BÜYÜME TEORİLERİNE GENEL BAKIŞ



Benzer belgeler
Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

FİYATLAR GENEL DÜZEYİ VE MİLLİ GELİR DENGESİ

Üretim Girdilerinin lması

1. KEYNESÇİ PARA TALEBİ TEORİSİ

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden

2018/1. Dönem Deneme Sınavı.

TOPLAM TALEP I: IS-LM MODELİNİN OLUŞTURULMASI

EKONOMİK BÜYÜME. Ekonomik Büyüme ile İlgili Kavramlar

1. Yatırımın Faiz Esnekliği

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı Ekonomide Kıtlık ve Tercih

K ve L arasında ikame yoktur. Bu üretim fonksiyonu Şekil

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: EKONOMİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE TEMEL KAVRAMLAR...

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir

Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler

Ekonomi. Doç.Dr.Tufan BAL. 3.Bölüm: Fiyat Mekanizması: Talep, Arz ve Fiyat

BÖLÜM 9. Ekonomik Dalgalanmalara Giriş

Teknolojik İlerleme ve Gelir Dağı


meydana gelen değişmedir. d. Ek bir işçi çalıştırıldığında sabit maliyetlerde e. Üretim ek bir birim arttığında toplam

1. Toplam Harcama ve Denge Çıktı

KARŞILAŞTIRMALI ÜSTÜNLÜK TEORİSİ

IS LM MODELİ ÇALIŞMA SORULARI

ÇALIŞMA SORULARI. S a y f a 1 / 6

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

Ekonomide Uzun Dönem. Bilgin Bari İktisat Politikası 1

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT

ÇALIŞMA SORULARI TOPLAM TALEP I: MAL-HİZMET (IS) VE PARA (LM) PİYASALARI

1. Açık Bir Ekonomide Denge Çıktı (Gelir)

2.BÖLÜM ÇOKTAN SEÇMELİ

1. Giriş Giriş...19

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ

: Uluslararası Karşı

IKTI 101 (Yaz Okulu) 04 Ağustos, 2010 Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü DERS NOTU 05 ÜRETİCİ TEORİSİ

Kapalı bir ekonomide yatırım tasarruf eşitliği aşağıdaki gibidir; I = S + ( T G) I = S

Bu Bölümde Neler Öğreneceğiz?

1. Açık Bir Ekonomide Denge Çıktı (Gelir)

SERMAYE VE DOĞAL KAYNAK PİYASALARI 2

ORTA VADELİ PROGRAMA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME ( )

A İKTİSAT KPSS-AB-PS/2007

SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ

İktisadi Analiz Ders Notu: Doğrusal Üretim Modelleri ve Sraffa Sistemi

ÜNİTE 4: FAİZ ORANLARININ YAPISI

B. Sermaye stoğunun durağan durum değerini bulunuz. C. Bu ekonomi için altın kural sermaye stoğu ne kadardır?

SORU SETİ 2 TOPLAM HARCAMALAR VE DENGE ÇIKTI

A. IS LM ANALİZİ A.1. IS

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ

3. Keynesyen Makro İktisat Teorisi nin Bazı Özellikleri ve Klasik Makro İktisat Teorisi İle Karşılaştırılması

İKTİSAT BİLİMİ VE İKTİSATTAKİ TEMEL KAVRAMLAR

BİRİNCİ SEVİYE ÖRNEK SORULARI EKONOMİ

Doç.Dr. Yaşar SARI 36

ARZ ve TALEP Talep Talep Eğrisi Talepte Değişme Talep Eğrisinin Kayması ve Talep Eğrisi Üzerinde Hareket 4

IS-LM MODELİNİN UYGULANMASI

MAKRO İKTİSAT KONUYA İLİŞKİN SORU ÖRNEKLERİ(KARMA)

V. Bölüm Dr. Vedat KAYA BÖLÜM V PLANLANAN HARCAMA, FAİZ HADDİ VE HÂSILA DÜZEYİ: IS-LM MODELİ ( ) Temel Varsayım: P=P i

ONBĠRĠNCĠ BÖLÜM BÜYÜME, KALKINMA VE YOKSULLUKLA MÜCADELE

iktisaoa GiRiş 7. Ürettiği mala ilişkin talebin fiyat esnekliği değeri bire eşit olan bir firma, söz konusu

Teknolojik Gelişme ve Ekonomik Büyüme:

TARIM VE KALKINMA. Doç.Dr.Tufan BAL. Not: Bu sununun hazırlanmasında, Prof.Dr. Murat Ali DULUPÇU nun ders notlarından faydalanılmıştır.

Orta Vadede (Dönemde) Piyasa Dengesi:

MİLLİ GELİRİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER: TÜKETİM, TASARRUF VE YATIRIM FONKSİYONLARI

Standart Ticaret Modeli

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ

IKT Kasım, 2008 Gazi Üniversitesi, İktisat Bölümü. DERS NOTU 5 (Bölüm 7-8) ÜRETİCİ TEORİSİ

8.1 KLASİK (NEOKLASİK) MODEL Temel Varsayımlar: Rasyonellik; Para hayali yoktur; Piyasalar sürekli temizlenir.

ÜRETİM VE MALİYETLER

DURGUNLUK VE MALİYE POLİTİKASI

Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler

Ders Notları Dr. Murat ASLAN. Bu notlar; Prof. Dr. ABUZER PINAR ın MALĠYE POLĠTĠKASI ders kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır.

1 İKTİSAT İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

2001 KPSS 1. Aşağıdakilerden hangisi A malının talep eğrisinin sola doğru kaymasına neden olur?

Dengede; sızıntılar ve enjeksiyonlar eşit olacaktır:

İKTİSADİ BÜYÜME. (Teori, Model ve Türkiye Üzerine Gözlemler) Doç. Dr. Adem ÜZÜMCÜ

Klasik ve Neo-klasik Dış Ticaret Teorileri

ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... XI BİRİNCİ BÖLÜM MAKRO İKTİSADA GİRİŞ

Mikroiktisat Final Sorularý

M2 Para Tanımı: M1+Vadeli ticari ve tasarruf mevduatları (resmi mevduatlar hariç)

İktisada Giriş I. 17 Ekim 2016 II. Hafta

Ekonomi II. 21.Enflasyon. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İçindekiler kısa tablosu

8. DERS: IS/LM MODELİ

TOPLAM TALEP VE TOPLAM ARZ: AD-AS MODELİ

SORU SETİ 10 MALİYET TEORİSİ - UZUN DÖNEM MALİYETLER VE TAM REKABET PİYASASINDA ÇIKTI KARARLARI - TEKEL

TAM REKABET PİYASASINDA DENGE FİYATININ OLUŞUMU (KISMÎ DENGE)

Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler

İKT 207: Mikro iktisat. Faktör Piyasaları

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

6. HAFTA DERS NOTLARI İKTİSADİ MATEMATİK MİKRO EKONOMİK YAKLAŞIM. Yazan SAYIN SAN

Reel GSYH deki yani mal ve hizmet üretim kapasitesindeki artışa ekonomik büyüme denir.

SORU SETİ 7 IS-LM MODELİ

Dış Ticaret Politikasının Amaçları

Dış Ticaret Politikası. Temel İki Politika. Dış Ticaret Politikası Araçları Korumacılık / İthal İkameciliği

2016 YILI I.DÖNEM AKTÜERLİK SINAVLARI EKONOMİ

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Giriş İktisat Politikası. İktisat Politikası. Bilgin Bari. 28.Eylül.2015

2010 OCAK NİSAN DÖNEMİ HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ

Tekelci Rekabet Piyasası


KONU 1: TÜRKİYE EKONOMİSİNDE ( ) İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİ ve YATIRIMLAR İLİŞKİSİ (DOĞRUSAL BAĞINTI ÇÖZÜMLEMESİ) Dr. Halit Suiçmez(iktisatçı-uzman)

Transkript:

BÜYÜME TEORİLER LERİNE GENEL BAKIŞ

Klasik Büyüme B Modelleri

Adam Smith in in Büyüme B Sürecine Bakışı

4 Adam Smith sistematik bir büyüme modeli ortaya koymamakla beraber, ulusların zenginleşme sürecinde ekonomik büyümeden söz etmiştir. Smith büyümenin temel iki kaynağı olarak uzmanlaşma düzeyid ve uzmanlaşman manın n artışı ışını göstermiştir.

5 Ülkeler belirli üretim alanlarında uzmanlaşırlarsa kurumsal gelişme, taşımacılıkta iyileşme, beşeri sermaye artışı gibi avantajları yakalayacaklardır. Bireyler ya da firmalar uzmanlaştıkları ürüne yoğunlaştıklarında, teknolojik gelişme hızlanacaktır. Bu süreci, aşağıdaki şekilde görebiliriz.

Şekil 3.1. Adam Smith de Ekonomik Büyüme B 6 y E D C C B B A E D 0 1 2 t

7 t 0 anında kişi başına gelir (y), A dır. Zaman içinde AR-GE, yaparak- öğrenme gibi etkinlikler sonucu teknolojik gelişme yaşanır ve ekonomi büyüme çizgisi (AB ) boyunca hareket ederek, B noktasındaki kişi başına gelir düzeyine ulaşılır. Ekonomide paraya geçiş gibi ani bir gelişme olduğunu varsayalım. Bu durumda uzmanlaşma artar ve ekonomi C gibi daha yüksek bir y düzeyine ulaşır.

Uzmanlaşmadaki bu artış, teknolojik gelişmeyi daha çok 8 hızlandırır. Yani büyüme çizgisi daha dik hale gelmiştir. Örneğin ekonomi, ulaştığı D noktasında kurumsal bir değişiklik yaşarsa, bir önceki aşamadaki süreci yineleyerek, yükselen bir seyir izler. Görüldüğü gibi, Adam Smith in yaklaşımında büyüme, birbirini izleyen ani sıçramalar ve düzenli yükseliş biçiminde gerçekleşmektedir. Teknoloji uzmanlaşmayı, uzmanlaşma da teknolojik gelişmeyi sürüklemektedir.

David Ricardo nun Büyüme Sürecine S Bakışı

10 Gerek David Ricardo gerek Karl Marx ta, kapitalist birikimin kaynağı kârdır. Ricardo ve Marx ın ücret teorileri, ücretlerin uzun süre işgücünün yeniden üretimi için gereken düzeyin üzerinde kalamayacağını önerdiği için, ücretlerin tamamı tüketilmektedir. Bu nedenle işçi sınıfı tasarruf ederek yatırıma kaynak aktaramamaktadır.

Ricardo da rant tamamen lüks tüketime gittiğinden, 11 yatırımların tek kaynağı kârdır. Asıl sorun, kârların tamamının yatırıma yöneltilip yöneltilmediğidir. İşçiler ücretlerin tamamını tüketmekte, kapitalistler ise kârların tamamını yatırıma yönlendirmektedir. Kapitalistler, bir net kâr beklediklerinde yatırım yapmaktadırlar.

12 Teknoloji rijittir. Kapitalistler çok farklı teknolojik seçime ancak, yeni yatırımlar ile oluşabilen teknolojik gelişme süreçlerinde ulaşabilmektedirler. Ricardo modelinde kapitalizmin uzun dönemdeki dinamik süreci, bir yandan tarımdaki azalan verimler ile kâr oranı arasındaki ilişkiye, diğer yandan da kâr birikim ilişkisine dayanmaktadır.

13 Tarım sektöründe daha az verimli topraklara geçişle yaşanan verimlilik azalması kârı düşürmekte, birikim ve yatırım azalmaktadır. Bu sürecin sonunda kapitalizm, uzun dönemde kârın ve birikimin olmadığı, nüfusun değişmediği bir durağan duruma ulaşır.

Sermaye birikimi, kârın artan bir fonksiyonudur: 14 dk = g ( π ) = g L ( f ws ) dt g > 0, g(0) = 0 Burada; K, buğday cinsinden sermaye stoku; π, kâr; L, işgücü; f, işgücünün marjinal verimliliği; w s, reel ücretler.

15 Kâr oranı: r π L( f ws) ( f ws) = = = K Lw w s s dr 1 dl = f ( L) < 0 dk w dk s

Şekil 3.2. David Ricardo da da Ekonomik Büyüme B 16 w π R dk dt w s W f f /L w s L * L 0 L K *

17 Şekil 3.2 ye göre, tarımdaki istihdam L* düzeyine çıktığında, reel ücretler w s olmakta, toplam kâr (π) sıfıra inmekte, toplam gelir rant (R) ve ücret (W) biçiminde bölüşülmektedir. Sermaye birikimi de (dk/dt) π ye bağlı olarak önce artmakta, sonra azalmakta ve P=0 iken, dk/dt=0 olmaktadır.

18 Toplam gelirin tamamı tüketilmekte, toplam gelir ve nüfus değişmediğinde, kişi başına tüketim miktarı da sabit kalmaktadır. Ricardo modelinin kapitalizm üzerine bu öngörüsü temelde kar ile tarımdaki azalan verimler arasındaki ilişkiye dayalıdır.

19 Model teknolojik gelişmenin, tarımdaki üretim koşulları ve kâr oranı üzerindeki etkilerini dikkate almamaktadır. Ricardo ya göre teknolojik gelişme kısa dönemde birikimi hızlandırmakta, uzun dönemde kârları ve birikimi azaltmaktadır. Ricardo nun, tarımdaki azalan verimliliğin sermaye birikimini engellemesine karşılık önerdiği çözüm, ucuz buğday ithalatıdır.

Thomas Malthus un un Büyüme Sürecine S Bakışı

Thomas Malthus sistemli büyüme çalışan ilk grup 21 iktisatçılardandır. Ancak yaklaşımının sonucunda oldukça karamsar bir gelecek tablosu çizmektedir. Malthus a göre ekonomiler durgunluğa ve yoksulluğa mahkum bir gelecek yaşayacaklardır. Üretim, işgücü ve toprağın bir fonksiyonudur: Y = f( L, N)

22 İşgücü sabit bir toprak miktarıyla üretim sürecine girdiğinden, azalan verimler yaşanmaktadır. Aşağıdaki şekil, azalan verimleri yansıtacak şekilde, üretim fonksiyonunu göstermektedir. Aynı işgücü ile daha yüksek çıktı elde edebilmek için, toprak girdi miktarı artırılmalıdır.

Şekil 3.3. Thomas Malthus da Üretim Fonksiyonu 23 Y Y=(L,200) Y=(L,100) 0 L

Malthus un modelindeki ikinci önemli varsayım şudur: Nüfus artışı, kişi başına reel gelirin bir fonksiyonudur. 24 P Y = f P P ya da P = P f ( y) Bireylerin reel gelirleri artarsa, daha iyi yaşam koşullarına ulaşacaklarından, daha çok çocuk sahibi olmak isteyeceklerdir. Yani reel gelir artışı, nüfus artış hızını yükseltir. Bunu aşağıdaki şekilde görebiliriz.

Şekil 3.4. Malthus da Nüfusun Gelişimi imi 25 P P P Y y = P y DENGE y y A y C B C A B 0 y 1 y 2 y 3 y 0 P B P DENGE P C P ( a ) ( b)

26 Şekil 4.4b de orijinden çıkan doğrular, Y ve P ikililerinin bileşimini göstermektedir. y A, sıfır nüfus artış hızını belirtmektedir. Bundan daha dik eğri (y B ) pozitif, daha yatay eğri (y C ) negatif nüfus artış hızı demektir. A noktası, kararlı denge büyüme sürecini göstermektedir.

27 Şöyle ki: Eğer ekonomide P/P>0 ise, çalışan sayısı (L) artar, üretim düzeyi (Y) yükselir, ancak azalan verimler nedeniyle, kişi başına gelir (y=y/l) azalır. Yani y doğrusu, y B den y A ya doğru yataylaşır. P/P<0 durumunda ise (y C durumu), sistem bunun tersi yönde işler. Yani her durumda toplum, asgari geçimlik düzeye ulaşır. Gelecek kuşaklar, ebeveynlerinden daha iyi durumda olma beklentisi taşımamalıdırlar.

Şekil 3.5. Malthus da Nüfus Dinamiği i ve Durağan an Durum BüyümeB 28 P P P' P 0 y C y A y B y

Kötümser denge sürecini gösteren Şekil 3.5 de, örneğin bir aşının bulunması sonucu ölüm oranlarında azalma ile nüfus artış hızının yükseldiği, kişi başına sıfır nüfus artış hızlı gelir 29 düzeyi eğrisinin P den P ye kaydığı gösterilmiştir. Ancak işgücü artışı ve azalan verimler nedeniyle ekonomi yeniden sıfır nüfus artışlı kararlı denge sürecine gelecek, ekonomi bu sefer daha düşük kişi başına gelir düzeyinde (y C ) gelişmesini sürdürecektir.

30 Dünya nüfusu ve gelirindeki gelişmeleri gösteren aşağıdaki tablolara baktığımızda, ekonomik büyümenin nüfus artışına yol açtığını, ancak kişi başına gelir büyüme hızının nüfus artış hızından yüksek olması nedeniyle, Malthus un karamsar tahmininin gerçekleşmediğini görmekteyiz. Bunun arkasında yatan asıl olgu, teknolojik gelişmedir.

31 Tablo 3.1.Dünya Nüfusundaki Gelişmeler Nüfus Büyüme Yıl Nüfus Büyüme Yıl (Milyon) Oranı (Milyon) Oranı -300000 1-1300 360-0.03-25000 3.34 0.0031 1400 350 0.19-10000 4 0.0045 1500 425 0.25-5000 5 0.034 1600 545 0.00-4000 7 0.069 1650 545 0.23-3000 14 0.066 1700 610 0.33-2000 27 0.061 1750 720 0.45-1000 50 0.14 1800 900 0.58-500 100 0.14 1850 1200 0.40-200 150 0.06 1900 1625 0.83 1 170 0.062 1920 1813 0.92 200 190 0.00 1940 2213 1.28 400 190 0.026 1950 2516 1.82 600 200 0.048 1960 3019 2.02 800 220 0.093 1970 3693 1.87 1000 265 0.19 1980 4450 1.81 1100 320 0.12 1990 5284 1.70 1200 360 0.00 1997 5829 1.50

Tablo 3.2.Kişi Başına Reel GSYİH Büyüme Oranı (1500-1995) 32 Zaman Dünya Dünya Dünya'da Dilimi Nüfusu GSYİH'sı KB GSYİH 0-1000 0.010 0.010 0.000 1000-1500 0.090 0.150 0.060 1500-1820 0.290 0.330 0.040 1820-1870 0.330 0.970 0.640 1870-1913 0.800 2.070 1.270 1913-1950 0.950 1.850 0.890 1950-1973 1.930 4.880 2.900 1973-1995 1.720 2.790 1.050 1820-1995 1.000 2.200 1.200 1991-1998 1.500 3.200 1.700

Karl Marx ın Büyüme Sürecine Bakışı

34 Karl Marx a göre bir malın değerini, o malın üretimi için gereken emek-zaman birimleri belirlemektedir. İşçi başına yaratılan değer (D), değişmez sermaye (C), değişken sermaye (V) ve işçi başına artı değerden (S) oluşmaktadır: D = V + C + S

35 Değişmez sermaye, emeğe fiziki yardımı dokunan makine, araç-gereç ve binalar gibi ürünlerden oluşmaktadır. Bu sermaye, değer yaratmaz, ancak değerin yaratılması için gereklidir. Değişken sermaye, istihdam edilen emeğe ödenen ücretlerdir. S = P ( C + V) Artı değer er, dir.

36 Marx ın modelinde üç önemli oran tanımlanmıştır: 1.Artık Değer Oranı: s = S V 2.Kâr oranı: r = C S + V 3.Sermayenin Organik Bileşimi: ya da c C = V c = C C + V

37 Sermayenin organik bileşimi ile kâr oranı arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Bunu görelim: r ( SV) ( ) S s = = = C + V C V + 1 c+ 1 dr dc S = < 2 (1 + C) 0

38 Net çıktıyı Q ile simgeleyelim: S+ V = Q S = Q V, Q= ql, V = wl r S Q V ql wl L( q w) = = = = C+ V C+ V C+ V C+ V

39 Marx a göre: Kapitalistlerin kendi aralarındaki rekabeti, yeni yatırımları ve teknolojik ilerlemeyi gerektirir. Yani zaman içinde emek yoğun tekniklerden, sermaye yoğun tekniklere geçiş olur. Teknolojik gelişme (yani daha sermaye yoğun tekniklere geçiş), işgücünün ortalama verimliliğini (q=q/l) yükseltir. Bu nedenle w sabitken, (q-w) farkı giderek büyür, önce kâr oranı artar.

40 Yeni yatırımlar nedeniyle C/V giderek yükseleceğinden, izleyen dönemlerde kâr oranı giderek düşer. Bu nenle girişimciler, toplam sermaye içindeki işgücü maliyetlerini azaltmaya çalışacak ve yoğun işsizliğin oluşmasına neden olacaklardır. Bu gelişme kapitalistlerin ücret pazarlık şansını artırır ve ücretler geçimlik düzeye kadar çekilir.

41 Değişmeyen sermaye yatırımlarındaki artış, işgücü talebini artırır. Emek kıt faktör haline geldikçe ücretler yükselmeye, kârlar azalmaya başlar. Kâr payının yükseldiği dönemlerde ücret payının düşmesi, eksik talepten kaynaklanan bir daralmaya yol açar.

42 Ücret payı oranı: V wl w = = Q ql q Kâr payı oranı: S Q V ql wl w = = = 1 Q Q ql q

Bu iki denklemin sonucuna göre, ekonomi büyürken, emeğin 43 ortalama ürünü (q) artıyorsa, ücret oranı (w) azalır, kâr oranı artar. Büyümeyi belirleyen süreç, girdilerin toplam üründen aldıkları payın değişmesidir. Kapitalistlerin rekabeti sonucu, sermayenin organik bileşimi yükselir, buna bağlı olarak emeğin ortalama verimliliği artar, ancak w sabitken w/q düşer. r ( qw) 1 dr = > 1 + C dq 0

Joseph Schumpeter ın Büyüme Sürecine S Bakışı

45 Joseph Schumpeter, Neoklasik kararlı durağan durum denge yaklaşımının tersine, kapitalist sistemi durağan durum dengeye geri dönmeyen bir evrimsel süreç çerçevesinde incelemiştir. Schumpeter kapitalist ekonomiyi, bitmek bilmeyen bir yaratıcı yıkım süreci olarak tanımlamaktadır.

46 Kapitalist sistemdeki her firma yeni bir tasarım, maliyet azaltıcı çaba, yeni bir ürün, yeni girdilerin bulunması, yeni üretim (dağıtım vb.) yöntemlerinin geliştirilmesi yollarıyla piyasa payını artırmaya ve hakim konuma geçmeye çalışır. Bu, yaratıcı süreçtir.

47 Ancak her yaratıcılık, kendisinden önceki tekelci gücü de yıkmaktadır. Bu anlamda kapitalizm, sürekli tekelciliğin var olduğu bir teknolojik dinamizm üzerine kuruludur. Bu teknolojik gelişme, büyümenin ve 1800 lü yıllardan sonra hızla yaşanan refah artışının asıl kaynağıdır.

48 Schumpeter e göre tam rekabet piyasası, böyle bir süreci analiz etmek için uygun değildir. Tersine, bilinçli AR-GE faaliyetlerinin yoğun biçimde yürütüldüğü, tekelci rantların oluştuğu bir aksak rekabet piyasası modeli uygundur. Firmalar aralarında kıyasıya teknolojik rekabet içindedirler ve bunun asıl itici gücü, tekelci yüksek kârların varlığıdır. Bu olduğu sürece, teknolojik gelişme ve sonucunda da büyüyen bir ekonomi oluşacaktır.

Bu süreçte girişimciye önemli bir rol düşmektedir. Girişimciler, 49 yeni ürünler peşinde koşan, firmanın yönetiminde yeni arayışlar içinde olan, yeni piyasalar keşfeden bir kişidir. Ayrıca Schumpeter girişimcinin ve firmanın bulunduğu toplumsal, kurumsal ve hukuksal yapının da önemli belirleyiciler olduğunu öne sürmektedir.

Harrod-Domar Büyüme Modeli

51 Modelin varsayımları: 1. Tasarruflar milli gelirin fonksiyonudur ve ortalama ile marjinal tasarruf oranı eşittir. 2. İşgücü miktarı (L) sabit bir oranda (n) artış gösterir: dl dt L = = n L L

52 3. Teknolojik gelişme yoktur ve sermaye stoku aşınmamaktadır. 4. Üretim teknolojisi sabit katsayılıdır. Y K L = min, v u

53 Bu üretim fonksiyonunun anlamı şudur: Y üretimi için sabit miktarda K/v sermaye ile L/u işgücü girdileri istihdam edilmelidir. Sermaye stoku ne olursa olsun, tüm işgücü istihdam edilirse, maksimum üretim L/u olacaktır. Teknolojik gelişmenin olmaması varsayımı altında, üretimin (GSYİH) maksimum büyüme hızı, nüfus artış hızı (n) ile sınırlıdır.

54 K ve Y arasındaki ilişki şöyle tanımlanmıştır: K K Y Y = K = vy = v v t t lim K Y = lim v K = vy t t t 0 t 0 dk K = = I I = vy Hızlandıran dt Süreci

55 Ekonominin dengeli gelişme sürecinde I=S olacaktır. Yani planlanan (exante) yatırımlar, planlanan tasarruflara eşit olmalıdır. I = vy, S = sy I = S vy = sy g w Y = = Y s v Gerekli Büyüme B Oranı Dengeli gelişme sürecinde s ekonominin (GSYİH) büyüme b oranı s/v olmalıdır.

56 Y dy dt s Y s s gw = = = = dt dln y = dt Y Y v Y v v s s s t v dln y = dt ln y = t+ z0 Y = e e v v z 0 Y = t Y e 0 s t v

Benzer şekilde, 57 K K = I = S K = sy ve Y = K = s v K v K s = Kt = K v K e 0 s t v

Bu sonuçlara göre, Harrod-Domar büyüme modelinde, 58 ekonominin dengeli gelişme sürecinde GSYİH büyüme hızı, sermaye birikim hızına eşittir. Buna, durağan an durum büyüme b oranı diyoruz. g t Y K s = g = = = w Y K v

Sistem iki yanlı çalışmaktadır. Çarpan mekanizması t 59 dönemindeki gelir düzeyini (talebi), hızlandıran mekanizması da arzı (üretim miktarını) belirler. Çarpan mekanizması: Y t = 1 s I t

Hızlandıran mekanizması: 60 1 Y Y = I v * t t 1 t ( * = ) ( * Y ) t = v Yt Yt 1 It v Yt Yt 1 1 s * Y t, t dönemi için beklenen talep; Y t-1, (t 1) dönemi için gerçekleşen talep

61 ( * Y Y ) Y v Y s Y t t = * * t t t 1 Y Y t * t = v g s * t Y Y t * t = g g * t w * g t g w s 1 v = = v g s w Girişimcilerin t dönemindeki talep bekleyişleri gerçekleşirse, Y * t = Y t olur. Temel sorun, girişimcilerin iyi bir talep öngörüsü ve uygun yatırım kararını vermeleridir.

62 62 1 t t t t Y Y g Y = 1 (1 ) t t t Y Y g = * 1 * (1 ) t t t Y Y g = * * t t t w Y g Y g = * * 1 * t t t t Y Y g Y = 1 * 1 * (1 ) (1 ) t t t t w t Y g g Y g g = * * (1 ) (1 ) t t t w g g g g =

63 Yukarıdaki son eşitliğe göre; g > g 1 g > 1 g g < g Y Y > 0 * * * * t w t t t t t t g < g 1 g < 1 g g > g Y Y < 0 * * * * t w t t t t t t g = g 1 g = 1 g g = g Y Y = 0 * * * * t w t t t t t t

Amartya Sen e göre Harrod-Domar modelinin kararsızlık 64 sorunu bu noktada oluşmaktadır. Kapitalistler dönem başında dengenin gerektirdiği kadar yatırım yaptıklarında bekleyişleri gerçekleşmiş olacak, gerçekleşen yatırımlar, planlanan yatırımlara eşitlenecektir. Dengenin gerektirdiğinden fazla g * t > g yatırım yapılırsa ( ), dönem sonunda talep fazlası ortaya w çıkar. Talebin büyüme oranı, üretim artış hızını aşmakta, stoklar erimektedir.

65 Kapitalistler izleyen dönemde aşırı talep karşısında yeterince yatırım yapmadıklarını düşünerek, yatırımlarını artıracaklardır. Bu süreç, dengeden gittikçe uzaklaşan bir duruma dönüşür. Bu, uzun dönemde enflasyonist bir süreç yaratır.

Eğer planlanan (exante) yatırımlar, tasarruflardan küçükse, 66 süreç yukarıdakinin tersi yönde işler. Ancak fiyatlar aşağı yönde katı olduğundan (aksak rekabet piyasalarının varlığı nedeniyle), kapitalistler uyumlanmayı, kapasite kullanım oranını düşürmek, istihdamı azaltmak gibi üretim miktarını düşürücü bir yolla yaparlar. Bu, depresyonist bir sürece yol açar. Yani kapitalistler için dengeli gelişme süreci tam anlamıyla bir bıçak sırtı dır.

Şekil 3.6. Harrod-Domar Büyüme Modelinde Kararsız z SüreS reç g g t E > 0 Enflasyonist Süreç * g t 67 Depresyonist Süreç 0 E < 0 45 0 E = 0 gw * w t t g = g = g = s v Ekonominin Uzun Dönemli Denge Büyüme Oranı g t

68 Modele göre, kararlı denge büyüme süreci oldukça zor bir rastlantıya bağlıdır. Karasızlık süreci, daha çok olasıdır. Bunun nedeni, girişimcilerin geleceğe ilişkin bekleyişlerindeki yanılgıların sürekli var olmasıdır. Harrod-Domar modelinde, uzun dönem analizde mal piyasasında kararlı bir denge sağlandığında, hem arz hem de talep, gerekli büyüme oranı ölçüsünde büyümektedir. İşgücü ve sermaye stoku da aynı oranda büyümektedir:. g = g = n w K

69 Ancak işgücü sermaye stoku gibi içsel değil, dışsaldır. İşgücü artış oranı (n) gerekli büyüme oranından farklı olursa, dengeli büyüme sürecinde işgücü piyasasında bir dengesizlik oluşur.

Üretim teknolojisindeki değişmeler, bir malın üretilmesi için 70 gereken işgücü miktarını ve L/Y oranını etkilemiyorsa, işgücü talebi, gerekli büyüme oranı kadar artar. Model, Harrod-nötr teknolojik gelişme üzerine kuruludur. Harrod-nötr teknolojik gelişme, K/Y sabitken işgücü verimliliğinin artmasıdır. Yani yatırımlar işgücü verimliliğini artırır.

t 0 döneminde bir birim ürün v kadar sermaye ve l/y 0 kadar 71 işgücü kullanılarak üretiliyorsa, teknolojik gelişme t 1 döneminde L/Y oranının l/y 1 e düşmesine neden olur. Buna göre teknolojik gelişme oranı: g a l l l( y y ) 1 0 y y yy y y = = = l l y 0 1 0 1 1 0 y y 1 1 0

Harrod-Domar büyüme modelinde, büyüme sürecinde g a nın 72 değişmediği varsayılmıştır. t 0 ve t 1 dönemlerinde Y 0 ve Y 1 kadar toplam üretim yapılmışsa, gereken işgücü miktarları: Y Y L = 0, L = 1 0 y 1 y 0 1

Üretim büyüme oranı, gerekli büyüme oranına eşit olduğunda, 73 işgücü talebi artış oranını (g d ) şöyle yazabiliriz: g d y = 1 1 (1 g ) y w 0

g d y1 = 1 (1 gw) ifadesinin türetilmesi: y 0 74 g d L L L Y y yy = = 1 = 1 = 1 L L Y y y Y 1 0 0 0 0 1 0 1 1 1 1 0 1 g w Y Y Y = (1 g ) = 1 0 0 w Y1 Y1 g d y = 1 1 (1 g ) y w 0

y 1 =y 0 ise, yani işgücü verimliliği değişmiyorsa, g = g ve g w >0 w d 75 olduğu sürece, gw = gd + ga olacaktır. Bu sonuçlara göre, mal piyasasında arz-talep dengesini sağlayan gerekli büyüme oranı egemenken, uzun dönemde işgücü piyasasında sürekli tam istihdamın sağlanabilmesi için iki koşul gereklidir: Başlangıç sermaye stoku (K 0 ) tüm işgücünü istihdamda tutmaya yetmelidir.

76 g = g + g Uzun dönemde olmalıdır. w d a Harrod-Domar büyüme modelinde teknolojik gelişme sermayeye göre nötr olduğu halde, işgücü tasarrufludur. Üretim g w oranında artarken, işgücü talebinin g w g a =n oranında artmakta olması, büyüme sürecinde işgücünden tasarruf edildiğini göstermektedir.

77 gw = n ise, işgücü arzı, işgücü talebini oranında aşar. g a Harrod, işgücü arzı büyüme oranıyla teknolojik gelişme oranı n+ g a toplamını ( ) doğal büyüme b oranı olarak tanımlamaktadır. gn = ga + n= gw

Bu durumda hem mal hem de işgücü piyasasında aynı anda 78 denge sağlanır. Joan Robinson bu süreci altın çağ olarak tanımlamıştır. Altın çağ büyüme sürecinde; g = g = g = g * K t t w Mal piyasası denge gelişme koşulu gk = gn = gw İşgücü piyasası denge gelişme koşulu g = g = g K n w n a İşgücü başına sermaye birikimi ve büyüme oranı

79 g w < g n ise, işgücü arzı, gerekli büyüme oranından daha yüksek bir oranda büyüdüğünden, mal piyasasında arz-talep dengesi sağlanmasına rağmen, uzun dönemde sürekli işsizlik yaşanacaktır. Joan Robinson buna piçleşmiş altın çağ demektedir.

ise, teknolojik koşullar veriyken,, yi sınırlayacaktır. Bu nedenle mal piyasasında dengenin sağlanması olasılığı da g n g w 80 ortadan kalkmaktadır. Girişimciler arz-talep dengesinin gerektirdiği ölçüde yatırım yapsalar da, sermayeyi kullanacak işgücü bulamayacaklarından, eksik kapasite sorunu yaşanacak, talebin büyüme oranı, üretimin büyüme oranını aşacaktır: gt = gw > gn

81 Harrod-Domar modeline ilişkin şunlar da söylenebilir: Bölüşüm konusu dikkate alınmamıştır. Yatırımlar talebe bağlanmış, kâr-yatırım ilişkisine yer verilmemiştir. Yatırım-tasarruf ilişkisi kurulmamıştır.

Harrod-Domar Büyüme Modelinin Farklı 82 s v Değerleri Altında İşleyişi s = 0.2, v = 3.33 s/v Durum 1 0.06 Durum 2 0.10 Durum 3 0.05

83 Durum 1 Arz Talep t Y Y I I Y Y E 1 100.00 20.00 100.00 0 2 106.00 6.00 21.20 1.20 6.00 106.00 0 3 112.36 6.36 22.47 1.27 6.36 112.36 0 4 119.10 6.74 23.82 1.35 6.74 119.10 0 5 126.25 7.15 25.25 1.43 7.15 126.25 0 6 133.82 7.57 26.76 1.51 7.57 133.82 0 7 141.85 8.03 28.37 1.61 8.03 141.85 0 8 150.36 8.51 30.07 1.70 8.51 150.36 0 9 159.38 9.02 31.88 1.80 9.02 159.38 0 10 168.95 9.56 33.79 1.91 9.56 168.95 0

84 Durum 2 Arz Talep T Y Y I I Y Y E 1 100.00 20.00 100.00 0.00 2 106.00 6.00 22.00 2.00 10.00 110.00 4.00 3 112.60 6.60 24.20 2.20 11.00 121.00 8.40 4 119.86 7.26 26.62 2.42 12.10 133.10 13.24 5 127.85 7.99 29.28 2.66 13.31 146.41 18.56 6 136.63 8.78 32.21 2.93 14.64 161.05 24.42 7 146.29 9.66 35.43 3.22 16.11 177.16 30.86 8 156.92 10.63 38.97 3.54 17.72 194.87 37.95 9 168.62 11.69 42.87 3.90 19.49 214.36 45.74 10 181.48 12.86 47.16 4.29 21.44 235.79 54.32

85 Durum 3 Arz Talep t Y Y I I Y Y E 1 100.00 20.00 100.00 0.00 2 106.00 6.00 21.00 1.00 5.00 105.00-1.00 3 112.30 6.30 22.05 1.05 5.25 110.25-2.05 4 118.92 6.62 23.15 1.10 5.51 115.76-3.15 5 125.86 6.95 24.31 1.16 5.79 121.55-4.31 6 133.15 7.29 25.53 1.22 6.08 127.63-5.53 7 140.81 7.66 26.80 1.28 6.38 134.01-6.80 8 148.85 8.04 28.14 1.34 6.70 140.71-8.14 9 157.29 8.44 29.55 1.41 7.04 147.75-9.55 10 166.16 8.86 31.03 1.48 7.39 155.13-11.03

Harrod Domar Büyüme B Modeli İçin Bir Örnek: 86 t-1 döneminde ekonominin şu bilgilere sahip olduğunu varsayalım: Y = t 1 40, s = 0.20, v = 1 Bu bilgilere göre, bu ekonomideki gerekli büyüme oranı ( g w ): g w s 0.20 = = = v 1 0.20 Çarpan: 1 1 s = 0.20 = 5

t döneminde girişimcilerin bekledikleri talep düzeyinin ( ) 50 * Y t 87 olduğunu varsayalım. Buna göre, t dönemindeki uyarılmış I t yatırımlar ( ): ( * ) It = v Yt Yt 1 = 50 40 = 10 Bu kadarlık uyarılmış yatırım yapıldığında, t döneminin sonunda çarpan yoluyla ekonominin gelir (talep) düzeyi ( Y t ): Y t 1 1 = It = 10 = 50 s 0.2

88 Bu durumda arz-talep dengesi sağlanmıştır. Hem arz hem de talep, gerekli büyüme oranı ( g w ) ölçüsünde büyümüşlerdir. g = g = g = * w t t 0.20 Ancak, t dönemi başında beklenen talep ise, uyarılmış yatırım miktarı: Y = * t 55 ( * ) It = v Yt Yt 1 = 55 40 = 15

89 Bu kadar uyarılmış yatırım yapıldığında, t döneminin sonunda çarpan yoluyla ekonominin gelir (talep) düzeyi ( Y t ): Y t 1 1 = It = 15 = 75 s 0.2 t dönemi sonunda ortaya çıkan talep fazlası ( E ): E = Y Y = 75 50 = 25 t * t

90 Beklenen büyüme oranı: g Y Y 55 40 = = = 55 * * t t 1 t * Yt 0.272 Gerçekleşen (talebin) büyüme oranı: g t Yt Yt 1 75 40 = = = Y 75 t 0.476 Gerekli (denge) büyüme oranı: g w = 0.20 g < g < g * w t t

91 t+1 dönemindeki büyüme oranlarının ve arz talep dengesinin ne olacağı, yine kapitalistlerin bekleyişlerine bağlıdır. Birinci olarak girişimcilerin (t+1 döneminin) beklenen büyüme oranını, t döneminde gerçekleşen büyüme oranına göre oluşturduklarını varsayalım. * g = t 1 g = + t 0.466

92 Bu varsayıma göre, (t+1) dönemi için beklenen talep: g Y Y Y 75 = = = (1 ) 1 0.466 * * t+ 1 t * t t+ 1 Y * t+ 1 * Yt+ 1 gt 140 Beklenen talep artışı: * Y t 1 Y = + t 140 75 = 65 Buna karşılık gerçekleşen talep artışı şöyledir: Y = 75, Y = 40 Y Y = 75 40 = 35 t t 1 t t 1

93 Bu örnekte girişimcilerin talep bekleyişlerini, bütünüyle bir dönem önceki gerçekleşmelere bakarak oluşturduğunu varsaydık. Bu nedenle, davranışsal bir parametre olan uyarlanma katsayısını (β), 1 almış olduk. Uyarlanma denklemi şöyledir: ( ) * * * t+ 1 t =β t t g g g g

94 g * = t+ 1 Buna göre β=1 alındığında, olur. Yani girişimciler, g t (t+1) dönemindeki büyüme oranının, t dönemi büyüme oranı kadar olacağını beklemektedirler. β ne kadar 1 e yakınsa, girişimciler bekleyişlerini o ölçüde gerçekleşen büyüme oranına yakın, 0 a yakınsa o ölçüde uzak oluşturmaktadırlar.

95 Bekleyişler talebin büyüme oranı ile tanımlandığından, kararsız * = t+ 1 dengenin ortaya çıkabilmesi için olmalıdır. g g t g * > * t+ 1 gt alırsak (yani girişimciler beklenen büyüme oranını yine 0.27 olarak alıp, yatırımlarını buna göre yaparlarsa), t+1 Y * t 103 dönemindeki beklenen talep olacaktır. Bunun üzerindeki bir talep bekleyişi, kararsız denge sürecine yol açar.

96 Farklı β Değerleri erleri İçin Olası Durumlar β gw * g t * * g gt g t + 1 Y t + 1 t Y t 0.75 0.20 0.27 0.25 0.46 0.40 75 100 1.00 0.20 0.27 0.27 0.46 0.46 75 103 1.50 0.20 0.27 0.33 0.46 0.60 75 112.5

Şekil 3.6. Harrod-Domar Büyüme Modeline Göre G Türkiye de KB GSYİH nin Gelişimi imi 97 140000 120000 Gerçekleşen Tahmin 100000 80000 60000 40000 20000 0 1930 1933 1936 1939 1942 1945 1948 1951 1954 1957 1960 1963 1966 1969 1972 1975 1978 1981 1984 1987 1990 1993 1996 1999 2002

Teknolojik Gelişme

99 Teknolojik gelişme me, mevcut ürünlerin üretiminde yeni yöntemlerin geliştirilmesi, yeni nitelikte ürünlerin üretilmesi, organizasyon, pazarlama, ve yönetim tekniklerinde gelişme ve yenilik şeklinde görünebilecek bir olaydır.

Üretim fonksiyonu terimleriyle teknolojik gelişme, üretim fonksiyonu eğrisinin yukarı kaymasıdır. Bu durumda ya aynı miktar ürün daha az girdi kullanılarak elde edilmekte ya da aynı miktar girdi ile, daha çok ürün elde edilmektedir. 100 Üretimdeki artışın girdilere (K,L) bağlı olan kısmı çıkarıldıktan sonraki kısım, teknolojik gelişmeye bağlıdır ve artık (residual) olarak ifade edilmektedir. Temel sorun, üretim artışının ne kadarının girdilere, ne kadarının teknolojik gelişmeye bağlı olduğunun belirlenmesidir.

Şekil 3.6. Üretim Fonksiyonu ve Teknolojik Gelişme 101 Q L Q 1 K Q 0 Q 0 Q 1 0 K L 0 L

102 Teknolojik gelişme şu biçimlerde sınıflandırılabilir: 1. Süreç Yenilik ve Ürün n Yenilik Süreç yenilik, girdi fiyatları sabitken, ürün başına ortalama maliyetleri düşüren iyileşmelerdir. Ürün n yenilik, yeni ürünlerin üretilmesine olanak veren iyileşmelerdir.

103 2. İçerilmiş ve İçerilmemiş Teknolojik Gelişme İçerilmiş teknolojik gelişme, yatırımların bir fonksiyonudur. İçerilmemiş teknolojik gelişme, tüm girdiler üzerinde eş düzeyde etki gösteren, sermaye birikiminden (yatırımlardan) soyutlanmış, zamanın fonksiyonu olan bir yapıya sahiptir.

104 Hicks Teknolojik Gelişme SınıflandS flandırması John Hicks tarafından yapılan sınıflandırma özünde gelir dağılımına dayanmaktadır. Hicks e göre sabit bir K/L oranında, marjinal teknik ikame oranını; artıran, işgücü tasarruflu teknolojik gelişme; sabit bırakan, nötr teknolojik gelişme; azaltan, sermaye tasarruflu teknolojik gelişmedir. Bunu görebilmek için, üretim dengesini inceleyelim.

Y = Y( K, L) 105 TC = rk + wl [ ] Z = Y( K, L) +λ TC rk wl Z Y = λ r = 0 K K Z Y = λ w = 0 L L Z = TC rk wl = λ 0 Y L w MP = = Y K r MP L K Gelir Dağılımı: wl Y wl w r = = rk Y rk K L

106 Teknolojik gelişme, sabit bir K/L oranında L yi (yani w r = MP MP K gelir dağılımını) sabit bırakırsa, bu Hicks-nötr teknolojik gelişmedir. Bu oran azaldığında, işgücü kullanımlı (sermaye tasarruf eden), arttığında sermaye kullanımlı (işgücü tasarruf eden) teknolojik gelişme söz konusudur.

107 Hicks e göre, ekonomide sermaye arzının daha hızlı artması nedeniyle, göreli olarak pahalılaşan işgücü, işgücü tasarruflu yenilikleri uyaracak ve böylece sermaye kullanımlı teknolojilere geçilecektir.

Hicks sabit bir K/L oranında, teknolojik gelişmenin w/r oranına yapacağı etkileri sınıflandırma kriteri olarak almıştır. 108 Teknolojik gelişme K/L oranını değiştirince, faktör ikamesi ortaya çıkar. Hicks w/r yi sabit tutarak bu ikameyi dışlamakta, teknolojik gelişmenin net etkisini görmektedir. Hicks sınıflandırmanın zayıf noktalarından biri, ölçeğe göre sabit getirili üretim fonksiyonu varsayımıdır. Ölçeğe göre azalan ve artan getiri durumlarında bu sınıflamayı kullanamayız.

109 Hicks sabit bir K/L oranında, teknolojik gelişmenin w/r oranına yapacağı etkileri sınıflandırma kriteri olarak almıştır. Teknolojik gelişme w/r oranını değiştirince, faktör ikamesi ortaya çıkar. Hicks K/L yi sabit tutarak bu ikameyi dışlamakta, teknolojik gelişmenin net etkisini görmektedir.

110 Harrod Teknolojik Gelişme SınıflandS flandırması Harrod a göre nötr teknolojik gelişme, sabit bir faiz oranında K/Y değerini ve dolayısıyla üretim sürecinin uzunluğunu değiştirmeyen teknolojik gelişmedir. K/Y değerini yükselten yenilikler K kullanımlı olacaktır.

111 Harrod nötr teknolojik gelişmeye göre, sabit bir faiz oranında nötr yenilikler sermayenin göreli payını (rk/y) sabit bırakacak, K kullanımlılar bu payı artıracaktır. Hicks sınıflandırması gelir dağılımı ile ilgili ve kısa dönemli olmasına karşılık, Harrod sınıflandırması uzun dönem dengesiyle ilgilidir ve dinamiktir.

112 Tam rekabet piyasası altında kâr oranı (r/(rk+wl)) faiz oranına eşit olacaktır. Bu durumda kâr oranı sabit kalırken, üretkenlik artışı K/Y oranını değiştirmiyorsa, bu nötr teknolojik gelişmedir. Teknolojik gelişme, aynı K/L oranında MP K yi eskisine göre yükseltmektedir. Bu anlamda Harrod da teknolojik gelişme, azalan verimlerin etkisini ortadan kaldıran bir unsurdur.

113 Solow Teknolojik Gelişme SınıflandS flandırması Solow a göre nötr teknolojik gelişme, sabit bir ücret oranında L/Y değerini değiştirmeyen teknolojik gelişmedir. L/Y değerini yükselten yenilikler L kullanımlı olacaktır. Bu durumda K/L oranı düşmekte, ancak göreli gelir dağılımı sabit kalmaktadır. Solow teknolojik gelişmeye göre, teknolojik gelişme sermayenin verimliliğini yükseltecek şekilde oluşmaktadır. Yani kâr oranlarında bir artış vardır.

Cobb-Douglas Üretim Fonksiyonu ve Teknolojik Gelişme 114 Teknolojik Gelişme: At = e mt 1. Hicks Nötr Teknolojik Gelişme: ( ) α ( ) β ( mt ) ( mt ) Y = AK AL = e K e L t t α β m( α+β) t α β Y = e K L

115 2. Harrod Nötr Teknolojik Gelişme: ( ) ( mt ) β α β α mβt α β Y = K AL t = K e L = e K L 3. Solow Nötr Teknolojik Gelişme: ( ) α ( mt ) α β β mαt α β Y = AK t L = e K L = e K L

Büyüme Muhasebesi

117 Y = F( A, K, L) lny = ln F( A, K, L) dlny dln F( A, K, L) = dt dt dy dt ln F da ln F dk ln F dl = + + Y A dt K dt L dt Y FA da FK dk FL dl = + + Y F dt F dt F dt

118 Y FA A da FK K dk FL L dl = + + Y F A dt F K dt F L dt Y A A K K L L = F + F + F A K L Y Y A Y K Y L

119 Modeli Hicks nötr teknolojik gelişmeye göre ele alalım: Y = F( AK, AL) = AF( K, L) Y A K K L L = + F + F Y A K Y K L Y L

F Burada yer alan ve terimlerini bilmek K Y = FL K Y = L 120 güçtür. Bu nedenle uygulamada ve nin, K ve L nin F K F L fiyatlarıyla temsil edilebileceği varsayılmaktadır. Eğer girdilere marjinal verimlilikleri ölçüsünde ödeme yapılırsa, ve F K = r FL = w olarak alınabilir.

121 Y A K K L L = + r + w Y A Y K Y L Teknolojik gelişmeyi de artık olarak şöyle yazabiliriz: A ˆ Y K g s s L = = A Y K K L L

122 ĝ terimi toplam faktör r verimliliği (TFV) büyüme oranı ya da Solow artığı ığı büyüme oranı olarak tanımlanmaktadır. Üretim fonksiyonu ölçeğe göre sabit getiriliyse, K L ya da s + s = 1 Y = rk + wl dir. Bu durumda üretim fonksiyonunu yoğunlaştırılmış biçimde yazabiliriz:

123 Y L K = AF y = Af( k) ln y = ln A+ ln f( k) L d ln y d ln A d ln f dk y A fk dk k = + = + dt dt dk dt y A f dt k y A k k y k y k = + f ˆ ˆ k = g+ sk g = sk y A y k y k y k

124 TFV nin hesaplanması için iki yöntem kullanılabilir: Y A K K L L = + F + F denkleminden sıradan en küçük K L Y A Y K Y L ĝ kareler (SEK) yöntemiyle tahmin edilir. SEK sonucu elde edilen regresyon sabiti dir. katsayıları da sırasıyla K FK Y L FL Y ĝ ve terimlerini gösterir. Ancak ölçülen sermaye stokuyla, üretim sürecinde (gerçekte) kullanılmış olan farklı K K, L L olduğundan, sermayenin büyümeye katkısı düşük tahmin edilir. Bu nedenle, ikinci yöntem tercih edilir.

125 A ˆ Y K g s L = = K sl A Y K L Y K L,,, s K, s Y K L denkleminden hareketle, ekonometrik analiz yapılmadan değerleri kullanılarak, L ĝ matematiksel olarak belirlenir.

Robert E. Hall ve Charles I. Jones (1999) çalışmasında şu 126 yöntemi önererek, ülkelerarası işgücü tasarruf ettiren teknolojik gelişme düzeylerini karşılaştırmışlardır. α 1 α Y K ( AHL) A = = ( Y L) ( H L)( K Y) α 1 α A = y ( ) h K Y α 1 α

Hall ve Jones un Verimlilik Hesaplamaları Kaynak: Hall ve Jones, 1999 127 y=y/l (K/Y) α/1- α h=h/l y/[h(k/y) α/1- α ] ABD 1.000 1.000 1.000 1.000 Kanada 0.941 1.002 0.908 1.034 İtalya 0.834 1.063 0.650 1.207 Almanya 0.818 1.118 0.802 0.912 Fransa 0.818 1.091 0.606 1.126 İngiltere 0.727 0.891 0.808 1.011 Hong Kong 0.608 0.741 0.735 1.115 Singapur 0.606 1.031 0.545 1.078 Japonya 0.587 1.119 0.797 0.658 Meksika 0.433 0.868 0.538 0.926 Arjantin 0.418 0.953 0.676 0.648 SSCB 0.417 1.231 0.724 0.468 Hindistan 0.086 0.709 0.454 0.267 Çin 0.060 0.891 0.632 0.106 Kenya 0.056 0.747 0.457 0.165 Zaire 0.033 0.499 0.408 0.160 Tabloda her ülkeye ait değerler, ABD ye göre hangi konumda bulunduğunu göstermektedir. Örneğin 1988 de SSCB nin (Sovyetler Birliği dağılmadan önce) reel kişi başına GSYİH düzeyi ABD ninkinin %41.7 si (0.417) kadardır. Son sütun ABD ye göre verimliliği göstermektedir.