POSTMODERNİZM VE HUKUK KISA BİR BAKIŞ- Altan Heper *



Benzer belgeler
Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRUİYETİ

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS FELSEFEYE GİRİŞ DKB

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ... iii GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM SOSYOLOJİYE GİRİŞ

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

BİRDEN GÜNGÖREN BULGAN GEORG JELLİNEK İN HAK VE DEVLET KURAMI

ÖZGEÇMİŞ Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası nın Kurduğu Hükümet Rejimi (1998)

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

Editörler Prof.Dr. Mimar Türkkahraman & Yrd.Doç.Dr.Esra Köten SİYASET SOSYOLOJİSİ

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Mikro İktisat SPRI

DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE. 1 Dersin Adı: Çağdaş Sosyoloji Teorileri. 2 Dersin Kodu: SSY Dersin Türü: Zorunlu. 4 Dersin Seviyesi: Lisans

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları

Bürokrasi ve Türkiye Bürokrasisi (KAM 302) Ders Detayları

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Medya Çalışmalarında Temel Metinler MES

Genel Devlet Teorileri (LAW 423) Ders Detayları

Siyasal Partiler ve Seçim Sistemleri (KAM 314) Ders Detayları

Bölüm 6 DEVLET KAVRAMI I. Devlet Terimi

FELSEFE BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ I.YARIYIL DERSLERİ

SİYASET SOSYOLOJİSİ (SBK307)

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Siyaset Bilimine Giriş I SBG Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ÇAĞDAŞ DİNİ AKIMLAR İLH

Fen - Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Uluslararası Özel Hukuk (LAW 412) Ders Detayları

HUKUK VE HUKUK BİLİMİ ÜZERİNE

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

SİYASET SOSYOLOJİSİ (SBK307)

Prof.Dr. ÜMİT TATLICAN

SORUNLARINA ÖRNEKLERLE BĐR B R BAKIŞ

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

ANAYASA MAHKEMESİ KARAR GEREKÇELERİNİN BAĞLAYICILIĞI SORUNU

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

BİRİNCİ KISIM HUKUK VE FELSEFE BİRİNCİ BÖLÜM 21. YÜZYİL BAŞINDA HUKUKA İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR - I

Uluslararası Hukuk I (IR301) Ders Detayları

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUM VE HUKUK

Küresel Politikada İnsan Hakları (IR408) Ders Detayları

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI

HUKUK FELSEFESİNİN TEMEL SORUNLARI

Uluslararası İlişkilerde Güvenlik Çalışmaları Bahar 2018 IV. Güvenliğe Eleştirel Yaklaşımlar - II. Aberystwyth ve Paris Ekolleri

Doç. Dr. SERDAR GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

2 Ders Kodu: KMY Ders Türü: Seçmeli 4 Ders Seviyesi Yüksek Lisans

Anayasa Hukuku (KAM 201) Ders Detayları

Uluslararası Siyasi İktisat (IR211) Ders Detayları

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEDYA ÇALIŞMALARI DOKTORA PROGRAMI

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ. 1.Eğitim Bilimi Nedir? 21

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine "asif philosopy/mış gibi felsefe" deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar var"mış gibi" hareket edeceksin.

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI DERS/MODÜL/BLOK TANITIM FORMU. Dersin Kodu: FEL 3004

Modern Edebi Teori ve Eleştiri (ELIT 404) Ders Detayları

Yakın Çağ da Hukuk. Jeremy Bentham bu dönemde doğal hukuk için "hayal gücünün ürünü" tanımını yapmıştır.

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

Türk Parlamento Hukuku (LAW 256) Ders Detayları

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK DERS PROGRAMI (İNG. KAPANDIKTAN SONRA)

T.C. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTİSÜ SOSYOLOJİ ANABİLİM DALI

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2012/88

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ İKTİSDİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİŞLER BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar

Siyaset Psikolojisi (KAM 318) Ders Detayları

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

1. İnsan Hakları Kuramının Temel Kavramları. 2. İnsan Haklarının Düşünsel Kökenleri. 3. İnsan Haklarının Uygulamaya Geçişi: İlk Hukuksal Belgeler

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS KELAM VE İSLAM MEZHEPLERİ ILH

HUKUK FELSEFESİ AÇISINDAN YARARCILIK TEORİSİNİN ELEŞTİRİSİ

POSTMODERNĐZM (MODERNĐZM ÖTESĐ) Dr. Yavuz BAYRAM *

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (2012) Stratejik Plan. Ankara: ASPB

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ

MEVLÜT GÖL KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA ANAYASA BAŞLANGIÇLARININ SEMBOLİK VE HUKUKİ DEĞERİ

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK DIŞ POLİTİKASI SPRI Program Öğrenme Çıktıları 13,14,15 13,14,15

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Hukuk ve Kadın (LAW 225) Ders Detayları

Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım. Bora Güngören 26 Ağustos 2006

Siyaset Sosyolojisi (KAM 305) Ders Detayları

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

Kariyer ve Profesyonel Ağlar

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

Fen - Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Programı

Yrd. Doç. Dr. TAHSİN ERDİNÇ Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi İNSAN ODAKLI DEVLET VE ÖZGÜRLÜK ÖNCELİKLİ ANAYASA

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

İSMAİL TAŞ, MEHMET HARMANCI, TAHİR ULUÇ,

ŞUBE SAYISI HUK 101 HUKUK BAŞLANGICI I HUK 102 HUKUK BAŞLANGICI II TAR 106 BİLİM TARİHİ

Transkript:

Altan Heper, Postmodernizm ve Hukuk -Kısa Bir Bakıș-, Hukuk Kuramı, C. 2, S. 2, Mart-Nisan 2015, ss. 1-6. POSTMODERNİZM VE HUKUK KISA BİR BAKIŞ- Altan Heper * * Yard. Doç. Dr. Dr. Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Tübingen Üniversitesi.

Heper/ Postmodernizm ve Hukuk 1. Postmodernizm nedir? Postmodernizmin ne zaman başladığı her ne kadar tartışılsa da, ikinci dünya savaşından bu yanayı kapsadığını söylemek mümkündür. Postmodern terimindeki post (sonrası, ötesi) sözcüğü modern dönemin tamamlandığını ifade eder. Postmodernliğin bu anlamda modernliğin sonrası, sonrası hatta karşıtı olduğu ifade edilebilir. Tabii post modernizmi ve post modern dönemi anlayabilmek için modernizmi ve modern dönemi belirlememiz gerekli. Moderniteyi aydınlanmanın başından ikinci dünya savaşının sonuna kadar belirlediğimizde, o yandan günümüze değin post modern düşünürlerle, post modern bir dönemde yaşamaktayız. Postmodern anlayışlar her türlü temeldenci felsefeyi (fundementalizmi), bilim teorisi açısından aklı veya tecrübeyi bilginin kaynağı olarak esas alan anlayışları reddeder (Röhl/Röhl, 2008: 6). Postmodernizm kendi anlayışını konstrüktivizm üzerine kurar. Postmodern kavramı bir nevi üst kavramdır, birçok türü barındıran, edebiyat, mimarlık, sanat ve insan kültürün diğer alanlarında çok farklı fenomenlerle yakınlık içinde bulunmaktadır. Postmodernizmin arkasında da yapısalcılığın (strüktüralizm) bulunduğu söylenebilir. Bilindiği gibi yapısalcılık 20. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan bir disiplinler arası araştırma çizgisi olarak şekillenmiştir ve bu çizginin teorik objeleri yapısal sistemlerdir ve yapısalcılık bu sistemlerin formasyonlarını transformasyon kuralları açısından inceler. 60 lı ve 70 li yıllarda yapısalcılık çok ilgi gören bir sosyal felsefe haline gelmiş, toplumun yapısal analizlerini çok farklı perspektiflerden yapmıştır. Bu perspektiflere örnek olarak Marksist perspektif açısından Louis Althusser, psikanalitik açıdan Jacques Lacan, tarihi söylem formasyonları açısından Michael Foucault dikkat çekmekteydi. Fakat 70 li yıllarda artan bir şekilde Foucault ve Althusser yapısalcılıkla aralarına mesafe koydu, bir süreç içersinde post yapısalcı oldular, post yapısalcılık da post modernizmde sonuçlandı (Mahlmann, 2012, 219). Felsefi olarak postmodernizm bir akım olarak 70 li yıllarda önem kazandı. En önemli tezleri modern dönemin büyük sistemleri, örnek olarak aydınlanma, objektif idealizm, Marksizm gibi sosyal ve siyasi düzenleri, uygulamaları, ahlaki sistemleri, teorik konseptleri meşrulaştıran düşünce sistemlerinin temellendirilişini başarısız addetmektir (Güriz, 1997: 79 vd.). Postmodernizme göre bu düşünce akımlarının temellendirilmesindeki başarısızlık terminolojik olarak da gösterilmelidir, bu nedenle bunlara büyük anlatı demek gerekir. Bu anlatılar etkileyici fakat, kafadan uydurulmuş, fantezi dolu, gerçeklik veya doğruluk iddiasını, vaadini hiç zaman yerine getiremeyecek niteliktedir. Bunun yerine bu modası geçmiş, çağını aşmış devrini tamamlamış anlayışların yerine, farklılıkların bilinci ve farklı dil oyunlarının birlikte bulunamayışlıkları ve kültürel semantikler geçer, çünkü fenomenlerin heterojenliği büyük anlatılarla ortadan kaldırılamaz (Lyotard a atfen Mahlmann, 2012: 219). Postmodernistlere göre klasik teorilerde vücut bulan özcülüğe karşı çıkılmalıdır, özcülük bilimin, etiğin, siyasi yönelimlerin belirli içeriklerini ve metotlarını önemli bulmaktadır, fakat bunlar gerçekte sadece tesadüfi tarihi tespitlerin yansımalarıdır. Postmodern düşünce akımları içinde önemli bir isim olan Richard Rorty e göre her bir teorik temel yönlenme, birbirileriyle değiştirilebilecek final languages dır (Rorty, 1989: 73 vd). 2. Postmodernizm ve Adalet Postmodernist öğretiler içerisinde, özellikle yapısökümcülükte (dekonstrüktivizm) adalet önemli bir rol oynar (Mahlman, 2012: 220, ayrıntılı olarak Yıldırım, 2005: 74 vd.; Yıldırım/Nalbantoğlu, 2003: 101 vd.; Seibert, 2009: 27 vd.). Hatta yapısökümcülüğün adaletin kendisi olduğu söylenmektedir (Derrida ya atfen Mahlman, 2012: 220). Postmodernist görüşlerin hukuka eleştirileri Jacques Derrida nın Force of Law: The Mystical Foundation of Authority adlı kitabında özgün bir şekilde toplanmıştır. Derrida ya göre adalet soyut kurallarda formüle edilemez, adalet sonsuz, hesabı kitabı olmayan, kurallara direnen, simetriye yabancı, çok yönlü ve heterotropik bir nitelik taşır. Adaletin yasayla bir bağı da yoktur. Yapısökümcülüğün temel formunu Friedrich Nietzche de görmekteyiz. Yapısökümcülük esas itibariyle dilsel bir işlem, bu işlem de cümle ve cümle biçimini esas alan bir yorumdur. Yapısöküm filolojik metin yorumlamalarından ortaya çıkmıştır. Nietzche nin bir klasik filolog olması da bu bağlamda tesadüf değildir (Seibert, 2009: 30). Derrida için de Nietzsche okumalarının sonuç itibarıyla onu 2

Hukuk Kuramı, C. 2, S. 2, Mart-Nisan 2015 yapısökümcülüğe götürdüğünü söylemek mümkündür (krş. Türkbağ, 2002: 31). Postmodernistlere göre hukuk iktidarın kaynağı ve aynı zamanda iktidarı meşrulaştırmanın tekniği ve böylece de iktidarı görünmez hale getirmenin tekniğidir. Derrida bunu daha sonraları Force of law olarak adlandırmaktadır (Derrida`ya atfen Baer, 2011: 147). Postmodernizm hukuku ve hukuki şekillenmelere genel bir eleştiri getirmektedir, bu eleştirinin özü hukukun soyutluğu ve genelliğidir, hukuk bu genelliğinde münferit olanı, özel olanı ihmal etmektedir (Mahlmann, 2012: 211). Hatta bu durum insan hakları için de geçerlidir. Anti-semitizm ve toplama kampları insan hakları idesi ile ilişkilendirilmektedir. Böyle bir ilişki insan olmayı soyut olarak görmekte ve özel olanı dışlamaktadır. Hukuk sonuç olarak toplumsal, hatta dilsel gücün üstüne, dışına çıkar. Bu durumda bütün hukuk düzenlerinin bir mit olarak kaynağıdır. Derrida`ya göre hukuku meşru kılma, temellendirme ve hukukun yapılışını oluşturan kuruluş anında veya uygulanışındaki işlem (operasyon) gücün (coup de force) var olmasına bağlıdır, bu işlem performatifdir (eyleyicidir) ve bu yüzden yorumlayıcı güç aslında ne adildir ne de adaletsizdir. Bu gücü herhangi bir adalet anlayışı ve daha önce konulmuş bir yasa garanti altına alamaz veya geçersiz addedemez. Meşru kılıcı hiç bir diskur bir meta dilin kullanılan dilin performatifliğiyle (eyleyiciliğiyle) veya meta dilin baskın yorumuyla ilişkisinde güvence altına alamaz. Postmodernliğin, rölativist konstrüktivizmin bir diğer sonucu, hukuki çoğulculuğun belirli bir teorisidir. Pratik olarak modern hukuk, özellikle global bakış açısıyla çok sayıda heterojen hukuk çevreleriyle kendini göstermektedir. Burada dikkat çeken hukukun özel aktörler tarafından oluşturulmasıdır. Bu hukuk çevrelerinden hiç birine daha yüksek bir meşruiyet nedeniyle öncelik tanınamaz, yapılacak iş var olan çok sayıda hukuk çevreleri arasında koordinasyonu sağlamaktır (Mahlmann, 2012: 211). Derrida nın hukuk ve adalet konusundaki görüşlerine tekrar kısaca bakarsak, hukuk ve adalet birbirleriyle, aporie, imkânsızlık ilişkisi içerisinde bulunur ve bu bir felsefi sorun olarak karşımıza çıkar. Derrida hukuk eleştirisi yapar ve hukukun adaleti anlamında bir hukuki adalet anlayışını eleştirir. Bu eleştiri hukuktan ari bir toplum ütopyası bağlamında yapılır. Fakat paradoksal olarak bu da hukuk içerisinde düşünülür. Derrida ya göre hukuk esas olarak iki unsur tarafından belirlenir. Birinci unsur yasanın genelliğine bağlı olan kurallaşma, önceden hesaplanabilmesi, görülmesi ve ikinci unsur fiili yürürlük (force) unsurudur. Derrida ya göre kendi içinde, a priori güçle zorlama (enforced) imkanını içermeyen, yani zorla veya zora dayanarak bir şeyi yapmayı, yerine getirmeyi içermeyen hukuk yoktur. Derrida ya göre hukukun var olması adildir. Derrida ya göre hukuk ve adaletin karşılıklı iki yönlü temsili, çatışması adaletin özelliklerini ortaya çıkartır. Saf adalet kural olmayan, kural olamayan, önceden bilinmeyendir. (Saf) adalet önceden bilinmeyeni hesaba katmayı zorunlu kılar. Adalet adaletin zorunlu tecrübelerini ve gerçekleşme ihtimali zayıf tecrübelerini içerir, yani adil ve adil olmayan arasındaki kararın hiçbir kural tarafından güvence altına alınmadığı, teminatının bulunmadığı anları da içerir. Adalet hep özele, evrensellik iddiasına, talebine dikkat edilmeksizin ötekinin özelliğine yönelir. Adalet sonsuz kural, hesaplama ve karşılama olmaksızın- ötekinin özelliğine yönelmelidir. Tekliği inkâr eden, her bir fiil zorba ve haksız olarak nitelendirilebilir, çünkü bu fiil ortalama olay ve fiiller için uygun olmasına rağmen, birey için ve münferit olay için uygun olmayabilir. Adaletin sonsuzluğu nedeniyle adalet kriterlerden ve kurallardan türetilemez: Hukuk adalet değildir. Derrida ya göre saf adalet bir inançtır ve bu inanç mevcut bir adalet anlayışının belirli bir kesin bilgisine ait inançtır. Burada adalet idesinden, sonsuz adalet idesinden yola çıkılır, yani hareket noktası sonsuz adalet idesidir. Hukuk olmayan, yani hukuka eşit olmayan bu adalet, bir adalet talebidir, yapısökümcülük hareketidir. Bu hareket hukukta veya hukuk tarihinde faaliyet halindedir. Bu nedenle Derrida nın anladığı anlamda adalet sadece, kuralların, programların, hesaplamaların üstüne çıkan bir şeyler olduğunda, gerçekleştiğinde söz konusu olur. Derrrida kendi yapısökümcülük anlayışının etik nihilizm olarak görülmesini istememektedir. Etik nihilizm yerine geçen bir etik anlayışın afirmatif düşüncesi, hesaplanabilen, öngörülebilenin tekniğinin ötesinde bir angajmanın afirmatif düşüncesi olarak nitelendirilmesi gerektiğini 3

Heper/ Postmodernizm ve Hukuk belirtmektedir. Bu angajman kendisini Derrida nın adalet ve hukuk arasında temel bir çelişme olduğunu ileri sürmesi ve bu çatışmada adalet tarafında saf tuttuğunu belirtmesiyle kendini göstermektedir. Derrida hukukun yapı söküme tabi tutulmasının talihsizlik değil, tam tersine tarihi ilerlemenin bir şansı olduğunu düşünmektedir. Bu konuda şunları ifade etmektedir hukukun dışında veya hukukun ötesinde bir adalet, böyle bir adalet gibi bir şey varsa, bu yapısöküme tabi tutulamaz. Aynı şekilde, böyle bir şey varsa yap çözümün kendisi de yap- çözüme tabi tutulamaz. Yapısökümün kendisi adaletttir. Hazırlanmış, formüle edilmiş bir ahlak felsefesine ulaşmaksızın, yapısökümün burada yaptığı adalet sorununun kime, nereye yöneldiğini, adresini belirtmektir. 3. Postmodernizmin Hukuka Yönelttiği Eleştirilerin Eleştirisi Postmodernizm hukuk normlarının genelliği ve genel geçerliğini eleştirmekle, hukukun genelliğinin liberal bir zorunlu sonuç olduğunu görmemekte ve anlamamaktadır. Bu sonuç tam da birey için bireysel özelliklerden bağımsız olarak özgürlük olanakları sağlamalıdır. Postmodernizm hukukun temel fonksiyonlarını anlamakta problemlerle karşılaşmakta, münferit hukuki olayların farklılığını ve özelliklerinin ele alınmasının hukuka yabancı bir şey olduğunu ileri sürmektedir. Fakat postmodernizme göre durum tam da tersine, her gün hukuk uygulamalarında, mesela mahkemelerde genel ve herkes için geçerli yasalarla kendini göstermektedir. Yasaların genel ve herkes için genel geçerli olmasının çok önemli ve haklı nedenleri vardır (Mahlmann, 2012: 212) ve bunlar hukukçular için izahtan varestedir. Normatif düzenlerin çeşitliliği, çokluğu hukukun eskiden beri meşgul olduğu bir konudur. Bu çokluk günlük yaşamda federalizmin farklı sistemlerinde örgütlenmektedir. Bu sistemlerin her bir seviyesinde belirli bir düzeyde normatif otonomi gerçekleştirilmektedir. Örneğin ABD de federal devletler veya İsviçre de kantonlar bunun örneğidir. Bu çoğulculuk ilgili insanların kendi kaderlerini belirleme yönünde önemli ve istenen, arzulanan bir özgürlüğün ifadesidir. Bu durum geçmişte saygı gösterilmeyen, yerel hukuk düzenleri için özellikle geçerlidir. Fakat son aşama olarak bağlayıcılığı olması gereken bir normatif hukuk düzeninden vazgeçilemez. Hukukun meşruiyet kaynaklarının güçle kaynaşması analitik olarak akla uygun gelmemektedir. Hukuk felsefesine kısa bir bakış zorlamaya yönelik pratik yeteneğin hiç bir meşruiyeti yaratamayacağını gösterir. Örneğin bunu Rousseau açık seçik bir biçimde göstermektedir. Postmodernizmin hukukun güçle kaynaşması tezi hukuk kültürü açısından hukukun kuvvetlinin hukuku olması tehlikesini oluşturmaktadır. Postmodern teorinin en önemli özelliği olan maddi meşruiyet teorilerinin reddi ciddiye alındığında ve bu da postmodernizmin sahip çıktığı başkasına karşı saygıya uygulandığında, postmodernizm, gücün egemenlik iddiasına karşı hiç bir imkânı kalmamaktadır. Güce dayalı egemenliklere karşı postmodernizmin etiğinin bu teorik zayıflığı meşruiyet teorilerine karşı ilgisizliğinin zorunlu sonucudur. Buna karşılık başkasına istenilen saygının gösterilmesinde ısrar edilirse, postmodernizm bir meşruiyet teorisinin içine girecektir, ama böyle bir imkân postmodern teori tarafından inkâr edilmektedir (Mahlmann, 2012, 223). Postmodern teori böylece çıkmaza girmektedir. Postmodern teorilerin hukuk alanındaki diğer bir güçlüğü, hukuk programlarının postmodern ilkelerden türetilmesinin güçlüğüdür. Postmodern ilkeler metateorik düzeyde tespit edilir ve bu ilkelere siyasi düzlemde rastlayamayız. Postmodern akımın diğer önemli bir güçlüğü hukuk sistemlerinin yapısal olarak modernitenin tasavvurlarıyla çok yakın bir ilişkisidir (Elsuni, 2009: 167, dn. 29). 4. Postmodernizmin Hukuk Uygulamalarında Ortaya Çıkışı Postmodernizm ile birlikte anılan post-demokrasi Fransız siyaset teorisyeni Jacques Rancieré in yaklaşık yirmi yıl önce gündeme getirdiği bir kavram olarak halen önem taşıyor. Post demokraside hukuki bağlamda parlamentoların etkisi çok azalmıştır. Parlamentoların etkisi azalırken, lobi gruplarının yasa koyucu üzerinde büyümektedir. AB düzenlemelerinde çok uluslu şirketlerin lobicileri Brüksel de, ulusal düzeyde yasal düzenlemelerde başkentlerde lobiciler yasa tekliflerini hazırlamaktadır. 4

Hukuk Kuramı, C. 2, S. 2, Mart-Nisan 2015 Yatırım yapılacak yerin belirlenmesinde, yatırımcı çekmede demokratik kurallar bir yana bırakılmaktadır. Uluslararası büyük avukatlık büroları yasakoyuculuğa soyunmaktadır, hükümetler de iktisadi açıdan önemli yasal düzenlemeleri artık ilgili bakanlıkların hukukçularına hazırlatmamaktadır. 2000 li yılların başında Amerikan avukatlık büroları Amerikan modellerine göre Almanya da kamu özel teşebbüs ortaklığı yasasını (Public-Private Partnership) hazırlamıştır. Bu model ülkemize de daha sonra getirilmiştir. Silvio Berlusconi ve diğer batılı ülkelerde yönetimler kendi memurlarına güvenmedikleri için endüstriden ödünç memurlar almaktadır. Alman Federal Anayasa Mahkemesi Alman milletvekillerinin Alman halkını yakından ilgilendiren AB mali koruma tedbirlerinde etkisizliğini demokrasinin zafiyeti olarak görmektedir (Assheuer, 2012). 5. Sonuç Belirsizlik, güvensizlik ve sınırlılık postmodernizmin karakteristiğidir. Yerel bilgi, yerel kültür, yerelin, etnisitelerin korunması postmoderndir. Postmodernizmde akıl da artık iyi gibi çoğul olmuştur. Evrensel geçerli temel ilkeler bulunmamaktadır, evrensel düşüncenin de bulunmaması anlaşmayı olanaksız kılar. Farklı diskur türleri olduğundan diskurlar da birbiriyle çözülemeyecek bir çatışma içindedir. Sistemler kendi içinde operatif olarak kapalı veya sadece enformatif olarak birbirlerine açık olduğu için, farklı sistemler içinde iletişim olanaksızdır (Mastronardi, 2007: 195). Postmodernizm suje-obje ayrımını kaldırmaya çalışarak, özneyi yerinden ederek, insanı insanlığın yarattığı dilsel yapı içinde hapsetmeye çalışmakta, bunun yanında dilsel yapıyı beyninde taşıyanın beynindeki gerçeğinin dışında gerçek olmadığını iddia ederler, bu noktada maddi gerçeği inkâra kadar varırlar (Erdoğan, 2012: 10). Derrida`nın veciz anlatımıyla metnin dışında gerçek yoktur ifadesiyle gerçek inkâr edilmekte ve postmodernizm idealizmmateryalizm çatışmasında nesnelliğin reddi ile koyu idealist bir saf tutmaktadır. Postmodernizm doğrunun ve gerçeğin çoğulluğunu, farklı kültürler, farklı insanlar için farklı doğrular ve gerçeklerden bahsederken, aslında doğru ve gerçeğin terkedilmesini savunmakta, son tahlilde doğru ve gerçek yoktur derken, aslında doğru ve gerçeğin olmadığı ifadesi doğru ve gerçek haline getirilmektedir (Erdoğan, 2012: 11). Doğru ve gerçeğin olmadığı önermesi kavramsal olarak çelişkilidir. Eğer gerçekten bir postmodern hukuk teorisinden bahsedilebilirse, bu teorinin iki temel dayanağı olduğu söylenebilir, birincisi esaslı bir anti-temelcilik (antifundementalizm) ve radikal kurguculuk (konstrüktivizm); postmodern teori her iki eğilimi de bilim teorisinden alıp, kendi metodolojisine metodolojiden bahsedilebildiği ölçüde- uygulamaktadır. Postmodern anlayışı tarihi akış içerisinde Wittgenstein da, Kripke de, sonraları Quine, Davidson, Sellars, Brandom da görüyoruz. Postmodern anlayış Kant yerine Nietsche yi esas alarak, Foucault, Deleuze, Derida ve Lyotard gibi esas temsilcilerini Fransa da çıkartmıştır. Postmodern hukuk teorisi, Kartezyen bilinç felsefesini ve klasik hakikat teorilerini reddeder (Krş. Yücel, 2005: 281vd.), suje-obje ayrımını, olan ve olması gereken düalizmini de inkâr eder. Dünyanın gözlenmesinde, hukuk uygulamasının gözlenmesinde post modern hukuk teorisi kendisini extern ( harici gözlemci) olarak görür. Zaten bu niteliğiyle de verimli olması beklenemez. Hukukun gözlemlenmesinde devletçi, milli bir devletin sağladığı bir birliğin yok olduğu, hukukun çoğulculaştığını, toplumun küçücük parçacıklara ayrıldığı, birbirleriyle çatışan içsel rasyonelliklerin, parçacıklarda özgül mantıkların ortaya çıktığı görüşündedir. Postmodernizmin siyasal düzlemde sıkça dile getirilen eleştirileri sorgularak bu çalışmayı noktalamak istiyoruz. Acaba postmodernizm globalleşme döneminde emperyalist politikaları meşru kılma, ulus devletleri bölme, parçalama, emperyal hâkimiyetler için toplumu binlerce mikro şehir devletlere, cemaatlere, kimliklere bölme, ayrıştırma, sosyal mücadeleleri etkisiz kılma, pazarları dizginsiz talan etme, modern milli devletin sosyal kazanımlarını törpüleme, becerebildiği ölçüde yok etmenin, sınırsız sömürünün ideolojisi midir? Bu yönüyle çoğunlukla vaktiyle solda yer almış, Marksizme yakın düşünürlerin sol gösterip sağ vurdukları hiç de masum olmayan bir düşünce akımı mıdır? 5

Heper/ Postmodernizm ve Hukuk Kaynaklar Assheuer, T. (2012). Die Moderne ist vorbei, Die Zeit, 31 Juli. Baer, S. (2011) Rechtssoziologie, Baden-Baden. Elsuni, S. (2009) Feministische Rechtstheorie içinde Neue Theorien des Rechts Ed.: S.Buckel, R. Christensen, A. Fischer-Lescano, ss. 157-178. Yıldırım, E. ve H.Ü. Nalbantoğlu (2005) Adaletin Kurgu Sökümü Yapılabilir mi? Derrida nın Bir Savı Üzerine Çeşitlemeler, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi, 9: 96-113. Yücel, M.T. (2005) Hukuk Felsefesi, Ankara. Erdoğan, İ. (2012) Küresel pazarın küresel ideolojisi: Postmodernizm, Bilim ve Ütopya, 217: 7-17 Güriz, A. (1997) Feminizm, Postmodernizm ve Hukuk, Ankara. Kronenberger, M. (2009) Theorien der radikalen Fragmentierung içinde Neue Theorien des Rechts Ed.: S.Buckel, R. Christensen, A. Fischer-Lescano, ss. 229-251. Mahlmann, M. (2012) Rechtsphilosophie und Rechtstheorie, Baden- Baden. Mastronardi, T.F. (2007) Postmoderne Rechtswissenschaft als Kulturwissenschaft içinde Werte Pluralismus, Ed.: M. Senn ve D. Paskas, Rechtswissenschaft als Kulturwissenschaft. Ottmann, H. (2012). Geschichte des politischen Denkens, Das 20. Jahrhundert von der Kritischen Theorie bis zur Globalisierung, Frankfurt. Rorty, R. (1989) Irony, Contingency and Solidarity, Cambridge University Press. Röhl, K.F. ve H. C. Röhl (2011). Allegemeine Rechtslehre, Köln. Seibert, R. M. (2009), Dekonstruktion der Gerechtigkeit. Nietsche und Derida içinde Neue Theorien des Rechts Ed.: S.Buckel, R. Christensen, A. Fischer-Lescano, ss. 27-50 Türkbağ, A. U. (2002) İki Soruda Postmodernizm ve Hukuk Yansıması, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi, 5: 28-36. Yıldırım, E. (2005) Adaletin Kurgu Sökümü ve Günümüzdeki Siyasi Anlamı, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi, 13: 72-84 6