Anahtar kelimeler: Keywords:



Benzer belgeler
İÇİNDEKİLER. Giriş 1 SORUŞTURMA EVRESİ. 1. SORUŞTURMA KAVRAMI ve SORUŞTURMANIN AMACI 3 2. SORUŞTURMANIN YÜRÜTÜLMESİNDEN SORUMLU MERCİ

CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARI. Stj. Av. Müge BOSTAN ERYİĞİT HUKUK BÜROSU/ANKARA

Dr. SEYİTHAN GÜNEŞ Emekli Hakim HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI

ANAYASA MAHKEMESİNDEN VERGİ USUL KANUNUYLA İLGİLİ BİREYSEL BAŞVURUYA İLİŞKİN YETKİSİZLİK KARARI

Ceza Usul Hukuku (LAW 403) Ders Detayları

İÇİNDEKİLER SUNUŞ...V ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR...XV GİRİŞ...1

İPTAL BAŞVURUSUNA KONU OLAN YASA MEDDESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA:

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINDA KANUN YOLU

CEZA MUHAKEMESİNDE BEKLETİCİ SORUN KARARININ DAVA ZAMANAŞIMININ DURMASINA ETKİSİ

TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120

Beraat Eden Sanıklar Müdafiinin Vek âlet Ücreti

Emre Can BASA MÜKELLEFLERİN ÖZEL İŞLERİNİ YAPMA SUÇU

ADLİ SİCİL KANUNU. Kanun Numarası : Kanun Kabul Tarihi : 25/05/2005. Resmi Gazete Tarihi : 01/06/2005. Resmi Gazete Sayısı : 25832

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI:

TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN ileti5252

Arş. Gör. F. Umay GENÇ

OLAĞANÜSTÜ BİR KANUN YOLU: KANUN YARARINA BOZMA

1 ( TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BURAK EDİŞ BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/11177)

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

7035 SAYILI YASA İLE TEMYİZ SÜRELERİ DEĞİŞTİ

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır?

MÜKERRİR HÜKÜMLÜLERİN İNFAZINDA MÜDDETNAME HESAPLAMALARI:

ONÜÇÜNCÜ DAİRE USUL KARARLARI. Anahtar Kelimeler : Dava Açma Süresi, Yazılı Bildirim, Başvuru Mercii ve Süresi, Hak Arama Hürriyeti

1. Ceza Hukukunun İşlevi, Kaynakları ve Temel İlkeleri. 2. Suçun Yapısal Unsurları. 3. Hukuka Aykırılık Unsuru

Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun. Kanun No:5252. Resmi Gazete:13 Kasım BİRİNCİ BÖLÜM.

PARASAL SINIRLAR TABLOSU A. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNA GÖRE PARASAL SINIRLAR VE TABLOSU

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BİLAL MÜŞTAK BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/233)

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ

ADLİ SİCİL KANUNU. Kanun Numarası : Kanun Kabul Tarihi : 25/05/2005. Resmi Gazete Tarihi : 01/06/2005. Resmi Gazete Sayısı : 25832

Vergi Davalarında Gerekçe Değişimi, Savunma Hakkını Sınırlar

Trabzon üçüncü noteri olan davalı ise, süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur.

Milletlerarası Ceza Hukuku (Özgenç)

(Resmi Gazete ile yayımı: Sayı: 25642)

İÇİNDEKİLER. Ceza Hukuku Genel Hükümler

ADLİ SİCİL KANUNU. Kanun Numarası : 5352 Kabul Tarihi : 25/5/2005 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 1/6/2005 Sayı : 25832

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ VE GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA KARARLARI. DR. ADEM ASLAN Yargıtay 11.HD. Üyesi

CEZA USUL HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI)

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... IX

IÇINDEKILER I. BÖLÜM HÜKÜM KURMA ESASLARI. f) Cezanın İnsan Onuruyla Bağdaşır Nitelikte Olması 4. da) Birim Gün Sayısının Belirlenmesi 11

Karşılaştırmalı Hukuk Işığında KAMU DAVASININ AÇILMASINDA CUMHURİYET SAVCISININ TAKDİR YETKİSİ

TRAFİK KAZASINDAN DOĞAN TAZMİNAT TALEPLERİNDE ZAMANAŞIMI

HÜKÜM KURMA SANATI I. BÖLÜM MAHKEMECE VERİLEN KARARLAR

Ceza Hukukuna Giriş. Ceza Hukukuna Giriş (Özgenç)

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/27

Sirküler Rapor /70-1 ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZEL USULSUZLUK CEZASIYLA İLGİLİ BAŞVURUYA İLİŞKİN KARARI

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Yasemin BABA Türk Ceza Kanunu nda Etkin Pişmanlık İSTANBUL ARŞİVİ

ÖZEN ÜLGEN ANAYASA YARGISINDA İPTAL KARARLARININ ETKİLERİ

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/2, S. TSK/25

T.C. YARGITAY Ceza Genel Kurulu. Karar Tarihi:

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ TÜRLERİ VE NİTELİKLERİ

Yeni İş Mahkemeleri Kanununun Getirdiği Değişiklikler

CEZA MUHAKEMESİNDE KATILAN

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI. İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Genç Asliye Ceza Mahkemesi

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI

İçindekiler. I. BÖLÜM GENEL OLARAK İCRA ve İFLÂS SUÇLARI ve YARGILAMA USULÜ

İstinaf Kanun Yolu ile Temyiz Kanun Yolu Arasındaki Fark Nedir? Hukuk Davası İçin İstinaf Mahkemesine Başvuru Şartları

İÇİNDEKİLER SUNUŞ...V ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR...XVII GİRİŞ...1

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/ Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Türk Hukukunda Azami Tutukluluk Süresinin Hesaplanmasına İlişkin Değerlendirmeler

I sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunun başvuru konusu kuralının Anayasaya aykırılığı sorunu:

İDARÎ YARGILAMA USULÜ KANUNU NUN 4. MADDESİ VE DİLEKÇELERİN KAYDA GİRİŞ TARİHİ

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER

Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI

TÜRKİYE DE CEZA VE ADALET SİSTEMİ

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BARIŞ DERİN BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/13462)

K abahatler K anunu Uyarınca Verilen Para Cezalarında İki Dereceli Yargılama Sorunu

ADLÎ SĠCĠL KANUNU Kanun Numarası : 5352 Kabul Tarihi : 25/5/2005

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2012/33 Ref: 4/33. Konu: ÇEK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN YAYINLANMIŞTIR

Medeni Usul Hukuku (LAW 315) Ders Detayları

İlgili Kanun / Madde 5521 S. İşMK. /1

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK. /Geç. 3.

Karşılıksız Çek için Para ve Hapis Cezası Var

CEZA MUHAKEMESİNDE İSTİNAF. Doç.Dr. Hakan KARAKEHYA Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi

ÖĞRETİDE VE UYGULAMADA ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI VE İCRASI

DAVACI : Nesrin Orhan Şahin vekilleri Av.Serap Yerlikaya ve Av.İlter Yılmaz

SEYFULLAH TOSUN ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURUDA MASUMİYET KARİNESİ

Anahtar Kelimeler : Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşen mahkeme kararı, özel tüketim

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA

DANIŞTAYIN SÜRESİNDE AÇILMAYAN DAVAYLA İLGİLİ KANUN YARARINA BOZMA KARARI

MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

Adli Sicil ve Arşiv Kayıtlarının 5352 Sayılı Yasaya Göre Silinmesi

Suça Sürüklenen Çocuklara Hukuki Yardım

CEZA MUHAKEMESİNDE SES VE GÖRÜNTÜ BİLİŞİM SİSTEMİNİN KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK. (Resmi Gazete: 20 Eylül 2011, sayı: 28060) BİRİNCİ BÖLÜM

Anılan rejimde ekonomik değeri olmayan atıklar ise fire olarak tanımlandığından bu atıklar dahilde işleme rejiminin konusunu oluşturmamaktadır.

ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR S. R. BAŞVURUSU

1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ NE A... ESAS NO : 2004/... KARAR NO: 2006/... UYARLAMA TALEP EDEN (HÜKÜMLÜ SANIK) : A.T.K.

CEZANIN TEŞDİDEN VERİLMİŞ OLMASI SANIK LEHİNE OLAN KANUNU UYGULAMA YENİ YÜRÜRLÜĞE KONULAN KANUNDA CEZANIN ALT VE ÜST SINIRLARININ ARTTIRILMASI

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ. Hasan Celal GÜZEL-TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:65849/01) NİHAİ KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ

Transkript:

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği ve Ertelemeyi K abul Edip Etmediğinin Sanığa Duruşma Devresinin Sona Ermesinden Önce Sorulmasının Hukuk a Aykırılığı Üzerine Arş. Gör. Fahri Gökçen TANER* * Ankara Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku ABD Öğretim Elemanı.

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği HAKEMLİ Öz Ceza yargılaması pratiğinde mahkemelerinin CMK nın 231/6. maddesi uyarınca sanığa hükmün açıklanmasını isteyip istemediğini duruşma evresinin sona ermesinden önce sordukları bilinmektedir. Oysa bu uygulama kurumun ihdas edilme amacıyla taban tabana zıttır. Makalede bir yandan hükmün açıklanmasının talep edip etmediğinin sanığı duruşmanın hangi aşamasında sorulması gerektiği üzerinde durulurken, bir yandan da kurumunun hukuki niteliği, ceza hukukunda yaptırımlar sistemindeki yeri ve özellikle hapis cezasının ertelenmesiyle ilişkisi üzerinde durulmaktadır. Anahtar kelimeler: Hükmün açıklanmasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasını kabul edip etmediğinin sanığa sorulması, CMK m. 231/6, hapis cezasının infazının ertelenmesi, Türk Ceza Hukuku nda yaptırımlar sistemi. On the legal nature of postponement of the declaration of conviction and the unlawfulness of asking the accused whether he or she accepts that prior to the termination of the hearings. ABSTRACT It is a well known fact that in the practice of criminal proceedings that the criminal courts make while acting under the Article 231/6 of the Code of Criminal Proceedings, on whether the accused accepts the postponement of the declaration of conviction prior to the termination of the hearings. Nonetheless, such practice represents a diametrically opposite standpoint to the ratio legis of the institution. In this study, en effort is put, in the first place, on providing an answer to the question of when, or in which phase, to ask the accused whether he or she accepts the postponement of the declaration of conviction. Next, the legal nature of the institution, its place in the system of criminal sanctions and especially its relation to the postponement of the execution of imprisonment judgments are analyzed. Keywords: Postponement of declaration of conviction, asking to the accused whether he or she accepts declaration of conviction, Criminal Procedure Code article 231/6, suspension of execution of imprisonment, legal sanctions system in Turkish criminal law. 2011/ 4 Ankara Barosu Dergisi 287

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği 1. Giriş Bilindiği üzere 1997 TCK Tasarısı nda da yer alan[1] hükmün açıklanmasının ertelenmesi (geri bırakılması) [2] kurumu 2005 yılında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile hukukumuza girmiş bulunmaktaydı. 5560 sayılı Kanunla, hem CMK nın 231. ve hem de Çocuk Koruma Kanunu nun 23. maddelerinde yapılan değişiklikle kurum, hem yetişkinler bakımından uygulanabilir hale getirilmiş, hem de çocuklar ile yetişkinler için kurumun denetim süresi dışında kalan uygulanma şartlarında eşgüdüm sağlanmıştır. 23.01.2008 tarihli ve 5728 sayılı kanunla ise, açıklanması ertelenebilecek hükümler bakımından cezanın üst sınırı bir yıldan iki yıla çıkarılmıştır. Bu makalenin amacı hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunu uygulanma şartlarıyla bir bütün olarak ele almak değil, hükmün açıklanmasının ertelenmesinde aranan sanığın kabulü şartının ne şekilde uygulanması gerektiği üzerinde durmaktır. Fakat söz konusu temel sorun ele alınmadan önce kurumun hukuki niteliği üzerinde durulmasında yarar görülmüştür. 2. Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun hukuki niteliği Öncelikle belirtmek gerekir ki bir normun ceza hukukuna mı yoksa ceza muhakemesi hukukuna ait olduğunun belirlenmesi, teorik bir tartışmadan ibaret değildir. Bu iki hukuk dalının gerek yorumlanması gerekse uygulanmasında kabul edilen farklı ilkeler, normun hangi alana ait olduğunun belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. [3] Bu iki hukuk dalının kayda değer farklılıklarından kısaca bahsetmek gerekirse örneğin bir normun maddi ceza hukukuna [4] ait olduğunu kabul etmek, aynı zamanda failin lehine ise geriye yürüyebileceğini ve suç ve [1] Bkz. ARTUK, Mehmet Emin GÖKCEN, Ahmet YENİDÜNYA, A. Caner: Ceza Hukuku Genel Hükümler II Yaptırım Hukuku, Ankara 2003, s. 295. [2] Kanunda yer alan terim olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması yerine, neden hükmün açıklanmasının ertelenmesi teriminin tercih edildiği hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. TANER, Fahri Gökçen: Ceza Hukukunda Zamanaşımı, Ankara 2008, s. 95. Ayrıca, kavram daha iyi yansıttığı gerekçesiyle isabetli olarak öğretide hükmün hukuki sonuç doğurmasının ertelenmesi ismi de önerilmektedir. Bkz. EREL, Kemalettin: Yargıtay Kararları Işığında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 3 Yılı içinde, İstanbul 2009, s. 331. [3] ANTOLISEI, Francesco: Manuale di diritto penale, Milano 1997, s. 18. [4] Aslında maddi ceza hukukunun karşıtı şekli ceza hukukudur ve bugünkü ceza muhakemesi hukukuna karşılık gelmektedir. Fakat zaman içerisinde ceza muhakemesinin bir şekilden, bir aletten çok daha fazlası olduğu ve kendine özgü bir içeriği olduğu sonucuna varılmış ve şekli ceza hukuku ifadesi terk edilmiş, buna karşın maddi ceza hukuku terimi olduğu gibi kalmıştır. Bu kıymetli bilgileri aktardığımız ve terimler konusundaki hassasiyetini hayranlıkla izlediğimiz KUNTER ise maddi ceza hukuku terimini de doğru bulmamakta 288 Ankara Barosu Dergisi 2011/ 4

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği HAKEMLİ ceza teşkil ediyorsa kıyas yasağına tabi olduğunu söylemektir. Normun bir ceza muhakemesi normu olduğunu ifade etmek ise, onun derhal uygulanırlığını ve eğer istisna bir hüküm değilse kıyas yasağına tabi olmadığını kabul etmek anlamına gelir. Bilindiği üzere bir normun ceza kanununda veya ceza muhakemesi kanununda yer alıyor olması, bu normun hukuki niteliğini belirlenmesi açısından kesin bir ölçüt teşkil etmemektedir. Zira ceza kanununda yer alan ceza muhakemesi normları bulunduğu gibi, ceza muhakemesi kanununda yer alan ceza normları da vardır. Bu hususta ayırıcı ölçüt, normun işlevinde saklıdır. Suçun varlığına, uygulanacak yaptırımın türüne ve usulüne ilişkin normlar maddi ceza hukuku normudur. Bu normlar özünde devletin cezalandırma yetkisinin doğuşunun, değişmesinin ve sona ermesinin dayandığı genel ve özel şartları belirlemektedir. Buna karşılık ceza normlarının ihlali halinde, bu ihlalleri ve failleri belirlemenin şartlarını, başka bir deyişle ceza normlarının ihlali halinde buna ilişkin yaptırımın faile uygulanmasını sağlamaya yönelik faaliyetleri düzenleyen normlar ise ceza muhakemesi normlarıdır. [5] Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun yürürlüğe girdiği ilk zamanlarda hukuki niteliği üzerinde pek durulmamış tartışmalar daha çok kurumun dolaylı bir af etkisi yaratacağı hususuna ve verilen karara karşı başvurulacak kanun yolu konusuna odaklanmıştır. [6] Ne var ki 23.01.2008 tarihli ve 5728 sayılı kanunla, kurum CMK ya 5560 sayılı kanunla eklendiğinde belirlenmiş olan ceza üst sınırı bir yıldan iki yıla çıkarıldığında, bu lehe kanun değişikliğinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışması kurumun hukuki niteliğinin gözden geçirilmesini gerektirmiştir. Öğretide kurumun bir ceza muhakemesi normu [7] veya karma nitelikte bir norm [8] olduğuna ilişkin görüşler ileri sürülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise, 19.02.2008 tarih ve 2008/25 sayılı kararında hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun kamu davasının ve suç hukuku terimini önermektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz. KUNTER, Nurullah: Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, İstanbul 1981, s. 11. [5] ANTOLISEI: s. 18; TOROSLU, Nevzat FEYZİOĞLU, Metin: Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2011, s. 3. [6] Konuya ilişkin tartışmalar için bkz. ZAFER, Hamide: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Karşı Yapılacak İtirazın İncelenme Usulü, İş Dünyası ve Hukuk Prof. Dr. Tankut Centel e Armağan içinde, İstanbul 2011, s. 846-852. OLGUN, Sevinç: Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Hükmün Açılanmasının Geri Bırakılması, Terazi Hukuk Dergisi, S. 22, Haziran 2008, s. 66-68; ARAS, Bahattin: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Sorunu ve Uygulamadaki Sorunlar, Terazi Hukuk Dergisi, S. 22, Haziran 2008, s. 81-84; EREL: s. 331-333 ve s. 344-346; MAHMUTOĞLU, Fatih: Kamu Davasının Açıklanmasının Ertelenmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 3 Yılı içinde, İstanbul 2009, s. 366-368. [7] MAHMUTOĞLU: s. 356. [8] EREL: s. 332. 2011/ 4 Ankara Barosu Dergisi 289

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği düşmesi sonucunu doğurmasından harekete sanık ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdiren düşme nedenlerinden biri olduğunu tespit etmiş ve kurumun CMK da yer almasının onun bu karma niteliğini değiştirmeyeceği sonucuna varmıştır. [9] Zaman bakımından uygulama hususundaki tartışmaları sona erdiren başka bir kararda ise Genel Kurul söz konusu tespitten hareket ederek yine teorik tartışmalardan kaçınmış ve lehe olan hükmün geriye yürüyeceğine ilişkin kuralın, hükmü açıklanmasının ertelenmesi kurumu için uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. [10] Tüm bu görüşlere karşın kanımızca hükmün açıklanmasının ertelenmesi, saf bir maddi ceza hukuku normudur. Zira devletin cezalandırma yetkisinin belirli bir süre kullanılmamasına ve denetim süresi şartlara uygun geçirildiği takdirde, sanık bakımından bu yetkinin ortadan kalkmasına yol açmaktadır. Kurumun etkilerini ceza muhakemesi alanında da göstermesi, niteliğini belirlemek açısından yanıltıcı olmamalıdır. Örneğin cezalandırma ilişkisini ortadan kaldıran şikâyet dışındaki kurumların [11] (zamanaşımı, af vb.) maddi ceza hukukuna ait olduğu kabul edilmektedir ve bunların en yaygın sonucu tipik bir ceza muhakemesi kurumu olan davanın düşmesidir. Öğretide devletin cezalandırma yetkisinin düşmesinin muhakeme hukukunu da otomatik olarak etkilemesi refleks etki olarak adlandırılmaktadır. [12] Bu noktada sebep yerine sonuçtan hareket etmek bizi kaçınılmaz olarak yanlış sonuca götürecektir. Ceza muhakemesinde ortaya çıkan etkiler birer sonuçtur, sebep ise dava ve ceza ilişkisini ortadan kaldıran nedenin kendisidir. İnceleme konumuz bakımından bu neden hükmün açıklanmasının ertelenmesidir. Bunlara ek olarak hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun tarihi süreç içerisinde ortaya çıkışı incelendiğinde de kurumun hukuki niteliği hakkında önemli ipuçlarına ulaşılmaktadır. Bilindiği üzere hukuk kurumları birden ortaya çıkan şeyler değildir, bunlar yirmi yüz yıllık bir hukukun dönüşüm sonuçlarıdır ve uygulandıkları diğer hukuk sistemlerinde de bir tarihçeleri vardır. [13] Kabul ettiğimiz görüşe göre cezanın amacı suçluyu ıslah etmektir. [14] Ne yazık ki infaz hukukuna ilişkin tecrübeler, bu amacının ulaşılmak istenen bir ideal olarak oldukça uzakta olduğunu göstermektedir. Özellikle cezaevlerinin elverişsiz koşulları nedeniyle, özgürlüğü bağlayıcı cezalardan beklenen [9] Karar için bkz. EREL: s. 332. [10] YGCK, E. 2008/11-250, K. 2009/13, T. 03.02.2009, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası ( SGT: 15.11.2011) [11] Şikâyetin hukuki niteliği konusunda bkz. GÜNGÖR, Devrim: 5237 ve 5271 sayılı Kanunlar Işığında Şikâyet Kurumu, Ankara 2009, s. 28-31. [12] Bkz. ÖNDER, Ayhan: Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, İstanbul 1992, s. 776. [13] HİRŞ, Ernest: Pratik Hukukta Metod, 3. Baskı, Ankara ( yayın yılı belirtilmemiş), s. 89. [14] HAFIZOĞULLARI, Zeki ÖZEN, Muharrem: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2010, s. 430-436. 290 Ankara Barosu Dergisi 2011/ 4

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği HAKEMLİ faydanın sağlanamaması, belirli bir düzeyi aşmayan cezalara mahkûm olanların hapsedilmeleri yerine, infazlarının belirli bir süre ertelenmesi düşüncesini doğurmuştur. [15] Hapis cezasının ertelenmesi kurumunun kabulünde etken olan bu düşüncelerle, hem hükümlünün ceza evine girmemesine karşın yasalara saygılı davranmayı öğrenmesinin sağlanması, hem hükümlünün cezaevinde yeni suç teknikleri öğrenmesinin önüne geçilmesi, hem de devletin infazdan kaynaklanan masraflardan tasarruf etmesi amaçlanmıştır. [16] Erteleme kurumunun tarihi geçmişi ve ortaya çıkışında etken olan nedenler incelendiğinde, zaman içerinde ortaya çıkan ihtiyaçlar çerçevesinde Kıta Avrupası nda erteleme kurumu olduğu yerde kalırken Anglo Sakson Hukukundaki erteleme kurumdan bazı kurumların türetildiği ve bunlardan birinin hükmün açıklanmasının ertelenmesi olduğu net bir şekilde görülmektedir. [17] Bu durum esasında hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun, bir maddi ceza hukuku kurumu olan ertelemenin özel bir şeklini teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. [18] Bunlara ek olarak, hükmün açıklanmasının ertelenmesinin ardından başlayan denetim süresi boyunca dava zamanaşımı süresini durdurması da ( CMK m. 231/8), kanun koyucunun hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunu devletin cezalandırma yetkisiyle ilişkili gördüğünün bir kanıtıdır. Bu durumda zamanaşımının durmasının nedeni devletin cezalandırma yetkisini kullanmak için herhangi bir işlem yapmasının mümkün olmamasıdır. [19] Nitekim hükmün açıklanmasının ertelenmesinin ardından hükmedilen denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden ve denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılarak geçirilmesi halinde dava ve ceza ilişkisinin düşmesi de, cezalandırma yetkisinin ortadan kalkmasının bir sonucudur. Dolayısıyla söz konusu denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden ve denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılarak geçirilmesi, dava ve ceza ilişkisini ortadan kaldıran özel bir nedendir. [20] [15] Bkz. DEMİRBAŞ, Timur: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. Baskı, Ankara 2009, s. 634. [16] Bkz. DEMİRBAŞ: s. 634; CENTEL, Nur ZAFER, Hamide ÇAKMUT, Özlem: Türk Ceza Hukukuna Giriş, 5. Bası, Ankara 2008, s. 660. [17] ÖNDER in1963 yılında yazdığı tecile benzer kurumlar altında hükmün açıklanmasın ertelenmesini de ele aldığı eseri bu husus ne t bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. ÖNDER, Ayhan: Ceza Hukukunda Tecil ve benzeri Müesseseler, İstanbul 1963, s. 21-60. [18] ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA: s. 295. [19] TANER: s. 96. [20] Kamu davasında hükmün açıklanmasının ertelenmesinin ardından hükmedilen denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden ve denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılarak geçirilmesinin dava ve cezayı ( dava ve ceza ilişkisini) düşüren özel bir neden olduğu ve genel nedenlerin neler olduğu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. TANER: s. 27-29. 2011/ 4 Ankara Barosu Dergisi 291

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği 3. Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun yaptırımlar sistemi içerisindeki yeri Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunda sanığın rızasının ne şekilde alınması gerektiğine ilişkin tespitler yapmadan önce, kurumun hukukumuza getiriliş amacını 765 sayılı TCK ile karşılaştırma yaparak açıklamak yerinde olacaktır. Hukukumuza hükmün açıklamasının ertelenmesi kurumunun girmesiyle, erteleme kurumuyla aralarında önemli bir işlev değişikliği olmuştur. Şöyle ki: Erteleme, 765 sayılı TCK döneminde hükümlünün belirli bir süre suç işlememesi halinde, aldığı cezayı ve mahkûmiyetin tüm sonuçlarını ortadan kaldıran bir kurum olarak düzenlenmişti. 5237 sayılı TCK nın sisteminde ise erteleme bu işlevi, hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumuna bırakmıştır. Zira 5237 sayılı kanun uyarınca ertelenmiş hapis cezası, belirlenen denetim süresinin sonunda infaz edilmiş sayılır. Dolayısıyla mahkûmiyet hükmü adli sicil kaydının arşiv kısmında varlığını sürdürmeye devam eder. [21] Oysa hükmün açıklanmasının ertelenmesinde belirlenen denetim süresi sonunda zaten hiç sonuç doğurmamış olan hüküm, tamamen ortadan kalkar ve kişi hayatını bu hüküm sanki hiç var olmamış gibi sürdürür. Özel bir sicilde tutulan açıklanması ertelenen hüküm hiçbir zaman arşiv kaydı da dâhil olmak üzere adli sicil kaydına girmez. Görüldüğü üzere hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunu ihdas ederek kanun koyucu ilk kez görece hafif suç işleyen kişilere denetim süresi sonunda yaşamlarına hiçbir değişiklik olmamış gibi devam etmeleri için bir şans vermektedir. Kurum, özel önleme etkisiyle bir yandan sanığı denetim süresi içerisinde suç işlememeye teşvik ederken, bir yandan da sanığı cezaevinin olumsuz ortamından korumaktadır. Kanun koyucunun hükmün açıklanmasının ertelenmesi ve erteleme kurumlarını birbirine paralel gördüğünün bir diğer göstergesi ise CMK nın 325/2. maddesindeki düzenlemedir. Hüküm uyarınca hem erteleme hem de hükmün açıklanmasının ertelenmesi halinde yargılama giderleri sanığa yüklenmektedir. Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumu bu haliyle hapis cezasının ertelenmesinden bir önceki basamağı teşkil etmektedir ve ertelemeden daha lehedir. Aynı şekilde seçenek yaptırımlara çevirme kurumundan da daha lehe olduğu kuşkusuzdur. Öyleyse her davada hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun uygulanıp uygulamayacağı, diğer kurumlara göre bir öncelik arz etmektedir. [21] Ayrıntılı bilgi için bkz. HAFIZOĞULLARI-ÖZEN: s. 479 ve 486. 292 Ankara Barosu Dergisi 2011/ 4

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği HAKEMLİ 4. Kurumun uygulanmasının sanığın rızasına bağlanmasının anlam ve önemi CMK nın 231/6. fıkrasına Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez hükmünü ekleyen 6008 sayılı Kanunun 7. maddesine ilişkin Adalet Komisyonu Raporu şu şekildedir: Uygulamada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesiyle yargı yoluna müracaat halinde beraat edeceğini düşünen sanığın bu hakkı elinden alınmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları itiraza tabi olup; uygulamada itiraz mercii kararları şeklen incelemektedir. Her iki durumda da sanığın suçsuzluğunu ispat amacıyla kararı temyiz incelemesine götürmesi mümkün değildir. Bu sebeple sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı olduğunu beyan etme ve dolayısıyla temyiz mahkemesinde beraat etme hakkının elinden alınmaması düşüncesiyle anılan hükmü ihdas eden madde eklenmiştir [22] Rapordan anlaşıldığı üzere, hükmün ihdas amacı sanığın aklanmayı isteme hakkına ( kısaca aklanma hakkı) saygı gösterilmesidir ve hukukumuzda genellikle göz ardı edilen bu hakkın dikkate alınması olumlu bir gelişmedir. Buna ek olarak uygulamada karşılaşılan tek sorun sanığın aklanmayı isteme hakkından ibaret de değildi. Her ne kadar açıklanması ertelenmiş hüküm ceza hukuku açısından sonuç doğurmuyorsa da, bu hükümle sanığa isnat edilen suçun sübuta erdiği kabul edildiğinden özellikle özel hukuk alanındaki davalarda hükmün açıklanmasını ertelenmesine dair karar delil olarak kullanılabilmekteydi. Ceza mahkemesinin tespiti karşısında bu durum özel hukuk mahkemeleri önünde sanığın durumunu son derece zorlaştırmakta, fakat kurumun uygulanması hâkimin takdirine bırakıldığı için sanık çaresiz kalmaktaydı. Her iki gerekçeyle de hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumunun sanığın kabulüne bağlanması son derecede yerinde olmuştur. Hükmün açıklanmasının ertelenmesinin sanığın kabulüne bağlanması suçsuzluk karinesi, mahkemeye başvuru hakkı ve adil yargılanma hakkı açısından doğan sorunlar çözümlenmiş görünmektedir. [23] Böylelikle sorun ortadan kalktığı düşünülürken, bu sefer de beklenmedik bir şekilde ceza mahkemelerinin sanığa hükmün açıklanmasının ertelenmesini isteyip istemediğini duruşmanın hangi aşamasında sordukları sorunu ortaya çıkmıştır. Uygulamada bazı mahkemelerin sanığa sorgusu sırasında, hükmün açıklanmasının ertelenmesini isteyip istemediğini [22] 23. Dönem 4. Yasama Yılı, 526 sayılı Adalet Komisyonu Raporu, s. 32. [23] ZAFER: s. 857. 2011/ 4 Ankara Barosu Dergisi 293

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği sordukları bilinmektedir. [24] Söz konusu uygulama büyük ihtimalle iyi niyetli bir şekilde hâkimlerin sanığı sorguladıktan sonra CMK nın 196. maddesi uyarınca duruşmadan bağışık tutmak istemelerinden kaynaklanmaktadır. Fakat bu uygulama bünyesinde çok ciddi bir mantık çelişkisini ve hukuksuzluğu barındırmaktadır. Şöyle ki: Hâkim duruşmanın başında, daha deliler dahi ortaya konmamışken sanığa gelecekte açıklanacak niteliği belirsiz bir hükmün açıklanmasını isteyip istemediğini sormaktadır. Peki sanık, ne olduğunu bilmediği hükmün açıklanmasını isteyip istemediğine neye göre karar verecektir? Ortaya çıkmamış bir hükmün, açıklanmasının istenilip istenilmediğinin sorulması mantıksal bir çelişki değil midir? Bu noktada sanık adeta kendi geleceğine ilişkin şu iki olasılık üzerinde kumar oynamaya mahkûm edilmektedir: a. Teklifin reddi halinde İlk olasılıkta sanık hükmün açıklanmasının ertelenmesini kabul etmenin mahkeme üzerinde suçu işlediği şeklinde bir kanat oluşturacağını ve/veya isnat edilen suçu işlemediğini düşünerek, teklifi reddedebilir. Ceza muhakemesi, özünde savcılığın ve sanığın ( varsa müdafiiyle birlikte) hâkimi ikna çabasından başka bir şey değildir. İddia ve savunma makamları, hâkimin vereceği hükmü etkileyecek tez ve anti tezleri sunarak hâkimi ikna etmeye çalışmaktadırlar. [25] Bu şartlar altında sanığın, hâkimi peşinen suçu işlediğini düşündürecek davranışlardan kaçınması son derece muhtemeldir. Bilindiği üzere hâkim, günümüzde dahi ceza adaletinin uygulanması için duygulu ve düşünceli bir araç sayılmaktadır. [26] Bu nedenle her ne kadar profesyonel de olsa, insan psikolojisini etkileyen her durum, eninde sonunda hâkimi de etkileyecektir ve sanık da bunu bilmektedir. Ayrıca hükmün açıklanmasının ertelenmesi teklifinin kabulü ve denetim süresinin şartlara uygun olarak geçirilmesi halinde, hükmün hiç temyiz incelemesinden geçmeyecek olmasının, hakimin daha rahat davranmasını sağlayabilecek bir diğer etken olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Öyleyse sanığın hükmün açıklanmasının ertelenmesini daha duruşmanın başında kabul etmesinin hâkimi sanığın suçu işlediği hususunda etki altında bırakabileceğini kabul etmek zorunlu olmaktadır. Oysa bu durum sanığın savunmasını serbestçe belirlemesi imkânını elinden almakta ve onu iki bilinmez arasında bir seçim yapmaya yönlendirmektedir. Kanımızca bu durum hem Anayasa da hem de AİHS de ifadesini bulan adil yargılanma hakkına aykırıdır. [24] Örnek bir duruşma tutanağı için bkz. Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi nin 2011/362 numaralı dosyasının 19.07.2011 tarihli ilk celse tutanağı. [25] FEYZİOĞLU, Metin: Vicdani Kanaat, Ankara 2002, s. 113; KUNTER: s. 38. [26] EREM, Faruk: Adalet Psikolojisi, Ankara 2003, s. 323. 294 Ankara Barosu Dergisi 2011/ 4

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği HAKEMLİ Bu durumda sanık mahkûm olduğu takdirde de iki olasılık ortaya çıkar. Eğer ortaya çıkan hükümdeki ceza temyiz sınırının altında ise, sanık hükümlü sıfatını alır ve cezasının infazına geçilir. Bu durumda hükümlünün tek yapabileceği kanun yararına bozma yoluna gitmektir. Kanımızca burada kanun yararına bozma kurumuna ilişkin bozma nedenlerinin düzenlendiği 309/4-b bendi uyarınca savunma hakkının kısıtlanmasını doğuran bir usul işlemi vardır ve hükmün kanun yararına bozulması gerekir. Bunun üzerine yeniden yapılacak yargılamada verilecek hüküm (ilk hükümle aynı dahi olsa) sanığa okunmalı ve açıklanmasını isteyip istenmediğinin sorulmalıdır. Belirtmek gerekir ki tüm ceza davaları ve hükümler içinde küçük bir azınlık olan temyiz sınırının altındaki hükümler, zaten görece hafif suçları kapsamına alan hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumu bakımından ciddi bir oran teşkil etmektedir. [27] Eğer hükümdeki ceza temyiz sınırının üstünde ise, sanık hükmü temyiz edebilir fakat bu halde dahi dosya Yargıtay tarafından bozularak, ilk derece mahkemesi tarafından yeni bir hüküm verilmedikçe [28], hükmün açıklanmasının ertelenmesini talep edemez. Hükmün onanması halinde ise hüküm kesinleşir ve sanığı hükmün açıklanmasını talep etmesi imkânsız hale gelir. b. Teklifin kabulü halinde Sanık mahkûm olduğu takdirde eğer kanunda öngörülen sınırların altında kalan bir ceza söz konusu ise hükmün açıklanması geriye bırakılır. Bu olasılık görüldüğü üzere, 6008 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki otomatik uygulamayla aynı sonucu vermektedir. 5. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını kabul edip etmediğinin sanığa duruşmanın hangi aşamasında sorulması gerektiği sorunu Görüldüğü üzere sanığın aklanmayı talep etmesini amaçlayan düzenleme, böyle amacıyla çelişen bir şekilde uygulandığında sanık açısından tamamen bir risk teşkil etmektedir. Belirtmek gerekir ki bu noktada itirazımız aklanmayı isteyen [27] 2009 yılı adli istatistiklerine göre sulh ceza mahkemeleri tarafından yargılaması yapılan sanıkların %53,7 si (113.117 kişi) adli veya idari para cezasıyla cezalandırılmıştır. Sanıkların %7,5 i ise hapis cezası almıştır (15.889 kişi). Bu sanıkların büyük bir kısmının, hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumun kapsamına girdiğini ileri sürmek, sanırız abartılı bir tahmin olmayacaktır. İstatistik için bkz. http://www.adlisicil.adalet. gov.tr/istatistik_2009/ ceza/ceza11.pdf.( SGT: 02.11.2011) [28] Eğer bu yeni hüküm de kanundaki şartları sağlıyorsa bu halde açıklamanın ertelenmesini kabul edip etmediği sanığa yeniden sorulmalıdır. 2011/ 4 Ankara Barosu Dergisi 295

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği sanığın mahkûm olmasına değildir. Elbette aklanmayı isteyen sanık beraat edebileceği gibi mahkûm da olabilir. Uygulamanın her şartta sanık lehine sonuç vermesi zorunlu değildir. Fakat gözden kaçan nokta şudur: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasını istemek zaten muhakeme sonucunda mahkûm olan sanığa verilen bir haktır. Beraat eden sanık bakımından böyle bir olasılık zaten düşünülemez. Fakat ne yazık ki ceza mahkemelerinin uygulaması nasıl ki şikâyetçi olup olmadığını katılana soruluyorsa, aynı şekilde hükmün açıklanmasının ertelenmesini isteyip istemediğini usulen sanığa sormak yönündedir. Zannederiz bu iki kurum birbirinden tamamen farklı olduğu, herhangi bir açıklamayı gerektirmeyecek şekilde ortadadır. 6. Sonuç: Hükmün açıklanmasının ertelenmesini kabul edip etmediği sanığa duruşma devresinin sona ermesinden sonra, hüküm verilirken sorulmalıdır Görüldüğü üzere ortaya çıkmamış bir hükmün, açıklanmasının istenilip istenilmediğinin sorulması büyük bir mantıksal çelişkidir. Zira sanığın bilmediği bir şeyin, açıklanmasını isteyip istemediğine rasyonel olarak karar vermesi mümkün değildir. Bilindiği üzere ceza muhakemesinin kovuşturma evresi esas olarak dört devreden oluşmaktadır. Bunlar, duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu devreleridir. [29] Hükmün açıklanmasının ertelenmesinin gündeme gelebileceği bir davada, ikinci devre olan duruşma devresinin sonunda sanığın suçlu olduğu mahkemece kabul edildikten sonra üçüncü devre olan hüküm devresine geçilir. Bu devrede hüküm sanığa okunmalı ve açıklamanın ertelenmesini isteyip istemediği kendisine sorulmalıdır. Böylelikle sanık (ve varsa müdafii) durumu bir bütün olarak değerlendirecek ve lehinde olduğunu düşündüğü şekilde hareket edebilecektir. Zaten kurumun hukuk sistemine kazandırılmasıyla amaçlanan da budur. Aksi uygulama ise ne yazık ki sanığı kendi geleceği üzerinde kumar oynamak zorunda bırakmaktadır. Sanık, pembe bir karton dosya üzerindeki yıl ve sayı kombinasyonu veya bir an önce bitirilmesi gereken bir iş değildir. Sanık, insandır. Ceza muhakemesi ise artık ezberlenmiş kuralların sırasıyla arka arkaya uygulandığı sürecin değil, sanık sıfatını taşıyan insanın, sağlıklı ve adil bir şekilde yargılandığı sürecin adıdır. Böyle bir yargılama ise ancak hukuk normlarının konuluş nedenleri (ratio legis) [29] TOROSLU-FEYZİOĞLU: s. 277. 296 Ankara Barosu Dergisi 2011/ 4

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği HAKEMLİ gözden kaçırılmaksızın amaçsal olarak yorumlanmaları ile mümkündür. [30] Aksi takdirde ceza muhakemesinin şekli ceza hukuku [31] olduğu günlerden bugüne çok şeyin değiştiğini söylemek günden güne inandırıcılığını yitirecektir. [30] Aslında amaçsal (teleolojik-gai) yorum, kanun koyucunun bir hukuk kuralını öngörmekle izlediği amacın belirlenmesi işinden başka bir şey değildir. Ayrıntılı bilgi için bkz. EDİS, Seyfullah: Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri, 6. Bası, Ankara 1997, s. 196; ARAL, Vecdi: Hukuk ve Hukuk Bilmi Üzerine, 6. Bası, İstanbul 1991, s. 186-193. [31] Şekli ceza hukuku hakkında bkz. 4 numaralı dipnot. 2011/ 4 Ankara Barosu Dergisi 297

HAKEMLİ Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin (Geri Bırakılmasının) Hukuki Niteliği K A Y N A K Ç A ANTOLISEI, Francesco: Manuale di diritto penale, Milano 1997. ARAL,Vecdi: Hukuk ve Hukuk Bilmi Üzerine, 6. Bası, İstanbul 1991. ARAS, Bahattin: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Sorunu ve Uygulamadaki Sorunlar, Terazi Hukuk Dergisi, S. 22, Haziran 2008, s. 71-88. ARTUK, Mehmet Emin GÖKCEN, Ahmet YENİ- DÜNYA, A. Caner: Ceza Hukuku Genel Hükümler II Yaptırım Hukuku, Ankara 2003. CENTEL, Nur ZAFER, Hamide ÇAKMUT, Özlem: Türk Ceza Hukukuna Giriş, 5. Bası, Ankara 2008. DEMİRBAŞ, Timur: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. Baskı, Ankara 2009. EDİS, Seyfullah: Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri, Ankara 1997. EREL, Kemalettin: Yargıtay Kararları Işığında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 3 Yılı içinde, İstanbul 2009, s. 329-348. EREM, Faruk: Adalet Psikolojisi, Ankara 2003. FEYZİOĞLU, Metin: Vicdani Kanaat, Ankara 2002. GÜNGÖR, Devrim: 5237 ve 5271 sayılı Kanunlar Işığında Şikayet Kurumu, Ankara 2009. HAFIZOĞULLARI, Zeki ÖZEN, Muharrem: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2010. HİRŞ, Ernest: Pratik Hukukta Metod, 3. Baskı, Ankara (yayın yılı belirtilmemiş). KUNTER, Nurullah: Ceza Muhakemesi Hukuku, 9. Bası, İstanbul 1989. MAHMUTOĞLU, Fatih: Kamu Davasının Açıklanmasının Ertelenmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 3 Yılı içinde, İstanbul 2009, s. 349-368. OLGUN, Sevinç: Ceza Muhakemesi Kanun na Göre Hükümn Açılanmasının Geri Bırakılması, Terazi Hukuk Dergisi, S. 22, Haziran 2008, s. 63-70. ÖNDER, Ayhan: Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. II-III, İstanbul 1992. HAFIZOĞULLARI, Zeki ÖZEN, Muharrem: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2010. TANER, Fahri Gökçen: Ceza Hukukunda Zamanaşımı, Ankara 2008. TOROSLU, Nevzat FEYZİOĞLU, Metin: Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2011. ZAFER, Hamide: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Karşı Yapılacak İtirazın İncelenme Usulü, İş Dünyası ve Hukuk Prof. Dr. Tankut Centel e Armağan içinde, İstanbul 2011, s. 846-860. 298 Ankara Barosu Dergisi 2011/ 4