ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER: IS-LM-BP MODELİ
Bu ünite tamamlandığında; Farklı döviz kuru sistemlerini açıklayabileceğiz Net ihracat eğrisinin eğiminin ve konumunun değişmesine neden olan faktörleri açıklayabileceğiz Dış ticaretin IS eğrisi üzerindeki etkisini grafik çizerek gösterebileceğiz Diğer ülkelerin gelirindeki bir artışın bizim ülkemizin denge gelir düzeyi ve faiz oranı üzerindeki etkisini gösterebileceğiz Ödemeler bilançosu eğrisini elde edebileceğiz Sabit kur sistemi tam sermaye hareketliliğinde para ve maliye politikalarının etkilerini analiz edebileceğiz Sabit kur sistemi kısmi sermaye hareketliliğinde talep yönlü politikaların etkinliğini tartışabileceğiz Marshall-Lerner koşulunun neyi ifade ettiğini belirtebileceğiz Devalüasyonun denge gelir düzeyi ve faiz oranı üzerindeki etkisini grafik çizerek açıklayabileceğiz Esnek kur tam sermaye hareketliliğinde talep yönlü politikaların etkinliğini tartışabileceğiz Esnek kur kısmi sermaye hareketliliğinde talep yönlü politikaların denge gelir ve faiz oranı üzerindeki etkilerini grafiksel olarak gösterebileceğiz
DÖVİZ KURU SİSTEMLERİ Sabit Döviz Kuru Sistemi Sabit döviz kuru sisteminde merkez bankaları belirlenmiş bir kur üzerinden, döviz alım satımı yapmak zorundadır. Bu sistem 2. Dünya savaşının ardından 1973'e dek geçerli olmuştur. Esnek Döviz Kuru Sistemi Dalgalı ya da serbest kur olarak da adlandırılan esnek döviz kuru sisteminde merkez bankası, döviz arz ve talebindeki dengesizliklere müdahale etmez ve döviz kuru, döviz arz ve talebini eşitleyecek şekilde piyasada belirlenir. Esnek döviz kurunun iki türlü uygulanışı vardır: Merkez bankalarının döviz kuruna hiçbir müdahalede bulunmadığı tam esnek kur sistemi Günümüzde çoğu ülkede geçerli olan, merkez bankalarının ilke olarak döviz kuruna müdahale etmediği, ancak kısa dönemdeki aşırı dalgalanmalarını önlemek için gerektiğinde müdahale etme yolunun da açık olduğu kirli ya da yönetilen esnek kur sistemi
Yurtiçi Harcamalar ve Yurtiçinde Üretilen Mallara Yapılan Harcamalar Açık bir ekonomide yurtiçi hasılayı belirleyen unsur yurtiçi harcamalar değil, yurt içinde üretilen mallara yapılan harcamalardır. Yurtiçi harcamalar özel tüketim ve yatırım ile reel kamu harcamalarından (kamu tüketimi ve kamu yatırımı) oluşur. Yurtiçi üretime yönelik harcamalara ise yurtiçi harcamalara net ihracatın eklenmesi ile ulaşılır. Ülkede ikâmet edenlerin harcamaları d p p AE C I G Ülkede üretilen mallara yapılan harcamalar AE d NX p p ( C I G) ( X M ) p p ( C I G) NX
Net İhracat NX eğrisinin eğimi marjinal ithalat eğilimine bağlıdır. Marjinal ithalat eğilimi büyüdükçe eğri dikleşecektir. Marjinal ithalat eğilimi küçüldükçe eğri yatıklaşır. Net ihracat eğrisinin konumu diğer ülkelerin gelir düzeyine ve reel döviz kuruna bağlıdır. Diğer ülkelerin geliri artarsa, diğer şeyler sabit olmak üzere, NX yukarı kayar. Diğer şeyler sabitken, reel döviz kurunun yükselmesi (ülke parasının değer yitirmesi) de NX eğrisini yukarı kaydırır.
Net İhracat ve Mal Piyasasında Denge Açık ekonomilerde gelirin bir kısmının ithalat için harcanması çoğaltan katsayısını küçülteceğinden açık ekonomide IS eğrisi kapalı ekonomiye göre daha dik olacaktır. IS eğrisinin ekonominin dışa açılması durumunda gösterdiği tepkiyi formel olarak şöyle açıklayabiliriz. Geçen bölümden hatırlanacağı üzere IS eğrisi ile ilgili denklem: 1 1 i A Y b b Yine geçen bölümde ifade edildiği ve denklemden anlaşılacağı üzere çoğaltanın değeri eğrinin eğimini etkilemektedir. Çoğaltan büyüdükçe eğrinin eğimi mutlak değer olarak küçülmekte yani eğri yatıklaşmaktadır. Aksine çoğaltanın küçülmesi ise eğriyi dikleştirecektir. Keynesyen modelden ise ekonomi dışa kapalı iken çoğaltanın açık ekonomi durumuna göre daha büyük olduğunu hatırlayacaksınız: kapalı 1 1 1 c(1 t) 1 c(1 t) m açık Açık ekonomide marjinal ithalat eğilimi nedeniyle çoğaltan küçülmekte ve IS eğrisi dikleşmektedir.
Diğer Ülkelerin Gelirlerinde Artışın Etkileri
SERMAYE HAREKETLİLİĞİ Uluslararası ekonomi alanında son dönemde gözlenen en dikkat çekici olgu, hisse senetleri ve tahvillerin alınıp satıldığı sermaye piyasalarında görülen bütünleşme derecesinin yüksekliğidir. Dünyanın başlıca finansal merkezlerinde sermaye piyasaları neredeyse tamamen entegre olmuştur. 1998 yılında Uzakdoğu da başlayan ve Türkiye dahil tüm dünyayı saran sermaye piyasalarındaki çalkantılar bu olguyu bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Finansal bütünleşmenin bu derece artmasının ilk sonucu, belli başlı finansal merkezlerde menkul kıymetlerin getirilerinin birbirine eşitlenmesi, veya en azından birbirine çok yaklaşmasıdır. Her yerde ve sürekli döviz kurlarının sabit olduğu, vergilerin aynı olduğu ve hiçbir siyasi riskin (millileştirme, yurtdışına gelir transferinin sınırlanması) olmadığı ideal bir ortamda bütün yatırımcılar en yüksek getirili portföy bileşimini araştıracaklardır. Bu ise tüm dünyada menkul kıymet getirilerini tam olarak eşitleyecektir. Gerçek dünyada ise bu şartlar tam olarak oluşmaz; vergi farklılıkları olduğu gibi kur değişmesi riski de vardır ve hükümetlerin sermaye hareketlerini sınırlandırması mümkündür. Bu nedenle ülkeler arasında faiz oranları tam eşitlenmez. Fakat, vergi etkileri ve döviz kuru değişimi riski elimine edilirse, başlıca finans merkezlerinde faiz oranlarının aşağı yukarı aynı olduğu görülür.
Ödemeler Bilançosunda Denge: BP Eğrisi Dışa açık bir ekonomide ekonomi politikalarını ve çeşitli şokların etkilerini inceleyebilmek için IS-LM modelinin kapalı ekonomi için geliştirilen versiyonu yeterli değildir. Modelimizin bu amaca hizmet edebilmesi için yeni bir eğrinin, ekonominin diğer ülke ekonomileri ile olan ilişkileri sonucundaki akım değişkenlerin dengede olduğunu gösteren (BP) eğrisinin de modele dahil edilmesi gerekmektedir. BP eğrisi ödemeler bilançosundaki hesaplara ilişkin genel dengenin sağlandığını göstermektedir. Ödemeler bilançosundaki bu hesaplar üç grup içerisinde toplanır: Cari işlemler hesabı Sermaye hareketleri hesabı Resmi finansman hesabı Üçüncü hesap grubunu dikkate almadan, ödemeler bilançosunun yalnızca ilk iki grup hesaptan oluştuğunu kabul edecek ve bunu f f BP X ( Y, RER) M( Y, RER) K( i i ) olarak yazacağız
Ödemeler Bilançosu Dengesizlikleri o o o Ödemeler Bilançosu Dengesizlikleri o o BP eğrisinin sağında kalan alan ödemeler dengesindeki açığını(bp<0) gösterir. BP eğrisinin solunda kalan alan ödemeler dengesindeki fazlasını(bp>0) gösterir. Ödemeler dengesi açıkları (BP<0): o Dışarıdan sermaye ithaliyle o Çeşitli maliye ve para politikalarıyla o Ticaret politikaları ile kapatarak giderilir. Ödemeler dengesi fazlası (BP>0): o o Dışarıya sermaye ihraç ederek Sermaye ithali yoluyla kapatarak ödemeler bilançosu dengesini sağlanabilir.
MUNDELL-FLEMING MODELİ: AÇIK EKONOMİDE TALEP YÖNLÜ POLİTİKALAR Bu bölümde dışa açık küçük bir ekonomideki politika değişikliklerinin etkilerini değerlendireceğiz. Ekonominin küçük olması demek, ülkenin uyguladığı politikaların dünya faiz oranlarını ve diğer ülkelerin gelir düzeylerini etkileyememesi demektir. Ayrıca ülke içinde ve dışında fiyat seviyesinin sabit olduğunu varsayarak IS, LM ve BP eğrileri yardımıyla ekonomi politikalarının etkinliklerini değerlendireceğiz. Burada kullanacağımız model, Robert Mundell ve Marcus Fleming tarafından geliştirildiği için Mundell-Fleming modeli olarak bilinmektedir. Analizde yer alan eğrilerin denklemlerini hatırlayalı. o Mal piyasası denge koşulunu sağlayan IS denklemini: d f Y AE ( Y, i) NX ( Y, Y, RER) o o Para piyasası denge koşulunu sağlayan LM eğrisinin denklemini: M 1 sb L() i Dış denge koşulunu sağlayan BP denklemi: f f,, BP X Y RER M Y RER K i i
Sermaye Hareketleri Yokken İç ve Dış Denge
Sermaye Hareketlerinin Varlığında İç ve Dış Denge
SABİT KUR SİSTEMİNDE TALEP YÖNLÜ POLİTİKALAR: Tam Olmayan Sermaye Hareketliliğinde Maliye Politikası
Tam Olmayan Sermaye Hareketliliğinde Para Politikası o Sonuç olarak sabit kurda para politikasının uzun dönemde milli gelir düzeyini etkilemediğini ifade edebiliriz.
Döviz Kuru Ayarlaması: Devalüasyon Marshall-Lerner Koşulu ve J Eğrisi Devalüasyondan amaç ödemeler dengesi açığının kapatılmasıdır. Tabii burada paranın dış değeri ile ilişkili olan cari işlemler hesabının iyileştirilmesi söz konusudur. Ancak bir devalüasyonun bu amacı gerçekleştirmesi aşağıdaki şartları sağlaması gerekmektedir: Devalüasyon ihracatı artırırken ithalatı azaltmalı Döviz girdisinin döviz çıkışını karşılamayı mümkün kılması Devalüasyon ödemeler bilançosu üzerinde üç tür etki yaratmaktadır. Bunlar: İthal mallarının fiyatlarındaki yükselme nedeniyle bu malların miktarındaki azalma İhraç mallarının fiyatlarındaki azalış nedeniyle ihracat miktarındaki artış belli bir ihracat miktarının devalüasyondan sonra daha az bir döviz geliri sağlaması. Bu üç etkinin net sonucu ihracat ve ithalat esnekliklerine bağlıdır. Eğer esneklikler toplamı birden büyük ise etki pozitif olacaktır. Bu koşul Marshall-Lerner koşulu olarak bilinmektedir.
DEVALÜASYONUN KISA VE UZUN DÖNEMDE ETKİLERİ: J EĞRİSİ
IS-LM-BP Modelinde Devalüasyonun Etkileri
Tam Sermaye Hareketliliğinde Politikaların Etkinliği: Maliye Politikası
Tam Sermaye Hareketliliğinde Politikaların Etkinliği: Para Politikası
Sonuçlar ve Özet Sabit döviz kuru sisteminde ekonomi politikalarının etkinliğini tartıştığımız bu fasılda ortaya çıkan en önemli sonuç para politikasının ekonominin dengeleri üzerinde etkili olmamasına karşılık maliye politikasının etkili olmasıdır. Hatta maliye politikasının etkinliği kapalı ekonomi durumundakinden dahi fazladır. Bunun nedeni maliye politikası sonucunda ödemeler bilançosunda ortaya çıkan değişmelere bağlı olarak para arzında da değişiklikler olmasıdır. Para arzındaki bu değişiklikler maliye politikasının para politikası ile desteklenmesi gibi bir sonucu ortaya çıkarmaktadır, ki bu yüzden dışlama etkisi oluşmamaktadır.
ESNEK DÖVİZ KURU SİSTEMİNDE TALEP YÖNLÜ POLİTİKALAR Chicago okulu ekonomistlerince savunulan ve 1973 ten sonra uygulanmaya başlanan esnek döviz kurları rejimi serbest piyasa ekonomisinin işleyişine daha uygun bir sistemdir. Bu sistemde ülke parasının dış değeri, tamamen serbest bir şekilde işleyen arz ve talep mekanizması tarafından belirlenmektedir. Tam serbest kur rejiminde merkez bankaları para politikalarını dilediği gibi belirleyebilir, zira artık para arzı ile ödemeler dengesi arasındaki ilişki kopmuştur. Mundell-Fleming modelinin esnek kurlu bu versiyonunda döviz kuru, ER, içsel bir değişken olarak belirlenirken, para arzı dışsal olarak merkez bankasınca belirlenebilmektedir. Bu nedenle para politikası daha etkili bir politika aracı olarak ortaya çıkacaktır.
Döviz Kurunun Değişmesi ve Toplam Talep o Reel döviz kurunun, toplam talebin belirleyicilerinden olduğunu ve reel döviz kurunda bir değişmenin IS eğrisini kaydırdığını biliyoruz. o o Reel döviz kurunun yükselmesi -ülke parasının değer yitirmesi- rekabet gücünü ve net ihracatı artırarak IS eğrisini sağa kaydırır. Reel döviz kurunun azalması -ülke parasının değer kazanması- ülkenin mallarının nispeten pahalanmasına ve ticaret dengesinin kötüleşmesine yol açarak IS eğrisini sola kaydırır.
İhracat Artışının Etkileri
ESNEK DÖVİZ KURU SİSTEMİNDE TALEP YÖNLÜ POLİTİKALAR: Tam Olmayan Sermaye Hareketliliğinde Para Politikası
ESNEK DÖVİZ KURU SİSTEMİNDE TALEP YÖNLÜ POLİTİKALAR: Tam Olmayan Sermaye Hareketliliğinde Maliye Politikası
Tam Sermaye Hareketliliğinde Politikaların Etkinliği: Maliye Politikası
Tam Sermaye Hareketliliğinde Politikaların Etkinliği: Para Politikası