Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti Tarafından finanse edilmektedir. "Ergene Havzasında Tarım Topraklarının Kirlilikten Arındırılması ve Islahı Projesi" (Proje No: TR0135.03-02/28) UZUNKÖPRÜ DE ÇEVRESEL KİRLİLİĞİN NEDENLERİ VE ÖNLEMEYE YÖNELİK ÇALIŞMALAR Proje Bilgi Kitapçığı EIIIME HTHPIO V KAVALA CHAMBER OF COMMERCE C I A Sibiu TOBB
Zahireciler Sitesi Uzunköprü 22200 - Edirne - Türkiye Tel: 0(284) 513 10 18 Faks: 0(284) 513 18 52 web: www.uzunkoprutb.org.tr e-mail: uzunkoprutb@tobb.org.tr
RAPORA TEKNİK DESTEK VEREN 1
İÇİNDEKİLER KISALTMALAR ÖNSÖZ 1. PROJE HAKKINDA ÖZET BİLGİ 1.1. Projenin Amaçları 1.2. Projenin Hedef Grupları 1.3. Projenin Sonuçlarından Faydalanacaklar 1.4. Projeden Beklenen Tahmini Sonuçlar 1.5. Proje Kapsamında Yapılacak Temel Aktiviteler 2. UZUNKÖPRÜ İLÇESİNİN TANITILMASI 2.1. Uzunköprü İlçesinin Tarihi 2.2. Uzunköprü İlçesinin Coğrafi Konumu ve İklimi 2.3. Uzunköprü İlçesinin Ekonomisi 2.4. Uzunköprü İlçesinin Nüfusu 2.5. Uzunköprü Hakkında Bazı İstatistiki Bilgiler 2.6. Uzunköprü'nün Arazi Durumu 2.7. Uzunköprü İlçesindeki Gölet ve Barajlar 2.8. Ergene Havzası 3. UZUNKÖPRÜ DE ÇEVRESEL KİRLİLİĞİN NEDENLERİ VE ÖNLEMEYE YÖNELİK ÇALIŞMALAR 3.1. Çevre Kirliliğinin Nedenleri 4. ÇEVRE KİRLİLİĞİ ÇEŞİTLERİ 4.1. Hava Kirliliği 4.2. Su Kirliliği 4.2.1. Su Kirliliğine Etki Eden Unsurlar 4.2.1.1. Sanayileşme 4.2.1.2. Şehirleşme 4.2.1.2. Nüfus artışı 4.2.1.3. Zirai mücadele ilaçları 4.2.1.4. Kimyasal gübreler 4.3. Toprak Kirliliği 4.3.1. Toprak kirliliğinin önlenmesi ya da en aza indirilmesi 4.3.2. Topraktan numune alma 4.4. Gürültü Kirliliği 4.5. Görüntü Kirliliği 4.6. Işık Kirliliği 5. FİZİKSEL, KİMYASAL VE BİYOLOJİK KİRLİLİK 5. 1. Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması 5.1.1. Fiziksel Kirlenme 5.1.2. Kimyasal Kirlenme 5.1.3. Biyolojik Kirlenme 6. AKARSU KİRLİLİĞİ SAYFA NO 4 5 6 6 6 6 6 6 6 6 7 7 7 8 9 9 9 9 10 10 10 11 11 11 11 11 11 11 12 12 13 13 14 14 14 14 15 15 15 15 2
7. YERALTI SUYU KİRLİLİĞİ 7.1. Yeraltı suyunun kirlenmesinin en belirgin nedenleri 7.2. Su kirliliği kontrol yönetmeliğine göre yeraltı sularının kalite sınıfları 8. GÖL KİRLİLİĞİ 9. ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞI 9.1. Çevre Sağlığı 9.1.1. Hastalık etkenlerinin oluşumunu önlemek 9.1.2. Hastalık sebeplerini çevre sağlığı bakımından zararsız hale getirilmesi 9.1.3. Hastalıkların yayılmasının önlenmesi 9.1.4. Sağlık yönünden risk altında olan kişi, grup ya da kitlelerin eğitimi 9.2. Çevre Eğitimi 10. ERGENE NEHRİ KİRLİLİĞİNİN TARIMSAL ÜRETİME OLUMSUZ ETKİLERİ 10.1. Ergene Nehri Kirlilik Durumu 10.2. Ergene Nehri Kirliliğinin Uzunköprü Tarımı Üzerine Olumsuz Etkileri 11. ERGENE HAVZASINDAKİ ÇEVRESEL KİRLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN ALINABİLECEK ACİL ÖNLEMLER 12. SONUÇ VE ÖNERİLER 12.1 Uzunköprü Ergene Ovasında Tarım Topraklarının Kirlilikten Arındırılması Ve Islahı Konusunda Öneriler 13. KAYNAKLAR 16 16 17 17 18 18 18 18 18 18 18 19 20 22 22 24 24 26 3
KISALTMALAR LİSTESİ AB : Avrupa Birliği AÇ : Aktif Çamur AKK : Arazi Kullanma Kabiliyet Sınıflaması Ar-Ge : Araştırma-Geliştirme AAT : Atıksu Arıtma Tesisi AKM : Askıda Katı Madde ASB : Avrupa Serbest Bölgesi BOİ : Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı ÇYGM : T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü ÇOB : Çevre ve Orman Bakanlığı ÇOSB : Çerkezköy O.S.B. ÇDOSB : Çorlu Deri O.S.B. ÇED : Çevresel Etki Değerlendirme DSİ : Devlet Su İşleri DDD : Derin Deniz Desarjı DSİ : Devlet Su İşleri DPT : Devlet Planlama Teşkilatı EC : Elektriksel iletkenlik EHÇDP : Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ISA : Islah Sanayi Alanları IPPC : Entegre Kirliliğin Önlenmesi ve Kontrolü Direktifi İAKS : İnşaat Alanı Katsayısı İSKİ : İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi OSB : Organize Sanayi Bölgesi UTB: Uzunköprü Ticaret Borsası UTSO: Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası OSB : Organize Sanayi Bölgesi SKKY : Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği TAB : Tarımsal Alt Bölgeler TRAKAB : Trakya Kalkınma Birliği STK : Sivil Toplum Kuruluşlarının TÇM : Toplam Çözünmüş Madde TKN : Toplam Keldahl Azotu TMDL : Toplam Günlük Maksimum Yük TN : Toplam Azot TOB : Tarımsal Organize Bölgeler TP : Toplam Fosfor TUİK : Türkiye İstatistik Kurumu YAS : Yeraltı Suyu Beslenme 4
ÖNSÖZ Ergene Havzası sadece bir sanayi alanı değil, aynı zamanda çok önemli bir tarımsal üretim merkezidir. Ergene çevresinde bulunan su kaynaklarının ve tarım topraklarının son 30 yıldır aşırı sanayileşmeden kaynaklanan atıklarla hızla kirlenmesi, havzadaki tüm yerleşim yerlerindeki yaşamı olduğu gibi, Uzunköprü ilçesini de son derece olumsuz etkilemektedir. Bu soruna çözüm bulmak için Uzunköprü Ticaret Borsası (UZTB) tarafından yürütülmekte olan Ergene Havzasında Tarım Topraklarının Kirlilikten Arındırılması ve Islahı projesi kapsamında bu Bilgi Kitapçığı hazırlanmıştır. Sivil Toplum Diyaloğu: AB-Türkiye Odalar/Borsalar Forumu- II çerçevesinde UZTB, Yunanistan Kavala, Romanya Sibiu ve Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odaları (UTSO) ortaklığıyla bu proje yürütülmekte ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir. Projenin genel olarak Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'deki ilgili kurumlar arasında uzun dönemli sürdürülebilir işbirliği ağının oluşturulmasını hedeflemektedir. Bu genel hedefler çerçevesinde bu projenin Uzunköprü'de tarımla uğraşan çiftçileri ve sanayicileri çevre dostu üretim yapmaları konusunda bilinçlendirmek ve cesaretlendirmek, Uzunköprü'de çevresel kirliliği azaltarak toprağın ve yetiştirilen ürünlerin verimlilik kapasitesini artırmak, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan en iyi sürdürülebilir sanayi ve tarımsal üretim modelleri hakkında teknik bilgilerin, Uzunköprülü sanayicilere ve çiftçilere aktarmak, Sürdürülebilir çevrenin önemi konusunda bilinçlenme oluşturarak tarımsal alanların verimliliğini artırmak suretiyle bölgesel gelişimi desteklemek, Ergene Havzası Çevre Yönetimi Master Planı Ergene referans alınarak Uzunköprü ilçesinin ihtiyaçları doğrultusunda bir eylem planı oluşturmaktır. Projenin hedef grupları, Uzunköprü Ticaret Borsası (UZTB) ve Tarımsal Faaliyet Gösteren Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası (UTSO) üyeleridir. UZTB ve UTSO'nun üyelerine yönelik bölge için hayati önem taşıyan Ergene Havzası Koruma Eylem Planı çerçevesinde çevre koruma bilinci oluşturulacaktır. Üyeler üzerinde oluşturulacak pozitif çevre bilinci ile Ergene Havzasındaki tarım topraklarındaki kirlenme en aza indirilecektir. Bu projeden elde edilecek sonuçlarla Ergene Havzasında yaşayan bir milyondan fazla kişi ile birlikte Uzunköprü'de üretilen gıda ürünlerini Türkiye'de, Avrupa'da ve Asya'da tüketen milyonlarca insan faydalanacaktır. Ayrıca Türkiye, Romanya ve Yunanistan arasında sürdürülebilir bir işbirliği sağlanacak ve Ergene havzasında yer alan Uzunköprü'de tarımla uğraşan çiftçileri ve sanayicileri çevre dostu üretim yapmaları konusunda yapılacak seminerlerle bilinçlendirmek suretiyle Uzunköprü'de çevresel kirliliği azaltarak toprağın ve yetiştirilen ürünlerin verimlilik kapasitesi artırılması sağlanacaktır. Egemen ASLAN Uzunköprü Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı 5
1. PROJE HAKKINDA ÖZET BİLGİ Ergene Havzasında Tarım Topraklarının Kirlilikten Arındırılması ve Islahı başlıklı TR0135.03-02/28 numaralı proje; Uzunköprü Ticaret Borsası, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir. Bu proje, Sivil Toplum Diyaloğu: AB-Türkiye Odalar/Borsalar Forumu-II çerçevesinde Yunanistan Kavala, Romanya Sibiu ve Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odaları ortaklığıyla yürütülmektedir. 1.1. Projenin Amaçları Projenin genel olarak Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'deki ilgili kurumlar arasında uzun dönemli sürdürülebilir işbirliği ağının oluşturulmasını hedeflemektedir. Bu genel hedefler çerçevesinde projenin başlıca özel amaçları şunladır: Uzunköprü'de tarımla uğraşan çiftçileri ve sanayicileri çevre dostu üretim yapmaları konusunda bilinçlendirmek ve cesaretlendirmek, Uzunköprü'de çevresel kirliliği azaltarak toprağın ve yetiştirilen ürünlerin verimlilik kapasitesini artırmak, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan en iyi sürdürülebilir sanayi ve tarımsal üretim modelleri hakkında teknik bilgilerin, Uzunköprülü sanayicilere ve çiftçilere aktarmak, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan sürdürülebilir çevre bilinci ve en iyi uygulamaların Uzunköprü'de gelişmesi için sanayici ve çiftçilerle paylaşmak, Sürdürülebilir çevrenin önemi konusunda bilinçlenme oluşturarak tarımsal alanların verimliliğini artırmak suretiyle bölgesel gelişimi desteklemek, Ergene Havzası Çevre Yönetimi Master Planı Ergene referans alınarak Uzunköprü ilçesinin ihtiyaçları doğrultusunda bir eylem planı oluşturmaktır. 1.2. Projenin Hedef Grupları 153 üyeli Uzunköprü Ticaret Borsası (UZTB) ve 381 üyesi Tarımsal Faaliyet Gösteren Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odasıdır (UTSO). Projenin hedef grubu olan UZTB ve UTSO'nun üyelerine yönelik bölge için hayati önem taşıyan Ergene Havzası Koruma Eylem Planı çerçevesinde çevre koruma bilinci oluşturulacaktır. Üyeler üzerinde oluşturulacak pozitif çevre bilinci ile Ergene Havzasındaki tarım topraklarındaki kirlenme en aza indirilecektir. 1.3. Projenin Sonuçlarından Faydalanacaklar Ergene Havzasında yaşayan 1.073.653 kişi ile birlikte Uzunköprü'de üretilen ürünleri Türkiye'de, Avrupa'da ve Asya'da tüketen milyonlarca insan faydalanacaktır. 1.4. Projeden Beklenen Tahmini Sonuçlar Türkiye, Romanya ve Yunanistan arasında sürdürülebilir bir işbirliği sağlanacaktır. Çevre dostu üretimi teşvik etmek için eğitim çalışmaları yapılacaktır. AB'den en iyi çevre dostu üretim uygulamalarını Türkiye'ye transfer etmek için uygun yerlere ziyaret gezileri düzenlenecektir. Uzunköprü'de Tarıma dayalı sanayicilere ve çiftçilere yönelik çevre koruma bilincini yaymak için seminerler yapılacaktır. Uzunköprü Çevre Eylem Planı oluşturulacaktır. 1.5. Proje Kapsamında Yapılacak Temel Aktiviteler Proje ekibinin ve ofisinin oluşturulması, başlangıç toplantısının yapılması, projenin yayımı ve görünürlüğünü sağlama, ortak tartışma toplantıları, belli noktalara gezi ziyaretleri, Uzunköprü Çevre Eylem Planının oluşturulması, Çevre bilinci oluşturma seminerleri, Yapılan aktivitelerin rapor edilmesidir. 2. UZUNKÖPRÜ İLÇESİNİN TANITILMASI 2.1. Uzunköprü İlçesinin Tarihi Uzunköprü ilçesini, ilk defa Osmanlı Devleti Sultanlarından II. Murat, Ergene Şehri adı ile 1444 yılında kurmuştur. Uzunköprü ile ilgili, ilk yazılı metin, Sultan II. Murad'ın vakfiyesi "Vakfı Sultan Murat Der Ergene" başlığını taşımaktadır. Hoca Sadettin Tacü't Tevarih (C.II. S.164) adlı yapıtında "Orasını konaklanacak düzenli bir yer haline getirdi. 174 yüksek kemer üzerine uzatılmış eşsiz bir köprü yaptırdı ki, cihana örnek oldu. Köprünün bir başında Ergene adı ile anılan bir kasaba kondurup." şeklinde ifade ederek bu kasabanın adının Ergene olduğunu belirtmiştir. Uzunköprü'ye adını veren muhteşem köprüsü, 1293 metre uzunluğunda, 5.5 metre genişliğinde ve 174 kemerli olarak yapılmıştır. Ancak, Kanuni Sultan Süleyman döneminden başlamak üzere Ergene ilçesinin resmi adına Cisr-i Ergene denilmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde 1917 yılında çıkan Devlet Salnamesinde, ilk defa İlçenin resmi adı halkın da benimsediği Uzunköprü olarak kabul edilmiştir. 18 Kasım 1922'de ilçenin düşman istilasından kurtuluşundan sonra yine halkın benimsediği Uzunköprü adı resmen kabul edilmiştir. 6
Foto 1 ve 2: Uzunköprü ilçesi, Atıksularla Kirli Akan Ergene nehri ve Tarihi Köprü 2.2. Uzunköprü İlçesinin Coğrafi Konumu ve İklimi Ergene nehrinin güney yamaçlarına kurulmuş olan Uzunköprü'nün Kapladığı alan Edirne'nin ilçeleri arasında ilk sırada gelir ve yüzölçümü 1.224 km2 dir. Uzunköprü İlçesi batıdan Meriç ve İpsala İlçeleri ile aynı zamanda Yunanistan, doğudan Hayrabolu, kuzeyden Edirne ili, Havsa ve Pehlivanköy İlçeleri, güneyden Malkara ve Keşan İlçeleri ile komşudur. Türkiye'ni en büyük şehri İstanbul'a yaklaşık 275 km. uzunluğunda demiryolu ve 250 km. karayolu ile bağlıdır. İlçenin yeryüzü şekilleri, ortasını Ergene ırmağının oluşturduğu geniş bir ova ve kuzeyinde küçük tepeler ile güneyinde farklı yükselti gösteren tepeler ve platolardan oluşur. Kuzeydeki Yıldız dağlarından (Istrancalar) doğan ve kendine akan bir takım dereleri alan Ergene Nehri, kentin kenarından geçerek İpsala ilçesinin Sarıcaali Köyü'nden Meriç Nehri'ne dökülür. Uzunköprü karasal iklime sahiptir ve kuzey rüzgârlarına açıktır. İlçe merkezinde köprünün bulunduğu yerin deniz yüzeyinden yüksekliği 18 metre olmasına karşın Kurttepe'de 120 m, Hacıdağ'da 170 m ve Süleymaniye'de 221 m taraflarında oldukça yüksek rakımlı 5 tepe vardır. İlçenin arazi durumu 2/3'ü düzlük, diğer kısmı ise; orman, dere, tepe, dalgalı ve kıraç arazidir. İlçe topraklarının ortasını kaplayan Ergene ovası, Ergene Irmağı taştığı zaman ovaya bolca mil bırakır. Bu nedenle ova toprakları çok verimlidir. Her çeşit ürün yetiştirmeye elverişlidir. Ergene ovasının Uzunköprü bölümünde artezyen kuyuları açılması olanakları da vardır. Ergene ovasında genellikle sulu tarım yapılmaktadır. Son yıllarda Devlet Su İşleri yaptığı ıslah çalışmaları sonucu, su taşkınları büyük ölçüde önlenmiş durumdadır. 2.3. Uzunköprü İlçesinin Ekonomisi Uzunköprü ilçesi ekonomisi, tarım ve tarımsal sanayiye dayalıdır. Ergene Ovası'nın bereketli topraklarında başta çeltik, ayçiçeği ve buğday başta olmak üzere tarımsal ürünler, diğer bölgelere nazaran yüksek verimlilikle üretilmektedir. Ancak 1980'li yıllardan itibaren Trakya'da Çorlu, Çerkezköy ve Muratlı ilçelerinde başlayan çok yoğun sanayileşmeye bağlı olarak çevre problemleri Ergene Nehri'ni sularını kullanılamaz hale getirmiştir. Sanayii atıklardan çok kirli, koyu renkte akan Ergene Nehrinin kokusu ve içerdiği kimyasallar nedeniyle tüm bölge halkı gibi Uzunköprü ilçesini ve ekonomisini de olumsuz yönde etkilemektedir. 2.4. Uzunköprü İlçesinin Nüfusu Ülkemizde şehirlerin ekonomik yönden gelişmesi ve iş imkânlarının artmasına bağlı olarak kırsal alandaki köylerden şehirlere artan oranda göçler yaşanmaktadır. Uzunköprü'nün köylerinde de yaşayan kırsal nüfus 1965 yılından 2012 yılına kadar yaklaşık % 50 azalırken, ilçe merkezinin nüfusu %100 artmıştır. Tablo 1'de 1965-2012 arasında Uzunköprü ilçe merkezi ve köylerinin nüfus değişimi görülmektedir. Görüldüğü gibi Uzunköprü ilçe nüfusunun %61'u şehir merkezinde ve %39'u kırsal kesimde köylerde ikamet etmektedir. Tablo 1: Uzunköprü ilçesinin ve köylerinin 1965-2011 yılları arası nüfusu. Yıl 1965 1970 1975 1980 1985 1990 2000 2007 2008 2009 2010 2011 2012 Toplam 72.634 72.974 78.000 80.306 85.314 83.556 73.486 70.977 69.478 68.361 67.263 67.268 66.061 Şehir 20.237 23.326 27.005 27.873 33.878 34.741 36.162 39.123 41.165 40.587 40.154 40.620 40.343 7 Kır 52.397 49.648 50.995 52.433 51.436 48.815 37.324 31.854 28.313 27.774 27.109 26.648 25.718
2.5. Uzunköprü Hakkında Bazı İstatistikî Bilgiler Uzunköprü ilçesinin toplam nüfusu 66.061 kişi, ilçe merkezi 40.343 kişi, erkek nüfusu 33.419 kişi, kadın nüfusu 32.642 kişi, genç nüfus (0-14): 10.582 kişi, aktif nüfus (15-64): 45.685 kişi, yaşlı nüfus (65+): 9.734 kişidir. Çalışan Nüfusun Dağılımı Tarım: % 59,04, Sanayi: % 9,28, Hizmetler: % 31,68, Sigortalı Çalışan Sayısı: 5.967, Yüzölçümü: 1.213 km2, Uzunköprü'nün Beldeleri; Çöpköy, Kırcasalih, Kurtbey, Yeniköy'dür. Şekil 1: Uzunköprü ilçesi, Ergene nehri ve köyleri Uzunköprü'nün köyleri; Alıç, Altınyazı, Aslıhan, Balaban, Balabankoru, Başağıl, Bayramlı, Beykonağı, Bıldır, Çakmakköy, Çalıköy, Çavuşlu, Çiftlikköy, Çobanpınarı, Danişment, Değirmenci, Dereköy, Elmalı, Eskiköy, Gazimehmet, Gemici, Hamidiye, Hamitli, Harmanlı, Hasanpınar, Kadıağılı, Kadıköy, Karabürçek, Karapınar, Karayayla, Kavacık, Kavakayazma, Kırkkavak, Kırköy, Kiremitçisalih, Kurdu, Kurttepe, Maksutlu, Malkoçköy, Meşeli, Muhacirkadı, Ömerbey, Saçlımüsellim, Salarlı, Sazlımalkoç, Sığırcılı, Sipahi, Sultanşah, Süleymaniye, Turnacı, Türkobası, Yağmurca'dır. Uzunköprü'de irili ufaklı toplam işletme sayısı: 1.131 adettir. Uzunköprü eğitim bakımından üniversite mezunu; 2.998 kişi ve lise mezunu 8.115 kişi bulunmaktadır. Uzunköprü, ülkemizde gelişmişlik bakımından; 872 ilçe arasında 203'ncü sırada ve 3'ncü gelişmişlik grubu da yer almakta, gelişmişlik endeksi ise 0,41792'dir. Uzunköprü'de hâkim olan iklim türü; Trakya Karasal İklimidir. Uzunköprü'de komşu yerleşim yerleri; İpsala, Keşan, Meriç, Kırklareli, Tekirdağ, Yunanistan'dır. 8
2.6. Uzunköprü'nün Arazi Durumu Uzunköprü ilçesinin 1.224.000 dekar olan toplam arazi varlığının yaklaşık %62 si tarım arazisidir. Geri kalan % 38 arazi ise ormanlık-fundalık, çayır-mara, taş ocakları, baraj (gölet) sahası, yollar, köy yeri ve boşluklardır. Tablo 2 de Uzunköprü ilçesinin detaylı arazi durumu verilmiştir. Tablo 2: Uzunköprü ilçesinin detaylı arazi durumu. İlçenin Genel Arazi Durumu(Dağılımı): Orman ve Fundalık...:.. Çayır-Mera...:... Taş Ocakları...:... Baraj Sahası(Göletler dahil)...: Yollar...:... Köy yeri ve Boşluklar...: Tarım Arazisi...:... Genel Arazi Varlığı Toplamı: Tarım Arazilerinin Dağılımı: Tarla Arazisi...:... Bağ-Bahçe...:. Sebze...:... Tarım Arazilerinin Toplamı: Tarım Arazisinin Durumu: Kıraç Arazi Toplamı...: Taban Arazi Toplamı...: Sulanabilir Arazi Toplamı...: Tarım Arazilerinin Toplamı: Alanı (Dekar) 131.000 da 244.580 da 16.520 da 8.375 da 20.285 da 45.000 da 758.240 da 1.224.000 da 720.220 da 17.140 da 20.880 da 758.240 da 496.640 da 145.980 da 115.620 da 758.240 da 2.7. Uzunköprü İlçesindeki Gölet ve Barajlar Uzunköprü ilçesinde yaklaşık 18 adet baraj ve gölet bulunmaktadır. Bu gölet ve barajlar su depolama kapasitelerine bağlı olarak kendi havzalarında genelde tarımsal sulama amacıyla kullanılmaktadır. Bu gölet ve barajların isimleri; Çakmak Barajı, Altınyazı Barajı, Kurtbey Göleti, Kiremitçisalih Göleti, Balabanköy Göleti, Değirmenci Göleti, Kavacık Göleti, Karayayla Göleti, Malkoç Göleti, Çöpköy Göleti, Yağmurca Göleti, Hasanpınar Göleti, Bülbül Göleti, Beykonak Göleti, Gazihalil Göleti, Kadıgebren Göleti, Başağıl Göleti ve Kavakayazma göletleridir. Özellikle Trakya Bölgesinin GAP'ı olarak adlandırılan ve yöre halkı tarafından uzun yıllar ümitle hayata geçirilmesi beklenen Çakmak Barajında kararlı adımlarla sona yaklaşılıyor. Gövde inşaatı tamamlandığında 176.000.000 m3 su depolayabilecek olan Çakmak Barajı Edirne İlin de Uzunköprü, Meriç, Havsa, Pehlivanköy İlçelerinde bulunan 67 köye ait 522.000 dekar tarım arazisine hizmet edecektir. 2.8. Ergene Havzası Ergene Nehri, Marmara Bölgesi'nin Karadeniz kıyılarındaki Yıldız Dağları'ndan doğar. Çok çatallı bir halde bulunur. Birçok kolu vardır. En sonunda Meriç Nehri ile birleşerek Ege Denizi'ne dökülür. Ayrıca Marmara Bölgesi'nde Ergene Bölümü'ne ismini vermiştir. Ergene Nehri, Trakya'da Tekirdağ ilinde, Yıldız (Istranca) Dağlarından doğar, Meriç Nehriyle birleşerek Saroz Körfezine dökülür. Nehrin toplam uzunluğu 283 km ve havza alanı 11.000 km²'dir. Ergene Nehrinin toplam su potansiyeli yaklaşık yılda 1,71 milyar metreküptür. Havzada, Ülkemizin buğday üretiminin % 12'si, ayçiçeği üretiminin % 61' i, pirinç üretiminin ise % 54'ü yapılmaktadır. 3. UZUNKÖPRÜ'DE ÇEVRESEL KİRLİLİĞİN NEDENLERİ VE ÖNLEMEYE YÖNELİK ÇALIŞMALAR Ancak 30 yıl öncesine kadar Ergene havzasına hayat veren ergene Nehri, Çerkezköy ve Çorludaki sanayi tesisleri yüzünden 1980'li yıllardan itibaren aşırı olarak kirletilmeye başlanmıştır. Ergene Havzası'nda günlük toplam 562 bin metreküp atıksu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Uzunköprü hariç hiçbir yerleşim biriminde atıksu arıtma tesisi bulunmadığından, Ergene Nehri'ne günlük 230 bin metreküp evsel atıksu da arıtılamadan deşarj edilmektedir. Özellikle kış mevsimi Ergene'nin taştığı dönemlerde bütün Ergene Ovası kirlenmektedir. Bu kirlilikten Uzunköprü, Pehlivanköy, Alpullu, Çorlu, Çerkezköy, Muratlı gibi nehir üzerinde bulunan yerleşim birimleri etkilenmektedir. 9
3.1. Çevre Kirliliğinin Nedenleri Çevre kirliliğine, çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi neden olmaktadır. Gerek ülkemizde ve gerekse Dünyada son çeyrek yüzyılda hızla artan insan nüfusunun çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine paralel olarak sanayileşme yoğun olarak birçok yerde kontrolsüz olarak gelişme göstermiştir. Sanayideki bu kontrolsüz artış beraberinde var olan doğal kaynakların birçok yerde hızla tükenmesine neden olmaktadır. Doğal kaynaklar hızla tükenirken, üretim ve tüketimden kaynaklı atıkların önlemler alınmadan doğaya atılması Çevre Kirliliğinin oluşmasına ortam sağlamaktadır. Çevre kirliliğinin en önemli nedenleri şunlardır: Hızlı nüfus artışı, Plansız kentleşme, Plansız sanayileşme, Doğal kaynakların ölçüsüz kullanılması., Maden, kireç, taş ve kum ocakları, Gübre ve zirai mücadele ilaçları, Atmosferik olaylar ve doğal afetler, Kanalizasyon sularının arıtılmaksızın alıcı ortamlara verilmesi ve sulamada kullanılması, Katı atıklar ve çöp, Sulak alanların ve göllerin kurutulması, Arazilerin yanlış kullanımı, Göçler ve düzensiz şehirleşme, Kişi başına kullanılan enerji, su, kağıt, kömür vb. artışı, Ormanların tahribi, yangınlar ve erozyon, Aşırı otlatma ve doğal bitki örtüsünün tahribi, Konutlardaki ve işyerlerindeki ısınmadan kaynaklanan (özellikle kalitesiz kömür kullanımı) hava kirliliği, Motorlu araçlar ve deniz araçları, Kaçak avlanma, Dünya tarihinde 20. yüzyıl en fazla gelişme ve ilerlemelere sahne olmuştur. Türkiye ve Dünya, sanayileşme ve tekniğin her alanda gelişmesinin azami noktasını yaşamaktadır. Bu hızlı gelişmeye bağlı olarak insanlar da doğal zenginlik kaynaklarını hızla tüketmektedirler. Doğal kaynakların hızla tüketilmesi sırasında, çevrede pek çok yer ve şekilde hızla kirlenmektedir. Etkili ve geniş kapsamlı önlemler alınmaz ise gerek dünyamızda ve gerekse ülkemizde tüm canlı varlıklar için yaşam koşulları hızla bozulmaya devam edecektir. Hızlı sanayileşme ile beraber çevrenin hızla kirlenmesi ve bu durumun doğurabileceği sınırsız tehlike, ancak son çeyrek yüzyılda yeterince anlaşılabilmiştir. 1980'li yıllardan itibaren teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesi, çevre sorunlarını da artırmıştır. Hızla artan nüfusla birlikte var olan altyapılar kısa zamanda yetersiz kalmaktadır. Ülkemizde de çağa paralel olarak hızla artan plansız sanayileşme ve sağlıksız kentleşme, bitkisel üretimde verimi artırmak amacıyla tarımda kimyasal maddelerin bilinçsizce, aşırı olarak kullanılması, gerekli çevresel önlemler alınmadan ve arıtma tesisleri kurulmadan geri dönüşüm alanları hazırlanmadan yoğun üretime geçen sanayi tesisleri veya sanayi bölgeleri çevre kirliliğini tehlikeli boyutlara çıkarmıştır. Bilimsel araştırmalar, Dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin % 50 'sinin, son çeyrek yüzyılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Özellikle, Dünya nüfusunun hızla artması beraberinde sanayin ve kentleşmenin artmasına neden olmaktadır. İnsanların, sanayinin ve kentlerin ihtiyacı olan ham madde doğadan karşılanmaktadır. Bu ham madde ihtiyacının giderilmesi aşamasında çoğu zaman doğa hızla tahrip edilerek çevreye zarar verilmektedir. Bu aşamada doğal kaynaklar plansız ve yanlış bir şekilde tüketilebilmektedir. 4. ÇEVRE KİRLİLİĞİ ÇEŞİTLERİ Çevre kirliliği çeşitleri genel olarak; hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği ve görüntü kirliliği olarak sınıflandırılır. Çevre kirlilikleri doğaya zarar vererek doğrudan veya dolaylı olarak doğada yaşamını sürdüren tüm canlıların zarar görmesine neden olmaktadır. Günümüzde görüntü kirliliği ve ışık kirliliği de çevre kirlilikleri olarak karşımıza çıkmakta, bu çevresel kirlilikler yine insanlar tarafından oluşturularak insanların ve diğer canlıların zarar görmesine neden olmaktadır. Çevrenin kirlenmesi, ekosistemin dengelerini bozarak iklimsel değişikliklere sebep olmaktadır. 4.1. Hava Kirliliği Atmosferde toz, duman, gaz, koku ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi, Hava Kirliliği olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havada zararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafından yönetmeliklerle belirlenir. Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri de değişir. Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termik santral, konutlar, taşıt araçları) çeşitlidir. Hava kirliliğindeki artışlar canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyerek özellikle insanlarda çeşitli akut sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Kirleticilere uzun süreli maruz kalınması sağlıkta kronik etkilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Hava kirliliğinin sağlık etkisi öksürük ve bronşitten, kalp hastalığı ve akciğer kanserine kadar değişmektedir. Kirliliğin olumsuz etkileri sağlıklı kişilerde bile gözlenmekle birlikte, bazı duyarlı gruplar daha kolay etkilenmekte ve daha ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. 10
Foto 4 ve 4: Fabrika bacalarından atmosfere salınan gazlar. 4.2. Su Kirliliği Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek oranda bozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır. Konutlar, endüstri kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal mücadele ilaçları, tarımsal sanayi atık suları, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ve toprak erozyonu gibi süreçler ve maddeler su kirliliğini meydana getiren başlıca kaynaklardır. Bunların hepsi doğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir. 4.2.1.Su Kirliliğine Etki Eden Unsurlar Sanayileşme hareketleri ile şehirlere göç olayı da başlamış ve bu durum yine hızlı ve düzensiz kentleşmeye sebep olmuştur. Ülkemizde su kirliliğine etki eden unsurlar; sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı, zirai mücadele ilaçları ve kimyasal gübreler olarak gruplandırılabilir. Sanayinin çevre üzerindeki olumsuz etkisi diğer faktörlerden çok daha fazladır. Sanayi kuruluşlarının sıvı atıkları ile su kirliliğine ve dolaylı olarak da yine su kirliliğine bağlı, toprak ve bitki örtüsü üzerinde aşırı kirlenmelere neden olduğu ve doğa tahribine yol açtığı bilinmektedir. Ayrıca sanayileşme hareketleri ile kente göç olayı da başlamış ve bu durum yine hızlı ve düzensiz yapılaşmaya sebep olmaktadır. Geri dönüşümün yaygınlaştırılmamış olması çevre kirliliği oluşturan plâstik maddeler, cam ürünleri ve metalik maddeler gibi katı atıkların berta rafında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sorunların yaşanmaktadır. Su kirliliğine etki eden unsurları detaylı olarak incelemek gerekmektedir. 4.2.1. Sanayileşme Bilimsel çalışmalar su kirliliğinde sanayinin çevre üzerindeki olumsuz rolünün diğer tüm kirletici faktörlere göre miktar ve etki bakımından çok daha fazla olduğunu göstermektedir. Ülkemizde de özellikle sanayi kuruluşlarının sıvı atıkları ile su kirliliğine ve dolaylı olarak toprak ve bitki örtüsü üzerinde aşırı kirlenmelere neden olduğu ve hızlı bir şekilde çevrenin tahribine yol açtığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. 4.2.1.2. Şehirleşme Ayrıca sanayileşme hareketleri ile kente göç olayı da başlamış ve bu durum yine hızlı ve düzensiz yapılaşmaya sebep olmaktadır. Hızla şehirleşme ile temel insan gereksinimi olan barınma ve konut sorununun gecekondulaşma ve betonlaşma yoluyla çözümlenmesi çok önemli çevre sorunlarını beraberinde getirmiştir. Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği büyük boyutlara ulaşmıştır. Memnun edici bir şekilde son yıllarda doğal gaz kullanımın yaygınlaşması ile hava kirliliğinde azalmalar görülmeye başlanmıştır. 4.2.1.3. Nüfus artışı Ülkelerin gelişmesine ve sanayileşmesine bağlı olarak şehirlere kırsal kesimdeki köylerden göç olayı da başlamış ve bu durum yine hızlı ve düzensiz kentleşmeye sebep olarak çevresel alt yapı sorunlarını artırmıştır. Düzensiz ve plansız kentleşme; alt yapı gibi kanalizasyon sorunlarının ve katı atıklarının toplanması ve depolanması sorunlarını beraberinde getirmektedir. 4.2.1.4. Zirai mücadele ilaçları Tarım alanlarında düzensiz ve fazla ilaç kullanımı toprak kirliliği sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toprak kirliliği de çok önemli bir çevre sorunudur. Zirai mücadele için kullanılan ilaçlamalarda havadaki ilaç zerrelerinin rüzgârla sulara taşınması veya pestisit üretimi yapan fabrika atıklarının durgun veya akarsulara boşaltılması sonucunda su kaynaklarımız pestisitlerle kirlenmektedir. Zirai mücadele için kullanılan ilaçlamalarda havadaki ilaç zerrelerinin rüzgârla sulara taşınması veya pestisit üretimi yapan fabrika atıklarının durgun veya akarsulara boşaltılması sonucunda su kaynaklarımız pestisitlerle kirlenmektedir. 11
4.2.1.5. Kimyasal gübreler Bitkisel üretimde gübrelerin bilinçsizce ve aşırı kullanımı da zaman içinde toprağı çoraklaştırmakta ve yine doğal çevrim ile gerek su kirlenmesi ve gerekse diğer etkileri ile olumsuzluklar yaratmaktadır. Alıcı ortamlara göre su kirliliği dörde ayrılır. 4.3. Toprak Kirliliği Toprağın verim gücünü düşürecek, optimum toprak özelliklerini bozacak her türlü teknik ve ekolojik baskılar ve olaylar, toprak kirliliği veya toprak kirlenmesi olarak nitelenir. Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilir. Örneğin, kükürt dioksit oranı yüksek olan bir atmosfer tabakasından geçen yağmur damlacıkları asit yağışları halinde toprağa gelir. Toprak içine giren bu asitli sular ağaç köklerini, bitkisel ve hayvansal toprak canlılarını zarara uğratır. Toprağın reaksiyonunu etkileyerek besin maddesi dengesini bozar, taban sularını içilmez hale getirir. Aynı şekilde çöp yığınlarından toprağa sızan sular, kirli sulama suları, gübre çözeltileri, radyoaktif maddeler, uçucu küller, toprağı kirleten madde ve kaynaklardır. Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik, ekolojik ve hukuksal önlemler alınır. 4.3.1. Toprak kirliliğinin önlenmesi ya da en aza indirilmesi Ergene Havzasında toprak kirliliğinin önlenmesi ya da en aza indirilmesi için bazı çözüm yolları aşağıda verilmiştir. Eski sanayi bölgelerinde kirlenmiş zeminlerin ıslah edilmesi, Sanayi ve kentsel kaynaklı sulama suyu kirliliğine bağlı olarak topraklarda oluşan çoraklaşma ve ağır metal kirliliğinin önlenmesi, kirlenmiş toprakların ıslah edilmesi, Tarımda kullanılan gübre ve pestisitlerin aşırı kullanımlarının önlenmesi için, kayıt ve denetim mekanizmasının işletilmesi, Anız yakılmasının ekolojik dengeye, yeşil alanlara ve hava kalitesine olumsuz etkisinin kontrol altına alınması, gerekmektedir. Foto 5 ve 6: Buğdayda aşırı gübre kullanımına bağlı bitkilerde gübre yakması ve kuruma. Toprak kirliliğinin önlenmesi amacıyla; arazi ve doğal kaynaklarla ilgili planlama, uygulama, değerlendirme, kontrol, izleme ve eşgüdüm mekanizmaları güçlendirilmeli; tarım ve orman arazilerinin amaç dışı kullanımı engellenmeli; ormanlaştırma, yeniden ormanlaştırma, erozyon kontrolü ve çayır/mera ıslahı için gerekli finansman sağlanmalıdır. Toprak kirliliğinin ulusal düzeyde tespiti için envanter çalışması oluşturulmalı, belirlenen alanların kayıt edilmesi, izlenmesi ve iyileştirme çalışmaları yapılması gerekmektedir. Toprak ortamındaki kirleticilerin davranışları kirleticinin ve toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bir fonksiyonudur. Toprağın emilimi kirleticilerin özellikleri (örneğin, çözünebilirlik, çözeltinin sıcaklıkları, akışkanlık, ve buhar basıncı) ile ve toprağın özellikleri (örneğin, kil içeriği, organik içerik, sertlik derecesi, geçirgenlik, ph, tane büyüklüğü, spesifik yüzey alanı, iyon değişim kapasitesi, su içeriği ve sıcaklık) ile ilgili bir özelliktir. Daha çok, emilim ile birlikte anılan toprak bileşenleri kil içeriği ve organik madde içeriğidir. Toprağa emiliminde en önemli şey olarak düşünülen toprağın tanesi yüzey karakteristikleri, yüzey alanı ve katyon değişim kapasitesidir. Toprağın aşırı karmaşıklığı ve değişkenliği numune alma/izleme yaklaşımlarının çoklu olarak ele alınmasını gerektirmektedir. Araştırmacı, spesifik arazi ihtiyaçlarını uzlaştırırken belirtilen program amaçlarını karşılayacak yöntemleri ve yaklaşımları seçmek zorundadır. 12
4.3.2. Topraktan numune alma Sanayi ve kentsel atıklarla kirletilmiş arazilerdeki, kirliliğe neden olan kirleticileri ve miktarını belirlemek için yapılacak toprak numune alma çalışmalarının: Toprakların hava ya da su kirleticileri için hem kaynak hem de alici/depolama ortam olarak faaliyet gösterdiği kapsamı belirlemek amacıyla, Seçilen kirleticiler tarafından toprağın kirletilmesinden dolayı insan sağlığına veya çevreye gelebilecek riski belirlemek amacıyla, Geçmiş seviyeler ile karsılaştırıldığı zaman belirtilmiş olan kirleticilerin varlığı ve konsantrasyonunu belirlemek amacıyla, Kirleticilerin konsantrasyonunu ve bunların mekansal ve zamansal dağılımını belirlemek amacıyla, Kontrol ve bertaraf faaliyetlerinin verimini ölçmek için, Toprak taşınım ve depolanma modellerinin geçerliliği ya da kullanımı için ölçümleri elde etmek üzere, Spesifik toprak kirleticilerinden dolayı flora ve faunada meydana gelebilecek potansiyel riski belirlemek, kirletici kaynaklarının, taşınım mekanizmalarının ya da rotalarının ve potansiyel alıcıları tanımlamak, araştırma teknolojisi transferi ya da çevresel model geliştirme çalışmasına katkıda bulunmak amacıyla, Çevresel kanunların şartlarını ve planlarını karşılamak amacıyla, tasarlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Hem arazi hem de laboratuar testleri, topraktaki kirleticilerin varlığını ve davranışını anlayabilmek amacına yönelik olarak gereklilik arz etmektedir. Arazi testleri birincil olarak, toprak sınıflandırmasının tanımlayıcı bilgilerini temin etmektedir ve bunun arazideki çevresel koşullar ile ilgisini ortaya koymaktadır. Laboratuar testleri, bir kirleticinin tipi ve miktarı gibi daha çok arazi ölçümlerinin yeterliliğinin ötesindeki analitik verileri temin etmektedir. Kirletilmiş olan topraktan kaynaklanabilecek insan sağlığı ve çevre için risklerin belirlenmesi birçok aşamayı içermektedir. Gerekenler, tüm önemli maruz kalma süreçleri vasıtası ile sözü geçen alıcılar ya da en duyarlı popülasyonlar için maruz kalma ve doz dağılımlarıdır. Bu, hem hava ya da su gibi diğer ortamlar hem de toprağın kendisinden kaynaklanan maruz kalma nedeniyle olası topraktan maruz kalmayı artıracaktır. Toprağın kendisinden kaynaklanan marufiyet ise doğrudan ya da dolaylı olarak kirletilen yiyeceklerin kullanılmasıyla ortaya çıkacak maruz kalmada olduğu gibi deri absorpsiyonu, solunum ve sindirimle de olabilecektir. Diğer ek bir parametre de söz konusu olan kirleticilerin biyolojik olarak mevcut olmasıdır. Foto 7 ve 8: Kirletilmiş topraktan numune alınması Sonuç olarak, önemli olan söz konusu olan kirleticiler için toprağın hangi seviyede kaynak teşkil (su ya da hava ile temas etme aracılığı ile) ettiğini ölçmek ya da tahmin etmektir. Kirlenmiş topraklardan gelen su ya da hava içindeki kirleticilerin konsantrasyonlarını bilmek maruz kalma seviyesinin hesaplanması için yeterli olmayacaktır. Söz konusu olan kirleticilerin biyolojik mevcudiyeti ek bir parametre olarak sayılabilir. Örneğin, eğer toprak kirleticileri bitkiler ya da hayvansal ürünlerin yenilebilir olan kısımları içine dahil edilmez ise, topraktaki büyük konsantrasyonlar bile yiyecek maddelerinin yenilmesi vasıtası ile insanların önemli derecede maruz kalmasına sebep olmamaktadır. Buna rağmen, böyle bir durumda içme suyunun içilmesi ya da topraktan meydana gelen buharların solunması önemli bir maruz kalma sürecini içermektedir. 4.4. Gürültü Kirliliği İnsanlar üzerinde olumsuz etki yapan ve hoşa gitmeyen seslere genel olarak gürültü denir. Özellikle büyük kentlerimizde gürültü yoğunlukları oldukça yüksek seviyede olup, Dünya Sağlık Örgütü'nce belirlenen ölçülerin üzerindedir. Kent gürültüsünü artıran sebeplerin başında trafiğin yoğun olması, sürücülerin yersiz ve zamansız klakson çalmaları ve belediye hudutları içerisinde bulunan endüstri bölgelerinden çıkan gürültüler gelmektedir. Meskenlerde ise televizyon ve müzik aletlerinden çıkan yüksek sesler, zamansız yapılan bakım ve onarımlar ile bazı işyerlerinden kaynaklanan gürültüler insanların işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz yönde etkilemekte, fizyolojik ve psikolojik dengesini bozmakta, iş verimini azaltmaktadır. 13
4.5. Görüntü Kirliliği İnsanın görme alanına girdiğinde insan tabiatına hoş gelen, onu rahatsız etmeyen görüntülere güzel; insanı rahatsız eden, bir şekilde olumsuz etkileyen görüntülere de çirkin denilebilir. Bu tanıma uygun olarak insanların doğal çevrede yapmış olduğu olumsuz değişikliklerle sağlıklı insanların görüntü alanlarının kişileri rahatsız edici hale getirilmesine "görüntü kirliliği" denilmektedir. Günümüzde sanayileşmenin, nüfusun ve çarpık kentleşmenin hızla artması insanları etkileyen görüntü kirliliklerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Sanayileşme beraberinde görüntü kirliliği ve çevre kirliliğini getirmektedir. Gelişi güzel kurulmuş ve çevresel olarak hiç bir önlem almamış sanayiler aynı zamanda çevrede yaşayan ve o çevrede zorunlu olarak bulunmak zorunda kalan insanların yaşamlarında kötü görüntülerin oluşmasına neden olmaktadır. Nüfusun hızla artması ile birlikte plansız kentleşme sıklığı da artmaktadır. Foto 9 ve 10: Araziye bırakılan evsel atıkların ve çöplerin görsel kirliliğe neden olması. 4.6. Işık Kirliliği Yerleşim alanlarının her geçen gün büyümesi, açık alanların güçlü aydınlatıcılarla aydınlatılması, park ve bahçelerin çoğalması ve nüfusun artması dolayısıyla gökyüzüne yayılan ışık miktarı her an artmaktadır. Bütün çevre kirliliklerinde olduğu gibi ışık kirliliğinin çevreye zarar verdiği ve gökyüzünün olağan görüntüsünü bozmaktadır. Gökyüzüne yönlendirilmiş yanlış aydınlatma kaynaklarının atmosferde bulunan toz taneciklerine ve moleküllere çarparak gökyüzünün doğal fonunu bozarak parlak bir hale getirdiği, geceleri görüşü bozduğu, güvenlik ve konforu düşürdüğü, insan sağlığına ve ayrıca ekosistem ve hayvanlara zarar verdiği ve enerji israfına neden olduğu yadsınanamaz gerçeklerdir. 5. FİZİKSEL, KİMYASAL VE BİYOLOJİK KİRLİLİK Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle Ekosistem olarak tanımlanabilir. Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir. Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına "Çevre Kirliliği" adı verilmektedir. Gelişen teknolojinin yaşamıma getirdiği rahatlık yanında, bu gelişmenin tabiata ve çevreye verdiği kirliliğin boyutu her geçen gün hızla artmaktadır. Yaşamı daha mükemmel hale getirmek, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayabilmek amacına dönük bu gelişmelerin, gerek kırsal, gerek kentsel alanlarda olsun, doğal kaynakları bozduğu su, hava, toprak kirlenmesine yol açtığı, bitki ve hayvan varlığına zarar verdiği son yıllarda inkar edilemez bir gerçek haline dönüşmüştür. Çevre kirliği içinde yeterli alt yapısı ve organizasyonu oluşturulmamış endüstri ve sanayi alanlarının çok önemli payı vardır. Bu alanlardan çıkan atıkların düzenli bertaraf edilmemesi ve denetimin düzenli yapılmaması sorunların her geçen gün büyümesine ve çözümlenemez olmasına yol açmaktadır. 5.1. Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özellikler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır: 14
Foto 11 ve 12: Arazide çeşme başı ve yol kenarına atılan pestisid ilaç ambalajları. 5.1.1. Fiziksel Kirlenme Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek, olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması olayıdır. Üretimde bulunan çeşitli fabrikaların atıklarının akarsu ve göllere boşaltılması, doğal erozyon ile toprakların göl ve denizlere taşınması açık kahverenginden, kırmızı siyaha kadar değişen renk almasına neden olmaktadır. Bu olay suların fiziksel kirlenmesidir. 5.1.2. Kimyasal Kirlenme Doğal çevreyi oluşturan toprak, su ve havanın kimyasal özelliklerinin canlıların hayati faaliyetlerini ve aktivitelerini olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örneğin; çeşitli fabrika katı ve sıvı atıklarının verimli tarım arazilerine veya akarsu ve nehirlere boşaltılması söz konusu tarım topraklarının, akarsu ve göllerinin zararlı ağır metallerle kirlenerek kimyasal kirlenmeye maruz kaldığım gösterir. 5.1.3. Biyolojik Kirlenme Doğal ortamı oluşturan toprak, hava ve suyun çeşitli mikroorganizmalarla kirlenmesi ve dolayısıyla mikrobiyolojik yapının bozulması mikrobiyal kirlenmeyi, aynı ortamların mikroorganizmalarla kirlenmesi ise biyolojik kirlenmeyi tanımlar. Örneğin, tarım alanlarının kanalizasyon suyu ile sulanması veya kanalizasyon sularının akarsu, göl ve denizlere boşaltılması ile kanalizasyon sularında bulunan hastalık yapıcı mikroorganizmalar toprağa, suya ve atmosfere geçerek bu ortamların mikrobiyolojik kirlenmesine yol açar. 6. AKARSU KİRLİLİĞİ Doğal hayatının devamını sağlayan ana unsurlardan biri olan su, doğal kaynakların en önemlilerinden birisidir. Suyun kalitesinin ve ortamında doğal dengesinin bozulması su kirliliği olarak kabul edilmektedir. Ülkemizin birçok bölgesinde akarsular bulunmaktadır. Şehirleşmenin ve sanayileşmenin artması sonucu oluşan çevre kirliliği akarsuları da etkilemektedir. Sanayiden ve şehirleşmeden kaynaklı atık suların arıtılmadan akarsu ve derelere verilmesi sonucu bu su kaynaklarında kirlenme hat safhaya ulaşmıştır. Ülkemizde bulunana aksular "Kirli" ve "Çok Kirlenmiş" olarak tanımlanmaktadır. Bu akarsularda doğal dengenin dışında gelişen aşırı kirlenme sular tarafından elimine edilmemektedir. Bu kirlenmeler, denize ulaşan akarsularla denizlere taşınmaktadır. Sağlıklı bir akarsuda ekolojik denge bulunmaktadır. Bu ekolojik denge dış ortamdan herhangi bir etki olmadığı sürece doğal olaylar vasıtası ile varlığını sürdürmektedir. Dış ortamdan kaynaklı evsel ve endüstriyel atık sularla kirlenme bu dengenin değişmesine neden olmaktadır. Bu atık sulardan kaynaklı kirlenme ne kadar yoğun ise akarsuyun özelliğinin değişmesi veya yok olması o kadar hızlı olacaktır. Akarsuya verilen kirleticilerin seyreltilmesi, akarsuyun taşınımı üzerinde sonuç açısından oldukça önemlidir. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'ne göre kıta içi yüzeysel su kategorisine giren akarsular 4 ana sınıfa ayrılmıştır. Buna göre; Sınıf I : Yüksek kaliteli su. Sınıf II : Az kirlenmiş su, Sınıf III : Kirli su, ve Sınıf IV : Çok kirlenmiş su. Bu belirtilen kalite sınıflarına karşılık gelen suların, aşağıdaki su ihtiyaçları için uygun olduğu kabul edilir, Sınıf I : Yüksek kaliteli su a) Yalnız dezenfeksiyon ile içme suyu temini. b) Rekreasyonel amaçlar (yüzme gibi vücut teması gerektirenler dahil), c) Yalnız dezenfeksiyon ile içme suyu temini, d) Alabalık üretimi, e) Hayvan üretimi ve çiftlik ihtiyacı, f) Diğer amaçlar. 15
Sınıf II: Az Kirlenmiş Su a) İleri veya uygun bir arıtma ile içme suyu temini, b) Rekreasyonel amaçlar, c) Alabalık dışında balık üretimi, d) Teknik Usuller Tebliği'nde verilecek olan sulama suyu kalite sınırlarını sağlamak şartıyla sulama suyu olarak, e) Sınıf I dışındaki diğer bütün kullanımlar. Sınıf III: Kirlenmiş Su Gıda, tekstil gibi kaliteli su gerektiren endüstriler hariç olmak üzere uygun arıtmadan sonra endüstriyel su temininde kullanılır. Sınıf IV: Çok Kirlenmiş Su Yukarıda I, II ve III sınıfları için verilen kalite parametreleri bakımından daha düşük kalitedeki yüzeysel suları ifade eder. Foto 13: Ergene nehrine bırakılan sanayi ve evsel atıklar sonucu oluşan su kirliliği. 7.YERALTI SUYU KİRLİLİĞİ Yeraltı suyunun kirlenmesi ve derecesinin ülkeden ülkeye ve yerel olarak önemli değişiklikler göstermektedir. Yeraltı suyu kalitesi toprak kirliliği ve hava kirliliği etmenlerine doğrudan bağlıdır. Su kalitesi, hava kalitesi ve toprak kalitesi sürekliliği olan etkileşim içindedir. 7.1.Yeraltı suyunun kirlenmesinin en belirgin nedenleri a) Kentsel ve endüstriyel atıkların çevreye verildikten sonra iklim durumuna, toprağın yapısına ve zamana bağlı olarak yeraltı suyuna süzülerek karışmasıdır. b) Tarımsal üretimde aşırı miktar bilinçsiz kullanılan kimyasal ilaç, suni ve hayvansal gübrelerin doğrudan toprağa verilmesi sonucu zamanla süzülerek yer altı suyuna karışmasıdır. c) Ülkemizde en önemli yeraltı suyu kirlenme nedenlerinden biri, evsel atıkların doğrudan toprağa verilmesidir. Deterjan gibi parçalanmaya karşı dayanıklı bileşikler yeraltı suyuna ulaşarak içme suyu açısından sorun yaratabilmektedir. Ülkemizde bazı yeraltı suyu örneklerinde önemli miktarlarda deterjan bileşikleri bulunmuştur. 16
7.2. Su kirliliği kontrol yönetmeliğine göre yeraltı sularının kalite sınıfları Sınıf YAS I : Yüksek kaliteli yeraltı sularıdır. İçme suyunda ve gıda sanayinde kullanılabilen yeraltı sularıdır. Bu sınıfa giren yeraltı suları diğer her türlü kullanma amacına uygundur. Sınıf YAS II : Orta kaliteli yeraltı sularıdır. Bir arıtma işleminden sonra içme suyu olarak kullanılabilecek sulardır. Bu sular tarımsal su ve hayvan sulama suyu veya sanayide soğutma suyu olarak herhangi bir arıtma işlemine gerek duyulmadan kullanılabilir. Sınıf YAS III : Düşük kaliteli yeraltı suları, yukarıda verilen kalite parametrelerinden daha kötü özellik taşıyan sulardır. Bu suların kullanım yeri, ekonomik, teknolojik ve sağlık açısından sağlanabilecek arıtma derecesiyle belirlenir. 8. GÖL KİRLİLİĞİ Bir gölün anaerobik hale geçmesinde, gölün asimilasyon kapasitesinin önemi çok büyüktür. İkincil kirlenme adı da verilen ötrofikasyon ise, göllerde fosforca zengin olan evsel atıksular, tarımsal drenaj suları ve bazı endüstriyel atıksuların gölde beslenmeyi artırarak fotosentezle aşırı alg üremesine ve organik madde miktarının artmasına neden olmasından dolayı birtakım kimyasal değişiklikler meydana gelir. Sudaki azot ve fosfor konsantrasyonlarına göre göller 3 sınıfa ayrılır. Azot ve fosfor konsantrasyonlarının belirli sınırların üzerine çıkması sonucunda hızlandığı göllere ötrofik, fosfor ve azot konsantrasyonlarının ve üretimin düşük olduğu göllere oligotrofik, bu iki sınır durum arasındaki göllere ise mezotrofik adı verilir. Çeşitli amaçlarla kullanılan göl, gölet ve baraj rezervuarlarının kalite özellikleri ve sınıflandırılması su kullanım kanunu yönetmeliğinin Kıta içi Yüzeysel Suların Sınıflandırılması ve Göl Sularına Ait Alıcı Ortam Standartları ile ilgili olarak göl, gölet ve baraj rezervuarlarının en önemli tehdit unsuru olan ötrofikasyon olayının kontrolü için azot ve fosfor sınıflandırılması getirilmektedir. Yüzeysel sular içinde kirlenmeye karşı en hassas olan ortam gölledir. Özellikle dışa akışı olmayan göllerin havzasından toplanarak, gerek akarsular ve gerekse yüzey akışıyla gelen her türlü çözünmüş ve askıda maddeler gölde birikmeye başlar. Göle giren suların antropojen etkilerle kirlenmiş olması, su kalitesinin giderek bozulmasına sebep olur. Göle giren kirleticiler, ağır metaller, güç parçalanabilen pestisidler gibi, bozunmayan tipte ise, bu kirleticiler gölde giderek artan yoğunlaşmalar meydana getirir. Askıdaki maddeler, göl tabanına çökerek birikirler ve gölün dolmasına sebep olurlar. Kolay parçalanabilen organik maddeler, gölün kendi kendini temizleme kapasitesi ile zararsız hale getirilirler. (Yani göller normal şartlarda organik kirliliği yok edebilirler) ancak, gölün doğal arıtma kapasitesini aşan organik yükler, göldeki oksijenin tüketilmesine ve gölün, anaerobik (oksijensiz) duruma dönüşmesine sebep olur. Foto 14 ve 15: Göllerdeki aşırı kirlilik sonucu balıkların toplu halde ölmesi. 17
9. ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞI 9.1. Çevre Sağlığı Çevre sağlığı, bir canlının yaşamını sürdürmek için içinde bulunduğu ortamda ihtiyaçlar piramidi içerisinde etkileşime girdiği her türlü faktörün istenmeyen etkilerinin engellenmesi amaçlı fikir ve faaliyetlerdir. Sağlık, bir canlının ruhen, bedenen ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olarak tanımlanmıştır. Çevre sağlığı tanımı ise, öznel çevre yerine, varlığa yüklenerek onun, çevresel etkenlere karşı korunması hali ve çevresel etkenlerin ona entegre edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Kısaca çevre sağlığı; Varlığın, olumsuz olarak tarif edilen her türlü çevresel etkene karşı korunması ve onunla çevresel etkenleri belirlenen kriterlere uyumlu olarak bir arada tutma hizmetidir. İnsan sağlığının korunması için bir yandan kişiye yönelik koruyucu hekimlik yöntemler; kişi direncini arttırmak için yeterli ve dengeli beslenme, aşılama, sağlık eğitimi, erken tanı ve tedavi uygularken, bir başka önemli nokta da çevreye yönelik koruyucu uygulamalardır. 9.1.1. Hastalık etkenlerinin oluşumunu önlemek Kanser yapıcı maddeleri kontrol altına almak ve kullanılmasını önlemek, Olumsuz fizik etmenlerini en aza indirmek (radyasyon), Sosyal çevrede bulaşıcı hastalıklar gibi olumsuz koşulları ortaya çıkarmak ve kontrol altına almak. 9.1.2. Hastalık sebeplerini çevre sağlığı bakımından zararsız hale getirilmesi ve çevresel sağlık sakıncalarını en aza indirilmesi Atıkların kontrolü yönünde gerekli her türlü tedbirlerin alınması, Kanalizasyon sistemlerinin bütün konut alanlarını kapsaması, düzenli çalışması ve arıtma tesisleri ile sonlanması Çöplerin uygun biçimde toplanması, uygun alanlarda depolanması ve bertaraf edilmesi, Endüstriyel atıklar için toplama-arıtma tesisleri kurulması 9.1.3. Hastalıkların yayılmasının önlenmesi Kirli suların arıtılması (dezenfeksiyon), Besinlerin arıtılması (pastörizasyon), Hastalık taşıyıcı karasinek, sivrisinek gibi haşerelerle mücadele, Hastalık aracı olan hayvanlar ile savaş (veba, kuduz vb.) 9.1.4. Sağlık yönünden risk altında olan kişi, grup ya da kitlelerin eğitimi Hızlı kentleşmeyle birlikte artan kentli nüfusun birinci basamak sağlık hizmeti talebini karşılayacak etkin bir model geliştirilerek etkin bir sağlık sistemi kurulmalıdır. Çevresel risk faktörlerinin azaltılması için sektörler arasında işbirliği programları geliştirilmeli yerel yönetimler tarafından çevre sağlığı hizmetleri yeterince güçlendirilmelidir. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi; sebep-sonuç ilişkileri bakımından dikkate alındığında, kirlenen ve bozulan ekolojik çevre şartlarının toplum sağlığı sorunlarının temelini oluşturduğu görülmektedir. Bu nedenlerle sosyal ve ekolojik çevrenin korunması, düzenlenmesi ve geliştirilmesi tüm sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesinde hayati önem taşımaktadır. 9.2. Çevre Eğitimi Toplumun tüm kesimlerini çevre konusunda bilgilendirmek, bilinçlendirmek, olumlu ve kalıcı davranış değişiklikleri kazandırmak ve sorunların çözümünde fertlerin aktif katılımlarını sağlamak çevre eğitiminin temel hedefleridir. Bu nedenle çevre ile ilgili konularda aktif katılım sağlayacak, olumsuzluklara karşı tepki oluşturacak, bireysel çıkarların toplumsal çıkarlardan ayrı düşünülemeyeceği gerçeği, herkese yapılacak eğitimlerde çok iyi anlatılmalıdır. Çevre eğitimi yalnız bilgi vermek ve sorumluluk hissi oluşturmakla kalmamalı, insan davranışını da etkilemelidir. Bunun için eğitim çalışmalarında işitsel ve görsel materyaller ile uygulamaya ağırlık verilmelidir. Foto 16 ve 17: Toplumun tüm kesimleri çevre konusunda eğitimlerle bilinçlendirilmeli. PROJE BİLGİ 18
Çevrenin korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konularında gösterilen çabaların amacı, insanların daha sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamalarının sağlanmasıdır. Bunu sağlayacak olan da insanın kendisidir. Çünkü çevreye zarar veren de, çevreyi koruyan ve geliştiren de insandır. Günümüzde çevre bilinci sağlıklı bir çevrede yaşamayı, temel insan haklarından biri olarak kabul etmektedir. Bu ise ancak kaliteli bir eğitimle mümkündür. İnsan ve çevre arasındaki etkileşimin vazgeçilmez nitelikte oluşu, çevre kavramının günümüzde kazandığı boyutlar, çevrenin ulusal düzeyde olduğu kadar, uluslararası düzeyde de yeni yaklaşımlarla ele alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Anayasamızın 56. Maddesinde "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir" denilmektedir. Bu doğrultuda çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi konusunda devlete ve vatandaşlara çeşitli görevler düşmektedir. Çevre bilincine sahip olmayan bir insan, yaşadığı dünyayı kendisinden sonra başkalarının da kullanacağını idrak edemez. 10. ERGENE NEHRİ KİRLİLİĞİNİN TARIMSAL ÜRETİME OLUMSUZ ETKİLERİ PROJE BİLGİ Türkiye'de ilk çevre kirliliği 1950'li yılların sonlarına doğru başlamış ve 1970'li yılların sonlarına doğru fark edilir hale gelmiştir. Ülkemizde 1980 yıllardan sonra hızla artan çevre kirliliği günümüzde hayli yoğundur. Gelişmekte olan sanayinin kısa vadeli kar hedeflerinden dolayı arıtmadan nehirlere ve göllere verdikleri atık sular, kentsel ve evsel atık sularla birleştiğinde havzalarımızda önüne geçilmez bir kirlilik meydana getirmektedir. Kirlenen bu havzalardan en önemlilerinden biri de, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli illeri yüzölçümlerinin büyük bir kısmını kaplayan Ergene Havzası'dır. İstanbul'da sanayiden kaynaklanan aşırı nüfus artışı neticesinde, İstanbul çevresine yayılan sanayi tesisleri Çorlu ve Çerkezköy hattına kaymıştır. İlk önceleri arıtması bulunmayan bu sanayi tesisleri atık sularını arıtmadan Ergene Havzası'nı besleyen Ergene Nehri ve yan kollarına boşaltmıştır. Sonraları yasal mevzuat gereği arıtma tesislerini kurmuş olsalar dahi bu tesisler düzenli olarak çalıştırılmamaktadır. Buna çarpık kentleşme sonucunda meydana gelen kentsel ve evsel atıklar ile tarımsal faaliyetlerde kullanılan suni gübre ve zirai ilaçlar eklenince, bir zamanlar Trakya'nın can damarı olan Ergene Nehri aşırı derecede kirlenerek adeta ölü bir nehir haline gelmiştir. Ergene Nehri kirliliğinden dolayı geçtiği tüm güzergâhtaki insan ve hayvan sağlığını olumsuz etkilediği gibi, tarım arazilerini de olumsuz yönde etkilemekte ve ekilen ürün verimini düşürmektedir. Bu çalışmanın amacıda, kirlilikten kaynaklanan bu etkilerin boyutlarını araştırmaktır. Ergene Havzası'nın en önemli yerüstü su kaynağı Ergene Nehri ve yan kollarıdır. Havzanın ortasından geçmekte olan Ergene Nehri, Tekirdağ'ın Saray ilçesinin Taşpınar Tepesi civarındaki kaynaklardan doğar ve Ergene Deresi olarak güneye doğru akarken, Çerkezköy İlçesinden gelen Çorlu Suyu ile birleştikten sonra Ergene Nehri adını almaktadır. Ergene, kuzeyden Soğucak Dere, Poyralı Dere, Celaliye Dere birleşimi olan Lüleburgaz Çayını, Şeytan Dere, Çimenli Dere ile Süloğlu Dere; güneyden ise Çengelli Dere, Beşiktepe Dere, Hayrabolu Dere gibi büyük yan kolları alarak batı istikametinde akmaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı, 2008). Ergene Nehri, Edirne'nin Uzunköprü ilçesinin 40 km güneybatısında Meriç-Adasarhanlı köyü yakınında Meriç Nehri ile birleşmektedir. Ergene Deresi Yıldız Dağları'ndaki membadan Çorlu Suyu ile birleşim yerine kadar 91 km, Ergene Nehri adını aldıktan sonra Meriç Nehri ile birleştiği yere kadar ise 194 km olmak üzere toplam nehir uzunluğu 285 km'dir. Ergene Nehri'nin drenaj alanı 10730 km² olup, yıllık ortalama debisi yaklaşık olarak 28 m³ /sn'dir (Ordu ve Demir, 2007). Ergene Nehri'nin en önemli kolları ise; Çorlu Suyu, Soğucak Dere, Lüleburgaz Dere, Şeytan Dere, Teke Dere, Ana Dere ve Hayrabolu Deresi'dir (Ordu Sağlam, 2005). Aşağıdaki Şekil 1.'de Ergene Nehri ve yan kolları görülmektedir. Şekilde de görüldüğü üzere Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinin yer aldığı Trakya bölümünün büyük çoğunluğu Meriç - Ergene Havzası'nı oluşturmakta olup, bu havzada bulunan irili ufaklı dere ve ırmaklar Ergene Nehri'ne dökülmektedir. 19
Şekil 1: Ergene nehri ve yan kolları. Trakya'da 10730 km²'lik bir drenaj alanına sahip olan Ergene Havzası'nın sularını, doğudan batıya Ergene Nehri toplamaktadır. Özellikle yeraltı suyu kullanımının arttığı yaz aylarında nehirdeki kirlilik çok üst seviyelere çıkmaktadır. Ergene Nehri'nin en önemli kollarından biri olan Çorlu Suyu; Çerkezköy, Kızılpınar, Veliköy, Velimeşe, Çorlu ve Muratlı Belediyeleri'nin evsel atık suları ile Çerkezköy, Çorlu ve Muratlı İlçeleri sınırları dâhilindeki değişik sektörlere ait sanayi kuruluşlarının evsel ve endüstriyel arıtılmış ve arıtılmamış atık sularını toplamaktadır. Çorlu Suyu ve Ergene Nehri'ne evsel ve endüstriyel kökenli günde ortalama 80.000 m³ atık su deşarj edilmektedir (Ordu Sağlam, 2005). Türkiye'deki endüstrileşme hareketleri sonucu, 1973 yılından itibaren Trakya'da organize sanayi bölgeleri kurulmaya başlanmış ve bunun sonucu olarak, özellikle Ergene Havzası ve çevresinde önemli boyutlara ulaşan çevre kirliliği ortaya çıkmıştır. Havzada I., II. ve III. sınıf tarım arazileri üzerinde sanayi bölgeleri oluşturulmuştur. Bu sanayilerin büyük bir çoğunluğu da tarıma dayalı ve çok su tüketen sanayilerdir. Buradan kaynaklanan endüstriyel atık sular Ergene Nehri ve yan kolları olan derelerle Saroz-Enez'e kadar uzanmakta ve tarım topraklarında tuzluluk ve çoraklaşmaya neden olmaktadırlar. Ayrıca bu atık sular yeraltı su kaynaklarını kirletme potansiyeline de sahiptir (Ordu ve Demir, 2007). 10.1. Ergene Nehri Kirlilik Durumu Ergene Nehri Kirliliği, Edirne İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve DSİ 11. Bölge Müdürlüğü'nün ilgili birimlerince düzenli olarak takip edilmektedir. Yapılan bu yüzeysel su analiz sonucuna göre Ergene Nehri'nin Çerkezköy'den Meriç Nehri'ne kadar olan 180 km'lik kısmı kirlenmiş durumdadır. Edirne İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nün Ergene Nehri Akarca Köprüsü Mevkii (İl Giriş) kalite gözlem istasyonunda 2009 ve 2010 yılında gerçekleştirdiği analizlere(t.c. Edirne Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, 2010) göre Ergene Nehri; i. Fiziksel ve İnorganik-kimyasal Parametreler bakımından; IV. Sınıf (Çok Kirlenmiş Su) ii. Organik Parametreler bakımından; IV. Sınıf (Çok Kirlenmiş Su) iii. İnorganik Parametreler bakımından; IV. Sınıf (Çok Kirlenmiş Su) olarak ve her üç grubun genelinde de IV. Sınıf (Çok Kirlenmiş Su) olarak değerlendirilmektedir. 20
Foto 18: Ergenenin sanayi ve evsel atıklarla kirli akan suları. Bu değerlendirmeler sonucunda; Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin Kıtaiçi Yüzeysel Suların Sınıflandırılması başlıklı 7. maddesindeki; Sınıf I: Yüksek kaliteli su, Sınıf II: Az kirlenmiş su, Sınıf III: Kirli su, Sınıf IV: Çok kirlenmiş su kalite sınıfları göz önünde bulundurularak Tekirdağ ve Kırklareli illerinden aşırı bir kirlilik yükünde gelen Ergene Nehri'nin; I, II ve III Sınıf suların kullanıldığı alanlarda kullanımı mümkün görülmemektedir. Bir suyun kirli olup olmadığı bünyesinde bulundurduğu, biyokimyasal oksijen ihtiyacı, toplam askıdaki katı madde oranı, Ph-asitlik değeri, elektriksel iletkenlik değeri, sıcaklığı, Fosfor oranı, Azot oranı, Klorür oranı, süreçteki atık su hacmi, yağ ve gres oranına göre anlaşılmaktadır (Ref : Environment Canada, Environmental Protection Fraser Pollution Abatement North Vancouver, 1997). Ergene Nehri yukarıdaki kriterlere göre kirlidir ve bu kirlilik öncelikli olarak nehir kenarındaki sanayi tesislerinden kaynaklanmaktadır (DSİ 11. Bölge Müdürlüğü, 2009). Ergene Nehri doğduğu yerden başlayarak sanayi yerleşimlerinin bulunduğu Çerkezköy ve Çorlu'ya kadar temiz iken, bu yerleşim yerlerini geçtiğinde aşırı şekilde kirlenmektedir. Ergene Havzası, Trakya'nın en önemli tarım alanlarına ve buna ek olarak büyük bir endüstri gücüne sahiptir. Havzanın en önemli geçim kaynağı tarımsal etkinliklerdir. Bu yüzden tarımsal su temini, yararlı kullanımlar sıralamasında birinci sırayı almaktadır. Endüstriyel amaçlı su kullanımı endüstrilerin proses suyu, kazan suyu, soğutma suyu gibi çeşitli su gereksinimlerini karşılamaktadır. Havzadaki endüstrilerin arıtılmış veya arıtılmamış atık suları noktasal kaynak halinde Ergene Nehri'ne verilmektedir. Ayrıca tarım alanlarından oluşan atık sular ve havza sınırları içinde yer alan irili ufaklı yerleşim merkezlerinin evsel atık suları da doğrudan veya dolaylı olarak Ergene Nehri'ne deşarj edilmektedir (Ordu Sağlam, 2005). Ergene Havzası'ndaki sanayi yoğunluğu ve buna paralel olarak artan nüfus yoğunluğu su kaynaklarının tüketilmesini ve kirletilmesini hızlandırmıştır. Geçmişte yeraltı suyu ve yüzeysel sular bakımından zengin bir bölge olan Ergene Havzası'ndaki sular evsel, endüstriyel ve tarımsal kirlilik nedenleriyle kirlenmeye maruz kalmış ve izinsiz acılan kuyulardan su çekimleri sebebiyle yeraltı suyu miktarlarında aşırı bir azalma meydana gelmiştir. Evsel ve endüstriyel atık suların arıtılmadan ve katı atıkların düzensiz olarak alıcı ortamları bırakılması ve bilinçsiz zirai ilaçlama ve gübreleme sonucu yeraltı suları ve yüzeysel sular kirlenmektedir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, 2008). 21
10.2. Ergene Nehri Kirliliğinin Uzunköprü Tarımı Üzerine Olumsuz Etkileri 1980'li yıllardan itibaren Çorlu civarındaki yoğun sanayileşme ve endüstriyel üretimden kaynaklanan arıtmasız deşarjın yarattığı aşırı kirlilik Ergene Nehri'nin tarımsal sulama amaçlı kullanılmasını engellemektedir. Ergene Nehri'ndeki bu aşırı kirlilik, sularını boşalttığı Meriç Nehri'ni de etkilemekte ve böylece, Meriç Nehri'nin mansabındaki tarımsal ürünler ile birlikte her türlü canlıyı da olumsuz yönde etkilemektedir (Edirne İl Özel İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Trakya Kalkınma Birliği, vd., 2010). Ergene Nehri'nden sulanan veya taşkınlar sonucu Ergene Nehri'nin kirli sularına maruz kalan tarım topraklarında elektriksel iletkenlik oranı ve tuz değerinde bir artış olmaktadır. Ayrıca, Ergene Nehri'nin yüksek miktarlarda klor ve sodyum içermesi, toprakta ciddi boyutlara varan sodyum ve klor birikimi oluşmasına neden olmuştur. Bu da tuzluluk ve alkalilik sorununu ortaya çıkarmaktadır. Tuzluluk oranının fazla olması alanda ekilen ürünlerde, çimlenme ve çıkışta gecikme, bitki boyunda kısalma, yaprak ve gövde çapında azalmalar meydana getirmiştir (Sürek, 2003). Çakır ve arkadaşları tarafından 1997 yılında yapılan bir araştırmaya göre; Ergene Nehri'nin en kirli noktasından alınan su ile ayçiçeği bitkisini sulamaya dayalı olarak üç yıllık bir araştırma yürütmüşlerdir. Denemenin ilk yılında ayçiçeği bitkisinin vejetatif gelişmesinde herhangi bir sorun görülmemekle birlikte; ikinci ve üçüncü yıllarda normal su ile sulama yapılan bitkilere göre, tohum çimlenmesi daha geç gerçekleşmiş, bitki boyu daha kısa kalmış, yaprak sayısı daha az olmuş, gövde ve tabla çapı değerleri daha düşük çıkmıştır (Özkan ve Kubaş, 2008). Ergene Nehri kenarındaki tarım arazilerinde kirli nehir suları nedeniyle dekara kullanılan tohumunda da artışlar görülmektedir. Buna en iyi örnek Ergene Nehri kirliğinden direkt olarak etkilenen çeltik tarımıdır. Şöyle ki; çeltik ekiminin ilk aylarında kirlilik nedeniyle önemli oranda çeltik tohumu canlılığını yitirmektedir, bu göz önüne alındığında dekara 5-10 kg daha fazla çeltik tohumu atılması gerekmektedir (Özkan ve Kubaş, 2008). Bunların yanı sıra büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde, nehir ve dere kenarında kavak yetiştiriciliğinde, dere kenarına yakın olan ve kirli sudan etkilenen meralarda çeşitli sürdürülebilirlik sorunları ortaya çıkmakta ve ekonomik kayıplar söz konusu olmaktadır. Ergene Nehri kirliliğin bir diğer sonucu da tarım arazilerinin satış değerini olumsuz etkilemesidir. Ergene Nehrine yaklaştıkça tarım arazilerinin pazar değerleri metre başına 0,071 TL/da azalmaktadır (Hurma, 2007). Önceleri Ergene Nehri kenarındaki tarım arazileri Ergene Nehri'nden sulandığı için ve dolayısıyla sulak arazi olmasından ötürü yüksek fiyatlara satılırken, günümüzde kirlilikten dolayı sulama yapılaması ve kirlilikten kaynaklanan verim düşüklüğü yüzünden satış fiyatları oldukça düşmüştür. 11. ERGENE HAVZASINDAKİ ÇEVRESEL KİRLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN ALINABİLECEK ACİL ÖNLEMLER Ergene havzasında mevcut durumun öncelikle doğru envanterini ortaya koyan bilimsel veriler ışığında, havza bazlı entegre yönetim planlaması yapılmalıdır. Sorunun çözümünde halkın katılımını sağlayan, tüm tarafların görev ve sorumlulukları belirtilen, yaptırımları içeren, yeterli kaynak aktaran, kişi ve kurumlar arasında eşgüdümü sağlayan, geleceği doğru öngören bir anlayışla doğru arazi ve su kullanımını planlayan, gerekli altyapının öncelikli kurulmasını hedefleyen anlayış ve uygulamalar acilen devreye sokulmalıdır. Havza'da planlama, üretim ve çevre ilişkisi temelinde, ekonomik, sosyal, kültürel anlamda ele alınmalı, sürdürülebilirlik temelinde sorunların çözümüne odaklanılmalıdır. Etkin bir çevre denetim sistemi oluşturulmalıdır. Gelecek nesillerin iyi bir çevre eğitimi ile yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Sivil toplum örgütleri ile kamu kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir. Plansız kentleşmeler yerine planlı şehir alanları oluşturulmalıdır. Ormanların çoğaltılması ve korunması sağlanmalıdır. Düzenli ve çevreci organize sanayi bölgeleri oluşturulmalıdır. Çöplerin kaynağında ayrıştırılması için çalışmalar yapılmalıdır. Kaliteli yakıtların kullanılması sağlanmalıdır. Çevre sorunlarının önlenmesi için devlet tarafından etkili yasalar oluşturulmalıdır. Çevre Ve Orman Bakanlığının kadrosu güçlendirilerek daha etkin çalışması sağlanmalıdır. Yerel yönetimlerin asli görevleri çevre sorunlarının çözümlenmesi olmalıdır. Çevre konusunda yapılacak yatırımlar için teşvik uygulamaları başlatılmalıdır. Ergene Havzası bazında, katılımcı proje planlaması ve yönetimi benimsenmelidir. Yer altı ve yerüstü suların ve yine topraklarımızın kirlenmeden önce korunmasına yönelik önlemler alınmalıdır. Öncelikle güncel ve sistematik veri eksikliği giderilmelidir. Tüm Havza'da arazi etüt ve kullanım haritalarının hazırlanarak, gereğine uygun üretim planlaması, katılımcı bir anlayışla uygulamaya konulmalıdır. Havza bazlı su kullanım planlaması yapılmalı, kurumlar arasında eşgüdüm ve işbirliği sağlanmalı, akılcı ve ekonomik su kullanımı gerçekleştirilmelidir. Havza'da su kütlelerinin durumu hakkında net bir görüş sahibi olabilmek için uygun bir izleme sistemi oluşturulmalı,aynı şekilde yer altı su kullanımına bağlı yer altı su seviyesi sürekli izlenmelidir. Tüm belde ve diğer büyük yerleşimlerin mutlaka arıtma tesissilerini kurmaları sağlanmaları, arıtmalarda en iyi teknolojiyi kullanarak istenilen kalite de arıtma gerçekleştirilmeli, kontrol ve denetimler gerekli sıklıkla yapılmalıdır. Ergene yatağının ıslah çalışmaları bitirilmeli, Ergene taşkınları ve etrafındaki arazilerde drenaj sorunu mutlaka çözülmeli. 22
Ergene nehri sularının sorunu sadece tuzluluk ve alkalilik sorunu ise; - Sodyumun fazlalığından kaynaklanan alkalileşme sorununu giderecek, oranda dispersiyonu azaltacak, toprak özelliklerine bağlı çeşitli bileşikler kullanılıp ve sonra yine tuzlu topraklardaki yıkama işlemleri yapılabilir. Her şeyden önce Havza'da kirlilik azaltma programları, katılımcı bir anlayışla devreye konulmalıdır. Havza'da kurulu bulunan başta tekstil olmak üzere tüm sanayilerde, suyun geri dönüşümü sağlamaya yönelik yatırımlara öncelik verilmeli. Havza'da deri, boya işletmeleri OSB'ne kaydırılarak, arıtma tesislerini kurmaları sağlanmalıdır. Foto 19: Ergenenin üzerinde Çorlu Atıksu arıtma tesisi. Katı atık depolama alanlarının Havza'ya etkileri araştırılmalı, gerekli önlemler alınmalı, yeni kurulacak atık depolama alanlarının Havza'ya etkileri en az olacak şekilde tespit edilmelidir. Gerektiğinde drenaj sularının nehirlere deşarj edilmeden önce depolanması ve arıtılarak tekrar kullanımı sağlanmalıdır. Üreticilerimizin gübre, su, arazi kullanımı, kimyasal ilaç v.b kullanımlarında gerekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı ve uygulamaya geçmesi sağlanmalı, özellikle iyi tarım uygulamaları konusunda tüm üreticilerimize yönelik destek ve eğitim programları devreye konulmalıdır. Küresel iklim etkisi ile değişikliğe uğrayan senaryo ve ürün desenleri göz önünde bulundurularak, ekonomik su kullanım planlaması hayata mutlaka geçirilmelidir. Havza'da yaşayan tüm insanlarımızda her yönü ile doğru ve uygulanabilir bir çevre bilinci ve sorumluluğu oluşturulmalıdır. Havza'da mutlak ve sulu tarım alanlarının amaç dışı kullanımına karşı kesin ve etkili önlemler ve yaptırımlar acilen uygulanmaya konulmalıdır. Toprak Koruma Kanunun bu anlamda doğru işlemesine yönelik kararların alınması ve konunun adeta topraklarımızın amaç dışı kullanımını meşrulaştırıcı işleyişine karşı yasal önlemler devreye sokulmalıdır. Yağmur sularının Havza'da yağdığı alanda toplanması hedeflenmeli ve gerekenler yapılmalıdır. Yer altı su kaynaklarının, ilerideki gelişmeleri göz önünde bulundurularak, rezerv kaynak özellikleri dikkate alınmalı ve kullanımları buna göre planlanmalıdır. Havza'da kirliliği önlemede katılımcı bir anlayışla doğru bir işbirliğini de içinde barındıran entegre bir havza kullanımı yönetimi planlamasının mutlaka egemen olması, yasal olarak gerçekleştirilmelidir. Suyu kullananların yönetim ve planlamaya tahsil edilmesi sağlanmalıdır. Sulama projeleri arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile birlikte ele alınmalı, yeterli kaynak aktarımı da buna göre sağlanmalı. Havzada tüm faaliyetlerin ekonomik analizleri yapılarak, alternatif üretim sektörleri de planlanmalıdır. Özetle, sorunların çözümünde doğru tespitler ışığında doğru planlama temelinde, birlikte çözümüne odaklı, katılımcığı esas olan gerekli kaynak aktaran, kaynakları doğru harekete geçiren bir siyasi iradenin varlığı olmazsa olmazdır. 23
12. SONUÇ VE ÖNERİLER 12.1. Uzunköprü Ergene Ovasında Tarım Topraklarının Kirlilikten Arındırılması Ve Islahı Konusunda Öneriler Proje dahilindeki alanın girişinden başlanarak Ergene nehrinin suları çeşitli zamanlarda, çeşitli yerlerden örnek alınıp nehir suyunun güncel kirlilik durumunun Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sulama suyu kirlilik parametrelerine ve Avrupa Birliği kirlilik parametrelerine göre değerlendirilmesi. Ergene nehri sularıyla sulanan topraklarının kirlilik durumunun Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığının toprak kirlilik parametrelerine ve Avrupa Birliği toprak kirlilik parametrelerine göre belirlenmesi. Su ve toprak kirlilik parametrelerine göre: Ergene nehri sularının sorunu sadece tuzluluk sorunu ise; - Sabit drenaj sistemleri döşenerek tuzlu suların drenajı sağlanabilir. - Küçük tavalar oluşturularak temiz suyla (çevredeki gölet suyundan) topraktan fazla tuzun çözdürülerek açılacak drenaj sistemiyle tuzlu suyun tarladan uzaklaştırılması sağlanır. Ergene nehri sularının sorunu sadece tuzluluk ve alkalilik sorunu ise; - Sodyumun fazlalığından kaynaklanan alkalileşme sorununu giderecek, oramda dispersiyonu azaltacak, toprak özelliklerine bağlı çeşitli bileşikler kullanılıp ve sonra yine tuzlu topraklardaki yıkama işlemleri yapılabilir. Ergene taşkınları sonucu etrafındaki arazilerde oluşan taban suyu yüksekliği nedeniyle drenaj sorunu; aynı problemlere sahip ABD'nin Kuzey Dakota Eyaletinde bulunan ve her yıl su taşkınlarına uğrayan Redriver nehri ovasında olduğu gibi, aşağıda fotoğraf ve şekillerde verildiğine benzer drenaj sistemleriyle mutlaka çözülmeli. Foto 20, 21, 22 ve Şekil 1: Ergene ovasında taban suyu yüksek tarım alanlarının ıslahında aşağıda görüldüğü gibi drenaj çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. 24
Ergene Havzasında ortaya çıkan ve gelecekte muhtemelen sınırları genişleyecek olan tuzluluk ve drenaj sorunlarının çözümü için acil eylem planı hazırlanmalıdır. Sorunların çözüme kavuşturulabilmesi için tarımsal alt yapı yatırımlarının gecikmeden uygulamaya konulması ve bu çalışmaları etkin yürütecek drenaj biriminin kurulmasına ihtiyaç vardır. Yörede ortaya çıkan Drenaj ve Tuzlanma sorunlarının çözüme kavuşturulabilmesi için tarla içi drenaj tesislerinin kurulmasına ihtiyaç vardır. Toprak analizleri daima yapılmalıdır. Sulama suyunun kalitesine dikkat edilmelidir. Sulama suyunun uygun zaman ve miktarda verilmesine çok önem verilmelidir. Sulama yöntemleri iyi seçilmelidir. Sulama yapılan alanlarda drenaj kanalları olmalıdır. Çiftçilerin toprak işleme ve su kullanımı konusunda eğitimi sürekli olmalıdır. Ergene nehri sularının kirlilik parametrelerine göre: özellikleri belirlendikten sonra başka parametrelerde de sorun varsa onların giderilmesine yönelik önlemler alınmalıdır. - Toprakların kirlilik parametrelerine hangi sorunun varlığı mevcutsa o sorunu gidermek için önlemler alınmalıdır. - Ergene nehri sularının kirlilik parametrelerine göre dere yatağının temizlenmesi ve ıslahı yapılabilir. - Ergene nehri sularının kirlilik parametrelerine göre dere yatağı üzerine çökeltme havuzları yapılarak suyun akısı sağlanabilir. - Ergene nehri sularının kirlilik parametrelerine göre çeşitli amaçlar için filtre sistemi uygulanıp kontrolü sağlanabilir. Tarımsal üretimde sürdürülebilir tarım kapsamında tuzluluğa toleranslı bitkilerle uygun nöbetinin uygulanması gerekmektedir. Konu ile ilgili kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yürütülmesi gerekmektedir. Uygulanan koruma ve ıslah çalışmalarının kontrolü sağlanarak sürdürülebilirliği devam ettirilmelidir. Organik ve iyi tarım uygulamalarının ve tasarruflu sulama metotlarının teşvik edilmesi, Erozyonla mücadele çalışmalarının etkin bir şekilde yapılması. Çevre il ve ilçelerden Ergene nehrine katılan suların arıtılmış atık su niteliğinin kontrolleri yapılarak nehrin kirleticilerinin verdiği zararın en aza indirilmesi gerekmektedir. Çevre il ve ilçelerden Ergene Nehrine katılan suların kirletici unsurlarının belirlenerek kirlilik parametreleri ölçüsünde caydırıcı cezai işlem uygulamasının yapılmasına destek sağlanmalı. Kirletici unsurların her geçen gün giderek artmasına neden olunan tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasının önüne geçilmeli. Tarımsal üretim yapılan alanlarda, ihtiyaçtan daha fazla gübre uygulamalarından kaçınılmalı ve mümkün olduğunca organik kökenli gübre uygulamalarına özen gösterilmelidir. Çeşitli özellikte kirletici unsur yaratan tarım ilaçlarının kullanımına çok özen gösterilmelidir. Kirletici faktörlerin özellikleri belirlenmeli, yakın ve uzak çevrelerdeki su ve toprak kirliliğine etkileri tespit edilmelidir. Bölge halkı, çiftçiler ve uygulamaya dahil olacak kurum ve kuruluşların alınacak önlemler hakkında bilgilendirmesi ise düzenli seminer ve panellerle sağlanmalıdır. 25
14. KAYNAKLAR Anom. 2008/1/EC. (2008). Directive 2008/1/EC of the European Parliament and of the Council concerning integrated pollution prevention and control. Alparslan ve Kapdan. (2005). Application of anaerobic aerobic sequential treatment system to real textile wastewater for color and COD removal. Enzyme and Microbial Technology, 273 279. Barlas, B. (2000). Türkiye'de Çevre Kirlenmesi Öncelikleri Sempozyumu III. Endüstriyel Atıksular için Renk Parametresi Önerisi (s. s. 213 220). Gebze: TÜBİTAK. Batıbay, A. (2008). Tekstil endüstrisi atıksularından ozonlama ile KOİ ve renk giderimi. İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı. Brooks Riley and Taylor. (2006). Water quality of effluent-dominated ecosystems: ecotoxicological, hydrological, and management considerations. Hydrobiologia, 365-379. Meriç Ergene Havzası Endüstriyel Atıksu Yönetimi Ana Plan Çalışması Final Raporu Kasım 2010 218/222 Candeğer, O. (2010). Dünden Yarına Trakya'da Yeraltı Suları Konferansı. Babaeski. Conservation and Recycling. (2007). Recycling of wastewaters of textile dyeing industriesusing advanced treatment technology and cost analysis Case studies, Resources. Ranganathan K., Karunagaran K., Sharma D.C., 306-318. Çınar, Ö. ve diğ. (2008). Ergene Havzasına Deşarj Eden Seçilen Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisleri Çıkışlarında ve Havzadaki Alıcı Ortamlarda Renk Parametresi Değerlerinin Belirlenmesi ve Verilerin Değerlendirilmesi-Nihai Rapor. Ankara, Türkiye: T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Crane, M. (2003). Proposed development of Sediment Quality Guidelines under the European Water Framework Directive (s. 195-206). içinde Toxicology Letters. ÇOB. (2010, Temmuz). Ergene Havzasında 28/06-02/07/2010 Tarihleri Arasında Gerçekleştirilen İzleme Ve Kontrol Çalışması Hakkında Bilgi Notu. Çevresel Etki Değerlendirilmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü İzleme ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, ÇYGM Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı, DSİ Jeoteknik Hizmetler ve YAS Dairesi Başkanlığı. ÇOB. (2009). Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı Plan Açıklama Raporu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Trakya Kalkınma Birliği. Dağdeviren, Ş. 2007. Çorlu ve Civarındaki Topraklarda Ağır Metal Konsantrasyonunun Belirlenmesi ve Sonuçlarının Yapay Sinir Ağları ile Değerlendirilmesi. Edirne: Trakya Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Bilimleri Anabilim Dalı. Dalkılıç ve Harmancıoğlu. (2008). Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifinin Türkiye'de Uygulama Olanakları. TMMOB 2. Su Politikaları Kongresi. Ankara: TMMOB. DSİ 11. Bölge Müdürlüğü, 2009. Ergene Nehri 2003-2008 Yılı Kalite Gözlem Çalışmaları, s.19, Edirne. DSİ. (2010). Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. 2010 tarihinde http://www.dsi.gov.tr adresinden alındı DSİ ve diğ. (2010, Haziran 2). Ergene Havzası Sorunları ve Çözüm Önerisi Toplantısı. Ankara: Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğ, DSİ Genel Müdürlüğü, Tekirdağ İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, İMP Koordinatörlüğü. Edirne İl Özel İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Trakya Kalkınma Birliği, vd., 2011. PlanAçıklama Raporu ve Plan Hükümleri, 1/25.000 Ölçekli Edirne İl Çevre Düzeni Planı, s.39, Edirne. Edirne İl Tarım Müdürlüğü, 2010. 2009 Yılı Çalışma Raporu, s.28-31, Edirne. Environment Canada, Environmental Protection Fraser Pollution Abatement North Vancouver, B.C.,1997. Technical Pollution Prevention Guide for Dairy Processing Operations in the Lower FraserBasin, Fraser River Action Plan, p.40, West Esplanade- North Vancouver Canada. Environmental Monitoring and Assessment,. (2005). Water quality assessment and modeling of an effluentdominated stream, the Notwane River, Botswana. Mladenov N., Strzepek K., Serumola E.M., 97-121. Eylem Planı. 2008. Meriç-Ergene Havzası Koruma Eylem Planı. Ankara: T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Franzen, D. 2012. Managing Saline Soils in North Dakota. SF-1087. NDSU, Fargo, USA. Gönenç, E. 2006. Sürdürülebilir Havza Yönetimi, Cilt 1: Havzalarda Doğal ve Sosyoekonomik Sistemin Özellikleri. İstanbul: İGEM Araştırma ve Danışmanlık Görmez, K., 2007. Çevre Sorunları, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara. Güneş Hepsağ, E. (2009). Havzalar için Zehirlilik Parametresi ile Deşarj Etki İndeksi Geliştirilmesi. İstanbul: İ.T.Ü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Bilimleri ve Mühendisliği Anabilim Dalı. Hurma H. 2007. Çevre Kalitesinin Tarımsal Arazi Değeri Üzerine Etkilerinin Analizi: Trakya Örneği. Namık Kemal Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı, Doktora Tezi, s. 113, Tekirdağ. http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/tr,76445/uzunkopru-ilcesi.html http://uzunkopru.meb.gov.tr/www/ilcemizin-cografi-yapisi/icerik/14 http://www.csb.gov.tr/dosyalar/images/file/izleme-rehberi.pdf http://www.cevreonline.com/cevrekr/cevresorunlar.htm http://www.corluderiosb.org.tr/default.asp?page=content&page_id=88 www.cevreorman.gov.tr www.saglik.gov.tr 26
Karakaya ve diğ. (2003). Deşarj Standartları Uygulamasında Açmazlar: Ergene Nehri Örneği. V. Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi. Ankara: TMMOB Çevre Mühendisliği Odası. Kocaman, H., Koldere Akın, Y., Oğuzhan, A. 2011. Karadeniz Fen Bilimleri Dergisi / The Black Sea Journal of Science ISSN: 1309-4726FABA 2011 SYMPOSIUM SPECIAL ISSUES Yıl/Year:3 Cilt/Volume:2 Sayı/Number:5Sayfa/Page 89-104 Master Plan. 2008. Ergene Havzası Çevre Yönetimi Master Planı. Çevre ve Orman Bakanlığı. Meriç Ergene Havzası Endüstriyel Atıksu Yönetimi Ana Plan Çalışması Final Raporu Kasım 2010 220/222 Ordu, Ş. and Demir, A. 2007. Determınation of Water Quality of Ergene River by Planning Envıronmental Informatİon System, Sigma Journal of Engineering and Natural Sciences, Vol.(Cilt) 25, Issue(Sayı) 1, p. 101, İstanbul. Ordu Sağlam, Ş. 2005. Ergene Havzasındaki Yüzeysel Su Kirlenmesinin Çevre Bilgi Sistemi Yardımıyla İzlenmesi ve Kontrol Yöntemlerinin Geliştirilmesi. Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı, Doktora Tezi, s. 39, İstanbul. Özkan, E. ve Kubaş, A., 2008. Ergene Havzasındaki Kirliliğin Sosyo Ekonomik Etkileri, 5. Dünya Su Forumu Bölgesel Hazırlık Süreci Türkiye Bölgesel Su Toplantıları-Havza Kirliliği Konferansı Bildiri Kitabı, DSİ 2. Bölge Müdürlüğü, s. 18, İzmir. Revizyon Çevre Düzeni Planı. (2009). 1/100.000 Ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı. Sazak, Ş. (1999). İstanbul Sanayinin Desantralizasyonu ve Bunun Trakya Bölgesine Etkisinin Çorlu-Büyükkarıştıran Sanayi Alanında Değerlendirilmesi. Edirne: 21. Yüzyılın Eşiğinde Trakya'da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu III. SKKY. (2004). Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY), 31.12.2004 tarih ve 25867 sayılı Resmi Gazete (Değişik: RG- 13/02/2008-26786). T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı. Sürek, H. 2003. Ergene Nehri Kirliliğinin Çeltik Tarımına Olan Etkisi, HASAD Aylık Gıda, Tarım ve Hayvancılık Dergisi, Yıl 18, Sayı 213, Mart 2003, s. 70-71, İstanbul. Süzer, S. 2000. Effects of conventional and biological agricultural systems on soil organisms and productivity. 2'nd International Symposium on New Technologies for environmental and Agro Uplications. Tekirdağ. Süzer, S. 2001. Sürdürülebilir ve Geleneksel Tarım Sistemlerinin Toprak Verimliliği ile Ekosistem Üzerine Etkileri. VI. Ulusal Ekoloji ve Çevre Kongresi, 5-8 Ekim 2001 Bodrum. Sayfa 219-228. Süzer, S. 2003. Trakya Koşullarında Sürdürülebilir Tarımın Toprak Verimliliği ve Ekosistemin Korunmasına Etkileri. 15-16 Mayıs 2003, Keşan Sempozyumu. Süzer, S. 2006. Bitkisel Üretimde Sürdürülebilir Tarım Teknikleri. Tarım Market. Yıl: 1, Sayı:3: Sayfa: 30-44. Süzer, S. 2006. Trakya Koşullarında Sürdürülebilir Tarım Teknikleri ve Ekosistemin Korunması. Renkly Tarım Dergisi, Sayı:1:12-15. Süzer, S. 2006. Ekolojik (Organik) Ayçiçeği Tarımı. Gıda2000 Teknoloji ve Tarım dergisi. Sayı:78:36-41. Süzer, S. 2006. Trakya Koşullarında Sürdürülebilir Tarımın Toprak Verimliliği ve Ekosistemin Korunmasına Etkileri. Renkli Tarım. Sayı: 1:12-15. Süzer, S. 2008. Tarım Arazilerinde Görülen Su ve Rüzgar Erozyonuna Karşı Alınacak Önlemler. Hasad Bitkisel Üretim Dergisi. Aralık 2008. Yıl:24, Sayı:283. S: 82-86. Süzer, S. 2008. Kanola Tarımının Önemi ve Ekim Nöbetindeki Faydaları. Hasad Bitkisel Üretim Dergisi. Eylül 2008. Yıl:24, Sayı:280. S: 82-86. Süzer, S. 2008. Anız Yangınlarının Tarım Arazileri ve Çevreye Zararları. Hasad Bitkisel Üretim Dergisi. Temmuz 2008. Yıl:24, Sayı:278. S: 88-92. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, 2008. Meriç-Ergene HavzasıKoruma Eylem Planı, s. 64-65, Ankara. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı. 2008. Atık Su Arıtımı Eylem Planı (2008 2012), s. 91, Ankara. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı. (2009). Türkiye'de Temiz Üretim Uygulamalarının Yaygınlaştırılması için Çerçeve Koşulların ve Ar-Ge İhtiyacının Belirlenmesi. Ankara T.C. Edirne Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, 2010. Ergene Analiz Raporu 2009 ve 2010, s.1-5, Edirne. Topal, O. (2000). Ergene Nehri'nin Kirlilik Durumunun İncelenmesi. Gebze: Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü. Yıldız ve Dişbudak. (2006). AB Su Çerçeve Direktifi ve Havza Yönetimi Bağlamında AB Ortak Tarım Politikasında Su Yönetimi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Türktarım Dergisi, 64-71-167. 27
Sibiu - Romanya Gezisi Sibiu - Romanya Gezisi 28
Sibiu - Romanya Gezisi Sibiu - Romanya Gezisi 29
Sibiu Ticaret Sanayi ve Tarım Odası Sibiu Ticaret Sanayi ve Tarım Odası 30
Sibiu - Romanya Gezisi Kavala Ticaret Sanayi Odası 31
www.uzunkoprutb.org.tr 32
Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti Tarafından finanse edilmektedir. Bu Bilgilendirici Kitapçık Avrupa Birliği'nin katkılarıyla oluşturulmuştur. Bu bilgilendirici broşürün içeriği yalnızca Uzunköprü Ticaret Borsası, Romanya Sibiu Ticaret Sanayi ve Tarım Odası, Yunanistan Kavala Ticaret ve Sanayi Odası ve Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Oda'larının sorumluluğundadır ve AB 'nin resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. PROJE NO: TR0135.03-02/28 This Informative Project Booklet has been produced with the assistance of the European Union The content of this Informative Project Brochure is the sole responsibility of Uzunkopru Commodity Exchange, Sibiu CCIA-RO, Kavala CCI-GR and Uzunkopru CCI-TR and Can in no way be taken to reflect the views of the European Union www.ergeneriver.com EIIIME HTHPIO V KAVALA CHAMBER OF COMMERCE C I A Sibiu TOBB