NORMAL DOĞUM EYLEMİ. Doç. Dr. Mehmet Bilge ÇETİNKAYA

Benzer belgeler
PROF. DR. FULYA DÖKMECİ

Normal Doğum Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı-Hastalıkları ve Bakımı. Normal Doğum Fizyolojisi. Normal Doğum Fizyolojisi

Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 12.Hafta ( / 12 / 2014 ) FETUS YÖNÜNDEN DOĞUM Slayt No: 16. Fetus Yönünden Doğum

Doğuma Yardım ve Takip. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 13.Hafta ( / 12 / 2014 ) DOĞUMA YARDIM VE TAKİP Slayt No: 17

Op Dr Aybala AKIL. Acıbadem Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

İnsan vücudunda üç tip kas vardır: İskelet kası Kalp Kası Düz Kas

Doğumda Rol Oynayan Faktörler Doğum Eleminin Gerçekleşmesini Sağlayan Güçler

DOĞUM OBJESi İLE ilgili DİSTOSİ

DOĞUMDA ROL OYNAYAN FAKTÖRLER- FETÜS

İskelet Kasının Egzersize Yanıtı; Ağırlık çalışması ile sinir-kas sisteminde oluşan uyumlar. Prof.Dr.Mitat KOZ

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

Makat prezentasyonu. Görülme oranı %3-4 dür. Tanı leopold manevraları ile konulabilir

DOĞUM EYLEMİNE İLİŞKİN GİRİŞİMLER

Gebelikte Karşılaşılan Anormal Olgular. Prof Dr Fatin Cedden Üreme Biyolojisi ve Yapay Tohumlama

PRETERM-POSTTERM EYLEM

PROF DR FERİDE SÖYLEMEZ AÜTF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

KAS VE HAREKET FİZYOLOJİSİ

GEBELİKTE ANNENİN FİZYOLOJİSİ

DOĞUMUN EVRELERİ. Yard.Doç.Dr. İlknur M. Gönenç

GEBELİKTE SIK GÖRÜLEN RAHATSIZLIKLAR VE ALINACAK ÖNLEMLER

KAS FİZYOLOJİSİ. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

Doğumun 2. Evresi Ne Kadar Sürer ve Ne Zaman Sonlanır? İlerlemeyen Eylem Tanısı Nasıl Konulur? Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH

Kalp Fonksiyonları KALP FİZYOLOJİSİ. Kalp Fonksiyonları. Kalbin Lokalizasyonu ve Ölçüleri. Kalbin Lokalizasyonu ve Ölçüleri. Dolaşım Sistemleri

Yaşlılarda düzenli fiziksel aktivite

2 tip düz kas vardır: 1. Viseral düz kaslar. (mide, barsak, üreter, damarlar) 2. Çok üniteli düz kaslar (iris kasları, piloerektör kaslar)

DOĞUM UZM.DR.SEZER ARDA

DOĞUM EYLEMİNE İLİŞKİN RİSKLİ DURUMLAR

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?

Acil Doğum! Hazırmıyız?

Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK

DOĞAL DOĞUMU DESTEKLEYEN POZİSYONLAR VE IKINMA. Hem. Eda ARIN Acıbadem Eskişehir hastanesi Doğumhane Ekip Lideri Ocak 2015

FETAL ULTRASONOGRAFİK ÖLÇÜMLER

KİNEZYOLOJİ ÖĞR.GÖR. CİHAN CİCİK

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

DOĞUM EYLEMİNDE İZLEM VE BAKIM. Fetusun durumu. Eylemin durumu (kontraksiyonlar,dilatasy on,silinme,angajman vs)

Adet döneminin gecikmesi ile beraber göğüslerde aşırı şişkinlik ve hassasiyet oluşur. Gebelik ilerledikçe göğüsler büyür ve göğüs uçları koyulaşmaya

KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİSİ

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU EBELİK BÖLÜMÜ DOĞUM EYLEMİ SÜRECİ VE YENİDOĞAN İZLEM FORMU

PELVİS KIRIKLARI. Prof. Dr. Mehmet Aşık

FETAL SAĞLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

Fetus Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı

fetal dönem denir. Fetal dönemde, embriyonal dönemde oluşan organ sistemleri gelişir. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı

EGZERSİZİN DAMAR FONKSİYONLARINA ETKİSİ

Endometriozis. (Çikolata kisti)

SEZARYEN SONRASI VAJİNAL DOĞUM (SSVD)

ENDOKRİN BEZ EKZOKRİN BEZ. Tiroid bezi. Deri. Hormon salgısı. Endokrin hücreler Kanal. Kan akımı. Ter bezi. Ekzokrin hücreler

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ. Düz Kas. Dr. Sinan CANAN

Prof. Dr. Ferit Çiçekçioğlu, Yrd. Doç. Ertan Demirdaş, Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Atılgan

VÜCUDUN TEMEL PARÇALARI. 1) Baş-boyun 2)Gövde 3)Ekstremiteler (Kollar ve bacaklar)

Erken gebelik (4-10 hf) USG: Neler görmem gerekir ve neler görmeliyim?

DİŞİ ÜREME ORGANLARI

GEBELİK VE POSTPARTUM DÖNEMLERİNDE CİNSELLİK

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Prof. Dr. Taner Dağcı

GEBELİK SIRASINDA MATERNAL VE FETAL SAĞLIĞIN YÜKSELTİLMESİ

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

AAM de ikinci düzey tedavi

Spinal, Epidural, Kombine, RİVA ve Komplikasyonları. Öğr. Gör. Ahmet Emre AZAKLI. Rejyonel Anestezi Nedir?

Fetal tedavide amniyoinfüzyon ve amniyodrenaj

PRĐMĐPAR KADINLARIN DOĞUM TERCĐHLERĐ VE BUNU ETKĐLEYEN FAKTÖRLER

İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİ MEKANİZMALARI. Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL

Lokal anestetik preparatları

ÇOĞUL GEBELİK EYLEM PLANI

Olgu EKTOPİK GEBELİK. Soru 1. Tanım. Soru 3. Soru yaşında bayan hasta pelvik ağrı yakınmasıyla geliyor. 5 gündür ağrısı var, SAT 1,5 ay önce

3- Destek ve Hareket Sisteminin (Kasların) Çalışması :

NORMAL GEBELİK ve BAKIM DERS ÖĞRETİM PLANI

GEBE MUAYENE YÖNTEMLERİ ve GEBE BAKIMI

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA

İŞEME FİZYOLOJİSİ. Doç.Dr. Ömer Bayrak Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

VÜCUDUMUZDA SISTEMLER. Destek ve Hareket

PRENSES DOĞUM. Ağrısız Doğum. Artık anne adayları çok şanslı! SAĞLIK BÜLTENİ Sayı 1 Mart 2017

KOMPLİKE VAKALARDA DOĞUM ÖNCESİ DOĞUM VE DOĞUM SONRASI SÜREÇLERİN İZLENMESİ PROSEDÜRÜ

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

ACOG diyor ki GEÇ-TERM VE POST-TERM GEBELİKLERİN YÖNETİMİ. Özeti yapan: Dr. Yasemin Doğan

KOMPLİKE VAKALARDA DOĞUM ÖNCESİ, DOĞUM VE DOĞUM SONRASI SÜREÇLERİN İZLEMİ PROSEDÜRÜ

EYLEMİN ÜÇÜNCÜ/ DÖRDÜNCÜ EVRELERİNDE İZLEM ve BAKIM

Anatomik Sistemler. Hastalıklar Bilgisi Ders-2 İskelet-Kas-Sinir Sistemleri

T.C NİĞDE ÜNİVERSİTESİ NİĞDE ZÜBEYDE HANIM SAĞLIK YÜKSEKOKULU

Seksüel Siklus ve Suni Tohumlama

TFD Nörolojik Fizyoterapi Grubu Bülteni

3 EYLÜL 2014 ÇARŞAMBA

Columna vertebralis (omurga); vücudun arka ve orta kısmında yer alır, kemikten ve kıkırdaktan oluşur ve içinde omuriliği barındırır.

11. SINIF KONU ANLATIMI 40 HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ KAS KASILMASI VE GEVŞEMESİ

SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi vücutta, kas kontraksiyonlarını, hızlı değişen viseral olayları ve bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder

Gebelik ve Trombositopeni

DOĞUM ÖNCESİ BAKIM. Dr. Ferruh N. Ayoğlu. Halk Sağlığı Anabilim Dalı

4. SINIF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJ PROGRAMI (Grup 3)

Doku kan akışının düzenlenmesi Mikrodolaşım ve lenfatik sistem. Prof.Dr.Mitat KOZ

Pelvis Anatomisi ve Pelvis Kırıkları

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR

2 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA

11. SINIF KONU ANLATIMI 48 DOLAŞIM SİSTEMİ 1 KALP KALBİN ÇALIŞMASI

PROF. DR. ERDAL ZORBA

Term ve Tekil Gebeliklerde Kordon Prolapsusu ve Sonuçları

Transkript:

ÜNİTE 9 NORMAL DOĞUM EYLEMİ Doç. Dr. Mehmet Bilge ÇETİNKAYA 9.1. DOĞUM EYLEMİNİN FİZYOLOJİSİ Tanım olarak normal doğum eylemi; miadına ulaşmış fetüsün (tamamlanmış 37 hafta), spontan uterus kontraksiyonlarıyla, doğum kanalından geçerek, vajinal yoldan doğurtulmasıdır. Doğum eylemi; uterusun ve serviksin doğuma hazırlanışı ile başlayıp, uterusun düzenli aralıklarla kasılmalarıyla devam eden, fetus ve plasentanın dışarı atılmasından bir saat sonra son bulan bir süreçtir. Son adet tarihinden itibaren 37 ila 42 hafta arasındaki gebelikler miadında (term) gebelik olarak adlandırılır. Normal doğum eyleminde termde, tek ve canlı fetüs vardır, uterus kontraksiyonları kendiliğinden başlar ve kontraksiyonların sıklığı, süresi ve şiddeti doğum eylemi ilerledikçe artar. Fetüs herhangi bir enstrümantasyon olmadan, sağlıklı doğar. Annenin vital bulguları normal ve sağlığı iyidir. Doğum eylemini gerçekleştiren aktif doğum travayını oluşturan güçlü ağrılardan önce uterusun doğum eylemine hazırlanması gerekmektedir. Uterusun gebelik, doğum ve lohusalıktaki fizyolojik değişiklikleri farklı bölümlere ayrılarak travay adı altında incelenmektedir. Belli dönemlerdeki doğum eylemi için gerekli hazırlıkların tamamlanması ile doğuma uygunluk kazanılmaktadır. Birçok multipar kadın, gebelikte rahatsızlık vermeyen kasık ve alt karın bölgesine sınırlı, serviks uteride değişiklik yapmayan ve fetusun pelviste ilerlemesine neden olmayan ağrılar tecrübe etmekte ve bunlara yalancı doğum ağrıları adı verilmektedir. Bunun ötesinde bazen de doğum eylemi uyarı vermeksizin ağrısız bir şekilde başlamakta ve hızla sonlanmaktadır. Bütün bu olaylarda pelvisteki yumuşak dokuların, uterusun üst 1

segmentleri ve serviksin kas ve bağ dokusundaki değişikliklerinin zamanlamalarının önemi büyüktür. Myometriyum çizgili iskelet kası ve diğer düz kaslardan farklı özellikleri bulunmaktadır. kontraksiyonlarla myometriumun kısalması (retraksiyon) iskelet kasına göre daha güçlü kasılmalar oluşturmaktadır. kontraksiyon her yöne doğru etki gösterir. İnce ve kalın flamentler uzundur ve gelişigüzel dağılmış olarak bulunurlardüz kas kontrasiyonu için aktin myzin flamanlarının birleşmesi gerekmekte bu birleşme myozin hafif zincirinin fosforilasyonu ve ardından aktinle birleşmesi şeklinde olmakta, bu da ATPase ile birlikte ATP den bir fosfat kopararak ADP ve enerji dolayısıyla güç oluşmasına yol açmaktadır. Serviks uterinin %85-90 ı bağ dokusundan, %10-15 i ise düz kas dokusundan oluşmaktadır. Gebelik boyunca, konsepsiyon ürününü taşımakla görevli olan serviks aktif doğum eyleminde pasif rol oynar. Gebeliğin onuncu haftasından sonra kollagenaz aktivitesi 2-3 kat artar; kollagen fibrilleri azalır ve hyaluronik asit miktarı artar. Servikal olgunlaşmanın hormonal kontrolü östrojen, tarafından sağlanır. Doğumda Serviks uterideki değişiklikler iki şekilde değerlendirilir, efasman (silinme) ve dilatasyon (açılma). Myometrial kontraksiyonlar, serviksin gerilmesine ve üst segmentteki myometrial liflerin kısalmasıyla, kanal servikalin boyunun kısalmasına neden olmaktadır. Bu durum silinme (efasman) olarak adlandırılır. Efasmanın tamamlanmasıyla, serviksin alt segmentinin yana doğru açılmasına ise dilatasyon (açılma) adı verilir Serviksin dilate olup yaklaşık 10 cm kadar açılması, fetusun doğum kanalında ilerlemesine izin verir. Multipar ve nulliparlarda servikste oluşan bu değişikliklerin sıralaması farklılık gösterir. Mutiparlarda daha önce doğum yapılmış olmasına bağlı gebeliğin son aylarında eksternal servikal os yaklaşık 1-2 cm açıktır. Kanal servikalin internal ostiumu kapalıdır. Bu nedenle doğum ağrıları başladığında mevcut açıklık ilerler ve servikal efasman daha sonra olur (Önce dilatasyon ardından silinme). Nulliparda ise durum farklı olup, önce efasman ve ardından dilatasyon olmaktadır. 9.2. DOĞUM EYLEMİNDE ROL OYNAYAN FAKTÖRLER Motor: uterus kontraksiyonları Mobil: doğum objesi olan fetüs ve ekleri Yol: Doğum yolunu oluşturan, kemik pelvis ve yumuşak kısımlar 9.2.1. Motor Güç (Uterus Kontraksiyonları) Doğum eyleminde myometrium adı verilen uterus kasının kontraksiyonları ağrılı olduğu için bu kontraksiyonlara doğum ağrıları adı verilmektedir. Uterus kontraksiyonları değerlendirilirken ağrının sıklığı, süresi ve şiddetinin (intensite) ifade edilmesi gerekmektedir. Doğum eylemin başlangıcında 10dk arayla veya daha uzun aralıklı gelen, 30-40 sn süren kontraksiyonlar, eylem ilerledikçe ve aktif travay sırasında, 2-3 dakikada bir gelen ve 60-90 sn süren güçlü ağrılarla kendini gösterir. Kontraksiyonların sıklığı süresi ve gücü eksternal veya internal tokogram yardımıyla, değerlendirilebilir. Bunların olmadığı yerlerde, kaba olarak elle uterusun kasılma aralıkları ve gücü değerlendirilebilir 2

Etkin kontraksiyonlarda uterus içi basınç 20 50 mmhg ya yükselmektedir. Uterin kontraksiyon esnasında, iskemi ve önde gelen fetal kısımların servikste oluşturduğu gerilme ve pelvik bası ağrıya yol açmaktadır. Eylem sırasında uterusta olan değişiklikler arasında uterusun üst segmentinin, eylem ilerledikçe, kısalıp kalınlaşması bulunmakta ve bu sayede kontraksiyonlar sırasında fetus aşağı doğru daha güçlü olarak itilmektedir. Uterusun alt kısmı pasif olarak incelir ve geçecek olan fetusa yol verir.fizyolojik retraksiyon halkası; aktif pasif segmentlerin arasındaki sınıra verilen isimdir. 9.2.2. Doğum Objesi (Fetus ve Ekleri) Normal doğum eyleminde fetus, baş prezentasyonunda, fleksiyon habitusunda, longitudinal situsta ve 1. pozisyondadır (küçük fontanel solda). Prezentasyon: Pelvik girime veya servikal internal os a yakın olan önde gelen fetal kısım olarak isimlendirilir. (Verteks, makat, kol, yüz, ayak) Doğumların %96 sında prezentasyon vertexdir. Habitus: Fetus başının, atlanto-axial eklem düzleminde öne veya arkaya hangi pozisyonda olduğunun ifadesidir (flexion, extansiyon). Normal fetal duruş fleksiyon pozisyonudur ve fetal baş pelviste fleksiyon habitusunda ilerler. Situs: Fetusun ekseninin, uterus ekseni ile olan ilişkisi, bir başka deyişle, fetusun columna vertebralisinin, annenin kolumna vertebralisi ile olan ilişkisini ifade eder. Situs longitudinalis: Çocuğun ekseni uterusun eksenine paraleldir. Situs transversalis: Çocuğun ekseni uterusun eksenini çaprazlar. Oblik situsta ise önde gelen kısım, iliak fossada bulunuve fetusun eksen çapraz durur. Pozisyon: Prezente olan kısımda referans olarak seçilen kısmın annenin doğum kanalına göre sağda/solda ve anterior/posterior da olmasını ifade eder. Prezentasyonların %90 ı oksiput anterior ve transvers %10 u ise oksiput posterior pozisyondadır. Verteks prezentasyonlarının 2/3 ü sol oksiput anterior, 1/3 ü ise sağ oksiput anterior dur. Fetal başı oluşturan kemikler ve birleşim yeri olan suturalar Normal doğum eyleminin anlaşılması için fetal başı oluşturan yapıların iyi bilinmesi gerekmektedir. Fetal başı oluşturan doğum eylemi ile yakın ilişkili kemikler arasında, önde frontal kemik ve fontal kemiğin uzunlamasına ortasındaki sutura frontalis, frontal ve parietal kemikler arasında bulunan sutura coronalis, yanlarda temporal ve parietal kemikler, pareital kemiklerin birleşim yerinde buylunan sutura sagittalis, arkada oksipital kemik ve oksipital kemikle parietal kemik arasında bulunan lambdoid sutura doğum eyleminin mekanizmasının anlaşılmasında oldukça öneme sahiptir. 3

Fontaneller Fetal başta frontral ve temporal kemikler arasındaki, sutura koronalis ve sutura sagittalis ve devamındaki sututra frontalisin birleşim yerinde baklava dilimi veya lambdoid şekilli olan fontanele ön veya büyük fontanel adı verilir. Arkada oksipital kemikle frontal kemikler arasındaki ve lambdoid sutur ve sutura sagittalisin birleşim yerindeki, üçgen şeklindeki fontanele arka veya küçük fontanel adı verilmektedir. Fetal baş çapları ( ön, arka ve transver kuturlar) Fetal başın en küçük çapı ve doğum eyleminde önemli rol oynayan çapı suboksipito bregmatik çaptır. Yaklaşık 9,5 cm çapındadır. Normal doğum eyleminde en sık gelen şekildir ve fetal baş pelvise fleksiyon habitusunda ve biparietal çapıyla girer. Başın en büyük çap ve çevresiyle pelvise girdiği çapı oksipito-mental (vertiko-mental) çap olup alın gelişinde görülen 13,5 cm dir. Defleksiyon gelişnini en ileri formu olan yüz gelişinde baş pelvise 9,5 cm çapında suboksipito-mental çap ile girer. Bir diğer çap oksipitofrontal çap olup 11 cm uzunluğundadır ve verteks, büyük fontanel gelişinde görülür. 4

9.2.3. Doğum Yolu (Pelvis ve Yumuşak Kısımlar) Doğum eyleminin özelliklerini anlamak için önce doğum kanalını oluşturan yapıların değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğum kanalı yumuşak kısımlar ve kemik pelvis olarak ikiye ayrılmaktadır. Kemik Pelvis Kemik pelviste kendi arasında büyük ve küçük (Gerçek) pelvis olarak ayrılmaktadır. Kemik pelvisi oluşturan kemikler ise koksa kemiğini oluşturan, os ilium, os iskum ve os pubis olup, diğer kemikler sakrum ve koksikstir. Kemik arkada promontoryum, yanlarda linea termialis ve önde symfiz pubis kemiğinin üst kısmından oluşan sınırla, büyük (yalancı) ve küçük (gerçek) pelvis olarak ikiye ayrılmaktadır. Pelvisi oluşturan kemikler arasında sakro-iliak, sakro-koksigeal ve simfiz pubis eklemleri bulunmaktadır. Promotoryum pelvisin değerlendirilmesinde çok önemli olup, 5. lomber vertebra ile sakrumun arasındaki eklemdir. Öne doğru çıkıntı oluşturmakta ve pelvis darlıkların değerlendirilmesinde referans noktası olarak önemli rol oynamaktadır. Pelvik Aks Pelvis açıklığı öne bakan ve arkada, sakrum ve koksiks kemiklerini oluşturduğu konkav bir eğim bulunan, adeta soba borusu dirseği şeklinde tanımlayabileceği 5

Pelvis Tipleri Dört pelvis tipi bulunmaktadır. Bunlar, jinekoid, android, antropoid ve platypelloid pelvistir. En sık görülen (>%50) ve doğum için en elverişli olan pelvis tipi jinekoid pelvistir Android tip kadınların 1/3 ünde görülür, doğum için en kötü prognoza sahiptir. Subpubik açı dar olup iç rotasyonun yapılması güçleşmiştir. Andropoid pelvis beyaz ırktan olmayan kadınlarda daha sıktır. Baş gelişlerde oksiput posterior pozisyon daha sıklıkla görülmektedir.. Platypelloid, nadir görülen pelvis tipidir (<%3), pelvis giriminin ön arka çapı dar olup fetal başın girimine engel oluşturmaktadır. Pelvik Girim Arkada sakral promontoryum, yanlarda linea terminalis ve önde simfiz pubis kemiklerinden oluşan sınırla başlamakta olup jinekoid bir pelvsite yanlamasına oval bir şekildedir. Boyutlarının değerlendirilmesinde ön arka, transvers ve oblik çap kullanılır. 6

Eksternal muayenede bu boyutların değerlendirilebilme şansı yoktur. Ancak eksternal muayende, vajinal tuşe yapılarak symfis pubisle promoıntryum arası mesafe ölçülebilir. Bu mesafeye konjugata diagonalis adı verilmektedir. Pelvik ön arka girimin üst mesafesi olan konjugata anatomika diagonal konjugatadan 1-1.5 cm, konjugata obstetrika ise 1.5-2 cm çıkarılarak hesaplanır. Conjugata vera anatomica: 11 cm Conjugata obstetrica: 10.6 cm Conjugata diagonalis: 12,5 cm Orta Pelvis İnterspinal mesafenin bulunduğu düzleme orta pelvis adı verilmektedir. Önde simfizin arka yüzü, yanlarda spina iskiadikalar ve arkada 2 4 sakral vertebralar ile sınırlıdır. İnterspinöz çap 10 10,5 cm dir. Pelvik Çıkım Önde arkus pubis, yanlarda tuber ischiadicalar ve arkada sakrum alt ucu ile sınırlıdır. Subpubik açı kemik pelvisin dğerlendirilmesinde önemlidir. 90 derecenin altında bulunduğu hallerde pelvik çıkım darlığı yönünden dikkat edilmelidir. İntertuberous çap yaklaşık 11 cm dir. Pelvik çıkımın ön-arka çapı ise yaklaşık 9.5-11.5 cm olup bu mesafe koksiks kemiğinin yarı hareketli olması nedeniyle fetusun doğumu esnasında yaklaşık 1-2 cm genişleyebilir. Yumuşak Kısımlar Yumuşak doğum yolunu, uterin alt segment, serviks, vajina ve perine oluşturmaktadır. Normalde bu kısımlar fetusun geçişi için büyük bir engel oluşturmamakla birlikte, bazen distosilere neden olabilmektedir. 7

9.3. 9.3.1. DOĞUM EYLEMİNİ BAŞLATAN FAKTÖRLER VE BELİRTİLERİ DOĞUM EYLEMİNİ BAŞLATAN FAKTÖRLER Çeşitli hayvan modellerinde progesteron doğum eylemini başlamasından sorumlu olduğu belirlenmiştir., Fakat insanlarda doğum eylemini başlamasından önce bu şekilde bir progesteron azalması gösterilememiştir. Ancak progesteronun etkisini gen düzeyinde değiştirecek, moleküler, reseptör veya biyokimyasal birtakım düzenleme ve oluşacak olan sinyaller, progesteronun çekilmesinden çok fonksiyonunun bloke edilmesine bağlı olarak doğum eylemi başlayabilir. Fetusun da doğum eyleminin başlamasında önemli olduğu düşünülmektedir. Özellikle fetal başa ait anomalilerde, hipotalamus, hipofizin yokluğunda Kortikotropin Releasing Hormon (CRH), ve Adreno Kortrikotropik Hormon (ACTH) sentezi olamayacağından fetal adrenalde yeterli C19 steroid sentezi yapılamayacaktır. Bu durum, doğum eylemini başlamasında önemli rolü olan östrojen sentez yapımını bozacağından doğum eylemi gecikecektir. Fetal bazı anomaliler olan bilateral renal agenezi ve pulmoner displazide ve plasental sülfataz eksikliğinde de doğum eyleminin başlaması uzamaktadır. Doğum eyleminin başlamasında çeşitili teoriler bulunmakla birlikte bunların arasında iki teorem önemlidir. Birincisi, gebeliğin devamında rol oynayan faktörlerin geri çekilmesi, diğeri de uterotonin adı verilen myometrial kontraktiliteyi artıran ajanların doğum indüksiyonunda aktif rol almasıdır. Bazı araştırıcılar matür fetusun doğum eylemini başlamasında önemli olduğunu diğerleri de uterotoninlere cevabın reseptör düzeyinde artmasının doğum eylemini başlamasında önemli olduğunu ileri sürmüşlerdir. İnsanlarda doğum eylemi tek başına hiçbir mekanizmayla açıklanamamaktadır. Doğum eylemini durduran ve başlatan dengelerin bozulması eylemin başlamasında önemlidir. Doğum eylemini başlatan fizyolojik değişiklikler, myometriumda oksitosin reseptörleri artışı, gap juntion adı verilen myometrium hücreleri arasında hücreler arası işletişimi sağlayan aralıklar, uterusta kasılmalara yol açabilecek uterotoninlere yanıtın artması, servikste yumuşamaya yol açan fiziksel ve biyokimyasal değişiklikler sayılabilir. İnsanda doğum eylemi için yapılan araştırmalarda plasental kaynaklı steroidlerin rol oynadığı üzerine birçok araştırma yapılmış ve özellikle plasentanın tek başına östrojen sentezinde yeterli olmadığı fetal adrenal C 19 steroidlerinin plasentada östrojene dönüştürüldüğü bilinmektedir. Steroid hormonlar Özellikle hayvan modelleri arasında koyunlarda progesteron hormonun azalmasına bağlı doğum eyleminin başlatılabileceği gösterilmekle birlikte insanlarda ilişkilendirilememiştir. Progesteronun koyunlarda doğuma yakın azalma nedeni muhtemel olarak, fetal adrenal hücrelerin, adrenokortikotropik hormona artmış duyarlılığıdır. Bu durumda kortizol salgısı artarak plasenta steroid sentezi değişmekte ve progesteron düzeyini azaltmaktadır. Anne 8

kanında östrojen yükselmesi üçüncü trimester sonlarına doğru başlar ama doğum öncesi dönemde tükürük östriol salgısı dışında ekstra bir artış görülmez. Progesteronun lokal etkisi ve sistemik düzeyinden çok azalmanın dokuda reseptör veya metabolizma değişikliklerine bağlı olduğu düşünülebilir. Buna en güzel örnek progesteron etkisinin blokajı ile (antiprogesteron RU 486 ile) uterus kontraksiyonları başlar. Terme yakın östrojendeki yükselme, uterusta aktivite artışıyla eş zamanlı görülür. Bu durum progesterondaki dengeyi östrojene kaydırmakta ve uetrotoninlere uterusun cevabını artırmaktadır. Oksitosin Gebeliğin ikinci yarısında uygulandığında, oksitosinin uterus aktivitesine yol açtığı bilinmektedir. Hipofiz arka lobundan salgılanan oksitosinin normal doğum eyleminin başlamasında tam olarak hangi aşamada aktifleştiği bilinmemektedir. Ancak doğum eyleminde, kan düzeylerinin yükselmektedir. Doğum başlangıcında ise, özellikle 2. evrede oksitosin düzeyi oldukça artmaktadır. Oksitosinin aynı zamanda desidua ve myometriumda prostaglandin sentezini uyarmaktadır. Travayın başlangıç dönemlerinde oksitosinin etkinliği, kandaki düzeyi kadar myometriumun duyarlılığına da bağlıdır. Myometriumdaki oksitosin reseptör yoğunluğu gebelik yokken azdır, gebelikte düzenli olarak artar ve doğum sırasında ikiye katlanır. Reseptör yoğunluğu uterusun oksitosine olan duyarlılığı ile bağlantılıdır. Artıştaki mekanizma bilinmemekle beraber, uterustaki prostaglandin ve hormon ortamının değişmesiyle olduğu düşünülür. Oksitosin ayrıca, amnion, korion ve özellikle desiduada sentezlenmektediroksitosinin lokal yapımının insanda doğumu başlatmada katkısı olabileceğini düşünülmektedir. Oksitosinin muhtemelen etkisi prostoglandin oluşumunu artırmak ve myometrial kontraksiyonları hücre içinde kalsiyumu artırarak güçlendirmektir, Doğumların daha çok gece olması oksitosinin geceleri daha fazla olmasına bağlı olabilir. Prostaglandin Uterus aktivitesi başlamadan saatlerce önce desidua ve amniyotik sıvıda PGF2α üretimi artar. Östrojenler özellikle PGF2α nın yapımını arttırmaktadır. Uterus kontraksiyonları doğum ağrılarının şiddetiyle ve doğum travayının ilerlemesiyle prsotoglandin düzeyi artmaktadır. Ayrıca prostoglandinler serviksin biyokimyasal içeriğini değiştirmekte ve yumuşamasına neden olup olgunlaştırmakltadır. Enflamatuvar olaylar enfeksiyon, membranların yırtılması veya elle sıyrılması (stripping) lokal olarak araşidonik asitten prostoglandin yapımını artırmakta ve doğum ağrılarını başlatabilmektedir Prostaglandinlerin preküsörü olan araşidonik asit fetal membranlar, desiduada fazla miktarda bulunmaktadır. PG sentezini amnion, korion ve desidua hücrelerinde, progesteron gibi kortikotropin salgılatan hormon da uyarır. Travay sırasında anne dolaşımındaki PGE2, PGF2α metaboliti artar. 9

Endotelin 1 Endotelin 1 in etkisi hücre içi serbest kalsiyumun artışı ve ekstrasellüler kalsiyumun hücre içine girmesi ile gerçekleşir. Ancak bu etki gebe uteruslarda daha zayıftır. Gap Junction Proteinleri Myometriyumun güçlü ve eşzamanlı bir şekilde kasılıp, fetusu doğum kanalından itebilmesi için hücreler arası iletişim mükemmel olmalıdır. Bu durum myometrial hücreler arasındaki bağlantılarla sağlanır. Hücreler arası bağlantı kanallarına gap junction adı verilmektedir. Küçük moleküllü madde ve iyonlar, bu kanallardan kolaylıkla geçmektedir. Doğuma yaklaşıldıkça sayıları artmakta ve doğumdan sonra da azaldığını göstermiştir. Östrojen artışı gap junction proteinlerini artırmaktadır. Progesteron, östrojenin gap junction oluşturma mekanizmasına engel olur. CRH (Kortikotropin releasing hormon) Hipotalamustan salgılanan bu peptid yapıdaki hormon aynı zamanda gebelikte plasentada da üretilmekte ve doğuma yaklaştıkça üretimi artmaktadır. Özellikle erken doğum eyleminin tanısında kullanılmaktadır. Paratiroid hormon-related Protein (PTHr-P) Bu protein myometriumda faz l de artmaya başlar. Uterin kontraksiyonlardaki rolü tam olarak bilinmemektedir. Uterusa yüksek doz östrogen verildiğinde, PTHr P de artış gözlenir. Bu proteinin etki mekanizması olarak vazodilatasyon oluşturmak, bunun sonucunda da perfüzyonu artırması düşünülmektedir. Ayrıca Adelinat siklaz aracılığı ile uterotopik etki yaptığı öne sürülmüşütr. Transforming Growth Faktör Büyüme faktörü olan bu hormon, diğer hücrelerde uterotopik etkiyle uyarı oluşturan haberci bir hormondur. Travayın başlamasındaki etkisi tam olarak bilinmemektedir. Transforming growth faktör, güçlü bir uterotonik olan ve doğum eyleminin başlama ve ilerlemesinde oldukça öneme sahip olan PGF 2α yapımını arttırmaktadır. TGF beta, paratiroid hormon benzeri protein sentezini uyarır. Bu hormonun spontan eylem başlamadan önce ve sırasında belirgin olarak arttığı bilinmektedir. 9.3.2. DOĞUM EYLEMİNİN BAŞLADIĞINI GÖSTEREN BELİRTİLER Rahatlama Bu belirtiler arasında gebe tarafından hissedilen ilk bulgu bekli de Simfis - fundus mesafesinin azalması ve prezente olan kısmın angajmanına bağlı olarak görülen rahatlamadır. 36. haftada kosta sınırına dayanan uterus, son 3-4 haftada başın pelvise girmesiyle kosta -vertebralis sınırının altında hissedilir, bu durum nefes almada kolaylık ve rahatlama 10

hissi doğurur. Bu esnada başka şikayetler ortaya çıkabilir bunların arasında, başın mesane üzerine baskısına bağlı sık idrar yapma, rektuma bası sonucu konstipasyon sıklığında artış ve pelvik varislerde artış görülebilir. Kilo Kaybı Son birkaç gün içinde gebelerde yaklaşık 1 kg kadar kilo kaybının olduğu görülmüştür. Su kaybedilmesine bağlı bu duruma, hormonal değişikliklere bağlı ödemin çözülmesi ve sonucunda sık ve fazla miktarda idrar atılması neden olmaktadır. Genital Organlardaki Değişiklikler Vajen forniksi, baş basısına bağlı derinliğini kaybeder. Serviks uteri efasmana bağlı olarak kısalır ve doğuma yakın tamamen silinir. Daha sonra dilate olmaya başlar. Primiparlarda doğum zamanı yaklaştıkça yukarıdan aşağıya doğru servikal kanal kamalaşma tarzında açılmaya başlar (Funneling) external orifis yumuşar ve parmak ucu girecek açıklık oluşur. Multiparlarda doğumdan önceki dönemde eksternal orifis 1 2 parmak açıklığındadır. Vajenden gelen akıntı miktarı artar, vulva çevresinde dolgunluk göze çarpar. Kontraksiyonlar (Gebelik Ağrıları) Uterus kontraksiyonlarına bağlı doğum eyleminin saptanmasında kontraksiyonların özellikleri önemlidir. Bu nedenle yalancı ve gerçek doğum ağrılarının birbirinden ayırt edilmesi gerekmektedir. Yalancı doğum eyleminde ağrılar düzensiz aralıklarla gelir, kasık bölgesinde hissedilir, servikal açılma ve silinmeye oluşmaz, sedasyonla durdurulabilir, süresi uzun ve düzensizdir. Gerçek doğum eyleminde ise ağrılar düzenli aralıklarla gelir, kasılma bir dakikadan uzun sürer, zamanla şiddetlenir, bel ve karında hissedilir. Kontraksiyonlarla servikste progressif değişiklikler olur (açılır ve silinir) ve sedasyonla durdurulamaz. Nişan Gelmesi (İşaret, Show) Doğum ağrıları sıklaşınca, servikal kanaldaki mukus tıkacının atılmasıdır. Doğum eyleminden saatler önce görülür, pembe veya hafif kanlı bir mukus tarzındadır. Aynı zamanda bu tıkacın atılması, doğum ağrılarının ve buna bağlı servikste oluşan değişikliklerin bir göstergesi olarak algılanmalıdır. Bazen haftalar öncesinden gelmesine rağmen doğum ağrıları durabilir ve gerçek doğum eylemi başlamayabilir. Bu kanlı mukus akıntı, yırtılan kapiller damarlardan açığa çıkan minimal kanamanın göstergesidir. Amniyotik Sıvı Gelişi Fetal membranların yırtıldığının göstergesidir. Çoğu zaman ağrılarla ve servikal dilatasyon olduktan sonra görülür ve birkaç saat içinde doğum eyleminin gerçekleşeceğini gösterir. Bazen doğum ağrıları başlamadan da gelebilir. Bu gibi durumlarda term gebeliklerde 24 saat içinde %90 doğum gerçekleşir. Preterm olan gebeliklerde de 1. Hafta içinde %90 doğum gerçekleşmektedir. Amniyotik zarların erken yırtılması, bir distosinin 11

erken belirtisi olabileceği gibi, daha sıklıkla enfeksiyonlara sekonder görülebilir. Bu gibi durumlarda vajinal tuşeden kaçınılmalı ve spekulum yardımıyla, serviks ve gelen amniyon sıvısı değerlendirilmelidir. Amniyotik sıvı gelişi konusunda şüphe varsa PH testi yapılarak, basit olarak turnusol kağıdı yardımıyla, alkali özellikteki amniyon sıvısının mor renk olarak yansıması saptanabilir. Ya da çeşitli kitler yardımıyla amniyotik sıvı gelişi doğrulanabilir. 9.4. DOĞUM EYLEMİNDE AĞRI, AĞRI FİZYOLOJİSİ VE ETKİLE- YEN FAKTÖRLER Kas kontraksiyonu ca bağlı bir olay olduğu için kasılmada hücre içi serbest ca++ iyonu miktarı önemlidir. Myometriumum kasılması, hücre içi serbest kalsiyumun artmasıyla oluşur. Prostoglandin ve oksitosin hücre içi kalsiyumu arttırır, progesteron ise azaltır. Hücre içi kalsiyum, miyozin fosforilasyon hızını ve myometriumun kasılma gücünü belirler. Ca++ iyonu, hücre içinde fonksiyonlarını düzenleyen calmodulin ve sonrasında myozin hafif Zincir kinaz enzimine bağlanır. Tam tersi hücre içi kalsiyum iyonunun azalması gevşeme ile sonuçlanacaktır. Doğum ağrılarının karakteristiği: Diğer kas kasılmalarından özel farkları bulunmaktadır ve doğum ağrısı olarak nitelendirilen özelliklere sahiptir bunların arasında kontraksiyonlar esnasında vasküler dolaşımın engellenmesi ve hipoksiye bağlı ağrı, Serviks ve alt uterin segmentteki ganglionların basıya uğraması Serviksin dilatasyon esnasında gerilmesi Fundusun üzerindeki visseral peritonun gerilmesi. Uterusun Ligamentlerinin gerilmesi Doğum ağrıları istemsiz ağrılardır. Servisin gerilmesi uterus kasılmalarının şiddet ve sıklığını arttırmaktadır. Buna Ferguson refleksi adı verilmektedir. Özellikle oksitosin yapımındaki artış yol açtığı düşünülmektedir. Serviksin uyarılması veya elle dilate edilmesi, prostoglandiler üzerinden etki göstermektedir. Kontraksiyonlar fundusun tuba köşelerinden başlayarak senkron olarak uterus corpusuna yayılır ve kas tabakası bütün uterusta aynı zamana kasılır. Hızı ortalama 2 cm/sn olup tüm uterusa 15 sn de yayılır. Aktif doğum eylemi öncesi travayın 1. fazında 10 dakikada bir gelen kontraksiyonlar, aktif eylemde 1 2 dakikada bir sıklığa kadar düşer, ve 30-90 sn adar sürer. Uterusun aktif travay öncesi bazal tonusu: 10 12 mmhg olup, bu tonus 20 mmhg ya ulaştığında abdominal palpasyonla hissedilebilir. Tonus 25 mmhg ya ulaştığında gebe tarafındn da ağrı olarak hissedilir. Aktif fazda uterus içi basınç 20 60 mmhg arasında yükselir. Doğum eyleminde uterin fundus ve korpus aktif kasılan bölümler olup, alt segment ve serviks uteri pasif bölümlerdir. Kontraksiyon ve güç oluşturan kasılmalar süresince alt segment, aktif bölümlerden farklı olarak göreceli olarak gevşemeden gerilir. Uterus üst 12

segment kasıldıkça volümü azalır, kas lifleri retrakte olur ve buna karşın alt segment gerilir ve serviks dilate olur. Kasılmalar esnasında uterus şekilde değiştirip, horizontal aksı daralır ve ovoid bir şekil alır ve bu şekilde içinde dikleşen fetusa daha güçlü aksiyel bası uygular ve itme gücünü artırır. Bunun yanı sıra serviksin tam dilate olmasından sonra gebenin ıkınmalarının başlamasıyla intraabdominal basıncı arttırması, fetus için itici ayrı bir güç oluşturmaktadır. İstemsiz ıkınmaların bir diğer nedeni de fetusun arkada rektuma yaptığı bası sonucu defekasyon hisisnin oluşması ve buna bağlı oluşan ıkınmalardır. Bu inraabdominal basınç artışı özellikle paraplejik hastalarda olmadığı için önem kazanmaktadır. Serviks tam açık olmadan yapılan ıkınmaların doğum travayına katkısı yoktur, doğum eylemin 2. evresinde yaptırılmalıdır. Doğum ağrısı ve neden olduğu sancılar Doğum yapan kadın visseral ve somatik olmak üzere iki tür ağrı hisseder. Visseral ağrı, uterus kontraksiyonlarına bağlı serviksin gerilme ve açılmasıyla oluşan ağrılardır. Doğumun 1. evresinde hissedilen ağrı, myometiumu kanlandıran damarlardaki kontraksiyon ve daralmaya bağlı oluşan iskemik ağrılardır. Somatik ağrılar önde gelen fetal kısımların doğum kanalına, perine ve vulvaya yaptığı bası sonucu görülür. Visseral ağrılar doğumun birinci evreside görülürken somatik ağrılar daha 1 ve 2. evre geçiş dönemimde ve 2. evrede görülüp, daha şiddetli ve lokalize edilebilir ağrılardır. Uterus kontraksiyonu ve dilatasyon ile serviksten başlayan ağrı sempatik afferent zincirde torakal 10 ve lomber 1 hizasında spinal kordun arka boynuzuna ulaşır. Buradaki somatik duyu nöronlarıyla etkileşerek, ağrının simfis pubisle umbilikus arasındaki karın ön duvarı, kalça ve kuyruk sokumu arasında ve belden kasık ve bacaklara yayılan ağrılar olarak hissedilmesine neden olur. Somatik ağrılar ise pudendal sinir aracılığı ile parasempatik zincirle sakral 2 ve 4 arasında iletilir. 9.5. AĞRIYLA BAŞ ETMEDE ANNEYE YARDIM Eylemdeki kontraksiyonlar ile baş etme yöntemleri kadından kadına değişiklik gösterir. Ağrı sırasında yüz buruşturma, iniltili ses çıkarma ya da yüksek sesle bağırma en çok görülen baş etme yöntemleridir. Yöresel olarak kadınlar her ağrıda bağırmak, yere çömelmek, ayakta gezmek isteyebilir. Kordon sarkması riski yoksa ayağa kalkıp gezmesine yardımcı olunur. Dolaşmak başın iyice oturmasına yardımcı olabilir. Bazı kadınlar kontraksiyon sırasında fiziksel temas kurmak isteyebilirler. Ancak geçiş fazından sonra bu teması reddederek tamamen ağrıları üzerine yoğunlaşırlar.eylem sırasında ebenin önemli hedeflerinden biri ağrı ile baş etmeyi sağlamaktır. Doğum ağrısı ile baş etmede, farmakolojik ve nonfarmakolojik yöntemler kullanılmaktadır. 9.5.1. Farmakolojik Yöntemler Sistemik tedavi (narkotik, sedatif vb ) Bölgesel anestezi Genel anesteziden oluşmaktadır 13

Sistemik Tedavi Sistemik tedavi olarak gebelik sırasında kullanılan ilaçlar arasında Sedatif-trankilizanlar, Narkotikler ve Ketamin veya skopalamin gibi dissosiatif veya amnezi oluşturan ilaçlar kullanılırlar. Sedatif-trankilizanlar tek başına veya narkotiklerle birlikte kullanılabilir. Bunlar arasında barbitüratlar, fenotiazin ve benzodiazepinler bulunmaktadır. Narkotikler ağrıyı ortadan kaldırmak için kullanılırlar. Bunlardan en sık kullanılanları, meperidin, morfin ve fentanildir. Ketamin subanestetik dozlarda ikinci veya üçüncü trimesterde analjezik veya sezaryen için regional anestezik olarak kullanılabilir. Bölgesel (Rejionel) anestezi Vaginal doğum yardımında bölgesel analjezi sık kullanılmaktadır. Bu yöntemler doğum eylemi ve kontraksiyonlar sırasında gebelerin uyanık kalarak ağrı duymalarını engeller. Sistemik ve genel anestezi teknikleri ile karşılaştırıldığında, bölgesel anestezi ile fetusda ilaca bağlı depresyon ve annede aspirasyon riski daha düşüktür. Bölgesel anestezide vajinal doğum için en sık, epidural, paraservikal, pudendal ve lokal perineal infiltrasyon kullanılmaktadır. Bu yöntemlerde önce sıvı replasman tedavisi başlanmalı ve komplikasyonlarına karşı hazırlıklı olunmalıdır. Bunun için maske ile oksijen, entübasyon setleri, aspirator sistemi ve hipotansiyon tedavisi için efedrin gibi ilaçlar hazır bulundurulmalıdır. İnhalasyon Anestezisi (Genel Anestezi ) Normal doğumda analjezik amaçlı inhalasyon anestetikleri de kullanılabilmektedir. Doğumun birinci veya ikinci evresinde ağrının ortadan kaldırılması için subanestetik dozlarda tek başlarına veya rejyonel ya da lokal anesteziye ilave olarak kullanılmaktadır. Bu uygulama anesteziyolojist tarafından yapılmalıdır. 9.5.2. Non-farmakolojik Yöntemler Gebe eğitiminin temel konularından biri, doğum ağrısıyla başa çıkmada etkili olan nonfarmakolojik ağrı kontrol yöntemleridir. Bu eğitimin 2. ya da 3. trimestrda yapılması uygundur. Fakat doğuma hazırlıksız gelen gebelerde de nonfarmakolojik yöntemler eylemin latent fazında öğretilebilir. Gevşeme Ruhsal uyarılma Tensel uyarılma Solunum teknikleridir Ağrının aralıklarla geleceği kontraksiyonların süresinin uzamasının yararlığı olduğu vurgulanmalıdır. Kadın kontraksiyonların ne kadar devam edeceğini ve bunun kurtulma periyodunun takip edeceğini bildiği zaman ağrı ile baş etmede daha başarılı olur. Doğumun ikinci evresinde kadına kontraksiyonlarla gelen itme refleksine katkıda bulunması gerektiği böylece doğumun daha çabuk gerçekleşeceği açıklanmalıdır. Ancak itme hissi serviks tam dilate olmadan gelmiş ise bu his solunum tekniği kullanılarak kontrol edilebilir. Çünkü zamanından önce fetüsün itilmesi serviks yırtıklarına neden olur. Collum tam açık olmadan yapılan gereksiz ıkınma denemeleri hem annenin yorulmasına hem de servikal ödeme yol 14

açar. Kadına vücuduna uygulanacak herhangi bir işlemden önce bilgi verilmelidir. İşlemler ve cihazlar hakkında bilgi verilmesi annede anksiyetenin dolayısı ile ağrının azaltılmasına yardım eder. Bunun haricinde hipnoz, akupunktur, su içinde doğum ve transkutanöz elektrik stimulasyonu (TENS) gibi yöntemleri içeren birçok psikolojik etkinliği de yüksek olan yöntemler de kullanılmaktadır. 15

9.6. KAYNAKLAR Zuspan/Quilligan, (çeviri editörü Haldun güner), Current Therapy ın Obstetrıcs and Gynecology, Atlas Kitapçılık, Ankara, 1995. Scot R.J., Disaıa J., Hammond B., Spellacy N. ( çeviri editörü Selçuk erez, çeviri : reyhan erez) Danfort Obstetrik ve Jinekoloji Yedinci Edisyon, J.B. Lıppıncott Company& Yüce Yayım A.Ş.,1997 Hacettepe ( 1992) Kadın Doğum Ders Notları 3. Baskı Apaydın Kitabevi, Samsun Günalp S., Erçakmak S., Kadın Hastalıkları ve Doğum Tanı- Tedavi, Hacettepe- Taş kitapçılık, Ankara, 1988 F. Gary Cunningham, Kenneth L. Leveno, Steven L. Bloom, John C. Hauth, Larry C. Gilstrap III, Katharine D. Wenstrom. Williams Obstetrics 22nd edition, The McGraw-Hill Companies, 2005. Arısan,K.( 1989).Doğum Bilgisi, Cilt 1-2., Çeltüt Matbaası, İstanbul. Önder, İ.(!989).Ebe-Hemşirenin Doğum Bilgisi,,Menteş Kitapevi, İstanbul Pschyrembel,W.(1988). Pratik Doğum Bilgisi, Çeviri: Yusuf Keçecioğlu, Bayrak Matbaacılık, İstanbul. Taşkın, L.(2007). Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği, Genişletilmiş VIII. Baskı, Sistem Ofset Matbaacılık, Ankara. Coşkun,A.,Ekizler,H.,İnanç,N., ve diğerleri.(2000).doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği El Kitabı,Editör: Anahit Coşkun,İkinci baskı,vehbi Koç Vakfı Yayınları, Birmat Matbaacılık,İstanbul. 16