içindekiler 26 Üyelerimizden 28 Teknoloji 29 Dosya 48 Çizgiyle 44 Spor 46 Güncel Dernekten MART 2014 Opera SSahnelerinden Vişnelik Mutfağından



Benzer belgeler
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi Salkım Söğüt Saç

66 Fotoğrafçı Etkinlik Listesi. 52 Haftalık Fotoğrafçılık Yetenek Sergisi

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri Ocak 2015 Adana Hilton Otel

1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. ( 04 Mayıs - 13 Haziran 2018 )

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 30.VELİ BÜLTENİ

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Geçtiğimiz dönemlerde olduğu gibi bu dönem de Sevgi Gönül Kültür Merkezimiz sanatla dolu bir sezon geçirdi.

Nükhet YILMAZ HAYAT BİLGİSİ Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası nı kutladık. Halk ekmek fabrikası gezisine katıldık. TÜRKÇE * Dilbilgisi:

EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

Eylemlerimiz, genellikle dünyanın doğal döngüleri ile bağlantılıdır.

Gençlerin Doğu Ekspresi keyfinde usulsüzlük iddiası

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (07 Eylül-16 Ekim 2015 )

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. (07 Aralık Ocak 2016)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık Ocak 2015 )

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı


Nükhet YILMAZ HAYAT BİLGİSİ Evimiz Yuvamızdır Tutum, Yatırım ve Türk Malları haftası TÜRKÇE Tutum, Yatırım ve Türk Malları haftası 5N 1K KÜTÜPHANE


ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. (18 Eylül-27 Ekim 2017)

KASIM AYI VELİ BÜLTENİ

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (18 Ocak Mart 2016)

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

NİSAN AYI BÜLTENİMİZ

SIRADIŞI FRANSIZ ŞATOLARI

Tur Danışmanımız: Ali Canip Olgunlu

Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (13 Şubat- 24 Mart 2017)

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

KURBAN BAYRAMINDA FRANSIZ ŞATOLARI Ağustos 2018 / 3 Gece 4 Gün

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

ANAFİKİR: Kendimizi tanımamız, sorumluluklarımızı yerine getirmemizde

13 de. 19 da. 15 te İNGİLİZCE PDR. ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu GÖRSEL SANATLAR. 5 Yaş Ana Sınıfı Bülteni. sayfa. sayfa.

SAFFET EMRE TONGUÇ İLE FRANSIZ ŞATOLARI 05 Nisan 2018 / 3 Gece 4 Gün

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFLARI AYLIK BÜLTEN KASIM DA NELER YAPTIK?

7. dönem çalışma raporu SOSYAL ETKİNLİKLER. EMO Kocaeli Şubesi

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK GRUBU MAYIS AYI BÜLTENİ

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

"Nereden başlasam, nasıl anlatsam..."

ÖZEL EFDAL GÖZTEPE ANAOKULU DENİZYILDIZI GRUBU MAYIS AYI BÜLTENİ

Kuzey Hendeği nden Türk Sanat Müziği ezgileri yükseldi

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI İZMİR NESAN YERLEŞKESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 1. VELİ BÜLTENİ

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık Ocak 2014)

Bodrum Deniz Filmleri Festivali

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

TİYATRO AKADEMİ BAŞVURU FORMU


1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (19 Eylül- 28 Ekim 2016)

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

Değerli Velilerimiz, Ana Fikir: Yaratıcılığımızı kullanmak, gelişmemize yardımcı olur.

Saffet Emre Tonguç eşliğinde AMALFİ ( Positano & Ravello & Sorrento & Capri & Pompeii & Napoli )

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz

SPEAKING CAMP

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (13 Şubat- 24 Mart 2017)

ANKARA-OSTİM ROTARY KULÜBÜ

Bodrum a gönül veren ünlüler Trafo da buluştu

Bodrumlu Sanatçılar Bodrum a Sahip Çıkıyor

Portfolyo. Sunum Dosyası

Minti Monti. Tilki Tilki Baksana. Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri TİLKİ OKULU

The Marmara Collection otellerinde kusursuz bir düğünle "Evet" demek...

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

Eylemlerimiz, dünyanın doğal döngüleri ile bağlantılıdır.

ŞUBAT AYI BÜLTENİMİZ

GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

GLOBAL RUN 2017 İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ 19 OCAK 2018 VELİLERİMİZE HATIRLATMALAR

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 Eylül- 19 Ekim 2018)


Sorgulama Hatları: Değerli Velilerimiz,

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Yunanistan - Mikonos

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK

Rollerimiz, toplumdaki sistemlerin işlemesini sağlar.

Nükhet YILMAZ HAYAT BİLGİSİ Kaynaklarımız Üç Kumbara

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

geliştirmemize yardımcı olur.

ÖZEL OKAN İLKOKULU EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Yaşam alanları ihtiyaca ve koşullara göre değişiklik

Transkript:

237 ODTÜLÜLER BÜLTENİ içindekiler 6 D Dernekten MART 2014 Dernek Ad na Sahibi ve Yaz flleri Müdürü Himmet fiAH N (EDS 83) Yay n Kurulu Tülay ÜNLÜEVCEK (PSY 83) fiule fiAH N (PSY 85) Melda TANRIKULU (CP 06) Emrah DEL KAN (CE 06) Günay BULUT (ADM 85) Hilmi GÜVEN (EE 83) Melih VURKIR (OR/STAT 83) Erkan ÖZMACUN (EE 87) Erdem TÜFEKÇ (ECE 05) fiule GÖKO LU (ADM 85) Gökçen GÖKYER (CP 12) Kıvanç YILMAZ (IE 03) Yay n ve Reklam Sorumlusu Aysun BÜYÜKCENG Z yayin@odtumd.org.tr Grafik, Tasar m ve Bask AJANS-TÜRK BASIN VE BASIM A.fi. stanbul Yolu 7.km. No: 24 Bat kent/ankara Tel: 0312 278 08 24 Bask Tarihi: 10.03.2014 ODTÜ Mezunlar Derne i Yönetim Kurulu Himmet ŞAHİN (EDS 83) Erdem TÜZÜN (ADM 82) Baki ARSLAN (CE 89) Kamil KANCOĞLU (ME 87) S. Melih ŞAHİN (ME 85) Melda TANRIKULU (CP 06) Emre GÜNER (CE 98) Ödentileriniz çin T. fl Bankas, ODTÜ fiubesi TR 39 000 64 000 001 4229 0528642 Garanti Bankas Maltepe fiubesi TR92 0006 2000 1140 0006 2011 60 Burs ve Yard mlar Fonu T. fl Barkas, ODTÜ fiubesi TR 81 000 64 000 001 4229 0422059 (TL) TR 80 0006 4000 0024 2293 2824 08 (EUR) TR 81 0006 4000 0024 2293 1651 17 (USD) Garanti Bankas Maltepe fiubesi TR 21 000 6 2000 1140 000 6 2995 35 (TL) Yönetim Yeri ODTÜ Mezunlar Derne i Viflnelik Tesisi 1540 Sk. No: 58 100. Y l, 06530, Ankara Tel: (312) 286 79 79 Faks: (312) 287 75 00 E-posta: odtumd@odtumd.org.tr www.odtumd.org.tr Dosya Konusu Otoriterleşme Kapak Konusu ODTÜ Tarihinin Tanığı Derneğimizde Yerel Süreli Yay n ISSN 1303-7390 ODTÜ Mezunlar Derne i ayl k yay n organ d r. ODTÜ lüler Bülteni her ay 5750 adet bas lmakta ve Dernek üyelerine ücretsiz gönderilmektedir. mzal yaz lardaki görüfl ve düflünceler yazarlar na ait olup, ODTÜ Mezunlar Derne i ni ve ODTÜ lüler Bülteni ni sorumlu k lmaz. Yay mlanan yaz lar ve foto raflar, Derne in ve yazarlar n izni olmadan kullan lamaz. 4 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237 Opera 20 O SSahnelerinden a Vişnelik 22 V Mutfağından M 26 Üyelerimizden Ü T 28 Teknoloji 29 Dosya D K 39 Kavramlar ODTÜ den O 41 B Bir Köşe Hocam 42 İnecek Var 44 Spor 46 Güncel Ç 48 Çizgiyle

B ZDEN S ZE Sevgili üyelerimiz, Kavramlar içerdikleri düşünceyi çoğu kez tek bir kelime ile açıklamayı mümkün kılarak, toplumlar tarafından kabul edilmiş yazılı ve yazılı olmayan pek çok unsuru ve ortak özelliği içinde barındıran ve benzer durumları sınıfl andırmayı sağlayan ana temalardır. Örneğin; demokrasi dendiğinde herkes demokrasiden neyin kast edildiğini düşünmez çünkü demokrasi kişiden kişiye değişebilen bir durum değildir. Aynı şekilde adalet kavramı da içerdiği düşünce yapısı açısından adil olmak fi ilinden temellenerek, sonuçları açısından tarafl ar için en adil durumu bünyesinde barındırması beklenen bir kavramdır. Son zamanlarda çok sözü edilen, 1948 yılında George Orwell tarafından kaleme alınan 1984 isimli roman da, üst planda büyük birader tarafından tüm toplumun davranış, konuşma ve düşüncelerine nasıl baskı uygulandığını ve nasıl bir korku toplumu yaratılarak insanların yönetime biat etmesinin sağlandığını anlatırken, alt planda ise yukarıda bahsedilen kavramlar ve yeniden kavramsallaştırmadan başarı ile söz eder. 1984 ün gücü hala geçerliliğini korumasından gelir. Yeniden kavramsallaştırma; toplumun öğrene geldiği ve artık kullanılmayacağına dair söylemlerin toplumda yönetimler açısından sıkıntı yaratacağı durumlarda, kavramların isimlerinin aynı bırakılarak, yönetimde olanların bakış açıları ile eski kavramların yeniden yorumlanması ile içlerinin önce boşaltılması ve sonra yeniden ama bu kez yönetimin işine geldiği şekildeki yeni fi kirlerle doldurulmasıdır. Yeniden kavramsallaştırmanın arka planında, söz konusu kavramın ismine dair bir değişimin getireceği bazı sıkıntıları bertaraf etmek amacıyla yeni fi krin eski kalıba sokulması ve uygulanması söz konusudur. Yeniden kavramsallaştırma, toplum yönetimini kolaylaştırması ve o kavramların temsil ettiği unsurlar hakkında yeni bir toplum algısı yaratmaktaki başarısı nedeniyle yönetimlerin yoğun olarak kullandıkları bir araçtır. Ancak belli kavramlar ve o kavramları temsil eden bazı gruplar vardır ki; yeniden kavramsallaştırmaya ve dolayısıyla o kavram için yeniden toplum algısı yaratılmasına her zaman izin vermez. İşte ODTÜ lü Olma kavramı böyle bir kavramdır. Yıllardır değişmemiş aksine toplum içinde pekişmiştir. ODTÜ nün kurulduğu günden beri özgür ve bilimsel düşüncenin savunucusu olarak gösterdiği toplumsal sorunlara duyarlı tavrı, biz ODTÜ mezunlarına toplumda daima farklı bir rol biçmiştir. ODTÜ lü olmanın ilk koşulu ise DAYANIŞMA dır. Bizler geçmişten beri bizi biz yapan dayanışmamızdan aldığımız güç ve güvenle, ODTÜ lü olmanın ne demek olduğunu bugüne kadar toplum içinde sergilediğimiz sorumlu tavır ve davranışlarımızla gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz. Bu süreçte en çok ihtiyacımız olan şey ise; Üyelerimizin, ODTÜ Mezunları Derneğimize ve Üniversitemize sahip çıkmasıdır. ODTÜ Mezunları Derneği toplum içinde ODTÜ lü Olma kavramını başarıyla temsil eden sizlerin yarattığı bir kurumdur. Derneğimiz, etkinliklerde yanımızda görmek istediğimiz üyelerimizle geleceğe yürüyecek ve yaşayacaktır. Sizi, Derneğimizde gönülden sunulan sıcacık çayınızı içerken dostlarınızla sohbet etmeye, ailenizle, arkadaşlarınızla Derneğimizde daha çok zaman geçirmeye davet ediyoruz. Şimdi daha çok kenetlenme ve sahip çıkma zamanı. ŞİMDİ DERNEKTE OLMA ZAMANI. Sevgili Üyelerimiz, bizimle beraber olduğunuzu bilmek yüreğimizi ısıtıyor ve bizi güçlendiriyor. Destekleriniz için teşekkür ederiz. Say g la r m z la, OD TÜ Me zun la r Der ne ği Yö ne tim Ku ru lu MART 2014 5

Dernekten Aysun BÜYÜKCENGİZ Panel: 17 Aralık Depreminin Ardından Siyaset ve Ekonomide Kriz ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Politikaları Danışma Komitesi tarafından düzenlenen ODTÜ lüler Gündemi Tartışıyor etkinlik dizisi, 15 Şubat Cumartesi günü gerçekleşen 17 Aralık Depreminin Ardından Siyaset ve Ekonomide Kriz konulu panelle devam etti. Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve ekonomist, yazar, gazeteci Mustafa Sönmez in (MAN 78) konuşmacı olarak katıldığı panelin kolaylaştırıcılığını Derneğimiz Yönetim Politikaları Danışma Komitesi nden Hüsnü Solmaz (CHE 76) yürüttü. Hüsnü Solmaz, kısaca konuşmacıları tanıttığı açış konuşmasını, 17 Aralık tan itibaren yaşanan süreci özetleyerek tamamladı ve sözü İlhan Cihaner e bıraktı. Tüm yargıyı kapsayacak, hızlı ve kesin sonuç alınacak bir soruşturma yapılmalı Türkiye nin siyasi ve ekonomik anlamda derin ve giderek derinleşen bir kriz yaşadığını belirterek konuşmasına başlayan İlhan Cihaner, mevcut durumun bugüne kadar hiçbir demokrasinin karşı karşıya kalmadığı bir kriz olduğunu; dile getirdi. Cihaner, yargı ile ilgili yaşanan sorunlar geleneksel yargı sorunlarından farklı olduğu için, çözümün de farklı bir yaklaşımla bulunabileceğini dile getirdi. Yargıdaki yapılanma, kadrolaşma, yerinde durduğu sürece geleneksel çözüm önerileri sorunu daha da büyütür. Benim önerim, tüm yargıyı kapsayacak, hızlı ve kesin sonuç alınacak bir soruşturma yapılmalı diyen İlhan Cihaner, yasanın açıkça emrettiğini yapmayan savcıyı, yarıgıcı sistemin dışında bırakmak gerektiğini söyledi. Cihaner Mevcut durumda çatışan tarafl ardan bir tanesini seçmek zorunda değiliz diyerek, sorunların çözülmesi için hem yolsuzlukların sıkı şekilde takip edilmesi gerektiğini, hem de kamuda, yargıda örgütlenmelerin ortadan kalkması için taleplerimizi sesimizi yükselterek söylememiz gerektiğini ifade etti. Ceza hukukunda söz konusu olan değişikliklere değinen İlhan Cihaner, hakim ve savcıların tazminatla karşı karşıya kalmasını önleyen kanundaki değişiklikle, hakimlere ve savcılara idare aracılığıyla dava açılabileceğini, bunun da görevden almaları artıracağını söyledi. Mal varlığına el koyma sürecindeki değişikliğe de değinen Cihaner, mal varlığına el koymaya eskiden makul şüphenin yeterli olduğunu, ancak artık somut delil arandığını; böylece soruşturmanın başında mal varlığına el konmasının olanaksız hale geldiğini anlattı. Mal varlığına suçtan kaynaklı el konmuş olsa da kontrolleri iktidarın elinde olan BDDK gibi kurumların raporu olmadan el koymanın gerçekleşemeyeceğini belirten Cihaner, mülkiyet hakkı açısından ileri bir uygulama gibi göründüğünü ifade ettiği bu uygulamayı dolaylı olarak servete sahip çıkma olarak tanımladı. İlhan Cihaner, bu tür düzenlemelerin paniğe işaret ettiğini belirterek, Toplumsal muhalefet değerler üzerinde yükselmeli. Bu kirli yapılardan birini seçmek zorunda değiliz dedi. Genel seçime doğru ekonomik kriz büyüyebilir Panelin ikinci konuşmacısı Mustafa Sönmez, konuşmasına devam eden düzenin çatışmaya dönüşme sürecini, düzenin ortaya çıkışından başlayarak anlattı. Mevcut iktidarın iktidar olma sürecini destekleyen faktörlere de değinen Sönmez, bu faktörleri şöyle sıraladı: Başta ABD olmak üzere, dünyada destek gördü; ekonomik açıdan dünyada likidite bolluğu vardı, dışarıdan hızlı sermaye akışı başladı; hızla giren yabancı kaynak sağlık alanı gibi seçmeni etkileyecek kamu harcamalarına dönüştü; siyaseten iktidara geldiklerinde Türkiye merkez sağ ve merkez solu tüketmiş durumdaydı; yetmez ama evet çi sol liberaller, yapılanları demokratikleşme adıyla reklam etti. Mustafa Sönmez, referandum ve 2011 seçimleriyle iktidarın lehine devam eden sürecin nasıl olumsuza evirildiğini şu sözlerle anlattı: ABD ile ilişkiler bozuldu; Kürt politikasında, Mavi Marmara konusunda, Suriye ve Mısır ile ilişkilerde ABD ile uyumsuz bir duruş sergilendi; dış dünyadan gelen para etkili kullanılamadı; iktidarı destekleyenlerle çıkar çatışmaları yaşandı; Gezi olayları bir kırılma yarattı; dışarıdan gelen para akışı durdu; yabancı yatırımcılar gitti. Çok önemli bir kırılma noktası olarak nitelendirdiği Gezi sürecine özellikle değinen Mustafa Sönmez, Gezi hareketinin ezber bozduğunu, kimsenin dokunulmaz olmadığını gösterdiğini ve dış desteği kaybettirdiğini dile getirdi. Genel seçimlerin öne çekileceği yorumunu yapan Sönmez, iktidarın savunma çabalarına rağmen içeride ve dışarıda meşruiyet kaybı yaşadığını söyledi. Ekonomik krizin başladığına dikkati çeken Mustafa Sönmez, mecburen gidilecek küçülmenin ardından işsizlik sorunun artacağını dile getirerek, Genel seçime doğru ekonomik kriz büyüyebilir öngörüsünde bulundu. Panel, konuşmacıların dinleyicilerin sorularını yanıtladıkları soru cevap bölümüyle devam etti. Panelin sonunda, ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Şahin, katılımcılara teşekkür belgelerini verdi. 6 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Panel: Enerji Ekipmanlarının Yerli Üretimi Dernekten A.Gökhan GÖKDOĞAN (CE 04) Enerji sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri olan Enerji Ekipmanlarının Yerli Üretimi konusunda ODTÜ Mezunları Derneği Enerji Komisyonu tarafından düzenlenen panel, 8 Şubat Cumartesi günü Vişnelik tesislerinde gerçekleşti. Yüzü aşkın katılımcının izlediği panele, hem Enerji Komisyonu Üyeleri hem de Makina Mühendisleri odası Enerji Çalışma Grubu Üyeleri olan Haluk Direskeneli ve Fuat Tiniş ile Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Enerji Çalışma Grubu Üyesi Şayende Yılmaz konuşmacı olarak katılırken; panelin moderatörlüğünü Derneğimiz Enerji Komisyonu Üyesi ve TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz yaptı. Türkyılmaz yaptığı açış konuşmasında, Makina Mühendisleri Odası tarafından enerji sektörünün en büyük gelişim alanlarından biri olan yerli ekipman üretimine yol göstermek amacı ile 2012 Mart ayında düzenlenen Yerli Enerji Teknolojileri konulu çalıştayın sonrasında, çok sayıda uzmanın ve akademisyenin de katılımıyla Enerji Ekipmanlarının Yerli Üretimi konusunda bir rapor hazırlandığını belirtti. Panelin amacının bu rapor çıktılarının kamuoyuna sunumu ve değerlendirilmesi olduğuna vurgu yapan Türkyılmaz, rapora katkı sağlayanların isimleri tek tek izleyenlere tanıtmış ve kendilerine katkılarından dolayı teşekkür etmiştir. Panelist Haluk Direskeneli, öncelikle santrallerin temel tasarımlarının ülkemizde yapılması gerektiğini, bu çalışmaların yapılabilmesi için ülkemizde yeterli bilgi birikiminin bulunduğunu ve bazı yazılımlarla bunların kolaylıkla ülkemizde de tasarlanabileceğini dile getirdi. Ülkemizde kamu tarafından yatırımı yapılan termik santrallerin geçmişte, ucuz ve fi nansmanının hazır olması nedeniyle, yurtdışından verimsiz ve kalitesiz ekipmanlar aldığını vurgulayan Direskeneli, ayrıca santrallerin bizim yerli kömür kaynağımıza uyumlu olması gerektiğini; bu nedenle yerli kömür için yerli teknoloji, yerli tasarım ve yerli fi rma nın olmazsa olmaz olduğunu anlattı. Konuyu hidroelektrik santraller özelinde değerlendiren Panelist Fuat Tiniş ise öncelikle hidroelektrik enerjinin Türkiye deki potansiyeli ve mevcut durumundan bahsederek önemine değinmiş, daha sonra ise ekipmanlar açısından yerli üretim durumundan bahsetmiştir. Sadece hidroelektrik ekipmanların yerli üretimi halinde ülke içerisinde kalacak paranın yaklaşık 6,3 Milyar ABD Doları olacağını belirtmiştir. Daha sonra ekipmanların yerli üretilmesi için geçmişte neler yapıldığını, bugün neler yapılıyor olduğunu açıklayan Tiniş, ekipmanların yerli üretim oranının artırılması için TEMSAN benzeri şirketlerin öneminden bahsetti ve yerli üretim teşvikinin süresinin uzatılması gerektiğini vurguladı. Son Panelist Şayende Yılmaz ise rüzgar, güneş, jeotermal ve biyokütle enerjileri ile ilgili yerli ekipman üretimi konusunda mevcut durumu açıklamış ve yerli üretimin artırılması için neler yapılması gerektiğini belirtti. Yılmaz, öncelikle rüzgarda Türkiye nin ekonomik potansiyelinin 47.850 MW olduğunu, işletmede ve lisans sürecindeki projelerle birlikte yatırım aşamasında olan toplam miktarın yaklaşık 11.000 MW olduğunu belirtti; tamamının yapılması halinde bile potansiyelin sadece dörtte birinin değerlendirilebileceğini vurguladı. Rüzgarda yerli ekipman üretiminin artırılması için öncelikli olarak bir strateji planı hazırlanmasının önemine değinen Yılmaz, mevcut üreticilerin envanterinin çıkarılması gerektiğinin altını çizdi. Güneş enerjisi konusuna değinen Yılmaz, Türkiye nin potansiyelinin yaklaşık 735.000 MW olduğunu, piyasanın Çin kaynaklı ithal ürünlerin baskısı altında olduğunu ve yerli üretimi koruyacak ve teşvik edecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini anlattı. Konuşmasının sonunda Yılmaz, tüm enerji türlerinde enerji ekipmanlarının yurtiçinde üretimi temel bir politika olması gerektiğini, bunu sağlamak için hükümetin, kamu kuruluşlarının, özel sektörün ve üniversitelerin işbirliği ile uzun vadeli bir yol haritası hazırlanmasının önem arz ettiğini ve enerji sektörüne ekipman üreten sanayilerin kümelenmesinin teşvik edilmesi gerektiğini belirtti. Panel, konuşmacıların katılımcılardan gelen soruları yanıtladıkları soru cevap bölümü ile sone erdi. Panel sunumlarına www.odtumd.org.tr adresinde Etkinlikler Arşivi bölümünden ulaşabilirsiniz. MART 2014 7

Dernekten ODTÜ Bileşenleri Vişnelik te Buluştu ODTÜ nün, kurulduğu günden beri özgür ve bilimsel düşüncenin savunucusu olarak gösterdiği toplumsal sorunlara duyarlı tavrı, ODTÜ bileşenlerine de daima farklı bir rol biçmiştir. ODTÜ lü olmanın ilk koşulu dayanışmadır. Bu bilinçle, ODTÜ bileşenleri arasındaki dayanışmayı ve paylaşımı pekiştirmek amacıyla düzenlenen ODTÜ Dernek Bileşenleri Kokteyli 19 Şubat Çarşamba akşamı Vişnelik te Rektörümüz Prof. Dr Ahmet Acar, Üniversite yönetimi, akademisyenler ve Derneğimiz Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımı ile gerçekleşti. Derneğimiz Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Şahin, konuklara Hoşgeldiniz dediği konuşmasında, ODTÜ nün tüm bileşenleri olarak bir araya gelmenin, paylaşımda bulunmanın, dayanışmayla ortak bir duruş sergilemenin önemine dikkati çekerek, konuklara kokteyle katıldıkları için teşekkür etti. Ardından söz alan Prof. Dr. Ahmet Acar, ODTÜ nün gücünü tüm bileşenleriyle paylaşım içinde bulunmasından aldığını dile getirdiği konuşmasında, Derneğimize bir arada bulunmayı sağlayan bu ortamı yarattığı için teşekkür ederek, ODTÜ nün yeni ağaçlandırma projesinden söz etti. Prof. Dr. Acar, ODTÜ Geliştirme Vakfı ile birlikte hazırlanan ve Bir Ağaç Sizden Bir Orman Bizden sloganıyla yola çıkılan kampanyada mezun derneklerini de yanlarında görmekten mutluluk duyacaklarını ifade etti. Kampanya ile ilgili bir de videonun izlenmesinin ardından, Ortadoğu Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Bilgen yaptığı konuşmada, Vişnelik te, bu buluşmada bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek, ODTÜ bileşenleri olarak dayanışmayı sürdüreceklerini dile getirdi. Konuşmaların ardından masalarda devam eden sohbetler eden konuklar, böyle güzel bir ortamda bir araya gelmekten duydukları memnuniyet ifade ederek Vişnelik ten ayrıldı. 8 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Dernekten ODTÜ nün en önemli simgelerinden biridir mavi servis otobüsleri. Üstünde ODTÜ yazması gerekmez, tanırsınız. ODTÜ lü olanlar içinse bambaşka bir anlam taşır, bu mavi otobüsler. Üniversite boyunca okula gidilip gelinirken, yol boyunca ne sohbetler edilmiş, ne kitaplar okunmuş, ne hayaller kurulmuş bu otobüslerin koltuklarında; ODTÜ nün tarihi boyunca verdiği mücadeleye tanıklık etmiş pencereleri, aynaları, tekerlekleri ODTÜ nün öğrencisine sahip çıkmasının, öğrencisinin ihtiyaçlarını önemsemesinin, paylaşmanın, dayanışmanın simgesi olmuş. Yıllarca öğrencileri, ODTÜ personelini, hocalarını taşıdıktan sonra, bir köşeye çekilme zamanı geldiğinde, artık kullanılamayacak olsa da, ayrı bir değer kazanır mavi otobüsler. Anıları taze tutar, canlandırır; bir sohbet başlatır o günlere dair; kimi gözlere iki damla yaş yerleştirir, kimi yüzlere gülümseme İşte ODTÜ lülerin acı tatlı günlerinin, hayallerinin, sohbetlerinin, umutlarının koltuklarına sindiği, maviyi sıcak renge dönüştüren bu otobüslerden biri, artık Derneğimizin bahçesinde. Yönetim Kurulumuzun girişimleriyle, trafi ğe çıkması uygun olmadığı için bir köşeye çekilme zamanı gelen mavi otobüslerden biri Derneğimiz tarafından satın alınarak, anıları tazelemek üzere Vişnelik teki yerini aldı. Mavi otobüsümüz, üzerine asılı kalmış anılarla birlikte sizi karşılamak için Çim Amfi nin girişine yakın otoparkta bekliyor MART 2014 9

Dernekten Kantin Sohbetleri Başladı ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Öğrencilik günlerinin sıcak sohbetlerine, tartışmalarına nostaljik bir ortam- çay, tost, simit eşliğinde sohbet ettiler. üzerine kantin geleneğine uygun olarak Politikaları Danışma Komitesi, okul döneminin en güzel zamanlarını, da Vişnelik te devam etmek isteyenler, Ankara fotoğrafl arıyla süslenen sohbette, kantinde yapılan sohbetleri özleyen ODTÜ lüleri Kantin Sohbetleri adıyla, ayda bir olarak düzenleyeceği yeni etkinlik dizisiyle bir araya getiriyor. 22 Şubat Cumartesi günü Yalıncak Salonu nda Kantin Sohbetleri nin ilk toplantısına katılarak, önceden belirlenen Dünden Bugüne Ankara konusu Nadir Avşaroğlu ve Özcan Yalçın- kaya kolaylaştırıcılığı üstlendi. Kantin sohbetleri, Mart ayında yeni bir konu ile ODTÜ lüleri buluşturacak. Resim Ve Heykel Kursu Kayıtları Devam Ediyor... Derneğimiz tarafından düzenlenen Resim ve Heykel Kursu yeni dönem kayıtları devam ediyor. Kendinize zaman ayırın; bir hobi edinin. Haftanın stresinden, atölye ortamında resim ya da heykel yaparak uzaklaşın. Bireysel yeteneklerini sanata yöneltmek isteyen üyelerimizi ve yakınlarını resim ve heykel kursumuza bekliyoruz. Bilgi ve Kayıt için: Pınar Arpaçay, pinara@odtumd.org.tr, 0.312 286 7979/1124 & 0.530 610 6433 10 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Dernekten Alpay Vişnelik teydi Büyüleyici yorumuyla romantik şarkıları unutulmazlar arasına yerleştiren Alpay, 2 Şubat Çarşamba akşamı bir kez daha hayranlarıyla bir araya geldi. Yoğun ilgiyle karşılaşan Alpay, gece boyunca dillerden düşmeyen şarkılarını konuklar eşliğinde seslendirdi. Dans gösterisinin renk kattığı nostaljik gecede, konuklar da danslarıyla Alpay a eşlik ettiler. MART 2014 11

Dernekten Derneğimizde Gelecek Etkili ve Güzel Konuşma Seminerleri ODTÜ Mezunları Derneği Etkinlikler Komitesi tarafından düzenlenen Etkili ve Güzel Konuşma Seminerleri, yoğun ilgi ve devam ediyor. Yaşantımızın her karesinde, olmazsa olmaz dilimizi tanımak, doğru kullanmak ve iletişim alanlarımıza olumlu yansımasını görmek hepimizin için elbet çok önemlidir. Bu doğrultuda başlattığımız programımız, eğitmenimiz Aylin Özmenek ile temel konuşma prensipleri ve güzel dilimizin içeriği ve kullanımıyla ilgili bilgileri edinip, kendimizi ifadenin ilk adımlarını atıyoruz. Programında, genel kullanım hatalarını düzeltmek ve Türkçenin özelliklerini öğretmek amaçlanıyor. Olta Balıkçılığı Kursu Çalışma hayatının stresinden kurtulmak ve doğayla baş başa kalmak için sizleri balığa çıkmaya davet ediyoruz. Derneğimiz ve Rastgele-Der (Rastgele Balıkçı Amatör Olta Balıkçıları Derneği) işbirliğiyle düzenleyeceğimiz Olta Balıkçılığı Kursu nda temel eğitimi aldıktan sonra, avlakta uygulamalı tur yapma olanağı da bulacaksınız. 12 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Dernekten Etkinlik Programı Arkeoloji Seminerleri Derneğimizin yoğun ilgiyle takip edilen seminerlerinden Arkeoloji Seminerleri, birbirinden ilginç konularla devam ediyor. 9 Nisan da başlayacak yeni programın konusu İskandinavların Türk Ataları Tor Destanı ve Türkiye den İtalya ya: Etrüskler. Tüm arkeoloji ve sanat tarihi meraklılarını seminerlerimize bekliyoruz. Çağdaş Mutfak Lezzetleri Kursu Amatör Denizcilik Seminerleri Amatör Denizcilik Seminerimiz, ODTÜ Mezunları Derneği ve Derin Mavi Denizcilik Eğitim Merkezi işbirliği ile Mart ayında da devam edecek. Denizde yol almanın özgürlüğünü ve keyfi ni güvenle yaşamak için yeni ve heyecan dolu bu yolculuğa birlikte çıkalım. Haftada iki gün (Cumartesi ve Pazar) yapılacak ve 2 hafta sürecek olan Amatör Denizcilik Seminerimize denizciliğe ilgi duyan herkesi bekliyoruz. Yoğun istek üzerine tekrarlanan kurslarımız arasında yer alan Çağdaş Mutfak Lezzetleri Kursu Mart ayında da mutfağı yaratılık alanına dönüştürmek için çalışmalarına devam ediyor. Kursumuzla mutfak sanatının inceliklerini, sağlıklı ve lezzetli pişirmenin sırlarını öğrenirken, içinizdeki aşçıyı ortaya çıkaracak, kendinizi keşfedeceksiniz. Ayrıca, genel mutfak bilgilerinin yanı sıra, Türk mutfağı, ağırlama kültürü ve gıda bilgisi ve güvenliği konularında da bilgi sahibi olacaksınız. MART 2014 13

Dernekten Erman TAMUR (CE 68) Koleksiyon Kulübü nden Ankara Dereleri Hatip Çayı nın Kale eteklerinde akan bölümüne Bent Deresi adının verilmesini sağlayan tarihî Roma Bendi. Fotoğraf 1892 yılında Anadolu Bağdat Demiryolları İdaresi fotoğrafçısı Berggren tarafından çekilmiştir. Koleksiyon merakı - tarih araştırmaları ilişkisi üzerine bazı düşünceler Günümüzde koleksiyonculuk, ortak özelliklere sahip bazı nesneleri olabildiğince çok ve kaliteli örnekleriyle bir araya getirme, onları belirli kıstaslara göre tasnif ve teşhir etme faaliyetinden daha öte bir olguyu ifade etmektedir. Bu bağlamda örneğin nümismatik ve filateli artık dar anlamda eski para ve pul koleksiyonculuğu olmaktan çıkmış, tarih araştırmalarının olmazsa olmazı, yan disiplinleri haline gelmiştir. Birçok koleksiyoncu bugün uğraşlarını tarih ve yaşamla daha fazla ilişkilendirmekte, koleksiyonlarını tarihî ya da güncel yeni veriler ortaya koymanın araçları olarak değerlendirmektedir. Kanımca koleksiyonculuk keyfinin ulaşılabileceği en üst doyum noktası tam da budur. Ben de yirmi beş yılı aşkın bir süredir biriktirdiğim eski Ankara ya ait belgesel fotoğraf, kartpostal ve çeşitli belgeleri değerlendirerek, ama elbette diğer kaynaklardan da geniş ölçüde yararlanmak suretiyle, Ankara araştırmalarına bir kenarından ilişme mutluluğuna eriştim. On yıl önce, koleksiyonumdaki Ankara keçisi ve tiftik dokumacılığına ilişkin eski fotoğraf, gravür ve belgeler beni daha önce el atılmamış olan bu konuda bir ürün ortaya koymaya yönlendirmişti. Aynı bağlamda, geçtiğimiz yıl içinde de, Ankara akarsularını ele alan Suda Suretimiz Çıkıyor adlı kitabım yayınlandı. Bol sayıda görsel malzemeyle desteklenen bu tür çalışmalar, koleksiyoncuların özel ilgisini çekmektedir. Deneyenler bilir, bir konuda özet bir sunuş yapmak onu bütün kapsamıyla anlatmaktan daha zordur. ODTÜ Mezunları Derneği Koleksiyon Kulübü faaliyetleri kapsamında 4 Şubat 2014 tarihinde yaptığım sunuşun özeti değerlendirilirken bu hususun göz önünde bulundurulacağını ümit ederim. Tarihte ve Günümüzde Ankara Dereleri Çubuk Çayı üzerinde Selçuklu eseri tarihî Akköprü nün 1900 lü yıllar başında görünüşü. Kartpostal, Ankara nın Osmanlı dönemine ait başlıca kartpostal serisi olan Moughamian Freres kartlarındandır. Eski Ankara, yayvan bir çanağa benzeyen geniş bir arazinin ortasında yükselen bir volkanik tepenin, Hisar Tepesi nin, üstünde ve yamaçlarında kuruluydu. Bundan 50-60 yıl öncesine kadar Ankara da şehrin hemen kıyısında veya biraz uzağında açıktan akan çok sayıda akarsu bulunmaktaydı. Ankara Çanağı na dışarıdan giren başlıca akarsular, kuzeydoğudan gelen Çubuk Çayı, doğudan gelen Hatip Çayı ve güneydoğudan şehre yaklaşan İncesu Deresi dir. Hatip Çayı Ankara Kalesi eteklerinden geçerken Bent Deresi adını alır. Bu üç dere Eski Ankara nın batı düzlüklerinde birleşir. Bugün tümüyle yerleşim alanı olan bu geniş arazi eskiden Ankara Ovası olarak anılırdı. Burada önce Bent Deresi ile İncesu Deresi birleşir. İki derenin oluşturduğu akarsu kısa bir mesafe sonra, Akköprü mansabında Çubuk Çayı na katılır. Üç derenin birleşmesiyle oluşan akarsu Ankara Çayı adını alır. Ankara Çanağı nı batı yönünde terk eden Ankara Çayı Sincan ı geçtiğinde, Yenikent (eski Zir kasabası) güneyinde Kızılcahamam yönünden gelen Ova Çayı nı bünyesine katar. Ankara Çayı Ankara dan yaklaşık 130 km ötede Yazhöyük mevkiinde Sakarya Nehri ne karışır. Hatip Çayı, Çubuk Çayı ve İncesu Deresi tarih boyunca çevrelerinde tahribat yaratan taşkınlara sebep olmuşlardır. İncesu nun şehrin batı düzlüklerinde oluşturduğu bataklıklar zaman zaman salgın hastalıkların kaynağı olmuştur. Sularından yararlanmak veya taşkınlarını önlemek için değişik zamanlarda üçünün de güzergâhlarına küçük müdahalelerde bulunulmuş, üzerlerine bentler inşa edilmiş ve üçü de bugün yalnızca birkaçı ayakta olan köprülerle donatılmıştır. 11 Eylül 1957 tarihinde vuku bulan, büyük can ve mal kaybına neden olan Hatip Çayı taşkınına ait, Hayat Mecmuası nda yayınlanan bir fotoğraf. 14 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Dernekten İbrahim BERKSOY (ME 91) ODTÜ lü Gezginlerin Gezi Kulübü Dünyanın her yerinde gezginler, her seferinde benzersiz bir tutku ve heyecanla,yeni yerler gezip görmek için yollara düşerler Dönüşte, yoktan var edilen mekânlarda, meraklısı için gezip görülen yerleranlatılır, tanışılan insanlardan, edinilen izlenimlerden söz edilir, gezi deneyimleri paylaşılır Fotoğraflar, saydam gösterileri, video kayıtları, başka dünyaların müzikleri eşlik eder gezginlerin rüya gibi söyleşilerine Sözlere yeni sözler eklenir, yazılara yeni yazılar Gezginlerin bu benzersiz tutkusu Orhan Veli nin ünlü şiiri Hürriyete Doğru da ne güzel anlatılır: Ne duruyorsun be, at kendini denize; Geride bekleyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere... Gezginler, dünyanın her yerinde birbirlerini arayıp buluyor, oluşturdukları oldukça renkli ve özgün iletişim platformlarında ortaya koydukları yazılı ve görsel ürünlerle gezi kültürü ne katkıda bulunmaya çalışıyor Gezginlerin bu güzel çabası sanırım hiç bitmeyecek Gezinin Poetikası nda da yazmıştım: Eski zamanların âsûde gezilerinde gezginler, bin bir zahmetle hazırlandıkları uzun gezilere yanlarına ressam almadan çıkmazlarmış. Bir yandan oturup sakin sakin gezi izlenimlerini yazarlarken öte yandan da gezilerine eşlik eden ressamlara beğendikleri manzaraların, etkilendikleri yapıların resimlerini yaptırırlarmış. Gezi dönüşünde bu resimler gravürlere dönüştürülüp gezginlerin seyahatnamelerini süslermiş. Günümüzün gezilerinde seyahat ressamlarının yerini dijital fotoğraf makinaları ve video kameralar aldı. Valizler hazırlanırken fotoğraf makinasının ve/veya varsavideo kameranın unutulmamasına özellikle dikkat ediliyor. Unutulanlar arasındaysa her zaman olduğu gibi terlik ilk sırayı alıyor. Uzunca bir süre gezginlerin seyahat hızı günde ortalama 30 kilometre dolaylarında olmuş. Bir örnek vermek gerekirse, 1790 da, Halep-İstanbul arası yirmi beş gün boyunca toplam 263 saat yürünerek alınabiliyormuş. Başlangıçta geziler zahmetli, seçilen güzergâh ve kullanılan ulaşım araçları güvensiz olsa da gezginler kıtaları, okyanusları aşıp uzakları yakın etmenin keyfi nden hiç vazgeçmediler Bugüne değin yazılan onca seyahatname, postalanan mektuplar, mektup zarfl arının üzerindeki sararmış pullar, kartpostallar buna tanıktır Şimdi her yer neredeyse birkaç saat, bilemediniz yarım gün, bir gün uzaklıkta **** Şu satırlar ODTÜ Mezunları Derneği Gezi Kulübü nün üyelere ilk çağrı metninden: ODTÜ lüler seyahat etmeyi, seyahat ederken merak edip araştırmayı, öğrenmeyi ve öğrendiklerini paylaşmayı severler. Derneğimizde seyahat etmeyi ve paylaşmayı seven ODTÜ lüleri bir araya getirecek yeni bir kulüp kuruluyor. ODTÜ Mezunları Derneği Gezi Kulübü çatısı altında; Yeni yerler gezip görmek, Gezi dönüşlerinde yaşadığımız heyecanı sıcağı sıcağına paylaşmak, Gündelik yaşantımızda gezginliğe daha fazla yer açmak, Vişnelik te ve başka ilgili platformlarda çeşitli etkinliklerle fotoğraf sergileri, video ve saydam gösterileri, kent ve ülke sunumları, seyahatnameler, müzikli gecelerle gezi kültürüne katkıda bulunmak üzere bir araya geliyoruz. ODTÜ mezunu gezginler olarak, bu güzel yolculukta sizleri de yanımızda görmek isteriz. Gezginler, kendi sözlerini kendileri söyleyen insanlardır. Alain de Botton unseyahat Sanatı nda söylediği gibi: Nereye gitmemiz gerektiği konusunda bize tavsiyede bulunan çoktur ama neden ve nasıl gideceğimizi söyleyen yoktur Bir de AnaisNin inşu sözü var: Düşlerinizi bir uçurtma gibi gökyüzüne gönderin. Ne getireceği bilinmez. Yeni bir hayat, yeni bir arkadaş, yeni bir aşk, yeni bir ülke. 16 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Dernekten Macit ÖNCEL (CE 76) Sinema Kulübü nden Şubat ayında izlediğimiz ilk fi lm olan Güney Koreli Yönetmen Lee Chang Dong a ait PO- ETRY (Şiir) isimli fi lmde, alzheimer hastalığının başlangıcında olduğunu öğrenen bir kadının hüzünlü hikayesine ortak olduk. Birlikte yaşadığı torununu okutabilmek için hasta bakımı yapan Mija nın hayatı, bir kültür merkezinde şiir dersine katılmasıyla değişir; derste ondan şiir yazması istenir. Mija, o andan itibaren hayata farklı bakmaya başlar. Hiç duymadığı bir heyecanı, keşfi yaşar. Torununun karıştığı tatsız bir olayın da etkisiyle, istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır Yönetmen, şiirde yaşamı ikiye bölüyor ve karşıtlıklar üzerinden hikayesini, daha doğrusu hayatı anlatıyor. Şiir, görmediklerimiz ve göremediklerimize bir anlam verme çabası; bir yandan da gerçekle güzellik arasında ya da daha belirsiz bir yerde duran etkileyici bir fi lmdi. Mija, kurs sonunda şiir yazabilen tek katılımcı idi. İşte şiiri: Agnes in Şarkısı Anne / Hava nasıl oralarda? / Issız mı yine? / Günbatımı hâlâ ateş kırmızısı mı? / Orman yolundaki kuşlar şarkı söylüyorlar mı? / Yollamaya cesaret edemediğim / Mektubu kabul eder misin? Söylemeye cesaret edemediğim / İtirafl arımı dinler misin? / Zaman geçecek mi? / Güller solacak mı? Şimdi elveda deme vakti / Esip geçen yel gibi / Gölgeler gibi. / Tutulmamış sözlere, / Sonsuza mühürlenmiş aşklara, / Bileklerimi öpen çimenlere, / ve beni takip eden küçük adımlara / elveda deme vakti. Karanlık çöküyor sanki. / Yeniden bir mum yanar mı? / Kimse ağlamasın diye... / ve seni ne çok sevdiğimi / bil diye / dua ediyorum. Sıcak bir yaz gününün / ortasında uzun bir bekleyiş / Babamın yaşlı yüzüne benzeyen / eski bir patika Yalnızlık bile yabani bir çiçek gibi ürkek, / yüzünü çeviriyor. Nasıl sevdim seni / sessiz şarkını duyunca / nasıl da titredi kalbim. Dualarım seninle / Kara nehri geçmeden önce / ruhum son nefesiyle / parlak bir günün hayalini / görmeye başlıyorum Tekrar uyandığımda, / ışıktan gözlerim kör / seni buluyorum... / yanı başımda duruyorsun. / Yang Mija ( Ah Mija!) Şubat ayının ikinci fi lmi TICKETS ın (Biletler) ilginç tarafı üç ayrı ülkenin üç ayrı yönetmeni tarafında yönetilmiş olması idi. Bir tren yolculuğunda geçen üç ayrı öykü İtalyan Ermanno ORMI, İranlı Abbas KİYARÜSTAMİ ve İngiliz Ken LOACH tarafından yönetilmesine karşın bölümler arasında tam bir uyum sağlamıştı. Hoşgörü kavramına, ırkçılık, alt - üst ilişkileri, yoksulluk ve AB ilişkilerine ilişkin gözlemlerin aktarıldığı fi lmde kendi çıkarlarımız söz konusu olduğunda nasıl başkalarını yok saydığımız anlatılmak istenmişti. 2005 yılı yapımı olan fi lmde, bir metafor olarak kullanılan bilet kavramının sosyal sınıfl ar arasında güçlü bir bariyer olarak nasıl kullanıldığı bazen hüzünlü bazen eğlenceli olarak ortaya konulmuştu. Sinema Kulübü olarak 15 günde bir toplanıyor, sinema çevrelerince beğenilmiş veya sanat değeri olan fi lmlerden seçtiğimiz bir fi lmi izliyor ve üzerinde tartışıyoruz. Üyelerimize ve konuklara açık olan bu etkinliklerimizden haberdar olmak ve katılmak için omdsinema@yahoogroups.com a katılabilir veya facebook sayfamızda takip edebilirsiniz. MART 2014 17

Dernekten Burs Komitesi nden Değerli Mezunlarımız, Bu yıl 533 ODTÜ öğrencisi ile yola devam ediyoruz. Yurdun dört bir yanından gelen bu 533 pırıl pırıl genci ve daha onlar gibi nicelerini Burs Komitesi ne başvurduklarında tanıdık... Onları tanıdıkça, ODTÜ nün ve ODTÜ Mezunlar Derneği nin burslarının değerini anladık. Keşke olanaklarımız olsa, hepsine katkıda bulunsak, dedik. Keşke parasal sorunlarını bir ölçüde bile olsa hafi fl etebilsek... ODTÜ nün sağladığı özgür ortamda kendilerini geliştirmelerinde, yeteneklerini ortaya çıkarmalarında, dünya çapında bir eğitime kavuşmalarında keşke bizim de tuzumuz olsa... Yapılacak her küçük katkı, bir genç arkadaşımıza daha Evet, sana burs verebiliyoruz deme şansı verecek bize- hepimize, bütün ODTÜ Mezunları na. Burs Fonu yararına satışı devam etmektedir Daha fazla ODTÜ öğrencisine ulaşabilmek için Burs Fonu na bağışlarınızı bekler destekleriniz için şimdiden teşekkür ederiz. Saygılarımızla, ODTÜ Mezunları Derneği Burs ve Yardımlar Komitesi ODTÜMD BURS FONU HESAPLARI İŞ BANKASI ODTÜ ŞUBESİ 4229-422059 HESAP IBAN:TR 81000 6400 0001 4229 0422 059 ZİRAAT BANKASI ODTÜ ŞUBESİ- EURO IBAN: TR39 0001 0015 3708 9762 9150 01 GARANTİ BANKASI MALTEPE ŞUBESİ 114-6299535 HESAP IBAN:TR21 0006 2000 1140 0006 2995 35 İŞ BANKASI ODTÜ ŞUBESİ USD IBAN: TR81 0006 4000 0024 2293 1651 17 YAPI KREDİ BANKASI ODTÜ ŞUBESİ IBAN: TR74 0006 7010 0000 0072 4153 77 ZİRAAT BANKASI ODTÜ ŞUBESİ- TL IBAN NO : TR61 0001 0015 3735 4394 9650 01 18 ODTÜLÜLER BÜLTENİ 237

Dernekten Sema KENDİR (EE 82) Felsefe Kulübü nden Felsefe Kulübü bu dönem okuma metinlerini Marksist Klasikleri Okuma Kılavuzu başlıklı kitaptan seçti (Yordam Yayınları, Mayıs 2013). Kulüp üyeleri her bir oturumda tartışılacak dört makaleyi, kitabın tanıtımı için kaleme alınmış bir yazıda (*) yer alan bu kitapları nasıl okumalıyız, neden okumalıyız sorularından yola çıkarak, dönem öncesinde e-posta ortamında belirledi. Önceki dönemde Marx ve Engels dizgesinin temel kavramları materyalizm, diyalektik materyalizm, tarihsel materyalizmin felsefe bağla-amında çözümlemesi ile başlayan felsefe etkinliği, dönem içinde yine Marksist ideolojinin tümü ile kavranması amacından daha çok yazarların kendilerin-erinden önceki felsefecilerden nasıl etkilendikleri, onları eleştirdikleri ikleri noktalar ve eleştirileri dönemin koşullarının dikkat çekici yönleri de göz önüne alınarak sürdürüldü. ürüldü. Prof. Dr. Yaman Örs yönetiminde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimizde materyalizm idealizm ikilemi mi, yoksa rasyonalizm empirizm m ikilemi mi daha asaldır? sorunsalına a da yanıt aradık. İlk toplantının konusu Taner Timur Marksizmin Klasiklerini Okumak... başlıklı makalesi, bir düşünsel metni okurken nasıl okumalıyız sorusunun Marx ve Engels gibi dünyayı anlamakla yetinmeyip onu değiştirmeye çalışan şünürlerin ortaya çıkışı ile neden okunmaması gerektiğini söyleyen yen inkârcı yorumlardan başlayarak Nietzsche den ekonomi politiğin kuramcılarına, rına, hümanizmden yapısalcılığa Marksist metin- dülerin nasıl ve ne gibi amaçlarla okun- duğunu ortaya koymaktadır. Toplantıda bütünsellik, indirgemecilik, Genel Kuram konuşulan kavramlar arasında yer aldı. Kavramlar tıp, matematik ve fi zik bilimlerinden örneklerle irdelendi. Marx ve Engels in Alman felsefesi karşısında kendi bakış açılarını oluşturmak, kendi felsefi bilinçleri ile hesaplaşmak üzere yazdıkları elyazmalarından kitaplaştırılan Alman İdeolojisi hakkında yazılmış Haluk Yurtsever in makalesi ikinci toplantının konusu oldu. Hegel in diyalektik yöntemi ile ulaştığı bütünlük ve tarihsellik kavrayışı ve dönemin ideolojisine hizmet eden mutlak düşünce kavramı arasındaki çelişkili tutumu ile başlayan tartışma, felsefi idealizm ve ideoloji kavramlarının temel ekseni çevresinde gerçekleştirildi. Marx ve Engels in Hegel sonrası felsefecilerden özellikle Feurbach ın materyalizm görüşüne yönelik eleştirileri açılmaya çalışıldı. İnsan eyleminin geleceği değiştirdiği önermesi nesnellik ve determinizm bağlamında tartışıldı. Kitapta Aijaz Ahmad Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm başlıklı makalesinde tarihsel maddeci öğretinin ortaya konulmasında dönemin koşulları kadar Marx ve Engels ikilisi- nin her birinin hem kendi arka planları hem de karşılıklı et- kileşimlerini irdeleyerek yola çıkmaktadır. Bilimsel yönte- min ne olduğu, pozitivizm, bilimcilik bu oturumun tartış- ma konuları olmuştur. Dönemin son oturu- munda aynı kitapta yer alan, yine Taner Timur un kaleminden, Ludwig Feuerbach ve Klasik Al- man felsefesinin sonu üzerine makale tartış- ma metni olarak be- lirlenmişti. Engels in Feurbach ın din ve akıl ile ilgili insanın özünü sorgulayan materyalizmi tahtı- na oturtan görüşleri Hegel in felsefesi ile hesaplaşma ve yanlışlarının orta- ya konması için yeterli miydi? sorusu ile başlayan tartışma; maddi koşullar, kültürel alan ve din ilişkisi, yabancılaşmadan kurtulmanın sanat vb. yaratıcı insan etkinliklerini nasıl değiştireceği konularında devam etti. Yeni dönemde d Felsefe Kulübü, kitap üzerinden sürdürdüğü etkinliklerine ek olarak konuşmaları ile katkı vermek üzere Doç. Dr. Çetin Türkyılmaz (27 Mart 2014)ve Arzu Aydoğan ı(24 Nisan 2014) konuk edecek. (*) Yücel Kayıran/Radikal Gazetesi Kitap Eki, 1 Haziran 2013 MART 2014 19

Opera Sahnelerinden Haluk DİRESKENELİ (ME 73) Yarasa Opereti Ankara Devlet Operası nda Die Fledermaus -Johann Strauss II Yarasa uvertürü başlıyor; sahne aydınlanıyor; perdede yanlamasına bir büyük yarasa görüntüsü beliriyor; projektörlerle yarasanın rengi değişiyor. Görüntü ortasında bir öpüşen genç erkek ve kadın fi gürü var. Uvertür süresince sahnede hareket yok. Paris operasında baştaki uvertür müziği süresi içinde bale gösterisi var. Yarasa kılığında maskeli baloya giden Dr. Falke çok içince başına neler geldi, neden intikam almak istedi? Aslında intikam olayının sebebini ilerleyen zamanda iki kez sözlü dinliyoruz, ama başta uvertür müziği ile bale gösterisini seyretmek de çok hoş oluyor. Bizim eleştirmenler sanatçılar arasında ayrım yapmazlar, onlar için hepsi çok iyidir. Yazarınız öyle düşünmez. Eleştiri her zaman daha iyidir, gelen eleştiriyi ciddiye almak gerekir. Benim yazımı beğenmezseniz bana yazın. E-mail adresim başlıkta duruyor. Milano La Scala operasında detone olan, şarkı sözlerini unutan sanatçı protesto edilir. Sahnelemeyi düzgün yapamayan yönetmen, orkestrayı iyi yönetemeyen şef durumu ilk elden seyirciden protesto alarak öğrenir. Yarasa operetini ilk kez 1968 yılında izlemiştim. O sıralarda bilet almak için sabah erkenden Ankara Operası gişesi önünde sıraya girmek gerekirdi. Önler protokol için ayrıldığı için bize ancak balkonda yer olurdu. Nasılsa o gün önlerde bir boş koltuk buldum. Yarasa operetini en ön sol baştaki koltuktan seyrettim. Başrollerde Mete Uğur, Azra Gün, Reşit Gürzap oynuyorlardı. Operet bittiğinde çıkışta herkes az önce çalan valslerin melodilerini mırıldanıyordu. Bu makaleyi yazabilmek için önce youtube Viyana, Münih, Paris kayıtlarını izledim. New York ve Virginia sahnelemelerini dinledim. Eseri herkes kendi diline çevirmiş. Viyana da orijinal Almanca, Paris te Fransızca, Virginia Operası nda İngilizce sahnelenmiş. New York Metropolitan Operası Şubat ayında sekiz ayrı gösterimle, çok masrafl ı görkemli dekorlarla yeniden sahneliyor. İnternet sayfasında iki dakikalık fragman tanıtım var, bakın; dekorlar, kostüm, oyun size bir fi kir verecek. Klasik müzik dinleyen herkes, uvertüründen başlayıp, bir çok aryasını, tanıtımlarda, sunumlarda, reklamlarda, yılbaşı konserlerinde enstrümantal olarak dinlemişlerdir; ancak farkında değillerdir. Opera sahnesinde seyrettiğinde, aaa bu müzik de buradan alınmış diye şaşırırlar. İçindeki valsler ve alçalıp yükselen, temposu çabuk değişen müzik bizim insanımıza da hitap eder. Bizde Türkçe net anlaşılır metinler kullanılmış. Bazen perde üstündeki yazı düzeni bozuluyor ama önemli değil. Yarasa operetini bu dönem üç kez aralıksız seyrettim. Her üç sanatçı ekibini (cast) dinledim. Sahneye konuş çok güzel. Sanatçılar büyük keyifl e oynuyorlar. Oyunun sonu bir karnaval havasında konfetiler içinde i bitiyor. Die Fledermaus (Yarasa), sözleri (librettosu) Karl Haffner ve Richard Genee tarafından yazılmış, Johann Strauss II tarafından müziği bestelenmiş bir operet. Die Fledermaus Alman oyun yazarı Julius Roderich Benedix tarafından yazılmış ve Das Gefangnis (Cezaevi) ismiyle sahneye konmuş bir adaptasyon çeviri tiyatro eseri. Daha önce Fransız vodvili olarak Le Réveillon ismiyle Henri Meilhac ve Ludovic Halévy tarafından sahnelenmiş. Evin çapkın beyi, eski opera sanatçısı hanımı, onun eski tenor sevgilisi, evin sevimli hizmetçisi, hizmetçinin ablası, yıllar öncesinde Yarasa kostümü ile oyuna gelmiş beyin doktor arkadaşı, hapishane müdürü, gardiyanı, balonun ev sahibi Prens veya Prenses, onun koruması ve davetliler arasında geçen ilişkiler, komik durumlar, eğlenceli balo, valsler danslar, 19. Yüzyıl Viyana atmosferi, sevimli ilişkiler ve çok güzel müzik var. Program katalogunu mutlaka oyun öncesi satın alın. Operet ilk kez (premier) 1874 yılında Viyana da sahnelenmiş. Aynı yıl New York ta oynanmış. Viyana, Münih, Hamburg, Paris, Londra ve New York operalarında devamlı oynanmış, her dönem repertuara alınmış. İlk iki sahnelemede Şef Rengin Gökmen, daha sonra Şef Sunay Muratov, orkestraya mutlak hakim oldular. Yönetmen Murat Atak eser üstünde güzel bir yenileme yapmış. Günümüzün popüler kültürüne, olaylarına yapılan göndermeler aslında yeni değil. Yıllar öncesinde de Devlet Operası sanatçılarının aldığı az para için değinmeler, benzer komik kelime oyunları yapılıyordu. Adnan Öngün ün dekoru, Nursun Ünlü nün kostümleri dengeli ölçülü makul, mantıklı. Evin Hanımı Rosalinde rolünde Soprano Esin Talınlı, Esra Abacıoğlu, Hizmetçi Adele rolünde Soprano Hülya Kazan, Çiğdem Önol, Görkem Ezgi Yıldırım, Evin beyi Eisenstein rolünde Tenor Ünüşan Kuloğlu, Aykut Çınar, Ayhan Uştuk, Aşık Tenor Alfred rolünde Tenor Cenk Bıyık, Emrah Sözer, Avukat Blind rolünde, Semih Aşık, Mahir Kat, İntikamcı yarasa Dr.Falke rolünde Arda Aktar, Beran Sertkaya, Emre Ulucak Hapishane Müdürü Frank rolünde Bülent Ateşoğlu, Erdem Baydar Abla Ida rolünde Sinem Mustafaoğlu, Sezin Güngören Kirişçi, Güzin Yıldız Prens Orlowsky rolünde Ezgi Karakaya, Ferda Yetişer, Koruma İvan rolünde sadece uh sesiyle ilgi toplayan Devrim Bayram, Gardiyan Frosch rolünde harika sarhoş tiplemeleriyle Murat Akar, Bülent Yıldıran oynadılar, büyük keyifl e seyrettik. Seyrettiğim her üç temsilde çok net aksama göremedim. Sanatçılar arasında tiyatral yetenekleri çok öne çıkanlar var. Sesleri bazen tam istendiği kadar olmuyor. Yarasa opereti bugüne kadar ses yönünden ön plana çıkamamış ama tiyatral yetenekleri çok iyi koro üyelerine imkan açmış. Onlarda bu güzel imkanı çok iyi değerlendirmişler. Aşık tenor Alfred, Dr. Falke, Abla İda rolleri böyle. Bütün dünyada iş aleminin sanatı, müziği bence operadır. Bizde de herhalde zaman içinde öyle olacak. Opera sahnelerimiz artık kapalı gişe oynuyor. Biletler internette satışa çıkıyor ve aynı gün içinde bitiyor. Altı ayrı yerde operamız var, yeni opera kurulması için Valiliklerden Devlet Operası na talepler geliyor. Ankara nın boğucu siyaset politika - seçim atmosferinden kaçmak için Yarasa opereti harika bir fırsat. 3, 19 Mart ve son 9 Nisan 2014 günleri tekrar sahnelenecek. Biletleri (www. dobgm.gov.tr) internet sayfasından 15 gün öncesinden almak mümkün. Biletler bitmiş ise son gün bir daha bakın, iadeler olabiliyor. Mutlaka gidin görün, iş stresinden, yurdum gündeminden biraz uzaklaşın, sanatın müziğin keyfi ne varın. Bu muhteşem eseri bir kez seyretmek yetmez, birçok kez seyretmek lazım. Gelecek sezon tekrar sahnelenmesi lazım. Aspendos festivalinde oynaması lazım. Kadro harika, müzik muhteşem. Kaçırmayın. Çok eğleneceksiniz, çok güleceksiniz. En derin selam ve saygılarımla. 20 ODTÜLÜLER LER BÜLTENİ 237

Dernekten Vişnelik Usulü Kuzu Külbastı Ha z r la n ş : Et bir gün önceden zeytinyağı, soya sosu ve vegeta ile hazırlanmış sosta marine edilir. Patlıcan bir iki yerinden delinerek ızgarada ya da fritözde kızartılır ve soyulur. Et, biberler, halka şeklinde kesilmiş soğan ve domatesler ızgarada pişirilir. Diğer taraftan tavada zeytinyağı ile birlikte sarımsak, julyen doğranmış çarliston ve kaypa biberler, doğranmış patatesler, tuz ve biber eklenerek çevrilir. Patlıcan dilimlenerek tabağa yerleştirilir, ızgarada pişen domates ve soğan dilimleri tabağa alınır; tavada pişirilen patatesli karışım tabağa konur ve üzerine etler yerleştirilir. Külbastı son olarak maydanozla süslenerek servis edilir. Malzemeler: 300 gr Kuzu Eti 1 Patlıcan 1 Domates 1 Kuru Soğan 2 Çarliston Biber 2 Kapya Biber 250 gr Patates 4 diş Sarımsak Birkaç dal Maydonoz 50 gr Zeytinyağı 1 çay kaşığı Soya Sosu 1 çay kaşığı vegeta Afiyet olsun... 22 ODTÜLÜLER LER BÜLTENİ 237