SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Koþullu Koþullara Doðru AVRUPA BÝRLÝÐÝ: RÜYA MI? KÂBUS MU? AYLIK DERGÝ BU SAYIDA

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Koþullu Koþullara Doðru AVRUPA BÝRLÝÐÝ: RÜYA MI? KÂBUS MU? AYLIK DERGÝ BU SAYIDA"

Transkript

1 SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA FÝKRET OTYAM Sahi mi Ey Canlar? ESAT KORKMAZ Þamanýn Dünyasý - Bölüm I ÝSMAÝL KAYGUSUZ Bir Olalým, Ýri Olalým, Diri Olalým ÝSMAÝL ÖZMEN Tassavvuf BÝR KÝTAP Hasan Sabbah ve Alamut MURTAZA DEMÝR Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ESEN USLU Alevilere Duyurulmayan Alevi Raporu AABK Avrupa Birliði Sürecinde Aleviler AABF Ýki Günlük Toplantý Sonuç Bildirgesi ÝSMAÝL KAYGUSUZ Teþekkür ve Yadýrgama HASAN HARMANCI Avrupa Birliði ve Alevilere Yaklaþým Sorun BURHAN KOCADAÐ Lolanlýlarýn Tarihçesi - Bölüm II LÜTFÝ KALELÝ Alevilik Ýslam mý Ayrý Bir Ýnanç mý? ERDOÐAN ALKAN Alevilikte Üç Sayýsý ALÝ KAYA Anayasa Ne Diyor? DR ÖMER ULUÇAY Düþünce ve Ýnanç Evreninde Akýl CENGÝZ YILDIRIM Tasavvu ve Hallac-ý Mansur ALÝ RIZA VE HÜSEYIN ALBAYRAK ile Söyleþtik AYHAN AYDIN Anadolu Erenlerinin Ýzinde ESAT KORKMAZ Aleviliðin Bektaþiliðin Özgünlüðü AYLIK DERGÝ Genel Yayýn Yönetmeni: Esat Korkmaz Sahibi: Genel Ajans Basým Daðýtým Organizasyon Ltd. Þti. adýna Ahmet Koçak Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü: Ahmet Koçak Yönetim Yeri: Divanyolu Cad. No: 54, Erçevik Ýþhaný 102, Eminönü - Ýstanbul Tel/Faks: +90.(0) E-posta: Baský: Mart Matbaacýlýk, Ceylan Sk. No 24, Nurtepe, Kaðýthane, Ýstanbul Yayýn Türü: Yerel - Süreli FÝYATI: TL 3 / 3 / 3 OCAK 2005 SAYI: ISSN Ocak AVRUPA BÝRLÝÐÝ: RÜYA MI? KÂBUS MU? Koþullu Koþullara Doðru Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni Acý ve sýkýntý, umudun yiyeceði dir; acý ve sýkýntý olduðuna göre, onu lokma yapýp umudu beslemek bize kalýyor. Türkiye, 17 Aralýk ta, Brüksel de koþullu bir müzakere tarihi aldý: Arap dünyasý, Ýsrail ve diðer Akdeniz ülkeleriyle derin tarihsel ve ekonomik baðlarý, Ýslam Konferansý içindeki yeni konumu, petrol kaynaklarýna yakýnlýðý ve stratejik su kaynaklarýna sahip olmasý vb. nedenlerle Avrupa nýn Türkiye ye hayýr demesi zaten olanaksýzdý. Bu yüzden kaçýnýlmaz olan, ötesinde beklenen, bilinen evet gerçekleþti. Beklenmeyen ya da direnemediðimiz için beklentilerimizi aþan koþullar idi. AKP hükümeti, ucu açýk olmayan, serbest dolaþýmý engellemeyen, koþullu bir metin içermeyen, Kýbrýs konusunda dayatma getirmeyen bir müzakere kararý istediðini ve beklediðini, bunu gerçekleþtirmek için çaba harcayacaðýný, 17 Aralýk öncesinde, devlet adýna dile getirmiþti; söz vermiþti bir bakýma. Oysa 17 Aralýk taki AB kararý, bu beklentinin tam tersine oldu; Türkiye nin istekleri dýþlandý. 17 Aralýk ta keskin bir virajýn dönüldüðü açýktýr: Bu dönüþü, duygusallýktan arýnýp akýlla yorumlamak ve yarýnlara çok daha hazýrlýklý olmak durumundayýz. Öncelikle taraflarýn süreci yönetme tarzlarýna bakalým: Türkiye yi yönetenlerin tutumu; Avrupa sosyalizminde Revizyonizmin babasý Eduard Bernstein in Hareket her þeydir, nihai hedef hiçbir þey saptamasýyla, Sertap Erener in Any Way that I can (Ne istersen yaparým) yalvarmasý karýþýmý, traji-komik Doðu-Batý sentezi. Bunlar, Avrupa Birliði üyeliði baðlamýnda kendi vatandaþlarýna gerçekleþmesi olanaksýz umutlar(serbest dolaþým, tarýma AB parasý vb.) yarattýktan sonra, þimdi dönüp Olacak, olacak. Bir kere imza attýk ya kimse engelleyemez.. demeye devam edecekler. (*) Avrupa yý yönetenlerin tarzýna gelince; onlar da kendi halklarýna, Merak etmeyin olmasý için önce ülkesine göre deðiþmek üzere- domuzlarýn uçmasý (Ýngiltere), tavuklarýn diþ çýkarmasý (Fransa), Tuna nýn tersine akmasý (Avusturya) gerekir diyecekler. Almanlarýn iþiyse zor, çünkü o dilde böyle bir deyim yokmuþ (**) Görüþmelere baþlama tarihinin 3 Ekim 2005 olarak saptanmasý, Türkiye nin AB üyeliði için kesin bir güvence oluþturuyor mu?, sorusuna, Oluþturmuyor biçiminde yanýt vermek zorundayýz. Çünkü, anlaþma AB yi hiçbir yükümlülük altýna sokmuyor. AB ülkeleri, görüþmeleri kesme olanaðýna sahip mi? sorusuna, Evet biçiminde yanýt vermek durumundayýz. Çünkü, müzakere sürecinin herhangi bir aþamasýnda, þu ya da bu nedenle Hayýr diyen bir ülke çýkarsa görüþmeler kesilebilir. Görüþmelerden bir sonuç alýnamazsa ne olur? sorusuna, Türkiye nin seçenek olanaklarýný elinden alan bir düzenleme yapýlmýþ olduðu için üyelik dýþý özel statü koþullarýna razý olmaktan baþka çare yok biçiminde yanýt vermek kaçýnýlmazdýr. Brüksel de 17 Aralýk ta çýkan karar metninin ayrýntýlarýnda gizli gerçekler veri alýndýðýnda; Türkiye nin bütün koþullarý yerine getirmesi durumunda 3 Ekim 2005 te müzakerelere baþlanmasýnýn planlandýðý anlaþýlýr. Bir yandan Kýbrýs Cumhuriyeti ni tanýmak müzakerelerin önkoþulu durumuna getirilirken, diðer yandan referandum planlarý yla Türkiye nin AB ye tam üyeliði neredeyse ortadan kaldýrýlýyor. Kýbrýs konusunda tüm taraflarýn kabul edeceði adil bir çözüme ulaþýlmadan Türkiye nin Ankara Anlaþmasý ný geniþletecek protokolü imzalamasý, Kýbrýs Cumhuriyeti ni tanýdýðý anlamýna gelir. Böylesi bir karar, Kýbrýs Cumhuriyeti ni, AB nin kabul ettiði egemenlik sýnýrlarý ile tanýmayý zorunlu duruma getirdiðinden, ayný zamanda, Kuzey Kýbrýs Türk Cumhuriyeti (KKTC) nin fiili reddi anlamýný içerir. (Devamý Sayfa 2 de.) 1

2 Baþtarafý 1.Sayfada Koþullu Koþullara Doðru Karar metninde Türkiye ye özel bir uygulama getiriliyor: Bütün ortaklarýn duyarlýlýklarýnýn dikkate alýnacaðý ve her müzakere baþlýðýnda veto hakkýnýn kullanýlabileceði bir sürecin uygulanmasý hedefleniyor. Bu durumda müzakereleri 5 yýlda bitiririz diyenler hem halký hem de kendilerini kandýrýyor. Müzakere baþlýklarýný içeren her bir dosya, tüm üyelerin oylarýyla açýlacak ve kapanacaktýr: Herhangi bir nedenle bir üyenin veto hakkýný kullanmasý durumunda süreç týkanacaktýr. Sorunun çözümü konusunda bir mekanizma öngörülmediðinden týkanýklýk, ancak siyasi iliþkilerle aþýlabilecektir. Bu da aday ülke durumunda bulunan Türkiye nin ödün vermesi anlamýna gelir. Yine metinde müzakere sürecinin kesilmesini gerektirecek bir baþka durumdan daha söz edilir: Buna göre, aday ülkenin hürriyet, demokrasi, insan haklarýna saygý, temel özgürlükler ve hukuk düzeni gibi AB nin üzerinde kurulu olduðu ilkeleri ýsrarlý bir biçimde ihlal etmesi durumunda, Komisyon kendi baþýna ya da üye ülkelerin üçte birinin önerisiyle müzakerelerin askýya alýnmasýný ve müzakerelere yeniden baþlanabilmesi için koþullar getirilmesini önerir. Böyle bir önerinin yürürlüðe girmesini Konsey, aday ülkenin savunmasýný dinledikten sonra nitelikli çoðunluk ile kararlaþtýrýr. Bu düzenlemeyi, Türkiye de temel hak ve özgürlüklerin daha fazla güvence altýna alýnmasýný saðlayacak bir sigorta olarak algýlamak gerekir. 17 Aralýk 2004 Brüksel Zirvesi nin, Türkiye-AB iliþkilerinin geleceði için son derece önemli sonuçlar doðurduðunu kabul etmek durumundayýz: 3 Ekim 2005 te müzakerelere baþlanacaðýnýn tescili ; müzakerelerin hedefinin katýlým olduðunun belirtilmesi kazaným gibi görünüyor. Ancak, müzakere sürecinin açýkuçlu olacaðýnýn, bu süreçte koruma önlemlerinin getirilebileceðinin, müzakerelerin ille de tam üyelikle sonuçlanmayabileceðinin ve 2014 ten önce üye olunamayacaðýnýn vurgulanmasý bu kazanýmý tersine çeviriyor. Müzakerelerin çerçevesi hakkýnda bilgilerin yer aldýðý bölümde, müzakerelerin ortak hedefi katýlýmdýr, cümlesine yer veriliyor. Kazaným olarak algýlanan bu cümlenin hemen arkasýndan da þu cümleler sýralanýyor: 1. Müzakereler, sonucunun önceden garanti edilemeyeceði, açýk-uçlu bir süreçtir. 2. Kopenhag Kriterleri nin tümü göz önünde bulundurulduðunda, þayet aday ülke üyelik yükümlülüklerinin tümünü üstlenememe durumunda olursa, söz konusu adayýn Avrupa yapýlarýna mümkün olan en kuvvetli baðlarla kenetlenmesi saðlanmalýdýr. Bu cümlelerle anlatýlmak istenen, kazanýmý yalanlayan üyelik dýþý özel statü den baþka bir þey deðildir. Türkiye 2005 e bu koþullarda giriyor. Her þeye karþýn, zorluklarýn/güçlüklerin altýndan kalkacaðýmýza yönelik umudumu/inancýmý öne alarak Türkiye ye ve Türkiye insanýna 2005 yýlýnda esenlikler diliyorum. (*) Ergin Yýldýzoðlu; Avrupa Birliði Rüyasý; Cumhuriyet Strateji; Yýl: 1; Sayý: 25; Sayfa: 4 (**) Adý geçen makale. FEYZULLAH ÇINAR 24 EKÝM 1983 DE ÖLDÜ DÝYENLER! Sahi mi Ey Canlar? Fikret Otyam 1983 yýlýnýn Ekim ayýnýn 24 ünde, en yakýn komþumuzun Tanrý nýn olduðu Selinuz Kalesi nin dibinde tek katlý evimizin ki orasý eþi menendi olmayan, böylesi bir daha gelmediði/gelemeyeceði o yüce insan Gazi Mustafa Kemal in adýný Gazipaþa olarak koyduðu ilçedir. Jeep le eve yaklaþýrken saat 13.15, eþim Filiz i gördüm, tarlada bir hoþ dolaþan, durdum. Aðlýyor gibiydi, ne iþi vardý tarlada, neden dolanýyordu böyle?.. Dedim, ya bizden ya onun canibinden birisi göçüp gitti öte dünyaya!. Nasýl sorarsýn Kimden diye? Soramadým bir süre, sonra Hayrola dedim, n oldu? Konuþamadý/konuþmadý. Yineledim: N oldu ya, hayrola ne iþin var tarlanýn ortasýnda öðlen öðlen? hýçkýrmaya baþladý, neden sonra sadece Feyzullah diyebildi.. N olmuþ Feyzulllah a? Yanýtlamadý bir süre, sonra ölmüþ diyebildi bu sefer aðlayarak. N olmuþ n olmuþ Feyzullah a, ölmüþ mü? Baþýný salladý, Yahu bu cihanda ölmeyi hak eden o kadar insan var, olur mu, neden Feyzullah, yanlýþ duymuþsundur.. TV de saat haberlerinde almýþ haberi, o caným yüreði duruvermiþ!.. Saat haberlerini iple çektim, o kara habar yoktu, nasýl sevindim açýklamaya gerek var mý? Gördün mü dedim eþime Allah ölmemiþ O na Feyzullah derken daha çok Allah ýn üzerinde dururdu dilim ve kaldý adý Allah diye, bu suçsa gök çadýrlým bu suçumu affede neyleyim baþka? Gözüm saatte, haberleri baþladý ve bir ara O renklendi ekranda, önünde mikrofon çalýp söylüyordu, bir dize aklýmda çalýp söylediðinden: Eyvallah dostlar! Öðrendim ayrýntýsýný Hakk a yürümesinin. Ne diyordu can dostum Enver Gökçe bir þiirinde: Ölüm adýn kalleþ olsun! Adýný Gazi Mustafa Kemal in yani o yüce, o eþsiz insan Atatürk ün verdiði Antalya nýn doðudan son ilçesi Gazipaþa da evet en yakýn komþumuzun Allah ýn olduðu o dað eteðinde beþ yüz metre kara toprak üzerindeki evimizde neredeyse elliden fazla canlýyla yaþýyoruz! Otuzdan fazla kedi, üç ceylan, iki tavus, dört beþ peygamber tavuðu, yirmiye yakýn tavuk horoz, köpekler ki ikisi kurt haydut ve korsan, Filiz in evde yaþayan köpeði baþka, çoban Kostak, yedi sekiz Moskoviç ördeði, sayýsýný bilemiyorum cins cins tavþan lar! Evet tavþan deðil, tavþanlar!..yýllar yýlý katamamýþtým aileye tavþan milletini Alevi mihmanlar rahatsýz olmasýn deyû. Sonra can bir dedeye bunu açanda, sýrtýmý sývazlamýþ, evimde otuzdan fazla tavþan var erenler demiþti gülerek ve dakikalarca tavþan yorumu sarmýþtý o dað eteðini. Gazipaþalýlar topraða koymaya yataklamak diyorlar, sanýrým baþka yerde de geçerlidir bu deyim. Anca kuþ olsam/olsak yetiþebilecek miydik yataklamaya?.. O dört ayaklý, o iki ayaklý yaratýklar acep ölürler mi açlýktan iki/üç gün içinde? Telefonlar, telefonlar, yedek olarak bile yer yoktu uçakta! Gerçeðe kocaman bir Hû, bunlarýn hepsi apaçýk, resmen ve alenen bahane özümden! Allah ý, yani Feyzullah ý o eþilen topraða mý koyacaktým ellerimle ve ellerle toprak mý atacaktým üzerine? Ne yüreðim, ne elim, ne gözüm asla ve kat a yapmazdý bunu/bunlarý; çareyi buldum, yani çözümü: Allah ölmez. Kalan Plak, Feyzullah Çýnar kaseti ve CD si çýkardý, adý o ünlü isimli: Fazilet. Yazý istediler Kalan Plak taki can dostlar, oturdum makinenin baþýna, bakýn kasetin içinden çýkan tanýtým kaðýdýndaki yazdýklarýmý, okuyalým mý birlikte, eyvallah: Onu Çok Ama Çok özlüyorum Hakk a yürüdüðünü biliyorum, yani göçtüðünü! Ýçimde bir duyu var yine de, bir gün kucaðýnda mor kadife torbalý telli Kur an ýyla çýkýp geliverecek!.. Bu duyu, ölmezliðin simgesidir. Nasýl ölsün ki, arþivimde taa 1963 den Hakk a yürüdüðünden bir yýl öncesine kadar çalýp söylediði derlemelerim var, ardý ardýna saatler saat ler süren! Ölmezliði, bu!. Nefes Dergisi nin Aðustos 1996 tarihli 34. sayýsýna yazdýðým yazýnýn bir bölümünü buraya alýyorum, o nu sevgiyle, saygýyla ve özlemle anarak: Kimse alýnýp darýlmasýn, bu ülkede Pir Sultan Abdal ý en güzel yaþatan, en güzel sesleyen, tazeleyen kuþkusuz, O nun en büyük, yürekten hayraný Feyzullah Çýnar dýr. Abarttýðým sanýlmasýn, çoðu kez bantlarýný dinlerken, dönen kahverengi þeritten bir ulu insan çýkar, bu Pir Sultan Abdal dýr, Feyzullah ýn sesinde, sazýnda; zaar derim Pir bu ola, aynen böyle ola. O nun ulu ozaný yorumlayýþý yalansýzdýr, dolansýzdýr; halkýn/öfkenin/baþkaldýrýþýn ta kendisidir, acýlý direniþlerin ve ölmezliðe ulaþmanýn. Âþýk Feyzulalh Hakk la neden böylesine özdeþleþiyor, böylesine uygun, böylesine yücelerek, bin iken bir olmanýn sýrrý nedir? Halk, bir sözcü olarak görüyor, öyle belliyor ozaný, kendi öfkesini/- kývancýný/acýsýný, hele hele bizim halkýmýzda da çok belirlenen o anlatýmsýz direnci onda buluyor; bundan böylesine baðlanýyor ozanýn yiðit sesinde, usta sazýnda. 2 Sayý 6

3 Feyzullah Çýnar Feyzullah, Anadolu kültür mirasýný en yiðit, en içten ve bir güzellikle olmasý gereken, güzeli güzel ve daha güzel yapan, nice öðeleri yabana atmadan bu mirasý en hasýndan kullanan bir sanatçýdýr, çaðýnýn da adamý olarak, yani ayaðý yere basarak, saðlam basarak. Bu bin yýllýk dostu, fazla övdüðüm, kullandýðým, abarttýðým gelmesin aklýnýza, yapmam böyle þey, ama yapmak istediðim bir gerçeði teslim etmektir, yiðidin hakkýný yiðide vermeye yardýmcý olmaktýr, içinde bulunduðumuz hay huy arasýnda deðerinin farkýna varamadýðýmýz, halkýmýzýn bir usta ozaný için daktiloma dökülen duygularýmdýr onun sazý ve sesi gibi yalansýz dolansýz. Elimde kimileri göçüp giden nice usta ozanýmýzýn sesleri vardýr bandlar dolusu, dedim ya en çoðunu Âþýk Feyzullah Çýnar kapsýyor. Yýllar yýlý çeþitli ruh dünyasý içinde çalýp söylediði deyiþler. Feyzullah halkýmýzýn malýdýr, hepimizindir, bu bantlarý da ötekiler gibi gerçek sahibi halkýmýza sunmak isterim, dinlediðiniz zaman bu yazýnýn eksik kaldýðýnýn farkýna varacaksýnýz. Geçen Zaman Ýçinde Bu bantlarla ilgili ne zaman bazý þeyler söylesem/bazý þeyler yazsam bir baþka ulu ozaný yani kabri her daim ýþýklý olan Ruhi Su dostumu da anarým. Öldüðünden bu yana her aklýma gelende insanlýðýmýzdan/ vefasýzlýðýmýzdan/deðerbilmezliðimizden utandýðým ve içimden herkes adýnakimse alýnýp darýlmasýn, gönül komasýn özür dilerim o güzel/o çileli/ o usta sesi, sazý ve yürekli Ruhi Su candan! Büyük bir bankanýn sanat yöneticisi olduðu yýllarda evime gelmiþ, bazý kayýtlarýmý dinlemiþ; bir baþka güzel adam Þinasi Koç Dede den derlediðim Kýrklar semahýna hayran kalmýþtý. Derlemelerimi satýn almak istediklerini açýklamýþ bir çek defteri uzatmýþ bir de dolma kalem, ne istiyorsan yaz demesi hâlâ kulaklarýmda nasýl da diller döküp/gönlünü yýkmadan reddettiðim sözler/sözcükler, bunlar halkýn malý Ruhi aðabey, halkýn malý, nasýl satarým, derlediðim insanlarýn nasýl bakarým yüzlerine söyler misin? Hak verip boynuma sarýlmýþtý, iyi bak onlara demiþti. Baktým/bakýyorum. Bir baþka ustanýn ki saygýyla andýðým Âþýk Daimi nin Almanya da yaþayan kýzý Uðurcan bütün bant kayýtlarýný CD lere aktarmýþtý bir yýl boyu, artýk kopma/silme derdi de kalmamýþtý. Bu halkýn emanetini bazý yerlere verdim, ama sözleþmelere uymadýðýndan 65 CD þu anda elimde, bunlar ki salt Alevi/Bektaþi müziðidir saatler süren, inanýyorum gün gelecek bir kuruluþ bunlara en hasýndan sözleþmelere uyarak sahip çýkacaktýr, yani bu armaðanýma. Gelele Gelele (Gel Hele) Bir barak havasýndadýr bu baþlýk, nasýl içten bir çaðrýmdýr bu, sözüm Feyzulllah Çýnar içindir; Serçeþme nin geçen sayýsýnda 27. sayfada yer alan, bu cana da atýf yapýlan Göreve Davet baþlýklý yazýyla ilgilidir Ahmet Koçak imzalý. Haklý olarak yakýnýyor Koçak, Sevgili Fikret Otyam aðabey Serçeþme aracýlýðýyla sesleniyor ve öneriyorum: Feyzullah Çýnar ý anlatan bir kitap mutlaka hazýrlanmalýdýr. Ve kitap senin kaleminden çýkmalýdýr. Kocaman bir Eyvallah, baþým gözüm üstüne! Bu can da buradan sesleniyor baþta koca adam, O nun can dostu Derviþ Kemal can a al eline kalemi Derviþ Kemal, yaz Feyzullah için gönlünden geleni ve O nu tanýyan herkesindir bu çaðrým, kim tanýdýysa içinden geleni yazsýn dilediði gibi, elbette evlatlarýna/hepsine ama hepsine. Manevi oðlumla yaþayan eþine o da alsýn kalemi eline ya da açsýn ses alma makinesini içinden geldiði gibi anlatsýn/konuþsun... Bir Güldeste dir çýkacak olan sonunda, Feyzullah Çýnar için bir güldeste, hatta sevmeyenler bile katýlsýn bu cem e neden olmasýn? Toplansýn bunlarýn tümü Serçeþme de, adresi belli, toplansýn; bu can da elinden geldiði kadar harmanlasýn, ne keremdir bu, bilir misiniz? Elinizi sýký tutun ey canlar! Elinizi sýký tutun! 19 Aralýk 2004 tarihinde 79 yaþýma bastým da... Serçeþme 2005 Takvimi Fikret otyam ýn Yayýn hakkýný baðýþladýðý bir birinden güzel renkli resimleriyle hazýrlanan Serçeþme nin 2005 yýlý takvimi çýktý. Edinmek isteyen canlar, telefon, faks ya da e-postayla yönetim yerimize baþvurabilirlerr Tel/Fax:+90.(0) E-posta: Duyuru Genel Yayýn Yönetmenimiz Esat Korkmaz ý Cuma akþamlarý saat 20:00-21:00 arasýnda YAÞAM RADYO da (87.5 FM) Dört Kapý programýnda dinleyebilirsiniz. Ocak

4 ÞAMANIZM in deðerleri, yerleþik bir toprakta medeni insanlarýn besleme siyle yaratýlan deðerler deðil, yerleþik yaþam öncesi kandaþ toplum deðerleridir. Bu deðerler, kitleler halinde Batý ya göç eden insanlarca Anadolu topraðýna taþýndý ve Küçük Asya da bâtýni felsefenin/inancýn oluþmasýnda üretken bir kaynak durumunda yaþama geçti: Asýl üretim alanýnda belirleyici üretici güçlerle taraf oldu; medeniyeti güden sisteme kafa tuttu ; sýnýflý toplumun muhalefet insanýyla buluþtu. Ýnsan üretici gücü baðlamýnda Aleviliðin yapýlanýp biçimlenmesine en büyük katkýyý verdi. Ýnsanseverliðin halkla taraf olmasýna, kadýn-erkek eþitliðine kaynaklýk etti. Þaman Teriminin Kökeni Araþtýrmacýlarýn çoðuna göre, þaman ya da baksý terimleri yerine kam terimini kullanmak daha doðrudur. Çünkü, Türkler ve Moðollar, þaman terimini bilmez. Bu terimi Rus araþtýrmacýlar, XVII. y.y. sonlarýnda Kuzey Sibirya da yaþayan Tunguzlar dan öðrendi. Tunguzca da þaman, coþmuþ, durmadan oynayan, bir oraya bir buraya sýçrayan kiþi, anlamýna gelir. Yani, koþullara karþý isterik tepki gösteren bir kimliktir. Þaman teriminin Tunguzca dan geldiði konusunda genel bir kabul olmakla birlikte, yine de terimin etimolojisi, bilim insanlarýný bir hayli uðraþtýrdý: Kimi bilimadamlarý bu terimin kökeninin Pali dilinde bulunan samna olduðunu ve Sanskritçe de rahip, zahit anlamlarýna gelen çramana ile ayný kökten geldiðini savladýlar. Kimileri terimin kökenini Mançuca ya, kimileriyse Firdevsi döneminde Farsça da geçen ve Buda rahibi anlamýna gelen þemen ya da þamen terimlerinden hareket ederek Hint dillerine; yine kimileri Çince de geçen Chan man terimini ölçü alýp Çince ye baðlar. Son dönemlerde, Sogdca metinlerde þeytan anlamýna gelen þaman terimine rastlandýðýný da burada belirtelim. Þaman terimi ne erildir, ne de diþil; yani, erkek þamanlar için ayrý, kadýn þamanlar için ayrý terim yoktur Nasýl Þaman Olunur? Þamanýn görevlerini þöyle sýralayabiliriz: a) Her türlü hastalýða çare bulmak; b) Hastanýn, hastalýk sýrasýnda kendisinden uzaklaþan koruyucu ruhunu geri getirmek; c) Kýsýrlýk ve zor doðumlarda yardým etmek; d) Sunulan kurbanlarý tanrýlara ulaþtýrmak; e) Dinsel törenleri yönetmek; f) Ruhlarý ait olduklarý yere, yani ölüler âlemine göndermek; g) Kötü ruhlardan insanlarý korumak için ayinler düzenlemek ve h) Fal bakýp gelecekten haber vermek. Þamanlar ak þamanlar ve kara þamanlar olmak üzere ikiye ayrýlýr. Ancak üç grupta toplandýðý da olur: Göksel güçlerle iliþki kurabilen þamanlar (ak þamanlar); yeraltý ruhlarýyla iliþki kurabilen þamanlar (kara þamanlar) ve hem göksel ruhlarla hem de yeraltý ruhlarýyla iliþki kurabilen þamanlar (akkara þamanlar). Bu durum inançta þöyle anlatýlýr: Þaman olmasý kaçýnýlmaz duruma gelen kiþi, insanlardan kaçar, ormana çekilir; çýlgýnlýk belirtileri göstermeye baþlar; ateþe ve suya dalar. Þaman adayýnýn ailesi zaman yitirmeden yaþlý bir þamana baþvurur: Yaþlý þaman ona gerekli þeyleri öðretir. Çýlgýnlýk davranýþlarýnýn sürdüðü sýrada ruhlar gelir, þamanýn bedeninden canýný çýkarýr; ak þaman olacaksa Doðu yönüne, kara þaman olacaksa Batý yönüne götürür. Daha sonra þamanýn caný, tanrýlar makamýna kabul edilir. Tanrýlar makamýnda bu yeni cana, ata þamanlar, þamanlýðýn sýrlarýný öðretir. Sýrlarý öðrenen can, yenilenmiþ olur; döner, bedenine girer ve bedeni yeniler. ANADOLU ALEVÝLÝÐÝNÝN ASYALI KAYNAÐI ÞAMANIN DÜNYASI Bölüm I Esat Korkmaz Avam þamanlarýnýn giydiði yedi dilimli baþlýk. Avusturya Halk Sanatlarý Müzesi. Herkesin þaman olmasý olanaklý deðildir. Daha çok soydan þaman olunur. Ama yine de bir ruhun çaðrýsýyla olunan þamanlýk makbuldür. Ruh çaðrýsý dýþýnda babadan kalan þamanlýk küçük þaman olma anlamýna gelirdi: Özet olarak þamanlýk, kuþaktan kuþaða ruhlarýn aracýlýðýyla ya da genetik olarak akýp giden bir gelenektir. Þaman Varlýða Geliþ ya da Yaradýlýþ Mitolojileri Þamanlýðýn kökenine iliþkin deðiþik söylenceler vardýr. Konuya iliþkin Buryat mitolojisi þöyledir: Baþlangýçta iyi ruhlar ve kötü ruhlar vardý. Sonra tanrý insanlarý yarattý. Uzunca bir süre mutlu yaþadý insanlar; derken kötü ruhlar saldýrýya geçti; hastalýk ve ölüm yaymaya baþladý. Bunun üzerine tanrýlar, insanlara yardým etmesi için þaman göndermeye karar verdiler. Þaman olarak gönderilen Kartal ýn dilinden anlamayan insanlar, ona güvenemedi. Durum karþýsýnda Kartal tanrýlara döndü. Kendisine insanlarla konuþma yeteneðinin verilmesini istedi. Dileði kabul edildi; kartal insan biçimine dönüþtü; tekrar dünyaya gönderildi: Dünyaya dönen insan biçimli Kartal, bir aðacýn altýnda uyuyakalmýþ bir kýz gördü; onunla birleþti; ilk þaman doðdu. Yakut mitolojisinde ise öz ayný olmakla birlikte anlatým biraz deðiþiktir: Kuzeyde kötü hastalýklarýn bulunduðu bir yerde büyük bir çam aðacý vardýr. Bunun dallarýnda þamanlarýn doðduðu yuvalar bulunmaktadýr. Büyük þamanlar en yüksek dallardaki yuvalarda, orta þamanlar orta seviyedeki dallardaki yuvalarda, küçük þamanlar ise en alttaki dallarda bulunan yuvalarda doðar. Dölleme zamaný geldiðinde demir tüylü ve çelik pençeli bir kartal karaçam aðacýna konar ve bir yumurta býrakýr. Üç yýl kuluçkaya yatarsa yüksek dereceli þaman, bir yýl kuluçkaya yatarsa düþük dereceli þaman doðar. Þamanýn hayvan anasý olan bu yýrtýcý kuþ þamana iki kez daha görünecektir: Bedenin parçalanmasý yani, kurban edilmesi sýrasýnda ve ölümü sýrasýnda. Þamanýn ruhu yumurtadan çýkýnca hayvan anasý, bebek þamaný alýr; tek elli, tek gözlü, tek bacaklý Burgestez Udagan adýndaki bir ruh þamana teslim eder. Bu ruh onu demir bir beþiðe koyarak sallar ve hizmetinde bulunur. Zamaný gelince ruh þaman onu, kara kuru üç korkunç cine teslim eder: Cinler, onun bedenini parçalara ayýrýr; baþýný bir kazýða geçirirler. Bedeninin parçalarýný her yöne daðýtýrlar. Bu arada baþka üç ruh gelir, þamanýn çene kemiðini alýr ve fýrlatýr. Kemiklerin düþme biçimine göre þamanýn insanlara ne denli yararlý olup olamayacaðýna iliþkin kehanette bulunur. Bir baþka Yakut söylencesinde kuþ ana þamanýn ruhunu yeraltýna götürür ve onu bir çam aðacýnýn dalýna asar; kuþ biçimi alýncaya kadar orada býrakýr. Þaman yaradýlýþ tasarýmýndaki bu parçalanma, yani ölme dirilme tasarýmý, her þamanýn þaman adaylýðý sýrasýnda mistik parçalanma adýyla bir kez daha yaþanýr. Bir bakýma tanrýsal mekânda gerçekleþen þaman yaradýlýþ tasarýmý, teatrel olarak yeniden oynanýr : Þaman olmasý gereken bir insan, 3 4 yýl sürecek ruhsal bir hastalýða yakalanýr. Aday bu sürede bir yerde yatar; bedeni parça parça edilir; beden parçalarý çeþitli yönlere atýlýr, kaný serpilir. Ýnancýn izinde iç dünyada bunlar yaþanýrken þaman yattýðý yerden kýpýrdamaz ve yaralanmýþ görünmez. Bu konuda deðiþik söylencesel anlatýmlar da yok deðildir: Geleceðin þamaný rahatsýzlýk geçirdikten sonra bir akarsuyun kenarýna gelir ve yüzüstü yere kapanýr: Aðzýndan köpükler gelmeye baþlar; bir süre böyle kalýr; ayýldýktan sonra þaman olur. Bu durum Yer Su tapýmýnýn gereðidir: Su, topraðý mayalýyor; mayalanma ürünü doðasal verim olarak algýlanýyor. 4 Sayý 6

5 Mistik parçalanma ile þaman ruhça temizlenmiþtir; bedeni güçlenmiþ, daha iyi görme, iþitme yetisi kazanmýþtýr: Yani, ten gözünün yanýnda can gözü de açýlmýþ, sýrra ermiþtir. Iþýk olmayan ýþýðýn aydýnlýðýyla gördüðü için, baþkalarýnýn göremediði görünmeyen gizil nesnelliði görmeye baþlamýþtýr. Bu tasarým ölmeden evvel ölme ya da yaþarken dirilme tasarýmýdýr. Buna aydýnlanma adý veriliyor. Aydýnlanan þaman gözü kapalý iken bile karanlýktaki þeyleri görebilir. Görmeyi saðlayan ýþýk kaynaðý, þamanýn baþýnýn çevresindeki bir ýþýk halesidir ki sadece baþka þamanlar tarafýndan görülebilir. Mistik parçalanmadan çýkan þaman, rehberiyle eðitimine devam eder; göðe çýkmayý ve yerin altýna inmeyi öðrenir. Þamanýn göðe ya da yeraltýna yaptýðý yolculuk aslýnda kendi bedeninde yaptýðý yolculuktur. Mogolistan bozkýrlarýnda kurulu bir ger de (göçebe çadýrýnda) trans halinde bir þaman Fotoðraf: Gordon Wiltsie, National Geographic- Türkiye, Ekim Þamanýn Görevleri ya da Esrik Yolculuk Þaman esrik yolculuðuna çýkmadan önce bir tören düzenlemek durumundadýr: Esrik yolculukla ya göðe çýkýlýr ya da yeraltýna inilir. Þamana bu yolculuðu sýrasýnda kartal, ördek, kaz, kuþ, geyik, at, ayý ve kurt gibi hayvanlar yardýmcý olur. Þaman bu hayvanlarýn yardýmýyla ya da bu hayvanlarýn donuna girerek gökyüzüne çýkar; tanrýlardan, ruhlardan gerekli bilgileri alýr ve insanlarýn yardýmýna koþar. Bu hayvanlardan bir tanesi, þamanýn koruyucu ruhudur. Þamanýn koruyucu ruhu ya da þamanýn yardýmcý hayvaný; mýzrak gagalý, keskin pençeli, üç kulaç kuyruklu büyük bir kuþ olarak tasarýmlanýr. Bu kuþ þamana iki kez görünür; ilk olarak ruhunu eðitmek için görünür, ikinci olarak ölüm vaktinin geldiðini bildirmek için görünür. Kimi topluluk tasarýmlarýnda þaman öldükten sonra baþka toplumlarýn þamaný olarak yeniden dünyaya gelir. Þaman göðe çýkarken Dünya Aðacý ný ya da Evren Aðacý ný merdiven olarak kullanýr. Aðacýn gövdesinde ya da dallarýnda basamak iþlevi gören kertikler vardýr ve bu kertikler göðün katlarýný temsil eder. Þamanýn hastayý iyileþtirme seansý þöyle gerçekleþir: Þaman, hastadan hastalýðý emer ve tükürür; sonra kurban edilen hayvanýn ruhunu göðe götürür. Yurdun dýþ kýsmýna dallarý budanmýþ üç kayýn aðacý dikilir; ortadaki aðacýn ucuna bir deniz kuþu asýlýr. Kayýn aðacýnýn doðu yanýna tayýlga adý verilen ucuna at kafasý yerleþtirilmiþ bir kazýk çakýlýr. Bu aðaçlar at kýlýndan örülmüþ bir sicimle göðün yolunu simgelemek üzere birbirine baðlanýr. Aðaçlarla yurdun arasýna üzerinde alkollü içki bulunan küçük bir masa yerleþtirilir. Her þey tamam olduktan sonra þaman kuþ uçuþunu taklit ederek yavaþ yavaþ göðe yükselir. Yolda dokuz konaklama yerinde konaklar, o katlarý yöneten göksel ruhlara sunular sunar. Geri döndüðünde vücudunun bir parçasýnýn ateþte arýndýrýlmasýný ister. Þamanýn göðe çýkýþý ve at kurbaný sunmasý seansý þöyle gerçekleþir: Ýlk akþam tören yerine bir yurt kurulur. Yurdun orta direði kayýn aðacýndandýr ve gövdesinde dokuz gökkatýný simgeleyen dokuz kertik oyulur. Kayýn aðacýnýn tepesi, yurdun ocak deliðinden dýþarý çýkar. Yurdun çevresine de kayýn dallarýndan bir çit yapýlmýþtýr. Kurbanlýk at, baþ tutan adý verilen hizmetliye teslim edilir. Þaman, gövdesinde bulunan ruhlarý çýkarmak için kayýn dalýný, kurbana ve baþtutana doðru sallar. Davulunu kullanarak yardýmcý ruhlarýný toplar ve çadýrdan çýkar; daha önceden hazýrlanmýþ olan kaz biçimli makete oturarak ilahiler söyler ve atýn ruhunun peþinden göðe yükselmeye baþlar. Atýn ruhunu, yardýmcýlarýyla birlikte yakalar. Atý kutsar; sonra omurgasýný kýrarak kanýný akýtmadan öldürür. Eti törende yenir; derisi bir sýrýðýn ucuna asýlýr. Ertesi akþam törenin ikinci kýsmý baþlar: Þaman ateþin önünde ruhlara, yardýmcý ruhlarýna, ateþe ve Kayra Han a atýn etinden sunar ve kabul etmeleri için ilahiler söyler. Ev sahibinin sungusu olarak bir ipe asýlmýþ dokuz giysiyi ilahiler eþliðinde tütsüleyerek Ülgen e sunar. Þaman, þaman giysisini giydikten sonra göðün kuþu Merküt e seslenir. Vecd durumuna geçtiðinde kayýn aðacýnýn gövdesindeki çentikleri kullanarak göðe yükselmeye baþlar. Bunu hareketleriyle belli eder; yanýnda Baþtutan ýn ruhu da vardýr. Üçüncü katý geçince yardýmcý ruh yorulur. Bu kez þaman kazý çaðýrýr. Bir mola verilip dinlenildikten sonra yolculuk devam eder. Son katta Ülgen e seslenir. Dileklerinin kabul edilip edilmediðini öðrenir. Geri döndüðünde þaman yere yýðýlýr ve kendinden geçer. Uyandýðýnda izleyenleri selamlar.. Þamanýn yeraltý yolculuðu ise daha zor ve tehlikelidir: Þaman bu yolculuðuna bir maðara, çukur, bir delik, pýnar ya da bir aðacýn kökünden baþlar. Kimi kez göðe çýkarken kullandýðý gibi basamaklardan yararlanabilir ya da bir canavarýn aðzýndan yeraltýna iner, bir canavar yýlanýn boðazýndan girerek onun vücudunda seyahat eder. Þaman yeraltý yolculuðuna da yardýmcý ruhlarýyla birlikte çýkar. Her katta önüne çýkan engelleri aþarak dokuzuncu ve son katta bulunan Erlik Han ýn taþ ve siyah balçýktan yaratýlmýþ, çok iyi korunan sarayýna ulaþýr. Yolculuðu sýrasýnda þamaný hastalýk veren ruhlar taciz eder. Sonunda azgýn bir boða gibi tasarýmlanan yeraltý dünyasýnýn efendisi, Erlik Han ýn karþýsýna çýkar. Ve onunla mücadele etmeye baþlar. Çeþitli hileler ve armaðanlarla onu yatýþtýrýr; yardým vaatlerini alýr ve erkek bir yaban kazýnýn kanatlarý üzerinde yeryüzüne döner. Þaman öldüðü zaman asla topraða gömülmez; bir baltayla bir aðaç oyulup ceset içine yerleþtirilir; üzeri bir kapakla kapatýlýr. Cesedin baþý, batýya gelecek biçimde konur; eþyalarý tabutun yanýna býrakýlýr. Gömdükleri yere bir aðaç dikilir; bütün eþyalarý o aðaca asýlýr. KAYNAKÇA Anadol, S., Þaman Türkler Tuva ve Hakasya, Atlas, sayý: 82, Ýstanbul, Anohin, A. V., Altay Þamanlýðýna Ait Maddeler, (Çev. A. Ýnan, Makaleler ve Ýncelemeler), c. 1, Ankara, Arat, Reþid Rahmeti, Kutadgu Bilig, (Çev.: Yusuf Has Hâcib), Türk Tarih Kurumu, Ankara, V. Milletlerarasý Türk Halk Kültürü Kongresi Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri, T.C. Kültür Bakanlýðý, Ankara, I. Uluslararasý Hacý Bektaþ Veli Sempozyumu Bildirileri, Hacý Bektaþ Veli Anadolu Kültür Vakfý, Ankara, I. Türk Kültürü ve Hacý Bektaþ Veli Sempozyumu Bildirileri, Ankara, I. Uluslararasý Türk Dünyasý Eren ve Evliyalarý Kongresi Bildirileri, Ervak Yayýnlarý, Ankara, Bilim ve Ütopya, Aylýk bilim, kültür ve politika dergisi, sayý: 1-III, s. s. Ütopya Bilimsel ve Kültürel Araþtýrmalar Yay., Ýstanbul. Çoruhlu, Yaþar, Türk Mitolojisinin Anahatlarý, Kabalcý, Ýstanbul, Eliade, Mircea, Þamanizm (Çev.: Ýsmet Birkan), Ýmge Kitabevi, 1. Basým, Ýstanbul, Eröz, Mehmet, Eski Türk Dini ve Alevilik-Bektaþilik, Türk Dünyasý Araþtýrmalarý Vakfý, Ýstanbul, Esin, Emel, Türk Kozmolojisi, Ýstanbul, Ýnan, Abdülkadir, Tarihte ve Günümüzde Þamanizm, Türk Tarih Kurumu Yayýnlarý, Ankara, Korkmaz, Esat, Eski Türk Ýnançlarý ve Þamanizm Terimleri Sözlüðü, Anahtar Kitaplar Yayýnevi, Ýstanbul-2003 Korkmaz, Esat, Alevilik-Bektaþilik Terimleri Sözlüðü, Geniþletilmiþ 3. Basým, Kaynak Yayýnlarý, Ýstanbul, Lýgetý, L., Bilinmeyen Ýç Asya (Çev.: Sadrettin Karatay), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayýnlarý, Ankara, Ocak, Ahmet Yaþar, Alevi ve Bektaþi Ýnançlarýnýn Ýslam Öncesi Temelleri, Ýletiþim Yayýnlarý, Ýstanbul, Ögel, Bahattin, Türk Mitolojisi, C. 1-2, Türk Tarih Kurumu, Ankara, Roux, Jean-Paul, Orta Asya Tarih ve Uygarlýk (Çev.: Lale Arslan), Kabalcý Yayýnevi, Ýstanbul, Roux, Jean-Paul, Türklerin ve Moðollarýn Eski Dini, Ýstanbul, Þener, Cemal, Þamanizm, AD Yayýncýlýk, Ýstanbul, Uluslararasý Anadolu Ýnançlarý Kongresi Bildirileri, Ervak Yay., Ankara, Yol, bilim, kültür, araþtýrma, Hüseyin Gazi Derneði Yayýn Organý, iki ayda bir: , Ankara. Ocak

6 AABF ÝNANÇSAL BÝRLÝK BÝRLÝK BAÐLAMINDA KENDÝSÝNÝ YENÝLEMELÝ VE YAPISINDA DEÐÝÞÝME GÝTMELÝDÝR Alevilik heterodoks Ýslam olarak Tanrý yý insanda ve insaný Tanrý da görme, yani Tanrý-Ýnsan Birliði anlayýþý ve tapýnma ritüelleribaðlamýnda kendine özgüdür. Cemevlerinin Alevi toplumunun tapýnma yeri olduðunu tarihsel örneklerle vurgulamýþ bir yazar olarak kampanyanýza imza atamýyorum. Bu çok haklý toplumsal istemin ardýnda, neden bir siyasi taktik var? Aleviliði neden dolaylý bir biçimde Ýslam ýn dýþýnda göstererek, özgün bir inanç söylemini dayatýyorsunuz? Aleviliðin özgünlüðü Heterodoks Ýslam oluþundan kaynaklanmaktadýr. Onun özgünlüðü, dogmatik þekilciliði, tarihsel baskýcýlýðý, baðnazlýðý, çaðdýþý lýðý ve cihad terörizmiyle Ýslam olarak tanýnan ve tanýtýlan Ortodoksluða aykýrýlýðýndan dolayýdýr. Bu tür bildirilerde genellikle sadece en baþa dikkat çekici olarak yazýlan etkileyici kitlesel talep okunur; bu nedenle belki istediðiniz sayýya ulaþacaksýnýz, ama bunun dürüst bir yaklaþým olduðu söylenemez! Oysa sadece Cemevlerinin Aleviliðin merkezi, Alevilerin tapýnma yeri olduðu yazýlarak, yasallaþtýrýlmasý istemi vurgulansaydý milyonlara ulaþabilirdiniz. Bence tutarlý ve doðru taktik buydu. Hâlâ da zaman geçmiþ deðildir. Yönetim kurulu, imzalanmasý istenen bildiride, yanlýþ anlaþýldýðýna dair bir kýsa açýklama yaparak, Sünni ve Þiiliðe aykýrý, yani Heterodoks Ýslam olarak Alevilik kendine özgü bir inançtýr ve tapýnma yeri de Cami deðil, Cemevi dir biçiminde bir deðiþiklik yapabilir. Alevilik Ýslam ýn Dýþýnda Olamaz Alevilik Ýslam dýþýdýr tartýþmasýnýn baþlatýlmasý ve toplumun iki kampa ayrýlma tehlikesiyle karþý karþýya gelmesi AABF nin bilgi ve ilgisi dýþýnda geliþmedi. Bu görüþ, 1350 yýllýk Alevilik tarihini; Heterodoks Ýslam Alevilik olarak tarih sahnesine çýkmýþ toplumsal mücadeleleri, halk hareketlerini istemeden yadsýma durumunda kalmaktadýr. Aleviliði Anadolu coðrafyasý ile sýnýrlandýrarak Aleviliðin evrenselliðine zarar vermektedir. Tarihsel ve bilimsel temeli olmayan bu görüþün Alevi-Bektaþi inanç toplumunu parçalamaktan baþka bir iþe yaramayacaðýný anlamak hiç de zor deðil. Yýllardýr Alevi hareketinden geniþ bir siyaset yapýlanmasý gerçekleþtirmeye çalýþýyorsunuz. Sizce bu mudur siyaset? Siyaset, sürekli üretilen gerçekçi ve tutarlý ideolojik-taktiksel çizgilere toplumu kazanmak ve büyük birliktelikler oluþturmaktýr. Ben bugün Alevi toplumunun birlikteliðini, siyaseti ikinci plana almakta görüyorum. Ýnanç toplumlarý heterojendir, çeþitli etnik ve ulusal topluluklardan oluþur; onlarý birbirine baðlayan inançlardýr. Ýnanç ritüellerini, yani tapýnmalarýný toplumsallaþtýrmýþ ve dedelik-taliplik-rehberlik iliþkileri içinde, oniki hizmet (iþbölümü), musahiplik, görülme-sorulma, dâr a çekme vb. tapýnç kurumlarýyla bir özyönetim ve yaþam düzeni ya da yaþam biçimi oluþturmuþ Alevi-Bektaþi toplumunda bu bað çok daha güçlüdür. Alevi-Bektaþi toplumu, inancýný özgürce ve ayrýntýlý uygulamalarýyla yaþamak ve yüzyýllarýn baskýlarýnýn ve gizlenmelerinin acýsýný çýkarmak istiyorsa bu sosyo-psikolojik olgudur, uymak zorunluluðu vardýr. Ýnanca yeni yakýþtýrmalarla yaklaþamazsýnýz. Bu toplum, üçüncü halife döneminden itibaren Ali tanrýsallýðý ve soyunun kutsallýðýyla baþlamýþ ve Ýslam dinini heterodoks yani bizim bâtýni olarak nitelediðimiz baðlamda, Ýslami imparatorluk yönetimlerinin dini Ortodoksizme (Sünniliðe) aykýrý ve muhalif biçimde yorumlamýþtýr. Kendi heterodoks Ýslamýný girdiði, sürgüne uðradýðý ve yeraltýnda yaþadýðý bölgelerdeki çaðdaþ ya da eski dinsel ve felsefi inançlardan öðeleri özümseyerek zenginleþtirmiþtir. Bu topluma, siz Ýslam deðilsiniz demekle, onlarý kendinizden uzaklaþtýrmaktan baþka hiçbir kazancýnýz olmaz. Bu da kazanç deðil, kayýptýr. Bir Olalým, Ýri Olalým, Diri Olalým Ýsmail Kaygusuz Bugün Alevi toplumu ancak inançsal birlik saðlayarak, iri ve diri olabilir. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Alevi Bektaþi Kuruluþlarý Birliði nde (ABKB) yaþanan bazý olumsuzluklarýn Alevi-Bektaþi toplumunda tedirginlik yarattýðý ve örgütsel birliðin parçalanma noktasýna ilerlemekte olduðu ortada. AABF yönetimi, bu sorunlarýn tartýþýlmasý için Aralýk ta bir geniþletilmiþ Yönetim Kurulu toplantýsý yapmaya karar vermiþ. Ýncelik göstererek beni de davet ettiler ve eleþtirilerimi, önerilerimi dinlemek istediklerini belirttiler. Katýlmaya söz verdim, ancak saðlýðým yüzünden toplantýya katýlamayacaðým ortaya çýktý. Toplantýdan önce görüþ ve düþüncelerimi özetleyen bir yazýyý gönderdim. Burada bu yazýyý kýsaltarak sunuyorum. Onlarý Ýslam dýþý gören, dinsiz ve kâfir sayan ve Ýslamý kendisinin temsil ettiðinde ýsrarlý olan baskýcý Sünniliðe karþý onlar Ehlibeyt, Beþ Ýmamcý (Zeydi Aleviliði), Yedi Ýmamcý (Ýsmaili Aleviliði), Oniki Ýmamcý, vb., Ýslami anlayýþlarla direnmiþlerdir. Sünnileri de Ýslam ve Ehlibeyt düþmaný vb., adlarla nitelemiþlerdir. Onca kýrýma, kýyýma raðmen, Sünniliðe aykýrý Tanrý inancý ve tapýnma anlayýþý içinde kendilerini Ýslam görmüþlerdir. Tarihsel gerçek bu doðrultudadýr. Ne demokratik kitle örgütleri, ne siyasal partiler, ne de devlet toplumlarýn inancýnýn temellerine müdahale edebilir. Bu toplumlar adýna ve onlarýn iradesi dýþýnda inanç belirlemesi ve tanýmý yapamaz, yeni yakýþtýrmalar hiç getirilemez. Bunun, devlet ve hükümet yetkililerinin Alevilik tanýmlamasý ve Diyanet Ýþleri baþkanlarý ve ilahiyatçýlarýn yaptýklarý Aleviliði deðerlendirmelerinden farký yoktur. Alevi-Bektaþi toplumu, Allah-Muhammed-Ali üçleminde tanrýsal birliðe, üçü bir nurdur, nuru vâhiddir biçiminde bâtýni yaklaþýmýyla ulaþtýðý vahdeti vücud (Ýnsan-Tanrý birliði), vahdet-i mevcut (Doða-Tanrý birliði) inancýný, Cem tapýnma kurumlarýyla, Sünnilik ve Þiilik (ortodoksizm) dýþýnda bir Ýslamý (heterodoks, bâtýni) yaþamýþ, yaþýyor ve yaþamak istiyorsa buna uymak zorunluluðu vardýr. Hiç kimse, sen inancýný yanlýþ biliyorsun, Ýslamýn dýþýndasýn sen diyemez. Bunu sadece hasýmlarý, düþmanlarý söylemiþ ve söylemeyi sürdürmektedir. Demokratik kitle örgütlerinin bu baðlamda yapacaðý bir þey yok mudur? Vardýr, ama yönetimlerin deðil! Efsanelerin inançsal özü kapatmasý durumunda, aklýn öne alýnmasý baðlamýnda ve gericileþerek yaþanan çaðdan uzaklaþmayý önlemek gerektiðinde kitle örgütlerinin bünyesindeki bilim kurullarýnýn ve uzmanlarýn görevi baþlar. Ancak onlar, tapýnma eylemleri için (özünü deðiþtirmeye kalkýþmadan), bilgi ve iletiþim çaðýmýzýn koþullarýna uygun (reform niteliðinde) biçimlendirmeler sunabilir Devleti Yönetenler Bu Kamplaþmaya Seviniyor Aleviler arasýnda birliðin saðlanamamasý ve Alevilik Ýslamýn dýþýndadýr yakýþtýrmasýnýn yeniden alevlenmesinin neden olduðu bu tehlikeli kamplaþmaya sevinen devleti yönetenler oluyor. Siz kendinizi bile tanýmlayamýyorsunuz, bari biz yardým edelim diye, diyanetinden, bakanýna, baþbakanýna kadar herkes Aleviliðe bir yafta yapýþtýrýyor. Devlet kitap yazdýrtýyor, bedava daðýtýp, Alevilere Türk-Ýslam sentezci anlayýþýn Aleviliðini dayatýyor. Bunlarýn sonuncusu bu yýl Hacý Bektaþ Þenliklerinde daðýtýlan Sorularla Alevilik-Bektaþilik kitabýdýr. 1 Bu, yanlýþ bilgi ve kavramlarla kafa karýþtýran, inancýmýzýn evrenselliðini yadsýyan, basite indirgeyen ve küçümseyici cümlelerden oluþan bir Alevilik tanýmýdýr. Alevilik, Orta Asya Türk kültürünün öðelerinin, Ehlibeyt sevgisiyle bütünleþmesi sonucu oluþan ve eski Türk gelenek ve göreneklerinin yaþatýlmasý sürecinde ortaya çýkan bir anlayýþtýr diyerek, Aleviliði Türklere özgü olarak göstermektedir. Aleviliði Ýslamýn dýþýnda ve Anadolu da oluþmuþ ve kendine özgü bir inanç olduðunu söyleyenler de farklý düzeyde ayný yanlýþý yapýyor ve bilerek ya da bilmeyerek Türk ulusçuluðuna hizmet ediyorlar. Alevilik Anadolu yla Sýnýrlandýrýlamaz Alevilik, ne Ýslamýn dýþýnda ve Ýslamdan önce ortaya çýkýp, Ýslamdan da bazý öðeler almýþ ayrý bir dinsel inançtýr,ne de dýþarýdan Ýslam dinine girerek bâtýni özellik kazanmýþtýr Alevilik, Ýslamýn içinden çýkmýþ ve Ortodoks Ýslama aykýrý geliþim göstererek, bâtýni yorumlarla büyük farklýlýklar kazanmýþ olan Heterodoks Ýslamýn yaþayan son halkasý, en son temsilcisi ve doðrudan kendisidir demekte hiçbir sakýnca görmüyoruz. Bölgesel deðil evrensel bir geliþim göstermiþtir ve Anadolu yla da sýnýrlandýrýlamaz 6 Sayý 6

7 Alevilik, Halife Osman ( ) döneminde Ali tanrýsallýðý inancýyla baþlayýp; bölgesel/tarihsel din, inanç ve felsefi akýmlardan bazý öðelerle birleþme/baðdaþtýrma yoluyla sürekli yenilenen, deðiþik adlarla yönetimlerin resmi dinine aykýrý ve karþýt geliþen heterodoks akýmlarýn tamamýný kapsar. On ikinci yüzyýlýn baþlarýnda Þehristani nin anlattýðý yüze yakýn heterodoks grubun büyük çoðunluðu insan biçimli Tanrý ya inanan ve Ali-Ehlibeyt tanrýsallýðýný temel alan proto-alevi kümeleþmelerdir. Kökeni bu erken heterodoks akýmlara kadar uzanan, onlarýn bâtýni inançlarýndan kaynaklanan, Anadolu da yaþayan Alevilik-Bektaþilik, Ortodoks Ýslam (Sünni) inancýna aykýrý bir Tanrý ve tapýnma anlayýþýna sahiptir yýlýnda kýrýmla sonuçlanan büyük Babai halk hareketinden sonra Heterodoks Ýslamý Anadolu nun tarihsel, toplumsal ve kültürel koþullarýna uyumsatan ve onlardan aldýðý öðelerle yoðurup Anadolu da yaþamakta olan Aleviliðin kurallarýný belirleyerek inançsal birliði saðlayan zamanýn Ýmamý (önderi) ve büyük bâtýni dai si Hünkâr Hacý Bektaþ Veli olmuþtur. Bu inançta tanrý, kurtarýcýlýk görevini verdiði dostlarýnda, yani velilerde-ýmamlar da görünüm alanýna çýkar. Ali, velilerin þahý (Þah-ý Velâyet), Ýmamlar ýn atasýdýr. Tüm zamanlarýn/dönemlerin velileri, Ýmamlar ve kurtarýcý yüce kiþiler (insan-ý kâmiller) Ali olarak nitelendirilir ve birer tanrýsal mazhardýr; tek aydýnlatýcý ýþýk olan Tanrý nýn parçalarý ve yansýmalarýdýr. Her sýradan inanan da Ali nin hizmetinde bir Salman olmaya çaba gösterir. Dinim Muhammed, imaným Ali ve mezhebim Ýmam Cafer Sadýk diyen, Allah Muhammed Ali Birliði nde, Ehlibeyt ve Oniki Ýmam sevgisinde, Hacý Bektaþ Veli nin Pir liðinde bütünleþmiþ ve onun eline, beline, diline sadýk ol sözünü kendisine ahlak kuralý edinmiþ koca bir toplumun bin yýllýk inancýdýr Alevilik. Bireysel ve toplumsal yaþamlarýna düzen veren sazý, sözü semahýyla kadýn-erken birlikteliðinde yaptýklarý tapýnma törenidir. Bu inancý kültürel anlayýþ, tapýnma töreni cemi kültürel etkinlikeðlence/cümbüþ sayarak, onlara Hanefi mezhebinin kurallarýný dayatan Diyanetçiler ile Alevilik, kültürel yaný aðýr basan özgün bir inançtýr diyen Ýslam-dýþýcýlar, ortak bir paydada buluþuyor. Bizce Neler Yapýlmalýdýr? (Önerilerimiz) 1AABF ve ABKB ortak bir basýn bildirisiyle, Alevilik tanýmlamasý konusunda bir yanlýþ anlaþýlma olduðunu belirtmeli. Alevilik, ortak paydalarý þeriat olan Ortodoks Ýslamýn, yani Sünniliðin dört mezhebi ile Þiiliðin dýþýnda, Ýslamýn heterodoks ya da bâtýni yorumu olarak kendine özgüdür biçiminde bir açýklama yapýlarak, cemevlerinin Alevilerin ibadet yeri olarak tanýnýp yasallaþtýrýlmasý toplumsal istemine iliþkin imza kampanyasýna ivedilik kazandýrýlmalýdýr. Olaðan ya da olaðanüstü genel kurul toplantýsýnda ne de yönetim kurullarýnda Alevilik tanýmlamalarý konuþulup tartýþýlamaz ve içinde miyiz, dýþýnda mýyýz? diye sorulup, oylanamaz! 2 ALEVÝLÝK ÝSLAMIN DIÞINDA ve Anadolu ya özgü bir inanç sistemidir görüþünü savunarak; bu görüþü Federasyon yönetimi ve ona baðlý derneklere mal etme gayretleriyle bilinçli ya da bilinçsiz görevini kötüye kullanan Dedeler Kurulu Baþkaný Hasan Kýlavuz bu görevden ayrýlmalý ya da ayrýlmasý saðlanmalýdýr. Hasan beyin bireysel görüþlerini akademik ortama taþýyarak oralarda tartýþmasýnda hiçbir sakýnca yoktur. 3YENI BÝR Dedeler Kurullarý Genel Baþkaný seçimine gitme zorunluluðu vardýr. Bu seçim, Federasyona baðlý derneklerin inanç hizmetlerini gören dedeler kurullarýnýn gönderecekleri temsilciler çaðrýlarak yapýlýr. Ayrýca baðlý olmayan derneklere de çaðrý çýkarýlarak (Alevi söylemiyle peyik salýp lokma göndererek) bu seçime katýlmalarý talep edilmelidir. Yeni seçilen Dedeler Kurullarý Genel Baþkaný nýn yönetimle iliþkisi, inançsal konularda danýþmanlýk biçiminde olmalý. Kendisi kesinlikle yönetimin sosyo-politik etkinliklerine karýþmamalý ve karýþtýrýlmamalý. Yönetim de onun kendi iç kurullarý (Dedeler) ve 12 hizmet erleriyle yapacaklarý, inançsal etkinlik ve uygulamalara müdahale etmemelidir. Onlarýn yanlýþ ve hatalý davranýþ ve uygulamalarý Hacýbektaþ taki Dergâh Kurulu denetimiyle eleþtirilip düzeltilir. Bu kurullarýn oluþturulmasý ve hiyerarþik yapýsýný dördüncü madde olarak sunalým: 4DEDELER KURULLARI Genel Baþkaný seçilen kimsenin, hangi Seyyid ocaðýna mensup olursa olsun çaðdaþ ve aydýnlýk kafalý ve Alevi-Bektaþi yolu ve erkânýný iyi bilen, cem törenlerini yanlýþsýz yönetecek yetkinlikte ve de inançlý bir kimse olmasý gerekir. Önerimiz bu seçimin Pir Dergâhý nýn bulunduðu Hacýbektaþ ta yapýlmasýdýr. Böylelikle Dergâh ta inançsal birliðin ilk ve büyük adýmý atýlmýþ olacaktýr. Sözünü ettiðimiz temsilci dedelerin Hacýbektaþ ilçesinde, Dergâh Postniþini Mürþid in baþkanlýðýnda toplanarak üç gün ya da bir hafta içinde kendilerine bir baþkan seçmeleri zor bir olay deðildir. Eminim ki, Türkiye ve Avrupa daki Alevi derneklerinin dedelerinin her biri farklý ocaklara mensuptur. Hacý Bektaþ Dergâhý Postniþi nin de bir Ocak temsilcisi olarak tek oyu olacaktýr Dedeler Kurullarý Genel Baþkaný seçiminde. Elbetteki bu seçimden sonra Dergâh ile iliþki kesilmeyecektir. Ayrýca Postniþin tarafýndan zaten uygulanmakta olan Dergâh ta geleneksel dede eðitimi ya da yetkili kýlma hizmetleri sürdürüldüðünden, burada da bazý deðiþiklikler düþünülebilir. 5AABF ve ABKB ye baðlý derneklerde hizmet gören kaç dede var ve onlarýn göndereceði kaç kiþi tutar bilemiyorum; ama diyelim dede katýldý bu seçim toplantýsýna. Gizli ya da açýk oyla seçilenlerden en fazla oy alan baþkan ve oy sýrasýna göre 3 ya da 4 kiþi de oluþturulacak olan Dergâh Kurulu nda görev almalýdýr. Dergâh Kurulu Hacý Bektaþ Veli Dergâhý postniþininin baþkanlýðýnda kurulur. Dergâh Kurulu, Postniþin ve -tarihsel konumu ve Serçeþme lik kutsal görevinden ötürü bir ayrýcalýk olarak- Hacý Bektaþ Ocaðý ndan bir baþka yetkin kiþi, yani tanýnan, saygý duyulan Dede dahil olmak üzere, Dedeler Kurullarý Genel baþkaný ve seçimde en fazla oy alanlarla birlikte 6-7 kiþiden oluþur. Toplantýlarda alýnacak kararlar oylamayla olur; oylarýn eþit çýkmasý ve anlaþmazlýklarda Dergâh Postniþini nin ikinci oyu ya da vereceði karar belirleyici ve çözümleyici olarak kabul edilmelidir. Dedeler Kurullarý Genel Baþkaný doðrudan Dergâh Kurulu na baðlý ve bu Kurula karþý sorumludur... (Bu Kurulun hizmet tüzüðü daha sonra hazýrlanýp maddeleþtirilebilir). 6DERGÂH KURULU nun iþletilmeye baþlamasýyla, ona hizmet görme mekâný olarak, Müze olan Hacý Bektaþ Dergâhý Külliyesi ndeki Meydan Evi nin ayrýlmasýný saðlayacak yasal giriþimler yapýlýr. Külliye ye bu adým atýldýktan sonra, Dergâh Külliyesi nin tümüyle hak sahibi olan Alevi-Bektaþi inanç toplumuna ve onun inançsal yönlendiricisi ve temsilcisi geniþletilmiþ Dergâh Kurulu na teslim edilmesinin saðlanmasý için kitlesel eylem ve iþlemlere geçilir. 7AABF ve ABKB inançsal birlik baðlamýnda kendilerini yenilemeli ve yapýlanmalarýnda bazý deðiþikliklere gidilerek Türkiye ve Avrupa da demokratik özgürlükler ve insan haklarý baðlamýnda Alevi- Bektaþi inanç toplumunun toplumsal, siyasal hak ve isteklerini savunucusu büyük kitle örgütü düzeyinde, geniþletilip kurumsallaþtýrýlmýþ Hacý Bektaþ Dergâh Kurulu yla eþgüdümsel baðlýlýk içinde çalýþmalý ve birbirlerinin alanlarýna karýþtýrýlmamalýdýr. 8HIÇ GECÝKMEKSÝZÝN ve ivedi olarak çeþitli dillerdeki tarihsel ve inançsal yazýlý Alevi kaynaklarýnýn saptanmasý, toplanmasý ve Türkçe ye çevrilmesi çalýþmalarýna baþlanmasý gereklidir. Bunun için hemen, yetkin bir araþtýrma ve (birkaç dilden) çeviri ekibi kurulmasý giriþimine baþlanmalýdýr Bu dostça önerilerimiz benimsendiði ve gecikmeden uygulamaya geçildiði takdirde, inanýyoruz ki, kýsa zamanda çok büyük ölçüde Alevi- Bektaþi inanç toplumunun güvenini kazanacak. O zaman, toplumsal ve siyasal alanlardaki çalýþma ve eylemlerinizde arkanýzda büyük kitleler bulacaksýnýz. Alevilik Dersleri mi, Yoksa Zulüm mü? Milli Eðitim Bakanlýðý, Din ve Ahlak Dersleri müfredatý içine Aleviliði de koyacaðýný duyurdu. Kuþkusuz kafalarýndaki Alevilik iþlenecek; yani Türklere ve Anadolu ya özgü bir Ýslami inanç ve mistik tarikat olarak Nakþibendilikle sulandýrýlmýþ bir Bektaþilik! Böylece eski tanýmlamalarýndan birini yeni kavramlarla süsleyerek, Alevilik adýyla okullarda öðretecekler! Üç yýl önce Diyanet in Alevilik Raporu nda Alevilik, Hanefi mezhebinin bir tarikatýdýr biçiminde yaptýklarý tanýmda ufak bir deðiþiklikle, Aleviliði Ýslamýn bir mistik tarikatý ya da yorumu olarak Din ve Ahlak Dersleri nde okutacaklarmýþ. Bu dayatmacý davranýþ Sünnileþtirme asimilasyonunun yeni, ama çok tehlikeli bir yöntemidir; Aleviliðin özüne aykýrý, soysuzlaþtýrýlmýþ inançsal bilgileri körpe kafalara sokarak, onlarý koþullandýrarak bunu baþarmak istiyorlar. Ders deðil zulüm olacak! Alevi-Bektaþi inanç toplumu, devlet okullarýnda zorunlu din dersleri de buna ek olarak Alevilik dersleri de asla istemiyor ve istememelidir. Devlet de sözde Alevilerin temsilciliðine soyunmuþ sadece küçük bir çýkarcý ve uzlaþmacý grubun istemlerine göre hareket edemez. Bu yöntemlerle de AB nin gözünü boyayacaðýný sanýyorsa aldanýyor. Alevi- Bektaþi toplumu bu asimilasyoncu Alevilik dersleri dayatmasýna kitlesel tepkisini göstermekten çekinmemelidir. NOTLAR: 1 Bakýnýz: Ý. Kaygusuz, Kuþatma Altýndaki Hacý Bektaþ Dergahý. Serçeþme, Sayý 5, Kasým Ocak

8 TASAVVUF Ýsmail Özmen Ýslam tasavvufu insaný, kendi içinde özgür bir kul, dýþarýda ise gerçek ve özgür bir insan yapmaya yönelmiþtir. Kulu, özgürlüðün vahþi atýna bindirip kul olgusunun bilinen tutsaklýk zincirlerini onun içinde otururken kýrmaya çaðýrmýþ, o da bu zincirleri birer birer kýrmasýný bilmiþtir. Evrende, insan dýþýnda baðýmsýz, özünü ortaya koyan, çevresini ve varlýðýnýn temel niteliklerine girip onu titizlikle ve dikkatle bir oya inceliðinde iþlemeye çalýþan baþka bir varlýk daha yoktur. Yaratýlma olayýnýn temeli insandýr. Aslýnda insan bütün evreni bir bütünlük içinde yansýtan, Tanrý dan gelip yine Tanrý ya dönecek olan ölümsüz bir özün, bitmeyen bir yaratýcý gücün taþýyýcýsýdýr. Gerçekten sanal olarak insan cennetten kovulmuþ bir varlýk sayýlsa bile, gerçeðin öyle olduðu kanýtlanamamýþtýr; çünkü insanla Tanrý birdir; Tanrý insanda dile gelen, düþünen, düþleyen, konuþan, söyleyen görünüþ alanýna çýkan bir varlýktýr; kendiliðinden suç iþleyen, suç iþlemeye planlanmýþ bir makine de deðildir. Her Þeyin Kaynaðý Tanrý dýr Bizce insanýn tüm eylem ve davranýþlarýnýn kaynaðý Tanrý dýr. Çünkü, Tanrý tüm evreni doldurmuþ, her þeyin, özellikle de insanýn özünü sarmýþ, hepsinin kaynaðý olmuþ durumdadýr. Yani insanda bir tanrýsal irade-yi cüz iye mevcuttur. Bu bakýmdan insan hep Tanrý ile birlikte davranýr; bunun anlamý, Tanrý dan gelen insan sonunda yine Tanrý ya dönecektir. Ancak bu dönüþ kendiliðinden gerçekleþmez, bazý aþamalardan geçmeyi öngörür. Kiþi bu aþamalarda irfan denilen gönül bilgisini edinmekle yükümlüdür; irfan yüce bir bilgi birikimi türüdür; bu, insan gönlünde Tanrý nýn bir nur (ýþýk) olarak belirmesidir; irfanla olgunlaþan, arýnýp aydýnlanan kiþi, geçici varlýklardan sýyrýlmak suretiyle kendini yetkinleþmiþ ve turaplaþmýþ olarak bulur. Bu, geçiciler âleminden beka âlemine yükselmektir. Tanrý ya Yükseliþ Böylece, bu ve benzeri yükseliþlerle geçici olan her þeyden kalýcý özlere doðru yönelmeyi baþaran insan, Tanrý ya varan yol üzerinde adým adým ilerler. Gerçekte bu ilerleme bir yükseliþ, az olgundan çok olguna, en olguna, yani Tanrý ya doðru gidiþ demektir. Aslýnda bu alanda yükseliþ iki türlüdür: Bunlardan ilki, kendini geçici varlýklardan sýyýrýp uzaklaþtýrmakla, içine kapanýp dünyadan el etek çekmekle, kendini ve özünü derin düþünceye ve zikre vermekle, yani Tanrý üzerine derinlemesine düþünmekle olur; ikincisi ise bilgi irfan edinmekle saðlanýr. Gerçekte insan için bilgi, gerçeðe, doðru yola, Tanrý ya, ölümsüz olana, nura varmayý saðlayan bir kýlavuzdur. Ýnsan Tanrý ya yükselirken birçok manevi basamaklardan geçer, bu basamaklarýn hepsi de bir sýnav alanýdýr, savaþ meydanýdýr; kiþi amacýna ulaþmak için bu savaþý ve sýnavý kazanmak zorundadýr. Aslýnda bir yükseliþ niteliði taþýyan bu geçiþ ler evrenin deðiþik katlarýný geçmek anlamýna gelir. Son kattan sonra, bütün varlýk türlerini özünde yansýtan, onlarýn öncesiz ve sonrasýz ana kaynaðý olan tanrýsal kat gelir ki bu kat burada insan nur u özünde bularak yansýtýr. Böylece, insan bu nur u gönlünde görünüþ alanýna çýkarýr. Yani irfanla olgunlaþan insanýn yetkinliði nispetinde Tanrý, onun gönlünde, bir nur olarak belirir; bu nurun belirmesi, insanýn Tanrý yý görmesi, seyretmesi, müþahedesi anlamlarýna gelir. Aslýnda bu bir tür Tanrý dan doðuþtur. Tanrý dan doðuþ ise bir nurun açýlýþý, parlayýþý olarak kabul edilmelidir. Bu ise, ancak gönül gözüyle görülebilen bir olgudur; bu ancak irfanýn saðladýðý olgunlukla sezilir. Ýþte bütün bunlarý etüt olarak hazýrlayan, gereken bilgilere veren tasavvuf bilimidir; bu ekol özgül bir bilim olarak deðerlendirilmelidir. Ýslam Mistisizmi Bir baþka açýdan, Ýslam ýn dýþýndaki mistisizm, sözlük anlamýyla görünürde olmayan, gizli, öteki dünyaya ait bilgiler demektir. Kiþinin dünya ile ilgisini kesip Tanrý sevgisine baðlanmasý, o ummana dalmasýdýr. Ýslam da mistisizmin toplumla iliþkisi ilginç bir durum ve görünüm sergiler. Gizemcilik, insaný toplumdan koparmayý amaçlar, ama zamansal süreç içinde, uygulamanýn birkaç örnek dýþýnda böyle olmadýðý açýktýr. Görülen odur ki, mistisizm, Sünniliðin yasakladýðý felsefe ve teolojiden bilgi edinme, çeþitli felsefî sorunlara gerçek ve doðru yanýtlar arama, zorba yönetimlere karþý özgürlüðü ve yoksul halký savunma, toplumla bireysel düzeyde, derinlemesine, sürekli ve yoðun iliþki içinde olma cesaretini gösterme gibi ödevleri üstlenmesini bilmiþtir. Mistikler, her türlü þekli, bu arada camileri de reddetmiþler, kendi içlerindeki, özlerindeki mabetlerine çekilerek Tanrý ile haþýr-neþir olmuþlardýr. Yine Ýslam mistisizminde genel olarak evlenmeme kuralý geçerli deðildir. Tarikat üyelerinin büyük çoðunluðu iþinde, gücünde, halkýn yanýnda ve içinde yaþamayý tercih ederler. Dünya iþlerinden el-etek çekme kuralý çok küçük bir çevre tarafýndan uygulanmýþ ise de gerçekte, tasav- Hz. Ali ve Devesi - Ömer Bortaçina Koleksiyonu, Cam Altýnda Yirmi Bin Fersah, s. 48. Yapý Kredi Kültür Sanat Yayýncýlýk. 8 Sayý 6

9 vuf, Ýslam dininde geçerliliði olmayan, þeriat dýþý, hep felsefe içinde oturan bir sistem sanýlarak medrese çevrelerince hep yasaklanmýþtýr.tarihsel açýdan tasavvuf olgusuna baktýðýmýzda, Ýslam ülkelerindeki irili-ufaklý tüm ayaklanmalarda çoðunun önderliðini mistikler ya da onlarýn yandaþlarý yapmýþlardýr. Genel olarak, mistisizm (tasavvuf, sufizm, gizemcilik) Kuran ýn zâhiri denilen açýk anlamlarýna pek önem vermez ve derinliðine inmez. Ancak gizli anlamlarýný, asýl ve gerçek anlam sayar. Bu konularda Bâtýnilik, bir baþka açýdan söyleyiþle doðu sosyalizmi sayýlabilir. Çünkü tasavvufun amacý; insanlar arasýndaki barýþý, eþitliði, kardeþçe yaþamayý, çok yönlü dayanýþmayý, yardýmý saðlamak; dahasý yarin dudaðýndan özge her þeyde ortaklýðý kurduktan sonra sömürüsüz bir toplumsal paylaþým sistemini gerçekleþtirip yaþama geçirmektir. Bütün dünyada mistisizmin deðiþmeyen yönü, her türlü haksýzlýðý yok etmeye yönelik olmasý; özünün ise eþitlikçi-toplumcu bir öðretiden kaynaklanmasýdýr. Tasavvufun bâtýni kolu, hiçbir zaman dünya iþlerinden el çekmemiþ, örtülü biçimde de olsa hep politikanýn içinde yer almýþtýr. Dünyanýn daha güzel, daha yaþanýlýr bir dünya olmasý için yoðun ve sürekli bir savaþým içinde bulunmuþtur. Bu savaþýmý Tanrý ile birlikte yapmayý, O nu da bu tür savaþlara sokmayý ana kural saymýþtýr. Özetle, Ýslam tasavvufu insaný, tam ve özgün, kendi içinde özgür bir kul, dýþarýda ise tam anlamýyla gerçek ve özgür bir insan yapmaya yönelmiþtir. Bu baðlamda, kulu, özgürlüðün vahþi atýna bindirip kul olgusunun bilinen tutsaklýk zincirlerini onun içinde otururken kýrmaya çaðýrmýþ, o da bu zincirleri birer birer kýrmasýný bilmiþtir.mistisizmin bütün bunlarý gerçekleþtirmek için çeþitli tarihsel nedenlerle Þiilik le yoðun bir iliþkiye girdiði, yakýnlaþtýðý ve çoðu yerde özdeþleþtikleri, ancak tarihsel süreç içinde, kimi kez de yine çoðu yönden ayrýldýklarý, örtüþemedikleri yadsýnamaz tarihsel gerçekler olarak karþýmýzda durmaktadýr. Evren Niçin Yaratýldý? Evreni Kim Yarattý? Bir baþka açýdan konuya yaklaþarak baktýðýmýz zaman, þu sorunun peþine düþmek zorunda kaldýðýmýzý görürüz. Bu soru kýsaca þudur: Evren niçin yaratýldý, yaratýlmýþsa kim yarattý, niçin yarattý? Böyle bir soruyu sormanýn gereði var mý, yok mu bu da ayrý bir sorun. Bu ara ayni sorun üzerine, evren bir büyük patlama sonucu oluþtu, kör bir yuvarlanmanýn, bilinçsiz bir gidiþin eseridir, yaratýcýsý bizzat kendisidir, kör yuvarlanýþla oluþan bir bilinçlenmedir diyenler olduðu gibi, bu arada bunu, bilinçli bir yaratýlýþ sayanlar, bir aklýn, büyük bir gücün eseri olduðunu iddia edenler olduðu da unutulmamalýdýr. Son görüþü savunan grubun büyük bir kýsmýný, tektanrýlý üç büyük dinin kitap, peygamber ve temsilcileri oluþturur. Ýslami görüþe göre, Allah evreni hiç kimse için deðil, bizzat kendisi için yaratmýþtýr. Zaten Allah ýn varlýðý, zorunlu ve kendi kendine vardýr; evren de baþka bir varlýktan deðil, bizzat Allah ýn kendi düþüncelerinden var olmuþtur. Yaratýlan her þey, tüm varlýk ayrý ayrý varlýklar olarak var deðildir; her þey baþlangýçta Allah ýn bilgisinde var olup, bu varlýklarýn varlýðýný Allah sonradan öðrenmiþ de deðildir. Zira O nun bilgisine sonradan yeni bilgiler eklenemez. O nun bilgisi ne artar, ne eksilir, ezelden olduðu gibi hep aynýdýr, biz yaratýlmadan önce de O nun bilgisinde vardýk. Bu görüþün bilinen ilk kaynaðý Platon dur. Eflatun a göre, evren varlýklarýnýn, tüm yaratýklarýn kaynaðý idea lardýr; idea, kavram olarak ezelden beri vardýr, varlýklar yaratýlmadan önce idealar âleminde soyut olarak mevcuttur; yaratýklarýn var olmadan önce, bilgi, yani kavram hâlinde bulunduðu, bunun ise, gerçekte Allah ýn bilgisi olduðu, Ýslam da benimsenen temel bir görüþtür. Ýþte Ýslam Tasavvufunda bilgi durumundaki bu varlýklara (a yân-i sâbite) adý verilir. Ýþte Allah, bilgisindeki bu varlýklara görünür âlemde yine bilgisine göre biçimler, içerikler ve belirli bir ömür koyar. Bunu niçin yaptýðý sorusuna ise, kendi sýfatlarýný etkinleþtirmek için yanýtý verilmektedir. Muhyiddin ibn Arabi, rýzk verilenler olmadýkça, rýzk vericiliðin; bilinen olmadýktan sonra bilinenin, yaþayanlar olmadýktan sonra yaþatýcýlýðýn bir anlamý kalmaz derken hem bu düþünceyi destekleyerek vurgular, hem de yine ona göre, Allah yaþatandýr, öldürendir, yeniden yaratandýr, rýzk verendir, bilendir, egemendir, hükümdardýr, hükmünü sürdürendir, hasýlý sayýsýz sýfatlarýn sahibidir, iþte bu sýfatlarýn etkinleþebilmesi için tüm yaratýklarýn varolmasý gerekir; ýþýðý olmayan güneþ düþünülemeyeceði gibi, yaratýðý olmayan yaratýcý da düþünülemez. Ýþte bütün bu düþünceler baðlamýnda, Allah da, kendi sýfatlarýnýn etkinliði için evreni var etmiþtir. Hatta bir ayette Ben insanlarý ve cinleri bana tapmalarý için yarattým, buyurur; Ýbni Abbas bu ayette geçen tapma fiilini bilme þeklinde açýklamýþtýr ki tapma bilmenin en ileri boyutunu iþaretler. Tanrý her þeyi kendisini ileri aþamada bilmeleri, kendisine tapmalarý için yaratmýþtýr... BÝR KÝTAP Su Yayýnevi Kasým ,5 x 21 cm, 352 sayfa ISBN No: NÝZARÝ ISMAÝLÝ DEVLETÝNÝN KURUCUSU Hasan Sabbah ve Alamut Öðretisi, Tarihi, Felsefesi Ýsmail Kaygusuz un Hasan Sabah ve Alamut üzerine beklenen çalýþmasý geçen ay içinde Su Yayýnlarýndan yayýmlandý. Kaygusuz, Anadolu Aleviliði ni daha iyi anlamanýn yolunun Heterodoks Ýslamlýðýn öncüllerinden olan Alamut Nizari Ýsmaililiðini incelemekten geçtiðini öne sürüyor. Bu çalýþma, Alamut Ýsmailliði nin Anadolu da Alevi-Bektaþi inancýnýn sistemleþmesi ve kurumlaþmasýnda etkisini göstermeyi amaçlýyor. Çalýþma, Alamut devletinin kuruluþunu ve bu devletin kurucusu Hasan Sabbah ý bölgenin toplumsal ve siyasal tarihi içinde ele alýyor. Bu çerçevede iki önemli tarihi kaynaðý eleþtirel bakýþla inceliyor: Hasan Sabbah ýn sistemleþtirdiði batýni Talim (Eðitim) öðretisini kapsayan Fusul-Erbaa nýn (Dört Fasýl) bir özetini içeren Abdulkerim Þehristani nin (ö.1153) al Milal adlý yapýtý ile Alamut Ýsmaililiðinin kýyamet/yeniden diriliþ öðretisinin içeren Haft i Babý Baba Seyyidna. Hasan Sabbah ýn dünyayý mülkleri, insanlarý da kullarý sayan halifelere karþý, bu dünyayý cennete çevirmek için savaþým verdiðini vurgulayan Kaygusuz, onu uyuþturucu cenneti yaratmýþ bir sapkýn gibi gösteren saldýrýnýn ardýnda yatanlarý sergiliyor. Onun özgür düþünceyi, insan severliði ve eþitliði savunan, eþitlikçi, paylaþýmcý ve dünya mülkünü ortaklaþa kullanma gibi öðeler içeren öðretisinin Abbasi Halifeleri ve Selçuklu Sultanlarýnýn çýkarlarýna aykýrýlýðýný gösteriyor. Hasan Sabah ýn Alamut u içten fethini, Hazar ýn batýsýnda Daylam dan, güneyinde Tabaristan ve Horasan dan, güneybatý Ýran eyaletlerinden Kuhistan ve Suriye ye kadar Ýsmaili kale yerleþimleri kuruþunu ele alýyor. Bu kalelere dolan Pers, Arap, Kürt ve Türkmen gruplarý inceliyor. Alamut Ýsmaililerinin kendi görüþlerini benimsemeyenleri saf dýþý ettikleri iddiasýnýn yalan olduðunu vurgulayan Kaygusuz, Ýsmaililerin, görüþlerini benimsemeyenlere zorlama yapmadýðýný vurguluyor. Kentlerini yýkan Moðollarýn önünden kaçan Sünni ulemayý nasýl kalelerinde konuk ettiklerini ve yiyeceklerini paylaþtýklarýný anlatýyor. Alamut fedailerinin inançlarý nedeniyle ölüme korkusuzca gidiþinin, zulüm ve kýrým yapan baskýcý yöneticilere suikastlar düzenlemelerinin toplumsal anlamýný ele alýyor. Bu yalanlarýn Haçlý Seferleri döneminde nasýl Batý ya taþýndýðýný açýklýyor. Ünlü gezgin Marko Polo nun bu çerçevede oynadýðý rolü de belirtiyor, Alamut un yýkýlmasýndan sonra bölgeden geçmiþ olan Polo, Avrupa da hala anlatýlan gizemli ve inançsýz sapkýnlarýn oturduðu Alamut un baþýndaki Daðlý Ýhtiyar ýn (Hasan Sabbah ýn) serüvenleri ve uyuþturucu (Haþiþ) cenneti hikayelerini ürettiðini belirtiyor. Kaygusuz, bu çalýþmasýnýn, halkýn tanýmadýðý, aydýnlarýn çoðunun ise yanlýþ tanýdýðý Ýsmaililiði tarihsel, düþünsel ve inançsal baðlamda doðru tanýtma denemesi olduðunu vurguluyor. Esen Uslu Ocak

10 ÜLKEMÝZDE US DIÞI RESMÝ KURUMSAL KONUMLANMALARIN TASFÝYESÝNDE KESÝN ZORUNLULUK VARDIR Aleviler, Kürtler, Süryani, Ermeni, vb., yurttaþlar, devletin Türk-Ýslam Sünni sentezi politikasýna/uygulamalarýna karþý; kültürlerini, deðerlerini ve farklýlýklarýný koruyarak yaþamak istiyorlar Farklýlýklarý nedeniyle eziyete uðrayanlarýn, laikliðin, çoðulculuðun ve evrensel demokratik deðerlerin kurumlaþmasý adýna yoðun çaba göstermelerinin nedeni budur. Eminiz ki; farklý kimliklerin ve kültürlerin kendilerini ifade etmeleri ve ayný zamanda öteki denilenlerle birlikte ve barýþ içinde yaþamalarý mümkün; hatta daha yaþanabilir bir dünya için zorunludur. Bunun tek koþulu ise demokrasinin tüm kurumlarýyla yaþama geçirilmesidir. Bu yüzden ülkemizde kimi bakýþ açýlarýnýn, Ýmam Hatip Okullarýnýn ve Zorunlu Din Dersi gibi barýþ ve us dýþý resmi kurumsal konumlanmalarýn tasfiyesinde kesin zorunluluk vardýr: Bunlardan biri de Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý dýr (DÝB). Yazýmýzda DÝB ný konu edeceðiz. Öncelikle bu kurumun ülkemize olan bütçe maliyetini, daha sonra da sosyal yapýmýz üzerindeki tahribatýný ortaya koyarak, yerine ikame edilmesini istediðimiz önerimizi sunacaðýz. Aleviler, Kürtler ve azýnlýklar sorununu, ülkemizin genel yönetsel sorunlarýndan ayrý olarak ele almak gerekirse, devletimiz, bilinçli bir politika sürdürerek, sosyal yaþamýn bütün evrelerinde, dini aslýnda Sünni mezhebini ve ýrk faktörünü dayatarak, öteki saydýðý kesimleri incitmekte ve zaaflarýný da bu þekilde kendisi üretmektedir. Türk-Ýslam politikasýnýn birinci olumsuz sonucu; statükonun sempatisine, koruyuculuðuna ve finansýna dayanan ýrkçý mafya, diðeri de genel anlamda kaderci, dinci, gerici bir insan profili yaratmasýdýr. Devlet, hükümetler bu politikasý gereði, Sünni Ýslam ý/ýslamcýlýðý imtiyazlý referans kabul etmekte; kurumlarýyla önerip, ulusal bütçeden ödenek ayýrarak, desteklemektedir. 12 Eylül öncesinde mütevazý ve sembolik bir kurum olan DÝB, bu tercihin sonucu olarak 12 Eylül sonrasýnda kadro ve diðer devlet imkânlarýyla olaðanüstü þiþirilmiþ, farklý inançlarý asimile etmek ve Sünni Ýslam ý tüm topluma hakim kýlmak üzere konumlandýrýlmýþtýr. Egemen çoðunluk içindeki genel statik anlayýþ, mafya ve inanç kurumu gibi iki zýt olgunun ayný düzlemde tartýþýlamayacaðý þeklindedir. Oysa inancýn kendi sýnýrlarý içinde kaldýðýnda, bireysel ve toplumsal ahlak adýna olumlu yansýmalarý olacaðý ne kadar doðruysa, yanlýþ kullanýlmasý/yönlendirilmesi durumunda da oldukça tehlikeli bir araç haline gelebileceði bilinmektedir. Türbanýn Ýslam ý düzen adýna özendirilmesi; Hizbullah türü örgütlerin ortaya çýkmasý, din ve mezhep adýna sayýsýz eylemin yapýlmasý, somut örneklerdir. Ülkenin etkili odaklarý, tam bir mutabakat içinde egemen çoðunluðun tabularýný ve Türkiye nin çýkmazý noktasýndaki sorunlarýný tartýþmaktan kaçmakta; tartýþanlarý da tüm araçlarýný kullanarak linç etmektedir. Ýlginç ve toplumsal geliþmeyi engellemesi bakýmýndan eleþtirilmeye ihtiyacý olan da iþte bu deðer yargýsýdýr. Aydýn ve akademisyenlerin din konusundaki aydýnlatma sorumluluklarýný bir yana býrakmalarýnýn temel nedeni, toplumsal aforozdur. Toplumsal yapýmýz, ülkenin gerçeklerini cesaretle söyleyen aydýnlarýný faili meçhul cinayetlere kurban etmiþtir. Bir çok bireyin, yoksulluk, mafya, aþýrýlýk ve radikalizm gibi olgularýn birbirini besleyerek var ettiðini; bu unsurlar arasýnda dinin çok temel bir faktör olduðunun bilincinde olmasýna karþýn, bu gerçeklikle yüzleþmekten kaçtýðýný da bir baþka ilginç nokta olarak tespit etmek gerekir... DÝB nýn Bütçe Maliyeti Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý Murtaza Demir Türk-Ýslam politikasýnýn sonucu; statükonun sempatisine, koruyuculuðuna ve finansýna dayanan ýrkçý mafya ve kaderci, dinci, gerici bir insan profili yaratmasýdýr. DÝB, bugün kadro, tesis, parasal imkân ve toplumsal etkinlik bakýmýndan en büyük kamu kuruluþlarý arasýndadýr. Kuruma; Alevi ve diðer inançlara mensup insanlarýn yerleþim birimleri dýþýnda kalan tüm birimlerde ve yurttaþlarýmýzýn yaþadýðý Almanya, Fransa gibi dýþ ülkelerde, isteðini, cemaatine dilediði þekilde ulaþtýrmaya, yönlendirmeye ve organize olmaya imkân saðlanmýþtýr. 90 bin kadrosu, yüz binlerce gayrimenkulu, yýllýk 800 milyon dolar civarý bütçesi vardýr. Bu bütçe yaklaþýk on bakanlýðýn bütçesinden daha büyüktür. Fukara ülkemizin yurtdýþýndan büyük faiz ödeyerek oluþturduðu ulusal bütçe, iþ, aþ, saðlýk ve eðitim gibi en temel gereksinimlerini karþýlayamaz durumdadýr. Bu noktada dahi DÝB na istisnai bir kimlik giydirilmiþ, yýllar yýlý ödenek, kadro vb. talepleri tartýþýlmadan karþýlanmýþtýr. Öyle ki; cami cemaati olmayan Alevi köylerine atanan yüzlerce Sünni imam efendinin, arayaný soraný olmadýðý için ilçe ve il merkezlerinde oturmalarý, devletten maaþ alýp, iþsiz ve iþlevsiz bir yaþam sürmeleri görmezden gelinmiþtir. DÝB, bunca kadrosuna raðmen her bütçe yýlýnda TBMM den yeni kadro istemektedir. Giderlerini ulusal bütçeden karþýlamasýna karþýn, kadrosunu sadece Sünni kökenli yurttaþlar arasýndan seçmeye büyük bir özen gösteren DÝB; teklif ve eleþtirilere karþýn, Sünni/Hanefi mezhebine mensup olmayan bir kiþiyi dahi istihdam etmemektedir. Devletin din adýna tahsis ettiði kaynak, salt DÝB nýn bütçesinden ibaret deðildir. Bu bütçe buz daðýnýn sadece görünen kýsmýdýr. Yaptýðýmýz ayrýntýlý hesap sonucuna göre; Diyanet Vakfý ve benzeri vakýflarýn din amaçlý giderleri, Vakýflar Genel Müdürlüðü nün ve il özel idarelerinin cami, mescit, minare onarýmlarý, ibadet mekânlarýnýn su, elektrik, kanal bedelleri, belediye yardýmlarý, MEB Din Eðitimi Genel Müdürlüðü ödeneði, Ýmam Hatip Okullarý, Ýlahiyat Fakülteleri vb. konularda harcanan kaynak miktarý, yýllýk toplam iki milyar dolar düzeyindedir. Bu miktar ulusal gelirimizin %2 sidir. Resmi kurumlara yapýlan mescitlerin sayýsý 100 binlerle ifade edilmekte, tam bir rakam verilememektedir. Mescidi olmayan kamu kurumu yok gibidir. TC. Hükümeti yetkililerinin, yurtdýþýndan milyon dolar borç almak için dahi ne büyük çaba sarf ettiklerini, âdeta kapý kapý dolaþtýklarýný düþündüðümüzde, devletin, laiklik ve evrensel ilkelere bu denli aykýrýlýk taþýyan bir kuruma yýllýk 800 milyon dolar kaynak ayýrmasý, laik deðil, Ýslam ý devlet sistemini tercih ettiðini göstermektedir. Bu tercihin doðal sonucu olan DÝB, yukarýda özetle ifade edilen olaðanüstü büyüklükteki organize gücü ve deðiþmez siyasi bakýþý nedeniyle, siyasetin ve kuþkusuz iktidarlarýn en büyük belirleyicisi olmuþtur. Cami cemaatinin on yýl önceki siyasi temayülü sað liberal partiler iken, bugün oylar tümüyle siyasal Ýslam a; yani doðal mecrasý olan dinci parti (lere) ye rücu etmiþtir. Bizi camiler yýktý diyen liberal siyasiler de gerçeði itiraf etmektedirler. Büyük ölçüde DÝB kadrolarýnýn ideolojik güdümünde olan cami cemaatinin toplu siyasal refleksi de DÝB yla ilgili savýmýzý destekler niteliktedir. DÝB, ülkemizde Ortaçað Avrupa sýndaki Kilise egemenliðine benzer bir güç elde etmiþ, salt bu vasfýyla bile demokrasi, laiklik, eþitlik kavramlarýný týkayan bir konum kazanmýþtýr. Kurumun yumuþak karný, bir bakýma zaaflarý; AB nin itirazý, Hanefi Mezhebi dýþýnda kalan yurttaþlara hizmet vermemesi, Aleviliði inanç olarak görmeyerek dýþlamýþ olmasýdýr. Statüko þimdi DÝB ný kurtarmak adýna, Alevileri de DÝB içine çekerek, itirazlarý asgariye indirmeyi tasarlamaktadýr. Bu yüzden DÝB yapýsý içinde, Alevileri de kapsayacak þekilde yeni bir yapýlanmayý daha gerçekleþtirerek, bir taþla iki deðil üç kuþu birden vurmaya teþne görünmektedir. CEM Vakfý dýþýnda kalan Alevi kurumlarýnýn DÝB ve benzeri dinsel uygulamalara sürekli muhalif olmalarý, geçmiþe göre bugün daha organize ve güçlü tepki vermeleri, özellikle AB süreci, statükoya DÝB in kaldýrýlmasýný deðil ama, hiç deðilse yeniden yapýlandýrýlmasýný dayatmaktadýr. Bu yüzden, DÝB ndan tümüyle vazgeçmek yerine, onu bir ölçüde meþrulaþtýrarak zaman kazanmanýn bir yolunu aramaktadýr. Bunun ilk ayaðý olarak: 1- Alevi kurumlarýnýn tümüne, genel bütçeden ödenek ayýrmak; 2- DÝB benzeri bir kurumu Alevi Ýslam Din Ýþleri Baþkanlýðý adýyla hayata geçirmek üzere çaba gösteren Cem Vakfýna özel statü tanýmak; 3- Veya bu vakfýn yönetimini DÝB e eklemlemek seçeneklerinden birinin yakýn vadede gündeme taþýnmasý büyük olasýlýktýr. Alevi kurumlarýndan herhangi birinin DÝB na eklemlenmesi, Türkiye nin demokrasi mi; Ýslamcýlýk mý?, ikilemine yanýt olmasý bakýmýndan son derece stratejik bir eþiðin aþýlmasý olacak ve yol haritasý anlamýnda da önemli bir gösterge niteliði taþýyacaktýr. Hiç kuþkusuz, Aleviliðin DÝB içinde temsil edilmesi kararý, Ýslamcý Türkiye özlemi karþýsýndaki en büyük muhalif yapý olarak gösterilen Aleviliðin, Sünni Ýslam tarafýndan teslim alýnmasý anlamýna gelecektir. Böylece Alevilerin DÝB içinde temsil 10 Sayý 6

11 edilmeleri taleplerine istemeyiz görüntüsü veren statükonun aðzýný sulandýran yüzlerce yýllýk arzusu da gerçekleþmiþ olacaktýr. DÝB, Anadolu nun özgürlükçü damarlarýndan biri olan Aleviliði kamulaþtýrýp, kendince ehlileþtirerek Siyasal Ýslam ýn önündeki bir büyük pürüzü daha çözmek istemektedir. Konunun Ýranlý mollalarla dahi görüþüldüðü, ya siz Sünnileþtirin, ya da bize býrakýn Þiileþtirelim yanýtý alýndýðý; sonrasýnda Ankara/Gölbaþý benzeri toplantýlarda Alevi sorununa Ýslam ý bir çözüm aranmaya devam edildiði bilinmektedir. DÝB bu arzusunu gerçekleþtirmek üzere, tekrar ve resmen harekete geçtiðinde ve medyanýn iktidar yanlýsý genel karakterini de hesaba kattýðýmýzda, halihazýr Alevi örgütlülüðünün buna karþý duracak yapýsal organizasyonu olmadýðý bilinmektedir. Bu bakýmdan önümüzdeki sürecin, yazý içinde dikkat çekilen tuzaklara düþülmemesi için hazýrlýklý olunmasý ve demokratik kamuoyunun geleceðimizi tehdit eden bu konu hakkýnda bilgilendirilmesi adýna rasyonel kullanýlmasýnda büyük yarar vardýr. DÝB nýn Sosyal Yapýmýz Üzerindeki Tahribatý Çaðdaþ ülkeler demokrasi, çok kültürlülük ve çoðulculuðun temellerini laiklikle güçlendirirken, Türkiye, yönetim sýnýfýnýn din eksenli yönlendirmesiyle laikliði hep olumsuz bir çerçevede tartýþtý. Temel eðitimi neredeyse tümüyle dinselleþtirdi: Eðip büktü; doðru algýlanmamasý için elinden ne geliyorsa yaptý. Þimdi ne idüðü belirsiz bir laiklik uygulamasýyla boðuþup duruyoruz. Dincilik, laiklik ikilemi, yýllarýmýzýn kaybýna neden olmuþtur. Laik reformlar, sinsi bir biçimde geriye itilmiþ, toplumdaki Ýslamlaþma eðilimi artmýþ; iþ, aþ, kariyer ve itibar kazanmanýn aracý haline getirilmiþtir. Bu yüzden Türkiye iki seçenekle karþý karþýyadýr ve artýk seçimini yapmak zorundadýr: Ya Diyanet diyerek çaðdaþlýk iddiasýný ilelebet kaybedecek ya da devletin cami içindeki eli demek olan DÝB ile, okul içindeki eli demek olan Zorunlu Din Eðitimi uygulamasýný tasfiye ederek; Dinciliði ve laikliði birlikte yaþatma; Ýslam âlemine model olma gibi ilkesizliklere ve bilimdýþý saçmalýklara son verecektir. DÝB, dinin doðasý ve çalýþanlarýnýn meslek formasyonu gereði laikliðe karþýdýr. Bu doðallýk iyi tahlil edilmeli ve DÝB dan laikliðe taraftar olmasý beklenmemelidir. Kaldý ki DÝB, laik devletin bir kurumu sayýlmasý ve yasal zorunluluklarýna karþýn, kiþiler laik olmaz, laik olan devlettir tezini iþlemekte; laiklik dinsizliktir söylemi karþýsýnda ise görünürde sessiz kalmaktadýr. Biz, inancýn kamusal deðil, bireysel alan ve gereksinim olduðunu; devletin inançlar dünyasýnda taraf olmasý ve müdahale etmesi nedeniyle laikliðin kurumlaþamadýðýný söyleyegelmekteyiz. Kaldý ki DÝB nýn baþta Alevi-Sünni, Kürt-Türk, Müslim-Gayrimüslim gibi farklýlýklar arasý çeliþkinin, barýþ ve hoþgörüye dönüþmesine çalýþtýðý söylenirken, böyle davranmamýþ; dini aydýnlanma, bilim ve reform gibi kendisine yüklenen olumlu ve anlamlý sorumluluklardan sürekli kaçtýðý için, pek çok sorunun da odaðý haline gelmiþtir. Cemevini cümbüþ yeri olarak nitelemiþ, kilise, havra, sinagog gibi mabetleri, camilere rakip görmüþ; onlarý dýþlamýþ; zaman zaman da aþaðýlamýþtýr. DÝB nýn kadro ve parasal imkâný güçlendiði oranda, toplumsal çeliþkiler artmýþtýr. Sonuçta konu komþu birbirinin boðazýna sarýlmýþ, üniversitelerde laik- dinci çatýþmasý baþ göstermiþ, Ramazan Orucu tutmayanlar yolda, sokakta dövülmüþ, iþlerinden atýlmýþ, Sivas ta olduðu gibi DÝB nýn denetiminde bulunan bir camiden çýkanlar, insanlarý yakabilmiþtir. Ýslam Dini, DÝB nýn din/inanç faktörüne genel yaklaþýmý; dinin edebi, felsefi, sanat ve estetik boyutlarýnda hiçbir özene, bilgiye ve çabaya sahip olmamasý vb. nedenlerle toplum yaþamýna olumlu yansýmalarý olan bir unsur olmaktan çýkmýþtýr. Bu soyut, ideolojik ve özü yadsýyan þekli yaklaþým, toplumu siyasal angajmanlar noktasýnda olumsuz maniple eden, sosyal, kültürel, özgür birer kiþilik olmaktan alýkoyan ve dinsel tebaa haline gelmelerine neden olan bir araç haline getirmiþtir. Örneðin, kýzlarýmýzýn, daha çok hak ve özgürlük için deðil de, bir tutsaklýk simgesi olan türban için isyan ettiklerini, türban eylemleri karþýsýnda DÝB nýn anlamlý sessizliðini iyi okumak gerekmektedir. DÝB, kendisine yüklenilen yasal sorumluluk yerine, statükonun gayrýresmi, ancak gerçek politikasý olan Türk-Ýslam Sentezi politikasýný uygulama konusuna aðýrlýk vermiþ, dinci ticari sektörün kurumlaþmasýna önayak olmuþ, camilerin bir bölümünün ticari mekânlara dönüþmesine, din üzerinden ticaret yapan insanlarýn türemesine, dinin bir geçim kapýsý haline gelmesine göz yummuþtur. Çýkar söz konusu olduðunda kendi fetvalarý, vaazlarý ve Kuran ayetleri olmak üzere, hiçbir etik kuralý, günahý ve yasaðý tanýmamýþ, baðlý kurumlarý aracýlýðýyla faizcilik yapmaktan dahi geri durmamýþtýr. Din iþlerinin henüz bir sektör haline getirilmediði 1980 öncesinde, türban, Hizbullah, dincilik, cami ve mescit yapma yarýþlarý yoktu ama, toplum daha ahlaklý ve dindardý. Din ve mezhep partilerinin herhangi bir baþarýsý olmadýðý gibi, Alevi dernekleri de yoktu: Alevi derneklerine ihtiyaç da yoktu. Ne zaman ki normal liseler yerine, Ýmam Hatip Okullarý teþvik edildi; DÝB nýn bütçesi, kadrosu ve etkinliði büyüdü; eðitim dinselleþti; felsefe ve edebiyat dersleri seçmeli, din dersleri zorunlu oldu; iktidarlar laik, dinci ikileminde dinciliðin yanýnda konumlandý, arkasýndan sorunlar da gelmeye baþladý. DÝB nýn Yerine Nasýl Bir Örgütlenme? Hilafet Kurumunu kaldýrýp, Cumhuriyeti kuran Türk halký, bugün hilafetten çok daha güçlü ve etkin bir din kurumuyla karþý karþýyadýr. Bu nedenle de DÝB ný sembolik konumundan çýkarýp bunca etkin konuma getirenler, öteden beri cumhuriyet ve çaðdaþlaþma deðerlerine karþý olan karanlýk kafalardýr. Bunca güçlü bir kurumun birkaç cýlýz ses ve Alevilerin itirazýyla tasfiye edilmesi, güç bir olasýlýktýr. 56. Hükümet döneminde Baþbakan Yrd. Sn. Ecevit, DÝB konusuyla ilgili bir ziyaretimizde;... derginizi okudum. Laiklik, zorunlu din dersleri ve DÝB ile ilgili görüþlerinize tamamen katýlýyorum: Özellikle laik devlet kavramýnda DÝB benzeri kurumlarýn olmamasý gerekir. Ancak toplum ve siyaset dünyamýz DÝB ný kaldýrmaya henüz hazýr deðil., demiþti. Doðrudur. Siyaset dünyamýz bakýmýndan, din eksenli siyaset yapma geleneðinin ve iktidar olmanýn en zahmetsiz dayanaðý olan kurumlardan vazgeçmek; onlarýn tasfiyesine rýza göstermek olasý görünmüyor. Ancak mevcut þartlarý sürdürerek, çaðdaþ Türkiye hedefini ve AB standartlarýný yakalamak da olasý deðil. Tercihimiz AB ölçütleriyse, insan haklarý ihlaline neden olan, AB ölçütleriyle uyum göstermeyen vb. yasalarýn ve anlayýþlarýn deðiþtiði gibi, haksýzlýða, mutsuzluða ve eþitsizliðe neden olan mevcut din yasasý da deðiþecektir. Bunun için kendimizi ikna etmemiz ve usumuzda yeni bir sistemi tartýþmaya baþlamamýz gerekmez mi? Biz, Devlet, dini hayattan tamamen çekilerek, din hizmetlerini toplumdaki sivil örgütlenmelere ve cemaatlere býrakmalýdýr, diyegelmekteyiz. Elbette her konuda olduðu gibi bu konuda da sorun, uygulamadadýr. Önerdiðimiz sistemin yegane dayanaðý laiklik ilkesidir. Burada dinsel amaçlý devlet yardýmý, sübvansiyonu, gayrimenkul yardýmý gibi inançsal rüþvet anlamýna gelecek uygulamalar olmayacak, týpký çaðdaþ batý ülkelerinde olduðu gibi gereksinimi olan yurttaþlar, inanç gereksinimleriyle ilgili her türden gideri kendileri karþýlayacaklardýr. Laik ülkelerde bu uygulamanýn sayýsýz örneði vardýr. Ama mutlaka ülkemizden bir örnek istenirse, en yakýn örnek Aleviliktir. Aleviler inançlýdýr: Geleneksel olarak oruç tutar, ceme gider; cemin, cemevinin giderini, dede hakkullahýný kendileri, yani ceme ihtiyaç duyan ve katýlanlar karþýlar. Ama henüz dejenere edilemediði için giderleri o kadar mütevazýdýr ki Alevilik, birkaç kötü örnek dýþýnda henüz çýkar kapýsý yapýlamamýþtýr. Siyaseten kullanma denemeleri sonuçsuz kalmýþtýr. Dinsel amaçlý Alevi katliamlarý unutulmamýþ fakat, yerini aklýselime býrakmýþtýr. Bunun çok önemli nedeni, iktidar inancý olmamasýdýr. Ama ondan da önemlisi, devletin Alevilik adýna para vermemesi, ticari sektör haline gelmemesidir. Devlet Aleviliðe para vermediði; DÝB çatýsý altýna çekemediði sürece özünü ve orijinalitesini bozamayacak; asimilasyon çabalarý da sonuçsuz kalacaktýr. Bu yüzdendir ki Alevi köylerine yapýlan camiler boþ, kadrolu imamlar aslýnda iþsizdir. Ýncelendiðinde de görüleceði gibi, bütün çaba, kampanya ve özendirmelere karþýn, on yýldan bu yana yapýlan cemevi sayýsý iki yüz tane bile deðildir. Çünkü camilerin %90 ý devlet yardýmýyla yapýlmakta, en gözde kamu arsalarý bedelsiz tahsis edilmekte; yine %- 90 nýn inþaat ruhsatý dahi bulunmamaktadýr. Buna karþýn cemevine devlet; ne yardým, ne de arsa vermemektedir. Cemevi için baþvurduðumuz belediyeler; arsa, proje, ruhsat ve belediye harcý istemektedirler: Doðru- (Devamý 12. Sayfada) Ocak

12 (Baþtarafý Sayfada) Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý su da belediyelerin bunlarý istemesi; ama Alevi, Sünni, vb. herkesten istemesidir. Öyleyse bu koþullarý yerine getirmeyi göze alan ve inancýný bu harcamalara deðer bulan insanlar bir araya gelecek ve ibadethanelerini yapacaklardýr. Ýnanmanýn gereði de bu deðil midir? Ýbadethane yapmanýn böyle bir bedeli olunca ve bu koþullar her kesim ve inanç için geçerli olunca da sadece ihtiyaç olan yerlere, ihtiyaç kadar cami, cemevi ya da kilise yapýlacak; her köþe baþýna, hazine arsalarýna cami yapma yarýþý ve ticareti sona erecektir. Yarýþý önlemenin tek yolu budur. Ýbadethanesini yapan yöre insaný, mekânýn tüm masraflarýný ve din görevlisinin ücretini de yine kendisi karþýlayacaktýr. Ýnananlar, inançlarýnýn giderini, inançlý, inançsýz, Rum, Ermeni ve tüm yurttaþlarýn birlikte oluþturduðu devlet bütçesine fatura etmeyecektir: Etmemelidir. Kim denetleyecek; her ibadethaneden bir illegal örgüt çýkar!, DÝB kaldýrýlmalýdýr!.. dediðimizde ilk söylenen budur: Bu yaklaþým, inancýna ve yurttaþýna güvensizliktir. Ve topluma; siz baþbakanýnýzý, milletvekilinizi, belediye baþkanýnýzý, muhtarýnýzý seçersiniz ama din görevlinizi seçemezsiniz; ibadethanenizi yönetemezsiniz demektir. Bu kötü olduðu kadar da açýk bir çeliþkidir. Bunca masraf yaptýðýnýz, önemsediðiniz, yasalara ve cemaatinize karþý sorumlu olduðunuz ibadethanenizi baþýboþ býrakýr mýsýnýz? Burada neler oluyor; ne konuþuluyor; kimler gelip gidiyor diyerek, bir denetim mekanizmasý; dernek, vakýf, birlik, vb., kurmaz mýsýnýz? Kuþkusuz ki, burada temel belirleyici etken, devletin yönelimidir. Yönetici erkin laiklikten yana olmasý durumunda, toplumun ibadethanesini DÝB gibi deðil, gerçekten denetleyeceðine, kesinlikle hiçbir sorunun çýkmayacaðýna, komþu ama farklý cemaatlerle içtenlikli dostluklar kurulacaðýna, eþitliðin ve kardeþliðin tadýna varýlacaðýna, birbirlerini içtenlikle anlayacaklarýna, DÝB yönetimine göre çok daha baþarýlý ve demokratik bir yönetim þekli ortaya konulacaðýna yürekten inanýyorum. Ýþte yukarýda ara baþlýk altýnda ifade edilen, devlet dini hayattan tamamen çekilerek din hizmetlerini toplumdaki sivil örgütlenmelere ve cemaatlere býrakmalýdýr önerimizden kast edilen de bu mekanizmadýr. Kaldý ki; devletin denetim elamanlarý, derneði, sendikayý, siyasi partiyi, ticarethaneyi nasýl denetliyor, gerekli uyarýyý, cezai yaptýrýmý uyguluyorsa, bir sorun olduðunda, din kurumuna da ayný yaptýrýmý uygulayacaktýr Devletin kamusal uygulamalarýnda ve bireylerin zihninde demokrasiyi kurumlaþtýrmak hepimiz için tek kurtuluþ yolu. Dinin istismarý ise demokrasi önündeki en büyük engel. Din, kamusal alandan çýkarýlmadýkça, yani siyasiler eliyle maniple edilme olanaðý ortadan kaldýrýlmadýðý sürece, bu istismar sürecek ve demokrasiye eriþilemeyecektir. Özetle dile getirilen vasýflarý, demokrasi, laiklik ve çoðulculuk ilkeleriyle çeliþkisi nedeniyle DÝB nýn kaldýrýlmasýný, ödeneðinin, baþta eðitim, iþsizlik ve saðlýk olmak üzere finansman sýkýntýsý çekilen alanlarda kullanýlmasýný teklif etmekteyiz. Alevilere Duyurulmayan Aleviler Raporu Esen Uslu Alevilerin tarih öncesi köklerden gelen hür, eþit, kardeþçe yaþam özlemlerinin, günümüz dünyasýnda hangi güçlerle birlikte yürünürse yüce bir demokrasi çaðrýsý taþýyacaðý, hangi güçlerin yanýnda durulursa çamurlara bulanacaðýný görmek zorundasýnýz. TÜRKÝYE NÝN Avrupa Birliði ile üyelik görüþmelerine baþlama tarihi almaya yönelik pazarlýklarýnýn yoðunlaþtýðý 17 Aralýk öncesinde AB den Türkiye nin sýnýrlý demokrasisini geniþletmek için yararlanma taktiðini izleyen tüm toplumsal muhalefetleri bir rapor yazma telaþý aldý. Türkiye hükümetinin her þeyi son ana sýkýþtýran, böylece önemli konularýn Türkiye de tartýþýlmasýný önleyen yaklaþýmýnýn benzerleri bu toplumsal muhalefet raporlarýna da yansýdý. Bunun bazý acýlý ve üzücü sonuçlarý raporlar yayýnlandýktan sonra ortaya döküldü. Avrupa da yaþayan Alevilerin örgütleri de bu kervana katýldý. Ancak ne yazýk ki Türkiye hükümetinin izlediði taktiðe benzer bir yöntemle hazýrlanan rapor, daha sonra iddia edildiðinin tam tersine Alevi kamuoyunda ya da örgütlerin tabanýnda tartýþýlmadan hazýrlandý ve Avrupa Birliði ne sunuldu. Dahasý bu raporun ne olduðu ya da niçin verildiði hala Alevi kamuoyuna ve örgütlere açýklanmadý. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu nun bu raporu, bu kuruluþ içinde önemli yer tutan ve hatta bu kuruluþa kendi binasýnda yer veren Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu nun internet sitesine bile konulmadý. Genç Aleviler Hareketi internet sitesi (www.gencalevilerharekati.de), bir süre önce bu raporun sayfalarýnýn resimlerini yorum yapmadan yayýnladý. Bugüne dek hiçbir kiþi ya da örgüt itiraz etmediðine göre, bu sitede bulunan raporu, gerçek rapor olarak kabul etmek gerekir. Ýngilizce ve Almanca dillerinde 12 sayfalýk bu rapor Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafýndan 23 Ekim 2004 te, Almanya nýn Köln kentinde hazýrlanmýþ ve Avrupa Birliði Sürecinde Aleviler baþlýðýný taþýyor. Belli ki rapor Almanca hazýrlanmýþ ve sonra Ýngilizce ye çevrilmiþ. Ýngilizce çeviriyi okuma olanaðý bulunca, bu raporun hazýrlanmasýnýn böyle aceleye getirilmesinin ve gizli tutulmasýnýn, haydi gizli tutulmasýný demeyelim de yetirence geniþ tartýþýlmamasýnýn sonuçlarý ortaya çýkýyor. Okuduðum Ýngilizce metnin kötü bir çeviri olmasý bir yana, asýl sorun raporun içeriðinde. Bu nedenle raporun Ýngilizcesinden yaptýðým çeviriyi ekte sunuyorum. Dilerim ki bu rapor bir ibret dersi olur. Rapor hazýrlanýrken geniþ tartýþýlmamasý hatta gizli tutulmasý ile yapýlan hata bilince çýkarsa belki örgütlerimize, açýklýk, geniþ danýþma ve açýk tartýþma gibi demokrasi ruhunun öðelerinin girmesine yardýmcý olur. Demokrasiyi, laikliði ve Alevi haklarýný savunmanýn Avrupa Birliði nin önüne boþ sözler ve uzun bir talepler liste içeren raporlarla dizilmek olmadýðýnýn kavranmasýna yardýmcý olur. Sanýyorum raporu okuyan herkes üzülecektir. Aleviliðin temel kavramlarýný anlatmak için seçilen kelimelerin, örneðin dede (ruhban ve din öðretmeni); 4 Kapý, 40 Makam (4 Kapý, 40 Basamak); Cem töreni (40 azizin toplantýsýnýn taklidi olarak cem duasý), vb., yansýttýðý kafa karýþýklýðý ve Hýristiyan dini terimlerine öykünme son derece çarpýcýdýr. Bir yanýyla Avrupa da yaþamanýn getirdiði, egemen kültüre boyun eðmenin bir örneðidir. Öte yandan Alevi öðretisi hakkýndaki bilgi ve kanaatlerdeki sýðlýðý da göstermektedir. Alevilik öðretisinin, ayrý bir mezhep olduðunu kanýtlamaya yetecek ölçüde temelli olduðunun, bir Hýristiyan bilim adamýnýn bilirkiþiliði ile teyit ettirilmesi ve buna AB ne sunulan raporda yer verilmesi, onu yapanlara ve yazanlara aþaðýlayýcý gelmemektedir. Aleviliðin mezhep olduðuna fetva veren modern burjuva dininin bu bilgininin Aleviliði nasýl bir sýnýflandýrmanýn içine oturtmuþ olduðu doðrusu öðrenmeye deðer. Umarým bu bilirkiþi raporu Alevi kamuoyuna açýklanýr da hep beraber öðreniriz. Raporda AB ne giriþ açýsýndan Alevilerin amaçlarý ile Türkiye devletinin çýkarlarýnýn ayný olduðuna deðinen satýr ise nasýl bir toplumsal muhalefet anlayýþýdýr, anlaþýlýr gibi deðil. Ýlgisiz bir yerde Aleviler için dini-kültürel baðlarýn etnik kökenden daha önemli olduðunun yazýlývermesinin ise kime yaranma anlamýna geldiði açýk deðil midir? Aleviliðin Ýslam içinde mi yoksa dýþýnda mý olduðu tartýþmasýnýn, Alevilerin birliði için önemsiz olduðu savý da raporda yer almýþ. Ama o günden bu yana geçen zaman, bu tartýþmanýn önemini ve ne kadar yakýcý olduðunu pratik içinde çarpýcý biçimde göstermiþtir. Yine ekte yayýnladýðýmýz 18 Aralýk ta Almanya da yapýlan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Geniþletilmiþ Yönetim Kurulu toplantýsýnýn Sonuç Bildirgesi de bunu göstermektedir. Raporu yazanlar artýk þunu anlamalýdýr: Aleviler adýna, modern burjuva devletine güne uygun yeni bir çehre kazandýrma çabalarýna en kötüsünden bir eklenti ve destek olmanýn, Alevi haklarýnýn ya da demokrasinin savunulmasý ile hiçbir iliþkisi yoktur. Demokrasi, AB nin lütfedeceði ya da içine alacaðý Türkiye devletinin kaba, sivri ve sert köþelerini yontarak, yuvarlayarak, yumuþatarak getirebileceði bir þey deðildir. Demokrasi savunuculuðu, modern burjuva devleti AB nin ve modern burjuva Hýristiyan kültürü önünde eðilip, bükülmek, kendini þekilden þekle sokmak demek deðildir. AB ne rapor yazan Alevi kuruluþlarýnýn, gerçekten demokrasi savunuculuðu yükümlülüklerini üstlenmeden yazdýklarý ve yazacaklarý darkafalý ve özü açýsýndan düzen yanlýsý raporlar ayný geri ve gerici sonuçlara varmaya mahkumdur. Alevi felsefesinin ve Alevilerin tarih öncesi köklerden gelen hür, eþit, kardeþçe yaþam özlemlerinin, günümüz dünyasýnda hangi güçlerle birlikte yürünürse yüce bir demokrasi çaðrýsý taþýyacaðý, hangi güçlerin yanýnda durulursa çamurlara bulanacaðýný görmek zorundasýnýz. 12 Sayý 6

13 AVRUPA ALEVÝ BÝRLÝKLERÝ KONFEDERASYONU NUN AB YE SUNDUÐU RAPORUN ÇEVÝRÝSÝ Avrupa Birliði Sürecinde Aleviler 23 Ekim 2004, Köln, Almanya Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) 18 Haziran 2002 tarihinde AB Parlamentosu nda bir þemsiye örgütün, -Avrupa Aleviler Birliði nin (AAB)- kurulmasý, Avrupa da yaþayan yaklaþýk bir milyon Alevinin çýkarlarýný Avrupa kamuoyu önünde daha kuvvetli dile getirmelerini saðladý. Bu anlamda AAB bir þemsiye örgüt olarak 165 i aþkýn Alevi-Bektaþi kültür merkezini ve cemevini temsil edecektir. AAB Aleviliði, insaný en deðerli yaratýk olarak kabul eden bir inanç, bir felsefe, bir kültür ve bir yaþam tarzý olarak tanýmlamaktadýr. Bu nedenle, Avrupa daki Alevi topluluklarýn dini, kültürel, toplumsal, eðitimle ilgili, ekonomik, politik ve toplumsal çýkar ve haklarýný savunur. Avrupa daki Alevi federasyonlarý arasýnda eþgüdümü geliþtirmeyi amaçlar. Alevi Birliði, Avrupa ve Türkiye deki Alevilerin haklarýnýn ve kimliðinin tanýnmasýný özel Anayasal koruma altýna alýnmasý giriþimlerini desteklemektedir. [AAB] Türkiye deki Alevi hareketini desteklemektedir. Bu yalnýz Aleviler açýsýndan deðil, ayný zamanda Türkiye nin Avrupa Birliði ne giriþi ve her alanda AB topluluðunun bir parçasý haline gelmesi açýsýndan da deðerlendirilmelidir. Biz bir kuruluþ olarak, ülkemizin AB ye eþit haklar ve koþullar temelinde girmesi için gereken yükümlülükleri yerine getireceðimize inanýyoruz. Bu açýdan, bizim amaçlarýmýz Türkiye nin çýkarlarý ile aynýdýr. Biz Aleviler, Türk-Avrupa iliþkilerinde bir öncü konumu üstlenmeye hazýrýz. Dahasý, Aleviler Birliði Avrupa daki tüm ulusal kuruluþlar ve göçmen örgütleri ile eþit haklar temelinde iþbirliði yapmaya niyetlidir. Barýþý ve dostluðu korumak için elimizden geleni yapacaðýz. Aleviler Birliði, Alevilerin kendi inanç ve kendi kimliklerini korurken, içinde yaþadýklarý toplumlarla entegre olma ve böylece ön yargýlarý azaltma çabalarýna etkin biçimde yardýmcý olacaktýr. Aleviler Birliði, her zaman insan haklarýna ve anayasaya uyan demokratik bir toplumdan yana olacaktýr. Alevilik Üzerine Kýsa Bilgi Alevi öðretisi bireye mutlak inanç ve vicdan hürriyetini þu deyiþle tanýr: Herkes kendi sorumluluðunu taþýr. Her Alevi kendi inancýný seçtiði gibi izlemekte özgürdür. Diðer bireylerin ya da topluluðun uyguladýðý hiçbir zorlama yoktur. Alevilerin inanç ve kültür öðeleri Sünnilerden (Sünni Müslümanlardan) farklýdýr, örneðin: 40 Azizin toplantýsýnýn taklidi olarak Cem duasý, 12 Ýmamýn saygýnlýðý ve dedelerin din öðreticileri olarak tanýnmasý, Muharrem orucu, toplu yaþam tarzý, kurban töreni ve yemek yükümlülükleri, 4 kapý ve 40 basamaklý deðer sistemi: kadýnlara eþit haklar, kiþisel sorumluluk (kendine sahip ol!), vb. Onlarýn ortak deðerleri Alevilerin birliði için önemlidir. Alevi öðretisinin Ýslam içinde ya da Ýslam dýþýnda sýnýflandýrýlmasý gerektiði üzerine tartýþma önemsizdir. Aleviler Þeriat ý reddetmekte anlaþýrlar. Biz, diðer insanlara olan sevgimize ve halklar arasýnda hoþgörüye özel önem veririz ve bu temelde biz Aleviler kültürler ve dinler diyaloguna katkýmýzý þu deyiþle yaparýz: 72 (cümle) milleti eþit bil Alevi öðretisi günümüzün gençlerine artýk yýl öncesinin yöntemleriyle öðretilemez, çünkü onlar yeni ve çaðdaþ yöntemlere alýþýktýr. Alevilerin çoðu, Alevi öðretisinin Türkiye ve Avrupa kentlerinde, köylerde olduðu gibi yaþayamayacaðýna inanýr. Ülke içi ve Avrupa ya göç nedeniyle, Alevilerin toplu yaþam tarzý, din adamý dede ve zâkir ile inanan arasýndaki iliþki gibi kurumlarý daðýlmaktadýr. Aleviler artýk yalýtýlmýþ olarak deðil, çok kültürlü bir toplumda diðer halklarla birlikte yaþamaktadýr. Türkiye de Alevilerin Durumu Türk devleti 20 milyon Alevinin varlýðýný görmezden gelmektedir. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý (DÝB) din iþlerinden sorumlu kurumdur ve bu kurum direkt olarak bir devlet bakanýna baðlýdýr. Bu kurum yalnýz Sünnilerin çýkarlarýný temsil etmektedir. Diðer dini ve etnik gruplar devlet politikasý tarafýndan tanýnmamaktadýr. Türk Baþbakaný Erdoðan, bugüne kadar AB ne giriþ tarihi ile ilgili çabalarýný baþarý olarak görmektedir. Öte yandan Erdoðan Garda Gölü nde Avrupa devlet adamlarýna Avrupa ana þartýnda laiklik ilkesini korumalarý için çaðrýda bulunmuþtur. Hýristiyan gelenekleri benimsenemez. [Almanca metinde bu tümce þöyle: Hýristiyan geleneklerine yapýlacak bir atýf kabul edilemez.] Kendisi Avrupa devletlerini azarlamýþtýr: [Almanca metinde bu tümce þöyle: Avrupa devletlerini þu benzetme ile uyarmýþtýr:] (Eðer Türkiye yi AB den dýþlamak için Hýristiyan mirasý öne sürerseniz) Sizler (Avrupa devletleri) bir mum gibi tükenirsiniz. Öte yandan kendisi Avrupa da ýlýmlý laiklikten yana biri olarak kalamamýþtýr. Örneðin, Eylül ayý baþýnda Berlin de, biri kendine Kuran ýn neresinde çok eþli evlilikten söz edildiðini sorduðunda, kendini tutamamýþtýr. Laik Türkiye Cumhuriyeti nin Baþbakaný konumunda olduðunu unutmuþ ve Ýslam da çok eþli evlilik üzerine vaaz vermiþtir. (Kendisi vaiz okulunu bitirmiþtir.) Delegelerin, özellikle kadýnlarýn protestosu ile karþýlaþmýþtýr. Erdoðan Eylül ayý baþýnda Berlin de baþlarýnda Milli Görüþ baþkaný olmak üzere Türk þemsiye örgütlerinin temsilcilerini kabul etmiþtir. Bu resepsiyonda Almanya daki Alevi toplumunun Genel Sekreteri, Türkiye deki Cemevlerinin Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý tarafýndan neden desteklenmediðini sorduðu zaman, Erdoðan gerçek yüzünü göstermiþtir. Erdoðan Alevilik üzerine hüküm verme sorumluluðunu üstlenmiþtir: Alevilik bir din deðildir. Cemevleri, camilerle karþýlaþtýrýlmamalýdýr. Cami dua yeridir, ama Cemevi bir kültür merkezidir. Cemevlerine de camiler gibi mali destek verilmemelidir. Bu nedenle Sünni nüfus Alevileri Müslüman saymaktadýr: Hepimiz Müslümanýz. Onlar, Alevileri de Sünni Ýslam ýn beþ kuralýný yerine getirmekle yükümlü sayýyorlar. Devlet, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn Alevilerin de çýkarlarýný koruduðunu öne sürmektedir ancak gerçekte o, Sünni öðretiyi desteklemekte ve gerçek Ýslam dan saptýðý için Alevi öðretisini cezalandýrmaktadýr. 1Türk devleti anayasasýna göre laik olduðu (yani din ve devletin ayrýlmasý) halde, Cumhuriyet in kurulmasýndan beri devlet bir Diyanet Ýþleri kurumuna sahip olmuþtur. Ulusal nüfusun üçte biri Aleviyken, bu kurum, yalnýz Sünnileri temsil eden neredeyse (Devamý Sayfa 14 te) Ocak

14 (Baþtarafý 13. Sayfada) Avrupa Birliði Sürecinde Aleviler 77,000 camide yaklaþýk kiþi çalýþtýrmaktadýr. Alevilerin varlýðýnýn yok sayýlmasý nedeniyle devlet Alevilerin ne dua mekânlarýna (Cemevi), ne de din eðitmenlerine (dede) destek vermemektedir. 2Her yýl öðrenci vaiz okullarýnda ve öðrenci Kuran kurslarýnda Sünniliði öðrenmektedir. Vaiz okullarýnýn üç yýllýk ikinci bölümü, daha iyi istihdam olanaklarý için 1998 de yapýlan okul reformu ile kapatýlmýþtýr askeri darbesinden beri Alevi köylerine din hocalarý yollanmakta ve özellikle Alevi köylerine cami yapýlmaktadýr. Alevi duasýnýn Sünni duasýndan farklý (kadýn-erkek birlikte yapýlýr) olmasýna karþýn, günlük dualar ve cenaze dualarý Sünni olarak yapýlmaktadýr. 4Türkiye de Anayasa nýn 1982 yýlýnda askeri yönetim altýnda kabul edilmesi ile din eðitimi okullara zorunlu ders olarak konulmuþtur. Alevi çocuklarý istemlerine karþý bu derslere katýlmaya ve Sünni öðretiyi öðrenmeye zorlanmaktadýr. Bu durum Alevi ve diðer Sünni olmayan öðrencilerin dini özgürlüklerini açýkça yok saymaktýr yýlýna kadar bir örgütün Alevi adýný taþýmasýna izin verilmemekteydi. Kendilerini Alevi olarak adlandýran dernekler, bu ismi kullanmak için en yüksek mahkemelere gitmek zorunda kaldýlar. 6Aleviliðin öðretildiði hiçbir eðitim tesisi ya da kurumu yoktur. Bu nedenle Alevi din adamlarý için eðitim ya da yüksek öðretim olanaðý yoktur. Bu gerçekler Türkiye de Alevilerin dini özgürlüklerinin olmadýðýný ve devlet tarafýndan kasýtlý olarak Sünni olmaya zorlandýklarýný göstermektedir. Avrupa Ülkelerinde Alevilerin Durumu Avrupa da yaþayan Türkiye den gelme yaklaþýk [Almanca metinde ] Türk ve Kürt Alevi vardýr. Alevilerin Avrupa da din özgürlüðünden yararlanmasýna karþýn, sýk sýk fanatik Ýslam çevrelerinin baskýlarýna maruz kalmaktadýrlar. Yaklaþýk 15 yýl önceye kadar Alevilere, örneðin çocuklarýný Kuran kurslarýna göndermeyen Alevi ailelere, baský yapýlmaktaydý. Son 10 yýl içinde çok sayýda Avrupa kentinde Alevi dernekleri kurmuþ olan Aleviler artýk bu baskýlara karþý direnç gösterebiliyorlar. Ve tekil þemsiye örgütler aracýlýðýyla kendi çýkarlarýný dile getirmektedirler. Buna karþýn Alman okullarýndaki Alevi öðrenciler Alevi öðretisini öðrenememektedir. Türkiye den gelen hocalarýnýn verdiði dini eðitim Avrupa ülkelerinde bile hala Sünniliktir. Hatta Avrupa üniversitelerinden Alevilik öðrenilememektedir. Buna ters eþsiz bir durum ise, 2002 yýlýnda Berlin Senatosu nun Anadolu Alevileri Kültür Merkezi ne verdiði, bir dini topluluk yetkisine sahip olarak Berlin ilkokullarýnda Alevi dinini öðretme izindir. Aleviler Avrupa da kendilerini saklamamaktadýrlar; yerel yönetimlerle, Hýristiyan topluluklarla ve toplumsal örgütlerle diyalog aramaktadýrlar. Onlar çoðunlukla sendikalar, partiler ve dernekler gibi toplumsal örgütlerde aktiftirler. Son olarak, ama önemini küçümsemeden, belirtmek gerekir ki, Alevi dernekleri Türk siyasi partilerinden baðýmsýzdýrlar. Avrupa daki Aleviler kendi dini kültürlerine baðlý olarak büyük çoðunluðuyla türdeþ (homojen) bir topluluk oluþtururlar. Kendilerini, Ýslam kültür alaný içinde kendi inanç içeriklerini geliþtirmiþ bir grup olarak anlarlar. Aleviliðin, bir dini mezhep ders programý yaratacak kadar köklü öðreti temelinde ayrý bir mezhep olduðu, Kuzey Ren-Vestfalya [Eyaleti] Okullar Bakanlýðýnýn isteði üzerine Magdeburg Üniversitesi nden Profesör Spuler-Stegeman tarafýndan Haziran 2003 de yapýlan bilirkiþilik ile teyit edilmiþtir. Birçok Alevi için dini-kültürel baðlar etnik kökenden daha önemlidir. Türk ve Kürt kökenli Alevilerin dini-kültürel öðeleri diyasporada Alevi topluluklarý oluþturmaya ve onlarý bir arada tutmaya yeterli olmuþtur. Tüm önemli Alman kentlerinde 165 i aþkýn sayýda kültür ve dayanýþma dernekleri ile Avrupa Alevi toplumunun örgütsel gücü bunun bir kanýtýdýr. Bu derneklerin kamu çalýþmalarý sayesinde Avrupa kamuoyu Alevilerin ve Aleviliðin farkýna varmaya baþlamýþtýr. Avrupa Parlamentosu ndan Talepler Alevilik Türkiye de ve Avrupa da baðýmsýz bir dini topluluk ve mezhep olarak yasal çerçevede tanýnmalýdýr ve her tür ayrýmcýlýða karþý korunmalýdýr. Avrupa Birliði Parlamentosu, Türkiye nin Avrupa Biriliði ne giriþi üzerine Türk hükümetiyle yaptýðý pazarlýkta Türkiye de Alevilere bir dini topluluk olarak eþit haklar verilmesini istemelidir. Bunun için de örneðin zorunlu din eðitiminin kaldýrýlmasý ve okullarda Aleviliðin öðretilmesi; Alevi bölgelerinde cami yaptýrýlmamasý, camiler ile cem evlerinin eþitliði, vb., yer almalýdýr. Herhangi bir dini ayrýmcýlýk yapýlmasý cezaya tabi bir suç haline getirilmelidir. Avrupa okullarýnda din eðitimi ve diðer ahlak derslerinde Alevilik öðretilmelidir. AB devletleri Alevilere Avrupa Birliði üniversitelerinde Alevi öðretisini öðrenme olanaðý saðlamalýdýr. Avrupa Aleviler Birliði dini konular ve kültürler arasý diyalog ile ilgili parlamento komisyonlarýnda temsil edilmelidir. Okmeydaný Cemevin de yapýlan Þeyh Bedreddin anma tolantýsýnda Dertli Divani ve arkadaþlarý nefesler söyledi ve Alibeyköy Cemevi Semah ekibi semah döndü. 14 Sayý 6

15 ALMANYA ALEVÝ BÝRLÝKLERÝ FEDERASYONU GENEL BAÞKANI NIN AÇIKLAMASI Ýki Günlük Toplantý Sonuç Bildirisi AABF üyesý AKM lere, AABF Organlarina, AAGB, AAKB (*) Deðerli Baþkan, Sevgili Canlar, 2004 yýlý Alevi Toplumu olarak hedeflerimize en çok yaklaþtýðýmýz bir yýl oldu. Türkiye nin, Avrupa Birliði tam üyeliði için baþlattýðý reformlarý destekleyen Aleviler, bu süreç içinde kendi kimlik mücadelesini de hýzlandýrdý yýlýnda önce ATP çatýsý altýnda sürdürülen çalýþmalar, daha sonra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak devam etti. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, önce Almanca ve daha sonra Ýngilizce olarak geniþ bir Alevilik raporu hazýrladý. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Alevi Bektaþi Federasyonu 2004 yýlý baþlarýnda Aralýk 2003 tarihinde Avrupa Birliði nin Türkiye ye Ýlerleme Raporu na Alevilerle ilgili yer vermesini olumlu bularak bu süreçte Alevi kimliðinin kabul edilmesi çalýþmalarýnýn gerekliliðini kamuoyuna duyurdu Mayýs ayýnda tüm Avrupa ülkelerinde ve Türkiye de Alevi örgütleri ortak bir bildiri ile, istemlerini 7 dilde bastýrdýklarý bir broþürle Avrupa kamuoyuna anlattýlar. Diplomatik tüm olanaklarý kullanan AABK, Ekim 2004 tarihinde açýklanan Avrupa Komisyonu raporuna, Alevilerle ilgili önemli istemlerin girmesini saðladý. Rapordaki Alevilerle ilgili tespitlerin, daha açýk bir dille ifade edilmesi ve Türk Hükümeti nin bu istemleri gündemine almasý için baþlatýlan Cem Evlerimiz Yasal Güvenceye Kavuþmalýdýr kampanyasýnda; Alevi tarihinde ilk defa imza toplandý. Bunun sonucunda; AB Parlamento Raporu nda Alevilik yasal güvenceye kavuþturulmalý ve din dersleri Aleviler için zorunlu olmaktan çýkarýlmalý ifadeleri yer aldý. Bu kampanya Alevi örgütlenmesinin gücünü de ortaya koydu. Kampanya tüm Alevileri birleþtirdi. Almanya da, uzun yýllardýr Alevilik dersleri konusunda verdiðimiz bilinçli ve sürekli mücadele nihayet dört büyük eyalette meyvesini verdi. Kuzey Ren Vestfalya, Bavyera, BadenWürttemberg ve Hessen Eyaletlerindeki Eðitim Bakanlýklarý önümüzdeki iki yýl içinde Alevilik Dersleri nin baþlayabileceðini duyurdular. Bu kararla birlikte; Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu nun Alman Anayasasý nýn 7.3 maddesine göre, Alevilerin bir inanç kurumu olduðu gerçeði kabul edildi. Son dönemlerde içimizde ve dýþýmýzda sürdürülen Aleviliðin tarifi konusundaki tartýþmalarý dikkate alan AABF Genel Yönetim Kurulu, tarihinde, tüm organlarýmýzýn temsil edildiði geniþ bir toplantý yaptý. Bu toplantýda her katýlýmcý söz hakký aldý ve görüþlerini belirtti. Katýlýmcýlarýn tamamý, AABF nin Aleviliðin tanýmý konusunda belirsizliðin olmadýðýný, AABF 1998 Programýnýn Aleviliðin tarifini yaptýðýný ve bu tarifin þu anda geçerli olduðunu belirttiler. Buna göre kýsaca Aleviliðin kýsa tanýmý þöyle: Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallýðýný kalbinde taþýyan, Hz.Ali nin adaletinden ayrýlmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, inanca saygý duyan ve hoþgörüyle bakan, dil, din, ýrk, renk farký gözetmeyen, eline, beline, diline sahip olma ilkelerini þart koþan ve bunu muhasiplik kurumu ile gerçekleþtiren, gelmek isteyen inançlý insanlarý çatýsý altýna alarak manevi ihtiyaçlarýný gideren, insanlarý yaþadýklarý toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargýlamalarýný saðlayan, eþitlikçi, katýlýmcý, paylaþýmcý düþünceyi savunan, þeriatýn baðnaz kurallarýna baðlý olmayan ve onu reddeden, Ýslam dinini kendine göre Sünni inancýnýn dýþýnda yorumlayan; asýl doðruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüþü eþitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoðrulmuþ, insan-ý kamil yani erdemli insan yaratmayý öngören, korkuyu aþýp sevgiyle Tanrýya yönelen, En-el Hak ile insanýn özünde tanrýyý gören, yaradan ile yaradýlan ikiliðinden Vahdet-i Vücut a (Varlýk Birliði) varan, edep ve ahlaklýlýðý yaþamýnýn temeline koyan, insaný yücelten, hamurunda hem ilahiliðin hem de irfaniliðin mayasý bulunan, kiþinin ahlak ve karakterli yaþam ilkelerini belirleyen, dini biçim ve þekil olarak deðil, inanç olarak algýlayan, dini baðýmsýz bir irade gücü ve bâtýni özelliðiyle evrimleþtiren, akýl ve iman bütünlüðünde birleþtiren ve tüm bunlarý Kýrklar Cemi nden alýnan ilhamla yürüten canlarýn inanç sistemidir. Bundan böyle, AABF ve tüm organlarý herhangi bir spekülasyon olmaksýzýn Alevilikle ilgili bu tarifi ölçü alacaklar ve bunun dýþýnda belirtilen görüþleri, inanç ve düþünce özgürlüðü baðlamýnda kiþisel görüþ olarak deðerlendireceklerdir. Deðerli Canlar, Gördüðünüz gibi olaðanüstü koþullarda, Alevi örgütlerinde Aleviliðin tanýnmasý yönünde vermiþ olduðunuz hizmetler yerini buluyor ve bir bir sonuç veriyor. Bundan sonra yapacaðýmýz çalýþmalar þimdiye kadar olan kazanýmlarý daha ileri götürmek ve kalitesini artýrmak için olacaktýr. 15 yýlda 30 dan fazla cemevi ile ve den fazla üyesi ile her kesimin görüþlerine baþvurduðu ve dikkate aldýðý Alevi örgütlenmesini hep birlikte olaðanüstü koþullarda oluþturduk. Birliðimizin simgesi olan AABF nin önümüzdeki yýllarda daha da büyüyüp geliþeceðine inancým tamdýr. Bu duygularla hepinizin yeni yýlýný en içten duygularýmla kutluyor, hepinize can-ý gönülden saðlýk, mutluluk ve daha nice birliktelikler diliyorum. Turgut Öker Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Baþkaný (*) Bu kýsaltmalarla ifade edile kuruluþlarýn tam adlarý þöyledir: AABF Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu; AKM Alevi Kültür Merkezi; AAGB Almanya Alevi Gençler Birliði; AAKB Almanya Alevi Kadýnlar Birliði-Serçeþme. Teþekkür ve Yadýrgama Ýsmail Kaygusuz Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Yönetim Kurulu nun 18 Aralýk ta yaptýðý ve çaðrýlý olduðum halde gidemediðim toplantýnýn ardýndan bana geliþmeleri açýklayan bir ileti yollandý. Toplantýnýn baþarýlý geçtiðini belirten ileti, Alevilikle ilgili çalýþmalarýnýz, öneri ve katkýlar için teþekkür etme inceliðini göstermiþler. Ayrýca sevindirici bazý noktalarý da dile getirmiþler: Bu toplantýda taþlar tekrar yerli yerine oturdu, bundan sonra özellikle kurumlaþma yönünde çalýþmalara hýz vermek gerekiyor Dedeler ile ilgili önerileriniz üzerinde düþünülecek ciddi öneriler... genelde Dedeler ile ilgili Türkiye ve Avrupa dan Kurumlar ve Ocaklarýn temsilcilerinin katýldýðý bir toplantý yapýlmasýnda çok yarar var, bu toplantý Hacý Bektaþ Dergâhý nda olabilir. Orada bu sorunun temel çözümü için yapýlacak iþler Alevi kurumlarýnýn gündemine konulabilir. Sonuç bildirisini olumlu ve toparlayýcý buldum. Kýsa bir metin içine genel doðrularýn aðýrlýklý olarak yerleþtirilmesinin baþarýldýðýný söyleyebilirim. Bildiri, AABF nin, 1998 Programý ndaki Alevilik tanýmlamasýna dönüþünün belgesidir. Bildiride, bundan böyle, AABF ve tüm organlarý herhangi bir spekülasyon olmaksýzýn Alevilikle ilgili bu tarifi ölçü alacaklar denilerek, konu baðlanmýþtýr. Ayrýca, bunun dýþýnda belirtilen görüþler, inanç ve düþünce özgürlüðü baðlamýnda kiþisel görüþ olarak deðerlendireceklerdir denilmesi gösteriyor ki, daha önce Alevilik Ýslamýn dýþýnda kendine özgü bir inanç sistemidir görüþünün kiþisellikten çýkartýlarak organlara mal edilmesi sorun olmuþ ve örgüte sancýlý bir dönem yaþatmýþtýr. Örgüt dýþýndan çaðrýlan ve düþünce, görüþ ve önerileri sorulan bir yazar olarak, bu krizi yaratanlarýn görevden ayrýlmasý önerimin yadýrganmasýný ise anlayamadým: Yazýnýzda yer alan AABF dedeler Kurulu Baþkaný deðiþtirilsin önerisi AABF GYK tarafýndan yadýrgandý. Sizler genelde düþünsel düzeyde katký sunarsanýz çok daha yararlý olur, kurumun iç iþleri ancak kendi içinde çözmesi gereken sorunlar; Kurum dýþý söylemler ve yazýlar Yönetime ve dedeler kurulu baþkanlýðýna iliþkin eleþtiri ve önerilerimden ötürü dýþarýdan maval okuyor gibi görülmemi yadýrgadým. Kuruma dýþarýdan dayatma yapan, kurum içinde dile getirmediðini dýþarýda söyleyen biri gibi deðerlendirileceksem, yönetim kurulu baþtan bana bu çaðrýyý yapmamalýydý. Canlar, düþünce ile davranýþ birbirinden ayrýlmaz. Düþünceler, hatalý davranýþlarý düzeltmeye yönelik pratikle baðlanmazsa, boþ ve afaki kalýr. O nedenle gerçekten genel düþünsel katkýlar yapmam isteniyorsa (bu söz aslýnda iþimize karýþmadan, güncel ve pratik olmayan konularla uðraþ gibi bir düþüncenin kýlýfý deðilse) böyle genel düþünsel katkýlarýn pratik ve örgütsel sonuçlarý vardýr, olmalýdýr, olacaktýr. AABF Yönetimi ne, Alevilik ve Alevi-Bektaþi toplumu için bundan sonraki olumlu etkinlik ve hizmetlerinde baþarýlar diliyorum. Ocak

16 Avrupa Birliði ve Aleviliðe Yaklaþým Sorunu Hasan Harmancý 1980 lerde baþlayan Alevilikle ilgili örgütlenmeler 90 larda güç toplamaya baþlamýþtýr. Aleviliðin birden bire ve güçlü bir þekilde dernekler, vakýflar, kitap ve dergiler, televizyon programlarý, radyo kanallarý ve festivaller ile kamusal alana çýkýþý, hem ülkemizde hem de Avrupa da çok yönlü kabullenmeleri getirmiþtir. Genç Cumhuriyet in ilk dönemlerinden, yoðun katliam ve suiistimallerin yaþandýðý 1990 lý yýllara kadar gizli-sözlü olarak aktarýlan Alevilik- Bektaþilik öðretisi deðiþim sürecinin meyvelerini Kopenhag Kriterleri yle almaya baþlamýþtýr. Türkiye nüfusunun yaklaþýk % 25 ini oluþturduðu kabul edilen Aleviler demokratik platformlarda, yasalar karþýsýnda ve Avrupa Birliði (AB) çerçevesinde talepsel olarak her geçen gün daha da öne çýkar hale gelmektedir. Alevi kültür dünyasýnýn geliþimine katkýda bulunan ve Alevi zemini örgütleyen örgütler Türkiye de ve Avrupa da sayýca artarken, Sünnilik temelli Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý da 1993 te yaþanan Sivas Katliamý ndan sonra Alevileri tanýmaya yönelik politikalar üretmeye baþlamýþtýr. Son yýllarda geliþen bu yakýn ilginin Aleviler in -ki Türkiye de ve Avrupa da faaliyet gösteren Alevi kimlikli örgütlerin bu yöndeki çabalarý azýmsanmayacak ölçüde önemlidir- Kopenhang Kriterleri yle kazandýklarý yeni hareket kolaylýðý da anlayýþ deðiþikliðine ciddi anlamda katký saðlamýþtýr. Türkiye den AB ye, Alevi vakýf ve derneklerden laik ve laik olmayan medyaya, milliyetçilerden Ýslamcýlara kadar birçok güç, Aleviliðin yeniden tanýmlanmasýnda ve kamusal bir alan olarak kendini yeniden üretme sürecinde karmaþýk bir iliþkiler aðý ve etkileþimi içinde yerlerini almaktadýr. Bunun sonucu olarak, Alevilik Ýslam ýn özüdür, Alevilik öz Türklüktür, Alevilik Ali yi sevmektir, Alevilik Kürt uygarlýðýndan doðmuþtur, vb., burada hepsini yazmamýza gerek olmayan Alevilik tanýmlamalarý ve söylemleri ortaya çýkmýþtýr. Burada, Alevilerin karþý karþýya getirilmeye baþlandýðý bir deformasyon süreci açýða çýkmaktadýr. Bu da Alevilik öðretisinin kavramsal olarak tanýmlanmaya çalýþýlýrken sýðlaþtýrýlmaya, yaþandýðý gibi anlaþýlmak yerine tek tipleþtirilmeye ve baþta Türk-Ýslamcý etnik deformasyon olmak üzere çok yönlü olarak zorlanmaya ve içi boþaltýlmaya çalýþýlmaktadýr. Oysaki Alevi örgütlerinin çatýsýnýn güçlenmesi için çaba harcayan toplumsal, siyasal, kültürel ve geleneksel yol sürücüleri, Aleviliði ne etnik ne de dini bir temelde görmemektedirler. Yeni Devlet Yeni Anlayýþ Bugün Türkiye, AB ye girmek için büyük bir mücadele vermektedir. Modern laik Türkiye imajýný büyük ölçüde yaralayan Þeriatçý-Ýslami hareketlerin politik alandaki yükseliþi karþýsýnda, laik medya ve aydýnlar hatta son yýllarda devlet erkâný da Alevileri, Cumhuriyet in laiklik temeline dayalý kurum ve kuruluþlarýný korumada doðal müttefik olarak yeniden sembolleþtirmeye yol açmýþtýr. Türkiye iç politikasýnýn AB çerçevesinde düzenlendiði bu dönemde Aleviler de kendi kendilerine, Sünni çoðunluða ve de devlete karþý yukarýda saydýðýmýz gerekçelerin yarattýðý rahatsýzlýklardan dolayý siyaset, kültür, hukuk, kimlik ve geleneksel açýlardan yeni ifade ve normlar oluþturmaya giriþtiler lerin sonlarý resmi devlet söyleminin daha doðrusu Kemalizm in sorgulandýðý, Türkiye toplumunun tabu konularýnýn, örneðin etnik, kültürel, kimliksel ve inançsal farklýlýklarýnýn gizlenemediði, hukuksal deðiþim, kültürel kabulleniþ ve demokratik hak alanlarýnýn tartýþýldýðý açýk bir yapýlaným sürecidir. Yýllarca hukuk, eðitim, siyasetin kirli duvarlarý arkasýnda ne olduðu üzerinde uzlaþýlamayan Alevilik kendini örgütledikçe etnolojik, antropolojik, Devlet ile Aleviler arasýndaki iliþkiler yeni yeni þekillenmeye baþlamýþtýr larýn ikinci yarýsýndan itibaren hükümet olanlar Alevilere yönelik politikalar geliþtirmeye ve Alevilerin varlýðýný kabul ettiklerine dair davranýþlar sergilemeye baþlamýþtýr. AB nin, kültürel kimliðin korunmasý gereken bir insan hakký olduðunu resmi olarak kabul etmesi ve çok kültürlülük projesinin bir çok ülke tarafýndan kabul görmesi bu durumda etkili olmuþtur sosyolojik, tasavvufi ve tarihsel bilgi deðeri arttýkça, tabu olmaktan sýyrýlýp politikacýlarýn, egemen siyasal erkin ve üniversitelerin araþtýrma ve tartýþma alanýna girmeye baþlamýþtýr. Alevilikle ilgili medya programlarý, tartýþmalarý yanýnda siyasi parti tüzüklerinin ve yayýnevlerinin müþteri kapma alanýna girdi. Alevilik, bütün bir toplum olarak Alevilerin kendileri de dahil olmak üzere yeni keþfedilmiþ bir aysbergin uç vermesine dönüþtü. Kendini Yenileyen Alevi Gençliði Metropollerde ve ulus ötesinde çoðalan ve örgütlenen Aleviler, Aleviliðin deðiþime uðradýðý yeni alanlar yaratmýþtýr. Aleviliðin deðiþiminin bilgi ve bilimdeki geliþmelerle paralel gitmesinin yanýnda kendisiyle sokakta nasýl iletiþim kuracaðýný tartýþmasý ve el yordamýyla örgütlenmeye baþlamasý yeni bir þeydir. Geleneksel örgütlenme biçimini terk ederek evrensel anlamda kabul edilebilir bir iletiþim ve örgütlenme aðý geliþtirmesi ve sancýlarýnýn yansýmasý doðaldýr. Büyüyen ve gizli boyutlarýný da açýða süren Alevilik artýk sadece sosyal bilimcilerin deðil, ayný zamanda politikacýlarýn, stratejistlerin ve ekonomistlerin de ilgi alanýndadýr. Irakta yaþanan petrol savaþýnýn bir ucunun da Þiiler aracýlýðýyla Alevilerin kutsal saydýðý ibadet alanlarýna yansýmasý, Yugoslavya nýn parçalanmasý sýrasýnda Alevi- Bektaþi Makedon, Arnavut ve Bosnalýlarýn yaþadýklarýnýn izlenmesi ve bazý Alevi örgütlerinin ve dergilerinin bu topraklarda yaþayanlarýn duygu dünyalarýyla, Alevilik-Bektaþiliðe bakýþ açýlarýný anlamak amacýyla etkinlikler yapmasý ve dergilerde yer vermesini yeni bir anlayýþla deðerlendirmek gerek. Ayrýca, Türkiye nin yaný sýra Avrupa nýn hemen hemen her ülkesinde ve büyük kentlerinde örgütlenme çabalarýný sürdüren Aleviler, gelecek on yýlda daha baþka katmanlarý da yaratacaðýný ve kendisine gelmesi için- veya yeniden tanýmlanmak için- neler yapabileceðini açýkça göstermektedir. Türkiye açýsýndan deðerlendirildiðinde aslýnda Alevilerin örgütlenemedikleri ve gittikçe parçalanýr görünüyor olmasý bir yanýlsamadýr. Özellikle Alevilerin yoðun yaþadýðý varoþlarda örgütlenmelerini sürdürmeleri yeni dönemde daha çok çözüm ve isteði, tutumu, siyasal yeniliði beraberinde getirecektir. Örgütlerinin ekonomik yönden zayýf olmasý, Alevilerin boþ amaçlý örgütlendikleri anlamýna gelmemeli. Binlerce kursun açýldýðý bu örgütler, içten içe gençlerin her alanda bilgi ve bilinç edinmeleri için önemli bir atmosferdir. AB sýnýrlarý içinde veya dýþýnda olsun ikinci kuþak Alevi gençlerin kendilerini yeni tanýmalarý sürecinde -sürüklendikleri Hip-Hop * kültürü dahil olmak üzere- yeni yaratýlan her kültürel ve siyasal dalgalanmada yer almalarý aslýnda Türkiye açýsýndan boyutlarý hesaplandýðýnda geri dönüþümü olmayan örgütlenme, tanýmlanma ve sýçrama göstergeleri ile doludur. Yeni dönemde AB sendromunu çok yönlü çözmeye çalýþan bir ülke olan Türkiye nin, laik-anti-laik sürecin aþýlmasýnda Aleviliðe sarýldýðý gibi, bu yeni süreçte de, Alevi gençliðin kültürel yönden ön açýcý birikim ve heyecanýna ihtiyacý olacaktýr. Kültür deðiþimleri içinde toplum katmanlarý doðrudan gösterge olarak kullanýlmasa da, Türkiye de özellikle varoþlardaki yeni yapýlanma içinde istikrarlý ve güvenli, anlaþýlýr örgütlenmede Alevi gençleri ciddi bir saðduyu ve kimlik rahatlýðýna sahipler ve bunu eyleme dönüþtürme koþullarý oluþtukça kullanacaklardýr. Özellikle müzikal alanda toplumun günlük deðerlerinin iyileþtirilmesinde ve yansýtýlmasýnda ciddi bir dinamik olmalarý, 18.y.y a kadar Anadolu da yaþanan kültür, edebiyat, politika ve diðer alanlardaki birikimlerle boy ölçüþebilecek bir düzeyde olduðunu görmek gerek. 16 Sayý 6

17 Hasan Harmancý ve Esat Korkmaz, Ali Kenanoðlu nun yönettiði Þeyh Bedreddin i anma etkinliðinde panelde. 18 Aralýk 2004, Cumartesi, Okmeydaný Cemevi. Kültürel deðiþim ve yeniden üretim açýsýndan politik, ekonomik ve örgütlenmenin geliþmesi ve deðiþmesi sonucu oluþan yeni küresel ve ulusal alanlar Aleviliðin de geliþim ve deðiþim alanlarýdýr. Bu yeni tanýmlanan kültür, politika ve sanat alanlarý iç ve dýþ göçle çoðalmýþ, büyük kentlerde ve ulus ötesi düzeyde yeni kuþak birikimlerine kapýlar açmýþtýr. Bu yeni alanlar Aleviliðin sosyal gerçekliðinin geliþtirildiði ve üretildiði alanlardýr. Alevi örgütlerinin, kültür-kimlik açýsýndan bu zorlu dönemi þiddet ve yozlaþmadan uzak kalarak sürdürecek bilinçli gençleri örgütlemeleri veya bünyelerinde bulundurmalarý yeterli olacaktýr. Alevi yapýlanmalarýnda yaþanan dalgalanmalarýn yarattýðý ve ürettiði bu birbiri ile çatýþan talep ve söylemlerin olumsuz ve kendi kendini yok edici sayýlmasý ancak siyasal görelilik için söz konusudur. Yoksa bir yok oluþu veya bilinçli bir türdeþleþmenin oluþtuðu düþünülmemeli. Aleviler için vazgeçilmez olan örgütlenme, düþüncelerin, bilginin, siyasal davranýþ biçimlerinin, maddi ve inançsal sembolik deðerlerin ve duygularýn yenilenme yollarýnýn yaratýlmaya baþlandýðýnýn göstergesidir. Toplum, düþünceleri, bilgiyi, idealleri örgütsüz, yozlaþma ve karamsarlýk içinde üretemez. Kendini görmese de devinimin bir tamamlanma ve iradenin bütünleþme noktasý oluþur. Aleviler gerek beraber örgütlenerek gerekse zýt anlayýþlarda yer alarak oluþturduklarý etkileþim sonucu yaþandýðý topraklar için evrensel deðerde görüþler, projeler, stratejiler inþa etme yolundadýrlar. Bu sosyal yapýlanmayý Aleviliði kendi kulvarýnda görmek isteyenlerin hanesine deðil Alevilerin büyük uyanýþ ve yapýlanmalarý hanesine yazmak gerek. Osmanlý nýn iki yüzyýllýk geriliði içinde Alevilerin de istedikleri evrensel normlarý yakalayamadýklarýný bilmek gerek. Toplumsal ve siyasal uyanýþ yaratacak bu yapýlanmalarý her koþulda Türkiye nin toplum yapýsýnýn ve iradesinin önündeki engelleri aþmak açýsýndan ciddi bir dinamik olacaktýr. Yakýn Dönemde Alevilik Yakýn dönemde Türkiye de beklenen en önemli sorunlarýn baþýnda tarýmda mülksüzleþme ve yoksullaþma, ekonomik daralma nedeniyle yaþanmaya baþlanan kitlesel iþsizliðin yarattýðý yapýsal sosyal dýþlanmalar, kamu reformunun yaratacaðý tasfiye ile iþsizliðin, yoksulluðun iyice derinleþmesi sonucu uzun süredir yaþanan ciddi sosyal krizin devam edeceðini gösteriyor. Bu kriz doðal olarak toplumsal yaþamýn her yanýna doðru kayýyor. Bunun yarattýðý sosyal hareketlenmeler suni dengelerle azaltýlmaya çalýþýlýyor. Baþarýsýz hükümetlerin hemen seçime götürülmesi ÝMF ve Dünya Bankasý nýn strateji geliþtirmesi bir parça olsun bunu duralatmýþ görünüyor. Buna karþýn yakýn zamanda sendikal, yeni oluþacak siyasal oluþumlar yanýnda Aleviler de örgütleri aracýlýðýyla mücadele kapýlarýný zorlayacaklardýr. Günümüzde devletlerin yaþadýðý sorunlar sadece ekonomik nitelik taþýmamaktadýr. Devletler ayný zamanda Türkiye örneðinde olduðu gibi devlet felsefesi açýsýndan da sorunlar yaþamaktadýrlar. Modern toplumlarýn gelmiþ olduklarý noktayý sadece ekonomik geliþmiþlik ile ölçmek yanýltýcýdýr. Devlet, Alevilik noktasýnda beklemek ve kendi politikasýný dayatmak yerine Alevilerin karþýlaþtýðý sorunlarý tartýþarak bir toplumsal belirlenim süreci içinde bazý temel ilkeler çerçevesinde anlaþmak ve paylaþmak durumundadýr. Alevilerin yüzyýllardýr kýr ve kent yaþamlarýnýn bu yakýn zamana kadar çok da bir arada ve iletiþim içinde olmadýklarýný düþündüðümüzde kültürel sýcaklaþmalar, politik yakýnlaþmalar, kurumlarýn ve örgütlerinin fiziksel ve üstyapý alanlarýnda dengesel bir dinamik etkileþim geliþtirdiklerini görüyoruz. Alevi örgütleri Alevilik anlayýþý ve öðretisi, politik projeleri ve talepleri açýsýndan büyük bir çeþitlilik gösteriyor. Alevi örgütleri birbirleri ile iþbirliði yaparak ya da çatýþarak kimlik ve kültürel inþalarýnýn olgunlaþmasýna yardým etmektedirler. Bu sosyal ve siyasal hareket þu anda görülemeyen birçok yenilik ve sonuçlarý içinde barýndýrmakta, gözardý edilemeyen bir düzenlenim ve olgunlaþma yaratmaktadýr. Aleviliðin çok yönlü alanlarda dönüþümü ve düzenlenimi, Aleviliðin din mi kültür mü, Ýslam içi mi dýþý mý, baþka bir þey mi sorularýna yanýt arayan tartýþmalar sürmektedir. Ayrýca burada önemli olan yeni anlayýþ programlarý deðildir. Aleviliðin sosyal dokusunun, inançsal ve kültürel söylemlerinin deðiþtirilemez unsurlarýnýn ýrkçý, þoven ve katý Ýslami- Hýristiyan bir aðzý ve mentaliteyi kabul etmemesidir. Felsefi argümanlarýnýn yenilenmesi kuþkusuz gereklidir ancak oturmuþ ve tanýmlanmýþ olan deðerlerin bu yöndeki olumsuzluklarý kabul etmesi de çoðunlukla mümkün deðildir. Devlet ile Aleviler arasýndaki iliþkiler de yeni yeni þekillenmeye baþlamýþtýr larýn ikinci yarýsýndan itibaren hükümet olanlar Alevilere yönelik politikalar geliþtirmeye ve Alevilerin varlýðýný kabul ettiklerine dair davranýþlar sergilemeye baþlamýþtýr. AB nin, kültürel kimliðin korunmasý gereken bir insan hakký olduðunu resmi olarak kabul etmesi ve çok kültürlülük projesinin birçok ülke tarafýndan kabul görmesi bu durumda etkili olmuþtur. Aleviliðin bu küresel ve ulus ötesi boyutlara taþýnmýþ örgütlülüðü ve kurumsallaþmasý, sosyal iletiþim ve etkileþimi ve hareketin yarattýðý kazaným AB ve Türkiye arasýnda devam eden siyasal ve ekonomik deðiþim de öncelikli olarak Alevi hareketini küresel yaþama aktif olarak bütünleþtirecektir. Kültürel kimliði empoze eden kurumlardan biri olan AB ye üye olmaya çalýþan Türkiye nin bu yönde hareket etmesi, Türk-Sünni kimliðinin dýþýndaki kimliklerin varlýðýný yüksek sesle söylemeye baþlamasý doðaldýr. Buna karþýn, devlet kendini tamamen deðiþtirmeye baþladýðý ve bu söylemin gereði olan tüm adýmlarý attýðýný belirtmek mümkün deðildir. Örneðin Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn siyasal ve sosyal varlýðý Alevileri hâlâ kimlik ve yaþam biçimi olarak yadsýmaktadýr. Eðitim öðretim müfredatýnda yer alan Din kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin kaldýrýlmasý yerine Alevi öðrenciler baþta olmak üzere eðitim iþkencesi devam etmektedir. Tarih, sosyoloji, felsefe ve benzeri ders ve kitaplarýnda Alevilikle ilgili düzenlenimler yapýlmamaktadýr. TRT de yoðun olarak yer alan dini programlarda Sunnilik iþlenmekte ve Alevilik özel günleri yok sayýlmaktadýr. (*) Almanya da yaþayan ikinci kuþak Türkiyeli gençler de kendi seslerini duyurmak ve politik duruþlarýný ifade etmek için Hip-Hop u tercih ediyorlar. Nefret ve Cartel (yeni adýyla Karakan) YK Ýsmail (Alevi kökenli) bunlarýn en popüler olanlarý. Almanya daki Türk Hip-Hop gruplarý için Hip-Hop yabancý düþmanlýðýna, azýnlýk duygusuna, þiddete,yoksulluða, getto yaþamýna ve bunlarýn getirdiði sorunlara karþý kendini ifade etmenin bir aracý. Ocak

18 Lolanlýlarýn Tarihçesi - Bölüm - II Burhan Kocadað Lolan ve daha sonra ayný yerde kurulan Þanþan þehirleri, þehir hayatý ve þehir kültürleriyle ün salmýþlardý. Baþlangýçta onlar da Hunlar gibi göçebe ve hayvanlarla uðraþan çiftçiler idiler. Bu þehir halký, sürülerinin arkasýndan giderler ve onlar için ot ile su ararlardý. Ziraat yapamazlardý. Hububatý komþularýndan alýrlardý. Daðlarýnda demir olduðu için silah yaparlardý. Askerleri, ok-yay-mýzrak- tek veya çift aðýzlý kýlýçlar ile zýrk taþýrlardý. Þanþan Topraðý kuru ve çorak olduðundan ziraat yapamazlardý. Bunlar Lolanlýlar gibi yiyecek ile hububatý komþularýndan alýrlardý. Yeþim taþý, her türlü kamýþ kavak ve sýðýrlarýn çok sevdikleri bir tür beyaz ot toplarlardý. 1 Lolanlýlar ýn Hunlar ile iliþkileri Mete Han ile baþlar. Orta Asya da kavimler arasý birliði saðlayan ve bütün eli silah tutan göçebe ve þehir devletlerini bir bayrak altýnda birleþtiren Metehan, Hun devletlerini Ýmparatorluk haline getirmiþtir. Böylece Çin imparatorluðu karþýsýnda güçlü göçebeler birliði kurulmuþ ve bir denge saðlanmýþtýr. M.Ö. 176 yýlýnda Çin Ýmparatorluðuna gönderdiði mektubunda sað bilge prensini cezalandýrdýðýný bildirmiþtir. Mete mektubunda, büyük zaferini belirttikten sonra Lolan, Wusun,Hukai ile bundan baþka onlarýn yakýnýndaki ve yanýndaki devletlerin hepsinin alýndýðýný ve Hun imparatorluðu na dahil olduðunu belirtmiþtir. 1 M.Ö. 176 yýllarýnda Hun-Çin iliþkilerinin bozulmasý üzerine Mete Han çin imparatorluðu na yazdýðý mektup çok önemlidir. Çünkü, Mete nin M.Ö yýllarý arasýnda neler yaptýðýný hakkýnda 3 bilgileri içerdiði gibi Lolan dan söz etmesi, ayrý bir deðer kazanýr. Mete ile baþlayan Hun-Lalan iþbirliði, bu tarihlerde baþlamýþ, M.Ö. 109 yýlýnna kadar devam etmiþtir. Böylece Hun lar, bir yüz yýla yakýn zaman içinde Lolanlýlar ý kontrolleri altýnda tutmuþlardý. 4 Hunlar, ticaret yollarýnýn batýya açýldýðý Lolan ýn kontrolüne büyük önem vermiþlerdir. Bunu hem Mete Han ýn mektubundan ve hem de yapýlan savaþlardan anlýyoruz. Lolan-Çin münasebetleri, Mete Han dan sonraki dönemlerde yoðunlaþýr. Mete Han zamanýnda Çin imparatorluðu zayýf durumda idi. Batýya yönelecek güçte olmadýðý gibi Hun akýnlarýndan da kendini kurtaramýyordu. Meþhur Çin Seddi nin bu zamanda yapýldýðý görülmektedir. Bu zamanlarda Çin in, Türkistan ile ticareti vardý. Çin kervanlarý, seyrek de olsa Lolan dan batýya çýkýp, batýdan Çin e girebiliyordu. Sonra Hunlar arasýndaki taht kavgalarý sonucu, Çinliler, gözlerini Türkmenistan a dikti.sýnýrlar arasýndaki iliþkiler yoðunlaþtýkça, Çin kervanlarý sýk sýk gidip gelmeye baþladý. Karþýlýklý ticaret, elçiler kanalýya iyi niyet iliþkileri içinde geçiyordu. Mete Han döneminde Hunlar ýn ezici gücü altýnda çýrpýndan Çin, Hunlar ýn düþmanlarýyla iþbirliði yapabilmek için sürekli komþu ülkelere elçiler göndermiþtir. Bu ülkeler arasýnda Wussunlar, Moðollar v.b. ülkeler olmuþtur. Meþhur seyyah, elçi Çang Çien, imparatoruna verdiði raporda, Lolanlýlar üzerinde dikkatle durulmasýný öðütlemiþti 5 Çang Çien in batý memleketlerini dolaþmasý M.Ö. 125 yýlýnda sona erince, Çin ile batý ülkeleri arasýnda Çin elçi kervanlarý sýk sýk gidip gelmeye baþlanmýþtý. Bu elçiler ayný zamanda Çin in lehine ajanlýkta yapýyorlardý Hunhar da bunlardan þüphelenmiþ, bu elçilere karþý çýkmýþlardý. 6 M. Ö. 121 yýlýnda Lolan da bulunan Hun hakanýnýn gözcü casuslarý, Lolan kralýna Çin kervanlarýnýn önünü kesmelerin Emrettiler. 7 Ýþte bu andan itibaren Çin kervanlarýndan, alýnan önlemlere karþýn sýzlanmalar baþladý. Çünkü, Lolanlýlar, Hunlar ýn yandaþý olarak Çin kervanlarýna aman vermiyorlardý. Elçiler, imparatorlarýna Lolan devletinin savunma duvarlarýnýn bulunduðunu, ancak, askerlerinin az olduðunu ve kolayca yenebileceklerini bildirdiler. Bunun üzerine Çin imparatoru general Chaopo nu görevlendirir. General askerleriyle yaptýðý harekattan sonra Lolanlýlar ý yenerek pek çok esir alýr. Ancak, Çin buraya uzak olduðundan pek fazla bir etkinlik saðlayamaz ve kendiliðinden geri çekilmek zorunda kalýr. Çin ordusu çekildikten sonra Hunlar tekrar Lolan bölgesine inerler. 8 Sürekli yapýlan savaþlardan sonra Lolanlýlar Çin e boyun eðmek zorunda kalýrlar. Kendilerine sadýk kalacaklarýna dair Lolan kralý 9 bir oðlu Çin e, bir oðlunu da Hunlar a rehin vermek zorunda kalýr. Daha sonraki yýllarda Çinliler, kralýnýn durumundan kuþkulanmýþ, Lolan kralýný tutuklayýp Çin e götürürler. Lolan kralý daha sonra Çinliler tarafýndan öldürüldüðünden Çinliler ile olan düþmanlýk sürüp gider. 10 M.Ö. 92 yýlýnda ölen kralýn yerine halk, rehin bulunan Prensini kral yapmak için geri gönderilmesini ister. Fakat, Çin sarayý, güçlü ve dik kafalý þehzadeyi vermez. Bunun üzerine, Hunlar, ellerinde rehin olarak bulunan þehzadeyi Lolan a göndererek kral yaparlar. 11 Bundan iki yýl sonra Çin ordusunun Tufan a karþý sefere çýktýðý zamanda Lolan ve daha birçok küçük devletler, þehzadelerini Çin sarayýna tekrar rehin olarak gönderirler. Daha sonra Hunlar, buralarý tekrar kontrol altýna alýrlar. M.Ö 77 yýlýnda Lobnor da Hunlar ile Lolanlýlar anlaþmýþ ve Lolan kralý Çin egemenliðine baþ kaldýrmýþ ancak, ayaklanmayý baþaramadýðý için idam edilmiþtir. 12 Milattan Sonraki Yýllarda Lolan Hun ve Çin Ýliþkileri M.S. 60 yýllarýndan itibaren Hunlar arasýnda taht kavgalarý baþlayýnca istikrarsýz bir ortam doðmuþ ve küçük devletçikler kimi zaman kendi baþlarýna, kimi zaman da Hunlar a baðlý bir þekilde Çinliler ile mücadele etmiþlerdir. Bu yýllarda Lolan dan fazla söz edilmez. Ancak Lolan gibi bir Lobnor kýyý kenti olan Þanþan dan sýk sýk söz edilir. Bu yýllarda Çin Ýmparatorluðu iç iþleri nedeni ile pek güçlü olmadýðý için Türkmenistan a inmemiþtir. Bu boþluktan yararlanan Yarkent krallýðý Þanþan ve Kuça krallýklarýný ellerine geçirebilmek için saldýrýya geçmiþtir. 13 M.S. 70 li yýllarda ve daha sonrasýnda Lolan krallýðýndan eskisi gibi söz edilemez. Artýk Lolan tarihinde karanlýk bir dönem baþlayacaktýr. 260 lý yýllardan sonra askeri güçle bu bölgeyi kontrol atýnda tutmayý amaçlamýþlardýr. 14 Lo,lanlýlar ýn bölgede önemini kaybetmesi, büyük bir olasýlýkla batýya yapýlan göçlerle bu bölgeyi terk etmesinden kaynaklanmaktadýr. Gerek baþ gösteren kuraklýk ve gerekse Çin in egemenliðinin artmasý, Hunlar ýn da göçleri ile sonuç doðurmuþtur. M.S yýllarýnda Þanþan ve Tufan beylikleri Çin ile sýký iliþkiler içine girerken, Kuça ve Karaþar beyliklerinin Çinlilerle bazen savaþ, bazen de barýþýk olduðu göze çarpar yýllarý arasýnda Karaþar Beyliði nin diðer Türkistan þehirlerinden daha güçlü olduðu Lolan da yapýlan kazýlardan ve Çince kaynaklardan anlaþýlmaktadýr. Yine bu kaynaklara dayalý olarak bölgede çýkan kuraklýk ve sosyal dengenin bozulmasý nedeniyle bir kýsým Lolanlý nýn IV.y. y da batýya göç ettiði belirlenmektedir. 15 Lolanlýlar Anadolu da Hunlar dördüncü yüzyýlda Orta Asya dan batýya göç ederken Lolanlýlar da birlikte hareket ederler. Göç yolu, Hazar Denizi nin doðu kýsmýnda ikiye ayrýlýr. Bir yol, Hazar Denizi ve Kara Deniz in kuzeyini izleyerek Avrupa ya uzanýrken, ikinci yol da Horasan üzerinden Anadolu ya yapýlan büyük göç yoludur. Lolanlýlar, Selçuklu akýnlarý ile birlikte Horasan-Kars ve Erzincan üzerinden Dersim bölgesine gelerek yerleþirler ve hayvanlarýna geniþ otlaklar bulurlar. Bu göç sýrasýnda bir kýsým Lolanlýlar da yukarý Mezopotamya ya yerleþirler. Biruni 16 Batlamyus un coðrafyasýna dayanarak Hazar Denizi ne dökülen Ceyhun Nehri nin Oðuzlar ilini iþgal edip, halkýnýn Hazar Denizi sahillerine gittiðini, Curcan ve Harezm arasýnda ve Balhan bölgesinde nehrin eski yataðý üzerinde yaptýðý araþtýrmalar sonunda bulduðu fosiller ile açýklamaktadýr. Prof. Dr. Osman Turan 17 ise, bu konuya þöyle deðinmektedir: Kadim rivayetlere ve Batlamyus a dayanan Biruni nin, Ceyhun Nehri nin eski mecrasýný deðiþtirdiðini anlatýrken, onun kavþak bölgesinin etnik durumu hakkýnda dikkat þayan kayýtlar verir. Filhakika evvelce Hazar Denizi ne dökülürken, Harizm ve Curcan arasý çölün mamur olduðunu, yataðýnýn týkanmasý üzerine Aral gölüne akan nehrin Oðuz ülkesini sular altýnda býraktýðýný ve burada Peçenekçe ve Hariz karýþýðý bir dil konuþan Alan ve Aslar ýn Hazar sahillerine göç ettiklerini Türkmen göçmenlerinin konduklarý bölgede Hiz-tinkýzý yani Kýz Denizi denilen bir göl vücuda geldiðini bildirir. Bu kayýt, Türklerin Aral Gölü nün cenubunda mevcut olduðunu bildirir. demekle görüþümüzün ne kadar yerinde olduðunu güçlendirmektedir. Ayný yazar, yapýtýnýn bir baþka yerinde 18 Gerçekten Harizm den Fergana ya doðru Karatekin, Kýz denizi, Dargan, Kurgan (Hurgan), Saðrýnç, Buzmacý, Gülçiçek. ve yine baþka bir sayfasýnda Karaþer gibi þehir, kasaba, çay ve dað adlarý ile ilk bakýþta bunlarýn Türkçe olduðunu gösterir. Sarýnç ýn Varto daki bir Lolan köyü olan þimdiki Sarýnç a, (G) harfinin düþmesi ile Sarýnç olmasý muhtemel, Karaþer köyününde (Þ) deðiþimi ile Varto nun bir baþka Lolan köyü olan Karacer köyünü, Danzik isminin de Pülümür ve Varto da ki Danzik köylerini 18 Sayý 6

19 anýmsattýðý, Gülçiçek adýnýn da Lolanlýlar arasýnda bir kadýn adý olduðu görülmektedir. Bütün bu isimler sadece bir rastlantý deðildir. Biraz sonra verilecek örnekler, babalarýmýzýn ve dedelerimizin ve onlarýn da dedelerinden öðrenerek bizlere aktardýðý bilgiler doðrultusunda Göle deki Lolanlýlarýn bulunuþu, tezimizin izini ve Lolanlýlar ýn geliþ yolunu açýk-seçik olarak anlatmaktadýr. Eski Türklerde (H) harfi olmadýðýndan, yerini alan (K) harfi ile Balkan olan dað ve kasaba adlarý Ýslamiyet in kabulü ile Araplardan dilimize geçen H harfi ile Balkan, Balhan olmuþtur. Bu örnekleri sýraladýðýmýzda: 1Emekli Vali Edip Yavuz un yapýtýnýn 390. sayfasýnda Lolanlýlar hakkýnda açýklama yapmakla beraber yanýldýðý noktalar da vardýr. Dýþarýdan açýklamalar ne kadar belgesel olsa bile, o boyun içinden çýkan bir araþtýrmacýnýn anlatýmlarý daha güvenilir ve gerçekçi olur. Sayýn yazar þu açýklamayý yapmaktadýr: Bugün Doðu Türkistan da Taklamakan Çölü nün doðusunda Lobnor veya Karakoþan denilen gölün, kýsa adý ile (Lob Gölü) kuzeyinde ve Karagöl ün doðusunda (Lu-Lan) kasabasý bulunmaktadýr. Raphael Pompelly nin baþkanlýðýndaki bir kurul tarafýndan burada Mesa tepesi üzerinde yapýlan kazýlarda mezarlar içinde aynalar, taraklar, iþlenmiþ kemik ve tahta ziynetler, renklerini binlerce yýl koruyabilmiþ ipekli kumaþ kalýntýlarý bulunmuþtur. (Ý.T.T.K) 19 Ýþte bu kasabaya adýný vermiþ olan Lolan oymaðýnýn bir bölümü bile Dersimli lerin kökenlerini açýklamaya yeter. Doðu Türkistan da milattan üç bin yýl öncesine kadar çýkan uygarlýk belgeleri daha sonraki Sümer, Elam, Akat, Urartu uygarlýklarýna ýþýk tutmuþ ve öncü olmuþtur. Türklerin oymak adlarýna karþý ne kadar büyük bir baðlýlýk duyduklarýný binlerce yýldan beri taþýdýklarý bu (Lolan) adýndan anlaþýlmaktadýr. Bunu, herhangi bir isim benzerliði olarak da kabul etmek olasý deðildir. Çünkü, Lolan (Lu-lan) daki Mesa tepesi, adýný Aral gölü nün batýsýnda bir bölge adý olarak da görmekteyiz. Ayný zamanda burada bir Alan kasabasýnýn bulunuþu, Desim de de Alanlýlar ile Lolanlýlar ýn yan yana oluþlarý, bize, bunlarýn beraberce geliþlerini de göstermektedir. Hozat taki Hoþan, Koþun gölünü Pülümür deki Karagöl de, yine Doðu Türkeli n deki Karagöl ü anýmsatmaktadýr. Daha önce belirttiðimiz gibi Selçuklulardan Çaðrý Bey in Balhan oymaðý ile birlikte Ermenilere saldýrýþýný anýmsarsak, Balhanlardan olan Bal Uþaklarý ile bugünde Pülümür ün Danzik bucaðýnda yan yana oluþlarý tüm gerçekleri bütün çýplaklýðý ile aydýnlatacaðý gibi Ballýlar dan ve Karaballý soyundan olduklarýný veya onlara yakýn bir garabetleri olduklarýný söyleyen Lolanlýlarýn buraya geliþ yolarýnýn yönü ve izi açýklanmýþ olur. Uygur ve Gurlular ýn efsanelerindeki göç, göç seslerine uyarak ilk önce Beþ Balýk a göç eden Uygurlar, Moðollarýn saldýrýsý karþýsýnda bir bölümü Ýdikut emrinde olanlara baþ eðerken, bir bölümü de batýya yönelmiþ ve Aral gölü kýyýsýnda bir süre kaldýktan sonra bunlardan Balhanlýlarýn Horasan tarafýna göç ettikleri ve Selçuklu beylerinden Çaðrý Bey ile birlikte Kafkaslara uzanarak Ermenilere saldýrdýklarý bilinmektedir. Çaðrý bey yurduna döndükten sonra, Balhanlýlarýn Doðu Anadolu ya yöneldikleri anlaþýlmaktadýr. Lolanlýlar, Bugün, Pülümür-Danzik-Varto ve Bingöl de toplu, Nazmiye-Mazgirt ve buralara komþu yerlerde daðýnýk bir halde bulunmaktadýrlar. Keza Erzincan ve Tercan yöresinde de toplu halde birkaç köye daðýlmýþlardýr. Sayýn Edip Yavuz, gerçeklere dayanan bir araþtýrma yapmakla beraber kimi yerlerde de çeliþkilere düþmüþtür. Bu çeliþkileri burada sýralamayý gereksiz görüyoruz. 2Abdalan aþiretinde açýklandýðý gibi gerek Asya da ve gerekse Anadolu da birlikte kader birliði yapmýþ ve daima yan yana, beraber bulunan Lolan- Alan-Balhan-Hormek-Abdalan v.b. aþiretler Ýran Azerbaycan ý, Tacikistan ve Doðu Türkeli bölgelerinin oymaklarýndan gelmedirler. M. Þerif Fýrat, Kendi kitabýnda, kendi oymaðýný Harizmler e baðlamaktadýr. Gerçekten Lolan-Alan-Balhan ve Abdalan (Akhunlar) Hazar Denizi nin güneydoðu kýyýlarýnda ya Harizmlerle komþu veya çoðu zaman Horasan da olduðu gibi birlikte yaþamýþlardýr. Gazneliler ile Selçuklularýn çatýþmalarýnda Çaðrý Bey in komutasýnda birlikte Gazneliler e karþý koyarak oradan Anadolu ya akýnlarda bulunmuþlar ve Anadolu- Horasan da kendilerine yurtluklar edinmeye çalýþmýþlardýr. Daha sonralarý da Doðu Anadolu fethedildikçe Erzincan a doðru gelmiþlerdir. Akhun lara baðlý olduklarýný kendi bölümlerinde açýkladýðýmýz Abdalanlarla ve yine kendilerinin de belirttiði gibi Harizmler boyundan geldiklerini ileri süren Hormeklerle 20 gerek Orta Asya da ve gerekse Batý Türkistan da daima birlikte yaþadýklarý bilinen bir gerçek. Bugün de Lolan-Balhan-Alan-Hormek ve Abdalan aþiretlerinin akraba denecek bir yakýnlýkla beraber yaþamalarý, kader-kývanç ve tasada birlikte olmalarý, ayný töre, ayný gelenek, ayný inanç içinde olmalarý ve hatta ayný dili konuþmalarý, sürekli olarak birbirlerinden kýz almalarý göstermektedir ki bu oymaklar, boylarý ayrý olsa da kökenlerinin ayný soya dayandýðýný göstermektedir. Bu durum karþýsýnda Lolan-Balhan-Alan oymaklarýnýn Hunlarýn imparatorluk yapýsý içinde dayanýþmalý bir bütün olarak yer aldýklarý görülmektedir. Biraz sonra verilecek örneklerden de anlaþýlacaðý gibi Lolan-Balhan ve Hormek ler, her gittikleri yerlere kendi özel adlarýný vermiþlerdir. Hunlar ýn Avrupa ya yürüyüþü ile Lolan-Balhan-Alan-Hormek oymaklarýnýn bir kýsmýnýn beraber veya daha önce gittiklerini göstermektedir. Günümüzde Polonya daki Danzik þehri ile Karadeniz in kuzeyinde Vijernolenisk þehrinin 21 altmýþ km. kuzeyindeki Neu Danzik -Yeni Danzik, Varto daki Danzik köyü ile Pülümür deki Danzik bucaðýnýn ayný adý taþýdýðýný, Tunceli deki Alan-Alandüzü-Alan tepe isimleri ile bir olmasý, yine Amerikalý bilim heyeti (Arkeologlar) tarafýndan Lu-lan (Lou-lan) kasabasý ile Varto-Pülümür ve Göle deki (Lolan-Laloðlu) kabilelerinin ayný adý taþýmalarý, bu uruklarýn Asya da iken beraber yaþadýklarýný göstermektedir. 3- kendilerinin de kitaplarýnda belirttikleri gibi Deguignes, Alanlar için Çinliler, Alan (Alains) larý Hunlarla ayný kavim addetmiþlerdir. Gerçekten Alanlar sürüleriyle en uygun yerlerde dolaþýrlardý çehreleri tamamen Hunlara benzerdi. Ýhtimal ki kýsmen Hun neslinden idiler. Çünkü, içlerinde birçok Hun aþireti vardý. (Eftalit-Abdalanlar) gibi Çini tarafýný tutmuþ Hun aþiretleri bunlarla beraber olduklarý gibi Hunlar topluluðundan ayrýlan bir takým Hun oymaklarý da çeþitli çaðlarda bunlarýn arasýna gelmiþlerdi.. Tarihi olaylar sonucu Aslar dan bir gurubun barýþmasý, onlarý Gur soyuna baðlamak anlamýna gelmemelidir. Zira, Alanlar, onlarý kendi aralarýnda eriterek Alanlaþtýrmýþ olabilirler. Gelenek-görenek ve yaþantýlarý bugün de ayný olan kabilelerin bu durma göre Lolan-Balaban-Balhan-Alan-Hormek-Abdalan (Eftalit-Akhun)-Baranlý ve diðer Erzincan oymaklarýnýn Hunlarýn Avrupa ya yürüyüþü ile Batý Türkistan da kalan boylarý olup veya ayný tarihlerde Hazar kýyýlarýna ve Horasan a göç ettikleri, oradan da Çaðrý Bey ile beraber Kafkasya ya yürüdükleri Malazgirt zaferinden sonra Saltuklar-Daniþmendiler-Mengücükler ve Yabgularla Erzincan- Sivas ve Tunceli bölgelerine yerleþtikleri, buralarý Bizans ve Ermenilerden temizledikleri ve ayný zamanda belli bir süreç içinde asimle ettikleri meydana çýkmaktadýr. Prof. Dr. Osman Turan, Yabgular hakkýnda þu açýklamakta bulunmaktadýr: Yabgu devletinin Horasan da yýkýlýþýndan sonra Yabgu Baran ýn mensuplarý Baranlý boyunu teþkil edip Ýslam ülkelerine daðýlmýþlar ve bir kýsmý da Karakoyunlu ulusunu vücuda getirmiþlerdi. Karakoyunlu Pir Budak namýna Erzincan da basýlan bir sikke üzerinde Yazýr damgasýnýn bulunmasý bu sebeple çok önemlidir, der. 22 Böylece Baranlý Aþiretinin de isimlerini saydýðýmýz aþiretlerle beraber geldikleri su götürmez bir gerçektir. Yazar, bunu da Oðuz- name den alarak belirtmektedir. Yabgularýn din ve inançlarý hakkýnda da þu bilgiyi verir: Karluklar ile Oðuzlar arasýndaki tarihi düþmanlýk birincilerin Ýslamiyet i kabulü ile Karanlý, ikincilerinde ayrý din deðiþtirme ile Türkmen olmalarýndan sonra devam etti. Lakin Karluklar Han ailesi ile birlikte toptan Müslüman olarak ne kadar kuvvetlendi ise de Oðuzlar ýn Yabgularýndan önce parça parça din deðiþtirmeleri de o derece bölünmelerine ve zayýflamalarýna sebep oluyordu. 23 DÝPNOTLA 1- B. Ögel, Age, Cilt II, s Age, s Age, s Age, s Age, C. I, s Age, s Age, s R. Grousset, Age, s B. Ögel, a.g.e C.II S W. Eberhard, a.g.e. S B. Ögel, Age, C. II, s Age, C. II, s Age, C. I, s Seydi Özyiðit, Lolan Aþireti-Fýrat Ünivrsitesi Lisans Tezi S V. V. Barthold Age, s Seydi Özyiðit, Age, s.7, Birun Havkal, s Porf.Dr. Osman Turan, a.g.e. S Age, s Edip Yavuz, Tarih Boyunca Türk Kavimleri. 21 M.Þerif Fýrat, Doðu Ýlleri ve Varto Tarihi, S Prof. Dr. Osman Turan, a.g.e. s Age. s Ocak

20 Alevilik Ýslâm mý, Ayrý Bir Ýnanç mý? Lütfi Kaleli Akýl dindir, din de akýldýr. Eðer dini akýl idrak edemezse, o akýl, akýl deðildir. Eðer din, akýl dairesinden uzak kalýrsa, o din de, din deðildir... Hz. Ali Alevilere yönelik azýnlýk tanýmlamasýnýn tartýþýldýðý günlerde, 1-Ekim-2004 tarihli Hürriyet Gazetesinde Alevi-Bektaþi Kuruluþlarý Birliði Federasyonu Genel Baþkaný Ali Doðan, Alevi olan Sinan Iþýk adlý bir yurttaþýn, nüfus cüzdanýna Ýslam ibaresi yerine Alevi yazýlmasý istemini Ýzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi nin reddetmesi üzerine yaptýðý açýklamada, Alevilik Ýslâm dýþýdýr görüþünü ortaya attý. On yýl önce yazar Nejat Birdoðan da Ekim 1994 tarihli Aktüel dergisine verdiði demeçte Alevilik Ýslam dýþýdýr demek suretiyle büyük tartýþma yaratmýþtý. Arkasýndan Faik Bulut, 1997 de yayýnladýðý Alisiz Alevilik adlý kitabýyla bu tartýþmayý daha da boyutlandýrmýþtý. Birdoðan özetle þunlarý söylemiþti: Anadolu nun gizli kültürü olmaktan hýzla çýkma sürecini yaþayan Alevilik, içeriðini oluþturan bir takým temel öðelerle Ýslâm ýn dýþýndadýr. Ýslam, kendi alanýnda kendi üyelerine göre bir dindir. Alevilik ise, Ýslâm ýn içeriðiyle baðlantýsý olmayan, dünyasal bir inançtýr. Kökeni, Ýslâm dan çok öncelere dayanýr... Alevilikte, Saman ve Zerdüþt dininin geleneklerini bulmak zor deðildir. Alevi ibadeti ele alýndýðýnda müzik, saz eþliðinde semah, þiir ve çoðu cemlerde içki olduðu görülür. Bunlarýn hangisi Ýslâm a uyuyor? Hiçbiri... Alevi namaz kýlmaz, Ramazan orucu tutmaz, hacca gitmez. Bu inançta kýyamet, günah tartýmý ve dolayýsýyla cennet-cehennem yoktur. Alevi suçunu dünyada iþler ve cezasýný da bu dünyada çeker... Ýbadette içki içmek, saz çalmak, semah dönmek hangi dinde vardýr? Allah ýn insan olduðu inancýna hangi dinde rastlýyoruz? Ali Doðan da benzer þeyler söylüyordu: Alevilik, Ýslam ýn dýþýndadýr ve kendine özgüdür. Kimsenin Aleviliði yok saymaya hakký ve yetkisi yoktur. Aleviler inançlarýný kendi kurallarý ve gelenekleriyle yaþarlar... Alevi Ýslam söylemini bayraklaþtýran Cem Vakfý Genel Baþkaný Prof. Dr. Ýzzettin Doðan, ayný tarihli Hürriyet gazetesinde Ali Doðan a tepkisini þöyle gösteriyordu: Bu düþünceyi savunmak için zýr cahil olmak lazým. Bu tezi, eline verilen kaðýdý okumaktan aciz olan Ali Doðan ýn kulaðýna fýsýldayan Diyanet in ajanlarýdýr. Maksat da Alevileri antipatik göstermek, Alevi-Sünni çatýþmasýna çanak tutmak ya da Alevilerin Diyanet ten almalarý gereken payýn önünü kesmektir... Alevilik Ýslam ýn özüdür. Alevi, Ýslam ý Hz. Ali gibi yorumlayan ve onun yorumlarýna itibar eden insanlara verilen isimdir... Eðitimci-Yazar Hasan Basri Aydýn ise yayýmladýðý tarihli yazýsýnda þöyle diyordu: Ýslam ý belirleyen Kuran dýr. Kuran da karýsýný üçten dokuza boþayan bir erkeðin tekrar o kadýný almasý halinde ona hülle yaptýrmasý, yani bir baþka erkeðin altýna yatýrmasý vardýr. Bir erkeðin dört kadýn alýp dilediði gibi kullanmasý vardýr. Namaz, oruç ve haç vardýr. Namaz kýlmayaný, oruç tutmayaný öldürmek vardýr. Namazý bozan üç þeyden birisi kadýndýr; diðerleri domuz ve köpektir. Erkek kadýndan üstündür. Mirasta kadýnýn payý erkeðin yarýsý kadardýr ve iki kadýnýn tanýklýðý bir erkeðe denktir.. Oysa Alevilikte bunlar yoktur. Dolayýsýyla da Alevilik Ýslam dýþýndadýr... Toplumsal Barýþ dergisinin Kasým 2004 tarihli 7 nci sayýsýnda yer alan Alevilik Ýslam dýþý mýdýr? sorusunu yanýtlayanlardan Ýstanbul Milletvekili Ali Rýza Gülçiçek; Alevilik, Tanrý yý, evreni ve insaný kendince algýlama ve yorumlama biçimidir. Alevilik, ilm-i insaný, bu dünyayý, sosyal toplumu, geliþim, deðiþim ve bölüþümü esas alan ve insaný merkeze koyan bir inanç ve öðretidir. derken, Hacýbektaþ Belediye Baþkaný Ali Rýza Salmanpakoðlu þunlarý söylüyordu: Allah-Muhammed-Ali üçlemesi Aleviliðe özgüdür. Tanrý ya inanmak, Hz. Muhammed i peygamber olarak tanýmak, Kuran ý kabul etmek, Hz. Ali yi hoþgörü sembolü olarak görüp onun yorumladýðý gibi geliþmeye açýk insan olabilmek için Kuran ýn özünü anlayýp uygulamak bakýmýndan Ýslâmiyet in içindedir, reformize edilmiþ þeklidir. Soruyu yanýtlayan diðer katýlýmcýlar da Aleviliði Ýslam ýn içinde görüyorlardý. Ýsmail Kaygusuz, Kasým 2004 tarihli Serçeþme dergisinin 4 cü sayýsýnda bu konuya çok derin yaklaþýyor ve özetle þunlarý söylüyordu: Alevilik, Halife Osman ( ) döneminde, Ali tanrýsallýðý inancýyla baþlayýp; bölgesel, tarihsel din, inanç ve felsefi akýmlardan bazý öðelerle birleþme, baðdaþtýrma yoluyla sürekli yenilenen, deðiþik adlarla yönetenlerin resmi dinine aykýrý ve çoðu kez karþýt geliþen heterodoks akýmlarýn tamamýný kapsar. On ikinci yüzyýlýn baþlarýnda Þehristani nin anlattýðý yüze yakýn heterodoks grubun çoðu insan biçimli Tanrý ya inanan ve Ali-Ehlibeyt tanrýsallýðýný temel alan proto- Alevi kümeleþmelerdir. Ýmam Bakýr (ö. 740) ve Ýmam Cafer-i Sadýk (ö. 765) çevresindeki bu proto-alevi kümeleþmelerin büyük bir bölümü, insan biçimli Tanrý, Ali-Ehlibeyt tanrýsallýðý, Ýnsan-Tanrý birliði kavramlarýný, düþünce ve inançlarýný Kuran ýn bâtýni yorumundan çýkarmýþlardýr. Kökeni bu erken heterodoks akýmlara dayanan, onlarýn bâtýni inançlarýndan kaynaklanarak Anadolu da yaþayan Alevilik-Bektaþlik, Ortodoks Ýslam (Sünni) inancýna aykýrý bir Tanrý ve tapýnma anlayýþýna sahiptir. Kaygusuz Abdal ýn (on dördüncü, on beþinci yüzyýl) Vücudname sinden yaptýðýmýz (dilini sadeleþtirdiðimiz L.K.) alýntý bu anlayýþý yansýtmaktadýr: Evvel ve ahir benim. Cümleye Tanrý benim. Kabe benim, put benim. Tüm âlem vücudumdur. Özüm özüme secde eder, kendime taparým. Her kim ki her þeyi görür, Hakk ý onda bulur. Bunlar Hakk tan uzak deðildir. Çünkü Hak-taalâ hazretleri, her þeyin etrafýný çevreleyendir. O nu yabanda aramanýn aslý yoktur; yabanda arayanlar bulamazlar. Eþyada aramanýn aslý budur ki, kanýtý Âdem dir. Âdem, insan-ý kâmil dir; sýfatý adam sýfatýdýr. Ve zat-ý kadim dir; yani ezeli ve ebedi olan Tanrý dýr. Her mekan, her sýfat, her þekil, her varlýk ve tüm âlem O nundur. Yaratýlmýþ her nesne, yaratandan ayrý deðildir. Yerde ve gökte her ne var ise, Âdem dedir. Yerin ve göðün halifesi Âdem dir. Her ne istersen Âdem de bulunur... Bunlar, gerçekte Hacý Bektaþ Veli nin Makalat ýnda; Biz Çalap Tanrý yý kendi özümüzden bildik deyiþinin baþka sözlerle anlatýmý ve geniþletilmesinden baþka bir anlayýþ deðildir ve bâtýni tasavvuftaki vahdet-i vücut tan (insan-tanrý birliði), vahdet-i mevcud a (panteizme) uzanan Tanrý inancýdýr. Bu çeþit Tanrý algýlamasý olmasaydý, ne hümanizm, ne de doða-çevre sevgisi oluþurdu... Bu baðlamda Hallacý Mansur þöyle söylüyor: Sevdiðim de bendir. Biz ikimiz bir bedene girmiþ iki ruhuz. Sen, beni görürsen, O nu görmüþ olursun; O nu görürsen ikimizi görmüþ olursun. Ey gönül gözü kapalý olanlar! Bilin ki, kalbimin gözünde Tanrý yý gördüm: Sen kimsin? dedi; Sen! diye yanýtladý beni... Pir Sulta Abdal da diyor ki: Sen Hakký yabanda arama sakýn Kalbini temiz tut, Hak sana yakýn Âdem e hor bakma, gözünü sakýn Cümlesin Âdem de buldum erenler... Kanuni Sultan Süleyman ( ), Aksaray dan geçerken uðradýðý Pir Ali yi; Sen, cennetin dört ýrmaðý bendedir demiþsin! diyerek sorguya çekmiþ ve þu yanýtý almýþtýr: Hünkârým! Ýnsan, kâinatýn küçük bir örneðidir. Her þey ondadýr. Ýlim, irfan, marifet, aþk ve gerçek, sadece insana özgüdür... Genel anlatým ve yazýlanlara bakýnca, Alevilik tanýmýný yapanlarýn; Biz 20 Sayý 6

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

1 2 3 4 7 8 9 10 11 12 13 14 16 19 21 23 24 25 26 27 28 30 32 33 37 41 42 44 46 47 48 50 52 54 56 Kurum Kimliði Logo Logo Þube Logolarý Logonun Renkli Kullanýmý Logonun Siyah-Beyaz Kullanýmý Logonun Diþi

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623 MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41.

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41. 7215 73-2/26 TR(TR) Kullanýcý için Kullanma talimatý ModuLink 25 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý off on C 5 off 2 on pm 1:41 24 Volt V Lütfen cihazý kullanmaya baþladan önce dikkatle

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN Kanun Numarasý : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Resmi Gazete : Tarih: 6/4/1990 Sayý: 20484 Dýþ Ýliþkiler MADDE 1- Türkiye Büyük

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

DENÝZ LÝSESÝ KOMUTANLIÐI Denizcilik tarihin en eski ve en köklü mesleðidir. Bu köklü ve þerefli mesleðin insanlarýnýn eðitimi için ilk adým atacaklarý Deniz Lisesi, bu güne kadar Türk ve dünya denizcilik

Detaylı

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri.

Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri. Sessizliktir Her Þeyin Ötesi Aldous Huxley Hani, sýradan hayatlar vardýr; bir ucu hiçliðe yolcu; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn sessizliðini akseder suretleri. O suretlerin en dokunaklý sessizliðini, hiçliðini

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI HANGÝ OKULDA OKUMAK ÝSTEDÝÐÝNE KARAR VERDÝN MÝ? Genel Liseler Fen Liseleri Sosyal Bilimler Anadolu Spor Güzel Sanatlar Askeri

Detaylı

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 1. Ünite İletişim ve İnsan İlişkileri İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 9 Ýletiþim Benimle Baþlar a. Bugüne kadar baþardýðým en zor iþ nedir? b. En çok gurur duyduðum

Detaylı

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni AYLIK DERGÝ BU SAYIDA

SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni AYLIK DERGÝ BU SAYIDA BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA ÝSMAÝL KAYGUSUZ Alevi Akademisinin Açýlýþýnda Konuþma FÝKRET OTYAM Bakýn Þu Alevilerin Ettiklerine MEHMET TURAN Hakk ile Hakk Olma Sevdasýdýr Alevilik

Detaylı

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

17-19 Aralýk 2010 Miracle Resort Hotel, Antalya 17-19 Aralýk 2010 - Miracle Resort Hotel, Antalya Deðerli Meslektaþýmýz, Kanser tedavisindeki hýzlý deðiþim ve geliþme farklý alanlarda uzmanlaþmýþ hekimlerin

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

Oda Termostatý RAA 20 / AC. Montaj ve Kullaným Kýlavuzu

Oda Termostatý RAA 20 / AC. Montaj ve Kullaným Kýlavuzu Oda Termostatý RAA 20 / AC Montaj ve Kullaným Kýlavuzu Alarko Carrier Eðitim ve Dokümantasyon Merkezi Haziran 2008 Oda Termotatý RAA 20 / AC Kullaným Kýlavuzu ÝÇÝNDEKÝLER GARANTÝ ve SERVÝS GÝRÝÞ Kullaným

Detaylı

ALEVÝLÝKTE KADIN. Cemde Kadýnýn Yeri Esat Korkamaz, Genel Yayýn Yönetmeni

ALEVÝLÝKTE KADIN. Cemde Kadýnýn Yeri Esat Korkamaz, Genel Yayýn Yönetmeni BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA Söyleþiler: Ahmet Koçak Ulaþ Özdemir Doðan Bermek Dertli Divani Veliyettin Ulusoy KISAS DOSYASI FÝKRET OTYAM E.Korkmaz ý Yüzüne Karþý Övmek ESAT KORKMAZ

Detaylı

Adým Adým Çelik Kapý Montaj Þemasý

Adým Adým Çelik Kapý Montaj Þemasý Montaj Klavuzu 09 Adým Adým Çelik Kapý Montaj Þemasý Baþlamadan Gerekenler : Küçük Spiral (Avuç) Taþlama (Kesme Taþý ile) El Matkaý Su Terazisi Keski Çekiç Levye Çimento Ayarlanailen Gerdirme Aparatý Ýnþaat

Detaylı

1Osalon tek masa u düzen küme 7 7 9 14 17 19 11 17 19 19 31 33 43 31 12O Centrum Toplantý Hizmetleri KÜÇÜKYALI farklý boyut ve özelliklere sahip 10 adet toplantý salonu, açýk büfe Ýris Restoran ý, sosyal

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05. / CHARTER: 21.06. / KULÜP NO: 83357 BAÞLIKLAR : 198. TOPLANTIMIZ - Terzioðlu Çiftliði Brunch En iyi bireyler kendilerinden çok ait olduðu toplumu düþünen, onun

Detaylı

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR...

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR... ARA DEPOLAMA www. ekovar.com info@ ekovar.com Hilal Mah. 50. Sokak, 4. Cad. No: 8/8 Yýldýz - Çankaya / ANKARA Tel : +(90) 312 442 13 05 +(90) 312 442 11 43 Faks : +(90) 312 442 13 06 Tehlikeli Atýk Çözümünde

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

3AH Vakum Devre-Kesicileri: Uygun Çözümler

3AH Vakum Devre-Kesicileri: Uygun Çözümler 3AH Vakum Devre-Kesicileri: Uygun Çözümler Beþ tipin saðladýðý üç büyük avantaj: Uyumlu, güçlü, ekonomik Devre-kesicileri günümüzde, trafolarýn, enerji nakil hatlarýnýn, kablolarýn, kondansatörlerin, reaktör

Detaylı

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý 16 Haziran ve 23 Haziran 2002 tarihlerinde yapýlan Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) ve Yabancý Dil Sýnavý (YDS) sonuçlarýna aðýrlýklý

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

olarak çalýºmasýdýr. AC sinyal altýnda transistörler özellikle çalýºacaklarý frekansa göre de farklýlýklar göstermektedir.

olarak çalýºmasýdýr. AC sinyal altýnda transistörler özellikle çalýºacaklarý frekansa göre de farklýlýklar göstermektedir. Transistorlu Yükselteçler Elektronik Transistorlu AC yükselteçler iki gurupta incelenir. Birincisi; transistorlu devreye uygulanan sinyal çok küçükse örneðin 1mV, 0.01mV gibi ise (örneðin, ses frekans

Detaylı

Engeller del Lift ile aþýlýr... Adel Kaset Tip Engelli Lifti del Þirket Profili ADEL Otomotiv, 2005 yýlýnda otomotiv yan sanayisi olarak Sn. Kamil Sölpüker tarafýndan kurulmuþtur. TEMSA Global A.Þ.'nin

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý NOT : Bu bölüm önümüzdeki günlerde Prof.Dr. Hüner Þencan ýn incelemesinden sonra daha da geliþtirilerek son halini alacaktýr. Zaman kaybý olmamasý için büyük ölçüde- tamamlanmýþ olan bu bölüm web e konmuþtur.

Detaylı

Nokia HS-2R Radyolu kulaklýk seti Kullaným Kýlavuzu. 9355495 2. baský

Nokia HS-2R Radyolu kulaklýk seti Kullaným Kýlavuzu. 9355495 2. baský Nokia HS-2R Radyolu kulaklýk seti Kullaným Kýlavuzu 9355495 2. baský UYGUNLUK BÝLDÝRÝMÝ NOKIA CORPORATION olarak biz, tamamen kendi sorumluluðumuzda olmak üzere, HS-2R ürününün aþaðýdaki yönetmeliðin ilgili

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

Iletisim ve Lisan Enstitusu

Iletisim ve Lisan Enstitusu . Iletisim ve Lisan Enstitusu..... Biz Kimiz? Institute of Communication and Languages (ICL), önceki adýyla Ýki Toplumlu Mesleki Ýngilizce Destek Programý, nitelikli Ýngilizce, kültürlerarasý iletiþim

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

TABLO-2 A GRUBU KADROLARA PERSONEL ALIMINA ÝLÝÞKÝN BAZI BÝLGÝLER

TABLO-2 A GRUBU KADROLARA PERSONEL ALIMINA ÝLÝÞKÝN BAZI BÝLGÝLER TABLO-2 A GRUBU KADROLARA PERSONEL ALIMINA ÝLÝÞKÝN BAZI BÝLGÝLER AÇIKLAMALAR: Bu tabloda daha az yerde daha fazla bilgi verebilmek için bazý kýsaltmalar yapýlmýþtýr. Testlere verilecek aðýrlýklar gösterilirken

Detaylı

ÖZEL ABC LİSESİ. ABC EĞİTİM KURUMLARI bugün 278 Çalışanıyla Eğitim Dünyasının Liderleri arasında gösteriliyor.

ÖZEL ABC LİSESİ. ABC EĞİTİM KURUMLARI bugün 278 Çalışanıyla Eğitim Dünyasının Liderleri arasında gösteriliyor. GENEL TANITIM ABC EĞİTİM KURUMLARI, 2006 yılında Eryaman da Ankara nın en güzide dershanelerinden ABC DERSHANESİ ni eğitim-öğretim dünyasına kazandırdı. 2006 yılında üniversite giriş sınav sisteminin değişmesine

Detaylı

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005 basýnda odamýz basýnda odamýz basýnda odamýz Ocak/ Dizayn Ýnfo Dergisinin 9. sayýsýnda "Makina Mühendisleri Odasý'na TÜRKAK'tan Akreditasyon Sertifikasý" baþlýklý haber yayýnlandý. 05.02.2005 Oda Baþkaný

Detaylı

BURSA BADEMLÝ ROTARY KULÜBÜ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05.2010 / CHARTER: 21.06.2010 / KULÜP NO: 83357 2012-13 U.R. Baþkaný Sakuji TANAKA U.R. 2440. Bölge Guvernörü Güneþ ERTAÞ 1. Grup Guvernörü Yrd. Denizhan

Detaylı

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip proses filtreleri ile, siklonlar, seperatörler çalýþma koþullarýna göre anti nem,anti

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip proses filtreleri ile, siklonlar, seperatörler çalýþma koþullarýna göre anti nem,anti Filtre Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip proses filtreleri ile, siklonlar, seperatörler çalýþma koþullarýna göre anti nem,anti statik seçenekleri, 1-200m2 temizleme alaný ve

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

PLASTÝK ENJEKSÝYON VE ÝNÞAAT MALZEMELERÝ SAN. TÝC. Hakkýmýzda KAMÝ GRUP 2007 yýlýnda Ýstanbul Topçularda, Sn. Baþak Kami tarafýndan kurulmuþtur. 2007 yýlýndan bu yana geliþimciliði ilke edinen firmamýz,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Delil Avcýlarý göreve hazýr Emniyet Genel Müdürlüðü, Kriminal Polis Laboratuarý Dairesi Baþkanlýðý tarafýndan Bursa Ýl Emniyet Müdürlüðü Olay Yeri Ýnceleme ve Kimlik Tespit Þube Müdürlüðü bünyesinde "Olay

Detaylı

ARTIMAGE Yapý San. ve Tic. Ltd. Þti. Orhantepe Mahallesi Sahilyolu Sok. No: 19/A Dragos-Kartal / TURKEY Tel: 0216 399 78 72 Faks: 0216 399 68 02 www.artimage.com.tr Estetiðin betonla dansý... DEKOZEMÝN

Detaylı

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ ÝKK TOPLANTISI ÞUBEMÝZDE GERÇEKLEÞTÝRÝLDÝ 4 Kasým 2010 tarihinde ÝKK toplantýsý Þubemizde gerçekleþtirildi. ÞUBEMÝZ SOSYAL ETKÝNLÝKLER KOMÝSYONU TOPLANDI Þubemiz sosyal etkinlikler komisyonu 05 Kasým 2010

Detaylı

Görüþler / Opinion Papers

Görüþler / Opinion Papers Türk Kütüphaneciliði 21, 2 (2007) 218-229 Görüþler / Opinion Papers Üniversitelerde Belge Yönetimi ve Arþivler* Fahrettin Özdemirci** Öz Bu çalýþmada, üniversitelerde yazýþma, dosyalama, arþiv, vb. iþlemlerinin,

Detaylı

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý..

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý.. Kümeler II. KÜMLR. TNIM Küme, bir nesneler topluluðudur. Kümeyi oluþturan nesneler herkes tarafýndan ayný þekilde anlaþýlmalýdýr. Kümeyi oluþturan nesnelerin her birine eleman denir. Kümeyi genel olarak,,

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller: Ayna-Gazetesi-renksiz-11-06.qxp 26.10.2006 23:39 Seite 2 Çocuklarda Ateþ Deðerli Ayna okuyucularý, bundan böyle bu sayfada sizleri saðlýk konusunda bilgilendireceðim. Atalarýmýz ne demiþti: olmaya devlet

Detaylı

CHEMORBIS ONLINE REKLAM ÇÖZÜM TEKLÝFÝ Alternatif Çözümler ChemOrbis e reklam vermek, web sayfasýnda ve e-bültenler üzerinden olmak üzere iki þekilde mümkündür. 1) ChemOrbis Web Sayfasýnda a) Ana Sayfada

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

..T.C. DANýÞTAY SEKiziNCi DAiRE Esas No : 2005/1614 Karar No : 2006/1140

..T.C. DANýÞTAY SEKiziNCi DAiRE Esas No : 2005/1614 Karar No : 2006/1140 ..T.C. Davacý Davalý : Trabzon Baro Baþkanlýðý Trabzon Barosu Adliye Sarayý : 1- Maliye Bakanlýðý 2- Baþbakanlýk -TRABZON Davanýn Özeti: Karaparanýn Aklanmasýnýn Önlenmesine Dair 4208 sayýlý Kanunun Uygulanmasýna

Detaylı

Belediye Meclisinin. Bilgi Edinme ve Denetim

Belediye Meclisinin. Bilgi Edinme ve Denetim Belediye Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yollarý Yasin SEZER * Giriþ Yerel yönetimler reformu kapsamýnda yapýlan 5393 sayýlý Belediye Kanunu, belediyelerin görev, yetki ve iþleyiþine iliþkin önemli

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

TABLO-2'nin devamý. Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý

TABLO-2'nin devamý. Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Stajyer Kontrolör (Ýdari) Atama Yapýlmasý Planlanan Kadro Sayýsý: Ýdari+Mühendis Kadrolarý Toplamý : 5 Test Aðýrlýklarý: GY:0,1, GK:0,1, HU:0,2,

Detaylı

Nokia Stereo Kulaklýklý Mikrofon Seti WH-700 9206938/1

Nokia Stereo Kulaklýklý Mikrofon Seti WH-700 9206938/1 Nokia Stereo Kulaklýklý Mikrofon Seti WH-700 7 9206938/1 2007 Nokia. Tüm haklarý saklýdýr. Nokia ve Nokia Connecting People, Nokia Corporation ýn tescilli ticari markalarýdýr. Burada adý geçen diðer ürün

Detaylı

SERÇESME. Anadolu insanýnýn özleminin, umudunun, bilimsel bir kaygý gütmeksizin düþ gücünün bir

SERÇESME. Anadolu insanýnýn özleminin, umudunun, bilimsel bir kaygý gütmeksizin düþ gücünün bir SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA VELÝYETTÝN ULUSOY ile Söyleþtik FÝKRET OTYAM Çaðdaþ Muaviye Ardýllarý Karbelâ ve Necef i Bombalarken ESAT KORKMAZ Nasýl Örgütlenceðiz ÝSMAÝL

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

Hac Organizasyonumuz; Turizm Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ve Türsab Denetim ve Kontrolü Altýndadýr! KUTSAL YOLCULUK HAC...

Hac Organizasyonumuz; Turizm Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ve Türsab Denetim ve Kontrolü Altýndadýr! KUTSAL YOLCULUK HAC... 2013 Organizasyonu KUTSAL YOLCULUK HAC... Dilleri, renkleri ve kültürleri farklý milyonlarca inananýn birlikte hareket ettiði hac, Allah katýnda siyahýn beyazdan, Arab'ýn Acem'den, Türk'ün Kürt'ten üstünlüðü

Detaylı

ÝÞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI 2010 YILI GENEL SONUÇLARI

ÝÞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI 2010 YILI GENEL SONUÇLARI ÝÞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI 2010 YILI GENEL SONUÇLARI Ankete Cevap Veren MESS Üyesi Ýþyeri Sayýsý 154 Toplam Çalýþan Sayýsý Erkek Çalýþan Sayýsý Kadýn Çalýþan Sayýsý Mavi Yakalý Çalýþan Sayýsý Beyaz

Detaylı

3T, metal iþleme sektöründe marka fuarlar arasýnda 3T Uluslararasý Metal Ýþleme, Kalýp, Otomasyon Teknolojileri ve Yan Sanayi Ürünleri Fuarý 15-18 Mayýs 2008 tarihleri arasýnda Ýzmir Kültürpark Uluslararasý

Detaylı

Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: tculha@grem.com.tr BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI

Detaylı