11. Ergen Günleri, Konuşma Metni, Hacettepe Üniversitesi Aralık 2006

Benzer belgeler
Proje Ekibi. Bağlanma Kuramı. Özet. Orta Çocukluk Döneminde Bağlanma ve Ebeveyn Tutumları. Bağlanmada Bireysel Farklılıklar

ÖZGEÇMİŞ. E-Posta: Telefon: +90 (312) Derece Alan Kurum Doktora Gelişim Psikolojisi Hacettepe Üniversitesi

BAĞLANMA ve TERAPİ DE BAĞLANMA YRD.DOÇ.DR.ESRA PORGALI ZAYMAN İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ AD

ERGENDE AİLE KRİZLERİNE MÜDAHALE. Prof. Dr. Emine Zinnur Kılıç

1. Hafta İlişkilerin Önemi

Ergenin Psikososyal Uyumu, Arkadaşlıklarının Niteliği İle Annenin Arkadaşlıklarla İlgili İnançları ve Akran Yönetimi Davranışları Arasındaki İlişkiler

Ebeveyne Duyulan Güvenin Psikolojik Kontrol ve Zorbalık / Zorbalığa Maruz Kalma Arasındaki Aracı Rolünün İncelenmesi*

ÖZGEÇMİŞ (Son Güncelleme, Aralık, 2009) Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Beytepe Kampusu Ankara

Bağlanma Nedir? Bağlanma, kişinin kendisi için önemli gördüğü bir başkasına (bağlanma figürü) karşı geliştirdiği güçlü duygusal bağlardır.

içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 B Ö L Ü M 2 PUBERTE, SAĞLIK VE BİYOLOJİK TEMELLER 49 B Ö L Ü M 3 BEYİN VE BİLİŞSEL GELİŞİM 86

: Marmara Eğitim Köyü Maltepe/İSTANBUL. :

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG KAHRAMAN GÜLER BAĞLANMA

Derece Alan Üniversite Yıl. BA Psychology Hacettepe 1999

PSİKOLOJİK İYİ OLMA VE YETİŞKİN BAĞLANMA BOYUTLARI PSYCHOLOGICAL WELL-BEING AND ADULT ATTACHMENT DIMENSIONS

Doç.Dr. YALÇIN ÖZDEMİR

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ

Tez adı: Babalar... Tez Danışmanı:(HACER NERMİN ÇELEN)

DIŞ TİCARET ENSTİTÜSÜ WORKING PAPER SERIES. Tartışma Metinleri WPS NO/ 114/ EVLİ ÇİFTLERDE BAĞLANMA STİLLERİ VE İLİŞKİ İSTİKRARI

Orta Çocuklukta Anneye Kaygılı ve Kaçınan Bağlanma: Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II Orta Çocukluk Dönemi Ölçeğinin Türkçeye Uyarlanması

Yrd.Doç.Dr. YAŞAR KUZUCU

T. C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ KESİN RAPORU

Kişiler arası sevgi ve çekicilik

Kişilerarası İlişkiler

SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN

ÖZGEÇMİŞ. Telefon: Mezuniyet Tarihi Derece Alan Kurum 2017 Doktora Gelişim Psikolojisi Hacettepe Üniversitesi

Yetişkin Bağlanma Stilleri Ölçeklerinin Türk Örneklemi Üzerinde Psikometrik Değerlendirmesi ve Kültürlerarası Bir Karşılaştırma

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür. 1 Giriş 1

: Marmara Eğitim Köyü Maltepe/İSTANBUL. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Psikoloji Hacettepe 1999

YAŞAM BOYU GELİŞİM Ergenlik-Yetişkinlik

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ

Bir İlişkide Çözülmenin Evreleri

ERGENLERDE BAĞLANMA STİLLERİ VE YALNIZLIK ARASINDAKİ İLİŞKİ. Relation between Attachment Styles and Loneliness in Adolescence.

Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Psikoloji Hacettepe 1999

Psikoloji Anabilim Dalı. Klinik Psikoloji Bilim Dalı

ÖZGEÇMİŞ. Eğitim. Akademik Ünvanlar HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ SEVGİNAR VATAN.

YRD. DOÇ. DR. MÜGE AKBAĞ

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Okul Yıl. Erzi, S. (2012). Kız Üniversite Öğrencilerinin Yeme Tutumları, Yetişkin Bağlanma Stilleri ve

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ

Available online at

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi

Dr. Ebru AKÜN. Ankara Üniversitesi DTCF Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Tel: /1402 e-posta:

ÖZGEÇMİŞ. Telefon : +90 (312) FOTOĞRAF : Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü 06800, Beytepe Ankara

Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Psikoloji Hacettepe 1999

Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Psikoloji Hacettepe 1999

International Journal of Progressive Education, 6(2),

Sosyal Psikolojiye Giriş (PSY 201) Ders Detayları

T.C. KARA HARP OKULU SAVUNMA BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ GÜVENLİK BİLİMLERİ ANABİLİM DALI İLİŞKİLER YÜKSEK LİSANS TEZİ. Hazırlayan Mehmet ÖZER

Hemşirelik Öğrencilerinin Bağlanma Stillerinin Belirlenmesi

MARMARA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ PDR ANA BİLİM DALI 2018 BAHAR YARIYILI KÜLTÜREL PSİKOLOJİ DERSİ İZLENCESİ

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

ERGENLİK. Endüstrileşmiş kent yaşamıyla büyük ölçüde bağlantılı bir kavramdır. NEDEN?

Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi

Çocuklarınızın öfkelerini kontrol etmelerinde ve uygun yollarla ifade etmelerini sağlamakta aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurabilirsiniz.

ULUSLARARASI 9. BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİ KONGRESİ

Orta Çocukluk Döneminde Ebeveynlere Bağlanma, Benlik Algısı ve Kaygı

[BİROL BAYTAN] BEYANI

1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1

Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Giriş I

AKRAN İ LİŞKİ LERİ. PDR Bülteni Sayı: 03

Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi Journal of Research in Education and Teaching Kasım 2017 Cilt: 6 Sayı: 4 ISSN:

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

KİMLİK BİLGİLERİ / PERSONAL INFORMATION:

Yaşam Boyu Sosyalleşme

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABALAR ve ERGENLER

Bağlanma Boyutları, Otobiyografik Bellek ve Geçmişi Kabul Etme

225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar

ELEŞTİREL DÜŞÜNME. Tablo 1: Ölçekten ve Alt Boyutlarından Alınan Puan Ortalamaları

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT ORTAOKULU MART 2016

Bireysel Farklılıklar, Kişilik, Tutum, Duygu ve Değerler

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

sorular-sorular-sorular

EKSTRA ANLATILAN DERSLER

Şiddetin Psikolojisi Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı. Şiddetin çevresel kökenleri

Prof. Dr. Serap NAZLI

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

HEMODİYALİZ HASTALARINDA HASTALIK ALGISI ÖLÇEĞİNİN KLİNİK SONUÇLAR İLE İLİŞKİSİ

PDR de Üç Gelişim Alanı (Kişisel-sosyal gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI

YAPISAL AİLE SİSTEMLER KURAMI. Salvador MINUCHIN

ANNE-BABA TUTUMLARI. Aşırı Koruyucu Tutum

ÖRNEK BULGULAR. Tablo 1: Tanımlayıcı özelliklerin dağılımı

Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI

FARKLI BRANŞTAKİ ÖĞRETMENLERİN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK DÜZEYLERİNİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ. Abdulkadir EKİN, Yunus Emre YARAYAN

Bağlanma ve Psikopatoloji: Bağlanma Boyutlarının Depresyon, Panik Bozukluk ve Obsesif-Kompulsif Bozuklukla İlişkisi

RUHSAL BOZUKLUKLARDA DAYANIKLILIK VE YATKINLIK DUYGU DIŞAVURUMU

ORTA DOĞU TEKNĐK ÜNĐVERSĐTESĐ PSĐKOLOJĐ BÖLÜMÜ. Aile Psikolojisi Đkinci Öğretim Tezsiz Yüksek Lisans Programı

Tablo 1: Mezunlarımızın Tanıtıcı Özellikleri (n=110)

Hizmetiçi Eğitimler.

EĞİTİM İŞ ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ

Bebeklikten Ergenliğe Gelişimsel Psikopatoloji (PSY 319) Ders Detayları

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ ve AKRAN BASKISI

T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ

KRİMİNOLOJİ Mayıs 2015 Gelişimsel Teoriler. Yar.Doç.Dr. Tuba TOPÇUOĞLU İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

Yerinde Masaj ın İş Hayatına Etkileri İstanbul Konulu Akademik Araştırma Sonuçları Sayfa 1/4

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi

Üniversite Öğrencilerinin Bağlanma Stilleri ile Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?

Transkript:

11. Ergen Günleri, Konuşma Metni, Hacettepe Üniversitesi Aralık 2006 Ergenlikte Ebeveyn Tutum ve Davranışlarının Bağlanma Kaygısındaki Rolü Nebi Sümer Orta Doğu Teknik Üniversitesi Özet Ergenlik döneminde ergen bağlanma örüntüsünde ve ebeveyn ergen arasındaki ilişkilerde temel dönüşümler yaşanır. Ebeveynlere güvenli bağlanma ergenlikte kimlik ve özerklik gelişiminin yoğun kriz yaşamadan atlatılmasına yardım eder. Bu nedenle ebeveyn tutum ve davranışları ergenlikte bağlanma dinamiklerini, bağlanmanın akran ve arkadaşlara sağlıklı aktarımını ve duygusal gelişimin farklı yönlerini etkileyen önemli bir etmendir. Bu araştırmanın amacı, hem temel anne baba davranışlarının (duygusal sıcaklık ve reddetme) hem de görece kültüre özgü davranışların (aşırı koruma ve karşılaştırma) ergenlerin anne ve babalarına kaygılı ve kaçınmacı bağlanmalarını ne ölçüde yordadığını incelemektir. Araştırmaya Ankara daki üç lisede 9. ve 10. sınıflarda okuyan 218 öğrenci (Kız = 130, % 60 ve Erkek = 88, % 40) ve onların anne (N = 130) ve babaları (118) katılmıştır. Bütün katılımcılar ebeveyn tutum ve davranışları ile bağlanmada kaygı ve kaçınma boyutlarını ölçen ölçekleri doldurmuşlardır. Bulgular, hem annelerin hem de babaların çocuk yetiştirme davranışlarının ergenlerin bağlanma örüntüsünü anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Ebeveynlerin beyanı ettiği reddetme ve aşırı korumanın ergenlerin beyan ettiği bağlanma kaygı ve kaçınmasını anlamlı olarak yordadığı bulunmuştur. Annelerin duygusal yakınlığı ve babaların reddetme davranışı bağlanma boyutlarının en güçlü yordayıcıları olarak bulunmuştur. Geçmiş çalışmaların tersine başta babanın reddetme davranışı olmak üzere babaların çocuk yetiştirme davranışları bağlanma güvenliği ile güçlü bir ilişki göstermiştir. Bulgular, kültüre özgü çocuk yetiştirme davranışları ve ergenlik döneminin özellikleri dikkate alınarak tartışılmıştır. Giriş Bağlanma kuramı kapsamında son 30 yılda yürütülen çalışmalar yaşamın ilk yıllarındaki pozitif duygusal gelişimin ve ebeveynlerle kurulan güvenli bağlanma ilişkisinin yaşam boyu psikolojik sağlığı koruma bakımından önemli bir özkaynak olduğunu göstermiştir. Ergenlik dönemini temel alarak yürütülen çalışmalar bağlanma kaygısı yüksek olan (yakın ilişkilerde terk edilme kaygısı yaşayan, olumsuz benlik modeline sahip) ergenlerde başta depresyon yatkınlığı ve yalnızlık duygusu olmak üzere farklı içselleştirme problemlerinin ve psikopatolojilerin daha yaygın görüldüğünü göstermiştir. Bağlanma kaçınması yüksek olan (yakın ilişkilerden ve yakınlıktan kaçınan), olumsuz başkaları modeline sahip ergenlerin de daha çok farklı dışsallaştırma davranışları gösterdiği bilinmektedir (bkz., Allen ve Land, 1999). Bu bulgular ergenlik döneminde ebeveyn-çocuk ilişkisine bağlanma perspektifinden bakmanın önemini göstermektedir. Bowlby den (1969, 1973, 1980) başlayarak bağlanma konusundaki araştırmalar çocuk ve onu büyütenler arasındaki ilişkinin kalitesinin bütün yaşam dönemlerinde gelişimi biçimlendirdiğini göstermiştir. Ulaşılabilir, duyarlı, çocuğun ihtiyacına zamanında ve uygun cevap veren, destekleyici ebeveynleri olan çocuklar daha çok güvenli bağlanma davranış örüntüsü göstermektedir. Bowlby ve Ainsworth ün kuramsal yaklaşımlarına uygun olarak erken dönemde çocuğun bağlanma figürü olan anne ve babaların tekrarlanan davranış örüntüleri çocukların bağlanma temelinde zihinsel şemalarını şekillendirmekte ve çocuk üzerinde yaşam boyu süren etkiler göstermektedir. Bağlanma kuramına göre, ebeveyn 1

davranışları ve etkileşim biçimi daha sonraki yıllarda yakın ilişkilerdeki beklenti, inanç ve tutumları yönlendiren içsel çalışan (zihinsel) modellerin içeriğini belirler. Bağlanma kuramına göre anne-çocuk etkileşimi sürecinde çocuklar iki temel zihinsel model geliştirirler: Benlik ve başkaları modelleri. Benlik modeli daha çok yakın ilişkilerde yaşanan bağlanma kaygısı ile ilişkilidir ve çocukların başkaları tarafından ne oranda sevildiği ya da değer verildiğine ilişkin bilinçaltı şemalarından oluşur. Duyarlı, destekleyici ve zamanında olumlu tepkiye dayalı bakım daha çok olumlu benlik modeli (bir anlamda yüksek özsaygı) ile ilişkilidir. Başkaları modeli ise daha çok yakın ilişkilerde mesafeyi koruma ve kaçınma davranışı ile ilintilidir ve başkalarının ne oranda destekleyici, güvenilir algılandığına ilişkin inançları içerir. Olumlu ebeveyn tutumları sayesinde başkaları modeli olumlu olanlar, olumsuz başkaları modeline sahip olanlara oranla, ilişkilerini düzenlemede daha başarılıdır ve başkaları ile yakınlaşmaktan rahatsızlık duymazlar. Benlik ve başkaları modelleri birbirleriyle etkileşim içinde yakın ilişkilerde beklenti ve inançları yönlendirir ve duygu düzenlemeden, stresle başa çıkmaya ve ruh sağlığına kadar çok sayıda dinamiği doğrudan etkiler. Bartholomew ve Horowitz (1991) ve Brennan, Clark ve Shaver (1998) bağlanma kuramının temel sayıltılarını ve zihinsel modelleri (benlik ve başkaları modelleri) ve bununla ilişkili bağlanma kaygı ve kaçınma boyutlarını dikkate alarak Dörtlü Bağlanma Modeli olarak bilinen aşağıdaki modeli önermişlerdir. Bu modelde dört temel bağlanma stilini bu temel boyutlar üzerinden tanımlamışlardır (ayrıntılı bilgi için bkz. Sümer, 2006; Sümer ve Güngör, 1999). Şekil 1 de gösterildiği gibi, kaygı boyutu ile benlik modeli, kaçınma boyutu ile de başkaları modelinin ilişki içinde temel boyutları oluşturmaktadır. Güvenli bağlanma stili düşük düzeyde kaygı (olumlu benlik modeli) ve kaçınma (olumlu başkaları modeli) boyutunda tanımlanırken, bunun zıt kutbunda yer alan korkulu bağlanma her iki boyutun da yüksek düzeyleriyle tanımlanmaktadır (olumsuz benlik ve başkaları modelli). Saplantılı bağlanma stili yüksek kaygı (olumsuz benlik) ve düşük kaçınma (olumlu başkaları) ile tanımlanırken, kayıtsız bağlanma düşük kaygı (olumlu benlik) ve yüksek kaçınma (olumsuz başkaları) kombinasyonu ile tanımlanmaktadır. Şekil 1. Dört Kategori Modeli BENLİK MODELİ/KAYGI + BM - BM Düşük Kaygı Yüksek Kaygı BAŞKALARI MODELİ / KAÇINMA -BşkM + BşkM Yüksek Kaçınma Düşük Kaçın GÜVENLİ KAÇINAN SAPLANTILI KORKULU Ergenlikte Bağlanma ve Ebeveyn Tutumları Ergenlik döneminde hem ebeveyn tutumlarında hem de ergen bağlanma örüntüsünde temel dönüşümler yaşanır. Ergenlik döneminin kimlik gelişimine paralel olarak bağımlılıktan 2

bağımsızlığa geçmeye çalışan ergenler, daha çok özerklik ararken bir taraftan da çoklu bağlanma ilişkisini yaşarlar. Anne ve babaların yanı sıra arkadaşlar ve romantik partnerler de bağlanma figürü olarak işlev görmeye başlarlar. Ebeveyn-çocuk ilişkilerinde yaşanan dönüşümler anne-baba tutumlarını ve davranışlarını ergen gözünde daha da önemli bir konuma getirir. Ergenler, gelişen soyut düşünme becerisi ve felsefi olarak yaşamı sorgulama güdüsü ile anne-baba davranışlarına daha eleştirel yaklaşmaya ve onları soyut düzeyde analiz etmeye başlarlar. Bu noktada, güvenli bağlanan ergenler ergenlik dönemine özgü özerklik tutkusu ile kendi özgürlüklerine ve akranlarına düşkün hale gelseler de gelişimsel olarak belirgin bir kriz yaşamazlar ve ergenlik arayışlarını üretken bir şekilde yönlendirebilirler. Diğer bir deyişle, güvenli bağlanan ergenler döneme özgü normal değişimler nedeniyle anne-babalarından daha çok karşılıklılık ilkesine uymalarını ve onlara yetişkin muamelesi yapmalarını beklerler. Bu süreçte kendilerini farklı bağlanma ilişkilerine hazırlarlar ve sağlıklı geçişler yapabilirler. Ancak güvensiz bağlanmaya sahip, özellikle kaygılı-kararsız ergenler için ergenlik dönemi dönüşümleri, kimlik ve sosyalleşme baskılarıyla birleşerek farklı sorunlara yol açabilir. Terk edilme, sevilmeme, yeterince onaylanmama ve yetersizlik duygularının eşlik ettiği kaygılı bağlanma, özellikle ergenlik dönemindeki yakın ilişkilerinde ergenlerin kaygısını artırarak yalnızlık, depresyon, kendinden hoşnutsuzluk, konsantrasyon problemleri vb. sorunları daha sık yaşamalarına yol açar. Bu dönemde özerklik arayışı ve akran/arkadaş ilişkileri görece önem kazandığından ergenler farklı ilişkilerde kendilerini sınar, yeni rolleri dener ve dinden, ideolojilere kadar her alanda keşiflerde bulunur. Bu keşifleri ebeveynlerin bağlanma güvencesi altında yapmaları hem başarılı keşif yapma şanslarını artırır hem de onları daha doğru yerlerde keşif yapmaya yönlendirir. Güvensiz bağlanmaya sahip ergenler için keşif, olduğundan daha fazla stresli bir süreç olarak yaşanır. Korunma ve kaygıyı bastırma davranışları keşif ve atılım yapma güdüsünün önüne geçer. Keşfetmenin yerine ya daha çok başkalarını memnun etmeye ve onaylarını almaya dönük davranışlar (kaygılıkararsız / saplantılı bağlanma) ya da ilişkilerdeki olası örselenmelerden kaçınmak için aşırı şekilde kendini savunmaya yönelik davranışlar gösterebilirler. Bu arayış döneminde ergenler aslında ebeveynlerine diğer zamanlardan daha çok ihtiyaç duyabilirler ve onları hata yaptıklarında dönebilecekleri güvenli sığınak ve yeni atılımları ve arayışları için kullanabilecekleri bir keşif üssü olarak görmek isterler. Bu nedenle, akranlar ve romantik partnerlere bağlanma ile ebeveynlere bağlanma birlikte sürdürülür. Ancak doğal olarak ebeveynlerle harcanan zaman azalır ve tek yönlü bağımlılıktan karşılıklılık ilkesine geçiş aranır. Bağlanma ve Özerklik Batı kültürlerindeki ebeveynlerden kopuk ve erken özerkleşen ergen anlayışı içinde 1970 lerde ve 1980 lerde ergenlik psikolojisine hakim olan, başta Nesne İlişkileri Kuramı olmak üzere çok sayıda bireyselleşme ve özerklik yaklaşımı, kimlik gelişimi sürecinde özerklik arayan ergenin ebeveynlerden kopmasının doğal ve sağlıklı olduğunu savunmuşlardır. Aileden kopma ve özerklik bir anlamda benzer süreçler olarak ele alınmıştır. Oysa bağlanma yaklaşımı bunun tam tersine ebeveynlere güvenli bağlanmanın özerkliğin sağlıklı ve yoğun kriz yaşamadan atlatılabilmesi için bir önkoşul olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminde tek yönlü isteklerinin karşılandığı, korunaklı ve yakın aile ortamından hem psikolojik hem de fiziksel olarak uzaklaşan ve akran ilişkilerinin gizlerle dolu dünyasında kendine yeni roller arayan ergen için, bağlanma ihtiyacı daha da artar. Ebeveynlere bağlanma, aynı zamanda arkadaşlara ve karşı cinse yönelik bağlanmanın da gelişmesiyle çoklu bağlanmalara dönüşür. Bu durum ergenin ailesine daha az ihtiyaç 3

duyduğu anlamına gelmez; bilakis ailesine karşı hissedilen güvenlik duygusuna ihtiyacı daha da artar. Bağlanma sisteminin erken dönem gelişiminde keşif sisteminin etkin yürütülmesi için kritik işlevler üslenen güvenli sığınak ve güven üssü bir kez daha, belki de daha belirgin olarak, kimlik alternatiflerinin etkin keşfi adına ergen için gereklidir. Bu nedenle, ailesini ne ölçüde bir keşif üssü ve korunaklı sığınak olarak kullanabileceğinden emin olamayan, güvensiz bağlanan ergen, özerklik girişimlerini terk edilme, yalnızlık duyguları ve rolleri konusunda kararsızlık kaygılarıyla birlikte gerçekleştirmeye çalışır. Ebeveynlerine güvenli bağlanan ergen için özerklik arayışı ve rolleri sınama dönemi ebeveynlerin sunduğuna inandıkları güvenli üs sayesinde daha emin yapılırken, yanlış yapma ya da başarısız olma durumunda dönülecek bir güvenli sığınağa duyulan güven nedeniyle tehdit yaşamadan sonuçlanır. Nitekim son zamanlardaki araştırmalar inanılanın aksine çoğu ergenin bu dönemde beklendiği gibi bir kimlik krizi yaşamadığını ve ergenlik dönemini yumuşak geçişle tamamladığını göstermektedir. Kısaca, ergenlik döneminde güvenli bağlanma, özerklik girişiminin başarıyla sonuçlanması için olumlu atmosferi yaratan ve ergenin ihtiyacı olan güvenceyi ve koşulsuz destek hissini ona sağlayan önemli bir özkaynak niteliğindedir. Son yıllarda bu görüşü destekleyen çok sayıda araştırma ergenlikte güvenli bağlanmanın çok sayıda olumlu sonuçla (örn., yüksek özsaygı, arkadaşlar arasında popülerlik, özyeterlik, ilişkilerde istikrar vb.) ilişkili olduğunu ve olumsuz sonuçlardan da (örn., ergenlik depresyonu, yalnızlık, suça yönelim vb.) ergenleri koruduğunu göstermiştir (Bkz. Allen ve Land, 1999). Bu çalışmalar özellikle erken yaşlardaki kaygılı-kararsız ya da saplantılı bağlanmanın temel nedeni olan yüksek bağlanma kaygısının bir risk faktörü olabileceğini ortaya koymuştur. Kaçınan bağlanma ise başta saldırganlık ve öfke olmak üzere birçok dışsallaştırma problemi ile ilişkili görünmektedir. Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirme Davranışları ve Bağlanma Sosyalleşme kuramları olarak bilinen ve daha çok Baumrind in (1971) kuramı kapsamında ebeveynlerin çocukları sosyalleştirme (disiplin, kabul, ilgi, kontrol vb.) tutumlarını inceleyen literatür ile bağlanma literatürü birçok boyutta örtüşmelerine karşın görece birbirlerinden bağımsız bir yol izleyerek devam etmişlerdir. Oysa Bretherton ve arkadaşlarının da (1997) belirttiği gibi olumlu anne baba tutumları ve sonuçları ile güvenli bağlanma ve sonuçları birbirlerini tamamlayan unsurlardır. Örneğin, Baumrind in otoritatif (açıklayıcı-otoriter) anne babalık kavramıyla bağlanmadaki duyarlılık kavramları birbirine benzer kavramlardır. Aynı şekilde otoriter tutum ya da reddedici ebeveyn tutumları güvensiz bağlanmaya yol açtığına inanılan anne ve baba davranışlarını tanımlar. Bu nedenle, anne baba tutum ve davranışlarından ergenlerin bağlanma stillerini ya da bağlanma kaygı ve kaçınma düzeylerinin yordanması iki farklı kuramsal yaklaşım arasındaki bağlantıyı görgül olarak kurmak bakımından önemlidir. Bu dönemde ebeveyn ve ergen arasındaki ilişkiler bakımından diğer bir önemli konu da ebeveyn davranışlarını anne babaların kendilerinin ve ergenlerin birbirlerinden farklı algılamalarıdır. Ebeveynler ergenlere karşı daha çok kabul ve duyarlılık daha az kontrol davranışı gösterdiklerini söylerken, ergenlerin algısı bunun tam tersidir. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutum ve davranışları ergenler tarafından daha fazla müdahaleci, denetleyici ve güvensiz davranışlar olarak algılanabilir. Bu da anne baba tutum ve davranışlarının hem içerik hem de uygulama biçimi bakımından ergenlik dönemine uyumlu hale getirilmesinin önemini göstermektedir. 4

Kültür, Ebeveyn Tutumları ve Bağlanma Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları, kültürel değer ve beklentilerin bir sonraki kuşağa aktarıldığı bir çeşit sosyalleşme araçlarıdır. Ebeveynler kendi öz kültürlerini ve değer sistemlerini kendi çocuk yetiştirme tutum ve davranışları içinde sentezlerler. Her kültür kendi tutum ve davranışlarını aktarmada bağlanma sürecini işlevsel olarak kullanır. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutum, davranış ve pratikleri, bağlanmaya ilişkin inançları, değerleri, çocuklardan beklentileri ve onlara verdikleri önem kültürden kültüre farklılıklar gösterir. Bu anlamda ana-baba davranışlarının, kabul, ilgi, kontrol, reddetme davranışları gibi temel boyutlarının bile ne kadar evrensel olduğu tartışılır. Üstelik sosyal değişme sürecinde, geleneksel olarak bakım veren anne (kabul, sıcaklık vb. gösteren) ve denetleyen (disiplin eden) baba rolleri her kültürün kendi içinde bile büyük faklılıklar göstermektedir. Dolayısıyla, kültüre özgü değerler ve inançlar ana-baba tutumlarını ve gündelik çocuk yetiştirme pratiğini doğrudan etkiler. Ergenlik döneminde is bu kültürel etkiler ve değerler sistemindeki farklılıklar diğer dönemlere göre daha belirgin sonuçlara yol açar. Ergen artık bunları edilgen olarak izleyen bir çocuk değil, anne-baba tutumlarını sorgulayan ve kendi değer sistemi ile karşılaştıran, soyut düşünme yetisine sahip ve ailede söz sahibi olmak isteyen genç bir yetişkindir. Çocuk yetiştirmede anne ve baba arasındaki iş bölümü, geleneksel değerlerin yaygınlığı, katı sınırlarla çizilen cinsiyet rolleri, çocuktan beklenen psikolojik yakınlık (örn., Kağıtcıbaşı modeli, 2005) gibi nedenlerle anne ve babanın tutum ve davranışlarının ergen üzerindeki etkisi Türkiye de Batı ülkelerinden farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle Türkiye de anne ve babaların çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarının bağlanma üzerindeki etkisi sistematik olarak incelenmelidir. Örneğin, ergeni kontrol eden anne ve denetleyen babanın bağlanma kaygısına etkisi ne olabilir? Özellikle kültürümüzde yaygın görülen çocuğu ve ergeni aşırı koruma ve ergeni (benzer) başkaları ile karşılaştırma gibi bazı ana-baba davranışlarının bağlanma kaygısı ve kaçınması üzerinde etkisi araştırılmalıdır. Araştırmanın Amacı* Bu araştırmanın amacı, yukarıda bahsedilen konular ve ilgili literatür ışığında hem genel ya da temel anne-baba davranışlarının (duygusal sıcaklık ve reddetme) hem de görece kültüre özgü davranışların (aşırı koruma ve karşılaştırma), ergenlerin anne ve babalarına kaygılı ve kaçınmacı bağlanmalarını ne ölçüde yordadığını incelemektir. Ergen ve ebeveynlerin farklılaşan algılarını dikkate alarak, ergen, anne ve babanın aynı özelliklerini ölçerek farklı kaynaklardan bilgi toplanmıştır. Bu araştırmanın temel denenceleri şunlardır: 1. Reddetme, aşırı koruma ve karşılaştırma ergenlerde bağlanma kaygısını artırır. 2. Duygusal sıcaklık (kabul) bağlanma kaçınmasını azaltır. 3. Annenin duygusal sıcaklığı, anne aşırı koruma davranışı, baba reddetme ve karşılaştırma davranışı, diğer tutum ve davranışlara oranla bağlanmanın daha güçlü yordayıcıları olacaktır. Yöntem Katılımcılar Araştırmaya Ankara daki üç lisede 9. ve 10. sınıflarda okuyan 218 öğrenci katılmıştır (Kız = 130, % 60 ve Erkek = 88, % 40). Öğrencilerin ortalama yaşı 15,31 dir (SS =.81). Bu öğrencilerin anne ve babalarına da ulaşılmış ve 130 anne (Ortalama yaş = 41.77; SS = 4.47) ve 118 baba (Ortalama yaş = 45.24, SS = 4.86) çalışmaya katılmışlardır. Annelerin % 35 i ve babaların % 72 si üniversite mezunudur. Ölçüm Araçları 5

Ergen ve Ebeveyn Bağlanma Boyutları. Yakın İlişkilerde Yaşantılar Anketi-II nin (Fraley, Waller, & Brennan, 2000) 10 maddelik kısa formu kullanılarak ölçülmüştür. Ergenler anne ve babalarına yönelik olarak maddeleri yanıtlarken eşler (anne ve babalar) birbirlerine yönelik olarak maddeleri yanıtlamışlardır. Bağlanmaya ilişkin kaçınma boyutu altı madde (örn. Anneme/babama açılma konusunda kendimi rahat hissetmem. ), kaygı boyutu ise dört madde ile ölçülmüştür (örn. Annemin/babamın beni terk edebileceğinden korkarım. ). Ebeveynlerin birbirlerine bağlanmasına ilişkin aynı ölçeğin kaçınma ve kaygı boyutları maddeler eşlere uygun hale getirilerek yeniden ifadelendirilmiştir. Çocuk yetiştirme davranışları. İsveç kökenli EMBU ( Yetiştirilme Anılarım ) ölçeğinin kısa formu (Arrindell ve ark., 1999) kullanılarak ölçülmüştür. Maddelerin Türk kültürüne uygunluğu gözden geçirilmiştir. Ölçeğe başka bir araştırmada (Sümer ve Engin, 2004) geliştirilen Karşılaştırma boyutu eklenmiştir. Dokuz maddeli duygusal yakınlık boyutu (örn. Annemle/babamla aramda sıcaklık ve sevecenlik vardı. ) ve 8 maddeden oluşan reddetme (örn., Annem/babam küçük şeyler için bile beni sert bir şekilde cezalandırırdı. ) alt ölçekleri aynen korunmuştur. Yedi maddeli Aşırı koruma alt ölçeğine ise yeni maddeler eklenmiştir (örn., Sokakta oynarken annesi/babası tarafından en çok çağırılan ben olurdum ). Son boyut ise beş maddeden oluşan karşılaştırma alt ölçeğidir (örn., Annem/babam beni derslerim konusunda arkadaşlarımla karşılaştırırdı. ). Bütün maddeler anne, baba ve ergene (iki kez hem anneleri hem babaları için) hedef uygun ifadelerle değiştirilerek uygulanmıştır. Sonuçlar Aşağıda, betimleyici bulgular ve ergenlerin bağlanma kaygı ve kaçınma boyutlarının yordanmasına yönelik sonuçlar kısaca özetlenmiştir. Şekil 2 de görüldüğü gibi ergenler, dönem özeliklerine de uygun olarak ebeveynlerine karşı daha yüksek kaçınma ve daha düşük bağlanma kaygısı yaşadıklarını belirtmişlerdir. Babaya yönelik kaçınma anneye yönelik kaçınmadan daha yüksek düzeydedir. Şekil 3 de görüldüğü gibi anne ve babaların birbirlerine ilişkin kaygılı ve kaçınmacı bağlanma düzeyleri karşılaştırıldığında annelerin belirgin olarak babalardan daha yüksek düzeyde kaygılı bağlanmaya sahip oldukları görülmektedir. Ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları çocuk yetiştirme tutumları incelendiğinde beklendiği gibi ergenlerin hem annelerinden hem de babalarından yüksek düzeylerde duygusal yakınlık ve düşük düzeylerde reddetme algıladıkları gözlenmiştir. Ergenler babalarına oranla annelerini daha aşırı koruyucu olarak, annelerine oranla babalarını daha çok karşılaştırma yapan taraf olarak değerlendirmişlerdir (bkz. Şekil 4). Sadece karşılaştırma davranışı bakımından kızlar ve erkekler karşılaştırıldığında hem ergen hem de anne-baba beyanlarında erkeklerin kızlardan daha fazla başkalarıyla karşılaştırıldığı gözlenmiştir (Bkz. Şekil 5). 6

Şekil 2. Ergen beyanına göre anne ve babaya kaygılı ve kaçınan bağlanma ortalamaları 3.5 3.4 3.0 2.9 2.5 Mean 2.0 1.5 1.6 1.7 1.0 Mother Anne Kaygı Anxiety Father Baba Kaygı Anxiety Mother Anne Kaçınma Avoidance Father Baba Kaçınma Avoidance Şekil 3. Ebeveyn bağlanma kaygı ve kaçınma düzeyleri 2.5 2.3 2.3 2.3 2.2 Mean 2.1 2.0 1.9 1.8 1.9 1.7 Anne Kaygı Mother Anxiety Anne Kaçınma Mother Avoidance Baba Kaygı Father Anxiety Baba Kaçınma Father Avoidance 7

Şekil 4. Ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları çocuk yetiştirme tutumları 6 5 4 5 5 Mean 4 3 3 3 3 2 2 2 1 Anne Yakınlık Mother Wa Anne Reddetme Anne Aşırı Koru. Mother Rejec Mother Overp Mother Comp Anne Karşılaştır. Baba Yakınlık Father Warmth Father Rejecti Baba Reddetme Baba Aşırı Koru. Father Overpr Father Compa Baba Karşılaştır. Şekil 5. Ebeveyne ve ergen beyanı temelinde karşılaştırma davranışında cinsiyet farklılığı Karşılaştırma Davranışı 3.2 3.0 3.1 Mean 2.8 2.6 2.7 2.8 2.8 2.5 Per. Mother Comparis Algılanan Anne Karşılaş. 2.2 2.0 2.2 female Kadın Cinsiyet GENDER male Erkek Per. Algılanan Father Compar Baba Karşılaş. Mother Anne Comparison Karşılaş. Baba Karşılaş. Father Comparison Ebeveynlerin kendi beyanları temelinde ölçülen anne-baba tutumlarının ergenlerden ölçülen bağlanma kaygı ve kaçınma boyutlarını ne ölçüde yordadığı regresyon analizleri kullanılarak sınanmıştır. Şekil 6 de görüldüğü gibi, öncelikli olarak kızların erkeklerden daha fazla babaya yönelik kaçınma rapor ettikleri bulunmuştur. İstatistiksel olarak anlamlı bulgular 8

incelendiğinde, anne duygusal yakınlığının ergenlerde anneye karşı kaçınan bağlanmayı azalttığı, anne aşırı korumasının ise kaygıyı artırdığı gözlenmiştir. Baba reddetme davranışının ise hem anneye hem de babaya karşı kaygılı bağlanmayı ve babaya karşı kaçınan bağlanmayı artırdığı bulunmuştur. Baba aşırı koruma davranışı ise anneye karşı kaygılı bağlanmayı arttırmıştır. Regresyonla yapılan ortak etki (etkileşim) analizleri, anne ve babanın birbirlerine yönelik bağlanma kaygısının yüksek olduğu durumda ergen bağlanma kaygısının da maksimum düzeyde olduğunu göstermiştir (Bkz. Şekil 7). Şekil 6. Ebeveyn beyanı temelinde ergen bağlanma kaygı ve kaçınma boyutlarının yordanması Ebeveyn Beyanı Ergen Beyanı Cinsiyet (K= 1, E = 2) Anne duy. yak. Anne reddetme Anne aşırı koru..20 -.43 Anneye kaygılı bağlanma Anneye kaçınan bağlanma Anne karşılaştır. Baba duy. yak. Baba reddetme Baba aşırı koru. Baba karşılaştır..58 -.25.49 -.55.43 Babaya kaygılı bağlanma Babaya kaçınan bağlanma Şekil 7. Anne ve babanın bağlanma kaygısı ortak etkisinin anneye kaygılı bağlanma üzerindeki etkisi. Ebeveyn Raporu 2.2 2.0 1.8 Ergen Raporu Anxious Anneye Attachment kaygılı bağlanma to Mother 1.6 1.4 1.2 1.0.8.6 Low Düşük Wife Anne Anxiety Kaygı Düşük Low Yüksek High High Yüksek Husband Baba Kaygı Anxiety 9

Tartışma Özetle bulgular hem annelerin hem de babaların çocuk yetiştirme davranışlarının ergenlerin bağlanma örüntüsünü anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Başta babanın reddetme davranışı olmak üzere babaların çocuk yetiştirme davranışlarının bağlanma güvenliğinin güçlü bir yordayıcısı olduğu gözlenmiştir. Benzer şekilde yurt dışındaki çalışmalarda da kaygılı bağlananların babalarını daha olumsuz şekilde algıladıkları bulunmuştur (örn., Feeney ve Noller, 1990; Mikulincer ve Nachson, 1991). Hem anne hem de babanın bağlanma kaygısı yüksekse ergenin anneye kaygılı bağlanması maksimum düzeydedir. Aşırı koruma ve karşılaştırma davranışlarının yordayıcı gücünün duygusal yakınlık ve reddetme davranışlarından daha zayıf olduğu bulunmuştur. Ancak karşılaştırma davranışındaki cinsiyet farklarının ileriki çalışmalarda daha detaylı incelenmesi gerekir. Çocuk yetiştirme davranışlarının kültürel örüntüsünü ve ergenlik döneminin özellikleri dikkate alınarak çocuk yetiştirme davranışlarının bağlanmayı yordama gücü incelenmelidir. Kullanılan ölçeklerdeki sınırlılıklar ve kültürel yanlılıklar bu tür araştırmaların en önemli sınırlılığını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın önemli sınırlılıklarından birisi de ebeveyn anketlerinde geri dönüşümün sınırlı olmasıdır. Annelerin % 60 ı babaların ise % 54 ü anketlere cevap vermiştir. Ebeveynleri anketleri dolduran ve doldurmayan ergenlerin verisi kullanılarak yapılan karşılaştırmalar, ebeveynleri anketleri doldurmayan ergenlerin anlamlı olarak annelerine karşı daha yüksek kaygılı ve kaçınan bağlanma beyan ettiklerini göstermiştir. Ayrıca bu ergenler annelerinin düşük duygusal yakınlık, babalarınınsa hem düşük duygusal yakınlık hem de yüksek karşılaştırma gösterdiğini belirtmişlerdir. Bu bulgu bütün ebeveynlerden bilgi alınmasının hem değişkenlerin yordama gücünü hem de bulguların genellenebilirliğini artırabileceğine işaret etmektedir. Öneriler Ergenlik döneminde ebeveynlerin özelikle güvenli sığınak olma işlevi artmaktadır. Bu nedenle ergenlere karşılıklılık ve mahremiyete saygı çerçevesinde aktif destek kaynaklarının sunulması çok önemlidir. Özellikle gelişimsel olarak bütün geçiş dönemlerinde ergenlerin yaşadığı kaygı ve algıladıkları tehditlerin artması nedeniyle bağlanma ihtiyacının arttığı unutulmamalıdır. Ergenlik döneminin özellikleri ve gereksinimleri dikkate alınarak özerklik girişimi ebeveynler tarafından uzaklık ya da reddetme olarak algılanmamalıdır. Erken dönemde çocuklarla çatışma yaşayan ebeveynler için ergenlik dönemine hazırlık çok daha önemli olmaktadır. Ergenlik döneminde güvenli bağlanma ilişkisi, olumsuz kimlikten korunma, vicdan gelişimi ve olumlu değerlerin aktarımında önemli bir işlev üstlenmektedir. Ebeveynler kaygılı bağlanmanın ergenlikte kaygı bozuklukları ve depresyon yatkınlığı bakımından bir risk faktörü olduğunun farkında olmalıdırlar. Uygulamacılar özellikle bağlanma kaygısının tetiklediği duygusal sorunlar konusunda bilgilendirilmelidir. Aşırı korumanın olduğu kültürlerde kaygılı bağlanma bir risk faktörü olarak görülebilir. Bu dönemde kaçınmacı bağlanma ise yabancılaşma ve bağlanma ilişkilerinden kopma, toplumda güvensizlik duygularının yaygınlaşması bakımından bir risk faktörüdür. *ODTÜ Psikoloji Bölümü doktora öğrencileri Emre Selçuk ve Gül Günaydın ile birlikte yürüttüğümüz bu çalışma ODTÜ BAP projeleri (BAP-2005-01-04-01) kapsamında desteklenmiş ve bulgular daha kapsamlı olarak EARA Antalya 2006 konferansında sunulmuştur. 10

Kaynaklar Allen, J. P., & Land, D. (1999). Attachment in adolescence. In J. Cassidy & P. R. Shaver (Eds.), Handbook of attachment: Theory, research, and clinical applications (pp. 434-465). New York: Guilford. Arrindell, W. A., Sanavio, E., Aguilar, G., Sica, C., Hatzichristou, C., Eisemann, M. et al. (1999). The development of a short form of the EMBU: Its appraisal with students in Greece, Guatemala, Hungary, and Italy. Personality and Individual Differences, 27, 613-628. Baumrind, D. (1971). Current patterns of parental authority. Developmental Psychology Monograph, 4. Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Volume 1. Attachment. New York: Basic Books. Bowlby, J. (1973). Attachment and loss: Volume 2. Separation. New York: Basic Books. Bowlby, J. (1980). Attachment and loss: Volume 3. Loss. New York: Basic Books. Bartholomew, K., & Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61, 226-244. Brennan, K. A., Clark, C. L., & Shaver, P. R. (1998). Self report of measurement of adult attachment: An integrative overview. In J. A. Simpson & W. S. Rholes (Eds.), Attachment theory and close relationships (pp. 46-76). New York: Guilford Bretherton, I., Golby, B., & Cho, E. (1997). Attachment and the transmission of values. In J. E. Grusec, & L. Kuczynski (Eds.), Parenting and children s internalization of values: A handbook of contemporary theory (pp. 103 134). New York: Wiley. Feeney, J. A., & Noller, P. (1990). Attachment style as a predictor of adult romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 58, 281-291. Fraley, R. C., Waller, N. G., & Brennan, K. A. (2000). An item response theory analysis of self-report measures of adult attachment. Journal of Personality and Social Psychology, 78, 350-365. Kağıtçıbaşı, Ç. (2005). Autonomy and relatedness in cultural context-implications for self and family. Journal of Cross Cultural Psychology, 36, 403-422. Mikulincer, M., & Nachson, O. (1991). Attachment styles and patterns of self-disclosure. Journal of Personality and Social Psychology, 61, 321-331. Sümer, N. (2006). Yetişkin bağlanma ölçeklerinin kategoriler ve boyutlar düzeyinde karşılaştırılması Türk Psikoloji Dergisi, 21, 1-22. Sümer, N. (2006). Parental warmth, rejection, and attachment security among Turkish high school students. Paper presented in the invited symposia at the European Association for Research on Adolescence Conference. Antalya, Turkey, 2-7 May 2006. Sümer, N., & Güngör D. (1999). Çocuk yetiştirme stillerinin bağlanma stilleri, benlik değerlendirmeleri ve yakın ilişkiler üzerindeki etkisi [The impact of perceived parenting styles on attachment styles, self-evaluations, and close relationships]. Türk Psikoloji Dergisi, 14, 35-58. 11