var lmaktad r. PC in yöntemi direk uyguland zaman /R karfl akci er hasar n azalt c etkisi, buna karfl n dolayl uyguland zaman akci er hasar n daha da art r c etkisi oldu u görüldü. Nilsson ve arkadafllar yapt klar bir çal flmada, ratlarda hepatik artere konulan klemple oluflturulan iskemi reperfüzyon hasar na karfl PC in koruyucu etkisi oldu unu ortaya koymufllard r (4). Buna benzer birçok çal flmada da PC uygulamas n n yararl etkileri oldu u gösterilmifltir (25,26). Yapt m z çal flmada, PC uygulanan grupta hepatositlerdeki bulan k fliflme, fokal hücre nekrozu, kupffer hücre hiperplazisi gibi de iflikliklerin daha belirgin oldu u görüldü. Ayr ca, istatistiksel olarak anlaml olmasa da PC uygulanan 3. grubun hasar skoru puan 2. gruba göre daha yüksek bulundu (p>0.05). Bizim bulgular m z n literatürdeki verilerle farkl olmas n nedeni, PC uygulamas n direkt hepatik arter yerine infrarenal aortaya uygulam fl olmam zdan kaynakland n düflünmekteyiz. Yap lan birçok çal flmada, renal artere uygulanan PC in iskemi reperfüzyona karfl böbrekler üzerinde koruyucu bir etkiye sahip oldu unu ortaya koymufltur (3,27,28). Çal flmam zda, 3. gruptaki bulan k fliflme, ödem ve konjesyon 2. gruba göre daha az oldu u görüldü. 3. grubun hasar skoru puan da 2. gruba göre daha düflük bulundu, ancak istatistiksel olarak anlaml de ildi (p>0.05). skemi reperfüzyona ba l renal hasar direk uygulanan PC yönteminin azaltt bilgisine ilave olarak, bu çal flmada dolayl uygulanan PC yönteminin de istatistiksel olarak anlaml olmasa da renal hasar azaltt sonucu ortaya ç kt. Bu sonuç, akci er ve karaci erlerde elde etti imiz sonuçlardan farkl l k göstermektedir. PC in dolayl etkisi sonucunda akci er ve karaci erde hasar artarken, böbreklerde azalmaktad r. PC yönteminin uygulanmas nda süre ve uygulama fleklinin farkl sonuçlar do urdu u bilinmektedir. PC in direk etkisinin flimdiye kadar yap lan çal flmalardaki tüm organlar üzerinde olumlu etki yapt görüldü. Ancak bizim sonuçlar m za göre PC in dolayl etkisi organlara göre farkl l klar göstermektedir. Yap lan invivo çal flmalarda PC in böbrekler üzerindeki koruyucu etkisine yaln z protein G ve protein Kinaz C nin arac l k etti i, K+ ATP kanallar n n, bradikinin, metakolin, ve opioid gibi reseptörlerin etkisiz olduklar görülmüfltür (28). Adenozin reseptörleri ile ilgili ise farkl görüfller ileri sürülmektedir (27). Böbreklerde di er organlara göre farkl reseptörlerin de arac l k etmeleri organlar aras nda farkl bulgular elde edilmesine neden olabilir. Ancak bütün bunlar ileri çal flmalarla ortaya konulabilecek ve PC nin böbrekler üzerinde ne ölçüde yarar sa lad ve mekanizmas n n nas l oldu u konusunda kesin bir yarg ya var lacakt r. Sonuç olarak, PC yöntemi iskemi reperfüzyon sonucu ortaya ç kan karaci er hasar n ve belirgin flekilde de akci er hasar n art rmaktad r. Böbrekler üzerinde ise istatistiksel olarak anlam olmayan, /R hasar azalt c bir etkisi vard r. 19
26 Dr. Öcal Berkan ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): KAYNAKLAR 1. Tassiopoulos AK Hakim TS; Finck CM et al. Neutrophil sequestration in the lung following acute aortic occlusion starts during ischaemia and can be attenuated by tumour necrosis factor and nitric oxide blockade. Eur J Vasc Endovasc Surg 1998 ; 16: Anner H, Kaufman RP, Kobzik L, Valeri CR, Shepro D, Hechtman HB. Pulmonary leukosequestration induced by hind limb ischemia. Ann Surg 1987; 206: Toosy N, McMorris EL, Grace PA, Mathie RT. Ischaemic preconditioning protects the rat kidney from reperfusion injury. BJU Int 1999; 84: Nilsson B, Friman S, Gustafsson BI, Delbro DS. Preconditioning protects against ischemia/reperfusion injury of the liver. J Gastrointest Surg 2000; 4: Soncul H, Oz E, Kalaycioglu S. Role of Ischemic Preconditioning on Ischemia-Reperfusion Injury of the Lung.Chest 1999; 115: Klausner JM, Paterson IS, Kobzik L, Rodzen C, Veleri CR, Shepro D, Hechtman HB. Vasodilating prostaglandins attenuate ischemic renal injury only if thromboxane is inhibited. Ann Surg 1989; 209: Murry CE, Jennings RB, Reimer KA. Preconditioning with ischemia: A delay of lethal cell injury in ischemic myocardium. Circulation 1986; 74: Gross GJ, Fryer RM. Sarcolemmal versus mitochondrial ATPsensitive K+ channels and myocardial preconditioning. Circ Res 1999; 84: Shinbo A, Iijima T. Potentiation by nitric oxide of the ATPsensitive K+ current induced by K+ channel openers in guineapig ventricular cells. British Journal of Pharmacology 1997; 120: Liu GS, Thornton J, Van Winkle DM, Stanley AWH, Olsson RA, Downey JM. Protection against infarction afforded by preconditioning is mediated by A1 adenosine receptors in rabbit heart. Circulation 1991; 84: Goto M, Liu Y, Yang XM, Ardell JL, Cohen MV, Downey JM. Role of bradykinin in protection of ischemic preconditioning in rabbit hearts. Circ Res 1995; 77: Auchampach JA, Gross GJ. Adenosine A1 receptors, KATP channels, and ischemic preconditioning in dogs. Am J Physiol 1993; 264: H Speechly ME, Mocanu MM, Yellon DM. Protein kinase C Its role in ischemic preconditioning in the rat. Circ Res 1994; 75: Speechly DE, Grover GJ, Yellon DM. Does ischemic preconditioning in the human involve protein kinase C and the ATP-dependent K+ channel? Studies of contractile function after simulated ischemia in an atrial in vitro model. Circ Res 1995; 77: Weinbrenner C, Liu GS, Cohen MV, Downey JM. Phosphorylation of tyrosine 182 of p38 mitogen-activated protein kinase correlates with the protection of preconditioning in the rabbit heart. J Mol Cell Cardiol 1997; 29: Baines CP, Wang L, Cohen MV, Downey JM. Protein tyrosine kinase is downstream of protein kinase C for ischemic preconditioning's anti-infarct effect in the rabbit heart. J Mol Cell Cardiol 1998; 30: Ko SH, Lee SK, Han YJ, et al. Blockade of myocardial ATPsensitive potassium channels by ketamine. Anesthesiology 1997; 87: Baines CP, Goto M, Downey JM. Oxygen radicals released during ischemic preconditioning contribute to cardioprotection in the rabbit myocardium. J Mol Cell Cardiol 1997; 29: Bolli R. The early and late phases of preconditioning against myocardial stunning and the essential role of oxyradicals in the late phase An overview. Basic Res Cardiol 1996; 91: Beckman JS, Wink DA, Crow JP: Nitric oxide and peroxynitrate, Methods in Nitric Oxide Research. Feelisch M, Stamler JS. New York, John Wiley & Sons, 1996, Bolli R, Manchikalapudi S, Tang X-L, et al. The protective effect of late preconditioning against myocardial stunning in conscious rabbits is mediated by nitric oxide synthase. Circ Res 1997; 81: Du ZY, Hicks M, Winlaw D, et al. Ischemic preconditioning enhances donor lung preservation in the rat. J Heart Lung Transplant 1996; 15: Friedrich I, Spillner J, Lu EX, Bartling B et al. Ischemic preconditioning of 5 minutes but not of 10 minutes improves lung function after warm ischemia in a canine model. J Heart Lung Transplant 2001; 20: Baltalarl A, Çolako lu N, Önem G et al. skemik preconditioning, s çanlarda bilateral alt ekstremite iskemi/reperfüzyonuna ba l geliflen akci er hasar n art r r.tgkdcd 2000; 8:1, Yadav SS, Sindram D, Perry DK, Clavien PA. Ischemic preconditioning protects the liver by inhibition of apoptosis through a caspase dependent pathway. Hepatology 1999; 30: Clavien P, Yadav S, Sindram D, Bentley R C. Protective effects of ischemic preconditioning for liver resection performed under inflow occlusion in humans. Annals of Surgery 2000; 232: Sugino H, Shimada H, Tsuchimoto K. Role of adenosine in renal protection induced by a brief episode of ischemic preconditioning in rats. Jpn Pharmacol 2001; 87: Lee HT, Emala CW. Protein Kinase C and Gi/o Proteins Are Involved in Adenosine and Ischemic Preconditioning-Mediated Renal Protection. Journal of the American Society of Nephrology 2001; 12:
27 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar C DD PER FER K ARTER HASTALI INDA NTRAVENÖZ LOPROST TEDAV S SONUÇLARI INTRAVENOUS ILOPROST TREATMENT FOR THE PERIPHERAL ARTERIAL OCCLUSIVE DISEASE Özalp KARABAY*, Erdem S L STREL *, Cenk ERDAL*, Hakan ÖNOL**, brahim ALGIN*, Mehmet GÜZELO LU*, smail YÜREKL *, Göksel KILCI*, Ünal AÇIKEL* *Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi ve **Alsancak Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klinikleri, zmir Özet Amaç: Prostasiklin (PGI 2 ) in mikrovasküler kan ak m, trombosit agregasyonunun inhibisyonu ve vazodilatasyon üzerinde önemli rolü vard r. loprost benzer farmakokinetik özelliklere sahip bir PGI 2 analo udur. Bu çal flmam zda iloprost tedavisinin; Fontaine III ve IV arteriyel rekonstrüksiyona uygun olmayan iskemik periferik arter hastalar ndaki iyileflme, a r n n giderilmesi, nekroz s n rland r lmas ve amputasyon ile mortalite oranlar üzerine etkilerini araflt rd k. Yöntem: Bu prospektif çal flma; Fontain stage III ve IV olan ve arteriyel rekonstrüksiyona uygun olmayan 44 eriflkin (35 erkek, 9 kad n; ortalama yafl 67.2 ± 6.9 y l) iskemik periferik arter hastas nda yap ld. Çal flma Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü ve Alsancak Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümünde gerçeklefltirildi. Önce arteriyel hastal n seviyesi ve yayg nl k derecesi, alt ekstremitelerin Doppler USG ve anjiografisi ile de erlendirildi. Daha sonra intravenöz ( V) iloprost 2 μgr/kg/dk dozunda günlük 6 saat uyguland. Ortalama tedavi süresi 14.8 gün sürdü. loprost tedavisi; yayg n k zar kl k, bafl a r s, diyare ve hipotansiyon olan 4 olguda yar da b rak ld. Bulgular: Ortalama 6.2 ayl k takip periyodu sonras nda iloprost tedavisi anlaml olarak analjezik ihtiyac n azaltm fl, a r s z yürüme süresini uzatm fl, ülser iyileflmesi ve nekrotik alan n s n rland r lmas n, yürüme mesafesinde ve ankle-brakial indekste (AB ) düzelmeyi sa lam flt r(p<0.001). Sonuçlar: loprost tedavisi a r iskemik periferik arter hastal olan inoperabl ve klasik tedaviye cevap vermeyen hastalarda etkilidir. loprost mikrosirkülasyonu düzenleyerek ülser iyileflmesine yard mc olmakta, istirahat a r s n gidermekte ve genel mortalite ile amputasyon insidans n azaltmaktad r. (Damar Cer Der 2005;14(3):21-26). Anahtar Kelimeler: loprost, periferik arteriyel oklüziv hastal k, iskemik ülserasyon, amputasyon. Abstract Purpose: Prostacyclin (PGI 2 ) plays a major role in regulating microvascular blood flow, and in inhibition of thrombocyte aggregation and vasodilatation. Iloprost is a stable PGI 2 analog with similar pharmacokinetic qualities. We investigated the role of iloprost treatment on healing, pain relief, ulcer healing, limitation of necrosis, and rates of amputation and mortality in Fontaine s stage III and IV ischaemic peripheral artery disease patients who were not suitable for arterial reconstruction. Methods: This prospective study was carried out on 44 consecutive adult patients (35 males, 9 females; mean age 67.2 ± 6.9 years) who had Fontaine s stage III and IV ischaemic peripheral artery disease and who were not suitable for arterial reconstruction. The study was performed at Dokuz Eylul University Department of Cardiovascular Surgery and Alsancak State Hospital Department of Cardiovascular Surgery. First, arterial disease level and its spread level were established through Doppler ultrasonography and angiography of the lower extremities. Then, intravenous (IV) iloprost at a dose of 2 μgr/kg/min was administered over 6 hours. Mean therapy duration was 14.8 days. The iloprost treatment was discontinued on four subjects who had flushing, diarrhea, headache, and hypotension during the treatment. Results: After a mean 6.2 months follow-up period, it was established that iloprost treatment significantly decreased the need for analgesics, increased the resting pain-free time, ulcer healing, and limitation of the necrotic area, improved walking distance and ankle-brachial index (ABI) (p < 0.001). Conclusion: Iloprost therapy is effective in patients with severe ischaemic peripheral artery disease who were inoperable and nonresponsive to classical therapy. Iloprost contributes to healing of tropic lesion by regulating microcirculation, relieves the resting pain, and decreases the incidence of amputation and general mortality. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):21-26). Keywords: Iloprost, peripheral arterial occlusive disease, ischemic ulceration, amputation. Dr. Özalp KARABAY Dokuz Eylül Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Balçova- ZM R TÜRK YE, TR Tel: Fax: [email protected] 21
28 Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): G R fi Oklüziv arteriyel hastal klar profilaksi ve tedavi gerektiren, iyi tedavi edilmemifl olgularda de iflik seviyelerde alt extremite amputasyonuna kadar giden ciddi bir sa l k problemidir. Yap lan çal flmalar trombosit fonksiyonlar n n regülasyonu ateroskleroz geliflimi ve tedavisinde kritik öneme sahip oldu unu göstermifltir. PGI 2 a r iskemide, inflammatuar doku lezyonlar nda, vasospazm ve so uk stres intolerans nda bozulan mikrosirkülasyonu regüle ederek etkisini göstermektedir. PGI 2 nin bu olumlu etkileri sonucunda ; prekapiller damarlar genifller, ak m rezistans azal r ve dijital kan ak m n artar, lökositlerin küçük kapiller kanallara adhezyonunun azalmas na ba l olarak mikrotrombüs oluflumunu önlenir. loprost; bahsedilen bu etkileri oluflturan, benzer farmakokinetik karakteristikleri olan stabil PGI 2 analo udur (1). Fontain stage III ve IV iskemik periferik arter hastal nda ve arteriyel rekonstrüksiyon mümkün olmayan olgularda (istirahat a r s ve/veya iyileflmeyen ülser, nekroz lezyonlar olan hastalar) iloprost tedavisi klinik olarak ülser iyileflmesinde, a r n n giderilmesinde, amputasyon ve mortalite oranlar nda önemli ölçüde düzelme sa lar (2). Çal flmam z n amac PGI 2 analo u olan iloprostun; arteriyel rekonstrüksiyona uygun olmayan Fontain III ve IV iskemik periferik arter hastal olan ve klasik tedaviye yan t vermeyen olgularda a r giderilmesinde, ülser iyileflmesinde, nekrozun s n rlanmas ve amputasyon oranlar n n azalt lmas nda teropatik etkisini incelemektir. HASTALAR ve YÖNTEM Bu çal flma Dokuz Eylül Kalp Damar Cerrahisi Bölümü ve Alsancak Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü taraf ndan Ocak 2003 ve fiubat 2004 tarihleri aras nda gerçeklefltirildi.dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Etik Kurulu taraf ndan onaylanm fl çal flmam z, 35 erkek, 9 kad n ve ortalama yafl 67.2 ± 6.9 y l (55-82 yafl) olan 44 olguda yap lm flt r (Etik kurul protokol no: 263). Bu olgular n 33 ü Fontain stage III ve 11 i Fontain stage IV iskemik periferik arter hastal na sahip ve arteriyel rekonstrüksiyona uygun olmayan olgu grubunu içermektedir. Stage IV olgular n 7 de iskemik ülser görülürken 4 ünün ise ayak parmaklar nda nekroz mevcuttu. Stage IV olgular n 6 da minör amputasyon hikayesi mevcut olup olgular n tedavi öncesi özellikleri tablo 1 de belirtilmifltir. noperabiliteyi, hastal k seviyesi ve yay l m n belirlemek için tüm hastalara tedavi öncesi alt extremiteye yönelik anjiyografi yap lm flt r. Anjiografik görüntüleme ile bütün olgularda alt ekstremite distal damar yata n n cerrahi aç dan uygun Tablo 1: Çal flmaya ald m z a r periferik iskemili olgular n demografik özellikleri. De iflkenler Say (toplam n: 44) % Ortalama yafl 67.2 ± 6.9 (55-82 yafl) Cinsiyet Kad n 35 (80%) Erkek 9 (20%) Stage IV 11 (25%) Stage III 33 (75%) Diyabetik 16 (36%) Nondiyabetik 28 (64%) Sadece istirahat a r s 33 (75%) Semptomlar Istirahat a r s ve ülser 7 (16%) Istirahat a r s ve nekroz 4 (9%) Ortalama ankle-brachial indeks 0.55 ±
29 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Tablo 2: lomedin tedavisi verilecek olgularda tedavi öncesi ve tedavi s ras nda çal flma d fl b rakma kriterleri. Çal flmadan ç karma kriterleri Çal flmay b rakma kriterleri Alt ekstremitenin periferik by pass cerrahisine, PTCA veya stent uygulanmas na müsait damar yap s olmas. Kanama diyatezi Selülit Sepsis Gebelik Emzirme Ciddi kardiyak, renal veya hepatik yetmezlik Tip I diabetes mellitus Son 6 hafta içinde MI veya inme Yayg n k zar kl k Diyare Bafla r s Hipotansiyon olmad gösterildi. Çal flmadan ç karma veya çal flmay sonland rma kriterleri tablo 2 de gösterilmifltir. Herhangi bir çal flmadan ç karma kriterini tafl yan olgular çal flmaya al nmam fl ve tedaviyi b rakma kriterlerinden biri geliflen olgularda tedavi kesilerek çal flma d fl b rak lm fllard r. Çal flmaya ald m z inoperabl periferik arter hastal olan olgular m zdaki risk faktörleri tablo 3 te belirtilmifltir. Tablo 3: Olgular m zda saptanan risk faktörleri. Risk Faktörü Say Sigara 39 (% 89) Hiperkolesterolemi 29 (% 66) Diyabet 16 (% 36) Hipertansiyon 12 (% 27) Geçirilmifl miyokard enfarktüsü 7 (% 16) Geçici iskemik atak 2 (% 0.5) Hospitalize edilen olgularda; periferik arter hastal na yönelik ald klar medikal tedavi (antiaggreganlar, antibiotikler, analjezikler, Ca kanal blokörleri vd) ve yo un yara bak m na ile birlikte iloprost tedavisi verilmifltir. ntravenöz iloprost tedavisi 0.5ng/kg/dk dozu ile bafllan p doz 2ng/kg/dk doza ç k lana kadar 30 dakikada bir 0.5 ng/kg/dk art r ld. 2 saat sonunda optimal doza ç k lan hastalarda ön kol veninden günlük 6 saat süreyle iloprost infüzyonuna devam edildi ve iloprost tedavisi ortalama 14.8 gün (13-15) süreyle verildi. Tedavi bafllamadan önce, tedavi s ras nda ve sonras nda olgular n kalp h zlar ve kan bas nç ölçümleri yak n takip edildi. Kan bas nc sistolik 150mmHg n n üzerinde olan olgularda iloprost tedavisinin bafllanmas için, kan bas nc t bbi tedavi ile bu de erin alt na düflene kadar beklenildi. Ayr ca tedavi s ras nda kan bas nc 150mmHg n n üzerine ç kt nda tedaviye ara verildi. loprost tedavisi süresince 4 olguda yayg n k zar kl k, bafl a r s, diyare ve hipotansiyon görüldü. Bu olgular n flikayetleri doz azalt lmas na ra men devam etti. Bunun üzerine 4 olgunun iloprost tedavisi kesilerek olgular çal flma d fl b rak ld. Tedavi süresince; ekstremitelerdeki istirahat a r s de ifliklikleri her gün 6 saatlik intravenöz iloprost infüzyonu sonras nda de erlendirilirken ülser iyileflmesi ve nekrozun s n rlanmas günlük takip edildi. Tedavi periyodunda olgular düzenli olarak yürütüldü. Kanda hemogram, rutin biyokimyasal de erler tedavi öncesi ve tedavi s ras nda ölçüldü. Tedavinin etkinli i afla da belirtilen parametrelerle de erlendirildi: Istirahat a r s n n giderilmesi A r dan ba ms z yürümenin temini, Analjezik ihtiyac n n olmamas veya azalmas, 23
30 Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): Ülser ve nekroz alan nda en az %50 iyileflme, Artm fl AB. Ortalama hasta takip periyodu 6.2 ay (2-13 ay) yap ld ve çal flmam zda istatistiksel analiz için Wilcoxon testi kullan ld. BULGULAR K rkdört eriflkin olguda yap lan çal flmam z, yan etkilerden dolay çal flmay b rakan 4 (%8.3) olguyu kapsamamaktad r. Bunlardan 2 olgu ilk gün, di er ikisi 3. ve 4. günlerde tolere edilemeyen yan etkilerinden dolay çal flmadan ç kar ld. Çal flmam za al nan olgular n 16 s (%36) diyabetikti. Diyabetik olgularda di erleri ile ayn süre ve miktarda iloprost tedavisi verildi. Ortalama 14.8 gün (13-15 gün) 20 μg iv iloprost alan 44 olgunun 41 inde (%93.2) klinik iyileflme görüldü. Stage III olan 33 olgunun 18 inde tedaviye tam yan t al n rken 14 olguda parsiyel yan t al nd, bir olguda ise yan t al namad. Stage IV olan 11 olgunun 7 sinde tam yan t, 2 sinde parsiyel yan t al n rken 2 sinde tedaviye yan t al namad. Tüm olgulara bak ld nda 25 de (%56.8) tam yan t, 16 de (%36.4) parsiyel yan t al n rken, 3 (%6.8) olguda tedaviye yan t al namad (Tablo 4). Demarkasyon hatt oturan 4(%8.8) olguda minör amputasyon yap ld. Bunlar n 2 si tedaviye yan t al namayan grupta, 2 si ise stage IV olup parsiyel yan t al nan gruptayd. Ampute olan olgular n 2 si diyabetik, 2 si non-diyabetik olgulard. Amputasyonlar tedavi veya takip periyodunda yap ld. loprost tedavisi alan 44 olgunun istirahat a r s ; 4 olguda ilk 6 saatte, 38 olguda ilk 24 saatte, stage IV iki olguda ise 48 saatte düzeldi (Tablo 5). Belirtilen a r lar n düzelme süreleri sonras nda olgular n analjezik ihtiyac olmad. Tolere edilemeyen yan etkiler nedeniyle tedavinin kesildi i 4 olgu d fl nda hastalar n izleminde majör komplikasyon görülmedi. Optimal iloprost dozunda kan bas nc nda önemli degifliklikler görülmedi. Tolere edilebilir minör yan etkiler; 8 olguda bafl a r s, 6 olguda yüzde k zar kl k, ve 2 olguda bulant olarak görüldü.tedaviye tam yan t al nan hastalar n hepsinde a r s z yürüme mesafesi 100m nin üzerine ç kt. Parsiyel yan t al nan 16 hastan n 3 ü 30-50m yürüme mesafesine ulafl rken di er 13 ü m yürüme mesafesine ulaflt. Tedaviye tam yan t al nan olgularda lomodin tedavi sonras yürüme mesafelerindeki art fl istatiksel olarak anlaml bulunurken (p<0.01), parsiyel yan t al nanlarda klinik olarak yürüme mesafesi art fl istatiksel olarak anlaml de ildi. Tablo 4: ntravenöz loprost uygulanan olgularda klinik düzelmeye ait sonuçlar. Klinik düzelme Stage III Stage IV Toplam Tam yan t (%) 18 (40.9) 7 (15.9) 25 (56.8) Parsiyel yan t (%) 14(31.9) 2(4.5) 16 (36.4) Yan t al namayanlar (%) 1(2.3) 2 (4.5) 3 (6.8) Tablo 5 : loprost tedavisinin etkileri (* p< 0.05, tedavi öncesi de erlerle k yasland ). Yan etkilere ba l çal flmay b rakma (%) 4 (8.3) Istirahat a r s n n giderilmesi (%) 0-6 saat 4 (9.1) 6-24 saat 38 (86.4) saat 2 (4.5) A r s z yürüme mesafesi (%) 100 m 25 (56.8) m 13 (29.5) m 3 (6.8) Ankle-brachial indeks Iloprost öncesi 0.55 ± 0.20 (ortalama ± SD) Iloprost sonras 0.73 ± 0.22 * 24
31 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Stage IV iskemik ülserli 7 olgunun; iloprost, di er medikal tedaviler ve yo un yara bak m sonras nda iskemik ülserlerinde küçülme görüldü, 2 ayl k takip süresi sonunda ülserlerin tamam iyilefldi. K rkdört olgunun tedavi öncesi AB indeks de eri 0.55±0.2, tedavi sonras ndaki de er 0.73±0.22 olarak ölçüldü ve istatistiksel olarak anlaml bulundu (p<0.01). stirahat a r s ve iskemik ülseri olan stage IV olgular n 2 si izlemde exitus oldu. Bunlardan biri myokardiyal enfarktüse ba l 2.ayda; di eri ise renal yetmezli e ba l 5. ayda exitus oldu. Ortalama takip süresi 6.2 ay (2-13 ay) sürerken tedavi süresince hastalar n hematolojik ve biyokimya de erleri, preoperatif dönemde ölçülen de erlere göre istatiksel olarak anlaml fark saptanmad. TARTIfiMA stirahat a r s a r iskemisi olan periferik arter hastalar nda en s k görülen semptomdur. Vasküler rekonstrüktif cerrahi aç s ndan inoperabl olan hastalarda amputasyon cerrahisine gereksinim daha fazla olmaktad r (3). Literatürde V iloprost tedavisinin, trofik lezyon iyileflmesinde, istirahat a r s n n giderilmesinde, amputasyon oranlar n n düflmesinde ve genel mortalitenin azalmas nda olumlu etki gösterdi i bildirilmektedir. Bu olumlu etkiler, iloprost un mikrosirkülasyonda art fl sa lamas ile elde edilmektedir (4). Ayr ca, iloprostun adhezyon moleküllerinin ve koagulasyon son ürünlerinin üretimini azaltarak endotel hücreleri üzerinde koruyucu etkisi de vard r (5). Bafl a r s, yayg n alerjik reaksiyon (k zar kl k), bulant ve kusma s k görülen yan etkilerdir. Bu etkiler özellikle tedavinin ilk saatlerinde görülür. loprost tedavisi için ideal doz, kan bas nc n etkilemeyen ve yan etkinin minimum görüldü ü doz olmal d r (6). Belirtilen klinik yan etkiler ve hemodinamik de ifliklikler doz ba ml ve ço u zaman vazodilatasyon ile iliflkili oldu u bildirilmektedir. Yan etki olarak s k gözlemlenen hipotansiyon genel olarak yüksek doz iloprost verilmesine ba l geliflmektedir (4). Yüksek iloprost dozlar nda; artm fl vazodilatasyon kan ak m n n deriden kasa yönelmesiyle çalma fenomeni ile sonuçlan r, iloprost un anti-platelet etkisi ve di er olumlu etkileri azal r. Ayr ca yüksek iloprost dozlar, koroner arter hastalar nda koroner ak mdan çalma etkisine neden olmaktad r (7). Optimal günlük doz, tolere edilebilen ve yan etkilerin en az oldu u doz olmal d r. Bu optimal günlük doz maximum 20μg önerilmekte, daha fazlas n n olumlu etkisini artt rmadan yan etkileri artt rd bildirilmektedir (1). Ondört gün uygulanan V iloprost infüzyonu günlük ng/kg/dk dozunda 6 saatin üzerinde verildi inde istenen optimum sonuçlar güvenli ve ciddi yan etki olmaks z n sa lamaktad r (3). Bizim çal flmam zda loprost olgular m za ortalama 14.8 gün ve ng/kg/dk dozda 6 saat süreli infüzyon fleklinde verildi. Sadece 4 olguda (%8.3) tedaviyi kesmeyi gerektirecek yan etkiler görüldü. Bu 4 hasta çal flma d fl b rak ld. Tolere edilebilir minör yan etkiler; l ml hipotansiyonun efllik etti i 8 hastada bafl a r s, 6 hastada yüzde k zar kl k, ve 2 hastada bulant fleklinde görüldü. loprost un as l etkisi mikrosirkülasyon üzerinedir. Bu yüzden distal küçük arteriyel hastal olan hastalarda daha etkilidir. Banyai ve arkadafllar çal flmalar nda; iloprost tedavisi ile %96 iyileflme oran bildirmifl ve bu yüksek oran gruptaki hastalar n küçük arteriyel hastal olmas yla aç klam flt r (1). Bizim çal flmam zda literatürle uyumlu olarak klinik düzelme %93.2 olarak bulunmufltur. Bu yüksek oranda klinik düzelme sa lanmas nda; iloprost tedavisine ek olarak di er tedavilere (anti-agregan, anti-trombotik, antibiotik, vb.) devam edilmesi ve düzenli yo un yara bak m verilmesi etkili olmufltur. Yap lan çal flmalarda; doz etkisi, yan etkiler, tedavinin etkinli i aç s ndan diyabetik ve nondiyabetik hastalar aras nda farkl l k görülmedi i bildirilmifltir (9). Literatürde iloprost tedavisinin periferal vasküler hastal olan inoperable hastalarda 6 ayl k periyodda istirahat a r s giderilmesinde, ülser iyileflmesinde, amputasyon ve mortalite oranlar nda azalma sa lanmas nda anlaml etkisi oldu u gösterilmifltir (10-12). loprost tedavisine yan t al nan ve al nmayan hastalar n k yasland bir çal flmada 6 ayl k takip sonunda amputasyon ve ölüm oranlar tedaviye yan t al namayan grupta 5.6 ve 2.6 kat daha yüksek bulunmufltur (4). Çal flmam zda; 42 olguda 24 saatten sonra ve 2 olguda 48 saatten sonra analjezik ihtiyac ortadan kalkarken, tedavi periyodu sonunda iskemik 25
32 Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): ülseri olan 7 hastan n ülserlerinde küçülme ve 2 nci ay sonunda olgular n tamam nda ülserlerin iyileflti i görüldü. Ortalama 6.2 ayl k takip periyodunda minör amputasyon yap lan 4 olgunun 2 si tedaviye yan t al namayan hastalardan oluflurken di er 2 si parsiyel yan t al nan olgulard. Tedaviye tam yan t al nan 25 (%56.8) olguda takip periyodu süresince amputasyon gereksinimi olmad. Sonuç olarak PGI2 analo u olan iloprost tedavisinin optimal dozda uygulanmas ; klasik tedaviye yan t vermeyen, cerrahi olarak inoperabl ciddi iskemik periferik arter hastal olan hastalarda istirahat a r s n, analjezik ihtiyac n ve iskemik ülser lezyonunu, ayr ca amputasyon ve genel mortalite insidans n azaltmas nedeniyle etkili bir seçenek oldu unu düflünmekteyiz. KAYNAKLAR 1. Banyai S, Jenelten R, Wagner S, Allmann J, et al. Outpatient treatment of severe peripheral ischemia with intravenous intermittent low-dose iloprost. Int Angiol 2002; 21: Dormandy J. Use of the prostacyclin analogue iloprost in the treatment of patients with critical limb ischaemia. Therapie 1991;46: Balzer K, Bechara G, Bisler H, Clevert HD, et al. Reduction of ischaemic rest pain in advanced peripheral arterial occlusive disease. A double blind placebo controlled trial with iloprost. Int Angiol. 1991;10: Beischer W, Dembski JC, Gruss JD, Hofgartner F, et al. Lowdose iloprost infusions compared to the standard dose in patients with peripheral arterial occlusive disease Fontaine stage IV. DAWID Study Group Vasa 1998;27: Mazzone A, Faggioli P, Cusa C, Stefanin C, et al. Effects of iloprost on adhesion molecules and F1+2 in peripheral ischemia. Eur J Clin Invest. 2002;32: Watson HR, Smith FC, Shearman CP, Hildebrand M. Pharmacokinetics and pharmacodynamics of intra-graft iloprost in femorodistal bypass surgery. Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids. 1997;56: Bugiardini R, Galvani M, Ferrini D, Gridelli C, et al. Myocardial ischemia during intravenous prostacyclin administration: hemodynamic findings and precautionary measures. Am Heart J. 1987;113: Grant SM, Goa KL. Iloprost. A review of its pharmacodynamic and pharmacokinetic properties, and therapeutic potential in peripheral vascular disease, myocardial ischaemia and extracorporeal circulation procedures. Drugs 1992;43: Altstaedt HO, Berzewski B, Breddin HK, Brockhaus W, et al. Treatment of patients with peripheral arterial occlusive disease Fontaine stage IV with intravenous iloprost and PGE1: a randomized open controlled study. Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids 1993;49: Brock FE, Abri O, Baitsch G, Bechara G, et al. Iloprost in the treatment of ischaemic tissue lesions in diabetics. Results of a placebo-controlled multicenter study with a stable prostacyclin derivative. Schweiz Med Wochenschr 1990;120: Loosemore TM, Chalmers TC, Dormandy JA. A meta-analysis of randomized placebo control trials in Fontaine stages III and IV peripheral occlusive arterial disease. Int Angiol 1994;13: Norgren L, Alwmark A, Angqvist KA, Hedberg B, et al. A stable prostacyclin analogue (iloprost) in the treatment of ischaemic ulcers of the lower limb. A Scandinavian-Polish placebo controlled, randomised multicenter study. Eur J Vasc Surg 1990;4:
33 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Alptekin Yas m BOV NE HETEROGREFT KULLANILARAK HEMOD YAL Z AMAÇLI ARTER OVENÖZ F STÜL OLUfiTURULMASI: ERKEN DÖNEM SONUÇLARIMIZ THE CREATION OF ARTERIOVENOUS FISTULA FOR HEMODIALYSIS BY THE USE OF BOVINE HETEROGRAFT : EARLY TERM RESULTS Alptekin YASIM Kahramanmarafl Sütçü mam Üniversitesi, T p Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Kahramanmarafl Özet Amaç: Bovine heterogreft (Procol) kullan larak arteriovenöz fistül aç lan olgular n k sa dönem sonuçlar n de erlendirmektir. Yöntem: Klini imizde Aral k 2003-Nisan 2004 tarihleri aras nda kronik böbrek yetmezlikli 10 hastaya 6 mm. Procol greft kullan larak hemodiyaliz amaçl arteriovenöz fistül oluflturuldu. Olgular n yedisi kad n, üçü erkek olup alt olgu diyabetikti. ki olguya daha önce 3 kez, befl olguya 4 kez, iki olguya 5 kez ve bir olguya da 6 kez arteriovenöz fistül aç lm flt. Bulgular: Hastalar n ortalama yafl 54.2 ± 7.9 idi. Arter olarak 8 olguda brakiyal arter, 2 olguda femoral arter kullan ld. Brakiyal arter kullan lan olgular n alt s nda loop fleklinde antekübital bölgedeki vene distal anastomoz yap l rken iki olguda kolun proksimal k s mlar ndaki venler kullan ld (Bazilik ven ve aksiler ven). Femoral bölgedeki fistüllerde de greft loop fleklinde kullan ld ve distal anastomoz safen vene yap ld. Hastalar ortalama 6.3 ± 1.3 ay (4-8 ay) takip edildi. ki olguda postoperatif 1. günde, bir olguda da postoperatif 3. ayda greft trombozu geliflti. Bunlara trombektomi yap ld ve ak m tekrar sa land. Birinci gün trombüs geliflen olgular n birisinde fistül brakiyal bölgede, di erinde femoral bölgedeydi. 3. ayda tromboz geliflen hastan n fistülü ise brakiyal bölgedeydi. Femoral bölgedeki fistülü t kanan olguya daha önce 6 kez arteriovenöz fistül aç lmas için giriflimde bulunulmufltu. Bu olguya postoperatif 2. ayda da tromboz sebebiyle greft trombektomisi yap ld. Ak m tekrar sa land. Postoperatif 7. ayda tekrar greft trombozu sebebiyle baflvuran hastaya yap lan trombektomi baflar l olamad ve greft t kand. Femoral bölgede fistül aç lan ikinci olgumuz ise postoperatif 3. ayda i ne yerinden durdurulamayan kanama flikayeti ile baflvurdu. Ancak kompresyon ile kanamas kontrol alt na al nd. Takip süresi içinde hiçbir olgumuzda anevrizma oluflumu gözlenmedi. Sonuç: Hemodiyaliz amac yla arteriovenöz fistül oluflturulmas için uygun nativ veni bulunamayan hastalarda Procol greft kullan larak oluflturulan arteriovenöz fistüller düflük komplikasyon oran ve erken dönemde yüksek aç kl k oran yla iyi bir seçenek olabilir. (Damar Cer Der 2005;14(3):27-32). Anahtar Kelimeler: Heterogreft, hemodiyaliz grefti, vaskuler access Abstract Purpose: To evaluate the short-term results of the cases with arteriovenous fistulas achieved by bovine heterograft (ProCol). Materials and Method: Between December 2003 and April 2004, the arteriovenous fistulas were created by the use of 6 mm Procol graft for hemodialysis in 10 patients with end stage renal disease in our clinic. Seven patients were female and three were male. Six patients had diabetus mellitus. Two patients had three previous arteriovenous fistulas, five patients had four previous four arteriovenous fistulas, two patients had five previous arteriovenous fistulas and one patient had six previous arteriovenous fistulas. Results: The mean age of patients was 54.2 ± 7.9 years. Brachial artery was used in eight patients and femoral artery was used in two patients. In the upper extremity, the graft was a loop-configured forearm access in six cases and was anastomosed totally to the upper-arm veins (basilic and axillary vein) in two cases. The grafts were used as a loop-configurated interposition graft between the superficial femoral artery and long saphenous vein in the thigh. The mean follow-up was 6.3 ± 1.3 months (ranged from 4 to 8 month). Graft thrombosis occurred postoperatively on the first day of two cases and occurred three months after operation in one case. Surgical thrombectomy was performed and graft patency was restored in these cases. The cases in where thrombosis occurred on the first day after operation, the fistulas existed in upper-arm and in thigh. The fistula of the patient whose thrombosis occurred in 3 months postoperatively was in forearm. The patient whose graft thrombosis occurred in the thigh had six previous arteriovenous fistulas. In this patient, graft thrombosis occurred in 2 months postoperatively and surgical thrombectomy was performed. Graft patency was performed again. In the 7 th month after operation, graft thrombosis occurred again. The thrombectomy performed was unsatisfactory and the graft patency failed. The second patient whose arteriovenous fistula manifested in the thigh applied in the third month after operation due to the prolonged bleeding from the needle puncture site in the graft. Bleeding was controlled by prolonged compression. None of the patients was observed to develop any aneurysm in the follow-up period. Conclusion: Because of its lower complication and increased patency rates, the arteriovenous fistula accomplished by ProCol graft may be a good choice for patients who have no suitable native vein available for creation of autogenous arteriovenous fistula. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):27-32). Keywords: heterograft, hemodialysis graft, vascular access Dr. Alptekin YASIM Kahramanmarafl Sütçü mam Üniversitesi T p Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Kahramanmarafl Tel: Faks: e mail: [email protected] 27
34 Dr. Alptekin Yas m Damar Cer Derg 2005; 14 (3): G R fi Son dönem böbrek hastal bütün dünya için bir problem olmaya devam etmektedir. Türkiye de son dönem böbrek hastalar n n prevalans milyonda 276 ve insidans milyonda 109 olarak bildirilmifltir (1). Bu hastalar için ideal tedavi flekli böbrek transplantasyonudur. Ancak ülkemizdeki donör say s n n yetersiz olmas na ba l olarak hastalar n büyük k sm hemodiyalize girmek zorunda kalmaktad rlar. Hemodiyaliz için yeterli ak m sa layacak iyi bir vasküler girifl yolu flartt r. Ancak uzun hemodiyaliz süresi ve hemodiyalizle iliflkili di er komplikasyonlar sebebiyle zamanla vasküler girifl yerlerinde yetersizlik veya tromboz oluflmaktad r. Ayr ca hasta takip tekniklerindeki geliflmelere ba l olarak hayat süreleri uzamakta, bu da vasküler giriflim problemlerini art rmaktad r. Hemodiyaliz girifli için alt n standart 1966 da Brescia ve Cimino taraf ndan bildirildi i flekilde bir arteriovenöz fistül oluflturulmas d r (2-4). El bile inde aç lan otojen bir radyosefalik fistül mükemmel aç kl k, düflük komplikasyon ve kabul edilebilir morbidite oran ile ilk tercih edilen arteriovenöz fistül tipidir (5, 6). Ancak uzun diyaliz dönemi boyunca ço u hasta için hemodiyaliz giriflinin kurulmas ve sürdürülmesi morbidite ve mortalite kayna olmaya devam etmektedir. Çünkü otojen fistüllerde komplikasyonlar oluflmakta ve hastalara defalarca fistül aç lmas gerekmektedir. Hemodiyaliz hastalar n n hospitalizasyon gereksinimlerinin % si vasküler girifl komplikasyonlar sebebiyle olmaktad r (7). Uzun dönem diyalize giren bu hastalar n % 22 den az n n otojen bir fistül kullanabildi i bildirilmifltir (8). Yetersiz venöz veya arteriyel anatomiden dolay bu durumlarda protez veya biyolojik greftler arteriovenöz fistül oluflturmak için bir köprü materyali olarak kullan labilir (2, 3, 6). Otojen fistül aç lma imkan olmayan hastalarda uzun y llar politetrafloroetilen (PTFE) greftler arteriovenöz fistül materyali olarak kullan lm flt r. Ancak bu greftler otojen arteriovenöz fistül ile karfl laflt r ld nda yüksek komplikasyon ve düflük aç kl k oran na sahiptir (2, 4, 7-10). Bu yüzden son y llarda insan umbilikal ven, s r karotid arter ve insan kryopreserve ven orijinli biyolojik greftler daha uzun aç kl k oran ile vasküler girifl için kullan lmaya bafllanm flt r. Ancak komplians n n yeterli olmamas, yap sal dejenerasyonu ve erken greft trombozu oran n n yüksek olmas bu materyallerin kullan m n s n rland rmaktad r (9). Yine son zamanlarda yeterli otojen veni bulunmayan hastalarda bazilik ven transpozisyonu yap larak oldukça baflar l sonuçlar al nm flt r (11). Biz de bu çal flmada greft kullan lmas gereken olgularda s r mezenterik ven grefti olan ProCol ü kullanarak oluflturdu umuz arteriovenöz fistüllerin erken dönem sonuçlar n sunmay amaçlad k. HASTALAR ve YÖNTEM Sivas Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klini inde Aral k 2003-Nisan 2004 tarihleri aras nda vasküler girifl yolu oluflturmak amac yla son dönem böbrek yetmezlikli 10 hastaya 6 mm. ProCol greft kullan larak hemodiyaliz fistülü aç ld. Olgular n yedisi kad n, üçü erkekti. Olgular n hiçbirisi otojen arteriovenöz fistül oluflturulmas için uygun bir vasküler yap ya sahip de ildi. Çünkü iki olguya daha önce 3 kez, befl olguya 4 kez, iki olguya 5 kez ve bir olguya da 6 kez arteriovenöz fistül aç lm flt ve yeni bir otojen fistül oluflturulacak yüzeyel venleri yoktu. Sekiz olguda üst ekstremitede, iki olguda alt ekstremitede fistül oluflturuldu. Fistül oluflturulurken brakiyal arter kullan lan sekiz olgunun alt s nda antekübital bölgedeki yüzeyel venler kullan ld ve greft loop fleklinde yerlefltirildi. Bir olguda bazilik ven, bir olguda ise aksiler ven kullan ld. Bu olgularda greft düz bir flekilde yerlefltirildi. Femoral bölgedeki fistüllerde de süperfisyal femoral arter ve büyük safen ven kullan ld. Burada greft femoral arter ve safen ven aras na loop fleklinde yerlefltirildi. Üst ekstremitede fistül oluflturulan olgularda aksiller blokaj, alt ekstremitede fistül oluflturulan olgularda spinal anestezi kullan ld. Greft implante edilmeden önce üç kez bol miktarda serum fizyolojik ile y kand. Cerrahi teknikte arter ve ven 28
35 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Alptekin Yas m bulunup ask ya al nd ktan sonra hasta heparinize edildi ve önce vene 6/0 propilen sütür kullan larak devaml sütür tekni i ile distal anastomoz yap ld. Ard ndan cilt alt nda uygun bir tünel oluflturulduktan sonra greft bu tünelden geçirildi ve artere yine 6/0 propilen sütürle ve devaml sütür tekni i kullan larak proksimal anastomoz yap ld. Olgular n 15 gün sonra greftten diyalize girmelerine izin verildi. Teknik nedenlerden dolay greft ak m h zlar ölçülemedi.olgular n takip süreleri ve takipte oluflan komplikasyonlar ve bunlar altta yatan hastal klar ile iliflkileri kaydedildi. Primer ve sekonder aç kl k oranlar Kaplan-Meier yöntemi ile hesapland. BULGULAR Hastalar n ortalama yafl 54.2 ± 7.9 idi. Dokuz olgu hipertansif olup alt olgu diyabetikti. Bir olguda hepatit B enfeksiyonu, bir olguda da hepatit C enfeksiyonu mevcuttu. Hastalar 3-8 y ld r hemodiyalize girmekteydiler. Uygun bir dosyalama sistemi yap lmad ndan ve olgular de iflik merkezlerde diyalize bafllad klar ndan dolay kronik böbrek yetmezli inin etiyolojisi hakk nda yeterli bilgi edinilemedi. Arter olarak 8 olguda brakiyal arter, 2 olguda femoral arter kullan ld. Hastalar ortalama 6.3 ± 1.3 ay (4-8 ay) takip edildi. ki olguda postoperatif 1. günde, 1 olguda da postoperatif 3. ayda greft trombozu geliflti. Bunlara cerrahi olarak trombektomi yap ld ve ak m tekrar sa land. Birinci gün trombüs geliflen olgular n birinde fistül brakiyal bölgede, di erinde femoral bölgedeydi. Üçüncü ayda tromboz geliflen hastan n fistülü ise brakiyal bölgedeydi. Femoral bölgedeki fistülü t kanan olguya daha önce 6 defa arteriovenöz fistül aç lmas için giriflimde bulunulmufltu. Bu olguya postoperatif 2. ayda da tromboz sebebiyle greft trombektomisi yap ld. Ak m tekrar sa land. Postoperatif 7. ayda tekrar greft trombozu sebebiyle baflvuran hastaya yap lan trombektomi baflar l olamad ve greft t kand. Femoral bölgede fistül aç lan ikinci olgumuz ise postoperatif 3. ayda i ne yerinden durdurulamayan kanama flikayeti ile baflvurdu. Ancak kompresyon ile kanamas kontrol alt na al nd. Takip süresi içinde hiçbir olgumuzda anevrizma geliflimi gözlenmedi. Kaplan-Meier yöntemine göre primer aç kl k oran m z % 70, sekonder aç kl k oran z % 90 idi. Tablo 1 de olgular n özellikleri ve oluflan komplikasyonlar kaydedilmifltir. Tablo 1: Olgular n Özellikleri ve Oluflan Komplikasyonlar. Olgu Say s Yafl Cins Greft yeri Takip süresi Komplikasyon zaman Komplikasyon Efllik eden hastal klar 1 51 Erkek Önkol 8 ay 3. ay Tromboz Diyabet, Hepatit C 2 65 Kad n Uyluk 8 ay 3. ay Kanama Diyabet, hipertansiyon 3 43 Kad n Uyluk 7 ay 1. gün, 2. ay, 7. ay Tromboz Diyabet, hipertansiyon 4 59 Kad n Önkol 7 ay Hepatit B, hipertansiyon 5 62 Kad n Kol 7 ay Hipertansiyon 6 42 Erkek Önkol 6 ay Diyabet, hipertansiyon 7 58 Kad n Kol 6 ay 1. gün Tromboz Hipertansiyon 8 54 Erkek Önkol 5 ay Diyabet, hipertansiyon 9 48 Kad n Önkol 5 ay Diyabet, hipertansiyon Kad n Önkol 4 ay Hipertansiyon 29
36 Dr. Alptekin Yas m Damar Cer Derg 2005; 14 (3): TARTIfiMA Vasküler girifl problemleri hemodiyaliz hastalar ndaki en önemli morbidite sebeplerinden birisidir. deal olan hemodiyalize giren her hastan n hayat boyunca kullanabilece i bir otojen fistülü olmas d r. Ne yaz k ki uzun süre diyalize giren hastalarda daha önceki medikal müdahalelerle önemli yüzeysel venlerin t kanmas ndan dolay otojen girifl s kl kla mümkün de ildir. Bu durumlarda protez veya biyolojik bir greft kullan larak fistül oluflturulmas hastalar n diyalize girmesine olanak sa lamaktad r. Uzun süreli diyaliz hastalar n n % 22 den az n n otojen bir fistülden diyalize girebildi i bildirilmifltir (8). Uzun y llard r PTFE greftler arteriovenöz fistül oluflturulmas amac yla yayg n olarak kullan lm flt r. Hatta Amerika Birleflik Devletlerinde fistül oluflturulmas nda PTFE greftlerin otojen fistüllerden daha fazla oranda kullan ld bildirilmifltir (8, 9, 12). Ancak PTFE greftler yüksek yetmezlik oran na sahiptir. Bu yetersizli in en s k sebebi greft-ven anastomozundaki ilerleyici stenozun tromboza sebep olmas d r (6, 7, 12, 13). Yine santral venin veya fistülün drene oldu u venin stenozu da tromboza sebep olabilir (14). Bu da büyük ölçüde önceden tak lan geçici hemodiyaliz kateterine ba l d r. Miyointimal hiperplazi greft stenozuna yol açan bafllang çtaki patofizyolojik olayd r. Miyointimal hiperplaziyi engellemek için proflaktik önlemlerin yoklu unda, ço u greftlerde progresif stenoz geliflir (14). Türbülan ak m, lokal duvar gerilimi ve endotelyal hücre yaralanmas, endotelyal yüzey adezyon moleküllerinin upregulasyonu ve artm fl düz kas hücre proliferasyonu da bu sürece katk da bulunabilir (7). Enfeksiyon ve distal organ iskemisi protez grefte ba l di er komplikasyonlard r (13). Otojen arteriovenöz fistüllerde aç kl k oran 1, 2, 3, 4 ve 5 y lda s ras yla % 73, 63, 52, 44 ve 36 olarak bildirilmifltir (15). Gibson ve arkadafllar yapt klar çal flmada primer aç kl k oran n otojen arteriovenöz fistüllerde 1. ve 2. y lda % 56 ve % 40 olarak bulurken sekonder aç kl k oran n % 73 ve % 64 olarak bildirmifllerdir (8). Onlar PTFE greftler için ise primer aç kl k oranlar n 1. ve 2. y lda % 38 ve 24, sekonder aç kl k oranlar n %72 ve 59 olarak bulmufllar ve aralar ndaki fark n istatistiksel olarak anlaml oldu unu belirtmifllerdir. Baflaran ve arkadafllar da 1. ve 3. y lda aç kl k oranlar n otojen fistüllerde % 87 ve 78, PTFE greftlerde ise % 82 ve 39 fleklinde rapor etmifllerdir (1). Huber ve arkadafllar ise yapt klar literatür taramas nda otojen fistüllerde primer aç kl k oran n 6 ve 18. ayda % 72 ve 51, sekonder aç kl k oran n % 86 ve 77 olarak tespit etmifllerdir (10). Onlar PTFE greftlerde ise primer aç kl k oran n 6 ve 18. ayda % 58 ve 33, sekonder aç kl k oranlar n ise % 76 ve 55 olarak bulmufllard r. Sorom ve arkadafllar da greft aç kl k oranlar n kafl PTFE greftlerde 12 ve 24. ayda % 64 ve 58 olarak bildirirken standart PTFE greftlerde bu oranlar % 32 ve 21 olarak bulmufllard r (7). Gibbens ve arkadafllar da PTFE greftlerde 1 y ll k aç kl k oran n n % 65 ten düflük oldu unu ve PTFE greftli hastalar n ço unun her y l en az bir kere revizyona al nd n bildirmifllerdir (12). PTFE greftlerdeki bu yüksek t kan kl k oran vasküler cerrahlar yeni aray fllar içine itmifltir. Bazilik ven transpozisyonu ve safen loop bu amaçla kullan lan yöntemlerdendir. Özellikle son y llarda endoskopik olarak yap lan bazilik ven transpozisyonu ile oldukça baflar l sonuçlar elde edilmifltir (11). Wiese ve arkadafllar da 15 hastada greft materyali olarak polyuretan kullanm fllar ve bir y ll k primer aç kl k oran n % 67 olarak bildirmifllerdir (13). Son y llarda biyolojik orijinli vasküler greftler yüksek aç kl k oranlar ileri sürülerek piyasaya girmifltir. Bu amaçla s r karotis arter greftleri, s r mezenterik ven greftleri, koyun kollajen greftleri ve insan ven greftleri kullan lmaya bafllanm flt r. Enzler ve arkadafllar de iflik greft materyallerini otojen fistüllerle karfl laflt rm fllar ve 1. ve 2. y lda primer aç kl k oranlar n otojen fistüllerde % 70 ve 61, s r karotis arter greftlerinde % 51 ve 21, koyun kollajen greftlerinde % 54 ve 48, PTFE greftlerde de % 41 ve 24 olarak rapor etmifllerdir (4). Sekonder aç kl k oranlar n ise 1. ve 2. y l için otojen fistüllerde %74 ve 67, s r karotis arter greftlerinde % 56 ve 29, koyun kollajen greftlerinde % 71 ve 58, PTFE greftlerde ise % 58 ve 47 fleklinde rapor etmifllerdir. Biz otojen arteriovenöz fistül oluflturma imkan kalmayan ve diyalize girmek zorunda olan son dönem 30
37 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Alptekin Yas m böbrek yetmezlikli hastalarda PTFE greftlerin yüksek yetersizlik oran n göz önüne alarak s r mezenterik ven grefti (ProCol) kulland k. ProCol greft yüksek elastin içerikli ve orta duvar kal nl kl bir biyoprotezdir. S r mezenterik veni haz rland ktan sonra gluteraldehit ve gama radyasyonla muamele edilerek rejeksiyon ve protein y k m na dirençli bir hale getirilir (9). zleme süremizin k sa olmas na ra men (ortalama 6.3 ay) bu süre içerisinde % 70 lik primer aç kl k, % 90 l k sekonder aç kl k ve düflük komplikasyon oran yla karfl laflt k. Ancak izlem süresinin k sal ve hasta say s n n azl bu çal flman n eksik taraflar d r. Buna ra men k sa dönemdeki iyi sonuçlar uzun dönem için umut verici olabilir. Katzman ve arkadafllar s r mezenterik ven greftlerini sentetik greftlerle karfl laflt rm fllar ve primer aç kl k oran n 1. y lda mezenterik ven greftlerinde % 35, sentetik greftlerde % 28 olarak bulmufllard r (9). Sekonder aç kl k oranlar n ise 1. ve 2. y lda mezenterik ven greftlerinde % 65 ve 60, sentetik greftlerde % 55 ve 43 olarak bildirmifllerdir. Widmer ve ak.lar ise ProCol greft kullanarak yapt klar çal flmada primer aç kl k oran n 6 ve 12. ayda % 43 ve 30, sekonder aç kl k oran n % 73 ve 58 olarak bulmufllard r (6). Onlar greft t kan kl nda diyabeti bir risk faktörü olarak belirtmifllerdir. Bizim serimizde de greft trombozu geliflen olgular n hepsi diyabetikti. Ancak olgu say s n n az olmas bu konuda sa l kl bir istatistik yap lmas n olanaks z k lmaktad r. fienkaya ve arkadafllar ProCol greftlerde primer ve sekonder aç kl k oran n % 68 ve 85, PTFE greftlerde ise % 37 ve 60 fleklinde bildirmifllerdir (16). Literatürde aç kl k oranlar ndaki büyük farkl l n sebebi cerrahi teknikteki farkl l klara ba l olabilir. Ancak bizim görüflümüz en önemli faktörün hemodiyaliz personelinin bilgi, görgü ve deneyimi oldu u fleklindedir. Çünkü hemodiyaliz i nesi çekildikten sonra oluflan kanama greftlerde otojen fistüllerden daha fazlad r. Bu nedenle yap lacak olan afl r bir kompresyon greftin t kanmas na zemin haz rlayabilir.yine hastan n efllik eden hastal klar da bu konuda etkili olabilir. Bizim greft trombozu geliflen olgular m z n hepsi diyabetikti. Biyolojik greft implantasyonlar ndan sonra görülebilecek komplikasyonlar n bafl nda PTFE greftlerde oldu u gibi greft trombozu gelmektedir. Ancak anevrizma geliflimi, seroma, kanama ve enfeksiyon da görülebilir (9). S r mezenterik ven greftlerinden sonra enfeksiyon görülme riski son derece düflüktür (6, 9). Fakat rüptür veya hayat tehdit edici kanama görülebilir (6). Bizim bir olgumuz durdurulamayan kanama ile baflvurdu. Ancak kompresyon ile kanama kontrol alt na al nd. Sonuç olarak otojen arteriovenöz fistül oluflturulma imkan kalmayan hastalarda s r mezenterik ven grefti erken dönemdeki yüksek aç kl k ve düflük komplikasyon oran ile iyi bir alternatif olarak kullan labilir.ancak yine de uzun dönem takip sonuçlar n n gözlenmesine ihtiyaç vard r. KAYNAKLAR 1. Baflaran Ö, Karakayal H, Emiro lu R, et al. Complications and long-term follow-up of 4416 vascular access procedures. Transplant Proc 2003; 35: Bazen HA, Schanzer H. Transposition of the brachial vein: A new source for autologous arteriovenous fistulas. J Vasc Surg 2004; 40: Barone GW, Lightfoot MM, Kumar GV, Eidt JF. Loopconfigured upper-arm hemodialysis graft for the hostile arm. J Am Coll Surg 2003; 197: Enzler MA, Rajmon T, Lachat M, Largiader F. Long-term function of vascular access for hemodialysis. Clin Transplantation 1996; 10: Schuman E, Standage BA, Ragsdale JW, Heinl P. Achieving vascular access success in the quality outcomes era. Am J Surg 2004; 187: Widmer MK, Aregger F, Stauffer H, et al. Intermediate outcome and risk factor assessment of bovine vascular heterografts used as AV-fistulas for hemodialysis access. Eur J Vasc Endovasc Surg 2004; 27: Sorom AJ, Hughes CB, McCarty JT, et al. Prospective, randomized evaluation of a cuffed expanded polytetrafluoroethylene graft for hemodialysis vascular access. Surgery 2002; 132: Gibson KD, Gillen DL, Caps MT, et al. Vascular access survival and incidence of revisions: A comparison of prosthetic grafts, simple autogenous fistulas, and venous transposition fistulas from the United States Renal Data System Dialysis Morbidity and Mortality Study. J Vasc Surg 2001; 34: Katzman HE, Glickman MH, Schild AF, et al. Multicenter evaluation of the bovine mesenteric vein bioprotheses for hemodialysis access in patients with an earlier failed prosthetic graft. J Am Coll Surg 2005; 201:
38 Dr. Alptekin Yas m Damar Cer Derg 2005; 14 (3): Huber TS, Carter JW, Carter RL, Seeger JM. Patency of autogenous and polytetrafluoroethylene upper extremity arteriovenous hemodialysis accesses: A systematic review. J Vasc Surg 2003; 38: Ç k r kç o lu M, Duran E. Regarding Vein transposition in the forearm for autogenous hemodialysis access and Basilic vein transposition: An underused autologous alternative to prosthetic dialysis angioaccess. J Vasc 2002; 36: Gibbens DT, Triolo J, Yu T, et al. Contemporary treatment of thrombosed hemodialysis grafts. Tech Vasc Interv Radiol. 2001;4: Wiese P, Blume J, Mueller HJ, et al. Clinical and Doppler ultrasonography data of a polyurethane vascular access graft for haemodialysis: a prospective study. Nephrol Dial Transplant 2003, 18: Miller CD, Robbin ML, Barker J, Allon M. Comparison of arteriovenous grafts in thight and upper extremities in hemodialysis patients. J Am Soc Nephrol 2003; 14: Puskar D, Pasini J, Savic I, Sonicki Z. Survival of primary arteriovenous fistula in 463 patients on chronic hemodiaysis. Croat Med J 2002; 43: fienkaya, Aytaç H, Ercan AK, et al. The graft selection for haemodialysis. Vasa 2003; 32:
39 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Haluk Akbafl ve Arkadafllar AYNI SEANSTA KORONER REVASKÜLARIZASYON VE KAROTIS ENDARTEREKTOMI UYGULAMALARIMIZ CONCOMITANT SURGERY FOR CORONARY REVASCULARIZATION AND CAROTID ENDARTERECTOMY: MANAGEMENT AND RESULTS Haluk AKBAfi, Emre ÖZKER, Muhip KANKO, fiadan YAVUZ, Ersan ÖZBUDAK, Ali ÖZERDEM, Turan BERK. Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kalp-Damar Cerrahisi AD, Kocaeli Özet Amaç: Ateroskleroz sistemik bir patolojidir ve koroner bypass operasyonu gerektiren hastalarda önemli derecede karotis lezyonlar tabloya efllik edebilir. Bu hastalarda uygulanacak cerrahi strateji hala tart flma konusudur. Klini imizde uygulad m z simultane karotis endarterektomi ve koroner arter bypass cerrahisi (KABG) uygulamalar m z n sonuçlar de erlendirilmifltir. Yöntem: y llar aras nda toplam 16 hastada simultane karotis endarterektomi ve KABG operasyonu uygulanm flt r. Ondört hastada genel anestezi alt nda önce karotis endarterektomi sonra kardiyopulmoner bypassa girilerek KABG yap lm flt r. Bilateral stenozu olan 2 hastada ise; kardiyopulmoner bypass, full heparinizasyon ve hipotermi alt nda karotis endarterektomi yap ld. Dört hastada karotis flant kullan ld. Bulgular: Ortalama koroner bypass say s 3.2 idi. Kross klemp süresi 52±11 dk, kardiyopulmoner bypass süresi 86±18 dk idi. Perioperatif myokard infarktüsü (MI) olmad. ki hastada inme, bir hastada kognitif bozukluk geliflti. Bir hasta nörolojik komplikasyon, bir hasta ise mediastinit nedeniyle kaybedildi. Sonuç: KABG planlanan hastalarda ciddi karotis stenozu morbidite ve mortaliteyi art ran bir unsurdur. Ayn seansta karotis endarterektomi ve KABG operasyonu uygulamas kabul edilebilir bir morbidite ve mortalite ile yap labilir. (Damar Cer Der 2005;14(3):33-38). Anahtar Kelimeler: Karotis endarterektomi, myokardiyal revaskülarizasyon, karotis stenozu, koroner arter bypass Abstract Purpose: Atherosclerosis is a systemic pathology and patients who will undergo coronary artery bypass operations may have carotid disease as well. There is still controversy about the management of these patients. The results of the simultaneous carotid endarterectomy and coronary artery bypass grafting (CABG) operations performed in our clinic are discussed. Materials and Methods: Between 2002 and patients underwent simultaneous carotid endarterectomy and CABG operations. In 14 patients, under carotid endarterectomy operations preceded CABG under general anesthesia. In 2 patients with bilateral carotid stenosis, endarterectomies were performed under full heparinization, hipothermia and cardiopulmonary bypass support. Carotid shunts were used in 4 patients. Results: The mean coronary artery by pass number was 3.2. The mean cross clamping and cardiopulmonary times were 52±11 and 86±18 minutes respectively. Perioperatively there was no myocardial infarction (MI). 2 patients had stroke and 1 patient had neurological deficit. One patient died due to neurological complication in the early postoperative period and 1 patient died due to mediastinitis in late postoperative period. Conclusion: Carotid stenosis is a major risk factor that increases morbidity and mortality in patients who will undergo CABG operations. Concomitant carotid endarterectomy and CABG are feasible with acceptable morbidity and mortality rate. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):33-38). Keywords: Carotid endarterectomy, myocardial revascularization, carotid stenosis, coronary artery bypass Dr.Haluk AKBAfi Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kalp-Damar Cerrahisi AD, Umuttepe kampusü KOCAEL Tel: Fax: [email protected] 33
40 Dr. Haluk Akbafl ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): G R fi Aterosklerozun sistemik bir hastal k olmas nedeniyle aterosklerotik koroner arter hastal olan hastalarda; periferik arter ve karotis arter hastal klar n n efllik etmesi s k görülen bir antitedir. Bu ba lamda ciddi karotis lezyonu olan hastalar n yaklafl k olarak yar s nda koroner arter hastal bulunmaktayken, koroner arter hastal olan hastalar n %3 ila 16 s nda da efllik eden karotis hastal görülmektedir (1-4). zole koroner bypass operasyonu yap lan hastalarda geliflen nörolojik komplikasyonlar n önemli bir nedeni olarak efllik eden karotis hastal saptan rken, di er yandan izole karotis cerrahisi yap lan hastalar n bir k sm nda ise hayat tehdit edici miyokardial infarktüslerin geliflti i görülmektedir. Koroner arter hastal ile beraber karotis arter t kay c lezyonu bulunan hastalar her zaman yüksek riskli hasta grubu olarak kabul edilmekle beraber bu hastalara uygulanacak tedavi protokolü tart flmal d r. Koroner arter bypass greftleme (KABG) uygulanacak karotis lezyonlu hastalarda her iki vasküler alana yap lacak müdahelenin s ras ve zamanlamas ; Bernhard n 1972 de her iki lezyona efl zamanl giriflim uygulamas ndan bu yana güncelli ini koruyan bir konudur (5). Cerrahi olarak kullan lan 3 yöntem söz konusudur. Buna göre efl zamanl (simultan), iki basamakl (karotis endarterktomi sonras KABG) ve ters iki basamakl (KABG sonras karotis endarterektomi) operasyon seçeneklerinden birisinin tercihi gerekmektedir. Klini imizde y llar aras nda efl zamanl KABG ve karotis endarterektomi (KEA) uygulad m z 16 hasta literatür eflli inde sunulmufltur. HASTALAR ve YÖNTEM y llar aras nda 16 hastaya ayn seansta KABG ve KEA yap lm flt r. Ortalama hasta yafl 63 (51-74) olup, 3 hastada geçirilmifl miyokardial infarktüs, 2 hastada karars z anjina ve 8 (%50) hastada kararl anjina pectoris mevcuttu. 6 hastada (%37) LMCA (sol ana koroner lezyonu) ve bir hastada periferik arter hastal mevcuttu. Onbir hasta (%68.8) karotis hastal bak m ndan asemptomatikdi. ki hastada stroke, iki hastada transiyal iskemik atak ve bir hastada geçirilmifl kafa travmas mevcuttu. 13 hastada (%81.2) tek tarafl %80 ve üzerinde karotis lezyonu, bir hastada bilateral %70 lezyon, bir hastada %80 üzeri lezyon ve kontrlateral oklüzyon ve bir hastam zda ise % 80 üzerinde ülsere lezyonu mevcuttu. Hastalar n demografik bilgileri tablo 1 de sunulmufltur. Tablo 1: Hastalar n demografik özellikleri De iflkenler Hasta say s (n) Yüzde(%) Kad n 4 25 Erkek LMCA hast PAH Kardiyak status Geçirilmifl MI Karars z Anjina Kararl Anjina 8 50 Nörolojik status Asemptomatik Geçirilmifl inme Geçirilmifl T A Geçirilmifl kafa travmas Karotis lezyonu >%80 stenoz >%70 bilateral stenoz >%80 stenoz ve kontralateral oklüzyon >%80 stenoz ve ülseratif plak K saltmalar: T A: Transient iskemik atak, LMCA: Left main coronary artery, PAH: Periferik arter hastal. 34
41 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Haluk Akbafl ve Arkadafllar Bu seride sundu umuz tüm hastalar m z klini imize esasen koroner arter hastal nedeniyle KABG operasyonu için yat r lm fl ancak preoperatif tetkik ve muayeneler esnas nda ek olarak karotis hastal klar tesbit edilen hastalard r. Klini imizde KABG planlanan 60 yafl ve üstü tüm hastalar m zda, sol ana koroner lezyonu olanlarda, ek periferik arter hastal bulunanlarda, transient iskemik atak veya inme öyküsü bulunan veya fizik muayenede karotiste üfürüm tesbit edilen tüm hastalarda rutin olarak karotis doppler incelemesi yap lmaktad r. Karotis doppler incelemeleri ayn uzman taraf ndan yap lm flt r. Eksternal, internal ve ana karotis arterin longitüdinal ve transvers planda B-mod ve renkli ak m imajlar al nd. Herbir damarda mümkün oldu unca 60 yak n bir aç yla ak m spektrumlar kaydedilerek peak sistolik velocity ve end diastolik velocity ölçümleri yap ld.buna göre; semptomatik veya asemptomatik tek tarafl % 80 ve üzeri karotis lezyonu veya bilateral % 70 ve üzeri lezyonu olan yada anstabil ülsere karotis pla bulunan hastalara KEA endikasyonu konulmufltur. Karotis stenozu olan hastalar önceden geçirilmifl transient iskemik atak, nörolojik defisit veya komplet inmeye sahip iseler "semptomatik" olarak adland r lm fllard r. Postoperatif myokard infarktüsü EKG de yeni Q dalgas ve total kreatin kinaz seviyesinin %10 undan fazla CK-MB art fl olarak tan mlanm flt r. Postoperatif inme 24 saatten fazla süren ve bilgisayarl tomografi (BT) ile yeni iskemik hasar n gösterildi i yeni fokal nörolojik defisit veya koma olarak kabul edilmifltir. Operasyon tekni i Tüm operasyonlar ayn ekip taraf ndan yap lm flt r. Karotis endarterektomi median sternotomiden önce uygulan r. Ancak bilateral karotis lezyonu olan iki olguda indüksiyon sonras hemodinamik instabilite geliflmesi nedeniyle do rudan kardiopulmoner bypass a girildikten sonra KEA uygulanm flt r. Genel anestezi alt nda oblik boyun insizyonu ile girilip, karotis eksplorasyonu sonras karotis klempe edilmeden önce sistemik heparinizasyon yap ld. Güdük bas nc ölçüldü, bas nc 50 mmhg n n alt nda olan 4 vakada intraluminal karotis flant (Pruitt-Inahara Carotid Shunt, Ideas for Medicine, Inc) kullan ld. KEA esnas nda safen ven grefti haz rland. Lineer karotis insizyonu ile plak bütün halinde ç kar lmaya çal fl ld. Gerekmesi halinde pla n distal ucu transekte edilip 7/0 prolenle arter duvar na fiske edildi. Endarterektomi sonras tüm hastalarda 7/0 prolen ile safen-patchplasti yap larak damar kapat ld. KEA nin tamamlanmas ndan sonra L MA ç kar ld ve hafif hipotermi (32ºC) alt nda ekstrakorporeal dolafl m eflli inde koroner bypass yap ld. Tüm vakalarda myokardiyal proteksiyon için antegrade ve retrograde devaml isotermik kan kardiyoplejisi kullan ld. Bilateral stenozlu hastalarda lezyonun daha fazla oldu u damara müdahele edildi. Boyun insizyonu kardiyak prosedürün sonuna kadar aç k b rak l p, protamin sonras nda hemovac diren (Hemovac Suction Set, B çakç lar) konularak kapat ld. BULGULAR Perioperatif dönemde 2 hastada BT ile onaylanan yeni inme, bir hastada ise kognitif fonksiyonlarda bozukluk saptand. nme görülen hastalardan biri çift tarafl karotis lezyonu bulunan hastalardan biri idi ve bu hastada serebral hadise müdahele edilmeyen karotis arterin kontralateral hemisferinde meydana geldi. Bu hasta postoperatif 4. gün kaybedildi. Kognitif bozukluk izlenen hastada nörolojik defisitlerin postoperatif takiplerinde azalarak kayboldu u gözlendi. Bir hasta ise mediastinit nedeniyle postoperatif 20.gün kaybedildi. Bir y ll k takipleri boyunca hiçbir hastada MI ve yeni bir nörolojik hadise geliflmedi. Hastalar n intraoperatif ve postoperatif sonuçlar tablo 2 ve 3 de sunulmufltur. Tablo 2: ntraoperatif bulgular KPB eflli inde yap lan KEA 2 Karotis fiant kullan m 4 Ortalama operasyon süresi 294±32 dk Ortalama KPB süresi 86±18 dk Ortalama kros klemp süresi 52±11 dk Ortalama koroner bypass say s 3.2 K saltmalar: KPB:Kardiyo pulmoner bypass, KEA:Karotis endarterektomi. 35
42 Dr. Haluk Akbafl ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): Tablo 3: Postoperatif sonuçlar. Morbidite Hasta say s (n) Yüzde(%) Geçici nörolojik defisit nme Myokard nfarktüsü 0 0 Ölüm nme ve Ölüm TARTIfiMA Koroner arter hastal ile beraber ciddi karotis hastal olan hastalarda ya efl zamanl müdahele ya da iki basamakl (two stage) müdahele uygulanabilir. Her yaklafl m n avantajlar ve dezavantajlar bulunmakla beraber hangi seçene in daha üstün oldu u konusu tart flmal d r. Efl zamanl müdahele daha az anestetik ajana maruz kalma, daha k sa hastane de yat fl süresi ve maliyetin azalmas gibi avantajlar içermekteyken en büyük dezavantaj olarak KABG nin s k komplikasyonlar ndan biri olan perioperatif nörolojik hadise geliflme riskidir. KABG operasyonlar nda perioperatif inmelerin etiyolojisi halen tamamen ayd nlat lm fl de ildir. Bir çok çal flma da multifaktöriyel etiyoloji söz konusu edilmifl olmakla beraber ciddi karotis lezyonunun önemli bir stroke risk faktörü oldu u gösterilmifltir (6,7). KABG operasyonlar nda inme riski % aras nda de iflmektedir (8). Efllik eden karotis hastal n n ciddiyeti nörolojik komplikasyon riskini belirgin olarak artt rmaktad r. D Agostino karotis lezyonunun %50 den az oldu u KABG uygulanan vakalarda perioperatif inme riskinin %2 den az oldu unu, %50-80 aras lezyonlarda %10, ve %80 den fazla lezyonu olan vakalarda %11 ila 18 aras nda oldu unu bildirmifltir (9). KABG yap lacak hastalarda efllik eden karotis lezyonlar nda; karotis cerrahisi endikasyonlar günümüzde hala ciddi tart flma konusudur. Birçok merkezde %70 ten fazla karotis lezyonlar asemptomatik bile olsa ve semptomatik hastalarda % 50 ve üstü lezyonlarda yada ülsere plak varl nda karotis lezyonlar na müdahele edilmektedir. Klini imizde biz asemptomatik tek tarafl lezyonlarda %80 ve üstünü, çift tarafl lezyonlarda ise %70 ve daha fazla t kan kl s n r olarak kabul etmekteyiz. Kuzey Amerika Semptomatik Karotis Endarterektomi Çal flmas (NASCET) %70 ila 99 aras karotis t kan kl olan hastalarda karotis endarterektominin 2 y ll k postoperatif takipte ipsilateral inme insidans n %26 dan (medikal olarak takip edilen hasta grubu) %9 a indirdi ini göstermifltir. Asemptomatik Karotis Ateroskleroz Çal flmas (ACAS) ise %60 dan fazla karotis t kan kl bulunan hastalarda cerrahinin tüm ipsilateral nörolojik olay oran n 5 y ll k takip içinde %18 den %7 ye indirdi ini kan tlam flt r. Bu bilgiler KABG olacak hastalarda karotis hastal olmas halinde karotis endarterektominin önemini ortaya koymas bak m ndan önemlidir (10). Endikasyonlardan ziyade postoperatif morbidite ve mortalite aç s ndan hangi vasküler alana cerrahinin daha önce uygulanaca, tek seansta yada birbirini takip eden farkl seanslarda m uygulanaca halen günümüzde en çok tart fl lan konudur. Efl zamanl cerrahi, hastan n kardiyopulmoner bypassta iken geliflmesi öngörülen hemodinamik infarktlar n karotis lezyonuna daha önce müdahele edilerek azalt lmas fikrine dayanmaktad r. Di er bir taraftan karotis stenozuna ba l inmelerin hemodinamik de iflikliklerden çok ateroembolizme ba l oldu unu bildiren ve karotis ile koroner bypass n farkl seanslarda opere edilmesinin daha anlaml olaca n öneren araflt rmalar da mevcuttur (11). nme ve mortalite oranlar aç s ndan her iki cerrahi yaklafl m de erlendirildi inde yap lm fl olan dokuz büyük seri (12-14) efl zamanl cerrahinin iki aflamal cerrahiye göre benzer inme ve mortalite oranlar na sahip oldu unu göstermifltir. Hertzer hastalar n randomize bir flekilde iki gruba ay rm fl; bir gruba efl zamanl karotis endarterektomi uygularken, di er grubu iki aflamal olarak opere etmifl; sonuç itibariyle efl zamanl uygulamay daha uygun bulmufltur (15). Benzer sonuçlar Akins ve Daily in çal flmalar nda da bildirilmifltir (16,17). Gaudino asemptomatik karotis hastal ve koroner arter hastal olan kifliler üzerinde yapt araflt rmada, efl zamanl opere olan hasta grubu ile karotisine müdahele edilmeyen KABG grubunu karfl laflt rm fl ve 10 y ll k takip sonunda efl zamanl grupta nörolojik olay n %2, sadece KABG uygulanan grupta ise %15 oldu unu bildirmifltir (18). Bu sonuçlar asemptomatik karotis 36
43 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Haluk Akbafl ve Arkadafllar hastal nda erken dönem sonuçlar benzer olsa bile uzun takiplerde ciddi karotis lezyonlar na ba l nörolojik olay geçirme riskinin artt n göstermektedir. Bu bak mdan uzun süreli prognoz göz önüne al narak asemptomatik bile olsa ciddi karotis lezyonlar na efl zamanl müdahale yap lmas uygun görünmektedir. Bu çal flmalar takiben American Heart Association n yapm fl oldu u efl zamanl,iki aflamal veya ters iki aflamal 56 çal flmay kapsayan meta-analiz sonucunda her iki yaklafl m aras nda perioperatif inme aç s ndan anlaml fark bulunmamakta olup, myokard infarktüsü ve ölüm oranlar KABG den önce yap lan karotis endarterektomilerde daha yüksek olarak görülmüfltür (19) y l nda Naylor taraf ndan yay nlanan ve 97 çal flmay kapsayan metaanalizde ise efl zamanl operasyonlarda inme oran %4.6, myokard infarktüsü (MI) %3.6 iken iki aflamal operasyonda inme oran daha düflük(%2.7), MI ise daha fazla (%6.5) olarak bildirilmifltir. Ayn çal flmada ters iki aflamal operasyonlarda bu oranlar %6.3 e %0.9 olarak verilmifltir ki en yüksek inme oran n n bu grupta olmas karotis lezyonunun tek bafl na postoperatif nörolojik komplikasyonlar na katk s n gösterme bak m ndan anlaml d r (20). Jones (21) ve Antunes (10) ise iki aflamal uygulama ile baflar l sonuçlar bildirmifllerdir. Y ld r m ve ark. taraf ndan 2004 te yay nlanan 37 hastal k bir seride orta derece hipotermi ve serebral koruma ile efl zamanl teknik kullan lm fl olup, çal flmada %10.8 ölüm, %10.8 nörolojik komplikasyon ve %2.7 MI bildirilmifltir (22). Yap c ve ark., benzer flekilde 30 hastal k serisinde a rl kl olarak(%80 vakada) hipotermi kullanm fl, erken postoperatif dönemde %3.3 inme ve %0 ölüm oran bildirmifltir (23). Bizim serimizde inme oran %12.5 (2/16) ve ölüm oran %12.5 (2/16) olarak görülmektedir. fiüphesiz vaka serimizin say ca azl çal flman n gücünü düflürmekte ve cerrahi tekni in sonuçlar hakk nda yorum yap lmas n zorlaflt rmaktad r. Ayr ca serimizdeki iki mortaliteden birisinin uzam fl mediastinite ba l oldu u dikkate al nd nda, stroke nedeniyle ölüm % 6.25 dir. Serimizde stroke geçiren 2 hastadan birisi bilateral karotis lezyonu olan hastad r ve müdahale edilmeyen taraftaki karotisin kontrlateralinden stroke geliflmesi, KABG operasyonlar nda kritik karotis lezyonlar na müdahale edilmemesi durumunda da stroke riskinin olabilece ini göstermesi bak m ndan dikkat çekicidir. Serimizdeki hasta say s s n rl olmakla beraber, hastalar m z n önemli bir k sm ileri yafl grubunda ve kardiak yönden ciddi sorunlar olan; LMCA, anstabil veya ciddi 3 damar hastal ile birlikte stabil angina l hastalard r.buna karfl l k serimizdeki hastalar n % 68 i asemptomatik karotis hastal na sahiptir ve klini imizin rutini içerisinde karotis doppler tetkikleri s ras nda tek tarafl ciddi >%80 veya bilateral >%70 yada ülsere pla tespit edilmifl hastalard r. Semptomatik veya ülsere karotis pla olan hastalarda efl zamanl KEA endikasyonu kabul edilmifl bir uygulamad r..ancak asemptomatik karotis hastal nda izole KABG yap larak karotis lezyonuna müdahale edilmemesi halinde stroke ve mortalite yönünden efl zamanl veya iki aflamal cerrahi yap lan hastalara göre bir fark olmad n iddia eden çal flmalar ve görüfller vard r (18). Bu bak mdan asemptomatik karotis hastal durumunda izole KABG mi yoksa efl zamanl veya iki aflamal cerrahi mi uygulanaca konusu tart flmal d r. Ancak Gaudino asemptomatik karotis hastal nda müdahale edilmemesi halinde erken sonuçlar n benzer olmas na karfl n hastalar n takiplerinde üçüncü y ldan sonra nörolojik olay geçirme riskinin ciddi olarak artt n ve hastalar n bir k sm na bu dönemde KEA gerekti ini bildirmifltir (18). Bu bak mdan biz hastalar m zda mutlak KABG gereklili i yan nda asemptomatik ama önemli düzeyde karotis hastal belirledi imiz durumda efl zamanl cerrahiyi uygulad k. Bilateral karotis lezyonu olan iki hastam zda indüksiyon aflamas n takiben hemodinamik instabilite geliflmesi üzerine öncelikle kardiopulmoner bypass a girilmifl ve hipotermi, hemodilüsyon, sistemik heparinizasyon alt nda efl zamanl KEA ve KABG yap lm flt r. Kritik bilateral karotis lezyonu olan hastalarda kardiopulmoner bypass eflli inde efl zamanl operasyonda özellikle serebral proteksiyonun daha iyi olabilece i bildirilmifltir (4). Bir retrospektif çal flmada efl zamanl cerrahi prosedürün inme, myokard infarktüsü ve ölüm aç s ndan kümülatif %11.5 perioperatif risk ortaya koydu u bildirilmifltir (20). Hill., Kanada da yap lan istatistiklere göre her y l 37
44 Dr. Haluk Akbafl ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): yap lan KABG operasyonlar n n %0.51 inin efl zamanl operasyonlar oldu unu, bu operasyonla n KABG operasyonlar na nazaran 2.67 kat daha fazla inme insidans n n bulundu unu bildirmekte ve daha güvenilir morbidite ve moralite sonuçlar için kombine prosedürleri içeren daha fazla randomize çal flmaya gereksinim oldu unu ileri sürmektedir (11). Ghosh., ise 50 asemptomatik ama karotis lezyonu %70 den fazla olan hasta grubunu KABG sonras 68 ay boyunca izlemifl ve asemptomatik ciddi karotis lezyonu bulunan hastalarda efl zamanl uygulaman n sonuçlar itibariyle tek bafl na KABG den üstün olmad n ileri sürmüfltür (24). Tüm bu çal flmalar n yan s ra Engelman taraf ndan yap lan bir çal flmada hastalar n pre ve postoperatif nörolojik durumlar nörologlar taraf ndan de erlendirilmifl ve klinik olarak sa lam görülen hastalar n %5 inde nörolojik komplikasyon tespit edilmifltir. Bu da raporlardaki inme insidanslar n n birço unun gerçe i yans tmad n göstermesi aç s ndan önemlidir (25). KABG planlanan hastalarda ciddi karotis stenozu morbidite ve mortaliteyi art ran bir unsurdur. Ayn seansta KEA ve KABG operasyonu uygulamas kabul edilebilir bir morbidite ve mortalite ile yap labildi i gibi, efl zamanl cerrahi uygulama hastanede yat fl süresini k saltmakta ve maliyetleri azaltmaktad r. Efl zamanl m yoksa iki aflamal m, iki aflamal ise hangi operasyonun önce yap laca na dair kesin sonuca ancak çok merkezli, prospektif, randomize büyük çal flmalar sonucunda netleflece ini düflünmekle beraber, kendi klinik tecrübelerimiz fl nda efl zamanl operasyonun daha iyi sonuçlar verdi ine inanmaktay z. KAYNAKLAR 1. Crillo F, Renzulli A, Leonardo G, Romano GP, De Feo M, Della Corte A et al. Associated vascular lesions in patients undergoingcoronary artery bypass grafting. Acta Cardiol 2001;56: Craven TE, Ryu JE, Espeland MA, Kahl FR, McKinney, Toole JF et al. Evaluation of the associations between carotid artery atherosclerosis and coronary artery stenosis. A case control study. Circulation 1990;82: Faggioli GL, Curl GR, Ricotta JJ. The role of carotid screening before coronary artery by pass. J Vasc Surg 1990;12: Minami K, Gawatz M, Ohlmeier H et al. Management of concomittant occlusive disease for coronary and carotid arteries using cardiopulmonary bypass for both procedure.j Cardiovasc Surg (Torino) 1989;30(5): Bernhard VM, Johnson WD,Peterson JJ. Carotid artery stenosis association with surgery for coronary artery disease. Arch Surg 1972;105: Roach GW, Kanchuger M, Mangano CM et al. Adverse cerebral outcomes after coronary bypass surgery. Multicenterstudy of perioperative ischemia research group and the ischemia research and education foundation investigators. N Engl J Med 1996;335: Borger MA, Fremes SE. Management of patients with concomitant coronary and carotid vascular disease. Semin Thorac Cardiovasc Surg 2001;13(2): Hogue CW, Murphy SF, Schechtman KB, Davila-Roman VG. Risk factors for early or delayed stroke after cardiac surgery. Circulation 1999;100: D Agostino RS, Swensson LG, Neumann DJ et al. Screening carotid ultrasonography and risk factors for stroke in coronary artery surgery patients. Ann Thorac Surg 1996;62: Antunes PE, Anacleto G, Ferrao de Oliveira JM, Eugenio L, Antunes MJ. Staged carotid and coronary surgery for concomitant carotid and coronary artery disease. Eur J Cardio-Thorac Surg 2002;21: Hill MD, Shrive FM, Kennedy MB, Feasby TE, Ghali WA. Simultaneous carotid endarterectomy and coronary bypass surgery in Canada.Neurol 2005;64: Reul GJ, Cooley DA, Duncan JM et al. The effect of coronary artery bypass on outcome of peripheral vascular operation in 1903 patients. J Vasc Surg 1986;3: Rizzo RJ, Whittemore AD, Couper GS et al. Combined carotid and coronary revascularization: The preferred approach to the severe vasculopathy. Ann Thorac Surg 1992;54: Bilfinger TV, Reda H, Giron F et al. Coronary and carotid operations under prospective standardized conditions: Incidence and outcome. Ann Thorac Surg 2000;69(6): Hertzer NR, Loop FD, Beven EG, O Hara PJ, Krajevski LP. Surgical staging for simultaneous coronary and carotid disease: A study including prospective randomization. J Vasc Surg 1989;9: Akins CW, Moneure AC, Daggett WM, Cambria RP, Hilgenberg AD, Torchiana DF et al. Safety and efficacy of concomitant and coronary artery operations. Ann Thorac Surg 1995;60: Daily PO, Freeman RK, Debitsky WP, Adamson RM, Morenp- Cabral RJ, Marcus S et al. Cost reduction by combined carotid endarterectomy and coronary artery bypass grafting. J Thorac Cardiovasc Surg 1996;111: Gaudino M, Glieca F, Luciani N et al. Should severe monolateral asymptomatic carotid artery stenosis be treated at the time of coronary artery bypass operation? Eur J Cardiothorac Surg 2001;19: More WS, Barnett HJ, Beebe JH. Guidelines for carotid endarterectomy. A multidisciplinary consensus statement from the ad hoc committee. American Heart Association.Stroke 1995;26: Naylor R, Cuffe RL, Rothwell PM, Loftus IM, Bell PRF. A systematic review of outcome following synchronous carotid endarterectomy and coronary artery bypass:influence of surgical and patient variables. Eur J Vasc Endovasc Surg 2003;26: Jones EL, Craver JM, Michalik RA, Murphy DA, Guyton RA, Bone DK et al. Combined carotid and coronary operations:when are they necessary? J Thorac Cardiovasc Surg 1984;87: Y ld r m T, Akgün S, Sur H,K n ko lu H, Bilgin F, Arsan S. Short term results of simultaneous carotid endarterectomy and myocardial revascularization. Turkish J Thorac Cardiovasc Surg 2004;12(3): Yap c F, Gürer O, Enç Y, Ç nar B, Güney M, Yap c N, Bilgen F, Özler A. Combined surgery for coronary and carotid artery disease:management and results. Turkish J Thorac Cardiovasc Surg 2002;10: Ghosh J, Murray D, Khwaja N, Murphy MO, Walker MJ. The influence of asymptomatic significant carotid disease on mortality and morbidity in patients undergoing coronary artery bypass surgery 2005;29: Chiappini B, Dell Amore A, Di Marco L, Di Bartolomeo R, Marinelli G. Simultaneous carotid and coronary artery disease:staged or combined surgical approach? J Card Surg 2005;20:
45 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Erkan Kuralay ve Arkadafllar DAMAR Ç NDE KALAN KATETERE BA LI ENFEKTE FEMORAL ARTER YALANCI ANEVR ZMASI INFECTED FALSE FEMORAL ARTERY ANEURYSM CAUSED BY A RETAINED CATHETER Erkan KURALAY, Celalettin GÜNAY, Bilgehan Savafl ÖZ, Nezihi KÜÇÜKARSLAN, Harun TATAR Gülhane Askeri T p Akademisi, Kalp-Damar Cerrahisi Ana Bilim Dal, Ankara Özet Femoral artere lokalize infekte yalanc anevrizmalar ekstremite kayb na ve ölümlere sebep olabilen bir klinik tablodur. Femoral bölgedeki infekte yalanc anevrizma cerrahisinde distal arterial yata n n otojen ven greftleri ile revaskülarizasyonu kadar infekte dokular n debridman, oluflan genifl doku defektinin Sartorius myoplastisi ile kapat larak hem, doku kayb n n n replasman hem de bölgenin kan ak m n n art r lmas son derece önemlidir. Artm fl bölge kan ak m, kullan lan antibiotiklerin femoral bölgede da l m n art rarak, enfeksiyon kontrolünü sa lar. Sartorius kas kan ak m n n büyük bölümünü derin femoral arterden ald iç in profunda femoral arterin vaskülarizasyonuna ayr ca özen gösterilmelidir. (Damar Cer Der 2005;14(3):39-43). Anahtar Kelimeler: atrojenik femoral yalanc anevrizma, damar içersinde kalan kateter. Abstract Infected false aneurysm of femoral artery may cause lower limb loss and mortality. Infected tissue debridement and myoplasties are important as much as distal arterial revascularization with otogen vein grefts. Sartorius myoplasties provides both cover deep wound closure and increase blood flow of affected segments. Increased blood flow provides diffusion of antibiotic to the affected wound segments which also provides infection control on the femoral area. Most of blood flow of sartorius muscle comes from deep femoral artery so revascularization of deep femoral artery is much more important during the surgery of infected pseudoaneurysm of femoral artery. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):39-43). Keywords: Iatrogenic femoral false aneurysm, retained catheter. Doç.Erkan KURALAY GATA Kalp-Damar Cerrahisi, Etlik/Ankaa Tel: Fax: [email protected], [email protected] 39
46 Dr. Erkan Kuralay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): G R fi Femoral arterde yerleflimli infekte yalanc anevrizma, sepsis, kanama, ve cerrahisi günümüzde bile ölümlere, ekstremite kayb na neden olan patolojidir. Özellikle femoral arter bifürkasyonu bölgesinde, infekte dokular n rezeksiyon ve distal arteriyel yatak revaskülarizasyonu oldukça yüksek oranda mortalite (%10-25) ve ekstremite kayb (%10-25) oranlar na sebep olabilmektedir (1-3). Infekte yalanc anevrizma cerrahisi s ras nda oldukça genifl alanda doku nekrozu ve inflamasyonu oldu u için, genifl debridmanlar sonras nda femoral alanda büyük doku defektleri geliflebilmekte ve yaran n kapat labilmesi için hem myoplastilere (sartorius, rektus femoris ve rektus abdominus kaslar ile) hemde cilt greftlerine veya fleplerine ihtiyaç duyulmaktad r (4-7). Infekte yalanc anevrizma; uyuflturucu ilaçlar n kullan m, tan sal giriflim, endovasküler giriflimler, ve protez greft enfeksiyonlar gibi çok çeflitli sebeplerle oluflabilmektedir. Son y llarda femoral arter yolu ile yap lan embolizasyon ifllemleri sonras nda femoral arterde kalan kateterlere ba l nadir de olsa vasküler komplikasyonlar bildirilmifltir (8). Yaz m zda serebral arteriovenöz malformasyon embolizasyonu sonras femoral arterde kalan bir katetere ba l geliflen infekte yalanc anevrizma olgusunu sunuyoruz. OLGU SUNUMU A.Cerebri Media yerleflimli arteriovenöz malformasyonu olan 21 yafl ndaki erkek hastaya sa femoral arter yolu ile embolizasyon yap ld ktan sonra kullan lan kateter glue enjeksiyonundan hemen sonra çekilmeye çal fl ld fakat kateter glue içersinde kald için geri çekilemedi. Kateter geri çekilemedi i için cilt girifl deli inden kateter kesilerek cilt alt na itildi. Hasta nöroloji klini inde takibe al nd. On gün sonra hastan n femoral bölgesinde geniflleyen pulsatil kitle saptand için hasta klini imize nakledildi. Klini imizde hasta infekte olmayan yalanc anevrizma tan s ile ameliyata al nd. Suprainguinal bölgeden retroperitoneal yaklafl mla eksternal iliak arterin proksimal kontrolü sa land ktan sonra femoral bölge yerleflimli yalanc anevrizma üzerinden insizyon yap ld. Kateterin artere girifl yeri kolayl kla bulundu. Femoral arterin bu bölgesinden içersindeki kateter palpe edildi. Kateteri damar duvar na tespit edebilmek ve hasarlanm fl olan femoral arterdeki girifl yerini tamir edebilmek amaçl artere longitidunal insizyon yap ld. Kateter damar duvar na tespit edildi ve arteriotomi karfl ayaktan ç kart lan safen ven kullan larak yama ile kapat ld. Postoperatif dönemi sorunsuz geçen hasta postoperatif 10.günde taburcu edildi. Üç hafta sonra hasta, yüksek atefl ve femoral bölgesinde h zla çap artm fl ve enfeksiyon bulgular n da içeren pulsatil kitle ile baflvurdu. Klini imize yat r ld ktan iki saat sonra ameliyat haz rl klar sürerken, infekte yalanc anevrizma rüptüre oldu. Proksimal kontrol için bat n da infekte etmekten sak nd m z için bat n veya retroperitoneal alan aç lmadan cerrahi uygulamaya karar verdik. nguinal ligamentin hemen üzerinden bafllayan ve femoral bölgeyide içersine alan bir insizyon yap ld. Ana, superficial ve profunda femoral arterler dönüldükten sonra klampler yerlefltirilerek etkin kanama kontrolü sa land. Bu ifllem s ras nda arter içersindeki kateter geriye do ru çekildi ve dirençsiz olarak kateterin tümü geri çekilebildi. Ana femoral arterin iyi ve infekte olmayan bölgesi bulununcaya kadar yukar do ru ana femoral arter diseke edildi. Ayn ifllem superficial femoral ve profunda femoral arterede yap ld. Karfl ekstremite uyluk segmentinden safen ven haz rland. Haz rlanan safen ven 4.5 mm çap nda ve kalitesi oldukça iyi idi. Safen venin proksimali ana femoral artere uç-uca distalide superficial femoral artere uç-uca olarak anastomoz edildi. K sa bir safen ven grefti ayr ca proksimal uyluk bölgesi kaslar n n beslenmesinin etkilenmemesi için profunda femoral arterede uç-uca olarak anastomoz edildi. Bu greftin proksimal anastomozuda di er safen vene uç-yan olarak anastomoz edildi. Vasküler anastomozlar n son formu flekil-1 de gösterilmifltir. Bu ifllemden sonra femoral bölgede genifl debridman yap ld. Bölgedeki nekrotik 40
47 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Erkan Kuralay ve Arkadafllar alt nda hematom birikmesini önlemek amac ile multible fenestrasyon yap ld. Deri grefti yerlefltirildikten sonraki formu flekil 3 de gösterilmifltir. Resim 1: Hastan n femoral bölgesi tümü ile diske edilmifl. Genifl debridman yap lm flt r. Sol uyluk bölgesinden haz rlanan safen ven ile anastomozlar yap lm flt r. Profunda femoral artere uç-uca anastomoz edilen greftin proksimal ucu yerlefltirilen safen vene uç-yan olarak anastomoz edilmifltir. dokular tümü ile ç kart ld. fiekil 1 de görüldü ü gibi oldukça genifl ve derin bir doku defekti olufltu. Bu bölgeye iki adet dren yerlefltirildi. Oluflan doku genifl ve derin defektini doldurmak ve bölgenin kan ak m n art rmak amac ile önce sartorius kas spina iliaka anterior süperiordan ayr ld ve doku defektinin üzerine döndürüldü. Femoral bölgenin üst ucundaki bofllu u doldurmak için rektus abdominus kas kullan ld ve sonunda genifl doku defekti tümü ile dolduruldu. Sartorius ve rektus myoplastilerinin son formu flekil 2 de gösterilmifltir. Bu ifllemden sonra sa alt ekstremite lateral yüzeyinden split-thickness deri grefti ç kart ld ve myoplasty üzerine deri grefti yerlefltirildi. Deri grefti Resim 3: Myoplasti uygulanan ve cilt defekti geliflen segment split-thickness deri grefti ile kapat lm flt r. Hastadan al nan kültürlerde Stafilococcuc Aureous üredi. Hastaya Vancomisin (2 gr/gün) ve gentamisin (160 mg/gün) baflland. Hastan n insizyon bölgesindeki inflamasyona ve venöz obstrüksiyona ba l ödem h zla geriledi. Postoperatif 9. günde yara içersindeki drenler ç kar ld. Daha sonra hastan n yaras h zla iyileflti ve hasta mobilize edildi. Hastan n postoperatif 25.günde greft alan tümü ile kapand (fiekil 4). Hasta postoperatif 30. günde taburcu edildi. Resim 2: Sartorius ve rektus abdominus myoplastileri ile vasküler greftlerin üzeri kapat lm flt r. nsizyon alan yukar ve afla bölgelerinden primer olarak yaklaflt r lm flt r. Resim 4: Hastan n taburcu edilirken çekilen, yaran n tümü ile iyileflmifl son hali. 41
48 Dr. Erkan Kuralay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): TARTIfiMA Yalanc anevrizma, hematoma, arteriovenöz fistül formasyonu, tromboembolizm, ve infeksiyon gibi, femoral arter yolu ile yap lan kateterizasyon komplikasyonlar gerek ekstremite kayb gerekse mortalitelerle sonuçlanabilir. Özellikle infekte yalanc anevrizmalarda cerrahi oldukça zor olmakla kalmay p klasik arter komplikasyonlar ndan çok daha fazla ekstremite kayb (%10-25) ve mortalite (%10-25) oranlar na sahiptir (1-3). nfekte yalanc anevrizmaya nadirde olsa femoral arter içersinde kalan kateterlerde sebep olabilir (8-9). Femoral bölgede yerleflimli infekte yalanc anevrizmalarda femoral bölgede genifl dokuda nekroz ve infeksiyon oldu u için distal arteriyel yatak revaskülarizasyonu tek bafl na cerrahinin baflar s n etkileyen faktör de ildir. nfekte dokular n debridman ve oluflan genifl doku defektinin kapat lmas da oldukça büyük önem tafl r (1-9). Infekte yalanc anevrizma cerrahi tedavisinde yak n zamana kadar en çok yap lan tedavi metodu direkt ana femoral arter ligasyonu idi. Ligasyon uygulanan hastalarda tekrarlayan enfeksiyon riski neredeyse s f ra kadar indirilirken ampütasyon oran %5-21 oran nda bildirilmektedir (10-13). Bu yüksek ampütasyon oran, protez greft kullan larak yap lan revaskülarizasyon sonras nda oldukça yüksek oranda rekürrent enfeksiyon sebebi ile maalesef ki %12-40 gibi oldukça yüksek oranlara kadar ulaflabilmektedir (12-14). Arora ve arkadafllar (2) yak n zamanda bile kommon femoral arter ba land g nda e er pedal arterlerde Doppler ile yeterli ak m saptand g nda ek revaskülarizasyon yap lmas na ihtiyaç olmad n savunmufllard r. Fakat özellikle genç hastalarda yeterli kollateral ak m olmad için, biz ampütasyon oran n n daha yüksek olabilece i düflüncesindeyiz. Otojen greft materyali ile son y llarda oldukça iyi sonuçlar edinilmeye bafllan lm flt r (9,15-18). Clagett GP (9,17) ve arkadafllar otojen greft materyali olarak femoropopliteal veni kullanarak sadece femoral bölgede de il ayn zamanda abdominal aorta enfeksiyonlar nda da rekürrent enfeksiyon ve ampütasyon oran n s f r olarak bildirmektedirler. Femoro-popliteal ven kullan ld nda alt ekstremitede venöz dolafl m bozuklu unun önemli seviyelerde olmad n da bildirmifllerdir. Claget GP. (9,17) hastalarda postoperatif üç haftada alt ekstremitede hafif ödem oluflmakta ve daha sonra hastan n alt ekstremite venöz bas nçlar n n tamamen normale döndü ünü bildirmektedir. Biz kendi olgumuzda karfl ekstremiteden yeterli çapta safen ven elde edebildi imiz için superficial femoral veni otojen greft olarak kullanmad k. Infekte yalanc anevrizmalarda revaskülarizasyon kadar önemli olan bir di er parametrede infekte dokular n genifl debridman ve oluflan doku kayb na ra men yara yerinin kapat lmas d r. Otojen greft dahi olsa yara yerinin sekonder kapat lmaya b rak lmas düflünülmemelidir. Bu durumda elimizde kullanabilece imiz teknik myoplasty yap lmas d r. Myoplasty yak n çevredeki Sartorius, rektus femoris, rektus abdominus ve grasilis kaslar ile yap labilir. Sartorius kas n n mobilize edilmesi teknik olarak oldukça kolayd r. Ayr ca sartorius kas n n kanlanmas oldukça iyi oldu u için infekte bölgenin bol kanlanmas n sa layarak antibiyotiklerin enfekte alanlara daha rahat ulaflmas n sa lar. Bizim olgumuzda da yara iyileflmesi oldukça h zl olmufltur. Rektus abdominus kas da gerekli durumlarda kullan lan bir yöntemdir. Fakat genifl doku kay plar nda rektus mobilizasyonu için ek insizyonlar gerekebilece i için pek önerilen bir myoplasty metodu de ildir. Biz olgumuzda rektus abdominus kas n n sadece alt segmentini ek insizyon yapmadan kulland k. Bilindi i gibi sartorius kas kan ak m n segmental olarak al r. Sartorius kas n n proksimal se menti en fazla kan ak n n profunda femoral arterden almaktad r (18,19). Bu sebeple profunda femoral arterin revaskülarizasyonu myoplastilerin baflar s için bizce olmazsa olmaz koflullardan biridir. Revaskülarizasyon ve myoplasty sonras gereken bir di er fleyde cildin kapat lmas d r. Cilt üzerindeki defektten dolay ço unlukla primer olarak yaklaflt r lamaz. Biz cilt üzerinde yaklaflt r lmak amac ile gerginlik oluflturulmas fikrinde de iliz. Çünkü bir süre sonra cilt nekrozu kaç n lmazd r. Cilt mutlaka flep veya greftlerle kapat lmal d r. Zemini iyi kanlanan bir cilt defekti bölgesinde spit-thickness greftlerin iyi 42
49 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Erkan Kuralay ve Arkadafllar tuttu u tart fl lmaz bir gerçektir. Bu sebeple myoplasti ile bölgenin kan ak m art r ld nda cilt greftlemesinin baflar l olaca kan s nday z. nfekte yalanc anevrizmalarda mikroorganizma profili pek fazla de iflkenlik göstermez. Bizim olgumuzda üretilen Staph. Aureous % olguda raslanan patojen mikroorganizmad r (9-17). Literatürdede en s k raslanan mikro organizmalar protez greft yok ise S.Aerous, Enterococus fecalis, Pseudomanas ve bakteroides türleridir (9). E er protez greft var ise bu durumda S.Epidermitis te mutlaka ak lda tutulmal d r. Sistemik olarak verilen antibiotiklerin infekte dokulara nufusu için bölgenin kan ak m mutlaka art r lm fl olmal d r. Gerek deneysel gerekse invivo çal flmalarda sartorius myoplastisinin bölge kanlanmas n belirgin miktarda art rd bildirilmifltir (5-7). Uygun antibiyotikler infeksiyon bulgular kayboluncaya kadar kullan lmal d r. Protez greftleri olan hastalarda daha uzun süreli antibiyotik kullan lmas gerekti i kan s nday z. KAYNAKLAR 1. Yeager RA,PorterJM, Arterial and prosthetic graft infection. Ann Vasc Surg 1992;5: Arora S, Weber MA, Fox CJ et al,. Common femoral artery ligation and local debridement: A safe treatment for infected femoral artery pseudo aneurysms. J Vasc Surg 2001;33: Femoral pseudo aneurysm from drugs of abuse; Ligation or reconstruction? J Vasc Surg 1992;15: Prez-Burkhardt JL, Gonzalez-Fajardo JA, Carpintero LA, Mateo AM,. Sartorius myoplasty for the treatment of infected groins with vascular grafts. J Cardiovasc Surg (Torino) 1995;36: Petrasek PF, Kalman PG, Martin RD,. Sartorius myoplasty for deep groin wounds following vascular reconstruction. Am J Surg 1990;160: Sladen JG, Thompson RP, Brosseuk DT, Kalman PG, Petrasek PF, Martin RD,. Sartorius myoplasty in the treatment of exposed arterial grafts. Cardiovasc Surg 1993;2: Maser B, Vedder N, Rodrigez D, Johansen K,. Sartorius myoplasty for infected vascular grafts in the groin. Safe, durable, and effective. Arch Surg 1997;132: Zoarski GH, Lilly MP, Sperling JS, Mathis JM,. Surgically confirmed incorporation of a chronically retained neurointerventional microcatheter in the carotid artery. Am J Neuroradiol 1999;20: Bell CL, Ali AT, Brewley JG, D Addio VJ, Modrall JG, Valentine RJ, Clagett PG. Arterial reconstruction of infected femoral artery pseudoaneurysms using superficial femoralpopliteal vein. J Am Coll Surg 2005;200: Padberg F, Honson R, Lee B et al,. Femoral Pseudoaneurysm from drugs of abuse; Ligation or reconstruction?. J Vasc Surg 1992;15: Reddy DJ, Smith RF, Elliot JP, et al,. Infected femoral artery false aneurysm in drug addicts; Evolution of selective vascular reconstruction. J Vasc Surg 1986;3: Welch GH, Reid DB, Pollock JG, Infected false aneurysm in the groin of intravenous drug abusers. Br J Surg 1990;77: Patel KR, Semel L, Clauss RH,. Routine revascularization with resection of infected femoral pseudoaneurysm from substance abuse. J Vasc Surg 1988;8: Johnson JR, Ledgerwood AM, Lucas CE,. Mycotic aneurysm: New concepts in therapy. Arch Surg 1983;118: Benjamin ME, Cohn EJ, Purtill WA,. Arterial reconstruction with deep leg vein for the treatment of mycotic aneurysms. J Vasc Surg 1999;30: Gibbons C, Ferguson C, Fligelstone L, Edwards K,. Experience with femoro-popliteal vein as a conduit for vascular reconstruction in infected fields. Eur J Endovasc Surg 2003;25: Clagett GP, Bowers BL, Lopez-Viego MA, et al,. Creation of neo-aortoiliac system from lower extremity deep and superficial veins. Ann Surg 1993;218: Wysocki J, Krasuski P, Czubalski A,. Vascularization of the sartorius muscle. Folia Morphol (Warsz) 1996;55: Habermeyer P, Kaiser E, Mandelkow H, Schweiberer L, Stock W,. Anatomy and clinical aspects of sartoriusplasty. Handchir Mikrochir Plast Chir 1987;19:
50 44
51 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar SOL AKC ER ALT LOBU Ç NE RÜPTÜRE DESENDAN TORAS K AORT ANEVR ZMASI: OLGU SUNUMU DESCENDING THORACIC AORTIC ANEURYSM RUPTURED INTO THE LEFT LOWER PULMONARY LOBE: A CASE REPORT Özalp KARABAY*, Mehmet GÜZELO LU*, smail YÜREKL *, Ayd n fianli**, Ahmet ÖNEN**, Cenk ERDAL*, Erdem S L STREL *, Eyüp Sabri UÇAN***, Ünal AÇIKEL* * zmir Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Kalp-Damar Cerrahisi A.B.D., **Gö üs Cerrahisi A.B.D., ***Gö üs Hastal klar A.B.D., zmir. Özet Masif hemoptizi farkl etiyolojik sebeplerden kaynaklanan nadir bir durumdur. Bu sebepler aras nda akci er kaynakl enfeksiyon, malignensi, travma, iyatrojenik ve kardiyovasküler nedenler yer al r. Torasik aort anevrizmal (TAA) olgular çevre dokular n erozyonu veya aort anevrizmas n n ekspansiyonu sebebiyle ana flikayet olarak a r ile hastaneye baflvurur. Nadir olarak, bu olgular anevrizman n trakeobronflial a ac n erozyonundan kaynaklanan masif hemoptizi ile baflvurur. Bu durum genellikle fataldir. Bizim 62 yafl ndaki olgumuzda paroksismal öksürükten sonra oluflan masif hemoptizi öyküsü vard. Yap lan incelemeden sonra, hastan n klini i sol akci er alt lobu içine rüptüre desendan TAA s ile aç kland. Parsiyel kardiyopulmoner bypass ile distal aortik perfüzyonun sa land desendan torasik aortaya tübüler greft interpozisyonu ile birlikte sol inferior lobektomi ameliyat uyguland. (Damar Cer Der 2005;14(3):45-48). Anahtar Kelimeler: Masif hemoptizi, Desendan torasik aort anevrizmas. Abstract Massive hemoptysis is a relatively rare condition originating from different etiological causes. Among these, the leading causes are of pulmonary origin such as infection, malignancy, trauma, iatrogenic causes and of cardiovascular origin. Patients with aneurysm of thoracic aorta usually admit to the hospital with pain as the chief complaint developing due to expansion of the aortic aneurysm into or erosion of the surrounding tissues. Rarely,these patients admit with massive hemoptysis as the chief complaint, originating from the erosion of the tracheobronchial trunk by the aneurysm. This situation is usually fatal. Our case is a 62-yearold male admitting with massive hemoptysis occurring after a paroxysm of cough. After the examinations, it was revealed that he had an aneurysm of descending TAA ruptured into left inferior pulmonary lobe. He has undergone a successful operation of left inferior lobectomy and concomitant tubular graft interposition into the descending thoracic aorta providing distal aortic perfusion under partial cardiopulmonary bypass. (Turkish J Vasc Surg 2005;14(3):45-48). Keywords: Massive hemoptysis, descending thoracic aortic aneurysm Yard. Doç. Dr. Özalp KARABAY Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi ABD nciralt / ZM R Tel: Fax: [email protected] 45
52 Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): G R fi Masif hemoptizi, nispeten nadir rastlanan bir durum olup birçok sebebe ba l olabilir. Bu sebepler aras nda; infeksiyon, malignensi, travma, iyatrojenik kaynaklar (örne in pulmoner arter kateterizasyonu) gibi pulmoner kökenli olanlar ve kardiyovasküler hastal klar ön planda gelir. TAA s olan olgular s kl kla, anevrizman n çevre dokulara ekspansiyonu veya çevre dokular erode etmesinden kaynaklanan a r ile baflvururlar. Bu tip olgularda daha az s kl kta, anevrizman n trakeobronfliyal a ac erozyonundan kaynaklanan masif hemoptizi klini i vard r. Masif hemoptizisi olan olgular n klinik gidifli genellikle a r seyretmekte ve acil müdahale edilmeyen olgularda masif hemoptiziye ba l ölüm kaç n lmaz olmaktad r. Bu yaz m zda; rüptüre TAA olgusunda k sa sürede gerçeklefltirilen cerrahi giriflim ve baflar l sonucumuzu sunmak istedik. OLGU SUNUMU 62 yafl ndaki erkek olgu; öksürük krizi sonras a z ndan bol kan gelmesi flikâyeti ile acil olarak üniversitemize sevkediliyor. Üç hafta önce hemoptizi öyküsü olan olgunun, baflvuru günü yaklafl k 2 Litre hemoptizisi olmas üzerine d fl merkezde gerekli volüm replasman yap larak hemodinamik stabilite sa lan yor.yap lan tetkikler sonucu sol akci er alt lobda kitle (malignite) ve buna ba l hemoptozi düflünülerek olgu merkezimize sevk edildi. Özgeçmiflinde KOAH öyküsü mevcut olan olgunun fizik muayenesinde her iki akci erinde yayg n ronkus ve wheezingi vard. Hastan n di er sistem muayeneleri normal bulundu. Üniversitemizde yap lan torakoabdominal manyetik rezonans (MR) görüntülemede, en genifl yerinde 5.5 cm çapa ulaflan, istmusun 2 cm alt ndan bafllay p diafragma seviyesinde sona eren 11 cm boyutunda desendan TAA s ve diafragmatik hiatustan hemen önce anevrizmatik dilatasyon izlenen,desenden aortan n komflulu unda 4x3.5 cm büyüklü ünde hematom ile uyumlu görünüm tespit edildi. Radyolojik görünüm sol akci er inferior loba rüptüre desenden TAA s olarak de erlendirildi (fiekil 1). Resim 1: MR incelemede sol akci er inferior loba rüptüre desendan aort anevrizmas n n görünümü. Tedavi için anevrizmektomi ve desenden aortaya tübüler greft interpozisyonu karar verilen olguya selektif entübasyonla intratrakeal genel anestezi alt nda sol anterolateral oblik pozisyonda torakal insizyon yap ld. Torakotomi sonras ; sol akci er inferior lobunun hematomla dolu olarak desenden aort anevrizmas n tampone edecek flekilde çepeçevre yap fl k oldu u görüldü. Sol alt pulmoner venden venoz, sol femoral arterden arteriyel kanülasyonla kalp çal fl rken parsiyel bypass uyguland. Distal aortik perfüzyon sa lanarak; hematomla s vanm fl ve fonksiyone olmayan atelektatik sol alt lob desenden aort anevrizmas ile birlikte eksize edildi. Desenden aortaya tübüler greft interpozisyonu uygulanarak cerrahi ifllem sorunsuz olarak tamamland. Postoperatif dönemde toplam 3 gün yo un bak mda kalan olgu daha sonra servis izlemine al nd. Postoperatif kontrol amaçl yap lan MR anjiografisinde desendan torasik aortaya yerlefltirilen greftin ve greft anastomoz düzeylerinin normal kalibrasyonda ve patent oldu u ayr ca arkus aortada ve abdominal aortadan c kan ana vasküler yap larda anevrizmatik segment 46
53 Turkish J Vasc Surg 2005; 14 (3): Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar bulunmad ve sözü edilen damarlar n patent olduklar saptand (fiekil 2). Resim 2: Postoperatif MR anjiografisinde desendan torasik aortaya yerlefltirilen greftin ve greft anastomoz düzeylerinin normal kalibrasyonda ve patent görünümü TARTIfiMA TAA etiyolojisinde; baflta medial dejeneratif hastal k olmak üzere kistik medial nekroz, ateroskleroz, aortit, disseksiyon, infeksiyon ve travma bulunmaktad r. Anevrizma rüptürü riskini belirleyen faktörler içerisinde en önemlileri; anevrizman n çap (özellikle 5 cm üzeri), kronik obstruktif akci er hastal (KOAH), a r n n devam ediyor olmas ve hastan n yafl d r (1). Bunlar n d fl nda sigara, hipertansiyon (özellikle diastolik), renal yetmezlik ve ba dokusu hastal di er risk faktörlerini teflkil etmektedir. TAA lar genellikle asemptomatiktir fakat a r ve yandafl organlara bas ya ba l ses k s kl, yutma güçlü ü, hematemez, pnömoni, öksürük, hemoptizi ve nörolojik bulgular olabilir. Akci er parankimine ruptüre olan veya bronflu erode eden aort anevrizmas veya disseksiyonu, akut ve masif hemoptiziye yol açabilir ve bu durum cerrahi aç dan aciliyet oluflturmaktad r (2). Aortobronkopulmoner fistüller, desendan TAA s ile birlikte görülen masif hemoptizi olgular n n %85 inden sorumludur. Görülen tipik semptomlar s rt a r s, öksürük, dispne ve hemoptizidir (3). Kanama s kl kla masif olup nispeten hafif oldu u durumlar da olur. Bizim olgumuzda; 3 hafta önce k sa süreli ve az miktarda hemoptizi öyküsü mevcuttu. Sonras nda acil olarak müracaat etti i merkezde 3 ünite kan verilerek vital fonksiyonlar n sa land yaklafl k 2 litre hemoptizi öyküsü vard. Direkt akci er grafisinde; sol plevral s v ve sol hemitoraks hematomla s vanm fl görünümdeydi. Rüptüre TAA olgularda cerrahi mortalite % olup, elektif rezeksiyon geçiren hastalara göre çok yüksektir (4). TAA l olgularda sigara öyküsü %90, koroner arter hastal %67, KOAH %42, kronik böbrek yetmezli i %38, geçirilmifl nörolojik atak %12 gibi risk faktörleri s kl kla bulunmaktad r ve peroperatif dönemde bu faktörlere yönelik önlemler al nmal d r. Bizim olgumuzda da 50 y l 1 paket/gün sigara öyküsü ve tedavi alt nda olan KOAH öyküsü vard. Tedavide, hasta planlanan cerrahiye göre sol lateral dik veya sol anterolateral oblik pozisyonda yat r larak insizyon yap l r. Cerrahi teknik olarak basit klempaj yöntemi veya distal aort perfüzyonu kullan l r. TAA l olgumuzda pulmoner ven ve femoral arterden kanülasyon yaparak kalp çal fl r durumda parsiyel bypass alt nda cerrahi ifllem gerçeklefltirildi. Bu ifllemle distal dolafl m sa lanarak distal organlarda hipotansiyon ve spinal kord perfüzyonu üzerindeki olumsuz etkiler görülmedi. Svensson ve Crawford un TAA l 1509 olguda yapt retrospektif incelemede hastane içi mortalite %10, 30 günlük mortalite % 8, parapleji / paraparezi insidans %16 bulundu. Ayr ca postoperatif dönemde pulmoner komplikasyon oran n %33, akut böbrek yetmezli i oran n %18, sepsis oran n %8, koagulopati oran n %4 saptad lar (5). Anthony L. Estrera ve arkadafllar n n 355 desendan TAA na yönelik çal flmas nda; cerrahi sonras nörolojik defisit % 2.3 ve hastane mortalitesi % 8 olarak bildirilmektedir (6). Bizim olgumuzda primer semptom hemoptizi olup postoperatif dönemde herhangi bir komplikasyon ve nörolojik defisit gözlenmedi. Desendan TAA lar nda % 97 baflar oran yla uygulanan 47
54 Dr. Özalp Karabay ve Arkadafllar Damar Cer Derg 2005; 14 (3): ve düflük oranlarda perioperatif morbitide,mortaliteye sahip olan endovasküler stent greft yerlefltirilmesi uygun vakalarda düflünülmelidir (7). Klini i a r olan ve mortalite oran yüksek olan rüptüre TAA olgular nda, cerrahi giriflim çok h zl flekilde gerçeklefltirilmeli ve cerrahi iflleme ba l komplikasyonlar en aza indirmek için total veya parsiyel bypass uygulanmal d r. KAYNAKLAR 1. Galla JD, Ergin MA, Lansman SL, DeAsla RA, Nguyen KH, Mc- Cullough JN, Griepp RB. Identification of risk factors in patients undergoing thoracoabdominal aneurysm repair. J Card Surg 12: , Russo P, Orszulak TA, Arnold PG, Abel MD, Stanson AW. Concomitant repair of a chronic traumatic aortic aneurysm with tracheal erosion. Ann Thorac Surg 1987;43: Ramirez MT, Alvarez-Sala R, Martinez M, Gomez L, Prados C. Thoracic aortic aneurysm: a new etiology of pulmonary cavity. J Cardiovasc Surg (Torino) 1999;40: Johansson G, Markstrom U, Swedenborg J. Ruptured thoracic aortic aneurysms: a study of incidence and mortality rates. J Vasc Surg 1995;21: Svensson LG, Crawford ES, Hess KR, et al. Experience with 1509 patients undergoing thoracoabdominal aortic operation. J Vasc Surg 17: , Estrera AL, Miller CC, Chen EP, Meada R, Torres RH, Porat EE, Huynh TT, Azizzadeh A, Safi HJ. Descending thoracic aortic aneurysm repair: 12-year experience using distal aortic perfusion and cerebrospinal fluid drainage.ann Thorac Surg Oct;80(4): Sayed S, Thompson MM. Endovascular repair of the descending thoracic aorta: evidence for the change in clinical practice.vascular May-Jun;13(3):
GİRİŞ: Açık kalp cerrahisi sonrasında gözlenen komplikasyonlar içinde önemli bir yer teşkil eden cerrahi alan enfeksiyonları, hastalarda görülen morbidite ve mortalitenin önemli bir nedenidir. Açık kalp
Kadınlarda Koroner Bypass Operasyonunun Özellikleri ve Sonuçları
Kadınlarda Koroner Bypass Operasyonunun Özellikleri ve Sonuçları DOÇ. DR. GÖKÇEN ORHAN Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İSTANBUL Euroscore risk sınflaması STS risk
T bbi Makale Yaz m Kurallar
.Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Araflt rmalar ve Etik Sempozyum Dizisi No: 50 May s 2006; s. 7-11 T bbi Makale Yaz m Kurallar Dr. Sebahattin Yurdakul ÖZGÜN ARAfiTIRMA USULE
İzole Bilateral İliak Anevrizmanın Cerrahi Tedavisi Surgical Management of Isolated Bilateral Iliac Aneurysm Kalp ve Damar Cerahisi
İzole Bilateral İliak Anevrizmanın Cerrahi Tedavisi Surgical Management of Isolated Bilateral Iliac Aneurysm Kalp ve Damar Cerahisi Başvuru: 15.06.2013 Kabul: 04.07.2013 Yayın: 06.08.2013 Bekir İnan1,
HİBRİD VASKULER CERRAHİDE ANESTEZİ DENEYİMLERİMİZ
HİBRİD VASKULER CERRAHİDE ANESTEZİ DENEYİMLERİMİZ Nagihan KARAHAN*, Murat AKSUN*, Senem GİRGİN*, Tevfik GÜNEŞ**, Levent YILIK**, Ali GÜRBÜZ** * İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Anesteziyoloji
TORAKOABDOMİNAL AORT CERRAHİSİ
TORAKOABDOMİNAL AORT CERRAHİSİ Prof. Dr. Anıl Z. Apaydın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı, İzmir Konvansiyonel: Geleneksel, alışılagelmiş Silah: Konvansiyonel x Nükleer
Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER***
Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji AD*, Biyokimya AD**, Kalp Damar Cerrahi
2.Valvüler kalp hastalıklarına cerrahi yaklaşım: Aort,Mitral, Trikuspit (2 saat)(yrd.doç.dr.şenol Gülmen)
Kalp Damar Cerrahi Dönem 4 2012-2013 Öğretim Yılı Teorik Dersler 12.11.2012-16.11.2012 Staj Grubu(4) 1.Kardiyopulmoner Baypas, İntraaortik Balon Pompası, Yapay Kalp (1 saat) Yrd.Doç.Dr.Şenol 2.Valvüler
2- Bilim ve Danışma Kurulu Onayına Sunulacak Eserlere Đlişkin Yayın
SĐGORTA ARAŞTIRMALARI DERGĐSĐ GENEL YAYIN ĐLKELERĐ VE YAZIM KURALLARI Sigorta Araştırmaları Dergisi ne çalışma göndermek için gerekli kriterler şunlardır: 1- Çalışmanın Genel Yayın Đlkeleri ne uygun olması,
BALIK YAĞI MI BALIK MI?
BALIK YAĞI MI BALIK MI? Son yıllarda balık yağı ile ilgili kalp damar hastalıklarından tutun da romatizma, şizofreni, AIDS gibi hastalıklarda balık yağının kullanılmasının yararları üzerine çok sayıda
Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar
Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: [email protected] H
İatrojenik Bilateral İliak Arter Komplikasyonunda Başarılı Hibrit Tedavi
İatrojenik Bilateral İliak Arter Komplikasyonunda Başarılı Hibrit Tedavi Successful Hybrid Therapy In Iatrogenic Complication of Bilateral Iliac Artery Özcan Gür1, Havva Nur Alparslan Yümün2, Selami Gürkan1,
fiekil 2 Menapoz sonras dönemde kistik, unilateral adneksiyel kitleye yaklafl m algoritmas (6)
over kanseri taramas ndaki yetersizli ini göstermektedir. (1) Transvaginal ultrasonografinin sensitivitesinin iyi olmas na ra men spesifitesinin yeterli olmamas kullan m n k s tlamaktad r. Son yay nlarda
DÖNEM IV DERS PROGRAMI
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KALP VE DAMAR CERRAHİSİ A.D. BAŞKANLIĞI SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KALP VE DAMAR CERRAHİSİ KLİNİĞİ 2013-2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV
Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma)
.Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Kanama ve Tromboza E ilim Sempozyum Dizisi No: 36 Kas m 2003; s. 185-189 Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil
Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi. Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü PROJE HAZIRLAMA ESASLARI
Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü PROJE HAZIRLAMA ESASLARI Yrd.Doç.Dr. Kemal ÜÇÜNCÜ Orman Endüstri Makinaları ve İşletme Anabilim Dalı 1. Proje Konusunun
KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Senato: 2 Mart 2016 2016/06-6 KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Kahramanmaraş
ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler
ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi tutmaktad r. Fakat de erlendirilen
LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.
LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,
ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Kuruluş : 27 Ekim 1989 Adres : Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Kampüsü Dikimevi - Ankara Tel : 363 03 26-363 03 27 ANKARA ÜNİVERSİTESİ
Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas
1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri
Tam revaskülarizasyonda CABG standart tedavidir
Tam revaskülarizasyonda CABG standart tedavidir Dr. Cem Alhan XVI. Ulusal Kongre, 19-22 Mayıs, Eskişehir Changing patterns of initial treatment selection among medical therapy (MED, yellow line), percutaneous
Makalede Yazar, Başlık Seçimi ve Özetin Yazılması
Makalede Yazar, Başlık Seçimi ve Özetin Yazılması Doç.Dr.Ahmet GÜZEL Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bilim Dalı, Samsun 1 Sunum Akışı Makale Yazarı kime denir Yazar tanımlamaları Yazar
İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ
İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik
Aort Anevrizmaları. Dr. Nevzat Erdil
Aort Anevrizmaları Dr. Nevzat Erdil Asendan aort anevrizması (%45) Arcus aorta anevrizması (%10) Desendan aort anevrizması (%55) Torakoabdominal aort anevrizması (%10) Asendan aort anevrizması Tanım:
APAH: konjenital kalp hastalığı. Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU
APAH: konjenital kalp hastalığı Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU Klinik Sınıflama 2009 Eisenmenger Sendromu ve sistemik komplikasyonlar European
Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1
Deomed Medikal Yay nc l k Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Birinci bask Deomed, 2009. 62
İÇİNDEKİLER. 1. Projenin Amacı... 2. 2. Proje Yönetimi... 2. 3. Projenin Değerlendirilmesi... 2. 4. Projenin Süresi... 2. 5. Projenin Kapsamı...
0 İÇİNDEKİLER 1. Projenin Amacı...... 2 2. Proje Yönetimi... 2 3. Projenin Değerlendirilmesi... 2 4. Projenin Süresi... 2 5. Projenin Kapsamı... 2 6. Projenin Saklanması... 3 7. Proje ve Raporlama... 3
K.S.Ü. MÜHENDİSLİK MİMARLIK FAKÜLTESİ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ BİTİRME ÖDEVİ / BİTİRME PROJESİ DERSLERİ İLE İLGİLİ İLKELER
K.S.Ü. MÜHENDİSLİK MİMARLIK FAKÜLTESİ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ BİTİRME ÖDEVİ / BİTİRME PROJESİ DERSLERİ İLE İLGİLİ İLKELER 1- TANIM K.S.Ü. Müh. Mim. Fakültesinin Tekstil Mühendisliği Bölümünde Bitirme
Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.11 De erlemelerin Gözden Geçirilmesi
K lavuz Notlar Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.11 De erlemelerin Gözden Geçirilmesi 1.0 Girifl 1.1 Bir de erlemenin gözden geçirilmesi, tarafs z bir hüküm ile bir De erleme Uzman n n çal flmas n
ÖĞRETĠM YILI KALP DAMAR CERRAHĠ ANABĠLĠM DALI SEMĠNER PROGRAMI
2011-2012 ÖĞRETĠM YILI KALP DAMAR CERRAHĠ ANABĠLĠM DALI SEMĠNER PROGRAMI Tarih Saat Yer KonuĢmacı Konu BaĢlığı 07.09.2011 08:00-14.09.2011 08:00-21.09.2011 08:00-28.09.2011 08:00-05.10.2011 08:00-12.10.2011
T.C. KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ TEZ YAZIM KURALLARI
T.C. KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ TEZ YAZIM KURALLARI Yazı Karakteri Tezde 12 punto Times New Roman yazı biçimi kullanılır. Tezde kullanılan yazı karakteri
Kalp ve Damar Cerrahisi. Anabilim Dalı
Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KALP VE DAMAR CERRAHİSİ ANABİLİM DALI MEZUNİYET SONRASI UZMANLIK EĞİTİM (İHTİSAS) DERSLERİ KALP VE DAMAR CERRAHİSİ ANABİLİM
LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ. Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi
LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi Bir etkinliğin sonucunda elde edilen çıktıyı nicel ve/veya nitel olarak belirleyen bir kavramdır.
Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün
Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi
Koroner Bypass Ameliyatında Mortalite ve Morbiditeye Etki Eden Risk Faktörlerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi
Koroner Bypass Ameliyatında Mortalite ve Morbiditeye Etki Eden Risk Faktörlerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi A. HAMULU, M. ÖZBARAN, Y. ATAY, H. POSACIOĞLU, İ. ARAS, Suat BÜKET, Alp ALAYUNT, Ö. BİLKAY,
MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ AKADEMİK DEĞERLENDİRME VE TEŞVİK ESASLARI
I. AMAÇ ve KAPSAM MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ AKADEMİK DEĞERLENDİRME VE TEŞVİK ESASLARI Madde 1. Bu esasların amacı, Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim elemanlarının ulusal ve uluslararası düzeyde
BİTİRME ÇALIŞMASI RAPORLARI
BİTİRME ÇALIŞMASI RAPORLARI Bitirme çalışmasının başlangıcından bitişine kadar geçen iki yarıyıllık sürede üç adet rapor sunulacaktır. Raporlara ait bilgiler aşağıda verilmiştir: İlk Rapor : Güz yarıyılı
Trakea Rüptürü. Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu. Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011
Trakea Rüptürü Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011 1 Klinik Öykü Ş.Ş., 75 yaş, erkek, Asenden Aort Anevrizması
NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI
Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ
Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac
Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun
ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl
ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Oğuz Moldibi 2. Doğum Tarihi : 10.11.1960 3. Unvanı : Yardımcı Doçent Doktor 4. Öğrenim Durumu : Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl Lisans Tıp Fakültesi Hacettepe Üniversitesi
Hipertansiyon tan m ve s n flamas
.Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri KARD YOLOJ GÜNDEM Sempozyum Dizisi No: 64 Nisan 2008; s. 67-73 Arteryel Hipertansiyon Tedavisi Prof. Dr. Serap Erdine Dünya Sa l k Örgütü
Sermaye Piyasas nda Uluslararas De erleme Standartlar Hakk nda Tebli (Seri :VIII, No:45)
SMMMO MEVZUAT SER S 5 Sermaye Piyasas nda Uluslararas De erleme Standartlar Hakk nda Tebli (Seri :VIII, No:45) Dr. A. Bumin DO RUSÖZ Marmara Üniversitesi Mali Hukuk Ö retim Üyesi stanbul, Nisan 2006 1
AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR
SEÇ LM fi TÜRK YE F NANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR Prof. Dr. Cemal B fi (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Yakup SELV ( stanbul Üniversitesi) Doç. Dr. Fatih YILMAZ ( stanbul Üniversitesi)
Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi. Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler
Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler Femoral Komplikasyonlar External kanama ve hematom (%2-15) Psödoanevrizma (%1-5) Retroperitoneal hematom (
G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl
220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)
Abdominal Aort Anevrizması. Doç. Dr. Şahin Bozok RTE Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi ABD
Abdominal Aort Anevrizması Doç. Dr. Şahin Bozok RTE Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi ABD Nedir? Infrarenal Retroperitoneal >50% normal arter çapından AAA ın çoğu tespit edilmez. AAA lerin
MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES
MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n
4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI
4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli
ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER:
YASAL TEMERRÜT FA Z ORHAN YILMAZ (*) A- G R fi: Bilindi i üzere, gerek yasal kapital faizi ve gerekse yasal temerrüt faizi yönünden uygulanmas gereken hükümler, 19.12.1984 gün ve 18610 say l Resmi Gazete
TKD/TKYK KORONER BAKIM İLERİ KLİNİK UYGULAMALAR SERTİKASYON PROGRAMININ ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI
TKD/TKYK KORONER BAKIM İLERİ KLİNİK UYGULAMALAR SERTİKASYON PROGRAMININ ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI Kardiyovasküler olaylar tüm dünyada en önemli ölüm nedenidir. İnsan ömrünün uzaması kardiyak sorunu olan
MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının
MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki
Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama
21 G R fi Araflt rman n amac na ba l olarak araflt rmac ayr ayr nicel veya nitel yöntemi kullanabilece i gibi her iki yöntemi bir arada kullanarak da araflt rmas n planlar. Her iki yöntemin planlama aflamas
Dev Rüptüre İliyak Arter Anevrizmasının Kardiyopulmoner Resusitasyon Eşliğinde Başarılı Cerrahi Onarımı
OLGU SUNUMU Periferik Arter Hastalıkları Dev Rüptüre İliyak Arter Anevrizmasının Kardiyopulmoner Resusitasyon Eşliğinde Başarılı Cerrahi Onarımı Hakan KARA, a Kemal UZUN, a Şahin BOZOK b a Kalp Damar Cerrahisi
UÜ-SK ORGAN VE DOKU NAKLİ PROSEDÜRÜ
Rev. No : 01 Rev.Tarihi : 13 Haziran 2012 1/ 1. Amaç: UÜ-SK da organ ve doku nakli hizmetlerinden yararlanacak hastaların ve/veya canlı vericilerinin başvuru kriterlerinin ve organ bekleme listelerine
DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i
I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m
Girifl Marmara Üniversitesi Eczac l k Fakültesi Farmakoepidemiyoloji Araflt rma Birimi (MEFEB) Ecz. Neslihan Güleno lu
G R fi Girifl Bu kitapç k Marmara Üniversitesi Eczac l k Fakültesi Farmakoepidemiyoloji Araflt rma Birimi (MEFEB) taraf ndan, befleri t bbi ürünlerin güvenlili inin izlenmesi ve de erlendirilmesi hakk
Hepinizin bildi i gibi bilgi ça olarak adland r lan günümüzde bilim ve teknoloji alan nda
Say n Meslektafllar m z, Hepinizin bildi i gibi bilgi ça olarak adland r lan günümüzde bilim ve teknoloji alan nda bafl döndürücü flekilde h zl ilerlemeler olmaktad r. Bu geliflmelerin en fazla oldu u
Uluslararas De erleme K lavuz Notu No. 13 Mülklerin Vergilendirilmesi için Toplu De erleme
Uluslararas De erleme K lavuz Notu No. 13 Mülklerin Vergilendirilmesi için Toplu De erleme 1.0. Girifl 1.1. Bu K lavuz Notunun amac ; Uluslararas De erleme Standartlar Komitesine (UDSK) üye tüm ülkelerde,
SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar
SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar Hmfl. Özlem SANDIKCI SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi, nfeksiyon Kontrol Hemfliresi,
4/B L S GORTALILARIN 1479 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE YAfiLILIK, MALULLUK VE ÖLÜM AYLI INA HAK KAZANMA fiartlari
4/B L S GORTALILARIN 1479 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE YAfiLILIK, MALULLUK VE ÖLÜM AYLI INA HAK KAZANMA fiartlari Mustafa CER T* I. G R fi Bu yaz da 1479 say l yasaya göre yafll l l k, malullük ve ölüm
ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ
ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ DR GÜRHAN SAKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ DR GÜRHAN
Tablo 3.3. TAKV YES Z KANAL SAC KALINLIKLARI (mm)
3. KANAL KONSTRÜKS YONU Türk Standart ve fiartnamelerinde kanal konstrüksiyonu üzerinde fazla durulmam flt r. Bay nd rl k Bakanl fiartnamesine göre, bas nç s - n fland rmas na ve takviye durumuna bak lmaks
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1
Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık
Radyasyon Koliti Oluşturulmuş Sıçanlarda Ghrelinin Barsak Anastomozu Üzerine Etkisi Dr. Ebubekir Gündeş
Radyasyon Koliti Oluşturulmuş Sıçanlarda Ghrelinin Barsak Anastomozu Üzerine Etkisi Dr. Ebubekir Gündeş Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği Giriş
Distal aort cerrahisinde interkostal arter kliplenmesi ve total rezeksiyon
Türk Gö üs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery Distal aort cerrahisinde interkostal arter kliplenmesi ve total rezeksiyon Sacrification and total resection
ÖZGEÇMİŞ. Yabancı Dil: İngilizce. Uluslararası dergilerde yayınlanan makaleler
ÖZGEÇMİŞ Adı : Derya Soyadı: : Özcanlı Atik Doğum Yeri : ADANA-Kozan Doğum Tarihi : 01.03.1981 Medeni Hali : Evli Tel: 0534 970 1568 E-posta: [email protected] EĞİTİM DURUMU: Mezun Olduğu Üniversite:
TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi
1 2. B Ö L Ü M TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 199 12. Bölüm, TMS-19 Çal flanlara Sa lanan Faydalar
Tek Seansta Koroner Revaskularizasyon ve Çıkan Aorta - Femoral Arter Bypass İki Olgu Sunumu
Tek Seansta Koroner Revaskularizasyon ve Çıkan Aorta - Femoral Arter Bypass İki Olgu Sunumu Concomitant Coronary Revascularization And Ascending Aorta-Femoral Artery Bypass Report of two cases Erdeşir
OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK FEMORAL BLOK YÖNTEMİ
OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK TORAKAL EPİDURAL ANESTEZİ VE FEMORAL BLOK YÖNTEMİ A.DOSTBİL*, H.BAŞEL**, Ö.TEKİN***, M.ÇELİK*, A.AHISKALIOĞLU*, AF.ERDEM* *ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ
standartlar Standartlar ve Sertifikalar sertifika
standartlar Standartlar ve Sertifikalar sertifika Standartlar ve Sertifikalar.1. Genel Önceki bölümlerde paslanmaz çeliklere ait pek çok özellikler, standartlar ve karfl l klar hakk nda baz bilgiler verilmiflti.
dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.
TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt
TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YAPI
1886 TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YAPI 21-46 1886 NÜFUS NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI* Eski Tahmin Türkiye Mersin 2008 Toplam Nüfus 71.517.100 72.561.312 fiehir 53.611.723 54.807.219 Köy 17.905.377 17.754.093 Nüfus
TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE
Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon
Endovasküler Stent Greft Uygulama Deneyimlerimiz. Endovasculat Stent: Our Experiences. Özet
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2014;6 (4):247-257 Orijinal Makale Endovasküler Stent Greft Uygulama Deneyimlerimiz Akar ve ark. Endovasculat Stent: Our Experiences İlker Akar 1, Erdinç
Nüfus Planlaması Hizmetlerini Yürütecek Personelin Eğitimi. Görev, Yetki ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik
Nüfus Planlaması Hizmetlerini Yürütecek Personelin Eğitimi. Görev, Yetki ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik Tarih:10 Eylül 1983 Sayısı : 507 10 Eylül 1983 Tarih ve 18161 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON
1 Tarifname Teknik Alan BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Buluş, böbreküstü bezi yetmezliğinin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen
CO RAFYA GRAF KLER. Y llar Bu grafikteki bilgilere dayanarak afla daki sonuçlardan hangisine ulafl lamaz?
CO RAFYA GRAF KLER ÖRNEK 1 : Afla daki grafikte, y llara göre, Türkiye'nin yafl üzerindeki toplam nufusu ile bu nüfus içindeki okuryazar kad n ve erkek say lar gösterilmifltir. Bin kifli 5. 5.. 35. 3.
ÖZEL KARAMAN MÜMİNE HATUN HASTANESİ
HASTANEMİZ KOMİTE VE EKİPLERİN İŞLEYİŞ PROSEDÜRÜ 1.0 AMAÇ: Hastanedeki ekip, yönetim ekibi, komisyon ve komitelerin; hizmet kalite standartları ve kalite yönetim sistemine uygunluğunun ve devamlılığının
Santral Disseksiyon. Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği
Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği 7. Endokrin Cerrahi Kongresi Antalya,2015 Profilaktik Santral Disseksiyon; Preoperatif
ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU
ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU Hazırlayan Sosyolog Kenan TURAN Veteriner Hekimi Volkan İSKENDER Ağustos-Eylül 2015 İÇİNDEKİLER Araştırma Konusu
YEM Ödülleri 2008 YEM M MARIN LK YAPISI ÖDÜLÜ ALTIN ÇEKÜL YAPI ÜRÜN ÖDÜLÜ YEM MEDYA ONUR ÖDÜLÜ YEM M MAR TASARIM ÖDÜLLER www.yemodul.com YEM Ödülleri 2008 YEM M MARIN LK YAPISI ÖDÜLÜ ALTIN ÇEKÜL YAPI ÜRÜN
TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)
TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel
KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ
KORELASON VE REGRESON ANALİZİ rd. Doç. Dr. S. Kenan KÖSE İki ya da daha çok değişken arasında ilişki olup olmadığını, ilişki varsa yönünü ve gücünü inceleyen korelasyon analizi ile değişkenlerden birisi
Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.8 Finansal Raporlama çin Maliyet Yaklafl m
Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.8 Finansal Raporlama çin Maliyet Yaklafl m 1.0 Girifl 1.1 Bu K lavuz Notu nun (KN) amac finansal raporlama için De erleme Raporu nu kullananlar ve haz rlayanlar Uluslararas
AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*)
AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*) Amaç Madde 1. Bu Esaslar, kurulufllar n teknolojik AR-GE yapma yetene inin TÜB TAK taraf ndan de erlendirilmesine iliflkin usul ve esaslar belirlemektedir. Kapsam
KALP DIġI CERRAHĠ GĠRĠġĠM YAPILACAK KARDĠYAK HASTALARIN OPERASYON ÖNCESĠ DEĞERLENDĠRĠLMESĠ. Prof. Dr. Hasan Kudat
KALP DIġI CERRAHĠ GĠRĠġĠM YAPILACAK KARDĠYAK HASTALARIN OPERASYON ÖNCESĠ DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Prof. Dr. Hasan Kudat AMAÇ Medikal durum saptaması Klinik risk durumunun ortaya konması Perioperatif dönemde alınabilecek
İNTRATEKAL MORFİN UYGULAMASININ KORONER ARTER BYPASS GREFT OPERASYONLARINDA ETKİSİ
İNTRATEKAL MORFİN UYGULAMASININ KORONER ARTER BYPASS GREFT OPERASYONLARINDA STRES YANIT VE AĞRI KONTROLÜ ÜZERİNE ETKİSİ KARTAl KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ANESTEZİ VE REANİMASYON
Periferik arter hastalıklarının tanısını ve yaklaşım stratejilerini öğrenecek.
Dönem IV Kalp Damar Cerrahisi Stajı Konu: Periferik Arter Hastalıkları Amaç: Bu dersin sonunda dönem IV öğrencileri Periferik Arter Hastalıklarının neler olduğunu öğrenecekler. Periferik arter hastalıklığı
Tablo 2.1. Denetim Türleri. 2.1.Denetçilerin Statülerine Göre Denetim Türleri
2 DENET M TÜRLER 2.DENET M TÜRLER Denetim türleri de iflik ölçütler alt nda s n fland r labilmektedir. En yayg n s n fland rma, denetimi kimin yapt na ve denetim sonunda elde edilmek istenen faydaya (denetim
F inansal piyasalar n küreselleflmesi, çokuluslu flirketlerin say lar nda yaflanan
PERAKENDE SATIfi YÖNTEM NE GÖRE fiüphel T CAR ALACAKLAR VE B R ÖNER Yrd.Doç.Dr. Bar fl S PAH Marmara Üniversitesi,..B.F., flletme Bölümü, Ö retim Üyesi 1.G R fi F inansal piyasalar n küreselleflmesi, çokuluslu
Suç Duyurusu: Dilovası = Sanayi = Hava Kirliliği = Akciğer Kanseri? / Onur Hamzaoğlu
Suç Duyurusu: Dilovası = Sanayi = Hava Kirliliği = Akciğer Kanseri? / Onur Hamzaoğlu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı(UKAA), 17 Ekim 2013 tarihinde, hava kirliliğinin
TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler
1 TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araflt rma ve Uygulama Merkezi 2003
BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha
Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye
BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi-
BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi- Prof. Dr. Fatih KİRİŞÇİOĞLU Bilgisayarlı Dil Uzmanı Erkan KARABACAK Proje Sorumlusu Çetin ÇETİNTÜRK Tanımlar : Konuşma Tanıma : Dil
4 STAT ST K-II. Amaçlar m z. Anahtar Kavramlar. çindekiler
4 STAT ST K-II Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Say sal olmayan de iflkenler aras ndaki iliflkinin varl n test edebilecek, Farkl örneklemlerin ayn evrenden seçilip seçilmedi ini test edebilecek,
