Koroner Arter Hastal ve Dislipidemi. Koroner Arter Hastal

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Koroner Arter Hastal ve Dislipidemi. Koroner Arter Hastal"

Transkript

1 ve Dislipidemi P-1 GEÇ DÖNEM SAFEN VEN GREFT HASTALI I LE METABOL K SENDROMUN L fik S Ahmet Taha Alper, Alper Ayd n, Hüseyin Aksu, Ebru Öntürk, fiennur Ünal, Ahmet Akyol, Abdurrahman Eksik, Nazmiye Çakmak Siyami Ersek Gö üs Kalp Damar Cerrahisi Merkezi, Kardiyoloji stanbul Amaç: Metabolik sendromun koroner arterlerde aterosklerotik süreç ile iliflkisi bilinmektedir ancak koroner revaskülarizasyon yap lm fl hastalarda geç dönem safen ven greft (SVG) hastal ile iliflkisini gösteren yeterince çal flma yoktur. Bu çal flmada metabolik sendromun koroner revaskülarizasyon olmufl hastalarda safen ven greft hastal ile iliflkisi araflt r ld. Metod: Çal flmaya, en az 5 y l önce koroner revaskülarizasyon yap lm fl ve gö üs a r s sebebiyle koroner anjiografisi yap lan 115 hasta dahil edildi. 40 (%43,4) metabolik sendromu olan ve 65 (%56,6) metabolik sendromu olmayan hastadan iki çal flma grubu oluflturuldu. Bunlar n koroner anj ografilerinde SVG leri incelendi ve bir veya daha çok SVG inde %50 nin üstünde lümen daralmas tespit edilenler SVG hastas olarak kabul edildi. Bulgular: 115 hastadan 26 s nda LAD ye (kalan 89 hastaya L MA greft), 81 inde Cx e, 84 ünde RCA ya ve 18 inde diagonal artere SVG ile revaskülarizasyon uygulanm flt. Bu hastalar n 72 sinde (%63,7) SVG hastal tespit edildi. Metabolik sendromlu hastalar n 40 nda (%80), metabolik sendromlu olmayan hastalar n ise 32 sinde (%49) SVG hastal vard (p<0,000). Metabolik sendromu olan hastalar ile olmayanlar aras nda, hiç hasta SVG olmamas, bir SVG de hastal k olmas ve birden fazla SVG de hastal k olmas yönünden de anlaml fark mevcuttu. Yafl, cinsiyet, operasyon süresi ile düzeltildi inde SVG hastal ile metabolik sendrom aras ndaki ba ms z iliflki mevcuttu ve metabolik sendromu olan hastalarda SVG hastal görülme olas l n n 5 kat fazla oldu u bulundu (Beta=1,61, p=0,01, Odd s oran =5,004, güvenlik aral =1,9-13,2). Sonuç: Metabolik sendromlu hastalarda SVG hastal anlaml derecede daha s kt r ve metabolik sendromun SVG hastal ile ba ms z iliflkisi oldu u saptanm flt r. Bu nedenle SVG ile revaskülarize edilmifl, metabolik sendromlu hastalar n daha yak ndan takibi gereklidir. P-2 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜ SONRASINDA GEL fien VENTR KÜLER SEPTUM RUPTÜRÜ OLGULARINDA KORONER ANJ OGRAF BULGULARI O uz Yavuzgil, Bahad r K r lmaz, Ayflegül Türko lu, Öner Özdo an, Cemil Gürgün, Mehdi Zoghi, Can Hasdemir, Levent Can, Hakan Posac o lu*, Mustafa Özbaran*, Hakan Kültürsay Ege Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ege Üniversitesi T p Fakültesi*, zmir Akut miyokard infarktüsü (AM ) ventriküler septum ruptürü (VSR) ile komplike oldu unda her türlü tedavi yaklafl m na karfl n mortalite halen yüksek seyretmektedir. VSR geliflen olgularda baz yay nlarda çok damar koroner arter hastal (KAH) bildirilmekle birlikte baz lar nda ön planda tek damar KAH sorumlu tutulmaktad r. Ayr ca bu olgularda koroner kollateral ak m n ve iskemik önkoflullanman n yeterince olmad düflünülmektedir. Klini imizde tarihleri aras nda AM sonras nda geliflen VSR tan s alan toplam 36 olguya Judkins tekni i ile koroner anjiografi uygulanm flt r. Ekokardiyografi ve sol ventrikülografi tüm olgulara yap larak VSR nin varl ve lokalizasyonu gösterilmifltir. Koroner anjiografi s ras nda gerek AM den sorumlu arterin antegrad doluflu ve TIMI ak m skoru gerekse di er koroner arterden retrograd doluflun varl ve TIMI ak m skoru kaydedildi. Olgular n 21 i erkek (%58) ve 15 i kad n (%42) olup ortalama yafl 66,6+11 idi. Toplam 9 olgu (%25) AM öncesi tipik anjina pektoris (AP) tan mlamaktayd. VSR, olgular n 22 sinde (%61) anteriyor, 14 ünde (%39) ise posteriyor lokalizasyondayd. Olgular n %36 unda tek damar, %22 unda 2 damar ve %41 sinde 3 damar tutuluflu izlenmekteyken ortalama sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %42+6 idi. AM den sorumlu arter %61 olguda LAD ve %39 olguda RCA olup toplam 28 olguda (%78) total oklüze olarak bulundu. Olgular n antegrad ve retrograd kollateral ak mlar n n de erlendirilmesi tablo-1 de gösterilmifltir. Sonuç olarak AM sonras VSR geliflen olgular m zda koroner anjiografik olarak s ras yla 3 damar, tek damar ve 2 damar hastal izlenmifltir. Özellikle 3 damar KAH olgular n n az msanamayacak s kl kta olmas bu olgular n koroner anjiografi uygulanmas ve revaskülarizasyon gereklili ininin önemini hat rlatmaktad r. Ayr ca bu olgular n ço unda izlenen total oklüze ve kollateralden fakir infarkt arteri, VSR'nin iskemik önkoflullanma olmaks z n ve yetersiz kollateral ak m zemininde ani geliflen bir miyokard hasar na ba l ortaya ç kt n düflündürmektedir. Tablo 1. Olgular n antegrad ve retrograd ak m özellikleri (AP özellikleri) TIMI skoru Toplam (n=36) AP yok (n=27) AP var (n=9) Antegrad ak m Retrograd ak m P-3 YAVAfi KORONER AKIM ÖRNE GÖSTEREN HASTALARDA ENDOTEL D SFONKS YONUNUN B R GÖSTERGES OLARAK ARTMIfi PLAZMA VON W LLEBRAND FAKTÖR DÜZEYLER Asuman Biçer, Hasan Turhan*, Ertan Yetkin*, Ali R za Erbay, Selime Ayaz**, Ayfle Saatçi Yaflar, Onur fiahin, Hatice fiaflmaz, Sengül Çehreli* Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara nönü Üniversitesi Turgut Özal T p Merkezi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Malatya* Türkiye Yüksek htisas Hastanesi Hematoloji Ankara** Amaç: Yavafl koroner ak m angiografik bir fenomen olup, herhangi bir obstrüktif epikardiyal koroner hastal k olmaks z n damarlar n yavafl veya geçikmifl opasifiye olmas ile karakterizedir. Küçük çap ve iyi geliflmifl media tabakas nedeniyle koroner mikrosirkülasyon koroner kan ak m n n majör belirleyicisidir. Buradan yola ç karak koroner yavafl ak m fenomeni koroner mikrovasküler endotel disfonksiyonuna ba lanm flt r. Biz bu çal flmada yavafl koroner ak m örne i gösteren hastalarda endotel disfonksiyonunun bir göstergesi olarak plazma von Willebrand faktör düzeylerini incelemeyi planlad k. Yöntemler: Çal flmaya angiografik olarak normal koroner arterlere sahip ancak yavafl koroner ak m örne i gösteren 53 hasta (grup I, 32 erkek, 21 kad n, ortalama yafl=49±10 y l) ve angiografik olarak normal koroner arterlere sahip, normal koroner ak m örne i gösteren 50 birey (grup II, 28 erkek, 22 kad n, ortalama yafl=51±9) kontrol grubu olarak dahil edildi. Çal flma ve kontrol grubunun her üç majör epikardiyal koroner arterine ait koroner ak m h zlar Thrombolysis In Myocardial Infarction (TIMI) frame say s metodu ile ölçüldü. Yavafl koroner ak m grubuna TIMI frame say lar kontrol grubunun 2 standart deviasyon üstünde olan bireyler dahil edildi. Tüm hasta ve kontrol grubuna ait bireylerin plazma von Willebrand faktör düzeyleri ölçüldü. Bulgular: Yafl, cinsiyet, hipertansiyon, diabet, hiperlipidemi ve sigara kullan m yönünden gruplar aras nda anlaml fark yoktu (p>0.05). Yavafl koroner ak m örne i gösteren gruba ait plazma von Willebrand faktör düzeyleri normal koroner ak m örne i gösteren kontrol grubu ile karfl laflt r ld nda iatatistiksel olarak anlaml düzeyde yüksek bulundu (156±33 ünite/dl ve 101±19 ünite/dl s ras yla, p<0.001) Sonuç: Angiografik olarak normal koroner arterlere sahip ancak yavafl koroner ak m örne i gösteren hastalarda tespit etti imiz artm fl plazma von Willebrand faktör düzeyleri, bu hastalarda endotel aktivasyonu ya da disfonksiyonu varl n düflündürmektedir. P-4 KOMPL KASYONSUZ NFER YOR M YOKARD NFARKTÜSÜNDE KORONER ANJ YOGRAF YAPALIM MI? Ersin Sar çam, Arslan Öcal, Nesligül Y ld r m, Seher Bozbo a, Cemal Özbak r, Mehmet Do an, Orhan Maden, Bülent Deveci, smet Hisar, Sakine F rat, Omaç Tüfekçio lu, rfan Sabah Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara Amaç: nferiyor miyokard infarktüsü (MI) genel olarak anteriyor MI a göre daha iyi prognoza sahiptir. Komplikasyonsuz inferiyor MI larda sol ventrikül sistolik fonksiyonlar korunmufl ve iskemik atak yoksa bu hastalara öncelikle efor testi önerilmektedir. Bu çal flmada komplikasyonsuz inferiyor MI larda, koroner lezyonlar, tedavi seçimini ve risk faktörlerini de erlendirdik. Yöntem: Çal flmaya Türkiye Yüksek htisas Hastanesi Kardiyoloji Klini i ne Kas m Nisan 2004 y llar aras nda akut inferiyor MI tan s yla ilk 12 saat içinde kabul edilip baflar l trombolitik tedavi uygulanan ve seyrinde komplikasyon geliflmemifl (sa MI, tekrarlayan iskemi, mekanik ve elektriki komplikasyon), sol ventrikül sistolik fonksiyonlar korunmufl toplam 80 hasta (17 kad n, 63 erkek) al nm flt r. Tüm hastalara koroner anjiyografi uyguland. Cerrahi revaskülarizasyon gereken (üç damar hastal, sol ön inen koroner arter proksimali ve beraberinde sa koroner veya sirkumfleks arterlerin birisinde ciddi lezyon olanlar, sol ana koroner lezyonu olanlar) hastalar grup A (38 hasta), sa koroner artere ve/veya sirkumfleks artere perkütan giriflim uygulanan hastalar grup B (22 hasta) ve arterlerde kritik lezyon saptanmayan (medikal tedavi grubu) hastalar grup C (20 hasta) olmak üzere üç gruba ayr ld. Bu hastalar cinsiyet, hiperlipidemi, sigara, hipertansiyon, diabetes mellitus, aile öyküsü risk faktörleri ve uygulanan tedavi yönünden karfl laflt r ld. Bulgular: Gruplar aras nda yafl ortalamalar benzerdi (p>0.05). Hastalar n %40.5 inde kritik tek damar lezyonu (sa koroner veya sirkumfleks), %25.7 sinde kritik iki damar lezyonu (sol ön inen arter proksimali ve sa koroner veya sirkumfleks arter), %33.8 inde kritik üç damar veya sol ana koroner lezyonu vard. Sigara kullan m, hiperlipidemi, hipertansiyon, diabetes mellitus, aile öyküsü risk faktörleri üç grupta da benzerdi (p>0.05). Grup A da 38 hasta (% 47.5), grup B de 22 hasta (% 27.5), grup C de 20 hasta (% 25) karfl laflt r ld nda cerrahi tedavi lehine anlaml fark saptand (p=0.004) (Tablo 1). Grup B ve grup C aras nda anlaml fark yoktu (p>0.05). Sonuç: Komplikasyonsuz inferiyor MI lar san lan n aksine cerrahi tedavi gerektirebilecek koroner arter lezyonlar yla birliktedirler. Efor testinin özgüllü ü ve duyarl l n n düflük oldu u gözönünde bulundurulursa, bu sonuçlar n fl nda, risk faktörleri dikkate al nmadan hastalara koroner anjiyografi uygulanmal d r. Tablo 1. Komplikasyonsuz inferiyor miyokard infarktüsünde tedavi gruplar n n karfl laflt r lmas Hasta say s Hasta yüzdesi Grup A 38 %47.5 Grup B 22 %27.5 Grup C 20 %25 Toplam 80 %100 p=

2 ve Dislipidemi P-5 AKUT KORONER SENDROMLU HASTALARDA E-SELEKT N DÜZEYLER N N KARD YAK TROPON NLE L fik S Mustafa Yaz c, Kenan Durna, Sabri Demircan, Erdo an Yaflar, Mahmut fiahin Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Samsun Amaç: ST elevasyonsuz akut koroner sendromlar n (NSTE-AKS) patogenezinde, endotelyumun vasodilator etkilerini vazokonstriksiyona ve antikoagülan etkilerini prokoagülasyona çeviren inflamatuvar cevap önemli rol oynamaktad r. Bu süreçte, plazma E-selektin düzeyleri endotel aktivasyonun bir belirleyicisi olarak düflünülebilir. Bu çal flmada, NSTE- AKS li hastalarda E-selektinin troponin-i (Tn-I) düzeylerinde etkisi olup olmad de erlendirildi. Metod: NSTE-AKS tan s ile kabul edilen ard fl k 202 hastada baflvuru s ras nda venöz kan örneklerinden Tn-I, E-selektin, von willebrand faktör (vwf) and fibrinojen düzeyleri ölçüldü. Troponin-I düzeyi 0.2 ng/ml nin alt ndaki 129 hasta troponin negatif, 0.2 ng/ml ve üzerindeki 73 hasta troponin pozitif olarak grupland r ld. Koroner arter hastal n n ciddiyeti koroner anjiyografi ve Gensini skorlamas ile belirlendi. Bulgular: Gruplar aras nda vwf düzeyleri benzerdi. (p=0.379) Ancak, Tn pozitif gruptaki E-selektin (p<0.01) ve fibrinojen düzeyleri (p<0.001) Tn negatif grupla karfl laflt r ld nda anlaml derecede yüksek saptand. E- selektin ile Tn düzeyleri (r=0.426, p<0.001) ve E-selektin ile fibrinojen düzeyleri aras nda anlaml bir iliflki vard. (r=0.623, p<0.001). Yine fibrinojen ve troponin düzeyleri aras nda pozitif yönde korelasyon saptand. (r=0.810, p<0.0001). Gensini skoru ise iki grup aras nda benzerlik gösteriyordu. (p=0.107). Resgresyon analizinde, NSTE-AKS lerde E-selektin düzeylerinin troponin pozitifli i için ba ms z bir prediktör oldu u saptand. (ß=0.326, OR=1.05, 95% CI; , p<0.001). Sonuç: Bu bulgulara göre, NSTE-AKS li hastalarda artm fl E-selektin düzeylerinin endotel aktivasyonu yoluyla koagülasyon aktivasyonu ve miyokardiyal hasar n n geliflmesinde etkili oldu u söylenebilir. P-6 TRANSÖZOFAJ YAL EKOKARD YOGRAF LE ÖLÇÜLEN AORTA NT MA-MED A KALINLI ININ TOTAL TESTOSTERONLA L fik S Recep Demirba, Remzi Y lmaz, Abdullah Uluçay, Durmufl Ünlü Harran Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, fianl urfa Girifl ve Amaç: Sex hormonlar n n koroner arter hastal ndaki koruyucu etkileri bilinmektedir. Testosteron hormon düzeyi düflük olanlarda ateroksleroza e ilimin daha fazla oldu u bilinmektedir. ntima-media kal nl üzerine testosteronun etkisi net bilinmemektedir. Aorta MK ile total testosteron düzeyleri aras ndaki korelasyon araflt r ld. Yöntem ve Bulgular: Transözofajiyal ekokardiyografi yap lan olgular aras nda koroner arter hastal, geçirilmifl serebral olay hikayesi, kronik böbrek ve kollajen doku hastal olmayan 42 erkek hasta (yafl aral 37-76, ortalama: 58±10 y l) çal flmaya al nd. Aorta MK cm aras nda olup ortalama de eri 0.19±0.14 cm ve total testosteron de erleri ng/dl ortalama 467±281 ng/dl aras nda de iflmekteydi. Ölçülen serum total testosteron ve di er parametreler aorta MK aras ndaki korelasyon analizinde sadece ürik asit, HsCRP ve total testosteron aras nda anlaml korelasyon saptand (Tablo-1). Çoklu lineer regresyon analizinde aorta MK n n ürik asit, HsCRP den ba ms z olarak total testosteron ile iliflkilidir (b=-0.541, P=0.09). Sonuç: Total testosteron de erleri ile aorta MK aras nda anlaml negatif korelasyon izlenmektedir. Bu bulgumuz testosteron düflüklü ünün MK artt rd n ve antiaterosklerotik özelli i oldu unu desteklemektedir. Tablo 1. ntima-media kal nl ile testosteron ve di er faktörler aras korelasyon de erleri r P Albumin Vitamin B Total Testosteron Ürik asit Total Kolesterol Trigliserid LDL-Kolesterol HDL-Kolesterol HsCRP P-7 PREINFARKTÜS ANJINASI OLAN AKUT M YOKARD INFARKTÜSLÜ HASTALARDA DOPPLER-DERIVE MIYOKARDIYAL PERFORMANS INDEX DE ERLER VE SEYR Cihan Örem, Mehmet Küçükosmano lu, Turan Erdo an, fiahin Kaplan, Hasan Kasap, smet Durmufl, Merih Baykan Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Trabzon Amaç: Preinfarktüs anjinan n (P A) infarktüs büyüklü ünü s n rlad n gösteren çal flmalar vard r. Sol ventrikül fonksiyonlar n global olarak gösteren bir ekokardiyografik parametre olan Doppler-derive miyokardiyal performans indexi (MP ) yüksekli inin, akut miyokard infarktüsündeki (AM ) negatif prognostik önemi üzerinde durulmaktad r. Çal flmam zda P A s olan ve olmayan AM hastalar nda MP de erlerini ve seyrini araflt rmay planlad k. Yöntemler: Klini imizde akut Q dalgal M ile yat r lan 96 hasta, P A s olan ve olmayanlar olmak üzere 2 gruba ayr ld lar. P A, M öncesi 1 hafta içindeki 30 dakikadan daha k sa süren anjinal a r lar olarak tan mland. Hastalara yat fllar n n 1., 6. günlerinde ve AM sonras 30. günde ekokardiyografi yap ld ve MP isovolumetrik gevfleme zaman (IVGZ) ve kas lma zaman (IVKZ) toplam n n ejeksiyon zaman na (EZ) bölünmesiyle hesapland. Bulgular: P A s olan 52 hastan n 10 u kad n, 42 si erkek, yafl ortalamalar 59.2±8.7, P A s olmayan 44 hastan n 6 s kad n, 38 i erkek, yafl ortalamalar 55.4±10.9 idi. Yafl, cinsiyet ve di er risk faktörleri oranlar bak m ndan her iki grup aras nda anlaml farkl l k yoktu. Ayn zamanda her iki grup aras nda trombolitik tedavi uygulama say s, ilaç tipi, uygulama saati bak m ndan anlaml farkl l k izlenmedi. Anteriyor M l hasta yüzdesi bak m ndan P A s olan (%47.7) ve olmayanlar (%61.5) aras nda anlaml farkl l k yoktu (p=0.1). P A s olan grupta CK-MB pik düzeyi 248.4±213 olup, anjinas olmayanlardan (341.2±237.6) anlaml olarak düflüktü (p=0.02). P A l gruptaki MP ortalama de erleri (1. gün 0.49±0.2, 6. gün 0.46±0.1, 30.gün 0.44±0.1), her 3 ekokardiyografik de erlendirmede de P A s olmayan gruptan (1. gün 0.58±0.1, 6. gün 0.56±0.1, 30.gün 0.53±0.1) anlaml olarak daha düflük bulundu (p=0.003, p=0.001, p=0.01, s ras yla). MP ortalama de erlerinde her iki grupta da giderek azalma gözlendi. P A s olmayan grup içinde MP nin günler içindeki de iflimlerinde anlaml farkl l k gözlenmez iken, P A s olanlarda 1. ve 30. günlerde al nan MP de erlerinde anlaml azalma vard (0.49±0.2 ve 0.44±0.1, p= 0.04). P A s olanlarda IVKZ anlaml olarak daha k sa, ejeksiyon zaman daha uzun idi. Sonuç: P A s olanlarda miyokardiyal performans indexi daha düflük olup, bu indexte günler içinde anlaml düzeyde azalmalar tespit edilmifltir. P A's olan hastalarda ventrikül fonksiyonlar n n daha iyi oldu u ve ayn zamanda daha h zl düzelme gösterdi i sonucuna var lm flt r. P-8 D YABET K HASTALARDA M KROVASKÜLER PERFÜZYONUN DE ERLEND R M NDE YEN PARAMETRELER: M YOKARD AL BLUSH GRADE VE M YOKARD DOLUfi FAZI Serdar Soydinc, Vedat Davuto lu, Yusuf Sezen, lyas Akdemir, Mehmet Aksoy Gaziantep Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Gaziantep Girifl ve Amaç: Diyabete ba l mikrovasküler komplikasyonlar hastal n prognozunu etkilemektedir. Diyabetik hastalarda mikrovasküler perfüzyonu anjiyografik olarak yeni mikrovasküler perfüzyon belirteçleri olan miyokardiyal blush grade ve myokardiyal dolufl faz yöntemleriyle de erlendirmeyi amaçlad k. Bilgilerimize göre bu konuda literatürde çal flma mevcut de ildir. Yöntem: Kas m 2001-May s 2004 y llar aras nda koroner anjiyografisi yap lm fl 4500 hasta populasyonundan hipertansiyon, sigara ve hiperkolesterolemisi olmayan izole diyabetes mellitusu olan ve akut koroner sendrom olmayan toplam 70 hasta (ort. yafl: 58.1 ± 9.1) çal flmaya al nd. Bunlar da koroner lezyon varl na göre 2 gruba ayr ld. DM-Grup 1: Normal koroner anjiyografisi olanlar; DM- Grup 2: Koroner anjiyografisinde LAD de %50 ve alt nda lezyonlar olan hastalardan oluflturuldu. Kontrol grubu olarak diyabeti, hipertansiyonu ve hiperlipidemisi olmayan 60 hasta (ort.yafl: 54.8 ± 8.9) al nd. Bunlar da 2 gruba ayr ld. Kontrol-Grup 1: koronerleri normal olan 30 hasta; Kontrol-Grup 2: LAD de %50 ve alt nda lezyon olan hastalardan olufltu. Miyokardiyal blush grade 0 dan 3 e kadar miyokardiyal boyanma yo unlu u ve y kanma h z na göre s n fland r ld. Miyokardiyal dolufl faz ise miyokardiyal blush bafllang c ndan kontrast n en yo un görüldü ü faza kadar olan süre frame say s n n saniyeye çevrilmesiyle saptand. Bulgular: Gruplar aras nda miyokardiyal dolufl faz aç s ndan DM-Grup-2 di er tüm gruplara göre belirgin olarak uzun idi (1775±297 msn) (F=22.6, df=3, p<0.0001). Kontrol-Grup 2 ile DM-Grup 1 aras nda fark bulunmad (1430±233 msn karfl 1465.±379 msn, p>0.05). Kontrol Grup 1, DM-Grup 1 ve 2 ye k yasla daha k sa miyokardiyal dolufl zaman gösterdi (1191±261 msn karfl 1465.±379 msn ve 1775±297 msn, p<0.0001). Gruplar aras nda miyokardiyal blush aç s ndan DM-Grup 2 di er kontrol gruplar na göre anlaml olarak düflük grade gösterdi (Ki-kare=11.1, p=0.001). DM-Grup 1 in blush skoru kontrol gruplar yla farkl l k göstermedi. Sonuç: Diyabetik ve koroner arter hastalar nda mikrovasküler disfonksiyon, nondiyabetik koroner arter hastalar na göre daha ileri düzeydedir. Çal flmam z n en çarp c sonucu, diyabetik hastalar n koronerleri anjiyografik olarak normal olsa da miyokardiyal blush skorlar ve miyokardiyal dolufl faz süreleri non-diyabetik koroner arter hastalar ile benzerlik göstermesidir. Diyabet hastalar nda koronerlerde lezyon saptanmasa da mikrovasküler disfonksiyon mevcuttur ve non-diyabetik koroner arter hastalar ile benzerdir. 452

3 ve Dislipidemi P-9 M YOKARD NEKROZUNUN YAYGINLI IYLA KAN LEPT N SEV YES ARASINDAK L fik Mustafa Gür, Abdurrahman O uzhan, brahim Özdo ru, Ali Gül, Nihat Kalay, Mustafa Çal flkan, Ali Do an, Ekrem Karakaya, smet Sar kaya, Ramazan Topsakal Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kayseri Girifl ve Amaç: Miyokardiyal enzimlerden kreatin fosfokinaz (CK) ve izoenzimi olan MB fraksiyonunun Akut Miyokart nfarktüslü (AMI) hastalarda yükselmesiyle nekroz yayg nl aras ndaki iliflki daha önceki çal flmalarda gösterilmifltir. Çal flmam z n amac AMI li hastalarda enzim yüksekli iyle obesite gen ürünü olan ve enflamasyonun bir belirteci olarak kabul edilen leptin aras ndaki iliflkiyi araflt rmakt r. Materyal ve Metod: Çal flmaya 68 AMI hastas (14 kad n, 54 erkek, yafl ortalamalar 60±18), 50 sa l kl kontrol grubu (25 erkek, 25 kad n, yafl ortalamalar 54,5±17.6) al nd. Hastalar n risk faktörleri ve vücut kitle indeksleri kaydedildi. Yat fllar n n ikinci gününde 12 saat açl takiben kan leptin ve enzim seviyeleri için kan örnekleri al nd. Bulgular: Vücut kitle indeksine, yafla ve cinsiyete göre düzeltilmifl leptin seviyeleri AMI l grup da kontrol grubuna göre anlaml olarak daha yüksek bulundu (AMI=69.4 ± 3.7 ng/ml, kontrol=7.9 ± 4.5 ng/ml p<0.05). Kan leptin seviyeleri ile zirve enzim seviyeleri aras nda anlaml pozitif korelasyon görüldü (CK için r= p<0.05, CKMB için r= p<0.05) Sonuç: Kan leptin seviyeleri AMI de kontrol grubuna göre anlaml derecede daha yüksek bulunmaktad r. AMI l grup da leptin seviyeleri enzim seviyeleriyle koreledir. Bu durum AMI de kan leptin seviyelerinin myokardiyal nekrozun yayg nl n n bir göstergesi olabilece ini desteklemektedir. P-10 KORONER ARTER ANEVR ZMASI SIKLI I VE KL N K ÖZELL KLER Bilal Boztosun, Ahmet Y ld z*, Y lmaz Günefl**, Mustafa Bulut, Ramazan Karg n, Hekim Karap nar, Vecih Oduncu, Cevat K rma Kofluyolu Kalp E itim ve Araflt rma Hastanesi, Kardiyoloji, Özel Gazi Hastanesi Kardiyoloji*, Medikal Park Hospital Kardiyoloji**, stanbul Koroner arter anevrizmas (KAA) oldukça nadir görülür. Koroner arterin lokal veya diffüz segmenter anormal dilatasyonu ile birliktedir. KAA s tromboze veya rüptüre olarak, angina, miyokard infarktüsü veya ani ölüm nedeni olabilir. Amaç: Koroner arter hastal ön tan s ile koroner anjiyografi uygulanan hastalarda koroner arter anevrizmas s kl ve klinik özelliklerini belirlemek. Materyal ve Metod: Bu amaçla y llar aras nda koroner anjiyogarfi uygulanan 6700 hastadan KAA s tespit edilen 63 (%0.9) hasta de erlendirmeye al nd. KAA's olan hastalar n anjiyografik, demografik ve klinik özellikleri incelendi. Bulgular: Yafl ortalamas 58±10 olan 63 hastan n 9 (%14) tanesi kad n idi. 10 (%16) hastan n diyabetik, 33 (%52) ünün hipertansif, 40 (%81) n n hiperlipidemik, 39 (%62) nun sigara kullan m öyküsü, 28 (%44) nin aile öyküsünün pozitif oldu u tespit edildi. Klinik özellikleri incelendi inde geçirilmifl miyokard infarktüsü 32 (%51), stable angina pektoris 42(%67), unstable angina pektoris 12 (%19), postm angina pektoris 9 (%14) hastada vard. Anjiyografik özelliklerine bak ld nda 15 hastan n (%24) koroner arterlerinde anlaml darl k yoktu. Bu hastalar n 9 (% 60) unda efor testi veya miyokard perfüzyon sintigrafisinin pozitif, 3 ünde ST elevasyonsuz akut koroner sendrom klini inin, 4 ünde geçirilmifl miyokard infarktüsünün oldu u tespit edildi. 40 hastada (%64) ise çok damar hastal tespit edildi. 11 (%17) hastada KAA birden fazla damarda idi. En fazla tutulum RCA da idi (%42). RCA y s ras yla Cx, LAD, LMCA izliyordu. Hastalar n %41 ne medikal izlem, %44 ne cerrahi revaskülarizasyon, %15 ne ise PTCA karar verildi. 4 (%4) hastada efllik eden aort (2 abdominal ve 2 torasik) anevrizmas tespit edildi. Sonuç: Koroner arter anevrizmas s kl n n %0.9, hiperlipideminin bu hastalarda oldukça s k görülen bir risk faktörü oldu u, koroner arterlerinde anlaml darl k olmad halde iskemik olaylarla iliflkili oldu u tespit edildi. P-11 AKUT KORONER SENDROMLARDA CD14+ MAKROFAJ YO UNLU U FARKLIMIDIR? M. Tu rul nanç, N. Kemal Eryol, Ali Gül, Yücel Y lmaz, brahim Özdo ru, Mustafa Gür, brahim Gül*, Mustafa Çal flkan, Ramazan Topsakal, Abdurrahman O uzhan Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kayseri zzet Baysal T p Fakültesi, Enfeksiyon Hastal klar, Bolu* Girifl ve Amaç: CD14 lenfosit ve monosit yüzeyinde beliren bir inflamasyon reseptörüdür. Daha önce yap lan çal flmalarda CD14+ makrofaj yüzdesi karars z anjinada karal anjinadan yüksek bulunmufltur. Biz çal flmam zda akut koroner sendromlar n (AKS) klinik tipleri aras nda CD14+ makrofaj yüzdelerinin farkl olup olmad n araflt rd k. Hastalar ve Yöntem: Çal flmaya hastanemiz koroner yo un bak m ünitesine yat r lan 24 kad n, 64 erkek hasta olmak üzere toplam 88 hasta al nd. Hastalar n 17 nde karas z anjina (KA), 12 nde ST yükselmesi olmayan M (NSTEM ), 59 unda da ST elevasyonlu M (STEM ) mevcuttu. Hastalar rutin tedavilerini (ACE inh., beta bloker, statin) ald lar. Yat fllar n n ilk 24 saatinde beyaz küre(bk) ve CD14+ makrofaj düzeylerine bak ld. Bir hafta sonra BK, CD14+ makrofajlar tekrar ölçüldü. Bulgular afla da tablo halinde gösterildi. STEM grubunda birinci gün BK say s di er iki gruptan anlaml olarak yüksek saptand (p<0,05). Yedinci gün BK say lar tüm gruplarda anlaml olarak düflmüfltü (p<0,05) fakat gruplar aras nda fark yoktu(p>0,05). CD14+ makrofaj yo unlu u birinci ve yedinci günde gruplar aras nda de iflmemiflti (p>0,05). Sonuç olarak AKS lar n klinik tipleri aras nda CD14+ makrofaj yüzdeleri aç s ndan fark yoktu. Yedinci günde total BK say s düflmesine ra men CD14+ makrofaj yüzdesindeki yükseklik devam etmekteydi. Bu bize inflamatuvar hadisenin devam etti ini düflündürmektedir. Bu yüksekli in klinik öneminin anlafl lmas için uzun süre takipli çal flmalara ihtiyaç vard r. Tablo. Bulgular n karfl laflt r lmas KA NSTEM STEM BK 1.gün bin/mcl 11,4±4,0 11,0±3,5 13,2±3,2 BK 7. gün bin/mcl 8,5±2,3 8,3±2,6 9,2±2,9 CD14+ 1.gün % 83,0±11,9 88,4±6,7 87,8±12,0 CD14+ 7.gün % 84,2±8,2 88,3±16,0 86,8±10,0 P-12 AKUT KORONER SENDROMLU HASTALARDA M KROALBÜM NÜR LE KORONER ANJ OGRAF BULGULARI ARASINDAK L fik Serap Bos, Tülin Kurt, Tufan Tükek SSK Vak f Gureba Hastanesi, stanbul Girifl ve Amaç: Albümin ekskresyon oran ndaki subklinik art fl, di er bir deyiflle mikroalbüminüri (MA) günümüzde kardiovasküler mortalite ve morbiditenin önemli bir göstergesidir. Mikroalbüminüri, bugün için akut miyokard infarktüsüne (AMI) erken bir cevap olarak kabul edilmektedir. Çal flmam z n amac, akut koroner sendromlu hastalar n üriner albümin at l m yla koroner aterosklerozun anjiyografik bulgular aras ndaki iliflkiyi saptamakt r. Yöntem: Akut koroner sendrom tan s ile koroner yo un bak m ünitesine yatan 96 hasta çal flmaya al nd. Tüm hastalar n ilk baflvurduklar andan itibaren 1. ve 3. gün 24 saatlik idrarlar nda mikroalbüminüri de erleri ölçüldü. Çal flmaya daha önceden tespit edilmifl böbrek yetersizli i, hematüri veya idrar yolu infeksiyonu olan hastalar al nmad. Hastalar n koroner anjiografileri USAP l hasta grubunda ilk bir hafta içinde, AMI hastalarda ise hastaneden ayr ld ktan sonraki ilk bir ay içinde yap ld. Hastalar koroner anjiografi sonuçlar na göre tutulan damar say s yönünden ve bulunan darl n yüzdesine göre iki ayr gruba ayr ld. Bulgular: Koroner anjiografide 5 hastada (%5,2) normal koroner arterler, 39 hastada (%40,6) tek damar hastal, 25 hastada (%26,0) 2 damar hastal ve 27 hastada (%28,3) 3 ve daha fazla damar hastal saptand. Tek damar hastal olan hastalar n 1. gün MA de eri 45,40 (2,90-909,00) mg/gün, 3.gün MA de eri 10,00 (3,50-446,50) mg/gün; 2 damar hastal olan hastalar n 1. gün MA de eri 66,30 (3,00-235,20) mg/gün, 3. gün MA de eri 12,80 (3,60-244,40) mg/gün; 3 damar ve daha fazla damar hastal olan hastalar n 1. gün MA de eri 68,40 (6, ,50) mg/gün, 3.gün MA de eri 30,40 (3,50-626,00) mg/gün; normal koroner arterleri olan hastalar n 1. gün MA de eri 30,00 (14,40-518,50) mg/gün, 3.gün MA de eri 7,10 (4,50-71,20) mg/gün olarak bulundu. Sonuçlara göre 3. gün MA düzeyi 3 damar ve daha fazla damar hastal bulunan hastalarda istatistiksel olarak anlaml yüksek bulundu (p:0,045). Sonuç: Aterosklerozla iliflkili bulunan endotel disfonksiyonu, indirekt olarak mikroalbüminürinin varl ile ortaya konabilmektedir. T kal damar say s ile orant l olarak ortaya ç kan myokard iskemisi, myokard n perfüzyon gücünün bozulmas na ve renal kapillerlerde geçirgenlik artmas na neden olmaktad r. Bu da çok damar hastalar nda saptanan mikroalbüminürideki daha fazla art fl izah edebilir. 453

4 ve Dislipidemi P-13 F BR NOL T K TEDAV UYGULANAN AKUT ST SEGMENT ELEVASYONLU M YOKARD NFARKTÜSÜNDE REPERFÜZYON LE C- REAKT F PROTE N L fik S Merih Baykan, Cihan Örem, fiahin Kaplan, Mehmet Küçükosmano lu, fiükrü Çelik Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Trabzon Amaç: C- reactive protein (CRP), inflamasyonun sensitif fakat nonspesifik bir göstergesidir. CRP nin, akut miyokard infarktüsü (AM ) geçiren hastalarda yükseldi i ve yüksek CRP düzeylerinin hastal n prognozunu olumsuz olarak etkiledi i bilinmektedir. Di er taraftan fibrinolitik tedavi uygulanan ST segment elevasyonlu AM li hastalarda k sa ve uzun dönem prognozun iyi oldu u yap lan çal flmalarla gösterilmifltir. Çal flmam zda AM tan s alarak fibrinolitik tedavi uygulanan hastalarda, reperfüzyon olan ve olmayan gruplar aras nda CRP düzeyleri bak m ndan farkl l k olup olmad n araflt rd k. Yöntem: Çal flmaya AM tan s ile koroner yo un bak m ünitesine kabul edilen, yafl ortalamas 58±10, 61 erkek, 9 kad n toplam 70 hasta al nd. Hastalar n tümüne fibrinolitik tedavi uyguland. Reperfüzyon kriteri olarak: dk da toplam ST segment yükselmesinin %50 düzeyinde rezolüsyon göstermesi. 2. CK n n 12 saatte pik yapmas. 3. CK-MB, Troponin T veya miyoglobinin 60. dk daki de erinin, bazal de ere oran n n 5 düzeyinde olmas. 4. A r n n tamamen geçmesi kullan ld. ki kriterin mevcudiyeti reperfüzyon lehine de erlendirildi. Hastalar reperfüzyon gözlenen (grup I) ve gözlenmeyenler (grup II) olmak üzere 2 gruba ayr ld. Tüm hastalardan fibrinolitik tedavi sonras al nan venöz kandan CRP düzeyleri bak ld. Bulgular: Grup I de; yafl ortalamas 58±9 olan, 31 i erkek, 7 si kad n toplam 38, grupii de; yafl ortalamas 58±11 olan, 30 u erkek, 2 i kad n toplam 32 hasta vard. Gruplar aras nda yafl, cinsiyet, hipertansiyon, sigara kullan m, diabetes mellitus, aile öyküsü, hiperlipidemi, AM lokalizasyonu, verilen fibrinolitik tedavinin çeflidi, fibrinolitik tedavi verilene kadar geçen süre bak m ndan farkl l k yoktu (p>0.05). Total kolesterol, LDL-kolesterol, HDLkolesterol, trigliserid düzeyleri gruplar aras nda benzerdi (p>0.05). CRP düzeyleri ise reperfüzyon gözlenenlerde daha düflüktü. CRP düzeyleri grup I de 3.6±8.4, grup II de ise 6,6±8,4 (p=0.001) idi. Sonuç: ST segment elevasyonlu AM sonras fibrinolitik tedavi uygulanan hastalarda, CRP düzeyleri baflar l reperfüzyon gözlenen grupta, reperfüzyon gözlenmeyen gruba göre daha düflük bulundu. Ancak bu konu ile ilgili daha fazla say da hasta ile yap lm fl çal flmalara ihtiyaç vard r. P-15 RAT LARDA KRON K ALKOL ZM N PLATELET AGREGASYONUNA ETK S Oben Baysan, Kürflat Kaptan, Kürflad Erinç, Tayyibe Coflkun, Hakan Kay r, Mehmet Uzun, Tayfun Uzbay, Cengiz Beyan, Ersoy Ifl k Gülhane Askeri T p Akademisi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Platelet agregasyonu thrombus patofizyolojisinde stroke ve miyoard infarktüsü gibi klinik olaylara yol açarak önemli rol oynamaktad r. Orta derecede alkol tüketimi koroner arter hastal insidans ve mortalitesinde azalma ile beraber olmas na ra men a r alkol tüketiminde bu de erler art fl göstermektedir. Bu çal flmada in vivo olarak kronik alkol tüketimine maruz b rak lan ratlardaki platelet agregasyonu de iflikliklerinin ortaya konmas amaçlanm flt r. 14 yetiflkin erkek Wistar rat çal flmaya al nd. Ratlar iki gruba ayr ld. 8 rata modifiye edilmifl s v diyet yolu ile 21 gün sure ile alkol verildi (7.2%, v/v). 6 rat ise kontrol grubunu oluflturdu ve alkol içermeyen s v diyete tabii tutuldu. 21 gün sonunda ratlara ketamin anestezisi uyguland (1-2 mg kg- 1). Antikoagüle kan rat kalbine girilerek sodium sitrat içeren tüplere al nd (3.8% w/v, 9:1 v/v). Platelet aggregasyonu tam kanda ADP (1, 2, ve 5mM final kondantrasyonda) ve kollajen (1, 2 ve 5 mg/ml ile ) ile tetiklenerek ölçüldü. 21 günlük alkol tüketimi ile platelet agregasyonu, alkolik ratlarda alkolik olmayanlara göre kollajenle yaln zca 2 ve 5 mg/ml dozlar nda istatiksel olarak anlaml inhibisyon gösterdi (s ras yla p<0,006 ve p<0,042) ADP aç s ndan ise yaln zca 5mM konsantrasyonunda anlaml platelet agregasyonu inhibisyonu gözlendi (p<0,004). Sonuçlar m z s v diyetle kronik alkol tüketimi gerçeklefltirilen ratlarda tam kanda platelet agregasyonun inhibe oldu unu göstermektedir. Bununla beraber bu inhibisyonun klinik olarak anlam n ortaya koymak için di er hemostatik parametreleri de içeren daha genifl ölçekli çal flmalara ihtiyaç bulunmaktad r. P-14 OLGU SUNUSU: AYN HASTADA DUAL SA KORONER ARTER(RCA) VE DUAL SOL ÖN NEN ARTER (LAD) Cenk Conkbay r, Yusuf Atmaca, Eralp Tutar Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Girifl: Literatürde dual LAD bulunan hasta say s oldukça az olup, bugüne dek dual RCA olgusuna rastlanmam flt r. Bu yaz da literatürde ilk kez hem dual LAD, hem de dual RCA ya sahip bir olgu sunulmaktad r. Olgu Sunumu: Hastaneye baflvurmadan 6 gün önce Non ST elevasyonlu MI öyküsü olan 60 yafl ndaki erkek hastan n soy geçmiflinde önemli bir özellik yoktu. Özgeçmiflinde sigara içme ve sistemik hipertansiyon vard. Fizik muayenesinde ve rutin laboratuvar incelemelerinde bir anormallik saptanmad. Elektrokardiyografisinde inferior derivasyonlar nda T negatiflikleri saptand. Post MI angina tarifleyen hastaya koroner anjiografi yap ld. Sol ön inen arter k sa bir segment sonra septal ve diagonelleri veren 2 ayr dala ayr larak dual olarak sonland. Diagonelleri veren LAD ortada %40 darl k izlendi. Birinci diagonel, 2 mm çapta olup ortada %70 darl k saptand. Ana koroner arterde ve septalleri veren LAD de lezyon yoktu. Circumflex arterin çap 1,5 mm olup, distalinde %70-%70-%70 ard fl k darl klar saptand. Bunlara ek olarak literatürde ilk kez RCA n n k sa bir segment sonra dual olarak seyretti i saptand. Sa ventriküle yönlenen RCA n n distal çap 1 mm olup ortada %70 darl k izlendi. Damar çap ince olmas nedeniyle perkütan giriflim yap lmayan hasta medikal tedavisi düzenlenerek 6 gün sonra taburcu edildi. Tart flma: Literatüre göre, koroner anjiografi yap lan hastalar n %1-2 sinde çeflitli koroner anomali görülmektedir. Koroner anomaliler, kan ak m na ba l de iflikliklere neden olarak ani ölüm, miyokard iskemisi ve akut miyokard infarktüsüne sebep olabilir. Literatürde dual LAD olgusu nadir olup bunun d fl nda dual RCA olgusu olarak ilk kez sunulmaktad r. Koroner arter ç k fl ve seyir anomalilerinin aterosklerotik koroner arter hastal s kl n art r p art rmad tart flmal bir konudur. Bizim olgumuzda yayg n ateroskleroz olmas ve anomali bulunmayan circumflex arterde de darl klar saptanmas nedeniyle lezyonlar ile anomali aras nda ba lant oldu unu iddia edebilmek mümkün de ildir. Sonuç: Dual LAD ve dual RCA literatürde ilk kez sunulmaktad r ve anomaliye ek olarak ateroskleroz efllik etmektedir. P-16 AKUT KORONER SENDROMLU HASTALARDA M KROALBÜM NÜR LE KORONER ANJ OGRAF BULGULARI ARASINDAK L fik Asife fiahinarslan, Atiye Çengel, Kaan Okyay, Yusuf Tavil, Hüseyin Yaz c, Bülent Boyac Gazi Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Amaç: Yap lan klinik çal flmalarda akut koroner sendromlarda, plazma beyin natriüretik peptid (BNP) düzeyinin artt ve BNP nin prognozu tahmin etmede oldukça de erli oldu u saptanm flt r. Akut koroner sendromlarda BNP nin ventrikül disfonksiyonundan ba ms z olarak artt düflünülmesine ra men, stabil koroner arter hastal olanlarda BNP nin, kronik iskeminin ciddiyetini gösterip göstermedi i bilinmemektedir. Biz bu çal flmada, plazma BNP düzeyi ile koroner arterlerdeki ateroskleroz yükü aras nda iliflki olup olmad n belirlemeyi amaçlad k. Yöntem: Klini imizde koroner arter hastal flüphesi ile koroner anjiyografi uygulanan 69 hastada ifllem öncesi BNP ölçüldü. Tüm hastalara ekokardiyografi yap larak sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu hesapland. Koroner anjiyografi sonras, koroner arterlerdeki ateroskleroz derecesi skorland. Skorlama için; koroner arterler segmentlere (sol ana koroner arter, LAD proksimal segment, LAD orta segment, LAD distal segment, sirkumfleks arter proksimal segment, sirkumfleks arter distal segment, sa koroner arter proksimal segment, sa koroner arter distal segment, posterior desendan arter) ayr ld. Herbir segmentdeki aterosklerotik tutuluma 0-3 aras de erler verildi (0, normal; 1, %1-%69 darl k; 2, %70-%99 darl k; 3, tam t kan kl k). Her hasta için toplam ateroskleroz skoru hesapland. Bulgular: Çal flmaya 69 hasta al nd. Bunlar n 42 si erkek (%69.3), 27 si kad nd (%39.7). Hastalar n yafl ortalamas 59.5 ± 11.3 olarak saptand. 42 hasta da hipertansiyon (%61.8) ve 20 hasta da diabetus mellitus (%29.4) vard. Ortalama kan üre nitrojeni ve kreatinini s ras yla 17.9 ± 8.2 mg/dl ve 1.0 ± 0.3 mg/dl olarak bulundu. Tüm hastalar n ortalama BNP düzeyi ise 85.2 ± 48.1 pg/dl idi. BNP düzeyine göre hastalar BNP<40 pg/dl, BNP = pg/dl aras nda ve BNP>80 pg/dl olacak flekilde üç grupta incelendi. BNP<40 pg/dl olan grubun ortalama (n = 7) ateroskleroz skoru 4.1 ± 3.2; BNP pg/dl olan grubun (n = 35) skoru 3.2 ± 2.8 ve BNP>80 pg/dl olan grubun (n = 26) skoru 4.9 ± 3.1 olarak bulundu. Her üç grubun ateroskleroz skoru aras nda anlaml fark bulunmad (p = 0.099). Sonuç: Bu çal flmada koroner arter hastal flüphesi ile koroner anjiyografi yap lan, kalp yetmezli i olmayan stabil hastalarda, plazma BNP düzeyi ile koroner arterlerdeki lezyon yayg nl aras nda bir iliflki olmad anlafl lm flt r. Bu bulgular, daha önce yap lan çal flmalarla, akut koroner sendromlarda gösterilen BNP yüksekli inin, kronik iskemiden ziyade; akut iskeminin yol açt ventrikül disfonksiyonuna ba l oldu unu düflündürmektedir. 454

5 ve Dislipidemi P-17 KARARSIZ ANG NA PEKTOR S HASTALARINDA TROMBOS T AKT VASYONUNUN YEN B R GÖSTERGES OLARAK ARTMIfi PLASMA SOLUBLE GL KOPROTE N V DÜZEY Enver Atalar, brahim Haznedaro lu*, Harun K l ç, Necla Özer, Ercan Öztürk, Serdar Aksöyek, Kenan Övünç, fierafettin Kiraz*, Ferhan Özmen Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Hematoloji Bölümü*, Ankara Amaç: Akut koroner sendromlar n patobiyolojisinde trombosit hiperreaktivitesi önemlidir. Glikoprotein V (GPV), trombositlerde bulunan integral membran proteinidir ve arter duvar na, vwf/shear ba ml trombosit adezyonunda Ib-V-IX reseptörü olarak rol al r. Solubl GPV, aterosklerozda trombosit aktivasyonunu gösteren en yeni göstergelerdendir. Çal flmadaki amac m z, karars z angina pektoris hastalar nda sgp-v düzeylerini incelemekdir. Yöntemler: Çal flmaya son alt saat içinde; istirahatte >20 dakika gö üs a r s olan, EKG de ST segment depresyonu ve/veya T dalga inversiyonu saptanan ve kardiyak troponin T düzeylerinde art fl olmayan 21 hasta (15 erkek, yafl ortalamas 52±7) dahil edildi. Hastalardan acil poliklini ine baflvuru s ras nda venöz kan örnekleri al nd. Tüm hastalarda koroner anjiyografik olarak önemli koroner arter hastal oldu u gösterildi. Kontrol grubu olarak, yafl ve cinsiyet uyumlu 20 sa l kl bireyden (14 erkek, yafl ortalamas 48±7) kan örnekleri al nd. Her iki grup aras nda cinsiyet, obesite, sigara içimi, plasma lipid düzeyleri ve trombosit say lar ars nda fark yoktu. Bulgular: Plazma sgp-v konsantrasyonu karars z angina pektoris hastalar nda (126±46 ng/ml), sa l kl bireylere göre (82±15 ng/ml) anlaml olarak yüksek bulundu (p=0,01). Sigara içen karars z angina pektorisli hastalarda sgp-v düzeyi, içmeyenlerden anlaml olarak yüksek bulundu (p=0,02) ve plasma sgp-v düzeyi ile sigara içimi aras nda anlaml iliflki oldu u saptand (r=0,526, p=0,001). Sonuç: Trombosit aktivasyonunu yans tan yeni bir gösterge olan sgp-v konsantrasyonu, karars z angina pektoris hastalar nda yüksektir. Sigara içilmesi, karars z angina pektoris hastalar nda, trombosit aktivasyonunu art rmaktad r. P-18 PERKÜTAN KORONER G R fi M N ERKEN DÖNEMDE AKIMLA UYARILAN BRAK YAL ARTER D LATASYONU ÜZER NE ETK S Selçuk Pala, Mustafa Akçakoyun, Ramazan Karg n, Yunus Emiro lu, Mustafa Bulut, Hekim Karap nar, Cevat K rma Kofluyolu Kalp E itim ve Araflt rma Hastanesi, Kardiyoloji, stanbul Girifl ve Amaç: Perkütan koroner giriflim ile yap lan vasküler travman n CRP düzeylerinde art fla neden oldu u bir kaç çal flma ile gösterildi. Ancak perkütan koroner giriflim sonras CRP art fl n n endotel fonksiyonlar üzerine etkisi henüz araflt r lmam flt r. Bu nedenle kararl angina pektorisi olan ve bazal enflamasyonu olmayan olgularda PKG sonras CRP düzeylerinde art fl olup olmad ve varsa bunun ak mla uyar lan vazodilatasyonu (AUV) bozup bozmad n araflt rd k. Materyal ve Metod: Son bir y l içerisinde akut koroner sendrom yaflamam fl, klinik ve labratuvar bulgular fl nda kararl anjina pektoris tan s alm fl, sistemik enflamasyona yol açacak herhangi hastal olmayan, bazal CRP düzeyleri düflük olan, oluflabilecek sistemik enflamasyonu bask layacak herhangi bir ilaç almayan ve koroner anjiografi sonucunda perkütan koroner giriflim planlanan hastalar çal flmaya al nd. PKG sonras miyokart enfarktüsü, serebral iskemik hastal k, periferik arter iskemisi veya embolisi, giriflim yerinde (inguinal bölge) hematomu geliflen hastalar çal flmadan ç kart ld. Çal flma 10 kad n ve 30 erkekten oluflan toplam 40 hasta (yafl 56 ±10,3) ile tamamland. PKG nin sistemik enflamasyona yol aç p açamad n saptamak için koroner anjiografiden bir hafta sonra ve PKG den iki gün sonra plazmada yüksek duyarl l kl CRP (yd-crp) ölçümü yap ld. Sistemik enflamasyonun göstergesi olarak kabul edilen yd-crp düzeylerinin ölçüldü ü günlerde brakiyal arterden ultrasonografik yöntemle AUV ölçümleri yap ld. Bulgular: Perkütan koroner giriflim sonras kan CRP düzeylerinde belirgin art fl izlendi. PKG öncesi (0,243 ± 0,105 mg/dl) ve sonras (0,434 ± 0,130 mg/dl) CRP de erleri aras ndaki bu fark istatistiksel olarak anlaml bulundu (P <0,0001). PKG sonras AUV miktar nda azalma saptanm flt r. AUV %7,5 den % 7,1 e düflmüfltür. Fakat bu azalma istatistiksel olarak anlams zd r (P=0,4). Perkütan koroner giriflim öncesi plazma CRP düzeyleri ile AUV aras nda korelasyon saptanmad (r=-0,14 p>0,05) Sonuç: Bazal plazma CRP de erleri düflük olan ve komplikasyonsuz perkütan koroner giriflim yap lan karal angina pektorisli olgularda ifllem sonras CRP düzeylerinde hafif art fllar olmakla birlikte bu art fllar n AUV yi bozacak düzeyde olmad gösterilmifltir. P-19 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜ BAfiLANGIÇ ZAMANI LE PROTROMB N MUTASYON L fik S Merih Baykan, Remzi Y lmaz*, Cihan Örem, Hasan Kasap, Turan Erdo an, Sami Kart **, Mustafa Gökçe*, fiükrü Çelik Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Harran Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, fianl urfa* Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi**, Trabzon Amaç: Akut miyokard infarktüsü (AM ) nün 6:00 ile 12:00 saatleri aras nda daha s k görüldü ü bildirilmifltir. Bu durum sempatik sinir sistemindeki sirkadiyen varyasyon, kan bas nc ve kalp h z de ifliklikleri, hemostatik durumdaki anormalliklerle iliflkili olabilir. Protombin mutasyonu olan hastalarda arteriyel tromboz s kl n n artt bildirilmektedir. Çal flmam zda AM bafllang ç zaman na göre hastalar 2 gruba ayr larak gruplar aras nda Protrombin mutasyonu bak m ndan farkl l k olup olmad n araflt rd k. Yöntem: Çal flmaya AM tan s ile koroner yo un bak m ünitesine kabul edilen, yafl ortalamas 58±10, 43 erkek, 19 kad n toplam 62 hasta al nd. Hastalar AM bafllang ç saati 6:00 ile 12:00 aras nda olanlar grup 1, AM günün di er saatlerinde geliflenler grup II olmak üzere iki gruba ayr ld. Protrombin mutasyonu PCR metodu ile belirlendi. Bulgular: Grup I de; yafl ortalamas 61±11 olan, 16 erkek, 8 si kad n toplam 24, grupii de; yafl ortalamas 56±8 olan, 27 i erkek, 11 i kad n toplam 38 hasta vard. Grup I deki hastalar n yafl ortalamas (p=0.03) ve hipertansiyon s kl daha fazla (p=0.03) idi. Gruplar aras nda cinsiyet, sigara kullan m, diabetes mellitus, aile öyküsü, hiperlipidemi, AM lokalizasyonu bak m ndan farkl l k yoktu (p>0.05). Protrombin mutasyonu grup 1 de 1, grup II de ise 7 hastada tespit edildi. Bu fark istatistiksel olarak anlaml de ildi (p>0.05). Sonuç: Protrombin mutasyonu, saat 6:00-12:00 aras nda ve günün di er saatlerinde AM geçiren hastalarda benzer olarak bulundu. P-20 D ABETIK OLMAYAN AKUT KORONER SENDROM GEÇ REN HASTALARIN BOZULMUfi AÇLIK KAN GLUKOZU LE KALP YETMEZL ARASINDAK L fik S Mohammed Habeb, Hakan Erkan, Firdeusi brahimov*, brahim Halil Bayrak, Ferit Aliyev, M. Bülent Vatan, M. Tar k A aç, Gökmen Bellur stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi, stanbul Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Samsun* Amaç: Akut koroner sendrom sonras nda diyabetik hastalarda, diyabetik olmayanlara göre kardiyovasküler mortalite 2-4 kat daha fazla oldu unu bilinmektedir. Bu çal flman n amac, Amerikan Diyabet Birli i s n fland rmas na göre bozulmufl açl k glukozu (açl k kan flekeri mg/dl) olan hastalarda, normal açl k glukozu (açl k kan flekeri < 100 mg/dl) olan hastalara göre kalp yetersizli i geliflme ins dans araflt rmaktayd. Metod: Akut koroner sendrom geçiren 148 hasta, geliflten sonraki ilk sabahta açl k kan flekerleri ölçüldü. Amerikan Diyabet Birli i s n fland rmas na göre bozulmufl açl k glukozu açl k kan flekeri mg/dl ve normal açl k glukozu açl k kan flekeri < 100 mg/dl olarak de erlendirildi. kan flekeri düzeyi > 126 mg/dl olan hastalar çal flma d fl b rak ld. Kalp yetersizli i killip s n fland rlmas na göre s n fland r ld. Bulgular: Hastalar n ortalama yafllar : 58±13, hastalarda kolesterol, LDL, HDL, trigliserid, hipertansyon aç s ndan iki grup aras nda anlaml bir fark yoktu. 71 (%48) hastada normal açl k glukozu ve 77 (%52) hastada bozulmufl açl k glukozu saptand. killip s n fland r lmas na göre I/II/III Kalp yetersizli i normal açl k glukozu olan hastalarda 68/3/0, bozulmufl açl k glukozu olan hastalarda ise 65/9/3 (p: 0.03) Sonuç: Akut koroner sendrom geçiren, diabetik olmayan hastalar n bozulmufl açl k glukoz olan hastalarda, normal açl k glukozu olan hastalara göre kalp yetersizli i geliflmesi anlaml olarak daha yüksek saptand. 455

6 ve Dislipidemi P-21 STAT NLER N KORONER KOLLATERAL GEL fi M ÜZER NE ETK S rem Dincer*, Aydan Ongun*, Sibel Turhan, Ça dafl Özdol*, Cetin Erol* Atatürk Üniversitesi T p Fakültesi, Erzurum Ankara Üniversitesi T p Fakültesi*, Ankara Amaç: Koroner kollateral gelifliminin koroner arter hastal n n prognozunu olumlu etkiledi i bilinmektedir. Deneysel baz çal flmalarda HMG-CoA redüktaz inhibitörlerinin (statinler) anjiyogenezi stimüle etti i gösterilse de bu konuda yap lan az say da klinik çal flman n sonuçlar çeliflkilidir. Materyal Metod: Çal flmaya koroner anjiyografisinde en az bir koroner arterinde %95 ve üzeri darl k veya total okluzyonu olan 312 ard fl k hasta (239 erkek, 73 kad n, ortalama yafl 62.4 ± 10.3) al nd. Koroner kollateral geliflimi Cohen-Rentrop skorlama metodu ile de erlendirildi. Hastalar n demografik özellikleri, koroner arter risk faktörleri, klinik prezentasyonlar ve kulland klar ilaçlar n koroner kollateral geliflimi üzerine etkileri araflt r ld. Tek de iflkenli analizde kronik böbrek yetmezli i, geçirilmifl koroner arter by-pass cerrahisi, stabil angina pektoris ve statin kullan m koroner kollateral geliflimini belirlemede etkili parametreler olarak bulundu (tablo). Çok de iflkenli analizde ise sadece stabil angina pektoris (p<0.0011, OR (%95 CI) 3.1 ( )) ve statin kullan m n n (p=0.001, OR (%95 CI) 3.1 ( )) koroner kollateral geliflimini artt rd gözlendi. Sonuç: Ciddi koroner arter hastal nda, statin kullan m koroner kollateral geliflimini olumlu etkilemektedir. Grade I-II Grade III-IV Kollateral (n=151) Kollateral (n=160) p Cinsiyet (Erkek) Yafl 62 ± ± Diabetes Mellitüs Hipertansiyon Sigara içimi Geçirilmifl KABC < MI hikayesi Kronik böbrek yetmezli i Stabil angina pektoris < Statin kullan m < EF (%) 49 ± ± 15 P-22 EGZERS Z STRES TEST NDE KALP HIZI GER DÖNÜfiÜNÜN KORONER ARTER HASTALI I TANISINDAK ÖNEM U ur Yuvanç, Dilek Yeflilbursa, Kemal Karaa aç, Ertu rul Mehmeto lu, Yelda Saltan, Ahmet Yener Odabafl, Osman Ak n Serdar, Jale Cordan Uluda Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Bursa Amaç: Kardiyovasküler sistem regülasyonunda otonom sinir sistemi öenmli bir rol oynamaktad r. Otonom sinir sistem aktivitesine ba l olarak recovery periodundaki kalp h z düflüflünün koroner arter hastal n öngördü üne dair birbiriyle çeliflen yay nlar vard r. Bu çal flmay egzersiz stres testinde recovery periyodunda kalp h z geri dönüflünün koroner arter hastal varl n öngörme de erini araflt rmak için planlad k. Gereç ve Yöntem: Kardiyoloji poliklini ine gö üs a r s flikayetiyle baflvuran 415 hasta çal flmaya al nd. Hastalara Bruce protokolüne göre egzersiz stres testi ve koroner anjiyografi uyguland. Olgularda egzersiz stres testinde recovery periyodunun birinci, ikinci, üçüncü dakikalar n n sonunda toplam kalp h z düflüflü ve ayr ca ikinci ve üçüncü dakikalar içindeki kalp h z düflüflü incelendi. Bu de erlerin koroner arter hastal varl n öngörmedeki de eri araflt r ld. Bulgular: 276 hastada önemli koroner arter hastal, 139 hastada normal koroner arterler tesbit edildi. Hastalar n birinci, ikinci dakika sonundaki ve ikinci dakika içindeki kalp h z düflüflünün koroner arter hastal n öngörme aç s ndan anlaml oldu u saptand. Daha önceki çal flmalarda da kabul edilen birinci dakika sonunda kalp h z düflünün kesim de eri 12 olarak kabul edildi inde duyarl l k %51, özgüllük %79 olarak saptand. Sonuç: Koroner arter hastal n n varl n öngörmede birinci, ikinci dakika sonundaki ve ikinci dakika içindeki kalp h z düflüflünün anlaml oldu u saptand. Kalp h z düflüflünün de erlendirilmesinin egzersiz testine ek katk lar sa layabilece i kan s na var ld. Koroner arter hastal varl ve yoklu undaki kalp h z düflüfl de erlerinin karfl laflt r lmas KHD1 KHD2* KHD2 KHD3* KHD3 KAH yok 13,7±1,8 22,9±2,0 36,5±3,1 14,8±5,0 50,9±5,1 KAH var 12,3±2,3 21,8±2,9 34,2±3,7 14,7±5,3 51,1±4,5 p de eri <0,001 <0,001 <0,001 AD AD KHD 1: Recovery periodundaki birinci dakikadaki kalp h z düflüflünün de eri KHD 2*: Recovery periodundaki ikinci dakika içindeki kalp h z düflüflünün de eri KHD 2: Recovery periodundaki ikinci dakikadaki kalp h z düflüflünün de eri KHD 3*: Recovery periodundaki üçüncü dakika içindeki kalp h z düflüflünün de eri KHD 3: Recovery periodundaki üçüncü dakikadaki kalp h z düflüflünün de eri AD:anlaml de il P-23 KORONER ARTER EKTAZ LER NDE NFLAMASYON Hale Yaka Y lmaz, Gülflah Tayyareci, Ufuk Gürkan, Mehtap fiiflman, Burak Tangürek, Recep Asiltürk, Gül Bozdemir*, Dilek fiimflek, Ayd n Ça l Siyami Ersek Gö üs Kalp Damar Cerrahisi Merkezi, Kardiyoloji, stanbul SSK zmir E itim Hastanesi*, zmir Amaç: Koroner arter ektazi (CAE), koroner arterin anormal olarak genifllemesidir. Yaklafl k %50 si koroner aterosklerozla beraberdir. Koroner arter hastal ile olan yayg n birlikteli inden yola ç karak, bu çal flmada inflamasyonun koroner ektazideki rolü, ektazik olgularda inflamasyonun koroner arter darl oluflumu aç s ndan önemi de erlendirilecektir. Yöntemler: Angina ile merkezimize baflvuran ve koroner anjiografisi yap lan, izole ektazili 13 hasta (Grup 1), ektazi ile beraber koroner arter darl (KAH) olan kararl anginal (SAP) 11 hasta (Grup 2), CAE ve KAH olan karars z anginal (USAP) 12 hasta (Grup 3), KAH ve SAPolan 10 hasta (Grup 4), KAH ve USAP olan 8 hasta (Grup 5), normal koroner arter saptanan 13 hasta (Grup 6) olmak üzere toplam 67 hasta çal flmaya al nd. CAE, koroner arterin normal komflu segmente oranla 1,5 kat ve daha fazla genifllemesi olarak tan mland. KAH olarak % 50 ve daha fazla koroner darl olanlar çal flmaya al nd. Bütün hastalar n fibrinojen, ICAM-1, VCAM-1 düzeyleri ve sedimentasyon h zlar de erlendirildi. Verilerin de erlendirilmesinde Kruskal Wallis testi, Dunn s çoklu karfl laflt rma testi, ki-kare testi kullan ld. Sonuçlar anlaml l k p<0,05 düzeyinde de erlendirildi. Bulgular: Klinik özellikler ve risk faktörleri yönünden gruplar benzer özellikteydi. Sedimentasyon h zlar aras nda gruplar aras nda anlaml farkl l k yoktu. zole ektazili (Grup 1) hastalar normal koroner arterli (Grup 6) hastalar ile karfl laflt r ld nda ICAM-1 ve VCAM-1 de erleri Grup 1 de anlaml olarak yüksek bulundu (ICAM-1 762,50± 4,54 vs 635,38± 7,14 p<0,05; VCAM ,83±1246,87 vs 647,62±189,62 p<0,05).grup 1 ile 4 karfl laflt r ld nda ICAM-1, VCAM-1 düzeyleri Grup 1 de daha yüksekti (ICAM-1 762,50±64,54 vs 561,00±146,70 p<0,01; VCAM ,83±1246,87 vs 674,50±169,91 p<0,05). Grup 2 nin Grup 4 ile yap lan karfl laflt rmas nda Grup 2 deki fibrinojen yüksekli i istatistiksel olarak anlaml yd (383,17 ±115,78 vs 286,30 ±51,75 p<0,05). Grup 3 ile 4 ün karfl laflt r lmas nda ICAM-1 VCAM-1 de erleri Grup 3 te daha yüksekti (ICAM-1 738,33±126,62 vs 561,00±146,70 p<0,01; VCAM ,67±911,73 vs 674,50±169,91 p<0,05). Sonuç: Bu çal flmada koroner arter ektazilerinde ICAM-1, VCAM-1, fibrinojen gibi inflamasyon markerlar kullan larak, CAE ile inflamasyon aras nda anlaml bir ba lant oldu u ortaya konulnufltur. P-24 STAB L ANG NA PEKTOR S TANISIYLA HOSP TAL ZE ED LEN HASTALARDA METABOL K SENDROM SIKLI I Burcu Demirkan, Mehmet Birhan Y lmaz, Ümit Güray, Yeflim Güray, Hakan Altay, Emre Nuri Günel, Hatice fiaflmaz, fiule Korkmaz Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara Metabolik sendrom (MS) ATP III te tan mlanan ve atherosklerotik lipid profilinin efllik etti i, temelinde insülin rezistans n n yatt bir sendromdur. ATP III e göre Kan bas nc > 130/80 mmhg, Açl k plazma glukozu>110 mg/dl, HDL düflüklü ü (kad n <50, erkek < 40 mg/dl), trigliserid yüksekli i (>150 mg/dl) ve bel çevresinin erkeklerde 102 kad nlarda 88 santimetreden fazla olmas MS komponentleri olarak bilinir ve 3 veya daha fazlas n n bir arada oldu u durumlar MS olarak tan mlan r. MS nin yüksek risk belirleyicisi ve olumsuz kardiyovasküler sonlan mlarla iliflkisi oldu u son çal flmalarla ortaya konulmaktad r. Türk toplumu baz kardiyovasküler risk faktörleri aç s ndan dünyada farkl yere sahiptir. Stabil angina pektorisi olan olgularda MS komponentlerini ve bu parametrelerin klini e yans mas n araflt rmay planlad k. Materyal&Metot: Stabil angina pektoris tan s yla klini imize yat r lan ard fl k 264 hastay (151 erkek, 113 kad n, ortalama yafl: 58) MS komponentleri aç s ndan inceledik. Tan sal ifllemler ard ndan uygulanan tedavi yaklafl mlar n, koroner arter hastal risk faktörleri ile iliflkisini de erlendirdik. Bulgular: Bel çevresi kriteri hastalar n %54.2 sinde, kan bas nc kriteri %43.6 s nda, plazma glukozu kriteri %35.6 s nda, HDL kriteri %53.8 inde, trigliserid kriteri %45.5 inde tespit edildi. Cinsiyete göre bak ld nda bel çevresi, kan bas nc ve HDL kriteri istatistiksel anlaml farkl l klar gösteriyordu (Tablo 1). Hastalar n %7.6 s nda hiçbir kriter yokken (n=20), %3 hastada kriterlerin tümü mevcuttu (n=8). MS, kad nlarda erkeklere oranla istatistiksel anlaml olacak flekilde daha s k tespit edildi (%64.6- %31.1, p<0.001). MS (+) bireylerin ortalama yafl MS (-) olanlara oranla daha fazlayd (60±10, 55±11 y l, p<0.001). MS tan s alan bireylerde MS tan s alan bireylerin total kolesterol/hdl kolesterol oran atherosklerotik e ilimi yans tacak biçimde daha olumsuzdu (5.3±1.4, 4.4±1.3, p<0.001). Anjiyografik olarak gösterilmifl ciddi koroner arter hastal MS (+) bireylerde MS (-) olan bireylere oranla daha s k tespit edildi (%66.4, %49.6, p=0.008). Stabil angina pektorisli hasta grubunda MS tan s alm fl olmak ciddi koroner arter hastal na sahip olma riskini 2 kat artt r yordu (Odds ratio, % 95 güven aral ). Sonuç: MS, stabil angina pektorisli hastalarda s k karfl lafl lan bir durumdur. Özellikle Türk toplumu için kad nlar n daha fazla risk alt nda bulundu u söylenebilir. Mevcut durumda daha etkin mücadele yöntemlerine ihtiyaç vard r. Tablo 1. Cinsiyete göre metabolik sendrom komponentleri Kad n Erkek p Bel çevresi kriteri 92/113 51/151 <0.001 HDL kriteri 71/113 71/ Trigliserid kriteri 51/113 69/151 AD Kan bas nc kriteri 66/113 49/151 <0.001 Plazma glukoz kriteri 46/113 48/151 AD 456

7 ve Dislipidemi P-25 ST ELEVASYONLU AKUT KORONER SENDROM GEÇIREN HASTALARIN Q DALGASI GELIfiEMESINE GÖRE KARDIYOVASKULER OLAYLAR KARfiILAfiTRILMASI Mohammed Habeb, Burçak K l çk ran Avc, Zeki Öngen, Vural Ali Vural stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul Amaç: ST elevasyonlu akut koroner sendrom geçiren hastalar n trombolitik sonras nda büyük bir k sm nda Q dalgas geliflmektedir. Q dalgs geliflmesi ile kardiyovasküler olaylar üzerindeki etkisi artt rabilece i düflünülmektedir. Bu çal flman n amac Q dalgas kardiyovasküler olaylar üzerindeki etkisi karfl laflt maktad r. Metod: ST elevasyonlu akut koroner sendrom geçiren 75 hastaya tromolitik tedav uyguland. Hastalar 48 saat sonraki EKG sonuçlar na göre Q dalgas geliflip geliflmemesi de erlendirildi. Hastane içi kardiyovasküler olaylar (reinferktüs, reiskemi ve ölüm) araflt r ld. Sonuç: 75 hastaya ortalama olarak a r -trombolitik zaman 245 dakika bulundu, 13 (%17) hastada Q dalgas geliflmedi, (62) %83 oran nda ise Q dalgas geliflti. Hastane içi kardiyovasküler olayalar (reinfarktüs, reiskemi ve ölüm) Q dalgas geliflmeyen hastalar n 8 hastada %61 inde, Q dalgas geliflen hastalar n 17 hastada %27 oran nda geliflti (p,0.002). Bu art flta en önemli rol oynayan etken reiskemi olarak bulundu. Tablo: Q dalgas kardiyovasküler olaylar üzerindeki etkisi. Tart flma: Trombolitik sonras Q dalgas geliflmeyen hastalr n anlaml olarak hastane içi kardiyovasküler olaylar (reinfarktüs, iskemi ve ölüm) artt rd gözlendi. Bu art flta en önemli rol oynayan etken reiskemi olarak saptand. Ölüm oran nda ise anlaml bir art fl gözlenmedi. Q dalgas kardiyovasküler olaylar üzerindeki etkisi Q dalgas var Q dalgas yok (62 hasta) (13 hasta) P de eri reiskemi 14 6 AD reinfarktüs 1 2 AD ölüm 2 0 AD Toplam 17 (%27) 8 (%61) kardiyovasküler olaylar (reiskemi, reinfarktüs ve ölüm) Q dalgas geliflmeyen groupta daha fazla P< 0.05 P-26 M YOKARD NFARKTÜSÜ SONRASI REMODEL NG GEL fi M N ÖNGÖRMEDE BNP N N YER Mesut Demir, Mahir Avkaro ullar, Yurdaer Dönmez, Onur Akp nar, Ak n Atefl, Esmeray Acartürk Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Adana Amaç: Miyokardda yeniden biçimlenmenin (remodeling) miyokard infarktüsü sonras ventrikül miyokard ve kavitesinde zamanla ortaya ç kan yap sal ve fonksiyonel de ifliklikler oldu u bildirilmifltir. Miyokard hasar n takiben tetiklenen norepinefrin, anjiyotensin gibi nörohormonal mediyatörler miyokardda olumsuz remodelinge yol açarlar. Sempatik sistem aktivitesindeki bu art fl n, B tipi natriüretik peptid (BNP) düzeyini art rd bilinmektedir. B tipi natriüretik peptid aktivitesi artm fl hastalarda ise mortalitenin daha yüksek oldu u görülmüfltür. Çal flmam zda miyokard infarktüsü sonras akut dönemdeki serum BNP düzeyinin ventriküler remodeling geliflimini öngörmedeki yerinin araflt r lmas amaçlanm flt r. Yöntemler: Akut anteriyor ST yükselmeli miyokard infarktüsü nedeni ile tedavi edilen yafllar aras (ortalama 56.2±7.1), 35 hasta (8 kad n, 27 erkek) çal flmaya dahil edildi. Hastalar n miyokard infarktüsünün dördüncü gününde BNP düzeyi ölçümü yap ld. nfarktüsün beflinci gününde ve üçüncü ay nda ekokardiyografik inceleme ile sistol ve diyastol sonu boyutlar, volümler ve ejeksiyon fraksiyonu ölçüldü. Sistol sonu volümün vücut yüzey alan na oran sistol sonu indeks (SS ) olarak kabul edildi. Erken dönem SS ile 3. ay indeksi aras ndaki fark remodeling kriteri olarak belirlendi. Sistol sonu indeksi >0 olan hastalar olumlu (Grup I), SS <0 olan hastalar olumsuz (Grup II) remodeling geliflimi olarak de erlendirildi. Bulgular: On hastada olumlu, 25 hastada olumsuz remodeling gözlendi. Grup I de SS de eri 4.3±3.8 ml, grup II de ise 8.4±5.2 ml olarak saptand. Grup I de BNP düzeyinin daha düflük oldu u bulundu (Grup I: ± pg/ml, Grup II: ± pg/ml, p<0.05) Sonuç: Miyokard infarktüsü sonras bak lan BNP düzeyinin remodeling ile iliflkili oldu u ve remodelingi öngörmede basit ve kolay ölçülebilen bir biyokimyasal belirteç olarak kullan labilece i kan s na var ld. P-27 NTRAAORT K BALON POMPASI VE KALP HIZI DE fikenl Ömer Alyan, Özcan Özdemir, Fehmi Kaçmaz, Fatma Metin, Mustafa Soylu, Bilal Geyik, Erdal Duru, fiule Korkmaz Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara Girifl: Kalp h z de iflkenli i (KHD) zaman içindeki sinüs h z ndaki siklik de ifliklikleri yans t r ve akut miyokard infarktüs (M ) sonras dönemde mortalite ve aritmojenik olaylar için güçlü bir prediktördür. ntraaortik balon pompas ( ABP) dirençli karars z anjina pektoris, kardiyojenik flok, mekanik komplikasyonlar n akut tedavisi ve özellikle iskemiye ba l dirençli ventriküler aritmiler için bir tedavi seçene idir. Bu çal flmada ABP n n Akut M döneminde KHD ne etkisi incelemek amaçlanm flt r. Yöntemler: 7.8 y l) 8 kad n Çal flmaya yafllar 43 ile 73 aras nda de iflen (ortalama yafl 66.2 ve 5 erkek olmak üzere 13 hasta al nm flt r. Hastalar n tümü akut M nedeniyle koroner yo un bak m servisine yat r lm fl hastalard (10 hasta anteriyor M, 2 hasta nferiyor M ve 1 hasta non ST elevasyonlu M ). ntraaortik balon pompas hastalar n 7 sine kardiyojenik flok, 1 hastaya akut mitral yetersizli i, 1 hastaya anjiyoplasti sonras no re-flow geliflmesi, 1 hastaya dirençli ventriküler aritmi geliflmesi ve 3 hastaya medikal tedaviye dirençli iskemi nedeniyle tak lm flt r. ntraaortik balon pompas tak ld ktan sonra 48 saat içinde holter kay tlar al nd. ABP 1:1, 2:1, 3:1 modunda ve kapal iken 1 er saat holter kay tlar al nd. Bu s rada hemodinamik bozulma olan hastalar çal flmaya al namam flt r. Bir saatlik holter kay tlar ndan ortalama kalp h zlar, SDNN, RMSSD, PNN50, LF ve HF de erleri belirlendi (Tablo). Bulgular: Hastalar n 5.9, sol ventrikül end diyastolikortalama ejeksiyon fraksiyonu olarak bulundu. SDDN de erleri ABP 1:1 konumundabas nçlar 29.3 çal fl rken en yüksek oldu u, daha sonra 2:1, 3:1 ve istirahat konumunda giderek azald ve gruplar aras nda istatistiksel olarak anlaml fark oldu u saptand. Sempatik aktivitenin göstergesi olan LF de erlerinin ABP kapal iken en yüksek düzeyde oldu u ve ABP 1:1 çal fl rken en düflük düzeye ulaflt görüldü. Gruplar aras nda yine istatistiksel olarak anlaml farkl l k saptand. HF de erleri ise ABP kapal iken daha düflük oldu u, ABP 3:1, 2:1, 1:1 çal fl rken giderek artt görülmüfltür. Sempatovagal dengenin göstergesi olan LF/HF oran ise yine ABP kapal iken en yüksek düzeye ulaflt, ABP 3:1, 2:1, 1:1 çal fl rken ise giderek anlaml bir flekilde azald görüldü. Sonuç olarak ABP n n çal flma s kl art kça sempatik aktivitenin azald, sempatovagal dengenin düzeldi i, kalp h z de iflkenli inin art görüldü. Bu nedenle akut M geçiren yüksek riskli hastalarda hastane içi istenmeyen olaylar n s kl n azalt lmas için ABP n n (özellikle1: 1 modunda) uygun bir tedavi yaklafl m olaca kan s nday z. ntraaortik balon pompas çal flma moduna göre kalp h z de iflkenli i analizi ABP çal flma modu SDDN LF HF LF/HF 1: ± ± ± ± 1.6 2: ± ± ± ± 2.5 3: ± ± ± ± 6.1 KAPALI 18.9 ± ± ± ± 11.3 ABP: ntraaortik balon pompas P-28 AKUT ANTER OR M YOKARD NFARKTÜSLÜ HASTALARDA TROMBOL T K TEDAV VE PR MER ANJ YOPLAST N N SOL VENTR KÜL TROMBÜS GEL fi M NE OLAN ETK LER N N KARfiILAfiTIRILMASI Fehmi Mercano lu, R. Deniz Acar, Aytaç Öncül, Saleh Sweileh, Mehmet Meriç stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul Amaç: Akut miyokard infarktüsü (AM )nün tedavisinde primer anjiyoplasti yönteminin, trombolitik tedaviye göre mortalite ve morbiditeyi azalt c etkisinin daha belirgin oldu u bildirilmifltir. Buna karfl l k, akut miyokard infarktüslü hastalarda trombolitik tedavi ve primer anjiyoplasti yöntemlerinin sol ventrikül trombüs geliflimine olan etkileri flimdiye kadar karfl laflt rmal ve sistematik bir flekilde araflt r lmam flt r. Bu çal flmada akut miyokard infarktüslü hastalarda bu tedavi yöntemlerinin sol ventrikül trombüsü geliflimine etkilerinin karfl laflt r lmas amaçlanm flt r. Hastalar ve metod: Çal flmaya 60 primer anjiyoplasti, 60 trombolitik tedavi koluna randomize edilmek üzere AM 'nün ilk 6 saati içinde müracaat eden 120 akut anterior miyokard infarktüslü hasta al nd. Bu hastalardan trombolitik tedavi grubunda 56 hastaya, primer anjiyoplasti grubunda 46 hastaya hastane ç k fl öncesi (ortalama 6.5±2.1 gün) ekokardiyografik inceleme yap ld. Primer anjiyoplasti uygulanan hastalar n tümünde ifllem stent implantasyonu yap larak ve glikoprotein IIb/IIIa antagonisti kullan larak gerçeklefltirildi. Bulgular: Trombolitik tedavi ve primer anjiyoplasti gruplar n n demografik ve klinik özellikleri benzer bulundu. Primer anjiyoplasti ve trombolitik tedavi gruplar aras nda sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (s ras yla %49 ve %46) ve hastane içi mortalite (s ras yla %3.9 ve %5) bak m ndan anlaml farkl l k bulunmad. Ekokardiyografik de erlendirmeye al nan 102 hastan n 16 s nda (%15.6) sol ventrikül trombüsü mevcuttu. Sol ventrikül trombüsü primer anjiyoplasti grubunda 3 hastada (%6.5) trombolitik tedavi grubunda ise 13 hastada (%23.2) belirlendi (p=0.02). Ortalama yafl, beta-bloker kullan m, a r -i ne/balon zaman, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu ve primer anjiyoplasti ile revaskülarizasyon parametrelerinden sadece primer anjiyoplasti ile tedavinin tek de iflkenli ve çok de iflkenli analizde sol ventrikül trombüs s kl nda öngördürücü de eri oldu u (s ras yla p=0.031 ve p=0.046); buna karfl l k sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonun sadece tek de iflkenli analizde anlaml l k s n r na yaklaflan bir de eri (p=0.056) bulundu u görüldü. Sonuç: Primer anjiyoplasti ile tedavi edilen akut anterior miyokard infarktüslü hastalarda sol ventrikül trombüs geliflimi, trombolitik tedavi görenlere göre anlaml flekilde daha az gerçekleflmektedir. Primer anjiyoplasti ile sa lanan sol ventrikül trombüs s kl ndaki azalma di er klinik parametrelerden ba ms z olarak gerçekleflmektedir. 457

8 ve Dislipidemi P-29 ZOLE KORONER ARTER EKTAZISI SAPTANAN OLGULARDA DISTAL AORTADAN ÇIKAN DAMARLARIN ANJ YOGRAF K OLARAK DE ERLEND R LMES Halil Kahraman, Mehmet Özayd n, Abdullah Do an, Süleyman M. Aslan, Ömer Gedikli, Ahmet Alt nbafl Süleyman Demirel Üniversitesi T p Fakültesi, Isparta Girifl: Koroner arter ektazisi (KE) koroner anomalilerinin nadir bir formudur, konjenital veya kazan lm fl orijinli olabilir. Anjiyografik olarak, epikardiyal koroner arterlerde obstrüktif lezyon olmaks z n normal luminal çaptan 1.5 kattan daha fazla geniflleme olmas KE olarak tan mlanmaktad r. Çal flmam zda izole KE si olan olgularda distal aortadan ç kan damarlardaki ektazi s kl n araflt rd k. Metod ve Bulgular: Çal flmaya stabil angina pektoris ve atipik gö üs a r s ile müracaat edip efor testi pozitif bulundu u için yap lan veya karars z angina pektoris ile müracaat edenlere yap lan koroner anjiografide koronerlerinde ektazi tespit edilen ard fl k hastalar al nd. Koroner anjiografisi normal saptanan 25 hastan n koroner damar çaplar referans kabul edilerek, bu de erlerden 1.5 kat genifl olan segmentler ektazik kabul edildi. Bu kriterlere uygun 80 hasta çal flmaya al nd (Grup I, 40 erkek, yafl ortalamas 57±11). Koronerleri ektazik olan ve normal olan (Grup II, 9 erkek, yafl ortalamas 54±10) tüm hastalar n arkus aortadan ç kan major dallar n anjiyografileri çekildi. Gruplara aras nda yafl, cins, diabet, hiperlipidemi, ailede koroner arter hastal anamnezi, periferik arter hastal olmas, sigara içimi ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu aç s ndan fark bulunmad (tüm p de erleri >0.05). Grup I deki hastalar n tüm distal aort dallar n n çaplar grup II ye göre istatistiksel anlaml l k tafl yacak flekilde daha genifl tespit edildi. Çap indeksi karfl laflt r lmalar nda ise arteria iliaka kommunis dextra ve arteria iliaka kommunis sinistra n n proksimal segmentleri için istatistiksel anlaml l k devam ediyordu. Proksimal sol a. iliaca kommunis, proksimal sa a. iliaka interna ve proksimal sol a. iliaka externa hariç (p>0.05), a ilika kommunis, a. iliaka interna ve a. iliaka externan n kalan proksimal ve distal k s mlar nda ektazi s kl grup I de grup II ye göre daha fazla idi (p<0.05). Sonuç: Koronerlerinde ektazi tespit edilen hastalarda iliak arterlerinde de ektazi ç kabilece i akla gelmelidir. Tablo 1. Hastalar n distal abdominal aorta dallar n n ortalama çaplar ve çap indeksleri Grup I çap Grup I çap Grup II çap Grup II çap p çap (mm) indeksi (mm) indeksi p çap indeksi A liaca C Dextra p 11.03± ± ± ± 0.95 < A liaca C Dextra d ± ± ± ± A liaca C Sinistra p ± ± ± ±1.05 < A liaca C Sinistra d ± ± ± ± A liaca Ext Dextra p 9.24 ± ± ± ± A liaca nt Dextra p 7.69 ± ± ± ± A liaca Ext Sinistra p 9.16 ± ± ± ± 0.84 < A liaca nt Sinistra p 7.75 ± ± ± ± A:arteria C:communis p:proksimal d:distal P-30 AKUT KORONER SENDROMLU HASTALARDA SERUM TROPON N-I DÜZEY N N KALP HIZI DE fikenl YLE L fik S Sabri Demircan, Osman Yeflilda, Mustafa Yaz c, Muharrem Aslanda, Serdar Demir, Halit Zengin, Mahmut fiahin Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Samsun Amaç: Akut koroner sendromlar n klinik riskinin belirlenmesinde kardiyak troponinlerin önemli rolü vard r. Öte yandan, AKS li hastalarda kardiyak otonomik aktivitenin de erlendirilmesinde kullan lan kalp h z de iflkenli i azalm flt r. Çal flmam zda akut koroner sendromlu hastalardaki serum troponin düzeylerinin kalp h z de iflkenli iyle iliflkili olup olmad n göstermeyi amaçlad k. Yöntem: Çal flmaya akut koroner sendrom tan s ile takip edilen 110 hasta al nd. Hastalar baflvurudan veya son iskemik ataktan 12 saat sonra ölçülen pik kardiyak troponin-i (ctn-i) ve CK-MB düzeylerine göre 3 gruba ayr ld. (Grup I; ctn- I<1 ng/ml ve CK-MB düzeyi normal, Grup II; ctn-i>1 ng/ml ancak CK-MB normal, Grup III ise; ctn-i>1 ng/ml ve CK-MB düzeyi yüksek) Hastalar n hepsine 24 saatlik holter monitörizasyonu yap larak kalp h z de iflkenli i göstergeleri olan SDNN, triangüler indeks (TAI), PNN50 ve RMSSD incelendi. Bulgular: 24 saatlik SDNN ve TAI, troponin yüksek olan Grup II ve III de troponin negatif olan Grup I e göre anlaml olarak düflüktü. (p de erleri s ras yla SDNN için 0.05 ve ve TAI için ve 0.021) Bununla birlikte Grup II ile III aras nda her iki gösterge aç s ndan anlaml fark yoktu. (p de eri SDNN için ve TAI için 0.840) KHD nin di er göstergeleri olan PNN50 ve RMSSD de erleri ise üç grup aras nda benzerlik göstermekteydi. (p s ras yla ve 0.621) (Tablo) Sonuç: Troponin yüksek AKS li hastalarda baz KHD göstergeleri azalmaktad r. Bu sonuç, troponini yüksek AKS lu hastalardaki artm fl mortalite riskinde KHD ndeki azalman n rol oynayabilece ini düflündürmektedir. P-31 AKUT KORONER SENDROMLARDA CD14+ MAKROFAJ YO UNLU U KARD YAK NEKROZLA L fik L M D R? M. Tu rul nanç, Nam k Kemal Eryol, Ali Gül, Yücel Y lmaz, brahim Özdo ru, Hüseyin Katlandur, brahim Gül, Mustafa Gür, Mustafa Çal flkan, Ali Ergin Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kayseri Girifl ve Amaç: Aterosklerozda inflamatuvar bir proçesin rol oynad bilinmektedir. Daha önceki çal flmalarda inflamasyonun fliddetiyle koroner arter hastal n n ciddiyeti aras ndaki iliflki gösterilmifltir. Biz çal flmam zda CD14 pozitif makrofaj miktar ile miyokart nekroz miktar aras ndaki iliflkiyi araflt rd k. Hastalar ve Yöntem: Çal flmaya hastanemiz koroner yo un bak m ünitesine yat r lan 24 kad n, 64 erkek hasta olmak üzere toplam 88 hasta al nd. Hastalar n 16 s nda karas z anjina (KA), 12 sinde ST yükselmesi olmayan M (NSTEM ), 60 nda da ST elevasyonlu M (STEM ) mevcuttu. Hastalar rutin tedavilerini (Aspirin, ACE inh., beta bloker, statin) ald lar. Yat fllar n n ilk 24 saatinde pik kreatin kinaz (KK), KK-MB izoformu ölçüldü ve CD14+ makrofaj düzeylerine flowsitometrik yöntemle bak ld. Bulgular: Gruplar aras nda yafl ortalamalar aras nda fark yoktu. Pik kardiyak enzim düzeyleri NSTEM ve STEM gruplar nda KA grubuna göre anlaml olarak yüksekti (p<0,05). STEM grubunda ise NSTEM grubundan daha yüksekti (p<0,05). AKS nin klinik tipleri aras nda CD14+ makrofaj yüzdeleri aç s ndan anlaml fark olmamas na ra men korelasyon analizi yap ld nda CD14+ makrofaj yo unlu u ile CK (r=+0,210; p<0,05) ve miyokarda spesifik CK-MB fraksiyonu (r=+0,220; p<0.05) aras nda anlaml pozitif bir korelasyon bulundu. Sonuç: CD14+ makrofaj yo unlu unun yüksek olmas inflamatuar reaksiyonun yüksek oldu unu göstermektedir. nflamatuvar reaksiyonun fliddetiyle miyokard nekroz miktar aras nda anlaml iliflki oldu u görüldü. Tablo. Bulgular n karfl laflt r lmas KA NSTEM STEM Yafl 56±10 61±9 56±14 KK U/L 297± ± ±189 KK-MB U/L 39±8 171±98 263±112 CD14+ % 82,4±12,1 88,4±6,7 87,5±11,9 458 P-32 ORTALAMA TROMBOS T HACM VE OTONOM S N R S STEM FONKS YONLARI ARASINDAK L fik : ARTMIfi TROMBOS T HACM SEMPAT K AKT V TE ARTIfiINI YANSITIR MI? Özcan Özeke, Bilal Geyik, Özcan Özdemir, Arslan Öcal, Cemal Özbak r, Ömer Alyan, Fehmi Kaçmaz, Mustafa Soylu, Ahmet Duran Demir, Özgür Ulafl Özdo an, Orhan Karabal, Ali fiaflmaz Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara Girifl : Artm fl ortalama trombosit hacmi (OTH), trombositlerin fonksiyonel aktivasyonunu gösteren parametrelerden biri olup, akut koroner sendrom patogenezinde önemli rolü olan trombosit agregasyonunun oluflumunda, bu parametrenin, ba ms z bir koroner risk faktörü oldu u düflünülmektedir. Adrenerjik sistemin, gerek trombosit aktivasyonunu gerekse trombositopoezi etkiledi i bilinmektedir. Bu çal flmada, akut miyokard infarktüsü (AM ) esnas nda otonom sinir sistemi aktivasyonunun OTH üzerine olan etkisi araflt r ld. Metod ve sonuçlar: Çal flmada akut ön duvar miyokard infarktüslü 47 hasta ile normal koroner arterlere sahip 32 hasta karfl laflt r ld. Tüm hastalarda kalp h z de iflkenli ini (KHD) karfl laflt rmak amaçl 24 saatlik holter analizi yap ld. OTH verilerini de erlendirmek ve diürnal varyasyonu araflt rmak amaçl holter analizinin yap ld gündüz ve gece kan örnekleri al nd. Çal flma sonunda, kontrol grubuna oranla AM li hastalarda, ortalama kalp h z, LF, LF/HF oran, OTH daha yüksek; SDNN, RMSSD, PNN50, HF ve trombosit say s daha düflük saptand. Her iki gruptada gündüz LF, LF/HF, OTH de erleri, gece de erlerine göre anlaml olarak daha yüksekti; HF ise daha düflük saptand. Bununla birlikte bu diürnal varyasyonun AM li hastalarda çok daha belirgin oldu u izlendi. Pearson un korelasyon analizi ile, OTH nin; ventrikül skoru, LAD lezyonu derecesi, ortalama kalp h z, LF, LF/HF ile pozitif; SDNN, HF ve trombosit say s ile negatif korelasyon gösterdi i saptand. Çoklu de iflken analizi ise, OTH nin ventrikül skoru ve LF/HF oran ndan anlaml derecede etkilendi ini gösterdi. Sonuç: Bu çal flmada OTH nin AM li hastalarda daha yüksek oldu u saptand ve her iki grupta gözlenen diürnal varyasyonun otonom sinir sistemi aktivitesindeki de iflkenli e ba l oldu u düflünüldü. Bu nedenlerle artm fl OTH nin, AM li hastalarda prognostik rolü oldu unu düflünmekteyiz. Her iki gruptaki KHD parametrelerinin karfl laflt r lmas De iflkenler Ön duvar M 'li hastalar (n=47) Kontrol (n=32) P Ort. Kalp h z (at m/dk) 71,6 ± 9,5 65,8 ± 7,1 0,001 SDNN(msn) 83,4 ± 7,5 118,8 ± 26,6 0,001 RMSSD(msn) 23,8 ± 7,7 35,9 ± 14,2 0,001 PNN50(%) 5,1 ± 2,7 10,1 ± 4,7 0,001 HF (nu)-gündüz 28,6 ± 4,6* 38,8 ± 12,1 0,001 LF (nu)-gündüz 66,3 ± 8,9* 54,8 ± 9,2 0,001 LF/HF-gündüz 2,4 ± 0,6* 1,6 ± 0,5 0,001 Trombosit say s -gündüz 203,4 ± 35,1 234,4 ± 18,9 0,001 OTH (fl)-gündüz 10,1 ± 1,4* 8,0 ± 1,1 0,001 HF (nu)-gece 32,4 ± 5,8 44,3 ± 8,8 0,001 LF (nu)-gece 54,7 ± 9,3 50,6 ± 6,2 0,001 LF/HF-gece 1,6 ± 0,3 1,2 ± 0,2 0,001 Trombosit say s -gece 205,3 ± 33,4 232,6 ± 14,8 0,001 OTH (fl)-gece 10,5 ± 1,6 8,2 ± 2,2 0,001 SDNN (RR sürelerinin standart sapmas ) RMSSD (24 saatlik kay tta ard fl k NN aral klar farklar n n karelerinin toplam n n kareökü) LF ( düflük frekans) HF ( yüksek frekans) PNN50 ( Birbirinden >50 ms farkl l k gösteren RR sürelerinin yüzdesi) *p<0,001 geceye k yasla p<0,05 her iki grupta geceye k yasla

9 ve Dislipidemi P-33 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜNDE ERKEN MORTAL TEN N B R GÖSTERGES OLARAK M KROLBÜM NÜR Serap Bos, Tülin Kurt, Tufan Tükek SSK Vak f Gureba Hastanesi, stanbul Girifl ve Amaç: Mikroalbüminüri (MA) di er bir deyiflle hafif artm fl üriner albümin at l m, günümüzde kardiovasküler risk profilindeki aterojenik de iflikliklerle iliflkili olup, artm fl mortalitenin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu çal flman n amac, myokard infarktüsü (MI) geçiren hastalar n hastanedeki mortalite düzeylerinin, albümin ekskresyon oran yla iliflkisini belirlemektir. Yöntem: Çal flmaya koroner yo un bak m ünitesine yatan 112 akut MI geçiren hasta ile akut MI olmayan aterosklerotik kalp hastal bulunan 25 hasta (unstable angina, varyant angina veya kronik iskemik kalp hastal na sahip ancak akut MI geçirmeyen) kontrol grubu olarak al nd. Akut MI geçiren 112 hastadan 11 i hastane içinde kaybedildi ve bu kifliler ölen hasta grubunu oluflturdu. Hastalar n hiçbirinde böbrek yetersizli i, hematüri veya idrar yolu infeksiyonu yoktu. Tüm hastalar n ilk baflvurduklar andan itibaren 1. ve 3. gün 24 saatlik idrarlar nda MA de erleri ölçüldü. Hastalara ekokardiyografik inceleme yap ld. Bulgular: Akut MI l hastalar n 1.gün MA de eri 98,00 (6, ,50) mg/gün; 3.gün idrar MA de eri 54,10 (3,50-625,00) mg/gün; kontrol grubunun 1.gün MA de eri 13,00 (2,90-518,50) mg/gün; 3.gün MA de eri 7,10 (2,10-76,00) mg/gün bulundu. Bu sonuca göre MI l hasta grubunda 1. gün ve 3. gün idrar albümin at l m oran kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlaml yüksek bulundu (p:0,000) ve (p:0,000). 1.gün idrar albümin at l m oran MI l hastalarda, 3.güne do ru progressif olarak düfltü. Ayr ca MI dan ölen hastalar n 1. ve 3. gün mikroalbüminüri düzeyleri di er MI l hastalara göre istatistiksel olarak anlaml yüksek bulundu (p:0.000). Hastalar sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonuna (LVEF) göre 2 gruba ayr ld. LVEF<%50 olan hasta grubunda hem 1.gün MA de eri (p:0,003), hem de 3.gün MA de eri; LVEF>%50 olan hastalara göre istatistiksel olarak anlaml yüksek bulundu (p:0,001). Sonuç: Akut MI sonras MA akut fazda belirgin olarak artmaktad r. Erken mortalitenin belirleyicisi olarak artm fl MA de erleri önemli bir göstergedir. Sol ventrikül fonksiyonu bozuk kiflilerde MA nin daha fazla saptanmas, geç dönem prognozda da önemli bir parametre olabilece ini göstermektedir. P-34 AORT K SKLEROZ VE KORONER ARTER HASTALI I YAYGINLI I ARASINDAK L fik Özgür Bayturan, Cenk Ekmekçi, Ozan Ütük, Milyar Yakar, Hakan T k z, Ali R za Bilge, U ur Kemal Tezcan Celal Bayar Üniversitesi T p Fakültesi, Manisa Amaç: Transtorasik ekokardiyografide (TTE) saptanan aortik skleroz (AS) varl ve derecesi ile koroner arter hastal (KAH) yayg nl aras ndaki iliflkiyi araflt rmay amaçlad k. G R fi: Histopatolojik çal flmalar dejeneratif aortik valv hastal ile KAH aras nda çarp c benzerlikler oldu unu ortaya koymufltur. Benzer histopatoljik özellikleri paylaflmalar nedeniyle aortik sklerozun KAH n bir göstergesi olabilece ini düflündüren birçok veri bulunmaktad r. Ayr ca yine istenmeyen kardiyak olaylarla iliflkili oldu u bilinen enflamatuvar belirteçlerin de AS ile iliflki oldu unu gösteren çal flmalar mevcuttur. Metod: Çal flmaya koroner anjiografisi yap lan toplam 66 hasta al nd (ort. yafl 56±8, %59 erkek). Aortik kapak TTE ile parasternal uzun ve k sa aks ile befl bofllukta de erlendirildi. Aortik skleroz derecelendirilmesinde; Normal:0; hafif (bir leaflette minör tutulum)=1; orta (iki leaflette minör tutulum ya da tek leaflette yayg n tutulum)=2; ciddi (iki leaflette yayg n tutulum ya da her üç leaflette birden tutulum)=3 olarak kabul edildi. Aortik velositesi >2 m/sn, olan hastalar çal flma d fl b rak ld. Bulgular: 47 hastada AS saptan rken, (%71), 19 hastada aortik valv normaldi (%29). 15 hastada (%32) AS hafif, 28 hastada orta (%59), 4 hastada ise (%9) ciddiydi. Anjiografi sonucuna göre %76 (n=49) hastada KAH saptand. Aortik skleroz saptananlarda tutulan damar say s n n anlaml derecede yüksek oldu u gözlendi (p=0.008). Sol ön inen arter (SÖ A) lezyonu olan hastalarda AS görülme oran anlaml derecede fazlayd (p=0.0014). Ayr ca AS fliddeti ile hastal kl damar say s aras ndaki iliflki incelendi inde orta derecede koreleasyon saptand (R=0.43, p=0.004). Aortik skleroz ile hipertansiyon, dislipidemi, serum kalsiyum düzeyi ve diyabet varl ile aras nda anlaml iliflki saptanmad. Sonuçlar: Koroner arter hastal saptanan hastalarda AS anlaml derecede fazlayd. Sol ön inen arter tutulumu olan hastalarda AS görülme oran yine daha fazla bulunurken AS un fliddeti ile KAH yayg nl aras nda pozitif bir korelasyon olmas dikkat çekiciydi. Hastalardaki incelenen di er risk faktörleri ile AS aras nda bir ba lant bulunmad. Bulgular m z, AS varl ve derecesi ile KAH fliddeti aras nda anlaml bir iliflki oldu unu göstermifltir. P-35 ST YÜKSELMEL M YOKARD NFARKTÜSÜ SONRASI METOPROLOL VE KARVED LOLUN REMODEL NGE ETK LER Mahir Avkaro ullar, Mesut Demir, Yurdaer Dönmez, Ak n Atefl, Esmeray Acartürk Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Adana Amaç: Miyokard infarktüsü sonras nda ventrikül miyokard ve kavitesinde zamanla ortaya ç kan yap sal ve fonksiyonel de ifliklikler yeniden biçimlenme (remodeling) olarak tan mlanm flt r. Miyokard infarktüsü sonras aktive olan sempatik sinir sistemi, renin anjiyotensin aldesteron sistemi, oksidatif stres ve miyokardiyal gerilmenin olumsuz remodelinge yol açabildi i bilinmektedir. Metoprolol miyokard infarktüsü tedavisinde mortalite ve morbiditeyi azaltmak amac yla s kl kla kullan lmaktad r. Karvedilolün antioksidan etki ile oksidatif stresi ve alfa bloker etkisi ile miyokardiyal gerilmeyi azaltabilece i bu mekanizma ile remodeling üzerine daha olumlu etkisi olabilece i düflünülmüfltür. Bu çal flmada akut miyokard infarktüsü sonras metoprolol ve karvedilolün remodeling üzerine olan etkileri karfl laflt r lm flt r. Yöntemler: Çal flmaya ST yükselmeli akut anteriyor miyokard infarktüsü ile izlenen yafllar aras (ortalama 56.2±7.1), 35 hasta (8 kad n, 27 erkek) al nd. Hastalara akut dönemde metoprolol ve karvedilol tedavileri baflland. nfarktüsün beflinci gününde ve üçüncü ay nda ekokardiyografik inceleme ile sistol ve diyastol sonu boyutlar, volümler ve ejeksiyon fraksiyonu ölçüldü. Sistol sonu volümün vücut yüzey alan na oran sistol sonu indeks (SS ) olarak kabul edildi. Erken dönem SS ile 3. ay indeksi aras ndaki fark remodeling kriteri olarak belirlendi. Bulgular: Onsekiz hasta metoprolol, 17 hasta 6.2 ml,karvedilol kullanmaktayd. Metoprolol alan grupta SS de eri ml olarak saptand. Karvedilol alankarvedilol alan grupta ise 4.3 hastalarda sistol sonu indeksinin metoprolole göre daha olumlu oldu u görüldü ancak bu fark istatistiksel olarak anlaml de ildi (p=0.4). Sonuç: Miyokard infarktüsü sonras s kl kla kullan lan metoprolol ile karvedilolun remodelinge olan etkileri aras nda anlaml farkl l k olmad kan s na var ld. P-36 D YABET K OLMAYAN AKUT KORONER SENDROMLU HASTALARDA BOZULMUfi GLUKOZ TOLERANSI SIKLI I Mohammed Habeb, Ifl k Bafler stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul Amaç: Diabetes Mellitus toplumdaki yayg nl, morbidite ve mortalite oranlar n n yüksekli i nedeni ile önemli bir halk sa l problemidir. Dünyada toplam 140 milyon diyabet hastas n n oldu u tahmin edilmektedir. Türkiye de yap lan TURDEP çal flmas na göre diyabetli hastalar toplumun %7.2 sini, bozulmufl glukoz tolerans olan bireyler ise %6.7 sini oluflturmaktad r. Yüksek tokluk kan flekeri düzeyleri hem diyabetik hastalarda hem de genel populasyonda kardiyovasküler olay s kl n artt r r ve kardiyovasküler hastal klar aç s ndan ba ms z bir risk faktörüdür. Bu çal flman n amac da Türk populasyonunda akut koroner sendrom ile baflvuran ve diyabetik olmayan hastalarda bozulmufl glukoz tolerans s kl n araflt rmakt r. Yöntem: stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dal Koroner Bak m Ünitesi ne Mart 2002 ve Ekim 2003 tarihleri aras nda akut koroner sendrom (ST elevasyonlu/elevasyonsuz miyokard infarktüsü ve karars z angina pektoris) tan s yla yat r lan bilinen diabetes mellitusu olmayan 80 hasta çal flmaya dahil edildi. Açl k kan flekeri >126 mg/dl olan hastalar ile tokluk 2.saat kan flekeri >200 mg/dl olan hastalar çal flma d fl nda b rak ld. Akut koroner sendrom tan s European Society of Cardiology/American College of Cardiology kriterlerine dayan larak konuldu. Tüm hastalara yat fllar n n günlerinde oral glukoz tolerans testi (OGTT) yap ld. Test öncesinde hastalar gece den itibaren aç b rak ld. Sabah saat aras nda hastalara 200 ml su içerisinde eritilmifl 75 gram glukoz verildi. Bazal, 60.dakika ve 120.dakikalarda plazma glukozuna bak ld. OGTT de erlendirmesi Dünya Sa l k Örgütü kriterlerine göre yap ld : Tokluk 2.saat kan flekeri <140 mg/dl ise normal, mg/dl ise bozulmufl glukoz tolernas ve >200 mg/dl ise diyabet olarak kabul edildi. Sonuçlar:Hastalar n yafl ortalamas 58±12 y l olup 66 s erkek (%82.5), 14 ü kad nd (%17.5). Hastalar n %73 ünde ST elevasyonlu akut miyokard infarktüsü, %27 sinde ST elevasyonsuz myokard infarktüsü/ karas z angina pektoris vard. OGTT ye göre hastalar n %61 inde bozulmufl glukoz metabolizmas ( bozulmufl glukoz tolerans %35, diabetes mellitus %26) tespit edildi. Hastalar n %39 unda normal glukoz metabolizmas vard. Tart flma: Çal flmam zda tan s konmufl diyabeti olmayan ve akut koroner sendrom ile baflvuran hastalar n neredeyse üçte ikisinde bozulmufl glukoz metabolizmas na rastlanm flt r. Bozulmufl glukoz tolerans kardiyovasküler olay s kl n artt ran ba ms z bir risk faktörü oldu undan özellikle akut koroner sendrom ile baflvuran hastalar n bu yönden araflt r lmas gerekmektedir. 459

10 ve Dislipidemi P-37 METABOL K SENDROMLU HASTALARDA KORONER ARTER HASTALI I VARLI I VE YAYGINLI I LE HEPATOSTEATOZUN L fik S Ahmet Taha Alper, Sinsan fiahin*, Hüseyin Aksu, Ebru Öntürk, Ahmet Akyol, Abdurrahman Eksik, Nazmiye Çakmak, Alper Ayd n Siyami Ersek Gö üs Kalp Damar Cerrahisi, Radyoloji, stanbul Amaç: Metabolik sendromun ve hepatosteatozun koroner arter hastal (KAH) ile iliflkisini gösteren birçok çal flma mevcuttur. Ancak metabolik sendromlu hastalarda hepatosteatoz düzeyinin anjiografi ile belirlenmifl KAH varl ve yayg nl aras ndaki iliflkiyi araflt ran çal flma yoktur. Çal flmam zda metabolik sendromlu hastalarda anjiografi ile tespit edilen KAH varl ve yayg nl n n, ultrasonografi ile de erlendirilen hepatosteatoz düzeyi ile iliflkilerinin incelenmesi amaçland. Metod: Çal flmaya koroner anjiografisi yap lan metabolik sendromlu 64 hasta dahil edildi. Alkol kullan m, diabetes mellitus, viral hepatit ve hepatosteatoza neden oldu u bilinen ilaç kullan m hikayesi olanlar çal flmaya al nmad. Koroner anjiografide %50 nin üstünde lümen darl tespit edilenler koroner arter hastas kabul edildi. KAH n n yayg nl için %50 nin üzerinde darl k bulunan damar say s belirlendi. Bu hastalar n tümüne karaci er ultrasonografisi uygulanarak hepatosteatoz 0-4 aras nda evrelendi. Bulgular: Metabolik sendromlu 64 hastan n yafl ortalamas 64,3+9,9 du. Bunlar n 36 s nda (%56,3) KAH bulundu. Koroner arter hastal tespit edilenler ile di erleri aras nda yafl ve cinsiyet aç s ndan anlaml fark yoktu. KAH bulunanlar ile bulunmayanlar aras nda hepatosteatoz düzeyi aç s ndan anlaml fark mevcuttu (p=0,01). KAH bulunmayanlar, tek damar hastalar ve çok damar hastalar aras nda da hepatosteatoz düzeyi aç s ndan anlaml fark tespit edildi (p<0,000). Cinsiyet ve yaflla düzeltildi inde KAH varl ve hepatosteatoz varl aras nda ba ms z iliflki bulundu (p=0,03,odd s oran =4,7, güvenlik aral =1,6-20,1). Sonuç: Metabolik sendromlu hastalarda hepatosteatoz düzeyi KAH varl ve yayg nl ile iliflkilidir. Bu hasta grubunda hepatosteatozun tespiti KAH varl ve yayg nl n n de erlendirilmesinde yard mc olabilir. P-38 ST SEGMENT ELEVASYONSUZ AKUT KORONER SENDROMLU HASTALARDA HS-CRP Ç N HANG KEST R M DE ER PROGNOZU BEL RLEMEDE DAHA DE ERL D R Teoman K l ç, Dilek Ural, Zeki Yumuk*, Tayfun fiahin, Göksel Kahraman, Güliz Kozda, Ayflen A açdiken, Ertan Ural, Ahmet Vural, fieyda Çal flkan*, Baki Komsuo lu Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Mikrobiyoloji Anabilim Dal *, Kocaeli Amaç: Yüksek duyarl (hs) C Reaktif Protein (CRP) nin vasküler risk belirteci olarak yer ald tek k lavuz Avrupa Hipertansiyon K lavuzudur. Bu k lavuzda hs- CRP için dikkate al nmas gerekli olan s n r de er 1 mg/dl olarak belirtilmifltir. Bu de er ST segment elevasyonsuz Akut Koroner Sendrom (NSTEAKS) populasyonu ile yap lan ço u çal flmada da riskli de er olarak kullan lmaktad r. Ancak bu hastalarda hs-crp nin hangi seviyelerin üzerinde olmas n n dikkate al nmas gereklili i konusunda net görüfl birli i mevcut de ildir. Çal flmam z n amac, NSTEAKS tan s alan bireylerde hs-crp seviyelerinin olumsuz sonuçlar öngördüren kestirim de eri ile 1 mg/dl nin üzerindeki hs-crp de erinin 6 ayl k takip süresince geliflen olumsuz sonuçlar belirlemedeki etkinli ini karfl laflt rmakt r. Yöntem ve Bulgular: Çal flma grubuna Braunwald s n f III karars z angina ve ST elevasyonsuz miyokard infarktüsü tan s ile yat r lan toplam 80 hasta (20 kad n, 60 erkek, yafl ortalamas 60±10 y l) al nd. Hastalardan baflvuru an nda al nan kan örneklerinde serum hs-crp düzeyleri Chemilimullecent MMUL TE One cihaz yla ölçüldü. Tüm hastalara saatlik standart medikal tedavi alt nda erken invazif tedavi stratejisi uyguland. Hastalar 6 ay süresince takip edildi ve ölüm, ölümcül olmayan miyokard infarktüsü ve yat fl gerektiren tekrarlayan angina, yeni koroner olay (YKO) olarak tan mlanarak çal flman n sonlan m kriteri olarak kabul edildi. zlem süresince hastalar n 1 inde (%1.3) ölüm, 18 inde (%22.5) yat fl gerektiren tekrarlayan angina ve bu 18 hastan n 3 ünde (%3.8) ölümcül olmayan miyokard infarktüsü olmak üzere toplam 19 YKO gerçekleflti. YKO geliflen kiflilerde anlaml olarak farkl bulunan hs-crp seviyesi için olay geliflimini saptamada kullan labilecek kestirim de eri ROC e risi analizi ile belirlenen 0.9 mg/dl de eriydi. Hs-CRP seviyesi 0.9 mg/dl nin üzerinde olan 12 hastan n 10 (%83) tanesinde YKO geliflirken, bu de erin alt nda hs-crp seviyesi olan 49 kiflinin 9 unda (%18) YKO geliflimi mevcuttu (p=0.005) Hs-CRP seviyesi 1 mg/dl nin üzerinde olan 12 hastan n 8 inde (%66) YKO geliflirken, bu de erin alt nda hs-crp seviyesine sahip 49 hastan n 11 inde (%22) YKO geliflti i izlendi. (p=0.04). Sonuçlar: NSTEAKS tan s alan ve hs-crp seviyesi 0.9 mg/dl nin üzerindeki bireylerde 1 mg/dl nin üzerinde hs-crp seviyesi olanlara göre YKO s kl n daha fazla saptamam z, baz k lavuzlarda belirtilen 1 mg/dl den daha düflük seviyedeki hs-crp de erlerinin de vasküler risk için dikkate al nmas gereklili ini düflündürmektedir. P-39 NORMAL VE C DD KORONER ARTER HASTALIKLI OLGULARDA KORONER ARTER fiekl N N SIKLI I VE ÖNEM Recep Demirba, Remzi Y lmaz Harran Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, fianl urfa Girifl ve Amaç: Koroner arter hastal klar (KAH) etiyolojisinde bilinen nedenler d fl nda anjiografide tespit edilen korner arter fleklinin de etkili oldu u bildirilmektedir. Düz sa koroner artere sahip olgularda k vr ml sa koroner artere sahip olgulara göre sa koronerde daha fazla aterosklerotik tutulum gösterilmifltir. Koronerleri normal ve ciddi hastal k tespit edilen olgularda koroner arter flekillerini karfl laflt rmay planlad k. Metod: Koroner anjiyografisi yap lan olgularda bypass operasyonu geçirmeyen, konjenital kalp ve kapak hastal ile dilate kardiyomiyopatisi olmayan 330 hasta (E/K;162/168, yafl ortalamas 55±11 y l) çal flmaya al nd. Koroner anjiografide en az bir damarda % 50 ve üzerinde darl k ciddi KAH olarak tan mland. Olgular ciddi KAH olanlar (Grup I, 168 olgu) ve normal (Grup II, 162 olgu) olmak üzere iki gruba ayr ld. Her üç koroner arter en iyi görüldü ü pozisyonda düz seyir izliyorsa düz, düz olmayan ve k vr m derinli i k vr m öncesi ve sonras ars ndaki mesafeden fazla olanlar k vr ml olarak s n fland r ld. Bulgular: Yafl, cinsiyet, sigara, beden kitle indeksi ve kolesterol de erleri Grup I de anlaml derecede yüksek iken di er KAH risk faktörleri benzerdi. Düz sa koroner, düz sol ön inen koroner ve düz sol sirkumfleks koroner arter s kl ciddi KAH grubunda daha yüksekti (Grup I ve II de s ras yla; %87 ve %57, %79 ve %49, %82 ve %55, P<0.001, her üç parametre içinde). Çoklu regresyon analizinde yafl (P=0.001), erkek cinsiyet (P<0.001), sigara içme (P= 0.002) ve koroner flekli (her üç koroner arter içinde, P<0.001) ciddi KAH gösteren ba ms z parametrelerdir. Ciddi KAH göstermede koroner fleklinin sensitivite ve spesifite de erleri s rayla %79 ve %46 dur.. Sonuç; Ciddi KAH l grupta düz, normal grupta k vr ml koroner arterlerin s k saptanmas KAH etiyolojisinde damar fleklinin de etkili oldu u sonucunu desteklemektedir. 460 P-40 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜ BAfiLANGIÇ ZAMANI LE MET LENTETRAFOLAT REDÜKTAZ GEN MUTASYONUNUN L fik S Merih Baykan Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Trabzon Amaç: Metilentetrafolat redüktaz (MTHFR) enzimi homosistein metabolizmas nda rol oynayan bir enzimdir. Homosisteinden bir metil grubu kopararak onu metionine çevirir. Böylece plazma homosistein düzeyini düflürür. Bu enzimi kodlayan gene ait mutasyon s kt r. MTHFR gen mutasyonunun akut miyokard infarktüsü (AM ) geliflim riskini art rd baz çal flmalarda gösterilmifltir. Akut miyokard infarktüsü (AM ) nün 6:00 ile 12:00 saatleri aras nda daha s k görüldü ü ve bu durumun sempatik sinir sistemindeki sirkadiyen varyasyon, kan bas nc ve kalp h z de ifliklikleri, hemostatik durumdaki anormalliklerle iliflkili olabilece i rapor edilmifltir. Çal flmam zda AM bafllang ç zaman na göre hastalar 2 gruba ayr larak gruplar aras nda MTHFR gen mutasyonu bak m ndan farkl l k olup olmad n araflt rd k. Yöntem: Çal flmaya AM tan s ile koroner yo un bak m ünitesine kabul edilen, yafl ortalamas 58±10, 43 erkek, 19 kad n toplam 62 hasta al nd. Hastalar AM bafllang ç saati 6:00 ile 12:00 aras nda olanlar grup I, AM günün di er saatlerinde geliflenler grup II olmak üzere iki gruba ayr ld. MTHFR gen mutasyonu PCR metodu ile belirlendi. MTHRF enzim poliformizmi, homozigot normal, homozigot mutant ve heterozigot olarak s n fland r ld. Bulgular: Grup I de; yafl ortalamas 61±11 olan, 16 erkek, 8 si kad n toplam 24, grupii de; yafl ortalamas 56±8 olan, 27 i erkek, 11 i kad n toplam 38 hasta vard. Grup I deki hastalar n yafl ortalamas (p=0.03) ve hipertansiyon s kl daha fazla (p=0.03) idi. Gruplar aras nda cinsiyet, sigara kullan m, diabetes mellitus, aile öyküsü, hiperlipidemi, AM lokalizasyonu bak m ndan farkl l k yoktu (p>0.05). Grup I deki hastalar n 1 inde, grup II deki hastalar n 2 sinde homozigot MTHRF gen mutasyonu tespit edildi (p>0.05). Heterozigot MTHFR gen mutasyonu ise grup I deki hastalar n 3 ünde, grup II deki hastalar n 8 inde tespit edildi (p>0.05). Grup I deki hastalar n 22 inde, grup II deki hastalar n ise 26 s nda normal genotip bulundu. Sonuç: MTHFR gen mutasyonu, saat 6:00-12:00 aras nda ve günün di er saatlerinde AM geçiren hastalar aras nda benzer olarak bulundu.

11 ve Dislipidemi P-41 TOPLUMUMUZDA ASP R N D RENC N N SIKLI I Alp Ayd nalp, Oykü Gülmez, Muarrem Yücel*, Sad k Ac kel, Ca tay Ertan, Taner Ulus, lyas Atar, Haldun Müderriso lu Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Ankara* Amaç: Aspirin akut koroner sendromlar ve serebrovasküler olaylar önlemek amac ile proflaktik olarak dünyada ve ülkemizde yayg n olarak kullan lmaktad r. Bu çal flman n amac hasta toplulu umuzda aspirin direncinin s kl n belirlemektir. Metod: Hastanemizin polikliniklerine tedavi ve takip amac ile baflvuran en az üç ay süre ile mg aras dozlarda aspirin kullanan, baflka antikoagilan veya antiagreganlar kullanmayan hastalar çal flmaya al nm flt r. PFA-100 yöntemi ile kanama zaman -epinefrin ve kanama zaman - ADP ölçümleri yap larak aspirin kullan m n n etkili olup olmad ölçülmüfltür. Bulgular: Çal flmaya al nan 80 hastan n 35 i (% 44) kad n, 45 i (% 56) erkekti (ortalama yafl 63). Bu hastalar n 16 s nda (%20) aspirin direnci saptand. Aspirin direnci saptanan hastalar n 11 i (%69) kad n 5 i (%31) erkekti. Direnç saptanan hastalar n 6 s (%37) 300 mg, 10 u (%63) 100 mg, aspirin kullan yordu, yine 6 s (%37) diabetikti. Sonuç: Hasta populasyonumuzda aspirin direncinin s kl % 20 olarak tespit edildi.kad n hastalarda ve düflük doz aspirin kullananlarda aspirin direnci daha s k görüldü. Aspirin Direncinin Doz ve Cinsiyete Göre Da l m K.z- Epinefrin< K.z- Epinefrin< K.z- Epinefrin> K.z- Epinefrin> %Aspirin % Aspirin 165sn 165sn 165sn 165sn Direnci Direnci Aspirin Dozu Kad n Erkek Kad n Erkek Kad n Erkek 100 mg mg Aspirin direnci dozdan ba ms z olarak kad nlarda erkeklerden daha s k görüldü. Düflük doz Aspirin kullanan kad n hastalarda (100 mg) aspirin direnci en yüksekti (%42). K.z= kanama zaman. P-42 KRON K TOTAL OKLÜZYONDA PLAZMA HOMOS STE N DÜZEY N N KOLLATERAL OLUfiUMU ÜZER NE ETK S Nurten Sayar, Sait Terzi, Tamer Akbulut, Tuba Bilsel, Mehmet Ergelen, Nazmiye Çakmak, Lütfü Orhon, fiennur Ünal Day, smail Erdem, Arda fianl, Emine Çakçak, Kemal Yeflilçimen Siyami Ersek Hastanesi, stanbul Amaç: Homosistein, sülfür içeren bir aminoasit olup methionine sentezinde yer almaktad r. Yap lan in-vitro ve in-vivo çal flmalar homosisteinin anjiyogenezi olumsuz yönde etkiledi ini göstermifltir. Bu çal flman n amac kronik total oklüzyonu olan tek damar hastalar nda plazma homosistein düzeylerinin kollateral oluflumu üzerine etkisini araflt rmakt r. Yöntem: Çal flma Nisan Ocak 2004 tarihleri aras nda gerçekleflmifltir. Koroner anjiyografiye herhangi nedenle refere edilen hastalar s ras yla çal flmaya al nm flt r. Çal flmaya al nma kriterleri: Tek damar total oklüzyon olmas, di er damarlarda % 50 ve üzeri darl k olmamas d r. Kreatinin > 1,5 mg/dl üzeri olan hastalar, 3 ay öncesinden daha k sa sürede miyokard infarktüs öyküsü olan hastalar ve ventrikülografide ejeksiyon fraksiyonu %40 ve alt nda olan hastalar çal flmaya al nmad. Tüm hastalardan açl k venöz kan al n p, plazma - 20 derecede sakland. Rentrop s n flamas na göre 0 ve 1 kötü kollateral, 2 ve 3 iyi kollateral olarak grupland r ld. Bulgular: Çal flmaya 13 kad n (%23) olmak üzere toplam 56 hasta al nd. Yafl aral idi. yi kollateral grubunda 35 vaka bulunurken, kötü kollateral grubu 21 vakadan oluflmaktad r. Her iki grubun demografik özellikleri benzer olup arada istatistiksel anlaml fark bulunmam flt r. Plazma homosistein düzeyleri normal koroner arterlere sahip kontrollerde 8.6±3.27 mol/l iken, koroner arter hastalar nda 19.03±14.37 mol/l bulundu. Aradaki fark anlaml idi (p=0.017). Plazma homosistein düzeyi kötü kollateral grupta 17.9±13.81 mol/l iken iyi kollateral grupta 16.01±9.87 mol/l olup arada anlaml fark bulunmam flt r (p=ns). Sonuç: Plazma homosistein düzeyleri iyi kollateral veya kötü kollateral oluflan tek damar total oklüzyonlarda benzer bulunmufltur. Plazma homosistein düzeyinin kollateral oluflumu üzerine olumsuz etkisi bulunmamaktad r. P-43 ST ELEVASYONSUZ AKUT KORONER SENDROMLARDA ARTMIfi TROPON N-I DÜZEYLER N N SOLUBLE P-SELEKT N LE L fik S Mustafa Yaz c, Sabri Demircan, Kenan Durna, Mahmut fiahin Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Samsun Amaç: Bu çal flman n amac, ST elevasyonsuz akut koroner sendromlu (NSTE-AKS) hastalarda yüksek troponin-i seviyelerinin koagulasyon aktivasyonu ile iliflkisini ve soluble P-selektin (sp-selektin) düzeylerinin bu süreçteki rolünü araflt rmakt r. Metod: Çal flmaya, NSTE-AKS ile baflvuran 202 ard fl k hasta al nd. Baflvuruda, troponin-i, sp-selektin, vwf, fibrinojen, plazminojen, PAI-1 ve t-pa düzeyleri ölçüldü. Troponin-I düzeyi 0.2 ng/ml nin alt ndaki 129 hasta troponin negatif, 0.2 ng/ml ve üzerindeki 73 hasta troponin pozitif olarak grupland r ld. Koroner anjiyografi ve Gensini skoru ile koroner arter hastal n n fliddeti belirlendi. Bulgular: Soluble P-selektin düzeyleri; troponin pozitif hastalarda daha yüksekti (p<0.001) ve troponin düzeyleri ile pozitif yönde anlaml olarak iliflkiliydi (r=0.313, p<0.005). Troponin pozitif hastalarda fibrinojen (p<0.001), plazminojen (p<0.001) ve PAI-1 (p<0.026) düzeyleri troponin negatif gruba göre yuksek, t-pa (p<0.013) düzeyleri ise daha düflük olarak saptand. Bu göstergelerin hepsi sp-selektin düzeyleri ile anlamli derecede iliflkili bulundu. (p<0.001) vwf düzeyleri (p=0.379) ve Gensini skoru (p=0.107) ise her iki grupta benzer bulundu. Troponin pozitif grupta sp-selektin düzeyleri ile Gensini skoru aras nda güçlü bir iliflki varken, (p=0.004), bu iliflki Tn-I negatif grupta daha az belirgindi. (p=0.047). Regresyon analizinde spselektin düzeylerinin Tn pozitifli inin ba ms z bir =0,295, OR=1.05, pprediktörü oldu u saptand.(<0.001). Sonuç: Bu çal flman n bulgular, NSTE-AKS hastalardaki troponin-i art fl nda, yüksek plazma soluble P-selectin seviyelerinin rolü oldu unu düflündürmektedir. P-44 KARARSIZ ANG NALI HASTALARDA KAN LEPT N SEV YELER TROPON N DÜZEYLER YLE L fik L M D R? Mustafa Gür, Abdurrahman O uzhan, Mustafa Çal flkan, brahim Özdo ru, Ali Gül, brahim Gül, Hüseyin Katlandur, Yücel Y lmaz, Ramazan Topsakal, Nihat Kalay Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kayseri Girifl ve Amaç: Troponin pozitifli inin karars z anjinal hastalarda yüksek riskli olgular belirlemede önemli oldu u çeflitli çal flmalarda gösterilmifltir. Troponin pozitif olan hastalar n erken giriflimsel tedavi aç s ndan de erlendirilmesi gerekmektedir. Çal flmam z n amac karars z anjinal hastalarda leptin seviyeleriyle troponin iliflkisini araflt rmakt r. Materyal ve Metod: Çal flmaya karars z anjina tan s yla 79 hasta (21 bayan, 58 erkek, yafl ortalamalar 60±16), 50 sa l kl kontrol grubu (25 erkek, 25 kad n, yafl ortalamalar 54±17) al nd. Hastalar n koroner arter hastal tan s koroner anjiografi ile do ruland. Kontrol grubu koroner anjiyografileri normal olan bireylerden seçildi. Hastalardan yat fl n n ikinci gününde 12 saat açl takiben sabah leptin ve CRP için kan örnekleri al nd. Hastalar n vücut kitle indeksleri ve risk faktörleri kaydedildi. Bulgular: Vücut kitle indeksine, yafla ve cinsiyete göre düzeltilmifl leptin seviyeleri karars z anjina grubunda kontrol grubuna göre anlaml olarak daha yüksek bulundu (p<0.05, karars z anjina leptin=31.9 ± 3.4ng/ml, kontrol grubu leptin= 7.9 ± 4.5 ng/ml). Troponin pozitifli i ile leptin seviyeleri aras nda anlaml pozitif iliflki bulundu (r=+0.450, p<0.05). Sonuç: Karars z anjinal hastalarda leptinin troponin ile anlaml iliflkisi leptinin de troponin gibi koroner arter hastal için yüksek riskli hastalar belirlemede bir belirteç olabilece ini düflündürmektedir. 461

12 ve Dislipidemi P-45 AÇLIK NSÜL N DÜZEY VE NSÜL N D RENC N N D YABET K OLMAYAN HASTALARDA KORONER ARTER HASTALI I LE L fik S Mesut Demir, Yurdaer Dönmez, Mehmet Kanadafl, Murat Sert*, Mahir Avkaro ullar, Onur Akp nar, Murat Çayl, Ayhan Usal Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, çhastal klar Anabilim Dal *, Adana Amaç: Açl k insülin düzeyi ve insülin direnci ile koroner arter hastal (KAH) aras ndaki iliflki hakk nda çeflitli görüfller bulunmaktad r. Baz yazarlar insülin düzeyi yüksekli i ve insülin direncinin metabolik sendrom faktörleri ile birlikte bulundu unda KAH geliflimini h zland rd n bildirmektedirler. Çal flmam z n amac diyabetes mellitusu (DM) olmayan hastalarda plazma insülin düzeyi ve insülin direncinin KAH üzerindeki etkisinin araflt r lmas d r. Yöntemler: Gö üs a r s flikayeti ile klini imize baflvuran ve elektif koroner anjiyografi yap lan 95 hasta çal flmam za dahil edildi. Hastalar KAH ve metabolik sendromu (MS) olmayan 26 hasta (Grup I), KAH olan, MS u olmayan 41 hasta (Grup II) ve hem KAH hem de MS u olan 28 hasta (Grup III) olarak 3 gruba ayr ld. Tüm olgular n koroner arter hastal risk faktörleri sorguland, metabolik sendrom varl araflt r ld. 12 saatlik açl k sonras venöz kandan kan flekeri, total kolesterol (TK), LDL kolesterol (LDL-K), HDL kolesterol (HDL-K), trigliserid (TG) ve insülin düzeyleri ölçüldü. HOMA formülü ile insülin direnci hesapland. Epikardiyal arterlerde %50 ve üzeri darl k olmas KAH olarak kabul edildi. Bulgular: Hipertansiyon s kl grup III te di er iki gruptan daha fazlayd (p<0.05). Aile öyküsü varl da grup II ve III te daha yüksek bulundu (p<0.05). Trigliserid, insülin düzeyi, insülin direnci ve TK/HDL-K oran grup III te di er iki gruba göre daha fazla saptand (p<0.05). HDL kolesterol düzeyi ise bu grupta daha düflük olarak bulundu (p<0.05). Koroner arter hastal aç s ndan tek ve çok de iflkenli regresyon analizi yap ld nda ise insülin düzeyi ve direncinin gruplar aras nda farkl olmad saptand. Sonuç: Plazma insülin düzeyi yüksekli i ve insülin direnci koroner arter hastal geliflimi için ba ms z bir risk faktörü olarak ele al nmamaktad r. Metabolik sendrom parametreleri varl nda koroner arter hastal geliflimini h zland rd klar bilinmektedir. P-46 METABOL K SENDROM LU HASTALARDA YAVAfi KORONER KAN AKIMIN THROMBOLYSIS IN MYOCARDIAL INFARCTION (TIMI) FRAME SAYISI LE DÖKÜMENTASYONU Ayfle Saatçi Yaflar, Hasan Turhan*, Ali R za Erbay, Asuman Biçer, Hatice fiaflmaz, Ertan Yetkin* Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara nönü Üniversitesi Turgut Özal T p Merkezi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Malatya* Amaç: Metabolik sendrom glikoz ve insülin metabolizma bozuklu u, afl r kilo, santral obezite, hafif dislipidemi ve hipertansiyon gibi çok say da koroner arter hastal için risk faktörü tafl maktad r. Metabolik sendroma efllik eden kardiyovasküler risk faktörlerinin ço u endotel disfonksiyonu ile iliflkilidir. Endotel epikardiyal ve mikrovasküler düzeyde koroner vasküler tonusun düzenlenmesinde önemli rol oynar. Thrombolysis In Myocardial Infarction (TIMI) frame say s koroner kan ak m n kantitatif olarak de erlendirmek için basit bir klinik yöntemdir. TIMI frame say s ile hesaplanan koroner ak m h zlar n n flowire kateter ile ölçülen de erlerle korelasyon gösterdi i bildirilmifltir. Bu çal flmada amac m z angiografik olarak normal koroner arterlere sahip metabolik sendrom lu hastalarda TIMI frame say s yöntemiyle koroner kan ak m h zlar n de erlendirmekti. Yöntemler: Çal flmaya angiografik olarak normal koroner arterlere sahip ve metabolik sendrom tan s konmufl 42 hasta (13 erkek, 29 bayan, ortalama yafl=49±7 y l) ve angiografik olarak normal koroner arterlere sahip metabolik sendromu bulunmayan 42 birey (16 erkek, 26 bayan, ortalama yafl= 49±6 y l) dahil edildi. Metabolik sendrom tan s ATP III kriterlerine göre konuldu. Çal flmaya dahil edilen tüm bireylerin her üç majör epikardiyal koroner artere ait koroner ak m h zlar TIMI frame say s metodu kullan larak hesapland. Bulgular: Hasta ve kontrol grubu aras nda yafl ve cinsiyet yönünden fark yoktu (p>0.05). Metabolik sendromu bulunan gruba ait TIMI frame say lar metabolik sendromu bulunmayan grupla karfl laflt r ld nda istatistiksel olarak anlaml düzeyde daha yüksek bulundu (tablo). Sonuç: Biz bu çal flmada angiografik olarak normal koroner arterlere sahip metabolik sendromu bulunan hastalar n, metabolik sendromu bulunmayan kontrol bireyleriyle karfl laflt r ld nda daha yavafl koroner kan ak ma sahip olduklar n TIMI frame say s tekni ini kullanarak gösterdik. Endotel özellikle mikrovasküler düzeyde koroner vazomotor tonusu ayarlayarak koroner kan ak m h z n tayin eder. Metabolik sendrom lu hastalarda angiografik olarak normal koroner yap ya karfl l k yavafl koroner ak m n varl mikrovasküler düzeyde endotel hasar ve disfonksiyonunun bir göstergesi olabilir. Tablo. TIMI frame say lar n n karfl laflt r lmas Kontrol grubu Metabolik sendrom p LAD 25±7 35±7 <0.001 LCx 25±7 32±9 <0.001 RCA 24±5 31±9 <0.001 LAD: Sol ön inen koroner arter, LCx: Sol sirkümfleks arter, RCA: Sa koroner arter P-47 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜNDE REPERFÜZYON LE HEMATOLOJ K PARAMETRELER ARASINDA L fik VAR MI? Merih Baykan, Cihan Örem, smet Durmufl, Mehmet Küçükosmano lu, Turan Erdo an, Elif Akdo an*, fiükrü Çelik Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi*, Trabzon Amaç: Çal flmam zda ST segment elevasyonlu akut miyokard infarktüsü (AM ) tan s alarak fibrinolitik tedavi uygulanan hastalarda, reperfüzyon gözlenen ve gözlenmeyen gruplar aras nda plazma antitrombin III, doku plazminojen aktivatörü (TPA), plazminojen aktivatör inhibitör-1(pa -1), von Willebrand faktörü (vwbf), protein C düzeyleri bak m ndan farkl l k olup olmad n araflt rd k. Yöntem: Çal flmaya AM tan s ile koroner yo un bak m ünitesine kabul edilen, yafl ortalamas 58±10 olan, 61 erkek, 9 kad n toplam 70 hasta al nd. Hastalar n tümüne fibrinolitik tedavi uyguland. Reperfüzyon kriteri olarak: dk da toplam ST segment yükselmesinin %50 düzeyinde rezolüsyon göstermesi. 2. CK n n 12 saatte pik yapmas. 3. CK-MB, Troponin T veya miyoglobinin 60. dk daki de erinin, bazal de ere göre 5 düzeyinde olmas. 4. A r n n tamamen geçmesi kullan ld. ki kriterin mevcudiyeti reperfüzyon lehine de erlendirildi. Hastalar reperfüzyon gözlenen (grup I) ve gözlenmeyenler (grup II) olmak üzere 2 gruba ayr ld. Tüm hastalardan fibrinolitik tedavi sonras al nan venöz kandan antitrombin III, TPA, PA -1, vwbf ve protein C düzeylerine bak ld. Bulgular: Grup I de; yafl ortalamas 58±9 olan, 31 i erkek, 7 si kad n toplam 38, grupii de; yafl ortalamas 58±11 olan, 30 u erkek, 2 i kad n toplam 32 hasta vard. Gruplar aras nda yafl, cinsiyet, hipertansiyon, sigara kullan m, diabetes mellitus, aile öyküsü, hiperlipidemi, AM lokalizasyonu, verilen fibrinolitik tedavinin çeflidi, fibrinolitik tedavi verilene kadar geçen süre bak m ndan farkl l k yoktu (p>0.05). Antitrombin III düzeyi grup I de 30,7±7 mg/dl, grup II de 33±8 mg/dl (p>0.05), TPA düzeyi grup I de 14,4±5 ng/ml, grup II de 3,8±6 ng/ml (p>0.05), PA -1 grup I de 30,4±10 ng/ml, grup II de 27,6±9 ng/ml (p>0.05) olarak bulundu. vwbf faktör düzeyi ise grup I ve grup II de s ras yla %118,2±35, %108±27 (p>0.05), protein c düzeyi ise grup I ve grup II de %96,7±32 ve %109,5±34 (p>0.05) olarak tespit edildi. Gruplar aras nda bak lan parametreler bak m ndan anlaml farkl l k gözlenmedi. Sonuç: Akut miyokard infarktüsü sonras fibrinolitik tedavi uygulanan hastalarda, antitrombin III, TPA, PA -1, vwbf, protein C düzeyleri reperfüzyon gözlenen ve gözlenmeyen hastalar aras nda farkl bulunmad.bu durum hasta say s n n azl ile ilflikili olabilir. Daha fazla say da hasta ile yap lan çal flmalara ihtiyaç vard r. P-48 PER ODONTAL HASTALIKLAR LE KORONER ARTER HASTALI ININ YAYIGINLI I ARASINDA B R L fik VAR MI? Osman Yeflilda, Diyar Köprülü, Murat Meriç, Zeydin Acar, Gökhan Aç kgöz Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi, Samsun Amaç:Periodontal hastal klar (PH) ve difl kayb koroner arter hastal n n (KAH) risk faktörleri aras nda say lmaktad r. Bu çal flman n amac koroner arter hastal yayg nl yla periodontal hastal klar aras ndaki iliflkiyi araflt rmakt. Metod: Gö üs a r s ile baflvurup tan amac yla koroner anjiografi yap lan hastalardan koroner damar lezyonu saptanan 50 hasta ve 18 sa l kl birey periodontal hastal klar aç s ndan karfl laflt r ld. KAH hastal yayg nl gensisni skoruyla de erlendirildi. Tüm hastalar n kontrol grubu dahil fizik muayenesi, rutin laboratuar testleri ve periodontal muayenesi yap ld. Periodontal parametrelerden plak indeksi(p ), gingiva indeksi (G ), cep derinli i (CD) ve klinik attachment (KAS) seviyeleri hasta ve kontrol grubunda ayr ayr de erlendirildi. Bulgular: KAH olan hastalarda kontrol grubuna göre cep derinli i daha fazla saptand (p=0,02). KAH yayg nl ve PH aras nda korelasyon bulunmad (p=0,2). KAH ile difl say s aras nda korelasyon bulunmad (p=0,25). PH da inflamasyon markerinden P ile HDL aras nda güçlü ters korelasyon saptand (R=0,08, p<0,001). Sonuç: Çal flmam zda KAH ile PH aras nda iliflki saptand ancak koroner aterosklerozun fliddetiyle korelasyon bulunamad. Periodontal inflamasyon markerlerinden P ile HDL aras nda güçlü ters korelasyon saptand. Tablo 1. Dental parametrelere göre hasta grubuyla kontrol grubu aras ndaki karfl laflt rma.(cd:cep derinli i) Kontrol Tek damar 2 damar 3 damar grubu hastal hastal hastal P Difl say s <15 1 (9.1%) 8(72.7%) 1(9.1%) 1(9.1%) 0,2 Difl say s >15 16(28.6%) 24(42.9%) 13(23.2%) 4(6%) 0.2 CD 2,22±0,11 2,67±0,14(3 grubun ortalamas - - <

13 ve Dislipidemi P-49 BETA-BOKER TEDAV LE ANJ YOGRAF K VE KL N K DÜZELME SA LANAN M YOKARD YAL KÖPRÜLEME VAKASI Fehmi Mercano lu, Oya Yönal*, Mehmet Meriç stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, ç Hastal klar Anabilim Dal *, stanbul Girifl ve Amaç: Miyokardiyal veya müsküler köprüleme ('bridge') koroner iskemisinin nadir sebeblerindendir. Ciddi iskemisi olan hastalarda cerrahi veya perkütan stent giriflimlerinin faydal olabildikleri bildirilmektedir. Miyokardiyal 'bridge' sebebiyle ciddi koroner iskemisi bulunan ve bu nedenle invazif tedavi giriflimi planlan rken beta-bloker tedavi ile klinik ve anjiyografik olarak belirgin düzelme sa lanan vaka sunulmaktad r. Vaka: Ellibefl yafl ndaki kad n hasta 6 ayd r devam etmekte olan tipik efor anginas flikayeti ile müracaat etti. Alt y ld r tip II diyabetes mellitusu ve 5 y ld r hipertansiyonu mevcuttu. ACE- nhibitörü, uzun etkili nitrat, aspirin ve sülfonilüre fleklinde düzenlenen tedaviyi son 5 ayd r uygulamakta idi. Fizik muayenesinde arter bas nc 110/70 mmhg, kalp h z 76/dk bulundu. Biyokimyasal incelemesinde hafif dislipidemi (LDL-K: 108 mg/dl, HDL- K: 38 mg/dl, trigliserid 189 mg/dl) d fl nda özellik yoktu. Egzersiz testinde 4. dakikada V3-6 derivasyonlarda tipik angina ile birlikte 2 mm horizontal ST çökmesi geliflti. Koroner anjiyografide sol ön inen arter (LAD) orta kesiminde %90 darl a yol açan müsküler 'bridge' görüldü. fllem s ras nda verilen V nitrat ile darl k derecesi de iflmedi. Tedaviye beta-bloker (metoprolol 100 mg, PO) ilave edildi. Müsküler 'bridge' geliflen bölgeye stent implantasyonu amac yla 6 gün sonra tekrarlanan koroner anjiyografide LAD arterinde daha önce %90 darl a yol açan 'bridge' bölgesindeki darl n tamamen ortadan kalkt görüldü. ki gün sonra yap lan egzersiz testinde (7.5 dk) angina ve/veya ST çökmesi geliflmedi. Hasta beta-bloker tedavi ve daha önce kulland ilaçlarla takip edilmek üzere hastneden ç kar ld. Alt ay sonra yap lan poliklinik kontrolünde bu süre içinde anginan n olmad anlafl ld. Tekrarlanan egzersiz testi 'negatif' bulundu. Sonuç: Nadir bir iskemi sebebi olan miyokardiyal köprüleme ('bridge') vakalar nda invazif tedavi giriflimleri denenmeden önce beta-bloker tedavi sonuçlar beklenmeli, bu tedavi ile dramatik sonuçlar n al nabilece i hat rlanmal d r. P-50 M YOKARD NFARKTÜS LOKAL ZASYONU LE TROMBOL T K SONRASI ST REZOLUSYONU ARASINDAK L fik Mohammed Habeb, Burçak K l çk ran Avc, Vural Ali Vural, Zeki Öngen stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul Amaç: ST elevasyonlu akut koroner sendrom geçiren hastalara trombolitik uyguland ktan 90 dakika sonras ST rezolusyonu ile infarktüsten sorumlu arterdeki (IRA) TIMI ak m aras ndaki parallel bir korelasyon bulunmaktad r. Miyokard infarktüs sonras nda, IRA'de normal ak m olmas durumunda, fakat ST rezolusyonu olmayanlarda mortalite ve kalp yetersizli i olanalara göre daha s k bilinmektedir. Bu çal flman n amac M geçiren hastalara trombolitik sonras ST rezolusyonu ile M lokalizasyonu aras ndaki fark olup olmad n araflt rmaktad r. Metod: ST elevasyonlu akut koroner sendrom geçiren 75 hastaya trombolitik uyguland, bazal ve trombolitik bitimi 90. dakikada EKG çekildi ve ST rezolusyonu hesapland. ST rezolusyonu > %70 ise tam rezolusyon, %30-70 k sm rezolusyon, < %30 ise rezolusyonsuz yorumland. Sonuç: A r -trombolitik zaman ortalama olarak 245 dakika, 32(%42) hasta anteriyor miyokard infarktüs, 43 (%58) hasta ise inferiyor miyokard infarktüs geçirmifl, tüm hastalarda: tam ST rezolusyonu %44, k sm ST rezolusyonu %39, rezolusyon olmayan ise %17 oranda saptand. Tam rezolusyon inferiyor miyokard infarktüsü geçiren hastalarda (%60), anteriyor miyokard infarktüsü geçiren hastalarda ise (%22) anlamal olarak daha fazlad r (P:0.007) Tablo: M lokal zasyonuna göre ST resolusyon oran. Tart flma: 90 dakika trombolitik sonras ST rezolusyonu inferiyor miyokard infarktüsü geçiren hastalar n, anteriyor miyokard infarktüsü geçiren hastalara göre anlaml olarak daha yüksek bulundu. M lokal zasyonuna göre ST rezolsyon oran ST tam rezolusyon oran nda anlaml olarak inferiyor M geçiren hastalarda daha s kt r <%30 %30-%70 > %70 anteriyor inferiyor total P de eri anlaml de il anlaml de il P-51 AKUT M YOKARD NFARKTÜS LÜ REPERFÜZYON TEDAV S UYGULANAN HASTALARDA GEL fi A RI SÜRES N N ENZ M PROF L VE KL N K SONUÇLAR ÜZER NE ETK S Ahmet Y ld z, Seçkin Pehlivano lu*, Rasim Enar* Özel Gazi Hastanesi Kardiyoloji, stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul* AMI de a r süresi reperfüzyon tedavi stratejisinin belirlenmesinde ve baflar s nda önemli rol oynamaktad r. Bu çal flmada gelifl a r süresinin enzim profili ve hastane içi klinik sonuçlara etkisi araflt r ld. ( n this study we research the effect of presenting angina duration to enzyme profile and clinical outcome) Yöntem (Methods): Gelifl a r süresi (a r bafllang c ndan reperfüzyon tedavisi bafllan ncaya dek olan süre) 180 dk üzerinde olan 84 hasta (grup A) ve a r süresi 180 dk alt nda olan 84 hasta (grup B) olmak üzere toplam 164 hasta çal flmaya dahil edildi. (Study population was composed of 164 patients who presenting angina duration is over the 180 minute (group A=84) and presenting angina duration under the 180 minute (group B=84),) Bulgular (Results): Her iki grupta yafl, cinsiyet ve risk faktörleri benzerdi. ( n two group age, gender and risk factor were similar.) Her iki grup aras nda gelifl fibrinojen ve CRP düzeyleri aç s ndan fark yoktu. 72 saatteki CRP de eri grup A da 9,7 mg/l, grup B de ise 3,6 mg/l idi ve bu fark istatistiksel olarak anlaml bulundu (p=0,001). Gelifl ve 24. saat CPK-MB seviyeleri grup A da 112 U/L ve 287 U/L, grup B de 30 U/L ve 182 U/L olup gruplar aras fark istatistiksel olarak anlaml idi (p=0,07, p=0,01). Grup A da hastane içi ritim ve ileti bozuklu u (%24 ve %17), ABP (%7 ve %0) ve pace maker (%5 ve %0), uygulamas post MI anjina pektoris (%22 ve %19) ve yat fl süresi (9,9 gün ve 9,4 gün) daha fazla olmas na karfl n fark istatistiksel olarak anlaml de ildi. Sol kalp yetmezli i ve/veya kardiyojenik flok grup A da %17, grup B de %0 bulundu (p=0,01). Reinfarktüs, rescue PTCA veya CABG s kl her iki grupta benzerdi. Mortalite A grubunda %5 ve B grubunda %0 idi (p=ad). Sonuç: Reperfüzyon tedavisi uygulanan AM hastalar nda, gelifl a r süresinin uzun olmas CRP düzeylerinin yüksek seyretmesine ve CPK-MB pikinin gecikmesine neden olmaktad r. Bu grupta pompa yetersizli i ön planda olmak üzere hastane içi klinik olay s kl daha fazlad r. P-52 KORONER ATEROSKLEROZ VE AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜNDE ORTALAMA TROMBOS T HACM N N ÖNGÖRÜSEL DE ER Nurcan K l çl Çamur, Refik Demirtunç, Cüneyt Konuralp*, Arzu Eskiser**, Yelda Baflaran*** Haydarpafla Numune E itim ve Araflt rma Hastanesi, 3. Dahiliye Klini i, Siyami Ersek Gö üs, KDC Merkezi, Kalp ve Damar Cerrahisi*, Kofluyolu Kalp E itim ve Araflt rma Hastanesi**, Kofluyolu Kalp E itim ve Araflt rma Hastanesi Kardiyoloji, stanbul*** Amaç: Akut koroner sendromlar n esas sebebi olan intravasküler trombüs oluflumunda trombositlerin önemli rolleri vard r. Trombositlerin hacmi artt kça metabolik ve enzimatik olarak daha aktif olduklar ve trombotik potansiyellerinin artt bilinmektedir. Bu çal flmada, ortalama trombosit hacminin (OTH), koroner ateroskleroz ve akut myokard infarktüsünün (AMI) kabul edilen risk faktörleri aras ndaki yeri ve öngörüsel de eri araflt r lm flt r. Yöntemler: Çal flmaya koroner anjiyografi tetkiki yap lm fl 200 hasta al nd. Kontrol grubu (n=60) gö üs a r s olan, ancak koroner anjiyogramlar normal bulunan hastalardan olufltu. Koroner arter hastal koroner anjiyografi ile gösterilmifl olan hastalar klinik özelliklerine göre dört çal flma grubuna al nd lar: Stabil angina pektoris (SAP) (n=35), anstabil angina pektoris (USAP) (n=35), ST elevasyonlu MI (n=35) ve non-st elevasyonlu MI (n=35). Tüm gruplar afla daki parametreler aç s ndan karfl laflt r ld : Yafl, cinsiyet, sigara kullan m, diyabet, hipertansiyon, aile hikayesi, hasta damar say s, lipid profili, tam kan say m, CK-MB, Troponin I ve OTH. Gruplar aras nda anlaml bulunan faktörler için multiregresyon analizi yap ld. Bulgular: Gruplar aras nda yafl, diyabet, hipertansiyon, ailede iskemik kalp hastal öyküsü, serum trigliserid, total-ldl-vldl-hdl-kolesterol ve hemoglobin düzeyleri, eritrosit, trombosit say s ve hematokrit de erleri, anjiyografide aterosklerotik lezyon saptanan damar say s aç s ndan anlaml bir fark yoktu. Erkek cinsiyet (p<0.01), sigara içimi (p<0.001) ve lökosit say s (p<0.001) AMI olan grupta yüksekti. OTH; AMI grubunda, kontrol (p<0.001), SAP (p<0.05), USAP (p= 0.05) gruplar na göre ve anjiyografide damar lezyonu olan gruplarda olmayanlara göre (p<0.001) yüksekti. AMI aç s ndan anlaml bulunan faktörler bir arada de erlendirildi inde; yüksek OTH ( 12fL) ve lökosit say s, ba ms z birer risk faktörü olarak saptand. Yüksek OTH ile CK-MB ve Troponin I pozitifli inin, AMI nü belirlemede spesifiteleri s ras yla %87, %87 ve %70 olarak saptand. Sonuç: Çal flmam z, yüksek OTH n n koroner ateroskleroz ve AMI n n öngörülmesinde güvenilir bir marker oldu unu göstermifltir. Özellikle ortalama trombosit ömrünün 7-11 gün oldu u göz önünde bulundurulursa, OTH`nin akut koroner sendromlar n öngörülmesinde ekstra avantaj oldu u ileri sürülebilir. Basit, ucuz, pratik ve hemen her laboratuarda yap labilen bir tetkik oldu u için OTH nin konvansiyonel risk faktörleri aras na al nmas n ve özellikle tercih edilen bir parametre olarak kabul edilmesini öneriyoruz. 463

14 ve Dislipidemi P-53 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜ GEÇ REN HASTALARDA N-ASET L S STE N N OKS DAT F STRES VE QT D SPERS YONU ÜZER NE ETK S Tunay fientürk, Dilek Yeflilbursa, Osman Ak n Serdar, Zehra Serdar*, Saim Sa, Jale Cordan Uluda Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Biyokimya Anabilim Dal *, Bursa Amaç: skemi ve reperfüzyon s ras nda reaktif oksijen ürünlerinin afl r üretimi, erken aritmileri içeren doku hasar na yol açmaktad r. Çeflitli çal flmalarda, antioksidanlar n iskemi-reperfüzyon hasar ndaki yararl etkileri oldu u bildirilmifltir. QT dispersiyonu bölgesel repolarizasyon farkl l klar n gösteren invaziv olmayan bir belirteç olarak kullan lmaktad r. Çal flman n amac, miyokard infarktüsünde ek tedavi olarak, N-asetil sisteinin (NAS) malondialdehid (MDA) düzeyleri ile saptanan oksidatif stres, infarkt büyüklü ü ve QT dispersiyonu üzerine olan etkisinin de erlendirilmesidir. Yöntemler: Akut miyokard infarktüsü geçiren hastalar, streptokinaz ile birlikte 24 saatte 15 gram N-asetil sistein alanlar ve almayanlar fleklinde iki gruba ayr ld. Biyokimyasal parametelerin ölçümü için seri olarak al nan periferik venöz kan örnekleri kullan ld. Kabulde, 4 saatte ve 24. saatte plazma malondialdehid düzeyleri ölçüldü. Tüm hastalar n bafllang çta, 4. ve 24. saatte 50 mm/sn ile elektrokardiyografileri çekilerek QT dispersiyonlar ve Bazzet formülü ile h z göre düzeltilmifl QT dispersiyonlar hesapland. Bulgular: Hastalar n yafl, cinsiyet, infarkt lokalizasyonu, trombolize kadar geçen süre, pik kreatin kinaz düzeyleri ile ald klar tedaviler aras nda farkl l k yoktu. N-asetil sistein alan ve almayan hastalarda 1 ve 4. saatte maksimum ve minimum QT ve QTc süreleri aç s ndan fark saptanmad. Sadece 24. saatte NAS alan hastalarda h za göre düzeltilmifl QT dispersiyonu (36.6±8.3 msn), NAS almayan hastalara (46.1±17.7 msn) göre anlaml olarak daha düflüktü (p=0.03). 24 saatte maksimum ve minimum QT ve QT dispersiyonu de erleri her iki grupta istatistiksel aç dan anlaml farkl l k göstermedi. Kabulde plazma MDA düzeyleri her iki grupta farkl de ildi. N-asetil sistein ile tedavi edilen hastalarda, plazma MDA düzeyleri azal rken, NAS ile tedavi edilmeyen hastalarda, plazma MDA düzeyleri 4. saat ve 24. saatte art fl gösterdi (s ras yla p<0.01 ve p<0.001) (Tablo-1). Her iki grupta CK-MB düzeylerine göre infarkt alan nda azalmay gösteren bir bulgu saptanmad. Sonuç: Streptokinaz ile birlikte NAS kullan m n n akut miyokard infarktüsü geçiren hastalarda anlaml olarak oksidatif stresi azaltt ve 24. saatte QTc dispersiyonunda azalmaya yol açt ispatlanm flt r. Tablo 1. Malondialdehid düzeylerinin karfl laflt r lmas NAS ile tedavi edilen NAS ile tedavi edilmeyen hastalar (n=11) hastalar (n=11) Kabul (nmol/ml) 0.99± ±0.37 * 4.saat (nmol/ml) 0.86±0.31 ** 1.04±0.36 ** 24.saat (nmol/ml) 0.66±0.27 *** 1.1±0.35 *** NAS: N-asetil sistein * : p>0.05, kabulde gruplar aras karfl laflt rmalar için ** : p<0.01, Kabul ve 4. saat aras nda grup içi karfl laflt rmalar için *** : p<0.01, Kabul ve 24. saat aras nda grup içi karfl laflt rmalar için P-55 NSÜL NE BA IMLI OLMAYAN D YABETES MELL TUS LU HASTALARDA M KROALBÜM NÜR LE SOL VENTR KÜL FONKS YONLARI VE EFOR TEST NDE SAPTANAN SKEM ARASINDAK L fik N N DE ERLEND R LMES M. K l çgedik, S. Aytekin, V. Aytekin, Z. D. Ersoylu, I.C.C Demiro lu Kadir Has Üniversitesi T p Fakültesi, Florence Nightingale Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul Girifl ve amaç: Koroner arter hastal (KAH) riski, diyabetes mellitus (DM) lu hastalarda çok yayg nd r ve en s k ölüm nedenidir. DM lu hastalarda KAH genellikle asemptomatiktir. Yüksek riskli DM lu hastalar, tam olarak gösterecek, bir belirleyiciye ihtiyaç vard r. Kardiyovasküler olaylarda, ba ms z bir risk faktörü oldu u düflünülen, mikroalbüminüri (MA) üzerinde yo unlafl lm flt r. Biz de çal flmam zda, insüline ba ml olmayan diyabetes mellitus (NIDDM) lu hastalarda MA ile sol ventrikül (SV) fonksiyonlar ve efor testinde saptanan iskemi aras ndaki iliflkiyi araflt rmay amaçlad k. Gereç ve Yöntem: Yafllar aras nda, yafl ortalamas 62,78±7,22 olan, 35 yafl ndan sonra bafllayan DM u olan ve befl y ldan daha uzun süre insülin kullanmayan, kardiyak aç dan asemptomatik, 50 NIDDM lu hasta çal flmaya al nd. Hastalar n 36 (%72) s kad n, 14 (%28) ü erkekti. Her hastada iki farkl güne ait, sabah saat 8:00 den ertesi sabah 8:00 e kadar olan 24 saatlik, iki ayr idrar örne inde MA bak ld. Tüm hastalara ekokardiyografi yap larak, SV fonksiyonlar ve egzersiz efor testi yap larak iskemi araflt r ld. Bulgular ve Sonuç: MA düzeyi 30 mg üzerinde olan [MA (+)] hastalarla, 30 mg n alt nda olan [MA (-)] hastalar, SV fonksiyonlar aç s ndan karfl laflt r ld nda; SV sistolik fonksiyonlar ve diyastolik fonksiyonlar aç s ndan iki grup aras nda, istatistiksel olarak anlaml fark saptanmad (p=0.24). Fakat iskemi aç s ndan karfl laflt r ld nda; MA (+) olan hastalarda iskemi oran %75, MA (- ) olan hastalarda ise %31,6 olarak saptand. Bu sonuç istatistiksel olarak ileri derecede anlaml bulundu (p=0.01). Sonuç olarak, çal flmam zda; MA(+) li i olan hastalarda, efor testi pozitifli inin daha s k oldu unu saptad k. MA; yüksek riskli grubu belirlemek için, geleneksel risk faktörleri ile birlikte kullan labilir. P-54 ST SEGMENT ELEVASYONLU M YOKARD NFARKTÜSÜNDE, YÜKSEK DOZ IV ENOKSAPAR N UYGULAMASI Asife fiahinarslan, Yusuf Tavil, Fadime fiimflek, Sedat Türko lu, R dvan Yalç n, Atiye Çengel Gazi Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Amaç: Son dönemde yap lan çal flmalarda fibrinolitik tedaviye ek olarak enoksaparin tedavisinin, standart heparin kadar etkili oldu u, hatta uzun dönemde klinik sonuç üzerine daha olumlu etkilere sahip oldu u gösterilmifltir. Ancak baz çal flmalarda, istatistiksel olarak belirgin olmasa da fibrinolitik ve antiagregan tedaviye ek olarak enoksaparin verilen hasta gruplar nda, fraksiyone olmayan heparin verilenlere göre daha yüksek kanama oran saptanm flt r. Biz bu çal flmada klini imize akut miyokard infarktüsü ile baflvuran, fibrinolitik ve antiagregan tedaviye ek olarak yüksek doz v enoksaparin verilen hastalarda kanama komplikasyonlar nda art fl olup olmad n araflt rmay amaçlad k. Yöntem: Klini imize akut ST segment elevasyonlu miyokard infarktüsü tan s ile kabul edilen ve yüksek doz v enoksaparin uygulanan 57 hastan n klinik seyri retrospektif olarak incelendi. Hastalara geliflte 1mg/kg olacak flekilde enoksaparin(iv) yap lm flt. 12 saat sonra 1 mg/kg (sc) günde 2 kez olmak üzere enoksaparin tedavisine devam edilmiflti. Koroner anjiografi yap lan 49 hastan n anjiografileri izlenerek, koroner arterlerdeki aç kl k oran TIMI klasifikasyonuna göre de erlendirildi. Bulgular: Fibrinolitik tedaviye ek olarak yüksek doz IV enoksaparin uygulanan 57 hastan n ( 10 kad n, 47 erkek) 24 üne streptokinaz, 33 üne t-pa uygulanm flt. Hastalardan 20 si akut anterior miyokard infarktüsü tan s ile, 37 si anterior olmayan miyokard infarktüsü tan s ile klini imize kabul edilmiflti. Hastalar n yafl ortalamas 54.0 (maksimum 75, minimum 33) idi ve 20 sinde hipertansiyon öyküsü mevcuttu. Ortalama hastanede kal fl süresi 5.7 gün bulundu. Hastalardan 52 sinde fibrinolitik tedavi sonras EKG de ST segment resolüsyonu saptand (%92.9). 3 hastada ST segment resolüsyonu sa lanamazken (%5,2); 2 hastada geç resolüsyon (%3.5) izlendi. Koroner anjiografi yap lan 49 hastadan 30 unda TIMI 3 ak m (%61.2), 15 inde TIMI 2 ak m (%30,6), ve 4 ünde TIMI 0 ak m (%8,1) izlendi. 57 hastadan hiçbirinde TIMI kanama klasifikasyonuna göre major kanama ortaya ç kmam flt. 6 hastada minör kanama (2 gastrointestinal kanama, 2 makroskopik hematüri, 2 kas kta hematom) izlendi (%10,5). Sonuç: Klini imize baflvuran hastalarda elde etti imiz sonuçlar, fibrinolitik tedaviye ek olarak yüksek doz IV enoksaparin uygulanan 75 yafl n alt ndaki hastalarda, kanama riskinin beklendi i kadar yüksek olmad n göstermifltir. Yüksek doz IV enoksaparin uygulanan hastalarda ST segment resolüsyonu ve infarktan sorumlu koroner arterdeki TIMI aç kl k oran bilinen de erlerden daha iyi bulunmufltur. P-56 ORTALAMA TROMBOS T HACM (MPV) M YOKARD NFARKTÜSÜ Ç N B R R SK FAKTÖRÜ MÜ? Ahmet Uluda, Bülent Ça lar, Müjdat Batur Canöz, Betül Canöz*, Habip Gedik SSK stanbul E itim Hastanesi, stanbul stanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul* Girifl: Koroner arterdeki aterosklerotik plak rüptürü sonras görülen MI üne yol açan trombüs formasyonunda, trombositler oldukça önemli rol oynarlar. Ortalama trombosit volümünün (MPV) yüksekli i daha reaktif ve büyük trombositlerin varl n gösterir buda miyokard infarktüsü (MI) için bir risk faktörü olabilir. Trombosit hacmi ne kadar büyükse trombositler hemostatik olarak o kadar aktiftir. Koroner arterde bafllang çta oluflan bir plak rüptürü ve damar duvar ndaki trombojenik materyalin trombositlerle temas trombüs oluflumunu presipite eden faktör olabilir. Pla n protrombotik meyili ne olursa olsun, daha büyük ve daha reaktif trombositlerin trombüs oluflumu ve geliflimine katk s olas l vard r. Bu çal flman n amac ; trombosit fonksiyonlar n n basit ve güvenilir bir parametresi olan ortalama trombosit hacminin (MPV), M ön tan s yla koroner yo un bak m ünitesinde takip edilen hastalardaki de erini araflt rmakt r. Gereç ve Yöntem: Koroner yo un bak m ünitesinde AM tan s yla takip ve tedavi edilen 114 hasta (94 erkek, 20 kad n) ile 61 (33 erkek, 28 kad n) sa l kl kontrol hastas çal flmaya al nd. M tan s tipik gö üs a r s, tipik elektrokardiyografik bulgular ve/ veya enzim yüksekli i (CK-MB) ile konuldu. Akut dönemde baflvuran hastalardan al nan kan örneklerinde, Coulter say c s ile ortalama trombosit hacimleri ve trombosit say s ölçüldü. Hastalar n yafl, cinsiyet ve M lokalizasyonlar göz önüne al nd. ki grup verilerinin istatistiksel de erlendirilmesinde student t testi kullan lm flt r. Bulgular: Koroner yo un bak mdaki erkek hastalar n yafl ortalamas 55,05; bayanlar n ise 64,81 iken kontrol grubundaki bayanlar n yafl ortalamas 53,46; erkeklerin ise 55,79 bulundu. AM geçirmekte olan hastalardaki MPV ortalamas 11,512±1,08 iken sa l kl kontrollerde 10,161±1,08 saptand. ki grubun MPV ortalama de erleri karfl laflt r ld nda istatistiksel olarak anlaml fark bulunmufltur (p=0,0005) AMI hasta grubundaki trombosit say s 215,63±54,427 iken kontrol grubunda 280,34±105,577 bulundu. ki grubun trombosit say lar karfl laflt r ld nda istatistiksel olarak anlaml fark bulunmufltur.(p=0,0005) Sonuç: Yap lan bu çal flmada, myokard infarktüsünün akut döneminde trombosit say s n n düflüklü ü ve yüksek MPV nin pretrombotik durumun bir göstergesi olabilece i saptand. Sonuç olarak düflük trombosit say s ve yüksek MPV myokard infarktüsü için major risk faktörü olabilir. 464

15 ve Dislipidemi P-57 AORTA NT MA-MED A KALINLI ININ TOTAL ANT OKS DAN KAPAS TEYLE L fik S Recep Demirba, Remzi Y lmaz, Durmufl Ünlü, Abdullah Uluçay Harran Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, fianl urfa Girifl ve Amaç: Ateroskleroz koroner damarlar d fl nda di er damarlar da etkileyen sistemik bir hastal kt r. Oksidatif stresin ateroskleroz patogenezinde rol oynamaktad r. Koroner arter hastal olanlar da karotis ve aorta intimamedia kal nl n n ( MK) artt bilinmektedir Total antioksidan kapasite (TAOK) vücudun oksidatif strese karfl tüm antioksidanlar n verdi i cevab tek elde toplayan bir parametredir. Transözofajiyal ekokardiyografi (TEE) yap lan olgularda ile ölçülen aorta MK ile TAOK aras nda korelasyon araflt r ld. Yöntem ve Bulgular: Çal flmaya de iflik nedenlerle TEE yap lan, koroner ve periferik arter hastal, hipertansiyon ve diyabeti olmayan 22 hasta (6 kad n, 16 erkek yafl ortalamas : 56±10 y l) al nd. TAOK ile aorta MK aras ndaki korelasyon Spearman n rho korelasyonu ile de erlendirildi. Aorta MK cm aras nda olup ortalama de eri 0.16±0.09 cm ve total antioksidan kapasite ortalama 1.558±0,326 mm Trolox Equiv./L olup mm Trolox Equiv./L aras nda de iflmekteydi. Aorta MK ile yap lan korelasyonda TAOK hariç di er parametreler ile anlaml korelasyonun olmad Tablo-1 de gösterilmektedir. Sonuç: Total antioksidan kapasite ile aorta MK aras nda negatif bir korelasyon izlenmektedir. TAOK de erleri düfltükçe aorta MK artmaktad r. Tablo 1. ntima-media kal nl ile TAOK ve di er faktörler aras korelasyon de erleri r P Albumin Vitamin B TAOK -0, Ürik asit Total Kolesterol Trigliserid LDL-Kolesterol HDL-Kolesterol Total Bil rubin hscrp P-58 SERUM HOMOS STE N DÜZEY N N ÇOK DAMAR HASTALI I LE L fik S Cenk Conkbay r, Aydan Ongun, Deniz Kumbasar, Eralp Tutar, Çetin Erol, Dervifl Oral Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Amaç: Artm fl serum homosistein düzeyinin koroner ateroskleroz için sadece ba ms z bir risk faktörü olmad, ayn zamanda koroner ateroskleroz miktar ve yayg nl ile de iliflkisinin oldu unu destekleyen veriler mevcuttur. Bu çal flman n amac ; serum homosistein düzeylerinin, çok damar hastal ile iliflkisi olup olmad n n saptanmas d r. Gereç ve Yöntem: Bu amaçla 101 hasta çal flmaya al nd. Koroner anjiyografi yap lan hastalarda, damar tutulumuna gore 3 skor belirlendi. Damar skoru(0-3 puan: 0-3 damar tutulumu), stenoz skoru (0-3 puan: koroner stenoz veya lezyonun yay l m ve stenoz fliddeti; 0:normal, 1: lezyon %50 nin alt nda, 2: darl k %50-75 aras nda, 3: darl k %75 in üzerinde), yay l m skoru (0-3 puan: koroner arterdeki lezyonun, segment tu tulumuna göre puanlanmas ). Bu 3 skorun toplam ndan toplam darl k skoru elde edilmifltir. Verilerin istatistiksel analizi t-testi, Kruskal Wallis, Fisher kesin X2 testi kullan larak yap lm flt r. Bulgular: Tüm hastalar daha önce belirtilen toplam darl k skoruna göre hafif(grup A), orta(grup B) ve a r(grup C) koroner arter hastal olmak üzere 3 gruba ayr ld. Kruskas-Wallis Varyans analizi yöntemi ile 3 grup homosistein düzeylerine göre karfl laflt r ld. Orta (grup B) ve a r (grup C) fliddette koroner arter hastal olan bireylerde, koroner arter hastal fliddeti hafif olan (Grup A) bireylere göre daha yüksek homosistein düzeyleri saptand. Ancak bu farkl l k Kruskas-Wallis Varyans analizi yöntemi ile incelendi inde istatistiksel olarak anlaml bulunmad (Grup A: 13,75 ± mikromol /L, Grup B: 16,97±6,21 mikromol / L, Grup C: 14,82±4,16 mikromol /L, p>0,05). Sonuç: Çal flmam zda çok damar tutulumu ile homosistein düzeyleri aras nda bir iliflki saptanmam flt r. P-59 PR MER H PERKOLESTEROLEM L HASTALARDA FLUVASTAT N 80 MG KONTROLLÜ SALINIM FORMÜLASYONU TEDAV S N N LDL-KOLESTEROL ÜZER NE ERKEN DÖNEMDEK ETK S Bar fl lerigelen, Ya z Üresin 1, Sema Güneri 2, Mustafa fian 3, Ak n Serdar 4, Hakan Kültürsay 5, Sadi Güleç 6, Bülent Boyac 7, Nizamettin Toprak 8, Dilek Ural 9, Vedat Sansoy 10, Mahmut fiahin 11, Emrullah Baflar 13, Aytül Belge 12, Ali Serdar Fak 15, Hasan Hüseyin Telli 15, Hande Pençedemir 16 stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi, Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji ABD, stanbul 1 Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, zmir 2 Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Adana 3 Uluda Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Bursa 4 Ege Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, zmir 5 Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara 6 Gazi Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara 7 Dicle Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Diyarbak r 8 Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kocaeli 9 stanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji Anabilim Dal, stanbul 10 Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Samsun 11 Akdeniz Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Antalya 12 Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kayseri1 13 Marmara Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Altunizade 14 Selçuk Üniversitesi Meram T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Konya 15 Novartis Ürünleri laç Sektörü stanbul 16 Amaç: Fluvastatin 80 mg kontrollü sal n m formulasyonu, etken maddenin karaci ere daha yavafl ama sürekli bir flekilde ulaflmas n ve sistemik ilaç düzeyini yükseltmeksizin hepatik saturasyonu engellemeyi ve lipid parametreleri üzerine daha yüksek etki sa lamay amaçlamaktad r. Lipid profili di er toplumlardan farkl l k gösteren Türk populasyonunda, 12 hafta süreyle uygulanacak olan fluvastatin 80 mg kontrollü sal n m formulasyonu ile tedavinin plazma lipidleri ve inflamasyon göstergeleri üzerine olan etkilerinin de erlendirilece i çal flman n, 2 haftal k tedavi sonras nda LDL-K üzerine olan etkileri sunulmaktad r. Yöntemler: Çok merkezli (16 merkez), aç k ve prospektif olan çal flmaya, primer hiperkolesterolemisi olan ve son 3 ayd r lipid düflürücü ilaç tedavisi almam fl, ATP III kriterlerine uygun 124 hasta (59 erkek, yafl ortalamas 54±10) al nm flt r. Hastalara alt haftal k diyet sonras nda, fluvastatin XL 80 mg/gün tedavi bafllanm flt r. ki haftal k tedavi sonras nda yap lan ara de erlendirmede, primer etkinlik parametresi olan LDL kolesterol düzeylerinin bafllang ca göre de iflim oran olarak belirlenmifltir. Bulgular: Bafllang çta 168±23 mg/dl olan LDL-K düzeyi, 2 haftal k fluvastatin tedavisi sonras nda 101±22 mg/dl olarak ölçülmüfltür ve LDL-K düzeyindeki azalma %38.7±12 olarak bulunmufltur. Hastalar n LDL kolesterol düzeyleri artt kça, bafllang ca göre yüzde de iflimin de anlaml olarak artt saptanm flt r. Tedavi öncesinde LDL- K mg/dl olan hastalarda %35.5, LDL- K mg/dl olan hastalarda %38.5 ve LDL- K mg/dl olan hastalarda % 44.5 olarak azalma oldu u gösterilmifltir. Sonuç: Primer hiperkolesterolemisi olan hastalarda, 2 hafta süreyle uygulanan fluvastatin 80 mg kontrollü sal n m formulasyonu tedavisi, LDL-K düzeyinde erken dönemde etkin azalma sa lamaktad r. Tedavi öncesi LDL-K düzeyi artt kça, fluvastatin tedavisi ile elde edilen yarar artmaktad r. Bu etkinin fluvastatin in kontrollü sal n ml yeni formülasyonundan kaynakland düflünülebilir. 465 P-60 M TRAL DARLI I OLAN KADIN HASTALARDA W LK NS KAPAK SKORU LE L P D PROF L L fik S Mehmet Birhan Y lmaz, Burcu Demirkan, Vedat Çald r, Yeflim Güray, Ümit Güray, Hatice fiaflmaz, fiule Korkmaz Türkiye Yüksek htisas Hastanesi, Kardiyoloji Klini i, Ankara Kapak hastal ile lipid profili aras ndaki iliflki aort darl olan hastalar n kapakç klar n n histopatolojik aç s ndan incelenmesiyle bafllam flt r. Bu incelemelerde subendotelyal dokudaki kal nlaflma, mineralizasyon, lipid birikimi ile beraber olmaktad r. Ard ndan familyal hiperlipidemili hastalarda aort darl n n daha s k ve erken olufltu unun gösterilmesiyle ilgi daha da artm flt r. Ancak mevcut iliflki mitral darl kl (MD) hastalarda de erlendirilmemifltir. Wilkins kapak skoru, özellikle mitral balon valvüloplasti baflar s n ve hasta seçimini belirlemeye yönelik olarak haz rlanm fl ekokardiyografik bir parametredir. Semi kantitatif olarak mitral apparatusu de erlendirir ve puan verir. Bu puanlamada mitral kapakç klar n kal nl, kalsifikasyonu, hareketi ve subvalvüler apparatusun durumu iyiden kötüye do ru dört kademe derecelendirilir. Mevcut durumda mitral kapa n durumunu yans tan bu parametreler t pk aort darl ndaki lipid profiliyle iliflkili olabilir. Materyal&Metot: Ocak 2001-Aral k 2003 aras nda klini imize orta-ciddi MD tan s yla yat r l p ekokardiyografisi yap lan ve Wilkins kapak skoru bildirilen 316 kad n hasta retrospektif olarak de erlendirildi. Önceden lipid düflürücü ajan kulland bilinen hastalar çal flma d fl b rak ld. Bulgular: Ortalama yafl 37±11, ortalama kapak alan 1.1±0.6 cm2, ortalama maksimum ve mean gradientler s ras yla 19±5 mmhg ve 10±3 mmhg ydi. Toplam kapak skoru lipid parametrelerinin hiçbirisiyle korelasyon göstermiyordu. Her bir parametre tek tek de erlendirildi indeyse; mitral kapak kal nl trigliserid ve total kolesterol/hdl oran yla düflük derecede anlaml pozitif korelasyon (r = ve p=0.037 ile r = ve p=0.004), HDL kolesterol ile anlaml negatif korelasyon (r = , p=0.049), subvalvüler appareyin kalitatif derecelendirmesi de trigliserid düzeyi ile anlaml pozitif korelasyon (r = 0.199, p=0.002) göstermekteydi. Mitral kapak skoru 8 ve daha az (Grup 1) ve 8 den fazla (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayr ld nda trigliserid ve HDL kolesterol düzeyleri aç s ndan anlaml farklar izlendi (Tablo 1). Sonuç: Mitral darl olan kad n hastalarda Wilkins kapak skorunun alt unsurlar (kal nl k, kalsifikasyon, subvalvüler aperey) lipid düzeyleri ile korelasyon göstermektedir. Mevcut durum terapötik planda yön göstermeye katk da bulunabilir. Tablo 1. Kapak skoruna göre gruplar Grup 1 Grup 2 p Yafl (y l) 36±11 38±13 AD Kapak alan 1.1±0.6 1±0.1 AD HDL kolesterol 45±13 39± Trigliserid 103±54 128± Total kolesterol 173±38 172±38 AD

16 ve Dislipidemi P-61 AKUT M YOKARD NFARKTÜSÜNDE L POPROTE N (a) REPERFÜZYON L fik S Merih Baykan, fiahin Kaplan, Cihan Örem, Mehmet Küçükosmano lu, Remzi Y lmaz*, Hasan Kasap, Mustafa Gökçe, fiükrü Çelik Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Trabzon Harran Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, fianl urfa* Amaç: Lipoprotein (a) koroner arter hastal için ba ms z risk faktörüdür. Lipoprotein (a) plazminojene yap sal benzerlik göstererek onun yerine fibrine ba lanarak p ht erimesinde gecikmeye neden olur. Çal flmam zda akut miyokard infarktüsü (AM ) geçiren hastalarda, fibrinolitik tedavi sonras reperfüzyon gözlenen ve gözlenmeyen gruplar aras nda lipoprotein (a) düzeyi bak m ndan farkl l k olup olmad n araflt rd k. Yöntem: Çal flmaya AM tan s ile koroner yo un bak m ünitesine kabul edilen, yafl ortalamas 58±10, 51 erkek, 15 kad n toplam 66 hasta al nd. Hastalar n tümüne fibrinolitik tedavi uyguland. Reperfüzyon kriteri olarak: dk da toplam ST segment yükselmesinin %50 düzeyinde rezolüsyon göstermesi. 2. CK n n 12 saatte pik yapmas. 3. CK-MB, Troponin T veya miyoglobinin 60. dk daki de erinin, bazal de ere oran n n 5 düzeyinde olmas. 4. A r n n tamamen geçmesi kullan ld. ki kriterin mevcudiyeti reperfüzyon lehine de erlendirildi. Hastalar reperfüzyon gözlenen (grup I) ve gözlenmeyenler (grup II) olmak üzere 2 gruba ayr ld. Tüm hastalardan fibrinolitik tedavi sonras al nan venöz kandan lipoprotein (a) düzeylerine bak ld. Bulgular: Grup I de; yafl ortalamas 58±9 olan, 22 i erkek, 12 si kad n toplam 34, grupii de; yafl ortalamas 58±10 olan, 20 i erkek, 12 si kad n toplam 32 hasta vard. Gruplar aras nda yafl, cinsiyet, hipertansiyon, sigara kullan m, diabetes mellitus, aile öyküsü, hiperlipidemi, AM lokalizasyonu, verilen fibrinolitik tedavinin çeflidi, fibrinolitik tedavi verilene kadar geçen süre bak m ndan farkl l k yoktu (p>0.05). Total kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol, trigliserid düzeyleri gruplar aras nda benzerdi (p>0.05). Lipoprotein (a) düzeyleri grup I de 18,2±13mg/dl, grup II de ise 22,8±18mg/dl olarak bulundu (p>0.05). Sonuç: Akut miyokard infarktüsü ile baflvurarak fibrinolitik tedavi uygulanan hastalarda, lipoprotein (a) düzeyleri reperfüzyon olan hastalarda daha düflük olsa da bu istatistiksel olarak anlaml düzeye ulaflmad. Bu durum hasta say s n n azl ile iliflkili olabilir. Bu konu ile ilgili daha fazla hasta say s ile yap lm fl çal flmalara ihtiyaç vard r. P-62 ATORVASTAT N N SERUM PARAOXANASE-1 DÜZEYLER NE ETK S : ANT H PERL P DEM K ETK YE LAVETEN ANT OKS DAN ETK Mustafa Kemal Erol, Fuat Gündo du, Fevzi Polat, Engin Bozkurt, Serdar Sevimli, Yekta Gürlertop, Mahmut Aç kel, Mustafa Y lmaz Atatürk Üniversitesi T p Fakültesi Ateroskleroz multifaktöriyel bir hastal kt r. Sigara içimi, diabetes mellitus, LDL-kolesterol yüksekli i, HDL-kolesterol düflüklü ü gibi klasik risk faktörlerine ilaveten son y llarda yap lan çal flmalar düflük serum paraoxanase- 1 (PON-1) aktivitesinin artm fl ateroskleroz riski ile birlikte oldu unu göstermifltir. PON-1 HDL partikülünün üzerinde bulunan ve lipid peroksidaz hidrolize ederek ateroskleroz patogenezinde santral rol oynayan LDLkolesterolün oksidatif modifikasyonunu önleyen bir enzimdir. Bu çal flma hiperkolesterolemili hastalarda atorvastatinin PON-1 düzeyleri üzerine bir etkisi olup olmad n araflt rmak amac ile planland. Yafl ortalamas 59±10 y l olan 14 erkek, 9 kad n toplam 23 hiperkolesterolemik hasta çal flmaya al nd. Serum kolesterol, trigliserid, HDL-kolesterol, LDL-kolesterol, lipoprotein a, apolipoprotein A, apolipoprotein B, fibrinojen ve PON-1 aktivitesi atorvastatin 10 mg/gün tedavisi öncesi ve tedavinin 6. haftas sonunda ölçüldü. PON-1 düzeyi ölçümleri hem bazal hem de 1 M NACL ile stimüle edilerek spektrofotometrik olarak yap ld. Serum kolesterol (283.5±33.8 vs 238.2±32.2 mg/dl, p<0.001), trigliserid (204.3±69.5 vs 181.8±67.5 mg/dl, p<0.01) ve LDL kolesterol (187.6±27.3 vs 156.4±28.4 mg/dl, p<0.001) düzeyleri 6 haftal k atorvastatin tedavisi sonras nda anlaml derecede azal rken, HDL kolesterol (38.1±3.8 vs 40.0±3.2 mg /dl, p<0.05), apolipoprotein A (135.7±25.1 vs 151.4±28.4 mg/dl, p<0.01) anlaml derecede artm fl bulundu. Lipoprotein-a (48.0±45.22 vs 47.9±48.9 mg/dl, p>0.05) ve fibrinojen düzeyleri (323.8±95.2 vs 307.2±71.6 mg/dl, p>0.05) anlaml düzeyde de iflmedi.. Hem bazal (139.7±40.7 vs 166.8±56.2, p<0.001) hem de tuzla stimüle (160.0±45.6 vs 184.6±57.6, p<0.001) serum PON 1 aktivitesi 6 haftal k atorvastatin tedavisi sonras nda anlaml derecede artm fl bulundu. Bu çal flman n sonuçlar atorvastatinin lipid profili üzerine olumlu etkilerinin yan nda serum PON-1 aktivitesini art rarak serum antioksidan kapasitesini art rd n göstermektedir. Bu sonuç statinlerin PON-1 aktivitesine olumlu etkilerinin antiaterosklerotik etkilerine katk da bulunabilece ini düflündürmektedir. P-63 OMEGA-3 YA AS TLER N N HMG-KOA REDÜKTAZ NH B TÖRLER NE LAVE ED LMES YLE L P D PARAMETRELER NDE GÖZLENEN DE fi KL KLER Mehmet Akbulut, Y lmaz Özbay, Ilg n Karaca, Erdo an lkay, Cemal Lüleci, Nadi Arslan F rat Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Elaz Girifl: Ölümcül miyokard infarktüsüne karfl, kalp sa l n n sürdürülmesi ve korunmas nda uzun zincirli, özellikle de omega-3 gibi ya asitlerinin önemli rol üstlendikleri bildirilmektedir. Çal flmam zda hiperlipidemi nedeniyle HMG-KoA redüktaz inhibitörü bafllanan hastalara omega-3 ya asitlerinin ilave edilmesiyle lipid profilindeki de iflikler araflt r ld. Yöntemler: Çal flmaya, hiperlipidemi nedeniyle HMG-KoA redüktaz inhibitörü bafllanmas planlanan toplam 55 koroner arter hastal kl vaka al nd. Daha sonra 4 hafta süreyle hastalar n bir bölümüne (Grup-A, YO:49±5 y l, n:27, 11 kad n) atorvastatin (20 mg/gün), di er bir bölümüne ise (Grup-B, YO:51±9 y l, n:28, 13 kad n) atorvastatin (20 mg/gün) + omega-3 ya asidi (500 mg/gün) verildi. Bu sürecin bitiminde ise, tüm hastalar n total kolesterol (TK), LDL kolesterol (LDL), HDL kolesterol (HDL) ve trigliserid (TG) gibi lipid parametreleri tekrar incelenerek gruplar aras nda fark olup olmad araflt r ld. Bulgular: Gruplar n bazal klinik özellikleri benzerdi (p>0.05). Bununla birlikte takip süresince, Grup-A daki hastalar n TK de %28 (p:0.01), LDL de %35 (p:0.001), TG de %28 (p:0.01) düflme ve HDL de %5 (p:0.067) artma olmas na karfl ; Grup- B deki hastalar n TK de %39 (p:0.001), LDL de %40 (p:0.001), TG de %41 (p:0.001) düflme ve HDL de %19 (p:0.02) artma görüldü (Tablo 1). Tedavi sonras özellikle Grup-B de gözlenen TK ve TG düflme oran Grup-A dan belirgin derecede daha yüksekti (p<0.05). Sonuç: Bu çal flmada, HMG-Ko redüktaz inhibitörlerine omega-3 ya asitlerinin ilave edilmesiyle lipid parametre düzeylerinde beklenen düflüflün daha fazla olabilece i kanaatine var ld. Tablo 1. Gruplar n lipid parametre düzeylerinde meydana gelen de ifliklikler Tedavi Öncesi Tedavi Sonras P De eri Grup-A (n:27) Total kolesterol (mg/dl) 232±35 167± LDL kolesterol (mg/dl) 145±33 95± HDL kolesterol (mg/dl) 37±6 39± Trigliserid (mg/dl) 248±46 178± Grup-B (n:28) Total kolesterol (mg/dl) 239±42 146± LDL kolesterol (mg/dl) 145±37 87± HDL kolesterol (mg/dl) 36±9 43± Trigliserid (mg/dl) 235±41 139± P-64 KORONER ARTER HASTALI INDA TR GL SER D DÜZEYLER NE VER LEN ÖNEM YETERL DE L! Meral Kay kç o lu, Müge Ild zl, Levent Can, O uz Yavuzgil, Cemil Gürgün, Hakan Kültürsay, nan Soydan Ege Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, zmir Epidemiyolojik çal flmalar yüksek plazma trigliserid (TG) düzeylerinin de koroner arter hastal (KAH) riskini art rd n göstermifltir. TG yüksekli inde kullan lan fibratlar n da KAH mortalite ve morbiditesini düflürmede etkin oldu una dair veriler elde edilmifltir. Bu çal flmada KAH'da TG düzeylerine tedavi yaklafl mlar n n düzeyi ve etkinli inin araflt r lmas amaçlanm flt r. Hasta populasyonu, bir üniversite hastanesi kardiyoloji klini ine anjinal yak nmayla baflvuran ve elektif koroner anjiografi amac yla ile son 1 ay içinde yat r larak KAH saptanan ard fl k 100 olgudan oluflmufltur. Bu olgular n hastane dosya kay tlar ndan demografik ve klinik özellikleri, risk faktörleri, yatmadan önce ve taburcu olurken verilen tedavi, açl k serum lipid düzeyleri, biyokimyasal tetkikleri, kan bas nçlar, anjiografik bulgular, önerilen tedavi plan ve izlemi yapan asistan doktorlara ait faktörler elde edildi. Olgular yafl ortalamas 58±10 olup %21 i kad nd. Tüm olgular n %66 s hiperlipidemik, %59 i hipertansif, %18 i diyabetik, %18 i obez, %41 i sigara içicisiydi. Tüm olgular n %5 i hipertansif, %20 si hiperlipidemik oldu unu bilmiyordu. %37 hastadan önceden geçirilmifl miyokard infarktüsü tan s vard. Çal flma grubunun lipid düzeyleri tabloda görülmektedir. Olgular n yat flta %31 statin kullanmaktayd ve taburcu olurken %65 ine statin önerilmiflti. Olgular n hiçbiri yat flta fibrat türevi kullanmamakta olup taburcu olurken 3 hastaya fibrat tedavisi eklenmiflti. TG yüksekli i de erlendirildi inde 10 hastada TG düzeylerinin ölçülmedi i görüldü. Olgular n 25(%28)inde TG düzeyleri yüksek normaldi ( mg/dl). Bunlar n sadece 10'nunda LDL yüksekli i ön plandayd ve 14üne taburcu olurken statin eklenmiflti. ATP-III k lavuzuna göre olgular n 34 (%38) nde TG düzeyleri yüksekti ( mg/dl). Bu hastalar n hepsinde TG yüksekli i LDL den ön planda olup 27 sine statin verilmifl ancak sadece 3 hastaya fibrat (biri statinle kombine) taburcu olurken önerilmiflti. 1 olguda TG düzeyi çok yüksekti (>500 mg/dl), LDL düzeyi normal olan bu hastaya da herhangibir lipid düflürücü ajan bafllanmadan anjiyografi sonras nda taburcu edilmiflti. Sonuç olarak, statin kullan m m z yabanc serilerde bildirilenlere yaklaflmakla birlikte hala yetersizdir. KAH da giderek önemi ortaya ç kan TG düzeylerine ise gereken önemin gösterilmedi i ve hipertrigliseridemi tedavisi amaçl fibrat kullan m n n yetersiz oldu u ortadad r. Hastalar m zdaki TG yüksekli i oran göz önüne al nd nda özellikle hekimlerin hipertrigliseridemi ve tedavisi konusunda bilinçlendirilmesi gereklidir. 466

17 ve Dislipidemi P-65 BÖBREK NAKL YAPILAN HASTALARDA MMUNSUPRES F LAÇLARIN SERUM L P D DüZEYLER NE ETK S Mehmet Kanbay, Aylin Y ld r r, Taner Ulus, Muhammet Bilgi, Ali Seydi Özgül, Haldun Müderriso lu Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Girifl: Hiperlipidemi, ateroskleroz geliflmesinde önemli nedenlerden biridir. Bu çal flmada amaç, böbrek nakli yap lm fl hastalarda, serum lipit düzeyine böbrek naklinin ve immunsupresif ilaçlar n n etkisini belirlemektir. Metod: Baflkent Üniversitesi hastanesinde tarihleri aras nda böbrek nakli yap lm fl 179 hastan n verileri retrospektif olarak incelendi. Her hastan n serum total kolesterol (TC), düflük yo unluklu kolesterol (LDL), yüksek yo unluklu kolesterol (HDL) ve trigliserit (TG)düzeyleri böbrek naklinden önce ve 6 ay sonras ndaki düzeyleri kay t edildi. Her hastan n böbrek yetmezli i etiyolojisi ve kulland immünsupresif ilaçlar kay t edildi. Sonuç: 69 hasta bayan (%38.5) ve 110 hasta erkek (%61.5) olup yafl ortalamalar 35.7±11.8 (yafl aral, 11-62) olarak saptand. Serum lipit düzeyleri nakil öncesi ve sonras s ras ile: TC, 171.6±42.4 mg/dl ±45.3 mg/dl, P<0.001; LDL, 114.5±34.5 mg/dl ±39.7 mg/dl, P<0.001; HDL, 46.7±13.6 mg/dl ±12.3 mg/dl, P=0.001; TG, 142.9±55.7 mg/dl, 178.8±71.8 mg/dl, P<0.001 olarak tespit edildi. Serum lipit düzeylerinin böbrek naklinden sonra kullan lan immünsupresif ajan n tipinden, hastan n cinsiyetinden ba ms z olarak artt saptand. Tart flma: Bu sonuçlara göre böbrek nakli yap lan bütün hastalarda kullan lan immünsupresif ilaç tipinden ba ms z olarak hiperlipidemi geliflti inden dolay, lipit düflürücü ilaç tedavisi bafllanmal d r. P-66 KAN GRUBU VE HIPERL P DEM L fik S : GENET K PRED SPOZ SYON? Mehmet Kanbay, Aylin Y ld r r, Hüseyin Bozbafl, Taner Ulus, Muhammet Bilgi, Sad k Aç kel, Haldun Müderriso lu Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Amaç: Koroner arter hastal ile düflük yo unluklu kolesterol (LDL) yüksekli i ve yüksek yo unluklu kolesterol (HDL) azl aras ndaki iliflki bilinmektedir. Kan grubu ile serum lipidleri aras ndaki iliflki net olarak bilinmemektedir. Bu çal flmada amaç kan gruplar ile serum lipid düzeylerinin iliflkisinin olup olmad n saptamakt r. Metot: Baflkent Üniversitesi Hastanesinde tarihleri aras nda koroner arter by-pass ameliyat olmufl 978 hastan n verileri retrospektif olarak incelendi. Her hastan n koroner arter hastal için risk faktörü olan diyabetes mellitus, sigara, obezite, hipertansiyon, kan gruplar ve serum lipid düzeyleri (total kolesterol (TC), düflük yo unluklu kolesterol (LDL), yüksek yo unluklu kolesterol (HDL) ve trigliserit (TG)) not edildi. Sonuç: 978 hastan n %80.4 ü erkek olup, yafl ortalamalar 59.3 ± 9.7 (yafl aral 25-84) olarak tespit edildi. Hastalar n %29.8 u diyabetes mellituslu, %52.4 ü hipertansif ve %50.3 ü sigara içicisi olarak tespit edildi. Hastalar n kan grubu da l m s ras ile O %31.5, A %45.7, B %15.1, AB %7.7, Rh+ %87.6, Rh- %12.4 olarak saptand. Koroner hastal risk faktörleri ve serum lipid düzeyleri ile kan grubu aras nda bir iliflki tespit edilmedi (p>0.05). Rh+ hastalarda HDL düzeyleri (41.6±10.4mg/dl) Rh- (46.9±9.9mg/dl) olanlara göre daha düflük olarak saptand ( p=0.001). Sonuç: Sonuç olarak, ABO kan grubu ile serum lipid düzeyleri aras nda bir iliflki bulunamam flt r. Rh+ olan hastalar n serum HDL düzeyleri daha düflük olarak saptanm flt r. Bu ilflkinin nedeninin belirlenmesi için genetik çal flma yap lmas na ihtiyaç vard r. Ekokardiyografi P-67 VÜCUT GEL fit RME SPORU YAPAN K fi LERDE ANABOL K ANDROJEN K STERO DLER N ENDOTEL FONKS YONLARI ÜZER NE ETK S Tayfun fiahin, Zafer Nart Baytugan, Teoman K l ç, Dilek Ural, Ahmet Vural, Ertan Ural, Baki Komsuo lu Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kocaeli Amaç: Anabolik androjenik steroidler kas kuvvetini art rmak için atletler aras nda yayg n olarak kullan lmaktad r. Endotel fonksiyon bozuklu u aterosklerozun erken bulgusu olarak kabul edilmektedir. Endotel fonksiyonlar non-invaziv olarak brakiyal arterin ultrasonografik incelemesiyle de erlendirilebilmektedir. Çal flmam zda vücut gelifltirme (VG) sporu yapan kiflilerde yayg n olarak kullan lan anabolik androjenik steroidlerin endotel fonksiyonlar üzerine olan etkilerini ortaya koymay amaçlad k. Metod: Çal flmaya dört fakl spor merkezinden bir y ldan daha uzun süre düzenli olarak vücut gelifltirme sporu yapan ve belirli periyotlarda anabolik androjenik steroid (AAS) kullanan ortalama yafl 32.7 ± 6.4 y l olan sa l kl 20 erkek (Grup I) ve ilaç kullanmayan yaln zca egzersizle VG sporu yapan ortalama yafl 29.5± 6.9 y l olan 23 erkek ( Grup II ) olmak üzere toplam 43 kifli al nd. Diyabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi, akut yada kronik akci er, böbrek, karaci er hastal ve psikiyatrik bozuklu u olanlar çal flmaya al nmad. Bütün sporculara, standart ekokardiyografik incelemelerin yan nda 7.5 megahertz lik yüksek rezolüsyonlu vasküler probla endoteliyal fonksiyonlar de erlendirildi. Brakiyal arterin bazal çap ölçüldükten sonra endotel ba ml vazodilatasyon (FMD) ve n tratla indüklenmifl dilatasyon (NID) bazal çapa göre olan art fllar n yüzdeleri karfl laflt r larak de erlendirildi. Bulgular: AAS grubunda ortalama kilo 91,7± 8,5 kg, vücut yüzey alan 2,09± 0,1 m2, kol çevresi 38±2 cm, ön kol çevresi 32±1,5 cm, ilaçs z grupta ise ortalama kilo 84,3 ± 8,3 kg, vücut yüzey alan 1,9± 0,1 m2, kol çevresi 35±2 cm,ön kol çevresi ise 30±1,5 cm idi (p de eri s ras yla, 0,005, 0,005, 0,001, 0,004). Brakiyal arter bazal çap, grup I de 4,4±0,4 mm grup II de 4,1±04 mm fleklindeydi. (p=0,02) Endotel ba ml vazodilatasyon aç s ndan Grup I de bazal çapa göre de iflim %12, Grup II de ise %10 fleklindeydi ve gruplar aras nda fark bulunmad. Nitratla indüklenmifl vazodilatasyon ise ilaçs z grupta daha belirgindi (Grup I de %18, Grup II de %13, p=0,02). Sonuç: Çal flma populasyonunda, AAS alan ve VG soru yapan kiflilerde kilo, BSA, kol ve ön kol çevresi ilaç almayanlara göre daha yüksek ve nitratla indüklenen vazodilatasyon ilaç almayan kiflilerde daha belirgindir. Bu bulgular VG sporu yapan kiflilerde AAS lerin endotel fonksiyonlar üzerine olumsuz etkileri olabilece ini düflündürebilir. P-68 D YABET K HASTALARLA NORMAL POPULASYONDA SOL VENTR KÜL H PERTROF S N N M MOD K TLE ÖLÇÜMÜ LE KARfiILAfiTIRILMASI Asl Atar, lyas Atar, Hakan Ünal, Asl Do ruk, Hüseyin Bozbafl, Vahide fiimflek, Aylin Y ld r r, Bülent Özin, Nilgün Güvener, Haldun Müderriso lu Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Ankara Amaç: Diyabetik ve hipertansif olan kiflilerde sol ventrikül (SV) hipertrofisinin sadece hipertansiyonu olanlara göre daha belirgin oldu u gösterilmifltir. Glisemik kontrolün SV hipertrofisinde gerilemeye yard mc olabilece ine dair veriler mevcuttur. Baz oral antidiyabetik ajanlarla (OAD) yap lan çal flmalar çeliflkili sonuçlar vermifltir. Bu çal flmada oral antidiyabetik kullanan hastalarda, kan flekeri kontrol alt nda olan ve olmayan grubu normal populasyonla SV kitlesi aç s ndan karfl laflt rmay amaçlad k. Yöntemler: Hastanemiz endokrinoloji poliklini inde Tip 2 Diabetes Mellitus (DM) tan s ile en az 1 y ld r takipte olan 94 hasta çal flmaya al nd. DM olmayan 27 hasta normal populasyonu oluflturdu. Bilinen koroner arter hastal, SV disfonksiyonu, ciddi kalp kapak hastal ve efllik eden sistemik hastal olan kifliler çal flmaya al nmad. Hastalar Grup 1: HbA1c de eri %7 nin alt nda olanlar, Grup 2: HbA1c de eri %7 nin üstünde olanlar ve Grup 3: normal kontroller fleklinde 3 gruba ayr ld. Her 3 grubun konvansiyonel 2 boyutlu ve Doppler ekokardiyografileri ve SV M mod ölçümleri yap ld. SV kitlesi boya ve vücut yüzey alan na göre hesapland. Bulgular: Grup 1; 45 hasta (Ortalama yafl 58.2 ± 8.7, 19 erkek), Grup 2; 49 hasta (Ortalama yafl 59.3 ± 7.6, 17 erkek) ve Grup 3; 27 hasta (Ortalama yafl 57.6 ± 7.2, 16 erkek) aras nda yafl, cins, demografik özellikler ve laboratuvar verileri bak m ndan fark saptanmad (p>0.05). Hipertansif hasta say s gruplar aras nda benzerdi. Her 3 grubun 2 boyutlu ve Doppler ekokardiyografi ölçümleri benzerdi. Gruplar n SV kitleleri karfl laflt r ld nda hem OAD ile kontrollü hem de kontrolsüz diyabeti olan hastalar n SV kitleleri normal populasyondan fazla bulundu (Grup1: 181 ± 52 gr, Grup 2: 214 ± 56 gr, Grup 3: 150 ± 24 gr, p<0.005). Bu fark n, SV kitlesi vücut yüzey alan ve boya göre düzeltildi inde de korundu u görüldü (Grup1: 105 ± 27 gr/m2, Grup 2: 122 ± 27 gr/m2, Grup 3: 92 ± 15 gr/m2, p<0.05; Grup1: 1.1 ± 0.3 gr/cm, Grup 2: 1.3 ± 0.3 gr/cm, Grup 3: 0.9 ± 0.2 gr/cm, p<0.005). Sonuçlar: Bu çal flma sonunda elde etti imiz veriler diyabetik hastalarda kan flekeri kontrolünden ba ms z olarak SV kitlesinin normal populasyona göre artt n göstermektedir. 467

18 Ekokardiyografi P-69 D YASTOL K D SFONKS YONLU SOL VENTR KÜL H PERTROF L VE H PERTROF S Z HASTALARIN ST RAHAT VE EGZERS Z STRA N RATE EKOKARD YOGRAF DE ERLER N N KARfiILAfiTIRILMASI Ayd n Y ld r m, Arda fianl Ökmen, Özer Soylu, Seden Çelik, Ertan Ökmen, Tuna Tezel Dr. Siyami Ersek Gö üs Kalp ve Damar Cerrahisi E itim ve Araflt r, stanbul Amaç: Strain rate ekokardiyografi miyokardial sistolik fonksiyonlar n de erlendirilmesinde, görsel duvar hareket bozuklu u ve sistolik kal nlaflma anormalliklerinin henüz belirgin olmad erken evrelerde, özellikle indüklenebilir iskemi tan s n da oldukça de erli bir yöntemdir. Bu çal flmada amaç diyastolik disfonksiyonlu hastalarda sol ventrikül hipertrofisinin istirahatte ve egzersizde strain rate ve strain üzerine etkisini araflt rmak ve strain rate ekokardiyografinin bu hastalarda sol ventriküler sistolik disfonksiyon gelifliminde öngördürücü de erinin olup olmad n saptamakt r. Yöntem: Çal flmaya grade 1 diyastolik disfonksiyonlu ve sol ventrikül hipertrofili 23 hasta (yafl ort 59±9) ve yine grade 1 diyastolik disfonksiyonu olan ancak sol ventrikül hipertrofisi olmayan 26 kontrol hastas (yafl ort 54±7) dahil edildi. B mode renkli miyokardial velosite bilgileri ifllenerek strain rate ve starin de erleri elde edildi. Bulgular: ki grup aras nda sistolik fonksiyonlar, Doppler ve doku Doppleri ile de erlendirilen diyastolik fonksiyon parametreleri aras nda fark saptanmad. stirahat ve egzersizde apikal 4-boflluktan kay t edilen longitudinal strain rate ve strain bulgular tablo 1 de gösterilmifltir. Sol ventrikül hipertrofili hastalar n istirahatte strain rate ve strain de erleri (kontraktilite) hipertrofisiz hastalara göre anlaml derecede daha iyi bulunmufltur. Hipertrofili grubun egzersiz strain rate de erleri istirahate göre %55 artarken, hipertrofisiz grupta bu art fl %88 olarak gerçekleflmifl ve istirahatte mevcut olan fark kapanm flt r. Sonuç: Sol ventrikül hipertrofili hastalarda klasik ekokardiyografik yöntemlerle de erlendirilen sistolik ve diyastolik fonksiyon parametreleri hipertrofisiz hastalarla benzer olmas na ra men, sol ventrikül hipertrofili hastalar n istirahatte nispeten daha iyi strain rate de erlerine sahip olduklar ve hipertrofisiz hastalara göre egzersiz esnas nda daha küntleflmifl strain rate art fl oran na sahip oldu u gözlendi. Egzersize yan t olarak strain rate art fl ndaki küntleflmenin hipertrofi zemininde geliflen sistolik disfonksiyonun habercisi olabilece i ve erken tan da strain rate ekokardiyografinin de erli olabilece i düflünüldü. Tablo 1. stirahat ve egzersiz strain rate ekokardiyografi bulgular Hipertrofi (+) Hipertrofi (-) p stirahat strain rate 1.35 (0.2) 1.06 (0.2) Egzersiz strain rate 2.1 (0.4) 2.0 (0.2) AD stirahat strain 21 (4) 18 (4) Egzersiz strain 30 (4) 29 (4) AD P-71 HEMATOKR T ILE SOL VENTR KÜL D YASTOL K FONKS YON DOPPLER PARAMETRELER ARASINDA B R L fik VAR MIDIR? Mehmet Uzun, Oben Baysan, Mehmet Yokuflo lu, Kürflad Erinç, Celal Genç, Hayrettin Karaeren, Cemal Sa, Ersoy Ifl k Gülhane Askeri T p Akademisi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Sol ventrikül diyastolik fonksiyonlar en s k olarak Doppler ekokardiyografi ile de erlendirilmektedir. Hematokrit kan yap s n etkileyen ve bu nedenle ak flkan dinami i aç s ndan önemli bir parametredir. Bu çal flmada Htc ile diyastolik Doppler parametreleri aras ndaki iliflki araflt r lm flt r. Çal flmaya yafllar aras nda anamnez, fizik muayene ve ekokardiyografik olarak sa lam, eko pencereleri tüm parametreleri ölçmeye yeterli 100 kad n ve 100 erkek birey al nd. Erkek ve kad nlarda ayr ayr olmak üzere örneklem içi ortalama ve standart sapma belirlendi. Ortalamadan iki standart sapma(ss) ve daha yukar sapma gösterenler analiz d fl nda b rak ld. Di er bireylerin Htc de erleri ile ortalama aras ndaki fark hesaplanarak ortalamadan sapma miktarlar (OSM) belirlendi. OSM ye gore bireyler birer SS arayla grupland r ld ve 4 grup elde edildi:düflük HTC (I), Düflük normal Htc (II), Yüksek normal Htc (III) ve Yüksek Htc (IV). Tüm bireylere transtorasik ekokardiyografi uyguland ve tablodaki parametreler hesapland (Tablo). Gruplar aras karfl laflt rma Kruskal Wallis testi ile yap ld. P<0.05 anlaml kabul edildi. Htc e efllik eden di er parametreler multivariate analiz ile test edildi. Gruplar aras nda cinsiyet ve yafl aç s ndan fark saptanmad. Çal flma sonuçlar na göre grup I ve II aras nda önemli bir farkl l k olmazken, grup III ve IV de diyastoik fonksiyonlar bozulmaktad r. Htc in bu olumsuz etkisi kan bas nc na olan etkisinden ba ms zd r.sonuç olarak Htc, diyastolik fonksiyonlar de erlendirirken dikkate al nmas gereken bir parametredir. Htc in ortalamadan yüksek olmas diyastolik fonskiyonlar bozabilir. Tablo. Gruplar Aras Karfl laflt rmalar Parametre Grup I Grup II Grup III Grup IV KWT p Mitral E 71±16 67±12 63±11 62± Mitral A 56±10 52±8 57±8 65± Mitral E/A 1.28± ± ± ±0.23 <0.001 Pulmon. S/D 1.36± ± ± ±0.18 <0.001 E desel 168±21 165±14 180±16 188±14 <0.001 IVRT 92±13 88±10 100±13 108±16 <0.001 Ort.AKB 92±6 91±3 95±5 96±3 <0.001 P-70 DOKU DOPPLER GÖRÜNTÜLEME LE ELDE ED LEN M YOKARD YAL PERFORMANS NDEKS ÜZER NE SAMPLE VOLUME GEN fil N N ETK S Kurtulufl Özdemir, Ahmet Soylu, Mehmet Akif Düzenli, Nazif Aygül, Akif Vatankulu, Ülkü Ayd n, Mehmet Tokaç Selçuk Üniversitesi Meram T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Konya Amaç: Kalbin kombine sistolik ve diyastolik performans n yans tan miyokard performans indeksi (MP ), son zamanlarda kalp hastal klar n n tan ve takibinde yol gösterici bir parametre olarak kabul edilmektedir. Önceleri konvansiyonel metotla elde edilen MP doku Doppler görüntüleme (DDG) tekni i ile de elde edilebilmektedir. DDG ile elde edilen MP hipotetik olarak de iflik etkenlerden etkilenebilir. DDG ile MP hesaplanmas n etkileyebilecek de iflkenler yeterince irdelenmemifltir. Bu de iflkenlerden biri olabilecek sample volume geniflli inin MP üzerine etkisi olup olmad n araflt rmak amac yla bu çal flmay planlad k. Metod: Bilinen herhangi bir kardiyovasküler hastal olmayan 34 olgu (26 erkek, 8 kad n, yafl ort: 37±9 y l) çal flmaya dahil edildi. Tüm olgularda sol yan pozisyonda apikal iki boflluk ve dört boflluk görüntülerde PW Doppler sample volume anteriyor, inferiyor, interventriküler septum, lateral duvar ve triküspid annuluslerine yerlefltirilerek her bir segmentte 2.5 mm, 3.5 mm ve 5 mm sample volume geniflli inde ölçümler yap ld. Geç diyastolik miyokardiyal h z n bitimi ile sistolik h z n bafllang c aras izovolumetrik kontraksiyon zaman ( KZ), sistolik miyokardiyal h z n bafllang c ve bitifli aras ejeksiyon zaman (EZ) ve sistolik miyokardiyal h z n bitimi ile erken diyastolik miyokardiyal h z n bafllang c aras izovolumetrik gevfleme zaman ( GZ) olarak ölçüldü. Herbir segment için ( KZ+ GZ)/EZ formülü ile MP hesapland. Dört segmentin ortalamas sol ventrikül ortalama MP olarak hesapland. Bulgular: Sample volume geniflli ine göre her bir sol ventrikül segmenti ve ortalama sol ventrikül MP ile triküspid annulusundan elde edilen sa ventrikül MP de erleri tabloda gösterilmifltir. 2.5 mm, 3.5 mm ve 5 mm sample volume geniflli inde sol ve sa ventrikül MP de erlerinin benzer oldu u tespit edilmifltir (p>0.05). Sonuç: DDG ile elde edilen MP üzerine sample volume geniflli inin ilk kez de erlendirildi i bu çal flmada sol ve sa ventrikül MP nin sample volume geniflli inden etkilenmedi i tespit edilmifltir. Sample volume geniflli ine göre her bir sol ventrikül segmenti ve ortalama sol ventrikül MP ile triküspid annulusundan elde edilen sa ventrikül MP de erleri SVG 2.5 mm SVG 3.5 mm SVG 5 mm VS MP (%) 49±8 50±8 51±8 LAT MP (%) 43±9 41±8 44±9 ANT MP (%) 45±9 46±8 46±8 NF MP (%) 46±10 48±7 48±8 SV ort MP (%) 46±7 46±5 47±7 S V MP (%) 38±9 37±8 36±8 SVG: Sample volume geniflli i, MP : miyokard performans indeksi, VS: interventriküler septum, LAT: lateral duvar, ANT: Anteriyor duvar, NF: nferiyor duvar, S V: Sa ventrikül P-72 HEMOD YAL Z VE SÜREKL AYAKTAN PER TON D YAL Z HASTALARININ KAN BASINCI, BRA N NATR ÜRET K PEPT T VE KARD YAK FONKS YONLAR AÇISINDAN KARfiILAfiTIRILMASI Betül Kalender*, Tayfun fiahin, Erkan fiengül*, Dilek Ural, Ahmet Y lmaz* Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kocaeli Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi* Amaç: Kardiovasküler hastal klar, Hemodiyaliz (HD) ve Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD) hastalar nda morbidite ve mortalitenin en s k rastlanan nedenidir. Kardiovasküler hastal k gelifliminde bilinen risk faktörlerinin bafl nda hipertansiyon ve kronik hipervolemi gelmektedir. Çal flmam zda HD ve SAPD hastalar n n kan bas nc, Brain Natriüretik Peptid (BNP), Kardiyotorasik ndeks (KT ) ve Ekokardiyografik olarak de erlendirilen kardiyak fonksiyonlar aç s ndan karfl laflt r lmas amaçland. Yöntem: Çal flmaya al nan 27 (19 kad n 8 erkek) HD hastas n n ortalama yafl 57.66±11.52 y l, ortalama tedavi süresi 22.81±16.97 ay, 29 SAPD (11 kad n 18 erkek) hastas n n ortalama yafl 52.44±17.11 y l, tedavi süreleri 24.65±27.04 ay idi. Böbrek yetmezli i etyolojisinde diyabetik nefropati (HD;%44.4 SAPD;%27.6) ilk s radayd. HD hastalar nda hafta ortas HD seans öncesi, SAPD hastalar nda rutin ayl k kontrollerinde ambulatuvar kan bas nc ölçümleri, plazma BNP düzeyleri, Kardiyotorasik ndeks (KT ), ekokardiyografik ölçümlerden intraventriküler septum kal nl -diyastol (IVS), sol ventrikül end-diyastolik çap (LVEDD), sol ventrikül kitle indeksi (LVM) ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) kaydedildi. statistiksel analizler SPSS (Statistical Package for Social Science) for Windows Version 10.0 sistemi ile Student s t testi ve Mann-Whitney U testi kullan larak yap ld. Bulgular: HD ve SAPD hastalar n n ortalama sistolik kan bas nçlar (134.81±21.90 ve ±22.94), ortalama diyastolik kan bas nçlar (75.92±8.88 ve 83.44±12.03) ortalama kan bas nçlar (93.11±14.20 ve ±15.19), ortalama nab z bas nçlar (60±16.17 ve 57.24±13.33) mmhg, ortalama KT (0.46 ve 0.47), ortalama BNP düzeyleri (800.57± median: ve ± median:285 pg/ml), ortalama IVS (10.94±1.55 ve 11.24±1.97), LVEDD (49.79±6.65 ve 51.83±6.40), LVM (145.74±54.56 ve ±58.85), EF (66.69±13.53 ve 64.50±13.11) olarak bulundu. HD ve SAPD hastalar aras nda ortalama sistolik kan bas nc ve nab z bas nc aç s ndan anlaml farkl l k yoktu (p>0.05). HD hastalar n n ortalama diyastolik kan bas nc ve ortalama kan bas nc SAPD hastalar ndan anlaml olarak daha düflüktü (p<0.05). HD ve SAPD hastalar aras nda ortalama plazma BNP düzeyleri, ortalama KT de erleri ve IVS, LVEDD, LVM ve EF gibi ekokardiografik ölçümleri aç s ndan farkl l k yoktu (p>0.05). Sonuç: HD hastalar nda kan bas nc kontrolü SAPD hastalar ndan daha iyi bulunmufltur. Ancak gerek plazma BNP düzeyleri gerekse sol ventrikül fonksiyonlar aç s ndan HD ve SAPD tedavilerinin birbirine üstünlü ü saptanmam flt r. 468

19 Ekokardiyografi P-73 ÜÇ BOYUTLU EKOKARD YOGRAF LE NTERVENTRIKÜLER SEPTAL DEFEKT ALANININ HESAPLANMASI Mehmet Uzun, Celal Genç, Oben Baysan, Kürflad Erinç, Hayrettin Karaeren, Ersoy Ifl k Gülhane Askeri T p Akademisi Kardiyoloji, Anabilim Dal, Ankara Ventrikuler septal defect (VSD) yurdumuzda s k görülen do umsal kalp hastal klar ndan biridir. Derecesinin belirlenmesinde genellikle sant ak m kullan l r ancak bunun s n rlamalar vard r. Ventrikuler septal defect alan n n ölçülmesi iki boyutlu ekokardiyografi ile hemen hemen imkans zd r. Bu çal flmada VSD alan n n üç boyutlu ekokardiyografi (3BE) ile ölçüm sonuçlar araflt r lm flt r. Çal flmaya 22 genç erkek hasta (yafl 21±1 y l) al nd. Pulmoner ve aort kapak hastal olanlar çal flma d fl nda tutuldu. Her hastada rutin ekokardiyografi yan nda 3BE uyguland. VSD alan iki ayr yöntemle ölçüldü: (1) A(VSD)1=Sant volumu/vsd nin zaman h z integrali; (2) A(VSD)2=3BE ile elde dilen üç boyutlu VSD vena contractasinin çapraz kesit alan n n planimetrik alan. Sant volumu, sa ventrikul disa ak m yolundan elde edilen sa ventrikuler kardiyak at m volumunun sol ventrikuler disa ak m yolundan hesaplanan sol ventrikuler at m volumleri fark olarak kabul edildi. Tüm ifllemler ard fl k 5 kay tta yap ld. 3BE için önce veri topland, daha sonra bilgisayar yard m yla 3 boyutlu rekonstruksiyon yap ld. Elde edilen görüntüden bilgisayar yard m yla istenilen düzeylerde kesit alan yap ld. VSD alan için, VSD ye ait vena kontraktanin en dar yerinin çapraz kesit alan kullan ld. Karfl laflt rmalarda lineer regresyon analizi kullan ld. Sonuç: A(VSD)1, 17 hastada (%77, A(VSD)2, 14 hastada (%64) hesaplanabildi. statistiksel analiz bu 14 hastada yap ld. Ortalama sant volumu: 53±22 ml, ortalama sant oran :1.9±0.4, ortalama A(VSD)1:1.37±0.49, ortalama A(VSD)2:1.38±0.41 bulundu. A(VSD)1 ile A(VSD)2 aras ndaki iliflki flekilde görülmektedir. Sonuç olarak 3BE, VSD alan n n hesaplanmas nda kullan labilecek bir yöntem gibi görünmektedir. Rutin uygulama için henüz erkendir, daha k sa zaman ve daha fazla uygulanabilirlik deneyimler art kça mümkün olacaktir. P-74 SOL VENTR KÜL H PERTROF L D YASTOL K D SFONKS YONLU HASTALARDA BNP DÜZEYLER VE EKOKARD YOGRAF K KL N K ÖZELL KLER LE KORELASYONU Ayd n Y d r m, Arda fianl Ökmen, Özer Soylu, Seden Çelik, Ertan Ökmen, Tuna Tezel Dr. Siyami Ersek Gö üs Kalp ve Damar Cerrahisi E itim ve Araflt rma Merkezi, stanbul Amaç: Brain natriüretik peptid (BNP) ventrikül kavitesindeki bas nc n yükselmesi sonucunda duvar geriliminde art fl ile miyositlerden sal nan bir peptiddir. Çal flman n amac sistolik kalp yetersizli inin tan, tedavi ve prognostik de erlendirmesinde oldukça faydal olan BNP nin sistolik fonksiyonlar normal olan ancak diyastolik relaksasyon bozuklu u olan sol ventrikül hipertrofili hastalardaki düzeylerini araflt rmak ve BNP düzeyleri ile korelasyon gösteren ekokardiyografik ve klinik parametreleri saptamakt r. Metod: Çal flmaya transtorasik 2-D, Doppler ve doku Doppler incelemeleri yap larak sistolik fonksiyonlar normal, sol ventrikül hipertrofisi (IVS ve PW >=1.2 cm) beraberinde diyastolik relaksasyon bozuklu u (grade 1 diyastolik disfonksiyon) olan olan hastalar al nd. Bu kriterlere uygun 23 hastadan (yafl ort. 59±9) BNP düzeyleri için kan örnekleri al narak BNP de erleri ölçüldü. BNP düzeyleri ile ekokardiyografik ve klinik özelliklerin korelasyonu araflt r ld. Bulgular: Çal flma grubunun sol ventrikül duvar kal nl klar IVS: 1.4±0.1 cm, PW 1.3±0.1 cm, ve LV kitlesi 330±87 gr olarak saptand. BNP düzeyleri ort. 61±99 ng/dl (range: ng/dl) olarak saptand. Pearson korelasyon analizi ile BNP düzeyleri ile sol ventrikül kitlesi (r: 0.50, p: 0.016) ve sol atriyum çap (r: 0.43, p: 0.042) aras nda anlaml korelasyon saptand. Sonuç: Diyastolik disfonksiyonlu ve sol ventrikül hipertrofili hastalarda sol ventrikül kitlesi artt kça BNP düzeyleri yükselmektedir. Bu durum sol ventrikül hipertrofisi ile beraber olan diyastolik disfonksiyonda sol ventrikül duvar geriliminin hipertrofi ile do ru orant l olarak artm fl oldu unu düflündürmektedir. Sol atriyum çap ndaki art fl n sol ventrikül kitlesi ve diyastolik disfonksiyona paralel olarak artaca dikkate al nd nda BNP düzeyleri yüksek olan hastalarda daha genifl sol atriyum çap bulunmas beklenen bir bulgu olarak yorumland. P-75 D YABET K HASTALARDA GL SEM K KONTROLÜN SOL VENTR KÜL D YASTOL K FONKS YONLARINA ETK S N N STANDART TRANSM TRAL DOPPLER EKOKARD YOGRAF VE PULSED DOKU DOPPLER EKOKARD YOGRAF YÖNTEMLER LE DE ERLEND R LMES Asli Atar, lyas Atar, Hakan Ünal, Asl Do ruk, Hüseyin Bozbafl, nan Anaforo lu, Vahide fiimflek, Aylin Y ld r r, Neslihan Tütüncü, Bülent Özin, Nilgün Güvener, Haldun Müderriso lu Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Ankara Amaç: Diabetik hastalarda diyastolik fonksiyon bozuklu u (DFB) kardiak tutulumun erken dönem bulgular ndand r. Bu çal flmada, diyabetik hastalarda kan flekeri kontrolünün diyastolik fonksiyonlar üzerine olan etkileri, standart transmitral Doppler ekokardiyografi ve mitral annulus pulsed doku Doppler ekokardiyografi (DDE) yöntemleri kullan larak araflt r lm flt r. Yöntemler: Hastanemiz endokrinoloji poliklini inde Tip 2 DM tan s ile en az 1 y ld r takipte olan 112 hasta çal flmaya al nd. Hastalar son 6 ayl k HbA1c de erlerinin ortalamas na göre, Grup 1: HbA1c de eri %6.5 in alt nda olanlar, Grup 2: HbA1c de eri % aras nda olanlar ve Grup 3: HbA1c de eri %7.5 in üstünde olanlar fleklinde 3 gruba ayr ld. Her 3 grubun klasik konvansiyonel Doppler indeksleri olarak erken diyastolik mitral ak m h z (E dalgas ) ve bunun deselerasyon zaman (Edz), izovolümetrik gevfleme zaman (IVGZ), ve geç diyastolik mitral ak m h zlar ölçüldü. Doku Doppler ölçümleri için iki boyutlu ekokardiyografi ile apikal 4 boflluk görüntüsünden mitral annulus septal ve lateral yüz bazallerinden erken diyastolik maksimal h z, geç diyastolik maksimal h z, sistolik maksimal dalga (s dalgas ) h z ve süresi, IVGZ ve izovolumetrik kas lma zaman (IVKZ) hesapland. Bulgular: Grup 1: 38 hasta (Ortalama yafl 59 ± 8 y l, 14 erkek), Grup 2: 40 hasta (Ortalama yafl 59 ± 9 y l, 14 erkek) ve Grup 3: 34 hastadan (Ortalama yafl 60 ± 8 y l, 12 erkek) olufluyordu. Gruplar aras nda yafl, cins, demografik özellikler ve laboratuvar verileri bak m ndan farkl l k saptanmad (p>0.05). Klasik transmitral Doppler parametreleri incelemelerinde Grup 1 ile Grup 2, Grup 1 ile Grup 3 ve Grup 2 ile 3 karfl laflt r ld ve fark bulunmad. DDE ölçümlerinde, mitral annulusun septal taraf ndan ölçülen s dalga süresi (Grup 1: 260 ± 33 msn; Grup 3: 238 ± 37 msn, p=0.03) ve lateral taraftan ölçülen s dalga süresi (Grup 1: 253 ± 20 msn; Grup 3: 225 ± 44 msn, p=0.007) Grup 1 de Grup 3 ten anlaml olarak daha uzundu. Üç grubun di er DDE bulgular karfl laflt r ld nda fark saptanmad. Sonuçlar: Verilerimiz diyabetik hasta grubunda kan flekerinin kontrol alt nda tutulmas n n diyastolik fonksiyonlar üzerine olumlu etkilerinin oldu unu düflündürmektedir. P-76 HEMOD YAL Z VE PER TON D YAL Z HASTALARINDA BRA N NATR ÜRET K PEPT T VE SOL VENTR KÜLER FONKS YONLAR ARASINDAK L fik Betül Kalender, Tayfun fiahin, Erkan fiengül, Dilek Ural, Ahmet Y lmaz Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Kocaeli Amaç: Hemodiyaliz (HD) ve SAPD hastalar nda sol ventrikül hipertrofisi (SVH) ve sol ventrikül (SV) disfonksiyonu çok s kt r. Brain Natriüretik Peptit (BNP) konsantrasyonu SV kitlesi ve SV disfonksiyonu ile yak n iliflkilidir. Bu çal flmada, HD ve SAPD hastalar nda BNP ile sol ventriküler fonksiyonlar aras ndaki iliflki araflt r lm flt r. Yöntemler: Çal flmaya al nan 27 (19 kad n 8 erkek) HD hastas n n ortalama yafl 57.66±11.52 y l, ortalama tedavi süresi 22.81±16.97 ay, 29 SAPD (11 kad n 18 erkek) hastas n n ortalama yafl 52.44±17.11 y l, tedavi süreleri 24.65±27.04 ay idi. Böbrek yetmezli i etyolojisinde diyabetik nefropati (HD;%44.4 SAPD;%27.6) ilk s radayd. HD hastalar nda hafta ortas HD seans öncesi, SAPD hastalar nda rutin ayl k kontrollerinde plazma BNP düzeyi, ekokardiyografik ölçümlerden intraventriküler septum kal nl -diyastol (IVS), sol ventrikül end-diyastolik çap (LVEDD), sol ventrikül kitle indeksi (LVM) ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) kaydedildi. statistiksel analizler SPSS (Statistical Package for Social Science) for Windows Version 10.0 sistemi ile Pearson korelasyon testi kullan larak yap ld. Bulgular: HD ve SAPD hastalar n n ortalama plazma BNP düzeyleri (800.57± median: ve ± median:285 pg/ml) bulundu. HD ve SAPD hastalar n n (%11.1 ve %18.5 inde) EF azalmas (EF<%60), (%81.5 ve %82.8 inde) IVS art fl (>11 mm), (%12.5 ve %20.8 inde) LVEDD de artma (>56 mm) vard. HD hastalar nda, plazma BNP ile IVS aras nda iliflki yoktu (p>0.05), BNP ile LVEDD aras nda anlaml orta düzeyde pozitif iliflki (r=0.540, p=0.004), BNP ile LVM aras nda anlaml yüksek düzeyde pozitif iliflki (r=0.772, p=0.001) ve BNP ile EF aras nda anlaml yüksek düzeyde negatif iliflki (r= , p=0.000) bulundu. SAPD hastalar nda ise, BNP ile IVS aras nda anlaml düflük düzeyde pozitif iliflki (r=0.390, p=0.036), BNP ile LVEDD aras nda anlaml yüksek düzeyde pozitif iliflki (r=0.733, p=0.000), BNP ile LVM aras nda anlaml yüksek düzeyde pozitif iliflki (r=0.650 P=0.000), BNP ile EF aras nda anlaml yüksek düzeyde negatif iliflki (r=-0.764, p=0.036) saptand. Sonuç: Hemodiyaliz ve Sürekli ayaktan periton diyalizi hastalar nda plazma BNP konsantrasyonu ölçümü, sol ventrikül fonksiyonlar n n saptanmas nda faydal bir gösterge olabilir. 469

20 Ekokardiyografi P-77 M TRAL DARLI I OLAN HASTALARDA ANNÜLER FONKS YONLAR BOZULMUfiTUR Murat Çayl, Mehmet Kanadafl, Mesut Demir, Esmeray Acartürk Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi, Adana Amaç: Mitral darl kta (MD) mitral aparatusta skar oluflumu nedeniyle anüler fonksiyonlarda bozulma olmas beklenmektedir. Ancak anülüs fonksiyonlar bilinen ekokardiyografik yöntemlerle tam olarak de erlendirilememektedir. Bu çal flmada MD olan hastalarda doku Doppler ekokardiyografi (DDE) ile mitral anülüs fonksiyonlar n n de erlendirilmesi amaçland. Yöntemler: Çal flmaya saf MD olan 51 hasta (9 erkek, 42 kad n, yafl ort:38.1±3.3 y l) ve 51 sa l kl kontrol (10 erkek, 41 kad n, yafl ort:37.3±2.1 y l) al nd. Tüm bireylerin M-Mod ile sol ventrikül (SV) ve sol atriyum ölçümleri yap ld. Simpson yöntemiyle SV ejeksiyon fraksiyonu hesapland. Planimetrik olarak ölçülen kapak alanlar na göre MD hafif ( 1.5 cm2), orta ( cm2) ve ciddi (<1.0 cm2) olarak derecelendirildi. Mitral anülüsün 4 bölgesinden DDE ile zirve sistolik (S dalgas ) ve zirve diyastolik miyokardiyal h zlar (E ve A dalgalar ) kaydedilip ortalamalar al nd. Bulgular: Hastalar n 27 sinde hafif derece, 24 ünde orta derece MD mevcuttu. Hafif ve orta derece MD ile kontrol grubunun SV ejeksiyon fraksiyonlar benzer bulundu (s ras yla %69.1±9.4, %67.3 ve %70.1± 6.7, p>0.05). Kontrol grubuna göre MD derecesi artt kça S, E ve A dalgalar nda azalma oldu u görüldü (tablo). Korelasyon analizinde kapak derecesi ile S (r=- 0.77, p<0.001) ve E (r=- 0.75, p<0.001) dalgalar n n güçlü, A dalgas n n (r=- 0.34, p=0.001) ise zay f ancak anlaml iliflki gösterdi i saptand. Sonuç: Mitral darl olan hastalarda sol ventrikül sistolik fonksiyonlar korundu u halde, darl k derecesine göre lokal anüler sistolik ve diyastolik fonksiyonlarda bozulma oldu u ve bu bozulman n de erlendirilmesinde doku Doppler ekokardiyografinin yararl tek yöntem olarak kullan labilece i kan s na var ld. Anülüs (cm/s) Kontrol Hafif Mitral Orta Mitral p Darl k Darl k S Dalgas 17.0± ± ±2.1 <0.001 E Dalgas 22.9± ± ±2.8 <0.001 A Dalgas 18.3± ± ±3.4 <0.001 P-78 KORONER ARTER HASTALI INDA POSTÜRAL DE fi KL N DOPPLER VE DOKU DOPPLER PARAMETRELER ÜZER NE ETK LER Bahar Pirat, Aylin Y ld r r, Asl Atar, Vahide fiimflek, Bülent Özin, Haldun Müderriso lu Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Ankara Amaç: Bu çal flmada koroner arterleri normal olan ve ciddi koroner arter hastal (KAH) olan hastalarda, postüral de iflikli e ba l venöz dönüfl art fl n n ekokardiyografik parametreler üzerine olan etkilerinin saptanmas amaçland. Yöntemler: Koroner arter hastal flüphesiyle koroner anjiyografi planlanan 31 hasta çal flmaya dahil edildi. Koroner arter cerrahisi geçirmifl olan, ciddi kapak hastal olan, sinüs ritmi d fl nda ritmi olan, ejeksiyon fraksiyonu %40 n alt nda olan ve kronik böbrek yetmezli i olan hastalar de erlendirmeye al nmad. Bafllang çta ve 45 derece bacak kald rma ve 2 dakika stabilizasyon sonras nda ekokardiyografik de erlendirme yap ld. Transmitral pulsed Doppler parametreleri ve mitral anulusun septal ve lateral kenarlar ndan doku Doppler ölçümleri kaydedildi. Ayr ca sol ventrikül ejeksiyon süresi ölçülerek, miyokard performans indeksi (MP ) hesapland. Anjiyografik verilere dayanarak tüm hastalar n sol ventrikül diyastol sonu bas nçlar kaydedildi. Bulgular: Koroner anjiyografi sonucunda 14 hastada normal koroner arterler veya kritik olmayan darl k (<%70), 17 hastada ise ciddi KAH saptand. Gruplar aras nda demografik özellikler ve ejeksiyon fraksiyonlar yönünden fark yoktu. Ciddi KAH olan grubun sol ventrikül diyastol sonu bas nc, koronerleri normal olanlara göre yüksekti (p=0.002). Bacak kald rma sonras, her iki grupta da erken diyastolik mitral ak m h z (E), erken diyastolik mitral anulus h z (Ea) ve sol ventrikül ejeksiyon süresi anlaml olarak artt (tüm ölçümler için p<0.05). Koroner arterleri normal olan hastalarda E dalga deselerasyon zaman nda k salma, sistolik mitral anulus h z nda (S) artma izlenirken (s ras yla p<0.001 ve p=0.036), ciddi KAH olanlarda bu parametrelerde de ifliklik saptanmad (p>0.05). Her iki grupta da bacak kald rma sonras MP de erlerinde anlaml düzelme izlendi (normal koroner arter grubunda 0.54 ± 0.14 den 0.48 ± 0.11 e, p=0.016, ciddi KAH grubunda 0.57 ± 0.08 den 0.52 ± 0.10 a, p=0.02). Koroner arterleri normal olan grupta bacak kald rma öncesi ve sonras nda MP ile E, Ea ve E/A de erleri aras nda anlaml bir ters iliflki saptan rken (s ras yla r=-0.77, p=0.001; r=-0.61, p=0.02; ve r=-0.75, p=0.002), ciddi KAH olan grupta bu ilflki izlenmedi. ki grupta da E/Ea de erleri postüral de ifliklikten etkilenmedi. Sonuç: Bacak kald rma ile sa lanan venöz dönüfl art fl n n sebep oldu u miyokard kas lma ve gevflemesinde gözlenen iyileflme, ciddi KAH n n varl nda bask lanmaktad r. Ayr ca bu hastalarda MP ile Doppler parametreleri aras ndaki iliflki de bozulmaktad r. P-79 D YASTOL K D SFONKS YONLA B RL KTE OLAN SOL VENTR KÜL H PERTROF S M YOKARD AL PERFORMANS NDEKS ÜZER NE ETK L M? Arda fianl Ökmen, Ayd n Y ld r m, Özer Soylu, Seden Çelik, Ertan Ökmen, Tuna Tezel Dr. Siyami Ersek Gö üs Kalp ve Damar Cerrahisi E itim ve Araflt rma Merkezi, stanbul Amaç: Sol ventrikül hipertrofisi bir yandan diyastolik doluflun bozulmas na yol açarken di er taraftan sistolik fonksiyonlar n bozulmas na da neden olabilir. Miyokardial performans indeksi hem sistolik hem de diyastolik zaman intervallerinin birlikte kullan lmas ile global ventriküler performans hakk nda bilgi sa layan bir metoddur. Bu araflt rmada amaç sol ventrikül hipertrofisinin miyokardial performans üzerine etkisini araflt rmakt r. Yöntem: Çal flmaya grade 1 diyastolik disfonksiyonlu (bozulmufl relaksasyon) ve sol ventrikül hipertrofili 23 hasta (yafl ort 59±9) ve yine grade 1 diyastolik disfonksiyonu olan ancak sol ventrikül hipertrofisi olmayan 26 kontrol hastas (yafl ort 54±7) dahil edildi. Doppler ak m örnekleri ile izovolumik kontraksiyon zaman ( KT), ejeksiyon zaman (EZ) ve izovolumik relaksasyon zaman ( RZ) saptanarak miyokardial performans indeksi MP =( KT+ RT)/EZ formülü ile hesapland. Bulgular: Sol ventrikül hipertrofili hastalar n IVS (1.4±0.1 cm), PW (1.3±0.1 cm) kal nl klar ve sol ventrikül kitlesi (330±87 gr) sol ventrikül hipertrofisi olmayanlara göre (IVS: 0.9±0.1 cm, PW: 0.9±0.1 cm, sol ventrikül kitlesi: 182±35 gr) anlaml derecede fazlayd (p de eri tüm parametreler için <0.0001). Transmitral ve aort ak mlar ndan hesaplanan miyokardial performans indeksleri aras nda istatistiksel olarak anlaml fark saptanmad (sol ventriküler hipertrofili grupta 0.39±10, sol ventriküler hipertrofisi olmayan grupta 0.41±8.4; p AD). Sonuç: Diyastolik disfonksiyonun erken evrelerinde (grade 1) sol ventrikül hipertrofisi varl n n miyokardial performans indeksi ile de erlendirilen global sol ventrikül performans üzerine etkisinin olmad düflünüldü. P-80 A DS TANISI ALMIfi OLAN HASTALARDA ENDOTELYAL FONKS YONLARININ BRAK YAL ARTER ULTRASONOGRAF YÖNTERM LE DE ERLEND R LMES Ergün Bar fl Kaya, Gülay Sain*, Enver Atalar, Harun K l ç, Bünyamin Yavuz, Necla Özer, Serdar Aksöyek, Kenan Övünç, Serhat Ünal*, Ferhan Özmen Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal, Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi*, Ankara Amaç: A DS hastalar nda kardiyovasküler sistem tutulumuna s k olarak rastlan lmaktad r. Bu duruma, HIV enfeksiyonun direkt etkileri yan s ra kullan lan proteaz inhibitörlerinin de etkisi olabildi i gösterilmifltir. Bu çal flmada A DS tan s ile izlenmekte olan hastalar n endotel fonksiyonlar brakiyal arter ultrasonografi yöntemi ile de erlendirilmifltir. Yöntemler: Çal flmaya A DS tan s ile izlenen 20 hasta (10 kad n, yafl ortalamas 40 ± 11) ve yafl ve cinsiyet olarak uyumlu 20 sa l kl birey al nd. Hastalar n endotel fonksiyonlar brakiyal arter ultrasonografi de erlendirildi. Bilinen kardiyovasküler sistem hastala, hipertansiyon, diyabet, böbrek yetmezli i gibi endotel fonksiyonunu etkileyebilecek hastal olanlar çal flmaya al nmad. Bulgular: Ak ma ba l dilatasyon (FMD) A DS olan hastalarda 9 ± 7 % kontrol grubunda 20 ± 6 bulundu (p= ). Proteaz inhibitörlerini kullanan ve ilaç tedavisi almayan hastalar de erlendirildi inde FMD iki grup aras nda benzer olarak bulundu (s ras yla 8.4 ± 8 % vs 11.1 ± 6.1 % p= 0.2). Hastal n tan süresine göre grupland r ld nda, hastal k süresi 5 y ldan az olan A DS hastalar ile 5 y l ve daha fazla olan hastalarda FMD de erlerinin farkl olmad izlendi. Sonuçlar: A DS hastalar nda endotel fonksiyonlar bozulmufl olarak izlenmektedir. Proteaz inhibitörü alan veya almayan hastalarda endotel disfonksiyonunun benzer olarak bulunmas, endotel fonksiyon bozuklu unun esas nedenin HIV enfeksiyonuna ba l oldu unu düflündürmektedir. 470

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D.

Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D. Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D. Endotel zedelenmesi ATEROSKLEROZ Monositlerin intimaya göçü Lipid yüklü makrofajlar Sitokinler İntimaya kas h. göçü

Detaylı

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ 20.05.2010 Giriş I Renovasküler hipertansiyon (RVH), renal arter(ler) darlığının neden

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

Obez Çocuklarda Kan Basıncı Değişkenliği ve Subklinik Organ Hasarı Arasındaki İlişki

Obez Çocuklarda Kan Basıncı Değişkenliği ve Subklinik Organ Hasarı Arasındaki İlişki Obez Çocuklarda Kan Basıncı Değişkenliği ve Subklinik Organ Hasarı Arasındaki İlişki Ayşe Ağbaş 1, Emine Sönmez 1, Nur Canpolat 1, Özlem Balcı Ekmekçi 2, Lale Sever 1, Salim Çalışkan 1 1. İstanbul Üniversitesi,

Detaylı

Acil Serviste NSTEMI Yönetimi. Dr. Özer Badak

Acil Serviste NSTEMI Yönetimi. Dr. Özer Badak Acil Serviste NSTEMI Yönetimi Dr. Özer Badak Sağ koroner Arter (RCA) Sol sirkumfleks Arter (LCx) Sol ön inen koroner arter (LAD) OLGU 3 Ö. Badak BAŞVURU Göğüs ağrısı / göğüste rahatsızlık hissi Bay Mehmet

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

KORONER ARTER HASTALIĞINDA BETA BLOKERLER GÖZDEN DÜŞÜYOR MU?

KORONER ARTER HASTALIĞINDA BETA BLOKERLER GÖZDEN DÜŞÜYOR MU? KORONER ARTER HASTALIĞINDA BETA BLOKERLER GÖZDEN DÜŞÜYOR MU? TABİ Kİ HAYIR, HER HASTAYA VERMELİYİZ DR. SABRİ DEMİ RCAN Beta Blokerler Adrenerjik reseptörler katekolaminler tarafından stimüle edilen G-protein

Detaylı

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom İnsülin direnci (İR) zemininde ortaya çıkan Abdominal obesite Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) veya DM HT Dislipidemi Enflamasyon, endotel

Detaylı

Asistan Oryantasyon Eğitimi

Asistan Oryantasyon Eğitimi Türkiye Acil Tıp Derneği Asistan Oryantasyon Eğitimi ST YÜKSELMESİZ Akut Koroner Sendrom SOAP/NSTEMI Gazi Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı 02.04.2011 Sunumu Hazırlayan Dr. Mehmet Mahir KUNT Hacettepe

Detaylı

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA KARDİYOVASKÜLER HASTALIK GELİŞME RİSKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA KARDİYOVASKÜLER HASTALIK GELİŞME RİSKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA KARDİYOVASKÜLER HASTALIK GELİŞME RİSKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Erol Demir¹, Sevgi Saçlı¹,Ümmü Korkmaz², Ozan Yeğit², Yaşar Çalışkan¹, Halil Yazıcı¹, Aydın Türkmen¹, Mehmet Şükrü

Detaylı

KARDİYAK REHABİLİTASYON ÖĞR. GÖR. CİHAN CİCİK

KARDİYAK REHABİLİTASYON ÖĞR. GÖR. CİHAN CİCİK KARDİYAK REHABİLİTASYON ÖĞR. GÖR. CİHAN CİCİK HASTA HİKAYESİ NASIL ALINIR? 1) Hastanın mevcut şikayeti: Gerçek şikayeti bulmaya yönelik sorular a) Sizi en çok rahatsız eden şey ne? b) Ne zaman başladı?

Detaylı

Koroner Anjiyografi Darlık Derecesinin Değerlendirilmesi

Koroner Anjiyografi Darlık Derecesinin Değerlendirilmesi Koroner Anjiyografi Darlık Derecesinin Değerlendirilmesi Prof. Dr. Bülent Mutlu Marmara Üniversitesi, Kardiyoloji AbD İstanbul İstanbul Girişimsel Kardiyoloji Kursu, 2011 Koroner Değerlendirme Anatomik

Detaylı

SON DÖNEM BÖBREK YETMEZLİKLİ HASTALARDA VASKÜLER SERTLİK İLE VASKÜLER HİSTOMORFOMETRİK BULGULARIN KORELASYONU

SON DÖNEM BÖBREK YETMEZLİKLİ HASTALARDA VASKÜLER SERTLİK İLE VASKÜLER HİSTOMORFOMETRİK BULGULARIN KORELASYONU SON DÖNEM BÖBREK YETMEZLİKLİ HASTALARDA VASKÜLER SERTLİK İLE VASKÜLER HİSTOMORFOMETRİK BULGULARIN KORELASYONU Müge Özcan 1, Kenan Keven 1, Şule Şengül 1, Arzu Ensari 2, Selçuk Hazinedaroğlu 3, Acar Tüzüner

Detaylı

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Deomed Medikal Yay nc l k Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Birinci bask Deomed, 2009. 62

Detaylı

Koroner Arter Hastalığında Tanı Uzm. Dr. Zehra İlke Akyıldız İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğiiği Aşağıdakilerden hangisi tipik göğüs ağrısının özellikleridir? a) Retrosternal

Detaylı

Sunumu Hazırlayan. AKS Patogenezi. Olgu 1. Olgu 2. Olgu ST YÜKSELMESİZ Akut Koroner Sendrom SOAP/NSTEMI

Sunumu Hazırlayan. AKS Patogenezi. Olgu 1. Olgu 2. Olgu ST YÜKSELMESİZ Akut Koroner Sendrom SOAP/NSTEMI Türkiye Acil Tıp Derneği Asistan Oryantasyon Eğitimi ST YÜKSELMESİZ Akut Koroner Sendrom /NSTEMI Sunumu Hazırlayan Dr. Mehmet Mahir KUNT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp A.D. Öğretim Görevlisi

Detaylı

EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ

EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI Doç.Dr.Mitat KOZ Fiziksel Uygunluk Test Sonuçları Klinik Egzersiz Test Sonuçları Fiziksel Uygunluk Test Sonuçlarının Yorumlanması Bireyler arası karşılaştırmalar

Detaylı

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK GİRİŞ Yaygın anksiyete bozukluğu ( YAB ) birçok konuyla, örneğin parasal, güvenlik, sağlık,

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA REZİDÜEL RENAL FONKSİYON VE İNVAZİF OLMAYAN ATEROSKLEROZ BELİRTEÇLERİ İLİŞKİSİ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA REZİDÜEL RENAL FONKSİYON VE İNVAZİF OLMAYAN ATEROSKLEROZ BELİRTEÇLERİ İLİŞKİSİ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA REZİDÜEL RENAL FONKSİYON VE İNVAZİF OLMAYAN ATEROSKLEROZ BELİRTEÇLERİ İLİŞKİSİ Yaşar Çalışkan 1, Halil Yazıcı 1, Tülin Akagün 1, Nadir Alpay 1, Abdullah Özkök 1, Nihat Polat

Detaylı

Hepinizin bildi i gibi bilgi ça olarak adland r lan günümüzde bilim ve teknoloji alan nda

Hepinizin bildi i gibi bilgi ça olarak adland r lan günümüzde bilim ve teknoloji alan nda Say n Meslektafllar m z, Hepinizin bildi i gibi bilgi ça olarak adland r lan günümüzde bilim ve teknoloji alan nda bafl döndürücü flekilde h zl ilerlemeler olmaktad r. Bu geliflmelerin en fazla oldu u

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

KARD YOVASKÜLER R SK PLATFORMU ORTAK B LD R S

KARD YOVASKÜLER R SK PLATFORMU ORTAK B LD R S KARD YOVASKÜLER R SK PLATFORMU ORTAK B LD R S 2 KARD YOVASKÜLER R SK PLATFORMU ORTAK B LD R S Afla da ad bulunan uzmanl k dernekleri, ülkemizde kalp damar hastal klar n n azalt lmas için, kardiyovasküler

Detaylı

ACS de yeni biyolojik markırlar MEHMET KOŞARGELİR HNH 2014-DEDEMAN

ACS de yeni biyolojik markırlar MEHMET KOŞARGELİR HNH 2014-DEDEMAN ACS de yeni biyolojik markırlar MEHMET KOŞARGELİR HNH 2014-DEDEMAN Biyomarkırlar (Tanı) Sınıf 1: Faydalı (Kanıt seviyesi:a) Kardiak spesifik troponin (troponin I veya T hangisi kullanılıyorsa) ACS semptomları

Detaylı

KONGENİTAL KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMA. Doç. Dr. Kemal Nişli İTF Pediatrik Kardiyoloji

KONGENİTAL KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMA. Doç. Dr. Kemal Nişli İTF Pediatrik Kardiyoloji KONGENİTAL KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMA Doç. Dr. Kemal Nişli İTF Pediatrik Kardiyoloji Doğumsal kalp hastalığının sıklığı % 0.9 Ciddi anomali % 0.3 Her yıl 1.2 milyon kalp hastası bebek dünyaya gelmekte

Detaylı

Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER***

Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji AD*, Biyokimya AD**, Kalp Damar Cerrahi

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

NADİR Mİ, YOKSA?! Doç. Dr.Hülya KAŞIKÇIOĞLU. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi HAZİRAN 2010

NADİR Mİ, YOKSA?! Doç. Dr.Hülya KAŞIKÇIOĞLU. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi HAZİRAN 2010 NADİR Mİ, YOKSA?! Doç. Dr.Hülya KAŞIKÇIOĞLU Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 11-12 HAZİRAN 2010 1.Olgu 55 yaşında erkek hasta Akut inferior miyokard infarktüsü nedeniyle

Detaylı

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON 1 Tarifname Teknik Alan BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Buluş, böbreküstü bezi yetmezliğinin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

Koroner Arter Hastal. Dicle Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji ABD, Diyarbak r

Koroner Arter Hastal. Dicle Üniversitesi T p Fakültesi, Kardiyoloji ABD, Diyarbak r Koroner Arter Hastal SB-01 KORONER ARTER HASTALI INDA GÜNCEL TEDAV YAKLAfiIMLARINI NE DÜZEYDE GERÇEKLEfiT REB L YORUZ? Müge Ild zl, Meral Kay kç o lu, O uz Yavuzgil, Can Hasdemir, Cemil Gürgün, Hakan Kültürsay

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

BALIK YAĞI MI BALIK MI?

BALIK YAĞI MI BALIK MI? BALIK YAĞI MI BALIK MI? Son yıllarda balık yağı ile ilgili kalp damar hastalıklarından tutun da romatizma, şizofreni, AIDS gibi hastalıklarda balık yağının kullanılmasının yararları üzerine çok sayıda

Detaylı

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir.

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. Metabolik Sendrom Araştırma Grubu Prof.Dr. Ömer Kozan Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji ABD, İzmir

Detaylı

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM D YABETLE YAfiAMAK Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Diyabet,

Detaylı

Hipertansiyon tan m ve s n flamas

Hipertansiyon tan m ve s n flamas .Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri KARD YOLOJ GÜNDEM Sempozyum Dizisi No: 64 Nisan 2008; s. 67-73 Arteryel Hipertansiyon Tedavisi Prof. Dr. Serap Erdine Dünya Sa l k Örgütü

Detaylı

ZOR VAKALAR Doç. Dr. Cuma Yıldırım

ZOR VAKALAR Doç. Dr. Cuma Yıldırım ZOR VAKALAR Doç.. Dr. Cuma YıldY ldırım SORU: Hangi vaka ZOR vakadır? OLGU-1 17 yaşında erkek hasta, 3 gündür olan göğüs ağrısı tarifliyor. Gece 23. 00 de acil servise kardeşleri tarafından getirildi.

Detaylı

Endotel disfonksiyonuna genel bir bakış

Endotel disfonksiyonuna genel bir bakış Endotel disfonksiyonuna genel bir bakış Prof. Dr. A. Tuncay Demiryürek Gaziantep Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Farmakoloji Anabilim Dalı TFD-Trabzon Ekim 2007 Endotel Endotel tabakası, - fiziksel bariyer

Detaylı

NSTEMI ARŞ. GÖR. DR. ALPAY TUNCAR

NSTEMI ARŞ. GÖR. DR. ALPAY TUNCAR NSTEMI ARŞ. GÖR. DR. ALPAY TUNCAR AKUT KORONER SENDROM (AKS) NEDIR? Bir koroner arterin kan akımında arterin beslediği miyokard bölgesinde iskemiye yol açan ani bozulmaya bağlı tüm durumlar AKS de genellikle

Detaylı

İNTRATEKAL MORFİN UYGULAMASININ KORONER ARTER BYPASS GREFT OPERASYONLARINDA ETKİSİ

İNTRATEKAL MORFİN UYGULAMASININ KORONER ARTER BYPASS GREFT OPERASYONLARINDA ETKİSİ İNTRATEKAL MORFİN UYGULAMASININ KORONER ARTER BYPASS GREFT OPERASYONLARINDA STRES YANIT VE AĞRI KONTROLÜ ÜZERİNE ETKİSİ KARTAl KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ANESTEZİ VE REANİMASYON

Detaylı

- KALP KRİZİ NEDİR - NASIL KORUNURUZ?

- KALP KRİZİ NEDİR - NASIL KORUNURUZ? - KALP KRİZİ NEDİR - NASIL KORUNURUZ? Prof. Dr. Nurettin ÖZCAN Right Coronary Artery: Right Anterior-Oblique PositioN BRANCH TO S-A NODE CONUS BRANCH R. MAIN CORONARY ARTERY MARGINAL BRANCHES BRANCH TO

Detaylı

Akut koroner sendromlarda yeni antiagreganlar. Yrd.Doç.Dr.Mehmet DOKUR Zirve Üniversitesi Emine-Bahaeddin Nakıboğlu Tıp Fakültesi/Acil Tıp AD.

Akut koroner sendromlarda yeni antiagreganlar. Yrd.Doç.Dr.Mehmet DOKUR Zirve Üniversitesi Emine-Bahaeddin Nakıboğlu Tıp Fakültesi/Acil Tıp AD. Akut koroner sendromlarda yeni antiagreganlar Yrd.Doç.Dr.Mehmet DOKUR Zirve Üniversitesi Emine-Bahaeddin Nakıboğlu Tıp Fakültesi/Acil Tıp AD. Akut Koroner Sendrom(ACS) ST Segment Elevasyonlu Miyokart İnfarktüsü(STEMI)

Detaylı

Renovasküler Hipertansiyonda Doppler US

Renovasküler Hipertansiyonda Doppler US Renovasküler Hipertansiyonda Doppler US Dr. Süha Süreyya Özbek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı İzmir Öğrenim Hedefleri Renovasküler Hastalık Doppler teknik, püf noktası ve tuzaklar

Detaylı

Cerrahpafla T p Fakültesi Kardiyoloji ABD

Cerrahpafla T p Fakültesi Kardiyoloji ABD KALP DAMAR SA LI I KILAVUZU Yazar: Prof. Dr. Rasim ENAR Kardiyoloji ABD 2007 Servier laç n Türk Hekimlerine Arma an d r 2007 NOBEL TIP K TABEVLER KALP DAMAR SA LI I KILAVUZU Editör: Prof. Dr. Rasim ENAR

Detaylı

Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD.

Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. TÜRKİYE DE TÜBERKÜLOZUN DURUMU Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. DSÖ Küresel Tüberküloz Kontrolü 2010 Raporu Dünya için 3 büyük tehlikeden

Detaylı

PULMONER EMBOLİ TANISINDA

PULMONER EMBOLİ TANISINDA PULMONER EMBOLİ TANISINDA KARDİYAK BELİRTE AKDENİZ ÜNİVERSİTES TESİ TIP FAKÜLTES LTESİ ACİL L TIP ANABİLİM M DALI Dr. İlker GÜNDG NDÜZ 12-01 01-2010 ÖZET PE tanısı koymak veya onaylamak; Kısa vadeli prognoz

Detaylı

Göğüs ağrılarının ayırıcı tanısı. Prof. Dr. Zeki Öngen İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Göğüs ağrılarının ayırıcı tanısı. Prof. Dr. Zeki Öngen İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Göğüs ağrılarının ayırıcı tanısı Prof. Dr. Zeki Öngen İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Göğüs ağrısı ile ne sıklıkta karşılaşıyoruz? Göğüs ağrısı ile ne sıklıkta karşılaşıyoruz? İngiltere

Detaylı

¹GÜTF İç Hastalıkları ABD, ²GÜTF Endokrinoloji Bilim Dalı, ³HÜTF Geriatri Bilim Dalı ⁴GÜTF Biyokimya Bilim Dalı

¹GÜTF İç Hastalıkları ABD, ²GÜTF Endokrinoloji Bilim Dalı, ³HÜTF Geriatri Bilim Dalı ⁴GÜTF Biyokimya Bilim Dalı Dr. Derda GÖKÇE¹, Prof. Dr. İlhan YETKİN², Prof. Dr. Mustafa CANKURTARAN³, Doç. Dr. Özlem GÜLBAHAR⁴, Uzm. Dr. Rana Tuna DOĞRUL³, Uzm. Dr. Cemal KIZILARSLANOĞLU³, Uzm. Dr. Muhittin YALÇIN² ¹GÜTF İç Hastalıkları

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus komplikasyonlar Mikrovasküler Makrovasküler Diyabetik retinopati Diyabetik

Detaylı

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA KONİSİTE İNDEKS ÖLÇÜMLERİNİN LİPİD PROFİLİ İLE İLİŞKİSİ

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA KONİSİTE İNDEKS ÖLÇÜMLERİNİN LİPİD PROFİLİ İLE İLİŞKİSİ KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA KONİSİTE İNDEKS ÖLÇÜMLERİNİN LİPİD PROFİLİ İLE İLİŞKİSİ Siren SEZER, Şebnem KARAKAN, Nurhan ÖZDEMİR ACAR. Başkent Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı GİRİŞ Dislipidemi

Detaylı

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı Renal arter stenozu Anatomik bir tanı Asemptomatik Renovasküler hipertansiyon

Detaylı

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Psikiyatrik hastalığı olan bireylerde MetabolikSendrom (MetS) sıklığı genel popülasyona

Detaylı

APAH: konjenital kalp hastalığı. Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU

APAH: konjenital kalp hastalığı. Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU APAH: konjenital kalp hastalığı Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU Klinik Sınıflama 2009 Eisenmenger Sendromu ve sistemik komplikasyonlar European

Detaylı

Hipertansiyon ve Kronik Böbrek Hastalığı

Hipertansiyon ve Kronik Böbrek Hastalığı Chronic REnal Disease In Turkey CREDIT Hipertansiyon ve Kronik Böbrek Hastalığı Alt Analiz Sonuçları Prof. Dr. Bülent ALTUN Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi CREDIT: Kilometre Taşları

Detaylı

Hazırlayan ekip : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çalışma Grubu. Üyeler - Dr.Baktash Morrad - Dr.Ayşe Hüseyinoğlu - Dr.

Hazırlayan ekip : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çalışma Grubu. Üyeler - Dr.Baktash Morrad - Dr.Ayşe Hüseyinoğlu - Dr. Genç Kardiyologlar Grup Sorumlusu - Prof.Dr.Oktay Ergene Bilimsel İçeriğin Değerlendirilmesi, Son Düzenleme - Prof.Dr. Recep Demirbağ Düzenleme, Gözden Geçirme - Uz.Dr.Rida Berilğen - Uz.Dr.Barış Düzel

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma)

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma) .Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Kanama ve Tromboza E ilim Sempozyum Dizisi No: 36 Kas m 2003; s. 185-189 Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil

Detaylı

Yakınması: Efor sonrası nefes darlığı, sabahları şiddetli olan ense ağrısı, yorgunluk

Yakınması: Efor sonrası nefes darlığı, sabahları şiddetli olan ense ağrısı, yorgunluk 62 y., kadın, emekli bankacı İzmir de oturuyor. Yakınması: Efor sonrası nefes darlığı, sabahları şiddetli olan ense ağrısı, yorgunluk Öykü: 12 yıldır hipertansif. İlaçlarını düzenli aldığını ve diyete

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı.

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı. Horlama ve Uyku Apne Sendromu BEZMİÂLEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uyku Polikliniği rtibat : 0212 453 17 00 GH-02 V;01/2010 Horlama ve Uyku Apne Sendromu

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri BÖLÜM 1 YÖNTEM Bu çal flma 11, 13 ve 15 yafllar ndaki gençlerin sa l k durumlar ve sa l k davran fllar n saptamay hedefleyen, kesitsel tan mlay c ve çok uluslu Health Behavior in School Aged Children,

Detaylı

SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar

SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar Hmfl. Özlem SANDIKCI SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi, nfeksiyon Kontrol Hemfliresi,

Detaylı

Aile Hekimli i Poliklini ine Baflvuran Hastalarda Hiperlipidemi S kl ve HDL Düzeyi ile liflkili Faktörler

Aile Hekimli i Poliklini ine Baflvuran Hastalarda Hiperlipidemi S kl ve HDL Düzeyi ile liflkili Faktörler Türk Aile Hek Derg 2007; 11(3): 107-112 Araflt rma Research Article Aile Hekimli i Poliklini ine Baflvuran Hastalarda Hiperlipidemi S kl ve HDL Düzeyi ile liflkili Faktörler PREVALANCE OF HYPERLIPIDEMIA

Detaylı

Tablo 3.3. TAKV YES Z KANAL SAC KALINLIKLARI (mm)

Tablo 3.3. TAKV YES Z KANAL SAC KALINLIKLARI (mm) 3. KANAL KONSTRÜKS YONU Türk Standart ve fiartnamelerinde kanal konstrüksiyonu üzerinde fazla durulmam flt r. Bay nd rl k Bakanl fiartnamesine göre, bas nç s - n fland rmas na ve takviye durumuna bak lmaks

Detaylı

KARDİYOJENİK ŞOK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI

KARDİYOJENİK ŞOK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI KARDİYOJENİK ŞOK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI KARDİYOJENİK ŞOK-TANIM Ø Kardiyojenik şok (KŞ), kardiyak yetersizliğe bağlı uç-organ hipoperfüzyonudur. Ø KŞ taki hemodinamik

Detaylı

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER Varlık Erol, Cengiz Aydın, Levent Uğurlu, Emre Turgut, Hülya Yalçın*, Fatma Demet İnce* T.C.S.B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

Detaylı

Sivas. Kardiyoloji Günleri. 21 23 Mart 2008 Sivas Büyük Otel. TÜRK KARD YOLOJ DERNE E itim Kurulu

Sivas. Kardiyoloji Günleri. 21 23 Mart 2008 Sivas Büyük Otel. TÜRK KARD YOLOJ DERNE E itim Kurulu TÜRK Darülaceze Cad. Fulya Sok. Ek io lu Merkezi 9/1 Okmeydan, 34384 stanbul T. 0212 221 17 30 / 38 F. 0212 221 17 54 tkd@tkd.org.tr www.tkd.org.tr TÜRK TÜRK De erli Meslekta lar m z, Türk Kardiyoloji

Detaylı

Türk Toraks Derneği. Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı. Cep Kitapları Serisi. www.toraks.org.tr

Türk Toraks Derneği. Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı. Cep Kitapları Serisi. www.toraks.org.tr Türk Toraks Derneği Türk Toraks Derneği Cep Kitapları Serisi Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı www.toraks.org.tr Editörler HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. Münevver Erdinç Ege Üniversitesi

Detaylı

KRONİK HEMODİYALİZ HASTALARINDA ENDOTEL PROGENİTÖR HÜCRELERİ, İNFLAMASYON VE ENDOTEL DİSFONKSİYONU

KRONİK HEMODİYALİZ HASTALARINDA ENDOTEL PROGENİTÖR HÜCRELERİ, İNFLAMASYON VE ENDOTEL DİSFONKSİYONU KRONİK HEMODİYALİZ HASTALARINDA ENDOTEL PROGENİTÖR HÜCRELERİ, İNFLAMASYON VE ENDOTEL DİSFONKSİYONU Abdullah Özkök¹, Esin Aktaş², Akar Yılmaz 3, Ayşegül Telci 4, Hüseyin Oflaz 3, Günnur Deniz², Alaattin

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

ÜN TE V SOSYAL TUR ZM

ÜN TE V SOSYAL TUR ZM ÜN TE V SOSYAL TUR ZM Bu ünitede turizmin çeflitlerinden biri olan sosyal turizmi daha ayr nt l bir flekilde ö renip, ülkemizdeki sosyal turizmin geliflimi hakk nda bilgiler edinece iz. Ç NDEK LER A. S

Detaylı

TÜRK KARD YOLOJ DERNE. Hipertansiyon Çal flma Grubu Lipid Çal flma Grubu. 1. Duyuru

TÜRK KARD YOLOJ DERNE. Hipertansiyon Çal flma Grubu Lipid Çal flma Grubu. 1. Duyuru TÜRK KARD YOLOJ DERNE Hipertansiyon Çal flma Grubu Lipid Çal flma Grubu 1. Duyuru TÜRK KARD YOLOJ DERNE Hipertansiyon Çal flma Grubu Lipid Çal flma Grubu De erli meslektafllar m z, Türk Kardiyoloji Derne

Detaylı

Kronik Böbrek Hastalığında Retinol Bağlayıcı Protein-4 Düzeyindeki Artış Endotel Disfonksiyonun Yeni Bir Göstergesi mi?

Kronik Böbrek Hastalığında Retinol Bağlayıcı Protein-4 Düzeyindeki Artış Endotel Disfonksiyonun Yeni Bir Göstergesi mi? Kronik Böbrek Hastalığında Retinol Bağlayıcı Protein-4 Düzeyindeki Artış Endotel Disfonksiyonun Yeni Bir Göstergesi mi? Gürkan Çelebi 1, İlker Taşçı 1, Mutlu Sağlam 2, Gökhan Özgür 1, Halil Yaman 3, Gökhan

Detaylı

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FAKÜLTE YÖNETİM KURULU TOPLANTI TUTANAĞI

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FAKÜLTE YÖNETİM KURULU TOPLANTI TUTANAĞI T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FAKÜLTE YÖNETİM KURULU TOPLANTI TUTANAĞI Toplantı Sayısı: 2014/134 Toplantı Tarihi: 25.02.2014 Salı Toplantı Saati: 16.00 Toplantı Yeri: Dekanlık Toplantı

Detaylı

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR Prof.Dr. ARZU SEVEN İ.Ü.CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI DİSMETABOLİK SENDROM DİYABESİTİ SENDROM X İNSÜLİN DİRENCİ SENDROMU METABOLİK

Detaylı

Diyet yoluyla Menakinon alımı, daha az Koroner Kalp Hastalığı riski ile ilişkili: Rotterdam Çalışma

Diyet yoluyla Menakinon alımı, daha az Koroner Kalp Hastalığı riski ile ilişkili: Rotterdam Çalışma Diyet yoluyla Menakinon alımı, daha az Koroner Kalp Hastalığı riski ile ilişkili: Rotterdam Çalışma Johanna M. Geleijnse,* Cees Vermeer,** Diederick E. Grobbee, Leon J. Schurgers,** Marjo H. J. Knapen,**

Detaylı

Trabzon. Kardiyoloji Günleri. 18-20 Nisan 2008 Hotel Büyük Sümela. TÜRK KARD YOLOJ DERNE E itim Kurulu

Trabzon. Kardiyoloji Günleri. 18-20 Nisan 2008 Hotel Büyük Sümela. TÜRK KARD YOLOJ DERNE E itim Kurulu TÜRK 18-20 Nisan 2008 Darülaceze Cad. Fulya Sok. Ek io lu Merkezi 9/1 Okmeydan, 34384 stanbul T. 0212 221 17 30 / 38 F. 0212 221 17 54 tkd@tkd.org.tr www.tkd.org.tr TÜRK TÜRK De erli Meslekta lar m z,

Detaylı

Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur.

Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Basit ve ucuz bazı testlerle erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karģın,

Detaylı

BÖBREK NAKLİ SONRASI HİPERÜRİSEMİ GELİŞİMİ İLE İLİŞKİLİ RİSK FAKTÖRLERİNİN ARAŞTIRILMASI. Dr. Şahin EYÜPOĞLU

BÖBREK NAKLİ SONRASI HİPERÜRİSEMİ GELİŞİMİ İLE İLİŞKİLİ RİSK FAKTÖRLERİNİN ARAŞTIRILMASI. Dr. Şahin EYÜPOĞLU BÖBREK NAKLİ SONRASI HİPERÜRİSEMİ GELİŞİMİ İLE İLİŞKİLİ RİSK FAKTÖRLERİNİN ARAŞTIRILMASI Dr. Şahin EYÜPOĞLU Giriş Hiperürisemi, böbrek nakli sonrası yaygın olarak karşılaşılan bir komplikasyondur. Hiperürisemi

Detaylı

Malnutrisyon ve İnflamasyonun. Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi

Malnutrisyon ve İnflamasyonun. Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi Hastalarında Malnutrisyon ve İnflamasyonun Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi Ebru Karcı, Erkan Dervişoğlu lu, Necmi Eren, Betül Kalender Kocaeli Üniversitesi,

Detaylı

KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ

KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ Hasta Rehberi Say 6 KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ Orta kolayl kta okunabilir rehber Konjenital Adrenal Hiperplazi - Say 6 (A ustos 2006 da güncellenmifltir) Bu rehber Reading Üniversitesi, Sa l k Bilimleri

Detaylı

Orta Yaşlı Primer Hipertansif Hastalarda Hedef Organ Hasarını Belirleyen Cystatin C değil, Ürik Asittir

Orta Yaşlı Primer Hipertansif Hastalarda Hedef Organ Hasarını Belirleyen Cystatin C değil, Ürik Asittir Orta Yaşlı Primer Hipertansif Hastalarda Hedef Organ Hasarını Belirleyen Cystatin C değil, Ürik Asittir Belda Dursun 1, Betül Altay-Özer 2, Aytül Belgi 3, Çağatay Andıç 4, Aslı Baykal 2, Ali Apaydın 3,

Detaylı

Koroner Arter Hastal Görüntüleme Yöntemleri. Koroner Arter Hastal

Koroner Arter Hastal Görüntüleme Yöntemleri. Koroner Arter Hastal Görüntüleme Yöntemleri SB-01 ZOLE KORONER ARTER EKTAZ S NDE KES TSEL MORFOLOJ O. Ergene, O. K nay, C. Nazl, A. Do an*, A. Alt nbafl*, F. Vatansever, N. Tüzün, N. Tüzün, N. Kahya zmir Atatürk E itim ve

Detaylı

HCV POZİTİF RENAL TRANSPLANT HASTALARINDA POSTTRANSPLANT DİYABET GELİŞİMİ RİSKİ ARTMIŞ MIDIR?

HCV POZİTİF RENAL TRANSPLANT HASTALARINDA POSTTRANSPLANT DİYABET GELİŞİMİ RİSKİ ARTMIŞ MIDIR? HCV POZİTİF RENAL TRANSPLANT HASTALARINDA POSTTRANSPLANT DİYABET GELİŞİMİ RİSKİ ARTMIŞ MIDIR? Abdullah ŞUMNU 1, Erol DEMİR 2, Ozan YEĞİT, Ümmü KORKMAZ, Yaşar ÇALIŞKAN 2, Nadir ALPAY 3, Halil YAZICI 2,

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

Dr. Bülent Behlül Altunkeser Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD Konya

Dr. Bülent Behlül Altunkeser Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD Konya Dr. Bülent Behlül Altunkeser Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD Konya KTO nedir? En az 3 ay evvel olduğu düşünülen, koroner anjiyografide TIMI 0 akım görülen tam tıkanıklık. 3 ay nasıl anlaşılır?

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU. Endodonti Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU. Endodonti Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU Endodonti Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu Endodonti Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Eğitim Müfredatı 2011 Ankara 1 TUK Endodonti

Detaylı

Birinci Basamakta Böbrek Hasarının Değerlendirilmesi Proteinüri; Kimde, Nasıl Bakılmalı, Nasıl Değerlendirilmeli?

Birinci Basamakta Böbrek Hasarının Değerlendirilmesi Proteinüri; Kimde, Nasıl Bakılmalı, Nasıl Değerlendirilmeli? Birinci Basamakta Böbrek Hasarının Değerlendirilmesi Proteinüri; Kimde, Nasıl Bakılmalı, Nasıl Değerlendirilmeli? Dr. İhsan ERGÜN Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Gerçek bir pozitiflik söz konusu mudur?

Detaylı

Kardiyak hastaların bakımında Türkiye'de sorunlar neler ve ne yapmalıyız? Kardiyoloji Gözüyle

Kardiyak hastaların bakımında Türkiye'de sorunlar neler ve ne yapmalıyız? Kardiyoloji Gözüyle Kardiyak hastaların bakımında Türkiye'de sorunlar neler ve ne yapmalıyız? Kardiyoloji Gözüyle Dr. Mehmet Emre Özpelit İzmir Ünv. Tıp Fak. Medicalpark Hastanesi Kardiyoloji AD Acil serviste karģılaģılan

Detaylı

GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL

GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL Hasta Rehberi Say 7 GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL Orta kolayl kta okunabilir rehber Genç Yetiflkinlerde Büyüme Hormonu Eksikli i - Say 7 (A ustos 2006 da güncellenmifltir) Bu rehber Reading

Detaylı

YÜKSEK KOLESTEROL VE İLAÇ KULLANIMI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT

YÜKSEK KOLESTEROL VE İLAÇ KULLANIMI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT YÜKSEK KOLESTEROL VE İLAÇ KULLANIMI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek kolesterolde ilaç tedavisi üzerinde çok tartışılan bir konudur. Hangi kolesterol düzeyinde ilaç başlanacağı gerçekten yorumlara açıktır

Detaylı

MATEMAT K. Hacmi Ölçme

MATEMAT K. Hacmi Ölçme Hacmi Ölçme MATEMAT K HACM ÖLÇME Yandaki yap n n hacmini birim küp cinsinden bulal m. Yap 5 s radan oluflmufltur. Her s ras nda 3 x 2 = 6 birim küp vard r. 5 s rada; 5 x 6 = 30 birim küp olur. Bu yap n

Detaylı

Davet. De erli meslektafllar m z,

Davet. De erli meslektafllar m z, Davet De erli meslektafllar m z, Türk Kardiyoloji ve Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Dernekleri olarak, temel hedeflerimizden biri olan üyelerimizin bilimsel bilgi ve tecrübe paylafl m n art rmaya yönelik

Detaylı

Diyabet te Sağlık Önerileri. Diyabet

Diyabet te Sağlık Önerileri. Diyabet Diyabet te Sağlık Önerileri Diyabet BR.HLİ.041 Diyabette Sağlık Önerileri Her sağlıklı birey gibi diyabetli birey de bireysel bakımını sağlamalı; diyabete bağlı gelişen özellikli durumlarda gereken uygulamaları

Detaylı

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem

Detaylı

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ KORELASON VE REGRESON ANALİZİ rd. Doç. Dr. S. Kenan KÖSE İki ya da daha çok değişken arasında ilişki olup olmadığını, ilişki varsa yönünü ve gücünü inceleyen korelasyon analizi ile değişkenlerden birisi

Detaylı

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU Hazırlayan Sosyolog Kenan TURAN Veteriner Hekimi Volkan İSKENDER Ağustos-Eylül 2015 İÇİNDEKİLER Araştırma Konusu

Detaylı

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Vedat Aytekin

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Vedat Aytekin T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI. NORMAL KORONER ARTERLİ HASTALARDA KORONER ARTER ÇAPLARININ DEMOGRAFİK VERİLER İLE DEĞİŞİMİ VE KORONER ARTERLER ARASINDA ÇAP İLİŞKİLERİNİN

Detaylı