İSTİLACI YABANCI BİTKİLERİN EKONOMİK YÖNÜ

Benzer belgeler
DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3

ALLELOPATİNİN EKONOMİK YONU

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı

Su Yönetimi ve Ekosistem Hizmetleri Çalıştayı

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ

Ekosistem Hizmetleri; Doğanın İnsanlığa Katkıları

Sürdürülebilirlik ve Kaynak Verimliliğine Yönelik Güncel Gelişme ve Yaklaşımlar

MÜCADELESİ: Ağaçlar arasında hava akımının iyi olması yani fazla sık dikilmemeleri ve gölgede bulunan ağaçların ışık alımının sağlanması

T.C. Kalkınma Bakanlığı

TOPRAK. Bitki ve Toprak İlişkisi ÇAKÜ Orman Fak. Havza Yönetimi ABD. 1

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: FAO NUN BAKIŞ AÇISI. Dr. Ayşegül Akın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı 15 Ekim 2016

Biyosistem Mühendisliğine Giriş

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ

RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA

Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Yönetimine Giriş Eğitimi

Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik

Su, evrende varolan canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan en temel öğedir. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı,

ÇAKÜ Orman Fakültesi Havza Yönetimi ABD 1

Yıllar PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI

ORMANLARIMIZ ve ORMANCILIĞIMIZ OLASI İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNE KARŞI DİRENEBİLİR Mİ?

TÜRKIYE NİN MEVCUT ENERJİ DURUMU

Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar. Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013

Modern Biyoteknolojinin Tarımda Kullanımının Politik ve Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

T.C. MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ Fen-Edebiyat Fakültesi

Dünyada 3,2 milyon tona, ülkemizde ise 40 bin tona ulaşan pestisit tüketimi bunun en önemli göstergesidir. Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması

ÇEVRE KORUMA ÇEVRE. Öğr.Gör.Halil YAMAK

Ekoloji, ekosistemler ile Türkiye deki bitki örtüsü bölgeleri (fitocoğrafik bölgeler)

Su Ekonomisi ve Doğal Kaynak Değerlemesi. Doç. Dr. Serkan GÜRLÜK Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

Tarım Arazileri. Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar

Tarımda inovasyon küresel ölçekte stratejik değer kazandı

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri

Editör Doç.Dr.Hasan Genç ÇEVRE EĞİTİMİ

Doğa, Çevre, Doğal Kaynak ve Biyolojik Çeşitlilik

ORMAN VE SU ĠġLERĠ BAKANLIĞI

BELEDİYELERCE BİLGİ SAĞLANACAK İDEP EYLEMLERİ

Daha Yeşil ve Daha Akıllı: Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Çevre ve İklim Değişimi

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Sürdürülebilir Tarım Yöntemleri Prof.Dr.Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Proje alanı, süresi ve bütçesi

1. Nüfus değişimi ve göç

Tarım Sayımı Sonuçları

ÜLKELERİN 2015 YILI BÜYÜME ORANLARI (%)

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

ÇÖLLEŞME VE EROZYONLA MÜCADELE KOMİSYONU

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE ORGANİK ÜZÜM YETİŞTİRİCİLİĞİ

Tarımın Anayasası Çıktı

SU KİRLİLİĞİ HİDROLOJİK DÖNGÜ. Bir damla suyun atmosfer ve litosfer arasındaki hareketi HİDROLOJİK DÖNGÜ

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve ÖZEL SEKTÖR

Çayır-Mer a Ekolojisi

11. SINIF COĞRAFYA DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Tarımda Yenilikler, Türkiye nin Tarım Vizyonu ve Geleceği

Düzenlenmesi. Mehmet TOPAY, Nurhan KOÇAN BARTIN.

ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ ve TARIM VE GIDA GÜVENCESĠ

Tarımsal Ekoloji. Tarım Sistemlerinde Ekonomik Anlayış. 1. Giriş. Tanımlar İçerik. Perspektif. Doç.Dr. Kürşat Demiryürek

YGS-LYS ALAN SIRA DERS İÇERİK SINIF

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Yönetimine Giriş Eğitimi

SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRLER ve TÜRKİYE. Rifat Ünal Sayman Direktör, REC Türkiye SBE16 Swissotel, İstanbul 14 Ekim 2016

İspanya ve Portekiz de Tahıl ve Un Pazarı

COĞRAFYA ARAZİ KULLANIMI VE ETKİLERİ ASLIHAN TORUK 11/F-1701

2018 / 2019 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSLARI 11. SINIF COĞRAFYA DERSİ YILLIK PLAN ÖRNEĞİ

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir.

TÜRKİYE PEYZAJI (FAKÜLTE)

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür

TÜRKİYE EKONOMİSİ. Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Ankara

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 2030 Sonrası Kalkınma Gündemi

YABANI MEYVELER ve KULLANıM ALANLARı. Araş. Gör. Dr. Mehmet Ramazan BOZHÜYÜK

4. Ünite ÜRETTİKLERİMİZ

ÇÖLLEŞME/ARAZİ BOZULUMU İLE MÜCADELE RAPORU

Sağlıklı Tarım Politikası

TÜRKÇE ÖRNEK-1 KARAALİ KÖYÜ NÜN MONOGRAFYASI ÖZET

GIDA ARZI GÜVENLİĞİ VE RİSK YÖNETİMİ

Tarım Sektörü. Erdinç Ersoy, Kıdemsiz Tarım Sektörü Uzmanı

Eco new farmers. Modül 1- Organik Tarıma Giriş. Bölüm 4- Organik Tarım ve Koruma

Eco new farmers. Modül 1- Organik Tarıma Giriş. Bölüm 1- Organik Tarımın Tarihçesi

Ağaçlandırma Tekniği (2+1) Bahar yarıyılı Prof. Dr. Ali Ömer ÜÇLER

BİYOMLAR KARASAL BİYOMLAR SELİN HOCA

TARIM: Ülkemizde farklı iklim özellikleri görülmesi farklı tarım ürünlerinin yetişmesine sebep olmaktadır.

Kimya Sektöründe Sürdürülebilirlik Çalışmaları. 3 Mayıs 2016

Fonksiyon ve Amaçlar 3. Hafta

SAĞLIK SEKTÖRÜ RAPORU

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü

11. SINIF COĞRAFYA DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

ENDÜSTRİ 4.0 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLİŞKİSİ

Yenilenebilir olmayan enerji kaynakları (Birincil yahut Fosil) :

Sakarya İli Fındık Alanlarındaki Bitki Sağlığı Sorunları Çalıştayı Raporu

TÜBİTAK MAM ÇEVRE ENSTİTÜSÜ ÖZEL HÜKÜM PROJELERİ

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Tarımsal Sulama ve Arazi Islahı Çalışma Grubu Koordinatörü (2011-)

Mevcut Durum ve Geleceğimiz

KONUYA GİRİŞ İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir. BÖLGELERE GÖRE TOPRAKLARDAN YARARLANMA

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ötrofikasyon. Ötrofikasyon

TARIM - AGRICULTURE. İlkay Dellal. 6 th March 2018, Bilkent Hotel, Bilkent- Ankara 6 Mart 2018, Bilkent Otel, Bilkent Ankara

Doç. Dr. Mehmet Azmi AKTACİR HARRAN ÜNİVERSİTESİ GAP-YENEV MERKEZİ OSMANBEY KAMPÜSÜ ŞANLIURFA. Yenilenebilir Enerji Kaynakları

PROJE KONUSU NASIL BULUNUR? Prof. Dr. Turan GÜVEN

Zeytin Bahçelerinde Yabancı Otlar Yabancı Otların Zararları

Seçilmiş Uluslararası Veri Tabanlarında Türkiye de Yaşanmış Endüstriyel Kazalar

Transkript:

İSTİLACI YABANCI BİTKİLERİN EKONOMİK YÖNÜ Filiz PEZİKOĞLU filiz.pezikoglu@gthb.gov.tr Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Yalova ÖZET Makalede ikincil kaynaklardan yararlanılarak, istilacı yabancı bitkilerin ekonomik ve ekolojik etkilerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. İstilacı yabancı türler (İYT), kendi habitatları dışına taşınmaları ve baskın özellikleri sonucu biyoçeşitliliği tehdit eden, sosyo-ekonomik etkileri olan yabancı türler olarak tanımlanmaktadır. İstilacı bitkilerin ekonomik etkisi doğrudan ve dolaylı olarak tanımlanmaktadır. Doğal ekosistemlerde, uzun yıllar boyunca gerçekleşen yer değiştirmeler olmaktadır. Ancak türlerin bu hareketliliği coğrafi bariyerler nedeniyle çok kısıtlı ve ekosistemin düzeni içerisinde gerçekleşmektedir. Bu hareketlilik, insan hareketliliğinin artmasıyla birlikte (kolonizasyon, küreselleşme, ticaret, taşımacılık, seyahat ve turizm vb) son yüzyılda çok artmıştır. Karasal bitkilerin taşınma/bulaşma yolları içerisinde en önemli yollar, süs bitkileri, bahçecilik işleri, tohum bulaşımı, insanlar tarafından kasıtsız bırakma olabildiği gibi, kaçışlar da bulunmaktadır. Bazı istilacı türlerin az da olsa olumlu etkileri olduğu bildirilmektedir. Çok daha yaygın olarak karşılaşılan olumsuz etkiler ise temizleme amaçlı yapılan harcamalar, yerli türler üzerindeki verim kaybı, insan sağlığına olumsuz etkiler, biyoçeşitlilik kaybı vb konular nedeni ile ortaya çıkan ekolojik ve ekonomik sorunlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstilacı yabancı bitkiler, ekonomik etki, ekolojik etki, allelopati THE ECONOMIC EVALUATION OF INVASIVE ALIEN PLANTS ABSTRACT This paper aims to evaluate of the ecologic and economic effects of invasive alien plants by using literatures. Invasive alien species (IAS), are non-native species which are moved out of their habitats and threatens biodiversity and being socio-economic impacts as a result of the dominant features. The economic impact of invasive plant is defined as direct and indirect. In natural ecosystems, displacement is taking place for many years. However this mobility has been very limited and in order to ecosystem structure because of the geographic barriers. This activity has increased dramatically, by increasing of human mobility (colonization, globalization, trade, transport, travel and tourism, etc.) in the last century. The most important roads of transportation/transmission of the terrestrial plants are unintentional contaminations by people with ornamental plants, gardening, and seed contamination. There are also escapes of plants as unintended. Even though some invasive species are reported to be positive impacts, the more widely encountered focuses on the ecological and economic problems 41

which are made for cleaning expenses, lost productivity on native species, adverse effects on human health, biodiversity loss, etc. resulting invasive alien species. Keywords: Invasive alien plants, economic impact, ecologic impact, allelopathy 1.GİRİŞ İstilacı yabancı bitkiler (İYB) tüm istilacı türler gibi, daha önceden bulunmadığı bir ekosisteme giriş yaparak burada yerleşen, hızlı büyüme ve çoğalma kapasiteleri sonucu bu ekosistemlerde hızla yaygınlaşan türler olarak tanımlanmaktadır (Sharma et al., 2005;Uludağ ve ark., 2013). Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN- International Union of Conservation of Nature and Natural Resources) nin tanımına göre ise; yabancı istilacı türler, doğal ya da yarı doğal ekosistem ve habitatlarda birer yabancı tür olarak yerleşen ve doğal biyolojik çeşitliliği tehdit eden ve değiştiren birer ajandır. İstilacı türler, diğer türlerin yok olması, hidrolojik ve ekosistem fonksiyonlarında değişiklikler de dahil olmak üzere, biyoçeşitliliğin kaybolmasına ve bölgede çölleşme dahil farklı iklimsel olaylara neden olabilmektedir. Doğal türlerden farklı talepleri olduğundan, toprakta toprak yapısı, profili, bitki besleme içeriği, nemi gibi pek çok değişime neden olmaktadır (Raghubanshi et al., 2005). Doğal ekosistemlerde, uzun yıllar boyunca gerçekleşen yer değiştirmeler olmaktadır. Ancak türlerin bu hareketliliği coğrafi bariyerler nedeniyle çok kısıtlı ve ekosistemin düzeni içerisinde gerçekleşmektedir. Bu hareketlilik, insan hareketliliğinin artmasıyla birlikte (kolonizasyon, küreselleşme, ticaret, taşımacılık, seyahat ve turizm vb) son yüzyılda çok artmıştır (Emerton and Howard, 2008). Bir ekosistemin bütün parçaları belirli bir döngüye sahiptir ve bu döngü besin zincirlerinin değişmesi ile kelebek etkisi ortaya çıkmaktadır. Ekosistemin bir bölümünün ortadan kalkması ya da zarar görmesi durumunda diğer bölümleri de değişen ölçülerde ve birbiri ile bağlantılı olarak farklı sonuçlar ortaya çıkarabilecektir. İnsanoğlunun beslenme, barınma ve çeşitli teknolojilere ulaşmasını sağlamak amacıyla giriştiği tüm üretim sistemleri ekosistemler üzerinde ciddi baskılar oluştururken, üretim amacıyla dünyanın çeşitli bölgelerine götürülen yeni türler, bu bölgelerdeki besin zincirini de değiştirmişlerdir. Yeni bitki türlerinin yeni alanlara taşınması yerel florada çeşitlilik artışı sağlamanın yanı sıra, getirilen bu bitkilerin doğal düşmanlarının ya da tüketicilerinin uzakta kalmaları nedeni ile, yeni alanlarda yıkıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır (Ponting, 2000). Bu türlerin istilacılık yetenekleri nedeni ile ortaya çıkardıkları etkiler konusunda uzun yıllardan bu yana gerçekleştirilen çalışmalar genelde türlerin biyolojisi ve etki mekanizmalarının tanımlanmasına yönelik olmuştur. Yapılan yayınlar ise daha çok ekolojik ve ekonomik etkileri ortaya koymaya yönelik meta analizleri kapsamaktadır (Pyšek et al, 2012). Genellikle istilacı bitkilerin ekolojik ve ekonomik anlamda olumsuz etkileri olduğunu bildiren çalışmalar bulunmasına rağmen, bazı olumlu etkileri olduğu da bildirilmektedir (Van Wilgen, et al., 2001). Bu etkilerden biri de bazı istilacı bitkilerin metal bulaşıklığını temizleyebilecekleri yönünde tanımlanmaktadır (Raghubanshi et al., 2005). 2.İSTİLACININ ÖZELLİKLERİ ve EKOLOJİK ETKİLERİ İstilacılığın başarısı, bitkilerin farklı biyolojik yeteneklerinden kaynaklanmaktadır. Farklı kaynaklara göre bu özellikler aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilmektedir (Emerton ve Howard, 2008; Pyšek et al, 2012): 42

Homeostazis: zor şartlarda bile organizma iç dengesinin korunabilmesi potansiyeli. Tohum miktarı, büyüklüğü ve ağırlığı. Alternatif çoğalma yollarına sahip olmaları. Rekabet kabiliyeti: genellikle baskın özelliklere sahiptirler. Çok düşük kaynak kullanımı ile yerli türlere göre hayatta kalma konusunda daha başarılıdırlar. Allelopatik etki: allelopati, bir bitki türü tarafından salgılanan kimyasalların komşu bitkinin gelişmesi ve yerleşmesine olan etkisi (olumlu ya da olumsuz) olarak tanımlanmaktadır. Bir başka ifade ile mikroorganizmalar dahil bitkiler arasındaki biyokimyasal ilişkilerdir. İstilacı türler yaydıkları allelo kimyasallar vasıtasıyla diğer bitkilerin çimlenme ve büyümelerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Tarımda ürün münavebesi planlamasında, bitkilerin allelopatik etkileri de dikkate alınmaktadır. Bazı kültür bitkilerinin de allelopatik etkileri olduğu farklı çalışmalarda bildirilmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmalar, bu etkiye sahip kültür bitkilerinin yabancıot kontrolünde ekim nöbeti içine alınması ve böylece herbisit kullanım miktarının azaltılması, bu bitkilerdeki allelopatik etkinin biyoteknolojik yöntemlerle artırılması gibi konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Aynı şekilde, örtü bitkisi ve malç materyali olarak kullanımı ile yine yabancıot mücadelesinde yer alan kültür bitkileri bulunmaktadır (Türküsay ve Onoğur, 1998; Kruse et al., 2000; Önen, 2006; Gözcü ve ark., 2006; Peneva, 2006). Allelokimyasallar genellikle büyümeyi ve tozlanmayı engellerken, bazı türlerde büyümeyi nadiren teşvik ettiği bildirilmektedir (Topal ve Kocaçalışkan, 2006). Bu konuda yapılan bir çalışmada, zakkum bitkisinin farklı bölgelerinden alınan ekstraktların fasulye tohumunun çimlenmesine ve fide büyümesine engelleyici olduğu ancak, buğday tohumunun çimlenmesine olumlu etki yaptığı bildirilmektedir (Karaaltın ve ark., 2004). Allelopatik etki, yabancıotlar kadar, bazı toprak kökenli hastalıklar açısından da yarar sağlayabilmektedir. Laboratuar koşullarında yulaf, şeytan elması, ökaliptüs, incir, duvar sarmaşığı, tütün ve domuz pıtrağı bitkilerinden elde edilen ekstraktlar, üç farklı fungal hastalık açısından test edilmiş, hastalık sporlarının çimlenmesinde engelleyicilik açısından duvar sarmaşığı ekstraktının %68 gibi yüksek bir başarı elde ettiği belirtilmiştir (Türküsay ve Onoğur, 1998). Bir türün istilacılığını tanımlama için dört ana basamağın tamamlanmış olması ya da tamamlama potansiyeli bulunması gerektiği bildirilmektedir. Bunlar: giriş (habitata ilk yerleşim), yapılanma, doğallaşma ve yayılmadır. İstilacı türlerde onlar kuralı dikkate alınmaktadır. Bu kural, bir habitata giren istilacının yalnızca %10 unun o bölgeye yerleştiği ve yerleşen istilacıların da yalnızca %10 unun zararlı hale geldiği şeklinde açıklanmaktadır. Buna rağmen istilacının neden olduğu ekonomik kaybın çok daha fazla olduğu ifade edilmektedir. Yani potansiyel istilacıların zararlı haline gelme olasılıkları düşük olsa da bunların ekonomik zararı geniş çaplıdır (Kasulo, 1999). İstilacılığın başlamasında etkili olan insan faaliyetleri kasten ya da kasıtsız olarak iki sınıfta incelenmektedir. Örneğin tatlı su balıkçılığında kullanılan ve yerli olmayan balık türlerinin kullanımı kasıtlı bir istilacılık başlaması sayılırken, gemi taşımacılığı sırasında sucul istilacıların bir yerden başka bir yere taşınması kasıtsız olarak tanımlanmaktadır (GİSP, 2008). Temel olarak istilanın ticaret rotaları ile olduğu, bunu turizm ve her türlü yolculukların izlediği belirtilen bir çalışmada, ikincil kaynaklı hareketlerin ise, tarım, yapı makineleri, karasal ve diğer yollar, hayvan hareketleri, otoyollar, yerel yollar ve hatta yürüyüş parkurları olduğu ifade edilmektedir (Emerton and Howard, 2008). İnsanların üretim ve beslenme faaliyetleri amacıyla yerleştikleri bölgelere yeni türleri taşıması, o bölgelerde ekosistem hizmetlerinin olumsuz etkilenmesine neden olabilmektedir. Örneğin, meyveleri yenebilen Hint İnciri, tarlaların etrafının çevrilmesi amacıyla 1839 yılında 43

Avustralya ya getirilmiş ve getirildiği bölgelerde kısa sürede yabanileşerek yüksek engeller oluşturmuştur. 1925 yılına gelindiğinde 25 milyon hektar alan bu bitkiden etkilenmiş ve bu alanın yarısında başka bir bitki yetişemez hale gelmiştir. Güney Amerika dan getirilen tırtıllarla bitkinin kontrol altına alınması sağlanmıştır (Ponting, 2000). Özellikle süs bitkileri (canlı bitkiler) dış ticareti istilacılığın yaygınlaşmasında benzer sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Buradaki tek sorun yalnızca bitkilerin giriş yapması değil, aynı zamanda bu bitkilerle birlikte giriş yapan böcek, mantar ve bakteri gibi canlıların da zararlı hale gelebilecek potansiyele sahip olmasıdır. Türkiye ye ithal edilen palmiye ve hurma türlerinde konukçu olarak ülkemize giriş yapan kırmızı palmiye böceğinin ülkemizdeki endemik türler üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği ifade edilmektedir (Uludağ ve ar., 2013). Türkiye de doğrudan İYT ve İYB lerle ilgili bir mevzuat olmadığı, ancak karantina tedbirleri ve bazı dokümanlarda bu konuya atıf yapıldığı ifade edilmektedir. Türkiye Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planında ise konuya özel önem verilmiş olsa da, istilacılık ifadesinin yer almayışının istilacılık özelliği olmayan türlerin çok daha fazla sayıda olması nedeni ile, İYT ve İYB lerin öneminin yeterince vurgulanamadığından bahsedilmektedir Uludağ ve ark., 2013). Ekosistem süreç ve yapıları üzerine istilacılığın etkileri beş alt başlıkta toplanmaktadır; bitki toplulukları yapısı üzerine etkiler, tropik seviye etkisi, besin döngüsü etkisi, hidrolojik yapıya dönük etkiler ve yangın yönetimi etkileri. Bitki toplulukları üzerine etkileri, genel olarak tür çeşitliliğini azaltmaya ve farklı ekolojik sistemlerin oluşumuna (çöl ekosistemi, yarı kurak ekosistemler vb) yönelik etkiler başlığı altında incelenmektedir. Besin döngüsü üzerine etkiler başlığı altında nitrojen yapısını artırıcı ve azaltıcı etkiler oluşturması sayılmaktadır. Terleme ve buharlaşmayı artırıcı etkiler, özellikle yaz mevsiminde su kullanımını artırıcı etkiler ve su kaybı oluşturan etkiler ise hidrolojik döngü üzerinde değişimlere neden olmaktadır. Biyoçeşitliliğe yeni giriş yapan otsu bitkilerin yaz aylarında kurumaları nedeni ile yangın oluşumunu artırıcı etkileri bulunmaktadır (Pyšek et al, 2012). 3.İSTİLACI YABANCI BİTKİLERİN EKONOMİK ETKİLERİ 3.1 İstilacı yabancı bitkilerin ekonomik ve sosyal etkileri Yerli olmayan türlerin ekosistem yapı ve fonksiyonları üzerine potansiyel etkileri, istilacı bitki yayılımı ile bunların yapısı ve ekosisteme müdahalesi tam olarak bilinmemektedir. Kuzey Amerika nın doğusunda kışın yaprağını döken ormanların, istilacı zararlı ve patojenlerden kirlilik ve asit yağmurlarına göre daha fazla etkilendiği ispat edilmiştir. İstilacı türlerin geniş alanlarda kaynak yönetimi açısından yönetim problemi oluşturduğu, pek çok insanın ekonomik nedenlerle yerli olmayan bir türü yeni habitatlara tanıştırdığı ve bunun da hem beklenen hem de beklenmeyen ekonomik sonuçlarının olduğu vurgulanmaktadır (Pyšek et al, 2012). Biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetlerine verdiği zararlardan ayrı olarak, istilacı türlerin ciddi sosyo-ekonomik etkileri de bulunduğu ifade edilmektedir. Bunlar (GİSP, 2008); Tarımda verim kaybı oluşturması, Ormancılık ve balıkçılıkta verim kaybı oluşturması, Kullanılabilir suyun azalması, Arazi bozunumlarının artması, Hastalıkların hızla ve farklı coğrafyalara yayılmasına neden olma, olarak sınıflanabilir. 44

İstilacı bitkiler aynı zamanda bazı altyapı ve yatırımları da olumsuz etkileyebilmektedir. Örneğin, sulama kanallarının tıkanması, sanayi boru hatlarında tortu oluşumu, hidroelektrik sahalarının tehdidi gibi konular, istilacı bitkilerin önlem alınmaması durumunda ortaya çıkarabildikleri etkilerden bazılarıdır. Dolayısı ile İYB ler, sosyal kararsızlık, ekonomik zorluk, sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme, yoksulluğun azaltılması ve gıda güvenliği üzerinde baskı ve kısıtlar ortaya çıkarabilmektedir (GİSP, 2008). İstilacı türlerin bazı faydaları da bulunmaktadır. Ancak olumsuz sonuçlarının daha fazla olduğu pek çok kaynakta ifade edilmektedir. Bu türlerle savaşta, sosyo-ekonomik etkilerinin tahminlenmesinin çok önemli olduğu vurgulanmakta ve ekonomik analizlerde olumsuz etkiler dikkate alınmaktadır. Milenyum Ekosistem Değerlemesi isimli uluslararası dokümanda insan refahı ve yoksulluğun azaltılması beş temel üzerinde tanımlanmıştır: yaşam için gereken asgari şartlar (yiyecek, su, barınak gibi), sağlık (temiz hava ve su dahil), güvenlik, iyi sosyal ilişkiler, tercih ve hareketlerde özgürlük. İnsan refahı ve yoksulluğun azaltılmasında, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem değişimlerinin önemli etkisi olduğu ifade edilmektedir. Bu kayıp ve değişimlere neden olan konular ise, tamamı insan faaliyetleri kaynaklı olan iklim değişikliği, habitat kayıpları, hava kirliliği, kaynakların aşırı kullanımı ve istilacı yabancı türler olarak tanımlanmıştır. Biyoçeşitlilikteki değişimler ise ekosistem hizmetlerini doğrudan etkilemekte ve bu da yine insan refahını etkileyen çevresel unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir (GİSP, 2008). Ekosistem hizmetleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir: Ön tedarik anlamında: gıda, su, lifli bitkiler, petrol vb Düzenleyici olarak: iklim, erozyon, hastalık düzenlemeleri Kültürel anlamda: ruhsal, estetiksel, eğitimsel Destekleyici anlamda: temel üretim ve toprak formu. Sosyo-ekonomik etkiler, toprağa ve doğaya daha fazla bağımlı coğrafyalarda çok daha görünür olmaktadır. Bazı türleri insan topluluklarından bazıları için olumlu sonuçlar ortaya çıkarırken, diğer gruplar için olumsuz etkiler yapabilmektedir. Güney Afrika da bulunan Hint İncirinin meyveleri yoksul halk için hem bir gıda hem de gelir getirebilecek bir üründür. Ancak, hayvancılık işletmeleri açısından otlatma sahalarında ot verimliliği ve buna ulaşım açısından ciddi sorun oluşturmaktadır. Lantana camara dünyanın en kötü 10 istilacı yabancı türünden biridir. Ancak, Hindistan da bu bitki, çit bitkisi, kağıt hammaddesi, yakacak, geleneksel ilaç ve hatta sepet ve mobilya materyali olarak kullanılmaktadır. Lantana giriş yaptığı alanlarda önemli yapısal değişikliklere neden olmaktadır. Ancak Hindistan da değerlendirildiği şekilde kullanımı durumunda, ek maliyet oluşturmadan alanlardan toplanmakta ve bu alanlardaki yoğunluğu da azaltılarak biyoçeşitilik koruma altına alınmış olmaktadır (GİSP, 2008). İstilacı türlere müdahale etmek için, bu müdahalenin ekonomik faydasının hesaplanması ya da tahmin edilmesi gerekmektedir. Müdahalenin bazı durumlarda istilacı türün alana girişinde, bazı durumlarda da yerleştikten sonra yapılması daha doğru sonuçlar verebilmektedir. Türün istila yeteneği ve istila ettiği alanın durumu (sulak alanlar, su kaynakları, endemik tür sahaları vb) bu müdahalenin zamanını ve şeklini (kimyasal, elle, makinalı vb) de belirleyebilmektedir. Kuraklık sorununun doğal bir afet haline dönüştüğü, iklim değişikliğinin ciddi önlemler gerektirdiği günümüzde, özellikle su havzalarında ekosistemi bozan, aşırı su tüketen ve su arzını olumsuz etkileyen istilacı türlerin acilen temizlenmesi gerektiği pek çok çalışmada ifade edilmektedir. Mikroskobik canlılardan memelilere kadar her grup içinde farklı ekosistemlere girerek, yerleşme ve istila anlamında yaygınlık gösterebilen türler bulunmaktadır. Bitkiler ise bu gruplar içinde çok daha kolay yayılabilen grubu oluşturmaktadır. Avrupa da kayıtlı yabancı türlerin 2/3 ünü bitkiler oluşturmaktadır. Vila et al. (2010) tarafından bildirildiği üzere, 45

Avrupa ya 1500 yılından sonra giren yabancı türlerden %13 ünün ekonomik kayba, %11 inin ise ekolojik kayba neden olduğu ifade edilmektedir (Uludağ ve ark., 2013). Avrupa daki istilacı yabancı türlerin (İYT) 6,658 inin karasal bitkiler, 2,740 ının karasal omurgasızlar, 796 sının karasal funguslar ve 986 sının deniz canlıları oluşturmaktadır (DAISIE, 2015). Küresel istilacı türler programı çerçevesinde, su ekosistemlerinde bulunan yabancı istilacı türlerin ekolojik ve sosyo-ekonomik etkilerinin değerlendirildiği bir raporda, konu farklı uzmanların katılımı ve farklı alt çalışmalarla tanımlanmaya çalışılmıştır (Kasulo, 1999; Ciruna et al., 2004). Çalışmada, Ilgın (Tamarix sp.) bitkisinin yerli bitkilere göre %35 oranında daha fazla su tükettiği; Su Sümbülünün (Eichhornia crassipes) Benin'de suyun içme ve sulama kalitesi ile biyoçeşitliliğini etkileyerek, bu alanların civarında yaşayan hanelerin gelirini 2,151 $ düşürdüğü ve biyolojik kontrol amacıyla da hane başına 783 $ harcama yapıldığı ifade edilmektedir. İYB lerin zararları orman ve su ekosistemlerinde daha fazla ortaya çıksa da, tarımsal üretimde de verim kaybı ile doğrudan zararlar oluşturmaktadırlar. Ayrıca orman ve su ekosistemlerinde ortaya çıkan zararlar dolaylı olarak tarımsal üretimi de etkilemektedir. Tarımsal üretimde örtü bitkisi, malçlama, ithal fide/fidan kullanımı gibi kanallarla yaygınlaşan İYB lerin verim ve kalite kayıplarına neden olmasının engellenmesi amacıyla da birtakım müdahaleler yapılmaktadır. En yaygın mücadele pestisit kullanımıdır. Pestisit kullanımının biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz baskılarının yanı sıra ciddi bir ekonomik boyutu bulunmaktadır. Tamarix nedeniyle ABD nin batı bölgesinde meydana gelen ekosistem değer kaybı 55 yıllık bir süreç için 7-16 milyar $ olarak hesaplanmıştır (Çizelge 1). Çizelge 1. İstilacı türlerin neden olduğu ekonomik etki ( Sharma et al. 2005) Türler Ekonomik Değişken Ekonomik Etki Tamarix ABD'nin Batı bölgesinde ekosistemlerde 55 yıl boyunca 7-16 değer kaybı milyar $ Centaurea sp. ABD'nin üç eyaletinde ekonomik etki 40,5 milyon $/yıl doğrudan maliyet Euphorbia escula ABD'nin üç eyaletinde ekonomik etki 89 milyon $ doğrudan maliyet Altı yabancıot türü Avustralya tarımsal ekosisteminde kontrol maliyeti 105 milyon $/yıl Pinus, Hakea ve Güney Afrika'nın bozulmamış Acacia koşullarına geri dönüş maliyeti 2 milyar $ Eichhornia crassipes Yedi Afrika Ülkesinde temizlik maliyeti 20-50 milyon $/yıl 3.1 Ekonomik maliyetle ilgili literatür FAO tarafından istilacı türlerin ekonomik etkisi doğrudan ve dolaylı olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, istilacı bitkilerin ekonomik etkisi altı başlık içinde ele alınmaktadır (Sharma et al. 2005); Tarımsal üretim üzerine etkisi, Fiyat ve pazar etkisi, Ticaret üzerine etkisi, Gıda güvenliği ve beslenme üzerine etkisi, İnsan sağlığı ve çevre üzerine etkisi, Finansal maliyet etkisi. 46

Tarımsal üretim alanlarında bulunan ve/ya başka alanlardan taşınan pek çok yabancıot türü istilacı bitkiler olarak üretimde zararlara yol açtığı gibi, tarımsal, ormanlık ve sulak alanlarda bu bitkilerin doğal ekosistemlerde bozulmalara neden olduğu ve bu olumsuz etkinin ekonomik bir maliyete de sahip olduğu pek çok çalışmada bildirilmektedir (Van Wilgen et al. 2001; Eiswerth et al. 2005; Vasilakoglou et al. 2005; Sharma et al. 2005; Colautti et al. 2006). İnsan eliyle ekonomik kazanç amacıyla farklı ekolojilere getirilen İYB lerin çok önemli çevresel, ekonomik, sağlık ve sosyal problemleri beraberinde getirdiği ifade edilen çalışmada, bu etkilerin sonucunda milyon dolarlık harcamaların da beraberinde geldiği belirtilmektedir. Pazar olmayan çevresel ve sağlık etkilerinin değerinin ölçülmesinde pek çok yöntem geliştirilmiştir. Pazarı olmayan biyolojik kaynakların değerlendirilmesinde en uygun yöntemlerin, bu kaynakların yerel fırsat maliyeti ve etkilenen ekosistem tarafından sağlanan hizmet yelpazesi üzerine etkisini inleyen yöntemlerdir. Perrings et al. (1996) na göre biyoçeşitliliğin toplam ekonomik değeri (total economic value TEV) aşağıdaki eşitlikle hesaplanabilmektedir (Mwebaze et al. 2010; Pyšek et al, 2012); TEV = f(duv, IUV, OV, QOV, BV, EV) DUV: Doğrudan kullanım maliyeti (üretim ve tüketim değerlerini içerir) IUV: Dolaylı kullanım maliyeti OV: İsteğe bağlı değer QOV: Yarı isteğe bağlı değer BV: Miras değeri EV: mevcut değer Tartışılan konu ise, istilacılığın devam etmesi durumunda yukarıdaki eşitlikteki değerlerin değişip değişmeyeceğidir. Biyoçeşitlilik için hesaplanan TEV in, insan kaynaklı biyolojik istila ile ilgili olarak gelecekte değişeceği ve artış göstereceği ifade edilmektedir. Bu nedenle ekonomik maliyetin azaltılmasını sağlayıcı yönetim stratejilerinin geliştirilmesi gerektiği bildirilmektedir (Pyšek et al, 2012). Bir başka çalışmada ise, istilacı türlerin ekonomik maliyetinin koşullu değerleme yöntemleri kullanılarak tahmin edilebileceği belirtilmektedir. İstilacı türlerle ilgili ekonomik maliyet, etkilenen kısımların hasar verici etkilerden kaçınması için gereken ödemeleri tanımlamaktadır. Pek çok çalışmada kullanılan fayda/masraf maliyetleri tahminleri içerisinde fayda ölçümünün hasardan kaçınma değerlerini de içerdiği ifade edilmektedir. Su Sümbülünün zararlarını değerlendirmeye yönelik birçok çalışma bulunmaktadır. Bu amaçla yapılan Dünya Bankası/GEF Victoria Gölü Çevre Yönetimi projesi sonuçlarına göre; yerli balıkçılıkta yıllık kayıp 0.2 milyon $; yerli halk, hayvancılık ve tarımsal amaçlı kullanılan su arzında ve sahillerde 0.35 milyon $, toprak birikimi nedeniyle şehir suyu arzında 1.5 milyon $ olarak tahmin edilmektedir. Victoria gölünde kontrol maliyeti 8,31 milyon $ olmasına rağmen, kontrol yapılmaması durumunda tahmin edilen maliyetin 6-10 milyon $ olacağı düşünülmektedir. Su Sümbülünün kontrolü amacıyla kullanılan yöntemler arasında da maliyet farklılıkları tespit edilmiştir. Buna göre 1 km 2 deki Su Sümbülü temizlik maliyeti; elle kontrol için çoğu işgücü maliyeti olmak üzere 9,500 $; mekanik kontrol için çoğu makine alımı ve bakım masrafı olmak üzere 8,000 $; kimyasal kontrol için çoğu kimyasal ilaç ve uygulama maliyeti olmak üzere 4,400 $ olarak belirlenmiştir. En düşük maliyet kimyasal uygulaması olmasına rağmen, uygulanan kimyasalların hedef dışı canlılara verebileceği zararlar nedeni ile uygulamadan kaçınılması gerektiği ifade edilmektedir. Nijer nehrindeki Su Sümbülü temizleme maliyetinin 50 milyon $ olduğu, biyolojik kontrol için ise yıllık 95,000 $ harcama yapılması gerektiği farklı kaynaklarda belirtilmektedir. Çizelge 2 de farklı ülkelerde Su Sümbülü kontrolü amacıyla yapılan harcamalar görülmektedir (Kasulo, 1999). Afrika nın en önemli iki besin kaynağını mısır ve manyok bitkisi oluşturmaktadır. S. hermonthica isimli otsu istilacının Afrika daki mısır üretiminde neden olduğu yıllık kayıp 7 47

milyar $ ı bulmakta ve bu da 300 milyondan fazla Afrika lının yaşamını etkilemektedir (GİSP, 2008). Hindistan florasının %40 nın yabancı türlerden, %25 inin istilacı türler olduğu tespit edildiği bildirilmekte, bu türler içinde allelopatik etkisi olan ve tropikal Amerika nın egzotik doğal bitkilerinden Parthenium hysterophorus L. nin, bitki örtüsünün zayıf olduğu alanlarda, nadas alanlarında, yol kenarlarında ve aşırı otlatılan meralarda agresif bir şekilde yayılım gösterdiği belirtilmektedir (Raghubanshi et al. 2005). Bu bitkinin, tarımsal alanlarda kültür bitkileri ile güçlü bir rekabete girerek, insan ve hayvan sağlığı açısından da alerjenik, astım oluşturucu bir etkiye sahip olduğu bildirilmektedir. Çizelge 2. Su Sümbülü kaynaklı yıllık ekonomik maliyet ve kontrol harcamaları (Kasulo, 1999) Ülkeler/Su kaynakları Değer (1.000 $) Ülkeler/Su kaynakları Değer (1.000 $) Nijerya 50,000 Mısır 7,000 Victoria Gölü 9,660 Malawi 133 Uganda 4,560 Zimbabwe 43 İstilacı bitkilerin çevresel problemler oluşturduğu ve bu problemlerin çözümüne yönelik çalışmaların ekonomik sonuçlarının açıklandığı bir çalışmada, Güney Afrika'daki istilacı bitkilerle ilgili sonuçlara yer verilmektedir (Van Wilgen et al. 2001). Çalışmada yaklaşık 180 istilacı bitki tarafından Güney Afrika'da 10 milyon hektarlık bir alanın bulaşık olduğu belirtilmektedir. Yapılan çalışmalara göre, bozulan ekosistemlerdeki değer azalışı 11,75 milyar $'ın üstüne çıkmıştır. Çalışmada, biyolojik kontrol ile istilacı bitkilerin temizlenmesi amacıyla, bölgede çalışmalar yapılması önerilmektedir. Küresel İstilacı Türler Programı (GISP-The Global Invasive Species Programme) tarafından, özellikle küresel düzeyde sorun oluşturan istilacı türler hakkında farklı çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan bu çalışmalarda alleopatik etkisi bulunan bazı bitki türlerinin tarımda ve mera alanlarında verimliliği düşürdüğü, bitkilerin tozlanma ve büyümesini engellediği, mera ve otlaklarda bitki kompozisyonunun bozulduğu, yeraltı suları için diğer bitki türleri ile rekabet ettiği belirtilmektedir. Bu bitkilerden Chromolaena odorata nın Güney Afrika da yıllık 68.3 milyon m 3 su kaybına neden olduğu, Ghana da ekilebilir alanların %59 unu kapladığı, Güney Afrika da otlayan hayvanların otlama kapasitelerini %150 azalttığı bildirilmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda, doğal alanlardaki bu bitkinin kontrol altına alınabilmesi için hektar başına 151 ila 164 $ harcamanın yapılması gerektiği bildirilmektedir. Aynı çalışmada, Hindistan da da sorun olan P. hysterophorus bitkisinin Afrika daki yayılımının önüne geçilemediği durumda, yıllık kazancı 87-136 $ olan pek çok küçük ölçekli tarım işletmesindeki gelir kaybının %26-41 olacağı tahmin edilmektedir. Brezilya ya bulaşık tohumlarla gelen yabancı bir tür olan Eragrostis plana nın bulunduğu alandaki tüm bitkileri elimine eden çok baskın allelopatik etkiye sahip bir bitki olduğu, Brezilya da daha çok otlak alanlarında yaygın görüldüğü tespit edilmiştir. Bu istilacı bitkinin ekonomik etkisinin hektar başına 38.9 $ olacağı tahmin edilmekte ve 2005 yılında toplam üretimdeki kaybın 3.4 milyon $ olacağı belirtilmektedir (GISP, 2012). İstilacı türlerin zararından kaynaklanan harcamaların azaltılabilmesi için önlemsel müdahalelerin maliyetinin, yayılma başlangıcından bile daha düşük olduğu ifade edilmektedir (Eschen and Williams, 2011). 48

4. SONUÇ Gerek yabancı literatürde gerekse de Türkiye de istilacı yabancı bitkiler konusundaki çalışmaların genellikle biyolojik yapı ve ekosistem hizmetlerine yaptıkları etkiler kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Doğrudan konu ile ilgili ekonomik çalışmaların ise meta analizler şeklinde durum değerlendirmesi içerdiği söylenebilir. İstilacı yabancı bitkilerin doğrudan tarımsal üretime etkilerini tanımlayıcı mikro ve makro bazda sosyo-ekonomik çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çalışmaların, yalnız olumsuz anlamda değil aynı zamanda tarımsal üretimi ve karlılığı teşvik edici yönleri de dikkate alınarak planlanması önem taşımaktadır. Türkiye nin endemik çeşitliliği ve bu çeşitliliğin ekonomik fayda yaratma potansiyeli de dikkate alınarak, gerek biyoçeşitliliğin ve ekosistem hizmetlerinin korunması gerekse de tarımsal ve diğer doğaya bağlı sektörel faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından ulusal ölçekli stratejilerin geliştirilmesi, karantina önceliklerinin yenilenmesi ve konuyla doğrudan ilgili politikaların belirlenebilmesine yönelik çalışmaların yürütülmesi önemlidir. KAYNAKLAR Ciruna, K.A., Meyerson, L.A., Gutierrez, A. 2004. The Ecological and Socio-Economic Impacts of Invasive Alien Species in Inland Water Ecosystems, Report to the Conservation on Biological Diversity on Behalf of the Global Invasive Species Programme, Washington, D.C. (biodiv.org/decisions/default.asp) [Erişim:03/04/2006] Colautti, R.I., S.A. Bailey, C.D.A. Van Overdijk, and K. Amundsen, (2006). Characterised and Projected Costs of Nonindigenous Species in Canada, Biological Invasions 8:45-59. DAISE, 2015. http://www.europe-aliens.org/, [Erişim: Ekim, 2015] Eiswerth, M., E. Singletary, L. Zimmerman, J.R. Johnson, and S. Wayne, (2005). Dynamic Benefit-Cost Analysis for Controlling Perennial Pepperweed (Lepidium latifolium): A Case Study. Weed Technology Vol.19 2:237-243. Emerton, L., and Howard, G., 2008. A Toolkit fort he Economic Analysis of Invasive Species. Global Invasive Species Programme, Nairobi, 110 p. Eschen, R., and Williams, F., 2011. The Annual Cost of Invasive Species to the British Economy Quantified. Alliens: The Invasive Species Bulletin, 31:47-51. GISP, 2008. The Global Invasive Species Programme, Invasive Species and Poverty: Exploring the Links. (gisp.org/publications/economics) [Erişim:Mart 2008] GISP, 2012. Economic Impacts of Invasive Alieb Species: A Global Problem with Local Consequences, (gisp.org/publications/economis) [Erişim: Eylül 2012] Gözcü, D., A. Uludağ, ve R. Ş. Güvercin, (2006). Antep Turpu nun Kaynaş Mücadelesinde Kullanılması Üzerine Bir Araştırma. Allelopati Çalıştayı: Türkiye de Allelopatinin Kullanımı; Dün, Bugün, Yarın. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, 13-15 Haziran 2006, s:83, Yalova. Karaltın, S., L. İdikut, Ö. S. Uslu, ve A Erol. (2004). Zakkum Bitkisinin Kök, Gövde, Yaprk ve Tomurcuk Ekstraktlarının Fasulye ve Buğday Tohumlarının Çimlenme ve Fide Gelişimi Üzerine Etkileri. KSÜ Fen ve Mühendislik Dergisi 7(1):111-115. Kasulo, V. 1999. The Economics of Invasive Species: Costs, Incentives, Risk Analysis and the Role of Donors, Invasive Species in Eastern Africa: Proceedings of a Workshop Held at ICIPE. July 5-6, 1999, (www.issg.org/publications/workshops/eastafrica.pdf), [Erişim:04/2008] 49

Kruse, M, M. Strandberg, and, B. Strandberg. (2000). Ecological Effects of Allelopathic Plants a Review. NERI Technical Report No.315. Ministry of Environment and Energy, National Environmental Research Institute, Denmark. Mwebaze, P., MacLeod, A., Tomlinson, D., Barois, H., Pijgma, J, 2010. Economic Valuation of the Influence of Invasive Alien Species on the Economy of the Seychelles Islands. (abst.) Ecological Economics 69(12):2614-2623. Önen, H. (2006). Türkiye de Pelin ve Yoncanın Allelopatik Etkileri Üzerinde Yapılmış Çalışmalara Genel Bir Bakış. Allelopati Çalıştayı: Türkiye de Allelopatinin Kullanımı; Dün, Bugün, Yarın. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, 13-15 Haziran 2006, s:3-22, Yalova. Peneva, A., (2006). Allelopathic Effect of Coffee (Coffea arabica L.) on Common Cocklebur (Xanthium strumarium L.). Allelopati Çalıştayı: Türkiye de Allelopatinin Kullanımı; Dün, Bugün, Yarın. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, 13-15 Haziran 2006, s:289-294, Yalova. Ponting, C., 2000. Dünyanın Yeşil Tarihi: Çevre ve Uygarlıkların Çöküşü. Sabancı Üniversitesi, Detay Basım Ltd., İstanbul, 388s. Pyšek, P., Jarošik, V., Hulme, F.E., Pergl, J., Hejda, M., Schaffner, U., Villàk, U., 2012. A Global Assessment of Invasive Plant Impacts on Resident Species, Communities adn Ecosystems: The Interaction of Impact Measures, Invading Species Traits and Environment. Global Change Biology (2012)18: 1725-1737. Raghubanshi, A. S., L. C. Rai, J. P. Gaur, and J.S. Singh. (2005). Invasive Alien Species and Biodiversity in India. Current Science 88(4):539-540. Sharma, G.P., J.S., Singh and A.S., Raghubanshi, (2005). Plant Invasions: Emerging Trends and Future Implications. Current Science, Vol.88, No.5:726-734. Topal, S., ve İ. Kocaçalışkan, (2006). Juglonun Bazı Yabancı Otlar ve Tahıl Türlerinde Allelopatik Etkileri. Allelopati Çalıştayı: Türkiye de Allelopatinin Kullanımı; Dün, Bugün, Yarın. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, 13-15 Haziran 2006, s:69-80, Yalova. Türküsay, H., ve E.Onoğur. (1998). Bazı Bitki Ekstraktlarının in vitro Antifungal Etkileri Üzerine Araştırmalar. Tr. J. of Agriculture and Forestry 22(1998):267-271. Uludağ, A., Ruşen, M., Ertürk, Y.E., Üremiş, İ., 2013. İstilacı Yabancı Bitkilerin Türkiye ye Girişinde ve Yayılmasında Süs Bitkilerinin Muhtemel Yeri ve Önleyici Faaliyetler. V. Süs Bitkileri Kongresi, 06-09 Mayıs 2013, Yalova, Bildiriler Cilt II, s:845-851. Van Wilgen, B.W., D.M. Richardson, D.C., Le Maitre, C. Marais and D. Magadlela, (2001). The Economic Consequences of Alien Plant Invasions: Examples of Impacts and Approaches to Sustainable Management in South Africa. Environment, Development and Sustainability 3:145-168. Vasilakoglou, I., K. Dhima, and I Eleftherohorinos, (2005). Allelopathic Potential of Bermudagrass and Johnsongrass and Their Interference with Cotton and Corn. Agron. J. 97:303-313. 50