Tarih Felsefesi M. Hanifi MACİT Alper İPLİKCİ
M. Hanifi MACİT Alper İPLİKCİ TARİH FELSEFESİ ISBN 978-605-318-769-1 DOI 10.14527/ 9786053187691 Kitap içeriğinin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. 2017, Pegem Akademi Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları Pegem Akademi Yay. Eğt. Dan. Hizm. Tic. Ltd. Şti.ye aittir. Anılan kuruluşun izni alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri, kapak tasarımı; mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik, kayıt ya da başka yöntemlerle çoğaltılamaz, basılamaz, dağıtılamaz. Bu kitap T.C. Kültür Bakanlığı bandrolü ile satılmaktadır. Okuyucularımızın bandrolü olmayan kitaplar hakkında yayınevimize bilgi vermesini ve bandrolsüz yayınları satın almamasını diliyoruz. 1. Baskı: Ocak 2017, Ankara Yayın-Proje: Özlem Sağlam Dizgi-Grafik Tasarım: Didem Kestek Kapak Tasarımı: Pegem Akademi Baskı: Vadi Grup Ciltevi A.Ş. İvedik Organize Sanayi 28. Cadde 2284 Sokak No:105 Yenimahalle/ANKARA (0312 394 55 91) Yayıncı Sertifika No: 14749 Matbaa Sertifika No: 26687 İletişim Karanfil 2 Sokak No: 45 Kızılay / ANKARA Yayınevi: 0312 430 67 50-430 67 51 Yayınevi Belgeç: 0312 435 44 60 Dağıtım: 0312 434 54 24-434 54 08 Dağıtım Belgeç: 0312 431 37 38 Hazırlık Kursları: 0312 419 05 60 İnternet: www.pegem.net E-ileti: pegem@pegem.ne
Doç. Dr. M. Hanifi MACİT 1976 yılında Erzurum / Oltu da doğdu. Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nden 2002 yılında mezun oldu. Siyaset felsefesi alanında 2009 yılında doktorasını bitirdi. 2012 yılında siyaset felsefesi alanında Doçent oldu. Halen Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Yazarın, elinizdeki eserin dışında, siyaset felsefesi, tarih felsefesi ve etik konularını içeren 3 kitabı, edisyon kitaplarda bölüm yazarlıkları ve makaleleri bulunmaktadır. Alper İplikci 1988 yılında Erzurum da doğdu. 2012 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nde lisans eğitimini tamamladı. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü nde yüksek lisans eğitimine başladı ve 2015 yılında eğitimini sürdürdüğü enstitüye bağlı olarak Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2015 yılında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak bağlı bulunduğu enstitüde doktora eğitimine başladı ve halen doktora eğitimini sürdürmektedir. Bu zamana kadar ulusal hakemli dergilerde yayınlanmış iki makalesi ve sunmuş olduğu, uluslararası düzeyde bir bildirisi bulunmaktadır.
ÖN SÖZ Tarih Felsefesi başlığını taşıyan bu çalışma, öncelikle tarih felsefesinin ne liğini ve tarih felsefesi sorunlarını/sorularını konu edinmektedir. Diğer taraftan tarihsel süreçten ne anlaşılması gerektiği ve yine tarihsel süreçlerin neler olduğu da açıklayıcı bir üslupla ele alınmıştır. Tarih üzerine değerlendirmeleri olan önemli düşünürlerin dile getirdikleri görüşler çalışmanın özünü oluşturmaktadır. Bu çalışmada Antik dönem tarih yazıcılığının en önemli simalarından olan Herodotos tan çağımızın yine en önemli düşünürlerinden biri olan M. Foucault a kadar yer verilmiştir. Düşünürlerin tarih konusu üzerine yapmış oldukları değerlendirmeler, dönemin ruhundan bağımsız olmadığı için her döneme dair açıklayıcı bilgiler de mevcuttur. Son olarak bu çalışmaya yayınları arasında yer veren Pegem Yayınlarına teşekkürü bir borç biliriz. M. Hanifi MACİT Alper İPLİKCİ 2017
İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 Tarih Felsefesi Nedir, Soruları Nelerdir?...5 a. Tarih üzerine felsefe yapmak olanaklı mıdır?...10 b. Tarihin bilgisine tutarlı bir biçimde, belli bir düzen içerisinde bütünsel olarak ulaşılabilir mi?...11 c. Olguların tarihsel süreçteki gidişlerini belirleyen evrensel ve soyut yasalar mevcut mudur?...12 d. Tarih belli bir amaca sahip midir?...12 e. Tanrı nın tarihte tecellisi söz konusu mudur?...13 f. Tarih politik bir etkinlik midir?...14 1. TARİHSEL SÜREÇ NASIL ANLAMLANDIRILMALIDIR?... 16 1.1. Döngüsel Tarih...16 1.2. İlerlemeci Tarih...18 1.3. Anlamacı Tarih...21 2. İLKÇAĞDA TARİH: YUNAN VE ROMA... 24 2.1. Herodotos / Thukidides ve Aristoteles...25 2.2. Livius ve Tacitus...27 3. İSLAM VE BATI ORTAÇAĞINDA TARİH... 29 3.1. Batı Ortaçağı...30 3.1.1. Saint Augustinus (354-430)...30 3.2. İslam Ortaçağı...34 3.2.1. İbn Haldun (1332-1406)...34 4. AYDINLANMA VE TARİH... 41 4.1. Aydınlanma ve İlerleme Düşüncesi...41 4.2. Giambattista Vico (1668-1744)...43 4.3. Voltaire (1694-1778)...48
viii Tarih Felsefesi 4.4. Immanuel Kant (1724-1804)...51 4.5. Johann Gottfried von Herder (1744-1803)...60 5. 19. YÜZYIL: TARİH YÜZYILI... 66 5.1. Alman İdealizmi...66 5.1.1. Johann Gottlieb Fichte (1762-1814)...66 5.1.2. Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling (1775-1854)...72 5.1.3. Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831)...79 5.2. Tarihin Nesnel İnşası...87 5.2.1. Auguste Comte (1798-1857)...87 5.2.2. Karl Marx (1818-1883)...91 5.3. Hermeneutik Tarih Anlayışı...98 5.3.1. Wilhelm Dilthey (1833-1911)...98 5.4. Zamana Aykırı Düşünceler...106 5.4.1. Friedrich Nietzsche (1844-1900)...106 6. 20. YÜZYIL (TARİHİ YENİDEN DÜŞÜNMEK)... 111 6.1. Oswald Spengler (1880-1936)...111 6.2. Robin George Collingwood (1889-1943)...115 6.3. Arnold Joseph Toynbee (1889-1975)...121 6.4. Hans Georg Gadamer (1900-2002)...125 6.5. Karl R. Popper (1902-1994)...129 6.6. Varoluşçu Tarih...136 6.6.1. Jean Paul Sartre (1905-1980)...136 6.7. Post-modern Tarih...144 6.7.1. Michel Foucault (1926-1984)...145 KAYNAKÇA... 155
GİRİŞ Tarih Nedir? Tarih ya da historia çift anlam içeren bir sözcüktür. Tarih denilince ilk olarak tarih bilimi anlaşılmaktadır. Tarih bilimini bilim yapan asli unsurlar olarak ise tarihin kendine özgü, kesin-kritik ve objektif ölçütleri sıralanmaktadır. Tarihçilerin, tarihi bir bilim olarak görmeleri, insanın zengin ve karmaşık geçmişini olduğu gibi bilmeyi istemelerinden kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan tarih sözcüğü, insanların geçirmiş oldukları olayların toplamına, insanın geçmişine verilen isimdir. Böylece bu kavram, insanın farklı zamanlardaki eylemlerini, insani alanda meydana gelen din, politika, sanat ve kültür gibi hareketleri, başarıları ve savaşları da dile getirmektedir. 1 Hatta genel olarak tarihin asli anlamının bu olduğu da savunulmaktadır. Bilim olarak tarihin, yeni olmasına karşın, insani yapıp etmelerin, yani reel tarihin de bir o kadar eski ve doğal olarak insanla yaşıt olduğu ifade edilmektedir. İlk anlamıyla hikâye etmek, nakletmek, anlatmak anlamlarına gelen tarih, insanın merakı sonucu ortaya çıkmıştır. İnsanın kendi kökeni ve geçmişte kalmış olaylar üzerine duyduğu merak, bu bilimin meydana çıkmasında etkili olmuştur. Bu disiplin, insan geçmişini betimlerken, onun tüm etkinliklerini ele almaktadır. Böylece tarih, yer ve zaman bağlamında, geçmişteki toplumsal olayları, aralarında ilişki kurmaya çalışarak anlatan bilimdir. 2 Bu anlamıyla tarih, olması gerekeni değil, olanı anlatmalıdır. Buna göre çift anlamlılığı içerisinde birinci anlamıyla tarih, insanlık süreciyle ilgili bilgi verme etkinliğidir. İkinci anlamıyla, tarihin bizzat kendisi, tarih biliminden ve tarihçiden bağımsız olan şeydir. 3 Dolayısıyla sıklıkla iki farklı kullanımı arasında bir çelişki oluşan sözcük, geçmiş olarak tarih ve tarihî geçmişin bir hesabı olarak tarih - ki ikincisi tarih bilimi olarak karşılık bulmaktadır şeklinde iki ifadeye sahip olmaktadır. Ayrıca 1 Nermi Uygur, Tarih Felsefesinin Yolu, Felsefe Arkivi, Cilt:3, Sayı:3, 1957, s. 135-136. 2 Mustafa Öztürk, Tarih Felsefesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2014, s. 23-24, 27. 3 Mustafa Çevik, Tarih Felsefesi, Anı Yayıncılık, Ankara 2014, s. 1.
2 Tarih Felsefesi burada sorulabilecek başka bir soru da tarihin amacı nedir? sorusudur. Buna bağlı olarak tarihi neden/niçin okuyoruz? sorusunun olası birçok yanıtı bulunmaktadır: insanın kendi iyiliği için, geçmişle ilgili gerçeği bulmak amacıyla, nereden geldiğimizi anlamaya çalışmak için, belirli bir olayın neden yaşandığını anlamaya çalışmak için, tarihi yasaları bulmak ve keşfetmek için, günümüzdeki eylemleri haklı kılmaya çalışmak için 4 türünden yanıtlar bu soruya verilebilebilecek cevapları ihtiva etmektedir. Yukarıda dile getirilen bu çifte anlam, tarih felsefesinde de geçmişin felsefesi ve tarih bilimi felsefesi şeklinde kendini göstermektedir. 5 İlk anlamıyla tarih nedir? sorusunun özü, tarihi olgu nedir? sorusunda kendisini gösterir. Bir kısım tarihçilere göre tüm tarihçiler için geçerli olan ve tarihin temelini meydana getiren belli başlı, temel olgular bulunmaktadır. Geçmişe dair herhangi bir şeyin örneğin; bir çömlek parçasının kökenini, dönemini belirleme veya ne dediği belirlenemeyen bir yazıtı çözme veya bunlara dair kesin bir tarih ortaya koyma gibi uzmanlık gerektiren çeşitli hünerler, tarihçinin asli görevi olarak ondan beklenemez. Çünkü bütün tarihçiler için temel olgular olarak kabul edilen böylesi bilgiler, tarihin bizzat kendisinden ziyade tarihçilerin ele aldığı hammaddelerdir. Bu nedenlerdir ki tarihi olguları daha yakından analiz etmek gerekir. Zira kamuoyunu etkilemeye çalışan bir gazeteci, kendisinin nasıl ki kamuoyuna tesir etme isteğinin uygun olguların seçilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili olduğunu bilirse, aynı şekilde tarihçinin de olgularla böyle bir ilişkisinin olduğu ve çoğu zaman da olabileceği unutulmamalıdır. Bunun içindir ki, olgular tarihçi onlara başvurunca bilgi vermektedirler; olgulara nasıl bir sıralamaya göre veya ne gibi bir bağlam çerçevesinde öncelik verileceğinin kararı tarihçiye aittir. Bu ise tarihçinin veya tarihçilerin zaman zaman mutlak hakikatmiş gibi bize sunduklarının aslında olgular çokluğu içinden seçilenler olduğunu 4 Paul Newal, The Philosophy of History, http:/www.galilean-library.org (2005), s.1. 5 Doğan Özlem, Tarih Felsefesi, İnkılap Kitabevi, İstanbul 2001, s. 13.
Tarih Felsefesi 3 unutmamayı gerekli kılar. Tarihçi zorunlu olarak seçmecidir. E.H. Carr ın ifadesiyle de; tarihi olguların oluşturduğu, tarihçinin yorumundan bağımsız ve nesnel bir sert çekirdeğin var olduğuna inanmak ahmakça, fakat silinmesi çok güç bir yanılgıdır. 6 Hatta bu problem öyle bir noktaya varır ki birçok kişi tarihi araştırma etkinliklerini tam anlamıyla öznelliğin hüküm sürdüğü bir alan olarak tarif eder. Bu iddiada olanlar açısından tarihçi tıpkı bir balıkçının tablasındaki balıklar gibi, belgeler, yazıtlar vb. içinde olgular hazır dururlar. Tarihçi onları alır, evine götürür, pişirir canı nasıl istiyorsa o şekilde sofraya koyar. 7 Onların sofraya yalın, sade ve en doğal haliyle konulmasını isteyenlerin var olduğu gibi, onları soslayan, gerçekliklerinden koparıp ve olduğundan farklı sunmak isteyenler de vardır. Bu isteklerin ikinci türünün çok yaygın bir tutum olduğu da bilinmektedir. Ancak şu unutulmamalıdır ki geçmişi bugünkü zihniyetimiz, sorunlarımız, değer yargılarımız, dünya ve topluma dair fikirlerimiz ile inceliyoruz. Doğal olarak her tarihi dönemin yorumu kendi içerisinde yeni anlamlar ihtiva etmektedir. 8 Ayrıca zaman dışı bir tarihten söz etmek de olanaksızdır; bu, sadece edebi bir deneme olurdu ki bu da tartışmaya açıktır. Çünkü böyle bir denemede de bizim tarihselliğimizin izleri vardır. G. Simmel şöyle demektedir: Hakikate bağlı kalma konusunda en büyük çabaya rağmen anlatıcı doğrudan olan şeyi, kendisinin gerçekten var olandan çıkardığı manada olaya katarak tamamlar. Hatta dinleyen bile kendi deneyimleri ölçüsünde ve bu deneyimlerin belirlediği hayal gücü ile gerçekten kendisine anlatılandan fazlasını kafasında canlandırır. 9 Böylece tarihsel gerçeklerden söz ederken bu gerçeklere yakından bakmaya başlayınca, tamamen farklı bir dü- 6 Edward Hallett Carr, Tarih Nedir?, Çev. Misket Gizem Gürtürk, İletişim Yayınları, İstanbul 2004, s. 13-14. 7 Carr, s.12. 8 Marc Ferro vd, Tarihler ve Yorumları, Çev. Bahaeddin Yediyıldız, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2003, s.13. 9 Georg Simmel, Tarih Felsefesinin Problemleri, Çev. Gürsel Aytaç, Doğu Batı Yayınları, Ankara 2008, s. 13.
4 Tarih Felsefesi zenin olduğu ortaya çıkmaktadır. Öncelikle, gerçekler terimi, bir şeylere yüklenilmiş bir terimdir: tarihçilerin gerçekte karşı karşıya kaldıkları şey, daha sonradan gerçekler olarak düzenlenen parçalı tanımlar veya geçmiş izleridir. Tarihçi, diğer anlatılardan geçmişe dair bir açıklama oluşturur; başkaları tarafından bırakılan betimlemelerden oluşan kanıtlar aracılığıyla bir değerlendirme yapar. Bu anlatılanlar gerçekleri değil, geçmişteki insanların kendi bakış açılarından önemli, seçilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiş olanı dile getirir. Bu nedenle geçmişteki kayıtlarımız çoğu zaman eksiktir ve her zaman onu tam olarak elde etmek olanaksızdır. Geçmişteki insanlar da her şeyi, bugün yaptığımızdan daha fazla kaydetmemişlerdir. Tarihçi, tarihsel kayıtlar yoluyla, geçmişte başkalarının gözlem ve anılarına dayanmaktadır. Ancak geçmiş, geçmişte kalmış olduğu için tarihsel anlatıları kontrol etmek amacıyla hatırlanamaz. Geçmiş, ancak çağdaş kavramlardan ve anlayışlardan yararlanılarak, modern bir bakış açısıyla incelenebilir. 10 Bugünün değer, tutum ve alışkanlıklarından bağımsız olarak geçmişi anlama ve açıklamaya çalışmak geçersiz bir etkinlik olacaktır. İnsanın yeryüzünde bir serüveni, bir öyküsü vardır ve bu, bir tarihte başlamıştır. Bu sürecin bilinmesi etkinliği de yer ve zaman gösterilerek, yine zaman dizinli olarak gerçekleşmektedir. İnsanın serüveni içerisinde bilimler, sanatlar ve bunları da kuşatan insan başarılarının bir tarihi söz konusudur. Bu, bilim tarihi, fizik tarihi, kültür tarihi ve sanat tarihi vs. şeklinde kavramsallaştırılabilir; ancak bu sınıflandırma yeterli görülmez ve bunların genel olarak yorumlanması teşebbüsleri söz konusu olur. Bu genel yorumlamalarda da aslında şu sorulara cevaplar aranır: Tarihin amacı nedir? Tarih ne gibi bir anlama sahiptir? Tarihsel alandaki değişim ve gelişimi hangi temel yasalar sağlamaktadır? Tarihin bilgisine tutarlı bir biçimde, belli bir düzen içerisinde ulaşılabilir mi? İşte tarih felsefesi bu türden soruların yanıtlarını arama etkinliğidir. 11 Tarih felsefesi soru- 10 Newal, s.7. 11 Hans Meyerhoff, Zamanımızda Tarih Felsefesi, Çev. Abdullah Şevki, Hece Yayınları, Ankara 2006, s.15.
Tarih Felsefesi 5 ları genel olarak tarihçinin sorularından farlılıklar arz eder. Tarihin doğasına ilişkin felsefi araştırmalar yapmak, tarihsel olan üzerine düşünmek, analitik değerlendirmeler yapmak ve felsefi kuramlar üreterek nispeten sentetik bir etkinlik gerçekleştirmek tarih felsefesi etkinliğini ifade eder. Eleştirel ve sorgulayıcı bir tutumla tarih üzerine felsefe yapmak, tarihin bilinebilir olup olmadığından tutun, onun, amacının ve yönünün olup olmadığına dair sorular üzerinden değerlendirmeler yapmaktır. Tarih Felsefesi Nedir, Soruları Nelerdir? Tarih Felsefesi, içerdiği her iki sözcüğün de çok anlamlı olması nedeni ile çok değişik anlamlar taşır. 12 Tarih hem insani varoluşumuzun belirlenmesi, hem insani olup bitmeleri ve hem de geçmişte kalmış olup bitmeleri ortaya çıkarmaya çalışan bir uğraşı anlamında kullanılır. Bu durumda tarih felsefesi; a- dünya tarihine yönelik felsefi bir üst bakış, b- insani olup bitmelerin felsefi anlamda eleştirel yoldan çözümlenmesi şeklinde tanımlanabilir. 13 Tarihe eleştirel bakış, ona yalnızca okuyucu olarak eğilmemek gerektiğini öğretmektedir. Buna göre tarihi olaylar ve belgelerin, neye göre ifade edildiği anlamlandırılmaya çalışılacaktır. Tarih yazımında nesnel olunup olunamayacağı, tarihçinin kültürel çevresinden ne derecede etkileneceği, tarihsel belgelerin herkeste aynı etkiyi bırakıp bırakmadığı gibi sorular, tarih biliminin nasıl daha iyi icra edilebileceğine yönelik felsefi sorulardır. 14 Tarih biliminin felsefesinde daha çok kaynaklar ve yöntem üzerine eleştiri ve çalışmalar bulunmaktadır. 15 Ancak yukarıda da ifade edildiği gibi kavramın çifte anlamlılığından dolayı bir tanımlar çokluğunun var olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Çünkü bir başka tanıma göre tarih felsefesi, tarihî gidişi yöne- 12 Doğan Özlem, Günümüzde Felsefe Disiplinleri, İnkılap Kitabevi, İstanbul 2001, s.441. 13 Özlem, Günümüzde Felsefe Disiplinleri, s.441. 14 Çevik, s. 21. 15 Öztürk, s. 30.
6 Tarih Felsefesi ten temel yasaları bulup ortaya çıkarma olarak tanımlanmaktadır. Fakat tarihin bu ifadede dile getirilen doğrultuda incelenmesi ancak 17. yüzyılda başlamaktadır. Bu yüzyıldan önce çok önemli tarih çalışmaları olmakla birlikte bir varlık alanı olarak tarihin ne olduğu sorgulanmamıştır. Diğer taraftan tarih felsefesi tanımları dikkate alındığında tarihe farklı yaklaşımlardan kaynaklanan bir tanımlar çokluğunun ortaya çıktığı görülecektir. Tarih kavramının diğer anlamına yönelik yapılacak olan felsefe ise insanlığın geçmişi üzerine yapılacak olan felsefedir. Burada tarihsel alandaki yasalar ortaya koyulmaya çalışılmaktadır. Tarih felsefesinin buradaki çabası, olayların oluşmasında etken olan yasaları ortaya koyarak, buna bağlı gelecek yorumlaması yapmak ve yapılması gerekenleri tavsiye etmektir. 16 Böylece tarih felsefesinin göreviyle ilgili en dikkat çekici beklenti, tarih yasalarının keşfedilmesidir. 17 Olayların doğrulanmasına dayalı yöntemsel irdelemeden farklı olarak, tarihin kendisi üzerine yapılan felsefede tarihsel olayların geri planındaki görünmez nedenler aranmaktadır. 18 Ayrıca burada olan değil, olması gereken ortaya konulmaktadır. Tarih felsefesi adını ilk kez kullanan, Aydınlanmanın önemli düşünürlerinden biri olan Voltaire dir. Ona göre tarihçinin eski kitaplarda bulduğu öyküleri yinelemesi sadece bir hikâye etme etkinliğidir. Yapılması gereken, tarihin eleştirel ya da bilimsel olarak ele alınmasıdır. Aynı adlandırma hem Hegel hem de diğer 19. yüzyıl düşünürleri tarafından da kullanılmıştır, ama bu düşünürler tarihe çok daha başka bir anlam yüklemiş, tarih felsefesine dünya tarihi manasını vermişlerdir. Kavramın üçüncü bir kullanımı da 19. yüzyıl pozitivistlerine aittir. Onlara göre tarihsel olayların gidişatını belirleyen genel yasaların keşfi, tarih felsefesidir. 19 Yani asıl olan tarihte tinsellik değil, somut ögelerin tespit edilmesidir. 16 Öztürk, s. 28, 30. 17 Simmel, s. 45. 18 Çevik, s. 23. 19 Robin George Collingwood, Tarih Tasarımı, Çev. Kurtuluş Dinçer, Doğu Batı Yayınları, Ankara, 2007, s.40.
Tarih Felsefesi 7 Bu durumda: Voltaire e göre tarih felsefesi Bağımsız ve eleştirel düşünmedir. Hegel e göre tarih felsefesi Bütün olarak dünya hakkında düşünmektir. Pozitivistlere göre tarih felsefesi Tek biçimli yasaları keşfetmek demektir. Genel bir bakış açısıyla tarihin nasıl işlediğine yönelik iki farklı yaklaşımın var olduğundan söz edilebilir. Bunlar; a- kurgusal tarih felsefeleri, b- eleştirel tarih felsefeleri şeklinde başlıklandırılabilir. Kurgusal tarih felsefeleri, Kant ın, dogmatik metafiziğin biçimleri olarak adlandırdığı ve yine aynı nedenle eleştirdiği tarzda ortaya çıkan anlama ve açıklama biçimleridir. Erken dönemlerden başlayan bu tasarımlar, yirminci yüzyıla kadar da devam etmiştir. Diğer taraftan eleştirel tarih felsefeleri ise bir anlam etkinliğinden daha ziyade bir bilme çabasında olan felsefelerdir. Çabanın kökeninde olgucu tutumu geçerli bir yöntem olarak gören tarihçilerin, tarihçiliğe yönelirken doğabilimsel yöntemlere göre hareket etme amaçları bulunmaktadır. 20 Böylece insan düşüncesinin tarihe uyguladığı yöntemlerde temel farklılık, merkez fikirlerin ne veya neler olduğuyla ilgilidir. Tarihi anlama ve açıklama teşebbüsleri açısından da bakıldığında tarihin bir yazgı olarak kabul edildiği, bundan ayrı bir de onun nedensel bağ ile açıklanmaya çalışıldığı görülmektedir. 21 Bir başka ifade ile tarihin çeşitli metafizik kavramlar aracılığıyla açıklanma çabasının var olduğu gibi, tam olarak bunun yadsınıp yine tarihin neden-sonuç bağlamında ele alınıp irdelenmesi de söz konusudur. Simmel, tarih felsefesi görüşleri ortaya atılırken önemli bir ayrımın yapılması gerektiğini söylemektedir. Ona göre tarih felsefesi yaklaşımlarında yapılan temel bir yanlışlık, tarihsel sürecin yasaları sorusuyla, yasaların anlamı sorusunun birleştirilmesidir. Fakat yasa- 20 Kubilay Aysevener, Tarih Felsefesi, Say Yayınları, İstanbul 2015, s.16-17. 21 Ulick Varange, The Philosophy of History and Politics, Brittas Bay, January 30, 1948, s. 8.
8 Tarih Felsefesi lar ve bunların anlamı arasında bir ayrım yapılmalıdır. Tarih yasaları çeşitli düzeylerde ampirik verilere dayandığından dolayı, gerçekliğe yakın bir yön de taşımaktadır. Lakin her deneysel veride olduğu gibi bu yasaların da çürütülebilme imkânı söz konusudur. Bu nedenle tarih yasaları nispi olarak eksiklik barındırmaktadır denilebilir. Tarihin anlamı noktasındaki, tarihsel bütünün yorumlanmasına yönelik çabalar ise çürütülebilirlik niteliği taşımamaktadırlar. Çünkü bu yaklaşımlar, görünenlerin gerisindeki şeyi ifade etmeye çalışmaktadırlar. Bu yüzden, tarih yasalarının nispi olarak eksik olduğu yerde, bunların anlamına yönelik yaklaşımlar tam anlamıyla eksiklik barındırmakta ve deneysel verilere dayanmadığı için de gerçeklik olarak ifade edilememektedirler. Simmel e göre tarihin bütün gerçeklikleri tamamen bilinse bile, tüm yasalar ortaya konulabilse dahi yine de yasaların anlamı noktasında çözülmeyi bekleyen problemler ortaya atılacaktır. Buna bağlı olarak şu sorular yine de sorulacaktı: Acaba tarih, yöneten tanrısal bir ruhun eseri mi yoksa gelişiminin güçlerini kendi içinden mi alır? Hangisi amaçtır; bu ruhun izlediği mi yoksa tarihin kendinden başkasına işaret etmeyen tutarlı gidişinin izlediği mi? Veya acaba böyle bir amaç hiç var mı, yok mu, bütün bu hareket bir ilerleme sayılabilir mi? Bütün bu mücadelenin ve bilgisinin kıymeti nerede gizlidir? Tarih hareketlerinin toplamı acaba kendi içine kapalı, kendi başına tatmin edici bir bütünlük mü sunar, yoksa bir yandan her evre ve bunun her küçük unsuru kendi başına bir mana ve anlam taşıyor mu ya da öte yandan bunların tümü yalnızca sonuçta kozmik hareketlerle birlikte anlamlı bir bütün mü sunuyor? 22 Simmel in dile getirdiği bu sorular dikkate alındığında tarihin amacı, ilerlemesi, manası, anlamı ve kıymeti üzerine yapılacak olan değerlendirmelerin metafizik problemler olarak tartışmaya açık olduğu görülmektedir. Öte yandan Gustave Le Bon a göre ise; bir bilimin genel ilkeleri o bilimin felsefesini oluşturur. Bu bilim değiştikçe felsefesi de değişir. 22 Simmel, s. 84-86.