BÖLÜM - 3 1.5.5. Duyum ve Algılama İnsan çevresinde olup bitenleri duyu organları aracılığıyla fark eder. Duyum bir uyarıcının beyindeki yalın etkisidir. Çevremizdeki nesneleri, sesleri, kokuları ve tüm bunların birbirleriyle ilişkilerini, konum ve niteliklerini duyumlarımız aracılığıyla tanırız. Algı, duyu organları aracılığıyla alınan duyumların yorumlanması ve anlamlı hale getirilmesine denir. Duyum nesneldir, algı ise öznel ve karmaşık bir süreçtir. Duyumlar bellekte yer etmez, algı ise bellekte yer eder ve yeniden canlandırılabilir. Bu duruma hatırlama denir. Duyumların yorumlanması sırasında birey önceki yaşantılarından yararlanır. Dış dünyayı tanımamız algılarımız aracılığıyla gerçekleşir. Sesi kulağımızla duymamız bir duyumdur. Duyduğumuz sesin ne sesi olduğunu beynimizde önceki yaşantılarımızla da birleştirerek anlamamız algıdır. Daha sonra nasıl bir tepkide bulunacağımıza karar veririz. Her birey olayları içinde bulunduğu duruma, kişilik özelliklerine, önceki yaşantılarına, ruhsal durumuna, beklentiler, fiziksel ortam vb. etmenlere göre farklı algılar. Algıyı etkileyen etmenleri iç etmenler ve dış etmenler olarak ikiye ayırabiliriz: İç etmenler: Yaş, meslek, cinsiyet gibi kişisel özellikler algılamaya hazır oluş, önceki öğrenme ve yaşantılar, ihtiyaçlar, güdülenme, ruhsal durum, beklentiler, önyargılar, duygu, düşünce ve inançlar algılamayı etkiler. Karnımızın aç olduğu zaman yiyecek kokularını hemen algılarız ya da giysi, çanta gibi eşyalar kadınların daha çok ilgisini çektiğinden kadınlar tarafından daha kolay algılanır. Dış etmenler: Uyarıcının şiddeti, büyüklüğü, hareketi gibi etkenler ile içinde yaşanılan toplumun değerleri, örf ve adetleri, inançları gibi kültürel öğeler algılamayı etkiler. 1.5.5.1. Algıya İlişkin Temel Süreçler Uyarıcılar algılanırken dört temel eğilim vardır. 1- Algıda Organizasyon (Örgütleme) 2- Algıda Değişmezlik 3- Algıda Seçicilik (Dikkat) 4- Algıda Derinlik 5- Algıda Zaman Göreliliği 1- Algıda Organizasyon (Örgütleme) Algı kendini oluşturan duyumların toplamından daha fazla bir şey ifade eder. İnsanlar sadece duyumsamaz, uyarıcıları anlamlı bütünler haline getirip nesneler olarak örgütler. Duyu organlarımıza çevreden birçok uyarıcı gelir. Tek bir nesneden bile renk, şekil, ışık, ses, koku gibi birçok uyaran alırız. Biz bu uyaranları tek tek değil belli bir düzenleme yapıp bütünleştirerek algılarız. Bu düzenleme eğilimine yani; Değişik uyarıcıların bütün haline getirilerek anlamlı kılınmasına algıda organizasyon denir. Örneğin; arkadaşımıza baktığımızda kaş, göz, saç, ağız gibi farklı farklı organlarını, çıkardığı sesi, kokusunu ayrı ayrı değil, arkadaşımız Ali veya Şule olarak algılarız. 12
Algıda Organizasyonu Etkileyen Faktörler a) Şekil Zemin İlişkisi En basit algıları, belirli bir zemin üzerinde bulunan şekiller oluşturur. Algılama sürecimizde şekil ve zemin arasında bir seçim yaparız. Genellikle şekle odaklanır, zemin üzerinde şekli seçeriz. Buna şekil zemin algısı denir. Örneğin bu sayfa zemini üzerindeki yazılar ise şekli oluşturur. Siz sayfaya baktığınızda beyaz zemine değil yazılara odaklanırsınız. Ancak bazen şekil ve zemin bakış açısına göre değişebilir. Şekli zemin, zemini şekil olarak algılayabiliriz. b) Gruplama Çevreden gelen uyarıcıları bir bütün olarak algıladığımızdan söz etmiştik. Algılanan nesne birçok parçadan oluşsa da beynimiz bu parçaları bir bütüne dönüştürerek algılar. Bütünleştirme işlemi bazı etmenlere bağlı olarak gerçekleşir; benzerlik, yakınlık, süreklilik, zıtlık, bütünleme, tamamlama, simetri gibi. Birbirine benzeyen nesneler bir bütün olarak algılanır. Benzer şekilleri birlikte algıladığımız için aşağıda birinci şekli yatay çizgiler, ikinci şekli dikey çizgiler olarak algılarız. Basketbol oyununda aynı renk forma giyen oyuncuları takım olarak veya bir araya gelmiş öğrencileri bir grup olarak algılamamız gibi. 13
Birbirine yakın olan uyaranlar bir bütün olarak algılanır. Aşağıda yer alan şekilde yedi çizgi mi yoksa üç çift, bir tek çizgi mi görüyorsunuz? Algısal alanımızda bulunan ve sürekliliği olan uyarıcılar bir bütün oluşturur. c) d) e) f) g) h) Uyarıcılar arasındaki zıtlık uyarıcıların bir bütün olarak algılanmasına neden olur. Kar üzerinde beyaz tavşan dikkatimizi çekmez ancak siyah bir kediyi hemen algılarız. Bu siyah ve beyazın zıtlığından kaynaklanmaktadır. Yolda yürüyen herhangi iki kişi dikkatimizi çekmez ancak bir uzun bir kısa iki kişiyi hemen algılarız. Bu uzun ile kısanın zıtlığından kaynaklanmaktadır. Tam olmayan şekiller, yeterli uyarıcı olmayan durumlarda boşlukları tamamlayarak bütünler ve öyle algılarız. Sadece uzaktan aralıklı sesler halinde duyduğumuz bir müzik parçasını algılar ve zihnimizde tamamlayarak tanırız. Harfleri karışık olan bir metni tamamlayarak okuyabiliriz. Örnek: Yaıpaln bir arşaıtrmaya gröe, bir kleimedkei hafrlrein hnagi sıarda didizlikleri dğeil, ilk ve son hafrlrein dğoru yerde olamalrı öenm tşamıatkadır. Geirsi taammen kamradaşır ve ynie de surosnuz olraak okubanilir. Buunn sbeebi isnan benyinin her hafri tek tek dieğl kemileelri bir btüün oralak omukadısır. 2- Algıda Değişmezlik Daha önceden çeşitli özellikleriyle tanıdığımız nesnelerin, değişik durumlarda görünüşleri değişse de onların bildiğimiz özellikleriyle algılama eğilimine değişmezlik denir. Bu durum bizim algısal yaşantımızın büyük bir kargaşaya dönüşmesine engel olur, düzen ve güven duygusu oluşturur. Şekil (Biçim) Değişmezliği Renk Değişmezliği Büyüklük Değişmezliği 14
3- Algıda Seçicilik (Dikkat) Dikkat, düşüncenin belli bir olaya ya da noktaya yoğunlaşmasıdır. Kişiler çevrede bulunan uyarıcılardan, nesnelerden ya da olaylardan birisine ya da birden fazlasına dikkatini yöneltmektedir. Algıda seçicilik, dikkatin birçok uyarıcı içinden herhangi birine odaklanması ve o uyarıcının seçilerek ayırt edilebilmesidir. Seçiliği etkileyen faktörleri iç etmenler ve dış etmenler olarak ikiye ayırabiliriz. İç etmenler; Meslek, ilgi, beklentiler, uzmanlık, ihtiyaçlar, geçmiş yaşantı ve beklentiler.. Dış etmenler; Büyüklük, parlaklık, şiddet, ortam, zıtlık, simetri, ani değişiklik.. Aç bir kişiye buzlu bir camın arkasından renkli boya dolu kutular gösterilirse yiyecek çeşidi olarak algılar. Ancak bir ressamın algısı daha farklı olacaktır. Yine insanların kalabalık ve gürültülü bir yerde, kendiyle ilgili herhangi bir şeyi hemen algılaması algıda seçiciliktir. İnsanlar dış dünyada olan uyarıcılardan sadece bir bölümünü algılar. Çünkü beyne giren verilerin işlenmesi ve anlamlı bir algı oluşturulmasının kapasitesi sınırlıdır. Organizma bütün dikkatini çevresindeki uyarıcılardan birine yoğunlaştırdığından, sadece bunun özelliklerini algılar. 4- Algıda Derinlik Gerçekte üç boyutlu olan varlıklar gözün ağ tabakasına iki boyutlu düşer. Ancak yine üç boyutlu algılanır. Paralel uzantıların kesişen noktalarının uzakta algılanması doğrusal perspektif dediğimiz derinlik ipucundan yararlanılarak gerçekleşmektedir. Tren raylarının giderek daralıyormuş gibi görülmesi derinlik algısına bir örnektir. 5- Algıda Zaman Göreliliği İçinde bulunulan durum (ortam), zihinsel durum, hazır oluş vb. nedenler zamanın farklı algılanmasına neden olur. Hoşlandığımız bir işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini bilmezken, sıkıcı bir ortamda zorunlu olarak kaldığımızda zaman bir türlü geçmek bilmez. 15
1.5.5.2. Algı Yanılmaları Organizmanın algılama düzeni mükemmel değildir. Nesne ya da olaylar olduklarından farklı algılanabildikleri gibi, hiç olmayan şeyler de varmış gibi algılanabilir. Bu tür durumlara algı yanılmaları denir. Bu durum duyu organlarındaki bozukluktan kaynaklandığı gibi, sağlıklı duyu organlarının yapıları, uyarıcının içinde bulunduğu durum veya çeşitli psikolojik nedenlerden kaynaklanabilir. Algı yanılmaları ikiye ayrılır: 1- İllüzyon (Yanılsama) Var olan (nesnel gerçekliği olan) nesne ya da olayların (uyarıcıların) olduğundan farklı algılanmasıdır. a) Fiziksel İllüzyon: Bütün insanlarda ortak olan ve uyarıcı kaynaklı algı yanılmasıdır. Daha çok göz merkezli yanılmalardır. Yanılma, uyarıcının ya da duyu organının yapısından kaynaklanır. Suya batırılmış çubuğun kırık olarak, demiryollarının (rayların) ilerde birleşiyormuş gibi algılanması bir fiziksel illüzyondur ve tüm insanlarda aynı şekilde görülür. 16
b) Psikolojik illüzyon: Aynı uyarıcıların bireyler tarafından farklı olarak algılanmasıdır. Bireyin içinde bulunduğu psikolojik durum ya da zihinsel tutumundan kaynaklanır. Her insanda farklı bir biçimde ortaya çıkar. Karanlıkta yerdeki bir ipin yılan olarak algılanması psikolojik illüzyondur. 2- Halüsinasyon (Sanrı) Nesnel gerçekliği olan herhangi bir uyarıcı bulunmadığı halde algı oluşmasıdır. Olmayan şeyleri duymak, olamayan şeyleri görmek, algılamaktır. Ağır ateşli hastalıklarda, şizofreni, paranoya gibi akıl hastalıklarında, alkol ve madde yoksunluğu durumlarında ortaya çıkar. Örneğin; Alkoliklerin üzerlerinde böceklerin yürüdüğünü söylemesi veya akıl hastasının sürekli izlendiğini söylemesi gibi. 17