YARGITAY 1. HUKUK DA RES E: 2004/432 K: 2004/2485 T: 08.03.2004 YÖNET C N N TEMS L YETK S KAT MAL K OLMAYAN YÖNET C N N DAVA AÇAB LME OLANA I Özet: Kat malikleri kurulunca kendisine temsil yetkisi verilmeyen ve kat maliki olmayan yöneticinin malikler ad na dava açabilmesi olanaks zd r. (*) YARGITAY 1. HUKUK DA RES KARARLARI Taraflar aras nda görülen davada; Davac, 1107 parsel say l tafl nmaza komflu 1106 parsel maliklerinin duvar yapmak suretiyle elatt klar n ileri sürerek elatman n önlenmesi iste inde bulunmufltur. Daval site yönetim kurulu temsilcisi, tecavüzlü durum varsa bile bunun komflu parsellerdeki kaymalardan meydana gelmifl olabilece ini, davan n reddi gerekti ini belirtmifl aksi halde tecavüzlü k sm n siteleri ad - na temliken tescili veya geçit hakk tesisine karar verilmesini istemifltir. Mahkemece davan n kabulü ile daval n n çekiflme konusu 1107 parsele elatmas n n önlenmesine karar verilmifltir. Karar daval vekili taraf ndan süresinde temyiz edilmifl olmakla. Tetkik Hâkimi fiükran Da l lgün'ün raporu okundu düflüncesi al nd. Dosya incelendi, gere i görüflülüp düflünüldü: KARAR Dava, çapl tafl nmaza elatman n önlenmesi iste ine iliflkindir. Mahkemece davan n kabulüne karar verilmifltir. Dosya içeri indeki belgelerden davan n A. Sahil Sitesi Yönetim Kurulu ad na YÖ taraf ndan aç ld anlafl lmaktad r. Çekiflme konusu 1107 parsel payl mülkiyet üzere olup. çok say da paydafl mevcuttur. Site yönetimi ad na dava açan davac n n tafl nmazla kayden ilgisi yoktur. Davada, gerçek ve tüzel kifliler ya da bunlar n yasal temsilcileri taraf olma ehliyetine sahiptir. Site kat malikleri yönetim kurulunun tüzel kiflili i ve bu nedenle taraf ehliyeti bulunmamaktad r. Kat malikleri kurulun- (*) Gön: Av. Hulki ÖZEL (Mersin Barosu)
2200 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 80 Say : 5 Y l 2006 ca kendisine temsil yetkisi verilmeyen ve kat maliki olmayan yönetici taraf ndan aç lan davan n husumet yoklu u nedeniyle reddi gerekirken yaz l oldu u üzere hüküm kurulmas do ru de ildir. Daval taraf n temyiz itiraz yerindedir. Kabulü ile hükmün aç klanan nedenlerden ötürü HUMK un 428. maddesi gere ince BOZULMASINA, al nan peflin harc n temyiz edene geri verilmesine 8.3.2004 tarihinde oybirli iyle karar verildi. YARGITAY 1. HUKUK DA RES E: 2005/12485 K: 2005/13765 T: 26.12.2005 MÜLK YET HAKKININ SINIRLARI KOMfiULUK HUKUKU MAL K SIFATI OLMAYAN KOMfiUNUN HAKLARI (TMK. M. 737; MK. m. 683) Özet: Mülkiyet hakk, tan d genifl hak ve yetkilerin yan nda baz ödevlerde yükleyen bir ayni hakt r. Bu nedenle bir tafl nmaz n maliki komflusuna zarar verecek her türlü taflk nl ktan kaç nmakla yükümlüdür. Komfluluk hukukundan kaynaklanan iddian n ileri sürülebilmesi için, mutlaka komflu tafl nmaz n maliki olunmas gerekmez. (*) Taraflar aras nda görülen davada; Davac, kayden maliki oldu u 228 parsel say l tafl nmaz n 200 m2 lik k sm n n otopark olarak kullan lmas için bedelsiz olarak Belediyeye terk edildi ini, bu parselden ifrazen oluflan 273 nolu parsellerine lojman yap ld n, daval larca amac d fl nda kaçak yap yap lmak suretiyle manzaran n kapat l p, hava ak m n n engellendi ini, kendi at k su giderlerine ba lant yap ld n ileri sürerek, muarazan n meni, y k m ve eski hale getirme iste inde bulunmufltur. Daval lar, davan n reddi gerekti ini savunmufllard r. Mahkemece, davan n reddine karar verilmifltir. Karar, davac taraf ndan süresinde temyiz edilmifl olmakla; Tetkik Hakimi Hülya Gerçeker'in raporu okundu, düflüncesi al nd. Dosya incelendi, gere i görüflülüp düflünüldü. (*) Gön.: Av. Refik HANSOY Av. fiefika HANSOY
Yarg tay Kararlar 2201 KARAR Dava, komfluluk hukukundan kaynaklanan elatman n önlenmesi, y - k m, eski hale getirme isteklerine iliflkindir. Mahkemece, davan n reddine karar verilmifltir. Davan n, aç klanan niteli ine göre, komfluluk hukukuna iliflkin Türk Medeni Kanununun 737. ve izleyen maddelerinde tan mlanan ilkeler çerçevesinde çözüme kavuflturulaca kuflkusuzdur. Bilindi i üzere; ça dafl hukuk sistemlerindeki tan m yla mülkiyet: genifl haklar, buna ba l yetkiler ile birlikte baz ödevlerin oluflturdu u bir hukuksal kurumdur. Baflka bir söyleyiflle mülkiyet, tan d genifl hak ve yetkilerin yan nda baz ödevler de yükleyen bir ayni hakt r. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir fleye malik olan kimse hukuk düzeninin s n rlar içinde, o fley üzerinde diledi i gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakk - n n kanunla k s tlanabilece ine iflaret olunmufltur. Bu do rultuda olmak üzere, tafl nmaz malikini komflusuna zarar verebilecek her türlü taflk nl klardan kaç nmakla yükümlü k lan ayn kanunun 737. maddesi komfluluk iliflkilerinden do an zorunlu ç kar çat flmalar n düzenlemifl, bir arada yaflamak durumunda olan, komflu tafl nmaz maliklerinin ekonomik, sosyal ç karlar n dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaç nma ödevleri yüklemifltir. O halde, bir toplumda birlikte yaflama olana sa layan insanc l, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kural na göre, hakim; somut olay n özelli ini, tafl nmazlar n konumlar n, kullanma amaçlar n, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun do al ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komflular n birbirlerine göstermekle yükümlü olduklar ola an katlanma ve hoflgörü s n r n aflan bir taflk nl n bulunup bulunmad - n saptama, zarar giderici, önlemlerden en uygununu bulma, kaç n lmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denklefltirme durumundad r. Bunun içinde zarar n niteli i, kapsam ve ne surette giderilece i yönünde taraflar n tüm delilleri topland ktan, gerekti inde yerinde keflif yap ld ktan sonra uzman bilirkiflilerden bilim ve tekni e uygun gerekçeli rapor al nmas zorunludur. Somut olaya gelince; davac kurum, daval n n komflu tafl nmazda imara ayk r nitelikte ve kaçak olarak yapt binan n kendi manzaras n kapatt n, havas n kesti ini ve kendi at k su borular na logar yapmak suretiyle ba lant kurdu unu ileri sürerek muarazan n men'i y k m ve eski hale getirme ile zarar n giderimini istemifltir. Mahkemece, bina yapmak suretiyle oluflumuna sebebiyet veren komflu parselde, davac n n mülkiyetten kaynaklanan bir hakk n n bulunmad belirtilerek davac n n korunmas gereken üstün hakk n n bulunmad ndan bahisle davan n reddine karar verilmifltir.
2202 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 80 Say : 5 Y l 2006 Oysa, davada ileri sürülen iddian n içeri ine göre; davadaki istek, Türk Medeni Kanununun 683 ve takip eden madde hükümleri gere ince mülkiyetten de il, komfluluk hukukundan kaynakland aç kt r. Ancak, mahkemece bu konuda bir araflt rma yap lm fl de ildir. Hal böyle olunca, yukar da de inilen ilkeler çerçevesinde taraf delillerinin toplanmas, iddia ve savunma do rultusunda araflt rma, inceleme ve uygulama yap lmas, soruflturman n eksiksiz tamamlanmas, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yan lg l de erlendirme ile yaz l oldu u üzere hüküm kurulmas do ru de ildir. Davac n n temyiz itirazlar yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK'un 428. maddesi gere ince BO- ZULMASINA, 26.12.2005 tarihinde oybirli iyle karar verildi. YARGITAY 1. HUKUK DA RES E: 2005/13460 K: 2005/13858 T: 27.12.2005 "NAM-I MÜSTEAR" VEYA "MUVAZAA" SAVI KANITLAMA YÖNTEM YAZILI KANIT (5.2.1947 Gün ve 20/6 Say l Y BK.) Özet: Bir tafl nmaz n tapu kayd nda görünen mülkiyet durumunun gerçek olmad - na, baflka bir anlat mla mülkiyet olgusunun arkas nda gizlenen baflka bir ifllemin bulundu una yönelik olan ve uygulamada "Muvazaa" veya "Nam- müstear" bafll klar alt nda nitelendirilen savlar n yaz l kan t ile kan tlanmas gerekir. (*) Taraflar aras nda görülen davada; Davac, kayden maliki bulundu u 1286 parsel say l tafl nmaz n haks z olarak daval kullan m nda oldu unu ileri sürerek, elatman n önlenmesi ve ecrimisil iste inde bulunmufltur. Daval, davan n reddini savunup maliki oldu u çekiflmeli tafl nmaz - n teminat karfl l bedelsiz olarak dava d fl A ya sat fl suretiyle devretti- ini, A n n H ya, H n n S ye, S nin de davac ya temlik etti ini, ifllemlerin muvazaal oldu unu belirtip tapu iptali ve tescil iste iyle karfl dava açm flt r. (*) Gön.: Av. Hulki ÖZEL (Mersin Barosu)
Yarg tay Kararlar 2203 Mahkemece, as l davan n reddine, karfl davan n kabulüne karar verilmifltir. Karar, davac (karfl daval ) fia vekili taraf ndan süresinde duruflma istekli temyiz edilmifl olmakla, duruflma günü olarak saptanan 27.12.2005 Sal günü için yap lan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat AHY ile temyiz edilen vekili Avukat fim geldiler, duruflmaya baflland, süresinde verilen ve kay t olundu u anlafl lan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü aç klamalar dinlendi, duruflman n bitti i bildirildi, ifl karara b rak ld bilahare Tetkik Hakimi A. Sevil Çal ko lunun raporu okundu, düflüncesi al nd. Dosya incelendi gere i görüflülüp düflünüldü: KARAR Dava, elatman n önlenmesi ecrimisil; karfl dava tapu iptal-tescil isteklerine iliflkindir. Mahkemece, tapu iptal-tescil iste inin kabulüne, elatman n önlenmesi iste inin reddine hükmedilmifltir. Dosya içeri i ve toplanan delillerden; kayden davac ya ait 1286 parsel say l tafl nmaz n 14.7.1997 tarihli akitle sat fl yoluyla dava d fl Abdullah'a temlik edildi i, daha sonra an lan yerin iki el daha de ifltikten sonra 13.10.1999 tarihinde daval fiermin'e sat fl yoluyla intikal ettirildi- i anlafl lmaktad r. Kay t maliki davac tafl nmaz n daval (karfl davac ) Avni'nin iflgalinde bulundu unu ileri sürerek elatman n önlenmesini isterken karfl davas nda tafl nmaz n dava d fl Abdullah'tan ald borç karfl l inançl ifllemle devretti ini savunmufl, mahkemece bu savunmaya de er verilmek suretiyle hüküm kurulmufltur. Oysa, inanç sözleflmesi, inananla inan lan aras nda yap lan, onlar n hak ve borçlar n belirleyen, inançl muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakk n, inan lan taraf ndan inanana geri verme (iade) flartlar - n içeren borçland r c bir muameledir. Bu sözleflme, taraflar n n hak ve borçlar n kapsayan ba ms z bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teflkil eder. Taraflar böyle bir sözleflme ve buna ba l ifllemle genellikle, teminat teflkil etmek veya idare olunmak üzere, mal varl na dahil bir fley veya hakk, ayn amac güden ola an hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inan lana inançl olarak kazand rmak için baflvururlar. Di er bir anlat mla, bu ifllemle borçlu, alacakl s na mal n rehin edecek, yani yaln zca s n rl ayni bir hak tan yacak yerde, mal n n mülkiyetini geçirerek rehin hakk ndan daha güçlü, daha ileri giden bir hak tan r.
2204 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 80 Say : 5 Y l 2006 Sözleflmenin ve buna ba l temlikin, de inilen bu özellikleri nedeniyle, tafl nmaz inanç sözleflmesi ile satan kimsenin art k sadece, ödünç alm fl oldu u paray geri vererek tafl nmaz n kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakk ; tafl nmaz, inanç sözleflmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar tafl nmaz baflkas na satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yaln zca bir borcu kalm flt r. Di er bir bak fl aç s yla tafl nmaz n mülkiyeti inan lana (alacakl ya) geçmifltir. Tafl nmazda inanarak satan n (borçlu) mülkiyet hakk kalmad gibi, al c n n bu mülkiyet hakk üzerinde kurulmufl olan bir rehin hakk ndan da söz edilemez. Bu durumda; gayrimenkul rehini bak m ndan geçerlili i olan MK n n 873. maddesinin inanç sözleflmelerine dayal temlike konu tafl nmazlar bak m ndan uygulama yeri olmad da kuflkusuzdur. Nitekim bu düflünce Hukuk Genel Kurulu nun 23.5.1990 gün ve 1990/1-202-315 say l karar nda da aynen benimsenmifltir. Bilindi i gibi, inanç sözleflmeleri, taraflar n karfl l kl iradelerine uygun bulundu u için, onlara karfl l kl borç yükleyen ve alacak hakk veren geçerli sözleflmelerdir. (Borçlar Kanunu mad.81) An lan sözleflmelerde, taraflar, sözleflmenin kendilerine yükledi i hak ve borçlan belirlerken, inançl ifllemin sona erme sebeplerini; devredilen hakk n inan lan taraf ndan inanana iade flartlar n, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun d fl nda, akde ayk r davran fl n yapt r m na da sözleflmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de Borçlar Kanunu nun 19 ve 20 maddelerine ayk r l k teflkil etmedi i sürece geçerli say l r. nanç sözleflmesine ve buna ba l ifllemle alacakl olan taraf, ödeme günü gelince alaca n elde etmek için dilerse; teminat için temlik edilen fleyi "ifa u runa edim" olarak kendisinde al koyabilece i gibi; o fleyi, aç k art rma yoluyla veya serbestçe sat p sat fl bedelinden alma yoluna da baflvurabilir. Bu sonuçlar kendine özgü bu akdin tabiat nda mevcuttur. Sözleflme ile öngörülen ifa süresi içerisinde, s rf sözleflmeyi imkans z k lmak amac yla muvazaal olarak yap lan temliklerin yasal koruma alt nda tutulamayaca izahtan varestedir. Meri hukuk sistemimizde her hangi bir düzenleme olmamas na karfl n; inanç sözleflmelerinin, yukar da de inilen ilkeler çerçevesinde uygulama yeri bulan kendine özgü bir müessese oldu u, ö reti ve uygulamada kabul edilegelen bir olgudur. nanç sözleflmelerinin taraflar aras nda, onlar n gerçek iradelerini ve akitten amaçlad klar n yans tmas bak m ndan geçerli oldu u; taraflar na Borçlar Kanunu çerçevesinde nisbi haklar n talep etme olana n verdi i tart flmas zd r. Burada üzerinde durulmas gereken husus, tafl nmaz mallar yada flekle ba l akitlerde inanç sözleflmelerinin ne gibi hukuki sonuç do uraca d r. Di er bir anlat mla, sözleflmede öngörülen koflullar n gerçeklefl-
Yarg tay Kararlar 2205 mesi halinde, tafl nmaz mülkiyetinin naklinin sebebini oluflturup oluflturmayaca d r. Bilindi i üzere; uygulamada mesele, 5.2.1947 tarih 20/6 say l nançlar Birlefltirme Karar ile iliflkilendirilip, bu karar dayanak yap lmak suretiyle çözüme gidilmektedir. Söz konusu kararda; eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam- müstear iddialar n n, Medeni Kanunun yürürlü ünden sonra tafl nmaz mallar hakk nda dinlenip dinlenemeyece i tart fl lm flt r. An lan kararda; çeflitli sebep ve amaçlarla bir tafl nmaz kayd na gerçek malik yerine baflka bir nam ve bir sözleflmede akitlerden biri yerine üçüncü bir flahs n gösterilmesinin mümkün oldu u, bu gibi hallerde vekilin kendi nam na ve müvekkili hesab na yapt tasarruflarda oldu u gibi hukuki bir durum veya herhangi bir maksatla üçüncü flah slardan gerçe i gizleme gayesi güdülebilece i, "kötüniyetli ve haks z gizlemeler" d - fl nda, belirtilen olas l klara göre aç lacak bir davan n, gerçekten, ya mevcut bir hakka dayanarak bir el de ifltirme veya bir hakk n korunmas niteli ini tafl yaca ; bu durumun da, temsilciye vekalet iliflkisinde, mülkîyette halefiyet esas olarak kabul edilmifl bir husus olup, halefiyeti düzeltme amac yla öncelikle mülkiyetin vekile aidiyeti düflünülse bile, temsil hükümlerine ayk r oldu undan bunun korunmas ve devam na hükmolunamayaca, zira Borçlar Kanunu nun "müvekkil vekiline karfl muhtelif borçlar n ifa edince vekilin kendi nam na ve müvekkili hesab na üçüncü flah staki alaca müvekkilin olur" hükmünün bu düflünceyi do rulad, öte yandan gerek tafl n r, gerek tafl nmaz mallara iliflkin olsun nam- müstear hadiselerinde, meselenin bir istihkak ve mülkiyet davas niteli- ini geçemeyece inden, ne resmi senet, ne de flekil meselesinin bahse konu olamayaca, meselenin akitte ve isimde muvazaay kapsam na alan Borçlar Yasas n n 18. maddesi kapsam nda düflünülmesinin kanunun amac na uygun düflece ine, de inildikten sonra sonuçta, nam- müstear davalar n n dinlenebilir ve yaz l delil ile ispat n n mümkün oldu una, hükmolunmufltur. çtihad Bilefltirme kararlar n n konular yla s n rl, sonuçlar yla ba lay c bulundu u tart flmas zd r. Nam- müstear için düzenleme getiren 1947 tarihli karar n, teminat amac yla temlike dair inanç sözleflmelerini kapsad da kuflkusuzdur. Uygulamada an lan sözleflmeler gerek özü, gerek iflleyifli aç s ndan, genelde muvazaa, özelde ise nam- müstear bafll klar alt nda nitelendirile gelmektedir. Belirtilen çtihad Birlefltirme Karar nda da de inildi i üzere; inanç sözleflmeleri bir yandan mülkiyeti nakil borcu do urmas bak m ndan taraflar ba lay c, di er yandan, mülkiyetin naklinin sebebini teflkil etmesi aç s ndan tasarruf ifllemlerini bünyesinde bar nd ran sözleflmelerdir. Bu durumda koflullar n oluflmas halinde tafl nmaz mülkiyetini nakil özelli ini tafl d kabul edilmelidir.
2206 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 80 Say : 5 Y l 2006 çtihad Birlefltirme karar n n sonuç bölümünde ifade olundu u üzere, inançl iflleme dayal olup dinlenilirli i kabul edilen iddialar n ispat, flekle ba l olmayan yaz l delildir. nanç sözleflmesi olarak adland r lan bu belgenin sözleflmeye taraf olanlar n imzas n içermesi ve en geç sözleflme konusu ifllem tarihinde düzenlenmifl olmas gereklidir. Bunun d fl ndaki bir kabul, hem çtihad Birlefltirme Karar n n kapsam n n geniflletilmesi, hem de tafl nmazlar n tapu d fl sat fllar na olanak sa lamak anlam n tafl yaca ndan kendine özgü bu sözleflmelerle ba daflt r lamaz. Somut olaya gelince; daval (karfl davac ) taraf ndan dosyaya sunulan tarihsiz belgenin yukarda sözü edilen 5.2.1947 tarih 20/6 Say l nançlar Birlefltirme Karar nda öngörülen inançl ifllemin belgesi niteli- inde oldu u kabul edilemez. Hal böyle olunca, kan tlanamayan tapu iptal-tescil davas n n reddine, kayda de er verilmek suretiyle elatman n önlenmesi davas n n kabulüne, ecrimisil iste i bak m ndan da gerekli araflt rman n yap larak ecrimisile de karar verilmesi gerekirken yaz l oldu u üzere hüküm kurulmas do ru de ildir. Davac ( karfl daval ) fia'n n temyiz itirazlar yerindedir. Kabulü ile hükmün aç klanan nedenden ötürü HUMK'un 428. maddesi gere ince BOZULMASINA, 4.12.2005 tarifesinde yürürlü e giren Avukat Ücreti Tarifesinin 14. maddesi gere ince gelen temyiz eden vekili için 450,00 YTL duruflma Avukat paras n n temyiz edilenden al nmas na, al nan peflin harc n temyiz edene geri verilmesine, 27.12.2005 tarihinde oybirli iyle karar verildi.
Yarg tay Kararlar 2207 YARGITAY 1. HUKUK DA RES E: 2005/3593 K: 2005/5238 T: 05.05.2006 ELATMANIN ÖNLENMES VE ECR M S L DAVASI VEKALET ÜCRET Özet: Elatman n önlenmesi ve ecrimisil davalar nda olumlu karar verilmesi durumunda, dava dilekçesinde belirtilen ve itiraza u ramayan dava de eri üzerinden avukatl k ücretine hükmedilmesi gerekirken, keflfen saptanan yarg lama aflamas nda harc tamamlanmayan de er üzerinden ücret tayini do ru de ildir. Taraflar aras nda görülen davada; Davac lar, kayden paydafl bulunduklar 8906 parseldeki paylar na karfl l k olan ba ms z bölümü daval n n haks z olarak iflgal etti ini ileri sürüp; elatman n önlenmesi ve ecrimisil talebinde bulunmufllard r. Daval, davac lara ait paylar n mahkeme karar ile iptal edildi ini, davac lar n davada davac s fatlar n n kalmad n belirtip davan n reddini savunmufltur. Mahkemece, daval n n müdahalesinin sabit oldu u gerekçesiyle davan n k smen kabulüne karar verilmifltir. Karar, daval taraf ndan süresinde temyiz edilmifl olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaro ullar Koç un raporu okundu, düflüncesi al nd. Dosya incelendi, gere i görüflülüp, düflünüldü. KARAR Dava, elatman n önlenmesi ve ecrimisil isteklerine iliflkin olup, kayden davac lar n paydafl bulundu u 8906 parsel say l tafl nmaza daval - n n hakl ve geçerli bir neden olmaks z n elatt anlafl lmaktad r; öyle ise bu olgu benimsenerek davan n kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Daval n n bu yöne de inen temyiz itirazlar yerinde de ildir. Reddine. Ancak, davac lar vekili yarar na dava dilekçesinde belirtilen ve itiraza u ramayan dava de eri üzerinden avukatl k paras na hükmedilmesi gerekirken, keflfen saptanan yarg lama aflamas nda harc tamamlanmayan de er gözetilerek fazla ücret tayini do ru de ildir. Daval n n bu yöne de inen temyiz itirazlar n n kabulü ile hükmün aç klanan nedene hasren HUMK un 428. maddesi gere ince BOZULMASINA, peflin harc n temyiz edene geri verilmesine 5.5.2006 tarihinde oybirli iyle karar verildi.