DEVLET BORÇLANMASI İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER 1
Devlet Borçlanması Nedir? Vergi ve benzeri gelirler (harçlar, resimler, şerefiyeler, parafiskal gelirler, mülk ve teşebbüs gelirleri, para işlemlerinden sağlanan gelirler, para ve vergi cezaları) ya da kişilerin özel harcamalarına ayırabilecekleri reel gelirler üzerinden elde edilen fonlar, kamu mal ve hizmetlerinin finansmanında kullanılmaktadır ve kamu harcamalarının finansmanında kullanılan normal/olağan kaynaklar olarak kabul edilmektedirler. Devletin, savaşlar başta olmak üzere, ülke kalkınmasının gerçekleştirilmesi ve bu amaçla oluşturulacak yatırım programlarının yapılabilmesi için, bir kamu geliri olarak, borçlanmaya da gittiği görülmektedir. BORÇ: ödünç alınmış herhangi bir şey karşılığında yerine getirilmesi gereken yükümlülüğü anlatan birilişkidir. BORÇLANMA ise, belli bir süre sonra ödenmek üzere para ve/ veya benzeri şeylerin ödünç alınmasıdır. 2
Devlet Borçlanmasının Önemi Nedir? Günümüzde devletlerin borçlanmaya başvurmaları olağan bir hal olarak görülmektedir. Çünkü sosyal refah devleti anlayışı içerisinde devlete her geçen gün daha fazla görev yüklenmesi nedeniyle devletin ihtiyaçları her gün daha fazla artmaktadır. Devletin, bu artan ihtiyaçları daha çok harcamayı gerektirir ve devlet daha çok gelir elde etmek zorundadır. Örneğin büyük yatırımların ve savaşların finansmanının gelirle karşılanması güç olduğu zamanlarda, bütçe açıklarını kapatmak için, gelir gider dengesizliklerini gidermek için, konjonktüre bağlı atıl fonları aktif hale getirmek için borçlanmaya başvurulmaktadır. Borçlanma, ülke ekonomisi içinde önemli bir olaydır. Maliye, para ve sermaye piyasaları üzerinde önemli rol oynamaktadır. Öte yandan, borçların hangi amaçla yapıldığı, hangi kaynaklardan sağlandığı, devlete ve vatandaşlara nasıl bir yük yüklediği, ne şekilde kullanıldığı ve yönetildiği yapılan borçlanmanın milli ekonomi üzerindeki etkileri günlük hayatta devamlı üzerinde durulan konular arasındadır. 3
Kamu Gelirleri İçerisinde Devlet Borçlanmasının Yeri Nedir? Borçlanma; verginin bir alternatifi olarak görülmektedir. Vergiler yolu ile finansmana gidilmediği takdirde borçlanmayabaşvurulmaktadır. Borçlanma; verginin ertelenmesine yol açar. Kamusal faaliyetlerin maliyeti ile vergi ve diğer gelirlerin toplamı arasında bir fark olduğu zaman, devlet borçlanarak aradaki farkı karşılar. Modern iktisadi düşüncede, ekonomide bütçe denkliğinin önemli olmadığı, ekonomik denkliğin daha önemli olması ve borçlanmanın bütçe denkliğini sağlayıcı bir normal kamu geliri niteliğine dönüşmüştür. Borçlanma ilerleyen dönemde borç kısır döngüsü içerisine girmiş ve günümüzde borcun borçla finansmanına dönüşerek, sürekli birfinansman aracı haline gelmiştir. 4
Devlet Borçlanması ile Vergi Kapasitesi İlişkili Midir? Borçlanmaya başvurmak bir bakıma ileride toplanacak vergi gelirlerinin önceden kullanılması anlamına da gelmektedir. Bu konuda önemli olan nokta, bir ülkede borçlanmaya başvurabilmek için o ülkenin vergi kapasitesinin tam olarak kullanılıp kullanılmadığı meselesidir. Diğer bir ifade ile vergi potansiyeli tam olarak değerlendirildikten sonra, devlet gelirleri yeterli gelmezse borçlanmaya başvurulur. Vergilendirilecek vergi rezervleri mevcut olduğu halde borçlanmaya başvurmak devleti riske sokar, çünkü yüklenilen borç ileride yeniden vergi gelirleri ile karşılanacaktır. 5
Vergi ile Borçlanma Arasındaki Farklar? Vergi devlet için kesin bir gelir kaynağı iken; borçlanma devletin geçici bir gelir kaynağıdır. Çünkü devlet borçlanma yolu ile elde ettiği gelirleri, ileride faizi ile birlikte geri ödemek durumundadır. Vergi için böyle bir şey söz konusu değildir. Üstelik bu ödemeler halktan toplanacak vergilerle yapılacaktır. Bir nevi sonradan alınacak gelirin önceden alınmış olmasını ifade eder ki, bu yönüyle bir avanstır. Vergi kanunlara dayanılarak zorla tahsil edilirken; istisnaları olmakla birlikte, borçlar iki taraf arasında oluşan bir rıza sonucu gerçekleşir. Örnek: zorunlu borçlar da devletin tek taraflı birdayatması gibi. Vergi genelde, ülke içi kaynaklardan karşılanırken; borçlanma hem ülke içinden hem de ülkedışındakikaynaklardan karşılanabilmektedir. Devlet veya kamu kuruluşları borçlanırken alacaklıya anapara + faizi ödemeyi gerektirirken; Vergide ise anapara ve faiz ödeme yükümlülüğü yoktur, karşılıksız olarak alınır. Borçlanma genelde olağanüstü ve büyük harcamalar için yapılırken, vergiler normal ve cari harcamalar için kullanılmaktadır. 6
Vergi ile Borçlanma Arasındaki Farklar? Çağdaş vergi sistemlerinde vergiler ödeme gücü dikkate alınarak konulur ve tahsil edilir; borçlanma ise prensip olarak tasarruflara dayanmaktadır. Kişinin devlete borç verebilmesi için elinde tasarruf edilmişbirmeblağın olması gerekir. Borçlanma ile elde edilen fonların hangi alanlarda harcanacağını devlet ilan ederken; vergilerden elde edilen kaynak hazineye girdikten sonra bir bütün içinde kaybolur ve nereye harcandığı belli olmaz. Vergiler fertlerin tüketim ve yatırımlarının azalmasına sebep oldukları halde; borçlanmalar genelde ödenen faiz nedeniyle fertlerin kazançlarının artmasını sağlamaktadır. Vergilerin yükü doğrudan doğruya yaşayan nesiller üzerinde kaldığı halde, borçların yükü gelecek kuşaklar üzerine de yansıtılabilmektedir. Dr. Süleyman BOLAT 7
Vergilendirme, Para Basma ve Borçlanma Arasındaki İlişki Nasıldır? Kamu harcamalarını finanse etmek için devletin üç mali aracı kullanması mümkündür. Bu araçlar vergilendirme, para basma ve borçlanmadır. Para basma güçleri olmayan sömürge yönetimlerin ya da milli paralarını uluslararası ekonomideki değerlere bağlayan bağımsız yönetimlerin elinde ise yalnızca iki araç mevcuttur; vergilendirme ve borçlanmadır, çünkü bu yönetimlerin para basmaları halinde, ekonomikistikrarsızlıklarla karşılaşmaları mümkündür. Vergilendirme ve borçlanma arasında iki önemli ayrım yapılmaktadır. Mükellefler tarafından ödenen vergilerden toplumdaki kişilerin fayda elde ederken; kamu harcamasının yapılması için zorunlu olan hizmetlerin siyasal süreçte belirlenmesidir. Vergilendirmede bu hizmetler harcama faaliyetinin yapıldığı dönemdeki vergi mükelleflerince sağlanır. Borçlanmada ise, siyasal süreçte değil gelecek dönemde beklenen faiz ve anapara ödemelerine bakarak devlete borç verenlerden sağlanmaktadır. Kamu borçlanmasında kamu hizmetleri için gereken vergi yükümlülüğü kısa dönemde ertelenir ve bu yükümlülük, borçlanmanın yapılmasından sonraki dönemlerdeki vergi mükelleflerine yüklenir. Dr. Süleyman BOLAT 8
Klasik Ekollere Göre Borçlanma Nasıldır? Bu görüşe göre, devletin yaptığı kamu harcamaları topladığı vergi ve benzeri gelirlerden fazla olmamalı, tarafsız bir vergileme ile denk bütçe politikası uygulanarak, borçlanma ve emisyon mekanizmasına başvurulmamalıdır. Borçlanma sonucunda devlet iflas edebilir. Bu nedenle, hemen her ülkede politikacılar haricindeki vatandaşlar, devletin kamu harcamalarını karşılamak için borçlanmasını genellikle iyi karşılamamışlardır. Devletin borçlanması ile birey borçlanmasını aynı sayan klasik görüşe göre; her borçlanma gelecekte bir ödeme vaadine karşılık hali hazırda bir satın alma gücünün transferidir. Borçlanmaya başvurmak, yalnızca tekrarlanmayan ya da olağanüstü talepler veya geçici olması beklenen kamu harcamasına ilişkin ihtiyaçların göstergesidir. Geleneksel olarak, bu tür talepler savaş gibi acil durumlar ile ilgilidir. Klasik borçlanma ilkeleri basit ve sadedir. Borç geleceğe yönelik bir işlem olduğuna göre gelecek nesillere yük yüklemektedir. Dr. Süleyman BOLAT 9
Keynesyen Görüşe Göre Borçlanma Nasıldır? 1936 tarihli Keynes'in "Para, Faiz ve İstihdamın Genel Teorisi"nin yaygınlaşmasıyla birlikte, ekonomideki talep yetersizliğini gidermede, enflasyonla ve işsizlikle mücadelede kullanılan açık bütçe politikasının sürdürülebilmesinin ana finansman kaynağı vergiyle birlikte borçlanmaolmuştur. Keynesyen düşünceye göre kamu borçlanmasının, borçlanmadan sonraki dönemlerde mükellefler üstüne, hem özel borçlarda hem de dış kamu borçlanmasında, gelecek nesillere bir yük yüklememektedir. Keynesyen ekonomi politikasının başlıca politik aracı, bütçe açıklarıydı ve talep arttırıcı açıkların faiz yükü olmayan para basma ile finanse edilebildiğini kabul etmek Keynesyen ekonomistlerin temel bir başarısızlığı olarak görülmektedir. 1960'ların politik liderleri ve sonrakiler talep arttırıcı açıkların bazı durumlarda haklı gösterilebileceğini öğrenmişlerdir. 10
Devlet Borcu ile Özel Borç Arasındaki İlişki Nasıldır? Devlet borcunda maliyet ve kârlılık gibi faktörler ön planda değildir. Devlet borçlanması, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amacı yanında bütçe açıklarını kapatmak ve ekonomide istikrar sağlamayı da hedeflerken; özel borçlanmalarda ise kâr amacı ön plandadır ve borcun faydası kamunun değil borç alan kişinindir. Devlet borçları genellikle özel borçlardan daha büyük miktardadır. Bugün hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin borçlarına bakarsak, hiç bir özel borcun bu tutarlara ulaşması mümkün değildir. Özel borçlanma genellikle kısa süreli olmasına rağmen; devlet borçlanması daha uzun sürelidir. Devlet borçlarının süreleri bazen 100 yıla kadar ulaşabildiği gibi süresiz borçlarda bulunmaktadır. Özel borçlanmalar genellikle yurt içinden gerçekleştirilirken, devlet borçlanmasında iç borçlanmanın yanı sıra dışborçlanmanın da giderekönem kazandığı görülmektedir. 11
Devlet Borcu ile Özel Borç Arasındaki İlişki Nasıldır? Devlet borçlarında özel borçlarda olduğu gibi borçlunun varlığı ile borç arasında hiç bir ilişki yoktur. Borcun reddi veya ödemenin geciktirilmesi halinde alacaklı borcunu almak üzere devletin varlıklarına müracaat edemez. Özel borç alan kişi borcunu ödemekten kaçınamayacağı halde, devlet sahip olduğu siyasi ve idari otoriteye dayanarak borcunu ödemekten kaçınabilmekte veya belli bir süre için ödemeyi durdurabilmektedir. Devlet borçları zaman zaman zorunlu ya da yarı zorunlu sağlandığı halde; özel borçlanmalarda tamamen gönüllülük söz konusudur. Devlet borçlarında vade, özel borçlara nazaran uzun olarak belirlenmekte ve faiz oranları da özel borç faiz oranına göre daha düşük tutulabilmektedir. Özel borçlanmalar ise, çoğunlukla kısa vadeli olduklarından faiz oranları yüksektir. Devlet, borçlanmada borçların şartlarını tek taraflı olarak kendisi tespit ederken; özel borçlanmada borçların şartları, borç alan ile veren tarafından birlikte görüşülerek belirlenmektedir. 12
Devletin Borçlanmasının Amaçları Nelerdir? Klasik yaklaşıma göre borçlanmanın amacı fiskal amaçtır. Fiskal amaç; olağanüstü harcamaların karşılanmasıdır. Olağanüstü harcama, olağanüstü dönemlerde -savaş, kriz- yapılan harcamalar ile yatırım harcamalarıdır. Devlet borçlanmasının fiskal amacı olarak ifade edilen klasik anlayış, mali amaç olarak ifade edilen kamu harcamalarını finanse edecekgeliri sağlamaktır. Keynesyen maliyeciler, Klasik maliyecilerden farklı olarak mali amaç yanında devletin ekstra fiskal amaçla da borçlanabileceğini ifade etmişlerdir. Ekstra fiskal amaç; devletin borçlanmayı maliye politikası aracı olarak kullanıp ekonomikve sosyal hayata müdahale etmek için borçlanabilmesidir. 13
Devletin Borçlanma Nedenleri Mali, ekonomik,sosyal, siyasi ve askeri nedenlerle borçlanmaya gidilebilir. A- Mali Nedenler 1- Olağanüstü Giderlerin Finansmanı İçin Yapılan Borçlanma Olağanüstü harcamalar, kamu harcamalarını açıklarken belirtmeye çalıştığımız gibi öngörülmeyen, her yıl tekrarlanmayan, sağladığı faydalar uzun yıllara yayılan harcamalardır. Bu borçlanmalar savaşların ve doğal afetlerle ilgili harcamaların finansmanı için yapılmaktadır. 14
Devletin Borçlanma Nedenleri A- Mali Nedenler 2- Kamu Yatırımlarının Finansmanı İçin Yapılan Borçlanma Kamu harcamaları yatırım harcamaları için kullanılırsa verimli harcamalara dönüşmektedir. Bu yatırımların büyük bir kısmı da mali yönden kar getirici yatırımlardır. Yatırım harcamalarının vergilerle ve devletin normal kamu gelirleri ile değil de borçlanma ile finanse edilmesini, klasik maliyeciler de uygun görmüştür. Çünkü bu çeşit yatırımlar borçlanma ile finanse edilecek olurlarsa belirli bir süre içinde hem faizlerini, hem de borcun anaparasını itfa edebilirler. Bu yatırımlar genelde paralı otoyol-köprü, elektrik santralleri, metro yatırımları vb. gibi. Bu tür yatırımlar kendi kendilerini ayakta tutabilen yatırımlar olduğu için, borcun faiz giderlerini ve anaparalarını ödeyebilecek durumdadırlar ve bu nedenle de borçlanmaile finanse edilebilmektedirler. 15
Devletin Borçlanma Nedenleri A- Mali Nedenler 3- Bütçe Gelirleri İle Giderleri Arasında Uyum Sağlamak Amacıyla Yapılan Borçlanma Devlet bütçeleri denk bile olsa, bütçe giderleri ile gelirleri arasında her zaman uyum söz konusu değildir. Devletin bazı harcamaları düzenli bazı harcamaları düzensizdir. Devletin maaşlar, ücretler, kiralar ile ilgili harcamaları düzenli; yatırım harcamaları, devlet borçlarının anapara ve faiz ödemeleri ile ilgili harcamaları ise düzensizdir. Bu tür durumlarla karşılaşıldığında devlet, kısa vadeli borçlanma araçlarından olan hazine bonoları ihraç ederek (borçlanmaya başvurarak), zaman itibariyle ortaya çıkan gelir-gider dengesizliğini gidermeye çalışır. 16
Devletin Borçlanma Nedenleri A- Mali Nedenler 4- Borç Ödemek İçin Yeniden Borçlanma Devletin günümüzde borçlarının yönetimi (anapara ve faizlerin ödenmesi) önem kazanmaktadır. Devletherzaman ne miktarda borç ödeyeceğini bilir. Eğer devlet borçlandığı miktarı vergi ve normal kamu gelirleri ile ödeyemeyeceğini bilirse, hem iç hem de dış sermaye piyasalarındaki ortamı kollayarak ödeyeceği borç miktarı kadar, yeniden borçlanarakeski borçlarını ödeyecektir. Röfinansman adı verilen bu yöntem ile devlet eski borcunu yeni aldığı borç ile kapatarak, devlet borcu yeni alınan borçla kapatarak devlet borcu yeni alınan borç olmaktadır. 17
Devletin Borçlanma Nedenleri A- Mali Nedenler 5- Maliye Politikası Aracı olarak Borçlanma Keynesyen iktisadi düşünce içerisinde geliştirilen maliye politikasının araçlarından harcama ve vergi politikası ile, konjonktürel dalgalanmalara karşı uygulanan bir maliye politikası aracı olarak da kullanılmaktadır. ENFLASYON dönemlerinde; devlet borçlanır (uzun vadeli-yüksek faizli), çünkü ekonomide para stokundaki şişkinliği gidermektir. DEPRESYON dönemlerinde; devlet borçlanır (kısa vadeli-düşük faizli). Bu borçlanmanın nedeni, ekonomide yükselmiş olan likidite tercihini düşürmek, atıl, hareketsiz fonları harekete geçirmektir. Devletin STABİLİZASYON politikaları dönemlerinde merkez bankasına ve bankacılık sistemine karşı borçlarını ödemesi istenir. Amaç, ekonomide para stokunu ve enflasyonu kontrol altına almaktır. 18
B- Ekonomik Nedenler 1- Büyüme ve Kalkınmanın Sağlanması İçin Borçlanma Büyüme, kişi başına düşen reel gelir milli gelirdeki artış olarak ifade edilmektedir. Ülkelerin üretim artışını da gösteren büyüme kavramı, ülkeler açısından gelişmenin sağlanmasında en önemli etken olarak görülmektedir. Kalkınma ise, büyüme ile birlikte sosyo-kültürel alandaki artış olarak tanımlanmaktadır. Bir ülkenin toplumu, ekonomisi ve kurumlarıyla birlikte gelişmesini ifade etmektedir. Kalkınmasının sağlanması için de kaynağa ihtiyaçları bulunmaktadır. Gelişmiş ülkeler bu kaynakları ülke içinden iç borçlanma ile sağlarken, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ise yetersiz olan ülke içi kaynakları nedeniyle dış borçlanma ile karşılama yoluna gittikleri görülmektedir. 19
B- Ekonomik Nedenler 2- İstikrar ProgramlarınınSağlanması Ekonomik istikrarsızlık olarak ifade edilen kavram, makroekonomik dengelerin bozulmasıdır. İstikrar, ekonomide tam istihdam ve fiyat istikrarının birlikte sağlanmasıdır. Ülkelerin tek başlarına uygulayacakları, ekonomik ve mali politikalar ile istikrarın sağlanmanın mümkün olmaması durumunda, uluslararası mali kuruluşlar özellikle IMF devreye girerek, ülkelere uygulamaya konulmasını istediği istikrar ve yapısal uyum politikaları ile istikrarın sağlanmasına çalışmaktadır. Bu istikrar politikaları özellikle IMF'den alınan krediler ile gerçekleştirilmektedir. 20
B- Ekonomik Nedenler 3- Likidite Hacminin Düzenlenmesi Likidite hacmi, bankacılıksisteminin toplam rezervlerini ifade etmektedir. D Diğer bir deyişle bankacılık sisteminin toplam rezervleriyle bire bir ilişkili olan dolaşımdaki banknotlar, hazine hesapları ve cari hesaplar oluşan para arzını ifade etmektedir. Likidite hacminin belirlenmesi merkez bankalarının önemli görevleri arasında yer alır. Merkez bankaları likidite hacmini sağlamak için çeşitli para politikası araçlarını kullanır. Borçlanma açısından merkez bankalarının en önemli aracı açık piyasa işlemleridir. Merkez bankaları açık piyasa işlemleri ile piyasaya devlet tahvil satarak ya da alarak likidite hacmini düzenlemeye çalışır. 21
B- Ekonomik Nedenler 4- Tasarrufların Yatırıma Kanalize Edilmesi Ülkelerin büyüme ve kalkınmaları tasarrufların yatırımlara aktarılması ile gerçekleşmektedir. Bu nedenle elde edilen tasarrufların atıl kalmaması için tasarruf eden kurumların elindeki fonların yatırımlara dönüştürülmesi önem taşımaktadır. Bu amaçla devlet, özellikle ellerinde büyük fonlar tutan, bankacılık, sigortacılık gibi kurumlardan borçlanarak, bu fonları kamu yatırımlarına aktararak bu işlemi gerçekleştirir. 22
B- Ekonomik Nedenler 5- Dış Açıkların Finansmanı Dış açık, belli bir dönemde, ülkenin dış giderlerinin dış gelirlerinden büyük olması olarak ifade edilmektedir. Kısaca ülkenin döviz açığı olarak belirtilebilir. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, döviz kazandırıcı hizmetlerinin yetersiz olması nedeniyle dışaçıkla karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle ortaya çıkan döviz yetersizliğini karşılamak için dış borçlanma, bu ülkeler için kaçınılmaz bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. 23
C- Sosyal Nedenler 1- Gelir Dağılımının Düzenlenmesi Bir ülkede belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin veya milli gelirin toplum, bireyler, nüfusun çeşitli kesimleri ile sektörler arasında nasıl paylaşılacağının belirlenmesi olarak ifade edilen gelir dağılımının düzenlenmesi mâliyenin sosyal amaçları arasında yer alır. Borçlanma ile gelir dağılımının düzenlenmesi iki şekilde gerçekleşir. Birincisi doğrudan etkisidir ki, bu borçlanmanın faiz etkisi nedeniyle gelir dağılımı üzerinde negatif bir etkiye neden olur. İkinci etkisi ise, dolaylı etki olarak alınan borçların cari, yatırım ve transfer harcamalarında kullanılarak gelir dağılımının pozitif olarak düzenlenmesidir. 24
C- Sosyal Nedenler 2- Sosyal Güvenlik Açığının Karşılanması Sosyal güvenlik; bireyleri karşılaşabilecekleri risklere karşı koruyan, bireylerin geleceğe güvenle bakmasını sağlayan, finansmanı büyük ölçüde yine bireylerden alınan primlerle karşılanan birsistemdir. Artan sosyal güvenlik harcamaları nedeniyle, günümüzde devletler sosyal güvenlik açığı kavramı ile karşı karşıya kalmış olduğu görülmektedir. Bu nedenle sosyal güvenliğin sürdürülebilir olması, sistemin karşılaştığı en büyük sorun olmuştur. Sosyal güvenlikle ilgili harcamaların fazla, gelirlerin az olması sosyal güvenlikbütçesinin sürekli açık vermesine neden olmaktadır. Bu açığın karşılanması için de devletlerin borçlanma ile bunları karşılama yoluna gittikleri görülmektedir. 25
C- Sosyal Nedenler 3- Kentleşmenin Sağlanması Kentleşme, kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artması olarak ifade edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde kentleşme bu şekilde nüfus akınları halinde gerçekleşerek kentlerin büyümesine ve metropol alanların oluşmasına neden olur. Kent yönetimlerinin bu alanlarda hizmet üretebilmesi için daha çok kaynağa ihtiyaç duyulur. Bu yönetimlerin öz kaynakları ile büyük hacimli olarak ortaya çıkan (metro, kanalizasyon, yol, vb.) kamusal hizmetlerkarşılanamamaktadır. Bu nedenle kent yönetimleri borçlanma ile artan kamusal ihtiyaçları karşılamaya çalışmaktadırlar. 26
D- Siyasi Nedenler Ülkelerin siyasi amaçlarla borçlanması devletlerarası borçlanmalarda karşılaşılan bir neden olarak yer almaktadır. Politik borçlar da diyebileceğimiz bu tür borçlanmalar soğuk savaş dönemlerinde ideolojik amaçlı olarak gerçekleşirken, sonrasında ise gelişmiş ülkelerin nüfuz yarışması amacıyla gerçekleştiği görülmektedir. E- Askeri Nedenler Savunma harcamaları her dönemde kamu harcamalarını artıran nedenlerin başında gelmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin, teknolojik yetersizlikleri nedeniyle savunma harcamaları dışa bağımlıdır. Bu ülkelerin askeri malzemeleri elde edebilmeleri için, döviz ihtiyaçlarını borçlanma ile karşıladıkları görülmektedir. 27
Devlet Borçlanmasındaki Kaynaklar Nelerdir? Kamu sektörünün özel sektörden elde ettiği iç borçlar ve yabancı ülke piyasalarından sağlanan dış borçlar, kaynakları bakımından da özellik göstermektedir. A İç Kaynaklar İç kaynaklara ihtiyaç duyulduğu takdirde, bireyler, ekonomik ve mali kuruluşlar, bankalarile merkez bankalarından borçlanma ihtiyacı karşılanabilmektedir. 1- Bireyler Devletin borç istediği ilk kaynak bireylerdir. Devlet, genellikle uzun süreli olarak bireylerin kişisel tasarruflarına başvurarakborçlanmaktadır. Bu tür borçlar daha çok devletin ve kamu kuruluşlarının uzun vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere, tahvil ihracı ile gerçekleştirdiği bir kaynak olmaktadır. Kaynağı birey olan kısa vadeli borçların önemi çok azdır. Eğer bireylerin ellerinde tasarruf yığılması varsa, bunların yatırımlara akışını temin etmek için devlet borç talep edebilir. Çünkü kişilerin kullanılmayan tasarrufları devlete borç olarak verilirse, ekonomide genişletici ve olumlu etki meydana getirilmiş olur. 28
A İç Kaynaklar 2- Özel ve Mali Kurumlar Devlet bütün çabalarına rağmen ihtiyacı olan parayı sadece bireylerden temin etmekle kalmaz, ayrıca, şirketler, emekli sandıkları, sosyal sigorta kurumları gibi sosyal güvenlik kurumları ile diğerkurumlardan daborçlanabilmektedir. Özellikle emekli sandıkları ve sosyal sigorta kurumlarının gelişmesi, bunların devlet için başlıca kaynak haline gelmesi sonucunu doğurmuştur. Bu kurumlar özellikle ABD'de borçlanma piyasasının hem kamu hem de özel sektör itibariyle en büyükkaynağını oluşturmaktadır. 29
A İç Kaynaklar 3- Ticari Bankalar Genellikle devlet tahvillerin en büyük alıcısı bankalar olmaktadır. Çünkü bankalar çok büyükrezervlere sahip mali kurumlardır. Bankalar toplamış oldukları fonları bizzat kullanmadıkları takdirde paranın maliyetini artırmamak için, devlet tahvillerine ya da hazine bonolarına plase edebilmektedir. Bankaların devlet borcunun kaynağı haline gelmesi bakımından ortaya çıkan sorunlar gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Bugün bankalar devlet borcunun en önemli kaynağı durumunagelmişlerdir. Bankalar, ekonominin durgun olduğu dönemlerde devletin para ihtiyacını büyük ölçüde karşılayarak ekonomikfaaliyetler üzerinde genişletici etki meydana getirirler. Likidite durumlarının uygun olmadığı zaman ise, sadece devlete borç verilebileceğinden kredi verme imkanları azalarak, ekonomik faaliyetler üzerinde daraltıcı biretki oluşturabilirler. 30
A İç Kaynaklar 4- Merkez Bankaları Devlet olağan yollarda kaynak temininde güçlüklerle karşılaştıkça merkez bankalarından dahayoğun borçlanmalara gidebilmektedir. Merkez bankaları Hazine ye kredi verebilirler, verile kredi tümüyle devlet itibarına dayalı senetsiz kredidir. Hazinenin gelir ve giderlerinin yer ve zaman bakımından uyumlandırılmasını sağlayan kısa vadeli kredilerdir. Şu anda merkez bankasının Hazine ye avans vermesi uygulaması kaldırılmıştır. Merkez bankaları diğer merkez bankaları ile yakın ilişkileri nedeniyle hazineye dış borçlanmada danışmanlık yapar. İç borçlanmada ise, merkez bankası Hazine nin ajanı sıfatıyla borçlanmaya ilişkin ihalelerin düzenlenmesini sağlar. İhale sonuçlarına göre Hazine den alacağı talimatlara göre tahvil bono satarak elde ettiklerini Hazineye aktarır. 31
B Dış Kaynaklar İç kaynakların kamu harcamalarını karşılayacak seviyede olmaması bir başka deyişle, devletin içeriden her şekilde olmamasına rağmen yine de ihtiyaç duyulan bazı masrafların yapılması için borçlanma yoluna gidilmektedir. Yabancı sermaye piyasalarından borçlanma, bu piyasalardaki mali kuruluşlardan borç alma veya bu piyasalardan tahvil satışı yolu ile olur. Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, Uluslararası Ekonomik İşbirliği Bankası, Uluslararası Finansman Kurumu gibi mali kuruluşlara devlet dış kaynak için başvurabilir. 32