MAKROSKOPİK DEĞERLENDİRME VE TESPİT (FİKSASYON)



Benzer belgeler
DOKU TESPİTİ. Dr.Yasemin Sezgin

Patoloji laboratuarında incelenen materyaller

Doku Takibi Süreçleri

1-Preparasyon Yöntemleri Taze hücre ve Dokular: Zarlar gibi çok ince yapılar, kan ve lenf gibi sıvısal örnekler, derialtı bağ dokusu hücreleri direkt

FLORESAN İN SİTU HİBRİDİZASYON

DOKU TAKĐBĐ. kesit ve yayma için i in ne yapmalıyız? ÖZER. Prof.Dr.Erdener. Patoloji Anabilim Dalı EPD KURS 2

DOKU TAKİBİ. Dr.Yasemin Sezgin. yasemin sezgin

PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU STANDARDİZASYON KOMİSYONU PATOLOJİ TEKNİSYEN GÖREV TANIM ANKET ÇALIŞMASI

Protein Ekstraksiyonu

HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI. Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin

Hücre Biyoloji Laboratuarı Güz dönemi Alıştırma Soruları (Dr.Selcen Çelik)

ANTİSEPTİK VE DEZENFEKTANLAR. Prof. Dr. Ayhan Filazi Ankara Üni. Veteriner Fak. Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı

DEKALSĐFĐKASYON. Dr. Başak Doğanavşargil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji A.D

ÜRÜN KULLANIM KILAVUZU

HÜCRE MEMBRANINDAN MADDELERİN TAŞINMASI. Dr. Vedat Evren

KLOR (Cl2) ANALİZ YÖNTEMİ

SİNİR DOKUSUNU İNCELEME YÖNTEMLERİ Sinir dokusu, protein sentezinin yoğun gerçekleştirildiği nöronları içerdiği için bazik boyalarla; uzantılı

EVDE BİYOTEKNOLOJİ. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS

Patoloji laboratuvarını kurduk: (Daha) Đyi bir kesit

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I HÜCRE BİLİMLERİ 2 KOMİTESİ. İmmunohistokimya teknikleri ve Kullanım Alanları. Doç.Dr.

Histoloji Çalışma Metotları

STERİLİZASYON DERSİ 5. HAFTA DERS NOTLARI. Yrd. Doç. Dr. Kadri KULUALP

LİPİDLERİN GÖSTERİMİ

Histoloji Tekniği adı verilir.

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 5. Hafta (14.03.

RTA JEL / PZR Saflaştırma Kiti

Dr. Yasemin Sezgin DOKU BLOKLAMA VE KESİT

POLİMERAZ ZİNCİR REAKSİYONU (PZR-PCR) VE RESTRİKSİYON PARÇA UZUNLUĞU POLİMORFİZMİ (RFLP)

BAKTERİLERİN BOYANARAK İNCELENMESİ VE PREPARAT HAZIRLAMA

KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR?

ÇÖZÜNMÜŞ OKSİJEN TAYİNİ

ÜRÜN KULLANIM KILAVUZU

Şekil 1. Elektrolitik parlatma işleminin şematik gösterimi

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ÜRÜN KULLANIM KILAVUZU

BİYOTEKNOLOJİDE KULLANILAN YÖNTEMLER. Araş. Gör. Dr. Öğünç MERAL

STERİLİZASYON DERSİ 4. HAFTA DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. KADRİ KULUALP

PH DEĞERİNİN TAYİNİ 1. GENEL BİLGİLER YTÜ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ÇEVRE KİMYASI I LABORATUVARI

DIŞKININ TOPLANMASI ve SAKLANMASI

ÜRÜN KULLANIM KILAVUZU

KLİNİK PATOLOJİ LABORATUVARLARI. 20. Laboratuvarda preanalitik evre kontrol altında olmalıdır.

ATIKSULARDA FENOLLERİN ANALİZ YÖNTEMİ

Tüm yaşayan organizmalar suya ihtiyaç duyarlar Çoğu hücre suyla çevrilidir ve hücrelerin yaklaşık %70 95 kadarı sudan oluşur. Yerküre içerdiği su ile

EMÜLSİFİYE ET ÜRÜNLERİ

Kırılma Noktası Klorlaması

1. Öğretmen Kılavuzu. 2. Öğrenci Kılavuzu

TEST 1. Hücre Solunumu. 4. Aşağıda verilen moleküllerden hangisi oksijenli solunumda substrat olarak kullanılamaz? A) Glikoz B) Mineral C) Yağ asidi

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

Akvaryum suyunda ph yı düşürmek ve bikarbonatları ortamdan uzaklaştırmak için filtre ortamında torf ve tampon tuzlarının kullanımı tavsiye edilir.

ARB BOYAMA NASIL YAPILIR

KİMYASAL VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ SEBEBİYLE MİKROBİYEL GELİŞMEYE EN UYGUN, DOLAYISIYLA BOZULMAYA EN YATKIN, GIDALARDAN BİRİDİR.

(Patolojiye yönelik değişiklik önerimiz yok)

Serbest radikallerin etkileri ve oluşum mekanizmaları

Sıvılardan ekstraksiyon:

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I HÜCRE BİLİMLERİ 2 KOMİTESİ. Histolojide kullanılan Yöntemler ve Temel Prensipler. Doç.Dr.

Üçlü Sistemler - 1 Çimento Araştırma ve Uygulama Merkezi

Metal Yüzey Hazırlama ve Temizleme Fosfatlama (Metal Surface Preparation and Cleaning)

ÜRÜN KULLANIM KILAVUZU

STERİLİZASYON. Sterilizasyon Yöntemleri. Sterilizasyonu Etkileyen Faktörler

Cerrahi patoloji pratiğinde makroskopi teknisyeninin yeri. Dr. Ahu Senem Demiröz Standardizasyon Komisyonu 22. Ulusal Patoloji Kongresi

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

TOZ METALURJİSİ Prof.Dr. Muzaffer ZEREN

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 6. Hafta (20.03.

HÜCRE ZARINDA TAŞIMA PROF. DR. SERKAN YILMAZ

Kloroform, eter ve benzen gibi organik çözücülerde çözünen bunun yanı sıra suda çözünmeyen veya çok az çözünen organik molekül grubudur.

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

SDS-PAGE Jel Elektroforezi İÇERİK

İnsülin Nasıl Uygulanır? Diyabet

GIDALARDAKİ M.O LARIN KONTROLÜNDE 4 TEMEL İLKE UYGULANIR

Rahim ağzı kanseri hücreleri doku kültürü mikroskopik görüntüsü.

Çizelge 5.1. Çeşitli yapı elemanları için uygun çökme değerleri (TS 802)

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I I

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

ÜRÜN KULLANIM KILAVUZU

Et, Süt ve ürünlerinde ph ölçümü

BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ

Dispergatör: Dispers boyar maddenin flotte içinde disperge hâlinde kalmasını sağlar.

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU TIBBİ LABORATUVAR TEKNİKLERİ PROGRAMI II DERS İÇERİKLERİ:

CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞENLER

ASC (ANDALUZİT, SİLİSYUM KARBÜR) VE AZS (ANDALUZİT, ZİRKON, SİLİSYUM KARBÜR) MALZEMELERİN ALKALİ VE AŞINMA DİRENÇLERİNİN İNCELENMESİ

Enerji iş yapabilme kapasitesidir. Kimyacı işi bir süreçten kaynaklanan enerji deyişimi olarak tanımlar.

Lokal Anestetikler ve Lokal Anestezi

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

Ca ++ +2HCO 3 CaCO 3(s) +CO 2 +H 2 O 2 CEV3352

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I I

DÜŞÜK SICAKLIK STRESİ

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I I

ORTOPEDİK PROTEZ ENFEKSİYONLARINDA SONİKASYON DENEYİMİ

SU VE HÜCRE İLİŞKİSİ

FARMAKOGNOZİ II UYGULAMA İYOT İNDEKSİ TAYİNİ PEROKSİT SAYISI TAYİNİ ASİTLİK İNDEKSİ TAYİNİ SABUNLAŞMA İNDEKSİTAYİNİ

GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON

YAPI MALZEMESİ. Romalılar devrinde ise su kireci bulunmuş ve su içi inşaatlarında kullanılmıştır.

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Çevre Mühendisliği Bölümü Fiziksel ve Kimyasal Temel İşlemler Laboratuvarı Dersi Güncelleme: Eylül 2016

Pankreas Dokusunun Değişik Yöntemlerle Fiksasyonu

SODYUM DODESİL SÜLFAT POLİAKRİLAMİD JEL ELEKTROFOREZİ İLE PROTEİNLERİN ANALİZİ

sensör sensör çıkışı kontrol birimi Kontrol birimi, kontrol ekipmanı ve çıkış sinyali anahtarlama elemanından meydana gelir.

GIDA BİYOTEKNOLOJİSİ UYGULAMA DERSİ NO:5 Enzim Analizleri

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111

Transkript:

MAKROSKOPİK DEĞERLENDİRME VE TESPİT (FİKSASYON) Prof.Dr.H.Uğur PABUÇÇUOĞLU Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı İnciraltı / İZMİR ugur.pabuccuoglu@deu.edu.tr GİRİŞ Tespit, doku işlemi (doku takibi) ve boyama gibi komponentleri kapsayan histoteknik süreç temel olarak hücre içi ve hücre dışı doku bölmeleri ile çeşitli hücreler arasındaki ilişkilerin belli bir andaki durumunun yakalanmasını ve görüntülenmesini amaçlar. Bunun ilk basamağı ise dokunun canlı halindeki mikro anatomisinin sabitlenmesi yani tespit edilmesidir. Tespitten başlayarak parafin kesitlere dek uzanan ve histokimyasal ya da immünohistokimyasal boyamalarla devam eden ödünler sonucunda ortaya çıkan görsel ürünün, canlı dokunun olabilecek en iyi statik görüntüsünü sağladığı varsayılır. Böylelikle, tespit ve doku işlemi sırasında verilen ödünlerin, gerek yapısal ve gerekse kimyasal bütünlük açısından, dokunun canlı organizmadan ayrılmasını izleyen değişiklikleri minimumda tutması gerekir. Bilindiği gibi patoloji laboratuarlarında çok sayıda tanısal teknik kullanılmakta ve bunların çoğunluğu laboratuar teknikerlerince gerçekleştirmektedir. Ancak, laboratuar yöntemlerinin beklenen kaliteli sonuçları verebilmesi için dikkat edilmesi gerekli basamaklar incelenecek materyalin hastadan elde edilmesiyle birlikte gündeme gelmektedir. Bu kursun temasını oluşturan, bir patoloji laboratuarında nasıl daha iyi bir kesit elde edebiliriz ya da diğer bir deyişle optimal histolojik preparat kalitesini nasıl sağlayabilir ve sürdürebiliriz sorusunun yanıtı öncelikle kurallara uygun örnekleme ve tespit aşamasıyla makroskopi salonunda başlamaktadır. Bu sunumda, rutin histopatolojik ve immünohistokimyasal incelemeler için doku işleminin ilk basamağı olan tespit aşaması kısaca gözden geçirilecektir. TESPİT (FİKSASYON) Tanımı ve kuramsal yönü Tespitin amacı protoplazmadaki protein, lipid, karbonhidrat ve diğer maddeleri koagüle veya presipite ederek mikroskopik kesit hazırlanıncaya kadar karşılaşacakları reaktiflere karşı dirençli kılmaktır. Tespit işlemi; dokuyu hücresel enzimlerin neden olduğu 4

otoliz ve bakteri ya da mantarlarca oluşturan dekompozisyondan korur, infeksiyöz ajanları inaktive eder ya da öldürür, dokuyu sertleştirir ve doku komponentlerini stabilize eder. Tespit için kullanılan ajanlar kimyasal maddelerdir. Bunlar fiksatif olarak adlandırılır. İyi bir fiksatifin dokuda öldürücü, nüfuz edici ve sertleştirici nitelik taşıması gerekir. Tespit kaliteli bir kesit elde edilebilmesi için çok gerekli bir basamaktır. Bununla birlikte, tespitin dokular üzerinde istenmeyen etkileri de söz konusudur. Bunlar arasında, protein yapısındaki değişimler, doku komponentlerinin çözünmesi, dokunun büzüşmesi ve nükleik asitlerin degradasyonu gibi etkiler yer alır. Dokuların tespitinde en önemli reaksiyonlar proteinleri stabilize eden reaksiyonlardır. Fiksatiflerin, proteinler arasında çapraz bağlar oluşturarak jel meydana getirme ve her şeyi canlı durumdaki ilişkileriyle koruma özelliği bulunduğu varsayılmaktadır. Bu bağlamda, çözünebilir proteinlerin yapısal proteinlere sabitlenerek çözünmez hale geldiği bildirilmektedir. Tespitin lipitler üzerindeki etkisi konusunda çok fazla bilgi mevcut olmamakla birlikte, geleneksel tespit ve doku işlemi lipitlerin kaybına yol açtığından frozen kesitler gerekmektedir. Glikojen-mukopolisakkaritler ve tespit konusunda en önemli nokta glikojenin suda eriyen bir madde olması nedeniyle alkol tespitini gerektirmesidir. Müsinler için spesifik tespit modelleri gerekmez. Tespit ile ilişkili belli faktörler önemlidir. Bunlar kısa başlıklar halinde şöyle özetlenebilir : 1. Hidrojen iyonu konsantrasyonu ve tamponlar. Çeşitli fiksatiflerin ph değerleri değişkenlik gösterir. Genel olarak hidrojen iyonu konsantrasyonu uygun bir tampon ile fizyolojik sınırlar içerisinde tutulur. Bunun için çeşitli tampon sistemleri mevcuttur. Tatminkâr bir tespit ph 6 ile 8 arasında gerçekleşir. 2. Sıcaklık. Geleneksel olarak cerrahi materyallerin tespiti oda sıcaklığında gerçekleştirilir. Bunun nedeni oda sıcaklığında otolizin daha yavaş geliştiğinin ve difüzyonun ise daha optimal gerçekleştiğinin düşünülmesidir. Ancak, çeşitli kimyasal reaksiyonlarda olduğu gibi tespitin de daha yüksek sıcaklıklarda hızlandığı bir gerçektir. Buna karşın sıcaklığın arttırılmasının otolizi hızlandırabileceği ve bazı antijenlerin zarar görmesine yol açabileceği unutulmamalıdır. 3. Fiksatiflerin penetrasyonu. Tahmin edilebileceği gibi, bu önemli bir konudur. Penetrasyon nispeten yavaş bir işlem olduğundan, tatminkâr bir tespit için küçük boyutlu ya da ince doku örneklerine gereksinim vardır. Fiksatiflerin dokulara difüzyonunda, penetrasyon derinliğinin (d), fiksatifte geçen sürenin kare köküyle orantılı olduğu bulunmuştur (d=k t). Burada K sabiti fiksatifin difüzyon yapabilme katsayısı olup her bir fiksatif için farklıdır. 5

Yani 1 saat içerisindeki difüzyon katsayısı, fiksatifin dokuya difüzyonunun milimetre cinsinden mesafesidir. En sık kullanılan fiksatif olan % 4 lük formalin için dokudaki bu katsayı 0.78, buna karşın etanol için 1,0 dir. Fiksatiflerin difüzyon yapma yeteneği oldukça üniform dokularda ölçüldüğünden farklı dokularda bu değerler daha düşük çıkabilir. Ayrıca, unutulmamalıdır ki, tespit yalnızca fiksatifin dokuya difüzyonuna bağlı olmayıp, aynı zamanda doku komponentleriyle reaksiyon oranına da bağımlıdır. 4. Fiksatifin osmolalitesi. Hipertonik solüsyonların hücre büzüşmesine, izotonik fiksatiflerin hücre şişmesine neden olduğu ve en iyi sonuçların hafifçe hipertonik solüsyonlarla (400-450 mosm) elde edildiği bulunmuştur. 5. Fiksatifin konsantrasyonu. Fiksatiflerin farklı konsantrasyonlarının histomorfoloji üzerindeki etkileri konusunda deneysel çalışmalar yürütülmüştür. Aynı zamanda dokuların boyanmasının da kullanılan fiksatif konsantrasyonuna bağlı olarak değişiklik gösterdiği saptanmıştır. 6. Tespitin süresi. Yukarıda sıralanan diğer faktörlerin tümüyle yakından ilişkilidir. Dolayısıyla tespit süresinin saptanmasında, tanımlanan her bir faktörün mutlaka göz önünde tutulması gerekir. Ayrıca, bazı fiksatiflerde sürenin gerekenden fazla uzatılması dokuda sertleşme, büzüşme veya kırılganlık artımına neden olabilir. Tespit süresi ile ilgili spesifik bilgilere çeşitli fiksatif başlıkları altında değinilecektir. Bu arada, son olarak tespit işleminin bazı artifaktlara yol açabileceği de akılda tutulmalıdır. Hücre içi ve dışı kompartmanlarda oluşabilecek hacim değişiklikleri ve asidik formalinde tespit edilen dokuların kesitlerindeki formalin pigmenti bu artifaktlara örnek olarak verilebilir. Sekonder tespit (post fiksasyon) Belli durumlarda dokular ardışık olarak ikinci bir fiksatifle tespit edilebilir. Buna postfiksasyon adı verilir. Örneğin formalinde tespit edilmiş bir doku civa klorür-formalin solüsyonunda sekonder bir tespite tabi tutulabilir. Bu sayede kesit ve boya kalitesi yönünden daha iyi sonuçlar elde edilebilir. FİKSATİFLERİN GENEL İŞLEVLERİ Yukarıda da vurgulandığı gibi, iyi bir histolojik preparat için, uygun bir fiksatifle yeterli miktarda tespit en önemli basamaktır. Uygunsuz bir fiksatifle ya da yetersiz şekilde tespit edilmiş dokularda en başta kesit ve boya kalitesi olmak üzere çeşitli laboratuar tekniklerinin kalitesi son derece olumsuz olarak etkilenecektir. 6

Fiksatiflerin işlevleri kısaca şöyle özetlenebilir : 1. Organlar ya da organ kısımlarını doku işlemi sırasında değişikliğe uğramayacak mikroanatomik yapı içerisinde tutmak, 2. Otoliz ve pütrefaksiyon (çürüme) gibi değişiklikleri önlemek, 3. Hücredeki yapıtaşlarını çözünmez hale getirmek. Bu nedenle, dokuları tespit etmek ve otoliz ve pütrefaksiyonu önlemek için tespit solüsyonunun; a. Dokuyu büzmemesi, şişirmemesi ve eritmemesi, b. Enzimleri inaktive etmesi, c. Dokudaki mikroorganizmaları öldürmesi, d. Dehidratan, şeffaflandırıcı, sertleştirici ve boyayıcı ajanlarla karşılaştığında dokunun orijinal şeklini korumasını sağlayacak şekilde doku elemanlarını değişikliğe uğratması beklenir. Burada hemen belirtmek gerekir ki, her türlü amaca hizmet edebilen tek bir fiksatif bulunmamaktadır. Dolayısıyla farklı fiksatiflerin kullanımı konusunda genel bir bilgiye sahip olmak çok önemlidir. Tespit solüsyonları genel olarak fiksatif maddeler, su ve tampon çözeltilerinden meydana gelir. Ancak, farklı amaçlar doğrultusunda bazen fiksatiflere ek maddeler de konulabilmektedir. FİKSATİF TÜRLERİ Genel sınıflama Dokuların kesitler hazırlanarak incelenmeye başlanması ile birlikte çeşitli fiksatiflerin kullanımı gündeme gelmiş, ancak bu arada hiçbir fiksatifin tek başına ideal olmadığı anlaşılmıştır. Bu sorunun aşılması amacıyla çok sayıda fiksatif karışımları tanımlanmıştır. Bugün bir kısmı halen kullanımda olan fiksatifleri klasik olarak belli başlıklar altında toplamak olasıdır: 1. Aldehidler : Formaldehid, glutaraldehit v.b. 2. Oksitleyici ajanlar: Osmium tetroksid, potasyum permanganat, potasyum dikromat 3. Protein denatürasyonu yapanlar : Metil alkol, etil alkol, asetik asit 4. Fiziksel: Isı, mikrodalga 5. Diğerleri: Civa klorür, pikrik asit, v.b. 7

Daha önce de sözü edilen, proteinlerle çapraz bağlar oluşturma konusunda en fazla veri aldehidler hakkındadır. Isı ile tespit bilinen bir teknik olmasına karşın, mikrodalga fırınların kullanımı ile daha kontrollü sonuçlar elde edilmesi sağlanmıştır. Mikrodalgalar 300 MHz ve 300 GHz arasında frekansa sahip elektromagnetik dalgalardır. Ev tipi mikrodalga fırınlar 2.45 GHz frekansda çalışır. İnsan dokularında mikrodalgalar 2 cm kadar penetrasyon gösterirler. Mikrodalga ışınlaması ile oluşan elektrik alanlar su gibi dipolar moleküllerin rotasyonuna neden olur. Materyallerin içinde ortaya çıkan internal mikrodalga ısıtması moleküllerin difüzyonunun uyarılmasında ve kimyasal reaksiyonların hızlandırılmasında etkin bir yol olup, bu etkiler histotekniğe başarı ile uygulanmıştır. Tespit yanısıra, doku işlemini ve kesitlerin boyanmasındaki süreyi kısaltmak ve kaliteyi yükseltmek için mikrodalga yöntemleri geliştirilmiştir. Mikrodalga yöntemine, formalin tespiti konusunda tekrar dönülecektir. Bilindiği gibi, günümüzde histopatolojik incelemeler yanısıra immünolojik incelemeler de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle büyük oranda proteinlerden meydana gelen antijenlerin özelliklerinin değişmeden korunması önemlidir. Dolayısıyla, aynı materyalden elde edilen örneklerin birden fazla fiksatifle tespiti gündeme gelebilir. Eldeki çeşitli fiksatifler arasında formaldehid kuşkusuz en popüler olanıdır. Patolojide sıkça kullanılan diğer fiksatifler arasında alkol ve Carnoy gibi alkol bazlı fiksatifler yanısıra, formaldehid içeren Bouin ve B5 gibi fiksatifler sayılabilir. Bununla birlikte; gittikçe artan immünohistokimya kullanımı yanısıra, in situ hibridizasyon, polimeraz zincir reaksiyonu gibi modern diagnostik testler alternatif tespit solüsyonu arayışlarına yol açmaktadır. Standart bir fiksatif : Formalin Bilindiği gibi çoğu patoloji laboratuarında kullanılan standart fiksatif % 10 luk formalindir. Formalin formaldehidin sudaki % 40 lik çözeltisidir. Dolayısı ile % 10 luk formalin dendiğinde aslında %4 formaldehid anlaşılmalıdır. Formalin her türlü materyalin rutin fiksasyonu için kullanılabilir. Ucuz olup, doku bozulmaksızın uzun süre saklanabilir. Formalinde tespit edilen dokulara birçok özel boya ve immünohistokimya uygulanabilir. Buna karşın, tespit proteinlerin çapraz bağlanması ile gerçekleştiğinden antijenite zamanla azalır. Bu dezavantaj antijeni açığa çıkarma yöntemleri ile bir noktaya kadar tersine çevrilebilir. Formalinin çapraz bağlar oluşturması yavaş bir süreçtir ve tamamlanması için 24-48 saat kadar süreye gereksinim vardır. Formalin ürik asit kristallerinin erimesine yol açar. Fiksasyonun 24 saatten fazla sürmesi durumunda meme dokusundaki kalsifikasyonlar da çözünebilir. Formalin, ışık mikroskopik olarak incelenecek dokuların tespitinde yaygın 8

olarak kullanılmakla birlikte elektron mikroskopik inceleme için doku tespitine uygun değildir. Aşağıda da görüleceği gibi, % 10 luk formalin solüsyonu 1 hacim formalinin 9 hacim su ile karıştırılmasıyla elde edilir. Beklemekle asidik karakter kazandığından, solüsyonun ph sının ~7,0 olarak ayarlanması için çeşitli tampon sistemleri kullanılmaktadır. Bunlar arasında kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat, Tris, fosfat tamponları sayılabilir. Tampon içermeyen formalinin raf ömrü kısadır. Hazırlanışı 1. % 10 luk formalin solüsyonu : % 40 lık formalin 100 ml Distile su..900 ml 2. Nötral tamponlanmış formalin (NTF) : % 40 lık formalin.100 ml Distile su..900 ml Sodyum fosfat, monobazik, monohidrat..4 gr Sodyum fosfat, dibazik, anhidröz...6.5 gr % 10 luk formalin 24 saatte 2-3 mm lik doku penetrasyonu ve tespiti sağlamaktadır. Bu nedenle dokuların tespiti için saatler geçmesi gerekmektedir. Ancak formalinde tespit konsantrasyon ve ısıya bağımlıdır. Sürenin kısaltılması amacıyla, ısısı 60 derece civarında sabit tutulan bir etüvde fiksasyon gerçekleştirilebileceği gibi, yine bu amaçla formalinin ısısı 65 dereceyi geçmeyecek şekilde mikrodalga fırında ışınlama yapılabilir. Burada şunu vurgulamak gerekir ki, yüksek ısıda otolizin hızlanması fiksasyon sırasında sürekli yüksek ısı kullanmayı sakıncalı kılmaktadır. Genel olarak, cerrahi materyalden elde edilen doku örneklerinin optimal tespiti için 24 saat kadar (ya da en azından bir gece) formalinde kalması önerilmekte ise de, küçük doku örnekleri için 24 saatlik bir süre pratik değildir. Bu tür biyopsilerde fiksatif penetrasyonu hızlı olduğundan bunlar patoloji laboratuarına ulaştıkları gün histoteknik işleme alınabilirler. İğne biyopsileri ve endoskopik biyopsi örnekleri için minimum 5-6 saat ve daha büyük doku örnekleri için 12 saatten fazla fiksasyon önerilmektedir. Dokunun yeterli düzeyde tespit olduğundan kesin olarak emin olmak için biyopsilerde 6-18 saat ve cerrahi materyallerde ise 12-36 saat tespitin gerektiği belirtilmiştir. Tarafımızdan (Umar & Pabuççuoğlu, 1990), ev tipi mikrodalga fırın kullanılarak tanımlanan ve rutin olarak uygulanan modifiye mikrodalga yöntemine göre insizyonel biyopsi, endoskopik biyopsi ve endometrial küretaj gibi küçük materyallerde taze dokunun tamponlanmış formalin içerisinde toplam 5-10 dakika süre ve 9

% 100 güç (power) ile ışınlanmasıyla tespit işlemi tatminkâr şekilde tamamlanabilmektedir. Bu işlem sırasında fiksatif ısısının 60-65 dereceyi geçmemesine dikkat edilmelidir. Eğer, oda sıcaklığında klasik olarak önerilen 24 saatlik formalin tespiti beklenmeden doku dehidratasyon işlemine alınırsa, yani tespit süresi kısaltılırsa, formalin ve etanol tespitinin bir karışımı ortaya çıkar. Dolayısıyla, formalin tespitinin tamamlanmadan kesintiye uğratılması bunun sadece dokunun periferine sınırlı kalmasına neden olurken, dokunun derinlerine doğru gittikçe, dehidrasyon serisindeki alkol koagülasyonu ortaya çıkar ve dokunun merkezi ise taze ve tespitsiz olarak kalır. Uzamış formalin fiksasyonu ise aşırı çapraz bağların oluşumuna neden olarak immünohistokimyasal incelemeleri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca nükleik asitlerin elde edilmesini engeller Diğer sıkça kullanılan fiksatifler Alkol Etil alkol (%70-100) nadiren primer fiksatif olarak kullanılmaktadır. Glikojenin korunması ve bazı histokimyasal çalışmalar için kullanılabilirse de, çok sayıda dezavantajları mevcuttur. Etil alkol dokudan su çekerek protein denatürasyonuna, dokunun sertleşmesine, büzülmesine ve hücre distorsiyonuna yol açar. Ayrıca yağların erimesine neden olabildiğinden lipid çalışmaları ya da miyelin boyaları söz konusu olduğunda kullanılmamalıdır. Carnoy fiksatifi Glacial asetik asit, absolü etanol ve kloroformdan meydana gelir. Her türlü dokunun tespitinde kullanılabilir. Hızlı penetrasyon gösterir ve bu nedenle bazı laboratuarların acil işlem gereken biyopsiler için Carnoy fiksatifini yeğledikleri bildirilmektedir. Glikojen ve plazma hücreleri için iyi bir fiksatiftir. Ayrıca, nükleik asitlerin incelenmesini gerektiren durumlarda da önerilmektedir. Büzülme ve sertleşmeyi önlemek için 4 saatten fazla tespit yapılmamalıdır. Kloroform tehlike yaratabilir. Ayrıca, kollagen iyi korunmaz ve asit fast basiller boyanmaz. Eritrositler lizise uğrar. Asitte eriyebilen hücre granülleri ve pigmentler kaybolabilir. Carnoy fiksatifinin hazırlanışı Glacial asetik asit.10 ml Absolü etanol...60 ml Kloroform...30 ml 10

Bouin solüsyonu Pikrik asit, formaldehid ve asetik asitten meydana gelir. Özellikle küçük biyopsiler için yeğlenir. Klasik olarak testis biyopsilerinin tespitinde önerilmektedir. Keskin bir H&E boyanması sağladığından bazı patologlarca tercih edilmektedir. Bouin solüsyonu küçük lenf nodlarının bulunmasında işe yarayabilir. Çünkü yağ dokusu sarıya boyanırken lenf nodülleri beyaz olarak izlenir. Ancak doku kırılgan hale gelebileceğinden 18 saatten fazla tespit edilmemelidir. Büyük materyallerin de Bouin solüsyonunda tespit edilmemesi gerekir. Tüm materyal sarıya boyanacağından makroskopik ayrıntıları seçmek güçleşebilir. %50 lik ve %70 lik alkol serileriyle sarı renk büyük oranda giderilebilir. Ayrıca, bu solüsyonla eritrositler lizise uğrar ve demir ile küçük kalsiyum depolanmaları çözünürler. Pikrik asit DNA degradasyonuna yol açabildiğinden, dokuların intakt DNA gerektiren çalışmalarda kullanılmasıyla çelişebilir. Bouin solüsyonunun hazırlanışı Distile suda satüre pikrik asit...1500 ml % 40 lık formalin 500 ml Glacial asetik asit 100 ml Hollande solüsyonu Pikrik asit, formalin, asetik asit, bakır asetattan meydana gelir. Bouin solüsyonunun modifikasyonudur. Özellikle gastrointestinal traktüse ait olanlar olmak üzere küçük biyopsilerin tespitinde kullanılır. Bouin e benzer dezavantajları vardır. B5 fiksatifi Civa klorür, sodyum asetat ve formalinden oluşur. Lenf nodları, dalak gibi dokular ile lenfoproliferatif hastalık kuşkusu bulunan tüm dokuların rutin tespitinde kullanılır. Mükemmel sitolojik ayrıntı sağladığı gibi, lenfoid belirleyiciler için antijen korunumu da üst düzeydedir. Bununla birlikte dezavantajları da mevcuttur. Öncelikle, B5 stabil bir fiksatif olmadığından taze olarak hazırlanması gerekir. Aşırı tespit, dokuda sertleşme ve frajiliteye yol açtığından B5 de 2-4 saat kaldıktan sonra formaline alınması gerekir. Ayrıca, bazı antijenlerin korunması sorun olabilir (kerat in immünoreaktivitesi gibi). Formalinde tespit edilmiş dokulara B5 post-fiksasyonu uygulanabilir. B5 fiksatifinin hazırlanışı Civa klorür.12 gr Sodyum asetat...2.5 gr Distile su..200 ml (Kullanımdan önce %40 lık formalinden 20 cc eklenir) 11

Zenker fiksatifi Potasyum dikromat, civa klorür ve glacial asetik asitten oluşur. Zenker fiksatifi kemik iliği biyopsileri için kullanılabilir. Dokular hızlı bir şekilde 8-12 saat içinde tespit olur. Histolojik ayrıntı çok iyidir. Eritrositler eridiğinden kanlı materyaller için yeğlenebilir. Fiksasyondan sonra kromat birikintilerini uzaklaştırmak için akarsuda yıkanması, ve rutin boyamadan önce civayı uzaklaştırmak için iyodla muamele gerekir. Moleküler analizler ve immünohistokimya için uygun değildir. Civalı fiksatiflerle birlikte metal enstrümanlar kullanılmamalıdır. Zenker fiksatifinin hazırlanışı Distile su.950 cc Potasyum dikromat...25 gr Civa klorür 50 gr Glacial asetik asit..50 gr TESPİTİN UYGULANMASI Tespit ne zaman yapılmalıdır? sorusunun yanıtı; mümkün olan en erken zamanda olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, otoliz hemen başlamakta ve en iyi fiksatif bile bunu tersine çevirememektedir. Cerrahi olarak çıkarılan doku örneğinin en geç ilk 30 dakika içerisinde tespitine başlanması gerekir. Eğer gecikme olacaksa, tespite başlayıncaya kadar en azından materyalin buzdolabında korunması sağlanabilir. Ancak buzluk ya da derin dondurucu gibi soğutma bölmeleri kullanılmamalıdır. Çünkü bu durumda dokuda donma artifaktı gelişir. Dokunun histopatoloji laboratuarındaki işlemi öncesinde iyi ve uygun bir şekilde tespit edilmesi gerekir. Bazı kurumlar materyalleri disseke etmeden ve örneklemeden önce tespit etmeyi uygun bulurken diğer bazıları ise örnekleme işleminin doku taze iken yapılmasını yeğleyebilirler. Aslında her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajları bulunmakla birlikte, genel olarak tespit işlemi makroskopik örnekleme yapılmasını kolaylaştırmaktadır. Özellikle frajil dokular, mukoza ile örtülü dokular ve yağ dokusu gibi örnekler tespit sonrası örneklendiğinde histolojik doku işlemi için daha ince makroskopik dilimler elde etmenin kolaylaştığı bir gerçektir. Tespit konusundaki en büyük engel ise materyalin niteliğine bağlı olarak bu işlemin uzun sürebilmesidir. Bunu önlemenin kolay yolu ise, yukarıda da belirtildiği gibi, gelen materyalin taze olarak örneklenmesi ve dolayısıyla alınan daha küçük boyutlu ve daha az kalın doku örnekleriyle tespit işleminin hızlandırılmasıdır. Ancak, bu durumda da histolojik kesitlerde istenmeyen bazı bozukluklar ortaya çıkabilir. Bir başka çözüm olarak taze cerrahi materyallerin mikrodalga fırında ışınlanarak kısmen sertleştirilmesi ve böylece 12

dilimlenmelerinin kolaylaşması sağlanabilir. Mikrodalga ile ışınlanan materyalin dış kısmı 5 dakika gibi kısa bir sürede tespit olarak dilimlenebilir kıvama gelmektedir. Dokunun ışınlanması formalin ya da fosfat tamponu içerisinde gerçekleştirilebilir. Aslında, materyal tespitinin bir sıkıntılı yönü de, günümüzde belli tanısal çalışmaların tespit edilmemiş taze dokuyu gerektirmesidir. Bunları bir yana bırakırsak, bir materyali tespit etmeyi seçtiğimizde tespit öncesi kısıtlı da olsa bir miktar disseksiyon genellikle gereklidir. Yoksa özellikle iri ya da yağlı materyallerde, fiksatif açılmamış bir materyalin merkezine nüfuz edemeyecektir. Bu sorunu aşmak için içi boş organları ve kistleri açtıktan ve solid dokulara kesitler yaptıktan sonra tespitleri gerekir. Eğer materyale frozen kesit yapılacak ya da diğer diagnostik çalışmalar için taze doku örneği elde edilecekse zaten tespit öncesi kısıtlı bir disseksiyona gidilecek demektir. Uygun fiksasyon tekniği doğru fiksatifin seçimi kadar önemlidir. Uygun fiksasyon denilince dokunun fikstatifle yeterli düzeyde karşılaşması ve fiksatifin dokuyu tam olarak penetre etmesi için yeterli süre anlaşılmalıdır. Çoğu dokunun, 12-18 saat içerisinde yeterli düzeyde tespit olabilmesi için, doku hacminin 10-15 katı kadar taze fiksatife gereksinim bulunmaktadır. Fiksatif her yanda doku ile temas etmelidir. Tespit oranı; fiksatifin cinsine, dokunun türüne ve doku örneğinin kalınlığına göre değişir. Örneğin yağ dokusu ve fibröz doku daha uzun süreli tespite gereksinim gösterir. Küçük boyuttaki dokular patolojiye fiksatif içerisinde ulaşabilmekle birlikte, büyük boyutlu dokular genellikle taze olarak gelmektedir. Bu durumda büyük materyallerin uygun şekilde hazırlanmamaları durumunda iyi bir şekilde tespit olmayacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle, fiksatif ile karşılaşan doku yüzeyini maksimize edecek bir ön disseksiyona gereksinim vardır. Dolayısıyla, fiksatife konmadan önce boşluklu ya da lümenli dokular açılmalı ve solid dokulara 5-10 mm aralıklarla seri kesitler uygulanmalıdır. Kesitler arasına kağıt havlu ya da kurutma kağıdı parçaları konularak bunların kesitlere daha fazla fiksatif çekmesi sağlanabilir. Oryantasyonun bozulmaması için kısmen kesi yapılmış dokular bir parafin bloğa iğnelenerek tespit tankına bırakılabilir. Fiksatifte yüzebilecek materyallerin yüzeyi kalın bir gazlı bez tabakası ile kaplanmalıdır. Böylece gazlı bez sıvıyı emerek materyalin yüzeyinin kuruması engellenebilir. Tersine büyük, ağır ve yassı örneklerde gazlı bez kabın dibi ile materyal arasına konulmalıdır. Büyük materyallerin konduğu kapların ağızlarının yeterli genişlikte olmasına dikkat etmek gerekir. Örneğin, yaygın olarak kullanılan bir fiksatif olan formalinin bir miktar sertleştirici etkisi de bulunduğundan, henüz taze ve yumuşak iken dar ağızlı bir kaba sığabilen materyallerin formalin tespitinden sonra aynı kaptan çıkarılması olanaksızlaşmaktadır. 13

Genel olarak doku işlemine alınan örneklerin çapının 1-1.5 cm den daha büyük olmaması ve maksimum 3-4 mm kalınlığını geçmemesi gerekir. Özellikle, yağ dokusu veya kompakt bağ dokusu gibi örneklerin 3 mm den fazla kalınlıkta olmamaları şarttır. Bu işin en doğrusu 2 mm kalınlıkta dilimleri işleme almaktır. Bu arada makroskopide kullanılan bıçakların keskin ve dilimlenecek dokuya uygun olması daha ince doku örneklerinin elde edilebilmesi için gereklidir. Doku işlem kasetine konulan doku örneği ile kasetin çerçevesi arasında en azından 3 mm mesafe olmalıdır. Aşırı büyük dokuları kasete tıkıştırır tarzda sığdırmaya çalışmak sıklıkla suboptimal doku işlemine ve bazen geri takibe neden olarak tanı sürecini uzatabilir. Kanamalı dokularda, eğer mümkünse kanın yıkanarak uzaklaştırılması uygun olur. Fiksasyon oda ısısında veya belli bir ısıyı geçmemek koşulu ile yüksek ısıda da yürütülebilir. Eğer doku fiksatife konmuş ise dondurulmamalıdır. Yani bu dokulardan frozen kesit hazırlanmamalıdır. Çünkü bu durumda doku içinde buz kristali oluşumuna bağlı distorsiyonlar meydana gelir ve optimal kesitler elde edilemez. SONUÇ Tespit temel olarak üç faktöre bağımlıdır. Bunlar; dokunun kalınlığı, fiksatifin hacmi ve tespitin süresidir. Bu faktörlere dikkat edilmemesi dokunun yetersiz ya da aşırı tespitine yol açabilir. Sonuç olarak, rutin histopatolojik uygulamalarda tespit aşaması için genel prensipler şöylece özetlenebilir: 1. Kullanılan fiksatif doku hacminin en az 10-15 katı hacimde olmalıdır. 2. İyi bir tespit için doku kalınlığının 2-3 mm yi geçmemesi gerekir. 3. Çoğu fiksatifte dokunun 24 saat kalması gerekir. Ancak bu durumun istisnaları mevcuttur. 4. Genel olarak fiksasyonun oda ısısında yapılması daha uygundur. 5. Isı protein koagülasyonuna yardımcı olmakla birlikte, otolizi de hızlandıracağından bu konuda dikkatli olunması gerekir. 6. Dokudaki özel bazı maddelerin korunması için özel fiksatiflerin gerekebileceği akılda tutulmalıdır. 7. Civalı fiksatif uygulandığında metal pens ve kaplar kullanılmamalıdır. 14

KAYNAKLAR 1. Aker ON. Laborantlar için Histoloji-Boya Tekniği Patolojik Anatomi ve Otopsi Tekniği. TC Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1949. 2. Doğan Ö. Histopatolojik tanı sürecinde standardizasyon. APJ 2005; 2: 8-28. 3. Fox WM, Rosa RH. Laboratory Techniques. In Surgical Pathology Dissection An Illustrated Guide, 2nd Ed. (Westra WH, Phelps TH, Hruban RH, Isacson C, Editors), Springer U.S.A, 2003; 14-21 4. Grizzle WE. Special symposium: fixation and tissue processing models. Biothecnic & Histochemistry 2009; 84 (5) : 185-193. 5. Hewitt SM, Lewis FA, Cao Y, Conrad RC, Cronin M, Danenberg KD, Goralski TJ, Langmore JP, Raja RG, Williams PM, Palma JF, Warrington JA. Tissue handling and specimen preparation in surgical pathology. Issues concerning the recovery of nucleic acids from formalin-fixed, parafin embedded tissue. Arch Pathol Lab Med 2008; 132: 1929-1935 6.Hopwood D. Fixation and fixatives. In Theory and Practice of Histological Techniques. 3rd Ed. (Bancroft JD, Stevens A. Editors), Churchill Livingstone, G.B., 1990,21-42. 7. Küpelioğlu AA, Pabuççuoğlu HU. Patoloji ve Sitopatoloji Laboratuar Teknikleri. T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları (0.77.DK.94-003-133), 1995. 8. Lester SC. Manual of Surgical Pathology, 2nd Ed, Elsevier Inc., China, 2006; 12-28. 9. Umar MH, Pabuççuoğlu HU, İnce Ü, Falakalı S. Mikroelektromagnetik dalgaların histotekniğe uygulanması. Ege Üni. Tıp Fak. Dergisi 1989; 28 (4) : 1773-1780. 10. Umar MH, Pabuççuoğlu HU, Öcal D. Histoteknikte modifiye mikrodalga metodu. Türk Patoloji Dergisi, 1990; 6 (2) : 67-70. 11.Werner M, Chott A, Fabiano A, Battifora H. Effect of formalin tissue fixation and processing on immunohistochemistry. Am J Surg Pathol 2000; 24 (7) : 1016-1019. 15