On5yirmi5.com 1921'den Günümüze "TC" Anayasaları... 1921 Anayasasının resmî adı Anayasa değil, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ydu... Yayın Tarihi : 16 Aralık 2011 Cuma (oluşturma : 12/10/2018) ÖZEL HABER BİRİMİ/ DERLEME - HABER Yeni bir anayasa yapım sürecine giren Türkiye nin 1982 Anayasası 7 Kasım itibariyle 30'uncu yılına girdi. Anayasa 30 yıl içerisinde 17 defa değişti. 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde Başbakan Erdoğan halka sivil bir anayasa sözü vermişti. Ama ne var ki seçim sonucu açıklanıp AK Parti nin yeniden iktidar olduğu ilk dakikalardan itibaren tartışmalar başladı. Gündemi bir anda sivil bir anayasa nasıl olmalı? sorusu kapladı. Başta CHP olmak üzere Ergenekon un sivil kanadı karşı atağa geçti. Tüm tartışmalar başörtüsü sorununa indirgendi. AK Parti başörtüsü yasağı kaldırmak için anayasayı değiştirmek istiyor denilmek sureti ile ortam bir anda gerginleştirildi. Başbakan Erdoğan ın İspanya da yaptığı bir konuşma sonrası MHP nde katkılarıyla! bu sorun çözülecek denilerek yasa değişikliğine gidildi. Yasak çözümlenemediği gibi bu süreçteki karışıklıktan istifadeyle de sivil bir anayasa çalışmaları o dönem rafa kaldırıldı. Hemen ardından da AKP ye kapatma davası açıldı. Gerekçelerden biride AKP in başörtüsü ile ilgili yasa değişikliği yapmasıydı ki bu değişiklikte MHP in imzası da vardı. Ardından zaman zaman konunun yeniden gündeme gelmesi ve yapılan bazı ufak değişiklerle ile birlikte 2010 yılında anayasa değişikliği referandumu yapıldı. Türkiye'de anayasada yapılan birtakım değişikliklerin 12 Eylül 2010 tarihinde halk oylamasına sunuldu. 26 maddelik bir değişikliği içeren paket, TBMM tarafından kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından referanduma sunuldu. Referandum sonucunda %57.88 evet ve %42.12 hayır oyu çıkarak anayasa değişiklikleri kabul edildi. Ülkemizde sivil bir anayasaya geçiş çalışmaları bir takım engellemelere rağmen halen devam ediyor. Peki bu sürece gelinceye kadar kaç kez anayasa değiştirildi ve süreç nasıl işledi? T.C Anayasaları 1921, 1924, 1961 ve 1982 TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU 1921 Anayasası
1921 Anayasasının resmî adı Anayasa değil, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ydu. TBMM'nin yaptığı ilk anayasa görüşmeleri, 19 Kasım 1920 tarihinde başladı. 20 Ocak 1921 günü yapılan oylamayla ise kabul edildi. Böylece millî egemenlik ilkesine dayalı ilk Anayasa yürürlüğe girdi. 1921 Anayasası 23 maddeden oluşan oldukça kısa bir metindi. İlk dokuz maddesi devletin dayandığı temel ilkeleri sayıyordu. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, yasama ve yürütme yetkilerinin milletin tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM'de toplandığı esasları, halka dayalı devlet ve güçler birliği ilkelerini en kesin ve açık biçimde ifade ediyordu. Ancak, 1921 Anayasasında Devlet başkanının bulunmayışı, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin düzenlenmeyişi, yargı ile ilgili hükümlerin olmayışı önemli eksikliklerdi. CUMHURİYET DÖNEMİ ANAYASASI 1924 Anayasası
TBMM'nin 1921 tarihli ilk anayasası sadece 3 yıl yürürlükte kalabildi. Bütünüyle yeni bir anayasa hazırlıklarına girişildi. TBMM'de büyük bir çoğunlukla kabul edilen 1924 Anayasası 20 Nisan 1924 'te yürürlüğe girmiştir. Cumhuriyet döneminin anayasası olarak kabul edilen 1924 Anayasası ile Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nu yürürlükten kaldırmıştır ve altı ilkenin eklenmesi, devletin dininin İslam olduğuna dair ibarenin kaldırılması ve kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi Mayıs 1960 ihtilalinin ardından 1961'e dek yürürlükte kalmıştır. (NOT: 1 Ekim 1945'te içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edilmiştir.) YARGISAL DENETİME AĞIRLIK VERİLDİ 1961 Anayasası Askeri güç 27 Mayıs ihtilali ile ülke yönetimine el koydu.1961 anayasası oluşturulan "Kurucu Meclis" tarafından hazırlandı ve 9 Temmuz 1961'de halkoyuna sunuldu. Seçmenlerin yüzde 81'inin katıldığı oylamada, yeni anayasa yüzde 61,5 "Evet" oyu ile kabul edildi. Böylelikle Türk tarihinde, ilk
kez bir kurucu meclis anayasa hazırlamış ve bu anayasa halkoyu ile kabul edilmişti. 1961 Anayasası uzun ve ayrıntılı bir metindi. Millet egemenliğinin "yetkili organlar eliyle kullanılacağı" hükmü ile kuvvetler ayrılığı prensibi yer aldı. Yasama ve denetim yetkisi TBMM; yürütme Meclisin içinden çıkmakla birlikte ayrı bir organ olarak Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu; yargı yetkisi ise bağımsız mahkemelerce yerine getirilecekti. Önemli değişikliklerden biri de, TBMM'nin "Millet Meclisi" ve "Cumhuriyet Senatosu"ndan oluşan "çift meclisli" bir yapıdan kurulması idi. Ayrıca, yasaların Anayasaya aykırı olup olmadığını tespit etmek üzere " Anayasa Mahkemesi" kurularak, yargısal denetime ağırlık verildi. Soğuk Savaş dönemine aykırı olarak özgürlükleri arttıran bir anayasa olduğu söylense de birçok hukukçu bu özgürlüğü kullanacak mekanizmaların getirilmediğini söyledi. 1961 Anayasası, 1971 yılındaki değişiklikleriyle birlikte 1980'de yapılan ikinci bir askeri darbeye kadar yürürlükte kaldı. TEK MECLİS SİSTEMİNE GERİ DÖNÜLDÜ 1982 Anayasası 1980 askeri darbesinden sonra Kurucu Meclis tarafından hazırlandı ver halkoyu ile kabul edildi. Ülke 12 Eylül 1980'de ikinci bir askerî darbeyle karşılaştı. Anayasa askıya alındı, siyasî partiler kapatıldı. Siyaset adamlarının büyük bir bölümüne siyasî yasaklar getirildi. Yönetime el koyan askerî güç, 1960'da olduğu gibi yeni bir anayasa için "Kurucu Meclis" oluşturdu. İki yıl içinde yeni anayasa hazırlandı ve 7 Kasım 1982'de halkoyuna sunuldu. Oylamaya katılma oranı yüzde 91.27 idi. Sonuçta,1982 Anayasası geçerli oyların yüzde 91.37 "Evet" oyu ile kabul edildi. 1982 Anayasası ile tek Meclis sistemine (Cumhuriyet geleneğine) geri dönüldü. Özerk kuruluşlara yeni statüler verildi. 1982 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra, ilk milletvekili seçimi, daha önce kapatılmış bulunan siyasî partilerin dışında, yeni kurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi, Halkçı Parti ve Anavatan Partisinin katılmasıyla, 6 Kasım 1983'de yapıldı. Bu yüksek kabul oranının sebepleri arasında MGK'nin partiler üstü görünümü, medyanın sıkı denetim altında tutulması, siyasî partilerin kapatılmış ve değişik görüşlerin ortadan kaldırılmış olması, 1980 öncesinin halkta derin izler bırakması, şiddet olaylarına tepki, eski siyasî iktidarlara
güvensizlik ve referandumum sonucunun "hayır" çıkması dahilinde olacakların belirsizliğinin etkili olduğu söyleniyor. 1982 anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Başlangıç, Genel Esaslar, Temel Haklar ve Ödevler, Cumhuriyetin Temel Organları, Mali ve Ekonomik Hükümler, Çeşitli Hükümler, Geçici Hükümler ve Son Hükümler olmak üzere toplam yedi bölümden oluşuyor. Bunlar dışında,1982 Anayasası büyük bölümüyle 1961 Anayasasına benzemektedir. CUMHURBAŞKANININ HALK TARAFINDAN SEÇİLMESİ 2007 anayasa referandum paketi 21 Ekim 2007 tarihinde yapılan anayasa referandumu ile Türkiye Cumhuriyeti'nde, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi başta olmak üzere bir takım anayasa değişiklikleri yapıldı. Referandumda "Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, aynı kişinin iki kez cumhurbaşkanı seçilebilmesi (5+5), görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi ve cumhurbaşkanlığı seçiminin, görev süresi bitmeden önceki 60 gün içinde tamamlanması, genel seçimlerin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılması, TBMM'de, seçimler dahil tüm oturumların 184 milletvekiliyle açılması" gibi değişiklikler oylandı. Değişikliklere ülke genelinin %31.05'i yani 8,744,947 kişi "Hayır" oyu verirken, ülke genelinin %68.95'i yani 19,422,714 kişi "Evet" oyu verdi. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE REFERANDUM 2010 anayasa referandum paketi Mayıs 2010'da TBMM'de kabul edilen bir takım anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından halkoyuna sunuldu. Değişiklik paketinde Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısıyla ilgili düzenlemelerin yanı sıra Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (ombudsmanlık) kurulması, YAŞ ve HSYK'nın ihraç kararlarının yargı denetimine açılması ile askeri yargının görev alanının daraltılmasını öngören değişiklikler bulunuyordu. 12 Eylül 2010'daki halk oylaması sonucunda %57.93 evet - %42.07 oyu çıktı ve anayasa değişiklikleri kabul edildi. 1982 Anayasası sonrası demokratik ve sivil anayasa çalışmaları 1982 Anayasası'nın kabulünün ardından anayasada birçok köklü reform yapıldı. Askerî bir müdahalenin ardından geldiği için 1982 Anayasası'nın katılımcı, sivil ve demokratik nitelik taşımadığı gerekçesiyle 1990'lı yıllardan itibaren pek çok kez yeni bir anayasa hazırlama konusu gündeme geldi. 1991 genel seçimleri sonrasında oluşan 19. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde meclis başkanı Hüsamettin Cindoruk önderliğinde anayasa yenileme çalışmaları yürütüldü. Meclisteki her partiden temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen bu çalışmalar 1992 yılından 1995 sonuna kadar sürdü ve bu sürede partiler arası uzlaşma ile anayasada geniş çaplı değişiklikler yapılarak "yenilenen bir anayasa" ortaya çıkarıldı. Sivil anayasa çalışmaları konusunda TÜSİAD da pek çok çalışma sundu. Bunlardan ilki 1992 yılında, çoğunluğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Yeni Bir Anayasa İçin adlı çalışmadır. Prof. Dr. Erdoğan Teziç önderliğinde hazırlanan bu çalışma, bazı anayasa hukukçuları tarafından çok radikal bulundu. TÜSİAD'ın bir başka çalışması, TÜSİAD Parlamento İşleri Komisyonu tarafından hazırlatılan ve Prof. Dr. Bülent Tanör tarafından kaleme alınan Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri adlı anayasa çalışması oldu. Batı demokrasileri esas alınarak hazırlanan çalışma, Ocak 1997'de kamuoyuna açıklanarak yayımlandı ve TBMM'ye sunuldu. Ocak 2007'de TÜSİAD ve Prof. Dr. Zafer Üskül tarafından Türk Demokrasisinde
130 Yıl: Prof. Dr. Bülent Tanör'ün Anısına Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri 10. Yıl Güncellemesi adıyla güncelleştirildi. Türkiye Barolar Birliği de farklı üniversitelerden birçok öğretim üyesinin oluşturduğu bilimsel kurulla birlikte bir anayasa taslağı önerisi hazırlayarak, 12 Eylül'ün 21. yıl dönümünde kamuoyuna sundu. 2001 yılında yayımlanan Anayasa Taslağı Önerisi adını taşıyan bu çalışma, Kasım 2007'de ekleme ve düzeltmelerle güncellendi. Eserde anayasa taslağı önerisinin sunumu, genel gerekçesi, madde önerileri ve önerilerin ayrıntılı gerekçeleri yer aldı. Daha önceki yıllarda meclis dahilinde yapılan çalışmaların aksine, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi 2007 genel seçimleri öncesinde başka bir yöntemle yeni anayasa taslağı çalışması başlattı. 6 öğretim üyesinden oluşan kurulun hazırladığı, 137 maddeden oluşan ve 47 sayfa gerekçesi olan taslak, cumhurbaşkanının yetkilerinden üniversitelerde başörtüsüne ve dokunulmazlığa, bazı yeni düzenlemeler içeriyordu. Dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığında kurulan komisyonda dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, grup başkanvekilleri Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ, Ahmet İyimaya (Ankara) ve Burhan Kuzu (İstanbul) yer aldı.[129] Komisyonun başkanlığına, Prof. Dr. Ergun Özbudun getirildi. Özbudun, taslakta, değiştirilemez maddelerin korunduğunu, cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlandığını, temel hak ve hürriyetlerde AB ye tam uyum sağlandığını" belirtti. Taslağın hazırlığında hiçbir ülke tek başına örnek alınmadı; değişik ülkelerin uygulamaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi belgelerinden yararlanıldı. Son olarak Haziran 2009'da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun çağrısıyla çalışmalarına başlayan öğretim üyeleri ve avukatlardan oluşan "Uzmanlar Kurulu", Özgürlükçü - Eşitlikçi - Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa İçin Temel İlkeler adlı bir rapor ortaya koydu. On5yirmi5/ ajanslar/ vikipedi Bu dökümanı orjinal adreste göster 1921'den Günümüze "TC" Anayasaları...