Türkiye nin Enerji Kaynakları Sanayi tesislerinin çalışması, aydınlatma, ısınma ve ulaşımın sağlanması büyük ölçüde enerjiye dayanmaktadır. Enerji, ülkelerin kalkınmasında önemli bir güç olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle ülkelerin gelişmişlik düzeyleri belirtilirken ürettikleri ve tükettikleri enerji miktarları da göz önünde bulundurulmaktadır. Ülkemizin enerji tüketimi her geçen yıl hızla artmaktadır. Bu durumun temel nedeni ülkemizin nüfusunun hızla artması ve sanayi tesislerinin hızla çoğalmasıdır ayrıca ulaşım araçlarının sayısının da hızla artmakta olması enerji tüketimimizin hızla artmasının nedenidir Enerji kaynakları yenilenemeyen ve yenilenebilen kaynaklar olarak iki grupta toplanır. Yenilenemeyen enerji kaynakları taşkömürü, linyit, petrol ve doğal gazdan oluşan fosil yakıtlar ile nükleer enerji gibi rezervi sınırlı olan ve tükendiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Yenilenebilen enerji kaynakları ise güneş, rüzgar, su ve jeotermal enerjiden oluşan ve kendi kendilerini yenileyebilen kaynaklardır. Günümüzde dünyada yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanımı daha yaygındır. Bu kaynakların hem üretim aşamasında hem de kullanımı sonrasında büyük ölçüde çevre sorunları yaşanır. Bu yüzden yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması gereklidir. Ülkemiz yenilenebilen(hidroelektrik-jeotermel-rüzgar-güneş) enerji kaynakları bakımından büyük bir potansiyele sahiptir. Fakat yenilenemeyen fosil yakıtla (petrol ve doğalgaz taşkömürü ) bakımından fakirdir 1-TAŞ KÖMÜRÜ(MADEN KÖMÜRÜ) Birinci jeolojik zamanda bitki ve hayvan kalıntılarının toprak altında kalmasıyla oluşan organik tortul kayadır. 500-600 milyon yıl toprak altında kaldığından Kalori değeri çok yüksektir bundan dolayı büyük bir kısmı Karabük ve Ereğli demir-çelik fabrikalarında demiri eritmek için kullanılır, geri kalanı ise ÇATALAĞZI termik santralinde elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Taşkömürü yatakları Batı Karadeniz Bölümü nde özellikle Zonguldak çevresinde ve Ereğli den Amasra ya kadar uzanan bir şerit içerisinde yer alır. Ülkemizdeki taşkömürü yatakları düzenli tabakalar halinde olmayıp küçük parçalara ayrılmıştır. Taşkömürünün bulunduğu damarlar bazen çalışılamayacak kadar incelmekte ve kesintiye uğramaktadır. Bu nedenle taşkömürünün çıkarılmasında zorluklar çekilir ve üretim düşüktür. Demir-çelik endüstrisinin ihtiyacını karşılayamadığından dolayı ithal edilir. NOT: ÜLKEMİZİN ÇOK BÜYÜK KISMI 3.JEOLOJİK ZAMANDA OLUŞTUĞU İÇİN TAŞ KÖMÜRÜ BAKIMINDAN OLDUKÇA FAKİR SAYILMAKTAYIZ SADECE ZONGULDAK ÇEVRESİNDE ÇIKARTILIR
2-LİNYİT Üçüncü jeolojik zamanda oluşmuş ve kalorisi taşkömürüne göre daha az olan bir kömür türüdür. Türkiye nin çok büyük kısmı 3.jeolojik zamanda oluştuğu için bir çok yerde ve bol miktarda bulunmaktadır için. Bu nedenle önemli bir madendir. Kalorisi yüksek olan linyitler genellikle konutlarda yakıt olarak kullanılırken düşük kalorili olanları ise termik santrallerde kullanılmaktadır. Linyit yataklarımızdan en önemlileri Elbistan, Soma (Manisa), Tunçbilek, Seyitömer, Tavşanlı (Kütahya), Yatağan (Muğla) ve Çan(Çanakkale) dır. Linyitle çalışan termik santrallerimizde Soma(Manisa),Yatağan,Yeniköy,Kemerköy,(Muğla),Tunçbilek,Seyitömer(Kütahya),Çayırhan(Ank ara), Orhaneli(Bursa),Afşin-Elbistan(Maraş) bulunmaktadır
3-PETROL Üçüncü jeolojik zamanda okyanuslarda yüzen plankton denen minik deniz canlıları ve bitkilerden oluşmştur,tabakalar içerisinde boşluklarda bulunur. Ancak akıcı olduğu için yer altındaki boşlukları izleyerek zamanla yatak değiştirebilir. Bu yüzden diğer jeolojik zamanlarda oluşmuş bazı arazilerde de petrol bulunabilir. Ülkemizde üçüncü jeolojik zamanda oluşmuş arazi fazladır. Ancak yapılan araştırmalar ülkemizdeki petrolün çok derinlerde ve dar alanlı havzalarda olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemizde petrol ilk olarak 1940 yılında Raman Dağı nda bulunmuştur. Ülkemizde üretimin tamamına yakını Güneydoğu Anadolu Bölgesi nden karşılanır(adıyaman-batman- Siirt-Diyarbakır). Ham petrol üretimi tüketimimizin ancak %10 kadarını karşılanabilmektedir. Ülkemizde tüketilen petrolün büyük bir kısmı Ortadoğu ülkelerinden ve Cezayir den ithal edilmektedir. Güneydoğu dan çıkartılan petrol ile dışarıdan alınan petrolün işlendiği rafineriler şunlardır; Batman(ülkemizde çıkartılan petrolü büyük oranda işler-hammaddeye yakınlık) İpraş (İzmit) (ulaşım) Ataş (Mersin)(ulaşım) Aliağa (İzmir)(ulaşım) Orta Anadolu (Kırıkkale)(siyasi nedenlerle ülkenin ortasında bulunması) Ham petrol, rafinerilere boru hatları ve tankerlerle taşınır. En önemli petrol boru hattı günümüzde yapımı tamamlanan ve faaliyete geçen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattıdır. Bu hat sayesinde Azerbaycan ve Kazakistan petrolü Türkiye üzerinden taşınmakta ve dünya piyasasına ulaştırılmaktadır. Bu taşımacılıktan ülkemiz önemli gelir elde etmektedir. Kerkük-Yumurtalık boru hattı ise Irak ta yaşanan olumsuzluklar nedeniyle verimli bir şekilde kullanılamamaktadır.
4-DOĞALGAZ Yer altındaki boşluklarda petrolün üzerinde oluşan gaz karışımıdır. Çıkarıldıktan sonra boru hatlarıyla veya sıvılaştırılmış bir şekilde gemilerle taşınıp diğer ülkelere ulaştırılabilir. Tüketimi sonrasında çevre kirliliğine yol açmadığı için çok tercih edilen bir yakıttır. Kullanım alanları giderek yaygınlaşmaktadır. Başlıca doğalgaz yataklarımız Trakya-Hamitabat, Mardin ve Siirt te bulunur. Doğalgaz rezervlerimiz çok yetersiz olduğu için uzun yıllardan beri Rusya dan ithal edilmektedir. Ülkemiz de doğalgazın büyük kısmı termik santrallerde elektrik enerjisi üretmekte kullanılmaktadır. Ülkemizde doğalgaz ile elektrik üreten termik santraller şunlardır HAMİTABAT(KIRKLARELİ) çalışmaktadır hammaddeye yakınlık, Trakya da çıkan doğalgaz ile AMBARLI (İSTANBUL) ithal doğalgazla çalışmaktadır OVAAKÇA(BURSA) ) ithal doğalgazla çalışmaktadır NOT: Ülkemizde üretilen elektriğin büyük kısmı doğalgazla çalışan termik santrallerden üretilmektedir, bu durum ülke ekonomisi açısından oldukça büyük bir dezavantajdır bu nedenle elektriğin üretim maliyeti yüksektir. Lakin ülkemizin elektrik ihtiyacının her yıl hızlıca artması bu santrallerin hemen kapatılmasını imkansız kılmaktadır bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için kaynağı ülkemizde bulunan enerji kaynaklarına(hidroelektrik-nükleer-rüzgar) yönelim hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bu akılcı enerji politikasının oransal grafiklerini konumuzun sonunda daha ayrıntılı işleyeceğiz
5- NÜKLEER ENERJİ(RADYOAKTİF MİNERALLER) Radyoaktif mineraller olan uranyum ve toryumun atom çekirdiğinin parçalanması sonucu büyük bir enerji açığa çıkar. Bu enerjiye nükleer enerji denir. Bu enerji ile elektrik üretilen santrallere de nükleer santral denir Ülkemiz toryum madeni bakımından dünyada 2. Sıradadır. Önemli toryum yatakları Eskişehir- Sivrihisar da bulunmaktadır.uranyum yatakları Manisa-Salihli, Yozgat-Sorgun,Çanakkale,Uşak ve Giresun da bulunmaktadır,. Ülkemizde işletmeye açılan uranyum ve toryum yatakları bulunmamaktadır. Bir çok ülke elektrik üretiminin büyük bir bölümünü nükleer enerjiden gerçekleştirmektedir. Fransa elektrik üretiminin %70 ini, Belçika %67 sini, İsveç %50 sini, Hindistan %3 ünü, Pakistan ise %2 sini nükleer enerjiden sağlamaktadır. Buna rağmen ülkemiz radyoaktif mineral bakımından zengin olmasına karşı nükleer santrali henüz yoktur. Ülkemizin enerji ihtiyacının sürekli artması ayrıca doğalgaz gibi ithal ettiğimiz bir enerji kaynağıyla elektriğin büyük kısmının üretilmesi nükleer santrallere ne kadar fazla gereksinim duyulduğunun kanıtıdır ülkemizde MERSİN AKKUYU VE SİNOP illerine nükleer santral yapılma çalışması 2010 yılından sonra başlanmış ve tesislerin inşaatı devam etmeektedir. 6-HİDROELEKTİR(SU GÜCÜ) Su gücünü kullanarak elektrik üretme işine hidroelektir denir. Hızlı akan, yüksekten düşen suyun çarptığı tribünü döndürmesiyle birlikte oluşan sürtünme gücünden elde edilen elektriktir. Ülkemizin Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin oldukça engebeli olması, akarsuların dar ve derin vadilerde akması nedeniyle baraj yapımına uygundur. Bununla birlikte ülkemizin ortalama yükseltisinin fazla olması akarsuların yatak eğiminin fazla olmasına neden olmuş bundan dolayı akarsularımızın akış hızı arttırmıştır bu durum hidroelektrik potansiyelimizin fazla olmasını sağlamıştır. Türkiye hidroelektrik potansiyel bakımından Avrupa da Rusya ve Norveç ten sonra 3. sırada yer almaktadır.
Hidroelektrik potansiyelimizin üçte biri Fırat Havzası ndadır. Bunu, Dicle, Doğu Karadeniz, Çoruh ve Kızılırmak havzaları izler. Yüksek potansiyelimize karşın üretilen enerji miktarı azdır fakat son yıllarda ülkemizde 100 üzerinde yeni HES yapılmış ve bir çok HES yapımı da devam etmektedir. Üklemizin enerji üretiminde su gücünün payı son yıllarda yapılan HES ler sayesinde büyük artış göstererek doğalgazı geçmiştir. Bu durum oldukça akılcıdır. Önemli Barajlarımız Fırat üzerinde; Keban, Karakaya, Atatürk Kızılırmak üzerinde; Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya Sakarya üzerinde; Sarıyar, Gökçekaya Gediz üzerinde; Demirköprü Büyük menderes üzerinde; Kemer, Adıgüzel Dicle üzerinde; Kralkızı, Devegeçidi
7-JEOTERMALENERJİ Yerin derinliklerinde ısınarak yüzeye çıkan sıcak su ve su buharından elde edilen enerjiye jeotermal enerji denir. Ülkemizin genç oluşumlu olması, fay hatlarının fazla bulunması nedeniyle jeotermal enerji bakımından dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Ülkemizde jeotermal enerji ısıtma ve elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Denizli-Sarayköy ve Aydın-Germencik te enerji üretimi yapılmaktadır. Üretilen enerji miktarı kapasitenin çok altında kalmaktadır. Ayrıca kaynama noktasından daha düşük sıcaklıktaki sular ise konut ve seraların ısıtılmasında kullanılmaktadır 8-RÜZGAR GÜCÜ Rüzgar kuleler üzerinde bulunan büyük pervanelerin dönmesiyle üretilen temiz ve tükenmeyen bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde ilk ticari amaçlı rüzgar santrali 1998 yılında Çeşme (İzmir) de kurulmuştur. Rüzgar santrallerinin kurulmasının pahalı bir yatırım olması en önemli sıkıntılardan biridir. Rüzgar enerjisi potansiyeli bakımından Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz kıyıları zengin yerlerdir NOT:Rüzgar santrallerinin elektrik üretiminde ki payı hızlı bir şekilde artmaktadır,
9-GÜNEŞ ENERJİSİ Güneşlenme ve güneş enerjisi bakımından ülkemiz oldukça avantajlıdır. Ülkemizde güneş enerjisinden ev ve iş yerlerinin ısıtılmasında, sıcak su elde edilmesinde ve trafik ışıklarında yararlanılmaktadır. Ülkemizde geniş anlamlı elektrik üretiminde kullanılan güneş tarlaları bulunmamaktadır Ülkmeiz de güneşlenme ve güneş enerjisi bakımından en avantajlı bölgeler Güney doğu Anadolu ve Akdeniz bölgeleridir. Karadeniz bölgesinde ise güneşli gün sayısının az (bulutlu gün sayısı fazla) olması nedeniyle güneş enerjisi bakımından avantajlı değildir 10-BİYOKÜTLE(BİYOMAS) ENERJİ Bitki ve hayvan atıklarından elde edilen enerjiye biyokütle enerjisi denir.2 çeşit kullanım şekli vardır a) Klasik biyokütle enerjisi: eskiden beri kullanılan yöntemdir odun, bitki,tezek gibi maddelerin yakılarak kullanılması b) Modern biyokütle enerjisi: tarım endüstrisinde kullanılan bitki atıklarından katı,sıvı ve gaz yakıtlar elde edilmesidir
2000 yılı 2007 yılı 2015 yılı NOT: Yukarıda 2000-2007-2015 yıllarına ait elektrik üretiminde kullanılan enerji kaynaklarının oranlarını gösteren 3 ayrı grafik gösterilmiştir. Bu grafiklere bakıldığında elektrik üretiminde en fazla kullanılan ve çok büyük kısmı ithal edilen doğalgazın oranını giderek azaltılmakta kaynağı bizde olan başta hidroelektrik olmak üzere diğer enerji kaynaklarının payı artırılmaktadır bu durum ülkemiz enerji politikasının doğruluğunu göstermektedir bu sayede elektrik üretiminde dışa bağımlılık azaltılırken maliyetinin fiyatı da azaltılabilecektir